Mealli
Dua Mecmuası
Derleyen
‫مجموعة األدعية المأثورة‬
‫مجعها‬
‫اح َوالْ َم َسا ِء‬
َّ ‫أَذ َْك ُار‬
ِ َ‫الصب‬
SABAH ve AKŞAM
DUALARI
‫اح‬
ِ ‫الص َب‬
َّ ‫َأ ْذ َك ُار‬
:‫ول‬
ُ ‫الص ْب ِح َي ُق‬
ُّ ‫َب ْع َد َصلاَ ِة‬
ِ
َ
‫ار ْك َت‬
َ ‫السالَ ُم َت َب‬
َّ ‫السالَ ُم َوم ْن َك‬
َّ ‫ال َّل ُه ََّم أ ْن َت‬
1 ‫ل والإْ ِ ْكرام‬
ِ َ
َ ِ َ‫َو َت َعا َل ْي َت َيا َذا ا ْل َجلا‬
ِ ِ‫هلل َوا ْل َحم ُد لهل‬
ِ ‫ان ا‬
َ ‫ ُس ْب َح‬:‫ويقول بعد ذلك‬
ْ
ُ ‫هلل َوا‬
ُ ‫ال ا‬
‫ال ُق َّو َة‬
َ ‫ال َح ْو َل َو‬
َ ‫هلل َأ ْك َب ُر َو‬
َ ‫َو‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
2
ِ ‫ال بِا‬
‫يم‬
َّ ‫ِإ‬
ِ ‫هلل ا ْل َع ِل ِّي ا ْل َع ۪ظ‬
SABAH
DUALARI
Sabah
namazından
sonra
Sabah namazını kıldıktan sonra sırasıyla şunları okur:
1. Allahım, selam Sensin, selam ve selamet de Sendendir. Çok yücesin, hayrın ve bereketin sınırsızdır ya Ze’l-Celâli ve’l-İkram.
2. Allah’ı tüm noksan sıfatlardan tenzih ederim; bütün hamdler, övgüler, Âlemlerin Rabbi Allah’adır; Allah’tan başka tanrı yoktur;
Allah çok büyüktür; güç ve kuvvet, yüce ve kuvvet sahibi olan
Allah’ındır.
9
ُ ‫ ﴿ َا‬:‫ثم يقرأ‬
‫وم‬
َ ‫هلل‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
ُ ‫ال ُه َو َا ْل َح ُّي ا ْل َق ُّي‬
ِ
ِ ‫ال َنو ٌم َل ُه َما ِفي السمو‬
‫ات‬
َ
َ ٰ َّ
ْ َ ‫ال َت ْأ ُخ ُذ ُه س َ���ن ٌة َو‬
1.
‫ض َم ْن َذا ا َّل ۪ذي َي ْش��� َف ُع ِع ْن َد ُ ٓه‬
ِ ‫َو َم���ا ِف���ي الأْ َ ْر‬
Sonra Ayetü’lَّ ‫ِإ‬
Kürsî’yi
okur. ‫م‬
ۚ ْ ‫���ن َأ ْي ۪ديهِ ْم َو َما َخ ْل َف ُه‬
َ ‫���ه َي ْع َل ُم َما َب ْي‬
ۘ ۪ ‫ال ِبإ ِْذ ِن‬
Ayetü’l-Kürsî’nin
‫وال ي ۪حيطون بِش‬
َّ ‫���ي ٍء ِم ْن ِع ْل ِم ۪ه ٓ ِإ‬
َ ‫ال ب َِما‬
meali: ‘Allah ki, ‫شا ٓ َء‬
ْ َ َ ُ ُ َ َ
Ondan başka ilâh
ِ ‫َو ِس َع ُكر ِسي ُه السمو‬
‫ال َي ٖ ُؤۧ ُد ُه‬
َ ‫ض َو‬
َ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ ُّ ْ
yoktur; dâima diri,
(yarattıklarını)
ِ
ِ
۪
1 ﴾‫ظيم‬
ُ ‫ح ْف ُظ ُه َم ۚا َو ُه َو ا ْل َعل ُّي ا ْل َع‬
koruyup-yöneten
ve hayatlarını de- ِ ِ‫ َا ْلحمد لهل‬،)٣٣( ‫هلل‬
ِ ‫ان ا‬
َ ‫ ُس ْ���ب َح‬:‫ث���م يق���ول‬
ُ ْ َ
vam
ettirendir.
2 )٣٣( ‫هلل َأ ْكبر‬
ُ ‫ َا‬،)٣٣(
Ona ne uyuklama
َُ
ârız olur, ne de
‫ال‬
َ " ‫ ثم يقول مائ���ة مرة‬...‫ث���م يدع���و ما ش���اء اهلل‬
uyku. Göklerde
ne varsa, yerde ne
3 "ُ‫ال اهلل‬
َّ ‫ِإ ٰل َه ِإ‬
varsa hepsi Onundur. İzni olmadan
kim Onun katında şefâatte bulunabilir? Önlerinde ne varsa, arkalarında ne varsa, hepsini bilmektedir. Onun ilminden, kendisinin
dilediği miktarın dışında bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü,
gökleri ve yeri kaplamıştır. (Gökleri ve yeri) koruyup gözetmek,
Ona ağır gelmez. O, yücedir, azamet sahibidir.’
2. Bundan sonra 33’er defa ‘Sübhânallah’, ‘Elhamdülillâh’, ‘Allahu
Ekber’ çekilir.
3. Sonra dua eder. Duadan sonra da 100 defa ‘Lâ ilâhe illâllah’ der.
10
ِ ِ
ِ ‫الشي َط‬
َ
،‫يم‬
‫ان‬
ِ ‫الر ۪ج‬
ْ َّ ‫ أ ُعو ُذ بِاهلل م َن‬:‫ثم يقول‬
َّ
ِ ‫بِس ِم ا‬
1 ‫حيم‬
‫هلل الرحمن‬
ِ ۪ ‫الر‬
ْ
َّ ِ ٰ ْ َّ
‫ال َأ ْن َت َخ َل ْق َت ۪ني‬
َ ‫���م َأ ْن َت َر ّب۪ي‬
َّ ‫���ه ِإ‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
ََّ ‫ال َّل ُه‬
ِ ‫���دكَ َو َأ َن���ا َع ٰلى َع ْه‬
‫���دكَ َو َو ْع ِدكَ َما‬
ُ ‫َو َأ َن���ا َع ْب‬
‫اس َت َط ْع ُت َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َش ِّر َما َص َن ْع ُت َأ ُبوٓ ُء‬
ْ
‫اغ ِف ْر‬
َ ‫َل‬
ْ ‫���ك ِب ِن ْع َم ِت َك َع َل َّي َو َأ ُب���وٓ ُء َل َك ب َِذ ْنب۪ي َف‬
2 )٣( ‫ال َأ ْنت‬
َ ‫۪لي َف ِإ َّن ُه‬
َ َّ ‫وب ِإ‬
َ ‫ال َي ْغ ِف ُر الذُّ ُن‬
ِ ‫���م ا‬
ِ ‫اس‬
‫���م ۪ه َش���ي ٌء‬
َ ‫هلل ا َّل ۪ذي‬
ِ ‫ب ِْس‬
ْ ‫ال َي ُض ُّر َم َع‬
ْ
۪ ‫ال ِفي الس���م َا ٓ ِء َو ُهو الس‬
‫يع‬
َ ‫ض َو‬
ِ ‫ِفي الأْ َ ْر‬
ُ ‫���م‬
َّ َ
َّ
3
)٣( ‫ا ْلع ۪ليم‬
ُ َ
1. Sonra istiâze ile
besmele çeker. Bunların manaları şöyledir: ‘(Allah’ın rahmetinden) kovulmuş
şeytandan Allah’a
sığınırım. Rahmân
ve Rahîm Allah’ın
adıyla.’
2. Bunu takiben şu
duaları okur:
Allahım, Sen, benim Rabbimsin; Senden başka ilâh yoktur. Beni
Sen yarattın; ben, Senin kulunum ve gücüm yettiğince Sana olan
ahdime ve vaadime bağlıyım. İşlediklerimin (kötülüklerin) şerrinden Sana sığınırım. Üzerimdeki nimetlerini itiraf eder; günahlarımı da ikrar ederim. Beni bağışla. Zira günahları bağışlayan ancak
Sensin. (3 defa)
3. Adı(nın anılması)yla ne yerde ne de gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın ismiyle ki, O Semî ve Alîm’dir.(3 defa)
11
1. Mahlûkâtının şerrinِ ‫ات ا‬
den Allah’ın tasta- ‫ــــــر ما‬
ِ ‫ـام‬
ِ ‫َأ ُعو ُذ ب َِك ِلم‬
َّ ‫هلل‬
َ ِّ ‫ـات ِم ْـن َش‬
َّ ‫الت‬
َ
mam kelimelerine
1 )١( ‫خ َلق‬
sığınırım.(1 defa)
َ َ
2. (Allah’ın rahmeِ ِ ‫يع ا ْل َع ۪ل‬
ِ
۪ ‫هلل الس‬
ِ ‫الش���ي َط‬
َ
tinden) kovulmuş ‫ان‬
ِ ‫���م‬
ْ َّ ‫يم م َن‬
َّ ‫أ ُع���و ُذ بِ���ا‬
şeytanın şerrinِ ‫ بِس ِم ا‬2 )٣( ‫يم‬
‫هلل الرحمن‬
den, her şeyi işiten ‫﴿ه َو‬
ِ ‫الر ۪ح‬
ِ ‫الر ۪ج‬
ُ ‫يم‬
ْ
َّ ِ ٰ ْ َّ
َّ
ve bilen Allah’a sıٓ َ ‫هلل ا َّل ۪ذي‬
ُ ‫ا‬
‫الش َه َاد ِة‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َّ ‫ال ُه َۚو َعا ِل ُم ا ْل َغ ْي ِب َو‬
ğınırım. (3 defa)
3. Rahmân ve Rahîm
ٓ َ ‫هلل ا َّل ۪ذي‬
۪ ‫ُه���و الر ْحم ُن‬
ُ ‫���و ا‬
‫ال ِإ ٰل َه‬
Allah’ın adıyla..
ٰ َّ َ
َ ‫ ُه‬3 ‫يم‬
ُ ‫الرح‬
َّ
‘O, öyle Allah’tır ki,
ِ
ِ
‫�ل�ا ُم ا ْل ُم ْؤم ُن‬
ۚ ‫ال ُه‬
َّ ‫ِإ‬
ُ ‫���وَ َا ْل َمل‬
َ ‫الس‬
ُّ ‫���ك ا ْل ُق‬
ُ ‫���د‬
َّ ‫وس‬
Ondan başka ilâh
yoktur. Görülme- ‫ـم���ن ا ْلع ۪زيز ا ْلجب���ار ا ْلمت َكبِر س���بحان‬
َ َ ْ ُ ۘ ُ ّ َ ُ ُ َّ َ ُ َ ُ ِ ‫ا ْل ُم َه ْي‬
yeni ve görüleni bilendir. O, Rahmân, ‫هلل ا ْلخا ِلق ا ْلبارِئ‬
ِ ‫ا‬
َ ‫هلل َع َّما ُي ْش ِ���ر ُك‬
ُ َ ُ َ ُ ‫ ُه َو ا‬4 ‫ون‬
Rahîm’dir.
4. O, öyle Allah’tır ki, ‫ى يسـبِـح َله ما ِفي‬
َ ُ ُ ّ َ ُ ۘ ‫ا ْل ُم َص ِّو ُر َل ُه الأْ َ ْس َما ٓ ُء ا ْل ُح ْس ٰن‬
Ondan başka ilâh
۪
ِ ‫السمو‬
yoktur. Melik (her
5 ﴾‫كيم‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ
ُ ‫ضۚ َو ُه َو ا ْل َع ۪ز ُيز ا ْل َح‬
şeyin hükümdârı),
Kuddûs (her şeyi
tertemiz yapan ve her türlü kiri gideren ve Kendisi her türlü lekeden münezzeh), Selâm (esenlik veren), Mü’min (emniyete erdiren), Müheymin (her şeyi gözetip koruyan), Azîz (üstün, gâlib),
Cebbâr (kullarını iradesi istikametine yönelten), Mütekebbir
(yegâne büyüklük ve azamet sahibi)’dir. Allah, kendisine şirk koşup durduklarından ve şirk koşmalarından münezzehtir.
5. O, (her şeyi) Yaratan, mahlûkuna belli mertebelerden ve süzgeçlerden geçirerek varlık, ahenk ve en güzel şekli verendir. Onundur
en güzel isimler. Göklerde ve yerde ne varsa, Onu tesbih eder. O
Azîz’dir, Hakîm’dir.’
12
ُ ‫���د ۝ َا‬
ُ ‫���و ا‬
‫الص َم ُد ۝ َل ْم‬
ْ ‫﴿ ُق‬
ٌ ‫هلل َأ َح‬
َّ ‫هلل‬
َ ‫���ل ُه‬
ً‫���ه ُك ُفوا‬
ْ ‫ــ���م ُيــو َل‬
ْ ‫َيــ ِل‬
ُ ‫���م َي ُك ْن َل‬
ْ ‫ــ���د ۝ َو َل‬
ْ ‫ـ���د َو َل‬
1
)٣( ﴾‫َأح ٌد‬
ِ
َ ْ ‫﴿ ُق‬
‫���ر َما‬
ِّ ‫ِ���ر ِّب ا ْل َف َلقِ ۝ م ْن َش‬
َ ‫���ل أ ُع���و ُذ ب‬
َ
ِ
ِ ‫���ر َغ‬
‫اسقٍ ِإ َذا َو َق َب ۝ َو ِم ْن‬
ِّ ‫َخ َل َق ۝ َوم ْن َش‬
ِ ‫ات ِفي ا ْل ُع َق ِد ۝ َو ِم ْن َش ِر َح‬
ِ ‫الن َّفا َث‬
‫اس ٍد‬
َّ ‫���ر‬
ّ
ِّ ‫َش‬
)٣( ﴾‫ِإ َذا حس َد‬
َ َ
ِ
‫اس‬
ِ ‫الن‬
ِ ‫الن‬
ْ ‫﴿ ُق‬
َّ ‫���اس ۝ َمل ِك‬
َّ ‫���ل َأ ُعو ُذ ب َِر ِّب‬
2
‫اس‬
ِ ‫اس ا ْل َخ َّن‬
ِ ‫اس ۝ ِم ْن َش ِّر ا ْل َو ْس َو‬
ِ ‫الن‬
َّ ‫۝ ِإ ٰل ِه‬
‫اس ۝ ِم َن‬
ِ ‫الن‬
َّ ِ‫س ۪في ُص ُدور‬
ُ ‫۝ َا َّل ۪ذي ُي َو ْس ِو‬
3 )٣( ﴾‫اس‬
ِ ‫الن‬
َّ ‫ا ْل ِج َّن ِة َو‬
1. ‘De ki: O Allah birdir. Allah, Samed’dir
(her şey Ona muhtaç, fakat O, hiçbir
şeye muhtaç değildir). Doğurmamıştır
ve doğurulmamıştır.
Hiçbir şey Onun
dengi olmamıştır.’ (3
defa)
2. ‘De ki: Karanlığı yarıp sabahı getiren Rabb’e sığınırım,
Mahlûkatının şerrinden; Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden; * Düğümlere üfleyenlerin şerrinden; Ve hased ettiği zaman
hasetçinin şerrinden.’ (3 defa)
3. ‘De ki: Sığınırım insanların Rabbi’ne, İnsanların Meliki’ne, İnsanların İlâhı’na, O sinsi mi sinsi vesvese verip duranın şerrinden ki,
İnsanların göğüslerine fısıldar durur, Cinlerden ve insanlardan
olur.’ (3 defa)
13
ِ ‫ان ا‬
‫ي���ن‬
َ ‫ي���ن ُت ْم ُس‬
َ ‫���ــب َح‬
َ ‫���ون َو ۪ح‬
َ ‫هلل ۪ح‬
ْ ‫﴿ َف ُس‬
ِ ‫���د ِفي الس���مو‬
‫ات‬
َ ‫ُت ْصب ُِح‬
ُ ‫���ه ا ْل َح ْم‬
ُ ‫���ون ۝ َو َل‬
َ ٰ َّ
‫ون ۝ ُي ْخ ِر ُج‬
ِ ‫َوالأْ َ ْر‬
َ ‫ين ُت ْظهِ ُر‬
َ ‫ض َو َع ِش ّياً َو ۪ح‬
ِ ‫ا ْل َح‬
ِ ‫���ن ا ْلمي‬
‫���ن‬
ِ ‫ِ���ت َو ُي ْخ‬
َ ‫���ر ُج ا ْل َم ّي‬
َ ‫ِ���ت ِم‬
ّ َ َ ‫���ي م‬
َّ
‫ض َب ْع َد َم ْو ِت َها َو َك ٰذ ِل َك‬
‫الح‬
َ ‫���ي َو ُي ْـحيِي الأْ َ ْر‬
ِّ َ ْ
1
﴾‫ون‬
َ ‫ُت ْخ َر ُج‬
‫ِ���ك َأ ْص َب ْح َنـا َوب َِك َأ ْم َس ْ���ي َنا َوب َِك‬
َ ‫���م ب‬
ََّ ‫ال َّل ُه‬
‫ور‬
ُ ‫َن ْح َيا َوب َِك َن ُم‬
ُ ‫وت َو ِإ َل ْي َك ال ُّن ُش‬
‫َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ ا َّل ۪ذي َأ ْح َيا َنا َب ْع َد َما َأ َما َت َنا َو ِإ َل ْي ِه‬
4 ‫ك‬
َ ‫ال َأ ْن َت‬
َ 3 ‫ور‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َ ‫يك َل‬
َ ‫ال َش ۪ر‬
ُ ‫ال ُّن ُش‬
2
1. ‘Akşama girer ve
sabaha
ererken
Allah’ı tesbih edin.
Göklerde ve yerde, geceye girildiğinde de, öğleye ulaştığınızda da hamd, Ona mahsustur. Ölüden
diriyi çıkarıyor; diriden de ölüyü çıkarıyor ve ölümünden sonra da
yeri diriltiyor. Siz de (topraktan) işte böyle çıkarılacaksınız.’
2. Allahım, Senin inayetinle sabahladık, Senin inayetinle akşamladık,
Senin inayetinle yaşar Senin izninle ölürüz ve dönüş Sanadır.
3. Hamd, bizi öldürdükten sonra dirilten Allah’a mahsustur. Dönüş,
Onadır.
4. Senden başka ilâh yoktur. Senin ortağın da bulunmaz.
14
‫ُس ْب َحا َن َك ال َّل ُه َّم َأ ْس َت ْغ ِف ُركَ ِل َذ ْنب۪ي َو َأ ْس َأ ُل َك‬
1 َ ‫رحمت‬
‫ال ُت ِز ْغ‬
َ ‫���م زِ ْد ۪ن���ي ِع ْلم���اً َو‬
ََ ْ َ
ََّ ‫���ك َال َّل ُه‬
‫���ب ۪لي ِم ْن َل ُد ْن َك‬
ْ ‫َق ْلب۪���ي َب ْع َد إ ِْذ َه َد ْي َت ۪ني َو َه‬
‫اب‬
ُ ‫َر ْح َم ًة ِإ َّن َك َأ ْن َت ا ْل َو َّه‬
ٍ ‫���ل َع ٰلى س���ي ِِد َنا ُم َحم‬
‫���د َو َعلٰۤى‬
ِّ ‫���م َص‬
َّ
ّ َ
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ٍ
ِ ‫ٰا ِل س‬
‫���ي ِِد َنا‬
ّ ‫���يِد َنا ُم َح َّمد َك َما َص َّل ْي َت َع ٰلى َس‬
ّ َ
ِ
۪
۪
۪
ِ
‫يد‬
‫م‬
‫ح‬
‫ك‬
‫ن‬
‫إ‬
‫يم‬
‫ه‬
‫ر‬
‫ِب‬
‫إ‬
‫ا‬
‫ن‬
‫ِد‬
‫ي‬
‫س‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ٰۤى‬
‫ل‬
‫ع‬
‫و‬
ِ
ٌ َ َ َّ َ ٰ ْ َ ّ َ ٰ َ َ ‫يم‬
َ ‫إ ِْب ٰره‬
3 )١٠( ‫جيد‬
ٌ ۪ ‫َم‬
ٍ ‫َال َّل ُه���م َبارِ ْك َع ٰلى س���ي ِِد َنا ُم َحم‬
‫���د َو َعلٰۤى‬
َّ
ّ َ
ََّ
ٍ
ِ
َ‫ٰا ِل َس ّ���ي ِِد َنا ُم َح َّمد َك َما َب َار ْك َت َع ٰلى َس ّ���يِدنا‬
ِ
۪
۪
ِ
‫يد‬
ٌ ‫يم ِإ َّن َك َح ۪م‬
َ ‫يم َو َعلٰۤى ٰال َس ّيِدن َا إ ِْب ٰره‬
َ ‫إ ِْب ٰره‬
4 )١٠( ‫جيد‬
ٌ ۪ ‫َم‬
2
1. Seni (Sana yakışmayacak her şeyden) tenzih ederim.
Allahım, günahımı
bağışlamanı diler ve
rahmetini dilenirim.
2. Allahım, ilmimi
artır ve bana hidâyet
verdikten sonra kalbimi kaydırma; katından bana rahmet
lütfet; şüphesiz ki
Sen, çok lütufkârsın.
3. Allahım, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in
ailesine; Efendimiz İbrâhim’e ve Efendimiz İbrahim’in ailesine
salât ettiğin gibi salât et. Şüphesiz Sen, her bakımdan hamde lâyık
ve şânı yüce olansın. (10 defa)
4. Allahım, Efendimiz İbrahim’e ve Efendimiz İbrahim’in ailesine
bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz
Muhammed’in ailesine de bereket ihsan et. Şüphesiz Sen, her
bakımdan hamde lâyık ve şânı yüce olansın. (10 defa)
15
‫���ي َأ ْص َب ْح ُت ُأ ْش���هِ ُدكَ َو ُأ ْش���هِ ُد‬
ٓ ‫���م ِإ ۪ ّن‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫يع َخ ْل ِق َك‬
َ ‫���ك َو َملٰۤ ِئ َك َت‬
َ ‫َح َم َل َة َع ْر ِش‬
َ ‫���ك َو َج ۪م‬
َٓ ‫���ذي‬
۪ ‫هلل ا َّل‬
‫الٓ َأ ْن َت َو َأ َّن‬
َ ‫ِب َأ َّن‬
َّ ‫���ه ِإ‬
ُ ‫���ت ا‬
َ ‫���ك َأ ْن‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
1
)٣( ‫ك‬
َ ‫َو َر ُسو ُل‬
َ‫دا َع ْب ُدك‬
ً ‫ُم َح َّم‬
‫���ع َد ْي َك‬
َ ‫ َل َّب ْي‬،‫���ك‬
َ ‫���م َل َّب ْي‬
َ ‫َل َّب ْي‬
ْ ‫���ك َو َس‬
َّ ‫���ك ال َّل ُه‬
‫ َال َّل ُه ََّم‬2 ‫���ك َو ِم ْن َك َو ِإ َل ْي َك‬
َ ‫���ر ۪في َي َد ْي‬
ُ ‫َوا ْل َخ ْي‬
ٍ ‫���ن َح ِل‬
‫ف‬
ُ ‫َم���ا ُق ْل‬
ْ ‫���و ٍل َأ ْو َح َل ْف ُت ِم‬
ْ ‫���ت ِم‬
ْ ‫���ن َق‬
1. Allahım, Senden ‫ل‬
ْ ‫���ن َن‬
َ ‫َأ ْو َن‬
ٍ ‫���ن َع َم‬
ُ ‫���ذرٍ َأ ْو َع ِم ْل‬
ْ ‫���ت ِم‬
ْ ‫���ذ ْر ُت ِم‬
başka ilâh olmaَ ‫ َما ِش ْئ َت َك‬،‫َف َم ۪ش َيئ ُت َك َب ْي َن َي َد ْي ٰذ ِل َك ُك ِّل ِه‬
dığına ve Muham- ‫ان‬
med
(s.a.s.)’in
‫ال‬
َ ‫ال َح ْو َل َو‬
َ ‫َو َما َل ْم َت َش��� ْأ َل ْم َي ُك ْن َو‬
َّ ‫ال ُق َّو َة ِإ‬
Senin kulun ve
resûlün olduğu3 ‫شي ٍء َق ۪دير‬
‫بِك إنك على كل‬
ٌ
ْ َ ِّ ُ ٰ َ َ َّ ِ َ
na; Seni, hamele-i
arşını, meleklerini
ve bütün mahlûkatını şâhit tutarak sabahladım. (3 defa)
2. Buyur Allahım buyur, emrine geldim. Hayır, Senin elindedir;
Senden gelir ve yine Sana döner.
3. Allahım, bir söz söylemiş, bir yemin etmiş, bir nezir yapmış veya
bir amel işlemiş olmayayım ki, hepsini Sen önceden dilemiş olmayasın. Neyi ki diledin, o olmuştur; olmamasını dilediğin şey de
olmamıştır. Güç ve kuvvet ancak Sendendir; şüphesiz Senin her
şeye gücün yeter.
16
‫���ت ِم ْن َص�َل�اَ ٍة َف َع ٰلى َم ْن‬
ُ ‫���م َم���ا َص َّل ْي‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫َص َّل ْي َت َو َما َل َع ْن ُت ِم ْن َل ْع ٍن َف َع ٰلى َم ْن َل َع ْن َت‬
ً‫الد ْن َيا َوالاْ ٰ ِخ َر ِة َت َو َّف ۪ني ُم ْس ِلما‬
ُّ ‫ِإ َّن َك َو ِل ّي۪ي ِفي‬
1
‫ين‬
َ ‫ِالصا ِل ۪ح‬
َّ ‫َو َأ ْل ِح ْق ۪ني ب‬
َ َ ‫َال َّل ُه���م ِإ ۪ ّن‬
‫���د ا ْل َق ٰضى‬
َ ‫الر َضا َب ْع‬
ِّ ‫ي أ ْس���أ ُل َك‬
ٓ ََّ
‫الن َظ ِر ِإ ٰلى‬
ِ ‫���ر َد ا ْل َع ْي‬
َّ ‫ش َب ْع َد ا ْل َم ْو ِت َو َل‬
َّ ‫���ذ َة‬
ْ ‫َو َب‬
‫���وقاً ِإ ٰل���ى ِل َقا ِئ َك ِم ْن َغ ْي ِر َضر َاء‬
ْ ‫َو ْجهِ َك َو َش‬
َّ
‫ال ِف ْت َن ٍة ُم ِض َّل ٍة َو َأ ُعو ُذ ب َِك َأ ْن َأ ْظ ِل َم‬
‫م ِض‬
َ ‫���ر ٍة َو‬
َّ ُ
ِ ‫َأ ْو ُأ ْظ َل���م َأ ْو َأ ْع َت‬
‫���دى َع َل���ي َأ ْو‬
َ ‫���د َي َأ ْو ُي ْع َت‬
َ
َّ
1. Allahım, yaptığım
her duâ, Senin rahِ
۪
َ
َ
2 ‫ال ي ْغ َفر‬
met ettiğin, ettiğim
ُ ُ َ ً‫ أ ْكس َب َخ ٓط َيئ ًة أ ْو َذ ْنبا‬her lânet de Senin
lânet ettiğin kimsenin üzerine olsun.
Sen, dünyada ve Ahiret’te benim dostum ve velimsin; beni Müslüman olarak öldür ve sâlih (kul)ların arasına ilhak buyur.
2. Allahım, Senden, muzır bir şeye ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın, kazâya rızâ, ölümden sonra rahat bir hayat, cemâline bakma
lezzeti ve Sana kavuşma şevki istiyorum ve zulmetmekten ya da
zulme uğramaktan, düşmanlık etmekten veya düşmanlığa maruz
kalmaktan, hata işlemekten veya, bağışlanmayacak bir günaha
girmekten Sana sığınırım.
17
1. Gökleri ve yeri
yaratan, gayb ve
şehâdet âlemini
bilen, celâl ve
ikrâm sahibi Allahım, Sana şu dünya hayatında söz
veriyor ve Seni
şâhid tutuyorum.
Sen, şâhid olarak
yetersin.
ِ
ِ ‫اط���ر الس���مو‬
‫ض َعا ِل َم‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ َ ‫���م َف‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫���ه َاد ِة َذا ا ْل َجلاَ ِل َوالإْ ِ ْك َر ِام َف ِإ ۪ ّني‬
َّ ‫ا ْل َغ ْي ِب َو‬
َ ‫الش‬
ٓ
َ‫الد ْن َيا َو ُأ ْش���هِ ُدك‬
ُّ ‫َأ ْع َه ُد ِإ َل ْي َك ۪في ٰه ِذ ِه ا ْل َح َيا ِة‬
‫ال ِإ ٰل َه‬
‫ إ ۪ن‬1 ً‫َو َك ٰفى ب َِك َش���ه۪ يدا‬
َ ‫���ه ُد َأ ْن‬
َ ‫ي َأ ْش‬
ٓ ِّ
‫ َل َك ا ْل ُم ْل ُك‬،‫يك َل َك‬
َ َ‫ال َأ ْن َت َو ْح َدك‬
َّ ‫ِإ‬
َ ‫ال َش ۪ر‬
2 ‫شي ٍء َق ۪دير‬
‫ولك الحمد و َأنت على كل‬
ٌ
ْ َ ِّ ُ ٰ َ َ ْ َ ُ ْ َ ْ َ َ َ
‫َو َأ ْش َه ُد َأ َّن ُم َح َّمداً َع ْب ُدكَ َو َر ُسو ُل َك َو َأ ْش َه ُد‬
ِ
‫���اع َة ٰا ِت َي ٌة‬
َ ‫َأ َّن َو ْع‬
َ ‫الس‬
َّ ‫���دكَ َح ٌّق َول َقا َئ َك َح ٌّق َو‬
، ِ‫���ث َم ْن ِفي ا ْل ُق ُبور‬
َ
ُ ‫���ب ۪ف َيها َو َأ َّن َك َت ْب َع‬
َ ‫ال َر ْي‬
‫���ك إ ِْن َت ِك ْل ۪ن���يٓ ِإ ٰلى َن ْف ۪س���ي َت ِك ْل ۪ن���يٓ ِإ ٰلى‬
َ ‫َو َأ َّن‬
3
ٍ ‫َض ْع‬
‫ف َو َع ْو َز ٍة َو َذ ْن ٍب َو َخ ۪ط َيئ ٍة‬
2. Ben şehâdet ederim ki, Senden başka ilâh yoktur; birsin, ortağın bulunmaz; mülk
Senindir, hamd Sana mahsustur. Sen her şeye gücü yetensin.
3. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed (s.a.s.) Senin kulun ve
resûlündür. Vaadinin hak, Senin huzuruna çıkmanın da hak olduğuna, Kıyâmet saatinin geleceğine -bunda hiç şüphe olmadığınave kabirdekileri dirilteceğine de şehâdet ederim. Beni nefsimle
başbaşa bırakırsan, (bu takdirde) beni zaafa, muhtaçlığa, günaha
ve hataya itmiş olursun.
18
ِ ْ ‫���ك َف‬
‫���ر ۪ل���ي‬
َ ‫َو ِإ ۪ ّن���ي‬
َّ ‫���ق ِإ‬
َ ‫ال ب َِر ْح َم ِت‬
ُ ‫ال َأ ِث‬
ْ ‫اغف‬
ِ َ ‫ُذ ُنوب۪���ي ُك َّل َه���ا ِإ َّن ُه‬
‫ال َأ ْن َت‬
َّ ‫وب ِإ‬
َ ‫���ر الذُّ ُن‬
ُ ‫ال َي ْغف‬
۪ ‫اب‬
1 ‫حيم‬
‫وتب علي إنك َأنت التو‬
ُ ‫الر‬
َّ ُ َّ َّ َ ْ َ َّ ِ َّ َ َ ْ ُ َ
2 ‫ظ َة‬
َ ‫���و َم َوا ْل َي َق‬
ُ ‫َا ْل َح ْم‬
َّ ‫���د لهلِ ِ ا َّل ۪ذي َخ َل َق‬
ْ ‫الن‬
‫ َأ ْش َه ُد‬3 ‫َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ ا َّل ۪ذي َب َع َث ِني َسا ِلماً َس ِو ّي ًا‬
َ ‫أن ا‬
‫هلل ُي ْحيِ���ي ا ْل َم ْو ٰتى َو ُه َو َع ٰلى ُك ِّل َش���ي ٍء‬
َّ
ْ
۪
‫ َأ ْص َب ْح َنا َو َأ ْص َب َح ا ْل ُم ْل ُك لهلِ ِ َع َّز َو َج َّل‬4 ‫ير‬
ٌ ‫َقد‬
‫���د لهلِ ِ َوا ْل ِك ْب ِر َي ُاء َوا ْل َع َظ َم ُة لهلِ ِ َوا ْل َخ ْل ُق‬
ُ ‫َوا ْل َح ْم‬
َ ْ‫لأ‬
‫���ك ُن ۪فيهِ َما‬
ُ ‫ار َو َما َي ْس‬
ُ ‫���ر َوال َّل ْي‬
َّ ‫���ل َو‬
ُ ‫الن َه‬
ُ ‫َوا ْم‬
5
ِ‫الن َهار‬
ْ ‫اج َع‬
َ ‫لهلِ ِ َو ْح‬
َّ ‫���ل َأ َّو َل ٰه َذا‬
ْ ‫���م‬
ََّ ‫���د ُه َال َّل ُه‬
6
ً‫الحاً َو ٰا ِخ َر ُه َن َجاحا‬
َ ‫َصلاَ حاً َو َأ ْو َس َط ُه َف‬
1. Ben ancak Senin
rahmetine güveniyorum; günahlarımın
hepsini bağışla, zira
günahları ancak Sen
bağışlarsın. Tevbemi
kabûl et, zira Sen,
tevbeleri kabul eden
ve çok merhametli
olansın.
2. Uykuyu ve uyanıklığı yaratan Allah’a
hamd olsun.
3. Beni sağ-sâlim ve
her uzvum yerli yerinde dirilten Allah’a
hamd olsun.
4. Şehâdet ederim ki, Allah ölüleri diriltir ve O her şeye gücü yetendir.
5. Biz de, bütün mülk de, azîz ve celîl olan Allah’a ait olarak sabahladık. Hamd, Allah’a mahsustur; büyüklük ve azamet Allah’ındır.
Yaratma da, emir de, gece de gündüz de, gece ile gündüzü mesken tutmuş her şey de yalnızca Allah’a aittir.
6. Allahım, şu günün evvelini sulh ü salâh, ortasını felâh, sonunu da
her bakımdan muvaffakiyetli kıl.
19
1. Senden dünyanın da, Ahiretin
de hayrını istiyorum, ey merhamet
edenlerin en merhametlisi!
2.
َ َ
‫الد ْن َي���ا َوالاْ ٰ ِخ َر ِة َي���ا ٓ َأ ْر َح َم‬
ُّ ‫���ر‬
َ ‫أ ْس���أ ُل َك َخ ْي‬
ِ ‫الر‬
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ُعو ُذ ب َِك ِم َن ا ْل َه ِّم‬1 ‫ين‬
َ ‫اح ۪م‬
َّ
ٓ
ِ
ِ
َ
‫���ل‬
‫س‬
‫ك‬
‫ل‬
‫ا‬
‫و‬
‫ز‬
‫ج‬
‫ع‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ن‬
‫م‬
‫ِك‬
‫ب‬
‫ذ‬
‫���و‬
‫ع‬
‫أ‬
‫و‬
‫ن‬
‫���ز‬
‫ح‬
‫ل‬
َ
ِ
ْ
ْ
ْ
ِ َ َ ْ َ َ َ ُ ُ َ َ َ ‫َوا‬
‫���ن ا ْل ُج ْب ِن َوا ْل ُب ْخ ِل َو َأ ُعو ُذ ب َِك‬
َ ‫َو َأ ُعو ُذ ب َِك ِم‬
ِ ‫الر َج‬
2 )٣( ‫ال‬
َّ ‫ِم ْن َغ َل َب ِة‬
ِّ ‫الد ْي ِن َو َق ْه ِر‬
‫يك َل ُه‬
َ ِ ِ‫َأ ْص َب ْح َنا َو َأ ْص َب َح ا ْل ُم ْل ُك لهل‬
َ ‫ال َش ۪���ر‬
ِ ‫ َال َّل ُه���م َف‬،‫ال ُه���و َو ِإ َلي ِه ال ُّن ُش���ور‬
‫اط َر‬
َ
َ ‫ال ِإ ٰل‬
ُ
ََّ
ْ َ َّ ‫���ه ِإ‬
ِ ‫السمو‬
‫الش َه َاد ِة‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َّ ‫ض َعا ِل َم ا ْل َغ ْي ِب َو‬
َ ٰ َّ
ٍ
۪
‫ال‬
‫رب كل ش‬
َ ‫يك ُه َأ ْش َه ُد َأ ْن‬
َ ‫���يء َو َمل‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
ْ َ ِّ ُ َّ َ
ِ
۪
ِ ‫الشي َط‬
َ َ
‫ان‬
ْ َّ ‫أ ْن َت أ ُعو ُذ ب َِك م ْن َش ِّر َن ْفسي َو َش ِّر‬
‫َو َش َر ِك ۪ه َو َأ ْن َأ ْق َت ِر َف َع ٰلى َن ْف ۪سي ُسوٓ ًءا َأ ْو َأ ْن‬
3 )٤( ‫َأجره ع ٰلى مس ِلم‬
ٍ ْ ُ
َ ُ َّ ُ
Allahım, tasadan ve hüzünden
Sana
sığınırım;
acizlikten ve tembellikten de Sana
sığınırım; korkaklıktan ve cimrilikten yine Sana
sığınırım; borca
mağlub olmaktan
ve düşmanların kahrından da yine Sana sığınırım. (3 defa)
3. Biz de, bütün mülk de, Allah’a ait olarak sabahladık; Onun ortağı
yoktur; Ondan başka ilâh yoktur ve dönüş Onadır. Gökleri ve
yeri belli bir sistemde yaratan, gayb ve şehâdet âlemini bilen, her
şeyin Rabbi ve Sahibi olan Allahım, şehâdet ederim ki, Senden
başka ilâh yoktur. Nefsimin ve şeytanın şerrinden, onun ağından,
nefsime bir kötülük yüklemekten veya bir müslümana kötülük dokundurmaktan Sana sığınırım. (4 defa)
20
‫يث َأ ْص ِل ْح ۪لي‬
ُ ‫وم ب َِر ْح َم ِت َك َأ ْس َت ۪غ‬
ُ ‫َيا َح ُّي َيا َق ُّي‬
1
‫ي ِإ ٰلى َن ْف ۪سي َط ْر َف َة َع ْي ٍن‬
َ ‫َش ْأ ۪ني ُك َّل ُه َو‬
ٓ ‫ال َت ِك ْل ۪ن‬
‫َال َّل ُه ََّم َأ ْن َت َأ َح ُّق َم ْن ُذ ِك َر َو َأ َح ُّق َم ْن ُعب َِد‬
َ
‫���ر َم ِن ْاب ُت ِغي َو َأ ْر َأ ُف َم ْن َم َل َك َو َأ ْج َو ُد‬
ُ ‫َوأ ْن َص‬
َ
‫ َأ ْن َت ا ْل َم ِل ُك‬،‫���ع َم ْن َأ ْع ٰطى‬
ُ ‫َم ْن ُس��� ِئ َل َو َأ ْو َس‬
‫ال ِن َّد َل َك ُكلُّ َش���ي ٍء‬
َ ‫يك َل َك َوا ْل َف ْر ُد‬
َ
۪ ‫ال َش‬
َ ‫���ر‬
ْ
‫���ك‬
َّ ‫���اع ِإ‬
َّ ‫���ك ِإ‬
َ ‫ال ِبإ ِْذ ِن‬
َ ‫ال َو ْج َه‬
ٌ ‫َها ِل‬
َ ‫���ن ُت َط‬
ْ ‫���ك َل‬
1. Yâ Hayy, yâ
Kayyûm, rahmetin
hürmetine Senden
yardım diliyorum;
her halimi ıslah et ve
göz açıp kapayıncaya kadar olsun beni
nefsime bırakma.
2. Allahım, Sen adı
anılmaya en lâyık
‫���ك ُر‬
ُ ‫اع َف َت ْش‬
َّ ‫���ن ُت ْع ٰصـ���ى ِإ‬
ُ ‫ ُت َط‬2 ‫ال ب ِِع ْل ِم َك‬
ْ ‫ َو َل‬olansın; ibadet edilٍ ‫يد َو َأ ْد ٰنى َح ۪ف‬
ٍ ۪‫ َأ ْقر ُب َشه‬،‫ َو ُت ْع ٰصى َف َت ْغ ِفر‬meğe ancak Sen
،‫يظ‬
َ ُ
lâyıksın; Sensin yar۪ ‫ِالن َو‬
َ
‫اصي‬
‫ب‬
‫ت‬
‫���ذ‬
‫خ‬
‫أ‬
‫و‬
‫���وس‬
‫ف‬
‫ن‬
‫ال‬
‫ون‬
‫د‬
‫���ت‬
‫ل‬
‫ح‬
ْ
ْ
ِ
ُ
َ
ُّ
َ
َّ َ
ُ َ ُ dım istenilenlerin en
َ
çok yardım edeni,
3 ‫ال‬
َ ‫ــار َو َن َس ْـخ َت الاْ ٰ َج‬
َ ‫ َو َك َت ْب َت الاْ ٰ َث‬güç ve saltanat sahiplerinin en şefkatlisi; kapısında birşeyler dilenilenlerin en cömerdi ve verenlerin en
eli açığı. Sensin her şeyin sahibi ve hakimi; Senin ortağın yoktur;
Sensin eşi ve benzeri olmayan yegâne varlık. Senden başka her
şey helâke mahkûmdur. Sana, ancak Senin müsaaden ile itaat
edilir ve yine ancak malumatın dahilinde isyan edilir.
3. Sana itaat edilir, karşılığını verirsin, Sana isyan edilir, affedersin.
Her şeye en yakın şâhit Sen, en yakın koruyucu da Sensin. Nefislerin (arzularının) önüne geçersin; ve ense köklerinden yakalarsın.
(İnsanların) yaptıklarını yazdın ve ecellerini takdir ettin.
21
1.
ِ
ِ
،‫الس ُّر ِع ْن َدكَ َعلاَ ِن َي ٌة‬
ُ ‫َا ْل ُق ُل‬
ّ ‫وب َل َك ُم ْفض َي ٌة َو‬
‫���ت َوا ْل َح َر ُام َم���ا َحر ْم َت‬
َ ‫َا ْل َح�َل�اَ ُل َم���ا َأ ْح َل ْل‬
َّ
َ ْ‫لأ‬
‫���ت‬
ّ ۪ ‫َو‬
َ ‫���ر َم���ا َق َض ْي‬
ُ ‫الد‬
ُ ‫���ر ْع َت َوا ْم‬
َ ‫ي���ن َم���ا َش‬
ُ ‫���دكَ َو َأ ْن َت ا‬
‫هلل‬
َ ‫���ق َخ ْل ُق‬
ُ ‫َوا ْل َخ ْل‬
ُ ‫���ك َوا ْل َع ْب ُد َع ْب‬
۪ ‫ال���ر ُؤ ُف‬
‫ َأ ْس��� َأ ُل َك ب ُِن���ورِ َو ْجهِ َك‬1 ‫يم‬
ُ ‫الرح‬
َّ
َّ
۪ ‫ا َّل‬
َ ٓ ‫���ذ‬
‫ض‬
ُ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
ُ ‫���م َو‬
ُ ‫���ر َق ْت َل‬
ٰ ‫الس‬
َ ‫ي أ ْش‬
َّ ‫���ه‬
‫ين َع َل ْي َك‬
َ ‫الس���ا ِئ ۪ل‬
َّ ‫َوب ُِك ِّل َح ٍّق ُه َو َل َك َوب َِح ِّق‬
‫َأ ْن ُت ۪قي َل ۪ني ۪في ٰه ِذ ِه ا ْل َغ َدا ِة َو ۪في ٰه ِذ ِه ا ْل َع ِش َّي ِة‬
Kalbler Sana
2 ‫ك‬
akar; gizli Senin
َ ‫النارِ ِب ُق ْد َر ِت‬
َّ ‫َو َأ ْن ُت ۪ج َير ۪ني ِم َن‬
yanında ayândır.
ُ ‫﴿ح ْس���بِي ا‬
َ ‫هلل‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
ُ ‫ال ُه َوۘ َع َل ْي ِه َت َو َّك ْل‬
Helâl, Senin helâl ‫ت‬
َ
َ
kıldığın, haram da
3 )٧(﴾‫ـظـيـم‬
ِ ‫َو ُه َو َر ُّب ا ْل َع ْـر‬
ِ ۪ ‫ش ا ْل َع‬
haram kıldığındır.
Din, Senin teşrî
buyurduğun; emir, Senin hükmettiğin; mahlûk, Senin mahlûkun;
kul, Senin kulundur. Sen, Raûf ve Rahîm Allah’sın.
2. Göklerin ve yerin kendisiyle parıldadığı, yüzünün nuru hürmetine, Senin olan her bir hak hürmetine ve Senden isteyen kulların
hürmetine, Senden beni şu sabah ve şu akşam affetmeni ve kudretinle ateşten korumanı diliyorum.
3. Allah, bana yeter, Ondan başka ilâh yoktur. Ona tevekkül ettim;
O, Arş-ı Azîm’in Rabbi’dir. (7 defa)
22
ِ ‫ـينا بِا‬
‫ـال ِم ۪ديناً َوب ُِم َح َّم ٍد‬
َ ‫هلل َر ّب ًا َو ِبالإْ ِ ْس‬
َ ‫َر ۪ض‬
ِ ‫يت بِا‬
ً‫هلل َر ّب ًا َو ِبالإْ ِ ْس���ــلاَ ِم ۪دينا‬
ُ ‫ َر ۪ض‬،ً‫َر ُس���وال‬
‫ َال َّل ُه ََّم َما َأ ْص َب َح ب۪ي ِم ْن‬1 )٣( ً‫َوب ُِم َح َّم ٍد َنب ِّيا‬
‫ال‬
َ َ‫ِن ْع َم ٍة َأ ْو ِب َأ َح ٍد ِم ْن َخ ْل ِق َك َف ِم ْن َك َو ْح َدك‬
‫���ك ُر‬
ْ ‫الش‬
۪ ‫َش‬
َ ‫���ر‬
ُّ ‫يك َل َك َف َل َك ا ْل َح ْم ُد َو َل َك‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس��� َأ ُل َك ِم ْن َف ْج��� َأ ِة ا ْل َخ ْي ِر َو َأ ُعو ُذ‬
2
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْص َب ْح ُت‬3 ‫���ر‬
َّ ‫ب َِك ِم ْن َف ْج َأ ِة‬
ِّ ‫الش‬
ٓ
‫���ك ۪في ِن ْع َم ٍة َو َعا ِف َي ٍة َو َس ْ���ترٍ َف َأ ِت َّم ِن ْع َم َت َك‬
َ ‫ِم ْن‬
‫الد ْن َيا َوالاْ ٰ ِخ َر ِة‬
‫ع‬
ُّ ‫لي َو َعا ِف َي َت َك َو َس ْ���ت َركَ ِفي‬
َّ َ
ِ ‫���ت َع َلى ا‬
ُ ‫ َر ّبِ���ي ا‬4
‫ال ُه َو‬
َ ‫هلل‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
ُ ‫هلل َت َو َّك ْل‬
َ
۪
5 ‫ش ا ْلعظيـم‬
ِ َ ِ ‫َع َل ْي ِه َت َو َّك ْل ُت َو ُه َو َر ُّب ا ْل َع ْر‬
1. Rabb olarak
Allah’tan, din olarak
İslâm’dan, resûl olarak da Hz. Muhammed (s.a.s.)’den râzı
olduk. Rabb olarak
Allah’tan, din olarak
İslâm’dan, nebî olarak da Hz. Muhammed (s.a.s.)’den râzı
oldum. (3 defa)
2. Allahım, benim
üzerimde veya mahlûkatından herhangi
biri üzerinde şu sabaha çıkan her nimet ancak Sendendir. Ortağın yoktur; hamd, Sana mahsus şükür de Sana hastır.
3. Allahım, Senden sürpriz hayırlar diler ve beklenmedik şerlerden
Sana sığınırım.
4. Allahım, şu sabaha Senden gelen bir nimet, afiyet ile ve günahlarım
örtülmüş olarak çıktım. (Öyleyse) dünyada ve Ahiret’te üzerimdeki
nimetini, âfiyetini ve günahlarımı örtmeni tamamla.
5. Rabbim Allah, tevekkülüm de Allah’adır. Ondan başka ilâh yoktur. Ona tevekkül ettim. O, Arş-ı Azîm’in Rabbi’dir.
23
1. Yüce ve azamet
sahibi
Allah’tan
başka ilâh yoktur.
O, ne dilemişse
olmuş, olmamasını dilediği şey de
olmamıştır. Biliyorum ki, Allah’ın her
şeye gücü yeter ve
Allah, ilmiyle her
şeyi kuşatmıştır.
ِ ُ ‫ال ا‬
۪
ُ ‫ َما ش َا َء ا‬،‫يم‬
‫ان‬
َ
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َ ‫هلل َك‬
ُ ‫هلل ا ْل َعل ُّي ا ْل َعظ‬
ْ
َ
َ ‫���م َأ َّن ا‬
‫هلل َع ٰلى ُك ِّل‬
ُ ‫���م َي ُك ْن أ ْع َل‬
ْ ‫َو َما َل ْم َي َش���أ َل‬
َ ‫َشي ٍء َق ۪دير َو َأ َّن ا‬
ً‫اط ب ُِك ِّل َشي ٍء ِع ْلما‬
َ ‫هلل َق ْد َأ َح‬
ٌ
ْ
ْ
َ
‫ب‬
‫ر‬
‫���ت‬
‫ن‬
‫أ‬
‫���م‬
‫ه‬
‫ل‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ال َأ ْن َت َع َل ْي َك‬
‫ل‬
‫إ‬
‫ال‬
‫۪���ي‬
ِ
َ
ٰ
َّ ‫���ه ِإ‬
َّ
َ
ّ َ َ ْ ََّ ُ َ 1
‫���اء‬
ِ ‫َت َو َّك ْل ُت َو َأ ْن َت َر ُّب ا ْل َع ْر‬
ِ ‫ش ا ْل َع ۪ظ‬
َ ‫ َما َش‬،‫يم‬
ُ ‫ا‬
‫ال‬
َ ‫ال َح ْو َل َو‬
َ ،‫���ن‬
َ ‫هلل َك‬
ْ ‫ان َو َم���ا َل ْم َي َش��� ْأ َل ْم َي ُك‬
ِ ‫ال بِا‬
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ُعو ُذ‬2 ‫يم‬
َّ ‫ُق َّو َة ِإ‬
ِ ‫هلل ا ْل َع ِل ِّي ا ْل َع ۪ظ‬
‫ب َِك ِم ْن َش ِّر َن ْف ۪سي َو ِم ْن َش ِّر ُك ِّل َد َّاب ٍة َأ ْن َت ٰا ِخ ٌذ‬
ِ ‫ب َِن‬
3 ﴾‫اط مست ۪قيم‬
ٍ َ ْ ُ ٍ ‫اص َي ِت َها ﴿إ َِّن َر ّب۪ي َع ٰلى ِص َر‬
‫ال‬
َ ‫���ك لهلِ ِ َوا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َو‬
ُ ‫َأ ْص َب ْـح َنا َو َأ ْص َب َح ا ْل ُم ْل‬
ُ ‫ال ا‬
‫ ُله ا ْل ُم ْل ُك َو َل ُه‬،‫يك َل ُه‬
َ ‫هلل َو ْح َد ُه‬
َّ ‫ِإ ٰل َه ِإ‬
َ ‫ال َش ۪ر‬
4 ‫شي ٍء َق ۪دير‬
‫الحمد وهو على كل‬
ٌ
ْ َ ِّ ُ ٰ َ َ ُ َ ُ ْ َ ْ
2. Allahım, Sen Rabbimsin, Senden
başka ilâh yok;
Sana
tevekkül
ettim; Sen, Arş-ı
Azîm’in Rabbi‘sin.
Allah, neyi dilediyse o olmuş, olmamasını dilediği şey de olmamıştır; güç ve kuvvet, yüce ve azamet sahibi olan Allah’ındır.
3. Allahım, nefsimin ve perçemlerinden tuttuğun her canlının şerrinden Sana sığınırım. ‘Şüphesiz ki Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.’
4. Biz de, bütün mülk de Allah’a ait olarak sabahladık. Hamd, Allah’a
mahsustur. Başka ilâh yoktur, ancak Allah vardır. Onun ortağı
yoktur; mülk ve hamd Ona aittir. Onun her şeye gücü yeter.
24
‫َر ِّب ِإ ۪ ّن���ي َأ ْس��� َأ ُل َك َخ ْي َر َما ۪ف���ي ٰه َذا ا ْل َي ْو ِم‬
ِ
َ َ ‫َو َخي���ر َما َب ْع‬
‫���ر َما ۪في‬
ِّ ‫���د ُه َوأ ُعو ُذ ب َِك م ْن َش‬
َ ْ
‫ َر ِّب َأ ُعو ُذ ب َِك‬1 ‫���ر َما َب ْع َد ُه‬
ِّ ‫ٰه َذا ا ْل َي ْو ِم َو َش‬
‫ َر ِّب َأ ُعو ُذ ب َِك‬2 ‫���ل َو ُسوٓ ِء ا ْل ِك َب ِر‬
ِ ‫ِم َن ا ْل َك َس‬
3 ‫ر‬
ِ ‫اب ِفي ا ْل َق ْب‬
ٍ ‫النارِ َو َع َذ‬
ٍ ‫ِم ْن َع َذ‬
َّ ‫اب ِفي‬
،‫���ن ا ْل ُك ْف ِر َوا ْل َف ْق ِر‬
‫الله���م إ ۪ن‬
َ ‫ي َأ ُعو ُذ ب َِك ِم‬
ٓ ّ ِ َّ ُ َّ َ
‫ال ِإ ٰل َه‬
‫اللهم إ ۪ن‬
َ ‫اب ا ْل َق ْب ِر‬
ِ ‫ي َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َع َذ‬
ٓ ّ ِ َّ ُ َّ َ
4
)٣( ‫ت‬
َّ ‫ِإ‬
َ ‫ال َأ ْن‬
‫ َال َّل ُه ََّم َعا ِف ۪ني ۪في‬،‫���م َعا ِف ۪ني ۪في َب َد ۪ني‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫ال‬
َ ‫ َال َّل ُه ََّم َعا ِف ۪ني ۪في َب َص ۪ري‬،‫���م ۪عي‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
ْ ‫َس‬
5
)٣( ‫ت‬
َ ‫َأ ْن‬
1. Rabbim, bugün ve daha sonraki günlerin hayrını Senden ister,
bugün ve daha sonraki günlerin şerrinden ise Sana sığınırım.
2. Rabbim, tembellikten ve ihtiyarlığın dertlerinden Sana sığınırım.
3. Rabbim, Cehennem’deki ve kabirdeki azaptan Sana sığınırım.
4. Allahım, bedenime afiyet ver; Allahım, kulağıma afiyet ver; Allahım, gözüme afiyet ver. Senden başka ilâh yoktur. (3 defa)
5. Allahım, Sana sığınırım küfürden ve fakirlikten. Allahım, Sana
sığınırım kabir azabından. Senden başka ilâh yoktur. (3 defa)
25
ِ ‫ال بِا‬
ِ ‫هلل َوب َِحم‬
ِ ‫ان ا‬
‫هلل َما‬
َ ‫���د ۪ه‬
َّ ‫���و َة ِإ‬
َ ‫ُس ْ���ب َح‬
ْ
َّ ‫ال ُق‬
ُ ‫َش���ا ٓ َء ا‬
‫ان َو َما َل ْم َي َش��� ْأ َل ْم َي ُك ْن َأ ْع َل ُم َأ َّن‬
َ ‫هلل َك‬
ُ ‫هلل َع ٰلى ُك ِّل َش���ي ٍء َق ۪دير َو َأ َّن ا‬
َ ‫ا‬
‫اط‬
َ ‫هلل َق ْد َأ َح‬
ٌ
ْ
ً‫ِ���ك ِّل َش���ي ٍء ِع ْلم���ا‬
ُ ‫ب‬
ْ
‫ين َنب ِّي َِنا‬
ِ ‫ص َو َع ٰلى ۪د‬
ِ َ‫الإْ ِ ْسلاَ ِم َو َك ِل َم ِة الإْ ِ ْخلا‬
ٍ
۪
َ ِ ِ
ً‫يم َح ۪نيفا‬
َ ‫ َو َع ٰل���ى م َّلة أب َ۪ين���ا ٓ إ ِْب ٰره‬ ‫ُم َح َّم���د‬
‫ َال َّل ُه ََّم‬2 ‫ين‬
ِ ‫ان ِم َن ا ْل ُم ْش‬
َ ‫ُم ْس��� ِلماً َو َم���ا َك‬
َ ‫���ر ۪ك‬
‫َأ ْص َب ْح َنا َع ٰل���ى ِف ْط َر ِة‬
1.
1
Allah’a hamd
ederek tesbih ederim. Kuvvet ancak
Allah’ındır. Allah
ِ
her ne dilediyse ‫���ل وا ْلهر ِم وس���و ِء‬
‫إ ۪ن‬
ٓ ُ َ َ َ َ ِ ‫���ي َأ ُعو ُذ ب َِك م َن ا ْل َك َس‬
ٓ ِّ
olmuş, olmamasını dilediği şey de ‫ح َنا‬
ِ ‫الد ْن َيا َو َع َذ‬
ُّ ‫ا ْل ِك َب ِر َو ِف ْت َن ِة‬
ْ ‫ َأ ْص َب‬،‫اب الاْ ٰ ِخ َر ِة‬
olmamıştır. Bili3 ‫ب ا ْلعا َل ۪مين‬
yorum ki, Allah’ın
َ
َ ِّ ‫َو َأ ْص َب َح ا ْل ُم ْل ُك لهلِ ِ َر‬
her şeye gücü yeter ve Allah, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır.
2. İslâm fıtratı ve ihlâs kelimesi ile, Peygamberimiz Hz. Muhammed
(s.a.s.)’in dini üzerinde ve müşriklerden olmaksızın Hakk’a yönelen ve Müslüman olan atamız İbrahim (a.s)’in milletinden olarak
sabaha erdik.
3. Allahım, tembellikten, kocamaktan, ihtiyarlığın dertlerinden, dünyanın fitnesinden ve Ahiret azabından Sana sığınırım. Biz de, bütün mülk de, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a ait olarak sabahladık.
26
‫���ذا ا ْل َي ْو ِم َف ْت َح ُه‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس��� َأ ُل َك َخ ْي َر ٰه‬
‫���د ُاه َو َأ ُعو ُذ ب َِك‬
َ ‫���ور ُه َو َب َر َك َت ُه َو ُه‬
َ ‫���ر ُه َو ُن‬
َ ‫َو َن ْص‬
َٓ
‫ال‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
ِ ۪ ِ ‫ِم ْن َش‬
‫���ر َما َب ْع َد ُه‬
ّ
ِّ ‫���ر َما فيه َو َش‬
ٓ َ ‫هلل وح َده‬
ٓ ‫هلل َأ ْكبر‬
ُ ‫هلل َوا‬
ُ ‫ا‬
‫ال‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َّ ‫ل ِإ ٰل َه ِإ‬
ُ ْ َ ُ ‫ال ا‬
َُ
ٓ َ ‫���ه‬
ُ ‫ال ا‬
ُ ‫ا‬
‫���ه ا ْل ُم ْل ُك‬
َ ‫هلل‬
َّ ‫���ه ِإ‬
َ ‫ال َش ۪���ر‬
ُ ‫هلل َل‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
ُ ‫يك َل‬
1
ٓ َ ‫و َل ُه ا ْلحم ُد‬
ُ ‫ال ا‬
‫ال ُق َّو َة‬
َ ‫ال َح ْو َل َو‬
َ ‫هلل َو‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َ
ْ َ
ِ ‫ال بِ���ا‬
‫���م ِإ ۪ ّني َأ ْس��� َأ ُل َك ا ْل َعا ِف َي َة ِفي‬
‫ الله‬2 ‫هلل‬
َّ ‫ِإ‬
ٓ ََّ ُ َّ َ
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس َأ ُل َك ا ْل َع ْف َو‬3 ‫الد ْن َيا َوالاْ ٰ ِخ َر ِة‬
ُّ
ٓ
4 ‫وا ْلعا ِفي َة ۪في ۪دي ۪ني ود ْنياي و َأه ۪لي وما ۪لي‬
ْ َ َ َ َُ
ََ
َ َ َ
1. Allahım, Senden
bugünün
hayrını,
fethini, yardımını,
nurunu, bereket ve
hidayetini
istiyor,
bugünde ve bundan
sonraki
günlerde
olanların şerrinden
Sana sığınıyorum.
2. Allah’tan başka
ilâh yoktur. Allah
büyüktür; başka ilâh
yoktur, ancak Allah
vardır. Allah’tan başka ilâh yoktur; Onun ortağı bulunmaz. Allah’tan
başka ilâh yoktur. Hamd ve mülk Ona mahsustur. Allah’tan başka
ilâh yoktur; havl ve kuvvet ancak Allah’ın elindedir.
5
‫اس ُت ْر َع ْو َرا ۪تي َو ٰا ِم ْن َر ْو َعا ۪تي‬
ْ ‫َال َّل ُه ََّم‬
3. Allahım, dünyada ve Âhiret’te Senden afiyet istiyorum.
4. Allahım, dinimde ve dünyamda, ailemde ve malımda Senden afv
ve afiyet istiyorum.
5. Allahım, ayıplarımı ört ve beni korkularımdan emin kıl.
27
‫اح َف ْظ ۪ني ِم ْن َب ْي ِن َي َد َّي َو ِم ْن َخ ْل ۪في‬
ْ ‫َال َّل ُه ََّم‬
‫َو َع ْن َي ۪مي ۪ني َو َع ْن ِش َما ۪لي َو ِم ْن َف ْو ۪قي َو َأ ُعو ُذ‬
1
‫ال ِم ْن َت ْح ۪تي‬
َ ‫ب َِع َظ َم ِت َك َأ ْن ُأ ْغ َت‬
ِ ‫ان ا‬
ِ ‫ان ا‬
‫يم‬
َ ‫هلل َوب َِح ْم ِد ۪ه ُس ْب َح‬
َ ‫ُس ْ���ب َح‬
ِ ‫هلل ا ْل َع ۪ظ‬
2
)١٠٠(
ٓ َ ،ِ ِ‫ َا ْلحم ُد لهل‬،‫هلل‬
ِ ‫ان ا‬
ُ ‫ َا‬،ُ‫ال اهلل‬
‫هلل‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َ ‫ُس ْب َح‬
ْ َ
3
)١٠٠( ‫َأ ْكبر‬
َُ
۪
۪
ٍ‫۪يم���ان‬
َ
ِ
َ
َ ‫���م ِإ ّن���ي أ ْس���أ ُل َك ص َّح��� ًة ف���ي إ‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
1. Allahım, önümden ve arkamdan, ‫خ ُل���قٍ و َنجاح���اً ي ْتبع ُه‬
ِ ‫۪يمان���اً ۪ف���ي ُح ْس‬
ُ ‫���ن‬
َ َ
َُ َ
َ ‫َوإ‬
sağımdan, solumَ ‫ال ٌح َو َر ْح َم��� ًة ِم ْن َك َو َعا ِف َي��� ًة َو َم ْغ ِف َر ًة ِم ْن‬
َ ‫َف‬
dan ve üstümden ‫ك‬
(gelecek tehlike4 ً‫ضوانا‬
lerden) beni koru
َ ْ ِ‫َور‬
ve ayağımın altından derdest edilmekten de Senin azamatine sığınırım.
2. Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih eder ve Ona hamd ederim.
Azîm olan Allah, her türlü eksiklikten münezzehtir. (100 defa)
3. Allah, her türlü eksiklikten münezzehtir; hamd, Allah’a mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur. Allah büyüktür. (100 defa)
4. Allahım, Senden, imanda sıhhat, güzel ahlâkla bezenmiş iman,
arkasından felâh gelecek bir başarı, katından rahmet ve afiyet ve
nezdinden mağfiret ve rıza istiyorum.
28
‫ان َو َز ّي ِْن ُه ۪في ُق ُلوب َِنا‬
َ ‫يم‬
َ ۪ ْ‫َال َّل ُه ََّم َح ّب ِْب ِإ َل ْي َنا الإ‬
‫���ان‬
َ ‫���ر َوا ْل ُف ُس‬
َ ‫���وق َوا ْل ِع ْص َي‬
ِّ ‫َو َك‬
َ ‫���ر ْه ِإ َل ْي َن���ا ا ْل ُك ْف‬
ِ ‫���ن الر‬
1 ‫���دين‬
‫���م ِإ ۪ ّن���ي‬
‫اج َع ْل َن���ا ِم‬
َ ۪ ‫اش‬
ْ ‫َو‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
َّ َ
ٓ
‫���ن ِب ِل َقا ٓ ِئ َك‬
َ ‫َأ ْس��� َأ ُل َك َن ْفس���اً ب‬
ُ ‫ِ���ك ُم ْط َم ِئ َّن ًة ُت ْؤ ِم‬
2
‫َو َت ْر ٰضى ِب َق َضا ٓ ِئ َك َو َت ْق َن ُع ب َِع َطا ٓ ِئ َك‬
1. Allahım, imanı bize sevdir ve onu kalblerimizde tezyin et; küfrü,
fıskı ve isyanı bize çirkin göster ve bizi rüşde erenlerden eyle.
2. Allahım, Senden, Seninle doygunluğa ulaşmış, Seninle karşılaşacağına inanan, kazâna râzı ve verdiğine kanaat eden bir nefis
istiyorum.
29
ِ ‫ـمـس‬
‫ـٓاء‬
ُ ‫َأ ْذ َك‬
َ َ ‫ـار ا ْل‬
:‫ول َب ْع َد ا ْل َم ْغ ِر ِب‬
ُ ‫َي ُق‬
AKŞAM
DUALARI
Akşam
namazından
sonra
ِ َ ‫َال َّل ُهم َأ ْن َت الس‬
‫ار ْك َت‬
َ ‫الس‬
َ ‫ال ُم َت َب‬
ََّ
َّ ‫ال ُم َوم ْن َك‬
َّ
1 ‫ل والإْ ِ ْكرام‬
ِ َ
َ ِ َ‫َو َت َعا َل ْي َت َيا َذا ا ْل َجلا‬
ِ ‫ان ا‬
‫هلل َوا ْل َح ْم ُد‬
َ ‫ ُس ْب َح‬:‫ويقول بعد ذلـك‬
ُ ‫هلل َوا‬
ُ ‫ال ا‬
‫ال‬
َ ‫ال َح ْو َل َو‬
َ ‫هلل َأ ْك َب ُر َو‬
َّ ‫لهلِ ِ َولٓ ِإ ٰل َه ِإ‬
ِ ‫ال بِا‬
2 ‫ظيم‬
َّ ‫ُق َّو َة ِإ‬
ِ ۪ ‫هلل ا ْل َع ِل ِّي ا ْل َع‬
Akşam namazını kıldıktan sonra sırasıyla şunları okur:
1.Allahım; selam Sensin, selam ve selamet de Sendendir. Çok yücesin, hayrın ve bereketin sınırsızdır ya Ze’l-Celâli ve’l-İkram.
2. Allah’ı tüm noksan sıfatlardan tenzih ederim; bütün hamdler, övgüler, Âlemlerin Rabbi Allah’adır; Allah’tan başka tanrı yoktur;
Allah çok büyüktür; güç ve kuvvet, yüce ve kuvvet sahibi olan
Allah’ındır.
30
ٓ ‫هلل‬
ُ ‫ ﴿ َا‬:‫ثم يقرأ‬
‫وم‬
َّ ‫ل ِإ ٰل َه ِإ‬
ُ ‫ال ُه َو َا ْل َح ُّي ا ْل َق ُّي‬
ِ
ِ ‫ال َنو ٌم َل ُه َما ِفي السمو‬
‫ات‬
َ
َ ٰ َّ
ْ َ ‫ال َت ْأ ُخ ُذ ُه س َن ٌة َو‬
‫ض َم ْن َذا ا َّل ۪ذي َي ْش َف ُع ِع ْن َد ُ ٓه‬
ِ ‫َو َما ِفي الأْ َ ْر‬
‫ال ِبإ ِْذ ِن ۪ ۘه َي ْع َل ُم َما َب ْي َن َأ ْي ۪ديهِ ْم َو َما َخ ْل َف ُه ْم‬
َّ ‫ِإ‬
‫ال ب َِما َشا ٓ َء‬
َ ‫َو‬
ُ ‫ال ُي ۪ح‬
َّ ‫ون ب َِش ْي ٍء ِم ْن ِع ْل ِم ۪ه ٓ ِإ‬
َ ‫يط‬
ِ ‫َو ِس َع ُكر ِسي ُه السمو‬
‫ال َي ُۧؤ ُد ُه‬
َ ‫ض َو‬
َ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ ُّ ْ
1. Sonra Ayetü’lKürsî’yi okur. Ayetü’lKürsî’nin meali: ‘Al۪ ‫ ِح ْف ُظ ُهم ۚا َو ُهو ا ْل َع ِلي ا ْل َع‬lah ki, Ondan başka
1 ﴾‫ظيم‬
َ
َ
ُ
ُّ
ilâh yoktur; dâima
ِ ِ‫ َا ْل َحم ُد لهل‬،)٣٣( ‫هلل‬
ِ ‫ان ا‬
diri, (yarattıklarını)
‫ح‬
‫���ب‬
‫س‬
:‫يق���ول‬
‫ث���م‬
َ َ ْ ُ
ْ
koruyup-yöneten ve
2 )٣٣( ‫هلل َأ ْكبر‬
ُ
‫ا‬
،
)٣٣( hayatlarını devam
َ
َُ
ettirendir. Ona ne
ٓ َ‫ ثم يقول مائة مرة "لا‬...‫ثم يدعو ما ش���ـــــاء اهلل‬
uyuklama ârız olur,
3 " ‫هلل‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫ ِإ ٰل َه ِإ‬ne de uyku. Göklerde ne varsa, yerde ne
varsa hepsi Onundur.
İzni olmadan kim Onun katında şefâatte bulunabilir? Önlerinde ne
varsa, arkalarında ne varsa, hepsini bilmektedir. Onun ilminden,
kendisinin dilediği miktarın dışında bir şey kavrayamazlar. Onun
kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. (Gökleri ve yeri) koruyup gözetmek, Ona ağır gelmez. O, yücedir, azamet sahibidir.’
2. Bundan sonra 33’er defa ‘Sübhânallah’, ‘Elhamdülillâh’, ‘Allahu
Ekber’ çekilir.
3. Sonra dua eder. Duadan sonra da 100 defa ‘Lâ ilâhe illâllah’ der.
31
‫وب َث ّب ِْت‬
ِ ‫ َال َّل ُه ََّم َيا ُم َق ِّل َب ا ْل ُق ُل‬:‫ثم يقول‬
ِ ِ
ِ ‫الشي َط‬
َ 1 ِ ۪
‫ان‬
َ ‫ُق ُل‬
ْ َّ ‫وب َنا َع ٰلى دين َك أ ُعو ُذ بِاهلل م َن‬
1. Sonra şunu okur:
Ey kalbleri evirip
çeviren Allahım,
kalblerimizi dinin
üzerine sabit kıl.
2.
Bundan sonra
10 defa istiâze ile
besmele
çeker.
Bunların manaları
şöyledir: (Allah’ın
rahmetinden) kovulmuş şeytanın
şerrinden Allah’a
sığınırım. Rahmân
ve Rahîm Allah’ın
adıyla.
2
)١٠( ‫يم‬
ِ ‫الر ۪ح‬
َّ
ِ ‫ بِس ِم ا‬،‫يم‬
‫هلل الر ْح ٰم ِن‬
ْ ِ ‫الر ۪ج‬
َّ
َّ
ٓ َ ‫يك َل ُه‬
‫ال‬
َ ِ ِ‫َأ ْم َس ْي َنا َو َأ ْم َسى ا ْل ُم ْل ُك لهل‬
َ ‫ال َش ۪ر‬
‫ َأ ْم َس ْي َنا َو َأ ْم ٰسى‬،‫ال ُه َو َو ِإ َل ْي ِه ا ْل َم ۪ص ُير‬
َّ ‫ِإ ٰل َه ِإ‬
ِ
۪ ِ
َ ِ ِ‫لهل‬
‫الس َما ٓ ِء‬
َّ ‫ا ْل ُم ْل ُك أ ُعو ُذ بِاهلل ا َّلذي ُي ْمس ُك‬
‫ال ِبإ ِْذ ِن ۪ه ِم ْن َش ِّر َما‬
َّ ‫ض ِإ‬
ِ ‫َأ ْن َت َق َع َع َلى الأْ َ ْر‬
3
‫َخ َل َق َو َذ َر َأ َو َب َر َأ‬
۪
۪
ٍ ‫۪يم‬
ً‫۪يمانا‬
َ ‫ان َوإ‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ّني َأ ْس َأ ُل َك ِص َّح ًة في إ‬
‫ال ٌح َو َر ْح َم ًة‬
َ ‫۪في ُح ْس ِن ُخ ُلقٍ َو َن َجاح ًا َي ْت َب ُع ُه َف‬
ِ ِ
ِ
ِ
4 ‫رِضوان ًا‬
َ ْ ‫م ْن َك َو َعاف َي ًة َو َم ْغف َر ًة م ْن َك َو‬
3. Biz ve mülk, Allah’a ait olduğumuz halde akşamladık. Onun ortağı
yoktur. Ondan başka ilâh yoktur, dönüş Onadır. Biz ve bütün mülk
Allah’a ait olarak akşamladık. Gökleri izni olmadıkça yerin üzerine
düşmekten alıkoyan Allah’a, yarattığı, zürriyet halinde her tarafa
saçtığı ve kusursuz meydana getirdiği şeylerin şerrinden sığınırım.
4. Allahım, Senden imanda sıhhat, güzel ahlâkla bezenmiş, peşinden felâh gelecek bir başarı, katından rahmet ve afiyet, nezdinden
mağfiret ve rızanı istiyorum.
32
ِ
ِ
ِ ‫اط���ر الس���مو‬
‫���م‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ َ ‫���م َف‬
َ ‫ض َعال‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫يك ُ ٓه َأ ْش َه ُد‬
َ ‫الش َه َاد ِة َر َّب ُك ِّل َش ْي ٍء َو َم ۪ل‬
َّ ‫ا ْل َغ ْي ِب َو‬
ٓ َّ ‫ال ِإ ٰله ِإ‬
‫ال َأ ْن َت َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َش ِّ���ر َن ْف ۪س���ي‬
َ ٓ َ ‫َأ ْن‬
ِ ‫الشي َط‬
‫ان َو َش َر ِك ۪ه َو َأ ْن َأ ْق َت ِر َف َع ٰلى َن ْف ۪سي‬
ْ َّ ‫َو َش ِّر‬
1
)٣( ‫ُسوٓ ًءا َأ ْو َأ ْن َأ ُجر ُه َع ٰلى ُمس ِل ٍم‬
ْ
َّ
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْم َس ْي ُت ُأ ْشهِ ُدكَ َو ُأ ْشهِ ُد َح َم َل َة‬
ٓ
ِ
۪
‫يع َخ ْل ِق َك ِب َأ َّن َك َأ ْن َت‬
‫م‬
‫ج‬
‫و‬
‫ك‬
‫ت‬
‫ك‬
‫ئ‬
َ
َ َ َ َ َ ٰۤ‫َع ْر ِش َك َو َمل‬
ٓ َّ ‫ال ِإ ٰله ِإ‬
ُ ‫ا‬
‫يك‬
َ َ‫ال َأ ْن َت َو ْح َدك‬
َ ‫ال َش ۪���ر‬
َ ٓ َ ‫هلل ا َّل ۪���ذي‬
2 )٣( ‫ك‬
َ ‫َل َك َو َأ َّن ُم َح َّمد ًا َع ْب ُدكَ َو َر ُسو ُل‬
1. Gökleri ve yeri
yaratan, görüneni ve
‫الد ْني َا‬
ُّ ‫���م ِإ ۪ ّن���ي َأ ْس���ــــ َأ ُل َك ا ْل َعا ِف َي َة ِف���ي‬
görünmeyeni bilen,
ََّ ‫َال َّل ُه‬
herşeyin rabbi ve
ِ
3 ‫خـر ِة‬
َ ٰ ْ‫ َوالا‬sahibi olan Allahım,
şehadet ederim ki,
Senden başka ilâh yoktur. Nefsimin ve şeytanın şerrinden, onun
hile ve komplosundan, nefsime bir kötülük yüklemekten veya bir
Müslümana kötülük dokundurmaktan Sana sığınırım. (3 defa)
2. Allahım, Senden başka ilâh olmadığına, Senin bir olduğuna,
şerîkin olmadığına ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Senin kulun ve
rasûlün olduğuna, Seni, hamele-i arşını, meleklerini ve bütün
mahlûkatını şahit tutarak akşamladım. (3 defa)
3. Allahım, dünyada ve ahirette Senden afiyet dilerim.
33
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس َأ ُل َك ا ْل َع ْف َو َوا ْل َعا ِف َي َة ۪في ۪دي ۪ني‬
۪
‫���ت ْر َع ْو َرا ۪تي‬
ُ ‫اس‬
َ ‫َو ُد ْن َي‬
ْ ‫ َال َّل ُه ََّم‬،‫اي َو َأ ْه ۪لي َو َمالي‬
‫اح َف ْظ ۪ني ِم ْن َب ْي ِن‬
ْ ‫���م‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
1
‫���ن َر ْو َعا ۪تي‬
ْ ‫َو ٰا ِم‬
ِ
ِ
۪ ۪
۪
‫���ما ۪لي‬
َ ‫َي َد َّي َوم ْن َخ ْلفي َو َع ْن َيميني َو َع ْن ش‬
1. Allahım, dinim,
dünyam, ailem ve
malımda Senden
af ve afiyet istiyorum. Allahım,
ayıplarımı ört ve
beni korkularımdan emin kıl.
‫ال ِم ْن‬
َ ‫���ك َأ ْن ُأ ْغ َت‬
َ ‫���ن َف ْو ۪قي َو َأ ُعو ُذ ب َِع َظ َم ِت‬
ْ ‫َو ِم‬
ِ ‫ ر ۪ض َين���ا بِ���ا‬2 ‫َت ْح ۪ت���ي‬
‫�ل�ا ِم ۪دين ًا‬
َ ‫هلل َر ّب ًا َو ِبالإْ ْس‬
َ
ِ ‫يت بِا‬
‫ال ِم‬
ً ‫َوب ُِم َح َّم ٍد َر ُسو‬
َ ‫هلل َر ّب ًا َو ِبالإْ ِ ْس‬
ُ ‫ َر ۪ض‬،‫ال‬
ٍ
۪
3 )٣( ‫د َنبِي ًا‬
ّ ‫دين ًا َوب ُِم َح َّم‬
‫ َال َّل ُه ََّم َعا ِف ۪ني ۪في‬،‫���م َعا ِف ۪ني ۪في َب َد ۪ني‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ٓ َّ ‫ال ِإ ٰله ِإ‬
‫ال‬
َ ٓ َ ‫ َال َّل ُه ََّم َعا ِف ۪ني ۪في َب َص ۪ري‬،‫���م ۪عي‬
ْ ‫َس‬
4 )٣( ‫َأ ْنت‬
َ
2. Allahım, önümden ve arkamdan,
sağımdan, solumdan ve üstümden (gelecek tehlikelerden) beni koru ve ayağımın
altından derdest edilmekten de Senin azametine sığınırım.
3. Rabb olarak Allah’tan, din olarak İslâm’dan, resûl olarak Hz. Muhammed (s.a.s.)’den razı olduk. Rabb olarak Allah’tan, din olarak İslâm’dan, nebî olarak da Hz. Muhammed (s.a.s.)’den razı
oldum. (3 defa)
4. Allahım, bedenime afiyet ver; Allahım kulağıma afiyet ver; Allahım gözüme afiyet ver; Senden başka ilâh yoktur.
34
،‫���ن ا ْل ُك ْف ِر َوا ْل َف ْق ِر‬
‫الله���م إ ۪ن‬
َ ‫ي َأ ُعو ُذ ب َِك ِم‬
ٓ ّ ِ ََّ ُ َّ َ
‫ال ِإ ٰل َه‬
‫اللهم إ ۪ن‬
َ ‫اب ا ْل َق ْب ِر‬
ِ ‫ي َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َع َذ‬
ٓ ّ ِ ََّ ُ َّ َ
1 )٣( ‫ال َأ ْنت‬
َ َّ ‫ِإ‬
ِ ‫ال بِا‬
ِ ‫ان ا‬
‫هلل َما‬
َ ‫هلل َوب َِح ْم ِد ۪ه‬
َّ ‫ال ُق َّو َة ِإ‬
َ ‫ُس ْب َح‬
ُ ‫َشا ٓ َء ا‬
‫ان َو َما َل ْم َي َش ْأ َل ْم َي ُك ْن َأ ْع َل ُم َأ َّن‬
َ ‫هلل َك‬
ُ ‫هلل َع ٰلى ُك ِّل َشي ٍء َق ۪دير َو َأ َّن ا‬
ُ ‫ا‬
‫اط‬
َ ‫هلل َق ْد َأ َح‬
ٌ
ْ
‫ َأ ْم َس ْي َنا َع ٰلى ِف ْط َر ِة‬2 ‫ب ُِك ِّل َشي ٍء ِع ْلم ًا‬
ْ
‫ين َنب ِّي َِنا‬
ِ ‫ص َو َع ٰلى ۪د‬
ِ َ‫الإْ ِ ْسلاَ ِم َو َك ِل َم ِة الإْ ِ ْخلا‬
۪
َ ِ ِ
‫يم َح ۪نيف ًا‬
َ ‫ َو َع ٰلى م َّلة أب َ۪ينا ٓ إ ِْب ٰره‬ ‫ُم َح َّمد‬
‫ َيا َح ُّي َيا‬،‫ين‬
َ ‫ُم ْس ِلم ًا َو َما َك‬
َ ‫ان ِم َن ا ْل ُم ْش ِر ۪ك‬
‫يث َأ ْص ِل ْـح ۪لي َش ْأ ۪ني‬
ُ ‫وم ب َِر ْح َم ِت َك َأ ْس َت ۪غ‬
ُ ‫َق ُّي‬
3 ‫ن‬
‫كله وال ت ِكل ۪ن‬
ٍ ‫ي ِإ ٰلى َن ْف ۪سي َط ْر َف َة َع ْي‬
ٓ ْ َ َ َ ُ َّ ُ
1. Allahım, küfür ve
fakirlikten Sana sığınırım. Allahım, kabir
azabından Sana sığınırım; Senden başka
ilâh yoktur. (3 defa)
2. Allah’ı her türlü
eksiklikten
tenzih
eder ve Ona hamd
ederim. Kuvvet ancak Allah’ın elindedir. Allah ne dilerse olur, olmamasını dilediği şey de olmaz. Bilirim ki, Allah her şeye kâdirdir ve ilmiyle her şeyi ihata etmiştir.
3. İslâm fıtratı, ihlâs kelimesi Peygamberimiz Hz. Muhammed
(s.a.s.)’in dini ve müşriklerden olmayan atamız hanif Müslüman
Hz. İbrahim (a.s.)’in milleti üzerine akşamladık. Yâ Hayy, yâ
Kayyûm. Rahmetin hürmetine Senden yardım istiyorum, bütün
işlerimi düzelt; beni nefsimle göz açıp kapayıncaya kadar dahi
olsa baş başa bırakma.
35
‫َال َّل ُه ََّم َأ ْن َت َأ َح ُّق َم ْن ُذ ِك َر َو َأ َح ُّق َم ْن ُعب َِد‬
َ
‫���ر َم ِن ْاب ُت ِغي َو َأ ْر َأ ُف َم ْن َم َل َك َو َأ ْج َو ُد‬
ُ ‫َوأ ْن َص‬
َ
‫ َأ ْن َت ا ْل َم ِل ُك‬،‫���ع َم ْن َأ ْع ٰطى‬
ُ ‫َم ْن ُس��� ِئ َل َو َأ ْو َس‬
‫ال ِن َّد َل َك ُكلُّ َش���ي ٍء‬
َ ‫يك َل َك َوا ْل َف ْر ُد‬
َ
۪ ‫ال َش‬
َ ‫���ر‬
ْ
‫ال ِبإ ِْذ ِن َك َو َل ْن‬
َّ ‫اع ِإ‬
َّ ‫َها ِل ٌك ِإ‬
َ ‫ال َو ْج َه َك َل ْن ُت ٰط‬
‫���ك ُر َو ُت ْع ٰصى‬
ُ ‫اع َف َت ْش‬
َّ ‫ُت ْع ٰص���ى ِإ‬
ُ ‫ال ب ِِع ْل ِم َك ُت َط‬
ٍ ‫يد َو َأ ْد ٰنى َح ۪ف‬
ٍ ۪‫َف َت ْغ ِف���ر َأ ْق���ر ُب َش���ه‬
‫ي���ظ ُح ْل َت‬
َ ُ
۪
َ
‫ِالن َواصي َو َك َت ْب َت‬
ْ ‫���وس َوأ َخ‬
ِ ‫ون ال ُّن ُف‬
َ ‫ُد‬
َّ ‫���ذ َت ب‬
1. Allahım, Sen zikredilmeye en lâyık
olansın,
ibadet
edilmeye ancak
Sen lâyıksın, (yardım) istenilenlerin
en çok yardım
edeni, saltanat ve
güç sahiplerinin
en şefkatlisi, kendisinden bir şeyler ‫���ك‬
َ ‫���خ َت الاْ ٰ َج‬
َ ‫���وب َل‬
ْ ‫���ار َو َن َس‬
ُ ‫ َا ْل ُق ُل‬،‫���ال‬
َ ‫الاْ ٰ َث‬
dilenilenlerin en
ِ
ِ
cömerdi, veren- ‫حلاَ ُل َما‬
َ ‫ َا ْل‬،‫���ر ِع ْن َدكَ َعلاَ ِن َي��� ٌة‬
ُّ ‫الس‬
ّ ‫ُم ْفض َي��� ٌة َو‬
lerin en eli açığı,
ّ ۪ ‫���ت َو‬
َ ‫���ر ُام َم���ا َح َّر ْم‬
َ ‫َأ ْح َل ْل‬
ُ ‫الد‬
her şeyin sahibi ‫ين َما‬
َ ‫���ت َوا ْل َح‬
Sensin. Senin or1 ‫ضيت‬
َ ْ َ ‫َش َر ْع َت َوالأْ َ ْم ُر َما َق‬
tağın yoktur; eşi
ve benzeri olmayan yegâne varlık Sensin. Senin zatından ve rızandan başka her
şey helâke mahkûmdur. Sana ancak Senin iznin ölçüsünde itaat
edilir ve ancak ilmin dahilinde Sana isyan edilir. Sana itaat edilir,
karşılığını verirsin, Sana isyan edilir, mağfiret edersin, her şeye en
yakın şâhit Sen, en yakın koruyucu da Sensin, nefislerin (arzularının) önüne geçer ve perçemlerden tutarsın. İnsanların fiillerini
yazdın ve ecellerini takdir ettin. Kalbler Sana akar, gizli Senin yanında ayândır. Helâl Senin helâl kıldığın, haram da haram kıldığındır. Din, Senin teşrî buyurduğun; emir, Senin hükmettiğin;
36
ُ ‫���دكَ َو َأ ْن َت ا‬
‫هلل‬
ُ ‫َا ْل َخ ْل‬
ُ ‫���ق َخ ْل ُق َك َوا ْل َع ْب ُد َع ْب‬
۪ ‫ال���ر ُؤ ُف‬
‫ َأ ْس��� َأ ُل َك ب ُِن���ورِ َو ْجهِ َك‬1 ‫يم‬
ُ ‫الرح‬
َّ
َّ
۪ ‫ا َّل‬
َ ٓ ‫���ذ‬
‫ض‬
ُ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
ُ ‫���م َو‬
ُ ‫���ر َق ْت َل‬
ٰ ‫الس‬
َ ‫ي أ ْش‬
َّ ‫���ه‬
‫ين َع َل ْي َك‬
َ ‫الس���ا ٓ ِئ ۪ل‬
َّ ‫َوب ُِك ِّل َح ٍّق ُه َو َل َك َوب َِح ِّق‬
‫َأ ْن ُت ۪قي َل ۪ني ۪في ٰه ِذ ِه ا ْل َغ َدا ِة َو ۪في ٰه ِذ ِه ا ْل َع ِش َّي ِة‬
2
‫النارِ ِب ُق ْد َر ِت َك‬
َّ ‫َو َأ ْن ُت ۪ج َير ۪ني ِم َن‬
ٓ َ ‫هلل‬
ُ ‫﴿ح ْس���بِي ا‬
‫ال ُه َو َع َل ْي ِه َت َو َّك ْل ُت‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َ
َ
3 )٧( ﴾‫ظيم‬
ِ ‫َو ُه َو َر ُّب ا ْل َع ْر‬
ِ ۪ ‫ش ا ْل َع‬
1. Mahlûk, Senin mahlûkun; kul, Senin kulundur. Sen, Raûf ve
Rahîm olan Allah’sın.
2. Göklerin ve yerin kendisiyle parıldadığı, yüzünün nuru hürmetine, Senin olan her bir hak hürmetine ve Senden isteyen kulların
hürmetine, Senden beni bu sabah ve bu akşam affetmeni ve kudretinle Cehennem ateşinden korumanı diliyorum.
3. ‘Allah bana yeter. Ondan başka ilâh yoktur. Ona tevekkül ettim.
O, Arş-ı Azîm’in Rabbi’dir.’ (7 defa)
37
‫ال َأ ْن َت َخ َل ْق َت ۪ني‬
َ ‫���ت َر ّب۪ي‬
َّ ‫���ه ِإ‬
َ ‫���م َأ ْن‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِ ‫���دكَ َو َو ْع‬
ِ ‫���دكَ َو َأ َن���ا َع ٰلى َع ْه‬
‫���دكَ َما‬
ُ ‫َو َأ َن���ا َع ْب‬
ٓ ُ ‫اس َ���ت َط ْع ُت َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َش ِر َما َص َن ْع ُت َأ‬
‫بو ُء‬
ْ
ّ
1. Allahım, Sen beِ ِ
ْ ‫بوٓ ُء َل َك ب َِذ ْنب۪ي َف‬
nim Rabbimsin; ‫اغ ِف ْر ۪لي‬
ُ ‫َل َك ِبن ْع َمت َك َع َل َّي َو َأ‬
Senden
başka
ٓ َّ ‫ال ي ْغ ِفر الذُّ ُنوب ِإ‬
ٓ َ 1 ‫ال َأ ْن َت‬
ُ ‫ال ا‬
‫هلل‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َ
ilâh yoktur. Beni
ُ َ َ ‫َف ِإ َّن ُه‬
Sen yarattın; ben ‫هلل ال‬
ٓ َ ‫هلل وح َده‬
ٓ َ ‫هلل َأ ْكبر‬
ُ ‫َوا‬
َ ُ ‫ال ا‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
ُ ْ َ ُ ‫ال ا‬
َُ
Senin kulunum
ٓ َ ‫يك َل ُه‬
ve gücüm yetti- ‫ك و َله ا ْلحم ُد‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َ ‫َش ۪ر‬
ْ َ ُ َ ُ ‫هلل َل ُه ا ْل ُم ْل‬
ğince Sana verdiَٓ
ِ ‫ال بِا‬
2 ‫هلل‬
ُ ‫ال ا‬
َ ‫هلل َو‬
َّ ‫���و َة ِإ‬
َّ ‫���ه ِإ‬
ğim ahd ve vaad
َ ‫ال ِإ ٰل‬
َّ ‫ال َح ْ���و َل َولاَ ُق‬
üzerinde sabitim,
۪
ٍ ‫۪يم‬
‫۪يمان ًا ۪في‬
‫اللهم إ ۪ن‬
َ ‫ان َوإ‬
َ ‫ي َأ ْس َأ ُل َك ِص َّح ًة في إ‬
işlediklerimin şerٓ ّ ِ ََّ ُ َّ َ
rinden Sana sığı- ‫حسن خلقٍ ونجاحا يتبعه فالح ورحمة ِمنك‬
َ ْ ً َ ْ َ َ ٌ َ َ ُ ُ ََْ ً َ َ َ ُ ُ ِ ْ ُ
nırım. Üzerimdeki
ِ ِ
ِ
nimetlerini itiraf
3 ‫رِضوان ًا‬
َ ْ ‫َو َعاف َي ًة َو َم ْغف َر ًة م ْن َك َو‬
eder; günahlarımı
da ikrar ederim.
Beni bağışla. Zira günahları bağışlayan ancak Sensin.
2. Allah’tan başka ilâh yoktur; Allah büyüktür. Allah’tan başka ilâh
yoktur; O birdir. Allah’tan başka ilâh yoktur; Onun ortağı yoktur. Allah’tan başka ilâh yoktur; mülk ve hamd Ona mahsustur.
Allah’tan başka ilâh yoktur; güç ve kuvvet Allah’a mahsustur.
3. Allahım, Senden imanda sıhhat, güzel ahlâkla bezenmiş iman,
arkasından felâh gelecek bir başarı, katından rahmet ve afiyet ve
nezdinden mağfiret ve rızâ istiyorum.
38
ِ ‫ــم ا‬
ِ ‫اس‬
‫ــم ۪ه َشي ٌء‬
َ ‫هلل ا َّل ۪ــذي‬
ِ ‫ب ِْس‬
ْ ‫ال َي ُض ُّـر َم َع‬
ْ
ِ
ِ َ ‫ض َو‬
‫يع‬
ِ ‫ِفي الأْ َ ْر‬
ُ ‫الس ۪ــم‬
َّ ‫الس َـمآء َو ُه َـو‬
َّ ‫ال في‬
ِ ‫ات ا‬
ِ ‫الت َّام‬
ِ ‫ َأ ُعو ُذ ب َِك ِلم‬1 )٣( ‫ا ْل َع ۪ليم‬
‫ات‬
َّ ‫هلل‬
َ
ُ
2 )٣( ‫خ َلق‬
َ َ ‫ِم ْن َش ِّر َما‬
ِ ‫ان ا‬
‫ي���ن‬
َ ‫ي���ن ُت ْم ُس‬
َ ‫﴿ َف ُس ْ���ب َح‬
َ ‫���ون َو ۪ح‬
َ ‫هلل ۪ح‬
ِ ‫���د ِفي الس���مو‬
‫ات‬
َ ‫ُت ْصب ُِح‬
ُ ‫���ه ا ْل َح ْم‬
ُ ‫���ون ۝ َو َل‬
َ ٰ َّ
‫ون ۝ ُي ْخ ِر ُج‬
ِ ‫َوالأْ َ ْر‬
َ ‫ين ُت ْظهِ ُر‬
َ ‫ض َو َع ِش ّي ًا َو ۪ح‬
ِ ‫ا ْل َح‬
ِ ‫���ن ا ْلمي‬
‫���ن‬
ِ ‫ِ���ت َو ُي ْخ‬
َ ‫���ر ُج ا ْل َم ّي‬
َ ‫ِ���ت ِم‬
ّ َ َ ‫���ي م‬
َّ
ِ
ِ
َ
ْ‫لأ‬
‫ض َب ْع َد َم ْوت َه ۘا َو َك ٰذل َك‬
َ ‫ا ْل َح ِّي َو ُي ْحيِ���ي ا ْر‬
3 ﴾‫ون‬
َ ‫ُت ْخ َر ُج‬
1. Ne yerde ne gökte adı(nın anılması)
yla hiçbir şeyin zarar
veremeyeceği Allah’ın ismiyle ki, O Semî’ ve Alîm’dir. (3 defa)
2. Mahlûkâtının şerrinden Allah’ın tastamam kelimelerine sığınırım.
(3 defa)
3. ‘Akşama girerken ve sabaha ererken Allah’ı tesbih edin. Göklerde
ve yerde, geceye girildiğinde de öğleye ulaştığınızda da hamd,
Ona mahsustur. Ölüden diriyi çıkarıyor diriden de ölüyü çıkarıyor
ve ölümünden sonra da yeri diriltiyor. İşte siz de (kabirlerden)
böyle (diriltilip) çıkarılacaksınız.’
39
ُ ‫﴿ َا‬
‫ال‬
َ ‫���وم‬
َ ‫هلل‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َ���ه ِإ‬
ُ ‫���ي ا ْل َق ُّي‬
َ ‫ال ُه‬
ُّ ‫���و َا ْل َح‬
ِ ُ ‫َت ْأ ُخ‬
ِ ‫ال َن���و ٌم َل ُه َما ِفي الس���مو‬
‫ات‬
َ ٰ َّ
ْ َ ‫���ذ ُه س َ���ن ٌة َو‬
1.
‫ض َم ْن َذا ا َّل ۪ذي َي ْش��� َف ُع ِع ْن َد ُ ٓه‬
ِ ‫َو َم���ا ِف���ي الأْ َ ْر‬
Sonra Ayetü’lKürsî’yi
okur. ‫خ ْل َف ُهم‬
َّ ‫ِإ‬
َ ‫���ن َأ ْي ۪ديهِ ْم َو َما‬
َ ‫���ه َي ْع َل ُم َما َب ْي‬
ۘ ۪ ‫ال ِبإ ِْذ ِن‬
ْ
Ayetü’l-Kürsî’nin
‫وال ي ۪حيطون بِش‬
َّ ‫���ي ٍء ِم ْن ِع ْل ِم ۪ه ٓ ِإ‬
َ ‫ال ب َِما‬
meali: ‘Allah ki, ‫شا ٓ َء‬
ْ َ َ ُ ُ َ َ
Ondan başka ilâh
ِ ‫َو ِس َع ُكر ِسي ُه السمو‬
‫ال َي ُؤ ُد ُه‬
َ ‫ض َو‬
َ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ ُّ ْ
yoktur; dâima diri,
(yarattıklarını)
ِ
ِ
۪
1 ﴾‫ظيم‬
ُ ‫ح ْف ُظ ُه َم ۚا َو ُه َو ا ْل َعل ُّي ا ْل َع‬
koruyup-yöneten
ve hayatlarını de- ٓ ِ ِ‫لهل‬
‫ال‬
‫َأ ْم َس ْ���ي َنا َو َأ ْم َسى ا ْل ُم ْل ُك لهلِ ِ َوا ْل َح ْم ُد‬
َ
vam
ettirendir.
Ona ne uyuklama ‫ك‬
ُ ‫ال ا‬
َ ‫هلل َو ْح َد ُه‬
۪ ‫ال َش‬
َّ ‫���ه ِإ‬
ُ ‫ َل ُه ا ْل ُم ْل‬،‫يك َل ُه‬
َ ‫���ر‬
َ ‫ِإ ٰل‬
ârız olur, ne de
2 ‫شي ٍء َق ۪دير‬
‫وله الحمد وهو على كل‬
uyku. Göklerde
ٌ
ْ َ ِّ ُ ٰ َ َ ُ َ ُ ْ َ ْ ُ َ َ
ne varsa, yerde ne
varsa hepsi Onundur. İzni olmadan
kim Onun katında şefâatte bulunabilir? Önlerinde ne varsa, arkalarında ne varsa, hepsini bilmektedir. Onun ilminden, kendisinin
dilediği miktarın dışında bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü,
gökleri ve yeri kaplamıştır. (Gökleri ve yeri) koruyup gözetmek,
Ona ağır gelmez. O, yücedir, azamet sahibidir.’
2. Biz ve bütün mülk, Allah’a ait olarak akşama ulaştık. Hamd Allah’a
mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur. O birdir. Ortağı yoktur.
Mülk ve hamd Ona mahsustur. Onun herşeye gücü yeter.
40
‫َر ِّب ِإ ۪ ّني َأ ْس��� َأ ُل َك َخ ْي َر َم���ا ۪في ٰه ِذ ِه ال َّل ْي َل ِة‬
ٓ
ِ
َ
‫���ر َما ۪في‬
ِّ ‫���ر َما َب ْع َد َها َوأ ُعو ُذ ب َِك م ْن َش‬
َ ‫َو َخ ْي‬
ِِ
ِ
‫ َر ِّب َأ ُعو ُذ‬1 ‫���ر َما َب ْع َد َه���ا‬
ِّ ‫ٰه���ذه ال َّل ْي َلة َو َش‬
‫���ر َر ِّب َأ ُعو ُذ‬
ِ ‫���ل َو ُس���وٓ ِء ا ْل ِك َـب‬
َ ‫ب‬
ِ ‫ِ���ك ِم َن ا ْل َك َس‬
‫اب ِفي ا ْل َق ْب ِر‬
ٍ ‫النارِ َو َع َذ‬
ٍ ‫ب َِك ِم ْن َع َذ‬
َّ ‫اب ِف���ي‬
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ُعو ُذ ب َِك ِم َن ا ْل َك َس ِل َوا ْل َه َر ِم‬2
ٓ
ِ
ِ
،‫اب ا ْل َق ْب ِر‬
‫ة‬
���
‫ن‬
‫ت‬
‫ف‬
‫و‬
‫ر‬
ِ ‫���ذ‬
َ ‫الد ْن َيا َو َع‬
ُّ
َ ْ َ ِ ‫َو ُس���وٓ ِء ا ْل ِك َب‬
3 ‫ب ا ْلعا َل ۪مين‬
َ
َ ِّ ‫َأ ْم َس ْ���ي َنا َو َأ ْم َسى ا ْل ُم ْل ُك لهلِ ِ َر‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس��� َأ ُل َك َخ ْي َر ٰه ِذ ِه ال َّل ْي َل ِة َو َف ْت َح َها‬
ٓ
‫ور َها َو َب َر َك َت َه���ا َو ُه َد َاها َو َأ ُعو ُذ‬
َ ‫َو َن ْص َر َه���ا َو ُن‬
4 ‫ر ما بعدها‬
َ َ ْ َ َ ِّ ‫ب َِك ِم ْن َش ِّر َما ۪ف َيها َو َش‬
1. Rabbim, bu gecenin ve daha sonraki
gecelerin
hayrını
Senden istiyor, bu
gece ve daha sonraki
gecelerin şerrinden
sana sığınıyorum.
