Düşünceleri Olumluya Yöneltme
(Sınav Kaygısı Terapileri-5)
Ş.Ali Acar > Psikolojik Danışman > [email protected]
Ali Bey: Arkadaşlar, kaygının oluşturduğu heyecanın insan vücudunda farklı fizyolojik etkiler
meydana getirdiğini, bireyin bilmediğinin düşmanı olduğunu ve kendini ne kadar tanırsa
olaylara karşı vereceği tepkileri de o oranda ayarlayabileceğini, dolayısıyla dozunu
ayarlayabilirse kaygıyı hem yönetebileceğini hem de ondan yararlanabileceğini söylemiştik.
Bu bağlamda sizinle “düşünceleri olumluya yöneltme” konusunu paylaşmak istiyorum.
Hepimiz bir gemide olduğumuzu düşünelim. Gemi okyanusta ilerlerken küçük bir delik açılsa
ne yaparız?
Ömer: Panikleriz.
Emre: Boğulacağız endişesine kapılırız.
Ali Bey: Haklısınız arkadaşlar kendimizi “güvende” hissetmediğimiz için korkarız.
Huzeyfe: Bu şuna benziyor. Arabamız ile yola çıkıyoruz: tekerleri aşınmış, zincirimiz yok.
Buzlu yolu görünce kaza yapıp öleceğimizi düşünerek titremeye başlarız.
Ali Bey: Aferin, o halde?
Elif: Sınava girmeden önce güvende olmalıyız.
Ali Bey: Çok doğru. Savaşa giden orduyu düşünün. Savaş araç-gereci hazır değilse ve bunlar
düşman kuvvetlerinde varsa?
Mustafa: Mağlup olurlar.
Beyza: Öyleyse bizde sınavdan önce konularımızı bitirip o konularla ilgili soruları çözerek
hazır olmalıyız.
Ali Bey: Bunu nasıl yapmalıyız?
Hazel: Önce kendimizi tanımalı, durumumuzu tespit etmeliyiz.
Ali Bey: İçimizdeki derinliği keşfetmeliyiz diyorsun galiba. Arkadaşlar, kapasitemiz zihnin o
anki durumuna bağlıdır. Sahip olduğumuz imkânları kullanmalıyız. “Neden
yapamayacağınızı” değil, “neden yapabileceğimizi” araştırmalıyız. İnsanlık tarihinde yeni
sayfalar yazan (açan), birçok olayların meydana gelmesinde büyük payı olan sıradan kişiler
mevcuttur. Önemli olan bunların sıradanlığı değil, içlerindeki derinlikleri keşfetmiş
olmalarıdır. Çünkü her insanın içinde keşfedilmeyi bekleyen bir cevher vardır, ister farkına
varsın isterse varmasın.
Emre: Araştırmacı, girişimci ruhlar içlerindeki cevheri keşfetmede daha etkilidirler diyebilir
miyiz?
Ali Bey: Evet. Kendimizi kendimizden daha iyi tanıyan kimse yoktur. İnsan kendinin
doktorudur derler ya. Her şeyden önce bu keşif yolculuğunda amacımızı belirlememiz lazım.
Amacımızı belirlerken sınırlarımızı zorlamalı ve benliğimizden destek almalıyız. Çoğu insan
bu yolculuğa çıkma gücünü bulamaz içinde. Belki gerek duymaz, belki sıkıntılı bulur bu işi,
belki de o an ki durumunu kendisi için yeterli bulur...
Mustafa: Bence zihnin, düşüncenin uyuşukluğu, hantallığıdır. Çünkü kendimize esin kaynağı
oluşturacak kadar güçlü bir amacımızın, hedefimizin olmayışıdır bu.
Ali Bey: Kendini tanıma, insan için hep bir sır olmuştur. Farklı toplum ve kültürlerde herkes
kendine göre bir yöntem aramıştır. Bunun için birçok yol denenmiş, birçok ıstıraplara
katlanılmış, çile çekilmiş, meditasyon yapılmış, dağlara çıkılmış, yürüyüşler yapılmış, yalnız
kalınmış yani farklı metotlarla tanıma adına çalışmalar içine girilmiştir. Ama önemli olan
insanın elindeki imkânlarla yapabileceklerini yapabilmesi ve içindeki o muazzam, güçlü
cevheri keşfetmesidir. İnsanın inanılmaz bir kapasitesi vardır ve bunu çoğu zaman
kullanamadığı gibi pek çokları bunun farkında bile değildir. Eğer bir şeyi gerçekten yeteri
kadar isterseniz, kapasitenizi tam kullanır hatta arttırır, istediğinizi elde eder ve başarılı
olabilirsiniz. Çünkü sizin isteğinize başta kendi zihniniz ve bedeniniz olmak üzere tüm
varlıklar yardımcı olacaktır. Önce buna inanmalıyız. Henry Ford’un güzel bir sözü var bu
konuda: “Yapabileceğinize de inansanız, yapamayacağınıza da inansanız, haklı çıkarsınız”
Bundan dolayı insanın kendine telkini, kendi düşüncelerini olumluya yönlendirmesi çok
önemlidir. Önce düşünce oluşur, sonra bu bir inanç haline gelir, ardından hedef belirlenir ve
uygulanarak sonuca ulaşılır.
