İSTANBUL
TİCARET
ODASI
ULUSLARARASI TİCARETTE
RİSK YÖNETİMİ
HAZIRLAYAN
Dr. Ali Polat
YAYIN NO: 2008-53
İstanbul, 2008
Copyright © ÎTO
Tüm haklar saklıdır. Bu yayının hiç bir bölümü, yazarm ve İTO'nun
önceden yazılı izni ohnaksızm mekanik olarak, fotokopi yoluyla
veya başka herhangi bir şekilde çoğaltılamaz. Eserin bazı bölümleri
veya paragraftan, sadece araştmna veya özel çahşmalar amacıyla,
yazann adı ve İTO belirtilmek suretiyle kullanılabilir.
ISBN 978-9944-60-329-4 (Basılı)
ISBN 978-9944-60-330-0 (Elektronik)
İTO ÇAĞRI MERKEZİ
Tel: (212) 444 O 486
İTO yayınlan için aynntılı bilgi
Bilgi ve Doküman Yönetimi Şubesi
Dokümantasyon Servisi'nden alınabilir.
Tel
: (212) 455 63 29
Faks
: (212) 512 06 41
E-posta : [email protected]
İnternet: www.ito.org.tr
Odamız yayınlanna tam metin ve ücretsiz olarak
internetten ulaşabilirsiniz.
YAYINA HAZIRLIK, BASKI, CİLT
"EUROMAT*
ENTEGRE MATBAACILIK ANONİM ŞİRKETİ
Sanayi Cad. No: 17 34196 Çobançeşme-Yenibosna / İSTANBUL
Tel: (212) 451 70 70 (pbx) Faks: (212) 451 70 55
www. euromat. com.tr
ÖNSÖZ
Uluslararası ticaret, tüm diğer işletme faaliyetlerinde olduğu gibi, bazı risklere
maruz kalmaktadır. Ancak, uluslararası ticaretin tabiatından kaynaklanan
özel durumlar bu riskleri çok daha farklı alanlara yaymaktadır. Etkin bir ticari
akışın yürütülmesi, finansal kayıpların en az seviye indirilmesi veya ortadan
kaldırılması için işletmelerin riske bakışlarını yeniden gözden geçirmeleri
gerekmektedir.
1980 sonrası liberalleşme ve dışa açıklıktaki artışa bağlı olarak ülkemizin
ihracat ve ithalat oranları artmış, kamu kesimi ve özel kesim bu alandaki
kazançlar ve kayıplar hakkında daha bilinçli hale gelmiştir. Bu bilinçle
beraber, uygulanacak etkin ve bütüncül bir risk yönetiminin işletme değerini
arttıracağı aşikârdır.
Uluslararası ticarette risk yönetimini diğer işletme yönetimi disiplinleri
ve işletmenin diğer fonksiyonları ile birlikte ele almak bütüncül bir risk
yönetimi sağlanması için önem arz etmektedir. Bu çalışma ile uluslararası
ticaret işlemlerinin süreç içinde maruz kaldıklan risklerin yönetimine ilişkin
bir çerçeve sunulmuştur.
Uluslararası ticarette risk yönetimi çerçevesinde hazırlanan bu kitaptaki
bakış açısı ve bilgilerin başta dış ticaret firmaları olmak üzere üyelerimize ve
tüm ilgililere faydalı olmasını diler, çalışmayı gerçekleştiren Dr. Ali Polat'a
teşekkür ederim.
Dr. Cengiz Ersun
Genel Sekreter
Bu çalışma, T.C. Marmara Üniversitesi Bankacüık ve Sigortacılık Enstitüsü'nde Lisansüstü
Tez, Lisansüstü Öğretim Yönetmeliği hükümlerinde belirtilen esaslar çerçevesinde jüri önünde
26.03.2007 tarihinde savunulmuş ve jüri tarafından doktora tezi olarak başardı bulunmuştur.
SUNUŞ
Uluslararası Ticaret; piyasalar, kurumlar, araçlar ve risk yönetimi ile birlikte
tarih boyunca gelişen bir yapı oluşturarak günümüze kadar gelmiştir. Bu yapı
içinde uluslararası ticaret ulusal ve uluslararası düzenlemeler çerçevesinde ve
karmaşık bir süreçte gerçekleştirilmektedir.
Sürecin gerçekleşme aşamasında yer alan aktörler, sözleşmeler, ödeme
şekilleri, teslim şekilleri, belgeler, sigorta ve lojistik hizmetleri gibi temel
unsurlar ve finansman yöntemleri tarafların hem işlemleri gerçekleştirmelerini
sağlamakta hem de risk doğuran unsurlar olmaktadır. Uluslararası ticaret
süreci kendi doğasından kaynaklanan temel risklere ek olarak terör, korsanlık,
karapara aklama ve sahtekârlık gibi risklere de maruz kalmaktadır.
Tüm bu risklerin yönetimini yapabilmek ve sürece tam anlamı ile hâkim
olabilmek ise ilgili taraflarca mümkün olmamaktadır. Taraflar, çoğunlukla
bütünün sadece bir parçasını gerçekleştirmekte ve sadece bu alanla ilgili bilgi
düzeyleri nispi olarak daha yüksek olmaktadır. Ancak bu durum hem kendi
risklerini arttırmakta hem de süreç içinde yer alan diğer aktörlere ek riskler
doğurmaktadır.
Bu kitap kapsamında yapılan anket çalışması ile tarafların bilgi düzeyi, risk
algısı ve uygulamalarının farklılaştığı tespit edilmiştir. Firmaların uluslararası
ticaret risklerini yönetirken kullandıkları temel enstrümanlar; sigorta, garanti,
türev ürün ve teknolojik yenilikler olmakla birlikte bu enstrümanları etkin
bir şekilde kullanamadıkları tespit edilmiştir. Bu nedenle risklerin birbirinden
bağımsız yönetilmesinin getireceği sakıncaları ortadan kaldıracak, firma
düzeyinde bir entegre risk yönetimi uygulamasına geçilmesi firma verimliliğini
arttıracaktır. Bunun mümkün olmaması halinde ise firmaların ya dış destek
almaları ya da bazı yönetim sistemlerini firma bünyesine eklemeleri yerinde
olacaktır.
Uluslararası ticaret süreci içinde yer alan tarafların ortak sorunlarını azaltacak
ve risk yönetimine katkı sağlayacak bir üst kurulun oluşturulması da makro
anlamda taraflar açısından önem arz eden bir konudur.
Bu çalışma, içerdiği başlıklar ve konular itibariyle detaylı bir bilgi aktarımı
veya analizi içermemekte ancak yeni bir bakış açısı getirmeyi amaçlamaktadır.
Bu nedenle, uluslararası ticaretin bağlantı içinde olduğu yatay ve dikey
alanlardan bahsedilirken bir takım detay ya da teknik sınıflandırmaların
tamamen tanımlanmasından kaçınılmaya ve genel özellikler itibariyle bilgi
verilmeye çalışılmıştır.
Bu çalışmanın yayınlanmasına vesile olan İstanbul Ticaret Odası yetkililerine
öncelikle teşekkür etmek isterim. Aynca, bu çalışmanın gerçekleştirilmesindeki
akademik katkılarını esirgemeyen Prof. Dr. Niyazi Berk'e ve maddi-manevi
desteklerini esirgemeyen tüm yakınlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.
Dr. Ali Polat
IÇINDEKILER
ÖNSÖZ
SUNUŞ
İÇİNDEKİLER
TABLOLAR LİSTESİ
ŞEKİLLER LİSTESİ
EKLER LİSTESİ
KISALTMALAR LİSTESİ
GİRİŞ
İÜ
V
vi
xi
xviii
xv
xix
25
BİRİNCİ BÖLÜM
ULUSLARARASI TİCARET VE RİSK YÖNETİMİ HAKKINDA
GENEL AÇIKLAMALAR
1.1 TARİHSEL SÜREÇ İÇİNDE ULUSLARARASI TİCARET VE
RİSK YÖNETİMİ
31
1.1.1 Uluslararası Ticaretin Tanımı ve Tarihsel Gelişimi
31
1.1.1.1 Uluslararası Ticaretin Tanımı
31
1.1.1.2 Uluslararası Ticaretin Tarihsel Gelişimi
32
1.1.2 Uluslararası Ticaret Riskleri ve Ödeme Şekillerinin Tarihsel
Gelişimi
43
1.1.2.1 Uluslararası Ticaretin ve Risklerinin Yapısal Değişimi
49
1.1.2.2 Uluslararası Ticarette Ödeme Şekillerinin Tarihsel Gelişimi. 52
1.1.3 Finansal Hizmetler ve Uluslararası Ticaret
61
1.2 RİSK YÖNETİMİNE GENEL BAKIŞ
64
1.2.1 Risk Kavramı ve Yönetimi Hakkında Genel Bilgi
66
1.2.2 Risk Kaynakları ve Risklerin Sınıflandırılması
73
1.2.3 Risk Yönetim Süreci
78
1.3 ULUSLARARASI TİCARETİN HUKUKSAL ÇERÇEVESİ
1.3.1 Ulusal Düzenlemeler
1.3.1.1 Kambiyo Mevzuatı
vu
81
83
84
1.3.1.2 Uluslararası Ticaret Mevzuatı
1.3.1.3 Standardizasyon Mevzuatı
1.3.2 Uluslararası Düzenlemeler
1.3.2.1 İki Tarajaı Anlaşmalar
1.3.2.2 Çok Taraflı Anlaşmalar
1.3.2.3 Milletlerarası Ticaret Odası Düzenlemeleri
1.3.2.4 Diğer Uluslararası Organizasyonlar
1.3.3 Uluslararası Ticaret Anlaşmazlıklar ve Çözüm Yolları
1.3.3.1 Millî Mahkemelerde Çözülmesi
1.3.3.2 Tahkim Yolu ile Çözülmesi
1.3.3.3 Müzakere, Uzlaştırma, Hakem ve Diğer Çözüm Yolları
1.3.3.4 Diplomatik Yolla Çözüm
86
88
88
90
90
91
93
96
97
98
101
102
İKİNCİ BÖLÜM
ULUSLARARASI TİCARETİN TEMEL ÖĞELERİ VE FİNANSMAN
YÖNTEMLERİ
2.1 ULUSLARARASI TİCARETİN TEMEL ÖĞELERİ
2.1.1 Uluslararası Ticaretin Başlıca Tarafları
2.1.2 Uluslararası Ticarette Sözleşmeler
2.1.3 Uluslararası Ticarette Ödeme Şekilleri
2.1.4 Uluslararası Ticarette Teslim Şekilleri
2.1.5 Uluslararası Ticarette Belgeler
2.1.6 Uluslararası Ticarette Sigorta
2.1.7 Uluslararası Ticarette Lojistik ve Taşıma
2.1.8 Uluslararası Ticarette Ödeme Sistemleri ve Ödemeler
104
104
115
118
130
133
146
148
154
2.2 ULUSLARARASI TİCARET FİNANSMAN YÖNTEMLERİ
2.2.1 Akreditif
2.2.2 Kabul Kredisi
2.2.3 Forfaiting
2.2.4 Faktoring
163
166
170
175
180
vııı
2.2.5 Leasing
2.2.6 Diğer Finansman Şekilleri
1^2
186
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ULUSLARARASI TİCARET İŞLEMLERİNDE SAHTEKÂRLIK,
KARAPARA AKLAMA, ve KORSANLIK
3.1 ULUSLARARASI TİCARETTE FİNANSAL ENSTRÜMAN
SAHTEKÂRLIKLARI
3.1.1 Finansal/Ticari Sahtekârlıklann Tarihi Gelişimi
3.1.2 Finansal Enstrüman Sahtekârlıkları
3.1.3 Sahtekârlık İşlemlerinde Finansal Kurumların Kullanılması
3.1.4 Temel Özellikleri île Sahtekârlık İşlemleri
3.1.5 Uluslararası Ticaretin Finansmanı ile İlgiU Sahtekârlıklar
3.2 ULUSLARARASI TİCARETTE KARAPARA AKLAMA
3.2.1 Karapara'nın Tanımı
3.2.2 Karapara Aklama Aşamaları
3.2.3 Karapara Aklama Yöntemleri
3.2.4 Karapara ve Şüpheli İşlem Türleri
3.2.5 Karapara ve Terörizm
3.3 ULUSLARARASI TİCARETTE KORSANLIK
3.4 ULUSLARARASI TİCARET VE MALLA İLGİLİ
SAHTEKÂRLIKLAR
3.4.1 Konteyner Sahtekârlıkları
3.4.2 Taşıma ile İlgiH Sahtekârlıklar
3.4.3 Taklit ve Sahtecilik
189
191
195
202
205
208
214
216
218
220
222
224
225
229
229
232
233
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
ULUSLARARASI TİCARET RİSKLERİ VE RİSK YÖNETİMİNDE
KULLANILAN ENSTRÜMANLAR
4.1 ULUSLARARASI TİCARET RİSKLERİ VE YÖNETİMİ
4.1.1 Uluslararası Ticaret Sürecinde Ortaya Çıkan Riskler
238
238
4.1.2 Uluslararası Ticaret Risk Yönetim Enstrümanlan
244
4.1.2.1 Sigorta ile Riskin Önlenmesi
245
4.1.2.2 Finansal Türevler ile Riskin Önlenmesi
254
4.1.2.3 Garanti Yolu ile Riskin Önlenmesi
261
4.1.3 Uluslararası Ticarette Operasyonel Risk Yönetimi
270
4.1.4 Finansal/Teknolojik Yeniliklerle Risk Yönetimi
275
4.2 ULUSLARARASI TİCARET VE KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ..
281
BEŞİNCİ BÖLÜM
ULUSLARARASI TİCARET VE RİSK YÖNETİMİ ÜZERİNE BİR
ANKET ÇALIŞMASI
5.1 ANKET ÇALIŞMASI HAKKINDA TEKNİK BİLGİ
5.1.1 Araştırmanın Amacı
5.1.2 Araştırmanın Alanı ve Örnek Kütle
5.1.3 Araştırmanın Yöntemi
5.2 ARAŞTIRMANIN BULGULARI
5.2.1 Örnek Kütle Hakkında Genel Bilgiler
5.2.2 Tanımlayıcı İstatistikler
5.2.3 Diğer İstatistiksel Teknikler
289
289
290
291
294
294
299
306
SONUÇ
EK-1 Uluslararası Ticaret ve Risk Yönetimi Anket Çalışması
EK-2 SPSS Analiz Sonuçları
EK-3 Uluslararası Ticaret Süreci
327
336
340
350
KAYNAKÇA.
351
TABLOLAR LİSTESİ
Tablo 1.1
Uluslararası Ticaret İşlemleri ve Sözleşmeler
73
Tablo 1.2
1567 Sayılı Kanun'un Yürürlük Sürelerini Uzatan Kanunların
Resmi Gazete Tarihi ve Sayıları
85
Tablo 1.3
MTO'nun Uluslararası Ticarete ÎHşkin Düzenlemeleri
92
Tablo 2.1
Vesaik MukabiH Ödeme Şeklinin Yarar ve Sakıncaları
121
Tablo 2.2
Akreditif Ödeme Şeklinin Yarar ve Sakıncaları
124
Tablo 2.3
Akreditif Belgelerinde Ortaya Çıkan Rezerv Konuları
128
Tablo 2.4
Uluslararası Ticarette Kullanılan Belgeler
134
Tablo 2.5
Taşıma Türlerinin Özelliklerine Göre Karşılaştırılması
152
Tablo 2.6
Swift Sistemi Hakkında Genel Bilgi (Nisan 2006
İtibariyle)
Tablo 2.7
158
Forfaiting Yönteminin Taraflar için Avantaj ve Dezavantajları
178
Tablo 2.8
Leasing Yönteminin Taraflar için Avantaj
ve Dezavantajları
184
Tablo 4.1
Uluslararası Ticaret İşlemleri ve Sözleşmeler
241
Tablo 4.2
Riskten Kaçınma Şekh
288
Tablo 5.1
Cinsiyet, Yaş, Öğrenim Durumu
295
Tablo 5.2
Toplam İş Tecrübesi ve Dış Ticaret ile İlgiH İş
Tecrübesi
296
Tablo 5.3
Çalışma Alanlan.....
297
Tablo 5.4
İş Yerindeki Pozisyon
297
Tablo 5.5
Firma Faaliyet Alanı,
298
Tablo 5.6
Firma Eğitim İmkanı
299
Tablo 5.7
Kullanılan Yönetim Sistemleri
300
Tablo 5.8
Firmalarca Kullanılan Enstrümanlar
301
Tablo 5.9
Katılımcıların Dış Ticaret İle İlgili Görüşleri-1
302
Tablo 5.10
Katılımcılann Dış Ticaret İle İlgili Görüşleri-2
304
Tablo 5.11
Risk Türleri İle İlgili Görüşler
305
Tablo 5.12
Tek Ömeklem Ki-Kare Testi Sonuçlan (İşi Yapan)
306
Tablo 5.13
Gözlenen ve Beklenen Frekanslar (İşi Yapan)
306
Tablo 5.14
Ki-Kare Bağımsızlık Testi Sonuçları (İthalatçı Riskleri)...307
Tablo 5.15
Değişkenlere İlişkin Oranlar (İthalatçı Riskleri)
Tablo 5.16
Ki-Kare Bağımsızlık Testi Sonuçları (İhracatçı Riskleri).. 3 09
Tablo 5.17
Değişkenlere İlişkin Oranlar (İhracatçı Riskleri)
Tablo 5.18
Ki-Kare Bağımsızlık Testi Sonuçları (Gümrük Riskleri)... 310
Tablo 5.19
Değişkenlere İlişkin Oranlar (Gümrük Riskleri)
Tablo 5.20
Ki-Kare Bağımsızlık Testi Sonuçlan (Lojistik Riskleri).... 311
Tablo 5.21
Değişkenlere İlişkin Oranlar (Loj istik Riskleri)
Tablo 5.22
Ki-Kare Bağımsızlık Testi Sonuçları
(Taşımacı Riskleri)
308
309
310
311
312
Tablo 5.23
Değişkenlere İlişkin Oranlar (Taşımacı Riskleri)
312
Tablo 5.24
Ki-Kare Bağımsızlık Testi Sonuçları (Banka Riskleri)
313
Tablo 5.25
Değişkenlere İlişkin Oranlar (Banka Riskleri)
313
Tablo 5.26
Ki-Kare Bağımsızlık Testi Sonuçları (Sigorta Riskleri)
314
Tablo 5.27
Değişkenlere İlişkin Oranlar (Sigorta Riskleri)
314
Tablo 5.28
Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Eğitim)
315
Tablo 5.29
Mann-Whitney U Testi Sonuçlan (Ulusal
Düzenlemeler)
Tablo 5.30
316
Mann-Whitney U Testi Sonuçlan (Uluslararası Düzenlemeler)
317
Tablo 5.31
Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Uluslararası Enstrümanlar)
317
Tablo 5.32
Wilcoxon Eşleştirilmiş İki Ömeklem Testi Sonuçları
(İthalat-İhracat)
318
Tablo 5.33
Kruskal - Wallis H Testi Sonuçlan (Bölümler)
319
Tablo 5.34
Friedman Testi Sonuçlan (Risk Türleri)
320
Tablo 5.35
Mann-Whitney U Testi Sonuçları (DokümantasyonKontrol Listesi)
321
Tablo 5.36
Mann-Whitney U Testi Sonuçlan (Risk Toleranslan)
321
Tablo 5.37
Mann-Whitney U Testi Sonuçlan (İç Kayıp Veri Tabanı)..322
Tablo 5.38
Mann-Whitney U Testi Sonuçlan (Bilgi Düzeyi)
Tablo 5.39
Mann-Whitney U Testi Sonuçlan (Ulusal Düzenlemeler).323
322
Tablo 5.40
Mann-Whitney U Testi Sonuçlan (Uluslararası Düzenlemeler)
323
Tablo 5.41
Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Uluslararası Enstrümanlar)
324
Tablo 5.42
Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Risk Türleri)
Tablo 5.43
Marnı-Whitney U Testi Sonuçlan (Bilgi Düzeyi
Tablo 5.44
325
Farklılığı)
325
Mann-Whitney U Testi Sonuçlan (Düzenlemeler)
326
ŞEKİLLER LİSTESİ
Şekil 1.1
En Fazla İşlem Gören 25 Konteyner Limanı (2004)
Şekil 1.2
Finansal Hizmetler Ekonomisi, Araç, Kurum ve Piyasa
52
İlişkisi
62
Şekil 1.3
Para Yaratan ve Yaratmayan Finansal Kurumlar
64
Şekil 1.4
Risk Kaynakları
75
Şekil 1.5
Risk ve Risklerin Farklı Özelliklere Göre Ayrımı
77
Şekil 1.6
Risk Yönetim Süreci
79
Şekil 2.1
Uluslararası Ticarette Taraflar ve İletişim
104
Şekil 2.2
Global Tedarik Zinciri ve Gümrükler
114
Şekil 2.3
Uluslararası Ticarette Kullanılan Ödeme
Şekilleri ve Riskleri
120
Şekil 2.4
Dünya Haritası
126
Şekil 2.5
Coğrafi Bölgelere Göre Akreditiflerin KuUanımı (%).... 127
Şekil 2.6
Deniz Konşimentosu ve Türleri
Şekil 2.7
Lojistik Yönetiminde Ulusal ve Uluslararası Süreçler ... 150
Şekil 2.8
Uluslararası Ticarette Taşıma Şekilleri
154
Şekil 2.9
Bankalararası Rambursman İşlemi
156
Şekil 2.10
Rambursman Üstlenme İşlemi
160
Şekil 2.11
Küresel Ödeme Sistemleri'nin İşleyişi
162
140
Şekil 2.12
İhracatın ve İthalatın Finansmanında Kullanılan
Yöntemler
165
Şekil 2.13
Akreditif İşlemlerindeki Taraflar ve İlişkileri
168
Şekil 2.14
Yapısal ve Ödeme Türleri İtibariyle Akreditifler
169
Şekil 2.15
Banka Kabulü'nün İşleyişi
172
Şekil 2.16
Banka KabuUü Poliçe Lehtannm Banka Kabulü
İşlemindeki Durumu
173
Şekil 3.1
Sahtekârlık İşlemleri ve İşleyiş Şekh..
196
Şekil 3.2
Finansal Kurumlar Aracılığı ile Karaparanın
Aklanması Örneği
203
Şekil 3.3
Karapara Aklama Aşamalan
218
Şekil 3.4
1994-2005 Yılları Arası Gemilere Yapılan Saldın
Sayısı (Adet)
227
Şekil 4.1
Uluslararası Ticarette İşlem Süreci, Taraflar ve Riskler . 239
Şekil 4.2
Ödeme Şekillerine Göre İthalatçı ve İhracatçının
Üstlendiği Riskler
Uluslararası Ticarette Oluşan Bazı Riskler ve
242
Sınıflandırılması
244
Şekil 4.4
Eximbank Tarafından Kullandırılan Krediler
251
Şekil 4.5
Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Kapsamında
Şekil 4.3
Sigortalanan Sevkiyatın Sektörlere ve Ülke
Şekil 4.6
Gruplanna Göre Dağılımı
253
Garanti Mektuplarının Muhataba Ulaştırılması
264
Şekil 4.7
Operasyonel Risk Yönetim Süreci
273
Şekil 4.8
Kurumsal Risk Yönetimi Dönüşüm Süreci
284
Şekil 4.9
Risk Yönetim Sisteminin Oluşturulması
187
EKLER LİSTESİ
EK 1
Uluslararası Ticaret ve Risk Yönetimi Üzerine Bir
Anket Çalışması
336
EK 2
SPSS Analiz Sonuçlan
340
EK 3
Uluslararası Ticaret Süreci
350
KISALTMALAR LİSTESİ
a.g.e
Adı Geçen Eser
AB
Avrupa Birliği
ABD
Amerika Birleşik Devletleri
ADR
Altemative Dispute Resolutions
AET
Avrupa Ekonomik Topluluğu
APS
Avrupa Para Sistemi
AR-GE
Araştırma Geliştirme
B/A
Bankers' Acceptance
BBL
Bolero Bill of Lading
BIS
Bank for Intemational Settlements
BK
Borçlar Kanunu
BM
Birleşmiş Milletler
bnz.
Bakınız
CCB
Commercial Crime Bureau
CCS
Commercial Crime Services
CIB
Counterfeiting Intelligence Bureau
CLM
Council of Lojistics Management
CLS
Continuous Linked Settlement
CMI
Uniform Rules for Sea Waybills
CMR
Convention Merchandises Routiers
D/A
Documents Against Acceptance
D/P
Documents Against Payment
DCC
Documentary Clearence Center
DFIF
Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu Mevzuatı
DOCDEX
Documentary Instruments Dispute Resolution Expertise
EBA
Euro Banking Association Clearing Company
ECA
Export Credit Agency
ECM
Enterprice Content Management
EDI
Electronic Data Interchange
EFTA
Avrupa Serbest Ticaret Birliği
ERM
Enterprise Risk Management
FAFT
Financial Action Task Force
FED
Federal Reserve Bank
FIATA
International Federation of Forwarding Agents Associations
FIB
Financial Investigation Bureou
FIF
Financial Instrument Fraud
GAir
General Agreement on Tariffs and Trade
GSMH
Gayri Safi Milli Hasıla
HYIP
High Yield Investment Program
lATA
International Air Transport Association
IBRD
International Bank for Reconstruction and Development
ICC
International Chamber of Commerce
IGOs
Intergovernmental Organizations
IMF
International Monetary Fund
IRB
Internal Rating Based
IRU
International Road Transport Union
ITC
The International Trade Centre
İMKB
Istanbul Menkul Kıymetler Borsası
KDV
Katma Değer Vergisi
KHK
Kanun Hükmünde Kararname
KOBÎ
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler
KRY
Kurumsal Risk Yönetimi
KYC
KJIOW
L.O.I
Letter of Intent
L/C
Letter of Credit
L/G
Letter of Guarantee
LSP
Logistics Service Provider
M.Ö
Milattan Önce
M.S
Milattan Sonra
MASAK
Mali Suçları Araştırma Komisyonu
MTO
Milletlerarası Ticaret Odası
Your Customer
NCND
Non-Circumvention ve Non-Disclosure
NGOs
Non-governmental Organizations
OECD
İktisadi İşbirliği ve Geliştirme Teşkilatı, (Organization for
Economic Co-operation and Development)
RO.F
Proof of Funds
RCD
Regional Cooperation for Development
RG
Resmi Gazede
s.
Sayfa
SPK
Sermaye Piyasası Kurulu
STP
Straight Through Processing
SWIFT
Society
for
Worldwide
Interbank
Financial
Telecommunication
TARGET
Trans-European Automated Real-Time Gross Settlement
Express Transfer System
TC
Türkiye Cumhuriyeti
TCDD
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları
TEU
Twenty-foot Equivalent Unit
TPKKHK
Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun
TRIPs
Trade Related Aspects on Intellectual Property Rights
TTK
Türk Ticaret Kanunu
UCP
Uniform Commercial Practices
UNCITRAL
The United Nations Commission on International Trade Law
UNCLOS
United Nations Convention on the Law of the Sea
UNIDROID
Institute for the Unification of Private Trade Law
URC
Uniform Rules for Collections
URR
Uniform Rules for Bank-to-Bank Reimbursements
USCIB
US Council on Intemational Banking, Guidelines and
Procedures for Bank to Bank Reimbursements Under Letters
of Credit
v.b.
Ve benzeri
WATAC
World Ata Camet Council
WCF
World Chambers Federation
WCO
World Customs Organizations
WIPO
World Intellectual Property Organization
WTO
World Trade Organization
xxni
GIRIŞ
Risk terimi, özellikle ekonomi ve finans alanmda kullanıldığmda ilk
başta yatırım ve portföy yönetimi ya da sigortacılıkla bağlantılı olarak
algılanmaktadır. Hâlbuki risk, sadece yatırım ya da sigortacılıkta değil,
gündelik hayatımızı sürdürürken aldığımız birçok kararda ortaya çıkan
bir durumdur. Hayatın tamamı bir "risk yönetimi" olmasına rağmen bu
riski tanımlamakta, ölçmekte ve değerlendirmekte bazen de varlığını bile
hissetmekte zorluk çekilebilmektedir.
Aslında riskin varlığını hissetmek ve bunu bir şekilde ifade edebilmek
neredeyse tüm bilimlerin ve geçmişteki bilim adamlarının kollektif bir çaba
ile ürettikleri durumdur. Her ne kadar birçok alanda icatlar yapılsa da "risk'in
icadı" ile birlikte başta sigortacılık ve sermaye piyasaları olmak üzere
mühendislik ve diğer bilimlerin temelleri atılmıştır.
Modem olarak isimlendirdiğimiz bugün ile daha önceki çağlar arasındaki temel
fark, riski kontrol altına alma ve ona hükmetmeyi öğrenme fikridir. Ancak, risk
kavramını tanımlamak ya da bu kavramı hayatımızda tam olarak yerli yerine
oturtmak sanıldığı kadar kolay olmamaktadır. Bir yandan riski kontrol etmeye
çalışırken diğer yandan riskli alanlara girmekten kendimizi alıkoyamayız.
İnsanoğlu'nun risk ile mücadelede geUştirdiği yöntemler ve risk yönetimi
konusunda kendine duyduğu güven bizi başka türlü göze alamayacağımız
riskleri üstlenmeye teşvik eder. Bu durum birçok açıdan faydalı olmakla
birlikte, sistemdeki risklerin miktarına eklemelerde bulunmak şeklinde de
bir etkisi olmaktadır. Yani riskleri azaltmak için bulduğumuz çözümler bir
sonraki aşamada farklı riskler olarak karşımıza çıkabilmektedir.
Risk yönetimi; sektöre, işletme yapışma, organizasyon türüne göre çok farklı
özellikler alabilmekte, çözümler farklılaşabilmektedir. Bu çalışma kapsamında
uluslararası ticaret alanında risk yönetimi ve riskli alanlar ile bunlara çözüm
önerilerinin detaylı bir analizi yapılmıştır. Bu çalışmanın konusu uluslararası
ticaret ile sınırlandırılmış ve uluslararası ticaret için farklı bir risk yönetimi
yaklaşımı getirmek olmuştur. Uluslararası ticaret, doğasından kaynaklanan
bazı risklere sahiptir. Teknolojik ilerlemeler bazı riskleri ortadan kaldırırken
aynı zamanda sisteme yeni riskler de eklemektedir. Bu değişime rağmen,
uluslararası ticaret riskli bir alan ohnaya devam etmektedir.
Uluslararası ticaret finansmanına yönelik olarak kullanılan enstrümanlar,
piyasa ve işlem türleri, tüm süreç boyunca ciddi riskler barındırmaktadır.
Uluslararası ticarete taraf olan ülkeler arasında hangi tarafın ne kadar riske
maruz kaldığı ve bu riskin karşılanıp karşılanamadığına ilişkin uygulama
sorunları ve eksiklikleri bulunmaktadır. Yine uluslararası ticaret işlemlerinin
doğası gereği, yerine göre bir kelimenin farklı yazılması bile taraflar arasındaki
edim'in gerçekleşmesini engelleyebilmektedir. Bu anlamda operasyonel risk,
uluslararası ticaretin tüm süreçlerinde çok ciddi boyutlarda yer almaktadır.
Uluslararası ticaretin doğasında yer alan bazı risklerin yönetilmesi için
en kesin yol ithalat ve ihracat işlemlerine profesyonel bir yaklaşım
sergilenilmesidir. İthalatçı, ihracatçı, bankacı, taşımacı, sigortacı, denetleyici
ve gümrük memurları hem kendi ürettikleri belgeler hem de diğer resmî
belgeler üzerinden uluslararası ticaret işlemini
gerçekleştirmektedirler.
Detaya inildiğinde ise, resmî belgelerle, banka ve taşıma belgelerinin önemi
ve kullanımı daha iyi anlaşılmaktadır. Uluslararası ticaret işlemleri bu kadar
geniş bir alana yayıhnışken, sürecin tamamına hâkimiyet çok zor olmaktadır.
Ticaretin taraflan olan alıcı ve satıcı daha çok maliyet ve fırsatları hesaplamada
uzman iken, taşıma-lojistik işlemlerini bilmemekte ve bu nedenle bir navlun
komisyoncusu ile anlaşmaktadırlar. Bir bankacı, akreditif mekanizmasını
çok iyi bilmesine rağmen akreditif altında yatan asıl sözleşmeyi çok iyi
kavrayamayabilmektedir. Benzer şekilde, bir avukat deniz sigortası yönünden
bilgisiz olabilir. Tüm bu hususlar üzerine bir kişinin uzman olması çok zor
olmakla birlikte, en azından giriş seviyesinde bile olsa tüm sürecin bilinmesi
ve işini ciddiye alan tarafların gerektiğinde bir uzmana danışması da yerinde
olacaktır.
Yüksek düzeydeki entegrasyon ve ilgili tarafların beraber çalışma ihtiyacı
nedeniyle uluslararası ticaret konusu riskler süreç içinde geometrik olarak
artmaktadır. Risk geometrik olarak artmasına rağmen ülkemizde tüm süreç
açısından bakıldığında böyle bir risk analizinin yapılmadığı ve ticarete
taraf olanların sürecin tamamına ilişkin riskleri bilmedikleri gibi kendi
alanlarına düşen risklerden bile haberdar olmadıkları görülmektedir. Risk
yönetimine, sistem analizi ve süreç yönetimi yaklaşımları ile bakılmadığı
veya modem işletmecilikte ön plana çıkan öğrenen organizasyonlar vb.
yöntemlerle uluslararası ticaretin ilişkilendirilmediği de görülmektedir. Bu
eksiklik hem pratik uygulamalarda hem de akademik çalışmalarda kendini
göstermektedir.
Hazırlanan bu çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde
uluslararası ticaret ve risk kavramına ilişkin tanımlar ve tarihsel gelişim
açıklanmıştır. Bu gelişimin bir parçası olan hukuki altyapı ve hukuksal düzen
ve hukuki sorunların çözüm yolları da yine birinci bölümde ele alınmıştır.
İkinci bölümde ise, uluslararası ticaretin aktörleri olan taraflar, bu taraflar
arasındaki sözleşmeler ve bunların önemi, ödeme şekilleri, teslim şekilleri.
uluslararası ticarette kullanılan belgeler, sigorta, lojistik, ödemeler ve ödeme
sistemleri konuları ve finansman yöntemleri izah edilmiştir. Konu ile ilgili
teorik çalışmalar ve piyasa çalışmaları yeterli dtizeyde olduğu için bu
araştırma kapsamında yeterli görülecek düzeyde finansman yöntemleri ve
temel farklılıkları açıklanmıştır.
Üçüncü bölümün konusu ise, başlı başına bir alan olarak sahtekârlık, karapara
ve terörizm gibi uluslararası ticarete yönelik tehditlere ayrılmıştır. Birinci ve
ikinci bölümde belirtilen işlem türleri, finansman yöntemleri vs. hakkında
bilgi sahibi olmayan ancak yüksek kâr için risk üstlenen tarafların daha çok
maruz kaldığı sahtekârlık ve karapara aklama işlemleri, uluslararası ticarette
etkinliği azaltan ciddi sorunların başında gelmektedir. Bu bölüm kapsamında
ayrıca, korsanlık faaliyetleri de ele alınmıştır. Her ne kadar uluslararası
ticaretin güncel riskleri içinde çok fazla bir yer teşkil ediyor gözükmese de,
bu zarara maruz kalanlar açısından önem arzeden ciddi unsurlardır.
Dördüncü bölümde ise, uluslararası ticaret konusu riskler, bu risklerin
tasnifi, analizi ve risk yönetimine ilişkin yaklaşımlar ve enstrümanlar ele
alınmıştır. Ayrıca, literatüre farklı bir bakış açısı getirerek uluslararası ticaret
süreci, yatay ve dikey bir analize tabi tutularak, bir tür disiplinler arası/üstü
yaklaşımla ele alınmıştır. Uluslararası ticarette karşılaşılan risklerin büyük bir
kısmı aslında tarafların ortak çabaları ile engellenebilecek risklerdir. Hatta,
bir işletmenin kendi operasyonunu belirli işletme yönetimi uygulamalarını
gündeme getirerek büyük oranda çözümlemesi mümkün olabilecektir. Bu
nedenle, uluslararası ticaret ve risk yönetimi aynı zamanda; sistem yönetimi,
süreç yönetimi, kalite yönetimi, öğrenen organizasyonlar gibi yöntemlerin de
etkisi altına girmek zorundadır. Bu kapsamda, firma düzeyinde risk yönetimi
veya entegre risk yönetimi adı ile uygulanan yaklaşımlar uluslararası ticaret
risklerinin yönetilmesinde ciddi anlamda fayda sağlayacak uygulamalardır.
Beşinci bölüm ise uluslararası ticaret ve risk yönetimi üzerine hazırlanmış
olan anket çalışmasının detayları ve bu anket çalışmasının sonuçlan hakkında
bilgi vermektedir. Anket, özellikle ithalat, ihracat firmaları başta olmak üzere
banka kambiyo personeli, lojistik firmaları ve uluslararası ticaret ile ilgili
uygulamacılar ve yöneticilere yönelik olarak hazırlanmıştır. Anket sonuçları
ile ilgili tanımlayıcı istatistik bilgi ve diğer istatistiksel testler ve test sonuçlan
bu bölümde yer almaktadır.
BÎRtNCt
BÖLÜM
ULUSLARARASı TICARET VE RISK
YÖNETIM! HAKKINDA GENEL
AÇıKLAMALAR
1.1 TARIHSEL SÜREÇ IÇINDE ULUSLARARASı
TICARET VE RISK YÖNETIMI
1.1.1 Uluslararası Ticaretin Tanımı ve Tarihsel Gelişimi
1.1.1.1 Uluslararası Ticaretin Tanımı
Dünya tarihine bakıldığında, ülkelerin diğer ülkelerle ve farklı uygarlıkların/
milletlerin diğer uygarlıklar ve milletlerle siyasi, kültürel, sosyal, ekonomik
ve askeri konularda ilişkilerinin her dönemde var olduğu görülmektedir. Bu
açıdan, uluslararası ilişkiler çok bojoıtlu bir özellik taşımaktadır. Ulusların
iktisadi ilişkilerini inceleyen bilim dalı ise îktisat'm bir alt dalı niteliğinde
olan Uluslararası îktisat'tır. Uluslararası îktisat, bağımsız devletler arasındaki
ekonomik niteliğe sahip ilişkileri içermektedir. Dolayısı ile ülke içinde olan ve
uluslararası alanda olsa bile iktisadi olmayan faaliyetleri hariç tuttuğumuzda
Uluslararası iktisat'm ana çerçevesini çizmiş oluruz. Bu bilim dalının en
önemli konusunu uluslararası ticaret işlemleri, yani mal ve hizmetlerin
ithalatı ve ihracatı oluşturmakta ve bunu sermaye, teknoloji, emek gibi üretim
faktörlerinin dolaşımı izlemektedir^
Ticaret, uygarlık ile başlamış, günümüze kadar gelmiş ve insanoğlu var oldukça
devam edecek olan bir olgudur. Uluslararası ticaret, en temel ve bilinen sözlük
anlamı ile; bir ülkedeki kamu kuruluşlarının, özel kişi ve kuruluşların diğer
ülkelerle yaptıkları mal ve hizmet alım ve satımlandır^. Tanım incelendiğinde
1
Halil Seyidoğlu, Uluslararası İktisat Teori, Politika ve Uygulama, Geliştirilmiş 9. Baskı, Güzem Yayınlan, 1993, s. 1.
2
Halil Seyidoğlu, Ekonomik Terimler Ansiklopedik Sözlük, 2. baskı, Güzem Can Yayınlan: 16 Mart 1999, İstanbul, s. 116.
iki hususa dolayh olarak vurgu yapıldığı görülmektedir. Ticaretin bir ülke
ile diğer bir ülke arasında gerçekleşmesi ve konusunun da mal ya da hizmet
değiş tokuşu olması gerektiğidir. Dolayısı ile konusu sermaye ve teknoloji
akımları olan uluslararası ilişkiler, dış ticaret kavramı dışında kalmaktadır.
Bir ülkenin siyasi sınırlan içinde ancak, gümrük ve vergi sınırlan dışında kalan,
bir bakıma üçüncü ülke statüsünde yer olarak tanımlanan serbest bölgeler de
bu bağlamda ihracat ya da ithalat yapılan bir bölge sayılmaktadır^
Ülke dışına mal ve hizmet satımına ihracat, ülke dışından mal ve hizmet
satın alınmasına ise ithalat adı verilmektedir. Bu anlamda ithalat ve ihracat
aynı işlemin farklı noktalardan tanımlanmasıdır. Tek bir devlet açısından
bakıldığında, iç ve dış ticaret ayırımı yapılırken dünya ölçeğinde devletlerin
birbiri ile ilişkisi itibariyle bakıldığında, ulusal ve uluslararası ticaret
sımflandınlması yapılmaktadır.
Bir ülkenin dış ticareti söz konusu olduğunda, tek bir devletin diğer devletlerle
olan mal ve hizmet alım-satım ilişkileri ifade edilmektedir. Dünya ticareti
kavramıyla; yeryüzündeki tüm devletlerarasında her bir devletin dış ticaret
politikalanna bağlı ve bununla sınırlı olarak mal ve hizmet değişimine yönelik
ilişkilerin tümü anlaşılmalıdır^.
1.1.1.2 Uluslararası Ticaretin Tarihsel Gelişimi
Ticaret ve buna bağlı olarak para, kredi, finans işlemleri çok eski tarihlere
dayanmaktadır. Finansal sözleşmelerin tarihinin ne kadar geriye gittiği bile
3
Atilla Bağrıaçık, Türkiye'de Belgelerle Uygulamaü Serbest Bölgeler ve Avantajları, Bilim Teknik Yayınevi, İstanbul,
1999, s. 1.
4
Serap Telli, Devletler Hukuku Açısından Uluslararası Ticaret ve Kurumlaşması, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma
Enstitüsü Yay., 1991, Ankara, s. 1.
bilinmemekte, yazmm bile finansal sözleşmeleri kayıt altına almak için
icat edildiği düşünülmektedir^ M.Ö. 1800 yıllarında Babil Krallığı'nda
Hammubari Yasaları ile kredilere uygulanacak faizler belirlenmiş ve ipotek
ve teminat müessesesi kullanılmıştır. M.Ö. 1000 yıllarında mal opsiyonları ile
ilgili kayıtlar bulunmaktadır^. M.S. 1500'lü yıllarda ise modem uluslararası
bankacılığın temelleri atılmış ve 1650'lerden itibaren de vadeli işlemler
kullanılmaya başlanmıştır. Emtia fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı üreticiler
bu enstrümanları kullanabilmekteydiler.
Modem dönemlere yaklaşırken 17. yüzyılla birlikte paranın kullanımı
yoğunlaşmış, çok hissedarlı anonim şirketler gelişmeye başlamış ve
bu gelişmeleri borsaların kurulması takip etmiştir. Finansal piyasa ve
enstrümanlar geliştikçe 1900'lü yıllarla birlikte finansal dolandırıcılık şekilleri
de belirli standartlarda gelişme göstermiştir. 1960'larda Eurodolar piyasaları,
1970'lerde finansal vadeli işlemler gelişmiş, 1985 sonrası dönemde de özel
şirketlerin ulusal ve uluslararası büyük ölçekli projeleri ile birlikte yatırım
kararları ve proje işlemleri ile ilgili gelişmeler yaşanmaya başlanmıştır. Şirket
birleşmeleri, satmalmalar ve uluslararası operasyonlarla birlikte 1990'lı yıllara
enflasyon damgasını vurmuştur^. 2000'li yıllarla birlikte hem finansal hem
de reel kesimdeki gelişmeler risk kavramına vurgu yapmış ve risk yönetimi
bakış açısı ile tüm ilişkiler yeniden gözden geçirilmeye başlanmıştır.
Kredi, finansman, para ve ticaret ile ilgili olan gelişmelere uluslararası ticaret
konusu olan mal, belge, sınır, gümrük vb. alanlardaki gelişmeler de eklenmiş
ve bunu risk yönetimi odaklı yeni bir bakış açısı takip etmiştir. Çok daha
5
6
William N. Goetzmann, "Financing Civilizatìon", http://viking.som.yale.edu/will/finciv/chapterl .htm (18 Nisan 2005)
Aristo, kayıtlı en eski opsiyon'u anlatmıştır. Filozof Thales yıldızlara bakarak zeytin rekoltesinin çok iyi olacağını tahmin
edebilmiş, böylece, parasının azlığına rağmen zeytin ezme aletlerinin kullanım opsiyonunu satın almış ve hasat mevsiminde
ise bunları büyük bir kârla kiralamıştır.
7
A. Richard Brealey, Stev^art C. Myers, Alan J. Marcus, İşletme Finansmın Temelleri, Literatür Yay., İstanbul, 1997, s. 21.
eskilere gitmeden, uluslararası ticaretin gelişim seyrine bakıldığında, konu
ile ilgili işletmelerin her zaman için maliyet ve riskleri hesaplamak zorunda
oldukları görülmektedir. Uluslararası ticaretin tarihsel gelişimini ve içinde
bulunduğumuz durumu daha iyi anlayabilmemiz için en azından 15. yüzyıl
sonrası gelişmelere bakmak gerekmektedir^.
15. yüzyılda dünya ekonomisi (daha çok Avrupa) kapalı bir tarım toplumu
halindeydi. Nüfusun büyük bir kısmı feodal bir düzen içinde çalışmakta,
ticaret ise daha çok şehirlerde ve şehirlerin etrafında yapılmaktaydı, ipek yolu
ticareti ile Anadolu, Doğu-Batı ticareti için bir köprü vazifesi görmekteydi.
Doğu'nun malları kervanlarla Orta Asya ve İran üzerinden Karadeniz
limanlarına ulaştırılıyor ya da diğer bir yolla Hint Denizi, Basra Körfezi, Suriye
veya Kızıldeniz üzerinden İskenderiye'ye taşmıyor, daha sonra Venedik ve
Cenevizliler tarafından İtalya'ya götürülüyordu. Bu durumda, İtalya Güney
Avrupa için bir tür antrepo (dağıtım merkezi) vazifesi üstleniyordu.
Entellektüel alandaki gelişmeler, coğrafi keşifler ve hızlı nüfiıs artışı ile 15.
5âizyıl sonlannda Avrupa'daki ticari hayatta değişmeler meydana gelmeye
başladı. Bu gelişmelerle feodalite ve din eski gücünü kaybetmeye başlamış,
Rönesans ve Reform hareketleri sonucu yeni iktisadi merkezler doğmuş, yeni
buluşlann ortaya çıkması ile ticari kapitalizm de gelişmeye başlamıştır.
Merkantalist dönem, sermaye birikiminin amaçlandığı ve bunun için sosyal
ve ekonomik yapıda her türlü değişikliği kabul eden, daha sonraki dönemde
ise sanayi işçisinin ve sanayi kapitalizminin koşuUanm hazırlayan bir
dönemdir^.
8
9
Birçok yeniliğin başladığı bu dönem hem yenilikler itibariyle hem de 1648 Westfalya Anlaşması ile birlikte Roma
İmparatorluğu 3000 bağımsız politik birime dönüşmesi ve modem ulus-devlet sistemine geçilmesi ile günümüz sisteminin
temellerinin atılması anlamında önem arz etmektedir.
İlhan Uludağ, Erişah Ancan, Suna Oksay, İktisada Giriş (Mikro Analiz), Beta Yayınlan, Ocak 1999, İstanbul, ss. 38-39.
Büyük coğrafi keşiflerin de gerçekleştiği bu dönemde, Amerika kıtasmm
keşfi ile birlikte İspanyoUarm sömürge haline getirdiği Meksika ve Peru'dan
İspanya'ya doğru altm ve gümüş akımı meydana gelmiş, takip eden yüzyıl
içerisinde İngiltere, Fransa, Hollanda gibi değişik Avrupa milletleri Kuzey
Amerika'ya göç ederken yeni kıtaya gidenler üretim ve ticaretlerini Avrupa'ya
yönlendirmeye başlamıştır^^.
Ümit Bumu'nun keşfedilmesiyle birlikte Portekizliler, Hindistan ve Baharat
Adaları ile ticareti ele geçirerek ekonomik güçlerini daha da arttırdılar. Ümit
Bumu'nun keşfinden sonra Doğu ile ticaret yolları değişmiş ve Akdeniz
ve Karadeniz gibi iç denizler yerine Hint Okyanusu ve Atlas Okyanusu
kullanılmaya başlanmıştır. Yine buna bağlı bir gelişme olarak Akdeniz gibi iç
denizlerdeki ticaret şehirleri de yerlerini Batı Avrupa'daki liman şehirlerine
bırakmıştır. 18. yüzyıldan itibaren yön değiştiren dünya ticaretinin etkisi ile
İngiltere ve Fransa liman şehirlerinin ticari yoğunluğunda artış görülmeye
başlanmıştır. Bu ticari etki aynı zamanda İngiltere ve Fransa'nın İtalya ve
Almanya'yı sanayileşme hamlesinde geçmelerinin nedenlerinden birisidir.
13. yüzyıl ile 16. yüzyıl arasında İtalyan şehir devletleri hem finans hem de
ticarette yönlendirici olmuşlardır. 17. jâizyıl ile birlikte Hollanda dünyanın en
büyük ticaret imparatorluğu olurken Amsterdam en önemli finansal merkez
halini almıştır. İngiltere ise ancak 17. )^zyıl sonrası bu finansal güce sahip
olmuştur^ ^
10
11
Amerika'dan İspanya'ya akan altm stoklan ile Avrupa'da yüksek fiyat artışları gerçekleşmiş ve 1650'lere kadar devam eden
yüksek enflasyon Avrupa'da büyük piyasalar oluşmasına katkıda bulunmuş, elde edilen yüksek kârlarla sermaye birikimi
hızlanmış ve bireysel girişimciliği özendirmiştir.
James R. Lothian, Financial Integration over the Past Three Centuries, March 2001, the Independent Institute Working
Paper Number 26, the Independent Institute, s. 2. http://www.independent.org/pdfworking-papers/26_financial.pdf (13 Kasım
2006)
Avrupa'nın sermaye birikimi ile tüccar kapitalist sınıfın oluşması sağlanmış
ve bunu takip eden dönemde de güçlü ulus devletler kurulmuştur^^**. Ateşli
silahların keşfi ve Avrupa'da kullanılması ile birlikte, para ekonomisinin
yaygınlaşması, şehir ekonomilerinin büyümesi, toprak üzerinde çalışan
toprağa bağlı çiftçilerin yerini sözleşmeli çalışanların alması ile değişen yapı,
ulus devletlerin oluşumunu sağlamış ve 15-17. yüzyıllarda millî devletler
kurularak feodal beyler üzerinde otorite sağlanmıştır. 16. ve 17. yüzyıllara
kadar Avrupa'da Merkantilizm geçerli iktisadi düşünce akımı iken, 18. yüzyıl
başlarından itibaren yerini Klasik Liberalizm'e bırakmıştır. Liberalizm ile
birlikte müdahalecilik yerini serbest piyasaya bırakmış, devletin yerini de
özel teşebbüs almıştır.
Bu gelişmelerin gerçekleştiği son üçyüz yıl içinde savaş ve bazı istisnai
durumlar hariç, uluslararası piyasaların entegrasyon içinde olduğu söylenebilir.
Büyük savaşlar ve bu savaşların etkileri ile entegrasyon kesintiye uğrasa da
yeni ve daha kuvvetli bir entegrasyon ile devamlılık sağlanmıştır. Finansal
entegrasyon bir gücün planladığı ya da yönettiği bir durum değil, ticaretten
elde edilecek potansiyel kâr'm zorladığı bir kuvvetle gerçekleşmiştir^^
îlk başlarda oldukça sınırlı sayıda mal ve hizmetle gerçekleştirilen uluslararası
ticaret;
teknolojik
ilerlemenin
önderliğinde haberleşme
ve
ulaştırma
imkânlarının artması ve ihtiyaç kavramının da genişlemesi ile hem içerik hem
de hacim olarak etkilenmiştir. Liberal ekonomik yapı ile gelişen uluslararası
ticaret, artık günümüz dünyasında ülkeler açısından vazgeçilmez bir ilişki
biçimi olmuştur.
12
13
Feodal beyliklerin krallann otoritesinden daha güçlü olduğu Orta Çağ dönemlerinde İngiltere, Fransa, İspanya vs. gibi terimler
bir devlet otoritesinden daha çok coğrafi ve linguistik bir tanımlamayı ifade etmekteydi.
James R. Lothian, a.g.e.,s. 8.
i) Uluslararası Ticaret ve Merkantilist Düşünce
Uluslararası ticaretin gerçekleştirildiği 16 ve 17. yüzyıllar, o dönemin iktisadi
düşünce akımı olan Merkantilizm altında gerçekleştirilmiştir. Bu akıma göre
ülkelerin asıl amacı, dış ödeme fazlası oluşturmaktır. Dış ödeme fazlalıkları
altm ve gümüş gibi maden stoklarını arttıracak ve bu da savaş dönemlerinde
savaşın finansmanına imkân sağlarken savaş olmayan dönemlerde hem bir
güç gösterisi olacak hem de siyasal gücü yükseltecektir.
Merkantilizm, dış ödeme fazlası yaratmak için devletin müdahalesini
gerektiren bir sistemdir. Bu nedenle, dış ödemeler fazlası oluşturmak için
uluslararası ticaret politikalarında; ihracatın arttırılması, hammadde ihracatını
engelleyerek mümkün olduğunca işlenmiş madde ihracatı yapılması, mamul
ürün ithalatının kısıtlanması, hammadde ithalinin özendirilmesi ve lüks mal
ithalatının kısılması, gibi hususlar temel politikalar olarak belirlenmiştir.
Sistemin ana düşüncesinde ülke dışına, yani yabancılara mümkün olduğunca
az ödemede bulunurken onlardan olabildiğince fazla gelir elde edecek ihracat
ve ithalat uygulamalarını yürürlüğe koymak olduğu görülmektedir^^.
ii) Uluslararası Ticaret ve Klasik Liberalizm
Merkantilist düşünce 18. yüzyıl başlarından itibaren yerini serbest fiyat
mekanizması ve devletin ekonomik faaliyetleri yerine özel girişimciliğin
aldığı Klasik Liberalizm'e terk etmiştir. Ekonomik hayatı düzene sokan
görünmez bir el vardır. Bu nedenle de müdahale en az düzeyde olmalıdır.
Klasik Liberalizm alanındaki gelişmeler, Adam Smith'in Ulusların Zenginliği
(1799) adlı eserini yazması ve Sanayi Devrimi sırasında birbirine bağlı
14
Halil Seyidoğlu, Uluslararası İktisat Teori, Politika ve Uygulama, a.g.e., ss. 2-5.
icatların ardı ardına gelmesi ile birlikte fabrika sisteminin ortaya çıkarak aile
tipi üretimin fabrikalarda kitlesel üretime dönüşmesine yol açmıştır. Bu yeni
yapı işçi sınıfının doğmasına neden olurken öte yandan sermaye birikimi ile
birlikte sanayici-kapitalist bir sınıf da ortaya çıkmıştır^^. Klasik liberalizm
(laisser -faire) ilk çıktığı hali ile günümüzde azalmış olsa da, Batı kaynaklı
iktisat teorilerinin büyük bir kısmının temelinde bu görüş yeralmaktadır^^.
İÜ) Bretton Woods Sistemi'ne Geçiş
Uluslararası ekonomik ve mali ilişkilerin düzenli bir şekilde gehşmesi için
etkin bir ödeme sisteminin varlığı gerekmektedir. Ödeme sistemleri açısından
sanayi devrimi sonrası dünya ekonomisini;
•
1870-1930 altın para dönemi,
•
1930-1944 buhran dönemi,
•
1944-1973 Bretton Woods sistemi dönemi,
•
1973- günümüze karma uygulamalar dönemi,
şeklinde bölümlendirebiliriz.
1870-1930 altın para dönemi: Altın, her ne kadar eski zamanlardan bu yana
hesap, değişim ve bir değer birimi olarak kullanılmış olsa da yasal bir kurum
olarak altın standardı, İngiliz Parlamentosunun Resumption Act'i (Geri Alma
Kanunu) 1819 yılında kabulü ile başlamıştır. Bu kanun ile Bank of England
sabit bir oran üzerinden talep edilmesi durumunda altının banknot ile değişimi
uygulamasına devam edilmesini kararlaştırmıştır. 19. yüzyıl boyunca Almanya,
Japonya ve diğer ülkeler aynı altın standardını uygulamaya başlamışlardır.
15
16
Üretimi eskiden de sermaye saİıipleri gerçekleştiriyordu, ancak 15. ve 16. yüzyıllarda bu sermaye sahipleri aynı zamanda tüccar
da sayılmaktaydı. Şimdi ise hem ölçek büyümüş hem de bu ölçekte yatmm yapanlar farklı bir sınıfa mensup bulunuyordu.
Gülten Kazgan, İktisadi Düşünce veya Politik İktisadın Evrimi, Remzi Kitabevi, 4. Basım, İstanbul, 1989, s. 55.
ingiltere'nin bu dönemdeki dünya ekonomik gücü olması, diğer ülkeleri de
İngiltere'yi taklit ettiklerinde aynı başarıyı elde edecekleri ümidini vermiştir.
1900 yılında kabul edilen US Gold Standart Act (Altın Standardı Kanunu) ile
dolar-altm bağlantısı kurumsallaşmıştır^'^.
1870'lerden I. Dünya Savaşı başlangıcına kadar kesintisiz olarak Altın
Standardı uygulanmıştır. I. Dünya Savaşında bu sistem bozulmuş, ülke
paralarının altına bağlılığı kaldırılmış ve serbest dalgalanmaya bırakılmıştır.
Savaş sonrası ABD (1919) ve İngiltere (1925) öncülüğünde tüm ülkeler
yeniden Altın Standardına dönmüş (1928) ancak artık bu sistemin yaşamasını
sağlayacak temel ekonomik ve sosyal koşullar değiştiği için sistem de
yaşamını sürdürememiştir.
1930-1944 buhran dönemi: I. Dünya Savaşı'nm başlangıcından II. Dünya
Savaşı'nm bitişine kadar geniş bir buhran dönemi söz konusudur. Bu nedenle,
buhran yılları özellikle 1. Dünya Savaşının bitişi, yani 1918 yıllarından da
başlatılabilir. 1929 yılında sermaye piyasalarında başlayan panik, ABD
ekonomisinde ithalatın ve kredilerin azalması, işsizliğin artışı gibi sorunlara
yol açmıştır. Dünya ekonomisine canlılık katan ve diğer ülkelerin refahını
etkileyen ABD ekonomisindeki bu kriz diğer ülkelerin de refahını olumsuz
yönde etkilemiştir. Buhran döneminin etkisiyle, 1932 ortalarında sanayi
mallarının dünya üretim ve ticareti, 1929 başına göre üçte bir oranında
gerilemiştir. 1931 yılında bir Viyana ticaret bankasının iflası ile başlayan
mali panik ile Avrupa ülkelerinde yabancı alacaklılar, kısa süreli alacaklarını
bankalardan talep etmeye başlayınca, ülkeler teker teker altın standardından
ayrılmaya başlamışlardır. Bunun sonucunda ise, artık ulusal paralar birbirine
dönüştürülme imkânını kaybetmiş, uluslararası ödemelerde iki yanlı (bilateral)
17
Paul R. Krugman, Maurice Obstfeld, International Economics Theory and Policy, Fourth Edition, Addison-Wesley, New
York, 1997, s. 540.
düzenlemelere gidilmesi sonucunu doğurmuştur^^ ABD ise 31 Ocak 1934'te
1 ons altm= 35 dolar olarak yeniden altmm değerini belirlemiş ve bu tarihten
1971 yılma kadar da bir değişiklik yapmamıştır^^
1944-1973 Bretton Woods sistemi dönemi: II. Dünya Savaşı öncesi yaşanan
ayrılıklar ve bölünme savaş sonrasında yerini uluslararası bir işbirliğine
terk etmiştir. Dünya ticaretini serbest hale getirecek, çok-yanlı denkleşmeye
imkân verecek ve savaşta yıkılan ekonomilerin onarımını kolaylaştıracak bir
uluslararası ticari ve mali sistemin kurulmasına şiddetle gerek duyulmaktaydı.
Bu ihtiyacın gereği olarak 1944'de Amerika'da Bretton Woods (New
Hampshire) da toplanılmış ve İngiltere ile Amerika arasındaki bir uzlaşmanın
sonucu olarak bir takım kararlar alınmıştır.
Keynes tarafından hazırlanan İngiliz planı ve White tarafından hazırlanan
Amerikan planı olmak üzere iki tasarı sunulmuş ve sonunda White planının
benzeri sistem kabul edilmiştir.
1 Temmuz
1944'de Bretton Woods
konferansları sonucunda Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Uluslararası İmar
ve Kalkınma Bankası (IBRD-Dünya Bankası)'nm kuruluş yasaları kabul
edilmiş, bu konuları düzenleme görevi IMF'ye verilmiştir. Sistemin temelinde
ayarlanabilir sabit kur modeli (adjustable peg) bulunmaktadır.
Doların bu sistemde sahip olduğu ikili fonksiyon ile ABD, hem ulusal para
olarak doları kullanırken hem de kendi merkez bankası'nm çıkarttığı kağıt
paralarla ithalatını finanse etmek gibi önemli bir ayrıcalığa sahip oluyordu.
Amerika dışındaki tüm ülkelerin ithalat giderlerini finanse etmek için
18
19
Bu gelişmelerin neticesi olarak; eski İngiliz sömürgelerinden oluşan bir grup ülke, ulusal paralarmı sterline bağlamışlar, böylece
sterlin sahası fiilen oluşmuştur. Fransa'nm önderliğinde İsviçre, Belçika ve Hollanda ise ulusal paralanm altına bağlamış ve bu
şekilde Altm Bloku'nu oluşturmuştur. Almanya ve çoğunluğu az gelişmiş olan geniş bir grup ülke ise (Türkiye dâhil) kambiyo
kontrolü uygulamasına girişmiştir.
Halil Seyidoğlu, Uluslararası İktisat Teori, Politika ve Uygulama,a.g.e., s. 631-634.
(mal ve hizmet ihracı ile) dolar kazanmaları gerekmekteyken ABD'nin böyle
bir ihtiyacı yoktu^^.
1973- günümüze karma uygulamalar dönemi: 1973 Mart ayında sanayileşmiş
ülkelerin paralarını ABD dolarına karşı dalgalanmaya bırakmaları ile sabit
kurlu Bretton Woods sistemi sona ermiştir. Bu sistemin yıkılışı ile birlikte
farklı kur uygulamaları ortaya çıkmıştır. Bu uygulamalar tek bir paraya ya da
sepet paraya bağlanan sabit kur sistemlerinden bir göstergeye veya yönetime
göre ayarlanan ya da tamamen bağımsız olan dalgalı kur sistemlerine kadar
geniş bir alanı kapsamaktadır.
Tüm bu uygulamalar içerisinde Avrupa Birliği'nin (AB) yaşamış olduğu
tecrübe ve birlik çalışmaları ayrı bir başlık altında değerlendirilebilecek bir
konudur. Sonuç olarak gelinen noktada, Mart 1979'da kumlan Avrupa Para
Sistemi (APS) ile aşırı kur dalgalanmalarından uzak, istikrarlı bir parasal
birliğin olduğu bir yapı oluşturmak istenmekteydi. APS ile sabit fakat
ayarlanabilir bir kur sistemi getirilmiştir. Aslında, kur sisteminin bir amacı
olmakla birlikte, AB, Avrupa kıtası için felsefi temelleri olan tam bir birlik
projesi olarak düşünüldüğü için parasal birlik bunun sadece belli bir aşamasını
oluşturmaktadır^^
iv) 11 Eylül ve Uluslararası Ticaret Üzerine Etkileri
Bretton Woods sonrası dünya ticareti üzerine belki de en fazla etkide bulunan
olay 11 Eylül olmuştur. Terör, özellikle 2001 yılında yaşanan 11 Eylül olayları
sonrasında tüm dünyanın dikkatini çeken ve başta ABD olmak üzere, yine
20
21
Buna göre, ABD dışındaki tüm IMF üyeleri, paralarının değerini USD cinsinden tanımlamışlardır. USD ise, 1 ons altın=35 USD
fiyatından altına bağlanmıştı. Ulusal paraların bir dolar paritesi olduğu ve dolar da sabit fiyattan altma bağlı olduğu için tüm
ulusal paraların dolaylı bir altın paritesi bulunmaktaydı. ABD, dolar/altın paritesi üzerinden ülkelere altın satma taahhüdünde
de bulunmuştu. IMF, dış açık veren ülkelere kısa süreli kredi sağlamakta, eğer önlemler yeterli olmuyorsa en son çözüm olarak
ülkeler devalüasyona gidilebilmekteydi. Dolar'in bu durumu, hem bir senyoraj geliri hem de uluslararası ilişkilerde ABD'ye
bir üstünlük sağlıyordu. Ancak bu sistem, dış denkleşme, likidite, güvensizlik, emisyon kazançlan (senyoraj) ve az gelişmiş
ülkelerin kalkınma sorunları nedeniyle yıkılmıştır.
Gül Günver Turan, Uluslararası Para Sistemi Dünü ve Bugünü, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1980, İstanbul, ss.
81-157 ve Halil Seyidoğlu, Uluslararası İktisat, a.g.e., ss. 631-635.
ABD önderliğinde tüm Dünya ülkelerinin yoğun politika üretmek durumunda
kaldığı bir alan olmuştur. Uluslararası ticaret alanına giren konular da terörizm
ile savaşta ABD'nin ilgi alanına girmiş olup, bu ilginin giderek de artması
beklenmektedir^^. ABD'nin bu kararlılığı aslında bir çeşit entegre terör riski
yönetimini de çağrıştırmaktadır.
Terörizmi engellemek ve bu alanda başarılı politikalar geliştirmek için terörü
ve etkilerini doğru algılamak gerekmektedir. 11 Eylül'ün maliyetinin sadece
ABD için toplamda 28 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Her ne kadar 11 Eylül'ün hemen arkasından oluşan direkt maliyetler daha
çok konuşulsa da, izleyen zaman içinde ortaya çıkan dolaylı maliyetler
daha da önem arz etmektedir. Ölüm, yaralanma, sermaye kaybı en fazla
görünen terörizm etkileri olsa da, terörizm korkusu ile alman tedbirler ve
diğer gelişmeler uzun dönemde ekonomi için daha da tehlikeli bir özellik arz
etmektedir^^. Terörizmin uluslararası ticaret üzerine etkilerinden en önemlisi
işlem maliyetlerindeki artışdır. Terör faaliyetleri değil, bu terör faaliyetlerine
karşı üretilen politikalar maliyet oluşturmaktadır. Bu politikalar ise terörizmi
tespit ve engelleme ile ilgili çözümler içermektedir. Sınırların korunması,
insanların sınır bölgelerde daha fazla incelenmesi, araçlar ve mallarla ilgili
daha sınırlayıcı düzenlemelerin tespiti gibi engeller nedeniyle oluşan işlem
maliyetleri yüzde 0.5 ile yüzdo 3 arasında bir maliyet etkisi yaratmaktadır. Öte
yandan; çatışmaların uluslararası ticaret üzerine ciddi etkileri bulunmaktadır.
Az gelişmiş ülkelerin fakir hükümetlerinin terörizm ile savaşta finansal
22
23
Andrew James Samet, "Trade and the war on terrorism", The Journal of Commerce Online, http://www.strtrade.com/
inthenews/101801.htm(10Aralik2006)
Örneğin tüketiciler tarafmdan özellikle havayolu seyahati için risk algısmm değişimi havayolculuğu ve otel-konaklama
sektorienm ciddi bir şekilde etkilemiştir. Risk priminin artması nedeniyle yüksek sigorta pirimleri ödenmesi ve firmalann
sermaye piyasası değeriiliği de etkilemniştir. 11 Eylül sonrasında birçok sektör daha yüksek sistematik risk ve bireysel risk
taşımaya başlamıştır.
^
kazanç elde etmek için terörizme müsaade ettiği görüşleri^"^ de konuyu daha
farklı noktalara taşımaktadır.
11 Eylül sonrası uluslararası ticarette ortaya çıkabilecek senaryoların en hafifi
belki de, artan güvenlik maliyetleri ile sonuçlanacak yeni bir iş yapış şekli ve
uluslararası ticaret ortamının yapısal dönüşümüdür. 2000 yılı öncesi dönemde
uluslararası piyasalarda mali krizler, döviz ve ödeme riskleri daha önemli
görülmekteyken, şimdi ise tüm dikkatler politik risk ve operasyonel risk gibi
noktalara yoğunlaşmıştır^^
1.1.2 Uluslararası Ticaret Riskleri ve Ödeme Şekillerinin
Tarihsel Gelişimi
Uluslararası ticaretin gelişimi; bilim, teknoloji, kapitalizm ve demokrasideki
gelişmelerle yakından ilgilidir. Aynı şekilde, risk kavramı'nm oluşması ve
bu bakış açısının kazanılması da binlerce yıllık tarihi gelişmeler sonrasında
ortaya çıkan ve günümüz dünyasının ihtiyaç duyduğu bir bakış açısıdır.
1500 ve 1600'lü yıllardaki coğrafi keşifler sonucu, insanların yeni ülkeler ve
toplumlarla karşı karşıya gelmeleri ticaretin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
Ticaret, karşılıklı yarar sağlayan bir süreç olarak, iki tarafın da öncesine oranla
kendisini daha varlıklı algıladığı bir işlem^^ ve aynı zamanda riskli bir iştir.
Ticaretin gelişimi, risk almanın cisimleşmiş hali, kapitalizm olmuştur. Sayma24
25
26
Tilman Brück, Bengt-Ame Wickstrom, "The economic consequences of terror: guest editors' inü-oduction", European Jour­
nal of Political Economy, Vol. 20 (2004) ss. 293-300. https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/www.sciencedirect.com/science?_
ob=MImg&_imagekey=B6V97- (15 Ağustos 2006)
Erika Morphy, "Risk rethought Scenario Shock" Export Today's Global Business, September/November 2001, s.
26.https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/web.ebscohost.com/bsi/pdf?vid=l&hid=101&sid=8f66el48-all5-47c0-ac4c76d364ae4bl3%40sessionmgrl03 (11 Mart 2006)
Bu ise o dönem için olağanüstü bir fikir olarak algılanmalıdır. O zamana kadar zengin olmuş bütün insanlar, bunu büyük
ölçüde başkalarını zenginliklerini sömürerek ya da yağmalayarak elde etmişlerdi.
hesaplama tekniği olarak muhasebenin ve risk-getiri ilişkisini ortaya koyan
tahmin yöntemlerinin gelişmesi ile kapitalizm daha da geUşmiştir. Batı'da
bilinen en eski tarihli matematik kitabı (The Treviso Arithmetic) 1458 yılında
yazılmış ve bu tarih sonrası bazı önemli ticari hesapların yapılabilirliği daha
da yaygın hale gelmiştir^^.
Geleceğin neler getirebileceğini belirlemeye çalışmadan, okyanus ötesine mal
sevk etmek veya satmak için mal toplamak ya da borçlanmak düşünülemezdi.
Siparişi verilen malzemelerin zamanında teslim edilmesi, satılması planlanan
malların üretilmesi ve satılması için, bu faaliyetlerin tümünün, müşterilerin
paralarını kasaya bıraktıkları andan çok daha önce planlanmış olması gerekir.
Başarılı bir şirket yöneticisi, her şeyden önce tahmincidir. Satın alma, üretme,
pazarlama, fiyatlandırma ve örgütlenme, hepsi arkadan gelmektedir^^.
Orta Çağda; doğal afetler, yoksulluk, ilkel teknoloji ürünü ev ve gemiler,
gelişmemiş piyasalar, kıtlık, veba ve enfeksiyon gibi olgular Dünya'yı
bugünkünden çok daha zorlu şartlara sahip kılıyordu. Tabiat tehlikeli olmakla
birlikte daha da tehlikelisi insanın kendisi idi: savaş, korsanlık, haydutluk
oldukça yaygındı ve bunların hepsinin bir maliyeti vardı. Üstelik hem iş
hayatı hem de ev düzeninin sağlanması için mal ve hizmet üretimi tüm bu
tehlikelere rağmen hayati bir zorunluluktu^^.
i) Uluslararası Ticarette İlk Dönem Riskleri
Orta Çağ dönemlerinde iş yaşamında iki temel risk bulunmaktaydı. Bunlar,
hasar (casualty) riski ve piyasa (market) riski idi. Hasar riski; hem tabiat hem
27
28
29
Geoffrey Poitras, From Commercial Arithmetic to Life Annuities: The Early fflstory of Financial Economics, 1458-1776,
ss. 3-4, http://www.bus.sfu.ca/homes/poitras/FIN_HIS3.pdf (14 Şubat 2007)
Peter L. Bernstein, Tanrılara Karşı Riskin Olağanüstü Tarihi, Scala Yaymcılık, İstanbul, Birinci Basım, 2006, çev. Canan
Feyyat, ss.1-26.
Meir Kohn, Risk Instruments in the Medieval and Early Modern Economy, Working Paper 99-07, February, 1999, http://
www.dartmouth.edu/~mkohn/Papers/99-07.pdf, s. 1. (17 Nisan 2005)
de insandan gelen tehlikeleri içeriyordu. Çok yaygın gemi kazaları, okyanus
şartlarına uymayan teknolojiler, fişek, şamandıra vs. imkânların olmadığı,
navigasyonun hatalı olduğu ve gemilerin karaya oturduğu bu dönemde
denizaşırı ticaret birçok riskler içermekteydi. Karaya oturan gemiler yağma
edilirdi. Karayolu ticaretinde de yine korsanlık, yağmacılar dışında yiyecek
peşinde olan ordular ve haydutlar (o bölgenin lortlarının güvenli geçiş için
talep ettikleri "ücret") nedeni ile taşman mallar riskteydi. Tüccarlar, yabancı
ülke topraklarına girdiğinde suç, yolsuzluk, sosyal adaletsizlik, dinsel
önyargı ve daha birçok sıkıntı ile karşı karşıya kalmaktaydılar^^ Piyasa riski
(piyasa fiyatlarının ters hareketinden kaynaklanan kayıp riski) bugünkünden
çok daha fazla olduğu bu ortamda tüm ticaret bir maceraydı. Mallar, belli
olmayan fiyatlarla uzaktaki piyasalara satılmak üzere gönderilmekteydi.
Talep çoğunlukla inelastik ve arz ise düzensizdi. Bu ortamda, yüksek taşıma
maliyetleri ve işlem maliyetleri piyasaların ayrılmasına ve zayıf kalmasına
neden oldu.
İşletmeler finansal ve finansal olmayan risklere adapte olarak ya da uzlaşma
veya anlaşma sağlayarak yönetiliyorlardı. Tüccarlar tehlikeli rotalardan
kaçınarak, silahlanarak ve kargolarını birden fazla gemiye bölerek hasar
risklerinden kaçmıyor, ortak savunma, konvoy ve karavanlar ve malların bir
tür sermaye ortaklığı şeklinde satılması (joint stock) yolu ile havuz sistemi
uygulamalarına giriyorlardı. Piyasa riskini ise, i) en iyi piyasa istihbaratını
elde ederek ii) malları ve piyasaları bölerek minimize etmeye çalışıyorlardı.
Bazı risklerin, bu riskleri almaya niyetli olanlar üzerine kaydırılmasını
sağlayan finansal enstrümanlarla, riskten kaçınma teknikleri geliştirilmiştir.
30
Oscar Gelderblom, Violance and Growth, The protection of Long-Distance Trade in the Low Countries, 1250-1650., s
1-5. http://www.lowcountries.nl/2005-5_gelderblom.pdf (12 Ocak2007)
örneğin, en genel finansal risk enstrümanı öz sermaye finansmanı (equity
finance)'nda kâr, özsermaye yatırımının belli bir oranı idi ve maruz kalman
risk oranında da riske katlanılıyordu. Böyle bir ortamda yatırımcı, sermayesini
küçük parçalara bölerek çeşitlendirme ile kendisini koruyabilirse (ilişkisiz
teşebbüslerdenhisse almak gibi)risktaşımayıkolaylaştırabilirdi.Birrisktaşıma
unsuru olarak sermaye finansmanı ile ilgili sorun, yatırımcının hasar ve piyasa
riski gibi dışsal tehlikelere değil, aynı zamanda işletmelerin ve girişimlerin
içsel tehlikelerine karşı da risk taşıması idi^^ Öz sermaye
finansmanında
tüm risklere sadece yatırımcı katlanmaktaydı ve bu da maliyetli ve etkin
olmayan bir durumdu. İşletme faaliyetlerinden bağımsız olarak gelişen dışsal
riskler ile işletme yönetimi kaynaklı riskler birbirinden ayrılabildiği takdirde
her bir risk kümesine daha düşük maliyetle katlanmak mümkün olacaktır.
Riskin bölünebilir olması, risk enstrümanlarının gelişmesinde önemli bir rol
oynamıştır^^.
Tüccarların bir piyasa riski olarak karşılaştıkları ters fiyat riskinden korunması
ise ancak forward işlemler ve 'türev' sözleşmelerle mümkündü. Forward
işlemlerde, taraflar gelecekte tamamlanacak olan ticaretin şartlarını belirlerler
ve ticari piyasa şartları ne olursa olsun daha önce belirlenen fiyat üzerinden
işlem gerçekleşir. Bir türev sözleşmede ise tarafların birinin diğerine gelecekte
yapacağı bir ödeme o zaman elde edilecek piyasa fiyatından elde edilecek
şekilde şarta bağlıdır.
Hane halkı, en geniş kategorideki risk grubuydu. Sanayi öncesi dönemde
üretim hanede gerçekleştiği için aslında birçok işçi aynı zamanda işveren
31
32
İşi bilmeme, yeteneksizlik, sahtekârlık, çalışanlar, acenteler vs. gibi unsurlar nedeni ile sermaye yatınmcılan girişimin
yönetimi ile ciddi olarak ilgilenmek durumundaydı. Bu ilgi ise bir maliyet içermekteydi. Aynca, riski bölme potansiyelini
de sınırlandırmaktaydı. Çünkü sermayedar işin başmda olduğu takdirde riski bölemez, böldüğü takdirde diğer işletmelerin
yönetimine aktif katılamaz, dolayısı ile sadece bir işletme ile ilgilense bu durumda da risk bölünmediği için yanlış yapmış
olacaktu-.
Meir Kohn, Risk Instruments in the Medieval and Early Modem Economy, a.g.e., ss. 1-2.
durumundaydı. Ölüm, sakatlık, tabii afet, yangın gibi durumlarda, hane halkı için
korujoıcu tek enstrüman yardımlaşmaydı. Yardımlaşma, sosyal toplulukların
oluşmasını ve özel sanat ve tüccar birliklerinin kurulmasını sağlamıştır.
Yardımlaşma; meslek birlikleri, tüccar birlikleri gibi organizasyonların ve
sosyal toplulukların oluşmasını sağmamıştır.
Uluslararası ticaretin ilk dönem risklerini yaşayan bankaların temel sorunları
ise likidite riski idi. İstikrarsız ortam, hem itibarlarını hem de likiditelerini
etkilemekteydi. Aynı zamanda banka varlıkları üzerindeki bilgi eksikliği riski,
hem mevduat sahiplerini, hem de bankacıları kapsamaktaydı^^
ii) Uluslararası Ticarette îlk Dönem Risk Enstrümanları
Uluslararası ticaretin konusu olan tüm işlemlerin belli bir riske maraz
kaldığı ve bu alanda faaliyette bulunan tüccarların da riski ortadan kaldırma
çabalarının yüzyıllar boyunca devam ettiği görülmüştür. Bu alanda ortaya
çıkan belli başlı risklerle mücadele edebilmek için modem uygulamaların
ilk temelleri de yine Orta Çağ Avrapası dönemlerine denk gelmektedir. Bu
enstrümanların başlıcaları Deniz Kredisi ve Deniz Sigortasızdır.
Deniz Kredisi: Hasar riskini diğer iş risklerinden ayırmak amacıyla kullanılan
ilk enstrüman deniz kredisi (sea loan) dir. Bu, deniz ticaretini finanse eden bir
borç enstrümanı ve sadece geminin veya kargonun güvenle varışından sonra
ödenebilir bir krediydi. Eğer gemi veya kargo kaybolursa, kredi affediliyordu.
Prensipte, ödünç veren (lender) sadece hasar riskini üstlenirken ödünç alan
diğer risklere katlanmaya devam etmekteydi. Pratikte ise risklerin ayırımı
mükemmel değildi, çünkü diğer riskler ödünç alanın geri ödeyememesine
(defourt) neden olabilirdi.
33
Meir Kohn, Early Deposit Banking, Working Paper 99-03, February, 1999, littp://www.dartmouth.edu/~mkohn/Papers/9903.pdf, S.5 (17 Nisan 2005)
Deniz kredisi modem öncesi çağlardan beri kullanılmakla birlikte (M.Ö. 2250
Hammurabi kanunlarında yer almaktadır), Orta Çağ uygulamasında, deniz
aşırı ticaretin finansmanı için kullanılmaktaydı. Kredi, geminin dönmesi ile
birlikte ödeniyordu. Uzun seyahatlerde ise genelde varış yerinde geçerli olan
para tizerinden ödeniyordu. Bu şekilde, ödünç verenin acentesi yeni bir kredi
verebilir veya poliçe ile fonları ana ülkeye gönderebilirdi. Deniz kredileri
genelde varıştan birkaç gün sonra ödenecek şekildeydi (krediyi alanın malları
satmasına imkân tanınmış olurdu).
İlk başta, sözleşmeler üçüncü taraflarca
sağlanan gayrimenkul
veya
teminatlarla (sureties) güvence altına almıyordu. Daha sonralan ise, ödünç
alanların çoğu eski, köklü tüccarlar oldukları için, bir krediyi söz konusu
mallarla güvence altına almak yaygın hale geldi^"^.
Deniz Sigortası: Poliçe gibi, deniz sigortası çözümünü getirenler de yine
tüccar bankerlerdir. Çünkü bu çözüm aynı zamanda onlar için de ek iş
anlamına gelmektedir. Sigorta ile birlikte hasar riski kredi riskinden aynlmış
ve her biri daha düşük maliyetli hale gelmiştir. Hasar riski, büyük oranda belli
tüccarların sigorta alımından bağımsızdı: yani sigortayı kimin aldığının bir
ilgisi yoktu. Daha çok seçilen rota, yılın zamanı ve politik durumla ilgiliydi.
Bir sigortacı (yüklenici, underwriter) sigortalanan hakkında özel bir bilgiye
ihtiyaç duymaması, potansiyel sigortacıların sayısını arttırmış ve riskin
yayılmasını kolaylaştırmıştır. Risk ne kadar yayılırsa, katlanmanın maliyeti
de o kadar az olmaktaydı. Kredi riskine ise poliçe karşılığı tüccar banka
34
Calvin B. Hoover, "The Sea Loan in Genoa in the Twelfth Century", The Quarterly Journal of Economics, Vol. 40, No. 3 (May,
1926), ss. 495-529 http://lmks.jstor.org/sici?sici=0033-5533(192605)40%3A3% 3C495%3ATSLIGI%3E2.0.CO%3B2-K (01
Mart 2007)
maruz kalıyordu. Tüccar bankalar, hem finansman hem de sigorta işlemlerine
aracılık etmekteydi^^ Sigortacılığın ilk sorunları ahlaki riziko (moral hazard)
olarak kendini gösterdi. Sigorta nedeni ile kaptanlar daha fazla risk almaya
başladılar. Sigortalayanın da sahtekârlığı söz konusu olabilmekteydi. Öte
yandan sigortacı grupların iflası, sorumluluklarını yerine getirmemeleri,
brokerların ödeme gücü olmayan 3mklenicilere (underwriter) sözleşme
imzalatmaları da görülmeye başlamıştı. Sigorta bir tür kumar şeklinde idi ve
bir gemi ile hiç ilgisi olmayan kişiler bile sigorta yaptırabiliyordu. Piyasada
yaşanan bu zorluklar ağır düzenlemelerin ortaya çıkmasına neden olmuş ve
sonuç ise sigorta hukukunun oluşumunu sağlamıştır. Hukuk ise sahtekârlıkları
önlemede faydalı olsa bile, bazen yenilikleri sınırlama, mevcut form ve
uygulamaları engelleme eğiliminde olmaktadır^^.
I.le2.1 Ulııslar^rası Tkaretîiî ve Rîsklerîîîîıı Yapısal Değişimi
Orta Çağ Avrupa'sı tüccarlarında genelde işletmeler bir tek haneye ait fertlerden
oluşan aile üyeleriydi ve ticari işletme şahsın kendisi idi. Bu hane halkının aile
ve şirket bütçesi şeklinde bir ayrımları yoktu. Şahsi harcamalarla şirket işlerinin
birbirine girmesi kral dâhil tüm büyük tüccarlarda görülmekteydi. Çalışma
sermayesinden daha çok şahsın kabiliyetleri, bilgisi ve piyasa bağlantıları ile
güven ilişkisi önemli idi. Bu tür varlıklar ise başka birisine satılamamakta
ve devredilememekteydi. Ticari hayat ilişkiler üzerine kuruluydu. Temel
bağlantı kaynağını aile ve arkadaş çevresi oluşturmakta, uzak piyasalardaki
bilgiye güvenli erişim ise yine acente akrabalarla sağlanmaktaydı^^.
36
37
Yadira Gonzales de Lara, "The State as an Enforcer in Earîy Venetian Trade: a Historical Institution Analysis" Working
Paper, Universidad de Alicente, 14 Ağustos 2004, ss. 1-15
Meir, Kohn, Business Management in Pre-Industrial Europe, Working Paper 03-10, July, 2003, littp://www.dartmoutli.
edu/~mkohn/Paper/15, .%20Management.pdf ss. 3-12. (17 Nisan 2005)
ilk dönemde bu sıkmtılar yaşanırken yine modem çağlara kadar her alandaki
gelişmeler uluslararası ticaretin yapısını ve risklerini değiştirmiştir. Yeni
küresel düzenlemeler ve risklerin yönetilmesi gereği, olasılık üzerine yükselen
yeni bir de fakto uluslararası hukuk oluşmasına neden olmuştur. Bu hukuk'un
oluşmasında başı aktüeryal konularla ilgilenen sigortacılar çekerken, banka
ve muhasebe alanlan da buna eklenmiştir^^
Öte yandan risk, işbirliği için büyük bir motivasyon unsurudur. Uluslararası
terör tehdidi, şimdiye kadar görülmemiş ve normal durumlarda oluşmayacak
derecede işbirliğine neden olmuştur. Terör kadar ciddi olduğu düşünülen tehdit
unsurları üzerinde uluslararası işbirliği sağlanırken, küresel düzenlemelerin
gerektiği birçok alan ise bu tür bir işbirliği ve standardizasyon ihtiyacının
olmadığı düşüncesi ile, (yani yeterli risk motivasyonu olmaması nedeni
ile) gereken ilgiyi görmemektedir^^. Buna rağmen, uluslararası ticaretin her
alanında değişim ve riskleri zamanla gündeme oturmaktadır.
Teknolojik gelişmeler her yüzyılda kendine has bir devrimi gerçekleştirmekle
birlikte, uluslararası ticareti ve risklerini en fazla etkileyen yenilik son 50
yıl içinde gelişen ve büyüyen bir teknoloji olan konteynerlar sayesinde
olmuştur. Uluslararası ticareti konteyner öncesi ve sonrası diye ayırmak bile
yerinde olabilir. Konteyner öncesi, malların taşıması çok daha pahalı olduğu
için birçok ürün ülke içinde bile taşınmaya değmezken daha fazla ürün
uluslararası ticaretin konusu dışında kalıyordu. Konteynerlarla taşımacılık
ucuzlaşmış ve bu da dünya ekonomisinin şeklini değiştirmiştir. Konteynerlarla
eski tarz ekonomik yapı değişmiş ve yeni bir tarz gelmiştir. Büyük nüfus
38
39
Uluslararası bankacılık alanında BIS'in kurulması ve Basel II standartlan da aynı mantıkla düşünülmelidir. Asimetrik bilgi,
bankalarca daha iyi yönetilmektedir.
James, Franklin, "Risk-driven global compliance regimes in banking and accunting: the new Law Merchant", Law,
Probability and Risk, (2005) 4, ss. 237-238. https://vpn.uludag.edu.tr/ http/0/lpr.oxfordjoumals.org/cgi/reprint/4/4/237.pdf
(20Aralik2006)
merkezlerinden uzak, küçük kasabalar artık cazibe merkezi olabilmekte, ucuz
taşımacılık sayesinde fabrikaların pahalı limanlar etrafında yer almasına gerek
kalmamaktadır. Konteynerlarla birlikte emek yoğun taşımacılık azalmış,
teknolojik gelişmelerle birlikte taşımacılık kolaylaşmıştır^^.
Her ne kadar konteynerlar ithalatçı ve ihracatçı için birçok kolaylık
getirmiş olsa da gümrük memurları ve güvenlikçiler için de ciddi bir risk
oluşturmaktadır. Her bir konteyner içeriğinin tanımlandığı bir manifesto ile
taşınmaktadır ancak ne gemi sahipleri ne de liman yöneticileri manifestonun
içeriği ile konteynerm içeriğinin uyumu hakkında bir teminat veremezler.
Ayrıca, bu kontrolü yapmanın bir yolu da bulunmamaktadır. Bir tek gemide
bile 3000'den fazla konteynerm boşaltılması saatler içinde yapılabilmekte ve
büyük limanlarda bir gün içinde 10,000'in üzerinde konteyner taşımacılığı
yapılmaktadır. Bu nedenlerden dolayı konteynerlar hırsızlık, yasa dışı faaliyet,
uyuşturucu, kaçak işçi ve göçmen ve terörist bombaların taşınması yönünden
de etkinlik sağlamaktadır.
Konteynerlar sadece maliyet etkinliği sağlamamış, aynı zamanda taşıma
sürelerini de kısaltmıştır. Daha çabuk elleçleme ve hızlı transfer işlemleri
malların finansman maliyetini de düşürmüş ve bir depoda ya da demiryolunda
bekleyen verimsiz mallar artık daha az yer kaplar olmuştur. Navlun ve
stoklama maliyetlerindeki düşüş ve zaman kazanılması, daha uzun tedarik
zincirlerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Dünyanın bir ucundaki alıcı
diğer ucundan rahatlıkla mal alabilmekte ve malların vaktinde ulaşmayacağı
yönünde neredeyse hiç endişe taşımamaktadır^^
40
41
Örneğin 3000 tane 40'lık konteynerla dolu ve 100,000 ton ayakkabı, elbise, elektronik eşya taşıyan bir geminin Hong
Kong'dan Almanya'ya gelmesi sadece 3 haftalık bir sürede ve 20 kişilik mürettebatla mümkün olabilmektedir.
Marc Levinson, The Box, Princeton University Press, 2006, ss. 4-15. http://press.princeton.edu/chapters/s8131 .pdf
(11 Nisan 2006)
*
°
*
*
s
§
s
innnnaıenı
ü, u q
o
o
11
I
I I
X3 I < J
o
o
O
f i
I
? İŞ
"O.
,r
bi)
G
PL,
^
.2
-
15 f2 ^
8
a o ö <
O
O
,2
Şekil 1,1 Eıı Fazla İşlem Gören 25 Konteyner Limanı (2004) (Müyon TEU)
KaynakrEric Heymann, "Container Shipping: Overcapacity Inevitable Despite Increasing
Demand" Deutsche Bank Researh, 25 Nisan 2006, http://www.dbresearch.com/ PROD/
DBR_ INTERNET_ EN-PROD/PROD000000000019808Lpdf, s.8. (3 Arahk 2006)
Konteyner taşımacılığında en büyük 25 konteyner limanının 16 tanesi Asya'da
iken sadece 3 tanesi Güney Amerika'da ve 6 tanesi de Avrupa'dadır^^. Dünya
giderek bir konteynerlaşma sürecine girmiştir. Bu nedenle de konteyner
taşımacılığının diğer taşıma şekillerinin yerini alacağı söylenebilir.
1 el.2.2 Uluslararası Ticarette Ödeme ŞekiUerînîn Tarihsel Gelişimi
Endüstri öncesi dönemde, finansal sistemin oluşumundaki itici güç krediler
değil ödemeler olmuştur. Mevduat bankalan ve poliçe, tarafların birbirine
güvenmesini gerektirmeyen ödeme şekilleri olarak geliştirilmiştir. Orta Çağ
42
Eric Heymann, Container Shipping, Deutsche Bank Research, 25 April 2006, www.dbresearch.com, s. 1 http://www.
dbresearch.com/PROD/DBR_ INTERNET_ EN-PROD/PRODOOOOOOOOOO 198081.pdf, s.8. (3 Aralık 2006)
ekonomisinde ticaret, aynı topluluk içinde yaşayan ve birbirini iyi bilen
insanlar arasında kredi temelli yapılmaktaydı. Tüccarlar, mal ve hizmet
üreticilerini kredi vererek, hammadde sağlayarak ve tarım üreticilerini
gelecekteki ürünlerinin karşılığı olan peşin ödemelerle finanse etmişlerdir.
Dükkâncı, zanaatçı ve hancılar düzenli müşterileri için bir cari hesap (current
account) tutmaktaydılar^^
Para ödeme yolu ile takas sözkonusu dönemde pahalı ve sorunlu bir
çözümdü. Çoğu düşük kalite olmak üzere çok farklı türde madeni para
vardı ve sayıları da yeterli değildi; yani sirkülasyonda yeterli miktarda para
bulunmamaktaydı'^'^. 1600'lü yıllarda Amsterdam tüccarları 1000 farklı altm
ve gümüş paranın kaydını tutmaktaydılar^^ Gerçekten de, ticaretin bu kadar
fazla bir şekilde kredi üzerine kurulu olması aslında nakit kullanmanın
zorluğundan kaynaklanmaktaydı. Ödemelerin kredi temelli olması nakit
ihtiyacını ertelemekte, nihai ödeme esnasında ise mahsup yöntemi ile bakiye
olan kısım fiziki para konusu olmaktaydı.
Hisse senedi piyasalarında olduğu gibi merkezi bir piyasa ve takas kurumu
yoksa, çok taraflı mahsup ancak borcun üçüncü taraflara aktarılması yani
temlik (assignment) ile mümkündür. 12. yüzyılda başlayan ve en çok Orta
Çağ fiıarlarmda görülen borçların temlik yolu ile devri uygulaması 14. yüzyıla
gelindiğinde birçok uluslararası ticaret ve finans merkezinde banka ödemesi
ağırlıklı bir yapı oluşturmuştur.
43
44
45
Meir Kolin, Payments and the Development of Finance in Pre-Industrial Europe, Working Paper 01-15, November, 2001,
http://www.dartmouth.edu/~mkolm/Papers/01-15.pdf, ss. 1-3.(18 Şubat 2006)
Bu kalite ve kıtlık sorunları dışında, madeni paralar ticaretin ihtiyacını karşılamaktan da yoksundu. İlk başta gümüş o kadar
değerli bir madendi ki en küçük gümüş parçası bile küçük ödemelerin kullanılacağı işlemler için çok değerli olmaktaydı. Penny
ise sıradan satın almalar için çok büyüktü.
Larry Neal, "How it ali began: the monetary and financial architecture of Europe during the first global capital markets,
(1648-1815) Financial History Review (2000), Cambridge University Pres, s. 120. https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/joumals.
cambridge.org/download.php?file=%2FFHR%2FFHR7_02%2FS0968565000000081a.pdf&code-964d7a2dff44f365535dff8
0e4©6db5 (18 Şubat 2006)
1800 öncesi dönemde, Avrupa kıtasmdaki bankacılar, ödeme kurumları olarak
faaliyet göstermekte ve iskonto üzerine kurulu bir yapıları bulunmamaktaydı.
Ödeme, değiş-tokuş işlemleri krediye göre çok daha önemliydi"^^.
Güney
Avrupa'daki
tüccarlar
borç
kayıtlarını
devrediyorlar.
Kuzey
Avrupa'daki tüccarlar ise genelde bir kayıt tutmuyorlar; borçları bağlayıcı
mektup (letters obligatory) adı verilen bonolarla (promissory note) kayıt altına
alıyorlar ve kağıtların devri yolu ile borçları devredebiliyorlardı. Ticaretin
artması, yabancılar arasındaki ticaretti de artırmıştı. Yabancıların kredibilitesi
ile ilgili sorunlar ise döneme ait iki temel finansal yeniliğin çıkmasına neden
olmuştur. Bunlar mevduat bankalan ve poliçe piyasalarıdır. Bu ikisi, genelde
birlikte, çok etkin bir çözüm sağlamaktaydı. Ancak bu çözüm sadece ana ticari
faaliyetlerin joirütüldüğü ve "banka merkezleri" şeklinde ifade edilen yerlerde
sağlanmaktaydı. Yabancılar arasındaki ticaretin hacmi ve ölçeği bu tür özel
kurumların yatırımı ve oluşumu için gerekmekteydi. Mevduat bankaları ve
poliçeler birçok kasaba ve kırsal kesimde bulunmamaktaydı"^^.
i) Mevduat Bankaları
Orta Çağ madeni para kıtlığı ve sorunları "banka ödemesi" yönteminin
gelişmesine bu da mevduat bankalarının ortaya çıkışına zemin hazırlamıştır.
Para değişimi yapanlar (money changers) kendilerine yatırılan madeni para
yerine bu para yerine geçen belgenin transfer edilmesine yarayan sistemleri
ile ödeme fonksiyonu sağladıkları için özel öneme sahiptirler^^.
46
47
48
Meir Kohn, Early Deposit Bankmg, a.g.e., s. 7.
