ISSN: 1303-9210
LEGAL
Hukuk Dergisi
LEGAL JOURNAL OF LAW
Cilt: 12 / Sayı: 134
Volume: 12 / Issue: 134
Yıl / Year: 2014
YARGITAY KARARLARI, DANIŞTAY KARARLARI
VE DİĞER YÜKSEK MAHKEME KARARLARI,
HUKUK HABERLERİ, HUKUKÎ MAKALELER,
GÜNCEL MEVZUAT, RESMÎ GAZETE ÖZETLERİ,
ÖNEMLİ BİLGİLER
COURT OF CASSATION DECISIONS, COUNCIL STATE DECISIONS
AND OTHER SUPREME COURT DECISIONS, LEGAL NEWS, LEGAL
WRITINGS, CURRENT LEGISLATION, ABSTRACTS OF OFFICIAL
GAZETTE, MAJOR INFORMATION
Legal Hukuk Dergisi
Legal Journal of Law
“Hakemli Dergidir”/“Peer reviewed Journal”
Cilt: 12/Sayı: 134
Volume: 12/Issue: 134
Yıl/Year: 2014
Yayın Sahibi/Publisher: Legal Yayıncılık A.Ş. adına Sahibi ve Genel
Yayın Yönetmeni/On Behalf of Legal Yayıncılık
INC. Publisher and Executive Editor
Av. / Aal. Lütfürrahman BAŞÖZ
(Sertifika No./Certificate No. 27563)
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Responsible Manager: Av. / Aal. Ramazan ÇAKMAKCI
Basım ve Cilt/Printing and Volume: Kitap Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.
(Sertifika No./Certificate No.: 16053)
Tel.: 0212 482 99 10 Faks/Fax: 0212 482 99 78
Basıldığı Yer/Place of Publication: Davutpaşa Cad. No: 123, Kat:1
Topkapı/İstanbul
Basıldığı Tarih/Publication Date: Şubat/February 2014
Yönetim Yeri/Place of Management: Bahariye Cad. No: 63/6 Kadıköy/İstanbul
Tel. 0216 449 04 86 Faks/Fax: 0216 449 04 87
Yayın Türü/Type of Publication: Yerel, Süreli, Aylık Hukuk Dergisi/This
journal is a peer reviewed national law journal
published per month
İzmir Temsilcisi/
Izmir Representative
Av. / Aal. İsmet KÖYMEN
Mersin Temsilcisi/
Mersin Representative
Av. / Aal. H. Hulki ÖZEL
ISSN: 1303-9210
Dergiye yapılan atıflarda “LHD” kısaltması kullanılmalıdır.
For citations please use the abbreviation: “LHD”
E-mail: [email protected]
Telefon/Phone: 0 216 449 04 85
Faks/Fax: 0 216 449 04 87
Posta Adresi/Postal Address:
Bahariye Cad. Çam Apt. No: 63 D. 6 Kadıköy – İstanbul
Bu dergide yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlara aittir.
Articles published in this journal represent only the views of the contributors.
Copyright © 2014
Bu derginin tüm yayın hakları LEGAL YAYINCILIK A.Ş.’ye aittir. Yayınevinin izni alınmadan eğitim ve tanıtım amaçlı kısmi alıntılar hariç
olmak üzere hiçbir şekilde kopya edilemez, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.
All rights reserved. No part of this publication may be copied,
reproduced, stored in a retrieval system, or transmitted, in any form or
by means, without the prior expressed permission in writing of the
LEGAL YAYINCILIK A.S.
LEGAL HUKUK DERGİSİ
Bahariye Cad. Çam Apt. No: 63 D. 6 Kadıköy – İstanbul
Tel: (216) 449 04 85 – 449 04 86 Faks: (216) 449 04 87
İnternet adresi: www.legal.com.tr
E-mail: [email protected]
DANIŞMA ve YAYIN KURULU
EDITORIAL and ADVISORY BOARD
Prof. Dr. Gökhan ANTALYA
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı
Prof. Dr. Abdülkadir ARPACI
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Mehmet Emin ARTUK
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Oğuz ATALAY
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra-İflâs Hukuku
Anabilim Dalı
Prof. Dr. Cevdet ATAY
Prof. Dr. Mehmet BAHTİYAR
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Süheyl BATUM
Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku
Prof. Dr. Ali Cem BUDAK
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Prof. Dr. Erdoğan BÜLBÜL
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı
Prof. Dr. Mustafa ÇEKER
Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı
Prof. Dr. Gürsel ÇETİN
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adlî Tıp Anabilim Dalı
Prof. Dr. Osman DOĞRU
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Ömer EKMEKÇİ
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı
Prof. Dr. Nuray EKŞİ
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Prof. Dr. Nüvit GEREK
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Tevfik GÜLSOY
Gaziantep Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Prof. Dr. Alper GÜMÜŞ
İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anabilim Dalı
Prof. Dr. Sibel İNCEOĞLU
Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı
Prof. Dr. Turgut KALPSÜZ
Prof. Dr. Eser KARAKAŞ
Bahçeşehir Üniversitesi AB İlişkileri Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Işıl KARAKAŞ
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Üyesi - Devletler Umumi Hukuku
Prof. Dr. Mahmut KOCA
İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku
Prof. Dr. Mustafa KOÇAK
Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı – Anayasa Hukuku
Prof. Dr. Muharrem KILIÇ
Akdeniz Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Serap Keskin KİZİROĞLU
Okan Üniversitesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Tekin MEMİŞ
İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Prof. Dr. Ali Necip ORTAN
İstanbul Kültür Üniversitesi Fikri Haklar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü
Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ
Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı
Prof. Dr. Ayhan ÖNDER
Ceza ve Ceza Usul Hukuku
Prof. Dr. Selçuk ÖZTEK
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Ömer ÖZKAN
İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölümü
Prof. Dr. Saba ÖZMEN
Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı
Prof. Dr. Bahri ÖZTÜRK
İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü
Prof. Dr. Hasan PULAŞLI
Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Prof. Dr. Adem SÖZÜER
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Cumhur ŞAHİN
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Şükran ŞIPKA
İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Güzin ÜÇIŞIK
Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Samim ÜNAN
Galatasaray Üniversitesi Ticaret Hukuk Fakültesi
Prof. Dr. Hakan ÜZELTÜRK
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Vergi Hukuku Anabilim Dalı
Prof. Dr. Sultan ÜZELTÜRK
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı
Prof. Dr. Serap YAZICI
Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Prof. Dr. Hamdi YILMAZ
Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı
Doç. Dr. Faruk ACAR
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı
Doç. Dr. Pınar AKAN
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı
Doç. Dr. Müslüm AKINCI
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Öğretim Üyesi
Doç. Dr. Murat ALIŞKAN
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Doç. Dr. Çetin ARSLAN
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı
Doç. Dr. Mustafa Erdem CAN
Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
Doç. Dr. Osman CAN
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı
Doç. Dr. Özlem YENERER ÇAKMUT
Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı
Doç. Dr. Pelin GÜVEN
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
Doç. Dr. Şafak NARBAY
Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Doç. Dr. Ahmet Caner YENİDÜNYA
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı
Doç. Dr. İlhan YILMAZ
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku Anabilim Dalı
Doç. Dr. Sevtap YOKUŞ
Kocaeli Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı
Yrd. Doç. Dr. Taner AYANOĞLU
İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı
Yrd. Doç. Dr. Sinan BAYINDIR
İstanbul Aydın Üniversitesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Yrd. Doç. Dr. Sevi BAKIM
İstanbul Aydın Üniversitesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Yrd. Doç. Dr. Ebru CEYLAN
İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Medeni Hukuk
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Yrd. Doç. Dr. Fatma KARAKAŞ DOĞAN
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Yrd. Doç. Dr. Muzaffer EROĞLU
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı
Yrd. Doç. Dr. Birgül SOPACI
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı
Yrd. Doç. Dr. Varol KARAASLAN
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra İflasHukuku Anabilim Dalı
Yrd. Doç. Dr. Nur KARAN
Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku
Yrd. Doç. Dr. A. Kürşat TANGÜN
Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Deniz Ticareti Hukuku Anabilim Dalı
Dr. İsmet Nezih ABANOZ
Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Dr. Ahmet M. GÜNEŞ
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Haşmet Sırrı AKŞENER
İstanbul 10. Ticaret Mahkemesi E. Başkanı
Hasan ÖZKAN
Em. İstanbul Hukuk Hâkimi
İzzet DOĞAN
Em. İstanbul Hukuk Hâkimi
Arş. Gör. Mustafa ÜNLÜTEPE
Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı
Av. Atilla COŞKUN, Av. Süleyman ÇETİN,
Av. İbrahim Murat HAZNEDAR, Av. Recep KAHRAMAN, Av. Dr. Filiz KESKİN,
Av. Fikret İLKİZ, Av. Hasan KÖROĞLU, Av. Mehmet UÇUM, Av. Talih UYAR
LEGAL HUKUK DERGİSİ
Cilt: 12/Sayı: 134
Yıl: 2014
İÇİNDEKİLER
Yüksek Mahkeme Kararları Kısa Özetleri ........................................................... XXI
Hukukî Makaleler......................................................................................................... 1
Devletin Dönüşümünde Kuvvetler Ayrılığı İlkesinin Aşındırılması
Dr. Orhan Veli ALICI
Av. Coşkun ONGUN...................................................................................................... 3
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
Araş. Gör. Muhammed Ali AYDIN.............................................................................. 27
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre Acentelik
Sözleşmesinin Sona Ermesi
Araş. Gör. Vildan SEZİŞLİ .......................................................................................... 53
Uzman Görüşleri......................................................................................................... 71
İcra Tutanakları (İİK. mad. 8)
Av. Talih UYAR........................................................................................................... 73
Anonim ve Limited Şirketlerde Olağan Genel Kurul Toplantısının Önemi
Soner ALTAŞ (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Başmüfettişi) ........................... 87
Özel Kesim Borçlanma Araçları İhracında Yeni Dönem
Yavuz AKBULAK (SPK Başkanlık Danışmanı) ......................................................... 91
Hukuk Haberleri....................................................................................................... 109
Yargıtay Hukuk Kararları....................................................................................... 153
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları .................................................................... 155
Yargıtay Hukuk Daire Kararları ................................................................................. 187
Yargıtay Ceza Kararları .......................................................................................... 265
Yargıtay Ceza Genel Kurul Kararı ............................................................................. 267
Yargıtay Ceza Daire Kararları .................................................................................... 275
Danıştay Kararı ........................................................................................................ 295
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı.............................................................. 297
Danıştay Daire Kararı ................................................................................................. 300
X
Anayasa Mahkemesi Kararları ............................................................................... 307
Güncel Mevzuat ........................................................................................................ 325
Kanunlar ..................................................................................................................... 327
Resmî Gazete Özetleri ................................................................................................ 339
Önemli Bilgiler .......................................................................................................... 351
LEGAL HUKUK DERGİLERİ SİPARİŞ FORMU
398
Yüksek Mahkeme Kararları Arama Dizinleri ....................................................... 399
Kavramlara Göre Arama Dizini.................................................................................. 401
Kanun Maddelerine Göre Arama Dizini ..................................................................... 407
LEGALBANK ABONELİK FORMU........................................................................ 411
LEGAL JOURNAL OF LAW
Volume: 12/Issue: 134
Year: 2014
CONTENTS
Plot Summary of Supreme Court Decisions .......................................................... XXI
Legal Writings............................................................................................................... 1
Obliterating the Principle of Separation of Powers in
Transformation of the State
Dr. Orhan Veli ALICI
Atty. Coşkun ONGUN .............................................................................................. 3
Energy Market Regulatory Authority
Res. Asst. Muhammed Ali AYDIN......................................................................... 27
According to the Terms of the Turkish Commercial
Code No.6102 Termination of Agency Contract
Res. Asst. Vildan SEZİŞLİ ..................................................................................... 53
Expert Opinions .......................................................................................................... 71
The Procediings of Enforcement
(Aricle 8 of Enforcement and Bankruptcy Law)
Atty. Talih UYAR................................................................................................... 73
The Importance of Ordinary Meeting of the General Assembly in
Corparation and Limited Company
Soner ALTAŞ (Ministry of Science, Industry and Technology Chief Inspector) ... 87
New Period at Expulsion of Private Sector Debts Intrument
Yavuz AKBULAK (Capital Markets Board of Turkey Advisor) ........................... 91
Legal News................................................................................................................. 109
Court Of Cassation Civil Chamber Decisions ........................................................ 153
Court of Cassation Assembly of Civil Chambers Decisions ................................. 155
Court of Cassation Civil Chambers Decisions ...................................................... 187
Court of Cassation Criminal Chamber Decisions.................................................. 265
Court of Appeal Assembly of Criminal Chambers Decision ................................ 267
Court of Appeal Criminal Chamber Decisions ..................................................... 275
Council of State Decision.......................................................................................... 295
Plenary Session of the Administrative Law Chamber Decision............................ 297
Council of State Chamber Decision ...................................................................... 300
XII
Turkish Constitutional Court Decisions ................................................................. 307
Current Legislation................................................................................................... 325
Law Codes............................................................................................................. 327
Abstracts of official Gazette.................................................................................. 339
Major Informations .................................................................................................. 351
ORDERING FORM FOR THE LEGAL LAW JOURNALS ............................... 398
Index of Supreme Court Decisions .......................................................................... 399
Index of Related Legal Terms 401
Index of Related Law Code Articles
407
SUBSCRIPTION FORM FOR THE LEGALBANK LEGAL
DATABASE ......................................................................................................... 411
YÜKSEK MAHKEME KARARLARI KISA ÖZETLERİ
PLOT SUMMARY OF SUPREME COURT DECISIONS
AİLE HUKUKU
Velayet Koşulları- Velayetin düzenlenmesinde aslolan çocuğun
üstün yararıdır. Annenin başkasıyla evlenmiş olduğu, eşiyle birlikte Bodrum'da yaşadığı, babanın ise, çocuğun eğitim ve öğretim
gördüğü İstanbul'da yerleşmiş bulunduğu, çocuğun babasının yanını tercih ettiği gözetildiğinde baba yanında kalmasının bedeni
fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağı yönünden bir delil ve sebep
de bulunmadığına göre, velayetin anneden alınıp, babaya verilmesi
uygun olacaktır............................................................................................ 191
ALACAK HUKUKU
Alacağın İradi Olarak Devri- Davacı ile davalılardan yüklenici
şirket arasında yapılan 04.01.2010 tarihli hukuki işlem, alacağın
temliki hükmündedir. Zira yüklenici, arsa sahibi ile yaptığı
sözleşme uyarınca kazanacağı şahsi hakkını davacıya temlik etmiş
bulunmaktadır. Bu nitelikteki bir temlikin geçerli olabilmesi için
ise BK'nın 163. (TBK m. 184.) uyarınca yazılı şekil şartı yeterli
bulunmaktadır. Bu itibarla, davalılar arasındaki sözleşmenin
geçersiz olduğundan bahsedilebilmesi mümkün değildir. Davacının
öncelikli talebi tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece,
sözleşmenin tapu devri yükümünü de içerdiğinin kabulü ile resmi
şekil şartına uyulmadığı gerekçesiyle tescil isteminin reddi ile sonuca gidilmesi yerinde olmamıştır. ............................................................. 261
BORÇLAR HUKUKU
Asıl Borca Bağlı Hak ve Borçların Sona Ermesi- Somut olayda,
alacaklının daha önce başlattığı takipte, eksik istediği ve istemi sınırlandırıldığından o dosyada talep edemeyeceği bakiye faiz alacağını, yeni bir icra takibiyle istemesinde yasal bir engel yoktur.
Mahkemece önceki takip dosyası celbedilerek gerektiğinde ilamdan doğan faiz alacağı yönünden ilk takipte yapılan ödemeler de
nazara alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle denetiminin sağlanması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. ......... 215
Üniversiteye Ödenen Bedelin Kaydın Sildirilmesi Nedeniyle İadesi
Talebi- Davalı Üniversite'de 2010-2011 yılı eğitim-öğretim yılının
27.09.2010 tarihinde başladığı, davacının kaydını dönem başlamadan 13.09.2010 tarihinde sildirerek, taahhütnamede değinilen ücretin iade edilmeme koşulu oluşmadığına ücret ödemenin karşılığı
olan eğitim öğretim hizmetinden davacı tarafından henüz yararlanılmadığı anlaşıldığına göre davacıya, yatırdığı eğitim-öğretim bedelinin iadesi gerekir. .................................................................................. 162
XIV
Yüksek Mahkeme Kararları Kısa Özetleri
CEZA HUKUKU
Cinsel Taciz Suçu- Somut olayda intikalinin katılanın işten çıkartılmasından yaklaşık 3 ay sonra olması, katılanın beyanını doğrulayan tanıkların mevcut iş yerinden çıkartılanlar olması ve aynı
zamanda sanık aleyhine benzer iddialarla açılan kamu davasının
müştekileri olmaları, tanıklar..... ve......'nin iddia edilen eylemlere
şahit olmadıklarını ifade etmeleri, tarafların çalıştıkları iş yerlerinin
bölge müdürü olan sanığın atanmasından sonra ilgili kişilerin işine
son verilmesi nedeniyle taraflar arasında husumetin bulunması karşısında sanığın isnat edilen eylemleri gerçekleştirdiğine dair şüphe
oluştuğu, şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraati
yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırıdır............ 291
Hırsızlık Suçu- Hırsızlık suçunun failleri, çaldığı malı sattığı yeri
söyleyerek suç konusu eşyanın mağdura iadesini sağlamışsa da satın alandan elde ettiği parayı kazanç müsaderesine konu edilmek
üzere soruşturma makamlarına teslim etmediği anlaşılmasına karşın tebliğnamedeki 168/1. maddenin uygulanmasına dair görüşe
iştirak edilmemiştir. Somut olayda tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça
sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. ..................................................................... 290
Nitelikli Dolandırıcılık Suçu- Çek bedelinin yürürlükten kaldırılan
eski TL'na göre düzenlenmiş olması karşısında, gerçeğin kuşkuya
yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından çeki müştekiye
veren A.'ın tanık olarak dinlenip düzenleniş tarihi ile kim tarafından ne zaman müştekiye verildiği hususları açıkça tespit edildikten
sonra sanığın mukayeseye esas yazı ve imza örnekleri alınarak
aşamalardaki değişmeyen savunmaları da nazara alınarak uyuşmazlık konusu keşide tarihinin sanık tarafından yazılıp yazılmadığı
hususunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınıp
hükme esas alınan bilirkişi raporu ve çek aslının da denetime olanak sağlayacak şekilde dosya içerisinde bulundurulduktan sonra
sanığın suça konu çeki keşide ederek, ne suretle müştekiye zarar
verme bilinç ve iradesiyle hareket ettiğine dair deliller karar yerinde gösterilip tartışılmadan eksik soruşturmayla, yazılı şekilde
mahkûmiyetine karar verilmesi yasaya aykırıdır. ....................................... 288
Bütün kararlar bu şekilde özetli olarak dergimizde yer
a l m a k t a d ı r v e 1 6 s a y fa d e v a m e t m e k t e d i r
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
HU KU KÎ MA KA L E L E R
LEGAL WRITINGS
* Devletin Dönüşümünde Kuvvetler Ayrılığı İlkesinin Aşındırılması
Obliterating the Principle of Separation of Powers in
Transformation of the State
Dr. Orhan Veli ALICI
Av./Atty. Coşkun ONGUN
* Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
Energy Market Regulatory Authority
Araş. Gör./Res. Asst. Muhammed Ali AYDIN
* 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre Acentelik
Sözleşmesinin Sona Ermesi
According to the Terms of the Turkish Commercial Code No.6102 Termination
of Agency Contract
Araş. Gör./Res. Asst. Vildan SEZİŞLİ
H
DEVLETİN DÖNÜŞÜMÜNDE KUVVETLER AYRILIĞI
İLKESİNİN AŞINDIRILMASI
(OBLITERATING THE PRINCIPLE OF SEPARATION OF POWERS IN
TRANSFORMATION OF THE STATE)
Dr. Orhan Veli ALICI
Av./Atty. Coşkun ONGUN
ÖZET
Kuvvetler ayrılığı ilkesinin Anayasal olarak kabul edildiği ve uygulandığı Türkiye’de süreç içerisinde yaşanan reform hareketleri dikkate
alındığında erkler arası ve erkler içi düzenlemelerde bütüncül ve sistematik bir yaklaşımın olmadığı görülmektedir. Birçok reformun sistemsel
tıkanıklıkları bertaraf etmek için yapılması, erkler arası disiplinin hukuksal esneklikle giderilmeye çalışılması gibi hususlar dikkate alındığında
devletin elzem olan dönüşümünün sistematik bir şekilde gerçekleştirilmediği kanısı ortaya çıkmaktadır. Bu makalede de özellikle son yıllarda
yasama, yürütme ve yargı organlarının mahiyetine yönelik olarak mevzuat değişiklikleri çerçevesinde yapılan ve reform adıyla anılan dönüşümün yarattığı sonuçlar ele alınacak olup devlet teşkilatındaki söz konusu
dönüşüm eleştirel bir şekilde anlamlandırılmaya çalışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Kuvvetler ayrılığı, Yasama, Yürütme, Yargı,
Devletin Dönüşümü
ABSTRACT
When considering the reform movements experienced in the
process in Turkey which the principle of separation of powers is
accepted and applied Constitutionally, it is observed that there is no
holistic and systematic approach in the intra and inter-powers
regulations. It comes to light that the essential transformation of the
state did not take place systematically when considering making many
reforms to eliminate systemic congestions and trying to resolve the interpower disciplinary with legal flexibility. The consequences caused by the
transformation called reform and performed under changes in
legislation for the essence of executive, legislative and judicial bodies
especially in recent years will also be discussed in this article, and said
H
Hakem denetiminden geçmiştir.
