Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri • Educational Sciences: Theory & Practice • 14(4) • 1285-1308
©
2014 Eğitim Danışmanlığı ve Araştırmaları İletişim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.
www.edam.com.tr/kuyeb
DOI: 10.12738/estp.2014.4.2081
Üniversite Birinci Sınıf Öğrencilerinin Bakış Açılarından
Üniversiteye Uyumu Olumsuz Etkileyen Faktörler
(Mersin Üniversitesi Örneği)*
a
b
Seda SEVİNÇ
Cem Ali GİZİR
Mersin Üniversitesi
Mersin Üniversitesi
Öz
Bu nitel durum çalışmasının amacı, üniversite birinci sınıf öğrencilerinin kendi bakış açılarından üniversiteye
uyumlarını olumsuz etkileyen faktörleri incelemek ve öğrencilerin üniversiteye uyum sağlama sürecinde yaşadıkları zorluklarla baş etme yollarını belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubu, Mersin Üniversitesi’nin çeşitli
fakültelerinde öğrenim gören ve üniversiteye uyum zorluğu yaşayan 25 (14 kadın, 11 erkek) birinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma verileri, yüz yüze görüşme tekniği ile araştırmacılar tarafından geliştirilen ve
24 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Veriler, başlıca örüntüleri
belirleme, kodlama ve kategorilere ayırma işlemlerini kapsayan içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma bulguları, üniversite birinci sınıf öğrencilerinin akademik, sosyal, kişisel-duygusal ve kurumsal uyumlarını
olumsuz etkileyen çeşitli faktörlerin olduğunu ortaya koymuştur. Akademik uyum açısından, öğretim elemanlarıyla ilişkiler ve öğretim elemanlarının mesleki nitelikleri; sosyal uyum açısından ise arkadaş ilişkileri, sosyal, kültürel ve sportif olanakları kullanma ve boş zamanı değerlendirme konuları üniversiteye uyumu olumsuz
etkileyen faktörler olarak ortaya konulmuştur. Bununla birlikte, çekingenlik, hata yapma ve eleştirilme kaygısı,
yalnızlık ve ev özlemi gibi kişisel-duygusal faktörler ile kurumsal aidiyet ve kurumsal kimlik geliştirememenin
de öğrencilerin üniversiteye uyumlarını olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin yaşadıkları
uyum sorunları karşısında daha çok aktif olmayan ya da kaçınmaya yönelik baş etme stratejileri kullandıkları
bulgusuna ulaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler
Akademik Uyum, Baş Etme Stratejileri, Kişisel-Duygusal Uyum, Kurumsal Uyum, Nitel Çalışma, Sosyal Uyum,
Üniversite Öğrencileri, Üniversiteye Uyum.
Bireylerin yaşamlarındaki her tür değişim, doğal
olarak uyum sürecini de beraberinde getirmektedir. Eğitim kademelerinde ilerleme ya da eğitim
kurumları arasındaki geçiş süreci de bireylerin yaşamlarındaki önemli değişimlerden biridir (Buote,
*
2006). Bu bağlamda, ergenlikten genç yetişkinliğe
adım atan 18-22 yaş arasındaki gençler için yükseköğretime geçiş, çeşitli yeni yaşantıları deneyimlemeleri nedeniyle stres dolu bir değişim ve uyum
süreci olarak tanımlanmaktadır (Berzonsky ve Kuk,
Bu çalışma, Seda SEVİNÇ tarafından Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yrd. Doç. Dr. Cem Ali
GİZİR danışmanlığında yapılan yüksek lisans tez çalışmasının bir özetidir.
a Seda SEVİNÇ Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında uzmandır. İletişim: Mersin Üniversitesi, Psikolojik
Danışma ve Rehberlik Merkezi, Çiftlikköy Yerleşkesi, Mersin. Elektronik posta: [email protected]
b Sorumlu Yazar: Dr. Cem Ali GİZİR Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında yardımcı doçenttir. Çalışma alanları arasında yükseköğrenimde psikolojik danışma ve rehberlik, psikolojik travma, kriz ve yas danışmanlığı
yer almaktadır. İletişim: Mersin Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Yenişehir Yerleşkesi, 33169 Mersin. Elektronik posta: [email protected]
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
2000; D’Augelli ve Jay, 1991; Dyson ve Renk, 2006;
Jackson, 2008; Lau, 2003; Tuna, 2003).
Nitekim üniversite yaşamı, öğrencilerin çeşitli akademik beklentileri karşılamaları, sosyal ilişkilerini
düzenleyebilmeleri, iyilik hâllerini devam ettirebilmeleri, aileden bağımsızlaşarak daha fazla özerk
olabilmeleri, üniversitenin misyonu ve vizyonu
temelinde davranış örüntüleri geliştirebilmeleri,
kariyer planları yapabilmeleri gibi çok çeşitli alanlarda ortaya çıkan zorluklarla baş etmelerini gerektirmektedir (Aladağ, 2009; Ayhan, 2005; Duchesne,
Ratelle, Larose ve Guay, 2007; Gizir, 2005; Pittman
ve Richmond, 2008). Aslında birçok üniversite öğrencisi, üniversiteye geçiş sürecinde karşılaştıkları
stres yaratan durumlarla olumlu şekilde baş ederek
üniversite yaşamına uyum sağlarken bazı öğrenciler ise bu süreçte çeşitli zorluklar yaşamaktadırlar
(Gerdes ve Mallinckrodt, 1994). Öğrencilerin uyum
sürecinde yaşadıkları bu zorluklar ise zaman içinde
akademik olarak zorlanmaya, yoğun kaygıya, öğrencilerin öğrenim gördükleri bölüme yönelik ilgilerinin kaybolmasına, sınırlandırılmış ve gerçekçi
olmayan üniversite beklentilerinin oluşmasına ve
hatta kariyer planlarıyla ilgili çeşitli belirsizliklere
neden olabilmektedir (Upcraft ve Gardner, 1989).
Tüm bu nedenlere bağlı olarak, üniversiteye uyum
sağlayamayan öğrenciler, öğrenimlerinin ilk yılında oldukça yıpranmakta (Gerdes ve Mallinckrodt,
1994) ve öğrenimlerini yarıda bırakma kararı alabilmektedirler (Buote ve ark., 2007). Dolayısıyla,
üniversite öğreniminin ilk yılı, gelişim görevleri
çerçevesinde öğrencilerin çok çeşitli konularda bilgilerini ve becerilerini geliştirmelerini gerektirmesi
nedeniyle oldukça kritik ve zorlu uyum dönemlerinden biri olarak tanımlanmaktadır (Giddan,
1988’den akt., Paul ve Brier, 2001).
İlgili alan yazında üniversiteye uyum; akademik
uyum, sosyal uyum, kişisel-duygusal uyum ve kurumsal uyum olmak üzere dört boyutlu bir kavram
olarak ele alınmakta (Baker ve Siryk, 1986) ve bu
boyutlara özgü gereklilikleri yerine getirmenin
üniversiteye uyumun en önemli belirleyicisi olduğu ifade edilmektedir (Baker ve Siryk, 1984; Baker,
McNeil ve Siryk, 1985). Akademik uyum, akademik amaçlara ve işlere yönelik olumlu tutumlar
sergileme ve akademik çevrenin gerekliliklerini
yerine getirme olarak tanımlanırken sosyal uyum,
bir öğrencinin üniversite içinde destekleyici ilişkiler kurması ve üniversitenin sosyal çevresine etkin
katılımı olarak betimlenmektedir. Bununla birlikte, kişisel-duygusal uyum öğrencilerin fiziksel ve
psikolojik olarak kendilerini iyi-güvende hissedebilmeleri ve gelişimsel görevleri temelinde günlük
1286
stresle baş edebilmeleri olarak nitelendirilirken öğrencilerin bir kurum olarak üniversitenin amaçlarını ve değerlerini benimseyebilmeleri ve kendilerini
üniversitenin bir parçası olarak hissedebilmeleri ise
kurumsal uyum olarak ifade edilmektedir (Baker ve
Siryk, 1986).
Bu tanımlar kapsamda yapılan çalışmalar incelendiğinde, öğrencilerin üniversite yaşamına uyum
düzeyleri üzerinde çeşitli psiko-sosyal özelliklerin
etkili olduğu bildirilmektedir (Dyson ve Renk,
2006; Leong, Bonz ve Zachar, 1997; Reischl ve
Hirsch, 1989). Örneğin, demografik özellikler (Arı,
1989; Ayhan, 2005; Dyson ve Renk, 2006; Yalım,
2007; Wintre ve Bowers, 2007), kontrol odağı ve
özgüven (Bettencourt, Charlton, Eubanks ve Kernahan, 1999; Njus ve Brockway, 1999; Sun-Selışık,
2009), kaygı ve stres (Pancer, Pratt, Michael ve
Alisat, 2000), öz yeterlik (Chemers, Hu ve Garcia,
2001; Torres ve Solberg, 2001), kişilik özellikleri
(McGaha ve Fitzpatrick, 2005; Yalım, 2007; Wintre ve Yaffe, 2000) ve baş etme becerileri (Dyson ve
Renk, 2006; Tuna, 2003) gibi çeşitli değişkenler ile
üniversite birinci sınıf öğrencilerinin yaşadıkları
uyum problemleri arasında anlamlı ilişkilerin olduğu belirtilmektedir.
Bunlara ek olarak, üniversitenin akademik ve sosyal çevresi ile etkileşimde bulunma ve bu etkileşimin niteliği de üniversiteye uyum süreci ile birlikte
ele alınan önemli faktörler arasındadır (Astin, 1993;
Lamport, 1993; Pascaralla ve Terenzini, 2005). Bu
çerçevede, bir yerleşkedeki diğer öğrencilerle aktif
olarak bir arada bulunmanın (Tinto, 1982), akran
gruplarıyla kurulan sağlıklı ilişkilerin (Astin, 1993;
Gerdes ve Mallinckrodt, 1994; Pittman ve Richmond, 2008), öğretim elemanlarıyla sınıf içinde
ve dışında kurulan ilişkilerin niteliğinin (Astin,
1993; Delaney, 2008; Feldman ve Newcomb, 1969;
Hirschy ve Wilson, 2002; Lamport, 1993; Martin,
Swartz-Kulstad ve Madson, 1999; Pascaralla ve
Terenzini, 2005) ve üniversite çevresinin (yerleşke ve bölüm olanakları, üniversitenin barınma ve
ekonomik koşulları vb.) öğrencilerin üniversite yaşamına uyumları ve üniversite öğrenimine devam
edip etmeme kararları açısından önemli etkilerinin
bulunduğu sıklıkla vurgulanmaktadır (Astin, 1993;
Estrada, Dupoux ve Wolman, 2005; McGrath ve
Braunstein, 1997; Pascarella ve Terenzini, 1980).
Sonuç olarak, öğrencilerin akademik, sosyal ve kişisel çerçevede yeni deneyimler yaşayacakları gelişimsel bir süreç olan üniversite yaşamının (Aladağ,
2009) başlangıcında, öğrenimlerine yeni başlayan
birçok öğrencinin üniversiteye uyum sağlama
sürecinden geçmeleri kaçınılmaz görülmektedir
SEVİNÇ, GİZİR / Üniversite Birinci Sınıf Öğrencilerinin Bakış Açılarından Üniversiteye Uyumu Olumsuz Etkileyen...
(D’Auelli ve Jay, 1991). Bu uyum süreci, genellikle
stres dolu ve hatta örseleyici bir dönem olarak değerlendirilmekle birlikte, üniversite öğrencilerin
baş etme becerilerini zenginleştirmeleri ve yetişkinlik dönemine hazırlanmaları açısından da olumlu
bir gelişimsel boyut olarak değerlendirilmektedir
(Bernier, Larose ve Whipple, 2005; Robbins, Lesse
ve Herrick, 1993; Pascaralla ve Terenzini, 2005). Bu
nedenle, üniversiteye uyum sürecinde öğrencilerin
neler deneyimlediklerinin anlaşılması, onların bu
süreci daha kolay tamamlamalarına yardımcı olacak bir destek sürecinin başlatılabilmesi açısından
oldukça önemlidir. Bu noktada yükseköğrenim
kurumlarının, üniversiteye uyumlarına yönelik
herhangi bir girişimde bulunmadan önce birinci
sınıf öğrencilerinin gelişimsel, kültürel, kişisel ve
demografik özellikleri ile üniversiteye uyum sürecinde etkili olan faktörleri öncelikli olarak belirlemeleri gerekmektedir (Kuh, 2005; Upcraft ve Gardner, 1989; Upcraft, Gardner ve Barefoot, 2005).
Bununla birlikte, üniversitenin ilk yılında Türkiye’deki üniversite psikolojik danışma ve rehberlik
merkezlerine en sık yapılan başvuru nedeninin
çoğunlukla üniversite yaşamına uyum olduğu vurgulanmaktadır (Doğan, 2012; Gizir, 2014). Ancak,
Türkiye’de üniversite yaşamına uyum üzerine oluşan alan yazın incelendiğinde, bu alandaki çalışmaların sınırlı sayıda olduğu ve bu çalışmaların genel
olarak demografik değişkenler (Ayhan, 2005; Sürücü ve Bacanlı, 2010), akademik erteleme davranışı
(Çakıcı, 2003), yalnızlık (Kozaklı, 2006), iyimserlik
ve psikolojik sağlamlık (Yalım, 2007), denetim odağı ve girişkenlik (Karahan, Sardoğan, Özkamalı ve
Dicle, 2005a) ve baş etme becerileri (Tuna, 2003)
gibi bazı temel değişkenlerle ilişkilendirilerek ele
alındığı görülmektedir. Diğer yandan, bu çalışmaların genellikle nicel yöntemler kullanılarak yapıldığı
ve üniversiteye uyumun çoğunlukla genel uyum,
akademik uyum ya da sosyal uyum boyutlarının bir
ya da ikisi ile sınırlı kaldığı gözlenmektedir. Dolayısıyla, üniversite yaşamına uyuma yönelik Türkiye’de
gerçekleştirilen çalışmalarda, günümüz alan yazını
ile örtüşen çok boyutlu ve bütüncül bir yaklaşıma
gereksinim duyulmaktadır.
Diğer yandan, son dönemde yapılan çalışmalar,
birinci sınıf öğrencilerinin üniversite öğrenimlerinin ilk yıllarındaki deneyimlerinin kültürel farklılık gösterebileceğine işaret etmektedir (Estrada ve
ark., 2005). Açık bir sistem olarak değerlendirilen
üniversitelerin bünyesindeki çok kültürlü yapı, her
üniversitenin kendine özgü bir iklim oluşturmasına da neden olabilmektedir (Astin, 1993). Nitekim
üniversite birinci sınıf öğrencilerinin uyum prob-
lemleri de her üniversitenin kendi iklimi içerisinde
farklılaşabilmekte ve öğrencilerin gereksinimleri
farklılık gösterebilmektedir. Dolayısıyla, öğrencilerin üniversiteye uyum sürecinin günümüzde
çok boyutlu bir çerçevede ele alınması ve tartışılması bir zorunluluk hâlini almıştır (Baker ve Siryk,
1986; Gizir ve ark., 2010). Bu çalışma kapsamında
nitel araştırma yöntemlerinin kullanılması, Mersin
Üniversitesi’nde öğrenim gören ve uyum zorluğu
yaşayan birinci sınıf öğrencilerinin kendi bakış
açılarından üniversitenin akademik ve sosyal iklimi içerisinde yaşadıkları uyum sorunlarının çok
boyutlu ve derinlemesine belirlenmesine katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
Yukarıda sözü edilen bilgiler ışığında bu çalışmanın
amacı, Mersin Üniversitesi’nde öğrenim gören ve üniversiteye uyum zorluğu yaşayan birinci sınıf öğrencilerinin kendi bakış açılarından üniversiteye uyumlarını (akademik, sosyal, kişisel-duygusal ve kurumsal
olarak) olumsuz etkileyen faktörleri ve öğrencilerin
bu süreçte yaşadıkları zorluklar karşısında kullandıkları en temel baş etme yöntemlerini belirlemektir.
Bu çalışmadan elde edilecek bulguların, üniversiteye
uyum sorunu yaşayan öğrencilerin yaşadıkları zorlukların çeşitli yönleriyle ele alınmasına olanak sağlayacağı düşünülmektedir. Bu bakış açısıyla ele alındığında
bu çalışma, Mersin Üniversitesi özelinde üniversite
öğrencilerinin ilgileri, beklentileri ve gereksinimleri
kapsamında öğrenimlerinin ilk yılında karşılaşabilecekleri sorunlara yönelik gelişimsel ve önleyici
programların geliştirilmesi açısından üniversite yönetimlerine ve öğrenci destek birimlerine yol gösterici
olacağı düşünülmektedir.