Markus A. Denzel, "The European Bill of Exchange", lEHC 2006 Helsinki, Session 2, ss. 3-12. http://www.helsinld.fi/
iehc2006/papersl/Denzel2.pdf (30 Aralık 2006)
John H. Munro, The Late Medieval Origins of the Modern Financial Revolution: Overcoming Impediments from
Church and State, Working Paper No: 2 for 2001, 6 July 2001, Toronto, ss. 54-56. http://www.chass.utoronto.ca/ecipa/
archive/UT_ECIPA_MUNRO-0l-02.pdf (17 Kasım 2006)
Madeni paraların türleri, nitelikleri, ağırlıklarının çok farklı olması para
değişimi yapanlar için niş bir market oluşturmuştu ki bu profesyonel şahıslar
değişime konu olan madeni parayı fiziki kontrole tabi tutar ve diğer bir para
türü ile değiştirirdi. Her bir ödeme için sıkıcı bir inceleme süreci yerine, para
değişimi yapanların bu paraları inceleyip bir depoya koymaları daha etkin
bir çözümdü. Ödeme paranın kendisinin transferi ile değil de bu paraların
sahipliğinin devri ile yapılabilirdi. Para değiştiren-bankacı gerçek madeni
paranın bir yerde sabit tutulması ve kayıtlarda yer alan paranın sahipliğinin
devri yolu ile bir tür kaydî para (muhasebe parası) oluşturmuştu"^^.
Mevduat bankaları, borç ilişkisinde üçüncü bir taraf olarak hizmet vermekteydi.
Büyük ticaret merkezlerinde, yabancıların birbiri ile ticaretinin yoğun olduğu
bölgelerde, mevduat bankaları herkes tarafından bilinen ve güvenilen üçüncü
taraf niteliğinde olup, kamusal düzenleme ve kamusal garantilerle bu durumları
daha da kuvvet kazanmıştır^^. Banka mevduatlarının devri, takas yönteminin
kullanılmasına imkân tanımış ve bu hizmetten sağlanan fayda mevduat
sahiplerini nakde dönmek yerine bankada paralarını tutmaya sevketmiştir.
Bunun sonucunda da bankalar borç veren kurumlar halini almıştır.
Bankaların ödünç verebilme kabiliyetleri likidite riski sorunu için bir çözüm
olmuştur^^ 14. yüzyılla birlikte, uluslararası ticaret ve finansm olduğu tüm
49
50
51
Hisse senetlerinin hareketsiz bırakılarak el değiştirmesi uygulaması ile olan analoji açıktır. Günümüzde, hisse senetleri güvenli
bir tarafın kasasmda tutulmakta ve hisse senetlerinin kaydı yolu ile sahiplik devredilmektedir. Bir senedin teslimi artık basit bir
şekilde kayıt yöntemi ile olmaktadır gerçekte ise fiziki hiçbir şey değişmeyip sadece bir bilgisayar kaydı değişmektedir. Hisse
senetlerini hareketsizliği etkinliği arttırmış, maliyeti düşürmüş ve hisse senedi ticaretini rahatlatmıştır.
James McAndrews, William Roberds, Payment Intermediation and the Origins of Banldng, Federal Reserve Bank of New
York, February, 1999, ss. 1-3. http://www.newyorkfed.org/research/staff_reports/sr85.pdf (13 Aralık 2007)
Eğer bir mevduat sahibi kısa süreliğine hesabında bir borcunu karşılayacak paradan mahrumsa, bankacı bu kişiye hesaptakinden
daha fazla para çekme hakkı (overdraw) tanıyabilir. Bu şekilde, bankacı kişinin takas edebilmesine imkân sağlayan bir kredi
sağlamış olur. Bankacı bu krediyi sağlayabilecek durumdadır çünkü müşterilerini tanımaktadır ve müşterileri bankacılık
ilişkilerini muhafaza edebilmek için tekrar ödeme güdüsüne sahiptirler. Bu açık kredi (overdraft), yani hesaptan fazla para
çekme şeklindeki borç verme bankalann ödemeler için takas kurumu fonksiyonunun doğal bir uzantısıdır.
merkezlerde banka ödemesi etkin bir şekilde uygulanmakta ve yerli-yabancı
her tüccar, bir veya daha çok mevduat bankasmda mevduat bulundurmakta,
gezici tüccarlar ziyaret ettikleri ve ticaret yapacakları şehirlerde bir ya da daha
fazla bankada hesap açtırmaktaydılar. Görüleceği üzere, mevduat bankalarının
ana iktisadi önemi ödeme kurumları olmasında yatar. 1800 öncesi Avrupa
kıtası bankacılığı, iskonto değil yabancı ve yerel para birimleri arasındaki
değişim üzerine kurulu olup, bugünkü bankacılığın ana fonksiyonu olan kredi
o dönemlerde küçük ve önemsizdi.
Özel banka kayıplarının artması sonucu, kredi vermeyen, sadece ödeme
fonksiyonu icra eden kamu bankaları kuruldu. Eski Güney Doğu Fransa
toprakları (Burgundian Low) ülkelerinde, otoriteler en kesin çözümün
bankaları tamamen yasaklamak olduğuna karar verdiler. 1489 yılında,
banka ödemesini kabul etmeyi ve bankaların da almasını yasaklayan emirler
çıkardılar ve bu durum Low ülkelerinde (Belçika, Hollanda ve Lüksemburg,
kısaca Benelux) 15. yüzyıl sonuna doğru mevduat bankalarının ortadan
kalkmasına neden oldu. Mevduat bankaların yokluğu, özellikle Antwerp gibi
başlıca ticaret merkezlerinde, tüccarları borçların takası ve devri için daha
farklı altematifler bulmaya sevk etmiştir^^.
Mevduat bankalarının borcun temliki (assignment of debt) olarak en yalın hali
büyük Orta Çağ fuar bankalarında görülür. Ödemelerde kullanılan krediler ise
aslında mevduat (deposit) değildir. Fransa-Champagne fuarlarında başlayan
fuarlararası mevduat takas sürecine bir ek olarak gelişse de, çok geçmeden
birçok mevduat takasla ilgisiz olmaya başlamış, 13. yüzyıl süresince, takas
işlemi etrafında dönen bu borç alma ve verme işlemleri kısa dönemli para
piyasasına dönüşmüştür. Sadece tüccarların kendileri değil, aynı zamanda
52
Meir Kohn, Payments and the Development of Finance in Pre-Industrial Europe, a.g.e., s. 10.
kısa dönemli kredi bulmak isteyen ya da paraya sahip olup da kısa dönemli
ödünç vermek isteyenler de ödünç alma ve verme işi için fuarlara gelmeye
başlamış ve fuarlar özellikle poliçeler için bir piyasa haline gelmiştir.
ii) Tüccar Bankalar
Tüccarların, bir yerden başka bir yere para transferleri için (poliçeler yolu
ile) diğer tüccarları kullanmaları ve kârlı ticaret imkânları tüccar bankerleri
doğurmuştur. Mevduat bankerleri gibi tüccar bankerler sadece finans ile
uğraşmamışlar, ticaret de yapmışlardır. Finans ve ticaret ile birlikte uğraşan bir
tüccarın bilgi akışı çok daha sağlıklı olmakta ve yatırımlarını kâğıt'tan ticarete
aktaracak kârlı ortamı bulabilmekteydi^^ Tüccar bankaların kullandırdıkları
kredinin kaynağını çoğunlukla başkalarından aldıkları krediler oluşturmakta
aynı zamanda vadeli mevduat da kabul etmekteydiler.
Tüccar bankalar aldıkları kredileri;
•
Alım satım ticareti (arbitraj^^^),
•
Ticari krediler,
•
Kamu kredileri,
şeklinde kullanmaktaydılar.
Yabancılara verilen krediler, hem istihbarat sorunları hem de yabancıların
ödeme dürtüsünün daha az olması nedeniyle, sorunluydu. Fakat yüksek
düzeyli bu ticari etkinlikten vazgeçilemeyeceği için tüccar bankalar kredi
53
54
John H. Munro, a.g.e., ss. 48-51.
En basit şekli üçlü bir değişimi içeriyordu. Örneğin A, B ve C dövizlerinin olduğu bir ortamda ve A ile C'nin değişimi ile
A ile B'nin ve B'nin C'ye değişimi aynı olmalıydı. Eğer bu şekilde değilse piyasada, risksiz bir arbitraj imkânı olmakta ve
tüccarlar da bunu değerlendirmekteydi. Tüccarlar ayrıca sezonluk dalgalanmaları da takip edip bunlardan da yararlanmaya
çalışıyorlardı. Faiz oranlanndaki farklılık diğer bir arbitraj kaynağı idi. Bunların dışında tüccarların piyasayı manipüle ettiği
durumlar da oluşmaktaydı.
verme fonsiyonunu üstlemnişler ve kendi adlarma kredi kullandırmışlardır.
Ödünç verme işlemlerindeki bu gelişme satış kredisi ile kredi işlemleri
arasındaki ilişkiyi ortadan kaldırmıştır. İzleyen dönemler, bazı tüccarların
yüksek kâr nedeni ile hükümete borç vermesini sağlayacaktır.
Bu kredi işlemlerinde tüccar bankanın riskleri; kredi riski ve piyasa riski idi.
Tek neden olmasa da özellikle hükümetlere verilen borçlar^^ 14. yüzyılda
Florentina tüccarlarının ve 16. yüzyılda Güney Almanya tüccar bankalarının
çöküşünü gerçekleştiren iki krizin yaşanmasına neden olmuştur.
İÜ) Poliçe Piyasaları
Ticarete önem verilmesi, tüccarlığın yerilmekten, kötü bir meslek olmaktan
kurtarılması bile yüzlerce yıllık bir süreç almıştır. Orta Çağ Hristiyanlık
anlayışında bir tüccarın Tanrı'yı memnun etmesi kadar zor bir şey yoktur,
çünkü, ticaret yalan, aldatma ve haksızlık anlamlarına gelmektedir. Bu
yaklaşımlardaki değişme ile birlikte ticaretteki ilerlemelerde önemli bir
hızlanma olmuştur. Bu hızlanma ve yeniliklerden birisi de poliçelerin
kullanımıdır. Poliçelerin ilk kullanıma girişi ve yasakların kalkması da
çok kolay gerçekleşmemiştir. Hem Avrupa'da hem de İngiltere'de poliçe
kullanımını engelleyen kilise ve devlet yasakları söz konusu olmuştur^^.
Poliçe, Fransa-Champagne fuarları ve Güney İtalya arasındaki ticarette, ilk
cambium sözleşmelerinin değişmiş hali olarak kullanılmaktaydı. Para değişim
merkezleri olan bu fuarlar tüccar bankaların ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Daha sonra ise poliçe artan bir şekilde kullanılmaya başlanmış ve para değişimi
55
56
Meir Kohn, Merchant Banking in the Medieval and Early Modern Economy, Working Paper 99-05, February, 1999, http://
www.dartmouth.edu/ ~mkohn/Papers/99-05.pdf, s. 1-19. (17 Nisan 2005)
Diana Wood, Nyack West, Medieval Economic Thought, Cambridge University Press, New York, 2002, ss. 112-115. http://
site.ebrary.com/lib/uludag/Doc?id=10062263&ppg=124.
yapanların rolleri değişerek piyasada aracı durumuna gelmişlerdir^^.
Cambium sözleşmeleri noter tarafından hazırlanan resmî bono (promissory
note)'lardır. Bu belge ile, bir tüccar diğer birinden yerel para cinsinden bir
tutar aldığını ve bu tutarı ileride belli bir tarihte ve başka bir yerde o yerin
parası ile tekrar ödeyeceğini ifade eder. Cambium sözleşmeleri hem bir
ödeme (remittance) hem de kredi enstrümanıdır. İşlemin tamamlanması için
ödeme yerinde ya işleme taraf olanların ikisi birden ya da ajanları bulunmak
zorundadır^l
13. yüzyıldan sonra fuarların inişe geçmesi ile birlikte ticaret yerleşik bir hâl
almış ve acenteler döneminin başlaması ile birlikte, 14. 5âizyılın sonunda
poliçe, ödemeler için ana enstrüman haline gelmiştir.
Poliçe, finansal ve ticari amaçlarla kullanılan bir enstrüman olarak oldukça
yüksek bir işlem hacmi oluşturmuş, zamanla finansman amaçlı poliçe hacmi
ticaret amaçlı poliçe hacmine göre çok daha yüksek tutarlara ulaşmıştır. Öte
yandan, poliçelerirı özellikle bankalar aracılığı ile takası sonucu mahsup
işlemleri maksimum, nakit talebi ise minimum hale gelmiştir^^
16. yüzyıl sonrası gelişmeler poliçelerin devredilebilirliği uygulamasını
doğurmuştur. Bir kıymetli evrak olarak poliçenin temlik ve devredilebilirliği
ile birlikte alacaklı, cirosu bulunan her bir borçluya rücu hakkını elde etmiştir^^.
Temlik zincirinde ciro etmek gelenek halini almış, cirolar ile cirolayan eğer
57
58
59
Gerald P. Dwyer Jr., James R.Lothian, Internationa! Money and Common Currencies in Historicaî Perspective, May
2002, s. 5, http://www.mdependent.org/pdf/working_papers/44_mtemational.pdf (2 Ocak 2007), s. 5.
Markus A. Denzel, a.g.e., ss. 6-11.
John H. Munro, a.g.e., ss. 48-54.
Poliçe'nin bir takas aracı olarak faydası daha sonra Iskonto uygulaması ile arttı. Ticari kâğıtlann devri yolu ile takası kabul
edilirken, para azken, kredi verenler nakde çevirmede bir prim teklif ederdi. Parası olanlar bu durumu kendi çıkan için
kullanabilir ve belli bir Iskonto ile nakit karşılığı ticari kâğıtları alabilirdi.
tanzim edene ve diğer devredenlere ödeyemezse kendisinin ödeyeceğini
resmî olarak kabul ediyordu^^ Vadesi gelen bir kâğıdm ise prensipte nakde
çevrilmesi gerekmektedir.^^
Hem mevduat bankası hem de devredilebilir poliçe bir tür nakit-dışı ödeme
şekli olarak ve yabancılar arasındaki borcun takası amacıyla geliştirilmiştir.
Likidite
riski
sorununa
karşılık
her birine
bir
kredi
mekanizması
gerekmektedir. Bankadaki takas banka açık kredisi ve fuarlararası mevduata,
devredilebilir poliçe ise Iskonto ve poliçenin çevrilmesine dayanır. Bu kredi
mekanizmaları daha genel anlamda bir kredi kaynağı haline dönüşmüştür,
îlk dönem mevduat bankaları ile ödünç verme, bankaların küçük olması ve
uygun ödünç formlarının yaygın olmaması nedeniyle çok sorunlu olmuştur.
Banka başarısızlıkları birçok yerde özel bankalar yerine kamu bankalarının
kurulmasını gerektirmiştir. Bunlar ise ilk başta ödeme fonksiyonu amacıyla
kurulmuş ve kredi verme yasaklanmıştır.
Devredilebilir poliçe, göreceli olarak güvenilir ve oldukça likit bir varlıktır.
Poliçelerin Iskontosu küçük bankalara da uyan bir tür ödünç verme şekli
sunmuştur ki bu da ilk başta eksik olan şeydir. Bu gelişmelerle 17. yüzyılın
sonu ile birlikte İngiltere finansal güç olarak ortaya çıkmaya başlamış ve 18.
yüzyılın sonunda İngiltere, Hollanda'nın ve Londra'da Amsterdam'm yerini
almıştır^l
Orta Çağ'dan bugüne kadar Avrupa şehirleri finansal merkez rolünü
üstlenmişlerdir. Ancak bu şehirlerin finansal merkez olma özellikleri endüstri
61
62
63
Ciro'ların ilk örnekleri 1570'lere kadar uzanır ve yüzyılın sonu ermesi ile birlikte uygulama geniş bir alana yayılmıştır. Vadesi
gelmeden önce kâğıtlar 10 ya da 20 defa el değiştirmekteydi hatta 100 defa el değiştirmesi bile garip değildi. Birçok durumda,
orijinal kâğıt ilk çıkarana kadar gitmekteydi ve bu durumda takas gereği ortadan kalkmaktaydı.
Meir Kohn, Payments and the Development of Finance in Pre-Industrial Europe, a.g.e., s. 20.
Gerald P. Dwyer Jr., James R.Lothian, International Money and Common Currencies in Historical Perspective, a.g.e., s. 17.
ve ticaret bu şehirlerde zayıfladıktan sonra da devam etmiştir. 18. yüzyılla
beraber Londra finans merkezi olarak devam etmektedir^"^.
1850'lerle birlikte telgrafın icadı, paraların elektronik olarak transferini
sağlamış ve bu gelişme ile Dünyanın farklı yerlerinde aynı gün içinde mevduat
yatırma ve para çekme imkânı sözkonusu olmuştur^^ Dolayısı ile finans
merkezi özelliğini ortadan kaldıracak çok farklı bir gelişme olmamıştır.
lal3
Fîîiansaî Hizmetler ve Uluslararası Ticaret
Uluslararası bankacılık ve uluslararası ticaret, bankacılığın ve ticaretin
başlangıcından beri beraber yer almaktadırlar. Uluslararası ticaret ile
uluslararası finansm iki ayrı fonksiyon ve iki ayrı kurum olarak algılanması
oldukça yenidir. Bankalar ve şirketler dünya iş ağının iki parçası niteliğindedir.
Bu nedenle, finansal kuruluşların uluslararası ticaretin takipçisi mi yoksa
yönlendiricisi mi olduğunu söylemek pek kolay olmamaktadır. Bankaların
tüm dünyaya yayılmakta agresif davrandığı ve endüstri şirketlerinin de tekbüyük projeler üzerine odaklandığı durumlarda, bankalar lider ve yönlendirici
durumunda olmakta ve diğerleri onu takip etmektedir^^.
Finansal sistem, ya da finansal hizmetler ekonomisi, finansal piyasalar,
finansal kuramlar ve finansal araçlardan oluşan, üç temel sacayağı bulunan ve
bu üç bileşenin devamlı bir şekilde birbirlerini etkilediği bir yapıdır. Finansal
sistemde yer alan kuramlar, sunmuş oldukları ürün ve hizmetlere ve bağlı
oldukları sektörlerin içinde bulundukları alanlara göre tasnif edilmektedir. En
64
Peter Spufford, "From Antwerp and Amsterdam to London: The DecHne of Financial Centres In Europe", De Economist
(2006) 154: 143-175, Springer, ss. 171-175. www.springerlink.com/index/L029615445782670.pdf (12 Ocak 2007)
65
66
Markus A. Denzel, a.g.e., ss. 28-33.
Charles P., Kindleberger, "Intemational banks as leaders or followers of intemational business", Journal of
Banking & Finance, Volume 7, Issue 4, December 1983, Pages 583-595. http://www.sciencedirect.com/science7_
ob-MImg&Jmagekey=B6VCY-45CX188-27-l&_cdi=5967&_user=10&_orig=na&_coverDate==12%2F31%2F1983&_
sk-999929995&view=c&wchp=dGLbVlz-zSkzS&md5=6dd57belb6150eba82d499fe791936ed&ie=/sdarticle.pdf ( 13 Kasım
2006)
temel ayrım, para piyasası ve sermaye piyasası kurumlan şeklindedir.
Para piyasası kurumları ise bankacılık ve banka dışı mali kesim şeklinde ikiye
aynimaktadır. Bankacılık kesimi, merkez bankası ve diğer banka türlerinden,
bankacılık dışı mali kesim, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri,
forfaiting şirketleri ve sigorta kurumlarından oluşmaktadır.
Finansal sistemin temel işleyişinde, fon fazlası olanlar fon ihtiyacı olanlara
aktarımda bulunmaktadır. Bu durumda, finansal piyasalar da kısa ve
uzun vadeli sermaye hareketlerinin karşılıklı etkileşim içinde bulunduğu
organizasyonel yapı olarak tanımlanmaktadır. Bu yapının temelinde aynı
zamanda risk ve risk yönetimi de yer almaktadır. Finans piyasaları, belli
bir risk içerdiğinden, finansal sistemin önemli fonksiyonlarından birisi de
risklerin fiyatlandırılması ve riski yok etme/azaltma/kaydırma yeteneğine
sahip olan piyasalar oluşturabilmesidir. Finansal sistem, modem ekonomik
toplumlarda, reel sektörün olmazsa olmaz bir parçasıdır.
Finansal
Araç
Finansal
Hizmetler
Ekonomisi
Finansal
Kurum
Finansal
Piyasa
Şekil 1.2 Finansal Hizmetler Ekonomisi, Araç, Kurum ve Piyasa İlişkisi
Kaynak: İlhanUludağ,ErişahArıcan,FinansalHizmetlerEkonomisi(Piyasalar-KurumlarAraçlar), 2. baskı, Beta Yay. Kasım, 2001, ss. 116-182. (Yararlanılarak çizilmiştir.)
Finansal aracı kurumlar, hem sermaye hem de para piyasasında hizmet
görmekte ve reel sektöre bir ortam oluşturmaktadır. Bu ortamın genel
yapısı ve performansı finansal hizmetler ekonomisindeki kurum, piyasa ve
araçların nasıl bir düzeyde olacağını etkileyecektir. Finansal hizmet sağlayan
organizasyonlar ekonomik birimlerin borçlanmalarını karşılama imkânı
sağlayarak işlem hizmetleri sunmaktadır.
Fon talep eden ve fon arz edenin bir araya gelmesi çoğu zaman piyasanın
olmadığı bir ortamda mümkün değildir. Birey ya da kurumlar tasarruflarını
direkt olarak (dolaysız finansman) fon ihtiyacı bulunan kesime aktarırlarsa
bu durumda finansal aracılık hizmeti kullanılmamaktadır. Ancak, finansal
aracıların varlığı durumunda dolaylı finansman söz konusu olacak ve bu
fonksiyonu icra ederken de vade ayarlama, miktar ayarlama, risk azaltma ve
finansal danışmanlık ve bilgi sunma hizmetleri de fonksiyonlarına eklenecektir.
Bu fonksiyonlar ile de aracılık hizmetlerini sunmuş olacaktır^^.
67
İlhan Uludağ, Erişah Arıcan, Finansal Hizmetler Ekonomisi (Piyasalar-Kurumlar -Araçlar), 2. baskı. Beta Yay. Kasım,
2001, ss. 116-122.
Para Yaratan Finansal Kurumlar
Merkez
Baııkasi
Mevduat
Bankaları
•a "i aratmayan Finansal Kurumlar
Tasarruf
Kurumlan
Sigorta
Kurumlan
Hayat Sigortası Ortaİdikian
Mal ve Kaza Sigoıtası Ortaİdikian
Sosyal Güvenlik Kurumlan
Diğer Finansal
Kurumlan
Yatinm Bankaİan
Yatınm Ortaklıklan, Holdingler
Kama/ Özel Kalkınma Bankaİan
Finans Ortaklıkları
Ticari Finans Şirketleri
Taksitli Satış Finans Şirketleri
Tüketici Finans Şirketi
Şeklî 1 3 Para Yaratan ve Yaratmayan Finansal Kurumlar
Kaynak: İlhan Uludağ, Erişah Ancan, Finansal Hizmetler Ekonomisi (Fiyasalar-Kurumiar
-Araçlar), 2, baskı. Beta Yay. Kasım, 2001, s. 125.
Vade ve miktar ayarlayıcı özellikleri, finansal kurumlarm en temel aracılık
hizmetlerinden birisi olmakla birlikte, teknolojik gelişmeler ve yeni finansman
tekniklerine bağlı olarak, finansal kurumların riski azaltıcı ve dağıtıcı etkileri
ile finansal danışmanlık ve bilgi sunmadaki aracılık fonksiyonlannda nitelik
ve nicelik olarak artış yaşanmıştır. Uluslararası ticaret ile uğraşan firmalar,
sektörde hem hizmet sunan hem de hizmet alan birimler olarak faaliyetlerini
sürdürmektedirler.
1.2 R I S K y ö n e t i m i n e g e n e l b a k ı ş
Risk yönetimi ile ilgili merkeziyetçi, yukarıdan aşağıya doğru olan yöntemler
modasını 20 yıl önce kaybetmiştir. Artık firmalar çok boyutlu, stratejik risk
yönetimi uygulamak ve değerlendirmek zorundadır. Risk yönetimi stratejik
olarak ele alındığında akıllı riskler alınabilecek ve bu da firma için mukayeseli
bir üstünlük sağlayacaktır^^
Akademik tartışmalar finansal olmayan kurumların finansal risk yönetimi yapıp
yapmaması hususunu tartışırken uygulamaya bakıldığında birçok firmanın
finansal riskleri özellikle vadeli işlemlerle yönettiklerini göstermektedir.
Yapılan farklı araştırmalar neticesinde işletme ölçeği bü)âidükçe türev
ürünlerin kullanımının da arttığı görülmektedir^^.
Risk yönetimi açısından banka ve banka dışı kurumlar arasındaki temel fark;
bankaların kanuni zorunluluk olarak kredi, piyasa ve operasyonel risklerini
yönetmek zorunda olmaları ve risk pozisyonlarını karşılayacak yeterli
sermayeyi tutmaları gereğidir. Banka dışı kurumlar (sigorta şirketleri ve
yatırım bankaları hariç) için böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Risk yönetimi ile ilgili geleneksel yaklaşımlar firmaların iflas riskini ve
finansal sıkıntıların maliyetlerini azaltmak için risk yönetimi yaptığını ifade
ederken diğer bir görüş ise işletme yöneticilerinin kendi menfaatleri için
işlem yaptıkları görüşünü savunmaktadır^^. Bu görüş dışında; firmaların
sermaye maliyetini azaltmak ve bu şekilde büyümenin finansmanını sağlamak
amacıyla riskleri hedge ettiklerini ve firmaların downside riski hedge ederken
mukayeseli olarak rekabetçi olduğu kârlı imkânları muhafaza etme eğiliminde
olduğunu ifade eden görüşler de bulunmaktadır^^ Risk yönetiminin gerekliliği
68
69
70
71
Paul A. Laudicina, "Improving the Practice of Management,Managing global risk to seize competitive advantage" Ivey
Business Journal, March/April 2005, ss. 1-7. http://www.iveybusinessjoumal.com view_article.asp?intArticle_ID=543 (26
Aralik2006)
Michel Crouhy, Risk Management, Blacklick, OH, USA, McGraw Hill Companies, 2001, s. 617. http://site.ebrary.com/lib/
uludag/Doc?id-5001801&ppg=639 (19 Aralık 2006)
Bu görüş acenta teorisi "agency theory" ile uyum içinde olup buna göre yöneticiler piyasada mamz kaldıklan riskleri attırmak
istemezler.
Michel Crouhy, a.g.e., ss. 619-620.
hususundaki teoriler 4 başlık altında ele alınmıştır. Bunlar;
•
Yönetim çıkarları,
•
Vergisel etkiler,
•
Finansal baskı(tehlike)nin maliyeti
•
Eksik sermaye piyasalan
olarak sayılabilir.
Bu etkilerden biri veya bir kaçı nedeni ile risk yönetimi uygulanabilir. Risk
yönetimi uygulamasında ise; i) basit iş uygulamalan ile riskin elimine
edilmesi veya riskten kaçınılması, ii) Riskin diğer piyasa katılımcılarına
transfer edilmesi ve iii) Risk'in firma düzeyinde aktif olarak yönetilmesi
tercih edilebilir^^.
Firma, içinde bulunduğu riske göre sigorta, hedge etme, reasürans,
çeşitlendirme, sendikasyon, gerekli özen (due diligence), finansal enstrümanlar
vb. yöntemlerden birini kullanabilir. Bunların her birinden amaç, sağlanan
finansal hizmet ile zorunlu olmayan firma risklerinden kurtulmaktır. Bunlann
dışında sistemik risk ve faaliyet alanı ile ilgili firmaya mahsus risk (unique)
kalır. Bu şekilde sistemik risk, iş yapmak için gerekli olmayan işlemlerden
uzaklaşarak, minimize edilebilir.
1.2.1 Risk Kavramı ve Yönetimi Hakkında Genel Bilgi
Risk sözcüğünün eski İtalyanca'da "cüret etmek" anlamında kullanılan
"risicare" fiilinden geldiği ifade edilmektedir^^ Risk, günümüzde kelime
72
73
George S. Oldfield, Anthony M. Santomero, The Place of Risk Managemen in Financial Institutions, The Wharton School,
University of Pennsylvania, 95-05-B, January 1997, ss. 4-5. knowledge.wharton.upenn.edu/papers/SöS.pdf
(27 Temmuz 2006)
Peter L. Bernstein, a.g.e., s.26.
anlamı olarak, tehlike, zarar, hasar, kayıp veya potansiyel problem, tahribat
ihtimali olarak ifade edilmektedir. Farklı bir tanımlama ile risk; gelecekte
gerçekleşmesi beklenen sonuçların gerçekleşmeme olasılığı olarak ifade
edilirken; risk farklı sektör ve alanlarda değişik şekillerde tanımlanmaktadır.
Risk kelimesinin 17. yüzyıl Fransız kelimesi olan risque'den ortaya çıktığı
da söylenmektedir. Sigortacılıkta risk terimi a) kayıp olasılığı b) belirsizlik
c) şans veya bir kaybın belirsizliği olarak ifade edilmektedir. Temelde "şans"
ve "belirsizlik" le ifade edilen riskin eğer bu ifadeler arasında fark varsa
tanımında da farklılık olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Şans kelimesi
tanımı itibariyle olasılık hesaplarına dayalı olarak ölçülebilirliği ifade ederken
belirsiz ve belirsizlik kelimeleri ölçülebilirliği ifade etmemektedir. Tanım ile
ilgili yapılan analizler risk kelimesi ile ölçülebilir, belirsizlik (uncertainty)
ile de ölçülemeyen durumların ifade edildiği görüşünü ortaya koymuştur.
Belirsizliğin kişiden kişiye ve zamanla değişebilen, kişilerin duygularına
bağlı durumlar olduğu, olasılığın ise olayların objektif ihşkisini açıklamayan
ve herkes tarafından aynı kabul edilmesi gereken bir durum olduğu şeklinde
açıklamalar da tanıma katılmıştır.
Risk, tehlikelerin olasılık ile ölçülmesi iken belirsizlik inanç ile ölçülmektedir.
Risk, dünyanın genel durumunu verirken belirsizlik ise zihnin durumunu
göstermektedir^"^. Öte yandan, risk kavramına çok farklı şekillerde yaklaşmak
da mümkündür. Değişimin ortaya çıkardığı sonuçlar itibariyle riskler;
® Ortalama sonuç (zarar) olarak risk,
® Sonuçlar arasındaki farklılık olarak risk,
® Kayıp olarak risk,
74
Oliver G. Wood, Jr. "Evolution of the Concept of Risk", The Journal of Risk and Insurance, Vol. 31, No. 1. (Mar., 1964), pp.
83-91. s. 83, 88. http://links.jstor.org/sici?sici=0022-4367%28196403%2931%3Al%3C83%3AEOTCOR%3E2.0.CO%3B2K (13 Ağustos 2006)
•
Potansiyel kazanç faktörü olarak risk,
•
İlgili oldukları alanlara göre risk,
•
Kurum ile ilgili taraflar açısından risk,
şeklinde sınıflandırılabilir.
Dolayısı ile mevcut hiçbir risk tanımı mükemmel olmayıp, her biri riskin belli
bir bölümünü izah etmektedir^^ Kabul görmüş kurallar ve kavramlar mevcut
olmakla birlikte, tüm dünyanın kabul ettiği risk ve risk yönetimi tanımlaması
bulunmamaktadır^^. Sonuç olarak risk; gelecekte beklenenden farklı bir
durumun ortaya çıkması ihtimalini ifade eder. Ortaya çıkan beklenenden
farklı durum, işletmenin lehine ya da aleyhine olabilir. Ancak, risk kelimesi
genellikle "zararlara ve kayıplara uğrama ihtimali" anlamında kullanılır^^.
Beklenmeyen şartlar altında, belirsizliğin )âiksek olduğu bir ortamda yüksek
risk almak gerekebilir. Yüksek riskli durumlar, her zaman kötü sonuçlar
doğurmaz, büyük fırsatlara da imkân tanıyabilir. Finans literatüründe risk
yerine veya riskle birlikte kullanılan bir diğer kavram belirsizliktir. Belirsizlik
riskten daha genel bir anlam ifade etmektedir. Belirsizlik risk kaynağıdır ve
risk belirsizlikten doğmaktadır. Risk yönetiminin temel amaçları;
•
Şirketin temel varlıklarının korunmasını sağlamak,
•
Şirketin ürettiğihizmetve ürünlerin üretimsüreçlerinin entegrasyonunu
korumak,
•
75
76
77
Çalışanların riskler karşısında duyarlı davranmaları ve bu risklerin
Bankacılıkta risk; verilen bir kredinin tahsilinde veya bulunulan bir taahhüdün yerine getkihnesinde başansızlık anlamına
gelmektedir. Finans literatüründe risk; işletmenin finansal yönüyle ilgili planlanan veya beklenen herhangi bir durumun
meydana gelmesinde ortaya çıkan sapma ihtimalidir. Sermaye bütçelemesinde risk; finansal yatmmm beklenen getirişinde
olumsuz sapma ihtimalini ifade eder. Şirketler için genel bir tanımlama yapılırsa; risk, şirket hedefleri üzerinde negatif etki
yapabilecek olan her şeyin ortaya çıkma olasılığıdır.
TÜSİAD, Kurumsal Risk Yönetimi, TÜSİAD Risk ve Değer Yönetimi Çahşma Grubu, Aralık 2006, İstanbul, s. 10.
Raif Parlakkaya, Finansal Türev Ürünler İle Mali Risk Yönetimi ve Muhasebe Uygulamaları, Nobel Yayın Dağıtım,
Ankara-Mart 2005, s.6.
maliyetlerini artırıcı bo5mtlara dönüşmeden önlenmesini sağlamak,
•
Şirket yöneticilerine olası riskler ile ilgili bilgi ve verileri zamanında
ileterek, şirketin karşı karşıya olduğu riskler hakkında daha kolay
karar vermelerini sağlamak,
•
Yöneticilerin karar verme süreçlerinde olası risklerin bütün etkilerini
görmelerini sağlamak,
•
Şirketin belirlenen risklerini sürekli izlemek ve gözden geçirmeler
yapmak,
olarak belirtilebilir.
Risk yönetiminin gelişiminde, silah sistemleri, güvenlik ve
emniyet
konularındaki risklerin yönetilmesi gereği büyük rol oynamaktadır. Askeri
alandaki risk yönetim konusundaki çalışmalarla birlikte risk yönetimi, sistem
mühendisliğinin bir fonksiyonu olarak değil, ürün yaşam çevrimi boyunca tüm
faaliyetlere entegre olarak yürütülen bir yönetim tarzı olarak ortaya çıkmıştır.
Daha önceki yaklaşımlar risk yönetiminin açık bir şekilde anlaşılmasını ve
etkin bir şekilde uygulanmasını olumsuz yönde etkilerken artık problemlerin
oluşmadan önlenmesini gerçekleştirmek hedefini taşıyan önleyici yaklaşımlar,
risk yönetiminin etkin bir şekilde uygulanabilmesine imkân tanımaktadır^^
i) Risk Yönetiminin Gerekliliği
Küreselleşme ile birlikte finansal/ticari işlemlerin hacimlerinde/türlerinde hızlı
bir artış olmuş ve bu artışa paralel olarak riskler de çeşitlenmiştir. Finansal
sektör, yaşanan bu gelişmeler karşısında çok daha karmaşık ve dinamik bir
yapı haline gelmiştir. Bu kadar interaktif bir sistem içinde artık tek başına
78
Meryem Fıkırkoca, Bütünsel Risk Yönetimi, Kalder, Ankara, Mart 2003, s. 12.
güvenlik mümkün olmamakta, güven ve sağlamlığı temin etmek için sektör
içi ve sektör dışı tüm kurumların birlikte riskleri tanıma, gözetimi arttırma,
şeffaflık ve doğru bilgi sağlama yöntemleri ile piyasaya disiplin getirmesi
gerekmektedir. Uluslararası ticaret her ne kadar bankaları da kapsayan geniş
bir alanı içerse de risk yönetimine ilişkin standartlar ve prosedürler ve yoğun
akademik çalışmalar daha çok bankacılıkla sınırlı kalmaktadır.
Uluslararası finansal sistemin teknolojik olarak birbirine bağlılığı ve hızlı
işlem kapasitesi aynı zamanda krizleri de hızlandırmış ve birbirine bağlamıştır.
Finansal risk yönetiminde son dönemlerde daha çok piyasa riskinin
ölçülmesi, ölçülen riskin kontrol edilmesi ve yönetimi üzerine olmuştur.
Aktif/Pasif yönetiminden risk yönetimine geçişte bankacılık sektörü oldukça
yol kat etmiştir. Risk izleme sistemlerinde değişimler olmuş, niceleyici risk
uygulamaları yoğun bir şekilde kullanılır hale gelmiştir^^
İşletmelerin başarıları, problemler oluşmadan önleyebilmeleri ile doğrudan
ilişkilidir. Risklerin öngörülmesi ve azaltılması çalışmaları ile sadece
problemlerin oluşmadan önlenmesi sağlanmayacak aynı zamanda önemli
fırsatlarda kaçırılmamış olacaktır. Risk yönetimi ile elde edilecek yarar iki
türlüdür, i) Problemler oluşmadan önlenerek ya da sonuca olumsuz etkilerini
en aza indirgeyerek performans, maliyet ve çizelgede belirlenen hedeflere
ulaşmaktır, ii) Büyük risklerin temel nedenlerinin belirlenerek, önleme
çalışmaları ile atılım niteliğinde kazançlara ulaşmaktır.
Risklerin incelendiği durumlar karmaşıklaştıkça, kriterler arttıkça, karar
verme de güçleşir. Karar verme mekanizmalarının çoğu, karar verme sürecinde
başlangıç noktası olarak sezgi ve yargılarını kullanır, önemli riskler içeren
79
K. Evren Bolgün, M. Banş Akçay, Risk Yönetimi Finansal Piyasalarda Risk Ölçüm ve Yönetimine Türkiye Perspektifinden
Stratejik Bakış, Scala Yayıncılık, Birinci basım. Ağustos 2003, İstanbul, ss. 25-28.
kararlarda, yargı ya da sezginin ötesine gidebilmek ancak risk yönetiminin
sistematik olarak uygulanması ile mümkündür^^. Risk yönetimi ihtiyacının
temelinde;
•
Kurumun varlığının ve operasyonlarının kesintisiz devam etmesi,
•
Sürprizlerin en aza indirgenmesi,
•
Kayıpların maliyetlerinin azaltılması,
•
Gelir istikrarı,
•
İstikrarlı büyüme,
•
Sosyal sorumluluk,
•
Yasal düzenlemelere uyum,
gibi nedenler bulunmaktadır^ ^
ii) Finansal Risk ve Beklenen Getiri
Finansal her yatırım aynı zamanda risk de taşımaktadır. Uluslararası ticaret
alanında yapılan bir alım ya da satım açısından bakıldığında, gelecekte
piyasa koşullarının ne olacağını tam olarak bilemediğimizden dolayı yapılan
yatırımların değerini de kesin olarak tespit edemeyiz. Ancak, istatistiksel
modellerle
belirli
tahminler
gerçekleştirilebilir.
Uluslararası
ticarette
risk yönetimini değerlendirirken birçok açıdan bakmak gerekmektedir.
Uluslararası ticaretin tarafları birey, özel tüzel kişilik ve kamu kişiliği olabilir.
Yurt içi ticarette kazanan ve kaybeden kimseler aynı ülkenin insanı iken ve
ülke çapında bir zarar gerçekleşmezken, uluslararası ticaretin zararlı sonuçları
ekonomik yapıyı etkilemektedir^^.
80
Meryem Fıkırkoca, a.g.e., s. 12.
81
82
TUSÎAD, a.g.e., s. 13.
Vecdi Ünay, Bankalarca Dış Ticaretin Finanse Edilmesi Usulleri, ES (Ekonomik ve Sosyal) Yaymlar A.Ş, Yaym No:6,
İstanbul, 1989, s. 3.
1990'İl yılların başlarında karşılaşılan finansal skandallar sonrasında denetim
ve gözetim sistemlerinin zayıflığı, risk yönetim ve ölçüm modellerinin
bulunmaması hususları tartışma konusu olmuş ve milyarlarca dolarlık
zararların oluştuğu bu skandallar sonrasında mali yapı ciddi bir şekilde zarar
görmüştür^l Bu skandallarm oluşmasındaki temel riskler ise;
•
Banka çalışanlarının sahtekârlıkları, bilgilendirme eksiklikleri ve
yanlışları,
•
Muhasebe kayıtlarındaki hatalar, muhasebe düzenleme eksiklikleri,
denetim yetersizliği,
•
Finansal piyasalarda yaşanan şoklar, piyasalarda yüksek volatilité,
•
Banka çalışanlarının kasıtsız hatalarından kaynaklanan kayıplar,
•
Dış faktörlere dayalı şoklar ve felaketler,
•
Beklenmedik kaynak kayıpları,
olarak sayılmaktadır.
iii) Finansal Risk ve Belirsizlik Teorisi
Finansal işlemlerden sağlanacak getiri ve bu işlemlerin nakit akışlarının
beklenen bugünkü değeri arasındaki fark, finans kuramı çerçevesinde
tartışılan boyutu ile risk'i ifade eder. Riskler, türev enstrümanlarla ve yeterli
düzeydeki beklenen getiri ile dengelendiğinde kabul edilebilir seviyede
olmaktadır. Belirsizlik ve risk, hem faydası hem de maliyeti olan kavramlardır.
Belirsizliğin sağladığı en temel fayda, finansal aracıların, bireylere belirsizliği
azaltacak hizmetleri pazarlamalarına imkân tanımasıdır^"^.
83
84
Tüm dünyada gerçekleşen skandallarm en önde gelenleri Barings Bank (1995), Metallgesellschaft (1993), Orange
Country (1994), Daiwa (1995), Banker's Trust (1994) Long Term Capital Management Fund (1994-1998), Enron (2001)
skandallandir.
K. Evren Bolgün, M. Bans Akçay, a.g.e., ss.35-52, 111-112.
1.2.2 Risk Kaynakları ve Risklerin Sınıflandırılması
Bir şirketin karşılaşabileceği risk türleri çok farklı şekillerde tasnif edilebilir.
İşletmenin yapısı, sektörü, bulunduğu ülkenin koşulları bu sınıflandırmayı
etkileyecektir. Ana hatları itibariyle riskler finansal, operasyonel, stratejik
ve dış çevre riskleri olarak dört başlıkta sımflanabilmektedir. Ancak bu
riskler birbirinden net çizgilerle ayrılabilen riskler değildir. İşletmelerin
fonksiyonlarının birbirlerini neden ve sonuç bakımından etkilemesi riskler
için de geçerli olmaktadır. Bu nedenle kredi riski örneğin, sonuçları itibariyle
finansal risk, nedenleri itibari ile operasyonel bir risk olarak algılanabilir veya
finansal riskin ortaya çıkışında operasyonel riskler etkin rol oynayabilir^^
Tablo 1.1 Risk Sınıfları ve Temel Belirsizlik Alanları
Temel Belirsizlik Alanları
Risk Sınıfları
Vergileme, enflasyon, faiz, döviz
Ekonomik
Yatırım, kredi, fiyat ve maliyet
Finansal
Uluslararası, ulusal, yerel hükümet eylemleri
Politik
Güvenlik, Vandalizm, hırsızlık, sahtekârlık, yozlaşma
Suç
Hastalık, salgın, sağlık bakım onayları
Sağlık
Ameliyat, Diğer medikal
Klinik
Sorumluluklar, sözleşmesel 3âikümlülükler, iş uygulamaları
Yasal
Politika, uzun dönem yardımlar
Stratejik
Güvenilirlik, kalite, üretim, depolama, taşıma
Operasyonel
Beceriksizlik, etkinsizlik, kültür, önemli personel
însan
İşte, faaliyetlerde, yasalara uyumda
Güvenlik
Tabii felaketler, hava kirliliği, ekoloji
Çevresel
Esaslı hasar, hayat kaybı, ciddi kayıplar
Majör
Kaynak: Roy King, Risk Management, Broadstairs, Kent, UK: Scitech Educational, 2000,
s. 17. http://site.ebrary.com/lib/uludag/Doc?id=10040405&ppg=16 (14 Aralık 2006)
85
TUSIAD, a.g.e., s. 14.
Uluslararası ticaret risklerini tasnif ederken, mikro, makro ve ürün riskleri
olarak da bir sınıflandırma yapılabilir. Mikro riskler müşteri seviyesinde kredi
ve operasyon riskleri ile sınırlıdır. Makro riskler ise firmayı etkileyecek tüm
dışsal faktörlerdir^^.
Başka bir ayırım ise pür risk ile spekülatif risk arasında yapılabilir. Pür
risk, somut olan hasarları tanımlarken (güvenlik, yangın, mekanik bozulma,
üretim kaybı, bilgisayar bozulması, sağlık, güvenlik çevresel tehditler gibi
hususlar), spekülatif risk ise finans ve yatırım, iş planlaması, insan kaynakları
veya politika vb. konularla ilgili olup nisbi bir yönü bulunmaktadır. Bazıları
için bu hususlar bir tehditken diğerleri için avantaj olabilmektedir. Bu riskler
ya kaçınmak ya da faydalanmak için kullanılabilir^^. Pür riskler her zaman
daha az çekici iken spekülatif risklerdeki etkileyici kazanımlar bunları daha
cazip yapmaktadır^^ Spekülatif risk'te birinin kaybı diğerinin kazancı iken
pür riskte, bireyin kaybı ile aslında toplumsal bir kayıp da yaşanmaktadır^^.
Uluslararası ticaret konusu işlemlerde hem pür hem de spekülatif riskler
sözkonusudur.
86
Peter J. Boland, "Risks Involved in International Trade Finance: A Banker's Perspective" http://www.fita.org/aotm/0399.
html (17 Mayıs 2004)
87
Roy King, Risk Management, Broadstairs, Scitech Educational, Kent, UK, 2000, s. 16. http://site.ebrary.com/lib/uludag/
Doc?id=10040405&ppg=16 (14 Aralık 2006)
Pür risk kayıp ihtimalinin olduğu ancak kazanma şansının bulunmadığı durumu ifade eder. Örneğin bir otomobil sahibinin
kaza ihtimali gibi. Eğer kaza olursa araba sahibi finansal bir kayıp yaşarken kaza olmaz ise bir kazanç bulunmamaktadır.
Spekülatif risk ise hem kazanç hem de kayıp ihtimalinin olduğu durumu ifade eder. Örneğin bir fabrika kuruhnası hem kayıp
hem de kazanç riski taşımaktadır.
C. Arthur Williams, Jr., Richard M. Heins, Risk Management and Insurance International Edition, McGraw Hill Book Co,
Singapure, 1989, s.l3.
GENEL ÇEVRESEL
BELİRSİZLİKLER
Faaliyetle İlgili
Politik
Belirsizlikler
Politikası
Mamiîl Piyasasi
BelirsİzîİMeri
Yasal Sortimiuİuk
Belirsizliklm
Makroekoîiomik
Belirsizlikler
Rekabet
Belirsizlikleri
Ar-Ge
Belirsizlikleri
Hükümet
Kî-ecli
Belirsizlikleri
^Sösyal.
BelirsİEliMer
Bavramşsai
Belirsizlikler
Doğal.
Belirsizlikler
Şekil 1.4 Risk Kaynakları
Kaynak: Kent D. Miller, "A Framework for Integrated Risk Management in International
Business", Journal of International Business Studies, Vo. 23, No.2. (2nd Qtr., 1992)
s.
313-315.
http://links.jstor.org/sici?sici=0047=2506%28199232%2923%3A2%3
C311%3AAFFIRM%3E2.0.C0%3B2-X. (14 Ağustos 2006)
Riskler, hissedarlara bildirilebilecek veya bildirilmeyecek olarak da tasnif
edilebilir. Aşırı riskten kaçınma faaliyetleri riski sınırlandırırken firma
faaliyet alanının kârlılığını da azaltacaktır. Bu nedenle hissedarlara izah etmek
gerekebilir. Finansal kurumlar tarafından katlanılan riskler ise yine genel bir
gruplandırma ile; sistematik, kredi, karşı taraf (counterparty), operasyonel ve
yasal (legal) riskler olarak da ayrılmaktadır^^. Firmalar bir çevre ve bu genel
çevre içinde bir endüstride faaliyette bulunmaktadırlar. Bu nedenle firmalar
90
George S. Oldfield, Anthony M. Santomero, a.g.e., ss. 4-5.
için, kendileri ile ilgili belirsizlikler yanında genel çevre ve endüstriye ilişkin
belirsizlikler de risk kaynağıdır^^
Şekil 1.4'de de görüleceği gibi, riskler firmaya özel, endüstriye ilişkin ve genel
çevresel belirsizlikler şeklinde de tasnif edilebilir. Bu tasnif hem risklerin
kaynaklarını göstermekte hem de risk türünün tanımlanmasına yardımcı
olmaktadır.
Riskler sebep ve sonuçları açısından da farklı şekillerde tasnif edilebilmektedir.
Şekil 1.5 'den de görüleceği gibi 6 farklı şekilde riskler tasnif edilebilmektedir,
îşletmelerdemamzkaldıklarıriskleritibariyle farklı birşekildesımflandınlması
da yapılabilmektedir. Genel mahiyetleri itibariyle işletmelerin maruz kaldığı
riskler yönetim riski, pazar riskleri, (rekabet, konjonktür, moda), operasyonel
riskler, finansman riski, likidite riski, kredi riski, ülke riski, döviz kuru riski,
(işlem, muhasebe, ekonomik), faiz oram riski, teknoloji riski, itibar riski
şeklinde de sıralanabilmektedir.
91
Kent D Miller, "A Framework for Integrated Risk Management in International Business", Journal of International
Kayıpların
Yönetilebilmesine
Göre
Kayıpların
Tipine Göre
- Sistematik,
- Mülkiyet
- Mali Yükümlülük
- Personel Riskleri
Kayıpların
Sebebine Göre
- Fiziksel
- Sosyal
- Ekonomik Riskler
- Sistematik Olmayan
Kayıpların
Etkisine Göre
Kayıpların
Sonuçlarına Göre
Kayıpların
Kaynaklarına Göre
- Genel,
- Özel Riskler.
- Spekülatif,
- Statik,
- Yalm Riskler
- Dinamik Riskler
Şekil 1.5 Risk ve Risklerin Farklı Özelliklere Göre Ayrımı
Kaynak: Raif Parlakkaya, Finansal Türev Ürünler ile Mali Risk Yönetimi ve Muhasebe
Uygulamaları, Geliştirilmiş 2. baskı, Nobel Yayın Dağıtım, Mart 2005, Ankara, ss. 11-13
(Yararlanılarak çizilmiştir)
2004 yılında yapılan bir araştırma finansal hizmet kurumlarının prestij riskini
(reputational risk) piyasa değerleri için en büyük tehlike olarak gördüklerini
tespitetmiştir. Bankalarmkarşılaştıklanriskleri araştıran çalışmalarbankalarm;
çok fazla regülasyon riski, kredi riski, kurumsal yönetişim, türev, sahtekârlık,
döviz, ileri teknoloji bağımlılığı, risk yönetim teknikleri ve makroekonomik
trendler gibi önemli risklere maruz kaldıklarını göstermektedir^^
Performans ve risk yönetim trendlerine bakıldığında, 1980 ve 1990'lardan
günümüze gelindiğinde entegre risk ve değer yönetimi yaklaşımlarının
uygulamada olduğu görülmektedir.
92
Risk Perspectives, "How do you know when you are doing a good job?", PriceWaterHouseCoopers http://www.pwc.com/
extweb/pwcpublications.nsf/docid/7F0D7831873B7291852570DC005CA9DF/$File/riskperspectives.pdf,
(23 Kasım 2006) s. 8.
1.2.3 Risk Yönetim Süreci
Bir kurum, risk ve getiri ile ilgili hedeflerini kesinleştirmedikçe risk yönetimi
ile ilgili yapacakları eksik kalacaktır. Amaçları kesin ve belirli olan ve yönetim
kumlu tarafından incelenmemiş ve kabul edilmemiş bir uygulama firma ve
sahiplerine bir fayda sağlamayacaktır. Buna ek olarak yönetim, muhasebe
kârı/ekonomik kâr, kısa dönem kâr /uzun dönem kâr konularındaki hedeflerini
açıklamalıdır. Ayrıca kurumun maruz kaldığı risklerden hangilerinin hedge
edileceğinin de açıklanması gerekmektedir. Genelde risk yönetimi riskleri
bireysel olarak analiz eder. Ömeğin, faiz oranı riski veya döviz kuru riski
gibimi
Risk yönetim modeli sektöre, kuruluşun yönetim sistemine, ürün yapısına
bağlı olarak şekillenir. Genel olarak risk yönetimi dört temel süreçten oluşur^^.
Bunlar;
•
Risk planlama,
•
Risk değerleme,
•
Risk azaltma,
•
Risk izleme
şeklinde bir sıra takip etmektedir.
Risk Planlama: Tekrarlanan bir safha olarak, ilgili riskleri değerlendiren,
azaltan, izleyen, dokümante eden süreç ve faaliyetlerin anlatımını ve
zamanlamasını içeren bir aşamadır.
93
94
Michel Crouhy, a.g.e., ss. 622-623.
Risk yönetim sürecine ilişkin sözkonusu süreçleri farklı şekillerde izah eden yaklaşunlar ve çizimler de sözkonusudur. Ömeğin
risklerin belirlenmesi, analizi ve ölçümü, önceliklendirilmesi, yönetimi vs. gibi ya da daha farkıl olarak izlenen süreçler alt
süreçlerie veya genel olarak ifade edilebilir. Aynntılı bilgi için bnz. TÜSİAD, Kurumsal Risk Yönetimi, Şubat 2008 Yaym
no: TÜSİAD-T/2008-02/452, İstanbul, ss. 49-64.
Bu süreçte;
• Risk yönetim stratejisinin geliştirilmesi ve dokümante edilmesi,
•
Risk yönetimini yürütmekte kullanılacak yöntemlerin, tekniklerin,
gereçlerin belirlenmesi,
•
Risk yönetiminde kullanılacak kaynakların planlanması
işlemleri yapılır.
RiskDeğerlendirme: Riskyönetim sürecinin bu safhasında programhedeflerine
ulaşılmasını olumsuz yönde etkileyecek riskli durumlar belirlenerek, riskin
büyüklüğü öngörülür ve hesaplanır. Risk değerlendirme, risklerin olasılık
ve sonuç kavramlarıyla belirlendiği ve analiz edildiği risklerin tanımlanması
aşamasıdır. Bu aşama, risk yönetiminin en zor ve en zaman alan aşamasıdır.
Risk
Yönetimi
1
31
Risk
Değerlendirme
Risk
Planlama
3.
Risk
Azaltma
i
4
Risk
Belirleme
Risk
Analizi
Risk
İzleme
Risk Dokümantasyonu
AA4Kaynak: Meryem Fıkırkoca, Bütünsel Risk Yönetimi, Kalder, Ankara, Mart 2003, s.
18.
Risk değerlendirme, risk belirleme (tammlama) ve risk analizi olarak iki
aşamadan oluşur. İlk aşama olan risk belirleme, sürecinin çıktısı projenin
başarısını olumsuz yönde etkileyebilecek muhtemel riskleri gösteren bir
listedir. Risk belirleme, risk yönetim sürecinin her safhasında kullanılmalıdır.
Tespit edilen yeni riskler bu listeye eklenmelidir. Risk olma özelliğini
kaybedenler de listeden çıkarılmalıdır. Riskler belirlenirken birçok faktörün
göz önünde bulundurulması gerekir. Teknik, maliyet ve zaman riskleri
belirlenmesi gereken temel risk alanlarıdır.
İkinci aşama olan risk analiz sürecinde ise her risk oluşma ihtimali, sonuca
etkisi ve zaman aralığı itibariyle analiz edilir. Belirlenen risklerin oluşma
ihtimali ve etkisi sayısallaştırılmalı ve oluşma ihtimaline göre düşük, orta ve
yüksek olarak derecelendirilmelidir. Risk belirleme ve risk analizi iç içe bir
süreçtir. Risk belirleme sürecinde oluşturulan listede yer alan riskler, analiz
sonuçlarına dayanılarak öncelikli hale getirilir. Kaynak sınırlamaları çoğu
zaman bütün riskler için önlem almaya imkân tanımayabilir.
Risk Azaltma / Önlem Alma Süreci :Risk azaltma, riskin kontrolü, transferi,
üstlenilmesi, kabullenilmesi stratejilerinin belirlenmesi ve buna uygun olarak
belirlenen faaliyetlerin yürütülmesi sürecidir. Bu süreçte risklerin oluşmasını
önleme ve oluşması durumunda ise etkisini aza indirgemek amacı ile önlem
alma faaliyetleri yürütülür. Risk azaltma faaliyetlerini kimlerin, nasıl ve ne
zaman yürüteceği belirlenir. Belli bir riski azaltmak için yürütülen faaliyet,
başka bir riskin kaynağını oluşturabilir. Geçici çözümlerin kalıcı sorunlara
yol açmaması için, risk azaltma faaliyetlerinin kapsamlı olarak ele alınması
ve planlanması önemlidir.
Risk İzleme ve Kontrolü: Risk yönetiminin ve yürütülen risk azaltma
faaliyetlerinin sonuçları ve etkileri, risk yönetim göstergelerine dayalı
olarak izlenmelidir. İzleme süreci, veri toplama, veri derleme, veriyi bilgiye
dönüştürme ve daha sonra bilginin analizi ve raporlanması faaliyetlerini
içerir. Bu faaliyet, risk azaltma faaliyetlerinin etkilerinin ölçülmesi kadar,
bilinen risklerin ölçülmesini ve risk tetikleme mekanizmalarmm izlenmesini
de içerir.
Riskleri öngörebilecek deneyime, göstergeler ve bu göstergeleri izleyerek,
erken aşamalarda riskleri tespit edebilme yeteneğine ve alt yapışma sahip
olunmalıdır. Risk yönetiminde, risk kararları verilirken, önemli olan
sübjektiflikten mümkün olduğunca uzaklaşmak, verilerden yola çıkmaktır.
Geçmiş veriler ya da benzer durumlar için elde edilen veriler önemlidir.
Risk yönetiminin etkin uygulanabilmesinde alt yapı da önemlidir. Kullanılan
teknik ve araçlar risk yönetiminin etkinliğini artırabilir. Verilere dayalı risk
yönetiminde, verilerin toplanması, risklerin belirlenmesi ve analizinde hazır
yazılım paketlerinden yararlanılır^^
1.3 ULUSLARARASı TICARETIN HUKUKSAL
ÇERÇEVESI
Uluslararası ticaret, devletlerarasındaki mal ve hizmet alım-satımım konu
edinmektedir. Uluslararası Ticaret Hukuku ise bu anlamda devletlerarasındaki
ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır. Devletler hukuku açısından devlet
olmanın şartları; ülke, ahali ve hükümete sahip olma yanında, uluslararası
ve diplomatik ilişkileri yürütme ehliyetinin de bulunmasıdır. Klasik devletler
hukukunda sadece devletler, devletler hukukunun süj eleri olmakta, gerçek ve
tüzel kişilerin bu alandaki hakları ise, bu objelerin devlete olan bağımlılıkları
95
Meryem Fıkırkoca, a.g.e., ss. 139-153.
veya devletle olan ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. Çağdaş devletler
hukukundaki gelişmeler neticesinde devletler hukuku artık devletler ve
uluslararası kuruluşlann birbirleriyle ve kendi aralarındaki ilişkileri yanında,
bu kurumların gerçek ve tüzel kişilerle olan bazı ilişkilerini de düzenleyen
hukuk dalı olarak tanımlanmaktadır. Yaşanan değişimler aynı zamanda,
kişi haklarının iç hukukta daha da fazla tanınmasına yol açarken, devletler
hukukunda da gerçek kişilerin durumu güçlenmiş ve belli şartlar altında
kişilerin de devletler hukuku açısından bazı hak ve joikümlülüklere sahip
olabilecekleri görülmüştür^^.
Birçok uluslararası ticaret davasının yabancı unsur taşıması nedeni ile
sorunların çözümünde güçlükler yaşanmaktadır. Bu davalann maliyeti daha
yüksek olmakta, taraflar farklı ülkelerde bulunmakta ve tebligat ve delillerin
temininde güçlükler nedeniyle davalar uzamaktadır. Öte yandan, uluslararası
ticaretin uluslararası boyutuna rağmen bazen sorun sadece bu alanda olmayıp,
yasalar arasındaki altlık -üstlük ilişkisinin de bilinmesi gerekmektedir. Aynı
kümede yer alan yasalar kurallar olarak birbirleriyle eşit güç ve etkinlikteyken,
aynı kümelerde yer almayan düzenlemeler arasında eşitlik değil, birinin
diğerine bağımlılığı ilişkisi vardır^^.
Bir ülkede yaşayan hukuku anlamak için sadece mevzuatı bilmek yeterli
olmamaktadır. Çünkü mevzuat hukuk deyimine göre daha dar bir anlam
taşımakta, hukuki yapının çatısı ve iskeletini oluşturmaktadır. Asıl olan ise tüm
idari ve ictihâdi yapısı ile uygulanan, canlı olarak gelişen hukuk düzenidir^l
96
97
98
Serap Telli, a.g.e., ss. 1 - 4.
Rona Aybay, Aydın Aybay, Hukuka Giriş, AYBAY Hukuk Araştırmalan Vakıf, Ekim 1991, ss. 49-60.
Erkut Onursal, "Ulusal Dış Ticaret Mevzuatı'nın Hukuki Çerçevesi", Dış Ticaret Müsteşarhğı Dış Ticaret Dergisi, Ekim
2000, http://www.foreigntrade.gov.tr/ead/DTDERGI/ekim2000/ulusal.htm (16 Ağustos 2006)
1.3.1 Ulusal Düzenlemeler
Ülkeler, uyguladıkları ekonomi politikaları ve sistemlerinin işleyişi ile
uyumlu olan düzenleme-mevzuat sistemine sahip bulunmaktadır. Gelişmiş
ve yapısal sorunlarını çözmüş ülkelerin sistemleri birbirine benzer özellikler
göstermektedir. Ancak, tüm ülkeler açısından geçerli olmak üzere, hem ülke
içi hem de dünyadaki gelişmelere bağlı olarak uluslararası ticaret uygulamaları
değiştirilebilmektedir.
Uluslararası ticaret mevzuatı konusunda farkı tasnifler yapılabilmektedir.
Mala yönelik olan uluslararası ticaret işlemlerinde; malların ihraç ve ithaline
ilişkin usul ve esaslar ulusal dış ticaret mevzuatı, malların ülkeden çıkışı veya
ülkeye girişi ile ilgili usul ve esaslar ulusal gümrük mevzuatı ve mallara ilişkin
bedellerin ödenmesi ve transferine ait usul ve esaslar ise ulusal kambiyo
mevzuatı tarafından düzenlenmiştir. Her üç ayrı mevzuat uygulamaları farklı
mercilerle yerine getirilmekte, birbirini tamamlar mahiyet arz etmekle birlikte
sorunlara da neden olabilmektedir.
Uluslararası ticaret konusu hareketler mal, para ve belgeleri kapsadığı ve
bir ülkeden başka bir ülkeye bu üç varlığın hareketini içerdiği için aslında
dolaylı olarak birçok kanunla muhatap olmak durumundadırlar. Ülkelerin
bu hareketler (mal, para, belge) için ülke çapındaki düzenlemeleri veya
küresel, uluslararası anlaşmalar kapsamındaki düzenlemelerin hepsi de diğer
mevzuat kapsamında değerlendirilmelidir. Mali kurumlar mevzuatı ya da
finansal sistem mevzuatı en geniş anlamı ile hukuksal çerçevenin bir parçası
olmaktadır^^.
99
Mali Kurumlar Mevzuatı için bnz. http://www.liazine.gov.tr/mevzuat/mkkambiyo_mevzuat.htm (6 Ağustos 2006)
1.3.1.1 Kambiyo Mevzuatı
Kambiyo mevzuatmm temelinde yerli paranm yabancı paralar karşısındaki
değerinin korunması düşüncesi yer almaktadır. Kambiyo kontrolü, kamu
hukuku içinde yer almakta ise de asıl konusu genel ekonomik sorunlardır.
Kambiyo kontrol sistemi ifadesi; en basit hali ile bir ülkenin yabancı paralarla
olan ödemelerini düzenleyen hükümlerin bütünlüğünü ifade eden bir deyimdir.
Millî paraların iç ve dış değerlerindeki farklılıklar nedeni ile de kambiyo
kontrolleri her zaman olmak durumundadır. Bu kontrollerin neticesi olarak,
zayıf paralı ülkeler döviz rejimlerini daha da sıkı hale getirmekte ve serbest
döviz rejimini bırakmaktadır. Döviz rejiminin sıkılaştırıldığı uygulamalarda
ise özel kesimin döviz kullanımı bile engellenebilmekte ve tüm döviz işlemleri,
alım ve satımı devlet tarafından gerçekleştirilebilmektedir^^^.
Ülkemizde 1983 yılı sonlarında Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında
Kanun (TPKKHK), 28 Sayılı Karar'ın yayımlanması ile başlayan ekonomide
liberalleşme süreci sonrasında 1984 yılında 30 Sayılı Karar ve 1989 yılında
ise 32 Sayılı Karar yürürlüğe konulmuştur. 32 Sayılı Karar sonrası ülkemizin
Kambiyo rejimi daha serbest hale gelmiş ve buna bağlı olarak hem bankacılık
sektörü hem de özel sektörün dışa açılması hızlanmıştır^^^ Yerel paranın iç
100
Döviz açığı çok fazla olan ve bu açığı idare edebilecek yapı ve araçlara sahip olmayan ülkelerde suni resmî kurlar belirlen­
mekte ve sadece devletin müsaade ettiği kadar, müsaade ettiği türden işlemler gerçekleştirilebilmektedir. Döviz arz ve talebi
arasındaki açığı kapatmak amacıyla kambiyo kontrolü uygulayan ülkeler döviz arzına el koymakta ve talebi ise yine kendisi
karşılamaktadır. Ancak, bu kambiyo kontrolleri neticede, resmî ve özel sektör arasında eşitsizliğe neden olmakta, sınırlı döviz
rezervleri devletin ihtiyaçlan için kullanılarak ferdin ve piyasanın talebinin üstünde kalmaktadır. Aynca, kambiyo kontrolünün
olduğu ülkelerde ikincil bir döviz karaborsası meydana gelmekte, kaynaklann etkin kullanımı sağlanamayarak hatalı ve verim­
siz yatmmlara da ortam oluşturuhnaktadır.
101 8 Şubat 2008 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2008/13186 No'lu Bakanlar Kurulu Karan'nda "İhracat bedelerinin tasarru­
fu serbesttir." Şeklindeki 3. Md ile kambiyo mevzuatı daha da serbestleşmiştir. Bunun sonucunda ihracat bedellerinin yurtdı­
şından gehnesi noktasında bir serbesti oluşmuş, bu ise ihracatçılan ve dolaylı olarak da bankalan sorumluluktan kurtarmıştır.
Ancak konu ile ilgili netlik sağlamak amacı ile bu Karar yeterli olmayıp, daha netleştirici düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır.
Aynı şekilde, 9 Şubat 2007 tarihli Resim Gazete'de yaymlanan TPKKH 32 Sayılı Karara İlişkin 207-32/33 No'lu Tebliğ'de
ithalat taahhüt hesaplannm takibinin yapılmayacağı ifade edilmiş olup, bu hususta yine serbestleşen kambiyo mevzuatmm bir
parçasını oluşturmaktadır.
ve dış değeri arasında nisbî bir dengenin sağlanması sonucunda, ülkemizde
kambiyo kontrolü önceden müsaade yerine sonradan kontrol prensibine
dayandırılmıştır. Bu sistemin özelliği, beyana itibar edilmesi, kişi ve
kuruluşların peşin olarak hüsnüniyetli kabul edilmesidir^^^.
Tablo 1.2 1567 Sayılı Kanun'un Yürürlük Sürelerini Uzatan Kanunların Resmi
Gazete Tarih ve Sayıları
Kanun No.
2100
2686
3336
3974
4512
5014
5540
6060
6258
7220
402
723
990
Tarihi
23.1.1933
18.4.1935
19.3.1938
15.1.1941
29.1.1944
24.2.1947
18.2.1950
26.2.1953
20.2.1954
25.2.1959
20.2.1964
17.2.1966
31.1.1968
Sayısı
2311
2981
3860
4708
5616
6540
7436
8345 (Mük.)
8639
10144
11636
12229
12814
1224
11.2.1970
13423
Uzatılan süre
2 Yıl
3 Yıl
3 Yıl
3 Yıl
3 Yıl
3 Yıl
3 Yıl
1 Yıl
5 Yıl
5 Yıl
2 Yıl
2 Yıl
2 Yıl
25.2.1970 den itibaren süresiz olarak uzatılmıştır.
Kaynak: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, http://www.tcmb.gov.tr/yeni/mevzuat/
kambiyo/kararteblig.html (16 Aralık 2006)
32
Sayılı
Karar
ile birlikte
ticari bankalara
kambiyo
işlemlerinin
yürütülmesinde serbestlik getirilmiş, döviz varlıkları üzerindeki kontrollere
son verilmiş, ticari bankalara uluslararası döviz piyasalarından kısa vadeli
kredi temin etme yetkisi verilmiştir. Eğer 32 Sayılı Karar ile yapılan
değişiklikler olmasaydı, uluslararası piyasalardan nakit kredi temini, yurtdışı
yatırım yapma imkânı, yabancı sermayeye ilişkin nispeten esnek bir sistem,
ihracat ve ithalatta liberalleşme meydana gelmeyecekti. 32 Sayılı Karar'm
getirdiği bu yeniliklere rağmen kambiyo mevzuatının temelinde TPKXHK
102
Erkut Onursal, "Ulusal Dış Ticaret Mevzuatı'nm Hukuki Çerçevesi", a.g.e., s. 2.
yer almaktadır
Kambiyo işlemlerinin dayanağını teşkil eden mevzuatın dağınık ve çeşitli
oluşu, çalışmalarda zaman ve uygulama açısından bazı aksaklıklara neden
olmaktadır^^"^. Kambiyo mevzuatının temelini oluşturan 1567 Sayılı Kanun
ilk başta üç yıllık bir süre için çıkarılmış olup muhtemelen o dönemdeki
ekonomi yöneticilerinin geçici bir krizi önlemeyi düşündükleri fakat kambiyo
denetimi ile kalkınma sorunları arasındaki ilişkiyi göremedikleri söylenebilir.
Dolayısı ile 1930'da yürürlüğe giren geçici bir kanun 76 yıldır yürürlükte
bulunmaktadır^^l Aslında TPKKHK, 1930 yılında Merkez Bankası henüz
kurulmadığı için ihtiyaç duyulmuştur. Paranın değerinin korunması M B ' lannm
geleneksel görevleri arasında olup modem dönem merkez bankacılığının da
ilk hedefi fiyat istikrarının korunmasıdır,
1.3.1.2 Uluslararası Ticaret Mevzuatı
Ülkemizde, Dış Ticaret Müsteşarhğı (DTM), 1994 tarih 4059 Sayılı Kanun ile
kendisine tanılan yetkilere istinaden, yürürlükte bulunan diğer kanunlara da
atıfta bulunarak uluslararası ticaret mevzuatını (ihracat, ihracata yönelik devlet
yardımları, ithalat, çift yönlü ticaret, uluslararası ticarette standardizasyon ve
serbest bölgeler) hazırlayarak:, bu mevzuatı karamameler, yönetmelikler ve
tebliğler şeklinde Resmî Gazete'de yayımlayarak yürürlüğe koymaktadır.
İhracat mevzuatı ile ilgili İhracat Rejimi Kararı 22.12.1995 tarih ve 95/7623
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde 6.1.1996 tarih ve 22515 sayılı Resmî
103
25 Şubat 1930 tarih, 1433 sayılı Resmî Gazete'de (RG) yayımlanarak üç yıl süreyle geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiş olan
bu kanun daha sonra çeşitli tarihlerde yayımlanan Kanunlarla süresi 25 Şubat 1970 tarihine kadar uzatılmış, en son ise 11 Şubat
1970 tarihli yayımlanan 1224 sayılı Kanunla süresiz olarak uzatılmıştır.
104 Yürürlükteki Kambiyo Mevzuaü İle İlgili Genel Bilgiler ve Tanımlar, T C Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü, Dış
Muameleler Müdürlüğü, s. 1.
105 Erkut Onursal, "Adı ve İçeriği Birbiriyle Tutarsız Bir Kanun: 1567" Dış Ticaret Müsteşarlığı, Dış Ticaret Dergisi, Temmuz
2002. http://www.foreigntrade.gov.tr/ead/DTDERGI/temmuz2002/kanun.htm (28.12.2005)
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konmuştur^^^ Usulüne uygun şekilde
yürürlüğe konulan uluslararası anlaşmalar T.C. Anayasası'nm 90. maddesine
göre kanun hükmündedir. Bu nedenle, serbest ticaret anlaşmaları ve WTO
vb. kurumlarla yapılan anlaşmalar da ihracat mevzuatının bir parçasını teşkil
etmektedir.
Öte yandan uluslararası anlaşmalarda olduğu gibi diğer başlığı altında yer alan
kanunlarla birlikte pek çok mevzuat ve bunlarla ilgili çıkartılan yönetmelikler
ve tebliğler de ihracat mevzuatının bir parçasını oluşturmaktadır. Vergisel
açıdan bakıldığında ihracattan tahsil edilen fon'a (mali mükellefiyet) ilişkin
mevzuat'da DFIF (Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu Mevzuatı) ihracat
mevzuatının diğer bir parçasını teşkil etmektedir.
İthalat mevzuatı, İthalat Rejimi Kararı, bu Karar'a istinaden çıkarılan
yönetmelik, tebliğ ve talimatlar ile iki taraflı veya çok taraflı anlaşmalar
çerçevesinde yürütülmektedir. Kararın amacı, ithalatın ülke ekonomisi yararına
ve ticaretin gereklerine göre düzenlenmesini sağlamaktır. İthalat Rejimi
kararı dışında, ithalata ilişkin hüküm içeren mevzuatı uluslararası anlaşmalar
ve diğer mevzuat olarak tasnif edebiliriz. Usulüne uygun )âirürlüğe konulan
uluslararası anlaşmalar ithalat mevzuatına mesnet teşkil etmekte aynı zamanda
ithalat ile bağlantılı olan ve hüküm içeren diğer mevzuat ve bu mevzuatta
belirtilen kanunlar ve KHK'lerin uygulanmasına ilişkin çıkarılan tüzükler,
Bakanlar Kurulu kararları, yönetmelik ve tebliğlerin de gözönünde tutulması
zorunludur. Ayrıca, ithalattan tahsil edilen vergiler (gümrük, KDV, akaryakıt
tüketim) ve ithalattan tahsil edilen fonlarda^^^ ithalat mevzuatının parçasını
oluşturmaktadır. Tüm bu düzenlemeler içinde bir kısmı daha detay ve teknik
106
107
îhracat rejimi karan, http://www.foreigntrade.gov.tr/ihr/mevzu/ihrmevzu/Karar.htm (11 Kasım 2005)
Toplu Konut Fonu, Akaryakıt Fiyat İstikrar Fonu, Savunma Sanayii Destekleme Fonu, Tütün Fonu, Yatırımları Teşvik Fonu,
Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu, Mera Fonu.
konuları içerirken uluslararası ticaret konusu tüm malların muhatap olduğu
Gümrük Mevzuatı^^^ gibi geniş kapsamlı düzenlemeler de yer almaktadır.
1.3.1.3 Standardizasyon Mevzuatı
Standartlaştırma, bir malın belirli ölçüler içinde üretilmesi veya malın belirli
niteliklere ve ölçülere uygunluğunun sağlanması ile bunların tüketicilere
ulaşıncaya kadar özelliklerinin korunması ve denetlenmesi çalışmalarıdır.
Ülkemizde, bu alandaki düzenlemeler Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve
Standardizasyon Rejimi Kararı ve bu Karara istinaden çıkarılan yönetmelik,
tebliğ ve talimatlar ile iki taraflı veya çok taraflı uluslararası anlaşmalar
çerçevesinde yürütülmektedir^^^ 13.10.2005 tarih ve 25965 sayıh Resmî
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan 2005/9454 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı yürürlükte olup bu konudaki mevzuat Dış Ticaret Müsteşarlığı'nca
belirlenmektedir^
1.3.2 Uluslararası Düzenlemeler
Uluslararası
ekonomik
düzenlemeler
ya
da
uluslararası
ekonomik
düzenlemeler hukuku'nu anlamak için öncelikle "uluslararası", "ekonomik"
ve "hukuk" kavramlarının anlaşılması ve bu kavramların ifade ettiği bir
"uluslararası ekonomik düzen"in varlığı üzerinde mutabakat sağlanması
gerekmektedir. Uluslararası ekonomik bir düzenin varlığı birçok farklı açıdan
ele alınarak analiz edilebilir^
108
Uluslararası ticaret tüm bu yapı içinde bir parça
Erkut Onursal, "Dünden Bugüne Gümrük Mevzuatı", Dış Ticaret Müsteşarlığı Dış Ticaret Dergisi, Nisan 2000, http://www.
foreigntrade.gov.tr/ead/DTDERGI/nisan2000/dndenbug.htm (12 Mart 2006)
109 Dış Ticarette Standartizasyon Mevzuatı, http://www.foreigntrade.gov.tr/dts/mevzu/mevzu.htm (15 Aralık 2006)
110 Detaylı bilgi için bnz. "Dış Ticarette Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Rejimi Karan" http://www.dtm.gov.tr/
dtmweb/index.cfm?action=detaymvzt&yayinID=324&icerikID=423&dil=TR (10 Nisan 2008)
111 Ömeğin resmî açıdan, iktisadi açıdan, siyasi açıdan, felsefi açıdan uluslararası düzen analizleri yapılabileceği gibi, amaçlar
açısından, ülkeler açısından, insan haklan açısından, kurumsal açıdan, güney/kuzey aynmı açısından ve sürdürülebilir kalkınma
açısından da bu analizlerin yapılması mümkün olmaktadır., Bunlara ek olarak feminist, kültürel ve tarihi bakış açılan ile de
analizlerin yapıhnası mümkün olabilmektedir.
olmakla birlikte, genelin parçası olarak uluslararası ticarete de tek açıdan
bakılamamakta, yukarıdaki gibi, uluslararası ticaret hukuku ve düzenlemeleri
de birçok bakış açısının etkisi altında kalmaktadır^
Modem uluslararası ticaretin genel hukuki çerçevesinin esası, uluslararası
anlaşmalarla ve bu anlaşmalarda öngörülen kurumların koyduğu kurallarla
düzenlenmiştir. Uluslararası ticaretin eşit şartlarda ve özgürce yapılmasını
sağlamak ve kolaylaştırmak amacıyla ticari ilişkilerde güven ve işbirliğinin
arttırılması, kısıtlamaların azaltılması, ihtilafların çözülmesi gibi konularda
ikili ve çok taraflı anlaşmalar yapılmıştır. Bu genel yapı içerisinde ülkeler,
uluslararası ticaret ilişkileri ile ilgili olarak vergilendirme, kambiyo kontrolleri
tarifeler, ithal kotaları, ihracat sübvansiyonları ve çevre koruma konularında
mevzuat oluşturmakta ve buna göre düzenlemeler yapmaktadırlar^^^
Uluslararası ticaret hukuku, kendi içinde farklı şekillerde sınıflandırılabilir.
En temel ayrım 10 başlık halinde şu şekilde belirtilebilir^^^.
•
Tahkim & Arabuluculuk (Arbitration& Mediation)
•
Sözleşmeler Hukuku (Contract Law)
•
Elektronik Ticaret (Electronic Commerce)
•
Finans/Ticaret Hukuku (Financial Lav^)
•
Fikri Mülkiyet, Telif Hakları Hukuku (Intellectual Property)
•
Taşımacılık Sözleşmeleri (Contractual Arrangements on Transport)
•
•
Trusts (Tröst)
Ödeme Güçlüğüne İlişkin Kanun [İflas Hukuku] (Insolvency)
112
Asif H. Qureshi, International Economic Law, Sweet & Maxwell, London, 1999, s. 3-4.
113
Cemal Şanlı, Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Uyuşmazlıkların Çözüm Yolları, Beta Yayınlan, İkinci Bası,
İstanbul, 2003, s. 4.
114
Willem J. H. Wiggers, Selected by, International Commercial Law Source Materials, Kluwer Law Intemational, 2001, ss.
•
Vergi Hukuku (Taxation)
•
Kurumsal Yönetim,
Şeffaflık,
Rüşvet
(Corporate
Govemance,
Transparency, Bribery and Codes of Conduct)
Dış düzenlemelerin bir kısmı milletlerarası ekonomik ilişkileri düzenleyen,
alışverişlerde uyulacak kuralları tayin eden, yani; ekonomik işbirliğinin
temelini oluşturan anlaşmalardır. Bunların bir kısmı ticareti kısıtlayıcı
engelleri kaldırmak veya en azından 5aımuşatmaktır.
1.3.2.1 iki Taraflı Anlaşmalar
İlk grupta iki ülke arasında yapılan ve yalnızca bu ülkeleri ilgilendiren
anlaşmalar bulunmaktadır. Bu anlaşmalar ticaret, ödeme, kültürel vb.
şekilde olabilir. Ayrıca, ödeme ve mal hareketleri dışında, dış borçlar,
faiz, çeşitli hizmetler de anlaşmalara konu olabilmektedir. Ülkemizin taraf
olduğu ve ikili serbest ticaret anlaşması yaptığı ülke sayısı EFTA ülkeleri
dahil 14 ülkeyi kapsamaktadır. Bunlara ek olarak yatırımlar (79 ülke), çifte
vergilendirmenin önlenmesi (68 ülke), sosyal güvenlik (22 ülke) anlaşmaları
da bulunmaktadır^^^
1.3.2.2 Çok Taraflı Anlaşmalar
îkiden fazla ülke arasındaki ilişkileri düzenleyen anlaşmalardır. Bu çok
taraflı anlaşmalara konu olan teşkilatların bir kısmında ise neredeyse üye
olmayan ülke sayısı çok az bulunmaktadır. Çok taraflı anlaşmalara konu olan
organizasyonların başlıcalan;
115
Investor's Guide For Turkey, Investmen Support and Promotion Agency, ss. 52-53 http://Avww.invest.gov.tr/documents/
mvestorguide_tr.pdf(10Nisan2008)
^
•
iktisadi İşbirliği ve Geliştirme Teşkilatı, OECD (Organization for
Economic Cooperation and Development),
•
Milletlerarası Ticaret Odasi(MTO),veya Intemational Chamber of
Commerce (ICC),
•
Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği Teşkilatı, RCD (Regional Cooperation
for Development),
® IMF,
® Dünya Bankası, Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası, (World
Bank, Intemational Banking of Reconstraction for Development),
şeklinde sayılabilir.
Çok taraflı anlaşmalar bir çok alan için mümkün olabilmektedir. İlgili
organizasyon yönetiminde uluslararası ticaret sürecini destekleyen anlaşmalar
bu çalışma kapsamında en önemli olanlarıdır^
1.3.2.3 Milletlerarası Ticaret Odası Düzenlemeleri
MTO düzenlemeleri, uluslarararası ticareti kolaylaştırmak üzere oluşturuMuş
kurallardır. MTO 'nun düzenlemeleri çok uzun yıllara dayanan birikim, tecrübe,
uluslararası ticaret camiasının talepleri, teknolojik gelişmeler çerçevesinde
şekillenmektedir.
Uluslararası ticaretin belli başlı standartlar etrafında yürütülmesi ile
kültürel farklılıklar, yöresel uygulamalar vs. gibi yanlış anlamaların önüne
geçilebilecektir. En temel MTO uygulamaları Tablo 1.3'te yer almaktadır.
116
Çoklu anlaşmalar (Plurilateral Agreements) Çok taraflı anlaşmalar (Multilateral Agreements) ile kanştınimaması gerekmektedir.
Öte yandan çok taraflı anlaşmalarla ilgili olarak Yatırımlar Hakkında Çok Taraflı Antlaşma Multilateral Agreements on
Investmen(MAI) ise OECD bünyesinde müzakere edilen başlı başına bir konudur. Anlaşmalar, hem bölgesel entegrasyonlar
hem de küresel entegrasyon çabalan açısından özel bir konu olduğu için bu çalışma kapsamında detaya inilmemiştir.
Tablo 1.3 MTQ'nun Uluslararası Ticarete ilişkin Düzenlemeleri
Yayın
Adı
Fonksiyonu
No
Incoterms
560
Teslim Şekilleri
UCP 500
500
Akreditifler ve Standby Akreditifler
UCP 600
600
Akreditifler ve Standby Akreditifler
eUCP
500/3
Akreditifler ve Standby Akreditifler
ISBP (UCP 500 için)
645
Akreditifler ve Standby Akreditifler
ISBP (UCP 600 için)
681
Akreditifler ve Standby Akreditifler
URC 522
522
Tahsil Vesaiki
URR 525
525
Rambursmanlar
ISP98
590
Standby Akreditifler
MTO Talep Garantileri Yeknesak
458
Garantiler
Kurallar
Akdî Teminatlar için Yeknesak
325
Akdî Teminatlar
Kurallar
Tahkim Kuralları
808
Tahkim
DOCDEX Kuralları
577
Docdex
Materials, Kluwer Law International, 2001, ss. 388-442.
Tablo 1.3 ' de yer alan MTO düzenlemeleri içinde en çok bilinen ve kullanılanları
UCP 500/UCP 600 ve Incoterms broşürleridir. UCP'nin zamanla gelişen
kapsayıcı bir özellik arz etmesine rağmen eksik kurallar dizisi olması temel
özelliğidir. Birçok konuda uygulamayı ulusal hukuka bırakmaktadır. Örneğin,
mücbir sebep (force majeure^^^) ve hilekârlık, sahtekârlık durumları UCP
kapsamında yer almamaktadır. Ayrıca, UCP dünyanın her yerinde kullanılan
ve değiştirilmeyen kurallar olsa da uygulayıcılar ve mahkemeler açısından
yeknesak bir yorum bulunmamaktadır. UCP 500/UCP 600 bir vesikalı
kredi işleminde tarafların karşılaşabileceği tüm sorunları içermemektedir.
Bu nedenle, UCP'nin uygulanması durumunda bile ulusal düzenlemeler ve
117
Bu konu ile ilgili MTO'nun 421 sayılı broşürü Mücbir sebep ve beklenmeyen hal durumunu düzenlemektedir. Mücbir sebep
ve beklenmeyen hal'in herhangi bir hukuka bağlı ohnaksızm tespiti amacıyla sözleşmelere dahil edilebilecektir.
hukuksal yorum, hukukun kaynağmı oluşturmaktadır.
UCP'nin asıl başarısı daha önce ulusal banka birliklerince oluşturulan farklı
kuralların iptalini sağlamış o l m a s ı d ı r ^ U C P 600 ise, 25 Ekim 2006 tarihinde
MTO tarafından kabul edilmiş olup 1 Haziran 2007 itibari ile de yürürlüğe
girmiştir^^^.
1.3.2.4 Diğer Uluslararası Organizasyonlar
Uluslararası anlaşmaların ilk basamağı satım sözleşmesi ile başlar. Ancak,
ithalatçı ve ihracatçı arasındaki anlaşma, bulunduklan ülkelerin hukuki
düzenlemelerine tabi olmakla birlikte, bu husus Birleşmiş Milletler (BM)
tarafından da Milletlerarası Mal Alım-Satım Anlaşmalarına Dair Birleşmiş
Milletler Mukavelesi (United Nations Convention for the International Sale
of Goods^^O adlı ayrı bir mukavele altında açıklanmıştır^^^. Bu mukavele
ile uluslararası satış sözleşmeleri ve mal teslimine ilişkin hususlar hükme
bağlanmış, mala ilişkin hasarın ne zaman satıcıdan alıcıya intikal edeceği
belirlenmiştir. Her ne kadar ülkemiz bu sözleşmeye katılmasa da bir Türk
tacir taraf olduğu takdirde bu sözleşme hükümleri uygulanma durumunda
kalınırsa Türkiye bu sözleşmeyi imzalamadığını öne süremeyecektir^^^ Bu
örnek ise, uluslararası organizasyonların umduğumuzdan daha bağlayıcı
118
(Clauses et modalités applicable aux ouvertures de credit documentaire par l'Union Syndicale des Banques de Paris et de la
Province of 14 January 1924) veya New York Bankerleri 1920 yılı Ticaret Kredi Konferansında kabul edilen düzenlemeler,
veya Alman Regulativ für das Akkreditivgeschaft der berliner Stempelvereinigung of 1 Jaunary 1923 gibi kuralların yerini
almıştır.
119 Rolf A. Schütze, Gabriele Fontane, Documentary Credit Law througout the world, Annotated legislation from more than
35 countries, ICC Publishing S.A, December 2001, Paris, France, ss. 1-11.
120 "Banking commission approves revised rules on documentary credits" http://www.iccwbo.org/iccjcde/ index.html (13 Aralık
2006); UCP 600 kurallan, UCP 500 kurallanm iptal etmemektedir. Bir akreditife taraf olan tüm kummlann kabulü halinde
UCP 500'ü uygulamak yine de mümkün olacaktır. Ancak, pratikte böyle bir uygulama ancak geçiş dönemi için olası olmakla
biriikte UCP 600'ün yerleşmesi ile UCP 500'ün uygulamadan tedricen kalkacağı açıktır.
121 http://www.cisg.law.pace.edu/cisg/text/treaty.html; http://www.uncitral.org/uncitral/en/uncitral_texts/sale_ goods/1980CISG.
html (16 Ağustos 2006);
122
123
M. Şeref Akkaş, Dış Ticarette Ödeme Şekilleri, Dışbank Eğitim Yayınlan, s. 12.
Erkut Onursal, "Uluslararası Ticari Kayıtlan Doğru Kullanabiliyor muyuz?". Dış Ticaret Müsteşarlığı Dergisi, Temmuz
2000, http://www.dtm.gov.tr/ead/DTDERGI/tem2000/ticari.htm (16 Aralık 2005)
olduğunu göstermektedir. Uluslararası ticaret alanında ilgili hükümetler arası
(intergovernmental organizations, IGOs) ve hükümet dışı (non-govemmental
organizations, NGOs) kurumlar bulunmaktadır.
i) Hükümetlerarası Organizasyonlar
Hükümetlerarası organizasyonlar, özellikle ülke hükümetlerinin tek başlarına
çözüm üretemedikleri, sebep ve sonuçları itibariyle diğer ülkelerinde katılımı
ile çözülebilecek sorunlar için oluşturulmuş organizasyonlardır. Başlıca
hükümetlerarası organizasyonlar şu şekildedir:
UNCITRAL: (Viyana) (The United Nations Commission on Intemational
Trade Law, Uluslararası Ticari Tahkime Dair Birleşmiş Milletler Uluslararası
Ticaret Hukuku Komisyonu): UNCITRAL, özellikle uluslararası veya ulusal
hukukun parçası haline gelecek enstrümanlar, sözleşmeler, konvansiyonlar,
model ve yeknesak kurallar üzerinde (elektronik veri değişimi (EDI=Electronic
Data Interchange) hukuku gibi) çalışmaktadır.
UNIDROID: (Roma) (Institute for the Unification of Private Trade Law):
Son zamanlara kadar uluslararası özel hukuk konusu olan leasing, acentelik,
franchasing
ve
denetim
sözleşmeleri
üzerine
çalışmaktaydı.
BM'ler
kurulduktan sonra bağımsız olarak çalışmalarına devam etmektedir.
WCO: (Brüksel): World Customs Organizations: Resmî olarak Gümrük
Kooperason Konseyi (Customs Cooperation Council) olarak bilinmektedir.
Gümrük uygulama ve süreçlerinin etkinleşmesini sağlamak üzere ulusal
gümrük idarelerinin üye olduğu bir yapıdır.
UNCTAD/WTO: (Cenevre): (The Intemational Trade Centre (ITC): BM'in,
gelişmekte olan ülkeler ihracat desteği sağladığı organıdır. Yerel ticaret
odalarına olduğu kadar ihracatçı ve ithalatçılara da birçok eğitim sağlamaktadır.
Paketleme, pazarlama ve reklam gibi ihracata yönelik bazı rehberlik yayınları
da hazırlamaktadır.
ii) Gönüllü Teşekküller
IATA (Montreal ve Cenevre) (Intemational Air Transport Association): Dünya
hava yollarının ticaret organizasyonu olarak IATAhava yolu taşıma belgelerinin
basitleştirilmesi ve standart hale getirilmesi için çaba sarfetmektedir.
FIATA (Zurich) (Intemational Federation ofF reight Forwarder's Associations) :
Uluslararası navlun taşımacılığını kaliteli ve standart bir hale getirmek için
çaba sarfetmektedir. Bazı FIATA standart belgeleri uluslararası ticarette
önemli hale gelmiştir.
CMI (Brüksel) Intemational Maritime Commite (CMI for Comité Maritime
Intemational): 1897'de kumlmuş bu organizasyon ile deniz ve ticaret
hukuku, deniz gümrükleri, kullanım ve uygulama hususları araştırılmaktadır.
Konşimentolarla ilgili Hague ve Hague-Visby Kuralları olarak bilinen
uluslararası uygulamaları getirmişlerdir.
IRU (Cenevre) Intemational Road Transport Union: Gümrük memurları
tarafından mühürlenmiş olan kamyon ve tır yüklerinin ulusal sınırlarda gümrük
formaliteleri uygulanmadan geçmesi için gerekli çalışmayı yapmaktadır.
Bu organizasyonlara ek olarak dünya ticaretinin çok taraflı yapısı altında GATT
(General Agreement on Tariffs) ve Dünya Ticaret Örgütü, WTO (World Trade
Organization)'m da özel bir yeri bulunmaktadır^^"^. Yine bu organizasyonlara
ek olarak WIPO ve ILO gibi uluslararası kummlar ve sayılamayacak kadar
fazla kurum bu düzenlemelere katkıda bulunmaktadır. Hatta, avukatların
bile uluslararası ticaret hukukunun gelişmesinde bir rolleri bulunmaktadır.
Özel avukatlar sadece ithalat ve ihracatçılann taraf olduğu (tarafların özel
kişi olduğu) uluslararası anlaşmazlıklarla değil, aynı zamanda Dünya Ticaret
Örgütü karşısında ülkeleri ilgilendiren anlaşmazlıklarla da ilgilenebilmekte,
davalara katılabilmekte ve etkili olabilmektedirler^^^
1.3.3 Uluslararası Ticaret Anlaşmazlıklar ve Çözüm Yolları
Bir önceki bölümümüzde de bahsedildiği gibi, uluslararası ticaret konusu olan
anlaşmazlıkların en kolay ve en ucuz çözüm yolu, sözkonusu anlaşmazlığın
oluşmasının engelleneceği sözleşme aşaması olmaktadır. Ancak, taraflann
dikkatlice ve tüm ana unsurları içeren sözleşmeler hazırlamaması durumunda
konu artık ihtilaf vukuundan sonra meydana gelen hukuksal mekanizmalarla
çözülmeye çalışılmaktadır. Uluslararası ticari uyuşmazlıkların;
•
Milli mahkemelerde çözülmesi,
•
Tahkim yolu ile çözülmesi,
•
Doğrudan
müzakereler,
uzlaştırma,
teknik
bilirkişilik
(hakem
bilirkişilik), ön hakemlik, üçüncü kişinin sözleşmeye müdahalesi ve
altematif ihtilaf çözme teknikleri (ADR^^^) ile çözülmesi,
•
Diplomatik yolla çözülmesi,
mümkün bulunmaktadır.
124
125
126
Guillermo Jimenez, a.g.e., ss. 34-37.
Detaylı bilgi için bnz. Asif H. Qureshi, a.g.e., ss. 229-231.
Darek Mose, Brian H. Kleiner, "The Emergence of Alternative Dispute Resolution in Business Today" Equal Opportunities
International, Vol 18, Number 5/6, 1999 ss.54-57. https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/www.emeraldinsight.com/lnsight/
viewPDF.jsp?Filename=html/Output/Published/EmeraldAbstractOnlyArticle/Pdf^0300180510.pdf (24 Ekim 2006)
1.3.3.1 Millî Mahkemelerde Çözülmesi
Millî mahkemeler, kural olarak iç hukuk ihtilaflarmı çözme esasma göre
düzenlenmiştir. Bu nedenle, uluslararası ticari u)aışmazlıkların çözümü
için gerekli anlayış, imkân ve hukuksal yapılanmaya sahip değildir. Devlet
adına yargılama faaliyetini icra eden ihtilaf çözme kurumları olarak millî
mahkemeler, bağlı oldukları devletin sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel
politikalarına az ya da çok bağlıdır. Bu durum ise devletin vatandaşı olmayan
taraf bakımından, kendisine karşı tarafsız davranılmayacağı endişesini
doğurmaktadır.
Millî mahkemelerde ciddi bir bürokrasi ve detaylı usul kurallarına bağlılık
bulunmaktadır. Bu nedenle davalar uzamakta, yargılama maliyeti artmakta
ve ihtilaf hususunda adil karar vermeye engel olmaktadır. Millî mahkemeler,
uluslararası karakterli ticari uyuşmazlıklar bakımından uzman kişi ve
kurumlar da değildirler. Bu durum ise millî mahkemelerde uluslararası ticari
ihtilafların çabuk ve adalete uygun çözümünü güçleştirmektedir. Daha da
önemlisi, davalının mal varlığı kararın verildiği ülkede değilse, millî mahkeme
kararlarının bir başka ülkede icrası son derece sınırlı olmakta ve ciddi
güçlükler yaşanmaktadır. Bu nedenle uluslararası ticaret anlaşmazlıklarında
çabuk, tarafsız, icrası kolay ve adalete uygunluk bakımından tahkim ve diğer
uzlaştırma yöntemleri millî mahkemelere tercih edilmektedir.
