Tülay Capolat’a konuşan uzmanlara göre;
Tüp bebek yüzyılı geliyor
Dr. Şatıroğlu
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
7 Kasım 2014 Cuma
Türkiye’de ve dünyada insanların ilklim
değişikliği, yanlış beslenme, GDO’lu
ürünler ve hormonlu ilaçlar nedeniyle normal yollarla gebe kalma oranlarının
düştüğünü belirten kadın doğum uzmanları Dr. Hakan Şatıroğlu ve Uz. Dr. Sedat
Cömert, gazetemize, tüp bebek tedavisi
ve düşen doğum oranlarını değerlendirdi.
BİRİNCİ BÖLÜM 4. SAYFADA
ALTIN ALACAKLAR
Ankara Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Çavuşculu, "Daha
önce vatandaşları 'dikkat edin, sokakta altın almayın sahtekarlar
kandırabilir' diye uyarıyorduk, maalesef son günlerde de kuyumcu
meslektaşlarımız Türkiye'nin her ilinde dolandırılıyor" dedi.
Ankara'nın çeşitli semtlerinde en az 20 benzer dolandırıcılık vakası daha meydana
geldiğini söyleyen Çavuşculu, "Daha önce
vatandaşları 'dikkat edin, sokakta altın almayın
dolandırıcılar, sahtekarlar kandırabilir' diye
uyarıyorduk, maalesef son günlerde de kuyumcu meslektaşlarımız Türkiye'nin her yerinde
şebeke halinde eşli ya da tek olarak
dolandırılıyor" ifadesini kullandı.
‘Öncelikli Dönüşüm Programı Eylem Planı’ toplantısına Başbakan Davutoğlu
Ekonomi Bakanı Zeybekçi, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, Başbakan
Yardımcısı Babacan, Kalkınma Bakanı Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanı Çelik, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eker katıldı.
İŞ KAZALARI İÇİN
ŞURA TOPLANACAK
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Öncelikli Dönüşüm
Programı Eylem Planı toplantısında yaptığı konuşmada, “Bu ayın sonunda iş kazalarıyla ilgili büyük bir şura
tertip edeceğiz. Çalışma hayatıyla ilgili yapacağımız
düzenlemeleri 3. pakette ele alacağız” dedi.
Çavuşçulu, "Ürün mutlaka kırılmalı ya da
kesilmeli, iç kısmına kezzap sürülmeli. Eğer
ürün altın değilse iç kısım yeşil ya da siyah renk
alacak" diye konuştu. Çavuşçulu’nun verdiği
bilgilere göre,
BDDK'nın, kuyumla
ilgili harcamalarda
kredi kartına taksit
yapılamayacağına
ilişkin mevzuat hükmünü kaldırmasının
ardından, altın
satışları yüzde 30
arttı.
HABERİ
12. SAYFADA
NACİ ALAN’A
SON GÖREV
Önceki gün aramızdan ayrılan Anayurt Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Naci
Alan, gazete önünde düzenlenen törenin ardından ebedi istirahatgahına uğurlandı.
Anayurt Gazetesi’nin önünde
düzenlenen törende yapılan konuşmalarda Naci Alan’ın özelliklerine vurgu
yapıldı. Törene Alan’ın eşi Peyman
Alan, oğlu Tuncay Alan, eski bakanlardan Namık Kemal Zeybek, CHP eski
milletvekillerinden Yılmaz Ateş, Basın
İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet
Atalay, gazetemizin Genel Yayın
Müdürü Ahmet Tekeş ve Haber
Koordinatörü Dursun Erkılıç, gazeteci
arkadaşları ve dostları katıldı. Törenin
ardından Alan’ın cenazesi memleketi
Çorum’a uğurlandı ve Ortaköy ilçesi
Aşdağul köyünde ikindi namazının
ardından dualarla defnedildi.
Kenan ERGEN
Evlenecekler için
altın alma zamanı
Davutoğlu, eylem planını
anlatırken, “Uygulamada
getirdiğimiz her yeniliğin
sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacağız” dedi.
Başbakan, “Teknoloji ve Ar-Ge
yoğun alanlara yeterince
yönelinmediği gözlemimiz var. Onun
için teknoloji yoğun sektörlerde ve
belli bölgelerde, 6. bölge ile teknoloji yoğun alan kesiştiğinde çok daha
fazla teşvik alacak düzenlemeler
getirilecek” dedi. HABERİ 12’DE
Altın fiyatlarındaki düşüşün
düğün hazırlığı
yapanlara yarayacağı, şu anda fiyatlar çok uygun ve
taksitlendirme
seçeneği bulunduğunu bildirildi.
HABERİ 12’DE
‘TOPAL ÖRDEK’ KORKUSU!
Soma’ya AB'den
8 milyon avro
ABD'deKİ ara seçimlerin ardından değerlendirmelerde bulunan Başkan Barack Obama, verdiği mesajlarla
korkuttu. Seçmenlerin üçte ikisinin sandığa gitmediği seçimin sonuçları, Başkan Obama’yı ABD’lilerin tabiriyle
‘topal ördek’ durumuna düşürürken, icraatlarını gerçekleştirmek için onu Cumhuriyetçilere mahkum etti.
MHP Grup Başkanvekili
Oktay Vural ise, "İsrail
polisini ve zihniyetini kınıyorum. Bu saldırının doğrudan
doğruya inanç değerlerimize
yönelik bir saldırı olduğu
gayet açık ve nettir" diye
konuştu. Dünya Müslüman
Alimler Birliği de, Mescid-i
Aksa'nın korunması için
Müslümanlara "genel seferberlik" çağrısında bulundu.
BMGK üyesi Ürdün, İsrail'in
tutumunu Konsey
Başkanlığına şikayet ederken,
daimi üyelerin tepkisizliği
dikkat çekti. Olay, başta
Türkiye, Kudüs ve Gazze
olmak üzere dünyanın birçok
yerinde yürüyüşlerle kınandı.
Manisa'nın Soma
ilçesi için hazırlanan
"Akıllı Kentler" projesi,
Avrupa Birliği
Araştırma, Geliştirme
ve Yenilik Çerçeve
Programları kapsamında Türkiye'nin en yüksek fon miktarını
almaya hak kazanan
projesi oldu. 12’DE
M.Nuri Parmaksız
Bencileyin Sözler
8. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
8. Sayfada
İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa’ya
postalla girmesi ve Filistinlilere
sert tavrı tepki gördü. Başbakan
Ahmet Davutoğlu, “Aslında bu ayrıca
bir değerlendirmeye ihtiyaç bile hissetmeden tam bir barbarlıktır” dedi.
Fehmi Koru
Necip Fazıl ve
masumiyet
çağımız
3. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
9. Sayfada
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
Bunu herkesten iyi bilen Obama,
Cumhuriyetçilerin çoğunluğu elde ettiği
Kongre ile yeni dönemde çalışmaya istekli
olduğunu ve birlikte çalışabilecekleri alanlar
bulunduğunu söyledi.
Dünyanın korkusu ise, ekonomide alınacak
muhtemel kararların, uygulamaların dünyayı
nasıl etkileyeceği, dış
politikada ve bölgesel, küresel sorunlara
yaklaşımda ne tür
değişiklikler olacağına yönelik tahminlerden kaynaklanıyor.
Son dönemde
dünya piyasalarını
sarsan dolardaki
yükselişin ne olacağı,
Obama’nın egemen
olamadığı bir yasama
/ yürütme sürecinde
nasıl davranacağı
üzerine kafa yorulurken; dış politikada
da önemli değişiklikler olması bekleniyor.
Bu noktada
Türkiye’yi ilgilendiren çok önemli hususlar
var. Obama’nın; İsrail’in Mescid-i Aksa’daki
barbarlığı, sınırlarımızın dibindeki IŞİD ve Esed
vahşeti, terör örgütü olarak kabul edilen PKK,
PYD ve benzeri örgütlerle gerçekleşen yüzyüze
görüşmeler, Ermeni diasporasının 1915 olaylarının 100. yılı hazırlıkları ve diğer konulardaki
tavrı, Türkiye-ABD ilişkilerini şekillendirecek.
2Yunan müziğinin divası Alexiou’dan siyasetçilere barış çağrısı
SINEMA
TV / MAGAZIN
7 Kasım 2014 Cuma
Yunan müziğinin divası olarak kabul edilen Haris Alexiou, Türk ve Yunan
halklarının uzun süre birlikte yaşadığını ve bunun müziğe yansımasının
yoğun bir biçimde hissedildiğini belirterek, "Keşke siyasetçiler de bizler
gibi olabilse. İki ülke arasında hiçbir sorun kalmazdı" dedi.
ATİNA - Türkiye'de en sevilen yabancı
sanatçılardan Haris Alexiou, bu yıl beşincisi
düzenlenen Avea Sıra Dışı Müzik Konserleri
kapsamında 7 Kasım'da İstanbul Kongre
Merkezi'nde İstanbullu sanatseverlerle
buluşmasından önce AA muhabirinin sorularını yanıtladı. İstanbul konseri için hazırlıklarını sürdüren Alexiou, Türk müzikseverlerle buluşacağı için heyecan duyduğunu, iki
ülke halklarının birçok ortak özelliği
olduğunu söyledi.
Türk ve Yunan kültürlerinin de yakın
olduğunun müziklerden rahatlıkla anlaşılabileceğini kaydeden Alexiou, "Uzun yıllar
birlikte yaşadık. Bunun müziğe yansımaları
çok fazla. Keşke siyasetçiler de bizler gibi
olabilse. O zaman iki ülke arasında hiçbir
sorun kalmazdı. İki ülke insanı barışçıl
yaşarken siyasi düzeyde sorun olması çok
komik" dedi. "Belki iki ülke arasındaki
sorunlar siyasetçilerin işine geliyor" diyen
Alexiou, sorunların bu yüzden çözülmediğini savundu. Müziğin, siyasi sorunları tek
başına çözemeyeceğini ifade eden Alexiou,
şunları kaydetti: "Müzik sadece iki halkı birbirine yakınlaştırır. Yeni nesil belki bu
sorunlara çözüm üretebilir. Bu, üstünde
durulması gereken bir konu. Türkiye'yi çok
kez ziyaret ettim. İnsanlar beni çok
sıcakkanlı karşıladılar. Ben de İzmir kökenliyim." Haris Alexiou, bugüne kadar 30
platin ve 13 altın plak kazandı. Yunan diva,
Rembetiko ve Yunan halk müziği dalında
seslendirdiği şarkılarla dünya çapında
tanınıyor. Türkçe'ye uyarlanan ve Sezen
Aksu'dan Yeni Türkü'ye birçok ünlü isim ve
grup tarafından seslendirilen "Olmasa
Mektubun", "Maskeli Balo" ve "Telli Telli"
gibi unutulmaz şarkılara imza atan Haris
Alexiou, Ege'den göç eden bir ailenin
çocuğu olması nedeniyle özellikle İzmir
ezgilerine aşina bir sanatçı. (AA)
Yılın en çok kazanan ünlüleri belli oldu...
Amerikalı şarkıcı
Beyonce, 115 milyon dolar ile 2014
yılında en çok
kazanan kadın
müzisyen oldu.
Forbes dergisi,
yılın en çok
kazanan kadın
şarkıcıları listesini
açıkladı.
Vizyona
yeni
girecek
filmler
ANKARA - Aralık 2013'te çıkardığı
"Beyonce" adlı albümü yılın en çok
satanları arasında yer alan ve 95 konserden oluşan turuyla adından sıkça
söz ettiren Beyonce, 115 milyon dolarlık geliriyle yılın en çok kazanan kadın
müzisyeni olarak listenin birinci sırasında yer aldı.
Beyonce'yi 64 milyon dolarla country sanatçısı Taylor Swift izledi. 24
yaşındaki Swift'in "1989" adlı albümü,
sadece bir haftada 1 milyondan fazla
satmıştı. Genç şarkıcının, gelecek yıl
dünya turnesine çıkması bekleniyor.
Listenin üçüncü sırasında 52 milyon dolarla Pink geliyor. Pink'i 48 milyon
dolarla R&B şarkıcısı Rihanna ve 40
"Serena"
"Düzenbaz" ve "Umut Işığım"
filmlerinde kimyaları fazlasıyla
tutan Jennifer Lawrence ve Bradley
Cooper ikilisi, bu hafta yeni filmleri
"Serena" ile izleyicinin karşısına
çıkıyor. Amerikalı yazar Ran
Rash'ın aynı adlı romanından
uyarlanan yapımın yönetmenliğini
Susanne Bier üstlendi. Jennifer
Lawrence ile Bradley Cooper'ın
başrollerini üstlendiği dram türündeki filmde; 1929 yılında Kuzey
Carolina'ya yerleşmek için yaşadıkları Boston kentinden ayrılan genç
bir çiftin hikayesi anlatılıyor.
05:53 İstiklal Marşı ve Günün
05:55 Sarayın İncisi
07:00 Sabah Haber
08:15 Böyle Bitmesin
10:20 1'de Bugün
10:35 Beni Böyle Sev
13:00 Haber
13:15 Spor
13:18 Hava Durumu
13:25 1Çorba
13:30 Küçük Hanımefendi
15:00 1'de Bugün
15:15 Joker
16:45 Zengin Kız Fakir Oğlan
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Yabancı Sinema "Neşeli
Ayaklar"
21:50 Beni Böyle Sev
00:05 Joker
01:45 Yedi Güzel Adam
03:25 Yoldaki Haber
07:00 Selena
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Çocuklar Duymasın
14:50 Alemin Kıralı
16:30 Zahide ile Yetiş Hayata
18:55 Atv Ana Haber
20:00 Diğer Yarım
23:15 HAWAII FIVE 12
00:00 Hawaii Five
02:45 Sınırların Ötesinde
20:30 MEDCEZİR
Mira’nın hastalığı hakkındaki
gerçekleri öğrenen Yaman kendini kör bir çıkmazın içinde bulur.
Mira ise yaşadığı hayal kırıklığının da etkisiyle geçmişle
hesaplaşır. Artık Yaman’ı affetmemeye kararlıdır. Pişmanlıkla
ne yapacağını düşünen Yaman bu
sefer de Sude’nin hışmına uğrar
ve Mira’ya verdiği zararla bir
kez daha yüzleşir.
Mert Eylül’ün Uzay sayesinde
girdiği yeni evren yüzünden kendisinden uzaklaştığını hisseder ve
ona kırıldığını hissettirir. Fakat
Uzay, Eylül’ün başını döndürecek bir haberle onun dikkatini
yine kendi tarafına çevirir.
Asım Şekip Kaya’nın vasiyetini
değiştirme kararı Sude için bir
işaret olur
milyon dolarla Katy Perry izliyor.
Yaklaşık 125 milyon dolarlık geliriyle
geçen yılın en çok kazanan kadın
müzisyeni olan Madonna, bu yıl ilk ona
giremedi. Forbes dergisine göre yılın
en çok kazanan kadın müzisyenleri
şöyle:
1 - Beyonce - 115 milyon dolar
2 - Taylor Swift - 64 milyon dolar
3 - Pink - 52 milyon dolar
4 - Rihanna - 48 milyon dolar
5- Katy Perry - 40 milyon dolar
6- Jennifer Lopez - 37 milyon dolar
7 - Miley Cyrus - 36 milyon dolar
8 - Celine Dion - 36 milyon dolar
9 - Lady Gaga - 33 milyon dolar
10 - Britney Spears 20 milyon (AA)
"Kirli Para"
"Bullhead" filmiyle Oscar'a aday olan
Yönetmen Michael R. Roskam, yeni
polisiye dramı "Kirli Para" ile sinema
severlerin karşısına çıkacak.
Dennis Lehane'ın kısa hikayesinden
beyaz perdeye uyarlanan filmin başrol
oyuncusu Tom Hardy, "Bob
Saginowski" karakteri ile yer altı
dünyasında gangsterlerin kirli para
transferini yaptıkları bir barmeni canlandırıyor.
Tom Hardy'a; Noomi Rapace, geçen yıl
hayatını kaybeden James Gandolfini,
Matthias Schoenaerts, John Ortiz, Ann
Dowd, Michael Aronov, James
Frecheville, Elizabeth Rodriguez,
Tobias Segal ve Michael Esper eşlik
ediyor.
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:30 HAFTANIN ANNESİ
11:45 DÜNYAYI GEZİYORUM
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
ÖĞLE HABERLERİ
12:50 FATMAGÜL'ÜN
SUÇU NE?
15:00 SONGÜL KARLI İLE
YENİDEN
16:45 HAFTANIN ANNESİ
18:15 EKİN OLCAYTO
İLE ANA
19:30 SPOR BÜLTENİ
19:45 YABANCI SİNEMA
SOKAK KRALLARI 2
21:45 YABANCI SİNEMA
Frankenstein
00:00 THE WALKING DEAD
00:50 YABANCI SİNEMA
02:40 YABANCI SİNEMA
DARBE-TEKRAR
04:30 DÜNYAYI GEZİYORUM
05:30 FATMAGÜL'ÜN
SUÇU NE
05:40 Dila Hanım
07:00 Aşkın Bedeli
07:45 Deniz Yıldızı
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
12:00 En Güzel Bölüm
12:30 Aşkın Bedeli
14:30 Benim Kuaförüm
16:00 En Güzel Bölüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
20:30 medcezir
23:30 Yerli Dizi
01:20 Kim O!
21:45 FRANKESTEİN
Orjinal İsmi:I, Frankenstein
Yönetmen:Stuart Beattie
Oyuncular:Aaron Eckhart, Bill
Nighy, Miranda Otto
Yapım Yılı:2014
Tür:Aksiyon/Fantastik/Bilim
Kurgu
Dr. Victor Frankenstein'ın kendi
elleriyle yarattığı Adam,
yaratıldığı günden bu yana, yaklaşık 200 yıldır amaçsız bir şekilde hayatını devam ettirirken
kendini Gargoyle ve İblisler
arasındaki savaşın tam içinde
bulur. Her iki taraf da Adam'ın
ölümsüzlük sırrını elde etmeye
çalışmaktadır. Adam ise
insanoğlunun sonunu getirmekte
olan bu savaşı durdurabilecek.
Türk filmleri,
Paris'te seyirciyle
buluşacak
İSTANBUL - "Paris'te Türk Sinemasıyla
Randevu", 28-30 Kasım'da Paris'te düzenlenecek. SRP İstanbul'dan yapılan açıklamaya
göre, Türkiye'nin Paris Büyükelçisi Hakkı Akil'in
ev sahipliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın
desteğiyle organize edilen etkinlik, Türkiye'nin
öykülerinin çeşitliliğini ve her iki toplumun paylaştığı ortak duyguların derinliğini sergilemek
için hayata geçirilecek. Her yıl geleneksel olarak
farklı içerikler ve yeniliklerle Fransız seyircisiyle
buluşacak etkinlik, bu yıl Türk sinemasının 100.
yılına ithaf edildi. Etkinlik kapsamında,
Montparnasse bölgesinde yer alan kültür ve
sanat merkezi Le Lucernaire'de, Ömer Lütfü
Akad'ın yönettiği, Hülya Koçyiğit'in başrolünü
oynadığı "Gelin", Yılmaz Erdoğan'ın
senaryosunu yazdığı, yönettiği ve Behçet
Necatigil'i canlandırdığı "Kelebeğin Rüyası",
yönetmen Yavuz Turgul'un başrolünü Şener
Şen'in oynadığı "Muhsin Bey", Cem Yılmaz'ın
senaryosunu yazıp yönettiği ve başrolünü
oynadığı "Pek Yakında", yönetmen Nuri Bilge
Ceylan'ın senaryosunu Ebru Ceylan ile yazdığı,
64. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye
ödülünü kazanan "Kış Uykusu" ücretsiz gösterilecek. (AA)
"Yıldızlararası"
Christopher Nolan'ın yönettiği
filmin oyuncu kadrosunda Matthew
McConaughey, Anne Hathaway,
Jessica Chastain, Bill Irwin, Ellen
Burstyn, Michael Caine, Wes
Bentley, Casey Affleck, David
Gyasi, Mackenzie Foy ile Topher
Grace var.
Macera ve bilim-kurgu türündeki
filmde; dünya üzerindeki yaşam
sona ererken; bir grup araştırmacının bulunduğumuz galaksinin ötesine yolculuk edererek, insanların
yıldızların ötesinde yaşamını
sürdürmesinin mümkün olup olmayacağını keşfe çıkması konu ediniyor.
00:00 Oynat Bakalım
01:00 Batman Dönüyor (Tekrar)
03:00 Aramızda Kalsın
04:45 Oynat Bakalım
05:45 Söyle Söyleyebilirsen
07:30 Batman (Tekrar)
08:10 Batman
09:05 Duck Dodgers (Tekrar)
09:30 Duck Dodgers
10:00 Aramızda Kalsın
13:00 Çok Güzel Hareketler
Bunlar
14:30 Batman Daima
17:15 Ben Bruce Lee'yim
19:45 Uçan Kılıçlar
06:00 Geniş Aile
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım
11:00 Özledim Seni
13:00 Gün Arası
13:30 Çok Güzel Hareketler
Bunlar
15:00 Evim Şahane
17:00 Arka Sokaklar
18:50 Koca Kafalar
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Arka Sokaklar
02,00 Büyük Hesaplaşma
00:30 HAWAİİ FİVE
Hawaii Five-O CBS’de 19681980 yılları arasında 12 sezon
yayınlanan polisiye dizisinin
yeni versiyonu. 12 sene önceki
diziyle aynı adı taşıyan dizinin
yapımcıları Fringe dizisininde
yapımcıları olan Alex Kurtzman
ve Roberto Orci.
Dizinin kadrosunda ise Lost‘tan
tanıdığımız Daniel Dae Kim
(Jin Kwon) var. Ayrıca 1 sezon
yayınlanan Moonlight dizinin
yakışıklı vampirini canlandıran
Alex O’Loughlin,Scott Caan ve
Grace Park’da dizinin kadrosuna dahil.
Dizinin konusu önceki versiyonunda olduğu gibi sadece
valiye hesap veren hawaii eyalet
polisini ele alıyor.
7 Kasım 2014 Cuma
Suç mağduru çocukları “özel
koç”lar hayata kazandıracak
Fehmi KORU
[email protected]
3
[email protected]
yurt haberlerİ
Necip Fazıl ve masumiyet çağımız
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, yeni başlattıkları ''ANKA Çocuk
Destek Programı'' ile suça sürüklenmiş çocukları yeniden hayata kazandırmayı
hedeflediklerini belirtti.
ANKARA - İslam, ''Her 10 çocuğumuzun
bir koçu olacak. Psikolojik destek verme
konusunda uzman olan bir koç olacak.
Çocuğu, ailesini, eğilimlerini, yönelimlerini,
muhtemel riskleri özel olarak inceleyecek''
dedi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, suç
mağduru, suça sürüklenen, sokakta ve risk
altında bulunan çocuklara özgü oluşturulan
Çocuk Destek Merkezleri ile ilgili nitelik ve
nicelik artırmaya dönük çalışmalarını
sürdürüyor.
Merkezlerde bu çocukların temel
gereksinimlerini karşılamak, fiziksel, duygusal, psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarını
belirleyerek gerekli müdahaleleri gerçekleştirmek, aile ve yakın çevrelerine dönmelerini ve diğer sosyal hizmet modellerine
hazır hale gelmelerini sağlamak üzere
hizmetler veriliyor.
Bakanlık, Çocuk Destek Merkezinde
çocuklara ve ailelerine uygulanacak psikososyal destek programı geliştirilmesi çalışmaları başlattı.
''Yeniden hayata kazandıracağız''
Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nın
konuğu olan Bakan İslam, Çocuk Destek
Merkezlerinde başlatılan bu yeni programa
ilişkin açıklamalarda bulundu.
ANKA Çocuk Destek Programı ile suça
sürüklenmiş ya da bir şekilde suçun mağduru olmuş çocukları yeniden hayata kazandırmayı hedeflediklerini belirten İslam, bunun
için Çocuk Destek Merkezlerini kurduklarını
söyledi.
Programın isminin küllerinden doğan
efsanevi varlık, zümrüdü ''Anka'' kuşundan
geldiğini dile getiren İslam, eski sistemlerinde var olan "Koruma Bakım ve
Rehabilitasyon Merkezlerini", "Çocuk Destek
Merkezi" olarak dönüştürdüklerini ve çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Çocuk Destek Merkezine ilişkin bilgi
veren İslam, "Şu anda 61 Çocuk Destek
Merkezimiz var. Bunların sayısını önümüzdeki
yıl 80'lere, 90'lara bir sonraki yıl 100'e çıkarmayı düşünüyoruz" dedi.
Programın hazırlanmasında Adalet
Bakanlığı, UNICEF, United Nations
Development Programme (UNDP) ve çeşitli
üniversiteler ve uzmanlarla çalışıldığını dile
getiren İslam, eğitim, seminer, psikolojik
destek modülleri hazırladıklarını, eğiticilerin
eğitimlerinin bir kısmının tamamlandığını ve
üç merkezde pilot uygulama başladığını kaydetti.
''Çocuğu özel olarak inceleyecekler''
Pilot uygulamaların aralık ayında sona
ereceğini, bütün sistemi yurt içinde yaygınlaştıracaklarını vurgulayan İslam, şöyle
devam etti:
"Her 10 çocuğumuzun bir koçu olacak, o
10 çocuktan mesul olacak. Psikolojik destek
verme konusunda uzman olan bir koç olacak. Çocuğu özel olarak inceleyecek, ailesini, eğilimlerini, yönelimlerini, muhtemel riskleri. O çocukla ilgili elimizdeki üç yüze yakın
modülden oluşan bir rehabilitasyon programı
oluşturacak. Tek mi, toplu mu terapilere
katılacak, tedavi süreci olacak mı, sadece
terapiyle mi iyileşecek, ailesine terapi verilecek mi, ailesine terapinin dışında başka yap-
tırımlar uygulanacak mı bakacak. Bütün bunlar ilk on günün içerisinde olacak, sonrasında
rehabilitasyon süreci başlayacak."
İslam, hedeflerinin üç, altı ya da en fazla
bir yıl içinde bu çocukları sağaltıp normal,
sıradan insanlar haline dönüşmelerine
yardımcı olup bu merkezlerden çıkarmak
olduğunu söyledi.
Bu çocukları normal ortamlarda yaşayabilir insan haline getirmek istediklerini dile
getiren İslam, "Ya evlerine geri döndürelim,
evlerinde sorun yoksa, maddi sorun varsa
destek olarak evlerinde yaşamalarını,
koruyucu aile yanında desteklenmesini ya da
sevgi evleri ve çocuk evlerinde bakım ve
rehabilitasyonları bittikten sonra normal hayatlarına devam etmelerini sağlayalım" dedi.
Bireysel farklılıklar dikkate alınacak
Psiko-sosyal destek programı, bireysel
danışmanlık, grup çalışmaları, aile çalışmaları
ve destekleyici ortam kriterlerinin oluşturulmasını kapsıyor.
Bireysel danışmanlık çalışmalarında;
evden kaçma, kendine zarar verme
davranışı, intihar, istismar mağduru, kriz
yönetimi, krize müdahale ve travma ile ilgili
bölümler bulunuyor.
Grup çalışmaları ise kişisel gelişim,
sağlıklı yaşam, duygusal düzenleme, kişilik
gelişimi ve bağımlılık oturumlarından oluşuyor.
Kişisel gelişim ve sağlıklı yaşam modülleri
tüm çocuklara uygulanırken diğer modüller
çocukların (suça sürüklenme, istismar mağduru olma, madde bağımlılığı, gebelik, öfke
kontrolü, dürtü bozukluğu gibi) bireysel farklılıkları ve ihtiyaçları dikkate alınarak uygulanacak.
Aile eğitim programları ile ailelere çocukların özellikleri, ergen ile yaşama, kriz yönetimi, bağımlılık gibi konularda danışmanlık verilmesi de planlanıyor. (AA)
Kıbrıs şehidi için 40 yıl sonra temsili mezar yaptırıldı
KASTAMONU - Kıbrıs Barış
Harekatı'nda 21 Temmuz 1974'te batan
TCG Kocatepe Firkateyni'nde şehit düşen
ve cenazesi bulunamayan Deniz Er Halil
Kalafat için memleketi İnebolu ilçesinde,
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özel'in talimatıyla temsili şehit mezarı inşa ettirildi.
Şehit er Halil Kalafatoğlu'nun 88 yaşındaki annesi Hanife Kalafatoğlu'nun, "oğlu
için temsili de olsa bir mezar" yapılması
arzusunu Anadolu Ajansı'nın haber-
leştirmesinin ardından Genelkurmay
Başkanlığı harekete geçti.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet
Özel'in "konuyla ilgili yardımcı olunması"
talimatını vermesinin ardından Erkekarpa
köyüne şehit er için temsili mezar ve çevre
düzenlemesi yaptırıldı.
Mezar ve çevresindeki işlerin tamamlanması dolayısıyla Vali Şehmus Günaydın ve
beraberindekiler, şehidin yatağa bağımlı
yaşayan annesi Hanife Kalafatoğlu'nu evinde ziyaret ederek isteğinin yerine getirildiğini anlattı. Duygulanan Kalafatoğlu, Vali
Günaydın'a teşekkür etti.
Daha sonra şehit Kalafatoğlu için temsili
mezarın önünde düzenlenen anma törenine
Vali Günaydın'ın yanı sıra Jandarma Bölge
ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Faruk
Bal, İl Jandarma Komutanı Albay Serdar
Güngör, Kaymakam Gökhan Görgülüarslan,
Belediye Başkanı Engin Uzuner ve köy halkı
katıldı.
Kur'an-ı Kerim okunmasıyla başlayan
törende Halil Kalafatoğlu'nun özgeçmişi
okundu, İlçe Müftüsü Naci Çakmakçı
tarafından dua edildi.
Vali Günaydın, şehit ailesinin mezar
talebinin Genelkurmay Başkanlığı tarafından
dikkate alındığını vurgulayarak, "Biz de bu
talep doğrultusunda el ele vererek şehit
ailemizin arzu ettiği güzel bir şehitliği hayata
geçirdik. Şehidimize Allah'tan rahmet diliyorum" dedi.