4
Devletin Dönüşümünde Kuvvetler Ayrılığı İlkesinin Aşındırılması
transformation in the state organization will be tried to explain the
meaning in a critical manner.
Keywords: Separation of powers, Executive, Legislative,
Judiciary, Transformation of the State
***
“...Günümüzde devletin dönüşümü açısından özellikle kuvvetler
ayrılığı noktasında vuku bulan siyasal temelli tartışmalar ve
düzenlemeler esas alındığında kuvvetler ayrılığının hali hazırdaki
sistemi idame ettirici vasfı gittikçe önem kazanmaktadır. Siyasal nitelikli
tartışmaların sonucunda hukuksal alanda yasama, yürütme ve yargı
erkini etkileyecek ve sistemin işleyişini ilerleyen süreçte tıkayacak
çeşitli düzenlemelerin yapıldığı, bazılarının Anayasa Mahkemesince
iptal edildiği görülmektedir.
...
Bu çerçevede yaşanan mezkur değişiklikler neticesinde kuvvetler
ayrılığı ilkesinin daha katı bir şekilde tesis edilmesi, özellikle yargı erkinin siyaset dışında kurgulanarak tarafsız ve bağımsız bir şekilde işleyişinin güvence altına alınması gerekmektedir. Öte yandan mevzuat yazımında ve yapımında kısa süreli çözümler yerine uzun süre varlığını koruyabilecek metinler ve sistemler üzerinde çalışılması büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde mevzuat değişimleri özellikle yasama aracılığıyla yürütme erkinin önemli bir aracı haline gelebilecek ve kuvvetler
ayrılığı yürütme lehine kuvvetler birliği şeklinde ortadan kalkabilecektir.
Bütün bunların önlenmesi ve hukuk devletinin her alanda tesis edilebilmesi için bütün toplum katmanlarıyla ortak hareket edilerek yeni bir
mutabakat Anayasası’nın temel hak ve özgürlükler gözetilerek kuvvetler
ayrılığı çerçevesinde yenilenmesi ülkemiz için kaçınılmaz yol gibi gözükmektedir.”
Makalenin devamına, dergimizin Şubat 2014 tarihli
134. sayısından ulaşabilirsiniz
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
H
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU
(ENERGY MARKET REGULATORY AUTHORITY)
Araş. Gör./Res. Asst. Muhammed Ali AYDIN*
ÖZET
Türkiye’de 2000’li yıllarla beraber düzenleme ve denetleme yetki
ve görevlerini haiz bağımsız idari otoriteler kurulmuştur. Bu makalede
bir bağımsız idari otorite olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun
idari teşkilat içerisindeki yeri, statüsü, görev ve yetkileri anlatılmaktadır.
EPDK kamu tüzel kişiliğini haiz olduğu için genel düzenleyici işlemler yapabilmektedir. İcrai bir idare olduğu için idari yaptırım uygulayabilmektedir. Düzenleme, yaptırım uygulama, denetim yapma yetkileri
son kanun değişikliklerine göre incelenmiştir.
Çalışmada 14/3/2013 tarihli Elektrik Piyasası Kanunu ve
3/12/2010 tarihli Sayıştay Kanunu dikkate alınarak EPDK’nın tâbi olduğu hukuki rejim anlatılmıştır. Çalışmanın bir diğer kaynağı 20/2/2001
tarihli 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun’dur.
Anahtar Kelimeler: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, EPDK,
Bağımsız idari otoriteler, elektrik piyasası, regülasyon, lisans
ABSTRACT
Since 2000, independent regulatory agencies were established in
Turkey, which regulate and audit the Turkish energy sector. In this
article, I will explain the position of Energy Market Regulatory
Authority within the administrative organisation and I will elaborate on
the applicable statute, its missions and competencesas an independent
regulatoryagency.
EMRA (Energy Market Regulatory Authority) can make regulatory
administrative acts because it has public legal personality. As an
executive administration it can execute administrative sanctions.
Competences of regulation, sanction and auditing has been analysed
with respectto the latest law amendments.
In this work, I will elucidate EMRA in the light of both the
Electricity Market Lawdated by 14/3/2013 as well as Turkish Court Of
H
*
Hakem denetiminden geçmiştir.
Yüksek Lisans öğrencisi, Şehir Üniversitesi İdare Hukuku Araştırma Görevlisi
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
6
Accounts Law dated by 3/12/2010. Another main source of this article is
Law about Missions and Organisation of Energy Market Regulatory
Authority date dby 20/2/2001.
Keywords: Energy Market Regulatory Authority, EMRA,
independent regulatory agencies, electricity market, regulation, licence
***
“..İYUK madde 32 uyarınca “Göreve ilişkin hükümler saklı
kalmak şartıyla bu kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare
mahkemesinin gösterilmemiş olması hâlinde, yetkili idare mahkemesi,
dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin
bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.” 4628 sayılı kanunun 4.
maddesine göre EPDK’nın merkezi Ankara’da olduğu için EPDK
kararlarına karşı görevli ve yetkili mahkemeler Ankara İdare
Mahkemeleridir.
EPDK; bir idari makam olması hasebiyle İYUK usullerine tâbidir.
EPDK’yı belli bir konuda harekete geçirmek ve belli bir yönde eylem ve
işlem yapmasını sağlamak için İYUK madde 10 uyarınca EPDK’ya başvurulabilir. EPDK’nın kararlarına karşı idari dava açmadan önce
EPDK’ya İYUK madde 11 uyarınca ihtiyari başvuruda bulunulabilir.
EPDK’nın her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yoluna gidilebilir.
Buna uyuşmazlık çözme yetkisi dahilinde verdiği kararlar da dahildir.
Çünkü EPDK bir yargı organı olmadığı gibi vermiş olduğu kararlar da
kesin hüküm niteliğinde değildir, bu kararların denetimi de idari yargıya
tâbidir..”
Makalenin devamına, dergimizin Şubat 2014 tarihli
134. sayısından ulaşabilirsiniz
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
H
6102 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU HÜKÜMLERİNE
GÖRE ACENTELİK SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ
(ACCORDING TO THE TERMS OF THE TURKISH COMMERCIAL CODE NO.6102
TERMINATION OF AGENCY CONTRACT)
Araş. Gör./Res. Asst. Vildan SEZİŞLİ*
ÖZET
Tacirler, işletmeleri ile ilgili faaliyetlerini yürütürken acentelik
müessesesinden yararlanırlar. Acentelik ilişkisi süreklilik niyeti ile kurulan bir ilişki olmasına rağmen bu ilişkiyi sona erdiren nedenler vardır.
Acentelik sözleşmesini sona erdiren nedenler, 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 121. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye
göre, acentelik sözleşmesi; sürenin sona ermesi, feshi ihbar, haklı nedenler, iflas, ölüm, kısıtlanma ve diğer nedenler mevcut olduğunda sona
ermektedir.
Anahtar Kelimeler: Acentelik sözleşmesi, acentelik sözleşmesinin sona erme nedenleri, sürenin sona ermesi, feshi ihbar, haklı nedenler,
ölüm, iflas, kısıtlanma
ABSTARCT
Traffickers are profit by the agency firm while condunting
operational activities related to business establisments. Despite there
are reasons about ending this relationship Agency relationship is relates
with the intetion of durablity.
The new Turkish Commercial Code No. 121 of No: 6102 is
regulated the reasons for the termination of the agency contract.
According to this regulation, the reasons of termination an agency
contract are the end of the period, notice of termination, cogent grounds,
bankruptcy, death, restiriction and when other reasons are available.
Keywords : Agency contract, Termination reasons of agency
contract, End of the period, notice of termination, cogent grouds, death,
bankruptcy, restiriction
***
H
*
Hakem denetiminden geçmiştir.
Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölümü Yüksek lisans Öğrencisi
8
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre Acentelik
Sözleşmesinin Sona Ermesi
“.. eski Kanunda tazminat borcu 134. maddede ayrıca düzenlenmişken; yeni Kanunun 121. maddesinde acentelik sözleşmesinin
sona ermesi sebepleri başlığı altında tazminat borcunun düzenlenmesi
isabetli olmamıştır. Yeni Kanunda m. 121, f. 3-4’de düzenlenen tazminatla ilgili hükümlerin, ayrı bir maddede tazminat borcu başlığı altında
ele alınması ya da 121. madde başlığının “Acentelik sözleşmesinin sona
erme sebepleri ve tazminat borcu” olması gerekirdi.
Son olarak, çalışmamızda da belirttiğimiz m. 121, f. 3’de düzenlenmiş olan “Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü veya kısıtlanması
halinde, Türk Borçlar Kanununun 513 üncü maddesi hükmü uygulanır.”
ifadesinde yer alan “kısıtlılık” ifadesi de “ehliyetini kaybetmesi” şeklinde olmalıdır. Aynı maddede tazminat borcunun düzenlendiği f. 5’de
“ehliyetini kaybetmesi” ifadesine yer verilmiştir, f. 3’deki “kısıtlılık”
ifadesi de “ehliyetini kaybetmesi” şeklinde değiştirilmelidir.”
Makalenin devamına, dergimizin Şubat 2014 tarihli
134. sayısından ulaşabilirsiniz
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
UZMAN GÖRÜŞLERİ
EXPERT OPINIONS
* İcra Tutanakları (İİK. mad. 8)
The Procediings of Enforcement
(Aricle 8 of Enforcement and Bankruptcy Law)
Av./Atty. Talih UYAR
* Anonim ve Limited Şirketlerde Olağan Genel Kurul Toplantısının Önemi
The Importance of Ordinary Meeting of the General Assembly in Corparation
and Limited Company
Soner ALTAŞ
(Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Başmüfettişi/
Ministry of Science, Industry and Technology Chief Inspector)
* Özel Kesim Borçlanma Araçları İhracında Yeni Dönem
New Period at Expulsion of Private Sector Debts Intrument
Yavuz AKBULAK
(SPK Başkanlık Danışmanı/Capital Markets Board of Turkey Advisor)
İCRA TUTANAKLARI
(İİK. mad. 8)
(THE PROCEDIINGS OF ENFORCEMENT
(ARICLE 8 OF ENFORCEMENT AND BANKRUPTCY LAW))
Av./Atty. Talih UYAR*
“..Gerek icra ve gerekse iflas daireleri yaptıkları işlemler ve
kendilerine yapılan başvurular hakkında İİK. mad. 8 1 uyarınca bir
tutanak düzenlerler.
I- İİK. çerçevesinde düzenlenecek tutanaklar, ilgililerin -alacaklı,
borçlu ve üçüncü kişilerin- “sözlü itirazları” (İİK. mad. 62), “talepleri”
(İİK. mad. 58, 87, 106 vb.) ve “beyanları” (İİK. mad. 74, 89/II, 111 vb.)
tutanağa yazıldığı zaman, bunların altları ilgililer ve icra müdürü (ya da
yardımcısı ya da katibi) tarafından imzalanır. “İlgili” imza atmasını bilmiyorsa, icra tutanağına bastığı mühür ya da parmak izi, icra
müdürü
(veya müdür yardımcısı yahut katip) tarafından tasdik edilir.2 Şu hususu
da hemen belirtelim ki, İİK. Yönetmeliği (mad. 22/II); icra dairesine
yapılan yazılı (yani dilekçe ile) taleplerin de, tutanağa geçirilip, altının
“ilgili” ve “icra müdürü ya da yardımcısı veya katibi” tarafından imza
edilmesini belirtmiştir
...
Gerekçesi bulunmayan kararları anlamada zorlanan taraflar, bu nedenle sık sık kararlara karşı şikayet yoluna gitmek zorunda kaldıklarından, “kararlara gerekçe yazılmak suretiyle”, tarafların şikayet yoluna
daha az başvurmaları amaçlanarak, şikayete konu kararların icra mahkemesince daha çabuk değerlendirilerek, şikayetlerin daha kısa sürede
çözüme kavuşması sağlanmak istenmiştir.
***
Makalenin devamına, dergimizin Şubat 2014 tarihli
134. sayısından ulaşabilirsiniz
*
İzmir Barosu Avukatlarından.
İİK. mad. 8 - İcra ve İflâs daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vâki talep ve
beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları
ilgililer ve icra müdürü veya yardımcısı veya kâtibi tarafından imzalanır.
İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır.
İlgililer bu tutanakları görebilir ve bunların örneğini alabilir.
İcra ve İflâs dairelerinin tutanakları, hilâfı sabit oluncaya kadar muteberdir.
2
KURU, B. İcra Tutanakları “Zabıtları” (ABD. 1975/5, s:644, dipn. 76)
1
ANONİM VE LİMİTED ŞİRKETLERDE OLAĞAN GENEL
KURUL TOPLANTISININ ÖNEMİ∗
(THE IMPORTANCE OF ORDINARY MEETING OF THE GENERAL ASSEMBLY IN
CORPARATION AND LIMITED COMPANY)
Soner ALTAŞ
(Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Başmüfettişi/
Ministry of Science, Industry and Technology Chief Inspector)
“...6762 sayılı eski Ticaret Kanunu’nda olduğu üzere, 6102 sayılı
Türk Ticaret Kanunu1 (TTK)2’na göre de, anonim ve limited şirketlerde
yasal olarak bulunması gereken organlardan birisi genel kuruldur. Genel
kurul, anonim şirketlerde pay sahiplerinin, limited şirketlerde ise ortakların katılımıyla oluşur. TTK’ya göre genel kurulun yılda en az bir kez ve
olağan olarak toplanması şarttır. Ancak, yönetim organı (anonim şirketlerde yönetim kurulu, limited şirketlerde müdür veya müdürler kurulu)
gibi sürekli olarak görev yapan bir organ olmaması nedeniyle, genel
kurul zaman zaman bazı anonim ve limited şirketlerin yetkili organları
tarafından hiç ya da süresi içerisinde toplantıya çağrılmamaktadır.
... olağan genel kurul toplantısının yapılmamasının süreklilik arz
etmesi, bu arada genel kurulun olağanüstü toplantı da yapmaması,
şirketin zorunlu organlarından olan genel kurulun yokluğu olarak değerlendirilebilmekte ve şirket ortaklarına, alacaklılara ve anonim şirketlerde ayrıca Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na şirket aleyhine fesih davası
açma hakkı vermektedir. Ayrıca, anonim şirket yönetim kurulu üyeleri
ile limited şirket müdürlerinin, genel kurulu toplantıya çağırmadıkları,
dolayısıyla da genel kurulun toplantı yapmamasına sebebiyet verdikleri
için, ortaya çıkabilecek doğrudan ve dolaylı zararlardan ötürü hukuki sorumluluklarına gidilebilecektir. Yine, anonim ve limited şirketlerde olağan genel kurul toplantısının yapılmaması, yönetim kurulu üyelerinin ve
şirket müdürlerinin ibra edilmemesi, finansal tabloların (bilanço, gelir
tablosu vd.) ile yıllık faaliyet raporlarının onaylanmaması, kâr dağıtımına gidilememesi gibi olumsuz sonuçlar doğuracaktır...
Makalenin devamına, dergimizin Şubat 2014 tarihli
134. sayısından ulaşabilirsiniz
∗
Bu çalışmada belirtilen görüşler yazarına ait olup, çalıştığı Kurumunu bağlamaz.
14 Şubat 2011 tarih ve 27846 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
2
Çalışmamızda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu için TTK kısaltması kullanılmıştır.
1
ÖZEL KESİM BORÇLANMA ARAÇLARI İHRACINDA
YENİ DÖNEM*
(NEW PERIOD AT EXPULSION OF PRİVATE SECTOR DEBTS INTRUMENT)
Yavuz AKBULAK
(SPK Başkanlık Danışmanı/Capital Markets Board of Turkey Advisor)
“...6362 sayılı (yeni) Sermaye Piyasası Kanunu’nun1
(SPKn/Kanun) “Borçlanma aracı niteliğindeki sermaye piyasası
araçlarının ihraç limiti ve yetkisi” başlıklı 31’inci maddesine göre,
“İhraççıların ihraç edebilecekleri borçlanma aracı niteliğindeki
sermaye piyasası araçlarının toplam tutarı, SPK’ca belirlenecek limiti
geçemez. SPK, ihracın, ihraç edilen borçlanma aracının ve ihraççıların
niteliğine göre farklı limitler belirleyebilir. 08.06.1984 tarihli ve 233
sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname hükümleri saklı kalmak ve 22.02.2005 tarihli ve 5302 sayılı
İl Özel İdaresi Kanununun 51’inci maddesi ile 03.07.2005 tarihli ve
5393 sayılı Belediye Kanununun 68’inci maddesinde belirtilen limitler
hariç olmak üzere diğer kanunlarda belirlenen ihraç limitleri
uygulanmaz. Borçlanma aracı niteliğindeki sermaye piyasası aracı ihraç
yetkisi, esas sözleşme ile yönetim kuruluna süreli veya süresiz olarak
devredilebilir.”
...
1) Satılamayan veya satışından vazgeçilen borçlanma araçlarının
aynı koşullar üzerinden veya koşulları değiştirilmek suretiyle tekrar satışı düzenlenmiştir.
2) Aynı tertip içinde satışa sunulan farklı tür ve vadelerdeki borçlanma araçları arasında yatırımcı talebine göre aktarma yapılması olanağı sağlanmıştır.
