MTA Dergisi, 108, 57-68, 1988
ORTA TOROSLAR'IN POST-EOSEN TEKTONİĞİ
Ergun AKAY* ve Şükrü UYSAL*
ÖZ.- Orta Toroslar post-Eosen dönemde, olasılı Üst Eosen-Alt Oligosen, Langiyen, Üst Tortoniyen ve Üst Pliyosenden günümüze olmak üzere dört ayrı sıkışma döneminin etkisinde kalmıştır.. Üst Eosen-Alt Oligosen sıkışma döneminde, yanal ve normal
atımları olan eşlenik iki fay karakterindeki Ecemiş ve Beyşehir fayları gelişmiş olup, bunlar K-G doğrultuda bir sıkışmayla türemiştir. Langiyen sıkışma döneminde, Lisiyen napları kuzeybatıdan güneydoğuya doğru taşınarak yerleşmiş ve bu sıradaki tektonikten, Antalya Miyosen havzası ile Adana Miyosen havzası da kısmen etkilenmiştir. Üst Tortoniyen sıkışma döneminde, önce
D-KD ile B-GB doğrultusunda sıkışmayla Aksu bindirmesi, Kırkkavak oblik ters fayı, Köprüçay senklini, Beşkonak antiklini,
radyoring antiklini, Taşağıl senklini ve Kargı ters fayları belirlenmiştir. Sonra ileri evrede sıkışma kuzey - güney yönüne dönmüş
ve buna bağlı olarak da Çakallar kıvrımları, Gökçeler normal fayı, Mut - Karaman'daki yayvan antiklin ve Ulukışla'daki senklin
oluşmuştur. Üst Pliyosenden günümüze olan sıkışma döneminde de, mezoskopik faylarla tanınabilen D-B doğrultusunda sıkışma gelişmiş ve ileri evresinde de sıkışmanın kuzey - güney yönüne dönmesiyle Gökçeler ile Ecemiş fayı üzerindeki diri faylar
ve Antalya körfezi grabeni gelişmiştir.
GİRİŞ
Ecemiş koridorundan (Blumenthal, 1952) Antalya Miyosen havzası ile Antalya Üst Miyosen-Pliyosen
havzasının (Akay ve diğerleri, 1985) batı kenarına kadar uzanan Orta Toroslar önemli ölçüde araştırmalara
neden olduğu halde, Eosen sonrası tektonik özellikleri
pek berrak değildir. Arazi çalışması 1981-1983 yılları
arasında gerçekleştirilen Antalya havzasının yapısal sonuçlarıyle Orta Toroslar'ın diğer kesimleriyle ilgili tektonik ve stratigrafik özellikler birlikte değerlendirilerek, bölgenin post-Eosen yapısal evrimi kurulmaya çalışılmıştır. Bazı küçük mikrotektonik değerlendirmelerin dışında, evrim, tümüyle makrotektonik özelliklere
dayalı olarak anlatılmıştır.
Daha önce Poisson (1977) Lisiyen fazını aydınlatmış, ancak Aksu bindirmesiyle ilgili verileri sınırlı
kalmıştır. Dumont ve Kerey (1975) Kırkkavak fayında
sınırlı çalışmıştır. Diğer yandan Beyşehir fayı (Akay,
1981 a; Özgül, 1976), Ecemiş fayı (Metz, 1956; Arpat
ve Şaroğlu, 1975; Yetiş, 1984), Ulukışla baseni (Demirtaşlı ve diğerleri, 1984) ve Mut'tan geçen yayvan
antiklin (Şaroğlu ve diğerleri, 1983) ile ilgili veriler
*Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Jeoloji Etütleri
Dairesi, Ankara.
Orta Toroslar'ın tektonik evrimi için birlikte değerlendirilmiştir.
Böylece Orta Toroslar'ın post-Eosen tektonik
özellikleri tanıtılmaya çalışılmıştır. Orta Toroslar'ın
önce doğudan batıya sonra da kuzeyden güneye doğru
hareketi değerlendirilerek, Anadolu plakasının hareketi
konusundaki tartışmalara katkıda bulunmaya çalışılmıştır.
BÖLGENİN GENEL YAPISAL ÖZELLİKLERİ
Orta Toroslar farklı stratigrafik, litolojik, tektonik ve metamorfik özellikler sunabilen değişik birliklerden oluşmuştur (Şek.l). Bunlardan otokton durumunda olan Geyikdağı birliği (Özgül, 1976), InfraKambriyenden (Dumont, 1976) Eosene (Özgül, 1976;
Monod, 1977) kadar değişen kaya stratigrafi birimlerini kapsamaktadır. Diğer yandan Beydağlan otoktonu, genellikle platform özellikli karbonatlardan oluşup,
Jurasikten Miyosene kadar olan kayaları kapsar (Poisson, 1977). Bu iki otokton arasında kalan Antalya
napları ise çoğunluğu derin deniz karakterli çökeller
olup, yukarıda değinilen iki otokton arasındaki havzadan türeyerek yerleşmiştir (Poisson ve diğerleri, 1984).
Geyikdağı birliği ile Alanya metamorfitleri arasında ka-
58
Ergun AKAY ve Şükrü UYSAL
lan Antalya napları ise bu iki tektonik birliğin arasındaki havzadan türemiştir (özgül, 1984). Lisiyen napları
kuzeybatıdan güneydoğuya doğru taşınarak Miyosende
yerleşmiştir (Poisson, 1977). Devoniyenden üst Kretaseye kadar yaştaki kayaları kapsayan Hadim napı
(Monod, 1977; Özgül, 1976) ile Bolkar birliği (Özgül,
1976; Demirtaşlı, 1983) üzerine; Triyas-Kretase yaşındaki pelajik kireçtaşlarından oluşan Bozkır birliğiBeyşehir Hoyran napları ve ofiyolitik kayalardan oluşan ofiyolit napı Üst Kretasede yerleşmiştir (Özgül,
1984; Tekeli ve diğerleri, 1984; Demirtaşlı ve diğerleri, 1984). Daha sonra bu dört birlik, yeniden taşınarak,
üst Lütesiyen-Alt Priyaboniyende Geyikdağı birliği
üzerine yerleşmiştir (Özgül, 1976; Monod, 1977).
Yüksek derecede metamorfik Niğde masifi ise Paleozoyik-Mesozoyik yaşta kaya topluluklarından oluşmuştur (Göncüoğlu, 1981).
Ecemiş fayının doğusu, ofiyolit napı ve Devoniyenden Kretaseye kadar yaşta kayaları kapsayan Aladağ naplanndan oluşmuştur (Tekeli ve diğerleri, 1984).
Aladağlar'da ince, volkanitsiz Lütesiyen çökelleri
transgresif olarak temel üzerine oturmaktadır (Yetiş,
1984). Diğer yandan Ecemiş fayının batısında, doğusundaki Lütesiyen çökellerinin havzasal karakterine
hiç benzemeyen, kalın, yaygın volkanitli Üst Mestrihtiyen-Orta Eosen yaşında volkano-tortullar bulunmaktadır (Oktay, 1982; Demirtaşlı ve diğerleri, 1984).
Ayrıca, Ulukışla havzasının güneyinde, Bolkar
birliği kuzeye doğru, Paleosen-Alt Eosen çökelleri üzerine bindirmiş, bunu da üst Lütesiyen çökelleri kapak
olarak örtmüştür (Demirtaşlı ve diğerleri, 1984).
POST-EOSEN TEKTONİK ÖZELLİKLER
Orta Toroslar, Üst Eosen-Oligosen, Langiyen,
Üst Tortoniyen ve üst Pliyosen dönemi olmak üzere
dört ayn sıkışma sisteminden etkilenmiştir.
