Furkan Güven TAŞTAN
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi
ANAYASA HUKUKU
DERS NOTLARI
Ankara 2011
Anayasa Hukuku – Yrd. Doç. Dr. Ozan Ergül
Hafta: 01-02-03-04
Hukuk: Sosyal ilişkileri düzenleyen müeyyidelere bağlanmış kurallar bütününe hukuk denir.
Hukuk kuralları bir müeyyideyi öngörür. Müeyyide cebren (zora başvurarak) olabilir ve bu
meşru bir güç kullanımıdır.
İnsanın sosyal bir varlık olması ve sosyal ilişkilerin düzen içinde yürüme gerekliliği hukukun
ortaya çıkma gerekçelerindendir.
Hukuktan başka toplumsal ilişkileri düzenleyen kurallar vardır. (Örf, ahlak, din kuralları…)
Bu kurallarda da müeyyideler vardır; ancak diğer kuralların uyguladığı müeyyideler hukuk
kuralları gibi kapsayıcı değildir. Bu duruma örnek olarak örf ve adet kurallarına uyulmaması
halinde toplumdan dışlanma, ahlak kurallarına uyulmaması halinde vicdan azabı çekme, din
kurallarına uyulmaması halinde yaptırımın öte dünyada uygulanması örnek verilebilir.
Dolayısıyla hukuk kurallarının gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Yerel kurallar devletin kurallarınca (hukuk kuralları) ikincildir ve bunları uygulayanlar
cezalandırılır.
Anayasa: Normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan ve diğer yasalara kaynaklık eden hukuk
kurallarının toplamıdır.
Anayasa Hukuku: Devletin temel organlarının kuruluş, işleyiş, uluslar arası ilişkileri ve
temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen hukuk kurallarını inceleyen bir hukuk dalıdır.
Anayasa Hukuku
Klasik Anayasa Hukuku
(Kurumsal)
Devletin temel
organlarının kuruluşu
Devletin temel
organlarının işleyişi
Devletin temel
organlarının birbirleriyle
olan ilişkileri
Temel Hak ve Özgürlükler
Birey - Devlet ilişkileri
Bireyin devletten neyi
talep edebileceği (Hak)
Bireyin neyi ne ölçüde
yapmakta serbest olduğu
(Özgürlük)
1
Anayasa
Kanun
Tüzük
Yönetmelik, yönerge tebliğ vs..
Normlar Hiye rarşisi: Bir hukuk düzeninde mevcut olan, anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik
gibi normların dağınık ve rastgele değil bir altlık-üstlük ilişkisi içinde bulunmasıyla oluşan
piramide normlar hiyerarşisi denir. Piramitte altta bulunan normlar, üstte bulunan normlara
uygun olmalıdır. Örneğin; kanunlar anayasaya uygun olmalıdır. Tüzükler, hem kanunlara hem
anayasaya, yönetmelikler ise hem tüzüklere hem kanunlara hem de anayasaya uygun
olmalıdır Bu teori Hans Kelsen’in teorisidir.
— Kanunların anayasaya uygun olup olmadığını anayasa mahkemesi denetler.
— Kanunları meclis çıkarır. Çıkarılan kanun anayasaya uygun değilse anayasa
mahkemesi o kanunu iptal eder.
— Kanun bakanlar kurulundan gelirse tasarı adını alır.
— Milletvekillerinden gelen kanuna teklif adı verilir.
— Anayasa metninde sadece maddeler vardır. Kanunlar anayasada yer almazlar.
— Yönetmeliklerin, yönergelerin, tebliğlerin hukuka uygunluğunu idari yargı denetler.
— Anayasa mahkemesinin meşruluğu Anayasanın üstünlüğü ilkesiyle ilişkilidir.
2
Anayasa Türleri
1. Yazılı Anayasa
Yazılı – Yazısız Anayasa Ayrımı
Kendisine anayasa denilen ve bu anayasa içinde olması düşünülebilecek hukuk kurallarının
yetkili bir organ tarafından belirli bir belge içinde toplanan, diğer kanunlardan daha üstün
olan yazılı belgeye denir.
— Anayasanın üstünlüğü açısından yazılı olması önemlidir, avantajlıdır.
— Temel hak ve özgürlükler ve belli ilkelerin uygulanması açısından yazılı olması önemlidir.
— Anayasanın yazılı olması onun kalıcılığını ve güvenilirliğini sağlar.
— Anayasanın yazılı olması kuralların yorumlanmasını mümkün kılmaktadır.
— Anayasanın yazılı olması devlete hukuk devleti vasfını kazandırır.
— Yazılı kuralların varlığı hukuki güvenilirliği sağlar.
2. Yazısız Anayasa (Teamüli Anayasa)
Yazılı bir metne sahip olmayan anayasaya demektir. Yazısız anayasayı devletin temel
organlarının kuruluş ve işleyişi konusunda eski zamanlardan beri sürekli olarak tekrarlanan
ve bağlayıcı olduğuna inanılan ayrıca uyuşmazlık halinde hukuk düzeni tarafından
müeyyidelendirilen kurallar bütün olarak tanımlayabiliriz.
Teamül: Davranış kalıpları, tutum. Teamül oluşabilmesi için ilk olarak hukuk düzeninin uzun
bir süre ve kesintisiz olarak uygulanması gerekir. İkinci olarak sürekli tekrarlanan davranış
kuralının zorunlu bir kural olduğu yönünde toplumsal biri inanç olmalıdır. Ve son olarak bu
kuralların toplumda bir yaptırımı olmalıdır. Teamülleri örf ve adet kurallarından daha üstün
niteliktedir. Anayasa seviyesindeki yazısız kurallar haricinde hiçbir yazısız kuralı teamül
olarak adlandıramayız. Teamüller yazılı hukuk kuralı olmadığı durumda geçerlidir.
Anayasa maddelerinden bazılarında teamüller kısmen etkili olabilir. Mesela 1923
anayasasında ‘Meclis her yıl kasım ayının başında toplanır.’ der kasım ayının başı teriminden
biri, ikisi , ilk haftası vs. anlayabiliriz. Ama uzun yıllardan beri ayın birinde toplandığı için bu
kanun teamüli bir nitelik kazanmıştır.
Yazısız anayasa sisteminde bazı kurallar yazılı belgelerde bulunabilir. Ancak bunlar anayasa
kuralı değildir.
Örnekler: İngiltere
Elle tutulabilecek yazılı bir anayasası yoktur. Teamülleri bu konuda etkin rol oynar. Ayrıca
teamülleri belirleyen kilometre taşları vardır:
— 1689 – Bill Of Rights: Parlementoya yasama yetkisini tek başına tanımıştır. Öncesinde bu
yetki monark ve parlementoya aittir.
— 1715 – Manga Carta
— 1911 – Parliament Act
— 1999 – Human Rights Act: Milletlerarası antlaşmanın iç hukuka dahil edilmesi. Uluslarası
Denetim Mekanizması
Ayrıca 1707’den beri İngiliz kraliçesinin bir kanunu parlementoya geri göndermemesi,
başbakanın avam sınıfından olma şartı İngiliz teamüllerine örnek gösterilebilir.
İsrail: Tartışmalı kabul edilen yazısız anayasası vardır. Laikler ve Yahudi Şeriatı yanlıları
anlaşamamakta anlaşma yaparak 4 temel kanun çıkarmıştır. Bu temel kanunlar anayasa
mertebesine yükseltilerek bir nevi anayasa görevi görmektedir.
Ye ni Zelenda: İngiltere teamüllerine benzer bir gelenek vardır.
3
Hukuki pozitivistler teamüllere karşıdır.
Bir anayasa sisteminde teamüller yazılı kurallara aykırı olamaz. Yani yazılı anayasa,
teamüllerden üstündür.
4
4 Ekim 2010, 14:00-16:00
Maddi Anlamda Anayasa
Şekli Anlamda Anayasa
‘Hangi kural anayasa kuralıdır?’ sorusu maddi-şekli ayrımını yapmamızı sağlayan kilit
sorudur.
Kilit soruya cevap ararken kuralın
Kilit soruya cevap ararken hukuk kuralının
nerede yer aldığına değil, kuralın
biçimine, nerede yer aldığına bakıyorsak ve buna
muhtevasına bakıyorsak ve buna
göre anayasa olup olmadığını belirliyorsak bu, şekli
göre anayasa olup olmadığını
anlamda anayasa seçimidir. Yani şekli anlamda
belirliyorsak bu maddi anlamda
anayasada kurallar anayasa dediğimiz normlar
anayasa seçimidir. Maddi anlamda
hiyerarşisinde en üstte bulunan kanunlardan farklı
ve daha zor bir usulle konup değiştirilen hukuk
anayasada kuralların neyi
kurallarında bulunması anayasa kuralı olması için
düzenlediğine bakılır.
yeterlidir.
Temel hak ve özgürlükler, devletin
Şekli anlamda anayasaya üstünlük vermek gerekir.
kuruluşu, işleyişine yönelik kurallar,
Bu anayasanın üstünlük ilkesine dayanır. Çünkü
devletin şekli, hükümet şekli, devlet
organlarının yetkileri maddi anlamda anayasanın üstünlüğü ilkesinin devamı için
anayasanın değiştirilmesi güçleştirilmelidir.
anayasanın içeriğini oluşturur.
Türkiye’de bugün için geçerli olan şekli anlamda
“Seçim yasaları bir anayasa
kuralıdır.” Dersek maddi kritere göre anayasadır.
bir ayrım yapmış oluruz.
Ayrıntılı Anayasa
Çerçeve Anayasa
Bu iki tip anayasanın ayrımını yapmak için sorulması gereken soru şudur: “Düzenlediği,
içerdiği konuları nasıl ele alıyor?”