Ömer: Bununla ilgili olarak Orhan Güven’in “İçinizdeki Aysbergi Keşfedin” isimli kitabında
şunlar yazıyordu: “Nasıl ki İsrail’de Yahudiler yaşayacak bir ülke meydana getirdi. Çölde
medeniyet kurdu, imkânsızlıkları imkânlı hale getirmek için kendilerine inandılar ve azimle
hedeflerine adım adım yaklaştılar ve başardılar. İçinizdeki kaygılarınızı alt edebilirseniz,
özünüz, benliğiniz doğru ve güzel olanı zaten kendiliğinden bulacak ve gerçekleştirecektir.
Beyinlerimiz bizim bahçelerimiz, yaptığımız veya yapacağımız çalışmalarımız ise bu
bahçenin bahçıvanları olacaktır. Zihnimiz başarılı olmaya odaklanmalı ve hedefi 12’ye
kilitlemeliyiz. Tabi bunu nasıl yapabiliriz? İşte bunu arayacağız bir yaşam boyu. Sizin
kendinizi keşfetme adına kat ettiğiniz yol, sizin için her zaman yapım halinde olacaktır.
Çünkü başarı, ulaşılması gereken bir sonuç değil, sürekli gelişen bir çalışmanın ürünüdür.
Keşfetme adına vardığınız her sonuç, başarı tesadüfen elde edilmemiştir. Siz onun için
gerçekten büyük fedakârlıklar yapmışsınızdır. İnsan edindiği yeni bilgilerle kendini geliştirip
değiştirebilir. Bu değişimde bilgisini eyleme dönüştürme illaki önemlidir. Eğer
çalışmalarınızda istediğiniz sonucu elde edemiyorsanız, hareket tarzınızı değiştirmeli ve
kendinizi yeniden gözden geçirmelisiniz. Unutmayın ki başarı ardında ipuçları bırakır. Siz bu
ipuçlarını değerlendiremiyorsanız, başarılı insanları takip etmeli ve onların başarılı olma
nedenlerini incelemeli kendinize monte etmelisiniz. İçinizdeki cevheri keşfetme adına
yapacağınız çalışmalarda başarılı olmanıza inanmalısınız. Başarıya inanırsanız o sizi
başarmak için güçlendirecektir. Eğer başarısızlığa inanırsanız o ise sizi başarısızlığa
yönlendirecektir. Buradaki inanmak kesin olarak başarıya açılan geniş bir koridordur. Hadi
ilerleyin... İnanmadığınız hiçbir şeyi asla sesli olarak söylemeyin, çünkü bir şeye
inanmadığınızı söylüyorsanız, onun gerçek olmayacağına inanıyorsunuz demektir. Bu yolda
başarısızlığa düşmemeniz gerekir. Beyninize başarısızlık sinyalleri gönderirseniz elbette o
yönde tepki oluşur. Beyninize gönderdiğiniz bu sinyaller beyninizi adeta zehirlemektedir.
Başarının anahtarı, takip, kontrol, koordinasyon ve tabii ki motivasyondur. Takip, güvene
mani değildir. Kontrol edilmek sizin daha iyiyi yapmanız için bir itme kuvvetidir. Yapılacak
çalışma ve faaliyetlerin planlanması gerekir. Asıl motivasyon evet içinizde ta
derinliklerinizdeki cevher işte o. Onun keşfedilmesi. Bunu ya siz yapacaksınız ya da birileri
bunu keşfetmede sizlere ipuçları vermelidir. Gerçekten başarılı olmak için önce her şeyden
vazgeçebilmelisiniz. Sizi fedakârlık testi beklemekte ve bu testi geçmek zorundasınız. Neden
fedakârlık? Bu, keşfetme adına ortaya çıkan zorlukları yenmedeki tutum ve davranışlarınızdır.
İçinizdeki her düşüncenin aslında bir gerçekleşme eğilimi bulunmaktadır. Sizin en önemli
özelliğiniz kendinizi bu eğilime inandırabilmenizdir. İnanıyorum ki hepinizin içinde bu
eğilimi gerçekleştirecek hırs, inanç, enerji, strateji vs. vardır. Bunların oluşması, bir araya
gelmesi sizi gerçekten daha farklı kılacak ve bir adım daha atmış olacaksınız. Hayatınızda
daha önceden başarılı bir sonuç almışsanız, o anki zihinsel ve bedensel hareketinizi
hatırlayınız ve işte o an içinizde aynı sonucu tekrar alacak bir güç bulacaksınız. Bu güç, sizin
tabii gücünüz olacaktır. Çünkü (bir) başarıyı bir kere yakaladıysanız neden tekrar
yakalayamayasınız ki... Unutmayın potansiyelinizin, kapasitenizin ne kadarına
ulaşabileceğinizi belirleyen, sizin bu inanma gücünüzdür. Bu inancın oluşmasında aile, çevre,
bilgi, kıyas (geçmiş başarılarınızla), sizi etkileyen olaylar, filmler ve en önemli olanı kendiniz
kendi zihniniz ön plandadır. İnanmanız bittiğinde daha ne yapabilirsiniz ki. Asla kendinize
olan inancınızı yitirmeyin çünkü doğuştan gelen bir özelliktir. Siz sadece onu bulup,
geliştiriniz. Ruhunuzun yapabileceklerini aklınıza getirin ve düşünce gücünüzü asla
küçümsemeyin, içinizdeki cevheri keşfetmedeki yardımcı elemanlardan biri de düşünce
gücünüzdür. Düşünce gücünüze inanıyorsanız zaten o işin yarısını yapmışsınız demektir.
