HANGİ ÜLKEDE
NASIL
DAVRANMALI
SANAYI
LIFE
OKAY TEMİZ’LE
RİTİM
BAŞLIYOR
+
TÜBİTAK’TAN
KOBİ
DESTEKLERİ
Yıl:1 Sayı:1
EYLÜL 2013
YENİ YENİ
KENDİ İCATLARIYLA
ÖLDÜLER
ÖNCE BİLİM KURGU
SONRA BULUŞ
iCAT
ÇIKARDILAR
TÜRK SANAYİSİNİN MUCİTLERİ
Berma Sutuğ AYDIN
Başıma icat
çıkardım
oğumuz hatırlarız, çocukken ne
zaman ortaya ilginç bir fikir
atmaya kalksak, annelerimiz
“durup duruken başıma icat
çıkarma” derdi.
Benim sorunum da aynısı. Bir kadın
girişimci olarak fikir üretmeden başıma icat
çıkartmadan duramıyorum. Acaba ne yaptı
diyenler için açıklıyorum.
Dergi yaptım.
Kimin için.
Sanayiciler ve işadamları için.
Uzun zamandır organize sanayi
bölgelerindeki işletmelerle birlikte
çalışmalar gerçekleştiren, sektörleri
yakından takip eden birisi olarak, bu dergi
ile; üretimi, sürdürülebilir rekabeti ve katma
değeri ile ekonominin yapı taşlarından
sanayicilerimizin ve KOBİ’lerimizin sesi
olmaya çalışacağım.
Yayın kurulu ve ekibimle birlikte, tarafsız
ve özgür görüşlerimizle, mesleki değerler
çerçevesinde, iş yaşamına farklı bir bakış
açısı katmak amacıyla objektif ve
hakkaniyetli bir yayın politikası izleyeceğiz.
Bunun yanı sıra, yayıncılığın klişeleşmiş
üslubuna takılmadan, işin dışında, yaşama
dair neler varsa sizlerle paylaşacağız.
İlk sayımızda, durup dururken icat
çıkarmış kişileri ve ses getiren buluşları
sizlere tanıtmak istedik.
Bizleri şimdiden tebrik eden ve başarı
dileklerini ileten tüm okuyucu ve
dostlarımıza teşekkür ederiz.
Saygılarımla,
Ç
Makam odası bulunmayan
tek OSB başkanı
MURAT ÖNAY
RÖPORTAJ
16
20
SANAYI
129 GÜNDE OTOMOBİL
DEVRİM’İN BİLİNMEYENLERİ
LIFE
İmtiyaz Sahibi
(Sorumlu Yazı İşleri Müdürü)
Ajna Reklam Adına
Berma S. Aydın
[email protected]
Haber Merkezi
Ceren Gümüşbaş
[email protected]
Reklam Müdürü
Zehra Sarıkaya Keşaf
[email protected]
Görsel Yönetmen
Güngör Yılmaz
RÖPORTAJ
Tasarım dünyasının duayeni
YILMAZ
ZENGER
OYUN
54
24
GÜNCEL
52
MEKAN
66
SANAT
68
SAĞLIK
74
GO: Hata yapmak
serbest ve maliyetsiz
TÜBİTAK destekleri
KOBİ’lerin yanında
ARAȘTIRMA
60
+
DOĞUNUN OSB’LERİ
ȘANTİYEYE DÖNDÜ
Çözüm süreci
Yatırımları
arttırdı
Beluga’da toplantılarınız
deniz lezzetileriyle...
Okay Temiz ile müziğin
ritmi hiç bitmiyor
Bel Fıtığının tarihi
insanlık kadar eski...
Yayın Kurulu
Berma S. Aydın, Eray Beceren,
Levent Karadağ,
Mehmet Emin Barsbey,
Serkan Özburun
Danışma Kurulu
Murat Fırat
(Dudullu OSB Bölge Müdürü)
Mücahit Sönmez
(İmes San. Sit. G.M.)
Melih Tunçay
(Des San. Sit. G.M.)
Yönetim Merkezi
AJNA Reklam Tanıtım Basım Yayın
ve Ajans Hizmetleri
Dudullu Organize Sanayi Bölgesi,
DES Ticaret Merkezi
No:3/21Ümraniye – İstanbul
T: 0216 313 0013
F: 0216 420 2727
www.ajna.com.tr
www.sanayilife.com
[email protected]
[email protected]
Baskı Yeri
Hat Baskı Sanatları
Litros Yolu 2. Matbacılar Sitesi
A Blok No: ZA 5
Topkapı – İstanbul
T: 0212 567 77 66
F: 0212 613 75 96
www.hatbaski.com
Ulusal – Türkçe – Aylık
Sanayi Life Dergisi, AJNA Reklam
tarafından ayda bir yayınlanır.
Bu yayındaki tüm yazı ve görsellerin
hakkı Sanayi Life Dergisine aittir.
İzin alınmak suretiyle kaynak
gösterilerek kullanılabilir.
Copyright © 2013 Ajna Reklam
All rights reserved.
FOTOĞRAF HABER
Dönüşüm
MUHTEŞEM
oldu!
Usta eller bir araya geldi ve ortaya
hurdalardan oluşan heykeller
çıktı. Antalya Büyükşehir
Belediyesi ve Akdeniz
Sanayi Sitesi Kooperatifi
işbirliğiyle atık
metallerden yapılan
heykel sergisinin
ikincisi açıldı. Atık
Malzeme Heykel
Müzesi’nin 2’nci
Etap sergisi
Akdeniz
Sanayi Sitesi
Parkı’nda
gerçekleşti.
KISA KISA GÜNCEL
World Finance Akbank’ı
‘En İyi Banka’ seçti
Uluslararası finans yayınlarından
World Finance tarafından
düzenlenen, ‘Dünya’nın En İyi Bankaları’
değerlendirmesinin 2013 sonuçları
açıklandı. Buna göre Akbank, Dünya’nın
En İyi Bankaları 2013
değerlendirmesinde ‘Türkiye’nin En İyi
Bankası’ seçildi. Performanslarının
bankayı farklı ödül platformlarında
önemli başarılara taşıdığını vurgulayan
Akbank Genel Müdürü, Hakan
Binbaşgil, “2012’de çok başarılı bir
dönemi geride bıraktık. 2013’te de bu
performansımızı sürdürüyoruz” dedi.
Varlık barışında
üçkâğıtçıya dikkat!
Maliye Bakanlığı ,
varlık barışı
üçkâğıtçılarına karşı
vatandaşları dikkatli
olmaya çağırıyor.
Maliye yetkilileri,
varlık barışından
yararlanıp borç para isteyenlere
inanılmamasını istedi. Varlık barışı
kurnazları genellikle önce vergi
dairesine gidiyor, beyanda bulunuyor,
beyanda bulunduğuna ilişkin belgeyi
alıp, başvurusunun ‘resmi’ olduğunu
gösteriyor. Daha sonra da vatandaşı
‘resmi başvurusu’ olduğuna inandırıp
borç para istiyorlar diye konuştu.
Perakende sektörü
'savaş' dinlemedi
Yükselişini sürdüren perakende
sektöründe yılın ilk 7 ayında
cirolar yüzde 21 arttı. Temmuz ayında
sektör istihdamında ise yaşanan artış
yıllık bazda yüzde 9 oldu Temmuz
ayında organize perakende
sektörünün cirosu yıllık bazda yüzde
17 artarken, istihdamda ise yüzde 9
artış yaşandı. Alışveriş Merkezleri ve
Perakendecileri Derneği Başkanı
Mehmet Nane’nin açıkladığı verilere
göre organize perakende sektörü
ciroları, temmuz ayında geçen yılın
aynı dönemine göre yüzde 33 arttı.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 08
İSTİHDAMA EN BÜYÜK KATKI TURİZMDEN
Türkiye'de son beş yılda ülke
genelindeki sigortalı çalışan
sayısı artışında yüzde 16.2 ile turizm
sektörü ilk sırada yer aldı. Akdeniz
Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği
(AKTOB) Ar-Ge biriminden yapılan
açıklamaya göre, mayıs ayı verilerine
göre Türkiye'de sigortalı çalışan sayısı,
son 5 yılda 3.8 milyon artarak 12.3
milyona ulaştı. Bu dönemde,
turizmdeki sigortalı çalışan sayısı da
277 binden 902 bine yükseldi. Ülke
genelindeki sigortalı sayısındaki
artışın yüzde 16.2'si turizmden
kaynaklandı. Sektör bu
performansıyla ilk sırada yer alırken,
yüzde 12.4'le inşaat ikinci, yüzde 10.9'le
perakende üçüncü oldu. İstihdamdaki
artışa yiyecek-içecek yüzde 9,
konaklama ise yüzde 6 katkı yaptı.
Turkcell'den 'akıllı' rekor
Turkcell 2013'ün ikinci
çeyreğinde akıllı telefonlar
sayesinde yüzde 42 artan mobil
internet aboneleriyle tarihinin en
yüksek gelirine ulaştı. Turkcell , 2013’ün
ikinci çeyreğinde gelirlerini yıllık bazda
yüzde 11 arttırarak, 2.86 milyar lira ile
tarihinde bir çeyrekte elde ettiği en
yüksek gelire ulaştı. Turkcell, bu
büyümede, Türkiye ’de yüzde 4 artan
ses gelirlerinin yanı sıra akıllı cihaz
kullanımının gelişimiyle yüzde 42 artan
mobil internet gelirleri ve yüzde 29
büyüyen grup şirketlerinin katkısının
etkili olduğunu vurguladı.
KISA KISA GÜNCEL
Türk nakliyeci,
İsrail’i keşfetti
Türkiye ile Ortadoğu ülkeleri
arasındaki en önemli ticaret yolu
olan ve iç savaş nedeniyle kullanılamaz
hale gelen Suriye güzergahı, Türk
nakliyecileri bir hayli zorluyor. İşleri
neredeyse durma noktasına gelen
nakliyeciler, bu krizi aşabilmek için
farklı yollar bulma arayışına girdi. Bazı
firmaların, az bilinen bir yol olan
İskenderun-Hayfa güzergahını
kullanmaya başladığını belirten
Financial Times gazetesi, geçen yılın
kasım ayından bu yana yaklaşık 2 bin
Türk kamyonunun bu yolla yük
taşıdığını bildirdi.
Mısır'ın Türkiye'ye
maliyeti 300 milyon $
Mısır'daki gerilimin
ardından, Suriye'ye
dönük olası müdahale
ile petrol fiyatları son
ayların en yüksek
seviyesini görürken,
Enerji Bakanı Taner
Yıldız, petrol fiyatlarının 113 doları
aşmasıyla Türkiye'nin enerji
maliyetlerinde 300 milyon dolarlık yük
oluştuğunu söyledi. Yıldız, "Ham
petrolün varil fiyatı 103 dolardı, şimdi 113
doları geçti. Döviz ile alıp TL ile
satıyoruz. Mısır'a uzak deyip geçmeyin.
Mısır olayları nedeniyle petrol
fiyatlarındaki artıştan dolayı
Türkiye'nin enerji maliyetlerinde 300
milyon dolarlık yük oluştu" dedi.
TÜRK YOĞURTÇU DEVLERİ ÇARESİZ BIRAKTI
Amerikan devleri, bir Türk
girişimcinin yarattığı yoğurt
markası "Chobani" fenomeni
karşısında çaresiz kaldı. Tuncelili
Hamdi Ulukaya, New York'taki 85
yoğurt fabrikasının arasından
sıyrılarak, hızla büyümeye devam
ediyor. Bu yıl sonuna kadar 1 milyar
dolarlık ciroya ulaşmayı planlayan
Ulukaya, yoğurtta aslında oldukça
eski bir tarifi uyguluyor. Meyvelerle
beraber servis edilen Chobani
yoğurdu, Danone ve Yoplait gibi
dünya devlerini zorluyor. Ulukaya,
bugünlerde yeni bir reklam
kampanyası başlattı. Danone'nin
ise Ulukaya'nın şirketiyle rekabet
edebilmek için 100 milyon dolarlık
bir yatırım gerçekleştirdiği
belirtiliyor.
Beşiktaş'ın yeni stadının adı
'Vodafone Arena' olacak
Beşiktaş, Vodafone ile yaptığı anlaşmayla
forma reklamı, stat isim hakkı reklam haklarını
145 milyon dolara devretti. Beşiktaş'ın yeni yapılacak
stadının adı 'Vodafone Arena' olacak!. Vodafone
Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Öğüt
"Vodafone Türkiye olarak, Türk spor tarihinin en
büyük ve en önemli anlaşmasına Beşiktaş Jimnastik
Kulübü ile imza atmanın mutluluğu ve heyecanı
içindeyiz. Beşiktaş ve Vodafone markalarının bir
araya gelmesi bize mutluluk veriyor” dedi.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 10
ajna.com.tr
KISA KISA GÜNCEL
7 bin kişilik
kongre merkezi
Antalya Belekte 250 milyon liralık
yatırımla ‘Palazzo’ markasıyla otel
açılışı yapan Kaya Turizm Yönetim
Kurulu Başkanı Burak Kaya, İstanbul’da
da şehir oteli açmayı hedeflediklerini
söyledi. Kaya, şehirlerdeki yabancı marka
üstünlüğüne yerli zincir olarak dur
demek istediklerini belirtti. Eylül ayında
Belek’te Palazzo Kongre Merkezi’nin
hizmete açılacağı bilgisini veren Kaya,
kongre merkezinin toplam 15 bin
metrekare alana kurulu olduğunu ve aynı
anda 7 bin kişinin toplantı yapabileceği
şekilde tasarlandığını söyledi.
Dünya çelik
üretiminde sekizinciyiz
Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanı Nihat
Ergün, Türkiye'nin
geçen yıl 36 milyon ton
sıvı ham çelik
üretimiyle dünyada
8'inci, Avrupa'da ise
2'nci sırada yer aldığını belirterek, "Ancak
bu üretim kapasitesi ve becerisine
rağmen entegre paslanmaz çelik üretimi
konusunda yeterli çalışmamız yoktu.
Şimdi yeni adımlar atıyoruz" dedi. Ergün,
ülkenin bundan sonraki süreçte daha
fazla üretmekten ziyade daha nitelikli,
yüksek katma değerli üretim yapması
gerektiğini vurguladı.
Para basımında bir
dönem kapanıyor
Merkez Bankası, para basımında
"dijital" sisteme geçiyor. Artık
banknotların basımı sonrasındaki
kontroller "elle" yapılmayacak. Merkez
Bankası (MB) 2014 yılı itibariyle para
basımında “elle kontrol” dönemini
kapatacak. MB, Banknot Matbaası'ndaki
kontrol sistemini yenileyecek, dijital
sisteme geçecek. Para, hiç el değmeden
basılacak. Banknot matbaasındaki
mevcut sistemde para basımı
makinelerde yapılıyor. Ancak banknotun
basımı sonrasındaki kontrolleri,
çalışanlar yapıyor.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 12
KIZ KULESİ SATIŞA ÇIKTI
Kız Kulesi'ni 49 yıllığına
kiralayan Hamoğlu Holding,
kullanım hakkını satışa çıkardı. 2 bin
500 yıllık tarihi binaya 22 milyon Euro
isteniyor. İstanbul'un en önemli
simgelerinden olan 2 bin 500 yıllık Kız
Kulesi'ni 49 yıllığına kiralayan
Hamoğlu Holding, geriye kalan 38 yıllık
kullanım hakkını satıyor.
Sabah gazetesinin haberine göre, bir
süredir büyük alıcılarla görüşen
Hamoğlu Holding Başkanı Ahmet
Hamoğlu'nun, özellikle yabancı
yatırımcılardan büyük ilgi gördüğü
öğrenildi. Kulislere göre Kız Kulesi için
22 milyon Euro isteyen Hamoğlu'na ilk
ciddi teklif Körfez'in en büyük
holdinglerinden birinden geldi.
Çay ve karpuzdan
vazgeçemiyoruz
Türkiye'de en çok çay ve karpuz
tüketiliyor. Kişi başına yıllık çay
tüketimi 13,8, karpuz tüketimi de 45,2
kilogramı buluyor. Türkiye İstatistik
Kurumu (TÜİK) verilerinden derlenen
bilgilere göre, yılda 1,2 milyon tondan
fazla çay üretilen ülkemizde kişi başı
günde 40 grama yani 10 bardaktan
fazlaya karşılık geliyor. Rakamlar,
Türkiye'nin geleneksel içeceklerinden
çaya özel bir ilginin olduğunu ortaya
koyarken, benzer bir durumun
karpuz için de söz konusu olması
dikkati çekiyor.
KISA KISA GÜNCEL
TSE, 80 firmanın
sözleşmesini feshetti
TSE 80 firmanın sözleşmesini
feshetti Türk Standardları
Enstitüsü (TSE), çeşitli nedenlerle 80
firmanın hizmet yeterlilik belgelerinin
geçerliliğinin kalmadığını söyledi.
Resmi Gazete'de yayımlanan ilana
göre, 62 firmanın belge yenileme
talebinde bulunmaması ve 12 firmanın
ara kontrol olumsuzluğu nedeniyle, 6
firmanın ise isteğiyle, mevcut
sözleşmeleri feshedildi.
Sahte altına
mıknatıs da kar etmiyor
Ankara Kuyumcular
ve Saatçiler Odası
Başkanı Hasan
Çavuşculu, altının
gerçek mi sahte mi
olduğunu mıknatısla
kontrol etmenin,
vatandaşları yanıltacağını, sahte altını bu
yöntemle ayırt etmenin mümkün
olmadığını söyledi. Son günlerde sahte
altınla ilgili, "altının gerçek mi sahte mi
olduğunun mıknatısla ayırt edilebileceği"
yönünde haberler yapıldığını belirten
Çavuşculu, mıknatısın böyle bir işlevinin
olmadığını kaydetti. Söz konusu
haberlerin vatandaşı yanılttığına işaret
eden Çavuşculu, "Mıknatıs çekerse altın
değil, çekmezse altın gibi yalan ifadeler
kullanılıyor, bu doğru değil. Vatandaşlar,
alacakları ürünleri mıknatısla kontrol
etmesinler, yanılırlar” diye konuştu.
TUZA HEM RENK HEM DE UYARI GELİYOR
Sigara ve alkollü içkilerin
ardından tuz paketlerinde de
uyarı uygulaması başlıyor. Tuz
paketlerinde, hangi kaynaktan
üretildiği ve içerisinde yer alan
arsenik, kurşun gibi ağır metal
bulaşık oranları ile "Tuzu azaltın,
sağlığınızı koruyun" ifadesi yer
alacak. Artık renkli tuz da
üretilebilecek. Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı, tuz kullanımı
azaltmak için yürütülen çalışmalarda
yeni bir uygulama daha başlatıyor.
Bakanlığın Türk Gıda Kodeksi Tuz
Tebliği Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe girdi. Buna göre, tuz
yabancı madde içermeyecek, işlenmiş
tuz rafine edilmeden veya
yıkanmadan piyasaya sunulmayacak,
yeraltı kaynak ve deniz tuzlarında
rutubet miktarı kütlece en çok yüzde
2, diğer tuzlarda yüzde 0,5 olacak.
İnşaat malzemesinde
40 milyar $'lık hedef
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği
(İMSAD) verilerine göre Türkiye inşaat
malzemeleri ihracatında dünyada 5'inci ülke
konumuna yükseldi. İMSAD Başkanı Dündar
Yetişener, "2015'te 40 milyar dolar ihracat
hedefliyoruz" dedi. Yetişener, 2012'de sektörün pazar
büyüklüğünün yaklaşık 100 milyar lira olduğunu
belirterek, sektörün işsizliğe de büyük bir katkısı
bulunduğunu, 1.5 milyon kişiye doğrudan istihdam
sağladığını söyledi.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 14
YENİLİK VE
FARKLILIK
BAŞARIYI
GETİRİR
B. Murat Önay, 15 yıldır İstanbul’un en büyük organize
sanayi bölgelerinden Dudullu OSB’nin Yönetim Kurulu
Başkanı. Ağrı’lı hukukçu bir aileye mensup, ilkokulu
bitirince ailesiyle birlikte İstanbul’a gelmiş. Önce İktisadi
ve Ticari İlimler Akademisini, ardından Hukuk
Fakültesini bitirdikten sonra 8 yıl avukatlık yapmış.
1988’den beri sanayicilik yapıyor. Başarılı işadamı B.
Murat Önay ile iş hayatı serüveninden hobilerine kadar
bilinmeyen yönlerini konuştuk.
Röportaj Berma Sutuğ Aydın
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 16
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 17
‘
RÖPORTAJ
Türkiye’de, Yönetim Kurulu Başkanı makam odası olmayan tek organize
sanayi bölgesi Dudullu OSB’dir. Ben bölge müdürlerinin bu görevi
yürütmesinden yanayım. Neticede profesyonellerin işine çok fazla
karışılmadığı için işler düzgün ilerliyor.
Büyüyünce avukat olacağım
Sanayici olarak, Önaysan, Dudullu OSB
Yönetim Kurulu Başkanlığı, ISO Meclis Üyeliği
ve bunların yanı sıra bir çok dernek ve vakıfta
üyeliğiniz var. Geçmişe dönersek tahsil
hayatınız devam ederken büyüyünce ne
olacağınızı düşünüyordunuz?
Liseyi Kuleli Askeri Lisesinde okudum. Asker
olmaya niyetim vardı fakat şartlar devam etmeme
müsaade etmeyince ailemden gelen hukukçu
genler ile avukat olmaya karar verdim. İktisadi ve
Ticari İlimler Akademisini kazandım fakat üniversite
okurken yeniden sınava girerek hukuk fakültesini
kazandım. Aklımda ve gönlümde hep avukat olmak
vardı. 8 yıl avukatlık mesleğini sürdürdüm.
Adalet sistemimiz kurumsal değil
Neden devam etmediniz, sanayici olmak
nerden aklınıza geldi?
Sanayici olmak hiç aklımın ucundan geçmezdi.
Fakat Türkiye’de adalet sistemi Avrupa’daki gibi
işlemiyor. Bugün avukat dediğimiz zaman sadece
İstanbul’daki sicil numaraları 50 bine yaklaştı.
Oysa benim numaram 12 binlerde. Bu da
avukatlık mesleğinin çok dejenere olduğunu ve
bir saygınlığının kalmadığını gösteriyor. Bir de
Türkiye’de hukuk her dönemde siyasal
olduğundan, bağlı bulunduğu siyasal ideolojiye
göre karar alındığı için gerçek hukuk
uygulanamıyor. Hala kurumsallaşmamış bir
kanun yapımız var. Yeterli saygıyı görmediği için
cezbedici tarafı kalmadı. Bu sebeple kardeşim ile
birlikte İmes’te 200 metrekare bir dükkanda
sanayiciliğe başladık. Büyüme sürecinde başka
şehirlerde fabrikalar kurarak bugünlere geldik.
Askerlik-İktisat-Avukatlık. Böyle bir mozaik
içerisinde profesyonel bir yöneticilik
hayatınız var. Sanayicilikteki başarınızda,
eğitiminizdeki farklılığın katkısı oldu mu?
Lisede askeri eğitimin yanı sıra askerliğimi de
Antakya Yayladağ’da askerlik şubesi başkanı olarak
yaptım. Askerliğin kazandırdıklarının dışında hukuk
insanı sosyalleştiriyor. Yönetim bilimlerinde daha
teknik ve cesaret sahibi oluyorsunuz. İktisat ise mali
düşünce yapınızı güçlendirdiği için iş hayatımda bu
değerlerin çok faydasını gördüm.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 18
İşi profesyonellere bırakıyoruz
15 yıldır Dudullu Organize Sanayi Bölgesi
başkanlığını başarıyla sürdürüyorsunuz. Her
yıl güven tazelemenizin sırrı sizce nedir?
Bizler diğer organize sanayi bölgelerindeki bazı
yönetici arkadaşlarımız gibi zamanımızın çoğunu
burada geçirmiyoruz. Hepimizin ayrı şirketleri ve iş
hayatı var. Sadece gerekli zamanlarda veya yönetim
kurulu toplantılarında burada bulunuyoruz.
Türkiye’de, Yönetim Kurulu Başkanı makam odası
olmayan tek organize sanayi bölgesi Dudullu OSB’dir.
Ben bölge müdürlerinin bu görevi yürütmesinden
yanayım. Neticede profesyonellerin işine çok fazla
karışılmadığı için işler düzgün ilerliyor.
Yenilikçi ve çevreci yönetim
Başkanlığınız süresince OSB’ye sağlamış
olduğunuz katkılar nelerdir? Yeni hedefleriniz
var mı, bizleri hangi yenilikler bekliyor?
Biliyorsunuz, Türkiye’nin en modern itfaiye binasını
yaptık. Bu tesisi ne belediye bizim kadar güzel yapardı
ne de biz belediye itfaiye teşkilatı gibi iyi yürütebilirdik.
Dolayısıyla ilk defa böyle bir model geliştirmiş olduk ve
başarı ile bu işbirliğini sürdürüyoruz. Teknolojik
kolaylıkların yanı sıra çevre bilinci de bizim için çok
önemli. Bölge müdürlüğüne ait yeşil alanların oranı
yüzde 15. Buna firmaların kendilerine ait bölümleri de
eklenince yeşil alan oranı yüzde 50’yi buluyor. Açıkçası,
altyapı, trafik gibi problemler olmadan tam kapasiteyle
çalışan ve bu oranda yeşil alana sahip başka bir OSB
görmedim. Bunun yanı sıra spor merkezimizin
yapımına devam ediyoruz. Içerisinde nizami ölçülerde
baketbol ve voleybol sahalarının, yarı olimpik kapalı
yüzme havuzunun, iki adet tenis kortunun, 500
metrekare fitness salonu ve squash, raketbol gibi bir
çok aktivitenin yer alacağı spor kompleksimizi 2014
yılının ilk aylarında bölgemizin hizmetine açmış
olacağız.
Sanayi ve üniversite iç içe olacak
Yönetim olarak eğitime verdiğiniz önemi
biliyoruz. Dudullu Sürekli Eğitim Merkezi ile
başlayan eğitim yatırımlarınız kampüs ve daha
sonrasında üniversite olarak sonuçlanacak mı?
Türkiye’de bir ilk olarak ve ciddi yatırımlar ile, bu
büyüklükte ve tüm amaçları karşılayan bir kreş ve
anaokulu yaptık. Dudullu OSB Kampüs Kreş olarak şu
anda yüzde 70 olmakla beraber Eylül ayında doluluk
oranımız yüzde 100’ü bulacaktır. Eğitime verdiğimiz
önem doğrultusunda kar amaçlı değil, bölge
çalışanlarının hayatını kolaylaştırmak amacıyla
yapılmış bir yatırım oldu. DOSEM ile başlayan mesleki
eğitimlerimizin devam etmesi ve yeterlilik düzeyinin
arttırılmasına yönelik hedefimiz, 2014 yılında YÖK izni
alınırsa Dudullu OSB Teknik Üniversitesi ve Yüksek
Okulunu kurmak ve eğitime açmak.
“
DOSEM ile
başlayan mesleki
eğitimlerimizin
devam etmesi ve
yeterlilik düzeyinin
arttırılmasına
yönelik hedefimiz,
2014 yılında YÖK
izni alınırsa Dudullu
OSB Teknik
Üniversitesi ve
Yüksek Okulunu
kurmak ve eğitime
açmak.
Evet, dalış hobim var. Özellikle senenin altı ayında,
ilkbahardan sonbaharın sonuna kadar dalış
yapıyorum. Kendime vakit ayırdığım ve beni çok
mutlu eden bir uğraş. Bunun yanı sıra eski eşyaya
ilgim var. Modern dekorasyondan ziyade eski eşyayı,
eski dokuları daha çok seviyorum. Mümkün
olduğunca eski objeler kullanmaya çalışıyorum.
Eskiden kastım, başkalarının o eşyayı kullanarak ona
ruh vermesi. Bu eşyalarla başkalarının hangi
zamanlarda, hangi anılarla yaşadığını merak etmek
ve o enerjiyi almak çok güzel.
Bütün bu yaşadıklarınızdan öğrendiğiniz
en önemli şey nedir, yeni girişimcilere
neler öneririsiniz?
Girişimciliğin tanımı ve sınırları çok değiştiği için tek
tavsiyem bulundukları zamanı yakından takip edip
ihtiyaçları doğru analiz ederek, yenilikçi fikirler
ortaya koymalarıdır. Yapılmışı tekrar etmek değil,
farklı işler yapmak sizi bir adım öne çıkartır.
Eskici ve dalgıç
Bu kadar yoğunluğun içinde kendinize zaman
ayırabiliyor musunuz? Özel ilgi alanlarınız var mı?
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 19
129
OTOMOBİL
V
E
R
Ö
G
GÜNDE
ÜRETMEK
22 Nisan 1961’de Ulaştırma Bakanlığı’na gelen ‘Çift aylı’ bir yazı, ‘Memleketimize
has bir binek otomobil ve motorunun imal edilmesi’ni istiyordu. O dönemde
böylesi bir projeyi ancak Devlet Demiryolları gerçekleştirebilirdi. Çok geçmeden 23
mühendis tümüyle yerli bir otomobil üretmek için Eskişehir Cer Atölyesi’nde
çalışmalara başladı. Otomobilin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına
yetiştirilmesi isteniyordu ve önlerinde sadece 129 gün vardı.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 20
ürkiye’de otomobil üretmeye
yönelik ilk adımlar daha 1929
yılında atıldı. Türk hükümetiyle
Amerikan Ford şirketi arasında
imzalanan 25 yıllık bir imtiyaz anlaşması
uyarınca Amerikalılar otomobil, kamyon,
traktör hatta uçak parçaları için üretim izni
aldı. Birçok aleyhte görüşe rağmen,
Salıpazarı’ndaki gümrük alanında montaj
fabrikası kuruldu. Bugün olduğu gibi
Türkiye’yi üretim üssü olarak gören Ford
Firması, üretilen araçları Ortadoğu, Balkanlar
ve Sovyetler Birliği’ne de ihraç ediyordu.