Tuğgeneral Bal da 40 yıl sonra da olsa
temsili şehit mezarı yaparak görevlerini yerine getirdiklerine inandığını kaydetti.
Genelkurmay Başkanı Özel'in ailenin
talebini öğrendiği anda köyde temsili mezar
yaptırılması için kendilerine talimat verdiğini
anlatan Bal, "Bunun üzerine valimizin ve
kaymakamımızın da desteğiyle temsili
mezarı kısa sürede yaptırdık. Şehidimize
Yüce Allah'tan cennetin en yüce katlarından
yerler diliyorum" diye konuştu.
Şehidin kardeşi Bahattin Kalafatoğlu ile
köy muhtarı Murat Tokatlıoğlu da temsili
mezarın yapımında emeği geçenlere
teşekkür etti. (AA)
TDK’dan ‘Türkçe tabela kullanın” çağrısı
SİVAS -Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı
Mustafa Kaçalin, hızlı düşünme ve anlama
için herkesi "Türkçe tabela" kullanmaya
çağırdı.
Sivas Belediyesine ait sosyal tesislerin
girişindeki tabelada yer alan yabancı
kelimelerin Türkçe karşılıklarıyla değiştirildiği törene ve bazı programlara katılmak
için geldiği Sivas'ta AA muhabirine açıklamalarda bulunan Kaçalin, Türkçe kelime
kullanılmamasından TDK olarak sorumlu
tutulduklarını ancak icracı konumda
olmadıklarını söyledi.
Bu konuda inceleme ve çalışma yaptıklarını belirten Kaçalin, "Türkçe'nin halkın
arasında uzanan kollarını keşfetmek için
çalışmalar yapıyoruz. Bunların icra alanına
gelmesi, spikerler, gazete yazarları,
belediyeler, resmi kurum ve kuruluşlarla ilgilidir. Bunların ders kitaplarına girmesi de
Milli Eğitim Bakanlığımızı ilgilendirir" dedi.
Bazı tesisler için "Niye burada Türkçe
isimler kullanılmıyor?" diye vatandaşların
TDK'yı aradığını anlatan Kaçalin, şunları
kaydetti:
"TDK'yı yetkili sanıyorlar. Halbuki icrada
müesseseler yetkili. Sivas Belediye
Başkanımız Sami Aydın, bu yetkisini kullanarak Türkçe'ye hassasiyet gösterdi. Sivas
Belediyesi, kendisine ait sosyal tesislerin
girişindeki tabelada yer alan yabancı
kelimeleri, Türkçe karşılıklarıyla değiştirerek
önemli bir işe imza attı. 'Restaurant' ismi
yerine 'yemekevi', 'kafeterya'nın yerine
'çayevi' ismini verdik. Bunun diğer
belediyelerimize örnek olmasını diliyorum.
Belediyelere ve diğer kurumlara her türlü
bilgilendirmeyi ve taltif desteğini vermeye
hazırız. Biz Ankara'dan Sivas'a gelerek,
'sizin yanınızdayız, siz bizi anladınız, bize
destek oldunuz' diyerek törene katıldık. Bir
iki kelime değişikliği için kilometrelerce uzaktan geldik. Bunu yazılı belgelere dökerek
kendilerine teşekkür ettik."
Kaçalin, aslında önemli bir işe imza
attıklarını ancak medyada bunun gereği
kadar yer almadığını dile getirerek, "Hep
'çatıştı, vurdu, kırdı, döktü' olmamalı, normal bilgileri de haber olarak vermek
gerekiyor. İyi şeyleri konuşmak lazım. İyi
şeyler insanın aklında kalmalı. Biz bu güzel
şeyin yanında yer almak için kalkıp Sivas'a
geldik. Bunu sevinçle karşıladık ve Sivas
Belediyesine takdirlerimizi ilettik" ifadesini
kullandı.
"İzahata gerek kalmadan anlaşılmalı"
Türkçe tabela konusunda belediyelerle
çalışmalar yapmak istediklerini belirten
Kaçalin, bunun yaygınlaşması için
belediyelere gerekli desteği vermeye hazır
olduklarını söyledi.
TDK Başkanı Kaçalin, şunları kaydetti:
"Mesela, aşhane, aşçı dükkanı, aşevi,
yemekevi var. Yemek üzerine çok sayıda
kelime türetme imkanı varken 'restaurant'
kullanılıyor. 'Restaurant'ı duyunca ne
olduğunu sormadan, düşünmeden sonuca
ulaşamıyorsunuz ama 'yemekevi' duyulduğu zaman direkt ve hızlı bir çağrışım
yapıyor. Yemekle alakalı bir çağrışım ama
'restaurant'ı hiç duymamış bir kişi, burada
yemek yenildiğiyle ilgili açıklamaya
mahkum. Bu durum, düşünme hızını kesen
bir hadisedir. Bu durum bilimin öbür
taraflarına uzanır. Matematikte de coğrafyada da bu tip kelimeler var. Bir kelime
başkasının izahatına gerek kalmadan
anlaşılmalı. O zaman hızlı düşünür, anlar ve
üretiriz." (AA)
Necip Fazıl’ın vefatından (1983) hemen önceki döneme
herhalde ‘masumiyet çağı’ dememiz gerekiyor...
Onun değil, bizim masumiyet çağımız...
Fikri yakınlığın siyasi bağlılıktan önde gittiği, sevgilerin
bir çırpıda nefrete dönüşmediği, yol arkadaşlarının itirafçı
kimliğini cebinde taşımadığı, insanların zevahire bakılarak
mahkum edilmediği, bir hata yüzünden geçmişin bütününe
silgi atılmadığı günlerdi o günler...
Tek parti döneminde ‘Başımıza kulak istiyoruz’ kapaklı
Büyük Doğu yüzünden çekmediği kalmamıştı Necip
Fazıl’ın... DP yıllarında, vaktiyle İş Bankası’nda patronu
olan Celal Bayar’la şekerrenk, ‘Efe’ diye hitap ettiği Adnan
Menderes’e hayran iken, 27 Mayıs’a (1960) doğru, ona, “Ya
ol, ya öl” çağrısında bulunmuştu... Adalet Partisi’nde tercihi
Süleyman Demirel’e karşı Sadettin Bilgiç oldu... Partileşen
Necmettin Erbakan’ın Milli Nizam’ına mesafeliyken Milli
Selamet’i çıkış yolu görebilmişti... 12 Eylül (1980) öncesinde ise kendisine yeni bir melce bulmuştu: Alparslan Türkeş
ve MHP...
Çelişki mi? Evet hayatı çelişkilerle doluydu Necip
Fazıl’ın, ama bizler için bunun hiçbir mahzuru yoktu.
Hayatının hangi döneminde kendisiyle yollarımız kesişmiş
olursa olsun, bizim için ‘Üstad’tı o. Ne o bizi kendisinin
siyasi yolunu izlemediğimiz için sigaya çekmeyi düşünürdü,
ne de biz onu çizgi sapmasıyla suçlama kolaycılığına saplanırdık...
Dedim ya, onun yaşadığı dönem, bizlerin içinde yer aldığımız fikri eğilim için, tam bir ‘masumiyet çağı’ydı...
Taha Akyol, dün, Necip Fazıl’ın Türkeş’li günlerine dair
anılarını Hürriyet’teki sütununa taşıdı. 1977’de önce
İstanbul’da Üstad’ın yaşadığı Erenköy’deki köşkte, daha
sonra da Türkeş’in Ankara Or-An’daki evinde buluşulmuş...
Her iki buluşmada Türkeş’in davetiyle Taha Akyol da
bulunmuş...
Üstad’ın, Türkeş’e, ısrarla “Albayım, orduda gücünüz
nedir?” sorusunu yönelttiğini aktarıyor Hürriyet yazarı...
1978 yazında uzunca bir süre kaldığım Londra’dan dönüşümü hatırladım; Exeter’de doktora çalışmalarını tamamlayan Abdullah Gül’le birlikte... Londra’daki son günümüzü
Üstad’a lâyık hediye bulmaya ayırmış, sonunda cebimizde
kalan bütün parayı Regent Street üzerindeki Cartier mağazasına bırakmıştık: Değerli bir çakmak ve bir kravat iğnesi
için...
Randevulu olarak birlikte Erenköy’deki köşkün kapısını
çaldığımız gün yaşadıklarımızı hiç unutmadım: Köşkün
bahçesinde ikramlara boğularak bekletildik... Üstad yanımıza hayli gecikmeli geldi... Hediyelerimizi görünce, eşine
adıyla seslendi ve yanımıza gelen Neslihan Hanım’a, “Bak
sevgililerim bana ne getirmiş” dedi sevinçle...
Neslihan Hanım çakmağa el koydu, kravat iğnesi Üstad’a
kaldı.
Esas bundan sonrası önemli...
Yanımıza neden gecikerek çıktığını şöyle anlattı Üstad:
“Albay gelmişti, o kadar heyecanlı şeyler konuştuk ki,
muhabbeti kesemedim. Ordu içindeki ‘bizimkiler’ ihtilâl
yapacakmış...”
MHP’yle yakın olduğu yıllarda, Üstad, ‘İhtilâl’ adıyla bir
de kitap yazmıştı. Bizler ise, yine ondan okuyarak öğrendiklerimizle, darbelere karşı olmayı sürdürdük.
O ‘ihtilâl’ iki yıl sonra gerçekleşti. İhtilâli yapan Kenan
Evren, sınıf arkadaşı Alparslan Türkeş’i, MHP davasından
cezaevine tıktığı gibi, Üstad’ı da, gözlerini iyice görmez
hale getiren ileri yaşına rağmen, bir yazısından dolayı aldığı
cezasını çekmek üzere hapishaneye göndermeye hazırlanıyordu.
Gönlü ile aklı, zihni ile dili ve kalemi arasındaki mesafe
olağanüstü kısa biriydi Üstad; bizler de onu her haliyle seviyor, takdir ediyorduk.
‘Masumiyet çağımız’ ne güzeldi...
6 Kasım 2014/ HABER TÜRK
Alman ve Avusturya vatandaşı inanç
grubu Anadolu'da huzuru arıyor
MERSİN - Almanya ve Avusturya'dan Erdemli ilçesine gelen 50 kişilik inanç grubu, önce denize girdi,
ardından abdest alıp camiyi ziyaret ederek Kur'an-ı
Kerim dinledi.
"Francesco ve Chiara" organizasyonu çerçevesinde
"Dinlerarası hoşgörü, dünya barışına katkı" sunmak
amacıyla UNESCO tarafından tarihi miras geçici listesine alınan Kızkalesi'ne gelen 50 kişilik inanç grubu,
önce soğuk havanın etkisine aldırmadan denize girip
güneşin tadını çıkardı.
Ardından Senpaul, Ayatekla, Alahan Manastırı,
Cambazlı Kilisesi'ni ziyaret eden grup, Ulu Cami'deki
şadırvanda abdest alarak ilçe müftüsü Mahmut Sami
Türkmenoğlu'nun okuduğu Kur'an-ı Kerim'i dinleyip
dua ettiler.
Organizasyondan sorumlu Eberhard Weiger, dinlerarası hoşgörü ve dünya barışına katkı sunmak için bir
araya gelen grubun, Hristiyan ve Müslümanların kutsal
saydıkları cami ile kiliseleri ziyaret ederek buralarda dua
ettiğini söyledi.
İnanç grubunun daha önce de geldikleri Türkiye ve
özellikle de Kızkalesi'ni çok sevdikleri ifade eden
Weiger, şöyle devam etti:
"Bizler huzur içinde Türkiye'ye gelip ziyaretler yapıyoruz. Bu gelişimizde de kiliseleri ziyaret ettiğimiz gibi
önce "Gel, gel ne olursan ol, yine de gel" diyen büyük
düşünür Mevlana'nın sözlerinin arkasına düşerek
Konya'yı ziyaret ettik. Daha sonra da Erdemli'de Ulu
Camiye geldik. Burada ilçe müftüsü Mahmut Sami
Türkmenoğlu ve ekibi bizleri çok iyi karşıladı. Bizler tıpkı
Müslümanlar gibi abdest alıp camiye girdik ve İslamiyet
hakkında bilgi aldık. Sonra burada hocaların okuduğu
Kur'an-ı Kerim'i dinledik. Biz Hıristiyanlar ve siz
Müslümanlarla birlikte savaşların ve akan kanların durması için birlikte dualar ettik. Tıpkı Mevlana camisinde
olduğu gibi Erdemli Ulu Camide de huzur bulduk." (AA)
4
ANKARA
7 Kasım 2014 Cuma
Tüp bebek uzmanları YediGün’e konuştu-1
Dr. Hakan Şatıroğlu:
“Gelecek yüzyıl tüp
bebek yüzyılı olacak”
Uzmanlar son yıllarda giderek bir halk sağlığı sorunu haline gelen tüp bebek tedavisi için
uyarıyor. Türkiye’de ve dünyada insanların ilklim değişikliği, yanlış beslenme, GDO’lu ürünler
ve hormonlu ilaçlar nedeniyle normal yollarla gebe kalma oranlarının düştüğünü belirten kadın
doğum uzmanları Dr. Hakan Şatıroğlu ve Uz. Dr. Sedat Cömert, gazetemize tüp bebek tedavisi
ve düşen doğum oranlarını değerlendirdi.
RÖPORTAJTÜLAY CANPOLAT
Ankara-Son yıllarda
zincir mağazalar gibi
artarak hemen hemen
her sokağa yayılan tüp
bebek merkezlerini, çoğalma
sebeplerini merak ettik. Modern
dünya ve büyüyen ekonomilerle
artan bu merkezlerin sebebinin
ihtiyaçtan mı yoksa
endüstrileşmeden mi doğduğunu
araştırdık. İnsanlar normal yollarla
gebe kalmıyor mu, doğum oranları düştü mü, üreme sağlığı
açısından yaşanan biyolojik sıkıntılar neler? Tüm bu soruları sizin
için işin uzmanına sorduk. Tüp
bebek, üreme, gebelik hakkındaki
röportajımızın ilk bölümünde Prof.
Dr. Hakan Şatıroğlu’ndan sizin
için aldığımız cevaplar;
-Günümüzde hızla yayılan
tüp bebek merkezlerinin sebebi nedir, insanlar normal yollarla gebe kalamıyor mu? Bu
merkezler bir endüstri olduğu
için mi, yoksa biyolojik bir
sıkıntıdan dolayı mı çoğalıyor?
“Yeryüzünde bu yüzyılın
başında böyle bir sorun yoktu
insanlarda. Vücut dışında döllendirme, tüp bebek (imikro)
yapalım diyeceğimiz bir şey
yoktu. ( tüp bebek, demek vücut
dışında yumurta ile spermi döllendirmek birbirine vuruşmasını
sağlamak, döllenmenin dışarıda
oluşup gebeliğin içerde devem
etmesini sağlama sistemidir)
Bu yüzyılın başında çok
kısıtlıydı bu ihtiyaç neden kısıtlıydı
işte tüpleri tıkalı olan bir apse,
ameliyat geçirmiş veya kanalları
tıkalıysa böyle bir ihtiyaç doğardı.
Ama ilk hikayesi doğuda Çin’de
var vücut dışında döllenmenin
olabileceği böyle bir hücreler
olduğu sperm olduğu ta 130-140
yıl evvel doğuda Asya’dan böyle
bir takım ön bilgiler var ama
gerçekleşmesi 1960’larda farelerde olmuş. 1978 de ilk defa
insanlarda vücut dışı döllenmeyle
ilk tüp bebek doğmuş adı da
Luise Brown, kamyon şoförü bir
baba ve ev hanımı bir annenin ilk
çocuğu. Tüpleri tıkalı terk dertleri
o. Günümüzde çeşitlilik arttıkça
ihtiyaç arttıkça mecburen talebi
karşılayacak arz üretiliyor.
Nedir ihtiyaç artıran şeyler?..
Eskiden dediğim gibi tıp çok iyi
değildi; birçok hastalıkta özellikle
karın içinde geçirilen ameliyatlarla
yapışmalar, enfeksiyonlar fazla
oluyordu. Yani daha çok kanalla
ilgili, mekanik problemlerle ilgiliydi çocuk sahibi olamamak ama
günümüzde GDO dahil iklim
değişikliği dahil o kadar fazla şey
bizi özellikle gamet( erkeklerde
sperm kadınlarda yumurta hücresidir) dediğimiz tohum hücrelerimizi etkiler hale geldi ki tüp
bebek dediğimiz şey başlangıçtaki amacını hemen hemen yapmaz oldu; çünkü ihtiyaç kalmadı.
Normal gebeliklerin düşme
sebebi;
Ondan daha önemli yumurta
kalitesi bozuldu; ondan daha
önemli sperm sayısı azaldı.
Yumurtaların erken tükenmesi
durumu ortaya çıktı. Kariyer
nedeniyle genç kızların 20’ li
yaşlarda değil de 3-35’li yaşlarda
evlenmesi. Bu arada adönasan
(erken yaşlardaki) gebelikleri hiç
istemiyoruz ama 20’ li yaşlarda
da insanlar çocuk sahibi olamıyor; çünkü okul bitiyor iş bulmaya
çalışıyor ve bir bakıyor ki yaş 35
olmuş. Eee… O zaman yumurtlayamama problemleri başlıyor.
Gebe kalma oranlarını etkileyen sebepler;
1) İklim değişiklikleri
2) Ucuz diye yediğimiz
GDO’lu ürünler
3) İlaçlı, hormonlu mısır
şurubu (bir damlası bir kilo pancara eşit)
4) Obezite, sigara-alkol kullanımları
5) Yediğimiz hemen hemen
bir çok ürünün doğal, tabi olmaması
Dolayısıyla çeşit yani tüp
bebek merkezleri ihtiyaç artınca
hizmet mecburen artmak zorunda. Benim talebeliğimde yüzde
10-15 civarındaydı. Şimdi yüzde
20-25’lere geldi çocuk sahibi olamayanların oranı. Buda gerçek
bir halk sağlığı .
-Gebelikte düşen oranlar
tüp bebek merkezleri artırılarak
mı tamamlanmaya çalışılıyor?
Evet. Ancak bu tedaviye
ulaşabilenler için sağlanıyor.
Fakat henüz dünyada bir halk
sağlığı problemi olarak ele alınmış değil. Hala parası olan buna
ulaşabilenler bu tedaviyi alabiliyor. Halk sağlığı gibi diğer sağlık
hizmetleri içerisinde değil.
-O halde giderek artan bu
sorun için devletin de bir takım
çalışmalar yapması gerekmez
mi? Tüp bebek merkezleri için
sağlanan imkanlar önemli; ama
onu tanımlama şekli de önemli
bu nedenle bunun artık genel
sağlık sorunu olarak görülmesi
gerekmez mi?
-Çok doğru çok önemli bir
yere değindiniz. Lüks hizmeti
olarak görülüyor. Ama dünya
sağlık örgütüne göre bir
toplumun yüzde 15’ i bir soruna
tabiyse artık o bir halk sağlığı
problemidir. Yani evrensel, standart budur. Ciddi bir genel sağlık
problemi içine alınmalıdır. Devlet
ne yaptı bunun bir örneğini
vereyim;
Devlet iki tüp bebek
tedavisinin belli bir kısmını öder
hale geldi. İlaçlarında belli bir kısmını ödüyor ama hepsini değil.
Son çıkan torba yasayla üç uygulamaya çıkarıldı. Bu yeter mi?..
Demin söylediğiniz çok önemli
benim için. “Yeter mi?” tanımlamanız önemli. Para gözüyle
bakarsanız işte o kadar yeterli
dersiniz ama bu para değil sorun
çözmüyor. Neden çözmüyor üçle
sınırladınız. Önemli olan o değil
bunu bir sağlık sorunu olarak,
hastalık olarak görmeniz gerek.
Tabi ekonomi dünyası bunu
hastalık olarak kabul etmiyor.
-Hocam üreme hükümetin
adeta siyasi politikası haline
geldi üç çocuk yapın deniyor;
fakat tüp bebek konusunu
problem olarak da tanımlamıyor. Nasıl olacak gelecekte, sizin
öneriniz nedir?
-Benim önerim bunu parayla
pulla çözemeyiz. Tonlarca para
yığsak sırf bu paraları tüp bebek
yapmak için ayırdım deseniz de
olmaz neden olmaz bir adam
yetiştirmeniz lazım iki genelleştirmeniz lazım. Ben onlarca yıl tüp
bebek komisyonlarında çalıştım.
Yeni adamlar yetişsin diye çok
çalışmalar yaptık zor şartlarda.
Bakın çözümü eğitim kurumlarımızın, üniversitelerin araştırma
hastanelerinin çoğunda tüp
bebek merkezi yok olsaydı
sadece hizmet vermiş olmayacaklardı oradan çıkan her asistan
tüp bebek öğrenerek çıkacaktı
böylece ucuzlayacaktı zaten. Bir
daha kolay yaygınlaşacaktı iki
daha ucuz olacaktı. Üniversite ve
eğitim kurumlarına tüp bebek
merkezleri mecbur tutulmalı.
Koyduğu zaman 180 tane üniversitenin 180 tane tüp bebek
merkezi olacak işte resmi işte
ucuz işte yaygın, işte akademik,
öğretici kurum. Aslında yapmak
istediğini sağlamakla kalmayacak
bir de donanımlı adam yetiştirecek devlet. İnsanlar da nereye
gideceğini şaşırmayacaktı. Ha
yine vardır özellerde kenar süsü
koyuyorsun ben herkesin olduğu
yerde olmak istemiyorum falan
der bir sebebi vardır çiftlerin o da
gider başka bir yerde onunda
ücreti farklı olur. Devletin yapması
gereken şey bu bunu yaparsa bu
sorunların pek çoğu biter.
Çankaya zabıtası
gece denetiminde
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü Kapama Amirliği,
daha önce tebliğde bulunduğu canlı müzik izin belgesi
olmayan işletmelere gece denetimi yaptı. Canlı müzik izin
belgesi olmayan işletmelerde daha önce denetim yaparak
kapama kararı uyarısında bulunan Zabıta Müdürlüğü ekipleri, geçtiğimiz Cuma gecesi, bu işletmelerde gerçekleştirdiği denetimlerde, bildirime uymayanlara gerekli yasal
işlemleri yaptı.
Cuma gecesi gerçekleştirdiği denetimlerde, izinsiz canlı
müzik faaliyeti gösteren 18 iş yerini tespit eden Çankaya
Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, tutanakları yeniden
düzenleyerek bu iş yerlerini mühür altına aldı. Çankaya
Belediyesi Zabıta Müdürlüğü yetkilileri, Çankaya sınırlarında
bulunan işletmelerin periyodik olarak denetleneceği ve
kurallara uymayan işletmelerin cezai yaptırımla karşılaşacaklarının bilgisini verdi.
Çin’den Kazan’a yatırım
HABER MERKEZİÇin’in hızlı tren, lokomotif ve vagon üretici devi China
Noroth Railways, Türkiye’de hızlı tren yatırımlarına talip oldu.
Firma, uygun arazi için Kazan'da yer arıyor.
Kazan’ın teknoloji kenti olma yolunda hızla ilerlediği için
yatırımlarını Kazan’da değerlendirmek istediklerini kaydeden
firma yetkilileri Belediye Başkanı Lokman Ertürk’le bir araya
geldi. Yetkililer, 350 dönüm arazi üzerinde yapılacak olan fabrikada ilk etapta iki yüz kişinin istihdam edileceğini, ilk kazmanın 2015 mayıs ayında vurulacağını söyledi.
200 Milyon Dolarlık yatırımla Türkiye’deki hızlı tren yatırımlarına talip olan firma, ilk etapta İstanbul’da yapılacak metrolar
için kolları sıvadığı ve en düşük teklifle projenin en güçlü tarafı
arasında yer alıyor. Yurt içinde yapılması planlanan hızlı tren
projelerine de talip olan firma Kazan’da kuracağı fabrika ile
Türkiye’nin yanı sıra Ortadoğu, Avrupa, Türk Cumhuriyetlerine
ve Afrika’daki yatırımlara talip olarak ihraçlarını Türkiye
üzerinden yapmayı planlıyor.
Mamak’ta kuşak bağlama töreni
(Devamı yarın)
EGO’nun yeni uygulaması beraberinde tartışmaları da getirdi…
Ankaralıların ulaşım isyanı
EGO Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen yeni otobüs ve ring sistemleri vatandaşlar
arasında tartışmalara neden oldu. Seferlerin ve otobüslerin yetersizliğinden yakınan vatandaşlar duraklarda uzun kuyruklar oluşturdu.
TÜLAY CANPOLAT
EGO’nun metro ve otobüslerinde uygulamaya koyduğu yeni
saatler bazı tartışmaları da
beraberinde getirdi. Metro ve otobüs saatlerine serbest kart uygulaması da elenince duraklardaki
kuyruklar uzadıkça uzuyor.
Ankara Büyük Şehir Belediyesi,
EGO’nun, Ankara Metrosu hatlarında sinyalizasyon entegre
çalışmalarından dolayı metro son
tren saatlerindeki değişikliğe
uygun olarak metro ring otobüsü
servislerinin son hareket saatlerinde değişikliğe gitti. Alınan
kararla birlikte otobüs beklemekalkış saatlerinin yeniden düzenlenmesi ve hareket saatlerini uzatılması yolcuları arasında tartışmalara neden oldu. Başbakanlık
kararıyla yaşlı yolcular tarafından
kullanılan serbest kartlardaki saat
sınırının kaldırılması da yaşanan
sorunları ikiye katladı. Gazetemizin
muhabirine açıklamalarda bulunan
çok sayıda sürücü ve yolcu ulaşım
konusunda yaşadıkları sıkıntıları
dile getirdi.
‘SORUN HER GEÇEN
GÜN ARTIYOR’
271 Yenimahalle-Şentepe otobüs hattını kullanan M. Ali Aksoy
adlı yolcu, sorunun önceden de
irtibatsızlıktan dolayı araçlar bir
büyük bir küçük geliyor. Bugün
akşama kadar bu sorun devam
etti. 153 numaralı hattı arıyoruz.
Bugün tam aynı duraktan 6 kişi
aradı; fakat sorun hallolmuyor.
Yine küçük araba geldi ve 100120 yolcu durakta kaldı. Sabah
işe, akşam evimize geç kalıyoruz”
ÖĞRENCİ VE YAŞLI
YOLCULARIN
‘ANKARA KART’
TARTIŞMASI
var olduğunu; fakat son bir yılda
artan nüfusla birlikte büyüdüğünü
belirtti. Hareket memurunun
sorunların çözümünde yetersiz
kaldığını söyleyen Aksoy,
“Otobüslerin hat-saat ve seferleri
EGO’nun hareket müdürlükleri
tarafından düzenleniyor. Bölge
bölge ayarlanıyor. Biz 153’ü
arıyoruz; ama onlar ‘Bizim elimizden bir şey gelmiyor’ diyor. Sorun
da haliyle her geçen gün büyüyor.
Memur bize sorunu anladığını,
gerekli yerlere ilettiğini söylüyor:
ama daha fazlası yetkisi dışında.”
diyerek sitemde bulundu.
Aksoy, “Hareket müdürlükleri
ve hatlarda yaşanan irtibatsızlık
nedeniyle gönderilen araçlar yetmiyor, arayıp büyük araç istiyoruz
ama yine de ufak araç
gönderiliyor. Ve sürekli eski, körük-
lü araçları gönderiyorlar. EGO’nun
kendi şoförleri bile kabul ediyor
körüklülerin yokuşta zorlandığını,
çıkamadığını. Özellikle pik
saatlerde yeni ve büyük araçlar
zengin muhitlere gönderiliyor’ şeklinde konuştu.
‘MÜDÜRLÜKLERDEKİ
İRTİBATSIZLIK
YOLCULARI MAĞDUR
EDİYOR’
Bunun yanı sıra, Ankara’da bu
yıl uygulamaya geçilen metro-otobüs akıllı kart uygulaması (Ankara
Kart) ve serbest kart kullanıcılarına
uygulanan saat kotasının kaldırılması öğrenci ve yaşlılar arasında
tartışmalara yol açıyor.
Serbest kart kullanan yaşlılara
uygulanan kotanın kaldırılmasından şikayet eden öğrenciler yaşlı
yolculardan dolayı araçlarda yer
bulamadıklarını ve zaman zaman
İsmini vermek istemeyen bir
kavgalar yaşandığını belirtiyor.
yolcu ise düşüncelerini şöyle dile
Öğrenciler, dolu gelen otobüslergetirdi: “Normalde belediyenin
den dolayı durakta kaldıklarını ve
sabah ve akşam seferleri için
okullarına yetişemediklerini belirotobüslerde normal-körüklü
tirken, yaşlılar da gençlerin kendisistemleri var. Sabah ve akşam
saatlerinde büyük araçların gelme- lerini anlamadıklarını ve evde çok
sıkıldıklarını belirterek eleştirilere
si gerek iş saatleri çünkü. Fakat
tepki gösteriyor.
hareket müdürlüklerinde yaşanan
HABER MERKEZİMamak Belediyesi bünyesinde 4 aydır faaliyet gösteren
Türk savaş sanatı Sayokan meyvelerini veriyor. 7’den 70’e
her yaşta sporcuyu barındıran Sayokan’da kuşak bağlama
töreni Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül ve Grup
Başkanvekili Faruk Gültekin’in katılımıyla gerçekleşti. Türk
kültürünü gençlere tanıtan Sayokan kursunda eğitim gören
30 sporcunun sertifikalarını veren Akgül, “Tesisimizde çok
sayıda branşta faaliyet gösteriyoruz. Geleneklerimizi geleceğe aktaran, manevi değerlerimize uyan bu sporun
Mamak’ta öğreniliyor olması çok önemli. Yaptığımız çalışmalarda gençlerimizi spora kazandırmak için çaba sarf
ediyoruz. Başarılı hocamız Murat Çekiç’e ve sporcularımıza
teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.