Her ne kadar millî mahkemeler uygun bir yapı ve anlayışa sahip değilse
de, taraflar bazen bilinçli olarak millî mahkemeleri seçebilmektedir. Bunun
nedenleri ise; fiili, sosyal, siyasal ve hukuksal gerekçeler olabilir^^^. Ayrıca,
127
Bu gerekçeler arasında belli bir devletin mahkemesinin tarafsızlığı, çabuk karar vermesi, işin niteliğine ve adalete uyması,
delillere ve taraflara olan coğrafi yakınlığı, maliyet düşüklüğü vb. gibi nedenler sayılabilir.
elde edilecek kararın muhtemel davalının ülkesinde icrasının kolay olacağı
düşüncesi de buna yön vermiş olabilir.
Taraflar, eğer tahkim yolu ile anlaşmayı öngörmemişlerse, ihtilafların çözümü
genel yargı yolu olan devlet mahkemelerine müracaat ile çözülecektir.
Başvurulacak devlet mahkemesi de anlaşmada belirtilmemişse bu durumda
ihtilafı çözümleyecek mahkeme davacının tercihlerine bağlı olacaktır. Bu
ise birçok pratik ve hukuki konunun değerlendirilmesine bağlıdır. Ancak,
tüm bunlara rağmen başvurulan devlet mahkemesinin davaya bakabilmesi,
mahkemenin kendisini yetkili görmesine bağlıdır^^l
1.3.3.2 Tahkim Yolu ile Çözülmesi
M.Ö. 3100 yıllarında yapıldığı tahmin edilenbarış anlaşmasının birmaddesinde
(Sümerli kent devleti Lagaş ile Umma) tahkime rastlanmaktadır. İki devletin
sınır ujoışmazlığı üçüncü bir devlet kralının hakemliğinde çözülecektir.
M.Ö. 5. yüzyılda Yunan'da rastlanan tahkime, Orta Çağ'da, Papa'nın ya
da imparatorların tahkime sunulduğu görülmekte olup, 1225-1465 yılları
arasında 46 tahkim kararına rastlanmaktadır^^^.
Tahkim, uluslararası karakterli ticari uyuşmazlıklann en yaygın çözüm yoludur.
Uluslararası ticaretin doğasından kaynaklanan ihtiyaçlar, ihtilaf çözme usulü
olarak tahkimi ön plana çıkarmıştır. Uluslararası ticari işlemlerde "hukuki
riskler" kapsamına girecek olan millî mahkeme ve millî hukuk sistemleri
ile ilgili sorunlar da ciddi bir yer kapsamaktadır. Tahkim'in tercih sebepleri
arasında;
Bağımsız ve tarafsız bir yargı merci olarak algılanması, adaletin
128
Cemal Şanlı, a.g.e., s. 6.
129
Erdoğan, Feyiz, Uluslararası Hukuk ve Tahkim, Seçkin, Ankara, 2004, s. 27.
tecelli edeceği makamlar olarak görülmesi (bir tür uluslararası ticaret
mahkemesi),
•
Tarafların iradesine dayanan özel bir yargılama olduğu için millî
mahkemelere göre daha çabuk karar verilmesi,
•
Tahkim mahkemelerinin ve hakemlerin, uluslararası
karakterli
ticari u)aışmazlıkların çözümü noktasında uzman kişi ve kummlar
olmaları,
•
Tahkim usulündeki hakemlerin millî mahkemeler gibi maddi ve usul
kuralları ile sıkı sıkıya bağlı olmaması,
•
Tahkim'in nispeten, ucuz olması, yargılamanın gizliliği nedeni ile
ticari sırların kolayca saklanabilmesi ve hakemlerin uzlaştırıcı vasıfları
nedeni ile tahkimin barışçıl bir usul olması,
•
Mahalli mahkeme kararlarına nispeten hakem kararlarının icrasmdaki
yaygınlık ve kolaylık,
sayılabilir.
Bunlardan en önemlisi hakem kararlarının farklı ülkelerde icrasmdaki
kolaylıktır. BM tarafından hazırlanan Yabancı Hakem Kararlarını Tanınması
ve Tenfizine Dair 1958 tarihli New York anlaşmasına 100'den fazla devlet
taraf olmuştur^^^. Anlaşma ile, taraf ülkelerden birindeki hakem kararı
diğerinde tenfiz edilebilmektedir. Dolayısı ile bu anlaşma uluslararası bir
tahkim hukuku yaratmıştır.
Tahkim'in tüm avantajlarına rağmen, hakem kararma taraflar
rızaen
uymadıklarında, bu kararlar millî mahkemelerin önüne gelmekte ve onların
yommuna tabi tutulmaktadır^^^ Günümüzde, birçok ülke, uluslararası ticari
130
1958-Convention on the Recognition and Enforcement of Foreign Arbitral Awards-the "New York" Convention, bnz.
http://www.uncitral.org/uncitral/en/uncitral_texts/arbitration/NYConvention.html (21 Şubat 2007)
131 Cemal Şanlı, a.g.e., s. 210.
tahkim prosedürlerinin hukuki rejimini düzenlemek amacıyla "Uluslararası
Ticari Tahkim Kanunları" çıkartmışlardır. Bunlara UNCITRAL'in model
kanunu önderlik etmiştir. Ancak, neticede uluslararası tahkim tabirinin
içinde yer alan tahkim türleri, oldukça çeşitlilik arz etmektedir. Ülkemizde
de tahkim 21.6.2001 tarih ve 4686 sayıh "Milletlerarası Tahkim Kanunu",
tahkim yeri olarak Türkiye'nin belirlendiği tüm uluslararası ticari tahkim
prosedürlerini düzenlemektedir. Her ne kadar tahkim bir çözüm yöntemi
olarak sunulsa da kurumsal tahkime ilişkin, hakemlerin seçimi, tayini,
hakemlerin bağımsızlığı, tarafsızlığı ve reddi konuları başta olmak üzere pek
çok sorun yaşanmaktadır^^^.
Öte yandan, yasal menşe (legal origin, legal families) ile ilgili olarak bazı
iktisatçılar bu hususların önemine değinmektedir. Uluslararası ticarette yer
alan birimler kendi çıkarlarını maksimize edecek ve faydalarına olacak tahkim
düzenlemeleri nerede ise o alana yönelmeleri mantıklı görülmektedir. Dolayısı
ile İngiliz veya ABD gibi Common Law geleneğinden gelen ülkeler mi yoksa
Civil Origin kaynaklı (civil law'da parlamento kanun yaparken common
law'da yargıçlar kanunu bulur) düzenlemelerin mi tercih edileceği taraflara
bırakılmaktadır ve bu durumda şimdiye kadar oluşan literatür. Common Law
geleneğinin tarafların ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılarken Fransız menşeli
düzenlemelerin en kötü olduğunu ifade etmektedir. Ancak, literatürün aksine,
uygulamada Fransız ve İsviçre tahkimi umulandan daha fazla kullanılırken
Amerikan menşe daha az kullanılmaktadır
132
Nazan Candaner Elver, "Tahkim Sistemlerinde Hakemlerin Seçimi, Tayini ve Konuya İlişkin Güncel ve Somut Sorunlar",
"Kurumsal Tahkim Sistemlerinde Hakemin Bağımsızlığı, Tarafsızlığı ve Reddi", Uluslararası Ticari Uyuşmazlıklarda
Kurumsal Tahkimin Güncel Sorunları, İstanbul Ticaret Odası, Yayın No: 204-16,İstanbul, 2004, ss. 7-67.
133 Stefan Voight, Are International Merchants Stupid? A Natural Experiment Refutes the Legal Origin Theory, International
Centre for Economic Research, Working Paper No. 21/2005, s. 18. http://www.icer.it/docs/wp2005/ICERwp21-05.pdf (10
Aralık 2006)
1.3.3.3 Müzakere, Uzlaştırma, Hakem ve Diğer Çözüm Yolları
En ideal olan ihtilaf çözme ise taraflarm karşılıklı müzakere ve mutabakatı
ile olanıdır. Ancak, sözleşmelerin yorum ve ifasından doğan uyuşmazlıklar,
taraflar arasında psikolojik bir gerginliğe yol açmakta ve bu gerginlik tarafların
doğrudan ihtilafı çözmek için müzakereler başlatmasına mâni olmaktadır.
Bu nedenle, ihtilafların anatomisine vakıf olan üçüncü bir tarafın yardımına
ihtiyaç duyulmaktadır. Başta, MTO olmak üzere çeşitli millî ve uluslararası
mesleki ve ticari kuruluşlar ve mahalli yasa kojoıcuları tarafından tahkim
ve millî mahkemeler dışında kalan bazı alternatif ihtilaf çözme teknikleri
geliştirilmiş; örgütlenmiş ve kurumsal bir niteliğe kavuşturulmuştur^^^. Bu
kapsamda yer alan başlıca çözüm yolları maddeler halinde şu şekildedir^^^
•
Müzakere,
•
Uzlaştırma (MTO, UNCITRAL, vs.),
•
Teknik bilirkişilik (The International Centre for Expertise),
•
Üçüncü kişilerin sözleşmelere müdahalesi (akitlerin üçüncü kişilerce
yorumlanması, doldurulması ve uyarlanması),
•
Ön hakemlik (Pre arbitral referee Procedure),
•
Uyuşmazlıkların "alternatif ihtilaf çözme" usulleri (ADR/altemative
dispute resolutions) ile çözümü.
Bahsedilmesi gereken ve çok kullanılan bir yöntem de MTO'nun akreditiflerle
ilişkilianlaşmazlıkçıkmasıvemahkemelereintikalidurumunda,mahkemelerde
davaların hem uzun sürmesi, hem de masraflı olması nedeniyle kullanılan
DOCDEX'tir. MTO DOCDEX ve akreditiflerle ilgili rambursman kuralları
134
Aslında, yerel mahkemeler, tahkim ve uzlaştırma usulleri ile anlaşmazlıkların çözümü klasik ihtilaf çözme usulleridir. Millî
mahkemeler ve tahkimde uyuşmazlıklar nihai olarak çözümlenmekte ve taraflar için bağlayıcı bir karara bağlanmakta iken
uzlaştırma usulünde "uzlaştırıcı" adı verilen kişi veya kişiler tarafından çözüme yönelik gayretler söz konusu olmaktadır
135 Cemal Şanlı, a.g.e., ss. 350-371.
dahil akreditiflerle ilgili anlaşmazlıkları hem süratli, hem de düşük maliyetle
çözmek için MTO tarafından sunulan bir hizmettir.
DOCDEX ile anlaşmazlık konusunu çözmek isteyen taraflar MTO Intemational
Centre for Expertise'a anlaşmazlığa konu görüş ve iddialarla birlikte tüm
belgeleri sunarlar. Üç bilirkişiden oluşan bir kurula karar vermeleri için dosya
tevdi edilir ve normal şartlarda 30 ila 60 gün içerisinde sonuçlanır. DOCDEX
kararları, tarafların kabul etmesi durumunda bağlayıcı olmakla birlikte her iki
tarafın kabul etmediği dummlarda da faydalı olabilmektedir. Ömeğin, yargıya
başvurulduğunda kanıt olarak kullanılabilmesi ya da tarafların birinin elinde
DOCDEX kararı bulunması durumunda diğer tarafın yargıya başvurmaktan
kaçınması ya da iddialarını devam ettirmemesi gibi etkileri olmaktadır^^^
DOCDEX'e başvuran taraf olan başlatıcı (initiator) olarak isimlendirilmekte
ve haksız gördüğü karşı taraf ise savunan, davalı (respondent) olmaktadır.
Başlatıcmm başvumsu neticesinde davalıya cevap hakkı verilmekte ve cevap
verdiği takdirde DOCDEX kararı ile bağlı olacağı belirtilmektedir. Davalı
cevap vermemeyi tercih ettiği takdirde ise DOCDEX kararı sadece başlatıcıya
tebliğ edilmektedir^^^.
1.3.3.4 Diplomatik Yolla Çözüm
Diplomasi, devletler hukuku anlaşmalarına has bir uyuşmazlık çözme
şeklidir. Özel kişiler Devletler Hukuku subjesi olarak kabul edilmemektedir.
Diplomasi, her ne kadar bir devletin belli konulardaki görüş, kanaat ve
taleplerini, doğrudan doğruya diğer devletlerin karar merciilerine iletmesi ile
136
MTO DOCDEX kararlan ile Bankacılık Komisyonu Görüş'ü (Opinion) arasındaki fark kısaca; DOCDEX vakasında, görevli
bilirkişi kuruluna vaka ile ilgili tüm belgelerin sunulmasına rağmen. Görüşlerde belgelerle destek sağlanmaksızm anlatılan
bir olay zincirine dayanılarak karann verilmesidir.
137 Haluk Erdemol, DOCDEX Kararları 1997-2003 ve ICC DOCDEX Kuralları, MTO Türkiye Komitesi, 2004, Ankara, ss.
5-9.; Aynca konu ile ilgili olarak bnz. http://www.iccwbo.org/court/docdex/id4493/index.html (10 Şubat
gerçekleşen devletlerarası bir olgu olsa da. ticari camia, kendi somnlarmm da
bu yöntemle çözümlenebileceği yönünde bir kanaat taşımaktadır. Aslında bu
tür diplomatik başvumlar, daha sonra hak sahibi tarafın zaman aşımı sürelerini
geçirmesine ve normal yolla dava hakkını kaybetmesine yol açabilmektedir.
Uluslararası ticaretle ilgili resmî kummlar, elçilik veya konsolosluklar,
ticari ateşelikler ve müşavirlikler uyuşmazlıklarda vatandaşlarına yol
gösterebilirler. Bunlara ek olarak, ihtilafa taraf olan ve vatandaşlığını taşıyan
gerçek ve tüzel kişiler, uluslararası hukukta "diplomatik himaye hakkı"
ile hak arayışında bulunabilirler. Dolayısı ile her ne kadar klasik Devletler
Hukuku açısından özel kişi Milletlerarası Hukuk sujesi olarak bu hukunun
öngördüğü mekanizmalardan yararlanamasa da devletler, vatandaşlarının
yabancı bir devlete dönük herhangi bir hak ihlalinden kaynaklanan şikâyet ve
taleplerini ciddi bulduklarında, diplomatik himaye hakkını kullanarak ihtilafa
taraf devletlere diplomatik girişim başlatabilirlere^^
138
Cemal Şanlı, a.g.e., ss. 379-380.
IKINCI BOLUM
ULUSLARARASı TICARETIN TEMEL
ÖĞELERI VE FINANSMAN YÖNTEMLERI
2.1
ULUSLARARASı
ÖĞELERI
TICARETIN
TEMEL
2.1.1 Uluslararası Ticaretin Başlıca Tarafları
Uluslararası ticaret her ne kadar mal alım ve satımını konu edinse de detaylı bir
analiz yapıldığında mal alım ve satımının gerçekleşmesini sağlayacak süreçte
çok fazla tarafın hizmet sağladığı görülmektedir. Şekil 2 . r d e de görüleceği
gibi hem ticaretin asıl tarafları hem de bu taraflara hizmet sağlayan finans ve
hizmet sektörü kuruluşları ticaretin gerçekleştirilmesini sağlamaktadır'^'.
Şekil 2.1 Uluslararası Ticarette Taraflar ve İletişim
Kaynak: "The Financial Supply Chain" http://www.bolero.net/solutions/financial_supply_
chain.html (22.11.2006)
13 9
Taraflar ve aralarındaki ilişkiler ve oluşan riskler basitleştirilmiş bir tablo ile EK-3 'te verilmiştir.
Uluslararası ticaretin gerçekleştirilmesinde çalışma sermayesinin etkin
kullanımı önem arz etmektedir. Ancak, bu bölümde yer alan tarafların
sunduğu finansal ve fiziki tedarik zincirlerinde çalışma sermayesi tam ve
etkin olarak kullanılamamaktadır. Yapılan araştırmalar 2003 yılında Avmpalı
şirketlerin toplam 580 milyar eurosunun tedarik zincirlerinde takılı kaldığını
göstermektedir.
Bu somnları aşmak için entegre, kumm çapında online bilgi sağlayan sistemler
de bankaların hizmetleri arasına girmeye başlamıştır^"^^. Uluslararası ticarete
taraf olanların özelliklerinin bilinmesi ve fonksiyonlarının anlaşılması,
uluslararası ticaret ile ilgili analizlerin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle
öncelikli olarak dış ticaret sürecinde yer alan kummlarm kısaca tanımlanması
yerinde olacaktır.
i) İhracatçı
İhracatçılar (exporter), herhangi bir uluslararası ticaret işleminin ilk safhasında
yer alan aktörlerdir. Bu aktörler özellikleri gereği imalatçı, tüccar, çiftçi veya
mal üreticisi olabilirler. İhracatçılar, mal ve hizmetleri yurtdışındaki alıcılara
satarlar ve kendileri çok büyük bir gmp veya şirket yapısında olmadıkları tüm
dummlarda diğer temel aktörlerin hizmetlerinden yararlanırlar. İhracatçıların
amacı, malları en çabuk ve güvenli şekilde ithalatçıya ulaştırarak doğra döviz
cinsi üzerinden anlaşılan zamanda ödemesini almaktır.
İhracatın ülke ekonomilerine olan katkısı nedeni ile hükümetler ihracat
140
Edward Glassman, "Information: the key to unlocking working capital", Euromoney, October 2004, Vol. 35, Issue 426,
Special Section s. 6-7. https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/webll7. epnet.com/DeliveryPrintSave.asp?tb=l&_ug (5 Haziran 2006)
; Ben McLannahan, "Cashing In" September 2005, http://www.cfoeurope.com/displayStory.cfm/4336587 (19 Aralık 2006)
kredi kurumları (ECAs=Export Credit Agencies) aracılığı ile teşvikler
sağlamaktadırlar. İhracat teşvikleri, emek, hammadde, fiyatlar ve diğer
özellikleri ile rekabetçi olan ülkeler karşısında durabilmek için kullanılan
önemli bir enstrümandır. Uluslararası şirketler bu farklılıklardan yararlanmak
için üretimlerini düşük maliyetli bölgelere kaydırmaktadırlar ancak direkt
ihracatın etkisi çok daha fazladır. Doğal kaynak yönünden zengin ülkelerin
ihracatları da fazla olmaktadır ve aynı zamanda ülke ekonomileri ihracata
dayalı olmaktadır. Bu ülkeler nadiren karşılıklı ticaret (countertrade)
uygulamalarına başvururlar^^^
ii) İthalatçı
İthalatçılar (importer) fabrikaları için hammadde alan imalatçılar, rafinerileri
için ham petrol alan petrol şirketleri veya daha basit ve genel hali ile yurt dışı
müşterileri ile sözleşmelerini yerine getiren tüccarlar olabilirler. Özellikle son
grup için ithalatın finansmanı daha fazla önem arz etmekte olup, finansman
ithalat ile tekrar satış arasında köprü vazifesi sağlamaktadır. Sonuç itibariyle
tüccarlar; bankalar ve depolara bağlı olarak çalışmaktadırlar. İthalatçılar nihai
alıcıya teslim öncesinde mallarını depolarda rehin tutabilir ve finansman
sağlayabilirler.
Ödemeler dengesinde oluşturdukları olumsuz etki nedeniyle ithalatçılara
ihracatçılar kadar iyi bakılmamakla birlikte katkıları aslında oldukça kıymetli
olmaktadır. İthalatı yapılan hammadde, yiyecek, enerji ve hizmetler doğal
kaynakların yetersiz kaldığı durumlarda endüstriyel çıktı için önem arz
etmekle olup, aynı zamanda üretilen mallarda döviz kazanan ihraç malları
haline gelebilmektedir. Uluslararası ticaret yapan ithalatçılar, ihraç öncesi
141
Eric Bishop, Finance of International Trade, Elsevier, Butterworth-Heinemann, Oxford, 2004, s. 1
işleme tabi tutmak maksadıyla mal ithal ederken aynı zamanda yabancı
tedarikçilerden mal alarak bunları direkt olarak başka ülkelere de satabilirler.
Bu durumda transit tacir rolünü üstlenmiş olacaklardır.
İÜ) Navlun Komisyoncusu
Navlun komisyoncusu (freight forwarder/ lojistik hizmet sağlayıcısı); kara,
hava, deniz, demiryolu, nehiryolu, boru hattı veya kombine taşımacılık gibi
bütün taşıma türlerinde, sevkiyat, dağıtım, depolama, gümrükleme ve sigorta
hizmetlerini gerçekleştiren aktif bir işletme ağına sahip olan ve anahtar teslim
lojistik hizmeti veren organizatör bir kuruluştur. Uluslararası ticaret zinciri
içinde belki de en yaygın halka navlun komisyoncularıdır, İhracatçıdan
malları toplar ve )aikleme için paketleyerek karayolu, demiryolu, mavna
ile limanlara ulaştırarak gemiye veya uçağa yüklenmesini sağlarlar. Navlun
komisyoncularının yurtdışı piyasalar, farklı ülkelerdeki belge gereklilikleri,
ithalat mevzuatı, ticaret odalarında ve konsoloslukça yapılacak belgeler ve
yasal hale getirme işlemleri ile ilgili ciddi bilgileri olmakta ve ihracatçılar
bu bilgilerden yararlanmaktadırlar. İhracatçılar için navlun komisyoncusunun
faydası; navlun komisyoncusunun başka ihracatçılardan da temin ettiği
malların tümü üzerinden taşımacı ile pazarlık ederek toptan bir fiyat alması ve
bu şekilde daha uygun navlun maliyeti sağlamasından kaynaklanmaktadır^"^^.
Sevkiyat sırasında bazı riskler (jâikleme ve dağıtım sırasında kırılma,
çatlama, bozulma, kayıp vb. hasarlar) ve depolama sırasında oluşacak
bazı risklere (yangın, infilak, hırsızlık, ıslanma, elleçleme araçlarının
emtiaya verdiği zararlar) karşı malı satıcıdan teslim aldıktan sonra sigortası
yaptırılmaktadır^"^^.
142
Freight Forwarder taşıma işleri organizasyonu dışında diğer hizmetleri vermesi halinde Lojistik Hizmet Sağlayıcı (Logistics
Service Provider: LSP) olarak tanımlanmaktadır.
143
Metin Çancı, Murat Erdal,Lojistik Yönetimi Freight Forwarder El Kitabı 1, UTİKAD, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik
Hizmet Üretenleri Demeği, Yay., Ekim 2003, s. 3.
iv) Depo
Depoculuk (warehouseman), mallar yüklemneden önce ve varış limanında
gerekli bir hizmeti yerine getirmektedir. Depolardaki malların her zaman
için üçüncü taraflara ait olduğu düşünüldüğünde depolarda çok sıkı güvenlik
önlemleri alınması gerektiği ortaya çıkar. Depoda bekleyen malların
finansmanı söz konusu olduğunda bankalar, depo şirketinin güvenilir olduğu
ve düzgün bir şekilde yönetildiği hususunda emin olmalıdır. Depolar, depo
makbuzu (warehouse warrant) adı verilen makbuzları tanzim etmekte ve bu
makbuzların üçüncü bir tarafa ciro yolu ile devredilerek malın sahipliğinin
devri sağlanabilmektedir. Depolarla ilgili bankaların belli kontrolü olmakla
birlikte bankalar aynı zamanda depo sahibinin mevcut sigorta poliçesini de
inceleyecek ve sigorta üzerindeki finansal faaliyetlerine de bakacaktır. Depo
işi ile uğraşanların malların paketlenmesi ile ilgili gereklilikler hakkında
bilgi sahibi olup, bu hususta yabancı ülkelerdeki zorunlu mevzuata da hâkim
olması beklenmektedir^'^'^. Depolamada, iklim riskleri (nem, nem değişikliği,
ısı, sıcaklık değişikliği, soğuk, ışık, karbondioksit, oksijen, eskime) fiziksel
riskler (genel depolama işleyişine bağlı, depo içerisinde olabilecek riskler
olarak mekanik şok, ısı şoku, titreşim, basınç ve kırılma, aşmma/sürtünme)
kimyasal riskler, biyolojik riskler (mikro organizmalar, böcek ve kemirgen
türü) gibi riskler bulunmaktadır.
v) Taşımacı
Mallar farklı yollarla ve farklı taşımacılarla (carrier) nihai varış noktasına
gönderilebilirler.
144
Navlun
komisyoncuları,
Harry M. Venedikian, Gerald A. Warfield, a.g.e., s. 275-276.
multimodal
konşimentolar
düzenleyerek
bu
faaliyeti
icra
etmektedirler. Ancak
komisyoncunun
dışmda karayolu taşıması, denizyolu taşıması ve demiryolu taşıması yapan
şirketlere de ihtiyaç duyulmaktadır. Taşıma şirketleri ve havayolları en
önemli taşımacılardır. Çünkü uluslararası ticaretin büyük kısmı bu şirketlerce
yapılmaktadır. Belli başlı taşıma şirketleri belli rotalarda tarifeli hizmetler
sunarken bazıları Dünyadaki herhangi bir yere taşıma yapmayı kabul edecek
yapıda çalışmaktadırlar. Soğuk hava sağlayan gemiler, dökme (bulk) yükleme
yapan taşımacılar, petrol tankerleri ve konteyner gemileri gibi birçok gemi türü
bulunmakta olup, çabuk bozulan yiyecekler, canlı hayvanlar, donmuş ürünler,
imalat sanayi ürünleri özelliklerine göre uygun gemilerde taşınmaktadırlar.
Bankalar ve sigorta şirketleri geminin yaşı veya milliyeti ile ilgili sınırlamalar
uygulayabilmektedirler. Ya da bu sınırlamalar bazı ülkelerin diğer bazı
ülkelere koyduğu sınırlamalar olabilmektedir.
vi) Sigortacı
Malların deniz, hava veya kara yolu ile hareketi bazı tehlikeler içermektedir.
Ne kadar iyi bir şekilde paketlenirse paketlensin bir kargonun her zaman için
zarara uğrama riski bulunmaktadır.
Ayrıca Dünyanın bazı bölgelerinde hâlâ korsanlık faaliyetleri de devam
etmektedir. Bankalar finansmanını üstlendikleri malların uygun şekilde
sigortalanmasını talep ederler. Belli başlı sigorta gmpları deniz ve savaş
risklerine karşı geniş kapsamlı sigortalar sunmaktadır. Bazı mallar için
dumma göre özel poliçeler düzenlenebilmektedir. Ömeğin likit gaz taşıma
işlemi un, şeker veya dondumlmuş gıda taşımacılığından tamamen farklı
bir olaydır. Bankaların ilgisi dahilindeki malların düzgün bir şekilde sigorta
şirketlerince sigortalanması önem arzederken sigorta tazmininin de hızlı
bir şekilde gerçekleşmesi ve sigorta şirketinin dünyanm birçok yerinde
acentasmm olması da ayrı bir önem taşımaktadır^'^^
vii) Banka
Bankalar uluslararası ticaret zinciri içindeki diğer operatörlere de hizmet
sağlayan önemli kurumlardır. Bankaların yüzyıllardır süren gelişmelerle elde
ettikleri enstrümanlar dünya çapındaki şubeleri ve muhabir bankalar aracılığı
ile jâirütülmektedir. Bankaların bilgi ve teknoloji kullanımındaki kabiliyetleri
ve sundukları hizmetler, bu kummları vazgeçilmez kılmaktadır. Farklı
nedenlerle 1914'1er sonrasında birçok finansal merkezde Amerika ve Avrupa
bankaları şubeler açmaya başlamıştır. Açılan yeni şubeler; yeni piyasalar
hakkında bankaların bilgi ağlannm büyümesine ve bankaların uluslararası
standartlara sahip olmasına da zemin oluşturmaktadır^"^^.
Bankalar, yükleme öncesi ve yükleme sonrası finansman dâhil birçok
finansman şekline aracılık etmekte, bunun dışında; joırtdışı firmaların kredi
ve durum raporları, deniz aşırı sözleşmelerle ilgili detaylı bilgi ve hükümet
teminatları ile ilgili bilgilerin sağlanması gibi hizmetler de sunmaktadırlar.
Her nerede olursa olsun, küçük ya da büyük, bütün bankalar en basit hali ile
bile olsa bir şekilde uluslararası ticaret işlemine aracılık etmektedir. Ancak
uluslararası piyasaları izleyen, çok uluslu bankalar bu alanda daha rekabetçi
davranmakta ve neredeyse birçok işlemi kendi uluslararası ağları dâhilinde
çözmektedirler. Bir anlamda ölçek ekonomisi uygulayan bu bankalar daha
rekabetçi olabilmektedir^"^^.
145
En yaygm kullanıma sahip sigorta şartlan Enstitü Kargo Klozlan (Institute Cargo Clauses, IC Clauses) dir. Lloyds of London
ve Institute of London Underwriters tarafından oluşturulmuştur.
146 Stefano Battilossi, "Financial Innovation and the golden ages of intemational banking: 1890-1931 and 1958-81" Financial
History Review (2000), pp. 141-175, s. 149 https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/joumals.cambridge.org/download.php?file= %2F
FHR%2FFHR7_02%2FS0968565000000093a.pdf&code=aaef6b99357341a20efbe7al2d05dd39 (12 Şubat 2007)
147
Eric Bishop, a.g.e., s. 7.
Çokuluslubankalarülkelerle ilgili güncel mevzuat bilgilerine sahip olabilmekte
ithalat-ihracat kotaları, ambargolar, alternatif fırsatlar
hakkında
bilgi
edinebilmekte ve yurt dışı ihale tekliflerini müşterilerine iletebilmektedirler.
Genel bankacılık işlemlerinden ayrı olarak ithalat ve ihracat hizmetine
ağırlık veren özel bankalara da talep olmuş ve bu bankalar uluslararası ticaret
işlemlerinde rekabetçi bir yapı sergileyebilmişlerdir. Bankaların uluslararası
işlemlere olan ilgisi, bu işlemlerin hem talep güdümlü olmaları, hem de
kârlılıkları nedeniyle olmaktadır^"^^
Muhabir bankacılık işlemleri (corbanking), bir bankanın diğer bir bankaya
sunduğu hizmetler olarak sınır ötesi ticaretin rutin bir parçası gibi görülse de
son yıllarda stratejik bir özellik olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Muhabir
bankacılık, muhabir olarak adlandırılan bir bankanın diğer bankaya hizmet
satması işlemidir. ABD'de yapılan ilk tanımlar, daha çok ulusal düzeyde
hizmet sağlamak için bir muhabir bankaya mevduat yatırma eylemi olarak
algılanmaktadır^"^^. Ancak, uluslararası düzeyde bir bankanın diğer bankadan
hizmet satın almak üzere anlaşma sağlaması muhabir bankacılık kurmak için
yeterli olup muhakkak hesap açılmasını ve para tutulmasını gerektirmez.
Muhabir bankacılık bir kredi ilişkisi içereceği gibi kredi-dışı çok farklı
ilişkileri de içerebilir. Kavram, çift taraflı olarak kullanılmaktadır. Yani her
iki bankada birbiri için muhabir banka anlamına gelmektedir.
1970'li yıllarda muhabir bankacılık daha standart ve belirli ürünleri
kapsıyorken, 1970 sonrası dönemde küreselleşme ile birlikte artan hız ve
148
Adem Akdemir, Uluslararası İşlemlerin Ticari Banka Kârlılığına Etkileri Teorik ve Uygulamalı Bir Yaklaşım, TC.
Marmara Üniversitesi, Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü, Bankacılık Anabilim Dalı, Doktora Tezi, İstanbul, 2005, s. 200210.
149 Bunun temel nedeni, FED sistemi dışında kalan küçük bankalann rezerv bakiyelerini FED'e üye olan bankalarda tutarak
bu şekilde muhabir bankacılık tesis etmelerinden kaynaklanmaktadır. Küçük bankalar en basit hizmetleri bile sağlarken
mulıabirlere ihtiyaç duymaktadırlar.
teknoloji muhabir banka sayısı ve muhabir hesaplarda tutulan paralarda
azalmaya neden olmuştur. Yeni muhabir bankacılık stratejisi ise yeni ürünlerin
sunulması ve eski ürünlerin yeniden paketlenmesi olarak oluşturulmuştur.
Öte yandan, muhabir bankacılığını kâr merkezi, fonksiyon merkezi, ürün
veya hizmet sahası, pazarlama yöntemi veya basit bir halkla ilişkiler bölümü
mü olduğu hususu çözümlenmemiş bir konudur. Ancak neticede, maliyetleri
azaltıcı bir özelliğinin olduğu veya stratejik bir uluslararası büyüme aracı
olabileceği hususu banka politikasına göre belirlenebilecek bir durumdur^^^.
Muhabir bankacılık açısından "kâr" ya da "maliyet" merkezi olma stratejisi
belli bazı avantajlar sağlasa da asıl olan "kalite" stratejisinin yürütülmesidir.
Bugünün müşterisi sadece temel ihtiyacını gören mal veya hizmeti talep
etmemekte aynı zamanda kendi ihtiyaçlarına katma değer sağlayacak ürünler
da talep etmektedir. Bankacılık sektörü az ya da çok aynı ürünleri benzer
fiyatlardan sağlamaktadır. Ancak, banka ürün kalitesini çekirdek hizmetlerinin
dışına çıkarmadıkça ve ek potansiyel hizmetler sağlamadıkça sürdürülebilir
bir mukayeseli rekabet riski ile karşı karşıya kalacaktır^^^
Uluslararası mal ticaretinin büyük bir kısmı (bazı tahminlere göre yüzde
95'i) banka kredileri (line) ile gerçekleştirilmektedir. Yapılan tahminlere göre
Basel II ile birlikte gelişmekte olan ülkelerde bulunan bankalar için sermaye
gerekliliği artış gösterecektir. Bu artış tüm yaklaşımlar için söz konusu olmakla
birlikte standart yaklaşımda yüzde 50, içsel derecelendirme (IRB=Intemal
Rating Based) yaklaşımında yüzde 100-300, gelişmiş IRB yaklaşımında ise
150
Tony Naughton, Leslie Soon-Lim Chan, «Strategie dimensions of correspondent banking", International Journal of Bank
Marketing, MCB University Press, 16/4, 1998, ss. 153-160. https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/www.emeraldinsight.com/
Insight/viewPDF.jsp?Filename=html/Output/Published/EmeraldFullTextArticle/Pdf70320160402.pdf(12 Mart 2006)
151 Zeph Yun Chang, Jonane Chan, Siew Leng Leek, "Management of market quality for correspondent banking products".
International Journal of Bank Marketing, MCB University Press, 15/1, 1997, ss. 32-35. https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/
www.emeraldinsight.com/Insight/viewPDF.jsp?Filename=html/Output/Published/EmeraldFullTextArticle/Pdf/0320150104
pdf (12 Ağustos 2006)
daha da yüksek olabilecektir. Basel Il'nin uygulanması ile birlikte uluslararası
ticaret finansmanı da olumsuz etkilenecektir. Bu olumsuz etkiler ise bankalar,
hükümetler ve düzenleyici kummlarm bu etkileri azaltıcı yöndeki çabaları ile
önlenebilir ki bu da proaktif bir uygulama gerektirmektedir^^^.
viii) Faktoring Şirketi
îlk başlarda faktoring şirketleri (factors) ile bankalar arasında alacakların
finansmanı hususunda ciddi bir rekabet varken, bu alanda niş bir piyasa
olduğunu farkedenbankalar kendi faktoring operatörlerini kurmuşlardır. Birçok
uluslararası bankanın faktoring hizmeti sağlayan şubeleri bulunmaktadır.
Bankalar ve faktör kuraluşlar tarafından verilen hizmetler arasında farklılıklar
bulunmaktadır.
En önemli hususların başında,
finansmanın
dönüşlü (recourse) olup,
olmaması gelmektedir. Banka finansmanı müşteriye geri dönüşlü olarak
yapılırken, faktör şirketler borçları geri dönüşsüz (without recourse) olarak
satın almaktadırlar. Soramluluğu kabul ettikleri andan itibaren kayıplardan da
kendileri sommludurlar. İhracatçıların defterlerinin tutulması gibi hizmetler
verilse de faktoring'in en önemli hizmet alanı kredi araştırması olup, bu
alanda bankalardan daha fazla risk üstlenebilmektedirler.
Pahalı olmasına karşın faktoring, ihracatçıyı kendi iş alanına odaklanmasını
sağlayacak ve bazı idari işlemlerden uzaklaştıracak bir enstrüman yapısı
ortaya çıkarır. Açık hesap satışlarda bile faktör kumluşlar alacakları geri
dönüşsüz olarak satın alabilmekte ve ticari, politik ve döviz kum risklerini
üstlenmektedirler.
152
Basel 2: The New Basel Capital Accord and Its Impact on Commodity Financing in Developing Countries, United Nations
Conference on Trade and Development", 20 July 2006, s. 21. http://www.unctad.org/en/docs/ditccom20068_en.pdf (2 Ocak
2007)
ix)Devlet kurumlan ve uluslararası finansal kurumlar
Devlet kuruluşları arasında uluslararası ticaret akımları yani, para, mal
ve belgeler üzerinde tasarruf hakkı bulunan tüm kurum ve kuruluşlar
algılanmalıdır. Bu kuruluşlar ülkeden ülkeye farklılık arzedebilmektedir.
Ömeğin gümrükler, malın fiziki olarak giriş ve çıkışının yapıldığı alanlar
olarak uluslararası ticaretin verimliliği ve riskleri üzerine direkt etkilere
sahiptir.
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
Sümrüklerin
Liberalleşt-irilmcsi
Şekü 2.2 Global Tedarik Zinciri ve Gümrükler
Kaynak: Jakob S. Hansen, "Exploring the Boundaries of Customs Liberalization" http://www.
us-asean.org/ctc/thai_customs_workshop/apl.ppt#268,14,Slide 14 (16 Aralık 2006)
Durgunluk veya doğal felaket zamanlarında bazı ülkeler çok gerekli
olduğu halde temel mallan almakta zorlanabilirler. Bu nedenle, bu ülkeleri
destekleyecek bazı uluslararası kurumlar oluşturulmuştur. Ömeğin, IMF
sadece yardım yapmamakta, aynı zamanda ülkelerin temel sorunlan ile de
ilgilenmektedir. IMF tarafından sağlanan fonlar genelde ekonomik canlanmayı
sağlayacak şartlar içermektedir.
2.1.2 Uluslararası Ticarette Sözleşmeler
Uluslararası ticaret alanında devletlerarasında ikili ve çok taraflı düzenlemeler
yapılmaktadır. Bu düzenlemeler hem genel hukuki çerçeve ile, hem de yerel
düzenlemelerle uyumlu olmasına rağmen, uygulayıcıların geniş bir düzenleme
alanı bulunmaktadır. Uluslararası anlaşmalar ve millî yasaların sunduğu bu
geniş ve genel çerçeve içinde akit, ticari ilişkilerin temelinde yer alan hukuki
bir ilişkidir. Taraflar, serbest iradeleriyle akitleri tasarlarken, belirli hususları
dikkate alarak pek çok muhtemel ihtilafın ortaya çıkmasını önleyebilirler ve
riskleri minimize edebilirler. Taraflar arasındaki akdi ilişkilerin geleceği çoğu
kez sözleşmenin yapımı safhasında belirlenmektedir ve bu yüzden de çok
defa davaların kazanıldığı veya kaybedildiği yerin sözleşmenin düzenlenmesi
safhası olduğu belirtilir^
Sözleşmelerde bir standart oluştumlması ve tartışmaların en asgari düzeye
indirilmesi maksadıyla bazı girişimler yapılmıştır.
1980 tarihli
BM
Konvansiyonu bunlardan bir tanesidir. Bazı ülkelerin kabul ettiği ve uyguladığı
farklı standartlar da bulunmaktadır^^"^. Sözleşmeler düzenlenirken bunun tek
taraflı bir anlaşma olmadığı, her iki tarafın da yapması gerekenler bulunduğu
unutulmamalıdır^^^ Her iki tarafa da sommluluk yüklediği için dikkatli ve
153
154
Cemal Şanlı, a.g.e., ss. 2-7.
Abdurrahman Özalp, Uluslararası Yeni Kurallar Işığında Dış Ticaret'te Teslim ve Ödeme Şekilleri Genel ve Bankalar
Uygulaması, Türkmen Kitabevi, İstanbul, 2004, ss. 7-8
155 Ömeğin ihracat işleminde satıcı mal ve hizmeti sözleşme şartlanna uygun şekilde alıcıya sunmakla borçlu iken, ahcı da mal
ve hizmetin bedelini satıcıya ödeme borcunu üstlenmiş olmaktadır.
eksiksiz bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir^Eksik bir sözleşme nedeni
ile mahkemeye uzayan bir iş genellikle her iki tarafa da fayda sağlamamakta
ve mahkeme masrafları ise çok fazla olabilmektedir. Hepsinden önemlisi,
mahkeme yolu ile gelecek bir çözüm ise işletmeyi asıl faaliyet alanından
uzaklaştırarak kaynaklarını tüketmektedir^^^. Sözleşme sırasında ileride
doğabilecek muhtemel uyuşmazlıkları önlemek için şu hususlara özellikle
dikkat edilmelidir^^^
•
Sözleşme sırasında taraflar, "sözleşme yapma ehliyeti" ne sahip
olmalıdır.
•
İlgili hukuka göre "yazılı ve geçerli" bir sözleşme yapılmalıdır.
•
Akreditif sözleşmesi dışında, taraflar arasındaki tüm
ilişkileri
düzenleyen müstakil bir maddi hukuk sözleşmesi yapılmalıdır.
•
Sözleşme, sözleşme konusu malın gözetimi ile ilgili objektif bir
düzenleme içermelidir.
•
Sözleşme, akdin objektif ve sübjektif bakımdan esaslı unsurlarını
taşımalıdır.
•
Sözleşme fikri ve sınai hakların devri ve iktisabına ilişkin hükümler
içermelidir.
•
Sözleşme, mücbir sebep ve beklenmeyen hal klozları (hardship
klozları) içermelidir^^l
•
Sözleşme bir "hukuk seçimi" içermelidir. Bu şekilde; hem sözleşmeye
dâhil edilemeyecek binlerce alternatif sorun konusu ile ilgili
uygulanacak bir hukuk sistemine başvuru imkânı doğmuş olacak.
156
Erkut Onursal, "Satış Sözleşmesi Kurallarmı Yeterince Biliyor muyuz?" Dış Ticaret Müsteşarbğı, Dış Ticaret Dergisi,
Nisan 2002. http://www.foreigntrade.gov.tr/ead/DTDERGI/nisan2000/ (13 Mart 2006)
157 Harry M. Venedikian, Gerald A. Warfield, Global Trade Financing, John Wiley & Sons, Inc., New York, 2000, s. 143.
158 Cemal Şanlı, Nuray Ekşi, Uluslararası Ticaret Hukuku, 3. bası. Kasım 2004, İstanbul, ss. 8-15.; Cemal'sanlı a.g.e.,
ss.9-55.
V , 6 ,
159
Taraflar, akitlerini ahde vefa prensibi ile yerine getiririer ancak bazı durumlarda sözleşmenin ifası imkânsız (savaş, grev, sel,
yangın vs.) hale gelebilir. Bu durumda, sözleşme fesh edilir veya yeni şartlara uyarianır. (Beklenmeyen Hal Kuralı).
hem de taraf iradelerine meşmiyet kazandıracak bir hukuk sistemine
sahip olunacaktır.
•
Sözleşme, ihtilaf vukuunda başvumlacak yargı merciini belirtmelidir.
i) Uluslararası Ticari Sözleşmelerden Doğan Lisan ve Yoram Somnları
Uluslararası
anlaşmaların ve diplomasinin
dili. Roma
İmparatorluğu
döneminden 17. yüzyılın sonuna kadar Latince; 14. Louis döneminden 19.
yüzyıla kadar Fransızca olmuş, 19. yüzyılda Fransızca zayıflamaya başlamış
ve 1826'da İngiliz Dışişleri Bakanı George Canning, İngiliz diplomatik
ilişkilerinin İngiHzce yürütüleceğini ilan etmiştir^^^ Bununla birlikte 19.
yüzyılda Fransızca yerini İngilizce'ye bırakmış, Versay Anlaşması'nda (28
Haziran 1919) İngilizce resmî müzakere ve anlaşma dili olmuştur^^^ Yomm
somnlarmm temelinde farklı lisan ve hukuk kültürleri mevcuttur^^^. Bazı
dummlarda taraflar aynı kavramları kullanmakla birlikte farklı şeyleri de
kastedebilmektedirler^^^.
Devletler hukuk geleneği açısından, tarafların sözleşmeleri müşterek olarak
aşina oldukları tek bir dilde kaleme almalarını ve bunu tek geçerli metin
saymaları yöntemlerden birisidir. Diğer bir tercih ise; sözleşmeler iki farklı
dilde kalemealınması,ancakbunlardanbirinin geçerli ve bağlayıcısayılmasıdır.
İhtilaf vukuundan tarafların geçerli saydıkları metin esas alınacaktır. Üçüncü
bir tercih ise; sözleşmelerin muhtelif lisanlarda düzenlenmesi, sadece
160
161
162
Cemal Şanlı, a.g.e., s. 59.
David Crystal, English as a Global Language, Second Edition, Cambridge University Press, Cambridge, 2003, ss. 86-87
Guillermo Jimenez, Guide to Export-Import Basics, Vital knowledge for trading internationally, 2nd Edition, ICC
Publication No: 641, Paris, 2003, ss. 19,86.
163 Ömeğin Türk müteahhidin Rusya'da yapacağı apartmanlar için kullanacağı "de lux" ifadesinden Türk tarafı, Türk inşaat
sektöründeki birinci sınıf veya süper lüks inşaatı anlarken Rus tarafı Rusya'daki inşaat sektöründe kullanılan ayrı bir kaliteyi
anlayacaktır. Diğer bir örnek ise ABD'li şirket ile Almanca konuşan İsviçreli tacir arasında 20 milyon adet tavuk/piliç ihracını
öngören anlaşmadır. Malın cinsi için kullanılan "chicken" ifadesi ABD'li satıcı için tavuk cinsinden her türlü kümes hayvanını,
İsviçre'İi ithalatçı ise kızartmalık pilici anlamaktadır.
bazılarının birbirini ile eşit düzeyde geçerli ve bağlayıcı sayılmasıdır. ihtilaf
halinde eşit düzeyde esas alınacak metinlere bakılacak, diğerleri bunların
yommunda yardımcı kaynak olarak dikkate alınacaktır.
Ancak, günümüzde sözleşmeler daha pratik bir yaklaşımla taraflar hangi ortak
dili biliyorsa onun üzerinden gerçekleşmektedir. Sözleşmelerden doğan yomm
ihtilaflan ve bunların yommunda izlenecek metodu kural olarak sözleşmeye
uygulanmak üzere seçilen hukuk, bir hukuk seçimi yoksa davaya bakan
mahkemenin kanunlar ihtilafı kurallarına göre belirlenen hukuk belirler.
Uluslararası karakterli sözleşmeler, yerel sözleşmelere göre potansiyel yomm
ihtilaflarına çok daha açıktır. Bunun en büyük nedeni ise bu akitlerde çok defa
tarafların farklı lisan ve hukuk kültürüne mensup olmalarıdır. Bir sözleşmede
yer alan kelime ve kavramlardan tüm taraflar aynı anlamı çıkarmalıdır. Bu
şekilde muhtemel yomm somnları azalacaktır^^"^.
2.1.3 Uluslararası Ticarette Ödeme Şekilleri
Uluslararası ticarette ödeme şekillerinden bahsetmek için ödemeye konu
olan mal veya eşyanın ne olduğunu belirlemek gerekmektedir. Uluslararası
ticarette ödeme vasıtaları, döviz (yabancı para ile ödemeyi sağlayan her türlü
araç, para ile birlikte, çek, emre yazılı senet, hazine bonolan, tahviller, bono
ve poliçeler), efektif (banknot şeklindeki yabancı ülke paraları), altm vb.
kıymetli madenler ve likit sayılan tüm menkul kıymetlerdir. Efektif; nakdî
para, döviz ise kaydi para anlamında da kullanılmaktadır.
Bu ödeme vasıtalarının standart şekilleri uzun süren bir uygulama ile ortaya
164
Cemal Şanlı, a.g.e., s. 63.
çıkmış ve hem tüccar, hem de banka uygulamaları standartların belirlenmesini
sağlamıştır. Ödeme şekillerinin birbirinden farklılıkları özellikle uygulamada
önem arzeden bir konu olmaktadır. Bu nedenle, ödeme şekilleri ile ilgili risk
yönetim enstrümanı olarak birçok klasik kaynak belgeleri kontrol etmek
amacıyla kontrol listeleri düzenlemekte ve kontrollerin bu listelere göre
yapılmasını uygun görmektedir^
2.1.3.1 Vesikasız Ödeme
Vesikasız ödeme veya tahsil (clean payment or coUection) ithalatçının satın
alacağı malın bedelini, konşimento, emtia senedi vb. gibi malı temsil eden bir
belgeye bağlamadan ödemesidir. Bu ödeme tamamen olacağı gibi malın belli
bir kısmı kadar da olabilir. Vesikasız ödeme 2 şekilde gerçekleştirilir:
Peşin Ödeme (advance payment/prepayment): İthalatçının mal bedelini kendi
bankası aracılığı ile havale veya çek ya da efektif olarak ihracatçıya ödemesi,
ihracatçının da bedelini tahsil ettiği malı ithalatçıya göndermesi şeklinde
gerçekleşir^^^. Alıcı için riski en yüksek yöntemdir^^^.
165
T.O. Lee, "Checklist for Trade / Called Documents" Toronto, Ontoria, Ganada, 2005, ss. 1-50.
166
167
Vecdi Ünay, a.g.e., s. 56.
Dolayısı ile kullanımı ancak ithalatçmm almaya çok istekli olduğu, peşin ödeme Iskontosunun olduğu, ıhracatçmm bir tür
tekel hakkının olduğu mallann alım satunmda gerçekleştirilir. Öte yandan, ithalatçı ülkenin riski ve uluslararası ticaretteki
güvenilirliği de ihracatçının ne tür bir ödeme şekline açık olduğunu belirlemektedir. İhracatçı ülke yasası izin verirse, alıcı,
satıcıdan geri ödeme garantisi isteyerek kendisini koruyabilir
Minimum Sorumluluk
Maksimum
Sorumluluk
İhbaı
İştira
Şekil 2.3 Uluslararası Ticarette Kullanılan Ödeme Şekilleri ve Riskleri
Kaynak: Palmer, Howard, Structured Trade and Commodity Finance, Euromoney books,
London, 2002, s. 13
Açık Hesap (open account): İthalatçı ve ihracatçı arasındaki sözleşmeye göre
mallar ithalatçıya gönderilir ve malı çeken ithalatçı sözleşmeye ve kendisine
satıcının tanımış olduğu kredi şartlarına göre mal bedelini öder. Açık hesap,
coğrafi olarak Avrupa ve Kuzey Amerika'da daha fazla kullanılmaktadır.
2.1.3.2 Vesaik Mukabili Ödeme
İhracatçının malları sevk ettikten sonra, sevk belgelerini, görüldüğünde
ödenmesi veya poliçenin kabul edilmesi karşılığında alıcıya teslim edilmek
üzere bankasına emanet ettiği işlemler vesaik mukabili (documentary
collection) işlemlerdir. Vesaik karşılığı ödeme şeklinde bankalar, ihracatçının
vermiş olduğu tahsil talimatına göre ve işin gerektirdiği dikkat ve özeni de
göstererek işlemleri yerine getirirler. İhracatçı, bu durumda bankasına teslim
etmiş olduğu belgelerin, banka tarafmdan sadece verdiği talimatm yerine
getirilmesi halinde alıcıya teslim edileceğinden emin olmaktadır^^l
Tablo 2.1 Vesaik Mukabili Ödeme Şeklinin Yarar ve Sakıncaları
Sakıncaları
Yararları
Alıcının iflası
Alıcının malları reddetmesi (ihracatçı,
malların gümrüklerde satışa çıkarılması riski,
başka bir ithalatçıya düşük fiyatla satma
riski ve geri getirme masrafları riski ile karşı
karşıya kalabilir.)
Basit olması
Ucuz olması
İhracatçının ödeme yapılıncaya veya
poliçe kabul edilinceye kadar mallar
üzerinde kontrolünün olması
İştira, avans, kabul kredisi gibi
finansman imkânları bulunması.
Geminin gecikmesi ile ödemenin veya
poliçenin kabulünün gecikmesi
Transfer müsaadesinin alınmasının gecikmesi
İthal müsaadesinin alınamaması veya
gecikmesi nedeniyle gümrüklerde bekleme
veya malın çekilememesi
Alıcının ihmali nedeniyle gecikme
Banka masraflarının bilinememesi
Millî mevzuatların önceliği nedeni ile
MTO'nun kurallarının uygulanamama riski
Kaynak: Abdunahman Özalp, Dış Ticarette Teslim ve Ödeme Şekilleri, Türkmen Kitabevi,
İstanbul, 2004, s. 42. (Tarafımca derlenmiştir.)
Bazı büyük ihracatçı firmalar için bankalar direk tahsil (direct coUection)
adı verilen bir yöntemle
ihracatçıların
belgelerini
doğrudan
yabancı
bankalara tahsile göndermesine imkân tanımaktadır. İhracatçı belgeleri
kendisi göndermekle birlikte tüm tahsil aşamaları ihracatçının bankasınca
izlenmektedir. MTO'nun 522 no'lu broşürü bu tür vesaik tahsil işlemleri ile
168
Turhan Tumay, Dış Ticaret Banka Tekniği, İstanbul, 1987, s. 21.
ilgilidir. Ancak, bu kuralların uygulanmasında ve taraflar arasındaki ilişkide
yerel yasa ve yönetmeliklerin emredici hükümlerine aykırılık olmaması
gerekmektedir. Bankalar, akreditifteki gibi bir ödeme sommluluğu içine
girmemekte, sadece ihracatçının tahsil talimatında yer alan belgeleri eksiksiz
olarak muhabir bankalarına göndermektedirler.
Ülkemizdeki
Yargıtay
içtihadına göre, bankanın muhabirinin kusumndan sözleşme ile kendisini
kurtarması, ancak muhabirin hafif bir kuşum halinde mümkündür. Fakat bu
görüş uluslararası kurallarla bağdaşmamaktadır^^^ Vesaik mukabili işlemler;
•
Ödeme karşılığında (yerli para/yabancı para/kısmi ödeme),
Poliçe kabulü karşılığında (ibraz vadeli / sabit vadeli).
Banka avali karşılığında.
Banka garantisi karşılığında,
şekillerinde gerçekleşmektedir.
2,1.3.3 Mal Mukabili Ödeme
Mal mukabili (cash against goods, cash on delivery, open account) ödeme
şeklinde ithalatçı, satın aldığı mal bedelini o malın, satış sözleşmesinde
gösterilen varış yerine gelmesinden sonra ödemektedir, ihracatçı için en riskli
olan yöntemdir. Bu tür işlemlerde ihracatçının, ithalatçının ticari karakterine
ve mali gücüne itibarı şarttır.
Satıcı bu ödeme şeklinde satış sözleşmesindeki şartları eksiksiz yerine getirmiş
olmak kaydıyla, bedelinin ödeneceği yönünde alıcı tarafından kendisine
verilen bir banka garantisine dayanak göstererek de işlemi gerçekleştirebilir.
Mal bedelinin güvence altına alınması, ihracatçının alıcı üzerine çekeceği
169
Turhan Tumay,a.g.e., s. 26.
poliçenin muhabir banka tarafından kabul edilmesi veya alıcmm kabul ettiği
poliçeye muhabir bankanm aval vermesi ile de mümkün olacaktır^^^.
2.1.3.4 Akreditifli Ödeme
Akreditif, çeşitli dillerde farklı şekillerde ifade edilebilmekle birlikte hepsinde
de kredi ibaresine yer verilmektedir, "letter of credit", "documentary credif ile
eş anlamlı olarak kullanılmakta, bazen "bankers commercial letters of credit"
ya da "documentary letter of credit" şeklinde de ifade edilmektedir^^^
Uluslararası ticarette yoğun bir şekilde kullanılan akreditif işlemleri, en basit
haliyle bir "koşullu havale" olarak kabul edilmektedir. İthalatçı havale amiri
olarak belirli koşullara uyulması kaydıyla ihracatçıya yani havale lehtarma
belirli bir tutarın ödenmesi hususunda aracı müesseseye talimat vermekte;
aracı müessese de bu talimatın şartları yerine getirildiği takdirde ödemeyi
yapmaktadır. Bu işlemde, koşulların belgelerle yerine getirilmesi hususu
akreditiflerin en temel özelliği olmaktadır^^^.
Akreditif işleminin birden çok bağımsız akitten oluştuğu yönünde bir
görüşte bulunmaktadır. Bu akitler, hüküm ve sonuçları itibari ile birbirinden
tamamen bağımsızdırlar^^^ Bu bağımsızlık nedeniyle birçok durumda ve
işlemin niteliğine göre taraflar arasındaki ilişkinin netleştirilmesi; görev ve
^174
sorumlulukların belirlenmesi gerekmektedir^
170
171
Vecdi Ünay, a.g.e., s. 67.
ABD'de Uniform Commercial Code (Md. 5-108) da. Documentary Credit'in bir çeşidi olarak "Commercial Letter of Credit"
terimi kullanılmakta ve bu terim herhangi bir banka tarafından iştira edilebilen (negotiable by any bank) akreditifleri ifade
etmektedir. Fransızcada belgeli kredi karşılığı olarak "Credit documentaire", Almancada "Akkreditiv" veya belgeli akreditif
olarak "dokumenten akkreditiv" denilmektedir.
172
M. Şeref Akkaş, Dış Ticarette Ödeme ŞekiUeri, Dışbank Eğitim Yayınlan, s. 13.
173
174
Seza Reisoğlu,Türk Hukukunda ve Bankacıhk Uygulamasında Akreditif, Ankara, 1995, s. 12.
Ahu Ayanoğu, Belgeli Akreditiflerde Akreditif Bankasının Hukuki Durumu, T.C. Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dah, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2000, ss. 65-134.
Akreditifler;
kabilirücu/gayri
kabilirücu,
teyitli/teyitsiz,
transfer
edilebilir/transfer edilemez, standby, revolving, back to back şekillerinde
gerçekleşmektedir. Yargıtay, akreditife ilişkin teklif mektubunda veya buna ekli
şartlar arasında MTO'nun kararlaştırdığı kuralların uygulanmasını öngören
bir maddenin yer almaması karşısında, bu kuralların uygulanamayacağı
sonucuna varmıştır^^^
Yararları
Satıcıya
Tablo 2.2 Akreditif Ödeme Şeklinin Yarar ve Sakıncaları
Sakıncaları
İhracat yaptığında parasının ödeneceğine
dair banka taahhüdüne sahiptir.
Kambiyo kontrolü olan ülkelerde bir
akreditif sadece kambiyo müsaadesi
alındıktan sonra açılabilir. Bu da transfer
riskini engeller.
Akreditif ile ihracatçı imalat ve üretim için
finansman imkânı sağlayabilir
Satıcıya
Teyitli akreditiflerde uygun belge ibrazı
zordur
Teyitsiz akreditiflerde ülke riski, politik
risk vb. hususlara lehtar katlanmak
durumundadır.
Operasyonu zor ve zahmetlidir.
Nakit akışlarında gecikmeye neden olur.
Alıcıya
Alıcı, talep ve talimatlanna göre işlem
yapıldığında ihracatçıya ödemenin
yapılacağından emindir.
Mal bedelini peşin ödemek yerine mallann
şevkine kadar geciktirebilir. Bu da
banka itibarına dayalı bir kredi anlamına
gelmektedir.
İhracatçı mallan kredili satmayı kabul
ederse ithalatçı mallan teslim alıp sattıktan
sonra parasını vadesinde ödeme kolaylığı
kazanır.
Alıcıya
Banka ile gayri nakdî kredi tesisi
gerekmektedir, bürokrasisi fazladır.
İstediği malı temin için akreditif şartların
özen göstermek durumundadır.
Banka malla ilgilenmeyeceği için malların
belgelere uygunluğundan sorumlu
değildir. Dolayısı ile arada farklılık olması
durumunda alıcı sorumlu olacaktır.
Kaynak: Abdurrahman Özalp, Dış Ticarette Teslim ve Ödeme Şekilleri, Türkmen Kitabevi,
İstanbul, 2004, ss. 53-126. (Tarafımca derlenmiştir.)
175
Turhan Tumay,a.g.e., s. 25.
Satış sözleşmesi, belli malların teslimine ilişkin ticari sözleşmeyi, akreditif
ise, aynı mallarla ilgili mali sözleşmeyi oluştumr. Satış sözleşmesi alıcı ile
satıcı arasında akdedilirken ve alıcı ile satıcıyı birbirine karşı borç altına
sokarken bankalar bu sözleşmelere taraf olmamakta ve dolayısı ile bağlı da
bulunmamaktadırlar. Akreditifler, satış sözleşmesi konusu malların bedelinin
ödenmesi amacıyla açılmalarına rağmen, bu sözleşmelerden tamamen
bağımsızdırlar.
İngiltere'de yapılan araştırmalarda akreditif evraklarının ilk ibrazda yüzde
50-60 oranında geri çevrildiği tespit edilmiştir. Bu alandaki maliyet ve
tehlikelere dikkat çekmek için bazı çalışmalar yapılmakla birlikte vesaik
reddi oranlarında bir azalma görülmemektedir. SITPRO tarafından yapılan
araştırma neticesinde vesaik üzerinde yapılan en çok 13 hata tespit edilmiştir.
Bu hataların bir çoğu ise ihracatçıların neden olduğu ve düzeltmesi çok kolay
olan hatalardır. Bu dumm ise akreditifli çalışan ihracatçıların bu işlemler
için gerekli zaman ve kaynağı yaratmadıklarını göstermektedir. Sadece 2000
yılında İngiltere' de uygun olmayan vesaik ibrazı ile uğranılan zarar 113 milyon
Pound olup, bu rakama yüzde 5 faiz üzerinden 21 günlük ödeme gecikmesi
ve rezervli belgelere bankaların ek masraf talep etmeleri de dahildir. Bunlara
ters nakit akışı, altematif ticaret imkânlarından uzaklaşma ve aynı zamanda
memnun olmayan müşterinin kaybı (geciken belgelere bağlı olarak malların
gümrükten çekilmesinin gecikmesi) da eklenmelidir^
SITPRO tarafından 1989-1991 yıllarını kapsayan bir başka çahşmada ise
açılan akreditiflerin yüzde 48'inin hata/kusur içerdiği ve akreditif kapsamında
ödemenin güvenceye alınmadığı tespit edilmiştir. 2001 -2002 yıllarında yapılan
176
Report on the Use of Export Letters of Credit 2001/2002, SITPRO, 11 April 2003, http://www.sitpro.org.uk/reports/lettercredr/
lettcredr.pdf (29 Temmuz 2006) ss. 2-14.
araştırmalarda vesaik reddinin yüzde 50-60 olması hâlâ ciddi sorunların
varlığını göstermektedir.
Ödeme şekilleri ile ilgili genel bir tasnif ve risk derecelendirmesi yapılsa da
dünyanın farklı bölgelerinde bazı ödeme şekillerinin daha yaygın olduğu
görülmektedir^^^
The W o r i d i
_20
2Ö-
_&0'
İCO-
UO'
130'-
^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^
A.,I.«K.X.
2G-.
^^^^^^^^^^^^^^^^^^^
soî in '
^^^^^^^^^^^^^^^^
Hif
m"
i 2,0*
4-0*
C-
40'
aO'-
]2Ü
uc~
Şekil 2.4 Dünya Haritası
Kaynak: http://www.mapquest.com/atlas/ (26 Kasım 2006)
•
Avrupa/Kuzey Amerika ->
Açık Hesap
•
Güney Amerika, Orta Doğu, Asya
Akreditif
•
Güney Afrika, Avustralya
•
Afrika, Rusya
Vesaik Mukabili/Açık Hesap
Peşin Ödeme/Akreditif
Akreditif kullanım amaçları firmadan firmaya farklılık arz etmektedir.
Akreditif kullanımının ödeme şekilleri içindeki 5mzdesi bölgelere göre
177
Report on the Use of Export Letters of Credit 2001/2002, a.g.e., s. 8.
değişiklik göstermekte, en fazla kullanım yüzde 52 ile Orta Doğu ülkelerinde
olurken, AB ülkeleri. Kuzey Amerika ve Avustralya/Yeni Zellanda'da daha
düşük kullanım oranları bulunmaktadır.
Avustr.&YZellanda
Asya
Afrika
Asya Pasifik
Orta Doğu
Latin Amerika
Kuzey Amerika
AB dışı Avrupa
Avrupa Birliği ^ ^ ^ ^ ^ ^ j , 9
10
20
30
40
50
60
Şekil 2.5 Coğrafi Bölgelere Göre Akreditiflerin Kullanımı (%)
Kaynak: SITPRO, Report on the Use of Export Letters of Credit 2001/2002, s.9. http://
www.sitpro.org.uk/reports/lettcredr/lettcredr.pdf (26/11/2006) (Yararlanılarak çizilmiştir.)
İngiltere'de ihracatçılar tarafından hazırlanan akreditif belgelerinde bankalar
tarafından bulunan ilk rezerv konuları Tablo 2.3'te görülmektedir. Bu
bilgilerden de görüleceği gibi, akreditif kapsamında güvence talep eden
ihracatçı aynı zamanda en fazla hatayı yapan taraf olmaktadır. Bu nedenle
hem ithalatçı, hem de ihracatçı tarafın üzerinde anlaşmış oldukları akreditif
metnine vesaikin uygunluğunu iyi bir şekilde kontrol etmeleri kendi
menfaatlerine olacaktır^^^
178
Detaylı bilgi için bnz. Seyfettin, Kantekin, Uluslararası Ticarette İhracatçı-İthalatçı ve Bankalar Açısından Akreditif
Ödeme Şekline Göre Doküman (Vesaik) Kontrol Esasları, T.C. Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat
Anabilim Dalım, Uluslararası İktisat Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 1999, s. 1-60
Tüm bu hatalarm önüne geçilebilmesi için risk yönetimi yaklaşımı akreditifli
işlemlerde daha da önem kazanmaktadır. Kendine özgü, bağlayıcı kuralları
ve MTO nezdinde gelişmiş bir veri bankası ile akreditifler, kendi şartları ve
özellikleri kapsamında, riskten korunma enstrümanı olabileceği gibi aynı
zamanda bir riske maruz kalma enstrümanı halini de alabilir^'^^.
Tablo 2.3 Akreditif Belgelerinde Ortaya Çıkan Rezerv Konuları
REZERV KONUSU
NEDEN
SORUMLULUK
Uyumsuz bilgiler
Farklı dokümanlarda yer alan
farklı bilgiler
İhracatçı
Belge Eksikliği
Akreditifte belirtilen belge yok
İhracatçı
Diğer
Diğer belgesel eksiklikler
İhracatçı, Üçüncü tarat
rimalatci- taşıman vs "4
Geç İbraz
Yüklemeden 21 gün geçtikten
sonra vesaikin ibrazı (ya da
akreditifte belirtilen süreden)
İhracatçı
Taşımacının belirtilmemesi ve
imza eksikliği
Taşımacı ismi konşimentoda
belirtilmemiş veya taşımacı
adına imzalanmamıştır.
Taşıma hizmet sağlayıcısı
Yanlış bilgi
Belgeler üzerindeki bilgiler
akreditif ile uyumlu değil
İhracatçı
Akreditifin vadesinin dolması
Akreditif vadesi dolduktan
sonra belgelerin ibrazı
İhracatçı
Yanlış mal tanımı
Akreditifte yer alan mal
tanımından farklı bir tanımın
İhracatçı
belgelerde ver alması
Ciro'nun eksikliği veya yanlış
yapılması
Konşimento, sigorta belgesi ve
poliçe'nin ihracatçı veya diğer
taraf tarafından cirolanmaması
İhracatçı veya sigorta şirketi
Geç Yükleme
Yükleme için verilen günden
sonra yüklemenin yapılması
İhracatçı/taşımacı
^
^ ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^
j.'^.wj^v^j. V
\,x±^
KJ'OK/
KJl. J_/^p\Jll ı ^ c i L c ı ;
sitpro.org.uk/reports/lettcredr/lettcredr.pdf (26/11/2006)
179
T.O. Lee, "International Trade Finance Risic Management", Toronto, Canada, 2005, ss. 138-140.
Akreditifin bu zorluklarına rağmen mala bağlı olarak özel zorlukları da
bulunmaktadır. Ömeğin petrol akreditifleri ile ilgili olarak işlem yapabilecek
"petrol bankaları" şeklinde tabir edilen ve bu bilgi ve tecrübeye sahip, özel
riskleri tanıyabilen sayılı bankalar bulunmaktadır^^^. Öte yandan, akreditifler
uluslararası ticarette çok önemli araçlar olmakla birlikte etrafındaki dünyadan,
taraflardan ve diğer unsurlardan bağımsız olarak düşünülemez. Çoğu dummda,
belgelere ve üçüncü tarafların çalışmalarına bağlıdır. Dolayısı ile ihracatçı
firma lehine bir akreditifin gelmesi toplam bir komma sağlamamakta, iş daha
yeni başlamaktadır^^^
2.1.3.5 Kabul Kredili Ödeme
Kabul kredisi, ithalatçının, satıcı tarafından keşide edilen poliçeyi ödemeden,
sadece ödeme taahhüdünde bulunarak, yani poliçeyi kabul ederek malları
teslim almasına imkân tanıyan bir ödeme şeklidir. Kabul kredisi (acceptance
credit) bu özelliği ile hem bir ödeme şekli hem de bir kredi özelliği taşımaktadır.
Poliçeyi ithalatçının kabul etmesi ticari kabulü (trade acceptance), poliçeyi
bankanın kabul etmesi veya ithalatçı tarafından kabul edilen poliçeye
bankanın aval vermesi de banka kabulünü (banker's acceptance) oluştumr.
Kabul kredili işlemlerde, poliçe banka tarafından kabul edilir veya banka
aval verirse, ithalatçıya banka tarafından gayri nakdî bir kredi tesis edilmiş
olacaktır. İhracatçı ise, poliçenin vadesini beklemeksizin, banka avalli bir
poliçeyi kolaylıkla likit hale getirebilecektir^^^. Kabul kredili işlemlerde
poliçeye kabul veya aval imzası koyan bankanın ihracatçıya karşı rücu (geri
isteme) hakkı yoktur. Banka, bu bedeli sadece ithalatçıdan tahsil edebilecektir.
Kabul kredili işlemler, kabul kredili akreditif, kabul kredili vesaik mukabili,
kabul kredili mal mukabili şeklinde yürütülmektedir.
180
Jeremy, Francis, "A Banker's Dilemma or Trade Practicalities?", LC Monitor, Volume 3, Issue 8, August 2001, s. 5.
181
The BExA Guide to Letters of Credit, Bank of Scotland Payment & Intemational Services, 2003, s. 15.
182
Vecdi Ünay, a.g.e., s. 142.
2.1.3.6 Karşılıklı Ticaret
Uluslararası ticaret konusu ödeme şekilleri en fazla yukarıda belirtilen,
peşin, mal mukabili, vesaik mukabili ve akreditifli ve kabul kredili olarak
gerçekleştirilmektedir. Ancak, bunun dışında ülkeler farklı şekillerde ödeme
şekilleri de geliştirmişlerdir.
En basit hali ile bazı mal ve hizmetlerin diğer mal ve hizmetlerle değişimi
olan barter; satıcının ithalatçıdan mal alımını veya ithalatçının atadığı başka
bir şirketten mal alımını veya üçüncü bir taraftan mal alımını taahhüt eden,
karşılıklı satın alımlar (counter purchase), bir makine ihracatçısının bu
makine ile üretilmiş malları satın almayı kabul ettiği geri satın alma (buyback) anlaşmaları, hüldimetlerin gerçekleştirdiği askeri ve büyük hükümet
yatırımlarını içeren ofset (offset) anlaşmaları, ve bu anlaşmaların direkt
ofset ve dolaylı ofset türlerinin hepsi karşılıklı ticarete girmektedir. Ancak,
uluslararası ticaretin asıl döndüğü alan olan yukarıdaki ödeme şekilleri ile
ilgili riskler finansal hizmet sağlayanlar ve ithalatçı ve ihracatçılar için daha
fazla önem arz etmektedir^
2.1.4 Uluslararası Ticarette Teslim Şekilleri
Teslim şekilleri (Incoterms) satış sözleşmelerinde yer alması gereken ve
oldukça önem arz eden konuların başında gelmektedir. Satış sözleşmelerinde,
tarafların sorumluluklannm ve haklarının şarta bağlanması ticaretin sorunsuz
halledilmesi için bir zorunluluktur. Taraflar açısından bu durum belirleyicilik
arz ederken, sözleşmenin bir parçası olarak, mallann bir yerden başka bir
183
Michael Rowe, Counter Trade, 3rd Edition, Euromoney books, London, 1997, s.s 8-32.
yere taşınması halinde hangi tarafın ne yükümlülükleri olduğu, bunları
yerine getiremediği takdirde risklerin nasıl paylaşılacağı, taşımadan önce,
taşıma sırasında ya da varış yerinde, malların kaybolması, hasar görmesi
vb. durumlarda riskin hangi tarafa ait olacağı sözleşmelerde açık bir şekilde
belirtilmediği durumda ciddi sorunlar çıkacaktır.
Ülkeler arasında yoğun ticari ilişkilere rağmen, her ülkenin farklı ticari
uygulamaları ve tarafların bu farklılıklardan haberdar olmamaları; yanlış
anlamalara, taraflar arasında ihtilaf oluşmasına, zaman ve para kaybına ve en
nihayet ticari ilişkinin bozularak mahkemeye intikaline neden olabilmektedir.
Incoterms ile amaçlanan, uluslararası ticaret alanında en yaygın kullanılan
terimlerin yeknesak bir yorumu için bir dizi uluslararası kural meydana
getirmektir. Alıcı ve satıcı, ticari mala ilişkin satış sözleşmesini hazırlarken,
MTO tarafından yayımlanan Incoterms'lerden birine atıfta bulunduğu
takdirde her iki taraf için de bağlayıcı ve belirleyici bir kural ortaya çıkmış
bulunmaktadır. Bu durumda, yanlış anlamaların, yorum farklılıklarının ve
uyuşmazlıkların da bü5âik ölçüde önüne geçilecektir.
îlk defa 1936 yılında "Incoterms 1936" adıyla bilinen kurallar dizisi MTO
tarafından yayımlanmıştır. Daha sonra, uluslararası ticaretteki gelişmelere
bağh olarak 1953, 1967, 1976, 1980, 1990 ve en son 2000^^^ yıllarında
değişikliklere uğramıştır^^^ Incoterms, İngilizce International Commercial
Terms ifadesinin bir kısaltmasıdır ve seçilen teslim şekli bir taşıma sözleşmesi
olmayıp satış sözleşmesinin bir cüzü niteliğindedir^
184
Incoterms'in farklı versiyonlan bulunduğu için, tarafların yaptıkları sözleşmelerde açıkta Incoterms'e atıfta bulunmaları
gerekmektedir Incoterms'in cari versiyonuna atıf yapılmaması, tarafların sözleşmelerinin bir parçası olarak bu versiyonu mu
yoksa daha eski bir versiyonu mu derç etmek istedikleri konusunda bir uyuşmazlığa neden olabilir Bu nedenle, Incoterms
2000'i kullanmak isteğinde olan tacirler, açıkça sözleşmelerinin "Incoterms 2000" e tabi olduğunu belimıelidirler
185 Incoterms 2000, Ticari Terimlerle İlgili ICC'nin Resmi KuraUarı İçin Açıklamalar, MTO, Yayın No:560, Ankara, Eylül
1999, s. 5.
186 Jan Ramberg, Understanding and Practical Use, ICC Guide to Incoterms 2000, ICC Publishing S.A. International Chamber
of Commerce, ICC Publication No 620, January 2000, Paris, France, s. 10.
Incoterms ile ilgili yanılgıya neden olan ve yanlış kullanılan bir husus;
Incoterms'in satım sözleşmesinden ziyade taşıma sözleşmesine uygulanacağı
ve Incoterms'in, tarafların sözleşmede bulundurmak isteyecekleri tüm
)âikümlülükleri kapsayacağı konusudur, ihracatçı ve ithalatçıların sadece satım
sözleşmesi değil, aynı zamanda taşıma, sigorta ve finansman sözleşmeleri de
düzenlemeleri gerekmektedir. Incoterms bu sözleşmelerden sadece birisi ile
yani satım sözleşmesi ile direkt ilgilidir. Ancak, belli Incoterm'lerin kullanımı
tarafları diğer sözleşmelerde de belli şekillerde davranmaya zorlamaktadır^^^.
Incoterms'e, karışıklığa neden olan ve yanlış anlaşılabilecek bazı hususlar
(Ömeğin, teslim, harçlar, limanlar, yerler, kontrol, muayene, mallarla ilgili
hasar ve masraf geçişi, terimler, varyantların^ kullanımı, liman teamülleri ve
ambalajlama ile ilgili açıklamalar) da eklenmiştir. Uygulamaya bakıldığında,
birçok terim, doğasına uygun olmayan şekilde kullanılabilmektedir^
Bunun
sonucunda, Incoterms ile ilgili olarak taraflar arasında bir sorun yaşanması,
MTO'nun tahkim kurallannm uygulanacağı sonucunu çıkarmayacaktır. Bu
nedenle MTO bir tahkim şartının eklenmesini önermektedir^^^. Bu şekildeki bir
şartın yokluğu tarafları ülke kanunlarının yorumları riskine açık bırakacaktır.
187
Ömeğin; CFR veya CİF sözleşmesi üzerinden anlaşan bir satıcı bu sözleşmeyi deniz yoluyla taşıma dışmda başka bir taşıma
şekli kullanarak ifa edemez, çünkü bu terimler uyarınca satıcı alıcıya bir konşimento veya diğer deniz taşıma belgelerini ibraz
etmelidir ki bu da başka bir taşıma şeklinde mümkün değildir.
188
Variants of Incoterms, www.iccwbo.org/incoterms/preambles/pdf^AS.pdf, (24 Haziran 2006 itibariyle)
189
190
Incoterms 2000, a.g.e., s. 24.
"İşbu sözleşmeden doğacak veya bu sözleşmeyle ilgili bütün anlaşmazlıklar, Milletlerarası Ticaret Odası Uzlaştmna ve
Tahkim Kurallan uygulanarak, bu kurallar dairesinde tayin edilen bir veya birden fazla hakem tarafmdan kesin olarak karara
bağlanacaktır."
2.1.5 Uluslararası Ticarette Belgeler
Uluslararası ticarette mal ve hizmet alımı için belgeler vazgeçilmez unsurların
başında gelir. Bu belgeler alıcı ile satıcı arasındaki ilişkiyi ve anlaşmayı
belirleme amacını taşırken dumma göre, alıcı ve satıcının ülkelerindeki cari
mevzuat ve uluslararası kurallar ve teamüller çerçevesinde zoranlu olarak
düzenlenen belgeler de olabilir. Uluslararası bir yükleme ortalama 46 farklı
^191
belgenin hazırlanmasını gerektirmektedir^
Akreditiflerin "belgeli krediler" ve vesaik mukabih işlemlerin de "belgeli
tahsil" şeklinde teknik isimlerinin olmasından da anlaşılacağı üzere belgeler
^192
uluslararası ödemelerin tüm şekillerinde merkezde yer almaktadır^
Tablo 2.4'te detaylı olarak tasnifi verilen belgelerin sayısı daha da arttırılabilir.
Bu belgeler, tüm işlemlerde sunulmak zomnda olmayıp, alım-satım işleminin
niteliğine göre oluşmakta ve tarafların ihtiyaçlarına göre belirlenmektedir.
Uluslararası ticarette kullanılan belgeleri diğer ilgili taraflar kadar bankacılar
da bilmek zomndadır. Çünkü; uluslararası ticaret işlemlerinin bir kısmında
(akreditiflerde) bankalar malla değil, mala ait belgelerle ilgilenir ve
belgelerden sommludurlar.^^^ Yine aynı şekilde vesikalı işlemlerde bankalar
mali veya ticari belgeleri kabul ederek, belgeleri kendisine gönderen banka
talimatına göre hareket etmekte, fakat mallara ilişkin herhangi bir sommluluk
almamakta ve eyleme girmemektedir^^"^.
191
192
Shipping, Documentation and Requirements, http://www.export.gov/fas/fas.asp?pName=sdr (23.11.2005)
Edward G Hinkelman, A Short Course in International Payments, Novato, CA, World Trade Press, 2003, s. 121. http://site.
ebrary.com/lib/uludag/Doc?id=10035750&ppg=7 (28 Mayıs 2006)
193 UCP 500, ICC Uniform Customs and Practice for Documentary Credits, Intemational Chamber of Commerce, Publication
No: 500, Article 4, s. 11. ; UCP 600, ICC Uniform Customs and Practice for Documentary Credits, Intemational Chamber
of Commerce, Publication No: 600, Article 4-5, s. 4.
194 URC 522, ICC Uniform Rules for Collections, International Chamber of Commerce, Publication No: 522, Article 2, 10,
ss. 10-16.
Tablo 2.4 Uluslararası Ticarette Kullanılan Belgeler
FİNANSMAN
BELGE/
ENSTOÜMANLARÍ
P o l i ç e (Draft/Bill o f
TİCARİ
BELGELER
Fatura
TAŞİMA BELGELERİ
Deniz Kons.
SİGORTA
RESMÎ
DİĞER
BELGELERİ
BELGELER
BELGELER
Sigorta M e k t u b u
D o l a ş ı m Belgeleri
Exchange)
Gümrük
Beyannamesi
Proforma Fatura
N a m a Yazılı
Ticari Fatura
Emre Yazılı
N a v l u n Faturası
H a m i l i n e Yazılı
ATR
Manifesto
Sigorta B e l g e s i
EURİ
Aval
T2L
Ordino
ATA Karnesi
Flotan Sigorta
Bono
Poliçesi
Pasaport
Çeki Listesi
Tesellüm K o n s .
Şehadetnamesi
K o l i / A m b a l a j Listesi
Yükleme Kons.
A B C Formu
Spesitikasyon
Özellikli K o n s .
DAB
Kontrol v e N u m u n e
A l m a Yetkisi
Menşe
Sigorta Poliçesi
DSB
Ö z e l M e n ş e Şeh.
Belgesi
Tek K o n s .
İmalatçının A n a l i z
Antrepo M a k b u z u
G A T T M e n ş e Şeh.
Sigorta
Belgesi
Kombine Nakliye Kons.
Ü ç ü n c ü Tarafın
Konteyner K o n s .
Şehadetnamesi
Kontrol Belgesi-1
D ü z e n l e d i ğ i Kontrol
Teslim Emri
Belgesi
G e m i Ö l ç ü Raporu
Kontrol Belgesi-2
D ü z g ü n Hat K o n s .
Kuvertür N o t u
Kısa Kons.
Uygunluk Belgesi
R e h i n Senedi
Ekspertiz Raporu
Tanker K o n s .
Ciro E d i l e m e z K o n s .
Sağlık Sertifikası
Gözetim
(Inspection) B e l g e s i
N a v l u n S ö z . Day. K o n s .
Veteriner
Kaptan M a k b u z u
Sertifikası
Helal B e l g e s i
Hava Yolu Kons.
D e m i r y o l u H a m u l e Senedi
Koşer Belgesi
Radyasyon Belgesi
Boykot/Kara Liste
Karayolu Taşıma S e n e d i /
CMR Belgesi
Nakliyeci Makbuzu
FIATA Tesellüm Belgeleri
FIATA^CR
FIATA/FCR
Sertifikası
Konsolosluk
Faturası
Tasdikli Fatura
A . T . A . Karneleri
A n a l i z Raporu
FL\TA/FBL
Posta M a k b u z u
Kaynak: Edward Hinkelman G., A Short Course in International Payments, Novato, CA, World
Trade Press, 2003, s. 115. ve Abdurrahman Özalp, Dış Ticarette Teslim ve Ödeme Şekilleri,
Türkmen Kitabevi, İstanbul, 2004, s. 211-317. (Tarafımca derlenmiştir.)
Sadece bir ödeme veya kredi sağlama yöntemi olarak değil, aynı zamanda
kredinin teminatı olarak da poliçe ve bonolar ticari ve finansal çevrimlerde
önemli bir rol oynar. Poliçe ve bonoların kullanımı genellikle alacak tahsilini
hızlandıracaktır. İthalat ve ihracat işlemlerindeki devamlı artış yabancı poliçe
ve bonoların kullanımını arttırmıştır. Özellikle Avrupalı alıcılar, satıcının daha
sonra iskonto ettirdiği veya forfaiting yolu ile yerel bankada nakde çevirdiği
bu enstrümanları kabul etmeye alışmışlardır. AB'nin oluşumu ile AB içindeki
uluslararası bono ve poliçe piyasası da gelişmiş ve bariyerlerin kalkması ile
AB'de piyasa entegrasyonu artmıştır.
Uluslararası ticaret taraflarının bir çoğu İngiltere'deki ve İrlanda'daki poliçe
düzenlemelerinin getirdiği İngiliz hukuk sistemi (common law system) ile
poliçe ve bonolarla ilgili kıta kanunları arasındaki farklılıklardan haberdar
değildir. Kıta kanunları, 1930 Geneva Konvensiyonu'nun uyumlaştırıcı etkisi
ile bu hükümlerle benzer maddeler içermektedir. Ancak, bu konvansiyona
katılan ve kanunlarını buna göre düzenleyen ülkelerde bile konvansiyon
kapsamında, farklı prosedür düzenlemeleri ve son zamanlardaki tüketiciyi
koruma kanunları açısından birçok itiraz noktası gibi farklı maddeler yer
almaktadır^^^
Siyasi değişmeler ve özelleştirmenin başlangıcı ile birlikte
finansmanın
Batı yöntemleri ile gerçekleşmesi (devredilebilir enstrümanlar dahil) büyük
ölçüde önem kazanmıştır. Avrupa kıtasında bono ve poliçelerle ilgili kanuni
195
Geneva Sistemini Kullanan Ülkeler: Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, Iceland, İtalya,
Liechtenstein, Luxemburg, Malta, Hollanda, Norveç, Portekiz, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye. Common hukuk sistemini
kullanan ülkeler: İngiltere, İrlanda, Kıbns. Üçüncü grupta ise diğer ülkeler yer almaktadır.
düzenlemeler büyük ölçüde birleştirilmiştir. 1930 Geneva Konvansiyonu'nda
üç konu yerel kanunlarca temel alınmıştır;
•
Bono ve poliçeye yeknesak bir kanun düzenleyen konvansiyon,
•
Bono ve poliçelerle ilgili kanuni sorunların çözümü ile ilgili
konvansiyon,
•
Bono ve poliçelerle ilgili damga vergisi konvansiyonu,
yer almaktadır^^^. TTK'nda yer alan kıymetli evrak konusu maddeler de
Cenevre Anlaşmasına uygun olarak düzenlenmiştir^^^.
2.1.5.2 Ticari Belgeler
Ticari belgelerden bir kısmı malın satışı ve malın sevkiyatı ile ilgili olup, ticari
özellikleri dolayısı ile ymt içi ve yurtdışı işlemlerde kullanılabilir. Ömeğin
proforma fatura (proforma invoice) teklif niteliğinde olan ve satıştan önce
malın cinsini ve miktarını, birim fiyatını, ödeme şeklini, meblağını gösteren
ve bazı hallerde opsiyon taşıyan teklif niteliğinde bir belgedir. Eğer alıcı bu
teklifi kabul ederse, proforma fatura içeriği olduğu gibi ticari faturaya aktarılır.
Bu anlamda proforma faturalar ticari faturaların düzenlenmesine esas teşkil
eder.
Ticari fatura (commercial invoice) ise yine benzer bilgiler içeren ve satışın
yapıldığını gösteren belgedir. Ticari fatura aynı zamanda malların gümrükten
çekilebilmesi için gereken birincil belge niteliğindedir. Uluslararası ticaret
kurallarına göre faturanın üzerinde bulunması gereken standart bilgiler vardır.
Akreditiflerde, faturada ayrıca yer alması gerekli bilgiler ve beyanlar özellikle
196
Jur Uwe Jahn, BiUs of Exchange, A Guide to Legislation in European Countries, Second Revised and expanded edition.
International Chamber of Commerce, Paris, 1995, ss. 3-7.
197 Ali Bozer, Bankacılar İçin Kıymetli Evrak Hukuku Bilgisi, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırmalan Enstitüsü (T. İş Bankası
A.Ş. Vakfı), Yayın Nu. 228, Bankacılar Serisi Nu.lO (8. Baskı), 1989, Ankara, s. 4.
belirtilir. Bu nedenle faturaların bu yönden dikkatle incelenmesi gerekir^^l
Bunlara ek olarak;
Çeki listesi (weight list) ile sevk edilen malların ağırlığına dayanak teşkil
eden^^^ ve malların ağırlığını gösteren belge,
Packing list (packing list) alıcının isteği üzerine paketler (kap, koli) içindeki
malların cins, kıymet ve miktarlarını belirten, bu şekilde gümrük memurlarının
malların özelliklerini anlamalarını ve denetimlerini kolay yapmalarını
sağlayan, faturaya uygun olarak düzenlenen belge,
Spesifikasyon, koli listesindeki bilgilere ek olarak, her kalem mala ait birim
fiyatı ve tutarı gösteren belge.
İmalatçı veya satıcının kalite veya kontrolünü gösteren ve siparişe/sözleşmeye
uygunluğu gösteren imalatçı veya satıcının kalite veya kontrol belgesi
(manufacturer's or suppliers's quality or inspection certificate).
Kimyevi maddeler gibi analiz gerektiren malların formüUerindeki elemanların
isimlerini ve oranlarını gösteren imalatçı analiz (manufacturer's analysis
certificate) belgesi^^^,
Sıvı olarak gemiye yüklenen yakıt, kimyevi madde vs. nin gemi tankını hangi
ölçüde doldurduğunu belgeleyen ve aynı zamanda varış limanında yapılan
boşaltma ölçümlerine göre ne kadar fire verildiğinin saptanmasında kullanılan
sıvı gemi ölçü raporu (ullage report) gibi belgeler sayılabilir.
198
M. Şeref Akkaş,a.g.e., s. 125.
199
UCP 500, a.g.e., Article 38, s. 44.
200
Haluk Erdemol, Bankalarda Dış Ticaret İşlemleri ve Uygulama, 3. Baskı, Akbank Ekonomi Yayınları, İstanbul, 1993,
Uluslararası ticarette taşıma belgeleri, taşımamn yapılış biçimine göre farklılık
arz etmektedir. Taşıma belgelerinin varlığı bazı fonksiyonları yerine getirdiği
için kabul görmektedir. Taşıma belgeleri taşımanın yapılış şekline göre;
• Deniz konişmentosu,
• Suyolu konişmentosu veya taşıma senedi,
• Karayolu taşıma senedi,
• Havayolu taşıma senedi,
• Demiryolu taşıma senedi (hamule senedi),
• Kombine taşıma konişmentosu,
olarak isimlendirilmektedir. Ayrıca, ciro edilebilmelerine ve belgelerin
özelliklerine göre bazı fonksiyonlar üstlenmektedirler. Bunlar;
•
Malların taşımacı tarafından
fonksiyonu,
•
•
Yükleten ile taşımacı arasındaki taşıma sözleşmesi fonksiyonu,
Malların belgede adı ve adresi yazılı alıcıya teslim edilmek üzere sevk
edildiğine ilişkin kanıt,
Malların belgede adı ve adresi yazılı alıcı emrine amade tutulduklarına
ilişkin kanıt,
•
teslim alındığına ilişkin
makbuz
•
Belge konusu malların belgenin cirosu ile el değiştirebilmesine izin
verme işlemi,
olarak sayılabilir. Uluslararası ticaret, bu belgeler aracılığı ile yürütüldüğü
için özel bir önem taşımaktadır.
i) Deniz Konşimentosu (Marine Bili of Lading/Ocean Bili of Lading)
Deniz konşimentoları (deniz yük senetleri), tarihsel olarak, hukuki
düzenlemeden yoksun bir şekilde mevcut gereksinimler neticesinde
biçimlendirilmiş belgelerdir^^^ Konşimento, bir tür yükleten-taşımacı
sözleşmesidir. Buna göre, taşımacı, taşıma işini üstlenmekte, yükleten veya
malı satın alan ise taşımacının ücretini (navlun) ödemeyi kabul etmektedir.
Konşimento ciro ve teslim yolu ile malların mülkiyetinin devrini sağlar. Aksi
kararlaştırılmadıkça konşimentolar yükletenin isteğine bağlı olarak "emrine,
emre, nama ve hamiline" olarak düzenlenir. Konşimentoyu elinde bulunduran
malların mülkiyetini de kazanmış olur. Bu nedenle tanımında konşimento
kıymetli evraktır denilmektedir.
Yükleme türüne göre konşimentolar; teslim alındı konşimentoları (received
for shipment B/L) ve jâikleme konşimentoları (on-board B/L) olarak ikiye
ayrılır. Malların gönderileceği yere göre konşimentolar nama (isme, straight),
emre (devredilebilir, to order) ve hamiline (bearer) olarak düzenlenir.
Yükletenin emrine düzenlenen konşimentolar bankaya ibraz edilmeden önce
ciro edilir. Bankanın emrine düzenlenen konşimentolar da bankalar tarafından
ciro edilerek devredilir. Bu düzenlemelerin uygulamada ve hukuksal alanda
çok ciddi farklılıkları bulunmaktadır.
Diğer konşimento ayrımları ise şu şekildedir: Tek konşimentolar (through B/L),
konteyner konşimentoları (container B/L), kısa form (short form, blank back,
muhtasar), çarter parti (charter party voyage or time) şekillerinde olabileceği
gibi, orijinal (devredilebilir), tam takım (fiıU set), kirli-temiz, geçkin(bayat)
şeklinde farklı şekillerde tanımlanabilmekte ve bu tanımlamalar da diğer
sözleşme şartları ile birlikte değerlendirildiğinde ticari işlemin gerçekleşmesi
veya gerçekleşmemesini belirleyecek öneme sahip olmaktadır.
Deniz konşimentosu ile ilgili olarak CMI tarafından yapılan toplantılarla
201
Emine Yazıcıoğlu, "Deniz Yük Senedi ve Deniz Yük Senedi ile Belgelenen Taşımalara İlişkin Bazı Sorunlar", Prof. Dr. Tahir
Çağa'mn Amsma Armağan, Beta Basım Yayım, İstanbul, 200, ss. 651-675.
Deniz Yük Senetleri Hakkında CMI Tektip Kuralları (CMI Uniform Rules for
Sea Waybills) olarak adlandırılan işlem şartları kabul edilmiştir. Denizyolu
ile eşya taşımacılığı alanında, 1924 tarihli Lahey Kuralları (International
Convention for the Unification of Certain Rules of Law Relating to Bill of
Lading), LaheyMsby Kuralları ve 1978 tarihli Hamburg Kuralları (The
United Nations Convention on the Carriage of Goods by Sea 1978) olmak
üzere üç ayrı uluslararası anlaşma yürürlükte bulunmaktadır^^^.
CMI Tektip Kuralları ve sözkonusu anlaşmaların TTK'nu
açısından
değerlendirilmesi ise farklı bir konudur^^l
^ükienK' "1 ürüne (jöre
Teslim Almdı Kons.
Received
Yükleme Kons.
Shipped
Maüann Kime
Göıuİcri iecegine Gör^r
Nama Yazılı Kons.
Emre Yazılı Kons,
(to order)
(Wliikìi
Kon^imoiîioiar
Tek Konşimento
Kombine Nakliyat
Kons.
Kontevaıer Kons.
Hamiline Yazıh Kons.
Düzgün Hat Kons
Kısa Kons. Muhtasar
Emrine Yazılı Kons.
Order to X Bank
Ciro Edilemez Kons.
Tanker Kons
Charter Party Kons.
Şekil 2.6 Deniz Konşimentosu ve Türleri
Kaynak: Ali Taşpolat, Uluslararası Bankacılık ve Dış Ticaret, Erol Ofset, 2005, İstanbul, ss.
107-112. (Yararlanılarak çizilmiştir.)
202
Konu ile ilgili olarak CMI kurallan için bnz. http://www.comitemaritime.org/cmidocs/rulessaway.html; Hamburg Kurallan
ıçm bnz. http7/www.uncitral.org/uncitral/en/uncitralJexts/transport_goods/Hamburg_^^^
; Visby Kurallan için bnz
http://www.admiraltylawguide.com/conven/visbyrulesl968.html
203
Emine Yazıcıoğlu, a.g.e., ss. 651-675.
ii) Havayolu Konşimentosu (Airway Bill)
Uluslararası Havayolları Birliğine (lATA, Intemational Air Transport
Association) bağlı bir hava yolu şirlcetince taşman mallar için 12 nüshalık
set halinde havayolu konşimentosu düzenlenir. Bu nüshalardan sadece 3
tanesi orijinal olup ticari öneme sahiptir, diğerleri havayolu şirketinin çeşitli
işlemleri için kullanılır. Bahsedilen 3 orijinal nüsha; düzenleyen taşımacı,
alıcı firma ve malı gönderen firma içindir. Ödeme için bankaya verilen 3
no.lu orijinal nüshadır. Bu nedenle akreditifte "tam takım" ve birden fazla
konşimento istenmemelidir^^"^.
iii) Demiryolu Taşıma Senedi (Hamule Senedi) (Rail Consigment Note/ Rail
Waybill)
Mallar demiryolu ile taşındığında hazırlanan nakliye belgesine hamule senedi
denilmektedir. Kıymetli evrak niteliğinde olmadığı için ciro edilemez; yani
malın mülkiyeti devredilemez. Mallar eğer bir tren vagonunu tamamen
doldurmuşsa hamule senedi düzenlenebilir. Ancak mallar bir vagonu
doldurmamışsa tren işletmeciliği tarafından makbuz türü bir belge verilir.