2. Rabbim, tembellikten ve ihtiyarlığın dertlerinden Sana sığınırım.
Rabbim, Cehennem‘deki ve kabirdeki azaptan Sana sığınırım.
3. Allahım, tembellikten, kocamaktan, ihtiyarlığın dertlerinden, dünyanın fitnesinden ve Âhiret azabından sana sığınırım. Biz ve bütün mülk, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a ait olarak akşamladık.
4. Allahım, Senden bu gecenin hayrını, fethini, yardımını, nurunu,
bereket ve hidayetini istiyor, bu gecenin şerrinden ve daha sonraki gecelerin şerrinden Sana sığınıyorum.
41
1. Allahım, imanı
bize sevdir ve onu
kalblerimizde tezyin et; küfrü, fıskı
ve isyanı bize çirkin göster; bizleri
rüşde erenlerden
eyle.
2. Allahım, Senden,
Seninle mutmain
olmuş,
Seninle
karşılaşacağına
inanan,
kazâna
razı ve ihsanına
kanaat eden bir
nefis istiyorum.
Uyumak
istediğinde
‫ان َو َز ّي ِْن ُه ۪في ُق ُلوب َِنا‬
َ ‫يم‬
َ ۪ ْ‫َال َّل ُه ََّم َح ّب ِْب ِإ َل ْي َنا الإ‬
‫���ان‬
َ ‫���ر َوا ْل ُف ُس‬
َ ‫���وق َوا ْل ِع ْص َي‬
ِّ ‫َو َك‬
َ ‫���ر ْه ِإ َل ْي َن���ا ا ْل ُك ْف‬
ِ ‫���ن الر‬
1 ‫���دين‬
‫���م ِإ ۪ ّن���ي‬
‫اج َع ْل َن���ا ِم‬
َ ۪ ‫اش‬
ْ ‫َو‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
َّ َ
ٓ
‫���ن ِب ِلق َا ٓ ِئ َك‬
َ ‫َأ ْس��� َأ ُل َك َن ْفس��� ًا ب‬
ُ ‫ِ���ك ُم ْط َم ِئ َّن ًة ُت ْؤ ِم‬
2 ‫ك‬
َ ‫َو َت ْر ٰضى ِب َق َضا ٓ ِئ َك َو َت ْق َن ُع ب َِع َطا ٓ ِئ‬
:‫ام َي ْق َر ُأ‬
َ ‫ِإ َذا َأ َر َاد َأ ْن َي َن‬
‫ال َر ْي َبۛۚ ۪في ِ ۚهۛ ُه ًدى‬
َ ‫اب‬
ُ ‫ـم ۝ ٰذ ِل َك ا ْل ِك َت‬
ٓ ٓ ‫﴿ال‬
۪
‫ون‬
َ ‫يم‬
َ ‫ين ُي ْؤ ِم ُن‬
َ ‫ين ۝ َا َّل ۪ذ‬
َ ‫ِل ْل ُم َّت ۪ق‬
ُ ‫ون بِا ْل َغ ْي ِب َو ُيق‬
‫ين‬
َ ‫���م ُي ْن ِف ُق‬
ُ ‫الص ٰل���و َة َو ِم َّما َر َز ْق َن‬
َ ‫ون ۝ َوا َّل ۪ذ‬
َّ
ْ ‫اه‬
ِ
‫���ون ب َِما ٓ ُأ ْن ِز َل ِإ َل ْي َك َو َما ٓ ُأ ْن ِز َل ِم ْن َق ْب ِل َك‬
‫ن‬
‫م‬
َ ُ ‫ُي ْؤ‬
‫ون ۝ ُأ ۨول ٰۤ ِئ َك َع ٰلى ُه ًدى‬
ۘ َ ‫َو ِبالاْ ٰ ِخ َر ِة ُه ْم ُيو ِق ُن‬
3 ﴾‫ون‬
َ ‫ِم ْن َر ّبِهِ ْم َو ُأ ۨول ٰۤ ِئ َك ُه ُم ا ْل ُم ْف ِل ُح‬
3. Yatmadan önce şunları okur:
Bakara sûresinin ilk beş âyeti: ‘Elif, Lâm, Mim. İşte Kitab! Şüphe
yoktur onda. Rehberdir müttakîlere. O müttakîler ki görünmeyen
âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle ifa ederler. Kendilerine
ihsan ettiğimiz nimetlerden infak ederler. Hem Sana indirilen Kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Ahirete
kesin olarak onlar inanırlar. İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.’
42
‫���ن َر ّب ِ۪ه‬
‫﴿ام���ن‬
ِ ‫���ول ب َِما ٓ ُأ ْن‬
ُ ‫الر ُس‬
ْ ‫���ز َل ِإ َل ْي ِه ِم‬
َّ َ َ ٰ
ِ ‫���ن بِا‬
۪ ‫هلل َو َملٰۤ ِئ َك ِت‬
ۘ َ ‫َوا ْل ُم ْؤ ِم ُن‬
‫���ه َو ُك ُتب ِ۪ه‬
َ ‫���ون ُكلٌّ ٰا َم‬
1. Bakara sûresinin
son iki âyeti: ‘Peygamber, Rabbi ta‫ َس ِم ْع َنا َو َأ َط ْع َنا ُغ ْف َرا َن َك َر َّب َنا َو ِإ َل ْي َك ا ْل َم ۪ص ُير‬rafından kendisine
ne indirildi ise ona
ُ ‫���ف ا‬
‫���ع َها َل َه���ا َما‬
َ ‫ ۝‬iman etti, müminler
َّ ‫هلل َن ْفس��� ًا ِإ‬
ُ ‫ال ُي َك ِّل‬
َ ‫ال ُو ْس‬
ِ ‫ال ُت ٰؤ‬
َ ‫ َك َس َب ْت َو َع َل ْي َها َما ْاك َت َس َب ْت َر َّب َنا‬de. Onlardan her
ٓ ‫اخ ْذ َنا‬
biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve
۪
‫ال َت ْح ِم ْل َع َل ْي َن ٓا‬
‫س‬
‫ن‬
‫ِن‬
‫إ‬
َ ‫���ينا ٓ َأ ْو َأ ْخ َط ْأ َنا َر َّب َن���ا َو‬
َ َ ْ
resûllerine iman etti.
۪
‫ين ِم ْن َق ْب ِل َن ۚا َر َّب َنا‬
‫ذ‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ى‬
‫ل‬
‫ع‬
‫ه‬
‫ت‬
‫ل‬
‫م‬
‫ح‬
‫ا‬
‫م‬
‫ك‬
‫ا‬
‫���ر‬
‫ِص‬
‫إ‬
َ
ْ
َّ
َ
ً
“Onun resûllerinden
َ
َ
ُ
َ
َ
ْ
َ َ
hiçbirini diğerinden
َ ‫ال ُت َح ِّم ْل َن���ا َم���ا‬
َ ‫ َو‬ayırt etmeyiz’ deُ ‫ال َطا َق َة َل َن���ا ب ِ۪ه َو ْاع‬
ۗ ‫ف َع َّنا‬
diler ve eklediler:
ِ
‫���ر َل َن���ا ۗ َو ْار َح ْم َن���ا ۗ َأ ْن َت َم ْو ٰل َين���ا َفا ْن ُص ْر َنا‬
ْ ‫“ َو ْاغف‬İşittik ve itaat ettik
1 ﴾‫كا ِف ۪رين‬
َ ‫ َع َلى ا ْل َق ْو ِم ا ْل‬ya Rabbenâ, affıَ
nı dileriz, dönüşümüz Sanadır.’ Allah
hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz.
Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi
aleyhinedir. Ya Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış
yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma. Ya Rabbenâ! Bizden
öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ya Rabbenâ! Takat
getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma. Affet bizi; lütfen
bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize. Sensin mevlâmız,
yardımcımız; kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize.’
‫ال ُن َف ِّر ُق َب ْي َن َأ َح ٍد ِم ْن ُر ُس ِل ۪ ۗه َو َقا ُلوا‬
َ ۪ۘ‫َو ُر ُس��� ِله‬
43
ُ ‫﴿ َا‬
‫ال‬
َ ‫���وم‬
َ ‫هلل‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َ���ه ِإ‬
ُ ‫���ي ا ْل َق ُّي‬
َ ‫ال ُه‬
ُّ ‫���و َا ْل َح‬
ِ ُ ‫َت ْأ ُخ‬
ِ ‫ال َن���و ٌم َل ُه َما ِفي الس���مو‬
‫ات‬
َ ٰ َّ
ْ َ ‫���ذ ُه س َ���ن ٌة َو‬
1.
‫ض َم ْن َذا ا َّل ۪ذي َي ْش��� َف ُع ِع ْن َد ُ ٓه‬
ِۘ ‫َو َم���ا ِف���ي الأْ َ ْر‬
۪ ‫ال ِبإ ِْذ ِن‬
‫���ن َأ ْي ۪ديهِ ْم َو َما َخ ْل َف ُه ْم‬
َّ ‫ِإ‬
َ ‫���ه َي ْع َل ُم َما َب ْي‬
Ayetü’l-Kürsî:
‘Allah ki, Ondan
başka ilâh yok‫ال ب َِما َشا ٓ َء‬
‫وال ي ۪حيطون بِش‬
َّ ‫���ي ٍء ِم ْن ِع ْل ِم ۪ه ٓ ِإ‬
tur; dâima diri,
ْ َ َ ُ ُ َ َ
( y a r a t t ı k l a r ı n ı ) ‫ال يؤد ۧه‬
ِ ‫َو ِس َع ُكر ِسي ُه السمو‬
َ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
ُ ُ ُ َ َ ‫ض َو‬
َ ٰ َّ ُّ ْ
koruyup-yöneten
ve hayatlarını deِ
ِ
۪
1 ﴾‫ظيم‬
ُ ‫ح ْف ُظ ُه َما َو ُه َو ا ْل َعل ُّي ا ْل َع‬
vam
ettirendir.
Ona ne uyuklama ‫س وسورة السجدة وسورة الملك‬
ٓ ‫ويقرأ سورة ٰي‬
ârız olur, ne de
2 ﴾‫ون‬
َ ‫وسورة ﴿ ُق ْل َيا ٓ َأ ُّي َها ا ْل َكا ِف ُر‬
uyku. Göklerde
ne varsa, yerde ne ﴾‫هلل َأح ٌد‬
َ ُ ‫ثم يجمع كفيه فيقرأ ُس َو َر ﴿ ُق ْل ُه َو ا‬
varsa hepsi Onundur. İzni olmadan ‫والفلق والناس فينفث فيهما ثم يمسح بهما ما استطاع‬
kim Onun katında
3 )٣( ‫من جسده يبدأ بهما على رأسه ووجهه‬
şefâatte bulunabilir? Önlerinde ne
varsa, arkalarında ne varsa, hepsini bilmektedir. Onun ilminden,
kendisinin dilediği miktarın dışında bir şey kavrayamazlar. Onun
kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. (Gökleri ve yeri) koruyup gözetmek, Ona ağır gelmez. O yücedir, azamet sahibidir.’
2. Yâsîn, Secde, Mülk ve Kâfirun sûreleri.
3. Sonra ellerini birleştirerek İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini okur.
Avuçlarına üfler, başından ve yüzünden başlamak suretiyle vücudunun ulaşabildiği yerlerine kadar mesh eder.(Bu son kısmı üç
kere tekrarlar.)
44
ِ ‫ِإ َذا َأ َوى ِإ ٰلى ِفر‬
:‫اش ِه‬
َ
ِ ‫ان ا‬
ُ ‫ َا‬:‫يستغفر ثم يقول‬
‫هلل‬
َ ‫) ُس ْب َح‬٣٣( ‫هلل َأ ْك َب ُـر‬
ِ ِ‫) َا ْل َحم ُد لهل‬٣٣(
ْ
۪
َ
،‫اها‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم َأ ْن َت َخ َل ْق َت َن ْفسي َوأ ْن َت َت َت َو َّف‬
1
)٣٣(
‫اح َف ْظ َها‬
َ ‫َل‬
َ ‫���ك َم َما ُت َها َو َم ْح َي‬
ْ ‫اه���ا إ ِْن َأ ْح َي ْي َت َها َف‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس َ���أ ُل َك‬
ٓ
2
‫اغ ِف ْر َل َها‬
ْ ‫َوإ ِْن َأ َم َّت َها َف‬
ِ ‫ َال َّل ُه���م َر َّب الس���مو‬3 ‫ا ْل َعا ِفي��� َة‬
‫ات َو َر َّب‬
َ ٰ َّ
ََّ
َ
۪
‫ي���م َر َّب َنا َو َر َّب‬
ِ ‫���ر‬
ِ ‫الأْ َ ْر‬
ِ ‫ش ا ْل َعظ‬
ْ ‫ض َو َر َّب ا ْل َع‬
‫���ز َل‬
‫كل ش‬
ِ ‫���وى َو ُم ْن‬
َ ‫���ي ٍء َفا ِل‬
َّ ‫���ب َو‬
ِّ ‫���ق ا ْل َح‬
َ ‫الن‬
ْ َ ِّ ُ
ِ ‫يل َوا ْل ُفر َق‬
‫���ان َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن‬
ِ ‫���و َرا ِة َوالإْ ِ ْن ۪ج‬
َّ
ْ ‫الت‬
ْ
ِ
ِ
َ ٍ
4 ‫اصي ِت ۪ه‬
َ ‫َش ِّر ُك ِّل َش ْيء أ ْن َت ٰاخ ٌذ ب َِن‬
Yatağa
girdiğinde
1. Önce istiğfar eder,
sonra 33 defa ‘Allahü ekber’, 33 defa
‘Sübhânallah’, 33
defa ‘Elhamdülillâh’
der ve şu duaları
okur:
2. Allahım, nefsimi Sen yarattın, onu öldürecek de Sensin. Onun
ölümü de hayatı da Senin elindedir. Eğer yaşatırsan, onu koru;
öldürürsen, mağfiret eyle.
3. Allahım, Senden afiyet diliyorum.
4. Semavât u arzın ve Arş-ı Azîm’in Rabbi olan Allahım, bizim Rabbimiz ve her şeyin Rabbi Allahım, taneleri ve tohumları yaran,
Tevrat, İncil ve Furkan’ı indiren Allahım, alınlarından tuttuğun
her şeyin şerrinden Sana sığınırım.
45
َ ْ‫َ لأ‬
‫س َق ْب َل َك َشي ٌء َو َأ ْن َت‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم أ ْن َت ا َّو ُل َف َل ْي‬
ْ
ِ َّ ‫الاْ ٰ ِخر َف َليس َب ْع َدكَ َشي ٌء َو َأ ْن َت‬
‫س‬
َ ‫الظاه ُر َف َل ْي‬
َ ْ ُ
ْ
ِ
َ
‫س ُدو َن َك َشي ٌء‬
َ ‫َف ْو َق َك َش ْي ٌء َوأ ْن َت ا ْل َباط ُن َف َل ْي‬
ْ
1
1.
‫الد ْي َن َو َأ ْغ ِن َنا ِم َن ا ْل َف ْق ِر‬
ِ ‫ِا ْق‬
َّ ‫ض َع َّنا‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس َل ْم ُت َن ْف ۪سي ِإ َل ْي َك َو َو َّج ْه ُت‬
ٓ
ٓ
‫���ك‬
۪‫وجه‬
۪ ‫���ت َأ ْم‬
َ ‫ي ِإ َل ْي‬
َ ‫���ي ِإ َل ْي‬
ُ ‫���ك َو َف َّو ْض‬
ٓ ‫���ر‬
ٓ ْ َ
‫ي ِإ َل ْي َك َر ْغ َب��� ًة َو َر ْه َب ًة ِإ َل ْي َك‬
ٓ ‫َو َأ ْل َج��� ْأ ُت َظ ْه ۪ر‬
ٓ َّ ‫���ك ِإ‬
‫ َال َّل ُه ََّم‬،‫ال ِإ َل ْي َك‬
َ ‫ال َم ْل َج��� َأ َو‬
َ
َ ‫ال َم ْن ٰجى ِم ْن‬
Allahım, evvel
Sensin, Senden
önce hiçbir şey
yoktur. Âhir Sensin, Senden sonra
hiçbir şey yoktur.
َ ‫���ت َو َنب ِّي‬
َ ‫���ت ب ِِك َتاب‬
Zahir Sensin (her ‫ي‬
َ ‫ي َأ ْن َز ْل‬
ُ ‫ٰا َم ْن‬
ٓ ‫ِك ا َّل ۪ذ‬
ٓ ‫ِ���ك ا َّل ۪ذ‬
şeyin
fevkinde
۪ ِ ‫ َال َّل ُه‬،‫َأ ْر َس��� ْل َت‬
‫���و َم َت ْب َع ُث‬
ْ ‫���م قن���ي َع َذ َاب َك َي‬
ََّ
Sensin, esbab sırf
bir perdedir), Seِ ْ ‫ ب‬، َ‫ِعب َادك‬
2 ‫ك َأموت و َأحيا‬
َ ْ َ ُ ُ َ ‫ِاسم‬
َ
nin üstünde hiçbir
şey yoktur. Bâtın
Sensin (melekût-u eşya Senin elindedir), Senden öte hiçbir şey
yoktur. Uhdelerimizdeki borcu öde, fakirlikten bizi halâs eyle.
2. Allahım, (rahmetini) umarak, (azabından) korkarak kendimi Sana
teslim ettim, yüzümü Sana çevirdim, işimi Sana ısmarladım, sırtımı Sana dayadım. Senden başka sığınak, Senden başka dayanak
yoktur. Allahım, indirdiğin kitabına, gönderdiğin peygamberine
iman ettim. Allahım, kullarını dirilteceğin gün beni azabından
koru. Senin ismini (anarak) ölür ve dirilirim.
46
ُ ‫ال ا‬
‫ َل ُـه‬،‫يك َل ُـه‬
َ ‫هلل َو ْح َد ُه‬
َ
َّ ‫ال ِإ ٰل َـه ِإ‬
َ ‫ال َش ۪ـر‬
‫ا ْل ُم ْل ُك َو َل ُـه ا ْل َح ْم ُد َو ُه َـو َع ٰلى ُك ِّل َشـي ٍء‬
ْ
ِ ‫ال بِا‬
۪
‫هلل ا ْل َع ِل ِي‬
َ ‫ال َح ْـو َل َو‬
َ 1 ‫ير‬
َّ ‫ال ُق َّـو َة ِإ‬
ٌ ‫َقد‬
ّ
ِ ‫ان ا‬
ٓ َ ‫هلل َوا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َو‬
‫ال‬
َ ‫ ُس ْـب َح‬2 ‫يم‬
ِ ‫ا ْل َع ۪ظ‬
ُ ‫هلل َوا‬
ُ ‫ال ا‬
‫ال ُق َّـو َة‬
َ ‫ال َح ْـو َل َو‬
َ ‫هلل َأ ْك َب ُر َو‬
َّ ‫ِإ ٰل َـه ِإ‬
ِ ‫ال بِا‬
‫يم‬
َّ ‫ِإ‬
ِ ‫هلل ا ْل َع ِل ِّي ا ْل َع ۪ظ‬
‫الت َّام ِة ِم ْن َش ِّـر‬
ِ ‫ب َِو ْجهِ َك ا ْل َك ۪ر‬
َّ ‫يم َو َك ِل َما ِت َك‬
ِ ‫َما ٓ َأ ْن َت ٰا ِخ ٌذ ب َِن‬
‫ف‬
ُ ‫ َال َّل ُه ََّم َأ ْن َت َت ْك ِش‬4 ‫اص َي ِت ۪ه‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ُعو ُذ‬
ٓ
3
َ‫ال ُي ْه َز ُم ُج ْن ُدك‬
َ ‫ َال َّل ُه ََّم‬5 ‫ا ْل َم ْغ َر َم َوا ْل َم ْأ َث َم‬
‫ال َي ْن َف ُع َذا ا ْل َج ِّد ِم ْن َك‬
َ ‫ف َو ْع ُدكَ َو‬
َ ‫َو‬
ُ ‫ال ُي ْخ َل‬
1. Allah’tan başka
ilâh yoktur. O birdir. Ortağı yoktur.
Hamd ve mülk Ona
mahsustur.
Onun
her şeye gücü yeter.
2. Güç ve kuvvet,
ancak yüce ve azamet sahibi Allah’ın
(elinde)dir.
3. Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim. Hamd
Allah’a mahsustur.
6 ‫د‬
ُّ ‫ ا ْل َج‬Allah’tan başka ilâh
yoktur. Allah büyüktür. Güç ve kuvvet
ancak yüce ve azamet sahibi Allah’ın (elinde)dir.
4. Allahım, Senin perçemlerinden tuttuğun her şeyin şerrinden Senin vech-i kerîmine ve tam kelimelerine sığınırım.
5. Allahım, borçları ve günahları ancak Sen izale edersin.
6. Allahım, Senin ordun hezimete uğramaz. Senin vaadin yalan çıkmaz. Sana karşı hiçbir şan ve şeref sahibine, şan ve şerefinin bir
faydası dokunmaz.
47
1.
2.
Allahım, Sana
hamdederek Seni
noksanlıklardan
tenzih
ederim.
Allah’ın adını anarak yanım üzerine
yattım. Allahım,
günahımı bağışla,
şeytanımın sesini soluğunu kes,
nefsim üzerindeki
rehni çöz, beni en
yüksek meclistekilerin arasına ilhak
buyur.
Allahım, Senin
adınla, yanım üzere yattım, günahımı
bağışla Rabbim.
ِ ‫���م ا‬
ِ ‫س���ب َحا َن َك ال َّل ُه���م َوب َِحم‬
‫هلل‬
ِ ‫ ب ِْس‬، َ‫���دك‬
ْ
َّ
ْ ُ
ِ
‫���ر ۪ل���ي َذ ْنب۪���ي‬
ُ ‫َو َض ْع‬
ََّ ‫ َال َّل ُه‬،‫���ت َج ْنب۪���ي‬
ْ ‫���م ْاغف‬
‫اج َع ْل ۪ني‬
ْ ‫َو َأ ْخ ِس‬
ْ ‫���ئ َش ْ���ي َطا ۪ني َو ُف َّك رِ َها ۪ن���ي َو‬
ِ َّ ‫ِف���ي‬
ِ ‫ِاس‬
‫���م َك َر ّب۪ي‬
ْ ‫ َال َّل ُه ََّم ب‬1 ‫الند ِّي الأْ َ ْع ٰلى‬
‫ َال َّل ُه ََّم‬2 ‫اغ ِف ْر ۪لي َذ ْنب۪���ي‬
ْ ‫���ت َج ْنب۪���ي َف‬
ُ ‫َو َض ْع‬
‫اج َع ْل ُه َما ا ْل َوارِ َث‬
ْ ‫َأ ْم ِت ْع ۪ني ب َِس ْم ۪عي َو َب َص ۪ري َو‬
‫ِم ۪ ّني َوا ْن ُص ْر ۪ني َع ٰلى َع ُد ۪ ّوي َو َأرِ ۪ني ِم ْن ُه َث ْأر۪ ي‬
‫الد ْي ِن َو ِم َن‬
‫ اللهم إ ۪ن‬3
َّ ‫ي َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َغ َل َب ِة‬
ٓ ّ ِ ََّ ُ َّ َ
ِ ِ‫ َا ْل َحم ُد لهل‬4 ‫ي���ع‬
َّ ‫���س‬
ِ ‫ا ْل ُج‬
ُ ‫الض ۪ج‬
ْ
َ ‫���وع َف ِإ َّن ُه ب ِْـئ‬
۪ ‫ا َّل‬
‫ َف َك ْم‬،‫ي َأ ْط َع َم َنا َو َس��� َقا َنا َو َك َفا َن���ا َو ٰا َوا َنا‬
ٓ ‫���ذ‬
5
‫ال ُم ْؤوِ َي َل ُه‬
َ ‫ال َكا ِف َي َل ُه َو‬
َ ‫ِم َّم ْن‬
3. Allahım, kulağımdan ve gözümden beni yararlandır ve (ölünceye
kadar) onları sıhhat ü afiyette kıl. Beni, düşmanıma karşı muzaffer
eyle ve ondan intikamımı bana göster.
4. Allahım, borca yenik düşmekten ve açlıktan Sana sığınırım; zira
açlık ne kötü bir arkadaştır.
5. Bizi yediren, içiren, (her türlü ihtiyaçlarımıza) kifayet eden ve bizi
barındıran Allah’a hamd olsun; nice kimseler var ki, ihtiyaçlarını
karşılayan da yok, barındıran da.
48
‫���د لهلِ ِ ا َّل ۪ذي َك َفا ۪ني َو ٰا َوا ۪ني َو َأ ْط َع َم ۪ني‬
ُ ‫َا ْل َح ْم‬
‫ي‬
َ ‫���ن َع َل َّي ف َأ ْف َض‬
ٓ ‫���ل َوا َّل ۪ذ‬
َّ ‫َو َس��� َقا ۪ني َوا َّل ۪ذي َم‬
ٍ ‫���د لهلِ ِ َع ٰلى ُك ِّل َح‬
‫ال‬
ُ ‫َأ ْع َطا ۪ن���ي َف َأ ْج َز َل َوا ْل َح ْم‬
‫���ه َو ِإ ٰل َه ُك ِّل‬
‫ الله���م رب كل ش‬1
َ ‫���ي ٍء َو َم ۪ل‬
ُ ‫يك‬
ْ َ ِّ ُ َّ َ ََّ ُ َّ َ
ِ ‫ِاس‬
‫���م َك َر ّب۪ي‬
‫ش‬
َّ ‫���ي ٍء َأ ُعو ُذ ب َِك ِم َن‬
ْ ‫ ب‬2 ِ‫النار‬
ْ َ
‫���ك َت‬
ْ ‫ إ ِْن َأ ْم َس‬،‫ِ���ك َأ ْر َف ُع ُه‬
َ ‫���ت َج ْنب۪ي َوب‬
ُ ‫َو َض ْع‬
ِ ْ ‫َن ْف ۪س���ي َف‬
‫���ر َل َه���ا َو ْار َح ْم َها َوإ ِْن َأ ْر َس��� ْل َت َها‬
ْ ‫اغف‬
‫ين‬
َ ‫الصا ِل ۪ح‬
ْ ‫َف‬
َّ َ‫اح َف ْظ َها ب َِما َت ْح َف ُظ ب ِ۪ه ِع َب َادك‬
4 )٣( َ‫عبادك‬
َ َ ِ ‫َال َّل ُه ََّم ِق ۪ني َع َذ َاب َك َي ْو َم َت ْب َع ُث‬
:‫إ َذا َر َأى ِم ْن َنو ِم ۪ه َما ُي ِح ُّب‬
3
‫إذا رأى م���ن نوم���ه ما يحب يحم���د اهلل عليه وال‬
5 ‫يحدث بما رأى إال من يحب‬
ّ
1. Benim her türlü
ihtiyaçlarıma yeten,
beni
barındıran,
beni doyuran, içiren,
lütfedip fazla fazla
veren, ihsan edip
bol bol veren Allah’a
hamd olsun. Her
hâl ü kârda Allah’a
hamd olsun.
2. Her şeyin Rabbi, Meliki ve her
şeyin ilâhı Allahım,
Cehennem’den
Sana sığınırım.
3. Rabbim, ismini
anarak yanım üzerine yattım ve yine ismini anarak kalkarım. Eğer canımı alacaksan ona mağfiret buyur,
ona merhamet eyle. Eğer onu tekrar hayata döndüreceksen, onu
salih kullarını koruduğun şeylerle muhafaza eyle.
4. Allahım, kullarını dirilteceğin gün beni azabından koru. (3 defa)
Rüyasında hoşlandığı bir şey gördüğünde
5. Rüyasında hoşlandığı bir şey görürse, Allah’a hamd eder ve bu
rüyayı sevdiklerinin dışında kimseye anlatmaz.
49
:‫ِإ َذا َر َأى ِم ْن َن ْو ِم ۪ه َما َي ْك َر ُه‬
‫إذا رأى م���ن نوم���ه ما يكره يتف���ل أو ينفث ثالث ًا‬
‫ع���ن يس���اره ويتعوذ ب���اهلل من الش���يطان ويتحول أو‬
1 ‫يقوم فيصلي‬
Rüyasında
hoşlanmadığı
bir şey
gördüğünde
1. Rüyasında hoşlanmadığı birşey
görürse, sol tarafına üç defa tüf,
tüf, tüf der ve
şeytandan Allah’a
sığınır, yan değiştirir veya kalkıp
namaz kılar.
:‫ول‬
ُ ‫ِإ َذا َف ِز َع أو َو َج َد َو ْح َش ًة َي ُق‬
ِ ‫ات ا‬
۪ ‫ـضــب‬
ِ ‫َأ ُعــو ُذ ب َِك ِلم‬
‫ِـــه‬
َ ‫ــن َغ‬
َّ ‫هلل‬
ْ ‫الت َّامـ ِة ِم‬
َ
ِ
ِ
۪
ِ
۪
ِ
‫ين‬
ِ ‫الش َياط‬
َّ ‫َو ِع َقاب ِ۪ه َو َش ِّــر ع َبـاده َوم ْـن َه َم َزات‬
ِ ‫ات ا‬
ِ ‫ َأ ُعــو ُذ ب َِك ِلم‬2 ‫َو َأ ْن َي ْح ُضرو ۪ني‬
‫هلل‬
َ
ُ
ِ ‫التـا ٓ َّم‬
ِ َ ‫ـــر َو‬
‫ـــر‬
َ ‫ات ا َّل ۪تي‬
َّ
ٌّ ‫ال ُي َجاوِ ُز ُه َّن َب‬
ٌ ‫ال َفـــاج‬
ِ
ِ
‫الس َما ٓ ِء َو َما َي ْع ُر ُج ۪ف َيها‬
َّ ‫م ْن َش ِّــر َما َي ْن ِز ُل م َن‬
‫ض َو َما َي ْخ ُر ُج ِم ْن َها‬
ِ ‫َو ِم ْن َش ِّــر َما َذ َر َأ ِفي الأْ َ ْر‬
3
ِ
ِ‫الـن َـهـار‬
ِ ‫ــل َو ِف َــت‬
ِ ‫ـــر ِف َـت‬
ِ ‫ــن ال َّل ْـي‬
َّ ‫ــن‬
ِّ ‫َوم ْن َش‬
Korktuğunda veya yalnızlık duyduğunda
2. (Allah’ın) gazabından ve cezalandırmasından, kullarının şerrinden, şeytanların dürtmelerinden ve benimle bulunmalarından
Allah’ın tam kelimelerine sığınırım.
3. Ya Rahmân, gökten inen ve oraya yükselen şeylerin şerrinden;
(Allah’ın) yerde yarattığı ve yerden çıkan şeylerin şerrinden; gecenin ve gündüzün fitnelerinin şerrinden;..
50
‫ال َطارِ ق ًا‬
َّ ‫الن َهارِ ِإ‬
َّ ‫َو ِم ْن َش ِّر َط َوارِ ِق ال َّل ْي ِل َو‬
‫ َال َّل ُه ََّم َر َّب‬1 ‫���ن‬
َ ‫ـ���ر ُق ب‬
ُ ‫ِـخ ْـيـ���رٍ َيـــ���ا َر ْح ٰم‬
ُ ‫َي ْـط‬
ِ
‫ين‬
َ ‫الس ْب ِع َو َما ٓ َأ َظ َّل ْت َو َر َّب الأْ َ َر ۪ض‬
َّ ‫الس ٰم َوات‬
َّ
۪
َ
َ
‫ين َو َما ٓ أ َض َّل ْت ُك ْن‬
ِ ‫الش َياط‬
َّ ‫َو َما ٓ أ َق َّل ْت َو َر َّب‬
‫ين َأ ْن َي ْف ُر َط‬
َ ‫۪لي َجار ًا ِم ْن َش ِّر َخ ْل ِق َك َأ ْج َم ۪ع‬
ِ ٌ ‫َع َل���ي َأ َح‬
َ‫ارك‬
َّ ‫ َع‬،‫���م َو َأ ْن َي ْط َغى‬
ُ ‫���ز َج‬
ْ ‫���د م ْن ُه‬
َّ
ٓ َ ‫و َتباركَ اس���م َك وج َّل َث َنا ٓ ُؤكَ و‬
َ‫ال ِإ ٰل َه َغ ْي ُرك‬
َ َ ُ ْ َ َ َ
َ
ٓ َّ ‫ال ِإ ٰل���ه ِإ‬
‫وم‬
َ ‫ال َأ ْن‬
َ ٓ َ ‫َو‬
ُ ‫���ار ِت ال ُّن ُج‬
َ ‫ َال َّل ُه ََّم َغ‬2 ‫���ت‬
‫ال َت ْأ ُخ ُذ ُه‬
َ ‫وم‬
ُ ‫���د َأ ِت ا ْل ُع ُي‬
َ ‫َو َه‬
ٌ ‫ون َو َأ ْن َت َح ٌّي َق ُّي‬
1. ...hayırla gelenler
müstesna, gece ve
gündüz
meydana
gelen
hadiselerin
şerrinden, Allah’ın;
ne bir iyinin ne de
bir kötünün kendilerini aşamayacağı
tastamam kelimelerine sığınırım.
2. Allahım, ey yedi
gök ve gölgelediklerinin Rabbi, ey
ِ ‫وم َأ ْه‬
‫���د ْئ َل ْي ۪لي‬
َ ‫ ِس َ���ن ٌة َو‬yerlerin ve onların
ُ ‫���و ٌم َي���ا َح ُّي َيا َق ُّي‬
ْ ‫ال َن‬
taşıdıklarının Rabbi,
şeytanların ve saptır3 ‫و َأ ِنم عي ۪ني‬
ْ َ ْ َ dıklarının Rabbi, yarattıklarından birinin
bana taşkınlık yapması ve zulmetmesi (ihtimaline binaen) topyekün bütün mahlukâtının şerrine karşı benim koruyucum ol. Sana
sığınan azizdir, ismin bereket kaynağıdır. Sen her türlü senadan
daha yücesin.. Senden başka ilâh yoktur. İlâh ancak Sensin.
3. Allahım, yıldızlar batıp kayboldu, gözler kapanıp uykuya daldı,
Sen ise kendisine ne uyuklama ne de uyku ârız olmayan Hayy u
Kayyûm’sun. Yâ Hayy yâ Kayyûm, geceme bir sükunet gözlerime
de güzel bir uyku nasib et.
51
ِ ‫(كان عب���د ا‬
‫هلل ب���ن عمرو بن الع���اص يلقنها من‬
‫ ومن لم يعقل منه���م يكتبها له في‬،‫عق���ل م���ن ولده‬
)‫َص ّك ثم يعلقها في عنقه‬
1
1. (Abdullah b. Amr
b. Âs (r.a.), çocuklarından aklı erene
bu duayı öğretirdi.
Henüz aklı ermeyenler için ise bu
duayı bir kağıda
yazar ve boynuna
asardı.)
Yatakta yan
değiştirdiğinde
:‫ول‬
ُ ‫اش َي ُق‬
ِ ‫َو ِإ َذا َت َح َّركَ ِفي ا ْل ِف َر‬
َٓ
ِ ‫هلل ا ْلو‬
‫���ار َر ُّب‬
َّ ‫���ه ِإ‬
ُ ‫اح‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
ُ ‫���د ا ْل َق َّه‬
َ ُ ‫ال ا‬
ِ ‫الس���مو‬
‫ي���ز‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
ُ ‫ض َو َم���ا َب ْي َن ُه َم���ا ا ْل َع ۪ز‬
َ ٰ َّ
2
3
ِ ‫بِس ِم ا‬
)١٠( ‫يم‬
ِ ‫هلل الر ْح ٰم ِن الر ۪ح‬
َّ
ْ
َّ
4
5
‫ار‬
ُ ‫ا ْل َغ َّف‬
ِ ‫ان ا‬
)١٠( ‫هلل‬
َ ‫ُسب َح‬
ْ
ِ ‫ٰا َم ْن ُت بِا‬
ِ ‫اغ‬
)١٠( ‫وت‬
َّ ‫هلل َو َك َفر ُت ب‬
ُ ‫ِالط‬
ْ
2. Vâhid u Kahhar
olan Allah’tan başka ilâh yoktur. O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olan her şeyin Rabbidir. Azîz ü Ğaffâr’dır (daima üstün ve
çok affedicidir).
Sonra şunları okur:
3. 10 defa besmele,
4. 10 defa sübhânallah,
5. 10 defa ‘âmentü billâh ve kefertü bi’ttâğût’ (Allah’a iman ve tağutu inkâr ettim) der.
52
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا ا ْن َت َب َه َي ُق‬
‫َا ْل َح ْم � ُ�د لهلِ ِ ا َّل ۪ذيٓ َأ ْح َيا َنا َب ْع َد َما َأ َما َت َنا َو ِإ َل ْي ِه‬
َّٓ ‫���ه ِإ‬
َٓ ‫�ور‬
‫���م‬
َ ‫ال َأ ْن‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
ُ � ‫ال ُّن ُش‬
َّ ‫���ت ُس ْ���ب َحا َن َك ال َّل ُه‬
1 ‫ك‬
َ ‫َأ ْس َت ْغ ِف ُركَ ِل َذ ْنب۪ي َو َأ ْس َأ ُل َك َر ْح َم َت‬
‫���ز ْغ َق ْلب۪ي َب ْع َد إ ِْذ‬
ِ ‫���م زِ ْد ۪ني ِع ْلماً َوالَ ُت‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫���ك َر ْح َم ًة ِإ َّن َك‬
َ ‫���ب ۪لي ِم ْن َل ُد ْن‬
ْ ‫َه َد ْي َت ۪ن���ي َو َه‬
2
‫اب‬
ُ ‫َأ ْن َت ا ْل َو َّه‬
Uyandığında
1. Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah’a hamd olsun; dönüş Onadır. Senden başka ilâh yoktur. Seni bütün noksanlıklardan tenzih
ederim. Allahım, günahlarımdan dolayı Senden mağfiret talep
ediyor ve rahmetini istiyorum.
2. Allahım, ilmimi artır, bana ihsan ettiğin hidayetten sonra kalbimi
haktan saptırma, bana kendi katından rahmet ihsan eyle. Şüphesiz ki Sen, bol ihsan sahibisin.
53
ُ‫َال َّت َه ُّجد‬
‫ إذا ق���ام م���ن اللي���ل يصلي إحدى‬ ‫كان النب���ي‬
1
‫عشرة ركعة ويوتر؛ ويقول إذا قام‬
ُ ‫َا‬
)١٠( ‫هلل َأ ْكبر‬
َُ
ِ
ِ‫لهل‬
)١٠( ‫َا ْل َح ْم ُد‬
ِ ‫ان ا‬
)١٠( ‫هلل‬
َ ‫ُس ْب َح‬
َٓ
ُ ‫ال ا‬
)١٠( ‫هلل‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َ ‫َأ ْس َت ْغ ِفر ا‬
)١٠( ‫هلل ا ْل َع ۪ظيم‬
َ
ُ
ِ
ِ
ِ
۪
۪
۪
۪
‫َال َّل ُه ََّم ْاغف ْر لي َو ْاهدني َو ْار ُز ْقني َو َعافني‬
2
3
TEHECCÜD
1.
)١٠(
‫ام َي ْو َم‬
ِ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن ۪ضيقِ ا ْل َم َق‬
4 )١٠( ‫ا ْل ِقيام ِة‬
َ َ
Peygamberimiz
(s.a.s.) gece kalktığında 11 rek’at namaz ve vitri kılardı (Sekizi
teheccüd, üçü vitr). Kalktığında şunları söylerdi:
2. 10 defa ‘Allahu ekber’, 10 defa ‘Elhamdülillâh’, 10 defa ‘Sübhânallah’,
10 defa ‘Lâ ilâhe illâllah’, 10 defa ‘Estağfirullahel-azîm’.
3. 10 defa ‘Allahım, beni bağışla, beni hidayet üzere sâbit kıl, beni
rızıklandır, bana afiyet ihsan eyle’.
4. 10 defa ‘Allahım, Kıyamet günü’nde yer darlığından Sana sığınırım’.
54
:‫ام ِم َن ال َّل ْي ِل‬
َ ‫َو َي ْد ُعو ِإ َذا َق‬
ِ ‫وم الس���مو‬
‫ات‬
َ ٰ َّ ُ ‫���م َل َك ا ْل َح ْم ُد َأ ْن َت َق ُّي‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫���ك ا ْل َح ْم ُد َأ ْن َت‬
َ ‫ َو َل‬،‫���ن‬
ِ ‫َوالأْ َ ْر‬
ْ ‫ض َو َم‬
َّ ِ‫���ن ۪فيه‬
ِ ‫َم ِل ُك السمو‬
‫ َو َل َك‬،‫ض َو َم ْن ۪فيهِ َّن‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ
ِ ‫ور الس���مو‬
‫ض َو َم ْن‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ ُ ‫ا ْل َح ْم ُد َأ ْن َت ُن‬
َ‫���ق َو َو ْع ُدك‬
ُّ ‫���د َأ ْن َت ا ْل َح‬
ُ ‫ َو َل َك ا ْل َح ْم‬،‫���ن‬
َّ ِ‫۪فيه‬
‫���ق َوا ْل َج َّن ُة‬
ُّ ‫ا ْل َح‬
ٌّ ‫���ق َو َق ْو ُل َك َح‬
ٌّ ‫���ق َو ِل َق���آ ُءكَ َح‬
 ‫���ون َح ٌّق َو ُم َح َّم ٌد‬
َ ‫النب ُِّي‬
ٌّ ‫َح‬
َّ ‫ار َح ٌّق َو‬
َّ ‫���ق َو‬
ُ ‫الن‬
1
‫اع ُة َح ٌّق‬
َ ‫الس‬
َّ ‫َح ٌّق َو‬
Gece
teheccüde
kalktığında
1. Allahım, hamd
Sana
mahsustur.
Sen, semavât, arz ve
içindekilerin Kayyûmusun (bizâtihi var
olup, başkasına muhtaç olmayan ve her şeyin varlık ve bekâsı
kendisine muhtaç bulunan). (Allahım) Hamd Sana mahsustur.
Sen semavât, arz ve içindekilerin Melikisin (her şeyin sahibi ve
mutasarrıfı). Her türlü hamd Sana mahsustur. Semavât, arz
ve bunlardaki her şeyin nurusun. Hamd Sana mahsustur. Sen
Hak’sın, Senin vaadin de haktır, Sana kavuşmak da haktır, Senin
sözün de haktır, Cennet de haktır, Cehennem de haktır, peygamberler de haktır, Muhammed (s.a.s.) haktır, Kıyamet de haktır.
55
‫ِ���ك ٰا َم ْن ُت َو َع َل ْي َك‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم َل َك َأ ْس��� َل ْم ُت َوب‬
1. Allahım, yalnız
‫اص ْم ُت َو ِإ َل ْي َك‬
َ ‫َت َو َّك ْل ُت َو ِإ َل ْي َك َأ َن ْب ُت َوب َِك َخ‬
Sana teslim oldum, yalnız Sana ‫اغ ِفر ۪لي ما َقدم���ت وما ٓ َأخرت‬
َ ‫َح‬
ُ ْ َّ َ َ ُ ْ َّ َ
ُ ‫اك ْم‬
ْ ْ ‫���ت َف‬
iman ettim, yalnız
َ
Sana tevekkül et- ‫ت َأ ْع َلم ب ِ۪ه‬
َ ‫���ر ْر ُت َو َما ٓ َأ ْع َل ْن ُت َو َما ٓ َأ ْن‬
ُ
َ ‫َو َما ٓ أ ْس‬
tim, yalnız Sana
ٓ َ ‫���ت ا ْلم َق ِّدم و َأ ْن َت ا ْلم َؤ ِّخر‬
yöneldim, yalnız ‫ال ِإ ٰل َه‬
َ ُ ُ َ ‫ َأ ْن‬1 ‫ِم ۪ ّني‬
ُ ُ
Senin inayetinle
ٓ َّ ‫ِإ‬
ِ ‫ال بِا‬
2 ‫هلل‬
َ ‫ال َح ْو َل َو‬
َ ‫ال َأ ْن َت َو‬
َّ ‫ال ُق َّو َة ِإ‬
mücadele ettim,
yalnız Senin ha:‫اب‬
ِ ‫َو َي ْق َر ُأ ِفي ا ْل ِو ْت ِر َب ْع َد َفا ِت َح ِة ا ْل ِك َت‬
kemliğine
başvurdum. Benim
3 ‫ سورة األعلى‬:‫في الركعة األولى‬
geçmiş ve gelecek, gizli ve açık
4 ‫ سورة الكافرون‬:‫وفي الركعة الثانية‬
(işlediğim bütün
günahlarımı)
5 ‫ سورة اإلخالص‬:‫وفي الركعة الثالثة‬
mağfiret buyur ve
bunlardan da öte,
Senin benden çok
daha iyi bildiğin günahlarımı da bağışla Allahım.
2. Öne geçiren de, geri bırakan da Sensin. Senden başka ilâh yoktur. Havl ve kuvvet sadece Allah iledir.
Vitir namazında fâtiha’dan sonra
3. Birinci rek’atta A’lâ sûresi,
4. İkinci rek’atta Kâfirun sûresi,
5. Üçüncü rek’atta İhlâs sûresini okur.
56
:‫َو َي ْق َر ُأ َب ْع َد ُه‬
ِ ‫َأ ُع���و ُذ بِ���ا‬
ِ ‫الش���ي َط‬
‫���ن‬
‫ان‬
ِ ‫الر ۪ج‬
ْ ‫ي���م ِم‬
َ ‫هلل ِم‬
ْ َّ ‫���ن‬
َّ
‫ان ِذي ا ْل ُم ْل ِك‬
َ ‫ ُس ْ���ب َح‬1 ‫َن ْف ِخ ۪ه َو َن ْف ِث ۪ه َو َه ْم ِز ۪ه‬
ِ ‫���وت َوا ْل ِع َّز ِة َوا ْل َجب���ر‬
ِ ‫َوا ْلم َل ُك‬
‫وت َوا ْل ِك ْب ِر َيا ٓ ِء‬
َ
ُ َ
2
‫َوا ْل َع َظ َم ِة‬
)٣( ‫وس‬
ِ ‫ان ا ْل َم ِل ِك ا ْل ُق ُّد‬
َ ‫ُسب َح‬
Vitirden sonra
1. (Allah’ın rahmetinden)
kovulmuş
şeytandan, onun üflemesinden ve dürtmesinden
Allah’a
sığınırım.
2. Mülk (mekânda yer
tutan her şeyin yani
varlığın perde önü),
ِ
ِ
ِ
‫وح‬
‫الر‬
‫و‬
‫ة‬
‫ك‬
‫ئ‬
‫ل‬
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ب‬
‫ر‬
:
‫ال‬
‫ئ‬
‫ا‬
‫ق‬
‫ه‬
‫ت‬
‫و‬
‫ص‬
‫ع‬
‫ف‬
‫ر‬
‫ي‬
‫و‬
ٰۤ
َ
ْ
ً
َ
َ
ِ ُّ َ
َُْ َ ُ ََْ
َ ُّ َ
Melekût (melâike ve
4
‫���خ ِط َك‬
‫ه‬
‫ل‬
‫ل‬
‫ا‬
َّ
َ
ruhanilere mahsus
َ ‫���م ِإ ۪ ّن���ي َأ ُعو ُذ ب ِِر َضاكَ ِم ْن َس‬
ُ
ََّ
âlem yani varlığın
،‫وب ِت َك َو َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َك‬
َ ‫ َوب ُِم َعا َفا ِت‬perde arkası), izzet,
َ ‫���ك ِم ْن ُع ُق‬
ceberût (esma-sıfat
َٓ
‫ال ُأ ْح ۪صي َث َـنا ٓ ًء َع َل ْي َك َأ ْن َت َك َما ٓ َأ ْث َن ْي َت َع ٰلى‬
veya berzah âlemi),
5 ‫ك‬
َ ‫ َن ْف ِس‬kibriya (ululuk) ve
azamet sahibi Allah’ı
tesbih ederim.
3. Melik (her şeyin hükümdârı), Kuddûs (her şeyi tertemiz yapan
ve her türlü kiri gideren ve kendisi her türlü lekeden münezzeh)
Allah’ı tesbih ederim. (3 defa)
(Sesini yükselterek;)
3
ْ
4. Meleklerin ve Ruh’un (Cibril’in) Rabbi.
5. Allahım, gazabından rızâna, azabından afiyetine, Senden Sana
(celâlinden cemâline) sığınırım. Zâtını senâ ettiğin ölçüde Seni
senâ etmekten âciz olduğumu itiraf ederim.
57
‫أَد ِعي ٌة ُمَ�ت َع ِّل َق ٌة بِ ُّ‬
‫الط ُهوِر‬
‫َ‬
‫سج ِد َوا َألذ ِ‬
‫َوالْ َم ِ‬
‫ال ِة‬
‫الص َ‬
‫َان َو َّ‬
‫‪TAHÂRET, CAMİ, EZAN ve‬‬
‫‪NAMAZLA ALÂKALI DUALAR‬‬
:‫ول‬
ُ ‫ِإ َذا َأ َر َاد َأ ْن َي ْد ُخ َل ا ْل َخلاَ َء َي ُق‬
ِ
َ ۪
‫س‬
ِ ‫الن َج‬
ِ ‫الر ْج‬
َّ ‫س َو‬
ِّ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ّني أ ُعو ُذ ب َِك م َن‬
ِ
ِ
ِ ‫الش���ي َط‬
‫ي���م‬
‫ان‬
ِ ‫الر ۪ج‬
ْ َّ ‫ا ْل َخب۪ي���ث ا ْل ُم ْخبِ���ث‬
َّ
ِ ِ ‫بِس‬
‫ِ���ك ِم َن ا ْل ُخ ْب ِث‬
َ ‫���م ِإ ۪ ّني َأ ُعو ُذ ب‬
ْ
ََّ ‫���م اهلل َال َّل ُه‬
ِ
ِ ‫َوا ْل َخبآئ‬
2 ‫ث‬
َ
1
:‫ول‬
ُ ‫َوإ َذا َخ َر َج ِم َن ا ْل َخلاَ ِء َي ُق‬
۪ ‫���د لهلِ ِ ا َّل‬
‫���ذي َأ َذا َق ۪ني َل َّذ َت ُه‬
َ ‫ُغ ْف َرا َن‬
ُ ‫ َا ْل َح ْم‬،‫���ك‬
3 ‫و َأب ٰق���ى ِف���ي ُقو َت���ه و َأ ْذه���ب ع ۪ن���ي َأ َذاه‬
ّ َ َ َ َ ُ َّ َّ
ُ
ْ َ
ِ
ِ
ِ‫لهل‬
۪
‫���ب َع ّن���ي الأْ َ ٰذى‬
ُ ‫(أو) َا ْل َح ْم‬
َ ‫���د ا َّل���ذي َأ ْذ َه‬
۪
4
ِ ‫الن َف‬
‫اق‬
ِّ ‫���ن‬
َ ‫���م َط ِّه ْر َق ْلب۪ي ِم‬
ََّ ‫َو َعا َفان���ي َال َّل ُه‬
5
ِ ‫َو َح ِّص ْن َفر ۪جي ِم َن ا ْل َفو‬
‫ش‬
ِ ‫اح‬
َ
ْ
Helâya girerken
1. Allahım, kirden,
pislikten,
tepeden
tırnağa pis olandan,
pisliklerle hem-hâl
olandan
(Allah’ın
rahmetinden
kovulmuş şeytandan)
Sana sığınırım.
2. Allahım, serâpâ
pis olan erkek ve dişi
şeytanlardan Sana
sığınırım.
Helâdan çıkarken
3. (Allahım,) Senin mağfiretini dilerim. Nimetin lezzetini bana tattıran, onun kuvvetini bende bırakıp, eziyetini benden gideren
Allah’a hamd olsun. (Veya:)
4. Benden eziyeti gideren ve bana afiyet ihsan eden Allah’a hamd
olsun.
5. Allahım, kalbimi nifaktan temizle, ırz ve namusumu fuhşiyattan
koru.
61
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َت َو َّض َأ َي ُق‬
ِ ‫���م ا‬
‫ َال َّل ُه ََّم ْاغ ِف ْر‬،‫ي���م‬
‫هلل الرحم���ن‬
ِ ‫الر ۪ح‬
ِ ‫ب ِْس‬
َّ ِ ٰ ْ َّ
‫���ع ۪لي ۪ف���ي َدارِ ي َو َبارِ ْك ۪لي‬
ْ ‫۪ل���ي َذ ْنب۪ي َو َو ِّس‬
ٓ َ ‫ َأ ْش���ه ُد َأ ْن‬1 ‫۪في رِ ْز ۪قي‬
ُ ‫ال ا‬
‫هلل َو َأ َّن‬
َّ ‫���ه ِإ‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
َ
Abdeste
başlarken
1. Rahmân ve Rahîm
Allah’ın adıyla. Allahım, günahımı
bağışla, mekânımı
genişlet ve rızkıma
bereket ver.
2
ِ ‫ول ا‬
‫هلل‬
ُ ‫ُم َح َّمد ًا َر ُس‬
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َف َر َغ ِم َن ا ْل ُو ُضو ِء َي ُق‬
ٓ َ ‫َأ ْش���ه ُد َأ ْن‬
ُ ‫ال ا‬
‫يك‬
َ ‫هلل َو ْح َد ُه‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َ ‫ال َش ۪ر‬
َ
3
‫َل ُه َو َأ ْش َه ُد َأ َّن ُم َح َّمد ًا َع ْب ُد ُه َو َر ُسو ُل ُه‬
‫اج َع ْل ۪ني ِم َن‬
َّ ‫اج َع ْل ۪ني ِم َن‬
َ ‫الت َّواب‬
ْ ‫۪ين َو‬
ْ ‫َال َّل ُه ََّم‬
4 ‫ه ۪رين‬
َ ِّ ‫ا ْل ُم َت َط‬
2. Kelime-i şehâdet
getirir.
Kelime-i
şehâdetin manası şöyledir: ‘Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Hz. Muhammed
(s.a.s.)’in Onun kulu ve resûlü olduğuna şehâdet ederim’.
Abdestten sonra
3. Allah’tan başka ilâh olmadığına, Onun bir olduğuna, ortağı bulunmadığına ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Onun kulu ve resûlü
olduğuna şehâdet ederim.
4. Allahım, beni çok çok tevbe edenlerden, temizliğe titizlik gösterenlerden eyle.
62
ٓ َّ ‫ال ِإ ٰله ِإ‬
‫ال‬
َ َ ‫ُس ْب َحا َن َك ال َّل ُه َّم َوب َِح ْم ِدكَ َأ ْش َه ُد َأ ْن‬
ُ ‫وب ِإ َل ْي َك َو َص َّلى ا‬
‫هلل َع ٰلى‬
ُ ‫َأ ْن َت َأ ْس َت ْغ ِف ُركَ َو َأ ُت‬
1 ‫د وعلٰۤى ٰا ِل ۪ه وصحب ِ۪ه وس َّلم‬
َ َ ٍ ‫َس ّي ِِد َنا ُم َح َّم‬
َ َ َ ْ َ َ
ِ ‫بِس ِم ا‬
‫هلل الرحمن‬
‫يم ﴿إِنآَّ َأ ْن َز ْل َن ُاه‬
ِ ‫الر ۪ح‬
ْ
َّ ِ ٰ ْ َّ
ِ
ِ‫يك َما َل ْي َل ُة ا ْل َق ْدر‬
َ ‫۪في َل ْي َلة ا ْل َق ْدرِ ۝ َو َمآ َأ ْد ٰر‬
ِ ‫۝ َلي َل ُة ا ْل َق ْدرِ َخير ِم ْن َأ ْل‬
‫ف َش ْهرٍ ۝ َت َن َّز ُل‬
ْ
ٌْ
ِ
ٍ‫وح ۪ف َيها ِبإ ِْذ ِن َر ّبِهِ ْم ِم ْن ُك ِّل َأ ْمر‬
ُ ‫الر‬
ُّ ‫ا ْل َملٰۤئ َك ُة َو‬
2 )٣( ﴾‫ر‬
ِ ‫۝ َسلاَ ٌم ۗ ِه َي َح ّٰتى َم ْط َل ِع ا ْل َف ْج‬
‫َال َّل ُه ََّم ْاغ ِف ْر ۪لي َذ ْنب۪ي َو َو ِّس ْع ۪لي ۪في َدار۪ ي‬
1. Sana hamd ile
Seni bütün noksanlıklardan tenzih
ederim.
Allahım,
şehâdet ederim ki,
‫ َو َبارِ ْك ۪لي ۪ف���ي رِ ْز ۪قي َوالَ َت ْف ِت ۪ ّني ب َِما َز َو ْي َت‬Senden başka ilâh
yoktur. Senden mağ3 ‫ع ۪ني‬
ّ َ firet diler ve Sana
tevbe ederim. Allah,
Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’e, Onun âline ve ashâbına salât ve selâm etsin.
2. Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla. ‘Biz, o (Kur’ân)’ı Kadir gecesi
indirdik. Kadir gecesi’nin ne olduğunu Sen nereden bileceksin!
Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Rûh o gece Rablerinin izniyle her iş için iner de iner. Esenliktir o, tan yeri ağarıncaya dek.’ (3 defa)
3. Allahım, günahımı bağışla, mekânımı genişlet, rızkıma bereket
ver ve bana ihsan etmediğin şeylerle beni imtihan etme.
63
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َت َو َّج َه ِإ َلى ا ْل َم ْس ِج ِد َي ُق‬
ِ ‫ َتو َّك ْل ُت َع َلى ا‬،‫هلل‬
ِ ‫ ٰا َم ْن ُت بِا‬،‫هلل‬
ِ ‫���م ا‬
َ‫ ال‬،‫هلل‬
ِ ‫ب ِْس‬
َ
ِ
ِ َّ ‫ال ُقو َة ِإ‬
‫ين‬
َ ‫السا ِئ ۪ل‬
َّ َ ‫َح ْو َل َو‬
َّ ‫ َال َّل ُه ََّم ب ُِح ْر َمة‬،‫ال بِاهلل‬
ً‫َع َل ْي َك َوب َِم ْخ َر ۪جي ٰه َذا َف ِإ ۪ ّني َل ْم َأ ْخ ُر ْج ُه َأ َشرا‬
‫ َخ َر ْج ُت ْاب ِتغ َٓا َء‬،‫َوالَ َب َطراً َوالَ رِيآَ ًء َوالَ ُس ْم َع ًة‬
‫يذ ۪ني‬
َ ‫ َأ ْس َأ ُل َك َأ ْن ُت ۪ع‬،‫َم ْر َضا ِت َك َوا ِّتق َٓا َء َس َخ ِط َك‬
‫اج َع ْل‬
ْ ‫َال َّل ُه ََّم‬
Camiye
giderken
1
‫النارِ َو َأ ْن ُت ْد ِخ َل ِني ا ْل َج َّن َة‬
َّ ‫ِم َن‬
‫۪ف ��ي َق ْلب۪ي ُنوراً َو ۪في ِل َس ��ا ۪ني ُنوراً َو ۪في َب َص ۪ري‬
‫ُنوراً َو ۪في َس � ْ�م ۪عي ُنوراً َو ِم ْن َي ۪مي ۪ني ُنوراً َو ِم ْن‬
‫اج َع ْل ِم ْن َف ْو ۪قي‬
ْ ‫َخ ْل ۪في ُنوراً َو ِم ْن َأ َم ۪امي ُنوراً َو‬
1. Allah’ın ismiyle;
2 ‫ُنور ًا و ِمن َتح ۪تي ُنور ًا‬
Allah’a iman etْ ْ َ
tim; Allah’a tevekkül ettim; havl ve
kuvvet sadece Allah iledir. Allahım, Sana dua dua yalvaranların
ve bu (ibadete) çıkışımın yüzü suyu hürmetine, -zira ben ne azgınlık, ne taşkınlık, ne gösteriş ve ne de başkaları duysun diye
çıkmadım, ben rızanı talep ve gazabından korunmak için çıktımSenden beni ateşten korumanı ve Cennete koymanı istiyorum.
2. Allahım, kalbime nur, lisanıma nur, gözüme nur, kulağıma nur
ihsân eyle; sağımdan nur, arkamdan nur, önümden nur ver ve
üstümden nur, altımdan nur lütfet.
64
‫اج َع � ْ�ل ۪ل ��ي ُنوراً َو ۪في َع َص ۪ب ��ي ُنوراً َو ۪في‬
ْ ‫َو‬
ً‫َل ْح ۪مي ُنوراً َو ۪في َد ۪مي ُنوراً َو ۪في َش ْع ۪ري ُنورا‬
‫اج َع � ْ�ل ۪في َن ْف ۪س ��ي ُنور ًا‬
ْ ‫َو ۪ف ��ي َب َش � ۪�ري ُنور ًا َو‬
1
ً‫ َال َّل ُه ََّم َأ ْع ِط ۪ني ُنورا‬،ً‫َو َأ ْع ِظ ْم ۪لي ُنورا‬
:‫َو ِع ْن َد ُد ُخو ِل ِه ا ْل َم ْس ِج َد‬
:‫يدخل المسجد برجله اليمنى ويقول‬
ِ ‫���م ا‬
ِ ‫الصالَ ُة َوالسالَ ُم َع ٰلى َر ُس‬
‫ول‬
ِ ‫ب ِْس‬
َّ ‫هلل َو‬
َّ
ِ ‫ َأ ُع���و ُذ بِا‬2 ‫هلل‬
ِ ‫ا‬
‫يم‬
ِ ‫ي���م َوب َِو ْجهِ ِه ا ْل َك ۪ر‬
ِ ‫هلل ا ْل َع ۪ظ‬
ِ ِ ‫َوبِس ْل َطا ِن ِه ا ْل َق ۪د‬
ِ ‫الشي َط‬
3 ‫جيم‬
‫ان‬
ِ ۪ ‫الر‬
ُ
ْ َّ ‫يم م َن‬
َّ
4 ‫ك‬
َ ‫اب َر ْح َم ِت‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم ا ْف َت ْح ۪لي َأ ْب َو‬
1. Benim için bir nur
takdir et; sinirlerimde nur, etimde nur,
kanımda nur, saçımda nur, cildimde nur
kıl ve bütün benliğimi tepeden tırnağa
nur eyle. Nurumu büyüt, bana nur lütfeyle Allahım.
Camiye girerken
Mescide sağ ayağı ile girer ve girerken şöyle der:
2. Allah’ın adıyla. Salât ü selâm, Allah’ın Resûlü’nün üzerine olsun.
3. Allah’ın rahmetinden kovulmuş olan şeytandan, Yüce Allah’a,
Kerim Zâtı’na ve ezelî olan hükûmranlığına sığınıyorum.
4. Allahım, rahmetinin kapılarını bana aç.
65
:‫رو ِج ۪ه ِم َن ا ْل َم ْس ِج ِد‬
ُ ‫َو ِع ْن َد ُخ‬
:‫يخرج من المسجد برجله اليسرى ويقول‬
،‫َال َّل ُه ََّم َص ِّل َع ٰلى ُم َح َّم ٍد َو َعلٰۤى ٰا ِل ُم َح َّم ٍد‬
ِ ‫ول ا‬
ِ ‫���م ا‬
ِ ‫ال ُم َع ٰلى َر ُس‬
‫هلل‬
َ ‫الس‬
َ ‫الص‬
ِ ‫ب ِْس‬
َّ ‫هلل َو‬
َّ ‫ال ُة َو‬
‫اب‬
َ ‫ َال َّل ُه � ََّ�م ْاغ ِف � ْ�ر ۪لي َذ ْنب۪ي َوا ْف َت � ْ�ح ۪لي َأ ْب َو‬1
ِ ۪ ِ
ِ ‫الش ��ي َط‬
2
،‫ان‬
َ � ‫َف ْض ِل‬
ْ َّ ‫�ك َال َّل ُه � ََّ�م ْاعص ْمني م َن‬
Camiden
çıkarken
Mescitten sol ayağı
ile çıkar ve çıkarken şöyle der:
1. Allahım, Hz. Muhammed (s.a.s.)’e
ve Onun âline salât
et. Allah’ın adıyla. Salât ü selâm,
Allah Resûlü’nün
üzerine olsun.
3
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْس َأ ُل َك ِم ْن َف ْض ِل َك‬
‫۪يع َو َي ْش َت ۪ري ِفي ا ْل َم ْس ِج ِد‬
ُ ‫َو إ َذا َر ٰاى َم ْن َيب‬
4
ِ ُ ‫ الَ َأر َب َح ا‬:‫ول َل ُه‬
‫ار َت َك‬
ُ ‫َي ُق‬
َ ‫هلل ت َج‬
ْ
ِ ‫َو ِإ َذا َس‬
‫���م َـع َم ْن َي ْن ُش ُد ضآَ َّل ًة ِفي ا ْل َم ْس ِج ِد‬
5
‫ الَ َر َّد َها اهللُ َع َل ْي َك‬:‫ول َل ُه‬
ُ ‫َي ُق‬
2. Allahım, günahımı bağışla, fazlının kapılarını bana aç.
3. Allahım, beni şeytandan koru. Allahım, lütfunu istiyorum.
Camide ticaret yapana
4. Allah ticaretine kâr vermesin!
Camide yitik arayana
5. Allah onu sana iade etmesin.
66
ُ‫َا أْ َل َذان‬
‫ويس���ن األذان كم���ا ع���رف واإلقام���ة كذل���ك؛‬
‫وإذا س���مع األذان يق���ول مثلما ق���ال المؤذن إال أنه‬
‫"حي َع َلى‬
‫ال ِة" و‬
‫يق���ول بدل "ح‬
َ ‫الص‬
َّ ‫���ي َع َلى‬
َّ َ
َّ َ
ِ ‫ال بِا‬
1 )‫هلل‬
َ ‫ال َح ْو َل َو‬
َ ( :"‫ال ِح‬
َّ ‫ال ُق َّو َة ِإ‬
َ ‫ال َف‬
:‫ول‬
ُ ‫ان ا ْل َم ْغ ِر ِب َي ُق‬
َ ‫َو ِإ َذا َس ِم َع َأ َذ‬
َ‫���ار َن َهارِ ك‬
ُ ‫���ذا ِإ ْق َب‬
َ ‫���م ٰه‬
َ ‫ال َل ْي ِل‬
ُ ‫���ك َوإ ِْد َب‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫���ك‬
َ ‫���ور َص َل َوا ِت‬
َ ‫ات ُد َعا ِت‬
ُ ‫���و‬
ُ ‫���ك َو ُح ُض‬
َ ‫َو َأ ْص‬
2 ‫اغ ِفر ۪لي‬
ْ ْ ‫َف‬
EZAN
1. Bilindiği gibi, ezan sünnettir. Kamet de sünnettir. Ezanı işittiğinde müezzinin dediğinin aynısını der. Yalnız ‘hayye ale’s-salâh’ ve
‘hayye ale’l-felâh’ yerine ‘lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’ der.
Akşam ezanını işittiğinde
2. Akşam ezanını işittiğinde; ‘Allahım, şu an gecenin gelişi, gündüzünün gidişi, davetçilerinin (müezzinlerin) sesleri, namaz (vakit)
lerinin girişidir. (Bunlar hürmetine) beni mağfiret buyur’ der.
67
Ezandan sonra
1. Allah’tan başka
ilâh olmadığına,
bir olup, ortağı
bulunmadığına ve
Hz. Muhammed
(s.a.s.)’in Onun
kulu ve resûlü olduğuna şehâdet
ederim.
Allah’tan Rabb,
Hz. Muhammed
(s.a.s.)’den resûl,
İslâm’dan da din
olarak razı oldum.
ِ ‫لدع َا ٓ ُء َب ْع َد الأْ َ َذ‬
:‫ان‬
ُّ ‫َا‬
‫يك‬
َ ‫���ه ُد َأ ْن الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهللُ َو ْح َد ُه الَ َش ۪ر‬
َ ‫َأ ْش‬
ِ ‫يت بِا‬
‫هلل‬
ُ ‫ َر ۪ض‬،‫َل ُه َو َأ َّن ُم َح َّمد ًا َع ْب ُد ُه َو َر ُسو ُل ُه‬
ٍ
1 ً‫د رسوالً و ِبالإْ ِ سالَم ۪دينا‬
ِ ْ
َ
ُ َ ‫َر ّباً َوب ُِم َح َّم‬
‫الصالَ ِة‬
َّ ‫���م َر َّب ٰه ِذ ِه‬
َّ ‫���و ِة الت َّٓا َّم ِة َو‬
َ ‫الد ْع‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫ا ْلق َٓا ِئ َم ِة ٰا ِت َس ّي َِد َنا ُم َح َّم ٍد ا ْل َو ۪سي َل َة َوا ْل َف ۪ضي َل َة‬
2 ‫وابع ْثه م َقاماً محموداً ا َّل ۪ذي وعد َته‬
ُ ْ َ َ
َ ُ َْ َ
ُ ْ َ
ِ
۪
۪
َ
‫َال َّل ُه � ََّ�م أ ْع ��ط ُم َح َّم ��داً ا ْل َوس ��ي َل َة َوا ْل َفضي َل َة‬
‫اج َع � ْ�ل ۪في َأ ْع َل ْي َن َد َر َج َت � ُ�ه َو ِفي ا ْل ُم ْص َط َف ْي َن‬
ْ ‫َو‬
‫ َال َّل ُه ََّم َص ِّل‬3 ‫۪ين ِذ ْك � َ�ر ُه‬
َ ‫َم َح َّب َت � ُ�ه َو ِفي ا ْل ُم َق َّرب‬
ٍ ‫َع ٰل���ى ُم َحم‬
َ‫���د َو َب ِّل ْغ ُه َد َر َج َة ا ْل َو ۪س���ي َل ِة ِع ْن َدك‬
َّ
4 ‫ش َفاع ِت ۪ه يوم ا ْل ِقيام ِة‬
ْ ‫َو‬
َ َ َ ْ َ َ َ ‫اج َع ْل َنا ۪في‬
2. Ey bu kâmil davetin ve kılınacak
namazın rabbi olan Allahım, Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’e
Hakk’a yaklaşma, Cennete ve ötesine ulaşmayı lütfet ve Onu,
kendisine vaadettiğin Makam-ı Mahmud’a ulaştır.
3. Allahım, Muhammed (s.a.s.)’e Cennet‘te en yüksek ve faziletli dereceleri ver; Onun derecesini en yüksekler arasında, muhabbetini
seçkinler ve zikrini mukarrabîn katında kıl.
4. Allahım, Muhammed (s.a.s.)’e salât et. Onu katındaki şefaat makamına ulaştır, bizi de Kıyamet günü’nde Onun şefaatine mazhar
olanlardan eyle.
68
:‫۪ير ِة الإْ ِ ْح َر ِام‬
ِ ‫ُد َعا ٓ ُء الاْ ِ ْفـ ِت َـت‬
َ ‫اح َب ْع َد َت ْكب‬
):‫(عند بعض األئمة‬
ِ ‫ َأ ُعو ُذ بِا‬،‫َاهلل َأ ْكبر َكب۪ير ًا َوا ْل َحم ُد لهلِ ِ َك ۪ثير ًا‬
‫هلل‬
ْ
َُ
۪‫يم ِم ْن َن ْف ِخ ۪ه َو َن ْف ِث ۪ه َو َهم ِزه‬
ِ
‫الش ْي َطان‬
َّ ‫ِم َن‬
ِ ‫الر ۪ج‬
ْ
َّ
ِ َ ‫َفس���ب َح‬
‫﴿و َّج ْه ُت‬
َ 1 ً‫���ر ًة َو َأ ۪صي�ل�ا‬
ْ ُ
َ ‫ان اهلل ُب ْك‬
۪ ‫َو ْجهِ ���ي ِل َّل‬
ِ ‫���ذي َف َط���ر الس���مو‬
‫ض‬
َ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ َ
َ
ٓ
ِ
ِ
َ
2 ﴾‫���ر ۪كين‬
‫ش‬
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ن‬
‫م‬
‫ا‬
‫ن‬
‫أ‬
‫ا‬
‫م‬
‫و‬
‫ا‬
‫م‬
‫ل‬
���
‫س‬
‫م‬
َ ِ ْ ُ ْ َ َ َ َ ً ْ ُ ‫َح ۪نيف ًا‬
۪ ‫﴿إ َِّن َصالَ ۪ت���ي َو ُنس‬
‫���اي َو َم َما ۪تي‬
َ ‫���كي َو َم ْح َي‬
ُ
‫يك َل ُه َوب ِٰذ ِل َك‬
۪ ‫الَ َش‬
َ ‫���ر‬
‫ي���ن‬
َ ‫لهلِ ِ َر ِّب ا ْل َعا َل ۪م‬
﴾‫ين‬
َ ‫ُأ ِم ْر ُت َو َأ َنا ِم َن ا ْل ُم ْس ِل ۪م‬
3
İftitah
tekbirinden
sonra
(Bazı âlimlere göre:)
1. Allah büyüktür, büyük. Çokça
hamd olsun Allah’a.
(Allah’ın rahmetinden) kovulmuş şeytandan, onun üflemesinden ve dürtmesinden Allah’a sığınırım.
Sabah ve akşam Allah’ı noksanlıklardan tenzih ederim.
4
2. ‘Ben yüzümü hanif ve Müslüman olarak, gökleri ve yeri yoktan
var edene çevirdim, ben Ona ortak koşanlardan değilim.
3. Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep Âlemlerin
Rabbi Allah içindir.
4. Onun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanlardanım’.
69
‫ َأ ْن َت‬،‫�ت ا ْل َم ِل ُك الَٓ ِإ ٰل � َ�ه ِإالَّٓ َأ ْن َت‬
َ � ‫َال َّل ُه � ََّ�م َأ ْن‬
‫���دكَ َظ َل ْم ُت َن ْف ۪س���ي َو ْاع َت َر ْف ُت‬
ُ ‫َر ۪ ّب ��ي َو َأ َنا َع ْب‬
ِ ْ ‫ب َِذ ْنب۪���ي َف‬
‫ال‬
َ ‫���ه‬
ُ ‫���ر ۪ل���ي ُذ ُنوب۪���ي َج ۪ميع��� ًا ِإ َّن‬
ْ ‫اغف‬
‫���ن‬
ِ ‫ َو ْاه ِد ۪ني لأِ َ ْح َس‬،‫���وب ِإالَّٓ َأ ْن َت‬
َ ‫َي ْغ ِف ُر الذُّ ُن‬
1. Allahım, Sen me۪ ‫الأْ َ ْخ�َل�اَ ِق الَ َي ْه‬
،‫���ت‬
َ ‫���دي لأِ َ ْح َس��� ِن َها ِإالَّٓ َأ ْن‬
liksin, Senden başka ilâh yoktur. Sen ‫ال‬
َّٓ ‫واص ِر ْف َع ۪ ّني س���ي َِئ َها الَ يص ِر ُف س���ي َِئ َها ِإ‬
ْ َ
ْ َ
ّ َ
ّ َ
benim Rabbimsin,
bense Senin kulu- ‫خي���ر ُكلُّه ۪في‬
َ ‫َأ ْن‬
ُ ُ ْ َ ‫���ع َد ْي َك َوا ْل‬
ْ ‫ َل َّب ْي َك َو َس‬1 ‫���ت‬
num. Nefsime zulَ ‫ِ���ك َو ِإ َل ْي‬
َ ‫���س ِإ َل ْي َك َأ َنا ب‬
mettim, günahımı ،‫ك‬
َّ ‫َي َد ْي َك َو‬
ُّ ‫الش‬
َ ‫���ر َل ْي‬
itiraf
ediyorum,
‫وب‬
َ ‫ار ْك‬
ُ ‫���ت َر َّب َن���ا َو َت َعا َل ْي َت َأ ْس َ���ت ْغ ِف ُركَ َو َأ ُت‬
َ ‫َت َب‬
günahlarımın hepsini bağışla, senden ‫اعد بي ۪ن���ي وبين خطاياي‬
2 َ ‫ِإ َلي‬
َ َ َ َ َ ْ َ َ ۪ ْ َ ْ ِ ‫���م َب‬
ََّ ‫���ك َال َّل ُه‬
ْ
başkası günahları
bağışlayamaz beni
3 ‫ب‬
ِ ‫اع ْد َت َب ْي َن ا ْل َم ْش ِر ِق َوا ْل َم ْغ ِر‬
َ ‫َك َما َب‬
ahlâkın en güzeline hidayet et;
Senden başkası ahlâkın en güzeline hidayet edemez. Kötü huyları
benden uzaklaştır; Senden başkası bunları uzaklaştıramaz.
2. Lebbeyk ve Sa’deyk. Bütün hayırlar Senin elindedir, kötülükler
Sana nisbet edilemez. Ben Senin inayetine sığınır ve Sana yönelirim. Rabbimiz, Sen çok mukaddes ve çok yücesin, Senden
mağfiret diler ve Sana tevbe ederim.
3. Allahım, doğu ile batının arasını birbirinden uzak tuttuğun gibi,
benimle hatalarımın arasını da uzak tut.
70
‫���اي بِا ْل َم���ا ِء َوال َّث ْل ِج‬
ْ ‫���م ْاغ ِس‬
َ ‫���ل َخ َط َاي‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
1 ِ
‫اي َك َما‬
َ ‫���ن َخ َط َاي‬
ْ ‫���م َن ِّق ۪ن���ي ِم‬
ََّ ‫���رد َال َّل ُه‬
َ ‫َوا ْل َب‬
2 ‫س‬
ِ ‫الد َن‬
ُ ‫ُي َن َّقى ال َّث ْو ُب الأْ َ ْب َي‬
َّ ‫ض ِم َن‬
ِ
‫اس ُم َك‬
َ ‫ُس ْب َحا َن َك ال َّل ُه َّم َوب َِح ْمدكَ َو َت َب‬
ْ َ‫ارك‬
ٓ
3 َ‫غيرك‬
ُ ْ َ ‫َو َت َعا ٰلى َج ُّدكَ َوالَ ِإ ٰل َه‬
ِ
:‫ول‬
ُ ‫وع َي ُق‬
ِ ‫الر ُك‬
ُّ ‫َوفي‬
ِ ‫وت َوا ْلم َل ُك‬
ِ ‫ان ِذي ا ْل َجب���ر‬
‫���وت‬
َ ‫ُس ْ���ب َح‬
َ
ُ َ
‫يم‬
َ ‫ ُس ْب َح‬4 ‫َوا ْل ِك ْب ِريآَ ِء َوا ْل َع َظ َم ِة‬
ِ ‫ان َر ّب َِي ا ْل َع ۪ظ‬
5 )٩-٣(
َ‫���م َر َّب َن���ا َوب َِح ْم ِدك‬
َّ ‫ُس ْ���ب َحا َن َك ال َّل ُه‬
6 ‫اغ ِفر ۪لي‬
ْ ْ ‫ال َّل ُه َّم‬
1. Allahım, günahlarımı(n kirini) su,
kar ve dolu ile yıka.
2. Allahım, beyaz elbisenin kirlerden temizlendiği gibi beni
de günahlarımdan
temizle.
3. Allahım, Seni
Sana lâyık hamd ile
her türlü eksiklikten
tenzih ederim. Senin
ismin mukaddestir,
münezzehtir, şanın
da yücedir. Senden
başka ilah yoktur.
Rükû’da
4. Ceberût (esma-sıfat veya berzah âlemi, melekût (melâike ve
ruhânilere mahsus âlem yani varlığın perde arkası), kibriya (ululuk) ve azamet sahibi Allah’ı tesbih ederim.
5. Yüce Rabbimi tesbih ederim. (3-9 defa)
6. Allahım, Rabbimiz, Sana mahsus hamd ile Seni tesbih ederim.
Allahım, beni bağışla.
71
ِ َ ‫س���ب َح‬
ِ۪
‫وح‬
ٌ ‫���ب‬
ُّ ‫ ُس‬1 )٣( ‫ان اهلل َوب َِح ْم���ده‬
ْ ُ
ِ ِ
‫ َال َّل ُه ََّم َل َك‬2 ‫وح‬
ِ ‫الر‬
ٌ ‫ُق ُّد‬
ُّ ‫وس َر ُّب ا ْل َملٰۤئ َكة َو‬
1. Allah’ı her türlü
eksiklikten tenzih
eder ve Ona hamd
ederim. (3 defa)
2. Münezzeh, Mukaddes, meleklerin
ve Ruh’un Rabbi.
‫���ع‬
َ ‫ َخ َش‬،‫َر َك ْع ُت َوب َِك ٰا َم ْن ُت َو َل َك َأ ْس��� َل ْم ُت‬
‫���ري َو ُم ۪ ّخ���ي َو َع ْظ ۪م���ي‬
۪ ‫���م ۪عي َو َب َص‬
َ ‫َل‬
ْ ‫���ك َس‬
‫اس َ���ت َق َّل ْت ب ِ۪ه َق َد َم���ي لهلِ ِ َر ِّب‬
ْ ‫َو َع َصب۪���ي َو َم���ا‬
َّ
3 ‫ا ْلعا َل ۪مين‬
َ
َ
ِ
:‫ول‬
ُ ‫وع َي ُق‬
ِ ‫الر ُك‬
ُّ ‫َو ِإ َذا َر َف َع َر ْأ َس ُه م َن‬
):‫(عند بعض األئمة‬
3. Allahım, Sana rükû
َ ‫هلل َأ ْك َب ُر َكب۪ير ًا َوا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َك ۪ثير ًا َو ُس ْب َح‬
ُ ‫َا‬
ettim, Sana inan- ‫ان‬
dım ve Sana teslim
ِ
۪ َ
4
‫���ك‬
َ ‫���م َر َّب َن���ا َو َل‬
ََّ ‫���ر ًة َوأصيـ�ل�اً َال َّل ُه‬
َ ‫اهلل ُب ْك‬
oldum. Kulağım,
gözüm, beynim, ili5 ‫طيِباً مباركاً ۪في ِه‬
َ َ ُ ّ َ ً‫ا ْل َح ْم ُد َح ْـمداً َك ۪ثيرا‬
ğim, kemiğim, sinirim ve ayaklarımın
taşıdığı her şey, Âlemlerin Rabbi Allah’a boyun eğmiş, itaat etmiştir.
Rükû’dan doğrulduğunda
(Bazı âlimlere göre:)
4. Allah büyüktür, büyük. Çokça hamd olsun Allah’a. Sabah ve akşam Allah’ı noksanlıklardan tenzih ederim.
5. Allahım, ey Rabbimiz, hamd Sana mahsustur. Çokça, tertemiz,
mübarek hamdler Allah’a mahsustur.
72
ِ ‫�ك ا ْل َحم ُد ِم ْل َء الس ��مو‬
‫ات َو ِم ْل َء‬
َ � ‫َال َّل ُه � ََّ�م َل‬
ْ
َ ٰ َّ
‫ض َو ِم ْل َء َما َب ْي َن ُه َما َو ِم ْل َء َما ِش � ْ�ئ َت ِم ْن‬
ِ ‫الأْ َ ْر‬
‫ال‬
َ ‫ َأ ْه َل ا ْل َم ْج ِد َوال َّثن َٓا ِء َأ َح ُّق َما َق‬،‫َش � ْ�ي ٍء َب ْع ُد‬
‫ الَ َما ِن َـع ِل َما َأ ْع َط ْي َت‬،‫���د َو ُكل َُّنا َل َك َع ْب ٌد‬
ُ ‫ا ْل َع ْب‬
‫���ع َذا ا ْل َج ِّد‬
‫وال مع ِط‬
ُ ‫���ي ِل َم���ا َم َن ْع َت َوالَ َي ْن َف‬
َ ُْ َ َ
‫ َال َّل ُه ََّم َط ِّه ْر ۪ني بِال َّث ْل ِج َوا ْل َب َر ِد‬1 ‫���ك ا ْل َج ُّد‬
َ ‫ِم ْن‬
‫وب‬
ِ ‫ َال َّل ُه ََّم َط ِّه ْر ۪ني ِم َن الذُّ ُن‬2 ‫َوا ْلم َٓا ِء ا ْل َبارِ ِد‬
‫ض ِم َن‬
ُ ‫���و ُب الأْ َ ْب َي‬
ْ ‫َوا ْل َخ َط َاي���ا َك َم���ا ُي َن َّق���ى ال َّث‬
1. Allahım, gökler
dolusu, yer dolusu, aralarındaki her
şey dolusu ve daha
başka dilediğin şeyler dolusunca hamd
Sana mahsustur. Ey
mecd ü senâya lâyık
3 ‫س‬
olan, kulların -ki heِ ‫الد َن‬
َّ
pimiz Sana kuluzِ
:‫ول‬
ُ ‫الس ُجو ِد َي ُق‬
söyleyeceği en lâyık
ُّ ‫َوفي‬
söz şudur: Allahım,
4 )٩-٣( ‫ان ربِي الأْ َ ع ٰلى‬
‫سبح‬
ْ
َ َّ َ َ ُْ
Senin ihsan ettiğine
mâni olacak yoktur.
Senin mani olduğunu da lütfedecek yoktur. Sana karşı hiçbir şan
ve şeref sahibine, şan ve şerefinin bir faydası dokunmaz.
2. Allahım beni kar, dolu ve soğuk suyla temizle.
3. Allahım, beni günahlardan ve hatalardan beyaz elbisenin kirden
temizlendiği gibi temizle.
Secdede
4. En yüce Rabbimi tesbih ederim. (3-9 defa)
73
ِ ‫س���ب َحا َن َك ال َّل ُه���م رب َن���ا َوب َِحم‬
‫���دكَ ال َّل ُه َّم‬
َّ َ َّ
ْ
ْ ُ
ِ
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ُع���و ُذ ب ِِر َضاكَ ِم ْن‬1 ‫���ر ۪ل���ي‬
ْ ‫ْاغف‬
‫وب ِت َك َو َأ ُعو ُذ‬
َ ‫َس‬
ْ ‫���خ ِط َك َوب ُِم َعا َفا ِت َك ِم‬
َ ‫���ن ُع ُق‬
َٓ‫ِ���ك ِم ْن َك الَٓ ُأ ْح ۪صي َثـن���آَ ًء َع َلي َك َأ ْن َت َكما‬
َ ‫ب‬
ْ
1. Ey Rabbimiz olan
Allah, Seni Sana
mahsus
olan
hamd ile tesbih
ederim. Allahım,
beni mağfiret eyle.
2.
‫ َال َّل ُه ََّم َل َك َس َج ْد ُت‬2 ‫ـــك‬
َ ‫َأ ْث َن ْي َت َع ٰلى َن ْف ِس‬
‫���ج َد َو ْجه۪ ي‬
َ ‫ َس‬،‫َوب َِك ٰا َم ْن ُت َو َل َك َأ ْس��� َل ْم ُت‬
‫���م َع ُه َو َب َص َر ُه‬
َّ ‫ِل َّل ۪ذي َخ َل َق ُه َو َص َّو َر ُه َو َش‬
ْ ‫���ق َس‬
‫ َخ َش َع َس ْم ۪عي‬3 ‫ين‬
َ ‫اركَ اهللُ َأ ْح َس ُن ا ْل َخا ِل ۪ق‬
َ ‫َت َب‬
Allahım, gaza‫���ري َو َد ۪مي َو َل ْح ۪مي َو َع ْظ ۪مي َو َع َصب۪ي‬
۪ ‫َو َب َص‬
bından
rızana,
azabından
afi4 ‫ب ا ْلعا َل ۪مين‬
َ
َ ِّ ‫اس َت َق َّل ْت ب ِ۪ه َق َد َم َّي لهلِ ِ َر‬
ْ ‫َو َما‬
yetine,
Senden
Sana (celâlinden
cemâline) sığınırım. Zâtını senâ
ettiğin ölçüde Seni senâ etmekten âciz olduğumu itiraf ederim.
3. Allahım, Sana secde ettim, Sana inandım, Sana teslim oldum.
Yüzüm, kendisini yaratan, şekil veren, kulağını ve gözünü yarıp
çıkaran (Yaradan)’a secde etti. En güzel yaratıcı olan Allah, Sen
ne yücesin.
4. Kulağım, gözüm, kanım, etim, kemiğim, sinirim ve ayaklarımın
taşıdığı her şey, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a boyun eğmiş, itaat
etmiştir.
74
ِ ِ
‫وح‬
ِ ‫الر‬
ٌ ‫���ب‬
ٌ ‫وح ُق ُّد‬
ُّ ‫ُس‬
ُّ ‫وس َر ُّب ا ْل َملٰۤئ َك���ة َو‬
ِ
‫���ه َو ِج َّل ُه َو َأ َّو َل ُه‬
ُ ‫���ر ۪لي َذ ْنب۪ي ُك َّل ُه ِد َّق‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ْ ‫���م ْاغف‬
‫ان ِذي‬
‫وا ِخ���ره وعال ِنيت���ه و ِس‬
َ ‫ ُس ْ���ب َح‬2 ‫���ر ُه‬
َّ َ ُ َ َ َ َ َ ُ َ ٰ َ
1
3
ِ ‫وت َوا ْلم َل ُك‬
ِ ‫ا ْل َجبر‬
‫وت َوا ْل ِك ْب ِري َٓا ِء َوا ْل َع َظ َم ِة‬
َ
َُ
:‫ول‬
ُ ‫الس ْج َد َت ْي ِن َي ُق‬
ِ ‫َو ِفي ا ْل ُج ُل‬
َّ ‫وس َب ْي َن‬
ِ
‫���ر ۪ل���ي َو ْار َح ْم ۪ن���ي َو َعا ِف ۪ن���ي‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ْ ‫���م ْاغف‬
4 ‫ز ْق ۪ني واجبر ۪ني وار َفع ۪ني‬
ُ ‫َو ْاه ِد ۪ني َو ْار‬
ْ ْ َ ُْ ْ َ
َ‫الش ْر ِك َب ِر ّياً ال‬
ِّ ‫َر ِّب َه ْب ۪لي َق ْلباً َت ِق ّياً َن ِق ّياً ِم َن‬
‫او ْز‬
َ ‫ َر ِّب ْاغ ِف ْر َو ْار َح ْم َو َت َج‬5 ً‫َكا ِفراً َوالَ َش ِق ّيا‬
6 ‫ك َأ ْنت الأْ َ عز الأْ َ ْكرم‬
ُّ َ
َ َ ‫َع َّما َت ْع َل ُم ِإ َّن‬
َُ
1. Münezzeh mukaddes, meleklerin
ve Ruh’un Rabbi.
2. Allahım, bütün günahlarımı, küçüğünüb ü y ü ğ ü n ü ,
evvelini-âhirini, açığını-gizlisini bağışla.
3. Ceberût (esma,
sıfat veya berzah
âlemi), melekût (melâike ve ruhanilere
mahsus âlem yani
varlığın perde arkası), kibriya (ululuk) ve
azamet sahibi Allah’ı
tesbih ederim.
İki secde arasında
4. Allahım, beni bağışla, bana merhamet eyle, bana afiyet lütfeyle,
beni hidayet eyle, bana rızık ihsan eyle, benim eksiğimi-gediğimi
gider, kırığımı-döküğümü sar ve beni yücelt.
5. Rabbim, bana, talihsiz ve nankör olmayan, şirkten arınmış, pak,
takva duygusuyla dopdolu bir kalb lütfet.
6. Rabbim, bağışla, merhamet et, bildiklerini görmezlikten gel, affet;
şüphesiz ki Sen en Aziz ve en Kerimsin.
75
:‫الت َش ُّه ِد َي ْق َر ُأ‬
َّ ‫َو ِفي‬
Teşehhüdde
ِ ِ‫���ات لهل‬
،‫���ات‬
َّ ‫ات َو‬
ُ ‫الط ّي َِـب‬
ُ ‫���و‬
ُ ‫َا َّلت ِح َّي‬
َ ‫َوالصـَّـ َل‬
ِ ‫النبِ���ي َور ْحم��� ُة ا‬
‫هلل‬
َ ‫ا ُم َع َل ْي‬
َ �‫لس�ل‬
َ َ ُّ َّ ‫���ك َأ ُّي َه���ا‬
َّ ‫َا‬
ِ ‫ َالس�ل�اَ ُم َع َلي َن���ا َو َع ٰل���ى ِعب���ا ِد ا‬،‫���ه‬
‫هلل‬
َ
ْ
َّ ُ ‫َو َب َر َكا ُت‬
1. Bütün tahiyyeler (hayat sahibi
varlıkların hayat‫���ه ُد َأ ْن الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهللُ َو َأ ْش َ���ه ُد‬
َ ‫الصا ِل ۪ح‬
َ ‫ين َأ ْش‬
َّ
larıyla
sunduğu
ibadetler), salâvât
1 ‫ن محمداً عبده ورسو ُله‬
ُ ُ َ َ ُ ُ ْ َ َّ َ ُ َّ ‫َأ‬
(duâlar) ve tayyibât (bütün güzel ‫ل َع ٰلى س���ي ِِد َنا محم ٍد و َعلٰۤى ٰا ِل‬
ِّ ‫َال َّل ُه ََّم َص‬
َ َّ َ ُ ّ َ
söz ve davranışlar)
ٍ
ِ
۪
Allah’a mahsustur. ‫يم َو َعلٰۤى‬
َ ‫َس ّيِد َنا ُم َح َّمد َك َما َص َّل ْي َت َعلٰۤى إ ِْب ٰره‬
Ey
Peygamber,
۪ ِ
‫���ي ِِد َنا ُم َح َّم ٍد َو َعلٰۤى‬
ْ ‫يم َو َب‬
selâm,
Allah’ın
َ ‫ٰال إ ِْب ٰره‬
ّ ‫ارِك َع ٰلى َس‬
rahmeti ve bere- ‫ا ِل س���ي ِِدنا محم ٍد كما بارك���ت علٰۤى إِبر ۪هيم‬
َ َ ْ َ َ َ َ َّ َ ُ َ ّ َ ٰ
َ ْٰ
ketleri Senin üze۪ ِ
2 ‫جيد‬
rine olsun. Bize
ٌ ۪ ‫يد َم‬
ٌ ‫يم ِإ َّن َك َح ۪م‬
َ ‫َو َعلٰۤى ٰال إ ِْب ٰره‬
ve Allah’ın salih
kullarına selâm olsun. Şehâdet ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. Yine şehâdet
ederim ki, Hz. Muhammed (s.a.s.) Onun kulu ve resûlüdür.
2. Allahım, Efendimiz Hz. Muhammed’e ve Efendimiz Hz.
Muhammed’in ailesine, Efendimiz Hz. İbrahim’e ve Hz. İbrahim’in
ailesine salât ettiğin gibi salât et. Hz. İbrahim’e ve Hz. İbrahim’in
ailesine bereket ihsan ettiğin gibi, Efendimiz Hz. Muhammed’e ve
Efendimiz Hz. Muhammed’in ailesine de bereket ihsan et. Şüphesiz
ki Sen, her bakımdan hamde lâyık ve şânı yüce olansın.
76
َ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َظ َل ْم ُت َن ْف ۪سي ُظ ْلماً َك ۪ثيراً َوال‬
‫ال َأ ْن َت َف ْاغ ِف ْر ۪لي َم ْغ ِف َر ًة ِم ْن‬
َّ ‫وب ِإ‬
َ ‫َي ْغ ِف ُر الذُّ ُن‬
۪ ‫ور‬
1 ‫حيم‬
‫ِعن ِد وارحم ۪ني إنك َأنت الغف‬
ُ ‫الر‬
َّ ُ ُ َ ْ َ ْ َ َّ ِ ْ َ ْ َ َ‫ْ ك‬
ِ
‫���ر ۪لي َم���ا َق َّد ْم ُت َو َم���ا َأ َّخ ْر ُت‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ْ ‫���م ْاغف‬
َٓ
َٓ
َٓ
َٓ‫���ر ْف ُت َوما‬
َ ‫���ر ْر ُت َوماَ أ ْع َل ْن ُت َوماَ أ ْس‬
َ ‫َوماَ أ ْس‬
۪ ‫���ت َأ ْع َل���م ب‬
‫���د ُم َو َأ ْن َت‬
ِّ ‫���ت ا ْل ُم َق‬
َ ‫َأ ْن‬
َ ‫ َأ ْن‬،‫ِ���ه ِم ۪ ّني‬
ُ
َّٓ ‫���ه ِإ‬
َٓ ‫ا ْلم َؤ ِّخ���ر‬
ٓ‫ َال َّل ُه���م ِإ ۪ ّن���ي‬2 ‫���ت‬
َ ‫ال َأ ْن‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
ُ
ََّ
ُ
‫اب ا ْل َق ْب ِر َو َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن‬
ِ ‫���ذ‬
َ ‫َأ ُع���و ُذ ب َِك ِم ْن َع‬
ِ ‫الد َّج‬
‫ال َو َأ ُع���و ُذ ب َِك ِم ْن ِف ْت َن ِة‬
ِ ‫ِف ْت َن ِة ا ْل َم ۪س‬
َّ ‫���يح‬
‫���م ِإ ۪ ّنيٓ َأ ُعو ُذ ب َِك‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
3
4
ِ ‫ا ْلم ْحي���ا َوا ْلمم‬
‫ات‬
َ َ
َ َ
‫ِم َن ا ْل َم ْغ َر ِم َوا ْل َم ْأ َث ِم‬
1. Allahım, nefsime
çok zulmettim, günahları ancak Sen
bağışlarsın,
katından bir mağfiretle
beni bağışla; bana
merhamet et, şüphesiz ki Sen, Gafûr u
Rahîm’sin.
2. Allahım, geçmiş-gelecek, gizli-açık ve haddi aşarak işlediğim bütün günahlarımı mağfiret buyur ve bunlardan da öte Senin benden çok daha iyi bildiğin günahlarımı da bağışla. Öne geçiren de,
geri bırakan da Sensin. Senden başka ilâh yoktur.
3. Allahım, kabir azabından Sana sığınırım. Allahım, Mesih-i
Deccal’ın fitnesinden Sana sığınırım. Allahım, hayatın ve ölümün
fitnesinden Sana sığınırım.
4. Allahım, borçtan ve günahtan Sana sığınırım.
77
‫اب َج َه َّن َم َو ِم ْن‬
ِ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َع َذ‬
ِ ‫���ن ِف ْت َن ِة ا ْلم ْحي���ا َوا ْلمم‬
‫ات‬
ِ ‫َع � َ�ذ‬
ْ ‫اب ا ْل َق ْب ِر َو ِم‬
َ َ
َ َ
1
ِ ‫الد َّج‬
‫ال‬
ِ ‫َو ِم ْن ِف ْت َن ِة ا ْل َم ۪س‬
َّ ‫يح‬
:‫ول‬
ُ ‫ال ُم َي ُق‬
َ ‫الس‬
َّ ‫َو َب ْع َد‬
2
1. Allahım, Cehennem azabından,
kabir azabından,
hayatın ve ölümün fitnesinden,
Mesih-i Deccal’ın
fitnesinden Sana
sığınırım.
Selâmdan sonra
ِ َ
۪
)٣( ‫يم‬
َ ‫أ ْس َت ْغف ُر اهللَ ا ْل َعظ‬
ِ
َ
‫ار ْك َت‬
َ ‫السالَ ُم َت َب‬
َّ ‫السالَ ُم َوم ْن َك‬
َّ ‫َال َّل ُه ََّم أ ْن َت‬
ِ
‫هلل‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫���ه ِإ‬
َ ‫ الَٓ ِإ ٰل‬3 ‫���ر ِام‬
َ ‫َي���ا َذا ا ْل َج�َل�اَ ل َوالإْ ِ ْك‬
‫ َل ُه ا ْل ُم ْل ُك َو َل ُه ا ْل َح ْم ُد‬،‫يك َل ُه‬
۪ ‫ال َش‬
َ ‫���ر‬
َ ‫َو ْح َد ُه‬
۪ ٍ
‫ــع‬
َ ‫ َال َّل ُه ََّم الَ َما ِن‬4 ‫ير‬
ٌ ‫َو ُه َو َع ٰلى ُك ِّل َش ْيء َقد‬
‫ِل َما َأ ْع َط ْي َت َوالَ ُم ْع ِطي ِل َما َم َن ْع َت َوالَ َي ْن َف ُع‬
َ
5 ‫د‬
ُّ ‫َذا ا ْل َج ِّد ِم ْن َك ا ْل َج‬
2. Yüce Allah’tan mağfiret dilerim. (3 defa)
3. Allahım, selâm (esenlik veren) Sensin; selâm Sendendir. Ey celâl
ve ikram Sahibi (Allahım), Sen münezzeh ve yücesin.
4. Allah’tan başka ilâh yoktur. O birdir, ortağı yoktur. Mülk ve hamd
Ona mahsustur. Onun her şeye gücü yeter.
