Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri • Educational Sciences: Theory & Practice • 14(3) • 835-858
©
2014 Eğitim Danışmanlığı ve Araştırmaları İletişim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.
www.edam.com.tr/kuyeb
DOI: 10.12738/estp.2014.3.1961
Genç Yetişkinlerin Ahlaki Kimliklerinin İncelenmesine
Yönelik Nitel Bir Araştırma
a
b
Oya ONAT KOCABIYIK
Adnan KULAKSIZOĞLU
Trakya Üniversitesi
Fatih Üniversitesi
Öz
Bireylerin herhangi bir ahlaki davranışı göstermelerinde, sahip oldukları ahlaki kimlikleri, onların davranışlarını yönlendirebilmektedir. Bu araştırmada genel olarak, genç yetişkinlerin sahip oldukları ahlaki kimliklerini
incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla bu çalışmada nitel araştırma modellerinden “yorumlayıcı olgubilim deseni” ve “gömülü kuram” kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 20-25 yaş arasında olan ve üniversitede
eğitim gören 10 genç yetişkinden oluşmaktadır. Araştırmada yarı-yapılandırılmış görüşme aracı kullanılmıştır.
Kaydedilmiş verilerin, analiz edilmesinde “Maxqda 2” bilgisayar programından yararlanılmıştır. Araştırmanın
sonucunda, genç yetişkinlerin sahip oldukları ahlaki kimlik yapıları, ahlaki kimliklerini meydana getiren değişkenler ve ahlaki kimliğin oluşumunda etkili olan değişkenlerin neler olduğu bilgisine ulaşılmaya çalışılmıştır.
Genç yetişkinlerin sahip oldukları ahlaki kimliklerinde: Benlik değerlendirilmesi; benlik özellikleri, amaç ve
sorumluluklar, benlik algısı, benlik kontrolü ayrıca ahlaki duygular, benliği etkileyen değişkenler ve ahlaki yargı bulunmaktadır. Benlik özellikleri; önceki, şimdiki ve gelecekteki benlik özelliklerinin değerlendirilmesinden
meydana gelmektedir. Benlik kontrolünü irade ve vicdan oluştururken ahlaki duyguları; empati, suçluluk, utanç
ve öfke oluşturmaktadır. Benliği etkileyen değişkenler ise; aile, arkadaş, diğer bireyler, toplum, yaşanılan yer,
kültür, inanç, üniversite ve eğitim, yasadan meydana gelmektedir.
Anahtar Kelimeler
Ahlaki Duygu, Ahlaki Kimlik, Ahlaki Yargı, Genç Yetişkin.
Ahlaklı olmayan davranışların toplumda yaratabileceği karmaşa düşünüldüğünde bireylerin ahlaklı
davranışlar gösterebilmeleri oldukça önemli olabilmektedir. Bireylerin herhangi bir ahlaki davranışı
göstermelerinde sahip oldukları ahlak kimlikleri,
onların davranışlarını yönlendirebilmektedir. Bu
nedenle, ahlaklı davranışın ortaya konmasında
davranışları yönlendirdiği düşünülen ahlaki kimliğin incelenmesi önemlidir. Buna dayanarak, bireylerin ahlaki gelişimleri ile ilgili olarak yapılan
çalışmalar incelendiğinde bunların çoğunlukla, ahlaki gelişimin bilişsel yönüne odaklandıkları görülmektedir (Kohlberg, 1973, 1976, 1977; Piaget, 1932;
Rest, Narvaez, Thoma ve Bebeau, 2000). Özellikle
Piaget (1932), çeşitli yaş grubundaki çocuklarla çalışarak herhangi bir durumla karşı karşıya kaldıklarında gösterdikleri ahlaki davranışları araştırmış ve
ahlaki gelişim dönemlerini; “dışa bağımlı dönem”
ve “özerk dönem” olmak üzere iki farklı dönemde
tanımlamıştır. Dışa bağımlı ahlaki dönemde; ahlaki
a Sorumlu Yazar: Dr. Oya ONAT KOCABIYIK Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında yardımcı doçenttir. Çalışma
alanları arasında ahlaki kimlik, bilişsel duygu düzenleme ve nitel araştırma yöntemleri yer almaktadır. İletişim:
Trakya Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim
Dalı, Kosova Yerleşkesi, 22030 Edirne. Elektronik posta: [email protected]; [email protected]
b Dr. Adnan KULAKSIZOĞLU Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında profesördür. İletişim: Fatih Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı, Büyükçekmece Yerleşkesi, Büyükçekmece 34500 İstanbul. Elektronik posta: [email protected]
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
kurallar, sorumluluklar ve yasalar bulunmakta ve
diğer bireylere bağlılık sorgulanmamakta ve başkalarının kurallarına uyulmaktadır. Özerk dönemde ise; ahlaki standartlar karşılıklı çıkara hizmet
etmekte ve bireyler için kurallar, sorumluluklar
ve yasalar; arkasındaki amacın değerlendirilmesi
ile daha açık bir hâle gelmektedir. Kuralların bir
başkası tarafında yaratılmış olduğu belirtilmekte,
sonuç olarak, birçok ahlaki standart mutlak olarak
görülmemekte, bazı durumlarda birçok neden için
standartların bozulması zorunlu olabilmektedir.
Kohlberg, Piaget’nin paradigmasını kabul ederek
bilişsel ahlak gelişimi kuramında, ahlaki davranışı
neyin motive ettiği sorusunu, bilişsel sürecin rolüne odaklanarak yanıtlamıştır (Kohlberg ve Candee,
1984; Rozin, Lowery, Imada ve Haidt, 1999). Kohlberg (1977), ahlaki yargıyı düzeylere ayırarak açıklamıştır. Bu düzeyler; “gelenek öncesi”, “geleneksel”
ve “gelenek sonrası” dır. Bu düzeylerin her biri iki
basamaktan oluşmaktadır. “Gelenek öncesi düzeyde”; çocuk kültürel kurallara, iyi ve kötüye, doğru
ve yanlışa karşı sorumludur. Fakat bu sorumluluk,
davranışın fiziksel ya da hazcı sonuçlarına ya da
kuralları açıkça belirten fiziksel güçlere göre yorumlanmaktadır. “Geleneksel düzeyde” bireyler;
aile ya da grup beklentilerini sonuç ne olursa olsun
sürdürmeyi, kendi içinde değerli olarak algılamaktadır. Bu tutum, sadece kişisel beklentilere ve sosyal
düzene uyumdan oluşmamakta, bunun yanı sıra
sosyal düzene dâhil olmuş bireylerin; gruba bağlılık, grubu aktif bir şekilde sürdürmek ve desteklemekten oluşmaktadır (Kohlberg, 1973). “Gelenek
sonrası düzeyde” ise, ahlaki değerler ve ilkeler açık
bir şekilde tanımlanmaya çalışılmıştır. Tanımlanan
bu ahlaki değerler ve ilkeler, kişilerin dışında otorite
grupları tarafından geçerli olan uygulamalardır. Bu
düzey, sosyal sözleşmeyi ve evrensel ilkeleri kapsamaktadır. Bilişsel ahlaki gelişimde yer alan düzey ve
basamaklar incelendiğinde gösterilen ahlaki davranışta, dış odaklı yargılama biçimlerinden özerk yargılamaya doğru ilerlemenin olduğu görülmektedir
(Kohlberg, 1973, 1976, 1977). Kohlberg’in ahlaki
yargıyı, düzeylere ve basamaklara ayırarak inceleme düşüncesi Rest ve arkadaşları (2000) tarafından ortaya koyulan “Yeni Kohlbergçi Yaklaşım” ile
eleştirilmiştir. Bu yaklaşım Kohlberg’in yaklaşımını başlangıç noktası olarak almakta, ahlaki yargıyı
biliş kavramıyla kavramsallaştırmakta fakat ahlaki
yargıyı açıklamak için basamak kavramından ziyade şema kavramını kullanmaktadır. Bu yaklaşımda
şemalar, bireylerin ahlaki kararlarla karşı karşıya
kaldığı durumda, din ya da kültürel ideoloji gibi
zihinsel yapıların ahlaki yapılarla etkileşim içinde
olmasına izin vermektedir.
836
Ahlak gelişimi ile ilgili daha sonra yapılan araştırmalar (Eisenberg, 2000; Ekman, 1992; Greene ve
Haidt, 2002; Prinz, 2006; Rozin ve ark., 1999; Tangney, Stuewig ve Mashek, 2007; Tracy ve Robins,
2004; Weiner, 2006) incelendiğinde ise, bilişlerin
yanında dikkatlerin duygulara çevrilmiş olduğu
görülmektedir. Hoffman (1975), ahlak duygusunun rolüne odaklanan bir kuram ortaya koymuştur. Bu kurama göre ahlaki davranışa neden olacak
ana kaynak ahlaki duygulardır. Ahlaki duyguların,
davranışa yol açacak motivasyonu sağladığı belirtilmektedir (Haidt, 2003). Bu nedenle ahlaki bir
davranışı göstermede yaşanılan ahlaki duyguların
neler olduğunun yakından incelenmesi önemli
olabilmektedir. Ancak ahlaki biliş ve duyguların
ahlaki davranışlara motive edebilmesine rağmen,
bunlar yalnız başlarına olağanüstü ahlaki eylemleri,
istikrarlı ahlaki davranışları açıklayamadığı ifade
edilmektedir. Bunun yanında, ahlak anlayışına ve
ahlaki duyguya ek olarak ahlaki davranışa motive
etmede kimliğin rol oynayabileceği belirtilmektedir
(Eisenberg ve Miller, 1987).
Blasi (1983), kimliğin yapısını inceleyerek kimliğin
ahlaki davranışlara nasıl motive ettiğini açıklamaya
çalışmıştır. Bu kurama göre, özellikle ahlaki yargılar kişinin kendisine dair anlayış oluşturmasında
önemli ve vazgeçilmezdir. Kişi buna göre ne ve kim
olduğunu şekillendirir. Blasi (2004), ahlaki bir davranışın gerçekleşmesinde sadece direkt bir algıdan
çok kişinin bu davranışı gerçekleştirmesinin kendi
doğrularına ne kadar uyduğuna dair derin hislerinin daha önemli olduğunu vurgular. Kişi ahlaki bir
davranışı gerçekleştirmek için, bir ahlak kuralını
uygulamaya karşı kendisini sorumlu olarak algılamaktadır. Sorumluluğa dair yargılar Kohlberg’in
kuramına göre de motivasyonel bir rol oynamaktadır. Bu kurama göre sorumluluğa dair yargılar
ahlaki gelişimin ileri aşamasında oluşmaktadır.
En üst aşamada birey, ahlaki prensiplerin kendisi
üzerindeki kuralcı taleplerini içselleştirmekte, yani
bu ahlaki prensipler doğrultusunda davranışlarını gerçekleştirmektedir (Colby, Kohlberg, Gibbs
ve Lieberman, 1983). Sorumluluğa dair yargılar,
neyin ahlaki açıdan iyi ya da doğru, hatta benlik
için kesinlikle gerekli olduğunu düzenlemektedir.
Sorumluluk yargısının bu fonksiyonunu Kolhberg,
geleneksel bir isim kullanarak açıklamasa da, ahlaki davranışta kimliğin rolünü bunun aracılığıyla vurgulamış olmaktadır (Bergman, 2004). Blasi
(1993), ahlaki kimlik kavramını, bireyin kimliğinde merkez olan ahlaki özelliklerin derecesi olarak
kavramsallaştırılmaktadır. Ancak herkes, özünü bu
şekilde birtakım ahlaki kategorileri referans alarak
oluşturmaz. Bazıları için kendini tanımlamada
ONAT KOCABIYIK, KULAKSIZOĞLU / Genç Yetişkinlerin Ahlaki Kimliklerinin İncelenmesine Yönelik Nitel Bir Araştırma
başvurulan öncelikler daha farklıdır ya da ahlakı
kişilikleri ile bütünleştirmeleri farklı derecelerde
gerçekleşir. Bazı etik değerlere, adalet gibi, daha çok
önem verirken bazılarına bakış açıları farklı olabilir.
Bu nedenle, ahlaki kimlik bireysel farklılıkların bir
boyutudur, yani kişilikten bahsedebilmenin bir yoludur (Blasi, 1984). Ahlaki kimlik, benlik sistemleri
ile tutarlı, davranışa motive eden içsel insan eğilimine dayandırılır. Böylece, belirli özellikler bireylerin kimliğinde merkez duruma geldiğinde görev
ve sorumluluk duygusu, bu özelliklerle tutarlı bir
şekilde yaşama isteğini arttırır. Bu nedenle, bu durum bireyleri sahip oldukları ahlaki anlayışa uygun
davranmaya motive eder (Blasi, 2004; Hardy, 2006).
Ahlaki kimlikleri merkezde olan bireyler, benlik
tutarlılığını korumak için ahlaki benlik şemaları ile
ilgili davranış yönergelerine bağlı kalmak için kendilerini zorunda hissedebilirler. Bunun yanında,
benlik kavramları içerisinde ahlaki kimlikleri daha
az merkezi konumda olan bireyler, kendilerinde
sorumluluk hissetmeyebilirler; böylece onların
daha az ahlaki davranışa motive olacakları düşünülmektedir. Bunun anlamı da, bu bireylerin diğer
bireylerin ihtiyaçlarına ve ilgilerine daha az duyarlı
olmalarıdır (Aquino, Freeman, Reed, Lim ve Felps,
2009). Hart, Atkins ve Ford (1999) tarafından önerilen ahlaki kimlik modelinde ahlaki kimlik; ahlak
davranışlarına motive eden bir çeşit kendini düzenleme mekanizması olarak tanımlanmaktadır.
Bu nedenle bireylerin ahlaki kimlik yapılarında
benlik değerlendirmesi öğesinin önemli bir yere
sahip olduğu düşünüldüğünde genç yetişkinlerin
sahip oldukları benlik algılarını ortaya çıkartmak
için sahip oldukları benlik özelliklerinin, amaç ve
sorumluluklarının neler olduğunun araştırılması
önemli olabilmektedir.
Aquino ve Reed (2003) tarafından ise ahlaki kimlik,
sosyal bilişsel teorinin benlik tanımı temel alınarak incelenmiştir. Ahlaki kimlik, bireylerin sosyal
benlik şemalarının oluşturduğu sosyal kimliklerinden birisi olarak ele alınmıştır. Aquino ve Reed’in
(2002) ahlaki kimlik tanımları Blasi’nin modeli ile
bazı ortak yönlere sahiptir. Örneğin, ahlaki kimliğin, kişisel farklılıkların bir boyutu olduğunu kabul ederler ve kişinin kendini tanımlarken ahlaki
kimliğini ne derece merkeze oturttuğunun değişiklik gösterdiğini belirtirler. Ancak belli açılardan Blasi’nin modelinden ayrılırlar. Sosyal bilişsel
kurama göre, sosyal bilgi işleme sürecinde kişinin
zihninde aktive olan temsiller kritik bir öneme sahiptir. Yani, ahlaki kimliği, ahlaki şemaların varlığı
ve ulaşılabilirliği ile açıklarlar (Lapsley ve Lasky,
1999). Bu görüşe göre, ahlaki kimliği olan bir kişi,
zihninde içinde bulunduğu sosyal durumu değer-
lendirebileceği, ulaşabileceği ve uygulayabileceği
ahlaki şemalara sahiptir. Kişisel ve sosyal etkilerin
karşılıklı etkileşiminden ahlaki davranışların üretildiği belirtilmektedir (Aquino, Reed, Thau ve Freeman, 2007; Bandura, 2002). Power (2004) için de
ahlaki kimlik üzerinde toplum boyutu önemlidir;
öyle ki “Birey yalnızken belli şekillerde davranma
zorunluluğu ya da sorumluluğu hissetmez, bu ancak kültürel bir yapı içerisinde gerçekleşir.”. Bireyin
bir grupla ve o grubun normlarıyla özdeşleşmesi
“ahlaki bir atmosfer” oluşturur. Bu yüzden, ahlaki
kimlik bir grup ile ve o grubun değer yüklenmiş
normları ile özdeşleşme meselesidir. Bireyin içinde
bulunduğu grupla özdeşleşmesi sonucunda ahlaki
kimliğini yapılandırdığından bahsedilmektedir.