Ancak aynı yıl başlayan Büyük Buhran
nedeniyle üretim gerilemeye başladı ve 1934
yılında tamamen durdu. Otomotiv
üretiminde ikinci deneme için 20 yıl
beklemek gerekti. Nejat ve Ferruh Verdi
kardeşlerin ortağı olduğu Türk- Willys
Owerland fabrikası, 1955 yılında o dönemin
bozuk yolları için en iyi araç kabul edilen cip
üretimine başladı. Ardı ndan birkaç yıl içinde
kamyon ve traktör üretimine geçildi. Artık
her yerde sıranın otomobile geldiği
konuşuluyordu. “Büyük Buhran” nedeniyle
Salıpazarı’ ndaki montaj tesisini kapatmak
zorunda kalan Ford Firması, pes etmemişti.
Büyüyen bir pazar olan Türkiye’nin ABD ile
ilişkileri gelişiyordu. Başkan Eisenhower’ın
Türkiye’yi ziyaret ettiği 1959 yılında, Ford
şirketi Koç grubuyla Otomobil Sanayi A.Ş.’yi
kurdu. 1960 yılında üretime geçen fabrika,
günde 8 Thames model kamyon ve 4 adet de
Consul binek otomobili üretmeye başladı.
Ancak aynı yıl beklenmeyen bir şey oldu: 27
Mayıs’ta Türk ordusu yönetime el koydu. Yeni
yönetim, Türkiye’nin sanayide başarılı
olduğunu kanıtlamak istiyor, bunun için
çeşitli vesileler yaratıyordu. Bunlardan biri,
belki de en önemlisi, Türk otomobilini
üretmek olacaktı.
T
MEMLEKETE HAS OTOMOBİL YAPIN
22 Nisan 1961’de Ulaştırma Bakanlığı’na
gelen ‘Çift aylı’ bir yazı, ‘Memleketimize has
bir binek otomobil ve motorunun imal
edilmesi’ni istiyordu. O dönemde böylesi bir
projeyi ancak Devlet Demiryolları
gerçekleştirebilirdi. Çok geçmeden 23
mühendis tümüyle yerli bir otomobil
üretmek için Eskişehir Cer Atölyesi’nde
çalışmalara başladı. Otomobilin 29 Ekim
Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına
yetiştirilmesi isteniyordu ve önlerinde
sadece 129 gün vardı. 16 Haziran 1961 günü
yapılan toplantıda, çalışmalar için en uygun
yerin, (bugünkü TÜLOMSAŞ) Eskişehir
Demiryolu Fabrikalarında dökümhane
olarak yapılıp kullanılmayan bir bina, en
uygun yöntemin de elden geldiğince çeşitli
tipten otomobil yapısını yakından
inceleyerek fikir edindikten sonra,
üretilecek otomobilin nasıl tasarlanıp
imal edileceği üzerinde durulması olduğu
sonucuna varıldı.
ÜÇ FARKLI MOTOR ÜRETİLDİ
14.
GÜN
29.
GÜN
86.
GÜN
92.
GÜN
113.
GÜN
115.
GÜN
129.
GÜN
Atölyede yapılan ilk toplantıda
“Yönetim Grubu” açıklandı. Genel Müdür
Yardımcısı Emin Bozoğlu başkanlığında,
Fabrikalar Dairesi Başkanı Orhan Alp, Cer
Dairesi Başkanı Hakkı Tomsu, Cer Dairesi
Başkan Yardımcısı Nurettin Erguvanlı,
Eskişehir Demiryol Fabrikaları Müdürü
Mustafa Ersoy, Adapazarı Demiryol
Fabrikası Müdürü Celal Taner, Ankara
Demiryol Fabrikası Müdürü Mehmet
Nöker’den oluşan grupta iki de emekli
subay vardı: Genel Müdürlük Müşaviri
Hüsnü Kayaoğlu ve Necati Peköz.
Ardından çalışma grupları belirlendi:
Dizayn, motor-şanzıman, karoseri,
süspansiyon ve fren, elektrik donanımı,
döküm işleri, satın alma işleri ve maliyet
hesapları grupları. Önce otomobilin ana
hatları saptandı. Dört ila beş kişilik,
yaklaşık 1100 kg ağırlığında, orta boy bir
araçta karar kılındı. Motor 4 zamanlı, 4
silindirli ve 50-60 beygir gücünde
olacaktı. Karoseri için hazırlanan 1:10
ölçekli maketlerden seçilen birinin 1:1
ölçekli alçı modeli yapıldı. Karoserin damı,
kaput ve benzeri saçları, bu modelden
alınan kalıplarla yapılmış beton bloklara
çekilmek ve çekiçle düzeltilmek
suretiyle tek tek imal edildi. Bir yandan
da Willy’s cip, Warswa, Chevrolet, Ford
Consul, Şat 1400 ve 1100 motorlarının
incelenmesinden sonra Warswa motoru
örnek alınarak yandan supaplı 4 silindirli
motorun gövde ve başlığı Sivas
Demiryolu Fabrikasında dökülüp, Ankara
Demiryolu Fabrikasında işlendi. Piston,
segman ve kolları Eskişehir’ de yapıldı.
Motor Ankara Demiryolu Fabrikasında
monte edildi. Frenlemede 40 BG’ den
fazla güç alınamayan bu motora
alternatif olarak Ankara Fabrikası aynı
gövde ve krank milinden yola çıkarak
başka bir tip geliştirdi. B- motoru adı
verilen üstten supaplı bir üçüncü motor
da Eskişehir’de imal edildi. Süspansiyon
grubu ön
takımlar için “Mc Pearson” sistemini
önerdi ve numuneye göre Eskişehir’de
imal edildi. Eylül sonlarına doğru ön ve
arka camları piyasada bulunabilenlere
intibak ettirme zorunluluğu nedeniyle
modele göre biraz değiştirilmiş, iki gövde
çakılmış ve biri A, öteki B tipinden iki
ayrı motor hazırlanmış bulunuyordu.
Şanzı- manlar, Ankara Fabrikasınca
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 21
‘
TARİH
Batı kafasıyla
otomobil
yaptınız, doğu
kafasıyla
benzin
koymayı
unuttunuz...
Cumhurbaşkanı
Cemal Gürsel
tümü yerli olarak yapılmıştı.
AYARLI DİREKSİYON İLK DEVRİM’DE OLACAKTI
Montaja geçildiğinde karşılaşılan en büyük
sorun, gövde–motor uyumunu sağlamak,
debriyaj, gaz ve fren kumanda
mekanizmalarını yerleştirmek ve
direksiyonun en uygun konumunu bulmaktı.
Ayarlı direksiyon önerisi kabul edilmedi. İki
yıl sonra Cadillac bunu bir yenilik olarak
getiriyordu. Nihayet Ekim ortalarında Devrim
otomobillerinden ilki tecrübeye hazır duruma
gelebildi. Elektrik donanımı ile diferansiyel
dişlileri, kardan istavrozları ve motor yatakları ile
cam ve lastikleri dışında tüm parçaları yerli idi. Bir
yandan bu ilk otomobilin yol tecrübeleri
sürdürülürken bir yandan da Cumhurbaşkanı’na
sunulmak üzere B- motoru ile donatılan ikinci
otomobilin yetiştirilmesine çalışılıyordu. Siyah
renkteki bu 2 numaralı Devrim’in son kat boyası
ancak 28 Ekim akşamı vurulabildi. Pasta ve cilası
Ankara’ya sevk edilirken gece trende yapıldı. 23
mühendis, geceyi gündüze katarak toplu iğnenin bile
ithal edildiği bir ülkede 129 günde üç Devrim
otomobilini yoktan var ettiler.
DEVRİM NASIL YOLDA KALDI?
Nihayet büyük gün geldi. Biri bej, diğeri siyah renkli
iki Devrim, Eskişehir’den Ankara’ya doğru trenle yola
çıkarıldı. Buharlı lokomotiften sıçrayabilecek
kıvılcımlara karşı önlem olarak da, arabaların benzin
depoları boşaltıldı. Bu önlem, Devrim’in kaderini
belirleyecek bir dizi talihsizliğin de başlangıcıydı.
Tren Ankara’ya vardığında, depoların yeniden
doldurulması planlanıyordu. Ancak işler planlandığı
gibi yürümedi. Sabırsız bürokratları n işgüzarlığı
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 22
ı
DEVRİM'İN
KÜNYESİ
İmal Tarihi: 1961
Ağırlık: 1250 kg
Uzunluk: 4500 mm
Genişlik: 1800 mm
Yükseklik: 1550 mm
İmal Yeri: Eskişehir
Demiryolu Fabrikası
İmal Süresi: 4,5 ay
Üretim Sayısı: 4 Adet
Silindir Sayısı: 4
Silindir Çapı: 81 mm
Silindir Hacmi: 20, 70 cm
Strok: 100 mm
Kompresyon: 6,8 : 1
Güç: 50 Hp
Devir: 3600 d/d
nedeniyle Sıhhiye’deki Mobil benzin
istasyonundan benzin almaları planlanan
Devrim’ler, depolarındaki son benzinle TBMM’nin
önüne kadar getirildi. Cumhurbaşkanı Cemal
Gürsel’in bindiği siyah Devrim, 200 metre
ilerledikten sonra durdu; benzin bitmişti.
Aslında bu aşamada sorun yok gibi
gözüküyordu; Cumhurbaşkanı, her ne kadar
“Batı kafasıyla otomobil yaptınız, doğu
kafasıyla benzin koymayı unuttunuz” dese
de; hemen deposu doldurulan bej renkli
Devrim’le Ankara caddelerinde dolaşmış,
Anıtkabir’e gitmiş, Hipodrom’daki geçit
törenine katılmıştı. Ancak ertesi günün
gazeteleri, ağız birliği etmişçesine sadece yolda
kalan siyah Devrim’i ve Cumhurbaşkanı’nın tarihe
geçen sözünü anlatıyordu. “Devrim yolda kaldı”,
“Devrim yürümedi”, “Devrim 200 metre gidebildi”
manşetlerinin altında, milletin parasının boşa
harcandığı yorumları yapılıyordu. Kimse geçit
törenine katılan, Anıtkabir’e çıkan bej renkli
TARİH
Projenin başında bulunan Emin Bozoğlunu’nun oğlu
Projeden neden vazgeçildi?
'Devrim'in Yapımında Çalışan Kaportacı:
Devamını Getiremedik
Devrim otomobillerinin yapımında çalışan
ve kaportalarına şekil veren işçilerden
Ahmet Yılmaz, yerli araç
üretilmemesinden dolayı büyük bir üzüntü
duyduğunu söyledi. Dönemin rakamlarıyla
1 milyon 400 bin TL’ye mal olan ve 4.5 ayda
bitirilen Devrim arabasının üretim
aşamasında ve sonrasına yaşananları
anlatan kaportacı Ahmet Yılmaz, Devrim
arabalarında çalıştım, kaportasına çekiç salladım. Yaklaşık 80 kişi
çalışıyorduk. Devrim’in yapılması sürecinde hiç kimseyi bu atölyeye
sokmuyorlardı. Yabancı arabaların teknik resimleri çizildi. O atölyede, öyle
mühendisler, müdürler gördüm ki, onlara bugün de minnet borcum var.
Ahmet Yılmaz, Devrim’in üretilmesi ardından Ankara’da TBMM
bahçesinde karşılaştıkları talihsiz olayın, ekibe büyük bir mutsuzluk
yaşattığını anlattı. Devrim arabalarının devamı gelmemesinden büyük
üzüntü duyduğunu vurgulayan Yılmaz; sözlerini şöyle sürdürdü: “İçim,
bugün de kanıyor, yarın da kanayacak. Bir gün oğlumun işyerinde
çalışanların işi savsaklamalarına kızdım. Hava almak için dışarı çıktım.
Sokakta, simsiyah, pırıl pırıl bir Japon arabası duruyordu. O arabaya
baktım, ağlamamak için kendimi zor tuttum. 1945’te iki atom bombasına
maruz kalan, hürriyetini Amerika’ya bağlayan Japon milleti uyanıyor ve
dünyaca ünlü bir araba üretiyor. Güney Kore’de Endonezya’da araba
yapıyor ama biz yapmıyoruz. bunun ızdırabını hissediyorum. Biz bir
Devrim arabası yapmışız, devamını getiremiyoruz. Yerli araba
yapamamamızın ızdırabını duyuyorum” dedi.
Projenin en genç mühendisi
Araca benzin konulmaması imkansız
Devrim’i 129 günde üreten 23
mühendisin en genci Kemalettin Vardar
"Devrim bizim için ’yapamazsınız’
diyenlere karşı bir namus davasıydı.
Yaşadığımız birçok şey hiç kolay olmadı.
75 yaşındayım ve hálá çok öfkeliyim"
dedi. Vardar, "Demiryollarında
mühendisken Cemal Gürsel’in talimatıyla
bizden yapmamız istenen proje aslında
bize gelmeden önce birçok aşamadan geçmiş. Ancak bir türlü sahibini
bulamamış. Ulaştırma Bakanlığı’nda bir süre sümen altında
bekledikten sonra Devlet Demiryolları bu ilk yerli otomobil projesine el
atmış. Bizi toplayıp Cemal Aga’nın talimatını okuduklarında inanın hiç
şaşırmadık. Tek endişe uyandıran zaman meselesiydi. Saate karşı
yarışıyorduk. Zaman kaybetmeden hemen başladık." Devrim’in
meclisin önünde ilk kez halkla buluştuğu gün dönemin Cumhurbaşkanı
Cemal Gürsel içindeyken yolda kalış nedeninin hiçbir zaman
araştırılmadığının altını çizen Vardar, "Otomobil yolda kaldıktan sonra
projeyi her zaman savunan Cemal Aga duygusallaştı. O ilgisini kesince
de bir daha sorunun neden kaynaklandığına bile bakan olmadı.
Paşanın bindiği otomobili kullanan Rıfat Serdaroğlu çok titiz bir adamdı.
Araca benzin koymamış olması imkansız. Sorun iki şeyden
kaynaklanmış olabilir. Birincisi biz başlangıçta otomobilin 800-850 kilo
olacağını düşünmüştük. Ancak 1 tonu geçtik. Bunun üzerine motoru
’ya yetmezse’ düşüncesiyle tadil ettik. Ama motor yetersiz kalmış ve
otomobili kullanan Rıfat’ın sürüşüne de yansıyan heyecanı nedeniyle
boğulmuş olabilir. Ya da benzin deposu ile gösterge arasındaki
bağlantıda da bir sorun yaşanmış olma ihtimali de var." diye konuştu.
ı
2009 yılında
yönetmen Tolga
Örnek'in senaryosunu
Murat Dişli ile birlikte
yazdığı film, halktan ve
resmi kurumlardan
gelen yoğun talep
üzerine ikinci kez
seyirciyle buluşmuştu.
Dönemin
Cumhurbaşkanı Cemal
Gürsel'i Sait Genay'ın
canlandırdığı filmde,
Taner Birsel, Ali
Düşenkalkar, Halit
Ergenç, Altan Gördüm,
Vahide Gördüm, Seçil
Mutlu, Uğur Polat,
Serhat Tutumluer,
Onur Ünsal, Selçuk
Yöntem ve Haluk
Bilginer rol almıştı.
Devrim Arabaları'yla ilgili projenin başında
bulunan Yüksek Mühendis Emin
Bozoğlu'nun o zamanlar 17 yaşında olan
oğlu Attila Bozoğlu, “o zamanki basın ne
hikmet ise baştan sona köstekledi bu
projeyi. Bu projeye milyarlar harcandı ve
neticede de başarılamadı, imal edilen
araba bozulup yolda kaldı diye yayın
yaptılar diyen Bozoğlu, o tarihlerde Türkiye'de en gözde arabalar
Chevrolet, Ford ve Pontiac gibi markalardı. Amerikalıların bu olayı
organize ettiği bir gerçek. Nitekim yalnız Devrim arabaları değil, şakır
şakır imalat yapıp Hollanda ve Polonya'ya ihracat edilen çift motorlu
uçak fabrikaları kapatılıp traktör fabrikası oldu. Yine gariban babam
1949 yılında Kırıkkale silah fabrikasında bazuka, roket ve roket atar,
çukur imhalı tahrip kalıbı prototiplerini imal edip, tecrübelerini yaptı.
Tecrübelerin başarıya ulaşması üzerine seri imalata geçilmesi için
Genelkurmaya bir rapor gönderdi. Devrim arabalarında olduğu gibi bu
olay da sumen altı edilmiş. İlk Türk roket fabrikası 1988'de kuruldu.
Kırk senelik bir kayıptan sonra. Benzinin unutulmuş olması çok
saçma siyah arabaya (resmi araba rengi) Cemal Gürsel Paşa'nın
bineceğini herkes önceden biliyordu. Diğer iki arabaya benzin
konmuştu da, neden siyah arabaya benzin konmamıştı veya az
konmuştu? Unutulmuş iddiası, bana çok çok saçma geliyor. Devlet
Başkanının bineceği araba özellikle kontrol edilmez mi? Devrim
arabalarının gösterge panelleri saat gibi çalışır durumdaydı. Üstelik
de göstergeler Türkçe yazılı idi. Arabayı kullanan şahıs, benzin
olmadığını neden görmemişti? En önemlisi de, Devrim Arabaları
Projesi'nden neden vazgeçildiğini anlayamadığını söyledi.
1961 yılında 4 adet
üretilen DEVRİM
Otomobillerinden
sadece birisi
günümüze ulaşmıştır.
TÜLOMSAŞ Müzesi
bahçesinde, özel
olarak yapılan camlı
garajda muhafaza
edilen DEVRİM
Otomobili halen
çalışır durumdadır.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 23
Hata yapmak serbest ve maliyetsiz...
GO
Her kararı yüzlerce, binlerce insanı etkileyen, bir günde
birkaç milyon dolarlık hatalar yapabilecek birisine bunları
söylemek kolay değil tabi. Profesyonel yaşamda hataya pek
az yer vardır. O halde değişimi denemek için kendimize
paralel bir dünya yaratabiliriz.
Mehmet Emin BARSBEY
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 24
İstanbul Go Okulu kurucusu
Go Oyuncuları Derneği İstanbul İl Temsilcisi
OYUN
işisel hayatımızda ister iş dünyasında
olsun değişmeye çalışıyoruz, daha
doğrusu buna mecburuz. Karşımıza
çıkan yeni sorunlarda ya da hızla
değişen dijital dünyada dünün çözümleri ile
yetinemiyoruz. Ama kalıplarımızı,
alışkanlıklarımızı birden bire terk etmek sanıldığı
kadar kolay değil. Bunun için bize nüfuz edecek,
bizi gerçekten etkileyecek araçlara ihtiyacımız var.
Her zaman için oyun, değişim için ideal
araçlardan biridir. Oyunda roller, kararlar,
stratejiler vardır ve farklı yolları hiçbir bedel
ödemeden deneyebilirsiniz. “Denemek” önemli
çünkü yeni bir yol izlerken her şeyi elinizle
koymuş gibi bilemezseniz. Ancak deneye yanıla
doğruyu bulabilirsiniz. Her kararı yüzlerce,
binlerce insanı etkileyen, bir günde birkaç milyon
dolarlık hatalar yapabilecek birisine bunları
söylemek kolay değil tabi. Profesyonel yaşamda
hataya pek az yer vardır. O halde değişimi
denemek için kendimize paralel bir dünya
yaratabiliriz. Orada piştikten sonra gerçek
dünyada bir kararı daha isabetli alabiliriz. Benim
burada size önerdiğim paralel dünya oyunun
dünyası. Aslında hepimizin bildiği ama yaşlandıkça
uzaklaştığı bir dünya bu.
Oyunun dünyası kendi içinde oldukça zengin
ama ben size bu köşede kariyerimi de adadığım
tek bir oyunu anlatacağım en çok. Oyunumuzun
adı Go. Uzak Doğuluların yaklaşık 4.000 yıldır
oynadıkları bir oyun bu. Bugün Güney Kore’de Go
üzerine eğitim veren 4 yıllık bir fakülte, 24 saat
yayın yapan TV kanalları var. Japonya’da ülkenin
zirvedeki oyuncuları birkaç milyon dolarlık yıllık
gelirlere ulaşabiliyorlar. Çinli oyuncular
ülkelerinde saygı görüyorlar ve her sene
uluslararası arenada daha yükseklere
tırmanıyorlar. Yani Go, sadece eski bir uğraş değil
aynı zamanda bugün halen dünyanın en iddialı
klasik strateji oyunu. Go’yu bu kadar farklı kılan
basit kurallarına rağmen satranç dahil bildiğimiz
K
ı
Go bir alan
oyunudur. 19×19’luk
bir tahtada 181
siyah ve 180 beyaz
taşla oynanır
Oyuna siyah başlar,
oyuncular sırayla
tahtadaki yatay ve
dikey çizgilerin
kesişim noktalarına
taş koyar Tahtaya
konan taşlar
hareket etmez, esir
alınıp tahtadan
kaldırılmaları
dışında konuldukları
yerde kalırlar.
Taşların arasında
herhangi bir
hiyerarşi bulunmaz,
bütün taşlar eş
değerdedir; sadece
oyun sırasında bazı
taşların daha
önemli ya da
önemsiz bir
konuma gelmesi
sözkonusudur.
Oyunun amacı alan
çevirmektir. Oyun
sırasında alınan esir
taşlar rakibin
alanlarına
yerleştirilir, geriye
kalan boş noktalar
sayılarak galip
belirlenir.
hemen her oyundan çok daha karmaşık olması.
İçine girdikçe oyunun derinliği sizi içine çekiyor.
Bu da oyunu yalnızca hesap ederek, önceden
planlar yaparak oynamanıza engel. Analiz etmek
ve plan yapmak çok önemli ama yeterli değil.
Go’nun neredeyse sınırsız olasılık hacmi size
belirsizliklerle mücadele etmeyi öğretiyor.
Kararlar almalı, stratejiler geliştirmelisiniz ama
olabildiğince de esnek olmalısınız. Kişisel gelişimi
ya da ilerlemeyi parlak sunumlarda ya da çok
satan kitaplarda aramaya eğilim var. Ama bu
araçlar bize sadece bir şeyleri öğretiyor,
değişmek için asıl olan ise deneyimlemek. Birey
olarak sadece okuyarak ya da dinleyerek
değişemeyiz. Değişmek için “eylemek” gerekir.
Tabi eylemden kastım kas gücü demek değil illa
ki, farklı davranmak, değişik kararlar almak ya da
hiç izlemediğimiz tarzda bir film izlemek bile
olabilir. Böylelikle algılarımız, anlam ve kavram
dünyamız değişir ve zenginleşir.
Go benim kendi kişisel hayatımda bu amaca en
iyi hizmet eden araçlardan biri. Ezbere kalıpları
yıkması, sizi sabırlı olmaya ve dikkatinizi
toplamaya teşvik etmesi ve doğru zamanı
beklemeye alıştırması gibi birçok yan
faydasından söz edebiliriz. En önemlisi ise Go her
şeyden önce bir oyun, oyun demek eğer bu
yeteneğimizi kaybetmediysek aynı zamanda
eğlenmek ve kaybetmeyi bilmek demektir. Eğer
kaybettiysek de yine aynı yerden başlamak
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 25
SANAYİNİN
Türkiye patent başvuru ve başvuruların tescile bağlanması açısından
birçok ülkenin gerisinde. Gelişmiş ülkelerin patent başvurularında da
ön sıralarda olduğu açık. Gelişmekte olan ülke konumundan, gelişmiş
ülke konumuna geçildiğinin bir kanıtının da patent başvuru ve patent
tescil sayısı olduğunu söylemek mümkün.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 26
MUCİTLERİ
Türkiye’ den iller bazında 2013 yılında en çok başvurunun yapıldığı illeri
sırasıyla belirtmek gerekirse, İstanbul 1939, Ankara 569, Bursa 288, İzmir 264,
Kocaeli 225, Konya 144 olarak sıralanıyor. Yapılan başvuruların birçoğu yeni
olmadığı için tescil edilmiyor burada buluş sahibi, mucit, mutlaka ehil bir
Patent Vekili, hatta Avrupa Patent Vekili ile çalışmalı.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 27
KAPAK
ERLER PLASTİK CANA CAN KATIYOR
DAMLACAN
Bilgisayarlı
kaynak makinası
30 yıldır Oltu Doğutaş Sanayi Sitesi'nde tornacılık
yapan Parkinson hastası 47 yaşındaki Mikail Koçak,
El ile kaynak yapanların sıklıkla karşılaştıkları göz
rahatsızlıklarını yakından bildiğini ve kendisine
gelen bu yöndeki talepleri dikkate aldığını dile
getiren Koçak, "Kaynak yapan sanayi esnafına
destek olmak amacıyla bilgisayara bağlı kameralı
bir kaynak sistemi geliştirdim. Böylelikle esnaf
arkadaşlarım bundan böyle kaynak yaparken
gözlerini kaynak almayacak ve daha rahat bir
kaynak yapma imkanına kavuşmuş olacaklar" dedi.
Aracı ses komutu ile
çalıştırıp stop ettirdiler
Ankara da başkent Oto Sanayi Sitesi nde kiraladıkları
küçük bir atölyede bir araya gelen 5 mucit , yılladır
üzerinde çalıştıkları devrim niteliğindeki önemli bir
projeyi hayata geçirip , bir aracı anahtar kullanmadan
Ses komutuyla çalıştırmayı başardı. Araç sahipleri , bu
sistem sayesinde soğuk kış gününde algılayabilme
mesafedeki aracını evinden çalıştırıp , motoru ısıtıp ,
direksiyon başına geçtiğinde beklemeden zamandan
tasarruf kazanmış olacak.
Erler Plastik, damla sulama teknolojisi
ve yüksek ölçü hassasiyeti ile ürettiği
doğa dostu çiçek sulama apartı
“Damlacan” ile iç ve dış mekan
bitkilerinin ömrünü uzatıyor.
Türkiye’de ilk olarak Erler Plastik
tarafından geliştirilen ve patent belgesi
alınan, Damla ayarlı çiçek sulama
aparatı olan “Damlacan”, ultrasonik
montaj makinaları kullanılarak ileri
teknoloji ile
üretiliyor.
Damlacan; saksıdaki süs bitkilerinin damla
ayarlı sulama aparatı olarak kullanılıyor. İç
ve dış mekan süs bitkilerinizin ihtiyacı olan
su ve vitamini günlük olarak düzenli bir
şekilde vererek, onları sağlıklı ve canlı
tutuyor. Damlacan sayesinde uzun bir
tatile çıkarken çiçeklerinize bakması
için komşunuza anahtar bırakmıyor,
döndüğünüzde emek verdiğiniz
çiçeklerin solduğunu görmüyorsunuz.
Evde bulunmayacağınız dönemlerde,
çiçeğinizin köküne aynı miktarda sıvı ve
besin sağlayan bu ürün, çiçeğe birden ve
fazla miktarda su dökülmesinin sebep
olduğu olumsuz sonuçları da ortadan
kaldırıyor. Erler Plastik, insan sağlığını
ön planda tutan üretim politikası
ile ürünlerinde tamamen
orijinal mühendislik
plastikleri kullanıyor.
Üretim bölümünde
ise CNC plastik
makinaları
yanında özel kalıp
ısıtma, merkezi
soğutma,
havalandırma ve
fırınlama
sistemleri
mevcut.
Balya Toplama Makinesi
Gölhisar'da yaşayan tornacı Emin Altınok, kendi olanakları ile "balya
yükleme makinesi" yaparak patentini aldı. 55 yaşındaki Altınok, çiftçilerin
tarladan balya yükleyecek ve indirecek işçi bulmakta sıkıntı çekmeleri
üzerine çalışma başlattı. Altınok, traktöre monte ettiği ve hidrolik kol
yardımıyla en fazla 200 kilogram kaldırabilen "paket yükleme ahtapotu"
adını verdiği yeni bir araç icat etti. Altınok, makineyi insan elinin yapısından
ilham alarak yaptığını söyledi. Başka balya toplama makinelerinin
traktörden bağımsız olarak harekete edemediklerini anlatan Altınok, kendi
yaptığı makinenin ise elle kumanda edilebildiğini kaydetti.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 28
KAPAK
150 dairelik sitenin aylık
elektrik ve ısınması 5-15 TL
Faik Şenol Özyaman ve Hayri Demirel'in ürettikleri
kazan sistemi Tam Yazılımlı Yakma Kazanı büyük bir
tasarruf sağlıyor İki Türk mucit, kömürün kalorisini
artıran ve 'kaya gazı' içeren 'bitümlü şist' yakabilen
kazan üretti. Isıtan ve soğutan kazan, elektrik de
üretecek. Kazan seri üretim için hibe kredisi bekliyor.
Faik Şenol Özyaman ve Hayri Demirel, 110 cm
çapındaki bir kazan, 5-15 TL arasındaki bir aidatla 150
dairenin ısınmasını, soğutulmasını ve türbin eklenerek
elektriğini sağlıyor" açıklamasını yaptı.