5. Allahım, Senin ihsan ettiğine mâni olacak yoktur. Senin mâni
olduğunu da lütfedecek yoktur. Sana karşı hiçbir şan ve şeref sahibine, şan ve şerefinin bir faydası dokunmaz.
78
ِ ‫الَ َح���و َل َوالَ ُق���و َة ِإالَّ بِا‬
ُ‫ الَ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهلل‬،‫هلل‬
ْ
َّ
َّٓ ‫والَ َنعب ُد ِإ‬
‫الن ْع َم ُة َو َل ُه ا ْل َف ْض ُل َو َل ُه‬
ِّ ‫ َل ُه‬،‫ال إ َِّي ُاه‬
ُْ َ
َٓ ،‫���ن‬
‫ين َل ُه‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َ ‫هلل ُم ْخ ِل ۪ص‬
ُ ‫ال َّثـن َٓا ُء ا ْل َح َس‬
1
‫ون‬
َ ‫ين َو َل ْو َك ِر َه ا ْل َكا ِف ُر‬
ّ۪
َ ‫الد‬
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َق َن َت َي ُق‬
‫يل‬
َ ‫���ر ۪اف‬
َ ‫���م َر َّب ِج ْب ۪ر‬
َ ‫يل َو ۪ميكآَ ۪ئ‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
َ ‫يل َوإ ِْس‬
)٣( ِ‫النار‬
َّ ‫َو ُم َح َّم ٍد َأ ُعو ُذ ب َِك ِم َن‬
۪ ِ۪
۪ ِ۪
‫يم ْن‬
َ ‫ َو َعافني ف‬،‫يم ْن َه َد ْي َت‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم ْاهدني ف‬
2
۪ ۪
‫ َو َبارِ ْك ۪لي‬،‫���ن َت َو َّل ْي َت‬
َ ‫َعا َف ْي‬
ْ ‫يم‬
َ ‫ َو َتو َّلني ف‬،‫���ت‬
۪
‫ َف ِإ َّن َك‬،‫ َو ِق ۪ني َش���ر َما َق َض ْي َت‬،‫يم���ا َأ ْع َط ْي َت‬
َ ‫ف‬
َّ
3
‫َت ْق ۪ضي َوالَ ُي ْق ٰضى َع َل ْي َك‬
1. Havl ve kuvvet,
ancak Allah iledir.
Allah’tan başka ilâh
yoktur. Sadece Ona
ibadet ederiz. Nimet
Onun, lütuf Onun,
güzel senâ da Onundur. Kâfirler istemese de -dinde samimi
olarakAllah’tan
başka ilâh yoktur
(deriz).
Kunut duası
2. Allahım, Cibril, Mikâil, İsrafil ve Muhammed (s.a.s.)’in Rabbi,
Cehennem’den Sana sığınırım. (3 defa)
3. Allahım, hidayet ettiklerinin arasına beni de kat. Afiyete mazhar
eylediklerinin arasında bana da afiyet bahşeyle. Dost edindiklerinin arasında beni de dost edin. Bana lütfettiğin şeylerde bereket
ihsan eyle. Olmasına hükmettiğin şeylerin şerrinden beni koru.
Zira Sen hükmedersin, Sana karşı hükmedilemez.
79
ِ ‫���ه الَ َي‬
‫���ت َوالَ َي ِع��� ُّز َم ْن‬
َ ‫���ن َوا َل ْي‬
ُ ‫َو ِإ َّن‬
ْ ‫���ذلُّ َم‬
‫ار ْك َت ال َّل ُه َّم َر َّب َنا َو َت َعا َل ْي َت َو َص َّلى‬
َ ‫َع َاد ْي َت َت َب‬
‫النب ِِي‬
‫اهلل على‬
ّ َّ َ َ ُ
:‫ول‬
ُ ‫التلاَ َو ِة َي ُق‬
ِّ ‫َو ۪في َس ْج َد ِة‬
1
1. Şu bir gerçek ki;
Senin dost edindiğin zelil olmaz, düşmanı olduğun kimse de aziz olmaz.
Sen çok mukaddes
ve çok yücesin.
Allah, Peygamber
Efendimiz’e salât
etsin.
‫َس َج َد َو ْجه۪ ي ِل َّل ۪ذي َخ َل َق ُه َو َص َّو َر ُه َو َش َّق‬
َ
2 )‫سمعه وبصره بِحو ِل ۪ه و ُقو ِت ۪ه (دفعات‬
َّ َ ْ َ ُ َ َ َ َ ُ َ ْ َ
‫���م ْاك ُت ْب ۪لي ب َِها َأ ْج���ر ًا َو َض ْع َع ۪ ّني ب َِها‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫اج َع ْل َه���ا ۪لي ِع ْن َدكَ ُذ ْخراً َو َت َق َّب ْل َها ِم ۪ ّني‬
ْ ‫وِ ْزراً َو‬
3 ‫دكَ داوۧد ع َلي ِه الســالَم‬
ُ َّ ْ َ َ ُ َ ِ ‫َك َما َت َق َّب ْل َت َها ِم ْن َع ْب‬
4
Tilâvet
secdesinde
﴾ً‫ان َو ْع ُد َر ّب َِنا َل َم ْف ُعوال‬
َ ‫ان َر ّب َِنا إ ِْن َك‬
َ ‫﴿س ْب َح‬
ُ
2. Yüzüm, havl ve kuvveti ile kendisini yaratan, şekil veren, kulağını
ve gözünü yarıp çıkaran (Yaradan)’a secde etti. (Bunu defalarca
söyler)
3. Allahım, bu secde ile bana mükâfat ver, günahımı kaldır, katında
onu benim için bir azık eyle ve kulun Davud (as)’dan kabul ettiğin
gibi onu benden de kabul buyur.
4. ‘Rabbimizi tesbih ederiz, şüphesiz Rabbimizin vaadi gerçekleşmiştir.’
80
:‫َي ْق َر ُأ ۪في َر ْك َع َتي ُس َّن ِة ا ْل َف ْج ِر‬
ْ
ِ
َ ٓ
﴾‫ الخ‬...‫ون‬
َ ‫���ر‬
ُ ‫س���ورة ﴿ ُق ْل ي���اَ أيـ ُّ َها ا ْل َكاف‬
1
﴾‫ الخ‬...‫هلل َأ َح ٌد‬
ُ ‫وسورة ﴿ ُق ْل ُه َو ا‬
ِ ‫ــ���ل ٰا َم َّنـا بِــ���ا‬
﴾‫ الــخ‬...‫ـــ���ز َل‬
ِ ‫هلل َومآَ ُأ ْن‬
ْ ‫أو ﴿ ُق‬
‫�اب َت َعا َل ْوا ِإ ٰل ��ى َك ِل َم ٍة‬
ِ � ‫و ﴿ ُق � ْ�ل ي� � َٓا َأ ْه � َ�ل ا ْل ِك َت‬
2
﴾‫ الخ‬...‫َسو َٓا ٍء‬
:‫الص ْب ِح‬
ُّ ‫َو َي ْق َر ُأ َب ْع َد ُس َّن ِة‬
‫يل‬
َ ‫يل َو ۪م‬
َ ‫���ر ۪اف‬
َ ‫يكا ٓ ۪ئ‬
َ ‫���م َر َّب ِج ْب ۪ر‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
َ ‫يل َوإ ِْس‬
ِ‫النار‬
َّ ‫ َأ ِج ْر ۪ني ِم َن‬ ‫النب ِِّي‬
َّ ‫َو ُم َح َّم ٍد ۽‬
)٤٠( ‫وم الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّٓ َأ ْن َت‬
ُ ‫َيا َح ُّي َيا َق ُّي‬
3
4
Sabah
namazının
sünnetinde
1. Bazan Kâfirûn ve İhlâs sûrelerini,
2. Bazen de Âl-i İmrân sûresinin 64. ve 84. âyetlerini okur.
Sabah namazının sünnetinden sonra
3. Cibril, Mikâil, İsrafil ve Nebî Muhammed (s.a.s.)’in Rabbi Allahım, beni Cehennem’den koru.
4. Yâ Hayy, yâ Kayyûm, Senden başka ilâh yoktur. (40 defa)
81
Sabah ve akşam
namazlarında
selâmdan sonra
1. Allah’tan başka
ilâh yoktur. O birdir, ortağı yoktur.
Mülk ve hamd
Ona mahsustur.
Hayat verir ve öldürür. Onun her
şeye gücü yeter.
(10 defa)
:‫ول‬
ُ ‫الص ْب ِح َوا ْل َم ْغ ِر ِب َي ُق‬
ُّ ‫َو َب ْع َد َصلاَ َت ِي‬
‫ َل ُه‬،‫���ه‬
۪ ‫���د ُه الَ َش‬
َ ‫���ر‬
َ ‫���ه ِإالَّ اهللُ َو ْح‬
ُ ‫يك َل‬
َ ‫الَٓ ِإ ٰل‬
‫يت َو ُه َو َع ٰلى‬
ُ ‫ا ْل ُم ْل ُك َو َل ُه ا ْل َح ْم ُد ُي ْحي۪ي َو ُي ۪م‬
1 )١٠( ‫شي ٍء َق ۪دير‬
‫كل‬
ٌ
ْ َ ِّ ُ
2 )٧( ِ‫جر ۪ني ِمن النار‬
َِ
َّ َ
ْ ‫َال َّل ُه ََّم أ‬
ِ َ ‫َال َّل ُه‬
‫اج َع ْل َخ ْي َر‬
ْ ‫���م‬
ََّ ‫ َال َّل ُه‬،‫���م أ ْدخ ْل َنا ا ْل َج َّن َة‬
ََّ
ِ
ِ
۪
‫اج َع ْل‬
‫و‬
‫ه‬
‫م‬
‫ت‬
‫ا‬
‫و‬
‫خ‬
‫ي‬
‫ل‬
‫م‬
‫ع‬
‫ر‬
‫ي‬
‫خ‬
‫و‬
‫ه‬
‫ر‬
‫خ‬
‫ا‬
۪ ‫ُع ُم‬
ٰ
ْ َ َُ َ َ
َ َ َ ْ َ َ ُ َ ‫���ري‬
3 َ‫امي يوم َأ ْل َقاك‬
‫���م ِإ ۪ ّنيٓ َأ ُعو ُذ‬
َ ْ َ ۪ ‫���ر َأ َّي‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
َ ‫َخ ْي‬
4 ‫ر‬
ِ ‫اب ا ْل َق ْب‬
ِ ‫���ن ا ْل ُك ْف ِر َوا ْل َف ْق‬
ِ ‫���ذ‬
َ ‫���ر َو َع‬
َ ‫ب‬
َ ‫ِ���ك ِم‬
‫ي َأ ُعو ُذ ب َِك ِم َن ا ْل ُج ْب ِن َو َأ ُعو ُذ ب َِك‬
ٓ ‫���م ِإ ۪ ّن‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫َأ ْن ُأ َر َّد ِإل ٰۤى َأ ْر َذ ِل ا ْل ُع ُم ِر َو َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن ِف ْت َن ِة‬
5 ‫ر‬
ِ ‫اب ا ْل َق ْب‬
ِ ‫الد ْن َيا َو َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َع َذ‬
ُّ
2. Allahım, beni Cehennem’den koru. (7 defa)
3. Allahım, bizi Cennete koy. Allahım, ömrümün sonunu (ömrümün) en hayırlısı, amellerimin sonunu (amellerimin) en hayırlısı
yap ve günlerimin en hayırlısını da, Sana kavuştuğum gün yap.
4. Allahım, küfürden, fakirlikten, kabir azabından Sana sığınırım.
5. Allahım, korkaklıktan Sana sığınırım ve erzel-i ömre (elden ayaktan düşmek) döndürülmekten Sana sığınırım. Dünyanın fitnesinden Sana sığınırım ve kabir azabından Sana sığınırım.
82
َ‫���ث ِع َب َادك‬
َ ‫َر ِّب ِق ۪ن���ي َع َذ َاب‬
ُ ‫���ك َي ْو َم َت ْب َع‬
‫يل َو َر َّب‬
َ ‫يل َوإ ِْس � َ�ر ۪اف‬
َ ‫يل َو ۪ميك َٓا ۪ئ‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم َر َّب جِ ْب ۪ر‬
2 ‫ر‬
ِ ‫اب ا ْل َق ْب‬
ِ ‫النارِ َو َع َذ‬
َّ ‫ُم َح َّم ٍد َأ ِع ْذ ۪ني ِم ْن َح ِّر‬
‫���ن‬
ْ ‫���م َأ ِع ۪ ّني َع ٰلى ِذ ْكرِكَ َو ُش‬
ِ ‫���كرِكَ َو ُح ْس‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
1
،‫اى َو َع ْم ۪دي‬
َ ‫ َال َّل ُه ََّم ْاغ ِف ْر ۪لي َخ َط َاي‬3 ‫ِع َب َاد ِت َك‬
ِ ‫َال َّل ُهم ْاه ِد ۪ني ِل َصا ِل ِـح الأْ َ ْع َم‬
َ‫ال َوالأْ َ ْخلاَ ِق ال‬
ََّ
1. Rabbim, kullarını
dirilttiğin gün azabından beni koru.
َّٓ ‫ي ْه ۪دي ِلصا ِل ِح َها والَ يص ِر ُف س���ي َِئ َها ِإ‬
‫ال َأ ْن َت‬
َ
ْ َ َ
َ
ّ َ
‫ َال َّل ُه ََّم‬،‫ َال َّل ُه ََّم ْاغ ِف ْر ۪لي َخ َط ۪ئي َو ُذ ُنوب۪ي ُك َّل َها‬4
2. Cibril, Mikâil, İsrafil ve Muhammed
(s.a.s.)’in rabbi Allahım, Cehen-nemin
sıcaklığından ve kabir azabından beni
koru.
َّٓ ‫ال يص ِر ُف سي َِئ َها ِإ‬
‫ال َأ ْن َت‬
ْ َ َ ‫َأ ْن َت َو‬
َّ
3. Allahım, Seni zikir, Sana şükür ve
Sana güzelce ibâdet
edebilmem için bana
yardım et.
‫ــح‬
ِ ‫اج ُب ْر ۪ني َو ْار ُز ْق ۪ني َو ْاه ِد ۪ني ِل َصا ِل‬
ْ ‫ا ْن ِع ْش ۪ني َو‬
َّٓ ‫���ال والأْ َ ْخ�َل�اَ ِق الَ ي ْه ۪دي ِلصا ِل ِح َها ِإ‬
‫ال‬
َ
َ ِ ‫الأْ َ ْع َم‬
َ
5
4. Allahım, hatalarımı ve bilerek işlediğim günahlarımı bağışla. Allahım, ahlâkın ve amellerin sâlih olanlarına beni hidayet buyur.
Çünkü amellerin ve ahlâkın sâlih olanına ancak Sen ulaştırır ve
kötü olanından da ancak Sen alıkorsun.
5. Allahım, hatalarımı ve günahlarımın hepsini bağışla. Allahım, beni
yücelt, eksiğimi-gediğimi gider, bana rızık ihsan et, sâlih amellere
ve güzel ahlâka ilet, zira bunların sâlih olanına ancak Sen ulaştırır,
kötülerinden de ancak Sen alıkorsun.
83
‫���ع ۪لي ۪في‬
ْ ‫���م َأ ْص ِل‬
ْ ‫ـ���ح ۪ل���ي ۪دي ۪ني َو َو ِّس‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫ان‬
َ ‫﴿س ْ���ب َح‬
ُ
1
‫َدار۪ ي َو َب���ارِ ْك ۪ل���ي ۪في رِ ْز ۪قي‬
‫ون ۝ َو َس�َل�اَ ٌم‬
َ ‫َر ّب‬
َ ‫���ز ِة َع َّم���ا َي ِص ُف‬
َّ ‫ِ���ك َر ِّب ا ْل ِع‬
‫���د لهلِ ِ َر ِّب‬
ُ ‫ين ۝ َوا ْل َح ْم‬
َ ‫َع َل���ى ا ْل ُم ْر َس ۪���ل‬
2
1.
Allahım, dinimi salâha erdir,
mekânımı genişlet, rızkıma bereket ihsan eyle.
﴾‫ين‬
َ ‫ا ْل َعا َل ۪م‬
ِ ‫���م ا‬
۪ ‫هلل ا َّل‬
‫���و الر ْح ٰم ُن‬
‫���ذي الٓ إل���ه إال ه‬
ِ ‫ب ِْس‬
َّ َ ُ َّ ِ َ ٰ ِ َ
۪
‫ َال َّل ُه ََّم َأ ْذ ِه ْب َع ِّني ا ْل َه َّم َوا ْل َح َز َن‬3 ‫يم‬
ُ ‫الرح‬
َّ
ِ
ِ
ِ
۪
۪
َ
‫ة‬
‫ن‬
‫ت‬
‫ف‬
‫�ن‬
�
‫م‬
‫�م‬
�
‫ه‬
‫ل‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ي‬
���
‫ن‬
‫إ‬
‫ِك‬
‫ب‬
‫ذ‬
‫�و‬
�
‫ع‬
‫أ‬
‫�يح‬
�
‫س‬
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
ِ
ْ
َ
ُ ُ ٓ ّ ََّ ُ َّ َ 4
ِ
َ َْ ْ
ِ � ‫الد َّج‬
‫اب‬
ِ ‫�ك ِم ْن َع َذ‬
َ � ‫ َال َّل ُه � ََّ�م ِإ ۪ ّنيٓ َأ ُعو ُذ ِب‬5 ‫�ال‬
َّ
‫اب‬
ِ ‫ َال َّل ُه � ََّ�م ِإ ۪ ّن���يٓ َأ ُع ��و ُذ ب َِك ِم � ْ�ن َع َذ‬6 ‫ا ْل َق ْب � ِ�ر‬
2. ‘Kudret ve şeref
7 ‫جهنم‬
sahibi olan Rabَ َّ َ َ
bin, onların vasfedegeldiklerinden münezzehtir. Selâm, gönderilen peygamberlere
Ve hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a olsun.’
3. Kendinden başka ilâh olmayan ve Rahmân ü Rahîm olan Allah’ın
adıyla.
4. Allahım, benden tasa ve hüznü gider.
5. Allahım, Mesih-i Deccal’ın fitnesinden Sana sığınırım.
6. Allahım, kabir azabından Sana sığınırım.
7. Allahım, Cehennem azabından Sana sığınırım.
84
‫���م ِإ ۪ ّنيٓ َأ ُعو ُذ ب َِك ِم َن ا ْل َم ْأ َث ِم َوا ْل َم ْغ َر ِم‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
1
‫���م ِإ ۪ ّن���يٓ َأ ُع���و ُذ ب َِك ِم ْن ِف ْت َن��� ِة ا ْل َم ْح َيا‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِ
2
‫���ع‬
َ ‫���م َأ ْد ِخ ْل ِن���ي ا ْل َج َّن��� َة َم‬
ََّ ‫َوا ْل َم َم���ات َال َّل ُه‬
3
ِ‫الأْ َ ْب َرار‬
‫ثم يقرأ بعد االس���تعاذة والبسملة سورة الفاتحة‬
4
‫و ٰاية الكرسي وسورة اإلخالص والمعوذتين‬
ِ ِ‫���د لهل‬
ِ ‫ان ا‬
َ ‫ ُس ْ���ب َح‬:‫ث���م يق���ول‬
ُ ‫) َا ْل َح ْم‬٣٣( ‫هلل‬
ٓ ،)٣٣( ‫هلل َأ ْكب���ر‬
َ‫هلل َو ْح َد ُه ال‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫الَ ِإ ٰل َه ِإ‬
ُ َ ُ ‫) َا‬٣٣(
‫ َل ُه ا ْل ُم ْل ُك َو َل ُه ا ْل َح ْم ُد َو ُه َو َع ٰلى‬،‫يك َل ُه‬
َ ‫َش ۪ر‬
5 ‫شي ٍء َق ۪دير‬
‫كل‬
ٌ
ْ َ ِّ ُ
6
‫ثم يرفع يديه ويدعو‬
1. Allahım, günahtan ve borçtan Sana
sığınırım.
2. Allahım, hayatın
ve ölümün fitnesinden Sana sığınırım.
3. Allahım, beni ebrâr ile beraber Cennete koy.
4. Sonra ‘eûzü-besmele’ çekerek Fatiha sûresini, Ayetü’l-Kürsî’yi,
İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini okur.
5. Ardından, 33 defa ‘Sübhânallah’, 33 defa ‘Elhamdülillâh’, 33
defa ‘Allahu ekber’, sonra da ‘Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ şerîke
leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr’
der.
6. Sonra ellerini kaldırır ve dua eder.
85
:‫ِذ ْك ُر الاْ ِ ْس ِت ْس َقا ٓ ِء‬
‫يخرجون حين بدا حاجب الشمس ويستغفرون‬
:‫اهلل كثير ًا ثم يصعد اإلمام على المنبر فيقول‬
Yağmur duası
1. Güneşin ilk ışınları açığa çıkınca,
(araziye veya bir
tepeye) çıkarlar ve
Allah’a çokça istiğfar ederler. Sonra
imam
yüksekçe
bir yere çıkar ve
şöyle der: ‘Hamd,
Âlemlerin Rabbi
Allah’a mahsustur. O, Rahmân ve
Rahîm’dir. Din gününün sahibidir.’
‫���ن‬
‫﴿الحم���د لهلِ ِ رب العال ۪مي���ن ۝ ا‬
ِ ‫لر ْح ٰم‬
َّ َ َ َ َ ْ ِّ َ ُ ْ َ ْ َ
1 ﴾‫ين‬
ِ ‫الد‬
ّ ۪ ‫يم ۝ َما ِل ِك َي ْو ِم‬
ِ ‫الر ۪ح‬
َّ
َٓ‫ ال‬:ً‫ث���م يرفع يديه ويبالغ ف���ي الرفع قائال‬
َٓ‫ َال َّل ُهم َأ ْن َت اهللُ ال‬2 ‫يد‬
ُ ‫ِإ ٰل َه ِإالَّ اهللُ َي ْف َع ُل َما ُي ۪ر‬
ََّ
ََّٓ ‫ِإ ٰل َه ِإ‬
‫ال َأ ْن َت ا ْل َغ ِن ُّي َو َن ْح ُن ا ْل ُف َقر َٓا ُء َأ ْن ِز ْل َع َل ْي َنا‬
‫الغ ًا‬
َ ‫اج َع ْل م َٓا َأ ْن َز ْل َت َع َل ْي َنا ُق َّو ًة َو َب‬
َ ‫ا ْل َغ ْي‬
ْ ‫ث َو‬
‫�ادكَ َو َبهآَ ِئ َم َك‬
ٍ ‫ِإ ٰل ��ى ۪ح‬
َ � ‫اس ��قِ ِع َب‬
ْ ‫ َال َّل ُه ََّم‬3 ‫ين‬
4 ‫ك و َأحي ب َلدكَ ا ْلميِت‬
َ َ ِ ْ َ َ ‫َوا ْن ُش ْر َر ْح َم َت‬
َ َّ
2. Sonra ellerini iyice kaldırır ve ‘Allah’tan başka ilâh yoktur. O,
dilediğini yapar’ der.
3. Allahım, Sen Allah’sın. Senden başka ilâh yok. Hiçbir şeye muhtaç olmayan Sensin. Bizler ise muhtaç kimseleriz. Bize yağmur
lütfeyle, bize verdiğin yağmurda bir vakte kadar kuvvet ve kifâyet
(yetecek kadar) ver.
4. Allahım, kullarını, hayvanlarını sula, rahmetini her tarafa yay, ölü
olan beldeni dirilt.
86
ً‫اس��� ِق َنا َغ ْيثاً ُم ۪غيثاً َم ۪ريئاً َم ۪ريعاً َنا ِفعا‬
ْ ‫َال َّل ُه ََّم‬
1
ِ ‫َغير ض َٓا ٍّر َع‬
‫اجالً َغ ْي َر ٰا ِج ٍل‬
َْ
‫ثم يح���ول إلى الناس ظه���ره ويقلب رداءه وهو‬
2
‫رافع يديه ثم ينزل من المنبر فيركع ركعتين‬
ِ
:‫ار ِة‬
َ ‫َصلاَ ُة الاْ ِ ْست َخ‬
:‫يركع ركعتين من غير الفريضة ثم يدعو‬
َ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْس َت ۪خ ُيركَ ب ِِع ْل ِم َك َو َأ ْس َت ْق ِد ُرك‬
،‫يم‬
َ ‫���ن َف ْض ِل‬
َ ‫ِب ُق ْد َر ِت‬
ِ ‫���ك ا ْل َع ۪ظ‬
ْ ‫���ك َو َأ ْس��� َأ ُل َك ِم‬
ِ َ ٓ
ِ
َ ٓ
‫���م‬
َ ‫َف ِإ َّن‬
ُ ‫���م َوالَ أ ْع َل‬
ُ ‫���ك َت ْق���د ُر َوالَ أ ْق���د ُر َو َت ْع َل‬
3 ‫وب‬
ِ ‫َو َأ ْن َت َعلاَّ ُم ا ْل ُغ ُي‬
1. Allahım, hayırlı,
afiyetli,
bereketli,
zararlı olmayıp faydalı ve gecikmeden
hemen yağmur ihsan et.
2. Bu şekilde dua
ettikten sonra, sırtını insanlara döner,
ridasını ters çevirir,
elleri yukarıda (dua
halinde) olduğu halde iner ve iki rek’at
namaz kılar.
İstihâre
Nafile olarak iki rek’at namaz kılar, sonra şöyle dua eder:
3. Allahım, Senin ilminle Senden hayır istiyorum. Senin kudretinle
Senden güç istiyorum. Senin büyük lütfundan istiyorum. Zira Senin gücün yeter, benim ise yetmez. Sen bilirsin, ben ise bilmem.
Sen gaybları hakkıyla bilensin.
87
‫َال َّل ُه ََّم إ ِْن ُك ْن َت َت ْع َل ُم (يسمي حاجته) َأ َّن ٰه َذا‬
۪ ‫اي َو َم َع‬
َ ْ‫لأ‬
‫اش ��ي‬
َ ‫���ر َخ ْي ٌر ۪لي ۪ف ��ي ۪دي ۪ني َو ُد ْن َي‬
َ ‫ا ْم‬
ِ ‫َو َعا ِقب ِة َأ ْم ۪ري َأ ْو َع‬
‫اج ِل َأ ْم ۪ري َو ٰا ِج ِل ۪ه َفا ْق ُد ْر ُه‬
َ
‫ َوإ ِْن ُك ْن َت‬1 ‫۪لي َو َي ِّس ْر ُه ۪لي ُث َّم َبارِ ْك ۪لي ۪في ِه‬
‫اي‬
َ ‫َت ْع َل ُم َأ َّن ٰه َذا الأْ َ ْم َر َش ٌّـر ۪لي ۪في ۪دي ۪ني َو ُد ْن َي‬
۪ ‫َو َم َع‬
ِ ‫���ري َأ ْو َع‬
‫���ل َأ ْم ۪ري‬
۪ ‫اش���ي َو َعا ِق َب��� ِة َأ ْم‬
ِ ‫اج‬
‫اص ِر ْف ۪ني َع ْن ُه َوا ْق ُد ْر‬
ْ ‫َو ٰا ِج ِل ۪ه َف‬
ْ ‫اص ِر ْف ُه َع ۪ ّن���ي َو‬
2 ‫ض ۪ني ِب ِه‬
َ ‫ِل َي ا ْل َخ ْي َر َح ْي ُث َك‬
ِّ ‫ان ُث َّم َر‬
1. Allahım, şu iş, Senin ilminde dinim, dünyam, hayatım, işimin
sonu itibariyle benim için hayırlı ise, onu bana takdir eyle ve kolaylaştır. Sonra onda bana bereketler ihsan eyle.
2. Eğer bu iş, Senin ilminde dinim, dünyam, hayatım, işimin sonu
itibariyle benim için şerli ise, onu benden, beni de ondan uzaklaştır ve hayır nerede ise onu bana takdir et, sonra onunla beni
memnun et.
88
:‫ِإ َذا َأ َر َاد َأ ْن َي َت َز َّو َج‬
:‫إذا أراد أن يتزوج يصلي ركعتين ثم يقول‬
َٓ ‫ال َأ ْق ِدر و َتع َلم و‬
ٓ
‫ال َأ ْع َل ُم‬
َ ُ ْ َ ُ َ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ َّن َك َت ْق ِد ُر َو‬
‫�ت َأ َّن فُلاَ َن َة‬
ِ � ‫�ت َعالَّ ُم ا ْل ُغ ُي‬
َ � ‫ َفإ ِْن َر َأ ْي‬،‫�وب‬
َ � ‫َو َأ ْن‬
‫اي‬
َ ‫(يس ��ميها باس ��مها) َخ ْي ٌر ۪ل ��ي ۪في ۪دي ۪ن ��ي َو ُد ْن َي‬
ً‫ان َغ ْي ُر َها َخ ْيرا‬
َ ‫و ٰا ِخ َر ۪ت ��ي َفا ْق ُد ْر َها ۪ل ��ي َوإ ِْن َك‬
‫اي َو ٰا ِخ َر ۪تي َفا ْق ُد ْر َها‬
َ ‫۪لي ِم ْن َها ۪في ۪دي ۪ن ��ي َو ُد ْن َي‬
1
‫۪لـي‬
:‫وب ِة‬
َّ ‫َصلاَ ُة‬
َ ‫الت‬
İzdivaç namazı
ve duası
1. Evlenmek istediğinde, iki rek’at
namaz kılar ve şöyle
dua eder:
‘Allahım, şüphesiz
ki Sen takdir eder‫إذا أراد االس���تغفار يصل���ي ركعتين ثم يس���تغفر‬
sin, ben edemem;
Sen bilirsin, ben bi2 :‫ويقول‬
lemem; Sen gaybları
hakkıyla
bilensin.
Eğer Senin ilminde (ismini söyleyerek) falan.. benim dinim, dünyam ve ahiretim hakkında hayırlısı ise, onu bana takdir buyur.
Yok bir başkası dinim, dünyam ve ahiretim hakkında bundan
daha hayırlı ise o zaman onu bana takdir (nasip) et.’
Tevbe namazı
2. İstiğfar etmek istediğinde iki rek’at namaz kılar ve şöyle mağfiret
taleb eder:
89
1. Allahım, bu (günahtan) Sana tevbe ediyorum, bir
daha ebediyen bu
günaha geri dönmeyeceğim.
2. Allahım, Senin
mağfiretin benim
günahlarımdan
daha geniştir ve
rahmetin benim
yanımda amelimden ziyade ümit
kaynağımdır. (3
defa)
Bir şeyini
yitirdiğinde
‫ الَٓ َأ ْرجِ ُع ِإ َل ْي َها‬،‫وب ِإ َل ْي َك ِم ْن َها‬
ُ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ُت‬
‫َال َّل ُه � ََّ�م َم ْغ ِف َر ُت َك َأ ْو َس � ُ�ع ِم � ْ�ن ُذ ُنوب۪ي‬
2
1
ً‫َأ َب ��دا‬
)٣( ‫ك َأ ْر ٰجى ِع ْن ۪دي ِم ْن َع َم ۪لي‬
َ ‫َو َر ْح َم ُت‬
:‫اع َشي ٍء‬
‫ِعند ضي‬
ْ ِ َ َ َْ
:‫من ضاع له شيء يتوضأ ويصلي ركعتين ثم يقول‬
ِ ‫بِس ِم ا‬
‫الضآ َّل ِة‬
َّ ‫الضا ٓ ِّل َور َٓا َّد‬
َّ ‫هلل َيا َها ِد َي‬
ْ
‫ُا ْر ُد ْد َع َلي ض َٓا َّل ۪تي ب ِِع َّز ِت َك َو ُس ْل َطا ِن َك َف ِإ َّن َها‬
َّ
ِ
ِ‫الضآ َّلة‬
ٓ
َّ ‫ َال َّل ُه ََّم راَ َّد‬3 ‫ِم ْن َعطآَ ِئ َك َو َف ْضل َك‬
،‫الضلاَ َل ِة‬
َّ ‫الضلاَ َل ِة َأ ْن َت َت ْه ۪دي ِم َن‬
َّ ‫َو َها ِد َي‬
‫ُا ْر ُد ْد َع َلي ض َٓا َّل ۪تي ِب ُق ْد َر ِت َك َو ُس ْل َطا ِن َك َف ِإ َّن َها‬
َّ
ِ
4 ‫ك‬
‫ل‬
‫ض‬
‫ف‬
‫و‬
‫ك‬
َ ْ َ َ َ ‫ِم ْن َعط َٓا ِئ‬
3. Bir şey kaybeden, abdest alır, iki rek’at namaz kılar, sonra şöyle
dua eder:
Allah’ın ismiyle. Ey dalâlette olanlara hidayet eden, ey kaybolanları geriye getiren! İzzetin ve saltanatın hürmetine yitiğimi bana
geri ver. Zira o Senin atândan ve fazlındandır.
4. Yitikleri iade eden, dalâlette olanları hidayet eden Allahım, Sen
dalâletten hidayete erdirirsin. Kudretin ve saltanatın hürmetine
yitiğimi bana geri ver. Zira o Senin atândan ve fazlındandır.
90
:‫ُد َعا ٓ ُء ِح ْف ِظ ا ْل ُق ْر ٰا ِن َو َصلاَ ُت ُه‬
‫ فإن‬،‫إذا كانت ليلة الجمعة يقوم في الثلث األخير‬
‫لم يس���تطع ففي أولها أو أوس���طها فيتوضأ ويصلي‬
:‫أربع ركعات يقرأ فيهن بعد فاتحة الكتاب‬
‫ـس‬
ٓ ‫ سورة ٰي‬:‫في الركعة األولى‬
‫ سورة الدخان‬:‫وفي الثانية‬
‫ سورة السجدة‬:‫وفي الثالثة‬
‫ سورة الملك‬:‫وفي الرابعة‬
1
‫فإذا فرغ من التشهد يقرأ هذا الدعاء‬
﴾‫ين‬
َ ‫﴿ َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َر ِّب ا ْل َعا َل ۪م‬
۪ ِ ِ‫﴿ َا ْل َحم ُ لهل‬
ِ ‫���ق الس���مو‬
‫ات‬
ْ
َ ٰ َّ َ ‫���د ا َّل���ذي َخ َل‬
ِ
3 ﴾‫ات وال ُّنور‬
‫ض َو َج َع َل الظُّ ُل َم‬
َ ‫َوالأْ َ ْر‬
َ َ
2
Kur’ân’ı hıfz
etme namazı ve
duası
1. Cuma gecesinin
son üçte birinde kalkar, buna güç yetiremezse gecenin evvelinde
veya ortasında kalkar, abdest alıp dört rek’at namaz kılar.
Zamm-ı sûre olarak birinci rek’atta Yâsîn, ikincide Duhân, üçüncüde Secde, dördüncüde Mülk sûrelerini okur.
Teşehhüdü bitirince de şu duayı yapar:
2. ‘Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.’
3. ‘Hamd olsun o Allah’a ki, gökleri ve yeri yarattı, karanlıkları ve
aydınlığı var etti.’
91
1. ‘O Allah’a hamd olsun ki, kulu Hz. Muhammed (s.a.s.)’e
Kitab’ı indirdi.’
2.
Allah’ı tesbih
ederim,
hamd
Ona mahsustur.
Allah’tan başka
ilâh yoktur, Allah
büyüktür.
Havl
ve kuvvet yüce ve
azim olan Allah’ın
(elinde)dir.
‫﴿ َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ ا َّل ۪ذيٓ َأ ْن َز َل َع ٰلى َع ْب ِد ِه‬
َٓ‫هلل وا ْلحـم ُد لهلِ ِ وال‬
ِ َ ‫ سب َح‬1 ﴾‫اب‬
َ ‫ا ْل ِك َت‬
َ
ْ َ َ ‫ان ا‬
ُْ
‫ال‬
َ ‫هلل َأ ْك َب ُر َوالَ َح ْو َل َو‬
َّ ‫ال ُق َّو َة ِإ‬
ُ ‫هلل َوا‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫ِإ ٰل َه ِإ‬
ِ ‫ان ا‬
ِ ‫بِا‬
‫هلل َوب َِح ْم ِد ۪ه‬
َ ‫ ُس ْب َح‬2 ‫يم‬
ِ ‫هلل ا ْل َع ِل ِّي ا ْل َع ۪ظ‬
ِ ‫ان ا‬
‫ َال َّل ُه ََّم َص ِّل َو َس ِّل ْم‬3 ‫يم‬
َ ‫ُس ْب َح‬
ِ ‫هلل ا ْل َع ۪ظ‬
‫َو َبارِ ْك َع ٰلى َس ّي ِِد َنا ُم َح َّم ٍد َو َعلٰۤى ٰا ِل ۪ه َع َد َد‬
ِ ‫ال ا‬
ِ ‫َك َم‬
4 ‫ِكما ِل ۪ه‬
ُ ‫هلل َو َك َما َي ۪ل‬
َ َ ‫يق ب‬
‫َال َّل ُه ََّم َص ِّل َع ٰلى ُم َح َّم ٍد َو َعلٰۤى ٰا ِل ُم َح َّم ٍد‬
۪ ِ
۪
‫يم‬
َ ‫يم َو َعلٰۤى ٰال إ ِْب ٰره‬
َ ‫َك َم���ا َص َّل ْي َت َعلٰۤى إ ِْب ٰره‬
‫َو َب���ارِ ْك َع ٰلى ُم َح َّم ٍد َو َعلٰۤ���ى ٰا ِل ُم َح َّم ٍد َك َما‬
۪ ِ
۪
‫يم ِإ َّن َك‬
َ ‫ار ْك‬
َ ‫َب‬
َ ‫يم َو َعلٰۤى ٰال إ ِْب ٰره‬
َ ‫���ت َعلٰۤى إ ِْب ٰره‬
5 ‫جيد‬
ٌ ۪ ‫يد َم‬
ٌ ‫َح ۪م‬
3. Allah, bütün kusurlardan
münezzehtir.
Ona
(kendine mahsus
hamdiyle) hamd
ederim. Azim olan Allah, bütün eksikliklerden münezzehtir.
4. Allahım, Efendimiz Hz. Muhammed’e ve Onun âline Allah’ın
kemâlâtı adedince ve kemaline yaraşır şekilde salât ü selâm et
ve bereket ver.
5. Allahım, Hz. Muhammed’e ve Hz. Muhammed’in ailesine, Hz.
İbrâhim’e ve Hz. İbrâhim’in ailesine salât ettiğin gibi salât et. Hz.
İbrâhim’e ve Hz. İbrâhim’in ailesine bereket ihsân ettiğin gibi, Hz.
Muhammed’e ve Hz. Muhammed’in ailesine de bereket ihsan et.
Şüphesiz Sen, her bakımdan hamde lâyık ve şânı yüce olansın.
92
ِ
‫���ي ِِد َنا‬
ِّ ‫���م َص‬
ّ ‫���ل َو َس��� ّل ْم َو َبارِ ْك َع ٰلى َس‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ٍ ‫ُم َحم‬
۪ ‫���د َو َع ٰل���ى َس���آ ِئ ِر إ ِْخوا ِن‬
‫۪ين‬
َّ ‫���ن‬
َ ‫النب ِّي‬
َ ‫���ه ِم‬
َ
َّ
ِ
ِ
۪
ِ‫ر‬
‫�ك‬
�
‫س‬
‫ف‬
‫ن‬
‫ا‬
‫ض‬
‫و‬
‫���ك‬
‫ق‬
‫ل‬
‫خ‬
‫د‬
‫���د‬
‫ع‬
‫ين‬
‫���ل‬
‫س‬
‫ر‬
‫م‬
َ ْ َ َ َ َ ْ َ َ َ َ َ َ ْ ُ ‫َوا ْل‬
ِ ‫َوزِ َن َة َعر ِش َك َو ِم َد َاد َك ِلما ِت َك َما َد َام ُم ْل ُك ا‬
‫هلل‬
َ
ْ
ِ
ِ
۪
1
‫ر‬
‫ف‬
‫اغ‬
‫ا‬
‫ن‬
‫ب‬
‫﴿ر‬
‫ين‬
‫ذ‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ا‬
‫ن‬
‫ن‬
‫ا‬
‫و‬
‫خ‬
‫و‬
‫���ا‬
‫ن‬
‫ل‬
‫َت َعا ٰل ��ى‬
َ
ِ
ِ‫لإ‬
َّ
ْ
َ َّ َ
َ َ ْ َ َ ْ
َ
ِ ‫يم‬
ً‫ال‬
ّ ‫ان َوالَ َت ْج َع � ْ�ل ۪في ُق ُلوب َِنا ِغ‬
َ ۪ ْ‫َس َ���ب ُقو َنا ِبالإ‬
۪
‫ َال َّل ُه ََّم‬2 ﴾‫يم‬
َ ‫ِل َّل ۪ذ‬
ٌ ‫ين ٰا َم ُنوا َر َّب َنا ِإ َّن َك َر ُؤ ٌف َرح‬
۪ ‫ْار َح ْم ۪ن���ي ب َِت���ر ِك ا ْل َم َع‬
‫اصي َأ َبد ًا َم���ا َأ ْب َق ْي َت ۪ني‬
ْ
َ
‫ف َما الَ َي ْع ۪ني ۪ني َو ْار ُز ْق ۪ني‬
‫ل‬
‫ك‬
‫ت‬
‫أ‬
َ
َّ
َ َ ‫َو ْار َح ْم ۪ني َأ ْن‬
۪ َّ ‫���ن‬
‫ َال َّل ُه َم‬3 ‫ي���ك َع ۪ ّني‬
َ ‫يما ُي ْر ۪ض‬
َ ‫ُح ْس‬
َ ‫الن َظ ِر ف‬
۪
ِ ‫ي���ع الس���مو‬
‫ض َذا ا ْل َج�َل�اَ ِل‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ َ ‫َبد‬
4 ‫عز ِة ا َّل ۪تي الَ ُترام‬
َّ ِ ‫َوالإْ ِ ْك َر ِام َوا ْل‬
ُ َ
1. Allahım, Efendimiz
Hz. Muhammed’e
ve Onun sâir nebî
ve mürselîn kardeşleri üzerine, Allah-ü
Tealâ’nın
mülkü
bakî kaldığı müddetçe, mahlûkatının
adedi, Zâtının rızası,
Arşının ağırlığı ve
kelimelerinin mürekkebi adedince salât
ü selâm et ve bereket ver.
2. ‘Rabbimiz, bizi ve
bizden önce inanan
kardeşlerimizi bağışla, kalblerimizde inananlara karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, Sen çok şefkatli ve çok merhametlisin.’
3. Allahım, beni yaşattığın müddetçe ebedî olarak ma’siyetleri terk
etme hususunda bana merhamet et, beni ilgilendirmeyen şeylerin
altına girmekten beni esirge, Seni benden razı edecek şeylere karşı güzel bakmayı bana ihsan et.
4. Semâvât ve arzı yoktan yaratan, celâl, ikram ve daimî izzet sahibi
Allahım,
93
1.
Yâ Allah, yâ
Rahmân, Senden,
celâlin ve yüzünün
nuru hürmetine,
bana
öğrettiğin
gibi kalbimi kitabının hıfzı ile sürekli
irtibatlandırmanı
ve benden Seni
razı edecek şekilde onu okumakla
beni rızıklandırmanı isterim.
ِ‫���ك َو ُنور‬
َ ‫َأ ْس��� َأ ُل َك ياَ َاهللُ َي���ا َر ْح ٰم ُن ب َِجلاَ ِل‬
‫ِ���ك َك َما‬
ِ ‫���ك َأ ْن ُت ْل‬
َ ‫���ز َم َق ْلب۪���ي ِح ْف َظ ِك َتاب‬
َ ِ‫َو ْجه‬
‫الن ْح ِو ا َّل ۪ذي‬
َّ ‫َع َّل ْم َت ۪ني َو ْار ُز ْق ۪ني َأ ْن َأ ْت ُل َو ُه َع َلى‬
۪ ‫ َال َّل ُه‬1 ‫ي���ك َع ۪ ّن���ي‬
ِ ‫يع الس���مو‬
‫ات‬
َ ‫ُي ْر ۪ض‬
َ ٰ َّ َ ‫���م َبد‬
ََّ
ِ
‫���ر ِام َوا ْل ِع َّز ِة ا َّل ۪تي‬
ِ ‫َوالأْ َ ْر‬
َ ‫ض َذا ا ْل َج�َل�اَ ل َوالإْ ِ ْك‬
‫ َأ ْس��� َأ ُل َك ياَ َاهللُ َيا َر ْح ٰم ُن ب َِجلاَ ِل َك‬2 ‫الَ ُت َر ُام‬
‫���و َر ب ِِك َتاب َِك َب َص ۪ري َو َأ ْن‬
ِّ ‫َو ُن���ورِ َو ْجهِ َك َأ ْن ُت َن‬
‫ُت ْط ِل َق ب ِ۪ه ِل َس���ا ۪ني َو َأ ْن ُت َف ِّر َج ب ِ۪ه َع ْن َق ْلب۪ي َو َأ ْن‬
‫ال‬
َ ‫ َف ِإ َّن ُه‬،‫َت ْش َر َح ب ِ۪ه َص ْدر۪ ي َو َأ ْن ُت ْع ِم َل ب ِ۪ه َب َد ۪ني‬
َّٓ ‫ي ۪ع ُين ۪ن���ي َع َلى ا ْلح ِّق َغيركَ والَ ي ْؤ ۪تي ِه ِإ‬
‫ال َأ ْن َت‬
َ
ُ َ ُْ
ُ
ِ ‫ال بِا‬
3 ‫ظيم‬
َّ ‫الَ َح ْو َل َوالَ ُق َّو َة ِإ‬
ِ ۪ ‫هلل ا ْل َع ِل ِّي ا ْل َع‬
4
‫يفعل ذلك ثالث ُج َمع أو خمس ًا أو سبع ًا‬
2. Gökleri ve yeri
yoktan yaratan, celâl, ikram ve daimî izzet sahibi Allahım,
3. Yâ Allah, yâ Rahmân, Senden, celâlin ve yüzünün nuru hürmetine, kitabınla gözümü nurlandırmanı, lisanımı çözmeni, kalbimi
ferahlandırmanı, sinemi açmanı ve bedenime amel ettirmeni isterim. Çünkü hakta bana Senden başka yardım edecek yoktur.
Onu da ancak Sen verirsin. Havl ve kuvvet sadece yüce ve azîm
Allah’ın elindedir.
4. (Bunu üç, beş veya yedi cuma tekrarlar.)
94
:‫اج ِة‬
َ ‫َص‬
ُّ ‫ال ُة‬
َ ‫الض ِّر َوا ْل َح‬
:‫يتوضأ ويصلي ركعتين ثم يدعو‬
‫ِك‬
َ ‫���ه ِإ َل ْي َك ب َِنب ِّي‬
ٓ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّن‬
ُ ‫ي َأ ْس��� َأ ُل َك َو َأ َت َو َّج‬
ٍ ‫محم‬
‫���د ِإ ۪ ّنيٓ َأ َت َو َّج ُه‬
‫���د نبِي‬
ُ ‫ َيا ُم َح َّم‬،‫الر ْح َم ِة‬
َّ ِّ َ َّ َ ُ
،‫اج ۪تي َه ِذ ۪ه ِل ُت ْق ٰضى ۪لي‬
َ ‫ب‬
َ ‫ِ���ك ِإ ٰلى َر ّب۪ي ۪في َح‬
1 ‫ش ِّفعه ِفي‬
‫اللهم ف‬
َّ ُ ْ َ َ ََّ ُ َّ َ
‫ يصل���ي ركعتي���ن ويثن���ي عل���ى اهلل‬:‫وف���ي رواي���ة‬
2
‫ ثم يدعو هذا الدعاء‬ ‫ويصلي على النبي‬
ٓ
ِ ‫ان ا‬
۪
‫هلل‬
َ ‫يم ُس ْ���ب َح‬
ُ ‫يم ا ْل َك ۪ر‬
ُ ‫الَ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهللُ ا ْل َحل‬
3
‫يم‬
ِ ‫َر ِّب ا ْل َع ْر‬
ِ ‫ش ا ْل َع ۪ظ‬
Hacet namazı
1. Abdest alır, iki
rek’at namaz kılar,
sonra şöyle dua eder:
Allahım, Senden istiyor ve rahmet peygamberi elçin Hz. Muhammed (s.a.s.)’i vesile edinerek Sana yöneliyorum. Yâ Muhammed
(s.a.s.), şu hacetimin yerine getirilmesi için Seni vesile ederek
Rabbime yöneliyorum. Allahım, Onu hakkımda şefaatçi eyle.
2. Bir başka rivayette ise, iki rek’at namaz kılar, Allah’ı senâ eder, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’e salât ü selâm getirir ve şöyle dua eder:
3. Halîm ve Kerîm Allah’tan başka ilâh yoktur. Arş-ı Azîm’in Rabbi
Allah’ı tesbih ederim.
95
ِ ‫وجب‬
َ َ َ ‫َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َر ِّب ا ْل َعا َل ۪م‬
ِ
‫ات‬
َ ‫ين أ ْسأ ُل َك ُم‬
‫���ك َوا ْل ِع ْص َم َة ِم ْن‬
َ ‫���ك َو َعز َٓا ِئ َم َم ْغ ِف َر ِت‬
َ ‫َر ْح َم ِت‬
ِ
۪
‫ا َم َة‬
ٍ ‫ُك ِّل َذ ْن‬
َ �‫الس�ل‬
َ ‫���ب َوا ْل َغن‬
َّ ‫يم��� َة م ْن ُك ِّل ب ٍِّر َو‬
1. Hamd, Âlemlerin
ِّ ‫���ن ُك‬
Rabbi
Allah’a َ‫ الَ َت َد ْع ۪لي َذ ْنباً ِإالَّ َغ َفر َت ُه َوال‬،‫ل ِإ ْث ٍم‬
ْ ‫ِم‬
ْ
mahsustur. Senِ‫اج ًة ِهي َل َ ر‬
den,
rahmetini َّ‫ك ضاً ِإال‬
َ ‫َه ّماً ِإالَّ َف َّر ْج َت ُه َوالَ َح‬
َ
celbedecek şeyleِ ‫َق َضي َت َه���ا ي َٓا َأر َح���م الر‬
‫ َال َّل ُه ََّم َأ ْن َت‬1 ‫ين‬
َ ‫اح ۪م‬
ْ
َّ َ ْ
ri, gerçekleşmesi
muhakkak olan ‫ون‬
۪ ِ ِ َ ‫َت ْح ُكم َبي‬
َ ‫يما َكا ُنوا ۪في ِه َي ْخ َت ِل ُف‬
َ ‫���ن ع َبادكَ ف‬
ْ ُ
mağfiretini,
güٓ
ِ
۪
3
‫ي���م‬
nahtan korunma- ‫الَ ِإ ٰل َه‬
َ ‫ الَٓ ِإ ٰل‬2
ُ ‫���ي ا ْل َعظ‬
ُّ ‫���ه ِإالَّ اهللُ ا ْل َعل‬
yı, her türlü iyiliği
۪
َ ‫ ُس ْ���ب َح‬4 ‫ي���م‬
ِّ ‫ان َر‬
kazanmayı, her ‫ب‬
ُ ‫ِإالَّ اهللُ ا ْل َحل ُي���م ا ْل َك ۪ر‬
türlü günahtan da
ِ
5 ‫ظيم‬
ِ ‫الس ْب ِع َو َر ِّب ا ْل َع ْر‬
ِ ۪ ‫ش ا ْل َع‬
ٰ ‫الس‬
َّ ‫���م َوات‬
َّ
selâmet te olmayı
istiyorum. Bende
ِ
ِ‫لهل‬
6 ‫ب ا ْلعا َل ۪مين‬
‫ر‬
‫د‬
‫م‬
‫ح‬
ِ
َ
َ ّ َ ُ ْ َ ‫َا ْل‬
bağışlamadığın
hiçbir günah, gidermediğin hiçbir keder, Senin rızana ma’tuf olup da gidermediğin hiçbir ihtiyaç bırakma, Yâ Erhame’r-Râhimîn.
2. Allahım, Sen kulların arasında ihtilaf edegeldikleri şeylerde hüküm verirsin.
3. Yüce ve azîm olan Allah’tan başka ilâh yoktur.
4. Halîm ve Kerîm olan Allah’tan başka ilâh yoktur.
5. Yedi semânın ve Arş-ı Azîm’in Rabbi’ni tesbih ederim.
6. Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
96
ِ ‫َال َّل ُهم َك‬
‫يب‬
َ ‫اش‬
َ ‫���ر َج ا ْل َه ِّم ُم ۪ج‬
ََّ
ِّ ‫���ف ا ْل َغ ِّم ُم َف‬
‫الد ْن َيا‬
ُّ ‫ي���ن ِإ َذا َد َع ْوكَ َر ْح ٰم َن‬
َ ‫َد ْع َو ِة ا ْل ُم ْض َط ۪ ّر‬
۪ ِ ِ
‫اج ۪تي‬
َ ‫يم ُه َما َف ْار َح ْم ۪ني ۪في َح‬
َ ‫َوالاْ ٰ خ َرة َو َرح‬
ِ ‫ٰه‬
ِ ‫���ذ ِه ِب َق َضآ ِئ َها َو َن َج‬
‫اح َها َر ْح َم��� ًة ُت ْغ ۪ني ۪ني ب َِها‬
ِ
ِ
1 َ‫سواك‬
َ ‫َع ْن َر ْح َمة َم ْن‬
‫ يصلي اثنتي عشرة ركعة ويتشهد بين‬:‫وفي رواية‬
‫كل ركعتين وإذا جلس في آخر صالته يثني على اهلل‬
‫ ثم يكبر ويس���جد ويقرأ وهو‬ ‫ويصلي على النبي‬
‫ساجد فاتحة الكتاب سبع مرات و ٰاية الكرسي سبع‬
:‫مرات وسورة اإلخالص سبع مرات ثم يقول‬
1. Allahım, (ey)
kederleri
gideren,
tasaları
kaldıran,
Sana dua ettiklerin‫ َل ُه‬،‫���ه‬
۪ ‫���د ُه الَ َش‬
َ ‫���ر‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫���ه ِإ‬
َ ‫هلل َو ْح‬
ُ ‫يك َل‬
َ ‫الَٓ ِإ ٰل‬
de çaresizlerin dua‫���د َو ُه َو َع ٰلى ُك ِّل َش���ي ٍء‬
ُ ‫ ا ْل ُم ْل‬sına icâbet eden, ey
ُ ‫���ه ا ْل َح ْم‬
ُ ‫���ك َو َل‬
ْ
dünya ve ahiretin
2 )١٠( ‫َق ۪دير‬
ٌ
Rahmân ve Rahîmi,
şu ihtiyacımın giderilmesi ve tamamlanması hususunda beni başkalarının merhametinden müstağni kılacak bir şekilde bana merhamet et.
2. Bir başka rivayette ikişer ikişer oniki rek’at namaz kılar, son oturuşta Tahiyyat ve Salavattan sonra ‘Allahu ekber’ diyerek secdeye
kapanır, secdede iken yedi defa Fâtiha, yedi defa Ayetü’l-Kürsî,
yedi defa İhlâs sûresi ve on defa ‘Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ
şerîke leh, lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in
kadîr’ der.
97
1. Daha sonra şöyle
dua eder:
Allahım, yüce arşının
mekâid-i izzi, Kitabının sonsuz rahmeti,
İsm-i A’zamın, yüce
şanın ve tam kelimelerin hürmetine
Senden istiyorum.
2. Sonra ihtiyacı için
dua eder ve başını
secdeden kaldırarak önce sağına, sonra soluna
selâm verir.
Tesbih namazı
ِ ‫َال َّل ُهم ِإ ۪ ّني َأس َأ ُل َك بِم َق‬
‫اع ِد ا ْل ِع ِّز ِم ْن َع ْر ِش َك‬
ْ
َ
ََّ
ِ
ِ
ِ
ِ
َ
ْ‫لأ‬
‫اسم َك ا ْع َظ ِم‬
‫َو ُم ْن َت َهى‬
ْ ‫الر ْح َمة م ْن ك َتاب َِك َو‬
َّ
ِ
ِ ِ
1 ‫ك الت َٓام ِة‬
َّ ّ َ ‫َو َج ّدكَ الأْ َ ْع ٰلى َو َكل َمات‬
2
‫ثم يسأل حاجته ثم يرفع رأسه ويسلّم عن يمينه وعن شماله‬
:‫۪يح‬
ِ ‫الت ْسب‬
َّ ‫َصلاَ ُة‬
‫ يقرأ ف���ي كل ركعة فاتحة‬،‫يصل���ي أربع ركعات‬
‫ فإذا فرغ من القراءة في أول ركعة‬،‫الكتاب وسورة‬
َٓ‫هلل وا ْلحم ُد لهلِ ِ وال‬
ِ َ ‫ "س���ب َح‬:‫يقول وهو قائم‬
َ
ْ َ َ ‫ان ا‬
ْ ُ
‫ ثم يركع‬،‫���ه ِإالَّ اهللُ َواهللُ َأ ْكبر" خمس عش���رة‬
َ ‫ِإ ٰل‬
َُ
‫ ثم يرفع رأسه من الركوع‬،‫عشرا‬
‫راكع‬
‫وهو‬
‫ويقول‬
ً
‫ ثم‬،‫عشرا‬
‫فيقولها‬
‫ساجدا‬
‫يهوي‬
‫ ثم‬،‫عش���را‬
‫فيقولها‬
ً
ً
ً
‫ ثم يسجد‬،‫عشرا‬
‫يرفع رأس���ه من الس���جود فيقولها‬
ً
‫ ثم يرفع رأسه من السجود فيقولها‬،ً‫فيقولها عش���را‬
3
‫ ثم يفعل ذلك في أربع ركعات‬،ً‫عشرا‬
3. Dört rek’at olarak
kılınır. Her rek’atta
Fâtiha ve bir sûre okur. Birinci rek’atta kıraatı bitirince henüz ayakta
iken onbeş defa ‘sübhânallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illâllahu vallahu ekber’ der. Rükûya gider, rükûda yine on defa bu duayı okur.
Sonra rükûdan başını kaldırır, (kavmede) on defa yine bu duayı
okur. Sonra secdeye kapanır ve on defa aynı duayı okur. Sonra başını secdeden kaldırır, on defa bu duayı okur. Sonra tekrar secdeye
kapanır, yine on defa bu duayı okur. Sonra başını secdeden kaldırır,
on defa yine bu duayı okur. Diğer rek’atları da aynı bu şekilde kılar.
98
‫َأ ْد ِع َي ٌة ُم َت َع ِّل َق ٌة بِ َّ‬
‫الش َر ِ‬
‫الصو ِم‬
‫الط َعا ِم َو َّ‬
‫اب َو َّ‬
‫الز َك ِاة َوالس َف ِر َوا ْل َح ِّج َوا ْل ِج َه ِ‬
‫اح‬
‫اد َوال ِّن َك ِ‬
‫َو َّ‬
‫َّ‬
‫‪YEME, İÇME, ORUÇ, ZEKÂT, SEFER, HAC,‬‬
‫‪CİHAD ve NİKÂH İLE ALÂKALI DUALAR‬‬
َّ ‫َا‬
‫لطع َا ُم‬
: ِ‫ُدع َا ٓ ُء الإْ ِ ْف َطار‬
:‫يقول الصائم عند اإلفطار‬
‫وق َو َث َب َت الأْ َ ْج ُر‬
َّ ‫َذ َه َب‬
ُ ‫الظ َم ُأ َو ْاب َت َّل ِت ا ْل ُع ُر‬
‫ون‬
َ ‫الصا ِئ ُم‬
َّ ‫ َأ ْف َط َر ِع ْن َد ُك ُم‬1 ‫إ ِْن شآَ َء اهللُ َت َعا ٰلى‬
َ ْ‫َو َأ َك َل َط َع َام ُك لأ‬
‫���م‬
ْ ‫���ر ُار َو َص َّل‬
ُ ‫���ت َع َل ْي ُك‬
ُ
َ ‫���م ا ْب‬
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْس َأ ُل َك ب َِر ْح َم ِت َك ا َّل ۪تي‬2 ‫ا ْل َملٰۤ ِئ َك ُة‬
3 ‫ن َت ْغ ِفر ۪لي ُذ ُنوب۪ي‬
ْ ‫َو ِس َع ْت ُك َّل َش ْي ٍء َأ‬
َ
‫وإذا حض���ر الطع���ام يب���دأ بس���م اهلل وإذا نس���ي‬
:‫البسملة في أول الطعام يقول إذا ذكر‬
4
ِ ‫بِس ِم ا‬
‫هلل َأ َّو َل ُه َو َأ ْو َس َط ُه َو ٰا ِخ َر ُه‬
ْ
YEMEKLE
ilgili dualar
İftar duası
Oruçlu, iftar ederken
şöyle der:
1. Susuzluk gitti,
damarlar ıslandı ve
inşaallah
mükâfat
gerçekleşti.
2. Yanınızda oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyi insanlar yesin ve
melekler size dua etsin.
3. Allahım, her şeyi kuşatan rahmetinle Senden benim günahlarımı
bağışlamanı istiyorum.
4. Yemek hazır olunca besmele ile yemeğe başlar, ama besmeleyi unutursa, hatırladığında ‘bismillâhi evvelehû ve evsatahû ve
âhirahû’, yani ‘hem başında, hem ortasında, hem de sonunda
Allah’ın ismini anarım.’ der.
101
:‫ول‬
ُ ‫اه ٍة َي ُق‬
ٍ ‫َوإ ِْن َأ َك َل َم َع َم ْج ُذ‬
َ ‫وم َأ ْو ۪ذي َع‬
Cüzzamlı veya
salgın hastalığa
maruz birisi ile
yemek yerse
1.
Eğer cüzzamlı
veya salgın hastalığa maruz birisi
ile yemek yerse,
‘bismillâhi sikaten
billâhi tevekkülen
aleyh’ yani ‘Allah’a
güvenerek ve Ona
tevekkül ederek
Onun adıyla başlarım’ der.
1
ِ ‫هلل ِث َق ًة بِا‬
ِ ‫بِس ِم ا‬
‫هلل َت َو ُّكالً َع َل ْي ِه‬
ْ
:‫ول‬
ُ ‫اب َي ُق‬
ِ ‫الش َر‬
َّ ‫َو ِإ َذا َف َر َغ ِم َن‬
َّ ‫الط َع ِام َو‬
‫���و َغ ُه‬
ٓ ‫���د لهلِ ِ ا َّل ۪ذ‬
ٰ ‫ي َأ ْط َع َم َو َس‬
ُ ‫َا ْل َح ْم‬
َّ ‫���قى َو َس‬
۪ ‫���د لهلِ ِ ا َّل‬
ٓ‫���ذي‬
َ ‫َو َج َع‬
ُ ‫ َا ْل َح ْم‬2 ً‫���ه َم ْخ َرج���ا‬
ُ ‫���ل َل‬
‫���و ٍل‬
ِ ‫���ن َغ ْي‬
َ ‫َأ ْط َع َم ۪ن���ي ٰه‬
ْ ‫���ذا َو َر َز َق ۪ني��� ِه ِم‬
ْ ‫���ر َح‬
‫َال َّل ُه ََّم َأ ْط َع ْم َت َو َس��� َق ْي َت‬
3
ِ۪
‫���و ٍة‬
َّ ‫م ّن���ي َوالَ ُق‬
‫���ت َو َأ ْح َي ْي َت َف َل َك‬
َ ‫���ت َو َه َد ْي‬
َ ‫���ت َو َأ ْق َن ْي‬
َ ‫َو َأ ْغ َن ْي‬
4
‫ا ْل َح ْم ُد َع ٰلى مآَ َأ ْع َط ْي َت‬
Yeme ve içmeyi bitirince
2. Doyuran, içiren, boğazdan kolayca geçiren ve ona çıkış yolları
yaratan (def-i hacet imkânını veren) Allah’a hamd olsun.
3. Benden bir güç ve kuvvet olmaksızın bu yemeği bana yediren ve
onu bana rızık olarak ihsan eden Allah’a hamd olsun.
4. Allahım, yedirdin, içirdin, başkalarına muhtaç bırakmadan bol bol
verip hoşnut ettin, hidayet ettin ve hayat bahşeyledin. Verdiğin bütün nimetlere karşılık hamd sadece Sana mahsustur.
102
ٓ‫َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ ا َّل ۪ذي َم َّن َع َل ْي َنا َو َه َدا َنا َوا َّل ۪ذي‬
ِ ‫َأ ْش���ب َع َنا َو َأ ْر َوا َن���ا َو ُك َّل الإْ ِ ْحس‬
1 ‫���ان ٰا َتا َن���ا‬
َ
َ
‫���م َب���ارِ ْك َل َنا ۪في ِه َو َأ ْط ِع ْم َن���ا َخ ْيراً ِم ْن ُه‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِ ِ‫لهل‬
‫ارك ًا ۪في ِه َغ ْي َر‬
َ ‫َا ْل َح ْم ُد َح ْمد ًا َك ۪ثير ًا َط ّيِب ًا ُم َب‬
‫���ه َر َّب َنا‬
‫مك ِف���ي وال م���ودع و مس���تغ‬
ُ ‫نى َع ْن‬
ً ْ َ ْ ُ َ‫َ ْ ٍّ َ َ ُ َ َّ ٍ َ لا‬
‫���د لهلِ ِ ا َّل ۪ذي َك َفا َن���ا َو ٰا َوا َنا َو َأ ْر َوا َنا‬
ُ ‫ َا ْل َح ْم‬3
2
‫���ك ا ْل َح ْم ُد َر َّب َنا‬
‫غي���ر مك ِف‬
َ ‫ َل‬، ٍ‫���ي َوالَ َم ْك ُفور‬
ٍّ ْ َ َ ْ َ
4 ‫ال مس���ت ْغنى عنه‬
َ ‫َغ ْي َر َم ْك ِف ٍّي َو‬
ُ ْ َ ً َ ْ ُ َ ‫ال ُم َو َّد ٍع َو‬
۪ ‫���د لهلِ ِ ا َّل‬
‫���ذيٓ َأ ْط َع َم َنا َو َس��� َقا َنا َو َج َع َل َنا‬
ُ ‫َا ْل َح ْم‬
5 ‫مس ِل ۪مين‬
َ
ْ ُ
1. Bize ikram eden,
bizi hidayet eden,
doyuran,
(içirip)
kandıran ve her türlü
nimetini bize ihsan
eden Allah’a hamd
olsun.
2. Allahım, bu yemekte bize bereket
ihsan eyle, bundan
daha hayırlısı ile bizi
doyur.
3. Çok, tertemiz,
bereketli, kâfi görülmeyen, terk olunmayan, kendisinden
müstağni kalınamayan hamd, Rabbimiz Allah’a mahsustur.
4. Kâfi görülmeyerek ve inkâr edilmeyerek yapılan hamd, bize yetecek derecede nimetler ihsan eden, bizi barındıran, merhamet
eden ve bizi suya kandıran Allah’a mahsustur. Hamd, kâfi görülmeyen, terk olunmayan ve kendisinden müstağni kalınmayan
Rabbimizedir.
5. Hamd, bize yediren, içiren ve bizi Müslüman kılan Allah’a mahsustur.
103
:‫ول‬
ُ ‫ين َي ْغ ِس ُل َي َد ْي ِه َي ُق‬
َ ‫۪ح‬
ِ
۪ ِ ِ‫َا ْل َحم ُ لهل‬
‫���م َم َّن‬
ْ
ُ ‫���م َوالَ ُي ْـط َع‬
ُ ‫���د ا َّل���ذي ُي ْطع‬
َٓ ‫وك َّل ب‬
‫ال ٍء‬
َ ُ ‫َع َل ْي َن���ا َف َه َدا َن���ا َو َأ ْط َع َم َن���ا َو َس��� َقا َنا‬
Yemekten sonra
ellerini yıkarken
1.
Yediren fakat
kendisine bir şey
yedirilmeyen
Allah’a hamdolsun. O bize lütufta
bulunmuş, yedirip
içirmiş ve her güzel imtihanla bizi
imtihan etmiştir.
‫ام‬
َّ ‫ َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َأ ْط َع َم ِم َن‬1 ‫َح َس ٍن َأ ْبالَ َنا‬
ِ ‫الط َع‬
‫���ن ا ْل ُع ٰرى‬
ِ ‫���ر‬
ٰ ‫َو َس‬
َّ ‫���ن‬
َ ‫اب َو َك ٰس���ى ِم‬
َ ‫���قى ِم‬
َ ‫الش‬
ِ
‫���ن ا ْل َع ٰمى‬
َّ ‫���ن‬
ٰ ‫َو َه‬
َ ‫���ر ِم‬
َ ‫���دى ِم‬
َ ‫الض�َل�اَ ل َو َب َّص‬
2
‫ال‬
ً ‫َو َف َّض َل َع ٰلى َك ۪ثيرٍ ِم َّم ْن َخ َل َق َت ْف ۪ضي‬
:ً‫ام قآَ ِئال‬
َّ ‫َو َي ْد ُعو لأِ َ ْه ِل‬
ِ ‫الط َع‬
۪
‫يما َر َز ْق َت ُه ْم َو ْاغ ِف ْر َل ُه ْم‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم َبارِ ْك َل ُه ْم ف‬
ِ َ ‫ َال َّل ُه‬3 ‫َوار َحم ُه���م‬
‫���ن َأ ْط َع َم ۪ني‬
ْ ‫���م َم‬
ْ ‫���م أ ْطع‬
ْ ْ ْ
ََّ
4
‫اسقِ َم ْن َس َقا ۪ني‬
ْ ‫َو‬
2. Bizleri yemeklerle
doyuran, içeceklerle susuzluğumuzu gideren, çıplaklıktan örten,
giydiren, dalâletten hidayete erdiren, körlükten basîrete kavuşturan, mahlûkatının çoğuna üstün tutan Allah’a hamd olsun.
Yemek yedirenlere edilen dua
3. Allahım, kendilerine verdiğin rızkı bereketlendir, onları bağışla,
merhamet et.
4. Allahım, beni doyuranı doyur, bana içirene Sen de içir.
104
‫َا َّلز َكا ُة‬
:‫ول‬
ُ ‫الز َكا ِة َي ُق‬
َّ ‫ِإ َذا َأ َر َاد َأد َٓا َء‬
‫َال َّل ُه ََّم َص ِّل َع ٰلى ُم َح َّم ٍد َع ْب ِدكَ َو َر ُسو ِل َك‬
ِ ‫ين َوا ْلم ْؤ ِم َن‬
‫ين‬
َ ‫ات َوا ْل ُم ْس��� ِل ۪م‬
َ ‫َو َع َل���ى ا ْل ُم ْؤ ِم ۪ن‬
ُ
1
‫لس َف ُر‬
َّ ‫َا‬
ِ ‫َوا ْلمس ِلم‬
‫ات‬
َ ْ ُ
‫إذا أراد أح���د س���فر ًا يوصي���ه المقي���م بتق���وى اهلل‬
:‫والتكبير على كل شرف ويقول له عند الخروج‬
۪
‫ي���م‬
َ ‫���ك َو َأ َما َن َت‬
َ ‫هلل ۪د َين‬
َ ‫َأ ْس َ���ت ْودِ ُع ا‬
َ ‫���ك َو َخ َوات‬
ِ
ُ َ
2 ‫الم‬
َ َ ‫الس‬
َّ ‫َع َمل َك َوأ ْق َرأ َع َل ْي َك‬
Zekât verme
Esnasında
1. Allahım, kulun ve resûlün Hz.
Muhammed’e,
kadın-erkek bütün
mü’minlere ve (yine)
kadın-erkek bütün
Müslümanlara salât
eyle.
Sefer (yolculuk)
Mukim, yolcuyu uğurlarken, ona Allah’tan korkması ve her tepede tekbir getirmesi tavsiyesinde bulunur ve onun yolculuğa çıkış
anında şöyle der:
2. Dinini, emanetini ve işlerinin sonunu Allah’ın himayesine bırakıyorum; sana da selâm ederim.
105
1.
2.
Allahım, ona
uzakları yakınlaştır, seferini kolaylaştır.
Allah, takvâyı
azığın yapsın, günahını bağışlasın
ve nerede olursan
ol, hayrı hakkında
kolaylaştırsın. Allah, takvâyı azığın
yapsın, günahını
bağışlasın ve nereye
yönelirsen
yönel, hayrı sana
tevcih buyursun.
ِ
‫الس��� َف َر‬
ْ ‫���م‬
َ ‫اط ِو َل ُه ا ْل َب ۪ع‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
َّ ‫يد َو َه ِّو ْن َع َل ْيه‬
‫هلل َذ ْن َب َك َو َي َّس َر‬
ُ ‫الت ْق ٰوى َو َغ َف َر ا‬
ُ ‫ َز َّو َدكَ ا‬1
َّ ‫هلل‬
‫الت ْق ٰوى‬
َ ‫َل‬
ُ ‫ َج َع َل ا‬،‫���ت‬
َ ‫���ك ا ْل َخ ْي َر َح ْي ُث َما ُك ْن‬
َّ ‫هلل‬
‫���ر َذ ْن َب َك َو َو َّج َه َل َك ا ْل َخ ْي َر َح ْي ُث َما‬
َ ‫َز َادكَ َو َغ َف‬
2
‫َت َو َّج ْه َت‬
:‫ول ا ْل ُم َسا ِف ُر‬
ُ ‫َو َي ُق‬
‫يع‬
ُ ‫َأ ْس َت ْو ِد ُع َك اهللَ ا َّل ۪ذي الَ َت ۪خ‬
ُ ‫يب َوالَ َت ۪ض‬
3
‫ول‬
ُ ‫���ول َوب َِك َأ ُح‬
ُ ‫���م ب َِك َأ ُص‬
ُ ‫َودآَ ِئ ُع‬
ََّ ‫���ه َال َّل ُه‬
4
‫َوب َِك َأ ۪س ُير‬
:‫اف ۪في َس َف ِر ِه‬
َ ‫ِإ َذا َخ‬
5
﴾‫ش‬
ٍ ‫يال ِف ُق َر ْي‬
ٰ ۪ ِ‫يقرأ سورة ﴿لإ‬
Sefere çıkan şöyle der:
3. Sizi, emanetleri zâyi olmayan ve haybete uğramayan Allah’a ısmarlıyorum.
4. Allahım, Senin inayetinle hamle yapar, hareket eder ve seyahat
ederim.
Seferde korkuyorsa
5. Seferde korkuyorsa, Kureyş sûresini okur.
106
ِ
:‫ول‬
ُ ‫اب َي ُق‬
ِ ‫الر َك‬
ِّ ‫َو ِإ َذا َو َض َع رِ ْج َل ُه في‬
1
ِ ‫بِس ِم ا‬
‫يم‬
‫هلل الرحمن‬
ِ ‫الر ۪ح‬
ْ
َّ ِ ٰ ْ َّ
:‫ول‬
ُ ‫اس َت ٰوى َع ٰلى َظ ْه ِر َم ِط َّي ِت ۪ه َي ُق‬
ْ ‫َو ِإ َذا‬
ِ‫���د لهل‬
ُ ‫َا ْل َح ْـم‬
ُ َ
ِ ِ‫لهل‬
‫���ذا َو َما ُك َّنا‬
َ ‫���خ َر َلنا ٰه‬
َ ‫﴿س ْ���ب َح‬
َّ ‫ان ا َّل ۪ذي َس‬
ُ
‫���د‬
ُ ‫َا ْل َح ْم‬
3
2
)٣( ‫ َاهللُ َأ ْكب���ر‬،)٣( ِ
﴾‫ون‬
َ ‫ين ۝ َوإِن َّٓا ِإ ٰل���ى َر ّب َِنا َل ُم ْن َق ِل ُب‬
ُ ‫َل‬
َ ‫���ه ُم ْق ِر ۪ن‬
۪ ُ ‫ُس���ب َحا َن َك ِإ ۪ ّن���ي َظ َلم‬
ٓ‫اغ ِف���ر ۪لي‬
ْ
ْ
ْ ْ ‫���ت َن ْفس���ي َف‬
ٓ
ِ
َ
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ َّنا‬4 ‫���وب ِإالَّ أ ْن َت‬
ُ ‫ِإ َّن‬
َ ‫���ه الَ َي ْغف ُر الذُّ ُن‬
‫الت ْق ٰوى َو ِم َن‬
َّ ‫َن ْس��� َأ ُل َك ۪في َس��� َف ِر َنا ٰه َذا ا ْلب َِّر َو‬
5 ‫ضى‬
ٰ ‫ا ْل َع َم ِل َما َت ْر‬
Ayağını bineğe
atarken
1.‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ der.
Bineğe
oturduğunda
2. 3 defa ‘Elhamdülillâh’, 3 defa ‘Allahu ekber’ der.
3. Sonra şu duayı okur:
Allah’a hamd olsun.’Bunu bizim hizmetimize veren (Allah)’ın şânı
yücedir, yoksa biz buna takat getiremez, güç yetiremezdik. Biz
elbette Rabbimize dönmekteyiz.’
4. Seni tesbih ü takdis ederim, ben nefsime zulmettim, beni bağışla,
günahları Senden başka bağışlayacak yoktur.
5. Allahım, bu seferimizde Senden birr ü takvâ ve razı olduğun
ameller istiyoruz.
107
‫اط ِو َع َّنا‬
ْ ‫���ذا َو‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم َه ِّو ْن َع َل ْي َنا َس��� َف َر َنا ٰه‬
ِ ُ ‫اح‬
ِ ‫الص‬
‫الس��� َف ِر‬
َ ‫ُب ْع‬
َ ‫���م َأ ْن‬
َّ ‫���ت‬
ََّ ‫ َال َّل ُه‬،‫���د ُه‬
َّ ‫���ب في‬
‫َوا ْل َخ ۪لي َف��� ُة ِف���ي الأْ َ ْه ِل‬
ِٓ
ِ
‫الس��� َف ِر َو َك ٰا َب ِة ا ْل َم ْن َظ ِر َو ُس���وٓ ِء‬
َّ ‫ب َِك م ْن َو ْعثاَء‬
ِ ‫���ب ِف���ي ا ْل َم‬
‫���ل َوا ْل َو َل ِد َو ِم َن‬
ِ ‫ا ْل ُم ْن َق َل‬
ِ ‫ال َوالأْ َ ْه‬
‫���م ِإ ۪ ّنيٓ َأ ُعو ُذ‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
2
1. Allahım, bizim bu
yolculuğumuzu
âsân eyle, uzaklığını bize yaklaştır.
Allahım, yolculukta arkadaş, ailede
vekil Sensin.
1
‫وم‬
ِ ‫ا ْل َح ْورِ َب ْع َد ا ْل َك ْورِ َو ِم ْن َد ْع َو ِة ا ْل َم ْظ ُل‬
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َر َأى َب َلداً َي ْق ِص ُد ُه َي ُق‬
ِ
‫الس ْب ِع َو َما َأ ْظ َل ْل َن‬
َّ ‫الس ٰ���م َوات‬
َّ ‫َال َّل ُه ََّم َر َّب‬
۪ ‫الشي‬
َ
‫ين‬
ِ ‫اط‬
َ ‫َوالأْ َ َر ۪ض‬
َ َّ ‫الس ْب ِع َو َما أ ْق َل ْل َن َو َر َّب‬
َّ ‫ين‬
3 ‫الرياح وما َذرين‬
َ ْ َ َ َ ِ َ ِّ ‫َو َما َأ ْض َل ْل َن َو َر َّب‬
2. Allahım, yolculuğun meşakkatinden, görünümümün kötüye değişmesinden, mal,
aile, çoluk çocuk hususunda kötü dönüşten, iyi halden kötüye
dönmekten ve mazlumun bedduasından Sana sığınırım.
Gideceği beldeyi görünce
3. Yedi (kat) göklerin ve göklerin gölgelendirdiklerinin Rabbi, yedi
kat yerlerin ve onların taşıdıklarının Rabbi, şeytanların ve saptırdıklarının Rabbi, rüzgârların ve savurduğu şeylerin Rabbi,
108
ِِ
ِ
َ َ
‫���ر َأ ْه ِل َها‬
َ ‫���ر ٰه���ذه ا ْل َق ْر َية َو َخ ْي‬
َ ‫أ ْس���أ ُل َك َخ ْي‬
ِ
۪
َ
‫���ر َها َو ِم ْن‬
ِّ ‫���ر َم���ا ف َيها َوأ ُعو ُذ ب َِك م ْن َش‬
َ ‫َو َخ ْي‬
ِ َ ِ ‫َش‬
ٓ‫ َال َّل ُه���م ِإ ۪ ّني‬1 ‫���ر َم���ا ۪ف َيه���ا‬
ََّ
ّ
ِّ ‫���ر أ ْهل َه���ا َو َش‬
ِ ‫���ر ٰه‬
‫���ر َما‬
ِ ‫���ذ ِه ا ْل َق ْر َي��� ِة َو َخ ْي‬
ِ ‫���ن َخ ْي‬
ْ ‫َأ ْس��� َأ ُل َك ِم‬
‫َج َم ْع َت ۪ف َيها َو َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َش ِّر َها َو َش ِّر َما‬
2
‫َج َم ْع َت ۪ف َيها‬
:‫ول‬
ُ ‫َو ِع ْن َد ُد ُخو ِل ِه ا ْل َب َل َد َي ُق‬
‫اها‬
َ ‫���ن َو َب‬
َ ‫���م ْار ُز ْق َن���ا َح َي‬
ْ ‫اه���ا َو َأ ِع ْذ َنا ِم‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫حي َأ ْه ِل َها‬
ْ ‫َو َح ّب ِْب َن���ا ِإلٰۤ���ى َأ ْه ِل َها َو َح ّب‬
ٓ ۪ ‫ِ���ب َصا ِل‬
3
)٣( ‫يها‬
َ ‫ِإ َلي َنا َال َّل ُهم َبارِ ْك َل َنا ۪ف‬
ََّ
ْ
1. Senden, bu memleketin, ahalisinin,
içindekilerin hayrını
diler, bu memleketin, ahalisinin ve
içindekilerin şerrinden Sana sığınırım.
2. Allahım, buranın hayrını ve burada topladıklarının hayrını Senden diler, buranın şerrinden ve burada topladıklarının şerrinden
Sana sığınırım.
Gittiği beldeye girerken
3. Allahım, buranın bolluğu ile bizi rızıklandır, vebasından bizi koru,
ahalisine bizi sevdir, buranın salihlerini de bize sevdir. Allahım,
burayı bize bereketli kıl. (3 defa)
109
:‫ِإ َذا َأ َر َاد ُح ْس َن َه ْي َئ ِت ِه َو ُن ُم َّو َزا ِد ِه‬
"‫يقرأ سور "الكافرون" و "النصر" و "اإلخالص‬
Görünümünün
güzelleşmesi ve
azığının artmasını isterse
1.
Kâfirûn, Nasr,
İhlâs, Felâk ve Nâs
sûrelerini okur.
Seferde bir tepeye çıktığında
ve oradan aşağı
indiğinde
2. Yolcu her tepeye
çıktığında ‘Allahu
ekber’, inişinde de
‘Sübhânallah’ der.
1
2
"‫و "المعوذتين‬
:‫ال َث ِن َّي ًة ۪في َس َف ِر ِه َو َه َب َط ِم ْن َها‬
َ ‫ِإ َذا َع‬
‫سبح‬
ّ ‫كبر وإذا هبط‬
ّ ‫كلما عال ثنية في السفر‬
ِ
:‫الس َف ِر‬
ُ ‫َو َي ُق‬
َّ ‫الس َح ِر في‬
َّ ‫ول َو ْق َت‬
ِ ‫���د ا‬
ِ ‫س���م َع س���ا ِم ٌـع ب َِحم‬
‫���ن َبالَ ِئ ۪ه‬
ِ ‫هلل َو ُح ْس‬
َ َّ َ
ْ
ٓ
ِ
ِ
ِ
َ
ً‫ َر َّب َنا َصاح ْب َن���ا َوأ ْفض ْل َع َل ْي َنا عاَئذا‬3 ‫َع َل ْي َنا‬
4 ِ‫هلل ِمن النار‬
َّ َ ِ ‫بِا‬
:‫َو ِإ َذا َر ِك َب ا ْل َب ْح َر َي ْق َر ُأ‬
ِ
‫ور‬
ٌ ‫سي َها إ َِّن َر ّب۪ي َل َغ ُف‬
ٰ ‫﴿ب ِْس ِم اهلل َم ْج ٰر َيها َو ُم ْر‬
5
۪
﴾‫يم‬
ٌ ‫َرح‬
Seferde seher vaktinde yapılacak dua
3. Duyan duysun, gören görsün, biz Allah’a nimetlerinden ve güzel
imtihanından dolayı hamd ederiz.
4. Rabbimiz, bizimle beraber ol, fazlını üzerimize gönder,
Cehennem‘den Allah’a sığınıyoruz.
Gemiye bindiğinde
5. ‘Onun akıp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Elbette ki
Rabbim, Gafûr ve Rahîm’dir.’
110
ً‫ض َج ۪ميعا‬
ُ ‫﴿و َما َق َد ُروا اهللَ َح َّق َق ْدرِ ِه َوالأْ َ ْر‬
َ
ِ ِ
‫ات‬
ٌ ‫ات َم ْط ِو َّي‬
ُ ‫���م َو‬
ُ ‫َق ْب َض ُت‬
ٰ ‫الس‬
ْ ‫���ه َي‬
َّ ‫���و َم ا ْلق َي َام���ة َو‬
1
﴾‫ون‬
َ ‫ب َِي ۪مي ِن ۪ه ُس ْب َحا َن ُه َو َت َعا ٰلى َع َّما ُي ْش ِر ُك‬
:‫ول‬
ُ ‫ض َي ُق‬
ٍ ‫ام ِب َأ ْر‬
َ ‫َو ِإ َذا َأ َق‬
ِ ِ ٓ ِ ِ
ِ
َ
‫���ر َما‬
ِّ ‫أ ُع���و ُذ ب َِكل َم���ات اهلل الت ّاَماَّت م ْن َش‬
ِ ‫ ر ّب۪ي َور ُّب ِك اهللُ َأ ُعو ُذ بِا‬،‫ض‬
‫هلل‬
َ ُ ‫يآَ َأ ْر‬
َ
‫َخ َل َق‬
ِ
ِ ‫���ر ِك َو َش ِر َما ۪ف‬
ِ ‫يك َو َش ِر َما ُخ ِل َق ۪ف‬
‫يك‬
ِّ ‫م ْن َش‬
ّ
ّ
ِ ‫َو َش ِر َما َي ِد ُّب َع َلي‬
3 ‫ك‬
ْ
ّ
ٍ
ِ
ِ
َ
َ
َ
‫���و َد َوم َن‬
َ ‫���م أ ُعو ُذ ب َِك م ْن أ َس���د َوأ ْس‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِ ‫���اك ِن ا ْلب َل‬
ِ ‫ا ْل َحي��� ِة َوا ْل َع ْق���ر ِب َو ِم ْن س‬
‫���د َو ِم ْن‬
َ
َ
َ
َّ
4
2
‫َوا ِل ٍد َو َما َو َل َد‬
1. ‘Allah’ı gerektiği
veçhile takdir edemezler. Halbuki yer,
Kıyamet günü tamamen Onun avucunun
içindedir, gökler de
sağ elinde dürülmüştür. Ortak koştuklarından münezzehtir
O ve yücedir.’
Bir beldede ikâmet ettiğinde
2. Mahlûkatının şerrinden, Allah’ın tam kelimelerine sığınırım.
3. Ey arz, Rabbim ve Rabbin Allah’tır. Senin şerrinden, içindekilerin
şerrinden, sende yaratılanların şerrinden, üzerinde hareket edenlerin, yürüyenlerin şerrinden Allah’a sığınırım.
4. Allah’ım, arslandan, en tehlikeli yılanlardan ve akrepten, belde
sakinlerinden, doğuranından ve doğurulanlarından Sana sığınırım.
111
ِ ِ ‫ُدعآَ ُء الر ُج‬
:‫الس َف ِر‬
ُّ
َّ ‫وع م َن‬
‫وإذا رجع من السفر يدعو مثل ما دعا حين أراد‬
:‫الخروج ويزيد‬
Seferden dönüş
duası
Seferden dönünce, sefere çıktığı zamanki
gibi dua eder ve şu
ilâveyi yapar:
1. Allah’tan başka
ilâh yoktur. Onun
şeriki yoktur. Mülk
Onundur. Hamd
de Ona mahsustur. Hem O herşeye kâdirdir.
َٓ
‫���ه‬
۪ ‫ال َش‬
َ ‫���ر‬
َ ‫���د ُه‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫���ه ِإ‬
َ ‫هلل َو ْح‬
ُ ‫ َل‬،‫���ه‬
ُ ‫يك َل‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
۪ ٍ
‫ير‬
ٌ ‫ا ْل ُم ْل ُك َو َل ُه ا ْل َح ْم ُد َو ُه َو َع ٰلى ُك ِّل َش ْيء َقد‬
ِ ‫ون َس‬
‫ون ِل َر ّب َِنا‬
َ ‫���اج ُد‬
َ ‫���ون َعاب ُِد‬
َ ‫���ون تآَ ِئ ُب‬
َ ‫ ٰاي ُِب‬1
‫���د ُه َو َن َص َر َع ْب َد ُه‬
َ ‫���د‬
ُ ‫ َص َد َق ا‬2 ‫ون‬
َ ‫هلل َو ْع‬
ُ ‫َحا ِم‬
3 )‫وهزم الأْ َ حزاب وحده (يكررها مرار ًا‬
َُ ْ َ َ َ ْ ََ َ َ
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َر َج َع ِإ َلى َب ْي ِت ِه َأ ْو َأ ْه ِل ِه َي ُق‬
4
‫ال ُي َغا ِد ُر َع َل ْي َنا َح ْوب ًا‬
َ ‫َت ْوب ًا َت ْوب ًا ِل َر ّب َِنا َأ ْوب ًا‬
2. Rabbimize dönenleriz, tevbekârlarız, âbidleriz, sâcidleriz, sadece
Rabbimize hamd edenleriz.
3. Allah vaadinde sâdıktır, kuluna yardım etmiş ve tek başına bütün
hizipleri târumâr etmiştir. (Bu duayı tekrarlar)
Evine veya âilesinin yanına döndüğünde
4. Tevbekârlarız, tevbekârlar. Rabbimize dönüyoruz, üzerimizde
hiçbir günah bırakmamış olarak.
112
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َد َخ َل َب ْي َت ُه َن َهاراً َي ُق‬
‫ َا ْل َح ْم ُد‬1 ‫َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ ا َّل ۪ذي َك َفا ۪ني َو ٰا َوا ۪ني‬
ِ ِ‫لهلِ ِ ا َّل ۪���ذيٓ َأ ْط َعم ۪ن���ي َوس��� َقا ۪ني َوا ْل َحم ُد لهل‬
َ
ْ
َ
‫ َأ ْس��� َأ ُل َك َأ ْن ُت ۪ج َير ۪ني ِم َن‬،‫���ن َع َلي‬
َّ ‫ا َّل ۪ذي َم‬
َّ
2
ِ‫النار‬
َّ
ِ ِ ‫َصلاَ ُة ا ْل ُق ُد‬
:‫الس َف ِر‬
َّ ‫وم م َن‬
3
Evine gündüz
girdiğinde
‫ تصلى كسائر الصلوات‬،‫صالة القدوم ركعتان‬
:‫َصلاَ ُة ا ْل َف ْت ِح‬
‫ تصل���ى كس���ائر‬،‫ص�ل�اة الفت���ح ثمان���ي ركع���ات‬
1. Bana yeten ve
beni
barındıran
Allah’a hamdolsun.
2. Hamdolsun beni
yediren ve içiren
Allah’a ve yine
hamdolsun bana
lütuflarda bulunan
Allah’a. Senden, beni ateşten korumanı diliyorum.
4
‫الصلوات‬
Seferden dönüş namazı
3. Seferden dönüş namazı diğer namazlar gibi kılınan iki rek’at namazdır.
Fetih namazı
4. Fetih namazı sekiz rek’at olup sair namazlar gibi kılınır.
113
HAC
1. Hacca giden kişi,
yolculuğa çıkan
kişinin okuduğu
duaları okur.
İhrama
girdiğinde
2. Lebbeyk1 Allahım,
lebbeyk. Lebbeyk,
Senin
ortağın
yoktur. Lebbeyk,
hamd ve ni-met
Sana mahsustur,
mülk de. Senin ortağın yoktur.
َ ْ‫َا ح‬
‫ل ُّج‬
‫إذا أراد الحاج الس���فر يق���رأ من األدعية ما يقرأه‬
1
‫المسافر‬
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َأ ْح َر َم َي ُق‬
‫يك َل َك‬
۪ ‫ال َش‬
َ ‫���ر‬
َ ‫َل َّب ْي‬
َ ‫ َل َّب ْي َك‬،‫الله َّم َل َّب ْي َك‬
ُ ‫���ك‬
،‫���ك َوا ْل ُم ْل َك‬
َ ‫الن ْع َم َة َل‬
َ ‫َل َّب ْي‬
َ ‫ إ َِّن ا ْل َح ْم‬،‫���ك‬
ِّ ‫���د َو‬
‫���ع َد ْي َك‬
۪ ‫ال َش‬
َ ‫���ر‬
َ
ْ ‫ َل َّب ْي َك َو َس‬،‫ َل َّب ْي َك‬2 ‫يك َل َك‬
،‫���ك َوا ْل َع َم ُل‬
‫والخي���ر بِيدي���ك و‬
َ ‫الر ْغب َٓا ُء ِإ َل ْي‬
َّ َ َ ْ َ َ ُ ْ َ ْ َ
3 ‫ك‬
َ ‫َل َّب ْي َك َل َّب ْي َك ِإ ٰل َه ا ْل َح ِّق َل َّب ْي‬
:‫اف‬
َّ ‫َا‬
ُ ‫لط َو‬
‫يطوف الكعبة ويبدأ الطواف بالركن (أي الحجر‬
4
‫األسود) ويقرأ بين الركنين‬
3. Lebbeyk, lebbeyk
ve sa’deyk.2 Hayır Senin elindedir, rağbet ve amel Sanadır. Lebbeyk, lebbeyk ey Hakiki Ma’bûd lebbeyk.
Tavaf
4. Kâbe’yi tavaf eder, tavafa Hacer-i Esved’den başlar. İki rükün
arasında (yani Rükn-ü Yemânî ile Hacer-i Esved arasında) şu duayı okur:
1
2
Lebbeyk: ‘Emrine âmâdeyim’
Sa’deyk: ‘Seni tekrar ber tekrar tesbih, Sana tekrar ber tekrar ibadet ederim.’
114
‫الد ْن َيا َح َس َ���ن ًة َو ِفي الاْ ٰ ِخ َر ِة‬
ُّ ‫﴿ر َّبن���آَ ٰا ِت َنا ِفي‬
َ
‫���ك ي َٓا‬
َ ‫َح َس َ���ن ًة َو ِق َن���ا َع‬
َ ‫الن���ارِ ﴾ ب َِر ْح َم ِت‬
َّ ‫اب‬
َ ‫���ذ‬
ِ ‫َأر َحم الر‬
‫ين‬
َ ‫اح ۪م‬
َّ َ ْ
ِ
ِ ‫الطو‬
:‫اف‬
َ َّ ‫َو َي ْد ُعو في‬
1
‫���م َق ِّن ْع ۪ني ب َِما َر َز ْق َت ۪ن���ي َو َبارِ ْك ۪لي ۪في ِه‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫ الَٓ ِإ ٰل َه‬2 ٍ‫���ف َع ٰلى ُك ِّل غ َٓا ِئ َب ٍة ۪لي ب َِخ ْير‬
ْ ‫اخ ُل‬
ْ ‫َو‬
۪ َ ‫ال‬
‫ َل � ُ�ه ا ْل ُم ْل ُك َو َل ُه‬،‫يك َل ُه‬
َ ‫ش ��ر‬
َ ‫هلل َو ْح َد ُه‬
ُ ‫ِإالَّ ا‬
3
۪ ٍ
‫ير‬
ٌ ‫ا ْل َح ْم ُد َو ُه َو َع ٰلى ُك ِّل َش ْيء َقد‬
ِ ‫ُدعآَ ُء الأْ َ ْشو‬
:‫اط ال َّثلاَ َث ِة الأْ ُ و ٰلى‬
َ
1. ‘Rabbimiz, bize
dünyada ve ahirette
iyilik ver, Cehennem
azabından bizi koru.’
Rahmetini dileriz ey
merhametlilerin en
merhametlisi.
ً‫اج َع ْل ُه َح ّجاً َم ْب ُروراً َو َذ ْنباً َم ْغ ُفورا‬
ْ ‫���م‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
4
ً‫َو َس ْعي ًا َم ْش ُكورا‬
Tavaf duası
2. Allahım, bana
lütfettiğin rızıklarda,
beni kanaat ile serfiraz eyle ve onu bereketli kıl. Bana ait kaybolup giden herbir şeyin yerine daha hayırlısını ihsan et.
3. Allah’tan başka ilâh yoktur, O birdir, ortağı yoktur; mülk Ona
mahsustur, hamd sadece Ona hastır, Onun herşeye gücü yeter.
İlk üç savtta yapılan dua
4. Allahım, haccı(mı) mebrûr, günahı(mı) mağfûr ve sa’yi(mi)
meşkûr kıl.
115
ِ ‫ُدعآَ ُء الأْ َ ْشو‬
:‫اط الأْ َ ْر َب َع ِة الاْ ٰ ِخ َر ِة‬
َ
ِ
‫ف َع َّم���ا َت ْع َل ُم‬
ُ ‫���م َو ْاع‬
ْ ‫���ر َو ْار َح‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ْ ‫���م ْاغف‬
َ ْ‫و َأ ْن َ لأْ َ لأ‬
‫ َال َّل ُه ََّم َر َّبن َٓا ٰا ِت َنا ِفي‬1 ‫���ر ُم‬
َ ‫���ت ا َع ُّز ا ْك‬
‫اب‬
ُّ
َ ‫الد ْن َيا َح َس َن ًة َو ِفي الاْ ٰ ِخ َر ِة َح َس َن ًة َو ِق َنا َع َذ‬
2 ‫اح ۪مين‬
‫النارِ بِرحم ِتك يآ َأرحم‬
َ ِ ‫الر‬
َّ َ َ ْ َ َ َ ْ َ َّ
‫ث���م يدعو م���ا بدا ل���ه من األدعي���ة المأث���ورة وغير‬
Son dört şavtta
yapılan dua
1. Allahım, bağışla, merhamet et,
bildiğin günahları affet, şüphesiz
Sen, en aziz, en
kerimsin.
‫ فإذا ف���رغ من الطواف يصل���ي ركعتين ثم‬.‫المأث���ورة‬
‫يرج���ع إل���ى الركن فيس���تلمه ث���م يخرج عل���ى الصفا‬
3
:‫فيستقبل القبلة ويوحد اهلل ويكبره ثم يدعو هكذا‬
‫�ك‬
َ � ‫�ك َو َط َو ِاع َي ِت‬
َ � ‫َال َّل ُه � ََّ�م ْاع ِص ْم َن ��ا ب ِ۪دي ِن‬
4 َ‫ وج ِنبنا حدودك‬ ‫ك‬
َ ‫َو َط َو ِاع َي ِة َر ُسو ِل‬
َ ُ ُ َّْ َ َ
2. Allahım, bize dünyada ve ahirette iyilik ver, rahmetinle bizi Cehennemin azabından
koru, ey merhametlilerin en merhametlisi.
3. Sonra, me’sur olsun olmasın dilediği duaları eder. Tavafı bitirince iki rek’at namaz kılıp rükne geri döner, onu selâmlar ve Safâ
Tepesi’ne çıkar; kıbleye yönelerek ‘Lâ ilâhe illâllahu vahdehû lâ
şerîke leh....’ der, tekbir getirir, sonra da şöyle dua eder:
4. Allahım, Senin dininle Sana ve Senin peygamberin (s.a.s.)’e itaatla bizi koru ve haramlarından bizi uzaklaştır.
116
‫���ب َملٰۤ ِئ َك َت َك‬
ُّ ‫اج َع ْل َن���ا ُن ِح ُّب َك َو ُن ِح‬
ْ ‫���م‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫ين‬
َ ‫الصا ِل ۪ح‬
َّ َ‫َو َأ ْنبِيآَ َءكَ َو ُر ُس َل َك َو ُن ِح ُّب ِع َب َادك‬
1
‫���ك َو ِإ ٰلى َملٰۤ ِئ َك ِت َك َو ِإل ٰۤى‬
َ ‫���م َح ّب ِْب َنا ِإ َل ْي‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫ين‬
َ ‫الصا ِل ۪ح‬
َّ َ‫َأ ْنبِي َٓا ِئ َك َو ُر ُس��� ِل َك َو ِإ ٰلى ِع َب���ا ِدك‬
ِ
ِ
2
‫���رى َو َج ِّن ْب َنا ا ْل ُع ْس ٰرى‬
ٰ ‫���ر َنا ل ْل ُي ْس‬
ْ ‫َال َّل ُه ََّم َي ّس‬
‫اج َع ْل َنا ِم ْن‬
ْ ‫َو ْاغ ِف ْر َل َنا ِفي الاْ ٰ ِخ َر ِة َوالأْ ُ و ٰلى َو‬
َ‫���ه ِإالَّ اهللُ َو ْح َد ُه ال‬
َ ‫ الَٓ ِإ ٰل‬3 ‫ي���ن‬
َ ‫َأ ِئ َّم��� ِة ا ْل ُم َّت ۪ق‬
‫ َل ُه ا ْل ُم ْل ُك َو َل ُه ا ْل َح ْم ُد َو ُه َو َع ٰلى‬،‫يك َل ُه‬
َ ‫َش ۪ر‬
َٓ 4 ‫ُك ِّل َش���ي ٍء َق ۪دي���ر‬
‫���د ُه‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫���ه ِإ‬
َ ‫هلل َو ْح‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
ٌ
ْ
َ
ْ‫لأ‬
‫اب‬
‫ز‬
‫ح‬
‫ا‬
‫م‬
‫ز‬
‫ه‬
‫و‬
‫ه‬
‫د‬
‫ب‬
‫ع‬
‫���ر‬
‫ص‬
‫ن‬
‫و‬
‫ه‬
‫د‬
‫ع‬
َ
َ َ ْ َ َ َ َ ُ َ ْ َ َ َ َ ُ َ ْ ‫َأ ْن َج َز َو‬
‫���د ِإالَّٓ إِي��� ّاَ ُه‬
ُ ‫���ه ِإالَّ اهللُ َوالَ َن ْع ُب‬
َ ‫َو ْح‬
َ ‫ الَٓ ِإ ٰل‬،‫���د ُه‬
5 ‫ون‬
َ ‫ين َو َل ْو َك ِر َه ا ْل َكا ِف ُر‬
ّ ۪ ‫ين َل ُه‬
َ ‫الد‬
َ ‫ُم ْخ ِل ۪ص‬
1. Allahım, bizi, Seni
sevenlerden,
meleklerini, nebîlerini,
resûllerini sevenlerden ve salih kullarını
sevenlerden eyle.