Sayokan’ın dünya çapında kabul gördüğünü kaydeden
Sayokan Eğitimcisi (Aybar) Murat Çekiç de,
“Çalışmalarımız aralıksız devam ederken, yaptığımız kuşak
sınavları ile yetenekli gençlerimizin bir üst kuşağa geçmesini sağlıyoruz. Bize destek veren belediye başkanımıza çok
teşekkür ediyorum” dedi.
Güç, kuvvet ve dayanıklılık gerektiren savaş sanatı
Sayokan’a kireçlenme hastalığına şifa olsun diye başlayan
81 yaşındaki Allahverdi Pezük, 7 yıllık uğraşı sonucunda
yardımcı aybarlık seviyesine yükseldi. 81 yaşında olmasına
rağmen görenlere maşallah dedirten Pezük, dizlerindeki
kireçlenme için doktor tavsiyesiyle tekvando ve karate
kurslarına başvurduğunu ancak yaşı nedeniyle kabul
edilmediğini, bunun üzerine Aybar (eğitimci) Murat Çekiç
sayesinde Sayokan savaş sanatıyla tanıştığını söyledi.
“Savaşçının yolu ve kanı” ifadesinden oluşturulan
sayokan, ilk Türk savaş sanatı olma özelliğini taşıyor. Her
yaşta yapılabilen sayokanda, 9 aylık eğitimle savaş
sanatının tüm teknikleri öğreniliyor. Sayokanda her bir
seviyede farklı kuşak bağlanıyor. Manas Kapısı’na beyaz
kuşakla başlanırken, Toy Kapıs’nda gökçin (mavi) kuşak,
Kunt Kapısı’nda sarı kuşak, Mamak Kapısı’nda alçin (kırmızı) kuşak, Kazan Kapısı’nda da 4 bulung denilen
içerisinde beyaz, mavi, sarı ve kırmızı renklerin olduğu
kuşak kullanılıyor. Bu kuşaklardan sonra siyah kuşağa
geçiliyor ve istenirse antrenörlüğe devam ediliyor.
ANKARA
7 Kasım 2014 Cuma
2 ton mısır imha edildi
Ankara’da İl ve
İlçe Gıda, Tarım
ve Hayvancılık
Müdürlüğü
denetim ekipleri
tüketime
sunulmayı
bekleyen yaklaşık
2 ton bozulmuş
dane mısırın
piyasaya
sürülmesi
önlendi.
HABER MERKEZİÜretim ve satış yerlerinin
yoğun olarak bulunduğu
Yenimahalle’de yürütülen rutin
denetimler sırasında kuruyemiş
ürünlerinin satıldığı bir işyerinde
2.080 kg bozulmuş dane mısırı
tespit eden Ankara İl Gıda, Tarım
ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri, kuruyemiş olarak piyasaya
sürülecek ürünlere el koydu ve
işletme hakkında idari işlem
yapıldı. El konulan ürünler
Sincan Çadırtepe’deki Katı Atık
Depolama Alanı’nda imha edildi.
Ankaralıların sağlıklı ve güvenilir
gıdalarla beslenebilmelerini
sağlamak için il ve ilçe müdürlüklerinde görevli denetim elemanlarınca Ankara’daki üretim
ve satış yerlerine yönelik olarak
denetimlerin aralıksız olarak
sürdürüldüğünü kaydeden
Ankara İl Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Müdürü Muhsin
Temel, gıda sahtekarlarına göz
açtırmamakta kararlı olduklarını
söyledi. Yaklaşık beş milyon
kişinin yaşadığı Başkent
Ankara’da güvenilir gıdaya ulaşma konusunda üzerlerine düşen
görev ve sorumluluğun bilinci
içerisinde 7/24 esasına göre
denetimlerin devam ettiğini vurgulayan İl Müdürü Temel, “İl ve
ilçe müdürlükleri olarak bu bilinç
içerisinde çalışmalarımızı
yürütürken Ankaralılardan da
destek bekliyoruz. Gördükleri
aksaklıkları bir denetçi gibi
hareket ederek 174 Alo Gıda
Hattı ile il ve ilçe
müdürlüklerimize bildirmelerini
istiyoruz” dedi.
Gıda sektörünün insan
sağlığını çok yakından
ilgilendiren stratejik bir sektör
olduğunun altını çizen İl Müdürü
Temel, bu sektörde faaliyet
gösteren işletmelerin bu hassasiyeti dikkate alarak çalışmaları gerektiğini ifade ederek,
Ankara’da gıda sektöründe
faaliyet gösteren firmalardan da
bu konuda duyarlı olmalarını
beklediklerini sözlerine ekledi.
5
Keçiören Belediyesi’nde
e-kimlik entegrasyonu
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi, e-kimlik entegrasyonunu
gerçekleştiren ilk belediye oldu. “Elektronik Kimlik
Doğrulama Projesi” kapsamında geliştirilen yeni T.C
Kimlik Kartı, yakın gelecekte nüfus cüzdanın yerine
geçerek “vatandaşlık kartı” olarak kullanılacak.
Vatandaşların işlemlerini hızlı, etkin ve doğru bir şekilde
tamamlamasını amaçlayan Keçiören Belediyesi, T.C
Kimlik Kartı ile belediye süreçlerinin entegrasyon çalışmalarını hemen başlattı. Bu kapsamda pilot uygulama
olarak AK Masa Başvuru, Ak Masa Başvuru Takip, Sicil
Sorgulama ve Borç Sorgulama hizmetleri devreye alındı.
Uygulama ile Keçiörenli vatandaşlar, T.C Kimlik Kartlarını
kullanarak direk sicil bilgilerine ulaşabiliyor ve borç
sorgulaması yapabiliyor. Ayrıca vatandaşlar AK Masa’ya
istek ve şikayetlerini online olarak bildirirken T.C No, ad,
soyad, adres bilgilerini yazmadan, sadece kimlik kartlarını sisteme tanıtarak isteklerini yazıp başvurularını
tamamlayabiliyor. Pilot uygulamaların ikinci aşamasında
Keçiören Belediyesi, e-kimlik entegrasyonunu bütün
belediye hizmetlerine uyarlayacak.
Elektrikçiler ve elektronikçiler toplantıda bir araya geldi
BURCU KERİMBaşkent Elektrik Metropol Yeni
Bağlantı Operasyon Merkezi
Sorumlusu Mehmet Fatih Sayiner
ile Ankara Elektrik Elektronik
Teknisyenleri Esnaf ve Sanatkarlar
Odası Başkanı Yusuf Aslantürk ve
Yönetim Kurulu Üyeleri, bilgilendirme toplantısında buluştu.
Bilgilendirme toplantılarının sektörün gelişimine katkı sağlayan
önemli bir faktör olduğunu
belirten Ankara Elektrik Elektronik
Teknisyenleri Esnaf ve Sanatkarlar
Odası Başkanı Yusuf Aslantürk,
esnaf ve sanatkarların içinde
bulundukları mesleki sorunları
çözüme kavuşturmak için zaman
zaman sektör temsilcileriyle bilgilendirme toplantıları düzenlediklerini söyledi. Aslantürk, “Esnaf ve
sanatkarımızın kanun ve yönetmeliklerde belirtilen teknik kriterlere uyup uymadıkları konusunda
paydaş kurumlarımızın yetkilileri
ile sürekli bilgilendirme toplantıları
yaparak mesleğimizin standardını
yükseltmeyi amaçlamaktayız.
Elektrik -Elektronik alanında
teknolojik gelişmeler çok hızlı
gelişiyor. Üyelerimizin bilgi, beceri
ve deneyimlerinin sürekli yenilenmesinin gerekliliğine inanıyoruz.
Sektör temsilcilerinin katılımlarıyla
gerçekleştirdiğimiz toplantılarda
dünyadaki teknolojik yenilikler ve
Türkiye pazarına sunulmuş sektörümüzdeki gelişmeler hakkında
da karşılıklı bilgilendirmeler
yapıyoruz. Bu tür bilgilendirmelerin
sonucunda üyelerimizin daha
yetkin hale gelmesini
amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.
Ankara Elektrik Elektronik
Sayiner, sunumunda özetle şunları
kaydetti: “Yapı elektrik tesisatı,
BEDAŞ onaylı elektrik iç tesisat
projesine uygun olmalıdır. Şalter,
kaçak akım, sayaç, kablo cinsi ve
kesiti, pano, enerji odasının projedeki yeriyle uyumlu olmalıdır.
Şebeke direğine irtibatlı rekortmen
kablosunun kablo başlığı olmalıdır.
Rekortmen hattı demir boru içinde
direğe tırmanmalı ve 2 mt’den
uzun, alt ucu toprak içinde
olmalıdır. Şebeke panosuna çekilen rekortmen hattı içinse kablo
Teknisyenleri Esnaf ve Sanatkarlar başlığı veya pabucu yapılmalıdır.
Şebeke irtibat kablosu (rekortOdası’nda gerçekleştirilen bilmen hattı) olarak enerji
gilendirme toplantısında Başkent
müsaadesinde belirtilen türdeki ve
Elektrik Metropol Yeni Bağlantı
kesitteki kablo, enerji
Operasyon Merkezi Sorumlusu
müsaadesinde belirtilen noktaya
Mehmet Fatih Sayiner, elektrik
çekilmelidir. Enerji müsaadesi
dağıtım şebekesi inşa, bakım ve
geçerlilik süresi 6 aydır. Enerji
işletme faaliyetleri hakkında bilgi
odası kapısı demir ve dışarıya
vermesinin ardından,
açılır şekilde olmalıdır. Enerji odası
metropollerde yeni bağlantı
tesisat muayenelerinde başlıca iti- kapısı da dahil olmak üzere enerji
odasındaki tüm metal aksanlar
raz maddeleri ile ilgili değertopraklanmalıdır. Ayrıca, enerji
lendirmelerde bulundu. Enerji
odalarının projedeki yerine uyumlu odasında hava sirkülasyonu için
menfez olmalıdır.”
olmasının önemini vurgulayan
Yenimahalle sanata
ev sahipliği yapıyor
HABER MERKEZİ-
Bedava
künefeye
hücum
ANKARA Başkentte, "Hatay Tanıtım Günleri" etkinliği
kapsamında ücretsiz künefe dağıtıldı.
Hatay Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Hatay
Birlik Vakfı tarafından düzenlenen etkinlikte, 15
usta tarafından yöresel malzemelerle 35 tepsi
künefe yapıldı.
Künefe, daha sonra Abdi İpekçi Parkı'nda
vatandaşlara ücretsiz servis edildi. Dağıtılan
künefeye vatandaşların yanı sıra bazı Suriyeliler
de büyük ilgi gösterdi.
Etkinlik kapsamında, ayrıca halk oyunları ve
mehter gösterisi gerçekleştirildi. (AA)
Yenimahalle Belediyesi, bir ressamın
daha sergisine ev sahipliği yaptı.
Ressam Naif Haspolat, 15. Kişisel
Yağlı Boya Resim Sergisi’ni Yenimahalle
Belediyesi Nazım Hikmet Kongre ve
Sanat Merkezi’nde sanatseverlerin
beğenisine sundu.
Serginin açılışını yapan Yenimahalle
Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Atatürk’ün
etiSEM’de bilgisayarlı
muhasebe kursu
HABER MERKEZİEtimesgut Belediyesi Sürekli Eğitim ve Uygulama
Merkezi(etiSEM) Bilgisayar Destekli Muhasebe Kursu
açıyor. Kurs için kayıtlar başladı. Kursa katılmak isteyenler etiSEM merkez binadaki kayıt bürosundan kayıtlarını
yaptırabilecekler. Muhasebe kursu ve diğer kurslar için
ayrıntılı bilgi, www.etisem.etimesgut.bel.tr adresinden
alınabiliyor.
etiSEM yetkilileri, açılacak kursun işletmelerin
muhasebe işlemlerini, bilgisayar programı yardımı ile
hızlı ve güvenli bir şekilde yapabilme bilgi ve becerisinin
kazandırıldığı eğitim programı olduğunu ifade ederek,
“Kurs, ticari defterler ve belgeler, fatura ve irsaliye, fatura yerine geçen belgeler, işletme ve yevmiye defterleri,
bilanço, kıymetli evraklar, büyük defter ve mizan, varlık
ve kaynak hesapları başlıkları altında verilir. Mesleğin
gerektirdiği yeterlikleri kazananlar, muhasebe, finans ve
dış ticaret gibi faaliyetleri olan iş yerlerinde genel
muhasebe işlemleri yapabilir, şirket ve işletmelerin
muhasebe birimlerinde muhasebe yardımcı elemanı
olarak çalışabilirler’ değerlendirmesinde bulundular.
“Sanatsız kalmış bir toplumun hayat
damarlarından biri kopmuş demektir”
sözünü hatırlatarak sanata ve sanatçıya
verilmesi gereken öneme vurgu yaptı.
Konuşmasını yaptıktan sonra resim
sergisinin açılış kurdelesini kesen Yaşar,
Başkan Vekili Mehmet Kartal ile birlikte
sergiyi gezerek resimleri inceledi.
Anadolu motiflerinin ele alındığı, 32
eserden oluşan resim sergisi, sanatseverlerin beğenisini kazandı.
Pursaklar Belediyesi’nin
2015 yılı bütçesi onaylandı
HABER MERKEZİPursaklar Belediye Meclisi Selçuk Çetin başkanlığında 1’inci dönem 47’nci birleşimde toplandı. İlçenin
temel iş ve hizmetlerini yürütmek üzere hazırlanan
60.000.000 TL tahmini bütçe oy çokluğu ile kabul edildi. Gelir ve giderin denk olduğu bütçe, gruplar ve
şahıslar adına yapılan konuşmaların ardından meclis
üyelerinin oylarına sunuldu. Bütçe kararnamesindeki
kalemler tek tek oylandı. Maddelerin tamamı oy çokluğu ile kabul edildi. Meclis Başkanı Selçuk Çetin, 2015
Mali Yılı Tahmini Bütçe’nin hayırlı olması temennisinde
bulunarak meclis üyelerine teşekkür etti.
6
EKONOMİ
7 Kasım 2014 Cuma
TÜİK verilerine göre,
Türkiye'de 2009 yılında cep telefonu ithalatına toplam 1,64
milyar lira harcanırken, geçen yıl
bu rakam 5,1 milyar
lira oldu. Söz konusu
dönemde telefon
başına yapılan
ödeme 149 liradan
423 liraya çıktı.
“Cep” için cepten
2 kat fazla para çıktı
ANKARA- FATİH ERKAN DOĞAN Özellikle, akıllı (smart) telefonların piyasaya
sürülmesinin ardından telefon başına yapılan
harcamalar da arttı. Bu da Türkiye'nin ağırlıklı
ithalat ürünü olan cep telefonlarına yapılan
ödemelerin yükselmesine neden oldu.
AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu
(TÜİK) verilerinden derlediği bilgilere göre,
2009 yılında ithal edilen 11 milyon cep telefonuna toplam 1,64 milyar lira harcanırken,
geçen yıl 12,1 milyon cep telefonu için yurtdışına 5,1 milyar lira ödendi. Son 5 yılık
süreçte, cep telefonu başına ödenen rakam
da 3 katına çıktı. Yıllık ortalama dolar kuru
baz alındığında 2009 yılında bir cep telefonu
ortalama 149 liraya (97 dolar) ithal edilirken,
geçen yıl bu, 423 liraya (220 dolar) yükseldi.
Bunun yanı sıra geçen yıl 1 milyon 88 bin
cep telefonu da yolcu beraberinde Türkiye'ye
getirildi.
Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri
İşadamları Derneği (MOBİSAD) Genel
Sekreteri Ömer Kavas, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, cep telefonu ithalatının son
zamanlarda ciddi oranda arttığını, teknolojik
gelişmelerin bu artışta önemli rol oynadığını
söyledi.
Cep telefonlarının ilk kullanılmasından bu
yana Türkiye'nin 250 milyondan fazla telefon
ithal ettiğini ifade eden Kavas, şunları kaydetti:
"Geçen sene ithal edilen cep telefonu
sayısı ciddi oranda artmış, her sene 10-11
milyon arası telefon ithal edilirken, geçen yıl
15 milyonu aşmıştır. Bunun sebebi smart
phone dediğimiz akıllı telefonlar ve bunlar
üzerinden sağlanan mobil geniş band (internet) iletişimidir. Kişilerin istedikleri anda, istedikleri yerden, istedikleri kadar bilgiye erişme
ve istedikleriyle paylaşma arzusu devam
ettikçe telefonların eskime süreci de dikkate
alındığında 10-14 milyon arası telefon
Türkiye'nin senelik ihtiyacı olarak gözükmektedir."
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)
verilerine göre, yerli telefon imalatına yönelik
başvurularda da artış var. Bu yılın 6 ayında
yerli cep telefonu imalatı başvurusu geçen
yılın aynı döneminde göre yüzde 574,47
artarak, 843 bin 564'e yükseldi.
Türk şirketlerinin yerli üretim için 2013
yılında yaptıkları iddialı yatırımlarla bu pazara
girmelerine rağmen cep telefonu Türkiye için
bir ithalat ürünü olma özelliğini koruyor. (AA)
Enflasyon gıda Tasarruf
ile besleniyor! bütçesi
İSTANBUL - MURAT BİRİNCİ - Enflasyon hesaplamasındaki en yüksek katkıya sahip gıda ve alkolsüz
içecekler grubundaki fiyat artışı, tüketici enflasyonunu
(TÜFE) yükseltmeye devam ediyor.
AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
enflasyon verilerinden derlediği bilgiye göre, enflasyon hesaplamasında ana harcama grupları içerisinde
yüzde 24,45'lik ağırlığa sahip olan "gıda ve alkolsüz
içecekler"in yılbaşından bu yana artan fiyatları
TÜFE'yi yükseltmeyi sürdürüyor.
Yılbaşından itibaren kuraklık ve don gibi nedenlerle
yükseliş eğilimini sürdüren gıda fiyatları, ekim ayında
aylık bazda yüzde 2,65 ve yıllık bazda yüzde 12,56
artarken TÜFE'ye aylık ve yıllık bazda etkisi sırasıyla
0,63 ve 3,07 puan oldu.
Ekim ayında tüketici enflasyonu enerji fiyatlarındaki
zamlar, giyim fiyatlarındaki artışlar ve yüksek seyreden gıda fiyatlarının etkisiyle bir önceki aya göre
yüzde 1,90 artarak aylık bazda son 9 ayın en yüksek
seviyesini gördü.
Bu arada çekirdek enflasyon yıllık bazda yüzde
9,25'ten yüzde 9 ile sekiz ayın en düşüğüne geriledi.
Analistler, enerji fiyatlarındaki zamlar, mevsimsel
etkiler ve yüksek seyreden gıda fiyatlarının enflasyonda beklenen iyileşmeyi geciktirdiğini belirterek, gelecek yılın ilk yarısında pozitif baz etkisi, düşen petrol
fiyatları ve gıda fiyatlarının yıl ortalamalarına gerileyeceği beklentisiyle enflasyonun yüzde 7-8 bandında
dalgalanacağını öngörüyor.
Odeabank Ekonomik Araştırmalar Müdürü İnanç
Sözer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, beklentilerin üzerinde artan gıda fiyatlarına bağlı olarak ekim
ayında tüketici enflasyonun yüzde1,8'lik beklentilerin
sınırlı üzerinde artarak yıllık bazda yüzde 9 sınırına
ulaştığını söyledi.
Çekirdek enflasyonun ise beklentilerine paralel
olarak yüzde 1,6 arttığını ve yıllık bazda yüzde
9,25'ten yüzde 9 ile sekiz ayın en düşüğüne gerilediğini belirten Sözer, "Enerji fiyatlarındaki zamlar ve
mevsimsel etkilerle giyim fiyatlarındaki artışlar
nedeniyle ekimde enflasyon aylık bazda yüksek bir
artış kaydederken, yüksek seyreden gıda fiyatları da
enflasyondaki iyileşmeyi geciktiriyor" dedi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın son
dönemde izlediği kararlı sıkı para politikası ışığında
risklerin aşağı yönlü olduğunu düşünmekle birlikte,
enflasyon tahminlerini 2014 ve 2015 için sırasıyla
yüzde 9,3 ve yüzde 6,7 olarak koruduklarını aktaran
Sözer, şunları ifade etti:
"Emtia fiyatlarındaki gerileme ve para politikasındaki kararlı duruşa bağlı olarak enflasyon görünümündeki iyileşme ve makroekonomik istikrara dair olumlu
sinyallerin artmasıyla, yurt dışı yerleşikler art arda
üçüncü haftada nette tahvil alımı yaptı. 24 Ekim haftasında net 0,8 milyar dolar tutarında tahvil alınırken,
net 0,5 milyar dolar tutarında da hisse alımı yapıldı.
Bu bağlamda TCMB'nin 20 Kasım'da yapacağı
toplantı kararı açısından sermaye girişleri ve TL'nin
seyri belirleyici olacaktır."
Halk Yatırım Başekonomisti Banu Kıvcı Tokalı, ekim
ayında da gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki
baskısının devam ettiğini belirterek, hem işlenmiş
hem de işlenmemiş gıda fiyatlarında beklentinin
üzerinde bir artış olduğu ifade etti. (AA)
TBMM- Maliye Bakanı Mehmet
Şimşek, tasarruf oranının 2013'te yüzde
13,4 olduğunu, bu yılın muhtemelen
yüzde 15 civarında kapatılacağını söyledi.
Bakan Şimşek, TBMM Plan ve Bütçe
Komisyonu'nda, milletvekillerinin 2015
yılı bütçesinin geneli üzerindeki soru ve
eleştirilerine cevap verdi.
Bütçe hazırlama takvimine ilişkin
haklı eleştirilerin yapıldığını anımsatan
Şimşek, anayasa gereği bütçeyi
Meclis'e zamanında gönderdiklerini kaydetti. Son yıllarda biraz daha erken dahi
göndermeye başladıklarını anlatan
Şimşek, buna karşın Orta Vadeli
Program (OVP) ile Orta Vadeli Mali
Plan'ın (OVMP) yaklaşık 20 gün ile 1 ay
gecikmeli açıklandığını ifade etti.
Şimşek, "Bahane uydurabilirim ama
uydurmayacağım. Bu komisyon bir özrü
hak ediyor, takvime uymamız lazım,
hiçbir bahane bunu açıklamaz" dedi.
Bütçe hedeflerinin tutmadığına ilişkin
eleştirilere de yanıt veren Şimşek,
rakamları kesinleşen 2013 yılından
örnekler verdi.
Bakan Şimşek, 2013 için başlangıç
OVP'sinde büyümeye, işsizliğe,
enflasyona, cari açığa ve bütçe dengesine ilişkin öngörülerin yaklaşık olarak
tutturulduğunu belirterek, tüm dünyada
tahminlerin ne ölçüde tutturulduğuna
ilişkin bir çalışma yapılsa, en küçük sapmaların Türkiye'de olacağını ifade etti.
Bu yıl için de OVP'de belirtilen
öngörüleri paylaşan Şimşek, ilk OVP'de
büyümenin yüzde 4 olarak
öngörüldüğünü, ardından yüzde 3,3'e
revize edildiğini söyledi. Bu revizyonun,
IMF'in gelişmekte olan ülkeler için yaptığı revizyona aşağı yukarı paralel
olduğuna işaret eden Şimşek, sadece
Avrupa Birliği öngörülen kadar
büyüseydi ve Irak'taki problemler
yaşanmasaydı, Türkiye'nin bu yıl
muhtemelen yüzde 4 büyüyeceğini kaydetti.
Nokta tahminlerinin tutma ihtimalinin
çok zor olduğuna değinen Şimşek,
IMF'in tahminlerine de bakıldığında
bunun çok açık şekilde görüleceğini
belirtti. Şimşek, buna karşın tahminlerin
yapılmak zorunda olduğunu bildirdi.
Cari açığa ilişkin bazı milletvekillerinin, "Enerji hariç bile açık var" iddialarına da cevap veren Şimşek, 12 aylık
bazda bakıldığı zaman enerji hariç milli
gelirin yüzde 1'i kadar fazlanın olduğunu
söyledi. Şimşek, bütçeye ilişkin tahminlerin de tutturulacağını vurguladı.
Bunlara karşın, enflasyonda önemli
bir sapmanın olduğunu dile getiren
Şimşek, bunda da kuraklığın büyük
etkisi olduğunu ifade etti.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek,
işsizlikle ilgili rakamların çok konuşulduğuna da değinerek, şöyle konuştu:
"İstihdam sağlamada Türkiye'nin
performansı hala oldukça iyi. Bu yıl için
yanlış hatırlamıyorsam 540 bin civarında
ilave istihdam öngörüyorduk, muhtemelen bunun üzerinde bir istihdamla
kapatacağız. Sadece işgücüne katılımda
1 yıllık süreçte 2,2 puanlık bir artış var.
Bunun yaklaşık karşılığı 1 milyona yakın
ilave. İşgücüne bir katılım var bir de
çalışma çağındaki nüfustaki artış var.
Bunları dikkate aldığınız zaman
Türkiye'de işsizlik oranının artmaması,
böyle şartlar altında mucize olur.
Dolayısıyla o anlamda hiç sürpriz değil."
Özellikle jeopolitik gerginlikler
bağlamında, bu yıla en yakın yıl olarak
1991'i örnek gösteren Şimşek, 1990
yılında Irak'ın Kuveyt'i işgal ettiğini ve
aynı yılın yaz aylarında işsizliğin
başladığını söyledi. Şimşek, 1991 yılında
büyüme öngörüsünün yüzde 5,9
olduğunu ama 0,3'le kapatıldığını,
bütçede ise öngörülenin 2 katı kadar
açık verildiğini söyledi.
OVP'nin, yapısal problemlere çözüm
üretmediğine ilişkin eleştirilere de cevap
veren Şimşek, 2013 yılında cari açığı
azaltacaklarını, tasarruf oranlarını artıracaklarını söylediklerini hatırlattı.
Şimşek, şunları belirtti:
"Tasarruf oranı 2013'te yüzde
13,4'tü. 2014 yılını muhtemelen yüzde
15 civarında bir tasarruf oranıyla kapatacağız. Yeterli mi? Değil ama hedefe
yönelik bir süreç var. 2017 yılına kadar
da tasarruf oranını yüzde 17'nin üzerine
çekmeyi düşünüyoruz. Aynı şekilde,
yüzde 8 civarında bir cari açık vardı,
şimdi yüzde 5,7. Tabi cari açık ciddi bir
yapısal sorun. Cari açık önemli ölçüde
katma değer zincirindeki yerimizle ilgilidir ama önemli ölçüde de son 10 yılda,
özellikle de emtia fiyatlarında bazılarına
göre süper döngü dedikleri bir dönem
söz konusu. Şimdi bunu göz ardı edemeyiz. Önümüzdeki 10 yıl içinde
muhtemelen emtia fiyatlarının etkisi
zayıflayacak ve bizim OVP'de
öngördüğümüzden daha güçlü bir
iyileşme söz konusu olabilir."
(AA)
Gitar dahisi!
BİTLİS- Bitlis''in Hizan ilçesinde yaşayan ve internette izlediği videolar sayesinde ceviz ağacından yaptığı elektro gitarları 10 ülkeye ihraç eden Faruk
Yılmaz'ın hedefi markalaşmak.
Ceviz ağacından genellikle silah dipçiği yapılıp yurt
dışına pazarlandığı ilçede, dipçik yerine elektro gitar
pazarlamaya karar veren Faruk Yılmaz, internetten
izlediği videolar sayesinde elektro gitar yapımını öğrendi. Yılmaz, küçük atölyesinde ürettiği yerli gitarları 10
ülkeye ihraç etmeye başladı.
Meksika, Yunanistan, Norveç, İtalya, Amerika,
Kanada, Çin ve Avustralya'ya başta olmak üzere 10
ülkeye tek başına elektro gitar pazarlayan Yılmaz, yerli
elektro gitarı markalaştırmak için destek bekliyor.
Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yerli
elektro gitar yapımına tek başına, internetten izlediği
videolar sayesinde başladığını söyledi.
Arkadaşlarının kendisine "Sen deli misin, başaramazsın" dediği halde bunu başaracağına inanarak işe
koyulduğunu anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu işe tek başıma, kendi ellerimle yaparak
başladım. Kazandığım parayla işimi kolaylaştıracak
birkaç makine aldım. Yaptığım elektro gitarları birçok
ülkeye ihraç etmeye başladım. Hala da ihraç ediyorum.
İlk 8 ülkeye satıyordum. Şimdi 10 ülkeye çıktı. Yaptığım
elektro gitarları kısıtlı imkanlarla, çoğunu el emeğiyle
yaptığım için çok zaman ayırıyorum. Yeterli malzeme
olmadığı için bir elektro gitarın tamamlanması yaklaşık
bir ay
zamanımı
alıyor."
Genç bir
girişimci
olarak zorlu
bir işe giriştiğini ama
başardığını
vurgulayan
Yılmaz, bu
zorlu yolda
tek başına
ilerlediğini,
kendisine
hiçbir desteğin sunulmadığını kaydetti.
Çalışmasının ilk olarak Anadolu Ajansı'nın yaptığı
haberle dünyaya duyrulduğunu dile getiren Yılmaz,
şöyle devam etti:
"Bu da tanıtım anlamında önümü açtı. Türkiye'de hiç
satışım yokken yurt içinde de satışım oldu. Herhangi bir
destek alamadığım için kısıtlı imkanlarla yerli gitar
üretiyorum. Eğer iyi bir destek alırsam buradaki işsiz
gençlere de bir iş kapısı açabilirim. Burada 10 ülkeye
tek başıma yerli elektro gitar üretip satıyorum. Makine
ve ekipman desteği alırsam üretimi artırıp birçok işsiz
genci de iş sahibi yapabilirim."
Yılmaz, ilçede ceviz ağacının çok ve kaliteli olduğunun altını çizerek, vatandaşların genellikle bu ağaçtan
yaptıkları silah dipçiğini yurt dışına pazarladığını ifade
etti.
