İL
: SİVAS
TARİH : 27.03.2015
‫وآتُو الاِّسَاووصَلق و َُِِصتن نِ لْلةن َووْلَِونَ فل ن‬
‫لُو فوع َْلَِّ ُ و ف ل َو فوْل‬
‫ف‬
َ َ َ
َ
1
‫َشي ٍَ نلم فسهُلةَوفاصلَِ ُ َُ هُ َ ن‬
‫صلم نريئص‬
َ ‫لهسيئ‬
‫ف‬
HAYIR(LI) 'EŞ'TE ACELE EDİNİZ!
Muhterem Müslümanlar!
İslâm, âilenin yapısına büyük bir önem
vermektedir. Sağlam temeller üzerine inşâ edilen
âilelerin, dâimâ toplumun yapısını koruyup
güzelleştirdiği; buna karşılık, birbirlerine rûhî
bakımdan denk olmayan eşler ve nefsânî
münâsebetlerle
yanlış
temeller
üzerinde
kurulmuş yuvaların, toplumlara büyük zararlar
verdiği tarihi bir gerçektir. Bu sebeple İslâm’ın
âile ile hedeflediği gâye, huzurlu ve mesud bir
toplum
meydana
getirmektir.
İslamda
hedeflenen huzur sarayının sarsılmaz direği
sâlih erkek, saâdet bahçelerinin en kıymetli
süsüde sâliha kadındır. Takvâ üzere yaşanan bir
âile hayatı da, kulu ilâhî muhabbete götüren
müstesnâ bir köprüdür.
Peki muhabbet köprüsü olacak mukaddes
bir yuva kurmak isteyen gençler, hayatını
birleştirmeyi düşündüğü bir kimseyle evlilik
öncesi tanışma ve görüşme safhalarında nelere
dikkat etmeli, hangi kurallara riâyet etmelidir?
Bu hususta birkaç madde hâlinde şunları
söyleyebiliriz:
Öncelikle eş seçiminde peygamberimizin
şu tavsiyesine kulak verilmelidir; “Kadın, dört
sebepten biri için nikâhlanır: Malı, soyu,
güzelliği ve dindarlığı. Sen (diğerlerini geç),
dindar olanı seç. (Aksi hâlde) sıkıntıya
düşersin.”2
Kıymetli Müslümanlar!
Eş seçiminden emin olduktan sonra
nişanlılık dönemini geçerli bir mâzeret
olmadıkça uzatmayıp nikâhta acele etmek
gerekir. Çünkü Peygamber Efendimiz SAV bir
defasında Hazret-i Ali (ra)’a hitaben şöyle
buyurmuştur: “Ey Ali! Üç şeyi geciktirme: Vakti
1
Nisa 4
2
Buhârî, Nikâh, 15; Müslim, Radâ, 53
giren namazı, hazırlanan cenâzeyi, dengini
bulduğun
bekâr
kadını
(veya
erkeği
3
evlendirmeyi.)”
Nişanlanmış olan erkek ve kadın,
birbirleri ile görüşürken, hiçbir zaman baş başa
kalmamalıdır. Zira hadîs-i şerîfte: “Sizden kim
Allâh’a ve âhiret gününe inanıyorsa, yanında
mahremi olmayan bir kadınla baş başa kalmasın.
Çünkü bunu yaparsa üçüncüleri şeytan
olur.”4 buyrulmuştur.
Düğünden evvel evin bütün ihtiyaçlarının
iğneden ipliğe tamamlanması hususu şart
koşularak, taraflara veya âile büyüklerine maddî
bir külfet yüklenmemelidir.
Düğün merasimlerine, bereket olması için
toplumun her kesiminden insanlar dâvet
edilmelidir. Nitekim Peygamber Efendimiz:
“Zenginlerin dâvet edilip fakirlerin çağırılmadığı
düğün yemeği ne fenâ bir yemektir.”5
buyurmuştur.
Kıymetli Kardeşlerim!
Özellikle tesettüre uygun olmayan
gelinliklerden,
İslâma
aykırı
düğün
merâsimlerinden şiddetle kaçınılmalıdır. Meşrû
hudutların çiğnendiği ortamlarla evlilik gibi
mukaddes bir yuvanın temeli daha baştan bozuk
bir sûrette atılmamalıdır.
Ayrıca evlilik esnasında erkeğin üzerine
farz olan mehir eşler arasında görüşülmelidir.
Yukarıda metnini okuduğum ayeti kerimede
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor; "Kadınlara
mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin;
eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size
bağışlarlarsa onu da afiyetle yeyin."6
Şu unutulmamalıdır ki evlilik, aslâ basit
ve nefsânî bir beraberlikten ibâret değildir. Dînî
ve ahlâkî duygularla temellendirilmeyen, geçici
heveslerle kurulan âile yuvaları, maalesef yersiz
boşanmalarla hüsrana uğramaktadır.7
Sezai BEKDEMİR
Uzman Vaiz
3
Tirmizî, Salât, 13
Buhârî, Nikâh, 111, 112; Müslim, Hacc, 424
5
Buhârî, Nikâh, 72
6
Nisa 4
7
Bu hutbe Genç Dergisi’nden istifade
hazırlanmıştır.
4
edilerek
Download

27.03.2015 hayırlı eş`te acele ediniz