2. Allahım, bizi kendine, meleklerine,
peygamberlerine,
resûllerine ve salih
kullarına sevdir.
3. Allahım, bizi kolaylığa hidayet et, zorluklardan uzaklaştır. Dünya
ve ahirette bizi bağışla. Bizi müttakilerin önderlerinden eyle.
4. Allah’tan başka ilâh yoktur. O birdir. Ortağı yoktur. Mülk ve hamd
Ona mahsustur. Onun her şeye gücü yeter.
5. Allah’tan başka ilâh yoktur, birdir. Sözünü tutmuş, kuluna yardım
etmiş, düşman ordularının hepsini tek başına bozguna uğratmıştır. Allah’tan başka ilâh yoktur. -Dini Ona halis kılarak- Ondan
başkasına ibadet etmeyiz, kâfirler istemese de.
117
‫���ت ﴿ ُا ْد ُعو ۪نٓ���ي َأ ْس َ���ت ِج ْب‬
َ ‫���م ِإ َّن‬
َ ‫���ك ُق ْل‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ٓ‫���اد َو ِإ ۪ ّن���ي‬
َ ‫���م﴾ َو ِإ َّن‬
ُ ‫���ك الَ ُت ْخ ِل‬
َ ‫���ف ا ْل ۪م َيع‬
ْ ‫َل ُك‬
‫ال َت ْن ِز َع ُه‬
َ ‫ل ْس�َل�اَ ِم َأ ْن‬
ِ ْ‫َأ ْس��� َأ ُل َك َك َما َه َد ْي َت ۪ني ِل إ‬
1 ‫ِم ۪ني ح ّٰتى َتتو َّفا ۪ني و َأ َنا مس ِلم‬
َ ّ
ََ
ٌ ْ ُ َ
1. Allahım, buyurdun
ki: ‘Bana dua edin,
icabet
edeyim.’
Şüphesiz Sen, sözünden dönmezsin. Senden, beni
İslâm’a
hidayet
ettiğin gibi, Müslüman olarak canımı
alıncaya
kadar,
onu (İslâm’ı) benden çekip almamanı istiyorum.
:‫الص َفا َوا ْل َم ْر َو ِة‬
ُ ‫َو َي ُق‬
َّ ‫ول َب ْي َن‬
ِ
‫���م َو َأ ْن َت الأْ َ َع ُّز الأْ َ ْك َر ُم‬
ْ ‫َال َّل ُه ََّم ْاغف ْر َو ْار َح‬
ِ
2
‫���ف َع َّما َت ْع َل ُم‬
ُ ‫���ر َو ْار َح ْم َو ْاع‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ْ ‫���م ْاغف‬
‫﴿ر َّبن���آَ ٰا ِت َنا ِفي‬
َ
‫���ك َأ ْن َت الأْ َ َع��� ُّز الأْ َ ْك َر ُم‬
َ ‫ِإ َّن‬
ِ
ِ
‫���ر ِة َح َس َ���ن ًة َو ِق َن���ا‬
ُّ
َ ‫الد ْن َي���ا َح َس َ���ن ًة َوف���ي الاْ ٰ خ‬
3
4
﴾ ِ‫النار‬
َّ ‫اب‬
َ ‫َع َذ‬
Safâ-merve arasında
2. Allahım, bağışla, merhamet et, elbette ki Sen, en Aziz, en Kerimsin.
3. Allahım, bağışla, merhamet et, bildiğin günahlarımı affet, şüphesiz ki Sen en Aziz, en Kerîmsin.
4. ‘Rabbimiz, bize dünya ve ahirette iyilik ver ve Cehennem azabından koru.’
118
:‫ُدعآَ ُء َع َر َف َة‬
:‫يلبي ويكبر ثم يقول‬
ّ
‫ َل ُه‬،‫���ه‬
۪ ‫���د ُه الَ َش‬
َ ‫���ر‬
َ ‫���ه ِإالَّ اهللُ َو ْح‬
ُ ‫يك َل‬
َ ‫الَٓ ِإ ٰل‬
‫���د َو ُه َو َع ٰلى ُك ِّل َش���ي ٍء‬
ُ ‫ا ْل ُم ْل‬
ُ ‫���ه ا ْل َح ْم‬
ُ ‫���ك َو َل‬
ْ
۪
‫اج َع ْل ۪ف���ي َق ْلب۪ي ُنور ًا َو ۪في‬
ْ ‫ َال َّل ُه ََّم‬1 ‫ي���ر‬
ٌ ‫َقد‬
‫ َال َّل ُه ََّم‬2 ً‫���م ۪عي ُن���وراً َو ۪ف���ي َب َص ۪ري ُن���ورا‬
ْ ‫َس‬
ِ
۪
‫���ر ۪ليٓ َأ ْم ۪ري َو َأ ُعو ُذ‬
ْ
ْ ‫���ر ْح لي َص ْدر۪ ي َو َي ّس‬
َ ‫اش‬
ِ ‫���درِ َو َش َ���ت‬
‫ات الأْ َ ْم ِر‬
َ ‫ب‬
ِ ِ‫ِ���ك ِم ْن َو َس���او‬
ْ ‫الص‬
َّ ‫س‬
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َش ِّر‬3 ‫َو ِف ْت َن ِة ا ْل َق ْب ِر‬
ِ ِ
ِ‫الن َهار‬
َّ ‫���ج ِفي‬
ُ ‫���ر َما َي ِل‬
ِّ ‫َم���ا َيل ُج في ال َّل ْي ِل َو َش‬
4
ِ
‫اح‬
ُ ‫الر َي‬
ِّ ‫َو َش ِّر َما َت ُه ُّب ِبه‬
Arafat duası
Telbiye ve tekbir getirir, sonra şu duayı okur:
1. Allah’tan başka ilâh yoktur. O birdir, ortağı yoktur; mülk ve hamd
Ona mahsustur. Onun her şeye gücü yeter.
2. Allahım, kalbime nur, kulağıma nur, gözüme nur ver.
3. Allahım, sinemi aç, işimi kolaylaştır. Kalbe gelen vesveselerden,
işlerin dağınıklığından ve kabir fitnesinden Sana sığınırım.
4. Allahım, geceye ve gündüze girenlerin şerrinden ve rüzgârların
getirdiği şerden Sana sığınırım.
119
:‫ف َي ْد ُعو ٰه َك َذا‬
َ ‫َو ِإ َذا َو َق‬
،‫ َاهللُ َأ ْك َب ُر ولهلِ ِ ا ْل َح ْم ُد‬،‫َاهللُ َأ ْك َب ُر َولهلِ ِ ا ْل َح ْم ُد‬
َٓ 1 ‫هلل َأ ْكبر َولهلِ ِ ا ْل َح ْم ُد‬
‫هلل َو ْح َد ُه‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
ُ َ ُ ‫َا‬
‫���ه ا ْل َح ْم ُد‬
۪ ‫ال َش‬
ُ ‫ َل ُه ا ْل ُم ْل‬،‫���ه‬
َ ‫���ر‬
َ
ُ ‫���ك َو َل‬
ُ ‫يك َل‬
‫ِالت ْق ٰوى َو ْاغ ِف ْر‬
َّ ‫َال َّل ُه ََّم ْاه ِد ۪ني بِا ْل ُه ٰدى َو َن ِّق ۪ني ب‬
3 ‫خر ِة والأْ ُ و ٰلى‬
َ َ ِ ٰ ْ‫۪لي ِفي الا‬
2
Vakfede
1. Allah büyüktür,
hamd Ona mahsustur. Allah büyüktür, hamd Ona
mahsustur. Allah
büyüktür, hamd
Ona mahsustur.
2. Allah’tan başka
ilâh yoktur. O birdir. Ortağı yoktur.
Mülk ve hamd
Ona mahsustur.
‫ث���م ي���رد يديه فيس���كت ث���م يرفع ويدع���و ويصر‬
4
‫بالدعاء‬
:‫َو ِإ َذا َأ َتى ا ْل َم ْش َع َر ا ْل َح َر َام‬
ً‫ويلبي وال يزال واقفا‬
ّ ‫يكب���ر اهلل ويهلله ويوح���ده‬
5
ً‫حتى يسفر الصبح جدا‬
3. Allahım, hidayetinle beni doğru yola ilet, takvâ ile beni temizle,
sonrasında ve öncesinde dünyada ve ahirette beni bağışla.
4. Sonra da ellerini indirir, bir müddet susar ve ellerini kaldırarak
ısrarla dua eder.
Meşar-i haram’da
5. Tekbir, tehlil, tevhid ve telbiye getirir, ortalık iyice aydınlanıncaya
kadar vakfeye devam eder.
120
: ِ‫ُدعآَ ُء ا ْل ِج َمار‬
‫ وإذا‬،‫يدع���و عند الجمار ما بدا له س���وى العقبة‬
:‫فرغ يقول‬
‫���رور ًا َو َذ ْنب��� ًا‬
ُ ‫اج َع ْل‬
ْ ‫���م‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ُ ‫���ه َح ّج��� ًا َم ْب‬
1 ً‫م ْغ ُف���ورا‬
َ
:‫ول ِفي الأْ ُ ْض ِح َّي ِة‬
ُ ‫َو َي ُق‬
2
 ‫َال َّل ُه � ََّ�م َت َق َّب ْل ِم ۪ ّني َو ِم � ْ�ن ُأ َّم ِة ُم َح َّم ٍد‬
‫���م‬
َ ‫���م ِم ْن‬
ِ ‫���ك َو ِإ َل ْي َك ب ِْس‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
3
)٣( ‫َاهللُ َأ ْكب���ر‬
ُ َ
4
ِ ‫ا‬
‫هلل‬
Cemre duaları
Akabe
haricinde
cemrelerde istediği
gibi dua eder. Taş
atmayı bitirince şöyle dua eder:
1. ‘Allahım, haccı(mı) makbul, günahları(mı) mağfur eyle’.
Kurban keserken
2. Allahım, bunu benden ve Ümmet-i Muhammed (Allah’ın salât ü
selâmı Onun ve ehlinin üzerine olsun)’ den kabul et.
3. Allah büyüktür. (3 defa)
4. Allahım, (bu nimet) Sendendir ve yine Sana râci olmaktadır;
Bismillâh.
121
ِ ْ‫َا ج‬
‫ل َه ُاد‬
:‫ُدع َا ٓ ُء ا ْل ِج َها ِد‬
:‫إذا أراد المسلمون الجهاد يقول األمير‬
Cihad
Cihad duası
Müslümanlar cihada
niyet ettiklerinde,
emirleri şöyle der:
1.
‘Allah’ın adıyla savaşın, sakın
yağmacılık yapmayın, ahde vefasızlık edip, gâdr
etmeyin, müsle3
yapmayın, çocukları öldürmeyin!’
ِ ‫���م ا‬
،‫ َوالَ َت ْغ ِد ُروا‬،‫ َوالَ َت ُغلُّوا‬،‫هلل‬
ِ ‫ُا ْغ ُزوا ب ِْس‬
1
ً‫ َوالَ َت ْق ُت ُلوا َو ۪ليدا‬،‫َوالَ َت ْم ُث ُلوا‬
‫���ت َع ُض ۪دي‬
َ ‫���م َأ ْن‬
ََّ ‫ َال َّل ُه‬:‫ث���م يدعو هك���ذا‬
‫���ول َوب َِك‬
ُ ‫ول َوب َِك َأ ُص‬
ُ ‫ِ���ك َأ ُح‬
۪ ‫َو َن ۪ص‬
َ ‫ ب‬،‫ي���ري‬
2
‫ُأ َقا ِت ُل‬
:‫َو ِع ْن َد ِلق َا ٓ ِء ا ْل َع ُد ِّو‬
‫ينتظ���ر األمي���ر الوقت المناس���ب ث���م ينصح كما‬
3
‫ أو ما يشبهه‬ ‫نصح به النبي‬
2. Sonra şöyle dua eder: ‘Allahım, Sen benim kuvvetimsin, yardımcımsın. Sen(in inayetin)le düşmanı engellerim, Sen(in yardımın)la
hücum ederim ve Sen(in desteğin)le çarpışırım’.
Düşmanla karsılaştıklarında
3. Kumandan, münasip bir vakti gözler, sonra (ordusuna) Efendimiz
(s.a.s.)’in nasihat ettiği gibi veya benzeri şekilde nasihat eder.
3
Müsle: Ölünün kulak, burun ... vs. uzuvlarını kesmek.
122
‫���وا ِلق���آَ َء ا ْل َع ُد ِّو‬
َّ ‫ "ي���آَ َأ ُّي َه���ا‬:‫مث���ل‬
ُ ‫الن‬
ْ ‫اس الَ َت َم َّن‬
‫اصب ُِروا‬
ُ ‫ َف ِإ َذا َل ِق ُيت ُم‬،‫اس َأ ُلوا اهللُ ا ْل َعا ِف َي َة‬
ْ ‫وه ْم َف‬
ْ ‫َو‬
1
ِ ‫َو ْاع َلموا َأ َّن ا ْل َج َّن َة َت ْح َت ِظلاَ ِل السي‬
"‫وف‬
ُ
ُ ُّ
‫اب‬
ِ ‫���م ُم ْن‬
ِ ‫���ز َل ا ْل ِك َت‬
ََّ ‫ َال َّل ُه‬:‫ث���م يدعو هك���ذا‬
‫اب ِا ْه ِز ْم ُه ْم‬
ِ ‫اب َو َهازِ َم الأْ َ ْح َز‬
ِ ‫الس َح‬
َّ ‫َو ُم ْج ِر َي‬
2 ‫وا ْنصر َنا ع َليهِ م‬
ْ ْ َ ْ ُ َ
ِ ‫���ود َع ٰل���ى َب َل‬
َ
‫���د ِّو‬
ُ ‫���د ا ْل َع‬
ُ ‫���ر َف ا ْل ُج ُن‬
َ ‫َو ِإ َذا أ ْش‬
:‫ون‬
َ ‫َي ُقو ُل‬
‫ إِن َّٓا ِإ َذا َن َز ْل َنا‬،)‫(يسمون البلد‬
ُ ‫َا‬
ْ ‫هلل َأ ْك َب ُر َخ ِر َب‬
ّ ... ‫ت‬
3
)٣( ‫ين‬
َ ۪‫اح ا ْل ُم ْن َذر‬
َ ‫بِس‬
ُ ‫اح ِة َق ْو ٍم َفس َٓا َء َصب‬
َ
َ
Meselâ şöyle:
1. ‘Ey insanlar! Düşmanla karşılaşmayı
temenni etmeyin.
Allah’tan afiyet dileyin. Ama onlarla
karşılaştığınızda da
sabredin. Şunu bilin
ki, Cennet, kılıçların
gölgesi altındadır’.
2. Sonra şöyle dua eder: ‘Kitabı indiren, bulutu yürüten, düşmanları
bozguna uğratan Allahım, onları bozguna uğrat, bize yardım et.’
Düşman beldesini gördüklerinde
3. Allah büyüktür. (O beldenin adını söyleyerek)... harab oldu. ‘Biz
bir kavmin yurduna indik mi, inzâr edilmiş olanların sabahı ne
fenâ olur!’(3 defa)
123
Düşmandan
korktuklarında
1. Allahım, onların
yakalarını Senin
azâmet ve kudretine havale ediyor
ve
şerlerinden
Sana sığınıyoruz.
Düşman
tarafından
kuşatıldıklarında
2. Allahım, açıklarımızı kapat ve bizi
korktuklarımızndan emin kıl.
:‫ون‬
َ ‫َو ِإ َذا َخا ُفوا ِم َن ا ْل َع ُد ِّو َي ُقو ُل‬
‫���م ِإ َّن���ا َن ْج َع ُل َك ۪ف���ي ُن ُحورِ ِه ْم َو َن ُعو ُذ‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِ
ِ
1 ‫هم‬
ْ ِ‫ب َِك م ْن ُش ُرور‬
2
:‫ون‬
َ ‫َوإ ِْن َح َص َر ُه ْم َع ُد ٌّو َي ُقو ُل‬
‫اس ُت ْر َع ْو َرا ِت َنا و ٰا ِم ْن َر ْو َعا ِت َنا‬
ْ ‫َال َّل ُه ََّم‬
:‫الن ْص ُر‬
َّ ‫َو ِإ َذا َح َص َل‬
:‫يسوي اإلمام الجيوش صفوفاً ثم يقول‬
‫ِ���ض ِل َما‬
َ ‫���م َل‬
َ ،‫ُّ���ه‬
َ ‫ال َقاب‬
ُ ‫���ك ا ْل َح ْم‬
ُ ‫���د ُكل‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِ ‫َبس ْط َت َوالَ َب‬
‫اس َط ِل َما َق َب ْض َت َوالَ َها ِد َي ِل َما‬
َ
ِ
ِ
‫���ت َوالَ ُم ِض َّل ل َم ْن َه َد ْي َت َوالَ ُم ْعطي‬
َ ‫َأ ْض َل ْل‬
َ
‫ــع ِل َما َأ ْع َط ْي َت َوالَ ُم َق ِّر َب‬
َ ‫ِل َما َم َن ْع َت َوالَ َما ِن‬
3 ‫اعد ِلما َقربت‬
َ ‫اع ْد َت َو‬
َ ْ َّ َ َ ِ ‫ال ُم َب‬
َ ‫ِل َما َب‬
Nusret anında
İmam, orduları saf halinde toplar ve şöyle dua eder:
3. Allahım, hamdin hepsi Sana mahsustur. Senin kabzettiğini bast
edecek, Senin bast ettiğini de kabzedecek, dalâlete attığını hidayet edecek, hidayet ettiğini dalâlete atacak, engellediğini verecek,
verdiğini engelleyecek, uzaklaştırdığını yakınlaştıracak, yakınlaştırdığını da uzaklaştıracak yoktur.
124
‫َال َّل ُه ََّم ْاب ُس ْط َع َل ْي َنا ِم ْن َب َر َكا ِت َك َو َر ْح َم ِت َك‬
۪ َّ ‫ َال َّل ُهم ِإ ۪ ّنيٓ َأس َأ ُل َك‬1 ‫رِز ِق َك‬
‫يم‬
ْ ‫َو َف ْض ِل َك َو‬
ْ
َ ‫النع‬
ََّ
۪
‫ َال َّل ُه ََّم‬2 ‫ول‬
ُ ‫ال َي ُز‬
ُ ‫ال َي ُح‬
َ ‫ول َو‬
َ ‫يم ا َّل ۪ذي‬
َ ‫ا ْل ُمق‬
ٓ ‫ِإ ۪ ّن‬
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني‬،‫ان َي ْو َم ا ْل َخ ْو ِف‬
َ ‫ي َأ ْس َأ ُل َك الأْ َ َم‬
‫عآَ ِئ ٌذ ب َِك ِم ْن َش ِّر مآَ َأ ْع َط ْي َت َنا َو ِم ْن َش ِّر َما َم َن ْع َت َنا‬
‫ان َو َز ّي ِْن ُه ۪في ُق ُلوب َِنا‬
َ ‫يم‬
َ ۪ ْ‫ َال َّل ُه ََّم َح ّب ِْب ِإ َل ْي َنا الإ‬3
‫اج َع ْل َنا‬
َ ‫َو َك ِّر ْه ِإ َل ْي َنا ا ْل ُك ْف َر َوا ْل ُف ُس‬
َ ‫وق َوا ْل ِع ْص َي‬
ْ ‫ان َو‬
ِ ‫ِم َن الر‬
‫ين َو َأ ْل ِح ْق َنا‬
َ ‫اش ۪د‬
َ ‫ َال َّل ُه ََّم َت َو َّف َنا ُم ْس ِل ۪م‬4 ‫ين‬
َّ
ِ
۪
۪
‫ر‬
‫ي‬
‫غ‬
‫ َال َّل ُه ََّم‬5 ‫ين‬
‫ن‬
‫و‬
‫ت‬
‫ف‬
‫م‬
‫ال‬
‫و‬
‫ا‬
‫اي‬
‫ز‬
‫خ‬
‫ين‬
‫ح‬
‫ل‬
َ
ْ
َ
َ
َ ُ َ َ َ َ َ ْ َ ‫ِالصا‬
َّ ‫ب‬
‫ون‬
ِ ‫الد‬
َ ‫ين َو ُي َك ِّذ ُب‬
َ ‫ين ُي َك ِّذ ُب‬
ّ ۪ ‫ونب َِي ْو ِم‬
َ ‫َقا ِت ِلا ْل َك َف َر َةا َّل ۪ذ‬
‫اج َع ْل َع َل ْيهِ ْم‬
َ ‫ب ُِر ُس ِل َك َو َي ُص ُّد‬
ْ ‫ون َع ْن َسب۪ي ِل َك َو‬
6 ‫ ٰا ۪مين‬.‫ق‬
ِّ ‫رِج َزكَ َو َع َذ َاب َك ِإ ٰل َه ا ْل َح‬
َ
ْ
1. Allahım, üzerimize bereketlerini,
rahmetini, fazlını ve
rızkını bast et.
2. Allahım, Senden,
değişmeyecek ve zâil
olmayacak daimî nimet dilerim.
3. Allahım, korku
gününde
Senden
emn ü emniyet dilerim. Allahım, bize
verdiklerinin ve bizden menettiklerinin şerrinden Sana sığınmaktayım.
4. Allahım, imanı bize sevdir, onu kalblerimizde tezyin et; küfrü, fıskı
ve isyanı bize çirkin göster; bizleri rüşde erenlerden eyle.
5. Allahım, mahzun olmadan ve fitnelere uğramadan, canımızı Müslüman olarak al ve salihlere ilhak eyle.
6. Allahım, Din Günü’nü ve peygamberlerini yalanlayan ve Senin
yolundan (insanları) alıkoyan kâfirleri kahret, onların üzerine azabını geçir ey Hakiki Ma’bûd . Âmîn.
125
‫اح‬
ُ ‫َال ِّن َك‬
:‫اح‬
ِ ‫الن َك‬
ِّ ‫ُخ ْط َب ُة‬
‫إ َِّن ا ْل َح ْم َد لهلِ ِ َن ْح َم ُد ُه َو َن ْس َت ۪ع ُين ُه َو َن ْس َت ْغ ِف ُر ُه‬
ِ ِ
‫���رورِ َأ ْن ُف ِس َنا َو ِم ْن َس ّيِــئاَ ِت‬
ُ ‫َو َن ُعو ُذ بِاهلل م ْن ُش‬
ِ ‫ َم ْن َي ْه‬1 ‫َأ ْعما ِل َن���ا‬
‫ال ُم ِض َّل َل ُه َو َم ْن‬
َ ‫هلل َف‬
ُ ‫���د ا‬
َ
‫ال‬
َ ‫���ه ُد َأ ْن‬
َّ ‫الٓ ِإ ٰل َه ِإ‬
َ ‫ُي ْض ِل ْل َف‬
َ ‫ َو َأ ْش‬،‫ال َها ِد َي َل ُه‬
َ ‫اهللُ َو ْح َد ُه الَ َش ۪���ر‬
ً‫يك َل ُه َو َأ ْش َه ُد َأ َّن ُم َح َّمدا‬
NİKAH
‫ين ٰا َم ُنوا َّات ُقوا‬
َ ‫﴿يآَ َأ ُّي َها ا َّل ۪ذ‬
3
Nikah hutbesi
‫َع ْب ُد ُه َو َر ُسو ُل ُه‬
﴾ً‫هلل َو ُقو ُلوا َق ْوالً َس ۪ديدا‬
َ ‫ا‬
2
1. Şüphesiz ki hamd, Allah’a mahsustur. Ona hamd eder, Ondan
yardım diler ve yine Ondan mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız.
2. Allah’ın hidayet ettiğini kimse saptıramaz, Allah’ın saptırdığını da
kimse hidayet edemez. Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilâh
yoktur. O birdir, ortağı yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Hz.
Muhammed (s.a.s.), Onun kulu ve resûlüdür.
3. ‘Ey iman edenler, Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin.’
126
:‫ال ِل َم ْن َت َز َّو َج‬
ُ ‫َو ُي َق‬
‫�اركَ َع َل ْي َك َو َج َم َع َب ْي َن ُك َما‬
ُ ‫َب َاركَ ا‬
َ � ‫هلل َل َك َو َب‬
۪
1 ٍ‫خيـر‬
ْ َ ‫في‬
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َد َخ َل َع ٰلى َأ ْه ِل ِه َي ُق‬
َ َ ٓ ۪ ‫َال َّل ُه‬
‫���ر َم���ا‬
ََّ
َ ‫���م ِإ ّن���ي أ ْس���أ ُل َك َخ ْي َر َه���ا َو َخ ْي‬
ِ
َ ِ
‫���ر َها َو َش ِّر َما‬
ِّ ‫َج َب ْل َت َها َع َل ْيه َوأ ُعو ُذ ب َِك م ْن َش‬
َٓ ‫ َال َّل ُهم ِإ َّن َك َت ْق ِد ُر َو‬2 ‫َجب ْل َت َه���ا َع َلي ِه‬
‫ال َأ ْق ِد ُر‬
ََّ
ْ
َ
َٓ ‫َو َت ْع َل���م َو‬
‫ َفإ ِْن‬،‫وب‬
ِ ‫ال َأ ْع َل ُم َو َأ ْن َت َعلاَّ ُم ا ْل ُغ ُي‬
ُ
‫َر َأ ْي َت َأ َّن فُلاَ َن َة (يس ��ميها باس ��مها) َخ ْي ٌر ۪لي ۪في‬
‫ َوإ ِْن‬،‫���اي َو ٰا ِخ َر ۪تي َفا ْق ُد ْر َه���ا ۪لي‬
َ ‫۪دي ۪ن���ي َو ُد ْن َي‬
‫اي‬
َ ‫َك‬
َ ‫ان َغ ْي ُر َه���ا َخ ْيراً ۪لي ِم ْن َها ۪في ۪دي ۪ني َو ُد ْن َي‬
3
‫َو ٰا ِخ َر ۪تي َفا ْق ُد ْر َها ۪لي‬
İzdivaç yapana
1. Allah sana bereket
versin, üzerinize bereket yağdırsın ve ikinizi her türlü hayırda
bir arada tutsun.
Halvette
(ailesinin yanına
girince)
2. Allahım, Senden ailemin ve onda yarattığın şeylerin hayrını dilerim; onun şerrinden ve onda var ettiğin şeylerin şerrinden Sana
sığınırım.
3. Allahım, Sen takdir edersin, ben edemem. Sen bilirsin, ben bilemem. Sen, bütün gaybları bilensin. Eğer (ismini söyleyerek) falan
benim dinim, dünyam ve ahiretim hakkında hayırlı ise, onu bana
nasip et. Eğer ondan başkası dinim, dünyam ve ahiretim hakkında hayırlı ise onu bana nasip et.
127
:‫ول‬
ُ ‫اع َي ُق‬
َ ‫َو ِإ َذا َأ َر َاد ا ْل ِج َم‬
ِ ‫���م ا‬
‫ان َو َج ِّن ِب‬
َ ‫الش ْ���ي َط‬
َّ ‫ َال َّل ُه ََّم َج ِّن ْب َنا‬،‫هلل‬
ِ ‫ب ِْس‬
1
‫ان َما َر َز ْق َت َنا‬
َ ‫الش ْي َط‬
َّ
Mukarenet murad ettiğinde
1. Allah’ın ismiyle, Allahım, bizi şeytandan ve şeytanı da bize rızık
olarak vereceğin (evlad-ü iyal) den uzaklaştır.
128
‫أَ ْد ِعيَ ٌة ُمَ�ت َع ِّل َق ٌة بِالأُْ ُموِر الْ ُع ْل ِويَّ ِة‬
UMÛR-U ÂLİYE İLE ALÂKALI
DUALAR
:‫ول‬
ُ ‫ِإ َذا َر َأى َس َحاباً َي ُق‬
ِ َ ‫َال َّل ُه���م ِإ َّنا َن ُعو ُذ ب‬
‫���ل‬
َ ‫���ر مآَ ُأ ْر ِس‬
ََّ
ِّ ‫ِك م ْن َش‬
ِ
1 ً‫ َال َّلهم صيِباً َنافعا‬،‫ِب ِه‬
ّ َ ََّ ُ
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َق َح َط ا ْل َم َط ُر َي ُق‬
2
‫ار ِّب‬
َ ‫ار ِّب َي‬
َ ‫َي‬
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َر َأى ا ْل َم َط َر َي ُق‬
3
)٣( ‫صيِب ًا َنا ِفع ًا‬
َ ‫َال َّل ُهم‬
ََّ
ّ
:‫ول‬
ُ ‫الض َر َر َي ُق‬
َّ ‫َو ِإ َذا َك ُث َر ا ْل َم َط ُر َو َخ ِش َي‬
‫���م َع َلى‬
َ ‫���م َح َوا َل ْي َن���ا َو‬
ََّ ‫ َال َّل ُه‬،‫ال َع َل ْي َن���ا‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِ ‫اب َوالأْ َ ْو ِد َي ِة َو َم َناب‬
ِ ‫ام َوا ْل ِجب‬
‫ِت‬
ِّ ‫ال َو‬
ِ ‫الظ َر‬
ِ ‫الاْ ٰ َك‬
َ
4
‫الش َج ِر‬
َّ
Bulut
gördüğünde
1. Allahım, bununla
gönderilenin şerrinden Sana sığınırız.
Allahım, bol bol faydalı (yağmur ver).
Yağmursuzlukta
2. Yâ Rab, Yâ Rab!
Yağmuru gördüğünde
3. Allahım, bol bol faydalı (yağmur ver). (3 defa)
Yağmur çok yağıp zararından korkulduğunda
4. Allahım, etrafımıza (yağsın), üzerimize değil; Allahım, tepelere,
dağlara, bayırlara, vadilere ve meşcereliklere (yağdır).
131
Gök gürlemesini
duyduğunda
1. Allahım, bizi gazabınla öldürme,
azabınla
helâk
etme ve bundan
önce bize afiyet
ihsan eyle.
2. Gök gürültüsünün kendisine has
hamd ile, meleklerinse kendisinden korkarak tesbih ettiği Allah her
türlü eksiklikten
münezzehtir.
:‫ول‬
‫وإذا س ِمــع‬
ُ ‫الص َو ِاع َق َي ُق‬
َّ ‫الر ْع َد َو‬
َّ َ َ َ ِ َ
‫ِ���ك َوالَ ُت ْه ِل ْك َن���ا‬
َ ‫���م الَ َت ْق ُت ْل َن���ا ب َِغ َضب‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫ان ا َّل ۪ذي‬
َ ‫ ُس ْ���ب َح‬1 ‫ب َِع َذاب َِك َو َعا ِف َنا َق ْب َل ٰذ ِل َك‬
۪ ‫ُيسب ُِح الر ْع ُد ب َِحم ِد ۪ه َوا ْلملٰۤ ِئ َك ُة ِم ْن‬
2 ‫خي َف ِت ۪ه‬
َ
ْ
َّ ّ َ
ِ َ ‫ِإ َذا َه‬
:‫يح‬
ُ ‫الر‬
ّ ۪ ‫اجت‬
‫إذا هاج���ت الريح يس���تقبلها بوجهه ويجثو على‬
:‫ويمد يديه ثم يقول‬
‫ركبتيه‬
ّ
‫���م ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْس��� َأ ُل َك َخ ْي َر َها َو َخ ْي َر َما ۪ف َيها‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِ
ِ ُٓ
َ ۪
‫���ر َها‬
ِّ ‫َو َخ ْي َر م َا أ ْرس��� َل ْت بِه َوأ ُعو ُذ ب َِك م ْن َش‬
۪ ِ ‫َو َش‬
‫ َال َّل ُه ََّم‬3 ‫���ر م َٓا ُأ ْر ِس َل ْت ب ِ۪ه‬
ّ
ِّ ‫���ر َما ف َيها َو َش‬
ِ‫ر‬
‫ َال َّل ُه ََّم‬،‫ال َت ْج َع ْل َها ر۪ يح��� ًا‬
‫و‬
‫ا‬
���‫اح‬
‫ي‬
‫���ا‬
‫ه‬
َ َ ً َ َ ‫اج َع ْل‬
ْ
4
‫ال َت ْج َع ْل َها َع َذاب ًا‬
َ ‫اج َع ْل َها َر ْح َم ًة َو‬
ْ
Rüzgar estiği zaman
Rüzgâr estiğinde, rüzgara doğru yönelir, diz üstü çöker, ellerini
açar, sonra şöyle dua eder:
3. ‘Allahım, Senden bu rüzgârın hayrını ve onda bulunan hayrı ve
onunla gönderilen hayrı dilerim. Onun şerrinden, onda bulunan
şerden ve onunla gönderilen şerden Sana sığınırım.
4. Allahım, onu bereketli rüzgarlar eyle, şerli rüzgar eyleme. Allahım,
azap değil, rahmet yap.’
132
:‫يح ُظ ْل َم ٌة‬
ِ ‫الر‬
ّ ۪ ‫َوإ ِْن َج َاء َم َع‬
‫وإن ج���اء مع الريح ظلم���ة يتعوذ بالمعوذتين ثم‬
:‫يقول‬
ِ ِ ِ ‫َال َّل ُه���م ِإ ۪ ّنيٓ َأس��� َأ ُل َك ِم ْن َخي‬
‫يح‬
ِ ‫الر‬
ْ
ْ
ََّ
ّ ۪ ‫���ر ٰهذه‬
ِ
۪
۪
ٓ
1
‫َو َأ ُعو ُذ‬
‫َو َخ ْي ِر َما ف َيها َو َخ ْي ِر ماَ ُأم َر ْت بِه‬
ِ ِ ِ ‫ب َِك ِم ْن َش‬
‫���ر َما ۪ف َيها َو َش ِّر‬
ِ ‫الر‬
ّ
ّ ۪ ‫���ر ٰهذه‬
ِّ ‫يح َو َش‬
3
ً‫َال َّل ُه ََّم َل ِقحاً الَ َع ۪قيما‬
2
‫م َٓا ُأ ِم َر ْت ب ِ۪ه‬
ِ ‫ُدع َٓا ُء ا ْل ُكس‬
:‫وف‬
ُ
‫إذا رأى الكس���وف يدع���و اهلل ويكب���ره ويصل���ي‬
4
‫ويتصدق ويستغفر‬
Rüzgarla beraber
karanlık da
olursa
Rüzgarla
beraber
karanlık da olursa, Felâk ve Nâs
sûrelerini okur ve
şöyle dua eder:
1. ‘Allahım, Senden
bu rüzgarın hayrını,
onda bulunan hayrı
ve ona emrolunan
hayrı isterim.
2. Bu rüzgarın şerrinden, onda bulunan şerden ve ona emrolunan
şerden Sana sığınırım.
3. Allahım, yağmurlu rüzgar olsun, yağmursuz olmasın.’
Küsuf (güneş tutulması) duası
4. Güneşin tutulduğunu gördüğünde Allah’a dua eder, tekbir getirir,
namaz kılar, tasaddukta bulunur ve mağfiret diler.
133
:‫ول‬
ُ ‫ِإ َذا َر َأى ا ْلهِ لاَ َل َي ُق‬
َّ‫ َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َوالَ َح ْو َل َوالَ ُق َّو َة ِإال‬،‫َاهللُ َأ ْك َب ُر‬
ِ ‫بِا‬
‫الش ْه ِر‬
َّ ‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْس َ���أ ُل َك َخ ْي َر ٰه َذا‬1 ‫هلل‬
،‫هلل َأ ْك َب ُر‬
ُ ‫ َا‬2 ‫َو َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن ُس���وٓ ِء ا ْل َم ْح َش ِر‬
ِ َ ۪ ْ‫َال َّل ُهم َأ ِه َّل ُه َع َلي َنا بِا ْلي ْم ِن َوالإ‬
‫لسالَ َم ِة‬
ُ
ْ
ََّ
َّ ‫يمان َو‬
،‫���ب َو َت ْر ٰضى‬
َّ ‫َوالإْ ِ ْس�ل�اَ ِم َو‬
ُّ ‫الت ْو ۪في���قِ ِل َما ُت ِح‬
ٍ ‫هلل ِهلاَ َل َخيرٍ َور ْش‬
3 )٣( ‫���د‬
َ ‫َر ّب۪���ي َو َر ُّب‬
ُ ‫���ك ا‬
ُ ْ
Hilâli (yeni ay)
gördüğünde
‫���ه ِر‬
َّ ‫���ن َخ ْي ِر ٰه َذا‬
ْ ‫���م ِإ ۪ ّن���ي َأ ْس��� َأ ُل َك ِم‬
ْ ‫الش‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
4
)٣( ‫ِك ِم ْن َش ِر ۪ه‬
َ ‫َو َأ ُعو ُذ ب‬
ّ
ِ‫َو َخ ْي ِر ا ْل َق َدر‬
1. Allah büyüktür,
hamd Ona mahsustur, havl ve
kuvvet Allah iledir.
2. Allahım, bu ayın hayrını Senden istiyor, mahşerde kötü duruma
düşmekten Sana sığınıyorum.
3. Allah büyüktür. Allahım, bu ayı yümn ü bereket, iman, selamet,
İslâm ve sevip râzı olacağın hususlarda muvaffakiyet vermekle
üzerimize doğdur. (Ey) hayır ve rüşd hilâli, benim ve senin Rabbimiz Allah’tır. (3 defa)
4. Allahım, Senden bu ayın ve kaderin hayrını diler ve onun şerrinden Sana sığınırım. (3 defa)
134
ِ ‫يم‬
‫���ان‬
ِ ‫���ه َع َل ْي َن���ا ِبالأْ َ ْم‬
ُ ‫���م َأ ْد ِخ ْل‬
َ ۪ ْ‫���ن َوالإ‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ٍ ‫َوالسالَ َم ِة َوالإْ ِ ْسالَ ِم َورِ ْض َو‬
‫ان ِم َن الر ْح ٰم ِن‬
َّ
َّ
ِ
ِ ‫الشي َط‬
1 ‫ان‬
ٍ‫ار‬
‫ن‬
‫م‬
‫ذ‬
‫َو َح‬
َ
ْ َّ َ
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َن َظ َر ِإ َلى ا ْل َق َم ِر َي ُق‬
2
ِ ‫َأ ُعو ُذ بِا‬
ِ ‫هلل ِم ْن َش ِر ٰه َذا ا ْل َغ‬
ِ‫اسق‬
ّ
1. Allahım, bu Ay’ı bizler için emniyet, iman, selâmet, İslâm,
Rahmân’dan hoşnutluk ve şeytandan da sakınma vesilesi olarak
üzerimize doğdur.
Kamere baktığında
2. Bu karanlık gecenin (Ay’ının) şerrinden Allah’a sığınırım.
135
َّ ‫أَ ْد ِعيَ ٌة ُمَ�ت َع ِّل َق ٌة بِأُ ُموِر‬
ِ ‫الش ْخ‬
‫ص‬
‫َو َحا َالتِ ِه الْ ُم ْختَِل َف ِة‬
ŞAHSIN ÇEŞİTLİ DURUMLARDA
OKUYACAĞI DUALAR
:‫ول‬
ُ ‫ِس َث ْوباً َج ۪ديداً َي ُق‬
َ ‫ِإ َذا َلب‬
‫���و َت ۪ني ِه َأ ْس َأ ُل َك‬
ْ ‫َال َّل ُه ََّم َل َك ا ْل َح ْم ُد َأ ْن َت َك َس‬
‫ َو َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن‬1 ‫ــع َل ُه‬
ُ ‫���ر َم‬
َ ‫اص ِن‬
َ ‫َخ ْي َر ُه َو َخ ْي‬
ِ ِ ‫َش‬
‫ َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ ا َّل ۪ذي‬2 ‫ــع َل ُه‬
َ ‫���ر َما ُص ِن‬
ّ
ِّ ‫���ره َو َش‬
۪‫َكس���ا ۪ني م���آَ ُأ َوار۪ ي ِب ِه َعو َر ۪ت���ي َو َأ َت َجم ُل بِه‬
ْ
َّ
َ
‫ َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ ا َّل ۪ذي َك َس���ا ۪ني ٰه َذا‬3 ‫۪في َح َيا ۪تي‬
ِ ِ ۪
ِ۪ ٍ
4 ‫ال ُقو ٍة‬
َّ َ ‫َو َر َز َقنيه م ْن َغ ْي ِر َح ْول م ّني َو‬
ِ ‫الس‬
:‫ول‬
ُ ‫وق َي ُق‬
ُّ ‫َو ِإ َذا َخ َر َج ِإ َلى‬
‫ َل ُه ا ْل ُم ْل ُك‬،‫يك َل ُه‬
َ ‫الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهللُ َو ْح َد ُه الَ َش ۪ر‬
‫وت‬
ُ ‫يت َو ُه َو َح ٌّي الَ َي ُم‬
ُ ‫و َل ُه ا ْل َح ْم ُد ُي ْحي۪ي َو ُي ۪م‬
5 ‫شي ٍء َق ۪دير‬
‫بِي ِد ِه الخير وهو على كل‬
ٌ
ْ َ ِّ ُ ٰ َ َ ُ َ ُ ْ َ ْ َ
Yeni bir elbise
giydiği zaman
1. Allahım, hamd
Sana
mahsustur.
Bunu bana Sen giydirdin. Bunun hayrını ve bunun yapılış
gayesinin
hayrını
Senden dilerim.
2. Bunun şerrinden
ve bunun yapılış
gayesinin şerrinden
Sana sığınırım.
3. Kendisiyle avretimi örttüğüm ve hayatımda kendisiyle
güzelleştiğim bu elbiseyi bana giydiren
Allah’a hamd olsun.
4. Benden kaynaklanan hiçbir güç ve kuvvet olmaksızın bu elbiseyi bana giydiren ve onu bana rızık olarak veren Allah’a hamd
olsun.
Çarşıya çıktığında
5. Allah’tan başka ilâh yoktur. O birdir. Ortağı yoktur. Mülk ve
hamd Ona mahsustur. Diriltir ve öldürür. O Hayy’dır, ölmez. Hayır Onun elindedir. O, her şeye gücü yetendir.
139
ِ ‫���ــم ا‬
‫هلل ال َّل ُه َّم ِإ ۪ ّني َأ ْس���ــ َأ ُل َك َخ ْي َـر ٰه ِذ ِه‬
ِ ‫ب ِْس‬
ِ
‫ِ���ك ِم ْن‬
َ ‫���ر َم���ا ۪ف َيه���ا َو َأ ُعو ُذ ب‬
ُّ
َ ‫الس���ــوق َو َخ ْي‬
۪ ِ ‫���ـر َها َو َش‬
1
‫���م ِإ ۪ ّنيٓ َأ ُعو ُذ‬
ََّ ‫���ـر َما ف َيها َال َّل ُه‬
ِّ ‫َش‬
ّ
ِ ‫يب ۪ف َيها َي ۪ميناً َف‬
‫اج َـر ًة َأ ْو َص ْف َق ًة‬
َ ‫ب‬
َ ‫ِ���ك َأ ْن ُأ ۪ص‬
2
ِ
‫���ــر ًة‬
َ ‫َخاس‬
‫ َل ُه ا ْل ُم ْل ُك‬،‫يك َل ُه‬
َ ‫الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهللُ َو ْح َد ُه الَ َش ۪ر‬
1. Allah’ın ismiyle,
Allahım,
Senden bu çarşının
ve
içindekilerin
hayrını diler, bu
çarşının ve içindekilerin şerrinden
Sana sığınırım.
‫وت‬
ُ ‫يت َو ُه َو َح ٌّي الَ َي ُم‬
ُ ‫َو َل ُه ا ْل َح ْم ُد ُي ْحي۪ي َو ُي ۪م‬
3 ‫شي ٍء َق ۪دير‬
‫بِي ِد ِه الخير وهو على كل‬
ٌ
ْ َ ِّ ُ ٰ َ َ ُ َ ُ ْ َ ْ َ
ِ
ِ ‫الس‬
:‫وق‬
ُّ ‫َو ِإ َذا َر َج َع م َن‬
4
‫يقرأ عشر ٰايات من القر ٰان الكريم‬
2. Allahım, bu çarşıda yalan yere yemin etmek ve zararlı bir alışveriş
yapmaktan Sana sığınırım.
3. Allah’tan başka ilâh yoktur. O birdir, ortağı yoktur. Mülk ve hamd
Ona mahsustur. Diriltir ve öldürür. O Hayy’dır, ölmez. Hayır
Onun elindedir. O, her şeye gücü yetendir.
Çarşıdan dönerken
4. On âyet okur.
140
:‫ول‬
ُ ‫س َي ُق‬
ِ ‫وج ِم َن ا ْل َم ْج ِل‬
َ ‫َو ِإ َذا َأ َر َاد ا ْل ُخ ُر‬
‫ون ۝‬
َ ‫ان َر ّب َِك َر ِّب ا ْل ِع َّز ِة َع َّما َي ِص ُف‬
َ ‫﴿س ْب َح‬
ُ
‫ين ۝ َوا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َر ِّب‬
َ �‫َو َس�ل‬
َ ‫ا ٌم َع َلى ا ْل ُم ْر َس ۪ل‬
ِ ‫ س���ب َحا َن َك ال َّل ُه���م ب َِحم‬1 ﴾‫ي���ن‬
َ‫���دك‬
َ ‫ا ْل َعا َل ۪م‬
ْ َّ
ْ ُ
‫وب‬
ُ ‫���ه ُد َأ ْن الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّٓ َأ ْن َت َأ ْس َت ْغ ِف ُركَ َو َأ ُت‬
َ ‫َأ ْش‬
‫ َع ِم ْل ُت ُس���وٓ ًءا َو َظ َل ْم ُت َن ْف ۪سي‬2 )٣( ‫ِإ َل ْي َك‬
3
َّٓ ‫وب ِإ‬
‫ال َأ ْن َت‬
َ ‫اغ ِف ْر ۪ليٓ ِإ َّن ُه‬
ْ ‫َف‬
َ ‫ال َي ْغ ِف ُر الذُّ ُن‬
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َر َأى َش ْيئ ًا ُي ْع ِج ُب ُه َي ُق‬
4
‫َال َّل ُه ََّم َبارِ ْك ۪في ِه‬
Bir meclisten
kalkmak
istediğinde
1. ‘Kudret ve şeref sahibi Rabbin,
onların vasfettikleri
sıfatlardan münezzehtir. *Selâm peygamberlere. *Hamd
olsun Âlemlerin Rabbi Allah’a.’
2. Sana mahsus
hamd ile Allahım,
Seni tesbih ederim.
5 ‫يأخذ بذروة سنامه ويقول‬
Şehâdet ederim ki,
Senden başka ilâh
yoktur. Mağfiretini diler, Sana tevbe ederim. (3 defa)
:‫اش َت َرى َح َي َوان ًا َأ ْو َما ُي َشاب ُِه ُه‬
ْ ‫َو ِإ َذا‬
3. Birçok kötülük işledim, nefsime zulmettim; bağışla beni, şüphesiz
ki günahları ancak Sen bağışlarsın.
Beğendiği bir şeyi gördüğünde
4. Allahım, ona bereket ihsan eyle.
Hayvan veya benzeri şeyler satın aldığında
5. Hörgücünün tepesine elini koyar ve şöyle dua eder:
141
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس َأ ُل َك َخ ْي َر َها َو َخ ْي َر َما َج َب ْل َت َها‬
ِ
َ ِ
‫���ر َها َو َش ِّر َما َج َب ْل َت َها‬
ِّ ‫َع َل ْيه َوأ ُعو ُذ ب َِك م ْن َش‬
1
‫َع َل ْي ِه‬
:‫َو ِإ َذا ُأ ِتي ب َِم ْو ُلو ٍد‬
َ
‫ويحنك ل���ه بتمرة ويدعو له بهذه‬
‫ي���ؤ ّذن في ُأذنه‬
ّ
1. ‘Allahım, bunun
hayrını ve bunda
yarattığın
hayrı
Senden
istiyor,
bunun şerrinden
ve bunda yarattığın şerden Sana
sığınıyorum’.
Yeni doğan
çocuğa
:‫الكلمات‬
ِ ‫ات ا‬
ِ ‫َأ ُعو ُذ ب َِك ِلم‬
ٍ ‫هلل الت ّآَ َّم ِة ِم ْن ُك ِّل َش���ي َط‬
‫ان‬
َ
ْ
2
َٓ ‫َوه َٓا َّم ٍة َو ِم ْن ُك ِّل َعي ٍن‬
‫ال َّم ٍة‬
ْ
:‫َو ِإ َذا َأ ْف َص َح ا ْل َو َل ُد‬
3
َٓ " :‫فلتكن أول كلمة يقولها‬
"‫هلل‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
2. Kulağına ezan okur, bir hurma ile tahnik yapar (hurmayı ağzında çiğneyerek çocuğun damağına sürer) ve ‘her türlü şeytan ve
haşerattan, her türlü kötü nazardan Allah’ın tam kelimelerine sığınırım’ diye dua eder.
Çocuğun ilk konuşması
3. Çocuk konuşmaya başladığında, ilk sözü ‘Lâ ilâhe illâllah’
(Allah’tan başka ilâh yoktur) olsun.
142
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َر َأى َع َلى ا ْل ُم ْس ِل ِم َث ْوباً َج ۪ديداً َي ُق‬
‫���ق ُث َّم َأ ْب ِل‬
ُ ‫ُت ْب ۪ل���ي َو ُي ْخ ِل‬
ُ ‫���ف ا‬
ْ ‫ َأ ْب ِل َو َأ ْخ ِل‬،‫هلل‬
1
‫َو َأ ْخ ِل ْق ُث َّم َأ ْب ِل َو َأ ْخ ِل ْق‬
:‫ول‬
ُ ‫ِإ َذا َر َأى َما ُي ِح ُّب ُه َي ُق‬
2
‫ات‬
ُ ‫الصا ِل َح‬
َّ ‫َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ ا َّل ۪ذي ِب ِن ْع َم ِت ۪ه َت ِت ُّم‬
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َر َأى َما َي ْك َر ُه ُه َي ُق‬
ٍ ‫َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َع ٰلى ُك ِّل َح‬
‫ال‬
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َر َأى َو ْج َه ُه ِفي ا ْل ِم ْر ٰا ِة َي ُق‬
ِ ِ‫َا ْل َحم ُ لهل‬
‫���م َأ ْن َت َح َّس ْ���ن َت َخ ْل ۪قي‬
ْ
ََّ ‫ َال َّل ُه‬، ‫���د‬
3
4
ِ‫النار‬
َّ ‫َف َح ِّس ْن ُخ ُل ۪قي َو َح ِّر ْم َو ْجه۪ ي َع َلى‬
Bir müslümanın
üzerinde yeni bir
elbise
gördüğünde
1. (Üzerinde) eskitirsin, Allah yenisini de
verir. (Sağlıkla) eskit
ve yıprat; eskit ve yıprat, eskit ve yıprat.
Hoşuna giden
bir şey
gördüğünde
2. İyiliklerin, nimeti ile tamamlandığı
Allah’a hamd olsun.
Hoşlanmadığı birşey gördüğünde
3. Her hal ü kârda Allah’a hamd olsun.
Aynaya bakarken
4. Allah’a hamd olsun. Allahım, bedenimi güzel yarattın, ahlâkımı
da güzelleştir ve yüzümü Cehennem’e haram kıl.
143
۪ ‫���د لهلِ ِ ا َّل‬
‫���ه‬
ُ ‫َا ْل َح ْم‬
ُ ‫���وى َخ ْل ۪ق���ي َف َع َّد َل‬
ّٰ ‫���ذي َس‬
‫ور َة َخ ْل ۪ق���ي َف َأ ْح َس َ���ن َها َو َج َع َل ۪ني‬
َ ‫���و َر ُص‬
َّ ‫َو َص‬
‫ان ِم ۪ ّني‬
َ ‫ور ۪تي َو َز‬
َ ‫ِم َن ا ْل ُم ْس ِل ۪م‬
َ ‫ين َو َأ ْح َس َن ُص‬
1
1. Beni düzgün ve
her şeyimi yerli
yerinde yaratan,
bana şekil veren,
hem de ne güzel
veren ve beni Müslümanlardan kılan,
şeklimi güzelleştiren ve bazılarındaki
çirkinlikleri
bende güzellik haline getiren Allah’a
hamd olsun.
‫ان ِم ْن َغ ْي ۪ري‬
َ ‫َما َش‬
:‫ول‬
ُ ‫ور َة َث َم َر ٍة َي ُق‬
ُ ‫َو ِإ َذا َر َأى َب‬
َ ‫اك‬
‫َال َّل ُه ََّم َكمآَ َأ َر ْي َت َنا َأ َّو َل ُه َف َأرِ َنا ٰا ِخ َر ُه‬
‫���م َب���ارِ ْك َل َنا ۪في َث َم ِر َن���ا َو َبارِ ْك َل َنا ۪في‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
2
ِ ‫َم ۪د َين ِت َن���ا َو َبارِ ْك َل َنا ۪في َص‬
‫اع َنا َو َبارِ ْك َل َنا ۪في‬
3
‫ُم ِّد َنا‬
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َر َأى ا ْل ُم ْس ِل َم َي ْض َح ُك َي ُق‬
4
‫َأ ْض َح َك اهللُ ِس َّن َك‬
Turfanda meyve gördüğünde
2. Allahım, evvelini gösterdiğin gibi âhirini de göster.
3. Allahım, meyvalarımıza bereket ver; şehrimize bereket lütfeyle,
sa’ ve müddümüze de bereket ihsan eyle.
Gülen birini gördüğünde
4. Ona, ‘Allah seni daima mesrur etsin’ der.
144
:‫ول‬
‫وإذا ر َأى مبت‬
ُ ‫لى َي ُق‬
ً َُْ َ َِ َ
۪ ‫���د لهلِ ِ ا َّل‬
‫���ذي َعا َفا ۪ني ِم َّم���ا ْاب َتلاَ كَ ب ِ۪ه‬
ُ ‫َا ْل َح ْم‬
1
ً‫َو َف َّض َل ۪ني َع ٰلى َك ۪ثيرٍ ِم َّم ْن َخ َل َق َت ْف ۪ضيال‬
Belâya uğrayan birini gördüğünde
1. Seni imtihan ettiği bu belâdan bana afiyet veren ve mahlûkatının
bir çoğundan beni üstün kılan Allah’a hamd olsun.
145
ٍ ‫أَ ْد ِعيَ ٌة ُمَ�ت َع ِّل َق ٌة بِأَ ْح َو‬
‫ال ُم ْختَِل َف ٍة‬
MUHTELİF DURUMLARDA
YAPILACAK DUALAR
:‫يق‬
َ ‫ِإ َذا َر َأى ا ْل َح ۪ر‬
‫ُي َك ّب ُِر‬
ِ ‫الد‬
:‫يك‬
ّ ۪ ‫اح‬
َ ‫ــع ِص َي‬
َ ‫ِإ َذا َس ِم‬
1
2
‫يسأل اهلل من فضله‬
ِ ‫َو ِإ َذا َس‬
‫اح ا ْل ِكلاَ ِب‬
َ ۪‫���م َـع َنه‬
َ ‫يق ا ْل ِح َمارِ َو ُن َب‬
:‫ول‬
ُ ‫َي ُق‬
ِ ‫ بِس ِم ا‬،‫يم‬
ِ ِ
ِ ‫الشـي َط‬
َ
‫هلل‬
‫ان‬
ْ ِ ‫الر ۪ج‬
ْ َّ ‫أ ُعو ُذ بِاهلل م َن‬
َّ
3 ‫حيم‬
‫الرحمن‬
ِ ۪ ‫الر‬
َّ ِ ٰ ْ َّ
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َس ِم َـع َما َي ْك َر ُه ُه َي ُق‬
‫ال‬
َّ ‫���ر ِإ‬
َّ ‫���ر ِإ‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
َ ‫���ركَ َوالَ َط ْي‬
ُ ‫ال َخ ْي‬
َ ‫���م الَ َخ ْي‬
َٓ ‫َطيركَ َو‬
4 َ‫غيرك‬
ُ ْ َ ‫ال ِإ ٰل َه‬
ُْ
Yangın
gördüğünde
1. Tekbir getirir.
Horoz öterken
2. Allah’ın fazlından
istekte bulunur.
Merkep anırırken ve köpek havlarken
3. Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.
Hoşlanmadığı bir şey duyduğunda
4. Allahım, Senin hayır (dediğin)den başka hayır, Senin uğursuz
saydığından başka uğursuz ve Senden başka ilâh yoktur.
149
ِ ‫َال َّل ُه���م الَ َي ْأ ۪تي بِا ْل َحس َ���ن‬
َ‫ات ِإالَّٓ َأ ْن َت َوال‬
َ
ََّ
َّٓ ‫ي ْذ َهب بِالس���ـيِـئ َا ِت ِإ‬
َ‫���ت َوالَ َح ْو َل َوال‬
َ ‫ال َأ ْن‬
ُ َ
ّ َّ
ِ ‫ال بِا‬
1 ‫ظيم‬
َّ ‫ُق َّو َة ِإ‬
ِ ۪ ‫هلل ا ْل َع ِل ِّي ا ْل َع‬
1. Allahım, iyilikleri
ancak Sen getirir,
kötülükleri ancak
Sen
giderirsin.
Güç ve kuvvet,
yüce ve azim Allah iledir.
Sevinç veren
haber karşısında
2. Hamd eder, tekbir getirir ve secde
yapar.
:‫َو ِإ َذا ُب ِّش َر ب َِما َي ُس ُّر ُه‬
2
‫يحمد ويكبر ويسجد‬
ِ ‫ " ِإ ۪ ّنيٓ ُأ ِحب َك ِفي ا‬:‫يل َل ُه‬
:‫ول‬
ُ ‫هلل" َي ُق‬
َ ‫َو ِإ َذا ۪ق‬
ُّ
3
‫َأ َح َّب َك ا َّل ۪ذيٓ َأ ْح َب ْب َت ۪ني َل ُه‬
:‫ول‬
ُ ‫هلل َل َك» َي ُق‬
َ ‫َو ِإ َذا َق‬
َ :‫ال َل ُه َأ َح ٌد‬
ُ ‫«غ َف َر ا‬
4
‫َو َل َك‬
:‫ول‬
ُ ‫ف َأ ْص َب ْح َت؟" َي ُق‬
َ ‫"ك ْي‬
َ ‫َو ِإ َذا ُس ِئ َل‬
5
‫َأ ْح َم ُد اهللَ ِإ َل ْي َك‬
Kendisine ‘Seni allah için seviyorum’ diyene
3. Beni kendisinden ötürü sevdiğin (Allah da) seni sevsin.
‘Allah seni bağışlasın’ diyene
4. Seni de.
‘Nasıl sabahladın?’ diyene
5. Allah’a olan hamdimi sana bildiririm.
150
:‫ول ِل َم ْن َأ ْح َس َن ِإ َل ْي ِه‬
ُ ‫َو َي ُق‬
1
‫اركَ اهللُ َل َك ۪في َأ ْه ِل َك َو َما ِل َك‬
َ ‫َب‬
:ً‫ول ِل َم ْن َص َن َع ِإ َل ْي ِه َم ْع ُروفا‬
ُ ‫َو َي ُق‬
ً‫َج َزاكَ اهللُ َخ ْيرا‬
:‫َو ُي َع ِّل ُم ِل َم ْن َأ ْس َل َم‬
ِ
‫���ر ۪ل���ي َو ْار َح ْم ۪ن���ي َو ْاه ِد ۪ن���ي‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ْ ‫���م ْاغف‬
3 ‫ز ْق ۪ني‬
ُ ‫َو ْار‬
2
:‫ول‬
ُ ‫اس َت ْو َفى َد ْي َن ُه َي ُق‬
ْ ‫َو ِإ َذا‬
4
‫هلل َل َك‬
ُ ‫ َأ ْو َفى اهللُ ب َِك َو َب َاركَ ا‬،‫َأ ْو َف ْي َت ۪ني‬
Kendisine
bir ihsanda
bulunana
1. Allah sana, ailende ve malında bereket ihsan etsin.
Kendisine bir
iyilikte bulunana
2. Allah seni hayırla
mükâfatlandırsın.
Yeni müslüman olana öğretilecek
3. Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, bana hidayet et ve beni
rızıklandır.
Alacağını tahsil edince
4. Sen bana (borcunu) eksiksiz ödedin, Allah da Sana tastamam
versin ve sana bereket ihsan etsin.
151
:‫ول‬
ُ ‫س َي ُق‬
َ ‫ِإ َذا َع َط‬
Aksırınca
1. Her hâl ü kârda
Allah’a hamd olsun. ‘Hamd olsun
Âlemlerin Rabbi
Allah’a.’
2. Rabbimizin hoşlanıp râzı olacağı
biçimde
çokça,
tertemiz, mübarek
hamdler, bereketlendirilmiş ve aynı
zamanda Rabbimizin sevdiği ve razı
olduğu hamdler
Ona mahsustur.
ِ ِ‫���د لهل‬
ٍ ‫���د لهلِ ِ َع ٰل���ى ُك ِّل َح‬
ُ ‫���ال ﴿ َا ْل َح ْم‬
ُ ‫َا ْل َح ْم‬
ً‫���د لهلِ ِ َح ْمد ًا َك ۪ثيرا‬
ُ ‫ َا ْل َح ْم‬1 ﴾‫ي���ن‬
َ ‫َر ِّب ا ْل َعا َل ۪م‬
ِ
‫ارك ًا َع َل ْي ِه َك َما ُي ِح ُّب َر ُّب َنا‬
َ ‫ارك ًا ۪فيه ُم َب‬
َ ‫َط ّيِب ًا ُم َب‬
2
‫َو َي ْر ٰضى‬
ٰ ‫ويقول‬
ُ‫ َي ْر َح ُم َك اهلل‬:‫االخر‬
،‫هلل ۪ل���ي َو َل ُك ْم‬
ُ ‫ َي ْغ ِف ُر ا‬:‫ويجي ��ب العاط ��س‬
‫ "أو" َي ْر َح ُم َنا‬4 ‫هلل َو ُي ْص ِل ُح َبا َل ُـك ْم‬
ُ ‫َي ْه ۪د‬
ُ ‫يـك ُما ا‬
ِ
5 ‫كم‬
ُ ‫اهللُ َوإ َِّي‬
ْ ُ ‫اك ْم َو َي ْغف ُر اهللُ َل َنا َو َل‬
3
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َط َّن ْت ُأ ُذ ُن ُه َي ُق‬
6
Aksıranı gören
ٍ‫َذ َك َر اهللُ ب َِخ ْيرٍ َم ْن َذ َك َر ۪ني ب َِخ ْير‬
3. Allah sana merhamet etsin.
Aksıran da cevaben
4. Allah beni ve sizi bağışlasın, sizi hidayette sâbit-kadem eylesin ve
halinizi salâha erdirsin.
5. (Veya) Allah bize ve size merhamet etsin, bizi ve sizi bağışlasın.
Kulağı çınlayınca
6. Beni hayırla ananı Allah da hayırla ansın.
152
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َغ ِض َب َي ُق‬
1
ِ ِ
ِ ‫الشي َط‬
َ
‫يم‬
‫ان‬
ِ ‫الر ۪ج‬
ْ َّ ‫أ ُعو ُذ بِاهلل م َن‬
َّ
ٍ ‫ض َو ٰا َف‬
:‫ول‬
ُ ‫ات َي ُق‬
َ ِ‫ِإ َذا َه َّم ِم ْن َع َوار‬
َٓ ،‫هلل ا ْل َع ۪ظي���م ا ْل َح ۪ليم‬
َٓ
‫ال‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫���ه ِإ‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
ُ
ُ
‫ش ا ْل َع ۪ظي � ِ�م‬
ِ ‫اهللُ َر ُّب ا ْل َع � ْ�ر‬
ِ ‫َر ُّب السمو‬
‫ش‬
ِ ‫ض َو َر ُّب ا ْل َـع ْـر‬
ِ ‫ات َو َر ُّب الأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ
۪ ُ ‫ال ا‬
َٓ 3 ‫ا ْل َك ۪ري � ِ�م‬
4 ‫ك ۪ريم‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
ُ َ ‫يم ا ْل‬
ُ ‫هلل ا ْل َحل‬
َٓ 5 ‫يم‬
َٓ
‫ال ِإ ٰل َه‬
ِ ‫هلل َر ُّب ا ْل َع ْر‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
ِ ‫ش ا ْل َع ۪ظ‬
ِ ‫ِإالَّ اهللُ َر ُّب السمو‬
‫ض َو َر ُّب‬
ِ ‫رب الأْ َ ْر‬
ُّ ‫ات َو‬
َ ٰ َّ
ُ‫الَٓ ِإ ٰل � َ�ه ِإالَّ اهلل‬
2
‫يل‬
ُ ‫َح ْس � ُ�ب َنا اهللُ َو ِن ْع َم ا ْل َو ۪ك‬
6
7
‫يم‬
ِ ‫ا ْل َع ْر‬
ِ ‫ش ا ْل َك ۪ر‬
ِ ‫َع َلى ا‬
‫هلل َت َو َّك ْل َنا‬
Gazap anında
1. Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.
Âfet ve musibetler
dolayısıyla
tasalandığında
2. Azîm ve Halîm
Allah’tan başka ilâh
yoktur, Arş-ı Azîm’in Rabbi Allah’tan başka ilâh yoktur.
3. Semâvât u arzın ve Arş-ı Kerîm’in Rabbi Allah’tan başka ilâh yoktur.
4. Halîm ve Kerîm Allah’tan başka ilâh yoktur.
5. Arş-ı Azîm’in Rabbi Allah’tan başka ilâh yoktur.
6. Semâvat u arzın ve Arş-ı Kerîm’in Rabbi Allah’tan başka ilâh yoktur.
7. Allah bize kâfidir, O ne güzel vekildir; Allah’a tevekkül ettik.
153
۪
‫ان‬
َ ‫ ُس ْ���ب َح‬،‫يم‬
َ ‫الَٓ ِإ ٰل‬
ُ ‫ي���م ا ْل َك ۪ر‬
ُ ‫���ه ِإالَّ اهللُ ا ْل َحل‬
1. Halîm ve Kerîm
Allah’tan başka ilâh
yoktur. Arş-ı Azîm
ve yedi semânın
Rabbi Allah’ı tesbih ederim.
ِ
ِ
‫ش‬
ِ ‫���ر‬
ْ ‫الس ْ���ب ِع َو َر ِّب ا ْل َع‬
َّ ‫الس ٰ���م َوات‬
َّ ‫اهلل َر ِّب‬
‫ َال َّل ُه ََّم‬،‫ين‬
ِ ‫ا ْل َع ۪ظ‬
َ ‫ َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َر ِّب ا ْل َعا َل ۪م‬1 ‫ي���م‬
ِ
َٓ ۪
ُ‫ َح ْس ُ���ب َنا اهلل‬، َ‫���ر ِع َبا ِدك‬
ِّ ‫ِإ ّن���ي أ ُعو ُذ ب َِك م ْن َش‬
2
‫يل‬
ُ ‫َو ِن ْع َم ا ْل َو ۪ك‬
ُ ‫ َح ْس���ب َِي اهللُ َو ِن ْع َم ا ْل َو ۪ك‬،‫يل‬
ٓ ‫اهلل اهلل رب۪ي‬
‫ اهلل اهلل رب۪ي‬،‫ال ُأش ِ���ركُ ب ِ۪ه ش���يئا‬
ْ َ َّ ُ َ ُ َ
َّ ُ َ ُ َ ًْ َ
2. Âlemlerin Rabbi
Allah’a hamd ol۪ ‫���ركُ ب‬
َٓ ‫هلل َر ّب۪ي‬
َٓ
ُ‫���رك‬
ِ ‫ال ُأ ْش‬
ِ ‫ال ُأ ْش‬
ُ ‫ َاهللُ َا‬،‫ِ���ه َش ْ���يئ ًا‬
sun. Allahım, kul۪ ‫ب‬
larının şerrinden َ‫���ي ا َّل ۪ذي ال‬
‫ توكل���ت على الح‬3 ‫ِ���ه ش���يئا‬
ِّ َ ْ َ َ ُ ْ َّ َ َ ً ْ َ
Sana
sığınırım.
ِ ‫ ﴿ َا ْل َحم ُد لهلِ ِ ا َّل ۪ذي َلم َي َّت‬4 ‫وت‬
Allah bize kâfidir, ً‫خ ْذ َو َلدا‬
ُ ‫َي ُم‬
ْ
ْ
O ne güzel vekil‫يك ِفي ا ْل ُم ْل ِك َو َل ْم َي ُك ْن َل ُه‬
ٌ ‫َو َل ْم َي ُك ْن َل ُه َش ۪ر‬
dir. Allah bana
kâfidir, O ne güzel
5 ﴾‫كب۪ير ًا‬
ْ ‫َو ِل ٌّي ِم َن الذُّ ِّل َو َك ّب ِْر ُه َت‬
vekildir.
3. Yâ Allah! Allah
benim Rabbimdir, Ona hiçbir şeyi şirk koşmuyorum.
Yâ Allah! Allah benim Rabbimdir, Ona hiçbir şeyi şirk koşmuyorum.
Yâ Allah! Allah benim Rabbimdir, Ona hiçbir şeyi şirk koşmuyorum.
4. Ölmeyen, Hayy olan Allah’a tevekkül ettim.
5. ‘Çocuk edinmeyen, hâkimiyette ortağı bulunmayan, asla acze
düşmeyen ve bu sebeple hiçbir yardımcısı da bulunmayan Allah’a
hamd olsun; Onu gereği gibi tekbir et.’
154
‫ َفالَ َت ِك ْل ۪ني ِإ ٰلى َن ْف ۪سي‬،‫َال َّل ُه ََّم َر ْح َم َت َك َأ ْر ُجو‬
َّٓ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َٓ ‫َطر َف َة َعي ٍن َو َأ ْص ِل ْح ۪لي َش��� ْأ ۪ني ُك َّل ُه‬
‫ال‬
ْ
ْ
1
‫يث‬
ُ ‫وم ب َِر ْح َم ِت َك َأ ْس َت ۪غ‬
ُ ‫َأ ْن َت َيا َح ُّي َيا َق ُّي‬
):‫(ويكررها وهو ساجد ويقول أيض ًا‬
َّٓ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َٓ ﴿ ‫وم‬
‫ال َأ ْن َت ُس ْ���ب َحا َن َك‬
ُ ‫َيا َح ُّي َيا َق ُّي‬
َ‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َع ْب ُدك‬2 ﴾‫ين‬
َّ ‫ِإ ۪ ّني ُك ْن ُت ِم َن‬
َ ‫الظا ِل ۪م‬
ِ ‫ َن‬،‫َو ْاب ُن َعب ِدكَ َو ْاب ُن َأ َم ِت َك‬
‫اض‬
ٍ ‫ َم‬، َ‫اص َي ۪تي ب َِي ِدك‬
ْ
‫ َأ ْس َأ ُل َك ب ُِك ِّل‬، َ‫ َع ْد ٌل ِفي َقض َٓا ُؤك‬،‫ِفي ُح ْك ُم َك‬
َّ
َّ
۪ ‫���م ُهو َل َك َس���مي َت ب‬
‫���ك َأ ْو َأ ْن َز ْل َت ُه‬
‫اس‬
َ ‫ِ���ه َن ْف َس‬
َ ٍ ْ
ْ َّ
ِ‫���ن َخ ْل ِق َك َأو‬
َ ‫۪ف���ي ِك َتاب‬
ُ ‫ِ���ك َأ ْو َع َّل ْم َت‬
ْ ‫���ه َأ َحداً ِم‬
3
َ‫اس َت ْأ َث ْر َت ب ِ۪ه ۪في ِع ْل ِم ا ْل َغ ْي ِب ِع ْن َدك‬
ْ
1. Allahım, rahmetini umuyorum, göz
açıp
kapayıncaya
kadar beni nefsimle
başbaşa
bırakma,
bütün işlerimi yoluna koy (ıslah et).
Senden başka ilâh
yoktur. Yâ Hayy, yâ
Kayyûm, rahmetinle
Senden yardım dileniyorum.
Yukarıdaki duayı
secdede çok tekrar
eder ve şöyle der:
2. Yâ Hayy, yâ Kayyûm. ‘Senden başka ilâh yoktur. Seni tesbih
ederim; şüphesiz ben zalimlerden oldum.’
3. Allahım, ben Senin kulunum, kullarından bir erkekle bir kadının
oğluyum, perçemim Senin (kudret) elindedir. Hakkımdaki kararın
yürürlükte ve yine hakkımdaki takdirin âdilânedir. Senden, kendini isimlendirdiğin, Kitabında indirdiğin, mahlûkatından birine
öğrettiğin veya gayb ilminde kendine tahsis ettiğin (kimseye bildirmediğin) her ismin hürmetine...
155
‫ور َب َص ۪ري‬
َ ‫َأ ْن َت ْج َع � َ�ل ا ْل ُق ْر ٰا َن َرب‬
َ ‫۪يع َق ْلب۪ي َو ُن‬
َٓ �‫َو َج�ل‬
َ‫�اب َه ۪ ّم ��ي َو َغ ۪ ّمي َوال‬
َ � ‫ا َء ُح ْز ۪ن ��ي َو َذ َه‬
1
ِ ‫ال بِا‬
‫هلل‬
َ ‫َح ْو َل َو‬
َّ ‫ال ُق َّو َة ِإ‬
.‫ويكثر االستغفار‬
:‫ِإ َذا َن َز َل ِب ِه َك ْر ٌب َأ ْو ِش َّد ٌة‬
‫من نزل به كرب أو ش���دة يتحين المنادي فيقول‬
:‫كما يقول المؤذن ثم يدعو‬
1. ...Kur’ân’ı kalbimin
baharı, gözümün
nuru, hüzün, gam
ve tasamın gidericisi kılmanı diliyorum. Güç ve kuvvet ancak Allah’ın
(elinde)dir.
‫الصا ِد َق� � ِة‬
َّ ‫َال َّل ُه � ََّ�م َر َّب ٰه � ِ�ذ ِه‬
َّ ‫الد ْع � َ�و ِة‬
‫الت ْق ٰوى‬
ِ ‫ا ْل ُم ْس � َ�ت َج‬
َّ ‫اب َل َها َد ْع َو ِة ا ْل َح � ِّ�ق َو َك ِل َم ِة‬
‫َأ ْحي َِن ��ا َع َل ْي َه ��ا َو َأ ِم ْت َن ��ا َع َل ْي َه ��ا َو ْاب َع ْث َن ��ا َع َل ْي َه ��ا‬
2
‫اج َع ْل َنا ِم ْن ِخ َيارِ َأ ْه ِل َها َأ ْحي َٓا ًء َو َأ ْم َوات ًا‬
ْ ‫َو‬
(Bol bol istiğfar eder.)
Zor bir duruma maruz kaldığında
2. Başına bir dert gelen kimse, ezanı kollar, müezzinin dediklerini
tekrarlar ve sonra şöyle dua yapar:
‘Ey icabet edilen bu gerçek davetin Rabbi olan Allahım, hak davet
ve takvâ kelimesi üzerinde bizi yaşat; yine onun üzerinde öldür ve
dirilt. Bizi, diriler olarak da, ölüler olarak da bu (davete) uyanların
hayırlılarından eyle’.
156
:‫ول‬
ُ ‫َو ِإ َذا َأ َص َاب ْت ُه ُم ۪ص َيب ٌة َي ُق‬
ِ ‫﴿ ِإ َّن���ا لهلِ ِ َوإِنآَّ ِإ َلي ِه َر‬
َ‫ون﴾ َال َّل ُه ََّم ِع ْن َدك‬
َ ‫اج ُع‬
ْ
‫َأ ْح َت ِس ُب ُم ۪ص َيب ۪تي َف ْأ ُج ْر ۪ني ۪ف َيها َو َأ ْب ِد ْل ۪ني ب َِها‬
1
‫َخ ْير ًا ِم ْن َها‬
ِ ‫"أو" ﴿ ِإ َّن���ا لهلِ ِ َوإِن َّٓا ِإ َلي ِه َر‬
‫ون﴾ َال َّل ُه ََّم‬
َ ‫اج ُع‬
ْ
‫ْأ ُج ْر ۪ن���ي ۪ف���ي ُم ۪ص َيب ۪ت���ي َو َأ ْخ ِل ْف ۪ل���ي َخ ْير ًا‬
2 ‫ِمنه���ا‬
َْ
:‫ول‬
ُ ‫اس َت ْص َع َب َع َل ْي ِه َش ْي ٌء َي ُق‬
ْ ‫َو ِإ َذا‬
‫اج َع ْل َت ُه َس ْهالً َو َأ ْن َت‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم الَ َس ْ���ه َل ِإالَّ َم‬
3
ً‫َت ْج َع ُل ا ْل َح َز َن ِإ َذا ِش ْئ َت َس ْهال‬
Musibet anında
1. ‘Biz Allah’a aidiz
ve Ona dönmekteyiz.’ Allahım, bu musibetin sevabını Senin
katından umuyorum;
bundan dolayı beni
mükâfatlandır
ve
bunun yerine bana
daha hayırlı olanı ihsan et.
2. (Veya şöyle der:) ‘Biz Allah’a aidiz ve Ona dönmekteyiz.’ Allahım, bu musibetimde bana ecir, mükâfat lütfeyle, sonra da bundan daha hayırlısını ihsan et.
Bir şeyde zorlandığında
3. Allahım, kolaylık ancak Senin kolay kıldığın şeydedir. Sen, istersen tepeleri düzler, zorlukları kolaylaştırırsın.
157
‫���ب‬
ِ ‫���غ ٍل َأ ْو َط َل‬
َ ‫َو ِإ َذا َأ َخ‬
ْ ‫���ن ُش‬
ْ ‫���اء ِم‬
ٌ ‫���ذ ُه إ ِْع َي‬
ٍ ‫زِ َي َاد ِة ُق‬
:‫وت‬
Meşguliyetten
veya maişetinin
artması arzusu
ile yorgun
düştüğünde
1. Uyumadan önce
her gece 33 defa
‘Sübhânallah’,
33 defa ‘Elhamdülillâh’ ve 34 defa
‘Allahu ekber’ der.
Bir sultan veya
zalimden
korktuğunda
،)‫ مرة‬٣٣( ‫يسبح اهلل عندما أراد أن ينام كل ليلة‬
ّ
1
)‫ مرة‬٣٤( ‫ ويكبر اهلل‬،)‫ مرة‬٣٣( ‫ويحمد اهلل‬
:‫ول‬
ُ ‫اف ُس ْل َطاناً َأ ْو َظا ِلماً َي ُق‬
َ ‫َو ِإ َذا َخ‬
ُ ‫ َا‬،‫هلل َأ ْك َبر‬
ُ ‫هلل َأ ْك َبر َا‬
ُ ‫َا‬
،‫هلل َأ َع ُّز ِم ْن َخ ْل ِق ۪ه َج ۪ميع ًا‬
ُ
ُ
ِ ‫ َأ ُعو ُذ بِا‬،‫اف َو َأ ْح َذر‬
ُ ‫َا‬
‫هلل ا َّل ۪ذي‬
ُ ‫هلل َأ َع��� ُّز ِم َّما َأ َخ‬
ُ
‫السم َا ٓ ِء َأ ْن َت َق َع َع َلى‬
َ
َّ ‫ال ٓ ِإ ٰل َه ِإ‬
ُ ِ ‫ال ُه َو ا ْل ُم ْم‬
َّ ‫س���ك‬
)‫ (يس���مي‬... َ‫ال ِبإ ِْذ ِن ۪ه ِم ْن َش ِ���ر َعب ِدك‬
َّ ‫ض ِإ‬
ِ ‫َ ْر‬
ْ‫الأ‬
ّ
ِ ‫اع ۪ه َو َأ ْشي‬
ِ ‫َو ُج ُنو ِد ۪ه َو َأ ْتب‬
،‫س‬
ِ ‫اع ۪ه ِم َن ا ْل ِج ِّن َوالإْ ِ ْن‬
َ
َ
ْ
ِ
۪
، َ‫ َج َّل َث َنا ٓ ُؤك‬،‫���ر ِه ْم‬
ِّ ‫َال َّل ُه ََّم ُك ْن لي َجار ًا م ْن َش‬
2
ٓ َ ‫ َو‬، َ‫َو َع َّز َج ُارك‬
)٣( َ‫ال ِإ ٰل َه َغ ْي ُرك‬
2. Allah büyüktür. Allah büyüktür. Allah, bütün mahlûkatından üstündür. Allah, benim korktuğum ve sakındığım şeylerden daha
azizdir. Kulun (ismini söyleyerek) falanın şerrinden, ordularının,
etbaının ve taraftarlarının şerrinden, cin ve insanların şerrinden,
kendinden başka ilâh olmayan ve semâyı, yerin üzerine izni olmaksızın düşmekten alıkoyan Allah’a sığınırım. Allahım, onların
şerrine karşı benim koruyucum ol. Sen her türlü senâdan daha yücesin. Sana iltica eden azizdir. Senden başka ilâh yoktur. (3 defa)
158
َ َ ‫َالـ َّل ُـهـ���م ِإ َّنـ���ا َن ُعو ُذ ب‬
‫ـ���ر َط َعـ َل ْـي َـنـا‬
ََّ
ُ ‫ِــك أ ْن َي ْـف‬
1
َ َ ‫ـ���د ِم ْن ُه‬
‫���م َر َّب‬
ٌ ‫َأ َح‬
ْ
ََّ ‫���م أ ْو أ ْن َي ْط ٰغ���ى َال َّل ُه‬
ِ
‫ش ا ْل َع ۪ظيمِ ُك ْن‬
ِ ‫الس ْب ِع َو َر َّب ا ْل َع ْر‬
َّ ‫الس ٰم َوات‬
َّ
2
ً‫۪لي َجارا‬
‫يل‬
َ ‫���ر ۪اف‬
َ ‫يل َو ۪ميكاَ ۪ئ‬
َ ‫���م ِإ ٰل َــه ِج ْب ۪ر‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
َ ‫يل َوإ ِْس‬
۪
‫���ـح َق َعا ِف ۪ني‬
َ ‫���ـم ۪اع‬
ٰ ‫يل َوإ ِْس‬
َ ‫يم َوإ ِْس‬
َ ‫َو ِإ ٰل َــه إ ِْب ٰره‬
‫ـ���ك َع َل���ي‬
َ ‫ــ���ن َخـ ْلـ ِق‬
ْ ‫َوالَ ُت َس���ـ ِّل َط َّن َأ َحــ���داً ِم‬
َّ
ِ ‫ي���ت بِا‬
‫هلل َر ّبـ ًا‬
‫بِش‬
َ ‫���ي ٍء‬
ُ ‫ َر ۪ض‬،‫ال َطـا َقــ��� َة ۪لي ب ِ۪ــه‬
ْ َ
ٍ
۪
‫���ر ٰا ِن‬
ْ ‫َو ِبالإْ ِ ْس�ل�اَ ِم دين���اً َوب ُِم َح َّم���د َنب ِّي���اً َوبِا ْل ُق‬
3 ً‫كماً وإِماما‬
َ َ َ ‫َح‬
1. Allahım, onlardan
birinin bana taşkınlık
yapmasından ve zulmetmesinden Sana sığınırım.
2. Arş-ı Azim’in ve yedi semânın Rabbi Allahım, benim koruyucum,
yâr ve yardımcım ol.
3. Cibril, Mikâil ve İsrâfil’in ilâhı; İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı Allahım, bana afiyet ver, mahlûkatından hiç kimseyi gücüm yetmeyeceği şekilde bana musallat etme. Rab olarak Allah’tan, din olarak İslâm’dan ve peygamber olarak Hz. Muhammed (s.a.s.)’den,
hakem ve imam olarak Kur’ân’dan razı oldum.
159
Şeytan ve emsâli
şeylerden
korkunca
:‫ول‬
ُ ‫اف َش ْي َطاناً َأ ْو َغ ْي َر ُه َي ُق‬
َ ‫َو ِإ َذا َخ‬
ِ ‫���ات ا‬
ِ ‫َأ ُع���و ُذ بِو ْج��� ِه ا‬
ِ ‫ي���م َوب َِك ِلم‬
‫هلل‬
ِ ‫هلل ا ْل َك ۪ر‬
َ
َ
ِ ‫التا َّم‬
ِ ‫ال َف‬
ِ‫او‬
‫اج ٌر ِم ْن‬
‫و‬
‫ر‬
‫ب‬
‫ن‬
‫ه‬
‫ز‬
‫ج‬
‫ي‬
‫ال‬
‫ي‬
َ َ ٌّ َ َّ ُ ُ َ ُ َ ‫ات ا َّل ۪ت‬
َّ
ِ َ َ
‫���ر َما َي ْن ِز ُل‬
َ ‫���ر َما َخ َل‬
ِّ ‫َش‬
ِّ ‫���ق َو َذ َرأ َو َب َرأ َوم ْن َش‬
ِ
‫السمآَ ِء َو ِم ْن َش ِّر َما َي ْع ُر ُج ۪ف َيها َو ِم ْن َش ِّر‬
َّ ‫م َن‬
‫ض َو ِم ْن َش ِّر َما َي ْخ ُر ُج ِم ْن َها‬
ِ ‫َما َذ َر َأ ِفي الأْ َ ْر‬
ِ
ِ
‫���ر ُك ِّل‬
َّ ‫���ر ِف َت ِن ال َّل ْي ِل َو‬
ِّ ‫َوم ْن َش‬
ِّ ‫الن َهارِ َوم ْن َش‬
1 ‫ِخيرٍ يا رحمن‬
ُ ٰ ْ َ َ ْ َ ‫َطارِ ٍق ِإالَّ َطارِ قاً َي ْط ُر ُق ب‬
1. Yâ Rahmân, ne
bir iyinin ne de
bir kötünün kendilerini
aşamayacağı, (Allah’ın)
yarattığı, zürriyet
halinde her tarafa
saçtığı ve kusursuz
:‫ول ِع ْن َد ا ْل َف َز ِع‬
ُ ‫َو َي ُق‬
meydana getirdiği
ِ ‫���ات ا‬
۪ ‫���ن َغ َضب‬
ِ ‫َأ ُع���و ُذ ب َِك ِلم‬
şeylerin şerrinden, ‫ِ���ه‬
ْ ‫هلل الت َّٓا َّم��� ِة ِم‬
َ
gökten inen ve
ِ
ِ
۪
ِ
۪
ِ ‫َو ِع َقاب ِ۪ه َو َش ِر عباده َوم ْن َهم َز‬
‫ين‬
ِ ‫الش َياط‬
َّ ‫ات‬
َ
َ ّ
oraya
yükselen
ِ ‫َو َأ ْن َي ْح ُضر‬
2
‫ون‬
şeylerin şerrinden,
ُ
(Allah’ın) yerde
yarattığı ve yerden
çıkan şeylerin şerrinden, gece ve gündüzün fitnelerinden, hayırla
gelenler müstesna meydana gelen hadiselerin şerrinden, Allah’ın
tastamam kelimelerine ve vech-i kerimine sığınırım.
Korku anında
2. Gazabından, cezalandırmasından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve benimle bulunmalarından Allah’ın tam
kelimelerine sığınırım.
160
ِ ُ
۪ ‫الشي‬
:‫ين َوا ْل ۪غيلاَ ِن‬
ِ ‫اط‬
َ َّ ‫َي ْق َرأ ل َه َر ِب‬
ۚ
ٓ
‫�وم ۚ الَ َت ْأ ُخ ُذ ُه‬
ُ � ‫﴿ َاهللُ الَ ِإ ٰل � َ�ه ِإالَّ ُه َو َا ْل َح ُّي ا ْل َق ُّي‬
ِ ‫ِس � َ�ن ٌة َوالَ َن ��و ٌم ۘ َل � ُ�ه َما ِفي الس ��مو‬
‫ات َو َما ِفي‬
َ ٰ َّ
ْ
ٓ
ۘ‫ال ِبإ ِْذ ِن ۪ه‬
ِ ‫الأْ َ ْر‬
َّ ‫���د ُه ِإ‬
َ ‫ضۘ َم � ْ�ن َذا ا َّل ۪ذي َي ْش� � َف ُع ِع ْن‬
‫ون‬
ُ ‫َي ْع َل ُم َما َب ْي َن َأ ْي ۪ديهِ ْم َو َما َخ ْل َف ُه ْمۚ َوالَ ُي ۪ح‬
َ ‫يط‬
‫ب َِش ��ي ٍء ِم ْن ِع ْل ِم ۪ه ٓ ِإالَّ ب َِما ش���آَ َء َو ِس َع ُك ْر ِس ُّي ُه‬
ْ
ِ ‫السمو‬
‫ض َوالَ َي ُ ۧؤ ُد ُه ِح ْف ُظ ُه َما ۚ َو ُه َو‬
َ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ
1
ِ
۪
﴾‫يم‬
ُ ‫ا ْل َعل ُّي ا ْل َعظ‬
2
‫ويؤذن‬
Şeytan ve
gulyabaninin
kaçması için
1. Âyetü’l-Kürsî: ‘Allah ki, Ondan başka
ilâh yoktur; dâima
diri, (yarattıklarını)
koruyup-yö n e t e n
ve hayatlarını devam ettirendir. Ona ne uyuklama ârız olur, ne
de uyku. Göklerde ne varsa, yerde ne varsa hepsi Onundur. İzni
olmadan kim Onun katında şefâatte bulunabilir? Önlerinde ne
varsa, arkalarında ne varsa, hepsini bilmektedir. Onun ilminden,
kendisinin dilediği miktarın dışında bir şey kavrayamazlar. Onun
kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. (Gökleri ve yeri) koruyup gözetmek, Ona ağır gelmez. O, yücedir, azamet sahibidir.’
Âyetü’l-Kürsi’den sonra ezân okur.
161
Vesveseye
mübtelâ olunca
1. ‘(Allah’ın rahmetinden) kovulmuş
şeytandan ve fitnesinden Allah’a
sığınırım.
2. Allah’a ve peygamberlerine iman
ettim. Allah birdir.
Allah Samed’dir.
Doğurmamıştır,
doğurulmamıştır
ve hiçbir şey Onun
dengi olmamıştır’
der.
:‫ول‬
ُ ‫ِإ َذا ْاب ُت ِل َي بِا ْل َو ْس َو َس ِة َي ُق‬
ِ ِ
ِ ‫الشي َط‬
َ
‫يم َو ِم ْن ِف ْت َن ِت ۪ه‬
‫ان‬
ِ ‫الر ۪ج‬
ْ َّ ‫أ ُعو ُذ بِاهلل م َن‬
َّ
ِ ‫ ٰا َم ْن ُت بِا‬1
،‫الص َم ُد‬
ُ ‫ َا‬،‫هلل َأ َح ٌد‬
ُ ‫هلل َو ُر ُس ِل ۪ه َا‬
َّ ‫هلل‬
.‫ َو َل ْم َي ُك ْن َل ُه ُك ُفواً َأ َح ٌد‬،‫َل ْم َي ِل ْد َو َل ْم ُيو َل ْد‬
2
‫ثم يتفل عن يساره ثالثا‬
:‫ول‬
ُ ‫َوإ ِْن َكا َن ِت ا ْل َو ْس َو َس ُة ِفي ا ْل َع َم ِل َي ُق‬
3
ِ ‫َأ ُعو ُذ بِا‬
ِ ‫الشي َط‬
)٣( ‫يم‬
َّ ‫هلل ِم َن‬
ِ ‫ان الر ۪ج‬
ْ
َّ
‫﴿ه َو‬
ُ :‫ث���م يتفل عن يس���اره ثالثاً ثم يقرأ‬
ِ ‫اهر َوا ْلب‬
ِ َّ ‫الأْ َ و ُل َوالاْ ٰ ِخر َو‬
‫اط ُن َو ُه َو ب ُِك ِّل‬
َّ
َ ُ ‫الظ‬
ُ
4
۪ ٍ
﴾‫يم‬
ٌ ‫َش ْيء َعل‬
Sonra sol tarafına üç defa tüf, tüf yapar.
Amelde vesveseye karşı
3. (Allah’ın rahmetinden) kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. (3
defa)
4. Sonra sol tarafına üç kere tüf, tüf yapar, sonra da ‘O Evvel’dir,
Âhir’dir, Zâhir’dir. Bâtın’dır ve O, her şeyi bilendir’ âyetini okur.
162
:‫ول‬
ُ ‫ِالد ْي ِن َي ُق‬
َّ ‫ِإ َذا ْاب ُت ِل َي ب‬
‫���ك‬
َ ‫���ن َح َرا ِم‬
َ ‫���م ْاك ِف ۪ن���ي ب َِحلاَ ِل‬
ْ ‫���ك َع‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫ َال َّل ُه ََّم َفارِ َج‬1 َ‫َو َأ ْغ ِن ۪ني ِب َف ْض ِل َك َع َّم ْن ِس َواك‬
ِ ‫ا ْل َه ِم َك‬
‫ين‬
َ ‫اش‬
َ ‫يب َد ْع َو ِة ا ْل ُم ْض َط ۪ ّر‬
َ ‫ف ا ْل َغ ِّم ُم ۪ج‬
ّ
۪ ِ ‫الد ْني���ا َوالاْ ٰ ِخ‬
‫يم ُه َم���ا َأ ْن َت‬
َ ‫َر ْح ٰم‬
َ ‫���رة َو َرح‬
َ ُّ ‫���ن‬
َ
‫َت ْر َح ُم ۪ني َف ْار َح ْم ۪ني ب َِر ْح َم ِت َك ُت ْغ ۪ني ۪ني ب َِها َع ْن‬
‫﴿ َال َّل ُه ََّم َما ِل َك ا ْل ُم ْل ِك‬
2
ِ
ِ
َ‫���واك‬
َ ‫َر ْح َمة َم ْن س‬
‫ُت ْؤ ِتي ا ْل ُم ْل َك َم ْن َتش��� َٓا ُء َو َت ْن ِز ُع ا ْل ُم ْل َك ِم َّم ْن‬
َ‫َتش���آَ ُء َو ُت ِع ُّز َم ْن َتش���آَ ُء َو ُت ِذلُّ َم ْن َتشآَ ُء ب َِي ِدك‬
3
۪ ٍ
﴾‫ير‬
ٌ ‫ا ْل َخ ْي ُر ِإ َّن َك َع ٰلى ُك ِّل َش ْيء َقد‬
Borca
mübtelâ olunca
1. Allahım, haramına
karşı helâlinle bana
kifayet et ve fazlınla Senden başkasından beni müstağni kıl.
2. Tasayı açan, kederi gideren, darda kalanların duasına icâbet
eden, dünya ve ahiretin Rahmân u Rahîmi Allahım, bana merhamet eden Sensin. Senden başkalarının merhametine ihtiyaç
bırakmayacak rahmetinle bana merhamet eyle.
3. ‘Allahım, (ey) Mülkün Sahibi, mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de mülkü alırsın; dilediğini aziz, dilediğini de zelil edersin.
Hayır Senin elindedir. Şüphesiz Sen, her şeye kâdirsin.’
163
1. Ey dünya ve ahiretin
Rahmânı.
Dünya ve ahireti
dilediğine verir,
dilediğinden de
men edersin. Senden başkalarının
merhametine ihtiyaç bırakmayacak
bir rahmetle bana
merhamet et.
Kendisine göz
değmiş olana
edilecek dua
‫الد ْن َيا َوالاْ ٰ ِخ َر ِة ُت ْع ۪طيهِ َما َم ْن َتشاَ ُء‬
ُّ ‫َر ْح ٰم َن‬
‫َو َت ْم َن ُع ُه َما َم ْن َتش���آَ ُء ِا ْر َح ْم ۪ني َر ْح َم ًة ُت ْغ ۪ني ۪ني‬
َ‫ب َِها َع ْن َر ْح َم ِة َم ْن ِس َواك‬
:‫يب ب َِع ْي ٍن‬
َ ‫َي ْد ُعو ِل َم ْن ُأ ۪ص‬
ِ ‫���م ا‬
‫���ب َحر َه���ا َو َب ْر َد َها‬
‫ الله���م َأذ ِه‬،‫هلل‬
ِ ‫ب ِْس‬
َّ ْ ْ ََّ ُ َّ َ
2 ‫ووصبها‬
ََ َ َ َ
ِ ‫ " ُقم ِبإ ِْذ ِن ا‬:‫ثم يقول له‬
3 "‫هلل‬
ْ
‫ ينفث ف���ي منخرها األيمن‬:‫وإن كان���ت داب���ة‬
1
:‫أربع ًا وفي األيسر ثالث ًا ويقول‬
ِ
‫ ِا ْش ِف‬،‫اس‬
ِ ‫الن‬
َّ ‫س َر َّب‬
َ ‫ َأ ْذه ِب ا ْل َب ْأ‬،‫س‬
َ ‫الَ َب ْأ‬
۪ ‫الش‬
َ‫الض َّر ِإالَّ َأ ْن َت َوال‬
ُ ‫���افي الَ َي ْك ِش‬
ُّ ‫ف‬
َّ ‫َأ ْن َت‬
4 ‫شا ِفي ِإالَّ َأ ْنت‬
َ
َ َ
2. Allah’ın ismiyle.
Allahım, bunun
sıcaklığını, soğukluğunu ve ağrısını (hastalığını) gider.
3. Sonra hastaya ‘kum biiznillâh (Allah’ın izniyle kalk)’ der.
Hayvana nazar isabet ederse:
4. Sağ burun deliğine dört, sol burun deliğine üç defa üfler ve şöyle
dua eder: ‘Zararı yok et, sıkıntıyı gider ey insanların Rabbi, şifa
lütfeyle; şifa veren Sensin. Zararı ortadan kaldıracak ancak Sensin, Senden başka şifa veren yoktur’.
164
:‫اب ِب َل َّم ٍة ِم َن ا ْل ِج ِّن‬
ِ ‫َما ُي ْف َع ُل بِا ْل ُم َص‬
:‫يضع المصاب بين يديه ثم يقرأ‬
ِ ‫ بِس ِم ا‬،‫يم‬
ِ ِ
ِ ‫الشي َط‬
َ
‫هلل‬
‫ان‬
ْ ِ ‫الر ۪ج‬
ْ َّ ‫أ ُعو ُذ بِاهلل م َن‬
َّ
‫الرحمن‬
‫ين‬
َ ‫الر ۪حي ِـم ﴿ َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َر ِّب ا ْل َعا َل ۪م‬
َّ ِ ٰ ْ َّ
‫۝ الرحمن‬
‫ين ۝‬
ِ ‫الد‬
ّ ۪ ‫يم ۝ َما ِل ِك َي ْو ِم‬
ِ ‫الر ۪ح‬
َّ ِ ٰ ْ َّ َ
‫اط‬
َ ‫الص َر‬
ُ ‫إ َِّياكَ َن ْع ُب ُد َوإ َِّياكَ َن ْس َت ۪ع‬
ِّ ‫ين ۝ ِا ْه ِد َنا‬
۪
‫ين َأ ْن َع ْم َت َع َل ْيهِ ْم‬
َ ‫يم ۝ ِص َر‬
َ ‫اط ا َّل ۪ذ‬
َ ‫ا ْل ُم ْس َتق‬
﴾‫ين‬
ِ ‫َغ ْي ِر ا ْل َم ْغ ُض‬
َ ‫وب َع َل ْيهِ ْم َو‬
َ ‫ال الض ّآَ ۪ ّل‬
1 ‫ٰا ۪مين‬
َ
Cin çarpınca
Cin çarpan insanı
önüne oturtur, Eûzü besmele’ çeker ve Kur’ân’dan şu yerleri okur:
1. a) Fâtiha sûresini:
‘Bütün hamdler, övgüler Âlemlerin Rabbi Allah’adır. O Rahmândır,
Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi
öyleyse deyiniz:) Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet
umarız. Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve
lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve
sapkınlarınkine değil.’ Âmîn.
