İLİ
TARİH
:ISPARTA
:04/04/2014
RUH VE BEDEN SAĞLIĞINI KORUMA
Muhterem Mü’minler!
Yüce Rabbimiz bizlere tertemiz bir
vücud, arınmış bir ruh, kirlenmemiş bir akıl ve bu
nimetlerin başı sayabileceğimiz sağlık gibi eşsiz bir
kıymet bahşetmiştir. Yüce kitabımız Kur’an-ı
Kerim’de bu husus; “Allahın (vermiş olduğu)
nimetleri saymaya kalksanız bile, sayamazsınız”1
şeklinde dile getirilmektedir. Rahat, huzurlu ve
mutlu bir hayat sürebilmemizin ve Yüce
Rabbimizin bizlerden istemiş olduğu emir-yasakları
yerine getirebilmemizin ve de sosyal hayatta
bizlerden
beklenilen
görevleri
layıkıyla
yapabilmemizin yolu, ruh ve beden sağlığından
geçmektedir.
Aziz Mü’minler!
Bugün dünyada milyonlarca insanın ruhsal
sorunları olduğu bilinen bir gerçektir. Yüce
Rabbimiz, hutbemin başında okuduğum ayeti
kerimede “Kendi ellerimizle kendinizi tehlikeye
atmayın”2 buyurarak ruh ve beden sağlığımıza
zarar verebilecek yiyecek ve içecekleri haram
kılmıştır. Bunlar arasında uyuşturucu ve sigara en
zararlı olanlarıdır. Adı ve tadı farklı da olsa
sarhoşluk veren her şey dinimizde haram
kılınmıştır. Ayrıca ruh ve beden sağlığı açısından
son derece zararlı olmasına karşın, günümüzde
özellikle gençler arasında yaygınlaşan esrar, eroin
vb. uyuşturucu maddeler ile sigara sağlık açısından
günümüzün en tehlikeli bağımlılıklarındandır.
Kıymetli Müminler!
Beden ve ruh sağlığımızı birlikte korunmak,
hem ilmen, hem de dinen en önemli
sorumluluğumuzdur. Çünkü fiziki rahatsızlıkların
birçoğu ruhi bunalımlardan kaynaklanmakta, ruhi
hastalıklar ise bedeni hastalıklar gibi kısa sürede
tedavi edilememektedir. Yüce dinimiz ruh sağlının
korunması için birçok vasıtalar sunmuştur. Allah’a
iman etmek, tevekkül inancıyla yaşamak, başımıza
gelen olayları sabırla karşılamak tavsiye edilen
hususlardandır. Yalan söylemek, kıskançlık dünya
ve mal hırsı, gibi hususlar ise ruhu yıpratıcı
kaçınılması istenen duygulardandır. Ruhu koruma
altına almak için abdest, namaz, oruç tavsiye
edilmiş, Kuran okumanın, dua ve zikirle meşgul
olmanın Ruhu sükûnete erdireceği ifade edilmiştir.
Stresten, korku ve üzüntülerden kurtulmanın en
temel yolu Allaha İmandır. İnançlı bir kalp huzur
içerisindedir. Zira imanlı olan insan, Allah’ın
kendisini asla zorluklar içerisinde çaresiz
bırakmayacağına, hiçbir zaman ona gücünün
yetmediği şeyler yüklemeyeceğine başına bir sıkıntı
geldiği zaman da kendisini yalnız bırakmayıp
destekçi olunacağına inanır ve güvenir.
Değerli Mü’minler!