Üst Eosen-Oligosen sıkışma döneminde Beyşehir
fayı ve Ecemiş fayı önemli olarak hareket etmiştir.
Bölgede, Üst Oligosen-Miyosen havzasının öncesinde
açılıp kapandığını gösteren, başkaca bir Oligosen havzasının çökellerine rastlanmaması, bu sıkışma dönemi
sırasında bölgenin bir yükselim şeklinde kaldığının göstergesidir.
Langiyen döneminde Lisiyen napı-bindirmesi ve
Davraz dağı bindirmesi gelişmiş ve bunları da Tortoniyen çökelleri örtmüştür.
Üst Tortoniyen döneminde, tüm bölge, yoğun bir
sakışma rejiminden etkilenerek, önemli yapısal unsurlar
kazanmıştır. Sıkışma döneminin sonrasında da Antalya
Neojen havzasının üst Messiniyen-Pliyosen çökelleri bu
yapısal unsurları örtmüştür.
Üst Pliyosenden günümüze sıkışma dönemi daha
çok mezoskopik faylara göre tanınabilmekte olup, tüm
Orta Toroslar'ı kapsayacak şekilde etkinliği zayıf olmuştur.
Ecemiş fayı
Adı jeoloji yayınlarında Ecemiş koridoru olarak
geçen bu fay zonunun, önemli yanal atıma sahip olduğu söylenmektedir (Blumenthal, 1952).
Yetiş (1984), Ecemiş fayı kuşağının Paleosenden
sonra, Lütesiyenden önce geliştiğini belirtir. Ancik fayın gelişme dönemine ilişkin verileri yetersizdir.
Ecemiş fayı kuşağının doğusunda, Mestrihtiyende yerleşmiş metamorfik olmayan ofiyolit napı ve
platform parçalanmasından oluşan naplar bulunur
(Tekeli ve diğerleri, 1984). Bunların üzerinde de çok
sınırlı bir alanda, Lütesiyen transgresyonunun tortul
litolojileri bulunmaktadır (Yetiş, 1984). Diğer yandan
fayın hemen batı kenarında da, yüksek derecede metamorfik Niğde masifi (Göncüoğlu, 1981), Bolkar dağının hafif metamorfik litolojileri ve üst Kretasede oluşmuş ofiyolitik melanj bulunmaktadır (Demirtaşlı ve
diğerleri, 1984). Bolkar dağı metamorfitleri ve ofiyolitik melanj üzerinde de Üst Mestrihtiyenden Lütesiyene kadar çökelmiş Ulukışla baseninin volkano-tortuları
bulunmaktadır (Oktay, 1982; Demirtaşlı ve diğerleri,
1984). Metamorfik olan ünitelerle, metamorfik olmayan ünitelerin yan yana gelmiş olması, fay kuşağı boyunca onlarla kilometrelik yanal atımı gerektirmektedir. Diğer yandan fay kuşağının doğusundaki volkanitsiz, ince Lütesiyen çökelleri (Yetiş, 1984) fay kuşağının batısındaki kalın, yaygın volkanitli Üst Mestrihtiyen-Lütesiyen yaşındaki volkano-tortulların havzasal
karakterine (Oktay, 1982; Demirtaşlı ve diğerleri, 1984)
hiç benzememektedir. Bu durum, havzaların Ecemiş
k.l- Orta Toroslar'ın jeolojisi, l- Kuvaterner çökelleri; 2— Neojen-Kuvaterner volkanitleri; 3- Neojen volkanitleri; 4- Karasal Pliyosen çökelleri; 5— Denizel Pliyosen çökelleri; 6- Tortoniyen çökelleri; 7- Miyosen çökelleri; 8- Alt-Orta Miyosen çökelleri; 9- OligosenMiyosen çökelleri; 10— Oligosen çökelleri; 11— Eosen çökelleri; 12— Paleosen-Eosen volkanitleri; 13— Paleosen-Eosen çökelleri; 14— Paleosen çökelleri; 15— Lisiyen napı; 16— Beyşehir-Hoyran napı; 17— Ofiyolit napı; 18— Bozkır birliği;
19- Niğde masifi; 20— Bolkar birliği; 21— Hadim napı; 22— Alanya metamorfitleri; 23- Antalya birliği; 24— Aladağ napları; 25- Geyikdağı birliği; 26- Beydağları otoktonu; 27- Pre-Oligosen nap sının ve bindirme; 28- Pre-Oligosen fayı;
29— Dokanak; 30- Post-Eosen bindirme; 31- Post-Eosen ters fay (çizgiler yükselen tarafta); 32— Post-Eosen normal fay (+), yükselen (-) alçalan blok; 33— Post-Eosen örtülü yapılar.
(Genel jeoloji: Göncüoğlu, 1981; Tekeli ve diğerleri, 1984; Demirtaşlı, 1983; Demirtaşlı ve diğerleri, 1984; Gedik ve diğerleri, 1979; Demirtaşlı, 1984; özgül, 1984, Monod, 1977; Akay, 1981 a; Akay ve Uysal, 1985; Akay ve diğerleri, 1985;
Gutnic ve diğerleri, 1979; Poisson, 1977; Akbulut, 1977; Dumont ve diğerleri, 1980 den sadeleştirilmiştir.)
59
ORTA TOROSLAR'IN POST-EOSEN TEKTONİĞİ
fayı kuşağının hareketiyle yan yana gelmiş olabileceğini akla getirmektedir. Yani üst Eosen ya da sonrasında fay kuşağı onlarca kilometrelik yanal atımlı bir
hareket geçirmiş olmalıdır.
Metz'e (1956) göre, Ecemiş koridorunun yapısal
uzunluğunda bir diri fay saptanmıştır. Fay düzlemi doğuya doğru eğimli olup "hareket yönü gözlenmeksizin
doğu tarafı alçalmıştır" (Arpat ve Şaroğlu, 1975). Şu
halde Ecemiş fay zonu güncel olarak da hareket etmektedir.
gelişimi Kretase yaşındaki çökellerden sonra, Paleojen
yaşındaki çökellerden önce oluşmuş olup, beliren bu
yapısallıktan sonra da Oligosen yaşındaki çökeller birikmiştir. Şu halde Oligosen yaşındaki çökeller fay zonu üzerinde örtü olarak bulunuyor olmalıdır. Bu Oligosen yaşındaki çökeller, Oktay'ın (1982) Ulukışla'da
belirlemiş olduğu Paleosenden Üst Eosene kadar yaştaki litolojileri kapsayan Ulukışla formasyonu üzerinde
açısal uyumsuzlukla bulunan, karasal özellikli Kılan
grubuna karşılık gelmektedir. Oligosen çökellerinin yaşı Blumentharin (1955) belirttiği, Şattiyen-Akitaniyen yaş tanımlamasına göre verilmektedir. Hatta Oktay
(1982), Kılan grubunun olasılıkla çökelimini Alt Miyosende de sürdürdüğünü belirtir. Bu verilerin değerlendirilmesiyle Ecemiş fayı zonu en azından Oligosen-Alt
Miyosen havza çökellerinin öncesinde en büyük hareketini geçirmiş olmalıdır.
Ecemiş fayı kuşağının güney uzantısındaki,
Ortaköy civarının jeoloji haritasına bakıldığında
(Şek.2), fayın hareketinin, genellikle sığ deniz kireçtaşından oluşan Miyosen formasyonları içerisinde sıfırlandığı görülmektedir. Fayın kuzeye doğru etkinliği
daha fazla olabilir. Bu durumda fayın onlarca kilometrelik hareketinin, Miyosen formasyonlarının altında
uyumlu olarak bulunan Oligosen formasyonlarının çökeliminden de önce olmuş olması gerekmektedir.