Yöntem
Araştırma Modeli
Bu çalışmada, araştırmanın amacı kapsamında,
sosyal olguları bağlı bulundukları çevre içerisinde
derinlemesine anlamayı ve araştırmayı olanaklı
kılan nitel “durum çalışması” yöntemi kullanılmıştır. Çalışılan olgunun karmaşık bireysel ve çevresel
etkileşimleri içermesi (Peterson ve Spencer, 1993),
konunun Türkiye’deki ilgili alan yazın kapsamında sınırlı şekilde ele alındığının gözlemlenmesi ve
gerçekleştirilen çalışmalarda ağırlıklı olarak nicel
araştırma yöntemlerinin kullanılmış olması temelinde bu çalışmada nitel araştırma yöntemi tercih
edilmiş ve Mersin Üniversitesi (MEÜ) “örnek durum (case)” olarak seçilmiştir.
Akdeniz Bölgesi’nin Mersin ilinde 1992 tarihinde
kurulan MEÜ, 14 fakülte, 5 enstitü, 7 yüksekokul, 1
konservatuar, 12 meslek yüksekokulu ve 21 araştırma
1287
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
ve uygulama merkezi ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürmekte olup 1363 akademik ve 1396 idari
personel ile yaklaşık olarak 32.000 öğrenciye hizmet
vermektedir. Üniversitenin merkez yerleşkesi olan ve
Fen-Edebiyat, Güzel Sanatlar, İktisadi ve İdari Bilimler, İletişim, Mimarlık, Mühendislik, Tıp ve Turizm
Fakültelerinin yer aldığı Çiftlikköy Yerleşkesi kent
merkezinden 14 km. uzaklıktadır. Bu yerleşkede ayrıca Rektörlük ve Rektörlüğe bağlı idari birimler yer
almakta ve aynı zamanda sosyal, kültürel ve sportif
etkinliklerin gerçekleştirilebileceği birçok tesis bulunmaktadır. Çiftlikköy yerleşkesi dışında, üniversitenin büyük yerleşkelerinden bir diğeri olan Yenişehir
Yerleşkesi’nde ise Eczacılık, Eğitim ve Su Ürünleri
Fakülteleri ile Enstitüler ve çeşitli Uygulama ve Araştırma Merkezleri yer almaktadır.
MEÜ, öğrencilerin kişisel, sosyal ve akademik gelişimlerine katkı sunabilecek uygulamaların yapılabilmesi açısından gerekli birçok teknolojik donanıma sahip bir üniversitedir. Avrupa Transfer
Kredi Sistemi (AKTS) etiketi ve diploma eki etiketini almaya hak kazanan Türkiye’deki 11 üniversiteden biri olan MEÜ, TS EN ISO 9001:2208 Kalite
Yönetim Sistemi Belgesi’ne sahiptir. Bunun yanı
sıra, toplamda 1000 oturumlu 4200 m2 alana ulaşan
MEÜ Kütüphanesi’nde toplam 150000 yazılı kitap
ve abone olunan 22500 elektronik dergi bulunmaktadır. Buna ek olarak, üniversite bünyesinde kapalı
spor salonları, jimnastik salonları, kapalı yüzme havuzu, tenis kortları, aletli kondisyon salonları, futbol, basketbol ve voleybol sahaları, atletizm pistleri
ve olimpik stadyum ve rekreasyon alanları bulunmaktadır. Ayrıca, MEÜ Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı bünyesinde çalışmalarını sürdüren 51
öğrenci topluluğu bulunmaktadır. Diğer yandan,
13752 öğrenci ile gerçekleştirilen MEÜ Öğrenci
Profili Çalışması (Gizir ve ark., 2010) kapsamında
üniversite öğrencilerinin yaklaşık yarısının ailesinde bugüne kadar üniversite eğitimi alan başka
birinin olmadığı belirlenmiştir. İlk nesil üniversite
öğrencileri (first-generation students) olarak tanımlanan bu öğrencilerin üniversitedeki oranlarının yüksekliği doğal olarak üniversiteye geçiş sürecinde çeşitli ekonomik, akademik, sosyal ve kişisel/
duygusal sorunları da beraberinde getirmektedir.
Nitekim 2008-2013 yılları arasında MEÜ Psikolojik
Danışma ve Rehberlik Merkezi’ne başvuran birinci
sınıf öğrencilerinin oranının yıllara göre artış gösterdiği ve bu öğrencilerin en sık belirtilen üç başvuru nedeninden birinin üniversiteye uyum olduğu
bildirilmektedir (Gizir, 2014). Bu durum, özellikle
üniversiteye uyum ve kurumsal aidiyet geliştirmeye
yönelik stratejilerin de yeniden gözden geçirilmesinin gerekliliğine işaret etmektedir.
1288
Çalışma Grubu
Tablo 1
Çalışma Grubunun Fakülte ve Bölümlere Göre Dağılımı
Fakülteler Bölümler
n N Katılımcılar
Rehberlik ve Psikolojik
2
RPD-1,2
Danışmanlık
İlköğretim Matematik
1
İMÖ-1
Öğretmenliği
Eğitim
6
Sınıf Öğretmenliği
1
SÖ-1
Okul Öncesi Öğret2
OÖÖ-1,2
menliği
FenEdebiyat
Güzel
Sanatlar
İktisadiİdari
Bilimler
Fizik
Kimya
Psikoloji
Sosyoloji
1
2
2
2
F-1
K-1,2
7
P-1,2
S-1,2
2 T-1,2
Tekstil
2
İşletme
1
Maliye
1
Radyo, Sinema ve
İletişim
Televizyon
Çevre Mühendisliği
Mühendislik
Jeoloji Mühendisliği
Su Ürünleri MühenSu Ürünleri
disliği
Tıp
Tıp
Toplam
2
İ-1
M-1
2
2 RTV-1,2
1
2
3
ÇM-1
JM-1,2
2
2 SÜM-1,2
1
1 TIP-1
25
Amaçlı örnekleme yöntemlerinden “kartopu/zincirleme” örnekleme yöntemi kullanılarak oluşturulan
çalışma grubu, Mersin Üniversitesi’nin Çiftlikköy ve
Yenişehir Yerleşkelerinde yer alan dört yıllık fakültelerde öğrenim gören ve öğrenime başlamalarının üzerinden altı ay geçmesine rağmen üniversiteye uyum
sorunu yaşamaya devam eden birinci sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Bu araştırmada, çalışma grubunu oluşturacak öğrencilere ulaşmak amacıyla çeşitli
yollar izlenmiştir. Öncelikle, Mersin Üniversitesi’nin
yerleşkeleri içinden üniversitenin sunduğu akademik,
sportif, sanatsal ve sosyal olanakların tamamına (eşit
oranda) ulaşma imkânı olan yerleşkeler belirlenmiştir.
Ardından, bu yerleşkelerde bulunan dört yıllık fakülteler arasından kuruluşu eski, bünyesinde tüm sınıf
düzeylerini (1., 2., 3. ve 4. sınıf) bulunduran bölümler
belirlenmiştir. Dolayısıyla, çalışma grubundaki öğrenciler belirlenirken cinsiyet, fakülte, fakültenin bulunduğu yerleşke, bölüm ve sınıf düzeyi dikkate alınmıştır. Sonrasında, MEÜ Rektörlüğü’nden alınan izinle
fakültelerin birinci sınıf öğrencilerine sınıf ortamında
araştırmanın amacı ve süreci hakkında gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır. Bu süreçte, araştırmaya katılmaya gönüllü olabilecek öğrenciler için iletişim adresleri
bırakılmıştır. Bu sürecin sonunda, gönüllü olarak bu
çalışmaya katılan öğrenciler, çevrelerinde kendilerinin
yaşadığı uyum sorunlarına benzer sorunlar yaşayan
diğer birinci sınıf öğrencilerine ulaşma konusunda
yardımcı olmuşlardır. Bununla birlikte, veri toplama
sürecinde 19. katılımcıya gelindiğinde aynı verinin
tekrar etmeye başladığı, diğer bir ifade ile veri toplama
SEVİNÇ, GİZİR / Üniversite Birinci Sınıf Öğrencilerinin Bakış Açılarından Üniversiteye Uyumu Olumsuz Etkileyen...
açısından bir doyum noktasına ulaşıldığı gözlenmiştir. Ancak, yeni bir bilgi veya görüş elde etme olasılığı
göz önünde bulundurularak gönüllü olan öğrencilerle
veri toplama işlemine devam edilmiştir. Sonuç olarak,
üniversitenin sekiz fakültesinde yer alan 16 bölümün
birinci sınıflarında öğrenim gören ve uyum sorunları
yaşayan 14 kadın ve 11 erkek olmak üzere toplam 25
birinci sınıf üniversite öğrencisi araştırmanın çalışma
grubunu oluşturmuştur. Öğrencilerin yaş uzamı 18 ile
24 arasında değişmekte olup, ortalaması 19,64’tür (SS=
1.65). Çalışma grubunun fakülte ve bölümlere göre dağılımı Tablo 1’de sunulmuştur.
Veri Toplama Aracı
Bu çalışmada veri elde etmek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formunun oluşturulması sürecinde,
öncelikle araştırmacılar tarafından ilgili alan yazın
incelenerek bir taslak görüşme formu hazırlanmış
ve uzman görüşü almak amacıyla da bu form MEÜ,
Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü’nden (nitel
araştırma konusunda deneyimli) üç öğretim üyesinin
incelemesine sunulmuştur. Taslak form, araştırma
soruları dikkate alınarak görüşme sorularının kapsamı, soruların sıralanması, açıklık ve anlaşılırlık gibi
konularda sunulan geribildirim, düzeltme ve öneriler
doğrultusunda tekrar gözden geçirilerek yeniden yapılandırılmıştır. Ardından, dört üniversite birinci sınıf
öğrencisiyle bir pilot çalışma gerçekleştirilmiş ve hazırlanan formdaki açık uçlu sorular sıralanışları, içeriği ve
yazımı açısından test edilmiştir. Pilot çalışma sonucunda, 24 açık uçlu soru içeren forma son şekli verilmiştir.
Bu form, “Derslerinize giren öğretim elemanlarıyla
ile ilişkilerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?”, “Üniversitedeki arkadaşlık ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?” ve “Üniversite öğrenimine başladığınızdan
bu yana söz ettiğiniz sıkıntılarla baş etme konusunda
neler yaptınız?” vb. soruları içermektedir. Bu form aracılığıyla birinci araştırmacı tarafından gerçekleştirilen
görüşmeler, herhangi bir veriyi kaybetmemek amacıyla ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmıştır. Görüşme
sürecinde kayıt cihazı kullanımı konusunda gizlilik
etiği üzerinde önemle durulmuş ve gerekli bilgilendirmeler yapılarak öğrencilerden izin alınmıştır. Her bir
görüşme yaklaşık 50 dakika sürmüştür.
Verilerin Analizi
Bu araştırmada, toplanan verileri açıklayabilecek kavramlara ve ilişkilere ulaşmak amacıyla verilerin derinlemesine bir işleme tabi tutulması ve dolayısıyla verilerin içinde saklı olabilecek gerçekleri ortaya çıkarmaya
olanak tanıması nedeniyle içerik analizi tekniği tercih
edilmiştir. Bu kapsamda elde edilen nitel veri, başlıca
örüntüleri belirleme, kodlama ve kategorilere ayırma
işlemlerini içeren içerik analizine tabi tutulmuştur.
Öğrencilerin üniversiteye uyumlarını etkileyen akademik, sosyal, kişisel-duygusal ve kurumsal faktörler,
ilgili alan yazın ve araştırma soruları dikkate alınarak
verilerin analizi kapsamında yapılan kodlama işlemi
için temel temalar olarak belirlenmiştir. Diğer bir ifade ile öğrencilerin üniversiteye uyumlarını etkileyen
akademik, sosyal, kişisel-duygusal ve kurumsal faktörler veri analizinde sürecinde kodlama işlemi için
temel tematik bir yapı oluşturmuştur.
Ses kaydı olarak elde edilen verilerin araştırmacılar
tarafından yazılı hâle getirilerek çözümlenmesinin
ardından yine ilgili alan yazın, araştırma soruları ve
belirlenen temalar temelinde araştırmacılar tarafından birçok defa gözden geçirilmiş ve katılımcıların
tekrar eden ve aynı zamanda anlamlı örüntüler
oluşturan görüşleri tanımlanarak kategori ve alt
kategoriler oluşturulmuştur. Bu süreçte, özellikle
verilerin analizi, sonuçlara ulaşma ve yorum aşamalarının geçerli ve tutarlı olmasına katkı sağlamak amacıyla “çeşitleme” (triangulation) stratejisi
kapsamında nitel araştırma konusunda uzman öğretim üyelerinin geribildirim ve onayları alınmıştır.
Bu kapsamda seçkisiz olarak belirlenen üç farklı
katılımcıya ait görüşme dökümleri MEÜ Eğitim
Fakültesi’nde görevli ve nitel araştırma yöntemleri
konusunda deneyimli iki öğretim üyesine verilmiş ve bu verileri belirlenen temalar çerçevesinde
çözümlemeleri istenmiştir. Araştırmacılar ve ilgili
öğretim üyeleri tarafından ayrı ayrı yapılan kodlamalar ayrıntılı olarak karşılaştırıldığında oluşturulan kategorilerin büyük oranda birbirleriyle tutarlı
olduğu belirlenmiştir.
Geçerlik ve Güvenirlik
Bu araştırmanın geçerliğini ve güvenirliğini artırmak
amacıyla öncelikle, görüşme formunun geliştirilmesi
sürecinde titiz bir çalışma ile ilgili alan yazın incelenerek araştırma konusu ile ilgili kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Ardından, oluşturulan görüşme formu
nitel araştırma yöntemleri konusunda deneyimli üç
öğretim üyesinin uzman görüşüne sunularak, forma
yönelik değerlendirme ve geribildirimleri alınmıştır.
Yine, dört birinci sınıf üniversite öğrencisi ile yapılan
pilot çalışma ile görüşme sorularının açıklığı, anlaşılırlığı, sıralanışı vb. konularda görüşmecilerden geribildirimler alınarak gerekli son düzenlemeler görüşme formu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerin
Mersin Üniversitesi Rektörlüğü’nün izniyle yapılması,
görüşmelerin gerçekleştirildiği ortamın sağlıklı fiziksel koşullara sahip olması (gizlilik, sessizlik, konfor
1289
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
vb.), öğrencilerin gönüllülük esasına göre kendi istek
ve tercihleri ile çalışmaya katılımları, gizliliğe verilen
önem ve görüşme öncesi gerçekleştirilen ön görüşmeler, katılımcıların güvenlerinin sağlanmasında önemli
birer etken olmuştur. Ayrıca, “çeşitleme” stratejisi
de kullanılarak, seçkisiz olarak belirlenen görüşme
dökümleri nitel araştırma yöntemleri konusunda
oldukça deneyimli iki öğretim üyesi ve araştırmacılar tarafından ayrı ayrı kodlanarak ayrıntılı biçimde
karşılaştırılmış ve büyük oranda birbirleriyle tutarlılık
gösteren kodlar temaların belirlenmesinde temel alınmıştır. Bunların dışında, çalışma konusu itibariyle,
yaşadıkları uyum sorunları temelinde destek ihtiyacı içinde olan katılımcıların (görüşmeler sonrasında) üniversitenin Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Merkezi’nden yardım almalarına aracı olunmuştur.
Bulgular
Tablo 2
Öğrencilerin Üniversiteye Uyumlarını Olumsuz Etkileyen
Faktörler ve Baş Etme Yöntemleri
Baş
Etme
Yolları
Kurumsal
Uyum
Kişisel Duygusal
Uyum
Sosyal
Uyum
Akademik
Uyum
Temalar
AnaKategoriler
Alt Kategoriler
Öğretim
Elemanlarıyla
İlişkiler
Öğretim Elemanlarıyla Sınıfİçi İlişkiler
Öğretim Elemanlarıyla SınıfDışı İlişkiler
Öğretim
Elemanlarının
Mesleki
Nitelikleri
Sınıf Yönetimi
Öğretme Becerileri
Motivasyon
Arkadaş
ilişkileri
Sınıf-İçi Arkadaş İlişkileri
Sınıf-Dışı Arkadaş İlişkileri
Sosyal ve
Kültürel
Etkinliklere
Katılmama
Etkinliklerden Haberdar
Olamama
Arkadaş Grubu Eksikliği
Boş zaman
Etkinlikleri
Akran Gruplarıyla Zaman
Geçirme
Bireysel Zaman Geçirme
Ev Özlemi
Yalnızlık
Kişisel Faktörler Çekingenlik
Hata Yapma ve Eleştirilme
Kaygısı
Tercih
Nedenleri
Üniversite Tercih Nedenleri
Bölüm Tercih Nedenleri
Kurumsal
Aidiyet
Akademik Ortama Aidiyet
Sosyal Ortama Aidiyet
Kurumsal
Kimlik
Geliştirme
MEÜ’ye Yönelik (Kurumsal)
Algı
MEÜ Öğrencilerinin Profiline
Yönelik Algı
KaçmaKaçınma
Ortamdan uzaklaşma
Durumu kabullenme
Hayal kurma
Öğrencilerin üniversiteye uyumlarını olumsuz etkileyen faktörler daha önce de söz edildiği gibi ilgili
alan yazın ve araştırma soruları dikkate alınarak
akademik, sosyal, kişisel-duygusal ve kurumsal
1290
uyum olmak üzere dört tema altında incelenmiştir.
