Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
3.1
SÜRDÜRÜLEBİLİR
AVCILIĞIN
EKOLOJİK BOYUTU
Ekoloji (Çevrebilim), canlıların birbirleri ve
çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Yaşam alanı (habitat) sınırları, doğa olaylarının meydana geldiği atmosferin en alt tabakasıyla,
bazı mikroorganizmaların yaşadığı tahmin edilen
okyanusların en derin bölgelerine kadar olan alanı
kapsamaktadır. Biyolojik olayların devam ettiği bu
sınırlar arasındaki denizler, göller, okyanuslar, nehirler, dağlar, kayalıklar, bitki
örtüleri ve doğa olayları ekosistemin birer parçasıdırlar.
Ekosistem dediğimiz yapı, belirli bir alanda bulunan canlılar ile bunları saran cansız çevrelerinin karşılıklı ilişkileri ile
meydana gelen ve süreklilik
arz eden sistemlerdir (Kışlalıoğlu ve Berkes, 2001).
Ekosistemler arasında çok
sayıda doğal süreç yer almakta-
62
dır. Ekosistemlerin işleyişi güneş ışınlarından gelen enerjiye bağlıdır. Bitkiler güneş
enerjisini ve maddeyi hayvanlar için en yararlı biçime dönüştüren ve depolayan
süreçlere sahiptir. Bitkiler bu enerjiyi dönüştürme ve depolama yeteneklerinden
dolayı besin zincirinin üreticiler tabakasını oluştururlar. Bunun bir üst tabakası
tüketiciler olup, etçiller, otçullar ve hepçiller olarak üç sınıfa ayrılır. Ayrıştırıcılar
ise bakteriler, mantarlar ile eklembacaklılar gibi canlılardır ve ölen organizmalardaki mineralleri doğal döngüye yeniden kazandırırlar (Şekil 1). Tüketiciler
enerjilerin büyük bir kısmını kendi ihtiyaçlarını karşılamak, hareket ve canlılıklarını sürdürmek için kullanırlar. Enerjinin kalan kısmı ise büyüme ve
üreme için kullanılır. Yaban hayatının var olabilmesi ve doğal dengelerini
koruyabilmesi, doğanın kendine özgü bu süreç ve döngülerin düzenli bir
şekilde işlemesine bağlıdır (Geray ve Akesen, 2001). Doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanımı için ekosistemdeki denge ve döngülerin bozulmamasına dikkat edilmelidir. Son 100 yıl içinde endüstrileşme, şehirleşme, doğal alanların bozulması, atmosfere salınan karbon miktarının artması,
kimyasal ilaçlar gibi insan etkileri, ekosistemdeki döngüleri yıkarak, birçok
canlı türünün yok olmasına ve küresel iklim değişiklikleri gibi geri dönüşümsüz problemlere neden olmuştur.
Ekosistemlerin sürdürebilirlik göstergelerinden birisi biyolojik çeşitlilik ve
bileşenlerinin zenginliğidir. Zengin biyolojik çeşitliliğe sahip olan bölgelerin
Şekil 1.
Ekosistemdeki
besin piramidi
63
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
kaynak kullanımına katkısı oldukça yüksektir (Demir, 2009). Bu
açıdan değerlendirildiğinde ülkemiz, 1/3’ü endemik olmak
üzere 9000 civarında bitki türü, 716 tatlı su ve deniz balığı, 28
kurbağa, 130 sürüngen, 460 kuş ve 161 memeli türü (UBSEP,
2007) ile dünya üzerinde önemli bir konuma sahiptir. Türkiye,
zengin tür çeşitliliği, bazı türlerin ticarete konu olması, bazı
türlerin tıbbi amaçlı kullanımı veya kullanım potansiyeli taşıması bakımından düşünüldüğünde, biyoçeşitliliğin ekolojik ve
ekonomik süreçlere pozitif katkısının yüksek olduğu görülür
(Demir, 2009). Biyolojik çeşitlilik üç grupta incelenir. Genetik
çeşitlilik, bir organizmanın gen havuzunda bulunan tüm genlerin çeşitliliğini gösterir. Bir türün genetik çeşitliliği ne kadar
fazla ise ortam şartlarına adaptasyonu ve türün hayatta kalma
şansı daha fazla olur. Tür çeşitliliği, bir coğrafik alandaki türlerin toplam sayısı olarak düşünülebilir. Ekosistem çeşitliliği
ise belli bir alanda (habitat) yasayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde bulunan canlılar ile bunların cansız çevreleriyle
oluşturduğu, toplum düzeyinde çeşitliliği kapsayan, önce habitat çeşitliliğinin, sonra da tür çeşitliliğinin ortaya çıkmasını
sağlayan önemli bir sistemdir. Bir bölgedeki ekosistemlerin,
daha küçük ölçekte de habitatların çeşitliliği, biyolojik çeşitliliğin kaçınılmaz bir parçasıdır (Demir, 2009).
Sürdürülebilir Ürün
Birçok yenilenebilir kaynağın yönetimi, uzun dönemde kaynakta azalma olmaksızın, kaynağın belirli bir kısmının kullanılması fikrine dayanır. Bir popülasyondan avlanılan hayvan sayısı, o popülasyonun yıllık doğal artış oranını geçmemelidir. Bu
yaklaşıma stokun yıllar boyu sürdürülebilir şekilde tüketilmeden
kullanımı denir (Williams et al., 2001). Örneğin, bir yılda %20
oranında artan bir popülasyonda %20 oranında hasat yapılabilir
(Caughley ve Sinclair, 1994). Böylelikle sürdürülebilirlik sağlanabilirken, popülasyon artışı da “0”da tutulur. Bu bir anlamda
64
bankadaki paraya benzetilebilir. Bankadaki anaparanın sadece faizi çekildiğinde anaparada herhangi bir azalma olmaz. Ancak anaparanın faizinden fazlası çekildiğinde, anaparanın azalmasına ve sonuçta bitmesine neden olunur.
Dolayısıyla, stok tüketilmeden alınan verim, anaparanın yıldan yıla sadece
faizinin alınmasına benzetilebilir (Kışlalıoğlu ve Berkes, 2001).
Sınırlı bir alana yerleşen popülasyon, büyümesini aynı hızla sürdüremez.
Popülasyonda bulunan canlıların sayısı artınca, meydana gelen negatif geri
bildirimle (Doğanın karşı ağırlığı) popülasyonun doğurganlık ve hayatta kalma oranlarında gerileme meydana gelir ve artış duraklama noktasına gelir
(Şişli, 1999). Popülasyonlar kaynak sınırlaması olmadığında geometrik artışı gösterirler. Ancak doğada böyle bir artış söz konusu değildir, kaynaklar
sınırlı olduğundan popülasyonlar da sınırlandırılır.
