İL: ORDU
TARİH: 14.11.2014
ْ َ‫الربَا أ‬
‫عفَةً َواتَّقُواْ ه‬
ْ ْ ُُ َّ‫اّللَ لَعَل‬
َ ‫ضعَافًا ُّمضَا‬
‫يَا أَيُّهَا الَّ ِذينَ آ َمنُواْ الَ تَأ ْ ُكلُواْ ِ ه‬
َ‫ت ُ ْف ِلحُون‬
Ali İmran, 3/130;
َ‫ات‬
َ‫الس ْب ََعَالْ ُمو هبقَ ه‬
َُ َ َ‫ّل‬
َ َ ‫اّللَ َص‬
َ‫ولَ َ ه‬
َُ ‫قَا ََلَ َر ُس‬
َ َ‫َ“َات َ ُقوا‬:َ‫اّللَعَلَ ْي هَهَ َو َس َََّل‬
َ‫ت‬
َ ‫سَال َ ه‬
َ ‫َ َوقَ ْت َُلَالنَ ْف ه‬،َ‫ّلل‬
َ‫الّشكََُ هِب َ ه‬
ْ ِ ‫َ“َ ه‬:َ‫َ َو َماَه ََُنَ؟َقَا ََل‬:َ‫َقُلْنَا‬.َ“
َ،َ‫كَ َمالهََالْ َي هت هَي‬
َُ ْ ‫َ َو َأ‬،َ‫كَ ِ هالر ََِب‬
َُ ْ ‫َ َو َأ‬،َََ‫َ َو ِ هالزن‬،َ‫اّللَاالَ هِبلْ َح ِهَق‬
َُ َ َ‫َح َرََم‬
ِ
َ‫التَالْ ُم ْؤ همنَ ه‬
‫ات‬
َ‫اتَالْغَا هف ه‬
َ‫فَالْ ُم ْح َصنَ ه‬
َ ُ ‫َ َوقَ ْذ‬،َ‫ور‬
َ‫َو َشهَا َدَُةَ ُّالز ه‬
Müslim, İman, 145;
FAİZ VE ZARARLARI
Muhterem Müslümanlar!
Okuduğum ayeti kerime de Yüce Allah şöyle
buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Kat kat artırılmış
olarak faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa
eresiniz.” (1)
Okuduğum hadisi şerifte ise, Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır: “Yedi
helak edici şeyden sakınınız. Bunlar nedir Ey
Allah’ın Rasulü? Diye soranlara; Allah’a şirk
koşmak, sihir yapmak, Allah’ın öldürülmesini
haram kıldığı kimseyi öldürmek, faiz yemek, yetim
malı yemek, savaştan kaçmak ve iffetli kadınlara
zina iftirasında bulunmaktır.” (2)
Evet, Kardeşlerim!
Haram kazanç yollarında biri olan faiz; aynı
cinsten aynı iki malın birbiriyle değiştirilmesindeki
sözleşmede bir taraf için kabul edilen, karşılığı
olmayan bir fazlalıktır. On gram altını on bir gram
altın karşılığında satmak faize örnektir. Bu bir gram,
karşılığı olmayan bir fazlalıktır. İster peşin ister vadeli
olsun talep edilen fazlalık faiz kapsamındadır
haramdır ve kul hakkıdır.
Cahiliye döneminde Araplar birbirlerine borç
verir ve borcun ödeme zamanı gelince de eğer
ödeyemiyorsanız, ödeyeceğinizi artırarak gelecek yıl
ödeyin derlerdi. Bu örnek günümüz de bize hiç
yabancı gelmiyor değil mi?
Sermayeyi elinde bulunduranlar reklam vasıtası
ile cazip fırsatlar adı altında insanları faiz almaya
teşvik etmektedirler. Faize değişik adlar vererek ve
biz ticaret yapıyoruz diyerek faizi haramlıktan
çıkarmaya çalışanlar ancak kendilerini kandırmış
olurlar. Oysaki Müslüman’ın uyanık ve akıllı
davranması gerekmez mi? Kitap ve sünnete sımsıkı
sarılması beklenmez mi? Bu soruların cevaplarını
ararken Peygamberimizin veda hutbesindeki “Dikkat
edin. Cahiliye döneminin faizlerinin hepsi
kaldırılmıştır. Anaparanız sizindir. Böylece ne
haksızlığa uğratılmış ne de haksızlık yapmış
olursunuz” (3) sözlerini hatırlamalı, Allah ve
Rasulünün emirlerine dönmeliyiz.
Muhterem Müslümanlar!
Faiz, sermaye sahiplerinin, ihtiyaç sahiplerinin
sömürülmesine,
sermayenin
belli
ellerde
toplanmasına, sınıflar arasındaki gelir dağılımlarının
artmasına ve sosyal dengenin bozulmasına yol
açmaktadır.
İslam bu dengesizliğe karşı çıkarak, zekât ve
sadaka gibi ibadetleri getirmiştir. İslam çalışıp
üretmeyi emretmiş, servetin atıl durumda kalmasına
rıza göstermemiştir. Bundan dolayı ticaret helal, faiz
haram kılınmıştır. Ticarette elde edilen kar belli bir
emeğin, çalışma ve teşebbüsün karşılığı iken, faiz
sadece vadenin yani zamanın karşılığıdır. Ticarette
satan ile alanın menfaatleri arasında denge varken,
faizli işlemlerde karşılıklı menfaatlerden ziyade bir
tarafın sıkışmasından kaynaklanan tek taraflı istifade
ve sömürü söz konusudur. Ticarette kar bir defa alınır
ve sona ererken, faiz ise katlanarak büyümektedir.
Ticarette zarar ve risk daima mevcut iken, faiz de ise
bütün riski emek sahibi yüklenmektedir. Ticarette
üretkenlik ve alın teri varken, faiz ise atıl bir kazanç
yoludur.
Sonuç olarak Müslüman sadece bu dünyadaki
kazancını düşünmemeli, ahiretini de düşünmelidir.
Geçici olan bu dünyada güzel hayat yaşama peşinde
koşarken “helal haram ver Allah’ım” dememelidir.
Hutbemizi bir ayet meali ile bitiriyorum:
“Faiz yiyen kimseler kabirlerinden tıpkı şeytan
çarpmış kimseler gibi çarpılmış olarak kalkarlar.
Onların
bu
hali
alışverişte
faiz gibidir
demelerindendir. Oysaki Allah alışverişi helal, faizi
haram kılmıştır.” “Ey iman edenler! Allah’a karşı
gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş
kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın. Eğer
böyle yapmazsanız, Allah ve Rasulü ile savaşa
girdiğinizi bilin. Eğer tevbe edecek olursanız,
anaparanız sizindir. Böylece siz ne başkalarına
haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size
haksızlık etmiş olur.” (4)
[1] Al-i İmran, 3/130;
]2] Buhari, Vaseye; 23; Müslim, İman, 145;
[3] Ebu Davut, Büyü, 5;
[4] Bakara, 2/275, 278, 279;
Hazırlayan: Mustafa ESEN
Başköy Mah. Tikenli Cami İmam-Hatibi KABADÜZ/ORDU
Redaksiyon: İl İrşat Kurulu
Download

İndir