Bu kapsamda, öğrencilerin uyumlarını olumsuz
etkileyen faktörlere yönelik görüşleri, Tablo 2’de
de görülebileceği gibi, bu temalar altında ana-kategoriler ve alt-kategoriler şeklinde gruplandırılarak
ele alınmıştır. Buna ek olarak, üniversiteye uyum
zorluğu yaşayan öğrencilerin bu süreçte yaşadıkları
zorluklar karşısında kullandıkları en temel baş etme
yöntemleri de beşinci bir tema olarak ele alınmıştır.
Öğrencilerin Akademik Uyumlarını Olumsuz Etkileyen Faktörler
Verilerin analizi sonucunda, öğrencilerin akademik
uyumlarını olumsuz etkileyen faktörlerin öğretim
elemanlarıyla ilişkiler ve öğretim elemanlarının
mesleki nitelikleri olmak üzere iki ana-kategori
altında ele alınabileceği görülmüştür. Öğretim elemanlarıyla ilişkiler ana-kategorisi, görüşülen öğrencilerin tamamının sıklıkla belirttikleri öğretim
elemanlarının sınıf-içi tutumları ve davranışları ile
öğretim elemanlarıyla sınıf dışında kurulan iletişime yönelik görüşlerini içermektedir. Öğrencilerin
bu konudaki görüşleri öğretim elemanlarıyla sınıfiçi ilişkiler ve öğretim elemanlarıyla sınıf-dışı ilişkiler olarak isimlendirilen iki alt-kategori altında
incelenmiştir.
Öğretim elemanlarının sınıf-içi tutum ve davranışları ile ilgili olarak öğrenciler, öğretim elemanlarının sınıf içinde empatiden uzak, soğuk ve mesafeli
bir yaklaşım sergilediklerini vurgulamışlardır. Derse giren öğretim elemanları tarafından anlaşılmadıklarını hissettiklerini ifade eden öğrenciler, aynı
zamanda öğretim elemanlarının kullandıkları aşağılama içeren sözel ve sözel olmayan davranışların
sınıf içinde kendilerini huzursuz ve yetersiz hissetmelerine neden olduğunu dile getirmişlerdir. Bir
öğrencinin konuyla ilgili olarak ifade ettikleri şu
şekildedir: “Çok aşağılayıcı davranıyorlar. Hiç hoş
bir durum değil. Hani belli bir yere gelmişsin, onların aşağılaması çok kötü. Çünkü onların şu gözle
baktığını zannediyorum. Biz çok iyi bir yere geldik.
Profesör ya da Yardımcı Doçentiz gibi. Hani siz hiçbir şeysiniz.” (RPD-1). Bir başka öğrenci ise empatik
yaklaşımla ilgili yaşantısını “Hocaların bence bizim
seviyemize inerek bizim gözümüzle bakması gerekir.
Kendi gözüyle değil de bizim gözümüzle bakması gerekir diye düşünüyorum. Ama bunu yapan hoca yok.
Kendine göre değerlendiriyorlar her şeyi.” (OÖÖ-2)
sözleriyle dile getirmiştir.
Öğretim elemanlarıyla sınıf-dışı ilişkiler alt-kategorisi
ise öğrencilerin öğretim elemanlarıyla iletişim süreçlerindeki çeşitli olumsuz deneyimleri içermektedir. Gö-
SEVİNÇ, GİZİR / Üniversite Birinci Sınıf Öğrencilerinin Bakış Açılarından Üniversiteye Uyumu Olumsuz Etkileyen...
rüşme yapılan öğrencilerin tamamına yakını öğretim
elemanlarının zaman kısıtlılıklarını, kendileriyle iletişimden kaçınma davranışı göstermelerini, öğretim
elemanı-öğrenci arasında kurulan iletişimin niteliği
ve bunlara bağlı olarak öğretim elemanlarına yönelik
geliştirdikleri olumsuz algılarının, öğretim elemanlarıyla sınıf-dışı iletişimlerini ve ilişkilerini olumsuz
etkilediğini belirmişlerdir. Öğretim elemanlarının
ders dışında kendilerine yeterince zaman ayırmadıklarını eleştiren öğrenciler, öğretim elemanları ile
sınıf-dışında iletişime geçtikleri sınırlı zamanlarda ise
sadece dersler, ders materyalleri, devamsızlık sorunları, ödevler gibi akademik konularla ilgili paylaşımda
bulunduklarını ifade etmişlerdir. Öte yandan, bazı
öğrenciler ise öğretim elemanları ile sınıf-dışındaki
iletişimlerinin sadece selamlaşma düzeyinde kaldığını
ve daha ileri bir paylaşımın yaşanmadığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte öğrenciler, öğretim elemanlarının sınıf içinde sergiledikleri mesafeli yaklaşım nedeniyle sınıf dışında da öğretim elemanlarınca kabul
görmeyeceklerini düşündüklerini ifade etmişlerdir.
Öğrenciler, bu düşüncelerin öğretim elemanları ile
sınıf dışında iletişim kurmaktan kaçınmalarının en
önemli nedenlerinden biri olduğunu belirtmişlerdir.
Öğrencilerden birinin konuyla ilgili ifade ettikleri şu
şekildedir:
“Hani kafanda sorunlar olabilir ya da o an hiç
düşünmediğin bir çözüm olabilir. Belki basittir
ama o an hiç farkında değilsindir o kadar basit
olduğundan. O hocaya gidemezsin. Çünkü [sınıf içinde] kullandığı hakaretlerine, yine onun o
tepkilerine maruz kalabilirsin. Ben pek etkileşime girmedim zaten.” (S-1).
Üniversiteye uyum zorluğu çeken birinci sınıf öğrencilerinin akademik uyumlarını olumsuz etkileyen faktörleri içeren ve öğretim elemanlarının
mesleki nitelikleri olarak isimlendirilen diğer anakategori ise sınıf yönetimi, öğretme becerileri ve
motivasyon alt-kategorileri altında ele alınmıştır.
Bu alt-kategoriler, görüşülen öğrencilerin yarısından fazlasının sıklıkla öğretim elemanlarının sınıf
yönetimi ve öğretme becerilerindeki eksiklik ya
da yetersizlik ile derse yönelik motivasyonlarının
düşük olmasının kendilerini olumsuz etkilediğine
yönelik görüşlerini içermektedir. Sınıf yönetimi
açısından öğretim elemanlarının sınıf içinde otoriter tutum ve davranışlar sergilemeleri, öğrencilerin
sınıf içi süreçlere aktif katılımlarını sağlamamaları
ile hazır bulunuşluk düzeylerini dikkate almadan
ders işlemeleri, öğrenciler tarafından öğrenme sürecini, sınıf ortamını ve sınıf içi etkileşimi olumsuz
etkileyen en önemli konular olarak dile getirilmiştir. Öğretim elemanlarının öğretme becerileri
ile ilgili eksiklik ve yetersizliklerine yönelik olarak
ise öğrenciler, öğretim elemanlarının alan bilgisine hâkim, araştırmacı ve yenilikçi olmadıklarını,
dersin işlenişi sırasında uygun sunum tekniğini seçemediklerini, eğitim teknolojilerini kullanmadıklarını ve gereksinim duydukları çeşitli konularda
(akademik, sosyal, kişisel) gerekli bilgilendirmeyi
ve yönlendirmeyi yapmadıklarını vurgulamışlardır. Özellikle alan bilgisine hâkim olma, alanla ilgili
yenilikleri takip etme, araştırma yapma ve bunları
kendileriyle paylaşma konusunda öğretim elemanlarına güvenemediklerini belirten öğrencilerin, en
çok akademik gelişimleri konusunda tedirginlik
yaşadıklarını belirtmişlerdir. Konuyla ilgili olarak
öğrencilerden birinin görüşü şu şekildedir:
“Benim hocam kendi hocasının kitabındaki her
şeyi bizim defterimize yazdırıyor. Kendisi 35 ya da
40 yaşındaysa onun hocası 60-80 yaş arasındadır.
Bu yaklaşık 40 yıl önceki bilgiler demektir. 40 yıl
önceki bilgi ile şu andaki bilgiler birbirini tutmaz.
Çünkü bilim sürekli gelişen kendini yenileyen bir
şeydir. Ben geride kalmak istemiyorum, sürekli
ileriye gitmek istiyorum ama hocaların bu şekilde
davranması beni ileri değil de geriye götürüyor.
Birkaç hocam sürekli aynı kitapları kullanıyor. Bu
da bana sanki kendi hocamın değil de onun hocasının öğrencisiymişim gibi hissettiriyor.” (F-1).
Bunun yanı sıra, öğrenciler öğretim elemanlarının
derse girme, ders işleme, akademik anlamda öğrencileri destekleme konusunda gönülsüz ve isteksiz
davranışlar göstermelerini motivasyon düşüklüğü
olarak nitelendirmekte ve bu durumun kendilerini
olumsuz etkilediğini ifade etmektedirler. Öğrencilerin yarısından fazlası, bazı öğretim elemanlarının
derse zamanında ya da hiç girmediklerini belirtmiş ve öğretim elemanlarının özellikle akademik
işlere yönelik motivasyonlarının düşük olmasının
kendilerinin de akademik uğraşlara yönelme ve
akademik gereklilikleri yerine getirme konusunda
isteksiz davranmalarına neden olduğunu ileri sürmüşlerdir. Öğrencilerden birinin öğretim elemanlarının motivasyon eksikliğinin kendi üzerindeki
yansıması ile ilgili görüşü aşağıdaki gibidir:
“Hoca istekli değil. Kendi istekli olmayınca o isteksiz olma durumu bize yansıyor, biz de isteksiz
olunca zaten hani belki hocadan pek fazla bir şey
beklemememiz gerekiyor. Kendimiz araştırabiliriz, araştırarak yapabiliriz ama o isteksizliği bize
de yansıttığı için günlük hayatta da pek o konuyla ilgilenmek istemiyorsun, bir konu var diyelim, kafanı kurcalasa dahi hocanın isteksizliğin
bakarak önemli değil duygusuna kapılıyorsun ve
araştırma gereği görmüyorsun.” (İMÖ-1).
1291
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
Öğrencilerin Sosyal Uyumlarını Olumsuz Etkileyen Faktörler
Analiz sonucunda, öğrencilerin sosyal uyumlarını
olumsuz etkileyen faktörlerin arkadaş ilişkileri, sosyal ve kültürel etkinliklere katılmama ve boş zaman
etkinlikleri olarak üç ana kategori altında ele alınabileceği gözlenmiştir. Sosyal uyumlarını olumsuz
yönde etkileyen en önemli faktörlerden birisi olan
arkadaş ilişkileri ana-kategorisi, öğrencilerin hem
sınıf içinde hem de sınıf dışında kurdukları arkadaşlık ilişkileri ile ilgili çeşitli olumsuz deneyimlere
yönelik görüşlerini içermektedir. Öğrencilerin bu
yöndeki görüşleri sınıf-içi arkadaş ilişkileri ve sınıfdışı arkadaş ilişkileri olarak iki alt-kategoride incelenmiştir. Öğrencilerin büyük bir kısmı, sınıf içinde
kurulan arkadaş ilişkilerini, genellikle bireyselliğe
ve çıkara dayalı, yakınlık ve güven duygusundan
uzak, yüzeysel ilişkiler olarak nitelendirmiş, ayrıca
sınıf-içi gruplaşma ve rekabet konularına vurguda
bulunmuşlardır. Bu kapsamda öğrenciler sıklıkla
sınıf arkadaşlarının kendi kişisel gereksinimlerini
karşılamaya odaklanmış, diğerlerini önemsemeyen,
karşısındakinin iyilik hâlini gözetmeyen, ihtiyacı
olduğunda yakınlık gösteren, ihtiyacı karşılandığında ise teması kesen davranışlar sergilemelerinden yakınmışlardır. Konuyla ilgili öğrencilerden
birinin görüşü şu şekildedir:
“Tamamen çıkara bağlı arkadaş ilişkileri. Kesinlikle. Not zamanı çok samimiler. Nottan sonra
kesinlikle ayrılıyorlar. Sonra işte ya da belli bir
şeyde istekleri olduğunda o zaman çok samimi
oluyorlar. Sonrasında yine ayrılıyorlar. Kesinlikle yapmacık, arkadaş ilişkileri sıfır diyebileceğim
düzeyde. Çok kötü. Yani işi düştüğünde seninle
samimi sonrasında hiç samimi olmuyor. Hatta
dönüp yüzüne bile bakmıyor.” (SÜM-1).
Bununla birlikte, sınıf içinde yaşanan gruplaşmalar
da öğrenciler tarafından sınıf-içi arkadaş ilişkilerine yönelik sıklıkla ifade edilen bir diğer olumsuzluk olarak ortaya çıkmıştır. Sınıf-içi grupların
oluşmasında özellikle siyasi görüş, etnik köken ve
dinî inanç gibi çeşitli faktörlerin ön plana çıktığını
vurgulayan öğrenciler, kendinden olmayanı etiketlemenin ve ötekileştirmenin sınıf içinde farklı
kişilerle iletişime geçmeyi ve arkadaşlık kurmayı sınırlandırdığını dile getirmişlerdir. Öte yandan, öğrencilerin büyük bölümünün vurguladığı yüzeysel
ilişkiler kapsamında, sınıf içindeki ilişkilerin genellikle birbirlerinden ders notu alma ve ders materyalleriyle ilgili paylaşımda bulunma gibi akademik
konularla sınırlı olduğu görülmüştür.
Ayrıca, öğrencilerin sınıf dışında kurdukları arkadaş ilişkileri ile ilgili olarak ifade ettikleri en önemli
1292
sorunun ise iletişimsizlik olduğu belirlenmiştir.
Sınıf içindeki arkadaş ilişkilerinden doyum almadıklarını belirten öğrenciler, yerleşke içinde aynı ya
da farklı fakültelerde ve bölümlerde öğrenim gören
diğer öğrencilerle de iletişim kurmadıklarını belirtmişlerdir. Konuyla ilgili olarak bazı öğrenciler, kendi üst sınıflarındaki öğrencileri dahi tanımadıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilerden biri “Mesela aynı
fakültenin farklı bölümlerinde insanlar birbirlerini
tanımıyor. Bizim …bölümüyle ortak derslerimiz var
ama hiç tanışmıyoruz. Konuşmuyoruz.” (K-2) şeklinde yaşadığı iletişimsizliği dile getirmiştir.
Sosyal ve kültürel etkinliklere katılmama olarak
isimlendirilen ana-kategori ise etkinliklerden haberdar olamama ve arkadaş grubu eksikliği altkategorileri altında ele alınmıştır. Bununla birlikte,
görüşme yapılan öğrencilerin büyük çoğunluğu
üniversitedeki sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere katılmadıklarını belirtmişlerdir. Bu konuda,
öğrencilerin bazıları yerleşke içinde yapılan etkinliklerden haberdar olmadıkları için birçok etkinliğe
katılamadıklarını ifade ederken bazıları ise sosyal,
kültürel ve sportif etkinliklerin yetersiz olmasından
yakınmışlardır. Öte yandan, arkadaş grubuna sahip
olmanın da, üniversitedeki etkinliklere katılma ya
da katılmaya istekli olma konusunda önemli bir
belirleyici olarak algılandığı görülmüştür. Bununla
ilgili olarak öğrencilerin hemen hepsi yerleşkedeki
etkinliklere beraber katılabilecekleri bir arkadaş
grubuna sahip olmadıkları için etkinliklere katılmadıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilerden biri yaşadığı durumu “Tanıdığınızın olması lazım, ben tutup hani tek başıma gidemem oraya. Arkadaşınızın
olması lazım. Size eşlik eden birinin olması lazım.”
(ÇM-1) sözleriyle ifade etmiştir. Diğer yanda, sosyal uyumlarını olumsuz yönde etkileyen faktörlerden biri olarak ifade ettikleri boş zaman etkinlikleri
ile ilgili öğrenciler, boş zamanlarında sıklıkla akran
gruplarıyla birlikte olmayı ya da bireysel olarak
zaman geçirmeyi tercih ettiklerini belirtmişlerdir.
Özellikle akran gruplarıyla birlikteyken yerleşke
dışında zaman geçirdiklerini vurgulayan öğrencilerin büyük bölümü yalnız kaldıklarında ise uyku,
televizyon izleme ya da internette gezinme şeklinde
zaman geçirdiklerini ifade etmişlerdir.