165
‫ال َر ْي َب ۪في ِه ُه ًدى‬
َ ‫اب‬
ُ ‫ـم ۝ ٰذ ِل َك ا ْل ِك َت‬
ٓ ٓ ‫﴿ال‬
1. b) Bakara sûresinin ilk beş âyetini:
۪
‫ون‬
َ ‫يم‬
َ ‫ين ُي ْؤ ِم ُن‬
َ ‫ين ۝ َا َّل ۪ذ‬
َ ‫ِل ْل ُم َّت ۪ق‬
ُ ‫ون بِا ْل َغ ْي ِب َو ُيق‬
‫ين‬
َ ‫���م ُي ْن ِف ُق‬
ُ ‫الص ٰل���و َة َو ِم َّما َر َز ْق َن‬
َ ‫ون ۝ َوا َّل ۪ذ‬
َّ
ْ ‫اه‬
‫���ون ب َِما ٓ ُأ ْن ِز َل ِإ َل ْي َك َو َما ٓ ُأ ْن ِز َل ِم ْن َق ْب ِل َك‬
َ ‫ُي ْؤ ِم ُن‬
‘Elif, Lâm, Mîm. ‫ك َع ٰلى ُه ًدى‬
َ ‫ون ۝ ُأ ۨول ٰۤ ِئ‬
َ ‫َو ِبالاْ ٰ ِخ َر ِة ُه ْم ُيو ِق ُن‬
İşte Kitab! Şüphe
1 ﴾‫ون‬
َ ‫ِم ْن َر ّبِهِ ْم و ُأ ۨول ٰۤ ِئ َك ُه ُم ا ْل ُم ْف ِل ُح‬
yoktur onda, rehberdir müttakîlere.
ِ ‫﴿و ِإ ٰل ُه ُكم ِإ ٰل ٌه َو‬
‫اح ٌد الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ ُه َو الر ْح ٰم ُن‬
َ
O müttakîler ki göْ
َّ
rünmeyen âleme ‫ات والأْ َ رض‬
۪
۪
ِ ْ َ ِ ‫الس � ٰ�م َو‬
ُ ‫الرح‬
َّ ِ‫يم ۝ إ َِّن في َخ ْلق‬
َّ
inanırlar, namazِ ‫الن َهارِ َوا ْل ُف ْل‬
larını tam dikkatle ‫ك ا َّل ۪تي َتج ۪ري‬
ْ ‫َو‬
َّ ‫اخ ِت�َل�اَ ِف ا َّل ْي ِل َو‬
ْ
ifa ederler, kendiُ ‫�اس َوم َٓا َأ ْن َز َل ا‬
lerine ihsan ettiği- ‫هلل ِم َن‬
َّ ‫ِف ��ي ا ْل َب ْح ِر ب َِما َي ْن َف ُع‬
َ � ‫الن‬
miz nimetlerden
‫ض َب ْع َد َم ْو ِت َها‬
َ ‫الس َـما ِء ِم ْن مآَ ٍء َف َأ ْح َيا ِب ِه الأْ َ ْر‬
infak ederler. Hem
َّ
Sana indirilen Kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Ahirete
de kesin olarak onlar inanırlar. İşte onlar, Rablerinden gelen bir
hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.’
2. c) Aynı sûrenin 163 ve 164. âyetlerini:
‘Hepinizin ilâhı tek İlâhtır. Ondan başka tanrı yoktur. O, Rahmândır,
Rahîmdir. Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün sürelerinin değişmesinde, insanlara fayda sağlamak üzere denizlerde
gemilerin süzülüşünde, Allah’ın gökten indirip kendisiyle ölmüş
yeri canlandırdığı yağmurda...
166
ٍ
ِ ۪ َّ � ‫َو َب‬
ِ
‫اح‬
ِ ‫الر َي‬
ِّ ‫�ث ف َيها م ْن ُك ِّل داَ َّب� �ة َو َت ْص ۪ريف‬
‫ض‬
ِ ‫الس � َ�ح‬
ِ ‫الس ��م َٓا ِء َوالأْ َ ْر‬
َّ ‫اب ا ْل ُم َس َّخ ِر َب ْي َن‬
َّ ‫َو‬
ٍ ‫لاَ ٰ َي‬
1 ﴾‫ون‬
َ ‫ات ِل َق ْو ٍم َي ْع ِق ُل‬
َٓ ‫هلل‬
‫ال‬
َ ۚ ‫���وم‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َ���ه ِإ‬
ُ ‫﴿ َا‬
ُ ‫���ي ا ْل َق ُّي‬
َ ‫ال ُه‬
ُّ ‫���و ۚ َا ْل َح‬
ِ ‫���ذ ُه ِس َ���ن ٌة َوالَ َنو ٌم َل � ُ�ه َما ِفي الس ��مو‬
‫ات‬
ُ ‫َت ْأ ُخ‬
َ ٰ َّ
ْ
‫ض َم � ْ�ن َذا ا َّل ۪ذي َي ْش��� َف ُع ِع ْن َد ُ ٓه‬
ِ ‫َو َم ��ا ِفي الأْ َ ْر‬
۪ َ
۪ ِ َّ ‫ِإ‬
‫���م َو َما َخ ْل َف ُه ْم‬
ْ ِ‫���م َما َب ْي َن أ ْيديه‬
ُ ‫ال ِبإ ِْذن���ه َي ْع َل‬
‫ال ب َِما ش��� َٓا َء‬
ُ ‫ال ُي ۪ح‬
َ ‫َو‬
َ ‫يط‬
َّ ‫ون ب َِش � ْ�ي ٍء ِم ْن ِع ْل ِم ۪ه ٓ ِإ‬
ِ ‫َو ِس َع ُكر ِسي ُه السمو‬
‫ض َوالَ َي ُۧؤ ُد ُه‬
َ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ ُّ ْ
2
ِ
ِ
۪
﴾‫يم‬
ُ ‫ح ْف ُظ ُه َما َو ُه َو ا ْل َعل ُّي ا ْل َعظ‬
1....ve yeryüzünde
hayat verip yaydığı
canlılarda, rüzgarların yönlerini değiştirip durmasında,
gökle yer arasında
emre hazır bulutların
duruşunda elbette
aklını kullanan kimseler için Allah’ın
varlığına ve birliğine
nice deliller vardır.’
2. d) Yine aynı sûrenin 255. âyetini (Âyetü’l-Kürsi):
‘Allah o İlâhtır ki kendisinden başka ilâh yoktur. Hayy’dır,
Kayyûm’dur Kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa Onundur. İzni olmadan huzurunda şefaat
etmek kimin haddine? Yarattığı mahlûkların önünde-ardında ne
var, hepsini bilir. Mahlûklar ise Onun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek Ona ağır gelmez, O
öyle ulu, öyle büyüktür.’
167
ِ ‫﴿لهلِ ِ َما ِفي السمو‬
‫ض َوإ ِْن‬
ِ ‫ات َو َما ِفي الأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ
ٓ ‫ُتب ُدوا َما ۪ف‬
ِ ‫وه ُي َح‬
‫اس ْ���ب ُك ْم‬
ُ ‫ي َأ ْن ُف ِس‬
ُ ‫���ك ْم َأ ْو ُت ْخ ُف‬
ْ
ۘ
‫هلل َف َي ْغ ِف ُر ِل َم ْن َيش��� َٓا ُء َو ُي َع ِّذ ُب َم ْن َيش��� َٓا ُء‬
ُ ‫بِ��� ِه ا‬
‫���ول‬
‫واهلل عل���ى كل ش���ي ٍء ق ۪دير ۝ امن‬
ُ ‫الر ُس‬
َّ َ َ ٰ ٌ َ ْ َ ِّ ُ ٰ َ ُ َ
۪ ‫���ز َل ِإ َلي ِه ِم ْن َر ّب‬
ُ ٓ
‫ون ۘ ُكلٌّ ٰا َم َن‬
َ ‫ِ���ه َوا ْل ُم ْؤ ِم ُن‬
ْ ِ ‫بِماَ أ ْن‬
ِ ‫بِا‬
‫هلل َو َملٰۤ ِئ َك ِت ۪ه َو ُك ُتب ِ۪ه َو ُر ُس ِل ۪هۘ الَ ُن َف ِّر ُق َب ْي َن َأ َح ٍد‬
‫ِم ْن ُر ُس ِل ٗ ۪ ۗه َو َقا ُلوا َس ِم ْع َنا َو َأ َط ْع َنا ُغ ْف َرا َن َك َر َّب َنا‬
1. e) Aynı sûrenin
son üç âyetini:
‘Göklerde ve yerde olan her şey
Allah’ındır.
Ey
insanlar, siz içinizdeki şeyleri açığa
vursanız da, gizleseniz de Allah
sizi onlardan do- َّ‫�ف اهللُ َن ْفس� �اً ِإال‬
۪
َ ‫َو ِإ َل ْي‬
ُ � ‫ي���ر ۝ الَ ُي َك ِّل‬
ُ ‫���ك ا ْل َمص‬
layı hesaba çeker.
ۘ
Sonra dilediğini ‫ت ۘ رب َنا‬
َّ َ ْ ‫ُو ْس َع َها َل َها َما َك َس َب ْت َو َع َل ْي َها ماَ ْاك َت َس َب‬
affeder, dilediğiۚ
ِ ‫الَ ُت َؤ‬
ni azaba uğratır. ‫ح ِم ْل‬
ْ ‫اخ ْذن َٓا إ ِْن َن ۪س َينآ َأ ْو َأ ْخ َط ْأ َنا َر َّب َنا َوالَ َت‬
Doğrusu Allah her
‫ين ِم ْن َق ْب ِل َن ۚا‬
şeye kadirdir.Peyَ ‫َع َل ْين َٓا إ ِْصر ًا َكم َا َح َم ْل َت ُه َع َلى ا َّل ۪ذ‬
gamber,
Rabbi
tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de. Onlardan her biri
Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. ‘Onun
resûllerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz’ dediler ve eklediler: ‘İşittik ve itaat ettik yâ Rabbenâ, affını dileriz, dönüşümüz Sanadır. Allah hiç kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü
tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da
kendi aleyhinedir. Yâ Rabbenâ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak
yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma. Yâ Rabbenâ!
Üstümüze, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme...
168
‫ف‬
ُ ‫َر َّب َنا َوالَ ُت َح ِّم ْل َن���ا َما الَ َطا َق َة َل َنا ِب ِه ۚ َو ْاع‬
‫َع َّن���اۗ َو ْاغ ِف ْر َل َنا ۗ َو ْار َح ْم َن ۗا َأ ْن َت َم ْو ٰل َينا َفا ْن ُص ْر َنا‬
‫هلل َأ َّن ُه‬
َ 1 ﴾‫ين‬
ُ ‫﴿ش���هِ َد ا‬
َ ‫���و ِم ا ْل َكا ِف ۪ر‬
ْ ‫َع َل���ى ا ْل َق‬
ً‫���و ۙ َوا ْل َملٰۤ ِئ َك ُة َو ُأ ۨو ُلوا ا ْل ِع ْل ِم ق َٓا ِئما‬
َّ ‫���ه ِإ‬
َ ‫الَٓ ِإ ٰل‬
َ ‫ال ُه‬
2
۪
ٓ ِ ِ
﴾‫يم‬
ُ ‫بِا ْلق ْسط الَ ِإ ٰل َه ِإالَّ ُه َو ا ْل َع ۪ز ُيز ا ْل َحك‬
۪
ِ ‫���ق الس���مو‬
‫ات‬
َ ٰ َّ َ ‫���م اهللُ ا َّل���ذي َخ َل‬
ُ ‫﴿إ َِّن َر َّب ُك‬
‫اس َ���ت ٰوى َع َلى‬
َ ‫َوالأْ َ ْر‬
ٍ ‫���ت ِة َأ َّي‬
َّ ‫ض ۪ف���ي ِس‬
ْ ‫���ام ُث َّم‬
‫���ه َح ۪ثيث ًا‬
ِ ‫���ر‬
َ ‫ش ُي ْغ ِش���ي ا َّل ْي‬
َّ ‫���ل‬
ُ ‫���ار َي ْط ُل ُب‬
َ ‫الن َه‬
ْ ‫ا ْل َع‬
ٍ ‫�وم ُمس � َّ�خر‬
‫ات‬
َّ ‫َو‬
َ ‫الش � ْ�م‬
َ َ َ � ‫س َوا ْل َق َم � َ�ر َوال ُّن ُج‬
َ ْ‫لأ‬
َ ۪ َ
‫اركَ اهللُ َر ُّب‬
َ ‫���ر َت َب‬
ُ ‫ِبأ ْم � ِ�ره أالَ َل ُه ا ْل َخ ْل ُق َوا ْم‬
3
‫ين‬
َ ‫ا ْل َعا َل ۪م‬
1. Yâ Rabbenâ! Takat
getiremeyeceğimiz
şeylerle bizi yükümlü tutma. Affet bizi,
lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet
buyur bize. Sensin
mevlâmız, yardımcımız, kâfir topluluklara karşı Sen yardım
eyle bize.’
2. f) Âl-i İmran
sûresinin 18. ayetini:
‘Allah‘tan başka tanrı bulunmadığına şahit bizzat Allah‘tır. Bütün
melekler, hak ve adaletten ayrılmayan ilim adamları da bu gerçeğe, Aziz ve Hakîm Allah‘tan başka tanrı olmadığına şahittirler.’
3. g) A’râf sûresinin 54, 55 ve 56. ayetlerini:
‘Rabbiniz o Allah’tır ki gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra da
Arş’a istiva buyurdu. O Allah ki geceyi, durmadan onu kovalayan
gündüze bürür. Güneş, Ay ve bütün yıldızlar hep Onun buyruğu
ile hareket ederler. İyi bilesiniz ki yaratmak da, emretme yetkisi de
Ona mahsustur. Evet o Rabbü’l-Âlemîn olan Allah ne yücedir.
169
‫ادعوا ربكم تضرعا وخفية ۘ ِإنه ال ي ِحب‬
ُّ ُ َ ُ َّ ً َ ْ ُ َ ً ُّ َ َ ْ ُ َّ َ ُ ْ ُ
Rabbinize yalvararak, için için
ِ ‫ين ۝ َوالَ ُت ْف ِس � ُ�دوا ِف ��ي الأْ َ ْر‬
başka nazarlardan ‫ض َب ْع َد‬
َ ‫ا ْل ُم ْع َت ۪د‬
uzak, gizlice dua
edin. Gerçekten ‫ت‬
َ ‫وه َخ ْوف ًا َو َط َمع ًا إ َِّن َر ْح َم‬
ُ ‫إ ِْصلاَ ِح َه ��ا َو ْاد ُع‬
O haddi aşanِ ‫ا‬
1 ﴾‫س ۪نين‬
ları hiç sevmez.
َ ِ ‫يب ِم َن ا ْل ُم ْح‬
ٌ ‫هلل َق ۪ر‬
Düzeltilmiş olan
ülkeyi ifsad etme- ‫ـق ۚ الَٓ ِإ ٰل َه ِالاَّ ُهو‬
ُّ ‫﴿ َف َت َعا َل���ى اهللُ ا ْل َم ِل ُك ا ْل َح‬
َ
yin. Hem endişe
ِ ‫���د ُع َم َع ا‬
hem de ümit ile ‫هلل‬
ِ ‫���ر‬
ْ ‫ي���م ۝ َو َم ْن َي‬
ِ ‫ش ا ْل َك ۪ر‬
ْ ‫َر ُّب ا ْل َع‬
Ona yalvarın. Muhakkak ki Allah’ın ‫حس���ابه ِعن َد‬
َ ۙ ‫ِإ ٰله ًا ٰا َخ َر‬
َ ‫ال ُب ْر َه‬
ْ ُ ُ َ ِ ‫ان َل ُه ب ِ۪ه ۙ َف ِإ َّن َما‬
rahmeti iyi kimseۘ ۪ ‫رب‬
lere yakındır.’
ِ
ِ
‫ون ۝ َو ُق ْل َر ِّب‬
َ ‫���ر‬
ُ ‫ِ���ه ِإ َّن‬
َّ
ُ ‫���ه الَ ُي ْـفل ُح ا ْل َكاف‬
2. h) Mü’minûn
sûresinden 116, 117
ِ
ِ
2 ﴾‫خير الراح ۪مين‬
‫اغفر وارحم و َأنت‬
َ
َّ ُ ْ َ َ ْ َ ْ َ ْ َ ْ ْ
ve 118. âyetleri:
ِ ‫﴿والصآَ َّف‬
‘Öyleyse artık şu ‫ات َزجراً ۝‬
ِ ‫الز‬
َّ ‫ات َص ًّفا ۝ َف‬
ْ ِ ‫اج َر‬
َ
gerçeği bilin ki
ِ ‫التـا ِلي‬
Allah yüceler yü3 ‫احـــد‬
ٌ ِ ‫ـات ِذ ْكــر ًا ۝ إ َِّن ِإ ٰل َـه ُـك ْـم َل َـو‬
َ َّ ‫َف‬
cesidir.
Gerçek
hükümran Odur.
Ondan başka tanrı yoktur. Pek değerli Arş’ın Rabbidir O. O halde, kim tanrılığını ispat edecek hiçbir delili olmamasına rağmen,
Allah’ın yanısıra başka bir tanrıya taparsa, ahirette Rabbinin huzurunda hesabını verecek, cezasını çekecektir. Şurası muhakkak
ki kâfirler asla iflâh olmazlar. Öyleyse ey Resûlüm ve ey mü’min,
sen şöyle dua et:’Yâ Rabbi, Sen bizi affet, Sen bize merhamet et.
Zira merhamet edenlerin en hayırlısı Sensin Sen.’
3. ı) Sâffât sûresinden ilk on âyeti:
‘Yemin ederim o saf saf dizilenlere, Sevk u idare edip menedenlere,
Kitap okuyanlara ki; Sizin ilâhınız bir tek İlâhtır.
1.
170
ِ ‫َر ُّب السمو‬
‫ض َو َما َب ْي َن ُه َما َو َر ُّب‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ
ِ
َٓ ‫الس‬
‫الد ْن َي���ا ب ِ۪ز َين ٍة‬
ُّ ‫���ما َء‬
َّ ‫ا ْل َم َش���ارِق ۝ ِإ َّن���ا َز َّي َّن���ا‬
1. O, hem göklerin,
yerin ve ikisi arasında olan bütün
‫ون ِم ْن‬
ِ َ‫ون ِإ َلى ا ْل َم إ‬
َ ‫ل الأْ َ ْع ٰلى َو ُي ْق َذ ُف‬
َ ‫ الَ َي َّس َّم ُع‬varlıkların, hem de
güneşin bütün doğuş
ِ ‫اب َو‬
‫اص ٌب‬
ٌ ‫ ُك ِّل َجا ِن ٍب ۝ ُد ُح���وراً َو َل ُه ْم َع َذ‬yerlerinin Rabbidir.
Biz dünyaya en ya‫اب‬
َ ‫���ن َخ ِط‬
َّ ‫ ۝ ِإ‬kın semayı yıldızlarla
ْ ‫ال َم‬
ٌ ‫���ه‬
َ ‫���ف ا ْل َخ ْط َف َة َف َأ ْت َب َع ُه ِش‬
süsledik. Ve orayı her
‫ال ُهوَ َعا ِل ُم‬
َ ‫هلل ا َّل ۪ذي‬
َّ ‫الٓ ِإ ٰل َه ِإ‬
ُ ‫﴿ه َو ا‬
ُ 1 ﴾‫���ب‬
ٌ ‫ َثا ِق‬türlü şeytandan ko۪ ‫الش َه َاد ِة ۚ ُهو الر ْحم ُن‬
‫يم ۝ ُه َو‬
َّ ‫ ا ْل َغ ْي ِب َو‬ruduk. Onlar Mele-i
ٰ َّ َ
ُ ‫الرح‬
َّ
A’lâ’ya yükselip din‫وس‬
ُ ‫���و ۚ َا ْل َم ِل‬
َ ‫ اهللُ ا َّل ۪���ذي‬leyemezler ve her
َ ‫الٓ ِإ ٰل‬
ُ ‫���ك ا ْل ُق ُّد‬
َ ‫���ه ِإالَّ ُه‬
taraftan bombardı‫ي���ز ا ْل َج َّب ُار‬
ُ ‫���ن ا ْل َع ۪ز‬
ُ ‫���ن ا ْل ُم َه ْي ِم‬
ُ ‫الس�ل�اَ ُم ا ْل ُم ْؤ ِم‬
َّ
mana tutulurlar. Dinۘ
lemeye kalksalar koِ
2 ‫ون‬
‫ِر‬
‫ك‬
‫ر‬
‫ش‬
‫ي‬
‫ا‬
‫م‬
‫ع‬
‫هلل‬
‫ا‬
‫ان‬
‫ح‬
‫ب‬
‫س‬
‫ب‬
‫ك‬
‫ت‬
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
َ
ِ
ْ
َ ُ ْ ُ َّ َ
َ َ ُْ ُّ َُ
vulup atılırlar. Hem
onlar için devamlı bir
azap vardır. Ne var ki içlerinden birisi bir söz kırıntısı kapmayı başarırsa, derhal yakıcı ve delici bir ışın onu kovalar.’
ٍ ‫ا ْل َك َو ِاك ِب ۝ َو ِح ْفظ ًا ِم ْن ُك ِّل َشي َط‬
‫ان َمارِ ٍد ۝‬
ْ
2. i) Haşr sûresinin son üç âyetini:
‘Allah’tır gerçek İlâh! Ondan başka yoktur ilâh. Görünmeyen ve
görünen her şeyi bilir. O Rahmân’dır, Rahîm‘dir. Allah’tır gerçek
İlâh, Ondan başka yoktur ilâh. O Melik’tir, Kuddûs’dür, Selâm’dır,
Mü’min’dir, Müheymin’dir, Azîz’dir, Cebbâr’dır, Mütekebbir’dir.
Allah, müşriklerin iddialarından münezzeh ve yücedir.
171
1. Allah o gerçek İlahtır
ki Hâlık’tır, Bâri’dir,
Musavvir’dir. Hasılı, en güzel isimler
ve vasıflar Onundur.
Göklerdene var, yerde ne
varsa hepsi Onu
tesbih ve tenzih
eder. O, Azîz‘dir,
Hakîm’dir.’
2. j) Cin sûresinin 3.
âyetini: ‘Rabbimizin şanı çok yücedir. O ne eş ne de
çocuk edinmiştir.’
‫ارِئ ا ْل ُم َص ِّو ُر َل ُه الأْ َ ْسم َا ُء‬
ُ ‫ُه َو اهللُ ا ْل َخا ِل ُق ا ْل َب‬
ِ ‫ا ْل ُحس ٰنى ُيسب ُِح َل ُه َما ِفي السمو‬
‫ض‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ
ْ
َّ
۪
1 ﴾‫كي���م‬
‫﴿و َأ َّن ُه َت َعا ٰلى َج ُّد‬
‫ح‬
‫ل‬
‫ا‬
‫يز‬
‫ز‬
‫ع‬
‫ل‬
‫ا‬
‫���و‬
َ ْ ُ ۪ َ ْ َ ‫َو ُه‬
َ
ُ
ِ ‫ر ّب َِنا َما َّات َخ َذ َص‬
‫ ﴿ ُق ْل ُه َو‬2 ﴾ً‫اح َب ًة َوالَ َو َلدا‬
َ
‫الص َم ُد ۚ ۝ َل ْم َي ِل ْد َو َل ْم ُيو َل ْد ۙ۝‬
ُ ‫هلل َأ َح ٌد ۚ ۝ َا‬
ُ ‫ا‬
َّ ‫هلل‬
‫ ﴿ ُق ْل َأ ُعو ُذ ب َِر ِّب‬3 ﴾‫َو َل ْم َي ُك ْن َل ُه ُك ُف ��واً َأ َح ٌد‬
ِ ‫ا ْل َف َلقِ ۙ ۝ ِم ْن َش ِر َما َخ َل َق ۙ ۝ َو ِم ْن َش ِر َغ‬
ٍ‫اسق‬
ّ
ّ
ِ ‫الن َّفا َث‬
‫���ر‬
‫ش‬
‫ن‬
‫ات ِفي ا ْل ُع َق ِد ۙ ۝‬
َّ ِّ َ ْ ‫ِإ َذا َو َق َب ۙ ۝ َو ِم‬
ٍ ‫اس‬
ِ
ِ ‫���ر َح‬
‫ ﴿ ُق ْل َأ ُعو ُذ‬4 ﴾‫���د‬
َ ‫���د ِإ َذا َح َس‬
ِّ ‫َوم ْن َش‬
‫اس ۙ۝‬
ِ ‫الن‬
ِ ‫الن‬
ِ ‫الن‬
َّ ‫اس ۙ ۝ ِإ ٰل ِه‬
َّ ‫���اس ۙ ۝ َم ِل ِك‬
َّ ‫ِ���ر ِّب‬
َ ‫ب‬
‫س‬
ِ ‫اس ا ْل َخ َّن‬
ِ ‫ِم ْن َش ِّر ا ْل َو ْس َو‬
ُ ‫اس ۙ ۝ َا َّل ۪ذي ُي َو ْس ِو‬
5 ﴾‫اس‬
ِ ‫الن‬
ِ ‫الن‬
َّ ِ‫۪في ُص ُدور‬
َّ ‫اس ۙ۝ ِم َن ا ْل ِج َّن ِة َو‬
3. k) İhlâs sûresini:
‘De
ki:
O,
Allah’tır,
tektir.
Allah Samed’dir.
Ne doğurdu ne de
doğuruldu, Ne de herhangi bir şey Ona denk oldu.’
4. l) Felâk sûresini: ‘De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. Yarattığı
şeylerin şerrinden, Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
Düğümlere üfleyip büyü yapan büyücü kadınların şerrinden. Ve
hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.’
5. m) Nâs sûresini: ‘De ki: İnsanların Rabbine. İnsanların yegâne
Hükümdarına. İnsanların İlâhına sığınırım. O sinsi şeytanın şerrinden. O ki insanların kalblerine vesvese verir. O şeytan, cinlerden
de olur insanlardan da.’
172
:‫ِإ َذا ُأ ِتي ب َِم ْع ُتو ٍه‬
َ
‫ كلما‬،‫يرقي���ه بالفاتح���ة ثالث���ة أيام غدوة وعش���ية‬
1
‫ختمها جمع بصاقه ثم تفله‬
:‫يغ‬
ِ ‫َما ُي ْف َع ُل بِال َّل ۪د‬
‫مرات ويمسح اللدغة بماء‬
ّ ‫يقرأ بفاتحة الكتاب سبع‬
2
‫وملح ويقرأ عليهما سورة الكافرون والمعوذتين‬
ِ ‫َما ُي ْقر ُأ َع َلى ا ْل َم ْحر‬
:‫وق‬
ُ
َ
ِ ‫ ِا ْش‬،‫اس‬
‫���ف َأ ْن َت‬
ِ ‫َأ ْذ ِه‬
ِ ‫الن‬
َّ ‫س َر َّب‬
َ ‫���ب ا ْل َب��� ْأ‬
3 ‫شا ِفي ِإالَّٓ َأ ْنت‬
‫الش ۪افي ال‬
َّ
َ
َ َ َ
:‫ان ِب ِه َق ْر َح ٌة َأ ْو ُج ْر ٌح‬
َ ‫إ َذا َك‬
Mâ’tûha
(bunamışa)
yapılacak dua
1. Mâ’tûha üç gün
sabah akşam Fâtiha
sûresi ile rukye yapar. Her Fâtiha’yı
bitirişte tükrüğü ile
tüf, tüf eder.
Yılan, akrep vs.
sokmalarında
‫الس���بابة‬
‫إ َذا كان ب���ه قرح���ة أو جرح يضع إصبعه‬
ّ
2. Yedi defa Fâtiha’yı
okur ve akrebin sok4 ‫ال‬
ً ‫في األرض ثم يرفعها قائ‬
tuğu yeri su ve tuz
karışımı ile siler ve
bu karışıma Kâfirûn ile Felâk ve Nâs sûrelerini okur.
Yanan kişiye
3. (Ey) insanların Rabbi! Sıkıntıyı gider. Şifâ ihsan et, Şâfî Sensin.
Senden başka şifâ veren yoktur.
İltihap ve yaralara
4. İltihap ve yarası olan, işaret parmağını yere kor, sonra şöyle diyerek kaldırır:
173
ِ ‫���م ا‬
‫هلل ُت ْر َب ُة َأ ْر ِض َنا ب ِ۪ري َق ِة َب ْع ِض َنا ُي ْش ٰفى‬
ِ ‫ب ِْس‬
1
۪ ۪
‫يم َنا ِبإ ِْذ ِن َر ّب َِنا‬
ُ ‫بِه َسق‬
:‫ول‬
ُ ‫َوإ ِْن َأ َص َاب ُه ُض ٌّر َف َس ِئ َم ِم َن ا ْل َح َيا ِة َي ُق‬
‫���م َأ ْح ِي ۪ن���ي َما َكا َن ِت ا ْل َح َي���ا ُة َخ ْيراً ۪لي‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
2
1. ‘Allah’ın ismiyle,
arzımızın toprağı,
bazımızın tükrüğü,
Rabbimizin izniyle
hastalarımız şifa
bulur.’
‫َو َتو َّف ۪ني ِإ َذا َكا َن ِت ا ْل َو َفا ُة َخ ْيراً ۪لي‬
:‫ول َم ْن َأ َص َاب َه َر َم ٌد‬
ُ ‫َي ُق‬
‫���ه ا ْل َوارِ َث‬
ُ ‫اج َع ْل‬
ْ ‫���م َم ِّت ْع ۪ن���ي ب َِب َص ۪ري َو‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫ِم ۪ ّني َو َأرِ ۪ني ِفي ا ْل َع ُد ِّو َث ْأر۪ ي َوا ْن ُص ْر ۪ني َع ٰلى‬
3 ‫ظ َلم ۪ني‬
َ َ ‫َم ْن‬
Mutazarrır olup
hayattan bıktığı an
2. Allahım, hayatta kalmam hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat,
vefatım hayırlı olduğu zaman da beni öldür.
Göz ağrılarında
3. Allahım, gözümden beni yararlandır ve (ölünceye kadar) onu
sıhhat ü afiyette kıl. Düşmanıma karşı intikamımı bana göster ve
bana zulmedene karşı da yardım ihsan eyle.
174
:‫ول َم ْن ِب ِه ُح ّٰمى‬
ُ ‫َي ُق‬
ِ ‫ َن ُعو ُذ بِ���ا‬،‫۪ي���ر‬
ِ ‫���م ا‬
‫يم ِم ْن‬
ِ ‫هلل ا ْل َكب‬
ِ ‫هلل ا ْل َع ۪ظ‬
ِ ‫ب ِْس‬
1 ِ‫ش ِر ح ِر النار‬
َّ ّ َ ّ َ ‫ َو ِم ْن‬، ٍ‫َش ِّر ُك ِّل ِع ْر ٍق َن َّعار‬
:‫اش َت َكى‬
ْ ‫ِإ َذا‬
‫إذا اش���تكى ألم���اً أو ش���يئاً في جس���ده يضع يده‬
:‫على الموضع الذي يؤلمه ويقول‬
ِ ‫ بِس ِم ا‬،‫هلل‬
ِ ‫���م ا‬
ِ ‫���م ا‬
‫ َأ ُعو ُذ ب ِِع َّز ِة‬،‫هلل‬
ِ ‫ ب ِْس‬،‫هلل‬
ِ ‫ب ِْس‬
ْ
ِ ِ ِ
ِ
‫���ر م���آَ َأ ِج ُد َو ُأ َح���ا ِذ ُر ِم ْن‬
ِّ ‫اهلل َو ُق ْد َرت���ه م ْن َش‬
2 َ‫وج ۪عي هذا‬
ٰ
َ َ
)ً‫(يعيد هذا الفعل والدعاء سبعا‬
Hummaya
tutulduğunda
1. Büyük Allah’ın
adıyla. Kanı kesilmeyen damarın şerri
ve ateşin sıcaklığının şerrinden yüce
Allah’a sığınırız.
Rahatsız olduğunda
2. Bedeninin bir yeri rahatsızlandığında, elini oraya koyarak şöyle
dua eder: ‘Allah’ın ismiyle, Allah’ın ismiyle, Allah’ın ismiyle. (Vücudumda) duyduğum (ağrının) şerrinden ve sakındığım (korktuğum) şu acıdan, ağrıdan Allah’ın izzet ve kudretine sığınırım.’
(Bu dua bitince elini kaldırır, sonra tekrar ağrı yerine koyarak bir
daha dua eder. Bu şekilde duayı yediye tamamlar.)
175
:ً‫ِإ َذا َع َاد َم ۪ريضا‬
‫يمس���ح الموض���ع العليل أو الج���رح بيده اليمنى‬
:ً‫قائال‬
Hasta
ziyaretinde
1. Sağ eliyle hasta
olan yeri mesh
eder, sonra da şöyle der: ‘Zararı yok.
Tertemiz (bir şey
yoktur) inşâallah .’
(2 defa)
‫���م‬
َ
ُ ‫ور إ ِْن ش��� َا َء ا‬
ِ ‫ ب ِْس‬1 )٢( ‫هلل‬
ٌ ‫ َط ُه‬،‫س‬
َ ‫ال َب ْأ‬
ِ ‫ا‬
۪ ‫���فى ب‬
‫ِ���ه‬
ٰ ‫هلل ُت ْر َب��� ُة َأ ْر ِض َن���ا ب ِ۪ري َق��� ِة َب ْع ِض َن���ا ُي ْش‬
ِ
۪
ِ
2
‫س‬
َ ‫���م َأ ْذه ِب ا ْل َب ْأ‬
ُ ‫َس���ق‬
ََّ ‫يم َنا ِبإ ِْذن َر ّب َِنا َال َّل ُه‬
۪ ‫الش‬
ِ ‫ ِا ْش‬،‫اس‬
‫���افي الَ ِش���ف َٓا َء‬
ِ ‫الن‬
َّ ‫���ف َأ ْن َت‬
َّ ‫َر َّب‬
‫ ب ِْس ِم‬3 ‫ال ُي َغا ِد ُر َس��� َقم ًا‬
َ ‫ال ِش���ف َٓا ُءكَ ِش���ف َٓا ًء‬
َّ ‫ِإ‬
ِ َ ‫يك ِم ْن ُك ِّل َش���ي ٍء ُي ْؤ ۪ذ‬
ِ ‫ا‬
‫���ر‬
َ ‫هلل َأ ْر ۪ق‬
ِّ ‫يك َوم ْن َش‬
ْ
ِ ‫س َأ ْو َعي ٍن َح‬
‫ ب ِْس ِم‬،‫يك‬
ٍ ‫ُك ِّل َن ْف‬
َ ‫ َاهللُ َي ْش ۪ف‬،‫اس ٍد‬
ْ
4
ِ ‫ا‬
‫يك‬
َ ‫هلل َأ ْر ۪ق‬
2. Allah’ın ismiyle;
arzımızın toprağı, bazımızın tükrüğü, Allah’ın izniyle hastalarımız
şifa bulur.
3. İnsanların rabbi Allahım, hastalığı gider, şifâ ver. Şifâ veren Sensin. Senin şifândan başka şifâ yoktur. Öyle bir şifâ ver ki, hiç hastalık bırakmasın.
4. Sana eziyet veren her şeyden, her canlının şerrinden veya her
hasetçinin gözünden Allah’ın ismiyle sana okurum, üflerim. Allah
sana şifâ verir. Allah’ın adıyla sana okuyor, üflüyorum.
176
ِ ‫���م ا‬
۪ ‫ َاهللُ َي ْش‬،‫يك‬
‫يك ِم ْن ُك ِّل د ٓاَ ٍء‬
َ ‫���ف‬
َ ‫هلل َأ ْر ۪ق‬
ِ ‫ب ِْس‬
ِ ‫الن َّفا َث‬
‫ات ِف ��ي ا ْل ُع َق ِد ۝ َو ِم ْن‬
َ ‫۪ف‬
َّ ‫﴿و ِم ْن َش � ِّ�ر‬
َ ‫يك‬
ِ ‫���ر َح‬
ِ ‫اش‬
‫ف‬
ْ ‫ َال َّل ُه ََّم‬1 )٣( ﴾‫���د‬
َ ‫اس ٍد ِإ َذا َح َس‬
ِّ ‫َش‬
‫���ك ِإ ٰلى‬
َ ‫���دكَ َي ْن‬
َ ‫���ك ُأ َل َك َع ُدواًّ َأ ْو َي ْم ۪ش���ي َل‬
َ ‫َع ْب‬
‫ َيا فُلاَ ُن‬3 ‫ َال َّل ُه ََّم َعا ِف ۪ه‬،‫اش ِف ۪ه‬
ْ ‫ َال َّل ُه ََّم‬2 ‫َج َن َاز ٍة‬
َ‫هلل ُع ْق َم َك َو َغ َف َر َذ ْن َب َك َو َعا َفاك‬
ُ ‫(يسميه) َشـ َفى ا‬
ّ
4
‫۪في ۪دي ِن َك َو ِج ْس ِم َك ِإ ٰلى ُم َّد ِة َأ َج ِل َك‬
:‫ين َع َاد َم ۪ريض ًا َل ْم َي ْح ُض ْر َأ َج ُل ُه‬
ُ ‫َي ُق‬
َ ‫ول ۪ح‬
۪ َ ‫َأس َأ ُل ا‬
‫يــم‬
ِ ‫ب ا ْل َع ْر‬
ِ ‫ش ا ْل َع ۪ـظ‬
َّ ‫ـيم َر‬
ْ
َ ‫هلل ا ْل َعـظ‬
5 )٧( ‫ـك‬
َ َ ‫َأ ْن َي ْـش ِفـيـ‬
1. Allah’ın adıyla
sana okuyor, üflüyorum. Allah, sana,
sendeki her türlü
dertten, ‘düğümlere
üfleyenlerin şerrinden. Ve hased ettiği
zaman
hasetçinin
şerrinden’ şifa versin. (3 defa)
2. Allahım, Senin
için bir düşman öldüren veya Senin
için cenazeye giden
kuluna şifâ ver.
3. Allahım, ona şifa ver. Allahım, ona afiyet ihsan eyle.
4. Ey filan (ismini söyler), Allah kısırlığına şifa versin, günahını bağışlasın, ecelin gelinceye kadar dinine ve bedenine afiyet bahşeylesin.
Eceli henüz gelmemiş olan hastaya
5. Arş-ı Azim’in sahibi Yüce Allah’tan sana şifa vermesini dilerim.
(7 defa)
177
:‫ض َم ْو ِت ِه‬
ِ ‫َي ْق َر ُأ ۪في َم َر‬
Ölüm
hastalığında
1. 40 defa, ‘Senden
başka ilâh yoktur. Seni tesbih
ederim. Şüphesiz
ben zalimlerden
oldum.’ der.
2.
َّٓ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َٓ ﴿
‫ـت‬
َ ‫ـت ُس ْـــب َـحـا َن‬
ُ ‫ــك ِإ ۪ ّنـي ُك ْـــن‬
َ ‫ال َأ ْن‬
1 )٤٠(﴾‫الظا ِل ۪مين‬
َّ ‫ــن‬
َ
َ ‫ِم‬
َ‫ الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهللُ َو ْح َد ُه ال‬،‫الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهللُ َواهللُ َأ ْك َب ُر‬
،‫ الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهللُ َل ُه ا ْل ُم ْل ُك َو َل ُه ا ْل َح ْم ُد‬،‫يك َل ُه‬
َ ‫َش ۪ر‬
2
ِ ‫ال بِا‬
‫هلل‬
َّ ‫ال َح ْو َل َوالَ ُق َّو َة ِإ‬
َ ‫هلل َو‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫الَٓ ِإ ٰل َه ِإ‬
:‫ول ا ْل ُم ْح َت َض ُر‬
ُ ‫َي ُق‬
ِ
ٍ ‫���كر‬
ِ
َٓ
،‫ات‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫���ه ِإ‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
َ َ ‫ إ َِّن ل ْل َم ْ���وت َس‬،‫هلل‬
‘Allah’tan baş‫َال َّل ُه ََّم ْاغ ِف ْر ۪لي َو ْار َح ْم ۪ني َو َأ ْل ِح ْق ۪ني ب‬
ِ‫ِالر ۪فيق‬
ka ilâh yoktur.
َّ
Allah büyüktür.
ِ ‫ َال َّل ُه���م َأ ِع ۪ ّن���ي َع ٰل���ى َغم���ر‬3 ‫الأْ َ ْع ٰل���ى‬
‫ات‬
ََّ
َ َ
Allah’tan başka
ilâh yoktur. O birِ ‫ات ا ْلمو‬
ِ ‫ا ْلمو ِت َو َس َكر‬
4 ‫ت‬
ْ َ
ْ َ
َ
dir. Ortağı yoktur.
Allah’tan başka
ilâh yoktur. Mülk ve hamd Ona mahsustur. Allah’tan başka ilâh
yoktur. Güç ve kuvvet ancak Allah’ındır (elindedir)’ der.
Sekerat halindeki kişinin okuyacağı dua
3. Allah’tan başka ilâh yoktur. Şüphesiz ölümün şiddetleri, sadmeleri vardır. Allahım, beni bağışla, bana merhamet et ve beni Yüce
Dost’a kavuştur.
4. Allahım, ölümün sıkıntılarına ve şiddetlerine karşı bana yardım et.
178
1
:‫ين ا ْل ُم ْح َت َض ِر‬
ُ ‫َت ْل ۪ق‬
َٓ " ‫ويلقنه من كان عنده كلمة‬
"ُ‫ال اهلل‬
َّ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
:‫ال‬
ً ‫هلل َقا ِئ‬
َ ‫ِت َي ْد ُعو ا‬
َ ‫َو ِإ َذا َغ َّم‬
َ ‫ض ا ْل َم ّي‬
‫���ه َو َأ ْع ِق ْب ۪ني ِم ْن ُه ُع ْق ٰبى‬
ُ ‫���م ْاغ ِف ْر ۪لي و َل‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫(يسميه) َو ْار َف ْع َد َر َج َت ُه‬
...‫ َال َّل ُه ََّم ْاغ ِف ْر‬،‫َح َس َن ًة‬
ّ
‫ين‬
ْ ‫ين َو‬
َ ‫اخ ُل ْف ُه ۪في َع ِقب ِ۪ه ِفي ا ْل َغاب ِ۪ر‬
َ ‫ِفي ا ْل َم ْه ِد ّي ۪ـ‬
ِ
‫���ح َل ُه‬
َ ‫���ر َل َنا َو َل ُه َيا َر َّب ا ْل َعا َل ۪م‬
ْ ‫ين َوا ْف َس‬
ْ ‫َو ْاغف‬
2 ‫ور َله ۪في ِه‬
ُ ْ ِّ ‫۪في َق ْب ِر ۪ه َو َن‬
.‫س‬
ٓ ‫ثم يقرأ عليه سورة ٰي‬
ِ ‫ول َص‬
:‫اح ُب ا ْل ُم ۪ص َيب ِة‬
ُ ‫َي ُق‬
ِ ‫﴿ ِإ َّنا لهلِ ِ َوإِن َّا ِإ َلي ِه َر‬
‫ون﴾ َال َّل ُه ََّم ْأ ُج ْر ۪ني‬
َ ‫اج ُع‬
ْ
ِ
۪
3 ‫خيراً ِمنها‬
‫ي‬
‫ل‬
‫ف‬
‫ل‬
‫خ‬
ْ
ْ ‫۪في ُم ۪ص َيب ۪تي َو َأ‬
َْ َْ
Can çekişen
kimseye telkin
1.Can çekişenin yanındaki şahıs ona;
‘Lâ ilâhe illallah’
(Allah’tan başka ilâh
yoktur) diye telkinde
bulunur.
Ölünün gözlerini
kapadığında
Ölünün gözlerini kapadığında şöyle dua
eder:
2. ‘Allahım, beni de
onu da bağışla, ona
bedel bana ondan
daha hayırlısını ihsan
eyle. Allahım, (ölünün adını söyleyerek)
falanı bağışla, hidayete erenler içinde derecesini yükselt, geriye kalanlar içinde kendisine hayırlı bir halef ihsan eyle. Ey Âlemlerin Rabbi, bizi ve onu bağışla, kabrini genişlet ve kabrinde onu nurlandır.’
Sonra da Yâsîn sûresini okur.
Musibetzedenin okuyacağı dua
3. ‘Biz Allah’a aidiz ve Ona dönmekteyiz.’ Allahım, bu musibetimde
bana mükâfat lütfeyle, sonra da bundan daha hayırlısını ihsan et.
179
:‫ال ِفي ا ْل َع َزا ِء‬
ُ ‫َو ُي َق‬
‫���ذ َو َل ُه َمآ َأ ْع ٰطى َو ُكلُّ َش���ي ٍء‬
َ ‫إ َِّن لهلِ ِ َم���ا َأ َخ‬
ْ
‫ِع ْن َد ُه ِب َأ َج ٍل ُمس ّمى (ثم يوصي أهل الميت بالصبر‬
ً َ
‫هلل‬
َ ‫ َس‬1 )‫واالحتس���اب‬
َ ‫ال ٌم َع َل ْي َك َف ِإ ۪ ّني َأ ْح َم ُد ا‬
Taziyede
1.
‘Aldığı
da
Allah’ındır, verdiği
de Allah’ındır. Her
şey Onun katında
belirli bir süre ile
sınırlıdır.’ (Sonra
onlara sabırlı olmalarını ve sevabını
Allah’tan beklemelerini tavsiye eder.)
۪ َ ‫ِإ َلي‬
‫ َف َأ ْع َظ َم‬،‫ َأ َّما َب ْع ُد‬،‫���و‬
َ ‫���ك ا َّلذي الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ ُه‬
ْ
َ ْ‫اهللُ َل َ لأ‬
‫���ر َو َر َز َق َن���ا‬
َ ‫���ر َو َأ ْل َه َم‬
َّ ‫���ك‬
َ ‫الص ْب‬
َ ‫���ك ا ْج‬
‫���ك َر َفإ َِّن َأ ْن ُف َس َ���نا َو َأ ْم َوا َل َنا َو َأ ْوالَ َد َنا‬
ْ ‫الش‬
ُّ َ‫َوإ َِّياك‬
ِ ‫���ب ا‬
‫هلل َع َّز َو َج َّل ا ْل َه ۪ن َيئ��� ِة َو َع َوار۪ ي ِه‬
ِ ‫���ن َم َو ِاه‬
ْ ‫ِم‬
‫���دو ٍد‬
ٍ ‫���ع ب َِه���ا ِإلٰۤ���ى َأ َج‬
ُ ‫���ل َم ْع‬
ُ ‫ا ْل ُم ْس َ���ت ْو َد َع ِة ُي َم َّت‬
‫ض اهللُ َع َل ْي َنا‬
َ ‫وم ُث َّم ا ْف َت َر‬
ٍ ‫َو َي ْقب ُِض َه���ا ب َِو ْق ٍت َم ْع ُل‬
2
‫الص ْب َر ِإ َذا ْاب َت ٰلى‬
ُّ
َّ ‫الش ْك َر ِإ َذا َأ ْع ٰطى َو‬
2. Sana selam olsun. Kendinden başka ilâh olmayan Allah’a olan
hamdimi sana bildiririm. İmdi; Allah ecrini artırsın ve sabır ilhâm
etsin, seni ve bizi şükür ile rızıklandırsın. Şüphesiz ki, canlarımız,
mallarımız ve çocuklarımız Allah Azze ve Celle’nin tatlı birer hediyesi ve bize tevdi edilmiş birer emanetidir. Belirli bir süre yaşatır,
faydalandırır, sonra da önceden tayin etmiş olduğu vakitte kabz
buyurur. Allah bize ihsan ettiğinde şükretmemizi, imtihana tâbi
tuttuğunda ise sabretmemizi farz kıldı.
180
)‫ َي ْع ِني ال ُْم َـت َو ّٰفى‬..‫ َع ُّم َك‬.. َ‫ َأ ُب ��وك‬..‫ـك‬
َ ‫( ِا ْب ُن‬
‫ان‬
َ ‫َو َك‬
ِ ‫ِم ْن َمو ِاه ِب ا‬
‫هلل ا ْل َه ۪ن َيئ ِة َو َع َوار۪ ي ِه ا ْل ُم ْس َت ْو َد َع ِة‬
َ
ٍ‫�ك ِب َأ ْجر‬
َ � ‫�ك ب ِِغ ْب َط� � ٍة َو ُس � ُ�رورٍ َو َق َب َض ُه ِم ْن‬
َ � ‫َم َّت َع‬
‫لص�ل�اَ ُة َوالر ْح َم� � ُة وا ْل ُه � ٰ�دى إ ِِن‬
َّ ‫ َا‬، ٍ‫َك ۪ثي ��ر‬
َّ
‫�ك‬
َ � ‫�ك َج َز ُع‬
َ � ‫اص ِب � ْ�ر َوالَ ُي ْحب ِْط‬
ْ ‫ َو‬،‫اح َت َس � ْ�ب َت‬
ْ
ً‫ َو ْاع َل ْم َأ َّن ا ْل َج َز َع الَ َي ُر ُّد َش � ْ�يئا‬،‫َأ ْج َركَ َف َت ْن َد َم‬
1 ً‫ال يد َف ��ع حزن� �ا‬
ْ ُ ُ ْ َ َ ‫َو‬
1. (Oğlun... baban...
amcan... yani ölen
kimse) Allah’ın tatlı
bir hediyesi ve size
ِ ‫ال ُة َع َلى ا ْلمي‬
:‫ِت‬
‫لص‬
‫ا‬
َ
َ
tevdi edilmiş bir emaَّ
َّ
netiydi; seni (ondan
‫وكبر وأثنى عل���ى اهلل يقول بعد‬
ّ ‫إ َذا صل���ى علي���ه‬
dolayı) gıpta ve sürur
2 :‫ذلك‬
ile yaşatıyordu. Şimdi
de onu senden büyük bir mükâfat karşılığı geri aldı. Eğer
sevabını
Allah’tan
beklersen salât, rahmet ve hidayet var, (öyleyse) sabret; feryâd ü
figân etmek suretiyle ecrini yok edip de pişman olmayasın. Bil ki;
ağlayıp-sızlamak ne gideni getirir, ne de bir üzüntüyü giderir.
Cenaze namazı
2. Cenaze namazında tekbir ve Allah (cc)’a senâdan sonra şöyle
der:
181
َٓ‫َال َّل ُهم ِإ َّن ُه َعب ُدكَ َو ْاب ُن َأ َم ِت َك َي ْش َ���ه ُد َأ ْن ال‬
ْ
ََّ
َّٓ ‫ِإ ٰل َه ِإ‬
‫يك َل َك َو َي ْش َه ُد‬
َ ‫ال َأ ْن َت َو ْح َدكَ الَ َش ۪���ر‬
‫ َأ ْص َب َح َف ۪قير ًا‬،‫َأ َّن ُم َح َّم���د ًا َع ْب ُدكَ َو َر ُس���و ُل َك‬
،‫���ن َع َذاب ِ۪ه‬
َ ‫ِإ ٰل���ى َر ْح َم ِت‬
ْ ‫���ك َو َأ ْص َب ْح َت َغ ِن ّياً ِم‬
1. Allahım, bu Seِ ‫ان َز‬
nin kulundu ve ً‫اكي���ا‬
َ ‫ إ ِْن َك‬،‫الد ْن َي���ا َو َأ ْه ِل َه���ا‬
ُّ ‫���ن‬
َ ‫َت َخلّٰ���ى ِم‬
kadın kullarından
ِ ‫ان َخ‬
‫ اللهم ال‬1 ‫اغ ِف ْر َل ُه‬
ْ ‫اطئاً َف‬
َ ‫َف َز ِّك ۪ه َوإ ِْن َك‬
birinin oğluydu. َ ََّ ُ َّ َ
Senden başka ilâh
2 ‫ض َّلنا بعده‬
َ ‫َت ْح ِر ْم َنا َأ ْج َر ُه َو‬
ُ َ ْ َ َ ِ ‫ال ُت‬
olmadığına, Senin
bir olduğuna ve ‫ف عنه‬
ُ ْ َ ُ ‫َال َّل ُه ََّم ْاغ ِف ْر َل ُه َو ْار َح ْم ُه َو َعا ِف ۪ه َو ْاع‬
ortağın bulunmaِ ‫���ع َم ْد َخ َل ُه َو ْاغ‬
dığına; Muham- ‫س ْل ُه بِا ْلمآَ ِء‬
ْ ‫َو َأ ْك ِر ْم ُن ُز َل ُه َو َأ ْو ِس‬
med (s.a.s.)’in de
‫���ر ِد َو َن ِّق ۪ه ِم َن ا ْل َخ َط َايا َك َما ُي َن َّقى‬
Senin kulun ve
َ ‫َوال َّث ْل ِج َوا ْل َب‬
rasûlün olduğuna
3 ‫س‬
ِ ‫الد َن‬
ُ ‫ال َّث ْو ُب الأْ َ ْب َي‬
َّ ‫ض ِم َن‬
şehâdet ederdi.
Şimdi, Senin rahmetine muhtaçtır; Sen ise, ona azab etmekten müstağnisin. Dünyayı ve dünyadakileri bırakıp gitti. Eğer temiz, masum, günahsız
ise sen onu temize çıkar; eğer hatalı ise onu bağışla.
2. Allahım, bizi onun ecrinden mahrum etme ve ondan sonra bizi
dalâlete düşürme.
3. Allahım, onu bağışla, ona merhamet et ve ona afiyet ihsan et,
onu affet, onu kerîmâne ağırla, kabrini genişlet, su, kar ve dolu
ile onu yıka. Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi onu günahlardan temizle.
182
ً‫َو َأ ْب ِد ْل � ُ�ه َداراً َخ ْي ��راً ِم � ْ�ن َدارِ ۪ه َو َأ ْه�ل�اً َخ ْيرا‬
‫ِم � ْ�ن َأ ْه ِل ۪ه َو َز ْوج� �اً َخ ْيراً ِم ْن َز ْوجِ � ۪�ه َو َأ ْد ِخ ْل ُه‬
‫ َال َّل ُه ََّم ْاغ ِف ْر ِل َح ّي َِنا‬1 ِ‫النار‬
َّ ‫ا ْل َج َّن� � َة َو َأ ِع ْذ ُه ِم َن‬
‫۪ير َنا‬
ِ ‫َو َم ِّي ِت َن���ا َو َذ َك ِر َن���ا و ُأ ْن ٰث َين���ا َو َص ۪غ ِير َن���ا َو َكب‬
‫���ن َأ ْح َي ْي َت ُه ِم َّنا‬
ْ ‫َال َّل ُه ََّم َم‬
2
ِ ‫َو َش‬
‫���اه ِد َنا َوغآَ ِئب َِنا‬
‫َف َأ ْحي ِ۪ه َع َلى الإْ ِ ْس�َل�اَ ِم َو َم ْن َت َو َّف ْي َت ُه ِم َّنا َف َت َو َّف ُه‬
ِ ‫يم‬
‫ِت بِالر ْو ِح‬
َ ‫ص ٰه‬
َ ‫���ذا ا ْل َم ّي‬
َّ ‫ان َو ُخ‬
َ ۪ ْ‫َع َل���ى الإ‬
َّ
ِ ِ
ِ َ ‫َوالر‬
ِ ‫الر ْض َو‬
‫ َال َّل ُه ََّم إ ِْن‬3 ‫ان‬
ِّ ‫اح���ة َوا ْل َم ْغف َرة َو‬
َّ
ِ
ِ
۪
۪
۪
َ ‫ان ُم ْحسناً َف ِز ْد في إ ِْح َسانه َوإ ِْن َك‬
َ ‫َك‬
ً‫ان ُم ٓسيئا‬
1. Ona dünyadaki
mekânından daha
hayırlı bir mekân,
ehli yerine daha hayırlı bir ehil, eşi yeِِ
‫ار َة َوا ْل َك َر َام َة‬
َ ‫ َف َت َج‬rine daha hayırlı bir
َ ‫او ْز َع ْن ُه َو َل ّقه الأْ َ ْم َن َوا ْلب َِش‬
eş ihsan eyle, onu
4 ‫اح ۪مين‬
‫ والزلفى بِرحم ِتك ي ٓا َأرحم‬Cennet’e koy ve
َ ِ ‫الر‬
َّ َ َ ْ َ َ َ ْ َ ٰ ْ ُّ
Cehennem’den koru.
2. Allahım, dirimizi-ölümüzü, erkeğimizi-kadınımızı, küçüğümüzübüyüğümüzü, burada bulunanımızı-bulunmayanımızı mağfiret
buyur.
3. Allahım, bizden yaşattığını İslâm üzere yaşat, öldürdüğünü iman
üzere öldür. Bilhassa şu ölüye esenlik, rahat, mağfiret ve rızâ ile
muamelede bulun.
4. Allahım, eğer bu meyyit iyi ise, iyiliğini artır; yok, günahkâr ise
kendisini affet ve rahmetinin hürmetine onu emniyet, beşaret, keramet ve kurbiyetle karşıla, yâ Erhamerrâhimîn.
183
:‫ِت ِفي ا ْل َق ْب ِر‬
ُ ‫ُي َق‬
ُ ‫ين ُو ِض َع ا ْل َم ّي‬
َ ‫ال ۪ح‬
‫���م َو ِم ْن َها‬
ُ ‫﴿ ِم ْن َه���ا َخ َل ْق َن‬
ُ ‫���م َو ۪ف َيه���ا ُن ۪ع‬
ْ ‫يد ُك‬
ْ ‫اك‬
ِ ‫���م ا‬
ُ َ ‫ُن ْخ ِر ُج ُـك���م َت‬
‫هلل َو ۪ف���ي‬
ِ ‫���رى﴾ ب ِْس‬
ْ
ٰ ‫���ار ًة أ ْخ‬
1
ِ ‫ول ا‬
ِ ‫۪يل ا‬
ِ ‫هلل َو َع ٰلى ِم َّل ِة َر ُس‬
‫هلل‬
ِ ‫َسب‬
:‫الد ْف ِن‬
ُ ‫ُي‬
َّ ‫قال ِإ َذا ُف ِر َغ ِم َن‬
»!‫الـتـ َث ُّـب َت‬
ُ ‫« ِا ْس َت ْغ ِف ُروا لأِ َ ۪خ‬
َّ ‫اس َأ ُلوا َل ُه‬
ْ ‫يك ْم َو‬
‫ـ���م‬
ٓ ٓ ‫ويق���رأ عل���ى القب���ر أول س���ورة البق���رة ﴿ال‬
‫���ن‬
َ ‫۝ ٰذ ِل‬
َ ‫﴾ وخـاتمتـه���ا ﴿ ٰا َم‬...‫���اب‬
ُ ‫���ك ا ْل ِك َت‬
2
Ölüyü kabre
koyunca
﴾‫ الخ‬...‫ول‬
ُ ‫الر ُس‬
َّ
1. ‘Sizi ondan (topraktan) yarattık,
yine ona iade ediyoruz ve bir kez daha ondan çıkaracağız.’ Allah’ın
ismiyle, Allah’ın yolunda ve Allah Resûlü’nün dini üzerine.
Definden sonra
2. Çevredekilere; ‘kardeşiniz için mağfiret dileyin ve onun adına
(dini üzerine) sabit olmasını isteyin’ denir ve kabrin başında Bakara sûresinin evveli ile sonu okunur.
184
:‫ول‬
ُ ‫ِإ َذا َز َار َق ْبراً َي ُق‬
‫ين‬
ِّ ‫لس�ل�اَ ُم َع َل ْي ُك ْم َأ ْه َل‬
َ ‫الد َيارِ ِم َن ا ْل ُم ْؤ ِم ۪ن‬
َّ ‫َا‬
،‫ون‬
َ ‫هلل ب ُِك ْم لَلاَ ِح ُق‬
ُ ‫ َوإِن َّٓا إ ِْن ش َٓا َء ا‬،‫ين‬
َ ‫َوا ْل ُم ْس ِل ۪م‬
َ ِ
‫���م َل َنا َف َر ٌط‬
َ ‫َن ْس��� َأ ُل ا‬
ْ ‫ أ ْن ُت‬،‫هلل َل َن���ا َو َل ُك ُم ا ْل َعاف َي َة‬
‫ين‬
َ ‫���ع َو َي ْر َح ُم اهللُ ا ْل ُم ْس َ���ت ْق ِد ۪م‬
ُ ‫َو َن ْح‬
ٌ ‫���ن َل ُك ْم َت َب‬
1 ‫خ ۪رين‬
َ ِ ‫َوا ْل ُم ْس َت ْأ‬
Kabir ziyaretinde
1. Selâm üzerinize olsun ey mü’minler ve Müslümanlar diyarının
ahalisi! Biz de inşâallah size kavuşacağız. Kendimiz için de sizin
için de Allah’tan afiyet dileriz. Siz, bizim öncümüzsünüz, biz ise
arkanızdan geleceğiz. Allah, evvel gidenlere de, arkadan geleceklere de merhamet etsin.
185
ِ ‫ْت ِم َن الأَْ ْوق‬
ٍ ‫ص بِ َوق‬
‫َات‬
َّ َ‫أَ ْد ِعيَ ٌة لَ ْم تُ ْخت‬
HERHANGİ BİR VAKTE BAĞLI
OLMAYAN DUALAR
‫ الَ س���يما في‬،"ُ‫يكرر كلمة "الَ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهلل‬
1
‫الصباح والمساء‬
َٓ
‫ َل ُه‬،‫ــ���ه‬
۪ ‫ال َش‬
َ ‫���ر‬
َ ‫���د ُه‬
ُ ‫���ه ِإالَّ ا‬
َ ‫هلل َو ْح‬
ُ ‫يك َل‬
َ ‫ال ِإ ٰل‬
2 ‫ك و َله ا ْلحمد‬
ُ ْ َ ُ َ ُ ‫ا ْل ُم ْل‬
ً‫َأ ْش َه ُد َأ ْن الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهللُ َو َأ ْش َه ُد َأ َّن ُم َح َّمدا‬
‫َع ْب ُد ُه َو َر ُسو ُل ُه‬
‫يك‬
َ ‫ال َش ۪ر‬
َ ‫هلل َو ْح َد ُه‬
َ ‫َأ ْش َه ُد َأ ْن‬
ُ ‫الٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ ا‬
3
‫َل ُه َو َأ ْش َه ُد َأ َّن ُم َح َّمداً َع ْب ُد ُه َو َر ُسو ُل ُه َو َأ َّن‬
ِ ‫۪عيسى َعب ُد ا‬
‫اها‬
َ ‫هلل َو ْاب ُن َأ َم ِت ۪ه َو َك ِل َم ُت ُه َأ ْل َق‬
ٰ
ْ
‫وح ِم ْن ُه َو َأ َّن ا ْل َج َّن َة َح ٌّق‬
ٌ ‫ِإ ٰلى َم ْر َي َم َو ُر‬
4 ‫ق‬
ٌّ ‫ار َح‬
َّ ‫َو‬
َ ‫الن‬
1.Özellikle sabah ve
akşam, “Lâ ilâhe
illâllah”
kelimesini
tekrar ber tekrar okur.
2. Allah’tan başka
ilâh yoktur, birdir, ortağı yoktur. Mülk ve hamd Ona mahsustur.
3. Şehâdet ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur ve yine şehâdet
ederim ki, Hz. Muhammed (s.a.s.) Onun kulu ve resûlüdür.
4. Şehâdet ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur, birdir ve ortağı
yoktur. Şehâdet ederim ki, Hz. Muhammed (s.a.s.) Onun kulu ve
resûlüdür ve Hz. İsa (a.s.), Allah’ın kulu, kullarından bir kadının
oğlu, Hz. Meryem’e ilkâ ettiği bir kelimesi ve kendinden bir ruhtur; şüphesiz Cennet haktır, Cehennem de haktır.
189
ِ ‫هلل َوب َِحم ِد ٗ ۪ه سبح َا َن ا‬
ِ ‫ان ا‬
‫يم‬
َ ‫ُس ْ���ب َح‬
ِ ‫هلل ا ْل َع ۪ظ‬
ُْ ْ
1
)١٠٠(
ِ ‫ان ا‬
‫���د َد َخ ْل ِق ۪ه َورِ ض َا‬
َ ‫ُس ْ���ب َح‬
َ ‫هلل َوب َِح ْم ِد ۪ه َع‬
1. Allah’ı, kendisine
mahsus hamd ile
tesbih ederim. Yüce
Allah her türlü eksiklikten münezzehtir. (100 defa)
۪ ‫���ه َوزِ َن َة َعر ِش‬
۪ ‫َن ْف ِس‬
‫ان‬
َ ‫ ُس ْب َح‬،‫���ه َو ِم َد َاد َك ِل َما ِت ۪ه‬
ْ
ِ ‫ان ا‬
ِ ‫ا‬
۪ ‫هلل رِ َضا َن ْف ِس‬
۪ ‫���د َد َخ ْل ِق‬
،‫���ه‬
َ ‫ ُس ْ���ب َح‬،‫���ه‬
َ ‫هلل َع‬
ِ ‫ان ا‬
ِ ‫ان ا‬
۪ ‫هلل زِ َن َة َعر ِش‬
‫هلل ِم َد َاد‬
َ ‫ ُس ْ���ب َح‬،‫���ه‬
َ ‫ُس ْ���ب َح‬
ْ
2
‫َك ِل َما ِت ۪ه‬
ِ
ِ ‫ان ا‬
،‫الس���م َا ٓ ِء‬
َ ‫ُس ْ���ب َح‬
َ ‫هلل َع‬
َّ ‫���د َد َما َخ َل َق في‬
ِ ‫ان ا‬
،‫ض‬
ِ ‫���د َد َما َخ َل َـق ِف���ي الأْ َ ْر‬
َ ‫َو ُس ْ���ب َح‬
َ ‫هلل َع‬
2. Allah’ı, kendisine ‫ان‬
ِ ‫ان ا‬
َ ‫ َو ُس ْ���ب َح‬،‫هلل َع َد َد َما َب ْي َن ٰذ ِل َك‬
َ ‫َو ُس ْ���ب َح‬
mahsus hamd ile,
ِ ‫ا‬
3 ‫خا ِلق‬
mahlûkatı adedinٌ َ ‫هلل َع َد َد َما ُه َو‬
ce, Zâtının hoşnutluğunca, Arşının
ağırlığı ve kelimelerinin mürekkepleri kadar tesbih ederim. Allah’ı,
mahlûkatı adedince tesbih ederim. Allah’ı, Zâtının hoşnutluğunca
tesbih ederim. Arşının ağırlığınca Allah’ı tesbih ederim. Kelimelerinin mürekkepleri kadar Allah’ı tesbih ederim.
3. Semâda yarattığı mahlûkatı adedince Sübhânallah, yeryüzünde
yarattığı mahlûkatı adedince Sübhânallah. Gök ve yer arasındaki
mahlûkatı adedince Sübhânallah. Yarattığı, yaratıyor olduğu ve
yaratacağı varlıklar adedince Sübhânallah.
190
ِ
َ
ُ‫ َواهلل‬،‫الس���ماَ ِء‬
ُ ‫َاهللُ أ ْك َب‬
َّ ‫���ر َع َد َد َما َخ َل َق في‬
َ
‫هلل َأ ْك َب ُر‬
ِ ‫���ر َع َد َد َما َخ َل َق ِف���ي الأْ َ ْر‬
ُ ‫ َوا‬،‫ض‬
ُ ‫أ ْك َب‬
‫���د َد َما ُه َو‬
َ ‫���د َد َم���ا َب ْي َن ٰذ ِل‬
َ ‫ َواهللُ َأ ْك َب ُر َع‬،‫���ك‬
َ ‫َع‬
‫���ق ِفي‬
َ ‫���د َد َم���ا َخ َل‬
ٌ ‫َخا ِل‬
َ ‫���د لهلِ ِ َع‬
ُ ‫ َوا ْل َح ْم‬1 ‫���ق‬
‫���ق ِف���ي‬
َ ‫���د َد َم���ا َخ َل‬
َ ‫���د لهلِ ِ َع‬
ُ ‫ َوا ْل َح ْم‬،‫الس���مآَ ِء‬
َّ
،‫���ن ٰذ ِل َك‬
ِ ‫الأْ َ ْر‬
َ ‫���د لهلِ ِ َع‬
ُ ‫ َوا ْل َح ْم‬،‫ض‬
َ ‫���د َد َم���ا َب ْي‬
َٓ 2 ‫���د لهلِ ِ َع َد َد ما ُهو َخا ِل ٌق‬
َّ‫ال ِإ ٰل َه ِإال‬
ُ ‫َوا ْل َح ْم‬
َ َ
ِ
ُ‫ الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهلل‬،‫الس���مآَ ِء‬
َّ ‫اهللُ َع َد َد َما َخ َل َق في‬
ِ ‫���د َد َم���ا َخ َل َق ِف���ي الأْ َ ْر‬
ُ‫���ه ِإالَّ اهلل‬
َ ‫َع‬
َ ‫ الَٓ ِإ ٰل‬،‫ض‬
ٓ ،‫���ك‬
‫هلل َع َد َد َما‬
َ ‫���د َد َم���ا َب ْي َن ٰذ ِل‬
ُ ‫���ه ِإالَّ ا‬
َ ‫َع‬
َ ‫الَ ِإ ٰل‬
3 ‫خا ِلق‬
ٌ َ ‫ُه َو‬
1. Semâda yarattıkları adedince Allahu
ekber. Yeryüzünde
yarattıkları adedince
Allahu ekber. Gök ve
yer arasındakiler adedince Allahu ekber.
Yarattığı, yaratıyor
olduğu ve yaratacağı
şeyler sayısınca Allahu ekber.
2. Semâda yarattıkları sayısınca Elhamdülillâh. Yeryüzünde yarattıkları sayısınca Elhamdülillâh. Gök-yer arasındakiler sayısınca
Elhamdülillâh. Yarattığı, yaratıyor olduğu ve yaratacağı şeyler
sayısınca Elhamdülillâh.
3. Semâda yarattığı mahlûkat adedince Lâ ilâhe illallâh. Yeryüzünde yarattığı mahlûkât adedince Lâ ilâhe illallâh. Gök-Yer arasındaki mahlûkat adedince lâilâheillallah. Yarattığı, yaratıyor olduğu
ve yaratacağı şeyler adedince Lâ ilâhe illallâh.
191
ِ ‫َوالَ َح���و َل َوالَ ُقو َة ِإالَّ بِا‬
‫هلل َع َد َد َما َخ َل َق‬
ْ
َّ
ِ‫ َوالَ َح���و َل َوالَ ُق���و َة ِإالَّ بِاهلل‬،‫ِف���ي الس���مآَ ِء‬
ْ
َّ
َّ
ِ
َ
ْ‫لأ‬
‫و‬
،
‫ض‬
‫ر‬
‫ا‬
‫���ي‬
‫ف‬
‫ق‬
‫ل‬
‫خ‬
‫ال‬
‫و‬
‫ل‬
‫و‬
‫ح‬
‫ال‬
َ
َ
َ َ ْ َ َ َ ِ ْ
َ َ ‫َع َد َد َما‬
ِ ‫ال بِ���ا‬
‫ َوالَ َح ْو َل‬،‫���ن ٰذ ِل َك‬
َّ ‫���و َة ِإ‬
َ ‫هلل َع َد َد َما َب ْي‬
َّ ‫ُق‬
ِ ‫َوالَ ُقو َة ِإالَّ بِا‬
1 ‫خا ِلق‬
ٌ َ ‫هلل َع َد َد َما ُه َو‬
َّ
ِ‫ان اهلل‬
ِ
َ ‫���ـب َح‬
َ ‫ُس ْ���ب َح‬
َ ‫ان اهلل َع‬
ْ ‫ ُس‬،‫���د َد َما َخ َل َق‬
ِ ‫ان ا‬
‫���د َد َم���ا ِفي‬
ْ ‫ِم‬
َ ‫ ُس ْ���ب َح‬،‫���ق‬
َ ‫���ل َء َم���ا َخ َل‬
َ ‫هلل َع‬
ِ ‫ان ا‬
‫هلل ِم ْل َء َما ِفي‬
ِ ‫الأْ َ ْر‬
َ ‫ ُس ْــب َـح‬،‫الس���م َٓا ِء‬
َّ ‫ض َو‬
ِ ‫ان ا‬
ِٓ
َ ‫ْا‬
ِ ‫أل ْر‬
َ ‫���ـــب َـح‬
َ‫���د َد م��� ٓا‬
َ ‫هلل َع‬
ْ ‫ ُس‬،‫الس���ماَء‬
َّ ‫ض َو‬
ِ ‫ان ا‬
ِ
َ
‫هلل ِم ْل َء َما ٓ َأ ْح ٰصى‬
َ ‫���ــب َح‬
ْ ‫ ُس‬،‫أ ْح ٰصى ك َت ُاب ُه‬
ِ ‫ان ا‬
ِ
‫ان‬
َ ‫ ُس ْب َح‬،‫هلل َع َد َد ُك ِّل َش ْي ٍء‬
َ ‫���ـب َح‬
ْ ‫ ُس‬،‫ك َت ُاب ُه‬
ِ ‫ا‬
2 ‫شي ٍء‬
‫هلل ِملء كل‬
ْ َ ِّ ُ َ ْ
1. Semâda yarattıkları sayısınca Lâ
havle velâ kuvvete
illâ billâh. Yeryüzünde yarattıkları
sayısınca Lâ havle
velâ kuvvete illâ
billâh.
Gök-yer
arasındakiler sayısınca Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh. Yarattığı, yaratıyor olduğu
ve yaratacağı şeyler sayısınca Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh.
2.
Mahlûkatı adedince Sübhânallah, yarattıkları dolusunca
Sübhânallah. Semâ ve arzda bulunan şeyler adedince Süb
hânallah, yeryüzü ve semâdaki şeyler dolusunca Sübhânallah. Kitabının sayıp tespit ettiği şeyler adedince Sübhânallah, Kitabının
sayıp tespit ettiği şeyler dolusunca Sübhânallah. Her şey adedince Sübhânallah, her şey dolusunca Sübhânallah.
192
‫ِ ِم ْل َء‬
‫ض‬
ِ ‫َ ْر‬
ِ‫ َا ْل َحم ُد لهل‬،‫���ق‬
َ ‫���د لهلِ ِ َع َد َد َما َخ َل‬
ُ ‫َا ْل َح ْم‬
ْ
ْ‫���د َد َما ِف���ي الأ‬
َ ‫َم���ا َخ َل‬
َ ‫���د لهلِ ِ َع‬
ُ ‫ َا ْل َح ْم‬،‫���ق‬
‫ض‬
َٓ ‫الس‬
ِ ‫���ل َء َما ِف���ي الأْ َ ْر‬
ْ ‫���د لهلِ ِ ِم‬
ُ ‫ َا ْل َح ْم‬،‫���ما ِء‬
َّ ‫َو‬
،‫���د َد َمآ َأ ْح ٰصى ِك َت ُاب ُه‬
َٓ ‫الس‬
َ ‫ َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َع‬،‫���ما ِء‬
َّ ‫َو‬
ِ ِ‫ َا ْل َحم ُد لهل‬،‫���د لهلِ ِ ِم ْل َء َم���آ َأ ْح ٰصى ِك َت ُاب ُه‬
ُ ‫َا ْل َح ْم‬
ْ
1 ‫شي ٍء‬
‫ َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ ِملء كل‬،‫َع َد َد ُك ِّل َشي ٍء‬
ْ َ ِّ ُ َ ْ
ْ
َ ُ ‫َا‬
‫هلل َأ ْك َب ُر ِم ْل َء َما‬
ُ ‫ َا‬،‫���ق‬
َ ‫���د َد َما َخ َل‬
َ ‫���ر َع‬
ُ ‫هلل أ ْك َب‬
َٓ ‫ض َوالس‬
،‫ما ِء‬
ِ ‫ َاهللُ َأ ْك َب ُر َع َد َد َما ِفي الأْ َ ْر‬،‫َخ َل َق‬
َّ
َ
ِ ‫���ر ِم ْل َء َما ِفي الأْ َ ْر‬
ُ‫ َاهلل‬،‫الس���مآَ ِء‬
ُ ‫َاهللُ أ ْك َب‬
َّ ‫ض َو‬
َ
‫ َاهللُ َأ ْك َب ُر ِم ْل َء م َٓا‬،‫���ر َع َد َد م َٓا َأ ْح ٰصى ِك َت ُاب ُه‬
ُ ‫أ ْك َب‬
‫ اهلل َأكبر عدد كل ش‬،‫َأ ْح ٰص���ى ِكتابه‬
ُ‫ َاهلل‬،‫���ي ٍء‬
ْ َ ِّ ُ َ َ َ ُ َ ْ ُ َ ُ ُ َ
2 ‫شي ٍء‬
‫َأكبر ِملء كل‬
ْ َ ِّ ُ َ ْ ُ َ ْ
1. Mahlûkatı adedince Elhamdülillâh,
yarattıkları
dolusunca Elhamdülillâh.
Semâ ve arzda bulunan şeyler adedince
Elhamdülillâh, Yeryüzü ve semâdaki
şeyler
dolusunca
Elhamdülillâh. Kitabının sayıp tespit ettiği şeyler adedince
Elhamdülillâh, Kitabının sayıp tespit ettiği şeyler dolusunca Elhamdülillâh. Her şey
adedince Elhamdülillâh, her şey dolusunca Elhamdülillâh.
2. Mahlûkatı adedince Allahu ekber, yarattıkları dolusunca Allahu
ekber. Semâ ve arzda bulunan şeyler adedince Allahu ekber, yeryüzü ve semâdaki şeyler dolusunca Allahu ekber. Kitabının sayıp
tespit ettiği şeyler adedince Allahu ekber, Kitabının sayıp tespit
ettiği şeyler dolusunca Allahu ekber. Her şey adedince Allahu ekber, her şey dolusunca Allahu ekber.
193
ِ ‫ان ا‬
َ ‫ُس ْب َح‬
ُ‫هلل َوا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َوالَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ اهلل‬
1
1. Allah’ı tesbih ederim. Allah’a hamd
ederim. Allah’tan
başka ilâh yoktur.
Allah büyüktür.
(100 defa)
2. Yâ Rabbi, beni bağışla, tevbemi kabul
et, şüphesiz ki, Sen
Tevvâb ü Rahîmsin.
(100 defa)
)١٠٠( ‫َواهللُ َأ ْكبر‬
َُ
ِ
‫���ت‬
‫���ر ۪ل���ي وت���ب عل‬
َ ‫���ي ِإ َّن‬
َ ‫���ك َأ ْن‬
ْ ‫َر ِّب ْاغف‬
َّ َ َ ْ ُ َ
۪ ‫اب‬
2 )١٠٠( ‫حيم‬
‫التو‬
ُ ‫الر‬
َّ ُ َّ َّ
3 )١٠٠( ‫االستغفار‬
:‫َما ُي ْق َر ُأ ِم َن ا ْل ُق ْر ٰا ِن‬
‫يقرأ من القر ٰان كل يوم مقدار ًا معلوم ًا؛‬
4
‫ ويقرأ ب ُأم القر ٰان‬.١
‫ وس���ورة البق���رة ال س���يما ٰاية الكرس���ي و ٰاخر‬.٢
﴾‫ الخ‬...‫ول‬
‫سورة البقرة ﴿امن‬
ُ ‫الر ُس‬
َّ َ َ ٰ
‫ ومن أول سورة الكهف و ٰاخرها عشر ٰايات‬.٣
3. İstiğfar eder. (100
defa)
Kur’ân okuma
4. Her gün Kur’ân-ı Kerim’den belli miktar okur. Ayrıca şu sureleri
okuyabilir:
1) Fâtiha.
2) Bakara sûresi, hassaten Âyetü’l-Kürsî ve Âmene’r-Rasûlü...
3) Kehf sûresinin başından ve sonundan onar âyet.
194
‫ـس‬
ٓ ‫ وسورة ٰي‬.٤
‫ وسورة الفتح‬.٥
‫ وسورة الزلزلة‬.٦
‫ وسورة الكافرون‬.٧
‫ وسورة النصر‬.٨
)‫ وسورتي الملك والسجدة (حين أراد المنام‬.٩
‫ وس���ورة اإلخ�ل�اص والمعوذتي���ن (يقرأه���ا‬.١٠
)‫حين ينام ثم يمسح جسده‬
4) Yâsîn sûresi.
5) Feth sûresi.
6) Zilzâl sûresi.
7) Kâfirûn sûresi.
8) Nasr sûresi.
9) Uyumak istediğinde Mülk ve Secde sûreleri.
10) İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini okur. Bu sûreleri yatacağı
zaman da okur ve elleriyle bedenini mesheder.
195
ٍ ‫ات َغْ�ي ُر ُم َقيَّ َد‬
‫ات‬
ٌ ‫أَ ْد ِعيَ ٌة ُم ْط َل َق‬
HERHANGİ BİR HÂL ve VAKİT İLE
KAYITLI OLMADAN
OKUNACAK DUALAR
۪ ‫َال َّل ُه‬
‫���و َوا ْل َعا ِف َي َة ِفي‬
َ ‫���م ِإ ّن���ي َأ ْس��� َأ ُل َك ا ْل َع ْف‬
ََّ
‫���م ِإ ۪ ّن���يٓ َأ ْس��� َأ ُل َك‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
1
ِ
‫���ر ِة‬
ُّ
َ ‫الد ْن َي���ا َوالاْ ٰ خ‬
ِ
‫���ر ِة ي َٓا‬
ُّ ‫ا ْل ُم َعا َف���ا َة َوا ْل َعا ِف َي��� َة ِف���ي‬
َ ‫الد ْن َيا َوالاْ ٰ خ‬
ِ ‫َأر َح���م الر‬
‫ين َيا َذا ا ْل َجلاَ ِل َوالإْ ِ ْك َر ِام‬
َ ‫اح ۪م‬
َّ َ ْ
ِ
ِ
۪
‫الم ْو ٰلى‬
ُ ‫���ب َنا اهللُ َون ْع َم ا ْل َوك‬
َ
َ ‫يل﴾ ﴿ن ْع َم‬
ُ ‫﴿ح ْس‬
2
ِ ‫ال بِا‬
۪ َّ ‫َو ِن ْعم‬
‫هلل‬
َّ ‫ي���ر﴾ َوالَ َح ْو َل َوالَ ُق َّو َة ِإ‬
َ
ُ ‫النص‬
3
‫يم‬
ِ ‫ا ْل َع ِل ِّي ا ْل َع ۪ظ‬
ٍ ‫���ل َع ٰلى س���ي ِِد َنا ُم َحم‬
‫���د َو َعلٰۤى‬
ِّ ‫���م َص‬
َّ
ّ َ
ََّ ‫َال َّل ُه‬
۪ ‫۪ي���ن َوا ْلمر َس‬
۪ ‫إ ِْخوا ِن‬
‫���د َد‬
َ ‫ين َع‬
َّ ‫���ن‬
َ ‫���ـــل‬
َ ‫النب ِّي‬
َ ‫ــ���ه ِم‬
َ
ُْ
ِ
ِ
ِ
ِ
‫���ك َوزِ َن َة َع ْرش َك َوم َد َاد‬
َ ‫َخ ْلق َك َورِ َضا َن ْفس‬
4
‫َك ِل َما ِت َك‬
1. Allahım, Senden
dünya ve ahirette af
ve afiyet dilerim.
2. Allahım, Senden
dünya ve ahirette afiyet ve benden şerri uzaklaştırmanı dilerim.
Ey merhametlilerin en merhametlisi, ey celâl ve ikram sahibi.
3. “Allah bize kâfîdir. O ne güzel vekildir!” “(O) ne güzel mevlâ ve
ne güzel yardım edicidir!” Güç ve kuvvet, ancak yüce ve azîm
olan Allah’ındır.
4. Allahım, Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) ve Onun nebi ve resûl
kardeşleri üzerine, mahlûkatın adedince, Zâtının rızası, Arşının
ağırlığı ve kelimelerinin mürekkeplerince salât eyle.
199
1. Allahım, Efendimiz Hz. Muhammed ve Onun âli
üzerine, Allah’ın
kemali adedince
ve Onun (s.a.s.)
kemaline yaraşır
biçimde salât eyle.
Hamd, Âlemlerin
Rabbi
Allah’a
mahsustur.
‫���ي ِِد َنا ُم َح َّم ٍد َو َعلٰۤى ٰا ِل ۪ه‬
ّ ‫َال َّل ُه ََّم َص ِّل َع ٰلى َس‬
ِ ‫���ال ا‬
ِ ‫َع َد َد َك َم‬
‫يق ب َِك َما ِل ۪ه َوا ْل َح ْم ُد‬
ُ ‫هلل َو َك َما َي ۪ل‬
1 ‫ب ا ْلعا َل ۪مين‬
َ
َ ِّ ‫لهلِ ِ َر‬
‫���ل َوا ْل َه َر ِم‬
ِ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ُعو ُذ ب َِك ِم َن ا ْل َك َس‬
ْ
2
‫���م ِإ ۪ ّنيٓ َأ ُعو ُذ ب َِك‬
ََّ ‫���ر ِم َوا ْل َمأ َث ِم َال َّل ُه‬
َ ‫َوا ْل َم ْغ‬
‫اب ا ْل َق ْب ِر‬
ِ ‫الن���ارِ َو َع َذ‬
ِ ‫���ن َع َذ‬
َّ ‫النارِ َو ِف ْت َن ِة‬
َّ ‫اب‬
ْ ‫ِم‬
ِ ِ ِ ِ ‫َو َش‬
‫���ر ِف ْت َن ِة ا ْل َف ْق ِر َو ِم ْن َش ِّر‬
ّ
ِّ ‫���ر ف ْت َنة ا ْلغ َنى َو َش‬
ِ
۪
3 ِ
‫���ل‬
ْ ‫���م ْاغس‬
ِ ‫ِف ْت َن��� ِة ا ْل َمس‬
َّ ‫���يح‬
ََّ ‫الد َّج���ال َال َّل ُه‬
ِ
‫���ر ِد َو َن ِّق َق ْلب۪ي ِم َن‬
َ ‫َخ َط َاي‬
َ ‫���اي ب َِمآء ال َّث ْل ِج َوا ْل َب‬
‫���ض ِم َن‬
ُ ‫���و ُب الأْ َ ْب َي‬
ْ ‫ا ْل َخ َط َاي���ا َك َم���ا ُي َن َّق���ى ال َّث‬
ِ ‫���س َو َب‬
‫���اي َك َما‬
ِ ‫الد َن‬
ْ ‫اع‬
َّ
َ ‫���د َب ْي ۪ن���ي َو َب ْي َن َخ َط َاي‬
4 ‫ب‬
ِ ‫اع ْد َت َب ْي َن ا ْل َم ْش ِر ِق َوا ْل َم ْغ ِر‬
َ ‫َب‬
2. Allahım, tembellikten, kocamaktan, borçtan ve günahtan Sana
sığınırım.
3. Allahım, ateşin azabından, ateşin fitnesinden, kabir azabından,
zenginliğin şerrinden, fakirlik fitnesinin şerrinden ve Mesih-i
Deccal’ın fitnesinin şerrinden Sana sığınırım.
4. Allahım, hatalarımı kar ve dolu suyu ile yıka ve kalbimi günahlardan, beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi temizle, benimle
günahlarımın arasını, doğu ile batının arasını ayırdığın gibi ayır.
200
‫���ل‬
ِ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ُعو ُذ ب َِك ِم َن ا ْل َع ْج ِز َوا ْل َك َس‬
‫اب ا ْل َق ْب ِر‬
ِ ‫َوا ْل ُج ْب ِن َوا ْل َه َر ِم َو َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َع َذ‬
1
ِ ‫َو َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن ِف ْت َن ِة ا ْلم ْحيا َوا ْلمم‬
‫ات‬
َ َ
َ َ
ِ
۪
‫���و ِة َوا ْل َغ ْف َل ِة‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ّنيٓ َأ ُعو ُذ ب َِك م َن ا ْل َق ْس‬
‫���ك َن ِة َو َأ ُعو ُذ ب َِك ِم َن‬
َ ‫الذ َّل ِة َوا ْل َم ْس‬
ِّ ‫َوا ْل َع ْي َل��� ِة َو‬
ِ ‫الش َق‬
ِ ‫ا ْل َف ْق ِر َوا ْل ُك ْف ِر َوا ْل ُفس‬
‫الس ْم َع ِة‬
ِّ ‫وق َو‬
ُّ ‫اق َو‬
ُ
‫���م َوا ْل َب َك ِم‬
ِ ‫الص َم‬
َ ‫الر َي���ا ٓ ِء َو َأ ُع���و ُذ ب َِك ِم‬
َّ ‫���ن‬
ِّ ‫َو‬
ِ ‫َوا ْل ُج ُن‬
2 ‫ِئ الأْ َ س��� َقام‬
َ ‫���ون َوا ْل ُج‬
ِ ‫���ي‬
ِ ْ
ّ ‫���ذ ِام َو َس‬
‫ف ُق َّو ۪تي َو ِق َّل َة‬
ُ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْش‬
َ ‫���كو ِإ َل ْي‬
َ ‫���ك َض ْع‬
1. Allahım, âcizlikten,
tembellikten, korkaklıktan, kocamaktan
Sana sığınırım; kabir
azabından Sana sığınırım; hayatın ve ölümün fitnesinden Sana sığınırım.
3
‫اس‬
ِ ‫الن‬
َّ ‫۪حي َل ۪تي َو َه َوا ۪ني َع َلى‬
2. Allahım, kalb katılığından, gafletten, fakirlikten, zilletten ve miskinlikten Sana sığınırım. Fakirlikten, küfürden, fısktan, muhalefet
edip düşmanlık çıkarmaktan, başkaları duysun ve görsün diye bir
şey yapmaktan Sana sığınırım. Sağırlıktan, dilsizlikten, delilikten,
cüzzamdan ve kötü hastalıklardan Sana sığınırım.
3. Allahım, gücümün zayıflığını, çaremin azlığını ve insanlarca
önemsenmeyişimi Sana şikâyet ediyorum.
201
‫َال َّل ُه ََّم ٰا ِت َن ْف ۪سي َت ْق َو َاها َو َز ِّك َها َأ ْن َت َخ ْي ُر‬
ٓ‫ َال َّل ُهم ِإ ۪ ّني‬1 ‫اها َأ ْن َت َو ِل ُّي َها َو َم ْو ٰل َيها‬
َ ‫َم ْن َز َّك‬
ََّ
‫ال‬
َ ‫���ع َو ِم ْن َق ْل ٍب‬
َ ‫���ن ِع ْل ٍم‬
ْ ‫َأ ُع���و ُذ ب َِك ِم‬
ُ ‫ال َي ْن َف‬
1. Allahım, nefsime
takvâ bahşeyle ve
onu temizle; Sen
(onu) temizleyenlerin en hayırlısısın;
Sen, onun velîsi ve
mevlâsısın.
2.
Allahım, fayda
vermeyen ilimden,
ürpermeyen kalbden, doymayan
nefisten ve icabet
edilmeyen duadan
Sana sığınırım.
ٍ ‫���ع َو ِم ْن َن ْف‬
َ‫س الَ َت ْش َ���ب ُع َو ِم ْن َد ْع َو ٍة ال‬
ُ ‫َي ْخ َش‬
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّن���ي َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن‬2 ‫اب َل َها‬
ُ ‫ُي ْس َ���ت َج‬
ِ
ِ
3 ‫ل‬
ْ ‫���م َأ ْع َم‬
ْ ‫���ر َما َل‬
ِّ ‫َش‬
ِّ ‫���ر َم���ا َعم ْل ُت َوم ْن َش‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َش ِّر َما َع ِل ْم ُت َو ِم ْن‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّن���يٓ َأ ُعو ُذ ب َِك‬
َ
‫���م‬
ْ ‫���ر َم���ا َل ْم أ ْع َل‬
ِّ ‫َش‬
ِ ‫���ن َز َو‬
‫���و ِل َعا ِف َي ِت َك َو َف ْج َأ ِة‬
ْ ‫ِم‬
ُّ ‫ال ِن ْع َم ِت َك َو َت َح‬
4
ِ
۪
‫يم‬
ِ ‫ِن ْق َم ِت َك َو َج ۪م‬
ُ ‫يع َس َخط َك َيا َر ْح ٰم ُن َيا َرح‬
5 ‫ل والإْ ِ ْكرام يا حي يا َقيوم‬
ُ ُّ َ ُّ َ َ ِ َ
َ ِ َ‫َيا َذا ا ْل َجلا‬
3. Allahım, işlediğim ve işlemediğim amellerin şerrinden Sana sığınırım.
4. Allahım, bildiğim ve bilmediğim şeylerin şerrinden Sana sığınırım.
5. Allahım, nimetinin zevalinden, afiyetinin değişmesinden, azabının ansızın gelip-çatmasından ve gazabına sebeb olacak şeylerden Sana sığınırım, ey Rahmân, ey Rahîm, ey Celâl ve İkram
Sahibi; yâ Hayy, yâ Kayyûm.
202
‫���د ِم َو َأ ُعو ُذ‬
ْ ‫���م ِإ ۪ ّني َأ ُع���و ُذ ب َِك ِم َن ا ْل َه‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫���ن ا ْل َغ َر ِق‬
َ ‫ب‬
َ ‫���ر ۪ ّدي َو َأ ُعو ُذ ب‬
َّ ‫���ن‬
َ ‫ِ���ك ِم‬
َ ‫ِ���ك ِم‬
َ ‫الت‬
ِ ‫َوا ْل َح‬
‫���ن َأ ْن‬
َ ‫���ر ِم َو َأ ُع���و ُذ ب‬
ْ ‫ِ���ك ِم‬
َ ‫���رق َوا ْل َه‬
َ
‫ان ِع ْن َد ا ْل َم ْو ِت َو َأ ُعو ُذ ب َِك‬
‫ي‬
ُ ‫الش ْ���ي َط‬
َّ َ ‫َي َت َخ َّب َط ِن‬
1 ً‫ن َأموت َل ۪ديغا‬
َ ُ ْ ‫ِم ْن َأ‬
ِ ‫���ن ُم ْن َك���ر‬
‫ات‬
َ ‫���م ِإ ۪ ّن���يٓ َأ ُع���و ُذ ب‬
ْ ‫ِ���ك ِم‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
َ
2 ‫ال والأْ َ هوآ ِء والأْ َ دوآ ِء‬
َ ْ َ َ ْ َ ِ ‫الأْ َ ْخلاَ ِق َوالأْ َ ْع َم‬
‫الد ْي ِن‬
َّ ‫���ن َغ َل َب��� ِة‬
ْ ‫���م ِإ ۪ ّن���يٓ َأ ُع���و ُذ ب َِك ِم‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِ ِ ‫���د ِّو َو َش‬
3 ِ
‫���م‬
ُ ‫َو َغ َل َب��� ِة ا ْل َع‬
َ
ََّ ‫���ما َتة ا ْلع َب���اد َال َّل ُه‬
ٓ ���‫ِإ ۪ ّن‬
‫���ز ِن َوا ْل َع ْج ِز‬
َ ‫ي َأ ُعو ُذ ب‬
َ ‫ِ���ك ِم َن ا ْل َه ِّم َوا ْل َح‬
‫الد ْي ِن‬
ِ ‫���ل َوا ْل ُج ْب‬
ِ ‫َوا ْل َك َس‬
َّ ‫���ع‬
ِ ‫���ن َوا ْل ُب ْخ ِل َو َض ْل‬
ِ
ِ ‫الر َج‬
4 ‫ال‬
ِّ ‫َو َغ َل َبة‬
1. Allahım, enkaz
altında kalmaktan
Sana sığınırım. Düşmekten (yukarıdan
aşağı yuvarlanmak)
Sana sığınırım ve
boğulmaktan, yanmaktan, kocamaktan Sana sığınırım.
Ölüm anında şeytanın çarpmasından
Sana sığınırım. Yılan, akrep gibi hayvanlar tarafından sokulmuş olarak ölmekten Sana sığınırım.
2. Allahım, huyların, amellerin, arzuların ve hastalıkların kötülerinden Sana sığınırım.
3. Allahım, borca batmaktan, düşmanın galebesinden ve kulların,
başıma gelenlerden dolayı sevinmesinden Sana sığınırım.
4. Allahım, üzüntüden, tasadan, âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, borcun altında iki büklüm olup ezilmekten ve
insanların galebe ve tasallutundan Sana sığınırım.
203
1.
‫���م الَ َي ْن َف ُع‬
ٍ ‫���م ِإ ۪ ّن���ي َأ ُع���و ُذ ب َِك ِم ْن ِع ْل‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ٍ
ِ ُ ‫َو ِم ْن َق ْل ٍب الَ َي ْخ َش‬
‫���م ُع‬
َ ‫���ع َوم ْن ُدعآَء الَ ُي ْس‬
‫س‬
ٍ ‫َو ِم ْن َن ْف‬
َ ‫س‬
ِ ‫ال َت ْش َ���ب ُع َو ِم َن ا ْل ُج‬
َ ‫وع َف ِإ َّن ُه ب ِْئ‬
ِ ِ
ِ ُ ‫الض ۪ج‬
‫ َو ِم َن‬،‫س ا ْلب َِطا َن ُة‬
َّ
َ ‫ َوم َن ا ْلخ َيا َنة َف َلب ِْئ‬،‫يع‬
ِ
ِ
‫���ل َوم َن ا ْل َه َر ِم َوم ْن‬
ِ ‫���ل َوا ْل ُج ْب ِن َوا ْل ُب ْخ‬
ِ ‫ا ْل َك َس‬
ِ ‫الد َّج‬
‫ال‬
ِ ‫َأ ْن ُأ َر َّد ِإلٰۤ���ى َأ ْر َذ ِل ا ْل ُع ُم‬
َّ ‫���ر َو ِم ْن ِف ْت َن ِة‬
ِ ‫اب ا ْل َقب ِر َو ِف ْت َن ِة ا ْلم ْحيا َوا ْلمم‬
1 ‫ات‬
َ َ
َ َ
ْ ِ ‫َو َع َذ‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ َّنا َن ْس َأ ُل َك ُق ُلوباً َأ َّو َاه ًة ُم ْخب َِت ًة ُم ۪ن َيب ًة‬
ِ
۪
ِ ‫وجب‬
َ
2
ِ
‫ات‬
َ ‫في َس���ب۪يل َك َال َّل ُه ََّم ِإ َّنا َن ْس���أ ُل َك ُم‬
ِٓ
ِ ِ
‫ا َم َة ِم ْن‬
َ ‫َر ْح َم ِت‬
َ �‫الس�ل‬
َ ‫���ك َو َعز َائ‬
َّ ‫���م َم ْغف َرت َك َو‬
۪
‫يم َة ِم ْن ُك ِّل ب ٍِّر َوا ْل َف ْو َز بِا ْل َج َّن ِة‬
َ ‫ُك ِّل ِإ ْث���مٍ َوا ْل َغن‬
3 ِ‫والنجا َة ِمن النار‬
َّ َ
َ َّ َ
Allahım, fayda
vermeyen
ilimden, ürpermeyen
kalbden, işitilmeyen duadan, doymayan nefisten,
açlıktan -ki o kötü
bir
arkadaştırhıyanetten -ki o
ne kötü sırdaştır- tembellikten,
korkaklıktan, cimrilikten, kocamaktan, erzel-i ömre
döndürülmekten,
Deccal fitnesinden,
kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden Sana sığınırım.
2. Allahım, Senden âh u efgân edip Sana dua dua yalvaran, Sana
karşı saygı ile dopdolu olan ve Senin yoluna yönelen kalbler diliyoruz.
3. Allahım, Senden, rahmetini celbedecek şeyleri, gerçekleşmesi muhakkak olan mağfiretini, her türlü günahtan korunmayı, her türlü
iyiliği kazanmayı, Cennet’le serfiraz olmayı ve Cehennem’den
kurtuluş dileriz.
204
1
‫َال َّل ُه ََّم ْاغ ِف ْر ۪لي ُذ ُنوب۪ي َو َخ َط ۪ئي َو َع ْم ۪دي‬
‫���ري‬
۪ ‫���د َأ ْم‬
َ ‫���م ِإ ۪ ّن���يٓ َأ ْس َ���ت ْه ۪د‬
َ ‫يك لأِ ُ ْر َش‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
۪ ِ ‫���ن َش‬
2
‫���م‬
َ ‫َو َأ ُع���و ُذ ب‬
ْ ‫ِ���ك ِم‬
ََّ ‫���ر َن ْفس���ي َال َّل ُه‬
ّ
‫اج ُب ْر ۪ن���ي َو ْار ُز ْق ۪ن���ي َو ْاه ِد ۪ن���ي‬
ْ ‫ا ْن ِع ْش��� ۪ني َو‬
۪ ‫���ال َوالأْ َ ْخ�َل�اَ ِق الَ َي ْه‬
ِ ‫ـ���ح الأْ َ ْع َم‬
‫���دي‬
ِ ‫ِل َصا ِل‬
3 ‫ال َأ ْنت‬
ِ ‫ِل َصا ِل ِح َه���ا َوالَ َي ْص‬
َ َّٓ ‫���ي َِئ َها ِإ‬
ّ ‫���ر ُف َس‬
‫ص‬
ِ ‫���ن ا ْل ُج َذ ِام َوا ْل َب َر‬
َ ‫���م ِإ ۪ ّنيٓ َأ ُعو ُذ ب َِك ِم‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫ام‬
ِ ‫َو َس ّي ِِئ الأْ َ ْس َق‬
ِ
‫���دي َو َه ْز ۪ل���ي َو َخ َط ۪ئي‬
ّ ۪ ‫���ر ۪لي ِج‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ْ ‫���م ْاغف‬
‫َو َع ْم ۪دي َو ُكلُّ ٰذ ِل َك ِع ْن ۪دي َوالَ َت ْح ِر ْم ۪ني َب َر َك َة‬
4
1. Allahım, bilerek
veya bilmeyerek işlediğim günahlarımı
mağfiret buyur.
2.Allahım, Senden,
işimde beni rüşde
hidayet etmeni istiyor, nefsimin kötülüklerinden Sana
sığınıyorum.