Dolayısıyla, sosyalleşme sürecinde içselleştirilen
özellikler, bireyin bir değerlendirme ölçütleri kullanarak davranışlarını düzenlemesini ve benliğini değerlendirebilmesini sağlar (Higgins, 1997). Ahlaki
kimliğin içinde bulunulan kültürel ortamda gerçekleşme özelliği dikkate alındığında ahlaki kimliğin
oluşumunda etkiye sahip olan çevresel faktörlerin
sorgulanması önemli olabilmektedir.
Bu nedenle bu araştırmada, genç yetişkinlerin sahip oldukları ahlaki kimlik yapılarının incelenmesi
amaçlanmıştır. Özellikle ergenlik dönemi boyunca
benlik ile ahlakın bütünleşmesi vurgulanmaktadır.
Ergenlik döneminde bireylerin benlik kavramlarında ahlak ile bütünleşmenin meydana gelebilmesi için özellikle ilk ergenlik döneminde sosyal
kimliğin ortaya çıkmasının önemli olduğu ifade
edilmektedir. İlk ergenlik döneminde benlik, sosyal etkileşim özelliği kazanmakta, geç ergenlik döneminde ise benlik, inançlar ve ahlaki standartlar
tarafından tanımlanmakta, bu da ahlaki kimlik
bilincini ortaya çıkartmaktadır (Damon, 1984, s.
109-127). Buna dayanarak bu araştırmada genç
yetişkinlerin sahip oldukları ahlaki kimlik yapıları
incelenerek ahlaki kimliklerini meydana getiren ve
ahlaki kimliğin oluşumunda etkili olan değişkenler
araştırılmıştır. Bu genel amaçlar doğrultusunda,
araştırmada şu sorulara cevap aranmıştır:
1) Genç yetişkinlerin şimdiki, gelecekteki ve önceki
benlik özellikleri nelerdir?
2) Genç yetişkinlerin sahip oldukları amaçları nelerdir?
3) Genç yetişkinlerin sahip oldukları sorumlulukları nelerdir?
4) Genç yetişkinlerin amaçlarını belirlemelerinde
etkili olan etkenler nelerdir?
5) Genç yetişkinlerin sorumluluklarını belirlemelerinde etkili olan etkenler nelerdir?
837
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
6) Genç yetişkinlerin kararlarını belirlemelerinde
etkili olan etkenler nelerdir?
7) Genç yetişkinlerin benliklerindeki değişimin nedenleri nelerdir?
8) Genç yetişkinlerin ahlaki yargıda bulunmalarında etkili olan etkenler nelerdir?
Yöntem
Araştırma Modeli
Bu araştırmada, nitel araştırma modellerinden
“yorumlayıcı olgubilim desen” ve “gömülü kuram”
kullanılmıştır. Yorumlayıcı olgubilim ve gömülü
kuram çeşitlemesi yapılarak olguları yorumlamada
değişik yaklaşımları birleştirme yolu tercih edilmiştir (Yüksel, Mil ve Bilim, 2007). Bu iki yöntemle
olgu; var oluşa ait insan deneyiminin anlamına göre
açıklanmakta, aynı zamanda sosyal sürece göre yorumlanmaktadır. Yorumlayıcı olgubilim, metnin ya
da davranışın anlamına odaklanmakta, araştırılan
konuyla ilgili deneyimin olası anlamını yani “katılımcıların anlamlarını” tam olarak tanımlamaya ve
açıklamaya çalışmaktadır (Annells, 2006). Yorumlayıcı olgubilimde, olguyu yaşayan kişilerin olgu ile
aralarında bir deneyim oluşmaktadır. Bu nedenle,
deneyimleri tanımlamak ve yorumlamak için diğer
bireylerden deneyimleri ödünç alınmaktadır (Miller, 2003). Olgubilim, olgunun altında yatan ortak
anlamları keşfetmek için katılımcılar tarafından
tecrübe edilmiş dünyayı tanımlamayı içermektedir
(Baker, Wuest ve Stern, 1992). Buna bağlı olarak bu
araştırmada yorumlayıcı olgubilim analizi ile bireysel ve yaşanmış deneyimler ayrıntısıyla incelenmiş
ve katılımcıların bireysel ve sosyal dünyalarına ilişkin algılarını nasıl oluşturdukları açıklanmaya çalışılmıştır (Smith ve Eatough, 2007).
Gömülü kuram, araştırılan olgu ile ilgili, bireylerin
davranışlarını ve inançlarını anlamayı sağlamakta, kavramlar arasındaki ilişkileri araştırmaktadır.
Gömülü kuramda temel sosyal sürecin ya da diğer
bütün kategorilerin etrafında dönen, bir anlamda
gömülü hâlde olan esas kategoriler araştırılır ve bu
nedenle davranışların nedenini açıklayan kuram ya
da kavramlar geliştirilir (Annells, 2006). Gömülü
kuram, kavramlar ve kavramlar arasındaki karşılıklı ilişkilerle ilgilenmekte ve bu yöntemde kavram,
araştırma verisinde gömülü sosyal olgu olarak ele
alınmaktadır. Ayrıca bu yöntemde kavramların
yaratılması veya oluşturulması oldukça önemlidir
(Baş ve Akturan, 2008). Bu nedenle, araştırmada
yorumlayıcı olgubilim ve gömülü kuramın veri
çözümleme aşamalarından yararlanılarak genç ye-
838
tişkinlerin sahip oldukları ahlaki kimliklerini meydana getiren değişkenlerin neler olduğu ve hangi
unsurların ahlaki kimliğin oluşumunda etkili olduğu bilgisine ulaşılmaya çalışılmıştır.
Çalışma Grubu
Araştırmada “amaçlı örnekleme” yöntemi kullanılmıştır. Amaçlı örnekleme yönteminin birçok
durumda olgu ve olayların keşfedilmesinde ve açıklanmasında yararlı olabileceği vurgulanmaktadır.
Araştırmada “amaçlı örnekleme” yöntemlerinden
“maksimum çeşitlilik örneklemesi” kullanılmıştır.
Maksimum çeşitlilik örneklemesinin amacı, genelleme yapmak için çeşitliliğin sağlanması değil,
çeşitlilik gösteren durumlar arasında ortak ya da
paylaşılan olguların olup olmadığını bulmaya çalışmak ve bu çeşitliliğe göre problemin farklı boyutlarını ortaya koymaktır (Yıldırım ve Şimşek, 2006,
s. 107-109).
Araştırmanın çalışma grubu, 20-25 yaş arasında
olan ve üniversitede eğitim gören genç yetişkinlerinden oluşmaktadır. Genç yetişkinlik dönemi,
yetişkinliğe girişi temsil ettiği için insan yaşamındaki en önemli dönüm noktalarından biri olarak tanımlanmaktadır (Onur, 2008, s.101). Araştırmaya
katılmış olan bireyler, araştırma öncesinde yapılan
ön görüşme yoluyla belirlenmiştir. Araştırmanın
örneklem büyüklüğünü belirlemede “kuramsal
örnekleme” yaklaşımı kullanılmıştır. Görüşme yapılacak bireylerin sayısını, ortaya çıkacak kavramlar ve süreçlerin tekrarlanması belirlemiştir. Bu
örnekleme yaklaşımı, araştırma sorusunun yanıtı
olabilecek kavramların ve süreçlerin tekrar etmeye başladığı aşamaya kadar veri toplamaya devam
edilmesini gerektiren bir örnekleme yaklaşımıdır.
Araştırma sürecinde, ortaya çıkan kavramlar ve
süreçler birbirini tekrar etmeye başladığı zaman
yeterli sayıda veri kaynağına ulaşıldığına karar verilebilmektedir (Yıldırım ve Şimşek, 2006, s. 115).
Bu araştırmada, çalışmaya ilgisi olan gönüllü genç
yetişkinler ile görüşme yapılmıştır. Görüşme yapılan bireylerin sayısını ortaya çıkan kavramlar ve
bunların tekrarlanarak doygunluğa ulaşması belirlemiştir. Yapılan birinci görüşmenin ardından,
görüşme sorularına verilen yanıtlar doğrultusunda
ahlaki kimlik ile ilgili kavramlar analiz edilmiştir.
Yapılan diğer görüşmelerin her birinin ardından
da analizler yapılmış ve analizler sonucunda ahlaki
kimlik ile ilgili kavramlar birbirini tekrar etmeye
başladığında yeter sayıda katılımcıya ulaşıldığına
karar verilmiştir. Katılımcıların soruları içtenlikle
cevaplandırmaları için isimleri ve öğrenim gördükleri bölümleri kodlanarak saklı tutulmuştur.
ONAT KOCABIYIK, KULAKSIZOĞLU / Genç Yetişkinlerin Ahlaki Kimliklerinin İncelenmesine Yönelik Nitel Bir Araştırma
Tablo 1’de çalışma grubunu oluşturan genç yetişkinlerin sahip oldukları özelliklere yer verilmiştir.
Tablo 1.
Çalışma Grubu ve Özellikleri
Görüşme
Cinsiyet Yaş
Kardeş
Sayısı
Yaşamını En Çok
Geçirdiği Yer
Görüşme 1
Kadın
23
2
Van
Görüşme 2
Kadın
25
2
Tekirdağ
Görüşme 3
Kadın
24
1
Kars
Görüşme 4
Erkek
23
4
Aydın
Görüşme 5
Erkek
23
8
Batman
Görüşme 6
Kadın
23
2
Batman
Görüşme 7
Erkek
25
5
Rize
Görüşme 8
Kadın
21
3
Tekirdağ
Görüşme 9
Erkek
21
2
Mersin
Görüşme 10
Kadın
20
2
Yalova
Veri Toplama Aracı
Araştırmada, genç yetişkinlerin sahip oldukları
ahlaki kimliklerine ilişkin görüşlerini almak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanmış açık uçlu
sorulardan oluşan “Ahlaki Kimlik Görüşme Soru
Listesi” uygulanmıştır. Görüşme soru listesinde yer
alan ahlaki kimlik ile ilgili sorular, literatüre bağlı
kalarak her bireyin kendi tecrübeleri doğrultusunda inşa ettiği anlamı ortaya çıkartmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. “Ahlaki Kimlik Görüşme Soru
Listesi” üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm,
görüşme yapılan genç yetişkinlerle ile ilgili genel
özelliklerine ulaşmayı sağlayacak sorulardan (isim,
öğrenim gördükleri bölüm, cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, yaşamını en çok geçirdiği yer) oluşmaktadır.
İkinci bölümde, genç yetişkinlerin benlik özellikleri, amaçları ve sorumluluklarının neler olduğu,
amaç ve sorumluluk belirlemelerinde etkili olan etkenler, benliklerindeki değişimin nedenleri ile ilgili
bilgilere ulaşmayı sağlayacak sorular bulunmaktadır. Üçüncü bölümde ise, genç yetişkinlerin ahlaki
yargılarına yönelik bilgilere ulaşmayı sağlayacak
ahlaki ikilemleri içeren iki farklı hikâyeye yer verilmiştir. Kohlberg, ahlaki yargı üzerine yapmış olduğu çalışmalarda, ahlaki ikilemleri içeren hikâyeler
kullanmıştır. Bu hikâyelerde yer alan duruma yönelik, bireylerin ahlaki yargıları düzey ve basamaklara
ayırarak analiz edilmiştir (Colby ve ark., 1983). Ancak Rest ve arkadaşları (2000) tarafından, bireylerin ahlaki kararlarla karşı karşıya kaldığı durumda
sahip oldukları şemaların ahlaki yapılarla etkileşim
içinde olmasına izin verdiği belirtilmektedir. Bu
nedenle bu çalışmada bireylerin ahlaki yargılarını
incelemek için ahlaki ikilemleri içeren hikâyelere
yer verilmiştir. Bu hikâyelerin analiz edilmesinde
ortaya koyulan şema kavramı temel alınmıştır. Bu
hikâyeler şu şekildedir:
Hikâye 1: “Ayşe apartman dairesinde yaşayan bir
bayandır. Yan komşusu Yusuf ise asgari ücretle
çalışan ve bakmakla yükümlü olduğu üç çocuğu
olan bir beydir. Uzun süreden beri elektrik faturasını ödeyemeyen Yusuf kesilen elektriği için çareyi
kaçak kullanmakta bulur. Yusuf ’un elektriği kaçak
kullandığını Ayşe fark eder.”
Hikâye 2: “Ailesi tarafından okuması istenmeyen
bir üniversite öğrencisi olan Ali ailesinden gizlice
üniversiteye kaydını yaptırır. Harç parasını yatırmak için parası olmadığından ailesinden gizlice
annesinin biriktirdiği paraları çalar. Ailesi parayı
çalan kişi olarak eve gelip giden daha önce de hırsızlık suçu bulunan temizlikçi kadını sorumlu tutmaktadır. Temizlikçi kadın ise parayı çalanın Ali
olduğunu bilmektedir.”
Görüşme soru listesinin kapsam geçerliliği için
soru listesinde yer alan sorular üç öğretim üyesi tarafından gözden geçirilerek tekrar düzenlenmiştir.
Uzman görüşü alındıktan sonra görüşme soruları
için pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunda yer almayan 3 genç yetişkin
ile görüşme yapılmıştır. Görüşmeler aracılığıyla ortaya çıkan görüşme soru listesinde anlaşılması güç
olan ifadeler düzeltilmiş, yeni ifadeler eklenmiş ve
görüşme soru listesine son şekli verilmiştir. Yapılan pilot çalışmanın ardından, yarı yapılandırılmış
görüşme soru listesi düzenlenmiş ve görüşme soru
listesi kullanılarak bireysel yüz yüze görüşmeler
gerçekleştirilmiştir.
Verilerin Analizi
Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde yorumlayıcı olgubilim ve gömülü kuramın veri
çözümleme aşamaları kullanılmıştır. Yorumlayıcı
olgubilim analizinde Colaizzi’nin (1978, akt., Miller, 2003) kullandığı adımlar temel alınmıştır. İlk
olarak katılımcıların her biriyle görüşülmüş ve görüşme ses kayıt cihazına kaydedilmiştir. Kaydedilen
görüşme yazıya aktarılmıştır. Yazıya aktarılan konu
ile ilgili tanımlar araştırmacı tarafından okunmuş,
farklı algılamaya olanak sağlamamak için bu kayıtlar farklı zamanlarda tekrar okunmuştur. Görüşülen kişiler tarafından açık ve kesin olarak ifade
edilen anlamların her biri için anahtar kelimeler
belirlenmiştir. Yukarıdaki basamakların her biri
bütün görüşmeler için tekrarlanmış ve toplanmış
formüle edilmiş anlamlar küme hâlinde organize
edilmiştir. Araştırılan olgunun temel yapısı olarak
detaylı tanımı biçimlendirilmeye çalışılmış ve son
839
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
olarak da olgunun temel yapısı formüle edilmiştir.
Verilerin analiz edilmesinde yorumlayıcı olgubilimin yanı sıra gömülü kuram analizi de kullanılmıştır. Gömülü kuram ile verilerin analiz edilmesinde
Strauss ve Corbin’in (1998) kullandığı veri kodlama
ve kategorikleştirme aşamaları temel alınmıştır.
Gömülü teoride kodlama yapmanın temel amacı,
verileri analiz ederek kavramsallaştırma ve veri
içindeki örüntü ya da olayları tanımlamaktır. Kodlama; açık, eksen/aksiyal ve seçici kodlama olmak
üzere üç adımda gerçekleştirilmiştir.