Tüplü televizyonları
bilgisayara çeviriyor
YERALTI TIKANIKLARINA
Roteksan robotları
Dünyanın gelişmiş ülkelerinin altyapı sistemlerinde yaygın olarak
kullanılan CCTV Kanal Görüntüleme Robotları, Kanal Freze
Robotları, Mini Kamera (El İtmeli) sistemleri, kapsamlı olarak
Türkiye’de ilk defa ROTEKSAN Robot Kamera Freze Sistemleri
tarafından üretiliyor. Ar-Ge odaklı çalışan ve geliştirdiği ürünleri
yüzde yüz yerli imalat olarak İstanbul Dudullu Organize Sanayi
Bölgesinde üreten, Roteksan, Robotları 4 metreküp ile 15
metreküplük araçlara monte edilebilen yada mobil kullanılabilen
Roteksan Robotları kullanıcısına, taşıyıcı araç seçimi bakımından
geniş yelpazede seçenek sunarak bu konuda ayrıca ekonomi
sağlıyor. APEX Kanal Görüntüleme Robotları, DN200mm ile
DN3000mm ve InterCAM Kanal Görüntüleme Robotları,
DN200mm ile DN2400mm çap aralığındaki tüm boruları
tekniğine uygun olarak görüntülemek amacıyla dizayn edilmiş,
Robotlar iki kamera (ön ve arka), otomatik damper ünitesi ve 6x6
tekerden çekiş özelliklerine sahip. CityCAM Kanal Görüntüleme
Robotları ise DN150mm ile DN1200mm çap aralığındaki ve
Robotlara manuel Damper ünitesi ilave edilmek sureti ile 1600
mm çaplı kanallara kadar görüntüleme yapılabiliyor. Altyapı
sistemlerindeki kanal içerisinde tıkanıklıklara neden olan beton,
ağaç kökü, PVC, HDPE ve metal malzemeleri keserek temizliyor.
Bunun yanı sıra, yönetmeliksel zorunluluk olan, yeni yapılmış
atık su kanallarının eğiminden, düzgün döşenip döşenmediğine
kadar kalite kontrol ve raporlarma işlemlerini yapıyor.
Kemal Karadağ isimli mucit, tüm ekranları android
işlemcili bir bilgisayara çevirmenin yöntemini
buldu. Flash bellek boyutundaki bir çiple
HDMI veya UV girişi olan ekranları android
işletim sistemlibilgisayara çevirebilen
Karadağ, bu işlemi tüplü televizyonlara bile
uygulayabiliyor. Karadağ'ın geliştirdiği cihaz
sayesinde televizyonlardan internete de
rahatlıkla girilebiliyor.
Aynı proseste siyah ve yeşil çay
Muradoğlu Çay Sanayi, ilk defa aynı proseste siyah çay ile
yeşil çayı buluşturdu. Muradoğlu Çay 2001 yılında başladığı
Ar-Ge çalışmalarını 2005 yılında başarıyla sonuçlandırarak,
çay soğdurma ve kurutma proseslerinde, dünyada eşi
olmayan bir teknoloji ile elektromanyetik dalgaların belirli
frekanslarıyla kurutma yapan bir mikrodalga sistemi kurdu.
Muradoğlu Çay şimdi mikrodalga kurutma sisteminin yanı
sıra, siyah çaydan yeşil çay üretiyor.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 29
KAPAK
Rafları
artık
yerli
robot
dizecek
Raf sistemleri sektöründe faaliyet gösteren Temesist,
1.5 milyon liralık yatırımla depolarda kullanılmak üzere
yüzde yüz yerli akıllı mekik robotlarını üretmeye
başladı. Depo ve raf sistemleri sektöründe 26 yıldır
faaliyet gösteren Temesist’in Yönetim Kurulu Başkanı
Halil İbrahim Gül, “Yerli olarak üretim yapan ilk firma
olmanın yanında ve yerli yazılım noktasında Türkiye’de
ilkiz. Bu robotlar tamamen insansız çalışan akıllı
depolar için de bir başlangıç olacak. Önümüz deki 3 yıl
içerisinde tamamen yerli tam otomasyonlu depolara
yerli üretim olarak projelendirilecek. ” dedi.
TÜRKİYE’NİN İLK CNC
SAC SIVAMA MAKİNALARI
TÜBİTAK tarafından 2011-2012
yılları arasında hibe desteği
alınarak, Türkiye’de sadece Kılıçoğlu
Makina tarafından üretilen CNC
SAC SIVAMA MAKİNASI ile başta
havalandırma, mutfak eşyaları,
otomotiv ve silah sanayi gibi birçok
sektöre ait binlerce ürün daha
pratik ve kaliteli üretiliyor. İlyas
Kılıçoğlu, metal sıvama
çalışmalarının halen ilkel
yöntemlerle manüel tezgâhlarda
eski ustalar tarafından el ile sıvama
yöntemiyle yapılmasını, günümüz
Türkiye’si açısından ciddi bir kayıp olarak değerlendiriyor. İnsan
gücü ile yapılan sıvama çalışmalarının, ciddi sağlık sorunları ile
birlikte önemli oranda yaralanma, sakatlanma hatta ölümcül
tehlikeleri barındırdığını anlatan Kılıçoğlu, “5-10 yıl içerisinde el ile
metal sıvama işinin bitmesi ve üreticilerin mecburi olarak
yurtdışından makine alınıyor. Bu durum Türkiye’nin sayısız metal
sıvama makinesi satın alması anlamına gelmektedir. Bu sorun
kapımıza dayanmadan AR-GE çalışmalarımızı tamamlayıp, 2014
yıllı itibariyle seri üretime geçerek yurtdışından makine ithalatını
bertaraf etmeyi hedefliyoruz.
Kütahyalı 2 mucitten
gürültülü ampul!
Kütahya'da, 2 lise öğrencisi gürültüyü elektrik
enerjisine dönüştürerek ampul yakmayı başardı.
Berkay Yıldız ve Aydın Demirci, okulun Fizik Öğretmeni
Cahit Bardakçı koordinatörlüğünde davul, zurna gibi
enstrümanlarla sesler çıkarıp ses titreşimlerini
toplayarak, oluşturdukları prototipte bulunan ampulü,
gürültüden elde ettikleri enerjiyle yaktı. Bardakçı,
"Büyük çaplı elektrik üretimi için büyük fabrikalar,
konser alanları, statlar gibi gürültülü ortamlardan
yararlanılabili”. dedi
Çift taraflı kulak mikrocerrahi aletleri
İstanbul Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı öğretim üyesi olan
Tuncay Uluğ'un kulak ve kafa tabanı cerrahisi için tasarladığı mikro cerrahi
aletleri ile kendi ismiyle dünya pazarına bir ürünü sunulan mucit olarak
Türkiye'de bir ilki gerçekleştirmiş oldu. Prof. Dr. Tuncay Uluğ'un tasarımlarını
yaptığı çok fonksiyonlu kulak mikro-cerrahisi aletleri, 2007 yılından beri
dünyanın önde gelen cerrahi alet üreticisi olan Tuttlingen/Almanya merkezli
Storz firması tarafından üretiliyor. Aletler, uluslararası cerrahi alet üretim
sektöründe, tüm aletlerin her iki uçları da işlev görecek şekilde tasarlanan ilk
set olmasıyla reform oluşturmuştur.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 30
KAPAK
Türkiye’nin
ilk toz
boya
üreticisi
Pulser
Pulver Kimya, 1991’den bu
güne, yüksek kalitede
üretim politikası ile
Türkiye'de ilk toz boya üreticisi olarak, Gebze’deki
modern tesislerinde üretimine devam ediyor. Pulver
Kimya faaliyete geçtiğinden beri özellikle metal
malzemelerin kaplamalarında kullanılan toz boya
ürünlerini beyaz eşya, alüminyum profil sanayi, metal
mobilya, ışıklandırma, dekoratif yüzeyler piyasasına
sunuyor. Özellikle dış cephe kaplamalarında bir numara
olan Pulver, bugün Türkiye Dış Cephe Toz Boya
ihtiyacının % 50-sini karşılıyor. Yıllık 20.000 ton-luk
üretim kapasitesine sahip olan Pulver Kimya-nın
yaklaşık 220 çalışanı bulunuyor.
Fındık
kabuğunu
betona
karıştırdı
Akçakoca İlçesi'nde,
ortaokul öğrencisi 13
yaşındaki İsmet Canberk
Coşkun, fındık kabuğunun
ısı yalıtımına ve betonun
sağlamlığına etkilerini
araştırmak için mercimek tanesi büyüklüğündeki fındık
kabuklarını harca karıştırdı. Coşkun fındık kabuğu
karıştırılarak yapılan betonun ısı yalıtımına katkı
sağladığını, hafif ve dayanıklı olduğunu söyledi.
Türkiye'nin en çok fındık üretimi yapılan ülke olduğunu
söyleyen Coşkun, "Ancak biz fındık kabuğunu yakacak
olarak kullanıyoruz dedi. Dayanıklılık testinde ise Fındık
kabuğu kullanılarak yapılan beton daha hafif olmasının
yanı sıra daha dayanıklı çıktı.
HAREKET HALİNDEYKEN
UYDUDAN KOPMAYIN
NETA Elektronik, mobil uydu anten ve dijital alıcı sistemlerinde,
sektörde ilkleri gerçekleştiriyor. NETA, Türkiye’de ilk dijital uydu
alıcısı ve hareket halindeyken uydu yayınlarını izlemeye olanak
sağlayan sistem tasarımı ile İstanbul Dudullu Organize Sanayi
Bölgesi içerisinde yer alan 3 bin metre karelik fabrikasında
üretimlerini gerçekleştiriyor. TÜBİTAK ve Sanayi
Bakanlığı desteğiyle projelendirilen, çeşitli
üniversitelerimizle ortak çalışmalar
sonucu geliştirilen bu ürünler birçok
patent ve tasarım tescil belgesine
sahip. Bu birikimler ile
profesyonel yayın alıcıları
alanında da ürünler tasarlayıp
üreten NETA, Türkiye’nin ve
dünyanın önde gelen TVRadyo kanallarına da hizmet
sunuyor. Dijital uydun
yayıncılığı alanında öncü firma
olan NETA, 1997 yılında aldığı
“ISO 9001 Kaite Yönetim
Sistemleri” belgesini kesintisiz
olarak 16 yıl boyunca devam
ettirdiğinden dolayı, 2013 TSE
tarafından ödüle layık görüldü.
Talat Mollaoğlu'ndan Yüzyılın İcadı!
Talat Mollaoğlu “KO66 ‘Yakıt Tasarruf Cihazı’ T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
onaylı ilk ve tek, ‘Yakıt Tasarruf Cihazı’ olma özelliğine sahiptir. Cihaz; yakıtla
çalışan dizel, benzin, LPG, deniz araçları, doğalgaz kombi olmak üzere her
yerde kullanılabilir. Yüzde 30'lara varan tasarruf sağlayan cihazımız; Avrupa,
Amerika dahil 27 ülkede test edildi ve kabul edildi. Başta İstanbul Teknik
Üniversitesi olmak üzere; Gazi Üniversitesi, Trakya Üniversitesi, Kütahya
Dumlupınar Üniversitesi ve Ege Üniversitesi'nde profesörler tarafından test
edilip onaylandı” dedi. Amerika Birleşik Devletleri'nin en büyük
kuruluşlarından olan NASA da cihazın başarısını onayladı.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 31
KAPAK
Elektrik motorlarında
tek isim GAMAK
GAMAK, sanayide kullanılan
makine ve aksamları için
her türlü motorları dizayn
edip üreten Türkiye’nin ilk
elektrikli motor üreticisi
ünvanına sahip. İstanbul
Dudullu Organize Sanayi
Bölgesinde yer alan
tesislerinde IEC 56 yapı
büyüklüğünden 450 yapı büyüklüğüne kadar
sanayinin ihtiyaç duyduğu, geniş yelpazede
asenkron elektrik motorları üretiyor. En son IEC 450
yapı büyüklüğünün dizayn edilip imalata
alınmasıyla, alçak gerilim serisinde 0,06 kW'tan
başlayıp 1250 kW'a kadar üretim yapma imkanına
kavuşan GAMAK, 900 çalışanı ve eşsiz Ar-Ge
departmanıyla, 1 milyon 200 bin adet/yıl
kapasitesi ile çalışıyor.
İNSANSI ROBOT AKINCI 2
Hayat kurtaran ‘Can Küre’
İzmirli mucit Ali Ceyhan, deprem ve tsunami gibi
doğal afetler ile savaşta bombardıman sonrası
oluşabilecek bina yıkımlarının neden olduğu can
kayıplarının önüne geçilmesi amacıyla yeni bir
sistem oluşturdu. Darbeleri emme özelliğinin yanı
sıra içerisindekilere depolanmış gıda, su ve oksijen
ile hayata kalma imkanı tanıdığı iddia edilen ''Can
Küre'' adlı sistemin mucidi emekli albay Ali Ceyhan,
kürenin metrekareye 25 ton gücünde darbe ile
metrekareye 100 ton moloz ağırlığına
dayanabildiğini söyledi.
Konya'da robotik teknolojiler alanında yapay zeka ve insansı
robotlar üzerinde çalışmalar yapan AKINSOFT yazılım firması
tarafından geliştirilen "AKINCI-2" adlı insansı robot kamuoyuna
tanıtıldı. Firma tarafından daha önce geliştirilen "AKINCI-1" adlı
insansı robotun, sorulan sorulara cevap verebildiği, matematiksel
işlemleri yapabildiği, görüntü takibi yapıp verilen komutları yerine
getirebildiği, insan kas sistemini ve hareketlerini de bire bir taklit
etme yeteneğine sahip İnsansı mobil robot AKINCI-2 ise AKINCI1'in gerçekleştirdiği özelliklerin yanı sıra, ayakları üzerinde
durabiliyor, yürüyebiliyor, odaklama yaparak birden fazla nesneyi
tanımlayabiliyor, dışarıdan aldığı fiziksel etkilere karşı dengesini
koruyabiliyor. Bulunduğu ortamı 3 boyutlu olarak algılayabiliyor,
yakınında bulunan kişilere doğru odaklanabiliyor, ellerini
kullanarak cisimleri tutup kavrayabiliyor, kendisinden araştırması
istenen şeyleri interneti kullanarak ansiklopedik veri
bankalarından tarayabiliyor ve anlatabiliyor. Ayrıca ses işleme ve
kablosuz ağ aracılığıyla kontrol edilebiliyor ve durumu izlenebiliyor.
65 kilogram ağırlığında ve 160 santimetre boyunda olan AKINCI-2,
gövde üzerinde 26, ellerde 20 eklem olmak üzere toplamda 46
eklemden oluşan insansı bir yapıya sahip.
Böbrek taşı kırmada çığır açan teknoloji
Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Remzi Sağlam ile Türk mühendislerden oluşan ekibi
tarafından bulunan ve dünyaya "İbni-i Sina (Avicenna)" isimli robotla yapılan
lazer taş kırma ameliyatında, 3.5 santimetreden daha büyük taşlar, açık
cerrahiye gerek kalmadan küçük parçalar halinde kırılarak kuma
dönüştürülüyor ve hastanın idrar yoluyla dışarı atması sağlanıyor. Açık
cerrahinin yerini alan yeni yöntemde "fleksibil üreterorenoskop" denilen
kıvrılabilen aletlerle, idrar kanallarına girilerek böbreğe ulaşıldığını ve böbrek
içinin ekrandan net şekilde görülüyor. Böbrek içindeki tüm boşlukların tek tek
kontrol edilerek, taş bulunup bulunmadığının tespit edilliyor.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 32
KAPAK
İlk yerli WallWasher
üreticisi TÜRKLED
Çinliler'in peşinde
olduğu Türk mücit
25 yıl önce icat ettiği makineyle tarihi eserlerin
kopyasını yapan Yılmaz Kılıkçı'nın başı Çinliler ile
dertte! İlkokul mezunu 83 yaşındaki Yılmaz Kılıkçı, icat
ettiği makineyle orijinalleri müzede bulunan tarihi
eserlerin kopyasını yapıyor. Kültür ve Turizm
Bakanlığı’nın izniyle 25 yıldır 100’ün üzerinde tarihi
eseri kopyalayan Kılıkçı’nın gerçeğinin birebir kopyası
olarak ürettiği heykeller, başta Bill Clinton olmak üzere
çok sayıda devlet adamına hediye edildi.
Türkiye'de ilk
kez pres baskılı
kapı kolu
Endüstriyel led aydınlatma sektöründe yüzde yüz yerli
üretim yapan Türkled, son iki yılda ağırlık verdikleri
Ar-Ge çalışmaları sonucunda yeni ürünlere imza attı. 8
aylık Ar-Ge çalışmaları sonrasında faaliyete başlayan
Türkled, led aydınlatma, led armatür üretiminde, hem
yurtiçi hem yurtdışı anahtar teslim projeler sunuyor.
Işığı 120 metre öteye verim kaybetmeden ulaştırmayı
başaran Türkled, özellikle stad ve köprü gibi alanlarda
bugüne kadar ithal edilen sistemlerin önüne geçti. İç
mekanlar için ampullerdeki led imalatı, floresan ve
ampul çeşitleri üretiminin yanı sıra Tükiye’de ilk defa
tarihi eserler ve yüksek binaların aydınlatılmasında
kullanılmak üzere, 80 ila 100 metre endüstriyel
wallwasher RGB üretecek. Böylece her mevsimde
kullanılmaya yönelik, düşük maliyetli ve tasarruflu
dekoratif aydınlatma sağlanacak. 26-29 Eylülde
Istanbul fuar merkezinde yeni ürünlerini sergileyecek
olan Türkled, ilerleyen süreçte yeni yatırımlarla birlikte
ürün çeşitlerini arttırmaya yönelik Ar-Ge çalışmalarını
sürdürmeyi ve Afrika, Ortadoğu ve Rusya pazarına
girmeyi hedefliyor.
Türkiye'de ilk kez pres baskı
kapı kolunu üreten Şahinoğlu
Bronz Pres Döküm, 1967
yılından bu yana ürünleri ile
mobilyaları güzelleştiriyor.
Şahinoğlu Bronz Pres Döküm, özel vernik boyalarla
kaplanarak, 5-7 yıl arası garantili ürünlerde, bini aşkın
renk ve model yelpazesiyle yaratıcı bir kimlik
oluşturuluyor. Özel ürünlerinde sırlanmış 24 ayar
gerçek sert altın kullanılıyor. Bunun yanı sıra özel
tasarımlara dönük üretim altyapısına da sahip
firmanın bütün ürünlerinde patent ve tasarım tescil
numaraları bulunuyor. Felsefe olarak çok üretim
anlayışı değil, hep daha kaliteli üretim prensiplerini
belirleyen Şahinoğlu, kurdukları arıtma tesisi
sayesinde doğayı kirletmeden üretim yapıyor.
Karpuz şaplatmaya son!
Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Teknik Eğitim Fakültesi Elektronik
Bilgisayar Eğitimi Bölümü öğrencisi Orhan Abaoğlu’nun geliştirdiği
“Olgun Karpuzu Belirleme Projesi' sayesinde, karpuzun olgunlaşıp
olgunlaşmadığı, ses dalgaları sayesinde saptanabilecek.
Abaoğlu,"Karpuzun alt tarafından ses dalgaları veriyoruz. Üst tarafta ise
mikrofon bulunuyor. Alttan verilen ses dalgaları mikrofona geliyor ve
sesler bilgisayar ortamına aktarılıyor. Geliştirdiğimiz yazılım sayesinde
karpuzun içindeki hava boşlukları tespit ediliyor. Eğer hava boşluğu belli
orandan fazla ise karpuzun olgunluğa eriştiğini anlayabiliyoruz"dedi.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 33
KAPAK
Müthiş
canlı
bomba
icadı!
Türk mühendisler son
yıllarda başarılı icatlara
imza atmaya başladı.
Şimdi de TÜBİTAK
öncülüğünde çalışma
yapan mühendisler,
canlı bombayı 10 metre
uzaktan tespit edecek
x-ray'dan güçlü bir sistem geliştirdi. Ayrıca Bakan
Ergün’ün açıklamasına göre uzaktan algılama
sistemine sahip bu icat, insan sağlığına da zararlı değil.
Büyük tehlike arz eden "canlı bombalar" artık anında
tespit edilebilecek. Uzaktan algılama olarak bilinen bu
sistem ile bomba, silah, bıçak, uyuşturucu taşıyan
insanlar uzaktan anlaşılabilecek.
Cerrahları şaşırtan buluş
Hacettepe Teknokent'te faaliyeti sürdüren bir firma,
vücuda uyumlu sentetik kemik ve kıkırdak üretti.
Üretilen malzeme, kanser veya kazaların yol açtığı
travmalarda oluşan kemik ve kıkırdak kayıplarında
kullanılabiliyor. Vücuda uyumlu sentetik kemik ve
kıkırdak üreten firmanın Bilimsel Operasyonlar
Direktörü ve HÜ Biyomühendislik Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Murat Aydın, 2009'dan bu
yana temel olarak seramik ve polimer tabanlı, doku
mühendisliği yaklaşımıyla iyileşmeyi sağlayan ürünleri
ürettiklerini ve bu yıl da Almanya'da ilk vaka
çalışmalarına başladıklarını söyledi.
ARTESİS MCM
ARIZA ERKEN UYARI CİHAZI
Mevcut elektriksel ve mekanik arızaları anında tespit edebilen AMT
adlı portatif bir test cihazı ve kritik ekipmanları sürekli takip
edebilen MCM arıza erken uyarı cihazları üreten Artesis, makineleri
izleyerek arızalanacaklarını aylar öncesi haber veren özgün ve
patentli teknolojisi ile endüstriyel tesislerde üretim ve enerji
verimliliğini artırmayı hedefliyor. Endüstride kullanılan elektrik
motoru, pompa, kompresör fan ve diğer elektrik motorları ile
sürülen ekipmanları izleyip arızaya kalan sure ve enerji verimliliği
ile ilgili bilgi veren teknolojisini 1999 yılından bu yana endüstriyel
sistemlere uyguluyor. Artesis teknolojisinin en belirgin özelliği
kullanım kolaylığı sağlaması. Artesis teknolojisi ve ürünleri
elektrik motorlarında arıza erken uyarısı ve arızaların enerji
verimliliği üzerindeki etkilerini bildiriyor. Ürünler zahmetli ve zor
olan analiz için gerekli data
yerine açık ve anlaşılır bilgi
veriyor. Verilen bilgi bakım ve
üretim planlamasının
yapılabilmesi amaçlı olup,
arızanın ne olduğu, bozulmaya
kalan sure ve ne yapılmasını
içererek uzmanlık gereksinimini
ortadan kaldırıp mühendis,
teknisyen ve usta seviyelerinde
kullanım kolaylığı sağlıyor.
Yalıtımda yeni buluş Panel Tuğla
Dünyada ilk kez bir Türk tarafından geliştirilen Setblok ise
doğrudan bina yapılırken kullanılan yüksek yalıtımlı bir duvar
yapı elemanı yani bir cins tuğla olarak ayrıca mantolama
yapılması gerekliliğini ortadan kaldırıyor. Dayanıklı, çevreci,
sağlıklı ve ekonomik bu yeni ürün, yüzde yüz geri dönüşümlü
oluşu, doğal hammadelerden üretilmesi ve yapısında
radyoaktif ve toksik maddeler kullanılmamasıyla hem doğa ve
çevre dostu hem de insan sağlığına saygılı.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 34
KAPAK
Dünyanın peşinden
koşacağı Türk buluşu!
Ege Üniversitesi (EÜ) Tekstil Mühendisliği Bölümü'nde
televizyon, bilgisayar, baz istasyonları ve birçok
elektrikli aletin yaydığı elektromanyetik dalgalara
karşı koruyucu kumaş geliştirildi. EÜ Tekstil
Mühendisliği Bölümü Tekstil Teknolojisi Anabilim Dalı
Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Kadoğlu, Bu proje özellikle
çocuk giysilerine yönelik çocukların bu tip dalgalara
karşı korunabilmesi için özel giysiler geliştireceğiz. Bu
çalışmalarımız da gayet iyi bir şekilde devam ediyor.
Aslında hamile bayanlar içinde elektromanyetik
dalgalar büyük bir risk teşkil ediyor. Hamilelerde içinde
giysiler geliştirilmesi mümkün" dedi.
Topivac yara
bakım cihazı
Yanık ve tara tedavileri
alanında çalışmalar yapan
Teknomar, Tübitak’ın
desteğiyle “Topivac” adında
dünyada bir ilk olan, yara ve
yanık tedavisinin süresini
kısaltan, yaraların çabuk
iyileşmesini sağlayan yara bakım cihazı geliştirdi.
Cihazın en önemli özelliği, vakum ve oksijen/ozon
nemlendirme uygulamasının aynı anda uygulanması.
Cihazı geliştiren Teknomar Genel Müdürü Hasan Tahsin
Özbek, bu üç tedavi yöntemini tek bir cihazla
sağladıklarını belirterek, yaranın iyileşmesi için oksijeni
homojen olarak verdiklerini, yarayı dezenfekte etmek
için ozon terapi uyguladıklarını ve bakteri tabakalarını
vakum ile çekerek sağlıklı dokuların gelişmesini
sağladıklarını ifade etti.
BORŞEN PASLANMAZ BORU
İLKLERE İMZA ATIYOR
Türkiye’de ilk paslanmaz dikişli boru, proses ve TIG kaynaklı borunun
yanı sıra, hem ülkemizde, hem de çevre ülkelerinde bir ilk olan
dubleks boru üretimini Borşen gerçekleştiriyor. Üstün teknolojileri ile,
TIG kaynaklı borulardan, vanaya; fittingsten, endüstriyel paslanmaz
çelik akış ekipmanlarına kadar uzanan 18 binin üzerindeki ürün
yelpazeleri ve satış sonrası hizmetleriyle; enerji yatırımcılarının en
güçlü partneri olmayı sürdürüyor. Paslanmaz çelik konusunda tam
donanımlı kalite kontrol laboratuvarına ve TSE EN ISO / IEC 17025
akreditasyona sahip ilk ve tek firma olan Borşen Boru, korozyon
dayanımı olan, yüksek nitelikteki proseslerde mutlak suretle
kullanılması gereken boru, vana ve fittingsleri kapsayan paslanmaz
çelik üretiyor. Borşen Boru, kendi kalite kontrol ve test laboratuvarı ile
bütün bu testleri yapabildiği için ürün taleplerine 24 bin metrekare
alanda ve günlük 3 bin metre kapasiteyle, kolayca cevap verebiliyor.
Ürün çeşitleri arasında AISI 304 / 304L,AISI 316 / 316L,SAF2205 /
1,4462 dubleks paslanmaz çelik ürünleri bulunuyor. Bu ürün, yüksek
sıcaklıklarda kimyasal aşındırıcılara karşı dayanıklı bir yapıya sahip.
Diğer paslanmaz gruplarına göre iki kat daha fazla çukurcuk ve
strese bağlı olan çatlak korozyonu dayanım sağlıyor. Özellikle; petrol
ve gaz istasyonlarında , petrokimya tesislerinde, kimyasal
hammadde üretim tesislerinde, kimyasal tankerlerde tuzun
kullanıldığı arıtma ve genel üretim tesislerinde kullanılıyor.
Türkiye’nin en büyük yüz tanıma projesi
PCC Elektronik, güvenlik sektöründe bir ilki gerçekleştirerek, yüzde yüz
yerli, kalite ve marka tescilli ürünleri, ICS ve 3DEyes markalarını güvenlik
pazarına sundu. 3DEyes yazılımı, Dijital Görüntü Aktarımı ve Kayıt
Sistemleri konusunda bir çok fonksiyona sahip ilk Türkçe yazılım. 3D-Eyes
yazılımı sayesinde, kameradan alınan görüntüler, bilgisayara kayıt
edilebiliyor, istendiği zaman bu kayıtlar tekrar izlenebiliniyor. Görüntüler,
istenirse LAN, WAN, intranet, internet üzerinden de takip edilebliyor.
Gözetim ve araç trafiği veritabanlı sistem; site, otopark , otoyol ve
otobanların yanı sıra,bankalar, marketler, eğitim ve kamu kurumlarında
kolay kurulumu sayesinde rahatça kullanılabiliyor. EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 35
KAPAK
2
Henry Winstanley
Deniz Feneri (1703)
Eddystone kayaları
üzerinde bulunan ilk
deniz fenerini yapan
İngiliz deniz feneri
mimarı
Winstanley, yaptığı
deniz fenerinin
sağlamlığını kontrol
etmek için bir fırtına
sırasında deniz
fenerinin içinde
bulunmak istedi
Deniz feneri yıkıldı
ve Winstanley
yanındaki beş kişiyle
birlikte hayatını
kaybetti.
KENDİ
İCATLARIYLA
ÖLEN
10
MUCİT
Otto Lillienthal-Planör
Çocukluğundan beri en büyük hayali uçmak olan
Otto Lillienthal planörü icat ederek havacılık
tarihine büyük katkıda bulunurken kendi hayatının
sonunu hazırlamıştır. Fırtınalı bir günde uçmak
istemesinin ardından kontrolü kaybeden Lillienthal kendi
evinin çatısına düşerek öldü.
1
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 36
3
Michael Dacre - Uçan Taksi (2009)
Michael Dacre, 8 koltuklu uçan taksisi ile
malezya'da bir tarlaya çakıldı
4
Henry Smolinski - Uçan araba (1973)
Bir diğer uçan araba trajedisi 1973'te gerçekleşti.
Smolinski, mekanik bir arıza sebebi ile düşen 'uçan
arabasında hayatını kaybetti
KAPAK
Thomas Andrews Jr - Titanic gemisi (1912)
Gemi mühendisi Thomas Andrews, suya indirildiği dönemde
dünyanın en büyük transatlantiği olan Titanic'i tasarladı ve
inşaa etti. İlk seferine çıktıktan yanlızca 4 gün sonra buz dağına
çarparak batan bu dev gemide ölen 1517 kişinin içinde o da vardı.
5
6
Donald Campbell - Mavi Kuş K7 (1967)
Hydroplane türü jet motorlu bir deniz
aracıyla rekor üzerine rekor kırarken
Mavi Kuş adlı deniz aracı ile 510
kilometreye ulaştığı sırada kaza
geçirip feci şekilde öldü.
Marie Curie - Radyum / Radyasyon (1934)
Radyoaktivite üzerine yaptığı çalışmalarla iki
kez Nobel Ödülü kazanan Marie Curie aynı
zamanda Nobel Ödülünü alan ilk kadın ve bu ödülü iki kez
kazanan ilk biliminsanı olmuşur. Uranyumla yaptığı
deneyler sonucu radyoaktiviteyi keşfetti. Toryumun
radyoaktif özelliğini buldu ve radyum elementini
ayrıştırdı. Ancak bu deneyler sırasında o kadar çok
radyasyona maruz kaldı ki aşırı radyoaktiviteye bağlı kan
kanserinden öldü.
