BALKANLARDA SÝYASÝ
ÝSTÝKRAR VE GELECEÐÝ
Prof.Dr. Hasret ÇOMAK
Doç.Dr. Ýrfan Kaya ÜLGER
287
BALKANLARDA SÝYASÝ ÝSTÝKRAR VE GELECEÐÝ
Prof.Dr Hasret ÇOMAK
Doç.Dr. Ýrfan Kaya ÜLGER
Balkan Yarýmadasý kültürel, siyasal ve ekonomik bakýmdan dünyanýn en karýþýk bölgesidir. Tarih boyunca Balkanlar Doðu ile Batýnýn, Ýslam ile Hýristiyanlýðýn, Katoliklikle Ortodoksluðun birbiriyle buluþtuðu,
birbirinden ayrýldýðý bir tampon bölge olmuþtur. Balkanlarda herhangi
bir konuda genelleme yapmak son derece güçtür. Bir bütün olarak ve
çoðu kez bölge devletleri bakýmýndan da Balkanlar mozaik görünümü
taþýmaktadýr. Bu çalýþmanýn amacý 2008 Sonbaharý itibariyle Balkanlarýn genel bir deðerlendirmesini yapmak ve öncelikli konularda dikkatleri çekmektir. Bu çerçevede öncelikle Soðuk Savaþ sonrasý geliþmeler
üzerinde durulacak, ardýndan fiili durum incelenerek ve bölgenin geleceðine iliþkin senaryolar ele alýnacaktýr.
Soðuk Savaþýn sona ermesinden Balkanlar doðrudan etkilenmiþtir.
Bölgede II. Dünya Savaþý sonunda tesis edilen ve büyük ölçüde Yalta
müzakerelerinin eseri olan statüko, 1990’lý yýllarda deðiþmiþtir. Bu deðiþiklik özellikle Bulgaristan, Romanya, Yugoslavya ve Arnavutluk gibi
ülkelerde belirgin bir þekilde ortaya çýkmýþtýr. Buna karþýlýk ayný zamanda bir Balkan ülkesi olan Türkiye ile 1981 yýlýndan beri Avrupa Birliði üyesi olan Yunanistan diðer ülkeler ölçeðinde etkilenmemiþlerdir.
Soðuk savaþýn sona ermesi, en baþta Varþova Paktý’nýn laðvedilmesi
neticesini doðurmuþ; Bulgaristan ve Romanya üzerindeki SSCB tahakkümü ortadan kalmýþtýr. 1990’lý yýllarda anýlan ülkeler hýzlý biçimde eski
rejimin etkilerinden kurtulma ve yeni koþullara uyum saðlama çabasý
içerisine girmiþlerdir. Bu çerçeve içerisinde temel hedef Batý ile bütünleþme olarak tespit edilmiþ, Bulgaristan ve Romanya, bir yandan Avrupa Birliði, öte yandan NATO ile yakýndan ilgilenmeye baþlamýþlardýr.
Avrupa Birliði ile anýlan ülkeler arasýnda ticari ve ekonomik iþbirliði anlaþmalarýyla baþlayan iþbirliði, bir süre sonra tam üyelik için altyapý hazýrlama amacýný taþýyan Avrupa Anlaþmalarý ile devam etmiþtir. Uzun
288
ve zahmetli geçen bir sürecin ardýndan Bulgaristan ve Romanya, 1
Ocak 2007’de tam üye olarak Avrupa Birliði’ne katýlmýþlardýr. Anýlan
ülkeler ayný zamanda 2004 yýlýnda NATO’ya üye olmuþlardýr.
1990’lý yýllarda Balkan yarýmadasýnda tüm dünyanýn dikkatini üzerinde toplayan ülkeler Yugoslavya ve Arnavutluk olmuþtur. II. Dünya
Savaþýndan sonra Enver Hoca liderliðinde kendine özgü komünist uygulamalar ile diðerlerinden farklýlaþan Arnavutluk rejimi varlýðýný 1992
yýlýna kadar sürdürmüþtür. Her ne kadar 1985 yýlýnda Enver Hoca’nýn
yerini Ramiz Alia almýþ ise de, rejimin totaliter / baskýcý yapýsýnda ve dýþa kapalý tutuculuðunda bir deðiþim gözlenmemiþtir. Arnavutluk’ta deðiþim biraz da dünya koþullarýnýn zorlamasý sonucu gerçekleþmiþ, ilk
çok partili seçimler 1992 yýlýnda yapýlmýþtýr.