Kendisinin ceviz ağacını silahta kullanmak yerine
müzik aletinde kullanmayı tercih ettiğine işaret eden
Yılmaz, şöyle konuştu:
"Ceviz ağacını silah yerine müzik aletinde kullanmak
için çalışmalarım oldu. Daha çok meyve vermeyen,
yaşlanan ağaçları kullanıyoruz. Çünkü bunlar daha
kaliteli, sağlam oluyor. Aynı zamanda çevreye de zarar
vermiyoruz. Tamamen el emeği olan yerli elektro gitarı
markalaştırmak istiyorum. Bunun için de destek
bekliyorum."
Hazine, NE KADAR borç
servisi gerçekleştirecek?
ANKARA - Hazine, gelecek yıl 128,8 milyar lira
tutarında borç servisi gerçekleştirecek.
Hazine Müsteşarlığının, 2014 yılı gelişmeleri ve 2015
öngörülerini içeren Hazine Finansman Programı internet
sayfasında yayımlandı.
Buna göre, Hazine, gelecek yıl 79 milyar lira anapara
ve 49,8 milyar lira faiz olmak üzere toplam 128,8 milyar
lira tutarında borç servisi gerçekleştirecek. Borç
servisinin 107,3 milyar lirasının iç borç, 21,5 milyar
lirasının ise dış borç servisi olarak yapılması
öngörülüyor.
İç borç servisinin 91,9 milyar liralık kısmı piyasaya
yapılacak ödemelerden, 15,4 milyar liralık kısmı ise
kamu kurumlarına rekabetçi olmayan teklif yoluyla
gerçekleştirilen satışların ödemelerinden oluşacak.
2015'teki finansman ihtiyacının 29,1 milyar liralık kısmının, nakit bazlı faiz dışı denge, özelleştirme gelirleri,
2/B satış gelirleri, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan
aktarılacak kaynaklar ile devirli ve garantili borç geri
dönüşleri ve kasa/banka kullanımı sonucu elde edile
cek borçlanma dışı kaynaklarla karşılanması bekleniyor.
Bu yılın ekim ayı itibarıyla 2015'e ilişkin yaklaşık 450
milyon dolar tutarında ön finansman sağlandığı, 2014'te
sağlanan ve sağlanabilecek ön finansman dışında,
2015'te geleneksel eurobond, yen ve kira sertifikası
ihraçları ile Dünya Bankası ve Avrupa Yatırım
Bankası'ndan sağlanacak program kredisi dahil toplam
5,1 milyar dolar karşılığı yaklaşık 11,8 milyar lira dış
finansman elde edilmesi hedefleniyor.
Bu öngörüler doğrultusunda, 2015'te 88 milyar lira
tutarında iç borçlanma yapılması ve toplam iç borç
çevirme oranının yüzde 82 olması bekleniyor. (AA)
EKONOMİ
7 Kasım 2014 Cuma
TBMM Sanayi,
Ticaret, Enerji,
Tabii Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji
Komisyonu
Başkanı Halil
Mazıcıoğlu, hurda
araçların tasfiyesi
ve sahiplerinin
mağduriyetini
önlemek için
yapılan düzenleme
kapsamında 326
bin taşıtın hurdaya
ayrıldığını söyledi.
326 bin taşıt
hurdaya ayrıldı
GAZİANTEP- ADEM YILMAZ - Mazıcıoğlu,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, hurda
araçların tasfiyesi yönünde gelen talep üzerine
geçen martta 5838 sayılı kanunun ilgili maddesinde düzenlemeye gidildiğini anımsattı.
Yasadan yararlanmak için son günün 31
Aralık 2014 olduğunu belirten Mazıcıoğlu,
vatandaşları bu imkandan yararlanmaya
çağırdı. Hurda araçlarla ilgili dönemin yıl
sonunda biteceğine dikkati çeken Mazıcıoğlu,
"Kanunun çıktığı mart ayından beri 326 bin
taşıt hurdaya ayrıldı. Terkin edilen motorlu
taşıtlar vergisi 573 milyon 911 bin lira, tahsilinden vazgeçilen para cezası ise 7 milyon 349
bin lira" dedi.
Mazıcıoğlu, devirde işlemin hemen
bitmediğine dikkati çekti.
Araç üzerindeki haciz ve ipoteklerinin
e-fatura çevreci!
ANKARA- RECEP DEMİR - Maliye Bakanı
Mehmet Şimşek, elektronik fatura sistemi ile 650
milyon lira tasarruf sağlandığını ve 100 bine
yakın ağacın kesilmekten kurtarıldığını bildirdi.
Bakan Şimşek, e-Fatura uygulamasında gelinen son noktaya ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Kağıt fatura nedeniyle artan maliyeti
düşürmek ve kayıt dışı ekonomi ile etkin
mücadele için Elektronik Fatura Kayıt Sistemi'ni
(EFKS) hayata geçirdiklerini anımsatan Şimşek,
ardından 2010 yılında elektronik fatura (eFatura), geçen yıl da elektronik arşiv (e-Arşiv)
uygulamalarını başlattıklarını söyledi.
EFKS'nin, yeni konsepti ve daha geniş
mükellef kesimlerine de yayılacak şekilde yerini
30 Aralık 2014 tarihinden itibaren e-Arşiv uygulamasına bırakacağını anlatan Şimşek, 31 Ekim
2014 tarihine kadar elektronik olarak düzenlenmiş satıcı-alıcı fatura nüshası toplamının
EFKS'de 6,2 milyar adeti, e-Fatura uygulamasında ise 150 bin adeti bulduğunu ifade etti.
Bu sayede hem mükelleflerin maliyetlerini
aşağı çektiklerini hem kayıt dışılığı önlemede
önemli bir adım attıklarını hem de çevreyi
koruduklarını vurgulayan Şimşek, "Uyguladığımız
elektronik fatura sistemi ile en düşük maliyetle
hesaplandığında bile 650 milyon lira tasarruf
sağlandı ve 100 bine yakın ağaç kesilmekten
kurtuldu" diye konuştu.
- 2 yıl içinde e-Fatura kullanan mükellef
sayısının 100 bine ulaşması hedefleniyor
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2 yıl içinde
e-Fatura kullanan mükellef sayısının 100 bine
ulaşmasını ve bu sayede 2 milyar liraya kadar
tasarruf edilmesini hedeflediklerini belirterek,
şunları kaydetti:
"Elektronik fatura uygulamalarının kapsamına
dahil edilen mükellef sayısında her geçen gün
artış yaşanıyor. 31 Ekim 2014 itibarıyla toplam eFatura kullanıcı sayısı 20 bin civarında iken,
önümüzdeki dönemde uygulamaya koyacağımız
farklı sistemlerle, bu rakamın 2015 yılı içerisinde
40 bin civarına ulaşacağını tahmin ediyoruz.
Diğer kamu kuruluşlarının kendi yetki alanlarındaki mükellef gruplarına e-Fatura kullanım
zorunluluğu getirmesiyle e-Fatura kullanan
mükellef sayısının 2 yıl içinde 100 bine ulaşmasını, bu kapsamda düzenlenen elektronik
fatura sayısının artmasını ve bu yolla 2 milyar lira
düzeyinde ekonomik tasarruf sağlanmasını
hedefliyoruz." (AA)
eylem planında, elektrik süpürgesi, fırın ve
davlumbazlar, lambalar, bilgisayar ve bilgisayar sunucuları, elektrik motorları gibi cihazların enerji etiketlemesi ve çevreye duyarlı
bir tasarıma sahip olması hedefleniyor.
"Türkiye Ulusal Yenilenebilir Enerji Eylem
Planı" ile yenilenebilir enerji alanında yeni
stratejiler oluşturulması ve kurumsal yapılanmanın sağlanması öngörülüyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının
sorumlu kurum olarak belirtildiği belgede
yenilenebilir kaynakların teşvik edilmesi ile
ilgili şu ifadeler yer aldı:
"Yenilenebilir enerji ulusal politikasının ve
yenilenebilir enerjide mevcut durumun
ortaya konulması ile 2023 yılı yenilenebilir
enerji hedeflerine ulaşması amacıyla
Türkiye'de yenilenebilir enerjinin
geliştirilmesini teşvik etmeye yönelik stratejilerin oluşturulması amaçlanmaktadır."
Türkiye, 2023 yılında yenilenebilir enerjinin
elektrik üretimindeki toplam payının en az
yüzde 30'a çıkarmayı planlıyor.
AB müktesebatında 15'inci başlık olarak
yer alan Enerji Faslı, siyasi blokaj sebebiyle
müzakerelere açılmıyor.
AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan
Bozkır, enerji faslına ilişkin geçtiğimiz hafta
yaptığı açıklamada Fransa'nın enerji faslı ile
ilgili endişelerinin olmadığını ve önümüzdeki
günlerde bunu değerlendireceklerini açıklamıştı.(AA)
Buğday üretimi düştü
ANKARA- Türkiye Ziraat Odaları
Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi
Bayraktar, kuraklığın tahıl üretimini
olumsuz etkilediğini, belirtti.
Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, buğday alanlarının toplam tahıl
ve diğer bitkisel ürünleri ekilen
alanın yüzde 49,7'sini kapladığını
ifade etti.
Kuraklığın 2013-2014 üretim
sezonunda buğday, arpa başta
olmak üzere tahıl üretimini çok
olumsuz etkilediğini vurgulayan
Bayraktar, 2013 yılında 22 milyon
50 bin ton olan buğday üretiminin,
bu yıl yüzde 13,8 azalarak, 19
milyon tona indiğinin tahmin edildiğini ifade
etti. Özellikle buğdayda kaliteli ve bol ürün
alabilmek için üretimin başlangıç aşaması
toprak işleme ve tarla hazırlığının en önemli
işlem olduğunu bildiren Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Birçok çiftçimizin tek gelir kaynağı olması
ve yılda sadece bir defa ürün alınması
nedeniyle buğdayda kaliteli ve bol ürün için
toprak hazırlığı, ekim, bakım gibi kültürel
işlemlerin tekniğine uygun yapılması gerekir.
Üreticiler, ekimi uygun bir toprak işleme
sonucu yapabilir. Toprak işlemeyle iyi bir
tohum yatağı hazırlanmış, yabancı ot kontrolü sağlanmış, toprak yüzeyindeki bitki
artıkları, anız ve ahır gübresi gömülmüş olacaktır. Bu amaçları gerçekleştirebilmek için
değişik yapıda birçok toprak işleme aleti
geliştirilmiştir.
Ayakkabıda
Suriyeli sancısı
İZMİR- TOLGA ALBAY - Halepli ayakkabı
ustası Ömer Nasan, tuvaleti olmayan bir iş
hanının bodrum katında camları gazete kağıtlarıyla kaplı küçük atölyesinde dikiş makinesinin
altından geçen kadın çizmesine bakıyor.
Yanındaki sandalyede oturan 10 yaşlarındaki
çocuğu elindeki yapıştırıcıyı fırçayla deriye
sürüyor..
Türkiye ayakkabı üretiminin yüzde 38'inin
karşılandığı İzmir Işıkkent Ayakkabıcılar Sanayi
Sitesi'nde 3 bine yakın Suriyeli sığınmacı, zor
şartlarda hayata tutunmaya çalışıyor.
AA ekibi, sanayi sitesi içinde ayakkabı fabrikaları için fason üretim yapan Suriyeli ayakkabı
ustalarının çalıştırdığı atölyelere girdi. Camlarında
Arapça yazıların asılı olduğu lokantaların, çay
ocaklarının bulunduğu ara sokaklardaki bir iş
hanının bodrum katında, bir bölümü çocuk yaştaki 10 kişiyle üretimini sürdüren Türkmen asıllı
Ömer Nasan, dededen bu yana ayakkabıcı...
kaldırılması gerektiğini vurgulayan Mazıcıoğlu,
"Araç sahipleri, trafik tescil bürolarında gerekli
işlemleri yapacak. Kayıt ve tescillerinin silinerek
hurdaya çıkarılan araçlar il özel idarelerine
bedelsiz teslim edilecek" diye konuştu.
Mazıcıoğlu, üretim yılı 1990 ve daha eski
araçların tüm borçlarının silineceğini, 2000
model ve üstündekilerin biriken vergilerinin ise
4'te birinin ödeneceğini sözlerine ekledi. (AA)
Enerjide AB'ye uyum için
yol haritası belli oldu
ANKARA - Türkiye'nin Avrupa Birliğine
(AB) katılım için enerji alanında yapacağı
düzenlemeler arasında doğalgaz piyasasında özel sektörün payının artırılması ve
yenilenebilir enerji kanununda teşvik
amacıyla değişiklikler öngörülüyor.
AB'ye katılım için Ulusal Eylem Planı, AB
Bakanlığının resmi internet sitesinde açıklandı.
Enerji alanında kapsamlı bir yol haritası
içeren planda, siyasi blokaj sebebiyle henüz
müzakerelere kapalı olan Enerji Faslı'nın
yasayla düzenlenecek birincil mevzuatında,
doğalgaz piyasasına yönelik düzenlemelerin
2015'te yürürlüğe girecek şekilde
yenileneceğine yer verildi.
Birincil mevzuatta, doğalgaz piyasasına
özel sektör katılımının artırılması, ulusal sistem operatörünün belirlenmesi, depolama
ve LNG faaliyetlerinin düzenlenmesi, arz
güvenliğinin temini, son kaynak tedarikinin
düzenlenmesi ve organize toptan doğal gaz
piyasasının düzenlenmesi amacıyla 4646
sayılı doğalgaz piyasası kanununda değişiklik yapılacağı belirtildi.
AB Eylem Planı'nda öngörülen ikincil
mevzuat değişikliklerinde, elektrik ile çalışan
ev eşyalarının enerji etiketlemesi ve çevreye
duyarlı hale getirilmesi için AB mevzuatına
uyum sağlanması amaçlanıyor.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca
yapılacak tebliğ değişikliği için öngörülen
7
Üreticilerimizin toprak işlerken toprağın
tavda olmasına dikkat etmeleri gerekir.
Toprak, işlemeye uygun olması gerekenden
daha nemli ve daha kuru olmamalıdır. Toprak
tavda iken, toprak işleme aletlerine bulaşmaz, toprak sürüm sırasında helva gibi
dağılır ve büyük tezekler oluşmaz. Tavın
kaçırılması sürümde iri tezeklerin çıkmasına
neden olmaktadır. Üreticilerimiz kesinlikle
çok nemli toprak koşullarında buğday ekimi
için pullukla sürüm yapmamalıdırlar."
Bayraktar, buğdayın diğer ülkeler için de
büyük önem taşıdığına işaret ederek, "2013
yılında buğday üretiminde Çin 121,72 milyon
tonla birinci, Hindistan 93,51 milyon tonla
ikinci, ABD 57,96 milyon tonla üçüncü,
Rusya 52,09 milyon tonla dördüncü, Fransa
38,61 milyon tonla beşinci, Türkiye ise 22,05
milyon tonla on birinci sırada yer almaktadır"
ifadelerini kullandı. (AA)
Halep'te Türkmenler'in yaşadığı Höllük
mahallesindeki evine 15 Şubat 2014'de bomba
isabet etmesi sonucu iki çocuğunu yitiren Nasan,
kalan iki çocuğunu yaşatabilmek için kaçmaktan
başka bir çare bulamadığını söylüyor.
"Oradayken durumumuz iyiydi, atölyem, evim,
çiftliğim vardı. Sonuna kadar da dayandım. Hem
savaştık hem çalıştık" diyen Nasan, o günleri
şöyle anlatıyor:
"Evim yerle bir olmuştu. Yapacak hiçbir şeyim
kalmamıştı. Oradaki her şey, kaybettiğim çocuklarımı hatırlatıyordu. Çocuklarımın hatırasına
bağlanarak orada daha fazla kalamazdım. Diğer
çocuklarımı yaşatmalıydım. Hayatta kalabilmek
için artık kaçmamız gerekiyordu. Çünkü Esad
güçleri bulunduğumuz bölgeyi kuşatmıştı."
Daha önce iş yaptıkları ayakkabıcılarla
temasa geçerek İzmir'e geldiğini, Mevlana
mahallesinde 500 lira kirayla küçük bir ev tuttuklarını, dededen kalan işini devam ettirmek için
çareler aradığını söyleyen Nasan, Suriyeli
çalıştıran fabrikalara yüksek cezalar kesilmesi
nedeniyle dışarıdan iş yapmak üzere bir fason
atölyesi açtıklarını söyledi.
Atölyede Türkiyeli ustalarla birlikte çalıştıklarını, burada eğitim imkanı olmayan çocuklarının
da yanında çalıştığını ifade eden Nasan, şöyle
konuştu:
"Allah'a şükür burada bize yardımcı oluyorlar,
bize iş getiriyorlar. Haftalık 150-200 liraya çalışıp
gidiyoruz. Buradan kazandığımız, masrafımıza
yetmiyor. Ben buraya 3 bin dolarla geldim, 7
ayda tükettim. Hayatta kalabilmek için gece
gündüz çalışıyoruz. Burada bizim gibi çalışan
binlerce Suriyeli var. Halepli Türkmenler'in yüzde
90'ı ayakkabıcıdır. Çoğu şimdi burada.
Burada çalışmamız yasak ama çalıştırıyorlar,
Allah razı olsun. Türkiyeli kardeşlerimize de
zararımız oldu, o adamlar da çalışamıyor. İşçilik
fiyatları çok düştü, işçi çoğaldı. Ama bize iş vermezlerse biz ne yapalım ? Burada çalışamazsak
aç kalacağız, ya hırsızlık yapacağız ya dilencilik.
Devletten bu konuda bize yardımcı olmasını
istiyoruz. Bu işe bir düzen getirmek istiyoruz.
Burada Türkiyeli işçilerle birlikte çalışmak istiyoruz, ne onların hakkını yiyelim ne bizim hakkımız
yensin. Çalışma izni alırsak daha iyi olur."
Nasan, son günlerde Kobani'den gelen Kürt
asıllı Suriyeliler'in de sanayi sitesinde iş aramaya
başladığına dikkati çekti. (AA)
ALTINDAĞ ÖNDER MAHALLESİ
BİLARDO SPORUNU SEVENLER
DERNEĞİ OLAĞAN GENEL
KURUL TOPLANTISI
DUYURU İLANI
06-071-014 Kod numaralı Altındağ Önder Mahallesi
Bilardo Sporunu Sevenler Derneğimizin Olağan
Genel Kurul Toplantısı 06.12.2014 günü saat
14:00’da Hacılar Mah. Selçuk Cad. No: 129/E
Altındağ-Ankara adresindeki Dernek Lokalinde
yapılacaktır.
Çoğunluğun sağlanamaması halinde 2. Toplantı
13.12.2014 günü aynı yer ve saatte yapılacaktır.
Üyelere duyurulur.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM :
1. Açılış, saygı duruşu,
2. Divanın Teşekkülü.
3. Yönetim, Denetim Kurulu raporlarının okunup
müzakeresi,
4. Yönetim Kurulunun ibrası.
5. Dernek üyelik aidatlarının belirlenmesi,
6. Yönetim ve Denetim Kurullarının seçimi,
7. Dilek ve Temenniler, kapanış.
Yedigün- 2
8
KÜLTÜR-SANAT
7 Kasım 2014 Cuma
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
TÜRKLÜKTEN NEFRET EDENLER
KİMLERDİR?
“Nefret” kelimesi, Türkçe sözlüklerde “aşırı
beğenmeme”, “iğrenme”, “itici bulma”, “ürküp
kaçma”, “iğrenç bulup tiksinme”, “kaçınma”, “çekinme” gibi anlamlara geliyor. Bu Arapça kelimenin
aynı kökünden gelen başka bir kelime daha var. O
da “nefrin”dir. Bu kelime “nefret etme”, “lanet
okuma” anlamındadır. “Nefr” kelimesi ise; “ürkme,
çekinme, kaçma” eylemidir.
Nefret, tamamen bireysel bir durumdur. Kimse
kimseye “Nefret etme! Nefret etmeyeceksin!” diye
yasak koyamaz ve de suçlayamaz. Yasak konsa da
nefret ortadan kalkar mı?
Bunları şunun için söylüyorum. Meğerse, Fransız
Parlementosu ile Fransız Senatosunda kabul edilen
“Ermeni Soykırımı İnkar Yasası” olarak kabul
edilen yasa var ya! İşte o nefreti yasaklayan bir
yasaymış. Malum ve AB hayranı, liboş, yalaka, 2.
cumhuriyetçi bir profesör, bir televizyon kanalında;
Fransızların bu yasasını övdü ve Fransızları halklı
buldu. Hatta bu yasanın özgür düşünce ve yasak
getirmediğini, özgürlüğü kısıtlamayla bir ilgisi
olmadığını da ısrarla ifade etti. Nefret duymanın
suç olduğunu söyledi. Tabi ki sözde Ermeni
soykırımı ile nefret duygusunun bağlantısını kuramadı. Söyledikleri havada kaldı ama Fransızların
halklılığını defalarca belirtti. Ne diyelim? Allah
bunları ıslah etsin! Her defasında ve her vesileyle
Türklüğe, Türk cumhuriyetine saldırmak, kötülemek bunların vazgeçemedikleri duygu, düşünce ve
eylemleridir.
“Türkler Ermeni Soykırımı yapmadı” demek,
Ermeni milletine nefret duymak mıdır? Veya
başkalarının da nefret duymalarını sağlamak mıdır?
Başkalarının nefret duymalarını sağlamak yani
nefret ettirmek, iğrendirmek “tenfir”dir. Bu
kelimeyi dahi bilmeyen bu malum profesör;
Türklerin Ermenilere karşı 1915’de soykırım yaptığını da ısrarla söyledi. Tabi ki 1915 yılında
Ermenilerce katledilen 550 bin Türkten söz etmedi.
1992 yılında bir gecede Hocalı’da Ermenilerce
katledilen 663 Azeri Türkten de söz etmedi. Bunlar,
bu profesörün derdi değil. Derdi zoru, hak ve haklının yanında olmak değil. Onun tek derdi var;
Türklük, Türkiye Cumhuriyeti, Türk ordusu ve
Atatürk.
Burada aslında bu liboş profesörün amacı nedir
biliyor musunuz? Türklüğe zaten pamuk ipliği ile
bağlı olan veya olmayan, kendi gibi düşünmeye
hazır insanları; Türklükten, Cumhuriyetten Türk
Ordusundan ve Atatürk’ten nefret ettirmek. Bunu
zaten yıllardan beri yapıyorlar. Bunların kimlerle
işbirliği içinde olduklarını zaten hepimiz biliyoruz.
Dertleri, TCK’nın 301. maddesinin kaldırılmasıdır. Bilindiği gibi bu ceza maddesi, “Türklüğü,
Cumhuriyeti ve TBMM’ni alenen aşağılama”nın
suç olduğunu söylüyor. Bunun için ifade özgürlüğü
kavramının arkasına sığınıyorlar. Ama Fransız’ın
çıkardığı antidemokratik ve çağdışı yasayı da övüyorlar. Kendilerine göre; Türklüğe, Türkiye
Cumhuriyetine, Atatürk’e ve Türk ordusuna nefret
duymaları serbesttir. Hatta nefret ettirmeleri,
iğrendirmeleri de serbesttir. Ama “Türkler, sözde
Ermeni Soykırımı yapmadı” demek yasaktır.
Türklüğe, Atatürk’e, cumhuriyetimize ve ordumuza duydukları “nefret” ve uyguladıkları “tenfir” i
açıkça söylemiyorlar ama arkadan dolanarak; her
zaman, her yerde ve her vesile ile dile getiriyorlar.
Biz aslında hep arkadan hançerleniyoruz.
"Fındıkkıran"
sanatseverlerle buluşuyor
MERSİN - Mersin Devlet Opera ve Balesi,
(MDOB) Çaykovski'nin ölümsüz eseri
"Fındıkkıran" balesini sanatseverlerle buluşturuyor.
MDOB'dan yapılan açıklamada, Orkestra
şefliğini Vladimir Lungu'nun yaptığı eserin temsili
08 Kasım Cumartesi saat 20.00'de Mersin
Kültür Merkezi Opera Sahnesi'nde sanatseverlerle buluşacak.
Ünlü koreograf Mehmet Balkan'ın koreografisiyle sahnelenecek eserin müzik düzenlemesi
Andrezej Barlog'a, dekor ve kostüm tasarımı
Olaf Zombeck'e, ışık tasarımı Tarı Deniz'e ait.
Eseri Lale Balkan ve Junko Hikasa sahneye
koyuyor.
Eserin başlıca rollerini ise Büşra Ay, Burak
Serkan Cebeci, İraklı Bakhtadze, Beatrice
Parma, Mahmut Akyol, Sebülent Biçer, Tutku
Barın Tümen, Tarkan Günal, Niyazi Cigöz, Murat
Koman, Berna Turhan İleri, Tuba Şennalbant,
Göksel Toker, Yusuf Afacan, Önder Acar ve
Alperen Coşkun paylaşıyor.
Eserin öyküsü
Dünya prömiyeri 1892'de St. Petersburg'da
gerçekleşen, Amadeus Hoffman'ın "Fındıkkıran
ve Fareler Kralı" adlı masalından hareketle
Alexander Dumas'ın yeniden yazığı ve ilk kez
Marius Petipa'nın baleye uyarladığı Fındıkkıran
Balesi'nin öyküsü şöyle:
"Bir noel gecesi Stahlbaum ailesi bir parti
verir. Vaftiz baba Drossellmayer de çocuklara
hediyeler getirmiştir. En güzel hediye ise
Clara'nındır. Fritz, kardeşinin hediyesini kıskanır
ve kırar. Çok üzülen Clara noel ağacının altında,
kucağında Fındıkkıran'ı ile uyuya kalır. Gece yarısı duyduğu seslerle uyanan Clara, Fındıkkıran'ın
canlandığını ve fareler ordusunun salona doluştuğunu hayretle izlemektedir. Böylece büyülü
Fındıkkıran masalı başlamış olur. (AA)
İstanbul Kitap Fuarı’na 850
yayınevi katılacak
"Sinemamızın 100 Yılı" temasıyla düzenlenen 33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 8-16 Kasım'da
Beylikdüzü'ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde kitapseverleri buluşturacak. Türkiye ve yurt
dışından 850 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen fuarda, söyleşi, panel,
çocuk etkinlikleri ve dinletilerle 270 etkinlik yer alacak.
İSTANBUL - TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım
AŞ tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle gerçekleştirilen fuar, 8 Kasım'da
kapılarını açacak.
"Sinemamızın 100 Yılı"
Türk sinemasının 100. yılını "Sinemamızın
100 Yılı" temasıyla selamlayan fuarın "onur
yazarı" da Atilla Dorsay olacak. Dorsay, kitapseverleri, sinemanın uzun yolculuğunu
söyleşiler, paneller, müzik dinletileri ve sergilerle tanıklık etmeye davet etti.
Fuar süresince oyuncu, yönetmen ve
yazarların katılımıyla Atilla Dorsay'ın sinema
eleştirmenliği, yazarlığı ve yaşamı üzerine
söyleşiler gerçekleştirilecek. Sinema teması
kapsamında 50 etkinlik düzenlenecek.
Tasarımını Sadık Karamustafa'nın gerçekleştirdiği "Renkli Sinemaskop Bir Hayat: Atilla
Dorsay" sergisinde, Dorsay'ın yaşamı, sinema
yolculuğu, çalışmaları ve eserlerinden tadımlık
bir seçki gösterilecek.
Onur Konuğu Macaristan: Bir Bahçeden
Bir Bahçe'ye…
Fuarın, Nazım Hikmet'in şiirine referansla
sloganını "Bir Bahçeden Bir Bahçeye" olarak
belirleyen onur konuğu Macaristan, 8-11
Kasım'da açık olacak Uluslararası Salon'da,
Macar kültürünü kitapseverlerle buluşturacak
bir program hazırladı.
Bu kapsamda, modern Macar edebiyatının
yazarları Peter Esterhazy, Laszlo Darvas, Dora
Csanyi, Katalin Szegedi, Peter Zilahy, Toth
Krisztina, Spiro Gyorgy, Mihaly Hoppal, Timur
Davletov, Fodor Pol, David Geza ve Zsofia
Mautner kitapseverlerle buluşacak.
Macaristan programının açılışı, Kültür
İşlerinden Sorumlu Macaristan İnsan
Kaynakları Bakanı Zoltan Balog tarafından 8
Kasım'da yapılacak. Açılış sonrasında Macar
müzik grubu Cimbaliband konser verecek.
Macaristan'ın da yer alacağı
Uluslararası Salon ayrıca, 8-11
Kasım'da 35 ülkeden 91
yayınevini ağırlayacak.
40 yabancı yazar fuarda
olacak
Fuarda Kolombiya'nın
Ankara Büyükelçiliği'nin düzenlediği anma etkinlikleri kapsamında, 15 Kasım Cumartesi
yazar Gabriel Garcia
Marquez'in hayatı ve eserleri,
yazar tarafından kurulan IberoAmerican New Journalism Vakfı Genel Müdürü
Jaime Abello ve yazar Seçkin Selvi'nin
katıldığı programda ele alınacak.
İstanbul Kitap Fuarı, 9 gün süresince yurt
dışından yazarları konuk edecek. Sinema
teması kapsamında aralarında senarist ve
yazar Petros Markaris, Polonyalı yazar Janusz
Glowacki, eleştirmen ve sinema tarihçisi Philip
Kemp, roman yazarı Tess Geritsen, Gleen
Meade, çevirmen ve yazar Maureen Freely'in
de bulunduğu 40 yazar fuarda kitapseverlerle
buluşacak.
Türk sinemasının 100. yılı dolayısıyla dinletiler düzenlenecek.
Uluslararası Salon'da 8-11 Kasım'da açık
kalacak "Mutfak"ta, Macaristan'ın ünlü yemek
blogu yazarı ve programcısı Zsofia Mautner'in
yanı sıra yemek yazarları etkinlik gerçekleştirecek.
TÜYAP, genç okurlarına bu yıl da dolu bir
program hazırladı. Özellikle hafta içi günlerde
farklı yaş grupları için yazarların katılımıyla
söyleşi, okuma ve atölye çalışmaları gibi 57
etkinlik düzenlenecek.
