Sayın Katılımcılar 3.Sürü Sağlığı ve Yönetimi Sempozyumu’na hoş geldiniz. Şahsım, düzenleme kurulu ve derneğimiz adına hepinizi saygı ve sevgi ile selamlarım. Bütün dünyada hayvancılığın ana kolu olan sığırcılık, ülkemizde son 10-­‐15 yılda büyük değişim göstermiş ve sürü sağlığı-­‐yönetimi kavramları ön plana çıkmıştır. Dolayısıyla koruyucu hekimlik ve verimlilik önem kazanmış ve veteriner hekimlerden beklentiler değişmiştir. İşte bu düşünce ile Türkiye’de ilk olarak 2000 yılından itibaren Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde Sürü Sağlığı ve Yönetimi dersi okutulmaya başlanmıştır. Bu konuda büyük bir ihtiyaç olduğu göz önünde bulundurularak ve Üniversitelerin başlıca görevlerinden biri olan sürekli eğitim düşüncesiyle ilk olarak 2008 yılında Bursa’da ve ikincisi 2012 yılında İzmir’de meslektaşlarımıza ve bu alanda hizmet veren kişilere yönelik olarak Sürü Sağlığı ve Yönetimi Sempozyumlarını düzenledik. Her iki sempozyuma da yoğun ilginin olması bu tür organizasyonun devamını gerektirmiştir. Bu düşünce ile Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi olarak başladığımız bu yolu, yine aynı merkezden devam ederek tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde bu yıl kurduğumuz Çiftlik Hayvanları Hekimliği Derneği çatısı altında gerçekleştirmeye çalıştık. Derneğimizin başlıca amacı Çiftlik Hayvanları Hekimliği alanında hizmet veren meslektaşlarımızın sürekli eğitim konularında destek vermek, meslek hayatındaki gereksinimlere katkı yapmaktır. Derneğimiz bu amaçla Sürü Sağlığı ve Yönetimi Sempozyumlarını ve Koyun Keçi Sağlığı Sempozyumlarını dönüşümlü olarak iki yılda bir yapmayı planlamaktadır. Ülkemiz için çok önemli olan Koyun-­‐Keçi Sağlığı Sempozyumu’nun ikincisi 2015’de ilkbaharda düzenlenecektir. Derneğimiz bu tür organizasyonlar yanında daha küçük çaplı etkinliklerle birlikte bu alandaki dünya ve Avrupa organizasyonlarının Türkiye’de yapılmasını hedeflemektedir. Her meslek grubunda sürekli eğitim son derece önemlidir. Veteriner Hekimlik gibi canlı varlıkla uğraşan alanda bu gelişmeleri takip etmek kaçınılmazdır. Çiftlik hayvanları hekimliğinde hayvanın sağlıklı olması yanında halk sağlığı konusunda sorumluluklarımızın olduğunu tüm meslektaşlarımız göz önünde bulundurmalıdır. Türkiye’de son yıllardaki yatırımlarla sığır sayısında ve beraberinde kültür ırkı sığır oranında artış olmuştur. Bu tür işletmeler sığırcılık sektörünün öncü kaptanlarıdır. Ancak, ülkemiz nüfusunu ve coğrafi şartları göz önünde bulundurduğumuzda 20-­‐100 başlık küçük ölçekli işletmelerin de gelişmesine ihtiyaç vardır. Büyük işletmelerin artışı bize yeni sorunlarla uğraşmamızı gerektirmiştir. Bu alana yatırım yapan yatırımcıların bazılarının daha önce tarım ve hayvancılık alanında deneyimlerinin olmaması, onların diğer sektörlerdekine benzer beklentiler içinde olması, işletmelerde çalışanları zaman zaman güç durumda bırakabilmektedir. Yeni kurulan işletmeler kısa süreli hedeflere değil, orta ve uzun vadeli hedeflere odaklanmalıdır. Ancak, çiftliğin kar hedefi yanında, meslektaşlarımız serbest çalışan veteriner hekimler gibi zoonoz hastalıklar ve kalıntı konularında hekimliğin gerektirdiği