Örnek olarak Hindistan anayasası verilebilir. Örnek olarak ABD ve İskandinavya ülkeleri
Yaklaşık 300 sayfadır. T.C. anayasa metni de anayasaları gösterilebilir. Bu tip anayasada
bu tip anayasaya girebilir. Bu anayasa modeli genel bir çerçeve çizilir. ABD anayasa
kazuistik yöntemle her duruma ve her şeye
hazırlayanlardan biris ABD’ye yerleştirdiği
ilişkin hukuk kuralları içerir. Bu tip anayasa
bu anayasayla ilgili şöyle demektedir: “İyi
seçmenin sebepleri Yasama organına olan
anayasa, değiştirilmesine en az ihtiyaç duyan
güvensizlik ve temel hak ve özgürlükleri
anayasadır.” Bu tip anayasada yasama
güvence altına almaktır. Bu tip anayasa
organına güven vardır. Hakimin hukuku
değiştirilirken maddeler değiştirilir.
yaratma yetkisi kısıtlanmaz. Çerçeve anayasa
değiştirilirken maddeler eklenir.
Katı Anayasa
Yumuşak Anayasa
Bu iki tip anayasanın ayrımını yapmak için sorulması gereken soru şudur: “Anayasa nasıl
değiştiriliyor?”
Anayasa yapıcısı tarafından değiştirilmesi zor şartlara
Anayasa sıradan,alelade
bağlanan anayasalardır. Birkaç örnek dışında yazılı anayasalar yasalar gibi değiştiriliyorsa
katı anayasadır. Bunu sağlamak için çeşitli yöntemlere
yumuşak anayasadır. Bu
başvurulabilir:
yumuşaklığı kendi içinde de
o Anayasa değişikliklerinde salt çoğunluk (%50 + 1)
barındırabilir. 1963
yerine nitelikli çoğunluğu (3/5, 2/3, 3/4) kullanmak.
Singapur Anayasası buna
5
o Referandumlara asgari katılım şartı koymak.
o Anayasayla ilgili sure yasağı koymak: 5 yıl, 10 yıl
o Dönem yasağı: Savaş döneminde, krala vekalet
durumunda değiştirilemez gibi… (Cumhurbaşkanına
vekalet durumunda anayasa değiştirilemez. Belçika ve
Fransa’da buna benzer bir norm vardır.)
o Değiştirilmez hükümler eklemek.
o (11 Ekim 2010)
1961 Anayasasında 9. Madde: Devlet şeklinin Cumhuriyet
olduğu değiştirilemez.
o 1982 Anayasasında 4. Madde: İlk üç madde
değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
o Anayasa koyucu: Anayasa M. Kanun değişikliklerini
denetler
A.Y.M: Anayasa değişikliği de bir kanun değişikliğidir.
Anayasa koyucu: Anayasa değişikliklerinde sadece şeklen
denetim yapılır.
A.Y.M: Cumhuriyet’in nitelikleri de şekil bakımından
denetime girer.
Anayasa koyucu: Kanunların şeklen denetlenmesi sadece
oylamayla ilgilidir.
o Anayasa değişiklikleri, kanunlardan farklı olarak 2
defa görüşülür. » Şekil yönünden içeriğin kapsamını
belirlemiş ve uzun süre uygulanmıştır.
örnek gösterilebilir. Susarak
yumuşak anayasa olduğunu
anlatmaya çalışan
anayasalarda vardır. 1848
İtalyan anayasası bu grup
içindeki anayasalardandır.
Yazısız anayasalar yumuşak
anayasadır. Anayasanın
sıradan yasalar gibi
değiştirilmesi anayasanın
üstünlüğü ilkesini sözde
bırakır.
6
11 Ekim 2010, 14:00-16:00
Kurucu İktidar
Asli Kurucu İktidar:
- Hukuk dışıdır.
- Sınırsızdır.
Tali Kurucu İktidar:
- Hukuk içidir.
- Sınırlıdır.
Kurucu iktidar: Anayasa yapan ve anayasayı değiştiren iktidardır.
Asli Kurucu İktidar: Yepyeni bir anayasa meydana getiren iktidardır. Bu iktidarın
sınırsızlığı o dönemin siyasi ve sosyal şartları çerçevesindedir. Zira bu anayasa da asgari
düzeyde halka hitap etmek zorundadır. (1961 ve 1982’de Cumhuriyet’in niteliklerinin çok
ciddi sapmaya uğramaması gibi.) Bu iktidarın hukuk dışı oluşu demek, herhangi bir hukuk
kuralına bağlı olmamasını ifade eder. Asli kurucu iktidar yeni bir anayasa yapmadan önce
varsa mevcut anayasayı ilga ederek ve hukuk boşluğu oluşturarak yeni bir anayasa sürecine
girişir.
Asli kurucu iktidar, genellikle iktidar boşluğu durumunda ortaya çıkar. Bu durumlar
olağanüstü durumlar, şartlardır.
— Askeri darbeler sonucunda ortaya çıkabilir. (1960, 1980) [Coup d’Edat » Askeri müdahale
(Fr.)] Güney Afrika ülkeleri, askeri güçlerin anayasalarıyla düzenini sağlamaktadır.
— Devlet sömürge, müstemleke durumundayken bağımsızlığını kazanmış olabilir. Bunun
neticesinde Asli Kurucu İktidar ortaya çıkar.
— Halk ayaklanması yoluyla bağımsızlık kazanılmış olabilir.
— Bir devletin çöküp, yerine yeni ülkeler kurulması durumunda ortaya çıkabilir.
— Savaştan sonra yeni bir devlet kurulabilir ve yeni bir anayasa hazırlanır. II. Dünya
Savaşı’ndan sonra Fransa, Japonya, Almanya gibi ülkeler yeni anayasalar yapmışlardır.
Tali Kurucu (Türev) İktidar: Anayasayı değiştiren iktidardır. Konu sınırı, süre yasağı sınırı,
biçim sınırı dolayısıyla tali kurucu iktidar sınırlanabilir. Tali kurucu iktidar mevcut anayasayı
değiştirdiği için hukuk içidir. Önceden konulmuş kurallara bağlıdır. Onu esas alarak
anayasayı değiştirir. Dolayısıyla sınırlıdır.
Akla gelen ilk sorulardan birisi şudur: “Tali kurucu iktidar anayasayı bütünüyle değiştirebilir
mi?” Bazı ülkelerde mevcut yapıya dair değerler değiştirilemez maddelerle korunmaktadır.
Bu halde anayasa bütünüyle değiştirilemez. Değiştirilemez maddelere sahip olmayan
ülkelerde, anayasalar bütünüyle değiştirilebilir; ancak bu halde dahi tali kurucu iktidar, asli
kurucu iktidar olamaz. Çünkü anayasa tümüyle değiştirilse dahi eski anayasa metninin
öngördüğü şekilde değiştirilir
Tali kurucu, hukuk kurallarına bağlı olarak anayasayı değiştirdiği için hukuk içidir. Biçimsel
kurallara bağlı olduğu için de sınırlıdır.
Çağdaş anayasa düşüncesi iktidarı sınırlama amacıyla ortaya çıkmıştır.
1) Hukukun üstünlüğü
2) İktidarın bölünmesi (güçler ayrılığı). Anayasa, milletin güç aktarımını belirler. Hangi
kamusal güç ne kadar güç kullanacak.
Anayasa paradoksu: Anayasa yaparak iktidarı sınırlamaya çalışan halk, aslında böylelikle
kendini sınırlamış olur. Çünkü mecliste temsil edilen iktidar, halkın oylarıyla seçilmiştir.
AYM. E 2008/6, K 2008/116, K.T. 5.6.2008
7
AYM. E 2010/49, K 2010/17, K.T. 7.7.2010
Anayasa mahkemesi bu iki kararla anayasa değişikliğini iptal etmiştir. Dolayısıyla Tali
kurucu iktidarların sınırlarını bazen de AYM kararları belirler. Karar tarihinde resmi gazetede
yayınlanmayabilir.
‘E’ harfi esas numarasını, ‘K’ harfi karar numarasını yıl bazlı gösterir. Bu numaralandırmayı
A.Y.M genel sekreterliği yapmıştır. Karar tarihi ve resmi gazetede yayınlanma tarihi aynı
değildir. Çünkü kararın gerekçesinin yazımı üç hafta, beş ay, yedi yıl gibi süreler olabilir.
8
12 Ekim 2010, 9:00-11:00
Anayasa Yapım Yöntemleri
Monokratik
Monarşi yönetiminin olduğu yerlerde uygulanmıştır.Asli kurucu
iktidar tek hükümdara ya da hükümdarın paylaştırdığı güç
odaklarına aittir. Bu yapım sürecinde halkın katılımı yoktur.
Ferman tipi
Misak tipi
Örnekler
o 1814 Fransız Şartı
o 1931 Etiyopya anayasası
o 1876 Kanun-i Esasi
Bu tipteki anayasa yapım
sürecinde tek taraflı iradenin
belirtilmesi esastır. Halka
haklar bahşetmesi,
lutfetmesi aslında monarkın
çıkarları gereğidir. M onark
bu tipteki bir anayasa yapım
sürecinde kendi iktidarını
kurumsallaştırmak
istemektedir.
Bu tipteki anayasa yapım
süreci bazı zamanlar meşruti
monarşiye geçişin ön
aşaması olabilir.
M isak, sözleşme demektir.
Belli güç odaklarının
monarkla uzlaşarak bir
anayasa yapması sürecidir.
Dolayısıyla iki taraflı
iradenin olduğu kabul
edilir. M isak tipi
bağlayıcıdır. Caymak kolay
değildir. Çünkü sözleşme
niteliği taşır.
Örnekler
- 1808 Sened-i İttifak
- 1215 M agna Carta
Libertium
- 1689 Bill Of Rights
- 1850 Prusya Anyssı
Demokratik
Demokratik sistemlerde asli kurucu iktidar halka aittir.
Halk egemenliği veya milli egemenlik bağlı anlayışına
bağlı olabilir.
Kurucu Meclis
Kurucu
Tarihteki ilk demokrat ik Referandum
anayasaları ortaya koyan
meclislerdir.Kurucu
meclis millet adına irade
sahibidr, iradesi hukuken
millet iradesi olarak
kabul edilir. Do layısıyla
aldığı kararlar halk
oylamasına sunulmaz.
Convansion: A merika
tipi kurucu meclis. Bu
meclisin tek b ir amacı
vardır, o da anayasa
yapmakt ır. (1789 A BD
Anayasası )
Fransız ti pi: Meclis hem
günlük işlerini (yasama,
uluslar arası ilişkileri
imzalama) hem de yeni
bir anayasa yapma
görevini üstlenmiştir.