Ziyaret saatleri
Kitap fuarı hafta içi günlerde 10.00-19.00,
haftasonu 10.00-20.00 saatlerinde ziyaret
Şair ve yazar Miyasoğlu etkinlikle anılacak
İSTANBUL - İstanbul Büyükşehir
Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire
Başkanlığı Kültür Müdürlüğü, vefatının birinci
yılında şair, eğitimci ve yazar Mustafa
Miyasoğlu için anma etkinliği düzenleyecek.
Kültür Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya
göre, Miyasoğlu'nu anma etkinliği Fatih'teki
Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi'nde, 8 Kasım
Cumartesi günü saat 14.00'te yapılacak.
Mustafa Miyasoğlu'nun hayatı, görüşleri,
edebi ve ilmi hizmetlerinin konuşulacağı etkinlik, şairin hayatını yakınlarının gözünden anlatan belgesel gösterimiyle başlayacak.
Programda daha sonra şairin oğlu Mehmet
Miyasoğlu'nun oturum yöneticiliğini yapacağı
panel gerçekleştirilecek. Panele, Sakarya
Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili
ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Mehmet Mehdi Ergüzel ve kültür tarihçisi
Dursun Gürlek konuşmacı olarak katılacak.
Mustafa Miyasoğlu kimdir?
Kayseri'de, 1946'da dünyaya gelen
Mustafa Miyasoğlu, 10 yıl lise öğretmenliği,
12 yıl üniversitede okutmanlık yaptı.
Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yabancı
diller enstitüsünde yardımcı profesör olarak
görevlendirilen Miyasoğlu, şiirin yanı sıra
deneme, hikaye, tiyatro ve roman türlerinde
eserler verdi.
Pek çok dergi ve gazetede kültür sanat
yazıları yayınlanan, şiir ve romanlarıyla ödüller
kazanan şairin "Hicret Destanı" adlı şiiri, Dr.
Muhammed Harb tarafından Arapça'ya çevrildi.
Şiir ve hikayelerinin İngilizce, Arapça ve
Urduca çevirileri yurt dışında yayınlanan
Miyasoğlu'nun eserleri üzerine çeşitli üniversitelerde tezler hazırlandı, şiir ve yazıları, Filiz,
Hisar, Türk Edebiyatı, Edebiyat, Mavera, Milli
Gençlik, Yeni Sanat ve Sedir dergilerinde
yayımlandı.
Şiir, hikaye ve romanlarında milli kimlik
arayışına yönelen, toplumda değer çatışmalarını işleyen Miyasoğlu, bazı araştırmalarında
Semih Güngör imzasını kullandı. (AA)
edilebilecek.
Fuarı, öğrenci, öğretmen, emekli ve
engelliler ücretsiz gezebilecek. Fuarın giriş
ücreti 5 lira olacak.
Bir mekanda iki fuar
TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım AŞ tarafından
kitap fuarı ile eş zamanlı düzenlenen 24.
Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı (ARTİST
2014), "İçimizdeki Öteki" temasıyla kapılarını
açacak.
Fuar, yaklaşık bin sanatçının eserlerinin
sergileneceği galeriler, bağımsız grup ve inisiyatifler ile 150'ye yakın genç sanatçıya ev
sahipliği yapacak.
Fuarda, "Sanatçı Onur Ödülü" Nevhiz
Tanyeli'ye, "Eleştirmen Onur Ödülü" Prof. Dr.
Zeynep Sayın'a, "Sanatsever Kurum Onur
Ödülü" Marmara Üniversitesi Cumhuriyet
Müzesi'ne ve "Koleksiyoner Onur Ödülü"
Ceyda ve Ünal Göğüş'e verilecek.
Yunanistan'ın önde gelen galerileri
Türkiye'de ilk kez bu fuarda yer alacak.
Selanik Belediyesi'nin organize ettiği bölümde,
Kalfayan Gallery, Artis Gallery, Metamorfosis
Gallery, Tin II Gallery, Zina Athanasiadou,
Nitra, Donopoulos, Eirmos, Thatsis ve Lola
Nikolaou galerileri yer alacak. (AA)
Sanatçı Ekrem Hakkı Ayverdi,
sergiyle anılacak
İSTANBUL - Suna ve İnan Kıraç Vakfı
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Osmanlı
sanatı araştırmaları ve mimarlık tarihi içinde
farklı bir yeri olan Ekrem Hakkı Ayverdi'yi,
meslek hayatı ve eşsiz koleksiyonuyla, ölümünün 30'uncu yılında "Ekrem Hakkı Ayverdi,
Mimarlık Tarihçisi, Restoratör, Koleksiyoner"
sergisiyle anacak.
Enstitüden yapılan yazılı açıklamaya göre,
M. Baha Tanman küratörlüğünde hazırlanan
sergi, yarından itibaren 14 Mart 2015'e kadar
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü sergi salonunda olacak.
Sergi, geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet
İstanbulu'nda yetişen, mühendis-mimar, restoratör, mimarlık tarihçisi kimliğinin yanı sıra
Osmanlı sanatına bağlı bir koleksiyoner olan,
yaşadığı dönemde değişmeye başlayan kültür
ortamında eski itibarını yitiren eserlerin en
seçkinlerini koleksiyonunda bir araya getiren
ve koruyan Ekrem Hakkı Ayverdi'nin geniş kitlelerle buluşmasını planlıyor.
Enstitü, Ayverdi'nin restorasyon projelerinden koleksiyonundaki hat sanatı örneklerine,
tekkelerde üretilen eserler, tablolar, işlemelerden, çini, seramik ve cam objelere uzanan
örneklerin yer aldığı özenli bir seçkiyle hazırlanan sergi ve kapsamlı kataloğu ile bir döneme ışık tutmayı amaçlıyor. (AA)
lümden gönlüne, sesimden sesine, nefesimden
içim durmaz ki sana… Hangi
vuslat; hangi ân yetmiş ki âşığa? nefesine, ömrümden ömrüne kesilmeyecek hiç
rüzgâr. Sen gönül balkonunda her gece bekle;
Bir gün batımı; bin gün batımı
sığar mı seninle sonsuzluğu arzu- ben sana gelmeyi unutmam, ben sana gelmeden
uyuyamam yâr. Her mevsim mi diye sakın
layan ruhuma; adı dünya, özü
düşünme; ne fark eder âşığın gönlüne bir değil
hasret olan bu fâni kaşığa…
mi kış veya bahar?
Söylesene mahşerim olan yâr!
BENCİLEYİN
Ateşim sana, yangınım sana… içimdeki hârın
Arı olan bu gönlüm; bal yapmakSÖZLER
özü kâlû belâ… Söylesene yârim; ordan
tan hiç usanır mı sana? Bir
tutam, ömrü bir kaşık kadar olan getirdiğim ateş hiç söner mi dünyada? Gün hasretle batsa da; Rabbimin izniyle seninle doğmaybu dünya yeter mi bana?
acak mı bana? Gün batımı sadece güneşin batışı
Benim derdim seninle olmak;
değil ki yârim… Gün batımı dünya; doğuşu ise
seninle dolmak… Rabbimin
bir daha batmamak üzere sonsuzluğa…
huzuruna rızasıyla çıkmaktır
GÜN BATIMI SERENADI
Seninle duâya kalkan elim; seninle secdeye
yârim. Hangi âşık kanmış ki
varan hâlim; şükrümüzü Yaradan’a ulaştıran
yârine ben kanayım; hangi âşık
Ey Sevgili! Ey gönlümün hâkimi!
gönlüm ve dilim, her şeyin ve de kaderin sahibi
doymuş ki yârine ben doyayım? Doymak varsa
Mevlâyı bir gün ikna edecek sevgilim… Gün
aşkta, ben neden hiç doyamıyorum o zaman
Kâlû belâda kurulmuş saatim aşka. Bir gün
batsa da inşallah bitmeyecek sana aşk serenadım;
sana? Benim duam seninle bir olup Bir’e ulaşbatımı yeniden dünyada vuruldum ben sana.
çünkü sadece dünyalık değil ki benim sana
mak; benim gerçeğim seninle aşkta kaybolup
Şems’i kıskandıran yârensin gönlüme,
aşkım…
var’da buluşmak…
ömrüme… Rabbimin lütfusun; asıl güneş sensin
Ey sonsuzluğum olan yâr!
bana ve ben nasıl şükredeceğimi şaşırdım
Her
günüm
senle
ağırsın;
her
Allah’a…
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
gün batımı senle son bulsun
Ey Sevgili! Geceyi senle karşılamak, günü
dünyada. Sonsuzlukta doğup
senle bitirmek bilsen ne güzel... Sen geceme ve
Gözlerim sana hasret ben senden bir parçayım,
batmayacak
güneşim
olan
yâr!
ömrüme doğan güneş; zulmetimi aydınlığınla
Bir gülüşünü gönder zambak gibi açayım.
Bil ki, gönlümün bir serenat
şenlendiren nursun. Senle atan, senle nefes alan
Mahşere dair bir söz sen ver bana sevdiğim
misali kulağına fısıldadığı
kalbim Rabbimden dileğimdir; senle dursun…
aşkımın
ölümsüzlüğüdür
O sözünle nefsimden köşe bucak kaçayım.
Her gece gönül balkonunun altına gelip yapaşikâr… Allah’ın izniyle göntığım serenatlar kifâyet etmez ki bana... Benim
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
7 Kasım 2014 Cuma
Engelini üstün yeteneğiyle
şansa dönüştürdü
Doğadaki frekansların hangi müzikal sese ait olduğunu ayırt edebilen "Absolut
kulağa" sahip 19 yaşındaki otistik Burak Bayar, bu müzikal yeteneği sayesinde
konservatuvara girmeyi başararak, kanun sanatçısı olma yolunda ilerliyor.
ANKARA - Doğadaki frekansların hangi müzikal sese ait
olduğunu ayırt edebilen "Absolut kulağa" sahip 19 yaşındaki
otistik Burak Bayar, bu müzikal yeteneği sayesinde konservatuvara girmeyi başararak, kanun sanatçısı olma yolunda
ilerliyor.
Duyma problemi yaşadığı düşüncesiyle doktora
götürüldüğünde çocuk yaşta otistik olduğu belirlenen Burak
Bayar, duygularını şarkı sözleriyle dile getirişi ve müzikal
yeteneğiyle dikkat çekiyor.
Anne Hülya Bayar, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
oğlunun çocukluğunda uzun süre anne ve baba diyemediğini ancak birgün hediye ettikleri orgla kendi başına "Benim
annem güzel annem" adlı şarkıyı çalmaya başladığını belirtti.
İlerleyen zamanlarda oğlunun şişe kapaklarıyla düzenli
tempo tuttuğunu da farketmeleriyle birlikte, yeteneğini
geliştirmek üzere müzik eğitimine başladıklarını anlatan
Bayar, şöyle devam etti:
"Burak konuşmaya müzik parçalarıyla başladı. Kendini
şarkı sözleriyle ifade etti. Kızdım ona bir gün, 'Git buradan'
dedim, 'Bugün pamuk kalbinden taşınıyorum' diye, şarkı
sözüyle karşılık verdi. Bir gün yolda kaldık arabayla, bana
dönüp 'Ben de bu handa bir garip yolcuyum' dedi. Babası
bir gün kızdı, 'Ezdirmem sana kendimi, kafama sıkar giderim' dedi. Okulda arkadaşları ona 'Deli' demiş, 'Deli diyorlar
bana, desinler değişemem' dedi. Orijinal bir çocuk. İlk
zamanlar bu başıma neden geldi diyordum, daha sonra onu
şans olarak görebileceğimi hiç düşünmemiştim. O benim
şansım."
"Aileler pes etmesin"
Burak'ın, Türk müziği sevdiğini ve kanun çalmak istemesi
üzerine de 15 yaşında ders almaya başladığını ifade eden
Hülya Bayar, müzik eğitimi sayesinde oğlunun kendine
özgüven duymaya başladığını ve ardından konservatuvarı
kazandığını söyledi.
"Özel çocuklara sahip ailelerin pes etmemeleri gerektiğini" vurgulayan Bayar, "Önümüze engeller çok çıkıyor ama
saklamasınlar, paylaşsınlar. İnsanlar size yardımcı olmaya
çalışabiliyor. Burak, eşimle hayata başka pencereden bak-
mamızı sağladı. Herşeye üzülmemek gerektiğini gördük, bu
bizim evliliğimizi bile sağlamlaştırdı. Kanser tedavisi
gördüm ama hastalıkla savaşmam Burak sayesinde oldu"
dedi.
"Herkeste olmayan bir özelliğe sahip"
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Türk Musikisi Devlet
Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü Öğretim Üyesi Doç.
Dr. Cenk Güray, Burak'ın özel durumunu güzel sanatlar
lisesinde kanun hocası olan Tahir Aydoğdu'dan öğrendiklerini söyledi.
Burak'ın müzikle ilgili yüksek yeteneğine kendilerinin
de tanık olduklarını dile getiren Güray, "Burak'ın, 'Absolut
kulak' olarak tabir ettiğimiz bir duyuş yeteneği var. Bu da
müzik adına özel bir yetenektir. Burak'ın yeteneği herkeste
görülen bir özellik değildir. Çoğu müzisyende bile yoktur.
Bazı özel kişilerde vardır. Bildiğim kadarıyla Fazıl Say ve
keman virtüozu Cihat Taşkın da vardır" ifadelerini kullandı.
Güray, Burak'ın müziği çok sevdiğini ve gelecekte
ülkedeki önemli kanun icracılardan biri olacağını
öngördüklerini kaydetti. (AA)
Kınalı keklikler telemetri cihazıyla takip ediliyor
KAHRAMANMARAŞ - Kahramanmaraş'ta kınalı kekliklerin doğal ortamlarına adaptasyonunu araştırmak
amacıyla popülasyonu artırmak için doğaya salınan 38
kınalı keklik, takılan telemetri cihazı ile takip ediliyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürü Ayhan
Deligöz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Orman ve Su
İşleri Bakanlığı ile bazı özel sektör kuruluşları ve sivil
toplum örgütlerinin son yıllarda doğaya farklı hayvan türleri, özellikle de keklik ve sülün bıraktığını söyledi.
Bu kapsamda Orman ve Su İşleri Bakanlığı 15. Bölge
Müdürlüğü bünyesinde Gaziantep, Malatya ve
Kahramanmaraş'ta yaban hayvanı üretim istasyonları
bulunduğunu belirten Deligöz, bu yıl içerisinde 47 bin
kınalı keklik yetiştirildiğini ifade etti.
Kahramanmaraş'taki üretim istasyonununda ise 14 bin
keklik üretildiğini vurgulayan Deligöz, bunların doğaya
salınmak üzere Türkiye'deki 30 değişik ile gönderildiğini
aktardı.
Kekliklere telemetri cihazı takıldı
Deligöz, doğal popülasyonun artırılması amacıyla
doğaya salınan kekliklerin doğal ortamlarına adaptasyonları hakkında Türkiye'de yapılmış bilimsel bir araştırma
bulunmadığını söyledi.
Yetiştirilen kekliklerin doğaya salma çalışmalarına
temel oluşturmak üzere kekliklerin doğal ortamlarında
yaşama ve üreme oranlarının bilinmesi gerektiğine işaret
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
2
3
4
5
6
7
8
9
eden Deligöz, bu kapsamda "Kekliklerin Doğaya Uyum
Adaptasyonu Araştırma Projesi"ni hayata geçirdiklerini
ifade etti.
Yetiştirilen 100 kınalı kekliğin Kahramanmaraş Sütçü
İmam Üniversitesi (KSÜ) Avşar Yerleşkesinde doğaya
bırakıldığını anlatan Deligöz, şöyle devam etti:
"Sahada yapılan gözlemlerin olumlu sonuç vermesi
üzerine radyo-telemetri takip cihazları satın alınarak, KSÜ
Ziraat Fakültesi ile protokol yapıldı. Kahramanmaraş
Kapıçam Kınalı Keklik Üretme İstasyonu'nda yetiştirilen
35 kınalı keklik radyo-telemetri takip cihazı takılarak, iki
ay önce yerleşke alanına bırakıldı. Cihaz takılan 5 kekliği
de yeni doğaya saldık. Projeyle kekliklerin adaptasyonları,
barınması, beslenmesi, üremesi ve yırtıcılardan korunması
gibi konular araştırılıyor." (AA)
10
BULMACA
Soldan sağa:
1.Eli sıkı, cimri. – Yapı. 2. Sonsuza değin, sürgit. 3. Telli bir tür gitar. –
Tembih sözü. 4. Yolcu evi. – Asalak bir böcek, sakırga. 5. Gizli bir tehlikesi
olduğu sanılan, tekin olmayan. 6. Bayram. – Taş levreği. 7. Üflemeli bir çalgı.
– Kabaca bir seslenme sözü. – Soru sözü. 8. Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum. 9. Kütahya ilinin bir ilçesi. – Bağımlı. 10.
Hayvanın erkekliğini gidermek, hadım etmek. – Kasımpatına benzeyen bir tür
çiçek. 11. Nesne, şey. – Ziraat. 12. Kalın sicim. – Güneş doğmadan önceki
alaca karanlık. 13. Tantalın simgesi. – Balık avlamakta ya da odun taşımakta
kullanılan büyük kayık. 14. Kulak iltihabı. – Güneydoğu Asya’da yaşayan,
uzun kuyruklu maymun. 15. Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim.
– Galyumun simgesi. 16. Bir peygamber. – Türk müziğinde bir makam. 17.
Bebeklere verilen yiyeceklerin genel adı. – Lahza. – Güney Afrika’nın plaka
işareti. 18. Hakim, hükümran. – Şenlik kemeri. 19. Bakırın simgesi. – Vilayet.
– Tuzak, kapan. 20. Kedi, köpek yavrusu. – Dinlence.
Yukarıdan aşağıya:
1. Sigarada bulunan zehirli madde. – Senatörlerin toplandıkları yer. – Köylü
yardımlaşması. 2. Seçkin. – Gömü. – Eski Türklerde kutsal hekim. 3. Bir
kumaş türü. – Bir tür hafif ve kaba ayakkabı. – Tespihlerin baş tarafına geçirilen uzunca parça. 4. Herkes, el gün, yabancılar. – Mikroskop camı. – Kedi,
köpek gibi hayvanların ön ayakları. – Hatay ilinde bir ova. 5. Baş, kafa. –
Kuranı güzel ve yüksek sesle, usulünce okuma. – Lantanın simgesi. –
Yabancı. 6. Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak.
– Birbirine bağlı iki tekneden oluşan bir tür gezinti teknesi. 7. Berilyumun
simgesi. – İnam, vedia. – Oruç tutulan ay. – Bir nota. 8. Piston. – Mabet. –
Lezzet. 9. Yuvarlak ve bombeli şapka. – Sazın en
kalın teli. – Atom Bombası atılmış olan
Japonya’da bir kent. 10. Bir anda oluveren, apansız.
ÇÖZÜMÜ
– Hardal kokulu savaş gazı. – Alacak, borç.
BUGÜN
11. SAYFADA
19
20
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
9
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
İSLAMCI ENTELEKTÜELLER VE MUHAFAZAKÂR CEMAATÇİLER
Bugün gelinen noktada son derece
cemaatçiler, bugün Türkiye
yanlış ve sakat bir ittifak var. İslamcı
Cumhuriyeti Devletimizin temel
entelektüel ve muhafazakâr cemaatçi- yapısı olan Türk millî anlayışı, ruh,
lerin itikatlarına, inançlarına, dinlerine şuur ve yapısını yok etmek için batıya
bir şey diyemem ama siyasetleri, idebağımlı siyasetin kanatları altında bir
olojik ve stratejik duruşları son derece araya gelerek ittifak ettiler. Ancak bu
sakattır.
ittifak, o kadar da sağlam değil.
Bunların ilk nesli olan II.
Özellikle liberaller, cemaatçilerin dinî,
Meşrutiyet dönemi İslamcıları yani
manevî değerlerine bir türlü tahamMehmet Âkif ve diğerleri, siyaseten
mül edemiyorlar. Mahalle baskısı, şu
emperyalizme, Batı emperyalizmine
bu diyerek fırsatını buldukları anda
şiddetle muhaliftiler ve milliyetçi idil- onları hırpalıyorlar.
er. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce
İslamcı kesimden birileri kazara
İslam milliyetçisi, daha sonra Arap ve batı emperyalizmine biraz diklenecek
Arnavutların ayrılmasından sonra da
olsa hemen tehdit etmeye başlıyorlar.
Türk milliyetçisi oldular.
Bu diklenmenizin faturasını Batılı
O zaman “Düvel-i Muazzama” ve
efendilerimiz size ağır ödetecek, ona
“İtilaf Devletleri” gibi adlar altında
göre, diye tehdit ediyorlar. Yani
bir araya gelen Haçlı sürülerinin bize, cemaatçi arkadaşlar, batıcı liberaller
Türk ve İslam dünyasına dönük
tarafından kullanıldıklarının farkında
kültürel, ekonomik, siyasi, askerî
değiller. İslamcı ve cemaatçiler, biz
emperyalizm faaliyetlerine karşı son
liberalleri kullanıyoruz diyorlarsa
derece sert ve millî bir tepki veriyoryanılıyorlar. Siz saf olabilirsiniz ama
lardı. Bu bağlamda büyük çoğunluğu
liberaller o kadar saf değil.
da destanî manadaki Millî
Hasılı bu ittifakın ortak paydaları,
Mücadelemize destek verdiler.
ana hatlarıyla şöyledir:
Ancak bugün onların torunları
Özgürlükçülük adına etnik
demek olan muhafazakâr cemaatçiler
ayrılıkçılığı körüklemek, bazı insanve İslamcı entelektüeller, atalarına
lara verili kimlikleri olan etnik
ihanet içindedirler. Zira atalarının
aidiyetlerini, kavmî özelliklerini
mücadele ettiği İtilaf Devletlerinin
sürekli hatırlatarak onları bütünleyici
torunları olan Avrupa Birliği ve
ve kapsayıcı olan Türk millî yapısınAmerika ile işbirliğine girmiş durum- dan ayrıştırarak çözmek.
dalar.
Türkleri, hem verili hem de
Dün Batı kulübü, Hristiyan kulübü
kazanılmış kimlikleri olan Türk millî
dedikleri Batıyla bugün millî Türk
kimliğinden uzaklaştırarak onları orta
devletini gevşetme, Türk millî kimyerde kimliksiz bir şekilde cascavlak
liğini silikleştirme konusunda tesbırakıvermek. Zira Türk’e Türklüğü
limiyetçi bir çizgide işbirliği yapıyorunutturulduktan sonra onun kimliği ne
lar. Bu durum, bu arkadaşların kendi
olacak? Hiç.
var oluşlarına, kimliklerine, üzerinde
Kimliksizleştirilmiş Türklere liberoturdukları zemine ihanet demektir.
aller, “siz salt insansınız, dünya vatanBu kadar büyük bir çelişki, bu kadar
daşısınız” diyor, İslamcı ve cemaatçilbüyük bir özüne yabancılaşma olaer de sadece “Müslümansınız” diyor.
maz.
Bunu da sadece Türklere diyorlar.
Bunların büyük bir bölümü,
Başka kavimden olanlara demiyorlar.
başlarında bulunan, gazetelerinde yazı Tam tersine onlara etnik yapılarının
yazan, televizyon ve radyolarında
ne kadar önemli olduğunu demokrasi,
konuşan Türklük ruhundan yoksun
insan hakları, kültürel haklar, bilmem
etnikçi kişilerin etkisiyle “İslam’da
ne bağlamında anlatıyorlar.
milliyetçilik yoktur, ümmetçilik
Millî bağımsızlık ruhunu ve
vardır” diyerek mensuplarının ya da
özgüven duygusunu yok ederek Türk
bağlılarının Türklük ruhunu
devlet ve milletinin siyasetini, idaresiöldürmekteler.
ni, ekonomisini, kültürünü Avrupa
Bunlar, bir taraftan “Türklük,
Birliği ya da Amerika’ya teslim
Türkçülük kötüdür, günahtır” derken;
etmek.
öbür taraftan Kürtçülük, Ermenicilik,
Bu arkadaşlar, emperyalist Batının
şuculuk buculuk demokrasidir, insan
uydurup içimize yaydığı “Kürt
hakkıdır, kültürel haktır gibi laflarla
sorunu” gibi suni sorunları bizim
etnik ırkçılıklar yapmaya başladılar.
kendi sorunumuzmuş gibi her Allahın
Kavmiyetçilikle milliyetçiliğin ne
günü gazete ve televizyonlarında
demek olduğunu bilmeden, milliyetçi- tartışıp duruyorlar. Nitekim bu mesellik düşmanlığına dayalı kavmiyetçilik eye ta o zaman, Millî Mücadele döneyapıyorlar. Türk milliyetçiliği, kan
mimizde Mehmet Âkif, 1920’de
bağına bakmadan; sosyolojik, kültürel Kastamonu’da Nasrullah Camii’nde
ve hukuki anlamda birleştirici, kapverdiği bir vaazında şöyle değiniyor:
sayıcı bir tavırdır. PKK söylemiyle
“Ey cemaat-ı Müslimîn! Gözünüzü
Kürtçülük yapmak ise, etnik temele
açınız, ibret alınız. Bizim hani seneldayalı ayrımcı, bölücü bir kavmiyetçi- erden beri kanımızı, iliğimizi kurutan
liktir.
dahilî meseleler yok mu, Havran
Tek devlet, tek millet, tek vatan, tek meselesi, Yemen meselesi, Şam mesebayrak diyorsan, tek dil de demek
lesi, Kürdistan meselesi (bugün bunu
zorundasın. Aynı vatanda, aynı devlet
“Kürt sorunu” diye okuyabilirsiniz),
çatısı altında tek dil olmadan tek milArnavutluk meselesi… Bunların hepsi
let nasıl olunur? Birbirinin dilini anla- düşman parmağıyla çıkarılmış mesemadan, iletişim kuramadan, nasıl mil- lelerdir. Onlar böyle olduğu gibi
let olunur? Bu arkadaşlar, Türkiye’de
bugünkü Adapazarı, Düzce, Yozgat,
Kürtçe eğitim dili olsun, resmî dil
Bozkır, Biga, Gönen, Konya isyanları
olsun, diyerek iki milletli; hatta
da hep o melun (lanetli) düşmanın
zamanla çok milletli bölük pörçük,
işidir. Artık kime hizmet ettiğinizi,
kozmopolit, kavimler çorbası bir
kimin hesabına birbirimizin gırtlağına
toplumsal yapı öneriyorlar. Bunu
sarıldığımızı anlamak zamanı
bazen kendileri söylüyor, en çok da
zannediyorum ki gelmiştir. Allah rızagazetelerinde akıl hocası edindikleri
sı için olsun aklımızı başımıza toplaymilliyetsiz, kozmopolit, liberal
alım.”
yazarları dillendiriyor.
Evet bu arkadaşlar, bizi dinlemiyorLiberaller, batılı anlamda bir kozlarsa, çok sevdikleri Âkif’e kulak
mopolitlik adına Türklük ruhunu yok
versinler de akıllarını başlarına alsınederken, bir kısım İslamcı ve
lar. Düşman parmağıyla çıkarılmış
cemaatçiler de, güya ümmetçilik
sorunları tartışmaktan vazgeçsinler,
adına ama başka etnisiteler lehine
kavmiyetçilik yapmak yerine “tek
Türklük şuurunu öldürmekteler.
millet” yapısını tahkim etmeye
Liberaller, bir kısım İslamcı ve
çalışsınlar vesselam.
İl il gezerek ok ve yay satıyor
ÇANKIRI - İzmir'de yaşayan 64
yaşındaki Ali Çaplıca, 18 yıldan
beri yolcu otobüsleriyle il il dolaşıp
ok ve yay satarak ailesinin geçimini sağlıyor.
Uzun yıllar hamallık yapan
Çaplıca, televizyonda izlediği
programdan etkilenerek, süs eşyası olarak kullanılan ok ve yayları
satmaya karar verdi. Çaplıca, daha
sonra hamallığı bırakarak tanıdıklarının el emeğiyle yaptığı süs
eşyalarını yolcu otobüsüyle seyahat ederek satmaya başladı.
Çaplıca, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, işini
çok sevdiğini
belirterek, izlediği
televizyon programının hamallığı
bırakmasını sağladığını söyledi.
"Oklara çok
önceden de merakım vardı" diyen
Çaplıca, "Bu
merak ok satmaya
dönüşmüş oldu.
Çok şükür
Allahıma kazancım yerinde, geçimimi sattığım bu ok ve yaylarla
sağlıyorum" ifadesini kullandı.
Sattığı ürünleri Karadeniz başta
olmak üzere Türkiye'nin birçok
yerinden aldığını belirten Çaplıca,
"Ben bu okları Karadeniz'deki bazı
iller başta olmak üzere Türkiye'nin
birçok yerindeki tanıdıklarımdan
alıp şehir şehir gezerek satıyorum.
Halk, tarihi süslemeleri çok seviyor. İnsanların böyle şeylere merakı var. Alıp evlerine asıyorlar. Bu
ilgi işimizin devam etmesini sağlıyor" şeklinde konuştu. (AA)
10
SAĞLIK
7 Kasım 2014 Cuma
"6'da 6 uyumlu böbrek" ile
hayata tutundu
Ankara'da böbrek nakli bekleyen 42 yaşındaki bir hastayı,
beyin ölümü gerçekleşen bir vericiden (kadavradan) alınan ve
çok nadir bulunan "6'da 6 uyumlu böbrek" hayata bağladı.
ANKARA - Yaklaşık 2 yıldır diyalize giren ve
böbrek nakli bekleyenler sırasında yer alan
Gülname Asker, 29 Ekim'de Ankara İbn-i Sina
Hastanesinde gerçekleşen ameliyat sonucu
sağlığına kavuştu.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel
Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Acar Tüzüner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 42 yaşındaki hastanın canlı donör bulunamadığı için 2 yıldır bekleme listesinde olduğunu
söyledi.