mevzuatı uygulayarak halk sağlığını da hiçbir zaman göz ardı etmemelidir. Çünkü her üretici ve her veteriner hekim bir tüketici olduğunu unutmamalıdır. Nitekim bizlerin küçük hayvan ve at hekimliği alanındaki hataları toprak örter, çiftlik hayvanları alanındaki kısa süreli hataları kasap çözer; ancak bu alandaki uzun süreli hataları vatandaş öder. Ülkemizde tüm dünyada olduğu gibi yetiştirme ve besleme problemleri, metabolizma ve üreme hastalıkları, mastitis, pneumoni ve ayak hastalıkları gibi polifaktöriyel hastalıklar yanında özellikle enfeksiyon ve paraziter hastalıklar problem olarak devam etmektedirler. Enfeksiyon hastalıklardan sürekli olanların dışında özellikle 2012 yılında Ephemeral Fever ülkemizin güney hattında çok büyük salgına ve kayıplara yol açmıştır. Bu yıl da Güney ve İç Anadolu’da sığırlarda LSD ile Trakya ve batıda koyunlarda Mavi Dil çok yaygın ve ciddi problem oluşturmuştur.Bu yıl Türkiye hayvancılığını adeta sinek sokmuş ve hasta etmiştir. Bu yıl 3.sü Çiftlik Hayvanları Hekimliği Derneği tarafından düzenlenen sempozyumda yurt dışından katılan dört konuşmacının sunacağı beş konu ve ülkemizden 12 öğretim üyesinin sunduğu konular ile toplam 17 tebliğ sunulacaktır. Yaklaşık son bir yıldır ülkemizde problem olan LSD konusu ise özel oturumda sunulacaktır. Bunların dışında iki ayrı günde toplam 11 workshopa yer verilerek her bir kişinin 3 workshopa katılma olanağı sağlanmış ve workshoplardan da üçünün akademi dışı saha deneyimi bulunan uzmanlar tarafından verilmesi planlanmıştır. Sempozyumda daha önceki deneyimler ve geri bildirimler göz önüne alınarak belirlenen konular, sığırcılık işletmelerinde karşılaşılan başlıca konular ve sorunlar üzerinde odaklanmamızı gerektirmiştir. Bu sempozyumda diğerlerinden farklı olarak ilk defa besi sığırı işletmelerine yönelik konulara yer verilmiştir. Ayrıca sponsorlarımızın düzenlediği üç adet uydu sempozyumu yer almaktadır. Bu sempozyumdaki katılımcı sayımızın 450’yi aşması bizleri memnun etmiş ve bireysel katılım oranının 2 kat dolayında artarak veteriner hekimlerin bizzat ilgilerini göstermesi memnuniyetimizi bir kat daha artırmıştır. Sempozyuma yurt dışından davet ederek ABD’den gelen Prof.Shelia McGuirk ve Prof.Milo Wiltbank’a ve İsviçre’den katılan Prof.Martin Kaske’ye huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Yine programda yer alan Prof.Rehienhardt son anda özel nedeni ile aramızda olamadı ve kendisi sunularını telekonferans yöntemi ile yapmak zorunda kalmıştır. Zorunlu nedenden kaynaklanan bu durumu anlayışla karşılayacağınızı umarım. Uludağ, Selçuk ve Ankara Üniv. ve özel sektörden katılarak tebliğ veren ve workshop düzenleyen konuşmacılara çok teşekkür ederim. Yine bu organizasyonun gerçekleştirilmesine büyük destek veren sponsorlarımıza, ilgi gösteren meslektaşlarımıza, tanıtımında yardımcı olan sektörel basınımıza ve düzenlenmesinde büyük özveri ile zaman ayıran düzenleme kurulu üyelerinin her birine ayrı ayrı sonsuz teşekkür ederim. Sempozyumun sığırcılık sektörüne, ülkemiz ekonomisine ve bu alanda emek veren herkese ve meslektaşlarımıza yararlı olmasını diler, saygılarımı sunarım. 
Download

açılış konuşması metni için tıklayınız