KAHRAMANLIK YOLUNDA
1.BÖLÜM
Bugün ortaokulun ilk günüydü. Mustafa ve ben Şemsi Efendi'ye doğru yol alırken
sessizce etrafa bakınıyorduk. Ardından Mustafa sessizliği bozdu:
-Dışarıda biraz da hanım görmek istiyorum. Evde durmadan iş yapıyorlar, gerçekten
yazık!
Hemen cevap verdim:
-Şu anda önemli olan bizim eğitimimiz. Gelecekte kahraman olup yeni bi ülke kurar,
kendi yeniliklerini yaparsın.
Bana teşekkür etti ve yürümeye devam ettik. Ne olduğunu anlayamamıştım. Ona
tuhaf bir şekilde bakıyordum. Mustafa konuşmaya başladı:
-Bunu galiba sana yaptığım bir şaka sandın. Şu anda başka ülkelerde savaşlar
yapılıyor, bize de gelebilirler. O zaman ben de askerden sonra ülkemi kurtarır ve
kahraman olurum. Böylece kendim yenilikler getirebilirim. Önce kadınlar ve erkekler eşit
olur, sonra ekonomimizi geliştirir, en sonda da herkesin özgür olduğu bir şey ilan eder
adını da Cumhuriyet koyarım!
Ona tuhaf tuhaf bakmaya devam ediyordum. Bir anda bütün aklımdan geçenler
ağzımdan çıkıverdi:
-Senin hayal gücün fazla mı biraz yoksa bugün yatağın solundan mı kalktın? Veya çok
mu heyecanlısın?
-Bunda inanılmayacak bir şey yok.
-Şu anda ülkeyi kötü mü buluyorsun?
-Hayır o anlamda bir şey söylemedim. Biliyorsun Osmanlı'nın yüzölçümü oldukça
büyük. Saldırmamaları olanaksız.
-Ya sen askere gitmeden savaş açarlarsa?
Mustafa'nın hemen ardından saati bipledi.
-Çabuk geç kaldık! Dedi ve koşa koşa okula gittik. Nefes nefese kalmıştık. İlk ders
bitince sınıftaki diğer kişilerle tanıştık. Kumral, çilli, zenci, beyaz her tür arkadaşı bulduk
diyelim. Mustafa bir aradan sonra tüm mantığını yitirdi:
-Büyüyünce hepiniz tek bir kadınla evleneceksiniz. Bir soyadı alıp sonsuza dek
kullanacaksınız. Ağzınızda nargile, cebinizde saat, kafanızda şapka, üstünüzde de modern
kabanlar olacak. Osmanlıca yazı yazacaksınız.
Herkesin kafasında bir soru işareti oluştu. Zenci ve çilli arkadaş konuşmaya başladı:
-Kaban ne demek? Osmanlıca yazılar mı? Ben sadece şu anki harflerimizle yazıyorum.
Nargile de bana ilgi çekici gelmiyor. Hem ayrıca evlenme zorunluluğum yok. Kimse ile
evlenmeyeceğim, dedi ve Mustafa cevap verdi:
-Sen öyle san. Bir gün sen de aşık olacaksın.
-Ben öyle düşünmüyorum.
-Ama ben öyle düşünüyorum, dedi ve teneffüse çıktı.
Okuldan dönünce ödev yapmak için Mustafa'nın evine gittik. İçeri girdik ve
ödevimizi bitirdik. Hemen ardından konuşmaya başladık:
-Bugün beni ve kendini çok utandırdın!
Hemen cevap verdi:
-Ben sadece özgürce konuşuyordum. Bunu yaparken kendim kaybetmişim, çok
pardon!!!
-Sorun değil, dedim ve konuşmaya devam ettim.
-Benim gibi bir dostun olduğu için çok şanslısın, bazıları affetmez.
Kolum ile omzum arası bir yeri yumrukladı:
-Hadi oradan! Dedi.
Ben de ''Evet" diye cevap verdim ve evime döndüm.
İKİNCİ BÖLÜM
8.SINIF SON GÜN
Mustafa Kemal ile karnelerimizi aldık ve onun evine gittik. Orada olmayı
seviyorum. Açıkçası ben de şirin, pembe, cumbalı ve küçük bir evde yaşamak isterdim.
Yani, kim istemez ki? Asıl yaşam onlarda... Bugün onlarda olacağım için çok
heyecanlıydım. Acaba bugün bana neyden söz edecekti?
Eve girdiğimizde annesi bizi güler yüzle karşıladı. Mutfağa gittik. Neler vardı
neler... Böreği, sarması, mantısı, baklavası... Ardından acı verici ve kalbe dokunan
sözler...
Annesi:
-Bu yemeklerin hepsi bitecek, dedi.
-Bu kadar yemek yapmanıza hiç gerek yoktu, dedim.
-Hayır, misafir güzel ağırlanır. Oturun ve yiyin.
-Hayır, siz de yiyeceksiniz. Siz yerseniz yiyebilirim, siz de yemezseniz asla yiyemem.
-Tamam, demek zorunda kaldı ve hep birlikte yedik.
Evden çıkarken Kemal'in annesiyle konuşmaya başladık.
-Gerçekten mükemmel bir çocuk yetiştirmişsiniz. O kadar terbiyeli ve canayakın ki!
Onunla dört yıldır arkadaşmışız. Zaman ne kadar hızlı geçti bir türlü anlamadım. Kemal'in
en sevdiğim özelliklerini sayacak olursak: Hayalgücü çok geniş, kadınları da erkekler gibi
eşit görüyor. Tatlı dilli, başarılı ve her şeyi başarabileceğine inanıyor. Ayrıca tahmin
yeteneği de var. Dediği işgal gerçek oldu mesela...
Neşeli bir şekilde cevap verdi:
-Böyle şeyler söylediğin için teşekkürler yavrum. Bunları duymak bana mutluluk verdi.
Ama bir gün Mustafa'nın askere gitmek istemesinden çok korkuyorum.
-Onun kahramanlık hayalleri her şeyi feda etmesi için başrol oynamakta. Ancak
başaracağına inanmalısınız. Böylece hayalleri de dengelenmiş olacak. Mustafa'yı bu
şansından azade etmeyin. Bir kere denesin.
-Ama...
-Aması yok. O istiyor, sizin de göreviniz onu mutlu etmek değil mi?
-Evet ama...
-Ama ne?
-O benim daha küçük Mustafa'm
-Oğlunuz artık büyüdü. Bunu siz de kabullenmelisiniz.
-Teşekkürler evladım.
-Rica ederim, dedim ve evime döndüm.
1 HAFTA SONRA
Kemal'e bir bakmam gerektiğini düşündüm. Eve girdiğimde annesiyle konuşuyordu.
Sonra Mustafa konuyu değiştirdi.
-Anne sana arkadaşımın yanında bir şey sorabilir miyim?
-Sor yavrum
-Şey... Askere gidebilir miyim? Lütfen. Yaşım da geldi artık!
Annesine "Evet de" anlamında bir el işareti yaptım.
-Annesi: Galiba...
Mustafa heyecanlı bir şekilde dudağını ısırmış, cevap bekliyordu. Annesi:
-Hayır demem için bir sebep yok, dedi ve Kemal annesinin ellerine sarıldı. Annesi:
-Ancak bana her boş zamanında mektup yazacaksın.
-Herhalde, dedi Mustafa.
İşte o anda Mustafa, hayallerine doğru ilk adımı atmıştı.
Sancaktepe Okyanus Koleji
Okyanus ALTINBULAK
5/C Sınıfı
Download

KAHRAMANLIK YOLUNDA 1.BÖLÜM Bugün