Sağlığımızı olumsuz yönde etkileyecek
davranışlardan sakınmak ne denli önemli ise,
hastalanınca tedavi olmak da en az onun kadar
önemlidir. Bu bakımdan sevgili Peygamberimiz
(s.a.v): “Allah (c.c.) verdiği derdin şifasını da
verir”3 “…Öyleyse tedavi olun”4 buyurarak hasta
olan kişilerin tedavi olmalarının dini bir görev
olduğunu hatırlatmıştır. Geliniz, güzel dinimizin
ilke ve prensiplerini Allaha kulluk bilinciyle
hayatımızda tatbik edelim. Sağlıklı toplumun
sağlıklı bireylerden oluştuğunu asla göz ardı
etmeyelim. Sağlıklı birey ve toplum için sağlık
kurallarına, bu konudaki uyarı ve önerilere kulak
verelim. Unutmayalım ki, insanlara hayat verecek,
onları maddeten ve manen sağlıklı ve diri tutacak,
gönülleri manevi ölümden kurtaracak iksir, Allah ve
Resulünün emir ve yasaklarına bağlılıktır. Hutbemi
bu hakikati en güzel şekilde vurgulayan bir ayet
mealiyle bitiriyorum. “Ey iman edenler! Allah ve
Resulü size hayat verecek şeylere çağırdığı
zaman, o çağrıya uyun ve bilin ki, Allah kişi ile
kalbi arasına girer. Yine bilin ki onun
huzurunda toplanacaksınız.”5
Hazırlayan : Kamil ÇİÇEK
Alacamescid Camii, Müezzin-Kayyımı
GÖNEN / ISPARTA
Redaksiyon:İl İrşat Kurulu
3
1
Nahl Suresi, 18.ayet
2
Bakara Suresi,195.ayet
İbn-i Mace “tıb”1
Ebu Davud “tıb” 11
5
Enfal Suresi, 24.ayet
4
İLİ
TARİH
:ISPARTA
:11/04/2014
SALİH AMEL VE SADAKA-İ CARİYE
Muhterem Mü’minler!
“Salih amel”; iyi, doğru, hayırlı ve faydalı iş
anlamına gelir. Allah’ın razı olacağı güzel işler
yapmak demektir. Kötü amel ise bunun zıddıdır.
Kur’an’ı Kerim’in birçok yerinde iman ile sâlih
amel yan yana zikredilmiştir. Buradan hareketle
iman etmeden sâlih amelin bir kıymetinin
olmayacağı; sâlih amelsiz imanın da yetersiz
kalacağı sonucuna varılabilir. İnsanların dünya ve
ahiret mutluluğunu hedefleyen dinimiz, bu gayenin
gerçekleşmesi için çalışmayı temel kural olarak
getirmiştir. Gayret göstermeden başarı elde etmenin
mümkün olmadığını ilan eden Kur’an-ı Kerim,
temel ibadetlerin yanında, çalışmayı da ibadet
kapsamında ele alarak yararlı işler yapmanın
önemini vurgulamıştır. Böylece, insanın Yüce
Allah’a kulluğu, tek bir şekil, belirli zaman ve
mekanla sınırlandırılmamış, ibadetin, Yaratıcı ile
insan arasında hiç kesilmeyen bir bağ ve hayatın her
anını kuşatan davranışlar bütünü olduğu
belirtilmiştir. Öyle ki, kişinin mü’min kardeşinin
yüzüne tebessümle bakması bile salih bir amel
olarak nitelendirilmiştir.
Değerli Mü’minler!
İbadet kapsamında ele alınan salih amel,
Yüce Yaratıcı’nın hoşnutluğunu kazanmak için
yapılan fert ve topluma yararlı her iştir. Kur’an-ı
Kerim’de "Muhakkak ki iman edip salih amel
işleyenler, yaratılanların en hayırlısıdırlar.6"
"Erkek veya kadın, kim mü’min olarak faydalı
işler yaparsa, elbette ona hoş bir hayat
yaşatacağız
ve
karşılığını,
yapmakta
olduklarının en güzeli ile vereceğiz."7 ayet-i
kerimeleriyle faydalı işler yapan kişiler övülmüştür.
"İman edip salih amel işleyenleri iyilerin arasına
koyarız."8 ayetiyle de, faydalı işler yapanların
iyilik ehli oldukları bildirilmiştir. Bakara Suresinin
177. ayetinde ise, gerçek iyilik ehline tavsiye edilen
salih amellerin çerçevesi şöyle çizilmektedir:
“Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik
değildir. Gerçekte iyilik, Allah'a, ahiret gününe,
meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden;
mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara,
yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyipdilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren;
namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve söz
verdiğinde sözünde duranlar ile; zorda,
hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda
sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte
bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da
bunlardır.”9
Değerli Kardeşlerim,
İnsana gerçek değeri kazandıran ilim, fikir
ve kültüre hizmet etmek tüm hayatı kuşatan ve
renklendiren en kıymetli ibadetlerdendir. Hayatı
salih amelin en güzel örnekleriyle dolu olan sevgili
peygamberimiz, insan yetiştirmeyi, ilme ve
insanlığa hizmet etmeyi, sevabı hiç kesilmeyen
salih ameller olarak nitelendirmiştir. Konuyla ilgili
bize ışık tutan bir hadis-i şeriflerinde Allah Rasulü,
şöyle buyurmaktadır: "İnsan ölünce ardından
amel defteri kapanır. Ancak üç şey müstesnadır
ki onlar sebebiyle kişiye iyilik yazılmaya devam
eder. Bunlar: sadaka-i cariye; istifade edilen ilim
ve kişinin ardından duacı olacak salih bir
evlâttır."10
Muhterem Kardeşlerim!