Kuruculuk ifadesi,
anayasayla alakalı bir
terimd ir. Halkın
oylarıyla yeni bir
anayasanın kabul
edilmesi bu süreci
oluşturur.
Taslak metni bu
süreçte de birileri
(meclis vs.) tarafından
hazırlanarak halka
sunulur.
En demokratik yöntem: Kurucu meclis + Kurucu Referandum. Çünkü halkın bir araya gelip
anayasa çıkarması mümkün değildir. Anayasa yapıldıktan sonra halkın eve ya da hayır
şeklinde oylaması en ideal yöntemdir.
Halkın Katılımı ve Temsili
(-) Yok
İç Empoza (Dayatma):
İçteki güçlerin anayasayı
dayatmasıdır. Buna örnek
olarak Ferman tipi
anayasaların bir kısmını
vermek mümkündür. 1814
Fransız Şartı, 1215 M agna
Carta Libetium,1808 Senedi İttifak. Bazende ülkedeki
bulunan askeri güç
anayasayı yapar. Bu küçük
askeri güç cunta’dır.
Türkiye’de 1961 ve 1982
anayasaları bu yolla yapılan
anayasalardır.
Dış Empoze (Dayatma): Dıştaki güçlerin
anayasayı dayatmasıdır. Japonya ve
Almanya’nın II. Dünya savaşından yenik
çıkmalarından sonra galip devletlerden
ABD’nin onlara yeni anayasaya dayatması
örnek gösterilebilir. Özellikle Japonya’da,
Almanya’da olduğu gibi anayasa
hukukçularının birikimli olmaması
Amerika’nın Japon anayasasına daha
kolay müdahil olmasına neden olmuştur.
Irak’taki anayasanın yine Amerika
tarafından yapılması, soğuk savaş
ülkelerinin bir kısımlarının anayasaları
buna örnektir. Soğuk savaş sonrası
çıkarılan Bosna-Hersek anayasası buna
örnek verilebilir.
(+) Var
Demokratik bir anayasa sürecinden
bahsetmemiz mümkündür.
Yapım süreci:
1. Anayasa yapıcılarının belirlenmesi
2. Anayasanın kaleme alınması
3. Anayasanın yürürlüğe girmesi
En demokratik olan süreç » Kurucu
meclis + Kurucu referandum’un
birlikte bu sürece katıldığı süreçtir.
9
Halkın Temsili ve Katılımının Var Olduğu Durumlarda
Anayasa Yapım Süreci
1- Anayasa Yapıcılarının Belirlenmesi
Halkın bir araya gelip anayasa yapması mümkün olmayacağı için bu işin ustası olan kişilerden
anayasa yapıcıları belirlenmelidir. Bu anayasa yapıcıların da demokratik yollarda belirlenmesi
gerekir. Ve bu şekilde belirlenirken bazı ilkelere uyma gerekliliği vardır. Bunlar:
Genel Oy İlkesi: Türkiye Anayasasının 67. maddesine göre uyulması gerekene bir ilkedir. Bu
ilkeyi şöyle açıklayabiliriz. Bütün halk söz sahibi olmalıdır. Hiç kimse dil, din, ırk, cinsiyet,
zenginlik, fakirlik gibi durumlarınca ayırt edilemez ve oy kullanmaktan mahrum bırakılamaz.
Ama halk için ve sağlıklı oylama yapılması için bazı sınırlar olabilir. Mesela bizim
anayasamızdaki Türk vatandaşı olma 18 yaş şartı, seçmen kütüğüne kayıtlı olma şartı buna
örnek gösterilebilir. Ama mesela Hollanda’da oy kullanmak için vatandaşlık şartı yoktur.
Eşit Oy İlkesi: Herkesin tek bir oy hakkına sahip olmasıdır. Bu problem günümüzde
karşımıza çıkmamaktadır.
Seçmenlerin Adil ve Serbestliği İlkesi: Bu ilke doğrultusunda seçime katılan adayların eşit
koşullarda yarışması gerekir. Serbest seçimden kastedilen ise seçmenlere herhangi bir baskı
yapılmaması ve kararlarını özgürce verebilmelidir.
2- Anayasanın Kale me Alınması
Anayasalar kaleme alınırken demokratik olmalıdır. Ve iki üslup kullanılır. Bunlar çatışmacı
ve uzlaşmacı üsluptur. Anayasalar belirlenirken özgür çalışma ortamlarında herkes fikrini
özgürce söyleyebiliyorsa bu uzlaşmacı üslupla yazılan anayasadır. Ancak tam tersi olarak
herkesin kendi fikrini savunamadığı ortamlarda çatışmacı üslup hakimdir. Demokratik olan
elbette uzlaşmacı üsluptur.
3- Anayasanın Yürürlüğe Girmesi
Demokratik bir şekilde anayasa yapıcıların belirlenmesinden ve anayasanın kaleme
alınmasından sonra yine anayasa demokratik bir şekilde yürürlüğe girmelidir. Bu da halkın
iradesi göz önüne alınarak sağlanır. Yani: Kurucu Meclis + Kurucu Referandum
10
14 Ekim 2010, 14:00-16:00
1961 ve 1982 Anayasalarının Hazırlanış Sürecinin Değerlendirilişi
Benzerlikler:
o İkisi de askeri darbe ürünüdür. (27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1982)
o İki anayasa da hazırlanırken iki kanatlı yapıdan yararlanılmıştır.
1961 » Milli Birlik Komitesi (askeri) - Temsilciler Meclisi (sivil)
1982 » Milli Güvenlik Konseyi (askeri) – Danışma Meclisi (sivil)
o İki anayasa da halk oylaması neticesinde yürürlüğe girmiştir.
Farklılıklar:
o 1961 Temsilciler Meclisiyle 1982 Danışma Meclisi arasında yapısal farklılıklar vardır.
1961 yılı Temsilciler Meclisinde bazı siyasi gruplar temsil edilme fırsatı bulmuştur. (DP
yoktur. Çünkü bu darbe DP’ye karşı yapılmıştır. DP’nin iktidarının son zamanlarında
çoğunlukçu demokrasi düşüncesi, bunda etkili olduğu savunulabilir.) 1982 Danışma
Meclisi’nde hiçbir siyasi görüş yoktur. Hiçbir siyasi partiye bulaşmamış insanlar bu
meclise alınmıştır.
o Kanatlar arası ilişkiler bakımından da farklılıklar mevcuttur. 1961 anayasasında zamane
şartlarında nispi bir ‘özgürlük’ ortamı varken, 1982 anayasasında MGK’nın otoritesi
vardır. 1982 Anayasası hazırlanış sürecinde sivil kanat çok fazla, hatta hiç sesini
çıkaramamıştır. Kanatlar uzlaşamadıkları takdirde 1961’de ortak bir komisyon
kurulurken, 1982’de MGK son sözü söylemektedir.
o 1961 anayasasında referandumun kabul edilmemesi halinde yeni bir temsilciler
meclisinin kurulacağı kanunda yazılıdır. 1982 anayasasında bu tip bir metin yoktur.
Belirsizdir.
o 1982 anayasası için yapılan referandum, eklenen alakasız bir maddeyle Kenan Evren’i
de cumhurbaşkanı yapmıştır.
o Genel olarak 1961 anayasası 1982’ye göre, daha özgür bir ortamda oluşturulmuştur.
İnsanların 1961 döneminde propaganda yapma imkanı kısıtlı da olsa vardır. 1982 bu
anlamda baskının egemenliğinin daha çok olduğu bir ortamda oluşturulmuştur. 1961
anayasası ideale daha yakındır.
Plebisit: Referanduma benzeyen bir kavramdır. Ancak ampirik gözlemler bu iki kavramın
birbirinden farklı olduğunu ortaya koymaktadır. İkisi de halka sorma aracı olmasına rağmen
referandum demokratik bir araçtır. Plebisit halk iradesini bir amaç olarak değil araç olarak
kullanır ve gayrimeşru iktidarın gücünü halk iradesiyle meşrulaştırır, pekiştirir. Örnek olarak
Napolyon Bonapart verilebilir. (Bonapartist Anayasacılık) Yani, plebisit, referandumun
yozlaştırılmış halidir, denilebilir.
11
Türkiye Cumhuriyeti’nde Anayasa Yapım Süreci
A.Y’nın 175. maddesi Bakanlar Kurulu’nun bir kanun tasarısı gibi Anayasayı tasarı olarak
meclise sunamayacağı belirtmiştir. Bunun için tek yetkili organ meclistir.
TEKLİF
1/3 oranında
milletvekili (184 mv)
teklifi sunabilir.
Teklif maddelerin in
görüşülmesine
geçilmesi
Bu anayasa teklifini
görüşmeye geçelim mi
geçmeyelim mi?
AY 96. md ve T BMM iç
tüzük 146. md. bu konuda
genel çerçeveyi çizmiştir.
Toplantı yeter: 1/3 -- 184
Karar ye ter: ¼ + 1 = 139
Maddelerin Birinci
Kez Gö rüşülmesi
Maddelerin İkinci
Kez Gö rüşülmesi
Maddelerin Tü mü
için yapılan oylama
T BMM İç tüzük 94. md:
1. görüşmede reddedilen
maddeler 2. görüşmede
de reddedilirse,
reddedilmiş sayılırlar. Bu
görüşmede teklifi
düzeltme imkanı vardır.
Söz alma ve soru-cevap
uygulanır. İkinciye göre
çok önemli değildir.
İvedilikle görüşme
yasağının uygulanmasını
sağlayan önemli bir
aşamadır. Değişiklikler
bu aşamada sadece
oylanır. Değiştirme
imkanı yoktur.
Burada teklifin en az 3/5
orandaki oyla (330)
kabul edilmesi gerekir.
Bunun altındaki herhangi
bir oy paketin tamamının
düşmesine neden olur.
Karar için 3/5 çoğunluk
gereklidir. 3/5’in altında
kalan maddeler yeter
sayıya ulaşamamasından
kabul edilmemiş olur.
Maddelerin tümü için yapılan oylama 330’u geçmesi halinde Cumhurbaşkanı önüne gelir.
367 ve 330 arasında bir oy alması halinde ayrı , 367’yi geçmesi halinde ayrı iki süreç işlemeye başlar.