Bu çalışmanın ilk kodlama süreci olan açık kodlama aşamasında veriler, kavramsallaştırılma ve kategorikleştirilme amacıyla kimi zaman cümle kimi
zaman da paragraf şeklinde kodlanmıştır. Derinlemesine görüşme sırasında katılımcıların ifade ettikleri cümlelerden anlamlı ve önemli olan satırlar
doğrudan alıntı yapılarak kodlanmıştır. Satır satır
kodlama veri toplama aşaması boyunca araştırmacının veri üzerine odaklanmasını sağlar (McCann
ve Clark, 2003). Bu nedenle satır satır kodlanan
veriler incelenerek sabit karşılaştırılması yapılmış,
benzer ve farklı olgular birbirinden ayrılarak yeniden adlandırılmıştır. Benzer özelliklere sahip olgular en kapsayıcı olan ana kategorinin altında alt
kategoriler olarak belirlenmiştir. Eksen kodlama,
verilerin açık kodlamasından ortaya çıkan ana kategorilerin birbirleri ile bağlantılandırıldığı ikinci
aşama olarak tanımlanmaktadır (Punch, 2005). Bu
çalışmada eksen kodlama aşamasında, açık kodlama sonucunda oluşturulan ana kategoriler ve altında yer alan alt kategoriler tekrar değerlendirilmiştir.
Kategoriler ile alt kategoriler arasında bağlantılar
kurmak için tekrar bir araya getirilmiştir ve ilişkilendirilmiştir. Bu süreç tümevarım ve tümdengelim düşünme süreçlerini ve verileri karşılaştırmayı
gerektirir (McCann ve Clark, 2003). Bu nedenle
oluşturulan kategoriler ve alt kategoriler üzerinde
tekrar tekrar düşünülmüş, sabit karşılaştırma yöntemiyle yer değiştirilmiş ya da yeniden isimlendirilerek yeni bir kategorinin altında gösterilmiştir.
Seçici kodlama, “Bir kategoriyi çekirdek kategori
olarak seçme ve diğer tüm kategorileri bu kategori
ile ilişkilendirme sürecidir.” (Baş ve Akturan, 2008,
s. 76). Bu çalışmada eksen kodlama sonucunda ulaşılan ana ve alt kategorilerden yola çıkarak ahlaki
kimlikle ilgili bütün kategorilerle ilişkili çekirdek
kategori belirlenmiş ve diğer tüm kategoriler bu
kategori ile ilişkilendirilmiştir (Punch, 2005). Çekirdek kategori verinin sürekli olarak sorgulanması
ve veri üzerinde analitik olarak düşünme ile gerçekleştirilen sabit karşılaştırma analizinden sonra
belirlenmiştir (McCann ve Clark, 2003). Sabit kar-
840
şılaştırma metodu, araştırmacıların önyargılardan
uzak kalmasına yardımcı olan ve araştırmacılara
her bir yeni veri ile kavramları yeniden sorgulama
imkânı sağlayan önemli bir analitik metot olarak
tanımlanmaktadır. Bu aynı zamanda araştırmanın
daha tutarlı ve kesin olmasını sağlamaktadır (Corbin ve Strauss, 1990). Bu çalışmada 3 pilot ve 10
derinlemesine görüşme sonucunda ahlaki davranışta ahlaki kimliğin rolü ve yapısı çekirdek kategori olarak belirlenmiş, kategoriler ve alt kategoriler
arasındaki ilişkiler Şekil 1 üzerinde gösterilmiştir.
Elde edilen çekirdek kategori ve diğer kategoriler
araştırmanın amaçları doğrultusunda; 1) Benlik
değerlendirilmesi; a. benlik özellikleri, b. amaç ve
sorumluluklar, c. benlik algısı, d. benlik kontrolü 2)
Ahlaki duygular, 3) Benliği etkileyen değişkenler 4)
Ahlaki yargıdır. Elde edilen bu kategoriler, bulgular bölümünde ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.
Verilerin çözümlenmesinde “Maxqda 2” bilgisayar
programından yararlanılmıştır. Verilerin bilgisayar
programına aktarılması, kodların ve kategorilerin
verimli bir şekilde oluşturulmasına aynı zamanda
geri-çağırma işleviyle kategoriler arasında bağlantıların kurulmasına katkı sağlamıştır. Ayrıca programın mapping özelliği, analizin önemli bir parçası
olan şekil çizimini kolaylaştırmıştır.
Geçerlik ve Güvenirlik
Nitel araştırmada güvenirlik, araştırmacılar için
araştırmanın en önemli parçalarından biri olan,
kavramlar ve bu kavramlar arasındaki ilişkilerin
benzer alanlarda çalışan araştırmacıların deneyimleri ile test etmektir. Başka araştırmacıların yardımını alma ve onun görüşlerini dikkatle incelemeyle
yapılan açılım sayesinde, araştırmacı önyargılardan
mümkün olduğunca uzaklaşır. Başka araştırmacıların fikirlerini alma çoğunlukla araştırmacıya artan
bir teoriksel duyarlılık ve yeni bir içgörü kazandırır
(Corbin ve Strauss, 1990). Araştırmada iç güvenirlik yani “tutarlılığı” sağlamak için veriler ses kayıt
cihazı ile toplanmış, veriler tutarlı bir şekilde kodlanmış ve sonuçlarla ilişkilendirilmiştir. Dış güvenirlik yani “teyit edilebilirliği” sağlamak için ise, iki
öğretim üyesi ulaşılan yargı, yorum ve önerilerini
ham verilerle karşılaştırıp denetlemiştir.
Geçerlik ise, çalışmanın araştırmacısı tarafından tecrübe edilmiş olgunun özünün doğru bir şekilde yansıtılmasıdır (Baker ve ark., 1992). Araştırmada iç geçerlik yani “inandırıcılığı” sağlamak için çeşitleme ve
uzman incelemesi stratejileri kullanılmıştır. Çeşitleme olarak, yorumlayıcı olgubilim ve gömülü kuram
kullanılmıştır. Uzman incelemesinde ise, üç öğretim
üyesi tarafından verilerin analizi kontrol edilmiştir.
ONAT KOCABIYIK, KULAKSIZOĞLU / Genç Yetişkinlerin Ahlaki Kimliklerinin İncelenmesine Yönelik Nitel Bir Araştırma
Uzman incelemesinde uzmanlar araştırmanın amaçlarının bütün boyutları ile ele alınıp alınmadığını
bunun için yeterli verilerin toplanıp toplanamadığını incelemişlerdir. Ayrıca verilerin analiz edilmesi
sonucunda ulaşılan kategorilerin uygun olup olmadığı ve veriler ile kategorilerin tutarlılığı incelenmiştir. Dış geçerlik yani “aktarılabilirliği” sağlamak için,
genç yetişkinlerin görüşleri doğrudan alıntılar yapılarak gösterilmiştir. Bunun için ayrıca araştırmada
amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır.
Bulgular
Araştırmada elde edilen verilerin analiz edilmesi
doğrultusunda ulaşılan kategorilere yer verilmiştir.
Bu kategoriler; 1) Benlik değerlendirilmesi; a. benlik özellikleri, b. amaç ve sorumluluklar, c. benlik
algısı, d. benlik kontrolü 2) Ahlaki duygular, 3)
Benliği etkileyen değişkenler 4) Ahlaki yargıdır.
Elde edilen bu kategoriler, araştırmanın amaçları
doğrultusunda ifade edilmiştir. Bulgular derinlemesine görüşmeler sonucunda elde edilen ifadelerin doğrudan alıntılandırılması ile açıklanmaya
çalışılmıştır.
Benliğin Değerlendirilmesine Yönelik Görüşler
Benlik Özellikleri: Araştırmanın birinci amacı araştırmaya katılan genç yetişkinlerin şimdiki,
gelecekteki ve önceki benlik özelliklerinin neler
olduğunu belirlemek üzere yapılandırılmıştır. Derinlemesine görüşmelerin analizi neticesinde genç
yetişkinler benliklerini, önceki benliğin olumsuz
ve değişikliğe uğrayan, şimdiki benliğin olumlu ve
olumsuz, ayrıca diğer bireylerden farklı ve benzer,
gelecekteki benliğin ise kalması ve değişmesi gerektiğine inanılan özellikleriyle tanımlamışlardır.
Öncelikli olarak genç yetişkinlerin sahip oldukları
benlik özeliklerini “önceki benliklerindeki olumsuz
özellikler” açısından değerlendirdikleri görülmektedir. Önyargılı ve bencil olma benlik özelliklerini
şu şekilde ifade etmişlerdir:
“İnsanlara bakış açım değişti, kültür farklılıklarını gördüm, katı fikirlerim ortadan kalktı,
önceden daha ön yargılıydım. Mesela, olaylara
bakış açısı, algılayışı, giyinme tarzı farklı olan
insanlarla tanışmam önyargımı değiştirdi. Daha
kapalı görüşleri tanıma imkânım oldu, onlara
daha öncesinde daha ön yargılıydım.”
“Liseye başlamadan önce çok daha farklı bir
insandım. Tamamen bundan zıt diyebilirim. İnsanları anlamaya pek de çalışmıyordum. Ben de
bencildim.”
“Önceki benliklerindeki değişen” en önemli özelliği
ise bağımsız olma özelliği ile tanımlayıp şu şekilde
ifade etmişlerdir:
“Sen birey oluyorsun önceleri bir şeyleri danışacağın birileri oluyordu ama şimdi sana danışılıyor bazı konularda. En azından kendi kararlarını
kendin vermeye başladığın için mesela arkadaşların da yorumlarına bakardım bazı konularda
öyle karar verirdim. Onların yorumlarından
etkilenebilirdim ama şimdi onların dediklerini
saf bir şekilde doğru olduğunu düşünmüyorum
önceden evet doğru kesin öyledir derdim. Şimdi
daha çok kendim düşünüyorum. Kendim karar
veriyorum. Bazı konularda insanları yönlendirmeye çalışıyorum.”
“İlk defa ailemden ayrıldım, sonuç olarak teyzemin yanında kalsam da kimse bana karışmıyor.
Artık tek başımayım hayatta. Gerçekten tek başımayım çünkü ailemden maddi destek almıyorum. Burada çalışıyorum. Özgüvenim arttı.
Çünkü ayaklarımın üzerinde durmak nedir şimdi öğrendim.”
Genç yetişkinler sahip oldukları benlik özelliklerini
“şimdiki benliklerindeki olumlu özellikler” açısından değerlendirmişlerdir. İyi niyetli benlik özelliğini şu şekilde ifade etmişlerdir:
“Ben kötü bir insan olduğuma inanmıyorum. İnsanların kötülüğünü düşünmem onları ketlerim.
İnsanlar için iyi şeyler yapmayı düşünüyorum.
Ama burada bazen ben mesela bir şeyler yapıyorum yapıyorum ama ilişkide yaptığın kadar
karşı taraftan da alma söz konusu ya bunu bazen
düşünüyorum. Sonra boş ver sen içinden geldiği
gibi düşünüyorsun diyorum kendime.”
Şimdiki olumlu benlik özellikleri içerisinde yardımsever benlik özelliği de vurgulanmıştır. Örneğin;
“Mesela insanlara yardım etmeyi severim ama
ondan sonra gözlemlerim benim yardımıma
karşı acaba o nasıl davranıyor diye. Onun tavırlarına bakarım önce kendimden veririm ama
tavırları istediğim şekilde değilse yani sadece çıkarları için beni kullanmaya çalışıyorsa o zaman
sevmiyorum ve yardım severliğimi kesiyorum.”
Bu benlik özelliğinin gelecekteki benliklerinde de
kalması gerektiğini vurgulamışlardır. Ayrıca araştırmanın sekizinci amacı doğrultusunda ahlaki
yargıda bulunmalarında etkili olan etkenlerin neler
olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla oluşturulan hikâyeler aracılığıyla “Yardımsever” benlik
özelliğinin Hikâye 1’e verilen yanıtlar doğrultusunda da ortaya çıktığı görülmektedir. Yardımsever
841
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
benlik özelliğinin Hikâye 1’de zor durumda kalmış
birine elden gelen iyiliğin yapılması ve yapılan yanlış bir davranışın şikâyet edilmemesinin gerekçesi
olarak ifade edilmiştir. Örneğin;
“Onun hem yasa dışı bir şey yapmasını hem de
eksik kalmasını engelleyecek bütün durumları
denerdim. Şikâyet etmek asla ilk tercihim olmaz
şikâyet etmeyi engelleyecek şeyleri denerdim.”
“Eğer yapabiliyorsa Yusuf ’a yardım etmeli o faturaları ödemesi için.”
Şimdiki olumlu benlik özellikleri içerisinde sayılan
dürüst özelliğinin ise Hikâye 2 aracılığıyla da ortaya
çıkmıştır. Herhangi bir yanlış yapılmaktansa doğruyu söyleyerek dürüst olmak gerektiği vurgulanmaktadır. Örneğin;
“Davranışının sonucu, ben bir az dürüstlüğün
de taraftarı olan bir insan olduğum için gidip
doğruyu söylemesi gerekiyor. Okula gitmesini
istemeyen her anne baba tarafından böyle bir
davranış cezalandırılır. Kes kolunu mantığıyla da
düşünmüyorum ama hırsızlık kötüdür.”
Bunun yanında genç yetişkinler şimdiki olumlu benlik özelliği olarak fedakâr benlik özelliğini
Hikâye 2’ye verdikleri yanıtlar doğrultusunda ifade
etmişlerdir. Doğru söylemeyerek yani fedakârlık
yaparak bir başkasının iyiliği için bazı şeyleri göze
alması yani bazı şeylerden vazgeçmesi olarak ifade
edilmiştir.
“Doğruyu söylemezdim… nasıl olsa çocuk bir
şekilde üniversiteye gidecek. Bu kadar uğraşmış,
bir insanın karşılığında bir diğerinin fedakârlık
yapması çok da bir şey değil yani.”
Ayrıca genç yetişkinler “şimdiki benliklerini olumsuz özellikler” açısında da tanımlamışlardır. Şimdiki olumsuz benlik özelliklerinde, ilişkisel benlik
özelliklerine vurgu yapan ifadelere yer vermişlerdir.
Örneğin;
“Bizim orada ailede baba çok sinirli. Çocuğunu
sevmeyeceksin onu itaat ettireceksin, ancak sana
tabi olunca gerçek evlattır. Yani öyle bir düşünceye sahip yani kısacası benim tasvip etmediğim
bir ortamdı ama çevremdeki herkes öyleydi. Hayat bu olmamalı deyip her halde bir ilki gerçekleştireceğim diye düşünüyordum.”
Genç yetişkinler “şimdiki benlik özelliklerini diğer
bireylere benzer” olma açısında da değerlendirmişlerdir. Bireylerin sahip oldukları benlik özelliklerinin oluşumunda özdeşimi vurgulayan ifadelere
aşağıda yer verilmiştir.
“Mesela bazı konularda babama benzeyebilirim.
İçime kapanıklığımı babama benzetirler ben
kendim çok fazla benzetemesem de Benzediğimiz bazı ortak konular vardır. Babamla yakın
olmak için siyaseti severim siyasetten konuşuruz. Annemle yakın olmak için daha yemek
tarzı şeylerden konuşuruz. Mesela kuzenim var
ilkokuldan beri beraberiz onunla aynı sınıftaydık
yaşıtız zaten onunla her daim eğlenebiliyorum.
İkimizin şu ana kadar tartışmamız olmamıştır.”
Yukarıdaki ifadeler ile bir taraftan değişime açık
olma, diğer bireylerden farklı olma vurgulanırken,
bir taraftan da diğer bireylerin düşüncelerini görmezden gelememe özelliği ile ilişkisel olma özelliği
vurgulanmaktadır.