3. Allahım, beni
yücelt,
eksiğimigediğimi gider, bana
rızık ihsan et, beni
salih amellere ve güzel ahlâka ilet; zira bunların salih olanına ancak Sen ulaştırır, kötülerinden de ancak Sen alıkorsun.
5
‫ال َت ْف ِت ۪ ّني ۪فيم َٓا َأ ْح َر ْم َت ۪ني‬
َ ‫م َٓا َأ ْع َط ْي َت ۪ني َو‬
4. Allahım, cüzzamdan, alaca hastalığından ve hastalıkların kötülerinden Sana sığınırım.
5. Allahım, ciddiyetimi, şakamı, hatamı, kastımı mağfiret buyur; itiraf ederim ki bu kusurların hepsi bende vardır. İhsan ettiğin şeylerin bereketinden beni mahrum etme, mahrum ettiklerin ile de
imtihan etme.
205
‫وب َنا َو ُظ ْل َم َنا َو َه ْز َل َنا َو ِج َّد َنا‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم ْاغ ِف ْر َل َنا ُذ ُن‬
1
‫َو َع ْم َد َنا َو َخ َط َأ َنا َو ُكلُّ ٰذ ِل َك ِع ْن َد َنا‬
‫���م َأ ْص ِل ْـح ۪لي ۪دي ِني ا َّل ۪ذي ُه َو ِع ْص َم ُة‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
َ
۪ ‫اي ا َّل ۪تي ۪ف َيها َم َع‬
‫اشي‬
َ ‫َأ ْم ۪ري َو َأ ْص ِل ْـح ۪لي ُد ْن َي‬
۪ ‫ـ���ح ۪ل���ي ٰا ِخر ِت���ي ا َّل ۪ت���ي ۪ف َيه���ا َم َع‬
‫���ادي‬
ْ ‫و َأ ْص ِل‬
َ َ
ٍ‫���اد ًة ۪ل���ي ۪ف���ي ُك ِّل َخ ْي���ر‬
ِ ‫اج َع‬
َ ‫���ل ا ْل َح َي���ا َة زِ َي‬
ْ ‫َو‬
2
‫اح ًة ۪لي ِم ْن ُك ِّل َش ٍّر‬
َ ‫اج َع ِل ا ْل َم ْو َت َر‬
ْ ‫َو‬
ِ ‫َال َّل ُه���م َأ ْح ِي ۪ني َما َكا َن‬
‫���ت ا ْل َح َيا ُة َخ ْـيـراً ۪لي‬
ََّ
3
‫َو َت َو َّف ۪ني ِإ َذا َكا َن ِت ا ْل َو َفا ُة َخ ْير ًا ۪لي‬
1. Allahım, günahlarımızı, zulüm ve
haksızlıklarımızı, şakalarımızı, ciddiyetlerimizi, kasıt ve hatalarımızı mağfiret eyle; itiraf ederiz ki, bütün bunların hepsi bizde vardır.
2. Allahım, her işimin esası olması itibariyle dinimi ıslah et, içinde
geçimim olan dünyayı ıslah buyur, döneceğim yer olan ahiretimi
de ıslah et, hayatı, her türlü hayırları artırmama vesile kıl, ölümü
de her türlü şerden kurtulup rahata ermeme vesile yap.
3. Allahım, Yaşamım hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat, vefatım
hayırlı olduğunda da beni öldür.
206
َ‫���ن َع َل َّي َوا ْن ُص ْر ۪ني َوال‬
ْ ‫َر ِّب َأ ِع ۪ ّن���ي َوالَ ُت ِع‬
‫���ر َع َلي‬
‫���ر ۪ل���ي وال تم ُك‬
‫تنص���ر عل‬
ْ ‫���ي َو ْام ُك‬
َّ ْ ْ َ َ َ
َّ َ َ ْ ُ ْ َ
‫���ر ا ْل ُه ٰدى ۪ل���ي َوا ْن ُص ْر ۪ني َع ٰلى‬
ِ ‫َو ْاه ِد ۪ني َو َي ِّس‬
،ً‫اج َع ْل ۪ني َل َك َذ َّكارا‬
ْ ‫ َر ِّب‬1 ‫َم ْن َب ٰغ���ى َع َل َّي‬
‫ َل َك‬،ً‫���ك ِم ْط َواعا‬
َّ ‫َل َك َش‬
َ ‫ َل‬،ً‫ َل َك َر َّهابا‬،ً‫���كارا‬
1. Yâ Rabbî, lehimde
‫���ل‬
َ ‫ ِإ َل ْي‬،ً‫ ُم ْخبِت���ا‬olan şeylerde bana
ْ ‫ َر ِّب َت َق َّب‬2 ً‫���ك َأ َّواه���اً ُم ۪نيب���ا‬
inayet et, aleyhime
ِ
۪
۪
َ
ِ
‫���ب َد ْع َو ۪ت���ي‬
‫ج‬
‫أ‬
‫و‬
‫���ي‬
‫ت‬
‫ب‬
‫و‬
‫ح‬
‫���ل‬
‫س‬
‫اغ‬
‫و‬
‫���ي‬
‫ت‬
‫ب‬
‫و‬
‫ت‬
ْ
َ
َْ َ ْ ْ َ
َ ْ َ olacak şeylerde değil. Bana yardım et,
‫���د ْد ِل َس���ا ۪ني‬
ِّ ‫ِ���ت ُح َّج ۪ت���ي َو ْاه ِد َق ْلب۪ي َو َس‬
ْ ‫ َو َث ّب‬düşmanlarıma değil. Düşmanlarımın
3 ‫خيم َة صدر۪ ي‬
ْ َ َ ۪ ‫اس ُل ْل َس‬
ْ ‫ َو‬bana yaptıkları tuzakları boz, düşmanlarıma da aleyhime
komplo yapma imkanı verme. Beni hidayet eyle, hidayeti
bana âsân eyle, bana tecavüz edene karşı yardım eyle.
2. Allahım, beni, Seni çok zikreden, Sana çok şükreden, Senden çok
korkan, Sana çok itaatkâr, Sana karşı huşu ve saygıyla dopdolu
olan, âh u efgân edip dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden bir insan eyle.
3. Yâ Rabbi, tevbemi kabul buyur, günahımı yıka, duama icabet
et, delilimi güçlendir, kalbime hidayet ver, dilime istikamet ver ve
sinemin kinini sök al.
207
‫���ات ِف���ي الأْ َ ْم ِر‬
َ ‫���م ِإ ۪ ّن���ي َأ ْس���ــ َأ ُل َك ال َّث َب‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِ ‫َو َأس َأ ُل َك ا ْل َع ۪ز‬
‫الر ْش ِد َو َأ ْس َأ ُل َك ُش ْك َر‬
ْ
َ
ُّ ‫يم َة في‬
‫���ن ِع َب َاد ِت َك َو َأ ْس��� َأ ُل َك ِل َس���ان ًا‬
َ ‫ِن ْع َم ِت َك َو ُح ْس‬
ِ
ِ
۪
َ
‫���ر َما‬
ِّ ‫َصادقاً َو َق ْلباً َس���ليماً َوأ ُعو ُذ ب َِك م ْن َش‬
َ‫تع َلم و َأس َأ ُل َك ِمن خي ِر ما تع َلم و َأستغ ِفرك‬
ْ َ ُ َْ
1. Allahım, Senden,
ُ َْ ْ َ ُ َْ َ ْ َ ْ
işimde sebat dili1 ‫وب‬
ِ ‫ب َِما َت ْع َل ُم ِإ َّن َك َأ ْن َت َعلاَّ ُم ا ْل ُغ ُي‬
yorum, doğru yolِ ۪ َِ
۪
۪ َ
da azim istiyorum. ‫���ر‬
ِّ ‫َال َّل ُه ََّم أ ْلهِ ْمني ُر ْش���دي َوأع ْذني م ْن َش‬
Senden, nimetine
ِ ‫ َال َّل ُهم ِإ ّن ۪ـيٓ َأ ْس َأ ُل َك ِف ْع َل ا ْل َخير‬2 ‫َن ْف ۪سي‬
şükretmeyi
ve ‫ات‬
ََّ
َْ
Sana güzelce iba۪
ِ
‫ين َو َأ ْن‬
ِ ‫���ب ا ْل َم َس���اك‬
َّ ‫���رات َو ُح‬
det etmeyi istiyoَ ‫���ركَ ا ْل ُم ْن َك‬
ْ ‫َو َت‬
rum. Ve sâdık bir ‫تغ ِف���ر ۪لي وترحم ۪ني وإِذ ٓا َأردت ِفتنة الناس‬
ِ َّ َ َ ْ َ ْ َ َ َ َ َ ْ َ َ
َ َْ
dil, selim bir kalb
ٍ ‫َف َت َو َّف ۪ني َغير َم ْف ُت‬
3 ‫ون‬
istiyorum. Bildiğin
َْ
şeylerin şerrinden
Sana sığınıyorum.
Bildiğin şeylerin hayrını Senden istiyor ve bildiğin şeylerden Sana
istiğfar ediyorum. Şüphesiz Sen, Allâmü’l-guyûb’sun.
2. Allahım, bana, kendimi bulmayı ilham et. Beni nefsimin şerrinden koru.
3. Allahım, Senden, hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi ve
fakirleri sevmeyi, beni bağışlamanı, bana merhamet etmeni ve insanların fitnesini murad buyurduğunda, fitnelere dûçâr olmadan
beni vefat ettirmeni dilerim.
208
‫َو َأ ْس َأ ُل َك ُح َّب َك َو ُح َّب َم ْن ُي ِح ُّب َك َو ُح َّب‬
‫ َال َّل ُه َّـم َم ّتـ ِ ْع ۪ني‬1 ‫���ك‬
َ ِ ‫���ل ُي َق ِّر ُب ۪ني ِإ ٰلى ُح ّبـ‬
ٍ ‫َع َم‬
‫اج َع ْل ُه َم���ا ا ْل َوارِ َث ِم ّنـ۪ي‬
ْ ‫���م ۪عي َو َب َص ۪ري َو‬
ْ ‫ب َِس‬
‫َوا ْن ُص ْر ۪ني َع ٰلى َم ْن َظ َل َم ۪ني َو ُخ ْذ ِم ْن ُه ِب َث ْأر۪ ي‬
‫ون‬
ُ ‫ون َوالَ ُت َخا ِل ُط ُه الظُّ ُن‬
ُ ‫ َيا َم ْن الَ َت َر ُاه ا ْل ُع ُي‬2
ِ ‫���ه ا ْل َو‬
‫ون َوالَ ُت َغ ّيـ ِ ُر ُه ا ْل َح َوا ِد ُث‬
َ ‫اص ُف‬
ُ ‫َوالَ َي ِص ُف‬
ِ ٓ َّ ‫ال َي ْخ َش���ى‬
ِ ‫يل ا ْل ِجب‬
‫ال‬
َ ‫َو‬
َ ‫���م َم َث ۪اق‬
ُ ‫الدو َائ َر َو َي ْع َل‬
َ
َ ‫۪يل ا ْلب َِحارِ َو َع َد َد َق ْط ِر ْا‬
‫أل ْم َطارِ َو َع َد َد‬
َ ‫َو َم َكاي‬
َ ‫َو َر ِق ْا‬
‫���جارِ َو َع َد َد م��� ٓاَ َأ ْظ َل َم َع َل ْي ِه ال َّل ْي ُل‬
َ ‫أل ْش‬
‫ار َوالَ ُت َوار۪ ي َسمآَ ٌء َسمآَ ًء‬
َّ ‫َو َأ ْش َر َق َع َل ْي ِه‬
ُ ‫الن َه‬
َٓ ‫َو‬
‫ال‬
َ ‫���ر َما ۪في َق ْع ِر ۪ه َو‬
َ ‫ض َأ ْرض��� ًا َو‬
ٌ ‫ال َأ ْر‬
ٌ ‫ال َب ْح‬
3 ‫ر ۪ه‬
ِ ‫َج َـب ٌـل َمـا ۪في َو ْع‬
1. Senden, Senin
sevmeni, Senin sevdiklerinin sevgisini ve
beni Senin sevgine
yaklaştıracak amelin
sevgisini dilerim.
2. Allahım, gözümden ve kulağımdan
beni yararlandır ve
(ölünceye kadar) onları sıhhat ü afiyette
kıl. Bana zulmedenlere karşı yardım
ihsan eyle ve bana
zulmedenden intikamımı al.
3. Ey gözlerin göremediği, başkalarının zan ve tereddütlerinin aslını
asla karıştıramadığı ve vasfedenlerin vasfedemediği, hadiselerin
değiştiremediği, belâlardan korkmayan ve dağların ağırlıklarını,
denizlerin miktarlarını, yağmur damlalarının sayısını, ağaçların
yapraklarının adedini ve üzerine gecenin karanlığının çöktüğü,
gündüzün aydınlığının doğduğu şeylerin sayısını bilen, hiçbir
semânın semâyı, hiçbir arzın arzı, hiçbir denizin dibindekini ve
hiçbir dağın içindekini kendinden gizleyemediği (Allahım),
209
ِ
ِ
‫���ر َع َم ۪لي‬
َ ‫ا ْج َع � ْ�ل َخ ْي � َ�ر ُع ُم � ۪�ري ٰاخ َر ُه َو َخ ْي‬
1
‫َخ َوا ِت َم ُه َو َخ ْي َر َأ َّي ۪امي َي ْو َم َأ ْل َقاكَ ۪في ِه‬
‫َال َّل ُه ََّم َبارِ ْك ۪لي ۪في ۪دي ِني ا َّل ۪ذي ُه َو ِع ْص َم ُة‬
َ
‫َأ ْم ۪ري َو ۪فيٓ ٰا ِخ َر ِتي ا َّل ۪تي ِإ َل ْي َها َم ۪ص ۪يري َو ۪في‬
َ
۪
‫���ل ا ْل َح َيا َة‬
ِ ‫اج َع‬
َ ‫ُد ْن َي‬
ْ ‫���اي ا َّل ۪ت���ي ۪ف َيه���ا َبلاَ غ���ي َو‬
‫اح ًة‬
َ ‫اج َع ِل ا ْل َم ْو َت َر‬
ْ ‫زِ َي َاد ًة ۪لي ۪في ُك ِّل َخ ْيرٍ َو‬
‫يش ًة‬
َ ‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْس َأ ُل َك ۪ع‬2 ‫۪لي ِم ْن ُك ِّل َش ٍّر‬
1. Ömrümün en hayırlı ânını sonu,
amelimin en hayırlısını son amelim ve günlerimin
en hayırlısını ise
Sana kavuştuğum
gün kıl.
ِ ‫َن ِق َّي��� ًة َو ۪م َيت��� ًة َس‬
َ‫���ر َم ْخ ٰزى َوال‬
َ ‫���و َّي ًة َو َم َر ّداً َغ ْي‬
‫اج َع ْل ۪ني‬
ْ ‫اج َع ْل ۪ني َص ُبوراً َو‬
ْ ‫َال َّل ُه ََّم‬
3
ِ ‫َف‬
‫���ح‬
ٍ ‫اض‬
‫اج َع ْل ۪ن���ي ۪في َع ْي ۪ني َص ۪غي���راً َو ۪في‬
ُ ‫َش‬
ْ ‫���كوراً َو‬
4
‫اس َكب۪ير ًا‬
ِ ‫الن‬
َّ ‫َأ ْع ُي ِن‬
2. Allahım, halimin koruyucusu olan dinimi bereket kaynağı eyle,
dönüşüm kendisine olan ahiretimi ve içinde azığım olan dünyamı
mübarek kıl, hayatı her türlü hayırları artırmaya vesile kıl, ölümü
de her türlü şerden kurtulmama vesile yap.
3. Allahım, Senden, tertemiz bir hayat, dosdoğru bir ölüm ve Sana,
rezil etmeyen, ayıpları sayıp dökmeyen bir dönüş istiyorum.
4. Allahım, beni, çok sabreden, çok şükreden bir kul eyle, beni kendi
gözümde küçük fakat insanların gözünde büyük yap.
210
1
ِ
ِِ
‫۪يل الأْ َ ْق َو َم‬
َ ‫السب‬
َّ ‫َر ِّب ْاغف ْر َو ْار َح ْم َو ْاهدني‬
):‫(ويصلي أربع ركعات ثم يدعو‬
‫ َع ُظ َم‬،‫���د‬
ُ ‫���ت َف َل َك ا ْل َح ْم‬
َ ‫���وركَ َف َه َد ْي‬
ُ ‫���م ُن‬
َّ ‫َت‬
َ‫ َب َس ْط َت َي َدك‬،‫ِح ْل ُم َك َف َغ َف ْر َت َف َل َك ا ْل َح ْم ُد‬
‫ َر َّب َن���ا َو ْج ُه َك َأ ْك َر ُم‬،‫���ت َف َل َك ا ْل َح ْم ُد‬
َ ‫َف َأ ْع َط ْي‬
‫���ك َأ ْع َظ ُم ا ْل َج���ا ِه َو َع ِط َّي ُت َك‬
َ ‫اه‬
ُ ‫ا ْل ُو ُج���و ِه َو َج‬
َ
‫���ك ُر‬
ُ ‫اع َر َّب َنا َف َت ْش‬
ُ ‫ ُت َط‬،‫اها‬
َ ‫���م ا ْل َع ِط َّي��� ِة َو َأ ْه َن‬
ُ ‫أ ْع َظ‬
‫���ف‬
ُ ‫يب ا ْل ُم ْض َط َّر َو َت ْك ِش‬
ُ ‫َو ُت ْع ٰصى َف َت ْغ ِف ُر َو ُت ۪ج‬
۪ ‫الضر َو َت ْش��� ِفي‬
‫الذ ْن َب َو َت ْق َب ُل‬
َّ ‫يم َو َت ْغ ِف ُر‬
َ ‫السق‬
َّ
َّ ُّ
َٓ ‫���زي ِب ٰا‬
‫ال َي ْب ُل ُغ‬
۪ ‫ال َي ْج‬
َ ‫���د َو‬
َ ‫الت ْو َب��� َة َو‬
ٌ ‫ال ِئ َك َأ َح‬
َّ
2 ‫ل‬
ٍ ‫ِم ْد َح َت َك َق ْو ُل قآَ ِئ‬
1. Yâ Rabbi, beni
bağışla, bana merhamet eyle ve beni
en doğru yola hidayet et.
(Dört rek’at namaz
kılar ve şöyle dua
eder:)
2. Nurun tamamlandı, hidayet ettin;
hamd Sana olsun.
Hilmin ne büyük ki,
bağışladın; hamd olsun Sana. Nimetlerini bast edip de (bol bol) ihsan ettin; hamd olsun Sana. Rabbimiz,
vechi kerîm olan Sensin, nâmın en büyüktür, ihsanın ihsanların
en büyüğü, en elverişlisi ve meşakkatsizidir. Rabbimiz, Sana itaat
edilir, Sen takdir eder karşılığını verirsin; Sana isyan edilir, bağışlarsın. Darda kalanlara icabet eder, zararı, sıkıntıyı kaldırır, hastalara şifa verir, günahları bağışlar, tevbeleri kabul edersin. Hiçbir
kimse Senin nimetlerine karşılık veremez, hiçbir kimsenin sözü
Seni senâ etmeye ulaşamaz.
211
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس َأ ُل َك ِع ْلماً َنا ِفعاً َو َأ ُعو ُذ ب َِك‬
1
ً‫ِم ْن ِع ْل ٍم الَ َي ْن َف ُع َو َأ ْس َأ ُل َك َع َمالً ُم َت َق َّبال‬
‫اج َع ْل َأ ْو َس َع رِ ْز ِق َك َع َلي ِع ْن َد ِك َب ِر‬
ْ ‫َال َّل ُه ََّم‬
َّ
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْس َأ ُل َك‬2 ‫اع ُع ُم ۪ري‬
ِ ‫ِس ۪ ّني َوا ْن ِق َط‬
‫اح‬
ُّ ‫َخ ْي َر ا ْل َم ْس��� َأ َل ِة َو َخ ْي َر‬
ِ ‫الن َج‬
َّ ‫الدع���آَ ِء َو َخ ْي َر‬
‫���ر ا ْل َح َيا ِة‬
ِ ‫���ل َو َخ ْي َر ال َّث َو‬
ِ ‫���ر ا ْل َع َم‬
َ ‫اب َو َخ ْي‬
َ ‫َو َخ ْي‬
‫���ل َم َواز۪ ي ۪ني‬
ْ ‫َو َث ّب ِْت ۪ني َو َث ِّق‬
1. Allahım, Senden,
faydalı ilim istiyor,
fayda vermeyen
ilimden Sana sığınıyorum ve kabul
edilen amel istiyorum.
3
ِ ‫َو َخي���ر ا ْلمم‬
‫ات‬
َ َ َ ْ
‫���ل‬
ْ ‫���ع َد َر َج ۪ت���ي َو َت َق َّب‬
ْ ‫َو َح ِّق‬
ْ ‫۪يما ۪ن���ي َو ْار َف‬
َ ‫���ق إ‬
ِ ‫الد َر َج‬
‫ات‬
َّ ‫َصلاَ ۪تي َو ْاغ ِف ْر َخ ۪ ٓط َيئ ۪تي َو َأ ْس َأ ُل َك‬
4
‫ين‬
َ ‫ا ْل ُع ٰلى ِم َن ا ْل َج َّن ِة ٰا ۪م‬
2. Allahım, bana ihsan edeceğin rızkının en genişini, yaşlandığımda
ve ömrümün sonunda lütfeyle.
3. Allahım, Senden, istenen şeylerin, duaların, muvaffakiyetlerin,
amellerin, sevapların, hayatın ve ölümün en hayırlılarını diliyorum.
4. Beni (dinin) üzere sabit kıl, mizanımı ağır tut, imanımı tahkikî iman
yap, derecemi yükselt, namazımı kabul buyur, hatalarımı bağışla.
Senden, Cennet’te en yüksek dereceleri istiyorum. Âmîn.
212
ِ
‫تح ا ْل َخ ْي ِر َو َخ َوا ِت َم ُه‬
َ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس َأ ُل َك َف َوا‬
ِ ‫اه���ر ُه َو َب‬
ِ
ِ
َ ُ ‫َو َج َوا ِم َع‬
‫اط َن ُه‬
َ ‫���ر ُه َو َظ‬
َ ‫���ه َوأ َّو َل ُه َو ٰاخ‬
1
ِ ‫الد َر َج‬
‫ين‬
َّ ‫َو‬
َ ‫ات ا ْل ُع ٰلى ِم َن ا ْل َج َّن ِة ٰا ۪م‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس َأ ُل َك َخ ْي َر م َٓا ٰا ۪تي َو َخ ْي َر م َٓا‬
َٓ‫َأ ْف َع ُل َو َخير مآَ َأ ْع َم ُل َو َخير مآَ ُأ ْب ِط ُن َو َخير ما‬
َْ
َْ
َْ
2
ِ ‫والد َر َج‬
‫ين‬
َّ ‫ُأ ْظهِ ُر‬
َ ‫ات ا ْل ُع ٰلى ِم َن ا ْل َج َّن ِة ٰا ۪م‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس��� َأ ُل َك َأ ْن َت ْر َف َع ِذ ْك ۪ري َو َت َض َع‬
‫وِ ْزر۪ ي َو ُت ْصلـ ِ َـح َأ ْم ۪ري َو ُت َط ِّه َر َق ْلب۪ي َو ُت َح ِّص َن‬
‫َف ْر ۪جي َو ُت َن ِّو َر َق ْلب۪ي َو َت ْغ ِف َر ۪لي َذ ْنب۪ي َو َأ ْس َأ ُل َك‬
1. Allahım, Senden,
hayrın başını ve sonunu, en kapsamlı
olanlarını, evvelini
ve âhirini, açığını ve
gizlisini ve Cennet’te en yüksek dereceleri dilerim. Âmîn.
3
ِ ‫الد َر َج‬
‫ين‬
َّ
َ ‫ات ا ْل ُع ٰلى ِم َن ا ْل َج َّن ِة ٰا ۪م‬
2. Allahım, Senden, yapacağım şeylerin, işleyeceğim işlerin, ortaya
koyacağım amellerin, gizleyeceğim ve açığa vuracağım şeylerin en
hayırlılarını ve Cennet‘te en yüksek dereceleri istiyorum. Âmîn.
3. Allahım, Senden, namımı yüceltmeni, günahımı(n yükünü sırtımdan) kaldırmanı, halimi düzeltmeni, kalbimi temizlemeni, namusumu korumanı, kalbimi nurlandırmanı, günahımı bağışlamanı
diler ve Senden Cennet’te en yüksek dereceleri isterim. Âmîn.
213
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس َأ ُل َك َأ ْن ُت َبارِ كَ ۪لي ۪في َس ْم ۪عي‬
۪ ‫���ري َو ۪ف���ي ُر‬
‫وح���ي َو ۪ف���ي َخ ْل ۪ق���ي‬
۪ ‫َو ۪ف���ي َب َص‬
1. Allahım, Senden,
kulağımı, gözümü,
rûhumu, yaratılışımı, ahlâkımı, ailemi, hayatımı, ölümümü ve amelimi
bereketli kılmanı ve
hasenâtımı kabul
buyurmanı diliyor
ve Cennet’te en
yüksek dereceleri
istiyorum, Âmîn.
2.
‫اي َو ۪في‬
َ ‫َو ۪ف���ي ُخ ُل ۪ق���ي َو ۪في َأ ْه ۪لي َو ۪ف���ي َم ْح َي‬
‫َم َما ۪تي َو ۪في َع َم ۪لي َو َت َق َّب َل َح َس َنا ۪تي َو َأ ْس َأ ُل َك‬
ِ ‫الد َر َج‬
‫ َال َّل ُه ََّم‬1 ‫ين‬
َّ
َ ‫���ات ا ْل ُع ٰلى ِم َن ا ْل َج َّن��� ِة ٰا ۪م‬
ِ
َ
ْ‫لأ‬
َ
‫���ت الاْ ٰ خ ُر‬
‫���ت ا ول فال ش‬
َ ‫���ي َء َق ْب َل َك َوأ ْن‬
َ ‫َأ ْن‬
ْ َ َ َ ُ َّ
ِ
َ
‫فال ش‬
‫���ر ُك ِّل د َٓا َّب ٍة‬
ِّ ‫���ي َء َب ْع َدكَ أ ُعو ُذ ب َِك م ْن َش‬
ْ َ َ َ
ِ ‫َن‬
‫اص َي ُت َها ب َِي ِدكَ َو َأ ُعو ُذ ب َِك ِم َن ا ْل َم ْأ َث ِم َوا ْل َم ْغ َر ِم‬
‫اي َك َما ُي َن َّقى ال َّث ْو ُب‬
َ ‫ َال َّل ُه ََّم َن ِّق ۪ني ِم ْن َخ َط َاي‬2
ِ ‫ َال َّل ُهم َب‬3 ‫���س‬
‫���د َب ْي ۪ني‬
ِ ‫الد َن‬
ُ ‫الأْ َ ْب َي‬
ْ ‫اع‬
َّ ‫���ن‬
َ ‫���ض ِم‬
ََّ
‫���ر ِق‬
ِ ‫اع ْد َت َب ْي َن ا ْل َم ْش‬
َ ‫���ن َخ َط َاي‬
َ ‫اي َك َم���ا َب‬
َ ‫َو َب ْي‬
4 ‫ذا ما س َأ َله محمد ربه‬
ُ َّ َ ٌ َّ َ ُ ُ َ َ َ ‫َوا ْل َم ْغ ِر ِب ٰه‬
Allahım, Sen
Evvel’sin, Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Âhir’sin, Senden
sonra hiçbir şey yoktur. Perçemi elinde olan her canlının şerrinden Sana sığınırım. Günahtan ve borçtan da Sana sığınırım.
3. Allahım, beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi beni günahlardan temizle.
4. Allahım, benimle günahlarımın arasını, doğu ile batının arasını
uzaklaştırdığın gibi uzaklaştır. Bu, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Rabbinden istediği şeydir.
214
‫النارِ َو َأ ْس��� َأ ُل َك َم ْغ ِف َر ًة‬
َّ ‫���ن‬
َ ‫���م َن ِّج ۪ني ِم‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
1 ‫ل الصا ِلـح ٰا ۪مين‬
َّ ‫بِال َّل ْي ِل َو‬
َ
َ َّ َ ‫الن َهارِ َوا ْل َم ْن ِز‬
‫النارِ َسا ِلم ًا‬
َّ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْس��� َأ ُل َك َخلاَ ص ًا ِم َن‬
‫يل‬
َ ‫َيا َم ْن َأ ْظ َه َر ا ْل َج ۪م‬
2
ً‫َو َأ ْد ِخ ْل ِن���ي ا ْل َج َّن َة ٰا ِمنا‬
ِ
َ‫يم ِة َوال‬
َ ‫َو َس َ���ت َر ا ْل َقب‬
َ ‫ َيا َم ْن الَ ُي َؤاخ ُذ بِا ْل َج ۪ر‬،‫۪يح‬
ِ ‫ َيا َو‬،ِ‫الت َج ُاوز‬
ِ ُ ‫َي ْه ِت‬
‫���ع‬
َّ ‫���ن‬
َ ‫ َيا َح َس‬،‫الس ْ���ت َر‬
َ ‫اس‬
ّ ‫���ك‬
ِ ‫ َيا َص‬،‫اس َط ا ْلي َد ْي ِن بِالر ْحم ِة‬
ِ ‫ َيا َب‬،‫ا ْلم ْغ ِفر ِة‬
‫اح َب‬
َ َّ
َ
َ َ
‫يم‬
ْ ‫ َي���ا ُم ْن َت َهى ُك ِّل َش‬،‫���وى‬
ٰ ‫ُك ِّل َن ْج‬
َ ‫ َيا َك ۪ر‬،‫���ك ٰوى‬
۪
‫الن َع ِم َق ْب َل‬
ِ ‫الص ْف‬
ِّ ‫ َيا ُم ْب َت ِد َئ‬،‫يم ا ْل َم ِّن‬
َّ
َ ‫ َيا َعظ‬،‫���ح‬
‫ َيا َر َّب َنا َو َيا َس ّي َِد َنا َو َيا َغ َاي َة َر ْغ َب ِت َنا‬3 ‫اس ِت ْح َقا ِق َها‬
ْ
4 ِ‫خ ْل ۪قي بِالنار‬
َ ‫هلل َأ ْن‬
ُ ‫َأ ْس َأ ُل َك ي َٓا َا‬
َ ‫ال َت ْش ِو َي‬
َّ
1. Allahım, Cehennem ateşinden beni
koru. Senden, gecegündüz mağfiret ve
sâlih bir menzil istiyorum, Âmîn.
2. Allahım, Senden,
Cehennem’den
sâlimen
kurtulup,
emniyet içinde beni
Cennet’e koymanı
diliyorum.
3. Ey güzelleri izhâr eden, çirkinleri örten; ey günahlardan ötürü
hemen muâheze etmeyip perdeyi yırtmayan; ey affı güzel; ey
mağfireti bol olan; ey ellerini rahmetle açan; ey en gizli fısıltıları
dahi bilen, işiten ve şikayetlerin varıp dayandığı son nokta; ey
âlicenâbâne affeden; ey ihsanı büyük olan; ey istihkâkından önce
nimetleri daha baştan lütfeden.
4. Ey Rabbimiz, ey Efendimiz ve ey arzu ve isteklerimizin en son
ufku, yâ Allah, Senden, vücudumu ateşte kızartmamanı dilerim.
215
ِ ‫ َن ُع���و ُذ بِا‬، ِ‫النار‬
ِ ‫َن ُع���و ُذ بِ���ا‬
‫هلل‬
ِ ‫���ذ‬
َ ‫هلل ِم ْن َع‬
َّ ‫اب‬
ِ ‫ َن ُعو ُذ بِا‬،‫ِم َن ا ْل ِف َت ِن َما َظ َهر ِم ْن َها َو َما َب َط َن‬
‫هلل‬
َ
ِ ‫الد َّج‬
‫ َال َّل ُه ََّم ِإ َّنا َن ُعو ُذ ب َِك ِم ْن‬1 ‫ال‬
َّ ‫ِم ْن ِف ْت َن ِة‬
‫الش���قآَ ِء َو ُس���وٓ ِء ا ْل َقضآَ ِء‬
َّ ‫َج ْه ِد ا ْل َبالَٓ ِء َو َد ْر ِك‬
‫���ر َف‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِّ ‫���م َي���ا ُم َص‬
1. Ateşin azabından
Allah’a sığınırız;
açığıyla gizlisiyle
bütün fitnelerden
Allah’a sığınırız;
Deccal’ın
fitnesinden de Allah’a
sığınırız.
3
2
‫���ما َت ِة الأْ َ ْع���دآَ ِء‬
َ ‫َو َش‬
‫���ك‬
ِ ‫ا ْل ُق ُل‬
َ ‫اع ِت‬
َ ‫وب َن���ا ِإ ٰل���ى َط‬
َ ‫���ر ْف ُق ُل‬
ِّ ‫���وب َص‬
‫���ت َق ْلب۪ي َع ٰلى‬
ِ ‫���ب ا ْل ُق ُل‬
ْ ‫وب َث ِّب‬
َ ‫���م َيا ُم َق ِّل‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫ض‬
َ ‫۪دي ِن‬
َ ‫ َال َّل ُه ََّم ْاغ ِف ْر َل َن���ا َو ْار َح ْم َنا َو ْار‬4 ‫���ك‬
‫َع َّن���ا َو َت َق َّب ْل ِم َّن���ا َو َأ ْد ِخ ْل َنا ا ْل َج َّن��� َة َو َن ِّج َنا ِم َن‬
5 ‫ك َّله‬
َّ
ُ ُ ‫النارِ َو َأ ْص ِل ْـح َل َنا َش ْأ َن َنا‬
2. Allahım, aile efradının çokluğundan ötürü fakirliğe
düşmekten, şekavetin gelip çatmasından, takdirin kötüsünden ve
düşmanların başıma gelen şeylere sevinmesinden Sana sığınırız.
3. Allahım, ey kalbleri evirip çeviren, kalblerimizi taatine doğru çevir.
4. Ey kalbleri evirip çeviren Allahım, kalbimi dinin üzere sabit kıl.
5. Allahım, bizi bağışla, bize merhamet et, bizden razı ol, bizden
kabul buyur, bizi Cennetine koy, Cehennem’den koru ve her halimizi, her işimizi ıslah eyle.
216
‫َال َّل ُه ََّم زِ ْد َنا َوالَ َت ْن ُق ْص َنا َو َأ ْك ِر ْم َنا َوالَ ُتهِ َّنا‬
‫َو َأ ْع ِط َن���ا َوالَ َت ْح ُر ْم َن���ا َو ٰا ِث ْر َنا َوالَ ُت ْؤ ِث ْر َع َل ْي َنا‬
ِ ‫ض َع َّنا َيا َأر َحم الر‬
‫ين‬
َ ‫َو َأ ْر ِض َن���ا َو ْار‬
َ ‫اح ۪م‬
َّ َ ْ
‫���ن‬
ْ ‫���م َأ ِع َّنا َع ٰلى ِذ ْك ِركَ َو ُش‬
ِ ‫���ك ِركَ َو ُح ْس‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
1
ِ‫ َال َّل ُه ََّم َأ ْح ِس ْن َعا ِق َب َت َنا ِفي الأْ ُ ُمور‬2 ‫ِع َب َاد ِت َك‬
‫اب‬
ِ ‫الد ْن َي���ا َو َع َذ‬
ُّ ‫���ز ِي‬
ْ ‫���ن ِخ‬
ْ ‫ُك ِّل َه���ا َو َأ ِج ْر َن���ا ِم‬
‫َال َّل ُه ََّم ا ْق ِس ْ���م َل َنا ِم ْن َخ ْش َي ِت َك َما‬
3
‫الاْ ٰ ِخ َر ِة‬
۪ ‫ول ب ِ۪ه َبي َن َنا َو َبي َن َم َع‬
‫اع ِت َك‬
ُ ‫َت ُح‬
َ ‫اص‬
َ ‫يك َو ِم ْن َط‬
ْ
ْ
‫ي���ن َما ُت َه ِّو ُن‬
َ ‫َم���ا ُت َب ِّل ُغ َن���ا ب ِ۪ه َج َّن َت‬
ِ ‫���ك َو ِم َن ا ْل َي ۪ق‬
ِ ‫الد ْنيا َو َم ِّت ْع َنا ِب َأس���م‬
۪ ‫ب‬
‫اع َنا‬
َ ‫ِ���ه َع َل ْي َنا َمص َٓا ِئ‬
َ ْ
َ ُّ ‫���ب‬
4 ‫و َأبصارِ َنا و ُقو ِتنا م َٓا َأحييتنا‬
َََْ ْ
َ َّ َ
َ ْ َ
1. Allahım, (nimetlerini) artır, eksiltme;
bizi yücelt, hor hakir
etme; bize lütuflarda
bulun, mahrum eyleme; bizi tercih et,
başkalarını bize tercih etme; bizi razı et
ve bizden razı ol ey
merhametlilerin en
merhametlisi.
2. Allahım, Seni zikir, Sana şükür ve güzelce ibadet etmemiz için bize yardım et.
3. Allahım, bize, bütün işlerimizin sonunu, akibetini hayırlı kıl. Dünyada rezil olmaktan ve ahiret azabından bizi koru.
4. Allahım, bizimle Sana isyanın arasına girecek ölçüde Senden
korkmayı, bizi Cennetine ulaştıracak derecede Sana itaati ve
dünya musibetlerini önemsetmeyecek miktarda yakîn ihsan et.
(Allahım,) Bizi yaşattığın sürece kulaklarımızdan, gözlerimizden
ve kuvvetimizden yararlandır,
217
‫اج َع ْل َث ْأ َر َنا َع ٰلى‬
ُ ‫اج َع ْل‬
ْ ‫���ه ا ْل َوارِ َث ِم َّن���ا َو‬
ْ ‫َو‬
َ‫���ن َع َادا َنا َوال‬
ْ ‫���ن َظ َل َم َن���ا َوا ْن ُص ْر َن���ا َع ٰلى َم‬
ْ ‫َم‬
1. ...Ve onları (ölün- ‫صيبتنا ۪في ۪دي ِنن���ا وال تجعل الدنيا‬
ْ ‫َت ْج َع‬
َ َ َ ۪ ‫���ل ُم‬
َ ْ ُّ ِ َ ْ َ َ َ َ
ceye kadar) sıhِ
ِ ِ
ِ
َ
hat ü afiyette kıl. ‫ط ع َلي َنا‬
ْ َ ْ ‫أ ْك َب َر َه ّم َنا َوالَ َم ْب َل َغ ع ْلم َنا َوالَ ُت َس��� ّل‬
İntikamımızı bize
ِ ‫وجب‬
َ
1
ِ
z u l m e d e n l e r i n ‫ات‬
َ ‫َم ْن الَ َي ْر َح ُم َنا َال َّل ُه ََّم ِإ َّنا َن ْسأ ُل َك ُم‬
üzerine sal ve bize
ِٓ
ِ ِ
‫الس�ل�اَ َم َة ِم ْن‬
َ ‫َر ْح َم ِت‬
düşmanlık edenَ ‫���ك َو َعز َائ‬
َّ ‫���م َم ْغف َرت َك َو‬
lere karşı bizi mu- ‫كل ِإث���م والغ ۪نيمة ِم���ن كل ب ٍِر والفوز بِالجن ِة‬
َّ َ ْ َ ْ َ ْ َ ّ ِّ ُ ْ َ َ َ ْ َ ٍ ْ ِّ ُ
zaffer eyle. Bizleri
dinimizle alâkalı َّ‫ َال َّلهم الَ َت َد ْع َل َنا َذ ْنباً ِإال‬2 ِ‫النار‬
َّ ‫الن َجا َة ِم َن‬
َّ ‫َو‬
ََّ ُ
musibetlere maruz
َ ‫َغ َف ْر َت ُه َوالَ َه ّماً ِإالَّ َف َّر ْج َت ُه َوالَ َد ْيناً ِإالَّ َق‬
bırakma, dünyayı ‫ض ْي َت ُه‬
en büyük gaye‫الد ْن َيا َوالاْ ٰ ِخ َر ِة ِهي‬
ُّ ‫ــج‬
ِ ‫���ن َحو َٓا ِئ‬
ْ ‫اج ًة ِم‬
َ ‫َوالَ َح‬
miz, düşüncemiz
َ
ve ilmimizin va3 ‫اح ۪مين‬
‫َل َك رِضا إال قضيتها ي ٓا َأرحم‬
َ ِ ‫الر‬
َّ َ َ ْ َ َ َ ْ َ َ َّ ِ ً
rıp dayandığı son
nokta yapma ve
bize merhamet etmeyecekleri üzerimize musallat etme.
2. Allahım, Senden, rahmetini celbeden şeyleri, gerçekleşmesi muhakkak olan mağfiretini, her türlü günahtan selâmette olmayı, her
türlü iyiliğe nâil olmayı, Cennet’i elde etmeyi ve Cehennem’den
kurtulmayı dileriz.
3. Allahım, üzerimizde, bağışlamadığın günah, gidermediğin gam
ve tasa, ödemediğin borç, rızana uygun dünya ve ahiret ihtiyaçlarından yerine getirmediğin bir ihtiyaç bırakma ey merhametlilerin
en merhametlisi.
218
‫الد ْن َيا َح َس َ���ن ًة َو ِفي الاْ ٰ ِخ َر ِة‬
ُّ ‫���م ٰا ِت َنا ِفي‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ َّنا َن ْس َأ ُل َك‬
1
ِ‫النار‬
َّ ‫اب‬
َ ‫َح َس َن ًة َو ِق َنا َع َذ‬
 ‫���ك ُم َح َّم ٌد‬
ِ ‫���ن َخ ْي‬
َ ‫���ه َنب ُِّي‬
ُ ‫���ر َما َس��� َأ َل َك ِم ْن‬
ْ ‫ِم‬
ِ
‫اس َ���ت َعا َذكَ ِم ْن ُه َنب ُِّي َك‬
ْ ‫���ر َما‬
ِّ ‫َو َن ُعو ُذ ب َِك م ْن َش‬
‫ان َو َع َل ْي َك ا ْل َبلاَ ُغ‬
ُ ‫ َو َأ ْن َت ا ْل ُم ْس َ���ت َع‬ ‫ُم َح َّم ٌد‬
2
ِ ‫ال بـِا‬
‫هلل‬
َّ ‫َوالَ َح ْو َل َوالَ ُق َّو َة ِإ‬
‫���ركَ ب َِك‬
ِ ‫���م ِإ ۪ ّن���ي َأ ُعو ُذ ب َِك ِم ْن َأ ْن ُأ ْش‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
‫َش ْ���يئاً َو َأ َن���ا َأ ْع َل ُم َو َأ ْس َ���ت ْغ ِف ُركَ ِل َم���ا الَٓ َأ ْع َل ُم‬
‫ِ���ي ُم َح َّم ٍد ِا ْغ ِف ْر ۪لي َذ ْنب۪ي‬
‫ الله���م رب النب‬3
ِّ َّ َّ َ ََّ ُ َّ َ
1. Allahım, bize dünyada ve ahirette iyilik ver ve Cehennem
azabından bizi koru.
2. Allahım, nebîn
Hz.
Muhammed
‫���ب َغ ْي َظ َق ْلب۪���ي َو َأ ِج ْر ۪ني ِم ْن ُم ِضلاَّ ِت‬
ْ ‫( َو َأ ْذ ِه‬s.a.s.)’in Senden
4 ‫ن‬
ِ ‫ ا ْل ِف َت‬istediği her hayrı
Senden istiyor, yine
nebîn Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Sana sığındığı her şerden de Sana sığınıyoruz.
Her hususta yardım adına dayanılan Sen ve mesajını başkalarına
ulaştıran Sensin. Güç ve kuvvet ancak Allah’ındır.
3. Allahım, bile bile Sana bir şeyi ortak koşmaktan Sana sığınırım,
bilmediğim şeylerde de Senden mağfiret dilerim.
4. Nebî Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Rabbi olan Allahım, günahımı
bağışla, kalbimin gayzını hiddetini gider ve dalâlete atan fitnelerden beni koru.
219
‫اَلأَْ ْس َم ُاء الْ ُح ْسنَى‬
‫‪ESMÂ-İ HÜSNÂ‬‬
O Allah’tır ki, Ondan
başka ilâh yoktur.
Er-Rahmân
(Zâtı
itibariyle merhametlidir), er-Rahîm (rahmetiyle mahlûkatına
merhamet edendir),
‫اب‬
ُ ‫ار َا ْل َو َّه‬
ُ ‫���و ُر َا ْل َغ َّف‬
ُ ‫ار َا ْل َق َّه‬
ِّ ‫ َا ْل َب���ارِ ُئ َا ْل ُم َص‬el-Melik (her şeye sahip ve mutasarrıftır),
۪
‫ِض‬
‫ا‬
ُ ‫لر َّز‬
ُ ‫يم َا ْل َقاب‬
ُ ‫اق َا ْل َف َّت‬
ُ ‫اح َا ْل َعل‬
َّ َ el-Kuddûs (her şeyi
tertemiz yapan ve
kendisi her türlü lekeden münezzeh olandır), es-Selâm (kusurlardan salim olup
mahlûkatına esenlik
verendir), el-Mü’min
(güvenlik verendir),
el-Müheymin (yaratıkları gözetip kollayandır), el-Azîz (her şeye galip ve üstündür), elCebbâr (kulların işlerini düzelten ve iradesine göre onları yönetendir), el-Mütekebbir (yegâne azamet sahibidir), el-Hâlık (yaratıcıdır),
el-Bâri’ (düzgün ve ahenkli yaratandır), el-Musavvir (eşyaya şekil
verendir), el-Ğaffâr (günahları bağışlayandır), el-Kahhâr (kudreti
ile her şeyi emri altında tutandır), el-Vehhâb (nimet ve bağışları bol
olandır), er-Rezzâk (rızık verendir), el-Fettâh (yaratıkları arasında
hüküm veren ve bütün kapıları açandır), el-Alîm (her şeyi bilendir),
el-Kâbız (ihsan ve lütuflarını kabz edendir),
ٓ
۪
‫���و ۝ َالر ْح ٰم ُن‬
َ ‫���و اهللُ ا َّل���ذي الَ ِإ ٰل َه ِإالَّ ُه‬
َ ‫ُه‬
َّ
ِ
۪ ‫َا‬
‫لسالَ ُم َا ْل ُم ْؤ ِم ُن‬
ُ ‫يم َا ْل َمل ُك َا ْل ُق ُّد‬
ُ ‫لرح‬
َّ ‫وس َا‬
َّ
ِ
‫ار َا ْل ُم َت َك ّب ُِر َا ْل َخا ِل ُق‬
‫���ن‬
‫م‬
‫ي‬
‫ه‬
‫م‬
‫ب‬
‫ج‬
‫ل‬
‫ا‬
‫يز‬
‫ز‬
‫ع‬
‫ل‬
‫ا‬
ْ
ْ
۪
ُ َّ َ َ ُ َ َ ُ ْ َ ُ ‫َا ْل‬
223
el-Bâsit (ihsan ve
ِ ‫َا ْلب‬
ُّ‫ض َالرا ِف ُع َا ْل ُم ِع ُّز َا ْل ُم ِذل‬
lütuflarını
bast
ُ ‫اس ُط َا ْل َخا ِف‬
َ
َّ
edendir), el-Hâfıd
۪ ‫َالس‬
ُ ‫يع َا ْل َب ۪ص ُير َا ْل َح َك ُم َا ْل َع ْد ُل َال َّل ۪ط‬
(alçaltandır), er- ‫يف‬
ُ ‫���م‬
َّ
Râfi’ (yükselten۪
۪
ُ ‫لش‬
َّ ‫ور َا‬
dir),
el-Mu’izz ‫ور‬
ُ ‫���ك‬
ُ ‫يم َا ْل َغ ُف‬
ُ ‫يم َا ْل َعظ‬
ُ ‫۪ي���ر َا ْل َحل‬
ُ ‫َا ْل َخب‬
(aziz
kılandır),
ِ
‫يب‬
ُ ‫۪ير َا ْل َح ۪ف‬
ُ ‫يظ َا ْل ُم ۪ق‬
ُ ‫يت َا ْل َح ۪س‬
el-Müzill (zelil kıُ ‫َا ْل َعل ُّي َا ْل َكب‬
landır), es-Semî’
‫يب‬
‫الج ۪ليل الكريم ا‬
ُ ‫لر ۪ق‬
(her şeyi işitenَّ َ ُ ۪ َ ْ َ ُ َ ْ َ
dir), el-Basîr (her
şeyi
görendir),
el-Hakem (hükmü geçersiz kılınmayan hâkimdir),
el-Adl (tam adalet
sahibidir), el-Lâtîf
(lütuf ve ihsanda
bulunan, gizli ve
ince şeyleri bilendir), el-Habîr (her şeyden haberdar olandır), elHalîm (günahkârlara ceza vermekte acele etmeyendir), el-Azîm
(ululuk mertebelerinin en üstünde olandır), el-Ğafûr (çok bağışlayandır), eş-Şekûr (az amele çok sevap verendir), el-Aliyy (pek yücedir), el-Kebîr (ululuğu yanında her büyüğün küçüldüğü mutlak
büyüktür), el-Hafîz (her şeyi koruyandır), el-Mukît (rızık verendir),
el-Hasîb (muhtaçları mustağnî kılandır), el-Celîl (celâl sıfatları ile
vasıflanandır), el-Kerîm (ezelen ve ebeden kerem sahibidir), erRakîb (her şeyi gözetleyendir),
224
el-Mücîb (dua edenin
duasını kabul buyuِ
۪
randır), el-Vâsi’ (bol
۪
‫ود‬
‫د‬
‫���و‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ي���م‬
‫ك‬
‫ح‬
‫ل‬
‫ا‬
‫���ـع‬
‫اس‬
‫و‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ي���ب‬
‫ج‬
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
ْ
ْ
ْ
ْ
َ
َ
َ
َ
ُ َُ
ُ
َ ُ
ُ
َ
ُ
bol veren her şeyi
ِ
۪
‫يل‬
‫لش‬
‫ا‬
‫ث‬
‫اع‬
‫ب‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ي���د‬
‫ج‬
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
۪‫���ه‬
ilmi ile kuşatandır),
ْ
ْ
ُ ‫يد َا ْل َح ُّق َا ْل َو ۪ك‬
َ
َ
َ
ُ َ ُ
ُ َّ
َ
el-Hakîm
(hikmet
‫يد َا ْل ُم ْح ۪صي‬
ِ ‫ َا ْل َق‬sahibidir), el-Vedûd
ُ ‫ين َا ْل َو ِل ُّي َا ْل َح ۪م‬
ُ ‫���و ُّي َا ْل َم ۪ت‬
(sevilen, seven ve
ِ ‫ َا ْلمب‬mahlûkat arasında
‫ي���ت‬
ُ ‫���د ُئ َا ْل ُم ۪ع‬
ُ ‫ي���د َا ْل ُم ْحي۪���ي َا ْل ُم ۪م‬
ُْ
sevgi var edendir),
‫وم‬
ُ ‫ َا ْل َح ُّي َا ْل َق ُّي‬el-Mecîd (ikramı bol
ve şerefli olandır),
el-Bâis (ölüleri diriltendir), eş-Şehîd (her
şeye şâhit olandır),
el-Hakk (inkarı mümkün olmayandır), elVekîl (her şeyi tedbir
ve idare eden, hiçbir
şeyi korumak ve
idare etmek kendisine ağır gelmeyendir), el-Kaviyy (her şeye gücü
yetendir), el-Metîn (kuvvetli olandır), el-Veliyy (yardım edendir), elHamîd (hamdedilmeye ve övülmeye müstahak olan, karşılık veren
ve mahlûkatın işlerini tekeffül edendir), el-Muhsî (hiçbir şey kudreti ve ilmi dışında kalmayan ve her şeyi tek tek bilendir), el-Mübdi’
(yoktan var edendir), el-Mu’îd (öldükten sonra tekrar diriltendir),
el-Muhyî (hayat verendir), el-Mümît (öldürendir), el-Hayy (hayat sahibidir), el-Kayyûm (bizatihi var olup başkasına muhtaç olmayan ve
her şeyin varlık ve bekâsı kendisine muhtaç bulunandır),
225
el-Vâcid (dilediği
her şeye sahip
olandır), el-Mâcid
(kerem ve şerefi
ِ ‫اج ُد َا ْلو‬
ِ ‫اج ُد َا ْل َم‬
ِ ‫َا ْل َو‬
büyük
olandır), ‫لص َم ُد َا ْل َقا ِد ُر‬
َّ ‫اح ُد َا‬
َ
el-Vâhid (zâtında
ِ
ِ
ِ
‫���ر َالأْ َ َّو ُل َالاْ ٰ ِخ ُر‬
ُ ‫َا ْل ُم ْق َت���د ُر َا ْل ُم َق ّد ُم َا ْل ُم َؤ ّخ‬
birdir ve eşi yoktur),
es-Samed ‫اط���ن ا ْلوا ۪ل���ي ا ْلمتعا ۪ل���ي ا ْلبر‬
ِ
ِ َّ ‫َا‬
ََُ َ
َ َ ُ ‫���ر َا ْل َب‬
ُّ َ َ
ُ ‫لظـاه‬
(ihtiyaçtan münezzeh olup kendisine
‫اب َا ْل ُم ْن َت ِق ُم‬
ُ ‫َا َّلت َّو‬
daima muhtaç olunandır), el-Kâdir
(kudret sahibidir),
el-Muktedir (kudretine
nihâyet
olmayandır), elMukaddim (varlıkları birbiri üzerine
takdîm edendir),
el-Muahhir (varlıkların bir kısmını diğer kısmından sonraya bırakandır), el-Evvel (bütün eşyadan önce var olandır), el-Âhir (her şey helâk olduktan sonra
bakî kalandır), ez-Zâhir (sayısız açık delillerle varlığı meydandadır),
el-Bâtın (varlığının keyfiyeti gözlerden ve idrakten saklı olandır), elVâlî (bütün varlıkların hükümdarı ve mutasarrıfıdır), el-Müteâlî (yüce
zatına uygun olmayan her şeyden münezzeh olandır), el-Berr (ihsan
sahibidir), et-Tevvâb (kullarının tevbesini ziyadesiyle kabul edendir),
el-Müntakım (müstehak olunan miktarda cezalandırandır),
226
‫َا ْل َع ُف ُّو َالر ُؤ ُف َما ِل ُك ا ْل ُم ْل ِك ُذو ا ْل َجلاَ ِل‬
َّ
ِ
‫مع َا ْل َغ ِن ُّي َا ْل ُم ْغ ۪ني‬
ُ ‫َوالإْ ِ ْك َر ِام َا ْل ُم ْق ِس ُط َا ْل َجا‬
el-Afüvv (günahları
bağışlayıp silendir),
er-Ra’ûf (çok şefkatِ
۪ ‫���ور َا ْل َه‬
ٓ
‫���ادي‬
‫ن‬
‫ل‬
‫ا‬
‫فـــ���ع‬
‫ا‬
‫لن‬
‫ا‬
‫ر‬
‫ا‬
���‫لض‬
‫ا‬
‫���ع‬
‫ن‬
‫ا‬
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
ْ
َ ُ َ َ lidir), Mâlikü´l-Mülk
ُ ُّ َ ُ َّ َ ُّ َّ
(mülkün sahibi, onda
۪
۪
۪
ِ‫ار‬
‫ور‬
‫ب‬
‫لص‬
‫ا‬
‫يد‬
‫ش‬
‫لر‬
‫ا‬
‫ث‬
‫و‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ي‬
‫اق‬
‫ب‬
‫ل‬
‫ا‬
‫يع‬
‫د‬
‫ب‬
‫ل‬
‫ا‬
ْ
ْ
ْ
َ
َ
َ
َ
َ
ُ
ُ
dilediği tasarrufu yaُ ُ َّ
َ
َ ُ َ
َّ
pan ve onu geçerli
kılandır), Zü’l-Celâli
ve’l-İkrâm
(ululuk
ve ikrâm sahibidir),
el-Muksit
(zulmü
giderip, adâleti icra
edendir), el-Câmi’
(Kıyâmet günü insanları bir araya toplayandır), el-Ğaniyy
(Zatında, sıfatlarında ve işlerinde hiçbir şeye muhtaç olmayandır), el-Muğnî (hikmet gereği her şeyden ihtiyacı giderendir), elMâni’ (önlenmesi gerekli şeyleri önleyendir), ed-Dârr (zarar veren
şeyleri yaratandır), en-Nâfi’ (faydalı şeyleri yaratandır), en-Nur,
el-Hâdî (hidayet edendir), el-Bedî’ (örneksiz ve yoktan icad edendir), el-Bâkî (bâki olandır), el-Vâris (bütün mahlûkat yok olduktan
sonra baki kalandır), er-Reşîd (hidâyete erdirendir), es-Sabûr (âsi
ve günahkârları cezalandırmakta acele etmeyendir).
ِ
227
‫اس ِم هّٰ ِ‬
‫الل الأَْ ْع َظ ِم‬
‫ُد َع ُاء ْ‬
‫‪İSM-İ A’ZAM DUASI‬‬
‫﴿الَٓ ِإ ٰل � َ�ه ِإالَّٓ َأ ْن َت ُس � ْ�ب َحا َن َك ِإ ۪ ّني ُك ْن ُت ِم َن‬
‫���و َا ْل َح ُّي‬
َّ
َ ‫ ﴿ َاهللُ الَٓ ِإ ٰل‬1 ﴾‫الظا ِل ۪مي � َ�ن‬
َ ‫���ه ِإالَّ ُه‬
‫���ه َما ِفي‬
ُ ‫���وم ۚ الَ َت ْأ ُخ‬
ُ ‫���ذ ُه ِس َ���ن ٌة َوالَ َن ْو ٌم ۘ َل‬
ُ ‫ا ْل َق ُّي‬
1. “Senden başka
ilâh yoktur. Seni tesbih ederim. Şüphesiz
ِ ‫ الس���مو‬ki, ben zâlimlerden
‫���ن َذا ا َّل ۪ذي‬
ِ ‫ات َو َم���ا ِف���ي الأْ َ ْر‬
ْ ‫ض ۘ َم‬
َ ٰ َّ
‫ َي ْش��� َف ُع ِع ْن َد ُ ٓه ِإالَّ ِبإ ِْذ ِن ۪ه ۘ َي ْع َل ُم َما َب ْي َن َأ ْي ۪ديهِ ْم‬oldum.”
2. “Allah ki, Ondan
ٍ
ِ
۪
‫و‬
‫���م‬
‫ه‬
‫ف‬
‫ل‬
‫خ‬
‫���ا‬
‫م‬
‫و‬
‫���ن‬
‫م‬
‫ء‬
‫���ي‬
‫ِش‬
‫ب‬
‫���ون‬
‫يط‬
‫ح‬
‫ي‬
‫ال‬
َ
ۚ
ُ
ْ
َ
َ
َ
َ
ْ
َ َ başka ilâh yoktur;
ُ َ ْ ُ
ْ
ِ
۪ ِ ِ dâima diri, (yarattıkِ ‫���ع ُكر ِسي ُه السمو‬
‫ات‬
َ ٰ َّ ُّ ْ َ ‫ ع ْلمه ٓ ِإالَّ ب َِما ش���آَ َء ۚ َوس‬larını) koruyup yöِ ُ ‫ض َوالَ َي‬
‫���و ا ْل َع ِل ُّي‬
َ ‫ َوالأْ َ ْر‬neten ve hayatlarını
َ ‫���ؤۧ ُد ُه ح ْف ُظ ُه َم���ا َو ُه‬
devam
ettirendir.
ِ
۪ ‫ ا ْل َع‬Ona ne uyuklama
ِ ‫���ك ا ْلم ْل‬
2 ﴾‫ظي���م‬
‫���ك‬
‫ه‬
‫ل‬
‫ال‬
‫���ل‬
‫ق‬
﴿
َّ
ُ
ِ
ُ
ُ َ ‫���م َمال‬
ُ
َّ
ârız olur ne de uyku.
‫ ُت ْؤ ِتي ا ْل ُم ْل َك َم ْن َتش���آَ ُء ۘ َو َت ْن ِز ُع ا ْل ُم ْل َك ِم َّم ْن‬Göklerde ne varsa,
َ‫ َتش���آَ ُء ۬ َو ُت ِع ُّز َم ْن َتشآَ ُء َو ُت ِذلُّ َم ْن َتشآَ ُء ۘ ب َِي ِدك‬yerde ne varsa hepsi
Onundur. İzni olma3 ﴾‫شي ٍء َق ۪دير‬
‫ر‬
‫ي‬
‫خ‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ل‬
‫ك‬
‫ى‬
‫ل‬
‫ع‬
‫ك‬
‫ن‬
‫إ‬
ۘ
ِ
ْ
ٰ
َ
dan kim Onun katınّ
ِ
ُ
َ
َ
َّ
َ
ُْ
ٌ
ْ
da şefaatte bulunabilir? Önlerinde ne
varsa, arkalarında ne varsa, hepsini bilmektedir. Onun ilminden,
kendisinin dilediği miktarın dışında birşey kavrayamazlar. Onun
kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. (Gökleri ve yeri) koruyup gözetmek Ona ağır gelmez. O yücedir, azamet sahibidir.”
3. “De ki: “Allahım, (ey) Mülkün Sahibi, dilediğine mülkü verirsin,
dilediğinden mülkü çeker alırsın; dilediğini aziz, dilediğini de
zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Şüphesiz ki Sen, her şeye
kâdirsin.”
231
1. “O, öyle Allah’tır ki ‫ب‬
ِ ‫﴿ه � َ�و اهللُ ا َّل ۪ذي الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ ُهوَ َعا ِل ُم ا ْل َغ ْي‬
ُ
Ondan başka ilâh
yoktur. Görülme- ُ‫الش���هاد ِة ۚ ه���و الرحمن الر ۪حيـ���م ۝ هو اهلل‬
‫و‬
َ ُ ُ
َّ ُ ٰ ْ َّ َ ُ َ َ َّ َ
yeni ve görüleni bilendir. O, Rahmân, ‫ك ا ْل ُق ُّدوس السالَم‬
ُ ‫ا َّل ۪ذي الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ ُه َو ۚ َا ْل َم ِل‬
ُ َّ ُ
Rahîmdir. O, öyle
Allah’tır ki On- ۘ ‫ا ْلمؤ ِم���ن ا ْلمهي ِمن ا ْلع ۪زي���ز ا ْلجب���ار ا ْلمت َكبِر‬
ُ ّ َ ُ ُ َّ َ ُ َ ُ ْ َ ُ ُ ْ ُ
dan başka ilâh
yoktur. Melik (her ‫خا ِلق‬
ِ ‫ان ا‬
َ ‫هلل َع َّما ُي ْش ِر ُك‬
َ ‫ُس ْ���ب َح‬
ُ َ ‫ون ۝ ُه َو اهللُ ا ْل‬
şeyin hükümdârı),
Kuddûs (her şeyi ‫ارِئ ا ْلمص ِور َله الأْ َ س���مآء ا ْلحسنى ۘ يسبِح‬
ُ ّ َ ُ ٰ ْ ُ ُ َ ْ ُ ُ ّ َ ُ ُ ‫ا ْل َب‬
tertemiz
yapan,
her türlü kiri gi- ‫ض وهو ا ْلع ۪زيز‬
ِ ‫َل ُه َما ِف���ي الس���مو‬
ُ َ َ ُ َ ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ
deren ve kendisi
her türlü lekeden
۪
1 ﴾‫كيم‬
ُ ‫َح‬
münezzeh), Selâm
(esenlik
veren),
2 ﴾ ‫﴿الٓـم َاهللُ الَٓ ِإ ٰله ِإالَّ هو َا ْلحي ا ْل َقيوم‬
َ
ُ ُّ ُّ َ َ ُ
ٓ
Mü’min (emniyete erdiren), Mü- ‫ال ه���و‬
ِ ‫���ه َو‬
ٌ ‫اح‬
َ ‫���د الَٓ ِإ ٰل‬
ٌ ‫���م ِإ ٰل‬
َ
َ ُ َّ ‫���ه ِإ‬
ْ ‫﴿و ِإ ٰل ُه ُك‬
heymin (her şeyi
gözetip koruyan),
۪ ‫الر ْحم ُن‬
3 ﴾‫حيم‬
ٰ َّ
ُ ‫الر‬
َّ
Azîz (üstün, galip),
Cebbâr (kullarını
iradesi istikametine yönelten), Mütekebbir (yegâne büyüklük ve azamet sahibi) dir. Allah, kendisine şirk koşup durduklarından ve şirk
koşmalarından münezzehtir. O (her şeyi) yaratan, mahlûkuna belli
mertebelerden ve süzgeçlerden geçirerek varlık, ahenk ve en güzel
şekli verendir. Onundur en güzel isimler. Göklerde ve yerde ne varsa, Onu tesbih eder. O, Aziz’dir, Hakîm’dir.”
2. “Elif, Lâm, Mîm. Allah ki, Ondan başka ilâh yoktur. O Hayy ve
Kayyûm’dur.”
3. “İlâhınız bir tek ilâhtır. Ondan başka ilâh yoktur. O, Rahmân’dır,
Rahîm’dir.”
232
ٓ
‫الص َم ُد ا َّل ۪ذي َل ْم‬
َّ ‫َاهللُ الَ ِإ ٰل َه ِإالَّ ُه َو الأْ َ َح ُد‬
1 ‫ك ُفواً َأحد‬
ُ ‫َي ِل ْد َو َل ْم ُيو َل ْد َو َل ْم َي ُك ْن َل ُه‬
ٌ َ
۪
‫يم َيا‬
ُ ‫َأ ْس َأ ُل َك َيآ َا‬
ُ ‫هلل َيا ُه َو َيا َر ْح ٰم ُن َيا َرح‬
2
‫ال ِل َوالإْ ِ ْك َر ِام‬
َ ‫وم َيا َذا ا ْل َج‬
ُ ‫َح ُّي َيا َق ُّي‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْس��� َأ ُل َك ِب َأ ۪ ّنيٓ َأ ْش َه ُد َأ َّن َك َأ ْن َت‬
َّٓ ‫ال ِإ ٰل َ���ه ِإ‬
َٓ ‫هلل‬
‫الص َم ُد ا َّل ۪ذي َل ْم‬
ُ ‫ا‬
َّ ‫ال َأ ْن َت الأْ َ َح ُد‬
3
‫َي ِل ْد َو َل ْم ُيو َل ْد َو َل ْم َي ُك ْن َل ُه ُك ُفواً َأ َح ٌد‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْس��� َأ ُل َك ِب َأ َّن َل َك ا ْل َح ْم َد الَٓ ِإ ٰل َه‬
ٓ
۪ ُ ‫���ت ا ْلم َّن‬
ِ ‫يع الس���مو‬
‫ض‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ َ ‫ِإالَّ َأ ْن‬
َ ٰ َّ ُ ‫ان َبد‬
1. Allah ki, Ondan
başka ilâh yoktur.
Birdir,
Sameddir,
doğurmamıştır
ve
4 ‫ل والإْ ِ ْكرام يا حي يا َقيوم‬
ُ ُّ َ ُّ َ َ ِ َ
َ ِ َ‫ ُذو ا ْل َجلا‬doğurulmamıştır.
Hiçbir şey Onun
dengi olmamıştır.
2. Yâ Allah, yâ Hû, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Hayy, yâ Kayyûm,
yâ Ze’l Celâli ve’l İkram.
3. Allahım, şüphesiz, Senin Allah olduğuna, Senden başka ilâh olmadığına, bir ve Samed olduğuna, doğurmadığına, doğurulmadığına, denginin olmadığına şehâdet ederim.
4. Allahım, muhakkak ki hamd Sana mahsustur. Mennân (bol bol
veren), semâvât ve arzı eşsiz, örneksiz yaratan (Allahım), Senden başka ilâh yoktur. Sen Celâl ve İkram sahibisin. Yâ Hayy,
ya Kayyûm.
233
‫ال ِإ ٰل َه‬
َٓ ‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّني َأ ْس��� َأ ُل َك ِب َأ َّن َل َك ا ْل َح ْم َد‬
َٓ َ‫ِإالَّٓ َأ ْن َت وح َدك‬
‫ان‬
َ ‫ال َش ۪ر‬
ُ ‫ َأ ْن َت ا ْل َم َّن‬،‫يك َل َك‬
ْ َ
1. Allahım, hamd
Sana mahsustur.
Senden başka ilâh
yoktur. Sen birsin, ortağın yoktur. Sen Mennân
(bol bol veren),
semâvât ve arzı
eşsiz-örneksiz yaratan, Celâl ve ikram sahibi(sin).
2.
۪
ِ ‫ي���ع الس���مو‬
‫ض ُذو ا ْل َج�َل�اَ ِل‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ ُ ‫َبد‬
‫يع‬
ُ ‫���ان َي���ا َم َّن‬
ُ ‫ َي���ا َح َّن‬1 ‫���ر ِام‬
َ ‫���ان َي���ا َب ۪د‬
َ ‫َوالإْ ِ ْك‬
ِ ‫السمو‬
‫ال ِل َوالإْ ِ ْك َر ِام‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ‫ض َيا َذا ا ْل َج‬
َ ٰ َّ
2 ِ‫ِك ِمن النار‬
َّ َ َ ‫َأ ْس َأ ُل َك ا ْل َج َّن َة َو َأ ُعو ُذ ب‬
‫���ن َعا ِق َب َت َن���ا ِفي الأْ ُ ُم���ورِ ُك ِّل َها‬
ْ ‫���م َأ ْح ِس‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِ
3 ‫خر ِة‬
ِ ‫الد ْن َيا َو َع َذ‬
ُّ ‫َو َأ ِج ْر َنا ِم ْن ِخ ْز ِي‬
َ ٰ ْ‫اب الا‬
‫تمت األدعية المأثورة‬
Yâ Hannân,
Yâ Mennân, ey
semâvât ve arzı
eşsiz örneksiz yaratan, ey celâl ve ikrâm sahibi (Allahım), Senden
Cennet’i istiyor ve Cehennem’den Sana sığınıyorum.
3. Allahım, bütün işlerimizde akıbetimizi güzel yap, dünyada rezilrüsvay olmaktan ve ahiret azabından bizi koru.
(Kur’ân ve Sünnet kaynaklı dualar burada sona eriyor)
234
ِ ‫السا َد‬
‫ات‬
َّ َ‫ا‬
ُ ‫َو‬
َّ ‫ات َعلَى َسيِّ ِد‬
َ ‫لصل‬
EFENDİLER EFENDİSİ’NE SALÂVAT
‫ِ���ي‬
‫ُّ���ون َع َل���ى النب‬
َ ‫﴿إ َِّن اهللَ َو َملٰۤـ ِئ َك َت ُ���ه ُي َصل‬
ِّ َّ
‫ين ٰا َم ُن���وا َصلُّوا َع َل ْي ِه َو َس��� ِّل ُموا‬
َ ‫َي���آ َأ ُّي َه���ا ا َّل ۪ذ‬
1 ‫ك‬
َ ‫َت ْس ۪ليم ًا﴾ َل َّب ْي‬
‫���ي ِِد َنا ُم َح َّم ٍد َو َعلٰۤى ٰا ِل‬
ّ ‫َال َّل ُه ََّم َص ِّل َع ٰلى َس‬
ٍ ‫س���ي ِِد َنا ُم َحم‬
‫يع‬
ِ ‫���د َصلاَ ًة ُت ْن ۪ج َينا ب َِه���ا ِم ْن َج ۪م‬
َّ
ّ َ
ِ ‫ال َوالاْ ٰ َف‬
ِ ‫���و‬
‫يع‬
َ ‫ َو َت ْق ۪ضي َل َن���ا ب َِها َج ۪م‬،‫ات‬
َ ‫الأْ َ ْه‬
ِ ‫اج‬
،‫الس ّيِـئ َا ِت‬
ِ ‫ َو ُت َط ِّه ُر َنا ب َِها ِم ْن َج ۪م‬،‫ات‬
َ ‫ا ْل َح‬
َّ ‫يع‬
ِ ‫الد َر َج‬
‫ َو ُت َب ِّل ُغ َنا‬،‫ات‬
َّ ‫َو َت ْر َف ُع َنا ب َِها ِع ْن َدكَ َأ ْع َلى‬
1. “Allah ve melekleri (O şanlı) Nebî’ye
salât etmekte (Onun
ِ ‫ ِفي ا ْل َحي���ا ِة َو َب ْع َد ا ْلمم‬şerefini gözetmeğe,
‫يب‬
َ ‫ ٰا ۪م‬،‫���ات‬
َ ‫ين َيا ُم ۪ج‬
َ َ
َ
şanını yüceltmeğe
ِ ‫الد َعو‬
2 ‫ب ا ْلعا َل ۪مين‬
َ
َ ِّ ‫ات َوا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َر‬
َ َّ
özen göstermekte)
dir. Ey iman edenler, siz de Ona salât ve içtenlikle selâm edin.” Emret (Allahım);
ِ ‫ي���ع ا ْل َخير‬
ِ ‫ب َِه���آ َأ ْق َص���ى ا ْل َغ َاي‬
‫ات‬
ِ ‫���ن َج ۪م‬
ْ ‫ات ِم‬
َْ
2. Allahım, Efendimiz Hz. Muhammed’e ve Efendimiz Hz.
Muhammed’in âline salât et ve o salât ile bizi bütün korkulardan ve âfetlerden koru, onunla bütün ihtiyaçlarımızı gider, bizi
bütün günahlardan temizle, onunla bizi katında en yüce derecelere çıkar, hayatta ve ölümden sonra bütün hayırlar adına en
ileri hedeflere bizi ulaştır. Âmîn, ey dualara icabet eden (Allahım).
Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
237
‫���ي ِِد َنا ُم َح َّم ٍد َو َعلٰۤى ٰا ِل ۪ه‬
ّ ‫َال َّل ُه ََّم َص ِّل َع ٰلى َس‬
ِ ‫���ب ا ْل َع ْصر‬
ِ ‫���ف ا ْل َم َل َو‬
‫ان‬
َ ‫اخ َت َل‬
ْ ‫ُك َّل َما‬
َ ‫ان َو َت َعا َق‬
َ
ِ ‫���د‬
ِ ‫ي���د‬
‫ان‬
‫وك‬
َ ‫اس َ���ت ْق َب َل ا ْل َف ْر َق‬
َ ‫���ر َر ا ْل َج ۪د‬
ْ ‫ان َو‬
َّ َ َ
۪ ‫اح َأ ْه ِل َبي ِت‬
‫الت ِح َّي َة‬
ْ ‫َو َب ِّل‬
َّ ‫���ه ِم َّنا‬
َ ‫ــ���غ ُر‬
َ ‫وح ُه َو َأ ْر َو‬
ْ
1
1. Allahım, Efendimiz
Hz. Muhammed’e
ve Onun âline,
gece ile gündüzün
birbirini izlediği,
sabah ile akşamın
birbirini takip ettiği, gece ile gündüzün art arda gelip
durduğu ve iki
kardeş yıldızlarının karşılıklı doğdukları müddetçe
salât eyle.
2.
‫���م َو َب���ارِ ْك َو َس��� ِّل ْم َع َل ْي ِه‬
ْ ‫َو ْار َح‬
‫الس�ل�اَ َم‬
َّ ‫َو‬
ِ‫َو َع َل ْيهِ ْم َك ۪ثيراً َك ۪ثيراً ِإ ٰلى َي ْو ِم ا ْل َح ْش ِر َوا ْل َق َرار‬
2
ِ
‫���ر َل َنا َو ْار َح ْم َن���ا َوا ْل ُط ْف ب َِنا ي َٓا ِإ ٰل َه َنا‬
ْ ‫َو ْاغف‬
3
‫ب ُِك ِّل َصلاَ ٍة ِم ْن َها‬
َ‫َال َّل ُه ََّم َص ِّل َع ٰلى َس ّي ِِد َنا ُم َح َّم ٍد َب ْح ِر َأ ْن َوارِ ك‬
4
‫س ِه َد َاي ِت َك‬
ِ ‫َو َم ْع ِد ِن َأ ْس َرارِ كَ َو َع ْي ِن ِع َن َاي ِت َك َو َش ْم‬
5
‫ام َح ْض َر ِت َك‬
ِ ‫َو َع ُر‬
ِ ‫وس َم ْم َل َك ِت َك َوإ َِم‬
Onun rûhuyla
Ehl-i Beytinin ruhlarına tahiyye ve selamlarımızı ulaştır.
3. Ona ve Ehl-i Beytine merhamet et, bereket ihsan eyle, haşr ü
karar gününe kadar çok çok selâm eyle.
4. Yâ İlâhenâ, bu salât ü selâmların her birerleri ile bizi bağışla, bize
merhamet et ve bize lütufta bulun.
5. Allahım, nurlarının denizi, esrarının madeni, inayetinin gözdesi, hidayetinin güneşi, hazire-i kuds’ün nişanlı gözdesi,
huzûrundakilerin imamı,..
238
َ‫َو َخ ْي ِر َخ ْل ِق َك َو َأ َح ِّب ا ْل َخ ْلقِ ِإ َل ْي َك َع ْب ِدك‬
۪ ‫���ي ا َّل‬
‫���ذي‬
‫ِ���ك َو َر ُس���و ِلك النبِ���ي الأْ ُ ِم‬
َ ‫َو َحب۪يب‬
ِّ ّ ِّ َّ َ
‫ين َو َع ٰلى س َٓا ِئ ِر‬
َ ‫َخ َت ْم َت ِب ِه الأْ َ ْنبِي َٓا َء َوا ْل ُم ْر َس ۪���ل‬
۪ ‫���ه َو َص ْحب‬
۪ ‫ين َو َعلٰۤ���ى ٰا ِل‬
‫ِ���ه‬
َ ‫الأْ َ ْنبِي���آَ ِء َوا ْل ُم ْر َس ۪���ل‬
‫۪ي���ن َو َع ٰلى‬
َ ‫ي���ن َو َع َل���ى ا ْل َملٰۤ ِئ َك ِة ا ْل ُم َق َّرب‬
َ ‫َأ ْج َم ۪ع‬
ِ ‫ين ِم ْن َأ ْه ِل السمو‬
‫ات َو َأ ْه ِل‬
َ ‫الصا ِل ۪ح‬
َّ َ‫ِع َبا ِدك‬
َ ٰ َّ
ِ ‫ان ا‬
‫هلل َت َعا ٰلى َع َل ْي َنا َو َع َل ْيهِ ْم‬
ُ ‫���و‬
ْ ‫ين‬
َ ‫الأْ َ َر ۪ض‬
َ ‫رِض‬
1 ‫ب ا ْلعا َل ۪مين‬
َ
َ ‫ين ٰا ۪م‬
َ ‫َأ ْج َم ۪ع‬
َ ِّ ‫ين َوا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َر‬
ِ ‫َال َّل ُه���م َص ِّل َع ٰل���ى َذ‬
‫ات ا ْل ُم َح َّم ِد َّي ِة ال َّل ۪طي َف ِة‬
ََّ
1. ... mahlûkatının
en hayırlısı, mahlûkatının Sana en
ِ‫س َسم َٓا ِء الأْ َ ْس َرارِ َو َم ْظ َه ِر الأْ َ ْن َوار‬
ِ ‫ الأْ َ َح ِد َّي ِة َش ْم‬sevimlisi,
kulun,
ِ ‫ َو َمر َك ِز َم َدارِ ا ْل َجلاَ ِل َو ُق ْط ِب َف َل ِك ا ْل َج َم‬habibin, resûlün ve
2 ‫ال‬
ْ
kendisiyle nebîlere
ve rasûllere hâtime
çektiğin Ümmî Nebî Efendimiz Hz. Muhammed ve sâir enbiyâ ile
resûllerin üzerine, Onun âli ve bütün ashabının üzerine, melâike-i
mukarrabîninin, semâvât ve arzdaki salih kullarının -Allah’ın rıdvanı onların ve bizim hepimizin üzerine olsun- üzerine salât eyle.
Âmîn. Ve hamd, Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
2. Allahım, esrar semâsının güneşi, nurların mazharı, celâl yörüngesinin merkezi ve cemâl felekinin kutbu olan Hz. Muhammed’in
lâtif ve biricik zâtına salât eyle,..
239
ِ
‫���ك ٰا ِم ْن‬
َ ‫���ر ۪ه َل َد ْي َك َوب َِس ْ���ي ِر ۪ه ِإ َل ْي‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
ِّ ‫���م بِس‬
‫���ب ُح ْز ۪ن���ي‬
ْ ‫َخ ْو ۪ف���ي َو َأ ِق‬
ْ ‫���ل َع ْث َر ۪ت���ي َو َأ ْذ ِه‬
1. ...Allahım, Senin
nezdindeki sırrı ve
Sana doğru seyri ‫���ك ِم ۪ني‬
ّ َ ‫���ن ۪ل���ي َو ُخ ْذ ۪ن���ي ِإ َل ْي‬
ْ ‫َو ِح ْر ۪ص���ي َو ُك‬
hürmetine
beni
korktuklarımdan ً‫ج َع ْل ۪ني َم ْف ُتونا‬
ْ ‫َو ْار ُز ْق ِن���ي ا ْل َفن���آَ َء َع ۪ ّن���ي َوالَ َت‬
emin kıl, sürçme
۪ ْ ‫ب َِن ْف ۪س���ي َم ْح ُجوباً ب ِِح ۪س���ي َو ْاك ِش‬
ve inhiraflarıma ‫ف لي َع ْن‬
ّ
istikamet ver, hüzِ
‫وم َي���ا َح ُّي َيا‬
ٍ ‫���ر َم ْك ُت‬
ُ ‫���وم َي���ا َح ُّي َيا َق ُّي‬
ٍّ ‫ُك ِّل س‬
nümü ve hırsımı
gider,
benimle
1 )‫َقيوم يا حي يا َقيوم (ثالث ًا‬
ُ ُّ َ ُّ َ َ ُ ُّ
ol, Sana yönِ ‫َال َّل ُهم َص ِّل َع ٰلى َم ْن ِم ْن ُه ا ْن َش��� َّق‬
lendirmek üzere ‫ت الأْ َ سرار‬
ُ َ ْ
ََّ
beni benden al,
kendimden fâni ‫ت‬
ْ ‫َوا ْن َف َل َق ِت الأْ َ ْن َو ُار َو ۪في ِه ْار َت َق ِت ا ْل َحق َٓا ِئ ُق َو َت َن َّز َل‬
olmakla beni rıَٓ ‫���ز ا ْل َخ‬
‫���ه َتض َٓا َئ َل ِت‬
َ ‫ال ِئ‬
َ ‫���وم ٰا َد َم َف َأ ْع َج‬
ُ ‫���ق َو َل‬
ُ ‫ُع ُل‬
zıklandır,
beni
nefsimle imtihan
2 ‫حق‬
ْ ‫وم َف َل ْم ُي ْد‬
ٌ ِ َ‫رِك ُه ِم َّنا َساب ٌِق َوالَ ال‬
ُ ‫ا ْل ُف ُه‬
etme, basar ve basiretimi beşerî hislerimle perdeleme. Her gizli sırrı bana aç, yâ Hayy, yâ Kayyûm,
yâ Hayy, yâ Kayyûm, yâ Hayy, yâ Kayyûm. (3 defa)
2. Allahım, sırların kendisinden fışkırdığı, nurların da yine kendisinden infilak ettiği, hakikatlerin kendisine yükseldiği (gerçek değerini bulduğu), Adem (as)’ın ilimlerinin kendisine inip de mahlûkatı
âciz bırakan, onun karşısında anlayışların zayıf kalıp ne bizden
önce geçmiş ne de gelecek hiçbir kimsenin kendisini idrak edemediği O Zat’a salât et ki,..
240
ِ ‫���اض ا ْلم َل ُك‬
‫وت ِب َأ ْز َه���ارِ َج َما ِل ۪ه ُمو ِن َق ٌة‬
َ ُ ‫َف ِر َي‬
۪ ‫ض َأ ْن���و‬
ِ ‫اض ا ْل َجب���ر‬
‫ارِه ُم َت َد ِّف َق ٌة‬
ِ ‫وت ِب َف ْي‬
ُ ‫َو ِح َي‬
َ
ُ َ
۪ ‫ال َو ُه���و ب‬
‫ال‬
‫وال ش‬
ٌ ‫ِ���ه َم ُن‬
َ ‫���و‬
َّ ‫���ي َء ِإ‬
ْ ‫ ْإذ َل‬،‫���وط‬
َ
ْ َ َ َ
ِ ‫ا ْلو‬
‫وط َصلاَ ًة‬
ُ ‫يل ا ْل َم ْو ُس‬
َ ‫اس‬
َ ‫���ط ُة َل َذ َه َب َك َما ۪ق‬
َ
‫ َال َّل ُه ََّم‬،‫���ه‬
َ ‫ي���ق ب َِك ِم ْن‬
ُ ‫َت ۪ل‬
ُ ‫���ك ِإ َل ْي ِه َك َم���ا ُه َو َأ ْه ُل‬
ِ
ِ
َّٓ ‫م���ع‬
‫���ك َو ِح َج ُاب َك‬
َ ‫الدالُّ َع َل ْي‬
ُ ‫���ركَ ا ْل َجا‬
ُّ ‫ِإ َّن ُه س‬
ِٓ
َ ْ‫لأ‬
‫ َال َّل ُه ََّم‬1 ‫���ك‬
َ ‫���ك َب ْي َن َي َد ْي‬
َ ‫���م َل‬
ُ ‫���م ا ْلق َائ‬
ُ ‫ا ْع َظ‬
‫َأ ْل ِح ْق ۪ني ب َِن َسب ِ۪ه َو َح ِّق ْق ۪ني ب َِح َسب ِ۪ه َو َع ِّر ْف ۪ني إ َِّي ُاه‬
1. ...Melekût âleminin bahçeleri onun
cemâlinin çiçekleri
ile güzeldir; Ceberût
âleminin havuzları onun nurlarının
ِ
‫���وارِ ِد ا ْل َج ْه ِل َو َأ ْك َر ُع‬
َ ‫ َم ْع ِر َف ًة َأ ْس��� َل ُم ب َِها م ْن َم‬feyziyle dolup taşmaktadır.
“Vasıta
‫اح ِم ْل ۪ني َع ٰلى َسب۪ي ِل ۪ه‬
ْ ‫ ب َِها ِم ْن َم َوارِ ِد ا ْل َف ْض ِل َو‬olmasaydı, neticeye
2 ‫ك‬
َ ‫ ِإ ٰلى َح ْض َر ِت َك َح ْمالً َم ْح ُفوف ًا ب ُِن ْص َر ِت‬ulaşılmazdı” kaidesince, Ona bağlı
olmayan hiçbir şey
yoktur. Bu salât, Senden Ona, Senin şânına yakışır ve Onun da
lâyık olduğu bir salât olsun. Allahım, O, Senin Sana delâlet eden
en câmî sırrındır; huzurunda kaim en büyük perdedârdır.
2. Allahım, beni Onun soyuna ilhak eyle, Onun sahip olduğu şerefe
beni layık kıl. Onu bana öyle tanıt ki, bununla cehâlet kanallarından kurtulup fazilet pınarlarından kana kana içeyim. Bana Onun
yolu üzerinde, inayetinle kuşatılmış olarak huzuruna doğru giden
yolda yardım et.
241
ِ ‫���ذ ْف ب۪ي َع َل���ى ا ْلب‬
ِ ‫َوا ْق‬
‫���ل َف َأ ْد َم َغ ُه َو ُز َّج‬
ِ ‫اط‬
َ
‫ب۪ي ۪ف���ي ب َِحارِ الأْ َ َح ِد َّي��� ِة َو َأ ْغ ِر ْق ۪ني ۪في َع ْي ِن‬
َٓ ‫���م َع َو‬
َٓ ‫ال َأ ٰرى َو‬
َٓ ‫���ر ا ْل َو ْح َد ِة َح ّٰتى‬
‫ال‬
ِ ‫َب ْح‬
َ ‫ال َأ ْس‬
1. Beni bâtılın tepesine öyle bir indir
ki, beynini dağıtayım. Beni ehadiyyet deryalarına al,
vahdet denizinin
kaynağına garket;
öyle ki, sadece
onunla göreyim,
onunla işiteyim,
onunla bulayım,
onunla hissedeyim.
ِ ُ ٓ َ ‫َأ ِج‬
‫الله َّم‬
ُ ‫اج َع ِل‬
ْ ‫ َو‬1 ‫���س ِإالَّ ب َِه���ا‬
َّ ‫���د َوالَ أح‬
۪ ‫���اب الأْ َ ْع َظ���م َحيا َة ُر‬
‫وح ُه‬
َ ‫ا ْل ِح َج‬
َ ‫ َو ُر‬،‫وح���ي‬
َ َ
ِ ُ ‫ َو َح ۪قي َق َت‬،‫ِس���ر َح ۪قي َق ۪ت���ي‬
‫م���ع َع َوا ِل ۪م���ي‬
َ ‫���ه َجا‬
َّ
ِ ‫ب َِت ْح ۪قيقِ ا ْل َح ِّق الأْ َ و ِل ي َٓا َأو ُل ي َٓا ٰا ِخر َيا َظ‬
‫اه ُر‬
َّ
َّ
ُ
ِ
ِ ‫اس���م ْع ِندآَ ۪ئي بِما َس‬
‫���م ْع َت ب ِ۪ه ِندآَ َء‬
َ
َ ْ ‫َيا َباط ُن‬
ِ
ِ
‫الس�ل�اَ ُم َوا ْن ُص ْر ۪ني ب َِك‬
َّ ‫َع ْب���دكَ َز َك ِر َّيا َع َل ْي���ه‬
‫���ع َب ْي ۪ني َو َب ْي َن َك‬
َ ‫َل‬
ْ ‫���ك َو َأ ّي ِْد ۪ني ب َِك َل َك َو‬
ْ ‫اج َم‬
2
‫هلل‬
ُ ‫ َا‬،‫هلل‬
ُ ‫ َا‬،‫هلل‬
ُ ‫ َا‬، َ‫َو ُح ْل َب ْي ۪ني َو َب ْي َن َغ ْي ِرك‬
2. Yâ Rabbi! En büyük perdedâr olan Hz. Muhammed (s.a.s.)’i
rûhumun hayatı kıl. Onun rûhunu hakikatimin sırrı eyle, Onun
hakikatini ilk hakkın gerçekleşmesi ile kaplayıcı kıl. Yâ Evvel, yâ
Âhir, yâ Zâhir, yâ Bâtın! Kulun Zekeriyya (a.s.)’ın nidâsını işittiğin gibi benim nidâmı da işit Allahım. Senin rızan yolunda bana
yardım et. Senin rızan yolunda kudretinle beni destekle. Benimle
Senin aranı birleştir; benimle Senden gayrılarının arasına gir Allah, Allah, Allah!
242
۪
َ‫ض َع َل ْي َك ا ْل ُق���ر ٰا َن َلرآَ ُّدك‬
َ ‫���ر‬
َ ‫﴿إ َِّن ا َّل���ذي َف‬
ٍ
‫﴿ر َّبن��� َٓا ٰا ِت َنا ِم ْن َل ُد ْن َك َر ْح َم ًة‬
َ 1 ﴾ ‫ِإ ٰل���ى َم َعاد‬
‫ ِا ْج َع ْل ۪لي‬2 ﴾‫���ن َأ ْم ِر َنا َر َش���د ًا‬
ْ ‫ِ���ئ َل َنا ِم‬
ْ ‫َو َه ّي‬
‫ِم ْن َأ ْم ۪ري َف َرجاً َو َم ْخ َرجاً ﴿إ َِّن اهللَ َو َملٰۤـ ِئ َك َت ُه‬
‫ي���ن ٰا َم ُنوا‬
‫ُّ���ون َع َل���ى النب‬
َ ‫ُي َصل‬
َ ‫ِ���ي يآَ َأ ُّي َه���ا ا َّل ۪ذ‬
ِّ َّ
‫ات‬
ُ ‫ َص َل َو‬3 ﴾ً‫َصلُّوا َع َل ْي ِه َو َس��� ِّل ُموا َت ْس ۪���ليما‬
ِ ‫ا‬
‫���ه‬
َ �‫هلل َو َس�ل‬
ُ ‫���ه َو َب َر َكا ُت‬
ُ ‫���ه َو َر ْح َم ُـت‬
ُ ‫ا ُم ُه َو َت ِح َّي ُت‬
‫ِك‬
َ ‫ِك َو َحب۪يب‬
َ ‫���ي ِِد َنا ُم َح َّم ٍد َع ْب ِدكَ َو َنب ِّي‬
ّ ‫َع ٰلى َس‬
‫وعلٰۤى ٰا ِل ۪ه َو َص ْحب ِ۪ه‬
َّ ‫َو َر ُس���و ِل َك‬
َ ‫النب ِِّي الأْ ُ ۪ ّم���ي‬
ِ ‫���د َد َك ِلم‬
‫ات‬
ْ ‫الش‬
َّ ‫َو َس��� ِّل ْم َع َد َد‬
َ ‫���ف ِع َوا ْل َو ْت ِر َو َع‬
َ
ِ ‫ا‬
ِ ‫ار َك‬
ِ ‫هلل الت َّٓا َّم‬
4 ‫ات‬
َ ‫ات ا ْل ُم َب‬
1. “Kur’ân’ı Sana
farz kılan (Rabbin)
elbette seni dönülecek yere döndürecektir.”
2. “Rabbenâ, tarafından bize bir rahmet ihsan eyle, işimizden muvaffakiyet hazırla.”
3. Bana bir genişlik ve çıkış yolu göster. “Şüphesiz ki Allah ve melekleri (o şânı yüce) Nebî’ye salât etmektedir. Ey iman edenler, haydi
siz de Ona salât edin ve güzelce selâm getirin.”
4. Allah’ın (c.c.) tek ve çift varlıklar ile Onun eksiksiz bereketli kelimeleri adedince salâtı, selamı, tahiyyesi, rahmeti, bereketi; kulun,
nebin, habibin ve resûlün Ümmi Peygamber Hz. Muhammed
Mustafa Efendimiz’e, Onun âl ve ashabına olsun.
243
ً‫َال َّل ُه ََّم َص ِّل َصالَ ًة َكا ِم َل ًة َو َس ِّل ْم َسالَماً تآَ ّما‬
‫ع ٰلى س ��ي ِِد َنا محم � ٍ ۽‬
،‫�د ا َّل ۪ذي َت ْن َحلُّ ِب� � ِه ا ْل ُع َق ُد‬
َ
َّ َ ُ ّ َ
،‫ َو ُت ْق ٰضى ِب� � ِه ا ْل َح َواي ُِج‬،‫َو َت ْن َف � ِ�ر ُج ِب ِه ا ْل ُك � َ�ر ُب‬
،‫�ب َو ُح ْس � ُ�ن ا ْل َخوا ِت � ِ�م‬
‫�ال ِب� � ِه‬
ُ � ‫َو ُت َن‬
ُ � ‫الرغآَ ِئ‬
َّ
‫ َو َعلٰۤى‬،‫�ام ب َِو ْجهِ � � ِه ا ْل َك ۪ري � ِ�م‬
ُ � ‫َو ُي ْس َت ْس � ٰ�قى ا ْل َغ َم‬
‫س ب َِع َد ِد ُك ِّل‬
ٍ ‫ٰا ِل � ۪�ه َو َص ْحب ِ۪ه ۪ف ��ي ُك ِّل َل ْم َح ٍة َو َن َف‬
1
‫وم َل َك‬
ٍ ‫َم ْع ُل‬
1. Kendisiyle düğümlerin çözüldüğü, sıkıntıların açılıp zâil olduğu,
ihtiyaçların yerine getirildiği, arzu, istek ve güzel neticelere ulaşıldığı, kerim yüzü suyu hürmetine yağmur istendiği Efendimiz
Muhammed’e, Onun âl ve ashabına her göz açıp kapama, her
nefes alıp verme, Sana ma’lum herşey sayısınca kâmil salât ve
eksiksiz selâm et Allahım.
244
‫َّص ِر َوالْ َغلَبَ ِة‬
ْ ‫ُد َع ُاء الن‬
NUSRET ve GALEBE DUASI
Not:
Nusret ve Galebe duasının büyük bölümü, Kur'ân'ın farklı yerlerindeki âyetlerden alınmıştır. Bundan dolayı kitabın diğer
bölümlerinin Arapça kısmında âyetler âyet parantezi içinde
alındığı halde burada bu yapılmamıştır. Farklı âyetlerden alınan
yerler ayrı meal numarası altında verilmiştir. Kur'ân'da birbirini
takip eden âyetler ise aynı meal numarası altında verlmiş fakat
aralarına (*) konmuştur. Ayrıca kitabın bütününde uygulandığı
gibi âyetlerin mealleri tırnak içinde verlmiştir.
Duanın son taraflarındaki, Kur'ân'dan alınmış olmayan duaların
meali verilirken ise tırnak kullanılmamıştır.
246
‫الن ْص ِر َوا ْل َغ َل َب ِة‪:‬‬
‫ُد َٓ‬
‫عا ُء َّ‬
‫بِس ِم ا ِ‬
‫يم‬
‫هلل الرحمن‬
‫الر ۪ح ِ‬
‫ْ‬
‫َّ ْ ٰ ِ َّ‬
‫َاهللُ َأ ْك َب ُر‪َ ،‬اهللُ َأ ْك َب ُر‪َ ،‬اهللُ َأ ْك َب ُر‪َ ،‬اهللُ َأ ْك َب ُر‪،‬‬
‫َاهللُ َأ ْك َب ُر‪َ ،‬اهللُ َأ ْك َب ُر‪َ ،‬اهللُ َأ ْك َب ُر‪َ ،‬اهللُ َأ ْك َب ُر‪،‬‬
‫هلل َأ ْك َب ُر‬
‫هلل َأ ْك َب ُر‪َ ،‬ا ُ‬
‫َا ُ‬
‫‪1‬‬
‫وس‬
‫َف ْر ٌد َح ٌّي َق ُّي ٌ‬
‫وم َح َك ٌم َع ْد ٌل ُق ُّد ٌ‬
‫َال َّل ُه ََّم َص ِّل َع ٰلى َس ّي ِِد َنا ُم َح َّم ٍد َع َد َد َما ۪في‬
‫هلل َصلاَ ًة د َا ِئم� � ًة ب َِد َو ِام ُم ْل ِك ا ِ‬
‫ِع ْل � ِ�م ا ِ‬
‫هلل َو َعلٰۤى‬
‫َ‬
‫‪2‬‬
‫ٰا ِل ۪ه َو َص ْحب ِ۪ه َو َس ِّل ْم‬
‫‪3‬‬
‫)‪1. Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla. Allahu ekber (10 defa‬‬
‫‪2. Ferdün, Hayyun, Kayyûmun, Hakemun, Adlun, Kuddûs.‬‬
‫‪3. Allahım, Efendimiz Hz. Muhammed’e, Onun âl ve ashabına, ilm-i‬‬
‫‪ilâhideki (şeyler) adedince, Allah’ın hükümranlığı süresince dâimî‬‬
‫‪salât ü selâm eyle.‬‬
‫‪247‬‬
ِ ‫ُن ْصر ُة ا‬
:‫هلل‬
َ
ِ ‫بِس ِم ا‬
‫يم‬
‫هلل الرحمن‬
ِ ‫الر ۪ح‬
ْ
َّ ِ ٰ ْ َّ
‫هلل ب َِب ْدرٍ َو َأ ْن ُت ْم َأ ِذ َّل ٌة َف َّات ُقوا‬
ُ ‫���د َن َص َر ُك ُم ا‬
ْ ‫َو َل َق‬
ُ ‫اهللَ َل َع َّل ُك ْ���م َت ْش‬
َ ‫���ك ُر‬
ُ‫���د َن َص َر ُك ُم اهلل‬
ْ ‫ َل َق‬1 ‫ون‬
Nusretullah
1.
“Rahmân ve
Rahîm
Allah’ın
adıyla.”
“Andolsun ki; siz
zayıf olduğunuz
halde Allah size
Bedir’de kat’i bir
zafer ihsan etti. O
halde
Allah’tan
korkun ki, şükredesiniz.”
ِ ‫۪في َمو‬
‫���ن َك ۪ث َير ٍة َو َي ْو َم ُح َن ْي ٍن إ ِْذ َأ ْع َج َب ْت ُك ْم‬
َ ‫اط‬
َ
‫���م َش ْ���يئاً َو َضا َق ْت‬
ِ ‫���م ُت ْغ‬
ْ ‫���ن َع ْن ُك‬
ْ ‫���م َف َل‬
ْ ‫َك ْث َر ُت ُك‬
‫���م‬
ُ ‫���م الأْ َ ْر‬
ْ ‫ض ب َِم���ا َر ُح َب‬
ْ ‫���م َو َّل ْي ُت‬
ُ ‫َع َل ْي ُك‬
َّ ‫���ت ُث‬
2 ‫مدبِريِن‬
َ ُْ
‫ي���ن َك َّذ ُبوا ِب ٰا َيا ِت َنا‬
َ ‫���اه ِم َن ا ْل َق ْو ِم ا َّل ۪ذ‬
ُ ‫َو َن َص ْر َن‬
‫ين‬
ُ ‫���و ٍء َف َأ ْغ َر ْق َن‬
َ ‫اه ْم َأ ْج َم ۪ع‬
ْ ‫���م َكا ُنوا َق ْو َم َس‬
ْ ‫ِإ َّن ُه‬
4 ‫غا ِلب۪ين‬
ُ ‫ َو َن َص ْر َن‬3
َ َ ‫اه ْم َف َكا ُنوا ُه ُم ا ْل‬
2. “Andolsun ki; Allah size birçok yerlerde ve Huneyn gününde de
zafer ihsan etti. (Huneyn günü) çokluğunuz sizi ucb’e sevketmişti
de size hiçbir yarar sağlamamıştı, yeryüzü bütün genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti, nihayet gerisin geri dönüp gitmiştiniz.”