Dünya hayatı ahirete nispeten çok az
kaldığımız bir imtihan salonudur. Rabbimizin
hoşnut güzel olacağı işler yaparsak vatan ve
milletimiz bundan güzel faydalanacaktır. Bizler bu
dünyadan göçüp gitsek bile geride bıraktığımız
güzel iş ve eserler bizleri ahirette mesut edecektir.
Hutbemizi bir ayet-i kerime meali ile
tamamlayalım. “Mü’min olarak erkek veya kadın
her kim salih ameller işlerse işte onlar cennete
girerler ve zerre kadar da haksızlığa
uğratılmazlar.”11
Hazırlayan
Redaksiyon:İl İrşat Kurulu
6
9
7
10
Beyyine, 98/7
Nahl, 16/97
8
Ankebût, 29/9
:Osman PALA
Yeni Camii İmam Hatibi
Gönen/ ISPARTA
Bakara Suresi, 177
Sahih-i Müslim, 14
11
Asr Suresi, 1-3
İLİ
TARİH
:ISPARTA
:18/04/2014
HAYATIMIZI HZ.PEYGAMBERİN SÜNNETİ
İLE ŞEKİLLENDİRMEK
Muhterem Mü’minler!
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e “anam
babam sana feda olsun Yâ Rasulellah” diye hitab
eden, O’na yardım hususunda vatanlarından,
mallarından, evlatlarından ve canlarından vaz geçen
Sahabe-i Kiram, sünnet-i seniyye’yi en güzel
şekilde anlayıp, yaşamışlar; onları tanıyan Tabi’în
ve Tebe-i Tabi’in ise sünnet-i seniyyenin nakli
hususunda muazzam gayretler göstererek büyük
hizmetler yapmışlardır.
Bu nedenle Cenabı Hakkı’n, mensubu
olmakla bizleri şereflendirdiği Yüce Dinimiz İslam,
insanların ve cinlerin hem dünyada hem de ahirette
saadet ve selameti için gönderilmiştir. Yüce
kitabımız Kur’an-ı Kerim, bu saadet ve selametin
nasıl elde edileceği hususunda bizlere en doğru yolu
göstermiş; O’nu bize tebliğ eden Peygamber
Efendimiz (s.a.v.), hayatının her safhasında, bizler
için “en güzel örnek” olmuştur.
Değerli Kardeşlerim!
Sünnet; Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in
söz, fiil ve takrirleridir. Kur'an-ı Kerim’i tefsir edip
açıkladığı için edille-i şer’iyyenin ikincisidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ahlakı hakkında
sorulan soruya Hz. Aişe (r.a) Validemiz; “Sen
Kur’an okumuyor musun? O’nun ahlakı Kur’an
idi”12 buyurarak cevap vermişlerdi. Elbette ki
Kur'an-ı Kerim’in hükümlerini en iyi anlayan ve en
güzel şekilde tatbik eden Peygamber Efendimiz
(s.a.v.)’dir. Bu sebeple İslam’ı güzelce yaşayıp
hakiki iman ile bu alemden ayrılmak isteyen herkes
sünnet-i Rasül’e sımsıkı sarılmak durumundadır.
O’nun sünnet’ine uymanın önemi birçok ayet-i
kerime ve hadis-i şeriflerle ifade edilmiştir. Buna
işaret ederek Cenab-ı Hak Nisâ Suresi’nin 80.
ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor: “Kim
peygambere itaat ederse, muhakkak Allah’a
itaat etmiştir.” Ve Al-i İmran suresi 31.ayet-i
kerimede: “Habîbim
de ki, eğer Allah’ı
seviyorsanız bana tâbî olun ki Allah da sizleri
sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” buyuruluyor.
Aziz Kardeşlerim !