Ayrıca “gelecekteki benlikte kalması gerektiğine
karar verilemeyen bir benlik özelliği” ise şu şekilde
ifade edilmiştir:
“Gelecekte bende kalması ya da kalmaması gereken özelliklerime karar veremiyorum. İyi niyetli
olduğum için sömürüldüğümü ve bu şekilde de
çok kırıldığımı biliyorum. O zaman kötü bir insan
olmak istiyorum. Yani diğer insanlar gibi bencil,
çıkarı olduğu zaman o şekilde davranan sonra
değişen bir insan olmak istiyorum ama bazen de
kendimi şanslı hissettiğimde daha önceden ben
iyi olduğum için beni bu şansın bulduğuna inanıyorum. Sen bir iyilik yaparsan karşılığını bulursun
diye de düşünüyorum. Karar vermiyorum yani.”
“Tecrübelerimden yola çıkarak şunu da söyleyebilirim aileme ve yakın çevreme diğer insanlara
göre daha farklı davrandığımı hissettim. Aileme
daha sinirli, daha hırçın ama dışarıya daha sakin, sessiz yani daha farklı gözüküyorum. Mesela
bir yuvarlak olarak düşünürsek yakından uzağa
doğru daha farklılaşıyorum. Yakın çevreme daha
hırçın davranıyorum ama yakınlık düzeyim azaldıkça daha sessiz daha sakin daha ılımlı bir insan
oluyorum.”
Yukarıdaki ifadeler ile bir taraftan benlikte bir takım özelliklerin kalması gerektiği vurgulanırken,
bir taraftan da bu özelliklerin kalmaması gerektiği
vurgulanarak bu konuda yaşanan kararsızlık ifade
edilmiştir. Yaşanan kararsızlık nedeni olarak ise,
bireyin kendini düzenleme becerisine yönelik eksiklikler gösterilebilir.
Aynı zamanda “şimdiki benlik özellikleri diğer bireylerden farklılık” açısından da değerlendirilerek
özerkliğe vurgu yapılmıştır. Örneğin,
“Gelecekteki benliklerinde değişsin dedikleri benlik özellikleri” ise yüksek beklentili olmadır ve şu
şekilde ifade edilmiştir:
842
ONAT KOCABIYIK, KULAKSIZOĞLU / Genç Yetişkinlerin Ahlaki Kimliklerinin İncelenmesine Yönelik Nitel Bir Araştırma
“Gelecekte de olmasını istemediğim birisine bir
iyilikte bulunurken aynı şeyi başkasından bekleme o özellik vardı en azından iş yürüsün şekliyle
olmasını isterim. Benim beklenti içinde olma
özelliğimin azalmasını istiyorum. Sonuçta insanları oldukları gibi kabul etmek lazım.”
Yukarıdaki ifadeler incelendiğinde önceki, şimdiki ve gelecekteki benlik özelliklerinin hem olumlu
hem de olumsuz boyutları ile tanımlandığı görülmektedir. Bu özellikler incelendiğinde, bunların diğer bireylerle olumlu bir ilişkide olmayı gerektiren
benlik özellikleri olduğu görülmektedir. Toplulukçu bir toplum olduğumuz düşünüldüğünde, benlik
özelliklerimizde diğer bireyleri de düşünen ilişkisel
benlik özelliklerinin var olduğu hatta bu özelliklerin olumsuzken olumlu özelliğe döndürme yönünde çaba sarf edildiğinden de bahsedilebilir.
Amaç ve Sorumluluklar: Araştırmanın ikinci ve
üçüncü amacı, araştırmaya katılan genç yetişkinlerin sahip oldukları amaçların ve sorumluluklarının
neler olduğunu belirlemek üzere yapılandırılmıştır.
Genç yetişkinler sahip oldukları amaç ve sorumlulukları “Kişisel”, “Ailevi” ve “Diğer bireylere yönelik” olarak tanımlamışlardır. Genç yetişkinler sahip
oldukları “kişisel amaçları” aşağıdaki gibi ifade etmişlerdir. Örneğin,
“İlk önce bir işim olsun istiyorum. Tabi ki para
kazanmalıyım ama bu iş sonucunda bir güç elde
etmeliyim. Kariyer anlamında mesela bir hâkimin
elinde olan bir güç gibi. Çünkü bir karar veriyor
çoğu insanın hayatına karar veriyor. Doktor gibi bir
avukat gibi ya da bir polis gibi bir gücüm olsun istiyorum. Güçten kastım belli bir sorun oluyor öyle
bir konumda olmalıyım ki onu halledebileyim.”
Ayrıca araştırmanın sekizinci amacı doğrultusunda
ahlaki yargıda bulunmalarında etkili olan etkenlerin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu
amaçla oluşturulan hikâyeler aracılığıyla kişisel
amaçlar ifade edilmiştir. Hikâye 2’de kişisel amaçları gerçekleştirmek amacıyla beklenenin tersi şeklinde de davranılabileceği belirtilmiştir.
“Çok da tasvip etmemek lazım böyle şeyleri ama
başka çaresi yok okuması da gerekiyor. Para bir
şekilde yerine konulabilir ama eğitim konulamaz
o yüzden çalması mantıklı. Sonuçta ailesinin parası çalmış da sayılmaz.”
“Diğer bireylere yönelik amaçları”, ailevi amaçlar ve
diğer bireylere yönelik amaçlar şeklinde sıralamışlardır. Sahip oldukları ailevi amaçları ise anne-babalarına ve kuracakları aileye yönelik olarak sıraladıkları
görülmektedir. Anne-baba, kuracakları aile ve diğer
bireylere yönelik amaçlar şu şekilde ifade etmişlerdir;
“Ailemle bir arada yaşamayı isterim. Genelde
bizim orda biraz farklı küçüğün yanında kalırlar
onların benim yanımda kalmasını isterim. Mesela diğer kardeşlerimin de evlendikten sonra
birlikte yaşamayı bir arada kalmayı ben isterim.”
“Anne olmak istiyorum mesela. Ailem benim
yetişmemde bütün imkânlarını seferber ettiler
ben bir kat daha üstüne seferber etmek istiyorum. Çocuğum ya da çocuklarım için. Severim
fedakârlığı yaparım ama ben hep yaparım.”
“İnsanlara faydalı olmayı amaçlıyorum.”
Genç yetişkinler sahip oldukları “kişisel sorumlulukları”, aşağıdaki gibi ifade etmişlerdir. Örneğin;
“İlk başta kendim için sorumluluklarım var.
Mutlu olmak birey olarak bir sorumluluğum
bence.”
“Öncelikle kendime karşı sorumluluklarım var.”
“Ailevi sorumluluklar” ise anne-baba ve kuracağı
aileye yönelik olarak iki farklı başlıkta ele alınmıştır.
Anne-babaya ve kuracağı aileye yönelik sorumlulukları şu şekilde ifade etmişlerdir:
“Ailem için bana gösterdikleri emeğin karşılığını
verebilmek. İlerde onlara bakabilmek hem maddi hem de manevi anlamda.”
“Ailemin ön gördüğü bir takım ahlaki değerlere
yönelik bir yaşam sürdürmek olabilir. Onların
önerdiği çizginin dışına çıkmamak. Mesela, gece
çok fazla dışarı çıkıp, alkol kullanıp kendimi kaybetmemi tasvip etmezler.”
“Bir de kişisel aile evleneceğim kişi ile de sorumlulukları olur. Aileyi koruma.”
“İyi birer evlat yetiştirmek.”
Ayrıca bu sorumluluklar Hikâye 1’e verilen yanıtlar
doğrultusunda da ifade edilmiştir. Örneğin;
“Çocukları için bunu yaptığını düşünürsek iyi
bir gerekçedir”.
“Üç çocuğuna bakmakla yükümlü.”
Diğer bireylere yönelik sorumlulukları ise şeklinde
ifade etmişlerdir:
“İyi bir insan olma sorumluluğu kesinlikle olması gerekiyor. Ben iyi olursam etrafımdakiler de
iyi olur düşüncesine sahibim. İyi olayım ya kötü
olmanın bir faydası olacağını düşünmüyorum.
İyi olmak lazım niye kötü olasın ki. Huzur orada,
mutluluk orada, birliktelik orada, arkadaşlık orada. Bütün iyi şeyler iyilikte insanlar neden kötü
oluyorlar onu da bilmiyorum. İyi olmak lazım
diye düşünüyorum.”
843
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
Ayrıca diğerlerine yönelik sorumluluk Hikâye 1’e
verilen yanıtlar doğrultusunda da ifade edilmiştir.
Örneğin;
“Ayşe onun komşusuysa ve çok samimilerse durumu onunla konuşabilir. Yusuf da ona durumunu anlatır en azından onun maddi sorununu
çözüp elektrik faturasını ödeyip aileyi yoluna
döndürebilirler.”
“Kullanmamalı. Sonuçta devlette yaşıyoruz çarkın dönemsi için bazı şeyleri yapması gerekir
vergi falan olsun. Herkes kullansa ne olacak o
zaman. Verenlere bu sefer hak geçiyor hak geçiyor yani.”
Benlik Algısı: Araştırmanın dördüncü ve beşinci
amacı, araştırmaya katılan genç yetişkinlerin sahip
oldukları amaçların ve sorumluluklarını belirlemelerinde etkili olan etkenlerin neler olduğunu belirlemek üzere yapılandırılmıştır. Genç yetişkinler
tarafından benlik algısının amaç ve sorumlulukları
belirlerken etkili olduğu ifade edilmiştir. Örneğin,
“Hatta bazen bazı başarı öyküleri var beni çok
fazla etkiliyor ama ben yaparım diyemiyorum.
Kendime kalıplar çizdim bunu yapabilirim bunu
yapamam diye. Mesela ilkokuldayken öğretmenimiz gelecekte ne olmak istediğiniz bir resimle
anlatın demişti ben de kendimi bir köy okulunda
öğretmen olarak çizmiştim. Kendime böyle bir
hayal çizmiştim şu an ona doğru gidiyorum.”
“Kendi kapasitem, potansiyelim.”
“Bir az yaşayışla ve genetik yapıyla alakalı benim
sorumluluklarım. Bu öğretildi mi? Öğretilmedi bir az böyleydi bu hep böyleydi. Sorumluluk
alan sorumluluklarının üstesinden gelmeye çalışan insanların sorumluluklarını paylaşan, onlara
yardımcı olan bir az yapıyla alakalı hep böyleydim. Çocukluğumdan beri böyleydim yani.”
Ayrıca araştırmanın sekizinci amacı doğrultusunda
ahlaki yargıda bulunmalarında etkili olan etkenlerin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu
amaçla oluşturulan hikâyeler aracılığıyla benlik algısı Hikâye 2’de verilen doğru söylememe kararının
belirleyicisi olarak da ifade edilmiştir.
“Temizlikçi kadının nasıl olsa bir vukuatı var
yani çok sorun değil onun için (gülme). Ben olsam üstlenirdim. Açık ve net doğruyu söylemezdim. Eğer ben o evin temizlikçisi olsaydım söylemezdim. Nasıl olsa ben böyle bir şey daha önce
yapmışım bir çocuğun da hayatı söz konusu.”
Benlik Kontrolü: Araştırmanın altıncı amacı,
araştırmaya katılan genç yetişkinlerin kararlarını
belirlemelerinde etkili olan etkenlerin neler oldu-
844
ğunu belirlemek üzere yapılandırılmıştır. Genç
yetişkinlerin ahlaki kimliklerinde benlik kontrolü
yer almaktadır. Ayrıca benlik kontrolünün, irade
ve vicdandan oluştuğu görülmektedir. İrade, karar
vermede etkili olmaktadır. Örneğin,
“Genelde kontrollüyüm. Hem de çok kontrollüyümdür. Yapacağım herhangi bir şeyi önceden
düşünüp ondan sonra hareket ederim. Sonucunun ne olacağını genelde tahmin etmeye çalışıp
ona göre davranmaya çalışırım.”
Ayrıca araştırmanın sekizinci amacı doğrultusunda
ahlaki yargıda bulunmalarında etkili olan etkenlerin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu
amaçla oluşturulan hikâyeler aracılığıyla “Vicdanın, karar verir ve verdikten sonra verilen kararın
doğrulu konusunda yol gösterici bir etkiye sahip
olduğu belirtilmektedir. Hikâye 1’e verilen yanıtlar
doğrultusunda ifade edilmiştir. Örneğin,
“Şikâyet etsem vicdan azabı duyar mıyım bilmem…”
“Bir şey yaparken sürekli acı çekmek, vicdan
azabı.”
Ahlaki Duygulara Yönelik Görüşler
Araştırmanın dördüncü ve altıncı amacı, araştırmaya katılan genç yetişkinlerin amaçlarını ve
kararlarını belirlemelerinde etkili olan etkenlerin
neler olduğunu belirlemek üzere yapılandırılmıştır. Genç yetişkinlerin amaç ve kararlarını belirlemelerinde ahlaki duygular yer almaktadır. Bunlar;
empati, suçluluk, utanç ve öfkedir. Empati duygusunun özellikle amaç belirlerken etkili olduğu ifade
edilmiştir. Örneğin;
“Toplum bazlı düşünüyorum diğeri ile empati
kurduğum için sanırım böyle yapıyorum. Birinin beni mağdur duruma düşürmesini istemem
o yüzden ben de başkasını mağdur durumda bırakmam. Ama bu kesinlikle onlar ne derler, ben
böyle yaparsam ne olur gibi değil bir az empati kuruyorum karşımdakini de düşünüyorum.
İnsanlar yaşarken öyle yaşamalı çünkü toplum
içinde yaşıyoruz. Beraber yapamıyoruz ayrı da
yapamıyoruz tuhaf bir toplum yapısı bu ama bir
az böyle düşünüyorum.”
Suçluluk duygusunun alınan kararlarda da etkili olduğu belirtilmiştir.
“Birilerine bir şeyleri yapmak için karar vermişsem ve yapamadıysam güvencem boşa çıkar
bulamam kendimi çok kötü hissederim, suçlu
hissederim. Sözünü yerini getirmemiş bir insa-
ONAT KOCABIYIK, KULAKSIZOĞLU / Genç Yetişkinlerin Ahlaki Kimliklerinin İncelenmesine Yönelik Nitel Bir Araştırma
nın takındığı psikolojiyi takınırım. Sanki bilerek
yapmamışım gibi hissederim. Hâlbuki elimden
gelen her şeyi yapmış oluyorum. Eğer mümkünse ve olanak varsa bir şekilde ulaşırım o olanağa.”
“Onun dışında belki takdir edilmek olabilir. Ailem tarafından mesela. Aslında şimdiye kadar
her başarımda hep arkamda olan insanlar ama
onları daha fazla onure etmek.”
Ayrıca araştırmanın sekizinci amacı doğrultusunda
ahlaki yargıda bulunmalarında etkili olan etkenlerin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu
amaçla oluşturulan hikâyeler aracılığıyla özellikle
suçluluk duygusu Hikâye 1 aracılığıyla da belirtilmiştir.
“Annem babam bana çok iyi davrandı çok iyi bir
gelecek hazırladılar en önemlisi bu hiçbir şeyi
eksik bırakmadılar. Onlarla ilgilenmem gerekiyor onlar için elimden geleni yapmalıyım. İyi
bir evlat olmalıyım öncelikle. Yapabileceklerimi
yapıyor olmam lazım.”
“Şikâyet etmeseydim kendimi suçlu hissederdim. Biri yanlış bir yol yapıyor ve ben buna tepki
göstermiyorum, mutlaka bir tepki göstermeliyim
diye düşünürdüm.”
“Aile yanında olduğun zaman çok karışıyor. Ben
yedi senedir birçok kararımı kendim alıyorum,
ne yapmak istiyorsam kendim yapıyorum, kimseye hesap sormuyorum, hesap vermiyorum. Ailede öyle olmuyor ister istemez bir dönem sonra
ne yapıyorsun, nereye gidiyorsun, onun yanına
gitme, şöyle yapma gibi şeyler oluyor bu daha
çok sıkıyor.”
Hikâye 1’e verilen yanıtlar doğrultusunda utanç
duygusundan da bahsedilmiştir. Diğer bireyleri
şikâyet ederek bu duygunun yaşanabileceği şu şekilde ifade edilmiştir:
“Belki kendimden nefret ederdim, utanırdım.”