YUGOSLAVYA’DA ULUS SORUNU VE DAÐILMA SÜRECÝ
Ancak dünyanýn dikkatinin Balkanlar üzerine yönelmesi esas itibariyle Yugoslavya sorunundan kaynaklanmýþtýr. Yugoslavya, Soðuk Savaþ sonrasý dünyada siyasal varlýðýný yeni koþullara uyarlayamamýþtýr.
Yapay bir devlet olan Yugoslavya’nýn yaþadýðý sorunlar aslýnda bu ülke
tarihinde yaþanan geliþmelerden ayrý olarak ele alýnamaz. 1918 yýlýnda
Sýrp-Hýrvat-Sloven Krallýðý olarak kurulan devletin 1941’e kadar devam eden ilk döneminde, siyasal rejim temelde, Sýrp egemenliðine dayanmýþ ve bunun bir doðal sonucu olarak da diðer uluslar ve azýnlýklar
baský altýnda tutulmuþlardýr.
Ýkinci Dünya Savaþýndan sonra Tito’nun önderliðinde kurulan Ýkinci Yugoslavya birçok bakýmdan iki savaþ arasý dönemden farklýdýr. Tito,
“özyönetim” ve “pazar sosyalizmi” adý altýnda SSCB ve Çin uygulamalarýndan farklý, kýsmen liberal çizgiler taþýyan sui generis bir rejimle
Yugoslavya’da siyasi ve toplumsal istikrar saðlamýþtýr.1 Yugoslavya siyasal yaþamýnýn en istikrarlý ve mutlu günleri belki de Tito’nun iþbaþýn1) Daha fazla bilgi için bakýnýz: Tanýl Bora, Yugoslavya (Milliyetçiliðin Provokasyonu), Ýletiþim Yayýnlarý,
Ýstanbul, 1991; Ýrfan Kaya Ülger, Yugoslavya Neden Parçalandý?, Seçkin Yayýnlarý, Ankara, 2003; Misha
Glenny, The Balkans (1804-1999), Granta Books, London, 1999.
289
Balkanlarda Siyasi Ýstikrar ve Geleceði
da olduðu dönem olmuþtur. Ne var ki, 1980 yýlýnda Tito’nun ölümünün
ardýndan “Yugoslav Uyumu”nu sürdürme imkâný ortadan kalkmýþtýr.
Kendisi de bir Hýrvat olan Tito, Hýrvat milliyetçiliði dâhil, Yugoslavya
halklarý arasýnda sýk aralýklarla alevlenen mikro milliyetçi akýmlarla
mücadele etmiþtir. Tito’nun Yugoslavya’yý oluþturan federe Cumhuriyetler arasýnda nüfus bileþimlerini dikkate almadan eþitlikçi uygulamalar ortaya koymasý, azýnlýklarýn haklarýna saygý göstermesi, milliyetçilikle mücadele etmesi gibi uygulamalarý kendisinden sonra sürdürülememiþtir. Aslýnda Yugoslavya’nýn çýkmazý federalizm, sosyalizm ve ademi merkeziyetçiliði tek parti yönetimiyle sürdürme çabasýndan kaynaklanmýþtýr. 1965 yýlýnda yapýlan reformlar ülkenin bölgesel bazda birbirinden ayrýlma sürecini hýzlandýrmýþtýr. Özellikle, Federe Cumhuriyetlere ekonomi alanýnda kendi baþlarýna hareket etme özgürlüðünün tanýnmasý, Cumhuriyetlerde milliyetçi akýmlarý güçlendirmiþtir.2
Bir yanda milliyetçiliðin alevlenmesi, öte yanda Yugoslavya’da yaþayan her ulusun ve bu arada azýnlýklarýn kendilerine avantaj saðlayan talepler ileri sürmeleri, Tito sonrasýnda Devlet Baþkanlýðýnýn dönüþümlü
hale gelmesi, Kosova Arnavutlarýnýn 1960’lý yýllarýn sonundan baþlayarak giderek artan ölçüde kurucu cumhuriyet statüsü elde etmek amacýyla baþlattýðý gösteriler, Tito’nun ölümünden sonra ülkeyi parçalanmanýn eþiðine getirmiþtir. Bu süreçte çok önemli bir dönüm noktasý
1996 yýlýnda Slobodon Miloseviç’in Sýrbistan Komünist Partisi liderliðini ele geçirmesi olmuþtur. Aslýnda Marksist olan Miloseviç, Sýrbistan
yönetimini ele geçirdikten sonra ülkede güçlü olan Sýrp milliyetçiliðinin
potansiyelini hissetmiþ ve iktidarýný güçlendirmek için neticede ülkeyi
kaçýnýlmaz biçimde yýkýma götürecek milliyetçilik bayraðýna sarýlmýþtýr.