7
8
Soucek Karel - Kapsül (1985)
Kanadalı profesyonel bir dublör olan
Karel Soucek Niagara Şelalesi'nden
aşağı atlamasını sağlayacak modifiye
edilmiş bir varil geliştirdi. Niagara
şelalesinden atladıktan sonra ufak birkaç
kanamayla hayatta kaldı. 1985 yılında
Teksas'ta Houston Astrodome adındaki
özel olarak yapılmış 180 fit yüksekliğindeki
şelaleden yapacağı atlayışı finanse etmesi
için bir şirketi ikna etti.Maalesef atlayış
başarısızlıkla sonuçlandı ve Karel Soucek
havuzun merkezi yerine kenarına çarptı.
Kapsül parçalara ayrıldı ve Karel Soucek
hayatını kaybetti.
9
Alexander Bogdanov-Kan nakli (1928)
Kan nakli ile hastalıkları tedavi
edebileceğini ispatlamaya çalışan
Rus bilimadamı bu deneyleri
kendisi üzerinde de yapmaya
kalkınca asistanından kaptığı
sıtma ve verem bakterileri nedeni
ile hayatını kaybetti.
10
William Bullock - Döner parçalı matbaa (1867)
William Bullock klasik matbaalar
yerine dönen merdanelerle çok daha
hızlı baskı yağılabileceğini ispatlamak
için bir matbaa geliştirdi. Ne hazindir ki
makinalardan birini tamir etmeye
kalkarken ayağını dişlilere kaptırdı.
hemen ameliyata alınan Bullock, aşırı
kan kaybından öldü.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 37
KAPAK
DENİZALTI
ÖNCE
YAZAR
DÜŞÜNMÜŞ
Sonra mucit
İcadın anafikrini Jules Verne’ün Denizler Altında Yirmi
Bin Fersah’tan alan Amerikan mucit Simon Lake,
modern denizaltıların babası olarak bilinir. Lake, safra
tankı, dalgıç kompartımanı ve periskop dahil birçok
icadında Jules Verne’ün bu güzel eserinden
esinlenmiştir. Kurduğu şirket 1898’de açık okyanusta
kullanılabilen ilk denizaltı olan Argonaut’u üretmiştir.
HELİKOPTER
Bilimkurgu romanları okumak vakit kaybı
diyenleri mahcup edecek bu haberde esin
kaynağı bilimkurgu olan icatlar yer alıyor. Cep
telefonu ve helikopter gibi icatların arkasında,
‘Star Trek’ ve ‘Dünyalar Savaşı’ndan ilham alan
mucitler var. Bakın hayatımıza hayal gücü
yüksek insanların kattıkları nelermiş...
ŞOK TABANCASI
Gençler için yazılmış bilim kurgu
romanlarının zeki kahramanı Tom Swift
20. yüzyılın başlarının en ünlü edebi
karakterlerinden biriydi. NASA fizikçisi
Jack Cover Taser’ı bir fan olarak icat
etmişti. Taser adını Swift’in kurgusal
icatlarından “Thomas A. Swift’s Electric
Rifle” (Thomas A. Swift’in Elektrik
Tüfeği) ın baş harflerinden almış.
Jules Verne asıl kurguladığı denizaltıyla ünlüyken,
Nautilus’la geleceğin uçağını öngördü. Modern
helikopterin mucidi Igor Sikorsky de gençken okuduğu
Jules Verne’ün Fatih Robur adlı kitabından esinlenmiştir.
Sikorsky sık sık Jules Verne’ün “Birinin hayal ettiğini,
başka biri gerçeğe dönüştürebilir,” sözünü dile getirir.
NÜKLEER ENERJİ
H. G. Wells 1914’te 'The World Set Free'
adlı kitabını yayınladı. Bu kitapta Wells,
1933’te 'yapay' bir nükleer enerjinin
üretileceğini, bunun dünya savaşına
neden olacağını ve daha sonra
dünyanın barış içinde yaşayacağını
yazdı. Kitabı okuyan fizikçi Leo Szilard
çok etkilendi ve bu kitaptan aldığı
ilhamla 1932’de nükleer zincir
reaksiyonları problemini çözdü.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 38
KAPAK
MUHAREBE BİLGİ MERKEZİ
ROKET
Amerikan bilim insanı Robert H. Goddard, 1898 yılında
gazetede H. G. Wells’in Marslıların istilasını anlattığı
Dünyalar Savaşı adlı klasik romanıyla ilgili yazı dizisini
okuduktan sonra çok etkilendi ve uzun uğraşlar
sonucu 16 Mart 1926’da ilk akaryakıtla çalışan roketi
üretti. Goddard’ın daha sonra söylediğine göre
gezegenler arası uçuş kavramı “onun hayallerini son
derece cezbeden bir şey” olmuş.
THE WALDO
1930’larda ve 40’larda E.E. “Doc” Smith okuyucularının gönlünü
fütüristik Galactic Patrol’ün maceralarını anlattığı 'Lensmen'
öyküleriyle fethetti. 1947’de yazdığı romanda kontrollü savaş
gemilerinden bahsederek Amerikan Deniz Kuvvetleri’ne ilham verdi.
CEP TELEFONU
Motorola’nın araştırma ve
geliştirme müdürü Martin
Cooper, 1970’lerin başlarında
ilk cep telefonunu tasarlarken
‘Star Trek’ten ilham almıştır.
Yüzyılın neredeyse en büyük
icadı olarak tanımlanan cep
telefonunun mucidi Cooper
icadını, “Bu bizim fantezimiz
değil, amacımızdı,” diye
tanımlıyor.
QUICKTIME
Ünlü bilim kurgu yazarı Robert Heinlein 1942’de
yayınladığı kısa öyküyle uzaktan kumandalı mekanik
eli icat eden Waldo F. Jones’a ilham kaynağı olmuştur.
Gerçek hayata uyarlanan kollar 1940’ların ortalarında
nükleer endüstri için üretilmiş olup “waldos” adını
almışlardır.
Apple’ın bilim insanı Steve
Perlman çığır açan
multimedya programı
QuickTime’ı yaratma fikrini
karakterlerden birinin
bilgisayarda müzik parçaları
dinlediği ‘Star Trek: The Next
Generation’ı izledikten sonra
düşündüğünü söylüyor.
SECOND LIFE
Neal Stephanson’ın 1992’de yazdığı Snow
Crash, insanların kendileri yerine
‘avatar’larıyla var oldukları üç boyutlu
online ‘Metaverse’ (gerçeğe yakın sanal
dünya) i tüm detaylarıyla tanımlıyor. Ünlü
online ortamlardan biri olan Second Life’ın
yaratıcısı Philip Rosedale, liseden beri
sanal dünya fikriyle ilgilenmiş ve Snow
Crash’ı izledikten sonra “yakın gelecekte
sanal dünyanın nasıl görüneceğiyle ilgili”
fikre vasıl olmuş.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 39
KAPAK
Fotoğraf: Serhat Özdek
işleyişini şöyle açıklıyor; “Sistemin sırrı boruların iç
haznesindeki özel bakterilerde. Özel bir solüsyonun
içinde yaşayan bakteriler atık suyu hiçbir kimyasal
kullanmadan, organik olarak arıtıyor. Arıtılan su,
bahçe sulamasında, otomobillerin yıkanmasında
veya klozetlerde kullanılmak üzere binaya yeniden
kazandırılıyor.”
En iyi proje seçildi
Türkiye dâhil dünyanın birçok ülkesinde müstakil
evlere de uygulanabilen ilk atık su arıtım sistemi olan
BioPipe, insanların atık su arıtımına bakış açısını
değiştirmeyi hedefliyor. Her eve uygun bir maliyetle
uygulanabilen Biopipe ile birlikte belediyeler artık
yüksek maliyeti olan kanalizasyon sistemleri
kurmaktan ve büyük atık su arıtma tesisleri inşa
etmekten kurtuluyor. Gep-Turkey yarışmasında,
Amerikalı ve Türk yatırımcılar tarafından Türkiye'nin
en iyi projesi seçilen BioPipe sisteminden belediyeler,
ev kullanıcıları ve müteahhitler faydalanabiliyor.
Kullanıcı sayısına göre uyarlanıyor
Bakterilerin temizlediği
ilk atık su arıtma sistemi
BIOPIPE
Mevcut olan teknolojinin her zaman
daha iyisini arayan Enes Kutluca, her
ev nasıl kendi atık suyunu arıtıp
yeniden kullanabilir sorusundan yola
çıkarak dünyada benzeri olmayan bir
atık su arıtma sistemi icat etti.
ikrin oluşma sürecini anlatan Enes Kutluca,
hem dünyada bir ilk, hem sürdürülebilir,
hem de çok uygun maliyetli bir ürün ortaya
koymak isteğini belirtiyor. Dünyamızda atık
suyun arıtılmasının her geçen gün daha çok önem
kazandığını, ancak mevcut literatürde bulunmayan bir
şey icat etmenin hiç kolay olmadığını söylüyor. Enes
Kutluca, henüz Bahçeşehir Üniversitesi Çevre
Mühendisliği Bölümü 2. Sınıf öğrencisi iken, bir yıl
boyunca kendi evinin garajında yaptığı sistemi
geliştirmekle uğraştıktan sonra, dünyanın ilk atık su
arıtım borusu olan BIOPIPE’ı geliştirdi, patentini aldı ve
Enver Mısırlı ile ortak oldu.
F
Özel bakteriler kullanıyor
Binaların ana atık borusuna bağlanan küçük bir
depo ve bu depoya bağlı kalorifer petekleri gibi
kıvrılmış plastik borulardan oluşan BioPipe, dışarıdan
oldukça basit görünüme sahip. Kutluca sistemin
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 40
ı
Firmalarının daha iyi
noktaya gelmesi için
çalışan Enes Kutluca,
Türkiye'nin en
başarılı girişimcisi
seçildikten sonra,
dünyanın en büyük
genç işadamları
organizasyonu olan
JCI tarafından çevre
alanında Türkiye'nin
en başarılı genci
seçildi.
En temel BioPipe sistemi, dünyadaki
benzerlerinin dörtte birine mal oluyor. İki kişinin
yaşadığı bir eve bile monte edilebiliyor. Günde
ortalama bir ton su harcayan beş kişinin yaşadığı
bir binanın arıtma ihtiyacına göre tasarlanan
BioPipe, yapılardaki konut ve kişi sayısı arttığında
yeni boru petekleri eklenerek, sistem yeterli hale
getirilebiliyor. Biopipe.co sitesinde bir maliyet
hesaplama cetveli ile binanın yaşı, suyun nasıl
temin edildiği ve benzeri kriterlere göre sistemin
ne kadar sürede kendini amorti edeceğini kabaca
gösteren bir formül bulunuyor.
KAPAK
‘
Daha fazla yol ateşe barutla gitmektir
"Yıllardır devam eden gecekondulaşma
sorununun çevreye de çok olumsuz etkileri
mevcut. Bunu önlemek için şehrin dışından
arazi satın aldık. Özel imar yerleri kurduk. Şehrin
etrafındaki arazilerde izinsiz konut yapımının önüne
geçmiş olduk. Zenginleştikçe daha iyi evlerimiz,
şehirlerimiz ve hayatımız olacağını sanıyoruz ama
zengin oldukça daha fazla araba ve trafik sıkışıklığı
oluyor. Peki İstanbul'da bu problemi nasıl çözeceğiz?
Daha fazla yolla bu sorunu çözmek ateşe barutla
gitmek gibidir. Trafik sorunlarını daha fazla yol
yapmakla çözemezsiniz. Amerika'da da trafik son
yıllarda daha fazla sıkışmaya başladı. Oysa daha geniş
yollar yapmanın trafik sıkışıklığını önleyeceğini
düşünürüz ama tam tersi oluyor. Trafik sıkışıklığın
oluşturan şey, arabaların sayısı değil. Bu sadece üç
nedenden biri. Bu yapılan yolculukların uzunluğu ve
sayısına da bağlı. 'Araba kullanımını nasıl
sınırlayabiliriz?' diye düşünüyor şimdi uzmanlar.
Metrobüsün mucidinden
İstanbul’a
öneriler
Penalosa, geniş yollarda otobüs ve bisiklet
yolu ile kaldırımların olması gerektiğini ifade
ederek, "Toplu taşımanın ilerletilmesi gerekir.
Bizim Bogota'da plakalarla ilgili bir kısıtlama
yöntemimiz var. Yine park alanlarının da
sınırlandırılması gerekir.
Metrobüsün mucidi, İstanbul'daki
trafik sorununu çözebilmek adına
önerilerde bulundu.
etrobüsün mucidi olarak kabul edilen
ve Kolombiya'nın başkenti Bogota'nın
eski belediye başkanı da olan Enrique
Penalosa, Kiev ve İstanbul'da birkaç
köprü daha yapmak istendiğini belirterek,"Oysa New
York'ta kimse daha fazla köprü ya da tünel yapmaktan
bahsetmiyor. Çünkü yeni köprü ve yollar yaparak
trafik sorununu çözemeyeceklerini anlamışlar. Toplu
taşımaya ağırlık vermeleri gerektiğini fark ettiler"
dedi. Arkitera Mimarlık Merkezi'nin Haliç Kongre
Merkezi'nde düzenlediği gayrimenkul sektörünün
aktörlerini bir araya getiren "ArkiPARC 12
Buluşmaları"nın açılışında konuşan Penalosa, bütün
vatandaşların şehrin sağladığı imkanlardan eşit bir
şekilde yararlanma hakkına sahip olduğunu söyledi.
Penalosa, bir şehirde insanların parkları, bahçeleri,
koşu ve bisiklet yollarını tercih etmesinin o şehrin
insanlarının mutlu olduğunu gösterdiğini belirterek, iyi
şehirlerin çocuklara, engellilere ve yaşlılara özgürce
yaşam alanı sunduğunu kaydetti. Ülkesindeki
gecekondu sorununa vurgu yapan Penalosa,
sözlerini şöyle sürdürdü:
M
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 42
‘
‘
‘Genişyol-Bisiklet yolu’
‘Otobüs yoldan çıkarsa
İstanbul’da yolun içinde kalıyor’
Park bulamayan
insanlar toplu
taşımaya yönelir.
Dünyadaki eğilim
böyle, İstanbul'da
bu uygulanabilir.
Yayalara iyi
davranan şehirler
yapmak lazım. Bir
de elektrikli bisiklet
kullanımı da teşvik
edilmeli İstanbul'da.
Ancak bunun için bir
alt yapıya da ihtiyaç
var. Bisiklet yolları
aslında bir sembol,
eşitlik sağlıyor"
Ülkesinde metrodan daha hızlı yolcu taşıyan
bir otobüs sistemi kurduklarını anlatan
Penalosa, "Bu sistemde otobüsler için ayrı bir
yol açtık. Otobüs bozulunca yoldan
çıkarabiliyorsunuz ama bu İstanbul'da mümkün değil.
Yolun içinde kalıyor. Ufak tefek bazı değişikliklerle bu
sorunu çözebilirsiniz. Ayrıca otobüs sayısı daha
arttırabilir. Otobüs kaldırıma daha yakın durmalı.
Engellilerin daha rahat binebilmesi için İstanbul'un
sorunları çözmek aslında teknik değil, politik bir
sorun" şeklinde konuştu. Bogota'da geniş bir
bisiklet yolu açtıklarını dile getiren Penalosa, 10
binlerce insanın bisiklet kullandığını, bunun da
ulaşımı büyük ölçüde rahatlattığını söyledi.
Kaldırım, yürüyüş ve park alanlarına yer ayrılması
ve binaların sağlam zeminde olmasına dikkat
edilmesi gerektiğini vurgulayan Penalosa, sahilleri
de özel kişilere vermek yerine kamuya açılmasının
şehri güzelleştireceğini kaydetti.
KAPAK
Çocuk yaşlardan gelen mucitlik merakıyla 16
yaşından bu yana tabir yerindeyse yemiyor
içmiyor icat yapıyor! Bu ilgisi ona pek çok ödül
getirmiş. Üstelik öyle sıradan ödüller de değil.
Geçen yıl en genç bilim adamı unvanına sahip
olurken, iki yıl önce de ‘Dünya İcat
Şampiyonası’nda ikinci olmuş. Geçtiğimiz hafta
Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen
fuarda Almanya hükümeti tarafından ‘en iyi icat’
ödülünün sahibi oldu.
Sajjad, Aydın Üniversitesi Mühendislik
Mimarlık Fakültesi Elektrik Elektronik
Mühendisliği birinci sınıf öğrencisi. Liseyi İran’da
okumuş ve sağlık üzerine eğitim almış. Bir buçuk
yıldır Türkiye’de. Çalışmaları genellikle sağlık
üzerine. Elektrik elektronik okumasının sebebi ise
sağlık eğitimiyle mekaniği birleştirip daha farklı
icatlar yapabilmek. Genç mucit, hedefini çoktan
belirlemiş: “İnsanların günlük hayatta yaşadığı
hastalıklar ya da sorunlar üzerine kafa
yoruyorum. Şu güne kadar 11 patentli icadım ve 18
tane de uluslararası düzenlenen yarışmalardan
ödülüm var. Aslına bakarsanız benim için önemli
olan ödül değil. İcatlarla bir kişinin bile herhangi
bir rahatsızlığı giderilirse o zaman gerçek
başarıya ulaşmış olacağım.”
Başımıza
Baş ağrısına çözüm...
icat çıkartıyor
Sajjad Yaghoubi, Aydın Üniversitesi
Elektrik Elektronik Mühendisliği
birinci sınıf öğrencisi. Hayattaki en
büyük mutluluğu ise icat yapmak.
Çocuk yaşlarda tutkuyla başladığı bu
uğraş ona ‘dünyanın en genç bilim
adamı’ unvanını getirdi. Geçtiğimiz
hafta da Almanya hükümeti
tarafından verilen ‘en iyi icat’
ödülünün sahibi oldu.
ajjad Yaghoubi, Aydın Üniversitesi
Elektrik Elektronik Mühendisliği birinci
sınıf öğrencisi. Hayattaki en büyük
mutluluğu ise icat yapmak. Çocuk
yaşlarda tutkuyla başladığı bu uğraş ona
‘dünyanın en genç bilim adamı’ unvanını getirdi.
Geçtiğimiz hafta da Almanya hükümeti tarafından
verilen ‘en iyi icat’ ödülünün sahibi oldu. Sajjad
Yaghoubi, henüz 21 yaşında bir üniversite
öğrencisi. Birçokları için 20’li yaşlara kadar hayatta
gelişmeler bellidir: Lise devam ederken
dershaneye gidilir ve üniversiteye hazırlanılır.
Ekstra işler yapılmak istense de buna çok vakit
bulunamaz. Sajjad bu genellemenin biraz dışında.
S
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 44
ı
Sajjad’a
Almanya’dan en iyi
icat ödülünü getiren
proje, yavaşlayan göz
kaslarının çalışmasını
sağlayan bir ürün.
Her geçen gün
bilgisayarla çokça
hemhal olduğumuz
neticesinden
doğmuş bir fikir bu.
İnternet başında
fazla vakit geçirenler,
çok kitap okuyanlar,
yoğun iş hayatında
gözlerini yoranlar için
tasarlanmış. Cihaza
5-6 dakika
bakmanız, sertleşen
göz damarlarının
açılması ve
yoğunlaşmasına
yardımcı oluyor.
Böylece gözde
oluşan kızarıklık ve
ağrılar yavaş yavaş
azalıyor.
Baş ağrısı hemen herkesin yaşadığı bir
rahatsızlık. Sajjad Yaghoubi, geçtiğimiz yıl hem
kendisi hem de çevresindeki pek çok kişinin
bundan muzdarip olduğunu görünce bir şey icat
etmeye karar vermiş. Uzunca araştırmanın
neticesinde ‘headbelt’ isimli bir cihaz geliştirmiş.
Bu cihaz sinir sistemini uyararak beyinde bulunan
kılcal damarlardaki kan akışının düzenli olmasını
sağlıyor. Böylelikle organlar işlevlerini sağlıklı bir
şekilde yerine getirebiliyor ve baş ağrısı hissedilir
şekilde azalıyor. Romanya’da düzenlenen
Euroinvent yarışmasına Türkiye’den sadece
Sajjad katıldı ve birincilikle döndü. Bu ödül aynı
zamanda ülkemize biyomedikal konusunda en iyi
icat ödülü kazandırdı. (Fatma Turan)
FİNANS
Finansbank’tan
KOBİ’lere
finansal
destek
‘Bizce Mümkün’ yaklaşımı ile
müşterilerinin ihtiyaçlarına yönelik
çözümler sunan Finansbank, KOBİ’lere
destek olmaya devam ediyor.
Sektöre yeni giriş yapan KOBİ’ler için
Avrupa Yatırım Fonu
garantörlüğünde sunduğu
finansman desteğini
artırarak sürdüren
Finansbank, girişimci
KOBİ’leri yalnız bırakmıyor.
irişimciliğin
desteklenmesi için
KOBİ’lerin artan
ihtiyaçlarına yönelik
özel çözümler üreten Finansbank,
sektöre yeni giriş yapan ve
finansal kaynağa ihtiyacı olan
yeni girişimci KOBİ’lere desteğini
sürdürüyor. Son 3 yıldır Avrupa
Yatırım Fonu (AYF)
garantörlüğünde KOBİ’lere
teminat desteğini yükseltmeyi
başaran Finansbank, girişimci
kredisi programı ile tüm yeni
kurulan veya 3 yıldan kısa
süredir faaliyette olan
işletmeleri destekliyor.
Finansbank kaynağının
önemli kısmını, sadece
sektöründe belirli bir yere gelmiş
ve kendini kanıtlamış işletmelere
G
“
Finansbank Kobi
Bankacılığı Genel
Müdür Yardımcısı
Metin Karabiber,
"2013 yılında da
Avrupa Yatırım
Fonu'nun
Türkiye'deki
ortaklarından biri
olarak
desteklerimizi hız
kesmeden
sürdüreceğiz
değil, yeni kurulan işletmelere finansman ve
teminat desteği olarak aktarıyor.
Tüm KOBİ'lerin her tür finansal ihtiyacında
yanında olmayı hedeflediklerini söyleyen
Finansbank Kobi Bankacılığı Genel Müdür
Yardımcısı Metin Karabiber, "2013 yılında da
Avrupa Yatırım Fonu'nun Türkiye'deki
ortaklarından biri olarak desteklerimizi hız
kesmeden sürdüreceğiz. Bunun yanı sıra Mayıs
ayında başlattığımız ‘Geleceğin Patronları’
yarışmamız ile fikirlerini hayata geçirmek
üzere iş kurmak İsteyen girişimci adaylarını
bir araya getirdik. Ekim ayında sonlanacak
yarışmanın amacı yeni bir iş fikri olan ve
kendi işini kurmak isteyen yaratıcı
girişimcileri cesaretlendirmek, yönlendirmek,
ödüllendirmek…Bu kapsamda
katılımcılara sadece finansman
anlamında değil, üç aşamada
devam eden Bilkent
Üniversitesi Fikirden Değere
Girişimci Eğitim Programıyla
da eşsiz bir bilgi edinme
fırsatı sunuyoruz” şeklinde
konuştu. AYF Girişimci
Paketi kapsamında, 2010
yılının Mart ayından bu
yana, 60 ay vadeye yaygın 6
aylık ödemesiz dönem
seçeneği ile azami 52 bin TL
tutarındaki, toplam 29 bin
KOBİ'ye 968 milyon TL
kredi kullandırdıklarını
söyleyen Metin Karabiber,
2013'ün ilk yarısında 9 bin
KOBİ’ye 240 milyon TL
finansal destek
verdiklerini vurguladı.
Devam eden süreçlerde de
AYF'nin olanaklarını
sektöre sunmayı
planladıklarını ifade eden
Karabiber, "320 milyon
avroluk 3. dilimi çok cazip
fırsatlar sunan paketler ile
KOBİ'lerin hizmetine
sunuyor olacağız" dedi.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 45
KAPAK
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı
NİHAT ERGÜN
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 46
Ülkemiz sanayisinin sınai mülkiyet haklarından bir rekabet aracı olarak gerçek
anlamda faydalanabilmesi için tüm boyutlarıyla ve aşamalarıyla etkin işleyen bir sınai
mülkiyet sistemine ihtiyacı var. Bir yandan nitelikli buluş ve tasarım üretimi
sağlarken, diğer yandan bu buluş ve tasarımların etkin bir şekilde korunarak sanayiye
aktarılmasını sağlayacak mekanizmaları da oluşturmak durumundayız.
ilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak
patent konusunu ve patentleri de kapsayan
sınai mülkiyet haklarını çok geniş bir
perspektifle ele alıyoruz. Çünkü patent
deyince aklımıza sadece buluşların tescil edilmesi
gelmemeli. Sınai mülkiyet sistemi dediğimizde
buluşların yapılması, tescil edilerek korunması,
uygulanması ve sanayiye aktarılması gibi birçok
önemli aşamayı ve bu süreçlerin her birinden
sorumlu farklı aktörlerin, kurum ve kuruluşların
bulunduğu bir yapıyı anlamamız gerekiyor.
Bakanlık olarak bu sistem içerisinde görev ve
sorumluluklarımız itibariyle önemli bir konumumuz
var. Ar-Ge’ye ve inovasyona yapılan yatırımların en
somut çıktıları olan patent, faydalı model, marka ve
endüstriyel tasarım alanlarında Türkiye önemli bir
atılım gerçekleştirmektedir. Öncelikli olarak marka
başvurularında son 2 yıldır Avrupa’nın zirvesinde
olan bir Türkiye’den bahsediyoruz. 2011 ve 2012
B
yıllarında 110 binin üzerinde gerçekleşen marka
başvuru sayıları bize Türk insanının ekonomik ve
ticari hayatın içerisinde aktif bir şekilde yer alma
arzusunu gösteriyor. Aynı şekilde bu sayılar, en
büyük işletmesinden en küçük firmasına kadar Türk
sanayicisinin dinamizmini gösteriyor.
Başvuru sayılarındaki artışlara odaklanmıyoruz
2012 yılında Türk Patent Enstitüsüne 15 binin
üzerinde patent ve faydalı model başvurusu, 40 binin
üzerinde tasarım başvurusu yapıldı. Bu başvuruların
belirli bir kısmını yabancı başvuruları oluşturuyor.
Ancak özellikle yerli patent başvurularındaki
artışlara baktığımızda, bu artışların %15-20’ler
civarında bir aralığa oturduğunu görmekteyiz.
Benzer şekilde tasarım başvurularında da artışlar
%10’un altına düşmemektedir.
Bütün bu olumlu gelişmeler yaşanırken, biz
sadece başvuru sayılarındaki artışlara odaklanmayı
doğru bulmuyoruz. Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığı olarak ülkemizin daha nitelikli bir sınai
mülkiyet üretim yapısına geçişini sağlamayı
hedefliyoruz. Çünkü ülkemiz sanayisinin sınai
mülkiyet haklarından bir rekabet aracı olarak gerçek
anlamda faydalanabilmesi için tüm boyutlarıyla ve
aşamalarıyla etkin işleyen bir sınai mülkiyet
sistemine ihtiyacı var. Bir yandan nitelikli buluş ve
tasarım üretimi sağlarken, diğer yandan bu buluş ve
tasarımların etkin bir şekilde korunarak sanayiye
aktarılmasını sağlayacak mekanizmaları da
oluşturmak durumundayız.
Ar-Ge yatırımlarını vergiden muaf tutuyoruz
Yüksek potansiyele sahip buluşların üretilmesi
noktasında üniversitelerimizi aktif hale getirmek için
büyük bir çaba sarf ediyoruz. Üniversitelerimizin
daha yenilikçi ve girişimci yapılara
dönüştürülmesine yönelik yoğun çalışmalarımızı
sağlam bir zemine oturtmak amacıyla, şu anda
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul
gündeminde olan kanun tasarısıyla patent
konusunda üniversitelerimize farklı bir rol veriyoruz.
Sınai mülkiyet sisteminin geneline yönelik birçok
düzenleme ve iyileştirme içeren bu kanun tasarısının
yasalaşmasıyla birlikte üniversitelerimizi patentlerde
hak sahibi konumuna getireceğiz. Bu düzenleme ile
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 47
KAPAK
mekanizması daha başlattık. TÜBİTAK’ın 1512
Programı vasıtasıyla girişimci gençlerimizin
teknoloji odaklı fikirleri, proje aşamasından
üretim, ticarileşme ve pazar aşamasına kadar
desteklenmektedir.
3.5 milyon lira hibe makina-techisat desteği
Bakanlığımız gerek KOBİ'lere, gerek büyük
firmalara, gerekse yeni girişimcilere çok önemli
destekler vermektedir. Bakanlığımız, öncelikle
orta-yüksek ve yüksek teknolojili alanlarda ArGe projesini tamamlamış girişimcilerimize, bu
projelerini üretime dönüştürebilmeleri için 3,5
milyon liraya kadar hibe makine-teçhizat desteği
ve bu rakamın üzerinde finansman için ise kredi
faiz desteği vermeyi planlamaktadır. Bununla
birlikte Ar-Ge’si Türkiye de tamamlanmış olan
projelerin ulusal ve uluslararası tanıtım,
pazarlama ve fuar desteği için 75.000 liraya kadar
desteği yürürlüğe koymuş olup müracaatlar
devam etmektedir. Ayrıca Ar-Ge merkezi kuran
firmalar için gelir vergisi muafiyeti 2023 yılına
kadar uzatılmış ve Ar-Ge merkezi kurmak için
asgari şart olan tam zamanlı Ar-Ge personeli
sayısının 50 kişiden 30 kişiye düşmesi için de
gerekli yasal altyapı çalışmaları tamamlanmış
olup, ilgili yasal düzenlemenin en kısa zamanda
meclise sevk edilmesi planlanmaktadır. Böylece
şu an 142 olan Ar-Ge merkezi sayısının 250’lere
çıkması hedeflenmektedir.