CUMHURB AŞ KANI
2/3 > x ≥ 3/5
367 > x ≥ 330
Me cburi Halk
Oylaması
Meclise iade yapmazsa
mecburi olarak
anayasa paketi halk
oylamasına
sunulacaktır.
Me clise İade
Cbaşkanı bu teklifin
yerinde olmadığını
düşünerek bu kanunu
meclise iade edebilir.
x ≥ 2/3
x ≥ 367
İhtiyari Re ferandum
Takdire bağlı
referandum
Me clise iade
Cbaşkanı bu teklifin
yerinde olmadığını
düşünerek bu kanunu
meclise iade edebilir.
367 > x ≥ 330
Mecburi olarak
halk oylamasına
sunar.
Onama
Anayasa teklifi
Cumhurbaşkanı
tarafından onanarak
Resmi Gazete’de
yayınlanmak suretiyle
yürülüğe girer.
x ≥ 367
durumunda ihtiyari
referandum veya
onama kararını
verebilir.
Doktrinde 367 üstünde oy almasına rağmen geri gönderme konusunda çoğunluk 367 > x ≥
330 olarak tekrar meclisin karar alabileceğini savunurken Erdal Onar bunun zorlaştırıcı bir
önlem olduğunu dolayısıyla ancak 367’nin üstünde bir oyla aynı paketi cumhurbaşkanı önüne
getirebileceğini savunmuştur. Erdal Onar bu yorumunu AYM 2007 Eylül’de iptal edilen
anayasa değişikliği paketi gerekçesinden çıkartmıştır.
12
Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasanın İncelenmesi
Başlangıç
Birinci Kısım
İkinci Kısım
Birinci Bölüm
İkinci Bölüm
Üçüncü Bölüm
Dördüncü Bölüm
Üçüncü Kısım
Birinci Bölüm
İkinci Bölüm
Üçüncü Bölüm
Dördüncü Kısım
Birinci Bölüm
İkinci Bölüm
Beşinci Kısım
Altıncı Kısım
Yedinci Kısım
Hafta: 05-06
Genel Esaslar
Temel Haklar ve Ödevler
Genel Esaslar
Kişinin Hakları ve Ödevleri
Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler
Siyasi Haklar ve Ödevler
Devletin Temel Organları
Yasama
Yürütme
Yargı
Mali ve Ekonomik Hükümler
Mali Hükümler
Ekonomik Hükümler
Çeşitli Hükümler
Geçici Hükümler
Son Hükümler
Başlangıç: Bu bölümde doğrudan uygulanabilir kurallar yoktur. Kendisine atıf yapılan ilkeler
vardır. 12 Eylül darbesini meşru göstermeye çalışan ifadelerini çıkartılması amacıyla bu
bölümde iki kere değişikliğe gidilmiştir.
Genel Esaslar: İlk 4 maddede devletin temel amaç ve görevleri gibi genel hükümler yer alır.
Temel Haklar ve Ödevler: Bir ve ikinci bölüm negatif statü haklarından bahseder. Üçüncü
bölümle birlikte pozitif statü haklarına geçilir. Jellinek’in bu ayrımına göre temel hak ve
özgürlüklere negatif statü hakları denir. Çünkü buradaki hak ve özgürlükler devletin
müdahale etmemesi gereken hak ve özgürlüklerdir. Üçüncü bölüm ve sonrasında pozitif statü
hakları yer alır. Burada devletin müdahalesi söz konusudur.
Devletin Temel Organları
Mali ve Ekonomik Hükümler
Çeşitli Hükümler
Geçici Hükümler
Son Hükümler
1982’den 2010’a Anayasa Değişiklikleri
 1987: Anayasa Değişikliğine ilişkin 175. madde değiştirildi.
 1993: Radyo ve Televizyonların devlet tekelinde olmasını öngören 133.madde
değiştirilerek özel sektörün bu alana girmesini sağladı.
 1995: Milletvekillerinin hülle partisi kurup anayasaya karşı hile yapmasını önlemek
amacıyla 68. madde değiştirilerek parti geçişinde rahatlık sağlanmaya çalışıldı.
 1999: Devlet Güvenlik Mahkemelerinde asker üye bulundurulmasına ilişkin madde
değiştirildi. Özelleştirmenin önü açıldı.
 2001: 1982 anayasasının dar anlamda ele aldığı hak ve özgürlüklere bakışı
değiştirmiştir.
 2003: Erdoğan’ın milletvekili seçilmesini sağlamak amacıyla düzenlemeler yapıldı.
 2004: Ölüm cezası anayasadan çıkarılmıştır. Anayasanın 90. maddesinde yer alan
devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla imzalanan antlaşmalara ilişkin maddeler
değiştirildi.
 2005: Bütçe Kanununa ilişkin maddeler değiştirildi.
 2006: Milletvekili seçilme yaşı 30’dan 25’e indirildi.
13
 2007: Bağımsız adayların oy pusulasında yer almasına ilişkin ve Cumhurbaşkanının
halk tarafından seçilmesine ilişkin değişiklikler yapıldı.
 2010: Yargı alanında değişiklikler yapıldı. A.Y Mahkemesi ve HSYK’nın yapısı
değiştirildi.
İktidar
Kurucu İktidar »
Kurulu / Kurulmuş İktidar
Yasama
Yürütme
Yargı
Kavram olarak iktidar anayasa hukuku açısından olduğu gibi, sosyoloji ve siyaset bilimleri
içinde çok önemlidir. Sosyoloji açısından önemli olmasının sebebi, siyasal iktidarı anlamakta
kullandığımız otorite kavramının tanımlanmasıdır. Otoritenin meşruiyeti, yani yönetilenlerin
yönetene yönetme hakkı tanıması sosyolojiyi alakadar eder.
Siyasi iktidarı anlayabilmek için toplum içinde var olan diğer iktidar biçimlerini inceleyelim.
Siyasi iktidardan çeşitli nedenlerle ayrılan sosyal iktidar farklı insan grupları içerisinde ortaya
çıkabilir. Aşiret yapısındaki iktidardan, sınıftaki öğretmenin iktidarından söz edilebilir. Bunlar
genel anlamda iktidara karşılık gelirler.
Sosyolog Max Weber’e göre genel anlamda iktidar toplumsal ilişkiler çerçevesinde bir
iradenin ona karşı gelinmesi halinde dahi yürütülebilmesidir. Bu toplum içerisindeki iktidarı
hayatın pek çok yerinde görmek mümkün; ancak siyasi iktidar bu tip iktidardan farklıdır.
Siyasi İktidar
 Üstündür. Hiyerarşik yapıda bulunan tüm iktidarların tepesinde yer alır.
 Kapsayıcıdır. Tüm sosyal iktidarları kapsar. Aile reisinin aile sınırları içerisindeki gibi
bir sınırdan söz edilemez. Sınır, ancak coğrafi açıdan veya o yetkiyi veren insanlar
tarafından belirlenebilir.
 Meşru güç kullanma tekeline sahiptir. Bu son özellik onu diğer iktidar türlerinden
ayırmıştır. Diğer iktidar türlerinden farklı olarak güç kullanabilir, zorlama yapabilir. Bu
meşru güç, hukuk kurallarına dayanır. Sosyal iktidara meşru güç kullanım imkanının
verilmesi, ulusal hukuk sisteminin söz edilmesini zorlaştırır.
Siyasi iktidarın meşru iktidar halini aması güç ve rızanın toplanmasıyla oluşur. Bir manada
siyasi iktidar = güç + rıza’dır.
Rızanın olmadığı yerlerde yedek destek gibi başvurulması gereken güce çok sık
başvuruluyorsa o zaman bu rızada ciddi eksikliği anlaşılabilir. Rızanın eksik olması meşru
güç kullanma yetkisini fazla kullanmaya iter. Bu da sürekli baskı ve güç kullanan siyasi
iktidarı ortaya çıkarır.
Toplumsal yapı içerisinde rızanın hiç olmaması yahut çok az olması siyasi iktidarın ortadan
kalkmasına neden olur. Siyasi iktidarın sürekli güce dayalı sürdürülememesi bizi otorite
kavramına götürür.
Otorite
Doktrinde bu kavram kimilerince siyasi iktidar, kimilerince meşru iktidar olarak ifade
edilmektedir. Güç kullanmadan muhatabına sözünü dinletebilme, istediğini yaptırabilmek,
14
olarak tanımlanabilir otorite. Yönetilenlerin siyasi iktidara, otoriteye neden rıza
gösterdiklerinin çözümü sosyolojiye dayanır.
Max Weber’in otoriteyi üçlü ayırımı
 Geleneksel Otorite : Yönetilenlerin yönetenlere yönetme hakkı tanımasındaki temel
sebep iktidarı kullananların geleneksel kurallara göre iktidara geldiği ve geleneksel
kurallar çerçevesinde iktidarını sürdürdüklerine olan inançtır. Meşruluk buna dayanır.
Osmanlı döneminde iktidarı kullananların geleneksel bir biçimde iktidara gelmesi buna
örnek gösterilebilir. Bu otorite örnekten de anlaşılacağı gibi tarihsel bir gözleme dayanır.
 Karizmatik Otorite: (Karizma: Tanrı vergisi, yn.) Yönetilenler yönetene bazı
olağanüstü yeteneklerin bahşedildiğine dair genel bir inanç duymalarından ötürü rıza
göstermeleridir. M. Kemal örnek verilebilir.
 Rasyonel (Akılcı) Hukuki Otorite : Yönetilenler yönetenlere önceden koyulmuş
hukuk kuralları çerçevesinde iktidara geldikleri ve iktidarı sürdürdükleri için rıza
göstermeleridir. Belirtilen hukuk kurallarının kaynağı akıldır, rasyonelliktir. Diğerlerine
göre daha çağdaş bir meşruiyet biçimidir.
Leslie Lepson’un amaçlar-araçlar şeması:
Amaçlar:
Koruma
Düzen
Adalet
Araçlar:
Kuvvet
İktidar
Otorite
Topluluk halinde yaşayan insanların amaçlarından ilki, doğadan ve birbirlerinden
korunmaktır. Korunmak için kullanacakları araç kuvvettir. Sonraki amaçları düzendir.