Kosova Arnavutlarýnýn Tito zamanýndan beri tekrarladýklarý, artýk
rutin hale gelen ve “vakay-ý adiye”den sayýlan Cumhuriyet statüsü
amacýyla düzenledikleri gösterilere Sýrplar, 1990’lý yýllarýn ikinci yarýsýnda Miloseviç’in yönlendirmesiyle tepki göstermiþlerdir. Kosova Sýrpla-
2) Gregory O. Hall, "Ethnic Conflict, Econonimc and Fall of Yugoslavia", Mediterranian Quarterly, Summer
1994, s. 132 (123-141)
290
Prof. Dr. Hasret ÇOMAK - Doç. Dr. Ýrfan Kaya ÜLGER
rýyla dayanýþma adý altýnda ülkenin her tarafýnda Sýrbistan yönetiminin
desteði ile gösteriler tertiplenmiþ ve bu durum bir yanda Sýrp milliyetçiliðini alevlendirirken, öte yandan bundan endiþe duyan Sloven, Hýrvat,
Boþnak ve Makedonlarda yeni arayýþlara neden olmuþtur.
Ýkinci Dünya Savaþý yýllarýnda ve öncesinde yaþanan geliþmeleri
belleklerinde tutan diðer uluslar Sýrp dominasyonundan endiþe etmiþlerdir. Hýrvatlar ve Slovenler, Sýrplarýn ülke genelinde hükümranlýk kuracaðý endiþesiyle ayrýlýkçýlýða yönelirken, Makedonlar ve Boþnaklar
adem-i merkeziyetçi yeni bir yapýlanma teklifini ortaya atmýþlardýr. Soruna çözüm bulmak amacýyla 1990 Ocak ayýnda Yugoslavya Komünist
Partisi’nin 14. Olaðanüstü Kongresi toplandý. Kongrede, merkeziyetçi
yönetim yanlýsý Sýrbistan ile diðer Cumhuriyetler arasýndaki görüþ ayrýlýklarý giderilemediði için Kongre hiçbir karar almadan daðýlmýþtýr.3
Kuþkusuz Yugoslavya’nýn daðýlmasýnda birden çok faktör rol oynamýþtýr. Ancak daðýlmayý esas tetikleyen Sýrp milliyetçiliði olmuþtur. Miloseviç önderliðindeki Sýrbistan Komünist Partisi yönetiminin Sýrp milliyetçileri ile ittifak etmesi ülke genelinde gerilim ve endiþe yaratmýþtýr.
Özellikle Sýrbistan yönetiminin 1989 yýlýnda tek yanlý bir kararla, Federal Baþkanlýk Konseyinin onayýný almadan kendisine baðlý Voyvodina
ve Kosova özerk bölgelerinin statüsünü ortadan kaldýrmasý, federasyonun sonunu getirecek geliþmelere kapý aralamýþtýr. Federal yasalara
aykýrý olan bu olaydan çok kýsa bir süre sonra ilkin Slovenya’da, ardýndan Hýrvatistan’da yine federal yasalara aykýrýlýk teþkil eden bir geliþme
meydana gelmiþ, çok sayýda milliyetçi parti kurulmuþtur.
Yugoslavya anayasasýna göre ülkede komünist partiden baþka siyasal
örgütlenme yasaktý. Yugoslavya Komünist Partisi’nin “iktidar tekeli ve
öncü rolü” anayasanýn ve siyasal sistemin temelini oluþturuyordu. Sýrbistan yönetiminin ihlali ile baþlayan süreç, Federal Cumhuriyetlerin çýkarlarýnýn Federasyondan önde geldiði bir dönemin kapýsýný aralamýþtýr. Ký-
3) Vasil Tuporkovsky, "The Dissolution of Yugoslavia: An Inseder's View", Mediterranian Quarterly, Vol:4,
No:2, Spring 1993, s. 19-21.