Rekabet gücü ucuz işgücü ve hammadeyle olmaz
aynı zamanda ülkemiz sanayisi açısından büyük
önem taşıdığına inandığımız üniversite-sanayi
işbirliğinin çok daha profesyonel ve etkin bir
şekilde gerçekleştirilmesine imkân sağlayacak
ortamı tesis etmiş olacağız. Küresel rekabetin
geldiği bu aşamada, dünyaya hitap eden mal ve
hizmetler üretebilmek için teknoloji tabanlı ve
katma değeri yüksek ürünler üretmek zorundayız.
Bu bilim, teknoloji, Ar-Ge ve yenilikçilikle mümkün
olacak bir faaliyetler bütünüdür. Burada en önemli
husus, üniversitelerimiz ve sanayicilerimizin bir
araya gelerek bilginin ve girişimciliğin gücünü
kamunun da desteğini alarak harekete
geçirmektir. Ar-Ge alanında Bakanlık olarak ilgili
kuruluşlarımızdan TÜBİTAK ve KOSGEB ile birlikte
çok önemli destek programları yürütüyoruz. Aynı
zamanda yeni destek programlarını da
uygulamaya almak için çalışmalarımız sürüyor.
Bakanlar Kurulu kararı ile Ar-Ge yatırımlarını
bazı vergilerden muaf tuttuğumuz gibi, ayrıca bu
yatırımlara faiz desteği de sağladık. Ayrıca, Yeni
Teşvik Sistemine göre Bakanlığımız ile ilgili
kuruluşlarımızdan TÜBİTAK ve KOSGEB
tarafından desteklenen Ar-Ge proje yatırımlarının,
hangi ilde yapılırsa yapılsın 5’inci bölge
desteklerinden faydalanabilmesine imkân
sağlıyoruz. Yine yaptığımız bir önemli çalışmada,
sanayideki üretimin teknoloji düzeyini
yükseltmeye katkı verecek yeni bir destek
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 48
“
Biz kamu olarak
firmalarımızın
Ar-Ge etkinliklerini
arttırmak için
uyguladığımız bu
destek
programlarına
Organize Sanayi
Bölgelerinde
faaliyet gösteren
firmalar başta
olmak üzere tüm
girişimcilerimizden
ilgi bekliyoruz.
Üretimde yüksek
katma değer
oluşturmanın yolu
ancak Ar-Ge
alanındaki
çalışmalardan
geçmektedir.
Biz kamu olarak firmalarımızın Ar-Ge
etkinliklerini arttırmak için uyguladığımız bu
destek programlarına Organize Sanayi
Bölgelerinde faaliyet gösteren firmalar başta
olmak üzere tüm girişimcilerimizden ilgi
bekliyoruz. Üretimde yüksek katma değer
oluşturmanın yolu ancak Ar-Ge alanındaki
çalışmalardan geçmektedir.
Türkiye’de bilim, teknoloji ve inovasyon
alanında çok önemli gelişmeler yaşanıyor.
Geçmişte ülkemizde Ar-Ge faaliyeti yürüten
işletme sayısı oldukça sınırlı iken, bugün
Anadolu’daki birçok firmalarımız Ar-Ge’ye,
tasarıma, yenilikçiliğe ve markalaşmaya
yöneliyor. Ülkemizde her geçen gün girişimcilik,
Ar-Ge ve inovasyon iklimi süratle pozitif yönde
değişiyor. Bu süreci en iyi şekilde yönetmek için,
Bakanlık ve ilgili kuruluşlarımızla birlikte, sanayi
yoğun bölgelerimizde Ar-Ge etkinliklerini
artırmak için büyük bir çaba harcıyoruz. Bunun
mukabilinde bütün sanayicilerimizden ve
girişimcilerimizden, Bakanlığımız ve ilgili
kuruluşlarımızdan TÜBİTAK ve KOSGEB’in destek
unsurlarından azami derecede faydalanmalarını
bekliyoruz. Çünkü rekabetçi olmanın yolu bu
alanlara yönelik yapılacak yatırımlardan
geçmektedir. Türkiye’nin rekabet gücünü ucuz
işgücü, ucuz hammadde, ucuz enerji gibi alanlarda
bulamayacağı çok açıktır. Türkiye’nin rekabet
gücünü markalaşmada, yenilikçilikte, Ar-Ge ve
KAPAK
tasarım gibi alanlarda araması gerekmektedir.
Artık üretmeye olduğu kadar, daha verimli üretim
yapmaya, ileri teknolojili ve yüksek katma değerli
ürünler üretmeye önem vermeliyiz. Bir yandan
mevcut işletmelerin kendilerini yenilemelerini
sağlarken, diğer yandan ülkemizde nitelikli
girişimlerin önünü açmalıyız.
OSB’leri nitelik olarak geliştirmeye önem veriyoruz
Türkiye, büyüme, ihracat ve istihdam gibi
alanlardaki hedeflerine ulaşmak için, çok daha
rekabetçi bir üretim yapısı oluşturmak zorundadır.
İşte bu rekabetçi üretim yapısını oluşturmak için
kullanacağımız en önemli altyapı unsurlarının
başında OSB’ler gelmektedir. Ülkemizde bugüne
kadar 268 adet OSB tüzel kişilik kazanmıştır. Biz
ülkemizdeki OSB’lerin sayısını artırmaya verdiğimiz
önem kadar, OSB’leri nitelik olarak geliştirmeye,
sanayicimize çok daha iyi imkanlar sunmaya da
büyük önem veriyoruz. Biz sanayinin OSB’lerde
yoğunlaşmasına büyük önem verdiğimiz için, yeni
teşvik sisteminde OSB’lerde yapılan yatırımların bir
alt bölge desteklerinden yararlanmalarının da önünü
açtık. Yatırım teşvikleri, OSB’leri oldukça cazip yerler
haline getiriyor. OSB’ler de dahil olmak üzere, tüm
bölgeler için çok boyutlu Ar-Ge teşvikleri
veriyoruz.
KOSGEB ve TÜBİTAK kanalıyla teşvikler
Gerek Bakanlığımızca
gerekse de ilgili
kuruluşlarımızdan
KOSGEB ve TÜBİTAK
kanalıyla bütün
işletmelerimize çok
önemli Ar-Ge destek
ve teşvikleri
veriyoruz. OSB’ler
planlı
sanayileşmeyle
birlikte üretim
yapmak amacıyla
kurulan yerler
olduğu için bu
yerlerde üretim ve
yatırım teşvikleri söz konusu.
Bununla birlikte, OSB’de yerleşik
firmalarımız bulundukları yerlerdeki
en yakın Teknoloji Geliştirme
Bölgelerinde Ar-Ge faaliyetlerini
gerçekleştirebilirler. Teknoparklarda
yapılan Ar-Ge faaliyetleri için,
vergisel olarak çok önemli teşvik
unsurlarımız vardır. Bütün
işletmelerimizi bu teşviklerden
yararlanmaya davet ediyorum.
Ayrıca, imalat sanayi birimlerimizin
toplu olarak faaliyet gösterdiği
Organize Sanayi Bölgeleri (OSB)
yönetim birimleri içerisinde;
“
Türkiye artık
eski Türkiye değil,
çok şükür ki
hedeflerimize
ulaşmamız için
girişimcilerimize,
yatırımcılarımıza
destek olmak
noktasında
paramız da var,
kaynağımız da,
hatta IMF’ye borç
verebilecek
kadar var.
Girişimcilerimizin
yeter ki hayalleri,
planları, projeleri
olsun, biz o
hayallerin
gerçekleşmesi için
her türlü desteği
sağlamaya hazırız.
t Yeni teknolojileri takip eden,
t OSB’deki işletmelere teknolojik ihtiyaçlar
bağlamında yol gösteren,
t Gerektiğinde bu ihtiyaçlar doğrultusunda proje
üreten,
t Kamu Ar-Ge destekleri hakkında (Bilim, Sanayi
ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK, KOSGEB,
Ekonomi Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve TTGV
Ar-Ge destekleri gibi) OSB’deki işletmeleri
bilgilendiren,
t Geliştirilecek projelerin bu desteklerden nasıl
yararlanacağı hakkında bilgi veren,
t Proje dokümanlarını hazırlayıp ilgili kuruma
iletebilen,
t OSB’de yer alan firmaları, Türk Patent
Enstitüsünün faaliyetleri ile fikri ve sınai mülkiyet
hakları bağlamında bilgilendiren,
t Teknoloji Geliştirme Bölgeleri, TEKMER,
Kuluçkalık, Ar-Ge Merkezleri gibi kamunun
desteklediği uygulamaları üyelere tanıtan, kısaca
ülkemizin Ar-Ge ekosistemi ve yapılanması ile
işleyişi hakkında bilgilendirme, yönlendirme
yapabilecek bir ofisin OSB’lerde kurulması
yönünde çalışmalar sürdürülmektedir.
Araştırmacı insan gücü ve sayısı daha da artırılacak
OSB, TGB, KSS ve Endüstri Bölgeleri
uygulamaları geliştirilerek, daha nitelikli hizmet
verebilmeleri için kurumsallaşmalarının
tamamlanmasına çalışıyoruz.
Önümüzdeki dönemde, Ar-Ge desteklerinde
koordinasyon sağlanacak ve mevcut destek
programları etki analizi çalışmaları yapılarak gözden
geçirilecektir. Ar-Ge faaliyetleri, öncelikli alanlarda
oluşturulacak ortak hedefler çerçevesinde,
ticarileştirmeyi de içerecek şekilde piyasa şartları
gözetilerek bütünsellik içinde
desteklenecektir. Araştırma merkezleri,
kuluçka merkezleri, teknoloji transfer ve
yenilik merkezleri ve teknoloji
geliştirme bölgelerinin belli alanlarda
odaklanmaları, birbirleriyle
bütünleşik bir biçimde çalışmaları
sağlanacak ve bu yapıların ilgili
küme faaliyetlerini desteklemeleri
özendirilecektir. Araştırmacı insan
gücünün sayısı ve niteliği daha da
artırılacak, özel sektörde
araştırmacı istihdamı teşvikine
devam edilecektir.
Son olarak şunu ifade etmek
istiyorum; Türkiye artık eski
Türkiye değil, çok şükür ki
hedeflerimize ulaşmamız için
girişimcilerimize,
yatırımcılarımıza destek olmak
noktasında paramız da var,
kaynağımız da, hatta IMF’ye
borç verebilecek kadar var.
Girişimcilerimizin yeter ki
hayalleri, planları, projeleri
olsun, biz o hayallerin
gerçekleşmesi için her türlü
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 49
Türkiyenin küresel rekabet gücünün göstergesi
yerli patent sayısıdır
Türkiye’de (TPE) son 17 yılda (1995- 2012)
alınan yerli patent sayısının toplam patent
sayısına oranı % 6 iken, bu oran yabancı
patentlerde % 94’dür. Bu durum,
Türkiye’nin halen % 94 oranında dış
teknolojiye bağımlı olduğunu gösteriyor .
Dr. Sungu BAZOĞLU
Buluş Adamları Derneği Başkanı
[email protected]
D
ünyada bir ülkenin gelişmişlik derecesi, o
ülkede yılda geliştirilen buluşa verilen yerli
patent sayısının yüksekliğine bağlıdır.
Osmanlı devleti döneminde patentin önemi
kavranmış ve 1879 tarihli İhtira Beratı Kanunu
çıkartılmıştır. 1995 yılında bu kanun yürürlükten
kaldırılarak 551 sayılı “Patent Haklarının Korunması
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” çıkartılmış olup
daha sonra Patent Kanunu’na çevrilmiştir. Aynı yıl 544
sayılı kararname ile Türk Patent Enstitüsü kurulmuştur.
Yaklaşık on yıldan beri verilen etkin patent teşviklerinin
etkisiyle Türkiye’de yılda alınan yerli patent sayısı önemli
artış göstermişse de TPE’de alınan toplam patent
sayısının içinde yerli patent sayısı hala çok küçüktür.
TPE’nin kurulduğu 1995 yılında TPE’de 58 yerli patent
alınmıştır. Önemli patent teşvikleri sonucu bu sayı 2012
yılında 1025’e çıkarak 17 kat artmıştır. 1995 – 2012 yıllarını
kapsayan son 17 yılda Türkiye’de, 4329 yerli ve 54.469
yabancı olmak üzere toplam 54.469 patent alınmıştır. Son
17 yıl ortalamasına göre TPE’ de alınan patentlerin %
6’sının yerli, % 94’ünün yabancı olması, Türkiye’nin% 94
oranında dış teknolojiye bağımlı olduğunu gösteriyor.
Türkiye bulunanı bulmaya çalışıyor; boşa kürek çekiyor
Patent almak için başvuru yapılacak buluş
konusunun önceden patent ile korunup, korunmadığına
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 50
yönelik ön incelemenin yeterli yapılmaması bu rasyonel
olmayan sonuca yol açıyor. On patent başvurusundan
dokuzu için yapılan enerji ve kaynak harcamasının yanı
sıra hazineden harcanan patent başvuru teşvik kaynağı
da boşuna heba edilmiş oluyor. Oysa TPE’deki yabancı
patent başvurularının hemen tümü patent belgesini
alıyor. (Tablo 1 ve 2). Bu vahim durumu ivedi düzeltmek
için TPE’nin Avrupa Patent Ofisinin patent arşivinde
yapılacak buluş ön incelemesi için kapsamlı bir kılavuz
kitapçığı hazırlayarak Buluş Adamlarının kullanımına
sunması, Türkiye’nin teknolojide atılım yapması
açısından yaşamsal önem taşıyor.
Yıl
2008
2009
2010
2011
2012
Yıl
2008
2009
2010
2011
2012
Patent
Başvuru
sayısı
Tescil
edilen
patent
2268
2588
3250
4087
4534
338
456
507
847
1025
Başvuraların
patente
bağlanması (%)
0.15
0.18
0.16
0.21
0.23
Yabancı
Tescil edilen Başvuraların
Patent
patente
yabancı
Başvurusu patent
bağlanması (%)
4869
4531
0.93
4653
5154
0.90
5093
4868
0.95
6154
5692
0.92
7056
6791
0.96
Tablo 1
Son beş yılda (20082012) TPE’de yapılan
yerli patent başvuru
sayıları, tescil edilen
patent sayıları ve
başvuruların patente
bağlanma oranları
(Kaynak: TPE)
Tablo 2
Son beş yılda (2008 –
2012) TPE’de yapılan
yabancı patent başvuru
sayıları, tescil edilen
patent sayıları ve
başvuruların patente
bağlanma oranları
(Kaynak: TPE)
Artık dünyada daha çok uluslararası düzeyde korunan
patenler tescil ettiriliyor. Nitekim 1995 yılında yabancılar
tüm patentlerini yalnız TPE’de tescil ettirirken günümüzde
bu temayül değişmiştir. 2012 yılında TPE’de tescil edilen
yerli patentlerin büyük çoğunluğunun (4360 adet) yalnız
Türkiye korumalı olduğu görülüyor; Yalnız Türkiye korumalı
olan bu patentler dünyada taklit edilebilirler. Oysa aynı yılda,
2012’de yabancıların TPE de tescil ettirdikleri patentlerin
büyük çoğunluğunun (6824 adet) uluslararası düzeyde
korumalı Avrupa Patent Ofisi (EPC) kaynaklı olduğu
görülüyor. Örneğin enerjide dünya genelinde büyük bir
ihtiyaca cevap verecek bir yeni teknolojiyi korumak için
yalnız Türkiye’de patent belgesi alınırsa, patent konusu buluş
hiçbir cezai yaptırım olmadan rahatça çalınabilir ve bütün
dünyada uygulanabilir. Bu durumda yeni teknolojiyi geliştiren,
buluşunu dünyaya adeta bedelsiz olarak hibe ederek
taklitçilere servet kazandırmış olur. Çaba ve masraf Türk
buluş adamına ait, gelir dünyadaki üreticilere ait! Bu tür
teknoloji hırsızlığının önlenmesi için dünya genelinde
korunacak yerli patentler için yapılacak uluslararası
başvuruların da devlet tarafından etkin olarak desteklenmesi
önem taşıyor. Artık dünyada, bir ülkede değil çok sayıda
ülkede korunan patent sayısı giderek artmakta. Çünkü
zamanımızda rekabet yerel değil, küresel.
Patentli buluşların ticarileştirilmesi gerekiyor
Amerika’da pending patent belgesi ve Avusturya’da
geçici faydalı model belgesi verilerek buluşların daha
patent belgesi alınmadan hemen ticarileştirilmesine
olanak sağlanıyor. Oysa Türkiye’de patent almaktan
caydırıcı etkenlerin en başında, yıllık patent ücretlerinin
çok yüksek olması gelmektedir. Yıllık patent ücretlerinin
ülkenin milli gelir düzeyine orantılı olarak alınması
durumunda Türk vatandaşının ödeyeceği yıllık patent
harcı çok ucuzlayacaktır.
Teknolojide yeniden yapılanma modeli önerisi
Kamunun aşağıda açıklanan organizasyonları kurarak
Türkiye’nin teknolojide ivedi güçlenmesine önayak olması
sonucunda, kronikleşen ve giderek büyüyen dış ticaret
açığı azaltılabilecek ve buna bağlı olarak cari açık
azaltılabilecektir. Teknolojide yeniden yapılanma modeli
şu şekilde olabilir:
1. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
2. Teknoloji Bankası,
3. Teknolojiyi Teşvik Kanunu,
4. Teknolojiyi Teşvik Fonu
Etkin bir kamusal organizasyon
yanında etkin Finansman sağlanması
önem taşımaktadır. Eğer devlet teknoloji
teşvikine diğer ülkelerdeki gibi etkin
teşvik veremeyip küçük çaplı, çerez
mahiyetindeki teşviklerle yetinirse,
yerli teknoloji gelişemez ve halk
ezelden beri olduğu gibi dış teknoloji
boyunduruğunda ezilmeye devam
eder gider. Amerika’nın yıllık ArGe harcaması Türkiye’nin yıllık
milli gelirine yakın düzeydedir.
Eldeki sınırlı kaynak KOSGEB
kanalıyla Türkiye’deki 3
milyon KOBİ’ye teşvik
olarak dağıtılınca, işletme
başına verilen teşvik miktarı çok
düşüyor. Oysa teknoloji teşviki 300.000 dolayındaki
Küçük ve Orta boy sanayiciye verilirse, işletme başına
verilecek teşvik miktarı çok daha büyük ve etkin
olacaktır. Gerek KOSGEB yasasına gerek Teknoloji
Geliştirme Bölgeleri yasasına bakıldığında, ancak ileri
teknolojiye yönelik çalışmaların destekleneceği
görülüyor. Teknoloji desteği uzun yıllar bilişim, yazılım,
ileri malzeme, robotik, elektronik gibi sektörlerle
sınırlandı. Ancak son yıllarda destek kapsamının
genişletildiğini ve makine, kimya gibi teknoloji dallarına
da destek verildiği görülüyor. Türkiye 750.000 Dolar/kg
değerinin altındaki teknoloji çalışmasını
desteklemeyince, ileri teknoloji ürünü olmayan ithal
oyuncaklar piyasayı dolduruyor. Yerli oyuncak sanayi
çöküyor. Teknolojinin alt – orta – ileri sınıflaması
yapılmadan ve parasal değer sınırlaması olmadan
desteklenmesi Türkiye’nin yararınadır.
Teknoloji Destekleri, Teknoparklar, Teknokentler
Türkiye’de Teknoparklarda önemli Ar-Ge desteği
veriliyor. Ancak Gebze OSB teknoparkı hariç,
teknoparkların hemen hemen tümünün üniversite
kampüsü içinde düzenlendiği görülüyor. Çoğu üniversitede
teknoparka verilebilecek arazi çok kısıtlı olduğu için
genelde bir büro binası teknokent diye adlandırılarak
faaliyette bulunuluyor. Bu yapılar gerçekte teknopark değil,
Ar-Ge merkezidirler. Bir yerleşimin teknokent diye
adlandırılabilmesi için, küçük bir kent büyüklüğündeki alan
üzerine kurulması gerekir.
Dünyadaki uygulamalara bakıldığında, Japonya’daki
Tsukuba teknoparkının 2000 hektar gibi çok büyük bir
alanda kurulduğu ve içinde, Ar-Ge merkezleri yanında
kuluçka merkezleri ve akademi bulunduğu görülüyor. 5
kilometre genişliğinde ve 5 kilometre uzunluğundaki 2500
hektar büyüklüğündeki alanlarda kurulan
teknoparkların yaklaşık % 60-70’i yeşil alandır.
Japonya’da akademi teknoparkın içinde;
Türkiye’de teknopark üniversitenin içinde!
Ortada fonksiyon açısından büyük bir çelişki
var. Bizdeki büro biçimindeki teknopark binalarına
karşın İsrail’in meşhur Tefen teknoparkının, bir
üniversitenin fakülte binaları ile bir OSB’nin üretim
atölye – fabrika binalarının harmanlanması ile
oluşturulan bir yerleşim biçiminde düzenlendiği
görülüyor. Bunun ana amacı teoriyi ve uygulamayı bir
araya getirerek piyasada kendisini ispatlayacak, yüksek
rekabet güçlü sanayi çıktısı almaktır. Oysa Türkiye’deki
teknoparklarda üretime izin verilmiyor. Bilgi teoride
kalıyor. Anlaşılıyor ki KOSGEB kanununa dayanılarak
çıkartılan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun
değiştirilmesi ve yurt dışındaki uygulamalar
örnek alınarak yeni, etkin teknopark – endüstri
parkı düzenlemelerine gidilmesi gerekiyor.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 51
KOBİ DESTEK
TÜBİTAK
DESTEĞİNİ
ARTTIRDI
TÜBİTAK olarak, 2012 yılından itibaren Ar-Ge ve yenilik
çalışmaları ile öne çıkmak isteyen KOBİ’lerimizi,
başlangıç firmalarımızı ve bireysel girişimcilerimizi
desteklemeye yönelik yeni destek programları başlattık,
mevcut programlarda da iyileştirmeler gerçekleştirdik.
Ülkemizin rekabet gücünü ve refahını
artırmak ve sürekli kılmak için,
TÜBİTAK; ulusal öncelikleri
doğrultusunda Ar-Ge, yenilikçilik ve
girişimcilik faaliyetlerini destekliyor,
araştırma sonucunda ortaya çıkan
bilginin sanayiye aktarılması
süreçlerine de katkı sağlıyor.
TÜBİTAK bu işlevlerini yerine
getirmek için destek
mekanizmaları geliştiriyor.
Bugün gelinen aşamanın
önemine değinen,
TÜBİTAK Teknoloji ve
Yenilik Destek
Programları Başkan Vekili, Fatih Yülek; Türkiye’nin
2000 yılında, 2012 sabit fiyatlarıyla 3,4 milyar TL
olan Ar-Ge harcamasının, 2011’de yaklaşık 11,2
milyar TL’ye çıkarttığını belirtiyor. Ar-Ge
harcamasının GSYİH’ye oranın da 2000
yılındaki %0,48 değerinden, 2011 yılında
%0,86 değerine ulaştığını, Ar-Ge
harcamalarının sektörel dağılımına
bakıldığında ise özel sektörün %43,2
pay aldığı görüldüğünü söylüyor.
Bu göstergeler ileriye doğru
olumlu bir eğilime işaret
etmekte olduğunu ifade
eden Yülek, sözlerine
şöyle devam ediyor.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 52
12.045
12.000
Proje Başvurularının
Firma Ölçeklerine Göre Oranları
9.000
%80
Proje Başvurusu
Proje başvurusunda bulunan KOBİ’lerin oranı
1995-2001 yılında %49 iken 2007-2012 yıllarında %80
6.000
3.000
2.601
1.776
%66
%49
0
1995-2001
2007-2012
2002-2006
KOBİ
Büyük Ölçekli Firma
7.000
6.611
Desteklenen Projelerin
Firma Ölçeğine Göre Oranları
6.000
Destek Kararı verilen Proje Sayısı
5.000
4.000
3.000
2.000
1.000
Desteklenen projelerin 1995-2001 yılları arasında %46’sı
KOBİ’lere ait iken, bu oran 2007-2012 yılları arasında %76
1.855
1.255
%63
%46
1995-2001
0
%76
2007-2012
2002-2006
KOBİ
2.200
Hibe Destek Miktarının
Firma Ölçeğine Göre Oranları
2.000
1.800
1.400
Yapılan bu yenilikler gerek internet ortamında (eseminer, e-posta, video-tanıtım) gerekse il bazında
yapılan tanıtım etkinlikleri ile duyurulduğuna ve
paylaşıldığına dikkat çeken Yülek, bu kapsamda, 2012
yılında 9, 2013’ün ilk 6 ayında ise 4 OSB’de tanıtım
toplantısına katılım sağlandığını belirtiyor.
%51
1.200
1.000
800
600
400
200
675
%37
246
%23
0
1995-2001
2007-2012
2002-2006
KOBİ
Büyük Ölçekli Firma
2008-2012 OSB’lerde Yerleşik Firmaların TÜBİTAK’a Başvuruları
Firma
Proje Başvuru Sayısı
2.310
Kabul Edilen Proje Sayısı
1.431
Hibe Destek Miktarı (Milyon TL) 340
Genel Oranı
%22
%25
%20
BAŞLATILAN YENİ DESTEK PROGRAMLARI
n 1505 TÜBİTAK Üniversite-Sanayi İşbirliği Destekleme Programı (2011)
n 1511 TÜBİTAK Öncelikli Alanlar Araştırma Teknoloji Geliştirme ve Yenilik
Projeleri Destekleme Programı (2012)
n 1512 Bireysel Girişimcilik Aşamalı Destek Programı (2012)
n 1513 Teknoloji Transfer Ofisleri Destekleme Programı (2012)
2.025
Verilen Hibe Destek Miktarının 1995-2001 yılları arasında
%23’ü KOBİ’lere sağlanırken, 2007-2012 yılları arasında
KOBİ’lere sağlanan destek miktarının genele oranı %51
1.600
Hibe Destek Tutarı
“Ülkemiz dünya
sıralamasında yeterli
düzeyde değildir. Bu
nedenle başta genç
girişimcilerimiz ve
KOBİ’lerimiz olmak üzere özel
sektörün Ar-Ge ve yenilik
çalışmalarına daha fazla yoğunluk
vermesi, TÜBİTAK gibi destekleyici
kurumların da yüksek riskli bu
çalışmaları kolaylaştıracak daha etkili
mekanizmalar geliştirmesi
beklenmektedir. Bu bilinçle TÜBİTAK
olarak, 2012 yılından itibaren Ar-Ge ve
yenilik çalışmaları ile öne çıkmak isteyen
KOBİ’lerimizi, başlangıç firmalarımızı ve bireysel
girişimcilerimizi desteklemeye yönelik yeni
destek programları başlattık, mevcut programlarda
da iyileştirmeler gerçekleştirdik.”
Büyük Ölçekli Firma
%8
%4
Teknoloji ve Yenilik Destek Programlarına OSB de
yer alan 1.100 firma proje başvurusunda
bulunduğunu ve yapılan 2.310 proje başvurusunun
%60’ı kabul edilerek desteklendiğini anlatan Fatih
Yülek, TEYDEB tarafından OSB’lerde yer alan
firmalara, 2008-2012 döneminde yaklaşık
toplam 340 Milyon TL Hibe Desteği
sağlandığını vurguluyor.
%14
OSB Firmalarının Başvuru
Yaptıkları Teknoloji Grupları
%8
Makina-İmalat
Elektrik-Elektronik
Malzeme,Metalurji ve Kimya
Ulaştırma, Savunma, Enerji ve Tekstil
Biyotaknoloji, Tarım, Çevre ve Gıda
Bilişim
%17
%49
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 53
TASARIM
DÜNYASININ DUAYENİ
HALA ÜRETiYOR
HALA ÖĞRETİYOR
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 54
‘
YILMAZ
ZENGER
Röportaj Berma Sutuğ Aydın
Birinci kapıyı merakınız, ikinci kapıyı akıl yürütme beceriniz, üçüncü
kapıyı ise bilgi birikiminizle, gereken malzeme ve kullanma beceriniz açıyor.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 55
‘
RÖPORTAJ
Dünya ile farkımızın en temelinde eğitim var. Üretken,
akıllı bir nesil yerine, kendilerine tabi bir nesil yaratmaya
çalışılıyor. Toplumsallaşmanın önünü kesen kopyacılığı
özendiren bir niyet sergiliyorlar.
asarım dünyasının duayenlerinden,
endüstri ürünleri tasarımcısı, mimar,
sanatçı, akademisyen... Yılmaz Zenger
kendisini daha çok eğitmen ve problem
çözücü olarak tanımlıyor. Problem çözmek için akıl
yürütmeyi öğrenmek gerektiğini savunan Zenger,
yaratıcılığı öğretmek için de öğrenmek için de pek
çok yönteme ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor. Bu
nedenle öğrencilerine akıl yürütme alışkanlığı
edindirmenin, onları problem çözücü kılabilmenin
önemine değiniyor.
T
Tasarımcı olmaya nasıl karar verdiniz?
İstanbul’lu bir aileden geliyorum. Dedem Beyoğlu
su müteahhidi imiş. Çocukluğumu yanında
geçirdiğim amcam da baba mesleğini seçmiş.
Kısacası İstanbul’un altını en iyi bilen adamdı.
Onunla birlikte yaşarken merakımdan bütün su
yollarını öğrendim. Çocukluğumdan gelen bir tavır
bu benim. Bir kere merak etme alışkanlığı çok
önemli. Çocukken müdehale edebileceğim
oyuncakları seçerdim. Mutlaka sağı solu
kurcalanabilir, değiştirilip farklılaştırılabilir olurdu
seçtiklerim. "Ben de akıl yürüterek, alternatif bir şey
yapabilirmiyim” derdim. İşte yaratıcı olmaya bu tür
tercihlerle başlıyorsunuz. Birinci kapıyı merakınız,
ikinci kapıyı akıl yürütme beceriniz, üçüncü kapıyı
ise bilgi birikiminizle, gereken malzeme ve
enstrümanları kullanma beceriniz açıyor.