“Üç hayat ya üç hayat kolay bir şey değil utanç
duyardım.”
Ayrıca Hikâye 2’ ye verilen yanıtlar doğrultusunda
öfke duygusundan bahsedilmiştir. Mecbur kalınarak yanlış yapılan bir davranışa şahit olan bir birey.
Bu durum karşısında doğruyu söylememesi, bu
yanlış davranışa mecbur bırakılan kişilere yönelik
yaşanılabilecektir.
“Doğruyu söylemediğimde fazlasıyla öfke duyardım.”
“Söylemediğimde yaşayacağım duygu... Anne
babaya öfkelenirdim. Çocuklar anne babanın
piyonu değiller çocuk okumak istiyor bundan
daha doğal bir hak ve bundan daha doğal bir şey
olamaz bence.”
Benliği Etkileyen Değişkenlere Yönelik Görüşler
Araştırmanın dördüncü, beşinci ve altıncı amacı araştırmaya katılan genç yetişkinlerin; amaç,
sorumluluk ve kararlarını belirlemede etkili olan
etkenlerin neler olduğu ve yedinci amacı benliklerindeki değişimin nedenlerinin neler olduğunu belirlemek üzere yapılandırılmıştır. Genç yetişkinler
ailenin amaç, sorumluluk ve kararları belirlemede
etkili olduğunu belirtmişlerdir. Örneğin;
“Ailem etkili olabilir. Onlar benim için çok uğraştılar ben de onlar için iyi bir şeyler yapabileyim istiyorum. Başka ne bilmem en temelde
bunlar.”
Genç yetişkinler her ne kadar benlik özelliklerinde
bağımsız olma, kendi ayakları üzerinde durmayı
vurgulasalar da ailenin onlar üzerindeki etkisini
de belirtmektedirler. Ayrıca genç yetişkinler benliklerindeki değişimin nedeni olarak arkadaşlarını
göstermektedirler. Örneğin;
“Artık diğer arkadaşlarım gibi oldum. Kendimi
ifade etmiyorum düşüncelerimi söylemiyorum
çünkü fark ettim ki kimse söylemiyor ve bunu
akıllıca yapıyorlar, bir mantık için yapıyorlar
ben zannediyordum ki seslerini çıkartamıyorlar
kendilerine özgüvenleri yok falan diye ama fark
ettim ki belli bir düşünce için bunu yapıyorlar.”
Diğer bireylerin amaç ve sorumluluk belirlemede
etkili olduğu şu şekilde ifade edilmiştir:
“Takdir görmek. Hem kendim tarafından bunları yapmak hem de çevreden de bunları duymak
(aferin, çok güzeldi) gibi etkenler aslıda amaçlarımı belirlememe neden oluyor.”
“Gittiğim her yerde bir az da şununla alakalı sorumluluk galiba biri bana iyi davrandığında ben
de ona karşı sorumluluk hissediyorum. İyi davranmam gerekiyor onlar için bir şeyler yapmam
gerekiyor diye düşünüyorum.”
Genç yetişkinler benliklerindeki değişimin nedeni
olarak diğer bireylerin etkisinden de söz etmişlerdir. Ayrıca diğer bireylerin karar belirlemede de
etkisi olduğu belirtilmektedir.
“Sonra karşıdaki insanların tutum ve davranışlarına bakıyorum eğer istediğim cevabı veremiyorsa değişiyor tutumum. Karşımdaki insana göre
kendimi şekillendiriyorum.”
845
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
“Etrafımdaki insanların tepkileri de değişmeme
neden oldu. Hatta benim de davranışlarım onlara karşı değişti. Daha önceleri olaylara daha sert
tepki verirken şimdi bu biraz daha yumuşadı.”
Ayrıca araştırmanın sekizinci amacı doğrultusunda
ahlaki yargıda bulunmalarında etkili olan etkenlerin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu
amaçla oluşturulan hikâyeler aracılığıyla özellikle
Hikâye 1’e verilen yanıtlar doğrultusunda da diğer
bireyleri model almanın önemi yinelenmiştir. Örneğin;
“Eğer zorlayıp da o faturayı yatırabilseydi, kullanmasaydı iyi olurdu. Ama yatırabileceği hâlde
elektriği kaçak kullanan binlerce insan varken
Yusuf ’un kullanması bu durumda çok doğru.”
Genç yetişkinler, toplumun sorumluluk ve karar belirlemede etkili olduğunu belirtmişlerdir. Örneğin;
“Bu sorumlulukları toplumun değerleri oluşturabilir. Mesela bizim toplumda genelde anne
babaya bakılır edilir. Her zaman maddi manevi
anlamda onların arkasında durulur. Bu anlamda
toplumun kuralları etkiliyor olabilir.”
“Toplumun genel algısı da karar vermemizi etkileyebiliyor. Çok önceden oluşturulmuş ve toplumun düzenli olması için konulmuş kurallar.”
Genç yetişkinler yaşanılan yerin, verilecek kararları etkilediği ifade etmiştir. Ayrıca yaşanılan yerin
büyük ya da küçük şehir olması da önceki benliklerindeki değişimin nedeni olarak gösterilmiştir.
Örneğin;
“Ayrıca yaşadığımız çevre, bulunduğumuz ortamlar, kararlarımızı etkiliyor.”
“İstanbul’un kültür yapısı, yaşayış biçimi de etkilemiş olabilir. İnsanların daha çıkarlarının ön
planda olduğu, benmerkezci oldukları, insanlarda komşuluk ilişkileri çok az. İnanılmaz bir koşuşturmaca var sanki şehir yaşıyor insanlar ona
yetişmeye çalışıyorlar. İnsanlar bir şekilde bazı
şeyleri yakalamaya çalışıyorlar.”
“Küçük yerlerde yadırgayabiliyorlar bazı davranışlarını. Ama şu sıkıntı var mesela erkekler için
her bayan potansiyel bir sevgili ya da bir kadın.
Yani küçük yerlerde böyle değil diye düşünüyorum. Sonra gece mesela burada dışarıya çıkmak
zor oluyor. Burada daha özgürüm ama orda
daha güvendeyim. Yani İstanbul’da her şey elinin
altında her istediğini yapabilirsin geldiğim yerde
her istediğini yapamazsın.”
Ayrıca kültür de benliklerindeki değişimin nedeni
olarak gösterilmiştir.
846
“Daha önce küçük şehirlerde yaşıyordum.
İstanbul’a gelince kültürel anlamda yaşayış anlamında belki ufak ufak değişiklikler olmuştur
ama temel yetiştiğim kültürün özellikleri sadece
dallandı ve budaklandı.”
“İnsanlara bakış açım değişti, kültür farklılıklarını gördüm.”
Genç yetişkinler karar vermede inancın önemini
vurgulamışlardır. Örneğin;
“Ben karar verirken dini göz önüne alıyorum.
Mesela abdest almak temizlik anlamına geliyor,
haram yememek de başkasının hakkını almayıp
kendin çalışmak, bunlar da çok önemli.”
Genç yetişkinler benliklerindeki değişimin nedeni
olarak üniversiteyi göstermektedirler. Üniversitedeki sosyal ortamın etkili olduğu belirtilmiştir.
Örneğin;
“Üniversitenin insanları değiştirdiğini düşünüyorum. İnsanların birey olarak kendilerini daha
rahat ifade ettiklerini düşünüyorum. Bizim okulda şu sistem yok bir sınıfta başlarsın bütün dersleri o sınıfla alırsın öyle bir sistem yok herkes bir
ders alıyor ve o dersi seçiyor. Sürekli birlikte bir
grup değiliz dağılabiliyoruz. O yüzden insanlar
dürüst ya da yardımsever davranmıyorlar. Dağılıyorlar ve birbirlerine ihtiyaçları yok o yüzden
herkes daha kendisi için çalışıyor ve bir yardımlaşma ortamı olmuyor. Birey olarak daha fazla
kendini ifade ediyoruz ve değişiyoruz bence.”
“Üniversiteye geldiğimde böyle bir şeyin olmadığını gördüm. Dersini çalışmadığında arkadaşın
sana anlatmıyor, ödevini paylaşmıyor, en küçük
notunu bile paylaşmıyor. Mesela burada çok sıkı
bir ilişki yok lisede bulduğunuz o sıkı ilişkiyi burada bulamıyorsunuz. Çok samimi arkadaş bulamıyorsunuz. İlişkiler daha yüzeysel.”
Genç yetişkinler karar vermede yasaların önemini
ifade etmişlerdir. Örneğin;
“Yasa aslında toplumda bireylerin huzurlu bir şekilde yaşamasını sağlar. Çünkü toplumun düzeni için
gerekli olan değerler bireylerde eşit derecede değildir. Örneğin bazı aileler çocuklarını hırsızlık yaptırmayı öğretir. Onlar için bu doğrudur. Ama toplumun düzenini bozar bunun için yasa gereklidir.”
Ayrıca Hikâye 1 ve Hikâye 2 aracılığıyla da yasadan
ve duruma göre yasada bazı değişikliğin gerekliliğinden bahsedilmiştir. Örneğin;
“Yasal olarak hiç çalışmadan devleti dolandıran
kişi ile Yusuf ’un durumunun aynı şekilde yorumlanması yanlış olabilir.”
ONAT KOCABIYIK, KULAKSIZOĞLU / Genç Yetişkinlerin Ahlaki Kimliklerinin İncelenmesine Yönelik Nitel Bir Araştırma
“Bazı durumlara göre hafifletici etkisi olabilir.”
“Şöyle olabilir. Yurtdışında sosyal hizmet cezaları var ya o tür bir ceza verilebilir. Direkt hapis
gibi bir ceza değil de bu çünkü şevk kırıcı bir
ceza olur. Mesela gider bir yerde çalışır hırsızlığın kötü bir şey olduğunu bilmesi için bir ceza
verilmeli. Ceza verilmesi dediğimizde her başı
sıkıştığında hırsızlığa başvurabilir.”
Genç yetişkinlerin benliklerini etkileyen değişkenlere bakıldığında ise, bunların; aile, arkadaş, diğer
bireyler, toplum, yaşanılan yer, kültür, inanç, üniversite ve eğitim, yasadan meydana geldiği görülmektedir. Bu araştırmada genç yetişkinlerin sahip
oldukları ahlaki kimlikleri ile ilgili olarak yapının
ortaya konması için ortaya çıkan kategorilerin seçici kodlaması sonucunda çekirdek kategorilere
ulaşılmıştır. Aşağıda Şekil 1’de genç yetişkinlerin
ahlaki kimlikleri ile ilgili kategoriler ve alt kategoriler arasındaki ilişkiler gösterilmiştir.
Şekil 1’de araştırmanın seçici kodlaması doğrultusunda genç yetişkinlerin ahlaki kimlikleriyle ilgili
yapıya yer verilmiştir. Şekil incelendiğinde, genç
yetişkinlerin ahlaki kimliklerinin birden fazla özellikleri barındıran benlik özellikleri, sorumluluk ve
amaçları, irade ile vicdanı barındıran benlik kontrolü öğelerinden meydana geldiği söylenebilir. Bu
üç öğenin birbirleri ile sarmal bir şekilde birbirlerini etkileyerek benlik değerlendirme öğesini meydana getirmektedir. Benlik değerlendirmesinin ise
benliğin önceki, şimdiki ve gelecekteki benlik tanımları içerisinde sahip olduğumuz ve olacağımız
benlik özelliklerine karar vermeden sorumlu bir
öğe olduğu söylenebilir. Bu ögelerin birbirleriyle
tutarlı bir şekilde bireylerin ahlaki yargılarını belirlemelerinde yardımcı olmaktadır. Bu doğrultuda
birey ahlaki davranışı göstererek ahlaki kimliğini
oluşturmaktadır. Ahlaki kimliğin oluşumunda, ahlaki kimliği gerek olumlu, gerekse olumsuz bir şekilde etkileyen değişkenler bulunmaktadır. Bunlar
yukarıdaki Şekil 1’de de görüleceği üzere; aile, arkadaş, diğer bireyler, toplum, yaşanılan yer, kültür,
inanç, üniversite ve eğitim, yasadır. Bu değişkenler
bireyin bir benlik algısı oluşturmasına neden olmakta ve bu algı bireyin benlik değerlendirmesini
etkileyerek, ahlaki duygular aracılığıyla ahlaki yargıda bulunmasını ve bu doğrultuda ahlaki davranış
göstermesine neden olabilmektedir.
Tartışma
Bu araştırmada, genç yetişkinlerin ahlaki kimlikleri
ile ilgili derinlemesine bilgi elde edilmiş ve genç yetişkinlerin ahlaki kimlikleriyle ilgili bir yapı ortaya
konulmaya çalışılmıştır. Bu yapıda yer alan benliğin
değerlendirilmesi ögesi, insanların hangi yolda olduklarına karar verebilmeleri için önemlidir. Benliğin değerlendirilmesi, benlik hakkında yapılan
değer yargılamalarını ima etmektedir. Bu yapıda, iç
kontrol sistemi, eylem sistem ile birlikte çalışmak-
Şekil 1.
Genç Yetişkinlerin Ahlaki Kimlikleri ile İlgili Ortaya Çıkan Yapı
847
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
ta, insanların tepkilerini düzenlemekte ve değiştirmektedir (Beck, Freeman ve Davis, 2008). Benlik
değerlendirmesinin birinci ögesi olan benlik özellikleri, önceki ve şimdiki benlikte sahip olduğumuz,
ayrıca gelecekteki benlikte sahip olacağımız benlik
özelliklerinden meydana gelmektedir. Bu benlik
özelliklerinin herhangi bir ahlaki yargıda bulunmada önemli rol üstlendiği söylenebilir. Sahip olunan
benlik özellikleri ile ahlaki yargı arasındaki ilişkiyi
konu alan araştırmada da bireyin ahlaki bir yargıda
bulunurken benliğinin ne kadar önemli olduğu ve
bunun bireyin benlik algısını ve benlik değerini de
etkilediği belirlenmiştir (Aquino ve Reed, 2002).
Bir başka araştırmada da benliğin, ahlaki yargıda
bulunmayı ve ahlaki gelişimi tahmin edilebileceği
belirtilmiştir. Bireylerin dürüst bir şekilde problem
çözmeleri, esnek tutumları, belirsizliğe toleranslı
olmaları, diğer bireylerin duygularına karşı sorumlu olmaları, benlik kontrolüne sahip olmaları gibi
benlik özelliklerinin ahlaki yargıda bulunma ile yakından ilişkili olduğu ifade edilmiştir (Matsuba ve
Walker, 1998).
Benlik değerlendirmesinin ikinci ögesi olan amaçlar ve sorumluluklar öğesi incelendiğinde, genç yetişkinler sahip oldukları amaçları; kişisel, ailevi ve
diğer bireylere yönelik olmak üzere üç düzeyde ifade etmişlerdir. Bireyler sahip oldukları benlik özellikleriyle uyumlu olarak amaçlarını ortaya koyabilmekte ve herhangi bir davranışı göstermede ortaya
koydukları amaçları oldukça önemli olabilmektedir.