291
Balkanlarda Siyasi Ýstikrar ve Geleceði
sa sürede tüm Cumhuriyetlerde milliyetçi temelde siyasal partiler kurulmuþtur. Sýrbistan’da ise bir yandan Sýrp milliyetçilerinin denetimi altýnda
olan Sýrbistan Komünist Partisi adýný Sosyalist Parti olarak deðiþtirirken,
öte yandan daha aþýrý çizgide milliyetçi partiler kurulmuþtur.
1990 yýlý içerisinde her Federe Cumhuriyette farklý bir tarihte yapýlan seçimlerin galibi yeni kurulan milliyetçi partiler olmuþtur. Ardýndan federal parlamentolarýn egemenlik kararlarý birbirini takip etmiþtir.
1991 Temmuz ayý ortasýnda Hýrvatistan ve Slovenya tek yanlý olarak
baðýmsýzlýk ilan etmiþtir. Bu karara tepki duyan Sýrbistan, Federal Ordu
desteði ile Hýrvatistan’a savaþ açmýþtýr. 1992 Ocak ayýna kadar süren
çatýþmalarda Vukovar, Dobrovnik gibi tarihi kentler yerle bir olmuþtur.
Ateþkes kararý anýlan Cumhuriyetlerin baðýmsýzlýk ilanlarýndan geri
adým atmalarý sonucunu doðurmamýþtýr. Aralýk ayýnda Almanya’nýn
tek yanlý olarak tanýdýðý baðýmsýzlýk kararýný bir süre sonra diðer ülkeler
de kabul etmiþtir. 1991 Kasým ayýnda Makedonya ve 1992 Mart ayýnda
ise Bosna Hersek baðýmsýzlýk ilan etmiþtir.
Bosna Hersek’in baðýmsýzlýk ilanýnýn hemen ardýndan yerel Sýrp
güçlerin Sýrbistan’ýn kýþkýrtmasýyla baþlayan saldýrýlar 3,5 yýl sürecek
olan Bosna savaþýný baþlatmýþtýr. Yüz binlerce kayba neden olan savaþ,
ABD’nin devreye girmesiyle sona ermiþtir. Savaþan taraflarýn temsilcilerinin katýlýmýyla yapýlan müzakerelerin sonunda 1995 Kasým ayýnda
Dayton antlaþmasý imzalanmýþtýr. Antlaþmaya göre, Bosna Hersek topraklarýnýn % 49’u Sýrplara, % 51’i Boþnak-Hýrvat Federasyonuna býrakýlmýþtýr. Antlaþma ile tesis edilen statükonun korunmasý için ülkeye 60
bin kiþilik barýþ gücü yerleþtirilmiþtir.4
1995 sonuna gelindiðinde eski Yugoslavya topraklarý 5 ayrý parçaya
ayrýlmýþ oluyordu. Yugoslavya’yý oluþturan Federe Cumhuriyetlerden
Karadað ile Sýrbistan’ýn Yeni Yugoslavya adýyla kurduklarý devlet de
daðýlma sürecinin dýþýnda kalamamýþtýr. Önce devletin örgütlenme ya-
4) Dayton antlaþmasý metni için bakýnýz:
http://www.yale.edu/lawweb/avalon/intdip/bosnia/day04.htm/
292
Prof. Dr. Hasret ÇOMAK - Doç. Dr. Ýrfan Kaya ÜLGER
pýsý Sýrbistan-Karadað Federasyonu olarak deðiþtirilmiþ, kýsa bir süre
sonra da Karadað Cumhuriyetinde yapýlan referandumun sonucunda
2006 yýlý yazýnda baðýmsýzlýk ilan edilmiþtir.5
KOSOVA’NIN BAÐIMSIZLIK ÝLANI VE SONRASI
Eski Yugoslavya’nýn parçalanma sürecinde son halka 17 Þubat
2008’de Kosova’nýn baðýmsýzlýk ilaný ile gerçekleþmiþtir. Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin muhalefetine raðmen Kosova’nýn baðýmsýzlýk kararý, Türkiye, ABD ve AB’nin 27 ülkesinden Ýspanya, Yunanistan, Kýbrýs Rum Kesimi, Romanya ve Slovakya dýþýnda kalan devletler tarafýndan tanýnmýþ, tanýyan ülkelerin sayýsý 41’e ulaþmýþtýr. Kosova’nýn Sýrbistan’ýn ayrýlmaz bir parçasý olduðu iddiasýný biteviye tekrarlayan Belgrad yönetimi, ABD baþta olmak üzere bazý ülkelerle
diplomatik iliþkilerini askýya almýþtýr.