Düzeni sağlamak için iktidarı araç olarak kullanırlar. Daha sonraki amaçları adaletli bir
düzen sağlamaktır. Bu adaleti sağlamak için de otorite araç olarak kullanılır.
Leslie Lepson’un devlet-iktidar ilişkisini açıklayan şeması:
15
İktidar
(Hükümet)
Devlet
Siyaset
Toplum
16
Devlet
Belirli bir toprak parçasında aynı egemenliğe tabi insan topluluğun oluşturduğu yapı olarak
tanımlanabilir. Devlet için şu üç unsur kaçınılmazdır:
o Toprak parçası
o İnsan topluluğu — Millet
o Egemenlik
Toprak Parçası (Ülkenin egemenlik sınırları): Aynı egemenliğe sahip insan topluluğunun
üstünde yaşadığı uluslar arası hukuk kuralları çerçevesinde hava ve su sahasına sahip olan
toprak parçasıdır. Devletten söz edilebilmesi için toprak parçasına yani ülkeye mutlak suretle
ihtiyaç vardır.
İnsan topluluğu (Millet): Birbirleriyle bağları olan, belirli ilişkiler içinde olan ve bu şekilde
devleti oluşturan, insan topluluğudur. Milleti oluşturan bağlar nedir, sorusuna farklı cevaplar
arayarak milleti farklı tanımlamak mümkündür.
Objektif millet: İnsanları bir arada tutan bağların somut, elle tutulup gözle görülür
ölçütlere göre cevap bulunabileceğini savunan anlayıştır. Bu ölçüler, dışlayıcı bir yaklaşım
olarak ırk birliği, din birliği, dil birliği olabilir. Hitler milliyetçiliği en göze çarpan
örneklerindendir.
Sübjektif millet: Ernest Renan’ın ‘Millet Nedir’ adlı eserine dayanan bu anlayış,
geçmişte birlikte yaşamayı, her şeyi paylaşmışsa gelecekte de birlikte yaşama arzusu
içindeyse o milleti oluşturacağını iddia eder. Yani dışlayıcı olmamak esastır. Anayasal
milliyetçilik anlayışımız bu kategori içinde değerlendirilebilir.
Egemenlik — Buyurma gücü: Üstün buyurma gücü anlamındadır. Siyasi iktidarın kaynağını
ifade eder. Modern devletin ortaya çıkmasında egemenlik biçiminin değişmesi rol oynar.
Egemenlikler ortaçağda çok parçalı bir yapıdadır. Bugünkü anlayışla bağdaşmayan bu
egemenlik biçiminin değiştirilmesini, yani egemenliği tek elde toplanma düşüncesini Jan
Boden ortaya atmasıyla başlamıştır. Boden’in siyasi birliği sağlama amacıyla ortaya attığı bu
düşünce aynı zamanda klasik egemenlik anlayışıdır.
Jan Boden’in klasik egemenlik anlayışı çerçevesinde egemenlik,
— Sınırlanamaz
— Bölünemez
— Devredilemez.
Bugün için egemenlik, anayasayla ve uluslar arası ve insan hakları sözleşmeleri çerçevesinde
sınırlıdır, egemenliğin güçler ayrılığı çerçevesinde bölünemezliği ortadan kalkmıştır ve
egemenliğin devredilemezlik ilkesi ortadan kalkmıştır. Jan Boden’in anlayışı monarşi için
geçerli olmuştur. Demokrasilerdeyse farklı görevler farklı organlara verilerek belirsizlik
kurumsallaştırılmıştır.
Egemenliğin Kaynağı
17
Egemenliğin Kaynağı
Teokratik Teoriler
Doğ aüstü İl ahi
Hukuk Doktrini
Provi dansiyel İl ahi
Hukuk Doktrini
Demokratik Teoriler
Milli Egemenlik
Halk Egemenliği
Emredici vekalet
Temsili vekalet
1. Teokratik: Egemenliği ilahi bir güce dayandırma amacı vardır.
a. Doğaüstü İlahi Hukuk Doktrini: Egemenliği yeryüzündeki kullanacaklar Tanrı tarafından
görevlendirilir. Bu tür egemenlik anlayışında geniş ve sınırsız güç vardır.
b. Providansiyel Hukuk Doktrini: Kaynak Tanrıdır; ancak egemenliği kullanacaklar, halk
tarafından belirlenir. Dolayısıyla seçilenlerin halka karşı sorumlulukları vardır. Bu teoriyi
Aquinalı Thomas savunmuştur.
Egemenliğin sınırlanması
2. Demokratik Teorile r: Egemenlik tamamıyla insan topluluğuna dayanır. Milli ve Halk
olarak ikiye ayrımı J.J. Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi eserine dayanır. İki anlayış da
bugün saf olarak uygulanamaz.
a. Milli Egemenlik: Mülkiyetin ortaya çıkması eşitsizliğe sebep olmuştur. Bunun için kendi
aralarında sözleşme imzalamışlardır. Sözleşme çerçevesinde çoğunluk iradesi önemlidir,
yanılmaz. Yani, kaynak millettir. Bu irade genel iradedir. Genel irade şaşmaz. Çoğunluk ne
derse o olur. Azınlığın iradesi genel irade içinde erir, yok olur.
b.Halk Ege menliği: Her bir kişi için egemenlik vardır. Onbin kişi varsa, egemenlik onbin
parçaya bölünmüştür. Bölünmüş olsa bile egemenlik halka aittir. Belli bir anda yaşayan
egemenlik esastır. Burada anayasa yargısı olmaz. Çünkü belli bir anda yaşayan halkın önüne
bir şey konmaz.
Milli egemenlikle halk egemenliğinin çatışmasının çözümü olarak Fransızlar 5. cumhuriyet
anayasasındaki “Milli egemenlik, Fransız halkına aittir.” maddesiyle çözmeye çalışmıştır.
Teorilerin farklılığı temsilcilerle temsil edilenler arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışan iki
teoriyi ortaya çıkarmıştır.
Emredici vekalet — Temsilcilerin, temsil edilenlerin emir ve talimatları çerçevesinde hareket
etmelerini esas alır. Bunun sonucu olarak temsilciler, temsil edilenler tarafından
görevlerinden azledilebilirler. Halk egemenliği esastır.
Temsili vekalet — Temsil edilen, temsilciye emir ve talimat veremez, onu görevden alamaz.
Çünkü temsil eden o anda yaşayan milleti temsil eder. TC anayasası bu yaklaşıma daha
yakındır. (80. madde “Türkiye Büyük M illet M eclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün
M illeti temsil ederler.”)
Devletin Ortaya Çıkış Teorileri
Bu konuda çok çeşitli teoriler mevcuttur. Asıl değinilecek sosyal sözleşme teorisidir.
Thomas Hobbes (1588-1675): Leviathan — Homo homini lupus. (İnsan insanın kurdudur)
anlayışı vardır. Sözleşme öncesinde çağda insanlar birbirlerinin kurdu olduğunu, dolayısıyla
egemenliğin tek elde toplanması gerektiğine bunun içinde bir sosyal sözleşme yapılması
gerektiğine inanmıştır Sözleşme çerçevesinde insanlar özgürlüklerinden feragat etmişlerdir.
18
Özgürlüklerini Leviathan’a (dev—devlet) devrettiler. Özgürlüklerden feragat edilmesi, devleti
özgürlükçü değil otoriter kılmıştır.
John Locke (1632-1704): Locke’a göre Sözleşme çağı öncesinde insanlar mutlu yaşıyordu.
Ancak cezalandırmanın nisbi uygulanması neticesinde insanlar mutsuz olmaya başladı. Bu da
cezalandırmanın devlete aktarılmasını öngördü ve sözleşmeyi böyle ortaya çıktı. İnsanlar
cezalandırmaya çözüm bulurken, hayat, hürriyet ve mülkiyeti kendi ellerinde tutmuşlardır,
bunları devlete vermemişlerdir.
J.J. Rousseau (1712-1778): Özel mülkiyetin getirdiği adaletsizliği önlemek amacıyla devlete
adaleti sağlama görevini vermiştir, diyerek egemenliği açıklamıştır. Rouseau’nun ‘toplum
sözleşmesi’ eserinden milli egemenlik ve halk egemenliği teorileri çıkmıştır. Bu bizi
çoğunlukçu demokrasiye götürebileceğinden tehlikelidir.
Devlet Biçimleri
DEVLET
MONARŞİ
Mutl ak Monarşi
Meşruti Monarşi
CUMHURİYET
Dar Anlamlı
Geniş Anlamlı
Monarşi: Belli bir hanedana (aileye) sahip olan şahsın hükümdarlık yetkisini elinde
bulundurduğu sistemdir.
Mutlak M: Sınırsız iktidar anlayışı hakimdir. Hükümdarın önünde sınırlama yönünde
hukuki ve kurumsal bir engel yoktur. Bugün Avrupa’daki monarşiler, mutlak monarşi değil,
meşruti monarşidir. Meşruti monarşi, mutlak monarşiler sonlanmasıyla doğmuştur.
Meşruti M : İktidarın, monarkın sınırlanması işlemidir. Bu anayasalarla gerçekleşebilir. Bu
monarşi türünde hükümdarı sınırlayan genelde yasama organı olan parlementodur.
Osmanlı’ya baktığımızda 1876 anayasası gerçek anlamda bir meşruti monarşi getirmemiştir,
denilebilir. 1908 ikinci meşrutiyet bu manada 1876 kanun- i esasi’ye göre meşruti monarşi
özelliklerini daha fazla taşımaktadır. Hollanda, İspanya ve İngiltere bu tipteki meşruti
monarşi anlayışına örnek gösterilebilir.
Cumhuriyet
Dar anlamlı: Monarşinin karşıtıdır. Halkın dolaylı ya da doğrudan devlet başkanını
seçmesini öngörür. Bu anlayışın temel meselesi sadece devlet başkanının nasıl seçileceğidir.
Geniş anlamlı: Sadece devlet başkanı değil, tüm önemli kamusal kuruluşların (Kamuyu
ilgilendiren kuruluşlar) halk tarafından yahut dolaylı şekilde seçilmesidir.
