Suriye’ye giden TIR’lara müdahale ve CMK ve MİT yasaları
kapsamında savcıların hukuki yetkisinin sınırları
5271 sayılı yasanın 125.maddesi, içeriği devlet sırrı
niteliğindeki belgelerin mahkemece incelenmesini düzenliyor. Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeler, ancak mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından incelenebilir.
Bu belgelerde yer alan ve sadece yüklenen suçu açıklığa
kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler, hâkim veya mahkeme başkanı tarafından tutanağa kaydettirilir. Denmektedir. En son Adana ve Hatay’da ki TIR lar hakkında silah
kaçırdığı iddiası üzerine savcılık cezai takibat başlatıyor
ancak araçlar MİT personelince resmi görev sebebiyle
kullanıldığı belirtilemesine ve devlet sırrı mahiyetinde
olduğu resmi MİT görevlileri tarafından beliritilmesine ve valilerinde bunu teyit etmelerine rağmen savcı
ve kollukça aramada ısrarlı olunması 5271 sayılı yasanın
125.maddesine aykırı hale geliyor. Çünkü kolluk yada
savcı arama yapamaz devlet sırrı sözkonusu olduğunda,
2937 sayılı yasanın 26.maddesi ise MİT görevlileri
hakkında cezai takibatı düzenliyor. MİT mensupları
görevlerini yerine getirirken görevin
nitelğinden
doğan veya görevin ifası sırasında
işledikleri
id-
HERKES
21 ocak 2014
İÇİN
salı
ADALET
günlük hukuk gazetesi
dia
olunan suçlardan ötürü
haklarında cezai
takibat
yapılması
Başbakanın
iznine
bağlıdır.
Bu maddeler savcılığı cezai takibatını ve arama hallerini sınırlayacı yasa maddelerine rağmen YARSAV ise
usulüne uygun alınan arama kararlarının gereğini yerine
getirmeye çalışan görevli ve yetkili cumhuriyet savcılarına
karşı direnen MİT personelinin haklarında TCK’nın 265.
maddesine göre işlem yapılmasını, hukuka aykırı biçimde
verdikleri talimatla engelleyenler hakkında TCK’nın 257.
maddesi uyarınca görevi kullanma suçu işlenmiştir dedi.
gençbaro
www.gencbaro.org
savaş suçları için 55 bin fotoğrafın raporu
Birleşmiş Milletlerin savaş suçu işlemiş eski Yugoslavya
Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç ve Sierra Leona için
kurduğu özel mahkemelerde görevli savcı ve avukatlar
ile adli tıp uzmanlarından oluşan komisyonun raporu:
İngiltere’de savaş suçu ve insanlığa
karşı işlenen suçlar konusunda söz
sahibi uluslararası hukukçular ile adli
tıp ve adli fotoğraflar konusunda uzman kişilerden oluşan özel bir komisyon kuruldu. Komisyonda, Birleşmiş
Milletler tarafından daha önce savaş
suçu işlemiş eski Yugoslavya Devlet
Başkanı Slobodan Miloseviç ve Sierra
Leona için kurulan özel mahkemelerde görevlendirilmiş savcı ve avukatlar da yer aldı.
Fotoğrafların ve diğer görüntülerin
gerçek olup olmadığı ve üzerlerinde
oynama yapılıp yapılmadığı konuları
İngiltere’de bir laboratuvarda ince-
lendi. İncelenen materyallerin tümünün müdahale edilmeyen gerçek
fotoğraflar olduğu tespit edildi.
Komisyon 55 bin fotoğraftan 26 binini
inceledi. Fotoğraftaki kişilerin, sistematik işkenceye tabi tutulduğu, kurbanlara elleri ve ayakları bağlıyken
işkence yapıldığı, tel, ip ve hatta
araçlardaki “triger kayışı”na benzer cisimlerle boğulduğu inceleme
sonunda tespit edildi. Dikkat çeken
bir diğer önemli tespit de açlığın bir
işkence yöntemi olarak kullanılması
oldu. Komisyon, bu yöntemlerle
öldürülen ve 55 bin kare fotoğrafı
çekilen kişi sayısının yaklaşık 11 bin
olduğu tahmininde bulundu.