3) İhraç limitine esas alınacak finansal tablolarda genel kurul onayı
zorunluluğu kaldırılmış, ihraççı talebi üzerine veya Kurul kararı çerçevesinde ara dönem finansal tablolar üzerinden ihraç limiti hesaplanması
uygulaması düzenlenmiştir.
4) Niteliği Tebliğ’de belirtilmiş olan ihraççıların kredi derecelendirme notuna göre ihraç limitlerinde artış yapılması ve ihraççıların talebi
*
Bu yazıda yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın
çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Yazıdaki tüm
hata ve eksiklikler yazarına aittir.
1
30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
14
Özel Kesim Borçlanma Araçları İhracında Yeni Dönem
üzerine yurt dışında gerçekleştirilecek ihraçlarda ek ihraç limiti imkanı
düzenlenmiştir.
5) Niteliği itibari ile borçlanma aracı olduğu kabul edilecek sermaye piyasası araçlarının ihracına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
6) Yurt içi ve yurt dışı ihraç tavanı uygulamalarına ve döviz cinsinden yapılan ihraçlarda esas alınacak kurlara ilişkin hükümler ayrıntılı
olarak ele alınmıştır.
7) Yurt dışında ihraç edilecek borçlanma araçlarının kayden ihracı
ve bu ihraçlara ilişkin verilerin MKK’ya bildirimine ilişkin düzenlemeler
yapılmıştır...”
Makalenin devamına, dergimizin Şubat 2014 tarihli
134. sayısından ulaşabilirsiniz
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
HU KU K HA B E R L E R İ
LEGAL NEWS
* Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Değiştirildi
* Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulamasının Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik
Değiştirildi
* Bankalarca Kredilerin ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Bunlar İçin
Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Değiştirildi
* 2004 York Anvers Kuralları Yayınlandı
* Alkollü İçki Ambalajları Üzerine Konulacak Uyarı Mesajlarıyla İlgili Tebliğ Değiştirildi
* Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname ile Bazı Kanunlar Değiştirildi
* Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Japonya Hükümeti Arasında Nükleer Enerjinin
Barışçıl Amaçlarla Kullanımına Dair İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Yayınlandı
* Bankaların Karşılıksız Çekte Sorumlu Olduğu Miktar 1.120 TL Olarak Belirlendi
* Bilgi Suistimali veya Piyasa Dolandırıcılığı Hakkında Tebliğler Yayınlandı
* Elektronik Haberleşme Sektöründe Hizmet Kalitesi Yönetmeliği Değiştirildi
* Elektronik Haberleşme Sektöründe Hizmet Kalitesi Yönetmeliği Ek-4’ün Uygulamasına
İlişkin Tebliğ Değiştirildi
* Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Hakkında Kanun Değiştirildi
* Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Geri Kabul
Anlaşması ile Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Yayınlandı
* Parasal Sınırlar ve Oranlar Hakkında Genel Tebliğ
(Sayı: 2014/1) Yayınlandı
* Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited
Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin
Tebliğ Değiştirildi
* 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanun Uyarınca Mal ve Hizmet Tedarikinde Alacaklıya Yapılan
Geç Ödemelere İlişkin Olarak Faiz Oranı Yıllık Yüzde 12, 75, Alacağın Tahsili Masrafları
İçin Talep Edilebilecek Asgari Giderim Tutarı 120, 00 Türk Lirası Olarak Tespit Edilmiştir
* Tarımsal Faaliyette Bulunanların Prim Borçlarının Sattıkları Tarımsal Ürün Bedellerinden
Kesinti Yapılmak Suretiyle Tahsil Edilmesine Dair Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ
* İnternet Yasa Değişikliği Hakkında Açıklama Yayınlandı
* TBB Vekâlet Pulları Hakkında Duyuru Yayınlandı
Haberler ayrıntılı bir şekilde dergimizde yer almaktadır ve
4 4 s a y fa d e v a m e t m e k t e d i r
YARGITAY HUKUK KARARLARI
COURT OF CASSATION CIVIL CHAMBER DECISIONS
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARLARI
COURT OF CASSATION ASSEMBLY OF CIVIL CHAMBERS DECISIONS
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No.
2012/10-1633
Karar No. 2013/825
Tarihi:
12.06.2013
İlgili Kanun/Madde
5510 s. SSGSSK/96
• İSTİRDAT DAVASI
• ZAMANAŞIMI SAVUNMASININ ISLAH YOLU İLE
İLERİ SÜRÜLÜP SÜRÜLMEYECEĞİ
ÖZETİ: Davalılar vekilinin yasal süresi içerisinde ibraz edilen cevap
dilekçesinde herhangi bir nedenle ileri süremediği zamanaşımı
def'ini, sonradan ıslah yoluyla ileri sürmesinde usule aykırı
bir yön bulunmayıp; ıslah edilmiş bu yeni savunmaya karşı
tarafın (davacının) itiraz etmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemenin davalının
ıslah yoluyla zamanaşımı def’inde bulunabileceğine ilişkin
kabulü yerindedir. Ne var ki, geçerli olan zamanaşımı def’ine
göre 5510 sayılı Kanun’un 96 maddesi yönünden temyiz itirazları Özel Dairesince incelenmediğinden, dosyanın bu yönlerden, inceleme yapılmak üzere Özel Dairesine gönderilmesi
gerekir.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
2012/3-1626
Esas No.
Karar No. 2013/813
Tarihi:
12.06.2013
İlgili Kanun/Madde
1086 s. HUMK/83, 91, 93, 95
6100 s. HMK/176, 307, 309, 311, Gç3
• FERAGAT VE KABULÜN SONUÇLARI
• DAVADAN FERAGAT
• ISLAHIN KAPSAMI VE SAYISI
Yargıtay Hukuk Kararları
18
ÖZETİ: Feragat, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemidir. Feragatten dönülmesi ve mülga HUMK. nun 83.maddesi ve HMK.
nun 176 maddesine göre, ıslah yolu ile feragatin hükümsüz
kılınması olanaksız ise de, irade bozukluğu hallerinde feragat
ve kabulün iptali istenebilir. Bilindiği gibi, feragat yalnız mevcut davadan değil, o dava ile istenen haktan da vazgeçme anlamına gelmektedir. Davadan feragat neticesinde, feragate
konu hak tamamen düşer ve artık bir daha dava konusu yapılamaz. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.05.1987 gün ve E:1986/4, K:1987/5 sayılı ilamının
gerekçesinde ise, yasaların uygulanmasında, hakların korunması doğrultusunda hareket etme gereği karşısında, açık bir
irade beyanı olmadan davadan feragat edildiği sonucunun
çıkarılamayacağı kabul edilmiştir.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No.
2012/13-1932
Karar No. 2013/787
29.05.2013
Tarihi:
İlgili Kanun/Madde
6217 s. Kanun/30
6100 s. HMK/Gç3
• ÖDEME EMRİNE YAPILAN İTİRAZIN İPTALİ
• ÜNİVERSİTEYE ÖDENEN BEDELİN KAYDIN
SİLDİRİLMESİ NEDENİYLE İADESİ TALEBİ
ÖZETİ: Somut olayda davacının kaydını yaptırdığı gün olan
02.09.2010 tarihinde, 27690 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu'nun 2010/815 sayılı kararının 27. maddesinde lisans yerleştirme sınavını kazandığı yıl kayıt yaptırıp
kendi isteği ile kaydını sildiren öğrencilerin katkı payı ve öğrenim ücretlerinin geri ödenmeyeceği düzenlemesi getirilmiştir. Öte yandan, davalı Rektörlük tarafından, 02.09.2010 tarihinde okula kayıt sırasında davacıya taahhütname başlıklı
belgenin imzalatıldığı ve bu taahhütnamede davacının “Üniversitede okuduğum sürece; ücret ödeyip, dönem başladıktan
sonra kayıt sildirmek istemem halinde yatırılan ücretin tarafıma iade edilmeyeceğini...” kabul ve taahhüt ettiği görülmektedir. Davalı Üniversite'de 2010-2011 yılı eğitim-öğretim yılının 27.09.2010 tarihinde başladığı, davacının kaydını dönem
başlamadan 13.09.2010 tarihinde sildirerek, taahhütnamede
değinilen ücretin iade edilmeme koşulu oluşmadığına; ücret
ödemenin karşılığı olan eğitim öğretim hizmetinden davacı
tarafından henüz yararlanılmadığı anlaşıldığına göre; davacıya, yatırdığı eğitim-öğretim bedelinin iadesi gerekir.
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No.
2012/12-1838
Karar No. 2013/785
Tarihi:
29.05.2013
19
İlgili Kanun/Madde
6100 s. HMK/Gç3
• ÇEKE UYGULANACAK HÜKÜMLER
• ÇEK HAMİLİNİN BAŞVURMA HAKLARINDA
ZAMANAŞIMI
• POLİÇEDE ZAMANAŞIMININ KESİLMESİNİN
HÜKÜMLERİ
• POLİÇEDE ZAMANAŞIMININ KESİLME SEBEPLERİ
• KAMBİYO SENETLERİNE İLİŞKİN TAKİPTE
UYGULANACAK DİĞER HÜKÜMLER
• MERCİİN KARARIYLA İCRA TAKİBİNİN
ERTELENMESİ VEYA İPTALİ
• İLAMIN ZAMANAŞIMINA UĞRADIĞI İDDİASI
ÖZETİ: Alacaklı vekili tarafından borçlular hakkında çeke dayalı olarak 24/03/2009 tarihinde kambiyo takibi başlatıldığı, takip
dosyasında, 30/03/2009 tarihinde borçlulara ödeme emirlerinin tebliğ edildiği, bu tarihten sonra eldeki davanın açıldığı
19/10/2009 tarihine kadar takip dosyasında alacaklı vekilince
01/09/2009, 08/10/2009, 14/10/2009 (haciz) 16/10/2009 tarihlerinde işlem yapılması nedeniyle takip konusu çek yönünden
6 aylık süreler içinde işlem yapıldığı kanaati ile direnme kararı verildiği, ancak davacılar açısından işlem yapılan tarihler
arasındaki sürede hesap hatası yapıldığı anlaşılmış olup, bu
durumun daha sonra düzeltilmesi mümkün olmadığı anlaşılmakla, mahkememizin önceki kararında direnilmesine ve davacıların zamanaşımı itirazlarının reddine, ” karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen bozma ilamına
uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Hukuk Kararları
20
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No.
2012/18-1929
Karar No. 2013/782
Tarihi:
29.05.2013
•
•
•
•
•
İlgili Kanun/Madde
6100 s. HMK/Gç3
1086 s. HUMK/429
TEREKENİN OLAĞAN USUL İLE TASFİYESİ
TEREKENİN RESMİ TASFİYESİNDE USUL
VAKFIN SONA ERMESİ
VAKFIN TANIMI
VAKFA ÖZGÜLENEN MAL VE HAKLARIN
KAZANILMASI
• TÜZEL KİŞİNİN MALVARLIĞININ ÖZGÜLENMESİ
ÖZETİ: Dava konusu vakfın, aciz (ödeme güçsüzlüğü) haline düşmüş
olduğu tespit edildiğinden yerel mahkemece, vakfın dağılmış
olduğunun tespitine karar verilmiş, ancak vakfın mal varlığının tahsisi konusunda bir hüküm kurulmamıştır. Vakıflar
Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca mahkeme kararı ile vakfın
dağıldığına karar verilmesi halinde, vakfın mal varlığının
tahsisi konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir. Dava
konusu vakfın vakıf senedinde, 1119 parsel sayılı taşınmaz
vakfa özgülenmiş olup, TMK m. 105 gereğince taşınmazın
mülkiyeti, vakfın tüzel kişiliğini kazanmasıyla vakfa geçmiş
bulunmaktadır. Her ne kadar, vakfa ait taşınmaz başkasına
satılmış olsa da, vakfın bu taşınmaz nedeniyle en azından tazminat hakkı bulunduğundan mahkemenin; vakfın herhangi
bir mal varlığı bulunmaması nedeniyle benzer vakfa devir ile
ilgili karar verilmesine yer olmadığına yönündeki direnmesi
yerinde değildir.
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No.
2012/12-1842
Karar No. 2013/780
Tarihi:
29/05/2013
21
İlgili Kanun/Madde
6111 s. Kanun/Gç2
1086 s. HUMK/429
• KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA BEDELİNİN TAHSİLİ
• İCRA DAİRESİNİN İŞLEMLERİNİ ŞİKAYET
ÖZETİ: 6111 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesi, takip tarihi olan
07.01.2011 den sonra 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş
olduğundan eldeki uyuşmazlığa uygulanması mümkün değildir. Kaldı ki 6111 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesi
01.11.2012 tarihinde Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiştir.
Bu nedenle Yerel Mahkemenin 6111 sayılı Kanun'un Geçici 2.
maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanmayacağına ilişkin
direnmesi ise yerindedir. Takibe konu ilamın 04.11.1983 tarihine en önceki kamulaştırmasız elatmaya ilişkin olup olmadığı
anlaşılamamaktadır. Kamulaştırma Kanunu'na eklenen Geçici 6. madde hükümleri 04.11.1983 tarihinden önceki kamulaştırmasız elatma işlemlerine uygulanacağından, Mahkemece
takibe konu ilamın 04.11.1983 tarihinden önceki kamulaştırmasız elatma işlemine ilişkin olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar
verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
2012/13-1652
Esas No.
Karar No. 2013/775
29.05.2013
Tarihi:
İlgili Kanun/Madde
4077 s. TüketiciK/3
2004 s. İİK/67
• ESKİ HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNUNA
GÖRE DÜZENLENEN SENETLER GEÇERLİLİĞİNİ
KORUR
• YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN HÜKÜMLER
• TEMYİZ EDİLEBİLEN KARARLAR
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Hukuk Kararları
22
ÖZETİ: Bir mahkeme kararının temyiz edilip edilemeyeceği belirlenirken, temyiz hakkının doğduğu (kararın verildiği) tarihteki
hukuksal durum esas alınmalı; karar tarihinde yürürlükte
bulunan kanun hükmü temyiz sınırı yönünden hangi düzenlemeyi içeriyor ise, ona bağlı kalınmalıdır. Buradaki “karar”
teriminin, Yerel Mahkemenin, Özel Daire bozmasına karşı
verdiği direnme kararını da kapsayacağında duraksama bulunmamaktadır. Davacı, eldeki itirazın iptali davası ile; davalıların abone olmalarına rağmen 2003 yılına ait elektrik borçlarını ödemediklerini iddia ederek başlattığı icra takibinde
317, 99 TL asıl alacak, 115, 27 TL KDV ve 640, 39 TL gecikme
zammı olmak üzere toplamda 1.073, 65 TL’nin tahsilini istemiş, davalıların takibe itiraz edip takibi durdurmaları üzerine
eldeki itirazın iptali davası açmıştır.Direnme kararının verildiği 19.04.2012 tarihinde, temyiz (kesinlik) sınırı 1.690, 00- TL
olmakla; direnme kararına konu toplam miktar (1.073, 65 TL)
açık biçimde temyiz edilebilirlik sınırı altında olduğundan,
anılan karara karşı temyiz yasa yoluna gidilmesi miktar itibariyle mümkün değildir. Hal böyle olunca, davacı vekilinin
temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No.
2012/13-1514
Karar No. 2013/772
Tarihi:
29.05.2013
İlgili Kanun/Madde
4077 s. TüketiciK/4
6100 s. HMK/Gç3
• TAZMİNAT DAVASI
• TÜKETİCİNİN KORUNMASI KAPSAMINDA AYIPLI
MAL VE SORUMLULUK
ÖZETİ: Somut olayda konutu satın alan davacı, açık ayıp halinde,
malı teslim aldığı tarihten itibaren otuz gün içerisinde satıcı
veya malike ayıp ihbarında bulunur ise, bu durumda malı
teslim aldığı tarihten itibaren beş yıl içerisinde 4077 sayılı
Kanun’a dayanarak dava açabilecektir. Öte yandan Genel
Kurulda yapılan müzakereler sonucunda, Özel Daire’nin,
davalılar T. ve S... İnşaat ve Ticaret A.Ş.’nin karar düzeltme
talebi üzerine verdiği, 25.01.2012 gün ve 2011/8069 E.,
2012/1135 K. sayılı bozma ilamında sadece, 09.12.2010 gün ve
2010/5060-8351 E., K. sayılı bozma ilamının 518 ada üzerine
inşa edilen spor kompleksine yönelik, bozma ilamının 2 nolu
bendinin kaldırılmasına karar verdiği, diğer bozma nedenlerine ve özellikle de S... İnşaat ve Ticaret A.Ş.’ye de husumet
yöneltilebileceğine yönelik 3 nolu bozma bendini kaldırmaya
yönelik olmadığı, bozma ilamının bu şekilde değerlendirilmesi
gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle: Hukuk Genel
Kurulu’nca Özel Daire Bozma kararına yukarıda belirtilen
ilave gerekçelerle uyulması gerekir.
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
23
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas No.
2012/18-1809
Karar No. 2013/754
Tarihi:
22.05.2013
İlgili Kanun/Madde
634 s. KMK/10, 12, 50
4721 s. TMK/699
6100 s. HMK/Gç3
• PAYLI MÜLKİYETTE PAYLAŞMA BİÇİMİ
• KAT MÜLKİYETİ VE KAT İRTİFAKININ
KURULAMAYACAĞI HALLER
• KAT MÜLKİYETİNİN KURULMASI İSTEMİ VE
BELGELER
• KAT MÜLKİYETİNİN VE KAT İRTİFAKININ
KURULMASI
Somut
olayda, mahkemece alınan bilirkişi raporu içeriğine
ÖZETİ:
göre; dava konusu taşınmazın üzerinde beş katlı yapı mevcut
olup, biri işyeri sekizi mesken nitelikli ve müstakil kullanılmaya elverişli toplam dokuz adet bölüm bulunmaktadır. Taşınmazın muhtelif hisselerde sekiz hissedarı olduğu ve ivaz eklenmek suretiyle her bir paydaşa en az bir bağımsız bölüm
düşebileceği, bağımsız bölümlerden birinin ise satışının söz
konusu olabileceği, ayrıca taşınmaz üzerindeki yapının Kat
Mülkiyeti Kanunu’nun 50/2. maddesi hükmüne uygun nitelikte olduğu belirlenmiştir. Şu hale göre, mahkemece öncelikle
yapılacak iş, taleple bağlı kalınmaksızın, paylı malın önemli
bir değer kaybına uğramadan aynen taksiminin mümkün olup
olmadığı, yönünde tahkikatın ikmal edilmesi olmalıdır. Bu
durumda, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen
Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekir.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
YARGITAY HUKUK DAİRE KARARLARI
COURT OF CASSATION CIVIL CHAMBERS DECISIONS
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/10063
İlgili Kanun/Madde
6100 s. HMK/336
Karar No. 2013/13581
Tarihi:
30.09.2013
• İYİNİYETLİ OLMAYAN ZİLYETİN SORUMLULUĞU
• İYİNİYETLİ ZİLYET BAKIMINDAN SORUMLULUK
• PAYLI MÜLKİYETTE YARARLANMA, KULLANMA VE
KORUMA
• KULLANIM ÖDÜNCÜ SÖZLEŞMESİNİN TANIMI
ÖZETİ: Dava konusu taşınmazı davalının uzun süredir mesken olarak
kullandığı, davacının bu kullanıma ses çıkarmayıp herhangi
bir itiraz ileri sürmediği, diğer bir anlatımla kullanıma muvafakat ettiği, ancak, 24.05.2012 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile bu muvafakatın geri alındığının kabulünde zorunluluk vardır. Başka bir ifade ile taraflar arasında Borçlar Kanununun 299. maddesi (yeni 379 md.) hükmü uyarınca sözlü
olarak ariyet akti yapıldığı ve ihtarname çekilmekle
muvafakatın geri alındığı, yani aynı yasanın 304. maddesi
gereğince aktin feshedildiği kabul edilmelidir. Buna göre fuzuli şagilin (haksız kullanımın) taşınmaz malikine tasarrufundan dolayı ödemekle yükümlü bulunduğu haksız işgal tazminatından sorumlu tutulmasına olanak bulunmaktadır. Hal
böyle olunca; davada ihtarnamenin tebliğ tarihi ile dava tarihi
arası dönem için ecrimisile karar verilmesi gerekir.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
2013/9292
İlgili Kanun/Madde
Esas No.