İstanbul’un alt yapısı kültür geçmişi derken
mimarlığa ısındım. İTÜ’de mimarlık okumaya
başladım. İlk yaptığım proje, çocuk yuvası oldu ve
okulda büyük beğeni yarattı.
Neden çocuklar üzerinde odaklandınız?
Çok sağlıklı bir çocukluk geçirdim. Diğer
çocuklardan farklı bir algı içerisinde büyüdüm.
Kendi kurguladığım dünyamda yaşadım, okuldaki
sisteme boyun eğmedim. Oradan başladı çocuğa
dönük tasarım maceram. Birleşmiş milletlerdeki
görevim sürecinde 3-10 yaş arası çocukların
yaratıcılıklarına yönelik Amerikalı bir bilim adamıyla
birçok proje gerçekleştirdim. International Nutrition
Foundation için küçük çocuklardan başlayıp; doğru
beslenmenin mantığının ve ayrıntılarının
sergileneceği bir beslenme müzesi hayata
geçiriyoruz. Bu proje için bir mutfak aparatı dizayn
ettim. Her gün yediklerinizi simgeleyen, alt gözdeki
küçük parçacıkların ilgili bölümlere yerleştirilmesi,
beslenmenizle ilgili ayrıntıları, günün sonunda dolup
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 56
RÖPORTAJ
taşmış ya da boş kalmış alanlarla bir kerede algılanır
kılınıyor. Yan tarafta, "Bu alanı boş tut!" diyen bir kısım
var ki, gün içinde fazla yediklerinize ayrılmış. Bunun
yanında bir çeşit mutfak bilgisayarı da, beslenmeye
yönelik yürüttüğüm ayrı bir projeydi. Ayrıca yine
ebebeyn-doktor ve çoçuk ilişkisine yönelik, Kanada
hükümetinin desteğiyle Communication For Health,
Communicating For Health ve Better Parenting adlı 3
adet belgesel yaptım.
Çoğunluğun tüketici olduğu bir dönemde, sürekli
üreten biri olarak devamlılığı nasıl sağlıyorsunuz?
Bu bir özveri aslında. Anlamsızca içimizden gelen,
sorun çıkarttığını bile bile sürdürdüğüm bir dürtü.
Altmışlarda ve yetmişlerde deneysel malzemelerle
pekçok tasarım yaptım. Okulda asistan iken de
sanayiye dönük işlerle de uğraştım. Bu da beni
endüstriyel tasarımda derinleştirdi. Üretimlerime
dönük aparatlar ve makinalar tasarlayıp ürettim.
Yoğun olarak da kompozitleri kullandım. Herşeyi
öğrenmek isteyen bir asistandım. En büyük farkım
herşeyin nedenini merak eden araştıran bir tasarımcı
olmam. İlgi alanım ne ise onun en alt katmanındaki
bilgileri öğrenmekle başlarım. Bu bilgi açlığım çok
işime yaradı ve süregeldi. Bu birikimimle, gelecek
nasıl gelecek, geleceğin malzeme ve prosesleri gibi
konularda konferanslar, dersler veriyorum. Her ne
yaparsam yapayım, akıl yürütüp, o akılı yürütmenin
beni taşıdığı yolda bütün birikimlerimi kullanarak yol
almayı seviyorum. Mobilya yapacaksanız örneğin,
insan-beden ilişkilerini ayrıntılı olarak bilmeniz
gerekir. Ben bunu öğrenmek için iki yılımı
harcadım. Bir doktor gibi kemik yapılarını, vücudun
psikolojik rahatlama noktalarını inceledim. Bir
tasarımcının yeni bir alana girerken yapacağı, o
alandaki temel bilgileri edinmek ve bu bilgilerle
taşıyıcı iskeleti kurgulamanın ardından kişisel
yaklaşımlarla, kendi kişiliği doğrultusunda
tasarım sürecini sonlandırmaktır. Her yaptığım
tasarımda benzer altyapılar vardır. Örneğin
heykellerim bir sanat objesi olduğu kadar
tümüyle bir mühendislik yapıtı, mobilyalarım
ise bir yere kadar heykeldir de aynı zamanda.
Türkiye’de mucitlik oranları sizce neden düşük?
“
Köy enstitülerini
ortadan kaldırılarak,
kendi kendine
yeterlilik yolunda
üretkenliğin,
köylüden başlayarak
tabanda
yaygınlaşması
durduruldu. Mesela,
Ankara Hasanoğlu
Köy Enstitüsü ilk
açıldığında babam
beni oraya götürdü.
İkinci yaratıcılık
sürecim böylece
tetiklenmiş oldu.
Evvela politik nedenlerden dolayı. Mesela 1950
yılına gelindiğinde demiryolu sistemi, tümüyle
elektrifikasyona dönük yeni teknolojiler talep eden,
dolayısıyla da yaratıcı üretkenliği zorlayan bir
dönüşüm yolunda iken, yeni iktidar, tüm projeleri
iptal etti. Ve sistem tamamen çökertildi. Köy
enstitülerini ortadan kaldırılarak, kendi kendine
yeterlilik yolunda üretkenliğin, köylüden başlayarak
tabanda yaygınlaşması durduruldu. Mesela, Ankara
Hasanoğlu Köy Enstitüsü ilk açıldığında babam beni
oraya götürdü. İkinci yaratıcılık sürecim böylece
tetiklenmiş oldu. Çünkü orada köylü çocukların
kendilerini nasıl geliştirdiklerine, nasıl doğru bir
eğitim altında hayatlarını yaratıcı ve üretim odaklı
biçimlendirdiklerine, nasıl hızlıca
farklılaşabildiklerinine şahit oldum. Ne var ki, köy
ağaları köyde ki değişimi farkettiğinde, Ankara’ya
yığılıp yönetimlere oy tehdidiyle baskı yaptılar ve
köy enstitülerinin kapattırılmasının yolu açıldı.
Kısaca eğitim herşeyin başı ve gelişmiş dünya ile
aramızdaki farkın en temelinde yaratıcı eğitim
eksikliğimiz var. Politik güçler daima üretken, akıllı
bir nesil yaratmak yerine, akıl yürütmek yerine, tabi
olmaya alıştırılmış bir nesil yaratmayı seçtiler.
Buluş ve inovasyon arasında farkı
nasıl tanımlıyorsunuz?
Çağdaş dünyanın yarattığı etiketlerden biri
inovasyon. Herkesin yaşamında inovatif dedikleri
tür eylemler var. İnovasyon kelimesi bir pazarlama
malzemesine dönüştü. Tasarımı da dar alanlara
sığdırıyorlar. Oysa tasarım her alanda var. Belki de,
tasarım yaptığının farkında olmayan insanlar,
gerçek tasarımcılardır. İnovasyon çok çarpıcı bir
değişim, dönüşümdür. Yoksa her inovasyon diye
sunulan buluş içermez. Buluşun sürekliliği ve
sürdürülebilirliği gerekir. İnovasyon, kişilerin deneme,
araştırma, soru sorma, cevap arama gibi
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 57
RÖPORTAJ
alışkanlıklarıyla başlar. Bu toplumsal isteğe dönüşürse
ancak o zaman inovatif bir toplum olabiliriz. Değer
yargılarımız da problem çözmek üzerine kurgulanmalı.
Özetle akıl yürütmeye başlamalısınız. Türkiye’de bu
yaygın değil. Ezberler var. Yeni birşey yaratmak yerine
neyi kopyalayabilirim diye bakıyoruz. Bunu üretkenlik
değil, cin fikirlilik diye adlandırıp kendimizi aklamaya
çalışıyoruz.
Geri dönüştürülebilen tasarımlar hakkında
neler düşünüyorsunuz?
Yeni çağa farklı isimler verdiler; atom çağı,
elektronik çağı, hidrojen çağı vs. Bence verilebilecek
tek isim “Sürdürülebilirlik” ve “Kendi kendine
yeterlilik çağı”. Bu iki kavram ikiz kardeş gibidir.
Sürdürülebilirlik geri dönüşümü de içeriyor. Kendi
kendine yeterlilik ise elimizdeki kaynakları doğru
kullanıp, daha az tüketmeyi ve çıktıların girdiye
dönüştürülmesidir. Geri dönüştürülmesi
gerekmeyecek tasarımlar, geri dönüştürmeye en
anlamlı katkıdır diye düşünüyorum.
Öğrencilerime bir çok proje öneriyorum. Ne yazık ki
onlar, adlarına anıt dikilecek, isim yapacak projeler
yapmak istiyorlar. Önce basit çözümlere yönelerek
başlamak gerekir. En önemli buluşlar çoğu kez en
basit olanlardır. Promlem çözmek kadar çözümleri
geliştirmek, iyileştirmek te onur vericidir. Şeytan
ayrıntıda gizlidir sözü ufak bir ayrıntının bazan ne
denli etkin olabileceğini anımsatır. Bir tasarımcı en
başında yaratıcılığın bir erdem olduğunu, ahlaki
kuralları olduğunu öğrenmeli. Eğer basit şeylerden
doyuma ulaşan insan olmayı başarırsanız, ileride daha
mükemmel ve görkemli işleri başarabilme şansınız
artar. Tevazu iyi tasarımcı olmanın önünü açar.
Kendim de dahil; tasarımcıları, bir hizmet erbabı olarak
görüyorum. Her eğitilmiş insanın topluma kendi bilgi
ve becerisiyle hizmet etmesi, tasarımcının da kendi
alanında problemler çözerek bu kervana katılması
gerekli diyorum.
Dolayısıyla bilgisayarda görmekle gözümüzün
önünde görmek arasında, ne görsel değerler ne
de, fiziksel değerler olarak mutlak bir örtüşme
teorik olarak olanaksızdır. Bu durum, tasarımın
sanat tarafı baskınlaştıkça önem kazanır, örneğin
makina tasarlamada etkisini doğal olarak yitirir.
Araba tasarımında, karoseri bilgisayarla
tasarlanışının hemen ardından, birebir olarak
yontulmaya eklenmeye uygun bir malzemeden
üretilip üzerinde heykel yontarcasına çalışılıp son
halini alır ve tekrar o haliyle bilgisayara geri
döner. Kural şudur; eğer bir nesne gözünüzün
önünde değerlendirmeye sunulacaksa,
gözümüzün önünde son biçimini kazanmalı,
sinema ya da fotoğraf yapıtı gibi, bir objektiften
süzülerek değerlendirilecekse, ona da objektif
üzerinden bakarak biçim kazandırmalıyız.
Son olarak genç tasarımcılara
önerileriniz nelerdir?
Bilgisayar teknolojisinin kullanıldığı günümüzde
bilgisayarsız tasarım yapmak sizce mümkün mü?
Tasarımcının kendisi geçmişte tezgahının
başında iken, bugün hemen tümüne yakını
bilgisayarının başında. Cep telefonunuz elinizden
alındığında yaşayacaklarınızın bin beterini,
bilgisayarı elinden alındığında tasarımcıların
büyük çoğunluğunun yaşayacağı yadsınamaz. En
başta eğitim kurumları, kağıda kalemle çizmeyi
unutturma yolunda. Ben bunu ortalamanın çok
üstünde bir bilgisayar kullanma becerisi olan bir
kişi olarak söylüyorum. “No Computer’” adlı,
bilgisayarsız tasarıma zorlayan workshoplarım
çok ilginç ve ufuk açıcı oldu. Ellerinizle
yaratacağınız bir formu, bilgisayarda oluşturmak
sadece pratik olarak mümkün. Oysa teoride
mutlak benzerlik olanaksız. Nedeni de
bilgisayardan, gözümüzün gördüğü gibi değil
objektifin gösterdiği gibi okuruz nesneleri.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 58
“
Tasarlamak; aslında
bir nesneyi, yaşam
biçimi üzerine
yerleştirebilmektir.
Geçmişte herkes
üreticiydi.
Üretkenliğin
ortadan kalktığı
toplumlarda da
tasarımcılık,
medyatik bir
formata
dönüşüyor.
Bence üretmeyi; malzemeyi, üretim yöntemlerini
ve ürüne bu yoldan erişmeyi öğrenmeliler. Üretmeyi
bilmek, problem çözmek için yeterli destek olur.
Üretken olmak, sadece tasarımcılar için değil, herkes
için önemlidir. Üretken bir çöpçü, değerli saygın bir
çöpçüdür. Gençlerin üretmeye, ellerini kullanmaya
alışmaları lazım. Ellerini sadece mouse tutmak ya da
klavye kullanmak için değil, çekiç, zımpara ya da
başka aparatları tutmak için kullanmaya da
alışmaları gerekir. Olabildiğince fazla üretim yöntemi
group, mantığını kavramalılar ki yeni üretim
yöntemleri hayal edebilsinler. Eskiden atölyelere
yabancıların girmesi, sırların açığa çıkacağını
düşündürdüğünden çoğu kez engellenirdi. Bugün ise
anlamını önemli ölçüde yitirdi. Bunu ayıplamıyorum
ama ben tam tersine 50 yılı aşkın atölye sürecimde
gençlerin gelip görmesini, burada gördüklerini başka
yerlere taşımalarını istedim. Birşey öğretmenin,
birinin önünü açmanın ve bilgiyi paylaşmanın kazancı
OSB
Çözüm süreci ile artan yatırım talebine cevap
vermek isteyen Doğu ve Güneydoğu kentleri,
imar tadilatı yapmak, OSB'lerini genişletmek
ve yeni OSB'ler açmak için düğmeye bastı.
arış rüzgarlarının estiği Doğu ve
Güneydoğu kentlerinde yatırım için
de hareket başladı. Bir taraftan kente
yatırım yapmak için gelen firmalar
inşaata başlarken, yatırım isteklerine yetişmek
için imar tadilatı ve genişleme alanları için altyapı
çalışmaları yapmaya odaklanan bölge
müdürlükleri, OSB'leri adeta dev bir şantiyeye
çevirdi. Diyarbakır'da 100 firmaya tahsis
yapılabilmesi için genişleme çalışmalarında
son aşamaya gelindi. Altyapı için Diyarbakır
OSB'ye 1.1 milyon liralık kaynak ayrılacak.
En fazla yatırım talebi toplayan
Şanlıurfa'da ise 3'üncü OSB için kollar
sıvandı. Sadece bir OSB'si bulunan
Batman da 2'nci OSB'yi yapmak için
harekete geçti. Erzurum'da da 2'nci
OSB için altyapı çalışmalarının
tamamlanması acilen bekleniyor.
İmar tadilatı yaparak sanayi
parsellerini artıran Bingöl OSB'de de
genişleme için çalışma başlatılıyor.
Özellikle İstanbul'da yaşayan
Bingöllüler'in kente ilgisi büyük. Bölge
sadece yatırım konusunda bakir olması
nedeniyle talep toplamıyor. Özellikle
teşvikte 6'ncı Bölge olan kentlerde işçilik
maliyetleri de Uzakdoğu'dan daha avantajlı.
Bunun yanında bölgenin hemen yanıbaşında
bulunan pazarlar da yatırımcının iştahını
kabartıyor. Özellikle Irak, İran, Suriye ve Türki
Cumhuriyetlere ihracat yapmak isteyen firmalar
lojistik avantajları nedeniyle bölgeyi tercih ediyor.
B
DOĞUNUN
OSB’LERİ
ŞANTİYEYE
DÖNDÜ
DİYARBAKIR
OSB 100 yeni işletme için genişliyor
Mehmet Özel
Diyarbakır OSB Müdürü
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 60
1992 yılında kurulan Diyarbakır
OSB 532 hektar alana sahip. OSB
içerisinde üretimde 140, inşaat
aşamasında 27 proje aşamasında
ise 30 işletme var. Ayrıca 12
kapalı tesis bulunmakta. OSB de
boş yer yok. Ek OSB tahsisi için
çalışmalar son aşamada.
Yaklaşık 188 hektar alanda 100
işletmeye arsa tahsisi yapılması
planlanıyor.
BATMAN
İkinci OSB için kollarını sıvadı
Osman Nasıroğlu
Batman TSO Başkanı
Barış sürecinden önce 60
olan yatırım talebi miktarı 2
katına çıkarak 120'ye
yükseldi. OSB'miz yüzde 100
dolu. 2'nci OSB'yi kurmak
için uğraşıyoruz. OSB'mizde
ağırlıklı olarak tekstil, inşaat
malzemeleri, plastik, tarım,
gıda maddeleri üzerine
faaliyet gösteren 53 firma
bulunuyor.
GÜNCEL
VAN
60 yatırımcı süreç ile geldi
GAZİANTEP
6. bölge için harekete geçti
Çözüm süreciyle birlikte
yatırım noktasında Van'da
ciddi talep oluştu. Van OSB'ye
çözüm süreci başladığından
beri 60 firma başvuru yaptı.
Bölgemize ciddi talep var.
Özellikle gıda sektörüne
ağırlık oldu. Yine tekstil kent
projemizin startı verilmişti. 30
Mirza Naziroğlu
firmanın yanı sıra çözüm
Van TSO Başkanı
süreciyle birlikte 25 firma
daha ilave oldu. Çözüm süreci Van'ın ekonomisine
ayna gibi yansıdı. Umarım sekteye uğramaz,
uğratılmaz. Beyin göçünü engellemiş olacağız. Şimdi
ekonomik atılımı gerçekleştiriyoruz.
Gaziantep OSB Türkiye'nin ilk
kurulan bölgeleri arasında. İlk
arsa tahsislerinin 1972 yılında
yapıldığı OSB bugün 24 milyon
metrekarelik 4 kısımdan
oluşuyor. Tümüyle dolu olan 4
kısımda aktif 790 firmamız
faaliyet gösteriyor. 5. OSB'nin
tamamlanmasıyla 35 milyon
Cahit Nakıboğlu
metrekarelik bir alana ulaşarak
Gaziantep OSB Başkanı
Türkiye'nin en büyük OSB'si
olacağız. 5. OSB 350 yatırımcıya tahsis edilecek. Bu ay
içinde 5. OSB'nin de arsa tahsis çalışmalarını
yapacağız. Bir çok talebi geri çevirmek zorunda
kaldık. Her sektörden 4 kat talep aldık. Bu talep
fazlalığı nedeniyle 6'ncı bölge için çalışma yapmak
gündemimizde yer alıyor.
ERZURUM
2.OSB'nin bir an önce bitmesini bekliyor
ŞIRNAK
Yatırım yapmakta geç kalan pişman olur
Çözüm süreci yatırım
ortamında güzel bir hava
estiriyor. Bizim Şırnak'ta iki
tane OSB'miz var. Biri
merkezde biri Cizre'de.
Merkezde 17 sanayi parselimiz
var. Cizre'de 20 parsel. 4 tane
talep almış durumdayız. Ancak
henüz beklediğimiz bir
Osman Geliş
hareketlenme yok. Çözüm
Şırnak TSO Başkanı
sağlam temellere oturursa çok
ciddi yatırım çekeriz. Çünkü fiziki konum itibariyle
Hakkari bir sınır şehri. Komşu ülkelerde her üretilen
malın pazarı var. Biz buraya gelmekte geç kalan
yatırımcının pişman olacağını düşünüyoruz.
BİNGÖL
Boş arsa yok genişleme çalışması başladı
Şu anda OSB'mizde boş parsel
yok. Yeni teşvikten sonra OSB
içinde imar tadilatına gittik ve
8 sanayi parseli açtık. 4 sanayi
parselini de gerektiği gibi
çalıştırılmadığı için geri aldık.
Toplamda oluşan bu 12 sanayi
parseli için talep topladık. 26
talep geldi. Bir platform kurduk
Murşit Aytekin
ve 11 kriter üzerinden bu
Bingöl OSB Müdürü
dosyaları inceledik. 12 sanayi
parselini 12 sanayiciye dağıttık. Şimdi OSB'mizdeki 44
sanayi parselimiz tamamen dolu. Bu arada yeni talep
dosyaları da geliyor. Bizim öngörümüz 250 hektar
daha genişlemek. OSB'mizin etrafından hem hazine
arazileri hem de özel sektör arazileri var. Bunlar için bir
kamulaştırma çalışması yapılması gerekiyor.
ı
6. Bölge'nin
10 ilinde OSB
sayısı 'bir'
6'ncı Bölge'de yer
alan 14 kentten 10
tanesinde sadece
bir tane OSB var. Bu
kentler Ağrı,
Ardahan, Batman,
Bingöl, Bitlis,
Hakkari, Iğdır, Muş
ve Siirt. 6'ncı
bölgede
Diyarbakır'da biri
'tarıma dayalı
ihtisas besi' olmak
üzere 2 OSB
bulunuyor. Aynı
durum Kars için de
geçerli. Kars'ta hem
merkezde bir bölge
hem de Besi OSB
bulunuyor. Mardin
ve Şırnak'ta ise
2'şer OSB var.
Mardin'in Kızıltepe
ilçesinde bir bölge
bulunurken,
Şırnak'ın da Cizre
kentinde bir OSB
yer alıyor.
Sanayici, işadamı, tüccar
güvenli limanlar arar. Kaos
ortamlarından uzak durur.
Güvenliğin üst düzey olduğu
yerlerde yatırım yapmayı
düşünür. Yıllardır bölgenin
başına sıkıntı olmuş terörden
mütevellit yatırımcılar bölgen
uzak durdu. Çözüm süreci
Zafer Ergüney
Erzurum 1. OSB Başkanı noktasında huzur ortamının
doğuda olabileceği inancının
yerleşmesinden dolayı doğal sonucu olarak
bölgedeki Organize Sanayi Bölgelerine
işadamlarının yatırım yapma talebi oluşmuştur. Bu
bağlamda Erzurum 1. OSB de boş olan 3 adet
parsele talep gelmiş, yatırımcılara mevcut arsalar
tahsis edilmiştir. Bu yılın sonuna kadar da yatırımcı
taahhüdünü yerine getirecektir. Şu anda tahsis
edilecek arsa kalmamıştır.
ŞANLIURFA
Yatırım tutarı 980 milyon TL'yi buldu
Şanlıurfa sanayisi gelen
büyük firmalarla beraber
daha da hareketlendi 2. OSB
ye ciddi yatırım talebi aldık
ve yatırım talepleri devam
ediyor. Gelecek olan yeni
yatırımlarla şuan 980 milyon
TL'ye ulaşan yatırım
miktarının çok daha fazla
Remzi İnalı
olacağına inanıyoruz.
Şanlıurfa OSB Müdürü
Şanlıurfa OSB müdürlüğü
olarak OSB'lerin alt yapısını tamamlamış
durumdayız. OSB'nin 6. bölge teşvik paketinde
olması da dikkate alınarak yatırımların artmasını
beklemekteyiz
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 61
ARAŞTIRMA
Hangi ülkede
nasıl
davranmalı
Türkiye’deki firmaların
uluslararası piyasalarda
ürünlerini başarılı şekilde
pazarlayabilmeleri için
diğer ulusların iş
kültürlerini yakından
takip etmeleri gerekiyor.
İşte sizlere firmaların
ürünlerini pazarlarken
kültürel açıdan
pazarlama stratejileri ve
firma temsilcileri için
kâbus haline gelen karşı
kültürlerle nasıl baş
edilebileceği ile ilgili
modeller ve örnekler...
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 62
ÇİN
ENDONEZYA
Ziyaretiniz öncesinde teklifinizden en az 20 kopya yapılmasında fayda
vardır. Sunuş materyalleriniz siyah ve beyaz olmalıdır. Renkler bu
kültürde farklı anlamlar içerebilir ve çoğunluğu olumsuz anlama
gelebilir. Komünist parti inancı bütün müzakerelerde etkisini
göstermektedir. Çin iş kültüründe toplumcu düşünce geçerlidir,
hatta özel sektörde dahi bunun etkisini görmek mümkündür.
Çinliler kartvizit değiştirme konusunda çok isteklidirler, bu yüzden
görüşmeye gitmeden önce yanınızda bol miktarda kartvizit
götürmeyi ihmal etmeyiniz.
Endonezyalılar sizinle hemen arkadaşlık kurmak isteyeceklerdir, siz
de onların bu isteklerine karşılık vermenizde fayda vardır. Onlara
saygı gösteren ve içten davranan kişilerle iş yapmak isteyeceklerdir.
Sunuş malzemenizin ve şirket tanıtım broşürünüzün Bahasa
Endonezcasına tercüme edilmesi gerekmektedir. Ayrıca resmi bütün
temasların bu dilde yapılması gerekir. Bu dilin kullanımı reklamlarda
ve yayınlarda zorunludur. Devlete ait kurumlarda İngilizce konuşulsa
dahi, toplantılarda Bahasa Endonezyacası konuşulmaktadır. Ancak
toplantılarda İngilizce bilen tercümanlar bulunmaktadır.
HİNDİSTAN
İlk tanışmalarınızda kartvizitinizi mutlaka sununuz. Kartvizitinizin
herhangi bir Hint diline tercüme edilmesine gerek yoktur. İş
ilişkilerinizde bir Hintli aracı kullanmanızda fayda vardır.
Toplantılarınıza Hintli bir meslektaşınızı da götürebilirsiniz. Diğer
bir seçenek olarak da karışık Hint bürokrasisini çok iyi bilen birisini
kiralayıp bürokrasideki işlerin takibini sağlayabilirsiniz. Hint
Toplumu aşağıdaki üç toplumdan oluşmaktadır. 1.Sindhis
2.Marwaris 3.Gujratis Hindistan’daki iş hacminin büyük bir
çoğunluğu aile kaynaklıdır.
BREZİLYA
Brezilya’da hakim olan dil Portekiz'cedir. Brezilyalılar kendilerini
“hispanics” olarak kabul etmemektedirler, ayrıca kendilerine
İspanyolca hitap edildiğinde de bozulmaktadırlar. Brezilya iş
kültüründe İngilizce kullanımı yaygındır. Görüşme ekibinizi
değiştirmemeniz tavsiye edilmektedir. Temas sağlayan kişilerin
değişikliği işbirliğinizi tehlikeye sokabilir, hatta bu davranış Brezilya
iş protokolünün ihlali anlamına gelebilir. Çok miktarda kartviziti
yanınızda bulundurunuz. Çünkü Brezilyalılar kartvizit değiştirmek
konusunda çok heveslidirler.
SUUDİ ARABİSTAN
ı
Dünyadaki iş
görüşmelerinin
büyük bir
çoğunluğu ürünün
dışında kalan
unsurlardan dolayı
başarısızlıkla
sonuçlanabiliyor.
Karşı kültürden
insanların
birbirlerini tam
olarak
anlayamaması,
birbirlerinin
gelenek ve
göreneklerine
yeterince saygı
gösterememesi iş
görüşmelerindeki
başarısızlıkların
arkasında yatan ve
görünmeyen
sebepler arasında
yerini alıyor.
Müslüman olmayanların izinsiz olarak ülkeye girişlerine izin
verilmemektedir. Ziyaretçilerin tanınan bir Suudi tarafından davet
edilmesi gerekmektedir. Size kefil olan kişi de randevularınızı sizin
adınıza ayarlamalıdır. Suudi kefiliniz burada başarılı olabilmeniz için
hayati önem taşımaktadır. Bu yüzden yumuşak mizaçlı, etkili
akrabaları olan ve nüfuzlu bir kefil bulunmasında fayda vardır.
Kefilinizi belirledikten sonra bir daha onu değiştirmenize izin
verilmemektedir. Kartvizitlerinizin bir tarafının İngilizce, diğer
tarafının da Arapça olarak hazırlanmasında fayda vardır.
ALMANYA
Yanınızda bol miktarda kartvizit götürün, çünkü Almanlar kartvizit
değiştirme işleminden çok hoşlanmaktadır. Kartvizitinizde
pozisyonunuzu ve konumunuzu mutlaka belirtiniz. Üniversite
derecenizi veya sahip olduğunuz bazı özellikleri de belirtmenizde
fayda vardır. Eğer çalıştığınız kuruluşun bilinen bir saygınlığı varsa,
şirketinizin kuruluş tarihini de yazmanız uygun olur. Almanlar
analitik düşünce yapısına sahiptir. İş hayatlarında duygu ve hislere
asla yer verilmemektedir.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 63
ARAŞTIRMA
İTALYA
Yazışmalarınızı mutlaka Rusça yapmaya özen gösterin, bu size hızlı bir
yazışma olanağı sağlayacaktır. Ayrıca gönderdiğiniz kişinin mutlaka isminin
de belirtilmesine çabalayın. Rusya'daki iletişim sisteminin tam olarak
oturmaması ndan dolayı, ilgilendiğiniz kişi ve devlet kuruluşları ile kolaylıkla
telefonda iletişim kuramayabilirsiniz. Rusya'da çok az iş yerinde gerçek
otoriteye sahip kadın yöneticilere rastlanmaktadır. Bayanlara seyahatleri
esnasında her zaman profesyonelce giyinmeleri önerilmektedir.
İtalyanların büyük çoğunluğu iyi İngilizce konuşamamaktadır, bu
yüzden iş görüşmelerinizde yanınızda tercüman bulundurmanızda
fayda vardır. Görüşmelere gittiğinizde organizasyonunuzdaki en
önemli ve kıdemli kişilerin katılmalarına özen gösteriniz, çünkü
İtalyanlar bu konuya önem vermektedirler. İtalyan kültüründe uygun
davranış ve formalite her zaman geleneksel olarak beklenmektedir.
Bu kavram " bella figura"olarak adlandırılmaktadır.İlk toplantıların
ofiste yapılmasında fayda vardır. Bu toplantıda İtalyan ortağınız sizi,
önerinizi ve şirketinizi değerlendirecektir.
ABD
FRANSA
İş görüşmeleri aşırı derecede hızlı bir tempoyla yürümektedir.