Omurgalıların artış oranları genellikle dengeli olup, nadiren küçük dalgalanmalar gösterir. Eğer çevre şartları popülasyonun artışına uygun olursa,
popülasyondaki doğum oranı artar ve ölüm oranı da azalır. Popülasyon artış
oranı besin miktarının arttırılması, ölüm oranının azaltılmasıyla yakından
ilişkilidir. Bununla birlikte, doğum oranının arttırılması ve ölüm oranının
azaltılması hayvanın içsel yeteneğine de bağlıdır. Hayvan her türlü besini yiyebilir veya kaynak sınırlaması olmayabilir. Ancak, üreme fizyolojisi onu sınırlayabilir. Örneğin, fillerdeki hamilelik süresi 22 aydır. Bir fil dilediği kadar
yeme şansına sahip olsa bile filin yeniden doğum yapması için en iyi ihtimalle
2-3 yıla ihtiyacı vardır. Bundan dolayı, kaynaklar sınırsız olsa bile popülasyonlar sınırlı bir artış oranına sahiptir. Ayrıca, popülasyonlar maksimum artış
oranına çok sık ulaşamazlar. Bunun için yoğunluklarının düşük ve kaynaklara
ulaşmaları da çok kolay olmalıdır (Caughley ve Sinclair, 1994).
Kararlı olan popülasyonlardaki artış miktarını hızlandırmak ve maksimum oranda hasadın yapılabilmesi için av popülasyonunun uyarılması
gerekmektedir. Bu da en kolay sınırlı kaynakların miktarının arttırılmasıyla veya sahada bulunan yırtıcı hayvanların sayılarının azaltılmasıyla başarılabilir. Örneğin, bir bireyin ulaşabileceği besin miktarını arttırmanın
yolu, besin için rekabet eden diğer türlerin sayısını azaltmaktır. Böylelikle
arttırılması istenen tür için gereken besin miktarındaki artış ile doğumlar
ve hayatta kalma oranlarında da artışlar meydana gelecektir (Caughley ve
Sinclair, 1994). Avcılıkta hasat sisteminin sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için bireylerin doğum, büyüme ve hayatta kalma oranlarının ve popülasyonların büyüme oranı ve yaş yapısı dikkate alınmalıdır (Lefkovitch,
1967; Usher, 1976).
65
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
Yaban Hayatı Habitatlarının
Geliştirilmesi ve Korunması
Bir
popülasyondan
avlanılan
hayvan
sayısı, o
popülasyonun
yıllık doğal
artış oranını
geçmemelidir.
66
Günümüzde şehirleşme, endüstrileşme, otoyolların yapılması,
tarımsal alanlar için ormanların yok edilmesi, kimyasal ilaçların kullanılması gibi etkenlerden dolayı birçok yaban hayatı habitatı tahrip
edilmiştir. Bundan dolayı birçok yaban hayatı türünün de nesli tehdit altına girmiştir. Ayrıca aşırı, plansız ve usulsüz (kanunlara aykırı
olan) avcılık da hayvanlar üzerindeki baskıyı katlayarak arttırmıştır.
Yaban hayatı alanlarında sürdürülebilir avcılığın, tarım, ormancılık gibi diğer kullanım şekilleriyle çatışmalarının önlenmesi için
habitatların geliştirilmesi ve korunmasında işbirliği yapılmalıdır.
İnsanların etkisiyle bozulan habitatların rehabilitasyonunda ve
geliştirilmesinde, av hayvanlarının besin, örtü, su ve alan gereksinimlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Artık ormanlarımızdan
sadece odun elde edilmeyip odun dışı ürünlerden de yararlanılmaktadır. Ancak avcılık ve rekreasyon amacı haricindeki odun dışı
orman ürünlerinin elde edilmesi sırasında, özellikle yaban hayatına besin oluşturan meyve, tohum, mantarlar vb. yaban hayatının
besin kaynaklarının yok edilmesi ve insanlar tarafından tamamen
tüketilmesi, yaban hayvanlarının popülasyonlarının devamını tehdit edebilmektedir. Ayrıca
ormandaki ağaç kesimleri
yaban hayvanlarının örtü
ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.
Su kaynaklarının insanlar tarafından kullanımına dikkat
edilmeli, yaban hayatı içinde
su kaynakları bırakılmalıdır.
Ormanların avcılık ve rekreasyonel kullanımlarında ise
ormanları yönetmede kulla-
nılan planlara benzer av yönetim planları oluşturulmalı ve buradaki kurallara
harfiyen uyulmalıdır.
Bilimsel çalışmalar, bölünmemiş yaban hayatı yaşam alanlarının bölünenlere
göre daha fazla sayıda tür çeşitliliği ve birey içerdiğini göstermektedir (Payne ve
Bryant, 1998). Yaban hayatı habitat bölünmelerinin tamamına yakını (Volkan
aktiviteleri, büyük depremler ve toprak kaymaları gibi katastrofik etkenler hariç)
insan etkisiyle oluşmaktadır. Ayrıca bu parçalanmalar habitatın kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bağlamda, mevcut yaban hayatı habitatlarının parçalanmalarını önleyici yaklaşımlar ortaya konulmalıdır.
Tarımsal alanlarda ise yaban hayatı için örtü ve besin oluşturan ağaççık ve çalı
kümelerinin hatta hasat edilecek ürünün bir kısmının alanda bırakılmasıyla av
kuşları dahil olmak üzere tüm kuşlar, tavşanlar, sansar, tilki ve benzeri hayvanlar
için önemli alanlar oluşturulabilir. Ayrıca bu alanlar hayvanların kış şartlarını
rahat geçirebilmeleri için de yarar sağlayacaktır.
Yaban hayvanları ekolojik faktörlerin etkisi altındadır. Bunların başında
iklimsel faktörler gelmektedir. Zorlu iklim koşullarına karşı yaban hayvanları göç etme eğilimindedir. Örneğin, kuşların her yıl yaptıkları uzun mesafeli göçlerin tamamı olumsuz iklim şartlarına karşı verilen bir cevaptır.
Ancak bazen yoğun kar ve ani fırtına hayvanları zor durumda bırakabilir.
Böyle durumlarda, zorlu kış şartlarında yardımcı yemleme, tam tersine de
çok kurak geçen yazlarda veya kurak alanlarda ise yaban hayvanlarının su
ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri su kaynaklarının oluşturulması yaban hayvanlarının yaşam şanslarını arttıracaktır.
Yaban hayatı alanlarında otlama baskısının kontrol edilmesi gerekmektedir.
Habitatın taşıma kapasitesi, bir habitatın barındırabileceği maksimum hayvan sayısı olarak ifade edilebilir. Birçok otçul yaban hayvanının popülasyon
yoğunluğu, ortamda yırtıcı hayvanlar (predatör) bulunmadığında, taşıma kapasitesine rahatlıkla ulaşabilir. Aynı zamanda otçul hayvanların aşırı artışı bitki
örtüsü üzerinde aşırı baskıya neden olur. Doğal şartlar altında böyle durumlarda popülasyonda kaynağa ulaşma ve rekabetten dolayı zayıflamalar, hastalıklar
ve ölümlerin meydana gelmesi beklenir. Örneğin Palmer ve diğ., (1997), 100
hektarda 4 geyiğin bulunması halinde sarıçam ormanında rejenerasyonun (Erginleşmiş bireylerin normal yaşantılarında bazı doku ve hücrelerinin yenilenmesi
ya da verilen kayıpların tekrar yerine konması) devam ettiğini, 25 geyiğin bulunması durumunda ise rejenerasyonun olmadığını belirtmektedir. Ratcliffe (1997),
ağaçların gelişmesine devam edebilmesi için geyik sayısının 100 hektarda 4-8
arasında olması gerektiğini bildirmiştir. Düzenli envanterlerle otçul hayvanların
67
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
yıllık artış oranları belirlenmelidir. Yırtıcı hayvanların bulunup bulunmamasına göre otçul yaban hayvanı popülasyon yoğunluğunun
fazla olduğu alanlarda avcılığına izin verilebilir.