Fotoğrafları çeken kişiyi, Suriye
dışına kaçmasının ardından görgü
tanığı olarak da dinleyen Komisyon
üyeleri, konuyla ilgili diğer şahitlerin
ifadelerine başvurdu. Komisyon, tüm
bulguların, savaş suçu için kurulacak
hukuk mahkemesince kabul edilebilir
“açık deliller” olduğuna karar verdi.
Bu delillerin Esed rejimine karşı,
“insanlığa karşı suç” ve “savaş
suçları” için açılacak davalarda
“güçlü deliller” olduğuna karar veren
Komisyon, çalışmalarını bir rapor
haline getirdi. Rapor tüm Komisyon
üyeleri tarafından imzalandı.
17 Aralık rüşvet yolsuzluk soruştumasında 2 tahliye
İstanbul merkezli soruşturma
kapsamında tutuklanan Muacet
Korkmaz ve Emir Emiroğlu’nun
tahliyesine karar verildi.
stanbul merkezli soruşturma
kapsamında tutuklanan 14 kişinin
avukatları, müvekkillerinin
tahliyesini talep etti.
Talebi inceleyen İstanbul 28.
Sulh Ceza Mahkemesi, atılı
suçun niteliği, delillerin lehlerine
değişme ihtimali ve tutuklu
kaldıkları süreyi dikkate alarak
şüphelilerden Muacet Korkmaz
ve Emir Emiroğlu’nun tahliyesine
karar verdi.
Tahliye olan iki kişi hakkında
yurt dışına çıkış yasağı koyan
mahkeme ayrıca Korkmaz ve
Emiroğlu’nun ayda bir kez polis
merkezine giderek imza atmalarını
kararlaştırdı.
Bu arada, aynı dosyadan tutuklu
bulunan arasında Barış Güler,
Kaan Çağlayan, Halkbankası
Genel Müdürü Süleyman Aslan, iş
adamı Rıza Sarraf’ın da yer aldığı
12 kişinin ise bu durumlarının
devamına karar veren mahkeme
gerekçe olarak suçun vasıf ve
mahiyeti, suç şüphelerinin
varlığını gösteren kuvvetli deliller
bulunduğu ve istenen ceza
miktarlarını gösterdi.
Söz Savunmanın
Nejat Kazan
CMK HMK soru sorma hakkında yargıçların
sınırlaması
Avukat İhsan Baran’ın sosyal medyadaki paylaşımını
önemli olduğu için bir kezde Genç Baro okurları ile
paylaşıyoruz.
CMK m.201/I;”Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana,
tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer
kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru
yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı
veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir.”
HMK m.152/I; “Duruşmaya katılan taraf vekilleri;
tanıklara,bilirkişilere ve duruşmaya çağrılan diğer kişilere,
duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Taraflar ise hakim aracalığı ile soru sorabilirler.”
Gerek CMK gerekse de HMK’da açıkça avukata
duruşmada doğrudan soru sorma hakkı verilmişken hakimlerin bu hakkı kullanmadırmamasını ve avukatların da
tıpkı taraflar gibi hakim aracılığı ile soru sorma ısrarlarını
hakimle aramız açılmasın dediğini yapalım düşüncesi
dışında bir türlü anlamış değilim.Avukata duruşma
esnasında doğrudan soru sorma hakkını kullandırmayan
hakimlerin usul kanununu çiğnediklerini, ayrıca savunma
hakkını kısıtladıklarını, böyle bir hakları varken haklarını
talep etmekten ve kullanmaktan çekinen ve tıpkı taraf gibi
davranarak hakim aracılığı ile soru sormakta ısrar eden
avukatların da kendi haklarına sahip çıkamadıklarını ve
dolayısıyla savunma haklarının kısıtlanmasına ve bizzat
hakimlerce yapılan kanun ihlallerine göz yumduklarını
açıkça üzülerek söylemek istiyorum.
Usule değil, esasa bakalım diyen birçok Hukuk Fakültesi Mezununa inat,esasa giden yolun adil bir yargılama
yapılabilmesi için usulden geçtiğini ,hak dağıtan ve
hak savunanlarca asla göz ardı edilmemesi gerektiğini
hatırlatır, saygılarımı sunarım.
Download

savaş suçları için 55 bin fotoğrafın raporu