Öğrencilerin Kişisel-Duygusal Uyumlarını Olumsuz Etkileyen Faktörler
Öğrencilerin kişisel-duygusal uyumlarını olumsuz
etkilediği düşünülen faktörleri içeren tema ise kişisel faktörler ve tercih nedenleri olarak adlandırılan
iki ana-kategori altında incelenmiştir. Öğrenciler
tarafından kişisel-duygusal uyumlarını olumsuz et-
SEVİNÇ, GİZİR / Üniversite Birinci Sınıf Öğrencilerinin Bakış Açılarından Üniversiteye Uyumu Olumsuz Etkileyen...
kileyen en önemli faktörlerden biri olarak belirtilen
kişisel faktörler kapsamında öğrencilerin görüşleri
ev özlemi, yalnızlık, çekingenlik, hata yapma ve eleştirilme kaygısı olarak adlandırılan alt-kategoriler altında ele alınmıştır. Öğrencilerin tamamına yakını
üniversite öğrenimi nedeniyle ailelerinden ilk kez
ayrı kaldıklarını ifade etmiş ve bu süreçte en çok
yalnızlık ve özlem duygusuyla baş etmekte zorlandıklarını vurgulamışlardır. Konuyla ilgili olarak görüşlerini dile getiren bir öğrenci şunları söylemiştir:
“Ben çok yalnız kaldığımı biliyorum. Sıkılıyorum ve
hani artık çoğu zaman ağlayasım dahi geliyor ki şu
zamana kadar baya da ağladım. Bu yüzden. Ben
burada yalnız olduğumu düşünüyorum.” (S-1). Bir
diğer öğrenci ise “Annemleri de zaten şehre geri gönderince baya kötü oldum ben. İlk gidişlerinde falan.
Ağladım, günlerce ağladım. Kötüydü, hemen dönmek istedim. İzmir, hani orası da uzak olacaktı ama
en azından şehre yakın olacaktı. Benim yaşadığım
şehre yakın olacaktı. Hani gidip gelmem kolaylaşacaktı. Bu yüzden. Burada baya zorluk çekiyorum o
konuda.” (SÜM-2) sözleriyle yaşadıklarını dile getirmiştir.
Bunun yanı sıra öğrencilerin büyük bir bölümü
çekingenlik davranışı göstererek girdikleri yeni
ortamlarda ya da sorun yaşadıklarında duygu ve
düşüncelerini ifade etme konusunda zorlandıklarını ve bu durumun hem akademik hem de sosyal
yaşantılarını olumsuz etkilendiğine dikkat çekmişlerdir. Örneğin bir öğrenci yaşadıklarını şu şekilde
ifade etmiştir: “Daha şimdiye kadar sorun çıkaran
arkadaşlarımla hiç konuşmadım. Konuşmayacağım.
İşte böyle bir şeyim var. Zaten direk konuşamıyorum.” (İMÖ-1). Ayrıca öğrencilerin sıklıkla ifade
ettikleri bir diğer faktör ise hata yapma ve eleştirilme kaygısıdır. Akademik ve sosyal ortamlarda hata
yapmaktan korktuğunu belirten birçok öğrenci,
hata yaptıklarında hem arkadaşları hem de öğretim
elemanları tarafından eleştirileceklerini düşündüklerini ve bu nedenle de kaygılandıklarını belirtmiştir. Bir öğrencinin konuyla ilgili görüşü aşağıdaki
gibidir:
“Hani yanlış anlaşılır mıyım, söylediklerimle
belki de çelişmemeliyim. Hani belki de o anki
ruh halimi oraya yansıtacağım. Çünkü bilirsiniz
yani genelde biriyle konuştuğunuz zaman hani
öyle psikoloji, ya da ne bileyim, mutlu olduğunuz anlardan ziyade sorunlarınızı anlatıyorsunuz. Sonra neşeli halinizde bu bir dengesizlik
yaratır mı, anlattıklarım başarım üzerinde ya da
kişiliğim üzerinde [hoca ya da arkadaşlar] beni
bağnaz görür mü, düşüncelerimi çok mu dar görür. Bunlar beni korkutur, ürkütür yani” (P-1).
Bu tema altında ele alınan ve son ana-kategori olan
tercih nedenleri ise üniversite tercih nedenleri ve
bölüm tercih nedenleri alt-kategorilerini içermektedir. Mersin Üniversitesini tercih etme nedenleri
arasında, Yükseköğretime Geçiş Sınav’ından (YGS)
aldıkları puanın önemli bir belirleyici olduğunu
vurgulayan öğrencilerin büyük çoğunluğu, üniversitenin koşulları konusunda yeterli bilgi edinmediklerini, üniversite tercih sürecinde daha çok
aileye yakın olma, üniversitesinin içinde yer aldığı
Mersin ilinin bir deniz kenti olması ve iklim koşullarının uygunluğu gibi faktörleri göz önünde bulundurduklarını belirtmişlerdir. Öğrencilerden biri
tercih sürecindeki deneyimini: “Tesadüf tamamen.
Araştırmadım aslında. Ben bu sene bir şey beklemiyordum aslında. Çünkü düşük bir puan geldi. Yine
de tercih yapayım dedim. Listeden yazdım sırayla.
Öyle geldi.” (F-1) sözleriyle özetlerken bir başka öğrenci, Mersin Üniversitesi’ni tercih etme nedeniyle
ilgili olarak “Burası ilk tercihim değildi. İlk tercihimin dışında kendi isteğimle de çok fazla gelmedim.
Eve yakınlığı nedeniyle burayı tercih ettim zaten.
Ama geldim.” (OÖÖ-1) şeklinde görüşlerini ifade
etmiştir. Konuyla ilgili bir başka öğrencinin görüşü
ise “Mersine daha önce gezme amaçlı gelmiştim ve
puanımın da yettiği en iyi üniversite buydu sıralama
içerisinde. O yüzden geldim.” (S-2) şeklindedir.
Ayrıca, öğrenim gördükleri bölümü tercih etme nedenleri arasında YGS puanının ilk sırayı aldığını ve
puana göre bölüm sıralaması yaptığını ifade eden
çoğu öğrenci, istemediği bir bölümde öğrenim görmek zorunda kaldığını bildirmiştir. Buna ek olarak,
mezunların iş olanakları da bir kısım öğrenci tarafından öğrenim gördükleri bölümü tercih etme nedenlerinden biri olarak belirtilmiştir. Mezunlarının
iş olanaklarına göre bölümü tercih etme, özellikle
MEÜ Eğitim Fakültesi öğrencileri tarafından vurgulanmıştır. Eğitim Fakültesi dışındaki fakültelerde
öğrenim gören öğrencilerin büyük bir çoğunluğu
ise mezun olduktan sonra iş bulma konusunda kaygılarının oldukça yüksek olduğundan söz etmişlerdir. İstemediği bir bölüme yerleştiğini ifade eden
bir öğrencinin görüşleri şu şekildedir: “Bölüme isteyerek gelmedim zaten. Yani bir de iş imkânının zor
olduğunu duyunca o daha da bir itti [soğuttu] beni
bu bölümden.” (JM-1).
Öğrencilerin Kurumsal Uyumlarını Olumsuz Etkileyen Faktörler
Veri analizi sonucunda, öğrencilerin kendilerini
üniversitenin bir parçası olarak görmeleri ve bununla ilişkilendirdikleri deneyimlerine yönelik
görüşlerinin, kurumsal aidiyet ve kurumsal kimlik
1293
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
geliştirme olmak üzere iki ana-kategori altında incelenebileceği gözlenmiştir. Kurumsal aidiyet anakategorisi ise akademik ortama aidiyet ve sosyal
ortama aidiyet olarak iki alt-kategoride ele alınmıştır. Öğrencilerin öğrenim görmekte oldukları
üniversite ve/veya bölümü istemeyerek gelmeleri ve bu durumun kendilerini üniversite ve/veya
bölüme ait hissetmemelerine yol açtığına yönelik
görüşleri, akademik ortama aidiyet alt-kategorisi
kapsamında incelenmiştir. Bir öğrenci bu konudaki
görüşünü “Üniversite olarak hani istediğim bölüm
olsaydı belki ait hissederdim. Ama istediğim bölüm
gelmedi. O yüzden kendimi o kadar da buralı gibi
hissedemiyorum. Hep gidebilecekmişim gibi. Yani
kendimi tam olarak buraya veremiyorum. Bu şekilde
yani.” (SÜM-1) şeklinde dile getirmiştir. Bir başka
öğrenci ise görüşlerini şu şekilde ifade etmiştir: “Şu
an bir tepki var ister istemez… Buranın öğrencisi olmak konusunda kendimi buraya ait hissetmiyorum.
Bu tepkim belki biraz yüksek puanlı bir üniversiteye
girememenin üzüntüsü ile de ilgili.” (İ-1).
Sosyal ortama aidiyet alt-kategorisi ise öğrencilerin
sosyal uyum konusundaki olumsuz deneyimleri ve
bunun sonucunda kendilerini üniversitedeki sosyal ortama ait hissetmediklerine yönelik görüşlerini kapsamaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi
öğrenciler bireyselliğe ve çıkara dayalı, yakınlık ve
güven duygusundan uzak, rekabet içeren, yüzeysel
arkadaş ilişkilerine yönelik olumsuz görüşlerini belirmişlerdir. Bu kapsamda öğrenciler bu tür arkadaşlıklar istemediklerini, çevrelerindekilerin kendilerini önemsedikleri, kendileriyle ilgilendikleri
için değil çıkar için yaklaştıklarını belirmiş ve dolayısıyla kendilerinin bu tür ilişkiler kuramayacaklarını, kendilerini bu çevreye ait hissetmediklerini
ifade etmişlerdir. Ayrıca bu nedenlerle arkadaşları
olmadığı için sosyal ve kültürel ortamlara pek giremediklerini ileri sürmüşlerdir. Yine bu kapsamda öğrenciler, lise yaşantılarına vurgu yaparak,
oradaki sosyal ortamları ve arkadaşlık ilişkilerini
gündeme getirmişlerdir. Bir öğrenci “Ankara’da bir
sürü arkadaşım var. Hemen hemen tüm çevrem Ankara ve İstanbul çevresine yerleşti. Arkadaşlarım da
yok. Sevmiyorum burayı. Böyle.” (P-1) şeklide görüş
belirtirken, bir diğer öğrenci üniversitenin sosyal
ortamına aidiyet geliştiremediğini belirterek görüşlerini aşağıdaki gibi dile getirmiştir:
“Lisedeyken belli bir şeyler yapıyordum hani
sosyal aktivitelere dair ama buraya [üniversite]
gelince sanki o yaşantıma dair hiçbir şey yaşanmamış gibi. Kendi özelliklerimi kaybettiğimi
düşünüyorum. Hâlâ da o düşüncedeyim. Bunları önce ortaya çıkarttıktan sonra ancak buraya
1294
bağlı olduğumu düşünebilirim. Bir de hani buraya bağlayacak insanların, arkadaşların da olması
gerekiyor. Çünkü tek başına yaşam belli bir yerde
zordur.” (RPD-1).
Diğer ana-kategori olan kurumsal kimlik geliştirme,
öğrencilerin üniversitenin kurumsal yapısı ile diğer
öğrencilerin profiline ilişkin görüşlerini kapsamaktadır. Kendilerini “Mersin Üniversiteli” olarak tanımlamadıklarını ve “Mersin Üniversiteli” olmanın
kendileri için bir anlam ifade etmediğini sıklıkla
vurgulayan öğrenciler, üniversitenin henüz köklü
ve prestij sahibi üniversiteler arasında olmadığını,
henüz gelişmekte olan bir üniversite olduğunu,
öğrenci yetiştirme konusunda bazı yetersizliklerin
olduğunu, daha önce kurulmuş olan büyük üniversitelerle karşılaştırıldığında öğretim elemanlarının
yetersiz (profesör ve doçent sayıları itibariyle) ve
deneyimsiz olduklarını ve eğitim kalitesinin bekledikleri düzeyde olmadığını belirtmişlerdir. Öğrencilerden biri konu ile ilgili görüşünü aşağıdaki
şekilde belirtmiştir:
“Eğitim-öğretim hayatında bilinçli öğrenci yetiştirmediğini düşünüyorum. Birçok üniversite
Mersin Üniversitesi’nden daha köklü ve bana
göre daha bilinçli öğrenci yetiştiriyorlar. Eğitim
hayatına yeni başlamış bir öğretmen ile daha
önce başlamış arasında deneyim farkı vardır.
Mersin Üniversitesi geri kalıyor bu konuda.
Çünkü deneyimi az.” (P-1).
Bununla birlikte öğrencilerin çoğu, üniversitelerine yönelik belirttikleri olumsuz görüşlerine benzer
şekilde üniversitenin diğer öğrencilerine yönelik
de olumsuz bir takım değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Öğrenciler, kendileri dışındaki diğer
öğrencileri amaçsız, ilgisiz ve diğer üniversitelerin
öğrencileriyle kıyaslandığında daha kalitesiz olarak tanımlamışlardır. Üniversitede öğrenim gören
diğer öğrencilerin profiline yönelik görüş bildiren
öğrencilerden biri şu ifadeleri kullanmıştır:
“Belli [gelişmiş, köklü ve büyük] üniversiteye giden öğrencinin zaten belli bir amacı vardır. Yaptığı işin bilincindedir. Böyle hani bizim gibi geri
planda kalmış üniversitelerdeki öğrenciler sadece
üniversite okumuş olmak için geliyor. Bir şeyler
öğrenmek için gelmiyor. Bir … Üniversitesi’nin
öğrencisiyle bir Mersin Üniversitesi’nin öğrencisi hayatta kıyaslanamaz. Çünkü orayı tercih eden
bir öğrenci, buradaki öğrenciden bilinçli. İdeallerinin peşinde koşandır bence. Sadece okumak
için okuyan biri değildir. Ama ben baktığım zaman bu üniversitede birçok öğrenci sadece okumuş olmak için okuyor.” (F-1).
SEVİNÇ, GİZİR / Üniversite Birinci Sınıf Öğrencilerinin Bakış Açılarından Üniversiteye Uyumu Olumsuz Etkileyen...
Öğrencilerin Üniversiteye Uyum Sürecindeki Baş
Etme Yöntemleri
Araştırma verilerinin analizi sonucunda, üniversiteye uyum zorluğu yaşayan öğrencilerin bu süreçte
karşılaştıkları zorluklarla baş etme konusunda kullandıkları en temel yaklaşımın kaçma ya da kaçınma davranışı olduğu belirlenmiş ve öğrencilerin bu
konudaki görüşleri aynı isimle ana-kategori olarak
ele alınmıştır. Bu ana-kategori, ortamdan uzaklaşma, durumu kabullenme ve hayal kurma olarak
adlandırılan alt-kategoriler altında incelenmiştir.
Görüşleri alınan öğrencilerin hemen hemen yarısı
herhangi bir zorlukla karşılaştıklarında bulundukları ortamı terk ettiklerini, yani ortamdan uzaklaştıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilerin bir kısmı ise
kendileri için stres ve sıkıntı kaynağı olan durumun
değişmeyeceklerini ve bu nedenle de durumu değiştirmek adına herhangi bir eylemde bulunmadıklarını, durumu kabullendiklerini ifade etmişlerdir.
Öğrencilerden birinin konuyla ilgili olarak ifade
ettikleri şöyledir: “Bir şey yapmadım, yapmıyorum
da. Durumu kabullendim buradayım ve zamana
bıraktım. Zaman gösterecek. Çok da kendini kasma
dedim bir şeyin değişmesi için. Zamanla artık, benlik
bir şey yok.” (RTV-1). Baş etme yolları ile ilgili son
alt-kategori ise hayal kurma olarak adlandırılmıştır.
Görüşme yapılan öğrencilerin yarıya yakını üniversitedeki ilk yıllarında karşılaştıkları sıkıntılarla baş
etmek adına hayal kurduklarını vurgulamışlardır.
Öğrencilerden biri konuyla ilgili görüşünü açıkça şu şekilde ifade etmiştir: “Artık hayal kurmaya
başladım. O derece. Hayalci bir insan oldum. Şöyle
diyorum işte Boğaziçi’nde, şu anda Boğaziçi’ndeyim
[Üniversite]. Mutlu bir insanım diyorum ama belli
bir süreden sonra karşıma çıkıyor ki değilim. Gerçek
hayat çıkıyor.” (RPD-2).