Yaban Hayatının Koruma
ve Kullanma Dengesinin
Gözetilmesi
Avlanma
baskısının
yoğun olduğu
bazı alanlarda,
zararlı ve
istenmeyen
türlerin
avlanılmasıyla
bu baskı
azaltılabilir.
68
Ekosistemlerdeki biyolojik çeşitliliğin önemi yadsınamaz. Belirli
bir habitatta var olan doğal yaban hayatı türlerinin listesinin bulunması, alanın biyolojik çeşitliliğini ortaya koyarken, bu habitattaki
canlılar arasındaki ilişki derecelerini de gösterecektir. Örneğin tür
listesini oluşturduğunuz bir alanda kurt, vaşak gibi yırtıcıların bulunması durumunda avlanma planı, yırtıcıların sayısına ve durumuna göre oluşturulur. Yırtıcıları göz ardı eden bir avlanma listesi ve
buna göre oluşturulacak avlanma planının sürdürülebilmesi imkansızdır. Avlanma planı ve av türü listelerinin olmaması, çok büyük
karmaşaya neden olarak aşırı avcılık riskiyle beraber önemli olan
yaban hayatı türlerinin de yok olmasına neden olabilir. Avlanma
planları ve av türü listelerinin oluşturulması, yapılan düzenli envanterler ve sayımlar sayesinde yapılabilir.
Avlanma baskısının yoğun olduğu bazı alanlarda, zararlı ve istenmeyen türlerin avlanılmasıyla bu baskı azaltılabilir. Örneğin,
ülkemizde bunun en güzel örneğini yaban domuzları oluşturmaktadır. Popülasyonun aşırı
olduğu habitatların domuz
avına açılmasıyla, bölgedeki
avcılık baskısı da azaltılabilir.
Bazı durumlarda avlaklarda
seleksiyon avlarından (örneğin, tek boynuzlu erkekler
veya üreyimden düşmüş erkek
ve dişiler vb.) yerel avcıların da
faydalanması sağlanmaktadırr. Böylelikle yöredeki avlanma baskısı azaltılırken,
istenmeyen hayvanlar da popülasyondan uzaklaştırılmaktadır.
Belirli bir habitatta nesli azalmış veya neredeyse yok olma aşamasına gelen
yaban hayatı türlerinin yeniden alana kazandırılmasına planlamalarda yer verilmelidir. Ancak, alanda daha önceden bulunmayan bir türün, insan etkisiyle
alana getirilmesi bazen önemli sorunlar ortaya çıkarabilir.
Yaban hayvanlarının çiftleşme ve doğum zamanlarında rahatsız edilmemeleri popülasyonun geleceği ve sürdürülmesi açısından önem taşımaktadır. Ayrıca
nesli tehlike altında ve duyarlı bir av türünün üreme biyolojisine özellikle dikkat
edilmelidir. Avlaklarda av rehber ve organizatörlerinin bulunması önemlidir. Yaban hayatı türleri insanların belirlediği il, ilçe ve köy sınırlarına bağlı kalmazlar.
Av rehberi ve organizatörü, avcıların yanlış alanlarda avlanmalarını engeller, avlanma planlarına uymalarını sağlar, avlanacak hayvanların kontrolünü yapar ve
böylelikle av popülasyonunun korunmasına yardımcı olur.
Av Türle rinin Genetik
Çe ş i t li liğinin Kor unma sı
Yaban hayatı türlerinin genetik çeşitliliğinin teşvik edilmesi ve korunması
için avcılıkla ilgili çeşitli sınırlandırmaların bulunması gerekir. Avcılar genellikle trofesi ve belirli özellikleri olan estetik olarak iri ve heybetli hayvanları
avlamayı umarlar. Bu beklentinin sağlanabilmesi için av hayvanları arasında
genetik çeşitliliğin teşvik edilmesi gerekir. Ancak bazen doğada istenmeyen
boynuz şekilleri ve çeşitli genetik kusur ve bozukları olan hayvanların ortaya
çıkması söz konusudur. Bunların seçici avcılıkla ortadan kaldırılmaları hatalı
gene sahip bireylerin ortadan kaldırılmasına hizmet
edecektir.
Genetik çeşitlilik, Anadolu yaban koyunu gibi
özel türlerin avcılığında
çekiciliği arttırmakta ve
hâlihazırda ortam şartlarına uyum sağlamış bir
türün veya alttürün korunmasına da hizmet etmektedir.
69
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
AVC I LIĞIN
E KONOM İK
BOY U T U
3.2
Av lanm ada
Ge liri n Ar ttır ılma sı
Av
hayvanının
trofe
değerinin
artması gelirin
de artması
anlamına
gelmektedir.
70
1- Avlak sisteminin kurulması ve yaygınlaştırılması,
2- Sisteme kayıtlı olmayan avcıların sisteme
dahil edilmesi,
3- Av bedelinin ödenmesi,
4- Kayıt dışı yivsiz av tüfeklerinin kayıt altına
alınması,
5- Avcılıkla ilgili alt yapı tesislerinin kurulması,
6- Avlak işletmeciliğinin geliştirilmesi,
7- Fotoğraf, film çekimi ve foto safari çalışmaları
Avlanmada gelirin arttırılması ve güvence altına alınması, sürdürülebilir avcılığın hedeflerinden biri olmalıdır. Av için ödenen bedel ve ürün
miktarı avlak sahibi açısından önemlidir. Avlak
sahibi bir fiyat/ürün oranı oluşturarak avlağın geleceğini belirler.
Av için belirlenen fiyat avcı için de cazip olma-
lıdır. Avcıların bakış açısına göre, fiyat/yarar oranı avcılığın maddi ve maddi
olmayan tüm girdilerinin dengeli olmasıyla ortaya çıkar. Maddi olmayan yararın geliştirilmesi avcı tarafından av için ödenecek bedelin düşük olmasına, güçlü ve güzel görünüşlü trofelerin elde edilmesine böylelikle de avcının
avlanma duygusunun tatmin edilmesine bağlıdır. Av için ödenecek bedeller
arasında avcılık belgesi ve avlanma izin ücreti, belge harçları, silah ruhsatı, avcılık malzemeleri, beslenme, kişisel ekipman ücreti, gezi bedeli, organizasyon
ve iletişim giderleri gibi kalemler yer almaktadır.
Bir avın varsayılan pazar değeri; avın türüne, günlük avlanma limitine ulaşılmasına, güçlü trofelere ve avlanılan habitata göre değerlendirilebilir, değişebilir. Tüm bu faktörler avın yönetilmesinde olumlu ve olumsuz sonuçlar
doğurabilir. Avlanmayla ilişkili bu ölçütler, avın pazar değerini arttırarak, avlanma değerinin avcılık uygulamasıyla sürdürülmesini sağlar.
Av Hay vanlar ının Kor unma sı
ve Ge liş t i ri lmesi
Av hayvanının ağırlık değerleri sürekli olarak takip edilmelidir. Uzun yıllar
ağırlık, eşey, yaş grupları ve avlanma zamanlarının kaydedilmesi, hayvanların
gelecekleri için çok doğru ve yararlı bilgiler sağlar. Av hayvanının trofe değerinin artması gelirin de artması anlamına gelmektedir.