Karar No. 2013/12899
6098 s. TBK/39
18.09.2013
Tarihi:
• SÖZLEŞMEDE İRADE BOZUKLUĞUNUN
GİDERİLMESİ
• SÖZLEŞME KURULURKEN ALDATMA
• TEMYİZE İLİŞKİN HÜKÜMLERDE HUKUK USULÜ
MUHAKEMELERİ KANUNUNUN UYGULANACAĞI
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
25
ÖZETİ: Hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının
kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği
tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı
tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 39.
maddesi hükmüne göre hata veya hile hukuksal nedenine
dayalı olarak ileri sürülecek iddiaların hileli işlemin yapıldığı
tarihten her halükarda hata ve hileye ıttıla tarihinden itibaren
1 yıl içerisinde ileri sürülmesi zorunludur. Hak düşürücü süre
niteliğindeki değinilen sürenin hakim tarafından re'sen gözetilmesi gereklidir. Yukarıda açıklanan satış işleminin 14.04.2009
tarihli olduğu ve davacının başından beri intifa hakkını uhdesinde bırakarak çıplak mülkiyeti satış şeklinde temlik ettiğini bildiği dikkate alındığında 12.10.2010 tarihinde açılan davada hak düşürücü sürenin geçirildiği tartışmasızdır. Hal böyle olunca, açılan davanın hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle reddine karar verilmesi gerekir.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
İlgili Kanun/Madde
2013/2773
Esas No.
Karar No. 2013/21832
4721 s. TMK/337
Tarihi:
25.09.2013
• VELAYET KOŞULLARI
• ANA VE BABANIN ÇOCUK İLE KİŞİSEL İLİŞKİ
KURMASI
ÖZETİ: Müşterek çocuğun velayeti, boşanma kararıyla davalı
(anne)'ye bırakılmış, karar 27.01.2004 tarihinde kesinleşmiştir. Müşterek çocuk, 16.10.2000 doğumludur. Velayet kendisine bırakılan davalı (anne)'nin İstanbul'da yaşıyorken Bodrum'a taşındığı ve yeniden evlenip, buraya yerleştiği, çocuğun
ise İstanbul'da Şişli …… Lisesinde okuduğu, davacı
(baba)'nın da İstanbul'da yaşadığı yapılan soruşturma ve
toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Çocuğun, annesiyle
birlikte yaşamak istemediği, babasının yanını tercih ettiği görülmektedir. Velayetin düzenlenmesinde aslolan çocuğun üstün yararıdır. Annenin başkasıyla evlenmiş olduğu, eşiyle
birlikte Bodrum'da yaşadığı, babanın ise, çocuğun eğitim ve
öğretim gördüğü İstanbul'da yerleşmiş bulunduğu, çocuğun
babasının yanını tercih ettiği gözetildiğinde baba yanında
kalmasının bedeni fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağı
yönünden bir delil ve sebep de bulunmadığına göre, velayetin
anneden alınıp, babaya verilmesi uygun olacaktır. Bu sebeple
isteğin kabulü gerekir.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
26
Yargıtay Hukuk Kararları
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/1766
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/20819
4721 s. TMK/3, 6
Tarihi:
16.09.2013
• KÖTÜNİYETİN İSPATI
• AİLE KONUTU NİTELİĞİNDEKİ TAŞINMAZ
ÜZERİNDEKİ İPOTEK
ÖZETİ: Davacı, lehine ipotek tesis edilen davalının kötü niyetli olduğunu gösteren bir delil ileri sürmemiş ve davalının kötü niyetli
olduğunu ispat edememiştir. Bu durumda, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi gereğince lehine ipotek tesis edilen
davalı bankanın kazanımı korunacaktır. Bu açıklamalar çerçevesinde davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne
karar verilmesi doğru olmamıştır.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/12397
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/13045
6100 s. HMK/71-83
Tarihi:
23.09.2013
• DESTEK PRİMİ ZARARI
• KAÇAK ELEKTRİK KULLANIMI
• TARIMSAL SULAMA ABONE SÖZLEŞMESİ
• DAVA EHLİYETİ VE TARAF SIFATI
ÖZETİ: Uyuşmazlık, tarımsal sulama abone sözleşmesine dayanan
tazminat isteminden ibarettir. Bu davayı abone bizzat kendisi
açabileceği gibi kendisi adına açmak üzere dilediği kimseye
temsil yetkisi verebilir ve temsilci Baroda yazılı avukat (veya
şartları varsa dava vekili) niteliğine sahip değil ise yukarıda
açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca dava açıp takip edemez. Başka bir ifade ile avukat veya dava vekili olan kişiye
dava açıp takip etmesi için temsil yetkisi verilebilir. Hal böyle
olunca, abone sözleşmesinin tarafı olmayan davacı avukat
veya dava vekili olmadığına göre vekâlet ilişkisine dayalı olarak dava açamayacağı gibi, avukat olmayan bu kişinin müvekkili adına açtığı davaya sonradan müvekkilinin icazet vermesi veya yetkili kıldığı avukat tarafından açılmış olan davanın takip edilmesi de, başlangıçta usulsüz açılmış olan davayı,
usulüne uygun olarak açılmış bir dava haline getirmez. Davacının gerek kendi adına, gerekse de yukarıda açıklanan ilkeler
karşısında gerçek hak sahibinin vekili olarak taraf sıfatı bulunmadığının kabulü gerekir.
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
27
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2012/23490
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/1779
4787 s. AileMahK/4
Tarihi:
07.02.2013
• AİLE MAHKEMELERİNİN GÖREVLERİNİN
KAPSAMI
ÖZETİ: Aile Mahkemeleri, Adalet Bakanlığınca Hakimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak her ilde ve merkez
nüfusu yüzbinin üzerindeki her ilçede, tek hakimli ve asliye
mahkemesi derecesinde olmak üzere kurulur. Aile mahkemelerinin yargı çevresi, kurulduğu il ve ilçenin mülki sınırlarıyla
belirlenir. Ancak yargı çevresi Adalet Bakanlığının teklifi
üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca değiştirilebilir. Gerektiğinde 1. fıkradaki usule göre bir yerdeki aile mahkemesinin birden çok dairesi kurulabilir. Bu durumda daireler
numaralandırılır. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu
Kanun kapsamına giren dava ve işlere, Hakimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince
bakılır. Nişanın bozulması sebebiyle açılan maddi ve manevi
tazminat davalarının da aile hukukuna dair bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde, davaya Aile Mahkemesinde bakılması
gerektiği gözetilerek, öncelikle ayrı Aile Mahkemesi varsa
dava dilekçesinin görevsizlik sebebiyle reddi, yoksa davaya
Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekir.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/12894
İlgili Kanun/Madde
6100 s. HMK/119
Karar No. 2013/18082
19.11.2013
Tarihi:
• SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME NEDENİYLE UĞRANILAN
ZARARIN TAZMİNİ
• ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ
• DAVALININ AD, SOYAD VE ADRESİNİ
BİLDİRMENİN DAVACININ YÜKÜMLÜLÜĞÜ
OLDUĞU
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Hukuk Kararları
28
ÖZETİ: Dava, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme nedeniyle uğranılan
zararın tazmini istemine ilişkindir. Ortaklığın giderilmesi davasında davacılar miras bırakanı ile aynı ad, soyad ve baba
adını taşıyan davalı H. E.'ın, davalı belediyece taraf olarak
gösterildiği ve adres olarak gerçek malik yerine davalının adresinin bildirildiği ve davanın diğer aşamalarında bu davalının muhatap alınarak nihai olarak paranın ödendiği anlaşılmaktadır. Davalının adı, soyadı ve adresini bildirmek davacının yükümlülüğündedir. Dolayısıyla ad benzerliği ve karışıklığa neden olmayacak biçimde davalıya ait kimlik bilgilerinin
detaylandırılması ve adresinin bildirilmesi davacının sorumluluğundadır. Kaldı ki, hissedar olmakla da diğer kayıt maliklerini davalı, belediyenin bulması ve bilmesi olanak dahilinde
iken, yeterli araştırmayı yapmadan yanlış adres vererek davacıların zararına sebebiyet verdiğinden kusurlu eylemi sabittir.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2012/2034
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/552
2659 s. AdliTıpKurumuK/16
21.01.2013
Tarihi:
• TRAFİK KAZASI SEBEBİYLE UĞRANILAN ZARARIN
TAZMİNİ
ÖZETİ: 2659 Sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 16/2. maddesinin c
bendi uyarınca Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulu
"meslekte kazanma gücü kaybı" hususunda bilimsel ve teknik
görüşlerini mahkemeye bildirmekle görevli kılınmıştır. Anılan
bu hükme göre davacının yaşı ve meslek grubu dikkate alınarak maluliyet raporu Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulundan SSK Sağlık İşlemleri Tüzüğüne uygun olarak alınmalıdır. Şu durumda davacı, tüm tedavi evraklarıyla birlikte Adli
Tıp Kurumuna sevk edilerek, muayenesi sağlanmalı, bu şekilde davacının daimi işgücü kaybına uğrayıp uğramadığı ve
uğradı ise ne oranda olduğu tespit edilmeli, davacının maluliyet sebebiyle zarar iddiası ve manevi tazminat istemi hakkında
bu tespit sonucuna göre karar verilmelidir. Anılan yasa
hükmü gözetilmeden tek hekim tarafından hazırlanan raporun
hükme esas alınarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın
bu sebeple bozulması gerekmiştir.
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
29
YARGITAY
5. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/5949
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/13268
1086 s. HUMK/428
Tarihi:
20.06.2013
• İMAR UYGULAMASINDAN DOĞAN ALACAK TALEBİ
• YARGILAMA GİDERLERİNİN HÜKMEDİLMESİNDE
HATA
ÖZETİ: Harç ve vekalet ücretinin bedel tespiti davalarında öngörüldüğü şekilde maktu olarak belirlenmesi gerekirken, nisbi harç
ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/7166
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/11039
818 s. BK/256, 266
6098 s. TBK/316
Tarihi:
25.06.2013
• HOR KULLANMA TAZMİNATI VE TAMİRAT SÜRESİ
• KİRACININ ÖZENLE KULLANMA VE KOMŞULARA
SAYGI GÖSTERME BORCU
ÖZETİ: Somut olayda gerek davacının yaptırdığı delil tespiti sonrası
alınan bilirkişi raporunda gerekse yargılama sırasında mahkemece alınan bilirkişi raporunda kiralanandaki zararın hor
kullanmadan kaynaklanıp kaynaklanmadığına yönelik herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılmamıştır. Rapor bu
yönüyle eksik ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Özellikle
binanın iç ve dış cephesinin yeniden boyanması gerektiğine
dair hasar kaleminde zararın kiracının münhasıran kötü kullanımından kaynaklanıp kaynaklanmadığı anlaşılamamıştır.
Yukarıda değinilen maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda
mahkemece bilirkişiden yeniden rapor alınmak suretiyle münhasıran kötü kullanımdan kaynaklanan zarar kalemleri ve
buna bağlı tamirat süresinin tespit edilerek sonucuna göre
karar verilmesi gerekir.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
30
Yargıtay Hukuk Kararları
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/9066
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/10957
818 s. BK/260
Tarihi:
24.06.2013
6098 s. TBK/315
• TEMERRÜT SEBEBİYLE TAHLİYE VE KİRA
ALACAĞI TALEBİ
ÖZETİ: Somut olayda davacı alacaklı sözlü kira sözleşmesine dayanarak davalıdan ödenmeyen 15.11.2011 tarihinden dava tarihine
kadar olan aylık 600, 00 TL'den 7 aylık toplam 4.200, 00 TL
kira alacağının tahsilini istemiştir. Taraflar arasında yazılı
kira sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı aylık kira bedelinin
600, 00 TL olduğunu iddia etmişse de bu iddiayı yazılı belge ile
kanıtlayamamıştır. Davacı aylık kira miktarının 600, 00 TL
olduğunu yazılı belge ile kanıtlayamamış ise de sair deliller
demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya aylık kira bedelinin 600, 00 TL olduğu konusunda davalıya yemin teklifinde bulunma hakkı hatırlatılarak aylık kira
miktarı belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi
gerekir.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/6595
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/12288
6356 s. SendikalarTopluİşK/8, 42, 43
28.06.2013
Tarihi:
• TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YAPILMASINA İLİŞKİN
YETKİYE İTİRAZ
• TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YAPILMASINA İLİŞKİN
YETKİ TESPİTİ İÇİN BAŞVURU
• KURULUŞLARIN TÜZÜĞÜ
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
31
ÖZETİ: Davacı, işyerinin "Ağaç ve Kağıt" iş kolunda faaliyet gösterdiğini, "Basın, Yayın ve Gazetecilik" işkoluyla örtüşmediğini,
yürüttüğü faaliyete dair işkoluyla yetki tespiti talep eden sendikanın faaliyetine dair işkolunun birbirinden farklı olduğunu
da belirterek, davalı Bakanlıkça 25.12.2012 tarihinde tebliğ
edilen 29.11.2012 tarihli Basın İş Sendikası'nın yetki tespitine
dair işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir. Yetki tespitine dair düzenlemenin 6356 Sayılı Kanun'un 8. bölümünde
düzenlendiği de dikkate alındığında davada Kanunun 2. maddesinde belirtilen görevli makam olan işyeri toplu iş sözleşmesi
için işyerinin, işletme toplu iş sözleşmesi için işletme merkezinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün
bulunduğu yer mahkemesi olduğu, işyerinin de İzmir İli'nde
bulunduğu da dikkate alındığında mahkemenin davada yetkili
olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi
hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/19049
İlgili Kanun/Madde
6100 s. HMK/120, 324, 325
Karar No. 2013/12281
28.06.2013
Tarihi:
• RESEN YAPILMASI GEREKEN İŞLEMLERE İLİŞKİN
GİDERLER
• DELİL İKAMESİ İÇİN AVANS
• HARÇ VE AVANS ÖDENMESİNİN YAPILMASI
ZORUNLULUĞU
Tarafların
üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve
ÖZETİ:
işlerde, hakim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya
belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi
gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir. Tanık dinlenmesi, delil niteliğinde bilirkişi raporu
alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin
gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı HMK.'un 324.
maddesi düzenlemesi karşısında yoktur. Ayrıca delil ikamesi
avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerekir. Diğer yandan örneğin resen hesap raporu alınacaksa
giderin 325. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi isabetli
olacaktır.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Hukuk Kararları
32
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/13884
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/11514
4857 s. İşK/21
Tarihi:
19.06.2013
• İŞKOLU TESPİT KARARI
• GEÇERSİZ SEBEPLE YAPILAN FESHİN SONUÇLARI
ÖZETİ: İşkolu tespiti kararından sonra çağrı merkezi hizmeti sözleşmesinin doğrudan muvazaalı olduğu söylenemeyecektir. Ancak muvazaa kabul edildiğinden davacının husumeti tevcihte
yanılması makul görülerek alt işveren A... Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş.'ye davanın yöneltilmesi için davacıya süre
verilmeli, A... Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş.'nin davaya
dahil edildikten sonra, taraf delilleri eksiksiz olarak toplanarak taraflar arasındaki ilişkinin tartışmaya yer vermeyecek
şekilde tespit edildikten sonra davalı Türk Telekomünikasyon
A.Ş.'nin sorumluluğu değerlendirilerek ve alt işverenin işkolunun asıl işverenin yaptığı işe göre belirlenmeyeceği ilkesi de
gözetilerek sonucuna göre feshin geçerli olup olmadığı konusunda bir karar verilmelidir.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/6415
Karar No. 2013/14369
07.10.2013
Tarihi:
İlgili Kanun/Madde
2004 s. İİK/366
6100 s. HMK/Gç3
1086 s. HUMK/428
• KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA BEDELİNİN TAHSİLİ
• KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TAHSİLİNE İLİŞKİN
TAKİPLERDE HACİZ
ÖZETİ: Takip konusu ilamda idarenin kamulaştırmasız elatma eyleminin 1983 yılından öncesine ait olduğuna ilişkin iddia ve
bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle kamulaştırmasız elatmaya
ilişkin eylemin 1983 yılından sonra olduğunun kabulü ve
olayda uygulanması gerekli 6111 sayılı Yasa'nın Geçici 2.
maddesinin iptal edildiği ve de ilam karar tarihinin
25.02.2011'den de önce olduğu nazara alınarak, borçlu aleyhine haciz uygulanmasında anılan yasal çerçevede hukuka
aykırı bir yön bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu durumda,
Mahkemenin borçlu İdarenin haczedilmezlik şikayetinin
açıklanan nedenle reddine karar verilmesi, ancak borçlunun
2560 sayılı Yasa ve İİK'nun 82. maddesine dayalı haczedilmezlik şikayetinin esasının incelenerek sonucuna göre bir
karar verilmesi yerine eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm
tesisi isabetsizdir.
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
33
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/5732
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/9654
818 s. BK/113
Tarihi:
20.06.2013
6098 s. TBK/131
• ASIL BORCA BAĞLI HAK VE BORÇLARIN SONA
ERMESİ
ÖZETİ: Somut olayda, alacaklının daha önce başlattığı takipte, eksik
istediği ve istemi sınırlandırıldığından o dosyada talep edemeyeceği bakiye faiz alacağını, yeni bir icra takibiyle istemesinde
yasal bir engel yoktur. Mahkemece önceki takip dosyası
celbedilerek gerektiğinde ilamdan doğan faiz alacağı yönünden ilk takipte yapılan ödemeler de nazara alınarak bilirkişi
incelemesi yaptırılması suretiyle denetiminin sağlanması ve
oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
2013/5648
İlgili Kanun/Madde
Esas No.
Karar No. 2013/10600
2004 s. İİK/72
Tarihi:
01.04.2013
• İŞÇİYE İŞE GİRERKEN BOŞ OLARAK İMZALATILAN
SENET NEDENİYLE BORÇLU OLMADIĞININ
TESPİTİ
• DAVACININ GÖSTERDİĞİ TANIKLARIN
DİNLENMEMESİ
Somut
olayda davacı, dava konusu senedin işe girerken boş
ÖZETİ:
olarak ve teminat amacıyla düzenlenip işveren vekili olarak
hareket eden A. B.’ye verdiğini, A.’nın gayrı resmî şirket ortağı olduğunu ileri sürmüş ve kanıt olarak da tanık beyanına
dayanmıştır. Mahkemece davacının gösterdiği tanıklar dinlenmeden ve davalı A. B.’nin dava dışı şirket ile olay tarihindeki bağlantısı tam olarak tespit edilmeden eksik inceleme ile
görevsizlik karan verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/3934
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/8602
6100 s. HMK/303, 307
Tarihi:
12.03.2013
• DAVADAN FERAGAT
• KESİN HÜKÜM VE KAPSAMI
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Hukuk Kararları
34
ÖZETİ: Somut olayda, davacı, feragat ile sonuçlanan kısmî dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 100, 00 TL
fazla çalışma ücretinin ödetilmesini istemiştir. İşbu davada ise
aynı çalışma dönemine ait ödenmeyen bakiye fazla çalışma
alacaklarını istemiştir. Dairemizin yerleşik kararlarına göre,
kısmî davadaki feragat sadece kısmî davada istenen miktar
yönünden talep hakkını engeller. Kısmî davada fazlaya ilişkin
hakların saklı tutulması hâlinde, feragat edilmeyen miktar
yönünden ek dava açılması mümkündür. Davacının her iki
dava dosyasındaki talepleri miktar yönünden birbirinden
farklı olduğundan mahkemece işin esasına girilerek, varsa
davacının kısmî davada istenen miktardan daha fazla tutarda
fazla çalışma ücreti alacaklarının hüküm altına alınması gerekir.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/5284
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/6912
6100 s. HMK/123, 307, 309, 311
Tarihi:
08.04.2013
• FERAGAT VE KABULÜN SONUÇLARI
• FERAGAT VE KABULÜN ŞEKLİ
• DAVADAN FERAGAT
• DAVANIN GERİ ALINMASI
ÖZETİ: Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık
rızası ile davasını geri alabilir. Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.
Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya
kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede
yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul,
kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Feragat ve kabul, kesin
hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir. Açıklanan şartların
mevcut olmaması nedeniyle; vekaletnamesinde davadan feragat yetkisi olan davacı vekilinin dava açıldıktan 1 yıl sonra
davacının emekli edilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığına ilişkin beyanının; davanın geri alınması veya feragat
hükmünde olmadığı belirgindir. Öte yandan tarafların isteklerinin her biri hakkında hüküm verilmesi gerekmektedir. Mahkemece dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilebilmesi için, uyuşmazlık konusu
çekişmenin ortadan kalkması, başka bir anlatımla; her iki
tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki
yararının kalmamış olması gerekir ki, eldeki davada böyle bir
durumun sözkonusu olmadığı görülmektedir.
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
35
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/17208
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/23405
6100 s. HMK/2
Tarihi:
20.12.2013
• İHTİYATİ HACİZ İSTEMLERİNDE GÖREVLİ
MAHKEME
• İHTİYATİ HACZİN NİTELİĞİ
ÖZETİ: İhtiyati haciz istemlerinin incelenmesi basit yargılama usulüne tabi ise de, aynı kanun maddesinden dc açıkça anlaşılacağı üzere, basit yargılama usulü sadece ve münhasıran sulh
hukuk mahkemesinde değil asliye hukuk ve asliye ticaret
mahkemelerinin görev alanına giren pek çok dava ve iş bakımından da uygulanan bir yargılama usulü niteliğindedir, öte
yandan, ihtiyati haciz istemi, mahiyeti gereği, gerek istemde
bulunanın ve gerekse de aleyhine istemde bulunulanın mal
varlığı haklarına ilişkin bir "iş" niteliğinde olup aksine bir
düzenleme söz konusu olmadığı için bu işler bakımından asal
görevli mahkeme asliye hukuk ve/veya işin mahiyetine göre
asliye ticaret mahkemesidir. Bu durumda, açık yasa hükümlerine karşın, yerel mahkemece istemin görevsizlik nedeniyle
dava şartı yokluğundan ötürü reddedilmesi doğru olmamış,
kararın bozulması gerekmiştir.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
İlgili Kanun/Madde
2013/9727
Esas No.
Karar No. 2013/14378
5846 s. FSEK/1, 2
Tarihi:
05.07.2013
• FİLMLERİN TELEVİZYONDA GÖSTERİM
HAKLARININ DEVRİ SÖZLEŞMESİ
• BEKLETİCİ MESELE
ÖZETİ: Somut olayda davacı taraf, devredilen dört adet film ile ilgili
olarak filmlerin yapımcısının mirasçısı tarafından kendisine
ihtarname çekildiğini ve daha sonra da Kartal Fikri ve Sınai
Haklar Hukuk Mahkemesi'nde aleyhine dava açıldığını ileri
sürdüğüne göre söz konusu filmler üzerinde üçüncü bir kişinin hak sahibi olup olmadığı bu dava sonucunda ortaya çıkacaktır. O halde, Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülen davanın sonucu işbu davayı etkileyecek nitelikte bulunduğundan anılan davanın bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Hukuk Kararları
36
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/33933
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/40505
2004 s. İİK/366
Tarihi:
17.12.2013
1086 s. HUMK/428
• HACZEDİLMEZLİK İDDİASININ İLERİ SÜRÜLMESİ
• HACİZ İHBARNAMESİNİN ÜÇÜNCÜ ŞAHSA
ETKİLERİ
ÖZETİ: Haciz ihbarnamesi gönderilmesi, üçüncü kişinin hukukunu
ilgilendiren bir durum olup, borçlular, ancak, İİK.nun 82 veya
83. maddesine dayalı haczedilmezlik iddiasında bulunabilir.
Üçüncü kişiye, doğacak alacakların haczi yönünden gönderilen haciz ihbarnamesi, haciz müzekkeresinin sonuçlarını doğurur. Bu şekilde borçlu borcundan kurtulacağından ve böyle
bir haciz işlemi borçlu değil üçüncü kişiye külfet yükleyeceğinden borçlunun böyle bir şikayette bulunmasında hukuken
korunmaya değer bir hakkının bulunmadığı muhakkaktır.
Mahkemece, şikayetin reddi yerine yazılı şekilde kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
2013/18407
İlgili Kanun/Madde
Esas No.
Karar No. 2013/25146
2004 s. İİK/79-360
Tarihi:
04.07.2013
• ŞİKAYETİN İNCELENMESİNDE YETKİLİ MAHKEME
ÖZETİ: Takip hangi icra dairesinde başlamış ise, bu takiple ilgili itiraz
ve şikayetlerin, takibin yapıldığı icra müdürlüğünün bağlı
bulunduğu icra mahkemesinde çözümlenmesi gerekir. Anılan
bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin kesin yetki niteliğindedir. İİK'nun 79 ve 360. maddelerindeki koşulların oluşması
halinde uygulanması, bu konudaki yetki kuralının istisnalarıdır.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/28847
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/28581
6100 s. HMK/331
Tarihi:
25.11.2013
• DÜZELTEREK ONAMA
• VEKALET ÜCRETİNİN YARGILAMA
GİDERLERİNDEN OLMASI
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
37
ÖZETİ: Yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine davaya bakacak
mahkemenin karar vermesi gerektiği halde mahkemece davalılar yararına vekalet ücreti hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/14926
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/27424
4077 s. TKHK/4, 30
Tarihi:
06.11.2013
• ESER SÖZLEŞMESİNDE AYIPTAN DOĞAN
TALEPLERDE ZAMANAŞIMI
• GİZLİ AYIPLARDA İHBAR SÜRESİ
• YARAR VE HASARIN GEÇMESİ
• MUAYENE KÜLFETİ
ÖZETİ: Ayıplı imalatlar 5 yıl, eksik işler ise 10 yıllık zamanaşımına
tabidir. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da gizli
ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir
hüküm bulunmamaktadır. Öyle olunca, tüketici kanununda
hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, Borçlar Kanunu’nun
bu konudaki 198. maddesi uygulanacaktır. Borçlar Kanununun 198. maddesine göre, alıcı, teslim aldığı malı örf ve âdete
göre, imkân hâsıl olur olmaz muayene etmek ve satıcının tekeffülü altında olan bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya
derhal ihbar etmekle yükümlü olup muayene külfeti teslimden
itibaren başlar. Mahkemece, öncelikle dava konusu dairelerin
davacılara ne zaman teslim edildiği araştırılarak, tapu kayıtları da incelenmek suretiyle, dava konusu dairelerin davacılara devir tarihlerinin belirlenerek ve buna göre zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği saptanarak sonucuna uygun
karar verilmesi gerekirken, mahkemece 2005 yılında kat
mülkiyetinin oluşturulduğu gerekçesi ile zamanaşımı nedeni
ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Hukuk Kararları
38
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2012/21639
Karar No. 2013/17758
Tarihi:
27.06.2013
İlgili Kanun/Madde
4077 s. TüketiciK/4, 30
818 s. BK/198
6098 s. TBK/223
• ALICININ MALI GÖZDEN GEÇİRME VE AYIBI
SATICIYA BİLDİRME ZORUNLULUĞU
• TÜKETİCİNİN KORUNMASI KAPSAMINDA
UYGULANACAK DİĞER HÜKÜMLER
• TÜKETİCİNİN KORUNMASI KAPSAMINDA AYIPLI
MAL VE SORUMLULUK
ÖZETİ: Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde
açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu
durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın
ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı,
tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'da gizli
ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir
hüküm bulunmamaktadır. TKHKnda hüküm bulunmayan
hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli
olduğundan, B.K.'nun bu konudaki 198. maddesi uygulanacaktır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde
ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal ihbar edilmesi; ayıbın
açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama bir
tüketicinin bilgisinin dikkate alınması, gerekmektedir. Bunu
ihmal ettiği takdirde, satılanı bu ayıpla birlikte kabul etmiş
sayılır.
YARGITAY
14. HUKUK DAİRESİ
2013/10776
İlgili Kanun/Madde
Esas No.
Karar No. 2013/12665
4721 s. TMK/732
Tarihi:
02.10.2013
6100 s. HMK/125
• DAVA KONUSU ŞEYİN DAVA SIRASINDA BİR
BAŞKASINA GEÇMESİ
• PAYLI MÜLKİYETTE PAYDAŞIN YASAL ÖNALIM
HAKKI
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
39
ÖZETİ: Dava, TMK'nın 732 ve devamı maddeleri gereğince önalım
hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı
L... dava konusu 17 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından
Hidayet Karakuş'tan 1/6 payı 4.2.2010 tarihinde satın almış ve
davacı da bu paya yönelik olarak 2.6.2010 tarihinde L. P.'ya
karşı eldeki davayı açmıştır. Yargılama devam ederken taşınmaz üzerindeki tedbir kararının kalkması üzerine L... bu payı
21.7.2011 tarihinde S...'a devretmiştir. Davacı bu şahsı
6.9.2012 tarihli dilekçesi ile davaya dahil etmiş ve yargılama
bu şahsa karşı devam ederek davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa tapu kaydı incelendiğinde dahili davalı S...'ın
21.9.2011 tarihide üzerinde bulunan payın 34/777 payını
kendi üzerinde bırakarak 75/259 payı İ. K.'a devrettiği anlaşılmaktadır. Dahili davalı S...'ın üzerindeki bıraktığı pay dava
konusu şufa payını da karşılamamakta, bu haliyle hükmün
infaz kabiliyeti de bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece,
dava konusunun üçüncü kişiye temliki re’sen dikkate alınmalıdır. Hakim, davayı veya savunmayı değiştirme yasağının bir
istisnası olan 6100 sayılı HMK’nın 125. maddesi uyarınca
seçimlik hakkını kullanmak üzere diğer tarafa süre vermelidir.
YARGITAY
14. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/7468
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/9674
2004 s. İİK/121
Tarihi:
24.06.2013
5403 s. ToprakKorumaK/8
• İŞTİRAK HALİNDE MÜLKİYET HİSSELERİNİN
PARAYA ÇEVRİLMESİ
ÖZETİ: 3005 Sayılı parsel yönünden ise yukarda açıklanan ilkelere
göre, borçlu paydaşın alacaklısı tarafından İ.İ.K.nun 121.
maddesine göre icra mahkemesinden alınan yetkiye dayanarak açılan ortaklığın giderilmesi davasında, borçlunun müstakil payının haczi mümkün ise de, taşınmazların niteliğine göre
5403 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca pay satışının mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Pay satışının
mümkün olması halinde bu parsele dair davanın da reddi, pay
satışının mümkün olmaması halinde ise şimdi olduğu gibi
ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekir.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Hukuk Kararları
40
YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/1295
Karar No. 2013/4237
Tarihi:
27.06.2013
İlgili Kanun/Madde
818 s. BK/355
6098 s. TBK/200, 470
1086 s. HUMK/92, 95
6100 s. HMK/308, 311
• FERAGAT VE KABULÜN SONUÇLARI
• DAVAYI KABUL
• ESER SÖZLEŞMESİNİN TANIMI
• BORCUN ÜSTLENME SÖZLEŞMESİNİN
HÜKÜMSÜZLÜĞÜ
ÖZETİ: Dava konusu taşınmazın tapu kaydında, davalılardan Ş. 1/3,
A. ise 2/3 oranında ve müşterek paydaş olarak taşınmazın
kayden maliki oldukları anlaşılmaktadır. Davalı Ş.'ın payının
davacıya intikalini gerektiren hukuksal bir sebep bulunmadığından, bu davalı hakkındaki davanın mahkemece reddine
karar verilmesi isabetli olmuştur. Ancak, davalı A. E.
25.09.2007 tarihli dilekçesinde, adına olan pay kaydının iptaline ilişkin davayı kabul ettiğini bildirmiştir. Somut olayda
uygulanması gereken 1086 Sayılı HUMK'nın 92 ve 95 inci
maddeleri hükümleri gereğince, davanın tamamen ya da kısmen kabulü, kural olarak karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan ve kesin bir mahkeme hükmünün hukuksal sonucunu
doğuran taraf işlemi olduğundan mahkemece, davalının kabulü gözetilerek uyuşmazlığın hükme bağlanması zorunludur.
Bu yasal nedenle, dava konusu taşınmazdaki A. E.'in 2/3 payının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken mahkemece A.'nın payının bedelinin tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, diğer davalı Ş. adına kayıtlı 1/3 payın davacıya temlikini davalı A., sağlayamadığından
1/3 oranındaki payın bedelinin de A.'dan tahsiliyle davacıya
verilmesi gerekir.
YARGITAY
15. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/275
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/3959
2004 s. İİK/67
Tarihi:
19.06.2013
• ÖDEME EMRİNE YAPILAN İTİRAZIN İPTALİ
• TEMLİK YASAĞI
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
41
ÖZETİ: Davalı iş sahibi şirket vekili 11.11.2008 tarihli cevap ve karşı
dava dilekçesinde ihbar olunan yüklenici şirketin kendilerinden alacaklı olmadığını da savunmuştur. Temlik eden ancak
mevcut olan alacağını temlik edebilir. Temlik alanın iyiniyetli
olması dahi, temlik edenin sahip olduğu haklardan fazlasına
temlik sonucu hak kazanmasını sağlayamaz Bu kural uyarınca temlik eden ihbar olunan yüklenici şirketin, davalı iş
sahibi şirketten alacaklı olup olmadığının, alacaklı ise miktarının belirlenmesi zorunludur. Mahkemece bu konuda herhangi bir inceleme yapılmadan temlik alanın davasının temlik
işleminin muvazaalı olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
YARGITAY
16. HUKUK DAİRESİ
2013/7473
İlgili Kanun/Madde
Esas No.
Karar No. 2013/7487
2004 s. İİK/44, 337
Tarihi:
28.06.2013
• İCRA HUKUKUNDA YÜKÜMLÜLÜKLERİN YERİNE
GETİRİLMEMESİ
• TİCARETİ TERK EDENLER MAL BİLDİRİMİNDE
BULUNMALARI
ÖZETİ: Ticaret şirket yetkilisi olan sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret sicili
müdürlüğüne bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifiyle alacaklılarının isim ve adreslerini içeren bir mal beyannamesi vermemesi gerekmekte olup, somut olayda Afyonkarahisar/
Kocatepe Vergi Dairesi Müdürlüğünün 18.09.2009 tarih ve
14682 sayılı yazısıyla borçlu şirketin 16.09.2006 tarihi itibarı
ile re'sen terk ettirildiğinin bildirilmesi, 06.02.2006 tarihinde
borçlu şirketin kayıtlı adresinde yapılan haciz işlemi esnasında
adresin yaklaşık 2 ay kadar önce boşaltıldığının tespit
edilmesi, sanığa ait 15.02.2012 havale tarihli dilekçede borçlu
şirketin ticareti terk ettiğinin bildirilmiş olmasıyla birlikte
Afyonkarahisar Ticaret Sicil Müdürlüğünün 14.04.2009 tarih
ve 913 sayılı yazısıyla anılan şirketin sicil kaydının açık
olduğunun belirtilmiş olmasına göre suçun oluştuğunun
kabulü gerekir.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Hukuk Kararları
42
YARGITAY
16. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/2618
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/4113
2004 s. İİK/337/A
Tarihi:
22.04.2013
• TİCARETİ TERK EDENLERİN CEZASI
ÖZETİ: Sanıklara isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili
olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre
içerisinde kayıtlı olduğu ticaret sicili müdürlüğüne bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunması gerekmekte olup,
somut olayda, şikayete dayanak yapılan Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2008/14847 Esas sayılı dosyasında ödeme emrinin
ticaret sicili müdürlüğünde kayıtlı adrese tebliğ edildiğine dair
tebligat parçası bulunmadığından, borçlu şirkete tebligat yapılıp yapılmadığı araştırılarak, varsa usulüne uygun olup olmadığı ve buna göre de icra takibinin şikayet tarihinden önce
kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeden ve sanıkların borçlu
şirketin yetkilisi olup olmadığı kayıtlı olduğu ticaret sicili müdürlüğünden öğrenilmeden ve fiili durumun belirlenmesi
amacıyla sanıkların yetkilisi olduğu ticaret şirketinin ticareti
terk edip etmediği yönünde zabıta araştırması yaptırılmadan
ve kayıtlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünden mükellefiyetinin devam edip etmediği, ediyorsa hangi adreste faaliyette
bulunduğu sorulmadan ve ticareti terk ettiğinin anlaşılması
halinde hangi tarihte terk ettiği, buna göre de şikayetin süresinde olup olmadığı belirlenmeden karar verilmesi hatalıdır.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2012/9308
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/8720
2004 s. İİK/33/A, 277, 278, 279, 280,
Tarihi:
281, 282, 283
10.06.2013
• TASARRUFUN İPTALİ DAVASI
• ACİZDEN DOLAYI TASARRUFLARIN BUTLANI
• BEDELSİZ TASARRUFLARIN BUTLANI
• İLAMIN ZAMANAŞIMINA UĞRADIĞI İDDİASI
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
43
ÖZETİ: Dava, İ.İ.K.277 vd. maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İ.İ.K.nın 277 vd. maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davasının açılması koşullarından birisi davacının kesinleşmiş bir alacağın bulunmasıdır.