Diğer yarısı için de hareket gereklidir. Nerede hareket orada bereket derler. Düşünce
gücünüzü motive etme adına bir takım öğretici film, dizi vs. izlenebilir. İçinde bulunduğunuz
durumlardan iyi şeyler çıkartabilmeli ve her problemin bir çözümü olduğunu hatırlamalısınız.
Önemli olan çözümü başka yerlerde aramamaktır. Olayların (sizi etkileyen sıkıntılı, zor geçen
sınavlar, denemeler vs..) etkisiyle çözümü göremiyorsanız, gözlerinizi kapatın ve içinizi
dinleyiniz.”
Elif: Bende ilginç bir yazı okudum isterseniz anlatayım: “Bir öğrenci hastalanır. Okula
gidemez. Öğretmen, derste o günkü konusunu anlatır ve konuyla ilgili olup çözümü
bulunamayan bir problemi tahtaya yazarak öğrencilere aktarır. Akşamüstü biraz iyileşen
öğrenci acaba öğretmen ne yaptı diye gelir bir bakar ki tahtada bir problem yazılı.
“Öğretmenimiz ödev vermiş” düşüncesiyle tahtadaki soruyu yazar ve gider. Soruyu çözmek
için uzun süre uğraşır, neticeyi elde etmeye çalışır. Üçüncü gün çözümü bulup öğretmenin
kürsüsüne bırakır. Öğretmen sorunun çözülmüş olduğunu görünce şaşkınlıkla öğrenciyi
yanına çağırır ve profesörlerin bile çözemediği soruyu nasıl çözebildiğini sorar” Bu öğrenci
George Dantzge’dır.
Emre: Burada önemli bir şey dikkat çekti. Öğrenci tahtada gördüğü soruyu ev ödevi
zannettiği için çözüyor. Ama diğerleri profesörlerin bile çözemediği soru olduğunu bildikleri
için çözmeyi dahi düşünmüyorlar. Ama baştan bunu bilmeyen öğrenci George Dantzge
problemi çözüyor.
Huzeyfe: Buradan anlıyoruz ki, hiçbir şeyden ilk anda gözümüzün korkmaması gerekir.
Ali Bey: Orhan Güven’in yazdıkları ve Elif’in verdiği örnek konuyu gayet güzel açıklıyor.
Arkadaşlar, öğrenmenin en iyi yolu uygulamaktır. Bir Çin atasözünde “duyuyorum ve
unutuyorum; görüyor ve hatırlıyorum; yapıyor ve anlıyorum” diyor. Öğrendiğiniz kadarıyla
uygulayın ve öğrendiklerinizi mutlaka uygulamaya çalışın. Alıştırmaları, konu kavrama
testlerini mümkünse arkadaşlarınızla beraber yapın. Birlikten kuvvet doğar derler. Kendinize
ait öğrenme stratejilerinizi geliştirmeye çalışınız ve bunu yaparken detaylara ve ipuçlarına
dikkat edin. Karlı bir ağacın üzerindeki kuşun kanat çırpması ile aşağı düşen kar yavaş yavaş
bir çığ haline gelip büyük ve korkunç bir felakete dönüşebilir. Beyin jimnastiği yaparak,
beyninizin kullanım kapasitesini zorlayın. Sorumluluk almaktan kaçınmayın. Çünkü
sorumluluk almak insanın gücünün ve olgunluğunun bir ölçüsüdür. Kendinizi keşfetmede
alacağınız sorumluluk ise çok daha önemlidir. Bu yüzden kendinizi devamlı hazır halde
tutmalı ve zihnen buna talip olmalıyız. Zihninizde başarı depremleri olmalı ve başarısızlık
adına ne kadar düşünceniz varsa hepsi bu depremle yerle bir olmalıdır. Zaten doktorlar
hastalıkların % 60–70 civarı önce zihinde, düşüncede başlar demiştir. Hastalanıyorum diyoruz
ve hastalanıyoruz. Düşüncelerimizin iyileşmesi bedenimizin iyileşmesinden önce olmalıdır.
Bilinçaltımıza, hayatta neyin peşinde olduğumuzu gösterirsek bilinçaltımız da bizi bu hedefe
yönlendirecektir. Yaptığımız her çalışmada düşüncelerimizi, bilincimizi ve bilinçaltımızı
olumluya yöneltir ve bize verilen kabiliyetleri kullanırsak çok daha verimli bir sonuç
alabiliriz.
Download

Düşünceleri Olumluya Yöneltme