Tartışma
Öğrencilerin Akademik Uyumlarını Olumsuz Etkileyen Faktörler
Araştırma bulguları, öğrencilerin akademik uyumlarını olumsuz etkileyen faktörlerin öğretim elemanlarıyla ilişkiler ve öğretim elemanlarının mesleki nitelikleri olmak üzere iki ana-kategoride yer
aldığını göstermiştir. Akademik uyum açısından
bulgular incelendiğinde, çalışma kapsamında görüşülen öğrencilerin hemen hepsinin, üniversitenin
akademik ve sosyal çevresinin önemli bir parçası
olarak değerlendirilen öğretim elemanlarının (Pascaralla ve Terenzini, 2005) sınıf-içindeki ve sınıfdışındaki tutum ve davranışlarını pedagojik ilgiden
uzak olarak nitelendirdikleri görülmektedir. Her ne
kadar öğrenci-öğretmen ilişki kalitesinin lise yıllarında ve sonrasında düştüğü belirtilse de (Feldlaufer, Midgley ve Eccles, 1988), yapılan araştırmalar
öğretim elemanı ile öğrenci arasındaki etkileşimin,
öğrencinin üniversitedeki sosyal ve akademik ortamlardaki deneyimleri üzerinde oldukça önemli
bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir (Cotton ve Wilson, 2006; Solomon, Battistich, Kim ve
Watson, 1997). Bu kapsamda ilgili alan yazında,
öğretim elemanı ve öğrenci arasında sosyal, akademik, resmî ve resmî olmayan birçok etkileşimin
varlığından ve bu etkileşimin öğrencinin akademik
başarısı, entelektüel ve kişisel gelişimi, üniversiteden doyum sağlaması, öğrenimine devam edip etmeme kararı ve kariyeri ile ilgili planlarını olumlu
ya da olumsuz yönde etkilediğinden sıklıkla söz
edilmektedir (Cotton ve Wilson; 2006; Feldman
ve Newcomb, 1969; Hirscy ve Wilson, 2002; Lamport, 1993). Ayrıca Lamport (1993), bir öğrencinin
üniversite ortamına girdiği andan itibaren öğretim
elemanın, o öğrencinin yaşantısı üzerinde baskın
bir role sahip olduğunu ileri sürmekte ve öğrenci ile
öğretim elemanı arasında kurulan ilişkinin öğrencinin sosyal ve akademik uyumu üzerinde oldukça
etkili olduğunu ifade etmektedir. Dolayısıyla, öğretim elemanlarının sınıf-içinde ve sınıf-dışında
öğrencilerle kurdukları iletişimin niteliksel sorunlar taşıması, öğrencilerin üniversiteye aidiyetlerini,
akademik motivasyonlarını ve akademik uyumlarını olumsuz etkileyen bir faktör olarak değerlendirilebilir.
Araştırmanın bir diğer bulgusu olan öğretim elemanlarının mesleki niteliklerinin, ilgili alan yazında, üniversite birinci sınıf öğrencilerinin uyumlarını etkileyen oldukça önemli faktörlerden biri
olduğu belirtilmektedir (Lammers, Shelia ve Smith,
2008). İlgili çalışmalar incelendiğinde, öğrencilerin
öğretim elemanlarında aradıkları mesleki niteliklerin, akademik anlamda konuya hâkim olma, öğrencilerin hazır bulunuşluk durumlarını gözeterek çeşitli örneklerle konuyu açıklayabilme, öğrencilerle
iletişim kurabilme ve öğrencilere anlayış gösterme
olduğu belirtilmektedir (Brown, 2004). Benzer şekilde, öğrencilerle ve öğrenme süreciyle ilgili olma,
öğretme becerileri, alan bilgisine hâkim olma ve
sözel becerilere sahip olma gibi öğretim elemanlarına özgü temel nitelikler, üniversitenin öğrenim
kalitesini değerlendirirken öğrencilerin göz önünde bulundurdukları önemli ölçütler olarak değerlendirilmektedir (Okpala ve Ellis, 2005). Özetle,
üniversite öğrencilerinin, öğretim elemanlarının
istekli, enerjik ve öğrettiklerinden hoşnut olmama
(Acker, 2003), öğretim yöntem ve tekniklerini oldukça sınırlı şekilde kullanma (Brown ve Tomlin,
1295
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
1996), öğrenciyle etkileşime girmeme (Aulls, 2004),
derslere hazırlıklı ve planlı bir şekilde girmeme
(Braxton, Bray ve Berger, 2000), konuları açıklıkla
tartışamama/anlatamama (Brown ve Tomlin, 1996)
gibi mesleki niteliklerindeki yetersizlikleri, akademik başarı ve akademik uyum sürecinde yaşanan
sorunlarının temel belirleyicileri olarak algıladıkları belirtilmektedir. Bu araştırmada ortaya çıkan
bulguların da sözü edilen araştırma sonuçlarını
destekler nitelikte olduğu görülmektedir.
Öğrencilerin Sosyal Uyumlarını Olumsuz Etkileyen Faktörler
Öğrencilerin sosyal uyumlarını olumsuz etkileyen
faktörlere ilişkin bulgular incelendiğinde, öğrencilerin hem üniversitedeki arkadaş ilişkileri konusunda hem de üniversitenin sosyal imkânlarını
kullanma ile ilgili süreçlerde zorluklar yaşadıkları
gözlemlenmektedir. Çalışma grubunun gelişimsel
özellikleri dikkate alındığında, ön-yetişkinlik döneminin en önemli gelişimsel görevlerinden biri
olan özerkliğe geçiş sürecinde öğrencilerin bulundukları çevre tarafından onaylanma, kabul görme
ve değerli hissetme ihtiyacının karşılanması önem
taşımaktadır (Chickering ve Reisser, 1993; Erikson,
1968). Dolayısıyla, bu süreçte aile ortamından ve
lise arkadaşlıklarından ayrılarak üniversiteye yeni
gelen öğrenciler için nitelikli arkadaşlıklar kurmak
ve üniversitenin sosyal yaşamıyla bütünleşmek, başarılı bir uyum süreci için oldukça önemli olmaktadır (Wise ve King, 2008). Nitelikli arkadaş ilişkilerini yakınlık, güven, destek ve kabul görme gibi
temel özelliklerin oluşturduğu dikkate alındığında
(Monsour, 2002’den akt., Ryback ve McAndrew,
2006) sınıf-içi arkadaşlık ilişkilerinde karşılaştıkları
rekabet, çıkar ilişkileri ve bireyselliğin, öğrencilerin
güven duygularını örselediği ve dolayısıyla yeni
arkadaş ilişkileri geliştirmekten kaçındıkları ifade
edilebilir. Nitekim Langston ve Cantor (1989), üniversiteye uyum sürecinde zorluklar yaşayan birçok
üniversite öğrencisinin, sosyal etkileşim ve arkadaşlık ilişkileri anlamında önemli hayal kırıklıkları
yaşadıklarını ifade etmektedirler. Benzer şekilde
Gizir (2005), üniversite öğrencilerinin arkadaş ilişkileriyle ilgili olarak yüzeysellik, çıkara dayalı ilişki,
bencillik ve bireysellik gibi konularda sıklıkla sorun
yaşadıklarını belirtmiştir. Dolayısıyla, arkadaş ilişkileri temelinde yaşanan uyum sorunlarının alan
yazınla paralellik gösterdiği söylenebilir.
Diğer yandan Astin (1993), öğrencilerin üniversitedeki sosyal olanakları kullanma davranışının,
öğrenci-öğretim elemanı etkileşimiyle ve özellikle
de öğrenci-öğrenci etkileşimi ile doğru orantılı ol-
1296
duğunu ve akranlarıyla sıklıkla iletişim içinde olan
öğrencilerin daha fazla sosyal etkinliklere katıldıklarını belirtmektedir. Bu kapsamda, sosyal uyum
güçlüğü yaşayan üniversite birinci sınıf öğrencilerinin sınıf içindeki arkadaşları ve öğretim elemanları
ile ilişkilerindeki olumsuz deneyimlerin üniversitenin sosyal ortamlarında da desteklenmeyeceklerine ya da kabul göremeyeceklerine dair bir güvensizlik yarattığı ve bu nedenle de sınıf-dışı arkadaş
ilişkilerini sınırlı tuttukları ve sosyal etkinliklere
katılmadıkları düşünülmektedir. Ayrıca, arkadaş
grubu eksikliğinden dolayı üniversitenin olanaklarını kullanmadığını ve boş zamanını bireysel ya
da sınırlı sayıda akran gruplarıyla yerleşke dışında
geçirdiğini belirten birçok öğrenci, aslında yerleşkede bulunmayarak arkadaş edinebileceği sosyal
ortamlardan uzak kalmaktadır. Alan yazında, akran
gruplarıyla kurulan iletişimin sıklığı ve kalitesi ile
üniversitenin sınıf-dışı yaşamına katılımın, üniversite bünyesindeki sosyal bütünleşmenin ve üniversiteye bağlılığın artmasının en önemli göstergeleri
olduğu ifade edilmektedir (Astin, 1993; Baker ve
Siryk, 1984; Lorang, Terenzini ve Pascarella, 1981).
Benzer şekilde Bonhert, Aikins ve Edidin (2007)
ile Karahan, Sardoğan, Özkamalı ve Dicle (2005b),
üniversite yerleşkelerindeki çeşitli sosyal, kültürel
ve sportif etkinliklere katılmanın, öğrencilerin sosyal uyumlarını kolaylaştırdığını, nitelikli arkadaş
ilişkilerini geliştirdiğini, yalnızlık ve sosyal doyumsuzluğu ortadan kaldırdığını belirtmektedirler. Bu
bakış açısıyla, nitelikli arkadaş ilişkileri geliştirme
ve üniversitenin sınıf-dışı yaşamına katılma konusunda yaşadıkları sıkıntılara bağlı olarak öğrencilerin, üniversitenin sosyal ortamından doyum
sağlama ve üniversiteye bağlılık/aidiyet geliştirme
konusunda da zorlandıkları düşünülmektedir.
Buna ek olarak, boş zaman etkinlikleri kapsamında
sıklıkla yerleşke dışında akran gruplarıyla birlikte
olmaları ya da bireysel olarak zaman geçirmeleri de
öğrencilerin sosyal uyumlarını olumsuz yönde etkileyen faktörlerden biri olarak dikkat çekmektedir.
Bu çalışmanın bulgularıyla paralel olarak Gizir ve
arkadaşları (2010) ile Dextras (1993), birinci sınıf
öğrencilerinin boş zamanlarını genellikle bireysel
etkinliklerle ya da akranlarıyla yerleşke dışında
zaman geçirerek değerlendirdiklerini belirtmektedirler. Dolayısıyla bu durumun, görüşme yapılan
öğrencilerin üniversitenin sosyal ortamıyla bütünleşmelerini olumsuz yönde etkileyebileceği şeklinde değerlendirilmektedir. Nitekim Astin (1993),
öğrencilerin üniversite yaşamına aktif katılımlarının ve yerleşke içerisinde zaman geçirmelerini sağlamanın, üniversiteye bağlılıklarının artmasında
önemli bir etken olduğunu belirtmektedir. Sonuç
SEVİNÇ, GİZİR / Üniversite Birinci Sınıf Öğrencilerinin Bakış Açılarından Üniversiteye Uyumu Olumsuz Etkileyen...
olarak, ilgili alan yazında sosyal uyumun en önemli göstergeleri, öğrencilerin üniversitenin sosyal
destek sistemlerini kullanabilmesi, edindiği sosyal
özgürlükleri kullanabilmesi, anlamlı ilişkiler kurup
sürdürebilmesi, aidiyet duygusu geliştirebilmesi ve
tüm bunlarla beraber üniversitenin sosyal yaşantısıyla bütünleşmiş olması olarak belirtilmektedir
(Gerdes ve Mallinckrodt, 1994; Freeman, Andersen
ve Jensen, 2007). Dolayısıyla, bir öğrencinin üniversitedeki etkinliklere çok az katılması ya da katılmaması, üniversiteye sosyal olarak uyum sağlamanın tam olarak gerçekleşmediğinin bir ipucu olarak
değerlendirilmektedir (Baker ve Siryk, 1984). Bu
yönüyle ele alındığında, bu çalışmada öğrencilerin
üniversiteye sosyal uyumlarına yönelik elde edilen
bulgular, ilgili alan yazını destekler niteliktedir.
Öğrencilerin Kişisel-Duygusal Uyumlarını Olumsuz Etkileyen Faktörler
Araştırma bulguları, çekingenlik, hata yapma ve
eleştirilme kaygısı, yalnızlık ve ev özlemi gibi kişisel
faktörlerin öğrencilerin üniversiteye uyumlarını kişisel-duygusal boyutta olumsuz etkilediğini ortaya
koymuştur. Benzer şekilde Baker ve Siryk (1984),
birinci sınıf öğrencilerinin yoğun ev özlemi duymaları, yalnızlık yaşamaları, sosyal öz-yeterlik duygularının azalması ve öğrencilerde sosyal desteğin
yetersizliğine yönelik algılar oluşmasına yönelik
temel duyguların, düşüncelerin ve davranışların
varlığının, üniversiteye kişisel-duygusal uyumlarının tam olarak gerçekleşmediğini gösterdiğini ifade
etmektedirler. Bu çalışma kapsamında ortaya çıkan
bulgular, öğrencilerin kendi sosyal becerilerinden
memnun olmadıklarını, sosyal ortamlara girmekte
ve arkadaş edinmekte zorlandıklarını dolayısıyla
yalnızlık ve ev özlemini yoğun olarak yaşadıklarını
göstermektedir. Yukarıda da sözü edildiği üzere, ön
yetişkinlik döneminin gelişimsel görevi olan diğerleri tarafından kabul edilme, onaylanma ve değer
görme ihtiyacı çerçevesinde üniversite ortamında
öğrenciler, akademik nitelikleri ve becerileri ile ilgili olarak öğretim elemanları tarafından değerlendirilirken sosyal nitelik ve becerileri ise daha çok
çevrelerinde bulunan arkadaşları tarafından değerlendirilmektedir. Dolayısıyla diğerleri tarafından
değerlendirilme durumu, öğrencilerin utangaçlık
ve çekingenlik davranışları göstermelerine, sosyal
ilişkilerinde çeşitli sorunlarla karşılaşmalarına neden olabildiği gibi (Lammers ve ark., 2008) eleştirilme ve hata yapma kaygısı yaşamalarına da neden olarak gösterilebilir. Aynı zamanda, ilgili alan
yazında çekingen kişilik özelliğine eşlik eden duyguların genellikle düşük benlik saygısı ve özgüven
eksikliği olduğu vurgulanmaktadır (Arı, 1989). Düşük benlik saygısı, bireylerin düşük yaşam tatmini,
yalnızlık, depresyon ve kaygı gibi olumsuz duygular
hissetmelerine ve bu olumsuz duyguların yoğun bir
şekilde hissedilmesinin de öğrencilerin kişisel-duygusal uyumlarını olumsuz yönde etkileyebileceği
düşünülmektedir. Bununla birlikte, düşük benlik
saygısı ve bununla ilişkili olan yalnızlık ve depresyon gibi değişkenlerin, öğrencilerin sadece kişiselduygusal uyumlarını değil, aynı zamanda akademik, sosyal ve kurumsal uyumlarını da olumsuz
şekilde etkileyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Nitekim dıştan denetimli ve çekingen birinci
sınıf öğrencilerin üniversiteye uyum düzeylerinin
iç denetimli ve girişken öğrencilere göre daha düşük düzeyde olduğu rapor edilmektedir (Karahan
ve ark., 2005a). Yine, üniversiteye yeni başlayan,
orta ve yüksek düzeyde psikolojik dayanıklılığa sahip olan öğrencilerin akademik uyumlarının düşük
düzeyde psikolojik dayanıklılığa sahip olan öğrencilere göre daha yüksek olduğu bildirilmektedir
(Sürücü ve Bacanlı, 2010).
Diğer yandan, üniversiteye geçiş sürecinde, farklı
şehirlerde öğrenim görmeye başlayan birçok öğrencinin evlerinden, sosyal ortamlarından ve sosyal
destek sistemlerinden uzaklaşmak zorunda kaldıkları ve öğrenim gördükleri üniversite bünyesinde
yeni sosyal destek sistemleri oluşturmak zorunda
kaldıkları bilinmektedir. Ancak, üniversite çevresinde sosyal destek sistemlerini oluşturamayan
öğrenciler kendilerini yalnız hissetmekte ve bu kez
de yalnızlıkla baş etmek zorunda kalmaktadırlar
(Duru, 2008; Paul ve Brier, 2001). Araştırmanın
bulguları göz önünde bulundurulduğunda, görüşme yapılan öğrencilerin birçoğunun bu yeni ortamda kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı
olacak destek sistemlerini henüz oluşturamadıkları
için ev özlemi yaşadıkları ve yalnızlıkla baş etmeye
çalıştıkları göze çarpmaktadır.