“Allah’ı sevmek için; Allah’a teslim olan ve
O’nun emirlerini tebliğ eden Hz. Peygamber
12
Sahih-i Müslim, cild 1, sayfa 513, hadis 139
(s.a.v.)’e muhalefet etmemek, onun gibi ihlas ile
Allah’a teslim olarak onun emirlerine boyun eğmek
ve onu örnek almak gerekir. Bunun aksi ‘ben
Allah’ı severim amma emrini dinlemem; onun
sevdiğini sevmem; onu sevenleri, onun yolunu
göstermek üzere gönderilenleri sevmem; onlara
benzemek istemem’ demektir. Fakat Rasülullah’a
tâbî olmamak, Allah’ı sevmemek, Allah’ın gufran
ve rahmetinden mahrum kalmaktır”13
Yüce Rabbimiz ;“Andolsun ki Rasülullah
(s.a.v.)’de, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı
ümid edenler ve Allah’ı çok zikredenler için
güzel bir numune vardır”14 mealindeki ayet-i
kerimle, Hz. Muhammed’in, her noktada insanlık
alemi için en güzel örnek olduğu ifade etmiştir.
Sünneti’nin önemini ifade eden bir hadis-i
şerifte: Hz. Peygamber “Size iki şey bırakıyorum.
Onlara sıkı sarıldığınız müddetçe yolunuzu
şaşırmazsınız; Allah’ın kitabı ve Rasülü’nün
sünneti”15 buyurmuştur. Bu hadis-i şerif’i rivayet
eden İmam-ı Mâlik, Hz. Peygamber’in Sünneti’ni
Nuh (a.s.)’ın gemisine benzetmiş ve bu durumu
“Ona binen kurtulur, binmeyen ise boğulur”
şeklinde özetlemiştir.16
Kıymetli Kardeşlerim!
Tâbiîn müfessirlerinden Dahhâk İbn-i
Müzâhim de sünnetin önemini şu şekilde ifade
etmiştir.: “Dünyada sünnet, ahirette cennet
gibidir. Zira Ahiret’te cennete girenler, dünyada
ise sünnete sarılanlar kurtulur”17
İmam-ı Rabbânî (k.s) de, Mektûbât-ında
sünnete tabi olmanın öneminden defalarca
bahsetmiştir. Bu mektuplarından birinde konuyu:
“İş, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e kamil
manada tâbî olabilmektir. Sıddıkların arzusu da
budur. Sünnet’e bağlılığın dışındaki şeyler ise
batıl ve fasit hayallerdir.”18 İfadeleriyle dile
getirmişlerdir.
Değerli Müminler!
Hutbemi bir hadis-i Şerif meali
ile
bitiriyorum:“Dinin elden çıkışı sünnetin terki ile
başlar. Halat nasıl lif lif kopup parçalanırsa, din
de sünnetin birer birer terkiyle ortadan
kalkar.”19
Hazırlayan:Mehmet MEMİŞ
Merkez Camikebir Cami-İmam-Hatibi
Şarkikaraağaç/Isparta
Redaksiyon:İl İrşat Kurulu
13
Elmalılı, Hak Dini, Kur'ân Dili, cild 2, sayfa 1076
Ahzab Suresi, ayet 21
15
İmam-ı Mâlik, Muvatta’, Kader 3
16
Suyûtî, Miftâhu’l-Cenne, sayfa 53-54
17
Kurtubî Tefsiri, cil 13, sayfa 365
18
Mektûbât-ı Şerîfe, cild 1, mektup 205
19
Sünen-i Dârimî, Mukaddime, 16
14
İLİ
TARİH
:ISPARTA
:25/04/2014
İBADET İKLİMİ ÜÇ AYLAR
Muhterem Müslümanlar!
Recep ayı ile başlayan, Şaban ayı ile devam
eden, rahmet ve bereket ayı Ramazan ile sona eren
3 ayların saadet gölgesi üzerimize düşmüş
bulunuyor. Bu aylar imandan gelen bir heyecanla
ibadet hayatımızın daha canlı tutulduğu, feyizli,
bereketli bir zaman dilimidir. Recep ayında, Regaip
ve Miraç, Şaban ayında Berat, Ramazan ayında da
Kadir gibi dört ayrı mübarek ve feyizli gece
bulunmaktadır. Bu geceler üç ayların manevi
atmosferinin bereketli ve hikmetli yıldızları gibidir.