Kosova’nýn baðýmsýzlýk kazanmasý ile birlikte Martti Ahtisari planý
ile öngörülen statünün uygulamasý gündeme gelmiþtir. Buna göre, Kosova bir baþka ülke veya bir devletin içindeki bölgeye intikal etmeyecekti. Kosova’da yaþayan Sýrplar ve diðer azýnlýklarýn haklarýna saygý
gösterilecekti. Bu çerçevede Kosova’nýn kuzeyinde Sýrp nüfusun yoðun
yaþadýðý 6 yerleþim biriminde belediyelerin yerel yetkileri güçlendirildi,
polis ve adli konularda yerel güçlere ayrýcalýklar verilmiþtir. Buna raðmen, Sýrplar Mitroviça’da Birleþmiþ Milletler, Avrupa Birliði güçlerine
ve hükümet binalarýna ve personeline karþý saldýrýda bulunmuþlardýr.
Kosova’nýn baðýmsýzlýðýnýn bölge için yeni gerilimlere neden olmuþtur. Bosna Hersek Federasyonunun bir parçasý olan Bosnalý Sýrplarýn da benzer bir yöntem uygulamasýndan endiþe edilmektedir. Bosnalý Sýrplar, konjonktürün uygun olduðunu düþündükleri anda self determinasyon hakkýný ileri sürerek Sýrbistan’a katýlma yönünde harekete
geçebileceklerdir. Kosova’nýn baðýmsýzlýðý ayný zamanda Makedonya’da da kaygý yaratmýþtýr. Makedonya’da nüfusun dörtte birini Arna-
5) http://www.iht.com/articles/2006/06/04/news/balk.php
293
Balkanlarda Siyasi Ýstikrar ve Geleceði
vutlar oluþturmaktadýr. Arnavutluk ve Kosova’ya mücavir bölgelerde
yaþayan Makedonya Arnavutlarýnýn da ileride diðerleriyle birlikte hareket edeceðinden endiþe edilmektedir.6
BALKAN DEVLETLERÝNÝN RÜYASI AB ÜYELÝÐÝ
Yukarýda da belirtildiði üzere Bulgaristan ve Romanya, 1 Ocak 2007
itibariyle Avrupa Birliði’ne tam üye olarak katýlmýþlardýr. Diðer bir Balkan ülkesi olan Yunanistan, 1981 yýlýndan beri AB üyesidir. 3 Ekim
2005’de Türkiye ve Hýrvatistan, Avrupa Birliði ile tam üyelik müzakerelerine baþlamýþlardýr. Avrupa Birliði tarafýndan aday ülke ilan edilen
Makedonya’nýn yakýn bir zamanda masaya oturmasý beklenmektedir.
Kosova, Bosna Hersek ve Arnavutluk gibi geriye kalan ülkelerin hedefi
Avrupa Birliði’ne katýlmaktýr. Anýlan ülkeler içinde bulunduðumuz dönemde yaþadýklarý ekonomik ve siyasi sýkýntýlar nedeniyle tam üyelik
için öngörülen kriterlerin uzaðýndadýrlar.
Öte yandan Avrupa Birliði ile yakýnlaþma eðilimi Sýrbistan ve Karadað için dahi Balkan bunalýmýndan çýkýþ yolu olarak gözükmektedir.
Temmuz 2008’de Bosnalý Sýrplarýn savaþa suçlusu siyasi lideri olan Radovan Karadziç’in Belgrad’da yakalanmasý ve Lahey’de bulunan BM
Eski Yugoslavya Savaþ Suçlarý Mahkemesine sevk edilmesini, Belgrad
yönetiminin gelecek tasarýmýndan ayrý deðerlendirmek güçtür. Bu olayýn da somut biçimde ortaya koyduðu gibi Sýrbistan yönetimi Avrupa
Birliði ile yakýnlaþmanýn altyapýsýný hazýrlamakla meþguldür.