Habitatlara ve zamana uygun özel avlanma stratejisinin bulunması ekonomik açıdan önem taşır.
71
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
Av Ha yva nla r ının Ta r ımsa l
ve Orm a nlık Ala nla r a ola n
Zararı nın Önlenmesi ile
Sos yo- Kültürel Ya pı
Ülkemizde yaşayan av hayvanları, meyve ve sebze bahçelerine,
tarımsal alanlara ve bal kovanlarına zarar verebilmektedir. Avlak
sistemiyle bu zararların önüne geçilebilir. Tarımsal alanlarda bazı
alanlardaki bitki örtüsüne dokunmamak, av hayvanlarının kışı rahat geçirmesine yardımcı olabilir. Sürdürülebilir avcılıkta ortak bir
politikanın belirlenmesi önemlidir.
Avcılık için kullanılan habitatların çevresindeki halkın sosyokültürel yapısını ve ilgilerini dikkate almak gerekir. Avcılık yerel
avcıları da kapsayacak şekilde dengeli olduğunda sürdürülebilirlik başarılabilir. Avcılık, yapıldığı alanlarda ve çevrelerinde yerel
halka iş olanağı yaratma anlamıyla da katkı sağlar. Örneğin yöreye gelen yabancı avcılara kalacak yer, malzeme satışı, rehberlik
gibi hizmetler yöre halkına ekonomik girdi sağlar.
Avcılar ve avcı olmayan toplum arasında düzenli iletişim sağlanması avcıların sosyal sorumluluğudur. Türkler için avcılık ve yaban
72
hayatı yüzyıllar boyunca ilgi ve merak konusu olmuştur.Alageyik, geyik, keklik,
turna, ceylan figürleri halı, kilim işlemelerinde kullanılmış, türkü, roman ve hikayelere konu olmuştur. Anadolu insanı ahu, ceylan, ceren, aslan gibi hayvan isimlerine değer vererek çocuklarına bu isimleri vermiştir. Örneğin, bazı bölgelerimizde
geyiğin avlanmasının uğursuzluk getirdiğine inanılmasından dolayı avlanmaması
geyik popülasyonlarının korunmasını sağlamıştır (Ok ve Okan, 2010).
İnsanların, yaban hayatı habitatlarını kullanması yaban hayvanlarını strese
sokabilir. Avlanma hayvanlara en az acı verecek şekilde yapılmalıdır.
Avcılık, yaban hayvanlarının doğada doğal olarak üremelerinin sağlanmasını hedefler. Hiçbir avcı avının tamamen yok olmasını arzu etmez. Doğal olarak üreyen av türlerinin nesillerini korumak için üretim yapılabilir.
Avcı kültürü, avlanma şeklini ve faaliyetlerinin sonucunu etkileyen, belirli insan topluluklarınca oluşturulan, inanç, değer, duygu ve düşünceler, örf ve adetler
ile diğer kişiler arasındaki ilişkilerin sonuçlarının tamamıdır. Avcı kültürünün
temel öğeleri; değerler, liderler ve kahramanlar, törenler ve simgeler, öykü ve efsaneler, dil, örfler ve normlar başlıkları altında toplanabilir. Avcı kültürü, avcılara
farklı bir kimlik vermekte, avcılığa bağlanmaya yardımcı olmakta ve avcılar tarafından paylaşılmaktadır (Şafak, 2009). Avcılık gelenekleri gelecek avcı kuşaklara
geçer. Avcılık kültürünün sürdürülmesi ve günümüze taşınması için geleneksel
kuralların daha da geliştirilmesine ve avlanma davranış modellerinin düzenli olarak güncellenmesine ve denenmesine gereksinim vardır. Bu sayede avcılık geleneklerinin tarzı ve avcılığın sosyokültürel sürdürülebilirlik özelliği sağlanmış olur.
73
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
KAY N A KL A R
Caughley, G. and Sinclair, A. R. E., (1994), Wildlife Ecology and Management, Blackwell Science, 0-86542-144-7, Massachussets, p 334 + X s.
Danilkin A., (1996), Behavioural Ecology of Siberian and European Roe
Deer, Chapman and Hill, London, 0-412-63880-0, UK, pp. 276.
Demir A., (2009), Ekonomik Açıdan Biyolojik Çeşitliliğin Önemi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, Fen Bilimleri Dergisi, 15 (I), 55-68.
Forstner M., Reimose F., Lexer W., Heckl F. ve Hackl J., (2006), Sustainable Hunting, Principles, Criteria and Indicators. Revised and Extended
Edition, Umweltbundesamt GmbH, Vienna.
Geray U. ve Akesen, A., (2001) Av ve Yaban Hayatının Sürdürülebilir
Yönetimi. (Sürdürülebilir Avcılık İçin Temel Eğitim Kitabı, Editör Mehmet
Emin Bora), T.C. Orman Bakanlığı Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Genel
Müdürlüğü, Eğitim Yayınları -1.
Geray, U., (2001), Ormancılık Kurumları, Ormancılık Ekonomisi Anabilim Dalı, İ.Ü. Orman Fakültesi.
Kaya Z. And Raynal D. J., (2001) Biodiversity and Conservation of Turkish Forests. Biological Conservation, Elsevier, 97, 131-141.
Kışlalıoğlu M. ve Berkes, F., (2001) Ekoloji ve Çevre Bilimleri. Remzi Kitabevi, III. Baskı, İstanbul, ISBN 975-14-0187-9
Lefkovitch L.P., (1967), A Theoretical Evaluation Of Population Growth
After Removing İndividuals From Some Age Groups, Bulletin of Entomological Research, 57:437-445.
Mol T., Küçükosmanoğlu, A., Beşkardeş V., 2006, Av Turizmi ve Ormancılık Bakımından Önemi, I. Uluslararası Odun Dışı Orman Ürünleri Sempozyumu, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Kasım, s. 547 - 554
Oğurlu, İ., (2003), Yaban Hayatında Envanter, Çevre ve Orman Bakanlığı,
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Yayınları, Isparta.
Ok K. ve Okan T., (2010), A Review of the Cultural Heritage of Anatolian Civilizations for the Purpose of Nature Conservation. African Journal of
Agricultural Research Vol. 5 (24).
Palmer S. C. F., Paterson, I. S., Marquiss, M. and Staines, B. W., (1997),
The Impact of Deer Browsing on Regeneration of Scots Pine: a preliminary
study, (in Goldspink C.R., King S. and Putman R.J), Population Ecology,
Management and Welfare of Deer, Manchester Metropolitan University
Proceedings of a Symposium held in Manchester, 48-53.
74
Payne N. F. ve Bryant F. C., (1998), Wildlife Habitat Management of Forestlands, Rangelands and Farmlands. Krieger Publishing Company, Florida, 1-57524-093-9, 840 +XXV s.
Ratcliffe, P.R., (1997), Woodland Deer Management: Integrating the control of their
impact with multiple objective forest management in Scotland, (in Goldspink C.R., King S.
and Putman R.J), Population Ecology, Management and Welfare of Deer, Manchester Metropolitan University Proceedings of a Symposium held in Manchester, 67–72.
Robinson J.G. ve Bennett E. L., (1999), Hunting for Sustainability in Tropical Forests,
Columbia University Press, New york, ISBN 0 231 10976 8.
Serna J. G., Perez-Barrigon L. ve Cocero M.J., (2007), New Trends for Design Towards
Sustanibility in Chemical Engineering: Green Engineering. , Chemical Engineering Jour¬nal,
Elsevier, 133, 7-30.