19
DEVLET BİÇİMLERİ
ÜNİTER
Merkezi Üniter
KARMA
Adem-i Merkeziyet
(Yerinden Yönetim)
Devlet Birlikleri
Şahsi Birliktelik
Devlet Toplulukları
Hakiki Birliktelik
Konfederasyon
Federasyon
Üniter Devlet
Devletin organ ve unsurları yönünden teklik göstermesi halidir. Türkiye ve İspanya bu devlet
biçimine örnek verilebilir. AY m3/I, T.C.’nin üniter bir devlet olduğunu gösteren bir
maddedir.
Uns urlar:
— Tek ülke
— Tek millet
— Tek egemenlik
Organlar:
— Yasama: Tek bir yasama organının olması
— Yürütme: Tek bir yürütme organının tek bir yasama organının yaptığı yasamaları
uygulaması
— Yargı: Tek bir yargı organının olması. Bundan kasıt tek bir temyiz mahkemesinin
olması. Yani Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki mahalli mahkemeler bunun aksini
göstermez.
İl, ilçe bölümlenmeleri, bunun aksini göstermez. Bu yönetim kolaylığı amacıyla yapılmıştır.
Merkezi Üniter: Sadece merkez teşkilatın olduğu üniter devletlerdir. Hizmetlerin dahil
olmak üzere, bütün resmi faaliyetlere merkez yön verir. Bunun bugün saf haliyle
uygulanması zordur.
Ade m-i Merkezi Üniter Devlet (Ye rinden Yönetim): Merkez teşkilatının yanında devlet
tüzel kişiliği altında örgütlenmiş bu teşkilatın dışında kamu tüzel kişiliği olan ve kanunla
kurulmuş başka hizmet kademeleri de vardır. Bu hizmet kademelerinin amacı belli bir
yörede yaşayan insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamaktır. En tipik örneği belediyelerdir,
bundan başka il özel idareleri de buna örnek gösterilebilir.
Yerinden yönetimler ikiye ayrılır:
— Ye rel yerinden yönetim: Burada yetkilerin kısmi olarak devri söz konusudur. Bu
devir işlemleri hizmet amacıyla tüzel kişiliklere devredilir. (Mahalli belediye)
— İşlevsel ya da hizmetsel yönetim: (Üniversite, TÜBİTAK, TRT) Bu kurumlar
kendisine özel kanunlarla işlevsel ya da hizmetsel yerinden yönetim birimi oldukları
belirlenmiştir. Uzmanlık gerektiren kamu hizmetlerini görmek için bu görevler farklı
organlara verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti yerinden yönetime imkan tanıyan bir ülkedir.
Karma Devlet
20
Devlet Birlikleri
— Şahsi Birlik: Kralın şahsında vuku bulan devlet birliklerdir.İç ve dış işler konusunda
devletlere herhangi bir yaptırım söz konusu değildir, dolayısıyla çok gevşek bir yapıdır. 18851908 yılları arasında varlığını sürdürebilmiş Belçika-Kongo ve 1815-1890 yılları arasında
hayatta kalmış Hollanda-Lüksemburg, bu devlet birliğine örnek verilebilir.
— Hakiki Birlik: Birliğe tabi ülkeler iç işlerinde bağımsızlıklarını korumaya devam ederken,
dış ilişkilerinde birliğe tabi olarak tek bir yönde hareket ediyor. Hakiki denmesinin sebebi,
şahsi birliklerden yapının sıkılığı anlamında bir adım önde olmasıdır. 1867-1918 yılları
arasındaki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu bu birliğe örnek verilebilir.
Devlet Topluluklar
— Konfederasyon: Birden çok bağımsız devletin uluslararası hukuki kişiliklerini
muhafaza ederek özellikle savunma sağlama amacıyla uluslar arası anlaşma çerçevesinde bir
araya geldikleri devlet topluluğudurBu anlaşmadan vazgeçilerek konfederasyondan çıkılabilir.
 Konfederasyonun bir tüzel kişiliği olmadığı gibi, bünyesindeki devletleri bağlayıcı karar
alma yetkisi de yoktur.
 Konfederasyona tabi devletlerin tek ortak organı Diyet denilen meclistir. Bu meclisin
üyeleri konfedere devletlerin temsilcileridir. Diyet meclisinde üye devletlere ilişkin bir
karar oy birliğiyle alınır; buna rağmen konfedere devletlerin ayrıca bu kararı onaylaması
gerekir.
Konfederasyon olarak bilinen en eski örnek İsviçre’dir. İsviçre’nin 1291 yılında
konfederasyon olarak kurulduğu ve ‘Kanton’ adı verilen konfedere devletlerden oluştuğu
kabul edilir. Bu konfedereasyon ‘Konfedereasyon Helvetika’ ismiyle 1848’e kadar devam
etmiştir.
Bir diğer örneği 1776-1787 yılları arasında kurulan ABD Konfederasyonu’dur. İngiliz
baskısına karşı savunma amaçlı kurulan bu konfederasyon daha sonra federasyona evrilmiştir.
SSCB’nin dağılmasından sonra 1991’de 12 devlet ‘BDT (Bağımsız Devlet Topluluğu)’ adı
altında bir konfederasyon kurdular. Ancak bu konfederasyon kısa süre sonra dağıldı.
NATO’yu devletlerin bağımsızlıklarını içte ve dışta koruduklarını, uluslar arası bir anlaşmaya
bir araya geldiklerini göz önünde bulundurarak konfederasyona benzetebiliriz.
— Federal Devlet: Kendi içinde belli bir özerkliği koruyarak iki ya da daha çok devletin
aynı merkezi iktidara ve ortak bir anayasaya tabi olarak oluşturulmuş bir devlet topluluğudur..
Arend Lijphart’ a göre federalizm, merkezi yönetimi ile kurucu birimlerin yönetimleri
arasında anayasa ile güvence altına alınmış bir iktidar bölünmesidir. William Riker’e göre
federalizm, merkezi yönetim ve bölgesel yönetimler arasında her yönetim biriminin bazı
devlet faaliyetleri hakkında kesin kararlar verebileceği biçimde bölüştürüldüğü yönetim
tarzıdır.
Tanımdan da anlaşılacağı üzere federasyonu kuran kurucu birimler vardır. Bu birimler,
federe devlet, länder, kanton gibi değişik isimler alabilmektedir. Bu birimler kendi başlarına
birer devlet halinde bir araya gelerek, yetki bölüşümünün anayasa ile güvence altına alındığı
bir federasyonu kurarlar.
Anayasayla yapılan yetki bölüşümü coğrafi açıdan yapılır. Yani A ülkesi ve B ülkesi kendi
sahasında egemenliklerini kullanır; ama bunların birlikte oluşturduğu federal devlet hepsinin
21
ülkesi üzerinde ayrı bir egemenlik kullanır. A ve B ülkesi kendi egemenliklerini kullanırken,
kendilerine özgü anayasalarını kullanırlar.
Yetkilerin güvenceli bölüşümü, anayasada yetkilerin tam anlamıyla belirtilmesi demektir.
Federal devletle kurucu birimlerin egemenlik sahasının sınırlarının belirlenmesi ancak bu
anayasayla mümkün olur. Egemenliğin sınırı konusundaki sıkıntıları önlemek için genellikle
federal devlet anayasaları katı anayasalardır.Bu çerçevede ABD Anayasası katı bir
anayasadır. Şöyle ki, Birleşik Devletler’de anayasanın değiştirilmesi için kurucu birim olan
eyaletlerin ¾’ünün onayı gerekir.
Yetki bölüşümü özellikle anayasa da yer almalıdır ki, güvenceli yetki bölüşümünden söz
edilebilsin. Burada iki yol karşımıza çıkar. Birincisinde federal anayasa, federal yönetimin
yetkilerini belirterek, bunun dışında kalan yetkileri kurucu birimlere bırakabilir. Bu yol,
kurucu birimler lehine bir yetki bölüşümüdür. ABD, Almanya ve İsviçre bu yolu
izlemişlerdir. İkincisindeyse federal anayasa, kurucu birimlerin yetkilerinden bahseder. Bunun
dışındaki yetkiler merkezi yönetime bırakılmıştır. Bu yol, merkezi iktidarın yetkilerini
genişletir. En tipik örneği Kanada’dır.
Güvenceli yetki bölüşümü, ne kadar anayasayla güvence altına alınırsa alınsın, federal
yönetimlerde uyuşmazlıklar oluşabilir. Bu uyuşmazlıkları çözmek üzere bir yargısal denetim
mekanizması öngörülmektedir. Federasyonların tipik özelliklerinden birisidir bu
mekanizmanın öngörülmesi.
Federal devletlerde üniter devletlerin aksine, unsurlar ve organlarda çokluk vardır. Bütün
kurucu birimlerin bir yasama, yürütme ve yargı organı vardır. Kurucu birimlerin kanunları
kendine göre olduğu için, bunun hüküm ve sonuçları da farklılık göstermektedir. En çarpıcı
örnek olarak, bazı kurucu birimlerde idam cezasının olması gösterilebilir. Ancak tüm bunlara
rağmen son yıllarda federasyonlarda merkezi iktidarın güçlenmesi söz konusudur.
Federasyonlarda eşit iki meclislilik vardır. Yani federe devletlerin, Türkiye’de 1961 anayasası
döneminde olduğu gibi çift kanatlı meclis yapısı vardır bu kanatlar birbirine eşittir. İki kanatlı
meclisin ortaya çıkmasına sebep olan tarihsel gelişme ve sebeplere göz attığımızda,
Türkiye’de 1924 anayasası döneminde yaşanan çoğunlukçu demokrasiyi engellemek fikrinin
olabileceğini görürürüz. Halkın iz düşümü olan parlamentodaki çoğunlukların kontrolsüz
bırakılmaması, yani amaç fren ve dengeler sistemi oluşturma amacını taşıdığı görülebilir.
Bugün 1350’lilerden bu yana İngiltere’de hâlâ devam eden Avam Kamarası ve Lordlar
Kamarası bunun örneklerindendir. İtalya’da da çift kanatlı meclis yapısı mevcuttur.
——————————————————————————————Bugünkü federasyonlar konfederasyonlardan federasyona evrilmiştir. Bunun tam tersini de
ilerleyen derslerimizde işleyeceğiz.