Bunun yanı sıra, üniversite ve bölüm tercih nedenlerinin de öğrencilerin kişisel-duygusal açıdan bir
takım zorluklar yaşamalarına neden olan faktörler
olarak ortaya çıktığı gözlemlenmektedir. Çalışma
grubundaki öğrencilerin MEÜ’yü ve okudukları
bölümü tercih nedenlerinin önemli bir gerekçesinin YGS’den alınan puan olması, öğrencilerin
yükseköğrenim tercihlerini sağlıklı bir şekilde yapamadıklarının bir göstergesi olarak kabul edilebilir görünmektedir. Özellikle öğrencilerin MEÜ’yü
tercih ederken üniversitenin sahip olduğu olanaklara ve kurumsal kimliğine dair bilgiye sahip
olmamalarının, üniversiteye aidiyet konusunda
sıkıntılar yaşamalarına neden olan önemli bir fak-
1297
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
tör olduğu düşünülmektedir. Litten ve Hall (1989),
öğrencilerin üniversite tercihi yaparken üniversitenin kurumsal prestijini göz önünde bulundurduklarını belirtmesine karşın bu çalışmada görüşme
yapılan öğrencilerin MEÜ’nün kurumsal kimliğine dair bir bilgilerinin olmadığı ya da üniversiteyi
bir kurum olarak prestijli bulmadıkları belirlenmiştir. Benzer şekilde Gizir ve arkadaşları (2010)
öğrencilerin Mersin Üniversitesi’ni tercih ederken
üniversite dışı faktörleri önemli oranda göz önünde bulundurduklarını (YGS puanı, aileye yakınlık,
Mersin ilinin özellikleri vb.) ve genel olarak Mersin
Üniversitesi’ni çok fazla tanımadan geldiklerini belirtmektedirler. Her iki çalışmada da ortaya çıkan
bu durum, YGS’nin üniversite ve bölüm seçiminde
önemli bir kriter olduğunu ve öğrencilerin bir meslek sahibi olmak adına bireysel ilgilerini, ihtiyaçlarını ve beklentilerini göz ardı ederek pek ya da hiç
istemedikleri üniversite ve bölümleri seçmek durumunda kaldıklarını göstermektedir. Doğal olarak
bu durumun öğrencilerin üniversiteye uyumlarını
(akademik, sosyal, kişisel-duygusal ve kurumsal
uyum) olumsuz etkilediği düşünülmektedir.
Öğrencilerin Kurumsal Uyumlarını Olumsuz Etkileyen Faktörler
Bulgular incelendiğinde, görüşme yapılan öğrencilerin kurumsal uyumlarının, bir kurum olarak
MEÜ’ye ve/veya bölümlerine aidiyet hissetmemeleri ile MEÜ’lü olma kimliğini geliştirememiş olmalarından olumsuz etkilendiğini ortaya koymaktadır.
Osterman (2000), aidiyet hissini, öğrencilerin davranışlarını ve performanslarını anlamada önemli bir
faktör olarak görmekte ve üyeleri aidiyet hissine sahip olmadığı sürece bir topluluğun varlığından söz
edilemeyeceğini belirtmektedir. Bu bilgiler ışığında, çalışmanın akademik, sosyal ve kişisel uyuma
yönelik bulguları dikkate alındığında, öğrencilerin
bir kurum olarak Mersin Üniversitesi’nin sosyal ve
akademik ortamına aidiyet hissi geliştiremedikleri
ileri sürülebilir. Sosyal ortama aidiyet açısından
öğrencilerin, özellikle aidiyet hissi için temel teşkil
eden destekleyici, saygı temelli, kişisel olarak kabul
gördükleri yakın ilişkiler aramalarına rağmen daha
çok bireysellik ve rekabet ortamının hâkim olduğu
çıkar amaçlı arkadaş ilişkileriyle karşılaştıkları ve
üniversitenin sosyal etkinliklerine yeterince katılamadıkları görülmüştür. Ayrıca, üniversite yaşamına
uyum gösteremeyen öğrencilerin üniversitedeki
akademik ortama katılma ve akademik yaşantının
gerekliliklerini yerine getirme konusundaki isteksiz
tutumları ve davranışları, üniversitenin akademik
ortamına aidiyet hissi geliştiremediklerinin bir gös-
1298
tergesi olarak değerlendirilmiştir. Özellikle öğrencilerin üniversitenin akademik ve sosyal ortamına
uyum sağlamak konusunda yaşadıkları sıkıntılar,
üniversite yaşamına yönelik oluşturdukları beklentilerin tam olarak karşılanamaması ve bir kurum
olarak MEÜ’nün bilerek ya da isteyerek tercih edilmemesi, öğrencilerin üniversiteye bağlılık geliştirememelerinin ve MEÜ’lü kimliğine sahip olamamalarının temel nedenleri olarak görülebilir. Voelkl
(1997), bir kuruma yönelik kimlik geliştirmeyi,
kişi ile kurum arasında bir bağın oluşması, kişinin
kendisini kurumu ile tanımlayarak belirli inançlar,
değerler ve beklentiler geliştirmesi ile öğrencinin
okuluna sağlıklı bir şekilde uyum sağlaması sonucunda öğrenci ile kurumu arasında bağ kurulması
olarak tanımlamaktadır. Ayrıca, Voelkl, öğrencinin
okula aidiyet geliştirmesinin, onun kendisini okulun değerli bir parçası olarak görmesi, okulun bir
parçası olmaktan gurur duyması ve okulda olumlu
deneyimler edinerek kabul ve saygı görmesini içeren ilişkiler kurması, okulda yapılan etkinliklerin
öğrenci tarafından değerli ve önemli görülmesi ile
gerçekleşebileceğini belirtmektedir. Bu çalışmanın
akademik uyum, sosyal uyum ve kişisel-duygusal
uyum boyutuna yönelik bulguları göz önünde bulundurulduğunda, öğrencilerin üniversiteye yönelik aidiyet hissi geliştirememiş olmaları ve üniversitelerine yönelik kimlik geliştiremedikleri kabul
edilebilir bir bulgu olarak görülmektedir.
Öğrencilerin Üniversiteye Uyum Sürecindeki Baş
Etme Yöntemleri
Araştırmanın bulguları, üniversiteye uyum zorluğu çeken öğrencilerin karşılaştıkları zorluklarla
baş etme konusunda kullandıkları en temel ve tek
yaklaşımın kaçma ya da kaçınma davranışı olduğunu göstermektedir. Kaçma ya da kaçınma baş etme
yöntemi çerçevesinde öğrenciler ortamdan uzaklaşma, durumu kabullenme ya da hayal kurma davranış örüntülerinden birini kullanarak yaşadıkları
uyum zorluklarının üstesinden gelmeye çalışmaktadırlar. Ancak, bu davranış örüntüleri, stres ya da
sıkıntı yaratan problemin kaynağına odaklanmak
ya da çözüm üretmek yerine var olan durumu olduğu şekliyle kabullenip bir eylemde bulunmama
ve geçici rahatlama yoluna gitmeyi esas almaktadır
(Lazarus, 1993). Dolayısıyla, stres kaynakları karşısında kullanılan kaçma ya da kaçınmaya yönelik
baş etme yöntemleri genellikle etkili ve çözüme
yönelik yöntemler olarak görülmemektedir. İlgili
alan yazında, problem çözmeye yönelik başa çıkma
yöntemlerinin öğrencilerin üniversiteye uyumunu
pozitif yönde yordadığı, kaçınmaya yönelik baş
SEVİNÇ, GİZİR / Üniversite Birinci Sınıf Öğrencilerinin Bakış Açılarından Üniversiteye Uyumu Olumsuz Etkileyen...
etme yöntemlerinin ise üniversiteye uyumu negatif
yönde yordadığı sıklıkla belirtilmektedir (Croniak, 1998; Endler ve Parker, 1990; Heiman, 2004).
Benzer şekilde, Türkiye’de gerçekleştirilen bir diğer
çalışmada, kaçınma temelli baş etme stratejilerinin
üniversite birinci sınıf öğrencilerinin akademik,
sosyal, kişisel-duygusal ve kurumsal uyumlarını
orta ve yüksek düzeylerde ve negatif yönde yordadığı bildirilmektedir (Tuna, 2003).
Bununla birlikte Dyson ve Renk (2006), üniversiteye geçiş sürecinde çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalan birinci sınıf öğrencilerinin stres yaratan
problemleri çözmek yerine genellikle kaçma ya da
kaçınma eğilimi gösterdiklerini ve kaçınmacı başa
çıkma yöntemlerinin kullanılmasının öğrencilerin
depresyon düzeylerinin yükselmesine neden olduğunu belirtmişlerdir. Roth ve Cohen’e göre (1986),
bireyler kaçınmaya yönelik baş etme yöntemlerini
genellikle kendilerinin dışında gerçekleşiyor olarak
algıladıkları ve kontrol edemeyeceklerini düşündükleri durumlarda kullanmaktadırlar. Dolayısıyla,
görüşmeye katılan ve uyum zorluğu çeken öğrencilerin neredeyse hepsinin, kişisel-duygusal uyuma
yönelik elde edilen bulgularda belirtildiği üzere, dış
kontrol odaklı davranış örüntüleri sergiledikleri
göz önünde bulundurulduğunda, öğrenciler tarafından kaçınmaya yönelik baş etme stratejilerinin
kullanıyor olması anlaşılabilir görünmektedir.
Sonuç ve Öneriler
Genel olarak araştırma sonuçları, üniversiteye
uyum konusunda güçlükler yaşayan birinci sınıf
öğrencilerinin akademik, sosyal, kişisel-duygusal
ve kurumsal uyumlarını olumsuz etkileyen çok çeşitli faktörlerin bulunduğunu ortaya koymaktadır.
Akademik uyum açısından bulgular incelendiğinde, öğrencilerinin öğretim elemanlarıyla sınıf-içi ve
sınıf-dışında kurdukları ilişkilerin niteliğinin yanı
sıra, öğretim elemanlarının bazı mesleki niteliklerine yönelik faktörlerin, birinci sınıf üniversite öğrencilerinin akademik uyumlarını olumsuz yönde
etkiledikleri belirlenmiştir. Sosyal uyum açısından
ele alındığında ise bulgular, öğrencilerin üniversitedeki arkadaşlık ilişkileri, üniversitenin sosyal,
kültürel ve sportif olanaklarını kullanma ve boş
zamanlarını değerlendirme gibi temel konularda
önemli zorluklar yaşadıklarını ve bu faktörlerin
öğrencilerin sosyal uyumlarını olumsuz yönde
etkilediğini ortaya koymaktadır. Öğrencilerin kişisel-duygusal uyumları göz önüne alındığında ise
çekingenlik, hata yapma ve eleştirilme kaygısı, yalnızlık, dış kontrol odaklılık ve ev özlemi gibi kişisel
faktörler ile üniversite tercih nedenleri, öğrenciler
tarafından kişisel-duygusal uyumlarını olumsuz etkileyen en önemli faktörler olarak bildirilmektedir.
Ayrıca, çalışma grubundaki öğrencilerin akademik,
sosyal ve kişisel-duygusal uyumlarını olumsuz etkileyen faktörlere bağlı olarak üniversiteye yönelik
bir kurumsal aidiyet ve kurumsal kimlik geliştirememeleri sonucu kurumsal uyumlarının da olumsuz yönde etkilendiği bulgusuna ulaşılmıştır.
Bununla birlikte, söz edilen bu dört boyut arasında birbiriyle iç içe geçmiş bir yapı bulunduğu ve bu
boyutlardan herhangi birini olumsuz yönde etkileyen bir faktörün, diğer boyutlar üzerinde de etkili
olabileceği ve öğrencilerin üniversiteye uyumlarını
azaltabileceği görülmektedir. Son olarak, akademik,
sosyal, kişisel-duygusal ve kurumsal alanlarda yaşadıkları uyum sorunları karşısında üniversite birinci
sınıf öğrencilerinin sıklıkla ortamdan uzaklaşma,
durumu kabullenme ya da hayal kurma gibi aktif
olmayan ya da kaçınmaya yönelik baş etme stratejileri kullandıkları belirlenmiştir.
Üniversite Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR)
Merkezlerinin temel görevlerinden birinin akademik, mesleki, bireysel ve sosyal alanlarda yaşayabilecekleri olası sorunların çözümünde üniversite
öğrencilerine yardımcı olmak şeklinde tanımlandığı dikkate alındığında, bu merkezlerde görev yapan
uzmanların birinci sınıf öğrencilerinin yaşadıkları
uyum sorunlarının çözümünde çeşitli yardım süreçleri geliştirmeleri ve uygulamaya koymaları oldukça önem kazanmaktadır. Bu nedenle, Üniversite
PDR Merkezlerinin üniversite yaşamına uyum sağlamaya yönelik olarak birinci sınıflara özgü çok çeşitli önleyici ve gelişimsel çalışmalar oluşturmaları
gerekmektedir. Bu önleyici ve gelişimsel çalışmalar
içinde genel olarak tüm bir eğitim-öğretim yılına
yayılan üniversiteye uyum (oryantasyon) çalışmaları, üniversiteye uyumu kolaylaştırmaya yönelik
çeşitli seminerler, çalışma grupları ve grupla psikolojik danışma etkinlikleri ile broşür, kitapçık ve internet kaynakları gibi öğrencilerin kolaylıkla ulaşabilecekleri kendine yardım materyalleri yer alabilir.
Diğer yandan, öğrencilerin üniversitedeki en
önemli sosyal destek kaynaklarından birinin “akran
grupları” olduğu sıklıkla vurgulanmaktadır (Astin, 1993; Pittman ve Richmond, 2008; Weidman,
1979; Wise ve King, 2008). Dolayısıyla, birinci sınıf
öğrencilerinin üniversiteye uyum sürecinde akran
gruplarının desteğinin alınması oldukça önemli olmaktadır. Özellikle, üniversite öğreniminin birinci
yılında öğrencilerin daha önce deneyimlemedikleri çeşitli yaşantılarla karşılaştıkları göz önünde
bulundurulduğunda, bilgileriyle, becerileriyle ve
deneyimleriyle onlara yardımcı olabilecek üst sınıf-
1299
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
taki öğrencilerden destek alınması, bu zorlu geçiş
sürecinin daha kolay tamamlanabilmesine olanak
sağlayacaktır. Bu noktada, birinci sınıf öğrencilerinin üniversiteye uyumlarına yönelik çalışmaları
kapsayan “Akran Rehberliği” programlarının geliştirilmesi ve uygulanması oldukça yararlı olacaktır.
Nitekim Aladağ (2009), üniversiteye yeni başlayan
öğrencilere yönelik uyguladığı akran rehberliği
programının öğrencilerin üniversiteye uyumlarını kolaylaştırdığını rapor etmiş ve bu programın
önemli bir koruyucu psikolojik danışma hizmeti
olduğunu vurgulamıştır.
önerilmektedir. Ayrıca, üniversite yönetimlerinin
akademik danışmanlık sistemi kapsamında akademik danışmanları (özellikle üniversite birinci sınıf
öğrencilerinin akademik ve sosyal destek gereksinimleri temelinde) düzenli olarak bilgilendirmeleri
ve akademik danışmanlığı özendirici bir uygulama
sistemi (ödüllendirme, taltif, araştırma desteği vb.)
geliştirmeleri yerinde olacaktır. Yine, üniversitenin
yurt içinde tanıtımına yönelik bir strateji geliştirilmesi ile aday öğrencilerin üniversite ve bölüm tercih sürecinde bir kurum olarak üniversite hakkında
daha kapsamlı bilgilere ulaşmaları sağlanmalıdır.
Buna ek olarak, öğretim elemanlarının öğrencilerin
akademik, sosyal ve kişisel gelişimlerindeki rolleri
göz önünde bulundurulduğunda, öğretim elemanları ile öğrenciler arasındaki ilişkinin niteliğinin
daha sağlıklı hâle getirilmesi önemli bir nokta olarak değerlendirilmektedir. Bu bakış açısıyla, öğretim elemanlarının öğrencilerle iletişimlerindeki tutum ve davranışlarını geliştirmelerine, öğretmenlik
meslek bilgi ve becerilerini gözden geçirmelerine
ve üniversite eğitimine yönelik güncel gelişmeler
konusunda bilgilendirilmelerine olanak sunan
“hizmet-içi eğitim” programlarının düzenlenmesi
önem taşımaktadır. Aynı zamanda, üniversite içerisinde öğretim elemanları ile birinci sınıf öğrencilerin ders-dışı süreçlerde de bir araya gelebilmelerine
olanak sağlayacak çeşitli sosyal etkinliklerin düzenlenmesi yoluyla öğretim elemanları ile öğrenciler
arasındaki iletişimin sıklığının da artırılabileceği
değerlendirilmektedir.
Özetle, üniversite yaşamına uyum, öğrencilerin
ailenin, arkadaşların, öğretim elemanının, yöneticinin ve psikolojik danışmanların desteğine ihtiyaç
duyduğu zorlu bir süreç olarak değerlendirilmektedir. Bu süreçte, üniversite birinci sınıf öğrencilerinin karşılaştıkları zorluklarla baş etmelerinde
adı geçen sosyal destek kaynaklarının mümkün
olduğunca uyum sürecine dâhil edilmesi ve ortak
işbirliği içinde önleyici ve gelişimsel çalışmalar gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bununla birlikte, üniversite ortamında öğrencilerin akademik, kişisel ve sosyal alanlardaki bilgilerinin, becerilerinin ve tutumlarının geliştirilmesi
için gerekli olan kaynakların sağlanması önem
arz etmektedir (Gizir, 2005). Buna bağlı olarak,
üniversite yönetimlerinin üniversite bünyesindeki
öğrenci hizmet birimlerine ayırdıkları bütçe, tesis,
araç-gereç ve personel sayısını artırmaları, öğrenci topluluklarını üniversite yaşamında etkin kılacak bir sistem kurmaları ve özellikle birinci sınıf
öğrencilerin sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere
katılımlarını artıracak uygulamalar geliştirmeleri
1300
Bu çalışma belirli bir zaman ve mekân sınırlılığında
nitel araştırma yöntemi kullanılarak yapılmış olması nedeniyle genelleme yapılırken tedbirli davranılması gerektiği düşünülmekte ve daha büyük örneklem gruplarıyla ve farklı araştırma yöntemleriyle
benzer çalışmaların yürütülmesi önerilmektedir.