Şafak, (2009), “Avcı Derneklerine Üye Avcıların Kültürel Özellikleri (İzmir İli Örneği)”,
Acta Turcica Çevrimiçi Tematik Türkoloji Dergisi, “Türk Kültüründe Av”, Yıl 1, Sayı 1.
Şişli, N., (1999), Ekoloji, Çevre Bilim. Gazi Kitabevi, ISBN 975 94939 0 X, Ankara.
Usher M.B. (1976), Extensions to Modes, Used in Renewable Resource Management,
Which İncorporate an Arbitrary Structure, Journal of Environmental Management, 4:123-140.
Williams B. K., Nichols J. D. and Conroy, M. J., 2001, Analysis and Management of
Animal Populations, Modeling, Estimation and Decision Making, Academic Press, Lon¬don,
0-12-754406-2, 817+ XVII s.
75
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
AV HAYVANLARI
VE AVLAMA
YÖNTEMLERİ
4
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
AVI NA
İ Z İ N V ER İLE N
AV H AY VANL AR I
4.1
4.1.1
M E M ELİLER
Prof. Kemal Kırıkçı
Selçuk Ü. Veteriner Fakültesi
Türkiye’nin sahip olduğu hayvan türünün
sayısı 780.576 km2’lik toprakları ve coğrafi konumu nedeniyle oldukça fazladır. Ayrıca,
Türkiye’nin farklı iklim özelliklerini taşıması
bitki örtüsünü de oldukça zenginleştirmektedir.
Bu nedenlerden dolayı çok sayıda hayvan türü
Türkiye’de uygun yaşam alanı bulabilmiştir.
Türkiye coğrafyasında yaklaşık 161 memeli, 460
kuş, 141 sürüngen, 28 kurbağa, 236 tatlı su balığı, 480 deniz balığı türü (UPSEP, 2007) bulunmaktadır. Ancak bu türlerin bazıları tükenmek
78
üzeredir, bazılarının nesli tehlike altındadır.
Türkiye’nin bu tür zenginliğine rağmen, avlanabilen memeli türü sayısı
fazla değildir. Birçok türün popülasyonu avlanacak yeterli sayıda olmadığı
için sınırlı ve kontrollü bir şekilde avlatılmaktadır.
YABAN TAVŞANI
(Lepus europaeus)
Genel özellikleri: Yabani tavşanların
boyu 70 cm civarında, canlı ağırlıkları 2-7
kg arasında değişir ve 10 cm civarında kuyrukları vardır. Yılda iki kez tüy değiştirirler.
Yazın kahverengi ya da kahverengimsi gri,
kışın daha açık ya da beyaz olurlar. Ortalama ömürleri 10-12 yıl kadardır.
Yaşama alanları: Otluk, ormanlık ve açık
arazilerde, sulak alan çevrelerinde ve dağlarda
yaşarlar. Topraklardaki küçük oyuklar ve çalıların altına yerleşirler.
Biyolojisi: Gebelik süreleri 40-42 gündür. Yılda 1-2 kez yavrular ve bir batımda 3-6 arasında doğururlar. Ayrıca besinlerinin bol olması gibi durumlar
doğurganlıklarını artırır. Bir batında yaptıkları yavru sayıları, yaşlarına paralel
olarak artış gösterir. Tavşanlar genellikle ot yerler.
ADA TAVŞANI
(Oryctolagus cuniculus)
Genel özellikleri: Yabani tavşanlara
göre kulakları daha kısadır. Postunun
rengi genellikle grimsi-kahverengidir.
Kuyruklarının ve karınlarının alt tarafı
beyaz renktedir. Ada tavşanı, yabani tavşanlardan daha küçüktür. Yabani tavşanlara göre daha kısa bacakları vardır.
Yaşama alanları: Çalılık alanlar,
tarım alanları ve kumluk alanlarda
79
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
yaşamayı sever. İğne yapraklı ormanlık bölgelerde pek görülmezler. Yurdumuzda Marmara, Avşa ve Sedef Adalarında bulunurlar. Antik çağlarda ülkemizde Batı Akdeniz Havzası’ndan
getirilmiştir.
Biyolojisi: Sürü halinde yaşarlar. Gebelik süreleri ortalama 30
gündür. Dişiler sadece yavrulama döneminde yuva amaçlı çukur
kazarlar. Geceleri aktiflerdir.
Tav ş an Avla r ı
İz sürücü bir köpek türü olan kopoylarla avı yapılır. 12 çap
tüfek ile 4-7 numara saçmalı fişeklerle yapılır.
YA BA N DOMU Z U
(Sus scrofa)
Genel özellikleri: Yaban domuzlarının renkleri koyu griden kahverengine kadar değişik renklerde olabilir. Yaşlı erkeklerin kılları kırlaşır. Renkleri kışın daha da koyulaşır. Canlı ağırlıkları 50-350 kg
arasında değişir. Erkekler genellikle dişilerden daha iridir.
Yaban domuzları sürekli gelişen 4 köpek dişine sahiptir.
Bu dişler üst ve alt çenenin ön çeyrek
dairelerinde bulunurlar. Erkeklerde
bulunan köpek dişleri, dişilerinkine
göre çok daha büyüktür, bu yüzden
erkek yaban domuzları “azılı” olarak
da isimlendirilmektedir. Erkeklerin alt
çenesindeki çalak denilen köpek dişleri ortalama 20 cm uzunluktadır ve ay
şeklinde geriye doğru kıvrıktır. Yaban
domuzları bu dişlerini eşeleme ve köklerin sökülmesinde kullandıkları gibi
tehlike anında silah olarak da kullana80
bilirler. Üst köpek dişleri kalın ve kısa olup yukarı doğru kıvrılmıştır.
Yaşama alanları: Yaban domuzları iyi bitki örtüsüne sahip her türlü ortamda yaşarlar. Ancak yapraklı ve karışık ormanları daha çok tercih ederler.
Yurdumuzda Orta ve Doğu Anadolu’da barınmalarına uygun çalı ve orman
örtüsü bulunmayan geniş step ve düzlüklerin bulunduğu birkaç il de seyrek diğerlerinde sıkça rastlanır. Ormanlık veya meşelik alanlarda daha bol
miktarda bulunurlar.
Biyolojisi: Yaban domuzları 15-20 bireyden oluşan sürüler halinde yaşarlar.
Hayat süreleri 25 yıl kadardır. Çiftleşme zamanı dışında sürüde yalnızca dişiler,
gençler ve yavrular bulunur. Sürü lideri en yaşlı dişidir, sürüye yol gösterir ve her
zaman en öndedir. Sürü hareket ederken genellikle önde dişiler, ortada yavrular
ve en son genç erkekler olmak üzere dizilirler. Erkek yaban domuzları ise yalnız
yaşarlar, çiftleşme zamanı sürüleri bulup dişilerle eşleşirler. Çiftleşmeler ekimaralık aylarındadır. Dişiler şubat sonu, mart başında 6-8 yavru doğururlar. Dişi
yaban domuzları 6-10 aylık yaşta iken üreme yaşına gelirler. Yavrular altı aylık
olana dek üst kıllar gelişmediğinden, derisinde sütlü kahverengindeki şeritler
görülür. Bu desenler pijama desenleri gibidir ve yavrularına verilen “pijamalı”
(mozak, cızga, göce, potlak) adı buradan gelmektedir.