Hamule senedi 6 nüsha olarak düzenlenir. Dördüncü nüshaya hamule
senedi duplikatası denir ve malın mülkiyetini temsil eder. Bu nüsha malların
demiryolu idaresine teslim edildiğini gösteren bir alındı niteliği taşır. Malların
alıcıya teslimi, bu nüshaya dayanılarak yapılır.
iv) Karayolu Taşıma Belgeleri
Kamyonla yapılan taşımalarda uluslararası CMR anlaşması olan (Karayolu
Mal Dolaşım Birliği) ülkelere veya bu ülkelerden karayolu ile nakil edilmesi
204
Uluslararası kurallara göre havayolu konşimentosu kıymetli evrak değildir, mallan temsil etmez. Bu belgenin cirosu mümkün
değildir.
halinde kullanılan, bir taşıma senedidir. Bu anlaşma, bir malın uluslararası
taşıması süresince görebileceği zarar, ziyan, kayıp ve gecikmelerde yükleten,
taşımacı ve alıcı arasındaki sorumlulukları ve yükümlülükleri saptar. CMR
belgesi, bu sözleşmeden kaynaklanan sevk mektubu şeklinde düzenlenen, ciro
ile devredilemeyen bir teslim alındı ve sevk belgesi mahiyetinde olmasının
yanında malların CMR şartlarına uygun olarak taşındığını da gösterir^^^
Milletlerarası Sevkiyat Acenteleri Birlikleri Federasyonu (FIATA) tarafından
standart bir hale getirilerek kullanılan ve taşınmak üzere teslim alman mallar
karşılığında nakliye acenteleri tarafından verilen diğer bir makbuz da FIATA
belgesidir. Teslim alındı makbuzunun ötesinde bir şey olmayan bu belgeler ne
taşıma sözleşmesinin varlığını ispatlamakta, ne de malın mülkiyetini temsil
etmektedir. Varış yerinde bu belgelerin ibrazı üzerine mallar belgede adı yazılı
alıcıya teslim edilir. Sevkiyatçı firmalar; maliyet indirimi amacıyla mümkün
olduğu takdirde sevk edecekleri malları belli gruplar halinde birleştirmekte ve
nakliyeci firmaya taşınması için teslim etmektedirler. FIATA FCR (Forwarding
agents certificate of receipt) ve FIATA FCT (Forwarding agents certificate of
transport):olmak üzere iki tür FIATA tesellüm belgesi bulunmaktadır^^^.
Nakliyeci makbuzları, sevkiyat acenteleri, yani taşıma işleri komisyoncuları
tarafından düzenlenen belgelerdir^^^. Bu firmalar hukuki olarak taşımacı veya
taşımacının acentası olarak hizmet vermedikçe, verdikleri belgeler konşimento
olara kabul edilemezimi
205
CMR Konvansiyonu ve Konvansiyona taraf olan ülkeler için bnz. http://www.unece.org/trans/conventn/scl_legalinst.html
(26 Mart 2007),
206 Detaylı bilgi için bnz. FIATA, International Federation of Freight Forwarders Associations, http://www.fiata.com/ (13 Ağustos
2006)
207 Sevkiyat acentalan, taşımanın daha kolay ve ucuz yapılmasına hizmet etmektedir. Mallan ihracatçılann kapısından alarak
ve gruplayarak sevketmekte bu şekilde de ihracatçılan ambalaj ve sevk yerine kadar taşıma masrafından ve riskinden
kurtarmaktadır. Ancak, bu belgelerin malı temsil özelliği ohnadığı için sakıncalan bulunmaktadır. En azından itiban yüksek
bir nakliye firması tarafından böyle bir makbuzun tanzimi nisbi bir güven sağlayacaktır.
208
Turhan Tumay,a.g.e., s. 105.
Nakliyat sigortaları, sigortalı ile sigortacı arasında tümüyle iyi niyete dayanan,
poliçenin genel ve özel koşulları ile saptanan rizikolardan, doğrudan doğruya
veya dolayısıyla doğacak hasar ve masrafları, belirli bir sefer ya da seferler
için veya belirli bir süre için karşılayan sigorta türüdür. Akreditifli işlemlerde
sigorta poliçeleri banka adına düzenlenir ve sigorta tutarı, mal bedelinin %110
üzerinden tahsil edilir. Sigorta en genel hali ile taşıma sırasında meydana
gelecek hasar ve diğer muhtelif riskleri, yükleme ve boşaltma limanındaki
bazı ek riskleri kapsamaktadır.
Sigorta poliçesi, sigorta sözleşmesinin fiili kanıtıdır. Poliçe üzerinde
karşıladığı tüm risklere ait ayrıntılar gösterilmelidir. Sigorta poliçesi, sigorta
ettirene göre emre, nama veya hamiline düzenlettirilebilir. Emre yazılı ise,
ihracatçı tarafından ciro edilerek bankalara teslim edilir. Bir sigorta firması
tarafından düzenlenen veya imzalanan sigorta poliçesi, akreditifle belirtilen
risk unsurlarını kapsar^^^
Sigorta poliçelerinin teminat olarak kendi emirlerine tanzimi veya ciro
edilmesi bankaların genel uygulamasıdır. Ancak, bazı ülkelerde, sigorta
poliçelerinin kolayca tedavülünü temin için beyaz ciro ile devri de talep
edilmektedir. Sigorta poliçeleri ciro yolu ile devredilebilir bir belge oldukları
için sigorta ettiren veya poliçeyi ciro yoluyla elinde bulunduran kişi, hasar
vukuunda doğrudan doğruya sigortacıdan sigorta bedelinin ödenmesini talep
209
Sigorta poliçesinde bakılacak genel hususlar; Sigorta miktarı ve para birimi, Sigorta şirketinin adı. Sigortayı yaptıran. Mal
tanımı, Yükleme boşaltma limanlan. Taşıma aracı, Sigortanm kime ödeneceği. Teknik bilgiler. Tam takımda onjmal nüsha
sayısı,'Hangi riskler kapsama alınmış. Yetkili temsilci imzası ve sigorta tarihi. Sigorta şirketi yetkililerinin imzalar.
etme hakkmda sahiptir. Bu nedenle, bankalar, sigorta poliçelerinin teminat
olarak kendi emirlerine tanzim veya ciro edilmek suretiyle kendilerine
teslimini talep ederler^^^.
En çok kullanılanları sigorta poliçesi ve sigorta sertifikası olsa da mallann
kesin sigorta öncesi yükleme gerçekleştirilene kadar sigortalanması amacıyla
yapılan flotan sigorta (floating policy), sigortanın yapıldığını üçüncü taraflara
duyurmak amacıyla hazırlanan sigorta mektubu (letter of insurance), açık ve
flotan sigortalara istinaden düzenlenen sigorta şehadetnameleri ve sigorta
komisyoncuları tarafından düzenlenen sigortanın fiilen yapıldığını değil,
yapılacağını gösteren kuvertür notlan (broker's cover notes) da kullanılan
diğer sigorta belgeleri arasında yer almaktadır^^^
2.1.5.5 Resmî Belgeler
Temel özellikleri itibariyle direkt olarak firma tarafından düzenlenmeyen
ve resmi (kamusal veya üst organ olarak) bir makamın tanzimini, onayını
gerektiren belgelerdir. Ömeğin, dolaşım belgeleri (movement certificate),
onaylı tasdikli faturalar (legalized/certified invoice), menşe şehadetnamesi
(certificate of origin), gözetim belgesi (certificate of inspection/survey),
analiz rapom (certificate of analysis), sağlık ve veteriner sertifikalan (Health/
sanitary/phytosanitary&
veterinary
certificate),
tütsüleme
(fumigation)
sertifikası, helal belgesi, (halal certificate), radyasyon belgesi (radiation
certificate) gibi belgeler en çok kullanılanlarıdır. Bu belgeleri onaylayacak
makamlar, belgelerin özelliğine, ülkelere ve taraflar arasındaki ilişkilerine
göre farklılık arz etmektedir.
210
Harry M. Venedikian, Gerald A. Warfield, a.g.e., s. 236.
211
M. Şeref Akkaş,a.g.e., s.34.
Genel bir ayrım olarak bir ihracat ya da ithalat işleminin yapılması sırasında
gerekli olan belgeler, malların gümrüklerden çekilmesini sağlayan, bir vergi
indirimi ya da finansman imkânı sağlayan ya da malın kalitesini, menşeini
gösteren belgeler olmaktadır. Ancak, yukarıdaki belgelerle karıştırılmamasmda
fayda bulunmakla birlikte, ithalat veya ihracat esnasında, alıcı ve satıcı
dışındaki taraflarca oluşturulan diğer belgeler de bulunmaktadır. Bu belgeler,
ithalat veya ihracat sürecinin bir parçası olarak işlem görmekte ve her ülkenin
kendi mevzuatına göre düzenlemelere tabi tutulmaktadır.
Gümrük beyannamesi, manifesto, ordino (konşimento karşılığı malın
gümrükten çekilmesini sağlayan talimat), gibi belgeler bu kapsamda ele
alınabilir. Öte yandan ATA kamesi^^^ gibi genel kabul görmüş belge sistemleri
de birçok sınıfa girdiği için özel olarak diğer belgeler başlığı altında ele
alınabilir. ATA Sistemi MTO bünyesinde bulunan Dünya Odalar Federasyonu
(WCF) ve Dünya ATA Karnesi Konseyi (WATAC)'nin koordinasyonu altında,
kendi ülkelerinde resmi olarak görevlendirildiği beyan edilen kefil kuruluşlar
aracılığı ile yürütülmektedir^^^
Diğer belgeler arasında döviz alım ve satım belgeleri de sayılabilir. Türkiye'de
faaliyette bulunan bankalar, katılım bankaları, yetkili müesseseler, PTT ve
kıymetli maden aracı kuruluşları tüm efektif ve döviz alım-satımlarmda
düzenleyecekleri döviz alım ve satım belgelerini ihtiyaçları dahilinde genelge
212
Fransızca "Admission Temporaire", İngilizce "Temporary Admission" kelimelerinin ilk harflerinden oluşan AT, geçici kabul
anlamına gelmektedir. ATA Karnesi ise; ATA Sözleşmesine dâhil ülkelere geçici olarak giriş vergilerinden muaf tutularak
kabulünü sağlayan bir tür uluslararası gümrük belgesidir. ATA karneleri uluslararası geçici ithalat sözleşmesi (kısaca İstanbul
Sözleşmesi) ve ekleri kapsamında, taraf ülkeler arasında, başka herhangi bir belgeye gerek duyulmaksızm, eşyanın geçici
olarak ithalat ve ihracatını sağlayan gümrük belgeleridir.
213 "Ata Karnesi Nedir?", http://www.tobb.org.tr/tirata/ata/nedir.php ( 11 Eylül 2005)
ekindeki örneklere uygun olarak kendileri bastıracaklardır^^"^.
2.1.6 Uluslararası Ticarette Sigorta
Sigorta ile ilgili kullanılan ilk teknikler, eski Yunan şehir devletlerine
kadar uzanan, laedi ile sigorta sözleşmesi arasında yer alan ve tehlikeli
deniz yolculuklanndaki kayıp riskini tistlenen sözleşmelerdir. Zamanla,
sigortacıların kullandıkları
teknikler ve uygulamalar
daha
kurumsal,
kompleks ve sofistike bir hâl almıştır. Özellikle, 11-14. yüzyıllar arasındaki
ticari ve finansal yapının bir bütün olarak değiştiği yıllarda daha da hızlı
bü)âimüştür. Birçok Atdeniz ve Avrupa ülkesi ticaret ve sigorta merkezleri
olarak ortaya çıkmıştır. 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar sigorta teknikleri ve
kurumlan bu alandaki kurumsallaşma ve zamanla oluşan yasal statü, kurallar
ve uygulamalar^^^ nedeni ile daha da spesifik bir özellik kazanmıştır.
17. yüzyılın ikinci yarısındaki gelişmeler neticesinde gemilerle dünya
sömürgelerinden yapılan ticaret ve lüks tüketim mallarının taşınması (şeker,
baharat, çay, kahve, pamuk, porselen vs.) gerçekleştiriliyordu. Bu ticari
eylemlere ilişkin bilgiler de mallar kadar önem arz etmeye başlamıştı. Deniz
ticaretinin hacim olarak sürekli genişlemesiyle, artık kalkış ve varış noktalan
arasındaki sefer sürelerini, hava durumunu ve bilinmeyen denizlerdeki gizli
riskleri tahmin etmeyi sağlayacak taze bilgiye talep vardı. Bu ortamda haber
ve dedikoduların birinci kaynağı olarak kahvehaneler ön plana çıkmıştı.
Edward Lloyd'un 1687 yılında açtığı kahvehane^^^ Londra nhtımmdaki
214
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 91-32/5 sayıh Tebliğe ilişkin 1-M Sayılı Genelgesi, http://www.tcmb.gov.tr/yeni/
mevzuat/DISILISKJLER/l-Msayilibankamizgenelgesi.htm (14 Kasım 2006)
215 Virginia Haufler, Dangerous commerce: insurance and the management of international risk, Cornell University Pres, New
York, 1997, s. 28. http:/^ooks.google.com/books?vid=ISBN0801432316&id=R_PcvoZ 2VMQC&pg=PPl&lpg=PPl&ots=
REUvzveXGc&dq=Virginia+Haufler&sig=vhCstR05wlCgPRrVlcOTsDrKImw (1 Haziran 2006)
216 Lloyd, 1688 yılında Lloyd Listesi'ni uygulamaya koymuş, gemilerin kalkış ve vanşlan, dış ülkeler ve denizlerdeki koşullarla
gemicilerin ve ilgililerin bu ihtiyacmı karşılıyordu^^^. O dönemde, sigorta
yaptırmak isteyenler bir aracıya giderler, o da riski kahvehanelerde veya
Kraliyet Borsası çevresinde toplanan bireysel risk tistlenicilere satardı.
Anlaşma tamamlandığında, riski üstlenen kişi, ödenecek belli bir prim
karşılığında olası bir kaybı karşılayacağını, sözleşme koşullarını altına ismini
yazarak onaylardı. Bu tek kişilik sigorta işlemleri çok geçmeden "altına imza
yazan kişi" anlamına gelen yüklenici (underwriter, sigortacı) olarak anılmaya
başlandırıl
Lloyd'un kahvehanesi ticaret ve denizcilik ile bağlantıları nedeniyle
yüklenicilerin karargâhı olmuştu. Lloyd Listesi zamanla hisse senedi fiyatları,
yabancı piyasalar ve günlük haberleri de içerecek şekilde genişlerken,
gemilerin kalkış-varış zamanlarını duyurmayı ve deniz kazalarını bildirmeyi
de sürdürüyordu. 177 T de Lloyd'un kahvesinde iş yapan sigortacılardan
79'u 100'er sterlin koyarak bir tür şirket oluşturdular ve vaatlerini yerine
getirebilmek için bütün mallarını ve finansal sermayelerini taahhüt ettiler^^l
Bu oluşumun önemi azımsanmayacak kadar büyüktür. Çünkü, pazara
ulaşmadan önce uzun mesafelere sevk edilmesi gereken mallara yapılan bir
yatırımdan kâr elde edebilmek, yalnızca hava koşulları kaynaklı risklere
bağlı değildir. Mallar sevk edilinceye, satılmcaya ve ödemesi yapılıncaya
kadar finanse etmenin maliyeti bir yana; tüketici ihtiyaçları, fiyat düzeyleri
ve navlunun ulaştığı andaki modalar konusunda bilgiye dayalı, güvenilir
ilgili bilgilerle doldurmuştu. Bu bilgiler Kıta'nm ve İngiltere'nin belli başlı limanlannda görev yapan muhabir ağından
sağlanıyordu. Kahvehane'de gemi müzayedeleri düzenleniyor ve işlemleri kaydetmek için gerekli kâğıt ve mürekkep dahil her
türlü yardımı Lloyd sağlıyordu.
217 M. Oktay, Karaarslan, "Deniz Sigortalannm Tarihçesi ile İlgili Bir Derleme", Prof. Dr. Tahir Çağa'nın Anısına Armağan,
Beta Basım Yayım, İstanbul, 2000, ss. 279-289.
218 Bu yükleniciler, bir kayda göre, eve hırsız girmesi, yolda soyulma, aşırı cin içme nedeniyle ölüm, atlann ölümü ve "kadın
iffetinin teminatı" (bu son başlık dışındakiler hâlâ sigorta kapsamındadır) dâhil hemen her türden riske karşı sigorta poliçesi
düzenlemeye istekliydi.
219 Humble Beginnings, http://www.lloydslist.com/NASApp/cs/ContentServer?pagename=LloydsList/
Home&element=LloydsList/functions/getContent&contentId=20017279186 (29 Temmuz 2006)
hükümler verebilmeye de bağlıdır. Bugün gayet sıradan görünse de piyasa
tahminleri 17. yüzyılın sonlarında büyük bir yenilikti^^^.
Tarihsel geçmişi verilen sigortacılık; taşıma, banka ve finansmanla birlikte
uluslararası ticaretin 4 ana maddesinden birisi olma özelliği göstermektedir.
Sistemin yüzyıllarca geriye gitmesi bu alanda oldukça gelişmiş enstrümanların
da sunulmasına imkân tanımaktadır^^^
2.1.7 Uluslararası Ticarette Lojistilc ve Taşıma
En basit tanımı ile lojistik; bilgi, mal ve hizmetlerin bir nokta veya
noktalardan kullanılacakları diğer bir nokta ya da noktalara etkin ve kontrollü
bir şekilde ulaştırılmasını planlayacak ve bunu gerçekleştirecek işlem olarak
tanımlanabilir^^^.
Lojistik daha çok savunma ve ticaret sektörlerinin faaliyetlerinden doğan
bir kavram olmuştur. Diğer bir tanımla lojistik; bir ürünü kaynağından
(tedarikçiler) nihai tüketicisine (müşteriler) ulaştırmak amacıyla gerekli tüm
faaliyetler zinciri olarak tanımlanabilir. Geleneksel bir tedarik zincirinin
halkalarında;
tedarikçiler,
üreticiler,
toptancı/dağıtımcılar,
mağaza
ve
müşteriler yer almaktadır. Lojistik kavramının çok farklı alanlara yansıması
olduğu için çok farklı tanımlamalar da getirilmektedir. Ancak en kolay
anlaşılabilir hali ile doğm malzemenin, doğm miktarda, doğm dummda,
doğra yerde, doğm zamanda, doğra tüketiciye, doğm fiyatla ulaştırılması
olarak tanımlanabilirimi
220
221
222
223
Peter L. Bernstein, a.g.e., ss. 108-114.
Harry M. Venedikian, Gerald A. Warfield, a.g.e., s. 233.
Frank Reynolds, A to Z of International trade, ICC Publishing S.A., ICC Publication No: 623 2002, Paris, s. 128.
Osman Z. Orhan, Dünyada ve Türkiye'de Lojistik Sektörünün Gelişimi, Yaym No: 2003-39, İstanbul Ticaret Odası,
İstanbul, 2003, s. 7.
Her ne kadar lojistik en temelde yoğun bir taşımacılık faaliyetini içerse de
modem anlamdaki tanımı bunun çok daha ötesindedir. Taşımacıhk alanındaki
sorunlar daha çok ticaretin ilk dönemlerinde var olmakla birlikte modem
lojistik anlayışı 1960Tardan sonra ortaya çıkmış ve 1980Terden sonra da ivme
kazanmaya başlamıştır. Dolayısı ile modem anlamda lojistik kavramının 25
yıllık bir geçmişi bulunmaktadır^^"^.
Lojistik, bir anlamda ilgili birimler arasındaki işbirliğinin kalitesinin de
işaretidir. îleri lojistik sistemlerinin gelişmesi ile birlikte daha iyi bir tedarik
zinciri (supply chain), tedarikçi, müşteri ve lojistik servis sağlayıcıların ağ
bağlantılarının geliştirilmesi de gerçekleşmiştir. Bu gelişmeler için bazı
yazılımlar da geliştirilmek zomnda kalınmıştır. Bu yazılımlar, fiyat tespiti,
stok ve depo yönetimi, satın alma, taşıma analizi, malzeme taşıma, fiziksel
dağıtım modelleme konuları üzerinde yoğunlaşmaktadır.
1950Tİ yıllarda lojistik kavramı işletmeler için yabancı iken bu faaliyetler
şirket içinde ayrı bölümlerde sürdürülmekteydi. Bazen de hedefler birbiri
ile çatışmakta ve ortak hareket zorlaşmaktaydı. 1950Tİ ve 1960Tı yıllarda
dünyadaki ekonomik konjonktür lojistiğin gelişmesi için zemin hazırlamış,
1970'H yıllar ise modem lojistik anlayışının temelini oluşturmuştur. Şirketler
bu dönemde, fiziksel tedarik ile fiziksel dağıtım olarak ayrı ayrı düşünülen
işletme faaliyetlerinin aslında ortak faaliyetler olduğu ve beraber düşünülmesi
gerektiğini fark etmişlerdir. Bu faaliyetler içinde taşıma, stok takibi, siparişin
ele alınması (sipariş işlem) temin, paketleme, depolama, malzeme taşıma ve
224
Nakliye ve lojistik üzerine çalışmalar 1850'li yıllarda Yale Üniversitesi rektörü Henry Adams'm Nakliye Ekonomisi adı
altında bir ders açılması teklifine kadar götüriilebilir. Aynı zamanda 1850'de Londra ve New York'ta Dionysius Lardner:
Railway Economy: A Treatise on the New Art of Transportation adlı bir kitap yayınlanmıştır. Bunu takip eden dönemde
ise Taussig, Fetter ve Handley gibi ekonomistler bu alandaki yaklaşımları beliriemişler. 1960'larda Peter Dmcter Fortune
dergisindeki lojistik ile ilgili makalesi ile dikkatleri bu konu üzerine çekmiştir.
bilgi iletimi yer almaktadır^^^ Ancak müşteriye yönelik organizasyon yapısı
ve fonksiyonlar arası koordinasyon yeterli düzeyde henüz geliştirilmemişti.
Ulusat Lojistik
Taşıyıcı
Uluslararası Lojistik
ihracatçı
Gümmk
Şekil 2.7 Lojistik Yönetiminde Ulusal ve Uluslararası Süreçler
Kaynak: Joe Flynn, "Changes in Customs & Intemational Logistics"Logistics Beyond 2000,
Thai Customs Workshop, http://www.us-asean.org/ctc/thai_customs_ workshop/ford.ppt,
Bangkok December 13/14 2001, Slayt:5/29, (10 Ocak 2006)
Lojistik sektörü, bilgi teknolojilerini yoğun kullanan bir sektör olmak
durumundadır. Bu nedenle de lojistik mühendisliği, sistem mühendisliği
ve internet tabanlı bilgi işlem teknolojileri kullanımı başarılı bir lojistik
yönetimi için vazgeçilmez olmaktadır^^^. Global olarak iş yapan şirketlerin
tedarik zinciri yönetiminde entegrasyon, günümüzde çok kritik bir başarı
faktörü olabilmektedir. Çünkü artık ürün maliyetleri değil, global tedarik
zincirinin sağlayacağı etkin bir dağıtım zinciri rekabet avantajı getirmektedir.
Lojistik, tedarik zinciri yönetiminin sadece bir parçasını teşkil etmektedir.
225
226
Osman Z. Orhan, a.g.e., ss. 16-17.
Sistem mühendisliği, diğer mühendislik dallan gibi olmayıp, birçok mühendislik disiplin çalışmalarmm bk entegrasyonu
olarak değerlendirilmelidir. Müşteri isteği belirlendilcten sonra, sistem mühendisliği tüm sistemin yukarıdan aşağıya, aşağıdan
yukanya yapmış olduğu tüm işlemleri, gelişmeleri, üretimi, sistemin bakımını, hizmet dışına çıkanimasmı tasarlayan ve bu
yöndeki faaliyetleri sürdüren bir mühendislik alanıdır.
Lojistik faaliyetlere ek olarak bir takım fonksiyonların daha üstlenilmesi
gerekmektedir^^l
Dokümantasyona dayalı loj istik işlemlerinde; faks ya da telefon gibi haberleşme
araçlarına bağlılık, alınan talep ya da üretilen çıktıların çeşitli imzalara
sunulma zorunluluğu gibi bürokratik işlemler ve dokümanların işletme içi
dolaşımları sonucunda gereksiz olarak birden çok yerde yedeklenmeleri gibi
zaman ve etkinlik kaybına yol açacak faaliyetler olmaktadır. Bu durum ise
dolaylı ve gözlemlenemeyen nitelikteki maliyetlerde artış getirmektedir.
Bugün lojistik kavramını, dağıtım yönetimi vb. kavramlardan ayıran en
önemli özellik, işletmelerde bir fonksiyon değil bir süreç olarak ele alınması
gerekliliğidir. Geleneksel organizasyon anlayışına göre işleri fonksiyonlar
gerçekleştirmektedir. Öte yandan süreçler, işleri tamamlar ve bir değer
yaratırlar. Şimdiye kadar, yöneticiler lojistik sürecini yönetirken süreçle ilgili
tüm fonksiyonları, lojistik adı altında bir bölümde toplamakta idiler. Ancak,
lojistik bir işletmedeki fonksiyonların neredeyse tümünü kapsayan ve bütün
olarak düşünülmesi gereken bir kavramdır. Bu nedenle de bugün bu görüş
değişmeye başlamıştır. Ülkemizde de olmak üzere, tüm dünyada yöneticiler,
lojistiği süreç olarak yönetmek için organizasyonu değiştirip şemada yeni
kutular oluşturmak yerine fonksiyonlar arası planlama, koordinasyon ve
yönetim gerektiğini fark etmelidirler^^l
Global
tedarik
zincirlerinin
uluslararası
ticarete
sağladığı
katkılar
değerlendirildiğinde bankaların daha da rekabetçi bir yapı kurmaları gerektiği
ortaya çıkmaktadır. Gelişmeler, elektronik belgeler ve bunların transferleri
227
F. Donald Wood, International Logistics (2nd Edition) Saranac Lake, NY, US: AMACOM, 2002, s. 419, http://site.ebrary.
com/lib/uludag/Doc?id=l 0120187&ppg=443
228 Osman Z. Orhan, a.g.e., ss. 63-82.
ile birlikte global tedarik zincirleri ve finanman zincirleri arasındaki açığın
giderek kapandığını göstermektedir^mi
i) Uluslararası Ticarette Taşımacılık
Taşıma, dar anlamda bir nesnenin (eşya, ürün, yük veya mal) bir yerden
bir başka yere nakli anlamına gelmektedir. Geniş anlamda ise, müşteri
ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla üretilen malların ihtiyaç duyulan bölge ve
merkezlere zamanında ulaştırılmasıdır. Taşımacılık en temelde, bu alandaki
ulusal ve uluslararası düzenlemeler, lojistik hizmetleri sağlayanlar ve bilgi
iletişim teknolojileriyle çevrelenmiştir. Bu nedenle, dışsal faktörlerden çok
fazla etkilenen bir sektör olmaktadır^^^.
Denizyolu taşımacılığı, yüzyıllardır süren gelişimi neticesinde; gemi türleri,
yük türleri, taşıma şekilleri, paletler, konteyner kullanımı ve mesafeye, mala,
gemiye bağlı olarak farklı konteynerlarm ortaya çıkışı ile birlikte çok daha
detaylı bir uzmanlık alanı haline gelmiştir^^l
Tablo 2.5 Taşıma Türlerinin Özelliklerine Göre Karşılaştırılması
Taşıma
Türü
Maliyeti
Ulaştırma
Hızı
Hizmet
VerUen
Yerlerin Sayısı
Çeşitli MaUarı
Kullanma
Becerisi
Tarifeli
Yüklemelerin
Sıklığı
Tarifelerin
Uygulanmasının
Güvenilirliği
Karayolu
Yüksek
Hızlı
Çok Geniş
Yüksek
Yüksek
Yüksek
Denizyolu
Çok Düşük
Yavaş
Sınu-lı
Çok Yüksek
Çok Düşük
Orta
Havayolu
Çok Yüksek
Çok Hızlı
Geniş
Sınırlı
Yüksek
Yüksek
Demiryolu
Düşük
Yavaş
Sıımlı
Yüksek
Düşük
Yüksek
Nehiryolu
Düşük
Yavaş
Sınırlı
Yüksek
Düşük
Orta
Boru Hattı
Düşük
Yavaş
Çok Sınırlı
Çok Srnırlı
Orta
Yüksek
Kaynak: William D. Perreault, E. Jerome McCarthy, "Benefits and Limitations of Different
Transport Modes", Basic Marketing: A Global Managerial Approach, Chapter 12,
Distribution Customer Service and Logistics, The McGraw-Hill, 1999, http://www.sou.edu/
business/sidersm/docs/BA330/330chl2.ppt, s. 11, (13 Ağustos 2006)
229
Richard Barovick, "Global Supply Chains Challenge Banks to do more", Wold Trade, Feb 2005, 18,2 ABI/Inform Global,
ss. 52-54. http://www.worldtrademag.com/CDA/Articles/Banking_and_Trade_Finance/268982712aaf701 OVgnVCMlOOOOOf
932a8cO (24 Ekim 2006)
230 Metin Çancı, Murat Erdal,Lojistik Yönetimi, a.g.e., s. 24.
231 David M. Neipert, A Tour of International Trade, Prentice Hall, 2000, ss.9-31.
Karayolu ağları çok geniş bir alanı kaplamaktadır. Bütün dünyada transit
yolların sayısının artması nedeniyle en yaygın kullanılan taşıma türüdür.
Deniz yolu taşımacılığı ise birim taşıma maliyeti en düşük ve güvenli olan
taşıma şeklidir. Havayoluna göre 22, karayoluna göre 7, demiryoluna göre
3.5 kat daha ucuzdur.
Havayolu taşımacılığı hız açısından en üst düzeyle hizmet vermekle birlikte,
maliyet ve kapıdan kapıya hizmet verme anlamında sınırları olan bir
yöntemdir. Demiryolu taşımacılığı ağır ve hacimli jâikler için kullanılmaktadır.
Ancak, demiryolu yatırımları genelde devlet tarafından üstlenilmekte ve
altyapı yatırımı gerektirmektedir. Dolayısı ile devlet tarafından işletilen
demiryollarının bulunduğu ülkelerde otomatik olarak kamu verimliliği ile
ilişkili bir hale gelmektedir^^^.
Taşıma süresi, yani taşıma sırasında geçen süre ve seçilen taşıma vasıtası
(uçak, gemi, kamyon, tren vs.) hem ticari ortağın seçimini, hem de seçime
bağlı olan maliyetlerin değişimini çok güçlü bir şekilde etkilemektedir.
Yapılan araştırmalar, iki ülke arasındaki deniz yolu ile yapılan taşımada,
taşıma süresinde artan her bir gün için iki ülkenin ticaret yapma olasılığının
yüzde 1 (tüm mallarda) ile yüzde 1.5 oranında (üretim malları) azaldığını
göstermektedir.^^l
232
Detaylı bilgi için bnz. Metin Çancı, Murat Erdal, Uluslararası Taşımacılık Yönetimi, Freight Forwarder El Kitabı 2,
UTİKAD, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Demeği, Yay.Istanbul, 2003.
233
David Hmmnels, Time as a trade barrier, July 2001, ss. 24-27. http://www.mgmt.purdue.edu/faculty/hummelsd/research/
time3b.pdf (11 Ağustos 2006)
Karayolu
Boru Hattı
Deniz Yoiu
Şekil 2.8 Uluslararası Ticarette Taşıma Şekilleri
Kaynak: William D. Perreault, E. Jerome McCarthy, "Benefits and Limitations of Different
Transport Modes", Basic Marketing: A Global Managerial Approach, Chapter 12,
Distribution Customer Service and Logistics, The McGraw-Hill, 1999, http://www.sou.edu/
business/sidersm/docs/BA330/330chl2.ppt, s. 8, (13 Ağustos 2006)
2.1.8 Uluslararası Ticarette Ödeme Sistemleri ve Ödemeler
2,1.8.1 Uluslararası Ticarette Ödeme Sistemleri
Teknolojik gelişmeyle birlikte para piyasalarındaki, sermaye piyasalarındaki
ve türev piyasalardaki gelişme, uluslararası ödemelerin önemini arttırmıştır.
Artan işlem hacmi, hızlı ve kesin ödeme ihtiyacı aynı zamanda finansal riskler
de doğurmaktadır. Bir ülkenin ya da büyük bir finansal kuruluşun büyük
meblağlı ödemelerinde bir aksaklık yaşanması ihtimali veya ödemelerde
yaşanacak operasyonel bir sorun, kaynağı ne olursa olsun bir sonraki aşamada
başka bir yerde ya bir likidite sorununa yol açacak ya da zincirleme şekilde
sistemi etkileyecektir.
Ödeme sistemi genelde, "ekonomideki bir kişi veya kurumdan diğerine para
transferi için alt yapı sağlayan çeşitli kural ve süreçlerden oluşan bir (veya
daha fazla) mekanizma" olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım kapsamına;
kâğıda dayalı sistemler ve elektronik ödeme emirleri, borç senetleri, özel takas
odaları, taşıma ve veri iletişim hatları, banka kayıtlarının muhasebeleştirilmesi
ve güncellenmesi gibi unsurlar da dâhil olmaktadır^^^. Ödeme sistemleri;
•
Parasal değere göre; büyük meblağlı ve küçük meblağlı,
•
Mutabakat türüne göre ertelenen net mutabakat, (Deferred Net
Settlement: DNS) ve gerçek zamanlı bire bir mutabakat (Real Time
Gross Settlement: RTGS)
•
Para cinslerine göre ulusal veya uluslararası,
şeklinde tasnif edilebilmektedir.
Bu sistemin çok etkin çalışması da daha farklı risklere neden olmaktadır.
Ömeğin 1990'lı yıllarda finansal krizler, küreselleşmenin etkisi ile daha hızh
yayılmıştır. Küreselleşme aynı zamanda tek para cinsinin kullanıldığı tek
ülkeli ödeme sistemleri yerine, hem bölgesel hem küresel bütünlükte, birden
fazla para cinsinin kullanıldığı, çok ülkeli ödeme ve mutabakat sistemlerine
geçişi sağlamıştır. Sürekli mutabakata dayalı çalışan CLS (Continuous Linked
Settlement=CLS), AB'deki ulusal merkez bankalarını birbirine bağlayan
Avrupa Gerçek Zamanlı Tam Otomasyona Sahip Bire Bir Mutabakata Dayalı
hızlı Mutabakat ve Transfer Sistemi TARGET (Trans-European Automated
Real-Time Gross Settlement Express Transfer System) ve Avrupa Bankalar
Birliği Takas Şirketi EBA (Euro Banking Association Clearing Company:
EBA Clearing Company) tarafmdan işletilen Euro 1 sistemi^^^ çok ülkeli
234 Yasemin Kuzu, "Küresel ödeme sistemine doğru", Active Bankacıhk ve Finans Dergisi, Yıl:7 Sayı:38 Eylül-Ekim 2004,
235
s. l.
Sözkonusu ödeme sistemleri ile ilgili olarak resmi web sitelerinden detaylı bilgi edinilebilir, http://www.cls-group.com/,
http://www,ecb.int/paym/target/html/index.en.html, http://www.ebaclearing.eu/
ödeme sistemleri arasmdadır^^^.
NEW YORK
LONDRA
TOKYO
FRANKFURT
Döviz
Piyasalan
SWIFT
MESAJLARI
USD
Muhabirleri
CHIPS
GBP
Muhabirleri
CHAPS
JPY
Muhabirleri
EXTCS^
EUR
Muhabirleri
TARGET
Ulusal
Ödeme
Sistemleri
Kanalıyla
Mutabakat
Şekil 2.9 Küresel Ödeme Sistemleri'nin İşleyişi
Kaynak: Yasemin Kuzu, Küresel ödeme sistemine doğru, Active Bankacılık ve Finans
Dergisi, Yıl:7 Sayı:38 Eylül-Ekim 2004, s. 16.
CLS, takas riskini ortadan kaldıracak olan bir bankacılık çözümü olarak dış
ticaret firmalarına hizmet vermektedir. Üç yıllık geçmişi içinde 1.3 trilyon
dolara yakın 60 milyon ticari işlemin takasını gerçekleştiren bu sistem
geleceğin mutabakat sistemi olarak görülebilir. Bu sistemin uygulanması ile
etkinlik artmakta, operasyonel zorluklar ve maliyetler azalmakta bununla
birlikte operasyon ve takas riskleri de ortadan kalkmaktadır^^^.
Ödemeler sisteminin daha iyi işleyebilmesi için Uluslararası Takas Bankası
(Bank for International Settlements: BIS) konu ile ilgili olarak 2001 yılında
ödeme sistemlerinin dizaynı ve işletilmesiyle ilgili evrensel bir çatı oluşturan
236
European Central Bank, "Large Value Payment Systems", http://www.ecb.int/paym/market/payinfr/large/html/mdex.
en.html(24 Ocak 2007)
237
"Unilever goes live with ABN Amro CLS", Trade Finance, April 2006, Vol. 9, Issue 3, s. 24. http://search.ebscohost.com/
logm.aspx?dü-ect=true&db=bth&AN=20801092&site=bsi-live (19 Mayıs 2006)
prensiplerini yaymlamıştır^^^ Uluslararası ticarette ödemeler çok önem arz
etmekle birlikte, ticaret dışı ödemeler sistemde daha da fazla yer tutmaktadır.
Bu kadar önemli bir ödeme işleminin aksamaması ancak merkez bankalarının
bu görevi kabul etmeleri ile mümkün olmaktadır. 1980 sonrası merkez
bankaları politikalarında yoğun olarak bu sistemler de yer almış ve merkez
bankaları ödeme sistemlerinin kullanıcısı, üyesi, hizmetlerin sağlayıcısı,
kamu yararını gözetecek şekilde sistemik riski azaltıcı ve günlük mutabakatı
sağlayıcı işlevleri üstlenmiştir^^^.
Ödeme sistemleri ile ilgili olarak küresel anlamda kullanılan iletişim sistemi
SWIFT'tir^^o
SWIFT, dünyadaki tüm banka ve finansal kuruluşların,
aralarındaki fon transferi işlemlerini ve her türlü mesaj gönderimlerini, veri
hatları ve uydular üzerinden, en hızlı ve en güvenli bir biçimde yapmalarını
sağlayacak bir haberleşme ağıdır^^^ SWIFT sisteminin faydalarından birisi
de belgesiz ve güvenli (teleks mesaj larmdaki şifre çözme riskinden uzak) bir
uluslararası ödeme düzeni ortaya çıkartmasıdır.
Metin standardizasyonu ve hız konusunda maliyet tasarrufii sağlamış
ve yararlılığı ispatlanmış bir yapı sunan SWIFT, bir takas sistemi değil
sadece bir haber iletişim sistemidir. Ödemelerin takası ise yabancı muhabir
bankalardaki
mahsup
hesapları
üzerinden
gerçekleştirilmektedir^^^.
SWIFT'in en büyük faydalarından birisi de her bir işlem için bahsettiğimiz
238
239
240
241
242
Sistemik Açıdan Önemli Ödeme Sistemleri İçin Temel İlkeler (Core Principles of Systemically Important Payment Systems:
(CPSIPS) adlı bu çalışmada sistemik açıdan önemli ödeme sistemlerinin güvenli ve etkin işletilmesi için uyulması gereken
on temel ilke ve bu ilkelere ilişkin olarak merkez bankalannm dört temel sorumluluğu belirtilmektedir. Pek çok ülke
merkez bankası da ödeme sistemlerinin CPSIPS ile uyumluluğunu değerlendirmekte, bu konuda gereken adımlan atmaya
çalışmaktadır.
Yasemin Kuzu, a.g.e., s. 2.
SWIFT, Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication'm baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. 1973
yılında Belçika'da 15 Avrupa ve Kuzey Amerika ülkesinden 239 bankanın bir araya gelmesi ile kurulmuş olup bugün 207
ülkeden kayıtlı bulunan 8.034 üye finansal kuruma hizmet sağlamaktadır. Günlük mesaj sayısı 11 milyon'un üzerindedir. Her
bir mesajın gideceği hedefe ulaşması 20 saniyeden az bir süre almaktadır
http://www.swift.com/index.cfm?itemJd=43232 (17 Ekim 2006)
Ali Sait, Yüksel, Bankacılık Hukuku ve İşletmesi, Marmara Üniversitesi, Nihad Sayar Eğitim Vakfı, 8. bası, İstanbul,
1997, s.
belli standartları oluşturmuş olmasıdır. Dolayısı ile dünyanın her tarafında
bu mesajları kullananlar aynı şeyleri anlamakta, aynı mesajları aynı şekilde
kullanmaktadırlar^'^^
Tablo 2.6 SWIFT Sistemi Hakkında Genel Bilgi (Ekim 2006 İtibariyle)
Toplam Mesaj Sayısı
2,365,036,618
Yıllık mesaj trafiği artışı
13.93%
Ortalama Günlük Trafik
11,246,013
Günlük ortalama mesaj artışı
13,39%
Sistem'in kesintisiz hizmet verme durumu
99.995%
Toplam Ülke Sayısı
207
Toplam Kullanıcı Sayısı
8,034
com/index.cfm?item_id=60961
Bu kadar önemli bir ödeme sisteminin hem iç hem de dış güvenliği ise
ciddi önem arz etmektedir. SWIFT sisteminin yanlış kişiler tarafından
kullanılması, her geçen gün bankaların joiksek tutarlı zararlanna sebep
olmakta ama piyasadaki prestijin ve güvenin kaybolmaması için de
kamuoyundan saklanmaktadır. Association of Certified Fraud Examiners'in
yaptığı araştırmaya göre bu tür dolandırıcılıklar Amerikan şirketlerine yılda
400 milyar dolara mal olmaktadır^"^. Ödeme sistemleri ile ilgili genel bazı
riskler şu şekildedir^"^^:
•
Sistemik risk: Sistemde ödemekle sorumlu birinin sorumluluğunu
yerine getirememesi sonucu diğer katılımcıların da yükümlülüklerini
243
SWIFT 'ten önce bankalararası iletişimde teleks, telefon ve posta kullanılmakta idi. SWIFT, bu haberleşme araçlarmı elektronik
ortama taşıyarak işlemlerin hızını arttırmıştu". Hem SWIFT hem de SWIFT dışında yapılan ödemelerde manuel müdahalenin
en aza indiği, tamamen otomatik süreçleri içeren STP (Straight Through Processing: STP) mesaj türleri ile finansal ödemeler
hesaptan hesaba nerede ise müdahalesiz olarak geçmektedir.
244 Kaya Kazmirci,Figen Ömerbeyoğlu, "Güvenli EFT ve SWIFT Ortamları", Active Eylül-Ekim 2004, s. 1.
245 Can Okay "The Drivers of The recent Payment Systems Reforms Globally" Central Bank Review Vol:4,No:2, July
2004,Ankara, s.77; Yasemin Kuzu,Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasi'nda Uluslararası Elektronik Finansal İletişim
ve Yurt Dışı Ödeme Sistemleri ile İlişkiler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Muhasebe Genel Müdürlüğü, Ankara,
Eylül 2003, s. 15.
yerine getirememesine yol açarak, ciddi likidite ve kredi problemlerine
neden olması ve sonuç olarak finansal piyasalann istikrarının
bozulması olasılığıdır.
•
Yasal risk: Yasal kural ve düzenlemelerin beklenmedik şekilde
yanlış yommlanarak uygulanması sonucu, ödeme sistemi veya
katılımcılarının finansal kayıplarla karşı karşıya kalma riskidir.
•
Operasyonel risk: Donanım somnları, yazılım soranları, insan hatası,
kötü niyetli girişimler nedeniyle sistemin bozulması ve düzgün
çalışmaması sonucu oluşacak zarar ihtimalidir.
•
Mutabakat riski: Bir ödeme sisteminde mutabakatın beklendiği şekilde
gerçekleşmeme riski, mutabakat riski olarak tanımlanmaktadır.
Mutabakat riski, kredi veya likidite riskinden oluşabilir.
•
Döviz mutabakat riski: Bir döviz cinsinin ödenmesi, ve diğerinin
alınması ile döviz işlemlerinde mutabakat sağlanmaktadır^"^^.
2.1.8.2 Uluslararası Ticarette Ödemeler
Uluslararası ticaret konusu ödemelerin büyük bir kısmı banka ödemeleri
olarak gerçekleşmektedir. Nakit, kredi kartı, çek gibi enstrümanların da
kullanılması mümkün olmakla birlikte asıl ödeme bankalararası ödemeler
ile gerçekleşmektedir. Teknolojik gelişmeler hem bu ödemelerin hukuki
altyapısının gelişmesine imkân tanımış hem de ödemelerin çok daha hızlı
ve düşük maliyetli olarak gerçekleşmesini mümkün kılmıştır. Bankacılık
sisteminde, direkt müşteri transferi ve bankalararası transferler yapıldığı
kadar özel enstrümanlar için özel ödeme kuralları da bulunmaktadır. Ancak,
tabii ki bu yeni gelişmeler de kendi risklerini oluşturmuştur.
246
Döviz mutabakat riski bir banka kendi ülke parası cinsinden ödemeyi yapıp satın alacağı dövizi, karşı taraftaki bankadan
kaynaklanan bir sorun nedeniyle alamadığında ortaya çıkar. Temel risk (principal risk) veya Herstat riski olarak da bilinen bir
çeşit kredi riski olan bu tür, 1974'te Köln'de döviz piyasalarında aktif işlem yapan Herstatt Bank'ın bir gün içinde batması ile
neticelenmiştir.
Akreditiflere ilişkin bankalararası rambursmanlar için uygulanan ve bankalar
arasındaki ödemeleri kontrol eden en oturmuş usul ve kurallar, 19.6.1981
tarihli National Association of Councils on International Banking (New York)
toplantısmdaoluşmuştur^'^^.Rambursmanlarhesapilişkisininolduğuortamlarda
direkt veya basit rambursman (direct or simple reimbursment) yöntemi ile
gerçekleştirilirken hesap ilişkisinin olmadığı bir ortamda bankadan bankaya
rambursman (bank to bank reimbursment) şeklinde gerçekleşecektir. Her ne
kadar son 20 yılda gelişen bir kavram olsa da bankalararası rambursman ilk
defa 1920'lerde Amerika'da akreditiflerle ilgili ilk düzenlemeler yapıldığında
gündeme gelmiştir^"^^.
Taiep Bankası
^ f M M ^
Rambursman
Bankası
1.
5.
2.
3.
4.
7,
6.
/
/
/'
Kredi
Belgeler
G.KabiIi Rücu Rambursman Otorizasyonu
Rambursman Sorumluluğu
Rambursman Talebi
Bedelin Ödenmesi
Paranm Borç Kaydedilmesi
Şekil 2.10 Bankalararası Rambursman İşlemi
Kaynak. Dan Taylor, ICC Guide to Bank to Bank Reimbursements under Documentary
Credits, A practical guide to daily operations, ICC, Publication No: 575, 1997, s. 14.
247
Bu konu ile ilgili MTO yayını olan Akreditifler kapsammda bankalararası rambursmanı düzenleyen 525 yayın no'lu yeknesak
kurallar ise 1 Temmuz 1996'da kullanıma başlanmıştır.
248 Dan Taylor, ICC Guide to Bank to Bank Reimbursements under Documentary Credits, A practical guide to daily
operations, ICC, Publication No: 575, 1997, s. 8-9.
Bankalararası rambursmanı düzenleyen 525 sayılı MTO yayını UCP
290 (md. 13)'e dayanmaktadır. Daha sonra 1981 yılında benimsenen ve
birçok Amerikan bankasınca kullanılan USCIB^"^^ kurallarının ardından
yayımlanan MTO 400'de bankalararası rambursmanlar hususunda daha
fazla açıklama yer almıştır. Teknolojik gelişmelerin de gözetildiği 525 sayılı
yeni rambursman kuralları ise 1 Haziran 1996'da kullanılmaya başlanmıştır.
Rambursman işleminde amir bankanın, rambursman bankasının ve talep eden
bankanın sorumlulukları ve nasıl davranmaları gerektiği hususları ve gerekli
tanımlamalar yer almaktadır^^^.
Rambursman otorizasyonu akreditiften tamamen bağımsız, amir banka ile
rambursman bankası arasında ve akreditifin diğer taraflarını ilgilendirmeyen
bir talimattır. Rambursman otorizasyonu gayri kabili rücu bir talimat özelliği
de taşımamaktadır^^^ Rambursman otorizasyonunun gayri kabili rücu olması
isteniyorsa bu durumda amir bankanın dönülemez rambursman yetkisi
(reimbursement undertaking) vermesi gerekecektir^^^.
249
USCIB, US Council on International Banking ifadesinin kısaltılmışı olup sözkonusu kurallar US Council on Intemational
Banking Guidelines and Procedures for Bank to Bank Reimbursements Under Letters of Credit şeklinde idi. Ancak USCIB,
daha sonra IPSA şeklinde isim değişikliğine gitmiş olup, yeni adı ile ilgili tüzel kişilik Intemational Financial Services
Assosiation'ın kısatiması olan IFSA ile tanınmaktadır. Detaylı bilgi için bnz. http://www.ifsaonline.org/eweb/StartPage.aspx
(4 Mart 2007)
250 URC 525, Yeknesak Kurallar, Akreditiflere İlişkin Bankalararası Rambursmanlar, MTO Yayın No: 525, 1995, Paris, Md.
2, s. 10.
251
URR 525, ICC Uniform Rules for Bank to Bank Reimbursements under Documentary Credits A Commentary, ICC
Publication No: 551, Paris, 1995, s. 12.
252 URC525, a.g.e.,s. 17.
Amir Banka
Talep Bankası
/ 4
Rambursman
Bankası
/
/'
1. Kredi
4. Belgeler
2. R a m b u r s m a n
Otorizasyonu
3 . R a m b u r s m a n Talebi
6. BedeUn Ödenmesi
5. P a r a n m Borç Kaydedilmesi
Şekil 2.11 Rambursman Üstlenme işlemi
Kaynak: Dan Taylor, ICC Guide to Bank to Bank Reimbursements under Documentary
Credits, A practical guide to daily operations, ICC, Publication No: 575, 1997, s. 17.
Şekil 2.irde görüleceği gibi, amir banka gayri kabili rücu rambursman
otorizasyonunu rambursman bankasma talimat verdikten sonra rambursman
bankası da gayri kabili rücu rambursman sorumluluğunu talepte bulunacak
bankaya kendi güvencesi ile sağlar. Bunun sağlanması için talepte bulunacak
bankanın rambursman sorumluluğuna uygun davranması
gerekecektir.
Rambursman üstlenme, birçok yönden teyitli akreditif gibi düşünülmektedir
ve çoğunlukla teyitli rambursman (confirmed) olarak isimlendirilmektedir
çünkü rambursman bankasının bu taahhütü akreditiften ayrı bağımsız bir
taahhüttür^^l
253
DanTaylor,a.g.e.,s. 16.
2.2 ULUSLARARASı
YÖNTEMLERI
TICARET
FINANSMAN
Bir işletmenin kullandığı finansman, kaynağın süresine göre kısa, orta ve uzun
süreli olarak sınıflandırılabilir. Gelişmekte olan ülkelerde yüksek enflasyon
ve risk nedeniyle uzun vadeli kredilerle borçlanma yaygın olmamakta, bu
nedenle daha çok kısa ve orta süreli finansman söz konusu olmakta, ancak orta
süreli finansman kaynakları uzun sürelilerin fonksiyonlarını icra etmektedir.
İşletmelerin dönen ve duran varlık yatırımlarına göre kullanacakları kredinin
süresi de önem arz etmektedir. Ömeğin, duran varlıkların kısa süreli borçlarla
finanse edilmesi durgunluk ve yüksek faiz dönemlerinde nakit akışını olumsuz
etkileyebilir ve firmanın başarısızlığına yol açabilir^^"^.
İşletmelerin
kaynak
temininde
birçok
hususu
göz
önüne
almaları
gerekmektedir. Ömeğin, firmaların kredi ihtiyaçlarında, kredinin vadesi,
nominal faiz oranları, vergi oranları vb. gibi değişkenler bulunmaktadır. Bu
değişkenlerin de diğer ekonomik göstergelere bağlı olduğu düşünüldüğünde
kredi kararı ve süreci başlı başına bir finansal yönetim konusu olmaktadır.
Firmaların ticari kredi kullanım talebinin analizi yapıldığında bu kredi
talebinin, büyük oranda işlem maliyetleri, finansman, operasyonel konular,
tedarikçilerin pazarlama faaliyetleri, firmanın ticari borçlara yatırımı ve firma
büyüklüğünden etkilendiği tespit edilmiştir^^^
İşletmeler satışların bir kısmını peşin olarak tahsil ederken diğer bir kısmını
ise vadeli olarak satarlar. Kredi yönetimi açısından işletmelerin 5 temel
basamağa dikkat etmesi gerekmektedir. Bu hususlar da uluslararası ticaret
254
255
Niyazi Berk, Finansal Yönetim, Türkmen Kitabevi, İstanbul, 2003, s. 223.
Barbara Summers, Nicholas Wilson, "An Empirical Investigation of Trade Credit Demand", International Journal of the
Economics of Business, Voi. 9, No.2, 2002, s. 257. https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/www.informaworld.com/smpp/ftinterface
~content=a714890771~fulltext=713240930 (2 Ocak 2007)
konusu kredilendirme işlemlerinde risk yönetiminin ciddi bir parçasmı
oluşturmaktadır. Bunlar;
•
Vadeli satış koşullarının belirlenmesi. Alıcıya tanınacak süre ve peşin
satışlarda nakit Iskontosunun uygulanıp, uygulanmayacağı hususu.
•
Ödeme araçları veya teminatın belirlenmesi. Açık hesap usulü mü
takip yapılacak, yoksa çek veya senet karşılığı mı?
•
Müşterinin ödeme gücüne ilişkin araştırmanın yapılması ve farklı
müşterilere satış yaparak riskin sınırlandırılması^^^
•
Müşteriye verilecek kredi limitinin belirlenmesi. Burada kurumsal bir
strateji belirlenmeli ve az sayıda hüyük müşteriye ya da çok sayıda
küçük müşteriye kredi kullandırılabilir.
•
256
Sunulan kredinin vadesinde tahsili de önem arz etmektedir.
Muştenlenn ödeme gücü veya piyasa istihbaratı için gelişmiş ülkelerde farklı finansal hizmetler sağlayan kurumlar
bulumnaktadır. Bu kurumlar artık sadece bulunduklan ülkede değil, tüm dünyada hizmet verir hale gelmişlerdir. Ömeğin
ABD de Dun and Bradstreet isimli kurum (http://www.dnb.com) bu tür hizmetleri vermektedir.
FİNANSMANI
İTHALATIN
FİNANSMANI
İHRACATIN
FİNANSMANI
KISA VADELİ
İHRACAT
FİNANSMANI
SLVKİVATÖNCLSİ
FİNANSMAN
ORTA VL UZUN
VAD. İHRACATIN
FİNANSMANI
İTHALAT
ÖNCESİ
FİNANSMAN'
fSEVKIYAT ÖNCESl'l
FİNANSMAN
Anahiü.:- ıcsIimi jjmJ. l'in.
Nkık-icvh. Ihv. l-in.
Üe\!Vtliid>iiirl/r
KlİImMLİiI.C
İTHALAT
SONRASI
FİNANSMAN
Trıuiıiîüü işleri \ \n.
Mii:jc.\ irlik hi/.nıetlcri Fin.
Akreditif Kredisi
Gayri Nakdi Kredi
Nakdi Kredi
Vesaik mukabili Ödemede
ithalat kredisi
Poliçe ödemesi
Leasing Finansmanı
PivfİMütısiT.iij;
SEVKIYAT
SONRASI
FİNANSMAN
SEVKIYAT
SONRASI
FİNANSMAN
Rehin Senedi
Vesaik mukabili ödemede
ithaJat kredisi
Vadeli poîiçeli
Mal mukabili ödemede
ithalat kredisi
Aval ve Kabu! kredisi
^aticî kredisi
Alıcı kredisi
Forfaiting yoluyla finansxnan
Akreditif kredisi
İştira veya İskonto Kredisi
Vesaik mukabili avans
Konsinye ihracat mukabili
Alıkonulan para kaî-ştbğı avans
Faktoring yoluyia finansman
1.
Şekil 2.12 ihracatın ve İthalatın Finansmanında Kullanılan Yöntemler
Kaynalc Onursal, Erkut, "Dış Ticaretin Finansmanı", lıttp://www.foreigntrade.gov.tr/ead/
DTDERGI/elcim98/distic.lıtm (16 Aralılc 2005)
işletmeler vadeli satış yapmak durumundadır. Vadeli satış ise riskli bir
işlemdir. Satış yaptığınız taraf ödemeden ortadan kaybolabileceği gibi, bazıları
da istemeden iflas edebilir. Bu durumda satıcı kredi kaybına uğrayacaktır.
Ana para ve faiz işletmeye dönmezse satıcı ödememe (default) riskine maruz
kalmış olacaktır.
Uluslararası ticaret ile uğraşan bir firmanın en basit hali ile 5c kuralını
kullanarak da olsa bir kredi ve risk yönetimi uygulaması gerekmektedir.
Karakter
(character),
kapasite
(capacity),
kapital
(capital),
koşullar
(conditions) ve teminatlar (coUeteral) 5c'yi oluşturmakta ve bunların içinde
en çok önem arzeden karakter ve kapasite olmaktadır. Karakter ve kapasitesi
iyi olan müşterinin öz sermayesi düşük de olsa kredilendirmesinde önemli bir
sakınca bulunmamaktadır^^^.
Şekil 2.12'de hem ithalatçı hem de ihracatçı açısından kullanılmakta olan
finansman
yöntemleri yer almaktadır. Her bir
finansman
yönteminin
ülke mevzuatına ve teamüllerine göre farklı uygulamaları söz konusu
olabilmektedir. Teorik olarak çok farklı alternatifleri olan bu
finansman
yöntemlerinin bazıları daha fazla kullanılabilmekte veya her bir enstrüman
kendi içinde de farklılaşarak, bir enstrümanın belli bir şekli neredeyse o
enstrümanın tamamına hâkim olabilmektedir.
2.2.1 Akreditif
Akreditifler (documentary credits/ letter of credits) ilk olarak "traveler's letter
of credit" adı ile yanında para taşımak istemeyen tacir ve gezginlerin ihtiyacını
karşılamak amacıyla 18. yüzyılda kullanılmıştır. Ancak ilk oluşum sürecine
257
Niyazi Berk, a.g.e., s. 231.
bakıldığında rönesans ve reform dönemlerinde gerçekleştiği görülmektedir^^l
Buna göre, ilgili tarafın bankasına yatırdığı para karşılığında mektup formunda
düzenlenmiş ve muhabir veya acenteleri nezdinde ödenmek üzere akreditif
metni hazırlanırdı. Lehtar parasını muhabirden alır, aldığı bu tutar da metnin
arkasına işlenirdi ve ödenen tutar ile masraflar için akreditif bankasının
üzerine poliçe keşide edilirdi. Bu ilişkiye bakıldığında bir krediden çok ödeme
özelliği ön plana çıkmaktadır.
Akreditiflerin poliçeli işlemlerle birlikte modem yapıya geçişleri 19. yüzyılın
başlarına rastlamaktadır. İlk olarak 1840'larda Londra'da bankalar arasında
uluslararası ticaret işlemleri ile ilgili olarak kullanılmıştır^^^. Akreditiflerle
ilgili çok kapsamlı ilişkiler söz konusudur. Akreditif tarafları arasındaki
ilişkiler Şekil 2.13'teki gibi gösterilebilir.
Şekil 2.13'te gösterilen durum akreditif mekanizmasının işlemesindeki
tarafların sorumluluklarından bazılarını içermektedir. İşlemin niteliğine göre,
iskonto, faktoring, forfaiting ya da peşin ödemeli akreditif vs. gibi farklı
alternatiflerle çeşitlendirildiğinde bu ilişki ağı daha da karmaşıklaşacaktır.
Tüm bu karmaşık ağın "uygunluğu"nun tespiti ise 4C^^^ formülü kapsamında
yapılmalıdır.
258
Kent McKeever, Boriana Ditcheva, The Circular Letter of Credit, http://library.law.columbia.edu/ CircularLetterOfCredit/
mainPage.html (3 Ocak 2007)
259
260
AbdurrahmanÖzalp,a.g.e.,ss. 370-373.
, , . ,
,
.
- A
Completeness (akreditif şartlarına göre sayıca tamlık). Consistency with each other (Belgelenn kendi aralarında uyum içinde
olmaları), Conformity with credit terms (Akreditif şartlarına uygun olmaları), Compliance with UCP (Yeknesak kurallar a
uygun olmaları).
AMİR
BANKA
MUHABİR
BANKA
ihbar
Ödeme/kabul/iştira
Teyit
Kullanım yeri
Rambursman
Masraf
B e l g e Gönderimi
Kredi tesisi
Teminat
Açık v e net talimat
Rezer\' kaldırma
U y g u n belgeler
Ödeme
İHBAR
BANKASI
GÖREVLİ
BANKA
RAMBURSMAN
BANKASI
Akreditif kullanımı
Değişikliky'Rezerv/Düzeltme
Rezer kaldırma/Ödeme
Rezervli belge gönderme
U y g u n belge karşıhğı ö d e m e
ihbar
Doğruluğu
belirleme
Ödeme / Ödememe
Geç ödeme
Faiz, masraf
Amir bankaya rücu
U y g u n Olmayan Belgeler
Satım Sözleşmesi
Akreditif Şekli
Teslim Şekli
İstenen Belgeler
Belgeleri düzenleyecek taraflar
Masraf ve komisyonlar
Akreditif açılma zamam
AMİR
LEHTAR
Değişiklik/Rezerv/Düzeltme /
Ö d e m e /TeyityDeğişiklik teyiti
KuUîmım/ibraz
TEYİT
BANKASI
Şekil 2.13 Akreditif tşlemlerindeki Taraflar ve İlişkileri
Kaynak: Abdurrahman Özalp, Uluslararası Yeni Kurallar Işığında Dış Ticarette Teslim
ve Ödeme Şekilleri Genel ve Bankalar Uygulaması, Türkmen Kitabevi, İstanbul, 2004,ss.
91-92.
Akreditif türleri yapısal veya ödeme türleri itibariyle farklı şekillerde
sınıflandırılabilir. Yapısal bakımdan incelendiğinde akreditifler farklı
şekilde tasnif edilirken ödeme şekilleri itibariyle daha farklı şekillerde
sınıflandırılmaktadır. Akreditifler aynı zamanda hem yapısal özellikleri hem
de ödeme şekillerinin bir bileşimi olarak var oldukları için gerçek uygulamada
çok fazla alternatifler söz konusu olabilecektir.
Belgeli kredi olan akreditifler, genel kabul görmüş resmî enstrümanlar
olmakla birlikte birçok ülke mevzuatında yer almamaktadır. ABD'de Uniform
Commercial Code, Article 5'de olduğu gibi geniş kapsamlı düzenlemeler çok
nadir bulunmaktadır^^^
261
Uniform Commercial Code Article 5, Letter of Credit, http://www.law.comell.edU/ucc/5/overview.html (30 Aralık 2006)
Belgesiz (Clean)
•
Ticari (Commercial)
Teminat Akreditifleri (Standby Letter
of Credits)
Dönülebilir Alcreditifler (Revocable)
Dönülemez Akreditifler (Irrevocable)"
Dönülemez Teyitli Akreditifler
(Irrevocable Confirmed)
Devamlı ve yıllık yenilenebilir
(Evergreen and annually renewable)
iI'
Vadeli Aki-editifler (Defeired)
Kabul Kredili Akreditifler (Acceptance
Credits)
••
!
Kanşık Ödemeli Akreditifler (Mix
Payment)
>
Rotatif (Revolving)
Devredilebilir Akreditifler
(Transferable)
J'
•
I
İştira Akreditifleri (Negotiable)
Karşılıklı Akreditifler (Back to Back)
Şekil 2.14 Yapısal ve Ödeme Türleri İtibariyle AkreditiJBer
Kaynak: Abdurrahman Özalp, Uluslararası Yeni Kurallar Işığında Dış Ticarette Teslim
ve Ödeme Şekilleri Genel ve Bankalar Uygulaması, Türkmen Kitabevi, İstanbul, 2004
(Yararlanılarak Çizilmiştir)
Akreditifler özelliklerine göre farklı yapılar arz edebilmektedir. Ömeğin,
ticari vesikalı bir kredi ile standby akreditif ödemesi arasında ibrazı gereken
belgeler açısından farklılıklar mevcuttur. Standby akreditifte lehtar, ödeme
için bir talepte bulunmalı ve bu talepte amirin işlemle ilgili sorumluluklarını
yerine getirmediğini ifade etmeli ve buna ilişkin belgeleri sunmalıdır^^^.
Akreditiflerin bir finansal enstrüman olarak ödeme garantisi şarta bağlıdır. Bu
noktada, belge riski (documentary risk), banka riski ve performans riski ilk
düşünülmesi gereken hususlardır. Dolayısı ile bir akreditifin varlığı ödemenin
262
Rolf A. Schütze, Gabriele Fontane, a.g.e., s. 1-17.
garantisi anlamına gelmemektedir ve tam tersine birçok akreditif aslında amir
"ödemek" istediği için ödenmektedir^^l
2.2.2 Kabul Kredisi
Tanım olarak, banka kabulü (bankers' acceptance / acceptance credit), o
banka üzerine keşide edilen (çekilen) vadeli bir poliçenin bankaca kabul
edilmesi ve böylece poliçe bedelinin poliçe vadesinde ödeneceğinin bankaca
garanti altına alınması anlamına gelmektedir. Banka kabulünün itibarı, poliçe
keşidecilerinin, borçlular yerine bankalarının veya muhabirlerinin kabullerini
tercih etmelerinden kaynaklanmaktadır. Poliçeyi kabul eden taraf banka
ise buna banka kabulü denir ve banka kabulleri muteber bir kredi vasıtası
sayılmaktadır. Bir bankanın üzerine poliçe çekilmesi ve bu poliçenin kabul
edilmesi, daha önceden banka ile müşteri ve muhabir arasında bir kredi
ilişkisinin varlığını gerektirmektedir. Kabul kredisi, vesikalı (documentary
acceptance) ve vesikasız (clean acceptance) olarak ikiye ayrılmaktadır. İşlemin
özelliğine göre farklı riskler ve dikkat edilecek hususlar bulunmaktadır
i) Vesikalı Kabul
Vesikalı
Kabul,
(documentary
acceptance)
bir
akreditif
işleminde
gerçekleşmektedir. UCP'ye göre amir banka, ibrazı şart koşulan belgeler
karşılığında lehtara ödeme yapmakla birlikte lehtarm çektiği poliçeyi kabul
etme taahhüdü de vermektedir^^^ Amir banka kendi yükümlülüğündeki
poliçe kabul etme fiilini lehtarm ülkesindeki bir muhabir banka aracılığı
263
Ron Wells, Global Credit Management: An Executive Summary, Hoboken, NJ, USA: John Wiley, & Sons, Incorporated,
2004, s. 40. http://site.ebrary.com/lib/uludag/Doc?id= 10113919&pgg=54 (12 Ağustos 2006)
264 Bankers' Acceptances, Comptroller's Handbook, September 1999, s. 3. http://www.occ.treas.gov/handbook^accept pdf
(13 Aralık 2005)
265 UCP 500, a.g.e., md. 2, s. 10.; UCP 600, a.g.e. article 7a.iv, s.4.
ile de sağlayabilir. Teyitli kabul kredili akreditiflerin özünde bu kabullerde,
satıcının malı sevk ettikten sonra teyit bankası üzerine keşide ettiği poliçeyi
sevk vesaiki ile birlikte teyit bankasına ibrazı yer almaktadır. Vesaik akreditif
şartlarına uygun ise teyit bankası poliçeyi kabul eder ve lehtara iade ederken
vesaiki de amir bankaya gönderir ve aynı anda poliçeyi kabul ettiğini, kabul
tarihi ile vadesini bildirir.
Şekil 2.16'da görüleceği gibi, elinde banka kabuUü poliçe olan bir lehtarm
iki alternatifi bulunmaktadır. Ya bu poliçeyi vade sonuna kadar portföyünde
tutacak ve vade sonunda kabul eden bankaya ibraz ederek nakde çevirecektir.
Ya da iskonto imkânını kullanacaktır. Iskonto imkânı ise akreditife teyit
ekleyen veya poliçeyi kabul eden banka ya da bu bankanın riskini alacak
başka bir bankada mümkündür^^^
266
İskonto işlemlerinde poliçe bedelinden iskonto faizi düşüldükten sonra kalan net tutar ödenir. Akreditif şartı gereği eğer
iskonto masrafları alıcıya ait ise o zaman iskonto edilen poliçe bedelini kesintisiz alır. Kabul edilen poliçeyi iskonto eden banka
aslında kendi ödeme taahhüdünü iskonto etmektedir. Tüm bu iskonto işlemlerinde keşideciye rücu hakkı bulunmamaktadır.
İskonto masraflarının alıcıya ait olmadığı durumlarda, satıcı genelde iskonto masrafını poliçe tutarına dahil etmektedir.
n ).Satış S ö z l e ş m e s i
4
-1
4
^^1
(5)Mfii Yükleme
(7).Vesaik Points
iWcWcc
"Kabul Hüikli'
(î2).Ödeme;Kahul
Şekil 2.15 Banka Kabulü'nün İşleyişi
Kaynak: Bankers'Acceptances, Comptroller's Handbook, September 1999, http://www.occ.
treas.gov/handbool<ybaccept.pdf, s. 33, (13 Aralık 2005)
Eğer teyit bankası ya da kabul bankası poliçeyi Iskonto ederse yine aynı şekilde
ya vade sonuna kadar elinde tutacak ve vadesinde amir bankadan ödeme
isteyecek ya da poliçeyi kabul piyasasına sürerek elden çıkaracaktır. Poliçe,
vadesinde kendisine ibraz edilince aynı şekilde muhabir bankanın hesabını
borçlandıracaktır^^^. Tablo 2.16'daki iş akışına bakıldığında bu işlemlerin
teyitli kabul kredili akreditif işlemi çerçevesinde ele alındığı görülmektedir.
Eğer teyitsiz bir akreditif kabul kredili olarak işlem görecekse, poliçe lehtar
tarafından amir banka üzerine keşide edilir ve amir banka tarafından kabul
edilir. Bu durumda, satıcı yani lehtar başka bir ülkedeki bankanın riskini
almaktadır. Bu riski almamak için genelde satıcılar kendi ülkelerindeki
bankaların teyitini talep ederler^^^
Banka Kabullü
Poliçe: Lehtar
Teyit/acabul Bankasına ibraz
ederek iskonto ettir
Vade sonuna kadar
poliçeyi tut, vadesinde
ibraz ve tahsil et.
Teyit/kabul bankası vade
sonuna kadar elinde tutar
vadesinde amir bankadan
tahsil eder.
TEYİT BANKASI
FİNANSMANI
Üçüncü bir bankaya ibraz
ederek iskonto ettir.
Poliçeyi kabul
piyasasındaki yatn-uncılara
sunar ve vadesinde amir
bankadan bedelini ister.
İSİMPRESTİJİİLE
KOMİSYON KARŞILIĞI
YÜKÜMLÜLÜK
Şekil 2.16 Banka KabuUü Poliçe Lehtarmın Banka Kabulü İşlemindeki Durumu
Kaynak: Bankers'Acceptances, Comptroller's Handbook, September 1999, http://www.occ.
treas.gov/handb00kl3accept.pdf, (13 Aralık 2005) (Yararlanılarak çizilmiştir.)
267
Teyit bankasmın akreditife verdiği teyit muhtemel bk yükümlülüktür (contingent liability) Esas taahhüt ise vesaik ile birlikte
poliçenin ibraz edilmesi ile olur (actual liability).
268 Haluk Erdemol, a.g.e., s. 86.
ii) Vesikasız Kabul
Vesikasız kabul, (clean acceptance) akreditif işlemi dışında, ticaretin
finansmanında fon yaratıcı bir araç olarak kullanılmaktadır. Özellikle ABD
bankaları kredi limiti tanıdıkları muhabirlerine otomatik finansman kolaylığı
sağlayarak çok kısa sürede ve basit bir şekilde fon oluşturabilmektedir^^^
Buna ise banka kabulü oluşturma (creation of bankers' acceptances) denen
bir finansman işleyişi aracılık etmektedir^^^.
Banka kabulünü oluşturan muhabir banka bu kabulü bir yatırımcıya satarak
bedelini amir bankanın hesabına Iskontolu olarak geçer. Bu bedel de amir
banka tarafından D/A komisyonları düşülerek ihracatçıya ödenir. Bu tür ödeme
sonucunda vadesinde ihracat bedeli tahsil edilemezse amir banka ihracatçıya
rücu eder. Tüm bu işlemler gerçekleştirilirken bankaya, ülkeye, ülke riskine
bağlı olarak bir marj (spread) üzerinden iskonto faizi uygulanmaktadır. Ülke
itibarı ve kredi değerliliği de poliçe iskonto faiz oranını belirleyen unsurların
başında gelmektedir.
Kabul piyasası özellikle gelişmiş ülkelerde bu işi yapan yani banka kabullü
poliçeleri alıp satan dealerlar aracılığı ile yapılmaktadır
Banka avali ise müşteri üzerine keşideli bir poliçeye bankanın aval vermesi
ile gerçekleşir. Banka kabulü ile banka avali arasındaki fark; kabulde banka
poliçenin doğrudan borçlusu, avalde ise borçlunun kefilidir. Her iki halde de
poliçe bedeli bankanın ödeme garantisi altındadır. Aval veren banka, poliçe
269
270
Bankers' Acceptances, a.g.e., s. 3.
Çok kısaca, aralannda line bulunan iki bankadan amir bankanın boş poliçe formlannı muhabirine göndermesi ve acil iskonto
talebi olan ihracatçmın işlemlerini görmek için muhabir tarafından boş poliçelerini doldurularak banka kabulü oluşturması ve
aynı zamanda Iskontosunu yaparak iskontolu tutar üzerinden muhabir hesaplara alacak geçihnesi talimatı veribnesi şeklinde
olmaktadır.
271 Bankers'Acceptance, a.g.e., s. 14.
lehtarma karşı poliçe borçlusu adına ödeme garantisine girdiği için gayri nakdî
bir kredi limiti tahsis etmesi gerekmektedir. Bu kredinin adı da genelde kabul
kredisi olmaktadır. İthalatçı ile bankası arasında kredi ilişkisinin olmadığı
bir durumda banka avali veya kabulü şartı içeren tahsil talimatları işlemleri
geciktirecek ya da olumsuz hale getirecektir. Bankalar bazen muteber bir
firmanın kabul etmiş olduğu poliçeyi de avalsiz olarak iskonto yapabilirler.
Bu durumda poliçe borçlusu kendi itibarını kullanmakta ve aval komisyonu
ödemek zorunda kalmamaktadır.
2.2.3 Forfaiting
Forfaiting,
ilk
defa
II.
Dünya
Savaşından
sonra
ABD'nin
Doğu
Avrupa Ülkeleri'ne hububat ihracatında, İsviçre bankaları aracılığı ile
gerçekleştirilmiştir. Daha sonraki uygulamalarında ise sermaye malları
ticaretinde kullanılan, orta vadeli bir finansman yöntemi olarak yerini almıştır.
Uluslararası ticarette ise genellikle ihracat işlemlerinden oluşan vadeli
alacakların, lehtarma rücu edilmeyecek şekilde satın alınması, bir başka
deyişle, alacağın iskonto edilerek devralınması, bakiyenin ise ihracatçıya
ödenmesine denilmektedir. Forfaiting, Fransızca bir kavram olan a forfait
(toptan, ötürü, hakların bir başkasına bırakılması)'den gelmektedir^^^. Faiz
oranlarında ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar, transfer riski, sigorta
primlerinin yükselmesi, ihracat kredi sigortası ve garanti şartlarının sınırlayıcı
hale gelmesi gibi nedenler bu piyasanın daha da gelişmesinde etkili olmuştur^^^.
En basit tanımı ise; bir riskin bir ücret karşılığında iskonto edilmesidir^^"^.
Uluslararası ticaret alanındaki tanımı ise; özellikle mal ve hizmet ihracatından
272
İlhan Uludağ, Erişah Ancan, a.g.e., s. 357.
273
Erkut Onursal, a.g.e., s. 347
274
Howard Pahner, Structured Trade and Commodity Finance, Euromoney books, London, 2002, s. 30.
kaynaklanan ve gelecekteki bir tarihte vadesi dolan yükümlülüklerin daha
önceki )aikümlülük sahiplerine rücu hakkı bırakmaksızın satmalmmasıdır^^^
Forfaiting işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için konusuna hâkim, rizikoları
üstlenebilecek uzman personele ihtiyaç bulunmaktadır. Vadeli satış yapan
ihracatçının bu enstrümanı kullanmasmdaki neden; ödemeler ile ilgili tüm risk
ve sorumlulukların forfaiting şirketine (forfaiter) aktarılmasını sağlamaktır.
Gelecekteki alacaklarını nakde çevirerek, satıcı, açmış olduğu krediyi hemen
nakde dönüştürmektedir. Forfaiting işlemi için alacağın belgesi olan poliçe,
bono (emre muharrer senet) esas belgeler olarak kullanılmakla birlikte
akreditifler veya defter alacakları (book receivables) m da forfaitere devri
mümkün olabilmektedir.
Malların teslimi ile ödeme tarihi arasındaki süre farkı nedeni ile vadeli ödemeli
bir akreditif forfaiting işlemi için en uygun kredi şeklini oluşturmaktadır.
Vadeli ödemeli bir akreditifte ödeme, daha sonraki bir tarihte gerçekleştiği
halde, vadeli ödemeli bir kredi akında vadeden önce lehtara yapılan ödemeye
ilişkin tartışma^^^ ve risk unsurları bulunmaktadır^^^. Forfaiter açısından borç
araçlarının üzerinde garanti veya aval olması senetlerin ödenmemesi halinde
forfaiter'in güvencesini oluşturur. Diğer taraftan, garanti ve aval yolu ile
iskonto edilen kıymetli kâğıtların ikinci piyasada alım-satımı kolaylaşmış
olacaktır.
275
276
Howard Palmer, International Trade Finance: A Practitioner's Guide, a.g.e., 1995, s. 47.
Bazı mahkemeler ve yorumcular vadeden önce ödemeye bankanın sorumluluklarmı yerine getirdiği bir ödeme olarak
bakmakta iken bazılan da bunu bir kredi kapsamında performansı yerine getirme değil de bir tür lehtara verilen kredi olarak
değeriendirmektedir. Eğer bu ödeme kredi olarak değeriendirilü-se, lehtann akreditif kapsamındaki talebi devam edecektir.
Vadeden önce yapılan bu ödemeyle ilişkili tartışmaya yol açan farklılık önem arz etmektedir. Atanan banka kredinin ödeme
tarihinde amir bankadan rambursmanı temin etmek durumundadır.
277 Rolf A. Schütze, Gabriele Fontane, a.g.e., s. 19-20.
Forfaiting'de satıcı, ihracat işlemini gerçekleştirmeden önce sözleşme
içerisinde satış şartları olarak ödemenin vadeli olacağı ve banka aval veya
garantili poliçe-bono tanzimi yolu ile gerçekleştirileceğini eklemelidir. Uygun
borç belgelerini bankasına ya da faktoring şirketine devreden ihracatçı artık
aradan çekilmekte ve ithalatçının bankasının gayri kabili rücu, şartsız ödeme
taahhüdünün lehtarı faktoring şirketi olmaktadır. Satıcıya rücu ancak yasal
olmayan ödeme, sahte doküman, şartlara uymayan malların sevk edilmesi gibi
istisnai durumlarda söz konusu olabilir. Bu şekilde ihracatçı vadeli alacağını
forfaiter adı verilen kuruma bir iskonto oranı karşılığında ve vazgeçilmez bir
biçimde satarak kendini finansa etmiş olur^^^
278
Sadi Uzunoğlu, Yeni Finansman Teknikleri, Strata, Genişletilmiş 2. Baskı, İstanbul, 1998, s. 28
Tablo 2.7 Forfaiting Yönteminin Taraflar için Avantaj ve Dezavantajları
İHRACATÇI için Avantajlar
Genelde sabit bir iskonto oranı
uygulanmakta, ihracatçı için sabit faizli bir
finansman imkânı sağlamaktadır. Faiz riski
yoktur.
Vadeli satış likiditeye dönüşmekte, banka
borçlanması azalmakta, yeni yatınmlar için
ka3mak oluşmaktadır.
Finansman gayrikabili rücu olduğu için
"ödenmeme riski" bulunmamaktadır.
Forfaiter, ticari risk, transfer riski, ve
kur riski'ni ortadan kaldırdığı için kredi
sigortasına gerek kalmamaktadır.
İhracatçının, ithalatçı, ülke, banka hakkında
istihbaratına gerek kalmamakta, bu işleri de
forfaiter üstlenmektedir.
Forfaiting, ihracatçının talep ettiği ürün ve
ülkeler için kullanılabilir, ihtiyacına göre
farklı finansman yöntemlerini her zaman
kullanma hakkma sahiptir.
Forfaiting finansman maliyeti bilindiği için
ithalatçıya yüklenilebilmektedir.
Bilanço'da alacaklar gözükmediği için kredi
temini kolay olabilmektedir.
İHRACATÇI için Dezavantajlar
İhracatçı, alacağı temsil eden bono,
poliçe, garanti ve aval hususunda
forfaiter'e geçerli belgeleri ibraz etmekle
sorumludur. Dolayısı ile ithalatçının
ülkesinde geçerli, mevzuata uygun
belgeleri sağlayabilmelidir. (Ancak
uygulamada bu husus da yine forfaiter'e
yüklenmektedir.)
Forfaiting diğer borçlanma yöntemlerine
göre daha maliyetli olabilmektedir,
çünkü tüm riskleri forfaiter üstlendiği
için marj daha fazla olmaktadır.
İTHALATÇI için Avantajlar
İTHALATÇI için Dezavantajlar
Alıcı için de forfaiting maliyeti sabit maliyet
niteliğindedir, ödemelerini yine vadesinde
yapacağı için ithalatçının kendi bankasındaki
kredisi (credit line) (aval ve garanti gibi
gayri nakdî krediler hariç) daha az olacaktır.
İthalatçımn kredi limitindeki azalma.
Yüksek maliyet
Borç araçlarının mutlak bir borç
belgesi olması ve malla ilgili olmaması
nedeniyle ödemeyi bağlamaması riski^
FORFAITER
için Avantajlar
Marjlar nedeni ile elde edile getiri
İkincil piyasada değerlendirme imkânı
FORFAITER
için Dezavantajlar
Ödemelerde gecikme olursa forfaiter'in
rücu edeceği bir yer bulunmamaktadır.
Forfaiter, tüm fon sağlama, faiz, kur,
ülke, ticaret kısıtlamalan vb. risklerini
üstlenmektedir. Bu nedenle bu risklerden
kaçınacak yöntemler de geliştirilmesi
gerekmektedir^.
GARANTÖR için Avantajlar
Faiz geliri ve ücret
GARANTÖR için Dezavantajlar
Garanti ettiği borcu ödeme
yükümlülüğü. İthalatçı ve ihracatçının
sözleşmeden doğan sorunları ödemeyi
Kurumlar-Araçlar), 2. baskı, Beta Yay. Kasım, 2001, ss.360-364-367. Ah Taşpolat,
Uluslararası Bankacılık ve Dış Ticaret, Erol Ofset, 2005, İstanbul, ss. 547-554. (Yararlanılarak
çizilmiştir.)
Forfaiting, 6 aydan 10 yıla kadar (genelde iki-beş yıl) ve 100 bin USD-100
milyon USD aralığında gerçekleşebilmektedir. Forfaiting ile ihracatçı kârını,
ithalatçı ise maliyetini bilmektedir. Forfaiting ile alacağını vadesinden önce
tahsil edeceğini bilen ve planlayan firma, zaten poliçe ve bonolara ait iskonto
bedellerini de maliyete dâhil etmektedir. Forfaiting işlemlerinde, iskonto oranı
ve süresini belirleyen hususlar; alıcının bankası, ülkesi, banka ve ülkenin kredi
değerliliği, işlemin döviz cinsi, para ve döviz piyasalarının genel durumu gibi
faktörler olmaktadır. İskonto işlemi sabit oranlı(straight discount basis) ve
verim esaslı iskonto(discount to yield basis) olmak üzere iki şekildedir^^^.
Forfaiting'de
satıcının maliyeti, ödeyeceği taahhüt ücreti
olmaktadır.
İhracatçı, ödemeler için forfait'den işlem daha tamamlanmadan bir kaç ay
önce fon ayırmasını talep ederse, taahhüt ücreti tayin edilir. Bu ücret, genelde
iskonto edilen borç araçlarının yazılı değerlerinin yıllık yüzde 1.2'sine
tekabül etmekte olup genelde 6 aya kadar taahhüt ücreti (commitment fee)
ödenmektedir. Forfaiting işleminde 4 taraf bulunmaktadır. Bunlar ihracatçı,
ithalatçı, forfaiter (iskonto eden kurum) ve garantör banka olmaktadır^^^.
279
Sabit oranlı iskonto'da borç araçlan iskonto edilirken nominal oran kullanılır. Verim esaslı iskonto'da ise oran, bankanın ya da
faktoring şirketinin fon tedarik maliyeti ve beklediği kan yansıtır. Satıcı için değişen bir durum yoktur, çünkü her iki durumda
da iskonto oranını satış fiyatına eklemektedir.
280 Erkut Onursal, a.g.e., s. 349.
2.2.4 Faktoring
Faktoring
bir
alacak
temlik
yöntemi
olarak
M.Ö.
400'lü
yıllarda
Mezopotamya'da yapılmış ve daha sonraları Babil, Fenike, Roma ve Orta Çağ
bankerlerinde uygulanmıştır^^^ İlk defa, İngilizlerin yün ürünlerini konsinye
satıp, alıcıların ödeme garantilerini faktör adı verilen kuruluşlara sattığı
14. yüzyılda İngiltere'de gerçekleştirilmiştir. İlk modem uygulamalarına
1830'larda ABD'nin, İngiltere'den yaptığı tekstil ithalatı ile başlamış ve
1960'lardan itibaren de yaygın olarak kullanılan bir finansman yöntemi
olmuştur^^^. Alman bankerler tarafından da denizaşırı ülkelerdeki temsilcilikler
(factorein) aracılığı ile bu tür işlemlerin yapıldığı bilinmektedir.
Faktoring, yine forfaiting'e benzeyen bir finansman yöntemi olmakla
birlikte kredili satış yapan firmaların satışlarından doğan 90-120 gün vadeli
alacaklarının faktör veya faktoring adlı finansal kurumlara satılmasıdır.
Alacağın tahsil edilememesi durumunda faktör'ün ihracatçıya rücu hakkı
bulunmamaktadır.
Faktoring işlemi için satış yapan firma faktoring kuruluşuna başvurur. Faktoring
şirketi firmanın faaliyet alanı, müşterileri vb. bilgileri değerlendirerek kredi
değerliliğine bakar ve bir sözleşme çerçevesinde kısmen ya da tamamen (mal
ve ülke bazında) firmanın alacaklarını devralır. Satıcı firma, alacak senetlerini
ve sevk belgelerini, alacağın devrini tevsik eden bir form ile faktoring
şirketine verir. Bu form faktoring şirketi ve satıcı tarafından imzalanır ve
işlem tamamlanmış olur^^l
281
282
İlhan Uludağ, Erişah Ancan, a.g.e., s. 342.
Erkut Onursal, "Dış Ticaretin Finansmanında Faktoring ve Falitoring'in Hulculd Çerçevesi" Dış Ticaret Dergisi, Temmuz
2001, http://www.foreigntrade.gov.tr/ead/DTDERGI/tem2001/faktoring.htm (13 Mart 2006)
283 Faktoring işleminde de dört taraf bulunmaktadır. İhracatçı, factor, ithalatçı ve muhabir factor (istihbarat ve tahsilat yapacak
kurum). Faktoring sözleşmesi kapsamında tüm detaylar belirlenir. Faktoring sonucunda, komisyon ve faiz (iskonto) oluşur.
Komisyon, kredi riski ve diğer faktoring hizmetleri karşılığı satışların yüzde 3'ü kadar alınan bir ücret, faiz ise vadeden önce
ödenen satış bedelinden uluslararası piyasada faiz oranına yakın uygulanan bü- iskonto oranıdır
Faktoring, ihracatçı açısından, mal bedelini tahsil edememe riskini faktöre
devretmekte, satış pazarlarını genişletmekte, alıcısına vade tanıyarak rekabet
gücünü arttırmakta ve bu şekilde mal mukabili ödeme ihracatçı için risksiz bir
ödeme şekli olabilmektedir. Dolaylı etkisi ise, şirket bilançosunun daha nakit
hale gelmesi, muhasebe kayıtlarının idaresinin kolaylaşması, alacak takibine
ve kredi kontrolüne gerek olmamasıdır. Bu şekilde firma, nakit akışını net bir
şekilde yapabilecektir.
Faktoring, bir kredi tekniği olarak üç temel fonksiyonu yerine getirmektedir.
Bunlar finansman, hizmet ve risk üstlenmedir. Finansman ve hizmetin yanı
sıra riskin de üstlenildiği faktoring işlemleri "gerçek faktoring" olarak
adlandırılmaktadır^^"^. Faktör kuruluş açısından ise komisyon ve faiz gelirleri
asıl amaç olmaktadır. Faktoring çeşitleri^^^
•
Coğrafi
alan
itibariyle
yerel
ve
uluslararası
(domestic
and
intemational)
•
Geri dönülebilirlik açısından; dönülebilir (recourse) ve dönülemez
(recourse)
•
Açık ve gizli (disclosed: faktör kuruluşun adı faturada yazılı,
undisclosed/confidential)
•
Geleneksel ve zahiri (old-line: faktör normal riski üstlenir ve finansman
fonksiyonunu gerçekleştirir) recourse: faktör risk üstlenmiyor, sadece
idari işleri yürütüyorsa olur. Uygulamada, daha çok geleneksel
•
284
285
faktoring kullanılmaktadır.
Vadeli ve iskontolu (maturity: ihracatçı, faktörden aylık kredili
Niyazi Berk, a.g.e., s. 239.
Ali Taşpolat, Uluslararası Bankacılık ve Dış Ticaret, Erol Ofset, 2005, İstanbul, ss. 559-561.; İlhan Uludağ, Erişah Arıcan,
a.g.e., ss. 347-356..
satışların ortalama vadesi üzerinden ay sonunda toplu tahsilatta
bulunur. Dolayısıyla vade öncesinde bir kredi söz konusu değildir.)
Discounting: alacaklann vadesi gelmeden önce fatura bedelleri belirli
bir oranda iskonto edilir.
Faktoring şirketleri üstlendikleri riskin farkında olan kurumlar olarak bir
firmanın ticari alacağını devralırken, borçlunun bu borcunu ödeme yeteneğini
titiz bir çalışma ile belirlemeye çalışırlar. Piyasada çok sayıda jolksek karlılık
vadeden işlemler olmasına rağmen, faktoring firmalan emin olmadıkları işe
girmek istemeyebilirler^^^.
2.2.5 Leasing
Leasing kavramının özünde bir yatırım malının kullanım hakkının devri
bulunmaktadır. Kelime anlamı itibariyle "kiralama" demektir. İlk uygulamaları
Fenikeli'lere kadar gitmekte olup, daha çok gemi ve toprak kiralanması
şeklinde gerçekleşmekteydi. II. Dünya savaşı sonunda ilk kiralama şirketi
1952'de ABD'de kurulan "The United States Leasing
Corporation"
olmuştur. 1960 yılında İngiltere'de "The Merchantile Leasing Company"nin
kurulmasından sonra diğer ülkelere de yayılmıştır. Orta vadeli işletme
kredisi bulamayan firmalar finansal kiralamaya ilgi göstermişler, bu durumda
sektörün büyümesine yol açmıştır. Müşteri taleplerini karşılama arzusunda
olan Türk bankacılık sektörü, bu tür ürünlerin piyasada yayılmasına yardımcı
olmuştur^^^.
286
287
Sadi Uzunoğlu, a.g.e., s. 21.
30 Aralık 2007 tarihli Resmi Gazete'de Yayınlanan 2007/13033 No'lu Bakanlar Kurulu Karan ile KDV yüzde 1 'den yüzde 18'e
çıkanhnış olup, bu değişiklik Leasing enstrümanmm en cazip özelliğini ortadan kaldmmştır. Konu ile ilgili yeni bir düzenleme
yapılıncaya kadarleasing sektörü için ortaya çıkan bu "mevzuat riski" Türkiye şartlannda bu enstrümanm rekabetçi özelliğini
ortadan kaldırmış olmakla birlikte, bu çalışmada bahsi geçen hususlar teorik açıdan bir farklılık meydana getirmemektedir.
Leasing, bir menkul veya gayrimenkulun ekonomik ömrünün belli bir kısmı
veya tamamında mülkiyetini kiraya verende (lessor), zilyetliğini ise (kullanım
hakkı) belli bir bedel karşılığı kiracıda bırakan (lessee), kira süresi sonunda
varlığın mülkiyetinin (leased-hold) kira verene veya belli bir bedel karşılığında
kiracıya devrini içeren bir sözleşmedir^^^. European Leasing Association
tarafından yapılan tanıma göre leasing; "belirli bir süre için kiralayan ve kiracı
arasında düzenlenen, malın kiracı tarafından seçilip, kiralayan tarafından satın
alındığı, malın mülkiyetini kiralayanda, kullanımını ise kiracıda bırakan bir
anlaşmadır." şeklinde tanımlanmaktadır^^^
Leasing yolu ile kiralamanın diğer kiralama yöntemlerinden farkı, esas
itibariyle mal sahibinin sorumluluğunda bulunması gereken kiraya konu
malın bakım ve muhafazası dahil tüm risklerinin kiracıya devredilmesidir.
Yani kiracı, kiraladığı malda kendi hatası olmaksızın ortaya çıkacak hasar için
de sorumludur, çünkü malın mülkiyeti finansal kiralama şirketinde olduğu
halde, kullanım ve faydalanma hakkı (zilyetlik) kiracıda bulunmaktadır. Bu
da kiralayan için bir tür risk yönetimidir^^^.
Leasing türlerini; kiracı ve kiralayan, coğrafi konum, kiralanan malın niteliği
ve üreticisi, sözleşme süresi ve sözleşmenin düzenlendiği ülke ve kira
konusu mala ilişkin geri ödemeye bağlı olarak farklı şekillerde tasnif etmek
mümkündür.
288
Erkut Onursal, a.g.e., s. 362.
289
What is Leasing, http://www.leaseurope.org/pages/LeasingAVhat_is_leasing/Leasing_What.asp (9 Eylül 2006)
290
Sadi Uzunoğlu, a.g.e., s. 9.
Tablo 2.8 Leasing Yönteminin Taraflar için Avantaj ve Dezavantajları
Leasing'in Avantajları
Leasing'in Dezavantajları
Finansman temini olduğu için, firmalarm
finansman kapasitesini arttırır.
Kiralama sözleşmesi, sözleşme süresince
feshedilemediğinden, sürekli ve istikrarlı bir
finansman yöntemidir.
Leasing ile teknolojik ilerleme daha hızlı
takip edilebilmektedir.
Bilanço dışı bir işlem olup pasifte borç,
aktifte sabit kıymet olarak gözükmez. Bu
nedenle de borç/öz kaynak dengesi bozulmaz
ve aktif karlılığı yüksek gözükür.
Kira ödemeleri ait oldukları devrenin gideri
sayılır ve vergi avantajı sağlar.
Mülkiyet sözleşme sonunda kiracıya
geçebilir.
Kiracı şirketin iflası halinde, leasing yoluyla
finanse edilen mallara el konulamaz. Bu
şekilde, yatmmcı üretime devam edebilir ve
borçlarını ödeyebilir.
Satınalma tercihli olmayan leasing
işlemlerinde süre sonunda malın elden
çıkması sözkonusudur.
Kiralanan malın dönem sonu değerinin
belirlenmesi bazen zor olabilmektedir.
Uzun vadeli leasing anlaşmalarında
leasing kuruluşu değişken oranlı kaynak
ile sabit kira ödemeleri arasında dengeyi
sağlamakta sorun yaşayabilir.
Kur riski koruma tekniklerinin
kullanılmadığı durumda mevcuttur.
Kiraya veren şirketler, genelde
sorumluluklarını diğer taraflara yükleme
eğilimindedir. Bu durumda kiralayan
açısından riskler artacaktır.
Bazı gelişmekte olan ülkelerde satın
alman yatınm malları ithalatında
gümrük vergi muafiyeti ve indirimler
uygulanırken, kiralama durumunda
normal mal ithalatı gibi kabul
edilmektedir. Bu sorun, kiralamanın
geçici ithalat gibi gösterilmesi ile
aşılabilmektedir.
Kaynak: İlhan Uludağ, Erişah Arıcan, Finansal Hizmetler Ekonomisi (Piyasalar-Kurumlar
-Araçlar), 2. baskı, Beta Yay. Kasım, 2001, ss. 374-376.; Mustafa Savaşal, Dış Ticaret
Kredileri-Ülke Kredüeri (ECA Kredileri), Türkiye Bankalar Biriiği, TBB Eğitim Merkezi
4-6 Aralık 2006 Seminer Notlan, İstanbul, s. 67-68; (Tarafımca derienmiştir)
Kiracı ve kiralayanın aynı veya farklı ülkelerde bulunmaları yönünden
yurtiçi (domestic) ve uluslararası leasing (cross-border)^^^ şeklinde bir ayırım
oluşurken finansman amacı, sözleşme süresi ve sözleşmenin bozulması
açısından; finansal kiralama (financial lease), işletme kiralaması (operational/
operating leasing) ayrımı yapılmaktadır. Bunların dışında birçok farklı
kiralama türleri de bulunmaktadır. Finansal kiralamanın en temel özellikleri
şu şekilde belirtilebilir:
•
Feshedilebilmesi
için
belirli
bir
ilk
dönemin
sona
ermesi
gerekmektedir.
•
Kiracı, kiraladığı malı amacı dışında kullanamaz. Bunu temin için
leasing kuruluşu her zaman kontrol hakkına sahiptir.
•
Kiralanan malın kiracı tarafından başkasına kiralanması, devredilmesi
veya malda değişiklik yapılması kiralayanın müsaadesine bağlıdır.
•
Kiralayan, genellikle malın sadece bedelini ödemekte, teslim ve
sonrası masraflar (nakliye, montaj, tamir, bakım vb.) kiracı tarafından
karşılanmaktadır.