Bununla birlikte, üniversite birinci sınıf öğrencilerinin uyum süreçlerinin ve bu süreci etkileyen olumlu ve olumsuz faktörlerin belirlenmesine odaklanan
çalışmalarda nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin
birlikte kullanılmasının konuyla ilgili daha geniş
kapsamlı bilgi elde edilmesine olanak sunabileceği
düşünülmektedir. Son olarak, öğrenim sürecinin
başında üniversiteye uyum sorunu yaşamakla birlikte, uyum sürecini hızlı bir şekilde tamamlayan
öğrencilerin olumlu uyum göstermelerine yardımcı
olan bireysel ve çevresel koruyucu faktörlerin belirlenmesine yönelik gerçekleştirilecek çalışmalarında
alan yazına ve gelecekteki uygulamalara önemli
katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Educational Sciences: Theory & Practice • 14(4) • 1301-1308
©
2014 Educational Consultancy and Research Center
www.edam.com.tr/estp
DOI: 10.12738/estp.2014.4.2081
Factors Negatively Affecting University Adjustment from
the Views of First-Year University Students: The Case of
Mersin University*
a
b
Seda SEVİNÇ
Cem Ali GİZİR
Mersin University
Mersin University
Abstract
This qualitative case study aims to investigate the most common factors that negatively affect adjustment to university and coping strategies used by first-year university students in the adaptation process from the viewpoint
of first-year university students. The participants were 25 first-year university students from various faculties at
Mersin University. The data were gathered through interviews, which comprised 24 interview questions developed by the researchers. Collected data were content-analyzed following the process of identifying, coding, and
categorizing data patterns. The results revealed significant factors that negatively affect the academic, social,
personal-emotional, and institutional adjustment of first-year university students. These students’ academic
adjustment was negatively affected by relationships with faculty and teaching quality, whereas social adjustment
was negatively affected by friendship relations, participation in recreational activities, and leisure-time management. In addition, individual factors, such as shyness, fear of failure/disapproval, loneliness, and homesickness,
and institutional factors, such as sense of identity and belonging to a university, were perceived as prominent
factors affecting students’ adjustment. The results also indicated that these students mostly used avoidance
coping to deal with challenges in the university adjustment process.
Keywords
Academic Adjustment, Coping Strategies, Organizational Adjustment, Personal-Emotional Adjustment,
Qualitative Study, Social Adjustment, University Adjustment, University Students.
Life transitions, including new experiences and
changes, naturally involve an adjustment process in
the lives of individuals. The shift from high school
to university is one major life transition for young
adults (Buote, 2006). This transition period is a
change and adjustment process accompanied by
significant challenges and stresses for emerging
adults to meet the personal demands of the new
*
academic and social environment (Berzonsky &
Kuk, 2000; Chickering & Reisser, 1993; D’Augelli
& Jay, 1991; Dyson & Renk, 2006; Erikson,
1968; Jackson, 2008; Lau, 2003; Tuna, 2003). In
other words, university life requires that young
adults learn to cope with various challenges and
take actions to integrate into the university’s
academic and social life, meet academic demands,
This study is based on a master’s thesis mentored by the second author, and presented to Mersin University.
a Seda SEVİNÇ, M.S. is currently psychological counselor at Mersin University. Contact: Mersin University, Psychological Counseling and Guidance Center, Çiftlikköy Campus, Mersin, Turkey. Email: [email protected]
b Cem Ali GİZİR, Ph.D., is currently an assistant professor of Guidance and Psychological Counseling. His research interests include college counseling, psychological trauma, crisis counseling and grief counseling.
Correspondence: Mersin University, Faculty of Education, Department of Guidance and Psychological Counseling, Yenişehir Campus, 33169 Mersin, Turkey. Email: [email protected]
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
establish new friendship networks, become more
independent, take responsibility in their personal
lives, and make career choices (Aladağ, 2009;
Ayhan, 2005; Duchesne, Ratelle, Larose, & Guay,
2007; Gizir, 2005; Pittman & Richmond, 2008;
Tuna, 2003). Actually, while most freshmen are
able to deal with these transitional challenges and
adjust to university life successfully, some feel
overwhelmed and experience various adjustment
problems (Bernier, Larose, & Whipple, 2005;
Gerdes & Mallinckrodt, 1994; Kuh, 2005; Upcraft &
Gardner, 1989; Upcraft, Gardner, & Barefoot, 2005)
that lead them to drop out of university (Buote et al.,
2007; Estrada, Dupoux, & Wolman, 2005; McGrath
& Braunstein, 1997; Pascarella & Terenzini, 1980;
Robbins, Lese, & Herrick, 1993).
Related literature considers university adjustment
as a multifaceted and complex phenomenon (Baker
& Siryk, 1984, 1986; Baker, McNeil, & Siryk, 1985).
As such, the process of university adjustment
is described mainly by identifying four types of
adjustment, namely academic adjustment, social
adjustment, personal/emotional adjustment, and
goal commitment/institutional attachment (Baker
& Siryk, 1984). Briefly, academic adjustment
involves students’ perceived ability to achieve school
work and acceptance of the academic environment;
social adjustment refers to dealing with a new social
environment effectively such as by establishing
positive and accepting friendships and being
involved in social activities on campus; personal/
emotional adjustment includes the well-being of
students; and institutional attachment refers to
students’ feelings of commitment to university and
satisfaction with attending a particular university
(Baker & Siryk, 1986).
Research on university adjustment indicates
that various psychosocial variables are strongly
associated with the adjustment levels of university
students (Dyson & Renk, 2006; Leong, Bonz, &
Zachar, 1997; Reischl & Hirsch, 1989). Specifically,
demographics (Arı, 1989; Ayhan, 2005; Dyson &
Renk, 2006; Wintre & Bowers, 2007; Yalım, 2007),
locus of control and self-esteem (Bettencourt,
Charlton, Eubanks, & Kernahan, 1999; Njus &
Brockway, 1999; Sun-Selışık, 2009), stress and
anxiety (Pancer, Pratt, Michael, & Alisat, 2000),
self-efficacy (Chemers, Hu, & Garcia, 2001; Torres
& Solberg, 2001), personality characteristics
(McGaha & Fitzpatrick, 2005; Wintre & Yaffe, 2000;
Yalım, 2007), and coping styles (Dyson & Renk,
2006; Tuna, 2003) are related with overall university
adjustment.
1302
Research also shows that the number of students
seeking counseling for university adjustment had the
highest percentage among all problem areas within
the first period of university life in Turkey (Doğan,
2012; Gizir, 2014). Although related research
emphasizes the importance of identifying factors
affecting university adjustment, only a limited
number of studies focus on the adjustment of firstyear university students in Turkey. These studies
indicate that university adjustment is associated
with demographic variables (Ayhan, 2005; Sürücü
& Bacanlı, 2010), academic procrastination (Çakıcı,
2003), loneliness (Kozaklı, 2006), optimism, and
resilience (Yalım, 2007), locus of control and
assertiveness (Karahan, Sardoğan, Özkamalı, &
Dicle, 2005a), and coping styles (Tuna, 2003). In
addition, these studies were conducted through
quantitative research methods, and focus only on
overall adjustment or one adjustment dimension
such as academic or social adjustment. A review
of the related research revealed that a multifaceted
and holistic approach is required to investigate
university adjustment in Turkey. Against this
background, the present study aimed to identify
common factors negatively affecting adjustment
to university and coping strategies used in dealing
with the challenges experienced by students in the
adaptation process from the views of first-year
university students. With this aim, this study was
conducted through an in-depth qualitative method,
focusing on Mersin University as case.
Method
Research Model
In this study, a qualitative case study design was
preferred since the phenomenon to be studied
includes complex human and organizational
interactions (Peterson & Spencer, 1993). In
addition, there are few in-depth studies focusing
on the university adjustment of first-year university
students in Turkey.
Participants
The participants of this qualitative study were 25
(14 female, 11 male) first-year university students
experiencing adjustment difficulties despite
attending the university for six months. The mean
age of the participants, who are from various
faculties at Mersin University, was 19.64 years (SD
= 1.65) with an age range of 18 to 24 years.
SEVİNÇ, GİZİR / Factors Negatively Affecting University Adjustment from the Views of First-Year University...
Data Analysis
The transcribed interviews were analyzed using
inductive content analysis following the process of
identifying, coding, and categorizing data patterns.
Based on related literature, academic, social, personalemotional, and institutional adjustment were defined
as main themes for the content analysis.
Table 1
Factors Negatively Affecting University Adjustment and
Students’ Coping Strategies
Academic
Adjustment
Themes
Social Adjustment
To collect the data, the researchers developed a
semi-structured interview script comprising 24
open-ended questions. Probing questions were
added as necessary. Three faculty members,
experts on qualitative research and college
counseling, reviewed the script. After revising
the script based on the experts’ opinions, a pilot
study was conducted to test the open-ended
questions included in the script to confirm their
sequence, content, wording, and approximate
duration of the interview. The interview script was
then finalized. A typical interview took nearly 50
minutes. All interviews were audiotape recorded
and subsequently transcribed verbatim by the first
author.
indicated that freshmen experiencing adjustment
difficulties mostly used avoidance coping strategies in
dealing with challenges in the university adjustment
process (see Table 1).
PersonalEmotional
Adjustment
Data Collection Instrument
Results and Discussion
The results of the study revealed a number of common
factors negatively affecting the academic, social,
personal-emotional, and institutional adjustment of
first-year university students. Moreover, the results
Coping
Strategies
Several steps were followed to enhance the
trustworthiness of the study. First, freshmen
experiencing adjustment problems were purposely
selected to ascertain first-hand perspectives
regarding the subject matter. Second, a pilot
study was conducted on four first-year university
students from different departments to finalize the
interview script. Third, a triangulation procedure
was used. To triangulate, two researchers with
previous experience randomly selected interview
transcripts, analyzed participants’ responses, and
then compared the results of their analyses. Finally,
the authors created a safe and non-threatening
environment for interviewees, which included
explaining the purpose of the qualitative study,
the process of obtaining informed consent, and
ensuring confidentiality at the beginning of each
interview.
Institutional
Adjustment
Trustworthiness
Main
Categories
Sub-Categories
Relationships
with Faculty
Formal Relationships with
Faculty
Informal Relationships with
Faculty
Teaching
Quality of
Faculty
Classroom Management Skills
Teaching Skills
Teaching Motivation
Relationships
with Friends
Relationships with Friends
in Class
Relationships with Friends
Outside of Class
Participation
in Social
Activities
Not Being Informed about
Activities on Campus
Lack of a Group of Friends to
Join Activities
Leisure Time
Management
Using Spare Time with few
Friends
Using Spare Time Alone
Individual
Factors
Homesickness
Loneliness
Shyness
Fear of Failure/Disapproval
Causes of
Preference
Causes of University Preference
Causes of Department
Preference
Institutional
Belongingness
Sense of Belonging to
Academic Context
Sense of Belonging to Social
Context
Institutional
Identity
Perception of the University
Perception of Other Students at
the University
Avoidance
Coping
Withdrawal/Distancing
Disengagement
Daydreaming/Fantasy
Based on the analysis, two main categories, namely
relationships with faculty and teaching quality of
faculty emerged as significant factors negatively
affecting the academic adjustment of first-year
university students. According to the results,
freshmen experiencing adjustment difficulties
describe their faculties as less caring, warm, and
supportive. Results also showed that both formal
and informal relationships between students and
faculty were relatively infrequent. These results
seem to be consistent with past research, which
reported that both formal and informal interactions
with faculty positively impact university experience
and improve the adjustment levels of university
students (Cotton & Wilson, 2006; Delaney, 2008;
Feldlaufer, Midgley, & Eccles, 1988; Feldman &
1303
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
Newcomb, 1969; Hirscy & Wilson, 2002; Lamport,
1993; Martin, Swartz-Kulstad, & Madson, 1999;
Pascarella & Terenzini, 2005; Solomon, Battistich,
Kim, & Watson, 1997). Regarding the teaching
quality of faculty, freshmen perceived their faculty
as unintentional instructors who lack pedagogical
knowledge/skills
and
effective
classroom
management skills. Similarly, previous studies
show faculty quality as an important educational
issue, and that undergraduate students give more
importance to various instructor characteristics,
which associated both negatively or positively with
academic success and adjustment (Acker, 2003;
Aulls, 2004; Braxton, Bray, & Berger, 2000; Brown,
2004; Brown & Tomlin, 1996; Lammers, Shelia, &
Smith, 2008; Okpala & Ellis, 2005).
When considering social adjustment, three main
categories, relationships with friends, participation
to social activities, and leisure time management
appeared to be the most common factors that
negatively affect the social adjustment of firstyear university students. In other words, students
experiencing adjustment difficulties indicated
limited interaction with and little social support
from classmates, since relations among friends
in and out of class are perceived as competitive,
superficial, and selfish. Moreover, freshmen
affirmed their need for a group of friends and/
or peers’ encouragement to be involved in
extracurricular activities on campus. These
students are also mostly interested in individual
activities in their spare time because they have no
friends. Similarly, previous research reports that
developing new friendships, forming pleasing
interpersonal relationships on campus, and socially
integrating into university life play a prominent role
in successfully adjusting to university (Astin, 1993;
Baker & Siryk, 1984; Bonhert, Aikins, & Edidin,
2007; Dextras, 1993; Freeman, Anderman, &
Jensen, 2007; Gizir et al., 2010; Karahan, Sardoğan,
Özkamalı, & Dicle, 2005b; Langston & Cantor,
1989; Lorang, Terenzini, & Pascarella, 1981; Tinto,
1982; Wise & King, 2008).
Regarding
personal-emotional
adjustment,
individual factors and causes of preference are
the two main categories negatively affecting
the personal-emotional adjustment of firstyear university students. Particularly, the
results indicated that most freshmen reported
experiencing homesickness, loneliness, shyness,
and fear of failure or disapproval. Numerous studies
indicate that first-year university students tend to
experience a magnification of personal-emotional
1304
problems including social isolation, homesickness,
loneliness, shyness, and “friendsickness” (Baker
& Siryk, 1984; Duru, 2008; Karahan et al., 2005a;
Paul & Brier, 2001). Moreover, causes of university
and department preferences were observed as
categories negatively affecting the personalemotional adjustment of first-year university
students. Before entering university, high school
graduates must pass a nation-wide doublestage examination administered by the Student
Selection and Placement Center in Turkey. Most
freshmen reported selecting their departments and
universities based on their university exam scores
rather than individual needs, field of interest,
career aspirations, and/or characteristics of selected
institutions. This situation may cause students to
emotionally withdraw from the preferred university
and common patterns including low levels of
adjustment. Although Litten and Hall (1989)
view the university selection items of students
and parents as outcomes, program characteristics,
faculty behavior, and facilities, this may not be
true for first-year university students experiencing
adjustment difficulties in the present study.
On the topic of institutional adjustment, the results
revealed institutional identity and sense of belongingness
to department and university as prominent factors
affecting the institutional adjustment of first-year
university students. Similarly, Baker and Siryk (1984)
pointed out that university students’ commitment to
the particular university plays an important role in
adjusting to it. Moreover, Osterman (2000) stated that
students experiencing a sense of belongingness are
not only highly motivated and engaged in learning,
but also more committed to the institution. Voelkl
(1997) confirmed that sense of identity represents
the extent to which individuals form attachments to
an institution and integrate it as a significant part of
their lives. On the other hand, the results of this study
indicated that freshmen’s negative academic, social,
and individual experiences on campus, and significant
burdens regarding their career preferences related to
academic major and university decreased students’
academic and social adjustment, institutional identity,
and sense of belonging to department and university.
Finally, the results show that freshmen experiencing
adjustment difficulties mostly use avoidance
coping strategies including withdrawal/distancing,
behavioral and/or mental disengagement, and
daydreaming/fantasy to cope with challenges in the
university adjustment process. Similarly, the literature
review indicates that while problem solving strategies
were positively predicted in university adjustment,
SEVİNÇ, GİZİR / Factors Negatively Affecting University Adjustment from the Views of First-Year University...
avoidance coping strategies (Lazarus, 1993; Roth &
Cohen, 1986) negatively predicted the adjustment of
first-year university students (Chroniak, 1998; Endler
& Parker, 1990; Heiman, 2004; Tuna, 2003).