Bireylerin sahip oldukları amaçları ile ilgili olarak
yapılan araştırmalar incelendiğinde (Staub, 1993),
kişisel amaçların oldukça önemli motivasyonel bir
kavram olarak açıklandığı görülmektedir. Ayrıca
amaçların ahlaka hizmet eden diğerlerine yönelmiş
amaçlar olarak ayrıştırılabileceğinden bahsedilmiş
ve bu amaçların, başlıca ahlaki değerler olduğu
belirtilmiştir. Benzer olarak genç yetişkinler sahip
oldukları sorumlulukları da; kişisel, ailevi ve diğer
bireylere yönelik olarak sıralamışlardır. Bireylerin
sahip oldukları benlik anlayışlarının, sorumluluklarını belirlemelerinde önemli olup olmamasına
yönelik olarak yapılan araştırmalarda (HigginsD’Alessandro ve Power, 2005; Tozlu, 1997) bireylerin kendilerine yönelik sahip oldukları benlik
algısının düşük olması, sorumluluktan kaçmasına
neden olmakta ve değişimi, kötü gidişi durdurmayı
engelleyebilmektedir. Bu nedenle benlik algısının
yükseltilerek bireylerin sorumluluk almalarının
sağlanması ve harekete geçirilmesi gerektiğinin altı
çizilmektedir. Diğer taraftan gençlerle yapılan çalışmalarda da benzer sonuçlar elde edilmiştir. Kendilerini yüksek ahlaki sorumluluklara sahip olarak
değerlendiren gençlerin, karşılaştırma grubuna
848
kıyasla daha fazla ahlaki amaçlara ve ahlaki kimlik
özelliklerine sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır
(Hart ve Fegley, 1995). Sorumluluğun kişisel ilgi ile
diğerlerinin isteklerinden sorumlu olma arasında
dengeyi kurduğu ifade edilmiştir. Sorumluluk çözümlemelerinin; mutluluk, hoşnutluk ve kendini
kabul gibi pozitif duygulara ya da suçluluk, utanç
ve belirsizlik gibi negatif duygulara neden olabileceği belirtilmiştir (Higgins-D’Alessandro ve Power,
2005).
Benliğin değerlendirmesinin üçüncü ögesi olan
benlik kontrolü öğesi incelendiğinde, genç yetişkinlerin, alacakları kararda sahip oldukları iradenin etkili olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca genç yetişkinler, pişmanlık nedeni olarak da vicdanın etkili
olduğunu ifade etmişlerdir. Ahlak dışı bir hareket
karşısında “vicdan azabı duymak”tan veya “vicdanın sızlaması”ndan bahsedilmektedir. Bilincin yanında vicdanda, ahlaki bilgiye bir de duygu unsuru
eklenmektedir. İnsanı ahlaklı davranmaya iten asıl
kuvvetin, işte bu duygu unsuru olduğu açıklanır.
Vicdanlı insan, kötü olduğunu bildiği bir hareket
yaparsa bundan dolayı “suçluluk” duyar. Belli bir
hareketi yapan insanların bazıları böyle bir vicdan
azabı veya suçluluk duymadıkları gibi, yaptıklarından pişman olan kimselerde de bu pişmanlık hep
aynı şiddete olmayabilir. Bireyler, sahip oldukları
vicdanları sayesinde herhangi bir davranışın doğru olup olmadığı konusunda yargıya varırlar. Eğer
bu davranış doğru olmayan bir davranışsa birey
suçluluk ve utanç gibi olumsuz duygular yaşarken
göstermiş olduğu davranış olumlu bir davranışsa
mutluluk gibi olumlu duygulara sahip olabilirler
(Güngör, 2000, s. 65).
Genç yetişkinlerin ahlaki kimlikleriyle ilgili ortaya
konmaya çalışılan bu yapıda benliğin değerlendirilmesi ögesinin yanında, genç yetişkinlerin ahlaki
kimliklerinde ahlaki duygular da yer almaktadır.
Bu ahlaki duygular; empati, suçluluk, utanç ve öfkeden meydana gelmektedir. Empati duygusunun
ahlaki yargı ile olan ilişkisini ortaya koyan çalışmalar incelendiğinde de, herhangi bir durum karşısında empati ile tepki vermenin sosyal ya da yardım
odaklı ahlaki yargı ile ilgili olduğu saptanmıştır
(Eisenberg, Carlo, Murphy, ve Van Court, 1995).
Özellikle üniversite öğrencilerinin, empati ve yardım etme eğilimleri arasındaki ilişkiyi sorgulayan
bir araştırmada, yardım etme eğilimi ile empati
arasında pozitif ilişki olduğu belirlenmiştir (Duru,
2004). Ahlaki duygular içerisinde suçluluk ve utanç
duygularının da ahlaki standartları ihlal eden sorumluluk algısını içerdiği belirtilmektedir. Ayrıca
her iki duygunun da aynı durumlardan sorumlu
ONAT KOCABIYIK, KULAKSIZOĞLU / Genç Yetişkinlerin Ahlaki Kimliklerinin İncelenmesine Yönelik Nitel Bir Araştırma
olabileceği, her ikisinin de birilerinin diğerleri üzerindeki davranışlarının etkisi ile meydana gelebileceği ifade edilmektedir. Suçluluk herhangi bir şeyi
ihlal etmekten daha çok benliğe odaklanmaktadır.
Suçluluk duygusu, yakın ilişki için bireyleri bir
araya getirmekte ve sebep olunan zararı onarmaya,
bireyleri motive etmektedir. Suçluluk duygusunun,
önlemekten daha çok onarım, kabul etme ve özür
dilemeye motive olduğu belirtilmektedir. Utanç
duygusu ise, diğer bireylere saygı ve toplumsal hiyerarşileri korumaya yardımcı olmaktadır. Utanç
duygusunun ahlak dışı durumlarda meydana gelebileceği belirtilmektedir. Özellikle utancın, toplumsal kültürlerde farklı bir şekilde yaşanabileceği ifade
edilmektedir. Bağımsız benlik algısının değerli olduğu ve utancın bir zayıflık işareti olduğu bireysel
kültürlerde, utancı öfke ile saklamak makuldür,
fakat dayanışmanın değerli olduğu toplumsal kültürlerde kendini bu şekilde koruma faydasız olarak
algılanmaktadır (Eisenberg, 2000; Silfver, 2007).
Duygulara kültürel açıdan bakıldığında, duyguların
denetimi ve düzenlenmesinde, bireyci toplumlarda
duyguların düzenlenmesi, denetimi ya da ifade
edilmesi bireyin bir iyiliğine bir katkıda bulunmasına ve bireyin kendi amacına ulaşmasına yardımcı
olması temeline dayanır. Toplulukçu kültürlerdeyse, duyguların düzenlenmesinde sosyal normların
ve diğer bireylerin beklentilerinin rolü olduğu belirtilmektedir (Kağıtçıbaşı, 2010, s. 159).
Genç yetişkinlerin ahlaki kimlikleriyle ilgili ortaya
konmaya çalışılan bu yapıda genç yetişkinlerin ahlaki kimliklerinin oluşumuna etki eden değişkenler
de yer almaktadır. Bu değişkenler; aile, arkadaş,
diğer bireyler, toplum, yaşanılan yer, kültür, inanç,
üniversite ve eğitim, yasadan meydana gelmektedir.
Genç yetişkinler tarafından ailenin önemi vurgulanarak ahlaki kimliğin oluşumunda etkili olduğu
belirtilmiştir. Ahlaki kimlik oluşum sürecinde, aile
ortamının etkisini araştıran araştırma sonucuna
göre de, ahlaki kimlik ailenin özelliklerinden, sosyal tutumlarından, benlik kavramından etkilenmektedir (Hart ve ark., 1999). Bunu yanında diğer
çalışmalarda ahlaki kimlikte, diğer bireylerin etkisi
de araştırılmıştır. Özellikle çocukluk ve ergenlikte
ahlaki gelişimde, öğrencilerin ahlak kavramlarına
odaklanılmış ve bu kavramı kişiler arası ilişkilerle,
özellikle akran ilişkileri ile nasıl aktif bir şekilde yapılandırdıklarından bahsedilmiştir. Akran ve akran
ilişkilerinin ahlaki gelişimde önemli olduğu belirtilmiştir (Horn, Daddis ve Killen, 2008).
Diğer taraftan ahlaki kimliğin gelişiminde, toplumun etkisine dair yapılan çalışmalarda, bir topluluğa bağlı olmanın önemli olduğu vurgulanmıştır.
Ahlaki benlik idealinin, bir topluluğa katılmaya
sebep olmaktan çok bir topluluğa ait olmanın sonucudur (Comunian ve Gielen, 2006; Pratt, Hunsberger, Pancer ve Alisat, 2003). Bir başka çalışmada
da, ahlaksal tavrı belirleyen şeyin, insanın içinde
bulunduğu çevrenin olduğu hatta bireylerin içerisinde yaşadıkları çevrenin büyüklüğünün de değerleri belirlediği ifade edilmektedir (Akarsu, 2006,
s. 181). Yaşanılan yerin, büyük şehir ya da küçük
şehir olması bireylerin kendilerini bu topluma ait
hissedip hissetmemelerine neden olabilmekte ve bu
da bireylerin ahlaki tavırlarını etkileyebilmektedir.
Ayrıca içerisinde yaşanılan çevrenin ve kültürün bireyler üzerindeki etkisine yönelik olarak yapılan bir
çalışmada, özellikle üniversite öğrencilerinin üniversite yılları boyunca ahlaki ikilemlerin çözümüne
yönelik olarak yaşadıkları değişiklikler araştırılmıştır. Üniversite yıllarındaki ahlaki gelişimde, bireysel
perspektif, üniversitenin kültürel perspektifi, sosyal
perspektif gibi birçok nedenin etkili olduğu ifade
edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin ahlaki yargı
yeteneklerinin sadece kronolojik olgunlaşma tarafından gelişmediği, üniversitedeki kazanımların
hem karakter hem de vatandaş olarak toplumda
gerçekleştirmek gereken görevlerin kazanımlarıyla
ilgili olduğu belirtilmiştir (King ve Mayhew, 2002).
Yapılan başka bir çalışmada da, özellikle içinde
yaşanılan sosyal ve kültürel bağlamda, bireylerin
ikilemli durumların çözümüne yönelik olarak kullandıkları ahlaki söylemleri incelenmiştir. Mülkü
korumaya yardımcı olan kurallar, yasalar, toplumun dengesini kaybetmesinden endişe duymak,
ayrıca sosyal onay, diğer bireylerin ya da toplumun
refahı için doğru olan davranışın yapılması gibi
özellikler bireylerin ikilemleri çözmesinde devreye
girmektedir (Tappan, 2006). İçinde yaşanılan çevre
ve kültürün bireylerin ahlak kimliklerinin oluşumu üzerindeki etkisinin yanında inanç da önemli
etkenlerden birisidir. Ahlaki kimliğin oluşumunda,
dini inanç ve maneviyat, bireyin ahlaki değer önceliklerini ya da ahlaki değer tipini etkileyebilmektedir. Örneğin, ahlakı etkileyen dini değerlerin, özgeci davranış ve sosyal uyuma motive eden empati
ve şefkati içerebileceği belirtilmektedir (Morton,
Worthley, Testerman ve Mahoney, 2006). Diğer taraftan yasa ve ahlak arasındaki ilişkiyi ölçmek için
yapılan bir çalışmada, sosyal olarak yararlı olan yasalar ve adaletsiz olan yasalarla ilgili muhakeme becerileri incelenmiştir. Çalışmanın sonucuna göre,
yargıda bulunurken birçok faktör düşünülmektedir.
Bu faktörler; yasada algılanan adalet, bunun sosyal
faydası, bireysel özgürlükleri içerip içermemesi ve
doğruları ihlal edip etmemesidir (Helwig ve Jasiobedzka, 2001).
849
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
Sonuç olarak, ahlaklı olmayan davranışların toplumda yaratabileceği karmaşa ve bunun sonuçlarının, toplumsal huzuru olumsuz yönde etkileyebileceği düşünüldüğünde, toplumu oluşturan bireylerin ahlaklı davranışlar gösterebilmeleri oldukça
önemli olabilmektedir. Bu nedenle, ahlaki davranışların nasıl ortaya çıktığını bilmek için, bireylerin sahip oldukları ahlaki kimliklerini öğrenmek
gerekli olabilir. Bireylerin herhangi bir ahlaki davranışı göstermelerinde, sahip oldukları ahlak kimlikleri davranışlarını yönlendirebilmektedir. Ahlaki
davranışın ortaya konmasında davranışları yönlendirdiği düşünülen ahlaki kimliğin incelenmesi bu
850
açıdan önemli olabilmektedir. Bu nedenle, özellikle
eğitilmiş insanların ahlaklı davranışlar göstermesi,
diğer bireylere örnek oluşturması açısından gerekli
görülebilir. Bu açıdan araştırma, üniversitede eğitim gören genç yetişkinlerin sahip oldukları ahlaki
kimliklerini ortaya çıkarması açısından önemlidir.
Bu araştırmada çalışma grubu olarak sadece üniversitede eğitim gören genç yetişkinler üzerinde
çalışılmıştır. Veri toplama aracı olarak ise görüşme
tercih edilmiştir. Bu konuda gelecekte yapılacak
olan araştırmalarda, farklı yaş grubu üzerinde çalışmak ve farklı veri toplama araçlarını kullanmak
alana büyük katkı sağlayacaktır.
Educational Sciences: Theory & Practice • 14(3) • 851-858
©
2014 Educational Consultancy and Research Center
www.edam.com.tr/estp
DOI: 10.12738/estp.2014.3.1961
A Qualitative Survey Examining the Moral Identities of
Young Adults
a
b
Oya ONAT KOCABIYIK
Adnan KULAKSIZOĞLU
Trakya University
Fatih University
Abstract
Moral identity can orient one’s behaviors when exhibiting any kind of moral behavior. In this study, the moral
identities of young adults are analyzed to a certain extent. For this purpose, the ‘interpretative phenomenological
pattern’ and ‘grounded theory’ models are used as qualitative survey models. The study group for this survey
consists of 10 young adults, ages 20 through 25, who have been studying in a university. The semi-structured
interview tool was used in the survey. The analytical process of gathered data was compiled into the Maxqda 2
computer program. The purpose of the study is to find information about the moral identities of young adults and
the variables which form these identities. In the moral identities of young adults, self-assessment, personality
traits, purpose and responsibilities, sense of self, self-control and moral emotions are variables affecting the
ego and moral reasoning. Personality traits are formed by former, current and possible personality traits.
Self-control consists of will and consciousness, whereas moral emotions consist of empathy, guilt, shame and
anger. On the other hand, the variables affecting the self are formed by family, friends, other individuals, society,
the place where one lives, culture, beliefs, university and law.
Key Words
Moral Emotion, Moral Identity, Moral Reasoning, Young Adult.
The moral identity of individuals can orient their
behaviors. Therefore, examining the moral identity
which is thought to lead exhibited behaviors is
important. In this respect, it is seen that studies
carried out on the moral development of individuals
exist in great variety. These studies mainly express
the moral development of individuals by focusing
on the cognitive aspects of their development
(Kohlberg, 1973, 1976, 1977; Piaget, 1932; Rest,
Narvaez, Thoma, & Bebeau, 2000). One of the first
and most important moral theories regarding moral
development was put forth by Lawrence Kohlberg
(1977). Kohlberg examined the corporeal morality
by acknowledging the Piagetian paradigm. In his
theory of Cognitive Moral Development, Kohlberg
answered the question of what motivates the moral
behavior by focusing on the role of the cognitive
process (Kohlberg, & Candee, 1984; Rozin, Lowery,
Imada, & Haidt 1999). Kohlberg (1977) explained
moral reasoning by dividing it into levels as “PreConventional Morality,” “Conventional Morality,”
and “Post-Conventional Morality” and then
classifying these levels into various stages. When
the levels and stages concerning this theory are
a
Oya ONAT KOCABIYIK, Ph.D., is currently an assistant professor of Guidance and Psychological Counseling.
Her research interests include moral development, with a particular focus on cultural, contextual influences
on young adults’ moral identity constructions. Correspondence: Trakya University, Faculty of Education,
Department of Guidance and Psychological Counseling, Edirne, Turkey. Email: [email protected]
b
Adnan KULAKSIZOĞLU, Ph.D., is currently a professor of Guidance and Psychological Counseling. Contact:
Fatih University, Faculty of Education, Department of Guidance and Psychological Counseling, İstanbul,
Turkey. Email: [email protected]
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
examined, it can be seen that moral reasoning
progresses towards autonomic reasoning away from
the forms of external oriented judgment (Kohlberg,
1973, 1976, 1977). Individuals perceive themselves
responsible for carrying out moral principles and
this perception plays a motivational role on moral
behavior (Colby, Kohlberg, Gibbs, & Lieberman,
1983). Reasoning concerning responsibility
regulates what is good or right in moral aspects,
moreover what is exactly necessary for the self.