•
Kira miktarı, mal bedeli ve kiralayanın kârı şeklinde gerçekleşir.
•
Kiracı, kira dönemi bitince, yeniden kiralama, kiralanan malın
satışından pay alma veya önceden belirlenen değer üzerinden malı
satın alma haklarına sahip olabilir.
•
Leasing konusu mal ile ilgili vergi vb. yükümlülükler kiralayan
tarafından karşılanır.
Gelişmiş ülkelerde sabit sermaye yatırımlarının yüzde 30'u leasing ile finanse
edilebilirken, bizde bu oran yüzde 2 civarmdadır^^^.
291
Her ülkenin vergi, yatırım ve teşvik düzenlemesi farklı oldğu için bazı durumlarda uluslararası kiralama türü yatırımcılar için
daha cazip olabilmektedir. Bu durumda ise uygulamada iki kez vergi avantajı sağlayan kiralama (double-dip-leasing) işlemleri
gerçekleştirilebilmektedir.
292 Sadi Uzunoğlu, a.g.e., s. 12.
2.2.6 Diğer Finansman Şekilleri
i) Kısa Süreli Satıcı Kredileri
Kısa süreli finansman açısından satıcının sağlayacağı krediler de önemli
kredi türlerindendir. Alıcı için bu aynı zamanda peşin ödeme Iskontosundan
vazgeçilmesi anlamına gelmektedir. Satıcı kredisi aynı zamanda bir pazarlama
enstrümanı olarak da kullanılabilmektedir. Bu tür kredilerde alıcı teminatı,
firmanın ticari itibarıdır.
Satıcı kredisi maliyetli bile olsa işletmeler için farklı avantajları bulunmaktadır.
Kullanımının esnek olması, formaliteye bağlı olmaması, gerektiğinde
kullanılabilmesi ve banka kredilerindeki gibi beklemenin gerekmemesi bu
sebepler arasında sayılabilirimi
ii) Banka Kredileri
Bankalar müşterileri için niteliğine göre nakdî veya gayri nakdî, güvence
esasına göre teminatlı veya teminatsız, süre açısından kısa, orta, uzun vadeli,
kullanım amacına göre, tüketim, yatmm ve işletme kredisi şeklinde ayrıma tabi
tutulabilirler. Senetlerin Iskontosu yolu ile iskonto kredisi kuUandırabilirler.
Uluslararası ticaret finansmanı için yukarıda da detaylı belirtilen akreditif ve
prefinansman ile ihracat ve döviz kredisi sunarlar. Banka kredileri arasında
Eximbank kredileri de sayılabilir. Uluslararası ticaretin önem kazanmasıyla
beraber, 1945'te ABD'de Eximbank kredileri verilmeye başlanmış ve daha
sonra bu akım birçok ülkeye yayılmıştır. Bankalar aynca, garanti mektuplan,
293
Niyazi Berk, a.g.e., s. 233.
muhabir bankaları üzerinden verdikleri kontrgarantiler, kabul kredisi gibi
gayri nakdî krediler de kullanmaktadırlar^^"^.
Bunlara ek olarak bankalar, dış ticaret enstrümanlarının kullanılması ve aracılık
hizmetleri sonucu ortaya çıkan ve oldukça yeni olan enstrümanlarla da kredi
sağlayabilmektedir. Bunlardan birisi de ticari ödemelerin nakit akışı üzerine
dayalı olan finansman yöntemidir. Bu alandaki ilk anlaşma Haziran 1999'da
gerçekleştirilmiştir. Dış ticaret enstrümanlarına dayalı ihracat belgelerinin
yurtdışındaki bankaya gönderilmesi ile bir tür rambursman hakkı doğmaktadır.
Bu kredi imkânı sadece dış ticaret bedellerinin değil, işçi havalelerinin de
menkul kıymetleştirilmesi (seküritizasyon) ile gerçekleştirilebilir^^^
295
Laron^Ruie;! 0^^^^^ Ommah; "Using Commoditized Revenue Flows to Leverage Access to Intemational Finance; with
a specie Focu^ on Migrant Remittances and Payment Flows", UNCTAD, ss. 13-15. http://www.unctad.org/en/docs/
ditccom20069_en.pdf (18 Ocak2007)
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ULUSLARARASI TİCARET
İŞLEMLERİNDE SAHTEKÂRLIK,
KARAPARA AKLAMA ve KORSANLIK
Küreselleşen dünya, artan para-mal akımları, bunlara ortam oluşturan finansal
sistem sadece ticaret erbabı için değil aynı zamanda sahtekârlar ve karapara
aklayanlar için de oldukça uygun bir ortam oluşturmaktadır. Intemet'in de
yaygınlaşması ile birlikte her gün bir öncekinden daha zeki ve komplike
sahtekârlıklar ortaya çıkmaktadır. Günümüzden daha önceki bir çağda belki
de sahtekârlık bu kadar kolay ve yaygın olmamıştır.
Birey ve şirketler faydalarına olan tüm işlemleri güven içinde devam
ettirirken, aynı zamanda riskin de farkında olmalı ve herhangi bir sahtekârlığı
ifade edebilecek tüm işaretlere karşı da hassas olmalıdırlar. Finansal sistemin
işleyişini bozan bu tür durumlar, en iyi hali ile düşünüldüğünde kıt kaynak
olan zaman ve insan kaynaklarının verimsiz kullanımı, finansal anlamda da
işletme sermayesinin zararlı alanlara yöneltilmesi sonucunu doğurmaktadır.
MTO Ticari Suçlar Ofisi (CCS, Commercial Crime Services^^^), 2000 yılından
sonra birçok finansal sahtekârlığın bir karapara aklama aracı olarak ve bir
tür suçlu/terörist/aktivist örgütlere refah üretme yöntemi olarak kullanıldığı
yönünde bilgi vermektedir. Dolayısı ile finansal sahtekârlık azalmamakta,
aksine giderek artmaktadır ve internet de buna destek sağlamaktadır^^^.
296
MTO Commercial Grime Services, FIB (Financial Investigation Bureau), 1992'de kurulmuştur. KYC bilgilerini sağlayabilir
Ucreth olarak ven bankasmda arama yapılabilir. Kamu kayıtlannda arama yapılabilir
297 Jon Merrett, Paul Renner, Preventing Financial Instrument Fraud, The Money Launderer's Tool, ICC Commercial Crime
services, Jissex, U.Jv, 2002, s. 7.
Sahtekârlıklar ve suçlar, uluslararası ticaret yapan açısından;
•
Parasal (ödeme) ile ilgili sahtekârlıklar (sahte ve karşılıksız çek,
denominasyon olarak var olan ve olmayan sahte paralar, konvertibl
olmayan para ile işlem yapma vs.),
•
Belge (finansal) ve finansal enstrümanlarla ilgili sahtekârlıklar,
•
Mal ve mal ile ilgili alanlardaki sahtekârlıklar, olarak incelenebilir.
3.1 ULUSLARARASı TICARETTE
ENSTRÜMAN SAHTEKÂRLıKLARı
FINANSAL
Hem uluslararası ticaret alanında hem de uluslararası ticaretle bağlantılı olan
diğer parasal hareketler ve finansal varlık sahtekârlıklarının büyük bir kısmı
yatırım (investment) kelimesinin cazibesi altında gerçekleştirilmektedir.
Yatırım yapmak, bir kurumun sermayesi veya parasını kâr amaçlı olarak
kullanması anlamına gelmektedir. Tüm yatırımcılar, sermayelerinin artacağı
beklentisi ile yatırım yapmaktadırlar. Ancak, yatırım zamanı geldiğinde
korku ve hırs yatırıma yön veren iki zıt duygusal faktör olmaktadır. Her bir
duygu yatırımcıyı ters istikamete çeker^^^. İşte tam bu noktada bu iki duygusal
faktörü kullanarak ve yatırımcılara "mükemmel yatırım" (ömeğin, bir yüksek
getirili ve risksiz bir yatırım programı HYIP (High Yield Investment Program)
teklif edilir. Haftada yüzde 10, her bir işlemde yüzde 5, günde 3 işlem,
FED tarafından onaylanmış 30 günlük jâizde 100 getirili programlar, yılda
yüzde 1000 getirili bir BM programı gibi teklifler bu içerikte olmaktadır^^^
Sahtekârlıklardan kaçınmak için aşağıda belirtilen hususlara dikkat edilmesi
ilgili taraflara büyük bir fayda sağlayacaktır^^^.
298
Ömeğin, hisse senedi piyasasında bir hissenin fiyatı düştüğü zaman sermayesini kaybetme korkusu ile yatmmcı hisselerini
satacaktır. Hisse senedinin fiyatı yükseldiğinde de sermaye kazanma hırsı yatınmcıyı daha fazla almaya yönlendirir
299 Merrett, Jon, "Financial Instrument Frauds and Money Laundering", The Criminal Threat to Banking and Trade, ICC,
Paris, 15 April 2005, s. 1.
300
Howard Palmer, International Trade and Pre-export Finance, Second Edition, A practitioner's guide, Euromoney books.
•
Bankalarda kullanılamayacak kadar büyük tutarlar (16 trilyon pound,
1 trilyon dolar, 500 milyon USD),
•
Piyasaya göre aşırı kâr veren bir teklif,
•
Büjâik bankaların isimlerinin kullanımı,
•
Akreditif terimlerinin çok karışık halde sunuhnası,
•
Gerçek bir mal ticaretinin bulunmaması,
•
Piyasada moda olan malların teklifi,
•
Yeni ticarete başlayanlar,
•
Anlaşmanın gerçek yönünü fark etmek,
•
CROCODILE (Country of Incorporation, Reputation, Organisation
Structure, Central Bank, Operational structure. Due Diligence,
Intemational Network, Location of Deal, Earnings Potential of Deal)
•
Gerekli Özen (Due Diligence),
Yatmmcilann, sahtekârların kullandığı teknikler hakkında bilgilendirilmesine
ve birçok düzenleyici kurumun dünya çapında uyarıda bulunmasına rağmen,
yatırımcılar yine de bu yüksek getiri peşinde koşmaktadır. Yatınmcı, öncelikle
yatırım bütçesini belirlemeli, yatırım için belirli bir zaman aralığına karar
vermeli, mevcut teklifleri filtreleyerek mâkul olan ve olmayanı ayırt etmeli ve
devamlı surette dikkat (diligization) içinde olmalıdır^^l Öte yandan, yatırım
konusuna göre gayrimenkul hukuku, bankacılık hukuku ve uluslararası hukuk
alanında bilgi sahibi bir avukat edinmesi de yatırımcının lehine olacaktır.
301
London, 1999, ss.139-149.
Diligization sürecinin bir parçası olarak, yatınmcılar aynca aşağıdaki hususlan da araştırmak durumundadırlar: İddia ettikleri
gibi, teklif getirenler büyük bir kurumsal ofis ve kummsal kimliğe mi sahip yoksa gösteri mi yapmaktadırlar?. Fiziki bir
adresten mi işlemlerini yapıyorlar yoksa bir posta kutusu ya da aylık olarak kiralanan bir ofisten mi?. Geçmişte tamamlanmış
başanlı işlemler, referanslar, tahvil, gerekli lisanslar ile birlikte finansal topluluk içinde iyi bilinen ve sağlam kişiler mi?,
Birçok davadan yargılanan suçlular mı?, İflas sürecindeler mi?, Şirketin mevcut finansal durumu nedir. Eğer ünlü bir şirket
ise iyi bir kredi geçmişi olacaktır., Yatınmcılar bu acenteler ve teklifleri ile ilgili olarak kıymetli vakitlerini harcamadan ve zor
kazanılan paralanm bu programlarla kaybetmeden önce gerçeği bulmalıdırlar.
Yatırımcı kendini bu tür önlemlerle korumaya çalışırken, bu alanda
ciddi tecrübeye sahip sahtekârda kendini korumaya çalışır. Bankacıların,
avukatların, muhasebecilerin bu çark içinde kullanımı, sahte ticari/finansal
belgelerin düzenlenmesi işlemlerini de gerçekleştirmektedirler^^^. Hatta,
yatırımın getiriyi sağlamaması durumuna göre paranın iadesini sağlayan
sahte teminatlar bile düzenlemektedirler. Tüm bunları yaparken, sahtekâr,
aynı zamanda;
•
•
•
•
•
•
•
•
Farklı hukuk alanları'nm kullanımı,
Çok fazla oyuncunun işlemlere dahil edilmesi,
Suç vakasının medeni hukuk vakasına dönüştürülmesi,
Farklı bankalar üzerinden para aklanması,
Ponzi ödemelerinin varlığı,
Yetkililerle işbirliğinden kaçınılması,
İnsani projelere yardım edildiğini ifade etmesi,
Sahtekârın proaktif bir yöntem ile yatırımcıyı mahkemeye vermesi,
•
Özel istihbarat ajansları ile ilgisinin olduğunu söylemesi,
gibi yöntemler de kullanmaktadır
3.1.1 Finansal/Ticari Sahtekârlıkların Tarihi Gelişimi
i) Gregor Mac Gregor (1786-1845)
Modem anlamdaki finansal sahtekârlıkların bir kısmının geçmişi Iskoçya,
Edinburg'da doğmuş ve 1786-1845 yıllarında yaşamış Cazique of Poyáis
olarak da bilinen Gregor Mac Gregor olmuştur. İngiliz ordusuna katılan ve
daha sonra bağımsızlık savaşı için gittiği Venezuela'da cesaretinden ötürü
302
David J. Middleton, Michael Levi, "The role of solicitors in facilitating 'Organized Crime': Situational crime opportunities
and their regulation, Crime, Law & Social Change (2004) 42: ss. 129-144. https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/www.springerlink.
com/content/r657p541j91002kl/fulltext.pdf (13 Ocak 2007)
303 Jon Merrett, Paul Renner, a.g.e., ss. 36-38.
generalliğe terfi ettirilen Mac Gregor, Florida, Pana ve Columbiya'da
İspanyollara karşı yürütülen başarısız mücadeleden sonra Karayip sahillerine
gitmiş ve burada 1820 yılında Kral George Frederick'ten büyük bir toprak
imtiyazı elde etmiştir. Daha sonra bu topraklara kendi adını vererek
İngiltere'ye dönmüş, Londra'da bir Poyáis elçiliği açarak dönümü 4 Şilin
olmak üzere kolonist olmaya niyetli kişilere toprak satmaya başlamıştır.
Reklâm kampanyalarındaki "cennet" ülkeye gidebilmek ve zengin olabilmek
hayali ile birçok insan bu topraklardan almış, 1823 yılında, 200'ün
üzerinde toprak sahibi, ceplerinde Poyáis banknotlan ile gemilerine binerek
topraklarına doğru harekete geçmişlerdir. Bu arada Mac Gregor, Poyáis
topraklarını teminat göstererek kolonileri finanse edecek bir kredi temini ile
uğraşıyor, toprak satım süreçleri borç servisini temin için batan bir fon şeklini
alıyordu. Londra'da yaptıkları kısmen anlaşılınca Paris'e geçen Mac Gregor
480,000 dönüm Poyáis toprağını bir Fransız koloni şirketine satmıştır^^l 1826
yılında 10 ay hapiste yattıktan kısa bir süre sonra Poyáis altın madenlerinin
işletmeciliğini finanse etmek ve mevcut fonları konsolide etmek üzere bir
İngiliz şirketi ile 300,000 poundluk bir sözleşme imzalamıştır^^^
Mac Gregor İngiltere'de hiç yargılanmamıştır. Dolandırdığı grupların içinde
yüksek mevkiilerde insanların olması bunun ana sebebiydi. Poyáis macerasının
makul bir getirişi olmadığı kararını veren Mac Gregor, 1839 yılında Venezuela
hükümetine dilekçe vererek eski askeri unvanının verilmesini talep etmiştir.
Bağımsızlık savaşı sırasındaki hizmetinin karşılığı olarak, generalliği verilmiş
304
Alan Crawford, "He promised them paradise, sent them to hell yet died a hero. After", Sunday Herald, The, Jan 19, 2003,
http://www.findarticles.eom/p/articles/mi_qn4156/is_20030119/ai_n9627250/pg_2; (3 Ocak 2007); Jon Merrett, Paul Renner,
a.g.e., s. 7.; Detaylı bilgi için bnz: Matthew Brown, "Inca, Sailor, Soldier, King: Gregor MacGregor and the Early Ninetteenth
Century Caribbean", Bulletin of Latin American Research, Vol. 24, No.l ss. 44-70. https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/www.
blackwell-synergy.com/doi/pd^lO.llll/j.0261-3050.2005.001 (13 Ocak2007)
305 1827 yilmda Poyáis sahtekârlığı büjmk ölçüde duyulmakla birlikte Mac Gregor'u -büyük ihtimalle "varlıklannın" diğer bir
spekülatör gruba satımını sağlamak için- 30 yıl vadeli 800,000 Pound değerinde ve yıllık yüzde 3 getirili Poyáis Cumhuriyeti
hisse senedi çıkardı. Bundan sonra, 1830 ile 1834 arasında başka bir fonun reklâmını yaparak daha fazla toprak sertifikası
sattı.
ve Venezuela vatandaşı olmuş, 1845 yılında hayatını kaybederek askeri tören
ile toprağa verilmiştir.
Mac Gregor, bize uluslararası ticarete de konu olabilecek sahtekârlıklar
hakkında ipucu vermektedir. Çünkü bu sahtekârlık ömekleri, teknoloji
ve enstrüman itibariyle daha da gelişmiş günümüz ekonomik yapısında
çok daha farklı türev enstrümanların "varmış gibi" gösterilmesine neden
olabilmektedir. Bu sahtekâlıklarm bir kısmı finans piyasaları ile ilgili iken
diğer kısmı uluslarararası mal ve ticaret piyasalarına bağlı olmakta ve gerçek
ticaret erbabı için riskli bir ortam oluşturmaktadır.
ii) Charles Ponzi, (1882-1949)
Kendi adı ile bilinen sahtekârlık tarzı olan Ponzi Planı'm (ponzi scheme)
geliştiren Ponzi, 1920 yılında 9,5 milyon dolardan oluşan bir tutarı yaklaşık 10
bin kişiyi dolandırarak elde etmiş ve yeni yatırımcılardan alman nakit girişleri
ile eskilerine ödeme yapılan bir sistemin ilk kurucusu olmuştur. 1903 yılında,
20 yaşında iken İtalya'dan Amerika'ya gittiği dışında hakkında pek bir şey
bilinmemektedir. Ancak sisteminin temelini uluslararası geri ödeme kuponu
(International reply coupon) adı verilen yabancı pullar oluşturmaktadır.
Kanunda yer alan açık ile bu kuponlar denizaşırı ülkelerde bir ya da iki
penny'den satın alınmakta ve ABD'de 6 cent üzerinden tekrar satılmaktaydı.
Teoride, ciddi kârlar elde etmek için bu pullardan almak yeterliydi. Pratikte ise,
Ponzi, bu pullara sadece bir ön yüz hikâye olarak ihtiyaç duymaktaydı^^^.
Kuponlar, yabancı ülkelerden gönderilecek mektupların ücretini ödemek
için kullanılmaktaydı. Ekonomik olarak gelişmemiş bir ülkeden ömeğin 1
306
Mark C. Knutson, "The "Ponzi Scheme"", http://www.mark-knutson.com/thescheme.html (11 Nisan 2006)
penny'ye alınacak bu kuponlar ABD'deki herhangi bir posta ofisinde 5 cent'e
dönüştürülebilirdi. Her ne kadar bu posta kuponlarının devlet tarafından
basılan hacmi yıllık USD 75,000'i geçmiyorsa da Ponzi, bu kuponların hiç
duyulmamış olmasının da avantajını kuUanmıştır^^^.
Potansiyel yatırımcılara güven aşılayacak şekilde Securities and Exchange
Company adını verdiği bir şirket kuran Ponzi, banka faizlerinin yıllık yüzde
5 olduğu 1919 Aralık ayında "Şirket hisselerinden alan yatırımcılar 45 günde
paralarının yüzde 5 O'si, 90 günde ise yüzde 100'ü kadar getiri elde edecektir^^^"
teklifini yaptı. 1920 yılında Ponzi 90 günde yüzde 100 ve 45 günde yüzde 50
getiriyi garanti edecek şekilde yatırım teklifini değiştirdi.
Şubat 1920'de 6 kişi kendisi için çalışmaktaydı ve elde edilen paralar bir
tasarruf bankasına (mutual savings bank) yatırılmış, bunun karşılığında banka
hissesi edinen Ponzi daha sonra da büyük mevduat sahibi olarak kendisini
banka başkanı seçtirmiştir^^^.
Ponzi'nin lüks yaşamı birçok insanla birlikte gazetecilerin de dikkatini
çekmiş ve bir gazeteci farklı yerlerle yaptığı görüşmeler sonucu Ponzi planını
sahtekârlık olarak açıklamıştır^^^. Ponzi'nin teklifi aslında bü5mdükçe batan
bir yapıdır. Örneğin 90 günde yüzde 100 getiriyi garanti eden bir yatırım
versiyonu ele alındığında USD lOO'lük bir yatırımın 90 günlük ödeme
sorumluluğu USD 200 olacaktır. Piyasa faiz oranlarının yüzde 5 olduğu bu
307
308
Nat Howard, "The Ponzi legacy", D&B Reports, January/February 1992, s. 44.
Güvenemeyen yatınmcdar için "pul" hikâyesi detaylı bir şekilde anlatılıyordu. Zamanla, Ponzi'nin bir şey yapmasma gerek
kalmadan şirketine yatmm yapanlar etraflarmdaki arkadaşlanna, akrabalanna, iş arkadaşlanna bu yatmm zincirinin reklâmını
yaptılar.
309 Thayer Watkins, History and Nature of Ponzi Schemes, www2.sjsu.edu/faculty/watkins/ponzi.htm (05/06/2006)
310 Eğer Ponzi gerçekten milyonlarca kuponun geri ödemesini gerçekleştiriyorsa "posta işletmelerinde bu neden görülmüyor?"
sorusunu üzerine posta ofisi kontrol edilerek bu kuponlann hiçbirinin bedelinin geri ödenmediği, 1919 yılında basılan toplam
kupon tutarmm da USD 58,000 olduğunu tespit edildi. Tüm bu olanlar üzerine Ponzi'nin şirketinin kayıtlannm denetimi
bitinceye kadar yeni yatırım kabul etmesini yasakladı. Ponzi şirketini halka açarak buradan elde edeceği gelirlerle borçlanm
kapayacağı bir çıkış planı hazırladı. Yöneticisi olduğu yerel bankadan temin ettiği kredi ile kendine kredi verenlere olan
borcunu ödemeyi düşündü ancak bu şansı hiç yakalayamadı. Hükümetle yapılan bir anlaşma çerçevesinde Ponzi yatmmcılara
parasım geri vermeye başladı. 3 milyon dolardan fazla parayı geri ödedi ancak sorumluluklarmın tamammı karşılayacak parası
yoktu.
yıllarda 200 doların yüzde 5 üzerinden Iskontolu bugünkü değeri 197,53
olacaktır. Her kabul edilen USD 100 için 100-197,53-- USD 97,53 tutarında
bir kayıp oluşmaktadır. Dolayısı ile Ponzi ne kadar çok para alırsa o kadar
borçlu duruma düşmektedir^
3.1.2 Finansal Enstrüman Sahtekârlıkları
Finansal Enstrüman Sahtekârlıkları (financial instrument fraud, FIF), var
olduğu iddia edilen ve gerçekte bulunmayan finansal/banka enstrümanlarının
oldukça joiksek getiriler sağlaması veya herhangi bir risk içermeksizin
ödenmesi kesin olan ve büyük tutarları garanti eden sahtekârlık türleri olarak
isimlendirilebilir. Bu enstrümanlar birçok şekilde olmakta ve genelde iş
dünyasında çok fazla kullanılan akreditif, standby akreditif, garanti mektubu,
mevduat sertifikası, menkul kıymetler vb. enstrümanlara bağlı sahte belgelerle
gerçekleştirilmektedir. Bu şekilde sahtekârlar hedef kurbana karşı "gerçek"
bir finansal işlemin içinde oldukları hissini vermek istemektedirler^
Şekil 3.1, bu tür olayları araştırmakla sorumlu gizli bir polis memuru
tarafından taslağı oluşturulmuş grafiğin güncellenmiş versiyonudur. Söz
konusu sahtekârlık modeli geçmişte birçok suç örgütü tarafından hüyük bir
başarı ile özellikle de beyaz yakalı suçlarda kullanılmıştır.
311
Thayer Watkins, a.g.e.
312
Jon Merrett, Paul Renner, a.g.e., s 7.
ımî
lîJ II
îiilllî
ip" fil
lîılîı
iîllît
Şekil 3.1 Sahtekârlık İşlemleri ve İşleyiş Şekli
Kaynak: Jon Merrett, Paul Renner, Preventing Financial Instrument Fraud, The Money
Launderer's Tool, ICC Commercial Crime Services, Essex, U.K, 2002, s. 15.
Bir casusluk ağı içinde en basit ve feda edilebilir gruba hücre adı verilmektedir.
Hücreler, gerçekleştirdikleri suçlardan dolayı hiyerarşik piramidin en üstünde
olan ve tanınmaktan kaçman daha da önemlisi işledikleri suçlardan dolayı
cezadan kaçınanları korumak için kullanılmakta, belli fonksiyonları yerine
getirmektedirler^ ^ ^.
i)Hedef Sektör
Şekil S.l'deki ilk kolon, parasını kaybedecek olan hedef kurbanları
göstermektedir. Sahte yatırım teklifi canlı tutulmak için Ponzi Planı sonuna
kadar kuUamlır^^^. Bu hırslı ve bilgisiz yatırımcı kesimi, piramidin erken
aşamalarında, halkaya dâhil olmuşlardır. Sisteme inananlar bu sistemi
tanıdıklarına, arkadaşlarına ve ailelerine anlatırlar ve karşılığında hem
sermaye hem de faiz alırlar.
Suçlular tarafından hedef haline gelen kişiler daha çok emeklilik ödemesi,
miras gibi resmî kaynaklardan ellerine yüklü miktarda para geçen zengin,
tanınmış kişiler ya da zimmete para geçirme, vergi kaçırma gibi gayri meşru
kaynaklarla para edinenler olmaktadır.
ABD'de yapılan bir araştırmada rassal olarak 1246 kişiye anket düzenlenmiş
ve yüzde 31'i son 12 ay içinde sahtekârlık tehlikesine maruz kalırken yüzde
58'i ise ömürlerinde en az bir kez böyle bir şey yaşadıklarını belirtmişlerdir.
Sahtekârlığa maruz kalan yüzde 31 'lik kesimin yüzde 48'i 25 USD ile 65,000
USD bir kayıp yaşamıştır^^^ Bu durum da sahtekârlığın sanılandan daha fazla
olduğunu göstermektedir.
313
314
Jon Merrett, Paul Renner, a.g.e., ss. 7-12.
Birçok insan yemin bile ederek "High Yield Investment Programs" (HYIP) ya da "Debenture Trading" in gerçekten var
olduğunu iddia edecektir. Ömeğin, bu bahsi geçen ve olduğu iddia edilen yatırım ürünleri ile ilgili bir arama motorunda
yapılacak sorgulama muhtemelen yüzlerce hit alacaktır. Bu sayfalardan bir çoğu ise bu tür fiktif yatırımların övgüsünü
yapmakta ve oluşturacaklan yüksek getirilerden bahsetmektedir
315 Birçok kişi farklı ülkede, yardım kuruluşlan ve şirketlerden bu şekildeki sahtekârlıklarla para kaybetmiştir. Bunlardan en çok
bilinenlerden biri 1990'larda Salvation Army ile ilgili olmuş ve kasıtsız bir şekilde gerçekte olmayan bir banka üzerine açılan
Standby Akreditifler'e yatırım yapılmıştır. Şans eseri, avukatlan tarafından yönlendirilmişler ve elden çıkarmış oldukları
sermayeyi sahtekârın parayı değeri yükselen bir gayrimenkule yatırması neticesinde fazlası ile almışlardır.
Sahtekârlar "ön komisyon ödemeli" finansman teklif ettiklerinde de hedef
seçimi yine aynı şekilde gerçekleşir. Borç veya vergi ödemek için paraya çok
ihtiyacı olanlar ya da kredi değerliliği belli olmayanların dikkati çekilmeye
çalışılır. Sahtekârın bakış açısı ile, hedef kurban paraya ne kadar ihtiyaç
duyuyorsa bir mahkeme aracılığı ile sahtekârlar ortadan yok olmadan bir
talepte bulunma olasılığı o kadar düşüktür.
Tüm sahte yatırım tekliflerinin bir hedefi olmalıdır ve potansiyel bir kurbanın
belirlenmesinde belli parametreler bulunmaktadır. Bir sahtekârın ilk önce
bakacağı hususlar;
•
Para,
•
Paranın varlığını gösteren Belge (P.O.F Proof of Funds),
•
Niyet mektubu (L.O.I= Letter of Intent),
•
Broker/aracı zinciri,
•
Bankacılık ve finans terimlerinin kullanımı,
•
Yüksek Getirili Yatırım Programı (HYIP=High Yield Investment
Programme),
şeklinde sayılabilir^^^
Tüm bunların içerisinde aracıların varlığı sahtekârlık için ayrıca bir ipucu
sağlamaktadır. Bu kişi veya gruplar bankaya, bankalarda kullanılamayacak
ve/veya sahtekârlık sayılabilecek yöntemler kullanmayı teklif ederler^^^.
Gerçekten de kötü niyetli bankacı veya profesyoneller çok daha kolay bir
şekilde insanları yönlendirecek bilgi ve tecrübeye sahip olabilirler.
316 Adam Trahan, James W. Marquart, Janet Mullings, "Fraud and the American dream: toward an underdstanding of fraud
victimization" Deviant Behavior, Routledge, Taylor & Francis Group, s.603. https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/taylorandfrancis.
metapress.com/content/18nl41r778212172/fulltext.pdf (13 Ocak 2007)
317 Jon Merrett, Paul Renner, a.g.e., ss. 12-25.
ii) Finansal Enstrümanlar (Ürün)
Şekil S.l'den de görüleceği gibi birçok ürün asimda akreditifler, standby
akreditifler, garanti/teminat mektupları, mevduat sertifikaları, poliçeler,
hamiline bonolar (bearer bonds) gibi günlük iş dünyasında
görülen
enstrümanlardır. Bu ve benzeri enstrümanların kullanımı ile hem güven
oluşturulmakta, hem de hedef kurbanın finansal olarak yetkinliği analiz
edilmektedir.
Kiralık kasa makbuzları (safekeeping receipts), altın sertifikaları (gold
certificates) vb. gibi normal iş ilişkilerinde kullanılanlara benzer ya da bir
belge formatmda olmayan, sahte olmakla birlikte gerçek gibi algılanan
enstrümanlardan da bahsedilmektedir. Bu tür ifadeler müşterinin ciddi
bir programa yatırım yaptığı yönünde bir inanç unsuru olmaktadır. Aynı
zamanda, sahtekârlar FED, ABD Hazinesi, IMF, Dünya Bankası, MTO gibi
kurumlardan insani, refah veya altyapı projelerinin finansmanı ile ilgili onay
aldıkları ya da destek gördüklerini iddia ederler.
İÜ) Satıcılar
Satıcılar, finansal danışmanlar, avukatlar, muhasebeciler vb. gibi üst düzey
müşteri ağına girme kabiliyeti olan ve içinde bulundukları projeye güven
unsuru katan kişilerdir. Bu tabaka aynı zamanda yüksek ikna kabiliyetine sahip
profesyonel suçluları da içermektedir. Önden ödenen yüksek komisyonlar
bunlar için iyi bir teklif niteliği taşımaktadır. Bu grup birçok tabakadan
oluşmaktadır. Bunlara taraflar arasında pazarlıkları ayarlayan ve her defasında
ücret alan satış elemanları da eklenmelidir^
318
Howard Palmer, Trade Finance Rislc, Documentary Fraud and Money Laundering, Euromoney books, London, 2001, s.
34.
MTO Ticari Suç Bürosuna (Commercial Crime Bureau, CCB) rapor edilen
birçok olayda finansal bilgi sağlayan ve çok iyi bilinen Euroclear, Bloomberg
vs. gibi hizmetlerin web siteleri taklit edilmekte ve bu sitelerde sahte
belgelerin gözükmesi sağlanarak müşterinin söz konusu finansal enstrümanm
varlığı hususunda ikna olmasına yardımcı olunmaktadır^^^. Bilgisayar yazılım
ve donanım alanında halka açılmış değeri birkaç dolar olan şirketler de hedef
almmaktadır^^^. Her ne kadar CCB yatırımcıları bu tür ürünlerin var olmadığına
ikna etmeye çalışsa da sahtekâr da aynı gayreti fazlası ile göstermektedir^^^
iv) Yatırım/Ödünç Alma(Borçlanma) Sözleşmeleri
Sahtekâr, işleme güvenilirlik ekleyen bir sözde sözleşme sağlamak için
avukat tutmaktadır. Birçok sözleşme aslında benzer kalıplardan oluşan ve
avukata sahtekâr tarafından sağlanan, bu şekilde metnin avukat tarafından
oluşturulduğu kanaati uyandırılan belgelerdir. Aynı yaklaşım bankalara sahte
metinlerin kullanılması ile garanti tanzim edilmesi talebinde bulunulduğunda
da rastlanmaktadır. Birçok durumda, avukatın bürosu hem toplantıların
gerçekleştirilmesinde hem de sözleşmenin imzalanmasında kullanılmaktadır.
319
intemete ek olarak, mesaj^ülten tahtaları, sohbet odalan, haber gruplan vs. gibi haberleşme kanalları aracılığı ile de finan­
sal ürünlerle ilgili bilgi alış verişi yapılmaktadır. Posta reklâmmın elektronik versiyonu olan spamming ile de suçlular kur­
banlarına "çabuk zengin olma" sahtekârlıklannı kolaylıkla ulaştırmakta, yatırım kulüpleri veya risk sermayesi programlanm
ulaştırabilmektedirler. Bununla ilgili mevcut trendde çok sayıda ve farklı yargı alanlarındaki kurbanlardan alman ufak tutarlar
(ömeğin 1000'er dolar), alarak yakalanma riskini minimuma indiren sahtekârlıklar da bulunmaktadır.
320 The Business and Security e-Joumal, October 2001, s. 7 http://www.lubrinco.com/ejoumaiyej200110.pdf ( 20 Mart 2005)
321 Hedef şirket tespit edildiğinde, brokarlar gerekli olan finansmanı sağlamada yardımcı olabileceklerini belirterek sahte
belgelerin yer aldığı web sitesini gösterebilirler. Birçok örnekte iyi bilinen bir yabancı banka tarafından tanzim edilen ve tutan
USD 50 milyon ya da daha fazla olan garantiler yer almaktadır. Bu yönteme ikna olunduktan sonra; Broker tarafmdan tavsiye
edilen bir avukatın hazırladığı bir sözleşme düzenlenir ve sözleşmede söz konusu finansman imkânının yüksek bir komisyon
ödendikten ve şirkete ait birkaç milyon hissenin de devrinden sonra bir stand by akreditifin tanzimi ile sağlanabileceği belirtilir.
Bu senaryoda, standby akreditif söz verilen nakit çıkışını gerçekleştirmek için kullanılan ödeme mekanizmasıdu-, garantiyi
tanzim eden yabancı banka tarafından sağlanan bir sahte yatınm ürünü değildir. Resmî yükümlülüklerini karşılamak için firma
piyasayı bilgilendiren bir mesaj geçerek stand by akreditif şeklinde yeni bir sermaye kaynağı temin ettiğini bildirir. Şirketin
hisse değerinde ortaya çıkan artış sonucu suçlular ellerindeki hisseleri teminat göstererek kredi temin ederler. (Bump and
Dump Yöntemi).
v) Orta adam/Pazarlıkçı
Tüm sahtekârlığı koordine eden en önemli kişidir. Güvenilir üçüncü partiler ya
da normal iletişim kanalları aracılığı ile gizli bir şekilde talimatlarını geçerek
kendi hücresinde bağımsız olarak çalışmalarını sürdüren bir profesyoneldir.
Birçok durumda bir avukat en iyi seçeneklerden birisidir çünkü resmî
belgelerin hazırlanmasında, şirket oluşturmada, büro ve müşterilerinin
hesabını kullanma hususunda yardımları olmaktadır. Bu paravan şirketlerin
genel özelliği "kâğıt üzerinde" olmalarıdır. Daha sonra, yatırımcılardan
"proof of funds" mektupları hazırlanmasını ve "safekeeping receipt" temin
edilmesini isteyerek sahtekârlık devam ettirilir. Sahte belge hazırlanması
organize suçluların en temel işlemlerinden birisidir^^^.
vi) Banka Hesapları
Suçlular para aklamanın ilk parçasını oluşturan üç tür hesap kullanırlar.
Bunlar, avukat-müşteri hesabı (attorney's clients' account). Üçüncü şahsa
tevdi edilen hesap (escrow account) ve banka hesabı (bank account) dır.
vii) Finans Şirketleri
Para aklama sürecinin ilk adımı yerleştirme (placement) iken ikinci
adımı tabakalaştırma/ayrıştırma (layering) işlemidir^^l Sahtekârların suç
faaliyetlerinden elde edilen paraların aklanması amacıyla farklı yönetim
alanlarında yer alan offshore olan ya da olmayan bankalarda hesapları olan
sayısız sözde şirketler kurulmaktadır. Bu para akışını her kim kontrol ederse
322
323
David J. Middleton, Michael Levi, a.g.e., ss. 138-139.
Kirşten Lindberg ve diğerleri, "Emerging Organized Crime in Chicago", International Review of Law Computers,
Technology, Volume 12, Number 2, ss. 234-235; https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/taylorandfrancis.metapress.com/
content/9t8ngi26g4f67511/fulltext.pdf (13 Ocak 2007); Jon Merrett, Paul Renner, a.g.e., s. 20.
etsin, bankacıların dikkatini çekmeyecek kadar küçük tutarlar olduğu ve
uygulamada bulunan para aklama mevzuatı limitlerinin çok altında olduğu
bilinmelidir. Tüm lisansları hazır bulunan bu şirketler seçtikleri ticari
alanda faaliyetlerine başlamak isteyen suçlular için tam bir "pelerin" görevi
üstlenmektedir. Ayrıca, temizlenmesi gereken herhangi bir paraya düzgün
finansal ürünler ya da piyasalar da güvenilirlik sağlayabilmektedirler.
viii) Asıl İş Sahipleri (Principals)
Para aklamanın en son aşaması bütünleştirme^irleştirmedir. Tabakalaştırma
sürecinden sonra yeteri kadar filtreden geçirilen karapara organize suç
örgütlerinin kâr realizasyonu için ya da diğer faaliyetlerinde kullanılmak
üzere hazır hale gelir^^"^
3.1.3 Sahtekârlık
Kullanılması
îşlemlerinde
Finansal
Kurumların
Bir sahtekâr için finansal kurumların kullanılması, yatırımcının güveninin
kazanılması için büyük önem arz etmektedir. Bankalar birçok şekilde sahtekâra
yardımcı olmaktadır. Bunlardan birisi de P.O.F (Proof of Funds) belgesidir.
Yatırımcı, paranın varlığını gösteren bir banka belgesi sağlamak zorundadır.
Örneğin; yatırımcı bankasına 1.5 milyon dolar mevduat hesabı olduğunu ve
belli bir metin yapısı ile (wording) bir mektup talep ettiğini bildirmektedir.
Bu mektup ile sahtekâr;
Yatırımcının 1.5 milyon dolarının olduğu.
Hangi tarih itibariyle hesapta ne kadar olduğu.
Banka hesap no'su, numarası ve yeri,
324
MASAK, Karapara Aklamanın Aşamaları, http://www.masak.gov.tr/tr/kpAsama.htm (12 Şubat 2007)
•
Yatırımcının posta adresi, ev ya da işyeri,
•
Yatırımcının kontak halinde olduğu banka personeli,
•
Banka personelinin imzaları ve isimleri,
•
Bu şekilde mektup veren bir banka görevlisinin çok şey bilmediği ve
müşterinin de muhtemelen iyi bir müşteri olduğunu
öğrenmiş olur.
Sahtekâr istenen mektupta, hesaptaki paranın, "temiz, iyi, suç orijinli olmadığı'
yönündeki ifadelerle yatırımcının bankasının ne kadar yetkin olduğunu ve
yatırımcının ne kadar istekli olduğunu anlamaya çalışılır. Bilgili hiçbir bankacı
bu şekilde bir P.O.F oluşturmayacağı için, bu durum sahtekâra saf/masum
bankacı bulduğu ya da kendi sahtekârlığında kullanabileceği insanlara yakın
olduğuna dair bir delil sağlamaktadır.
! milyon U S D bir
A B D bankasına
yatmmcı tarafmdan
yatırılır
BANK A
Varlık Alımı:
Gayrimenkul, aı-aç, iş
faaliyetleri, hisse senedi ve
tahvil alımları vs.
Sahtekâi-'m kontrolünde
olmak üzere 1 milyon U S D
bir Offshore banka hesabına
transfer edilir.
BANKA B
Transfer edilen 1
milyon U S D
karşılığı %90
tutarında kredi
temin edilir.
BANKB
900.000 U S D tekrar A B D ' y e yeni
kumlacak bir şirkete sermaye
yatırımı olarak "temizlenmiş" bir
şekilde döner.
Şekil 3.2 Finansal Kurumlar Aracılığı ile Karaparanm Aklanması
Kaynak: Jon Merrett, Paul Renner, Preventing Financial instrument Fraud, The Money
Launderer's Tool, ICC Commercial Crime Services, Essex, U.K, 2002, s. 7 . (Yararlanılarak
çizilmiştir.).
Bankaların diğer bir faydası ise paraların aklanması şeklindedir. Sahtekâr,
finansal kummlar aracılığı ile "kârlarını" temizleme ihtiyacı duymaktadır.
Bankacılık sistemi olmadan bu gelirler kullanılamaz. Bir kurumdan diğerine
fon transferi yaparak hem farkh ülkelere, hem de farklı yargı alanlarına para
aktarımını yapan sahtekârlar paranın izlenmesini imkânsız hale getirir.
Şekil 3.2'deki örnek para aklamanın basitleştirilmiş bir şekH olmakla birlikte,
finansal kurumların bu tür işlemlere nasıl aracılık ettiklerini göstermektedir.
Bir yatırımcının Bank A'daki 1 milyon dolarına karşılık sahtekâr kendi
yöntemleri ile fonları offshore mevzuatına tabii Bank B'ye transfer eder.
Bank B nezdinde sahtekârın 1 milyon doları bulunmaktadır. Bu parayı teminat
olarak kullanarak, sahtekâr yeni kuracağı şirkete 900,000 dolarlık bir kredi
talep eder. Tamamen nakit karşılığı olan bu krediyi kullandırmaktan Bank B
gayet memnundur. Sahtekâr bu parayı ABD'ye tekrar transfer eder ve değişik
finansal aracılarla (banka, aracı kurum, sigorta şirketleri ve gayrimenkul) bu
parayı kullanır.
Sahtekârlar, işlemlerini gerçekleştirirken Citigroup, Chase Bank of Amerika,
HSBC, Barciays, UBS, Credit Suisse, vb. gibi büyük bankaların isimlerini
ve benzerlikleri kullanarak yatırımcıya güven ve rahatlık sağlar. Sahtekârın
birinci sınıf banka ve sigorta şirketlerinin isimlerini kullanarak yaptığı
konuşma yatırımcının kandırılmasını daha da kolaylaştırır. Çünkü yatırımcı
adını bile duymadığı bankalara parasını yatırmaktan çekinir.
Sahtekâr mümkünse kendi adamını bankaya sokmaya çalışacaktır. Bu mümkün
değilse, özellikle küçük bir bankanın şube müdürü gibi daha az tecrübeli
olabilecek mevcut bir çalışanı etkilemeye gayret edecektir. Yatırımcıya
"içerden" biri olarak banka personelinin vereceği güven daha tatmin edici
olacaktır^^^ Sahtekâra yardım etmesinin karşılığında, yozlaşmış bir bankacı
kariyeri boyunca elde edeceğinden daha fazla bir komisyon alabilir.
325
Birçok suçlu, rüşvet, uyuşturucu, fahişelik vs. gibi alanlardan kazandıkları "zor para" yı bankacılık kanalı ile paranın nasıl
temizleneceğini bilemedikleri içm FIF'e yatumakta ve kendi arkadaşlarına kaptırabihnektedirler,
Banka ofisleri aynı zamanda sahtekâr ve potansiyel kurbanlar için toplantı yeri
olarak kullanılır. Bu toplantıların bankada olması ise potansiyel yatırımcının
şüpheciliğini azaltacak ve direncini kıracaktır^^^.
3.1.4 Temel Özellikleri İle Sahtekârlık İşlemleri
Sahtekârın fonları kendi amaçlarına uygun kullanabilmesi için paranın kontrol
zincirinde bir kayıp halka oluşmalıdır. Yatırımcı ile finansal kurum arasına
bariyerler koyarak bu sağlanır. Sahtekâr yatırımcının parasını eline geçirerek
ve bariyer yöntemini kullanarak yatırımcının bilgisi olmadan işlemlerini
sürdürebilir.
Sahtekâr işlemlerini yatırımcının anlayamayacağı şekilde karışık yapar.
Ömeğin A+B=C iken sahtekâr bu formatı; a+ (((a2+b2xb2+a2)-l))x(c-d/
e+f)))+b=c haline getirmektedir. Birinci işlemde her şey basit iken ikinci
işlemde denklem çok daha karmaşık olmakta ancak aslında orta kısmı
görmezsek o da a+b=c şeklinde olmaktadır. Aynı şekilde, yatırımcıya
anlayamayacağı değişkenleri vererek onun kafasını karıştırmaya çalışır. Daha
sonrada yatırımcının verdiği talimatları yerine getirmediğini, bu yüzden de
iflas ettiklerini belirtecektir.
326
Örneğin programın güvenilirliği ile ilgili teyit edici bilgiler ve detaylar vererek yatırımcıyı rahatlatma görevi üstlenebilir.
Yatırımcı, bankacınm da bu sahtekârlık çetesinin bir üyesi olduğunu bilmediği için fonun kontrolünü elinden çıkarır ve
güvencede olduğu inancı ve rahathğı ile hareket eder. Aslında gerçekte hiçbir güvencesi bulunmamaktadır.
Sahtekârlar, işlerine yarayacak her şeyi kullanmaktadır. FED, IMF, UN,
MTO gibi kurumların isimlerini rahatlıkla sözleşmelere yazmaktadırlar.
Yatırımcı zaten bunları kontrol etmeyecektir. Sahtekârın Lord, Sir, Dr. MA
vs., gibi unvanları kullanması yine kendisine karşı bir güven duyulmasını
sağlamaktadır.
Bazen sahtecilik işlemi bir ön ödeme ile gerçekleşir ve sahtekâr adına işlem
yapan brokerlara kârdan hisse verir. Brokerların varlığı da sahtekârı koruyan
diğer bir önlemdir. Bu şekilde yatırımcı ile ilişkisi kesilmekte ve kayıp
durumunda yatırımcı asıl sahtekârı değil, parasını alan tarafı suçlamaktadır.
Bu temel hususlara ek olarak sahtekârın belirteceği diğer hususlar şunlardır:
100 Milyon USD Programı: Eğer mükemmel getiriyi sağlayacak 100 milyon
dolar yoksa 10, 5, 1 milyon 0.5, 0.1 için, tutara göre daha az güvenU fon
yönetimi teklif edilir. Ne kadar az güven verilirse parayı çalması o kadar
kolay olacaktır.
Gizlilik Özelliği: Bir sözleşmede yer alan NCND (Non-Circumvention ve
Non-Disclosure) maddeleri sahtekâra gizliliği temin etmede yardımcı olur ve
bu şekilde işlem çok az kişi tarafından bilinir^^l
Üçüncü parti sözleşmeler: Yatınmcı ile sahtekânn yapacağı sözleşmede üçüncü
taraflann da isimleri geçmektedir. Ancak bu taraflar (muhasebeci, avukat,
banka, vs.) üzerlerine düşen, bazen de yapmak zorunda oldukları hususlarla
ilgili ne bir imza atmakta ne de bu sözleşmeden haberdar olmaktadırlar.
327
Jon Merrett, Paul Renner, a.g.e., s. 28.
Yem ve Dönüş Teknikleri: Yatırımcmm, yatırıma yönelmesini sağlayan tek
şey aslında yemdir ve son anda "yeni" öngörülemeyen sorunlar nedeniyle
başka bir şey (the switch) teklif edilir^^l
1 yıl ve 40 hafta al-sat programları: Tatiller nedeniyle 52 haftadan oluşan bir
yıl yerine 40 haftalık bir yatırım programı olmaktadır. 100 milyon programı
için paranın toplanması, al-sat'm başlaması ve hesaplanması ve daha sonra
kâr dağıtımı vs. gibi nedenlerle sadece 40 haftalık bir program olduğu ifade
edilir. Aslında tüm bunların nedeni yatırımcıya 40 haftalık program olmasına
rağmen kâr dağıtımının 52 hafta içinde yapılacağının belirtilmesidir. Fakat
hangi haftada olacağı belli değildir. Bu nedenle yıl bitmeden yatırımcı parasını
isteyemeyecek ve sahtekârlar fazladan 3 ay daha kazanacaktır.
Başka birini/bir şeyi suçlama: Kâr hazır beklemesine rağmen bazı nedenlerle
bir türlü ödeme yapılamamaktadır. Gecikmeler daima geçicidir. Liste sonsuz
olabilir, ancak sahtekâr en başta risksiz olduğunu söylediği halde bir gecikme
olduğuna dikkat edilmelidir^^^.
Fonların Leasing'i Planı: Yatırımcının, ilk yatırımını arttırmak amacıyla,
fonları kiralaması için bir miktar para ödemesini gerektiren bir programdır.
Sahtekâr 100 milyon dolar için aylık %3 önerebilir. Yatırımcı ayda 3 milyon
dolar kazanacağı bir program bulduğuna sevinecektir. Ancak, her zaman
olduğu gibi yerine getirilmesi gereken şartlar vardır. Ömeğin, fonlar bir
finansal kummdan garanti temin edilirse ancak transfer edilebilecektir. Bu
garanti de alınamayacağı için yükümlülüğün yerine getirilememesi (non­
performance) nedeniyle yatırımcı parasını kaybedecektir.
328
The Dictionary of Financial Scam Terms, "Non-circumvention non-disclosure fraud: truth vs. scam" http.7/www.
fraudaid.com/NeND_fraud.htm (23 Mart 2008)
329 "6 aylık bir program farklı nedenlerle 9 aylık programa dönüştü.","Banka garantisi bir sigorta garantisi ile değiştirildi, (genel­
likle bilinmeyen bir sigorta şirketi tarafından)", "İşlem yapılacak büyük banka küçük, bilinmeyen bir banka veya bu bankanın
şubesinde gerçekleştirilecek"
Internet: Hem planlarm tanıtılmasmda, hem sahtekârlarm korunmasmda
giderek daha yaygm kullanılmaktadır, "bank debenture market" ya da
"trading" intemette tüm dünyanın izlemesi için yayınlanabilir^^^.
Offshore Ödemeleri: Bazı programlar ise güvenilir bir şirket aracılığı ile
offshore credit/debit kartları kullanılarak ödeme tekliflerinde bulunmaktadır.
Bu kendi ülkelerindeki vergi yetkililerinin haberi olmadan kazanç elde etmek
isteyen yatırımcıları etkilemektedir. Ancak, bu istekleri sahtekâr tarafından
daha sonra kendi aleyhlerine kullanılacaktır. Vergi kaçırma nedeni ile
yargılanabileceklerini bildikleri için durumu ilgili yerlere ihbar edemeyecek
ve paralar yine sahtekâra kalacaktır.
Elit tabakaya katılmak: Bazı yatınmcılar için dünyanın sayılı finansal eliti
içinde olmak ve bu kulübe katılmak reddedilemeyecek bir tekliftir. Ortalama
insandan daha iyi olmak adına ortaya çıkan aşağılık kompleksi ile yatırımcı bu
plana düşecektir. Politikacıların ve iyi bilinen artistlerin de bu planda yerinin
olduğunun belirtilmesi gerçekçiliği artıracaktır.
3.1.5 Uluslararası Ticaretin Finansmanı ile ilgili
Sahtekârlıklar
Uluslararası ticaretin finansmanı amacıyla kullanılan enstrümanlarda oluşacak
riskler ticari hayatta en çok akreditiflerde söz konusu olmaktadır. Bankalar,
belgelerin akreditif şartlanna uyup uymadığına makul özen göstermek
durumundadır^^ ^ Pratikte, vesikalı kredi sisteminin çalışması ancak buna
330
331
FED, UN, IMF kayıtlanın yeniden organize ediyorlar.", "Yeni birleşmeler al-satlan geciktirdi.", "Başka bir yatmmcı
bankayı şikayet etti ve bu nedenle al-sat 1ar geçici olarak durduruldu.", "Başka bir ülkeden düzenleyici bir SEC sorgulaması
var.", "Üçüncü dünya ülkelerindeki insani amaçlı projeler çıkan savaş nedeni ile askıya almdı ve söz veren kişiler trading
mekanizmasmı yeniden organize edecekler.", "Yeni başkanm seçimi işlemin askıya alınmasmı sağladı.", "Hisse senedi piyasası
çöktü ve banka enstrümanlarmm şu anda alıcısı yok."
Prime Bank Instrument Fraud, http://www.treasurydirect.gov/instit/statreg/fraud/fraud_primebank.htm
(20 Şubat 2008);
bağlıdır. Bankaların bunun ötesine gitmesi düşünülemez. Malların varlığı
veya kalitesi ile ilgili bir sorumlulukları bulunamaz. Sistem belgeler üzerine
kurulmuştur ve belgeler de taklit edilebilir^^^.
i) Alıcının Kaybı
Genelde akreditif işleminde gerçekleşir. Satıcı akreditif şartlarına uyan sahte
belgeleri bankasına sunar. Teyit bankası ödeme yapar, amir bankanın hesabını
borçlandırır ve belgeleri amir bankaya gönderir. Alıcı malın yüklendiğini ve
kendisine doğru yol aldığını zannetmektedir. Birçok durumda, gemi limana
vardığı zaman alıcı malın yüklenmediğini anlayabilmektedir. Sahtekâr satıcı,
akreditif güvencesinde aldığı bedelle ortadan kaybolur. Bu çok basit bir format
halinde gerçekleşmektedir ancak daha karışık alternatifleri de mümkündür.
Ömeğin, satıcı düşük kaliteli mallar gönderebilir. Alıcı, mal gelip gümrükten
teslim alınıncaya kadar sahtekârlığı göremeyecektir.
Bazı durumlarda ise, konşimento daha yüksek fiyat avantajı elde etmek için
önceki bir tarihe ait olabilir^^^. Satıcılar bazen bilinmeyen üçüncü tarafları sahte
işleme sokabilmektedirler. Alıcı tarafından sahtekârlık keşfedilince, satıcı
kendisinin de üçüncü taraf tarafından zarara uğratıldığını iddia edecektir.
Sahtekâr satıcı, alıcının transfer edilebilir bir akreditif açtırmasını isteyerek
bu akreditifi diğer bir ülkede ortak olduğu şirkete aktarabilir. Üçüncü taraf
olan bu şirket sahtekârlık yapınca satıcı da kendisinin zarara uğradığını iddia
edebilir. Bu nedenle, transfer edilebilir bir akreditif açıldığında, alıcı transferin
Sözkonusu bank debenture instrument için internette yer alan örnek için bnz. http://www.treasurydirect.gov/instit/statreg/
fraud/fraud_primel.pdf (20 Şubat 2008)
332 UCP 500, md.l3a. UCP 600'de makul özen "reasonable care" ifadesi geçmemekle birlikte 14. Maddede belgelerin
incelenmesine ilişkin standart belirtilmektedir.
333 Pottengal Mukundan, "Trade Finance Fraud", The Criminal Threat to Banking and Trade, ICC, Paris, 15 April 2005, s. 1.
yapıldığı tarafı da kontrol etmelidir. Bu gerçek hayatta her zaman mümkün
olmasa da alıcının güçlü olduğu pazarlık durumlarında olabilir.
Akreditif ve diğer ticari belgeler uluslararası ticareti yürütmekle birlikte bu
belgelerin güvenliğini sağlayan çok az özellik bulunmaktadır. Konşimento
milyonlarca dolarlık bir kargoyu temsil edebilmekle beraber nisbi olarak basit
ve üretilmesi kolay bir belgeledir. Lineer B/L üreten şirketler boş konşimento
belgelerini navlun komisyoncularına verebilmekte ve onlara bu belgeleri
doldurtmakta, mühür ve imzayı onlara yaptırabilmektedirler. Sahtekâr, sahte
mühür ve imza ile birçok bankanın akreditif bölümünü tatmin edecek belgeler
hazırlayabilir. Bankaların belgelerin gerçekliğini araştıracak bir yöntemleri
bulunmamaktadır. Birçok ticari sistemde olduğu gibi, akreditifler de dürüst
işadamları tarafından kullanılacağı varsayılmıştır. Sahtekârlardan korunmak
için kullanılan bir enstrüman değildir. Bu nedenle, alıcı satıcının analizini
yapmalı ve akreditifi buna göre açmalıdır. Sahte konşimentolar çok ciddi
banka kayıplarına neden olmaktadır^^"^.
ii) Satıcının Kaybı
Genelde D/P ödeme şeklinde gerçekleşir. Satıcı, malı yüklemekte ve
belgeleri alıcının bulunduğu tahsil bankasına göndermektedir. Satıcı, bedel
ödenmeden malların çekilemeyeceğini bilmektedir. Alıcı bankasına gidip,
bedelini ödedikten sonra konşimentoyu alacak ve taşıma şirketine verecek,
teslim emrini edinecek ve bununla limana gidip kargosunu alacaktır. Ancak,
tahsil bankasına vesaik ulaştığında satıcı aynı zamanda konşimentoların
cirolanamaz kopyalarını da alıcıya göndermektedir. Bunu, alıcıya malların
yüklendiğini göstermek için yapmakta ve malla ilgili tüm detayları da (gemi
adı, konşimento no, konteyner no, malın tanımı vs.) bu şekilde vermektedir.
334
Örneğin, belli mallann fiyatlan (kahve, kakao) ağustos sezonunda daha yüksek fiyatlı iken eylül sezonunda daha düşük fiyatlıdır.
Bu nedenle eylül hasadı bir mal 31 Ağustos olarak önceki bir tarihte düzenlenerek Ağustos fiyatmdan yararlanılabilir.
Devredilemez olmakla birlikte bu kopyalar, orijinalinin tamamen aynısıdır
ancak kâğıt üzerinde devredilemez (non-negotiable) ifadesi bulunmakta ve
bunu sahtekâr alıcı da bilmektedir. Alıcı, non-negotiable olanlara bakarak
orijinallerini üretir. Bu sahte konşimento yerine bir teslim emri (delivery
order) alınacak ve mallar limandan çekilebilecektir. Bir kaç hafta sonra satıcı
vesaikin akıbetini bankasına sorduğunda hâlâ beklediğini öğrenecektir. Hiç
kimse almaya gelmemiş ve satıcı sahtekârlığa uğramıştır. Bu durumda satıcı,
elinde orijinal konşimentolar olduğu için, gemiye karşı kargonun yanlış
teslimini iddia edebilir^^^.
iii) Banka Kayıpları
Birçok durumda banka bir şekilde kaybeden taraf olmaktadır. En azından,
banka ile müşteri ve muhabir banka zincirindeki ilişkiler bozulmaktadır.
Ancak bankalar için en büyük tehlike, alıcı ile satıcının anlaştığı bir
sahtekârlık işlemini finanse ettikleri ortamda gerçekleşmektedir. MTO,
1MB (Intemational Maritime Bureau) bankaların finanse ettiği birçok işlemi
incelemiştir. Tarafların işlem sayısı arttıkça bankalar da kredilerini arttırma
eğilimindedir. Bu tüccarların işlemleri ile alman komisyonlar ciddi gelirler
sağlamaktadır.
Son dönemlerin en büyük sahtekârlıklarından birisi de metal ticareti ile uğraşan
şirketler hakkındadır. Konu ile ilgili yüzlerce işlem incelenmiş ve kurbanlarının
Orta Doğu ve Avrapa'daki birçok uluslararası banka olduğu ortaya çıkmıştır
ki bunların bir kısmı da uluslararası ticaret finansmanı konusunda oldukça
uzman bankalardır^^^ Bankalar sadece belgeleri inceledikleri için bu yöntem
335
Ö m e k i ç i n b n z . K a y e , C h i e f J u d g e , " T . C . Ziraat B a n k a s ı , A p p e l l a n t , v. S t a n d a r d C h a r t e r e d B a n k , R e s p o n d e n t " New
C o u r t o f A p p e a l s , http://www.law.coraell.eduynyctap/I94_0190.htm (11 O c a k 2 0 0 7 )
336
P o t t e n g a l M u k u n d a n , " T r a d e F i n a n c e F r a u d " , a . g . e . , s. 3 .
York
bankaları aldatmak dışında karapara aklamakta da kullanılabilir. Bankaların,
kendilerine ibraz edilen konşimentoları rassal olarak seçerek, belli aralıklarla
kontrol ettirmeleri yerinde olacaktır. Bu kontroller IMB tarafından ücretsiz
olarak üye bankalara yapılmaktadır. Bu kontrol gerçekleşmezse bir gün banka
kendisini bu tür bir işleme aracılık etmiş olarak bulacaktır.
Ticari işlemlerde en önemli parçalardan birisi teminat olarak bankalara
konşimentonun verilmesi olabilir. Banka, her şey kötü gitse bile mallann
kendi elinde olacağı ve bununla bazı kayıplarını karşılayacağını düşünebilir.
Ancak, bu belge sahte ise, bu durumda teminat olmayacaktır. Olmayan bir yük
için milyonlarca dolar değerinde finansman imkânı sağlanabilir. Bu şirketler
kayba uğradığında kaybeden bankanın kendisi olacaktır^^^.
iv) Kayıpların Geri Alınması
Taraflar kayba uğradığında sessiz kalmamakta, genelde zararlarını banka,
sigorta şirketleri ve gemi sahiplerinden talep etmektedirler. Bir akreditif
işleminde, alıcı, teyit bankasının gözden kaçıracağı bir kaç uygunsuzluğu
bulmak için çok detayh bir şekilde belgeleri inceleyecektir. Temelinde
satıcının sahtekârlığından teyit bankasını sorumlu tutmak yatmaktadır. Alıcı
ancak bunu, amir banka 7 günlük inceleme süresinde belgeleri kabul etmeden
önce gerçekleştirebilir. Alıcı, sahtekâr bir satıcı bulduğu gerçeğini ilk önce
göz ardı etmeye çalışır.
Banco Santander v. Bayfem Limited ve diğerleri arasındaki ingiliz
Mahkemelerindeki davada, alıcı bazı durumlarda, vadeli bir ödeme konusu
belgeleri eğer vade tarihinden önce sahtekârlık tespit edilebilirse reddedebilir.
337
"Metal Fraud's signal need for "virtual" documents", Reuters Limited 2002, Reuters English News Services, 22 May 2002,
http://www.bolero.net/assets/23/Reuters%20News%20Service% 2022%20May%20021091552032.pdf (13 Ocak 2007)
Bu durum ise iskonto edilmiş bir akreditif işleminde teyit bankasmm
sorumluluğunu arttırmaktadır. Bu durum, bankaların akreditiflerin Iskontosu
konusuna bakışlarını değiştirmiştir^^^ Ancak UCP 600 ile birlikte bu hususta
gerekli düzenleme yapılmış olup, iskonto konusu UCP kapsamına dahil
edilmiştir^^^.
Alıcı veya satıcı bankasına karşı bir iddiada bulunamazsa, sigorta şirketlerine
müracaat edeceklerdir. Ancak, eğer mal hiç yüklenmemiş ise sigorta poliçesi
gündeme gelmeyecektir. İspatlanması çok zor olan bu hususlar eğer tespit
edilemezse, kayıp alıcı tarafından karşılanacaktır^'^^ Sahte bir konşimento
karşılığı gemi sahibi malı teslim etmiş ise, alıcı ile satıcı arasında bir anlaşma
olmadığı müddetçe, gemi sahibi konşimentoyu elinde bulundurana karşı
sorumlu olacaktır. Aslında kurban olan tarafın ilk önce sahtekâra karşı
faaliyete geçmesi ve en kısa sürede, teyit bankasından bedel tahsil edilmeden
sahtekârın peşine düşmesi gerekmektedir.
Malın alıcısı, ilgili belgeler bankaya ulaşmadan önce kendisine fakslanması
veya kopyalarının gönderilmesi ile konşimentonun gerçek olup olmadığını
teyit edebilir. Eğer gerçek değilse belge devrinin yapıldığı ülke mahkemelerine
giderek akreditif kapsamında ödemeyi durdurma kararı alabilir. Satıcıya para
ödendikten sonra, ödemeyi durdurma kararı karşısında (ömeğin iştira bankası
veya teyit bankası) suçsuz olan taraflar olabileceği için birçok mahkeme
bankanın kayba uğrayacağı ve bedelin yine kurtarılamayacağı bir karar
çıkarmaktan kaçmmaktadır^^^
338
339
340
Pottengal Mukundan, "Trade Finance Fraud", a.g.e., s. 5-7.
Alparslan Özalp, a.g.e., s. 370.,
ICC, Commentary on UCP 600 Article-by-Article Analysis by the UCP 600 Drafting Group, ICC Publication No: 680,
Paris, 2007, ss. 53-54.
341 Peter Charies Unsinger, "Meeting ACommercial Need for Intelligence: The International Maritime Bureau," ss. 64-68, https://
vpn.uludag.edu.tr/http/0/taylorandfrancis.metapress.com/content/ ya8xqcmq38726962/ fulltext.pdf (13 Ocak 2007)
3.2 ULUSLARARASı TICARETTE KARAPARA
AKLAMA
Tarih boyunca yaşanan sosyolojik, ekonomik ve teknolojik gelişmeler aynı
zamanda bu gelişmelere bağlı olarak yasadışı faaliyetlerin hukuksal ifadesi
olan suçun da değişmesine neden olmuştur. Suç, hem işlenme süreçleri, hem
mahiyeti, hem de faillerinin saikleri bakımından zaman içinde değişiklik
göstermiştir. Söz konusu failler için hayat yasadışı faaliyet-yasadışı gelir
düalitesi haline gelmekte ve bu faaliyetlerini sürekli ve gizli bir şekilde
sürdürmek gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Global ekonomik sistem, bu suçların da işlenme motivasyonunu, bir ülke
sınırları içinde kalmasını engellemiş ve yerine göre organize bir şekilde
gerçekleştirilecek farklı ve küresel bir suç tipi ortaya çıkmıştır. Bir ucunda
uyuşturucu madde ve silah kaçakçılığı bulunan bu suç ekonomisi yüksek
getirili bir alanda çalıştığı için suçu cazip kılmaktadır. Öte yandan, failin
sadece işlenen yasadışı fiilden dolayı cezalandırıldığı klasik yöntem bu tür
suçların motivasyonunu kıramamakta, ayrı bir cezalandırma ve suç yaklaşımı
tanımlanması gerekmektedir.
Karapara aklama, uluslararası hukuki metin kapsamında ilk defa, her ne kadar
müstakil isimler altında olmasa da, 1988 tarihli Ujoışturucu ve Psikotrop
Maddeler Kaçakçılığına Karşı BM Sözleşmesi'nde^"^^ yer almıştır. Bunu, yine
uluslararası düzeyde olan Avrupa Konseyi'nce hazırlanan karapara aklama ile
mücadeleyi hedef alan 1990 tarihli Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması,
342
Pottengal Mukundan, "Trade Finance Fraud", a.g.e., s. 4.
Zapt edilmesi ve Müsaderesi Hakkmda Sözleşme^"^^ ile daha som-a hazırlanan
uluslararası sözleşme ve girişimler de bu yeni suçla mücadeleyi esas
almıştır.
Karaparanm aklanması klasik piyasa koşullarında en iyi yatırım aracının
tercihi gibi rasyonel bir mantık ve temel ekonomik göstergelere göre hareket
etmediği için konjonktürden bağımsızdır. Giriş-çıkış zamanları belirsiz olacağı
için parasal istikrarı bozacak etkiye sahiptir. Ayrıca, belli bir kesimde para
toplanacağı için gelir dağılımını bozacaktır. Mikro bazda ise işletmelerin mali
yapısına yönelik bir risk oluşturmaktadır. Karapara aklama amacıyla kumlan
bir şirketin aktif-pasif yapısı mali açıdan sıkıntıya girmeyecek şekilde olacak
ve sektördeki diğer şirketlere karşı avantajlı gözükeceklerdir.
Aklama, finansal sistem ve finansal kuramlar üzerinden gerçekleştirildiği için
finans kesiminin karşı tedbirlerinin hazırlanması ve uygulanması büyük önem
arz etmektedir^"^"^.
Karaparanm kayıt dışı ekonomiden elde edilen para ile yani "gri para" ile de
ilişkisi bulunmaktadır. Bu isimlendirme ise yasal faaliyetlerden elde edilmekle
birlikte kayda tabi tutulmamış para anlamına gelmektedir. Gri paranın amacı
daha çok vergi, sosyal güvenlik ödemeleri vb. yasal yükümlülüklerden
kaçmak iken karaparanm amacı ise bunlara ek olarak suç gelirini yasal mali
sisteme sokmaktır^'^^
343
United Nations Convention Against Illicit Traffic in Narcotic Drugs and Psychotropic Substances, 1988, www.unodc.org/pdC
convention_1988_en.pdf (12 Şubat 2007)
344 Strasbourg Konvansiyonu olarak da bilinmektedir. Convention on Laundering, Search, Seizure and Confiscation of the
Proceeds fi-om Crime Strasbourg, 8.XI.1990 http://www.conventions.coe.int/Treaty/EN/Treaties/Html/141.htm (12 Şubat
2007)
345 Karaparanm Aklanması Suçu ile Mücadele ve Bankalarm Yükümlülükleri, TC Maliye Bakanlığı Mali Suçlan Araştırma
Kurulu ve Türkiye Bankalar Biriiği, Yaym No: 235, TBB, İstanbul, Aralık 2003, s. 2.
3.2.1 Karapara'nm Tanımı
Karapara ile ilgili çok farklı tanımlamalar yapılmaktadır. Bu tanımlar ülkeden
ülkeye değiştiği gibi, aynı ülke içinde de farklı tanımlar olmaktadır. Karapara
ile ilgili en genel tanımlama "gayri meşru orijinini kaybettirmeye çalışan
suç ürünleri" şeklindedir. "Suç ürünleri" olan faaliyetler ise ülkeden ülkeye,
yıldan yıla farklılık göstermekte ve "suç" özelliği değişebilmektedir^"^^. Ancak,
bazı temel uluslararası metinler ve oluşumlar karapara ile ilgili faaliyetlerin
tanımını ve uygulamasını şekillendirmektedir^"^^.
Karapara'nm sosyal, ahlaki, ekonomik ve hukuki yönden tanımları yapılabilir.
Sosyal anlamda karapara; dolaylı olarak da olsa toplumsal hayata zarar
veren her türlü faaliyetten elde edilen kazançtır. Ahlaki anlamda; kanunlarca
yasaklanmış olsun veya olmasın toplum nazarında ahlaki görülmeyen fiiller
sonucunda elde edilen tüm kazançlardır. Dolayısı ile diğer tanımlardan daha
geniş bir içeriğe sahiptir. Ekonomik anlamda; kanunlar tarafından suç sayılan
fiillerle birlikte; ekonomik hayatı düzenleyen kural ve usuller ihlal edilerek
elde edilen kazanç olarak tanımlanabilir. Vergi kaçakçılığı amacıyla usulsüz,
gizli ekonomik faaliyetler karapara kapsamına girmektedir. Hukuki anlamda;
ülke mevzuatlarında öncül suç olarak belirlenen fiillerden elde edilen
gelirlerdir.
Uygulamada bazı ülkeler, mevzuatlarında yer alan suçları belirtmiş ve sayılan
bu suçlardan elde edilen kazançları karapara olarak kabul etmiştir. Bazı
ülkeler ise bütün suçlardan elde edilen ya da cürümlerin işlenmesi sonucunda
346
İkisi arasındaki bir fark; kayıt dışındakiler kayıt altına girmekten kaçmırken, karapara aklayıcılan tam tersine kayıt altma
girmeye çalışmaktadırlar. Kayıt dışının yaygm olduğu bir ülke karapara aklayıcılan için faaliyetlerini sürdürmenin daha kolay
olduğu bir ülkedir. Dolayısı ile karapara aklanmasının önüne geçmek için kayıt dışı ekonominin de kayıt altma alınması
gerekmektedir. Kayıt dışı ekonomi ile mücadele ve karapara ile mücadele birbirinden farklıdır.
347 Kristine Karsten, "Money Laundering: How it works and why you should be concerned" Dossiers, ICC Institute of World
Business Law, Arbitration, Money Laundering, Corruption and Fraud, ICC Publication No: 651, Paris, 2003, s. 16.
elde edilen kazançları karapara olarak kabul etmiştir^'^l
4208 Sayılı Kanun'un, tanımları içeren 2. maddesinin (a) bendinde, belli
kanunlar ve kanun maddeleri sayılarak, bu kanunların ve kanun maddelerinin
suç saydığı^^^ fiillerin işlenmesi suretiyle elde edilen her türlti maddi menfaat
ve değer karapara olarak tanımlanmıştır^^^
Karapara aklama suçu ise; yasalarca tespit edilmiş belli suçlar sonucunda
elde edilen para, mal, kıymetli evrak veya diğer ekonomik değerlerin,
yasal ekonomik değerlere dönüştürülmesi amacıyla kaynağının, gayri yasal
özelliğinin gizlenmesine yönelik tüm işlemler olarak tanımlanabilir. Karapara
aklama olgusunun varlığı için gerekli unsurlar;
•
•
Bir suçun işlenmesi,
Bu suç sonucunda ekonomik değer (karapara) elde edilmiş olması,
•
Bu değerlerin yasa dışı niteliğinin gizlenip yasal görünüme sahip
ekonomik değerlere dönüştürülmesi amacına yönelik bir fiil işlenmiş
olması şeklindedir^^ ^
Ancak, ilgili tarafların bu faaliyetlerini gizlemek için mümkün olan tüm
çarelere başvurması nedeni ile karapara aklama suçunun ispat zorluğu
348
Hasan Aykın, "Karaparanın Aklanmasıyla Mücadele Konusundaki Temel Uluslararası Metinler ve Oluşumlar", T.C. D ış İşleri
Bakanlığı, Uluslararası Ekonomik Sorunlar Dergisi, Sayı 25, Mayıs 2007, Ankara ss. 33-40,
349 Karapara'nın Aklanması Suçu ile Mücadele ve Bankaların Yükümlülükleri, a.g.e., s. 5.
350 4208 Sayılı Kanun'da öncül suçlar ise; Uyuşturucu Madde Ticareti ve Kullanımı, Gümrük Kaçakçılığı, Silah Kaçakçılığı,
Organ ve Doku Kaçakçılığı, Tarihi Eser Kaçakçılığı, Sahte Fatura ile İlgili Suçlar(VUK 359^), Devletin Şahsiyetine Karşı
Suçlar, Kişi Hürriyetinden Mahrumiyet, Tehdit ile Menfaat Temini, Yıkıcı, Öldürücü Aletler veya Ecza Kaçakçılığı, Paralarda
Kalpazanlık, Para Değerini İndirerek Tağyir, Taklit Para Tedavüle Çıkartma, Kıymetli Damgalann Taklit ve Tağyiri, Taşıma
Biletlerinde Kalpazanlık, Devlet Mührünü Taklit ve Kullanma, Resmi Mühür ve Aletleri Taklit veya Kullanma, Taklit İzleri
Taşıyan Şeyin Satılması, Resmi Belgede Sahtecilik, Hususi Belgede Sahtecilik, Meşruiyet Belgelerinde Sahtecilik, Fuhşa
Teşvik, Kadın Ticareti, Yağma, Senedin Yağması, Korkutarak Faydalanma, Adam Kaldırma, Nitelikli Dolandırıcılık, Hileli
İflas, Rüşvet.
351
Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 sayılı Kanun, http://www.tkbb.org.tr/download/51-KARAPARA.doc ( 3
Şubat 2007)
bulunmaktadır^^^. Hem anayasal haklar, hem de uluslararası düzenlemeler
gereği, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamamakta
ve suçluluğu tespit edilemediği için mallarına da el konulamamaktadır^^^
3.2o2 Karapara Aklama Aşamaları
Genelde üç aşamadan oluşan bir süreç işlemektedir. Bu süreci bir
"yıkama"
işlemine benzeterek
açıklayabiliriz. İlk
aşamada
çamaşır
makineye yerleştirilmekte (placement), ikinci aşamada çamaşır makinede
yıkanmakta, (kirden) ayrıştırılmakta (layering) ve son aşamada çamaşır
temiz bir şekilde makineden çıkarılmaktadır ki bu aşamayada Bütünleştirme
(integration)^^"^ denilmektedir. Tüm karapara işlemlerinde bu üç aşamanın da
olması gerekmemektedir. Bazen bu aşamaların ikisi veya üçü tek işlemde
gerçekleştirilebilmektedir.
r
YerleştİFMe
Placement
Ayrıştırma
l a y e r î a g
Bütünleştirme
Integration
Şekil 3.3 Karapara Aklama Aşamaları
Kaynak: MASAK, http://www.masak.gov.tr/tr/karapara/melike/ yontemler.ppt (16 Aralık
2006)
352 Karapara'nın Aklanması Suçu ile Mücadele ve Bankalann Yükümlülükleri, a.g.e., s. 8.
353 Kara para aklama amacı ile faaliyet gösterenler bazen ticari işlemler altından bu eylemlerini gerçekleştirmek isteyebilirler.
Bu durumda karşı tarafla sözleşme yapabilir ve sözleşmelerine tahkim vb. şartlan da koyabilirler. Bu nokta ise uluslararası
tahkimin kara para ile kesiştiği sorunlu bir alan olarak ortaya çıkmaktadır. Detaylı bilgi için bnz. Andrew de Lotbiniere
McDougall, "International Arbitration and Money Laundering" White & Case, April 2006, ss. 1-2,11. http.V/wv^av.v^^hitecase.
com/files/Publication/6f8e68cd-7384-405f-9464-933528bb41cc/Presentationy^ublicationAttachment/
397ff3f9-7928-49349702-94076fe0f02e/article_Intemt%20Arbit%20and%20Money%20Laundering.pdf (5 Ocak 2007)
Genç Osman, Yaraşlı, "Kara para ispat yükümlülüğü: el koyma ve müsadere". Active Bankacıhk ve Finans Dergisi, Yıl:2,
Sayı:14 Ağustos-Eylül 2000, ss. 88-94.
Yerleştirme (Placement): Karapara'yı doğuran suçlarda para, genelde nakit
olarak el değiştirmektedir. Ancak, kredi kartmm, çek uygulamasmm ve diğer
nakit olmayan paralarm sıklıkla kullanıldığı günümüzde nakit para dikkat
çekicidir. Ayrıca, nakit paranın aktarımı, taşınması, kullanımı zor olmakta
aynı zamanda güvenlik güçlerince el konulma riski daha yüksek olmaktadır.
Yerleştirme aşamasında para fiziki olarak yurtdışına çıkarılabilir, küçük
tutarlara bölünerek (bildirim tutarlarının altına) ülke içindeki çeşitli bankalara,
farklı kişi hesaplarına yatırılabilir. Gayrimenkul, lüks araba, mücevher,
antika, sanat eseri, hisse senedi, tahvil, bono, çek poliçe vb. gibi mali araçlara
dönüştürülebilir, bankaya yatırmadan önce bir açıklama yapılmasına imkân
sağlayacak işlemlere ömeğin; ihracat geliri, turizm geliri vb. konu edilebilir.
Ayrıştırma (Layering): Nakit-dışı forma kavuşan para yasa dışı kaynağından
uzaklaşarak, izinin sürülmesi, bulunması, yakalanması imkânsız hale
gelmektedir. Bankacılık sistemine sokulan para çok daha hızlı bir şekilde
kaynağından uzaklaştırılabilmektedir^^^.
Bütünleştirme (Integration): Bu aşama kısaca )mvaya dönüş aşamasıdır. Bu
aşamada, paranın kaynağına ilişkin verilebilecek bir cevap bulunmakta ya da
işlem zaten normal bir görüntü elde ettiği için bu tür bir somya muhatap bile
olmamaktadır^^^.
355
Ramazan Başak, 50 Soruda Karapara ve Kara Paranın Aklanmasının önlenmesi, Türkiye Bankalar Birliği, Yaym No:206,
356 " k
bl^acıhk işk^^^^^ ile bankadan bankaya, ülkeden ülkeye para transferi başlar. Bir hesabm Çok -y,da alt
hesabından ve bu çoklu alt hesaplardan başka hesaplara ve alt hesaplara aktar^hnası araştmna ve - - ^ - ^ ^ ^ ^ ^ ^ ^
zorlaştırmaktadır. Sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, bilgisayar ve iletişim imkanlarındaki artış bu ülkelerarası fon
transferini de hızlandırmıştır.
3.2.3 Karapara Aklama Yöntemleri
Karapara aklamada, ülke, finansal sistem ve kullanılan araçlara göre
çok farklı almaşıklar söz konusu olabilmektedir. Karapara aklama işi
bile artık "outsource" edilebilmekte ve bu iş için profesyonel aklayıcılar
kullanılmaktadır. Bu işlemleri gerçekleştirenler; muhasebeciler, bankacılar,
hukukçular, mali danışmanlar vs. olabilmekte, sağlam bir mesleki geçmiş,
sabıkasız bir hayat, öncül hiçbir suçla ilişkisinin olmaması bu kişileri
şüpheden uzak tutmaktadır^^^. En çok kullanılan karapara aklama yöntemleri
şu şekildedir.
i) Şirinler (smurfing) yöntemi
Birçok ülkede nakit işlemlerin bildirilmesi zorunluluğu bulunmakta, bunun
için de bir limit tahsis edilmektedir. ABD için bu tutar USD 10,000'dir.
Bunun üzerindeki işlemler bildirim yükümlülüğüne tabidir^^l Bildirim
yükümlülüğünden kurtulmak için eldeki fon bu limite yakın tutarlara bölünür
ve çok sayıda kişi (smurf) tarafından çok sayıda bankaya veya aynı bankanın
farklı şubelerine yatırılır^^^. Örneğin, 40 kişi bir banka ve farklı şubelerde
9000'er dolar yatırsa, günde 360 bin dolar, 10 günde 3.6 milyon dolar
yatırılmış olur. Aynı işlem aynı kişiler tarafından bir başka bankaya da yapılsa
7.4 milyon dolarlık nakit bildirim zorunluluğu olmadan bankaya yatırılmış
olur.
ii) Parçalama (structuring) yöntemi
357
358
359
MASAK; "Karapara Aklamanın Aşamalan", http://www.masak.gov.tr/tr/kpAsama.htai (9 Eylül 2006)
David J. Middleton, Michael Levi, a.g.e., s. 134.
Anita Butani, Bryan Chao, "Commission on Crime Prevention and Criminal Justice", The Ivy League Model United Nations
Conference, 2002, s. 6.; http://modelunl.tripod.com/UNl/ILMUNCBriefs/CPCJ_Final.pdf (10 Şubat 2008); Bank Secrecy
Act/Anti-Money Laundering, Comptroller's Handbook, Comptroller of the Currency Administrator of National Banks,
December 2000, s.7, http://www.occ.treas.gov/handbook/bsa.pdf (11 Mayıs 2006)
Şirinler yöntemi için çok sayıda kişi gerekmektedir. İnsan sayısının
arttırılamadığı durumda işlem sayısı da arttırılabilmektedir. Ömeğin 29
milyon dolarlık bir tutar ortalama 600'er dolarlık 40,000'den fazla işlem
yapılmak suretiyle Ekvator'a transfer edilerek aklanmıştır.
İÜ) Off-shore (Vergi Cennetleri)
Müşterilerine gizlilik, politik istikrar, vergilendirmeme ya da sıfıra yakın
vergilendirme, sermaye hareketlerinde tam serbesti, coğrafi konum olarak
gelişmiş ülkelere yakınlık, gerekli altyapı, uzman personel veya kuram gibi
hizmetler sunan kıyı bankaları vergi cennetleri olarak kabul edilmekte ve
karapara aklamanın kolay olduğu yerlerin başında gelmektedir^^^.
iv) Paravan (kâğıt üstündeki) ya da hayali şirketler
Ticaret ya da imalat faaliyetinde bulunmayan bu şirketler genellikle sınır ötesi
merkezlerde kuralurlar. Bu merkezlerde birkaç yüz dolar şirket kurmak için
yeterli olabilmektedir.
v) Oto-finans borç yöntemi (loan-back)
Bu yöntemde kısaca; karapara aklayacak kişi off-shore merkezine giderek
karaparayı A bankasına yatırır.(Karmaşıklaştırmak için B bankasını da
araya sokabilir) Daha sonra kendi ülkesindeki C bankasına başvumr ve A
bankasındaki hesabını teminat göstererek kredi talebinde bulunur. C bankası
da bu krediyi kendisine verir. Aldığı kredi ile istediği yatırım yapar. tCredisini
360
Karapara'nm Aklanması Suçu ile Mücadele ve Bankalann Yükümlülükleri, a.g.e., s. 18.
C bankasına geri ödemez. C bankası da bu kişinin teminat gösterdiği A veya
B bankasındaki parasını haciz eder. Bu şekilde bu kişinin karaparası otel veya
başka yatırım şeklinde aklanmış olarak ortaya çıkarken aynı zamanda vergi
avantajı da sağlayabilir^^^
vi) Diğer Yöntemler
Döviz büroları, kumarhane ve gazinolar, nakit para kullanılan işyerlerini
işletilmesi, göstermelik şirketler^^^, sahte fatura (hayali ihracat), altematif
havale sistemleri (Hawala-Hundi Sistemi^^^ Uzak Asya Chit Sistemi vb.)
diğer yöntemler arasındadır. Bankalar aracılığı ile karapara aklanmasında
kullanılan başlıca yöntemler
ise nakit transferleri
yapılması,
banka
hesaplarının kullanılması, offshore bankacılık hizmetleri, on-line bankacılık,
yatırım işlemleri, elektronik para ve smart kartlar, kredi işlemleri, muhabir
bankacılık hizmetleri vb. şeklinde sayılabilir^^"^.
3.2.4 Karapara ve Şüpheli işlem Türleri
Şüpheli işlem, yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya
yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu para ve para ile temsil edilebilen
değerlerin yasa dışı yollardan elde edildiğine dair herhangi bir bilgi, şüphe veya
şüpheyi gerektirir bir hususun olması halidir^^^ Her ne kadar şüphe sübjektif
bir kavram olsa da şüpheyi doğuran şeyin "alışıldık, makul, sıradan" olmaması
361 West Coast Anti-Money Laundering Forum'a ait sitede offshore ile ilgili detaylı çalışmalar yer ahnaktadır. Aynntı için bnz.
http://www.wcamlforum.org/financial-havens/ (23 Ocak 2008)
362 Karapara'nın Aklanması Suçu ile Mücadele ve Bankalann Yükümlülükleri, a.g.e., s. 23; 1996-1997 Report on Money
Laundering Typologies, FATF, February 1997, s.6. http://www.oecd.org/dataoecd/31/29/34043795.pdf (14 Şubat 2008)
363 Bu yöntem, gıda, benzin istasyonu vs. gibi nakit para akışını yoğun olduğu işyerlerinde kullanılmaktadır. Bu tür işyerlerinin
özelliği, kaç adet hamburger satıldığı ya da ne kadar benzin satıldığının tespithıin zor olmasından kaynaklanmaktadır.
364 Patrick M. Jost, Harjit Singh Sandhu, 'The hawala alternative remittance system and its role in money laundering" http://
www.interpol.int/Public/FinancialCrime/MoneyLaundering/hawala/ default.asp, (13 Ağustos 2006)
365 Krzysztof Woda "The Analysis of Money laundering Techniques" Cyber Warfare and Cyber Terrorism (ed. Lech
Janczewski, Andrew Colarik), Information Science Reference, 2007, ss. 138-144;. Kalem, Murat, "Bankalar aracılığıyla
karapara nasıl aklanmaktadır?". Active Bankacılık ve Finans Dergisi, Eylül-Ekim 2004, s.l.
şeklinde genel bir tanımı verilebilir. İşlem yapılan kişinin ya da kurumun iyi
tanınması işlemin şüpheli olup olmadığı hususunda önemli bilgi verecektir.
Şüpheli işlemlerin bildirilmesi ile 3F, Bulma-Dondurma-El Koyma (FindingFreezing-Forfeitur) olarak özetlenen yöntemle gerçekleşebilmektedir^^^.
Belge üzerine dayalı herhangi bir sistem karapara aklayanlar için önem arz
etmektedir. Krediye uyumlu belgeler ibraz edildiğinde artık bununla ilgili
ödeme rahatlıkla serbest kalabilmektedir. Karapara aklayan açısından, yeni
bir ticari ilişki kurmaktansa mevcut ve uzun süreli bir ilişkinin kullanılması
çok daha caziptir^^^.
Karapara aklama ile ilgili önlemler genelde birçok bankada yeni müşteriler ve
yeni işlemler üzerine kuruludur. Eski bir müşterinin işlemlerinin kontrolü de
aynı zamanda ilişkilere sıkıntı verebilir. Karapara aklama ile ilgili örneklerden
birisi Güney Amerikalı uyuşturucu şirketinin işleminde görülmektedir.
Gümüş yerine şirket aslında kurşun külçeler ihraç etmekte ancak dışını
gümüş ile kaplamaktadır. Yüklemeler ise şirketin Kaliforniya'daki şubesince
alınmakta ve imha edilmektedir. Daha sonra gümüşlerin yerel mücevhercilere
satıldığı ve nakit olarak bedellerinin tahsil edildiğini gösteren sahte belgeler
üretilmektedir. Bu belgelere dayalı olarak, uyuşturucu satışı ile oluşturulan
nakit Newyork'taki bir finans şirketine gönderilmekte ve oradan da Güney
Amerika'daki gümüş ihracatı yapan şirkete transfer edilmektedir. Uyuşturucu
satışı ile elde edilen bedel ticaret işlemleri ile aklanmıştır. Periyodik kontroller
yapılmadıkça bankaların yaptıkları işlemlerin karapara aklama çemberine
dâhil olup olmadıklarını tespit çok zor olmaktadır^^^
366
367
MASAK Genel Tebliği, Sıra No:2, http://www.masak.gov.tr/karaparamevzuat.htm (24/12/2006)
Hangi tür işlemlerin şüpheli olduğunu izah etmek amacıyla MASAK 2 ve 3 sıra numaralı genel tebliğlerinde 20 adet şüpheli
işlem tipi açıklanmıştır. Bu şüpheli işlem tipleri rehber niteliği taşıyıp, benzer tarz ve mahiyetteki işlemler eğer şüphe
uyandınyorsa mutlaka şüpheli işlem olarak değerlendirilmelidir.
368 Ömeğin, bir bankanın çok uzun süredir çalıştığı bir müşterisinin kısa vadeli nakit sıkıntısı olmaktadır. Bu dönemde ise
şirkete yatınm yapmak isteyen yeni ortaklar ortaya çılcmaktadır. Bunun karşılığında mevcut banka kanalları aracılığı ile kendi
3.2.5 Karapara ve Terörizm
11 Eylül 2001 olayları, ABD'nin finansal sisteminde ve dünya üzerindeki
finansal aracılıkrolünde köklü değişikliklere neden olmuştur. Dünya üzerindeki
terör dalgasının yükselmesi buna bağlı yasadışı uyuşturucu faaliyetlerinin
terörist grupların finansmanında kullanılması, bu konu ile ilgili uluslararası
bir işbirliği gerektirmiştir. BM ve FATF^^^ bünyesinde yürütülen faaliyetlerde
şüpheli işlem tipleri ve bu amaçla kullanılan yöntemler konusunda finansal
kurumlar için kılavuzlar yayımlanmıştır^^^.
30 Kasım 2001 tarihli FATF tavsiyelerinde terörizmin finansmanının da
karapara aklama olarak kabul edilmesini istemektedir. Aslında karapara
aklama ile ilgili 19 Aralık 1988 tarihli (Viyana) Konvensiyonu'nda aklanması
gereken tek şey olarak "uyuşturucu gelirleri" ifade edilmiştir. AB Konseyi
(Strasbourg) Konvensiyonu ise "aklama suçları" olarak tanımlamakta ve
Viyana Konvansiyonu'na ek olarak suç isnatlarını uyuşturucu trafiğinin
ötesine taşıyarak gelirleri, suçla ilgili elde edilen ekonomik avantaj olarak
tanımlamakta ve bu da çok açık uçlu bir tanımlama olmaktadır. BM'nin ve
diğer uluslararası karapara aklama düzenlemelerinin temeline inildiğinde
aslında karapara aklama ile terörizmin finansmanının tamamen bağımsız iki
konsept olduğu görülmektedir^^^Ancak 11 Eylül ile birlikte karapara aklama,
uyuşturucu kaynaklı suç gelirlerinin aklanmasından daha çok teröristlerin
işlemlerini gerçekleştirmeyi talep etmektedirler. Ömeğin, şirket yıllık 100 milyon dolarlık net dış ticaret işlemi yapıyorsa yeni
yatınmcı kendisinin de 20 milyon dolarlık işlem yapacağmı ifade edecektir. Bu durum banka üzerinde herhangi bir şüphe
oluşturmayacaktır çünkü eski müşterisine olan güven nedeni ile yeni işlemler de kabul edilecektir.
369 Pottengal Mukundan, "Trade Finance Fraud", a.g.e., ss. 7-8
370 Mali Eylem Görev Grubu, FATF (Financial Action Task Force), kara para aklanmasma karşı mücadele eden ve devletler arası
en önemli kurum olarak ön plana çıkmaktadm Ülkelerin "kara listesini" periyodik olarak yayınlamakla da yükümlü olan FATF,
kara listesine ülkeleri eklemekte veya çıkarabibnektedir. Detaylı bilgi için bnz. http://www.fatf-gafi.org/
MASAK'da 19 adet şüpheli işlem tipine, 3 no'lu tebliğ ile 20 no'lu işlem tipini ilave etmiştir. Bu madde ise; Fonlarm, terörizm
veya terörist eylemlerie ilgili veya bağlantılı olduğundan ya da bu amaçla kullanıldığından şüphe duyulması ya da şüphe
duyulması için makul nedenler bulunması" şeklindedir.
kullandığı ve teröristlerin gelirlerinin aklandığı bir alan olarak görülmeye
başlanmıştır^^l
FAFT'm, 29-30 Ekim 2001 tarihli olağanüstü toplantısı ile görevini sadece
karapara aklamayla mücadele değil, terörün finansmanıyla da mücadele
olarak tanımlamıştır^^l
Karaparanm aklanmasının önlenmesine
ilişkin
hem uluslararası, hem de ulusal birçok düzenleme bulunmaktadır^^"^. Bu
düzenlemeler uluslararası ticaret ile ilgili yasal düzenlemelerin de bir kısmını
oluşturmaktadır. Özellikle uluslararası para transferlerinde her ülkenin
uygulamış olduğu farklı karapara aklama ve gayri meşru uygulamalar
(terörizm, kadın ticareti, uyuşturucu vs.) nedeni ile (özellikle ABD) farklı
uygulamalara girmekte ve bu da uluslararası ticarette para transferi sorunlarına
neden olabilmektedir.
3 3 ULUSLARARASı TİCARETTE KORSANLıK
Korsanlık her zaman için deniz ticaretinin bir parçası olmuştur. Bu konudaki
ilkkayıtlar klasik Yunan dönemlerine kadar uzanmaktadır. M.Ö. 330 yıllarında
Büyük İskender korsanlık faaliyetlerini ortadan kaldırmak için uğraşmış
ancak başarılı olamamıştır. M.Ö. 69 yıllarında Roma'lı komutan Pompey
270 gemi ile Doğu Akdenizi korsanlardan temizlemek görevini üstlenmiş
ve üç aylık bir çalışma sonunda 10 bin korsan öldürülmüş, 400 gemi ele
geçirilmiş kalanlar ise yok edilmiştir^'^^ Modem çağa geldiğimizde korsanlık
372
Armand Kertsen, "Financing of Terrorism - A Predicate Offence to Money Laundering?", European Joumal of Law
Reform, Vol. 4, No. 2, Kluwer Law International 2002, ss. 299-306.
373 Alison S. Bachus, "From Drugs to Terrosism: The Focus Shifts in the mtemational Fight Against Money Laundering After
September 11, 2001" Arizona Journal of International & Comparative Law, Vol 21, No.3, 2004, s. 835, 869-870. http://
www.law.arizona.edu/joumals/ajicyAJICL2004/Vol213/Bachus%20Note%20Final%20Revised%2011%20Nov%202004.pdf
(11 Nisan 2008)
374 Kürşat Günaydm, "Terörün finansmanı da "terör" sayılıyor". Activeline, Ocak 2002 s. 2.
375 Fahrettin Yahşi, "Karaparanm aklanmasının önlenmesine ilişkin yasal düzenlemeler çerçevesinde bankalann yükümlülükleri".
Active Bankacılık ve Finans Dergisi, Yıl: 1, Sayı:l, Haziran-Temmuz 1998, ss. 38-44.
hâlâ faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedir. Korsanlıkla mücadele, ana
ülkesinden binlerce mil uzaktaki bir gemi için sorun olmakta, aynca ülkeler
de bu hususta kaynak harcamak istememektedirler.