3. “Onu, âyetlerimizi yalanlayan kavminden kurtardık. Gerçekten
onlar kötü bir kavim idiler, biz de onların hepsini boğduk.”
4. “Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.”
248
‫اه ُدوا ِب َأ ْم َوا ِلهِ ْم‬
َ ‫اج ُروا َو َج‬
َ ‫إ َِّن ا َّل ۪ذ‬
َ ‫ين ٰا َم ُنوا َو َه‬
ِ ‫۪يل ا‬
‫ين ٰا َو ْوا َو َن َص ُروا‬
ِ ‫َو َأ ْن ُف ِسهِ ْم ۪في َسب‬
َ ‫هلل َوا َّل ۪ذ‬
‫ين ٰا َم ُنوا‬
ٍ ‫ُأ ۨول ٰۤ ِئ َك َب ْع ُض ُه ْم َأ ْو ِلي َٓا ُء َب ْع‬
َ ‫ َوا َّل ۪ذ‬1 ‫ض‬
ِ ‫۪يل ا‬
‫ين‬
ِ ‫���دوا ۪في َس���ب‬
ُ ‫اه‬
َ ‫���روا َو َج‬
َ ‫هلل َوا َّل ۪ذ‬
َ ‫َو َه‬
ُ ‫اج‬
‫ون َحقاًّ َل ُه ْم‬
َ ‫ٰا َو ْوا َو َن َص ُروا ُأوۨل ٰۤ ِئ َك ُه ُم ا ْل ُم ْؤ ِم ُن‬
‫ول‬
‫ ال ۪ذين يتبِعون‬2 ‫مغ ِفرة ورِزق كريم‬
َ ‫الر ُس‬
َّ َ ُ َّ َ َ َّ َ ٌ ۪ َ ٌ ْ َ ٌ َ ْ َ
‫���ه َم ْك ُتوب ًا ِع ْن َد ُه ْم‬
‫النب‬
ُ ‫ِ���ي الأْ ُ ِّم َّي ا َّل ۪ذي َي ِج ُدو َن‬
َّ َّ
ِ
ِ ‫يل َي ْأ ُمر ُه���م بِا ْلم ْعر‬
۪
‫وف‬
َّ ‫ِف���ي‬
ُ َ ْ ُ ِ ‫الت ْو ٰري���ة َوالإْ ِ ْنج‬
ِ
ِ ‫الطيِب‬
‫ات‬
ِ ‫���م َع‬
ُ ‫���ن ا ْل ُم ْن َك ِر َو ُيحلُّ َل ُه‬
ْ ‫َو َي ْن ٰه ُيه‬
َ ّ َّ ‫���م‬
‫َو ُي َح ِّر ُم َع َل ْيهِ ُم ا ْل َخب َٓا ِئ َث َو َي َض ُع َع ْن ُه ْم إ ِْص َر ُه ْم‬
۪
َ ْ‫لأ‬
3 ‫كا َنت ع َليهِ م‬
ْ ْ َ ْ َ ‫َوا ْغلاَ َل ا َّلتي‬
1. “İman edip de
hicret edenler, Allah
yolunda
mallarıyla canlarıyla cihad
edenler ve (muhacirleri)
barındırıp
yardım edenler var
ya, işte onların bir
kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır.”
2. “İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenleri (Muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek mü’minler
onlardır. Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır.”
3. “Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları o Elçiye, o Ümmî
Peygamber’e uyanlar (var ya), işte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis
şeyleri haram kılar, ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir,
249
1. ...O Peygamber’e
inanıp Ona saygı gösteren, Ona
yardım eden ve
Onunla
birlikte
gönderilen nura
(Kur’ân’a) uyanlar var ya, işte
kurtuluşa erenler
onlardır.”
‫وه َو َّات َب ُعوا‬
َ ‫َفا َّل ۪ذ‬
ُ ‫وه َو َن َص ُر‬
ُ ‫ين ٰا َم ُنوا ِب ِه َو َع َّز ُر‬
‫ون‬
َ ‫ور ا َّل ۪ذي ُأ ْن ِز َل َم َع ُه ُأوۨل ٰۤ ِئ َك ُه ُم ا ْل ُم ْف ِل ُح‬
َ ‫ال ُّن‬
‫۪ي���ن َلم َٓا ٰا َت ْي ُت ُك ْم‬
َ ‫ َوإ ِْذ َأ َخ‬1
َ ‫هلل ۪مي َث‬
ُ ‫���ذ ا‬
َّ ‫���اق‬
َ ‫النب ِّي‬
ٍ
ِ ٍ ‫���ن ِك َت‬
ٓ
‫���ول‬
ٌ ‫���م َر ُس‬
ْ ‫ِم‬
ْ ‫���م جاَ َء ُك‬
َّ ‫���اب َوح ْك َم���ة ُث‬
ِ
۪ ‫���د ٌق ِلم���ا َم َع ُك���م َل ُت ْؤ ِم ُن َّن ب‬
‫ِ���ه َو َل َت ْن ُص ُر َّن ُه‬
َ ّ ‫ُم َص‬
ْ
‫���ال َء َأ ْق َر ْر ُت ْم َو َأ َخ ْذ ُت ْم َع ٰل���ى ٰذ ِل ُك ْم إ ِْص ۪ري‬
َ ‫َق‬
‫���ه ُدوا َو َأ َنا َم َع ُك ْم ِم َن‬
َ ‫َقا ُل���وا َأ ْق َر ْر َنا َق‬
ْ ‫ال َف‬
َ ‫اش‬
ِ ‫الش‬
‫ين ٰا َم ُنوا إ ِْن َت ْن ُص ُروا‬
َّ
َ ‫ يآَ َأ ُّي َها ا َّل ۪ذ‬2 ‫ين‬
َ ‫اه ۪د‬
2. “Hani Allah, peyِ ‫ ب َِن ْص ِر ا‬3 ‫اهللَ َي ْن ُصر ُك���م َو ُي َثب ِْت َأ ْق َد َام ُكم‬
‫هلل‬
ْ
ّ ْ ْ
gamberlerden
“Ben size kitap ve
۪ ‫َي ْن ُصر َم ْن َيش َٓا ُء َو ُهو ا ْل َع ۪ز ُيز‬
4 ‫حيم‬
َ
ُ ‫الر‬
ُ
َّ
hikmet verdikten
sonra nezdinizdekileri tasdik eden
bir peygamber geldiğinde Ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz” diye söz almış ve
“kabul ettiniz ve bu ağır ahdimi yüklendiniz mi?” dediğinde, “kabul
ettik” cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: “O halde şahit olun;
Ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim” buyurmuştu.”
3. “Ey iman edenler! Eğer siz Allah(ın dinin)e yardım ederseniz, Allah da size yardım eder, ayaklarınızı sâbit tutar.”
4. “Allah’ın yardımıyla. (Allah) dilediğine yardım eder. O Aziz’dir,
Rahim’dir.”
250
‫ إ ِْن َي ْن ُص ْر ُك ُم‬1 ً‫َو َي ْن ُص َركَ اهللُ َن ْصراً َع ۪زيزا‬
‫���م َوإ ِْن َي ْخ ُذ ْل ُك ْم َف َم ْن َذا‬
َ �‫هلل َف�ل‬
ُ ‫ا‬
َ ‫ا َغا ِل‬
ْ ‫���ب َل ُك‬
ِ ‫ا َّل ۪ذي َي ْن ُصر ُكم ِم ْن َب ْع ِد ۪ه َو َع َلى ا‬
‫هلل َف ْل َي َت َو َّك ِل‬
ْ ُ
‫يك ْم‬
ُ ‫وه ْم ُي َع ِّذ ْب ُه ُم اهللُ ِب َأ ْي ۪د‬
َ ‫ا ْل ُم ْؤ ِم ُن‬
ُ ‫ َقا ِت ُل‬2 ‫ون‬
ِ ‫َو ُي ْخ ِز ِهم َو َي ْن ُصر ُكم َع َليهِ م َو َي ْش‬
‫ور‬
َ ‫���ف ُص ُد‬
ْ ْ ْ ْ
ْ
‫هلل َم ْن َي ْن ُص ُر ُه إ َِّن‬
ُ ‫ َو َل َي ْن ُص َر َّن ا‬3 ‫ين‬
َ ‫َق ْو ٍم ُم ْؤ ِم ۪ن‬
‫ ٰذ ِل َك َو َم ْن َعا َق َب ب ِِم ْث ِل‬4 ‫يز‬
ِ ‫هلل َل َق‬
َ ‫ا‬
ٌ ‫���و ٌّي َع ۪ز‬
‫َم���ا ُعو ِق َب ب ِ۪ه ُث َّم ُب ِغ���ي َع َل ْي ِه َل َي ْن ُص َر َّن ُه اهللُ إ َِّن‬
َ
ِ
۪
‫ َو َيا َق ْو ِم َم ْن َي ْن ُص ُرني م َن‬5 ‫ور‬
ٌ ‫اهللَ َل َع ُف ٌّو َغ ُف‬
ِ ‫ا‬
6 ‫ون‬
َ ‫ال َت َذ َّك ُر‬
َ ‫هلل إ ِْن َط َر ْد ُت ُه ْم َأ َف‬
1. “Ve Allah sana
üstün bir zafer versin
(diye...)”
2. “Eğer Allah size
yardım ederse, artık
sizi yenecek yoktur.
Eğer size olan yardımını keserse Ondan
sonra artık size yardım edecek kim var?
Mü’minler Allah’a tevekkül etsinler.”
3. “Onlarla savaşın
ki, Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rezil
etsin, sizi onlara galib kılsın ve mü’min
toplumun kalblerini
ferahlatsın.”
4. “Allah kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir.”
5. “İşte böyle. Her kim kendisine verilen eziyetin dengi ile karşılık
verir de bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vâki
olursa emin olmalıdır ki, Allah ona mutlaka yardım edecektir. Hakikaten Allah, çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir.”
6. “Ey kavmim! Ben onları kovarsam, beni Allah’tan kim kurtarır?
Hiç düşünmüyor musunuz?”
251
1.
“(Salih
(as))
Dedi ki: “Ey kavmim! Eğer ben
Rabbim’den apaçık bir delil üzerine
isem ve O, bana
nezdinden bir rahmet vermişse ve
ben de (buna karşılık) isyan edersem,
söyleyin bakalım
beni Allah’tan kim
kurtarabilir? Zaten
siz de bana zarardan başka bir şey
arttırmazsınız”.”
‫���ال َيا َق ْو ِم َأ َر َأ ْي ُت ْم إ ِْن ُك ْن ُت َع ٰلى َب ّي َِن ٍة ِم ْن‬
َ ‫َق‬
‫���ن َي ْن ُص ُر ۪ني ِم َن‬
ْ ‫َر ّب۪���ي َو ٰا ٰتي ۪ن���ي ِم ْن ُه َر ْح َم ًة َف َم‬
1
ِ ‫ا‬
ٍ‫يدو َن ۪ني َغ ْي َر َت ْخ ۪سير‬
ُ ‫هلل إ ِْن َع َص ْي ُت ُه َف َما َت ۪ز‬
ِ ‫َل َق ْد َأ ْر َس��� ْل َنا ُر ُس��� َل َنا بِا ْلبي َِن‬
‫ات َو َأ ْن َز ْل َنا َم َع ُه ُم‬
َّ
ِ‫الناس بِا ْل ِقس���ط‬
َ ‫ي���ز‬
َ ‫���اب َوا ْل ۪م‬
َ ‫ا ْل ِك َت‬
َ ‫ان ِل َي ُق‬
ُ َّ ‫���وم‬
ْ
ِ ٌ ‫ي���د ۪في ِه َب��� ْأ ٌس َش ۪���د‬
‫فع‬
َ ‫َو َأ ْن َز ْل َن���ا ا ْل َح ۪د‬
ُ ‫يد َو َم َنا‬
‫هلل َم ْن َي ْن ُص ُر ُه َو ُر ُس َل ُه بِا ْل َغ ْي ِب‬
ِ ‫ِل َّلن‬
ُ ‫اس َو ِل َي ْع َل َم ا‬
ِ ‫ ِل ْل ُف َق���رآَ ِء ا ْل ُم َه‬2 ‫يز‬
‫ين‬
ٌ ‫إ َِّن اهللَ َق ِ���و ٌّي َع ۪ز‬
َ ‫اج ۪ر‬
ِ َ
ِ ِ ْ ‫ي���ن ُأ ْخ ِر ُج���وا ِم‬
‫���م‬
َ ‫ا َّل ۪ذ‬
ْ ِ‫���م َوأ ْم َواله‬
ْ ‫���ن د َيارِ ه‬
ِ ‫���ون َف ْضالً ِم���ن ا‬
‫ون‬
َ ‫هلل ورِ ْضواناً وينصر‬
َ ‫يبت ُغ‬
ََْ
َ
َ
ُ ُ َْ َ َ
“Andolsun biz
ۨ
peygamberlerimizi
3 ‫ون‬
َ ‫الصا ِد ُق‬
َ ‫ا‬
َّ ‫هلل َو َر ُسو َل ُه ُأول ٰۤ ِئ َك ُه ُم‬
açık delillerle gönderdik ve insanların adâleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı
indirdik. Biz demiri de indirdik ki, onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah’ın dinine ve peygamberlerine
görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, dâima üstündür.”
3. “(Bu ganimet malları) yurtlarından ve mallarından çıkarılmış olan,
Allah’tan lütuf ve rıza dileyen, Allah’ın dinine ve peygamberine
yardım eden fakir muhâcirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.”
2.
252
ِ ‫الن‬
‫ين‬
ُ ‫���ل اهللُ َم ْو ٰل‬
ِ ‫َب‬
َّ ‫���و َخ ْي ُر‬
َ ‫اص ۪ر‬
َ ‫يك ْم َو ُه‬
َّٓ ‫ان َقو َل ُهم ِإ‬
‫ال َأ ْن َقا ُل���وا َر َّب َنا ْاغ ِف ْر َل َنا‬
ْ ْ َ ‫َو َم���ا َك‬
1
‫ِ���ت َأ ْق َد َام َنا‬
ْ ‫���را َف َنا ۪ف���ي َأ ْم ِر َنا َو َث ّب‬
َ ‫ُذ ُن‬
َ ‫وب َن���ا َوإ ِْس‬
‫ين‬
َ ‫َوا ْن ُص ْر َنا َع َلى ا ْل َق ْو ِم ا ْل َكا ِف ۪ر‬
‫�ف اهللُ َن ْفس� �اً ِإالَّ ُو ْس � َ�ع َها َل َه ��ا َم ��ا‬
ُ � ‫الَ ُي َك ِّل‬
2
ِ ‫َكس ��ب ْت َو َع َلي َها َما ْاك َتس���ب ْت رب َنا الَ ُت ٰؤ‬
‫اخ ْذن َٓا‬
َّ َ َ َ
ْ
َ َ
‫���ل َع َل ْي َنا‬
َ ‫إ ِْن َن ۪س���ين َٓا َأ ْو َأ ْخ َط ْأ َن���ا َر َّب َن���ا َو‬
ْ ‫ال َت ْح ِم‬
‫ين ِم ْن َق ْب ِل َنا َر َّب َنا‬
َ ‫إ ِْص���راً َك َما َح َم ْل َت ُه َع َلى ا َّل ۪ذ‬
1.
“Oysa
sizin
Mevlânız Allah’tır ve
O, yardımcıların en
hayırlısıdır.”
۪ ‫َوالَ ُت َح ِم ْل َن���ا َم���ا الَ َطا َق َة َل َنا ب‬
‫ف َع َّنا‬
ُ ‫ِ���ه َو ْاع‬
ّ
2. “Onların sözleri,
sadece şöyle deِ ‫ َو ْاغ‬mekten ibaretti: “Ey
‫���ر َل َن���ا َو ْار َح ْم َن���ا َأ ْن َت َم ْو ٰل َين���ا َفا ْن ُص ْر َنا‬
‫ف‬
ْ
Rabbimiz! Günahla3 ‫كا ِف ۪رين‬
‫ل‬
‫ا‬
‫م‬
‫و‬
‫ق‬
‫ل‬
َ
ْ
ِ ْ َ ْ ‫ َع َلى ا‬rımızı ve içimizdeki
َ
taşkınlığımızı bağışla, ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl, kafirler topluluğuna karşı bizi muzaffer eyle”.”
3. “Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef tutar.
Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. Rabbimiz! Unutur, ya da hataya düşersek bizi sorumlu
tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de
ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği
şeyleri yükleme, bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”
253
1.
“(Nuh
(as):)
“Rabbim,
beni
yalanlamalarına
karşı bana yardım
et” dedi.”
2. “(Lut (as):) “Şu
fesatçılar topluluğuna karşı bana
yardım eyle Rabbim” dedi.”
‫ال‬
َ ‫َق‬
1
ِ ‫���ال َر ِّب ا ْن ُصر ۪ن���ي ب َِم���ا َك َّذ ُب‬
‫���ون‬
َ ‫َق‬
ْ
۪ ‫َر ِّب ا ْن ُصر ۪ني َع َلى ا ْل َقو ِم ا ْلم ْف ِس‬
‫ين‬
َ ‫���د‬
ُ ْ
ْ
ِ
ِ
ِ
‫هلل‬
‫ا‬
‫وا‬
‫ر‬
‫ك‬
‫ذ‬
‫و‬
‫ات‬
‫ح‬
‫ل‬
‫ا‬
‫الص‬
‫وا‬
‫ل‬
‫م‬
‫ع‬
‫و‬
‫وا‬
ُ
َ
َ َ ‫ين ٰا َم ُن‬
َ ‫ا َّل ۪ذ‬
َ َّ
َََُ
‫ال‬
َّ ‫ِإ‬
2
‫ـص ُروا ِم ْن َب ْع ِد َما ُظ ِل ُموا َو َس َي ْع َل ُم‬
َ ‫َك ۪ثيراً َوا ْن َـت‬
‫ َف َد َعا‬3 ‫ون‬
َ ‫ي���ن َظ َل ُموا َأ َّي ُم ْن َق َل ٍب َي ْن َق ِل ُب‬
َ ‫ا َّل ۪ذ‬
ٓ ‫رب‬
‫ َأ ْم َح ِس ْ���ب ُت ْم َأ ْن‬4 ‫وب َفا ْن َت ِص ْر‬
ُ َّ َ
ٌ ‫���ه َأ ۪ ّني َم ْغ ُل‬
‫ين َخ َل ْوا‬
َ ‫َت ْد ُخ ُلوا ا ْل َج َّن َة َو َل َّما َي ْأ ِت ُك ْم َم َث ُل ا َّل ۪ذ‬
‫الضر ّآَ ُء َو ُز ْل ِز ُلوا‬
َّ ‫ِم ْن َق ْب ِل ُك ْم َم َّس ْت ُه ُم ا ْل َب ْأسآَ ُء َو‬
‫ين ٰا َم ُنوا َم َع ُه َم ٰتى‬
‫حتى يقول‬
ُ ‫الر ُس‬
َ ‫���ول َوا َّل ۪ذ‬
َّ َ ُ َ َّ َ
ِ ‫ال إ َِّن َن ْصر ا‬
ِ ‫َن ْصر ا‬
َٓ ‫هلل َأ‬
5 ‫هلل َق ۪ريب‬
ٌ
َ
ُ
3. “...Ancak iman
edip de salih amel
işleyenler, Allah’ı
çok
zikredenler
ve kendilerine zulmedildikten sonra
öçlerini
alanlar
böyle
değildir.
Zulmedenler hangi dönüşe (akıbete) döndürüleceklerini yakında bilecekler.”
4. “Bunun üzerine, Rabbine; “ben yenik düştüm, Sen intikam(ını)
al” diyerek yalvardı.”
5. “(Ey mü’minler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler sizin başınıza da gelmeden Cennet’e gireceğinizi mi
sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle
sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki mü’minler
“Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” diyeceklerdi. Bilesiniz ki,
Allah’ın yardımı yakındır.”
254
‫َو َم ��ا َج َع َل � ُ�ه اهللُ ِإالَّ ُب ْش � َ�رى َل ُك � ْ�م َو ِل َت ْط َم ِئ َّن‬
ِ ‫ال ِم � ْ�ن ِع ْن ِد ا‬
‫هلل ا ْل َع ۪ز ِيز‬
َّ ‫الن ْص ُر ِإ‬
َّ ‫وب ُك � ْ�م ب ِ۪ه َو َما‬
ُ ‫ُق ُل‬
‫ال ِإ ٰلى‬
ً ‫َو َل َق ْد َأ ْر َس ْل َنا ِم ْن َق ْب ِل َك ُر ُس‬
‫يم‬
ِ ‫ا ْل َح ۪ك‬
ِ � ‫َقو ِمهِ م َفجآَ ُؤ ُهم بِا ْلبي َِن‬
‫ين‬
َ ‫�ات َفا ْن َت َق ْم َنا ِم َن ا َّل ۪ذ‬
ْ ْ
َّ ْ
ِ
۪
2 ‫ان حق� �اً ع َلينا َنص ��ر ا ْلمؤمنين‬
َ ْ ُ ُ ْ َ ْ َ ّ َ َ ‫َأ ْج َر ُم ��وا َو َك‬
ِ ‫َو ُأ ْخ ��رى ُت ِحبو َن َه ��ا َن ْصر ِم � َ�ن ا‬
‫يب‬
ٌ ‫هلل َو َف ْت ٌح َق ۪ر‬
ُّ
ٌ
َ
ِ ‫ ِإ َذا ج� � َٓا َء َن ْصر ا‬3 ‫ين‬
ِ
۪
‫هلل َوا ْل َف ْت ُح‬
‫ن‬
‫م‬
‫ؤ‬
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
‫�ر‬
ِ
ْ
َ ْ ُ � ‫َو َب ِّش‬
ُ
ِ ‫ين ا‬
ِ ‫ون ۪في ۪د‬
ً‫هلل َأ ْف َواجا‬
َ ‫اس َي ْد ُخ ُل‬
َ � ‫۝ َو َر َأ ْي‬
َّ ‫�ت‬
َ ‫الن‬
1
‫َو َل َق ْد ُك ِّذ َب ْت ُر ُس ٌل ِم ْن َق ْب ِل َك َف َص َب ُروا َع ٰلى‬
4
‫َم ��ا ُك ِّذ ُبوا َو ُأو ُذوا َح ّٰتى َا ٰت ُيه ْم َن ْص ُر َنا َوالَ ُم َب ِّد َل‬
5
ِ ‫ات ا‬
ِ ‫ِل َك ِلم‬
‫ين‬
َ ‫هلل َو َل َق ْد ج َٓا َءكَ ِم ْن َن َب ِإ ا ْل ُم ْر َس ۪ل‬
َ
1. “Allah, bunu size
sırf bir müjde olsun
ve kalbleriniz bu sayede yatışsın diye
yaptı. Zafer ancak
Azîz, Hakîm olan Allah katındandır.”
2. “Andolsun ki, Biz
Senden önce kendi
kavimlerine nice peygamberler gönderdik
de onlara açık deliller
getirdiler ve biz, (onları dinlemeyen) mücrimlerden öç aldık.
Mü’minlere yardım
etmek de bize düşer.”
3. “Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah’tan yardım ve yakın
bir fetih. Mü’minleri (bunlarla) müjdele.”
4. “Allah’ın yardımı ve zaferi gelip de * insanların bölük bölük
Allah’ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit...”
5. “Senden önce nice peygamberler yalanlanmıştı da yalancı sayılmaya ve ezaya uğratılmaya karşı sabretmişlerdi. Nihayet onlara
yardımımız gelip yetişti. Allah’ın sözlerini değiştirecek yoktur. Zaten o peygamberlerden bir kısmının haberi Sana da ulaşmıştır.”
255
‫َواهللُ ُي َؤ ِّي � ُ�د ب َِن ْص � ِ�ر ۪ه َم ْن َيش� �اَ ُء إ َِّن ۪في ٰذ ِل َك‬
‫َوإ ِْن ُي ۪ري � ُ�دوا َأ ْن‬
1. “Allah, dilediğini
nusretiyle destekler. Elbette bunda
basîret sahipleri
için bir ibret vardır.”
2. “Eğer Sana hile
yapmak isterlerse
şunu bil ki, Allah
sana kâfidir. O,
Seni yardımıyla
ve
mü’minlerle
destekleyendir.”
1
ِ‫َل ِع ْب � َ�ر ًة لأِ ُ و ِل ��ي الأْ َ ْب َص ��ار‬
َ‫هلل ُه َو ا َّل � ۪�ذي َأ َّي َدك‬
ُ ‫َي ْخ َد ُع ��وكَ َفإ َِّن َح ْس � َ�ب َك ا‬
‫ون‬
َ ‫ ُأ ِذ َن ِل َّل ۪ذي � َ�ن ُي َقا َت ُل‬2 ‫ين‬
َ ‫ب َِن ْص � ِ�ر ۪ه َوبِا ْل ُم ْؤ ِم ۪ن‬
ِ
ِ
َ
3 ‫هم َل َق ۪دير‬
ْ ‫ِبأ َّن ُه ْم ُظل ُموا َوإ َِّن اهللَ َع ٰلى َن ْص ِر‬
ٌ
ِ ‫ي���ن ٰا َم ُن���وا ُكو ُن���وٓا َأ ْن َصار ا‬
‫هلل‬
َ ‫ي��� َٓا َأ ُّي َه���ا ا َّل ۪ذ‬
َ
۪ َ ‫َكما َق‬
‫۪ين َم ْن‬
َ ‫���م ِل ْل َح َوارِ ّي‬
َ
َ ‫يس���ى ْاب ُن َم ْر َي‬
َ ‫ال ع‬
ِ
‫���ن‬
َ ‫َأ ْن َص���ار۪ ي ِإ َل���ى اهلل َق‬
َ ‫���ال ا ْل َح َوارِ ُّي‬
ُ ‫���ون َن ْح‬
ِ
۪ ِ ِ
‫يل‬
َ ‫���را ۪ئ‬
ُ ‫َأ ْن َص‬
َ ‫���ار اهلل َف ٰا َم َن ْت َطائ َف ٌة م ْن َبني إ ِْس‬
‫ين ٰا َم ُن���وا َع ٰلى‬
َ ‫���ر ْت طآَ ِئ َف��� ٌة َف َأ َّي ْد َن���ا ا َّل ۪ذ‬
َ ‫َو َك َف‬
4 ‫اه ۪رين‬
3.“Kendileriyle
َ ِ ‫َع ُد ِّو ِه ْم َف َأ ْص َب ُحوا َظ‬
savaşılanlara
(mü’minlere), zulme uğramış olmaları sebebiyle (savaş konusunda) izin verildi.
Şüphe yok ki Allah, onlara yardıma mutlak surette kâdirdir.”
4. “Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem
oğlu İsa havarilere “Allah’a (giden yolda) benim yardımcılarım
kimdir?” demişti. Havariler de “Allah (yolunun) yardımcıları biziz” demişlerdi. İsrailoğullarından bir zümre inanmış, bir zümre de
inkar etmişti. Nihayet Biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.”
256
‫يك ْم ِن ْع َم‬
ُ ‫اع َل ُم���وا َأ َّن اهللَ َم ْو ٰل‬
ْ ‫���وا َف‬
ْ ‫َوإ ِْن َت َو َّل‬
ِ ‫اه ُدوا ِفي ا‬
ِ ‫ َو َج‬1 ‫الن ۪صير‬
ِ
‫هلل‬
ُ َّ ‫ا ْل َم ْو َل���ى َون ْع َم‬
‫يك ْم َو َما َج َع َل َع َل ْي ُك ْم‬
ُ ‫اج َت ٰب‬
َّ ‫َح‬
ْ ‫���ق ِج َها ِد ۪ه ُه َو‬
۪
‫يم ُه َو‬
ُ ‫ين ِم ْن َح َر ٍج ِم َّل��� َة َأب‬
ِ ‫الد‬
ّ ۪ ‫ِف���ي‬
َ ‫۪يك ْم إ ِْب ٰره‬
‫ون‬
ُ ‫َس ّٰم‬
َ ‫ين ِم ْن َق ْب ُل َو ۪في ٰه َذا ِل َي ُك‬
َ ‫يك ُم ا ْل ُم ْس ِل ۪م‬
‫���هد َٓا َء‬
ُ ‫الر ُس‬
َ ‫���ول َش���ه۪ يداً َع َل ْي ُك ْـم َو َت ُكو ُنوا ُش‬
َّ
۪
َ
‫الز ٰكو َة‬
‫وا‬
‫ت‬
‫ا‬
‫و‬
‫ة‬
‫���و‬
‫ل‬
‫الص‬
‫وا‬
‫يم‬
‫ق‬
‫أ‬
‫ف‬
‫اس‬
‫الن‬
‫���ى‬
‫ل‬
ٰ
َ ‫َع‬
ُ ٰ َ َّ
َّ
ُ َ ِ َّ
ِ ‫َو ْاع َت ِصم���وا بِا‬
‫���م َف ِن ْع َم ا ْل َم ْو َلى‬
ُ ‫هلل ُه َو َم ْو ٰل‬
ُ
ْ ‫يك‬
ِٓ َ
ِ
۪ ‫الن‬
َ
2 ‫صي���ر‬
‫���م‬
َّ ‫���م‬
ْ ‫���م ِبأ ْعداَئ ُك‬
ُ ‫َواهللُ أ ْع َل‬
َ ‫َون ْع‬
ُ
ِ ‫هلل َو ِلياً َو َك ٰفى بِا‬
ِ ‫َو َك ٰفى بِا‬
۪ ‫هلل َن‬
3 ً‫صيرا‬
ّ
1. “Eğer (imandan)
yüz çevirirlerse bilin
ki, Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel
sahip ve ne güzel
yardımcıdır.”
2. “Allah uğrunda,
Ona yaraşır şekilde
cihad edin. O, sizi
seçti ve din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız
İbrahim’in dininde (olduğu gibi). (Allah) bu (Kur’â)ndan önce(ki
kitaplarda) da, bu (Kur’â)nda da size “Müslümanlar” adını verdi
ki, Peygamber size şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız. Öyleyse namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı sarılın. O sizin
mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır O ve ne güzel yardımcıdır.”
3. “Allah sizin düşmanlarınızı çok iyi bilir. Dost olarak Allah yeter,
yardımcı olarak da Allah kâfidir.”
257
ِ ‫۪يل ا‬
‫هلل‬
َ ‫���م‬
ِ ‫���ون ۪ف���ي َس���ب‬
َ ‫ال ُت َقا ِت ُل‬
ْ ‫َو َم���ا َل ُك‬
ِ ‫الر َج‬
‫النس��� َٓا ِء‬
ِّ ‫���ال َو‬
َ ‫ين ِم‬
َ ‫َوا ْل ُم ْس َ���ت ْض َع ۪ف‬
ِّ ‫���ن‬
ِ ‫���د‬
‫ون َر َّبن��� َٓا َأ ْخ ِر ْج َنا ِم ْن‬
َ ‫ين َي ُقو ُل‬
َ ‫َوا ْل ِو ْل‬
َ ‫ان ا َّل ۪ذ‬
1. “Size ne oldu ki,
Allah yolunda ve
“Rabbimiz,
bizi
halkı zalim (olan)
şu şehirden çıkar,
bize katından bir
koruyucu
ver,
bize nezdinden bir
yardımcı gönder”
diyen zayıf erkek,
kadın ve çocuklar
uğrunda cihad etmiyorsunuz?”
ِ ‫ٰه‬
‫���ل َل َنا ِم ْن‬
َّ ‫���ذ ِه ا ْل َق ْر َي ِة‬
ْ ‫اج َع‬
ِ ‫الظا ِل‬
ْ ‫���م َأ ْه ُل َها َو‬
1 ً‫صيرا‬
۪ ‫اج َع ْل َل َنا ِم ْن َل ُد ْن َك َن‬
ْ ‫َل ُد ْن َك َو ِل ّياً َو‬
‫ ِإ َّن ُه ْم َل ُه ُم‬2 ً‫ِ���ك َها ِدياً َو َن ۪صي���را‬
َ ‫َو َك ٰف���ى ب َِر ّب‬
3 ‫ون‬
َ ‫ون ۝ َوإ َِّن ُج ْن َد َنا َل ُه ُم ا ْل َغا ِل ُب‬
َ ‫ور‬
ُ ‫ا ْل َم ْن ُص‬
ِ ‫ون َأ َّن ُه���م ُملاَ ُقوا ا‬
‫هلل َك ْم ِم ْن‬
َ ‫َق‬
َ ‫ين َي ُظ ُّن‬
َ ‫���ال ا َّل ۪ذ‬
ْ
ِ ‫ِف َئ ٍة َق ۪لي َل ٍة َغ َلب ْت ِف َئ ًة َك ۪ثير ًة ِبإ ِْذ ِن ا‬
‫هلل َواهللُ َم َع‬
َ
َ
‫هلل لأَ َ ْغ ِل َب َّن َأ َنا َو ُر ُس ۪���لي‬
ُ ‫َك َت َب ا‬
5
‫ين‬
َ ‫الصاب ِ۪ر‬
َّ
‫يز‬
َ ‫إ َِّن ا‬
ٌ ‫هلل َق ِو ٌّي َع ۪ز‬
4
2. “Hidayet edici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.”
3. “Şüphesiz nusrete mazhar olanlar onlardır * Ve galip gelecek
olanlar mutlaka Bizim ordumuzdur.”
4. “Allah’a kavuşacaklarına kanaat getirenler ise şöyle dedi: “Nice
az topluluk var ki; Allah’ın izniyle çok topluluğa gâlip gelmiştir.
Allah sabredenlerle beraberdir”.”
5. “Allah: “Elbette Ben ve elçilerim galip geleceğiz” diye yazmıştır.
Şüphesiz Allah güçlüdür, gâliptir.”
258
ِ ‫ين َع َلى ا ْل ِق َت‬
‫ال‬
ِ ‫النب ُِّي َح ِّر‬
َّ ‫ياَ َأ ُّي َها‬
َ ‫ض ا ْل ُم ْؤ ِم ۪ن‬
ِ ‫���ن ِم ْن ُك‬
‫ون َي ْغ ِل ُبوا‬
َ ‫ِ���ر‬
َ ‫���ر‬
ْ ‫إ ِْن َي ُك‬
ْ
ُ ‫ون َصاب‬
ُ ‫���م ع ْش‬
‫���ن َوإ ِْن َي ُك ْن ِم ْن ُك ْم ِما َئ ٌة َي ْغ ِل ُبوا َأ ْلف ًا ِم َن‬
ِ ‫ِما َئ َت ْي‬
‫ون ۝ َا ْل ٰئ َن‬
َ ‫ي���ن َك َف ُروا ِب َأ َّن ُه ْم َق ْو ٌم الَ َي ْف َق ُه‬
َ ‫ا َّل ۪ذ‬
‫يك ْم َض ْعفاً َفإ ِْن‬
ُ ‫ف اهللُ َع ْن ُك ْم َو َع ِل َم َأ َّن ۪ف‬
َ ‫َخ َّف‬
ِ
ِ ْ ‫َي ُك‬
‫ِ���ر ٌة َي ْغ ِل ُبوا ِما َئ َت ْي ِن َوإ ِْن‬
َ ‫���ن م ْن ُك ْم ما َئ ٌة َصاب‬
ِ ‫ف َي ْغ ِلبوا َأ ْل َفي ِن ِبإ ِْذ ِن ا‬
‫هلل‬
ٌ ‫َي ُك ْن ِم ْن ُك ْم َا ْل‬
ُ ‫هلل َوا‬
ْ
ُ
1. “Ey Peygamber!
Mü’minleri cihada
teşvik et. Eğer sizden
ِ
ِ
1 ‫مع الصاب ِ۪رين‬
‫وم ۝ ۪في‬
‫الر‬
‫ت‬
‫ب‬
‫ل‬
‫غ‬
‫۝‬
‫ـم‬
‫ل‬
‫ا‬
ٓ
ُ
َ
ُ ُّ
َّ َ َ sabırlı yirmi kişi buluٓ
َ
nursa, iki yüz (kâfir)i
‫ون‬
ِ ‫ َأ ْد َنى الأْ َ ْر‬yenerler. Eğer sizَ ‫ض َو ُه ْم ِم ْن َب ْع ِد َغ َلبِهِ ْم َس َي ْغ ِل ُب‬
den yüz kişi olursa,
‫اس‬
ِ ‫الن‬
ُ ‫ َوا‬2 kâfirlerden bin kişiyi
َّ ‫�ب َعلٰۤى َأ ْم ِر ِه َو ٰل ِك َّن َأ ْك َث َر‬
ٌ � ‫هلل َغا ِل‬
yenerler. Çünki o
3 ‫ون‬
َ
َ ‫ال َي ْع َل ُم‬
kâfirler anlamayan
bir topluluktur. Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve bildi ki sizde bir zaaf var. O halde sizden sabırlı yüz kişi bulunursa, (onlardan) ikiyüz kişiye galip
gelir. Eğer sizden bin kişi olursa, Allah’ın izniyle (onlardan) ikibin
kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.”
2. “Elif, Lâm, Mîm. * Rumlar (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. * Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde (3-9) gâlip geleceklerdir.”
3. “Allah emrinde gâliptir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.”
259
1. “Korkanlar içinden
Allah’ın kendilerine lütufta bulunduğu iki kişi şöyle
dedi: “Onların üzerine kapıdan girin;
oraya bir girdiniz
mi artık siz zaferi
kazanmışsınızdır.
Eğer
mü’minler
iseniz ancak Allah’a
tevekkül edin”.”
2. “Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız
Senden yardım
isteriz.”
َ � ‫َق‬
َ � ‫ين َي َخا ُف‬
ُ‫�ون َأ ْن َع َم اهلل‬
َ ‫�ال َر ُجلاَ ِن ِم َن ا َّل ۪ذ‬
‫وه‬
َ ‫َع َل ْيهِ َما ْاد ُخ ُلوا َع َل ْيهِ � ُ�م ا ْل َب‬
ُ ‫اب َف ِإ َذا َد َخ ْل ُت ُم‬
ِ ‫�ون َو َع َلى ا‬
‫هلل َف َت َو َّك ُل ��وا إ ِْن ُك ْن ُت ْم‬
َ � ‫َف ِإ َّن ُك � ْ�م َغا ِل ُبـ‬
َٓ‫ يا‬2 ‫ين‬
ُ ‫ إِياَّكَ َن ْع ُب ُد َوإ َِّياكَ َن ْس � َ�ت ۪ع‬1 ‫ُم ْؤ ِم ۪ني � َ�ن‬
‫الص ٰلو ِة‬
َ ‫َأ ُّي َه ��ا ا َّل ۪ذ‬
َّ ‫ِالص ْب ِر َو‬
َّ ‫اس � َ�ت ۪ع ُينوا ب‬
ْ ‫ين ٰا َم ُنوا‬
‫وس ��ى ِل َق ْو ِم ِه‬
َ ‫َق‬
ٰ ‫ال ُم‬
‫ين‬
َ ‫إ َِّن ا‬
َ ‫الصاب ِ۪ر‬
َّ ‫هلل َم � َ�ع‬
ِ ‫اس َت ۪ع ُينوا بِا‬
‫ض لهلِ ِ ُيورِ ُث َها‬
َ ‫اصب ُِروا إ َِّن الأْ َ ْر‬
ْ ‫هلل َو‬
ْ
ِ ِ ٓ
4 ‫عب ��ا ِد ِه وا ْلعا ِقب� � ُة ِل ْلمت ۪قين‬
َ َّ ُ
َ َ َ
َ ‫َم ْن َيش� �اَ ُء م � ْ�ن‬
3
‫ال َر ِّب‬
َ ‫ َق‬5 ‫ون‬
َ ‫ان َع ٰلى َما َت ِص ُف‬
ُ ‫َواهللُ ا ْل ُم ْس َت َع‬
‫ان َع ٰلى‬
‫احكم بِالحق وربنا‬
ُ ‫الر ْح ٰم ُن ا ْل ُم ْس َت َع‬
َّ َ ُّ َ َ ِّ َ ْ ْ ُ ْ
ِ ‫َما َت‬
6 ‫ص ُفون‬
3. “Ey iman edenler!
Sabır ve namaz ile
Allah’tan yardım
isteyin. Zira hiç şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
4. “Musa kavmine dedi ki: “Allah’tan yardım isteyin ve sabredin.
Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Kullarından dilediğini ona vâris
kılar. Akıbet müttakîlerindir”.”
5. “Sizin anlattıklarınız karşısında yardımına sığınılacak ancak
Allah’tır.”
6. “(Allah Resûlü:) “Rabbim, hak ile hükmet. Bizim Rabbimiz Rahmân’dır.
Sizin anlattıklarınıza karşı yardımı umulandır” dedi.”
260
ِ َّ ‫ِالصب ِر َو‬
۪ ‫َو‬
‫۪ير ٌة‬
ْ
ْ َّ ‫اس � َ�تع ُينوا ب‬
َ ‫الص ٰلوة َو ِإ َّن َها َل َكب‬
ِ ‫ال َع َلى ا ْل َخ‬
‫ون َر َّب ُك ْم‬
َ ‫ إ ِْذ َت ْس � َ�ت ۪غي ُث‬1 ‫ين‬
َّ ‫ِإ‬
َ ‫اش � ۪�ع‬
ٍ � ‫اب َل ُك ��م َأ ۪ ّن ��ي ُم ِم ُّد ُك ��م ِب َأ ْل‬
‫�ف ِم � َ�ن‬
َ ‫اس � َ�ت َج‬
ْ ‫َف‬
ْ
ْ
‫ين‬
َ ‫ا ْل َملٰۤـ ِئ َك ِة ُم ْر ِد ۪ف‬
ِ
‫���ه َو ُه َو‬
ُ ‫���ر َر ْح َم َت‬
ْ ‫ِم‬
ُ ‫���ن َب ْع���د َم���ا َق َن ُط���وا َو َي ْن ُش‬
‫َو ُه َو ا َّل ۪ذي ُي َن ِّز ُل ا ْل َغ ْي َث‬
2
ِ
‫هلل َي ْج َع ْل َل ُه‬
َ ‫ َو َم ْن َي َّت���قِ ا‬3 ‫ي���د‬
ُ ‫���ي ا ْل َح ۪م‬
ُّ ‫ا ْل َول‬
‫���ب‬
َ ‫َم ْخ َرج��� ًا ۝ َو َي ْر ُز ْق ُه ِم ْن َح ْي ُث‬
ُ ‫ال َي ْح َت ِس‬
ِ ‫َو َم ْن َي َتو َّك ْل َع َلى ا‬
‫هلل َف ُه َو َح ْس ُب ُه إ َِّن اهللَ َبا ِل ُغ‬
َ
ٍ
ِ
‫ َوإ ِْن‬4 ً‫َأ ْم ِر ِه َق ْد َج َع َل اهللُ ل ُك ِّل َش���يء َق ْدرا‬
ْ
َ ُ ‫ُي ۪ر‬
‫هلل ُه َو‬
ُ ‫���ـب َك ا‬
َ ‫ي���دوا أ ْن َي ْخ َد ُع���وكَ َفإ َِّن َح ْس‬
5 ‫ر ۪ه وبِا ْلمؤ ِم ۪نين‬
َ ْ ُ َ ِ ‫ا َّل ۪ذي َأ َّي َدكَ ب َِن ْص‬
1. “Sabır ve namaz
ile Allah’tan yardım
isteyin. Şüphesiz bu,
Allah’a saygıdan kalbi ürperenler dışında
herkese zor ve ağır
gelen bir görevdir.”
2. “Siz Rabbinizden
yardım istiyordunuz,
O da “Ben size birbiri ardınca bin melek
ile yardım edeceğim” diye duanızı
kabul buyurmuştu.”
3. “O, (insanlar)
umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa
yayandır. O, hakiki dosttur, övülmeye lâyık olandır.”
4. “Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. * Ve
ona ummadığı yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenirse O, ona
yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için
bir ölçü koymuştur.”
5. “Eğer sana hile yapmak isterlerse şunu bil ki, Allah sana kâfidir.
O, seni yardımıyla ve mü’minlerle destekleyendir.”
261
‫���ن َّات َب َع َك‬
ِ ‫���ب َك اهللُ َو َم‬
َّ ‫َي���آ َأ ُّي َه���ا‬
ُ ‫النب ُِّي َح ْس‬
1. “Ey Peygamber!
Sana ve Sana tâbi
olan mü’minlere
Allah yeter.”
2. “Bir kısım insanlar,
mü’minlere,
“düşmanlarınız
olan insanlar size
karşı asker topladılar; aman sakının
onlardan!” dediklerinde bu, onların
imanlarını bir kat
daha artırdı ve “Allah bize yeter. O
ne güzel vekildir”
dediler.”
‫ين‬
َ ‫���ن ا ْل ُم ْؤ ِم ۪ن‬
َ ‫ِم‬
‫���و ُه ْم َف َز َاد ُه ْم‬
ْ ‫اس َق ْد َج َم ُعوا َل ُك ْم َف‬
َّ
َ ‫الن‬
ْ ‫اخ َش‬
‫اس إ َِّن‬
َ ‫ين َق‬
َّ ‫ال َل ُه ُم‬
َ ‫َا َّل ۪ذ‬
ُ ‫الن‬
2
1
ِ
‫يل‬
ُ ‫���م ا ْل َو ۪ك‬
َ ‫إ‬
َ ‫���ب َنا اهللُ َون ْع‬
ُ ‫۪يمان���اً َو َقا ُلوا َح ْس‬
ٓ
َ ْ ‫َو َل‬
‫���م اهللُ َو َر ُس���و ُل ُه‬
ُ ‫���م َر ُض���وا م���اَ ٰا ٰت ُيه‬
ْ ‫���و أ َّن ُه‬
‫���ن َف ْض ِل ۪ـه‬
ُ ‫هلل َس ُ���ي ْؤ ۪ت َينا ا‬
ُ ‫َو َقا ُل���وا َح ْس ُ���ب َنا ا‬
ْ ‫هلل ِم‬
ِ ‫َورس���و ُل ُه ِإ َّنا ِإ َلى ا‬
‫ ُق ْل َأ َف َر َأ ْي ُت ْم‬3 ‫ون‬
َ ‫هلل َر ِاغ ُب‬
ُ َ
ِ ‫ون ا‬
ِ ‫ون ِم ْن ُد‬
‫هلل إ ِْن َأ َر َاد ِني اهللُ ب ُِض ٍّر‬
َ ‫َم���ا َت ْد ُع‬
َ
ِ ‫َه ْل ُه َّن َك‬
‫���ر ۪ ٓه َأ ْو َأ َر َاد ۪ني ب َِر ْح َم ٍة‬
ُ ‫اش��� َف‬
ِّ ‫ات ُض‬
‫هلل‬
َ ‫َه ْل ُه َّن ُم ْم ِس‬
ُ ‫ات َر ْح َم ِت ۪ه ُق ْل َح ْس���ب َِي ا‬
ُ ‫���ك‬
4 ‫ون‬
َ ‫َع َل ْي ِه َي َت َو َّك ُل ا ْل ُم َت َو ِّك ُل‬
3. “Eğer onlar Allah
ve Resûlü’nün kendilerine verdiğine razı olup, “Allah bize yeter,
yakında bize Allah da lütfundan verecek, Resûlü de. Biz yalnız
Allah’a rağbet edenleriz” deselerdi (daha iyi olurdu).”
4. “De ki: Öyleyse bana söyler misiniz, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, Onun verdiği zararı
giderebilir mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilerse, onlar Onun
bu rahmetini önleyebilir mi? De ki: Bana Allah yeter. Güvenip
dayanacaklar, ancak Ona güvenip dayanırlar.”
262
‫ال ِل َق ْو ِم ۪ه َيا َق ْو ِم إ ِْن‬
َ ‫وح إ ِْذ َق‬
ٍ ‫َوا ْت ُل َع َل ْيهِ ْم َن َب َأ ُن‬
1. “Onlara Nuh’un
haberini oku: Hani
O kavmine demişِ ‫ َف َع َلى ا‬ti ki: “Ey kavmim!
‫هلل َت َو َّك ْل ُت َف َأ ْج ِم ُعوا َأ ْم َر ُك ْم َو ُش َرك َٓا َء ُك ْم‬
Eğer benim (ara‫ ُث َّم الَ َي ُك ْن َأ ْم ُر ُك ْم َع َل ْي ُك ْم ُغ َّم ًة ُث َّم ا ْق ُضوٓا ِإ َلي‬nızda) durmam ve
َّ
ِ ‫ ِإ ۪ ّن���ي َتو َّك ْل ُت َع َل���ى ا‬1 ‫ون‬
ِ ‫ َوالَ ُت ْن ِظ���ر‬Allah’ın ayetlerini
‫هلل َر ّب۪ي‬
َ
hatırlatmam size ağır
ُ
geldi ise, ben yalnız
ِ ‫ال ُه َو ٰا ِخ ٌذ ب َِن‬
‫اص َي ِت َها إ َِّن‬
َّ ‫���م َما ِم ْن د َآ َّب ٍة ِإ‬
ْ ‫ َو َربِـ ّ ُك‬Allah’a dayanıp güٍ ‫ ر ّب۪ي َع ٰلى ِصر‬venirim. Siz de ortak‫ال َيا َق ْو ِم َأ َر َأ ْي ُت ْم‬
َ ‫ َق‬2 ‫يم‬
ٍ ‫اط ُم ْس َت ۪ق‬
َ larınızla beraber topَ
ً‫رِزقا‬
ْ ‫ إ ِْن ُك ْن ُت َع ٰلى َب ّي َِن ٍة ِم ْن َر ّب۪ي َو َر َز َق ۪ني ِم ْن ُه‬lanıp yapacağınız işi
kararlaştırın. Sonra
‫يك ْم‬
ُ ‫ي���د َأ ْن ُأ َخا ِل َف ُك ْم ِإ ٰلى مآَ َأ ْن ٰه‬
ُ ۪‫( َح َس���ناً َومآَ ُأر‬bu) işiniz hususunda içinizde bir ukde
ُ
۪‫ر‬
‫اس َ���ت َط ْع ُت َو َما‬
‫ا‬
‫م‬
‫ح‬
‫ص‬
‫ا‬
‫ال‬
‫إ‬
‫يد‬
‫أ‬
‫ِن‬
‫إ‬
‫���ه‬
‫ن‬
‫ع‬
ِ
ْ‫لإ‬
ِ
َ‫لا‬
ْ
ُ ْ َ kalmasın. Bundan
ْ َ َ ْ َّ ُ
sonra (vereceğiniz)
ِ ‫هلل َع َلي‬
ِ ‫ال بِا‬
۪ ‫ َتو ۪ف‬hükmü bana uygu3 ‫ك ْلت و ِإ َلي ِه ُأ ۪نيب‬
‫و‬
‫ت‬
‫ه‬
‫إ‬
‫ي‬
‫يق‬
ِ
َّ
َّ
َ
ُ
ُ
َ
َ ْ
ْ
ْ
layın ve bana mühlet
de vermeyin”.”
2. “Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, onun perçeminden
tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır.”
3. “Dedi ki: Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden bir delil üzerinde isem
ve (O) bana tarafından güzel bir rızık vermişse buna ne dersiniz?
Ben sizi menettiğim şeyleri (kendim yaparak) size aykırı davranmak istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar, ıslah etmek
istiyorum. Fakat başarmam ancak Allah’ın yardımı iledir. Yalnız
Ona dayandım ve yalnız Ona yönelirim.”
ِ ‫ات ا‬
ِ ‫ان َكبر َع َلي ُك���م َم َق ۪امي َو َت ْذ ۪ك ۪يري ِب ٰا َي‬
‫هلل‬
ْ ْ َ ُ َ ‫َك‬
263
1.
“(Yakup (as))
sonra şöyle dedi:
“Oğullarım! (şehre) hepiniz bir kapıdan
girmeyin,
ayrı ayrı kapılardan girin. Ama
Allah’tan (gelecek)
hiçbir şeyi sizden
savamam. Hüküm
yalnız Allah’ındır.
Ben Ona tevekkül
ettim.
Tevekkül
edenler de Ona tevekkül etsinler”.”
ِ ‫�اب َو‬
‫اح ٍد‬
َ � ‫َو َق‬
ٍ � ‫�ال َيا َب ِن ��ي الَ َت ْد ُخ ُلوا ِم ْن َب‬
َّ
‫اب ُم َت َف ِّر َق ٍة َوم َٓا ُأ ْغ ۪ني َع ْن ُك ْم‬
ٍ ‫َو ْاد ُخ ُل ��وا ِم ْن َأ ْب َو‬
ِ ِ
ِ
ِ ٍ
‫ال لهلِ ِ َع َل ْي ِه‬
َّ ‫���م ِإ‬
ُ ‫م � َ�ن اهلل م � ْ�ن َش � ْ�يء إِن ا ْل ُح ْك‬
ِ
1 ‫���ون‬
َ ‫���و َّك ِل ا ْل ُم َت َو ِّك ُل‬
ُ ‫َت َو َّك ْل‬
َ ‫���ت َو َع َل ْي���ه َف ْل َي َت‬
ٓ ‫���ل ُه َو َر ّب۪���ي‬
‫���ه ِإالَّ ُه َو َع َل ْي��� ِه َت َو َّك ْل ُت‬
ْ ‫ُق‬
َ ‫الَ ِإ ٰل‬
‫اخ َت َل ْف ُت ْم ۪في ِه ِم ْن َش���ي ٍء‬
ِ ‫َو ِإ َل ْي��� ِه َم َت‬
ْ ‫ َو َما‬2 ‫اب‬
ْ
ِ ‫َف ُح ْكم ُه ِإ َلى ا‬
‫هلل َر ّب۪ي َع َل ْي ِه َت َو َّك ْل ُت‬
ُ ‫هلل ٰذ ِل ُك ُم ا‬
ُ
۪
َٓ‫ود ۪فيها‬
ٓ
َ
ُ
3
ُ ‫ي���ب َو َما َي ُك‬
َ ‫ون َلناَ أ ْن َن ُع‬
ُ ‫َو ِإ َل ْي��� ِه أن‬
ٓ
‫���ـع َر ُّب َنا ُك َّل َش���ي ٍء‬
َ ‫ِإالَّ َأ ْن َيش���آَ ُء اهللُ َر ُّب َنا َو ِس‬
ْ
ِ ‫ِع ْلم���اً َع َلـى ا‬
‫وب ْي َن‬
َ ‫هلل َت َو َّك ْل َنا َر َّب َن���ا ا ْف َت ْح َب ْي َن َنا‬
4 ‫حين‬
َ ۪ ‫َق ْو ِم َنا بِا ْل َح ِّق َو َأ ْن َت َخ ْي ُر ا ْل َفا ِت‬
2. “De ki: O benim
Rabbimdir. Ondan
başka ilâh yoktur.
Sadece Ona tevekkül ettim ve dönüşüm de Onadır.”
3. “Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek Allah’a
mahsustur. İşte bu Allah, benim Rabbimdir. Ona dayandım ve
Ona yönelirim.”
4. “Rabbimiz Allah dilemedikten sonra ona (sizin dediğiniz dine)
dönmemiz bizim için olur şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi
kuşatmıştır. Biz sadece Allah’a güvenip dayandık. Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında adâletle hükmet. Sen hükmedenlerin en
hayırlısısın.”
264
ِ ‫َف َقا ُلوا َع َلى ا‬
‫هلل َت َو َّك ْل َنا َر َّب َنا الَ َت ْج َع ْل َنا ِف ْت َن ًة‬
ِ
‫���و ٌة‬
َّ ‫���و ِم‬
َ ‫الظا ِل ۪م‬
َ ‫ َق ْد َكا َن ْت َل ُك ْم ُأ ْس‬1 ‫ي���ن‬
ْ ‫ل ْل َق‬
۪
۪
‫���ه إ ِْذ َقا ُلوا‬
ُ ‫ي���ن َم َع‬
َ ‫ي���م َوا َّل ۪ذ‬
َ ‫َح َس َ���ن ٌة فٓ���ي إ ِٰبره‬
ِ
ِ ِ
‫ون‬
َ ‫���م َو ِم َّم���ا َت ْع ُب ُد‬
ْ ‫���ر َءآ ُؤا م ْن ُك‬
ْ ِ‫ل َق ْومه‬
َ ‫���م ِإ َّن���ا ُب‬
1. “Onlar da dediler
ki: “Allah’a tevekkül
ettik. Ey Rabbimiz,
ِ ‫ون ا‬
ِ
ِ ‫���ن ُد‬
‫���دا َب ْي َن َنا َو َب ْي َن ُك ُم‬
‫م‬
bizi o zalimler topَ ‫هلل َك َف ْر َنا ب ُِك ْم َو َب‬
ْ
luğu için imtihan
ِ ‫���د َاو ُة َوا ْلب ْغض��� َٓا ُء َأ َبداً َح ّٰت���ى ُت ْؤ ِم ُنوا بِا‬
‫هلل‬
َ ‫( ا ْل َع‬mevzuu) yapma”.”
َ
2. “İbrahim’de ve
۪
‫ي���م لأِ َ ب۪ي ِه لأَ َ ْس َ���ت ْغ ِف َر َّن‬
َّ ‫���د ُه ِإ‬
َ ‫ َو ْح‬Onunla
ْ ‫ال َق‬
َ ‫���و َل إ ِْب ٰره‬
beraber
olanlarda,
sizin
için
ٍ
ِ
ِ
ِ
ِ
ٓ
َ
‫���ك َوم���اَ أ ْمل ُك َل َك م َن اهلل م ْن َش���يء َر َّب َنا‬
َ ‫َل‬
ْ
gerçekten güzel bir
‫���ك َت َو َّك ْل َنا َو ِإ َل ْي َك َأ َن ْب َن���ا َو ِإ َل ْي َك ا ْل َم ۪ص ُير‬
َ ‫ َع َل ْي‬örnek vardır. Onlar
kavimlerine demiş‫���ن ٰا َم َّنا ب ِ۪ه َو َع َل ْي��� ِه َت َو َّك ْل َنا‬
‫���ل ُه َو‬
‫ ُق‬2 lerdi ki: “Biz sizden
ْ
ُ ‫الر ْح ٰم‬
َّ
ve sizin Allah’tan
۪
ٍ
3 ‫۪ين‬
‫ب‬
‫م‬
‫ل‬
‫ض‬
‫ي‬
‫ف‬
‫و‬
‫ه‬
‫ن‬
ٍ ُ َ‫َ لا‬
َ ‫ َف َس َت ْع َل ُم‬başka taptıklarınızَ ُ ْ ‫ون َم‬
dan uzağız. Sizi(n
dininizi) tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar sizinle
bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir.” Yalnız
İbrahim’in, babasına; “andolsun ki senin için mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye
gücüm yetmez” demesi hariç. “Rabbimiz,” dediler, “ancak Sana
dayandık, Sana yöneldik. Dönüş de ancak Sanadır”.”
3. “De ki: O (Allah) Rahmân’dır; biz Ona iman ettik ve Ona tevekkül ettik. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu
bileceksiniz.”
265
ِ ‫َو َم���ا َل َن���ا َأالَّ َن َتو َّك َل َع َل���ى ا‬
‫هلل َو َق ْد َه ٰد َينا‬
َ
1. “Hem, bize yollarımızı göstermiş olduğu halde ne diye
Allah’a
dayanıp
güvenmeyelim?
Sizin bize verdiğiniz eziyetlere elbette katlanacağız.
Tevekkül edenler
yalnız Allah’a tevekkül etsinler.”
2.
“Sizin dostunuz ancak Allah,
Onun elçisi ve
namazlarını kılan,
zekâtlarını
veren, rukûa varan
mü’minlerdir.”
‫���ب َل َنا َو َل َن ْصب َِـر َّن َع ٰلى م��� َٓا ٰا َذ ْي ُت ُمو َنا َو َع َلى‬
ُ ‫ُس‬
‫هلل‬
ُ ‫ِإ َّن َما َو ِل ُّي ُك ُم ا‬
1
ِ ‫ا‬
‫ون‬
َ ‫هلل َف ْل َي َت َو َّك ِل ا ْل ُم َت َو ِّك ُل‬
۪ َ ‫ين ٰا َم ُنوا ا َّل ۪ذ‬
‫الص ٰلو َة‬
َ ‫يم‬
َ ‫َو َر ُسو ُل ُه َوا َّل ۪ذ‬
َّ ‫ون‬
ُ ‫ين ُيق‬
‫ت َو ِل ُّي َنا‬
َ ‫الز ٰكو َة َو ُه ْم َر ِاك ُع‬
َ ‫َو ُي ْؤ ُت‬
َ ‫ َأ ْن‬2 ‫ون‬
َّ ‫ون‬
3 ‫غا ِف ۪رين‬
ْ ‫َف‬
َ ‫ت َخ ْي ُر ا ْل‬
َ ‫اغ ِف ْر َل َنا َو ْار َح ْم َنا َو َأ ْن‬
َ
‫اب َو ُه َو َي َت َو َّلى‬
ُ ‫إ َِّن َو ِل ّي َِي ا‬
َ ‫هلل ا َّل ۪ذي َن َّز َل ا ْل ِك َت‬
‫ي���ن ٰا َم ُنوا ْاذ ُك ُروا‬
َ ‫ يآَ َأيـ ُّ َها ا َّل ۪ذ‬4 ‫ي���ن‬
َ ‫الصا ِل ۪ح‬
َّ
ِ ‫���ت ا‬
‫���طوا‬
ُ ‫هلل َع َل ْي ُك ْم إ ِْذ َه َّم َق ْو ٌم َأ ْن َي ْب ُس‬
َ ‫ِن ْع َم‬
ِ َ
‫ف َأ ْي ِد َي ُه ْم َع ْن ُك ْم َو َّات ُقوا‬
َّ ‫���م َف َك‬
ْ ‫ِإ َل ْي ُك ْم أ ْيد َي ُه‬
5
ِ ‫اهللَ َو َع َلى ا‬
‫ون‬
َ ‫هلل َف ْل َي َت َو َّك ِل ا ْل ُم ْؤ ِم ُن‬
3. “Sen bizim dostumuzsun. Bize mağfiret buyur, bize merhamet et.
Sen bağışlayanların en hayırlısısın.”
4. “Şüphesiz benim velîm, Kitab’ı indiren Allah’tır ve O, bütün sâlih
kullarını görüp gözetir.”
5. “Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani
bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah onların ellerini
sizden çekmişti. Allah’tan korkun ve mü’minler yalnızca Allah’a
güvensinler.”
266
‫الس�ل�اَ ِم ِع ْن َد َر ّبِهِ ْم َو ُه َو َو ِل ُّي ُه ْم‬
َّ ‫َل ُه ْم َد ُار‬
‫ َفم َٓا ُأو ۪ت ُيت ْم ِم ْن َشي ٍء‬1 ‫ون‬
َ ‫ب َِما َكا ُنوا َي ْع َم ُل‬
ْ
ِ
ِ ‫الد ْنيا َو َما ِع ْن َد ا‬
‫هلل َخ ْي ٌر َو َأ ْب َقى‬
ُ ‫َف َم َت‬
َ ُّ ‫اع ا ْل َح ٰيوة‬
2 ‫ون‬
َ ‫ين ٰا َم ُنوا َو َع ٰلى َر ّبِهِ ْم َي َت َو َّك ُل‬
َ ‫ِل َّل ۪ذ‬
ِ ‫َفبِم���ا ر ْحم ٍة ِم َن ا‬
‫���ت َل ُه ْم َو َل ْو ُك ْن َت‬
َ ‫هلل ِل ْن‬
َ َ َ
‫���ن َح ْو ِل َك‬
َ ‫َفظ���اًّ َغ ۪ل‬
ِ ‫ي���ظ ا ْل َق ْل‬
ْ ‫���ب الَ ْن َف ُّضوا ِم‬
‫اس َ���ت ْغ ِف ْر َل ُه ْم َو َش���اوِ ْر ُه ْم ِفى‬
ُ ‫اع‬
ْ ‫َف‬
ْ ‫ف َع ْن ُه ْم َو‬
ِ ‫الأْ َ ْم ِر َفــ��� ِإ َذا َع َـز ْم َت َف َـتو َّك ْل َع ٰلى ا‬
َ‫هلل إ َِّن اهلل‬
َ
ِ
‫���و َّك ْل َع َلى اهلل َو َك ٰفى‬
ُّ ‫ُي ِح‬
َ ‫���ب ا ْل ُم َت َو ّكـ ِ ۪ل‬
َ ‫ين َو َت‬
ِ ‫بِا‬
ِ ‫ َولهلِ ِ َما ِفي السمو‬3 ً‫هلل َو ۪كيال‬
‫ات َو َما ِفي‬
َ ٰ َّ
4
ِ ‫ض َو َك ٰفى بِا‬
‫ال‬
ِ ‫الأْ َ ْر‬
ً ‫هلل َو ۪كي‬
1. “Rableri katında
onlara esenlik yurdu
(Cennet) vardır ve
yapmakta oldukları
(güzel) işler sebebiyle Allah onların dostudur.”
2. “Size verilen şeyler, yalnızca dünya
hayatının geçimidir.
İnanıp,
Rablerine
dayananlar
için
Allah’ın yanında bulunanlar daha hayırlı
ve daha süreklidir.”
3. “Allah’ın rahmeti
sebebiyledir ki, Sen onlara yumuşak davrandın. Şayet Sen kaba,
katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Şu
halde onları affet, onlar için mağfiret dile. (Yapacağın) iş(ler) hakkında onlarla istişare et; kararını verdiğin zaman da artık Allah’a
tevekkül et. Çünkü Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.”
“Ve Allah’a tevekkül et. (Sana) vekil olarak Allah yeter.”
4. “Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Vekil olarak Allah
yeter.”
267
ِ ِ‫لهل‬
ِ ‫���ب الس���مو‬
‫ض َو ِإ َل ْي��� ِه‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ ُ ‫َو َغ ْي‬
‫���و َّك ْل َع َل ْي ِه َو َما‬
ْ ‫���ع الأْ َ ْم ُر ُكل ُُّه َف‬
ُ ‫ُي ْر َج‬
َ ‫اع ُب ْد ُه َو َت‬
‫َو َت َو َّك ْل َع َلى‬
1. “Göklerin ve yerin gaybı Allah’a
aittir. Bütün işler
Ona
döndürülür. Öyleyse Ona
kulluk et ve Ona
dayan!
Rabbin
yaptıklarınızdan
gâfil değildir.”
2.
‫ون‬
َ ‫َر ُّب‬
َ ‫���ك ب َِغا ِف ٍل َع َّم���ا َت ْع َم ُل‬
1
ِ ‫���وت َوس���ـب ِْـح ب َِحم‬
۪ ِ ‫ا ْل َح‬
‫���د ۪ه‬
ْ
ّ َ ُ ‫���ي ا َّل���ذي الَ َي ُم‬
ّ
ِ
ِ
۪
۪
‫ َو َت َو َّك ْل‬2 ً‫وب ع َباده َخب۪ي���را‬
ِ ‫َو َك ٰف���ى بِ���ه ب ُِذ ُن‬
ِ ‫َف َت���و َّك ْل َع َلى ا‬
‫هلل‬
َ
‫وس���ى‬
َ ‫َو َق‬
ٰ ‫ال ُم‬
4
3
‫ي���م‬
‫َع َل���ى العزي���ز‬
ِ ‫الر ۪ح‬
َّ ِ ۪ َ ْ
‫۪ين‬
َ ‫ِإ َّن‬
ِ ‫���ق ا ْل ُمب‬
ِّ ‫���ك َع َلى ا ْل َح‬
ِ ‫َي���ا َق���و ِم إ ِْن ُك ْن ُتم ٰا َم ْن ُت���م بِا‬
‫هلل َف َع َل ْي��� ِه َت َو َّك ُلوا‬
ْ
ْ
ْ
۪ ِ
‫س َل َك‬
َ ‫إ َِّن ع َبادي َل ْي‬
6
‫ين‬
َ ‫إ ِْن ُك ْن ُت ْـم ُم ْس���ـ ِل ۪م‬
ً‫ان َو َك ٰفى ب َِر ّب َِك َو ۪كيال‬
ٌ ‫َع َل ْيهِ ْم ُس ْل َط‬
5
“Ölümsüz ve
daima diri olan
(Allah)’a tevekkül
et. Onu hamd ile
tesbih et. Kullarının günahlarını Onun bilmesi yeter.”
3. “Aziz, Rahîm olan (Allah)’a tevekkül et.”
4. “Allah’a tevekkül et. Çünkü Sen apaçık hak üzerindesin.”
5. “Musa dedi ki: “Ey kavmim! Eğer Allah’a inandıysanız ve Ona
teslim olduysanız, sadece Ona güvenip dayanın”.”
6. “Şurası muhakkak ki (ey İblis) Benim (ihlâslı) kullarım üzerinde
senin hiçbir hükümranlığın yoktur. (Ey Nebi!) Vekil olarak Rabbin
yeter.”
268
ِ ‫�ك الس ��مو‬
‫ات‬
َ ٰ َّ ُ � ‫َأ َل � ْ�م َت ْع َل � ْ�م َأ َّن اهللَ َل � ُ�ه ُم ْل‬
ِ ‫ون ا‬
ِ ‫ض َو َم ��ا َل ُك ��م ِم � ْ�ن ُد‬
‫هلل ِم � ْ�ن َو ِل ٍي‬
ِ ‫َوالأْ َ ْر‬
ْ
ّ
‫ين ٰا َم ُنوا ُي ْخ ِر ُج ُه ْم‬
َ ‫َو‬
ُ ‫ َا‬1 ٍ‫ال َن ۪صير‬
َ ‫هلل َو ِل ُّي ا َّل ۪ذ‬
‫اس‬
ِ ‫الن‬
َّ ‫إ َِّن َأ ْو َلى‬
2
ِ ‫ِم � َ�ن الظُّ ُلم‬
ِ‫ات ِإ َل ��ى ال ُّنور‬
َ
‫ين‬
َّ ‫وه َو ٰه َذا‬
َ ‫الن ِب � ُّ�ي َوا َّل ۪ذ‬
ُ ‫ِبإ ِْب ٰر ۪هي � َ�م َل َّل ۪ذي � َ�ن َّات َب ُع‬
‫�ت‬
ُ ‫ٰا َم ُن ��وا َوا‬
ْ � ‫ إ ِْذ َه َّم‬3 ‫هلل َو ِل � ُّ�ي ا ْل ُم ْؤ ِم ۪ني � َ�ن‬
ِ ‫ط َٓا ِئ َف َت‬
‫هلل َو ِل ُّي ُه َما َو َع َلى‬
ُ ‫ان ِم ْن ُك ْم َأ ْن َت ْف َش�َل�اَ َوا‬
‫إ َِّن اهللَ َل � ُ�ه ُم ْل ُك‬
4
ِ ‫ا‬
‫�ون‬
َ � ‫هلل َف ْل َي َت � َ�و َّك ِل ا ْل ُم ْؤ ِم ُن‬
ِ ‫الس ��مو‬
‫يت َو َما َل ُك ْم‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
ُ ‫ض ُي ْحي۪ي َو ُي ۪م‬
َ ٰ َّ
ِ ‫ون ا‬
ِ ‫ِم ْن ُد‬
۪ ‫هلل ِم ْن َو ِل ٍي َوالَ َن‬
5 ٍ‫صير‬
ّ
1. “(Yine) bilmez
misin, göklerin ve
yerin mülkiyet ve
hükümranlığı yalnızca Allah’ındır. Sizin
için Allah’tan başka
ne bir dost ne de bir
yardımcı vardır.”
2. “Allah inananların dostudur; onları
karanlıklardan aydınlığa çıkarır.”
3. “İnsanların İbrahim’e en yakın olanı, Ona uyanlar, şu Peygamber
(Muhammed (s.a.s.) ve Ona iman edenlerdir. Allah mü’minlerin
dostudur.”
4. “O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü’minler, yalnız Allah’a dayanıp
güvensinler.”
5. “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. O, diriltir ve öldürür. Sizin
için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.”
269
1. “Gökleri, yeri ve
bunların arasındakileri altı günde
(devirde) yaratan,
sonra Arş’a istiva eden (hükmü
Arş’ı
kaplayan)
Allah’tır. Ondan
başka ne bir dost
ne de bir şefaatçiniz vardır. Artık
düşünüp öğüt almaz mısınız?”
2.
“Yoksa onlar
Allah’tan başka
dostlar mı edindiler? Halbuki dost
yalnız Allah’tır. O
ölüleri diriltir, her
şeye kâdirdir.”
ِ ‫َاهللُ ا َّل � ۪�ذي َخ َل َق الس ��مو‬
‫ض َو َما‬
َ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ
ِ ِ
‫ش‬
ِ ‫اس َت ٰوى َع َلى ا ْل َع ْر‬
ْ ‫َب ْي َن ُه َما ۪في س � َّ�تة َأ َّي ٍام ُث َّم‬
‫ال‬
َ ‫َم ��ا َل ُك � ْ�م ِم ْن ُدو ِن ۪ه ِم � ْ�ن َو ِل ٍّي َو‬
َ ‫يع َأ َف‬
ٍ ‫ال َش � ۪�ف‬
َ ‫َت َت َذ َّك ُر‬
ُ‫ َأ ِم َّات َخ ُذوا ِم ْن ُدو ِن ۪ ٓه َأ ْو ِليآَ َء َفاهلل‬1 ‫ون‬
‫ُه � َ�و ا ْل َو ِل � ُّ�ي َو ُه َو ُي ْح ِي ��ي ا ْل َم ْو ٰتى َو ُه � َ�و َع ٰلى‬
‫ َو ُه َو ا َّل � ۪�ذي ُي َن ِّز ُل ا ْل َغ ْي َث‬2 ‫ُك ِّل َش ��ي ٍء َق ۪د ٌير‬
ْ
‫ِم ْن َب ْع ِد َما َق َن ُطوا َو َي ْن ُش � ُ�ر َر ْح َم َت ُه َو ُه َو ا ْل َو ِل ُّي‬
3
‫ين‬
ُ ‫ا ْل َح ۪م‬
َ ‫س َل ُه ُس��� ْلطاَ ٌن َع َلى ا َّل ۪ذ‬
َ ‫يد ِإ َّن ُه َل ْي‬
‫ين َص َب ُروا‬
َ ‫َا َّل ۪ذ‬
4
‫ون‬
َ ‫ٰا َم ُنوا َو َع ٰلى َر ّبِهِ ْم َي َت َو َّك ُل‬
‫َو َم ْن َي َت َو َّك ْل َع َلى‬
6
5
‫ون‬
َ ‫َو َع ٰل���ى َر ّبِهِ ْم َي َت َو َّك ُل‬
ِ ‫ا‬
۪ ٌ ‫هلل َع ۪ز‬
‫يم‬
َ ‫هلل َفإ َِّن ا‬
ٌ ‫يز َحك‬
3. “Odur ki insanlar artık ümitlerini kestikten sonra yağmur indirir,
rahmetini her tarafa yayar. O gerçek dost ve hâmîdir, bütün övgülere ve hamdlere layıktır.”
4. “Gerçek şu ki: İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler
üzerinde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur.”
5. “Onlar sabreden kimselerdir ve yalnız Rablerine tevekkül etmektedirler.”
6. “Kim Allah’a tevekkül ederse bilsin ki, Allah Aziz’dir, Hakîm’dir.”
270
ِ
‫���ح َل َها َو َت َو َّك ْل‬
ْ ‫لس��� ْل ِم َف‬
ْ ‫اج َن‬
َّ ‫َوإ ِْن َج َن ُحوا ل‬
ِ
۪ ُ ‫���م‬
۪ ‫���ه ُهو الس‬
‫ َقا َل ْت‬1 ‫يم‬
ُ ‫يع ا ْل َعل‬
َّ َ ُ ‫َع َل���ى اهلل ِإ َّن‬
‫ال َب َش ٌر ِم ْث ُل ُك ْم َو ٰل ِك َّن‬
َّ ‫َل ُه ْم ُر ُس ُل ُه ْم إ ِْن َن ْح ُن ِإ‬
‫ان‬
َ ‫اهللَ َي ُم ُّن َع ٰلى َم ْن َيش���آَ ُء ِم ْن ِع َبا ِد ۪ه َو َما َك‬
ِ ‫ان ِإالَّ ِبإ ِْذ ِن ا‬
ٍ ‫َلن���آَ َأ ْن َن ْأ ِتي ُكم بِس��� ْل َط‬
‫هلل َو َع َلى‬
ُ ْ َ
‫ال‬
َّ ‫���ه ِإ‬
ُ ‫َا‬
َ ‫هلل الَٓ ِإ ٰل‬
2
ِ
‫���ون‬
َ ‫���و َّك ِل ا ْل ُم ْؤ ِم ُن‬
َ ‫اهلل َف ْل َي َت‬
ِ ‫ُه���و َو َع َلـى ا‬
‫ َن ْح ُن‬3 ‫ون‬
َ ‫هلل َف ْل َي َت َو َّك ِل ا ْل ُم ْؤ ِم ُن‬
َ
ِ َ
ِ‫الد ْنيا َو ِف���ي الاْ ٰ ِخرة‬
ِ
ِ
ٓ
ٰ ‫���م في ا ْل َح‬
ْ ‫أ ْولياَ ُؤ ُك‬
َ ُّ ‫ي���وة‬
َ
‫���ك ْم َو َل ُك ْم ۪ف َيها‬
ُ ‫َو َل ُك ْم ۪ف َيها َما َت ْش َ���تـه۪ يٓ َأ ْن ُف ُس‬
1. “Eğer onlar barışa
yanaşırlarsa sen de
ona yanaş ve Allah’a
tevekkül et; çünkü O
Semî’dir, Alîm’dir.”
2. “Peygamberleri
ِ ‫ َو َك ٰفى بِا‬4 ‫ون‬
۪ ‫هلل َح‬
5 ً‫سيبا‬
َ ‫ َما َت َّد ُع‬onlara dediler ki:
“(Evet) biz sizin gibi
bir insandan başkası
değiliz. Fakat Allah
nimetini kullarından
dilediğine lütfeder. Allah’ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Mü’minler ancak Allah’a dayansınlar”.”
3. “Allah’tır ki, Ondan başka ilâh yoktur. Mü’minler sadece Allah’a
tevekkül etsinler.”
4. “Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Orada
size canlarınızın çektiği her şey var. Orada size istediğiniz her şey
var.”
5. “Hesap sorucu olarak da Allah yeter.”
271
ِ ‫مآَ َأ َص َاب َك ِم ْن َحس َن ٍة َف ِم َن ا‬
‫هلل َومآَ َأ َص َاب َك‬
َ
‫اس‬
ِ ‫َو َأ ْر َس ْل َناكَ ِل َّلن‬
2
1. “Sana gelen iyilik
Allah’tandır. Başına gelen kötülük
ise nefsindendir.
Seni insanlara elçi
gönderdik. Şâhit
olarak da Allah
yeter.”
2. “De ki: Benimle
sizin aranızda şahit olarak Allah ve
yanında Kitab’ın
(Kur’ân’ın) bilgisi
olan yeter.”
1
‫ِم ْن َس ّي َِئ ٍة َف ِم ْن َن ْف ِس َك‬
ِ ‫ال َو َك ٰفى بِا‬
‫هلل َشه۪ يد ًا‬
ً ‫َر ُسو‬
ِ ‫ُق ْل َك ٰفى بِا‬
‫هلل َش���ه۪ يداً َب ْي ۪ن���ي َو َب ْي َن ُك ْم َو َم ْن‬
‫اب ِا ْق َر ْأ ِك َت َاب َك َك ٰفى ب َِن ْف ِس َك‬
ِ ‫ِع ْن َد ُه ِع ْل ُم ا ْل ِك َت‬
ً‫َو َك ٰفى ب َِر ّب َِك َها ِديا‬
3
ً‫���و َم َع َل ْي َك َح ۪س���يبا‬
ْ ‫ا ْل َي‬
ِ ‫���ل َك ٰف���ى بِ���ا‬
‫هلل َب ْي ۪ن���ي َو َب ْي َن ُك ْم‬
ْ ‫ ُق‬4 ‫َو َن ۪صي���ر ًا‬
ِ ‫َش���ه۪ يداً َي ْع َل���م َما ِف���ي الس���مو‬
‫ض‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ ٰ َّ
ُ
‫َو َر َّد اهللُ ا َّل ۪ذ َي���ن َك َف ُروا ب َِغ ْي ِظهِ ْم َل ْم َي َنا ُلوا‬
5
‫هلل‬
َ ‫ين ا ْل ِق َت‬
َ ‫ال َو َك‬
ُ ‫ان ا‬
َ ‫َخ ْي���راً َو َك َف���ى اهللُ ا ْل ُم ْؤ ِم ۪ن‬
6
‫َق ِو ّي ًا َع ۪زيز ًا‬
3. “Kitabını oku, bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.”
4. “Hidayet edici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.”
5. “De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir.”
6. “Allah, o inkar edenleri hiçbir fayda elde edemeden öfkeleri ile
geri çevirdi. Allah(ın yardımı) savaşta mü’minlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak gâliptir.”
272
ِ ِ
‫���و َن ُه‬
َ ‫ي���ن ُي َب ِّل ُغ‬
َ ‫َا َّل ۪ذ‬
ْ ‫ون رِ َس���االَت اهلل َو َي ْخ َش‬
ِ ‫هلل َو َك ٰفى بِا‬
ً‫هلل َح ۪سيبا‬
ُ ‫ال ا‬
َّ ‫َوالَ َي ْخ َش ْو َن َأ َحداً ِإ‬
‫ور‬
ُ ‫ َك ٰفى ب ِ۪ه َشه۪ يد ًا َب ْي ۪ني َو َب ْي َن ُك ْم َو ُه َو ا ْل َغ ُف‬1
۪
‫ ُه َو ا َّل ۪ذيٓ َأ ْر َس َل َر ُسو َل ُه بِا ْل ُه ٰدى‬2 ‫يم‬
ُ ‫الرح‬
َّ
ِ
ِ
۪
۪
‫ين ُك ّله َو َك ٰفى‬
ِ ‫الد‬
ِ ‫َو ۪د‬
ّ ‫ي���ن ا ْل َح ِّق ل ُي ْظهِ َر ُه َع َلى‬
ِ ‫بِا‬
‫ين‬
َ ‫ ِإ َّنا َك َف ْي َناكَ ا ْل ُم ْس َ���ت ْه ِز ۪ئ‬3 ً‫هلل َش���ه۪ يدا‬
ِ ‫َس ُن ۪ريهِ ْم ٰا َيا ِت َنا ِفي الاْ ٰ َف‬
‫اق َو ۪فٓي َأ ْن ُف ِسهِ ْم َح ّٰتى‬
ِ ‫���ن َل ُهم َأ َّن ُه ا ْل َح ُّق َأ َو َل���م َي ْك‬
‫ف ب َِر ّب َِك َأ َّن ُه‬
ْ
ْ َ ‫َي َت َب َّي‬
4
5
‫يد‬
ٌ ۪‫َع ٰلى ُك ِّل َش ْي ٍء َشه‬
1. “O peygamberler
ki, Allah’ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah’tan
korkarlar ve Ondan
başka
kimseden
korkmazlar. Hesap
görücü olarak Allah
yeter.”
2. “Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter ve O Gafûr’dur,
Rahîm’dir.”
3. “Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve
hak din ile gönderen Odur. Şahit olarak Allah yeter.
4. O alay edenlere karşı Biz Sana yeteriz.”
5. “Âfâk ve kendi nefislerinde onlara âyetlerimizi göstereceğiz. Böylece Kur’ân’ın hakkaniyeti onlar için iyiden iyiye belli olacak.
Rabbinin her şeye şâhit olması yetmez mi?”
273
ِ
‫���م َأ ْن‬
ُ ‫إ ِْذ َت ُق‬
ْ ‫ي���ن َأ َل‬
َ ‫���ول ِل ْل ُم ْؤ ِم ۪ن‬
ْ ‫���ن َي ْكف َي ُك‬
ِ
‫���ن ا ْل َملٰۤ ِئ َك��� ِة‬
َ ‫���م ِب َث ٰل َث��� ِة ٰاالَ ٍف ِم‬
ْ ‫���م َر ُّب ُك‬
ْ ‫ُيم َّد ُك‬
َ
‫س‬
َ ‫أ َل ْي‬
2
ٍ ‫هلل ب َِك‬
َ 1 َ ‫ُم ْن َز ۪ل‬
‫اف َع ْب َد ُه‬
ُ ‫سا‬
َ ‫ي���ن أ َل ْي‬
3 ‫اك ۪مين‬
َ ِ ‫اهللُ ِب َأ ْح َك ِم ا ْل َح‬
۪
‫يم‬
ُ ‫َص َد َق اهللُ ا ْل َعظ‬
۪
‫يم‬
ُ ‫َأ ْس��� َأ ُل َك ي��� َٓا َا‬
ُ ‫هلل َيا ُه َو َي���ا َر ْح ٰم ُن َيا َرح‬
‫وم َيا َذا ا ْل َج�َل�اَ ِل َوالإْ ِ ْك َر ِام‬
ُ ‫���ي َيا َق ُّي‬
ُّ ‫َي���ا َح‬
‫���ت اهللُ الَٓ ِإ ٰل َه‬
َ ‫���م ِإ ۪ ّن���ي َأ ْس��� َأ ُل َك ِب َأ َّن‬
َ ‫���ك َأ ْن‬
ََّ ‫َال َّل ُه‬
َّٓ ‫ِإ‬
۪ ُ ‫���ان ا ْلم َّن‬
ِ ‫يع الس���مو‬
‫ات‬
َ ‫ال َأ ْن‬
َ ُ ‫���ت ا ْل َح َّن‬
َ ٰ َّ ُ ‫���ان َبد‬
4
1. “O zaman Sen
mü’minlere:
“Rabbinizin, size
indirilmiş üç bin
melek ile yardım
etmesi size yetmez
mi?” diyordun.”
5
‫ض ُذو ا ْل َجلاَ ِل َوالإْ ِ ْك َر ِام‬
ِ ‫َوالأْ َ ْر‬
2. “Allah kuluna kâfi değil mi?”
3. “Allah hükmedenlerin en güzel hükmedeni değil mi?”
Sadakallahü’l-Azîm
4. Yâ Allah, yâ Hû, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Hayy, yâ Kayyûm ve
yâ Ze’l-Celâli ve’l-İkrâm, Senden istiyorum.
5. Allahım, Sen Allahsın, Senden başka ilâh yoktur. Hannân,
Mennân, semâvât ve arzı eşsiz-örneksiz yaratan celâl ve ikram
sahibisin. Bütün bunları vesile yaparak Senden istiyorum.
274
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْس��� َأ ُل َك ِب َأ ۪ ّنيٓ َأ ْش َه ُد َأ َّن َك َأ ْن َت‬
َّٓ ‫���ه ِإ‬
‫الص َم ُد‬
ُ ‫���ت الأْ َ َح‬
َ ‫ال َأ ْن‬
َ ‫اهللُ ا َّل ۪���ذي الَٓ ِإ ٰل‬
َّ ‫���د‬
ِ
۪
‫���م َي ُك ْن َل ُه ُك ُفو ًا‬
ْ ‫ا َّل���ذي َل ْم َيل ْد َو َل ْم ُيو َل ْد َو َل‬
1
‫َأ َح ٌد‬
‫َال َّل ُه ََّم ِإ ۪ ّنيٓ َأ ْس��� َأ ُل َك ِب َأ َّن َل َك ا ْل َح ْم َد الَٓ ِإ ٰل َه‬
ٓ
۪ ُ ‫���ت ا ْلم َّن‬
ِ ‫يع الس���مو‬
‫ض‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
َ َ ‫ِإالَّ َأ ْن‬
َ ٰ َّ ُ ‫ان َبد‬
‫وم‬
ُ ‫ُذو ا ْل َجلاَ ِل َوالإْ ْك َر ِام َيا َح ُّي َيا َق ُّي‬
ِ ‫َو ِا ٰل ُه ُكم ِإ ٰل ٌه َو‬
‫اح ٌد الَٓ ِإ ٰل َه ِإالَّ ُه َو الر ْح ٰم ُن‬
ْ
َّ
۪
3 ‫حيم‬
ُ ‫الر‬
َّ
2
1. Allahım, şüphesiz,
Sen(in) Allah olduğuna, Senden başka
ilâh olmadığına, bir
ve Samed olduğuna, doğurmadığına, doğurulmadığına, denginin
olmadığına şehadet ederim, Senden istiyorum.
2. Allahım, hamd Sana mahsustur. Senden başka ilâh yoktur.
Mennân (bol bol veren) semâvât ve arzı eşsiz-örneksiz yaratan
(Sen)sin. Celâl ve İkram sahibisin. Yâ Hayy, yâ Kayyûm, Senden
istiyorum.
3. “Sizin ilâhınız bir (olan) İlâhtır. Ondan başka ilâh yoktur. (O)
Rahmân’dır, Rahîm’dir.”
275
ٓ ُ‫َاهلل‬
َ‫���وم ال‬
ُ ‫���ي ا ْل َق ُّي‬
َ ‫الَ ِإ ٰل َ���ه ِإالَّ ُه‬
ُّ ‫���و َا ْل َح‬
ِ ‫���ذ ُه ِس َ���ن ٌة َوالَ َنو ٌم َل ُه َما ِفي الس���مو‬
‫ات‬
ُ ‫َت ْأ ُخ‬
َ ٰ َّ
ْ
‫ض َم ْن َذا ا َّل ۪ذي َي ْش��� َف ُع ِع ْن َد ُ ٓه‬
ِ ‫َو َم���ا ِفي الأْ َ ْر‬
۪ ‫ِإالَّ ِبإ ِْذ ِن‬
‫���ه َي ْع َل ُم َم���ا َب ْي َن َأ ْي ۪ديهِ ْم َو َما َخ ْل َف ُه ْم‬
1. “Allah ki, Ondan
başka ilâh yoktur; dâima diri,
‫ون ب َِش���ي ٍء ِم ْن ِع ْل ِم ۪ ٓه ِإالَّ ب َِما شآَ َء‬
ُ ‫َوالَ ُي ۪ح‬
َ ‫يط‬
(yarattıklarını)
ْ
koruyup-yöneten َ‫ات والأْ َ رض وال‬
ِ
َ َ ْ َ ِ ‫���م َو‬
َ ‫َو ِس‬
ُّ ‫���ع ُك ْرس‬
ٰ ‫الس‬
َّ ‫���ي ُه‬
ve hayatlarını deِ
ِ ُۧ ‫َي‬
۪
vam
ettirendir. ‫ل‬
ِ ‫ ُق‬1 ‫يم‬
َ ‫���ؤ ُد ُه ح ْف ُظ ُه َما َو ُه‬
ُ ‫���و ا ْل َعل ُّي ا ْل َعظ‬
Ona ne uyuklama
َ ‫الله َّم َما ِل َك ا ْل ُم ْل ِك ُت ْؤ ِتي ا ْل ُم ْل‬
ârız olur, ne de ‫ك َم ْن َتشآَ ُء‬
ُ
uyku. Göklerde
ِ
ِ
‫���ز ُع ا ْل ُم ْل َك م َّم ْن َتش���آَ ُء َو ُتع ُّز َم ْن َتش���آَ ُء‬
ِ ‫َو َت ْن‬
ne varsa, yerde ne
varsa hepsi Onun- ‫ل‬
ِّ ‫َو ُت ِذلُّ َم ْن َتش��� َٓا ُء ب َِي ِدكَ ا ْل َخ ْي ُر ِإ َّن َك َع ٰلى ُك‬
dur. İzni olmadan
2 ‫ش���ي ٍء َق ۪دير‬
kim Onun katında
ٌ
ْ َ
şefâatte bulunabilir? Önlerinde ne
varsa, arkalarında ne varsa, hepsini bilmektedir. Onun ilminden,
kendisinin dilediği miktarın dışında bir şey kavrayamazlar. Onun
kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. (Gökleri ve yeri) koruyup gözetmek, Ona ağır gelmez. O, yücedir, azamet sahibidir.”
2. “De ki: Allahım, Mâlikü’l-Mülk (Sensin). Mülkü dilediğine verir, dilediğinden çeker alırsın. Dilediğini aziz eder, dilediğini de
zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Şüphesiz ki Sen, her şeye
kâdirsin.
276
‫ار ِفي‬
َّ ‫الن َه���ارِ َو ُتو ِل ُـج‬
َّ ‫ـ���ج ا َّل ْي َل ِفي‬
ُ ‫ُتو ِل‬
َ ‫الن َه‬
ِ
ِ ‫���ن ا ْلمي‬
‫ِ���ت َو ُت ْخ ِر ُج‬
ِ ‫���ل َو ُت ْخ‬
ِ ‫ا َّل ْي‬
ّ َ َ ‫���ر ُج ا ْل َح َّي م‬
‫���ر ُز ُق َم ْن َتش��� َٓا ُء ب َِغ ْي ِر‬
َ ‫ا ْل َم ّي‬
َ ‫ِ���ت ِم‬
ْ ‫���ن ا ْل َح ِّي َو َت‬
۪ ‫ ُه���و اهللُ ا َّل‬1 ‫���اب‬
‫���و‬
ٍ ‫ِح َس‬
َ ‫���ذي الَٓ ِإ ٰل‬
َ ‫���ه ِإالَّ ُه‬
َ
۪ ‫الش َه َاد ِة ُهو الر ْحم ُن‬
‫يم‬
َّ ‫َعا ِل ُم ا ْل َغ ْي ِب َو‬
ٰ َّ َ
ُ ‫الرح‬
َّ
۪ ‫هلل ا َّل‬
‫���ك‬
ُ ‫���و َا ْل َم ِل‬
َّ ‫���ه ِإ‬
ُ ‫���و ا‬
َ ‫���ذي الَٓ ِإ ٰل‬
َ ‫ال ُه‬
َ ‫۝ ُه‬
‫���ن ا ْل ُم َه ْي ِم ُن ا ْل َع ۪ز ُيز‬
َ �‫الس�ل‬
ُ ‫ا ُم ا ْل ُم ْؤ ِم‬
ُ ‫ا ْل ُق ُّد‬
َّ ‫وس‬
ِ ‫ان ا‬
‫ون‬
ِ ‫هلل َع َّما ُي ْش‬
َ ‫���ر ُك‬
َ ‫ار ا ْل ُم َت َك ّب ُِر ُس ْ���ب َح‬
ُ ‫ا ْل َج َّب‬
1. * Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın;
ölüden diri çıkarırsın,
diriden ölü çıkarırsın;
dilediğini hesapsız rızıklandırırsın.”
2. “O, öyle Allah’tır
ki, Ondan başka ilâh
yoktur.
Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, Rahmân,
Rahîm’dir. O öyle
Allah’tır ki, Ondan
ِ
ِ‫���ار‬
‫���ه‬
‫ل‬
‫ر‬
‫���و‬
‫ص‬
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ئ‬
‫ب‬
‫ل‬
‫ا‬
‫���ق‬
‫ل‬
‫ا‬
‫خ‬
‫ل‬
‫ا‬
‫هلل‬
‫ا‬
‫���و‬
‫ه‬
‫۝‬
ِ
َ
ْ
ْ
ْ
َ
ُ
başka ilâh yoktur.
ُ
ُ
ُ ُّ َ ُ
َ ُ
َ
ِ ‫ الأْ َ ْسم َٓا ُء ا ْل ُحس ٰنى ُيسب ُِح َل ُه َما ِفي السمو‬Melik (her şeyin
‫ات‬
َ ٰ َّ
hükümdârı), Kuddûs
ْ
َّ
۪
2 ‫كيم‬
ِ ‫( َوالأْ َ ْر‬her şeyi tertemiz yaُ ‫ض َو ُه َو ا ْل َع ۪ز ُيز ا ْل َح‬
pan ve her türlü kiri
gideren ve kendisi her
türlü lekeden münezzeh), Selâm (esenlik veren), Mü’min (emniyete
erdiren), Müheymin (her şeyi gözetip koruyan), Aziz (üstün, gâlip),
Cebbâr (kullarını iradesi istikametine yönelten), Mütekebbir (yegâne
büyüklük ve azamet sahibi)dir. Allah, kendisine şirk koşup durduklarından ve şirk koşmalarından münezzehtir. O, (her şeyi) yaratan,
mahlûkuna belli mertebelerden ve süzgeçlerden geçirerek varlık,
ahenk ve en güzel şekli verendir. Onundur en güzel isimler. Göklerde
ve yerde ne varsa, Onu tesbih eder. O, Aziz’dir, Hakîm’dir.”
277
‫ َل ُه‬،‫���ه‬
۪ ‫���د ُه الَ َش‬
َ ‫���ر‬
َ ‫���ه ِإالَّ اهللُ َو ْح‬
ُ ‫يك َل‬
َ ‫الَٓ ِإ ٰل‬
‫���د َو ُه َو َع ٰلى ُك ِّل َش���ي ٍء‬
ُ ‫ا ْل ُم ْل‬
ُ ‫���ه ا ْل َح ْم‬
ُ ‫���ك َو َل‬
ْ
َّٓ ‫ال ِإ ٰل َه ِإ‬
َٓ 1 ‫َق ۪دير‬
‫ال َأ ْن َت ُس ْب َحا َن َك ِإ ۪ ّني ُك ْن ُت‬
ٌ
‫ي���ن‬
َّ ‫���ن‬
َ ‫الظا ِل ۪م‬
َ ‫ِم‬
‫ُم َح َّم ٍد ِم َن الأْ َ َز ِل ِإ َلى الأْ َ َب ِد َع َد َد َما ۪في ِع ْل ِم‬
3 ‫هلل وعلٰۤى ٰا ِل ۪ه وصحب ِ۪ه وس ِّلم‬
َ َ ِ ‫ا‬
ْ َ َ ْ َ َ
‫���ي ِِد َنا‬
ّ ‫َال َّل ُه ََّم َص ِّل َع ٰلى َس‬
2
)‫ مرة‬١٩ ‫(أال كل شخص يقرأها‬
1. Allah’tan başka
ilâh yoktur. O
birdir. Onun ortağı yoktur. Mülk
Onundur. Hamd Ona mahsustur. Onun her şeye gücü yeter.
2. “Senden başka ilâh yoktur. Seni tesbih ü takdis ederim. Şüphesiz
ki ben, zalimlerden oldum.”
3. Allahım, Efendimiz Hz. Muhammed ve Onun âl ü ashabı üzerine
ezelden ebede Allah’ın ilmindeki şeyler adedince salât ü selam
eyle.
(Her şahıs bunu 19 defa okur).
278
‫ين‬
ُ ‫اَلْ ِح ْز ُب الْ َح ِص‬
EL-HİZBU’L-HASÎN
ِ ‫���م ا‬
ِ ‫���م ا‬
‫هلل َع َل���ى‬
ِ ‫ ب ِْس‬،‫هلل َع َل���ى َي ِمي ِن���ي‬
ِ ‫ب ِْس‬
ِ ‫���م ا‬
ِ ‫���م ا‬
ِ
‫هلل‬
ِ ‫ ب ِْس‬،‫هلل َع َل���ى َخ ْل ِفي‬
ِ ‫ ب ِْس‬،‫���ما ِلي‬
َ ‫ش‬
ِ ‫���م ا‬
‫���م‬
ِ ‫هلل َع َلى َف ْو ِقي ۝ ب ِْس‬
ِ ‫ ب ِْس‬،‫َع َل���ى َأ َما ِمي‬
ِ ‫ا‬
،‫ين َد َخ ْل ُت‬
ِ ‫ َو ِف���ي ِح ْرزِ ِه ا ْل َح ِص‬،‫هلل ْاك َت َن ْف ُت‬
‫���ما ِئ ِه‬
ِ ‫َوب ِِح ْص ِن��� ِه ا ْل َم ِن‬
ُ ‫اح َت َج ْب‬
ْ ‫ي���ع‬
َ ‫ َو ِب َأ ْس‬،‫���ت‬
ِ
‫يل‬
ِ ‫اس ِم ِه ا ْل َج ِل‬
ْ ِ‫ َوبِس ِّر َأ ْن َوار‬،‫ا ْل ُح ْس َنى َت َس ْر َب ْل ُت‬
ِ
ِ ‫اس‬
َ ِ
‫���م ِه ا ْل َق ِو ِّي‬
ْ ِ‫���ـرار‬
َ ‫ َو ِب ُق َّوة إ ِْم َداد أ ْس‬،‫َت َر َّد ْي ُت‬
ِ ‫ا ْل َق‬
‫���و ُت َو َغ َل ْب ُت َأ ْع َدا ِئ���ي ِم َن ا ْل ِج ِّن‬
ِ ‫اه‬
ْ ‫���ر َع َل‬
‫���ت‬
ِ ‫َوالإْ ِ ْن‬
ُ ‫اح َت َج ْب‬
َ ‫���س َو َس���ا ِئ ِر ا ْل َم ْخ ُلو ِق‬
ْ ‫ي���ن َو‬
،‫َو َق َه ْر ُت َوا ْن َت َص ْر ُت‬
Rahmân ve Rahîm
Allah’ın adıyla,
Sağıma Bismillah, soluma Bismillah, arkama Bismillah, önüme
Bismillah, üstüme Bismillah. Allah’ın adıyla korundum, Onun
muhkem korumasına dehâlet ettim, aşılmaz kalesine gizlendim,
güzel isimleri ile donandım, Celil isminin nurlarının sırrına büründüm; Kavî ve Kâhir isimlerinin esrarının imdadı kuvveti ile üstün
geldim, cin, ins ve sair mahlûkattan düşmanlarıma galip geldim,
onlardan gizlendim, onlara üstün geldim ve muzaffer oldum.