Diğer yandan, Ulukışla basenindeki Miyosen formasyonları da bu hareketten etkilenmiştir. Nitekim
Blumethal (1955) tarafından yaşı Şattiyen-Akitaniyen
olarak belirlenen Aktoprak formasyonundaki yaklaşık
doğu-batı uzanımlı kıvrıma (Demirtaşlı ve diğerleri,
1984) oblik duran Ecemiş fayı, bu kıvrımlanma sırasında, Miyosen formasyonlarını da etkileyecek şekilde yeniden sol yanal hareket geçirmiş olmalıdır. Nitekim fayın güneyinde Şekil 2 deki gibi Miyosen formasyonlarını etkilediği görülmektedir.
Diğer taraftan bu fay zonunda, Çamardı'nın 10
km doğusunda, zonun uzantısına uygun olarak 10 km
Şek.2— Ortaköy civarının jeoloji haritası (Demirtaşlı, 1983).
Beyşehir fayı
Orta
Toroslar'da
Beyşehir'den
Taşkent-Mut'a
kadar uzanan Beyşehir fayı, Üst Eosen-Alt Oligosen
sıkışma döneminin önemli bir yapısal unsurudur.
Fay, Beyşehir yöresinde, allokton litolojilerle
otokton litolojileri yan yana getirmiştir (Şek.3).
Türkiye'nin 1:500 000 ölçekli Konya jeoloji haritasın-
60
Ergun AKAY ve Şükrü UYSAL
da, Seydişehir'in 10 km kuzeyinde, Bostandere'nin
yanında Dogger-Malm olarak gösterilen harita birimi;
Mesozoyik yaşta pelajik kireçtaşı ve yeşil volkanitlerden oluşmuştur. Bunlar Bozkır birliğine ait (Özgül
1976) olmalıdır. Beyşehir fayı, bunlarla Seydişehir'in
güneyindeki otokton arasından geçiyor olmalıdır, öte
yandan Özgül'ün (1976), Bozkır-Hadim-Taşkent'in güneyinden geçirdiği kuzeydoğu bloğu çökmüş normal
fay, Beyşehir fayının uzantısıdır.
(Şek.3). Halbuki iki fay arasında kalan otokton parçasında Kambriyen dolomiti yoktur. Bu da, iki fay arasında kalan otokton dilimin, Kambriyen yaşındaki dolomitin yanına başka yerden taşınarak geldiğini gösterir. O halde iki fay arasında kalan otokton parçası, ilk
konumundan en azından 4 km kadar ötelenmiştir. Yani
fayın doğrultu bileşenli hareketi de söz konusudur.
Diğer yandan, Özgül'ün (1976) Hadim yöresiyle ilgili
enine kesitinde de fayın kuzeydoğu bloğunun önemli
ölçüde çökmüş olduğu görülmektedir.
Fay, Beyşehir yöresinde, Üst Lütesiyen-Alt
Priyaboniyende Beyşehir-Hoyran naplarının yerleşmesinden (Monod, 1977) sonra gelişmiş ve böylece otokton ile alloktonları normal atımıyle yan yana getirmiştir. Diğer taraftan Üst Pliyosen çökelleri (Blumenthal,
1947) tarafından da örtülmektedir (Akay, 1981 a).
Demek ki fay üst Eosen sırasında/sonrasında üst Pliyosen öncesinde gelişmiştir, öte yandan 1:500 000 ölçekli Konya jeoloji haritasında, Taşkent'in 14 km güneydoğusunda görülen Miyosen kireçtaşı tarafından da örtülmektedir (N. özgül, 1980,sözlü görüşme; A.Z. Bilgin,
1986, sözlü görüşme). Miyosen çökellerinin asıl yaşı
daha güneyde çalışan Gedik ve diğerleri (1979) tarafından Langiyen-Serravaliyen olarak saptanmıştır. O halde
fay bu yörede Langiyen öncesinde gelişmiştir.
Sonuç olarak, Beyşehir'den Taşkent'e kadar uzanan fay, üst Lütesiyen-Alt Priyaboniyen sonrasında,
Langiyen öncesinde oluşmuştur. En azından 4 km lik
bir yanal atıma sahip olup, kuzeydoğu bloğu önemli
miktarda alçalmıştır.
Lisiyen napları bindirmesi
Lisiyen napları, Isparta yöresinde, kuzeybatıdan
Şek.3— Beyşehir güneyinin jeoloji haritası : Otokton :
^-Kambriyen dolomiti; O—Ordovisiyen
kırıntılıları;
J-E— Jurasikden Eosene kadar tortullar. Alloktonlar:
H-J— Karboniferden Jurasike kadar tortullar; Of— Ofiyolit; PL-Q— Pliyosen-Kuvaterner tortulları.
Beyşehir yöresinde faydaki önemli normal atım,
Otoktonun Eosen çökelleri üzerine yerleşmiş naplarla
(Monod, 1977), Otoktonun Ordovisiyen çökellerini
neredeyse yan yana getirmiştir. Otoktonun Kambriyen
dolomiti, Beyşehir fayının batısındaki fayın hemen kenarında, yaklaşık 4 km lik bir uzanım göstermektedir
güneydoğuya doğru taşınarak Beydağları ve Antalya
napları üzerine yerleşmiş ve daha sonra da Tortoniyen
tabakaları tarafından transgresif olarak örtülmüştür
(Gutnic ve diğerleri, 1979). Aynı çalışmada, Aksu bindirmesinin de Kargı-Çukur-Davraz güneyi ve İsparta yöresinden geçtiği savunulmaktadır.
Ancak, Çukur yöresinin jeoloji haritasında
(Şek.l) Antalya Miyosen havzasının Tortoniyen yaşındaki çökellerinin; Çukur kuzeyindeki Davraz dağı
tortullarını, Beydağları Miyosen havzası çökellerini ve
Lisiyen naplarını örttüğü görülmektedir. Bu da bize,
ORTA TOROSLAR'IN POST-EOSEN TEKTONİĞİ
Aksu bindirmesinin, Çukur'dan kuzeybatıya geçmediğini gösterir. O halde Davraz dağının güneyinde, Beydağları Miyosen havzası çökellerinin kenarından geçen
bindirme, Gutnik ve diğerlerinin (1979) ileri sürdüğü
gibi Aksu bindirmesiyle değil de kuzeybatıdan gelen
Lisiyen naplarının bindirmesiyle gelişmiştir. Yani Davraz dağı kısmen, Lisiyen naplarıyla birlikte taşınarak
Beydağları Miyosen havzasının (Akay ve diğerleri,
1985) Langiyen çökelleri (Poisson, 1977) üzerine yerleşmiştir.
Sonuç olarak, Lisiyen napları ile kısmen Davraz
dağı çökelleri, birlikte, kuzeybatıdan güneydoğuya
doğru taşınarak Beydağları Miyosen havzası çökelleri
(Akay ve diğerleri, 1985) üzerine Langiyende (Poisson,
1977) yerleşmiştir.
Kırkkavak fayı
Kırkkavak fayı (Dumont ve Kerey, 1975), Geyikdağı birliği (Anamas-Akseki otoktonu; Monod, 1977)
Mesozoyik çökelleriyle Antalya Miyosen havzasının
(Akay ve diğerleri, 1985) çökellerini yan yana getiren
ve Kırkkavak'tan geçen K-G uzanımlı bir hattır. Daha
güneyde, Kızıldağ'ın güneyinde, denize kadar uzanmadan bitmektedir.
Arazi gözlemlerine göre, Mesozoyik çökelleri,
yüksek açılı bir fay düzlemiyle Antalya Miyosen havzasının çökelleri üzerinde bulunmaktadır (Şek.l).