Conclusion
The results of this qualitative study indicate common
factors negatively affecting the academic, social,
personal-emotional, and institutional adjustment
of first-year university students. The results also
showed that freshmen experiencing adjustment
difficulties mostly use avoidance coping in dealing
with challenges in the university adjustment
process. In conclusion, the results of this study
yield several counseling implications for preventive
and developmental interventions to help first-year
university students adjust to university life. First,
there is a need to identify counseling needs of the
freshmen with personal-emotional adjustment
difficulties and propose diverse outreach activities
for them at the university. Second, since formal
and informal interaction with friends and faculty
contributes to students’ university adjustment,
universities should develop an effective advisory
system and mentoring programs for new students
to establish natural and successful social networks
with peers, faculty, and other university personnel.
Finally, universities may provide diverse faculty
development programs, such as in-service training
focusing on various instructional methods and
pedagogical techniques for teaching staff to meet
first year students’ academic and social needs in
the classroom. This qualitative study focused on a
single institution as case, which potentially restricts
the generalizability of the results. Further research
is needed with different samples using diverse
research methods and instruments to address the
importance of adjustment for university students,
replicate these outcomes, and examine potential
explanations for the results.
1305
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
References/Kaynakça
Acker, J. R. (2003). Class acts: Outstanding college teachers
and the difference they make. Criminal Justice Review, 28,
215-231.
Aladağ, M. (2009). Üniversiteye uyum konusunda
yürütülen
akran
danışmanlığı
programının
değerlendirilmesi. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Dergisi, 31, 12-22.
Arı, R. (1989). Üniversite öğrencilerinin baskın ben
durumları ile bazı özlük niteliklerinin, ben düzeyine,
atılganlık ve uyum düzeyine etkisi (Doktora tezi, Hacettepe
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara). http://
tez2.yok.gov.tr/ adresinden edinilmiştir.
Astin, A. W. (1993). What matters in college? Four critical
years revisited. San Francisco: Jossey-Bass Publishers.
Aulls, M. W. (2004). Students’ experiences with good
and poor university courses. Educational Research and
Evaluation, 10, 303-335.
Ayhan, F. (2005). Ege üniversitesi öğrencilerinin üniversiteye
uyum düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
(Yüksek lisans tezi, Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler
Enstitüsü, İzmir). http://tez2.yok.gov.tr/ adresinden
edinilmiştir.
Baker, R., & Siryk, B. (1984). Measuring adjustment to
college. Journal of Counseling Psychology, 33, 31-38.
Baker, R., McNeil, O., & Siryk, B. (1985). Expectation
and reality in freshman adjustment to college. Journal of
Counseling Psychology, 32, 94-103.
Baker, R. W., & Siryk, B. (1986). Exploratory intervention
with a scale measuring adjustment to college. Journal of
Counseling Psychology, 33(1), 31-38.
Bernier, A., Larose, S., & Whipple, N. (2005). Leaving home
for college: A potentially stressful event for adolescent with
preoccupied attachment patterns. Attachment and Human
Development, 7, 171-185.
Berzonsky, M. D., & Kuk, L. S. (2000). Identity status,
identity processing style and the transition to university.
Journal of Adolescent Research, 15, 81-98.
Bettencourt, B. A., Charlton, K., Eubanks, J., & Kernahan,
C. (1999). Development of collective self- esteem among
students: Predicting adjustment to college. Basic and
Applied Social Psychology, 21(3), 213-222.
Braxton, J. M., Bray, N. J., & Berger, J. B. (2000). Faculty
teaching skills and their influences on the college student
departure process. Journal of College Student Development,
41, 215–227.
Bonhert, A. M., Aikins, J. W., & Edidin, J. (2007). The role
of organized activities in facilitating social adaptation
across transition to college. Journal of Adolescent Research,
22(2), 189-208.
Brown, N. (2004). What makes a good educator? The
relevance of meta programmes. Assessment and Evaluation
in Higher Education, 29, 515-533.
Brown, W., & Tomlin, J. (1996). Best and worst university
teachers: The opinions of undergraduate students. College
Student Journal, 30, 431-434.
Buote, V. M. (2006). Friendship development and university
adjustment among first-year students (Master’s thesis,
Wilfrid Laurier University). Retrieved from http://
scholars.wlu.ca
Buote, V. M., Pancer, S. M., Pratt, M. W., Adams, G., BirnieLefcovith, S., & Polivy, J. (2007). The importance of friends:
Friendship and adjustment among 1-year university
adjustment. Journal of Adolescent Research, 22(6), 665-689.
1306
Chemers, M. M., Hu, L.T., & Garcia, B. F. (2001). Academic
self- efficacy and first year college student performance and
adjustment. Journal of Educational Psychological, 93(1), 5564.
Chickering, A., & Reisser, L. (1993). Education and identity.
San Francisco: Jossey-Bass Publishers.
Chroniak, K. R. (1998). Coping and adjustment in
the freshmen year transition (Doctoral dissertation,
Northwestern University). Retrieved from http://www.
worldcat.org/
Cotton, S. R., & Wilson, B. (2006). Student–faculty
interactions: Dynamics and determinants. Higher
Education: The International Journal of Higher Education
and Educational Planning, 51(4), 487-519.
Çakıcı, D. Ç. (2003). Lise ve üniversite öğrencilerinde genel
erteleme ve akademik erteleme davranışının incelenmesi
(Yüksek lisans tezi, Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri
Enstitüsü, Ankara). http://tez2.yok.gov.tr/ adresinden
edinilmiştir.
D’Augelli, A. R., & Jay, G. M. (1991). Social support and
adjustment to university life: A comparison of AfricanAmerican and white freshman. Journal of Community
Psychology, 19, 95-108.
Delaney, A. M. (2008). Why faculty-student interaction
matters in the first year experience. Tertiary Education and
Management, 14(3), 227-241.
Dextras, S. (1993). Freshmen perceptions of academic and
social changes during the first year of college (Doctoral
dissertation). Available from ProQuest Dissertations and
Theses database. (UMI No. 9407239)
Doğan, T. (2012). A long-term study of the counseling
needs of Turkish university students. Journal of Counseling
& Development, 90, 91-96.
Duchesne, S., Ratelle, C. F., Larose, S., & Guay, F. (2007).
Adjustment trajectories in college science programs:
Perceptions of qualities of parents’ and college teachers’
relationships. Journal of Counseling Psychology, 54, 62-71.
Duru, E. (2008). Üniversiteye uyum sürecinde yalnızlığı
yordamada sosyal destek ve sosyal bağlılığın doğrudan
ve dolaylı rolleri. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Dergisi, 29, 13-24.
Dyson, R., & Renk, K. (2006). Freshmen adaptation to
university life: Depressive symptoms, stress, and coping.
Journal of Clinical Psychology, 62(10), 1231-1244.
Endler, N. S., & Parker, J. D. A. (1990). Multidimensional
assessment of coping: A critical evaluation. Journal of
Personality and Social Psychology, 58, 844-854.
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. New York:
W.W. Norton & Company, Inc.
Estrada, L., Dupoux, E., & Wolman, C. (2005). The
personal-emotional social adjustment of English-language
learners to a community college. Community College
Journal of Research and Practice, 29(7), 557-568.
Feldlaufer, H., Midgley, C., & Eccles, J. S. (1988). Student,
teacher, and observer perceptions of the classroom
environment before and after the transition to junior high
school. Journal of Early Adolescence, 8, 133–156.
Feldman, K. A., & Newcomb, T. M. (1969). The impact of
college on students. San Francisco: Jossey-Bass Publishers.
Freeman, T. M., Anderman, L. H., & Jensen, J. M. (2007).
Sense of belonging in college freshmen at the classroom
and campus levels. The Journal of Experimental Education,
75, 203-220.
SEVİNÇ, GİZİR / Factors Negatively Affecting University Adjustment from the Views of First-Year University...
Gerdes, H., & Mallincrodt, B. (1994). Emotional,
social, and academic adjustment of college students: A
longitudinal study of retention. Journal of Counseling and
Development, 72(3), 281-288.
Lorang, W. G., Terenzini, P. T., & Pascarella, E. T. (1981).
Predicting freshman persistence and voluntary dropout
decisions: A replication. Research in Higher Education,
15(2), 109-127.
Gizir, C. A. (2014, Nisan). Mersin Üniversitesi öğrencilerinin
psikolojik danışma gereksinimleri üzerine bir çalışma:
Mersin Üniversitesi örneği. I. Avrasya Eğitim Araştırmaları
Kongresi’nde sunulan bildiri, İstanbul Üniversitesi, İstanbul.
Martin, W. E., Swartz-Kulstad, J. L., & Madson, M. (1999).
Psychosocial factors that predict the college adjustment of
first year undergraduate students: Implications for college
counselors. Journal of College Counseling, 2, 121-134.
Gizir, C. A. (2005). ODTÜ son sınıf öğrencilerinin
problemleri üzerine bir çalışma. Mersin Üniversitesi Eğitim
Fakültesi Dergisi, 1(2), 196-214.
McGaha, V., & Fitzpatrick, J. (2005). Personal and social
contributors to dropout risk for undergraduate students.
College Student Journal, 39, 287-297.
Gizir, C. A., Gizir, S., Aktaş, M., Göçer, S., Ömür, S., Yüce,
G. ve Kırık, N. C. (2010). Mersin Üniversitesi öğrenci profili.
Mersin: MEÜ, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi.
McGrath, M., & Braunstein, A. (1997). The prediction
of freshman attrition: An examination of importance
of certain demographic, academic, financial, and social
factors. College Student Journal, 31, 396-408.
Heiman, T. (2004). Teachers coping with changes:
Including students with disabilities in mainstream classes:
An international view. International Journal of Special
Education, 19(2), 91-102.
Hirschy, A. S., & Wilson, M. E. (2002). The sociology of the
classroom and ıts influence on student learning. Peabody
Journal of Education, 77(3), 85-100.
Jackson, N. H. (2008). Factors related to nonacademic
adjustment of freshman students (Doctoral dissertation).
Available from ProQuest Dissertations and Theses
database. (UMI No. 3346533)
Karahan, T. F., Sardoğan, M. E., Özkamalı, E., ve Dicle,
A. N. (2005a). Üniversite I. sınıf öğrencilerinin üniversite
yaşamına uyum düzeylerinin denetim odağı ve atılganlık
düzeyi açısından incelenmesi. Dokuz Eylül Üniversitesi
Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, 18, 6-15.
Karahan, T. F., Sardoğan, M. E., Özkamalı, E., ve Dicle, A.
N. (2005b). Üniversite I. sınıf öğrencilerinin üniversiteye
uyum düzeylerinin sosyokültürel etkinlikler açısından
incelenmesi. Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Dergisi, 30, 63-72. Kozaklı, H. (2006). Üniversite öğrencilerinde yalnızlık ve
sosyal destek düzeyi arasındaki ilişkilerin karşılaştırılması
(Yüksek lisans tezi, Mersin Üniversitesi, Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Mersin). http://tez2.yok.gov.tr/ adresinden
edinilmiştir.
Kuh, G. D. (2005). Student engagement in the first year of
college. In M. L. Upcraft, J. N. Gardner, & B. O. Barefoot
(Eds.), Challenging and supporting the first-year student:
A hand book for improving the first year of college (pp. 86108). New York: Jossey- Bass Publishers.
Lammers, J. W., Shelia M., & Smith, S. M. (2008). Learning
factors in the university classroom: Faculty and student
perspectives. Teaching of Psychology, 35, 61–70.
Lamport, M. A. (1993). Student-faculty informal
interaction and the effect on college students outcomes:
A review of the literature. Adolescence, 28(112), 971-990.
Langston, C., & Cantor, N. (1989). Social anxiety and
social constraint: When making friends is hard. Journal of
Personality and Social Psychology, 56, 649-646.
Lau, L. (2003). Institutional factors affecting student
retention. Education, 124, 66-80.
Lazarus, R. (1993). Coping theory and research: Past,
present and future. Psychosomatic Medicine, 55, 234-247.
Leong, F. T., Bonz, M. H., & Zachar, D. (1997). Coping
styles as predictors of college adjustment among freshmen.
Counselling Psychology Quarterly, 10, 211-220.
Litten, L. H., & Hall, A. E. (1989). In the eyes of our
beholders: Some evidence on how high-school students
and their parents view quality in colleges. Journal of Higher
Education 60(3), 302-324.
Njus, D. M., & Brockway, J. H. (1999). Perceptions of
competence and locus of control for positive and negative
outcomes: predicting depression and adjustment to college.
Personality and Individual Differences, 26(3), 531-548.
Okpala, C. O., & Ellis, R. (2005). The perceptions of
college students on teacher quality: A focus on teacher
qualifications. Education, 126, 374–378.
Osterman, K. F. (2000). Students’ need for belonging in
the school community. Review of American Educational
Research Association, 70(3), 323-367.
Pancer, S. M., Pratt, B. H., Michael, W., & Alisat, S. (2000).
Cognitive complexity of expectations and adjustment to
university in the first year. Journal of Adolescent Research,
15, 38-57.
Pascarella, E. T., & Terenzini, P. T. (1980). Predicting
freshman persistence and voluntary dropout decisions
from a theoretical model. Journal of Higher Education, 51,
60-75.
Pascarella, E. T., & Terenzini, P. T. (2005). How college
affects students: Findings and insights from twenty years of
research. San Francisco: Jossey-Bass Publishers.
Paul, E. L., & Brier, S. (2001). Friendsickness in the
transition to college: Precollege predictors and college
adjustment correlates. Journal of Counseling and
Development, 79, 77-78.
Peterson, M. W., & Spencer, M. G. (1993). Higher
education: Handbook of theory and research. New York:
Agothon Press.
Pittman, L. D., & Richmond, A. (2008). University
belonging, friendship quality and psychological
adjustment during the transition to college. The Journal of
Experimental Education, 76, 343-361.
Reischl, T. M., & Hirsch, B. J. (1989). Identity commitments
and coping with a difficult developmental transition.
Journal of Youth and Adolescence, 18, 55-69.
Robbins, S. B., Lese, K. P., & Herrick, S. M. (1993).
Interactions between goal instability and social support
on college freshman adjustment. Journal of Counseling and
Development, 71, 343-348.
Roth, S., & Cohen, L. (1986). Approach, avoidance and
coping with stress. American Psychologists, 41, 813-819.
Rybak, A., & McAndrew, F. T. (2006). How do we decide
whom our friends are defining levels of friendship in
Poland and the United States. Journal of Social Psychology,
146(2), 147-163.
Solomon, D., Battistich, V., Kim, D., & Watson, M. (1997).
Teacher practices associated with students’ sense of the
classroom as a community. Social Psychology of Education,
1, 235-267.
1307
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
Sun-Selışık, Z. E. (2009). College adjustment: A Study
on English prep school students studying in Northern
Cyprus (Doktora tezi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi,
Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kıbrıs). http://tez2.yok.gov.tr/
adresinden edinilmiştir.
Upcraft, M. L., Gardner, J. N., & Barefoot, B. O. (2005). The
first year of college revisited. In M. L. Upcraft, J. N.Gardner,
& B. O. Barefoot (Eds.), Challenging and supporting the
first- year student: A hand book for improving the first year
of college (pp. 1-15). New York: Jossey- Bass Publishers.
Sürücü, M. ve Bacanlı, F. (2010). Üniversiteye uyumun
psikolojik dayanıklılık ve demografik değişkenlere göre
incelenmesi. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi
Dergisi, 30(2), 375-396.
Voelkl, K. E. (1997). Identification with school. American
Journal of Education, 105(3), 294-318.
Tinto, V. (1982). Limits of theory and practice in student
attrition. The Journal of Higher Education, 53(6), 687-700.
Torres, J. B., & Solberg, V. S. (2001). Role of self-efficacy,
stress, social integration, and family support in Latino
college student persistence and health. Journal of
Vocational Behaviour, 59, 53-63.
Tuna, M. E. (2003). Cross-cultural differences in coping
strategies as a predictor of university adjustment of Turkish
and U.S students (Doctoral dissertation, Middle East
Technical University). Retrieved from http://tez2.yok.gov.
tr/
Upcraft, M. L., & Gardner, J. N. (1989). The freshman year
experience: Helping students survive and succeed in college.
New York: Jossey- Bass Publishers.
1308
Weidman, J. C. (1979). Nonintellective undergraduate
socialization in academic departments. The Journal of
Higher Education, 50(1), 48-62.
Wintre, M. G., & Bowers, M. G. (2007). Predictors of
persistence to graduation: Extending a model and data
on the transition to university model. Canadian Journal of
Behavioural Science, 39, 220–234.
Wintre, M. G., & Yaffe, M. (2000). First- year students’
adjustment to university life as a function of relationship
with parents. Journal of Adolescent Research, 15, 9-37.
Wise, R. A., & King, A. R. (2008). Family environment as
a predictor of the college students’ friendships. Journal of
Family Issues, 29, 828-848.
Yalım, D. (2007). First year college adjustment: The role of
coping, ego resiliency, optimism and gender (Master’s thesis,
Middle East Technical University). Retrieved from http://
tez2.yok.gov.tr/
Download

İndir (Türkçe PDF)