Korporatif Fede rasyon: Bu federasyon tipine en iyi örneklerden birisi
1960 Kıbrıs Anayasasıdır. Yaşaması çok mümkün olmayan bu
federalizm türüne, dünya’da çok az rastlanmıştır. Rus kökenlilerin
Estonya’da olması, orada da Korporatif Federasyon örneklerindendir.
Korporatif federasyonda A ülkesi vatandaşı federasyon sınırları
içerisinde nerede yaşarsa yaşasın, A ülkesi egemenliğine tabiidir. B
ülkesi vatandaşı federasyon sınırları içerisinde nerede yaşarsa yaşasın,
B ülkesi egemenliğine tabiidir.
22
Kıbrıs’ta 1960’tan 4 yıl sonra 1964’te Türkiye’nin müdahalesiyle fiili bir durum ortaya
çıkmıştır. Bu durumun çözümlenmesi pek mümkün görünmemektedir. Çözüm için son
yıllarda ülkeler komisyonu kurulmuştur; ancak yine de başarılı olamamıştır.
Avrupa Birliği, Konfederasyon mu, Federasyon mu?
Avrupa birliği ne tam bir konfederasyon, ne de saf bir federasyondur. İkisinin
karıştırılmasıyla ortaya çıkmış bir yapıdır.
Federasyon’a Benzeyen Yönle ri
— AB içerisinde çok güçlü bir yürütme organı, AB Komisyonu vardır. Aldığı kararlar
bağlayıcıdır. Üye ülkeler burada egemenliklerinden feragat etmişlerdir.
— Yine yürütme organı gibi güçlü bir yargı organı vardır. AB Adalet Divanı adlı bu organ
üye ülkeler için bağlayıcı nitelikte kararlar alır. (AB Adalet Divanıyla AİHM karıştırılmalıdır.
Adalet Divanı, AB’nin yargı organıdır. AİHM ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
çerçevesince kurulan yargı organıdır. Bu sözleşmeyi kabul eden ülkeleri bağlar.)
Konfederasyon’a Benzeyen Yönleri
— AB’nin anayasasının olmaması Konfederasyona benzetilen yönlerindendir. (Bir anayasa
taslağı hazırlanılmıştır; ancak hazırlanılan AB anayasa taslağı Hollanda ve Fransa halkı
tarafından reddedilmiştir. Hazırlanan taslak metin Kurumsal yapı ve İnsan hakları
bölümlerinden oluşur.)
— Başta dış politika olmak üzere savunma, askeri vs. politikalar konusunda her devlet farklı
politikalar uygulamaktadır. Buna AB üye ülkelerinin Irak, Afganistan, Kıbrıs konularında
farklı görüşleriyle, Türkiye’nin birliğe girmesi konusundaki farklı görüşleri örnek
gösterilebilir. Federasyonda ortak bir dış politika, askeri politika vs oluşturulurken birlikte bu
özelliğinin bulunmaması onu konfederasyona benzetir.
Bölgesel (Bölgeli) Devlet
Üniter devlet yapısının federasyona evrilmiş bir türevi, varyasyonudur. Bu tür devlete saf
üniter devlet demek mümkün değildir. Bu devletin belirleyici özelliği, sınırları içerisinde bazı
özerk bölgelerin olmasıdır. Bir devlet içerisinde bazı bölgelere kendilerini bağlayan ve
anayasa çerçeve dahilinde yasama özerkliği verilmiş olabilir. İspanya, İtalya ve kısmen
Fransa bu tür devlete örnek verilebilir.
İtalya’da anayasa çerçevesinde bazı özerk bölgeler vardır. İspanya’da Katalonya ve Bask
bölgesi özerklik tanınmış bölgelerdir. Katolonya’daki –özellikle Barcelona ve çevresikültürel ve ekonomik zenginlik İspanya’dan ayrılma isteklerine neden olmuştur. Katalanca
dilinin olması ve o bölgede Katalan ulusal müzesinin olması bunun somut ispatlarıdır.
Üniter devlet yapısında çözülemeyen problemlerin çözülmesinde belli bölgelere özerklik
vererek devletin devamlılığı sağlanmaya çalışılır. Bazı devletlerde bu özerkleştirme,
ayrılmaya gider.
Bölgesel devlet, üniter devletin evrilmiş halidir. Çünkü özerk bölgelerde alınan kararlar,
yapılan işlemler merkezi otoritenin denetimine tabii olur. Hukuka aykırılık ve kanunun
isabetliliğinin denetlenmesi bu yolla merkezi otorite tarafından gerçekleştirilir. Merkezi
otoritenin denetlemesi, bölgesel devletin üniter devletten evrildiğini gösterir.
T.C anayasası yerel yönetimlerin kararlarında yerindelik denetimini merkezi otoriteye
tanımıştır.
Bölgesel devlet, federalizm değildir; çünkü:
23
— Özerk bölgelerin kendi anayasası yoktur.
— Özerk bölgeler ulusal yasama organında özerk bölge olarak temsil edilmezler. (İstisna:
İspanya – Katalonya bölgesi)
Kurulu İktidar (Kurulmuş İktidar)
9 Kasım 2010, Salı
Kurucu iktidarın yaptığı anayasa çerçevesinde kurulmuş bir iktidardır. Bu da, yasama yürütme
ve yargı adı verilen üç temel devlet fonksiyonuna karşılık gelir.
Kurulu İktidar
Yasama
Yürütme
Yargı
Üç temel devlet fonksiyonundan söz ederken Kuvvetler Ayrılığı Teorisine değinmemiz
gerekir. Kuvvetler ayrılığı anayasacılık hareketinin düşüncesinin ürünüdür. Kuvvetler ayrılığı
iktidarı bölmeyi amaçlar. Anayasanın üstünlüğü ilkesiyse iktidarı sınırlama amacıyla
meydana getirilmiştir.
Kuvvetler ayrılığı, denilince, birbirinden tamamen ayrılmış ve bağımsız bir yapıyı değil;
uyumlu ve işbirliği içinde ve mümkün mertebe birbirini dengeleyerek fonksiyonlarını
kullanan bir yapıyı anlamamız gerekiyor.
Fransız 1791 anayasası, egemenlik anlayışı olarak yasama, yürütme ve yargıyı birbirinden
tamamen bağımsız üç ayrı iktidar olarak görmektedir ve halk tarafından temsil edildiğini
kabul eder. Kuvvetler birbirinden ayrıdır. Biri diğerlerinin alanına giren işlemleri
yapmamalıdır. Bu demek oluyor ki, yasama kendi alanında hareket etmeli, icra kuvveti
anlamında ve yargılama anlamında hiçbir yetki kullanmamalıdır. Yürütme organı ve yargı
organı da sadece kendi yetki alanı içerisinde hareket etmelidir.
Kuvvetler ayrılığı üç temel devlet fonksiyonunun üç farklı organa verilmesidir. Bunun amacı
organları birbirinden tamamen ayırmak değil, daha önce de bahsedildiği üzere bir fren-denge
sistemi oluşturmaktır.
Burada Aslolan yargının, yürütme ve yasamayla olan ayrılığıdır. Keza gerilimli tartışmalara
en çok zemin hazırlayan da yargının, yürütme ve yasamadan ayrılığıdır. Zira, yasama ve
yürütme; doğrudan ve dolaylı olarak halkın iradesini yansıtırken, yargı organı atanmışlardan
oluşur. Atanmışların, yasama organının ve yürütme organını denetlemesi nasıl mümkün olur?
sorusu gerilimi meydana getirir. Bu denetim aslında, anayasacılık fikrinin kaçınılmaz bir
sonucudur. Çünkü, yargının adaleti sağlama ve hukuka uygunluğu denetlemeyi görevi vardır.
Dolayısıyla iktidarı kuvvetler ayrılığı teorisiyle sınırlamak demek, yasama ve yürütmeyi
sınırlamak demektir. T.C. anayasası bu durumu başlangıç hükümlerinde ifade etmiştir:
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına
gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı
medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda
bulunduğu;
Kurulu iktidar, faaliyetlerini ifa ederken birçok işlem yapar. Bunların bir kısmı düzenleyici
nitelikte işlemlerdir. Bunlar herkesi ilgilendiren genel nitelikte, objektif, kişilik dışı,
24
süreklilik arz eden düzenleyici işlemlerdir. Kanunlar, Ders Geçme Yönetmelikleri örnek
verilebilir. Bir diğer düzenleyici işlem türü de kişiye yönelik düzenleyici işlemler olabilir.
Askerliği gelmiş olan kişinin askerliğe çağırılması bu tür işlemlere örnek olabilir.
Devletin temel organlarının birbirinden ayrılmasında; yargı organının, yürütme organının ve
yasama organının ne tür işlemler yapabileceği konusunda iki görüş mevcuttur.
Yasamanın Yürütme ve Yargıdan Ayrılması
Leon Duguit Teorisi : Yasamayı ve yaptığı işlemleri diğer organların işlemlerinden
ayırmada maddi kriterleri kullanmayı esas alır. Maddi kriterlerden kastedilen işlemlerin
muhtevasıdır.
Aşağıdaki özellikleri taşıyan özellikleri taşınıyorsa yasama sınırlarına dahildir.
— Genel
— Objektif
— Kişilik dışı
— Sürekli
— Soyut
Yapılan işlem, bu özellikleri taşıyorsa yürütme sınırlarına girer:
— Birel
— Subjektif
— Somut
Bu görüş, bugün önemini devam ettirmekle birlikte hukuki işlemlerin tasnifinde maddi kritere
başvurma imkanı pek kalmamıştır.
Carre de Malberg Teorisi : Yasam organının sınırları içerisindeki işlemleri diğerlerinden
ayırırken şekli kriteri/organik kriteri esas almıştır. Çağdaş devlet yapısında devlet
organlarının işlemlerini farklılaşmış bir şekilde yürütülmesi, hukuki işlemlerinin tasnifinin
maddi kriterle çözülemeyeceğini göstermiştir.
Bu teoriye göre işlemi yapan organ ve işleme verilen isim, sınırları belirle r. Yani yasama
organınca yapılan işlem, yasama işlemi; yürütme işlemince yapılmış işlem yürütme işlemi;
yargı organınca yapılmış işlem yargı işlemidir.
Bu teori, maddi kriterin açıklayamadığı; yürütme organının düzenleyici, objektif, sürekli,
kişilik dışı, genel, soyut işlemleri açıklayabilmektedir:
— Bakanlar Kurulu’nun (yürütme organı) Kanun Hükmünde Kararname çıkarması.
— İdari bir kuruluş olan Ankara Üniversitesi’nin kendine has ders geçme yönetmeliğinin
bulunması.
— Yürütme tarafından çıkarılan tüzükler.
İdeal yasama işlemi: Genel, objektif, soyut, kişilik dışı, sürekli + yasama organı tarafından
yapılmış olma
Şekli kriterin, maddi kriterden önce gelme sebepleri:
— İdil Biret ve Suna Kan’ın yurtdışına müzik eğitimi almaları için gönderilmesine dair
kanunun çıkarılması — 1948
— Enver Paşa’nın kızlarına özgü kanun çıkarılması
Yukarıdaki örnekler, yasama organının sübjektif, birel ve somut olaya ilişkin yasama
faaliyetlerini gösterir. Çünkü bu işlemleri yasama organı yapmıştır.
25
Yürütme organı genel, objektif, kişilik dışı ve soyut işlemler yapabileceği gibi Yasama organı
da sübjektif ve somut olaya ilişkin işlemler yapabilir. Meclis başkanının Meclis ARGE
Komisyonunda çalışan birisini, Personel Genel Müdürlüğüne getirmesi yasama organının
yaptığı, birel, sübjektif ve somut olaya ilişkin bir işlemdir.
Yargı organının işlemlerini ayırmada klasik olarak ‘iddia, ispat ve müeyyide’ kriterleri
kullanılır; bunların olmaması neticesinde konunun yasama organı sınırları dışına çıkacağı
savunulur.Ancak yargı işlemleri her zaman iddia + ispat + müeyyide üçlüsüyle ortaya çıkan
işlemler değildir. Yani yargı işlemleri çekiş meli (nizalı) olabileceği gibi çekişmesiz (nizasız)
de olabilir. Nizasız kaza’nın en tipik örneği veraset ilamıdır.
Süreklilik: Bir hukuk kuralı bir kere uygulanmasıyla tükenmiyorsa süreklidir.
22 Kasım 2010
Yasama organının diğer organlardan ayıran nitelikler
 Yasama yetkisinin genelliği: Yasama organının dilediği konuyu, dilediği ayrıntıda
düzenleme yetkisidir. Yani yürütme organına bu konuda mahfuz alan bırakmaması halidir.
Yasama yetkisinin genelliğinin istisnaları vardır. Mesela yasama organı yargının
sınırlarına giremez. Yargıya müdahale edecek nitelikte işlemler yapamaz. AY 9, 138
Yasama yetkisinin genelliği somut değil, soyut işlemler yapması ve dolayısıyla kişiye özel
düzenlemeler yapmaması gerekir. Aksi durum yanlış sonuçlara ulaşmamıza neden olur.
Yasama yetkisinin genelliğiyle ilgili bir başka konu da, yasama organının sadece
anayasada belirtilen yetkilerle mi sınırlı kalacağıdır. Konuyla ilgili, RTÜK üyelerini
meclisin seçmesine dair kanun 2005 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal
edilmiştir. Kararın gerekçesinde yasama organının yetkilerinin anayasanın 87. maddesinde
sayıldığı ve böyle bir yetkisinin olmadığı belirtilmiştir.
 Yasama yetkisinin asliliği: Bir konuyu doğrudan doğruya araya başka bir işlem
girmeksizin düzenlemesidir. Yürütme organı bir ara işleme gerek duyarken (bu ara işlem
yasama organının yaptığı kanunlardır), yasama organı bu yetkisini doğrudan doğruya
araya başka bir işlem girmeksizin kullanır. Yürütme organının ikincil sırada işlem yapma
yetkisi secundum legem olarak adlandırılır. Tahmin edildiği üzere ilk sırada yasama
organı vardır.
 Yasama Yetkisinin Devredilme zliği: Yasama yetkisi anayasanın 7. maddesince
Türk Milleti adına TBMM tarafından kullanılır ve bu yetki herhangi başka bir organa
devredilemez. Bunun istisnaları, Bakanlar Kurulu’nun çıkardığı Kanun Hükmünde
Kararname’ler ve Cumhurbaşkanı’nın çıkardığı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’dir..
Yasama Organın İşlemleri
Yasama organının işlemleri Kanunlar ve Parlamento Kararları’dır.
Kanunlar ve Parlamento Kararları birbirine karışabilmektedir. Bu konu, geçmişte
doktrinde tartışmalara sebep olmuştur. Doktrinde bu konu iki yönlü tartışılmıştır.
 Bu işlem, bir parlamento kararı mı yoksa kanun mudur?
 Bu konu, bir parlamento kararıyla mı yoksa kanunla mı düzenlenmesi gerekir?
Bu ikisi arasında ayrım yapılırken sondan geriye doğru bir ayrım yapılırsa bir problemle
karşılaşılmaksızın rahatlıkla ayırt edilebilir.
26
 Ayrım için ilgili işlemin kanun ya da karar olduğunu anlamak için Resmi
Gazete’deki başlığa bakılabilir. (… sayılı TBMM kararı, Tütün Kanunu, Çevre Kanunu)
 Kanunlar cumhurbaşkanının onayına tabii iken, parlamento kararlarında
cumhurbaşkanı herhangi bir şekilde bu kararlara onay veya red şeklinde müdahele
edemez.
 Kanunlar aleyhinde A.Y.M’de dava açılabilirken, kararlar üç istisna dışında anayasa
mahkemesine götürülemez.
İstisnalar:
a) Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair parlamento kararları
b) Milletvekilliğinin düşmesine dair parlamento kararları (A.Y 83-84)
c) TBMM içtüzüğünün değiştirilmesine dair parlamento kararları
Kanunlar ve Parlamento Kararları, sondan geriye doğru bakılmaksızın ayırt edilmesi
konusunda problemlerle karşılaşılabilir. Ancak kararda ve kanunda düzenleme yapılacak
konular itibariyle bir ayrım yapılabilir.
 Parlamento kararları, genellikle yasama organının bir organ olarak kenedi iç
işleyişine ya da diğer organlarla ilişkilerine ilişkin konuları ele alır.
 Parlamento kararları, yukarıda sayılan konular haricinde kendine özgü (sui generis)
olduğunu söyleyebiliriz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yurtdışına gönderilmesi kararı,
kendine özgü bir kararıdır.
 Parlamento kararları, üçüncü kişiye sorumluluk ve imtiyaz getiremez. Meclis
araştırma komisyonlarının komisyona davet ettiği bir kişinin komisyona katılmayı
reddetmesi halinde, kuvvet kullandırmak için, meclis karar alamaz. Bu, şüphesiz ancak
yargı organlarının yapabileceği bir işlemdir.
 12 Eylül 2010’da yapılan anayasa değişiklikleriyle 1961 anayasasında olduğu gibi
tekrar gündeme gelen bir parlamento kararı vardır. Meclis’in yargı organının oluşumunda
rol oynayan, parlamento kararlarıdır. (Anayasa Mahkemeleri üyelerinin bir kısmının
seçilmesi…) (1961 anayasası döneminde Anayasa Mahkemesi üyelerinin üçte birini
yasama organları seçiyordu.)
 Parlamento kararlarının bir kısmı doğrudan anayasadan kaynaklanır. Yasama
dokunulmazlığının kaldırılmasının ve milletvekilliğinin düşmesine dair kararlar,
Parlamento kararları olarak anayasada yer almıştır.
 Meclisin feshedilmesi ve seçimlerin yenilenmesine dair kararlar, parlamento
kararlarıdır.
 Oylamanın nasıl yapılacağına dair (açık, gizli, işaretle) kararlar, parlamento
kararlarıdır. Bu kararları bizzat TBMM düzenlemiştir.
 Parlamenter hükümet sisteminin temel mantığı, yürütme organının, yasama
organından kaynaklanması ve yasamaya karşı sorumlu olmasıdır. Bu durum, yani
yürütmenin yasamadan kaynaklanması ve yasamaya karşı sorumluluğu önemli
parlamento kararlarının alınmasına sebep olmuştur. Bu çerçevede yürütme organı olan
Bakanlar Kurulu’nun işgüder hükümet durumundan kurtulmak ve meclisin güvenini
kazanmak amacıyla yapılan güven oylaması sonucunda alınan karar bir parlamento
kararıdır.
 Yine, yürütmenin yasama organından kaynaklanması ve ondan sorumlu olması
sebebiyle ortaya çıkan Gensoru Önergelerinin görüşülmesi sonucunda alınan kararlar
parlamento kararıdır.
 Yürütmenin yaptığı işlemlerin bazılarını parlamento onaylarken parlamento kararı
vermiş olur. Olağanüstü hal ilanı bunlardan birisidir.
27
Parlamento kararları bu şekilde maddi kritere tâbi tutularak ele alınabilir. Bunun dışında kalan
konularda kanun yapmak gerektiğini söyleyebiliriz.
Yasama Organının Yapısı
Tek Kamaralı
Yasama Organının Yapısı
İki Kamaralı (bicameralism)
28
T.C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ
Anayasa Hukuku Ara Sınavı
3 Ocak 2011
Sınav Talimatı :
1. Sınav süresi 45 dakikadır, 2. Bir yarım kağıt verilecektir. Başka kağıt verilmeyecektir.
3. Yanıtlamaya istenilen sorudan başlanabilir. 4. Anayasa ve İçtüzük metni kullanılabilir.
Sorular
:
1. Maddi ve şekli anlamda anayasa kavramlarını açıklayınız ve uygulamada hangisine
üstünlük verildiğini gerekçeli olarak anlatınız (30 puan).
2. Yaşama yetkisinin genelliği ilkesini anlatınız (40 puan).
3. Üniter devleti tanımlayıp, niteliklerini kısaca açıklayınız (30 puan)
Başarılar Dile rim
Dr. Ozan Ergül
29
Download

01-_Anayasa_Hukuku-libre