Toplantılar genellikle kısa bir açılış konuşması ile başlar. Amerikalıların
büyük çoğunluğu ülkelerinin dünyanın en başarılı ekonomik ve
demokratik gücüne sahip bir ülke olduğuna ve attığı her adımın
doğru olduğuna inanmaktadırlar. Bu inanış aslında diğer kültürlerle
olan bilgi eksikliklerinden kaynaklanmakta ve böylece diğer ülkelere
olan ilgilerinin azalmasına neden olmaktadır. Amerikalılar
düşüncelerini pek saklamazlar. Kendi merkezli bir kültüre sahip olup,
dışarıdan gelen bilgiye karşı da biraz kapalıdırlar.
Fransa’da işadamlarının büyük çoğunluğu İngilizce yazı dilini
okuyabilir, bu yüzden kartvizitlerinizi Fransızca diline çevirmenize
ihtiyacınız olmayabilir. Fransa’da düzgün bir Fransızca konuşmanız
konusunda size yardımcı olunacaktır. Fransızlar uzun vadeli amaçlara
odaklanmaktadır. Aynı zamanda karşı tarafa kişisel ilişkileri
oluşturma çabası içine girmektedirler. İlk toplantıda nazik ve içten
davranmaya özen gösteriniz. Ayrıca erken oluşan arkadaşlıklardan
şüpheye düştüklerini de aklınızdan çıkarmayınız. Fransızların
doğrudan, sorgulayıcı ve araştırmacı bir yapıları vardır.
RUSYA
İNGİLTERE
İngiltere, Birleşik Krallığın dört önemli bölgesinden birisidir. Diğer
bölgeler sırasıyla Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda'dır. İskoçya, Galler
ve İrlandalıların kendilerini İngiliz olarak tanıtmadıkları akıldan
çıkarılmamalıdır. Ayrıca Birleşik Krallığın vatandaşları kendilerini AB
vatandaşı olarak da kabul etmemektedirler. Toplantılarda daima
zamanında olunuz. Karar verme süreci yavaş olabilir, bu yüzden iş
ortağınızı acele karar verme durumuna getirmeyiniz. Mümkün
olabilirse İngiltere’ye yaşlı temsilcilerinizi gönderiniz. Daha yaşlı kişiler
ciddi bir otorite havasını vermesi açısından önemlidir.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 64
ı
Dünya gün geçtikçe
daha da küçülüyor
ve iş ilişkileri
küresel pazarda
büyük bir rekabet
içerisinde
yürütülüyor.
Rekabet ederken
de fiyat
avantajlarına
ilaveten karşı
kültürü çok iyi
bilen, onun
değerlerine saygı
gösteren ve onların
istek ve arzuları
doğrultusunda ürün
adaptasyonunu
sağlayan ülkeler ve
firmalar daha
başarılı oluyor.
İRAN
İran'a gelirken iki şeyin çok iyi bilinmesinde fayda vardır. İşin
başarılması karşılıklı olarak aranızda oluşturduğunuz etkili bir ilişkiye
ve iyi sunulmuş bir teklife bağlıdır. İran'da işler kişisel ilişkilerle
yürütülmektedir. Birçok iş yeri aile işletmesidir. Hatta devlet
dairelerinde bile arkadaşlık ve dostluk ilişkilerinin kurulması
gerekebilir. Eğer İran'da etkili görevlerde arkadaşlarınız var ise, onları
da işin içerisine dahil etmekten çekinmeyiniz. İlk toplantı her iki
tarafın da birbirlerini iyi bir şekilde tanımasına imkan tanımalıdır.
ARAŞTIRMA
YUNANİSTAN
FİLİPİNLER
Yunan iş dünyası Haziran sonundan başlayarak Temmuz ve Ağustos
ayları boyunca devam eden dönemde tatil yapmayı tercih etmektedir.
Eylül ortasında düzenlenen Selanik Uluslararası Fuarına kadar iş hayatı
adeta kesintiye uğramaktadır. Bu dönemde Yunanistan'da iş
görüşmesi ayarlanması hatta en basit ticari bilgiyi toplamak bile
neredeyse imkânsızdır. Bu dönemde ticari tekliflere cevap verilmesi
beklenmemelidir. Bu yüzden belirtilen zaman dilimi içerisinde
Yunanistan'a iş amaçlı seyahat yapılmaması tavsiye edilmektedir.
Görüşme programı 1 veya 2 hafta öncesinden ayarlanmalıdır.
İlişkilerinizi kendi başınıza düzenlemek yerine aracı bir firma bularak
halletmeniz çok daha kolay olacaktır. Ayrıca işinizi sonuçlandırmadan önce
bu ülkeye birçok defa seyahat etmeniz gerekebilir. Kartvizitlerinizin başka
bir dile çevrilmesine gerek yoktur. İngilizce hazırlananları burası için uygun
ve geçerlidir. Öfkenizi belli etmek veya topluluk içerisinde utanmaya neden
olacak herhangi bir harekette bulunmak bu kültürde olumsuz neticelere
neden olabilmektedir. Filipinlilerin şiddet konusunda bir ünleri olduğundan,
diğerlerini kışkırtacak hareketlerden uzak durulmasında fayda vardır.
HOLLANDA
MALEZYA
Tanıtım malzemeleriniz Dutch diline tercüme edilmese de dağıtılacak
materyallerin temiz ve özlü olmasına özen gösteriniz. Konuşma esnasında
sizlere biraz mesafeli durabilirler. Oturma düzenlerinde de bu olayı
gözlemleyebilirsiniz. Bu yüzden görüşme esnası nda sandalyenizi karşıdaki
kişinin sandalyesine doğru çok fazla yaklaştırmayın. Hollandalılar
taleplerini biraz detaylı isteyebilir. Bu yüzden fikirleriniz veya ürünlerinizle
ilgili olarak ikna edici bilgileri toplamanız gerekebilir. Basit ve doğru tanıtım
takdir görmektedir. Son karar verme durumunda veya bir teklifin
değerlendirilmesinde, sübjektif değerlere çok az önem verilmektedir.
Kartvizitleriniz mümkünse kabartılmış biçimde ve İngilizce dilinde
hazırlanmalıdır. Malezyalı iş adamlarının büyük bir kısmı Çinli oldukları
için kartın diğer yüzünün Çince hazırlanmasında fayda vardır. Ayrıca
altın rengi mürekkep kullanılması da kartvizitlerinizin daha fazla
beğenilmesini sağlayacaktır. Gerekli tanıştırmalar yapıldıktan sonra
kartvizitinizi herkese sunmanız gerekmektedir. Kartvizitinizi iki
elinizle birlikte sunun. İkinci bir seçenekte de kartı sağ elinizle verin ve
sol elinizle hafif bir şekilde destekleyin.
ı
SİNGAPUR
Singapur iş adamı karar verme ve problem çözme sırasında hisleri
ile hareket edebilmektedir. Milliyetçiliğin düşünce sisteminde
büyük etkisi vardır. Singapur çalışanları arasında şirket sadakati
daima ön plandadır. Ferdiyetçilikten ziyade grup çalışması ön
plandadır. İlaveten fertler grubun bir alt üyesi olarak faaliyetlerini
sürdürmektedir. En yaşlı ve yetenekli olan kişi lider
pozisyonundadır. Grup üyeleri içerisinde her bir kişi ile ayrı ayrı
iletişim kurulması çok önemlidir. Görüşmeler neticelenmeden önce
birçok defa seyahat etmeniz gerekebilir.
Başınızı “Hayır”
anlamında geriye
doğru kaldırmak
dünyanın pek çok
ülkesinde ve
Batı’da “hayır”
anlamına gelmez.
“Hayır”, başı iki
tarafa sallayarak
ifade edilir.
Muhatabınız sizi
dinlerken elini
çenesinde tutuyor
veya gezdiriyorsa
söylediklerinize
katılmadığı veya
kuşkuyla dinlediği
anlamına gelebilir.
İSPANYA
Sizden daha alt derecede bir kişi ile zaman kaybederek iş yapmaya
çabalamanız pek işe yaramayabilir. Şirketinizle ilgili birçok dokümanı
beraberinizde getiriniz ve bunları sunumuzdan önce dağıtınız.
Hazırladığınız sunumunuz anlaşılır olmalıdır. Toplantı veya sunum sırasında,
dinleyicilerin sizi anlayıp anlamadığı konusunda inisiyatifi ele almanızda
fayda vardır. Bu kültürde utanma önemli olduğu için soru sormakta güçlük
çekilmektedir ve herkesin önünde rezil olmak istemedikleri için onların
sorularını teşvik edip rahatlamalarını sağlamanızda fayda vardır.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 65
MEKAN
Beluga’da
toplantılarınıza
enfes deniz
lezzetleri
eşlik ediyor
Ataşehir’in yepyeni, “buharı üzerinde” balık
restoranı Beluga Fish Gourmet, enfes deniz
lezzetlerini organize sanayi bölgeleri firmalarına
özel indirimler sunuyor.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 66
nadolu yakasının iş ve ekonomi merkezi
Ataşehir, her geçen gün daha popüler
hale geliyor. Bölgede yepyeni lezzetler
sunan Beluga Fish Gourmet
işletmecisi, aileden balıkçı olan Sanayici-İş
Adamı Mişel İpekoğlu, kızları Suzet ve Nancy ile
birlikte balık severlere her gün 40 çeşit meze ve
taze balık sunuyor. Basın ve Halkla ilişkilerin
başında ise Fatoş Metin Göksu bulunuyor.
Adını siyah havyarın en makbul cinsi olan
Beluga’dan alan Beluga Fish Gourmet, deneyimli ve
profesyonel kadrosuyla olduğu kadar, sunduğu Aplus servis kalitesiyle de oldukça iddialı bir
restoran. Beluga Fish Gourmet’in mutfağından
çıkan kusursuz lezzetler, usta aşçı Hamit
Ay’ın imzasını taşıyor. Başarılı
mutfak şefi Hamit Ay, “Herkes
balık yapar ancak Beluga’da
balık farklı işleniyor”
diyor. Örneğin lüfer
balığını ızgara veya
kiremitte pişiren Ay,
konukların bu
A
yöntemi çok beğendiklerini ve Slow Food’un başlattığı balık
boyları projesini de desteklediklerini söylüyor. Beluga’nın
çeşitli soslar ve farklı otlarla zenginleşen balık çeşitleri
arasında şu sıralar tandırda balık, kiremitte levrek ve şişte
balık gibi lezzetler en çok tercih edilenler arasında yer
alıyor. Balık-rakı, balık-şarap uyumu göz önüne alınarak
hazırlanan Beluga menülerine zengin bir şarap kavı eşlik
ediyor. Beluga’da zengin meze ve balık çeşitleri ile birlikte;
havyar, paella ve moules mariniere gibi kabuklu deniz
mahsulleri de servis ediliyor. Beluga’da ayrıca, kabuklu
canlı deniz ürünlerinin sergilendiği mini akvaryum ve
tamamı kapalı, modern balık mostrası sayesinde sayesinde
dilediğiniz deniz ürününü rahatlıkla seçebiliyorsunuz.
Alakart olarak hizmet vermekte olan Beluga’nın gruplara
özel “fix menu” alternatifleri de bulunuyor. Organize sanayi
bölgelerindeki firmalara özel kampanya ile öğlen
yemeklerinizde yüzde 20, akşam yemeklerinizde yüzde 10
indirim başlatan Beluga, toplantılarınızda ve misafirlerinizi
ağırlamada kullanabileceğiniz ayrı bölümleri de bulunyor.
Alt katta 150 kişilik ana salon, üst katta ise özel iş
toplantıları için tercih edebileceğiniz 90 kişilik VIP Lounge
salonu ve 80 kişilik ayrı bir bölümü de bulunuyor.
Beluga’da ayrıca doğum günlerinden, butik düğünlere,
nişan organizasyonlarından baby shower’a ve eğitim
seminerlerine kadar her türlü toplu organizasyonlarınızı da
gerçekleştirebiliyorsunuz. Beluga her öğlen saat 12:00’de
kapılarını açıyor ve son misafirlerini
uğurlayana dek açık kalıyor. Beluga’da
çocuklar için oyun alanı, vale ve
otopark imkanları da mevcut.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 67
SANAT
MÜZİĞİN
RİTMİ HİÇ
BİTMİYOR
Uzun yıllar yurtdışında yaşayarak
sayısız konser ve albümlere
imzasını atan , uluslararası vurmalı
çalgılar ustası Okay Temiz,
şirketlerde verimli olmaya yönelik
projelerle iş yaşamının da ritmini
tutuyor. Okay Temiz, kendi
yaptığı enstrümanların dışında
Türkiye'nin ilk ritim atölyesinin de
kurucusu.
Tophane Sanat Okulunda okumuşsunuz. Oradan
mezun olanlar, Motor, Kaynak, Döküm, Torna
konularında teknik eleman oluyorlar. Siz nasıl oldu
da müziği seçtiniz?
ı
Yıllarca çiftlikte
hayvanlarla iç içe,
yeri geldiğinde
çadırda yatarak
hayvanların, tabiatın
ve kullandığım
traktörün sesini
dinleyerek yaşadım.
Bunlardan
esinlenerek
aletlerimi yaptım.
Örneğin koyun ve
deve çanından
Artemiz, koyun
derisinden davullar,
su kabağından
birçok alet yaptım.
Annem paşa kızıydı ve ut çalardı. Babam da subaydı. Babam subaylığı bıraktıktan sonra Çatalca'da bir
çiftlik aldı ve oraya yerleştik. Akşam yemeklerinde annem babama ut çalarken ben de bir yerde onları
izleyerek ritim tutardım. Müzik duygum böyle oluşmaya başladı. Gelişmesi ise, çiftlikte küçük yaşta
kullanmaya başladığım traktör ile başladı. Okula bile
traktör ile giderdim. Çiftlikte hep mekaniğin içinde üstüm başım yağ içinde dolaşırdım. Ortaokulu bitirince
annemin de isteğiyle Ankara Klasik Müzik Devlet Konservatuarına yazıldım. Fakat o klasik eğitimi pek
sevmedim, hep caz çalma hevesim ve başka müzikler
arayışı içerisindeydim. O zamanlar çok katı disiplin
vardı ve bu tutumum okul ile ters düşmüştü. Çok iddialı
olmama rağmen caz çaldığım için beni okuldan çıkarttılar. Okuldan çıkınca babam da subay olduğu için
subay olmamı istediler. En kısa yoldan nasıl subay olunur derken, Tophane Sanat Enstitüsüne yazıldım. Zaten
çiftlik hayatımdan traktörleri, motorları biliyordum ve
orada aldığım, elektrik, kaynak, torna ve döküm eğitimleri sonradan çok işime yaradı. Kendi
enstrümanlarımı yapmayı bu sayede başardım. İlk davulumu okulda yaptım.
Müziğinizde hayatın içinden gelen aletleri
kullandığınızı görüyoruz. İnsan hayatındaki ritim ile
müziğin ritmi arasındaki bağlantı sizce nedir?
Hayatın ritmi demek, yaşam şekli demektir. Mevcut yaşam şartlarıyla oluşacak müziği düşünürsek,
İstanbul'un ritmi ile agresif bir müzik ortaya çıkacaktır. Müzik hep hareketlilik demek değildir. Oysa
doğanın içinde sakin bir yerde kendinizi akort ederek daha değerli besteler elde edebilirsiniz. Uzayın,
gezegenlerin, insan bedenin ve hatta ruhumuzun bir tınısı, ritmi
vardır. O nedenle müziksiz bir
yaşam düşünülemez.
Müziğin insan hayatında
yeri nedir, ne kadar olmalıdır?
Müzik insan hayatında hep
olmuştur ve olmalıdır da. Özellikle müzisyen isen hep müzik
öğrenmen, çaldığın müziğe göre
yaşamına yön vermen ve ciddi
anlamda müziğin içinde olman
gerekir. Müzik o kadar büyük bir
kültür ki, dünya müziklerini biliyor olmanız, çok çalışmanız, bu işe gönlünüzü
vermeniz ve çaldığınız enstrüman sanki
vücudunuzun bir uzvuymuş gibi, onunla
bütünleşmeniz gerekiyor. Düşünün ki vurmalı çalgılar dünyasında binlerce alet var. Her
aletin çalma tekniği farklı, oturup bunları tek tek
çalışmak gerekir. Lüks bir hayatın içinde veya yoğun
iş temposu içerisinde bunları yapamazsın. Yani müzik senin hayatın olmalıdır.
SANAT
RİTİM ATOLYESİ İLE TAKIM
ÇALIŞMALARI BAŞLIYOR
Okay Temiz’in firmalar için geliştirdiği “Ritim Eğitim Programı”
Organize Sanayi Bölgelerine özel workshoplar ile başlıyor.
Eğitimlerle, bireyin ve firma çalışanlarının takım ruhu ile firmadaki her
kademeden kişinin ritmi kullanarak ortak bir amaç etrafında bir araya
gelmeleri sağlanıyor. En üst düzey yöneticiden, güvenlik görevlisine
kadar, firma çalışanlarına birlikte üretmeleri sağlanarak, aradaki
iletişimi güçlendirmek ve “biri olmadan diğeri olamaz” kavramını
farkına vardırmayı amaçlıyor.
Ritim çalışmalarının ana temaları
ı
OkayTemiz, firmalar
için de, ürünlerinden
yaptığı enstrümanları
geliştiriyor ve
çalınabilecek hale
getiriyor.
Endüstri boruları
Paslanmaz borular
PVC boruları
Araba cantları
İçi boşaltılmış
otomobil, minibüs
Mutfak eşyaları
Seramik ürünler
Mermer mamulleri
Porselen ürünler
Cam ürünleri
Plastik, karton kutular
Demir- Çelik ürünleri
Petrol varilleri
Gaz tenekeleri
Oyuncaklar
Futbol topları
Tenis raketleri
n Takım ruhunun geliştirilmesi
n Uyum ve beraberlik
n Dinleme sanatı
n Refleks kontrolü
n Kendine güven
n Beyin jimnastiği
n Renk ayrımlarındaki uyumu sağlama
n Farkına varma
n Farklılıkları bir arada kullanma
n Disiplin
n Ahenkli çalışmanın sanatla buluşması
Eğitimde Öğretilen Ritimler
n Afrika
n Latin Amerika
n Orient
Eğitimde Kullanılan Enstrümanlar
n Djembe
n Tumba
n Bongo
n Darbuka
n Claves
n Cowbell
n Marakas
n Tamburin(Tef)
n Cabasa
n Guiro
n Parmak zili
n Shaker
Eğitim Akışı
n Program, Okay Temiz ve Eğitim Ekibi’nin 5 - 10
dakikalık kısa açılış konseri ile başlar. Ya da
programın sürpriz kısmını oluşturan bölüme geçilir.
n Bu bölümde firmanın tespit ettiği firma üst düzey
yöneticileri sahneye çıkar, Okay Temiz ve Eğitim
Ekibi ile birlikte aynı sahnede çalarlar.
n Bunun için eğitim öncesinde, firmanın tespit ettiği
özel grupla gün içinde yaklaşık 1 saatlik gizli bir ön
çalışma yapılır.
n Özel grup ile Okay Temiz ve Eğitim Ekibi’nin
konserinin ardından, Okay Temiz tarafından, çalınan
ritimler, enstrümanlar ve vuruş teknikleri
hakkında genel bilgiler verilir.
n Bu aşamada amaç; tüm katılımcıları çalınan ritme
ortak etmek, her kademeden her ünvandan insanı
ritim yolu ile aynı amaç etrafında birleştirmektir.
n Bunu sağlamak için katılımcılar, çalacakları
enstrüman tiplerine göre gruplara ayrılır ve her
gruba enstrümanları dağıtıldıktan sonra bu
enstrümanların nasıl çalınacağı ayrı ayrı açıklanır,
bu kez onlarca değişik ritim aletinden oluşan dev bir
orkestra kapanış parçasını icra eder.
Bilgi ve teklif için; [email protected]
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 69
Bilişim
Levent Karadağ
Türkiye Bilişim Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
Dijital Șirket Yolculuğu
Yakın gelecekte işletmeler; interneti, işe kattıkları oranda pazarda
olacaklar ve 2020 yılında ticaretin %90’ı e-ticarete taşınacak. İnternet ve
mobil teknolojilerindeki baş döndürücü değişimler, kurumları da
“Dijital Şirketlere” dönüştürüyor.
üketiciler; online veya online olmayan
ortamlarda ürün alacaklarsa %96 oranında Google’dan araştırma yapıyor
ve bu ürünleri satın alıyorlar. Hedef
kitlenize ulaşmanız ve satış potansiyelinizi arttırmanız için Google’da görünür olmanız gerekiyor. O zaman internet sitelerinizi Google’ un anladığı dilden geliştirmeniz gerekiyor.
Kurumunuzun web sitesi de kullanıcının kolay dolaşabileceği şekilde olmalıdır. Kullanıcılar bir
web sitesinde ortalama 8 saniye kalıyor ve dört tıklamada aradıklarını bulamadıkları zaman siteden
çıkıyorlar. Sitelerdeki flaş uygulamalardan ve ana
sayfaları çok yoğun olan sitelerden de kaçıyorlar.
Ülkemizde 43 milyon 3G teknolojisine sahip telefon var. Yani 43 milyon telefondan internete
bağlanılabiliyor. Tüketiciler ürün ve hizmet alırken artık mobil teknolojileri kullanıyorlar. Eğer firmanızın web sitesi, cep telefonlarına uygun değilse
bırakın yeni müşteri bulmayı, eski müşterilerinizi bile elinizde tutamayacaksınızdır. Tüketiciler, bir
ürün hakkındaki tavsiyelere sosyal ağlar (Facebook, Linkedin, Youtube, Twitter) yoluyla ulaşıyorlar. Türkiye’de 30 milyondan fazla kişi Facebook
kullanıyor. Linkedin profesyonel bir sosyal ağ,
firmalar müşterilerini ve elemanlarını buradan buluyorlar. Hatta sizin elemanınızı bile rakipleriniz buradan kapabiliyor. İnternet kullanıcılarının %90’ı
video seyrediyor ve Youtube gibi ücretsiz bir vi-
T
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 70
deo paylaşım sistemi var. Peki işleriniz için siz ne
kadar kullanıyorsunuz? Sizler de ulusal ve uluslararası ticaret portallarını, ürün karşılaştırma
sitelerini, sektörel portalları kullanarak yeni müşteri edinebilirsiniz.
IDC’nin (Yurtdışı kaynaklı araştırma firması)
araştırmasına göre, Avrupa’da şirketlerin sermayesinin %40’nı bilişim teknoloji ve uygulamaları oluşturuyor. Buna paralel olarak, yöneticiler de
bilişim konularında %40 bilgiye sahipler.
Ülkemizde de birçok kurum, tüm operasyonlarda bilişim teknoloji ve programlarını kullanmaya
başladı. Yeni Ticaret Kanunu ile başlayan Dijital Şirket Yolculuğu, gün geçtikçe kurumları dijital alt yapıya taşıyor. Kayıtlı e-posta sistemiyle, sözleşmeler, faturalar ve daha birçok işlem artık e-posta yoluyla olacak. E-postanın sağlıklı alınıpverilmesi için de güvenli bilgisayar sistemleri olması gerekiyor. Eğer güvenli bir bilgisayar sistemine sahip değilseniz, para ve müşteri kaybetmenin yanı sıra hukuki olarak da ciddi zorluklar yaşanabilir.
E-fatura şimdilik belirli ölçekteki firmalara
geldi ama çok yakında KOBİ’lere de gelecektir.
Arkasından e-defter, e-irsaliye derken firmaların iş süreçleri internete taşınacaktır. Müşterilerinizi ve işinizi kaybetmemek için bir an
önce ‘Dijital Yol Haritanızı’ işinin uzmanı kişilerle belirleyin ve yola koyulun!
BİLİŞİM
‘KOBİ Bilişim Atölyeleri’
yol arkadaşınız
olmak için sizleri
bekliyor
Bilişim ve internet uzmanlarının oluşturduğu
“bilisimatolyeleri.com” ve “Ajna Reklam”
İşbirliği çerçevesinde, Dudullu Organize Sanayi
Bölgesine “Kobi Bilişim Atölyeleri”
düzenleniyor.
ATÖLYE ÇALIŞMALARI
1. Farkındalık Seminerleri
Bilişime odaklı ürün ve hizmetler konusunda
farkındalık seminerleri
2. Eğitim Atölyeleri
Beceri kazanmaya yönelik kısa süreli eğitim faaliyetleri
3. Ek Hizmetler
Kurumların bilişim ve internet imkanlarını etkin kullanmalarına yönelik hizmet üretimi. Ürün fotoğraf çekimi,
grafik tasarım, web tasarım, teknoloji ve yazılım danışmanlığı, e-ticaret danışmanlığı, e-imza, m-imza danışmanlığı, dijital şirket danışmanlığı.
EYLÜL -EKİM AYI EĞİTİM PROGRAMI
19.09.2013 Perşembe
1- Müşteri Odaklı Sunum Hazırlama Atölyesi
t Sunum Senaryosu Hazırlama
t Görsel Öğelerin Kullanımı
t Sözel ifadelerin kullanımı
t Mizah ve özlü söz kullanımı
t Sunum geçiş öğeleri
t Powerpoint ile etkili sunum hazırlama ipuçları
t Ulusal ve uluslar arası başarılı sunum
örneklerinin incelenmesi
t Atölye çalışması : Ürün / Hizmet Tanıtım Sunumu
26.09.2013 Perşembe
2-Excel atölye çalışması
t Bilgileri Sıralama/sorgulama/Süzme
t Tablolar Üzerinde Senaryolar Hazırlama ve Çözücü
Özet tablolarla çalışma
t Grafiklerle Çalışma
tAtölye Çalışması: Satış Raporu Hazırlama ve Grafiğe
Dönüştürme grafiği hazırlama atölyesi
03.10.2013 Perşembe
3-Görsel tasarım atölyesi
İ
nternet ve mobil teknolojilerindeki baş döndürücü değişimler, kurumları “Dijital Şirketlere” dönüştürüyor. Ticaret, iş ve hatta özel yaşamda, değişen dünya ile rekabet edebilmek için eğitilmiş
insan gücüne ihtiyacınız var. Teknoloji; öğrenme şekillerini ve öğrenme çevreleri çeşitliliğini arttırmanın yanında öğrenmenin sürekli olmasını da zorunlu hale getirdi.
Bilişim Atolyeleri ve AJNA, Dudullu OSB içerisinde faaliyet gösteren kurumlara ve kişilere, rekabet üstünlüğü
sağlamaları için öğrenme ortamları ve çeşitliliğini göz
önüne alarak bir dizi eğitim faaliyeti gerçekleştiriyor.
Bunların bir kısmı; sınıf içi eğitim, sanal sınıf, e-öğrenme, m-öğrenme, videolu öğrenme, sosyal ağlarda
öğrenme, atölye çalışmaları, eğitim kampları, online ve
online olmayan yayınlar.
ı
KOBİ Bilişim
Atolyeleri, her ay
farklı eğitim
programları ile
Dudullu OSB’de
sizleri bekliyor.
Eylül ayı programı
hakkında bilgi
almak için;
AJNA Reklam
216 313 0013
[email protected]
t Fotoğrafları düzenleme
t Videoları düzenleme
t Youtube’a video yükleme
t Youtube’den video indirme
t Facebook’a video yükleme
t Facebook’tan video indirme
t Atölye çalışması: Ürün tanıtım videosu hazırlama,
Youtube ve Facebook’a yükleme
10.10.2013 Perşembe
4-Google Aramalarda Ön Sıralarda Çıkma
t Google Örümceklerinin Çalışma Prensipleri
t Websitenizde Yapılacak Çalışmalar
t Websitenizin Sosyal Ağlarla İlişkisi
t Atölye Çalışması: Başarılı veya Başarısız
Websitelerin Incelenmesi
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 71
Kişisel Gelişim
Eray Beceren
Öğrenme Partneri
[email protected]
Kișisel gelișim ve duygusal zeka
Son yılların en popüler başlıklarından biri olan “kişisel gelişim”; iş ve özel
yaşamımızda da önemini koruyan, üzerinde konuşulan, düşünülen,
tartışılan, yazılan ve eğitimler düzenlenen bir kavramdır.
Düşündüklerimizin ve yaptıklarımızın kapsamı
farkına varamadıklarımızla sınırlanır.
Farkına varamadığımız şeylerin farkına varamadığımız için
onları değiştirmek üzere yapabileceğimiz pek bir şey yoktur;
ta ki farkına varamamanın düşüncelerimizi ve eylemlerimizi
nasıl biçimlendirdiğinin farkına varana kadar.
R. D. Laing
Bu konu ile ilgili bazı saptamaları kısa kısa sıralamak
gerekirse karşımıza şunlar çıkabilir:
t Kişisel gelişimin ilk adımı, farkındalık, kişisel
farkındalıktır.
t Kişisel gelişim; özdeğerlendirmemiz sonucunda
belirlediğimiz hedeflerimize ulaşmada bizi motive
eden birçok teknik ve strateji içerir.
t Kişisel gelişim; başkalarıyla iyi ilişkiler kurmak ve
bunları sürdürmek anlamında büyük önem taşır.
t Kişisel gelişim; içimizdeki olumsuz düşünce, yargı
ve inanç kalıplarını, olayların ve insanların iyi
taraflarını görme çabası ile olumlu olan yeni düşünce,
yargı ve inanç kalıpları ile değiştirebilmektir.
t Kişisel gelişim; kişinin iş ve özel yaşamında
kendisini iyi hissetmesine katkı sağlamaktadır.
Yukarıda sıralanan konular kişinin iç ve dış
dünyasını kapsayan kavramlardır. Bu konulardan
hareketle “kişisel gelişim” süreci birbirini
tamamlayan iki kulvarda ifade edilebilir.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 72
Kişinin iç dünyası;
Özetle,
t Kişinin kendini tanıması; kişinin hangi alanlarda
ne durumda bulunduğunu belirlemesi ile bir mevcut
durum analizi yapılması, hangi konularda güçlü,
hangi konularda gelişime açık ve hangi konularda
zayıf olunduğunun ortaya konulması,
t Güçlü ve gelişime açık yönler ile ilgili olarak kişisel
hedeflerin belirlenmesi, kişisel inisiyatifin
kullanılarak kendini geliştirmeye karar verilmesi.