Somut olayda davacının İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün
2009/17945 esas sayılı icra takibinde İ.İ.K.nın 33/a maddesi
gereğince icranın geri bırakılmasına karar verildiği ve kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca öncelikle yukarda
belirtilen takipte icranın geri bırakıldığı ve kararın kesinleştiği
nazara alınarak karar kesinleştikten sonra davacının,
İ.İ.K.nın 33/a-II fıkrası uyarınca, icranın geri bırakılması
kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde
umumi mahkemelerde dava açıp açmadığının belirlenmeli
şayet icra takibine dair dava koşulu gerçekleşir ise davalı
üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı tarihte taşınmazın satış
bedeliyle gerçek değeri arasında mislini aşan fark bulunup
bulunmadığına yönelik olarak taşınmaz üzerinde satış tarihinde mevcut olan ipotek miktarının ne kadar olduğu araştırılmalı ve taşınmazın son satışının da borçlu eşinin kuzenine
satılmış olduğu nazara alınarak davalı Şaban'ın, kuzeninin eşi
olan borçlu Zihni'nin, alacaklılarından mal kaçırmak ya da
alacaklılarını ızrar kastıyla hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olup olmadığı üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi yerine eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm
tesisi isabetli değildir.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2012/7710
İlgili Kanun/Madde
2918 s. KTK/109
Karar No. 2013/4600
Tarihi:
01.04.2013
• MOTORLU ARAÇ KAZALARINDAN DOĞAN MADDİ
TAZMİNATTA ZAMANAŞIMI
ÖZETİ: Somut olayda, davacının 29.05.2003 tarihinde kaza nedeniyle
hastaneye başvurduğu, ameliyat edildikten sonra 20.06.2003
tarihinde taburcu edildiği belirtilmiş, davacının kendi talebiyle
aldığı bu rapor tarihine kadar süregelen tedavi gördüğüne ve
bedensel zararın bu tarihe kadar gelişim gösterdiğine dair bir
bilgiye rastlanılmamıştır. Bu halde, yukarıda da belirtildiği
üzere zarar ile ilgili “gelişen durum” söz konusu olmadığından, mahkemece rapor tarihinin zamanaşımının işlemeye
başladığı tarih olarak kabul edilmesi doğru olmamıştır. Bu
durumda, mahkemece dava tarihi itibarıyla 5 yıllık uzamış
zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu ve davalı vekilinin süresindeki zamanaşımı defi dikkate alınarak davanın zamanaşımı
nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Hukuk Kararları
44
YARGITAY
18. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/8649
Karar No. 2013/12427
Tarihi:
30.09.2013
İlgili Kanun/Madde
3194 s. İmarK/7, 8
2942 s. KamulaştırmaK/Gç6
6100 s. HMK/114, 115
• KAMULAŞTIRMASIZ ELATMA NEDENİYLE
ECRİMİSİLİN TAHSİLİ TALEBİ
• İMAR PLANLARIN HAZIRLANMASI VE YÜRÜRLÜĞE
KONULMASI
• HALİHAZIR HARİTA VE İMAR PLANLARI
ÖZETİ: Ecrimisile hükmedilebilmesi için taşınmazın bulunduğu mevkideki diğer arsaların kiraya verilip verilmedikleri, veriliyor
iseler nasıl ve ne şekilde kiraya verildiklerinin taraflardan
delilleri sorulmak suretiyle tespit edilmesi, varsa emsal kira
sözleşmeleri ibraz ettirilerek, buna göre düzenlenecek bilirkişi
raporu sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, soyut ifadelerle ecrimisil bedeli tespit eden rapora göre
eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
YARGITAY
18. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/6096
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/8304
1086 s. HUMK/428
14.05.2013
Tarihi:
• ÇEKİŞMESİZ YARGI İŞLERİNDE GÖREVLİ
MAHKEME
• ÇEKİŞMESİZ YARGI İŞLERİ
• DERNEKLER KANUNU UYARINCA VERİLECEK
CEZA HÜKÜMLERİ
ÖZETİ: Dava dilekçesinde, zayi belgesi verilmesi istenilmiştir. 1 Ekim
2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 382. maddesinde çekişmesiz yargıya tabi
işlerin neler olduğu sayılmış, aynı Kanunun 383. maddesinde
de çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin aksine bir
düzenleme bulunmadıkça sulh hukuk mahkemesi olduğu ifade
edilmiş, zayi belgesinin verilmesini düzenleyen 5253 sayılı
Dernekler Kanunu'nun 32/k maddesinde ise sulh hukuk mahkemesi dışında bir mahkemenin görevlendirilmediği anlaşılmaktadır. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her
aşamasında kendiliğinden dikkate alınacağından, görevli
mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunun kabulü ile
görevsizlik kararı verilmesi gerekir.
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
45
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/10777
Karar No. 2013/14096
Tarihi:
18.09.2013
İlgili Kanun/Madde
2004 s. İİK/67
6098 s. TBK/76, 88, 120, 104, 141
6102 s. TTK/4, 8
• GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ
• TİCARİ İŞLERDE TEMERRÜT FAİZİ
ÖZETİ: Dava, davalının kefili olduğu Genel Kredi Sözleşmesinden
kaynaklanan borcun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe
itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davacı banka
alacağına TBK'nın 88. ve 120. maddelerinde öngörülen sınırları uygulanarak faiz yürütülmesine karar verilmiştir. 6101 sy.
TBK'nın yürürlüğü ve uygulanma şekli bakımından Kanun'un 7. maddesine göre; TBK, kamu düzenine ve genel ahlaka
ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin
88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşın ifa güçlüğüne ilişkin
138. maddesi görülmekte olan davalara da uygulanır. Bununla birlikte davacı banka ile imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi bankacılık işi olup TTK'nın 4. maddesi gereği ticari iş
niteliğindedir. Aynı Yasa'nın 8. maddesine göre; ticari işlerde
temerrüt faizi oranı serbestçe belirlenecektir. Mahkemece bu
yönler ve taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesi'nde kararlaştırılan akdi ve temerrüt faiz oranlan gözetilmeden yazılı
şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
2013/7951
İlgili Kanun/Madde
Esas No.
Karar No. 2013/12822
4721 s. TMK/6
Tarihi:
15.07.2013
• OLGULARIN VARLIĞINI İSPAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ
ÖZETİ: Dava konusu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı
olması malın teslim edildiğini göstermez.” ifadesi yer almaktadır. Oysa faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olması faturalar kapsamındaki malların teslim edildiğine karine
teşkil eder. Bunun aksini malın teslim edilmediğini iddia eden
davacının yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Kaldı ki, somut
olayda Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlık evrakı içeriğinden
malların teslim edildiği nakliyecinin davalı satıcı ile ilgisi olmayıp davacının nakliyecisi olduğu da anlaşılmaktadır. Mahkemece belirtilen bu yönler gözetilmeden ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek eksik inceleme sonucu yazılı şekilde
hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Hukuk Kararları
46
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/5524
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/13629
506 s. SSK/79
Tarihi:
27.06.2013
• TARIM BAĞ-KUR SİGORTALILIĞI
ÖZETİ: Somut olayda, davacının, teslim ettiği ürün bedelinden ilk
Bağ-kur prim kesintisinin Mayıs 1995 tarihinde yapıldığı,
daha sonra da 20.05.1996, 16.04.1999 ve 16.04.2003 tarihlerinde kesinti yapıldığı, SGK'nca 01.06.1996-31.12.1996 ve
01.05.1999-31.12.1999 tarihleri arasında tescil edildiği görülmektedir. Somut olayda, davacı, dava dilekçesine ekli belgelere
dayanarak kesinti yapılmayan yıllarda ürün teslim ettiğini
ama kesinti yapılmadığını ileri sürdüğüne göre, davacının
prim kesintisinin bulunmadığı yıllarda, tarımsal faaliyetinin
saptanması bakımından, ürünlerini ne şekilde değerlendirdiğini, kesinti olmasa bile ürün satıp satmadığını araştırmak;
ürün teslim etmiş ise, kesinti yapılmamış olsa dahi, tarımsal
faaliyeti kanıtlandığından bu dönemlere ilişkin talebinin de
kabulüne karar vermek gerekir.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
İlgili Kanun/Madde
2013/4101
Esas No.
Karar No. 2013/7636
506 s. SSK/79
Tarihi:
16.04.2013
5510 s. SSGSSK/86
• SİGORTALILIĞIN TESPİTİ
ÖZETİ: Davacı, davalılardan işverene ait işverene ait işyerinde sigortasız geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket ile A... A.Ş. ve D... A.Ş. arasındaki hukuki
ilişkiyi araştırmak, ayrıca davalı işyerinin 0053 sicil numaralı
Tekirdağ'daki işyerine ait ihtilaflı döneme ilişkin tüm dönem
bordrolarını getirmek ve bu bordrolarda ihtilaflı dönemin
tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların
bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslekodası
aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan
diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit
edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri
araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve
gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı
şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten
ibarettir.
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Civil Chamber Decisions
47
YARGITAY
22. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2012/26778
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/20295
4857 s. İşK/47
Tarihi:
01.10.2013
• ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİL ÜCRETLERİ
• BORDRONUN SAHTE OLUP OLMADIĞININ TESPİTİ
ÖZETİ: İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla
çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin
alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde
bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve
genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda
dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve
genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması
imkan dahilindedir.
YARGITAY
23. HUKUK DAİRESİ
Esas No.
2013/5212
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/7076
818 s. BK/161
13.11.2013
Tarihi:
6098 s. TBK/183
• ALACAĞIN DEVRİNİN ŞEKLİ
• ALACAĞIN İRADİ OLARAK DEVRİ
• SÖZLEŞMEDEKİ CEZANIN MİKTARI,
GEÇERSİZLİĞİ VE İNDİRİLMESİ
ÖZETİ: Davacı ile davalılardan yüklenici şirket arasında yapılan
04.01.2010 tarihli hukuki işlem, alacağın temliki hükmündedir. Zira yüklenici, arsa sahibi ile yaptığı sözleşme uyarınca
kazanacağı şahsi hakkını davacıya temlik etmiş bulunmaktadır. Bu nitelikteki bir temlikin geçerli olabilmesi için ise
BK'nın 163. (TBK m. 184.) uyarınca yazılı şekil şartı yeterli
bulunmaktadır. Bu itibarla, davalılar arasındaki sözleşmenin
geçersiz olduğundan bahsedilebilmesi mümkün değildir. Davacının öncelikli talebi tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Hal böyleyken, mahkemece, sözleşmenin tapu devri yükümünü de içerdiğinin kabulü ile resmi şekil şartına uyulmadığı
gerekçesiyle tescil isteminin reddi ile sonuca gidilmesi yerinde
olmamıştır.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
YARGITAY
CEZA KARARLARI
COURT OF CASSATION CRIMINAL CHAMBER
DECISIONS
* Yargıtay Ceza Genel Kurul Kararı
Court of Appeal Assembly of Criminal Chambers Decision
* Yargıtay Ceza Daire Kararları
Court of Appeal Criminal Chamber Decisions
YARGITAY CEZA GENEL KURUL KARARI
COURT OF APPEAL ASSEMBLY OF CRIMINAL CHAMBERS DECISION
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU
Esas No.
2012/15-1353
Karar No. 2013/287
Tarihi:
04.06.2013
İlgili Kanun/Madde
765 s. MülgaTCK/503
5237 s. TCK/53, 58, 141, 157, 158, 168
5271 s. CMK/232
• MALVARLIĞINA KARŞI SUÇLARDA ETKİN
PİŞMANLIK
• NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU
• HIRSIZLIK SUÇU
• SUÇTA TEKERRÜR VE ÖZEL TEHLİKELİ SUÇLAR
• BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN
BIRAKILMA
ÖZETİ: Somut olayda, sanık para çekmek için ATM’ye gelen mağdurun, işlemleri yaptıktan sonra çekeceği miktarı yazacağı sırada
yanlış bastın diyerek 800 lira çekmesini sağlamış, 'fazladan
faiz ödeme' diyerek parayı zarfa koyarak geri yatırmayı teklif
etmiş, mağdurun parayı işlem zarfına koyup üzerine adını
yazmasından sonra zarfı onun elinden almış, ATM'ye yatırır
gibi yapıp 'para bankaya gitti, bankadan çekebilirsin' dedikten
sonra olay yerinden ayrılmıştır. Ancak onları takip etmekte
olan müştekinin oğlunun şüphelenmesi üzerine yakalanmıştır.
Sanık zarfı şikayetçinin elinden kendisi almıştır. Şikayetçinin
vermesi halinde dahi zilyetlik ve mülkiyet devredilmemiştir.
Fail henüz zilyet değil elinde bulunduran durumundadır. Hukuksal anlamda geçerli zilyetlik devrinden söz edilemez. Başlangıçtan beri hırsızlık kastı ile hareket eden sanık henüz serbestçe tasarruf hakkını elde etmemiştir. Para onun elinde
ATM'ye yatırılmak üzere bulunmaktadır. Şikayetçinin, sanığın
kendisine ait para ile olay yerinden ayrılmasına rızası ve izni
bulunmamaktadır. Nitekim Ceza Genel Kurulu 12.06.2012
tarih ve 440-229 sayılı kararında 'sanığın, bir yakını ile görüşüp iade etmek bahanesi ile şikayetçiden istediği cep telefonunu aldıktan sonra konuşur gibi yaparak olay yerinden
uzaklaşması' şeklindeki eyleminin hırsızlık suçunu oluşturacağını kabul etmiştir.
Dolandırıcılık suçundan sanık Muharrem'in 5237 sayılı TCK'nun 157/1,
168/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 2 yıl 8 ay hapis ve 800 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü
infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, Sincan 2. Asliye Ceza Mahkemesince
verilen 05.07.2007 gün ve 233-370 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından
Court of Cassation Criminal Chamber Decisions
51
temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesince
07.05.2012 gün ve 13103-36435 sayı ile;
“Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli
oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme
olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan
hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir Başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,
olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen
veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; olay tarihinde sanığın, bankamatikten para çeken müştekiye yardım etmek bahanesiyle fazla para çekmesini sağlayarak, parayı zarfa
koyup geri yatırma önerisinde bulunduğu, müştekinin parayı koyduğu zarfı
elinden alarak bankamatiğe yatırır gibi yaptığı, zarfı aldıktan sonra olay yerinden uzaklaştığı, sanığın koşarak gittiğini görmeleri üzerine müşteki ve oğlunun
sanığı takibe aldığı, çevredekilerin yardımıyla yakaladıkları, sanığın kendi iradesiyle parayı müştekiye geri verdiği, sanığın bu şekilde önceden hazırlamış
olduğu ve mağduru aldatmaya yönelik olan 'senaryo'yu sahneye koyduğu ve
yardım etme bahanesiyle yaklaşarak mağdurun herhangi bir talebi olmaksızın
isteği dışında cihazın butonlarına basarak mağdurun denetleme iradesini fesata
uğrattığı, sanığın bu şekilde gerçekleşen eyleminin mahkemece dolandırıcılık
suçunu oluşturduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1- Etkin pişmanlığın kovuşturma başlamadan önce gerçekleştirilmesi
halini düzenleyen 5237 sayılı TCK'nun 168. maddesinin (1) numaralı fıkrası
cezanın üçte ikisine kadar indirim imkanı tanımış olup, kovuşturma başlamadan önce zararın tamamını ödeyen sanık hakkında gerekçe gösterilmeden cezadan 1/3 oranında indirim yapılması,
2- Sanık hakkında belirlenen temel gün adli ara cezasının, para cezasına
çevrilmesi sırasında uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle,
CMK'nun 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 15.06.2012 gün ve 260026 sayı ile;
“...Sanığın, ATM cihazından para çeken şikayetçinin isteği olmadığı
halde yardım etmek bahanesiyle cihazın tuşlarına basarak fazla para çekmesini
sağladığı, daha sonra boşuna faiz ödenmemesi, fazla çekilen parayı zarfa koyup
geri yatırma önerisinde bulunduğu, şikayetçinin parayı koyduğu zarfı elinden
alarak ATM cihazına yatırır gibi yaptığı ancak yatırmayarak cihazın ekranını
kilitleyip para ile olay yerinden uzaklaştığı, sanığın koşarak taksiye bindiğini
gören şikayetçi ve oğlunun sanığı takibe aldığı, çevredekilerin yardımıyla yakaladıkları, sanığın bu şekilde önceden hazırlamış olduğu ve mağduru aldatLHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
52
Yargıtay Ceza Kararları
maya yönelik olan senaryoyu oynadığı ve yalan söyleyerek şikayetçinin iradesini sakatladığı anlaşıldığından, şikayetçinin parasını zarfa koyup geri yatırma
amacıyla istediği sırada baştan beri var olan hırsızlık kastı ile içerisinde para
olan zarfı ATM cihazına koyar gibi yaparak, cihazın ekranını kilitleyip, işlemi
gerçekleştirmiş görüntüsü vererek para bulunan zarf ile olay yerinden uzaklaştığı anlaşılmaktadır.
Şikayetçinin içerisinde para olan zarfı ATM cihazına koyması için sanığa vermesi eyleminde, geçici de olsa zilyetliği devir iradesi bulunmadığı, zarf
sahibinin (zilyedin) rızası olmaksızın, failin hileli davranışları (hile ve desise)
ile elde edilen rıza geçerli bir rıza değildir.
Sanığın durumundan şüphelenen şikayetçinin, zaman geçirmeksizin sanığın peşine düşüp yakalamaları suretiyle bir anlamda içerisinde para bulunan
zarfın isteği dışında elinden çıktığı yönündeki görüşümüzü desteklemektedir.
Bu açıklamalar ışığında tüm dosya içeriği birlikte ele alındığında; şikayetçinin, parayı sanığa teslimde hile kullanılmak suretiyle sakatlanmış iradesiyle geçici de olsa zilyetliği devir iradesi bulunmadığından, sanığın eyleminin
'hırsızlık suçunu' oluşturacağının kabulü gerektiği” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
Karar: CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 15.
Ceza Dairesince 27.09.2012 gün ve 12161-42317 sayı ile, itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza
Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve
Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin
hırsızlık suçunu mu yoksa dolandırıcılık suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Olay günü sanığın, bankamatikten para çeken müştekiye yardım etmek
bahanesiyle yaklaşıp ve fazla para çekmesini sağladığı, daha sonra müştekinin
fazladan çektiği paradan dolayı faiz ödememesi için parayı zarfa koyarak bankamatiğe iadeyi teklif ettiği, müştekinin kabul ederek 800 Lira parayı koyduğu
zarfı sanığa verdiği, sanığın zarfı bankamatiğe yatırır gibi yaparak olay yerinden hızla uzaklaştığı, sanığın koşarak gittiğini görmeleri üzerine müşteki ile
oğlunun sanığı takibe aldığı ve çevredekilerin de yardımıyla yakaladıkları,
sanığın parayı müştekiye geri verdiği anlaşılmaktadır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Dolandırıcılık” başlıklı 157. maddesinde; “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına
olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla
kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir” şeklinde dolandırıcılık suçunun temel şekli düzenlenmiş olup, anılan Kanunun 158. maddesinde ise
dolandırıcılık suçunun nitelikli halleri onbir bent halinde sayılmıştır.
Dolandırıcılık suçunun maddi unsurunun hareket kısmı, 765 sayılı
TCK’nun 503. maddesinde bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yapmak olduğu halde, 5237 sayılı TCK’nun 157. maddesinde hileli davranışlarla bir kimseyi aldatmak şeklinde ifade edilmiş olup, 765 sayılı TCK'da
yer alan desise kavramına 5237 sayılı TCK'da yer verilmemiş ve hileye desiseyi de kapsayacak şekilde geniş bir anlam yüklenmiştir.
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Criminal Chamber Decisions
53
Malvarlığının yanında irade özgürlüğünün de korunduğu dolandırıcılık
suçunun oluşabilmesi için;
1) Failin bir takım hileli davranışlarda bulunması,
2) Hileli davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması,
3) Failin hileli davranışlar sonucunda mağdurun veya başkasının aleyhine, kendisi veya başkası lehine haksız bir yarar sağlaması,
Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Fail kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek
hileli davranışlar yapmalı, bu davranışlarla bir başkasına zarar vermeli, verilen
zarar ile eylem arasında uygun nedensellik bağı bulunmalı ve zarar da, nesnel
ölçüler göz önünde bulundurularak belirlenecek ekonomik zarar olmalıdır.
Görüldüğü gibi, dolandırıcılık suçunu diğer malvarlığına karşı işlenen
suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır.
Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla
yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle,
kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu,
bu suretle kişinin irade serbestisinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl
edildiği vurgulanmıştır.
5237 sayılı TCK’nun 157. maddesinde yalnızca hileli davranıştan söz
edilmiş olmasına göre, her türlü hileli davranışın dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Kanun koyucu anılan maddede hilenin tanımını yapmamış, suçun maddi
konusunun hareket kısmını oluşturan hileli davranışların nelerden ibaret olduğunu belirtmemiş, bilinçli olarak bu hususu öğreti ve uygulamaya bırakmıştır.
Hile, Türk Dili Kurumu sözlüğünde, “birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen, dolap, oyun, desise, entrika” (Türk Dil Kurumu, Türkçe Sözlük,
s.891) şeklinde açıklanmış,
Uygulamadaki yerleşmiş kabule göre ise; “Hile nitelikli yalandır. Yalan
belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırmalıdır. Kullanılan hile ile mağdur yanılgıya
düşürülmeli ve yanıltma sonucu kandırıcı davranışlarla yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır... hileli davranışın aldatacak nitelikte olması gerekir. Basit bir yalan hileli hareket olarak kabul
edilemez” biçiminde tanımlanmıştır.
Öğretide de hile ile ilgili olarak; “olaylara ilişkin yalan açıklamaların ve
sarf edilen sözlerin doğruluğunu kuvvetlendirecek ve böylece muhatabın inceleme eğilimini etkileyebilecek yoğunluk ve güçte olması ve bu bakımdan gerektiğinde bir takım dış hareketler ekleyerek veya böylece var olan halden ve
koşullardan yararlanarak, almayacağı bir kararı bir kimseye verdirtmek suretiyle onu aldatması, bu suretle başkasının zihin, fikir ve eylemlerinde bir hata
meydana getirmesidir” (Dönmezer, Kişilere ve Mala Karşı Cürümler 2004, sf.
453), “objektif olarak hataya düşürücü ve başkasının tasavvuru üzerinde etki
meydana getiren her türlü davranıştır” (Tezcan/Erdem/Önok, Teorik ve Pratik
Ceza Hukuku 2006, sf. 558), “hile, oyun, aldatma, düzen demektir. Objektif
olarak hataya düşürücü ve başkasının tasavvuru üzerinde etki doğurucu her
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
54
Yargıtay Ceza Kararları
davranış hiledir” (Centel/Zafer/Çakmut, Kişilere Karşı Suçlar 2007, Cilt I. sf.
452) biçiminde tanımlara yer verilmiştir.
Yerleşmiş uygulamalar ve öğretideki baskın görüşlere göre ortaya konulan ilkeler gözönünde bulundurulduğunda; hile, değişik yol ve yöntemlerle
karşısındakini aldatan, yanılgıya düşüren, düzen, dolap, oyun, entrika ve bunun
gibi her türlü eylem olarak kabul edilebilir. Bu eylemler bir gösteriş biçiminde
olabileceği gibi, gizli davranışlar olarak da ortaya çıkabilir. Gösterişte, fail
sahip bulunmadığı imkanlara ve sıfata sahip olduğunu bildirmekte, gizli davranışta ise kendi durum veya sıfatını gizlemektedir. Ancak sadece yalan söylemek, dolandırıcılık suçunun hile unsurunun gerçekleşmesi bakımından yeterli
değildir. Kanun koyucu yalanı belirli bir takım şekiller altında yapıldığı ve
kamu düzenini bozacak nitelikte bulunduğu hallerde cezalandırmaktadır. Böyle
olunca hukuki işlemlerde, sözleşmelerde bir kişi mücerret yalan söyleyerek
diğerini aldatmış bulunuyorsa bu basit şekildeki aldatma, dolandırıcılık suçunun oluşumuna yetmeyecektir. Yapılan yalan açıklamaların dolandırıcılık suçunun hileli davranış unsurunu oluşturabilmesi için, bu açıklamaların doğruluğunu kabul ettirebilecek, böylece muhatabın inceleme eğilimini etkisiz bırakabilecek yoğunluk ve güçte olması ve gerektiğinde yalana bir takım dış hareketlerin eklenmiş bulunması gerekir.
Esasen, hangi davranışların hileli olup olmadığı ve bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği yolunda genel bir kural koymak oldukça zor olmakla
birlikte, olaysal olarak değerlendirme yapılmalı, olayın özelliği, mağdurun
durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin
nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmak suretiyle sonuca ulaşılmalıdır.
Failin davranışlarının hileli olup olmadığının belirlenmesi noktasında öğretide şu görüşlere de yer verilmiştir: “Hangi hareketin aldatmaya elverişli olduğu somut olaya göre ve mağdurun içinde bulunduğu duruma göre belirlenmelidir. Bu konuda önceden bir kriter oluşturmak olanaklı değildir” (Prof. Dr.
Özbek, Veli Özer- Yrd. Doç. Dr. Kanbur, M.Nihat- Dr. Doğan, Koray- Arş.
Gör. Bacaksız, Pınar- Arş. Gör. Tepe, İlker, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler
2010, sf.687), “Hileli davranışın anlamı birtakım sahte, suni hareketler ile gerçeğin çarpıtılması, gizlenmesi ve saklanmasıdır” (Prof. Dr. Soyaslan, Doğan,
Ceza Hukuku Özel Hükümler 6. Baskı, sf.343), “Hilenin, mağduru hataya sürükleyecek nitelikte olması yeterlidir; ortalama bir insanı hataya sürükleyecek
nitelikte olması aranmaz. Bu nedenle, davranışın hile teşkil edip etmediği muhataba ve olaya göre değerlendirilmelidir.” (Centel/Zafer/Çakmut, Kişilere
Karşı İşlenen Suçlar 2007, Cilt I. sf.457)
Konumuzla ilgisi bulunan bir diğer suç olan hırsızlık ise, 5237 sayılı
TCK’nun 141/1. maddesinde; “zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır
bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu
yerden alma” olarak tanımlanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın, bankamatikten para çekmeye çalışan müştekiye yardım etmek
bahanesiyle yaklaşarak fazla para çekmesini sağlaması, sonrasında fazladan
çekilen paranın faizini ödememesi için parayı zarfa koyarak geri yatırmayı
teklif etmesi, müştekinin bu teklifi kabul ederek içinde 800 Lira paranın bulunduğu zarfı sanığa teslim etmesi ve sanığın da zarfı bankamatiğe yatırır gibi
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Criminal Chamber Decisions
55
yaptıktan sonra olay yerinden hızla uzaklaşması şeklinde gerçekleşen olayda,
eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğu düşünülebilecek ise de, sanığın basit bir
yalanı aşan, müştekiyi yanıltacak ve kandıracak yoğunluk ve güçteki sözleri ile
ustaca planlayıp sergilediği hileli davranışlarla aldatma sonucunda müştekinin
rızasıyla elindeki para zarfını kendisine teslim etmesini sağladığı ve böylece
hileli davranışlarla müştekiyi aldatıp, onun zararına olarak, kendisine yarar
sağladığı sabit olduğundan, eylemin hırsızlık değil dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, itirazın reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Üyeleri M. Kılıç ve H.
Keskin; “Sanık hakkında, para çekmek için ATM'ye gelen mağdurun, işlemleri
yaptıktan sonra çekeceği miktarı yazacağı sırada yanlış bastın diyerek 800 lira
çekmesini sağladığı, 'fazladan faiz ödeme' diyerek parayı zarfa koyarak geri
yatırmayı teklif ettiği, mağdurun parayı işlem zarfına koyup üzerine adını yazmasından sonra zarfı onun elinden aldığı, ATM'ye yatırır gibi yapıp 'para bankaya gitti, bankadan çekebilirsin' dedikten sonra olay yerinden ayrıldığı, Ancak
onları takip etmekte olan müştekinin oğlunun şüphelenmesi üzerine yakalandığından bahisle dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır. Sincan 2. Asliye
Ceza Mahkemesi tarafından 05.07.2007 tarih ve 233-370 sayılı karar ile eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesi ile mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Mahkumiyet hükmünün Yargıtay Yüksek 15. Ceza Dairesi tarafından
onanması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz yasa yoluyla 2012/1353 Esas No ile Ceza Genel Kurulu önüne getirilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu çoğunluk görüşü ile aramızdaki uyuşmazlık
sanığın eyleminin hırsızlık suçunu mu yoksa dolandırıcılık suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.
Dolandırıcılık suçunun temel şekli TCK'nın 157. maddesinde 'Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine
veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye....' biçiminde düzenlenmiştir. 158.
maddesinde ise suçun nitelikli halleri sayılmıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
- Failin hileli davranışlarda bulunması,
- Hilenin mağduru aldatacak nitelikte bulunması,
- Hileli davranışlar sonucu mağdurun veya başkasının aleyhine, kendisi
veya başkası lehine haksız yarar sağlanması ve bu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Hile nitelikli yalandır. Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,
sahneye konuş açısından mağdurun denetleme ve gerçeği görme imkanını ortadan kaldırmalıdır. Hile ile yanılgıya düşen mağdur tarafından sakatlanmış irade
ile sanık veya başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Dolandırıcılığı diğer suçlardan ayıran husus hile, aldatma ve sahneye koyuşun bulunması gerekliliğidir. Ancak kanun koyucu dolandırıcılık suçunun
oluşabilmesi için 'hile' unsuru yanında başka unsurları da aramıştır. Yani dolandırıcılık suçu açısından hile muhakkak aranacak, fakat hilenin ve sahneye
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
56
Yargıtay Ceza Kararları
koyuşun bulunduğu her olay, diğer unsurların bulunmaması halinde dolandırıcılık suçunu oluşturmayacaktır.
Haksız yarar, hile ve sahneye koyuş sonrasında sakatlanan irade ile mağdur tarafından sağlanmalıdır. Mağdur mal üzerindeki mülkiyet veya zilyetlik
hakkını sanığa devretmelidir. Bununla mağdurun mal üzerindeki tasarruf yetkisi kalkmakta, sanık da eşya üzerinde serbestçe tasarrufta bulunma imkanını
kazanmaktadır.
Hırsızlık suçu ise TCK'nın 141. maddesinde 'Zilyedinin rızası olmadan
başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye...' şeklinde düzenlenmiştir.
Hırsızlık suçunun oluşması için;
- zilyedinin rızası dışında,
- taşınır malın,
- faile veya başkasına yarar sağlamak amacıyla,
- bulunduğu yerden alınması,
gerekmektedir.
Malın bulunduğu yerden sahibinin veya zilyedinin rızası dışında götürülmesi halinde de hırsızlık suçu oluşacaktır.
Somut olayda, sanık para çekmek için ATM' ye gelen mağdurun, işlemleri yaptıktan sonra çekeceği miktarı yazacağı sırada yanlış bastın diyerek 800
lira çekmesini sağlamış, 'fazladan faiz ödeme' diyerek parayı zarfa koyarak geri
yatırmayı teklif etmiş, mağdurun parayı işlem zarfına koyup üzerine adını
yazmasından sonra zarfı onun elinden almış, ATM'ye yatırır gibi yapıp 'para
bankaya gitti, bankadan çekebilirsin' dedikten sonra olay yerinden ayrılmıştır.
Ancak onları takip etmekte olan müştekinin oğlunun şüphelenmesi üzerine
yakalanmıştır.
Sanık zarfı şikayetçinin elinden kendisi almıştır. Şikayetçinin vermesi
halinde dahi zilyetlik ve mülkiyet devredilmemiştir. Fail henüz zilyet değil
elinde bulunduran durumundadır. Hukuksal anlamda geçerli zilyetlik devrinden
söz edilemez. Başlangıçtan beri hırsızlık kastı ile hareket eden sanık henüz
serbestçe tasarruf hakkını elde etmemiştir. Para onun elinde ATM'ye yatırılmak
üzere bulunmaktadır.
Şikayetçinin, sanığın kendisine ait para ile olay yerinden ayrılmasına rızası ve izni bulunmamaktadır. Nitekim Ceza Genel Kurulu 12.06.2012 tarih ve
440-229 sayılı kararında 'sanığın, bir yakını ile görüşüp iade etmek bahanesi ile
şikayetçiden istediği cep telefonunu aldıktan sonra konuşur gibi yaparak olay
yerinden uzaklaşması' şeklindeki eyleminin hırsızlık suçunu oluşturacağını
kabul etmiştir.
Açıklanan nedenlerle, sonuç olarak şikayetçinin taşınır malının rızası ve
bilgisi dışında bulunduğu yerden götürülmesi şeklinde gerçekleşen eylemin
hırsızlık suçunu oluşturacağı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının
kabul edilmesi gerektiği düşüncesi ile çoğunluk görüşüne katılmıyoruz” düşüncesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Genel Kurul Üyesi de; “sanığın
eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğundan itirazın kabulüne karar verilmesi
gerektiği” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Criminal Chamber Decisions
57
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2013 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar
verildi.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
YARGITAY CEZA KARARLARI
COURT OF CASSATION CRIMINAL CHAMBER DECISIONS
YARGITAY CEZA DAİRE KARARLARI
COURT OF APPEAL CRIMINAL CHAMBER DECISIONS
YARGITAY
1. CEZA DAİRESİ
Esas No.
2013/1598
İlgili Kanun/Madde
6136 s. AteşliSilahlarK/16
Karar No. 2013/4739
5271 s. CMK/152
Tarihi:
04.07.2013
• SANIKLARDAN BİRİSİNİN SAVUNULMASININ
DİĞER SANIK YÖNÜNDEN SAVUNMADA ZAAFİYET
YARATMASI
ÖZETİ: Sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden
savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda sanıklar arasında
menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiğinden;
nitelikli yağma suçlarından yargılanan sanıklar H. ve İ.H.
arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğu anlaşılmakla; sanıkların ayrı ayrı müdafiiler yerine aynı müdafii tarafından
savunmalarının yapılması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 152. maddelerine
aykırı davranılması, usule aykırı olup bozmayı gerektirir.
YARGITAY
2. CEZA DAİRESİ
Esas No.
2012/24202
Karar No. 2013/18514
Tarihi:
04.07.2013
•
•
•
•
İlgili Kanun/Madde
765 s. MülgaTCK/121, 124
1412 s. MülgaCMUK/416, 420
5352 s. AdliSicilK/13/A
2918 s. KTK/41, 119
5237 s. TCK/53
BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN
BIRAKILMA
İŞLENEN SUÇLAR NEDENİYLE SÜRÜCÜ
BELGELERİNİN GERİ ALINMASI VE YERİNE
GETİRİLMESİ
SÜRÜCÜ ADAYLARINDA ARANACAK ŞARTLAR
YASAKLANMIŞ HAKLARIN GERİ VERİLMESİ
KARARI VE ADLİ SİCİLE İŞLENMESİ
Court of Cassation Criminal Chamber Decisions
59
ÖZETİ: Yasaklanmış hakların geri verilmesi, belli bir suç veya cezaya
mahkumiyete bağlı olarak gerek Ceza Kanununda gerekse
diğer Kanunlarda öngörülen çeşitli hak yoksunluklarının
giderilmesini sağlayan hukuki bir düzenlemedir. 765 sayılı
Türk Ceza Kanununun 121 ve 124 maddeleri ile 1412 sayılı
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 416 ve 420. maddelerinde düzenlenen “yasaklanmış hakların geri verilmesi” kurumuna ne 5237 sayılı TCK, ne de 5271 sayılı CMK'da yer
verilmemiş, ancak daha sonra 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe
giren ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 38. maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil
Kanununa 13/A maddesi eklenmek suretiyle tekrar düzenlenmiştir. Bu düzenlemede amaçlanan, ceza mahkumiyetinden
doğan müebbet hak yoksunluklarının giderilmesini sağlamaktır.
YARGITAY
3. CEZA DAİRESİ
Esas No.
2013/5624
Karar No. 2013/37243
30.10.2013
Tarihi:
İlgili Kanun/Madde
1412 s. CMUK/321
5237 s. TCK/51
5271 s. CMK/231
• HÜKMÜN AÇIKLANMASININ ERTELENMESİ
ŞARTLARININ GÖZETİLMESİ GEREĞİ
ÖZETİ: Denetim süresi içerisinde sanığın kasıtlı suç işlemesi nedeniyle
önceki hükmün açıklanması ile yetinilmesi gerekirken sanık
hakkında ayrıca tayin edilen cezanın ertelenmesi hukuka aykırıdır.
YARGITAY
4. CEZA DAİRESİ
Esas No.
2012/14509
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/28353
5237 s. TCK/106
Tarihi:
14.11.2013
• NİTELİKLİ TEHDİT HALLERİ
• SİLAH KULLANARAK TEHDİT
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Ceza Kararları
60
ÖZETİ: Mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen tehdit eyleminin, silahla tehdit suçunu oluşturabilmesi bakımından, silahın,
mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak ve bu suretle
tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun
etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder. Bu itibarla,
mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde, salt silah
teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için
yeterli sayılamayacaktır.
YARGITAY
5. CEZA DAİRESİ
2013/9658
İlgili Kanun/Madde
Esas No.
Karar No. 2013/6931
5237 s. TCK/7, 263
Tarihi:
20.06.2013
5320 s. CMKYürK/8
• CEZA YARGILAMASINDA TEMYİZ VE KARAR
DÜZELTME
• KANUNA AYKIRI EĞİTİM KURUMU AÇMAK VE
İŞLETME SUÇU
• CEZA HUKUKUNDA ZAMAN BAKIMINDAN
UYGULAMA
ÖZETİ: 6460 sayılı Kanunun 13. maddesiyle TCK'nın 263. maddesinin
yürürlükten kaldırılmış olması karşısında; TCK'nın 7/2.
madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden
değerlendirilmesi zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir.
YARGITAY
6. CEZA DAİRESİ
Esas No.
2011/7804
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/22054
5271 s. CMK/231
Tarihi:
11.11.2013
• HIRSIZLIĞA KONU MALDA DEĞER AZLIĞI
KAVRAMI
• HAK YOKSUNLUKLARI
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Criminal Chamber Decisions
61
ÖZETİ: “Değer azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir
kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği de gözetilmek suretiyle, daha çoğunu
alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüde
düşük miktarlar esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de
açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, bu
maddeye sevk amacının dışında yorumlar getirilerek cezadan
indirim yapılması ve ayrıca 5237 sayılı Yasanın 53/1-c bendinde belirtilen haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına
karar verilmiş olması isabetsizdir.
YARGITAY
7. CEZA DAİRESİ
2013/3839
İlgili Kanun/Madde
Esas No.
Karar No. 2013/21462
5271 s. CMK/64, 231
Tarihi:
07.11.2013
• EŞYA MÜSAREDESİ HAKKINDA KARAR
VERİLMEMİŞ OLMASI
• BİLİRKİŞİNİN YEMİN ETMEMİŞ OLMASI
• DENETİMLİ SERBESTLİK
ÖZETİ: Sanık hakkında hapis ve adli para cezasına hükmedildikten
sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi ve sanığın deneme süresi içinde kasıtlı bir suçtan mahkum olması karşısında, hükmün açıklanması ile yetinileceği
yerde yazılı şekilde sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi iddianamede müsaderesi
talep edilen eşyalar hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm
kurulmaması isabetsizdir.
YARGITAY
8. CEZA DAİRESİ
Esas No.
2012/33557
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/25987
5271 s. CMUK/321
Tarihi:
01.11.2013
• BİLİŞİM SİSTEMİNİ ENGELLEME, BOZMA,
VERİLERİ YOK ETME VEYA DEĞİŞTİRME SUÇU
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
Yargıtay Ceza Kararları
62
ÖZETİ: Somut olayda katılanın aşamalardaki anlatımlarına, sanığın
da çalıştığı aile şirketine ait telefona bağlı internet hesabından
katılana ait elektronik posta hesabına girildiğine ilişkin M.
şirketinden gelen yazı yanıtları ve kolluk araştırması sonuçlarına, katılanın 22.12.2010 tarihli dilekçesi ekinde ibraz ettiği
fotoğraflara ve tüm dosya kapsamına göre; katılana ait elektronik posta ve facebook hesaplarının şifresini ele geçirerek bu
adreslere giren, facebook hesabında yazışmalar yapan ve şifreyi değiştirmek suretiyle katılanın anılan hesaplara erişimini
engelleyen sanığın, eylemine uyan TCK. nun 244/2. maddesi
uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekir.
YARGITAY
9. CEZA DAİRESİ
İlgili Kanun/Madde
Esas No.
2012/11583
Karar No. 2013/3032
5237 s. TCK/297
26.02.2013
Tarihi:
• İNFAZ KURUMUNA SOKULAN SİLAH
• MÜKERRİRLERE ÖZGÜN İNFAZ REJİMİ
ÖZETİ: İlgili suçun oluşması için infaz kurumuna sokulan silahın
aynı kanunun 6. maddesi gereğince silahtan sayılması yeterli
olup, ayrıca 6136 sayılı Kanun kapsamında kalmasının aranması gerekmez.
YARGITAY
10. CEZA DAİRESİ
Esas No.
2012/22375
İlgili Kanun/Madde
5237 s. TCK/53, 188, 220
Karar No. 2013/1077
5271 s. CMK/135
Tarihi:
31.01.2013
• SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI
• ÖRGÜTLÜ SUÇUN VARLIĞINDAN BAHSEDEBİLMEK
İÇİN SUÇ İŞLEMEK AMACIYLA FİİLİ BİR
BİRLEŞMENİN OLMASI GEREĞİ
• HAK YOKSUNLUKLARININ UYGULANMASI
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Criminal Chamber Decisions
63
ÖZETİ: Sanık müdafiinin, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki
görüşüne karşı diyeceklerini ve savunmasını hazırlamak için
süre isteğine ilişkin talebinin, önceden süre verildiği gerekçesiyle reddine karar verilip aynı oturumda mahkûmiyet hükmü
kurulmak suretiyle, savunma hakkının kısıtlanması; olayda,
örgüt oluşturmak için sanıkların sayısı yeterli ise de; suç işleme iradelerinde devamlılık ve aralarında hiyerarşik ilişki
bulunduğuna ilişkin delil olmadığından, TCK'nın 220. maddesinde düzenlenen ve dolayısıyla suçlarının unsurlarının oluşmadığı; hukuka aykırı delil niteliğindeki telefon konuşmalarının bu suçlar yönünden hükme esas alınamayacağı gözetilmeden, sanıkların bu suçlardan beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi, yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
YARGITAY
11. CEZA DAİRESİ
İlgili Kanun/Madde
Esas No.
2011/11047
Karar No. 2013/9238
5237 s. TCK/158
03.06.2013
Tarihi:
• NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU
ÖZETİ: 5083 Sayılı Kanunun 01.01.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi
ve suça konu çekin 15.05.2005 keşide tarihli olmasına rağmen
çek bedelinin yürürlükten kaldırılan eski TL'na göre düzenlenmiş olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek
şekilde belirlenmesi bakımından çeki müştekiye veren A.'ın
tanık olarak dinlenip düzenleniş tarihi ile kim tarafından ne
zaman müştekiye verildiği hususları açıkça tespit edildikten
sonra sanığın mukayeseye esas yazı ve imza örnekleri alınarak
aşamalardaki değişmeyen savunmaları da nazara alınarak
uyuşmazlık konusu keşide tarihinin sanık tarafından yazılıp
yazılmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınıp hükme esas alınan bilirkişi raporu ve çek
aslının da denetime olanak sağlayacak şekilde dosya içerisinde
bulundurulduktan sonra sanığın suça konu çeki keşide ederek, ne suretle müştekiye zarar verme bilinç ve iradesiyle hareket ettiğine dair deliller karar yerinde gösterilip tartışılmadan eksik soruşturmayla, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar
verilmesi yasaya aykırıdır.
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
64
Yargıtay Ceza Kararları
YARGITAY
12. CEZA DAİRESİ
Esas No.
2013/26855
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/28484
DoğalSitAlanlarıHkYön/1
Tarihi:
10.12.2013
• KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA
KANUNUNA MUHALEFET
ÖZETİ: Yaptırılan incelemede, çay ocağı ve büfe inşaatının bulunduğu
yerin I. Derece Doğal Sit Alanı içinde kalmadığının tespit
edilmesine, söz konusu tescil kararının köye yönelik ilanına
ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmadığının bildirilmesine
göre, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına dair kabulde bir
isabetsizlik görülmemiştir.
YARGITAY
13. CEZA DAİRESİ
Esas No.
2012/20866
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/30856
5237 s. TCK/142
Tarihi:
31.10.2013
• ADLİ PARA CEZASININ İNFAZI
• MALVARLIĞINA KARŞI SUÇLARDA ETKİN
PİŞMANLIK
• NİTELİKLİ HIRSIZLIK
• HIRSIZLIK SUÇU
• KISA SÜRELİ HAPİS CEZASINA SEÇENEK
YAPTIRIMLAR
ÖZETİ: Hırsızlık suçunun failleri, çaldığı malı sattığı yeri söyleyerek
suç konusu eşyanın mağdura iadesini sağlamışsa da satın
alandan elde ettiği parayı kazanç müsaderesine konu edilmek
üzere soruşturma makamlarına teslim etmediği anlaşılmasına
karşın tebliğnamedeki 168/1. maddenin uygulanmasına dair
görüşe iştirak edilmemiştir. Somut olayda tartışılan hukuken
geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine
göre; suçun suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğini
kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
5275 sayılı Yasanın 106/4. maddesinin amir hükmüne kıyasen,
suça sürüklenen çocuklar hakkındaki tedbirin gereklerinin
yerine getirilmemesi halinde kısa süreli hapis cezasının kısmen
ya da tamamen çektirilemeyeceğinin gözetilmemesi hatalıdır.
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
Court of Cassation Criminal Chamber Decisions
65
YARGITAY
14. CEZA DAİRESİ
Esas No.
2012/13058
İlgili Kanun/Madde
Karar No. 2013/8916
5237 s. TCK/105
Tarihi:
10.09.2013
• CİNSEL TACİZ SUÇU
ÖZETİ: Somut olayda intikalinin katılanın işten çıkartılmasından
yaklaşık 3 ay sonra olması, katılanın beyanını doğrulayan
tanıkların mevcut iş yerinden çıkartılanlar olması ve aynı zamanda sanık aleyhine benzer iddialarla açılan kamu davasının müştekileri olmaları, tanıklar..... ve......'nin iddia edilen
eylemlere şahit olmadıklarını ifade etmeleri, tarafların çalıştıkları iş yerlerinin bölge müdürü olan sanığın atanmasından
sonra ilgili kişilerin işine son verilmesi nedeniyle taraflar arasında husumetin bulunması karşısında sanığın isnat edilen
eylemleri gerçekleştirdiğine dair şüphe oluştuğu, şüphe sanık
lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırıdır.
YARGITAY
15. CEZA DAİRESİ
İlgili Kanun/Madde
Esas No.
2012/18607
Karar No. 2013/18164
5237 s. TCK/158
21.11.2013
Tarihi:
• NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU
• CEZA YARGILAMASINDA TEMYİZ VE KARAR
DÜZELTME
ÖZETİ: Sanığın suçu zincirleme olarak işlediği dikkate alınarak, 5237
sayılı TCK'nın 158/1-f maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçu açısından aynı kanunun 43. maddesi gereğince
yapılacak artırımın hapis cezasının yanısıra adli para cezası
için de uygulanması gerektiği gözetilmeden artırımın sadece
hapis cezası açısından yapılıp para cezası yönünden uygulanmayarak eksik ceza tayini bozmayı gerektirmiştir.
Tüm kararların tam metinlerine, dergimizin Şubat 2014
tarihli 134. sayısından ulaşabilirsiniz
LHD - Volume: 12 / Issue: 134 / Year: 2014
DANIŞTAY KARARLARI
COUNCIL OF STATE DECISIONS
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU KARARI
PLENARY SESSION OF THE ADMINISTRATIVE LAW CHAMBER DECISION
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ
KURULU
Esas No.
2009/2380
Karar No. 2013/2215
Tarihi:
03.06.2013
İlgili Kanun/Madde
4054 s. RekabetK/4, 6, 17
• REKABETİN İHLALİ
• ŞİRKET CİROSUNUN PAZARDAKİ GÜCÜNÜ TAM
ANLAMIYLA YANSITMAMASI
ÖZETİ: 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6.
maddesini ihlal ettiği belirtilerek, davacıya söz konusu ihlal
nedeniyle, aynı Kanunun 16. maddesinin 2. fıkrası uyarınca
para cezası hesabında 16. maddenin 2. fıkrasının amir hükmüne göre bir önceki yıl olan 1998 yılı gayrisafi gelirinin
(1.069.583, 06TL) dikkate alınması gerekirken, soruşturmanın
açıldığı yıl olan 1999 yılının cirosunu (44.489.293, 70TL) esas
almak suretiyle idari para cezası verilmesine ilişkin kısmında
hukuka uyarlık bulunmadığı; davacı şirketin, Rekabet Kurulu'nun almış olduğu 21/09/1999 günlü, 99-99-43/450-283
sayılı tedbir kararına; kararın tebliğ edildiği 24/09/1999 tarihi
ile yayın hakkı devir sözleşmesinin TFF tarafından feshi tarihi
olan 04/01/2001 arasında uymadığı anlaşıldığından, 4054
sayılı Yasa'nın 17. maddesinin (a) bendi uyarınca süreli para
cezası verilmesine ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın, Rekabet Kurulu kararının,
4054 sayılı Yasa'nın 16/2. maddesi uyarınca 1999 Mali Yılı
gayrisafi geliri üzerinden idari para cezası verilmesine ilişkin
kısmının iptaline, Rekabet Kurulu'nun almış olduğu
21/09/1999 günlü, 99-99-43/450-283 sayılı tedbir kararına
uyulmamasından dolayı aynı Kanunun 17/a maddesi uyarınca
süreli idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının reddi gerekir.
DANIŞTAY DAİRE KARARI
COUNCIL OF STATE CHAMBER DECISION
DANIŞTAY
2. DAİRE
Esas No.
2013/554
Karar No. 2013/1407
Tarihi:
13.03.2013
İlgili Kanun/Madde
657 s. DevletMemurlarıK/4/B
2577 s. İYUK/7, 10, 11, 15, 51
6245 s. HarcırahK/9, 59
• SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERE ÖDENEN SÜREKLİ
GÖREV YOLLUĞU
ÖZETİ: Somut olayda, dava konusu işlemin yasal dayanaklarını oluşturan ve 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu
kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların 4. maddesinde yer alan; “Sözleşmeli
personele geçici görev yolluğu dışında harcırah ödenemez.”
ibaresi ile buna paralel olarak yürürlüğe sokulan Milli Eğitim
Bakanlığı’nın 2006/58 sayılı Genelgesi’nin 11. maddesinde
yer alan; “Sözleşmeli öğretmenlere sürekli görev yolluğu
ödenmeyecektir.” ibaresinin Danıştay İkinci Dairesi’nin
28.02.2011 günlü, E:2010/5994 sayılı kararıyla yürütmesinin
durdurulmuş olması nedeniyle oluşan yeni hukuki durum
karşısında, davacının sürekli görev yolluğunu alabilmek için,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi
kapsamında idareye her zaman başvurabileceği de açıktır.
A N A Y A S A MA HKE ME S İ
KA R A R L A R I
TURKISH CONSTITUTIONAL COURT
DECISIONS
Güncel Anayasa Mahkemesi kararları dergimizde ayrıntılı
b i r ş e k i l d e y e r a l m a k t a d ı r v e 1 8 s a y fa d e v a m e t m e k t e d i r
GÜNCEL MEVZUAT
CURRENT LEGISLATION
* Kanunlar
Law Codes
* Resmî Gazete Özetleri
Abstracts of Official Gazette
KANUNLAR
LAW CODES
SAĞLIK BAKANLIĞI VE BAĞLI KURULUŞLARININ TEŞKİLAT VE
GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE
BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE JAPONYA HÜKÜMETİ ARASINDA
NÜKLEER ENERJİNİN BARIŞÇIL AMAÇLARLA KULLANIMINA DAİR
İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR KANUN
ESKİŞEHİR 2013 TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR BAŞKENTİ HAKKINDA
KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE MOLDOVA CUMHURİYETİ
HÜKÜMETİ ARASINDA GERİ KABUL ANLAŞMASI İLE
NOTALARIN ONAYLANMASININ UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR KANUN
Güncel Kanunların tam metinleri dergimizde yer almaktadır
v e 8 s a y fa d e v a m e t m e k t e d i r
RESMÎ GAZETE ÖZETLERİ
ABSTRACTS OF OFFICIAL GAZETTE
KANUNLAR
MİLLETLERARASI ANTLAŞMALAR
TÜZÜK
BAKANLAR KURULU KARARLARI
YÖNETMELİKLER
Aylık resmi gazete özetleri dergimizde yer almaktadır ve 10
s a y fa d e v a m e t m e k t e d i r
ÖNEMLİ BİLGİLER
MAJOR INFORMATIONS
KIDEM TAZMİNATI TAVANI
ASGARİ ÜCRET
YILLIK ÜCRETLİ İZİN SÜRELERİ
İHBAR TAZMİNATI
(AKDİN FESHİNDE BİLDİRİM SÜRELERİ)
İŞSİZLİK SİGORTASI PRİMİ
2014 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ
2013 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ
2012 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ
2011 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ
2010 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ
2009 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ
KURUMLAR VERGİSİ ORANI
GEÇİCİ VERGİ ORANLARI
KATMA DEĞER VERGİSİ ORANLARI
YENİDEN DEĞERLEME ORANI
DEĞERLİ KÂĞITLAR (2014)
YASAL FAİZLER VE YÜRÜRLÜK SÜRELERİ
TİCARİ TEMERRÜT (AVANS) FAİZ ORANLARI
AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN’A
GÖRE GECİKME ZAMMI ORANLARI
DAMGA VERGİSİ (2014)
HARÇ TARİFESİ (2014)
Yargı Harçları (2014)
NOTER HARÇLARI (2014)
VERGİ YARGISI HARÇLARI (2014)
Önemli Bilgiler
76
TAPU VE KADASTRO HARÇLARI (2014)
KİRA ARTIŞINA YARGITAY’CA UYGULANAN ENDEKSLER
ENFLASYON ORANLARI (%) (TUİK Verilerine Göre)
AVUKATLIK ASGARÎ ÜCRET TARİFESİ
CMK AVUKATLIK ÜCRET TARİFESİ (2014)
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU BİLİRKİŞİ ÜCRET TARİFESİ
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU GİDER AVANSI TARİFESİ
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU HAKEM ÜCRET TARİFESİ
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU TANIK ÜCRET TARİFESİ
HMK’YA GÖRE PARASAL SINIRLAR TABLOSU
TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI
DÖVİZ KURLARI
Önemli bilgilerin detayları en güncel halleri ile dergimizde
y e r a l m a k t a d ı r v e 4 6 s a y fa d e v a m e t m e k t e d i r
LHD - Cilt: 12 / Sayı: 134 / Yıl: 2014
LEGAL HUKUK DERGİLERİ SİPARİŞ FORMU
ORDERING FORM FOR THE LEGAL LAW JOURNALS
Y Ü KS E K MA HKE ME
KA R A R L A R I
ARAMA DİZİNLERİ
INDEX OF SUPREME COURT
DECISIONS
* Kavramlara Göre Arama Dizini
Index of Related Legal Terms
* Kanun Maddelerine Göre Arama Dizini
Index of Related Law Code Articles
KAVRAMLARA GÖRE ARAMA DİZİNİ
INDEX OF RELATED LEGAL TERMS
A
Acizden Dolayı Tasarrufların Butlanı ............................................................ 244
Adli Para Cezasının İnfazı.............................................................................. 290
Aile Konutu Niteliğindeki Taşınmaz Üzerindeki İpotek................................ 192
Aile Mahkemelerinin Görevlerinin Kapsamı ................................................. 196
Alacağın Devrinin Şekli ................................................................................. 261
Alacağın İradi Olarak Devri ........................................................................... 261
Alıcının Malı Gözden Geçirme ve Ayıbı Satıcıya Bildirme
Zorunluluğu .................................................................................................... 229
Ana ve Babanın Çocuk ile Kişisel İlişki Kurması .......................................... 191
Asıl Borca Bağlı Hak ve Borçların Sona Ermesi............................................ 215
B
Bedelsiz Tasarrufların Butlanı........................................................................ 244
Bekletici Mesele ............................................................................................. 222
Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma ..................................... 267, 276
Bilirkişinin Yemin Etmemiş Olması .............................................................. 282
Bilişim Sistemini Engelleme, Bozma, Verileri Yok Etme Veya
Değiştirme Suçu ............................................................................................. 284
Borcun Üstlenme Sözleşmesinin Hükümsüzlüğü........................................... 237
Bordronun Sahte Olup Olmadığının Tespiti................................................... 259
C-Ç
Ceza Hukukunda Zaman Bakımından Uygulama .......................................... 280
Ceza Yargılamasında Temyiz ve Karar Düzeltme ................................. 280, 292
Cinsel Taciz Suçu ........................................................................................... 291
Çek Hamilinin Başvurma Haklarında Zamanaşımı........................................ 165
Çeke Uygulanacak Hükümler......................................................................... 165
Çekişmesiz Yargı İşleri .................................................................................. 251
Çekişmesiz Yargı İşlerinde Görevli Mahkeme .............................................. 251
Bütün kararların bu şekilde kavramlara göre arama dizini
d e r g i m i z d e y e r a l m a k t a d ı r v e 6 s a y fa d e v a m e t m e k t e d i r
KANUN MADDELERİNE GÖRE ARAMA DİZİNİ
INDEX OF RELATED LAW CODE ARTICLES
Adli Sicil Kanunu
(5352)
Sayfa
Madde
13................................................. 276
Adli Tıp Kurumu Kanunu
(2659)
Madde
Sayfa
16................................................. 200
Aile Mahkemelerinin Kuruluş,
Görev ve Yargılama Usullerine
Dair Kanun (4787)
Sayfa
Madde
4................................................... 196
Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile
Diğer Aletler Hakkında Kanun
(6136)
Sayfa
Madde
16................................................. 275
Borçlar Kanunu (Mülga)
(818)
Madde
Sayfa
113............................................... 215
161............................................... 261
198............................................... 229
256............................................... 202
260............................................... 204
266............................................... 202
355............................................... 237
Ceza Muhakemeleri Kanunu
(5271)
Madde
Sayfa
64 ................................................. 282
135 ............................................... 286
152 ............................................... 275
231 ...............................278, 281, 282
232 ............................................... 267
321 ............................................... 284
Ceza Muhakemesi Kanununun
Yürürlük ve Uygulama Şekli
Hakkında Kanun (5320)
Madde
Sayfa
8 ................................................... 280
Devlet Memurları Kanunu
(657)
Sayfa
Madde
4 ................................................... 300
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu
(5846)
Sayfa
Madde
1 ................................................... 222
2 ................................................... 222
Bütün kararların bu şekilde kanun maddelerine göre arama
dizini dergimizde yer almaktadır ve 4 sayfa devam etmektedir
LEGALBANK ABONELİK FORMU
SUBSCRIPTION FORM FOR THE LEGALBANK LEGAL DATABASE
340 ¨
Download

Derginin içeriğini görmek için TIKLAYINIZ