Even though Kohlberg did not explain this function
of judgments concerning responsibility by using a
conventional name, it is stated that the role of the
self on moral behavior is emphasized through
this specific function (Bergman, 2004). Another
approach which has an important role on moral
development is the Neo-Kohlbergian Approach,
which was theorized by Rest et al. (2000) and within
this context, moral judgement is conceptualized
within the cognitive concept but rather than stage
concepts, schema concepts are used to express
moral reasoning. In this approach, schema indicate
that mental structures such as religion or cultural
ideology are permitted to interact with moral
structures in cases where individuals encounter
a need to make moral decisions. In later studies
conducted on moral development, it can be seen
that along with cognition, attention was turned
towards emotions (Eisenberg, 2000; Ekman, 1992;
Greene & Haidt, 2002; Prinz, 2006; Rozin et al.,
1999; Tangney, Stuewig, & Mashek, 2007; Tracy &
Robins, 2004; Weiner, 2006). Hoffman (1975) put
forward a theory focused on the moral emotions of
morality to the contrary of cognitive approaches.
According to this theory, the main source that
leads to moral behavior is moral emotions. Moral
emotions provide motivation which results in
moral behavior (Haidt, 2003). However, despite
the fact that moral cognition and emotions can
motivate moral behaviors, these alone cannot
clarify consistent moral behaviors by themselves.
In addition to moral understanding and moral
emotions, it is emphasized that identity can also
play a role in motivating moral behavior (Eisenberg,
& Miller, 1987).
Blasi (1983) tried to explain how the identity
motivates moral behaviors by analyzing the
structure of the identity. A moral identity
model that was suggested by Blasi clarifies the
relationship between identity and moral behavior.
Blasi (2004) emphasized that for an individual to
exhibit a moral behavior, a deep sense of how the
exhibition of specific behaviors is suited to one’s
own rights is much more important than just a
852
direct perception. Blasi (1993) conceptualized
moral identity as the scale of morally important
characteristics centralized in the identity of an
individual within the scope of a moral identity
model. But not everyone can establish the self by
taking certain moral categories as references in this
way. Priorities referenced for defining the self are
different for some people, or integrating morals
with their own personalities occurs in various
stages. They may place superior emphasis on
certain moral values, yet they may have different
perspectives on others. For this reason, moral
identity is a dimension of individual differences,
thus it is a way of making reference to individuality
(Blasi, 1984). Moral identity is based on the
internal human tendency that motivates behavior,
consistent with the systems of individuality. In this
way, when specific characteristics are centralized
in the identity of individuals, the emotions of
duty and responsibility increase the desire to live
along with these characteristics. As a consequence
of this, individuals are motivated to behave
correspondingly to the moral understanding they
exhibit (Blasi, 2004; Hardy, 2006). Individuals
whose moral identities are centralized may feel like
they are obliged to abide by behavioral models of
moral self-schema as to preserve the consistency
of the self. In addition to this, individuals whose
moral identities are less centralized in self-concepts
than others may not feel themselves responsible and
thus they may be less motivated to exhibit moral
behaviors (Aquino, Freeman, Reed, Lim, & Felps,
2009). Also, Aquino and Reed (2003) surveyed
moral identity based upon social cognitive theory’s
definition of the self. Moral identity is approached
as one of the social identities constituted by social
the self-schema of the individuals. They explain
moral identity with the existence and accessibility of
moral schema (Lapsley & Lasky, 1999). According
to this conception, a person who has moral identity
possesses moral schema in which one can evaluate,
access, and practice the current state of a social
condition in his or her mind (Aquino, Reed, Thau,
& Freeman, 2007). Bandura (2002) stated that social
cognitive theory adopts the interactive perception
of morals. It is indicated that moral behaviors are
produced by the mutual interaction of individual
or social behaviors. Power (2004) also suggests
that the aspect of society is rather important. He
states, ‘’An individual does not feel the necessity or
responsibility to behave in certain ways. This can
only happen in a cultural structure.’’ An individual
identifying with a group and the norms of that
group creates ‘’a moral atmosphere.’’ Hence, moral
ONAT KOCABIYIK, KULAKSIZOĞLU / A Qualitative Survey Examining the Moral Identities of Young Adults
identity is an issue of the identification of a group
and the value-stored norms of that group. It is
mentioned that an individual constitutes the moral
identity as a consequence of the identification with
the group he or she belongs to. They indicated that
moral identity can be defined as a supporting act
of consistent necessity and a concept of the self as
compared to others. In the definition they made of
moral identity, they put emphasis on the fact that
the concept of the self is the act which provides help
to other individuals. Therefore, the characteristics
internalized in the process of socialization enables
an individual to organize his or her behaviors and
evaluate the self by using various criteria (Higgins,
1997).
Based on the given explanations, it can be
thought that the personality traits, purposes and
responsibilities that individuals possess, as well
as their moral emotions and moral reasoning, are
important when it comes to moral identity. At the
same time, it can be put forth that individuals build
up their moral identities with their correspondence
to the community they belong to. When it is
considered that there are many circumstantial
factors having significant influences on the moral
identity establishment process, it can be important
to question the structure of moral identity of
the individual and the influencing factors on the
establishment of moral identities. Hence, the
purpose of this survey is to analyze the moral
identities that young adults possess. Integration of
the self and morals, especially those of adolescents,
was emphasized by Damon (1984, pp. 109-127).
The importance of the emergence of social identity
in the first stage of adolescence is pointed out
in order for morals to be able to integrate with
the concept of self in one’s adolescent period.
The Self in the first stage of adolescence gains
social interaction characteristics whereas in later
adolescence the self is defined by beliefs, personal
philosophy and moral standards which lead to the
emergence of a sense of identity. On this basis, the
variables that form moral identity and the factors
which determine the formation of moral identity
were sought after by analyzing the structures of the
moral identities of young adults. In the direction
of these general purposes, the following questions
were investigated:
1) What are the former, current and possible
personality traits of young adults?
2) What are the purposes of young adults?
3) What are the responsibilities of young adults?
4) What are the determining factors in identifying
the purposes of young adults?
5) What are the determining factors in identifying
the responsibilities of young adults?
6) What are the determining factors in identifying
the decisions of young adults?
7) What are the reasons that lead young adults to
change themselves?
8) What are the determining factors that lead young
adults in making a moral judgment?
Method
Research Model
Interpretative phenomenological pattern and
grounded theory surveys were used as the qualitative
survey models in this study. By using interpretative
phenomenological and grounded theory surveys,
diversification was achieved. With the help of this
diversification, a method for integrating different
approaches was drawn from the comments
regarding the phenomenon (Yüksel, Mil, & Bilim,
2007). With these methods, phenomena are both
explained according to the meaning of human
experiences connected to existence and interpreted
according to social processes. Interpretative
phenomenological surveys focus on the meaning
of text or behavior, trying to define or explain the
potential meaning of a surveyed subject’s relevant
experience, in other words, to precisely define the
“meanings of the participants” (Annells, 2006).
Correspondingly, the purpose of the “interpretative
phenomenological” survey is to analyze personal
or encountered experiences in detail and clarify
how the participants formed the conception of
their individual or social worlds (Smith & Eatough,
2007). Grounded theory is meaningfully defined
as a method which explores theories taken directly
from the data, conceptions, hypotheses and
suggestions. Also, it is very important to create or
form concepts with this method (Baş & Akturan,
2008). Therefore, a benefit from the data analysis
stages of the interpretative phenomenological and
grounded theory surveys is to glean information on
what the moral identity of a young adult is and what
the variables are that form these identities.
Participants
Purposive sampling was used in the survey. It is
emphasized that the method of purposive sampling
can be very useful in many cases for exploring
853
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
and explaining phenomena and events. Maximum
variation sampling, a method of purposive
sampling, was used. The purpose of maximum
variation sampling is not to provide a variety of
general results, but to find out whether there are
common/shared phenomena among the variations
or not, and to present different dimensions of the
problem in accordance with this variety. Theoretical
sampling is used for identifying the magnitude
of sampling. The number of individuals to be
interviewed was determined by the repetition of
emerging concepts and processes. This is a sampling
approach that requires the continual gathering of
data until the possible concepts and processes that
are given as answers to the survey question begin to
repeat themselves (Yıldırım & Şimşek, 2006). The
study group of this survey consisted of 10 young
adults, aged 20 to 25, who have been studying in
a university. Young adulthood is described as one
of the most important turning point in one’s life
since it represents the entrance to adulthood (Onur,
2008).
Data Collection Instrument
In the survey, a moral identity interview question list
consisting of open-ended questions was prepared
by the researcher in order to gather the opinions of
young adults regarding their moral identities. The
questions included in the interview question list,
abiding by the literature, were designed to reveal
the meaning that each individual constructs in light
of their own experiences.
The moral identity interview question list consists
of 3 different sections. The first section includes
questions which provide the general characteristics
about the interviewed young adults (name, area
of study in their university, gender, age, the place
in which they have spent the most of their lives).
The second section includes the characteristics of
the self in young adults, what the purposes and
responsibilities of young adults are, the determining
factors which identify decisions, and the reasons
that have led to self-change in young adults. The
third section, however, includes two different
stories that can provide dilemmas regarding the
moral reasoning of the young adults.
Data Analysis
The data from the interpretative phenomenology
and grounded theory studies were used for analysis.
The analysis of the interpretative phenomenology
854
study was based on the steps used by Colaizzi
(1978 as cited in Miller, 2003). In the process of
analysis for the grounded theory study data, the
coding and categorization phases were based upon
the work of Strauss and Corbin (1998). Coding
occurred in three steps: open, axial and selective
coding. The first coding process of this research,
the open coding phase, coded the data as sentences
or paragraphs for the purpose of conceptualization
and categorization. Meaningful and significant
sentences spoken during the in-depth interview
by the participants were coded through direct
quotes. Line-by-line coding made the researcher
focus on the data during the data collection process
(McCann & Clark, 2003). Axial coding was the
second phase, which can be described as making
connections between the main categories emerging
from the open coding of the data (Punch, 2005).
In this research, during the axial coding phase,
the main categories and their sub-categories were
reassessed after being generated from the open
coding phase. In order to make connections, the
categories and sub-categories were re-gathered and
correlated. The selective coding phase is a process
that selects a category as a core category and relates
the other categories to that core category (Baş &
Akturan, 2008). As attained from the result of the
axial coding, all categories related to moral identity.
This core category was determined on the basis
of the main and sub-categories, and all categories
were associated to this category in this study. The
computer program, Maxqda 2, was utilized for data
analysis.
Validity and Reliability
In qualitative research, reliability tests notions and
the relationships between these notions with the
experiences of the researchers who have been studying
in the same field. Using the help of other researchers
and taking his/her ideas into consideration helps to
remove any prejudices of the researcher (Corbin &
Strauss, 1990). In order to provide internal reliability,
or consistency, the data was conducted by a recorder
and consistently coded then associated with the
results. To provide external reliability, or verifiability,
two academicians checked the attained conclusion,
comments and suggestions by comparing them
with the raw data. Validity of the data is obtained
by the researcher through reflection of the core of
the experienced phenomena. To ensure this validity,
the researcher gave feedback to the participants. The
findings reflected the perceptions of their experiences
(Baker, Wuest, & Stern, 1992). In order to provide
ONAT KOCABIYIK, KULAKSIZOĞLU / A Qualitative Survey Examining the Moral Identities of Young Adults
internal validity, or plausibility, diversification and
expert opinion strategies were used. For diversification,
interpretative phenomenology and grounded theory
were utilized. Three academicians checked the data
analysis for the expert opinion strategy phase.
Findings
In accordance with the conducted data and their
analysis, four categories were found: 1) Selfassessment, with the sub-catagories of Personality
traits, Purposes and responsibilities, Sense of self, and
Self-control, 2) Moral senses, 3) Variables that Affect
the Personality, 4) Moral reasoning. These categories
were stated in accordance with the purposes of the
research. The findings were attempted to be explained
through the direct quotes of the statements made
during the in-depth interviews.
1. Primarily, it was seen that young adults evaluated
their personality traits with being prejudiced and
being selfish in the sense of “negative traits of
their former personality.” They identified “the
most important changed trait from their former
personality” with becoming independent. They
evaluated “the positive traits of their current
personality” with being gracious, helpful, honest
and altruistic. Young adults also described “the
negative traits of their current personality.”
Among these traits, relational personality traits
were emphasized whereas self-determination
was emphasized in terms of “differences from
other individuals with their current personality
traits.” Young adults also evaluated their current
personality traits in the sense of “similarity with
other individuals.” They also made statements
emphasizing identification for the formation of
their personalities. Having great expectations is
the personality trait that they wish to change in
their possible personalities.
2. Young adults defined their purposes and
responsibilities as “personal,” “familial” and
“oriented towards other individuals.” It was seen
that they sorted familial purposes towards their
parents and their family.
3. It was stated that sense of self is effective when
specifying purposes and responsibilities of the
young adults.
4. There is self-control in the moral identities of the
young adults. Also it was seen that self-control
consists of will and conscience. It was stated that
will influences the decision making process.
5. Moral reasoning takes place in the determination
of the young adults’ decisions and purposes.
These are empathy, guilt, shame and anger.
6. When the variances that affect the personality of
young adults were examined, it was found that
family, friends and other individuals, society, the
place they live in, culture, belief, university and law
formed these variances. Young adults stated that
family influences decision making, purpose and
responsibilities. They also asserted that friends
were the reason for the change of their former
personalities. Other individuals’ influence is to
specify purpose, responsibility and decisions
while society influences the responsibilities and
decisions. Young adults expressed that the place
they live in has an influence in determining
the decisions that will be made as well as being
the reason for the changes in their former
personalities whether coming from a small
settlement or a municipality. Culture is the reason
for the changes in their former personalities, too.
The young adults highlighted the significance of
beliefs with decision making and pointed out
that the social environment of a university is the
reason for changes in their former personalities.
They pointed out that laws are also important
when it comes to making a decision.
7. An attempt was made to determine what the
reasons were for moral reasoning among the
young adults. It was seen that with the help of
the stories in the study, the personality trait
“helpfulness” was measured by the answers
given for Story I. One of the positive traits of
the current personality, honesty was measured
by the answers given for Story II. In addition,
one of young adults’ positive traits of current
personalities, being altruistic was measured by
the answers given for Story II. Personal goals
in Story II and responsibilities in Story I were
mentioned. The responsibility oriented towards
other individuals was contained in the answers
given for Story I. It was asserted that will has a
directing influence over decision making as well
as the correctness of a decision via the stories.
The emotions of guilt and shame were mentioned
in Story I, while anger and remorse were stated in
Story II. Sense of self was the determining factor
for the decision of “not telling the truth” in Story
II. Especially considering the answers given in
Story I, the importance of role modeling after
other individuals’ was highlighted. Also, law and
the need for some changes about law depending
on a given situation were mentioned via Story I
and Story II.