UNCLOS (United Nations Convention on the Law of the Sea)'de yer alan
tanim^'^^ bugünkü korsanlığı ifade etmekde yetersiz kalmaktadır. Çünkü
birçok korsanlık alanı okyanusta değil, kıta sahanlığı sınırlan içinde
gerçekleşmektedir. Özel çıkar elde etmek için birçok kamusal geminin de
bu saldırılarda rol aldığı ömekler bulunmaktadır. Bu nedenle daha etkin
bir konvansiyon olarak 1992 yılında denizyolu seferlerinin güvenliğine
karşı yapılan gayrimeşru saldırıların durdurulmasına ilişkin konvansiyon^^^
yürürlüğe girmiştir. Bu konvansiyonun amacı; korsanlık suçunu işleyenler
için uygun cezaların sağlanacağına dair ortak bir zemin oluşturmaktır^^l
Şekil 3.4'te 1994 ve 2005 yılları arasındaki gemi saldırılan ve bu saldırıların
giderek artan bir trend izlediği görülmektedir. Söz konusu yıllarda Türk
gemilerine 24 adet saldırı gerçekleştirilmiştir. 2003 ile 2005 yıllan arasında 8
Türk gemisinin kontrolü korsanlara geçmiştir. Özellikle Somali, Endonezya,
Nijerya, Tanzanya, Vietnam, Malacca Straits (Malezya) Aden Körfezi gibi
bölgelerde çok daha yoğun saldırılar yaşanmaktadır^^^.
Gemi kaçırma ve geminin yükünün kaçırılması gibi büyük boyutlu suçlar
işlenmektedir. Bunun için, ilgili gemiler çok önceden planlı bir şekilde
376
Pottengal Mukundan, "Piracy on the High Seas Can You Afford it?", The Insurance Institute of London, 7 November 2000,
London, s. 1.
377 Bu konu kapsamma giren korsanlık UNCLOS MD. 101'de tanımlanmış ve IMO'nun MSC/Circ. 983'ünde "silahlı saldın"
tanımı yer almıştır. Gemi saldınlan, gemiye sızarak ne bulurlarsa çalmaya çalışan küçük hırsızlıklardan (kaptanın kasası,
personelin değerli eşyası, geminin ulaşılması kolay ekipmanlan vs.) çok daha farklı boyutlara kadar değişebilmektedir
378 Convention for the Suppression of Unlawful Acts Against the Safety of Maritime Navigation, 1988 http://www.imo.org/
Conventions/mainframe.asp?topic_id=259&doc_id=686 (01 Şubat 2007)
379 Pottengal Mukundan, "Piracy on the High Seas Can You Afford it?", a.g.e., s. 8.
gözlenmekte ve yükü boşaltması kolay, değeri yüksek olanlar seçilmektedir.
Bu durumda, saldırı sonucu milyonlarca dolarlık yük tehlikeye girmektedir.
1 9 9 4
1 9 9 5
1 9 9 6
1 9 9 7
1 9 9 8
1 9 9 9
2 0 0 0
2 0 0 1
2 0 0 2
2 0 0 3
2 0 0 4
2 0 0 5
Şekil 3.4 1994-2005 Yılları Arası Gemilere Yapılan Saldırı Sayısı (Adet)
Kaynak: Annual Report, Piracy and Armed Robbery Against Ships, ICC Intemational
Maritime Bureau, 31 January 2006, s. 5. (Yararlanılarak çizilmiştir.)
Eğitimli haydutlar, otomatik silahlar ile gemiye sızmakta ve sahte seyahat
belgeleri ve pasaportlarla mürettebatın yardımı olmadan gemiyi çalıştıracak
kapasitede insanlardan oluşmaktadır. Bazı dummlarda gemiler mürettebatın
fidye için alıkonulması amacıyla da kaçırılmaktadır. IMB-PRC kayıtlarına göre
2004 yılında 325 saldırı olurken 2003 yılında 445 saldırı gerçekleşmiştir.
i) Teknolojik Yardım
ISPS ile gemi sahipleri ve operatörleri güvenlik için teknoloji kullanımına
daha açık hale gelmiştir. 1MB SHIPLOCK, SECURE-SHIP gibi sistemlere ek
olarak bu alandaki gelişmeler devam etmiş ve Inventus UAV gibi^^^*, teknoloji
ürünlü, kameralı, uçan ve okyanus ytizeyini tarayarak gerçek zamanlı veri ile
hem gemi mürettebatını uyaran hem de kara ekibini haberdar eden cihazlar da
yine aynı hizmet için kullanılır hale gelmiştir^^^
ii) IMB Korsanlık Rapor Merkezi'nin Rolü
Korsanlıkla mücadelede bilginin derlenmesi ve belli bir ölçekte ele alınması
önem arz etmektedir. Bunu yapacak organın ise hükümetler ve yasal
organlar dışında olması gerekmektedir. Deniz sahtekârlıkları bazı sorunlar
oluşturmaktadır. Polis gücü yetki alanı dışında kalabilir veya suçlular bu
sınırların dışına kaçabilir. Bu durumlar hem gerekli ilgiyi hem de kaynakları
sınırlı hale getirmektedir. Sahtekârlıklar gerçekleşince bunlardan kurtulmak
hem pahalı olmakta, hem de çok fazla alternatif bulunmamaktadır. En önemli
husus müşterini ve ticaretini tanı ilkesine uymaktır. IMB, sadece korsanlıkla
ilgili bilgi vermemekte, aynı zamanda deniz suçları ile ilgili eğitim, suç
önleme ve istihbarat faaliyetlerinde de bulunmaktadır^^^.
380 Annual Report, Piracy and Armed Robbery Against Ships, ICC Intemational Maritime Bm-eau, 31 January 2006, s. 5.
381 * 1MB SHIPLOCK, kaçınimış gemileri bulan bir sistemdir. Detaylı bilgi http://www.shiploc.com da bulunabilir.' SECURESHIP ise güverteye çıkışı engelleyen bir sistemdir. Bu konuda detaylı bilgi de http://www.secure-marine.com/ship_intro.htm
adresinde yer almaktadır. Inventus UAV detaylı bilgisi için bnz. http://www.inventus-uav.com
382 Report for the Period 1 January-31 March 2006, Piracy and Armed Robbery Against Ships, ICC Intemational Maritime
Bureau, April 2006, s. 16.
3.4 ULUSLARARASı TICARET VE MALLA ILGILI
SAHTEKARLıKLAR
3.4.1 Konteyner Sahtekârlıkları
Konteynerlarm kullanım nedeni, az zamanda, daha hızlı bir şekilde ve daha
az insan ve maliyetle malların taşmabilmesidir. Konteynerlarm olduğu bir
ortamda kargo taşıyanlar artık yük değil, bu büyük kutuları taşımakta ve
içinde ne olduğuna ilişkin bir sorumluluları bulunmamaktadır. Daha önceki
elle işlem görülen dönemde, alıcı ile satıcı arasındaki zincirde en az 10 farklı
yük kontrolcüsü işlem görmekte idi. Çünkü tüm indirme ve bindirme işlemleri
insan gücü ile gerçekleştiriliyordu. Ayrıca, eğer zincir halkasmdaki bir taraf
)âlkten bir şey çalarsa, zincirin bir sonraki halkası kaybı yakalayabilecekti.
Bugün bu durum olmamaktadır^^l
2002 yılında US Department of Energy (Los Alamos) tarafından yapılan
bir araştırmada araştırmacılar her türlü mührü alt edebilmişlerdir^^"^. Bu ise
mührün koruduğu her ne ise buna ulaşabildikleri anlamına gelmektedir^^^
i) Konteyner Mühürleri
Mühürler, konteyner taşımacılığının en önemli öğelerinden birisidir. Güvenilir,
açılamayan, açıldığı takdirde ise bunu belli edecek konteyner mühürleri
383
384
385
Peter Charles Unsinger, a.g.e., s. 70.
Pottengal Mukundan, "Trading Frauds Background Notes", The Criminal Threat to Banking and Trade Seminar, ICC, Pans,
15 April 2005, s. 2.
Michael Howlett, "Container Crime Background Notes", The Criminal Threat to Banking and Trade Seminar, ICC, Pans,
15 April 2005, ss.1-4.
üzerine ciddi araştırmalar yapılmaktadır^^^. Mallar gemiye 5âiklendiği zaman
artık bu yükü açacak ikinci kişi alıcının kendisi olmakta ve yük binlerce mil
açılmadan seyahat etmektedir. Taşıma zincirindekilerin vazifesi konteynerı
hareket ettirmek ve konteyner mührünün açılmamasını sağlamaktan başka bir
şey değildir. Konteynerm mühürlü olması, konteynerm açılmadığı anlamına
gelmekte ve bu da suçlular için hırsızlığa bir davet niteliği taşımaktadır.
Konteyner mühürleri bir kaç sent ile 50 dolara kadar maliyeti olabilen ve
genellikle sıcağa, tahrife ve fiziki kuvvet gibi müdahalelere karşı zayıf olan
ürünlerdir. Bazen de konteynerlarm kapı kısımları tamamen sökülmekte ve
daha sonra perçin çivileri ile yerine takılabilmektedir. Bu şekilde mühürde
bir zarar olmamaktadır. Bu sorunlar yeni mühür türlerinin oluşturulmasını
sağlamıştır. Konteyner mühürlerinin kontrolü için bu işi yapan insanlar
istihdam edilebilmekle birlikte maliyet nedeni ile birçok kargo şirketi bu tür
istihdamı gerçekleştirmemektedir. Mühürler kontrol edilmediği için hırsızlığın
nerede olduğu da bilinememektedir^^^. Diğer bir sorun ise gerçekten kargonun
yüklü olup olmadığıdır.
ii) Boş Konteynerlar
IMB tarafından araştırılan bir ticari işlemde 5 konteynerm ABD'den Avrupa'ya
taşındığını ve alıcı ile satıcının ortak bir şekilde sahtekârlığa aracılık ettiği
tespit edilmiştir. Her bir konteyner 2 milyon USD'nin üzerindeki tasarım
ürünü elbiseler yüklenmiş ve satıcı bu kargo için 10 milyon dolar üzerinde
386
198 farklı tür mühür üzerinde yapılan 289 denemede bu mühürier açılmış, yeniden mühürienmiş veya sahteleri ile
değiştirebilmiştir. Bu mühürier 3 saniye ile 2 saat arasında ama ortalama 4 dakikada açılabilmektedir. Tüm bu durumlar,
—o-T
—
...^..v...w.
^
^
c i i c ı o ı ı n a a ama
uııaıaına
t
uaKiis.aua üçııaoıımeKieaır.
l u m Du üuruı
mevcut konteyner sisteminin sağladığı hız ve etkinlik karşılığında büyük kayıplaria karşılamama riskini de vermektedir
387 The Merchands Guide, 2003 Edition, P&O Nedlloyd, p. 92.
bir sigorta yaptırmıştır. Alıcı ise bu satın alma işlemini bir Avrupa bankasından
aldığı 10 milyon dolarlık kredi ile finanse etmiştir^^^.
İÜ) Konteyner Sigorta Sorumlulukları
Sigortadan para almak üzere hazırlanan bu tezgahlar da sık rastlanan durumlar
arasındadır. Bu işleme ömek olarak, A şehrinden jâiklenen konteyner mühürleri
B şehrinde açılmaktadır. Mallar C şehrine vardığında ise kesik mühür nedeni
ile her bir konteynerdan ömeğin 50 kartonun eksik olduğu ve çalındığını iddia
edilir. Mallar maliyetine satılırken kâr sigorta şirketinden talep edilir.
iv) Tüm Konteynerm Çalınması
Bu tarz işlemlerde suçlular sahte belgeler aracılığı ile terminalde beklemekte
olan konteynerları çalmaktadırlar. Konteynerlarm çalınabilmesi için orijinal
belgelerdeki bilgiyi elde etmeleri yeterli olmaktadır^^^
v) Tazmin Talebi Limit Sahtekârlıkları
Sigortası belli bir tutarın altındaki poliçe tazmin talepleri (ömeğin USD 10,000)
çok kısa bir şekilde analiz yapılmakta ve hızlı bir şekilde neticelendirilmektedir.
Bunun altındaki mantık ise tazmin taleplerini değerlendirecekler için bu küçük
388
Hans Carl, Proposal for Standards Development in Support of Trade Facilitation and Security A Collaborative approach, UN
Economic and Social Council, 23 April 2003, ss. 16-17. http://www.unece.org/forums/forum03/docs/trd-03-022e.doc (12
Şubat 2007); Pottengal Mukundan, "Trading Frauds Background Notes", a.g.e., s.3 1.
389 Normal ticari uygulamada, alicmm bankası satıcıya yükleme belgeleri karşılığı 10 milyon doları ödeyecektir. Bu işlemde,
konteynerlar Avrupa limanında, alıcı konteynriarı boşaltmadan iki ay beklemiştir. Bu zaman aralığında ise, konteynerlar limanda
bırakılmış, satıcı ABD'den alicmm bankasınca kendisine ödenen 10 milyon dolarla ortadan kaybolmuş ve alıcı ise gizlice 5
konteynenn mührünü sökerek içini boşaltmıştn. İki aym sonunda, Avrupa limanına giden alıcı mühürlerin kayıp olduğunu ve
konteynerlarm boş olduğunu görünce ABD'deki sigorta şirketinden 10 milyon dolarını talep etmiştir. Bu sahtekârlık şans eseri,
taşıma şirketinin 5 konteynerı da ABD'de iken tartması neticesinde ortaya çıkmıştır. Her bir konteynenn yükleme esnasında
boş olduğu ortaya çıkarılmıştır. Sigorta şirketi yük hiç bir zaman yüklenmediği için bedeli ödememiş, Avrupa bankası 10
milyon dolar kaybetmiştir.
tutarların araştırılmasında harcanan bedel ve zamanın buna değmeyeceğidir.
Bu durum sadece sigortacılar ve talep bölümleri tarafından değil sahtekârlar
tarafından da bilinmektedir.
Bu durum yıllar sonra aynı tarafın hep limit altı tazmin taleplerinde bulunduğu
şeklinde ortaya çıkabilir. Bunun neticesinde ilgili taraf sigorta şirketini
değiştirecektir ve sigorta şirketleri çok nadir bilgi paylaşımında bulunduğu
için diğer taraf yıllar bojmnca bu sahtekârlıkla yüz yüze kalacaktır. Bu tür
sahtekârlıklar son yıllarda özellikle Asya'da artış göstermiştir^^^.
3.4.2 Taşıma ile İlgili Sahtekârlıklar
Akreditif sistemi alıcı ile satıcının dürüst olduğu durumlarda iyi çalışan bir
enstrüman özelliği taşımaktadır. Ancak, sahtekârlık durumunda çok az bir
koruma sağlamaktadır. Çünkü, bankalar asıl işlem ile ilgilenmemekte ve
sadece malı temsil eden belgelere bakmaktadırlar^^^ Deniz taşımacılığında
Çarterparti en fazla riski olan taşıma şekillerinden birisidir. Çarterparti'de iki
türlü sorun yaşanmaktadır.
390
•
Kiralayanın Yükümlülüğünü Yerine Getirmemesi
•
Gemi Sahibinin Yükümlülüğünü Yerine Getirmemesi
800'den fazla konteynerı ilgilendiren bir olayda (İngiliz limanındaki gemiden karayolu için teslimat yapılacaktır.) normal
süreçte acente konteyner terminaline her bir konteynenn belli bir taşıma şirketine teslimini gerektirmekte ve bu konteyner
teslimi kısmen antetli kağıda el yazısı olarak gerçekleşmekte idi: Zaman kazanmak için ortak olan hususları içerecek bilgiler
için bazı hazır detaylar fotokopi çekilmiş ve daha sonra bazı detaylar daha eklenerek tekrar fotokopi çekilmiş ve bunun
neticesinde gerçek ve fotokopi belgelerden oluşan bir set oluşturarak her bir kamyon şoförünün alması gereken konteyner bu
şekilde tespit edilmiştir. Sağlanan bu konteyner teslim belgesi ile suçlular yaklaşık 200,000 dolar değerinde hi-fi ekipmanlarını
çalmayı başarmışlardır. îlk önce bu 800 konteynera ait teslim belgelerinden birinin fotokopisini edinmişler, daha sonra acente
tarafından yazılan orijinal bilgiler yerine kendi bilgilerini yazmış belgeyi tekrar fotokopi çektirerek sahte bir taşıma şirketi
adresini ve yanlış bir taşıma aracı kayıt numarasını vermişlerdir. Sahte belge diğer fotokopilerle tamamen aynı özellikte
olmakla birlikte hırsızlar bir hata yapmış ve sahte belgedeki konteyner numarası bir dijit hatalı yazılmıştır.
391 Pottengal Mukundan, "Trading Frauds Background Notes", a.g.e., ss. 4-6.
Kiralayanın navlun ücretini aldığı halde gemi sahibine ödeme yapmaması
durumudur. Gemi sahibinin yükümlülüğünü yerine getirmemesinde, navlunu
aldığı halde bazı sorunlar nedeni ile gemiyi hareket ettirmeyen gemi sahibi
ek ücretler talep edebilmektedir. Eğer gerçekten gemi sahibi zor durumdaysa,
6-12 ay içinde mahkeme açık arttırma ile gemiyi satacak ve bedelini ise
öncelikli alacaklılar olanlara (mürettebat, salvage, genel avarya talepleri,
liman bedelleri, mahkeme masrafları ve diğer ticari taleplerin önüne geçen
kiralama talepleri) ödeyecektir. Yük sahibinin konşimentodan kaynaklanan
yük talebi ise öncelikli olmamakta ve açık arttırma neticesinde kalan bir şey
olmayacağı için eline bir bedel de geçmeyecektir. Kargo sahibinin durumu
gemi tutuklandığında daha da kötü olmaktadır. Çarter parti sözleşmelerde,
kiralayan ya da gemi sahibi değil, her zaman için yük sahibini sıkıntı
çekmektedir. Sigortacılar ise yük sahibinin sıkıntılı durumu nedeni ile tazmin
talebiyle yüz yüze kalabilirler^^^.
3.4.3 Taklit ve Sahtecilik
Bu tür sahtekârlıklar milattan önceki yıllara dayanmaktadır. Yapılan kazılar,
M.Ö. 2400 yılma ait bir mısır heykelinin M.S. 630'lu yıllardaki bir taklidinin
bulunduğunu göstermektedir. Sahtekârlıklar;
•
Belli sanat ürünleri (vazo, tarihi eser vs.),
•
Belli belgeler (diploma, sertifika vs.),
•
Küçük ölçekli sahte veya taklit üretimi,
® Büyük ölçekli profesyonel (müzik, sigara, yazılım vs., sofistike
dağıtım zinciri, suç örgütleri ile güçlü ilişkiler),
® îleri teknoloji (Uydu TV kodu kırılması, hologram ve ciplerin
sahtesinin yapılması vb. gibi.), türlerde olabilmektedir.
392
Michael Rowe, Letters of Credit, 2nd Edition, Euromoney Publications PLC, London, 1997, ss. 233-241.
Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması'nda (Trade-related
Aspects on Intellectual Property Rights, the TRIPs Agreement^^^) taklit ve
sahtecilik tanımlaması yapılmıştır. Her ne kadar burada bir tanımlama yapılmış
olsa da sınai mülkiyet hakları dediğimiz bu hakların tarihsel geçmişi Orta Çağ
sonlarına kadar gitmekte olup, modem dönemdeki uluslararası düzenlemeler
ise 1880'li yıllardan hemen sonra başlamıştır^^"^.
MTO Sahtecilik Haberalma Bürosu CIB (Counterfeiting Intelligence Bureau)
Dünya ticaretinin yüzde 5-7'sinin sahte ürünlerden^^^ oluştuğunu tahmin
etmektedir ki bu da yılda 400 milyar dolarlık bir hacim oluşturmaktadır^^^
WHO'nun tahminlerine göre dünya piyasalarındaki ilaçların yüzde 5 - yüzde
8'ini sahte ilaçlar oluşturmaktadır. Arjantin, Meksika ve Kolombiya gibi
ülkelerde bu oran yüzde 40'a varmaktadır ve Batı Afrika'daki piyasanın
yüzde 70'ini ise bu ürünler oluşturmaktadır. Dünya ilaç piyasasının değeri
yıllık 400 milyar dolar civarındadır ve sahte ilaçlar 28 milyar dolarlık bir
piyasa oluşturmaktadır. Bunu engellemenin yolu ise;
Şirketler daha aktif bir şekilde bu somnla yüzleşerek,
® Sahte ürünleri yakalayacak teknolojileri edinerek,
® Kanun koyucularla işbirliği yaparak,
® Daha ciddi yasal ve infaz kanunları getirerek,
mümkün olmaktadır^^^.
393
394
395
Pottengal Mukundan, "Trading Frauds Background Notes", a.g.e., s. 1.
TRIPS anlaşması ile ilgili ayrıntılı bilgi için bnz. http://www.wto.org/english/tratop_e/trips_e/trips_e.htm (11 Şubat 2007)
Alkan Soyak, Fikri ve Smai Mülkiyet Haklarının Tanımı ve Tarihsel Gelişimi, (Küreselleşme Sürecinde Ulusal Teknoloji
Politikası ve türkiye: Smai Mülkiyet Haklan ve Ar-Ge Teşvikleri Açısmdan Bir çözümleme, İstanbul: Bilim ve Teknik Yayınevi,
200'den aktanlan bölüm) http://mimoza.marmara.edu.tr/~asoyak/fikri-sinai-mulkiyet(alkan).pdf , ss. 3-12 (10 Nisan 2008)
396 Ömeğin 1990 yılında Nijerya'da 100 kişi, 1992'de Bangladeş'de 236 kişi ve 1995 yılında Haiti'de 88 kişi sahte öksürük
şurubu nedeni ile ölmüştür. 1996 yılında sahte menenjit aşısı nedeni ile Nijerya'da 3000 kişinin öldüğü tahmin edilmektedir
397 Hema Vithiani, The Economic Impact of Counterfeiting., OECD, 1998, ss. 23,24. www.oecd.org/dataoecd/11/1 l/2090589.pdf
(5 Şubat 2007)
Bunlara ek olarak, hükümetler uluslararası sözleşmeler yolu ile endüstri
insiyatifleri ise ar-ge, özel ilgi, resmi yollar, hükümet önlemlerini ve
sözleşmeleri destekleyici uygulamalar, teknolojik yöntemlerle bu eylemleri
güç hale getirecek yenilikler yolu ile mücadele etmeye çalışmaktadıriar^'l
398
Peter Lowe "Intellectual Property Fraud", The Crimina! Threat to Banking and Trade Seminar, ICC, Paris, 15 April 2005,
ss. 1-17.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
ULUSLARARASI TİCARET RİSKLERİ
VE RİSK YÖNETİMİNDE KULLANILAN
ENSTRÜMANLAR
Uluslararası ticaret piyasalar, kurumlar, araçlar ve teknolojinin kesişim
noktasında olan özel bir alandır. Bu özel alan, bir yandan finansal risklere
öte yandan klasik işletmelerin karşılaştıkları finansal olmayan risklere
muhatap olmak durumundadır. Para, mal, belge hareketinin zorunlu olduğu
ve tüm bu işlerin birden çok tarafa dağıldığı uluslararası ticaret uygulamaları
açısından risk yönetimi firma düzeyinde hatta firma düzeyinin bile üzerinde
gerçekleştirilmelidir.
Uluslararası ticaret ile ilgilenen firmaların bir kısmı hizmet üretmekte ve
daha çok finansal kesimde faaliyet göstermekte iken, asıl üretim cephesi
reel sektörde yer almakta, mal üretim ve satışında bulunmaktadır. Reel
sektör firmaları sadece kredi alma, finansman sağlama değil, aynı zamanda
daha verimli bir şirket yönetimi ve büyüme üzerine de eğilmek zorundadır.
Bunun temelinde ise uluslararası standartlara sahip bir şirket yönetimi ve
risk yönetimi konusunda yetişmiş insan kaynağının sağlanması yatmaktadır.
Reel sektörde risk yönetim uygulamaları ile ilgili SPK'nm 27.7.2004 tarihli
İMKB'de işlem gören şirketlere yönelik Kurumsal Yönetim Uygulama Anket
sonuçlarına göre ankete cevap veren 249 şirketten yüzde 52'si, "Yönetim
Kurulu tarafından oluşturulan risk yönetim ve iç denetim mekanizması"na
sahip olduklarını belirtmiştir. İMKB-30'da bu oran yüzde 69'a çıkmaktadır^^^
Dolayısı ile İMKB'ye kote olmuş şirketler açısından bile risk yönetimi tüm
399
OECD, The Economic Impact of Comiterfeiting and Piracy, Executive Summary, OECD, 2007, ss. 21-25 http://www.oecd.
org/dataoecd/l 1/38/38704571.pdf (13 Şubat 2008)
şartlan ile gerçekleştirilmemektedir^^^.
Yeni ekonomi, gelişen bilişim teknolojisi ile birlikte dünyanm bir yerindeki
değişim tüm dünyaya hızla yayılmakta ve bu coğrafyalardaki yönetim
yapılarını da buna ayak uydurmaya zorlamaktadır. AB, Gümrük Birlikleri vb.
yapılanmalarla rekabet daha da küreselleşmiştir. Bilim ve teknolojideki hızlı
gelişmeler ise teknoloji yoğun ürünlerin yaşam çevrim sürelerini kısaltmakta;
çok kısa sürede güncelliğini kaybetme riskini beraberinde getirmektedir.
Bu nedenle, yönetim sistemleri, belirsizlik ve değişim faktörlerinin önem
kazandığı piyasa koşullarına ujoım sağlamak için sürekli geliştirilmelidir.
Yönetim paradigmaları ve kavramlan, problemden çok risk kavramına
odaklanarak, potansiyel problem kaynaklarını ortadan kaldırma yeteneğini
geliştirmelidir. Ayrıca, bu yeni yapı müşteri ilişkileri/memnuniyeti, entellektüel
sermaye vs. gibi işletme varlıklanm daha önemli hale getirmiş, uzmanlaşma ve
fonksiyonlara ayırmanın yerini iş süreçlerinin ve fonksiyonların süreçlerinin
(tedarik, sağlama, üretim ve teslimat, yönetim, destek süreçleri) entegre
olarak çalışması yani fonksiyonlar arası çalışma ve müşteri memnuniyeti
temelli çalışma almıştır.
Değişen
rekabet
koşullarında
ön
plana
çıkan
yönetim
disiplinleri
bulunmaktadır. Bunlar; Bilgi yönetimi, içerik yönetimi (ECM - enterprise
content management), iş zekâsı çözümleri (business intelligence), süreç
yönetimi, sistem yönetimi, risk yönetimi, öğrenen organizasyonlar, strateji
yönetimi, süreç olgunluk modelleri (CMM, SPICE vb.), şeklinde sayılabilir^^^
Bu disiplinler içinde risk yönetimi başlı başına bir disiplin olmakla birlikte
400
Cüneyt Sezgin, "Risk Yönetimi Bilinci ve Uygulama Açısmdan Türk Şirketlerindeki Durum", http.//www.tusiad.org/
sunumlar/csezgin.ppt (12 Şubat 2007)
401 Böyle bir kurumsal yönetim ortammda şirket yapısmm yüzde 95'inden fazlasmm KOBİ niteliğinde olduğu ülkemizde
şirketlerin risk yönetimine bakış açısı ayn bir araştırma konusudur.
diğer tüm disiplinlerle beraber çalışması gereken bir alan olmaktadır. Risk
yönetimi; ancak disiplinlerarası bir çalışma ile hayata geçirilebilmektedir.
Geniş açıdan bakıldığında tüm işletmeler iş riskine (business risk) maruzdurlar.
Kazançlar aşağı ve yukarı dalgalanırken rekabet şartları değişebilir, yeni
teknolojilere bağlı olarak üretim fonksiyonları değişebilir veya tedarikçileri
etkileyen faktörler oluşabilir. Bu tür riskler oluştuğunda firmalar boş
oturmamakta, değişik şekillerde yanıt vermektedirler^^^. Bu nedenle artık
temel sorun "firmalar risk yönetimi uygulamalı mıdır" sorusundan daha çok
"firmalar rasyonel bir şekilde nasıl riskleri yönetebilirler" sorusudur. Her
firma hangi riskleri kabul edebileceğini ve hangilerini hedge edebileceği
(ayrıca hedge edeceği risk için ödeyeceği fiyat) kararını vermelidir^^^ Risk
yönetim uygulamaları en azından firmanın temel operasyonlarmdaki sinerjiyi
arttıracak bir etki de sağlayacaktır. Ömeğin, üretim sürecindeki bir malın
fiyatı ile ilgili dalgalanmaların hedge edilmesi ile firma hem maliyetlerini
hem de fiyat politikasını istikrara kavuşturabilecektir^^^.
4.1 ULUSLARARASı TICARET RISKLERI VE
YÖNETIMI
4.1.1 Uluslararası Ticaret Sürecinde Ortaya Çıkan Riskler
Uluslararası ticari faaliyetler hiçbir zaman risksiz olmamıştır. Tarihin her
döneminde, mevcut piyasa ve teknoloji şartlarında riskler yer almış olup,
uluslararası ticaret camiası, en başta bu ticari ilişkinin menfaattarları olan alıcı
ve satıcı, üzerlerine düşen riskleri yok etmeye, kaydırmaya çalışmışlardır.
402
403
Meryem Fıkırkoca, a.g.e., ss. 7-11.
Ömeğin, stok arzmda bir azahnaya karşılık hammadde stoğu tutmak isteyebilirler. Aynı zamanda, talebin artma ihtimaline
karşı da nihai ürün stoğu bulundurmak isteyebilirler. Diğer bir risk azaltma stratejisi ise uzun dönem tedarik sözleşmelerini
belirli bir fiyat üzerinden yapmak veya önemli müşterilerle uzun dönemli sözleşmeler yapmaktır. Dikey veya yatay olarak
gerçekleşthilen birçok birleşme ile aslında bu tür belirsizliklerin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.
404 Michel Crouhy, a.g.e., s. 617.
21. 5âizyıl ile birlikte gelen ve paranın, malın, belgelerin daha hızlı bir şekilde
transferini sağlayan gelişmeler uluslararası ticaret hacmini arttırmıştır.
Uluslararası ticaretteki artışla birlikte bu alanda yine piyasa ve teknolojik
şartlara bağlı olarak riskler oluşmaya başlamış olup, işletmelerin asıl
faaliyetleri için tehlikeli boyutlara gelmiş bulunmaktadır.
DIŞ TİCARET SÜRECİ
Kredi
Kurumları
Kredi
Kurum] an
Kurj'c Servisleri
Kara, Hava, Denizyolu
Taşıma Şirketleri
Sigorta
Gözetim
Şirketleri
Leasing
firması
ài
t
Aracı Ülke
Satıcı Ülke
Fciktoring/Forfaiting Şirketi
Ülke ve Ülkeler
üstü resmi
Alıcı Ülke
RİSKLİ ALAN
Şekil 4.1 Uluslararası Ticarette işlem Süreci, Taraflar ve Riskler
Kaynak: Kaynaklardan derlenerek çizilmiştir.
Şekil 4 . r d e de görüleceği gibi, bir malın bir ülkeden diğer bir ülkeye
satılması aşamasında para, mal, belge hareketinde yer alan birçok kurum
karşılıklı etkileşim içinde, birbirlerinden hizmet alarak ve birbirlerine hizmet
sağlayarak uluslararası ticaretin gerçekleşmesini sağlamakta ve aynı zamanda
bu ticari ilişkilerden kâr elde etmektedirler.
Çoğunlukla, arada bulunan resmî ya da özel, aynı ülke içinde ya da farklı
ülkede hizmet sağlayan kurumların alıcı ile satıcı arasındaki sözleşme hakkında
(underlying contract) bilgileri bulunmamaktadır. Her ne kadar uluslararası
ticaretin genel bir teamülü bulunsa ve birçok iş bu teamül ile yürütülmeye
çalışılsa da asıl olan tarafların aralarındaki sözleşmeleri ve işlemlerinin de
buna uygunluğu olarak ortaya çıkmaktadır.
Asıl sözleşme, yani alım-satıma konu olan ve iki taraf arasında yapılan satım
sözleşmesi olmasına rağmen, pratik hayatta, bu satım sözleşmesinin yerine
getirilebilmesi için yine anlaşma şartlarına bağlı olmakla birlikte, bir taşıma
sözleşmesi, finansman sözleşmesi, gayri nakdî kredi sözleşmesi, transfer
sözleşmesi, iskonto sözleşmesi, navlun sözleşmesi, temlik sözleşmesi, iştira
sözleşmesi vb. gibi birçok ek sözleşme ile alıcı veya satıcılar kendilerini
hizmet aldıkları üçüncü kişilere karşı bağlamaktadırlar. Dolayısı ile bu
çok taraflı ve uzun süreçli ticari eylemler serisi sonunda umulan getiri
elde edilemeyebilmektedir. Risklerin belli başlıklar altında tasnifi ve
değerlendirilmesi ise bazen süreçte yer alan tüm riskleri görmeyi bile engeller
hale gelebilmektedir.
i) Taraflar Açısından Uluslararası Ticaret Riskleri
Uluslararası ticaret, aslında ulusal ve uluslararası anlaşmalar ve sözleşmelerden
oluşan bir bütün olarak ele alınmalıdır. Bu bütün içinde bir işletme her ne
kadar direkt bağlantılı olduğu taraflarla bir ilişki içinde gözükse de aslında
süreç içinde yer alan tüm unsurlar verimliliği ve işlemin gerçekleşip
gerçekleşmemesini etkilemektedir.
Tablo 4.1 Uluslararası Ticaret îşlemleri ve Sözleşmeler
Sözleşme
Satış Sözleşmesi (Fatura)
Finansman Sözleşmesi
(Akreditif)
Taşıma Sözleşmesi
(Konşimento)
Kefalet (Sigorta Belgesi)
İlişkili Taraflar
Alıcı ve Satıcı
Banka ile İthalatçı
Banka ile İhracatçı
Taşımacı ile Satıcı
Sigortacı ile Satıcı veya
Ahcı
Uygulanacak
Diizenleme
Incoterms 2000
UCP 500 veya UCP 600
Hague/Hague-Visby
veya
Hamburg Kuralları
Marine Insurance Act 1906
Kaynak: The Merchants Guide, 2003 Edition, s. 1
Satış sözleşmesi ile finansman sözleşmesi birbirinden farklı şeylerdir.
Incoterms sadece satış sözleşmesi ile ilgilidir ve taşıma sözleşmesi ile bir
ilişkisi bulunmamaktadır. (Bir FOB Konşimento ya da CİF Waybill kavramı
gibi,) Bir satış sözleşmesi sadece sözleşme yapan tarafları bağlamaktadır. Bu
nedenle taşımacının finansman sözleşmesi ile bir bağı olmamakta ve UCP600' e
uymak gibi bir çabası da olmamaktadır. Bankalar ise satış sözleşmesi ile ya da
malla ilgilenmemekte, sadece alıcı veya satıcı ile aralarındaki kredi ilişkisine
ve belgelerin akreditife uygunluğuna bakmaktadırlar^^^
ii) Ödeme Şekilleri Açısından Uluslararası Ticaret Riskleri
Ödeme şekillerine göre tarafların üstlendikleri riskler değişmektedir. Risk
ağırlığı ithalatçı tarafında azaldıkça ihracatçı tarafında artacak, ya da tersi
şekilde gelişecektir. Finansal hizmet kuruluşlarının aracılığı olmadan bazı
ödeme şekillerinin gerçekleştirilmesi mümkün olmamaktadır. İthalatçı ve
405
Risklerin hedge edilmesine karşı olan görüşlerden bir tanesi de yönetimi asıl iş alanından uzaklaştırdığı görüşüdür. Risk yöne­
timi belirli kabiliyetlerin variiğı ve bilgisi ile biriikte belirii bazı altyapı ve, veri temini ve veri işlemesini de gerektirmektedir.
Ampirik kanıtlara göre özellikle KOBİ türü işletmeler büyük şirketlere göre daha az hedge yapmaktadıriar. Ancak, bu durum
karşısında risk yönetiminin profesyonel şirketlere outsource edilmesi gerektiğini söylenebilir.
ihracatçı bazı risklere maruz kalsalar da yükümlülükleri ve aracılık fonksiyonu
nedeni ile finansal kurumlar da ciddi riskler üstlenmektedirler.
İTHALATÇI AÇISINDAN
AVANTAJ
YÜKSEK
tk
İHRACATÇI AÇISINDAN
RİSK
Konsinye
YÜKSEK
Risk
ve
Güven
Açık Hesap
X ^
Mal Mukabili
Vesaik Mukabili
N^.
Akreditif
Vadeli Akreditif
Peşin
DÜŞÜK
Avantaj
> ^
DÜŞÜK
r
Şekil 4.2 Ödeme Şekillerine Göre İthalatçı ve İhracatçının Üstlendiği Riskler
Kaynak: İGEME, Dış Ticaret Eğitim Programı, 21-24 Mayıs 2002, İstanbul, Tablo: 12.
Ödeme şekilleri itibariyle Şekil 4.2'de de görüleceği gibi ithalatçı açısından
avantajın arttığı her durumda ihracatçı açısından da risk artmaktadır. Yine
aynı şekilde ihracatçı açısından düşük riskli olan ödeme şekilleri ithalatçı için
avantaj sağlamamaktadır.
Sadece ödeme şekillerinin risklerine bakılarak yapılan bir analiz çok
verimli olmamaktadır. Zaten, uluslararası ticaret konusu ile ilgili risk analizi
yapıldığında bütün süreç unutulmakta, ya ödeme şekilleri, ya Incoterms,
ya da akreditifli işlemlerle ilgili spesifik analizlere girilmektedir. Aslında,
uluslararası ticaret ve riskleri bunların hepsinin üstünde, bir işletmenin
piyasa değerini maksimum yapacak tüm noktaları ilgilendiren bir yapı
sergilemektedir. Öte yandan, uluslararası ticarette en önemli unsur güven
olmaktadır. Eğer tarafların birbirlerine olan güveni tam ise ve hatta bu güveni
sağlayacak özel enstrümanlar da kullanılıyorsa, bu durumda ödeme şekillerinin
fazla önemi kalmamaktadır. Asıl önemli olan, uluslararası ticaret sürecinin
tam anlamıyla yönetilmesi ve risk ölçüm teknikleri ile risklerin tespit edilerek
riskten korunma için gerekli uygulamaların gerçekleştirilmesidir.
İÜ) Mal, Ödeme,Belge ve Piyasa île îlgili Riskler
Uluslararası ticaret konusu hareketler mal, belge ve paranın transferine ilişkin
olmaktadır. Bu üç hareketi sağlayan kurumlar ve bu kurumların kullandıkları
enstrümanlar ve piyasalar dolaylı ve direkt olarak birbiri ile bağlantılı
olmaktadır. Bir ucunda hukuksal ilişkilerin olduğu, öbür yanında olasılık,
istatistik ve sigorta biliminin yer aldığı, operasyon ağırlıklı bir yapıya sahip
olan uluslararası ticaret sürecinde yine bazı temel riskler Şekil 4.3'deki gibi
ifade edilebilir.
RİSKLER
T
Mal ile
İlgili
T
Piyasa
ile İlgili
Ödeme ile
İlgili
Belge ile
İlgili
Ticari Risk
Fiyat Riski
Transfer Riski
Döviz Kum
Riski
Mali Risk
Faiz Kuru
Risk
Dökümajıtasyon
Risk
Şekil 4.3 Uluslararası Ticarette Oluşan Bazı Riskler ve Sınıflandırılması
Kaynak: Ali Taşpolat, Uluslararası Bankacılık ve Dış Ticaret, Erol Ofset, 2005, İstanbul, ss.
85-91. (Yararlanılarak çizilmiştir.)
Bu risklerin mal ile ilgili olanları sigorta yolu ile, sigorta kurumlarına
devredilirken ödeme ile ilgili olanları aracı kurumlardan hizmet alınmak
sureti ile aracı kurumlara devredilebilmektedir. Piyasa riskleri ise türev
ürünler kullanılarak ortadan kaldmlabilir. Tüm bu risklerin farkında olmak
ve gerekenleri yapmak için ise risk odaklı bir yönetimin işletmede yer alması
gerekmektedir. Türkiye'de bankalann dışında bu faaliyetlerde bulunan
işletmeler önümüzdeki dönem için rekabetçi olabilecek işletmeler arasında
olacaktır.
4.1.2 Uluslararası Ticaret Risk Yönetim Enstrümanları
Risklerin yönetilmesi, firma piyasa değerinin artması, işletme getirişinin
artması ve makro düzeyde ülke verimliliğinin artması sonucunu doğuracaktır.
OECD tarafından yapılan bir araştırmada Ar-Ge faaliyetlerinin firmaya özel
getirişi gelişmiş ülkelerde yüzde 10-20 olarak ölçülmüştür^^^. Gelişmiş
ülkelerde Ar-Ge faaliyetlerinin toplumsal getirişinin yüzde 30-100 düzeyinde
olduğu belirlenmiştir^^^.
Uluslararası ticaret işlemlerinde risk yok edilemez, ancak işleme konu
olan taraflar arasında kayar. Aslında bu uluslararası ticarette bir tür entropi
kanunudur. Uluslararası uygulamalara bakıldığında özellikle
kurumsal
finansman ve risk yönetimi uygulamalarının birleştiği ve sigorta ile sermaye
piyasalarının giderek beraber çalışmaya başladığı görülmektedir. Bunun da
temelinde tarafların birbirlerinin risklerini üstlenebilme kapasitesindeki artış
yatmaktadır.
4.1.2.1 Sigorta ile Riskin Önlenmesi
Ekonomik ortamda meydana gelen değişiklikler, teknolojik yenilikler ve
küreselleşme, finansal piyasalardaki daralma ve muhasebe skandalları gibi
riskler ve tüm bunlarla bağlantılı hukuki alanlardaki değişimlerden dolayı yeni
riskkategorileri ortaya çıkmış bulunmaktadır. Hatalı uygulamalar, yöneticilerin
sorumluluğu, işveren mesuliyeti gibi hususlardaki gelişmeler hayat dışı
sigortacılık hasarlarında önemli bir oran oluşturmaya başlamıştır^^^.
Geleneksel sigortacılık; risklere yönelik olarak tek bir hat üzerinde yaklaşım
göstermektedir. Teknolojik ilerlemeler piyasaları daha küresel hale getirmekte
ve bu ise daha yeni risklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Tüm
bunların sonucunda ise artan karmaşık riskler ve daha kompleks risk yönetim
406
407
The Merchands Guide, a.g.e., s. 1.
Yoğun sanayilerde bu getiri daha yüksek çıkmıştır. Aynca, temel araştırmalann uygulamalı araştırmalardan, süreç yeniliklerine
yönelik araştırmaların, ürün yeniliklerine yönelik araştırmalardan daha yüksek getiriye sahip olduğu görülmüştür.
408 Meryem Fıkırkoca, a.g.e., s. 18.
ihtiyacı oluşmaktadır. Bütün bunlar kurumsal risklere karşı bütünleştirilmiş
bir yaklaşım ihtiyacı ortaya çıkarmaktadır. Hatta birçok firma için en büyük
risklerden birisi geleneksel sigorta ürünleri ile güvence altına alınan riskler
olmaktadır.
Kurumların azaltmak zorunda oldukları risklerin çeşitliliği dikkate alınacak
olursa, riskleri kurum bünyesinde tutmak ya da transfer etmek arasındaki
seçimi belirleyecek soruların devamlı olarak sorulması gerekmektedir. Bazı
riskler, şirketlerin esas faaliyet alanlarının bir parçası olduğu için bünyede
tutulması gerekebilmekte iken dış çevreden gelen diğer risklerin sigorta ya da
sermaye piyasalarına transferi iyi değerlendirilmelidir^^^.
Finansal piyasalarda daralma ve muhasebe skandalları ile yönetim kurulu
üyeleri ve yöneticilerin sorumluluğu hasarlannda da artış olmuştur. Bu
risklerin artışı ise mali mesuliyet sigortalarının birçok sigorta şirketince
yapılmaması sonucunu doğurmuştur^^^.
Bankaların kurumlara sağlamış olduğu sigortalar yurt içinde mal, emtia,
hisse senedi ve tahvil karşılığında verilen kurumsal kredi sigortası ile ihracat
kredi sigortasıdır. Kredi sigortası iki türlü teminat sağlamaktadır. Birincisi,
poliçe sahibinin ödeme gücünü yitiren borçlusundan doğan alacaklarını tahsil
edememesi nedeni ile oluşacak riskleri teminat altına almakta, ikincisi ise;
poliçe sahibinin hastalık veya kaza halinde borçlarını ödeyememesi yani
sorumluluğunu yerine getirememesi durumunda bu durum sona erinceye
409
Bu alandaki gelişmeler ve piyasa ihtiyacı nedeni ile Altematif Risk Finansman Yöntemleri ortaya çıkmıştır. Altematif Risk
Finansman Yöntemlerinin başlıcalan; Felaket Bonolan, Smırlı Risk, İhtiyaten Aynlan Sermaye, Bütünleştkihniş Ürünler,
Felaket Opsiyonlan, Hava Durumu Türevleri, Captive Sigorta Şirketleri olarak sayılabilir.
410 1992 yılına kadar en büyük sigortalı hasar Andrew kasırgası ile 15.5 milyar USD olarak gerçekleşmiştir. Bu hasar ödemesi
aynı zamanda 10 sigorta şirketinin de sonunu hazırlamıştu". Bunlara ek olarak on yıllık dönemler itibariyle bakıldığmda
hem dönem başına felaket sayısının hem ekonomik kayıplann hem de sigortalı hasarlarm arttığı görühnektedir. Eksperlerin
yaptıklan felaket modellemeleri 50 milyar USD'lik bir sigortalı hasarın oluşmasının gerçekleşme olasılığmm çok da düşük
ohnadığı sonucunu ortaya koymaktadır
kadar sigortalının taahhütlerini yerine getirmesi şeklinde olur^^^
Gelişmekte olan ülkelerde uluslararası ticaret finansmanında ticari bankalar
yetersiz kalmakta, bu boşluğu Eximbank'lar doldurmaktadır. Ülkemizde de
dışsatım sigorta finansman sistemi ile ihracatçı Eximbank'tan aldığı poliçeleri
teminat göstermek kaydı ile ticari bankalardan ihracat kredisi almaktadır.
i) Taşıma Sigortaları
Genel olarak her sigorta sözleşmesinde sigorta eden taraf (insurer) yani sigorta
şirketi belirli bir olay (risk) sonucu zarar ve kayıplardan dolayı mağdur olan
sigortalı (insured) tarafa belli bir tutara kadar tazminat ödemeyi taahhüt eder.
Bu tazminat önceden ödenmiş olan bir tutar (prim) ile ilişkilidir.
Bir uluslararası ticaret konusu mal taşıma işleminde satış sözleşmesinde
yer alan ve sigortayı hangi tarafın yapacağını gösteren Incoterms ile birçok
husus netliğe kavuşturulmaktadır. Ancak, sigorta ile dikkat edilecek ve riskin
gerçekleşmesi durumunda sigortalanan kıymetin bedelini alabilmek için dikkat
edilmesi gereken bazı detaylar bulunmaktadır. Ömeğin; sigorta şirketine
direkt başvurmak yerine bir komisyoncunun hizmetinden yararlanarak
komisyoncunun sigorta şirketi veya temsilcisi ile sözleşme yaptığını gösteren
"cover note'' u sigortalıya bildirmesi hukuken geçerli bir sigorta belgesi
değildir^^l Sigorta poliçelerinin farklı türleri bulunmaktadır. Bunlar;
411
•
Değer konmuş (valued) /değer konmamış (unvalued) poliçeler,
•
Flotan (floating) veya açık poliçeler,
A. Devrim Erişkon, Sigorta Sektöründeki Risklerin Alternatif Finansman Yöntemleri, Doktora Tezi, T.C. Marmara
Üniversitesi, Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü, Bankacılık Ana Bilim Dalı, İstanbul, ss.l5- 22.
412 E. Batural Pamukçu, İhracat Kredi Sigortasmm Türkiye Açısmdan Değerlendirilmesi, Doktora Tezi, T C Marmara
Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü, Bankacılık Anabilim Dalı, İstanbul, 2002, s. 80.
•
Zaman (time) ve sefer (voyage) poliçeleri,
olarak sayılabilir.
Sigorta poliçelerinin kapsadıkları riskleri tanımlamak amacıyla belirli
standart klozlar oluşturulmuştur. Bu klozlar aynı zamanda sigorta poliçesinin
kapsamını ve ne tür riskleri karşılayacağını belirlemektedir. Bu nedenle
sigorta poliçesindeki klozlarm gerçekten kapsamasını istediğimiz riskleri
içerip içermediğinin net olarak öğrenilmesi gerekmektedir^^^ Bu klozlarm tam
metni genelde sigorta poliçelerinde veya şehadetnamelerde yer almayabilir.
Sigorta poliçelerinin rücu ettiği standart metinler varsa sigortalının belgelerde
rücu edilen klozlarm tam metinlerini sigortacıdan istemesi yerinde olacaktır.
Sigorta edilen risklerin kapsamı çoğaldıkça, sigorta sözleşmesinin maliyeti
(prim) de artacaktır. Bu nedenle, prim/maliyet ve risk arasında tercih edilen
ayarlama dikkatlice yapılmalıdır.
Sigortacı, sigortalıya tazminat ödedikten sonra hasardan sorumlu şahıslar
karşısındaki hakların kendisine devrini ister. Sigortalı taraf söz konusu hakkını
sigortacıya devredince aynı haklar, yani hasara neden olan taşımacıya veya
varsa diğer şahıslara rücu etme, dava açma ve tazminat talep etme hakları
sigortacıya geçmiş olur.
Nakliye sigortaları dar anlamda aslında taşınan malın nakline ilişkin sigortaları
ifade etmektedir. Ancak, nakliyat sigortaları geniş anlamda mal sigortaları
(denizyolu, karayolu, demiryolu, havayolu) tekne sigortaları (rizikonun
gerçekleşmesi sonucu gemi ve diğer deniz ve göl araçların ziya ve hasarı),
kıymet sigortaları (nakil vasıtası ile taşınırken tahvil, bono, senet, çek gibi
kıymetli evrak ve altın, gümüş, külçe vb.'nin hasarının teminatı), navlun
413
Haluk Erdemol, a.g.e., s.. 175.
sigortaları (donatanın kazanacağı navlunun kaybedilmesi halinin sigorta
edilmesi), tekne yapım sigortaları (gemilerin yapılması esnasındaki hasarların
teminat altına alınması), sorumluluk CMR sigortaları şeklinde olmaktadır^^"^.
ii) Kredi Sigortaları
Birçok endüstriyel ülke ihracatçılarını bazı risklerden korumak üzere Avrupa,
ABD ve Japonya'da olduğu gibi özel devlet bankaları kurmuşlar veya
banka, sigorta şirketleri veya hükümetlerin ortak olduğu kurumlar şeklinde
bu faaliyetlerini yürütmüşlerdir. Bu kurumların tek amacı ihracatın teşvik
edilmesi ve aynı zamanda ihracatçıların ticari riskler, ülke riskleri ve döviz
kuru risklerine karşı korunmasını amaçlamıştır. İhracat kredi sigortaları
sadece finansal risklere yönelik olup fiziki riskleri (ömeğin taşıma riski vb.)
karşılamamaktadır^^^ Kredi sigortaları,
•
Uluslararası ticaretin finansmanında kullanılan kredilerin sigortası,
•
Çalışma sermayesinde kullanılan kredilerin sigortası,
•
Yatırımların kredi sigortası,
•
Yurt dışında kullanılan kredilerin sigortası,
•
Ülke kredileri,
şekillerinde gerçekleştirilebilmektedir^^^.
İhracatçı firmalar; ithalatçının ödeme gücünü kaybetmesi, iflası, vaktinde
ödeyememesi veya ödemek istemesine rağmen politik veya ticari nedenlerle
414
FPA Klozu (Free from particular average), WA Klozu (With Average=Avarya dahil) klozu, All Risks Klozu, Institute Cargo
Clauses A-B-C Klozları, S.R. C.C. Klozu (Strikes,riots and civil commotions=grevler, ayaklanmalar ve sosyal karışıklıklar)
klozulan, Warehouse to warehouse klozu. Important (önemli) klozu. Constructive total loss klozu. Fee from ... (..hariç) klozu
sayılabilir.
415 Evren Çağlar, Nakliyat Sigortalarmda Risk Yönetimi ve Fiyatlandırma Çalışmaları, T.C. Marmara Üniversitesi,
Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü, Sigortacılık Anabilim Dah, İstanbul, 2005, ss. 26-40.
416
Eric Bishop, a.g.e., s. 101.
ödemeyi gerçekleştirememesi gibi risklere maruzdur. Bu risklerin sonucunda
ihracatçmm alacağmı tahsil edememe riski doğmaktadır, ihracat kredi sigortası
bu risklere karşı teminat sağlayan bir sigortadır.
Şirket büyüklüklerine ya da işlem türlerine göre farklı ticaret kredi sigortaları
bulunmaktadır. Bu sigorta türleri içinde ihracat kredi sigortaları farklı ülkelere
satış yapan firmalar için oluşturulmuş sigortalardır. Politik risk nedeni ile
ödememe veya iflas gibi nedenlerle bedelin tahsil edilememesine karşı bu tür
sigorta kullanılabilir. Global ticaret-kredi sigortaları ihracat kredi sigortalarına
benzer olmakla birlikte daha geniş bir kapsama sahiptirlef*^'^. İhracat kredi
sigortasında ticari ve politik riskler olarak iki temel risk grubu bulunmaktadır,
îhracat kredi sigortası sisteminde zararın tamamı karşılanmamakta bir kısmı
ihracatçının üzerinde bırakılarak ihracatçının da alıcıyı iyi seçmesi ve gereken
özeni göstermesi yönünde teşvik edilmesi sağlanmaktadır.
Gelişmiş ülkelerin büyük bir kısmı için kâr, daha çok gelişmekte olan
ülkelere yapılan satışlardandır. Özellikle altyapı, teknoloji transferi ve bazı
ham maddelerin temini için gelişmekte olan ülkelerin harcamaları çok
yüksek tutarlara ulaşabilmektedir. îhracat imkânları bir fırsat olduğu kadar
aynı zamanda yüksek risk içeren yatırımlardır. Döviz riski, politik risk, gibi
nedenlerle bu ülkeler yüksek risk grubuna dâhil olmaktadırlar. Dış ticaret
kredi sigortası sağlayan finansal hizmet kuramları aynı zamanda faktoring,
alacak menkul kıymetleştirmesi vs. gibi hizmetler de sunabilmektedir^^l
îhracat kredisi ve ihracat kredi sigortası sağlayan diğer finansal kuram ise
eximbanklardır. Her ülkenin kendi şartlarında sahip olduğu ve ihracatı her
417
418
E. Batural Pamukçu, a.g.e., ss. 80-85.
Meike Olin,, "Trade-Credit Insurance", Risk Alert, Volume IV, Issue 2, April 2005, Marsh, s. 3. http://www.marsh.com/
MarshPortal/resources?id=70a07de7e79847e69fec0d98ba28110e (Kasrnı 2006)
açıdan teşvik edecek eximbanklan bulunmaktadır. Ülkemizde de 1987 yılında
ihracatı teşvik amacıyla kurulmuştur^^^.
Türk Eximbank, ihracatçıları, ihracata yönelik üretim yapan imalatçıları
ve yurt dışında faaliyet gösteren girişimcileri kısa, orta-uzun vadeli nakdî
ve gayrı nakdî kredi programları ile desteklemektedir. Ayrıca, vadeli satış
işlemlerini teşvik etmek ve bu yolla ihracat hacmini artırmak, yeni ve hedef
pazarlara girilmesini kolaylaştırmak amacıyla vadeli ihracat alacaklarını
iskonto etmektedir^^^.
EXIMBANK
KREDİLERİ
T
Kısa \'üdc\i
İhraçaî Kredileri
T
Ö/eilikli
Krediicr
^ f
Sevk Öncesi İlıracat Kredileri
Dış Ticaret Şirketleri Kısa Vadeli
İhracat Kı\
İlıracata Hazırlık Kredileri
KOBİ İhracata Hazırlık Kredileri
Sevk Öncesi Reeskont Kredisi
Kısa Vadeli İhracat Alacaldaiı
Iskonto Prg.
Yurt Dışı Mağazalar Yatırım
Kredisi
Özellikli İhracat Kredisi
Gemi İnşa ve İhracatı Finansman
Programı
Yurtdışı Müteahhitlik
Hizmetlerine
Yönelik Teminat Mektubu Prg.
1
T
Döviz Kazandırıcı
Hizmetler
Kapsamında Kr.
İslam Kalkınma
Bankası Kaynak h
Krediler
"I
T
Uluslararası Nakliyat Pazarlama
Krd.
Turizm Pazarlama Kredisi
Döviz Kazandırıcı Hizmetler
Kredisi
İslam Kalkınma Bankası
İhracat Finansmanı Fonu
İhracata Yönelik İthalat
Finansman Kredisi (İTFO Line)
Şekil 4.4 Eximbank Tarafmdan Kullandırılan Krediler
Kaynak: http://www.eximbank.gov.tr (23 Nisan 2006) (Derlenmiş ve çizilmiştir.)
İhracat Kredi Sigortası: 1989 yılından itibaren Eximbank bünyesinde
419
420
Meike01in,a.g.e.,s. 16.
Türk Eximbank 2005 yılında 3,5 milyar ABD Dolan tutannda nakdî kredi desteği ve 4,2 milyar ABD Dolan tutannda sigorta/
garanti imkânı sağlayarak ihracata toplam 7,7 milyar ABD Dolan seviyesinde bir destek vermiştir. Böylece, Banka nakdî ve
nakdî destekleri ile ihracatm yaklaşık % 11 'ine finansman desteği sağlamıştır.
gayn
ihracat kredi sigortası programlan ile ihracatçı firmalann ihraç ettiği mal
bedellerinin, ticari ve politik risklere karşı belirli oranlarda teminat altına
alınması ve sigortalı firmaların gerek Türk Eximbank nezdinde doğmuş veya
doğacak alacak haklanm ticari bankalara temlik etmek suretiyle, gerekse
kambiyo senedine bağlı vadeli alacaklarını ister Türk Eximbank'da, isterse
Türk Eximbank onayı ile ticari bankalarda iskonto ettirmek suretiyle hem
sevk öncesi, hem de sevk sonrası dönem için düzenli finansman imkânına
erişmeleri amaçlanmaktadır^^^ Türk Eximbank bünyesinde uygulanmakta
olan sigorta programlan;
•
Kısa vadeli ihracat kredi sigortası programı (sevk öncesi ve sevk
sonrası),
•
Orta ve uzun vadeli ihracat kredi sigortası programları,
•
Spesifik ihracat kredi sigortası sevk sonrası politik risk programı,
•
Spesifik ihracat kredi sigortası sevk sonrası kapsamlı risk programı,
•
Yurt dışı müteahhitlik hizmetleri teminat mektuplarının haksız nakde
çevrilme sigorta programı,
şeklindedir^^^.
421
Detaylı bilgi için bnz. lıttp://www.eximbank.gov.tr (23 Nisan 2006)
GıdaH-aı-ım/
Hayvancıİık
%5
^^-^
Tekstil/Hazır
Giyim/Deri
%39
Kimya
Sanayi, Hasük ve
Kauçuk Ümnieîi
% 11
Toprağa Dayalı
Sanavi Ürünleri
%12
Makmaf'Elektnkli
Cıhazlaı-/
Madeni Eşya% 25
Kuzey
Amerika/Japonya
%9
Orta Doğu/Kuzey
Diğer
Diğer Avrupa Ülkeleri
Afrika
% 11
% 13
:%3 :
Şekil 4.5 Kısa Vadeli ihracat Kredi Sigortası Kapsamında Sigortalanan Sevkiyatm
Sektörlere ve Ülke Gruplarına Göre Dağılımı
Kaynak: Türk Eximbank 2005 Faaliyet Raporu, İstanbul, 2005, s. 28,29.
Ülkemiz açısından bakıldığında, iktisadi yapının ağırlıklı olarak KOBÎ
tanımına giren şirketlerden oluştuğu ve ölçek ekonomisi oluşturamadıkları
için rekabetçi özelliklerinin çok fazla gelişmediği söylenebilir. Gelişmiş
ülkelerdeki gibi KOBİ'lerin dışa açılmasını destekleyecek, riskleri ve
belirsizlikleri bu işletmeler için minimum düzeye indirecek çalışmalar önem
arz etmektedir^^l
423
2005 Faaliyet Raporu, Türk Eximbank, İstanbul, 2005, s. 5.
4.1.2.2 Finansal Türevler ile Riskin Önlenmesi
Finansal türevler, finansal risklerin önlenmesinde ve azaltılmasmda hayati
önem taşımaktadır. Uluslararası ticaretin karmaşık yapısı içinde yer alan
ve "dış ticaret işlemlerinden elde edilmesi beklenen kazançtan sapmalar"
olarak tanımlanabilecek risk unsurlarının bir kısmı türev ürünler kullanılarak
ortadan kaldırılabilecektir. Finansal piyasalarda en fazla, kredi riski, faiz oranı
riski, enflasyon riski, çevre riski, döviz riski, yeniden yatmm riski, yeniden
finansman riski, piyasa riski, likidite riski, iş riski, politik risk, marj riski,
bilanço dışı kalem riski gibi çok fazla risk çeşidi bulunmaktadır. Bu risklerden
bazıları diğerlerinin alt kümesi özelliğini taşımaktadır. Finansal türevlerle risk
önlense de sistemik risld^"^ nedeni ile bu piyasalann krize girdiği dönemler de
olmuştur^^^
Finansal piyasalarda bu riskleri ortadan kaldıracak enstrümanlar için üç farklı
aktör kesimi bulunmaktadır^^^. Bunlar; i) riskten korunanlar, ii) spekülatörler
ve iii) arbitrajcılardır. Öte yandan bu piyasada sözleşme yazanlar/satanlar
(traders) ve özel müşteriler de başlıca taraflar arasında yer alırken, bu
işlemleri kullananlar arasında, i) uluslararası kuruluşlar ii) devletler/kamu
kuruluşları, iii) finansal kuruluşlar, iv) şirketler v) bireyler vi) hedge fonları
yer almaktadır^^^.
424
Babir Dikmen, İhracat Kredi Sigortalarının Kobiler Açısından Değerlendirilmesi, T.C. Marmara Üniversitesi, Bankacılık
ve Sigortacılık Enstitüsü Sigortacılık Anabilim Dalı, Doktora Tezi, İstanbul, 2006, s. 115-125.
425 Sistemik risk ile her türlü ödeme sisteminde taraflann edimlerini yerine getirememelerinden kaynaklanan risklere atıfta
bulunulmaktadır. Sistemik riskin kaynaklan olarak; kredi riski, takas ve ödeme riski, piyasa riski, likidite riski, operasyonel
risk, hukuki risk sayılmaktadır.
426
Detaylı bilgi için bnz. Murad, Kayacan, A. Osman Gürbüz, "Finansal pazarlarda ve özellikle türev ürün piyasalarında risk
ve krize yeni bir yaklaşım: Sistemik risk ve sistemik kriz", Active Finans Bankacılık ve Finans Dergisi, Yıl:3, Sayı: 126,
Ocak-Şubat2001,ss. 7-13.
427
Hayri Kozanoğlu, Uluslararası Bankacılıkta Risk Yönetimi, Marmara Üniversitesi, Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü,
Bankacılık Anabilim Dalı Ders Notlan 96-7, İstanbul, 1996, ss. 1-8.
ülkemizde de hedge etme kapsammda, vadeli döviz işlemleri şeklindeki
finansal enstrümanlar kullanılmaya başlansa da firmaların bu tür işlemleri
gerçekleştirme eğilimlerinin fazla olmadığı görülmektedir. Firmalar, hedge
işlemleri kapsamında aldıkları pozisyona göre kur beklentileri tersine gelişirse
altematif kur kazancını kaybettiklerini düşünmekte, makul bir kâr sağlasa bile
bu kararın kur dalgalanmalanna yönelik olarak kârın sabitlenmesi olduğu ve
ticari bir karar olduğu hususunu göz ardı etmektedirler^^l
Döviz kurlarındaki ani değişiklik ve faiz oranı dalgalanmaları firmaların
nakit akışlarını etkilemesi nedeniyle birçok firma riskten korunmayı veya
kaçınmayı stratejilerinin bir parçası haline getirmeye başlamışlardır. Hedge
etme; ithalatçı, ihracatçı ve diğer aracı kurumlar tarafından kullanılabilecek
bir yöntemdir. Hedge etme yöntemleri, emtia, faiz ve döviz risk yönetim
ürünleri olmak üzere üç grupta toplanabilir.
•
•
•
Emtia Risk Yönetim Ürünleri
o
Emtia gelecek kontratları
o
Emtia gelecek kontrat opsiyonlan
Faiz Risk Yönetim Ürünleri
o
Kısa vadeli ve uzun vadeU faiz futures kontratları
o
Gelecek faiz anlaşmaları,
o
Faiz swaplari
o
Bono futures kontratları
o
Kısa vadeli ve uzun vadeli faiz opsiyonlan
o
Faiz tavan ve taban anlaşmaları
o
Faiz swap opsiyonu
Döviz Risk Yönetim Ürünleri
o
428
Vadeli döviz işlemleri (forward)
Oral Erdoğan, Genel Olarak Vadeli İşlemler, Vadeli İşlemlerde Yeni Döneme Başlarken, Borsa Uzmanlan Demeği, ÎMKB
İstinye, İstanbul, 7 Temmuz 2004, slayt:4. http://bud.org.tr/oral_erdogan.pdf (13 Mayıs 2006)
o
o
o
Döviz gelecek sözleşmeleri (futures)
Döviz opsiyonlan
Döviz swaplan
i) Swap
Swap, gelecekteki bir )aikümltiltiğün farklı özelliğe sahip başka bir
ytikümlülükle değiştirilmesini ifade etmektedir. Bir swap işleminde spot ve
forward işlemler birlikte yer alabilmektedir. Ömeğin, ABD dolan karşılığında
üç ay vadeli sterlin alınması ve aynı anda sterlinin dolar karşısında spot satımı
veya bunun tersi işlemi swapa bir ömektir.
Swap işleminin özelliği; iki işlemin vadelerinin farklı olması (yani birisi peşin
iken, diğerinin vadeli olması ve her iki işlemin farklı vadeler için söz konusu
olması), iki döviz işleminin de aynı miktar para için yapılması ve iki işlemin
ters yönde olmasıdır.
Swaplar, daha çok faiz riski yönetimi amacıyla kullanılan ürünler olup,
aynı zamanda borçlanma maliyetini düşürmek amacıyla da yaygm olarak
kullanılmaktadır. En yaygm olanlan döviz swaplan (currency swaps) ve faiz
swaplan (interest rate swap)'dir^^^ Swapi forward ve futureslardan ayıran
başlıca özellikler şunlardır^^^:
•
Forward ve futures işlemlerinde riske karşı korunmanın yanında
spekülatif amaç da ön plana çıkarken, swap işlemlerinde spekülatif
amaç yoktur.
429
Erkut Onursal, "Küçük Bir Maliyet Karşılığında Risklerden Arınmak Mümkün", Dış Ticaret Dergisi, Özel Sayı, Ekim
2003. http://www.foreigntrade.gov,tr/ead/DTDERGI/ozelsayiekim/onursal.htm (12 Haziran 2006)
430
İlhan Uludağ, Erişah Ancan, a.g.e., ss. 385-387.
•
Forward ve futures işlemleri genellikle kısa vadeli işlemler olarak
gerçekleşmektedir. Swap işlemleri ise çoğunlukla orta ve uzun vadeli
işlemleri kapsamaktadır.
•
Forward ve futures işlemlerinde taraflardan biri fayda sağlarken,
diğeri zarar etmektedir. Swap işleminde ise taraflardan her biri aynı
oranda olmasa bile fayda sağlamaktadır.
•
Forward
ve
futures
işlemleri,
çoğunlukla
kontratlar
halinde
düzenlenmekte, hatta futures işlemi için özel borsalara ihtiyaç
duyulmaktadır. Swapta ise işlemleri bir aracı banka jâirütmektedir.
•
Forward ve futures işlemleri bir alıcı ve satıcı arasında yapılmaktadır.
Swap işlemi ise çoğunlukla bir aracı banka vasıtasıyla yapılan üçlü bir
ilişkiye sahiptir.
ii) Opsiyonlar
Opsiyon, belirli bir değer üzerinde belirli bir tarihten (vade) önce ve peşinen
belirlenmiş bir fiyattan işlem yapma hakkıdır. Opsiyon hamili (satın alan) bu
hakkı elde ederken opsiyonu çıkaran tarafın da söz konusu değeri teslim etme
yükümlülüğü bulunmaktadır.
Opsiyon için alıcı bir fiyat öder. Opsiyon primi denen bu bedel opsiyonu çıkaran
tarafın girdiği jâikümlülük için ona ödenen bir ücrettir. Dolayısı ile ekonomik
açıdan bakıldığında opsiyon işlemlerinde alıcının karşılaşacağı maksimum
zarar, satıcıya ödenmiş olan opsiyon prim tutarı ile sınırlı olmaktadır. Buna
karşın, satıcı verdiği fiyat garantisi hizmeti karşılığında prim elde etmekte,
sınırsız bir zarara maruz kalma riskini üstlenmektedir. Opsiyon işlemleri;
sermaye piyasası araçları (hisse senedi, tahvil), kıymetli madenler (altın,
platin ve gümüş), mal (emtia) ve döviz üzerinde yoğunlaşmaktadır.
opsiyon hem getiriden fazla kaybettimieyen hem de riske karşı büyük
ölçüde koruma sağlayan oldukça etkin bir finansal enstrümandır. Sermaye
piyasalarında riskten arınmak veya riske karşı mücadele ile bağışıklık
kazanmak her zaman en kârlı, getirişi en jâiksek çözüm olmayabilir. Risk;
herhangi bir finansal enstrümanın beklenen değerinden sapma olduğu için,
beklenen değerlerden olumsuz sapmalar (zararlar) olabileceği gibi, olumlu
sapmalar (beklenenin üzerinde ekstra kârlar)'da olabilir. Böyle bir durumda
riski bertaraf etmek veya azaltmak olumsuz sonuçları en aza indirirken, olası
olumlu sonuçları da tamamen ortadan kaldırmaktadır^^ ^
Opsiyonlar,
olumsuz
gelişmelerden
korunmak,
olumlu
gelişmelerden
de yararlanabilmek imkânını sağlayan finansal araç türü olarak, riski
ortadan kaldırmak yerine, sahiplerine onu yönetmek imkânı vermektedir.
Riskten korunma amacına yönelik diğer araçlar, tarafları karşılıklı olarak
yükümlülük altına sokarken, "opsiyon anlaşmaları"nda taraflardan biri
(opsiyon satıcısı) yükümlülük altına girmekte, diğeri ise (opsiyon alıcısı)
yükümlülük altına girmeksizin, olumlu koşullardan isterse yararlanabilme
hakkını elde etmektedir. Taraflar arasındaki bu dengesizlik nedeniyle diğer
koruma araçlarından farklı olarak, yükümlülük altına girmeksizin hak elde
eden tarafın (opsiyon alıcısı) bu hakkı kendine tanıyan diğer tarafa (opsiyon
satıcısı, opsiyon yazıcısı/writer'da denir) bir bedel ödemesi gerekir. Bu
bedel "opsiyon fiyatı" veya "opsiyon primi" olarak adlandırılır. Opsiyonların
fiyatlandırılması, finansman uygulamalarının en karmaşık alanlarından birini
oluşturmaktadır^^^. Opsiyonlar, döviz, mal, hisse senedi, tahvil gibi varlıklar
üzerinden gerçekleştirilebilmektedir.
431
432
Erkut Onursal, "Küçük Bir Maliyet Karşılığında Risklerden Arınmak Mümkün", a.g.e.
Ömeğin; piyasadan değişken faiz oranı ile borçlanan bir banka, faizlerdeki aşın dalgalanmalara karşı çok da fazla zarar
etmemek için kendini vadeli bir kontrat ile "hedge" etme yöntemmi seçmiş olabilir. Bu şartlar altmda eğer faiz oranlan
yükselecek olursa, banka yapmış olduğu işlemlerden memnuniyet duyacak, faiz oranlarmdaki bir düşüşte ise, ilk pozisyonu
çok daha avantajlı olduğu içm "hedge etme" amacı ile flıtures kontratlara hiç girmemiş olmayı tercih edecektir.
Çeşitli stratejiler uygulayarak çok değişik sonuçlar elde etmeyi sağlayan
opsiyon bileşimleri yaratmak mümkün olmakla birlikte, esas olarak iki opsiyon
türü bulunmaktadır. Bunlardan biri, opsiyonu satın alan tarafa istediği takdirde
opsiyona konu olan varlığı alma hakkı sağlayan "alım/cali opsiyonu", diğeri
de o malı satma hakkı sağlayan "satma/put opsiyonu"dur^^^
Ülkemizdeki firmaların türev işlemlerine bakış açısının gelişmiş olduğunu
söyleyebilmek mümkün değildir. Firmalar üretim esnasında dolar fiyatlı
olarak ithal hammadde kullanmakta, yine dolar cinsinden döviz kredisi
kullanmakta yani maliyetleri dolar cinsinden oluşmakta iken kazançları euro
cinsinden olmaktadır. İhracatçılar, risk yönetime başvurmuş olsalardı, vadesi
geldiğinde parité ne olursa olsun, maliyetlere başlangıçtaki parité seviyesi
yansıyacak ve firmalar parité düşüşünden etkilenmeyeceklerdi. Son yıllarda
ülkemizde mali piyasalar gelişmiş, ancak gelişen mali piyasalar, hep mal veya
mali varlıkların anında el değiştirdiği "spot" piyasalar olmuştur.
iii) Futures
Futures, belirli bir kıymetin sabit bir fiyat üzerinden gelecekte belirli bir zaman
dilimi içinde alınıp satılmasıdır. Futures işlemlerle, sözleşme taraflarına
bugünden belirlenen ileri bir tarihte ve üzerinde anlaşılmış olan fiyattan,
standart, belirli miktar ve kalitedeki bir malı veya kıymeti alma ve satma
yükümlülüğü getirmektedir.
Mal (commodity) fiıturesleri denilen ve mevcut borsalarda fiyat riskinden
kaçınmak amacıyla bu sözleşmeleri yapanlar, belirli bir malı, belirli bir
433
Niyazi Berk, a.g.e., ss. 339-343; A. Richard Brealey, Stewart C. Myers, Alan J. Marcus, a.g.e., s. 701
fiyattan ilerideki bir tarihte satın almak veya satmak için peşinen taahhüde
girmektedirler. Mal yerine mali değerler konulursa mali futures işlemleri, döviz
konulursa döviz futures işlemlerinin oluştuğu futures piyasalarında, belirli
bir spot ürünün fiyatı bugünden sabitlenmek suretiyle ileri bir tarihte teslim
edilmesi veya teslim alınması şeklindeki taahhütler gerçekleştirilmektedir^^"^.
Bu ürünler, mal piyasasında buğday, şeker, pamuk vb. gibi tarımsal ürünler veya
bakır, krom, ahm petrol gibi madencilik ürünleri olabileceği gibi faiz hadleri,
döviz kurları, devlet tahvilleri gibi mali enstrümanlar da olabilmektedir^^^
Futures piyasalardaki takas odasının varlığı ve garantisi ile ikincil piyasanın
oluşması da kolaylaşmaktadır. Vade sonunda taraflar fiziki teslimat veya nakit
uzlaşma yollarından birini seçerek yükümlülüklerini yerine getirebilirler.
Futures piyasaların işleyiş sisteminde, her işlem günü sonunda işleme taraf
olanların kazanç ve kayıpları hesaplanmakta, bu nedenle futures sözleşme
alım/satımı yapıldığında bir teminat (margin) yatırılması gerekmektedir.
Sistemde, yükümlülükleri karşılayamama sorununun olmaması için bu marj
hesabının belli bir tutarın altma düşmemesi gerekmektedir^^^
iv) Forwards
Forward, kısaca bir döviz cinsinin anlaşmanın yapıldığı tarihte belirtilen
kurdan satılması veya alınmasının taahhüt edilmesi olarak tanımlanabilir.
434
Türkiye'de mal opsiyonlan oldukça uzun bir süreden beri yapılmaktadır. Ticari hayatta "alivre satışlar" adı verilen uygulama,
mal opsiyonuna bir ömektir. Alivre satış (future sales) sözleşmelerinde, belirli miktarda bir malın, ileri bir tarihte belirli bn
fiyattan satılmasının veya belirli miktarda malm, ileri bir tarihte belirli bir fiyattan satın almmasınm kabulü söz konusudur.
Ülkemizde, hisse senedi, tahvil ve döviz opsiyonlan uygulamada henüz yaygm olarak görülmemektedir.
435 Hany M. Venedikian, Gerald A. Warfield, a.g.e., s. 45.
436 Futures sözleşmelerle forward işlemler arasındaki en önemli farklar, fixtures işlemlerde; sözleşmenin standart hale gelmiş
olması, alım-satım işleminin organize bir piyasada yapılması, taraflar arasındaki değişim işleminin ayn bir takas odasmda
(clearing house) gerçekleştirilmesi ve takas odasının sözleşme kapsammm yerine getirihnesinde garantör rolü oynaması
gelmektedir.
Spot işlemlerden farklı olarak forward işlemlerde döviz alım ve satımı işlem
tarihinden sonraki belirlenen bir tarihte gerçekleştirilir. Bu şekilde, ilerde
ortaya çıkabilecek bir kur riskinin bu günden önlenmesi veya riskin aşağı
düzeye indirilmesi (hedge etme), veyahut kâr temini amaçlanmaktadır.
Ömeğin, ihracatçı firmalar ihracat tutarını forward sözleşmeler ile TL'ye
sabitleyerek, belirli bir vade sonunda elde edecekleri dövizin TL olarak
sabitlenmesi imkânını sağlayabilirler. Ayrıca, satış sözleşmesinde EUR ya da
USD gibi farklı dövizler olsa da bankalarla bu döviz cinslerindeki kur riskini
ve dalgalanmayı ortadan kaldıracak sözleşmeler yapılabilmesi mümkündür.
İthalatçılar da vadeli olarak yaptıkları döviz ödemeleri için ilgili döviz
cinsinden ithalatçının bankası ile forward sözleşmeler yaparak ödeme tarihinde
TL tutarını, dövizde gerçekleşebilecek her türlü dalgalanmaya karşı sabitlemiş
olacaklardır. Forward kontratlar kuru ve faizi sabitlediği gibi emtialarda, kredi
ve mevduat işlemlerinde de kullanılmaktadır. Her durumda da, vadeli bir
fiyat belirlenmekte ve vade bitimine kadar bu fiyat sabit tutulmaktadır. Vadeli
işlemlerde söz konusu kıymetin teslim süresi 30 gün ve katları şeklinde olur.
Forward işlemler, ticari, mali ve spekülatif amaçlarla yapılabilir^^^.
4.1.2.3 Garanti Yolu ile Riskin Önlenmesi
Türk hukukunda ilk banka teminat mektubu uygulaması 1928 tarihli bir
kararname ile uygulanmıştır. Bankalar ve diğer gerçek ve tüzel kişiler teminat
mektubu düzenleyebilirler. Ancak, yasalarda açıkça yasaklayıcı bir hükümle
teminat mektubu düzenlemeleri yasaklananlar böyle bir yükümlülüğe
giremeyecektir. Faktoring şirketleri ve finansman şirketlerinin teminat
mektubu düzenleme yasağı bulunmaktadır^^l
437
İlhan Uludağ, Erişah Ancan, a.g.e., s. 384.
438
Raif Pariakkaya, a.g.e, ss. 112-130.
Garanti mektupları, Borçlar Kanunu'nunda (BK) veya mevzuatımızda başka
bir kanunda, garanti sözleşmesi şeklinde bütün hüküm ve sonuçlarıyla
düzenlenmiş değildir. Ancak, BK Md. IlO'da üçüncü kişinin fiilini taahhüt
ile ilgili yapılan düzenlemeler kapsamında değerlendirilebilir.
Garanti
sözleşmeleri nitelikleri itibariyle;
•
Sözleşme olmaları,
•
Birinci derecede sorumlu olunması.
•
Asli bir borç olması,
•
Tek tarafa borç yükleyen bir sözleşme olması,
şeklinde nitelikleri bulunmaktadır. Aynı zamanda, kefalet, temsil, müteselsil
borçluluk, birlikte borç üstlenme, borcun nakli gibi hukuki müesseselerden
de farklılıkları bulunmaktadır^^^.
Uluslararası işlemlere aracılık eden bir banka kendi müşterisinin riskini
üstlenerek garanti mektubunu garantinin lehtarma farklı şekillerde verebilir.
Garantinin bir bankanın diğer bir ülkedeki lehtara doğrudan garanti vermesi
şeklindeki uygulama daha çok gelişmiş ülkeler arasında olmaktadır. Garantiyi
kabul edenin risk almadaki bilinçliliği ve ülke mevzuatına göre garantilerin
kabul edilebilirliği değişmektedir. Özel sektörün aksine kamu sektörünün
yabancı banka garantisi kabul etme serbestiyesi yoktur^"^^.
Ülkemizdeki bir bankanın bir muhabirinden aldığı garantiye istinaden
düzenlediği
teminat
mektubu
veya
kullandığı
kredi
muhabirinin
kontrgarantisine (counter guarantee) dayanarak ve o muhabirin riskini
439
440
Seza Reisoğlu, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, Ankara, 2003, s. 24.
Hakan, Cebi, "Üçüncü Kişinin Fiilini Taahhüt", Prof. Dr. Tahir Çağa'nm Anısma Armağan, Beta Basım Yayım, İstanbul,
200, ss. 111-139.
üstlenerek yapılmaktadır. Tazmin talebi gerçekleştiğinde ödeme yapmak
durumunda olan banka, riskini tasfiye etmek için muhabir bankaya rücu
edecektir. Bu nedenlerle, teminat mektupları muhabir bankalar adına çıkarılan
genel kredi limitleri çerçevesinde düzenlenmelidir.
Kontrgarantilerle ilgili ciddi risklerden birisi, kontrgarantiye dayalı teminat
mektubu çerçevesinde muhataba karşı girilecek taahhüdün nicelik ve nitelik
itibariyle aynısının kontrgarantide de bulunmasıdır. Yani, yabancı banka yerel
bankaya karşı hangi taahhüde girmişse, yerel bankada muhataba aynı şekilde
taahhüt vermeli, fazlasına girmemelidir. Yerel banka başka bir taahhüde
girerse, kontrgarantiye göre muhabirine açık düşmüş olacaktır^'^^
Garanti mektubu, garanti amirinin anlaşma şartlarını yerine getirmemesi
durumunda, garantör bankanın belli bir tutarı ödeyeceğine dair geri
dönülemez, amir ile lehtar arasındaki anlaşmanın şartlarından bağımsız,
ayrı bir ödeme taahhüdüdür. Banka, garantide belirtilen tazmin için gerekli
şartlar yerine geldiğinde, garanti tutarını ilk talepte, kayıtsız şartsız ödemek
durumundadır. Garanti mektuplarında da akreditiflerde olduğu gibi taraflar
bulunmaktadır^"^^.
441
Haluk Erdemol, a.g.e., s. .107.
442
Ali Taşpolat, a.g.e., s. .496.
Amir
Amir
Amir
Talimat
Garantör
Banka
Gar. Mek. Teslimi
Lehtar
Talimat
Garantör
Banka
Gar. Mek. Teslimi
Amir
Gai-antör
Banka
Talimat
K
Amir
1 Talimat }
V
Garantör
Banka
Muhabir
Banka
Kontrgaranti
Lehtar
Gar. Mek. Teslinü
1
^
Lehtar
1 Gar. Mek. İhban
Muhabir
Banka/
Lehtarm
Bankası
Lehtar
Şekil 4.6 Garanti Mektuplarının Muhataba Ulaştırılması
Kaynak: Roeland F. Bertrams, Bank Guarantees in International Trade,The Law and
Practice of Independent (First Demand) Guarantees and Standby Letters of Credit in
Civil Law and Common Law Jurisdictions, Kluwer Law Intemational, New York, 2004
(Yararlanılarak çizilmiştir.)
Garanti mektupları; amirin talimatı ile hazırlanmakla birlikte lehtara
ulaştırılmasında farklı mekanizmalar kullanılabilir. En basit mekanizma;
garanti mektubunun doğrudan lehtara gönderilirmesi veya lehtara teslim
edilmek üzere amire teslim edilmesidir. Fakat bazı garantiler ise doğrudan
lehtara hitaben verilmekle beraber, bir muhabir banka aracılığı ile lehtara
ihbar ettirilmektedir. Bu durumda ise muhabir bankanın
fonksiyonu,
garantör bankanın imzalarını teyit etmek ya da varsa şifreyi çözerek garanti
mektubunun gerçekliğini tespit etmektir. Muhabir banka bunun dışında
herhangi bir sorumluluk taşımamaktadır. Diğer bir altematif ise; lehtar,
garantör bankanın, kontrgarantisine dayanarak kendi bankasının garanti
mektubunu düzenlemesini istemesi durumudur.
Bazı durumlarda bankaya, muhabir banka kendi kontrgaranti güvencesi ile
garanti mektubunu düzenlemesi ve lehtara vermesi için talimat verir. Bazı
durumlarda da bankalar, firmaların hariçteki işlemlerini gerçekleştirmek üzere
yurt dışına garanti ve kontrgaranti vermektedir. Bu durumda, müşterisinin
riskini alarak yurtdışına dövizli ödeme taahhüdüne giren banka, müşteriden
yeterli teminat almakla yetinmeyip, onun mektup konusu işi başarıyla yapıp,
yapamayacağını da değerlendirmelidir. Çünkü mektup paraya çevrildiğinde
ülke açısından döviz kaybı söz konusu olacaktır^'^^
Her ne kadar tamamı aynı amaca hizmet etse de sözleşmelerin yerine
getirilmesinde kullanılan teminatların riskleri de türlerine göre değişiklik
göstermektedir. Garantileri iki ana türde incelemek yerinde olacaktır.
Garantiler;
•
Finansal yükümlülükler için güvence,
•
Finans dışı yükümlülükler için güvence,
özelliği taşıyan teminatlardır. Bazı garantiler ise her iki yükümlülüğü birden
kapsayabilmektedir^"^"^. Garanti türleri her ne şekilde tasnif edilirse edilsin,
hepsinde ortak nokta garanti alan için ortaya çıkabilecek belli bir riski
üstlenmesidir. Bu üstlenilen risk ise gelecekte olacak ve muhtemel bir olayı
ifade etmektedir. Tüm garanti türlerinde garanti veren bankanın yükümlülüğü,
garanti alanı oluşabilecek bir zarara karşı korumaktır. Rizikonun gerçekleşmesi
muhatabın mal varlığını etkilemektedir^^^
443 Amir: (Applicant) Garanti mektubunun düzenlenmesi için emir veren taraf, Garantör Banka: Amir adma taahhütte
bulunan, riski üstlenen banka, Muhabir Banka: Garantör bankanm kontrgarantisi ve talimatı ile hareket ederek, mektubu
düzenleyen ve garantör bankanm riskini alan, bazen de ihbarı gerçekleştiren banka, Lehtar: (Beneficiary) Lehine mektup
düzenlenen, hükümlerden yarar sağlayacak olan taraftır. Türk hukuk dilinde. Applicant lehtar. Beneficiary ise muhatap olarak
adlandmlmaktadır. Ancak Harici Garantiler açısından Applicant Amir, Beneficiary Lehtar olarak düşünülmelidir.
444
445
Haluk Erdemol, a.g.e., s. .122.
Roeland F. Bertrams, Bank Guarantees in International Trade,The Law and Practice of Independent (First Demand)
Guarantees and Standby Letters of Credit in Civil Law and Common Law Jurisdictions, Kluwer Law Intemational, New
York, 2004, s. 37.
Riskin hayatın tüm alanında yer aldığı gibi, garantinin de hayatın her alanında
yer aldığını görmekteyiz. Uluslararası ticaret konusu riskin yönetimi söz
konusu olmakla birlikte ömeğin, günlük hayatımızda almış olduğumuz bir
tüketim malı için verilen garanti belgesi de bir garanti mektubundan başka
bir şey değildir. Uluslararası ticarette kullanılan hali ise biraz daha farklı
olmaktadır^'^^ En fazla kullanılan garanti mektupları şu şekildedir.
Geçici (Bid-Tender Bond / Tender- Participation Guarantee) Garanti Mektubu:
İhalelere katılmak için gerekmektedir. Bir firma ihaleye girmek istediği zaman
teklif ile birlikte teminat mektubu (bid bond) vermek zorundadır^"^^. Garanti
tutarı ihale tutarının belli bir yüzdesi (genelde yüzde 1-5 arası) kadardır.
Vadesi ise ihaleyi açan kuruluş tarafından belirlenir^'^l
Kesin (Performance Bond / Final -Delivery Guarantee) Garanti Mektubu:
İhalede teklifi en uygun görülen ve kendisiyle sözleşme yapılan, yani ihaleyi
kazanan yabancı firmanın vermek zorunda olduğu ve ihale konusu işin bu
firmaca sözleşme şartlarına göre yapılacağını, yapılmazsa kesin teminat
bedelinin muhatabın talebi üzerine paraya çevrileceğini garanti eden teminat
mektuplarıdır^^^
Avans (Advance/Down Payment) Garanti Mektubu: Bazı durumlarda ihaleyi
kazanan firmalar ihale konusu işi yapmak veya işle ilgili bazı harcamalar
yapmak için işin bedelinin bir kısmını veya tamamını peşin talep edebilirler.
Peşin ödemeyi yapan taraf doğal olarak, anlaşma şartları yerine gelmezse
446
447
448
Seza Reisoğlu, a.g.e., s. 38.
Türel Aygün, Dış Ticaret ve Kambiyo, Vakıfbank Eğitim Müdürlüğü, 1999, s. 43.
Amir eğer vadeden önce teklifini geri çekerse, ihale kendisine verildiği halde teklifini geri çeker ve kontratı imzalamazsa ve,
ihaleyi kazandığı ve kontratı imzaladığı halde Bid Bond yerine Performance Bond vermezse, Bid Bond tazmin edilir.
449 Hans Heckmann, Josef Helbling, Guide to Documentary Transactions in Foreign Trade: Documentary Credits,
Documentary Collections, Bank Guarantees, Union Bank of Switzeriand, s. 35.
peşin ödenen tutarın kendisine iade edilmesini garanti altına almak ister.
Peşin ödemeler bir akreditifle bağlantılı olabilir.
Blokaj/Depozito (Retention Money Guarantee / Bond) Garanti Mektupları:
Uygulamada nadir görülmekle birlikte, sözleşmede mal kalitesinin belirli
bir süre (warranty period) için garanti edilmesini (ömeğin, bir makinanm iki
yıl çalışmasının garantisi) temin etmek için malın alıcısı mal bedelinin bir
kısmını bloke etmek isteyebilir. Ya da, özellikle taahhüt işlerinde, müteahhit
firmaya iş veren tarafından verilmeyen yüzde 10'luk hak ediş bedellerinin yine
müteahhit firma tarafından bir garanti mektubu karşılığı alınması sağlanabilir.
Geri ödeme ya da bakım garantilerinde olduğu gibi bir geri ödemeyi garanti
etmektedir. 4^^.
Ödeme Garantileri (Letter of Indemnity): Ödeme garantileri (teminat
mektupları) bir kreditörün kullandırdığı nakdî kredinin anapara ve faizlerinin
geri ödenmesini güvence altına alır. En az nakdî kredinin vadesi kadar olan ve
tutarı da anapara ve faiz tutarı kadar olan garantilerdir.
Standby LC (teminat akreditifleri): Bazı ülkelerde, özellikle ABD'de
bankaların yukarıda sıralanan şekiUerdeki garantileri kabul etmeleri mümkün
olmamaktadır. Bu nedenle standby akreditifler düzenlenmektedir. Standby
akreditifler için MTO'nun 500 ve 600 sayılı broşüründe ilgili hükümler
bulunduğu gibi ISP98 isimli 590 sayılı broşürde ayrıca standby garantiler
düzenlenmiştir. Diğer akreditiflerden farkları şu şekildedir:
Standby akreditifler mal ve hizmet sağlanmadığında ve amir
taahhüdünü yerine getirmediğinde kullanılır, yani nakde çevrilir.
450
Haluk Erdemol, a.g.e., s.. 112.
•
Standby akreditifin bedelinin ödenmesi için, lehtarm yükleme
evrakmm kopyalarmı (konşimento, fatura, poliçe vb.) ibraz ederek
ödemenin yapılmamış olduğunu beyan etmesi, bazen de hiçbir belge
sunmadan yalnızca beyan etmesi yeterlidir.
•
Ticari akreditifler genelde kısa vadeli ve ticaretin
finansmanına
yönelik enstrümanlarken standby akreditifler herhangi bir amaç veya
vade için hazırlanabilmektedir.
•
Bir akreditif işleminde gayri nakdî kredi müşterinin akreditif bedelini
ödemesi ile (kredi kullanmıyorsa) hemen ödenmekte iken standby
akreditiflerde müşteri temel sorumluluğunu yerine getirmediğinde
banka ödemekle joikümlü olmaktadır.
•
Bir standby akreditif ticari akreditiflere göre amir banka için daha
fazla potansiyel risk taşımaktadır. İşlem tamamen güvenli bir şekilde
gerçekleştirilemezse, bir standby tanzim eden bankanın kaybını
telafi edeceği herhangi bir kıymet bulunmamaktadır ancak akreditifli
işlemlerde en azından bankalar yüklemesi yapılan malların sahipliğini
elde etmektedirler^^ ^
Akreditifler özelliklerine göre farklı yapılar arz edebilmektedir. Ömeğin,
ticari bir vesikalı kredi ile standby akreditif ödeme için ibrazı gereken belgeler
açısından farklılık arz etmektedir. Standby akreditifte lehtar, ödeme için bir
talepte bulunmalı ve bu talepte amirin işlemle ilgili sorumluluklanm yerine
getirmediğini ifade etmeli ve buna ilişkin belgeleri sunmalıdır^^^.
451
452
Roeland F. Bertrams, a.g.e., s. 42.
Trade Finance, Comptroller's Handbook, Comptroller of the Currency Administrator of National Banks, November 1998
http://www.occ.treas.gov/handbook/tradfin.pdf (11 Mayıs 2006); Vahit Doğan, "Teminat Akreditifleri", G.Ü. Hukuk Fakültesi
Dergisi, Hizaran-Aralık 2002, Cilt:VI, Sayı: 1-2, ss. 15-37, Ankara, Baskı 2004.
Diğer Garanti Ttirleri: Yukarıda belirtilenlerin dışında yine yabancı banka
kontrgarantisine dayanılarak verilen bazı mektup türleri ise şunlardır^^^:
•
Gümrük Müdürlüklerine Hitaben (Geçici ithalatta gümrük vergi
ve harçlarının garantisi, fiili ithale kadar depolanan malın eksilme,
çalınma, ziyanı halinde oluşacak ceza ve gümrük vergisi garantisi
olarak),
•
Kambiyo Müdürlüklerine Hitaben (Geçici ihracatta malın geri
gelmemesine karşı, mal bedelinin yurda getirilmesine ilişkin veya) ,
•
Turing ve Otomobil Kurumu'na hitaben verilen ve görevle gelen
yabancıların özel otomobillerinin tespit edilen sürede yurt dışına
çıkmaması halinde vergi ve cezalarını garanti eden mektuplar,
•
Mahkemelerce konan ihtiyati haciz ve tedbir kararlarının teminatı
olarak haciz ve tedbir konan değerin serbest bırakılması karşılığında
mahkemece tespit edilecek tazminatın ödeneceğini garanti eden ve
ilgili mahkemelere hitaben düzenlenen mektuplar,
•
Vesaik mukabili ihracatta ihraç edilen malların bedelinin en geç belirli
bir süre sonuna kadar ihracatçıya veya bankasına ödeneceğini garanti
eden ve ihracatçı veya bankasına hitaben düzenlenen mektuplar,
bulunmaktadır.
Bunlara ek olarak ihracata yönelik garantiler, inşaat sektörü garantileri, ithalat
garantileri, özel dış kredilerle ilgili garantiler, yabancı karasularda kaza yapan
bir Türk gemisine konan tedbirin kaldırılmasından hariçteki bir Türk şirketine
kredi kullandırmaya kadar çeşitli amaçlarla dövizli kontrgaranti düzenlemek
de mümkündür454
453
Rolf A. Schütze, Gabriele Fontane, a.g.e., s. 1-17.
454
Haluk Erdemol, a.g.e., ss.. 114-115.
Garanti mektupları ile ilgili olarak MTO'nun birkaç yayını bulunmaktadır.
Bu yayınların amacı, haksız tazmin taleplerinin önüne geçilmesi ve daha
güvenli ve kesin kuralları olan bir uluslararası ticaret sahası oluşturmaktır.
Bu kurallar aynı zamanda tarafların sorumluluklarını da belirtmekte ve
açıklığa kavuşturmaktadır^^^ Her ne kadar kurallar bazı standartlar getirmiş
olsa da garanti mektuplarında özellikle dikkat edilmesi gereken hususlar
bulunmaktadır.
Vadeninbaşlangıcı,vadeninbitimi,mektubun tazmini, ödemenindurdurulması,
işi yapanın ölümü ve ödeme sorunu, sürenin dolması, sorumluluğun bitiş
tarihi, zamanaşımı, mektubun iadesi vb. gibi sorunlar garanti mektuplarının
uygulayıcılar açısından riskli yönünü teşkil etmektedir^^^.
4.1.3 Uluslararası Ticarette Operasyonel Risk Yönetimi
Operasyonel risk, kendisine özgü yapısı ile diğer risklerden belirgin farklılıklar
taşımaktadır. Operasyonel risk, banka veya banka dışı kurumların finansal
pozisyonları nedeni ile aldıkları risk değil; faaliyetler gerçekleştirilirken
kullanılan süreç, sistem, müşteri ve çalışanlar olarak insan potansiyelinden
kaynaklanan risklerdir^^^. Dolayısı ile finansal pozisyondan bağımsız olarak
ortaya çıkmaktadır.