Yaban domuzları, otobur ve etoburdur. Koku alma özellikleri çok gelişmiştir.
Beslenmelerinde özellikle palamut, ceviz, kestane, elma, fındık gibi tohum ve
meyveler yanında, bitki artıkları içerisindeki solucan ve böcekler; ayrıca çiftçilerin ektiği mısır ve patates de önemli yer tutar. Memeli türlerin yeni doğmuş
yavruları, leşleri ile yumurtalar da besin kaynakları arasındadır. Ağaçların altındaki yapraklar içerisinde bulunan bitkisel ve hayvansal gıdaları bulup yemek için
burnu ile toprağı karıştırırlar. Kıkırdak dokusundan oluşan sert burnuyla pulluk
gibi toprağı eşeleyerek havalanmasını sağlar. Ormanın az güneş gören bölgelerinde organik ve inorganik maddelerin girmesini sağlayarak toprağın oksijenle zenginleşmesini sağlar. Aynı zamanda etobur olduklarından leşleri yiyerek mikrop
ve bakteri üremesinde engelleyici rol oynarlar. Bu esnada birçok ağaç tohumunu
toprakla buluşturarak bir nevi ağaç dikme görevi yaparlar ve ormanlara büyük
katkıda bulunurlar. Böylece ormanın gençleşmesine yardımcı olurlar.
Yaban Dom uzu Avı
Avı iki şekilde yapılır:
1- Bek avı
2- Sürek avı
81
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
Bek Avı
Bek avı gün batarken ve gün doğarken yapılır. Ürünlerini bekleyen tarla sahipleri; müdürlüklerden koruma amaçlı av
tüfeği taşıma belgesi alarak ürünlerini koruyabilmektedir. Bu
kişiler yanlarında tek kurşunlu fişek dışındaki diğer fişekleri
bulunduramazlar. Bu kişiler tarla, bağ ve bahçelerine, arılarına, kendilerine zarar veren yaban domuzunu ürkütmek ve uzak
tutmak istemelerine rağmen avlamak mecburiyetinde kalmaları halinde, derhal ilgili birimlere haber vermek ve olay tespit
tutanağı tutturmak zorundadırlar.
Bek avında en önemli özellik sessizlik, koku, zaman ve rüzgardır. Yaban domuzunun görüş yeteneğinin eksikliğine karşın
duyu ve koku alma yeteneği çok gelişmiştir. Bu avda izlerin
tazeliği ve geçitlerindeki izlerin çokluğu önemlidir. Tek kurşun
denilen fişekleri atabilen veya yivli tüfeklerle avcılığı yapılabilir. Yaban domuzunu avlamak sabır işidir, bekleme yerini habersiz terk etmek ölümcül kazalara neden olabilir.
Sürek Avı
Sürek avı genelde yaban domuzu avcılığında yapılan zevkli
avlanma şeklidir. Bu avı zevkli kılan olaylar kalabalık bir avcı
gurubuyla yapılması, heyecan, avlananın büyüklüğü ve dişlerinin trofe değeridir. Belirlenen bir sahada yaban domuzlarının
av köpeği ve sürenciler tarafından avcılara doğru sürülmesi
şeklindedir. Domuza alıştırılmış iz süren kopoy cinsi av köpekleri kullanılmadan sürek avı başarısızlıkla sonuçlanabilir.
Yerleştirilen avcı yerini kesinlikle sürek bitinceye kadar terk
etmez. Yivli av tüfekleriyle veya tek kurşun atan tüfeklerle
avcılığı yapılır. Şevrotin ile avcılığı yapılmaz. Yaban domuzu
avında sürencilerin göz alıcı, görülebilen kırmızı, turuncu kıyafet giymeleri şarttır. Bekleyen avcılar ise en azından turuncu
şapka, atkı giymelidir.
82
T İ LKİ
(Vulpes vulpes)
Genel özellikleri: Köpekgiller familyasındaki
7 cins ve 24 tür içindeki en yaygın olanıdır. Kızıl
tilki, tüm tilkiler içindeki en büyük tür olup; 75
cm civarında vücut uzunluğuna, 40 cm civarında kuyruğa, 40 cm yüksekliğe ve 7-9 kg canlı ağırlığa sahiptir. Büyük kulakları
ve uzun, bol tüylü, kabarık bir kuyrukları vardır. Burunları sivri, bacakları ince
ve uzundur. Koku alma ve işitme duyuları çok gelişmiştir. Hızlı bir koşucudur.
Zorda kaldığında yüzebilir.
Post rengi yaşadığı yere göre değişse de, büyük çoğunluğunun tüyleri
kızıl renktedir. Tüylerin üst kısmı kızıl, alt kısmı beyaz, bacaklarının alt kısımları da siyah renktedir. Renklerinde yöresel olarak farklar olabilir; bazen
üst kısmı turuncu ya da kahverengimsi kırmızı ve alt kısmı kar beyazı ya da
gri renk olabilir. Sırtında siyah bir çizgisi olan tilkiler, ya tamamen gri veya
siyah renk olanlarına da rastlanılabilir. Mart ve mayıs ayları arası kürklerinin en tüylü olduğu dönemdir.
Yaşama alanları: Tilkiler özellikle ormanlarda, kırlarda, tarlalarda yaşamayı
tercih ederler, ama şehirlerin kenarlarında ve hatta şehirlerin içlerinde bile
rastlanılmaktadır.
Biyolojisi: Çiftler halinde yaşarlar. Ocak başından itibaren şubat sonuna kadar çiftleşirler. 52-55 gün süren gebelikten sonra 4-7 genellikle 5 yavru yaparlar.
Yaşamak için büyük alanlara ihtiyaçları vardır. Ortalama 5 girişi olan 15-20 metre uzunluktaki toprağa kazdıkları oyuklarda yaşarlar. Bu çoklu girişler, tilkilerin tehlike anında kolayca yuvadan çıkabilmelerini sağlar. Ağaç kovuklarında da
yuva yapabilirler. Bazı tilkiler yuvayı sadece yavruları olduğu zaman kullanırlar.
Diğer zamanlarda açık alanda dinlenmeyi tercih ederek, avlarını ve düşmanlarını
kolaylıkla fark edebilirler.
Çakal gibi kuduz hastalığının taşıyıcısı ve yayıcısıdır.
ÇA K A L
(Canis aureus)
Genel özellikleri: Vücut uzunluğu 80-95 cm, yüksekliği 35-50 cm, kuyruk
uzunluğu 20-30 cm ve ağırlığı 8-10 kg civarındadır. Postu kabarık tüylüdür.
Rengi genelde altın sarısıdır fakat yöresel olarak renk farklılıkları da olabilir.
83
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
Dağlık alanlarda yaşayanların rengi daha çok griye yakındır. Burnu kurdunkinden uzun, tilkininkinden daha küttür.
Yaşama alanları: Türkiye’de en çok kıyı bölgelerindeki sık ormanlık ve çalılık alanlar ile Güneydoğu Anadolu’nun alçak kesimlerinde yaşarlar. Açık arazilerde yaşamakla birlikte, çoğu kez
insan yerleşim alanlarının çevresine kadar sokulabilirler.