281
ِ
ِ
ِ ‫اس‬
‫���م الأْ َ ْك َب ِر‬
ِ ‫���م ِه الأْ َ ْع َظ‬
ْ ‫َوب َِجلاَ ِل َب َهاء َس َ���ناء‬
Celâl ve İkram
Sahibi,
Hayy,
Kayyûm, En Büyük ve En Yüce
isimlerinin yüksekliği ve güzelliğinin celâli zırhı ile
korundum.
،‫وم ِذي ا ْل َجلاَ ِل َوالإْ ِ ْك َر ِام َت َد َّر ْع ُت‬
ِ ‫ا ْل َح ِّي ا ْل َق ُّي‬
ِ ‫َوبِب َو‬
‫اح َت َج ْب ُت‬
ِ ‫ارِق َأ ْن َوارِ َأ ْس َرارِ َكلاَ ِم ِه ا ْل َع ِظ‬
ْ ‫يم‬
َ
ِ
ِ
ِ
ِ
‫يل‬
ْ ‫َو َت َم َّس‬
ِ ‫ َوب َِخف ِّي ُل ْطفه ا ْل َح َس ِن ا ْل َجم‬،‫���ك ُت‬
ِِ
،‫اس َت َن ْد ُت‬
ْ ‫ َوب ُِر ْكنه ا ْل َق ِو ِّي ا ْل َت َج ْأ ُت َو‬،‫َت َع َّل ْق ُت‬
ِِ
‫ـس َك ِم ْث ِل ۪ه َشـي ٌءۚ َو ُه َــو‬
َ ‫ُس ْب َحا َن ُه َوب َِح ْمده ﴿ َل ْي‬
ْ
ِ ‫اح َع ِليم َب‬
۪ ‫الس‬
‫���ط ُم ِع ٌّز‬
ٌ ‫اس‬
ٌ ‫ َف َّت‬،﴾‫يع ا ْل َب ۪ص ُير‬
ُ ‫���ـــم‬
ٌ
َّ
ِ
ِ
‫يم ۝ َالل ُّٰه َّم ِإ ِّني َأ ْس َأ ُل َك‬
ٌ ‫يم َعل ٌّي َعظ‬
ٌ ‫َج َو ٌاد َك ِر‬
ِ ‫ َوالأْ َ ْسما ِء ا ْلم َع َّظم‬،‫ات‬
ِ ‫الت َّام‬
ِ ‫بِا ْل َك ِلم‬
،‫ات‬
َّ ‫ات‬
َ ُ
َ
َ
ِ ‫ورا ِنـي‬
ِ
َ ْ‫لأ‬
،‫ـب ا ْل ُم ْن َزلاَ ِت‬
ِ ‫ َوا ْل ُك ُـت‬،‫ـات‬
َّ َ ‫َوا ْح ُـرف ال ُّن‬
ِ ‫َوالأْ ٰ َي‬
ِ ‫ـات ا ْلب ِي َن‬
‫ات‬
َّ
Yüce kelâmının esrâr nurlarının göz alıcı parlaklığı ile düşmanlarımdan gizlendim ve onlara sarıldım, güzel lütfunun gizliliğine
tutundum. O’nun kuvvetli güç kaynaklarına sığındım; Ona dayandım. Onu kendine mahsus hamd ile tesbih ederim. “Onun hiç
misli yoktur; O, Semî’ ve Basîr’dir.” Fettâh, Alîm, Bâsit, Muizz,
Cevâd, Kerim, Âlî, Azîm’dir.
Allahım, tam kelimeler, muazzam isimler, nuranî harfler, münzel
kitaplar, açık-beyyin âyetler adına,.
282
‫يم ِم َن‬
َ ‫ات َع ْر ِش‬
ِ ‫���ك ا ْل َع ِظ‬
ُ ‫���ـرا ِد َق‬
َ ‫ب َِما َو َار َد ْت ُه ُس‬
‫ َوب َِما‬،‫���د َر ِة َوا ْل َع َظ َم��� ِة‬
ْ ‫ا ْل َه ْي َب��� ِة َوا ْل َج�َل�اَ ِل َوا ْل ُق‬
ِ ‫َأ ْو َد ْع َت ِفي ا ْل ُحر‬
‫اص‬
ِّ ‫وف َوالأْ َ ْس َما ِء ِم َن ا ْل َخ َو‬
ُ
ِ
ِ‫���ر َيعة‬
ِ
َ ْ‫لأ‬
ِ ‫الش‬
ِ ‫الش‬
َّ ‫���ري َفة َو‬
َّ ‫���رة‬
َ ‫���رارِ بِا ْل َح ْض‬
َ ‫َوا ْس‬
ِ ‫ا ْلم َط َّه‬
ِ ‫الص َل���و‬
ِ ‫���س َوا ِّت َص‬
‫���ال‬
ِ ‫ات ا ْل َخ ْم‬
ُ
َ َّ ‫���رة َو‬
َ
ِ ِ
‫اص ِم ْن ِع َبا ِدكَ ۝‬
‫الأْ َ س���رارِ و‬
ِّ ‫���و‬
َ ‫الر ْح َمة ل ْل َخ‬
َّ َ َ ْ
‫ َوب َِما‬، َ‫اؤك‬
ُ ‫َو َأ ْس��� َأ ُل َك َيا َر ِّب ب َِما َد َعاكَ ِب ِه َأ ْنب َِي‬
‫ون‬
َ ‫ُي َس ِّب ُح َك َو ُي َم ِّج ُدكَ َح َم َل ُة َع ْر ِش َك َوا ْل ُم َق َّر ُب‬
‫وظا‬
ً ‫ َأ ْن َت ْج َع َل ِني ُم َح َّص ًنا َم ْح ُف‬،‫ِم ْن َملاَ ِئ َك ِت َك‬
‫س َو َس���ا ِئ ِر‬
ِ ‫���ن َوالإْ ِ ْن‬
ُ ‫���ن ُك ِّل َع‬
َ ‫���د ٍّو ِم‬
ْ ‫ِم‬
ِّ ‫���ن ا ْل ِج‬
،‫ا ْل َع َوا ِل ِم َما َع ِل ْم ُت ِم ْن َها َو َما َل ْم َأ ْع َل ْم‬
...Hazîre-i
Arş-ı
Azîminden
vürud
edip gelen heybet ve
celâlin, kudretin ve azametin hürmetine, şerefli huzur, pâk şeriat, beş vakit namaz, esrar ve rahmetin seçkin kullarınla irtibatı
hürmetine, isimlere ve harflere tevdî buyurduğun hususiyetler ve
esrar hürmetine; yâ Rabbi, peygamberlerin Sana ne ile dua etmişlerse onun hürmetine ve Arşının taşıyıcıları, mukarreb meleklerinin Seni tesbih ü temcîd ettikleri şey hürmetine; beni cinlerden,
insanlardan, bildiğim ve bilmediğim diğer âlemlerden, her türlü
düşmandan korumanı ve sığınak altına almanı diliyorum.
283
َ‫َو َأ ْد ِخ ْل ِني ِفي ِس ِّر إ ِْم َدا ِد َأ ْن َوارِ َخ َزا ِئ ِن ِح ْرزِ ك‬
،‫���ن ُك ِّل ُس���و ٍء‬
ِ ‫ا ْل َع ِز‬
ِ ‫ي���ز ا ْل َم ِن‬
ْ ‫وب���ا َع‬
ً ‫ َم ْح ُج‬،‫ي���ع‬
‫ ُم َؤ َّي ًدا‬،‫���ك‬
َ ‫وس���ا ِفي َب ْح���رٍ ِم ْن ُنورِ َه ْي َب ِت‬
ً ‫َم ْغ ُم‬
‫س ۝ َو ُك ِن الل ُّٰه َّم ِلي َو ِل ًّيا‬
َ ‫ِم ْن‬
ِ ‫���د‬
ُ ‫وح ا ْل ُق‬
ِ ‫���ك ب ُِر‬
ِ
ِ
‫يظا‬
ً ‫���يبا َو َح ِف‬
ً ‫ال َو َو ِكي‬
ً ‫���را َو َك ِفي‬
ً ‫ال َو َحس‬
ً ‫َو َناص‬
‫اج َع ْل‬
ْ ‫ب َِر ْح َم ِت َك َو َف ْض ِل َك َو َم ِّن َك َو َط ْو ِل َك؛ َو‬
(Allahım,) beni her
ِ ‫ي���ع َم ْخ ُلو َقا ِت َك َطو َع َي‬
kötülükten korun- ‫ َما ِل ًكا َأزِ َّم َة‬،‫���دي‬
َ ‫َج ِم‬
ْ
muş, heybet nuruِ ً ‫ َم ْحب‬،‫ُق ُلوبِهِ ���م‬
‫���ز ًزا ُم َكر ًما‬
َّ ‫ ُم َع‬،‫���م‬
nun denizine dalْ ‫وب���ا ع ْن َد ُه‬
ْ
ُ
َّ
mış ve tarafından
ِ
‫���م‬
ِ ‫���ون َأ ْم‬
ُ ‫���ري َولاَ َأ َن‬
َ ‫ُم َه ًاب���ا لاَ َي ْع ُص‬
ْ ‫���ال م ْن ُه‬
Ruhu’l-Kudüs’le
desteklenmiş ola- ‫ِش���د ِة‬
ً ‫وه���ا َأ َب‬
َّ ِ ‫وم���ا ِم ْن َأ َذ ُاه ْم ب‬
ً ‫َم ْك ُر‬
ً ‫ َم ْع ُص‬،‫���دا‬
rak yenilmez ve
‫ا ْل َم َح َّب ِة َوالأْ ُ ْل َف ِة َوا ْل َم َو َّد ِة؛‬
her
kötülükten
korunmuş olarak
aşılmaz,
üstün,
sağlam hazinelerinin nurlarının medet verici sırrına idhal eyle.
Allahım, benim velim, yardımcım, kefilim, vekilim ve her türlü
şeyime yetenim ol; rahmetinle, fazlınla, ihsanınla ve lütfunla koruyucum ol; bütün mahlûkatını bana itaatkâr kıl; kalblerinin zimamı
elimde, yanlarında sevilen, i’zaz ve ikram görür ve heybetli olayım; emrime karşı gelmesinler, onlardan bir kötülük görmeyeyim;
büyük muhabbet, ülfet, sevgileri sebebiyle eziyetlerinden ma’sum
olayım.
284
‫���ن َح ْض َر ِت َك‬
َ ‫اج َع ْل ِن���ي ِف���ي ٰذ ِل‬
ْ ‫���ك َق ِر ًيب���ا ِم‬
ْ ‫َو‬
‫ ُم َت َل ِّق ًيا‬،‫ِالش ِر َيع ِة ا ْل ُم َط َّه َر ِة‬
َّ
َّ ‫ ُم َت َم ِّس ًكا ب‬،‫الش ِري َف ِة‬
‫���وم َوا ْل ِح ْك َم ِة ا َّل ِتي َت ْق ِذ ُف َها ِب َف ْض ِل َك ِفي‬
ِ ‫ِل ْل ُع ُل‬
‫اح َف ْظ ِني الل ُّٰه َّم‬
ِ ‫���ن َف ْي‬
ْ ‫َق ْلبِي ِم‬
ْ ‫ض َأ ْن َوارِ كَ ۝ َو‬
ِ
ِ
ِ ‫الر َيا ِء َوال ِّن َف‬
‫الش ْر ِك‬
ِّ ‫اق َو‬
ِّ ‫م َن ا ْل ُع ْج ِب َوا ْلك ْب ِر َو‬
‫الزلاَّ ِت‬
‫الخ ِف‬
ِ ‫الد َن‬
َّ ‫���ن‬
َّ ‫���س َو‬
َ ‫ َو َطهِّ ْر ِن���ي ِم‬،‫���ي‬
ِّ َ ْ
ِ ‫وب ا ْلب‬
ِ ‫الظ‬
‫اج َع ْل ِني ٰأ ِم ًنا‬
َّ ‫اط َن��� ِة َو‬
ْ ‫ َو‬،‫اه َر ِة‬
َ ِ ‫َوا ْل ُع ُي‬
‫���ل َح َيا ِتي‬
ِ ‫اب ا ْل َق ْب‬
ِ ‫���ذ‬
َ ‫���ن َع‬
ْ ‫اج َع‬
ْ ‫ِم‬
ْ ‫ َو‬،‫���ر َو ِف ْت َن ِت ِه‬
،‫ َو َفهِّ ْم ِني ِف���ي ِع ْل ِم َك ال َّل ُد ِّن ِي‬،‫اع ِت َك‬
َ ‫ِف���ي َط‬
ّ
ِ ‫ين َوالأْ َ ْب َد‬
‫ال‬
َ ‫الصا ِل ِح‬
َّ َ‫َو َأ ْص ِح ْب ِني ِف���ي ِع َبا ِدك‬
،‫ين‬
َ ‫الص ِّدي ِق‬
ِّ ‫َو‬
Bu şekilde beni şerefli huzuruna yakın, pâk şeriatına tutunmuş
ve envârının feyezânı ile fazlından kalbime atacağın hikmet ve
ilimlerle donanmış eyle.
Allahım, ucb, kibir, riya, nifak ve gizli şirkten beni koru; her türlü
kirden, sürçmelerden, gizli ve açık ayıplardan beni temizle; kabir
azabından ve fitnesinden beni emin kıl ve hayatımı Sana itaatle
geçirt. Bana ledünnî ilminde anlayış ihsan et ve beni sâlih kullarına, abdallara ve sıddıklara arkadaş eyle.
285
ِ ‫اج َع ْل ِني ِم ْن ُهم بِر ْحم ِت َك َيا َأر َحم الر‬
‫ين‬
َ ‫اح ِم‬
ْ ‫َو‬
َ َ ْ
َّ َ ْ
‫ َو َن ِّج ِني ِم ْن ُك ِّل‬،‫۝ َالل ُّٰه َّم َعا ِف ِني ِم ْن ُك ِّل َب ِل َّي ٍة‬
ٍ
ِ ِ
‫اس ِق ِني‬
َ ‫السا ِف ِل‬
ْ ‫ َو‬،‫ين‬
َّ ‫ َولاَ َت ْج َع ْلني م َن‬،‫َه ْل َكة‬
‫ َولاَ َت ْج َع ْل ِني‬،‫اب َم َح َّب ِت َك‬
ِ ‫َك ْأ ًسا َروِ ًّيا ِم ْن َش َر‬
ِ ٰ )3(
،‫���ر ِاه ًّيا‬
َ ‫ِم َن ا ْل َقا ِن ِط‬
َ ‫ َ[يا ُهو ] َيا أه ًّيا َش‬،‫ين‬
،‫ َيا َذا ا ْل َع َظ َم ِة َوا ْل ُق ْد َر ِة‬،‫َيا َذا ا ْل ُح َّج ِة ا ْل َبا ِل َغ ِة‬
‫ َيا َذا ا ْل َج�َل�اَ ِل َوالإْ ِ ْك َر ِام ۝‬،‫وم‬
ُ ‫َي���ا َح ُّي َيا َق ُّي‬
‫ ب َِك‬،‫ِإ ٰلهِ ي َما َأ ْع َظ َم َش��� ْأ َن َك َو َأ َع َّز ُس ْل َطا َن َك‬
Yâ Erhamerrâhimîn,
rahmetinle beni
de onlardan eyle.
‫ َوب َِك‬،‫ي���ن‬
َ ‫���م َن َز ْل ُت َو َأ ْن‬
َ ‫���ت َخ ْي ُر ا ْل ُم ْن ِز ِل‬
َّ ‫الل ُّٰه‬
ِ ‫الن‬
‫ َوب َِك‬،‫ي���ن‬
َ ‫���ت َو َأ ْن‬
ُ ‫ْاع َت َص ْم‬
َّ ‫���ر‬
َ ‫اص ِر‬
ُ ‫���ت َخ ْي‬
ِ ‫ْاه َت َد ْي ُت ِإ َلى ِصر‬
‫يم؛‬
ِ ‫اط َك ا ْل ُم ْس َت ِق‬
َ
Allahım, beni her
türlü
belâdan
uzak tut ve her türlü tehlikeden koru. Beni aşağılık mahlûklardan
eyleme, muhabbet şarabından bana kana kana içir ve beni ümid
kesenlerden eyleme. Yâ Hû, yâ Hû, yâ Hû, Âhiyyen, Şerâhiyyen,
ey kat’î hüccet sahibi, ey kudret ve azamet sahibi, yâ Hâyy, yâ
Kayyûm, ey Celâl ve İkrâm sahibi! İlâhî, şanın ne yüce, saltanatın
ne aziz! Allahım, Senin inayetinle konakladım; Sen konuk ağırlayanların en hayırlısısın. Sana sığındım; Sen yardım edenlerin en
hayırlısısın. Senin inayetinle sırat-ı müstakimine ulaştım.
286
‫���ل‬
‫َف ْاك ِف ِن���ي اللّٰه���م ش‬
ْ ‫اج َع‬
ْ ‫ َو‬،‫���رو ٍه‬
ُ ‫���ر ُك ِّل َم ْك‬
َّ َ َّ ُ
ِ ‫���ع الل ُّْط‬
‫���ف‬
َ ‫ُد َعا ِئ���ي َم ْق ُرو ًن���ا ِبإ َِج َاب ِت‬
َ ‫���ك َم‬
ِ ‫الت َل ِّقي‬
‫ات ا ْل ِك َر ِام‬
ِ ‫الر َع َاي ِة َوا ْل ِم َن ِح ا ْل ِج َس‬
َ َّ ‫ام َو‬
ِّ ‫َو‬
ِ ‫َو َتر ِّقي‬
ِ ‫���ات ا ْل ُو ُص‬
‫ َو َأ ِّه ْل ِني‬،‫ول ِإ َلى َح ْض َر ِت َك‬
َ َ
ِ
‫ي���ع َيا‬
ِ ‫ َي���ا َس‬،‫���اب‬
ِ ‫اع ا ْل ِخ َط‬
ِ ‫���م‬
ُ ‫يع َي���ا َب ِد‬
ُ ‫���ر‬
َ ‫ل َس‬
ِ ‫ َيا َس���ا ِم َـع الأْ َ ْصو‬،‫ات‬
ِ ‫الد َر َج‬
‫ات َع َلى‬
َّ ‫يع‬
َ ‫َر ِف‬
َ
ِ ‫اخ ِتلاَ ِف الل َُّغ‬
‫ َأ ْس��� َأ ُل َك ا ْل ِع ْص َم َة َوالأْ َ ْم َن‬،‫ات‬
ْ
Her türlü kötü şeyin
şerrine karşı Sen
bana kâfi gel Allahım. Duamı lütuf,
ِ ‫ الر‬riayet, büyük bağış,
‫ال ِم ْن َر ٍّب‬
ً ‫���و‬
َ ‫اح ِم‬
َ ،])3( ‫ي���ن‬
ْ ‫[﴿س�َل�اَ ٌم َق‬
َّ
ihsan,
cömertçe
۪
kabul
ve
huzuruna
،])19( ﴾‫يم‬
‫ح‬
‫ر‬
ٍ َ
ulaşan terakkilerle
birlikte kabule karîn
eyle. Beni hitabını dinlemeye ehil yap, ey duaları hemen kabul
eden, ey örneksiz-eşsiz yaratan, ey dereceleri yükselten.
،‫اع��� َة‬
َ ‫الس�َل�اَ َم َة َوالل ُّْط‬
َ ‫���ف َوا ْل َب َر َك��� َة َوا ْل َق َن‬
َّ ‫َو‬
ِ
‫ َ[ي���ا َأ ْر َح َم‬، َ‫���واك‬
َ ‫َو َأ ْغ ِن َن���ا ِب َف ْض ِل‬
َ ‫���ك َع َّم ْن س‬
Ey dillerin farklılığına rağmen her türlü sesi işiten, Senden korunma, emniyet, selamet, lütuf, bereket ve kanaat istiyorum. Fazlınla bizi Senden başkasına yalvarıp yakarmaktan müstağni kıl. Ya
Erhamerrâhimîn. (3 defa)
“Onlara Rabb-i Rahîm’in sözü olarak selâm vardır.”
(19 defa)
287
ِ ‫ات ا‬
‫يم َع َلى َس ِّي ِد َنا ُم َح َّم ٍد‬
‫هلل البر‬
ِ ‫الر ِح‬
ُ ‫َو َص َل َو‬
َّ ِّ َ ْ
‫���م َو َع َلى ٰأ ِل ِه‬
ِ ‫الس��� ِّي ِد ا ْل َكا ِم‬
ِ ‫���ل ا ْلـ َفـا ِت ِـح ا ْل َخا ِت‬
َّ
ِ
ِ
ِ
ِ
َ
ْ‫لأ‬
َ
ِ
ِ‫ر‬
‫اس‬
‫ف‬
‫ن‬
‫ا‬
‫د‬
‫د‬
‫ع‬
،
‫ه‬
‫ت‬
‫ا‬
‫ي‬
‫ذ‬
‫و‬
‫ه‬
‫اج‬
‫و‬
‫ز‬
‫أ‬
‫و‬
‫ه‬
‫ب‬
‫ا‬
‫ح‬
‫ص‬
ِ
ِ َْ َ َ َ
َ ْ ‫َو َأ‬
َ ْ َ
َّ ّ ُ َ
ِ ‫النبا َت‬
ِ
‫يع َما‬
ِ ‫���ات َو َج ِم‬
َ َّ ‫َوال َّل َح َظ���ات َوا ْل َق ْط ِر َو‬
ِ ‫ِف���ي ا ْل َكا ِئ َن‬
‫ون َو َغ َف َل‬
َّ ‫ ُك َّل َما َذ َك َر ُه‬،‫ات‬
َ ‫الذ ِاك ُر‬
‫���د لهلِ ِ َر ِّب‬
ِ ‫���ن ِذ ْك‬
َ ‫���ر ِه ا ْل َغا ِف ُل‬
ُ ‫ َوا ْل َح ْم‬،‫���ون‬
ْ ‫َع‬
‫ين ۝‬
َ ‫ا ْل َعا َل ِم‬
Berr ve Rahîm Allah’ın salavâtı, zikredenler Allah’ı zikrettiği, gafiller Onun zikrinden gafil olduğu her an, her saniye, nefesler, anlar, yağmur taneleri, bütün nebâtat ve kâinatta bulunan her şey
adedince seyyid, kâmil, fatih, hâtim ve nübüvvet silsilesinin son
halkası Efendimiz Hz. Muhammed ve Onun âl ü ashabı, zevceleri
ve zürriyeti üzerine olsun. Hamd Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
288
‫ون‬
ُ ‫اَلْ ِح ْز ُب الْ َم ُص‬
EL-HİZBÜ’L-MASÛN
‫الحمدلهلِ ِ ربالعال ۪مينۙ۝الرحمن‬
‫يمۙ۝‬
ِ ‫الر ۪ح‬
َّ ِ ٰ ْ َّ َ َ َ َ ْ ِّ َ ُ ْ َ ْ َ
‫ين ۝‬
ِ ‫الـد‬
ۘ ُ ‫ينۘ ۝ إ َِّياكَ َن ْع ُـب ُـد َوإ َِّياكَ َن ْس َـت ۪ع‬
ّ ۪ ‫َما ِل ِك َي ْو ِم‬
۪
‫ين َأ ْن َع ْم َت‬
َ ‫الص َر‬
َ ‫يمۙ۝ ِص َر‬
َ ‫اطا َّل ۪ذ‬
ِّ ‫ِا ْه ِد َنا‬
َ ‫اطا ْل ُم ْس َتق‬
1 ‫الضآ ۪ ّلين‬
ِ ‫َع َل ْيهِ ْ ۙم َغ ْي ِر ا ْل َم ْغ ُض‬
َ َّ َ‫وب َع َل ْيهِ ْم َولا‬
Rahmân ve Rahîm
Allah’ın adıyla.
1. “Âlemlerin Rabbi
(terbiye edip yetiştiriِ ‫ َا ْل َحم ُد لهلِ ِ ا َّل ۪ذي َخ َل َق السمو‬cisi) Allah’a hamd ol‫ض‬
َ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
ْ
َ ٰ َّ
ِ ‫ َو َج َع َل الظُّ ُلم‬sun. (O) Rahmân’dır,
‫ين َك َف ُروا ب َِر ِّبهِ ْم‬
َ ‫ورۘ ُث َّم ا َّل ۪ذ‬
َ ‫ات َوال ُّن‬
َ
Rahîm’dir. Din günü‫ين‬
َ ‫ َي ْع ِد ُل‬nün (mükâfat ve cezâ
ُ ‫ َف َأ َر ُادوا ب ِ۪ه َك ْي ًدا َف َج َع ْل َن‬2 ‫ون‬
َ ‫اه ُم الأْ َ ْس َف ۪ل‬
gününün) sâhibidir.
ِ
ِ
ِ
۪
3
(Yâ Rabbi,) ancak
ِ
‫م‬
‫غ‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ن‬
‫م‬
‫اه‬
‫ن‬
‫ي‬
‫ج‬
‫ن‬
‫و‬
‫ين‬
‫ن‬
‫م‬
‫ؤ‬
‫م‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ي‬
‫ج‬
‫ن‬
‫ن‬
‫ك‬
‫ل‬
‫ذ‬
‫ك‬
‫و‬
ۘ
ْ ُ َ ٰ َ َ ِّ َ ْ َ ُ َ ْ َّ َ َ
َ ْ ُْ
Sana kulluk eder,
ِ
ِ
4
‫السوٓ َء َوا ْل َف ْح َشآ َ ۘء ِإ َّن ُه‬
‫ه‬
‫ن‬
‫ع‬
‫ف‬
‫ر‬
‫ص‬
‫ن‬
‫ل‬
‫ك‬
‫ل‬
‫ذ‬
‫ك‬
ِ
ٰ
َ
َ
َ
ancak Senden yarْ
َ
ُ
َ
ْ
ُّ
dım isteriz. Bizi doğ5 ‫صين‬
َ ۪ ‫ ِم ْن ِع َبا ِد َنا ا ْل ُم ْخ َل‬ru yola ilet; Nimet
verdiğin kimselerin
yoluna; kendilerine gazap edilmiş olanların ve sapmışların değil.”
2. “Hamdolsun O Allah’a ki, gökleri ve yeri yarattı, karanlıkları ve
aydınlığı var etti. Yine de küfredenler, Rablerine (başkalarını)
denk tutuyorlar.”
3. “Ona bir tuzak kurmak istediler, Biz de tuzaklarını boşa çıkarıp
onları en alçaklardan kıldık.”
4. “Ve onu tasadan kurtardık; işte Biz, mü’minleri böyle kurtarırız.”
5. “İşte böylece Biz Ondan kötülük ve fuhşu savmak için (böyle
yaptık); şüphesiz O, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandır.”
291
‫َما ُه ْم ب َِبا ِل ۪غي ِه‬
1. “Allah onu, onların
kurdukları tuzakların kötülüklerinden
korudu.”
2. “Onlar, ona asla
yetişemeyecekler.
3. “Muhakkak ki o,
kopmayan sapasağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir.”
1
ِ ‫َفو ٰق ُيه اهللُ َس ِي َئ‬
‫ات َما َم َك ُروا‬
َ
ّ
ِ
َ‫ـك بِا ْل ُـع ْـر َو ِة ا ْل ُو ْث ٰقى۠ لا‬
َ ‫اس َـت ْـم َـس‬
ْ ‫ َفـ َقـد‬2
۪ ٌ ‫هلل َس ۪ـم‬
‫ول‬
ُ ‫ َو َس َن ُق‬3 ‫يـم‬
ُ ‫ا ْن ِف َص َام َل َه ۘا َوا‬
ٌ ‫يع َعل‬
َ ِ
4 ‫ر َنا يسرا‬
ً ْ ُ ِ ‫َل ُه م ْن أ ْم‬
َ‫س َولا‬
ِ ‫ِالن ْف‬
َّ ‫َأ ْع َد ُاؤ َنا َل ْن َي ِص ُلوا ِإ َل ْي َنا ب‬
ِ ‫بِا ْلو‬
ِ ‫ِيص‬
‫السو ِء‬
َ ‫اس َط ِة لاَ ُق ْد َر َة َل ُه ْم َع َلى إ‬
ُّ ‫ال‬
َ
ٍ ‫ِإ َلي َنا ب َِح‬
ِ ‫ال ِم َن الأْ َ ْح َو‬
‫ال‬
ْ
ِ
ِ
‫َو َق ِد ْم َن���آ ِإ ٰلى َما َعم ُلوا م ْن َع َم ٍل َف َج َع ْل َن ُاه‬
ٓ ٰ ‫ َو ٰذ ِل َك َج‬5 ‫ورا‬
‫ين‬
َّ ‫���ز ُۨؤا‬
َ ‫الظا ِل ۪م‬
ً ‫َه َب���آ ًء َم ْن ُث‬
‫ي���ن ٰا َم ُنوا َك ٰذ ِل َكۚ َح ًّقا‬
َ ‫ُث َّم ُن َن ۪ ّجي ُر ُس��� َل َنا وا َّل ۪ذ‬
6
7
4. “Ve buyruğumuzdan ona kolay olanını söyleyeceğiz.”
۟‫ين‬
َ ‫َع َل ْي َنا ُن ْن ِج ا ْل ُم ْؤ ِم ۪ن‬
Düşmanlarımız bize ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir.
Onların hiçbir durumda bize kötülük yapmaya güçleri yoktur.
5. “Yaptıkları her işin önüne geçtik de işlerini (etrafa) saçılmış toz
duman haline getirdik.”
6. “Zalimlerin cezası budur.”
7. “Sonra elçilerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Aynı şekilde üzerimize düşen bir borç olarak mü’minleri kurtarırız.”
292
۪ ‫���ن َخ ْل ِف‬
‫���ه‬
ِ ‫���ن َب ْي‬
ٌ ‫���ه ُم َع ِّق َب‬
ُ ‫َل‬
ْ ‫���ن َي َد ْي��� ِه َو ِم‬
ْ ‫���ات ِم‬
ِ ‫���ه ِم ْن َأ ْم ِر ا‬
‫ون‬
َ ‫ َو ِإ َّنا َل ُه َل َحا ِف ُظ‬1 ۘ‫هلل‬
ُ ‫َي ْح َف ُظو َن‬
‫���ه ِع ْن َد َنا‬
ٍّ ‫���ذو َح‬
ُ ‫���ه َل‬
ٍ ‫���ظ َع ۪ظ‬
ُ ‫ َوإ َِّن َل‬3 ‫يم‬
ُ ‫ ِإ َّن‬2
4
‫َل ُز ْل ٰفى َو ُح ْس َن َم ٰا ٍب‬
َ‫س َولا‬
ِ ‫ِالن ْف‬
َّ ‫َأ ْع َد ُاؤ َنا َل ْن َي ِص ُلوا ِإ َل ْي َنا ب‬
ِ ‫بِا ْلو‬
ِ ‫ِيص‬
‫السو ِء‬
َ ‫اس َط ِة لاَ ُق ْد َر َة َل ُه ْم َع َلى إ‬
ُّ ‫ال‬
َ
5
ٍ ‫ِإ َلي َنا ب َِح‬
ِ ‫ال ِم َن الأْ َ ْح َو‬
‫ال‬
ْ
ۙ ٍ ‫���ـو َط َع َـذ‬
‫اب‬
َ ‫���م َر ُّب‬
َّ ‫َف َص‬
ْ ‫ـك َس‬
ْ ِ‫ـ���ب َع َل ْيه‬
‫ُج ْن ٌد َما ُه َنا ِل َك‬
‫اب‬
ُ ‫َو َت َق َّط َع ْت بِهِ ُم الأْ َ ْس َ���ب‬
‫ورا‬
ِ ‫���ز‬
َ ‫وم ِم َن الأْ َ ْح‬
ُ ‫َم ْه‬
ٌ ‫���ز‬
ً ‫ َو َج َع ْل َن���ا َل ُه ُن‬7 ‫اب‬
8 ‫اس‬
ِ ‫الن‬
َّ ‫َي ْم ۪شي ب ِ۪ه ِفي‬
6
1. “Onun önünde ve
arkasında Allah’ın
emriyle onu koruyan
takipçiler (melekler)
vardır.”
2. “Şüphesiz, elbette
biz onun koruyucularıyız.”
3. “Gerçek şu ki, o
çok büyük devlet sahibidir.”
4. “Doğrusu Onun,
Bizim katımızda büyük bir değeri ve güzel bir yeri vardır.”
Düşmanlarımız bize ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir.
Onların hiçbir durumda bize kötülük yapmaya güçleri yoktur.
5. “Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı.”
6. “Ve aralarındaki (bütün) bağlar kopup parçalandı.”
7. “Onlar derme-çatma, bölük-pörçük gruplardan meydana gelmiş
(ve) şurada bozguna uğratılmaya mahkûm bir ordudur.”
8. “Onun için, kendisiyle insanlar arasında dolaşacağı bir nur var
ettik.”
293
1.“Kadınlar
onu
(Yusuf’u) görünce,
(gözlerinde)
büyüttüler, (hayranlıklarından ötürü)
ellerini doğradılar
ve “Allah için hâşâ
bu insan değil; bu
olsa olsa güzel bir
melektir!” dediler.”
2. “Andolsun ki, gerçekten Allah, seni
bize üstün kılmış”
dediler.”
ٓ ُ ‫َف َلم���ا َر َأ ْي َن‬
‫���ن َو ُق ْل َن‬
ُ ‫���ه َأ ْك َب ْر َن‬
َّ ‫���ه َو َق َّط ْع َن َأ ْي ِد َي ُه‬
َّ
‫���ذآ ِإلاَّ َم َل ٌك‬
َ ‫���راۘ إ ِْن ٰه‬
َ ‫���اش لهلِ ِ َما ٰه‬
َ ‫َح‬
ً ‫���ذا َب َش‬
ِ ‫ َقا ُلوا َتا‬1 ‫َك ۪ري���م‬
‫هلل َع َل ْي َنا‬
ُ ‫���د ٰا َث َركَ ا‬
ْ ‫هلل َل َق‬
ٌ
ِ
َ ‫إ َِّن ا‬
‫���ط ًة ف���ي‬
َ ‫���م َو َز َاد ُه َب ْس‬
ْ ‫هلل‬
ْ ‫اص َط ٰف ُي���ه َع َل ْي ُك‬
2
‫���مۘ َواهللُ ُي ْؤ ۪تي ُم ْل َك ُه َم ْن َي َش���آ ُء‬
ِ ‫ا ْل ِع ْل ِم َوا ْل ِج ْس‬
ٍ ‫اكرا لأِ َ ْن ُع ِم ِ ۘه ِا ْج َتب ُيه َو َه ٰد ُيه ِإ ٰلى ِصر‬
ِ
3
‫اط‬
ٰ
ً ‫َش‬
َ
‫ َو َر َف ْع َن ُاه‬5 ‫���ك‬
َ ‫هلل ا ْل ُم ْل‬
ُ ‫���اه ا‬
ُ ‫َو ٰا َت‬
‫ان ِع ْن َد‬
َ ‫ َو َك‬7 ‫���اه َن ِج ًّيا‬
ُ ‫ َو َق َّر ْب َن‬6
‫ َو َس�َل�اَ ٌم َع َل ْي ِه َي ْو َم ُو ِل َد َو َي ْو َم‬8
4
‫يم‬
ٍ ‫ُم ْس َ���ت ۪ق‬
‫َم َكا ًن���ا َع ِل ًّيا‬
‫َر ِّب ۪ه َم ْر ِض ًّيا‬
3. “Allah, Onu sizin
9 ‫ث حيا‬
ُ ‫َي ُم‬
üzerinize (hükümًّ َ ُ ‫وت َو َي ْو َم ُي ْب َع‬
dar) seçti ve ona
ilim ve cisim itibariyle de bir ziyade
vüs’at vermiştir. Allah, mülkünü dilediğine verir.”
4. “Onun nimetlerine şükredici idi. (Allah) kendisini seçmiş ve doğru
yola iletmişti.”
5. “Allah, ona (Davûd’a) hükümdarlık verdi.”
6. “Onu üstün bir makama yücelttik.”
7. “Ve onu (fısıldaşan kimse kadar) kendimize yaklaştırdık.”
8. “Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.”
9. “Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün Ona
selâm olsun.”
294
َ‫س َولا‬
ِ ‫ِالن ْف‬
َّ ‫َأ ْع َد ُاؤ َنا َل ْن َي ِص ُلوا ِإ َل ْي َنا ب‬
ِ ‫بِا ْلو‬
ِ ‫ِيص‬
‫السو ِء‬
َ ‫اس َط ِة لاَ ُق ْد َر َة َل ُه ْم َع َلى إ‬
ُّ ‫ال‬
َ
ٍ ‫ِإ َلي َنا ب َِح‬
ِ ‫ال ِم َن الأْ َ ْح َو‬
‫ال‬
ْ
‫ي���دٓوا َأ ْن َي ْخ َد ُع���وكَ َفإ َِّن َح ْس َ���ب َك‬
ُ ‫َوإ ِْن ُي ِر‬
ُۘ ‫ا‬
‫ينۙ ۝‬
ِ ‫���و ا َّل ِ ٓذي َأ َّي َدكَ ب َِن ْص‬
َ ‫���ر ۪ه َوبِا ْل ُم ْؤ ِم ۪ن‬
َ ‫هلل ُه‬
‫ض‬
ِ ‫ف َب ْي َن ُق ُلوبِهِ ْ ۘم َل ْو َأ ْن َف ْق َت َما ِفي الأْ َ ْر‬
َ ‫َو َأ َّل‬
َ ‫���م َو ٰل ِك َّن ا‬
‫هلل‬
َ ‫َج ۪م ًيع���ا َم���آ َأ َّل ْف‬
َ ‫���ت َب ْي‬
ْ ِ‫���ن ُق ُلوبِه‬
۪ ٌ ‫���ف َبي َن ُه ۘم ِإ َّن ُه َع ۪ز‬
َ
‫ ُه ُم ا ْل َع ُد ُّو‬1 ‫يم‬
ْ ْ َ ‫أ َّل‬
ٌ ‫ي���ز َحك‬
ۘ
‫ارا‬
ُ ‫���م ا‬
ْ ‫َف‬
ً ‫ ُك َّل َمآ َأ ْو َق ُدوا َن‬2 ‫هلل‬
ُ ‫اح َذ ْر ُه ْم َقا َت َل ُه‬
3
ُۙ ‫ِل ْلحر ِب َأ ْط َف َأ َها ا‬
‫هلل‬
ْ َ
Düşmanlarımız bize
ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir. Onların
hiçbir durumda bize
kötülük
yapmaya
güçleri yoktur.
1. “Eğer Sana hile yapmak isterlerse şunu bilki; Allah sana yeter. O,
yardımıyla ve mü’minlerle seni destekleyen * Ve onların kalblerinin arasını te’lif buyurandır. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi
harcasaydın, yine de onların kalblerinin arasını te’lif edemezdin; fakat Allah, onların arasını te’lif etti şüphesiz. O, Aziz’dir,
Hakîmdir.”
2. “Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin.”
3. “Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür.”
295
1. “Üzerlerine zillet
ve meskenet damgası vuruldu ve
Allah’ın gazabına
uğradılar.”
2. “Onlara Rablerinden bir gazap ve
dünya hayatında
bir zillet gelip çatacaktır.”
3. “Allah bir topluluğun başına, hoşlarına gitmeyecek
bir şeyin gelmesini takdir buyurdu
mu, artık onu geri
çevirecek yoktur.”
‫���ك َن ُة َو َب���آ ُۧؤ‬
َ ‫الذ َّل��� ُة َوا ْل َم ْس‬
ِّ ‫���م‬
ْ ‫َو ُض ِر َب‬
ُ ِ‫���ت َع َل ْيه‬
ِ ‫���ن ا‬
‫���ب ِم ْن‬
ٍ ‫ب َِغ َض‬
َ ‫���ب ِم‬
ٌ ‫ َس َ���ي َنا ُل ُه ْم َغ َض‬1 ‫هلل‬
‫ َو ِإ َذآ َأ َر َاد‬2 ‫الد ْن َيا‬
ُّ ‫���م َو ِذ َّل ٌة ِفي ا ْل َح ٰي���و ِة‬
ْ ِ‫َر ِّبه‬
ٓ
‫���ه‬
ۚ ُ ‫���ر َّد َل‬
ْ ‫اهللُ ِب َق‬
َ ‫���و ٍم ُس���و ًءا َف�َل�اَ َم‬
ِ ‫ار ُه���م َتر َه ُق ُه‬
َ
‫���و َأ ْن َز ْل َنا ٰه َذا‬
ْ ‫ َل‬4 ‫���م ذ َّل��� ٌة‬
ْ
ْ ْ ُ ‫أ ْب َص‬
ِ ‫َخ‬
‫���ع ًة‬
َ ‫اش‬
3
ِ ‫ا ْل ُقر ٰا َن َع ٰل���ى َجب ٍل َلر َأ ْي َت ُه َخ‬
‫���عا ُم َت َص ِّد ًعا‬
ً ‫اش‬
َ َ
ْ
ِ
‫���س ب َِم���ا َكا ُنوا‬
ْ ‫َف�َل�اَ َت ْب َتئ‬
ِ ‫���ن َخ ْش���ي ِة ا‬
ۘ‫هلل‬
ْ ‫ِم‬
َ
‫ون‬
َ ‫ َولاَ َت ُك ۪في َض ْيقٍ ِم َّما َي ْم ُك ُر‬6 ‫ون‬
َ ‫َي ْع َم ُل‬
8 ‫ون‬
ۙ َ ‫ِ���ك َف ِإ َّنا ِم ْن ُه ْم ُم ْن َت ِق ُم‬
َ ‫ َفإ َِّما َن ْذ َه َب َّن ب‬7
9
5
ۙ‫ين‬
َ ‫ِإ َّنا َك َف ْي َناكَ ا ْل ُم ْس َت ْه ِز ۪ئ‬
4. “Gözleri önlerinde, kendilerini zillet bürümüş bir durumda...”
5. “Bu Kur’ân’ı bir dağa indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün.”
6. “Onların yaptıklarına üzülme.”
7. “Kurdukları tuzaklardan sıkıntıya düşme.”
8. “Eğer Biz Seni alıp götürsek de yine onlardan intikam alırız.”
9. “O alay edenlere karşı Biz Sana yeteriz.”
296
‫ين‬
ِ ‫َف َس�َل�اَ ٌم َل َك ِم ْن َأ ْص َح‬
ِ ‫���اب ا ْل َي ۪م‬
ۗ‫ لاَ َت َخ ْف‬2 ‫ي���ن‬
َ ‫���فۗ ِإ َّن‬
ْ ‫َولاَ َت َخ‬
َ ‫���ك ِم َن الاْ ٰ ِم ۪ن‬
‫اف‬
َّ ‫���ن ا ْل َق ْو ِم‬
ُ ‫ لاَ َت َخ‬3 ‫ي���ن‬
َ ‫الظا ِل ۪م‬
َ ‫َن َج ْو َت ِم‬
‫اف‬
ُ ‫ لاَ َت َخ ْف ِإ ۪ ّني لاَ َي َخ‬4 ‫َد َر ًكا َولاَ َت ْخ ٰشى‬
‫َأ ْقب ِْل‬
1
ۗ‫���ف َولاَ َت ْح َز ْن‬
۠ َ ‫���د َّي ا ْل ُم ْر َس��� ُل‬
ْ ‫ لاَ َت َخ‬5 ‫ون‬
َ ‫َل‬
7 ‫كمآ َأس���ــمع و َأرى‬
ٰ َ ُ َ ْ َ ُ ‫ لاَ َت َخا َفآ ِإ َّن ۪ني َم َع‬6
‫َف ِإ َذا ا َّل ۪ذي‬
ٓ‫ِإ َذا‬
9
‫ـت الأْ َ ْع ٰلى‬
َ ‫���ف ِإ َّن‬
ْ ‫لاَ َت َخ‬
َ ‫ــك َأ ْن‬
ِ َ
۪
‫يم‬
َ ‫َب ْي َن‬
َ ‫���ك َو َب ْي َن ُه َع‬
ٌ ‫���د َاو ٌة َكأ َّن ُه َول ٌّي َحم‬
8
َ
ُ‫ َو َأ َض َّل ُه اهلل‬10 ‫���د َي ٰر َيه��� ۘا‬
ْ ‫���د ُه َل ْم َي َك‬
َ ‫���ر َج َي‬
َ ‫أ ْخ‬
ِ
‫���م ِع ۪ه َو َق ْلب ِ۪ه َو َج َع َل‬
ْ ‫َع ٰلى ع ْل ٍم َو َخ َت َم َع ٰلى َس‬
11 ۘ‫شاو ًة‬
َ َ ‫َع ٰلى َب َص ِر ۪ه ِغ‬
1. “Sana selâm olsun
Ashâb-ı Yemin’den.”
2. “Dön, korkma;
muhakakkak
Sen
güven içinde olanlardansın.”
3. “Korkma; o zalim
kavimden kurtuldun.”
4. “.... yetişilmekten
korkmaksızın, (boğulmaktan) endişe
etmeksizin.... (diye
vahyettik.)”
5. “Korkma, çünkü
Benim huzurumda
peygamberler korkmaz.”
6. “Korkma, üzülme.”
7. “Korkmayın, Ben sizinle beraberim; işitir ve görürüm.”
8. “Korkma, üstün gelecek Sensin, Sen!”
9. “O zaman (bakarsın ki), seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir.”
10. “Elini çıkarsa neredeyse onu dahi göremez.”
11. “Allah da bir ilim üzerine (ilmi olmakla birlikte) onu saptırdı,
kulağını ve kalbini mühürledi ve gözünün üstüne de bir perde
çekti.”
297
1. “Yaptığı işin vebâlini
tatsın diye...”
2.“Kötü tuzak, ancak
sahibine dolanır.”
3. “Rahmân(a saygı)
sebebiyle sesler
kısılmıştır.”
4. “Allah Seni insanlardan korur.”
5. “Sana hiçbir zarar
veremezler.”
6.
“Doğrusu Biz
Sana ağır bir söz
vahyedeceğiz.”
‫ي���ق ا ْل َم ْك ُر‬
ِ ‫���ال َأ ْم‬
َ ‫وق َو َب‬
ُ ‫ِل َي‬
َ ‫���ذ‬
ُ ‫ َولاَ َي ۪ح‬1 ‫���ر ۪ه‬
‫ات‬
ُ ‫���ع ِت الأْ َ ْص َو‬
َ ‫ َو َخ َش‬2 ‫الس��� ِّي ُئ ِإلاَّ ِب َأ ْه ِل ۪ ۘه‬
َّ
ِ
4 ‫اس‬
‫ِل‬
َ ‫ َواهللُ َي ْع ِص ُم‬3 ‫���ن‬
ِ ‫الن‬
ِ ‫لر ْح ٰم‬
َّ ‫���ك م َن‬
َّ
‫ال‬
ً ‫ ِإ َّنا َس ُن ْل ۪قي َع َل ْي َك َق ْو‬5 ‫َل ْن َي ُض ُّروكَ َش ْ���ي ًئا‬
‫اصب ِْر‬
َ ‫���م َر ِّب‬
ِ ‫ِ���ر ِل ُح ْك‬
ْ ‫ َف‬7 ‫���ك‬
ْ ‫ َف‬6 ۘ ً‫َث ۪قي�ًل�ا‬
ْ ‫اصب‬
‫ َو َل ْولٓ َأ ْن َث َّب ْت َناكَ َل َق ْد ِك ْد َت‬8 ‫ال‬
ً ‫َص ْب ًرا َج ۪مي‬
‫ض َع ْن ُه ْم‬
ً ‫َت ْر َك ُن ِإ َل ْيهِ ْم َش ْ���ي ًئا َق ۪ل‬
ْ ‫ َف َأ ْع ِر‬9 ‫ي�ل�ا‬
ِ ‫هللۘ َو َك ٰفى بِا‬
ِ ‫َو َتو َّك ْل َع َلى ا‬
َ 10 ً ‫هلل َو ۪كي‬
‫س‬
َ
َ ‫ــال أ َل ْي‬
ِ‫ــن اهلل‬
ِ
ٍ
َ ‫ َو َم ْن َأ ْص‬11 ‫ــد ُه‬
َ ‫اهللُ ب َِـكــاف َع ْــب‬
َ ‫ــد ُق م‬
13
‫هلل َن ْص ًرا َع ۪ز ًيزا‬
ُ ‫َو َي ْن ُص َركَ ا‬
12
‫ــال‬
ً ‫۪قي‬
7. “Rabbinin hükmüne sabret.”
8. “Şimdi Sen güzelce sabret.”
9. “Eğer Seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten neredeyse onlara birazcık meyledecektin.”
10. “Sen onlara aldırma, Allah’a dayan; vekil olarak Allah kâfidir.”
11. “Allah, kuluna kâfi değil mi?”
12. “Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir?”
13. “Ve Allah sana şanlı bir zafer versin diye...”
298
َ‫س َولا‬
ِ ‫ِالن ْف‬
َّ ‫َأ ْع َد ُاؤ َنا َل ْن َي ِص ُلوا ِإ َل ْي َنا ب‬
ِ ‫بِا ْلو‬
ِ ‫ِيص‬
‫السو ِء‬
َ ‫اس َط ِة لاَ ُق ْد َر َة َل ُه ْم َع َلى إ‬
ُّ ‫ال‬
َ
ٍ ‫ِإ َلي َنا ب َِح‬
ِ ‫ال ِم َن الأْ َ ْح َو‬
‫ال‬
ْ
‫���ذوا َو ُق ِّت ُلوا‬
ُ ‫���ن َما ُث ِق ُف���وٓا ُأ ِخ‬
َ ‫ي���نۚ َأ ْي‬
َ ‫َم ْل ُعو ۪ن‬
‫ي�ل�ا‬
ً ‫���د َت ْن ۪ك‬
ُّ ‫���د َب ْأ ًس���ا َو َأ َش‬
ُّ ‫َواهللُ َأ َش‬
1
‫ي�ل�ا‬
ً ‫َت ْق ۪ت‬
ۚ‫ين‬
َّ ‫���ز ُۨؤا‬
َ ‫َو ٰذ ِل‬
ٰ ‫���ك َج‬
َ ‫الظا ِل ۪م‬
‫���ك ا ْل َي ْو َم‬
َ ‫ ِإ َّن‬3
َ‫���ك ِذ ْك َرك‬
َ ‫َو َر َف ْع َنا َل‬
‫ِإ ِّن���ي‬
6
2
‫ي���ن‬
ٌ ‫ي���ن َأ ۪م‬
ٌ ‫َل َد ْي َن���ا َم ۪ك‬
ۚ ���‫���ك َم َح َّب��� ًة ِم ۪ ّن‬
‫ي‬
َ ‫���ت َع َل ْي‬
ُ ‫ َو َأ ْل َق ْي‬5
4
۬‫اس ب ِِر َسالاَ ۪تي َوب َِكلاَ ۪مي‬
ِ ‫الن‬
َّ ‫اص َط َف ْي ُت َك َع َلى‬
ْ
‫ِإ َّنا َف َت ْح َنا‬
8
ِ ‫ِإ ۪ ّن���ي َج‬
‫���اس إ َِم ًاما‬
ِ ‫اع ُل َك ِل َّلن‬
9
7
‫َل َك َف ْت ًحا ُمب ً۪ينا‬
Düşmanlarımız bize
ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir. Onların
hiçbir durumda bize
kötülük
yapmaya
güçleri yoktur.
1. “Hepsi de lanetlenmiş olarak, nerede ele geçirilirlerse
derdest edilir ve öldürülürler.”
2. “Allah kuvvet ve
kudretçe çok daha
güçlü, azabı ve intikamı çok daha çetindir.”
3. “Zalimlerin cezası
işte budur.”
4. “Sen, artık bu gün
yanımızda büyük bir mevki sahibisin, güvenilir kimsesin.”
5. “Senin şanını yücelttik.”
6. “Senin üzerine, nezdimden bir sevgi koydum.”
7. “(Ey Musa,) risâletlerimle, kelamımla Seni insanların üzerine seçtim.”
8. “Şüphesiz Seni insanlara imam yapacağım.”
9. “Muhakkak ki Sana apaçık bir fetih ihsan ettik.”
299
َ‫س َولا‬
ِ ‫ِالن ْف‬
َّ ‫َأ ْع َد ُاؤ َنا َل ْن َي ِص ُلوا ِإ َل ْي َنا ب‬
ِ ‫بِا ْلو‬
ِ ‫ِيص‬
‫السو ِء‬
َ ‫اس َط ِة لاَ ُق ْد َر َة َل ُه ْم َع َلى إ‬
ُّ ‫ال‬
َ
ٍ ‫ِإ َلي َنا ب َِح‬
ِ ‫ال ِم َن الأْ َ ْح َو‬
‫ال‬
ْ
Düşmanlarımız bize
ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir. Onların
hiçbir durumda bize
kötülük
yapmaya
güçleri yoktur.
1.
“Allah onların
kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinde
de perde vardır.”
‫���ـم ِعهِ ْ ۘم‬
ُ ‫َخ َـت َـم ا‬
ْ ‫هلل َع ٰلى ُقـ ُلـوبِـهِ ْـم َو َع ٰلى َس‬
ِ َ ‫َو َعلٰۤ���ى َأ ْب‬
ُ‫���ب اهلل‬
َ ‫ َذ َه‬1 ۬‫���ـاو ٌة‬
َ ‫���م ِغ َـش‬
ْ ‫ـصـارِ ه‬
ٍ ‫ب ُِنورِ ِهم َو َتر َك ُهم ۪في ُظ ُلم‬
‫ون ۝‬
َ ‫ات لاَ ُي ْب ِص ُر‬
َ
ْ َ ْ
ۙ َ ‫���م لاَ َي ْر ِج ُع‬
‫ون‬
ٌّ ‫ُص‬
ْ ‫���م ُب ْك ٌم ُع ْم ٌي َف ُه‬
‫اه ْم‬
َ ‫َك َما ُكب‬
ُ ‫ َف َأ ْغ َش ْ���ي َن‬3 ‫ين ِم ْن َق ْب ِلهِ ْم‬
َ ‫ِت ا َّل ۪ذ‬
‫ُكب ُِتوا‬
2
‫ ِإ َّنا َج َع ْل َنا ۪فيٓ َأ ْع َنا ِقهِ ْم‬4 ‫ون‬
َ ‫���م لاَ ُي ْب ِص ُر‬
ْ ‫َف ُه‬
ِ ‫ال َفهِ ي ِإ َلى الأْ َ ْذ َق‬
5 ‫ون‬
‫َأغ‬
َ ‫ان َف ُـه ْـم ُم ْق َم ُح‬
َ ً َ‫ْ لا‬
2. “Allah, onların
nurunu giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı; artık göremezler. * (Onlar) sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar (Hakk’a)
dönmezler.”
3. “Kendilerinden öncekilerin alçaltılıp rezil edildikleri gibi alçaltılıp
rezil edildiler.”
4. “Onları(n gözlerini) perdeledik; artık göremezler.”
5. “Biz onların boyunlarına bukağılar geçirdik; çenelere kadar dayanan o bukağılar yüzünden kafaları dimdiktir.”
300
‫���ــب ًعا ِم َن ا ْل َم َثـا ۪ن���ي َوا ْل ُق ْر ٰا َن‬
ْ ‫َو َل َق‬
ْ ‫���د ٰا َت ْي َناكَ َس‬
۪
‫هلل َع ٰلى‬
َ ‫ ُأ ۨول ٰۤ ِئ‬1 ‫ي���م‬
ُ ‫���ع ا‬
َ ‫���ك ا َّل ۪ذ‬
َ ‫ي���ن َط َب‬
َ ‫ا ْل َعظ‬
ِ ‫ُق ُلوبِهِ ���م َوس‬
ِ
َ
‫���ك‬
َ ‫���مۚ َو ُأ ۨول ٰۤ ِئ‬
ْ َ ْ
ْ ‫���معهِ ْم َوأ ْب َصارِ ه‬
‫���ن ُذ ِّك َر‬
َ ‫���م ا ْل َغا ِف ُل‬
ْ ‫���ن َأ ْظ َل ُم ِم َّم‬
ْ ‫ َو َم‬2 ‫���ون‬
ُ ‫ُه‬
۪ ‫���ات َر ِّب‬
ِ ‫ِب ٰا َي‬
َ ‫���ه ُث‬
‫���ن‬
َ ‫���ر‬
َ ‫ض َع ْن َه���اۘ ِإ َّن���ا ِم‬
َّ
َ ‫���م أ ْع‬
‫ َو َج َع ْل َن���ا َع ٰل���ى‬3 ‫���ون‬
۟ َ ‫ي���ن ُم ْن َت ِق ُم‬
َ ‫ا ْل ُم ْج ِر ۪م‬
ِ ٓ ���‫���وه َو ۪ف‬
‫���م‬
ُ ‫���م َأ ِك َّن��� ًة َأ ْن َي ْف َق ُه‬
ْ ِ‫ي ٰا َذانه‬
ْ ِ‫ُق ُلوبِه‬
‫���راۘ َو ِإ َذا َذ َك ْر َت َر َّب َك ِف���ي ا ْل ُق ْر ٰا ِن َو ْح َد ُه‬
ً ‫َو ْق‬
ِ
َ
‫ َوإ ِْن َت ْد ُع ُه ْم‬4 ‫ورا‬
ً ‫���م ُن ُف‬
ْ ‫َو َّل‬
ْ ‫���وا َعلٰۤى أ ْد َبارِ ه‬
5 ‫ِإ َل���ى ا ْله���دى َف َل���ن يهت���دوٓا ِإ ًذا َأب���دا‬
ً َ
ُ ََْ ْ
ٰ ُ
1.
“Andolsun,
Sana, tekrarlanan
yedi (ayeti) ve yüce
Kur’ân’ı verdik.”
2. “Onlar, Allah’ın
kalblerini, kulaklarını
ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte
gafiller onlardır.”
3. “Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz
çevirenden daha zâlim kim olabilir? Muhakkak ki Biz, suçlulardan
öç alıcılarız.”
4. “Kalblerine -onu anlamalarına engel olacak- perdeler gerer, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Sen, Kur’ân’da Rabbinin birliğini
yâd ettiğinde onlar nefretle gerisin geri dönüp giderler.”
5. “Sen onları doğru yola çağırsan da, artık ebediyen hidayete eremeyecekler.”
301
1. “Hevâ ve hevesini ilâh edinen ve
Allah’ın kendisini
(hakkı) bilmesine
rağmen (yapmamasından ötürü)
saptırdığı, kulağını
ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün
mü?”
2. “O kötülük girdabı
başlarına dolansın
ve Allah onlara gazap etmiştir.”
َ ‫���ت َم ِن َّات َخ‬
ُ‫ي���ه َو َأ َضـ َّل ُـه اهلل‬
َ ‫َأ َف َر َأ ْي‬
ُ ‫���ذ ِإ ٰل َه ُه َه ٰو‬
ِ
‫���ـم ِع ۪ه َو َق ْلب ِ۪ه َو َج َع َل‬
ْ ‫َع ٰلى ع ْل ٍم َو َخ َت َم َع ٰلى َس‬
ِ
1 ۘ‫ش���ــاو ًة‬
‫���ر ُة‬
ِ ‫َع ٰل���ى َب َص‬
َ َ ‫ـ���ر ۪ه ِغ‬
ْ ِ‫َع َل ْيـه‬
َ ‫���م َدآئ‬
َ‫ َف َأ ْص َب ُحوا لا‬2 ‫ـب اهللُ َع َل ْيهِ ْم‬
َ ‫الس ْــو ِ ۚء َو َغ ِض‬
َّ
ِ
‫ ُث َّم‬4 ‫ َد َّم َر اهللُ َع َل ْيهِ ْ ۬م‬3 ۘ‫ُي ٰ ٓرى ِإلاَّ َم َساك ُن ُه ْم‬
۪
‫هلل َأ ْر َك َس ُ���ه ْم‬
ُ ‫ َوا‬5 ‫ير ِم ْن ُه ْ ۘم‬
ٌ ‫َع ُموا َو َص ُّموا َكث‬
ٓ ٰ ‫ و ٰذ ِل َك ج‬6 ۘ‫بِم���ا َكس���بوا‬
7 ۚ‫الظا ِل ۪مين‬
َّ ‫���ز ُۨؤا‬
َ
َ
َ
َ
ُ َ
‫���ه َم ْخ َر ًج ۙا ۝ َو َي ْر ُز ْق ُه‬
ُ ‫���ن َي َّتقِ اهللَ َي ْج َع ْل َل‬
ْ ‫َو َم‬
ِ ‫ب َو َم ْن َي َتو َّك ْل ع َلى ا‬
‫هلل‬
ۘ ُ ‫ِم ْن َح ْي ُث لاَ َي ْح َت ِس‬
َ
8
‫َف ُه َو َح ْس ُب ُ ۘه‬
3. “Derken o hale
geldiler ki, evlerinden başka bir şey görülmez oldu.”
4. “Allah, onların altlarını üstlerine getirsin.”
5. “Sonra yine çokları kör, sağır kesildiler.”
6. “Kazandıkları (günahlar) sebebiyle Allah onları kendi işledikleri
yüzünden başaşağı getirmiştir.”
7. “İşte zalimlerin cezası budur. ”
8. “Kim Allah’tan korkarsa, (Allah) ona bir çıkış (yolu) yaratır. Ve onu
ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter.”
302
ِ ‫َف ِإ َذا َقر ْأ َت ا ْل ُقر ٰا َن َف‬
ِ ِ
ِ ‫الشي َط‬
‫ان‬
ْ
ْ َّ ‫اس َتع ْذ بِاهلل م َن‬
ْ
َ
‫َو ُق ْل َر ِّب َأ ْد ِخ ْل ۪ني ُم ْد َخ َل ِص ْد ٍق‬
‫يم‬
ِ ‫الر ۪ج‬
َّ
۪
ِ
ٍ
‫اج َع ْل ۪لي ِم ْن َل ُد ْن َك‬
‫و‬
‫ق‬
‫ـد‬
‫ص‬
‫ج‬
‫ر‬
‫خ‬
‫م‬
‫ي‬
‫ن‬
‫ج‬
‫ر‬
‫خ‬
ِ
ْ َ ْ َ َ ْ ُ ْ ْ ‫َو َأ‬
‫ ُق ْـل ِإ َّن ۪ني َه ٰدي ۪ني َر ۪ ّبيٓ ِإ ٰلى‬2 ‫ُســ ْل َطا ًنا َن ۪ص ًيرا‬
ٍ ‫ِصر‬
4 ‫ين‬
ِ ‫ إ َِّن َم ِع َي َر ّب۪ي َس َي ْه ۪د‬3 ۚ‫يم‬
ٍ ‫اط ُم ْس َت ۪ق‬
َ
۪ ِ َٓ
‫ إ َِّن َو ِل ِّيي‬5 ‫۪يل‬
ِ ‫السب‬
َّ ‫َع َسى َر ۪ ّبي أ ْن َي ْهد َيني َس َوٓ َاء‬
َ
‫ين‬
۬ َ ‫هلل ا َّل ۪ذي َن َّز َل ا ْل ِك َت‬
ُ ‫ا‬
َ ‫الصا ِل ۪ح‬
َّ ‫اب َو ُه َـو َي َت َو َّلى‬
‫ َر ِّب َق ْد ٰا َت ْي َت ۪ني ِم َن ا ْل ُم ْل ِك َو َع َّل ْم َت ۪ني ِم ْن‬6
1
ِ ِ ۪
ِ ‫اطر السـمو‬
‫ض‬
ِ ‫ات َوالأْ َ ْر‬
ِ ۪‫َتـ ْأو‬
َ ٰ َّ َ ‫يـل الأْ َ َحاديثۚ َف‬
‫الد ْن َـيـا َوالاْ ٰ ِخ َـر ِةۚ َت َو َّف ۪ني ُم ْســ ِل ًما‬
ُّ ‫َأ ْن َت َو ِل ۪ ّـي ِفي‬
7 ‫حين‬
َ ۪ ‫ِالصـا ِل‬
َّ ‫َو َأ ْل ِح ْق ۪ني ب‬
1. “Kur’ân oku(mak
iste)diğin
zaman,
kovulmuş şeytandan
Allah’a sığın.”
2. “De ki: Rabbim,
gireceğim yere dürüstlükle
girmemi
sağla, çıkacağım yerden de dürüstlükle
çıkmamı sağla. Bana
tarafından, hakkıyla
yardım edecek bir
kuvvet ver.”
3. “De ki: Rabbim
beni doğru yola hidayet etti.”
4. “Şüphesiz beraberimdedir Rabbim ve bana yol gösterecektir.”
5. “Umarım ki Rabbim beni doğru yola iletir.”
6. “Şüphesiz benim velîm, Kitab’ı indiren Allah’tır ve O, bütün sâlih
kullarını görüp-gözetir.”
7. “Rabbim, Sen bana mülkten bir (nasip) verdin ve bana hâdiselerin
tevilini öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada da, ahirette de benim velîm Sensin. Beni Müslüman olarak vefat ettir ve
beni sâlihler arasına kat!”
303
‫ـورا‬
َ ‫َأ َو َم ْـن َك‬
ُ ‫ـ���ان َم ْي ًـتا َف َأ ْح َي ْي َن‬
ً ‫���اه َو َج َع ْل َنا َل ُـه ُن‬
1. “Ölü iken kendisini dirilttiğimiz ve
kendisine insanlar
arasında yürürken
önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimse...”
2. “Ve peygamberleri onlara dedi ki:
“Onun hükümdarlığının alâmeti, içinde Rabbinizden bir
sekîne ve bir kalıntı
bulunan tabutun
gelmesidir.”
‫ال َل ُه ْم َنب ُِّي ُه ْم إ َِّن‬
َ ‫ َو َق‬1 ‫ـاس‬
ِ ‫الـن‬
َّ ‫َي ْم ۪شي ب ِ۪ـه ِفي‬
۪ ‫وت ۪في ِه َس‬
‫���ك َين ٌة ِم ْن‬
ُ ‫الت ُاب‬
َّ ‫ٰا َي َة ُم ْل ِك ۪ه ٓ َأ ْن َي ْأ ِت َي ُك ُم‬
‫ َقا ُلوا َر َّب َنآ َأ ْف ِر ْغ َع َل ْي َنا َص ْب ًرا‬2 ‫َر ِّب ُك ْم َو َب ِق َّي��� ٌة‬
ۘ‫ين‬
َ ‫َو َث ِّب ْت َأ ْق َد َام َنا َوا ْن ُص ْر َنا َع َلى ا ْل َق ْو ِم ا ْل َكا ِف ۪ر‬
‫���اس َق ْد‬
َ ‫ي���ن َق‬
َّ ‫���اس إ َِّن‬
َّ ‫���م‬
َ ‫َا َّل ۪ذ‬
َ ‫الن‬
ُ ‫الن‬
ُ ‫���ال َل ُه‬
3
۠‫۪يما ًن���ا‬
ْ ‫���م َف‬
َ ‫���م إ‬
ْ ‫اخ َش‬
ْ ‫���و ُه ْم َف َز َاد ُه‬
ْ ‫َج َم ُع���وا َل ُك‬
ِ
‫يل ۝ َفا ْن َق َل ُبوا‬
ُ ‫���م ا ْل َو ۪ك‬
َ ‫���ب َنا اهللُ َون ْع‬
ُ ‫َو َقا ُلوا َح ْس‬
4
ِ ‫ِب ِن ْعم ٍة ِم َن ا‬
ۙ‫هلل َو َف ْض ٍل َل ْم َي ْم َس ْس ُه ْم ُسـوٓ ٌء‬
َ
ِ ‫هلل ٗ َأ َّت ِخ ُذ َو ِلـيـا َف‬
ِ ‫ــ���ل َأ َغـيـر ا‬
ِ ‫ـاط ِـر الس���ـمو‬
‫ات‬
َ ٰ َّ
ًّ
َ ْ ْ ‫ُق‬
3. “Rabbimiz, üzeri6 ‫ـان ب۪ـي حـ ِفـيـا‬
ِ ‫َوالأْ َ ْر‬
َ ‫ ِإ َّن ُـه َك‬5 ‫ض‬
ًّ َ
mize sabır yağdır.
Ayaklarımızı sabitkadem eyle ve o kâfir millete karşı bize yardım ihsan eyle.”
4. “Onlar ki, halk kendilerine, “(Düşmanınız olan) insanlar size karşı
(ordu) topladılar; aman sakının onlardan!” dediklerinde bu onların imanını bir kat daha artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel
vekildir” dediler. * Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah’ın nimet ve lütfuyla geri döndüler.”
5. “De ki: “Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah’tan başkasını mı
dost edineceğim?”
6.“Çünkü O, bana karşı çok lütufkârdır.”
304
ِ
‫ــن َمـا‬
َ ‫ـار ًكا َأ ْي‬
َ ‫َو َج َـعـ َلن���ي َنب ًِّياۙ ۝ َو َج َع َل ۪ن���ي ُم َـب‬
ِ ‫ َو َمـا َتو ۪ف ۪يقيٓ ِإلاَّ بِـا‬1 ‫ت‬
‫هللۘ َع َل ْي ِه َت َو َّك ْل ُت‬
۞ ُ ‫ُك ْن‬
ْ
2 ‫و ِإ َلي ِه ُأ ۪نيب‬
ُ
ْ َ
َ‫س َولا‬
ِ ‫ِالن ْف‬
َّ ‫َأ ْع َد ُاؤ َنا َل ْن َي ِص ُلوا ِإ َل ْي َنا ب‬
ِ ‫بِا ْلو‬
ِ ‫ِيص‬
‫السو ِء‬
َ ‫اس َط ِة لاَ ُق ْد َر َة َل ُه ْم َع َلى إ‬
ُّ ‫ال‬
َ
ٍ ‫ِإ َلي َنا ب َِح‬
ِ ‫ال ِم َن الأْ َ ْح َو‬
‫ال‬
ْ
‫ ُص ٌّـم‬3 ‫ون‬
َ ‫ُص ٌّـم ُب ْـك ٌـم ُع ْـم ٌـي َف ُـه ْـم لاَ َي ْع ِق ُل‬
‫ون َأ َصاب َِع ُه ْم‬
ۘ ِ ‫���م ِفي الظُّ ُل َم‬
َ ‫ َي ْج َع ُل‬4 ‫ات‬
ٌ ‫َو ُب ْك‬
5
ۘ ِ ‫الص َو ِاعقِ َح َذ َر ا ْل َم ْو‬
‫ت‬
َ ‫۪ف���يٓ ٰا َذا ِنهِ ْم ِم‬
َّ ‫���ن‬
6 ‫زعوا فَلاَ َفوت‬
َ ْ
ُ ِ ‫َو َل ْو َت ٰ ٓرى إ ِْذ َف‬
1. “Beni peygamber
yaptı. * Nerede olursam olayım, O beni
mübarek kıldı.”
2. “Başarmam ancak Allah(ın yardımı)
iledir. Yalnız Ona
dayandım ve yalnız
Ona yönelirim.”
Düşmanlarımız bize ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir.
Onların hiçbir durumda bize kötülük yapmaya güçleri yoktur.
3. “(Onlar) sağır, dilsiz ve kördürler; onun için düşünmezler.”
4. “Karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir.”
5. “(Düşen) yıldırımlardan ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar.”
6. “Telâşa düştükleri zaman (onları) bir görsen; hiçbiri kurtulamaz.”
305
1. “İşte zalimlerin cezası budur.”
2.
“Sizin dostunuz ancak Allah,
Onun elçisi ve
inananlardır.”
3. “Nimet olarak size
ulaşan ne varsa,
Allah’tandır.”
4.
“O, kullarının
üstünde
tek
hâkimdir. Size koruyucu (melek)ler
gönderir.”
َّ ‫���ك َج ٰ ٓز ُۨؤا‬
َ ‫َو ٰذ ِل‬
ُ‫ ِإ َّن َما َو ِل ُّي ُك ُم اهلل‬1 ‫ي���ن‬
َ ‫الظا ِل ۪م‬
‫ َو َما ب ُِك ْم ِم ْن ِن ْع َم ٍة‬2 ‫ين ٰا َم ُنوا‬
َ ‫َو َر ُسو ُل ُه َوا َّل ۪ذ‬
ِ ‫ َو ُهو ا ْل َق‬3 ‫هلل‬
ِ ‫َف ِم َن ا‬
‫اه ُر َف ْو َق ِع َبا ِد ۪ه َو ُي ْر ِس ُل‬
َ
‫ين ٰا َم ُنوا َقا ِت ُلوا‬
َ ‫َيآ َأ ُّي َها ا َّل ۪ذ‬
4
‫���م َح َف َظ ً ۘة‬
ْ ‫َع َل ْي ُك‬
‫يك ْم‬
ُ ‫ي���ن َي ُلو َن ُك ْم ِم َن ا ْل ُك َّف���ارِ َو ْل َي ِج ُدوا ۪ف‬
َ ‫ا َّل ۪ذ‬
6 ‫ة‬
ٌ ‫ون ِف ْت َن‬
َ ‫وه ْم َح ّٰتى لاَ َت ُك‬
ُ ‫ َو َقا ِت ُل‬5 ‫ِغ ْل َظ��� ً ۘة‬
ٍ ‫َو َيو َم ِئ‬
ِ ‫ون ۝ ب َِن ْص ِر ا‬
‫هللۘ َي ْن ُص ُر‬
ۙ َ ‫���ذ َي ْف َر ُح ا ْل ُم ْؤ ِم ُن‬
ْ
۪
ِ‫ي���ن ٰا َم ُنوا بِا ْل َق ْول‬
7
َ ‫َم ْن َي َش���آ ُ ۘء ُي َث ِّب ُت اهللُ ا َّلذ‬
8
ِ ‫ال َّثاب‬
ۚ‫الد ْن َيا َو ِف���ي الاْ ٰ ِخ َر ِة‬
ُّ ‫ِت ِف���ي ا ْل َح ٰيو ِة‬
ِ ‫���اب َب‬
‫���ه ۪في ِه‬
ۘ ٌ ‫���م ب ُِس���ورٍ َل ُه َب‬
ِ ‫َف ُض‬
ُ ‫اط ُن‬
ْ ‫���ر َب َب ْي َن ُه‬
ِ ‫الر ْحم ُة َو َظ‬
9 ۘ‫ذاب‬
ُ َ ‫اه ُر ُه ِم ْن ِق َب ِل ِه ا ْل َع‬
َ َّ
5. “Ey iman edenler,
yakınınızda
bulunan kâfirlerle
savaşın; onlar sizde (kendilerine karşı) bir sertlik bulsunlar.”
6. “Fitneden eser kalmayıncaya kadar onlarla savaşın.”
7. “O gün, mü’minler sevinir(ler) * Allah’ın yardımıyla. (Allah) dilediğine yardım eder.”
8. “Allah, iman edenleri dünya hayatında da ahirette de bu sağlam
sözle tesbit buyurur.”
9. “Nihayet onların arasına, içinde rahmet dışında azap kapılı bir
sur çekilir.”
306
ِ ٓ ْ ‫َواهللُ ِم‬
1 ‫ي���ط‬
َ
‫���م‬
ٌ ‫���م ُم ۪ح‬
ُ ‫َواهللُ أ ْع َل‬
ْ ِ‫���ن َو َرائه‬
ِ ‫هلل َو ِلي���ا۠ َو َك ٰف���ى بِا‬
ِ ‫���م َو َك ٰف���ى بِ���ا‬
‫هلل‬
ۘ ْ ‫ِب َأ ْع َدا ِئ ُك‬
ًّ
3
‫���و ِني‬
ْ ‫���و ُه ْم َو‬
ْ ‫اخ َش‬
ْ ‫َف�َل�اَ َت ْخ َش‬
2
۪
‫ي���را‬
ً ‫َنص‬
ٍ ‫���وب َيـو َمـ ِئ‬
ِ ‫ـ���ذ َو‬
‫ـار َهـ���ا‬
ُ ‫اجـ َفـ��� ٌةۙ ۝ َأ ْب َص‬
ْ ٌ ‫ُق ُل‬
ِ ‫َخ‬
۪ 4 َ ‫اش‬
‫���م ب َِـمـا َص َن ُع���وا َقارِ َع ٌة‬
ْ ‫���ـعـ ٌة ُتص ُيب ُه‬
ِ ‫���ؤلٓ ِء ِإلاَّ َصــي َـحـ ًة َو‬
5
‫اح َـد ًة‬
ُۨ ‫���ر ٰۤه‬
ْ
ُ ‫َو َم���ا َي ْن ُظ‬
‫ َأ َو َل ْم َي َر ْوا‬7 ‫���ـب ُم َـس َّـن َـد ٌة‬
ٌ ‫ َكـ َأ َّن ُـه ْـم ُخ ُـش‬6
۪ َ ‫َأ َّن ا‬
8 ۘ‫د ِمنهم ُقو ًة‬
َّ ْ ُ ْ ُّ ‫هلل ا َّلذي َخ َل َق ُه ْم ُه َو َأ َش‬
‫ض َأ ْم ۪ ٓري‬
ُ ‫ون َما ٓ َأ ُق‬
َ ‫َف َس َ���ت ْذ ُك ُر‬
ُ ‫���مۘ َو ُأ َف ِّو‬
ْ ‫ول َل ُك‬
ِ ‫ِإ َلى ا‬
‫ َوإ ِْن َت ْصب ُِروا َو َت َّت ُقوا لاَ َي ُض ُّر ُك ْم‬9 ۘ‫هلل‬
10 ۘ‫ش���يئا‬
ً ْ َ ‫َك ْي ُد ُه ْم‬
1.“Allah onları arkalarından çepeçevre
kuşatmıştır.”
2.“Allah, sizin düşmanlarınızı en iyi
bilendir. Dost olarak
Allah yeter, yardımcı
olarak da Allah yeter.”
3.“Onlardan
kormayın, Benden korkun”.
4.“O gün bazı kalbler tir tir titrer. * Onların gözleri de önlerinde.”
5.“Onların yaptıkları
yüzünden başlarına
musibet inip duracak.”
6. “Onlar da ancak korkunç bir ses beklemektedirler.”
7. “Sanki dayanmış keresteler gibidirler.”
8. “Onları yaratan Allah’ın kendilerinden daha kuvvetli olduğunu
görmediler mi?”
9. “Benim size söylediklerimi yakında hatırlayacaksınız. Ben işimi
Allah’a bırakıyorum.”
10. “Eğer sabreder ve Allah’tan korkarsanız onların hilesi size hiçbir
zarar veremez.”
307
‫اك ْم‬
‫ث���م رددنا لك���م الك‬
ُ ‫���م َو َأ ْم َد ْد َن‬
ْ ِ‫���ر َة َع َل ْيه‬
َّ َ ْ ُ ُ َ َ ْ َ َ َّ ُ
1 ‫اك���م َأ ْك َث���ر َن ۪فيرا‬
ٍ ‫���و‬
َ ‫ال َو َب ۪ن‬
َ ‫ِب َأ ْم‬
ْ ُ ‫ي���ن َو َج َع ْل َن‬
ً َ
َ
‫ون ِف���ي‬
ٓ ُ ‫َو ْاذ ُك‬
ٌ ‫���م َق ۪ل‬
َ ‫���ـت ْض َع ُف‬
َ ‫ي���ل ُم ْس‬
ْ ‫���روا إ ِْذ أ ْن ُت‬
َ َ ‫ض َت َخا ُف‬
‫���اس‬
ِ ‫الأْ َ ْر‬
َّ ‫���م‬
ُ ‫الن‬
ُ ‫���ون أ ْن َي َت َخ َّط َف ُك‬
‫ي���ن ٰا َم ُن���وا ْاذ ُك ُروا‬
ُ ‫َف ٰأ ٰو‬
َ ‫ َي���آ َأ ُّي َه���ا ا َّل ۪ذ‬2 ‫���م‬
ْ ‫يك‬
ِ َ ‫ِن ْعم‬
‫���طوٓا‬
ُ ‫���م إ ِْذ َه َّم َق ْو ٌم َأ ْن َي ْب ُس‬
َ
ْ ‫���ت اهلل َع َل ْي ُك‬
1. “Sonra onlara karşı size tekrar galibiyet ve zafer verdik,
servet ve oğullarla
gücünüzü artırdık,
sayınızı daha da
çoğalttık.”
ِ َ َّ ‫ِإ َلي ُك���م َأ ْي ِد َي ُه���م َف َك‬
‫���م َع ْن ُك ْ ۚم‬
ْ ‫ف أ ْيد َي ُه‬
ْ
ْ ْ
ِ ‫���ت ا‬
‫هلل َع َل ْي ُك ْمۘ َه ْل‬
َ ‫اس ْاذ ُك ُروا ِن ْع َم‬
َّ ‫َأ ُّي َه���ا‬
ُ ‫الن‬
ٓ‫َيا‬
3
ِ ْ ‫ِم‬
ِ ‫هلل َير ُز ُق ُك‬
ِ
‫���مآ ِء‬
َ ‫الس‬
ْ
ْ ‫���ر ا‬
ُ ‫���ن َخال���قٍ َغ ْي‬
َّ ‫���م م َن‬
4
۬‫ضۘ لٓ ِإ ٰل َـه ِإلاَّ ُه َو‬
ِ ‫َوالأْ َ ْر‬
2. “O zamanı da hatırlayın ki, siz yeryüzünde zayıf ve hakir görülen bir azınlıktınız, insanların sizi kapıp
götürmesinden korkuyordunuz; öyleyken sizi barındırdı.”
3. “Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetlerini yâd edin durun:
Hani bir topluluk size el uzatmağa (tecavüze) yeltenmişti de, (Allah) onların ellerini sizden çekmişti.”
4. “Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Allah’tan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı mı var? Ondan
başka ilâh yoktur.”
308
‫َع ٰسى َر ُّب ُك ْم َأ ْن ُي ْه ِل َك َع ُد َّو ُك ْم‬
‫هلل َأ َش ُّد َب ْأ ًسا‬
َّ ‫َأ ْن َي ُك‬
ُ ‫يـن َك َف ُرواۘ َوا‬
َ ‫س ا َّل ۪ذ‬
َ ‫ف َب ْأ‬
ُ‫َع َسى اهلل‬
1
ِ ‫َو َم َك���روا َو َم َك���ر اهللُۘ َواهللُ َخير ا ْلم‬
۟‫ين‬
َ ‫اك ۪ر‬
َ ُْ
َ
ُ
2
3
‫���ور‬
َ ‫���ر ُأ ۨول ٰۤ ِئ‬
ُ ‫ـ���و َي ُب‬
َ ‫���ك ُه‬
ُ ‫َو َم ْك‬
‫وب ا َّل ۪تي‬
ْ ‫ار َو ٰل ِك‬
ُ ‫���ن َت ْع َمى ا ْل ُق ُل‬
ُ ‫َت ْع َمى الأْ َ ْب َص‬
َ‫َف ِإ َّن َه���ا لا‬
4
‫ُّون‬
َ ‫���ع َو ُي َول‬
ُ ‫���ي ْه َز ُم ا ْل َج ْم‬
ُ ‫َس‬
5
ِ‫���دور‬
ُ ‫الص‬
ُّ ‫ِف���ي‬
ٍ‫���م َأ ْخ َذ َع ۪زي���زٍ ُم ْق َت ِدر‬
ُّ
ُ ‫ َف َأ َخ ْذ َن‬6 ‫���ر‬
ْ ‫اه‬
َ ‫الد ُب‬
‫هلل ِل َي ْج َع َل َع َل ْي ُك ْم ِم ْـن َح َر ٍج َو ٰل ِك ْن‬
ُ ‫يد ا‬
ُ ‫َما ُي ۪ر‬
‫ ٰذ ِل َك‬8 ‫يـد ِل ُي َطهِّ َر ُك ْم َو ِل ُي ِت َّم ِن ْع َم َت ُه َع َل ْي ُك ْم‬
ُ ‫ُي ۪ر‬
7
9
‫يف ِم ْن َر ِّب ُك ْم َو َر ْح َم ٌة‬
ٌ ‫َت ْخ ۪ف‬
1.“Umulur ki, Rabbiniz
düşmanınızı
helâk eder.”
2.“Umulur ki Allah,
kâfirlerin
gücünü
kırar. Hiç şüphesiz
Allah kuvvet ve kudretçe çok daha güçlüdür.”
3.“Onlar hileye kalkıştılar. Allah da onların hilelerine mukabil cezalarını verdi.
Allah, hilekârlığa karşı ceza verenlerin en
hayırlısıdır.”
4. “Ve onların tuzağı
bozulur.”
5. “Zira gözler kör olmaz; (asıl) göğüslerdeki kalbler kör olur.”
6. “O topluluk yakında hezimete uğrayacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır.”
7. “Biz de onları, izzet ve kudretimize lâyık bir şekilde derdest ettik.”
8. “Allah size güçlük çıkarmak dilemiyor; bilâkis sizi temizlemek ve
size olan nimetini tamamlamak istiyor.”
9. “Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir.”
309
ِ
‫���م‬
ُ ‫���م َأ َّن ِف‬
َ ‫���ن َخ َّف‬
َ ‫َا ْل ٰئ‬
ْ ‫يك‬
َ ‫���م َو َعل‬
ْ ‫���ف اهللُ َع ْن ُك‬
‫يد‬
ُ ‫ي���د ا‬
ُ ‫���ر َولاَ ُي ۪ر‬
ُ ‫ ُي ۪ر‬1 ‫َض ْع ًف��� ۘا‬
ُ ‫هلل ب ُِك‬
َ ‫���م ا ْل ُي ْس‬
ِ ‫ُق ْل إ َِّن ُه َدى ا‬
ۘ‫هلل ُه َو ا ْل ُه ٰدى‬
‫���ر‬
۬ َ ‫ب ُِك ُم ا ْل ُع ْس‬
ِ 3
‫���م ِك ْف َل ْي ِن ِم ْن َر ْح َم ِت ۪ه َو َي ْج َع ْل َل ُك ْم‬
ْ ‫ُي ْؤت ُك‬
4
1. “Şimdi Allah (yükünüzü) hafifletti
ve bildi ki sizde bir
zaaf var.”
2. “Allah sizin için
kolaylık diler, sizin
için güçlük dilemez.”
2
‫ون ب ِ۪ه‬
َ ‫ورا َت ْم ُش‬
ً ‫ُن‬
َ‫س َولا‬
ِ ‫ِالن ْف‬
َّ ‫َأ ْع َد ُاؤ َنا َل ْن َي ِص ُلوا ِإ َل ْي َنا ب‬
ِ ‫بِا ْلو‬
ِ ‫ِيص‬
‫السو ِء‬
َ ‫اس َط ِة لاَ ُق ْد َر َة َل ُه ْم َع َلى إ‬
ُّ ‫ال‬
َ
ٍ ‫ِإ َلي َنا ب َِح‬
ِ ‫ال ِم َن الأْ َ ْح َو‬
‫ال‬
ْ
‫���ك َج ٰـز ُۨٓؤا‬
َ ‫َو ٰذ ِل‬
7
3.“De ki: “Doğru yol
Allah’ın yoludur”.
ِ ‫ـ���ن َن‬
‫ين‬
َ ‫اص ۪ر‬
ْ ‫َو َم���ا َل ُه ْم ِم‬
ِ
6
‫الس ْـو ِ ۘء‬
َّ
َ ‫الظا ِل ۪م‬
َّ ‫ين َع َل ْيهِ ْم َدآئ َـر ُة‬
5
4. “Size rahmetinden iki nasip versin ve size bir nur bahşeylesin ki,
onunla yürüyesiniz.”
Düşmanlarımız bize ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir.
Onların hiçbir durumda bize kötülük yapmaya güçleri yoktur.
5. “Onların hiçbir yardımcıları yoktur.”
6. “İşte zalimlerin cezası budur.”
7. “Kötülük girdabı başlarına dolansın.”
310
‫ين‬
َ ‫ ُأ ۨول ٰۤ ِئ َك ِفي الأْ َ َذ ۪ ّل‬1 ‫َد َّم َـر اهللُ َع َل ْيهِ ْم‬
3 ۙ‫ص ۪ريـن‬
ٍ ‫اعوا ِم ْن ِق َـي‬
ُ ‫اس َـت َط‬
َ ِ ‫ـام َو َما َكا ُنـوا ُم ْن َت‬
ْ
۪ ‫إ َِّن اهللَ لاَ ُي ْص ِل ُـح َعم َل ا ْلم ْف ِـس‬
‫ َو َأ َّن‬4 ‫ين‬
َ ‫���ـد‬
ُ
َ
‫َف َما‬
2
‫ين‬
َ ‫ا‬
َ ‫ َف َأ َّي ْد َنا ا َّل ۪ذ‬5 ‫ين‬
َ ‫هلل لاَ َي ْه ۪���دي َك ْي َد ا ْل َخآ ِئ ۪ن‬
ِ
6 ‫اه ۪ريـن‬
َ ِ ‫���م َف َأ ْص َب ُحوا َظ‬
ْ ‫ٰا َم ُنوا َع َلى َع ُدوِّ ه‬
‫���عى‬
ِ ‫هلل ُي َدا ِف ُـ���ع َع‬
َ ‫إ َِّن ا‬
ُ ‫يـن ٰا‬
َ ‫���ن ا َّل ۪ذ‬
ٰ ‫ َي ْس‬7 ۘ‫منوا‬
‫يظ‬
ٌ ‫َاهللُ َح ِف‬
‫َو ُه ْم‬
10
‫ور ُه ْم َب ْي َن َأ ْي ۪ديهِ ْم َو ِب َأ ْي َما ِنهِ ْم‬
ُ ‫ُن‬
‫وبى َل ُه ْم َو ُح ْس ُن َم ٰأ ٍب‬
ٰ ‫ ُط‬9 ‫َع َل ْيهِ ْم‬
8
11
‫ون‬
َ ‫ِم ْن َف َز ٍع َي ْو َم ِئ ٍذ ٰا ِم ُن‬
1. “Allah, onları alt
üst etsin.”
2. “Onlar en alçaklar
arasındadırlar.”
3. “Ayağa kalkacak güçleri olmamış
yardım edenleri de
olmamıştı.”
4. “Allah bozguncuların işini düzeltmez.”
5. “Hâinlerin tuzağını Allah başarıya ulaştırmaz.”
6. “Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik de, neticede üstün geldiler.”
7. “Allah iman edenleri müdafaa eder.”
8. “Nurları, önlerinde ve sağlarında koşar.”
9. “Allah daima onları gözetlemektedir.”
10. “Ne mutlu (onlara). Onların varacakları yer de ne güzeldir.”
11. “Ve onlar o gün korkudan emindirler.”
311
‫ُأ ۨول ٰۤ ِئ َك‬
1. “İşte emniyet onlarındır ve onlar
hidayete erenlerdir.”
2. “Onlardır Allah’ın
hidayet ettiği kimseler. Öyleyse onların yoluna uy.”
3. “Onlar için ne göz
aydınlığı (olan nimetler)in saklandığını hiç kimse
bilemez.”
َ‫َف�َل�ا‬
2
۟ َ ‫ُأ ۨول ٰۤ ِئ َك َل ُه ُم الأْ َ ْم ُن َو ُه ْم ُم ْه َت ُد‬
‫ون‬
ِ ‫هلل َفب ُِه ٰد ُيه���م ا ْق َت‬
‫���د ْ ۘه‬
ُ ‫���دى ا‬
َ ‫ي���ن َه‬
َ ‫ا َّل ۪ذ‬
ُ
1
ِ ُ
ۚ‫���م ِم ْن ُق���ر ِة َأ ْع ُي ٍن‬
ُ ‫َت ْع َل‬
ْ ‫س َم���آ أ ْخف َي َل ُه‬
ٌ ‫���م َن ْف‬
َّ
ِ ٍ ِ
ۚ ِ‫الدار‬
َّ ‫���رى‬
ُ ‫ ِإ َّن���آ َأ ْخ َل ْص َن‬3
ْ ‫اه‬
َ ‫���م ب َِخال َص���ة ذ ْك‬
ِ‫���ن ا ْل ُم ْص َط َف ْي َن الأْ َ ْخ َيار‬
َ ‫���م ِع ْن َد َنا َل ِم‬
ْ ‫۝ َو ِإ َّن ُه‬
‫ َو َل َق ِد‬5 ‫���ان ِص ْد ٍق َع ِل ًّيا‬
َ ‫ َو َج َع ْل َنا َل ُه ْم ِل َس‬4
6 ‫���م ع َل���ى ا ْلعا َل ۪مي���ن‬
ْ
ُ ‫اخ َت ْر َن‬
َ ٍ ‫���م َع ٰل���ى ِع ْل‬
َ
َ
ْ ‫اه‬
ٍ ‫اهم ِإ ٰلى ِصر‬
‫يم‬
ٍ ‫اط ُم ْس َت ۪ق‬
ُ ‫اج َت َب ْي َن‬
ْ ‫َو‬
ْ ُ ‫اه ْم َو َه َد ْي َن‬
َ
ِ ‫اهم���آ ِإ ٰلى َر ْب���و ٍة َذ‬
۟‫ين‬
ٍ ‫ات َق َرارٍ َو َم ۪ع‬
َ ُ ‫َو ٰأ َو ْي َن‬
َ
9 ‫ون‬
َ ‫َوإ َِّن ُج ْن َد َنا َل ُه ُم ا ْل َغا ِل ُب‬
4. “Biz onları halis
bir ahiret düşüncesi ile ihlâsa ermiş
has kullarımızdan
kılmışızdır. Onlar, yanımızda seçkinlerden, hayırlılardandır.”
7
8
5. “Onlara dillerde yüksek bir şerefle anılma nimeti verdik.”
6. “Andolsun ki, Biz onları katımızdan bir bilgiye mazhar olmalarına
binaen (kendi zamanlarındaki) âlemlere üstün kıldık.”
7. “Onları seçtik ve onları doğru bir yola ilettik”.
8. “O ikisini, oturmaya uygun ve suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.”
9. “Ve galip gelecek olanlar, mutlaka Bizim ordumuzdur.”
312
ِ ‫َفا ْن َق َلبوا ِب ِن ْعم ٍة ِم َن ا‬
‫���ه ْم‬
ُ ‫هلل َو َف ْض ٍل َل ْم َي ْم َس ْس‬
َ
ُ
‫ َو َي ْن َق ِل ُب‬2 ‫ال َسلاَ ًما َسلاَ ًما‬
ً ‫ ِإلاَّ ۪قي‬1 ۙ‫ُس���وٓ ٌء‬
3 ۘ‫إ ِٰٓلى َأه ِل ۪ه مسرورا‬
ً ُ ْ َ ْ
َ‫س َولا‬
ِ ‫ِالن ْف‬
َّ ‫َأ ْع َد ُاؤ َنا َل ْن َي ِص ُلوا ِإ َل ْي َنا ب‬
ِ ‫بِا ْلو‬
ِ ‫ِيص‬
‫السو ِء‬
َ ‫اس َط ِة لاَ ُق ْد َر َة َل ُه ْم َع َلى إ‬
ُّ ‫ال‬
َ
ٍ ‫ِإ َلي َنا ب َِح‬
ِ ‫ال ِم َن الأْ َ ْح َو‬
‫ال‬
ْ
ِ ‫���ؤلٓ ِء ِإلاَّ َصي َح��� ًة َو‬
‫اح َد ًة َما‬
ُۨ ‫َو َم���ا َي ْن ُظ ُر ٰۤه‬
ْ
5
‫اه ْم ُك َّل ُم َم َّز ٍق‬
ُ ‫َو َم َّز ْق َن‬
4
ِ
ٍ ‫���و‬
‫اق‬
َ ‫َل َه���ا م ْن َف‬
ِ ‫َس ُن ۪ريهِ ْم ٰا َيا ِت َنا ِفي الاْ ٰ َف‬
‫اق َو ۪فيٓ َأ ْن ُف ِسهِ ْم َح ّٰتى‬
6
‫َي َت َب َّي َن َل ُه ْم َأ َّن ُه ا ْل َح ُّق‬
1. “Bunun üzerine
kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan
Allah’ın nimet ve
lütfuyla geri döndüler.”
2.
“(Duydukları)
söz sadece selâm,
selâmdır.”
3. “...ve sevinçli olarak âilesine dönecektir.”
Düşmanlarımız bize ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir.
Onların hiçbir durumda bize kötülük yapmaya güçleri yoktur.
4. “Bunlar da ancak korkunç bir ses beklemektedirler ki onun bir
an gecikmesi yoktur.”
5. “Onları paramparça ettik.”
6. “Âfâk ve kendi nefislerinde onlara âyetlerimizi göstereceğiz. Böylece Kur’ân’ın hakkaniyeti onlar için iyiden iyiye belli olacak.”
313
1. Sana vahyedilene
sımsıkı sarıl; çünkü Sen dosdoğru
bir yol üzerindesin.”
2. “Eğer Sana indirdiğimizden kuşku
içinde isen, Senden önce kitap
okuyanlara sor.
Andolsun, Sana
Rabbinden hak
geldi. O halde Sen
şüphe edenlerden
olamazsın.”
‫���ك بِا َّل ۪ ٓذي أُوۧ ِح���ي ِإ َل ْي َكۚ ِإ َّن َك َع ٰلى‬
ْ ‫اس َت ْم ِس‬
ْ ‫َف‬
َ
ٍ ‫ِصر‬
ٓ‫ َفإ ِْن ُك ْن َت ۪في َش ٍّك ِم َّما‬1 ‫يم‬
ٍ ‫اط ُم ْس َ���ت ۪ق‬
َ
ِ
۪
ۧ
‫اب‬
‫ت‬
‫ك‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ن‬
‫ؤ‬
‫���ر‬
‫ق‬
‫ي‬
‫ين‬
‫ذ‬
‫ل‬
‫ا‬
‫ل‬
‫���ئ‬
‫س‬
‫ف‬
‫ك‬
‫ي‬
‫ل‬
‫إ‬
‫ا‬
ٓ
���
‫ن‬
‫ل‬
ِ
ْ
َ
َ ُ َ ْ َ َ َّ ِ َ ْ َ َ ْ َ ْ ‫َأ ْن َز‬
َ َ
َ‫���ن َر ِّب َك فَلا‬
ْ ‫���ن َق ْب ِل َكۚ َل َق‬
ْ ‫���د َجآ َءكَ ا ْل َح ُّق ِم‬
ْ ‫ِم‬
ِ ُ ٓ َ ‫ َف‬2 ۙ‫ين‬
‫���م ب َِم َوا ِق ِع‬
َ ‫َت ُكو َن َّن ِم َن ا ْل ُم ْم َت ۪ر‬
ُ ‫ال أ ْقس‬
3 ‫يم‬
ۙ ٌ ‫ون َع ۪ظ‬
َ ‫ومۙ ۝ َو ِإ َّن ُه َل َق َس ٌم َل ْو َت ْع َل ُم‬
ِ ‫ال ُّن ُج‬
‫ ُه َو ا َّل ۪ذي‬4 ‫ين‬
َ ‫َو ِإ َّن ُه َل ُه ًدى َو َر ْح َم ٌة ِل ْل ُم ْؤ ِم ۪ن‬
‫ات‬
ٌ ‫���ات ُم ْح َك َم‬
ٌ ‫اب ِم ْن ُه ٰا َي‬
َ ‫َأ ْن‬
َ ‫���ز َل َع َل ْي َك ا ْل ِك َت‬
ِ ‫���ات ا‬
‫وها‬
ِ ‫���ن ُأ ُّم ا ْل ِك َت‬
ُ ‫ ِت ْل َك ٰا َي‬5 ‫���اب‬
َ ‫هلل َن ْت ُل‬
َّ ‫ُه‬
ِ ‫ي���ث َب ْع َد ا‬
ٍ ‫���ك بِا ْل َح ِّقۚ َف ِب َأ ِّي َح ۪د‬
‫هلل َو ٰا َيا ِت ۪ه‬
َ ‫َع َل ْي‬
6
‫ون‬
َ ‫ُي ْؤ ِم ُن‬
3. “Hayır! Yemin ederim yıldızların yerlerine; Bilseniz, bu büyük bir
yemindir.”
4. “Ve O, mü’minler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.”
5. “Sana Kitab’ı indiren Odur; Onun bazı âyetleri muhkemdir ki
bunlar, Kitab’ın esasıdır.”
6.“Bunlar, Allah’ın âyetleridir; Sana onları gerçek ile okuyoruz. Artık
Allah’tan ve Onun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?”
314
‫���ه ُد ب َِمآ َأ ْن َز َل ِإ َل ْي َك َأ ْن َز َل ُه ب ِِع ْل ِم ۪ ۚه‬
َ ‫ٰل ِك ِن اهللُ َي ْش‬
1
2
ِ ‫ون َو َك ٰفى بِا‬
‫يدا‬
ۘ َ ‫���ه ُد‬
ً ۪‫هلل َش���ه‬
َ ‫َوا ْل َملٰۤ ِئ َك ُة َي ْش‬
ِ ِ
۪ ِ
‫ي���را‬
ً ‫َو َك ٰف���ى بِ���اهلل َول ًّي���ا۠ َو َك ٰف���ى بِــ���اهلل َنص‬
‫يــتــا‬
‫وكــ���ان اهلل عل���ى كل ش‬
ً ‫���ـــي ٍء ُم ۪ـق‬
ْ َ ِّ ُ ٰ َ ُ َ َ َ
ِ ‫���د ًادا ِل َك ِلم‬
‫���ات َر ّب۪ي َل َن ِف َد‬
َ ‫ــ���و َك‬
َ ‫ان ا ْل َب ْح ُر ِم‬
َ
ْ ‫َل‬
‫ُق ْل‬
3
َ‫س َولا‬
ِ ‫ِالن ْف‬
َّ ‫َأ ْع َد ُاