YENİ
CEZA YASALARI
KAPSAMINDA
HEKİM
SORUMLULUĞU
DOÇ. DR. MAHMUT AŞIRDİZER
CBÜ TIP FAKÜLTESİ
ADLİ TIP ANABİLİM DALI BAŞKANI
 Sorumluluk hukukun vazgeçilmez bir unsurudur ve toplum
düzeninin
sağlanabilmesi
için
mutlaka
düzenleyen bazı kuralların olması gerekir.
sorumlulukları
 Hukuksal
sorumluluğa aykırı davranışlar veya başka bir
tanımlama ile ceza hukukunda yasaklanan eylemlerin yapılması
suç olarak nitelendirilir ve cezai yaptırımları beraberinde getirir.
 Ceza ise toplumun suçlulara karşı korunması, suçluların ıslah
edilmesi ve cezalandırılmasının yanı sıra, bireyin daha fazla
hata yapmasının ya da diğer bireylerin aynı hataya
sürüklenmelerinin önünde caydırıcı bir rol oynar.
 Hekimlik
eski çağlardan günümüze ulaşan en eski
mesleklerden biri olup; MÖ 1700 yıllarında bile Hammurabi
Kanunları
aynı
zamanda
hekimlerin
hakları
ve
yükümlülüklerini belirleyerek, hastasını öldüren veya
yaralayan hekimin sorumluluklarını ortaya koymuştur.
 Günümüzde, hekimlik uygulamalarının sınırları, gerek ulusal,
gerekse uluslararası düzeyde bir çok yasa ve yönetmelikle
belirlenmektedir.
 Hekim,
hukuk devleti ilkesinin gereği olarak mesleki
uygulamasından hukuk prensipleri önünde sorumludur.
Hekimlerin
kendileriyle
ilgili yasaları ve
yaptırımları
bilmemeleri, onları sorumluktan kurtarmaz.
 Türk Ceza Kanununun 4. maddesine göre;
 “CEZA YASALARINI BİLMEMEK, MAZERET DEĞİLDİR”.
HEKİMLERİN
CEZA YASALARI
KARŞISINDAKİ
SORUMLULUKLARI
NELERDİR?
Ratio est legalis anima; mutata legis ratione mutatur et lex.
Hukukun ruhu sebeptir. Hukukun sebebi değişince, Hukuk da değişir
HEKİMLERİN
SORUMLULUK ALANLARI

Tanı koyucu, tedavi edici ve önleyici hekimlik ile ilgili görev
ve sorumluluklar,

Hizmetin niteliğinden kaynaklanan ve idari hekimlik ile ilgili
görev ve sorumluluklar,

Adli hekimlik hizmetleri ile ilgili görev ve sorumluluklar.
HASTA-HEKİM İLİŞKİSİNDE
HEKİM TUTUMU
 Hekim, “HASTA HAKLARI YÖNETMELİĞİ” nde belirtilen
hasta haklarını tedavi süresinde uygulamakla görevlidir.
 Hekim, acil vakalar hariç, hastasını bizzat muayene etmeden
tedavisini başlatamaz.
 Her
hasta
muayenesinde
muayene
uygulanabileceği kadar süre ayrılır.
protokolünü
 Hekim, savcılıklar ve mahkemeler dışındaki mercilerden
gelen cinsel ilişki, tutuklu ve hükümlü muayene isteklerini
dikkate alamaz.
 Hekim, hastasına tam bir tarafsızlık içersinde yaklaşmalıdır.
 Sağlık hizmetinin sunumunda, kişiler arasında dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve sair
gerekçelerle ayırım gözeten hekim hakkında ceza
kovuşturması yapılacaktır (TCK 122/b).
 Hasta alacağı hizmet bedeli ile ilgili bilgi alabilir.
 Hastadan talep edilecek ücret, Türk Tabipler Birliğinin
belirlediği taban ücretin altında olamaz.
 Hekimin hizmetlerinin karşılığı olan ücreti ödemek hastanın
sorumluluğundadır.
 Hekim, hastanın maddi durumu ne olursa olsun, kesin
zorunluluk olmadıkça pahalı ilaçlar ve yöntemler öneremez,
hastaya gereksiz harcamalar yaptıramaz ve yararı
olmayacağını bildiği bir tedaviyi veremez.
 Hizmet bedelini ödemekten imtina eden hastaya, usulüne
uygun olarak tanzim edilen hizmet faturası taahhütlü
mektupla yollanır.
HASTA-HEKİM
İLİŞKİSİNİN BAŞLAMASI
 Hekimin mesleki sorumlulukları, hastayı kabul etmesi ile başlar.
 Hekim, normal durumlarda başvuran her hastayı hastası kabul
etmek zorunluluğunda değildir.
 Hekim, kendisine başvuran hastayı hastası olarak kabul
etmemesi halinde durumu kendisine uygun bir şekilde
bildirir ve mümkünse kendisini hasta olarak kabul
edebilecek asgari iki meslektaşının isim ve adreslerini
sağlar.
 Hekim, hastayı hastası olarak kabul etmeme sebeplerini
açıklamak zorunda değildir ancak sorulduğunda tıbbi etik
çerçevesinde cevap vermek durumundadır.
 Yatırılan hastanın ilk 24 saat içinde anamnezi alınır.
 Tabipten başka kimse anamnez alamaz.
 Yatan her hastanın ilk muayenesi ilgili tabiplerce hemen
yapılıp her türlü laboratuar incelemesi ve tetkikleri mümkün
olan en seri şekilde yapılarak sonuçları müşahede
kağıtlarına yazılır.
 Kendisine
müracaat eden hastaların anamnez ve
müşahedelerini diğer kişilere bırakan hekimler görevi ihmal
etmiş sayılır (YTKİY 72.madde).
HASTA-HEKİM
İLİŞKİSİNİN SONLANMASI
 Hekim ile hasta ilişkisi, hekim tarafından hastasının iyileştiği
kanaati edinilip, hastasına açıklanana kadar devam eder.
 Tedavisi sürmekte olan hastanın sorumluluğundan ancak bu
sorumluluğu alacak bir başka hekimin bulunup, bütün bilgilerin
kendisine devredilip, tıbbi yanlış uygulamaya meydan
vermeyecek bütün tedbirler alındıktan sonra, çıkılabilir.
 Hastanın hekimin sorumluluğundan kendi isteği ile çıkmak
istemesi veya doğrudan çıkması üzerine, hastaya tedavisinin
mevcut durumu ve hastalığın seyri hakkında bilgi verilerek bir
başka hekim tarafından tedavisinin gerekiyorsa devam etmesi
doğrultusunda öneride bulunulur, talebi halinde asgari birkaç
muadil olabilecek hekim isim ve adresi sağlanır.
 Yapılan işlemler hasta dosyasına eksiksiz kaydedilir.
 Kendi isteği ile sorumluluktan çıkmak isteyen hastaya, sözlü
verilen bilgilere ek olarak yazılı olarak da adresine tebliğ ve bu
dokümanın hasta dosyasında saklanması önerilir.
 Hekiminden ayrılan hasta ile ilgili hekime sonradan ulaşan her
türlü test sonuçlarının birer örneği, hastanın adresine iadeli
taahhütlü mektupla yollanır ve asılları ise hasta dosyasında
saklanır.
 Yataklı tedavi kuruluşundan taburcu edilecek hasta ise taburcu
edileceği gün hekim tarafından fizik muayene edilerek bulgular
hasta dosyasına işlenir.
 Rutin
taburcu laboratuar testleri ve filmleri çekilen
hastalarda, bu dokümanlar incelenir ve taburcu olmaya mani
bir tereddüt olmadığı tespit edilmelidir, varsa taburcu işlemi
ertelenir.
 Taburcu olma sonrası evinde tedavisine devam edecek hasta
için taburcu günü yapılan muayene sonrası müdavi hekim
yazılı bir tedavi planı (reçete, diyet önerileri gibi) hazırlayarak
hastaya verir ve dosyasına kayıt eder.
 Hastaneden taburcu olan hastaya düzenlenecek taburcu
raporu (epikriz) içeriği hekimin sorumluluğundadır. Epikriz,
hastanın muayenesini takiben hastalığın standart tıbbi
tedavisini ve hastanın genel durumunun değerlendirilmesi
sonucu hastalığın teşhisini, yapılan müdahalenin detaylarını,
planlanan tedavisi ile ilgili ilaçları içerecek şekilde
düzenlenir. Epikrize gerçek durumun dışında hiçbir şey
eklenemez, çıkarılamaz. Epikrizin bir örnek aslı hastaya
verilirken bir örneği de hasta dosyasında saklanır.
ACİL DURUMLARDA
HEKİM-HASTA İLİŞKİSİ
 Acil durumlarda sağlık çalışanlarının hastayı kabul etmeme
yetkisi yoktur. Bu durumlarda sağlık çalışanı hasta ilişkisi,
sağlık çalışanının hastayı görmesi ile başlar.
 Acil durumlarda hekim mesleki yetkisi çerçevesinde gerekli
tedaviyi mevcut imkanlar nispetinde sağlar, sorumluluğu
hastayı acil durum ile ilgili yetkili uzmana teslim etmek şartıyla
son bulur.
 Acil durumlarda vasıta sağlanması, vakaya en uygun yeterli
donanıma sahip sağlık merkezinin bilgilendirilmesi, nakil
esnasında taşıma şeklinin tayini, refakat ve sorumluluğu alacak
uzmanın bilgilendirilmesi dahil hiçbir husus hasta veya 3 üncü
kişilere bırakılamaz.
 Acil durumlarda hekim tarafından hastaya yapılan tüm
işlemler ve tedaviler ile ilgili kayıt tutulur.
 Acil durumlarda, önemli dikkatsizlikler ve ihmaller tıbbi
yanlış uygulama olarak değerlendirilir.
 Hekim, hastane ortamında yetkili diğer bir hekimin hastayı
devraldığından emin olmadan veya acil durum ortadan
kalkmadan ve hastayı izlemeye almadan sorumluluktan
kurtulamaz.
 Eski ceza yasamızda olduğu gibi yeni ceza yasasında da tıbbi
yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmeme fiili suç sayılmıştır.
 Eğer hekim, yaralı, hasta ya da yaşlı olması nedeniyle kendini
idare edemeyen birisine yardım etmezse yardım ve bildirim
yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden ötürü bir yıla kadar
hapis, ölüm meydana gelmişse bir yıldan üç yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır (TCK 98).
 Bir hekim, bölgede tek hekim olmasına rağmen, yaralı şahsa
müdahale etmeyerek ölümüne yol açarsa, olası kast ile ölüme
yol açma veya kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi
suçlamaları ile yargılanır (TCK 83).
 Gerekli tedbirlerin alınmaması veya tedavinin başka hekime
bırakılmadan yarıda kesilmesi dolayısıyla hastanın ölmesine
neden olan hekim, özen ve dikkat eksikliği nedeniyle ölüme
neden olma suçlamaları ile yargılanır (Hususi Hastaneler
Kanunu 72).
ACİL BİR HASTA VE YARALININ
HASTANEYE KABUL EDİLMESİ VE YATIRILMASI GEREKİR.
 Acil vakalara gereken tedavi, ameliyat ve yardım derhal
yapılmalıdır. Gelen hasta gönderilir ve o kişi bu travma ya da
olay sonucu ölürse yatırmayan hekim sorumludur (YTKIY
57).
 Poliklinik saatleri dışında sadece ağır ve acil vakalar kabul
edilir, ağır, acil ve adli vakaların kuruma müracaat saatleri
mutlaka yazılır (YTKIY 12).
ACİL BİR VAKANIN
HASTANEDE BOŞ YATAK BULUNMADIĞI YA DA BAŞKA
HASTANELERDE DAHA İYİ TEDAVİ İMKANLARI OLDUĞU
GEREKÇESİ İLE GERİ ÇEVRİLMESİ DOĞRU DEĞİLDİR.
 Sağlık
kurumları 200
yataklarının %3 ünü,
yatak
kapasitesine
kadar
olan
 200 yatak kapasitesinin üstünde ise her 50 yatak için 1
yatağı sevkle gelecek acil hastalar için boş tutmak
zorundadır.
 Sevkle gelen hastalarla bu yataklardan biri dolduğunda bile,
konu 112 Acil Yardım
bildirilmelidir.
Komuta Kontrol Merkezi’ ne
TIBBİ KAYITLAR
 Resmi
veya özel sağlık kurumlarında çalışan hekimler
muayene ve sağaltım yaptıkları hastaları ile ilgili kayıtlarını
titizlikle ve ayrıntılı olarak tutarlar. Gerektiğinde hastaları
hakkında adli kurumlarda bilgi vermeye çağırılabilirler.
 Kayıtlarda, hastanın kimlik bilgileri, klinik ve sistem muayene
bulguları, ön tanılar, yaptırılan konsültasyon ve laboratuar
tetkiklerinin sonuçları, konulan tanı, başlanılan ve sürdürülen
tedavi, hastanın klinik seyri kısaltmalardan ve jargonlardan
kaçınılarak, ayrıntılı olarak belirtilir.
 Hasta ile ilgili tıbbi kayıtlar müdavi hekimin malıdır.
 Hekimin bağlı bulunduğu sağlık birimi bulunması halinde, bu
kayıtların muhafaza sorumluluğu hekimin çalıştığı sağlık
kuruluşunundur.
 Hasta tıbbi tedavi kayıtlarının (film dahil) asılları olmamak üzere
birer örneğini alabilir.
 Yasal zorunluluk olmadıkça, tıbbi bilgileri başkasına verilemez.
 Hastanın
sağlık ödemeleri sadece tedavi harcamalarını
karşıladığından, kendisine verilecek kayıtların gerçek bedeli
kendisinden istenir.
 Tıbbi kayıtlar, test sonuçları, mektuplar, filmler ve hastanın
tedavisi ile ilgili bütün bilgiler, tedavinin sonlanmasından
itibaren 5 (beş) yıl saklanır.
 Kayıtların
düzenli tutulmaması ve saklanmaması, ilerde
çıkabilecek malpraktis iddiaları karşısında hekimi savunmasız
bırakacağı gibi görevi ihmal suçunu oluşturacaktır.
MESLEK SIRRINI
SAKLAMA SORUMLULUĞU
 Hekim ile hasta arasındaki mesleki ilişkiden doğan bilgiler
gizlidir.
 Hasta
ile ilgili tıbbi kayıtlar, test sonuçları, hatırlanan
konuşmalar, olaylar ve tedavisi ile ilgili bütün bilgi ve belgeler
hasta veya kanuni temsilcisinin yazılı izni olmadan açığa
vurulamaz.
 Hastanın dışında bilgi verilebilecek kişileri hasta kendisi belirler.
 Hasta,
hastalığı
konusunda
bilgilendirilmesini
şahsen
istemediğini yazılı olarak bildirirse, hekimin bilgi vermesi
gerekmez.
 Hastanın bilinci yerinde ise hasta ile ilgili bilgiler kendisinden
izin alınmadan hastanın aile bireylerine dahi verilemez.
 Dikkatsizlik veya önlem almama gibi nedenlerle sırrın
başkası tarafından öğrenilmesi hekimin cezalandırılmasını
gerektirmese de hekimi açılabilecek tazminat davaları
karşısında hukuki olarak sorumlu kılacaktır.
 Sırrın geçerli olmayan nedenlerle açıklanması ise, suç
oluşturur.
 Olgu tartışmaları, konsültasyonlar gibi hekimin hekime bilgi
vermesi, hastane protokol defterine kayıt yapılması gibi
durumlarda, kendileri de meslek sırrı ile bağlı olanlara sırrın
açıklanmasının suç olmadığı bildirilmektedir.
 Hekim, hastanın kimlik bilgilerini saklı tutmak şartı ile tıbbi
kayıtları yapacağı bilimsel araştırmalarda kullanabilir.
 Hekim, hastası ile ilgili hastanın kimlik bilgilerinden isim,
soyadı ve adresini kullanmadan yayın yapabilir. Kimliğinin
tanınabileceği şekilde (yüz ve boy fotoğrafı gibi) resimlerin
kullanılabilmesi için hastanın bilgilendirerek yazılı izni alınır.
 Hekim,
 Hastasının açık rızası bulunması durumunda;
 TCK’ nun 280. maddesi kapsamında, öğrendiği sırrın bir suç
oluşturması durumunda;
 UHK’
nun 57 ve 58. maddelerinde
hastalıkların ihbarı durumunda;
tanımlanan
bulaşıcı
 CMK’ nun 46. ve HMUK’ nun 245. maddesi hükümlerine göre,
tanıklık durumunda, tanıklıktan çekinilemeyecek durumlarda;
 Verdiği
raporun gerçeğe uygun olmadığı
(çaresizlik durumu) gerçeğin kanıtlanması için;
 meslek sırrını açıklayabilir.
ileri
sürülürse
 Hukuki konularda da hekimler kişinin rızası olmaksızın
meslek sırrını açıklayamazlar.
 “Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların
yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları
mensupları, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların
yakınları
hakkında
öğrendikleri
bilgileri
nedeniyle
tanıklıktan çekilebilirler ancak ilgilinin rızasının varlığı
halinde, tanıklıktan çekinemezler” (CMK 46).
 Meslek sırrının açıklanmasına verilecek ceza eski yasada 3
aya kadar hapis iken, yeni ceza yasasında 137/b
maddesindeki artırım nedeniyle 2 yıldan 6 yıla kadar hapis
cezasıdır.
 Görüleceği üzere, hastanın mahremiyetinin ihlali, eskiye
oranla oldukça ağır bir yaptırıma bağlanmış bulunmaktadır.
SUÇLARIN İHBARI
 Tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire sağlık hizmeti veren
diğer kişiler, görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği
yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu
yetkili makamlara bildirmezler veya bu hususta gecikme
gösterirlerse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar
(TCK 280).
 Bu nedenle, acil servise veya sağlık ocağına müracaat eden;
 Tüm ateşli silah, patlayıcı madde, kesici, kesici-delici, delici,










kesici-ezici ve ezici alet yaralanmaları,
Tüm trafik, ev ve iş kazaları,
Tüm zehirlenmeler (gıda zehirlenmeleri dahil),
Tüm yanıklar,
Tüm elektrik ve yıldırım çarpmaları,
Tüm çocuk ve kadın istismarından şüphelenilen durumlar,
Tüm asfiksi olguları,
Tüm cinsel saldırı ve cinsel istismarlar,
Aile içi şiddet,
İşkence iddiaları,
Tüm zorlamalı (kaza, intihar,cinayet orijinli) ve şüpheli
ölümler
 adli olgu olarak değerlendirilip, ilgili makamlara yazılı ya da
sözlü olarak bildirilmelidir.
 Bir ölümün doğal nedenlerden meydana gelmediği kuşkusunu
doğuracak bir durumun varlığı veya ölünün kimliğinin
belirlenememesi halinde; sağlık işleriyle görevli kişiler, durumu
derhâl Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekle yükümlüdür. Bu
durumdaki ölünün gömülmesi ancak Cumhuriyet savcısı
tarafından verilecek yazılı izne bağlıdır (CMK 159).
 Suçlara dair ihbarlar sözlü veya yazılı olarak Cumhuriyet
Savcılığına veya kolluk makamlarına (Polis ve Jandarma
Karakolları) yapılabilir.
 Sözlü ihbarlar üzerine tutanak düzenlenmesi gerekmektedir.
(CMK’ nun 158. maddesi)
 Adli soruşturmayı gerektiren bir olayda, ölen kişiye keşif ve
otopsi yapılmadan gömülmesine izin verme, “görevi kötüye
kullanma”, “sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi”,
“suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme”; “suçluyu
kayırma” suçlarını oluşturacaktır
 Tıbbi yanlış uygulama olabilecek fiillerden birini veya
birkaçını sürekli veya zaman zaman yapan sağlık çalışanına
şahit olan hasta, hasta yakınları ve diğer sağlık çalışanı
veya çalışanları; yanlış uygulamanın çeşit ve niteliklerini,
yapılma zamanını, yapan çalışan/çalışanları yazılı olarak
sağlık kuruluşu idaresine veya Bakanlığa bildirir.
 Yanlış uygulamayı bilerek gerekli tedbirleri almayan ve
idareye bildirim yapmayan çalışanlar ve amir konumundaki
sağlık çalışanı, doğacak sonuçtan kusurları ölçüsünde
birlikte sorumlu olurlar.
AYDINLATMA VE RIZA
SORUMLULUĞU
 Hekim, hastasının sağlığı ile ilgili her türlü tedavi ve girişimi,
hastayı bilgilendirerek ve iznini alarak yapabilir.
 Bilgilendirerek izin alma, yazılı veya sözlü olabilir. Hastanın
hayatını riske sokacak tedavi yöntemleri ve girişimlerden önce
bilgilendirerek alınacak izin, YAZILI OLMALIDIR.
 Mümkün oldukça, alınacak rıza, hastanın belirtilen tedavinin
risklerinin anlatıldığına ve tedaviyi kabul ettiğine dair hastanın
kendi el yazısı ile yazılmış bölümü içermelidir.
 Kişi rıza belgesini imzalayamayacak halde, ancak bilinci yerinde
ise tutanak yazılıp tanıklara imzalatılmalı; okuma yazması
olmayan ve bu nedenle parmak izi bastırılan hastalarda da,
parmak izinin şahsa ait olduğuna dair tanık imzaları alınmalıdır.
 Hastalar aşağıdaki konularda aydınlatılmalıdır;
 Hastalığın tanısı ve hastanın mevcut durumu,
 Önerilen tedavi yönteminin ne olduğu,
 Önerilen tedavinin hastanın sağlığı için getirebileceği olası
riskler,
 Verilecek ilaçlar ve yan etkileri,
 Hasta tedaviyi reddederse oluşabilecek riskler.
RIZA ALIMI İLE İLGİLİ OLARAK
DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN
GENEL KURALLAR
 Hasta,
hastalığı
konusunda
bilgilendirilmesini
şahsen
istemediğini yazılı olarak veya iki tanık huzurunda (tutanak ile
belgelenmek koşuluyla) bildirirse, hekimin bilgi vermesi
gerekmez.
 Tehlike olasılığının nadir olduğu basit girişimlerde (enjeksiyon,
pansuman, sonda uygulaması gibi), hastanın önceden bilgi
sahibi olduğu hallerde (hastanın sağlık personeli olması ya da
daha önce aydınlatılmış olması gibi) hekimin bilgi vermesi
gerekmez.
 Rıza alınması sırasında kişinin bilinci açık olmalı, iyiyi kötüden
ayırt edebilme ve anlama yetileri yerinde olmalıdır. Temyiz
kudretinden yoksun akıl hastalığı veya akıl zayıflığı olanların,
bilincini yitirmiş ve şuuru kapalı kişilerin, veli veya vasisi
olmayan ve yasal olarak ergin olmayan küçüklerin rızaları
geçerli değildir.
 Hekim,
yasal temsilcinin izin vermemesinin kötü amaçlı
olduğuna kanaat getiriyor ve bu durum hastanın yaşamını tehdit
ediyorsa, durum öncelikle yetkili yargı mercilerine bildirilerek
gerekli izin alınır. Bunun mümkün olmaması durumunda, hekim
kendinden kariyer olarak kıdemli başka bir meslektaşının
konsültasyonuna müracaat eder. Hekim, bu meslektaşı ile aynı
görüşte ise tedaviye başlar, aynı görüşte değil ise üçüncü bir
konsültan hekime müracaat eder ve görüşü olumlu ise tedaviye
başlar. Bütün bu gelişmeler ilgililerin de imzaları alınmak sureti
ile hasta dosyasına kayıt edilerek belgelendirilir.
 Yasal sürelerin üzerindeki kürtajlar, ötanazi, ahlaka, edebe ve
yasalara aykırı operasyonlar (hymenoplasti, hukuken geçerli
mazereti bulunmayan cinsiyet değişikliği ameliyatları gibi) için
rıza alınmış olsa bile hukuken geçerliliği yoktur.
 Rızanın geçerli olabilmesi için; korkutularak, hile ile, maddi veya
manevi baskı ile alınmamış olması gereklidir.
 Aydınlatma sırasında verilen bilgilerin hastanın anlayabileceği
şekilde eğitim, kültürel ve sosyal seviyesine uygun olarak ve
anlaşılabilir şekilde verilmesi gereklidir.
 Acil
durumlarda uygulanacak müdahale şekilleri hekimin
mesleki yetki ve sınırları içerisindedir. Zaman geçirilmeden yasal
temsilci bulunarak, gerekli bilgilendirme sonrası izin alınır. Bu
süreçte yaşanan gelişmeler hasta dosyasına kayıt edilir. Yasal
temsilcinin resmi belge ile yasal yetkileri olduğu kontrol edilir ve
bu yetkinin onaylı örneği hasta dosyasında muhafaza edilir.
 Bilincini yitirmiş veya temyiz kudretinden yoksun ya da veli veya
vasisi olmayan hastaya, acil durumlarda onun sağlığı için tıbbın
gerektirdiği yardımı kusursuz bir müdahale ile sağlayarak tedavi
etmesi halinde, rıza alınmasa da hekim sorumlu tutulamaz.
HUKUKEN RIZA ARANMAYACAK DURUMLAR
 Basit tıbbi müdahaleler (örtülü rıza),
 Kişinin bilinçli olmadığı ve yakınlarına ulaşılamadığı acil






girişimler (örtülü rıza),
Salgınlardaki aşılama kampanyaları gibi toplum sağlığı yararına
uygulanan girişimler,
İntihar amaçlı zehirlenme gibi kişinin hayatını kurtarmaya
yönelik girişimler,
Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanan kişilerin tedavileri
(TCK57/7. ve 191/2)
Kolera, veba, lekeli humma, karahumma, çiçek, difteri,
menenjit, çocuk felci, uyku hastalığı, dizanteri, loğusa
humması, ruam, kızıl, şarbon, kızamık, cüzam, malta humması,
gıda zehirlenmesi, kuduz, trahom, zührevi hastalıklar, verem
gibi hastalıkların tedavisinde (UHK’ nun ilgili maddeleri),
Kişinin sağlığı için çok büyük bir zarar söz konusu ise,
Ameliyatlar sırasında ortaya çıkan ve rıza sınırını aşan durumlar
GERÇEĞE AYKIRI
REÇETELER VE RAPORLAR
 Mesleki olarak reçete ve rapor düzenleme yetkisi hekimlere
verilmiştir.
 Hekim ve diş hekimi, hastasına reçete ve/veya rapor düzenler
ve aslını hastaya verir.
 Reçete ve rapor içeriği hekimin sorumluluğundadır.
 Reçete, hastanın muayenesini takiben, hastalığın standart tıbbi
tedavisini ve hastanın genel durumunun değerlendirilmesi
sonucu planlanan tedavisi ile ilgili ilaçları içerecek şekilde
düzenlenir.
 Hastanın gerçek ihtiyacı dışında veya hasta ve yakınlarının
isteği üzerine reçeteye ilaç eklenemez, rapor düzenlenemez.
 Verilen reçete içeriği ve rapor hasta dosyasına işlenir.
 Hekim
hükümetçe güvenilecek reçete, sağlık ve istirahat
raporları gibi bir belgeyi gerçeğe aykırı olarak hatır için, para
veya çıkar karşılığında düzenlerse, üç aydan bir yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır (TCK 210/2). Burada belgenin
kullanılması şart olmayıp, düzenlenmesi bile suç olarak
tanımlanmıştır.
 Düzenlenen belgenin kişiye haksız bir menfaat sağlaması ya da
kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik
taşıması halinde, resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre
gerek bu belgeyi düzenleyen, gerekse kullanan kişi hakkında iki
yıldan başlayan ve üst sınırı 12 yıla kadar çıkabilen bir ceza
uygulaması söz konusu olabilecektir (TCK 204).
 Yukarıda
belirtilen
konusudur.
durumlarda
tazminat
davası
da
söz
ÖLÜM BELGESİ DÜZENLENMESİ
İLE İLGİLİ SUÇLAR
 Ölüm belgesi (defin ruhsatı) düzenlenirken, hakkında defin
ruhsatı düzenlenecek kişi mutlaka muayene edilmeli,
muayene sırasında dikkatli olunmalı, hatalı ölüm tanısından
kaçınılmalı, gerçek ölüm sebebi belirlenemediğinde, adli
olgu bildiriminde bulunulmaktan kaçınılmamalıdır.
 Ceset muayene edilmez veya iyi muayene edilmez ve
gerçekten ölmemiş bir kişiye yanlış tanı sonucu (yalancı
ölüm) defin ruhsatı verilirse; hekim, kasten veya olası kast
ile öldürme ya da bunlara teşebbüs iddiaları ile;
 Ceset muayene edilmez ve öldürülmüş ya da bir başka
kişinin dikkat ve özen eksikliği sonucu ölmüş bir kişiye,
normal ölüm gibi bir rapor düzenlenirse; hekim, suça iştirak
veya suça yardım etme iddiaları ile;
 Ceset muayene edilmez ve ölmemiş suçlu bir kişinin ölmüş
gibi gösterilerek yargılanmaktan kaçırılmasına yönelik
olarak rapor düzenlenirse; hekim, suça iştirak; suça yardım
etme; sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi; suç
delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme; suçluyu kayırma
iddiaları ile karşılaşacak ve ceza görecektir.
HEKİMLERİN KİŞİLER ALEYHİNE
İŞLEDİĞİ SUÇLAR
 TCK’ nun 81. maddesine göre; “Hekim bir kimseyi acısını
dindirmek için kasten öldürürse (ötenazi) müebbet hapis cezası
ile cezalandırılır (adiyen katil).
 Öldürülen kişinin cinsiyet, ırk, milliyet ve sağlık durumu
yönünden ayırımı söz konusu değildir.
 Anomalili doğan canlı varlıkların öldürülmesi de bu suçun
nitelikli halini oluşturur ve hekim TCK’ nun 82. maddesine göre
ağarlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılacaktır.
 Uterustaki
fetusa
müdahale
adam
öldürme
olarak
nitelendirilmez ancak TCK’ nun 99. maddesinde tanımlanan
yasal sürelerin üstündeki müdahaleler TCK’ nun göre suç
oluşturur.
 TCK’ nun 97. maddesinde, öldürme kastıyla aç bırakma da suç
olarak tanımlanmıştır.
 Hukuka uygunluk için tıbbi girişimin tedavi amacına yönelmiş
olması gerekir.
 Kanunda ayrıca belirtilmemişse, her ne sebeple olursa olsun
kişinin tedavi amacı dışında bir organının kesilmesine rıza
göstermesi gibi, tedavi amacına yönelik olmayan yardımlar
hastanın rızası bulunsa da hukuka aykırıdır.
 Kişinin isteği ve izninin olması suç niteliğini ortadan kaldırmaz.
KAMU GÖREVLİSİ HEKİMLERİN
SORUMLULUKLARI
 TCK’ da kamu görevlisi sıfatı, bazı suçlarda cezayı ağırlaştırıcı
rol oynarken
olmaktadır.
bazı
fiillerde
de
suçun
unsurlarından
biri
 Kamu görevlisi deyimi; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama
veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli
veya geçici olarak katılan kişiyi tanımlamaktadır.
 Bakanlıklar, üniversiteler, il özel idareleri, belediye, köy ve tüzel
kişilerine bağlı hastaneler, sağlık ocakları ve diğer ünitelerde
çalışan ya da KİT ler ve kamu özerk kuruluşlarında kamu hizmeti
yürüten hekimler, kamu görevlisi sayılmaktadırlar.
 Özel çalışan hekimler de, aşı kampanyaları veya salgınların
önlenmesi gibi durumlarda, devlet kurumlarının hizmetinde
çalıştıkları zamanlarda, kamu görevlisi sayılırlar.
 Memurlar ve diğer kamu görevlileri anayasa ve kanunlara
sadık kalarak görev yapmakla yükümlüdür (Anayasa 129).
 Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve surette çalışmakta
olan kimse, üstünden aldığı emri yönetmelik, tüzük, kanun ve
Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getiremez ve bu
aykırılığı emri verene bildirir. Ancak üstü emrinde ısrar ederse
ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde,
emri yerine getiren sorumlu olmaz.
 Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir surette yerine getirilmez;
yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz (Anayasa 137;
TCK 24).
KAMU GÖREVLİSİ HEKİMLERİN
BAZI SUÇLARI
 Kamu sektöründe çalışan hekimlerin gerçekleştirdikleri cerrahi
girişimler için, hastadan veya yakınlarından ayrıca maddi bir
menfaat sağlaması hali toplumumuzda “bıçak parası” olarak
anılmakta olup, Yargıtay’ın yeni bir kararı ile fiilin rüşvet suçuna
vücut verdiği kabul edilmiştir. Bu itibarla kamu sektöründe
çalışan hekimlerin bıçak parası adı altında menfaat sağlamaları,
yeni ceza yasasında da yer alan ve karşılığında 4 ila 12 yıl
arasında hapis cezası öngörülen rüşvet alma suçunu
oluşturmaktadır (TCK 252).
 Hekimin hasta ve yakınını kendisi tarafından yardım yapılmadığı
taktirde kötü sonuçların meydana geleceğine inandırması
(manevi cebir) ve bu manevi cebir (zorlama) altında mağdurun
haksız olduğunu bildiği halde ödeme yapması veya vaat etmesi
irtikap suçunu oluşturur (Yargıtay 5.Ceza Dairesi’nin 1980 tarihli,
4260/644 sayılı kararı). Bu suç nedeniyle hekim beş yıldan on
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK 250/1. madde).
 Hastanın tedavisinde gerekmediği halde hataen alınıp doktora
verilen ilaç ve benzeri malzemenin doktor tarafından yanlışlık
bilinmesine rağmen alınması ve şahsen bunlara sahip
çıkılması da bir irtikap örneğidir. Hekim bir yıldan üç yıla
kadar hapis cezası verilir (TCK 250/3. madde).
 Doktorun hastayı muayene edip reçete yazdıktan sonra ücret
verilmediği gerekçesiyle reçeteyi yırtması görevi kötüye
kullanmaktır. Karşılığı bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır
(TCK 257)
 Sanığın çalıştığı kurumdan kendi adına sevk kağıdı alıp
hastanede hilesini sürdürerek, kendisi yerine başkasını
ameliyat ettirme eylemi kamu kurum ve kuruluşunu zarara
uğrattığından nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur (TCK’
nun 158. maddesi; Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ nin, 1990 tarihli,
1990/3896E ve 1990/4406K sayılı kararları).
 Hekimlik uygulamaları ile ilgili olarak gündeme getirilen ve
hizmeti alan kesim tarafından çok sık şikayet konusu yapılan
bir konu da kamu sektöründe çalışan hekimlerin hastaları özel
muayenehanelerine
yönlendirdikleri
iddiasıdır.
Kamu
kesiminde çalışan hekimlerin, kendilerine başvuran hastaları
özel muayenehanelerine yönlendirmeleri TCK’ nun 259.
maddesi kapsamında 6 aya kadar hapis veya para cezasını
gerektiren
kamu
görevlilerinin
ticareti
kapsamında
değerlendirilebileceği gibi, hastaya kamu hastanesinde
muayenehaneye yönlendirmek için iyi bakılmadığı iddiası
irtikap suçunu oluşturacaktır.
TANI, TEDAVİ VE GİRİŞİMLER
SIRASINDA İŞLENEN SUÇLAR
 Görevi
insanın sağlığının bozulmasını önlemek, onu
hastalıklardan korumak, bozulan bedensel ve ruhsal
yapısını, sakatlıklarını düzeltmek, ruhsal ve fiziksel acılarını
dindirmek olan ve bireyin sağlık ve yaşama hakkının
gerçekleşmesinde önemli bir görev üstlenmiş olan sağlık
uygulayıcılarının, kusurlu davranışı sonucu ortaya çıktığı
iddia edilen hastalık, sakatlık veya ölüm olayları, son
yıllarda artarak yargının gündemine girmektedir.
 Hekim,
tıbbi uygulama hatalarından kusuru oranında
sorumludur. Ceza hukuku çerçevesinde tıbbi bir uygulama
sonrasında meydana gelen bir zarardan hekimin sorumlu
olabilmesi için kusurlu olması aranmaktadır.
 Tıbbi uygulama hataları ile ilgili olarak yeni TCK’ nda “uzlaşma”
uygulaması yer almakta olup, soruşturulması şikayet tabi
suçlarda, failin suçu kabullenmesi, doğmuş olan zararların
tümünü veya büyük kısmını ödemesi veya gidermesi koşulu ile
mağdur ve failin özgür iradeleri ile uzlaşmaları halinde fail
hakkında dava açılmayacak, açılan dava düşecektir.
 Hekimlerin, gerçekleştirdikleri kötü/yanlış/tıbbi uygulamalar ve
gerekliliklerle bağdaşmayan ameliyeler sebebi ile haklarında
açılan ceza davalarından mahkum olmaları durumunda,
haklarında uygulanacak olan asıl cezanın yanında meslek ve
sanattan geçici olarak yasaklanabilecekleri de yeni TCK’ nun 53.
maddesinde düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
 Yeni ceza yasası ile getirilen yeni düzenlemelerden biri; bir
laboratuar veya tesisin işletilmesi sırasında gereli özen ve
dikkati göstermeyerek radyasyon yayılımına sebebiyet
verilmesi halinin suç sayılmasıdır (TCK 172/4). Suçun faili,
söz konusu görüntüleme birimlerin gerekli standartlara ve
kurallara uygun olarak kurulmasından, idaresinden ve
işletilmesinden sorumlu olan kişiler olacaktır.
 Bir cerrahın yapmaması gerektiğini bildiği halde üreteri, önemli
bir siniri veya arteri kesmesi;
 Bir cerrahın ameliyat sahasında pens, makas, gazlı bez
unutması;
 Penisilin testi yapan bir doktorun, test dozunda dahi anaflaksi
gelişebileceğini tahmin ederek, yanında aşırı duyarlılığın yan
etkilerini önleyici gerekli ilk yardım malzemelerini bulundurmak
yükümlülüğüne rağmen, bunları sağlamayarak hastanın
ölümüne neden olmuş olması;
 Yabancı cisim aspire ederek soluksuz kalmış bir kişi karşısında
hekimin trakeostomi uygulamayı bilmemesi nedeniyle bu basit
cerrahi girişimi uygulayamaması gibi durumlar dikkat ve özen
yükümlülüğüne aykırılık olarak değerlendirilecek ve hekim
hakkında dava açılacaktır.
TIBBİ UYGULAMA HATALARINA ÖRNEKLER
 OLAY:
 Karaciğer
kistinden rahatsız olan davacı, …. Devlet
Hastanesi’ nde, davalı doktor tarafından ameliyat edilmiş ve
ameliyat sonrası koher pensinin karnında kaldığı
saptanmıştır.
 SONUÇ:
 Bir operatörün yalnızca mesleki değil, meslek dışı bir
dikkatinin bile böyle bir olaya asla meydan vermemesi
gerektiği, hekimin (4/8 ORANINDA) ağır kusurlu olduğu…
 OLAY
 Sisto-rektosal tanısı konulmuş kadına, ….. Doğumevi’ nde
ameliyat planlanmış, narkoz sırasında, soluk borusu yerine,
yemek borusuna gaz verilince hasta ölmüştür.
 SONUÇ:
 Anestezi
şefi hekimin hafif (2/8 oranında);
teknisyenlerinin ağır kusurlu olduğu…
anestezi
 OLAY:
 Embesil düzeyde zeka geriliği bulunan, tecavüz sonucu
gebe kalmış anne adayı, annesi ile birlikte kadın-doğum
uzmanı muayenehanesine gelir. 30 haftalık gebelik, erken
membran rüptürü, %90 silinme, 2 cm açıklık tanısı hekim
hastayı yatırır. Hekim hizmetlisine sancı artarsa haber
vermesini söyleyerek, muayenehaneden ayrılır. Bu arada
hasta kendisini tuvalete kilitler. Kapı kırılıp, içeri girildiğinde
bebek doğmuş, beton üzerindedir. Hekim plesentayı elle
doğurtur ve anneye müdahale eder. Bebek mekanik asfiksi
sonucu ölür.
 SONUÇ:
 Doğum travayını ehil olmayana bırakıp, giden ve hastayı
takip etmeyen hekimin ağır kusurlu olduğu.
 OLAY:
 30 yaşında ve ikinci gebeliği olan kadın hasta, Dr A
tarafından özel muayenehanede 34. haftaya kadar takip
edilir. 34. haftada bebeğin cinsiyetinin saptanamaması ve
bebek hareketlerinde azalma şikayeti ile müracaat ettiği Dr.
B tarafından meningosel tanısı konur ve tanı radyoloji
uzmanı tarafından teyid edilir.
 SONUÇ:
 Dr A, düzenli kontrollere rağmen 16-20 nci gebelik haftaları
arasında üçlü tarama testi yaptırmadığı, radyolojik
konsültasyon almadığı için kusurlu olsa da, USG tanılarının
her zaman yeterli olamayacağı gerekçesi ile kusur oranı
hafiftir.
YENİ
YASA VE YÖNETMELİKLER
KAPSAMINDA
ADLİ OLGU MUAYENESİ
VE RAPOR TANZİMİ
DOÇ. DR. MAHMUT AŞIRDİZER
CBÜ TIP FAKÜLTESİ
ADLİ TIP ANABİLİM DALI BAŞKANI
Download

YENİ CEZA YASALARI KAPSAMINDA HEKİM