Bölge ülkelerinin Avrupa Birliði’ne katýlma yönündeki çabalarý
Brüksel tarafýndan da desteklenmektedir. 2007-2011 yýllarý arasýnda
Balkan ülkelerinin AB standartlarý hedefine yönelmesi çalýþmalarýna
destek için 3,5 milyar Euro kaynak ayrýlmýþtýr.7 Brüksel çevreleri Balkanlarýn Avrupa Birliði’ne katýlmasýný baþka faktörlerin yanýnda siyasi
6) Daha fazla bilgi için bakýnýz. CRS Report RL31053, Kosovo and U.S. Policy: Background and
Current Issues, by Julie Kim and Steven Woehrel
7) http://europa.eu/rapid/presReleasesAction.do?reference:MEMO/08/144&format:HTML&aged:0&uage:
EN&guiLanguage:en/
294
Prof. Dr. Hasret ÇOMAK - Doç. Dr. Ýrfan Kaya ÜLGER
bakýmdan önem taþýdýðý görüþündedirler. Zira Balkan Yarýmadasýnýn
Avrupa Birliði’ne dahil olmasý, II. Dünya Savaþý’nýn hemen sonunda
ortaya çýkan bölünmüþlüðü tamamen ortadan kaldýracak bir siyasal hareket olarak algýlanmaktadýr.
Ayný zamanda bir Balkan ülkesi olan Slovenya, 1 Mayýs 2004 tarihinde tam üye olarak Avrupa Birliði’ne katýlmýþtýr. Türkiye ile eþ zamanlý olarak katýlým müzakerelerine baþlayan Hýrvatistan’ýn ise 2010
yýlýnda tam üye olmasý beklenmektedir. Bununla birlikte aday ilan edilen Makedonya ile ne zaman masaya oturulacaðý belirsizliði korumaktadýr. Zira bu ülkenin tam üyelik müzakerelerine baþlamasýna Yunanistan isim sorunu nedeniyle karþý çýkmaktadýr. Nitekim bu ülkenin BM
üyeliði de ancak “Eski Yugoslavya Makedonya Cumhuriyeti” adýyla
mümkün olmuþtu. Yunanistan, Makedonya adýný taþýyan eyaleti bulunduðunu öne sürerek bu ülkenin uluslararasý iliþkilerini engellemektedir. Resmi Yunan yayýn organlarýnda Makedonya yerine “Üsküp
Cumhuriyeti” ismi kullanýlmaktadýr.
Makedonya-Yunanistan ihtilafýnýn arka planý incelendiðinde Yunanistan’ýn bu ülke aleyhindeki faaliyetlerinin gerisinde tarihsel Makedonya topraklarýnýn bir bölümünü iþgal etmiþ olduðu gerçeði bulunmaktadýr. Zira bugünkü Makedonya Cumhuriyeti tarihsel Makedonya’nýn sadece “Pirin Makedonyasý” olarak anýlan bölümüdür. “Ege
Makedonyasý” Yunanistan, “Vardar Makedonyasý” ise Bulgaristan tarafýndan Balkan Savaþlarý esnasýnda iþgal edilmiþtir. Sorunu daha da çetrefil hale getiren husus Sýrplarýn bugünkü Makedonya Cumhuriyeti
topraklarýný “Güney Sýrbistan” olarak tanýmlamalarýdýr. Bir baþka sorun
Makedonya topraklarýnýn dörtte birini oluþturan Arnavut nüfustur.
Makedonya Arnavutlarý, Arnavutluk ve Kosova’ya mücavir bölgelerde
yaþamaktadýr. Makedonya yönetimi günün birinde Büyük Arnavutluk
kurulmasý kaygýsý taþýmaktadýr.
Günümüzde Makedonya, týpký Bosna Hersek Cumhuriyeti gibi Balkanlarýn minyatür bir örneðini oluþturmaktadýr. Makedonya’da bir
yandan Makedonya milliyetçiliði tarihsel Makedonya projesini günde295
Balkanlarda Siyasi Ýstikrar ve Geleceði
me getirerek Bulgaristan ve Yunanistan üzerinde hak iddia ederken,
öte yandan diðerlerinin Makedonya topraklarý üzerinde emelleri vardýr.