Biyolojisi: Genel olarak geceleri aktiftirler. Gündüzleri sıklık yerlerde, in ve kovuklarda dinlenirler. Daha çok leşçidir. Diğer yırtıcıların bıraktıklarını tüketirler. Çakalın dişisi ve erkeği ömür boyu süren bir “evlilik” içerisinde yaşarlar. Mart ayında çiftleşirler. Gebelik
süresi 9 haftadır. Gebelikten sonra dişinin arayıp içine yerleştiği bir
yuva içinde ortalama 3-8 yavru doğururlar. Bu yavrular doğduklarında tamamen kördür, ve ilk üç hafta sadece süt ile beslenirler.
Anne ve baba çakallar yavrularına götürdükleri gıdaları kendi midelerinde taşır, yuvaya vardıklarında tekrar ağızlarından çıkarırlar.
Yavrular annelerini toplam 8 hafta emerler. Yavrular 5-6 ay sonra
anne ve babalarına olan bağımlılıklarını kaybederler. Bazen birkaç
yavru yine de annelerinin yanında kalır ve bir sene sonra dünyaya
gelen kardeşlerini yetiştirmekte yardımcı olurlar. Çakallar 20 aylık
olduklarında üreyebilecek olgunluğa erişirler.
İyi bir koşucudur. Hafif bir vücuda, uzun ve güçlü bacaklara sahiptir. Çakalların kendilerine ait bölgeleri vardır. Bu bölgenin sınırları alanın
sahipleri tarafından
idrarları ile işaretlenir. Çakalların kendi
aralarında anlaşmakta kullandıkları çok
sayıda havlama ve
uluma sesleri vardır.
Ömürleri yaklaşık 8
yıl kadardır.
84
85
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
4.1.2
K U Ş L AR
Türkiye, memeli türlerinde olduğu gibi yerli göçmen kuş türleri bakımından da zengin bir
coğrafyaya sahiptir. Kuşların göç yolu üzerinde
bulunması ülkemizin av kuşu zenginliğini bir kat
daha artırmaktadır. Bu zenginlik genelde kuş avını seven Türk avcısı için büyük bir şans olarak gözükse de, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde
de habitatların bozulması, şehirleşmenin artması,
maden arama sahalarının gittikçe yaygınlaşması
ve tarımsal amaçlı ilaçlamalar av kuşlarının sayısını azaltmıştır. Türkiye’de avına izin verilen kuşların en önemlisi kınalı kekliktir. Kınalı keklikten
başka avlanan av kuşları; kaya kekliği, çil keklik,
kum kekliği, bıldırcın, tahtalı, kaya güvercini,
gökçe güvercin, üveyik, çulluk, bekasin, sakarca
kazı, bazı ördek türleri ve karga türleridir.
KI NALI KEKLİ K
(Alectoris chukar)
Genel özellikleri: Türklerin her türlü özelliğini
en iyi bildiği av hayvanıdır.
86
Kınalı keklikler sürü halinde yaşarlar. Sürüdeki keklikler, başka sürülerdeki
keklikleri kendi bölgelerine yaklaştırmazlar. Canlı ağırlıklar ergin erkeklerde 700-900 g, dişilerde 500-700 g civarındadır. Daha iri olan kekliklere de
rastlanmaktadır. Erkek ve dişilerinin görünümleri aynıdır. Fakat erkeklerin
kafalarının ve göğüslerinin daha büyük ve ayaklarının daha kalın olmasıyla dişilerden ayrılırlar. Mahmuzlar genelde erkeklerde bulunur, fakat mahmuzsuz
erkeklere veya mahmuzlu dişilere de rastlanabildiğinden, mahmuzlar tam bir
cinsiyet ayrımı metodu olarak kullanılamamaktadır.
Yaşama alanları: Trakya, Ege ve Karadeniz Bölgelerinin kıyı kesimleri hariç
hemen her bölgede bulunurlar. Fakat 40-50 yıl öncesindeki gibi olağanüstü
sayılar artık yoktur.
Kınalı keklikler kayalık ve sarp arazileri severler. Çok yağış almayan, yarı
kurak ve kurak bölgelerde, çalı ve otlarla kaplı yamaçlarda, vadilerde ve yüksek tepelerdeki ekili alanlar ve bağların çevresindeki kayalık arazilerde sürüler
halinde yaşarlar. Bitki tohumları, tahıl taneleri, körpe filizler, tomurcuklar,
funda meyveleri ve böceklerle beslenirler. Bitki köklerini ve kök yumrularını eşeleyerek çıkartırlar. Yavrular ilk 4 hafta sadece böcek, kurtçuk, larva ve
karınca yumurtalarıyla beslenirler. Bu özelliklerinden dolayı kınalı keklikler
süne mücadelesinde biyolojik mücadele aracı olarak yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.
Biyolojisi: Genellikle tek eşlidirler, ancak bir erkeğin iki dişi ile bir yuva
kurması da görülmüştür. Bulundukları bölgenin hava şartlarına göre şubat ya
da mart başında sürüden ayrılıp eşleşirler. Dişiler kaya diplerine, çalılar arasına, otlar ve tüyler yardımıyla basit bir yuva kurar. Ortalama 20 g ağırlığında 12-20 yumurta yaparlar. Genellikle dişiler kuluçkaya yatarlar ve erkekler
yuvayı korurlar. Yavrular 23-24 günlük bir kuluçkadan sonra yumurtadan
çıkarlar, 7-10 gün içinde uçmaya başlarlar ve 12 haftalık yaşta erişkin olurlar.
KAYA
KEKLİ Ğİ
(Alectoris graeca)
Genel özellikleri: Genel görünümü, hayat alanları ve diğer tüm
özellikleri kınalı keklik ile aynı olan
kaya keklikleri, ülkemizin yerli türü
87
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
değildir, Balkanlara özgüdür. Salınmalar sonucu yer yer Ege
Bölgesinin kıyı kısımlarında bulunmaktadır. Kaya keklikleri,
kınalı kekliklerin bulundukları bölgelere, kınalı keklikler ise
kaya kekliklerinin yayılışlarının kesişme bölgelerinde arzu edilmeyen bir durum olarak melezlenme görülür.
K ınalı Keklik ve
Ka ya Kekliği Avı
Türkiye’de bazı bölgeler hariç (Trakya’nın tamamı ve Karadeniz Bölgesinin bazı yerleri) yaygın olarak yapılan bir avdır.
Kınalı keklik ve kaya kekliği avcılığı aynıdır. Çok iyi saklanması ki buna avcı dilinde “pusması” denir; avcıyı aldatması, uçuşunun çok çeşitli olması avlanmayı zorlaştırdığından avcılığını
daha da önemli bir hale getirir. Avcılığı genelde ekim ayının
ikinci yarısından sonra açılır. Dağların zirvesinde veya zirveye
yakın bölgelerindeki kayalık, çalılık arazilerde bulunurlar ve
avlanırlar. Keklik gurup halinde yaşar. Yerleşik bir av kuşudur,
ancak mevsimsel dikey göç yapabilir.