Hastaya bir anlamda ''piyango''çıktığını ve
dokuları tam uyumlu böbrek bulunduğunu
belirten Tüzüner, hastanın şu anki sağlık durumunun çok iyi olduğunu, böbreğin gayet iyi
çalıştığını söyledi.
Kadavradan tam uyumlu böbrek bulma şansının çok düşük olduğunu anlatan Tüzüner,
böyle organ nakillerinin çok nadir yapıldığını
söyledi.
"6'da 6 uyum olan böbrek" naklinde organ
reddinin çok düşük olduğuna dikkati çeken
Tüzüner, böbreklerin çok uzun süreler problem
olmadan çalıştığını söyledi.
Türkiye'de bu yıl sadece 28 tam uyumlu
böbrek nakli yapıldığına dikkati çeken Tüzüner,
''Yani, hastamız, 22 bin hasta arasında 28
şanslı hastadan biri oldu'' dedi.
Türkiye'de beyin ölümü gerçekleşmiş vericilerden organ naklinin yetersiz olduğunu ifade
eden Tüzüner, bu nedenle canlı vericileri
olmayan hastaların bekleme sürelerinin 7-8
seneleri bulduğunu kaydetti. Tüzüner, '' Türkiye
genelindeki bekleme listesindeki kurallara göre,
dokuları tam uyumlu hastalarda bekleme
süreleri ne kadar kısa olursa olsun, o organ
direk o hastaya gönderiliyor'' şeklinde konuştu.
Türkiye'de son 10 yıldır organ bağışında çok
yol katedildiğini, ancak kadavradan organ
bağışının düşük olduğunu vurgulayan Tüzüner,
kadavradan organ bağışının normalde milyon
popülasyonda 37-38 civarında olması
gerekirken, Türkiye'de milyon popülasyonda 3
civarında kaldığını söyledi.
''Biz yüzde 90 organ naklimizi canlı vericiden yapıyoruz" ifadesini kullanan Tüzüner, şunları kaydetti:
"Canlı vericiler çok fedakar insanlar, organlarını vererek, hastanın hayatını kurtarıyorlar.
Aynı zamanda bekleme listesinden de o hastayı
çıkararak, ikinci bir hastaya da organı daha
önce alma şansı veriyorlar. Ama etik olarak da
tartışmalı. Çünkü tamamen sağlıklı olan bir
insanın organı çıkarıp bir başkasına takıyorsunuz. O yüzden ideali organ naklini
kadavradan yani beyin ölümü gerçekleşmiş
hastalardan yapmamız'' (AA)
PERSONEL HİZMETİ ALINACAKTIR
ÇOCUK EVLERİ KOORDİNASYON MERKEZİ-ANKARA AİLE VE
SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI MÜSTEŞARLIK
Gastrite bağlı ülser kanamaları
Kasım-Mayıs arasında artıyor
İSTANBUL - Acıbadem Atakent Hastanesi
Gastroenteroloji Uzmanı Doç Dr. Fatih Oğuz
Önder, gastritin mide duvarının iç yüzeyinin iltihabıyla ortaya çıkan bir hastalık olduğunu
belirterek, "Gastrit sıklığı mevsimlere göre değişiklik göstermiyor, ancak gastrite bağlı gelişen ülser
kanamaları kasım-mayıs ayları arasında artıyor,
yaz aylarında ise azalıyor" dedi.
Acıbadem açıklamasında görüşlerine yer verilen Önder, bunun kesin nedeni bilinmemekle birlikte, yazın iyice yıkanmadan yenilen yiyeceklerde
bulunan "helikobakter pylori" enfeksiyonunun etkisinin; ancak birkaç ay sonra ortaya çıkmasının
etkili olduğunun düşünüldüğünü vurguladı.
Hastalığın en sık nedenleri arasında
"helikobakter pylori enfeksiyonu", aspirin ve diğer
ağrı kesici ilaçların yer aldığına dikkati çeken
Önder, "Helikobakter pylori" mide içine yerleşen
ve yıllarca devam eden enfeksiyondan sorumlu
bakteri olarak biliniyor" ifadesini kullandı.
Doç. Dr. Önder, eldeki son verilere göre
Türkiye'de bu bakterinin her 10 kişiden 6'sında
görüldüğünü aktararak, gastritle ilgili olarak şunları
kaydetti: "Ağrı kesici ilaçlar mide duvarının direncini azaltır, iltihaplandırır ve yara (ülser) açılmasını
kolaylaştırır. Daha nadir görülen nedenler arasında
alkol ve ağır hastalıklar sayılabilir. Ayrıca nadir
görülen bir diğer gastrit nedeni de vücudun
bağışıklık sisteminin mide iç duvarına saldırısı
sonucu gelişen ve mide iç duvarının inceldiği
atrofik gastrittir. Psikolojik nedenler ve stres
günümüzde gastrit nedeni olarak kabul edilmiyor.
Ancak stres altında olan kişilerde zaten var olan
gastrite bağlı ağrının ve diğer şikayetlerin daha
kolay ve şiddetli olarak tarif edildiği biliniyor. Yani
stresli insanlar ağrıları daha sık ifade ederken
diğer insanlar aynı ağrıyı ciddiye almayabiliyor."
Gastrit belirtilerini; karnın üst yarısında ağrı, az
miktarda yemek ile doyma ve şişkinlik hissi, gaz
ile şişkinlik ve geğirme, iştahta azalma, bulantı ve
kusma, halsizlik (gastrite bağlı kansızlık gelişirse),
ağızdan kan gelmesi veya gaita renginin siyah
olması (ülser gelişirse) olarak sıralayan Önder,
gastritin kadınlarda ve erkeklerde eşit sıklıkta
görüldüğünü, herhangi bir meslek grubu ile ilişkisi
bilinmemekle birlikte, stresli işi olanların daha çok
ağrı duyduğunu bildirdi.
Gastroenteroloji Uzmanı Önder, "helikobakter
pylori enfeksiyonu"nun sıklığının yaş ile birlikte arttığı için yaş ilerledikçe gastrit görülme olasılığının
da arttığına değinerek, gastritin neden kasımmayıs arasında daha fazla görüldüğünün kesin
nedeninin bilinmediğini belirtti.
Gastrit sıklığının mevsimlere göre değişiklik
göstermediğini, ancak gastrite bağlı gelişen ülser
kanamalarının kasım-mayıs ayları arasında arttığını
dile getiren Önder, kanamaların yaz aylarında ise
azaldığını kaydetti.
Doç Dr. Fatih Oğuz Önder, öne sürülen olasılıkların arasında yaz aylarında yenilen iyi yıkanmamış
veya pişmemiş meyve ve sebzeden gelen
"helikobakter pylori enfeksiyonu"nun birkaç ay
sonra etkisini göstermesi ve mevsime göre
değişen yiyecek çeşitlerinin sayılabildiğini
aktararak, tedaviye ilişkin şu değerlendirmeleri
yaptı: "Hastalığın nedeni tespit edildikten sonra
buna yönelik ilaçlar veya yaşam tarzı ve diyet
değişiklikleri ile tedavi edilir. Hastalığın nedeni
tespit edilmeden yapılan tedaviler ile kalıcı iyilik
hali sağlanması mümkün değildir. 'Helikobakter
pylori enfeksiyonu'nun tedavisi zordur ve her 23
yılda bir ülkede görünen enfeksiyonun özelliklerine
göre kullanılan ilaçlar değiştirilir. Uygun ve güncel
tedavi protokolleriyle hastaların çoğunda başarılı
sonuçlar elde edilebilir. Günümüzde 2 hafta
süreyle günde ikisi antibiyotik olan 4 çeşit ilacın
kullanıldığı tedavi protokolleri tercih ediliyor. Ağrı
kesici ilaç kullanılmasına bağlı gastritin tedavisi ise
ilacın kesilmesi, değiştirilmesi veya yanına mide iç
duvarını koruyan ilaçların eklenmesi ile sağlanır.
Gastritin sebebi tedavi edildikten sonra hastaların
büyük çoğunluğunda şikayetler kısa sürede
düzelme gösterir. Ancak az sayıda hastada
şikayetler azalmakla beraber birkaç ay devam
edebilir. Bu sürede ise mide asidini baskılayıcı
tablet veya sıvı şekildeki ilaçlar kullanılabilir." (AA)
NAKLİYE ALL RİSK SİGORTASI
MAKİNA VE KİMYA ENDÜSTRİSİ KURUMU
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Ankara Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü 36 Aylık 1 Kişilik Veri İşletim ve Otomasyon
Personeli Hizmet Alımı hizmet alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık
ihale usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2014/139790
1-İdarenin
a) Adresi : Emniyet Mah. Silahtar Cad. No: 77 Yenimahalle/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası : 3122110213 - 3122110446
c) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu hizmetin
a) Niteliği, türü ve miktarı: 1 Kişi ile Veri tabanında kayıtlara bir standart getirilmesi, başvuruların ve
yapılan işlemlerin kolaylıkla takip edilebilmesi, sonuçlandırılabilmesi, geçmişe dönük veri oluşturulması
ve verilerin Yönetim Bilgi Sistemine kaydedilmesi işidir.
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Yapılacağı yer: Ankara Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü Emniyet Mah. Silahtar Cad.
No:77 Yenimahalle/ANKARA
c) Süresi:İşe başlama tarihi 01.01.2015, işin bitiş tarihi 31.12.2017
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer: Ankara Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü Emniyet Mah. Silahtar Cad.
No:77 Yenimahalle/ANKARA
b) Tarihi ve saati: 20.11.2014 - 10:30
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası veya Meslek Odası Belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, kayıtlı olduğu ticaret ve/veya sanayi odasından ya da ilgili meslek
odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, odaya kayıtlı olduğunu gösterir
belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu ticaret ve/veya sanayi odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğinin odaya kayıtlı olduğunu
gösterir belge,
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğinin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile tüzel
kişiliğin yönetimdeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin
tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek üzere ilgili
Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli imza sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu işin tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından
fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünyesinde bulunan
ticaret sicil memurlukları veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir tarafından ilk
ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır kesintisiz olarak bu
şartın korunduğunu gösteren, standart forma uygun belge,
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.3.1. İş deneyimini gösteren belgeler:
Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kabul işlemleri tamamlanan ve teklif edilen
bedelin % 25 oranından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini
gösteren belgeler veya teknolojik ürün deneyim belgesi.
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
4.4.1. Kamuda veya özel sektörde personel çalıştırılmasına dayalı olarak ihale edilen her türlü kayıt-veri
işleme, yazılım, ofis otomasyon ve yönetim bilgi sistemlerine ilişkin işler müştereken veya ayrı ayrı benzer
iş olarak kabul edilecektir.
5. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhale yerli ve yabancı tüm isteklilere açıktır.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 50 TRY (Türk Lirası) karşılığı Muhasebe
Müdürlüğü / ANKARA adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar Ankara Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü Emniyet
Mah. Silahtar Cad. No:77 Yenimahalle/ANKARA adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese
iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, Birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale sonucu üzerine ihale yapılan istekliyle, her bir iş kaleminin miktarı ile bu kalemler için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan
toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 120 (yüz yirmi gün) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
13.Diğer hususlar:
Teklifi sınır değerin altında olduğu tespit edilen isteklilerin teklifleri, Kanunun 38 inci maddesinde
öngörülen açıklama istenmeksizin reddedilecektir.
Basın - 14510 (www.bik.gov.tr)
NAKLİYE ALL RİSK SİGORTASI hizmet alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine
göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2014/139720
1-İdarenin
a) Adresi : DEGOL CAD. 06330 TANDOĞAN/ YENİMAHALLE/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası : 3122961363-3122961154 - 3122961691
c) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu hizmetin
a) Niteliği, türü ve miktarı : 400.000.000.-TL. (dörtyüzmilyonTL) tutarındaki malzemenin yurtiçi ve yurtdışı nakliyesine ait all risk sigortası Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari
şartnameden ulaşılabilir.
b) Yapılacağı yer :Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü Tandoğan/ANKARA
c) Süresi: İşe başlama tarihi 31.12.2014, işin bitiş tarihi 31.12.2015
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü, İkmal Dairesi Başkanlığı
Tandoğan/ANKARA
b) Tarihi ve saati :27.11.2014 - 10:00
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası veya Meslek Odası Belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, kayıtlı olduğu ticaret ve/veya sanayi odasından ya da ilgili meslek
odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, odaya kayıtlı olduğunu gösterir
belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu ticaret ve/veya sanayi odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğinin odaya kayıtlı olduğunu
gösterir belge,
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğinin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile tüzel
kişiliğin yönetimdeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin
tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek üzere ilgili
Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli imza sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu işin tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından
fazla hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünyesinde bulunan
ticaret sicil memurlukları veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir tarafından ilk
ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır kesintisiz olarak bu
şartın korunduğunu gösteren, standart forma uygun belge,
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.3.1. İş deneyimini gösteren belgeler:
Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kabul işlemleri tamamlanan ve teklif edilen
bedelin % 50 oranından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini
gösteren belgeler veya teknolojik ürün deneyim belgesi.
4.3.2. Makine, teçhizat ve diğer ekipmana ait belgeler ve kapasite raporu:
2014 yılı için trete antlaşmalarını gösterir kaşeli imzalı belge
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
4.4.1. Kamu veya özel sektörde yapılmış olan her türlü sigorta hizmeti alımı benzer iş kabul edilecektir.
5. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 100 TRY (Türk Lirası) karşılığı Makina ve Kimya
Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü, İkmal Dairesi Başkanlığı İç Alım Şube Müdürlüğü
Tandoğan/ANKARA adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü, İkmal
Dairesi Başkanlığı Haberleşme Servisi 4.Kat 412 Nolu Oda Tandoğan/ANKARA adresine elden teslim
edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, Birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale sonucu üzerine ihale yapılan istekliyle, her bir iş kaleminin miktarı ile bu kalemler için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan
toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 60 (altmış) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
13.Diğer hususlar:
İhale, Kanunun 38 inci maddesinde öngörülen açıklama istenmeksizin ekonomik açıdan en avantajlı teklif
üzerinde bırakılacaktır.
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Basın - 14498 (www.bik.gov.tr)
dış dünya
7 Kasım 2014 Cuma
İsrail askerleri Mescid-i Aksa'yı bastı
İsrail'in sabah saatlerinde yaklaşık 100 Yahudi'yi Mescid-i Aksa'nın avlusuna girişine izin vermesinin ardından, Aksa içinde ve
çevresinde yaşanan çatışmalarda 27 kişi yaralandı. Hafif yaralananlar arasında AA muhabiri Turgut Alp Boyraz da bulunuyor.
KUDÜS- İsrail güvenlik güçlerinin, sabah saatlerinde yaklaşık 100
Yahudi'yi Aksa'nın ağlama duvarına
bakan Megaribe kapısından içeriye
almasına tepki gösteren Filistinliler
ile İsrail askerleri arasında çatışma
çıktı. Mescid-i Aksa'nın içerisine
giren 100 kadar İsrail askeri cami
avlusunu savaş alanına çevirdi.
İsrail askerlerinin, Filistinlilerin üzerine plastik mermi, ses ve gaz bombalarıyla müdahelesi üzerine 27 kişi
yaralandı. Bu sırada Aksa içinde
bulunan Kıble Camisi'ne sığınan
Müslümanları kovalayan İsrail
askerleri, Kıble Camisini içerisinde
postallarıyla gezerek, göstericileri
tartakladı, bu esnada cami içerisindeki Kur'an-ı Kerimlerin etrafa saçıldığı görüldü.
Olayın ardından İsrail yönetimi
Aksa'ya giriş çıkışları saat 08.00 ila
10.00 arasında kapattı.
Öte yandan, içeride bunlar yaşanırken, Aksa'nın dışında da gerginlik sürdü. Hıtta kapısının önünde
toplanan Filistinliler İsrail askerlerini
protesto etti. Bunun üzerine göstericilere müdahale eden İsrail askerleri, bir kez daha göstericilere plastik mermi ve ses bombasıyla saldırdı. Saldırı esnasında olay yerinde
bulunan ve plastik mermilerden
korunmaya çalışan AA muhabirleri
de zor anlar yaşadı. Muhabirlerden
Turgut Alp Boyraz, hafif şekilde
yaralanırken, fotoğraf makinesi de
zarar gördü. Muhabirlerden Yusuf
Hatip ve Salih Zeki Fazlıoğlu da
arbede esnasında polis tarafından
darp edildi. TRT Türk kameramanı
Hamza Naci'nin de kamerasına
plastik mermi isabet etti.
İsrail Eminiyet Genel Müdürlüğü
Sözcüsü Micky Rosenfeld, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
çıkan olaylarda herhangi bir gözaltı
ve tutuklamanın olmadığını ve saat
10.00 itibariyle Aksa'nın kapılarının
tekrar ziyaretçilere açıldığını söyledi.
Kıble mescidi
Cuma namazlarında imam,
Mescid-i Aksa külliyesinin kıble
tarafında yer aldığı için Kıble
Mescidi olarak tanımlanan bölümdeki mihrabı kullanıyor ve cemaat
oradaki kubbenin altından itibaren
saf tutuyor.
Mihrabın hemen bitişiğinde yer
alan Selahaddin Eyyubi'den kalma
minber, 1969 yılında radikal
Yahudiler tarafından yakılmış, 38 yıl
bulundu. Barzani, IŞİD'in doğuşunda
"Suriye'deki ılımlı muhalefeti yeterince
desteklemeyen uluslararası toplumun
sorumluluğu bulunduğunu" söyledi.
Esed rejiminin ve IŞİD'in "birbirlerine
yardım ettiğini" kaydeden Barzani, bu
sayede uluslararası toplumun baskısını
artırdığı bir dönemde, Esed rejiminin
"daha kötü bir alternatifin" ortaya çıkışıyla rahatlarken, IŞİD'in, ılımlı muhalif grupları yenilgiye uğratarak güçlendiğini
anlattı.
Öte yandan Bağdat yönetiminin
Sünnileri ve Kürtleri dışlayan "mezhepçi"
politikalarının, ülkeyi çöküşe götürürken,
IŞİD'in önünün açıldığını belirten Barzani,
Irak'ta halen IŞİD'e destek verenlerin
çoğunluğunun, bunu terör örgütünü sevdiği için değil, Bağdat yönetimine duyduğu aşırı nefret nedeniyle yaptıklarını
ifade etti.
Barzani, Türkiye üzerinden Suriye'nin
Ayn el-Arap (Kobani) kentine gönderdik-
Dünyada 75 milyon genç, işsizlikle
karşı karşıya
VİYANA - Birleşmiş Milletler (BM)
Genel Sekreteri Ban Ki-mun, dünya
genelinde yaklaşık 75 milyon gencin
işsizlikle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Avusturya'nın başkenti Viyana'da
bulunan Ban, BM Viyana Ofisi'nde BM
Endüstriyel Kalkınma Örgütü (UNIDO)
tarafından düzenlenen kapsamlı ve sürdürülebilir endüstriyel kalkınma için
yatırımların artırılmasına yönelik Ortaklık
Forumu'na katıldı.
BM'nin çatışmalar, insan hakları
ihlalleri ve Ebola krizi gibi sağlık sorunlarıyla uğraştığını belirten Ban, "Ortak
geleceğimiz için güçlerimizi birleştirmek
zorundayız" dedi.
BM'nin günlük krizlerin yanı sıra
açlık ve çevre gibi sorunların sebeplerini araştırdıklarını belirten Ban,
"Kapsamlı ve sürdürülebilir endüstriyel
kalkınmayla başarıya ulaşabiliriz" diye
konuştu.
Endüstriyel kalkınmada gençlerin
rolünün unutulmaması gerektiğini ifade
eden Ban, şunları söyledi:
"Dünya tarihinde gençlerin sayısının
en yüksek seviyede olduğu bir dönemden geçiyoruz. Gençler, enerji ve fikir
dolular ancak yaklaşık 75 milyon genç,
işsizlikle karşı karşıyadır. Düzgün bir iş
umudu olmazsa onlar, aşırı ideolojilere,
uyuşturucu ve suça yatkın hale geliyorlar. Fakat doğru fırsatlarla bu gençler
sürdürülebilir kalkınma için büyük katkı
yapabilirler. Onlar, gelecekte daha fazla
istihdam yaratacak yeni endüstrilere
öncü olabilirler."
Ban, daha sonra Avrupa Güvenlik
ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi
Konsey Toplantısı'na katılarak burada
da konuşma yaptı. AGİT'in çatışmaların
önlenmesinde ve engellenmesinde
önemli rol oynadığını belirten Ban, 15 yıl
sonra geri gelen Soğuk Savaş hayaletini
defetmek için uğraştıklarını söyledi.
Ban, dünyanın sürekli bir dönüşüm
içerisinde olduğunu ve yeni güçler ve
sorunların ortaya çıktığını vurguladı.
Güvenlik ve istikrarın önemini ifade
eden Ban, Ukrayna'daki durumun derin
endişe kaynağı olmaya devam ettiğini
ve bölgede bölünmelere yol açtığını
kaydetti. Ukrayna'nın doğusunda
geçen hafta pazar günü yapılan seçimleri "uygunsuz ve zarar verici gelişmeler" olarak nitelendiren Ban, "Bütün ilgili
taraflar, Ukrayna'nın her tarafına istikrar
ve barış getirmek amacıyla hazırlanan
Minsk Protokol ve Memorandumu'nun
ruhunun ve maddelerinin yeniden
uygulanması için harakete geçmelidir.
İnsanların hayatlarını kaybetme trajedisinin yanında, kriz bizim küresel sorunları çözme ortak kabiliyetimizi de tehlikeye sokuyor" diye konuştu.
Ban ayrıca Avusturya Federal
Ekonomi Odası ve Uluslararası Ticaret
Odası tarafından düzenlenen "İş Yatırım
Forumu"na katıldı. (AA)
medreseler ve büyük avlunun
bulunduğu Mescid-i Aksa Külliyesi
altında, Süleyman Mabedi kalıntılarının bulunduğu inancıyla bu alanda
kazı çalışmaları yapıyor. (AA)
aradan sonra minberin bir benzeri
Türk kündekari ustaları tarafından
tekrar yapılarak 2007'de yerine
IKBY, IŞİD’le savaşmak için
AB’den ağır silah istedi
BRÜKSEL - Irak Kürt Bölgesel
Yönetiminin (IKBY) İç Güvenlik Müsteşarı
Mesrur Barzani, IŞİD'i karada yenilgiye
uğratabilen tek gücün peşmerge olduğunu belirterek AB üyelerinden ağır silahlar,
mali yardım ve siyasi destek talep etti.
Avrupa Parlamentosu Dışişleri ve
İnsan Hakları Komisyonlarının ortak toplantısında konuşan Barzani, bazı AB üyelerinin peşmerge güçlerine "cömert" hafif
silah yardımlarının, Suriye ve Irak ordularından ele geçirdiği füzeler, tanklar ve
uzun menzilli toplarla saldıran IŞİD'e
karşı mücadelede yeterli olmadığını söyledi.
Barzani, AB üyelerinden kendilerine
helikopter dahil ağır silahlar ve bunları
kullanabilmeleri için askeri eğitim vermelerini istedi.
Bağdat yönetiminin fonlarını dondurması nedeniyle AB'nin finansal desteğine
de ihtiyaç duyduklarını belirten Barzani,
"IŞİD'le özgür dünya adına savaşıyoruz
fakat özgür dünya bize gerekli ekipmanı
sağlamıyor" dedi.
Barzani, AB'ye "bu terör tehdidinin
yenilmesi ve başkentlerinizde terör saldırıları olmaması için Kürt bölgesiyle el ele
çalışmalısınız" mesajını verdi.
Mesrur Barzani, uluslararası toplumdan peşmergeye yapılan silah yardımlarının öncelikle Bağdat rejimi tarafından
denetlenmesi ve ağır silahlara müsaade
edilmemesine son verilmesi çağrısında
konulmuştu. Kudüs'te bulunan
Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk
kıblesi özelliğini taşıyor. Yahudiler,
içinde Kıble Mescidi ile Kubbetu's
Sahra Camisi'nin yanı sıra müze,
leri peşmerge güçlerinin sayısını buradan
gelen talebe göre belirlediklerini ve istenmesi halinde daha fazla topçu ve savaşçı göndermek istediklerini söyledi.
Mesrur Barzani, peşmerge güçlerinin
sayısının 150 bini bulduğunu fakat bunlardan 50-60 bininin "muharip güç" olduğunu, buna karşın IŞİD'in Suriye ve
Irak'ta 100 binden fazla savaşçısının
bulunduğunu ve bu rakamın dışarıdan
yeni katılımlarla artmaya devam ettiğini
kaydetti.
Barzani, Irak'taki Kürt bölgesel yönetiminde bağımsızlık referandumu konusunda kararlı olduklarını ve toplumun iradesini tüm dünyaya göstermek istediklerini dile getirdi.
Türkiye'deki çözüm sürecini desteklediklerini belirten Barzani, "Bu sorunun
müzakere edilmesi ve barışçıl şekilde
çözülmesi gerektiğine inanıyoruz" dedi.
(AA)
Katalonya, İspanyol
devletine meydan okudu
MADRİD - İspanya'nın doğusundaki
Katalonya özerk yönetim hükümeti,
Anayasa Mahkemesi'nin askıya alma
kararına rağmen 9 Kasım'daki bağımsızlık yanlısı gayriresmi halk oylaması sürecinin devam ettiğini açıkladı.
Anayasa Mahkmesi'nin söz konusu
halk oylamasına karşı İspanyol hükümetinin yaptığı itiraz başvurusunu kabul
ederek oylamayı askıya almasının ardından Katalonya özerk yönetim hükümeti
olağanüstü toplandı.
Toplantı sonunda basına açıklama
yapan Katalonya özerk yönetim hükümeti sözcüsü Francesc Homs, "Her şey
hazır. Katalonya hükümeti, 9 Kasım ile
ilgili süreci aynı şekilde muhafaza ediyor.
Halk oylamasına katılım sürecinde
hemen hemen her şey hazır. Katalonya
hükümeti, Katalanların ifade özgürlüğüne karşı asla bir şey yapmayacaktır.
Bizim içimiz rahat" dedi.
Katalonya'da 9 Kasım'da halk oylaması için sandıkların kurulacağını söyleyen Homs, buna rağmen "yüzde 100
garanti veremeyeceğini" belirtti.
İspanyol hükümetini "yapmadığımız
bir şeyi yasaklıyor" diyerek suçlayan
Homs, "Katalanların temel haklarına saldırdığı gerekçesiyle İspanyol hükümeti
hakkında Yüksek Mahkeme'de suç
duyurusunda bulunacaklarını" ifade etti.
Katalan hükümeti sözcüsü, "Sorun
aslında Anayasa Mahkemesi değil,
İspanyol hükümeti. Çünkü şimdiye
kadar Anayasa Mahkemesi meselenin
yasallığını derinden araştırmadan sadece itiraz başvurusunu kabul etti" dedi.
Homs ayrıca bağımsızlık yanlısı halk
oylamasına destek için Katalonya'daki
"Kendi Geleceğine Karar Verme Hakkı
Ulusal Paktı"nın bu hafta içinde toplanacağını açıkladı. (AA)
İngiltere ile AB arasındaki bütçe
krizi devam ediyor
LONDRA - AB'nin 2,1 milyar
avro ek bütçe ödemesi yapmasını
talep ettiği İngiltere'nin Maliye
Bakanı George Osborne,
"İngiltere, birliğe ekonomik sebeplerle katıldı ve Britanya için ekonomik olarak bu işlemediğinden
AB üyeliği ve üyeliğin doğası hakkındaki tartışmaya giriyoruz" dedi.
BBC'de katıldığı "Newsnight"
programında Avrupa Birliği'nin
geçtiğimiz hafta 1 aralık tarihinde
ödenmek üzere İngiltere'ye çıkardığı 2,1 milyar avroluk faturaya
ilişkin soruları yanıtlayan Osborne,
"İngiltere, birliğe (AB) ekonomik
sebeplerle katıldı ve Britanya için
ekonomik olarak bu işlemediğinden, bu yüzden, bu AB üyeliği ve
üyeliğin doğası hakkındaki tartışmaya giriyoruz" dedi.
Osborne, kendisinin
İngiltere'nin AB'de kalmasından
yana olduğunu belirterek, "Ben
AB'de kalınmasını isteyen biriyim.
Bence İngiltere için doğru olan bu.
Fakat AB'nin reforma uğraması
gerekiyor" diye konuştu.
AB Komisyonu Başsözcüsü
Margaritis Schinas ise dün
Brüksel'de düzenlediği basın toplantısında, 1 Aralık'ta ödeme
olmazsa 2,1 milyar avroya gecikilen ilk günden itibaren faiz işlemeye başlayacağını açıklamıştı.
AB Komisyonu üye ülkelerin
ortak bütçeye yapacakları katkıyı
geçen ay son ekonomik verilerle
ve farklı bir sistemle yeniden
hesaplamış ve İngiltere'den 1
Aralık'a kadar 2,1 milyar avro ödemesini talep etmişti.
İngiltere Başbakanı David
Cameron, 23-24 Ekim'deki AB zirvesinin ardından Brüksel'de
düzenlediği basın toplantısında,
"Faturayı 1 Aralık'ta ödemeyeceğim" ifadesini kullanmıştı.
İngiltere Maliye Bakanı
Osborne'nun bu Cuma günü
Brüksel'de düzenlenecek olan AB
maliye bakanları toplantısında iki
haftadır devam eden İngiltere ve
AB arasındaki 2,1 milyar avroluk
ek bütçe faturası konusunu toplantı gündemine taşıması bekleniyor. (AA)
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
12
haber
7 Kasım 2014 Cuma
KARA’CA
İsmail KARA
[email protected]
HEDEF VE PROJE
Kişiler, belli bir seviyeye geldiklerinde yavaş yavaş
da olsa kendileri için bir hedef koyarlar. Örneğin; “Ben
şu okullarda okuyacağım. Şu işleri yapacağım. Bu
mesleği seçeceğim” vb.