Diğer yandan fayın kenarında en echelon özellikte kıvrımlar bulunmaktadır. Güneyindeki kıvrım güneybatıya
diz şeklinde, ortadaki simetrik, kuzeydeki de kanatlarının açısı yüksek olan bir kıvrımdır. Güneydeki ve
ortadaki kıvrımlar fayla 35° lik açı yaparken, kuzeydeki kıvrım 10° lik bir açı yapmaktadır. Aynca Karabucak'ta, fayın doğusunda, uzanımına uygun 2 km
uzunluğunda bir kıvrım bulunur.
Diğer yandan Kırkkavak'tan geçen Yarımkavak
deresinin kuzey kenarında, Kırkkavak fayının hemen
doğusunda, Triyas kırıntıları üzerinde transgresif ve
batıya devrik polijenik elemanlı Miyosen tabakaları
bulunmaktadır.
Fay, Antalya Miyosen havzasındaki çökelme koşullarının Tortoniyende kesilmesine (Akay ve diğerle-
61
ri, 1985) neden olan tektonik ile oluşmuştur. Böylece
Köprüçay kıvrımlarının gelişmesine neden olan rejimle
(D-KD ile B-GB doğrultusunda sıkışmayla) hem sağ
yanal doğrultu bileşeni hem de eğim tersinde atım bileşeni olan oblik ters fay olarak gelişmiştir.
Oysa Dumont ve Kerey (1975), fayın önce, Burdigaliyen sırasında/sonrasında sağ yanal doğrultu atımla hareket ettiğini, Tortoniyende de sıkışma etkisinde
kaldığını belirtmektedir.
Dumont ve Kerey (1975), Kırkkavak fayı boyunca görülen, kireçtaşından türeme, monojenik elemanlı
sıkı breşik kireçtaşını Miyosen havzasının taban litolojisi olarak kabul etmektedir. Yazarlar bu breşteki yapısal incelemelerine göre de fayın Burdigaliyen sırasında
sonrasında sağ yanal hareket geçirdiğini belirtmektedir.
Halbuki Yarımkavak deresi kenarındaki Miyosen polijenik tabakaları, Dumont ve Kerey'in (1975) bahsettiği,
Miyosen havzasının taban breşi diye anılan, monojenik
elemanlı litolojiye hiç benzememektedir. Şu halde breş
tabakaları mutlaka daha yaşlı olmalıdır. Buna göre de
breş tabakasını etkileyen tektonik daha yaşlı olabilir.
Diğer yandan Triyas kırıntılıları üzerinde Miyosen tabakalarının transgresif olarak bulunması; Geyikdağı birliğinin bu kesimdeki Jurasik-Kretase-Paleojen çökellerinin Miyosen transgresyonu öncesinde önemli ölçüde aşındırılmış olmasını gerektirmektedir. Öyle ki, bu yörede üst Lütesiyen-Alt Priyaboniyen tektoniğinden (Monod, 1977) başka, bu aşınmaya neden olabilecek önemli bir tektonik bilinmemektedir. Ayrıca Kırkkavak fayının, Üst Lütesiyen-Alt Priyaboniyen tektoniği ile gelişen makroyapılara (Monod, 1977) uygun olarak bulunması da (Şek.l), fayın sağ yanal hareketinin, Dumont
ve Kerey'in (1975) belirttiği şekilde Burdigaliyen sırasında/sonrasında değil de, Üst Lütesiyen-Alt Priyaboniyen sırasında gelişmiş olması mümkündür.
Triyas kırıntılılarının Miyosen çökelleri üzerinde
yüksek açılı bir fay düzlemiyle yer alması, Yarımkavak
deresi kenarındaki devrik Miyosen çökellerinin fay gidişine uygun olarak bulunması ve de Karabucak'ta faya
paralel 2 km lik kıvrımın varlığı Kırkkavak fayının eğim
tersinde hareket geçirdiğini göstermektedir. Diğer yandan fayla birlikte gelişen en echelon kıvrımlar doğrultu
hareketinin göstergesidir. Buna göre, sıkışma yönüyle
Ergun AKAY ve Şükrü UYSAL
62
yüksek açı yapan Kırkkavak fayının, sıkışma rejimi sırasında, sağ yanal atımı ve eğim tersinde atımı olan bir
oblik ters fay şeklinde çalışmış olması gerekmektedir.
Köprüçay kıvrımlarından çıkartılan sıkışma yönüne göre de doğu-kuzeydoğudan batı--güneybatıya doğru bir
sıkışmayla gelişmiştir.
Köprüçay kıvrımları
Bu kıvrımlar Köprüçay senklini, Beşkonak antiklini, Radyoring antiklini ve Taşağıl senklininden oluşmuştur (Şek.l).
Radyoring antiklininin ekseni her iki tarafa dalımlı ve kıvrım kanatlan yüksek açılıdır. KB-GD eskenel gidişli olup, 15 km uzunluğundadır. Bu antiklinin
denize doğru uzantısında, aynı uzanımlı, küçük ölçekli diğer kıvrımları da görmek mümkündür.
Taşağıl senklini, kuzeybatı-kuzey, güneydoğugüney gidişli ve 13 km uzunluğundadır. Kıvrımın doğu
kanadı düşük, batı kanadı ise yüksek eğimlidir.
Köprüçay senklini yaklaşık K-G uzanımlı olup,
30 km uzunluğunda, yayvan bir senklindir.
Beşkonak antiklini KB-GD gidişli, 15 km uzunluğunda ve batı kanadı daha eğimli olan diz şeklinde
bir kıvrımdır.
Bütün bu kıvrımların eksenel gidişleri dikkate
alındığında, bu yöre, D-KD ile B-GB doğrultusunda
bir sıkışma geçirmiştir. Yukarıdaki yapısal özellikler de
Antalya Miyosen havzasının Tortoniyen yaşındaki en
son çökellerini (Poisson, 1977) etkileyen tektonikle gelişmiştir.
Aksu bindirmesi
Bindirme, Geyikdağı birliği ile Beydağları otoktonunun arasındaki bir havzadan türediği savunulan
Antalya naplarının (Poisson ve diğerleri, 1984) oluşturduğu eski bir sütur zonu üzerinde bulunmaktadır.
Gutnic ve diğerleri (1979), Aksu bindirmesinin
Kargı-Çukur-Isparta yöresinden geçerek, sol yanal bir
hareketle doğudan batıya doğru bindirdiğini belirtmektedir. Ancak bazı makrogözlemlere göre, uzanımının ve
hareket niteliğinin biraz farklılık gösterdiği anlaşılmıştır.
Güneyde Gökçeler'den başlayarak,kuzeyde Çukur'a kadar bindirme adım adım takip edilebilmektedir.
Gökçeler'in güneyinde son bulan bindirme daha güneye
devam etmemektedir. Gutnic ve diğerleri (1979) Aksu
bindirmesini kuzeyde Çukur'un hemen kuzeyindeki
Davraz dağının en güneyindeki bindirmeye bağlamaktadır. Halbuki, haritadan görüleceği gibi (Şek.l) Davraz
dağı bindirmesi, Antalya Miyosen havzasının Tortoniyen yaşındaki tortullarıyle (Akay ve diğerleri, 1985)
örtülmekte ve bu çökelleri etkileyen Aksu bindirmesi
de başkaca yöne, kuzeye doğru sürmektedir.
Bindirme, Şekil l de görüldüğü gibi, beraberindeki diğer bindirme ve ters faylarla birlikte gelişmiştir.