Basel Komitesi tarafından yapılan tanıma göre, operasyonel risk, yetersiz veya
başarısız iç süreçler, insan kaynakları ve teknolojik sistemler nedeniyle ya da
dış kaynaklı olaylar sonucunda karşılaşılabilecek kayıp riski"^^^ olarak ifade
455
456
Haluk Erdemol, a.g.e., s. .117-118.
1978 yılmda çıkanları Uniform Rules for Contract Guarantees (ICC Publication No 325)'i 1992 yılında Uniform Rules for
Demand Guarantees (URDG, ICC Publication No:458) izlemiş ve daha sonra ICC Unifom Rules for Contract Bonds (ICC
Publication No:524) izlemiştir. Detaylı bilgi için bnz: Michael Rowe, a.g.e., ss. 233-239
457 Ali Sait, Yüksel, a.g.e,, ss. 323-327.
458 Murat Mazıbaş, Bankalarda Operasyonel Risk Veri Tabanının Oluşturulması, BDDK Çalışma Raporlan, No: Mart
edilmektedir. Bu tanım, bankaların operasyon bölümlerindeki kayıpların çok
ötesinde bir alanı kapsamaktadır. Tanım, bir işletmenin tüm birimlerinde ve
tüm süreçlerinden kaynaklanabilecek riskleri içermektedir. Kurumlar temel
olarak 4 kategorik operasyonel risk ile karşılaşırlar. Bunlar;
•
İnsan kaynaklı riskler: personel başarısızlığı, personel yetersizliği,
işveren başarısızlığı, uygun olmayan kurum kültürü, çıkar
çatışmaları, sektördeki personel hareketliliği, sahtekârlık, vb.
riskler,
•
Süreçlerden kaynaklanan riskler: Üçüncü şahıslar, varlıklar, iş
sürekliliği, müşteri, yasal düzenlemeler, gizlilik, yönetim, ürün ve
stratejiyle ilgili riskler,
•
Bilgi sistemlerinden kaynaklanan riskler: İletişim, bilgi, network,
donanım ve yazılımla ilgili riskler,
•
Dış olaylardan kaynaklanan riskler: Devlet, sektör, fiziksel ortam,
doğal felaketler, toplum, politika ve ekonomiden kaynaklanan
operasyonel riskler.
olarak sayılabilir^^^.
Operasyonel Riski, düzenlemeye tabi tutulan ya da tutulmayan, merkezi ya
da adem-i merkezi, prosedürleri olan veya olmayan, eski teknolojili veya
yeni teknolojili, ulusal ya da uluslararası, tek bir ürün üreten ya da kompleks
ürünlerle çalışan gibi çeşitli şekillerde tasnif edebiliriz. Ancak tasniften
bağımsız olarak operasyonel risk tüm işletmelerde karşılaşılacaktır.
İşletmelerin muhatap olduğu operasyonel risk çok farklı şekillerde ele alınsa da
459
2006/3, ss. 1-4. http://ww.bddk.org.tr/turkce/yayinlarveraporlar/rapor/bddk/arastirma/2006-3.pdf (Kasım 2006)
operational Risk, Consultative Document, Supporting Document to the New Basel Capital Accord, January 2001, s. 2. http://
www.bis.org/pubLlDcbsca07.pdf (20 Ağustos 2006)
özellikle Basel II gereği olarak bankacılık sektöründe kredi riski, piyasa riski
ve operasyonel risk şeklinde tasnif yapılmaktadır."^^^ Basel dışı farklı bir ayırım
da da risk türleri piyasa, kredi, operasyonel, kanuni ve likidite riski olarak 5'e
ayrılmıştır. Ancak, bu risklerin altında onlarca farklı risk türü şekillenmekte
ve operasyonel risk ve alt dalları ile bireysel alanlara aynlan risk yönetimi
yeterli olmamakta, kurumların karşılaşabilecekleri toplam belirsizliği tespit
etmede yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle, bireysel olarak yönetilen unsurlar
yerine, bütünleşik risk yönetimi çözümüne doğru bir kaymaya gidilmelidir.
Bu noktada sorun kurumların bu işe nereden başlayacaklarında yatmaktadır.
Uluslararası ticaret alanında operasyonel risk yönetiminde en büyük zorluk,
operasyonel riskin piyasa ve kredi riski gibi belirli piyasalar ve kuruluşlar için
standart nitelik taşımayıp, her iş kolu için ayrı olmasıdır. Bazı lider kuruluşlar,
özellikle son yıllarda, geleneksel kalitatif risk değerlendirme yaklaşımını,
riski izlemek ve daha sağlıklı yönetim kararları almak için kullanılabilecek,
anahtar
risk
göstergeleri
ve
kantitatif,
olasılığa
dayalı
yöntemlerle
birleştirmiştir. Operasyonel risk, oynak olan ve sağlıklı tahminler yapmanın
zor olduğu piyasa şartlannda kurum çapında risk yönetiminin eksikliğinden
kaynaklanmaktadır. Bazı kişilerin şirketleri ve şirket hissedarları adına,
kurumun sermayesini koruyacak gerekli kontrol mekanizmaları olmaksızın,
kumar kabul edilebilecek operasyonlar gerçekleştirmeleri bu tip zararları
daha da derin hale getirmektedir^^^
460
Arzu Pişkinoğlu, "Operasyonel risk yönetiminde yaşanan gelişmeler", Active Bankacüık ve Finans Dergisi, Yıl-6 Sayr33
Kasım-Aralık 2003, s. 44.
461 Dimitris Chorafas, Operational Risk Control with Basel II, Elsevier, Oxford, 2004, s. 4.
Şekil 4.7 Operasyonel Risk Yönetim Süreci
Kaynak: Tamer, Saka, "Operasyonel risk ölçüm tekniklerine genel bir bakış" Aktive
Bankacılık ve Finans Dergisi, Yıl:5, Sayı:25, Temmuz-Ağustos 2002, s. 9.
Tüm risklerin kendilerine göre ölçüm sorunlan olmakla birlikte en zor olanı
operasyonel risktir. Çünkü organizasyonların satış, operasyon, finans, bilgi
işlem vb. birimlerinde oluşabilir. Her birime yayılmış olması sorunun bir
parçası olup aynı zamanda tanımlanması ve ölçümünün de güç olması zorluğu
daha da arttırmaktadır^^^.
Operasyonel riskin ölçümüne yönelik her türlü çaba ve altyapı hazırlığında
yönetim, risk yönetim birimi, bilgi teknolojileri birimi, iç kontrol ve teftiş
birimleri, diğer riskle ilgili birimler, tüm görevli ve çalışanların aktif katılımı
gerekmektedir. Operasyonel riskleri içeren bir veritabanı hazırlanmasında en
önemli sorunlar;
Veri kalitesi ile ilgili sorunlar.
462
Sally Clarke, "Kurum çapmda risk yönetimi: Anathar kavram entegrasyon". Active Bankacıhk ve Finans Dergisi, Yıl:4,
Sayı: 19, Temmuz-Ağustos 2001, s. 52.
•
Verilerin toplanmasında yaşanan güçlükler
•
Banka içinde geliştirme veya dışarıdan satm alma tercihi,
•
Sistem uyuşmazlıkları,
•
Dışsal veri ihtiyacı,
•
Dışsal verilerin kullanımından kaynaklanabilecek sorunlar,
şeklindedir^^l
Bankalar, yasal sorumlulukları ve Basel II nedeni ile operasyonel risklerini
ölçmek ve buna göre sermaye bulundurmak zorundadırlar. Ölçüm yöntemine
göre sermaye payı da değişmektedir. En basit ölçüm yöntemi en fazla sermaye
tahsisini gerektirirken, veri analizi ve veritabanı gerektiren en zor ölçüm
yöntemi ise en az sermaye tahsisine imkan vermektedir^^"^.
Operasyonel risklerin kalitatif ve kantitatif tekniklerle ölçümünde temel
amaç, geçmişte meydana gelen operasyonel kayıplarla ilgili verilerin
kullanılarak, gelecekte benzer olayların gerçekleşme risklerini mümkün
olduğunca
azaltmaktır.
Operasyonel risk ölçümünde; kalitatif
(nitel)
ölçüm yöntemleri (süreç inceleme, risklerin çalışanlarca değerlendirilmesi,
nedensellik analizleri) ve kantitatif (nicel) ölçüm yöntemleri (nedensel
modeller, istatistiksel dağılımlar, aşırı uçlar değer teorisi, yapay sinir ağları)
kullanılabilmektedir^^^.
Uluslararası ticaret alanındaki birçok risk ve bu risklerden ayrı olarak
operasyonel risk dinamik bir ortamda gelişmekte ve daha çok kalitatif ölçüm
tekniklerine uygun veriler sağlamaktadır. Operasyonel risklerin ölçümünde,
463
Kaan, Aksel, "Tüm kurumu kapsayan risk yönetimi uygulamak için finansal kurumlann organizasyonu" Active Bankacılık
ve Finans Dergisi, Yıl:4, Sayı: 19, Temmuz-Ağustos 2001, ss. 56-57.
464 Murat Mazıbaş, a.g.e., ss. 6-11.
465 Dilek Teker, "Comparative Analysis of Operational Risk Measurement Techniques" International Trade and Finance
Association, Intemational Trade and Finance Association 15th Intemational Conference, 2005, Paper 29, s. 21 http://services.
bepress.com/cgi/viewcontent.cgi?article=1020&context=itfa (14 Ocak 2007)
bazı verilerin çok nadir ortaya çıkması, iç ve dış verilerin entegre edilememesi,
dış verilerin kullanıma uygun olmaması, insan faktörünün yönetimindeki
zorluklar ve organizasyonun ve risklerin zaman içinde değişiyor olması gibi
sorunlar bulunmaktadır.
4.1.4 Finansal/Teknolojik Yeniliklerle Risk Yönetimi
Finansal yenilik konusu, tartışmalı bir alan olup genel kabul görmüş bir teori
henüz ortaya çıkmamıştır. 19. yüzyıl boyunca güçlü ekonomik yapıya sahip
endüstrileşmiş ülkeler ya ticari faaliyetlerinin artması, ya da direkt yatırımlar
yolu ile çevre ülkelere olan yayılmaları başta bankalar olmak üzere tüm
işletmeler üzerinde güçlü teşvikler ortaya çıkarmıştır^^^.
Finansal teknoloji üretimi ile finansal risk yönetimi birbirinden bağımsız
olmakla birlikle ilişki içinde olan iki ayrı konudur. Finansal teknolojik
yeniliklerden bağımsız olarak finansal risk, finansal sistemin bir parçası
olmuştur. Finansal aracıların temel fonksiyonu her zaman için kredi riski, faiz
riski, döviz kuru riski, yasal risk, operasyonel risk, sahtekârlık riski vb. gibi
riskleri yönetmek, hatta bu risklere katlanmak olmuştur. Ancak, yenilikler
yeni teknoloji ile birlikte artar ve yukarıda belirtilenler dışında da riskler
oluşturur.
Finansal yenilikler, finansal sistem içindeki risklerin daha da kuvvetlenmesine
neden olmaktadır. Çünkü teknoloji, yenilikleri açığa çıkararak finansal
işlemlerin daha hızlı, daha ucuz, daha uzun mesafelere ve daha karmaşık
şekillerde gerçekleşmesini sağlamaktadır. Elektronik teknolojisindeki son
değişiklikler, geleneksel finansal riskleri çok daha sofistike hale getirmiştir.
466 Tamer, Saka, "Operasyonel risk ölçüm tekniklerine genel bir bakış" Active Bankacılık ve Finans Dergisi, Yıl:5, Sayı:25,
Temmuz-Ağustos 2002, ss. 6-20.
Ayrıca, yenilikler düzenleyici (regulatory) riski arttmr ki bu da devletlerin
finansal
düzenlemelerinin yetersiz kalması veya karşı riskler üretmesi
anlamına gelmektedir.
Düzenlemeler, hükümetlerin düzenleyici olduğu ortamlarda daha da riskli
olan işlerdir. Riske maruziyet giderek artacaktır çünkü, hükümet ya da siyasi
piyasanın etkin gücü, statüko ile yönetilmekte ve köklü çıkar grupları devamlı
olarak siyasi piyasadaki statükojoı korumak için çaba sarf etmektedir. Yenilik
ise statükonun düşmanıdır. Bu nedenle, yenilik, statükonun dünyanın devamını
istediği yol ile dünyanın eninde sonunda gideceği yer arasında bir gerilim
meydana getirir ve yeniliklerin hızlı bir şekilde ilerlemesi ise bu gerilimi
daha da arttırır. Regülasyon alanındaki bu artan gerilim ise düzenleyici
riski oluşturur ki bu da düzenleyici hataların artma ihtimalidir. Elektronik
teknolojinin finansal sistem içindeki düzenleyici riski arttırdığı, düzenleyici
ahlaki tehlike (moral hazard) oluşturduğu ve düzenleme faaliyetlerinden
doğan avantajlarla (regulatory arbitrage), finansal sistemi istikrarsız hale
getirecek şekilde beslediği düşünülmektedir. Elektronik teknoloji aynı
zamanda, finansal piyasalan politik piyasadan bağımsız hale getirmektedir.
Elektronik teknoloj isi ile finansal hizmetlerin hem üretimi hem de iletilmesinde
devrimler yaşanmaktadır. Elektronik teknolojisinin kullanımı ile kâğıttan
bit ve bytelara olan dönüşüm (kıymetli evrak çek, kredi, sigorta poliçesi,
hisse senedi, tahvil veya yasal sözleşmeler altında ne olursa olsun) finansal
hizmetlerin üretiminde, sunulmasında ve yasal sözleşmelerin elektronik hale
dönüşmesinde 10 ya da 20 yıl önce akla bile gelmeyecek değişikliklerin
uygulamaya geçirilmesini sağlamıştır.
Elektronik teknolojisi eski mevzuat düzenini yok etmektedir. Hükümetler
bankaların veya diğer finansal hizmet sunan kurumların başarısızlığını
önlemek ve piyasa disiplinini sağlamak için yasal mikro yönetim uygulaması
yapmaktadırlar. Ancak, sigorta şirketleri, menkul kıymet aracılar, güven (trust)
şirketleri ve itimat (fiduciaries) şirketlerinde mikro yönetim ile yapılmaya
çalışılan düzenlemeler elektronik teknoloji ile etkinsizleştirilebilmektedir.
Elektronik teknoloji eski düzen mevzuat yapısını yok etmektedir çünkü bu
teknoloji ile finansal girişimcilerin yasa koyucuların düzenlemelerinden
kurtulmaları çok daha kolay olabilmektedir^^^.
Elektronik ticaret, uluslararası ticaret alanında farklı şekillerde gelişme
göstermiştir. Bunlardan bir kısmı, mevcut enstrümanların intemet çağma
ayak uydurması ve bu konuda yeni kurallarla birlikte; daha hızlı, güvenli ve
21. yüzyılın ihtiyaçlarını karşılayan bir sistemin oluşturulması çabaları iken;
diğer bir kısmı ise tüm sürece hâkimiyetten daha çok, sunulan hizmetlerin
bir kısmının intemete uyumlu hale getirilmesidir. Uluslararası ticarette,
ömeğin, elektronik belgelerin ibrazına izin veren bir akreditif var ise lehtarm
en önemli endişelerinden birisi bu belgeleri elde edip edemeyeceğidir^^l
Devredilebilir (konşimento, poliçe, sigorta belgeleri) ve
cirolanamaz
belgelerin oluşturulmasında farklı sorunlar yer almaktadır.
Yine özellikle akreditifli işlemlerde, sıkı sıkıya uyulması gereken kurallar
enstrümanın özelliğinde yer aldığı için, elektronik bir uygulamanın kâğıt
üzerindeki kurulu sisteme göre farklı tanımlamaları da içermesi gerekmektedir.
Ömeğin, elektronik kayıt/belge, kaydın formatı, elektronik kaydın oluşturulma
tarihi, sayısı, belgenin doğruluğu ve gerçekliği, belgenin ibrazı ve incelenmesi,
ibraz süresi ve inceleme süresi, belgenin reddi gibi hususlara yeni bir bakış
467
468
Stefano Battilossi, a.g.e., ss. 141-175.
Bert Ely, Financial Innovation and Risk Management: The Cross-Guarantee Solution, Workmg Paper No: 141, May 1995.
http://129.3.20.41/eps/mac/papers/9812/9812008.pdf (10 Ağustos 2006)
açısı getirilmesi gerekmektedir.
Elektronik ticaret ile ilgili hususlar düşünültirken aynı zamanda teknolojinin
de risk oluşturup oluşturmayacağı hususu da göz ardı edilmemelidir. Her ne
kadar bilgi yönetimi ve doğru teknoloji ile mevcut riskler kontrol edilerek bir
"risk yönetim" mekanizması kullanılsa da teknoloji kullanımı da belli riskler
içerecektir^^^. Bu nedenle, üst düzey yöneticiler ve iş sahipleri, operasyonel
riskleri tanımlarken her operasyon sürecinin IT altyapısı ile etkileşimi sonucu
ortaya çıkacak süreçleri de göz önünde bulundurmalı ve risk yönetimini
firmalann teknolojik, operasyonel ve sosyal tüm katmanlarında uygulanması
hususunda bir disiplin sağlamalıdırlar^^^.
i) Elektronik Ticaret ve Uluslararası Ticaret Belgelerinin İbrazı
Her ne kadar belgelerin bir aracı kurum yolu ile bankaya elektronik olarak
ibrazını gerektirecek yasal bir zorunluluk yok ise de, yine de özellikle ticari
belgeler söz konusu olduğunda bu bir gereklilik olabilir. Belgelerin bu şekilde
kabulünü sağlayan iki ömek Bolero ve @Global Trade'dir. Her iki sistem de
belgelerin elektronik olarak ibrazına uygun hizmet sağlamaktadır.
Bunların dışında, ayrıca, Trade Card"^^^ ve Surf gibi belge uygunluğunu
inceleyen finansal tedarik zinciri türü sistemler de bulunmaktadır "^^2.
469
Bu belgelerin oluşturulmasında iki temel sorun ortaya çıkmaktadu-. i) devredilebilir enstrümanlarm elektronik ortamda
oluşturulması ii) İmzanm eklenmesi. Belgelerin elektı-onik olarak oluşturulmasmdaki en önemli husus devredilebilirliği olduğu
için bu konuyu iki kısımda incelemek yerinde olacaktır. İlk olarak elektronik konşimentoların ömeğin SEADOCS projesi,
CMI Kuralları ve Bolero Projesi gibi çalışmalan incelemek, ikinci olarak ise belli bir akreditif işleminde gerekli olacak olan
cirolanamaz belgenin oluştumlması ile ilgili olacaktu*.
470 Piyasadaki en ciddi çalışan büyük teknoloji firmalan bile sunduklan en üst düzey sistemler için yüzde 99.99 sürekli çalışmayı
garanti edebilmekte, yüzde 0.01 Tik teknoloji riski baştan söylenmektedir. Bu kadar küçük gözüken bir oran, milyonlarca
dolarlık işlemlerin yapıldığı kummlarda oldukça büyük bir risk anlamına gelmektedir.
471 Alpay Sidal, "Yüksek risk-yüksek kazanç risk almak ister misiniz?" Active Bankacılık ve Finans Dergisi, Yıl:4 Sayı: 19,
Temmuz-Ağustos 2001, s. 65.
472 http://www.tradecard.com/ (19 Ağustos 2006); Ron Wells, a.g.e,ss. 75-76
Bu sistemlerde, ibraz edilen belgeler bilgisayarlar aracılığı ile otomatik
olarak incelenmektedir. Ayrıca, bu sistemler akreditifler için de altematif
olabilmektedir. Bu sistemler geleneksel akreditif mekanizması gibi çalışmadığı
için bir akreditif başvurusuna da gerek kalmamaktadır.
Bolero: Bolero sistemi, konşimentoların elektronik olarak ibrazına izin
vermekte ve aynı zamanda konvansiyonel konşimentoların içerdiği tüm
detaylara da sahip olabilmektedir. BBL (Bolero Bili of Lading) uluslararası iş
topluluğunun tüm ihtiyaçlarını karşılayacak bir altyapıya sahiptir. Bu nedenle,
elektronik satış sözleşmeleri ve akreditifler kapsamındaki ödemelere kadar
çözüm sunabilmektedir.
@Global Trade: Bir Kanada firması olan CCEWeb tarafından hazırlanan @
Global Trade ise diğer bir elektronik ibraz sağlayan hizmettir. Intemet tabanlı
ticaret işlem ve doküman yönetim sistemi özelliği taşımaktadır. Sistem, amir
banka, ihbar bankası, teyit bankası ve rambursman bankasının fonksiyonlarını
üstlenmektedir. Bunun içinde Akreditif Takas Merkezi
(Documentary
Clearence Center: DCC) sistemin temelinde yeralmaktadır. Sistem, Adobe
elektronik belgeleri kullanarak tüm ticari belgelerin işlenmesini sağlamaktadır.
Bu yüzden de sistem Adobe PDF formatım tanıyabilmektedir. Bolero'nun
aksine kayıt ücretsiz olup, konvansiyonel kâğıt konşimentolarda sistemde
kullanılabilmektedir. Elektronik belgelerin güvenliğini sağlamak için sistem
enkripsiyon ve dijital imza kuUanmaktadır^^^
Sonuç olarak, uluslararası topluluğun e-ticaret kullanımının faydası hakkında
yeteri kadar bilgisi olduğu söylenebilir. Bu nedenle e-ticaret ile ilgili birçok
çaba hem hukuksal alanda, hem de teknolojik alanda gösterilmektedir.
473
TradeCard ve Surft dışındaki diğer sistemler için bnz: Standart Bank'ın B2BeX'i (www.scb2bex.com); Inentrust'm Elenor
Sistemi (www.inentrust.com); HSBC'Nin Hexagon sistemi (www.hsbc.com/hexogan)
Klasik akreditif işlemlerinde belgelerin oluşturulması ve gönderilmesi daha
maliyetlidir. Ayrıca, belgelerin geç ulaşması bir realite olarak karşımıza
çıkmaktadır. Buna bağlı olarak demoraj maliyetleri veya teminat mektuplarının
tazmini hem para, hem de emek harcanmasına neden olmaktadır. Öte yandan,
belgelerin geç ibrazına bağlı olarak piyasa fiyatlarındaki değişmeler taraflar
arasındaki ilişkiyi de bozabilecektir.
Elektronik akreditifler; daha az maliyet, ve daha fazla güvenle (dijital imza
ve şifreleme) kendilerini öne çıkarmaktadırlar. Belgelerin geç ibrazı nedeni
ile demoraj masrafların oluşması da söz konusu olmamaktadır. Taraflar
sadece bunlarla yetinmemekte aynı zamanda likiditeye de bakmaktadırlar.
Normal bir akreditifte bile lehtar en az yüklemeden iki hafta sonra parasını
alabilmektedir. Ancak bir akreditifte bu yüklemeden üç gün sonra parasını
alabilecektir.
Tüm bunlara rağmen sektörün e-ticareti kabulü umulduğu kadar hızlı
gerçekleşmemektedir. Elektronik akreditiflerin potansiyeli her ne kadar fark
edilse de, tam destek ve güveni henüz alamamıştır. Bu teknolojinin yüksek
maliyeti kullanımın önündeki önemli bir negatif unsur olmaktadır. Özellikle
bankaların yeni teknolojileri hemen kabullenerek sistemlerini güncellemeleri
çok kolay olmamaktadır^^"^. Yatırım maliyetinin büyük olduğu bu ortamda
işlem hacmi nisbi olarak küçük kalmaktadır.
Diğer bir husus ise elektronik akreditiflerle ilgili yeknesak kuralların
olmamasıdır^^^ Yeknesak bir formatm olmaması da bankaları bu sistemleri
kabul etmede yavaş davranmaya sevk etmektedir. Format farklılıkları nedeni
474
475
http ://www. globaltradecorp. com/archives/amshipno v2000.pdf (19 Ağustos 2006)
Jakop Katsman, "How Close Is the Market to Paperless Trading?" The RMA Journal, http://www.globaltradecorp.com/
112003paper_s.pdf (19 Şubat 2006)
ile bankalar her türlü formatta belge ibraz edecek lehtarlara hazırlıklı olmanın
yanında sadece akreditif uzmanlarına değil, bilgisayar uzmanlarına da ihtiyaç
duyacaklardır.
Müşterilerin talepte bulunmamaları tabii olarak asıl somnu oluşturmaktadır.
Bankalar müşteri talebini beklerken, müşterilerin de bankaların hizmet
vermesini ve yeni teknolojileri teklif etmelerini beklemeleri bir kısır döngü
oluşturmaktadır. İhracatçıların sistemin kabulünde yavaş davranmaları;
•
Geçmişten gelen bir atalet.
Elektronik belge ve ibraza olan güven eksikliği.
Belgelerin kolayca değiştirilebileceğine ilişkin şüpheler,
den kaynaklanmaktadır. Bu da e-ticaretin kabulünü güçleştirmektedir.
4.2 ULUSLARARASı TICARET VE KURUMSAL
RISK YÖNETIMI
Küresel ekonomik yapı ve bu yapının kontrolü için ortaya çıkan yasal
düzenlemeler, teknolojik gelişmeler iş ortamlarını büyük bir baskı altma
sokmuştur. Bu dinamik yapı içerisinde yapılan hataların kurumlara maliyeti
her gün artmakta ve telafi etme imkânı da azalmaktadır. Yaşanan olumsuz
kurumsal ömekler göstermektedir ki artan rekabet koşullarında risk-getiri
dengesini iyi kuramayan kurumlar piyasa tarafından elenecektir. Yeni yapı,
sadece finansal riskler gibi alışılmış, klasik risk yönetimini değil, aynı
zamanda operasyonel ve stratejik riskler gibi risklerin de ölçüm ve kontrolünü
gerektiren bir ortam hazırlamıştır.
Kurumsal Risk Yönetimi (ÎCRY) uygulaması ile daha geniş bir bakış açısı ve
daha iyi bir risk yönetimi sağlanabilmektedir. KRY'nin uygulanabilmesi ise
daha entegre, sistematik ve proaktifbir yaklaşımın ortaya konulmasına bağlıdır.
KRY, kurumsal yapı içindeki tüm fonksiyonlarda yer alması gereken ve fakat
merkezi olarak da koordine zorunluluğu olan bir ortam olarak düşünülmelidir.
Bu nedenle, özellikle uluslararası ticaret gibi hem finansal, hem reel boyutu
olan ve işletmenin tüm fonksiyonlannm kullanılmasını gerektiren bir alanda
KRY daha etkin bir çözüm oluşturacaktır. îCRY'ni uygulamaya başlayan
ancak tamamen içselleştiremeyen firmaların KRY'yi uygulamadıkları duruma
kıyasla daha entegre bir risk yönetimi gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir^'^^.
Risk yönetimi, sigorta temelli olarak 1900'lü yıllarda ABD'de ortaya çıkarken,
çok uluslu şirketlerin gelişmesi ile birlikte kurumsal yönetim kavramı da
işletme literatürüne girmiştir. Ancak gelişmeler bu iki kavramın bir arada
değerlendirildiği bir yaklaşım doğurmuştur.
KRY'nin başarısı bu sistemin doğru anlaşılmasına, doğru uygulanmasına
ve sistemden beklentilere bağlıdır. Orta ve uzun vadeli sonuçları olacak bu
sistemden kısa vadeli beklentilerde bulunmak sistemin uygulanmasında
sorunlar doğurmaktadır^^^.
Kurumsal
risk yönetimi
için; riskin tanımlanması,
eski
stratejilerin
denetlenmesi, boşlukları dolduracak şekilde yeni stratejilerin geUştirilmesi,
tüm personelin bu yönetim tarzına teşvik edilmesi ve en son güncel sigorta
araçlarının kullanılması gerekmektedir^^l
476
477
ISP98, BM Konvansiyonu ve MTO buna müsaade etse de yine de sorunlar bulunmaktadır.
Anne E. Kleflfher, Ryan B. Lee, Bili McGannon, "The Effect of Corporate Governance on the Use of enterprise Risk
Management: Evidence from Canada" Risk Management and Insurance Review, 2003, Vol. 6, No.l ss 66 httpsV/vpn
uludag.edu.tr/http/0/www.blackwell-synergy.com/doi/pdf^l 0.1111/1098-1616.00020 (17 Mart 2008)
478
TUSİAD, a.g.e., ss. 5-8.
^
KRY, şirketi etkileyebilecek potansiyel olayları tanımlamak, riskleri şirketin
kummsal risk alma profiline uygun olarak yönetmek ve şirketin hedeflerine
ulaşması ile ilgili makul derecede güvence sağlamak amacı ile oluşturulmuş,
şirketin yönetim kurulu, üst yönetimi ve tüm diğer çalışanları tarafından
etkilenen ve stratejilerin belirlenmesinde kullanılan, kurumun tümünde
uygulanan sistematik bir süreçtir. Bu tanım kapsamında KRY;
•
Bütün kurumda süregelen ve devam eden bir işlemdir.
•
Kurumun her seviyesindeki insanlar tarafından etkilenir.
•
Strateji belirlemede kullanılır.
•
Kurumun tamamında uygulanır.
•
Riskleri risk alma isteği doğmltusunda yönetmek için tasarlanmıştır.
•
Makul bir oranda güvence sağlar.
•
Sonuç değil, sonuca ulaşmak için bir araçtır.
ICRY ile işletme içi tüm süreçlerin entegrasyonu sağlanmakta, böylece kurum
içerisinde birbirinden bağımsız şekilde işleyen farklı risk yönetim sistemlerinin
riskleri bir bütün olarak görmeleri ve böylelikle daha az maliyetli ve daha etkin
entegre risk yönetim çözümlerinin geliştirilmesi sağlanabilmektedir. Bunun
gerçekleştirilebilmesi kummun, insan ve teknik altyapısına, faaliyetlerinin
karmaşıklık düzeyi ve stratejik hedeflerine, büyüklüğüne, faaliyette bulunduğu
coğrafyalara ve kurum hissedarlarının risk alma profillerine bağlıdır^^^.
479
Erika Morphy, a.g.e., s. 26.
Hedeflerin
Belirlenmesi
Mevcuı
Durum Analizi
Hedef Yapının
Tespiti
Fark Anaüzi
ve Planlama
Sürecinin
L'>guianmahj
Sürekli Gelişim îçin Gözden Geçirmeler
Şekil 4.8 Kurumsal Risk Yönetimi Dönüşüm Süreci
Kaynak: TÜSİAD, Kurumsal Risk Yönetimi, TÜSÎAD Risk ve Değer Yönetimi Çalışma
Grubu, Aralık 2006, İstanbul, s. 22.
Yukarıda bahsedilen dönüşüm
süreci gerçekleştirildikten
sonra KRY
süreci çalışmaları devam edecektir. Bu çalışma kapsamında ise risklerin
tanımlanması, analizi ve ölçümü risklerin önceliklendirilmesi,
uygun
çözümlerin belirlenmesi ve gözden geçirilmesi, iletişim ve danışma gibi temel
unsurlara sıra gelmektedir.
KRY'nin oluşumunda, risklerin genellikle birbiri ile ilgili oldukları ve
risk yönetiminin tutarlı, dengeli ve bir bütün olarak ele alınması gerektiği
şeklinde iki temel kavram yer almaktadır. Eğer şirketin uyguladığı tüm
kurumu kapsayan risk yönetimi etkili ise firmanın gelirindeki değişkenlik
(volatilité) engellenecek, dolayısıyla da hissedarların sahip oldukları değer
artacaktır^^^. İki farklı alanda iş yapan bir firma, farklı kredi ve operasyon
riski taşıyor olmasına karşın, eşit miktarda gelir elde ediyor olabilir. Farklı
risk düzeyleri belirlendikten sonra, bunlar firmanın gelecekteki stratejisinin
belirlenmesinde kullanılır. KRY ile ilgili birçok çalışma yapılmakla birlikte bu
yöntemlerin gerçek hayatta nasıl kullanılacağı yönünde pek fazla bir açıklama
yapılamamaktadır. Bu konunun en zor yönlerinden biri yönetimin yeniden
480
TUSİAD, a.g.e., ss. 16-25.
yapılanması gereğidir. Tüm kurumu kapsayan bir risk yönetimi için şirket
genelinde kabul görmüş bir risk yönetim kültürünün oluşması zorunludur^^^
Kurumsal risk yönetimi ile ilgili kısıtlamalar ise; karar alma sorunları,
uygulama aksaklıkları, kötü niyet, maliyet-kazanç karşılaştırması ve yönetim
engeli olarak sıralanabilir. En etkin KRY bile bu dummlarda ortaya çıkacak
risklerin tespit edilmesi ve hedeflerin gerçekleştirilebilirliği hakkında kesinlik
sağlamayacaktır^^^.
KRY, firma değerini etkileyen risklerin koUektif olarak değerlendirilmesi ve
tanımlanması ve firma düzeyinde bu riskleri yönetecek sistemlerin kumlması
olarak ifade edilebilir. Risk yönetimi bazıları için sadece vadeli ürünleri
çağrıştırmaktadır. Halbuki vadeli ürünler risk yönetim araçlarının sadece bir
parçasıdır.
Firmaların
risk
yönetim
sistemlerini
kurmalarında
3
temel
yol
bulunmaktadır.
•
Firma operasyonlarının modifikasyonu,
•
Sermaye yapısının ayarlanması,
•
Hedeflenen finansal enstrümanların kullanılması.
Entegrasyon bu üç risk yönetim tekniğinin kombinasyonunu ve firma
tarafından karşılaşılan tüm risklerin toplamını ifade etmektedir^^l
481
Klasik Modigliani-Miller yaklaşımında ne firma düzeyinde bir risk yönetimi ne de sermaye yapısı seçimleri firma değerini
etkilemez. Bu nedenle, risk yönetiminin katma değeri olmayacağı için üst yönetim açısından negatif bir net bugünkü değer
anlamına gelecektir.
482
Kaan Aksel, a.g.e., ss. 56-57.
483
TUSİAD,a.g.e.,s.51.
KRY, finansal ve operasyonel risklerin bir araya getirildiği çok yıllı bir aksiyon
uygulamasıdır. Yapılan alan araştırmalan birçok Güney Amerika ve Avrupa
firmalannın risk yönetiminde daha entegre bir yaklaşımı benimseyecekleri
yönünde işaret vermektedir. Genel şartları itibariyle KRY riskleri elimine
eden veya azaltan bir platform olarak görülmemeli, risklerin genel anlamda
yönetiminin yapıldığı bir ortam olarak değerlendirilmelidir^^"^.
Firmaların riski yönetmemek dışında sıkıntıları, her riskin tek başına
değerlendirildiği ve yönetildiği bir yönetim tarzıdır. Bu tarz yönetimde;
bireysel sigorta poliçeleri, finansal türevler, kayıp finansman teknikleri ile
güvence sağlanmaya çalışılır. Ancak, kurumsal işlemlerin yönetiminde bu
yöntemler etkinsizlik sağlayarak; maliyetler de artış, aşırı sigorta ve aşırı
hedge etme ve sermayenin yanlış yönetimi ile kurumsal değer maksimizasyon
süreci ters yönlü çalışacaktır.
Global deregulasyon süreci ile birlikte piyasalar birbirine yakınsamış ve bu da
aracıları "her şey bulunur" şeklinde bir merkez haline getirmiştir. Bunun bir
sonucu olarak KRY çözümleri daha basit bir şekilde sunulabilmektedir. Risk
yönetiminin en ironik taraflarından birisi, risklerin iyi yönetildiği durumlarda
çıktının sıfır hasar olmasıdır. Ancak bu durum risk yönetiminin "fayda"sını
izah etmemektedir. Ömeğin, 2000 yılı sorunu üzerine "milyonlarca dolar
harcama yapılmış ancak bu harcamalar hiç bir işe yaramamıştır, çünkü kötü bir
şey olmamıştır" şeklinde yaklaşımlar risk yönetimini zora sokmaktadır^^^
484
Lisa K Meulbroek, Integrated Risk Management fort he Firm: A Senior Manager's Guide, 02-046, Harvard
fr^Z^ü^
't^"^^^^^
id=301331#PaperDownload (17 Ağustos 2006)
^
'
http://papers.ssm.com/sol3/papers.cfm?abstract
Erik Banks Alternative Risk Transfer: Integrated Risk Management Through Insurance, Reinsurance, and the
SS^imiSSSv
*
Incorporated, 2004, ss. 173-174. http;//site.ebrary.com/lib/uludag/
Şekil 4.9 Risk Yönetim Sisteminin Oluşturulması
Kaynak: Lisa K. Meulbroek, Integrated Risk Management for the Firm: A Senior Manager's
Guide, Harvard Business School, Boston, MA, 2002, s. 33 http://www.people.hbs.edu/
lmeulbroek/02-046.pdf (18 Ekim 2005)
Özellikle proje yöneticileri riskin her proje içinde yer aldığını bilmektedirler.
Bu nedenle de riskle proaktif olarak başa çıkmak gerekmektedir. Bunun
için, muhtemel projelerin dikkatli bir şekilde analizi ve geçmiş projelerin
potansiyel risklerinin tanımlanması gerekmektedir. Riskler tanımlandıktan
sonra bu risklerin gerçekleşme ihtimallerinin azaltılması veya etkisinin
ortadan kaldırılmasına geçilmelidir. Bu ise bir proje ekibi ve dış destek
gerektirebilir^^^
En azimli risk yönetim prensiplerinin uygulandığı durumlar bile riski elimine
etmemekte veya belli bir periyod için pozitif getiriyi garanti etmemektedir.
Prosedürler riski izlemeye ve sınırlandırmaya yarar fakat onları elimine
486
Steven R. Glazewski, "Risk Management (Is Not) for Dummies, Crosstalk, February 2005, Vol. 18, No.2, s. 27. http://www.
stsc.hill.af.miycrosstalk/2005/02/0502Glazewski.pdf (3 Mart 2006)
etmez. Ayrıca, bu alandaki bilgimizi geliştirecek daha fazla çalışmaya
ihtiyaç duyulmaktadır. İki hususta soranlar bulunmaktadır. îlki, risk yönetim
tekniklerinin firmaya bir bütün olarak uygulanmasında bazı metodolojik
konular ve soranlar bulunmaktadır, ikinci olarak, piyasalann daha sofistike
olduğu ortamlarda risk yönetim tekniklerinin değeri sorgulanmaktadır^^^.
Tablo 4.2 Riskten Kaçınma Şekli
Elimine
Edilecek
Riskler
Riskten Kaçınma Şekli
Transfer
Aktif Olarak
Edilecek
Yönetilecek
Riskler
Riskler
Riskten Kaçınma Hedefleri
Risk Kontrol Teknikleri
Kaynak: George S. Oldfield, Anthony M. Santomero, The Place of Risk Managemen in
Financial Institutions, The Wharton School, University of Pennsylvania, 95-05-B, January
1997, s. 4. knowledge.wharton.upenn.edu/papers/363.pdf (Erişim tarihi: 27/07/2006)
Risk yönetimi çalışmaları organizasyonun her alanında; kredi, bilgi-işlem,
operasyon, iç denetim, istihbarat vb. fonksiyonlarda kendini gösterir. Sonuçta
bu kadar çok fonksiyonun detayları da daha fazla çeşitlilik gösterecek ve en
önemlisi büyük riskler gözden kaçabilecektir. Aynca, bu bölümlerin işbölümü
ve süreçleri arasındaki üst üste binme veya açıkların bulunması bazı iş süreçleri
arasındaki görev ve yetki karmaşasına neden olabilecektir.
487
"Understanding Risk Management" Crosstalk, February 2005, Vol. 18, No.2, s. 6. http://www.stsc hill af mil/
crosstalk/2005/02/0502stsc.pdf,(3Mart2006)
" '
BEŞINCI BÖLÜM
ULUSLARARASı TICARET VE RISK
YÖNETIMI ÜZERINE BIR ANKET
ÇALıŞMASı
5.1 ANKET ÇALıŞMASı HAKKıNDA TEKNIK
BILGI
5.1.1 Araştırmanın Amacı
Uluslararası ticaret çok boyutlu, yatay ve dikey bağlantıları olan bir uygulama
alanıdır. Bu uygulama alanı içinde hem makro hem de mikro düzeyli
değişkenler uluslararası ticaretin etkinliğini ve taraflar açısından kârlı bir
alan olarak varlığını sürdürmesini olumlu ya da olumsuz etkilemektedir. Öte
yandan uluslararası ticaret potansiyel bir getiri alanı olarak aynı zamanda
riskler de taşımaktadır. Riskler, çok boyutlu ve karmaşık uluslararası ticaret
uygulamaları sonucu oluşabileceği gibi, makro düzeyli piyasa riski, sistematik
risk gibi riskler de olabilmektedir.
Özellikle son 50 yıldaki teknolojik gelişmeler, uluslararası ticarete konu olan
tüm alt sektörleri ve bizzat ticareti yapanları etkilemekle birlikte, bu değişim
ilgili taraflarca tamamen algılanmış gözükmemektedir. Ayrıca, uluslararası
ticarete taraf olanların farklı ülke, hukuk, teknoloji, kültür, bilgi düzeylerine
sahip olmaları ve uluslararası ticarette her bir tarafın kendi alanında
profesyonelleşirken
diğer ilgili tarafların eylemleri ve yükümlülükleri
hakkında bilgi sahibi olmaması da toplam etkinliği azaltmaktadır.
Uluslararası ticaretin etkin bir şekilde gerçekleştirilebilmesi ve risk yönetimi
bakış açısının bu alanda yerleştirilmesi her şeyden önce uygulayıcıların
bu alandaki eksikliklerinin bilinmesini ve risk yönetimine karşı tutum ve
davranışlarına bağlıdır. Uluslararası ticarette risk ölçümü her ne kadar farklı
yaklaşımlarla yapılabilse de özellikle uygulama kısmı operasyonel yönü
kuvvetli ve veri bulunmayan bir alan olma özelliği taşımaktadır.
Bu nedenle, uygulayıcılar üzerinde yapılan anket çalışması ile uygulayıcıların
risk, risk yönetimi, uluslararası ticaret ile bağlantılı konulardaki görüşleri önem
arz etmektedir. Çalışma kapsamında teorik çerçeve sunulmuş, anket çalışması
ile de uluslararası ticaret ve risk yönetimi ilişkisinin analizi yapılarak bazı
sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır.
5.1.2 Araştırmanın Alanı ve Örnek Kütle
Bilimsel araştırmalar, zaman ve maliyet açısından zorluklar taşımaktadır. Bu
nedenle, çalışmanın ortaya çıkabilmesi için belirli kısıtlar altında araştırma
gerçekleştirilmiştir. Araştırma alanında (araştırma evreni, anakütle) bulunan
bütün deneklerin araştırmaya dâhil edilme şansı bulunmadığı için, alanı temsil
eden küçük bir grup (ömek kütle) değişik yöntemlerle teste tabi tutarak,
kütleye ilişkin bulgular evrene genellenmiştir.
Bu anket çalışmasının ömek kütlesi, uluslararası ticaret uygulayıcısı olan
başta banka ve ithalat-ihracat firmaları çalışanları olmak üzere mümkün
olduğu ölçüde de diğer dış ticaret sürecinde yer alan firma (lojistik, sigorta)
çalışanlarıdır. Çalışma alanı geniş tutulmuş ve anket çalışmasını zaman ve
maliyet kısıtları altında cevaplayanlar konu ile ilgili kütle olmuş, coğrafi bir
farklılık gözetilmemekle birlikte, özellikle Türkiye'de faaliyette bulunan
uygulayıcılar ömek kütleyi oluşturmuştur^^l
488
George S. Oldfield, Anthony M. Santomero, a.g.e., s. 4.
Ömek kütle belirlenirken olasılığa dayalı (önyargısız) ve olasılığa dayalı
olmayan (önyargılı) örnekleme yöntemlerinden birisi kullanılmaktadır.
Araştırma kapsamında ömek kütle seçiminde olasılığa dayalı olmayan
(önyargılı) örnekleme tekniği kullanılmıştır. Bu teknik kapsamında seçilen
ömekleme ise kasti (kararsal) örnekleme ve kartopu ömekleme yöntemidir.
Bu nedenle, anket geri dönüşlerinde yaşanan sorunlar bilindiği için, kasti ve
kartopu ömekleme yöntemi ile veri elde etme çok daha başarılı olmuş, daha
genel ve büyük ölçekli dağıtım kanalları (e-mail grupları, ihracat ve ithalatçı
birlikleri vs.) konuya gerekli ilgiyi göstermemişlerdir.
5.1.3 Araştırmanın Yöntemi
Araştırma verileri anket yöntemi ile elde edilmiştir. Doğru ömek kütleye doğru
soruların sorulması özellikle birincil kaynak olarak anket çalışmalarından
yararlanılan durumlarda çok daha önem arz etmektedir^^^.
Verilerin elde edileceği ömek kütle dağınık bir yapıda olduğu için anket
çalışmasının büyük bir kısmı formlar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Formlar,
Microsoft Word ortamında ve otomatik olarak doldurulabilir
şekilde
hazırlanmıştır (Ek-1 ). Anket verilerinin dağıtımında sektör temsilci gruplarına
e-mail gönderilmiş, sektör içindeki profesyonellere kartopu ömekleme
yöntemi ile ulaşılmaya çalışılmıştır. Öte yandan, anket formunun daha kolay
ulaşılabilmesini teminen web sayfası hazırlanmış ve intemet üzerinden de
form dağıtıma sunulmuştur^^^. Birden çok amaçlı olarak hazirlanan soruların
489
Anket, İngilizce olarak da hazırlanmış ve intemet üzerinden yine belirii e-mail gruplarına ve konu ile ilgili profesyonellere
yönlendirilmiştir. Sadece 1 geri dönüşün olduğu (İngiltere) anket ile ülkelere göre farklılaştınimış analizlerin yapılması
mümkün olmamıştır.
490 Remzi Altumşık ve diğerieri, Sosyal Bilimlerde Araşürma Yöntemleri, SPSS Uygulamalı, Geliştirilmiş 4. bası, Sakarya
Kitabevi, Sakarya, 2005, ss. 68-69.
deneklerce anlaşılır olmasına özen gösterilmeye çalışılırken aynı zamanda,
som ve cevapların; açık, sade ve anlaşılır bir dille hazırlanmasına ve
yönlendirme oluşturmamasına da dikkat edilmiştir.
Araştırma
yaklaşımları
açısından
değerlendirildiğinde,
pozitivist
ve
yommlayıcı yaklaşım arasında karma bir bir yaklaşım benimsenmiştir. Veri
edinme yöntemi olarak anket yöntemi seçilmiş olup, araştırma belirli bir
andaki olguyu (cross-sectional) ölçen keşfedici -tanımlayıcı bir özellik arz
etmektedir^^^
i) Anket Formu
Birincil kaynak olarak kullanılan anket toplam 4 bölüm ve 62 somdan
oluşmaktadır. Bölümlerde sırası ile 21,13,18 ve 10 som bulunmaktadır. Ancak,
bazı somların altında yer alan alt somlar da hesaba katıldığında toplam 96
som ankette yer almaktadır.
Anket formunda, sağlıklı değerlendirme yapabilmek için, açık uçlu somlara yer
verilmemiş, daha çok dört-beş veya altı seçenekli somlar somimuştur. îkinci
bölüm somları ise 5'li likert ölçek tarzında somimuştur. Anket çalışmalarında
kategori sayısı arttıkça ölçeğin ayırt etme gücünün de arttığı bilinmektedir. Bu
dummda ölçüm normal dağılıma yaklaşmakta ancak ömek kütle üyelerinin
kategoriler arasında ayrım yapması güçleşmektedir. Anket somlarında olumlu
ve olumsuz kategori sayısı eşit tutulmaya çalışılarak, büyük ölçüde dengeli
ölçek yaklaşımı benimsenmiştir. Bazı somlar ise, verilecek cevapların anlamlı
olması açısından farklı ölçeklerle ele alınmıştır. Bazı somlarda ise fikrim yok
veya bilmiyoram seçeneği verilerek zorlanmamış ölçek uygulanmıştır.
491
Anket çalışmasına apolat.googlepages.com/research adresinden ulaşılabihnektedir.
Anket tasarımı yapılırken araştırma tasarımı hatası (ölçmek istenen konuya
ilişkin verileri toplayamamak) ve ifade hatalarından kaçınmak için 12 kişilik
bir gmba anket test edilmiş ve buna göre anket son halini almıştır.
ii) Veri Analizi ve Kullanılan İstatistiksel Teknikler
Değerlendirilebilir niteliklere sahip anket formlarının analizinde istatistik
programı SPSS (Statistical Package for Social Sciences) 13 yazılımı
kullanılmıştır. Ankette belirlenen kapalı uçlu somlar analizde herhangi
bir karışıklığa yol açmaması için önceden ayrı ayrı numaralandırılmış ve
kodlanmıştır.
Araştırmada sıklık (frekans) ve yüzde oranları tablo analizi ile çapraz tablo
analiz teknikleri ve bazı non parametrik testler kullanılmıştır. Anket formunda
yer alan değişkenlerin sıklık (frekans) ve yüzdelerinin hesaplanması, somlara
verilen yanıtların dağılımını incelemek açısından önem taşımaktadır. Sıklık
(frekans), miktar ve sayı olarak bilgi sunarken, yüzdeler ise oransal olarak
bilgi vermekte ve değer ifade etmektedir. Çapraz tablo analizinde ise, farklı
değişkenler arasındaki ilişkinin derecesi araştırılmaktadır.
Anket somları hipotez haline getirilerek araştırmanın diğer bölümlerinde
verilen teorik bilgi ile olan ilişkisi incelenmiştir. Hipotez, araştırılan konunun
değişkenleri arasındaki ilişkiye dair beklentiler ve çalışmanın sonuçları
hakkındaki düşüncelerin özlü ifadesidir. Araştırma sonuçları hipotezi doğmlar
veya reddeder. Her çalışmanın hipotezi vardır ama bazıları cümle içinde
ifade edilirken bazıları açıkça ifade edilir ve doğmiukları istatistiksel olarak
sınanır. Bazı çalışmalarda ise örtülü bir şekilde hipotez ifade edilir ve başka
yazarlardan yapılan alıntılarla hipotez doğrulanmaya çalışılır. Hakkında veri
toplanamayan hipotez smanamazr*^^.
Analiz teknikleri olarak tanımlayıcı istatistiksel tekniklerle birlikte non
parametrik testlerden Ki-Kare Bağımsızlık Testi, Mann-Whitney U Testi,
Wilcoxon Eşleştirilmiş İki Ömeklem Testi, Kruskal-Wallis H Testi ve
Friedman Testi kuUamlmıştır^^l SPSS yazılımı test sonuçlarının bir kısmı ise
ekte (Ek-2) verilmiştir.
5.2 ARAŞTıRMANıN BULGULARı
5.2.1 Örnek Kütle Hakkında Genel Bilgiler
Ömek kütleye dayalı olarak evren hakkında genellemeler yapabilmek için
ömek kütlenin ana kütleyi (evreni) temsil edebilmesi gerekmektedir. Anket,
uluslararası ticaret uygulayıcılarına yönelik olarak hazırlanmış ve sadece bu
kriteri tutan denekler üzerinde uygulanmıştır. Dolayısı ile anket kapsamında,
evrende yer almayan herhangi bir anket cevaplanmamıştır.
Anket çalışmasına toplam 85 kişi yanıt vermiştir. 59'u bay 24'ü bayan olmak
üzere toplam 83 kişi cinsiyet belirtirken 2 kişi cinsiyet belirtmemiştir. Ankete
cevap verenlerin yaş dağılımı bakıldığında sektörün genç ve orta yaş ağırlıklı
bir yapıya sahip olduğu söylenebilir. Katılımcıların yüzde 51.8'i 26-32 yaş
grubunda iken 33-40 yaş grubunda olanlar da sektörün yüzde 25.9'unu
oluşturmaktadır.
Öğretim durumu itibariyle sektörde kalifiye personel istihdamı sözkonusudur.
Anketi yanıtlayanların yüzde 69,4'ü lisans, yüzde 20'si yüksek lisans ve yüzde
492
Remzi Altumşık., a.g.e., s. 132-133.
493
Remzi Altumşık, a.g.e, s. 49.
3,5'i doktora derecesine sahiptir.
Tablo 5.1 Cinsiyet, Yaş, Öğrenim Durumu
CİNSİYET
YAŞ
ÖĞRENİM
Kümülatif%
Geçerli %
%
Sıklık
Bay
59
69,4
71,1
71,1
Bayan
24
28,2
28,9
100,0
Toplam
83
97,6
100,0
Eksik
2
2,4
18-25
26-32
7
44
8,2
51,8
8,4
53,0
8,4
61,4
33-40
22
25,9
26,5
41-47
48+
6
4
7,1
4,7
7,2
4,8
88,0
95,2
100,0
İlköğretim
Lise
1
3
1,2
3,5
1,2
3,6
1,2
4,8
Önlisans
1
1,2
70,2
6,0
76,2
Lisans
59
1,2
69,4
Yükseklisans
17
20,0
20,2
96,4
Doktora
Toplam
3
84
3,5
98,8
3,6
100,0
100,0
Anketi yanıtlayanların toplam iş tecrübesi (A) ve bu iş tecrübelerinin dış ticaret
ile ilgili kısımları (B) hakkında bilgi edinmek amacı ile somlan somlarda,
katılımcıların, jmzde 56.5'inin 1-5 yıl dış ticaret tecrübesine sahip olduğu,
yüzde 20'sinin 6-10 yıl arası tecrübeye sahip olduğu görülmektedir. Yaş
gmpları itibariyle de genç ve üniversite mezunu olduğu tespit edilen sektörde
tecrübenin de bu aralıkta görülmesi normal kabul edilmelidir.
Tablo 5.2 Toplam tş Tecrübesi ve Dış Ticaret Ue tlgUi tş Tecrübesi
Sıklık
Geçerli %
%
B
Çahşma
Hayatı
Süresi (A)
Ve
Dış
Ticaretle
ilgili
Çalışma
Hayatı
Süresi (B)
l'denaz
1
6
1-5
42
48
6-10
16
17
11-15
13
6
1,2
49,4
18,8
15,3
16-20
6
2
21 üzeri
6
5
Toplam
84
Eksik
Toplam
Kümülatif%
B
B
7,1
1,2
7,1
56,5
50,0
57,1
20,0
19,0
20,2
7,1
15,5
7,1
7,1
2,4
7,1
2,4
5,9
7,1
6,0
84
7,1
98,8
98,8
100,0
100,0
1
1
1,2
1,2
85
85
100,0
100,0
1,2
51,2
70,2
85,7
92,9
100,0
7,1
64,3
84,5
91,7
94,0
100,0
Ankete yanıt verenlerin yüzde 65.9'u kendisini operasyonel işlemlerle
ilgili olarak tanımlarken yüzde 12,9'u ise pazarlama alanında görmektedir.
Pazarlama ile nüans farkı olan satış yüzde 5,9 'da ele alındığında pazarlama
ve satış toplamı yüzde 18.8 olmaktadır. Buna ek olarak ankete yanıt verenler
içinde risk yönetimi, lojistik ve hukuk çok az yer almaktadır. Risk yönetimi ve
lojistik, hukuk gibi alanlarda çalışanlara az rastlanması, sektörün operasyonel
ağırlık taşıması nedeni ile ömek kütle dağılımının da benzer özellik taşıdığını
göstermektedir.
Tablo 5.3 Çalışma Alanları
Kendinizi
tanımlaya­
bileceğiniz
Alan
Kümülatif %
13,1
11
56
12,9
65,9
Geçerli %
13,1
66,7
Satış
5
5,9
6,0
85,7
Risk yönetimi
1
1,2
1,2
86,9
Lojistik
3
3,5
3,6
90,5
Hukuk
1
Diğer
7
1,2
8,2
1,2
8,3
91,7
100,0
Toplam
84
98,8
100,0
Eksik Veri
1
85
1,2
100,0
%
Sıklık
Pazarlama
Operasyon
Toplam
79,8
Çalışan personel pozisyonları itibariyle değerlendirildiğinde yüzde 23.5'inin
memur, yüzde 35.5'inin uzman, yüzde 28,2'sinin orta düzey yönetici, yüzde
8,2'sinin ise üst düzey yönetici olduğu görülmektedir.
Tablo 5.4 tş Yerindeki Pozisyon
Sıklık
Pozisyon
Geçerli
Kümülatif
%
%
0
Memur
1
20
1,2
23,5
1,2
23,8
Uzman
30
35,3
35,7
1,2
25,0
60,7
Orta düzey yönetici
24
28,2
28,6
89,3
Ost düzey yönetici
7
8,2
8,3
Diğer
2
2,4
2,4
97,6
100,0
84
98,8
100,0
1
1,2
100,0
Toplam
Eksik Veri
Toplam
%
85
Çalışan sayısı itibariyle firma bilgileri ele alındığında ağıriığm 1000 ve üzeri
çalışanı olan şirketlerolduğu görülmektedir. Anketeyanıtverenlerin yüzde 60'ı
1000 kişiden fazla çalışanı olan şirketlerdir. Bu durum ise firmaların nisbeten
KOBİ statüsünden daha büyük ve uzmanlaşmış, hem de KOBİ'lere göre daha
etkin çalışan işletmeler olduğu varsayılabilir. Dolayısı ile anket sonuçlarının
sadece KOBİ türü dış ticaret firmalarında uygulanması uluslararası ticaret ve
risk yönetimi konusunda daha farklı sonuçlar sağlayacaktır.
Öte yandan, firmaların birden çok faaliyet alanı olabileceği için çoklu cevap
vermeye müsait olan ve firmanın faaliyet alanının tespiti için sorulan soruya
verilen cevaplara göre firmalar sırası ile banka, ithalat, ihracat, lojistik,
pazarlama, sigorta olarak sıralanmaktadır. Ankete katılım 85 olmasına rağmen
elde edilen firma bilgisi 119 olup, daha önce de belirtildiği gibi çoklu cevaba
imkân tanınması bu farklılığın oluşmasını sağlamıştır. Analizde de dikkate
alındığı üzere 30'un üzerinde katılımın olduğu iki grup banka (46) ve ithalat
ve ihracat toplamı olarak dış ticaret şirketi (53) grubu olmuştur.
Tablo 5.5 Firma Faaliyet Alanı
İthalat
İhracat
Lojistik
Sigorta
Banka
Hukuk
Pazarlama
Diğer
Toplam
27
26
5
3
46
2
5
5
119
Firmalarla ilgiU diğer bilgilere bakıldığında, dış ticaret işlemleri firmaların
yüzde 64.9'unda uzman bir bölüm ve grup tarafından yapılmaktadır. Yüzde
29,4'ünde dış ticaret uzmanı bu işlemi gerçekleştirirken, yüzde 2.4'ünde
muhasebe/finans yetkilisi işlemleri gerçekleştirmektedir.
Firma çalışanlarının yüzde 17.6'sı yabancı dil düzeyini çok iyi olarak
tanımlarken jâizde 60'ı iyi kapsamında ele almıştır. Yüzde 20'si orta, yüzde
2,4'ü de kötü olarak değerlendirmiştir. Öte yandan firmaların personele
verdiği eğitim imkânları açısından bakıldığında yüzde 22,4'ünde eğitim
imkânı bulunmakta, yüzde 14,1'inde ise eğitim imkânı bulunmamaktadır.
ö t e yandan, eğitim imkânmı kısmen ama yeterli bulanların oranı yüzde 6,5
iken kısmen ama yetersiz bulanların oranları ise yüzde 42.4'tür. Bu durumda
eğitim imkânı açısından yetersizlik oranı toplamda yüzde 56,5'dir. Eğitim
imkânın varlığını bile bilmeyenler (2,4) hesaba katıldığında oranı yüzde
58,9'a çıkmaktadır.
Tablo 5.6 Firma Eğitim tmkam
Sıklık
Geçerli %
Kümülatif%
Evet
Hayır
19
12
22,4
14,1
22,9
14,5
22,9
37,3
kısmen ama yeterli
14
16,5
16,9
54,2
kısmen ama yetersiz
36
42,4
43,4
97,6
2
2,4
2,4
100,0
Toplam
83
97,6
100,0
Eksik
2
85
2,4
100,0
Bilmiyorum
Toplam
%
Firmaların almış oldukları danışmanlık hizmetleri itibariyle değerlendirilmesi
yapıldığında, yüzde 32,9'unun hiç danışmanlık almadığı, yüzde 14,rinde ise
kısmen ama yetersiz danışmanlık hizmeti alındığı görülmektedir. Danışmanlık
hizmeti alanların oranı yüzde 34 iken, bu hizmeti kısmen de olsa yeterli olarak
alanların oranı ise yüzde 15,3'tür.
5.2.2 Tanımlayıcı istatistikler
Anket çalışması kapsamında çok fazla soruya ve değişkene yer verildiği için
ilişkisel istatistiki analiz dışında tanımlayıcı istatistiksel bilgi de sektörün
yapısı ile ilgili analizlerin yapılmasına imkân tanımaktadır.
Uluslararası ticarette uygulanabilecek risk yönetim tekniklerinden bazıları
da firmaların yönetim sistemleri ve uygulamalarını kullanmalarıdır. Anket
sonuçlarına göre yanıtlayanların çalışmış oldukları firmalardan yönetim
sistemi hiç kullanılmayan firma oranı yüzde 31.8'dir. Toplam kalite yönetimi,
firmaların yüzde 30.6 ile en fazla kullandıkları yönetim sistemi olurken bunu
yüzde 27.1 ile süreçlerle yönetim ve yüzde 10.6 ile öğrenen organizasyonlar
takip etmektedir. Anket kapsamında belirtilmeyen diğer yönetim sistemleri
de yüzde 8,2Tik bir kullanım oranına sahiptir. Tedarik zinciri yönetimi ise
yüzde 4,7 gibi düşük bir oranda kalmıştır. Ankete yanıt verenlerin lojistik
sektörü dışında yoğunlaşmasının bu sonucu çıkardığı düşünülmektedir.
Sıklık ve yüzde analizlerine göre yönetim sistemi kullanmama oranı bankalar
dışarıda tutulduğunda yüzde 39,4'e yükselmektedir. Bu dummda yönetim
sistemlerinin daha çok bankalarda kullanıldığı, bankacılık dışında ise yönetim
sistemi kullanılmama oranının arttığı söylenebilir.
Tablo 5.7 Firmalarda Kullanılan Yönetim Sistemleri
Tüm Firmalar
Sıklık
Yüzde
Banka Dışı
Firmalar
Sıklık
Yüzde
Yönetim sistemi kullanılmamaktadır
27
31,8
13
39,4
Süreçlerle Yönetim
23
27,1
9
27,3
Öğrenen Organizasyonlar
9
10,6
3
Toplam Kalite Yönetimi
26
30,6
10
9,1
30,3
Tedarik Zinciri Yönetimi
4
4,7
3
9,1
Diğer
3
9,1
3
9,1
Firmaların kullanmış oldukları enstrümanların analizi yapıldığında firmaların
yüzde 91.8'inin akreditifi, yüzde 68.2'sinin garanti mektubunu, yüzde
58.8'inin taşıma sigortasını kullandığı görülmektedir. En temel dış ticaret
enstrümanları olarak bu kullanımın ortaya çıkması analiz kapsamında beklenen
bir sonuçtur. Öte yandan altematif risk yönetim enstrümanları sayılabilecek
eximbank kredisi kullanımı yüzde 16.5, soramluluk sigortası kullanımı yüzde
10,6 olarak sınırlı kalmıştır.
Vadeli (türev) işlemler yüzde 38,8 gibi yüksek bir oran çıkmasına rağmen
firmaların bir "ödeme şekli" olarak vadeli işlemler ile "bir türev ürün" olarak
vadeli işlemleri yanlış algıladıları tespit edilmiştir. Dolayısı ile bu veri,
analiz kapsamında türev işlemlerin kullanımına yönelik anlamlı bir sonuç
oluşturmamaktadır.
Tablo 5.8 Firmalarca KuUamlan Enstrümanlar
Tüm Firmalar
Yüzde
Sıklık
Taşıma Sigortası
50
58,8
Kredi Sigortası
13
15,3
Vadeli (türev) İşlemler
33
38,8
Akreditif
78
91,8
Garanti Mektubu
58
68,2
Sorumluluk Sigortası
9
10,6
Eximbank Kredileri
14
16,5
6
7,1
Diğer
Anket kapsamında dış ticaret süreci içinde yer alan ve ilgili tarafların işlem
yaptıkları dış ticaret taraflarının risk derecesinin bildirilmesinin talep edildiği
som ele alındığında, ankete yanıt verenlerin en fazla taşıma ile ilgili işlemleri
riskli görürken bunu gümrük işlemleri, resmi daire, sigorta ve son olarak da
banka riskleri olarak sıraladıkları görülmüştür. Her ne kadar anket çalışmasında
belirtilmese de bankaların hizmet sektöründe yer alması, müşteri tatmini için
"kamu" kesimine göre daha esnek sayılabilmesi böyle bir sonucu doğurmuş
olabilir. Hem gümrük, hem de resmi daire işlemleri kamusal bo)aıtu ağır olan
işlemleri yansıtmaktadır.
Tablo 5.9 Katılımcılarm Dış Ticaret İle tlgiU Görüşleri-1
a.
Çalıştığım
firmada,
dış
ticaret
gerçekleştirilmesinde uzmanlaşma vardır.
işlemleri/hizmetlerinin
Evet
Hayır
Kısmen
%
%
%
68,2
5,9
24,7
b. Firmamız, çalışma alanımızla ilgili mevzuatına vakıf personel istihdam
etmektedir.
60,0
10,6
25,9
c. Firmamız, çalıştığımız müşterilerle ilgili istihbarat temin etmektedir.
68,2
14,1
16,5
45,9
16,5
36,5
71,8
4,7
22,4
54,1
11,8
30,6
76,5
4,7
16,5
d. Dış ticaret firmalan yapmış olduklan işlemlerde kendileri dışındaki
taraflann profesyonelliğine güvenmektedirler.
e. Dış ticaret firmalan risk yönetimi amaçlı olarak profesyonel dış destek
almalıdır.
f Devlet, risk yönetimini dış ticaretle ilgili tüm firmalar için zorunlu hale
getirmelidir.
g. Dış ticaret taraflannm katılımlan (firma, banka, sigorta, taşıma vs.)
ile uluslararası ticareti daha az riskli ve verimli hale getirecek bir üst
kurul kurulmalıdır.
Ankete katılanlara yöneltilen ve bazı yargıları içeren sorulara verilen
cevapların yüzde analizleri incelendiğinde sektör çalışanlarının, işletme türü
fark etmeksizin, bazı hususlarda aynı şekilde düşündüğü görülmektedir.
Firmalar mevzuata önem vermekte bu nedenle de mevzuatı takip etmektedir.
Firmalar çalıştıkları müşteriler hakkında çoğunlukla istihbarat bilgisi temin
ederken, dış ticaret firmaları, kendileri dışında süreç içinde yer alan diğer
tarafların profesyonelliğine güvendikleri belirtilmiştir.
Risk yönetiminin bir zorunluluk haline getirilmesi yarı yarıya kabul görürken
(% 54.1), bunun bir üst kurul tarafından takibinin dış ticaret işlemlerindeki
verimi arttıracağı yargısına katılım daha yüksek olmuştur. (% 76.5).
Firmalardan risk kaynağı olarak; sistem, süreç, insan ve dış olaylarla ilgili risk
düzeyini değerlendirmeleri istendiğinde bu 4 risk grubu içinde insan kaynaklı
riskleri en yüksek kabul ettikleri, bunu dış olaylar, sistem ve süreçlerin takip
ettiği görülmektedir. Uluslararası ticaret operasyonlarmdaki insan-yoğun
işlem aşamaları insan hatalarına dayalı risklerin daha öncelikli olarak ele
alınmasını sağlamıştır.
Öte yandan, ankete katılanlara banka, sigorta şirketleri, dış ticaret şirketleri
ve banka dışı finansman kurumlarının risk yönetim düzeyleri ile ilgili
görüşlerinin sorulduğu soruya verilen cevaplara göre, risk yönetimini en iyi
yapanlar sırası ile bankalar, sigorta şirketleri, banka dışı finansal kuruluşlar ve
dış ticaret şirketleri şeklinde olmuştur. Sonuç itibariyle dış ticaret firmalarının
risklerini yönetemedikleri ve finansal sektöre göre mukayeseli olarak düşük
risk yönetiminin gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Katılımcıların görüşlerinin alındığı ve Tablo 5.10'da belirtilen hususlarla
ilgili olarak; operasyonel riskin tüm dış ticaret sürecinde yüksek olduğu,
risklerin bü)âik bir kısmının önlem alındığı takdirde ortadan kalkacağı,
banka
personelinin
daha
profesyonel
kabul
edildiği,
enstrümanların
modem ihtiyaçları karşılamadığı, bankaların teyitli ihracat akreditiflerinde
soramluluk altına girmemek için belgeleri aşırı özenle inceledikleri, süreçlerin
iyileştirilmesinin dış ticarette etkinliği arttıracağı ve Basel II sonrası banka
dışı firmalarda risk yönetimine ağırlık verilmesi gerektiği hususlarına ilişkin
yargılar katılımcılarca ağırlıklı olarak kabul görmüştür.
Kontrol sorusu olarak verilen akreditiflerin ve garanti mektuplarının her
türlü riski ortadan kaldırdığını ifade eden anket somsu tahmin edildiği üzere
yine kabul görmüştür. Aslında her iki enstrüman da tam anlamı ile riskleri
yönetmemektedir. Akreditifin bir enstrüman olarak tercihi bile "akreditif
riskleri" olarak ortaya çıkmaktadır. Öte yandan, dış ticaret süreci içinde
farklı tarafların farklı bilgiye sahip olduğunun göstergesi olarak navlun
komisyoncularının akreditif ve rezerv konularını bildiklerini belirten yargı
kabul görmemiştir.
Tablo 5.10 Katılımcüarın Dış Ticaret İle tIgiü Görüşleri-2
B
a
h
S
g
1
operasyonel risk, tüm dış ticaret süreci için çok yüksektir.
78,8
8,2
12,9
Dış ticaret süreçlerinde yaşanan birçok sorun ve oluşan risk aslında gerekli önlemler
öncesinde alındığı takdirde kaçınılabilecek sorunlardan oluşmaktadm
Bankalar, dış ticaret yapan müşterilerin ihtiyaçlanm tam anlamı ile
karşılamaktadırlar.
Bankalann ilgili personeli, finansal enstrümanlar ile ilgili olarak dış ticaret
sürecindeki diğer firmalann personelinden daha fazla bilgi sahibidir.
Para transferleri ve bu transferlerle ilgili sorunlar dış ticaret firmalannın etkinliğini
azaltmaktadır.
85,9
4,7
9,4
54,1
16,5
29,4
65,9
12,9
21,2
44,7
30,6
24,8
Akreditif ilgili tüm taraflar için risk yönetimi sağlayan bir enstrümandır.
83,5
5,9
10,6
Harici garanti ve kontrgarantiler konusu kapsamındaki riskleri tamamen ortadan
kaldıran enstrümanlardır.
49,4
27,1
23,6
Uluslararası ticarette
karşılamaktadm
ihtiyaçlan
74,1
15,3
10,6
Konşimento hazırlayan navlun komisyonculan veya diğer taşıma acentelan akreditif
işlemleri ve rezerv konulannda yeterli bilgiye sahiptir.
15,3
44,7
55,3
Bankalar teyitli ihracat akreditiflerinde sorumluluk altına girmemek için belgeleri
aşın özenle incelemektedirler.
83,5
9,4
7,1
İthalat ve ihracat firmalan yapmış olduklan sözleşmelerde, muhtemel uyuşmazlıklar
için bir hukuk seçimi yapmakta ve sözleşmelerine uygulanacak hukuk sistemini de
koymaktadırlar.
44,7
34,1
21,1
Uluslararası ticaret alanındaki aktörierin birbirieri ile yardımlaşmasını sağlayacak,
süreçlerin iyileştirilmesine imkân verecek düzenlemeler dış ticarette etkinliği
arttırır.
92,9
5,9
1,2
Basel II ile birlikte banka dışı firmalarda risk yönetimine ağırlık vermelidir.
69,4
25,9
4,8
kullanılan
birçok
enstrüman
modem
Tablo 5.11 Risk Türleri île İlgili Görüşler
DUşttk
%
Döviz Kuru Riski
Faiz Oram Riski
Ülke Riski
Kredi Riski
Piyasa Riski
Operasyonel Risk
Likidite Riski
İtibar Riski
Strateji Riski
Sistemik Risk
Teslimat Riski
Taşıma Riski
Sahtekârlık Riski
Hasar Riski
Karşı Taraf Riski
Orta
%
16,7 \ 22,4 1
20 '
25,6]
193 274 I
21,41
13,3 i 30,6 1
22,9 60,2
3i;oi 29,4İ
41,7 i 2U"
30,1; ']l7,6'i
25^3İ 28,2
37,0İ 29,4
33J] 35;3İ
39,8 \ 24,7 \
33,7" 34,1:
27,7İ 30,6 \
Yüksek
Fikrim Yok
BUgimYok
%
%
%
52,9 \
44,7 \
46,2]
32,9 i
25^9']
22,3 \
21,2]
10,6İ
Il4,lJ
28,2 \
16,4İ
24,7:
7,1 i
9,4 \
5,9:
7,1:
9,4:
3,5 \
9,4 \
18,8 \
3,5 i
3,5;
2,4;
3,5:
7,1;
1,2"
1,2.,
1,2"
2,4
3,5
3,5
9,4
16,5
16,5
9,4
3,5
10,6
Tablo 5.11 'de katılımcıların risk türleri ile ilgili görüşleri yer almaktadır. Buna
göre, çalışanların firmaları ve risk türleri ile ilgili yaptıkları değerlendirmelere
göre en düşük risk olarak itibar riski kabul edilirken en yüksek risk olarak
döviz kum riski belirtilmiştir. Döviz kum ile birlikte, kredi riski, ülke riski,
piyasa riski, faiz oranı riski yüksek risk gmbuna dahil edilmiştir. Öte yandan
orta dereceli risk olarak en fazla operasyonel risk tercih edilmiştir.
Ankete yanıt verenlerin strateji riski, likidite riski, faiz oranı riski, itibar riski,
sistemik risk hakkında firmalarının ne kadar riske mamz kaldıkları hususunda
bilgi düzeyleri diğer risk türlerine göre görece olarak daha düşük kalmaktadır.
Öte yandan, katılımcıların hakkında bilgi sahibi olmadıkları riskler olarak
sistemik risk, teslimat riski, hasar riski, strateji riski, taşıma riski gelmektedir.
Sözkonusu risklerin bir kısmı üst yönetim gündeminde olurken, diğer bir
kısmı da daha çok banka dışı olmakla birlikte lojistik ve taşıma firmalarınca
bilinen riskler grubuna girmektedir.
Anket çalışması ve araştırma kapsamındaki görüşler birebir risklerin tek tek
belirtilmesi ve bu alanda bir çalışma yapılmasını öngörmemekle beraber, bu
tür bir analiz özellikle farklı türde dış ticaret firmalannda çalışanların algı
farklılıklanm tespit etmekte yararlı olacaktır.
5.2.3 Diğer İstatistiksel Teknikler
Tek Ömeklem Ki-Kare Testi tek bir değişkenin beklenen frekansları ile
gözlenen fi-ekansları arasındaki farkını test etmek için kullanılır.
= Şirketlerin dış ticaretle ilgili hizmetleri yürütmekte kullandıkları birimlere ilişkin
tercihleri arasında fark vardır
= Şirketlerin dış ticaretle ilgili hizmetleri yürütmekte kullandıkları birimlere ilişkin
tercihleri arasında fark yoktur.
Tablo 5.12 Tek Örneklem Ki-Kare Testi Sonuçları (İşi Yapan)
Parti
Ki-kare
df
Anlamlılık
54,500
2
,000
Tablo 5.13 Gözlenen ve Beklenen Frekanslar (İşi Yapan)
Birim
Muhasebe / Finansman
Dış Ticaret
İlgili Bölüm
Gözlenen
Beklenen
2
28,0
25
28,0
57
28,0
Fark
-26,0
-3,0
29,0
Analiz sonuçlarından şirketlerin dış ticaretle ilgili hizmetleri yürütmekte
kullandıkları birimlere ilişkin tercihleri arasındaki farkın p < 0,01 düzeyinde
istatistiksel olarak anlamlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi reddedilmiş ve şirketlerin dış ticaretle ilgili hizmetleri yürütmek
için öncelikle ilgili bölüm personelini, daha sonra dış ticaret bölümünü
kullanmakta oldukları, muhasebe finansmanının ise en az tercih edilen bölüm
olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ki-Kare Bağımsızlık Testi Bu test iki değişkenin r c şeklindeki çapraz tablo
ile verilen kategorilerine ilişkin gözlenen frekanslar ile beklenen frekanslar
arasındaki farkı test etmek için kullanılır. Test ile iki değişken arasında bir
ilişki olup, olmadığı sorgulanır.
= Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, ithalatçı kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri azaltır
Hq = Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, ithalatçı kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri etkilemez.
Tablo 5.14 Ki-Kare Bağımsızlık Testi Sonuçları (İthalatçı Riskleri)
Ki-Kare
Oran
Doğrusal İlişki
Değer
31,652
36,145
2,468
df
Anlamlılık
,011
16
,003
16
,116
1
Tablo 5.15 Değişkenlere İlişkin Oranlar (İthalatçı Riskleri)
Uluslararası Ticaret
İşlemlerinde Ortaya
Çıkan Riskler
Çok iyi
S s
2
.1 ^ ^
İYI
Orta
Kötü
Çok Kötü
İthalatçı Kaynakh işlemler
Risksiz /
Orta
Çok Riskli
Sorunsuz
1
2
3
4
5
0
4
2
0
2
4
9
11
8
1
12
4
1
6
2
2
0
9
1
2
0
0
1
2
1
Analiz sonuçlarından şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği ile
ithalatçı kaynaklı işlemlerden kaynaklanan riskler arasındaki ilişkinin p <
0,05 dtizeyinde istatistiksel olarak anlamlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgu
ışığında Tablo 5.14'deki değerler incelendiğinde risk yönetimi iyi ve orta olan
şirketlerin ithalatçı kaynaklı işlemlerden kaynaklanan risklerinin, risk yönetimi
kötü ve çok kötü olan şirketlere oranla, daha somnsuz olduğu gözlenmektedir.
Risk yönetimi çok iyi olan şirketlerin ithalatçı kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri ise, risk yönetimi kötü ve çok kötü olan şirketlere oranla
daha somnsuz olmakla birlikte, beklenenin aksine risk yönetimi iyi ve orta
olan şirketlerde daha somnlu olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu dummun
bazı şirketlerin faaliyet alanı itibarı ile diğer şirketlere oranla daha yüksek
risk almaları ve buna bağlı olarak riski çok iyi yönetmelerine rağmen bir
takım somnlarla karşılaşmalarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Veriler
bir bütün olarak ele alındığında ise
hipotezi reddedilmiş ve şirketlerin
risk yönetim uygulamalarının etkinliğinin, ithalatçı kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri azalttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Hj = Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, ihracatçı kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri azaltır
= Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, ihracatçı kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri etkilemez.
Tablo 5.16 Ki-Kare Bağımsızlık Testi Sonuçları (İhracatçı Riskleri)
Anlamlılık
df
Değer
,170
16
21,228
Ki-Kare
,073
16
24,848
Oran
,844
1
,039
Doğrusal Ilişld
Tablo 5.17 Değişkenlere ilişkin Oranlar (ihracatçı Riskleri)
Uluslararası
Ticaret
İhracatçı Kaynaklı İşlemler
İşlemlerinde
Ortaya
Risksiz
Çıkan Riskler
^
.2
C
«»M
¿2 s
s
V
.S
1»
^
2
11s
!0
>^
>^
p
Çok iyi
İyi
Orta
Kötü
Çok Kötü
/
Sorunsuz
1
1
4
4
2
0
2
3
12
5
2
3
Orta
3
0
7
8
7
0
Çok Riskli
4
2
5
6
1
0
5
0
5
1
0
1
Analiz sonuçlarmdan şirketlerin risk yönetim uygulamalarmm etkinliği
ile ihracatçı kaynaklı işlemlerden kaynaklanan riskler arasındaki ilişkinin
istatistiksel olarak anlamlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
HQ hipotezi reddedilememiş ve şirketlerin risk yönetim uygulamalarının
etkinliğinin, ihracatçı kaynaklı işlemlerden kaynaklanan riskleri etkilemediği
sonucuna ulaşılmıştır.
= Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, gümrük kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri azaltır.
= Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, gümrük kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri etkilemez.
Değer
Ki-Kare
Oran
Doğrusal İlişki
df
10,630
11,681
,062
Anlamlılık
16
16
1
,832
,766
,803
5.19 Tablo Değişkenlere tUşkin Oranlar (Gümrük Riskleri)
Gümrük Kaynakİl İşlemler
Uluslararası Ticaret
/
İşlemlerinde Ortaya Risksiz
Orta Çok Riskli
Sorunsuz
Çıkan Riskler
1
1
s
s
«
1
Çok iyi
İyi
Orta
s Kötü
^ Çok Kötü
g
2
1
8
4
1
2
3
3
8
7
4
0
2
11
10
6
1
4
5
0
3
2
2
0
1
2
1
0
0
Analiz sonuçlarından şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği
ile gümrük kaynaklı işlemlerden kaynaklanan riskler arasındaki ilişkinin
istatistiksel olarak anlamlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
Hq hipotezi reddedilememiş ve şirketlerin risk yönetim uygulamalarının
etkinliğinin, gümrük kaynaklı işlemlerden kaynaklanan riskleri etkilemediği
sonucuna ulaşılmıştır.
= Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, lojistik kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri azaltır.
Hç^ = Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, lojistik kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri etkilemez.
Ki-Kare
Oran
Doğrusal İlişki
Değer
df
14,979
16,064
,469
Anlamlılık
,526
16
,449
16
,494
1
Tablo 5.21 Değişkenlere ilişkin Oranlar (Lojistik Riskleri)
Uluslararası Ticaret Lojistik Firmadan Kaynaklı İşlemler
işlemlerinde Ortaya
Risksiz
/
Çok Riskli
Orta
Çıkan Riskler
Sorunsuz
4
2
3
1
2
2
2
^
C Çok iyi
0
2
9
12
7
S S 2 İyi
4
5
9
5
Orta
2
6
4
1
Kötü
0
0
1
2
Çok Kötü
5
1
1
1
0
0
Analiz sonuçlarından şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği
ile lojistik kaynaklı işlemlerden kaynaklanan riskler arasındaki ilişkinin
istatistiksel olarak anlamlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi reddedilememiş ve şirketlerin risk yönetim uygulamalannm
etkinliğinin, lojistik kaynaklı işlemlerden kaynaklanan riskleri etkilemediği
sonucuna ulaşılmıştır.
= Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, taşımacı kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri azaltır
= Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, taşımacı kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri etkilemez.
Ki-Kare
Oran
Doğrusal İlişki
Değer
27,286
27,377
,074
df
Anlamlılık
16
,038
16
,037
1
,786
Tablo 5.23 Değişkenlere ilişkin Oranlar (Taşımacı Riskleri)
Uluslararası
Ticaret
Taşımacı Kaynaklı İşlemler
İşlemlerinde Ortaya Risksiz
/
Orta Çok Riskli
Çıkan Riskler
Sorunsuz
1
2
3
4
5
^
S Çok İyi
0
1
3
2
.SS
^
4
7
17
3
a s 2 İyi
6
4
4
8
'•S a İ2 Orta
1
2
8
1
1 ^ ^ Kötü
Çok Kötü
1
1
1
0
1
1
1
0
1
Analiz sonuçlarından şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği ile
taşımacı kaynaklı işlemlerden kaynaklanan riskler arasındaki ilişkinin p <
0,05 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgu
ışığında Tablo 5.22'deki değerler incelendiğinde risk yönetimi iyi ve orta olan
şirketlerin taşımacı kaynaklı işlemlerden kaynaklanan risklerinin, risk yönetimi
kötü ve çok kötü olan şirketlere oranla daha somnsuz olduğu gözlenmektedir.
Risk yönetimi çok iyi olan şirketlerin taşımacı kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri ise, risk yönetimi kötü ve çok kötü olan şirketlere oranla
daha somnsuz olmakla birlikte, beklenenin aksine risk yönetimi iyi ve orta
olan şirketlerde daha somnlu olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu dummun
bazı şirketlerin faaliyet alanı itibarı ile diğer şirketlere oranla daha yüksek
risk almaları ve buna bağlı olarak riski çok iyi yönetmelerine rağmen bir
takım somnlarla karşılaşmalarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Ayrıca
ithalatçı kaynaklı işlemlerden kaynaklanan riskler ile risk yönetimin etkinliği
arasındaki ilişkiye ait bulgularda bu durumu desteklemektedir. Veriler bir bütün
olarak ele alındığında ise
hipotezi reddedilmiş ve şirketlerin risk yönetim
uygulamalarının etkinliğinin, taşımacı kaynaklı işlemlerden kaynaklanan
riskleri azalttığı sonucuna ulaşılmıştır.
= Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, banka kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri azaltır
= Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, banka kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri etkilemez.
Tablo 5.24 Ki-Kare Bağımsızlık Testi Sonuçları (Banka Riskleri)
Değer
12,835
Ki-Kare
13,384
Oran
Doğrusal ilişki 2,727
df
16
16
1
Anlamlılık
,685
,644
,099
Tablo 5.25 Değişkenlere İlişkin Oranlar (Banka Riskleri)
Banka Kaynalkil işlemler
/
İşlemlerinde Ortaya Risksiz
Orta Çok Riskli
Sorunsuz
Çıkan Riskler
5
4
3
2
1
1
0
5
1
Çok iyi
3
3
12
12
2 1 2 İyi
2
5
10
6
Orta
2
1
5
4
1 i §0 Kötü
1
0
2
0
Çok Kötü
.is
Uluslararası
Ticaret
0
1
1
1
1
Analiz sonuçlarından şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği
ile banka kaynaklı işlemlerden kaynaklanan riskler arasındaki ilişkinin
istatistiksel olarak anlamlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
HQ hipotezi reddedilememiş ve şirketlerin risk yönetim uygulamalarmm
etkinliğinin, banka kaynaklı işlemlerden kaynaklanan riskleri etkilemediği
sonucuna ulaşılmıştır.
= Şirketlerin risk yönetim uygulamalarmm etkinliği, sigorta kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri azaltır.
= Şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği, sigorta kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri etkilemez.
Tablo 5.26 Ki-Kare Bağımsızlık Testi Sonuçlan (Sigorta Riskleri)
Ki-Kare
Oran
Doğrusal tUşki
Değer
33,643
35,563
,662
df
Anlamlılık
16
,006
16
,003
1
,416
Tablo 5.27 Değişkenlere İlişkin Oranlar (Sigorta Riskleri)
Uluslararası Ticaret Sigorta Firması Kaynaklı İşlemler
İşlemlerinde Ortaya Risksiz
/
Orta Çok Riskli
Çıkan Riskler
Sorunsuz
1
2
3
4
5
^
C Çok iyi
0
1
5
1
0
12
16
4
0
İyi
1
fi
S Orta
4
9
5
3
2
fi 'S
Kötü
6
3
3
0
0
Çok Kötü
3
0
0
0
1
1 ^^
Anahz sonuçlarından şirketlerin risk yönetim uygulamalarının etkinliği ile
taşımacı kaynaklı işlemlerden kaynaklanan riskler arasındaki ilişkinin p <
0,01 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgu
ışığında Tablo 5.26'daki değerler incelendiğinde sigorta firması kaynaklı
işlemlerden kaynaklanan risklerinin, şirketlerin risk yönetimi çok kötüden
iyiye doğru gittikçe doğrusal olarak azaldığı fakat risk yönetimi çok iyi
olan şirketlerin sigorta şirketi kaynaklı işlemlerden kaynaklanan risklerinin
beklenenin aksine diğer şirketlere oranla daha somnlu olduğu anlaşılmaktadır.
Söz konusu dummun ithalatçı ve taşımacı kaynaklı risklere paralel olarak bazı
şirketlerin faaliyet alanı itibarı ile diğer şirketlere oranla daha yüksek risk
almaları ve buna bağlı olarak riski çok iyi yönetmelerine rağmen bir takım
somnlarla karşılaşmalarından kaynaklandığı değerlendirilmektedir. Veriler
bir bütün olarak ele alındığında ise
hipotezi reddedilmiş ve şirketlerin risk
yönetim uygulamalarının etkinliğinin, sigorta firması kaynaklı işlemlerden
kaynaklanan riskleri azalttığı sonucuna ulaşılmıştır.
Mann-Whitney U Testi, birbirinden bağımsız iki gmbun veya ömeklemin
bağımlı bir değişkene ilişkin ölçümlerini karşılaştırarak iki dağılım arasında
anlamlı bir fark olup, olmadığını test etmek amacıyla kullanılır.
Hj = Dış ticaret konusunda eğitim alan şirketlerin personelinin dış ticaret riskleri hakkındaki
bilgi düzeyi bu tür bir eğitim almayan şirketlerin personeline göre daha yüksektir
= Dış ticaret konusunda eğitim alan şirketlerin personelinin dış ticaret riskleri hakkındaki
bilgi düzeyi ile bu tür bir eğitim almayan şirketlerin personelinin konu hakkındaki bilgi
düzeyi arasında fark yoktur
Eğitim Alma Durumu
N
Evet
Hayır
33
50
Ortalama
Rank
49,32
37,17
Marnı-Whitney U
Anlamlılık
583,500
,024
Analiz sonuçlarından dış ticaret eğitimi ile personelin dış ticaret riskleri
konusundaki bilgi düzeyi arasında p < 0,05 düzeyinde istatistiksel olarak
anlamlı bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi
reddedilmiş ve dış ticaret eğitiminin personelin dış ticaret riskleri konusundaki
bilgi düzeyini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
= Dış ticaret konusunda eğitim alan şirketlerinpersonelinin ulusal düzenlemeler hakkındaki
bilgi düzeyi bu tür bir eğitim almayan şirketlerin personeline göre daha yüksektir
HQ = = Dış ticaret konusunda eğitim alan şirketlerin personelinin ulusal düzenlemeler
hakkındaki bilgi düzeyi ile bu tür bir eğitim almayan şirketlerin personelinin konu hakkındaki
bilgi düzeyi arasında fark yoktur
Tablo 5.29 Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Ulusal Düzenlemeler)
Eğitim Alma Durumu
N
Evet
Hayır
33
50
Ortalama
Rank
50,98
36,07
Mamı-Whitney U
Anlamlılık
528,500
,006
Analiz sonuçlarından dış ticaret eğitimi ile personelin ulusal düzenlemeler
konusundaki bilgi düzeyi arasında p < 0,01 düzeyinde istatistiksel olarak
anlamlı bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
reddedilmiş ve dış ticaret eğitiminin personelin ulusal
hipotezi
düzenlemeler
konusundaki bilgi düzeyini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
= Dış ticaret konusunda eğitim alan şirketlerin personelinin uluslararası düzenlemeler
hakkındaki bilgi düzeyi bu tür bir eğitim almayan şirketlerin personeline göre daha
yüksektir
H^= = Dış ticaret konusunda eğitim alan şirketlerin personelinin uluslararası düzenlemeler
hakkındaki bilgi düzeyi ile bu tür bir eğitim almayan şirketlerin personelinin konu hakkındaki
bilgi düzeyi arasında fark yoktur
Eğitim Alma Durumu
N
Evet
Hayır
33
50
Ortalama
Rank
50,89
36,13
Mann-Whitney U
Anlamlılık
531,500
,006
Analiz sonuçlarından dış ticaret eğitimi ile personelin uluslararası düzenlemeler
konusundaki bilgi düzeyi arasında p < 0,01 düzeyinde istatistiksel olarak
anlamlı bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi
reddedilmiş ve dış ticaret eğitiminin personelin uluslararası düzenlemeler
konusundaki bilgi düzeyini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
= Dış ticaret konusunda eğitim alan şirketlerin personelinin uluslararası enstrümanlar
hakkındaki bilgi düzeyi bu tür bir eğitim almayan şirketlerin personeline göre daha
yüksektir.
H^ = = Dış ticaret konusunda eğitim alan şirketlerin personelinin uluslararası enstrümanlar
hakkındaki bilgi düzeyi ile bu tür bir eğitim almayan şirketlerin personelinin konu hakkındaki
bilgi düzeyi arasında fark yoktur
Tablo 5.31 Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Uluslararası Enstrümanlar)
Eğitim Alma Durumu
N
Evet
Hayır
33
50
Ortalama
Mann-Whitney U
Anlamlılık
527,500
,006
Rank
51,02
36,05
Analiz sonuçlarından dış ticaret eğitimi ile personelin uluslararası enstrümanlar
konusundaki bilgi düzeyi arasında p < 0,01 düzeyinde istatistiksel olarak
anlamlı bir ilişki olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi
reddedilmiş ve dış ticaret eğitiminin personelin uluslararası enstrümanlar
konusundaki bilgi düzeyini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Wilcoxon Eşleştirilmiş İki Örneklem Testi birbiri ile ilişkili iki değişkene
ait dağılımları karşılaştırarak, dağılımlar arasında anlamlı bir fark olup,
olmadığını test etmek amacıyla kullanılır.
= Şirketlerin maruz kaldıkları ithalatçı kaynaklı riskler ile ihracatçı kaynaklı riskler
farklılık gösterir.
= Şirketlerin maruz kaldıkları ithalatçı kaynaklı riskler ile ihracatçı kaynaklı riskler
arasında fark yoktur.
Tablo 5.32 Wilcoxon Eşleştirilmiş İki Örneklem Testi Sonuçları (İthalat-thracat)
ithalatı Kay.İşl.
N
Ortalama
Rank
Eksi Rank
26
36,10
Artı Rank
49
39,01
İhracatçı Kay.İşl.
Mann-Whitney U
Anlamlılık
-2,573
,010
Analiz sonuçlarından şirketlerin maruz kaldıkları ithalatçı kaynaklı riskleri
ile ihracatçı kaynaklı riskler arasındaki farkın p < 0,01 düzeyinde istatistiksel
olarak anlamlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi
reddedilmiş ve şirketlerin maruz kaldıkları ithalatçı kaynaklı risklerin,
ihracatçı kaynaklı risklere göre daha sorunlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
= Şirketlerin ulusal düzenlemeler hakkındaki bilgi düzeyleri ile uluslararası düzenlemeler
hakkındaki bilgi düzeyleri farklılık gösterir
Hj = Şirketlerin ulusal düzenlemeler hakkındaki bilgi düzeyleri ile uluslararası düzenlemeler
hakkındaki bilgi düzeyleri arasında fark yoktur
Analiz sonuçlarından şirketlerin ulusal düzenlemeler hakkındaki bilgi
düzeyleri ile uluslararası düzenlemeler hakkındaki bilgi düzeyleri arasındaki
farkın p < 0,01 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu bulgudan hareketle
hipotezi reddedilmiş ve şirketlerin uluslararası
düzenlemeler hakkmdaki bilgi düzeylerinin ulusal düzenlemeler hakkmdaki
bilgi düzeylerinden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Uluslararası düzenlemeler içinde özellikle MTO'nun broşürlerinin hem
firmalar, hem de bankalar tarafından bilinmesi ve yoğun olarak kullanılması
aslında uluslararası düzenlemelerle ilgili bilgi düzeyinin daha yüksek olarak
ortaya çıkması sonucunu doğurmuştur.
Kruskal-Wallis H Testi, birbirinden bağımsız iki ya da daha fazla gmbun
bağımlı bir değişken ilişkin ölçümlerinin karşılaştırılarak dağılımlar arasında
anlamlı bir fark olup, olmadığını test etmek amacıyla kullanılır.
= Şirketlerin uyguladıkları risk yönetiminin etkinliği dış ticaret ile ilgili işleri yürüten
birime bağlı olarak farklılık gösterir
= Şirketlerin uyguladıkları risk yönetiminin etkinliği dış ticaret ile ilgili işleri yürüten
birimden bağımsızdır
Tablo 5.33 Kruskal - Wallis H Testi Sonuçları (Bölümler)
Birim
N
Muhasebe Finans
Dış Ticaret
İlgiH Bölüm
2
25
57
Ortalama
Rank
64,50
47,02
39,75
Kruskal Wallis H
Anlamlılık
3,558
,169
Analiz sonuçlarından şirketlerin uyguladıkları risk yönetiminin etkinliği
ile dış ticaret ile ilgili işleri yürüten birim arasındaki ilişkinin istatistiksel
olarak anlamlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi
reddedilememiş ve şirketlerin uyguladıkları risk yönetiminin etkinliğinin
dış ticaret ile ilgili işleri yürüten birimden bağımsız olduğu sonucuna
ulaşılmıştır.
Frîedman Testi, birbirinden bağımsız iki ya da daha fazla değişkene ait
dağılımları karşılaştırarak dağılımlar arasında anlamlı bir fark olup, olmadığını
test etmek amacıyla kullanılır.
= Şirketlerin dış ticaret riskleri hakkındaki bilgi düzeyleri risk konusuna bağlı olarak
farklılık gösterir
H= Şirketlerin dış ticaret riskleri hakkındaki bilgi düzeyleri risk konusundan bağımsızdır
Tablo 5.34 Friedman Testi Sonuçları (Risk Türleri)
Dış Ticaret Riskleri
Karapara
Korsanlık
Terörizm
Finansal Sahtekârlık
N
83
83
83
83
Ortalama
Friedman
Rank
Ki-Kare
Anlamlılık
2,85
1,99
2,28
2,88
53,201
,000
Analiz sonuçlanndan dış ticaret riskleri hakkındaki bilgi düzeyleri ile risk
konuları arasındaki ilişkinin p < 0,01 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı
olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi reddedilmiş
olup, dış ticaret riskleri hakkındaki bilgi düzeyleri ile risk konularına bağlı
olarak farklılık gösterdiği ve şirketlerin Karapara ve Finansal Sahtekârlık
konularındaki bilgi düzeylerinin Terörizm ve Korsanlık risklerine göre daha
)mksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
= Dokümantasyon veya kontrol listelerinin varlığı bankalarla banka dışıfirmalar arasında
farklılık gösterir
= Dokümantasyon veya kontrol listelerinin varlığı bankalarla banka dışıfirmalar arasında
farklılık göstermez.