Hedefe erişebilmek pek de kolay değildir. Nice zorluklar, karşılarına dağ gibi dikilir. Nice emekler harcanır. Bazen varılır hedefe, bazen varılmaz.
Önemli olan, hedef koyabilmek ve ona erişmeye
çalışmaktır.
Yoksa, körü körüne yürümek, rastgele ilerlemeye
çalışmak, insanlara çoğu kez başarı kazandırmaz. Bu,
işi şansa bırakmaya benzer. Eğer ki, yolunuzda yalpalayarak gidiyorsanız; çok şey kaybedersiniz.
Durum ülkeler için de aynıdır.
Bazı ülkelerde hedefler belirlenir, buna göre projeler
yapılır, zamanı gelince de uygulamaya konulurlar.
İşin bize göre önemli ve ilginç yönü nedir bilir
misiniz?
Yönetimlerin, iktidarların değişmesine rağmen önceden kabul edilmiş olan hedef ve projelerin değişmemesi…
Başka bir deyişle uzun ve çok uzun vadeli projeler
üretilmesi ve yeni yönetimlerin de bunlara sahip çıkması…
Ne yazık ki, ülkemizde Atatürk devri sonrasında her
alanda kalıcı projeler yerine, iktidarlara göre değişen ya
da doğru dürüst ilgi görmeyen projeler yapıldığını
görüyoruz.
Ekim 1960 da yasayla Devlet Planlama Teşkilatı
kurulmuştur. Teşkilat, Kalkınma Bakanlığı’nın kurulmasıyla 3 Haziran 2011’e kadar varlığını korumuş ve
bu arada 9 adet 5’er yıllık kalkınma planı yapılmıştır.
Kalkınma planları ile ekonomik büyüme hedefleri
konulmuştur.
Genel amaç “toplumsal refahın yükseltilmesidir”.
Özetle de;
-Hızlı ve dengeli büyüme,
-Kişi başına millî gelirin artırılması, yoksulluğun ve
gelir dağılımındaki dengesizliğin giderilmesi,
-Sanayileşmenin hızlandırılması,
-İstihdam ve insan gücü kaynaklarının yükseltilmesi…
Planlara, değişen iktidarların yeterince sahip çıktığı
söylenemez. Öte yandan ekonomik gücün zayıflığı da
uygulamalara engel olmuştur.
Ülke yararı gözetilerek konulan hedeflere ve yapılan
projelere, her zaman; iktidarlar değişse dahi tam
anlamıyla sahip çıkılmalıdır.
Devlet, kör topal yürütülerek; ülke kalkındırılamaz.
Tıpkı kişiler gibi…
Soma'ya AB'den
8 milyon avro
ANKARA - RECEP DEMİR - Manisa'nın Soma
ilçesi için hazırlanan "Akıllı Kentler" projesi, Avrupa
Birliği (AB) Araştırma, Geliştirme ve Yenilik Çerçeve
Programları kapsamında Türkiye'nin en yüksek fon
miktarını almaya hak kazanan projesi oldu. AB,
Soma'da enerji verimliliğini sağlayacak, elektrik üretimini "akıllı" hale getirecek projeyi 8 milyon avro ile
destekleyecek.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, ulusal koordinasyon görevi TÜBİTAK tarafından yürütülen
Horizon 2020 (H2020) AB Araştırma, Geliştirme ve
Yenilik Çerçeve Programları kapsamında Türkiye'nin
en yüksek fon miktarını almaya hak kazanan projesi
Soma'da hayata geçirilecek.
Soma Belediyesi, Soma Elektrik Üretim ve
Ticaret AŞ (SEAŞ) , İstanbul Teknik Üniversitesi,
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ve Mir Arge
firmalarının Avrupalı ortakları ile birlikte yer aldığı
Enerji Verimliliği ve Salım Azaltımı Sağlayan Yenilikçi,
Bütünleşik Enerji Sistemleri konulu "Cityfied Akıllı
Kentler-Smart Cities" projesi, AB tarafından 50 milyon avro ile desteklenecek.
Türkiye'nin program kapsamında bugüne kadar
en yüksek fon miktarını almayı başardığı projenin
Türkiye ortakları, 8 milyon avro hibe destek alacak.
Proje ile öncelikle Soma'daki binalar enerji verimli
hale getirilecek. 2. aşamada SEAŞ'ın faaliyetleri
sonucunda ortaya çıkan atık ısının, yerleşim bölgeleri için kullanılması sağlanacak. 3. aşamada da
güneş panelleri ile üretilecek enerji, akıllı şebekeler
vasıtasıyla elektrik üretimine dönüştürülecek.
2014-2020 yıllarını kapsayacak ve Türkiye'nin de
üyesi bulunduğu Horizon 2020 (H2020) AB
Araştırma, Geliştirme ve Yenilik Çerçeve Programları
ile Avrupa Komisyonu, "Akıllı Şehir" projelerinin
uygulamalarını desteklemeye başladı.
Horizon 2020 Programı'nda, "Akıllı Kentler"
başlığı altında yerel yönetim stratejik planlama kapasitelerinin öne çıktığı projeler desteklenmeye devam
edilecek. (AA)
Ankara Kuyumcular
ve Saatçiler Odası
Başkanı Çavuşculu,
"Daha önce vatandaşları 'dikkat edin,
sokakta altın almayın
sahtekarlar kandırabilir' diye uyarıyorduk, maalesef son
günlerde de kuyumcu
meslektaşlarımız
Türkiye'nin her ilinde
dolandırılıyor" dedi.
İş kazaları için
şura toplanacak
Dikkat! Kuyumcuları bile
dolandıran sahteciler var
ANKARA - MEHTAP YILMAZ - Ankara
Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı
Hasan Çavuşculu, "Daha önce vatandaşları
'dikkat edin, sokakta altın almayın
sahtekarlar kandırabilir' diye uyarıyorduk,
maalesef son günlerde de kuyumcu
meslektaşlarımız Türkiye'nin her ilinde
dolandırılıyor" dedi.
Çavuşculu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ankara'da ayarı düşük altınla sarrafları dolandırdığı iddia edilen 4 kişinin
gözaltına alındığını, zanlıların aynı yöntemle
İstanbul, İzmir ve Bolu'da da çok sayıda
sarrafı dolandırdığını, bu yöntemle 4 ilde
120 bin liralık dolandırıcılık yaptıklarının
tespit edildiğini belirtti.
Çavuşculu, "Bir meslektaşımızın girişimi
ve odamızın Emniyet Genel Müdürlüğü ile
yaptığı işbirliği sonucunda dolandırıcılar
ellerindeki altınlar ve altınları bozdurarak
kazandıkları paralarla yakalandılar" diye
konuştu. Ankara'nın çeşitli semtlerinde en
az 20 benzer dolandırıcılık vakası daha
meydana geldiğini söyleyen Çavuşculu,
"Daha önce vatandaşları 'dikkat edin,
sokakta altın almayın dolandırıcılar,
sahtekarlar kandırabilir' diye uyarıyorduk,
maalesef son günlerde de kuyumcu
meslektaşlarımız Türkiye'nin her yerinde
şebeke halinde eşli ya da tek olarak
dolandırılıyor" ifadesini kullandı.
Çavuşculu, dolandırıcılıkta kullanılan
altınların, kuyumculuktan anlayan atölye
sahiplerince imal edildiğini ve çeşitli yöntemlerle kuyum dükkanlarına satıldığını
iddia etti. Bu durumun ülke ekonomisine
zarar vermemesi için takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Çavuşculu, şunları söyledi:
"Dolandırıcılar kuyumculara çoğunlukla
aile gibi geliyor, "yeni evlendik, düğünde
geldi" diyorlar. Güven telkin etmek için
falanca hastanede çalışan doktorum diye
geliyorlar. Yakalandıklarında da 'Birisinden
borç almıştım, aile yadigarı, düğünde
takıldı' gibi yalan ifadelerde bulunuyorlar.
Sorgulama çok uzun sürmüyor, savcı altının
şahsa hediye gelmiş olabileceğini düşünüyor ve gönderiyor. Bunlar şebeke halinde
çalışan bir dolandırıcılık çetesidir. En kısa
sürede Adalet Bakanlığına ve Emniyet
Genel Müdürlüğüne (EGM) konuyla ilgili
araştırma yapılması ve şebeklerin çökertilmesi için elimizdeki belgelerle başvuracağız." (AA)
Evlenecekler için altın alma zamanı
İZMİR - AHMET BAYRAM - Batı
Anadolu Kuyumcular Birliği Başkanı Yılmaz
Uça, altın fiyatlarındaki düşüşün düğün
hazırlığı yapanlara yarayacağını, şu anda
fiyatlar çok uygun ve taksitlendirme
seçeneği bulunduğunu bildirdi.
Uça, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
altın fiyatlarının düşmesini Amerikan Merkez
Bankası Fed'in para politikaları sonucunda
yatırımcısının altından çıkmasına ve
dünyadaki ekonomik durgunluğa bağladı.
Bu nedenlerin altında talebi
düşürdüğünü kaydeden Uça, "Fiyatların
düşüşü biz kuyumcuları memnun ediyor.
Çünkü fiyatlar çok yüksekti, gram altının
satış fiyatı 100 lirayı geçmişti. Yüksek fiyatlarda satışlarımız oldukça gerilemişti. Ancak
şimdi fiyatlar düştükçe vatandaşın satın
alma gücü yükselecek bizim işlerimiz de
daha iyi hale gelecek" ifadesini kullandı.
Uça, altında yüksek fiyat ve kredi kartına
taksit sınırlaması nedeniyle kuyumcuların
durgunluk yaşadığını anımsatarak, şunları
söyledi:
"En azından 4 taksit tekrar uygulanmaya
başlayınca işlerimiz biraz daha hareketlendi.
Temennimiz taksit sayısının tekrar dokuzlara
çıkması. Düğün hazırlığındaki kişilere
sesleniyorum şu anda fiyatlar çok uygun ve
artık taksitlendirme de başladı. Şimdi alır-
larsa düğüne kadar taksitleri bitmiş olacaktır. Evlenecekler için altın almanın tam
zamanı. Fiyatlarda yaklaşık yüzde 20 düşüş
oldu. Fiyatlar düşükken alışverişlerini yapabilirler."
Altın fiyatlarının geleceğine yönelik tahmin yapmanın güç olduğunu ifade eden
Uça, "Bizim beklentimiz düşmesi. Ancak
dünyadaki olaylara bağlı olarak altın, savaş
ihtimallerinde ya da dünya ekonomisinde
toparlanma durumunda yükselecektir. Biz
çok fazla artmasını istemeyiz. Bu seviyelerde devam etmesini, hatta daha da
düşmesini bile isteriz" dedi.
Yılmaz Uça, fiyatların düşmesinin altının
"güvenli liman" olma algısını hiçbir zaman
değiştirmeyeceğini savunarak, şöyle devam
etti: "Türkiye olarak çevremize baktığımızda
Suriye, Irak, Ukrayna ve Mısır'da sürekli bir
kriz ortamı var. Bu kriz ortamlarında kağıt
para hiçbir zaman geçmez. Ancak altın,
altındır. Binlerce yıldır böyle, bundan sonra
da böyle olacaktır. Özellikle enerji ve
teknoloji üreten dünyanın ekonomik olarak
güçlü ülkeleri, merkez bankalarındaki döviz
girdisini altına çevirerek tutuyor. Dünyada
güven ortamı tekrar sağlansa bu altınlar
piyasaya sürülecek ve altın fiyatları artacaktır. Altın öncelikle devletlerin güvenli limanlarıdır." (AA)
Alo-153
hattı geliyor
ANKARA - Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanı Fikri Işık, "Alo 130 Ürün Güvenliği
şikayet Hattını bu ay faaliyete geçireceğiz.
Sınai gaz tüpleri ve asansör gibi riskli ürün
gruplarında izleme sistemleri kuracağız"
dedi.
Ekonomi Bakanlığında düzenlenen
Piyasa Gözetimi, Denetimi ve Güvenliği
Değerlendirme Kurulu 3. Toplantısında
konuşan Işık, güvenli ürünün en temel
tüketici hakkı olduğunu söyledi.
Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi
Genel Müdürlüğü ile Metroloji ve
Standardizasyon Genel Müdürlüğü
aracılığıyla 81 ilde 700'ü aşkın denetçiyle
ürün güvenliği denetimi yaptıklarını anlatan
Işık, bakanlığının sorumluğu olduğu alanlarda yaklaşık 2 bin 500 ürünü denetlediklerini bildirdi.
Işık, 2015-2018 Sanayi Ürünleri
Güvenliği ve Denetimi Stratejisi Eylem
Planını açıkladıklarını hatırlatarak, gelecek
4 yılda piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerinin 4 ana hedef ve 38 eylem içerdiğini
belirtti.
Piyasa denetim ve gözetim uygulamalarını etkinleştirmek, idare ve teknik
kapasiteyi arttırmak, taraflarla işbirliği yol-
larını geliştirmek ve ürün güvenliği hakkında farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini
dile getiren Işık, "Kasım ayında Alo 130
Ürün Güvenliği Şikayet Hattını faaliyete
geçireceğiz. Önümüzdeki günlerde kamu
spotumuzu yayınlayacağız. Sınai gaz tüpleri ve asansör gibi riskli ürün gruplarında
izleme sistemleri kuracağız. Gönüllü geri
çağırma faaliyetlerine daha fazla önem
vereceğiz, hız kazandıracağız. Ürün
Güvenliği Haftası dolayısıyla kamuoyunda
bilinç oluşmasını sağlayacağız" diye
konuştu.
Asansör eylem planını açıkladıklarını
anımsatan Işık, bu kapsamda etkin denetim için mevzuat değişikliğine gidileceğini
ifade etti. Etkin asansör denetim mekanizmasını geliştiren ve online takip eden bir
yapı kurduklarını belirten Işık, kırmızı etiket
konusunda yürütülen çalışmalarda sona
gelindiğini kaydetti. (AA)
ANKARA - Başbakan Ahmet Davutoğlu, "AK
Parti iktidarları dönemi, bu anlamda mübalağasız
son 200 yıllık dönemde modernleşme tarihinin ve
iktisat, ekonomik yapı anlamındaki reform
çabalarının altın 12 yılı olarak değerlendirilecektir.
Çünkü ekonomimiz yapısal anlamda ciddi bir
değişim, bir reform sürecinden geçmiştir, dünya
ekonomisine entegre olmuştur ve her alanda
ekonomik endikasyonlar pozitif yönde seyretmiştir"
dedi.
Davutoğlu, ''Güçlü ve Dengeli Büyüme için
Yapısal Dönüşüm'' başlığıyla Onuncu Kalkınma
Planı kapsamında öncelikli dönüşüm programlarına
ilişkin eylem planlarını açıkladı.
Son derece titizlikle yapılmış, 25 alanda geniş
kapsamlı dönüşüm öngören eylem planları
çerçevesinde yeni hamle dönemini başlatacaklarını
belirtenDavutoğlu, siyasi istikrarsızlıklar, küresel
ekonomik kriz ve son yaşanan gelişmelere rağmen
dünya ekonomisi ve ticaretindeki bu hızlı
dönüşümün her ülkenin kendi ekonomik yapısını
gözden geçirmesini zaruri hale getirdiğini vurguladı.
İnsanlık tarihinde büyük ekonomik dönüşümlerle siyasi değişimlerin geçişine bakıldığında bu
dönemlerde aslında uluslararası alandaki değişimlere intibak edebilen, yönetebilen devletlerin yükselişe geçtiklerini, bu intibakta geciken ülkelerin
düşüş yaşadıklarını belirten Davutoğlu, sanayi
devrimi öncesinde İpek Yolu'nu kontrol edenlerin,
ticaret merkezlerini birbirine bağlayan devletlerin
büyük imparatorluklarına merkez olduklarını anımsattı. Siyasal düzen ve istikrarla ekonomik düzen
ve ekonomik düzeninin dinamizmini bir arada
barındırabilen dönemlerde devletlerin bu düzeni
kurduklarını ifade eden Davutoğlu, dönüşüme
intibak edilemediğinde ise düşüş ve daralma
dönemlerinin görüldüğünü söyledi.
Davutoğlu, sanayi devrimi sonrasında kadim
imparatorluklar döneminin bittiğini, yeni üretim
araçlarının siyasal düzenleri değiştirdiğini hatırlatarak, İpek Yolu ticaretinin de parçalandığını dile
getirdi.
- "1990'lardaki siyasal istikrarsızlıklar ekonomik
yapımızda çok ciddi dağınıklığa sebebiyet verdi''
Türkiye'nin modernleşmesinin ekonomi ve
siyasetin modernleşmesiyle paralel seyrettiğini
belirten Davutoğlu, bu konuda gecikme
görüldüğünde ciddi sıkıntılar yaşandığının bilindiğini anlattı. Türkiye ekonomi tarihine bakıldığında
milli iktisat politikalarının yerli üretimi öne çıkaracak
şekilde tanzim edilmesinin Osmanlı'nın son
dönemlerinde görüldüğünü anlatan Davutoğlu,
bunun esas olarak İzmir İktisat Kongresi'nde
cumhuriyetin kuruluşunun hemen öncesinde
gerçekleştirildiğini kaydetti.
Cumhuriyetin ilk yıllarında özel sektörün yetersizliği nedeniyle kamu ve devlet üzerinden gerçekleştirilen sanayi hamlelerinin 1950-60'lı yıllardan
itibaren değişim gösterdiğine dikkati çeken
Davutoğlu, yerli üretimi artırmaya yönelik söylemlerin dile getirildiğini söyledi.
Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gümrük Birliğinin getirdiği yeni dinamikler bu
çerçevede sanayimizde rekabetçi özellikleri
pekiştirdi. Ancak aynı dönemlerde, 90'lı yıllarda,
tam da sanayimiz, ekonomimiz rekabetçi bir
niteliğe dönerken yaşanan siyasal istikrarsızlıklar
ekonomik yapımızda çok ciddi dağınıklığa sebebiyet verdi. 94, 99 ve 2001 krizleri esas itibarıyla
siyasal istikrarsızlıkların ve öngörülemez siyasal
değişmelerin ekonomi üzerindeki negatif etkilerinden doğmuştur. Ekonominin verimliliği ve bir
anlamda şeffaflığı ortadan kalktığı için ekonomide
ciddi sıkıntılar yaşadık ve bu çerçevede de 2001
krizini Türkiye, son derece zor şartlarda ve finans
sektörünün çöktüğü, üretim, reel sektörün de buna
bağlı olarak fabrikaların kapanması suretiyle
zayıfladığı bir türbülansa girdi."
Başbakan Davutoğlu, 1990'lı yılların dünya
ekonomisinin genişlediği, büyüdüğü yıllar
olduğunu, bu yıllarda siyasal istikrarsızlığın Türkiye
ekonomisinin çok ciddi oranda daralmasına yol
açtığını belirterek, siyasal istikrar ve güvenle
ekonomik kalkınma ve dinamizm arasındaki
doğrusal bağlantının iyi tespit edilmesi gerektiğini
vurguladı.
2000'li yıllarda dünya ekonomisi küçülürken
Türkiye ekonomisinin büyüme trendine girdiğine
işaret eden Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Bu da aslında içerideki siyasal istikrarın, çok iyi
planlanmış, bütçe disiplinini sağlamış, finans sektörünün güçlendirildiği, reel sektörün de bu
çerçevede ciddi bir atılım gerçekleştirdiği istikrar
döneminin sonucudur. AK Parti iktidarları dönemi,
bu anlamda mübalağasız son 200 yıllık dönemde
modernleşme tarihinin ve iktisat, ekonomik yapı
anlamındaki reform çabalarının altın 12 yılı olarak
değerlendirilecektir. Çünkü ekonomimiz yapısal
anlamda ciddi bir değişim, bir reform sürecinden
geçmiştir, dünya ekonomisine entegre olmuştur ve
her alanda ekonomik endikasyonlar pozitif yönde
seyretmiştir."
İktidarları döneminde devlet borçlanma faizlerinde yaşanan değişikliğe dikkati çeken
Davutoğlu, bunun, devletin finans ve bütçe dengesini iyi koruyabildiğinin önemli bir göstergesi
olduğunu söyledi. (AA)
TURİZM
7 Kasım 2014 Cuma
13
Selimiye'nin minareleri
RESTORE EDİLECEK
EDİRNE - Mimar Sinan'ın ustalık eseri ve
UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi'nde yer
alan Selimiye Camisi'nin minareleri restore edilecek.
Vakıflar Genel Müdür Yardımcısı Ali Hürata,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, Selimiye
Camisi'nin şu anda Vakıflar Genel Müdürlüğünün
1985 yılında sürdürdüğü restorasyonundan kalan
belge ve dokümanları olduğunu söyledi.
Selimiye'nin güncel projesinin çıkarılması için
ekiplerin teknolojinin en son tekniklerini de kullanarak çalışma yürüttüklerini ifade eden Hürata,
"Son 10 yılda dokunulmayan, projelendirilmeye
çekinilen pek çok esere biz dokunuyoruz, projelendiriyoruz. Selimiye Camisi de bunlardan biri.
Selimiye'nin proje çizimi devam ediyor. Gelecek
yıl temmuz ayında bitirmeyi öngörüyoruz" dedi.
Hürata, proje sonrasında gerekebilecek
restorasyonun sağlıklı yürümesi için proje aşamasının uzun tutulduğunu vurguladı.
(AA)
ADANA - Roma döneminin önemli
kentleri arasında yer aldığı belirtilen ve
"Ölümsüzlük şehri" olarak bilinen Misis
Antik Kenti (Mopsouestia), 7 bin yıllık
geçmişi ile Çukurova tarihine ışık tutuyor.
Adana'nın 27 kilometre doğusunda
Ceyhan Nehri'nin hemen kenarında yer
alan ve Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan antik kentte, Yüreğir Belediyesi'nin
hazırladığı "Ölümsüzlük Şehri Misis"
projesi doğrultusunda, Kültür ve Turizm
Bakanlığı onayı ile Adana Müzesi
başkanlığında, Roma Antik Akdeniz
Araştırmaları Enstitüsü ve Ulusal
Araştırma Merkezi'nden Prof. Dr. Anna
Lucia D'Agata, Pisa Üniversitesi'nden
Prof. Dr. Giovanni Salmeri konsorsiyumunda yürütülen kazı çalışmaları
devam ediyor.
Özellikle Roma döneminin önemli
kentleri arasında yer alan ve 7 bin yıldan buyana kesintisiz olarak kullanıldığı
belirtilen antik kentte yürütülen kazı
çalışmaları sonucu kale surları,
stadyum, kervansaray, tiyatro gibi
yapılar gün yüzüne çıkarılmaya çalışılıyor.
Toprağın altında gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen eserlerle günümüzde
gözlemlenebilen mozaikler, antik taş
köprü, yer yer görülen surlar, su kemerleri, stadyum, tiyatro, hamam, şehrin
kuzeyinde bulunan antik kaya mezarları,
geçitli yakasında yer alan ve büyük
bölümü yıkılmış olan Havraniye
Kervansarayı gibi yapılar ise kenti ayrıca
önemli kılıyor. (AA)
Dağların arasındaki harika eser: Petra
Merkezi İsviçre'de bulunan ve "yeni 7 harika" anlamına
gelen "New7Wonders" Vakfı'nın 2007 yılında, yaklaşık
100 milyon kişinin katılımıyla yaptığı oylama "dünyanın
yeni 7 harikasından biri" seçilen Ürdün'deki Petra vadisi,
turistlerin zihninde görkemli güzelliğiyle yer buluyor.
Antalya'ya 10 ayda
11,1 milyon yabancı turist geldi
ISSN 1308-7622
ANTALYA - Antalya'ya bu yılın ocak-ekim
döneminde gelen yabancı ziyaretçi sayısı
geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,7
artarak 11,1 milyon kişiye çıktı.
Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler
Birliği (AKTOB) ekim ayı turizm raporuna göre,
ekim ayında gelen turist sayısı geçen yılın aynı
ayına göre yüzde 5,5 gerileyen Antalya, 1
milyon 91 bin kişi ağırladı. Kente geçen yılın
aynı ayında 1 milyon 155 bin kişi gelmişti.
Antalya'ya bu yılın ocak-ekim döneminde
gelen yabancı ziyaretçi sayısı, geçen yılın aynı
dönemine göre yüzde 3,7 artarak 11,1 milyon
kişiye ulaştı.
Yılın 10 aylık döneminde yüzde 5 büyüyen
Rusya pazarından gelenlerin sayısı 3 milyon
303 binden 3 milyon 467 bine çıkarken,
Almanya'dan gelenlerin sayısı da yüzde 5,1
artarak 2 milyon 625 binden 2 milyon 758 bin
kişiye çıktı.
Hollanda ve İngiltere pazarları ise geçen yılı
tekrar ederken, İsveç, Ukrayna, Norveç,
Avusturya, Fransa ve İtalya gibi bazı pazarlarda düşüş yaşandı. Siyasi karmaşanın içinde
olan Ukrayna pazarındaki düşüş yüzde 25'i
buldu. Geçen yıl 380 bini aşan bu pazardan
gelenlerin sayısı, bu yılın 10 ayında 284 bin
kişide kaldı. (AA)
Yıl: 44
Sayı: 15020
7 Kasım 2014
Cuma
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
İmaj İç ve Dış Tic. A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Ayşegül BALDEMİR
İstihbarat Şefleri
Şenol GÜNÜÇ - Kenan ERGEN
Görsel Yönetmen
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörleri
Yasemin AYDOĞDU - Emine ÖZCAN
İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
İsmail Yıldız, Hakkı Murat SÖBÜTAY, Tülay CANPOLAT,
Gazi BOZKURT, Burcu KERİM, Betül SÜSLEN
İdari Merkez
Macun Mah. 195. Cadde No: 2 Yenimahalle/ANKARA
Yazı İşleri Tel: 397 91 40 (PBX) Fax: 397 41 54
[email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
İstanbul Temsilciliği
Ankara Temsilciliği
Tevfik Bey Mah. Tahsin Tekoğlu Cad.
Rüzgarlı Cd. Plevne Sk. No: 14
No: 2 K.1 Sefaköy/Küçükçekmece/İSTANBUL
Ulus/ANKARA
Tel: (0212) 540 40 45
Tel: (0312) 310 35 53
Dağıtım: TURKUVAZ DAĞITIM SAN. VE TİC. A.Ş.
Yayın Türü: Yaygın Süreli (Pazar hariç)
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
İSTANBUL - İsviçreli Johann
Burckhardt tarafından 1800'lü yılların başında keşfedilen antik
şehir Petra, MÖ 400'lü yıllarda
inşa edildi. Nebatiler'e MS 100'lü
yıllara kadar başkentlik yapan
Petra, tarih sahnesinde uzun süre
unutulduktan sonra tekrar gün
yüzüne çıktı.
Petra, Ürdün'ün güneyinde yer
alan ve bölgenin önemli liman
kentlerinden Akabe'ye yaklaşık
1,5 saat uzaklıkta. Dünyanın dört
bir yanından gelen turistler
ülkenin kültür ve turizm birimlerince düzenlenmiş vadiye, çöl ikliminin hüküm sürdüğü geniş çorak
arazilerin aşarak ulaşıyor. Vadi girişinde ziyaretçileri, hediyelik
eşyaların satıldığı dükkanlar ve
Antalya’nın kongre altyapısı
ICCA delegelerini büyüledi
ANTALYA - Uluslararası Kongre ve
Konvansiyon Birliğinin (ICCA) 53'üncü
kongresi, Antalya'da başladı.
ICCA Başkanı Arnaldo Nardone,
Belek turizm merkezindeki Susesi
Otel'de düzenlenen kongrenin açılış
törenini ardından AA muhabirine yaptığı
açıklamada, kongreye 90'ın üzerinde
ülkeden delegelerin katıldığını,
delegelerin dünyadaki kongreleri organize eden kişiler olduğunu söyledi.
Delegelerin Antalya'dan ayrıldıkları
zaman Türkiye'nin ve Antalya'nın
tanıtımına olumlu katkı yapacağı
dile getiren Nardone, bin 200
civarında delege beklemelerine
karşın son aylarda yaşanan bazı
olumsuzluklardan dolayı bu
sayının 925'e düştüğünü kaydetti.
Buna rağmen bunun olumsuz
bir durum olmadığını vurgulayan
Nardone, "Yine de şu ana kadar
yapılan kongrelerin içerisinde en
büyüklerinden biri. Antalya ve
Türkiye'deki kongre altyapısı,
insanları gerçekten büyüledi.
İnsanlar ülkelerine döndüğü
zaman bunun kesinlikle olumlu
etkisi olacak" dedi.
Nardone, genel kurulda yapıla-
cak başkanlık seçiminde aday olmayacağını bildirerek, Güney Afrika,
Avustralya ve Türkiye'den 3 adayın
başkanlık için yarışacağını, sonuçların
çok yakın olacağını düşündüğünü ifade
etti.
Antalya Valisi Muammer Türker de
53. ICCA Kongresi'nin her şey dahil sisteminin kongre ortamında uygulandığı ilk
kongre olduğuna işaret ederek,
Antalya'da deniz, kum, güneş turizminin
dahil olduğu daha geniş bir örgütlenme
içerisinde bulunduklarını söyledi.
çok sayıda otel karşılıyor. İklimin
dört mevsim ziyarete imkan vermesi dolayısıyla otellerin çokluğu
dikkati çekiyor.
Nebati uygarlığının antik kenti,
anlatılanlara göre döneminde
uzun göç yolları arasındaki önemli
konaklama noktalarından biriydi.
Petra'daki görkemli vadi, milyonlarca yıl önce yerküredeki
hareketlilik sonucunda oluştu.
Doğal bir koridor görünümündeki
kayalıkların arasındaki mesafe yer
yer 2-3 metreye kadar düşüyor.