Kekliği arayacağımız yer hava ve mevsime göre değişiklikler
gösterir. Soğuk, yağışlı, rüzgârlı havalarda çok kayalıklı veya
kuytu dere yataklarında bulunurlar. Kar yağdıktan sonra yer
değiştirirler. Kar, dağları kapladıktan sonra kuzey yamaçlardan,
daha az kar tutan veya tutmayan güney yamaçlara gelirler. Suya
ihtiyacı olduğu, yağış olmadığı zamanlarda ise su yataklarına,
pınarlara yakın bölgelerde bulunurlar. Avcılığı genelde köpekle yapılır. Kekliğin yerini bulmak ve vurulduktan sonra avcıya
getirmek için yetiştirilen köpekler keklik avcılığı için neredeyse
şarttır. Keklik avında tercih edilen tüfek 12 ve 20 çap tüfeklerdir. Avının ilk açıldığında yakından kalkar. Bu zaman 1/2, 1/3
şok kullanılır. Daha sonraları keklik yılgın olacağı için uzak
kalkacaktır. O zaman da full şok tüfek kullanmak gerekir. Keklik için avcıların tercih ettiği 7 numara saçmalı fişeklerdir. Avın
88
durumuna ve mevsime göre saçma numaraları küçülebilir, büyüyebilir. 12
çap tüfek için 32-36 gram fişekler; 20 kalibre için 25-28 gram fişekler bu
av için yeterlidir.
Keklik avının en önemli noktası ayakkabıdır. Kaymayan, ayağa uyum
sağlamış iyi bir bot keklik avının olmazsa olmazıdır. Ayağınıza alışmamış
bir botla keklik avına gitmek avı yarım bırakmak demektir. Ayağınıza vuracak bir ayakkabı hem yaralanmanıza hem de avı terk etmenize sebep
olur. Tempolu bir yürüyüş olacağı için pamuklu giysiler tercih edilir. Soğuk
kış günlerinde ise yün giysiler tercih edilir. Pantolon, kayalara sürtmeye,
çalılara takılmaya dayanıklı sağlam kumaştan olmalıdır. Fişeklik belde taşınmalıdır. Tercih edilen kıyafet avlanılan ortama uyumlu ise kırmızı veya
turuncu şapka giyilmesi emniyet açısından önemlidir.
ÇİL K EK Lİ K (Perdix perdix)
Genel özellikleri: Türkiye’nin yerli av hayvanıdır.
Çil kekliklerin vücut uzunlukları yetişkinlerde 31-34 cm civarındadır.
Kanatları açık olduğunda kanat genişlikleri 45-48 cm’ye ulaşır. Erkek çil
kekliklerin canlı ağırlıkları 500 g, dişilerin ise 300-350 g kadardır. Erkek
ve dişileri renk olarak birbirlerine benzerler. Erkeklerin göğüslerindeki pas
renginde olan at nalı şekil, cinsiyet ayrımında kullanılan en bariz belirtidir.
Yaşama alanları: Özellikle Orta ve
Doğu Anadolu’nun çayırlık ve düzlük
alanlarında görülür. MAK kararı çerçevesinde bazı illerde avına izin verilmektedir. Daha çok düzlük bölgelerde
yaşamayı tercih etseler de, çil keklikler her yerde, her bölgede ve her iklimde yaşayabilirler. Çil keklikler göç
etmezler ve sahiplendikleri bölgelerde
kışı geçirirler. Genelde tarım bölgelerine yakın bölgelerde yerleşirler, ancak
saklanabilecekleri veya yuva yapabilecekleri tarla sınırları, çalılıklar, yüksek
otlar ve dikenliklerin olması bir bölgeye yerleşmeleri için gerekli şartlardır.
Yaşadıkları bölgede su kaynaklarının
89
Sürdürülebilir Avcılık için Temel Eğitim
olmasını tercih ederler.
Çil keklikler yerleştikleri bir bölgeyi kolay terk etmezler. Ekili
arazilerin, yoncaların ve yüksek otların aralarında, işlek olmayan
köy yollarının kenarlarında dolaşırlar. Zaman zaman da yiyecek,
su ararken veya yuva kurmak için ıssız yerler ararlar.
Biyolojisi: Çil keklikler tekeşlidirler. Erkek ve dişi birbirine
çok sadıktırlar. Çil keklikler kışın kendilerini soğuk ve düşmanlardan korumak için 30-40 keklikten oluşan sürüler kurarlar. Eşler birbirlerini şubat sonundan itibaren seçmeye başlarlar. İlkbaharda ikili çiftler olmak üzere ayrılırlar ve kendilerine
uygun yaşama alanları ararlar.
K UM KEKLİ Ğİ
(Ammoperdix griseogularis)
Genel özellikleri: Yerli bir kuştur. Jet keklik olarak da isimlendirilmektedir. Açık kum renginde kısa kuyruklu bir kekliktir.
Çil keklikten küçük, bıldırcından
büyüktür. Uçarken her iki cinsiyette de bulunan kızıl kahverengi
kuyruk telekleri görülür. Erkeğin
başı, gagasının altı ve boğazı gridir,
fakat alından enseye doğru incelen
siyah bir bant ile gözünün arkasında beyaz, elmas biçiminde bir bant
uzanır. Gagası turuncudur. Gövdesinin yanlarında siyah, kalın ve
kahverenginde olan 5-7 adet şerit
bulunur. Dişisi ve gençleri daha soluk renklidir ve gövdelerinde desen
bulunmaz.
Yaşama alanları: Çöllerde, ka90
yalık yamaçlarda, vadilerde ve kıraç arazilerde yaşarlar. Hızlı bir şekilde
kayalıklar ve yamaçlarda koşturur, rahatsız edildiğinde alçaktan uçarlar.
Türkiye’nin Güneydoğusunda bulunurlar. Aynı zamanda Suriye, Irak,
İran, Afganistan, Kazakistan, Pakistan, Hindistan, Tacikistan, Özbekistan
ve Rusya’da yaşarlar.
Biyolojisi: Yuvasını otlar arasında ılgınların dibinde veya taşlar arasında
yaparlar. 16-20 yumurta yapmakta ve kuluçka süresi 20-24 gün olmaktadır.
Çi l ve Kum Kekliği Avı
Genel olarak anızlarda, patates, pancar tarlalarında avlanırlar. Ancak
Doğu Anadolu’da kınalı keklikle beraber dağlardaki otluklar, çırpılı yerlerde avlanır.
Avcılığının açılışı ekim ortalarıdır. Bu zamanda çok pusar. Bu nedenle
avcılığında köpek neredeyse şarttır. Çil ve kum keklik gurup halinde yaşar
ve ilk kalkışında gurup halinde uçar. Kınalı kekliğe nazaran daha düz uçan,
uçarken önce yukarı doğru havalanan bir kuştur. Avları kınalı kekliğe nazaran daha kolaydır. Havaların soğumasından sonra daha uzak kalkan ve
kolay kolay pusmayan bir av olur. Bu zaman da avcılığı hayli zorlaşır. Yakın
kalktığı zamanlarda ideal fişekler 9 numara saçmalı olanlardır. Avı 12 kalibre ve 20 kalibre yarım şoklu veya şoksuz silahlarla yapılır. Uzak kalkışlar
için de 7-8 numara saçmalı fişekler kullanılabilir. 12 kalibre için 28-32 g; 20
kalibre için 24-26 g fişekler yeterlidir.
BI LDI RCI N
(Coturnix coturnix)
Genel özellikleri: Kahverengi üzerine sarı çizgileri vardır.
Gagası gri, bacakları pembedir.
Erkeğin göğsünde pas renginde
koyu bir leke vardır. Dişilerinin
ise göğüslerinde siyah benekler
bulunur.
91
Download

Sürdürülebilir Avcılık 62_91