Gebiz ile Gökçeler arasında, Antalya naplarının litolojileri yeniden taşınarak Antalya Miyosen havzasının çökelleri üzerine bindirmiş durumdadır. Güneyde en azından 10 km lik bir taşında söz konusudur. Pek veri yoksa da, yapısal hattın kuzeye doğru ters faya dönüşmesi
söz konusu olabilir. Ayrıca kuzeyde, Aşağıgökdere'de
görülen KB-GD uzanımlı kıvrımın bindirmeye oblik
duruşu, bindirmenin bu kesimde sağ yanal atımla hareket etmiş olabileceğinin göstergesidir. Böylece Kırkkavak fayı ve Köprüçay kıvrımlarının gelişmesine neden
olan K D - D dan GB-B yönüne doğru bir sıkıştırma
Aksu bindirmesinin gelişmesine yol açmıştır. Kuzeye
doğru sağ yanal atımın olması da söz konusudur. Bu
değerlendirmenin ışığında Gutnic ve diğerlerinin(1979)
belirtmiş olduğu gibi bindirmenin sol yanal atımının
olması söz konusu değildir.
Aksu bindirmesini oluşturan tektonik, Antalya
Miyosen havzasının (Akay ve diğerleri, 1985), Tortoniyen yaşındaki (Poisson, 1977) tabakalarını bozmuştur.
Diğer yandan, Gebiz yöresinde, Antalya üst Messiniyen-üst Pliyosen havzasının çökelleri (Akay ve diğerleri, 1985) tarafından da örtülmektedir. Bu da bize bindirmenin üst Tortoniyen-Alt Messiniyen sırasında gelişmiş olabileceğini gösterir.
Kargı ters fayları
Aksu bindirmesinin batısındaki, Antalya Miyosen
havzasının tabanındaki çökeller, çakıltaşından oluşmuş
iken üstündeki çökeller, kumtaşı-miltaşı ardalanmasından oluşmuştur (Akay ve diğerleri, 1985). Bu nedenle
buradaki ters fayları saptamada, litoloji farkı ve tabaka
ORTA TOROSLAR'IN POST-EOSEN TEKTONİĞİ
duruşu birlikte çok önemli bir göstergedir. Kargı yöresinde görülen beş ters fay yukarıdaki kriterlerle tamnabilmektedir. Ayrıca Kargı'dan geçen ters fayın tavan
bloğunun tabanında 2 km kadar uzanım gösteren peridotit yüzeylemesi vardır. Diğer yandan Gebiz'in kuzeyindeki ters fay boyunca, tavan bloğunun tabanında da
Antalya naplarının litolojileri önemli ölçüde uzanım
göstermektedir. Hatta bu fayın en güneyinde temele ait
serpantin ve diğer tortullarla birlikte glokofon şistler
de bulunmaktadır.
Kargı yöresinde Antalya Miyosen havzası çökellerinin kalınlığı en azından 1500 m kadardır. Ters fayların, bu kadar kalınlıktaki çökellerin altındaki temeli
yukarıya çıkartmış olması, önemli bir atımın söz konusu olduğunu göstermektedir.
Şu halde Kargı ters fayları, KB-K ile G D - G yönünde uzanım gösteren, Tortoniyen çökel tabakalarının
(Poisson, 1977) bozulmasıyle oluşan, doğu bloğu yükselmiş yapısallıklardır.
Çakallar kıvrımları
Manavgat ile Çakallar arasında bir antiklinalle bir
senklin görülmektedir (Şek.l). Kıvrımlı Miyosen formasyonları büyük ölçüde aşındırılmış olmasına rağmen,
25 km lik bir korunmuş kıvrımlanma gözlenebilmektedir.
Yayvan ve simetrik özellikli olan kıvrımlardan antiklin, gömülü olarak Manavgat güneyine kadar devam
etmektedir (Canadian Superiour Oil Ltd., 1973). Bu da
D-B uzanımlı en azından 50 km boyunda bir kıvnmlanmayı göstermektedir.
Kıvrımlanma, Antalya Miyosen havzasının çökellerinde, Tortoniyene kadar süren havza çökelme koşullarının (Akay ve diğerleri, 1985) ardından gelişmiş olmalıdır. Ayrıca kıvrımların batı uzantısındaki (Şek.l)
Üst Miyosen-Pliyosen havzasının çökelleri güneye monoklinal durmakta olup bu çökellerde Çakallar kıvrımlarının etkinliğinin görülmeyişi, Pliyosen çökellerinin
kıvrımlanma sonrasında çökelmiş olmasını gerektirmektedir.
Çakallar kıvrımları, D-B yönünde önemli nicelikte uzanım gösteren, Antalya Neojen havzasının üst
63
Messiniyen-üst Pliyosen çökelleri öncesinde gelişmiş
olan yapılardır.
Gökçeler fayı
Bu fay, yaklaşık kuzey güney uzanımlı, önemli
düşey atımı olan, genelde düşey bir faydır. Gökçeler
ile Pınargözü'nden geçip, Yanköy'e kadar uzanmaktadır (Şek.l).
Gökçeler'de, fayın doğusundaki Miyosen çökelleri önemli ölçüde (yaklaşık 1000 m) alçalmıştır. Fayın
alçalmış doğu bloğu kenarı boyunca, Beşkonak'ın batısına kadar küçük Miyosen yüzeylemelerini kopuk kopuk gözlemek mümkündür (Akay ve Uysal, 1985). Kuzeyde Yuvalı dağın hemen doğusunda, fayın doğu bloğunun yüzlerce metre çökmesiyle, temele ait Yuvalı
dağ ile Miyosen çökellerinin sınırını çizen bu fay oluşmuştur. Diğer yandan Ballıbucak'ın batısındaki, Yanköy'deki ve Yanköy'ün doğusundaki fayların özelliği
yukarıdakinin tersine önemlice atımı olan batıdaki
bloğu çökmüş normal faylardır. Hatta Yanköy'ün 4 km
doğusundaki fayın uzantısı üzerinde, Sarpdağ'ın batı
yamacında, Katrandiş mevkiinin l km güneyinde, 1700
m kotunda, küçük bir kuru derecikte, beyaz-gri-siyah
kireçtaşı çakıllarından oluşmuş sıkı, çok genç bir yamaç molozunda, 240° fay düzlemi eğimi gidişli, 62°
eğimli fay düzlemi bulunmaktadır. Fay düzlemi üzerindeki yivler eğim çizgisiyle 10°-20°lik açı yapmaktadır.
Bir olasılıkla Yanköy'ün doğusundaki fayın tümü Kuvaternerde de aktiftir.
Kuzey-güney yönünde uzanan Gökçeler fayı, kuzeyde batıdaki, güneyde de doğudaki bloğu çökmüş
normal fay olup, Antalya Neojen havzasının Tortoniyen yaşındaki tabakalarının (Akay ve diğerleri, 1985)
bozulmasıyle oluşmuştur. Kuzeyde fay yersel olarak
diridir.
Gebiz-Aksu monoklini ve Manavgat monoklini
Bu yapılar Üst Messiniyen-üst Pliyosen Antalya
havzasının (Akay ve diğerleri, 1985) çökellerinde görülmektedir. Gebiz-Aksu monoklini, Alakilise-Gebiz-Aksu
yöresinde 5°-10°ile kuzeybatıya eğimli olarak durmaktadır. Alakilise'den geçen fayın (Şek.l) kuzeybatı bloğu 50-100 m kadar alçalmıştır. Manavgat yöresinde,
Ergun AKAY ve Şükrü UYSAL
64
özellikle doğusundaki Pliyosen çökelleri 5°-10° ile
güneye eğimlidir. Bu yapısal özellikler Üst Pliyosen regresif çökellerinin de (Akay ve diğerleri, 1985) gelişmesine neden olan tektonik hakkında pek bilgi vermez.