Firma
N
Banka
Banka Dışı
46
36
Ortalama
Rank
46,20
35,50
Mann-Whitney U
Anlamlılık
612,000
,034
Analiz sonuçlarından dokümantasyon veya kontrol listelerinin varlığı ile
firmanın türü arasındaki ilişkinin p < 0,05 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı
olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi reddedilmiş ve
dokümantasyon veya kontrol listelerinin varlığının bankalarla banka dışı
firmalar arasında farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
= Risk toleranslarının belirlenmesi bankalarla banka dışı firmalar arasında farklılık
gösterir
HQ = Risk toleranslarının belirlenmesi bankalarla banka dışı firmalar arasında farklılık
göstermez.
Tablo 5.36 Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Risk Toleransları)
Firma
N
Banka
Banka Dışı
46
36
Ortalama
Rank
41,21
41,88
Mann-Whitney U
Anlamlılık
814,500
,892
Analiz sonuçlarından risk toleranslarının belirlenmesi ile firmanın türü
arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu bulgudan hareketle
hipotezi reddedilememiş ve risk toleranslarının
belirlenmesinde bankalarla banka dışı firmalar arasında anlamlı bir fark
olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
= Operasyonel riskin ölçümüne yönelik firma bünyesinde iç kayıp veri tabanının varlığı
bankalarla banka dışı firmalar arasında farklılık gösterir
HQ = Operasyonel riskin ölçümüne yönelik firma bünyesinde iç kayıp veri tabanının varlığı
bankalarla banka dışı firmalar arasında farklılık göstermez.
Tablo 5.37 Mann-Whitney U Testi Sonuçları (îç Kayıp Veri Tabanı)
Firma
N
Banka
Banka Dışı
46
36
Ortalama
Rank
42,90
39,71
Mann-Whitney U
Anlamlılık
763,500
,478
Analiz sonuçlarından operasyonel riskin ölçümüne yönelik firma bünyesinde
iç kayıp veri tabanının varlığı ile firmanın türü arasındaki ilişkinin istatistiksel
olarak anlamlı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi
reddedilememiş ve operasyonel riskin ölçümüne yönelik firma bünyesinde iç
kayıp veri tabanının varlığının bankalarla banka dışı firmalar arasında farklılık
göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.
= Dış ticaret riskleri ile ilgili olarak banka personeli bilgi düzeyi ile banka dışı çalışanların
bilgi düzeyi farklılık gösterir.
= Dış ticaret riskleri ile ilgili olarak banka personeli bilgi düzeyi ile banka dışı çalışanların
bilgi düzeyi farklılık göstermez.
Tablo 5.38 Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Bilgi Düzeyi)
Firma
N
Banka
Banka Dışı
46
36
Ortalama
Rank
47,32
34,07
Mann-Whitney U
Anlamlılık
560,500
,012
Analiz sonuçlarından personelin dış ticaret riskleri ile ilgili bilgi düzeyleri
ile çalıştıklan kuram arasındaki ilişkinin p < 0,05 düzeyinde istatistiksel
olarak anlamlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi
reddedilmiş ve dış ticaret riskleri ile ilgili olarak banka personelinin bilgi
düzeyinin, banka dışı çalışanların bilgi düzeyinden daha yüksek olduğu
sonucuna ulaşılmıştır.
= Ulusal düzenlemelerle ile ilgili olarak banka personeli bilgi düzeyi ile banka dışı
çalışanların bilgi düzeyi farklılık gösterir
= Ulusal düzenlemelerle ile ilgili olarak banka personeli bilgi düzeyi ile banka dışı
çalışanların bilgi düzeyi farklılık göstermez.
Tablo 5.39 Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Ulusal Düzenlemeler)
Firma
N
Banka
Banka Dışı
46
36
Ortalama
Rank
37,72
46,33
Mann-Whitney U
Anlamlılık
654,000
,103
Analiz sonuçlarından personelin ulusal düzenlemelerle ilgili bilgi düzeyleri
ile çalıştıkları kumm arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı
anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi reddedilememiş ve ulusal
düzenlemelerle ilgiH olarak banka personelinin bilgi düzeyi ile banka dışı
çalışanların bilgi düzeyi arasında fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
= Uluslararası düzenlemelerle ile ilgili olarak banka personeli bilgi düzeyi ile banka dışı
çalışanların bilgi düzeyi farklılık gösterir
HQ = Uluslararası düzenlemelerle ile ilgili olarak banka personeli bilgi düzeyi ile banka dışı
çalışanların bilgi düzeyi farklılık göstermez.
Tablo 5.40 Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Uluslararası Düzenlemeler)
Firma
N
Banka
Banka Dışı
46
36
Ortalama
Rank
45,89
35,89
Mann-Whitney U
Anlamlılık
626,000
,049
Analiz sonuçlarından personelin uluslararası düzenlemelerle ilgili bilgi
düzeyleri ile çalıştıkları kumm arasındaki ilişkinin p < 0,05 düzeyinde
istatistiksel olarak anlamlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
HQ hipotezi reddedilmiş ve uluslararası düzenlemelerle ilgili olarak banka
personelinin bilgi düzeyinin, banka dışı çalışanların bilgi düzeyinden daha
yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
= Uluslararası enstrümanlar ile ilgili olarak banka personeli bilgi düzeyi ile banka dışı
çalışanların bilgi düzeyi farklılık gösterir
= Uluslararası enstrümanlar ile ilgili olarak banka personeli bilgi düzeyi ile banka dışı
çalışanların bilgi düzeyi farklılık göstermez.
Tablo 5.41 Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Uluslararası Enstrümanlar)
Firma
N
Banka
Banka Dışı
46
36
Ortalama
Rank
37,79
46,24
Mann-Whitney U
Anlamlılık
657,500
,111
Analiz sonuçlarından banka personellerinin uluslararası enstrümanlar ile
ilgili bilgi düzeylerinin çalıştıkları kumm ile ilişkili olarak istatistiksel bir
anlam ifade etmediği anlaşılmaktadır. Bu bulgudan hareketle
hipotezi
reddedilememiş ve uluslararası enstrümanlar ile ilgili olarakbankapersonelinin
bilgi düzeyi ile banka dışı çalışanların bilgi düzeyi arasında fark olmadığı
sonucuna ulaşılmıştır.
= Bankaların maruz kaldıkları riskler ve derecesi ile banka dışıfirmaların maruz kaldıkları
riskler ve derecesi farklılaşmaktadır.
HQ = Bankaların maruz kaldıkları riskler ve derecesi ile banka dışıfirmaların maruz kaldıkları
riskler ve derecesi farklılık göstermez.
Mann Whitney U
Anlamlılık
3) Ülke Riski
608
0,02038
4) Kredi Riski
532
0,001572
5) Piyasa Riski
588,5
0,011743
7) Likidite Riski
604,5
0,013286
9) Strateji Riski
617,5
0,029665
13) Sahtekârlık Riski
528
0,002282
15) Karşı Taraf Riski
455
0,000198
Analiz sonuçlarında, banka ve banka dışı sektör çalışanlarının şirketlerinin
maruz kaldıkları riskler ve derecesi ile ilgili görüşlerinde; ülke riski, kredi
riski, piyasa riski, likidite riski, strateji riski, sahtekârlık riski ve karşı taraf
riski açısından farklılıklar tespit edilmiştir. Bu bulgudan hareketle
hipotezi
bahsedilen risk türleri için reddedilmiş, ancak döviz kuru riski, faiz oranı
riski, operasyonel risk, itibar riski, sistemik risk, teslimat riski, taşıma riski,
hasar riski açısından bu tür bir farklılık olmadığı görülmüş ve
hipotezi
reddedilememiştir.
= Bankalarda çalışan personelin dış ticaret riskleri ile ilgili bilgi düzeyi ile banka dışında
çalışan personelin dış ticaret riskleri ile ilgili bilgi düzeyi farklık gösterir
HQ = Bankalarda çalışan personelin dış ticaret riskleri ile ilgili bilgi düzeyi ile banka dışında
çalışan personelin dış ticaret riskleri ile ilgili bilgi düzeyi farklık göstermez.
Tablo 5.43 Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Bilgi Düzeyi Farklıhğı)
Mann Whitney U
Anlamlılık
Karapara
448,5
0,02050
Korsanlık
644,5
0,04528
Terörizm
719,5
0,201887
666
0,050683
Sahtekârlık
Analiz sonuçlarında, banka ve banka dışı personelin karapara, korsanlık ve
finansal sahtekârlıklarla ilgili bilgi düzeylerinin farklılaştığı görülmüştür.
Buna göre
hipotezi bu üç risk türü için reddedilirken, terörizm için
reddedilememiştir.
= Bankalarda çalışan personelin ulusal ve uluslararası düzenlemeler ve enstrümanlarla
ilgili bilgi düzeyi ile banka dışında çalışan personelin ulusal ve uluslararası düzenlemeler ve
enstrümanlarla ilgili bilgi düzeyi farklık gösterir
= Bankalarda çalışan personelin ulusal ve uluslararası düzenlemeler ve enstrümanlarla
ilgili bilgi düzeyi ile banka dışında çalışan personelin ulusal ve uluslararası düzenlemeler ve
enstrümanlarla ilgili bilgi düzeyi farklık göstermez.
Tablo 5.44 Mann-Whitney U Testi Sonuçları (Düzenlemeler)
Mann Whitney U
Anlamlılık
İhracat
664,5
0,047075
Gümrük
529,5
0,000716
Standardizasyon
686
0,052201
Tahsil Vesailci
585
0,003304
499,5
0,000329
687
0,057361
Faktoring
650,5
0,035891
Harici Garanti
661,5
0,046957
Taşıma Sigortası
600,5
0,01026
617
0,01596
Rambursman
eUCP
Sorumluluk Sigortaları
Analiz sonuçlarında banka ve banica dışı personelin ihracat mevzuatı, gümrük
mevzuatı standardizasyon mevzuatı, tahsil vesaiki, rambursman, eUCP,
faktoring ve harici garantiler konularındaki bilgi düzeylerinin farklılaştığı
görülmektedir. Bu bulgudan hareketle
reddedilmiştir.
hipotezi yukarıda sayılanlar için
SONUÇ
Ticaretin temel akışı içinde malların takası tarihin her döneminde yer almış ve
bundan sonra da yer almaya devam edecektir. Bu karşılıklı iki akımın değeri ve
önemi aynı zamanda ödeme, malın taşınması ve teslimine ilişkin belgelerin de
ortaya çıkmasına zemin hazırlamış ve yaşanılan yüzyılın imkân ve ihtiyaçları
doğraltusunda çeşitli enstrümanlar gelişmeye başlamıştır. Uluslararası ticaretin
gelişimi ile birlikte, finans ve bankacılık da gelişmiş, teknolojik gelişmeler
ise bir kartopu etkisi ile uluslararası ticaretin ilerlemesine katkı sağlamıştır.
İlk dönem ticari ihtiyaçlar, en başta tüccarların kendi kendilerine çözümler
bulması şeklinde gerçekleşirken, koUektif bir akıl ürünü olan çözümler daha
sonra kummsallaşmaya başlamıştır.
Bunun sonucu olarak, 14-15. jmzyıUar sonrası poHçe, banka, ödemeler vs. ile
ilgili düzenlemelerden ulusal (kambiyo, dış ticaret, standardizasyon ve diğer)
ve uluslararası (iki taraflı, çok taraflı ve diğer) düzenlemelerin olduğu bir
yapıya gelinmiştir. Ancak, tüm standardizasyon çalışmalarına rağmen, ticaret
somnlu bir alan olmaya devam etmiş ve bu nedenle de ticari anlaşmazlıkların
çözümüne ilişkin yöntemler de geliştirilmeye başlanmıştır.
Gelişmelerle birlikte artık, bir ülkeden diğer ülkeye para ve malın aynı günde
transferi mümkün olmakta, iki taraf arasındaki sözleşmeler için çok farklı
alternatifler sunulabilmektedir. Bu hizmetlerin sunulabilmesi için gerekli
finansal piyasalar, kuram ve araçlarla, mala yönelik hizmet sağlayan aracıların
hizmetleri her yerde bulunabilir hâl almıştır. Bütün bu gelişmelerle birlikte,
hem ödemeye ilişkin hem de malın teslimine ilişkin belge ve enstrümanlardaki
artış bu konudaki riskleri de arttırmıştır. Risk yönetimi ise, artık kendi başına
bir disiplin olan tüm sektörlerde yerini almıştır.
Uluslararası ticaret, iyi niyet ve güven üzerine kumlmuştur. Fakat kötü niyetli
kişi veya gmplar ve sahtekârlar her dönemde olmakta birlikte günümüzde daha
da fazla bulunmaktadır. Sahtekârlar, sadece finansal enstrüman sahtekârlıkları
değil, aynı zamanda mala yönelik sahtekârlıkları da gerçekleştirmektedirler.
Bu yapılanlar birçok ülke açısından suç tanımına girmekle birlikte sahtekârlık,
karapara aklama, korsanlık, terörizm uluslararası ticaretin
etkinliğini
engelleyen konuların başında gelmektedir. Öte yandan entellektüel haklarla
ilgili olarak da ciddi suçlar işlenmekte, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan
ülkelerde bu suçlar daha da yaygın olarak vuku bulmaktadır. Bu suç ekonomisi
ise uluslararası ticaret için ayrı bir risk ortamı meydana getirmektedir.
Günümüzde, bankacılık da, işletme yönetimi de risk odaklı hale gelmiştir.
Basel standartları ile birlikte risk kavramı daha çok denetim, sermaye
yeterliliği
alanlarında
yoğunlaşmasına
rağmen,
Basel II ile
birlikte
operasyonel risk kavramı üzerinde de dumlmuş ve operasyonel riskin
de ölçülmesi gereği vurgulanmıştır. Bankalardaki değişim ve risk odaklı
yaklaşım aslında tüm şirketler için gerekmektedir. Bankalardaki değişimlerle
birlikte kredi kullandırım şartlarındaki değişmelere bağlı olarak firmaların
da kendilerini değiştirmeleri gerekmektedir. Bankalardaki
değişimden
bağımsız olarak, çok yoğun operasyonel işlemler ve yatay ve dikey sektör
bağlantıları ile, uluslararası ticaret alanında faaliyet gösteren firmaların firma
değerini arttırmaları bütünleşik, süreç yönetimi ve kalite odaklı bir bakış açısı
gerektirmektedir.
Uluslararası ticaretin finansmanında kullanılan enstrümanlar, piyasa ve
işlemin doğası gereği ciddi riskler barındırmaktadır. Uluslararası ticarete
taraf olan ülkelerarasmda hangi tarafın ne kadar riske maruz kaldığı ve bu
riskin bir şekilde karşılanıp, karşılanamadığına ilişkin uygulama sorunları
ve eksiklikler bulunmaktadır. Yine dış ticaret finansmanında kullanılan
enstrümanların doğası gereği, bir tek kelime farkı bile taraflar arasındaki
ilişkiyi değiştirebilmekte, sözleşmelerin farklı dil, millet, kültür kalıpları
içerisinde yapılması bu durumu daha da güçleştirmektedir.
Uluslararası ticaret, operasyonel riskin çok yoğun olduğu bir alan olarak
kendisini göstermektedir. Hem operasyonel risklerin, hem de operasyonel
olmayan risklerin yönetilmesi için, risk yönetimi ile ilgili profesyonel bir
yaklaşımın sergilenmesi şarttır. Uluslararası ticaret işlemleri çok geniş bir
sürece yayılmıştır. Bu süreç hukuksal, operasyonel, finansal bojoıtlarda
kendisini göstermektedir. Sürecin ülke sınırlarını aşıp tarafların her birinin
kendi kontrol alanları dışında gerçekleşiyor olması riski daha da attırmaktadır.
Uluslararası ticaretin en temel alanı olan satım sözleşmeleri, ödeme şekilleri,
belgeler, lojistik, ödeme şekilleri ve sistemleri artık özel birer profesyonellik
alanı olmuş olup, bu alt süreçlere özen gösterilmemesi toplam işletme değerini
olumsuz etkilerken, işletmeyi bir bütün olarak rekabet edememe riskine maruz
bırakacaktır.
Uluslararası ticaret işlemleri gerçekleştirilirken birbiri ile etkileşim içinde
bulunan sözleşme taraflarının (alıcı ve satıcı) ve bu taraflara finansal hizmet
ya da dış ticaret hizmeti sunan aracıların (bankalar, sigorta şirketleri, taşıma
şirketleri, finansman imkânı sağlayan kurumlar) entegre bir yaklaşımla risk
yönetimini uygulaması gerekmektedir.
Uluslararası ticarette başta bankacılık kesimi olmak üzere, tarafların karşı
karşıya kaldıkları risklerin bir analizinin yapılması ve bunlardan kaçınma
yöntemlerinin belirlenmesi zorunlu olmuştur. Uluslararası ticaret işlemine
taraf olan alıcı, satıcı, aracı, aracı banka ve diğer kurumların karşı karşıya
kaldıkları riskler dışında, uluslararası hukuk, uluslararası taşımacılık,
gümrükleme, sigortacılık hukuku, sözleşmeler hukuku açısından da ciddi
riskli alanlar bulunmaktadır.
Uluslararası ticarette en önemli unsur güvendir. Taraflar arasındaki güven
aslında alman riskin de bir göstergesidir. Uluslararası ticaret işleminde ya taraflar
birbirlerine güvenmeli ya da kendilerini korumalıdır. Riskten korunmanın ve
kaçınmanın yolu ise bu riskleri bilmekten geçmektedir. Ülkemizde tüm süreç
açısından bakıldığında böyle bir risk analizinin yapılmadığı ve ticarete taraf
olanların sürecin tamamına ilişkin riskleri bilmedikleri gibi kendi alanlarına
düşen risklerden bile haberdar olmadıkları görülmektedir.
Uluslararası ticaret alanında faaliyet gösteren reel sektör kuruluşları ve
bunlara hizmet sağlayan finansal kuruluşların maruz kaldıkları riskler
farklılık göstermektedir. Sürecin uzunluğu, karmaşıklığı ve çok taraflılığı
nedeni ile çoğunlukla eylemlerin bir sonraki adımdaki karşılıkları tespit
edilememekte ve bu da işlemin şekline göre çok ciddi zararların oluşmasına
neden olabilmektedir.
Tüm bu zararları elimine edecek potansiyele sahip risk yönetim araçları
bulunmaktadır. Risklerin; operasyonel, ticari, yönetim, kredi kaynaklı olup,
olmamasına göre yönetim şekilleri de farklılık arz edebilmektedir. En yaygın
risk yönetim şekilleri taşıma ve kredi sigortaları olarak ortaya çıkmakta olup,
finansal riskler için de son dönemde swap, opsiyon, fiıtures ve forwards
gibi finansal türevler risk önlemede kullanılabilmektedir. Bu yöntemler
uygulanırken; işletme verimliliği, nakit akışı, stok yönetimi, alacak yönetimi
gibi finansal yönetim konularmda 21. yüzyıl işletmesi için uygun olacak bir
yapının oluştumlması gerekmektedir.
Uluslararası ticarette kullanılan belgelerin taraflar arasında iletimi ve
kullanımı, mal ve para hareketi yanında üçüncü bir konudur. Ancak para ve
mal hareketlerinden bağımsız olarak da ele alınamamaktadır; çünkü belgeler
genel itibariyle para veya mal ile ilgili olmaktadır. Modem bir bakış açısı ile
konu ele alındığında; finansal tedarik zincirleri ile fiziki tedarik zincirlerinin
birleştirilmesi gerektiği görülmektedir. Bu gereklilik, aynı zamanda bir piyasa
talebi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ülkemizde şirket yapılarının KOBÎ niteliği taşıdığı düşünüldüğünde, hem
KOBÎ olarak nitelendirilebilecek dış ticaret şirketlerinin, hem de daha
büyük çaplı dış ticaret şirketlerinin işletme yönetim tekniklerini kapsayan
bir yaklaşıma sahip olmadıkları, bu nedenle de orta ve uzun vadede rekabet
sıkıntısı çekebilecekleri söylenebilir.
Bu nedenle, ÎGEME gibi ihracatı teşvik eden kummlarm, modem işletme
tekniklerini de içeren entegre bir dış ticaret ve risk yönetim uygulaması
geliştirmek için bilgi ve birikimlerini gözden geçirmeleri ve ihracatçıları bu
alanda yönlendirmeleri gerekmektedir.
Sistem yaklaşımı, süreç analizi, öğrenen organizasyonlar gibi işletme
tekniklerinin dış ticarete uygulanmış versiyonlarının standart sürümler olarak
KOBÎ Ter yararına sunulması (ömeğin iş akış süreçleri ile ilgili standartlar)
makro olarak ihracat süreçlerinin kalitesini de arttıracaktır.
Genel olarak, bir alandaki ilgili mesleki organizasyonların kendi aralarında
yatay bir örgütlenme ve işbirliğine gittikleri görülmekle birlikte, dış ticaret
alanında faaliyette bulunan tüm hizmet sektörü organlarını temsilen ilgili
oda ve demekler, süreç analizi kapsamında süreç iyileştirici ve somnları
halledecek disiplinler arası (cross disciplinary) çalışma gmpları kurmadıkları
görülmektedir. Bu tür çalışmaların yapılması birçok risk
noktasının
çözümlenmesinde önem arz etmektedir.
Uluslararası ticaret, entellektüel sermayenin en yoğun kullanıldığı alanlardan
birisidir. Bu alandaki uygulamalar; konusuna hakim, yabancı dil bilen uzman
dış ticaret personelinin istihdamı ile daha profesyonel hale getirilmeli, işletme
içinde ayrı bir fonksiyonu olan muhasebe vb. birimler üzerine dış ticaret
operasyon yükü bırakılmamalıdır. Bu görev ayrımı işletme verimliliğine etki
edecek önemli bir husustur.
Araştırma kapsamında birbiri ile ilişkili görülen uluslararası ticaret konuları
ile ilgili teorik hususların test edilmesi sonucunda, uluslararası ticaret
sektörünün genç ve yüksek eğitim almış bir personel yapısına sahip olduğu
görülmüştür. Sektörün büyük bir kısmı çok tecrübeli sayılmamaktadır. Anket
sonuçları büyük oranda operasyonel alanda iş yapan kişilerce yanıtlanmıştır.
Bunun temelinde, dış ticaret işlemlerinin operasyon ağırlıklı olması yer
almaktadır. Firmaların yaklaşık 3'te 2'si personeline yeterli eğitim imkânı
sağlamamaktadır. Hipotez testleri ise dış ticaret eğitimi alan firma personelinin
hem dış ticaret riskleri hakkında, hem de ulusal ve uluslararası düzenlemeler
ve dış ticaret enstrümanları hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğunu
göstermektedir.
Firmaların yüzde 33'ü dış ticaret ile ilgili danışmanlık hizmeti almazken,
yüzde 14'ü ise yetersiz olarak almaktadır. Danışmanlık hizmetinin ve eğitim
imldinının bulunmadığı
bir alt
yapı
sektörel
sergilememektedir.
yapı
bu anlamda risk yönetimi için uygun
Firmaların
yüzde 32 'si herhangi bir yönetim
bankadışı dış
ticaret firmalarında bu oran yüzde 40' a
yaklaşmaktadır. Kullanılan yönetiın
sistemleri içinde toplam kalite yönetimi
sistemi kullanmazken,
ağırlıklı
Dış
bir paya sahiptir.
firmaları
ticaret
yoğun
olarak
akreditif, garanti mektubu ve
kullanırken,
alternatif risk yönetim
taşıma sigortalarını
enstrümanları
olarak
eximbank kredileri ve sorumluluk sigortalarını çok sınırlı kullandıkları tespit
edilmiştir.
Firmalar, süreç içinde yer alan ve karşı karşıya kaldıkları kurumların işlemleri
ile ilgili risk
sıralamasını;
gümrük, resmi daire, sigorta ve en son olarak da
banka riskleri olarak belirtmişlerdir. Bu anlamda, fiziki olarak malı ilgilendiren
gümrük işlemleri ve her aşaması ile resmi dairelerde gerçekleştirilen işlemler
dış
Dış
ticaret firmaları
ticaret
açısından
firmalarının bazı
karapara ve finansal
korsanlık
yüksek riskli alanlar olarak kabul edilmektedir.
risklerle ilgili bilgi düzeylerine
sahtekarlıklar hakkında
bakıldığında;
bilgi düzeylerinin terörizm ve
risklerine göre daha yüsek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma
kapsamında bu dört risk türünün dış ticaret firmalarınca çok az bilindiği
kendi içinde de terörizm ve korsanhk konularının çok az bilindiği
görüşümüzü
desteklemektedir.
Dış
firmalarını
ticaret
banka ve banka
dışı
olarak
ancak
şeklindeki
sınıflandırdığımızda;
dökümantasyon ve kontrol listelerinin varlığı, dış ticaret riskleri ile ilgili bilgi
düzeyi, ulusal ve
bu iki grup
uluslararası
düzenlemelerle ilgili bilgi düzeyi
arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
333
açısından
Banka personeli, bu
alanlarda banka dışı dış ticaret alanında çalışan firma personeline göre daha
bilgilidir. Bununla birlikte; risk toleransları, operasyonel risk ölçümüne
yönelik iç kayıp veri tabanı hususlarında farklılık bulunamamış olup, bunun
nedeni, banka personeli de dahil olmak üzere bu soruya cevap verenlerin konu
hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasından kaynaklanmaktadır.
Anket kapsamında sektör profesyonellerinin görüşlerinin alındığı bölüm
sonuçlanna göre; dış ticaret firmaları profesyonel dış desteğe ihtiyaç
duymaktadır ve risk yönetimi ile ilgili bir üst kural kuralmalıdır. Devletin
risk yönetimini zoranlu kılması katılımcıların yaklaşık yansı tarafından kabul
görmüş, ancak bir üst kural'a olan ihtiyaç büyük oranda kabul edilmiştir.
Operasyonel riskle ilgili olarak firmalar sistem, süreç, insan ve dış olaylarla
ilgili risk düzeyleri arasında insan kaynaklı riskleri en yüksek olarak kabul
etmişler, bunu dış olaylar, sistem ve süreçler takip etmiştir.
Firmalar aynı zamanda risk yönetiminin en iyi yapıldığı firma türleri olarak,
bankalar, sigorta şirketleri, banka dışı finansal kuraluşlar ve dış ticaret
şirketleri olarak bir sıralama yapmışlardır.
Katılımcılarının görüşlerinin alındığı diğer bir bölümden elde edilen verilere
göre, teorik kısımda da belirtildiği gibi, navlun komisyoncularının ve taşıma
acentalannm akreditif işlemleri ve rezerv konularında yeterli bilgi sahibi
olduğu görüşü reddedilmiştir. Dış ticaret süreçlerinin iyileştirilmesi ve bir
anlamda makro boyutlu kuramsal risk yönetimi yapılmasına ilişkin görüş
büyük oranda kabul edilmiştir. Katılımcıların bazı enstrümanlarla ilgili
görüşleri ise teorik bilgiden farklılık arz etmektedir. Ömeğin akreditlerin tüm
taraflar için risk yönetimi sağladığı görüşü yüzde 83.5 oranla kabul edilirken,
aynı durum garanti mektupları için yüzde 49.4 oranında kabul görmüştür.
Aslında akreditiflerin böyle bir özelliği bulunmamaktadır. Bu da en temel
enstrümanlar için bile sektör çalışanlarının yeterli bilgi sahibi olmadığını
göstermektedir.
Analiz kapsamında özellikle hukuk, sigorta, lojistik firmaları ile ilgili yeterli
bilgi edinilememesi, bu graplarm diğer dış ticaret firmaları ile mukayesesini
mümkün kılmamıştır. Bu nedenle, daha geniş katılımlı ve sektörün makro
anlamda ihtiyaç ve farklılıklarının analizini tespit edecek çalışmalara ihtiyaç
duyulmaktadır.
EK-1 Uluslararası Ticaret ve Risk Yönetimi Anket Çalışması
UtüSURARASİ TİCARET VE RİSK YÖNETİMİ ÜZERİNE SİR ANKET ÇALİŞMASİ©
Anket N o : l
]
Bu anket formu, Marmara Üniversltesi'nde haarlanan "Uluslararası Ticaret ve Risk Yönetimi" konulu bir çaltşrna
He JlgiU ve tamamen bilimsel amaçlı olarak düzenlenmfştir, üluslararasî ticaret ve risk yönetimi uygulamalan alanmda
veri sağlamak amacın? taşıyan bu anket, cevap veren şahıslann firmalanndan ve bu firmalarla î!|î!î bilgüerden
tamamen bağîmsîzdır. Ankete verilen cevaplar uygutamaalann kişisel durumları ile ilgilidir ve oimasî gereken değil
mevcut duruma (bilgi düzeyi veya konu ile ilgili düşüncenize) göre cevap verilmesi gerekmektedir.
Anket sorulanna t1ttzUi<le vereceğiniz yanıtlar, uluslararası ticaret sürecinde yer atan uygulayıcılann, risk
algilamalannın belirlenmesinde ve sektörün farklı atanlannda çatışanlar arasında ortaya çîkan sorunlann saptanmasında
önemli Ölçüde veri teşkil edecek ve vereceğininiz yamtlar, bu çalışmanın amacmm gerçekleşmesinde yardînKi
olacaktır. Bu anket sonuçlar? akademik amaçlar dışında kulianUmayacak ve kişi/kurum adlan da kesinlikle
belirtilmeyecektir. Bu nedenle, sizlerden a d J m z ve kurumunuzun adı istenmemektedir. Ancak, e-maıl bilgilerinin
verilmesi durumunda anket katîlımcUanna anket sonuçlan İletilecektir. Bu anketi cevaplayarak vermiş olduğunuz
kıymetli vaktiniz ve çalışmaya sağladığınız katkı için şimdiden çok teşekkür ederiz.
Saygıianmızla
Hazırlayan: Ali Polat
M.Ü. Bankaalık ve Sigortacılık Enstitüsü
Bankacılık Anabilim Dalt, Doktora Programı
Danışman: Prof. Or. Niyazi BEBK
ÖNEMLİ NOT: Tüm sorularda yer alan "firmanız" ifadesi ile sadece d ı ş ticaret ffrmaian değil şu a n d a çalışmış
olduğunuz kurum kastedilmektedir. (Örnek banka personeli için banka, dış ticaret firması personeli için dış ticaret
firması) Anket bu bakış açısı ile değerlendirilmelidir.
L BÖLÜM
1. Firmanızda dış ticaretle İlgili işlemler/hizmetler kim tarafından yürütülmektedir?
•
Muhasebe/Finans Yetkilisi • Dış Ticaret Uzmanı •
İlgili Uzman Grup/Bölüm • Diğer (Belirtin1z^_j
2. Dıs ticaret işlemlerim yüriiten personel/personellerin yabancı dil düzeyini belirtiniz?
• Çok iyi Dîyl
• Orta
• Kötü
• Çok Kötü
3 . Firmanız dış ticaretle ilgili (veya firma faaliyet alam kapsamında ) eğitim imkânı sağlamakta mıdır?
•
Evet
• Hayır
•
Kısmen ama yeterli
•
Kısmen ama yetersiz
•
Bilmiyorum
4. Firmanız dış ticaret işlemleri öncesinde karşı taraf 1le tüm şartlan kapsayan, detaylı bir sözleşme yapmakta mıdır?
•
Evet
• Hayır
Q Kısmen ama yeterli
O Kısmen ama yetersiz
•
Bilmiyorum
5. Firmanız dış ticaret işlemleri için tam bir danışmanlık ya da hukuk müşavirliği hizmeti almakta nudır?
• Evet
O Hayır
Q Kısmen ama yeterli
• Kısmen ama yetersiz • Bilmiyorum
6. Firmanızda kullanılan yönetim sistemleri/uygulamalar hangileridir, belirtiniz.
O Kullanılmamaktadır
Q Süreçlerle Yönetim
Q Öğrenen Organiz^onlar
• Toplam Kalite Yönetimi
• Tedarik Zinciri YÖn.
• Diğer(8el1rtlnlz£_J
7. uluslararası ticaretle ilgili olarak aşağıdaki enstrümanlardan hangileri firmanızca kullanılmış/kullanılmaktadır.
•
Taşıma Sigortası
• Kredi Sigortası
•
VadeU (türev) İstemler • Akreditif
• Garanti Mektubu
• Sorumluluk Sigortası
• Exımbank
'
• Dlğer(Belîrtinlz)
•
8. Uluslararası ticaret işlemlerinde yer alan (direk muhatabınız ya da eylemlerinden etkilendiğiniz) taraflarla ilgili
ortaya çıkan riskler (sorunlar ve kayıp olasılığı) hakkında aşağıdaki tabloyu değerlendiriniz.
(5 çok sorunlu/riskli 1 ise sorunsuz/risksiz şekilndedir.)
rçj^R-j^^
— — » 5 7 b. ihracatçrKaynaklı iş[emİer_"
SjJ^yiIl^i^Ek^iîî^^liri^Şler
^ıJ:9J^~f'lif ^Î^Î^^İ" Kaynakh Işfemfer^
^' ^' ŞM^İd konulart^^^^^
fa çıkabilecek dış ticaret, riskleri hakkındaki bilgi düzeyinizi belirtiniz.
orta;
Çok y,
Yok
"oha
a. Karapara
•
b. Korsanlık
^d. Finansal Sahtekârlıklar
o
Ù •
10, Size göre, dış ticaret süreci içinde yer alan ve aşağıda belirtilen kurumlar birbirleri üe mukayese edildiğinde, bu
kurumlann riskli işlem sıralaması nasıl olacaktır. Risk sıralamasını 5'den 1*e kadar değerlendiriniz.
{5 en riskli, 1 en az riskîl şekRndedır)
Banka İşlemleri
Sigorta İşlemleri
Gümrük İşlemleri
Taşıma İşlemleri
Resmi Daire/^Mevzuat İşlemleri
^ ^ • Aşağıdaki ulusal düzenlemeler ile ilgili bilgi düzeyinizi belirtıiniz.
"b. TCMB İhracât
c70?ş TEàret Te^ik ^tevzuatv
"d. Vergi idîştic. kapsamında) Mevzuatı
erpih1îde'vë"Har1çtëlsrè'i^^^^
f. Gümrüi< Mevzuatı
12. Aşağıdaki uluslararası düzenlemeler ve enstrümanların kullanımından kaynaklanacak risklerle ilgili bilgi düzeyinizi
Forfaiting
j-easing
vŞdeBPiyasalar__
"Hârici Garantiler "
Tâsimâ Sigci'lai
"Sigôrûlan"
"Sorûi-nluiijk Siğt
Incöterfm 2000™'
TahsTi Vesaiki
ENSTRÜMANLAR
Zayıf
DÜZENLEMELER
(522F
RâmbursmanlsB)''
eUCP"
Garant M ê î ^
13. Aşağıdaki ifadelere katılıp katılmadığınızı veya kısmen katılıp atılmadığınızı belirtiniz.
Evet
â. Çalıştığım firma"da, diş ticâret işlemleri/hizmetlerinin gerçekleştlrilmeslride tamaniaşma virdır.
b- Firrnamız, çatışma alanımızla ilgili mevzuatına vakıf personel istihdam etmektedir.
güvenmektedirler.
e. Diş ticaret firmaları risk yönetimi amaçU olarak profesyonel dış destek almalıdır.
f. Devlet, risk yönetimini dış ticaretle ilgili tüm firmalar için zorunlu haie getinnelidir.
g. Diş ticâret taraflarının katılımlan {finrta, banka, sigorta, taşıma vs.) lîe uluslararası ticareti "dâiıâ âz
riskli ve verimli iıale getirecekfoirüst kurul kurulmalıdır.
Hayır
Kısmen
TT
1
0
ü &^ Ü
ü
u
•
•
•
^ ü eîül D
u
Tj 1
o i Ü i İ3Bİİ
14. Firmanızda uluslararası ticaret riskleri (veya faaliyet alanınızla ilgili riskler) üzerine hazırlanmış dokümantasyon
ve/veya kontrol listeleri bulunmakta mıdır?
Q Evet
Q Hayır
Q Kısmen ama yeterli
Q Kısmen ama yetersiz • Bilmiyorum
15. Firmanızda, fonksiyonlar ve operasyonlar bazında risk toleransları {hangi riskler ne kadar tolere edilebilir)
belirlenmiş midir?
• Evet
• Hayır
• Kısmen ama yeterli
• Kısmen ama yetersiz • Bilmiyorum
16. Operasyonel risk'in ölçümüne yönelik olarak firmanız bünyesinde bir iç kayıp veri tabanı var mı?
D Evet
D Hayır
Q Kısmen ama yeterli
Q Kısmen ama yetersiz Q Bilmiyorum
17. Kendi profesyonel alanınız dışmda kalan diğer bağlantılı dış ticaret konularında da yeterli bilgi sahibi misiniz?
•
Evet
•
Hayır
Q Kısmen ama yetertt
•
2
Kısmen ama yetersiz
•
Bilmiyorum
18. Fîrmamzdaki risk yönetimi uy^ulamasm? de^rlendiriniz.
• Cokeyi DJyi
O Orta
• Kötü
•
Çok Kotu
19. Aşağıda yer alan fisk kaynaklanm Önem sırasına göre belirtiniz. (4 en çok riskli, 1 en az riskli)
'
' Sistem
Süreç
İnsan
Dış Olaylar
20. Aşağıdaki cümleyi uygun şıklardan sadece bir tanesi ile tamamlayarak doldurunuz
BHsi işiem teknohjisindekî Heriemeler...,.,.
•
•
•
•
Uluslararası ticarete ilişkin
Uluslararası ticarete ilişkin
Risklerin yapışım ve şeklîni
Risklerin yapısını ve seklini
riskleri azaltmıştır.
riskleri arttırmıştır.
değiştirmiş fakat genel olarak riskler artmıştır.
değiştirmiş fakat genel olarak riskler salmıştır.
21. Aşağıdaki firmaların risk yönetimlerim d e ^ e n d i r i n i z . (1 Riski en iyi yöneten, 4 Riski en kötü yöneten)
Bankalar
Sîgori:a Şirketleri
Dış Ttearet Şirketleri
Banka Dışı Finansman Kurumlan
il mim
Aşağıda yer alan ifadeler l'den 5'e kadar sıralanmıştır. 1 kesinlikle katıldığımz, 5 kesinfikle karşı olduğunuz
dunjmlar için işaretlenecektir. 3 kararsızım seçeneği i s e bu konuda bir fikrinizin olmaması ya da fikrinizi
netleştiremediğintz durumlan belirtmek için kullanılacaktır. Şıklardan sadece en uygun olan bir tannini seçiniz.
1
2
3
1
!}
4
5
SORULAR
•5
1
î.
2.
Öperasycffıel risk, tüm dîş ticaret sıireci için çok yöksMîh
Dış ticaret süreçlerinde yaşanan birçok sorun v e oluşanriskaslında gerekti önlemler
öncesinde alındığı takdirde kaçımlabîlecek sorunlardan oluşmaktadır.
3.
4.
Bankalar, dış ttearet yapan müşterilerin ihtiyaçlannı tam aTılamı ile karşılamaktadırtar.
Banka itgİÜ personeli, finansal enstrümanlar ile ilgili olarak dış ticaret sürecindeki dlger
firmalann personelinden daiıa fazla bilgi saiıibidlr.
Para transferleri vefautrahsferterte ilgili sorunlar d!ş ticaret firmalannin eödnlîğinf
5.
6,
7.
Akreditif «Igİil tüm taraflar İçin risk yönetimi sağlayan bir enstrümandır.
Harici garanti ve kontrgâraritiler konusu kajMamındaHi riskleri tamamen ortadan kaldıran
enstrümanlardır.
8.
9.
Uluslararası ticarette kullanılan bir çok enstrüman modern ihtiyaçlan karşılamaktadır.
Konşimento hazırlayan rıavtun komisyoncütan v^â diğer taşıma âcentelan akreditif
işlemleri ve rezerv konulannda yeterti bilgiye sahiptir.
10. Bankalar teyitli ihracat akreditiflerinde sorumluluk altına gimemek içiri belgeleri aşın
özenle incelemektedirter.
1 i. ithalat ve ihracat firmalan ya^snış olduklari s<Kİeşmelerde, muhtemel ijıyuşmazlıkiar için
12. Uluslararası ticaret alanındaki aktörlerin birbirleri ite yardımiaşmâsîni sağlayacak,
13. Basel
lî 1le birlikte banka dışı firmalardariskyönetimine
ağırlık vermelidir.
u
•
u
•
•
u
•
u
•
•
•
u
•
ü
•
•
U
•
ü
•
•
•
u
•
u
•
•
Û
•
u
• Q
u U
• O o
• • •
• • •
• •
ü o
•
D
îi
U
•
Ü
•
•
G
O
Ü
•
O
• •
• İÜ
İİL BÖLÜM
Firmalann hem genel anlamda, hem de uluslararası ticaretle ilgili olarak maruz kaldıklar» risklerin bir kısmı aşağıda
belirtftmîştîr. Sözkonusu risklerden hangilerine ve ne oranda firmanızın muhatap olduğunu düşünüyorsunuz,
gerçekleşme olasılığım da hesaba katarak seçimminiz yapımz. {Her bir risk tUrü için şıklardan sadece bir tanesi
seçilecektir.) Sözkonusu risk türü hakkında bilginiz yok ise veya risk türünü bilmekte beraber firmanızın bu riske ne
kadar maruz kaldığı lıakkmda bir öngörünüz yok ise, bunlar için de gerekli şıklar eklenmiştir.
Bunlara ek olarak sizinde belirtmek istediğiniz riskler var ise, tablonun sonunda yer alan 3 alanda belirtebilirsiniz.
~~Firni8mjn Ne~Kadar"
Çok
Dü|ük
Riske Maruz Katdığj
Hakkında Bir
Fikrîm Yok
Su Risk Türü ~İ
Hakkında
2. Faiz OranrRîskî
6, OpsrasywieİJRi^___
7nj<î3!tel
9.
Stritef Riski,"
iClİtSSİkt
12. Taştma Riski
"147 iiasar Riski
GENEL ÖZELLİKLER
1. Cinsiyet
•
Bay
•
Bayan
2. Yaş
•
18-25
•
26-32
•
33-40
•
41-47 • 48+
'i. Öğrenim Durumu
•
llköğrenim •
üse
•
Ön Lisans
•
Lisans •
4. Bulunduğu Ülke
•
Türkiye
Diğer^Belirtiniz)
•
6-10
•
•
6-10
DIMS
•
5. Kaç yıldır çatışma hayatı içindesiniz •
<1
<.1
•
11-15
•
16-20
G?.^
•16-20 •21-^
01-5
7. Genel olarak kendinizi tanımlayabileceğiniz aian
8. Pozisyonunuz
Doktora
• 1-5
6. OIrekt/dolayi! olarak uluslararası ticaret ile itgfli çalışma yılınız
•
Y. Lisans •
•
• Pazarlama
• Lojistik
Memur/Çalışan
•Operasyon
• Hukuk
• Uzman
DSatış
• Risk Yönetimi
•Di§er{Belirt1n1zL~]
• Orta Düzey Yönetici
• Diğer {Belirtinizin
• Üst Düzey Yönetici
9. Su anda çalışmış olduğunuz firmanın asıl faaliyet alam/ataniarmı belirtiniz.
•
İthalat •
ihracat GLolistikD Sigorta • B a n k a
10. Firma Çalışan Sayısı •
•
1-10
011-25
501-1000
•
Hukuk
] 26-50 • 5 1 - 1 0 0
1>1000
•Pazarlama
•
Diier(Belîri:m1z)L J
•
•
301-500
101-300
Anket sonuçlarının e-maillnlze göndenlmesini istiyorsanız lütfen e-mailtnizi yazınız: r _ J
ANKET'E KATİLİMİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ.
Anket-'1 ö n ü n e olarak doldurmanız durumunda aa3olâ[email protected]>.com a*e5tne e-maİl olarak gönderlnte.
4
EK-2 SPSS Analiz Sonuçları
Chi-Square Test
Frequencies
Obsenred N
Expected N
2
25
57
84
28,0
-26.0
28.0
28.0
-3,0
29.0
Muhasebe Finans
Yetkilisi
Dis Ticaret Uzmanı
ilgili Uzman Gmp Bolum
Total
Residual
Test Statistics
s1
Chi-Squarea
54,500
2
df
.000
Asymp. Sig.
a. 0 cells (.0%) have expected frequencies less than 5. The n
n expected cell frequency is 28.0.
CROSSTABS
/TABLES=s18 BY s8a s8b s8c s8d s8es8f s8g
/FORMAT= AVALUÉ TABLES
/STATI8TIG=CHISQ
/CELLS= COUNT
/COUNT ROUND CELL.
Crosstabs
Case Processing Summary
Valid
N
* s8a
s18*s8b
s18*s8e
Sİ8 * s8d
s18*s8e
Sİ8 * s8f
S İ 8 ' s8g
Sİ8
84
79
79
78
78
79
79
Percent
98,8%
92,9%
92,9%
91,8%
91,8%
92.9%
92.9%
N
Cases
Mis 5ing
Percent
1
1,2%
6
7,1%
6
7,1%
7
8,2%
7
8,2%
6
7.1%
6
7,1%
Total
N
85
85
85
85
85
85
85
Percent
100.0%
100.0%
100,0%
100.0%
100,0%
100,0%
100,0%
s18*s8a
Pagel
Kismen
Risksiz
Tümüyle
Risksiz
Sİ8
Cokiyi
İyi
Orta
Kotu
Cok kotu
Total
4
9
12
0
0
25
0
4
1
2
0
7
s8a
Ne Riskli
Ne Risksiz
2
11
4
9
1
27
Kismen Riskli
0
8
6
1
1
16
Cok Riskli
2
1
2
2
2
9 •
Total
8
33
25
14
4
84
Chi-Square Tests
df
Value
31,652^
36,145
Asymp. Sig.
(2-sided)
,011
,003
Pearson Chi-Square
16
16
Likelihood Ratio
Linear-by-Linear
,116
1
2,468
Association
N of Valid Cases
84
a. 20 cells (80,0%) have expected count less than 5. The minimum expected count is ,33.
s18*s8b
Tumuyle
Risksiz
si 8
Cokiyi
lyi
Orta
Kotu
Cok kotu
Total
Kismen
Risksiz
1
4
4
2
0
11
3
12
5
2
3
25
s8b
Ne Riskli
Ne Risksiz
0
7
8
7
0
22
Kismen Riskli
2
5
6
1
0
14
Cok Riskli
0
5
1
0
1
7
Total
6
33
24
12
4
79
Chi-Square Tests
Value
21,228^
24,848
df
Asymp. Sig.
(2-sided)
,170
,073
Pearson Chi-Square
16
Likelihood Ratio
16
Linear-by-Linear
,844
1
,039
Association
N of Valid Cases
79
a. 20 cells (80,0%) have expected count less than 5. The minimum expected count is ,35.
s18*s8c
Page 2
Tümüyle
Risksiz
si 8
Cokiyi
İyi
Orta
Kotu
Cok kotu
Total
sSc
Ne Riskli
Ne Risksiz
2
11
10
6
1
30
Kismen
Risksiz
1
8
4
1
2
16
3
8
7
4
0
22
Kismen Riskli
0
3
2
2
0
7
Cok Riskli
1
2
1
0
0
4
Total
7
32
24
13
3
79
Chi-Square Tests
Pearson Chi-Square
Likelihood Ratio
Linear-by-Linear
Association
N of Valid Cases
Value
10,630^
11,681
16
16
Asymp. Sig.
(2-sided)
,832
,766
1
.803
df
.062
79
a. 20 cells (80,0%) have expected count less than 5. The minimum expected count is ,15.
s18*s8d
Tumuyle
si 8
Cokiyi
lyi
Orta
Kotu
Cok kotu
Total
s8d
Ne Riskli
Ne Risksiz
2
9
9
6
1
27
Kismen
Risksiz
0
7
5
1
2
15
2
12
5
4
0
23
Kismen Riskli
2
2
4
2
0
10
Cok Riskli
1
1
1
0
0
3
Total
7
31
24
13
3
78
Chi-Square Tests
Pearson Chi-Square
Likelihood Ratio
Linear-by-Linear
Association
N of Valid Cases
Value
14,979«
16,064
,469
78
16
16
Asymp. Sig.
(2-sided)
,526
,449
1
,494
df
a. 20 cells (80,0%) have expected count less than 5. The minimum expected count is ,12.
s18*s8e
Page 3
Tümüyle
Risksiz
Sİ8
Cokiyi
İyi
Orta
Kotu
Cok kotu
Total
s8e
Ne Riskli
Ne Risksiz
3
4
8
8
1
24
KIsmen
Risksiz
1
17
4
2
1
25
0
7
6
1
1
15
Kismen Riskli
2
3
4
1
0
10
Cok Riskli
1
1
1
0
1
4
Total
7
32
23
12
4
78
Chi-Square Tests
df
Value
27.286^
27,377
16
16
Asymp. Sig.
(2-sided)
,038
,037
Pearson Chi-Square
Likelihood Ratio
Linear-by-Linear
.786
1
,074
Association
78
N of Valid Cases
a. 20 cells (80,0%) have expected count less than 5. The minimum expected count is ,21.
s18*s8f
Tumuyle
Risksiz
slâ
Cokiyi
lyi
Orta
Kotu
Cok kotu
Total
Kismen
Risksiz
1
12
6
4
0
23
5
12
10
5
2
34
s8f
Ne Riskli
Ne Risksiz
0
3
5
1
0
9
Kismen Riskli
1
3
2
2
1
9
Cok Riskli
0
1
1
1
1
4
Total
7
31
24
13
4
79
Chi-Square Tests
Value
12.835^
13,384
df
Asymp Sig.
(2-sided)
.685
,644
16
Pearson Chi-Square
16
Likelihood Ratio
Linear-by-Linear
,099
1
2,727
Association
N of Valid Cases
79
a. 20 cells (80,0%) have expected count less than 5. The minimum expected count is ,20.
s18*s8g
Page 4
Tumuyle
Risksiz
Sİ8
Cok iyi
İyi
Orta
Kotu
Cok kotu
0
12
46
3
25
Total
s8a
Ne Riskli
Ne Risksiz
5
4
6
3
0
17
Kismen
Risksiz
1
16
9
3
0
29
Kismen Riskli
1
0
3
0
0
4
Cok Riskli
0
1
2
0
1
4
Total
7
33
23
12
4
79
Chi-Square Tests
Value
33,643^
35,563
Pearson Chi-Square
Likelihood Ratio
Linear-isy-Linear
Association
N of Valid Cases
16
16
Asymp. Sig.
{2-sided)
,006
,003
1
,416
df
m2
79
a, 20 cells (80,0%) have expected count less than 5, The minimum expected count is ,20.
NPAR TESTS
/M-W=s9top BYs3(12)
/MISSING ANALYSIS.
NPar Tests
Mann-Whitney Test
s9top
s3
Evet
Hayir
Total
N
Mann-Whitney U
Wilcoxon W
z
Asymp. Sig. (2-tailed)
33
50
83
Mean Rank
49,32
37,17
Sum of Ranks
1627,50
1858,50
s9top
583,500
1858,500
-2,258
,024
a. Grouping Variable: s3
NPAR TESTS
/M-W=s11top BYs3(1 2)
/MISSING ANALYSIS.
NPar Tests
Pages
Mann-Whitney Test
N
S3
sil top
33
50
83
bvet
Hayir
Total
Mean Rank
50,98
36,07
Sum of Ranks
1682,50
1803.50
s11top
Mann-Whitney U
528,500
1803.500
Wiicoxon W
-2.766
Z
,006
Asymp. Sig. (2-taiied)
a. Grouping Variable: s3
NPAR TESTS
/M-W=s12atop BYs3(1 2)
/MISSING ANALYSIS.
NPar Tests
Mann-Whitney Test
S3
s12atop
N
Evet
Hayir
Total
33
50
83
Mean Rank
50,89
36,13
Sum of Ranks
1679,50
1806,50
Test Statistics^
s12atop
Mann-Whitney U
531,500
1806,500
Wiicoxon W
-2,736
Z
,006
Asymp. Sig. {2-tailed)
a. Grouping Variable: s3
NPAR TESTS
/M-W=s12btQp BYS3(12)
/MISSING ANALYSIS.
NPar Tests
Mann-Whitney Test
Page e
s12btop
s3
Evet
Hayir
Total
N
Mean Rank
51,02
36,05
33
50
83
1683,50
1802,50
s12btòp
527.500
1802,500
-2,773
z
Asymp. Sig. (2-tailecl)
.006
a. Grouping Variable: s3
Mann-Whitney U
Wilcoxon W
NPAR TEST
/WILCOXON=s8a WITH s8b (PAIRED)
/MISSING ANALYSIS.
NPar Tests
Wilcoxon Signed Ranks Teşt
Ranks
N
Positive Ranks
Ties
Total
20«
16"
43«
79
18.75
18,19
Sum of Ranks
375,00
291.00
b, s8b > s8a
c. s8b = s8a
Test Statistics"
s8b-s8a
-,678«
,498
Asymp. Sig. (2-tailed)
a. Based on positive ranks,
L
b Wilcoxon Signed Ranks Test
NPAR TEST
/WILCOXON=s11top WITH s12atop (PAIRED)
/MISSING ANALYSIS.
NPar Tests
Wilcoxon Signed Ranks Test
Page 7
N
s12atop - s11 top
26«
Negative KanKs
Positive Ranks
Ties
Total
Mean Rank
36>10
39,01
Sum of Ranks
938,50
1911,50
10=
85
a. s12atop<s11top
b. s12atop> s11top
c. s12atop = s11top
Test Statistics"
s12atopsUtop
-2,573^
,010
z
Asymp. Sig. (2-tailed)
b. Wiicoxon Signed Ranks Test
NPAR TESTS
/K-W=s18 BY si (13)
/MISSING ANALYSIS.
NPar Tests
Kruskal-Wallis Test
Mean Rank
N
Sİ
Sİ8
Muhasebe Finans
Yetkilisi
Dis Ticaret Uzmani
İlgili Uzman Grup Bolum
Total
2
64,50
25
57
84
47,02
39,75
Test Statistics^'''
Sİ8
Chi-Square
df
Asymp. Sig.
3,558
2
,169
a. Kruskal Wallis Test
b. Grouping Variable: si
NPAR TESTS
/FRIEDMAN = s9a s9b s9c s9d
/MISSING LISTWISE.
NPAR TESTS
/FRIEDMAN = s9a s9b s9c s9d
/STATISTICS DESCRIPTIVES
/MISSING LISTWISE.
Pages
NPar Tests
Descriptive Statistics
N
s9a
s9b
s9c
s9d
Mean
1.9277
1,2530
1,4940
1,8675
83
83
83
83
Std. Deviation
1,20753
1,15657
1,18294
1,15580
Minimum
,00
.00
.00
,00
4,00
4,00
4.00
4,00
Friedman Test
Ranks
Mean Rank
2,85
1,99
2,28
2,88
s9a
s9b
s9ç
s9d
N'
••
Chi-Square
df
Asymp Sig.
83
53,201
3
,000
a. Friedman Test
DATASET AĞTfVATE DataSett
NPar Tests
Mann-Whitney Test
Page 9
N
Sİ4
Sİ5
si 6
Sİ7
Banka
BanKa Oisi
Totai
Banka
Banka Dîsi
Total
Banka
Banka Disi
Totai
Banka
Banka Disî
Tota!
46
36
82
46
36
82
46
Mean Rank
46,-20
35,50
SumofRante
2125,00
1278,00
41.21
41.88
1835,50
1507.50
42.90
35,71
197S,50
142S.50
40,93 ^
42,22
1883,00
1520.00
3e
S2
46
38
82
Test Statisticsa
Sİ6
763,500
1429,500
-.710
,478
Sİ5
814,500
1895,500
-.136
,692
Sİ4
• 612,ÖÖQ
Marvn-Whftney U
1278.000
Wiicoxon W
-2.122
Z.
.034
Asymp. Sig. <2-tai)ed)
ä. Grouping Variabts; siÜS
NPAR T E S T S
m-W~ sötop Si 1 top s 1 2 a î a p s i a t S o p
/MiSSiNG ANALYSÎS.
si 7
802,000
1883,000
-.256
.798
BY sîll9(1 2)
Mann-Whitney Test
H
sstop
a11I0p
s12atop
sisbtop
•'tsanka
Banka Dis(
Toîai
"Banka
Banka Disi
Totai
Banka
Banka Disi
Total
e>ani<a
8ant<a Diiâ
Total
46
36
82
46
36
48
36
82
4S
36
82
Msan Rank
47.32
34,07
Sum of Ranks
217S,5G
1226,50
37,72
46.35
VTSS.QO
166S,0Q
45.89
35,69
2111.00
1292,00
37,79
46.24
1738,50
1684.50
Page 10
EK-3 Uluslararası Ticaret Süreci
KAYNAKÇA
KİTAPLAR
AKGÜÇ, Öztin. Finansal Yönetim. Ìstanbul: İstanbul Üniversitesi Muhasebe
Enstitüsü Yay, 1995.
AKKAŞ, M. Şeref. Dış Ticarette Ödeme Şekilleri. Dışbank Eğitim Yaymları.
ALTUNIŞIK, Remzi. Recai Coşkun vd. Sosyal Bilimlerde Araştırma
Yöntemleri. SPSS Uygulamalı. Geliştirilmiş 4. bası. Sakarya:
Sakarya Kitabevi, 2005.
AYBAY, Rona. Aydın Aybay. Hukuka Giriş. İstanbul: AYBAY Hukuk
Araştırmaları Vakfı. Ekim 1991.
AYGÜN, Türel. Dış Ticaret ve Kambiyo. Vakıfbank Eğitim Müdürlüğü. 1999.
BAĞRIAÇIK, Atilla. Türkiye'de Belgelerle Uygulamalı Serbest Bölgeler ve
Avantajları. İstanbul: Bilim Teknik Yayınevi, 1999.
BANKS, Eric. Alternative Risk Transfer: Integrated Risk Management
Through Insurance, Reinsurance, and the Capital Markets,
Hoboken, NJ, USA: John Wiley & Sons, Incorporated, 2004. http://
site.ebrary.com/lib/uludag/Doc?id=10114026&ppg=l 87
BAŞ, Türker. Anket Nasıl Hazırlanır. Nasıl Uygulanır. Nasıl Değerlendirilir?.
Ankara: Seçkin Yay., 2005.
BAŞAK, Ramazan. 50 Soruda Karapara ve Karaparanm Aklanmasının
Önlenmesi. Yayın No:206. İstanbul: Türkiye Bankalar Birliği,1998.
BERK, Niyazi. Finansal Yönetim. İstanbul: Türkmen Kitabevi, 2003.
BERNSTEIN, Peter. Tanrılara Karşı Riskin Olağanüstü Tarihi. Birinci Basım.
İstanbul: Scala Yayıncılık., 2006.
BERTRAMS, Roeland F.. Bank Guarantees in International Trade. The
Law and Practice of Independent (First Demand) Guarantees
and Standby Letters of Credit in Civil Law and Common Law
Jurisdictions. New York: Kluwer Law Intemational, 2004.
BISHOP, Eric. Finance of International Trade. Elsevier. Butterworth-
Heinemann. Oxford, 2004.
BOLGÜN, K. Evren. M. Bans Akçay. Risk Yönetimi Finansal Piyasalarda
Risk Ölçüm ve Yönetimine Türkiye Perspektifinden Stratejik
Bakış. Birinci basım. İstanbul: Scala Yayıncılık, Ağustos 2003.
BOZER, Ali. Bankacılar İçin Kıymetli Evrak Hukuku Bilgisi. Yayın Nu. 228.
Bankacılar Serisi Nu. 10 (8. Baskı) Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku
Araştırmaları Enstitüsü (T. İş Bankası A.Ş. Vakfı), 1989.
BREALEY, Richard. Stewart C. Myers. Alan J. Marcus. İşletme Finansının
Temelleri. İstanbul: Literatür Yayınlan, 1997.
BYRNE, E. James. Dan Taylor. ICC Guide to the eUCP. Understanding the
electronic supplement to the UCP 500. ICC Publication No: 639.
Paris: ICC, 2002.
CRYSTAL, David, English as a Global Language, Second Edition, Cambridge
University Press, Cambridge, 2003.
CHORAFAS, Dimitris N.. Operational Risk Control with Basel II. Oxford:
Elsevier, 2004.
CROUHY, Michel. Risk Management. Blacklick. OH. USA. McGraw
Hill
Companies.
2001.
http://site.ebrary.coni/lib/uludag/
Doc?id=5001801&ppg=639 (19 Aralık 2006)
ÇANCI, Metin. Murat Erdal. Lojistik Yönetimi Freight Forwarder El Kitabı
1. UTİKAD. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri
Demeği. Yay. Ekim 2003.
ÇANCI, Metin. Murat Erdal. Uluslararası Taşımacılık Yönetimi. Freight
Forwarder El Kitabı 2. İstanbul: UTİKAD. Uluslararası Taşımacılık
ve Lojistik Hizmet Üretenleri Demeği, 2003.
ERDEMOL, Haluk. Bankalarda Dış Ticaret İşlemleri ve Uygulama. 3. Baskı.
İstanbul: Akbank Ekonomi Yayınlan, 1993.
ERDEMOL, Haluk. DOCDEX Kararları 1997-2003 ve ICC DOCDEX
Kuralları. Ankara: ICC Türkiye Komitesi, 2004.
FEYİZ, Erdoğan, Uluslararası Hukuk ve Tahkim. Ankara: Seçkin, 2004,
FIKIRKOCA, Meryem. Bütünsel Risk Yönetimi. Ankara: Kal-Der Yaymları,
Mart 2003.
HECKMANN, Hans. Josef Helbling. Guide to Documentary Transactions in
Foreign Trade: Documentary Credits. Documentary Collections.
Bank Guarantees. Union Bank of Switzerland.
HINKELMAN, Edward G. A Short Course in International Payments.
Novato. CA: World Trade Pres, 2003. http://site.ebrary.com/lib/
uludag/Doc?id=10035750&ppg=7 (28 Mayıs 2006)
HORNE, James C. Van and John M.Wachowicz. Jr. Fundamentals of Financial
Managament. 8th ed.. New Jersey: Prentice Hall. 1991.
ICC 1MB, Report for the Period 1 January-31 March 2006. Piracy and Armed
Robbery Against Ships. April 2006.
INCOTERMS 2000. Ticari Terimlerle İlgili ICC'nin Resmî Kurallan İçin
Açıklamalar. Yayın No:560. Ankara: MTO, Eylül 1999.
İGEME, Dış Ticaret Eğitim Programı. 21-24 Mayıs 2002. İstanbul, 2002.
JAHN, Jur Uwe. Bills of Exchange. A Guide to Legislation in European
Countries. Second Revised and expanded edition. Paris: International
Chamber of Commerce, 1995.
JIMENEZ, Guillermo. Guide to Export-Import Basics. Vital knowledge for
trading internationally. 2nd Edition. ICC PubHcation No: 641.
Paris: ICC, 2003.
KALAYCI, Şeref. SPSS Uygulamah Çok Değişkenli İstatistik Teknikleri. 2.
Baskı. Ankara: Asil Yayın Dağıtım, 2006.
KARSTEN, Kristine. "Money Laundering: How it works and why yu should
be concerned" Dossiers. ICC Institute of World Business Law.
Arbitration. Money
Laundering.
Corruption
and Fraud.
Publication No: 651. Paris: ICC, 2003.
KAZGAN, Gülten. İktisadi Düşünce veya Politik İktisadm Evrimi. 4. Basım.
İstanbul: Remzi Kitabevi. 1989.
KING, Roy. Risk Management. Broadstairs. Scitech Educational. Kent. UK.
2000.
http://site.ebrary.com/lib/uludag/Doc?id=10040405&ppg=16
(14 Aralık 2006)
KOCAİMAMOĞLU, Sumri. Bankacılık Ansiklopedisi. 3. baskı. Türkiye İş
Bankası Kültür Yaymları. Ankara. 1983.
KRUGMAN, Paul R.. Maurice Obstfeld. International Economics Theory and
Policy. Fourth Edition. New York: Addison-Wesley, 1997.
NEIPERT, David M.. A Tour of International Trade. Prentice Hall, 2000.
ONURSAL, Erkut. Dış Ticaret İşlemleri ve Uygulama. Ankara: Orta Anadolu
İhracatçı Birlikleri, 1996
ORHAN, Osman. Dünyada ve Türkiye'de Lojistik Sektörünün Gelişimi.
Yayın No: 2003-39. İstanbul: İstanbul Ticaret Odası, 2003.
ÖZALP, Abdurrahman. Uluslararası Yeni Kurallar Işığında Dış Ticarette
Teslim ve Ödeme Şekilleri Genel ve Bankalar Uygulaması.
İstanbul: Türkmen Kitabevi, 2004.
ÖZBALKAN, Nuri. İktisat. Hukuk. Muhasebe. Finansman. Bankacıhk
Terimleri Sözlüğü. İstanbul: Alfa Yayınları, 2002.
PALMER, Howard. International Trade and Pre-export Finance. Second
Edition. A practitioner's guide. London: Euromoney books, 1999.
PALMER, Howard. International Trade Finance: A Practitioner's Guide.
London: Euromoney books, 1995.
PALMER, Howard. Structured Trade and Commodity Finance. London:
Euromoney books, 2002.
PALMER, Howard. Trade Finance Risk. Documentary Fraud and Money
Laundering. London: Euromoney books, 2001.
PARLAKKAYA, Raif Finansal Türev Ürünler tie MaU Risk Yönetimi ve
Muhasebe Uygulamaları. Ankara: Nobel Yaym Dağıtım, Mart
2005.
QURESHI, Asif H.. International Economic Law. London; Sweet & Maxwell,
1999.
RAMBER, Jan. Understanding and Practical Use. ICC Guide to Incoterms
2000. ICC Publication No 620. Paris: ICC Publishing S.A, January
2000.
REÎSOĞLU, Seza. Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler. Ankara,
2003.
REÎSOĞLU, Seza. Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında Akreditif.
Ankara, 1995.
REYNOLDS, Frank. A to Z of international trade. ICC Publication No: 623.
Paris: ICC Publishing S.A., 2002.
ROWE, Michael. Counter Trade. 3rd Edition. London : Euromoney books,
1997.
ROWE, Michael. Letters of Credit. 2nd Edition. London: Euromoney
Publications PLC,. 1997.
SCHOTZE. Rolf A.. Gabriele Fontane. Documentary Credit Law throughout
the world. Annotated legislation from more than 35 countries..
Paris: ICC Publishing S.A, December 2001.
SEYİDOĞLU, Halil. Bilimsel Araştırma ve Yazma El Kitabı. Geliştirilmiş 7.
Baskı. İstanbul: Güzem Yay No: 13, 1997.
SEYİDOĞLU, Halil. Ekonomik Terimler Ansiklopedik Sözlük. 2. baskı.
İstanbul: Güzem Can Yayınları. 16. Mart 1999.
SEYİDOĞLU, Halil. Uluslararası Finans. İstanbul: Güzem Yayınlan. No: 12.,
1997.
SEYİDOĞLU, Halil. Uluslararası İktisat Teori. Politika ve Uygulama.
Geliştirilmiş 9. Baskı. İstanbul: Güzem Yayınları, 1993.
ŞANLI, Cemal. Nuray EKŞİ. Uluslararası Ticaret Hukuku. 3. bası. İstanbul:
Beta Yayınlan, Kasım 2004.
ŞANLI, Cemal. Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Uyuşmazlıkların
Çözüm Yolları. İkinci Bası. İstanbul: Beta Yayınları, 2004.
T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü. Yürürlükteki Kambiyo Mevzuatı İle
ilgili Genel Bilgiler ve Tanımlar. Dış Muameleler Müdürlüğü.
TAŞPOLAT, Ali. Uluslararası Bankacılık ve Dış Ticaret. İstanbul: Erol Ofset,
2005.
TAYLOR, Dan. ICC Guide to Bank to Bank Reimbursements under
Documentary Credits. A practical guide to daily operations.
Publication No: 575. Paris: ICC, 1997.
TELLİ, Serap. Devletler Hukuku Açısından Uluslararası Ticaret ve
Kurumlaşması. Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma
Enstitüsü Yay, 1991.
TUMAY, Turhan. Dış Ticaret Banka Tekniği. İstanbul, 1987.
TURAN, Gül Güven. Uluslararası Para Sistemi dünü ve bugünü. İstanbul:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1980.
Türkiye Bankalar Birliği, Elektronik Bankacıhk ve Elektronik Para
Faaliyetleri İçin Risk Yönetimi . Basel Bankacılık Gözetim ve
Denetim Komitesi. Mart 1998.
Türkiye Bankalar Birliği, Karaparanm Aklanması Suçu ile Mücadele ve
Bankaların Yükümlülükleri. Yaym No: 235. İstanbul, Aralık
2003.
ULUDAĞ, İlhan. Erişah Arıcan. Suna Oksay. İktisada Giriş (Mikro Analiz).
İstanbul: Beta Yayınlan, Ocak 1999.
ULUDAĞ, Uludağ. Erişah Arıcan. Finansal Hizmetler Ekonomisi (PiyasalarKurumlar-Araçlar). 2. baskı. İstanbul: Beta Yayınlan, Kasım.
2001.
UZUNOĞLU, Sadi. Yeni Finansman Teknikleri. Genişletilmiş 2. Baskı.
İstanbul: Strata, 1998.
ÜNAY, Vecdi. Bankalarca Dış Ticaretin Finanse Edilmesi Usulleri. Yaym
No:6. İstanbul: ES (Ekonomik ve Sosyal) Yayınlar A.Ş, 1989.
VENEDIKIAN, Harry M.. Gerald A. WARFIELD. Global Trade Financing.
New York: John Wiley & Sons. Ine, 2000.
WIGGERS, Willem J. H.. Selected by. International Commercial Law Source
Materials. Kluwer Law International. 2001.
WOOD, Diana. Nyack West. Medieval Economic Thought. Cambridge
University Press. New York. 2002. http://site.ebrary.com/lib/uludag/
Doc?id=10062263&ppg=124.
WOOD, F. Donald. International Logistics (2nd Edition) Saranac Lake.
NY.
US:
AMACOM.
2002.
http://site.ebrary.com/lib/uludag/
Doc?id=10120187&ppg=443
YÜKSEL, Ali Sait. Bankacılık Hukuku ve İşletmesi. No: 520/754. İstanbul:
Marmara Üniversitesi. Nihad Sayar Eğitim Vakfı Yaymları, 1997.
SÜRELİ YAYINLAR
AKSEL, Kaan. "Tüm kurumu kapsayan risk yönetimi uygulamak için
finansal kurumlarm organizasyonu" Active Bankacılık ve Finans
Dergisi. Yıl:4. Sayı:19. Temmuz-Ağustos 2001.
AYKIN, Hasan, "Karaparanın Aklanmasıyla Mücadele Konusundaki Temel
Uluslararası Metinler ve Oluşumlar", T.C. Dış İşleri Bakanlığı,
Uluslararası Ekonomik Sorunlar Dergisi, Sayı 25, Mayıs 2007,
Ankara.
BACHUS, Alison S., "From Drugs to Terrosism: The Focus Shifts in the
international Fight Against Money Laundering After September 11,
2001" Arizona Journal of International & Comparative Law.
Vol 21, No.3, 2004,
http://www.law.arizona.edu/joumals/ajicl/
AJICL2004/VOİ213/Bachus%20Note%20Final%20Revised%20
ll%20Nov%202004.pdf (11 Nisan 2008)
BAROVICK, Richard. Global Supply Chains Challenge Banks to do more.
Wold Trade. Feb 2005. 18.2 ABI/Inform Global. http://www.
worldtrademag.coni/CDA/Articles/Banking_and_Trade_Finance/26
8982712aaf7010VgnVCM100000f932a8cO (24 Ekim 2006)
B ATTILOSSI, Stefano. "Financial Innovation and the golden ages of international
banking: 1890-1931 and 1958-81 "Financial History Review (2000).
https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/joumals.cambridge.org/download.p
hp?file=%2FFHR%2FFHR7_02%2FS0968565000000093a.pdf&co
de=aaef6b99357341a20efbe7al2d05dd39 (12 Şubat 2007)
BÜTANI, Anita, Bryan Chao, "Commission on Crime Prevention and Criminal
Justice", The Ivy League Model United Nations Conference. 2002.
http://modelunl.tripod.coni/UNl/ILMUNCBriefs/CPCJ_Final.pdf
(10 Şubat 2008)
BROWN, Matthew. "Inca. Sailor. Soldier. King: Gregor MacGregor and the
Early Ninetteenth Century Caribbean". Bulletin of Latin American
Research. Vol. 24. No.l
https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/www.
blackwell-synergy.com/doi/pdf/10.ll ll/j.0261-3050.2005.001
(13
Ocak 2007)
BRÜCK, Tilman. Bengt-Ame Wickstrom. "The economic consequences of
terror: guest editors' introduction". European Journal of Political
Economy. Vol. 20 (2004). https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/www.
sciencedirect.com/science?_ob=MImg&_imagekey=B6V97-
(15
Ağustos 2006)
CHANG, Zeph Yun. Jonane Chan. Slew Leng Leek. "Management of market
quality for correspondent banking products". International Journal
of Bank Marketing. MCB University Press. 15/1. 1997. https://vpn.
uludag.edu.tr/http/O/www.emeraldinsight.com/Insight/viewPDF.
jsp?Filename=html/Output/Published/EmeraldFullTextArticle/
Pdf/0320150104.pdf (12 Ağustos 2006)
CLARKE, Sally. "Kurum çapında risk yönetimi: Anathar kavram
entegrasyon". Active Bankacılık ve Finans Dergisi. Yıl:4. Sayı: 19.
Temmuz-Ağustos 2001.
CRAWFORD, Alan. "He promised them paradise, sent them to hell yet died
a hero. After". Sunday Herald. The. Jan 19. 2003. http://www.
findarticles.eom/p/articles/miqn4156/is20030119/ai_n9627250/pg2;
(3 Ocak 2007)
CROSSTALK. Understanding Risk Management". February 2005. Vol. 18.
No.2. http://www.stsc.hill.af mil/crosstalk/2005/02/0502stsc.pdf. (3
Mart 2006)
DOĞAN, Vahid, "Teminat Akreditifleri", G.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, HizaranArahk 2002, Cilt:VI, Sayı: 1-2, Ankara, Baskı 2004.
FRANCIS, Jeremy "A Banker's Dilemma or Trade Practicalities?". LC
Monitor. Volume 3. Issue 8. August 2001.
FRANKLIN, James. "Risk-driven global compliance regimes in banking and
accunting: the new Law Merchant". Law. Probability and Risk.
(2005) 4. https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/lpr.oxfordjoumals.org/cgi/
reprint/4/4/237.pdf (20 Aralık 2006)
GELDERBLOM, Oscar. Violance and Growth. The protection of Long-Distance
Trade in the Low Countries. 1250-1650. http://www.lowcountries.
nl/2005-5_gelderblom.pdf (12 Ocak 2007)
GLASSMAN, Edward. "Information: the key to unlocking working capital".
Euromoney. October2004. Vol. 3 5. Issue426. Special Section.; https://
vpn.uludag.edu.tr/http/O/webl 17.epnet.com/DeliveryPrintSave.
asp?tb=l&_ug (5 Haziran 2006)
GLAZEWSKI, Steven R.. "Risk Management (Is Not) for Dummies.
Crosstalk. February 2005. Vol. 18. No.2. http://www.stsc.hill.af.mil/
crosstalk/2005/02/0502Glazewski.pdf (3 Mart 2006)
HOOVER, Calvin B.. "The Sea Loan in Genoa in the Twelfth Century". The
Quarterly Journal of Economics. Vol. 40. No. 3 (May. 1926). http://
links.jstor.org/sici?sici=0033-5533(192605)40%3A3%3C495%3
ATSLIGI%3E2.0.CO%3B2-K (01 Mart 2007)
KALEM, Murat. "Bankalar aracıhğıyla karapara nasıl aklanmaktadır?".
Active Bankacılık ve Finans Dergisi. Yıl:7 Sayı:38 Eylül-Ekim
2004.
KAYACAN, Murad. A. Osman Gürbüz. "Finansal pazarlarda ve özellikle türev
ürün piyasalarında risk ve krize yeni bir yaklaşım: Sistemik risk
ve sistemik kriz". Active Finans Bankacılık ve Finans Dergisi. Yıl:3.
Sayı: 126. Ocak-Şubat 2001.
KAZMİRCİ, Kaya. Figen Ömerbeyoğlu. "GüvenU EFT ve SWIFT Ortamları".
Active Bankacılık ve Finans Dergisi. Yıl:7 Sayı:38 Eylül-Ekim
2004.
KERTSEN, Armand. "Financing of Terrorism - A Predicate Offence to
Money Laundering?". European Joumal of Law Reform. Vol. 4.
No. 2. Kluwer Law Intemational 2002..
KINDLEBERGER, Charles R. "International banks as leaders or followers
of international business". Journal of Banking & Finance. Volume
7. Issue 4. December 1983. http://www.sciencedirect.com/science7_
ob-MImg&_
imagekey=B6VCY-45CX 188-27-1 &_cdi=5967&_
user= 10&_orig=na&_cover
Date= 12%2F31 %2F 1983&_
sk=999929995&view=c&wchp=dGLbVlz-zSkzS& md5=6dd57be 1
b6150eba82d499fe791936ed&ie=/sdarticle.pdf (13 Kasım 2006)
KLEFFNER, Anne E., Ryan B. Lee, Bill McGannon, "The Effect of Corporate
Governance on the Use of Enterprise Risk Management: Evidence
from Canada" Risk Management and Insurance Review. 2003.
Vol. 6.N0.I https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/www.blackwell-synergy.
com/doi/pdf/10.1111/1098-1616.00020 (17 Mart 2008)
KUZU, Yasemin. "Küresel ödeme sistemine doğru". Active Bankacılık ve
Finans Dergisi. Yıl:7 Sayı:38 Eylül-Ekim 2004.
l a u d i c i n a , Paul a.. "Improving the Practice of Management.Managing global
risk to seize competitive advantage" Ivey Business Journal. March/
April
2005.
http://www.iveybusinessjoumal.com/view_article.
asp?intArticleJD=543 (26 Aralık 2006)
LINDBERG, Kirşten ve diğerleri. "Emerging Organized Crime in Chicago".
Intemational Review of Law Computers. Technology. Volume
12. Number
2.
https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/taylorandfrancis.
metapress.com/content/9t8ngj26g4f67511/fulltext.pdf
(13
Ocak
2007)
MC DOUGALL, Andrew De Lotbiniere, "Intemational Arbitration and Money
Laundering" White & Case, April 2006.. http://www.whitecase.
com/
20Money%20Laundering.pdf (5 Ocak 2007)
MİDDLETON, David J. Michael Levi. "The role of solicitors in facilitating
'OrganizedCrime': Situational crimeopportunitiesandtheirregulation.
Crime. Law & Social Change (2004) 42: https://vpn.uludag.edu.tr/
http/0/
www.springerlink.com/content/r657p541j91002kl/fulltext.
pdf (13 Ocak 2007)
MILLER, Kent D. "A Framework for Integrated Risk Management
in
International
Business".
Journal
of
International
Business Studies. Vo. 23. No.2. (2nd Qtr.. 1992). http://links.
jstor.org/sici?sici=0047=2506%28199232%2923%3A2%
3C311%3AAFFIRM%3E2.0.C0%3B2-X. (14 Ağustos 2006)
MORPHY, Erika. "Risk rethought Scenario Shock" Export Today's Global
Business. September/November2001. s. 26. https://vpn.uludag.edu.tr/
http/0/web.ebscohost.com/bsi/pdf?vid= 1 &hid= 101 &sid=8f66e 148all5-47c0-ac4c-76d364ae4bl3%40sessionmgrl03 (11 Mart2006)
MOSE, Darek, Brian H. Kleiner. "The Emergence of Altemative Dispute
Resolution in Business Today". Equal Opportunities International.
Vol 18. Number 5/6, 1999 https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/wvm.
emeraldinsight.com/Insight/viewPDF.jsp ?Filename=html/Output/
Published/EmeraldAbsö-actOnlyArticle/Pdf/0300180510.pdf
(24
Ekim 2006)
NAUGHTON, Tony. Leslie Soon-Lim Chan. "Strategic dimensions of
correspondent banking". International Journal of Bank Marketing.
MCB University Press. 16/4. 1998.
NEAL, Larry. "How it all began: the monetary and financial architecture of
Europe during the first global capital markets. 1648-1815) Financial
History Review 7(2000). Cambridge University Pres. https://vpn.
uludag.edu.tr/http/0/ joumals.cambridge.org/download.php?file=%2
FFHR%2FFHR7_02%2FS0968565000000081a.pdf&code=964d7a
2dff44f365535dflE80e4f96db5 (18 Şubat 2006)
OKAY, Can, "The Drivers of The recent Payment Systems Reforms Globally"
Central Bank Review, Ankara, 2004.
OLÎN, Meike. "Trade-Credit Insurance". Risk Alert. Volume IV. Issue 2. April
2005. Marsh.http://vmw.marsh.com/MarshPortal/resources?id=70a
07de7e79847e69fec0d98ba28110e (Kasım 2006)
ONURSAL, Erkut "Dünden Bugüne Gümrük Mevzuatı". Dış Ticaret
Dergisi. Nisan 2000. http://www.foreigntrade.gov.tr/ead/DTDERGI/
nisan2000/dndenbug.htm (12 Mart 2006)
ONURSAL, Erkut. "Adı ve İçeriği Birbiriyle Tutarsız Bir Kanun: 1567"
Dış Ticaret Müsteşarlığı. Dış Ticaret Dergisi. Temmuz 2002. http://
www.foreigntrade.gov.tr/ead/DTDERGI/temmuz2002/kanun.htm
(28.12.2005)
ONURSAL, Erkut. "Dış Ticaretin Finansmanında Faktoring ve Faktoring'in
Hukuki Çerçevesi" Dış Ticaret Dergisi. Temmuz 2001. http://www.
foreigntrade.gov.tr/ead/DTDERGI/tem2001/faktoring.htm (13 Mart
2006)
ONURSAL, Erkut. "Küçük Bir Maliyet Karşılığında Risklerden Arınmak
Mümkün". Dış Ticaret Dergisi. Özel Sayı. Ekim 2003.. http://www.
foreigntrade.gov.tr/ead/DTDERGI/ozelsayiekim/onursal.htm
(12
Haziran 2006)
ONURSAL, Erkut. "Satış Sözleşmesi Kurallarını Yeterince Biliyor muyuz?"
Dış Ticaret Müsteşarlığı. Dış Ticaret Dergisi. Nisan 2002. http://
www.foreigntrade.gov.tr/ead/DTDERGI/nisan2000/ (13 Mart 2006)
ONURSAL, Erkut. "Ulusal Dış Ticaret Mevzuaü'nın Hukuki Çerçevesi".
Dış Ticaret Dergisi. Ekim 2000. http://www.foreigntrade.gov.tr/ead/
DTDERGI/ekim2000/ulusal.htm (16 Ağustos 2006)
ONURSAL, Erkut. "Uluslararası Ticari Kayıtları Doğru Kullanabiliyor
muyuz?". Dış Ticaret Dergisi. Temmuz 2000. http://www.dtm.gov.
tr/ead/DTDERGI/tem2000/ticari.htm (16 Aralık 2005)
PİŞKİNOĞLU, Arzu. "Operasyonel risk yönetiminde yaşanan gelişmeler".
Active Bankacılık ve Finans Dergisi. Yıl:6. Sayı:33 Kasım-Aralık
2003.
SAKA, Tamer. "Operasyonel risk ölçüm tekniklerine genel bir bakış" Active
Bankacılık ve Finans Dergisi. Yıl:5. Sayı:25. Temmuz-Ağustos
2002.
SAMET, Andrew James. "Trade and the war on terrorism". The Journal of
Commerce Online, http://www.strtrade.com/inthenews/101801.htm
(lOArahk 2006)
SÎDAL, Alpay. "Yüksek risk-yüksek kazanç risk almak ister misiniz?" Active
Bankacılık ve Finans Dergisi. Yıl:4 Sayı: 19. Temmuz-Ağustos
2001.
SPUFFORD, Peter. "From Antwerp and Amsterdam to London: The Decline
of Financial Centres In Europe". De Economist (2006) 154:
143-175.
Springer,
ss.
171-175.
www.springerlink.com/index/
L029615445782670.pdf (12 Ocak 2007)
SUMMERS, Barbara. Nicholas Wilson. "An Empirical Investigation of
Trade Credit Demand". Intemational Joumal of the Economics of
Business. Vol. 9. No.2. 2002. https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/www.
informaworld.com/smpp/
ftinterface-content=a714890771
-fulltex
t=713240930 (2 Ocak 2007)
TRAHAN, Adam. James W. Marquart. Janet Mullings. "Fraud and the
American dream: toward an underdstanding of fraud victimization"
Deviant Behavior. Routledge. Taylor & Francis Group, https://
vpn.uludag. edu. tr/http/0/
taylorandfrancis .metapress. com/content/
18nl41r778212172/fulltext.pdf (13 Ocak 2007)
UNSINGER, Peter Charles. "Meeting ACommercial Need for Intelligence: The
Intemational Maritime Bureau." Taylor and Francis Metapress
https://vpn.uludag.edu.tr/http/0/taylorandfrancis.metapress.com/
content/ ya8xqcmq3 8726962/ Mltext.pdf (13 Ocak 2007)
WELLS, Ron. Global Credit Management: An Executive Summary. Hoboken.
NJ. USA: John Wiley. & Sons. Incorporated. 2004. http://site.ebrary.
com/lib/uludag/Doc?id=10113919&pgg=54 (12 Ağustos 2006)
WODA, Krzysztof "The Analysis of Money laundering Techniques" Cyber
Warfare and Cyber Terrorism (ed. Lech Janczewski, Andrew
Colarik), Information Science Reference, 2007.
WOOD,
Oliver
G..
Journal
(Mar..
Jr. "Evolution
of
Risk
1964).
and
of the
Concept
Insurance.
of Risk".
Vol.
31.
The
No.l.
http://links.jstor.org/sici?sici=0022-
İTO YAYINLARI (2007)
2007-1 Sigortacılık Yasa Tasarısının Getirdikleri
2007-2 İstanbul Tehlikeli Atık Bertaraf Projesi Fizibilite Etüdü
2007-3 Türk Yan Sanayi Borsası Üye Profili Araştırması
2007-4 Kimyasal Ambalaj ve Atıkların Çevreye Etkileri ve Zararlannm
Önlenmesi
2007-5 Türkiye'de Kalıpçılık Sektörünün Bugünü ve Yarını
2007-6 Otomotiv Sektöründe Grup Muafiyeti ve Yeni Dönem
2007-7 KOBİ Borsaları
2007-8 2007 Yılı İndirimli Kuruluşlar Rehberi
2007-9 Kredi Kartı Kullanımının Tüketici Alışkanlıklanna ve Alışverişlerin
Yer, Zaman ve Marka Tercihlerine Etkisi
2007-10 Fiyat İndeksleri
2007-11 Yeni Zelanda İhracat Pazar Araştırması
2007-12 Müzik Eserleri Üzerindeki Telif Hakları ve Uluslararası
Uygulamalar
2007-13 Bilirkişi Bilgilendirme
2007-14 Otomotiv Yan Sanayi Sektörü ve Çin Mallarıyla Rekabet Gücü
2007-15 Hazır Giyim Sektörü ve Çin Mallarıyla Rekabet Gücü
2007-16 Ayakkabı ve Deri Çanta Sektörü ve Çin Mallarıyla Rekabet Gücü
2007-17 Mobilya Sektörü ve Çin Mallarıyla Rekabet Gücü
2007-18 İnşaat Sektörü ve Çin Mallarıyla Rekabet Gücü
2007-19 Konfeksiyon Yan Sanayi Sektörü ve Çin Mallarıyla Rekabet Gücü
2007-20 Ev Tekstili Sektörü ve Çin Mallarıyla Rekabet Gücü
2007-21 Makine Sektörü ve Çin Mallarıyla Rekabet Gücü
2007-22 Oyuncak Sektörü ve Çin Mallanyla Rekabet Gücü
2007-23 Kırtasiye Sektörü ve Çin Mallanyla Rekabet Gücü
2007-24 Züccaciye Sektörü ve Çin Mallanyla Rekabet Gücü
2007-25 Türkiye Pirinç Piyasasının Sorunları ve Çeltik Üretim Potansiyeli
2007-26 Lisanslı Depoculuğun ve Teslimata Bağlı İşlemlerin Türkiye Tarım
Ürünleri Piyasasına ve Vadeli İşlemlere Olası Etkileri
2007-27 Küreselleşen Ekonomi İçerisinde Ortaya Çıkan Yeni Dağıtım
Kanallan: Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri
2007-28 Ülkemizde Atık Yönetimi İdaresine İlişkin Düzenlemeler ve
Kazançlı Çevre İdaresi
2007-29 Enerji Sektörünün Geleceği, Altematif Enerji Kaynakları ve
Türkiye'nin Önündeki Fırsatlar
2007-30 100 Sorada Mortgage Uygulamaları
2007-31 Rami Gıda Toptancılarının Rekabet Gücünün Geliştirilmesi
2007-32 Ekonomik Göstergeler
2007-33 Türkiye'de Şeker ve Şekerpancarı Üretiminde Kota Sistemine
Geçiş, Bugünkü Duram ve Geleceği
2007-34 İstihdam Perspektifinde AB Sürecinde Türk Tarımının Genel
Somnları ve Çözüm Önerileri
2007-35 Müzakere Süreci ve AB Müktesebatma Uyumun İş Dünyasına
Etkileri
2007-36 Türkiye'de Kummsal Sosyal Sommluluk Anlayışının Gelişiminde
Meslek ve Sivil Toplum Kumluşlan
2007-37 İstanbul'un Rekabetçi Sektörleri
2007-38 Osmanlı Misafirperverliği ve Avmpa'daki Yankıları
2007-39 l.İTO Tekstil Şurası
2007-40 İsviçre Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu'nun Alınışının 80.Yılı
2007-41 Yeni Müşteri
2007-42 Eski Eser Binaların Yapımında Yaşanan Bürokratik Zorluklar
2007-43 Rakamlarla Türkiye Ekonomisi
2007-44 Turkey in Figures
2007-45 Intemational Commercial Arbitration Law Comparative Survey
2007-46 Asgari Ücrette Esnek Modelleme: Bölgesel Asgari Ücret Yaklaşımı
2007-47 Avrupa Birliği'nin Türk KOBÎ'lerine Yönelik Programları Rehberi
2007-48 Nasıl E-ticaret Yapılır?
2007-49 Yargıtay Kararları Işığında Sorularla 4857 Sayılı İş Yasası
2007-50 Avrupa Birliği Fonları ve Türkiye'nin Kullanım Koşulları Rehberi
2007-51 Türkiye İçin Model Olabilecek Ülkelerde Uygulanan Teşvik
Uygulamaları ve Ülkemize Uygulanabilirliği
2007-52 İstanbul'un Ekonomik ve Sosyal Göstergeleri
2007-53 Social and Economie Indicators of İstanbul
2007-54 Başarılı İhracatçılar'2006 (kitap+cd)
2007-55 Türkiye ve Avrupa Birliği'nde Sermaye Şirketleri Reformu
2007-56 Elektronik İmza ve Uygulamaları
2007-57 Küreselleşme Sürecinde Refah Devleti
2007-58 Tarım Envanteri ve Altematif Ürünler Geliştirilmesi
2007-59 Başarıh Vergi Mükellefleri 2006
2007-60 İstanbul Ticaret Odası: görev ve hizmetler
2007-61 Risk Sermayesi Finansman Yönetimi
2007-62 Dünyada ve Türkiye'de Akıllı Tekstiller
2007-63 2006 Yılı İstanbul Küçük Sanayi Kapasite Kullanım Araştırması
2007-64 İntemet Üzerinde Güvenlik Sorunları ve Güvenli Ticaret Yapmanın
Yolları
2007-65 Ekonomik Rapor
2007-66 Porselen, Seramik Sofra ve Süs Eşyasında Portekiz Ömeği
2007-67 Turkey Your Business Partner
2007-68 Gümrük Birliği'nin Getirdikleri ve Götürdükleri: Dış Ticaret
Vergileri ve İhracat Gelirleri Analizi
2007-69 Türkiye'de Turizm Ekonomisi
2007-70 Elektronik İmza Uygulamasmm Mobil Sistemler Üzerinde
Kullanımı
2007-71 Tekstil Aksesuarları Sektörünün Sorunları ve Çözüm Önerileri
2007-72 Jenerik İlacın Önemi ve Sorunları
2007-73 Dünden Bugüne İstanbul'un İşgücü ve İstihdam Yapısı
2007-74 Ekonometrik Rekabet Modelleme, Pazar Tepki Analizi ve Talep
Tahmini
2007-75 Economic Report
İTO YAYINLARI (2008)
2008-1 Türkiye'nin Küreselleşmesi Fırsatlar ve Tehditler (3 cilt)
2008-2 İnternet Üzerinde Hukuki Yükümlülükler Bilişim Suçları
2008-3 Avmpa Birliği'ne Uyum Sürecinde Otomotiv Sektörü Rehberi
2008-4 Türkiye'de KOBİ'lerin BASEL Il'ye Uyum Süreci ve Öneriler
2008-5 Orta Asya'da Girişimcilik: Fırsatlar, Soranlar ve Çözüm Önerileri
2008-6 Lonca'dan Oda'ya Nadir Eserler Katalogu
2008-7 Organik Pamuk ve Tekstil Sanayii
2008-8 İş Dünyasına Yönelik Bilgi Merkezleri
2008-9 İstanbul Ticaret Odası Görev ve Hizmetler
2008-10 Uluslararası Hizmet Ticaretinde Gelişmekte Olan Ülkeler ve
Türkiye
2008-11 İstanbul'da Şiddet ve Şiddetin Sosyolojik Arka Planı
2008-12 İhracat Yönelimli Yabancı Yatırım Ortamı: Karşılaştırmalı Bir
Analiz ve Politika Önerileri
2008-13 AB ve Diğer Uluslararası Birlikler ile İlişkilerde Türkiye'nin
Seçenekleri (2 cilt)
2008-14 Yöneticilerin Toplantı Yönetimi Becerileri ve Çalışanların
Kararlara Katılma Düzeyleri Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
2008-15 Yöneticilerin Liderlik Stilleri, Değişim Yönetimi ve Ekip Çalışması
Arasındaki İlişkilerin Çok Yönlü Olarak Değerlendirilmesi
2008-16 Kozmetik, Güzellik ve Itriyat Sektörünün Sorunları, Çözüm
Önerileri ve Geleceği
2008-17 Fiyat İndeksleri
2008-18 Öğrenci Yönetmeliği
2008-19 Yeni Başlayanlar İçin Tüccarlığın Prensipleri
2008-20 Dersaadet / İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası'nda Kayıtlı Olan
Banker, Tüccar ve Komisyoncuların İsimleri
2008-21 İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası Mecmuası
2008-22 Sigortacılık Yasası, Yeni Yönetmelikler, Yeterlilik Belgesi ve
Levhalar
2008-23 Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere Yönelik Vergi Teşvik Politikası
2008-24 Küreselleşme Sürecinde Rekabet Gücünün Artmlması ve
Türkiye'de KOBİ'ler
2008-25 Sigorta Sektörünün, Sigorta Düzenleme ve Denetleme Yasasından
Beklentileri ve Vergi Problemleri
2008-26 Türkiye'de Sınır Ticaretinin Gelişimi ve Mevcut Durumu
2008-27 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Eksik ve Aksak Yönleri
ile Tadiline İlişkin Çözüm Önerileri
2008-30 Solvent ve Baz Yağların Kullanımına Yönelik Karşılaşılan Sektör
Sorunları
2008-31 Enerji ve Çevre Uyumu
2008-32 Dünyada Türkiye ve İstanbul (Broşür)
2008-33 Turkey & İstanbul in the World (broşür)
2008-34 Türkiye'de Kongre Turizmini Geliştirme İmkanları
2008-35 Sahra Altı Ülkeleri Pazar Araştırması: Senegal, MaH, Fildişi Sahih,
Gana
2008-36 Avmpa Birhği Vergi Sisteminde Gehşmeler
2008-37 Osmanlı MisafirperverUği ve Avrupa'daki Yankıları (2.baskı)
2008-38 20 Soruda Reach: AB'nin Yeni Kimyasallar Stratejisi
2008-39 Mikroenerji santralleri
2008-40 AB ve Türkiye'de Sosyal Diyalogun Gelişimi
2008-42 Milano Ulusal ve Uluslararası Tahkim Odası Tahkim Kuralları
2008-43 Makro Ekonomik Göstergeler
2008-44 Kamu İhale Kanunu'na Göre Sağlık ve İnşaat Sektörlerinde Teklif
Hazırlama ve Sözleşme Yönetimi
2008-45 Rakamlarla İstanbul Ekonomisi
2008-46 istanbul in Figures
2008-47 Rakamlarla İstanbul Ekonomisi (Arapça)
2008-48 Rakamlarla İstanbul Ekonomisi (Rusça)
2008-49 Türk Yan Sanayi Borsası Üye Profili Araştırması
2008-50 Türk Bankacılık Sektöründe Yabancılaşma: Risk mi, Fırsat mı?
2008-51 Uluslararası Finans Merkezi Olarak İstanbul'un Yapılanması ve
Finans Kümelenmesi
2008-55 İstanbul'da Gayrimenkul Pazarı
2008-57 Türkiye'de Katılım Bankacılığı
2008-59 Türkiye'de Yaym Hayatı (Türkçe)
2008-60 Türkiye'de Yayın Hayatı (İngilizce)
2008-61 Türkiye'de Yayın Hayatı (Almanca)
•
Kasım itibariyle.
Not: 2004 yılı ve sonrası çıkan bütün yayınlarımıza internet sitemizden
tam metin olarak ücretsiz ulaşılabilmektedir.
Download

1 - ITO