İLİ:TEKİRDAĞ
TARİH:07/11/2014
‫الرحيم‬
َّ ‫الر ْح ٰم ِن‬
َّ ِ ‫ِب ْس ِم اّٰلله‬
ْ
َ‫ات ِمنَ النِ َساء َوالبَنِين‬
ِ ‫ب ال َّش َه َو‬
ُّ ‫اس ُح‬
ِ َّ‫» ُزيِنَ ِللن‬
ْ
ْ
ْ
َّ
َ
‫ض ِة َوالخَ يْ ِل‬
َّ ‫ب َوال ِف‬
ِ ‫َوالْقَن‬
ِ ‫ير ال ُمقَنط َرةِ ِمنَ الذ َه‬
ِ ‫َاط‬
‫ث ذَ ِل َك َمتَاعُ الْ َحيَاةِ الدُّنْيَا‬
ِ ‫الْ ُم َس َّو َم ِة َواألَنْ َع ِام َوالْ َح ْر‬
«‫ب‬
ِ ‫َواّٰلل ُ ِعندَه ُ ُح ْس ُن الْ َمآ‬
»َ :‫اّٰلل صلى هللا عليه وسلم‬
َ ُ‫قال َرس‬
ِ َّ ‫ول‬
‫ وال تنظروا إلى‬،‫انظروا إلى من هو أسفل منكم‬
‫أجدَ ُر أن َال تَ ْزدَ ُرو نعمة هللا‬
ْ ‫ فإنه‬،‫من هو فوقكم‬
«.‫عليكم‬
KANAATKÂR OLMAK
Değerli Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede Yüce
Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“Kadınlar,
oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar,
davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle
arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi.
Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa
asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın
katındadır.”1
Okuduğum
hadis-i
şerifte
ise
Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Allah
size verdiği nimetler hususunda sizden üstün
olanlara değil, sizden aşağıda olanlara
bakınız. Zira Allah size verdiği nimetleri hor
görmemeniz
için
bu
daha
güzel
davranıştır”2
Kıymetli Kardeşlerim!
Bir müminde bulunması gereken en güzel
vasıflardan biride kanaatkârlıktır. Sözlükte
“payına razı olma” manasına gelen kanaat,
terim olarak kişinin kısmetine düşen ve
Allah’ın kendisine taksim ettiği rızkına razı
olup
başkalarının
elindekine
tamah
etmemesidir. Hud suresinin 6. ayetinde yüce
Allah: “Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki,
rızkı Allah'a âit olmasın…”3 Yine Ali İmran
suresinde: De ki: “Ey mülkün sahibi olan
Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin
dilediğinden de mülkü çeker alırsın…"4
Buyurmaktadır. Gökleri ve yeri yaratan O
olduğu gibi, yeryüzünde ki bütün canlıların
rızkını verende O’dur.
Allah'ın verdiği rızka şükreden kanaatkâr
kişi huzurludur. Çünkü hiç kimsenin malında
mülkünde gözü olmaz. Bunun içindir ki Allah
Resulü (SAV): “Gerçek zenginlik mal
çokluğundan
ibaret
değil
gönül
zenginliğidir.”5 Buyurmuş.
Kıymetli Kardeşlerim
Maalesef
günümüzde
kanaatkârlık;
tembelliğin, duyarsızlığın, yaşadığımız asra ayak
uyduramamanın
mazereti
olarak
takdim
edilegelmiştir.
Kanaatkâr
olmak;
tembellik
etmek, fakir olarak yaşamak değil, gücümüzün
yettiği
gayreti
ortaya
koyduktan
sonra
kazandığımıza razı olmak ve buna şükretmektir.
Çünkü gücü yettiği ölçüde çalışıp rızık peşinde
koşmak
Müslüman’ın
görevidir.
Kur’an-ı
Kerim’de “İnsan için ancak çalıştığı vardır”6
buyrulmaktadır.
Günümüz insanının birçok problemi
nasibine kanaat etmemekten kaynaklanmaktadır.
Öyle ki insanoğlunun tabiatında doyumsuzluk
vardır. Resûl-i Ekrem Efendimizin ifade ettiği
gibi, “İnsanoğlunun iki vadi dolu altını olsa
üçüncüsünü de ister, insanoğlunun gözünü
ancak toprak doyurur.”7
İnsanları elinde
olmayana yönelten arzular, insanların bunları
elde etmeye çalışırken sıkıntıya girmelerine, kötü
şeyler yapmalarına neden olur. Kanaatkârlık ise
bunun en kuvvetli ilacıdır.
Toplumu oluşturan bireyler kanaatkâr
oldukları zaman toplumda bireyler arasında
sevgi, şefkat, dostluk pekişir ve İslam ahlakının
tasvip ettiği güzel nitelikler zuhur eder.
Hutbemizi
Efendimizin
şu
duasıyla
bitirmek
istiyorum: “Allah’ım!
Fayda
vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten,
doyma bilmeyen nefisten ve kabul olunmayan
duadan sana sığınırım”8
Osman FİDAN/Ahmedikli Camii İmam-Hatibi
Redaksiyon: İl Hutbe Komisyonu
1
Al-i İmran 14
2 Müslim, “4/2275-3692 ”
3
Hud, 11/6
4
Al-i İmran, 39
5
Buhârî, “Rikak”, 15.
6 Necm, 53/39
7
Müslim, “Zekât”, 116–119.
8
Tirmizi “Da’avat 69
Download

İl: İSTANBUL