Zayıf yönlerin iş ve özel yaşamı olumsuz yönde
etkilememesi için gerekli tedbirlerin alınması,
t Kendini iyi tanımaya bağlı olarak kişinin
özgüveninin yükselmesi,
t Gelişim süreci esnasında karşılaşılan olumsuz
durum ve insanların iyi taraflarını görebilme, olumlu
düşünebilme becerisine odaklanılması,
t Süreç esnasında kişinin yaşadığı duyguların ve bu
duyguların etkilerinin farkına vararak, farkındalık
sürecine duyguların yönetilmesi ve ifade edilmesi
aşamaları ile devam edilmesi,
t Sürecin başarılı olması halinde, kişilerin, uyumlu ve
saydam bir duruş sergilemeleri olarak ifade edilebilir.
Kişinin dış dünyası;
Özetle,
t Süreç boyunca kişi yalnız başına değildir. Bu nedenle
kişinin birlikte olduğu kişileri anlama çabasında olması,
onların arasındaki ilişkileri anlamaya çalışması, gereken
zamanlarda yardım ve destek vermesi gerekir.
t Süreç esnasında iletişim kurulan kişiler ile iyi
ilişkiler kurmak ve bunları sürdürmek önemlidir.
t İletişimin en önemli aracı dili etkin kullanmak,
ikna becerilerini kullanabilmektir.
t Kişilerarası çatışma ihtimali olan durumların
farkına varmak, çatışma kaçınılmaz ise etkin bir
şekilde yönetebilmek gerekir.
t Sürecin işbirliği ve yardımlaşma anlayışıyla
sürdürülmesi hem başarıyı, hem de keyifli çalışma
ortamını sağlar.
Kişisel gelişim sonu olmayan bir döngüdür. Yaşam
boyu devam eden bir süreçtir. Kişisel gelişim ve
öğrenme sürekli bir faaliyettir.
Süreci bu şekilde ortaya koyduğumuzda dikkat
çekici bir şey çıkar ortaya; Sürecin başarılı olması
için kişinin duygusal ve sosyal zekası çok önemlidir.
Çoklu zeka teorisinden yararlanılarak ortaya
konulan Duygusal ve Sosyal Zeka yaklaşımı, kişisel
gelişimin omurgasıdır.
Duygusal ve Sosyal Zeka, hayatın her alanında,
her konumda, her bilgi ve beceri seviyesindeki kişiler
için çok önemli bir destektir.
Duygusal ve Sosyal Zeka;
t Anne-babalar için çocuklarının yetiştirilmesi, aile
birliğinin sürdürülmesi açısından,
t Çiftlerin ilişkilerini sürdürebilmeleri açısından,
t Çalışanların kendilerini geliştirme, yöneticileri ve
iş arkadaşları ile uyum halinde çalışabilmeleri
açısından,
t Satıcıların kendilerini geliştirme, müşterileri ile
satış sürecini uygun sürdürebilme ve iş arkadaşları
ile uyum halinde çalışabilmeleri açısından,
t Yönetici / yönetici adaylarının kendilerini
geliştirme ve iş arkadaşları ile uyum halinde
çalışabilmeleri açısından önemlidir.
Bu konu ile ilgili en güzel haber ise; Duygusal ve
Sosyal Zeka becerilerinin öğrenilebilir ve
geliştirilebilir olmasıdır.
Bu köşede Duygusal ve Sosyal Zeka’nın temel
alındığı bir yaklaşım ile iş yaşamında beni, bizi ve
ilişkileri gözden geçireceğiz. Sizlerin paylaşımları ve
katkıları bu köşeyi zenginleştirecektir.
Çok iyi hissettiğiniz ve hissettirdiğiniz
bir iş yaşamı dilerim.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 73
SAĞLIK
BEL
FITIĞI
Bel ağrısı eskiden beri
insanların yaşadığı en
büyük ağrılardan biri.
Hastalığın tarihi
insanlık tarihi kadar
eski. İnsanların % 80 % 85’i hayatlarının bir
döneminde bel ağrısı şikayeti ile
karşılaşıyorlar. Medicine Hospital Beyin
Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı
Op. Dr . Hüseyin Doğu bel fıtığı hakkındaki
akıllardaki soruları cevapladı...
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 74
Bel fıtığının belirtileri nedir?
Bel fıtığının en büyük belirtisi belde ve bacakta
oluşan ağrıdır. Hasta doktora gittiğinde belimin
ağrısı bacağıma vuruyor der. Ama sadece bel veya
sadece bacak ağrısı da olmuş olabilir. Bacakta
uyuşma, güç kaybı görülebilir. Ayrıca daha önce
yaptığı hareketleri yapmada zorlanma, hareket
kabiliyetinin kısıtlanması ve yürürken topallamak
görülebilir. Bel fıtığının daha ilerlemiş ve şiddetli
şekillerinde cinsel bozukluklar, idrarını ve büyük
abdestini yaparken zorlanmak ya da idrarını
tutamamak görülebilir. Bacaklarda felç oluşabilir ya
da bacağın hissetmesi azalabilir.
Bel fıtığı neden oluşur ve nasıl önlenebilir?
Meslekle ilgili olan faktörler: Devamlı öne eğilme,
eğilerek dönme gerektiren meslekler, araba,
otobüs, kamyon, kullanma gibi vücudu sürekli
vibrasyona maruz bırakan meslekler, uzun süre
ayakta durma veya oturma gerektiren meslekler,
futbol, halter, kürek ve güreş sporlarıyla uğraşan
kişilerde bel ağrısı ve bel fıtığı sıklığı artmaktadır.
Hareketsizlik: Hareketsiz yaşam, düzenli egzersiz
yapmama gibi durumlarda kaslar yeterince güçlü
olmadığından, kasların taşıması gereken vücut
ağırlığı da omurganın üzerine ek yük getirir. Bu yük,
disklerin üzerine binerek fıtıklaşmalarına neden olur.
Obezite: Aşırı kiloluluk bel fıtığının en sık
nedenidir. Vücudumuzun ağırlığını omurgamız
tasır. Omurganın esnekliğini sağlayan ve bir tür
destek yastığı olarak görev gören disklerin aşırı
baskıya maruz kalması, deforme olmasına ve
şeklinin bozulmasına yol açar.
Sigara içme: Sigara disk dejenerasyonlarını artırır
Omurga fizyolojisine uygun hareket etmemek:
Günlük yaşantımızda farkında olmadan yük
kaldırma, nesneleri itme, çekme gibi yaptığımız bir
dizi hareket fıtığa neden olur.
Bel fıtığı ameliyatı
sonrası nasıl
geçiyor?
Bel Fıtığı Teşhisi Nasıl Konur?
Günümüzdeki modern tanı yöntemleri,
bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans ile bel
fıtığı teşhisi kolaylıkla konulmakta ve derecesi
belirlenebilmektedir.
Cerrahi tedavi ne zaman tercih edilir?
Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam
ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta
incelme, dayanılmaz ağrılar varsa veya çekilen
tomografi veya MR filmlerinde diskten bir parça
koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir.
Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan
mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale
yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada
idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda
felç gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında
ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan
kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya
fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi
inanışlar mevcuttur. Ama mikrocerrahi sayesinde
bu tip korkulara gerek kalmamıştır.
ı
Mikrodiskektomi:
Ameliyat mikroskobu
yardımı ile yapılan
müdahaleye
mikrodiskektomi
denilmektedir.
Ameliyat yeri yaklaşık
2 – 2,5 cm
olmaktadır.Dikiş
konulmasına gerek
kalmamaktadır.
İyileşme süresi daha
kısa olmaktadır.
Ameliyat daha güvenli
ve cerrah açısından
daha rahat olmaktadır.
Hasta ameliyat
sonrası yatağına
alınır, anestezinin
etkisinden çıkan
hasta yeniden
doğmuş gibidir, o
dayanılmaz
ağrılardan
kurtulmuştur. 5 - 6
saat sonra yürütülür
ve yemek yiyebilir.
Hasta genellikle
ertesi günü evine
dönebilir.
DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
Bel fıtığı konusunda toplumda çok yaygın inanışlar
vardır. Bu düşüncelerin bir kısmı doğru olduğu gibi
büyük bir kısmi yanlış düşüncelerdir. İlk akla gelenler
n Ağrıyan bölgeye doktor tavsiyesi dışında bir
şeyler sürmek,yapıştırmak.
n Bu konuda uzman olmayan kişiler tarafından
yapılan müdahale , masaj ve çekme gibi yöntemler.
n Tahta gibi sert zeminlerde veya yerde yatmak.
n Şiddetli ağrı durumlarında zorlayıcı
hareketler yapmak.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 75
NE
OKUMALI
STRATEJİ
MELİS İNAN
KARTLARINLA MUCİZE YARAT
ÖZLEM DENİZMEN
GELECEĞE YATIRIM
ATİLLA KÖKSAL
Stratejiyle ilgili hiçbir şey okumadıysanız buradan başlayabilirsiniz! İş dünyasında da değişmeyen tek şey değişimdir. Ya kendimizi buna adapte etmeli ya da demode olmayı,
daha kötüsü yok olmayı göze almalıyız. Strateji belirlemek ve uygulamak tam da bu nedenle hayati bir önem taşıyor. Şirketinizi rakiplerinizden nasıl farklılaştıracaksınız?
250 kilometre hızla giden kırmızı bir araba.
Kaza yapıyor. Suçlu kim? Hızlı gidebiliyor diye
araba mı, yoksa sürücü mü? Nasıl araba kullanmak için sürücü ehliyeti gerekiyorsa, kredi kartı kullanmak için de “ehliyet” lazım. Sizin ehliyetiniz var mı? Kredi kartını doğru kullanmayı biliyor musunuz? “Tabii ki kredi kartı kullanmayı biliyoruz. İstediğin yerde limitin kadar alışveriş yapıyorsun. Sonra kasadaki görevliye kartı veriyorsun, o da pos makinesini sana uzatıp şifre yazdırıyor. En son
olarak da fişini alıyorsun, iş bitiyor.
En karmaşık bilgisayar programlarından anlayan, en zor matematik sorularını çözen ve
en ince ayrıntılara dikkat eden kişilersiniz. Ekonomik yönden özgür olmak sözünü mutlaka
duymuşsunuzdur. İstediğiniz evde yaşamak,
istediğiniz arabaya binmek, istediğiniz yere
gitmek ve daha bir çok şey. Tüm bunları ekonomik yönden özgür olduğunuz zaman yapabilirsiniz. Ekonomik yönden özgürlüğün kapısını açan anahtar, parayı iyi tanımaktır. O
muhteşem aklınızı para konusunda geliştirmek ister misiniz? Cevabınız evet ise haydi...
GERÇEK MAD MEN
ANDREW CRACKNELL
GOL
FERRAN SORIANO
KÜÇÜK YATIRIMCI
MUSTAFA ÖZTÜRK
“O günler yaşanan tüm zamanların en güzel
günleriydi. En güzel! 1950’lerde New York’ta
beyaz, yakışıklı ve zeki bir reklamcıysan eğer,
tarihe geçmişsin demektir,” diye anlatıyor Andrew CracknellGerçek Mad Men adlı yeni kitabının önsözünde. Cracknell, Mad Men
televizyon dizisinin ortalığı kasıp kavuran etkisinden nasibini aldığı için değil, dizide Madison Bulvarı’nda yaşanan olayların tam olarak gerçeği yansıtmadığını gördükten sonra bu
araştırma kitabını hazırlamaya girişmiş.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 76
Barcelona Futbol Kulübü’nün eski başkan
yardımcısı Ferran Soriano işletmelerin strateji, risk ve karar alma süreçlerinde futbol
kulüplerinden neler öğrenebileceğini anlatıyor. Soriano, GOL kitabında zor şartlarda
takımınızı nasıl yöneteceğinizi, üzerinde çok
düşünmeden yaptığınız tercihlerin gelecekte
işlerinizi nasıl etkileyeceğini gözler önüne
seriyor. Kitap Soriano’nun iş tecrübelerinden
edindiği, uluslararası futbol dünyasına ait
muazzam iç görülerle dolu.
Türkiye gerçekten kavram kargaşası yaşıyor..
Mustafa Öztürk ilk kitabını küçük yatırımcılar
için yazmış.. Amatör yatırımcılar amatör kumarbazlar küçük kumarbazlar da denilebilir.. Köşeyi dönmek isteyen bir sürü adam olunca ve
bunu süratle yapmak isteyince kaçınılmaz
sonla karşılaşmak uzun zaman almıyor. Türkiye bu konuda esasında çok büyük ve vahim
bir örnek.. İnsanlarımız son 25 yılda borsaya
hangi tarihte hangi kademeden girmiş olurlarsa
olsunlar alıp tutmak kaydıyla bugün kendi çaplarında bir servetin sahipleri olurlardı..
NE
İZLEMELİ
WALL STREET
CLERKS
1994
1980’lerin iş dünyasının perde arkasına bakan bu filmde, genç ve hırslı bir broker Wall
Street efsanesi Gordon Gekko’nun gücü,
statüsü ve finansal sihirbazlığı tarafından
baştan çıkartılır ve yasadışı ve çekici şirket
ajanlığı dünyasına girer. Gekko parasını iyi
çocuklarla oynayarak kazanmış biri değildir. Saygısız, para ve güce aşık bir adamdır Ve Bud Fox'u sınırlara itmeye zorlar. Bu
filmi Oliver Stone yönetmiştir.
İşin yüksek riskli finans, hukuk davaları, medya ve emlak imparatorluklarıyla
ilgili oluğunu kim söyledi? Çalışmış ve lisede bir markette çalışmakla kısıtlandırılmış olan biri olarak bu duygusal amaçlar listesinde bulunuyor. 27,575$'lık tutumlu bütçesine rağmen, market kasasının arkasından hayata histerik olarak
bakan bu gözler ileride bir tarikat oluşturuyor. Clerks tembel bir işçi sınıfı ayyaşının hikayesi.
GOODFELLAS
1990
JERRY MAGUIRE
1996
KAPIDAKI BARBARLAR
1993
Bir zamanlar bilge bir adam “iş yaşamında gidip birinin kafasına balyozla vurmanıza gerek yok ama agresif olmak zorundasınız.” demiş. Geleneksel işler perde arkası anlaşmaların, gizli el sıkışmaların, arkadan vurmaların, anlaşma sonrası şok edici sürprizlerin kaynağı olmuştur. Goodfellas’ı seçtik çünkü bir
grubun dinamiği üzerinde yoğunlaşmış: bireylerin rollerinin ve başarılarının nasıl değiştiğini gösteren açgözlülük, aşk, onur, güven ve aldatmanın motiflediği başarılı bir film.
Jerry Maguire , menajer Lee Steinberg'ın hayatından esinlenmiş. (müşterisi olan Dallas Cowboys'ın quarter back
oyuncusu Troy Aikman la olan başarı hikayesi) Film spor menajerliğinin diğer taraflarını da göstermektedir ama üzgünüz bayanlar ama tüm menajerler Tom
Cruise’a benzemez. Kendine odaklanmış
olan atletleri temsil eden Rod Tidwell
(Cuba Gooding Junior). Başka bir uyarı:
Bu ilk randevu için güzel bir filmdir.
80’ler... herkesin büyük vurgunlar yaptığı bir zaman, fakat R.J.R. Nabisco'nun
CEO'su F. Ross Johnson, her fırsatı servet
yapmak için kullandı. Johnson ( James
Garner), Nabisco’nun tüm hisselerini
alıp şirketi ele geçirmeye karar verdiğinde
hiçkimse bu yayılmaya hazırlıklı değildi.
Güçlü bir kahvaltının ardından sizi öğlen
yemeğinde yiyebilirler. Film Bryan Burrough ve John Helyar tarafından yazılmış
bir kitaptan alınmıştır.
YURTTAŞ KANE
1941
Bugüne kadar çekilmiş en iyi film olmasa da, iş
dünyası filmleri arasında en iyisidir. Orson welles'in yazdığı ve yönettiği filmde zengin medya patronu Charles Foster Kane’in çalkantılı hayatını konu almaktadır. Bu filmde William Randolph Hearst’tan esinlenilmiştir. Kullanılan ışık teknikleri ve kamera açılarI uzun süre derslere konu
olmuştur. 1941'de en iyi film ödülünü aldı.
1987
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 77
SMM
Mehmet Akçay
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
[email protected]
e-Fatura uygulamasına hazırmısınız
14 Aralık 2012 tarihinde yayımlanan 421 numaralı “Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliği” kapsamında zorunlu olan mükellefler e-Fatura
uygulamasına bu ay geçiyorlar.
Ü
lkemizde 397 sıra no.lu VUK tebliğine ile hayata geçirilen ve 5 Mart 2010 tarihinden itibaren uygulamada olan e-fatura, veri format
ve standardı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenen, VUK gereği bir faturada yer alması gereken
bilgilerin içerisinde yer aldığı, satıcı ve alıcı arasındaki iletiminin merkezi bir platform (GİB) üzerinden gerçekleştirildiği elektronik bir belgedir. E-fatura yeni bir belge türü
olmayıp, kâğıt fatura ile aynı hukuki niteliklere sahiptir. Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yönetilen e-fatura uygulamasında amaç tek format ve standarda göre satıcı ve alıcı arasında güvenli, zaman ve maliyet tasarrufu sağlayan
bir sistem oluşturmaktır. Bunun için yurt dışı uygulamalar incelenmiş ve kendisine de kaynak oluşturmak amacıyla Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından açık kaynak bir standart olan XML tabanlı ticari hayatın tüm süreçlerini içerecek şekilde etiketlemelere sahip olan uluslararası bir standart olan UBL-TR benimsenmiştir.
Bu sistem ile aynı zamanda işverenlerin de işini kolaylaştırmak ve işyerlerindeki oto kontrol sistemini sağlıklı hale
getirmek amaçlanmıştır. Aynı mal veya hizmet satışları için
kâğıt ve elektronik faturanın bir arada düzenlenmesi
mümkün değildir. E-fatura uygulamasından yararlanan kullanıcılar; sistemde kayıtlı kullanıcılara e-fatura gönderebilir, sistemde kayıtlı kullanıcılarda e-fatura alabilir ve söz konusu e-faturalarını bilgisayar ortamında muhafaza ederek
istendiğinde ibraz edebilirler.
Kapsama dâhilindeki mükellefler iki başlık altında
toplanabilir.
a) 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar ile bunlardan 2011 takvim
yılında mal alan mükelleflerden 31.12.2011 tarihi itibariyle asgari 25 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar.
b) 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenler ile bunlardan
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 78
2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31.12.2011 tarihi itibariyle asgari 10 Milyon TL brüt satış hasılatı olanlar.
n Bu kapsamdaki mükelleflerin e-fatura uygulamasına 2013 takvim yılı içinde geçmeleri zorunludur. Gelir İdaresi Başkanlığı'na başvurulması için son tarih 1 Eylül
2013’tür. E-defter uygulamasına ise kapsa dâhilindeki
mükellefler tarafından 2014 takvim yılı içerisinde geçilmesi
zorunludur. Gelir İdaresi Başkanlığı'na başvurulması için son
tarih 1 Eylül 2014’tür.
n Uygulama kapsamındaki mükelleflerin ;
n a) http://www.efatura.gov.tr Uygulamasına başvuru
yapmaları gerekmektedir.
n b) Tüzel kişi mükellefler için "Elektronik Mali Mühür Sertifika Sahibi Taahhütnamesi" için başvuruda bulunmaları gerekiyor.
n c) Gerçek kişiler ( Şahıs firmaları ) 5070 sayılı Elektronik
İmza Kanunu hükümleri çerçevesinde üretilen nitelikli
elektronik sertifikaya sahip olmaları şartı aranıyor.
n Uygulamadan yararlanmak isteyen mükellefler internet sitesindeki yazılı belgeler ile Gelir İdaresi Başkanlığı’na yazılı olarak başvuruda bulunacaktır. ( Başvuru sırasında detaylı bilgiler mevcut olup, gerekli telefonlardan
yardım alınabiliyor )
n Belirlenen mükelleflerden mal veya hizmet alan ve
tespit edilen hadlerin altında kalan mükelleflerin de istemeleri halinde elektronik defter ve elektronik fatura uygulamasından yararlanabilecekleri tabiidir.
n e-fatura uygulaması işyerinde kullanılan bilgisayar sistemlerinin Gelir İdaresi Başkanlığının http://www.efatura.gov.tr adresine entegre edilmesi yoluyla çalışmaktadır.
Sonuç olarak; Uygulama yeni, kapsamlı, bir o kadar da
karışık olmasına rağmen bakanlık tarafından yeterli
bilgi sunulmamıştır. Konunun etraflıca anlatılmasının gerektiğine inanıyorum.
çükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yaygın olduğu yörelerde
bulunduğu için, dokumacılığı da taşrada gelişti. İstanbul'da satılan abanın büyük bir kısmı Halep, Gaziantep, Kahramanmaraş, Antakya ve Balıkesir gibi vilayetlerden gelmekteydi. Bununla birlikte İstanbul'da da imalathaneler
vardı. Aba yapımında dink ve dolab çalıştırmak için bolca su gerektiğinden bu imalathaneler Beyazıt, Eyüp, Yenikapı ve Samatya'da toplanmıştı. Sonraları Feshane'de de
üretilmeye başlandı. Burada üretilen abaların oldukça
kaliteli oluşu, "Feshane Abası"nı haklı bir şöhrete kavuşturdu. Abadan giysi ve eşya imal eden, bunlar üzerine çeşitli motifler işleyen zanaatkarlar ve bu eşyaları
satanlar ise Kapalıçarşı'da toplanmışlardı.
Çelebi'ye göre Abacılar, Kapalıçarşı ve Eski Bedesten'in
dış esnafından olup, İstanbul'da toplam üç yüz dükkanları vardı; bu dükkanlarda yedi yüz kadar usta ve kalfa çalışmaktaydı. Kentte birkaç tane Abacılar Çarşısı bulunmakta,
bu meslek gruplarının toplandığı sokaklar abacılar" olarak
anılmaktaydı. Örneğin 19. yüzyılda Eminönü Zindankapısı
ile Odunkapısı arasına, yakın zamana kadar halk arasında
"Abacılar Caddesi" denirdi. Fakat şimdilerde onlardan bize
birkaç sokak isminden başka bir şey kalmadı. Kala kala Abacı Halim, Abacı Latif, Abacı Mahmut sokakları kaldı yadigar...
Abacılar
Gelisen Endüstri ile insanlığın talep ve
ihtiyaçları zamanla bazı mesleklerin
kaybolmasına sebep olmustur. Bütün
bu meslekler büyük bir el emegi,
maharet ve ustalik gerektirmektedir.
Sizlere bu meslekleri ve eski
geleneklerimizi tanıtmak için o
dönemlere ait görseller ile birlikte bir
yazı dizisi hazırladık.
Vaktiyle sevdalar
alınır, ihanetler
satılırmış bu çarşıda,
hem de tanesi üç
kuruşa.
KAYBOLAN
MESLEKLER
1
VURUN ABALIYA
Zenginlerin çuha şalvar, fakirlerin aba giydiği devirlerde,
Balıkesir Çarşısı’nda zavallı bir köylü ile şehirli bir ağa arasında bir kavga çıkmış.
Mesele, namus meselesi...
Ağa, çarşıda köylünün avradına na-müsaid bir nazarla nazar eylemiş.
Hal böyle olunca cidal kaçınılmaz olmuş.
Kısa süre zarfında tekmeler, tokatlar havada uçuşmaya
başlamış. Hemen etrafa meraklı bir kalabalık toplanmış.
Herkes seyirlik peşinde. Allah'tan, dükkan sahiplerinden birini kan tutuyormuş da, kavgayı sona erdirmek için
uzaktan çıraklarına bağırmış: 'Ulan, ne bakıyosunuz ööle?
Vurun, ayırın!
Çıraklar şaşkın:
-İyi de usta hangisine vuralım?
Usta, kısa süren bir düşünmeyle, başına dert açmaması
gerektiği sonucuna varmış: 'Ulan, demiş, bu da sorulur soru
mu? Tabii ki Vurun Abalıya!
SERKAN ÖZBURUN
Y
ünden dokunan, sonrasında uzunca bir süre
suda dövülen kaba bir tür kumaş olan aba, Osmanlı'da en evvela dervişler, ilmiye sınıfı mensupları ve medrese talebelerince tercih edilen bir
giysi oldu. Bu yüzden uzunca bir süre yoksulluğun alameti farikası addedildi. Ne zaman ki bu kumaşın elverişsiz hava
koşullarına uygunluğu ve de su geçirmezliği keşfedildi
işte o vakit kibar çevrelerce de benimsenmeye başlandı. İstanbul'da, yeniçerilerin yağmurluklarının, bahriyelilerin
üstlüklerinin bu kumaştan yapılmasıyla birlikte de büsbütün yaygınlaştı. 18. yüzyılda Alemdar Mustafa Paşa zamanındaysa, Sekban-ı Cedid Ocağı askerlerinin dizlik ve
tozlukları abadan imal edilecekti. Bundan böyle Osmanlı
ahalisi, sako, şalvar, çakşır, potur, cepken, salta, yelek,
cübbe, yağmurluk, terlik, kukuleta yapımının yanı sıra binek hayvanlarının teçhizatında da abadan istifadelenir oldu.
Ancak abanın hammaddesi olan yün daha çok taşrada, kü-
Abanın hammaddesi
olan yün daha çok
taşrada, küçükbaş
hayvan
yetiştiriciliğinin
yaygın olduğu
yörelerde bulunduğu
için, dokumacılığı da
taşrada gelişti.
İstanbul'da satılan
abanın büyük bir
kısmı Halep,
Gaziantep,
Kahramanmaraş,
Antakya ve Balıkesir
gibi vilayetlerden
gelmekteydi.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 79
TEKNOLOJİ
Hız tutkunlarına
özel fotoğraf makinesi
Sunum ferahlığı
Otomatik odaklama ile tam
çözünürlüklü fotoğrafları,
saniyede 12 kare hızda arka
arkaya çeken Sony α77, ileri
seviyedeki amatörlere ve
fotoğrafla ciddi olarak
uğraşanlara hitap ediyor.
Sony’nin yeni geliştirdiği
etkin 24,3 megapiksel
çözünürlüğe sahip sensörü
barındıran ürün, kaliteli
vizörü ile ISO 16 bine kadar
çıkan çok hassas çekimler
yapabiliyor ve Full
HD video
çekebiliyor.
Çok fonksiyonlu ve pratik sunum cihazı
Media Pointer 1000, sunum yaparken
konferans salonunda rahatça dolaşmaya
olanak tanıyan 10 metre menzile sahip.
Titreşim ve saat ayarı özellikleri, sunumlarda
saat ayarı yaparak zamanı etkin kontrol
etmeyi sağlıyor. Tek tuşla medya moduna
geçerek ses ve video dosyalarını oynatıyor.
Philips’in
güçlü
iPad’e
eğlence desteği
Logitech’in hem hoparlör, hem
stand, hem de şarj istasyonu görevi
gören Logitech AV Stand For iPad’i,
tam bir stereo ses deneyimi
sunarken tabletinin eğlence keyfini
daha da arttırıyor. Uzaktan
kumandalı ürün, bağlantı kablosu
ile iPad’deki görüntüyü daha büyük
ekrana yansıtabiliyor ve
televizyondan izlemeye olanak
tanıyor. MP3 çalarlar ve diğer ses
kaynakları için 3,5 mm'lik ek girişi
de bulunuyor.
yeni HD medya oynatcısı
Philips’in yeni HD medya oynatıcısı HMP5000/12, zengin bağlantı
desteği, yüksek kaliteli ses ve görüntü sunması ve kablosuz internet
erişimi sağlaması ile dikkat çekiyor. İnternet veya PC arşivindeki video,
müzik ve fotoğrafları televizyona aktaran ürün, DLNA, USB portu ve
SD bellek kartı girişlerine sahip.
Küçük ofisin
pratik yazıcısı
Samsung ML-2540/ML-2545’i monolazer yazıcı serileri, ekonomik
özellikleri ve yüksek performansları ile
özellikle küçük ofisler ve ev-ofislerde
kullanım için ideal. Dakikada 24 sayfa
yazdırma kapasitesine sahip seriler,
kullanıcıların bilgisayar ekranlarında
gördüklerini yalnızca tek bir tuşa
basarak kolayca ve hızla yazdırmalarını sağlayan One Touch Print
Screen-Tek Dokunuşla Ekranı Yazdır tuşu ile kolay kullanım sağlıyor.
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 80
Smart Philips TV’ler
raflarda yerini aldı
Philips TV, 5500 serisi Smart TV
teknolojisine sahip son modeliyle
81cm (32 inç) ile 117cm (46 inç)
ekran genişliği ve 1899 TL’den
başlayan fiyat seçenekleriyle
raflardaki yerini aldı. Açık gümüş
renk, metal çerçeve ve ince
tasarıma sahip seri, “Simply Share”,
“Control”, “Net TV” ve “Program”
gibi Smart TV teknolojileri ile
televizyon programlarını durdurup
kaldıkları yerden tekrar izlemeye
ve kaçırılan programları sabit diske
kaydedip sonradan izlemeye
olanak tanıyor. Televizyonlar 3D
desteğine de sahip.
SUDOKU
CEVAPLAR GELECEK SAYIMIZDA
SATRANÇ
SİYAH OYNAR 2 HAMLEDE MAT
BEYAZ OYNAR 2 HAMLEDE MAT
SİYAH OYNAR 2 HAMLEDE MAT
BEYAZ OYNAR 3 HAMLEDE MAT
EYLÜL 2013 SANAYİ LIFE 81
MUHAMMET ŞENGÖZ
Download

indir - Sanayi Life