Mevcut haliyle Makedonya, irredentizmin hem nesnesi, hem öznesi
konumundadýr. Her ne kadar 2001 yýlýnda Makedonya ile Arnavutluk
arasýnda imzalanan Ohrid Anlaþmasýyla iki taraf arasýnda yakýnlaþma
saðlanmýþ ise de güven tam olarak tesis edilememiþtir. Anlaþmayla
Makedonya’nýn demokratik ve çoðulcu kimliðine vurgu yapýlmýþ ve ülkede Arnavutlarýn ve diðerlerinin temel hak ve özgürlükleri bakýmýndan beynelmilel standartlara sahip olduklarý teyit edilmiþtir.
SIRBÝSTAN’IN ÇIKIÞ YOLU
Balkanlarýn uluslararasý toplum ile bütünleþmede en geride kalan
ülkesi halen tahakkümcü milliyetçiliðin etkisinden kurtulamamýþ olan
Sýrbistan’dýr. 2005 yýlýnda Belgrad ile AB arasýnda Ýstikrar ve Ýþbirliði
Paktý imzalama çabalarý neticesiz kalmýþtýr. Bunda Kosova’nýn statüsü
konusundaki görüþ ayrýlýklarýnýn rol oynadýðý kuþkusuzdur. Kosova’nýn
baðýmsýzlýk kararý ve ardýndan Radovan Karadziç’in yakalanmasý ile ortaya çýkan koþullar taraflarý birbirine yakýnlaþtýrmýþtýr. Öte yandan normalleþme iþaretleri Sýrbistan ekonomisinde de hissedilmektedir. Büyük
ölçüde Bosna Hersek ve Kosova savaþlarýndan kaynaklanan ekonomik
istikrarsýzlýk kontrol altýna alýnmýþtýr. 2008 itibariyle ülkede enflasyon
%20 düzeyindedir.
Sýrbistan ile AB arasýnda en önemli anlaþmazlýk konusu hiç kuþku
yok ki, Kosova’nýn statüsü olmuþtur. 17 Þubat 2008’de Kosova’nýn baðýmsýzlýk ilan etmesinin hemen ardýndan 27 AB ülkesinin 22’si tarafýndan kararýn tanýnmasý iliþkilerde duraklamaya neden olmuþtur. Bununla birlikte Sýrbistan yönetimi, Kosova’yý kabullenme eðilimine girmiþtir.
2006 yýlýnda baðýmsýzlýk ilan eden Karadað Cumhuriyeti, çok kýsa
bir süre sonra Ekim 2007’de AB ile Ýstikrar ve Ýþbirliði Anlaþmasý imzalamýþtýr. Böylece, tarih boyunca Sýrplarla birlikte hareket eden ve ayrý
bir kimlik geliþtirmeyen Karadaðlýlar da, pragmatist bir yaklaþýmla geleceklerini tam üyelik hedefine endekslemiþlerdir.
296
Prof. Dr. Hasret ÇOMAK - Doç. Dr. Ýrfan Kaya ÜLGER
Balkanlarýn en yoksul ülkesi olan Arnavutluk bakýmýndan da AB
üyeliði tek çýkýþ yolu olarak gözükmektedir. Geçiþ dönemi sorunlarýný
tüm alanlarda yaþayan Arnavutluk’ta en kronik problem yolsuzluklardýr. Hükümet, hem Avrupa Birliðine hem de NATO’ya katýlma istediðini net bir biçimde ortaya koymuþtur.
1995 yýlýndan beri silahlarýn gölgesinde barýþýn devam ettiði Bosna
Hersek’te toprak bütünlüðü endiþesi sona ermemiþtir. Bosnalý Sýrplarýn
Bosna Hersek Cumhuriyeti’nden ayrýlýp Sýrbistan’a katýlma niyeti taþýdýklarý hiç kimse bakýmýndan sýr deðildir. Sýrplar, barýþ gücü misyonu
ile sürdürülen statükoyu fýrsat bulduklarý en kýsa zamanda istedikleri
yönde deðiþtirmek istemektedirler. Kosova’nýn baðýmsýzlýk ilan etmesi,
Bosnalý Sýrplarýn bu yöndeki taleplerinin belirgin biçimde ortaya çýkmasýna neden olmuþtur.
Netice olarak Balkanlarýn fiili durumu ve geleceði konusunda vurgulanmasý gereken husus þudur. Soðuk savaþ sonrasýnda siyasi istikrarsýzlýk yaþayan Balkanlarda 1995 yýlýnda imzalanan Dayton antlaþmasý
ile tesis edilen barýþ pamuk ipliðine baðlý olmaktan kurtulamamýþtýr.