Metrelerce yükseklikteki kayalar
arasındaki bu mesafe yüzünden,
diğer medeniyetlerin saldırılarının
zorlaştığı, dolayısıyla Petra'nın
tüccarlar için güvenli bir yer konaklama alanı olduğu biliniyor. (AA)
Cimbom’un savunması "Devler Ligi"nde çöktü
7 Kasım 2014 Cuma
İSTANBUL - Galatasaray
Futbol Takımı, tarihinde
13'üncü kez grup aşamasından
itibaren yer aldığı UEFA
Şampiyonlar Ligi'ndeki en kötü
savunma performansıyla karşı
karşıya.
Mücadele ettiği D
Grubu'nda geride kalan 4
maçında 1 beraberlik ve 3
yenilgi alan sarı-kırmızılı ekip,
kalesinde 13 gole engel olamayarak bu kulvarda tarihinin en
Sezona "4. yıldız" parolasıyla başlayan ancak ligde ve Avrupa'da
aldığı 4 gollü mağlubiyetlerle taraftarını üzen Galatasaray, UEFA
Şampiyonlar Ligi'nde de kötü bir rekorun 4 gol uzağında.
İSTANBUL - "Devler Ligi"nde bu sezon kötü
bir performans sergileyen ve oynadığı 4 maçta
kalesinde 13 gol gören Galatasaray, kalan 2
karşılaşmada 4 gol daha yemesi halinde, grup
aşamasında en çok gol yiyen Türk takımı unvanına ortak olacak.
Avrupa'nın kulüpler bazındaki en büyük
organizasyonu olan UEFA Şampiyonlar Ligi'nin
yeni formatı ve ismiyle oynanmaya başlandığı
1992-93 sezonundan bu yana, ilk grup aşamasında kalesinde en çok gol gören Türk ekibi
Beşiktaş oldu.
Siyah-beyazlılar, 2000-2001 sezonunda
Milan, Leeds United ve Barcelona ile mücadele
ettiği H Grubu'nu 17 gol yiyerek, son sırada
tamamlamıştı.
Beşiktaş'ı 2010-2011 sezonunda kalesinde
16 gol gören Bursaspor izledi.
Bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligi'nde yaptığı 4 maçın 3'ünde kalesinde 4'er gol gören
Galatasaray, kalan iki maçında toplam 4 gol
yemesi durumunda, Beşiktaş'ın bu kötü unvanına ortak olacak. Sarı-kırmızılılar, bu sezon D
Grubu'nda Anderlecht ile 1-1 berabere kaldık-
tan sonra Arsenal'a 4-1, Borussia Dortmund'a
ise 4-0 ve 4-1'lik skorlarla mağlup oldu.
"Cim Bom", grubun son iki maçında deplasmanda Anderlecht, sahasında ise Arsenal ile
karşılaşacak. Öte yandan, sarı-kırmızılılar Spor
Toto Süper Lig'de de İstanbul Başakşehir'e
deplasmanda 4-0 yenildi.
UEFA Şampiyonlar Ligi'ne en çok katılan
takım unvanını (13) elinde bulunduran
Galatasaray, lig tarihinde grup aşamalarında en
az gol yiyen Türk takımı olarak da dikkati çekti.
(AA)
Ronaldo
MADRİD - Geçen sezon Liverpool oyuncusu Luis Suarez ile
31 gol atarak Avrupa liglerinin gol krallığını paylaşan Cristiano
Ronaldo, Madrid'de düzenlenen törende altın ayakkabısını
aldı.Manchester United ile 1, Real Madrid ile de 2 kez Avrupa
gol kralı olan Ronaldo, "Her zaman en iyi futbolcu olmak istiyorum ve bunun için çalışacağım. Benim kafamda en iyisi olmak
var ve buna ulaşacağım. Adım adım tarihimi yazıyorum.
Kariyerimi sonlandırdığımda en iyiler arasında olduğumu görmek istiyorum. Eminim ki olacağım" dedi.
Real Madrid Kulübü Başkanı Florentino Perez, Kurumsal
İlişkiler Sorumlusu Emilio Butragueno ve futbolculardan İker
Casillas, Sergio Ramos ve Gareth Bale'i de tören salonunda
görünce "Bu kadar çok kişi beklemiyordum" diyen Ronaldo,
"Takım arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum çünkü onların
yardımı olmadan altın ayakkabıyı kazanamazdım. Ayrıca aileme,
taraftarlara ve bana dünyanın en iyi takımında
oynama şansı verdiği için kulü-
büme teşekkür ediyorum"
diye konuştu. Futbolcu olarak aldığı bireysel
ödüllerden memnunluk duyduğunu saklamayan Portekizli futbolcu, şunları söyledi: "Benim için bu ilk altın ayakkabı gibi.
Özel bir gün. Real Madrid'e geldiğim günden beri benim yanımda olanlarla bu ödülü paylaşmak istiyorum. Burada önümde
daha çok yıllar var ve en iyisini vermeye çalışacağım. Maçlarda
en iyiyi vermeye, goller atmaya ve asistler vermeye devam edeceğime söz veriyorum."
Real Madrid'in bu sezon erken yakaladığı üst düzey futbolla
ilgili soruya Ronaldo, "Birçok kişi Real Madrid'in en iyi kadroya
sahip olduğunu söylüyor ama bunun için sezon sonunu görmek
gerekir. Eğer hiçbir şey kazanamazsak en iyi sezon olmayacağı
kesin ama ben bu yıl iyi şeyler kazanacağımızın heyecanını taşıyorum. İşler iyi gidiyor ve mutluyuz.”
Geçen sezon Liverpool
oyuncusu Luis Suarez ile
31 gol atarak Avrupa
liglerinin gol krallığını
paylaşan Cristiano
Ronaldo, Madrid'de
düzenlenen törende altın
ayakkabısını aldı.
başarısız istatistiğini elde etti.
Maç başına 3,25 gol yeme
ortalaması elde eden "Cim
Bom", bir önceki en kötü gol
yeme ortalamasını dahi açık
farkla geride bıraktı.
Sezon başında teknik direktörlük koltuğuna oturan Cesare
Prandelli'nin, savunmasıyla ön
planda olan İtalyan futbolunu
Galatasaray'a taşıması beklenirken, sonuç adeta hüsran
oldu. (AA)
SİVASSPOR
galibiyete odaklandı
SİVAS - Spor Toto Süper Lig'de son 3 maçından yenik ayrılan Sivasspor, Eskişehirspor ile
yarın sahasında yapacağı maçı kazanarak 3 haftalık galibiyet hasretine son vermeyi hedefliyor.
Ligde 9. haftaya 5 puanla 17'nci sırada giren
Sivasspor, 7 puanla 16'ncı sırada bulunan
Eskişehirspor'u yarın konuk edecek. Ligde zor
günler geçiren Sivas ekibi, yarınki maça 3 puan
parolasıyla hazırlanıyor.
En son 5. haftada sahasında Gençlerbirliği'ni
1-0 yenen ve bu maçın ardından Beşiktaş'a 3-2,
Çaykur Rizespor'a 1-0 ve Bursaspor'a 3-0 mağlup
olan kırmızı-beyazlılar, Eskişehirspor'u yenerek
taraftarına 3 maç aradan sonra galibiyet armağan
etmek istiyor.
Sivasspor'da Brezilyalı sağ bek Cicinho ve orta
saha oyuncusu Burhan Eşer, kart cezaları nedeniyle Eskişehirspor maçında forma giyemeyecek.
(AA)
İtalyan basınından
Çakır’a tam not
ROMA - UEFA Şampiyonlar Ligi E
Grubu'nda Bayern Münih-Roma maçını yöneten Cüneyt Çakır ve yardımcıları, İtalyan basınından tam not aldı.
E Grubu 4. hafta mücadelesinde düdük
çalan hakem Cüneyt Çakır ile yardımcılıklarını
yapan Bahattin Duran, Tarık Ongun ve ilave
yardımcı hakemler Hüseyin Göçek ve Barış
Şimşek'in sergiledikleri yönetim, İtalyan spor
basınında da yankı buldu. (AA)
Ronald de Boer
ANKARA - Eski Hollandalı milli futbolcu
Ronald de Boer, Barcelona'nın Arjantinli yıldızı
Lionel Messi'nin "dünyanın en iyi futbolcusu"
olduğunu iddia etti. Yeşil sahaların önemli yıldızları Barcelonalı Lionel Messi ile Real Madridli
Cristiano Ronaldo arasında yaşanan rekabeti
değerlendiren De Bour, Messi'nin kimseyle
kıyaslanmaması gerektiğini söyledi.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Ajax ile
Barcelona arasında oynanacak karşılaşmada 2
gol atması halinde eski İspanyol futbolcu Raul
Gonzalez'in turnuvanın "en golcü oyuncusu"
unvanını egale edecek Arjantinli oyuncudan
övgüyle bahseden Ronald de Bour, "Messi gibi
dünyada eşine rastlanmayan birinin başka futbolcularla kıyaslanması saygısızlık olarak nitelenmeli" değerlendirmesinde bulundu.
15
SPOR
7 Kasım 2014 Cuma
Milli güreşçiler Rusya'da
MİNDERE ÇIKACAK
ANKARA - A Milli Güreş Takımı, bugün
Rusya'da başlayacak Milletler Kupası'nda
mücadele edecek.
Güreş Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya
göre, Avrupa ve dünya şampiyonaları ile uluslararası özel turnuvalarda bu yıl 25 altın, 26
gümüş ve 33 bronz 84 madalya kazanan
Serbest ve Grekoromen Stil Milli Takımları,
başkent Moskova'da 9 Kasım Pazar gününe
kadar sürecek turnuvada, kürsüde yer alabilmek
mindere çıkacak.
Açıklamada görüşlerine yer verilen
Federasyon Başkanı Hamza Yerlikaya, dünya
şampiyonasında başarılı bir grafik çizdiklerini
hatırlatarak, Rusya'da genç güreşçilerin ağırlıklı
olduğu bir kadro ile madalya mücadelesi vereceklerini belirtti. (AA)
ANKARA - Ankara, 2016 Dünya Salon
Okçuluk Şampiyonası'na ev sahibi adayı
oldu. Türkiye Okçuluk Federasyonu
Başkanı Abdullah Topaloğlu, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
Türkiye'nin, 2016 Dünya Salon Okçuluk
Şampiyonası'na Ankara ile talip olduğunu
belirterek, ev sahibi ülkenin gelecek ay
İngiltere'nin Nottingham kentinde açıklanacağını söyledi. Dünya Okçuluk
Federasyonu'nun (WA) Nottingham'da 1114 Aralık tarihlerinde yapacağı toplantıda,
Türkiye'nin İtalya, Fransa, Almanya ve
Kolombiya ile adaylık için yarışacağını
belirten Topaloğlu, ülke sunumlarının
ardından yapılacak oylamada, organizasyonu düzenleyecek kentin belli olacağını
ifade etti. Türkiye'nin daha önce İzmir'de
bu organizasyonu düzenlediğini hatırlatan
Topaloğlu, Ankara'nın organizasyonu
alması halinde, şampiyonanın 29 Şubat-6
Mart 2016 tarihlerinde ATO
Congresium'da yapılacağını kaydetti.
Nottingham'da şanslarının çok yüksek
olduğunu ifade eden Başkan Topaloğlu,
delegeleri ikna edebilmek için gerekli hazırlıkları tamamladıklarını, WA yönetiminin
karşısına iyi bir dosyayla çıkacaklarını vurgulayarak, "Daha önce Türkiye'de yaptığımız uluslararası organizasyonlardaki
başarılarımız bizim için önemli bir avantaj.
Özellikle Antalya'da düzenlediğimiz Dünya
Kupası'nın bir ayağı ile Dünya Okçuluk
Şampiyonası, tüm katılımcı ülkeler tarafından büyük beğeniyle karşılandı" diye
konuştu. (AA)
Haftalar sonra rahat bir nefes
PTT 1. Lig
ekiplerinden
Gaziantep
Büyükşehir
Belediyespor,
ligin 8. haftasında elde
ettiği ilk galibiyetle "rahat
nefes" aldı.
Mersin Büyükşehir’de
moraller yerinde
MERSİN - Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi takımlarından Mersin Büyükşehir Belediyesi'nde, lig ile
Türkiye ve Avrupa kupalarına iyi başlamanın sevinci
yaşanıyor.
Sezon öncesi Türkiye Kupası grup eleme maçları
oynayan Mersin temsilcisi, başarılı sonuçlar alarak son
8 arasına kalmayı başardı. Lige de bu moralle
başlayan Mersin Büyükşehir Belediyesi, ilk iki haftada
Orman Gençlik ve Samsun Canik Belediye'yi mağlup
ederek averajla liderlik koltuğuna oturdu.
Dün de FIBA Kadınlar Avrupa Kupası C Grubu ilk
maçında Orduspor'u 79-66 yenen Mersin ekibinde
sezona iyi başlamanın verdiği yüksek moral hakim.
Kulüp Genel Menajeri Melahat Aydın, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, sezon öncesi yeni
kadro kurmalarına rağmen uyum sürecini kısa sürede
aştıklarını söyledi. (AA)
Demba Ba milli
takıma alınmadı
GAZİANTEP - Lige,
şampiyonluk parolasıyla
başlayan mavi-beyazlılar, ilk 7
haftayı galibiyet hasretiyle
geçirdi. Karşıyaka karşısında
alınan 5-2'lik mağlubiyetin
ardından istifa eden teknik
direktör Nurullah Sağlam'ın
yerine getirilen Hakan Kutlu,
çıktığı ilk maçta Orduspor'u
deplasmanda 2-0 yenerek galibiyet özlemine son verdi.
Ligdeki 8 haftalık periyodu
1 galibiyet, 4 beraberlik ve 3
mağlubiyetle tamamlayan
Gaziantep temsilcisi 7 puanla
14'üncü sırada bulunuyor.
Kulüp basın sözcüsü
İbrahim Açıkgöz, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
sezon başında belirledikleri
hedeflerinden sapmanın söz
konusu olmadığını söyledi.
Ligin ilk 7 haftasında gerek
hakem, gerekse de kendi hatalarından dolayı istenmeyen
sonuçlar aldıklarını belirten
Açıkgöz, Orduspor maçında
takım için hayati önem taşıyan
3 puan almanın mutluluğunu
yaşadıklarını ifade etti.
Mor-beyazlılar karşısında
alınan galibiyeti, çıkışın göstergesi olarak gördüklerini vurgulayan Açıkgöz, Osmanlıspor
maçından da 3 puanla dönmek
istediklerini dile getirdi.
Puan cetvelinde en üst noktaya ulaşmak için mücadele
edeceklerini aktaran Açıkgöz,
"Başarıya odaklandık. Bugüne
kadar bazı talihsizlikler oldu.
Önümüzdeki haftalara
bakıldığında hedef uzak görün-
müyor. Yönetim olarak hedefi
kovalamaya devam ediyoruz"
dedi.
Futbolda şans faktörünün
önemine değinen Açıkgöz,
geride kalan haftalarda bunu
yakalayamadıklarını savundu.
Bugüne kadar "un, şeker ve
yağ olmasına rağmen helvayı
yapamadıklarını" vurgulayan
Açıkgöz, şöyle konuştu:
"Orduspor maçıyla helvayı
yapmaya başladık. Bu devam
edecek. Yönetim, teknik heyet
ve futbolcular heyecanlı.
Yönetim ve takımın çoğunluğu
yeni transferlerden oluşuyor.
Dolayısıyla takım olma ruhunu
yeni yeni yakalıyoruz.
Hatalarımızı tespit adına istişare
ediyor ve doğru yolda ilerlemeye çalışıyoruz." (AA)
“Yasin Komutan”dan eskrime destek
ANKARA - Senegal Milli Takımı'nın Afrika
Uluslar Kupası elemeleri G Grubu'nda 15 Kasım'da
Mısır ile deplasmanda ve 19 Kasım'da Botsvana ile
sahasında yapacağı maçların aday kadrosu açık
Teknik direktör Alain Giresse tarafından açıklanan
23 kişilik listede Fenerbahçeli Moussa Sow yer
alırken, Beşiktaşlı Demba Ba kadroya alınmadı.
Senegal Futbol Federasyonu'nun resmi internet
sitesinden açıklanan milli takım kadrosunda yer
alan oyuncular şöyle:
Kaleci: Bouna Coundoul, Pape Demba Camara,
Mamadou Ba
Defans : Zargo Toure, Boukary Drame, Kara
Mbodji, Papy Djilobodji, Cheikh Mbengue, Pape
Ndiaye Souare
Orta saha: Mohamed Diame, Gana Gueye, Salif
Sane, Pape Alioune Ndiaye, Stephane Badji,
Cheikhou Kouyate, Alfred Ndiaye, Sadio Mane,
Pape Kouly Diop
Forvet: Papiss Demba Cisse, Moussa Sow,
Dame Ndoye, Mame Biram Diouf, Diafra Sakho.
(AA)
ANKARA - Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde
Siyah Sancak Komutanı Yasin rolünü oynayan
Ertuğrul Şakar, Türkiye Eskrim
Federasyonu'na halkla ilişkiler (PR) çalışmalarıyla destek verecek.
İlk olarak Şefkat Tepe dizisindeki astsubay
Kordon Celil karakteriyle beğeni toplayan ve
bu sezon Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde Siyah
Sancak Komutanı Yasin karakterine hayat
veren Şakar, kendisinin de yaptığı eskrim
sporunun, tanınırlığı ve bilinirliğinin artması
için bir dizi PR çalışmasında yer alacak.
Şakar, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
PR çalışması talebinin Türkiye Eskrim
Federasyonu'ndan geldiğini belirterek, bu
çalışmada yer almaktan mutluluk duyduğunu
söyledi.
Konservatuvarda ders olarak okutulan
eskrimle tanıştıktan sonra bu sporu çok
sevdiğini ve 4 yıl özel ders aldığını anlatan
Şakar, eskrimin beyin ve vücut koordinasyonunu sağlayan çok önemli bir spor
olduğunu ifade etti.
Konservatuvarda başladığı ve 4 yıl ders
aldığı eskrimin oldukça faydalı bir spor
olduğunu vurgulayan Şakar, "Aileler çocuklarını genellikle çevreden gördükleri spor ve
sanat dallarına yönlendiriyorlar oysa ki eskrimi bir kez denemiş olsalardı ülkede seferberlik ilan edilirdi. İlkokuldan itibaren bu dersi
alıyor olsaydık ülkemizde trafik kazaları büyük
oranda azalırdı" dedi. (AA)
Tekerlekli
sandalyede kılıçlarını
konuşturuyorlar
BURSA- Branşlarının Türkiye Bedensel
Engelliler Spor Federasyonu (TBESF) tarafından aktif hale getirilmesini isteyen Nilüfer
Belediyesi Tekerlekli Eskrim Takımı sporcuları, ay yıldızlı milli formayla uluslararası
şampiyonalara katılmayı hedefliyor.
Takımın Antrenörü Kader Yıldırım, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, kulüp çatısı
altında 2011 yılından bu yana çalıştıklarını, 3
yıldır da özel davetler alıp uluslararası organizasyonlara katıldıklarını söyledi.
Çalışmalarını 10 sporcuyla sürdürdüklerini ve
katıldıkları turnuvalarda başarılı sonuçlar elde
ettiklerini belirten Yıldırım, Türkiye'de engelli
olup bu branşla uğraşan tek kulübün
bünyesinde yer aldıklarından ciddi zorluklarla
karşılaştıklarını anlattı. Tekerlekli eskrim
branşının TBESF tarafından aktif edilmemesi
nedeniyle Uluslararası Tekerlekli Sandalye ve
Ampute Sporları Federasyonunca düzenlenen resmi organizasyonlara gidemediklerini
aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:
"Sporcularımız yarın önemli bir turnuvaya, şampiyonaya katılacakmış gibi haftanın 5 günü ikişer saate yakın antrenman
yapıyor. Tek isteğimiz; ülkemizi uluslararası
arenada tekerlekli eskrim dalında temsil
etmek. Tek isteğimiz; şampiyonalarda
göğsümüzde Türk bayrağını taşımak,
bayrağımızı en yukarı çektirmek ve İstiklal
Marşımızı dinletmek. İmkan verilirse sporcularımın uluslararası şampiyonalarda çok
başarılı sonuçlar alacağına inanıyorum.
Dünyada 2006 yılından bu yana 36 ülkede
tekerlekli eskrim branşında çalışmalar
yapılıyor. Bu ülkeler arasında Irak ve İran da
var. Bizim onlardan eksiğimiz yok. Bizim
sporcularımız daha iyi. Uluslararası özel turnuvalarda aldığımız sonuçlar bunu gösteriyor." Takımın sporcularından Nimet Erdoğan
ise hiç kimseden maddi yardım beklemediklerini, sadece milli kimlik istediklerini belirtti.
Tekerlekli eskrim branşıyla 3 yıldır
uğraştığını ve bundan dolayı hayatının tamamen değiştiğini anlatan Erdoğan, şunları
kaydetti: "Eskrim, hayatımın merkez noktası.
Dünyam tamamıyla onun etrafında dönüyor.
Eskrim, hayata bakış açımı değiştirdi. Bu
branşta milli kimlik istiyorum. Milli sporcu
olmak, önemli şampiyonalarda, olimpiyatlarda Türk gücünü göstermek, ay yıldızlı
bayrağımızı dalgalandırmak istiyorum.
Engelim, başka işler yapmama, büyük hedefler kurmama engel değil. Engelim bana
engel değil. Yeter ki başkaları bana engel
olmasın." (AA)
7 Kasım 2014 Cuma
Oltu taşından yaplan maket cami ve saz,
büyük ilgi görüyor
Erzurum'un
Oltu ilçesindeki
madenlerden
çıkartılan ve "siyah
kehribar" olarak
bilinen Oltu
taşından, gümüş,
firuze ve altınla
işlenerek özenle
yapılan maket cami
ve saz, büyük ilgi
görüyor.
ERZURUM - FAHRETTİN GÖK Kentin en önemli simgesi olan, stres
başta olmak üzere karabasan ve
korkuya iyi geldiğine inanılan Oltu taşı,
madenden çıkarıldıktan sonra işlenip
tespih, kalem, kolye, yüzük, anahtarlık
ve süs eşyasına dönüştürülüyor.
İlçeye 5 kilometre uzaklıkta
Şendurak köyünde kardeşleriyle kurdukları atölyede çalışan 30 yıllık Oltu
taşı ustası Ömer Yavuz, boş zamanlarında ise "siyah kehribar"dan birbirinden güzel eserler ortaya çıkartıyor.
Yavuz'un, kardeşleriyle Oltu taşından,
gümüş, firuze ve altınla işleyerek özenle
yaptığı maket cami ve saz da görenlerin
ilgisini çekiyor.
Oltu taşından yaptığı maket camiyi
dönemin Bayındırlık ve İskan
Bakanlığı'na gönderen Yavuz'un, "cura"
türündeki Oltu taşından sazı da 2001
yılında dönemin belediye başkanı
tarafından alındı.
Aradan geçen sürede boş durmayan
Yavuz, bu kez de küp kısmı komple
taştan oluşan, sadece burgu ve sap
kısmında çok az ahşap kullanılarak
gümüş ve firuze işlemeli bir saz yaptı.
Yavuz, iki yıl süren bu çalışmanın
yanında, Esmaül Hüsna'nın minarelerine noktalar halinde gümüşten işlendiği
ve alemleri 22 ayar altın olan maket bir
cami yaptı.
Yaptığı bu iki eserle vatandaşların
ilgisinden memnun kalan Yavuz, şimdi
de Sultanahmet Camisi'nin Oltu Taşı
maketini yapıyor.
Çalışmalarına kısa süre önce
başladıkları maket camiyi gözlerden
uzak köydeki atölyesinde yapan Yavuz,
bu maketi tamamlanması için en az iki
yıla ihtiyacı olduğunu, bitmesi durumunda çok büyük bir eser olacağını
söyledi.
Yavuz, amaçlarının Oltu taşıyla güzel
eserler yapmak olduğunu belirterek,
şöyle devam etti: "Saz ve maket cami
dünyada tekdir ve benzerleri yoktur.
Sazın sadece burguları ve sapının bir
kısmı ağaçtandır. Onun dışındaki kısımlar tamamen Oltu taşıdır. Cami maketi
ise çok daha güzel bir eserdir. Caminin
minarelerine noktalar halinde Allah'ın
99 ismi gümüşle işlenmiştir. Alemleri 22
ayar altındır. Dünyada Oltu taşının en
güzel eseri durumundadır. Biz, Oltu
taşıyla güzel eserler yapalım, Oltu taşı
dile gelsin diye olmayan şeyleri yapmaya çalıştık. Şimdi Sultanahmet
Camisi'nin çalışması var elimizde.
Yapılmayan bir şey olduğu için şu anda
maliyeti belli değil. Ebatları da biraz
abartılı oldu. Net bir şey söylemek çok
zor. Bitirebilirsek o çok büyük bir eser
olacak."
(AA)
Bu evde “Gila Canavarı da var çift başlı yılan da”
Antalya'daki Fear Trophy
Sürüngenevi'nde
aralarında gila canavarı,
zehirli ok kurbağası ve
yakalı ejder gibi dünyada
ender bulunan 200'e
yakın canlı bulunuyor.
ANTALYA - SÜLEYMAN ELÇİN
- Antalya Akvaryum içerisine kurulan sürüngenevine gidenler,
Afrika'dan Güney Amerika'ya,
Amazon ormanlarından
Madagaskar'a kadar dünyanın farklı
bölgelerinden gelen nesli tükenme
tehdidiyle karşı karşıya olan hay-
vanları görme şansı buluyor.
Yağmur ormanlarının vahşi yaşamı, çöllerin ve mağaraların gizemli
dünyasında yaşayan sürüngenlerin
sergilendiği evde, 70'den fazla teraryumda ender bulunan 200'e yakın
canlı yer alıyor.
Sürüngenevinde en büyük ilgiyi
boyu 5 metreyi geçen büyük piton
ve anakondalar çekiyor. Dünyanın
en zehirli kertenkeleleri olarak bilinen
gila canavarı ile boncuklu kertenkelenin de bulunduğu evde beyaz albino kobra yılanı, dünyanın en büyük
örümcek ve akrep türleri ile kuş
yiyen tarantulalar görülebiliyor. (AA)
Giacometti’nin “Araba” heykeli
101 milyon dolara satıldı
Bingöl'ün
Solhan ilçesi
yakınlarında
bulunan Turna
Gölü'ndeki
yüzen adalar,
sonbaharda
ziyaretçilerine
adeta görsel
şölen sunuyor.
İsviçreli sanatçı Alberto Giacometti'nin başyapıtı
''Chariot'' (Araba) adlı heykeli, açık artırmada 101
milyon dolara alıcı buldu.
Yüzen adalarda hazan güzelliği
BİNGÖL- ABDULLAH ÇELİK Solhan'a bağlı Hazarşah köyü Aksakal
mezrasındaki Turna Gölü'nde yüzen
adalardaki bodur ağaçları erken yaprak
dökerek kışa hazırlanırken, çevrede yeşil
ve sarı renklerin uyumu doğa severlerin
ilgisini çekiyor. Yılın her dönemi yerli ve
yabancı turistlerin akınına uğrayan yüzen
adalar, Bingöl'ün turizmdeki en önemli
potansiyeli arasında gösteriliyor.
Özellikle bahar ve yaz aylarında mesire
yeri olarak öne çıkan adaların çevresi,
piknikçilerin de gözde mekanları arasında
yerini alıyor.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa
Koruma ve Milli Parklar Genel
Müdürlüğü'nce ''Yüzen Adalar Tabiat
Anıtı'' olarak koruma altına alınan yüzen
adaların çevre düzenlemesi Solhan
Kaymakamlığı'nca yapıldı.
Fırat Kalkınma Ajansı'nca da desteklenen ''Turizmin Anahtarı Yüzen Ada
Projesi'' kapsamında yüzen adaların tahrip
olmaması ve doğal mirasın korunması
amacıyla gölün çevresi tel örgüyle çevrildi.
İnsanların güzel vakit geçirmesi ve adaları
izlemesi için gölün kenarlarına seyir
terasları, orman içinde dağ kulübeleri,
piknik ve çocuk oyun alanları yapıldı.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Şevket
Boğatekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Turna Gölü'ndeki yüzen adaların
eşi görülmemiş bir tabiat olayı olduğunu
belirterek, "Bingöl'ün turizmi doğal güzelliklere dayanır" dedi.
(AA)
NEW YORK- Sotheby's
müzayede evinin "İzlenimci ve
Modern Sanat Sonbahar
Müzayedesi" New York'ta
yapıldı.
New York'taki müzayede
gecesine, 1966 yılında ölen
Alberto Giacometti'nin ''Araba''
adlı eseri damgasını vurdu.
Ressam ve heykeltıraş
Giacometti'nin İkinci Dünya
Savaşı sonrasında, 1950 yılında
yaptığı 1,44 metre yüksekliğindeki iki tekerlekli araba
üzerinde duran bronz tanrıça
heykeli, 101 milyon dolara alıcı
buldu.
Giacometti'nin "Walking
Man" isimli eseri de
4 yıl önce Londra'da
yapılan müzayedede
104 milyon dolara
satılmıştı.
Müzayedede,
Vincent van Gogh'un
1890 yılında 66x51
santimetre ebatlarında yaptığı "Papatyalı
ve Gelincikli Vazo''
adlı eseri ise 61 mily-
on 800 bin dolara satıldı. Eserin
satış kataloğundaki değeri 30
ila 50 milyon dolar olarak belirtilmişti.
Müzayede gecesinin diğer
bir yıldızı ise Amedeo
Modigliani'nin 1911 ve 1912 yıllarında yaptığı, 70 milyon 700
bin dolara alıcı bulan 73 santimetre yüksekliğindeki ''Tete''
(Baş) adlı eseri oldu. Heykele
satış kataloğunda 45 milyon
değer biçilmişti.New York'taki
müzayede gecesinde
Sotheby's, toplam 422 milyon
100 bin dolarlık satış gerçekleştirerek 270 yıllık tarihindeki
en yüksek meblağa ulaştı. (AA)
Download

7kastop.qxp_Layout 1