855
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
Discussion
In this research, it was revealed that “selfassessment” is important for individuals to decide
their path. This outcome is supported by the work
of Beck, Freeman, and Davis (2008), asserting that
self-assessment is responsible for regulating and
modifying the reactions of people by implying
the value judgments about personality. According
to the data obtained in the research regarding the
elements of self-assessment, personality traits
consist of the former, the current and the possible
personality traits. These personality traits can
be said to play an important role in making any
kind of moral reasoning. In the studies examining
the relationship between personality traits and
moral reasoning, it was determined that when an
individual performs moral reasoning, personality
is so significant that it affects the value and
perception of personality (Aquino & Reed, 2002;
Matsuba & Walker, 1998). According to the other
findings of the research, examining purposes and
responsibilities, the young adults expressed their
purposes in three grades: Personal, familial and
oriented towards other individuals. Individuals
show their purposes consistently with their
personality traits and when exhibiting any behavior,
their purposes are quite important. In a study
examining the relationship between an individual’s
purpose and moral reasoning, it was postulated
that personal purpose is a strong motivation for
exhibiting behaviors and purposes oriented to
other individuals can especially be described as
moral values (Staub, 1993). The young adults also
sorted their responsibilities into the categories
of personal, familial and oriented towards other
individuals. Similarly, in a study carried out on
young people, the young who identify themselves
as having high moral responsibilities tend to
exhibit more moralistic behaviors than those in
a comparison group (Hart & Fegley, 1995). In
a study (Higgins-D’Alessandro & Power, 2005;
Tozlu, 1997) conducted on whether sense of self
is effective on responsibilities, it was postulated
that if an individual’s sense of self is low, it makes
the individual evade the responsibility; to change
this situation, that negativity should be prevented.
When self-control is investigated, will is influential
on the decision that is being made. Young adults
also stated that the reason for remorse is conscience;
in the presence of immoral behaviors, the emotions
of “self-reproach” or “having something on their
conscience” were found. Conscience alongside
consciousness adds the “emotional” factor into
moral knowledge. It was claimed that this factor is
856
the motive for behaving morally. When a person
with a conscience does something bad, he/she will
feel “guilt” (Güngör, 2000, p. 65). Moral emotions
were also investigated alongside the self-assessment
in this research examining moral identities of young
adults. These emotions are empathy, guilt, shame
and anger. When examining the studies which
dealt with the relationship between empathy and
moral reasoning, it was ascertained that reacting
with empathy toward a situation is related to
help-oriented moral reasoning (Eisenberg, Carlo,
Murphy, & Van Court, 1995). It was stated there
is a positive relationship between a tendency to
help and empathy (Duru, 2004). One of the moral
emotions, shame, is more self-oriented and when
anything is violated, one who possesses shame
is more motivated to apologize, accept and fix a
situation. It was asserted that shame helps to protect
the societal hierarchy and respect for other people
and it comes out of immoral situations. Shame
especially emerges in social cultures differently. It
is reasonable to state that anger can hide shame in
individualistic cultures in which an independent
sense of self is important and shame is a sign of
weakness, though anger is perceived as useless in
social cultures in which solidarity is important
(Eisenberg, 2000; Kağıtçıbaşı, 2010; Silfver, 2007).
In this study which examined the moral identities
of young adults, it was perceived that variances
are influential for forming moral identities. These
variances are family, friends and other individuals,
the place where one lives in, culture, university,
laws and beliefs. It was postulated that family
environment, other individuals and peers play an
important role in forming moral identities (Hart,
Atkins, & Ford, 1999; Horn, Daddis, & Killen,
2008). On the other hand, in the development of
moral identity, it was stated that it is important to
be dependent on a society (Comunian & Gielen,
2006; Pratt, Hunsberger, Pancer, & Alisat, 2003). In
another study, the environment that the individuals
live in is the determiner of moral attitude. Even the
size of the place that is lived in, whether a small
town or municipality, helps to determine the values.
According to Akarsu (2006), the environment of a
small town or municipality affects the sense of
belonging of individuals in the society as well as
an individual’s moral attitudes. In a study dealing
with the effects of environment and culture on
individuals, especially where the university life was
investigated as regarding the university students’
dilemmas over moral issues, it was ascertained
that the moral reasoning of university students is
not only developed according to chronological
ONAT KOCABIYIK, KULAKSIZOĞLU / A Qualitative Survey Examining the Moral Identities of Young Adults
maturity, but it is also closely related to personality,
citizenship, and which societal duties should be
fulfilled (King & Mayhew, 2002). On the other
hand, studies which have surveyed the relationship
between laws and morals, and an individual’s skill
of judgment regarding socially beneficial laws and
unfair laws were investigated. According to the
findings of this research, many factors were taken
into consideration before making any judgment.
These factors are the justice that is perceived, its
social benefits, and whether it includes freedom and
truth or not (Helwig & Jasiobedzka, 2001; Tappan,
2006). Belief is also important in the shaping of
moral identity alongside religious beliefs and
spiritually. For instance, religious beliefs include
empathy and compassion, which motivate altruistic
behaviors and social adaptation (Morton, Worthley,
Testerman, & Mahoney, 2006). In conclusion,
exhibiting moral behaviors can be highly important
considering the turmoil that results from immoral
behavior and the outcome’s negative effect on social
welfare. Therefore, in order to know how moral
behaviors are performed, one can say it is a ‘must’ to
learn the moral identity of individuals. Examining
moral identity can be regarded as important in the
sense that it can lead moral behaviors.
References/Kaynakça
Akarsu, B. (2006). Değişen dünya değişen değerler. İstanbul:
İnkılap Kitabevi.
Annells, M. (2006). Triangulation of qualitative approaches:
Hermeneutical phenomenology and grounded theory.
Journal of Advanced Nursing, 56(1), 55-61.
Aquino, K., & Reed, A. (2002). The self-importance of
moral identity. Journal of Personality and Social Psychology,
83, 1423-1440.
Aquino, K., & Reed, A. (2003). Moral identity and the
expanding circle of moral regard toward out-groups.
Journal of Personality and Social Psychology, 84, 1270-1286.
Aquino, K., Freeman, D., Reed, A., Lim, V. K. G., & Felps,
W. (2009). Testing a social-cognitive model of moral
behavior: The interactive influence of situations and
moral identity centrality. Journal of Personality and Social
Psychology, 97(1), 123-141.
Aquino, K., Reed, A., Thau, S., & Freeman, D. (2007).
A grotesque and dark beauty: How moral identity and
mechanisms of moral disengagement influence cognitive
and emotional reactions to war. Journal of Experimental
Social Psychology, 43, 385-392.
Baker, C., Wuest, J., & Stern, P. N. (1992). Method slurring:
the grounded theory/phenomenology example. Journal of
Advanced Nursing, 17, 1355-1360.
Bandura, A. (2002). Selective moral disengagement in
the exercise of moral agency. Journal of Moral Education,
31(2), 101-119.
Baş, T. ve Akturan, U. (2008). Nitel araştırma yöntemleri
NVivo 7.0 ile nitel veri analizi. Ankara: Seçkin Yayıncılık.
Beck, A. T., Freeman, A. ve Davis, D. D. (2008). Kişilik
bozukluklarının bilişsel terapisi (çev. Ö. Yalçın ve E. N.
Akçay). İstanbul: Litera Yayıncılık.
Bergman, R. (2004). Identity as motivation: Toward a
theory of the moral self. In D. K. Lapsley & D. Narvaez
(Eds.), Moral development, self, and identity (pp. 21-46).
NJ: Lawrence Erlbaum Associates.
Blasi, A. (1983). Moral cognition and moral action: A
theoretical perspective. Developmental Review, 3, 178-210.
Blasi, A. (1984). Moral identity: Its role in moral
functioning. In W. M. Kurtines & J. J. Gewirtz (Eds.),
Morality, moral behavior, and moral development (pp. 128139). New York: Wiley.
Blasi, A. (1993). The development of identity: Some
implications for moral functioning. In G. G. Noam & T. E.
Wren (Eds.), The moral self (pp. 99-122). Cambridge, MA:
The MIT Press.
Blasi, A. (2004). Neither personality nor cognition: An
alternative approach to the nature of the self. In C. Lightfot,
C. Lalonde, & M. Chander (Eds.), Changing conceptions of
psychological life (pp. 3-26). Mahwah, NJ: Erlbaum.
Colby, A., Kohlberg, L., Gibbs, J., & Lieberman, M. (1983).
A. longitudinal study of moral judgement. Monographs of
the Society for Research in Child Development, 48(4), 1-96.
Comunian, A. L., & Gielen U. P. (2006). Promotion of
moral judgement maturity through stimulation of social
role-taking and social reflection: An Italian intervention
study. Journal of Moral Education, 35(1), 51-69.
Corbin, J., & Strauss, A. (1990). Grounded theory research:
Procedures, canons, and evaluative criteria. Qualitative
Sociology, 13(1), 3-20.
Damon, W. (1984). Self-understanding and moral
development from childhood to adolescence. In W. M.
Kurtines & J. J. Gewirtz (Eds.), Morality, moral behavior,
and moral development (pp. 109-127). New York: John
Wiley&Sons.
857
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
Duru, E. (2004). Öğretmen adaylarında empati -yardım
etme eğilimi ilişkisi ve yardım etme eğiliminin bazı
psikososyal değişkenler açısından incelenmesi. Pamukkale
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 15, 31-41.
Eisenberg, N. (2000). Emotion, regulation, and moral
development. Annual Review of Psychology, 51, 665-697.
Eisenberg, N., Carlo, G., Murphy, B., & Van Court, P.
(1995). Prosocial development in late adolescence: A
longitudinal study. Child Development, 66, 1179-1197.
Eisenberg, N., & Miller, P. (1987). The relation of empathy
to prosocial and related behaviors. Psychological Bulletin,
101(1), 91-119.
Ekman, P. (1992). Are there basic emotions? Psychological
Review, 99, 550-553.
Greene, J., & Haidt, J. (2002). How and where does moral
judgement work? Trend in Cognitive Neuroscience, 6(12),
517-523.
Güngör, E. (2000). Ahlak psikolojisi ve sosyal ahlak.
İstanbul: Ötüken Neşriyat.
Haidt, J. (2003). The moral emotions. In R. J. Davidson, K.
R. Scherer, & H. H. Goldsmith (Eds.), Handbook of affective
sciences (pp. 852-870). Oxford: Oxford University Press.
Hardy, S. A. (2006). Identity, reasoning, and emotion: An
empirical comparison of three sources of moral motivation.
Motiv Emot, 30, 207-215.
Hart, D., & Fegley, S. (1995). Prosocial behavior and caring
in adolescence: Relations to self-understanding and social
judgement. Child Development, 66, 1346-1359.
Hart, D., Atkins, R., & Ford, D. (1999). Family influences on
the formation of moral identity in adolescence: longitudinal
analyses. Journal of Moral Education, 28(3), 375-386.
Helwig, C. C., & Jasiobedzka, U. (2001). The relation
between law and morality: Children’s reasoning about
socially beneficial and unjust laws. Child Development,
72(5), 1382-1393.
Higgins, E. T. (1997). Beyond pleasure and pain. American
Psychologist, 52, 1280-1300.
Higgins-D’Alessandro, A., & Power, F. C. (2005). Character,
responsibility, and the moral self. In D. Lapsley & F. C.
Power (Eds.), Character psychology and character education
(pp. 101-120). Notre Dame, IN: University of Notre Dame
Press.
Hoffman, M. L. (1975). Moral internalization, parental
power and the nature of parent-child interaction.
Developmental Psychology, 11, 228-239.
Horn, S. S., Daddis, C., & Killen, M. (2008). Peer relationships
and social groups: Implications for moral education. In L. P.
Nucci & D. Narvaez (Eds.), Handbook of moral and character
education (pp. 267-287). New York: Routledge.
Kağıtçıbaşı, Ç. (2010). Benlik, aile ve insan gelişimi kültürel
psikoloji. İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları.
King, P. M. & Mayhew, M. J. (2002). Moral judgement
development in higher education: Insights from the defining
issues test. Journal of Moral Education, 31(3), 247-270.
Kohlberg, L. (1973). The claim to moral adequacy of
a highest stage of moral judgement. The Journal of
Philosophy, 70(18), 630-646.
Kohlberg, L. (1976). The quest for justice in 200 years
of American history and in contemporary American
education. Contemporary Education, 48(1), 5-16.
Kohlberg, L. (1977). The implications of moral stages for
adult education. Religious Education, 72(2), 183-201.
Kohlberg, L., Candee, D. (1984). The relationship of
moral judgement to moral action. In W. M. Kurtines &
J. J. Gewirtz (Eds.), Morality, moral behavior, and moral
development (pp. 52-73). New York: Wiley.
858
Lapsley, D. K., & Lasky, B. (1999). Prototypic moral
character. Identity, 1, 345-363.
Matsuba, K., & Walker, L. J. (1998). Moral reasoning in
the context of ego functioning. Merrill-Palmer Quarterly,
44(4), 464-483.
McCann, T. V., & Clark, E. (2003). Grounded theory in
nursing research: Part 1-methodology. Nurse Research,
11(2), 7-18.
Miller, S. (2003). Analysis of phenomenological data
generated with children as research participants. Nurse
Researcher, 10(4), 68-82.
Morton, K. R., Worthley, J. S., Testerman, J. K., & Mahoney,
M. L. (2006). Defining features of moral sensitivity and
moral motivation: Pathways to moral reasoning in medical
students. Journal of Moral Education, 35(3), 387-406.
Onur, B. (2008). Gelişim psikolojisi: Yetişkinlik, yaşlılık,
ölüm. Ankara: İmge Kitabevi Yayınları.
Piaget, J. (1932). The moral judgement of child. New York:
The Free Press.
Power, F. C. (2004). Moral self in community. In D. K.
Lapsley & D. Narvaez (Eds.), Moral development, self and
identity (pp. 47-64). Mahwah, NJ: Erlbaum.
Pratt, M. W., Hunsberger, B., Pancer, M. S., & Alisat,
S. (2003). A longitudinal analysis of personal value
socialization: Correlates of a moral self-ideal in late
adolescence. Social Development, 12, 563-585.
Prinz, J. J. (2006). The emotional basis of moral judgements.
Philosophical Exploration, 9(1), 29-43.
Punch, K. F. (2005). Sosyal araştırmalara giriş nitel ve nicel
yaklaşımlar. Ankara: Siyasal Kitabevi.
Rest, J. R., Narvaez, D., Thoma, S., & Bebeau, M. (2000). A
neo-Kohlbergian approach to morality research. Journal of
Moral Education, 29(4), 381-395.
Rozin, P., Lowery, L., Imada, S., & Haidt, J. (1999). The
CAD triad hypothesis: A mapping between three moral
emotions (Contempt, Anger, Disgust) and Three Moral
Codes (Community, Autonomy, Divinity). Journal of
Personality and Social Psychology, 76(4), 574-586.
Silfver, M. (2007). Coping with guilt and shame: A narrative
approach. Journal of Moral Education, 36(2), 169-183.
Smith, J. A., & Eatough, V. (2007). Interpretative
phenomenological analysis. In A. Coyle & E. Lyons (Eds.),
Analysing qualitative data in psychology: A practical &
comparative guide (pp. 35-50). London: Sage.
Staub, E. (1993). Individual and group selves: Motivation,
morality, and evolution. In G. G. Noam & T. E. Wren (Eds.),
The moral self (pp. 337-358). Cambridge, MA: The MIT Press.
Strauss, A., & Corbin, J. (1998). Basics of qualitative
research: Techniques and procedures for developing grounded
theory. London: Sage.
Tangney, J. P., Stuewig, J., & Mashek, D. (2007). Moral
emotions and moral behavior. Annual Review of Psychology,
58, 345-372.
Tappan, M. B. (2006). Moral functioning as mediated
action. Journal of Moral Education, 35(1), 1-18.
Tozlu, N. (1997). Şahsiyet, sorumluluk ve görev bilinci.
Felsefe Dünyası, 23, 22-27.
Tracy, J. L., & Robins, R. W. (2004). Putting the self into
self-conscious emotions: A theoretical model. Psychological
Inquiry, 15(2), 103-125.
Weiner, B. (2006). Social motivation, justice, and the moral
emotions: An attributional approach. London: Lawrence
Erlbaum Associates, Publishers.
Yıldırım, A. ve Şimşek, H. (2006). Sosyal bilimlerde nitel
araştırma yöntemleri. Ankara: Seçkin Yayıncılık.
Yüksel, A., Mil, B. ve Bilim, Y. (2007). Nitel araştırma:
Neden, nasıl, niçin? Ankara: Detay Yayıncılık.
Download

İndir (Türkçe PDF)