Bölgede siyasi istikrar günümüzde ancak silahlarýn gölgesinde sürdürülmektedir. Bununla birlikte “soft power” olarak Avrupa Birliði’nin
bölgenin geleceðinin þekillenmesinde önemli olduðu kuþkusuzdur.
Halen Balkan ülkelerinden Yunanistan, Slovenya, Bulgaristan ve
Romanya Avrupa Birliði’ne tam üyedir. Hýrvatistan ve Türkiye ile müzakereler devam etmektedir. Makedonya ile uygun koþullar oluþmasý
halinde müzakerelere baþlanacaðý teyit edilmiþtir. Bakiye kalan ülkelerden Arnavutluk, Bosna Hersek, Kosova ve Sýrbistan da açýk veya zýmni
olarak gelecek hedeflerini Avrupa Birliði’ne katýlma olarak belirlemiþlerdir. Balkanlarda 1990’lý yýllara damga vuran mikro milliyetçilik ve etnik çatýþmalarýn aþýlmasý ve siyasi istikrarýn kalýcý olarak tesis edilmesinin yolu Avrupa Birliði tam üyeliðinden geçmektedir.
297
Balkanlarda Siyasi Ýstikrar ve Geleceði
SONUÇ
Son olarak tüm bu aþamalarda Türkiye’nin rolü üzerinde durmak
gerekirse, Balkanlarda kalýcý istikrarýn saðlanmasý ve iþbirliði ortamýnýn
güçlendirilmesi yönünde Türkiye, Güneydoðu Avrupa Ülkeleri Ýþbirliði
Süreci baþta olmak üzere, bölgesel oluþumlarda öncü rol oynamakta,
“Güney Doðu Avrupa Ýstikrar Paktý” gibi bölgeye yönelik uluslararasý
giriþimlerde yapýcý katkýda bulunmaktadýr. Türkiye’nin önerisi hayata
geçirilen “Güney Doðu Avrupa Çok Uluslu Barýþ Gücü” bu çerçevede
en somut örneði oluþturmaktadýr.
Türkiye’nin temel dýþ politikasý çaðdaþ uygarlýðý temsil eden Batýya
dönüktür. Avrupa ile bütünlüðünü ve baðýný saðlayan Balkanlarda barýþ
ve istikrarýn sürdürülebilir bir statüde geliþtirilmesi bölge ülkeleri kadar,
Türkiye’nin milli çýkarlarýna uygun düþmektedir. Balkanlarda sürekli
bir barýþ saðlanmasý bölge ülkelerinin ortak bir dýþ politika hedefi bulunmasý ve yaþama geçirilmesi ile mümkün olabilecektir.
Balkanlarda kalýcý istikrarýn tesis edilmesi üye olmayan ülkelerin
Avrupa Birliði’ne üye olmalarý ile ivme kazanabilecektir. Avrupa bütünleþmesi ve bunun getireceði siyasal, sosyal ve ekonomik reformlar konusunda bölge ülkelerinin giriþimleri çok önem taþýmaktadýr.
Türkiye, Balkanlarda kalýcý bir istikrara çok önem vermiþ ve
her aþamada desteklemiþtir. Avrupa ile Anadolu’yu birleþtiren
evrensel deðerlerin insanlýða gelecekte çok daha zengin kazanýmlar saðlayacaðý bilinmektedir. Bu ortak deðerler, ortak hedefler, ortak kazanýmlar Avrupa Birliði içinde birlikte yaþama ve
paylaþmayý güçlendirecek ve sonsuzlaþtýracaktýr.
2010’lu yýllarda Balkan ülkeleri, bölgede sürdürülebilir güven, huzur, istikrar, refah ve çok taraflý iþbirliði saðlanmasý yönünde bütün imkanlarý deðerlendirmeli ve yaþama geçirebilmelidir. Bu yaklaþým, ülkemizin, bölge ülkelerinin, AB’nin ve en baþta uluslararasý toplumun çýkarlarýna hizmet edecek, uluslararasý barýþ ve güvenliðine çok katký
saðlayabilecek ve dünya barýþý için önemli kazaným olabilecektir.
298
Download

indirmek için tıklayınız