Ancak Gebiz yöresinde Messiniyen yaşındaki kireçtaşında (Akay ve diğerleri, 1985) ölçülen küçük ölçekli doğrultu atımlı ve ters faylar doğu-batı doğrultulu sıkışmayı göstermektedir (Şek.4). Dupoux (1983),
mikrotektonik değerlendirmesine göre, Antalya üst
Messiniyen-üst Pliyosen havzasının kuzeyindeki (Şek.l)
daha geniş bir alanda, Aksu bindirmesine neden olan
Tortoniyen tektoniğinden daha genç, D-B doğrultusunda bir sıkışmanın varlığından söz etmektedir.
Havza çökellerinin üst Pliyosen sırasındaki regresif tabakalarının oluşumu (Akay ve diğerleri, 1985)
yukarıdaki sıkışmaya neden olan tektonikle sağlanmıştır. Diğer yandan Aksu Ant Birlik yolunda, Üst Pliyosen çökellerindeki (Akay ve Uysal, 1985) küçük ölçekli faylar K-G doğrultulu bir gerilme rejiminin etkisinde kaldığını gösterir.
Diğer yandan Antalya Neojen havzasında Kuvaterner yaşındaki çökeller tümüyle yatay olup, herhangi
bir sıkışma izi göstermez.
TEKTONİK EVRİM
Orta Toroslar'da Lütesiyen sonrasında;üst EosenAlt Oligosen, Langiyen, Üst Tortoniyen ve Üst Pliyosenden günümüze olmak üzere dört ayrı sıkışma dönemi
gelişmiştir.
Üst Eosen-Alt Oligosen sıkışma dönemi
Bu sıkışma döneminde, şimdilik bilinen, Beyşehir fayıyle Ecemiş fayı gelişmiş olup, bu dönemden tümüyle Orta Toroslar etkilenmiştir.
Bu dönemin faylanndan en önemlisi olan Ecemiş
fayı, değişik zamanlarda devinmiştir. Fay üst Eosen sırasında/sonrasında, Oligosen-Miyosen havzasının çökelme dönemi öncesinde, olasılıkla ilk hareketi sırasında
sol yanal onlarca kilometre devinmiştir. Diğer yandan,
Beyşehir-Taşkent boyunca uzanan Beyşehir fayı, üst
Lütesiyen-Alt Priyaboniyende Beyşehir-Hoyran naplarının yerleşmesinden sonra, Langiyen çökeliminin de
öncesinde devinmiş olup, en azından 4 kilometrelik bir
yanal atıma sahiptir. Ecemiş fayıyle Beyşehir fayının
genel geometrik duruşu, iki eşlenik fay gibi görülmekte
olup, bu iki fay aynı kinematik içerisinde hareket etmiş olabilir. Bu da fayların daha çok K-G yönlü bir sı-
Şek.4— Gebiz'in güneydoğusundaki Messiniyen yaşındaki kireçtaşında (A) ve Aksu Antbirlik yolundaki Üst
Pliyosen kırıntılarında (B) ölçülen fay düzlemlerinin diyagramı
l- Normal fay; 2- Ters fay; 3— Sol yönlü fay; 4— Fay çizgisi; 5 - N o r m a l fay kutup izi; 6— Ters fay
kutup izi; 7— Sol yönlü fay kutup izi.
ORTA TOROSLAR'IN POST-EOSEN TEKTONİĞİ
kısmaya bağlı olarak gelişmiş olabileceklerini göstermektedir. Üst Lütesiyen-Alt Priyaboniyen sırasında nap
yerleşmesinden sonraki bir dönemde geliştiği düşünülebilecek olan bu sıkışma, bölgede ipuçları olmayan olasılı üst Eosen-Alt Oligosen sırasındaki bir orojenik fazın izleri olabilir. Ayrıca, Ulukışla havzasının güneyinde
üst Lütesiyen çökelleri tarafından kapak olarak örtülen
kuzeye doğru bindirmenin, üst Lütesiyen sonrasındaki
kuzeye doğru yeniden hareketi (Demirtaşlı ve diğerleri,
1984) bu sırada gelişmiş olmalıdır.
Üst Eosen-Alt Oligosen fazının hemen sonrasındaki bir rahatlamayla da Beydağları Miyosen, Antalya
Miyosen, Mut Miyosen, Ulukışla Oligosen-Miyosen ve
Adana Miyosen havzası oluşmuştur.
65
Üst Tortoniyen sıkışma dönemi
Antalya Neojen havzasında,Serravaliyen (Poisson,
1977)-Alt Tortoniyen sırasındaki rahatlama rejimine
bağlı olarak gelişen çökeller, üst Tortoniyen sırasında
etkili bir tektonikle deformasyona uğramıştır. D-KD
dan B-GB yönüne doğru gelişen sıkışmayla Kırkkavak
oblik ters fayı, Köprüçay senklini, Beşkonak antiklini,
Radyoring antiklini, Taşağıl senklini, Aksu bindirmesi
ve Kargı ters fayları oluşmuştur. D-B doğrultulu sıkışmanın ileri evresinde, bölge kuzey-güney yönünde çalışan bir kuvvetin etkisinde Kalmış olup,buna bağlı ola-
Langiyen sıkışma dönemi
rak Çakallar kıvrımları ile Gökçeler fayı oluşmuştur.
Ulukışla basenindeki Oligosen-Alt Miyosen yaşındaki
çökellerde görülen D-B uzanımlı kıvrım (Demirtaşlı
ve diğerleri, 1984) ve Mut-Karaman yöresinde bulunan
Miyosen yaşh kireçtaşındaki D-B uzanımlı gelişen bü-
Lisiyen naplarının yerleşmesine neden olan bu
sıkışma döneminden, Beydağları Miyosen havzası(Akay
ve diğerleri, 1985) tümüyle, Adana Miyosen havzası da
yük ölçekli yayvan kıvrım da (Şaroğlu ve diğerleri,
1983) bu sırada gelişmiştir. Aynca Ecemiş fayı bu sırada hareket ederek, güney ucundaki Miyosen formas-
(Yalçın ve Görür, 1984) kısmen etkilenmiştir.
yonlarını kısmen etkilemiştir.
Kuzeybatıdan güneydoğuya doğru taşınan Lisiyen naplan, yeniden taşınan Antalya napları ve taşın-
siniyen-Alt Pliyosen sırasında kısmen bir rahatlama et-
mış olan Davraz dağı çökellerinin yerleşmesiyle, üst
Langiyende (Poisson, 1977) Beydağları Miyosen havzasında çökelme kesilmiştir. Bu sırada Antalya Neojen
havzasında (Akay ve diğerleri, 1985) olasılıkla Ulukışla
Oligosen-Miyosen havzasında (Oktay, 1982; Demirtaşlı
ve diğerleri, 1984) ve Mut Miyosen havzasında (Gedik
ve diğerleri, 1979) çökelme sürmekteydi. Adana Miyosen havzasında da çökelme kısmen duraklamıştır (Yalçın ve Görür, 1984). Yani Langiyen fazından Beydağları Miyosen havzası tamamen, Adana Miyosen havzası
da kısmen etkilenmiş olup, diğer havzalarda çökelme
sürmüştür.
Bölgeyi kısmen etkileyen Langiyen fazından sonra bir rahatlama dönemi oluşmuş ve buna bağlı olarak
da Tortoniyen çökelleri, Antalya Miyosen havzasında
(Akay ve diğerleri, 1985) ve Adana Miyosen havzasında
(Yalçın ve Görür, 1984; Gürbüz ve diğerleri, 1985) kısmen transgresif olarak gelişmiştir. Bu sırada, Antalya
Miyosen havzasının doğusunda (Akay ve diğerleri,1985),
Adana havzası güneyinde (Yalçın ve Görür, 1984) ve
olasılıkla Ulukışla ve Mut havzalarında da çökelme koşullan sürmekteydi.
Üst Tortoniyendeki fazdan sonra bölge Üst Meskisinde kalmıştır. Bu sırada Antalya Üst MessiniyenPliyosen havzasında (Akay ve diğerleri, 1985) ve Adana
Pliyosen havzasında (Yalçın ve Görür, 1984; Evans ve
diğerleri, 1979) transgresif denizel çökeller birikmiştir.
Orta Toroslar'ın kuzeyinde bunlara karşılık gelen karasal çökeller gelişmiştir (Şek.l). Hoyran gölü dolayında
ise Üst Miyosen-Pliyosen volkano-tortulları gelişmiştir
(Koçyiğit, 1983).
Üst Pliyosenden günümüze sıkışma dönemi
Antalya havzasının Üst Pliyosen yaşındaki çökelleri (Akay ve diğerleri, 1985) 5°-10°ile güneybatıya eğilimli (Şek.l) durmaktadır. Yine Manavgat yöresindeki
Pliyosen çökelleri 5°-10° ile güneye eğimli durmakta. dir. Bunun yanında Antalya üst Messiniyen-üst Pliyosen havzasının tabanındaki Gebiz kireçtaşında (Akay
ve diğerleri, 1985) ölçülen mezoskopik faylar, D-B
yönlü bir sıkışmayı göstermektedir. Diğer yandan,
Dupoux (1983), Antalya havzasının kuzey kesimlerinde Tortoniyen sıkışmasından daha genç, D-B yönlü
bir sıkışmadan sözetmektedir. Şu halde, Orta Toros-
Ergun AKAY ve Şükrü UYSAL
66
lar'da, Üst Messiniyen-Alt Pliyosen rahatlamasına bağ-
men sonrasında, bölge K-G doğrultuda işleyen bir
lı olarak gelişen çökelme döneminden sonra, üst Pli-
kuvvetin etkisinde kalmış ve buna bağlı olarak da Ça-
yosende doğudan batıya doğru pek etkili olmayan bir
kallar kıvrımları, Mut'taki kıvrım (Şaroğlu ve diğerle-
sıkışma rejimi gelişmiştir. D-B yönlü sıkışmanın ileri -
ri, -1983), Ulukışla'daki senklin (Demirtaşlı ve diğerle-
evresinde, bölge kuzey-güney yönlü sıkıştıran bir kuv-
ri, 1984) şekillenmiştir.
vetin etkisinde kalmıştır. Buna bağlı olarak Gökçeler
fayı üzerindeki ve Ecemiş fayı üzerindeki diri faylar
ve Antalya körfezindeki yaklaşık K-G uzanımlı grabenin fayları (özhan, 1983) gelişmiştir.
Üst Tortoniyen fazının ardı sıra süren rahatlama döneminden sonra, bölge, Üst Pliyosende tekrar
daha az etkili olan D-B doğrultulu bir sıkışma etkisinde kalmıştır. Bu sırada, üst Tortoniyende oluşan
diğerleri (1979) Adana base-
Doğu ve Kuzey Anadolu fayları benzer şekilde ikinci
ninde, Silifke'nin güneyinde kalacak şekilde, Messini-
hareketliliğini yaşamıştır. Antalya Neojen havzasında
yen
görülen D-B doğrultulu sıkışmanın ileri evresinde, tüm
Ayrıca Evans ve
öncesindeki D-B
gidişli yapısallıklar tarafından
kontrol edilen bir zonda, Messiniyen evaporitlerindeki
bölge K-G doğrultulu çalışan bir kuvvetin etkisinde
güneye bindirme ve diz şeklindeki kıvrımların evaporit
kalmıştır. Buna bağlı olarak Gökçeler ve Ecemiş fayı
tabaka yüzeyindeki kaymalarla geliştiğini belirtmekte-
üzerindeki diri faylar ve Antalya körfezi grabeni (öz-
dir. Bu gelişimin Üst Pliyosendeki K-G doğrultulu sı-
han, 1983) oluşmuştur. Orta Toroslar şu anda, daha
kışmadan da etkilenmiş olması olasıdır.
Böylece Orta Toroslar ve güneyindeki deniz kesimi, McKenzie'nin (1972) de belirttiği gibi, bugün, üst
Pliyosende en etkili olan bir fazın K-G sıkışma etki-
önce de McKenzie'nin (1972) belirttiği gibi K-G doğrultulu sıkışma etkisindedir.
KATKI BELİRTME
Bu çalışma, 1981-1983 yılları arasında MTA
sindedir.
Genel Müdürlüğü, Temel Araştırmalar Dairesi projeleri içerisinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmamız süresince
SONUÇLAR
Ecemiş ve Beyşehir fayı eşlenik iki fay olup, olasılı üst Eosen-Alt Oligosen orojenik fazı sırasında ilk
olarak, önemlice devinmiştir.
bizleri destekleyen Daire Başkanı İ.Turan Çakmak ve
Daire Başkan Yardımcısı Cengiz Karaköse'nin, yayının
hazırlanması sırasında yönlendirici olan Dr.Okan Tekeli'nin, metni okuyan Erdal Herece ve A.Zafer Bilgin'in
napları Beydağları üzerine Langiyende
bu yayına katkıları olmuştur. Kendilerine ve metni
yerleşmiş (Poisson, 1977) olup, bu sıradaki olaylardan
daktilo eden Nurten Dündar'a ayrı ayrı teşekkür ederiz.
Lisiyen
Antalya Miyosen havzası ve Adana Miyosen havzası haYayına verildiği tarih, 1 Nisan 1987
fifçe etkilenmiştir.
üst Tortoniyen fazında, önce, D-KD dan B-GB
ya doğru sıkıştırmayla Aksu bindirmesi, Kırkkavak oblik ters fayı ve beraberindeki diğer yapılar gelişmiştir.
DEĞİNİLEN BELGELER
Diğer yandan Şengör (1980) yaklaşık Tortoniyende,
Doğu Anadolu'nun kuzey-güney sıkışmasına bağlı olarak, Orta Anadolu'nun doğu-batı sıkışma etkisinde kaldığını belirtmektedir.İşte bu sıkışmayla Antalya Miyosen havzası yapısallık kazanmıştır. Aynca, bu sırada,
Orta Anadolu'nun doğu-batı doğrultuda sıkışabilmesi
için Kuzey ve Doğu Anadolu faylarının gelişimlerini
tamamlamış
olmaları gerekmektedir? Orta Toroslar'ı
etkileyen D-KD dan B-GB ya doğru sıkışmanın he-
Akay, E., 1981 a, Beyşehir yakın dolayının temel jeoloji özellikleri : MTA Rap., 7002 (yayımlanmamış), Ankara.
,
1981 b, Beyşehir yöresinde (Orta Toroslar) olası Alt
Kimmeriyen dağ oluşumu izleri : Türkiye Jeol.Kur.Bült.,
24, 25-29.
— ve Uysal, Ş., 1985, Orta Toroslar'ın batısındaki (Antalya)
Neojen çökellerinin stratigrafisi, sedimentolojisi ve yapısal jeolojisi : MTA Rap., 7799 (yayımlanmamış), Ankara.
ORTA TOROSLAR'IN POST-EOSEN TEKTONİĞİ
eastern Mediterranean betvveen Cyprus and Turkey :
Akay, E.; Uysal, Ş.; Poisson, A.; Cravette, J. ve Muller, C.,
Geology, 6, 392-396.
1985, Antalya Neojen havzasının stratigrafisi : Türkiye
Jeol.Kur.Bült., 28, 105-119.
67
Gedik, A.; Birgili, Ş.; Yılmaz, H. ve Yoldaş, R., 1979, Mut-
Akbulut, A., 1977, Etüde geblogique d'une parti du Taurus Occi-
Ermenek-Silifke yöresinin jeolojisi ve petrol olanakla-
dental au Sud d'Eğridir (Turquie) : These de 3 e'me cycfe
rı : Türkiye JeoLKur .Bült., 22, 7-26.
Üniversite Paris-Sud., Orsay.
Göncüoğlu, C., 1981, Niğde masifinin jeolojisi : İç Anadolu'Arpat, E. ve Şaroğlu, F., 1975, Türkiye'deki bazı önemli genç
nun jeolojisi
tektonik olaylar : Türkiye Jeol.Kur.Bült., 18,91-101.
Blumenthal, M., 1947, Geologie der taurusketten in hinterland
— ,
— ,
Gutnic, M.; Monod, O.; Poisson, A. ve Dumont, J.F., 1979,
Von Seydişehir und Beyşehir : MTA Yayl., seri D, 2,
Ge'ologie des Taurides Occidentales (Turquie) : Me'mo-
108, Ankara.
ires de La Societe Ge'ologique de France, 137, 112.
1952, Toroslar'da yüksek Aladağ silsilesinin coğrafyası,
Gürbüz, K.; Gökçen, S.L. ve Gökçen, N., 1985, Some stratig-
stratigrafisi ve tektoniği hakkında yeni etütler : MTA,
raphical remarks on the upper Neogene sequence of the
Yayl., seri D, 6, 136, Ankara.
northern Adana basin-Southern Turkey : In the Abstracts of VIII th Congress of the regional committe on
1955, Yüksek Bolkardağ'ın kuzeyindeki kenar bölgele-
Mediterranean Neogene
rin ve batı uzantılarının jeolojisi : MTA Yayl., seri D, 7,
Sept., 238-240., Budapest, Hungaria.
Canadian Superieur oil lt., 1973, Land seismic programe Manavgat :TPAO Rap., 1190.
Koçyiğit, A., 1983, Hoyran gölü (İsparta büklümü) dolayının
tektoniği : Türkiye Jeol.Kur.Bült., 26, 1-10.
Demirtaşlı, E., 1983, Mersin'in Gülnar ilçesinde Akkuyu mevkiinde kurulacak olan nükleer santral yeri ile ilgili yerel
McKenzie, D.P., 1972, Active tectonics of the Mediterranean
region : Royal Astronomical Society Geophysical Jour-
jeolojik araştırma raporu : TEK Rap., MTA Jeoloji Dai-
nal, 30, 109-185.
resi Rap., 149 (yayımlanmamış).
1984,
Stratigraphy and tectonics of the area between
Metz, K., 1956, Aladağ ve Karanfil dağının yapısı ve bunların
Kilikya Torosu tesmiye edilen batı kenan hakkında ma-
Silifke and Anamur, Central Taurus Mountains : Tekeli,
lumat husulü için yapılan jeolojik etüt : MTA Derg., 48,
O. ve Göncüoğlu, M.C., ed., Geology of The Taurus Belt
63-76.
da., Proceedings Int.Sym., 26-29 Eylül, 101-118,
Ankara.
Monod, O., 1977, Rechercher ge'ologiques dans Ie Taurus Occidental du sud de Beyşehir (Turquie) : These, l'univer-
— ; Turhan, N.; Bilgin, A.Z. ve Selim, M., 1984, Geology of
site de Paris sud "Centre d "Orsay", Docteur es Sciences,
the Bolkar Mountains : Tekeli, O. ve Göncüoğlu, M.C.
442 (yayımlanmamış), Orsay.
ed., Geology of the Taurus Belt da., 26-29 Eylül, 125142, Ankara.
MTA Genel Müdürlüğü, 1963,
lar ile Köprüçay baseni sınırında kuzey-güney doğrultu
atımlı fay : Türkiye Jeol.Kur .Bült., 18, 59-62.
Batı Toros platformu :
MTA Rap.,823 (yayımlanmamış), Ankara.
Dupoux, B., 1983, Etüde compare'e de la tectonique.Neogene
des bassins du sud de Chypre et du bassin d'Antalya
(Turquie) : Docteur 3 e'cycle, Univ. Paris-Sud, 120 (ya-
1500 00 lik Türkiye Jeoloji
Haritası (Konya paftası) : MTA Yayl., Ankara.
Dumont, J.F. ve Kerey, E., 1975, Kırkkavak fayı : Batı Toros-
—; Uysal, Ş. ve Poisson, A., 1980,
stratigraphy, Symposium on
European Late Cenozoic Mineral Resources, 15—22.,
153, Ankara.
— ,
Simpozyumu: Türkiye JeolJCur.Yayl.,
16-23.
Oktay, F.Y., 1982, Ulukışla ve çevresinin stratigrafisi ve jeolojik evrimi : Türkiye Jeol.Kur.Bült., 25, 1-23.
Özgül, N., 1976,
Toroslar'da bazı temel jeoloji özellikleri :
Türkiye Jeol.Kur.Bült., 19, 65-78.
,
1984, Geology of the Central Taurides : Tekeli, O. ve
Göncüoğlu, M.C., ed., Geology of the Taurus Belt da.,
Proceedings Int.Sym., 26-29 Eylül, 143-158, Ankara.
yımlanmamış), Orsay.
Özhan, G., 1983, Kryıötesi jeofizik verilerinin ışığında Antalya
Evans, G.; Morgan, P.; Evans, W.E.; Evans, T.R. ve Woodside,
J M., 1978, Faulting and halokinetics in the north-
körfezinin jeolojik yorumu : Jeoloji Mühendisleri Odası
Kurultayı Bült., 4, 47-50.
Ergun AKAY ve Şükrü UYSAL
68
Poisson, A., 1977, Recherches ge'ologiques dans Les Taurides
— ;
Tekeü, O.; Aksay, A.; Ürgün, M.B. ve Işık, A., 1984, Geology
occidentales (Turquie) : Thfese d'Etat, Univ. Paris-Sud,
of the Aladağ Mountains : Tekeli, O. ve Göncüoğlu,
795 (yayımlanmamış), Orsay.
M.G., ed., Geology of the Taurus Belt da., Proceedings
Akay, E.; Dumont, J.F. ve Uysal, Ş., 1984, The Isparta
angle (western Taurids-Turkey): a Mesozoik .paleorift :
Tekeli, O. ve Göncüoğlu, M.C., ed., Geology of Taurus
Belt da., Proceedings Int.Sym., 26-29 Eylül, 11-26, Ankara.
Şaroğlu, F.; Boray, A.; özer, S. ve Kuşçu, İ., 1983, Orto Toroslar-Orta Anadolu'nun güneyinin neotektoniği ile ilgili
görüşler : Jeomorfoloji Derg., 11, 35-44.
Şengör, A.M.C., 1980, Türkiye neotektoniğinin esasları : Türkiye Jeol.Kur.Yayl, 40.
Int. Sym., 26-29 Eylül, 143-158, Ankara.
Yalçın, M.N. ve Görür, N., 1984, Sedimentological evolution
of the Adana basin : Tekeü, O. ve Göncüoğlu, M.C. ed.,
Geology of the Taurus Belt da., Proceedings Int.Sym.,
26-29 Eylül, 125-142, Ankara.
Yetiş, C., 1984, Nevv observations on the age of the Ecemiş
fault : Tekeü, O. ve Göncüoğlu, M.C., ed., Geology of
the Taurus Belt da., Proceedings IntJSym., 26-29 Eylül, 159-164, Ankara.
Download

Bu PDF dosyasını indir - TÜBİTAK ULAKBİM DergiPark