Nitekim Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bu aylarda
daha çok ibadet eder ve “Allah’ım Recep ve
Şaban’ı hakkımızda mübarek kıl, bizi
Ramazan’a kavuştur.”20 diye dua ederdi.
Aziz Müslümanlar!
Duaların Allah’a arz edilmesi, pişmanlık
gözyaşlarıyla
günahların
silinmesi,
yapılan
ibadetlere verilen sevabın katlanması bakımından
üç aylar büyük bir fırsattır. Bu günlerde nefis
muhasebesi yapılmalı, ana sermayemiz olan
ömrümüzün nerede tüketildiği gözden geçirilmeli,
amel defterimize neler yazıldığı, mahşer günü
kurulacak büyük mahkemenin tek hâkimi Yüce
Allah’ın hakkımızda nasıl bir hüküm vereceği
düşünülmelidir. Çünkü Yüce Rabbimizin ikram
ettiği bu dünya hayatını ibadet ve taatla
değerlendirmeyenlerin o gün pişman olacaklarını
ve: “Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp
gönderseydim!”21 diyeceklerini, Kuran-ı Kerim
bize haber veriyor. Bir başka ayette ise Yüce Allah,
ahiret için hazırlık yapmamızı emrederek şöyle
buyuruyor. “Ey iman edenler! Allah’tan korkun,
herkes yarına ne hazırladığına baksın. Allah’a
karşı gelmekten sakının, çünkü Alllah
yaptıklarınızdan haberdardır. Allah’ı unutan ve
bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini
unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar
yoldan çıkan kimselerdir”22
Değerli Müslümanlar!
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) “Yedi şey
gelmeden önce ibadetleri yerine getirmede acele
ediniz! İnsana her şeyi unutturan fakirlik,
taşkınlığa götüren zenginlik, sağlığı bozan
hastalık, takati kesen yaşlılık, hayatı sona
erdiren ölüm, beklenilen ve ne zaman çıkacağı
fark edilmeyen büyük şer ve çok ürpertici ve çok
acı bir gün olan kıyamet.”23 buyuruyorlar.
İdrak edeceğimiz 3 aylar ve mübarek geceler
öncelikle Rabbimize, ailemize, milletimize ve
ülkemize karşı görev ve sorumluluklarımızı
hatırlatmalı, hatalarımızdan ve günahlarımızdan
tövbe etmemize vesile olmalıdır. Nitekim Yüce
Allah, engin rahmetine sığınıp, tövbe etmemizi
şöyle talep etmektedir. “(Ey Muhammed!) De ki:
Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım!
Allah’ın Rahmetinden ümidinizi kesmeyin,
doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar.
Çünkü O bağışlayandır, merhamet edendir.”24
bu aylarda büyüklerin gönülleri alınmalı, eş ve
dostlarımızın hatırları sorulmalı, garipler aranıp
sofralarımıza davet edilmeli, yetimler gözetilmeli,
yardıma muhtaç kimselere yardım edilmelidir.
Aramızdaki kırgınlıklar, dargınlıklar, şahsi çıkar
hesapları bir tarafa bırakılmalı, hoşgörü, kardeşlik
ve birlik içerisinde olunmalıdır.
Kıymetli Müslümanlar!
30 Nisan Çarşamba günü Recep ayının
başlangıcı, 1 Mayıs Perşembe gecesini 2 Mayıs
Cuma gününe bağlayan gece Regaip Kandilidir. 28
Haziran Cumartesi günü Ramazan ayının
başlangıcıdır. Bizi böyle feyizli ve bereketli, zaman
dilimine ulaştıran Yüce Mevla’ya hamdolsun. Bu
mübarek günlerin kıymetini bilerek yaşayan dürüst
ve erdemli kullarından olmayı cümlemize nasip
eylesin.
Hazırlayan: Yaşar SARIKAYA
Merkez Yakaören Köyü Bahçeli Evler
Camii İ.H. ISPARTA
Redaksiyon:İl İrşat Kurulu
20
Ahmet B.HANBEL, 1/259.
Fecr, 89/24.
22
Haşr, 59/18-19.
21
23
24
Tirmizi, Zühd, Nr. 2306.
Zümer, 39/53.
Download

İLİ - Isparta İl Müftülüğü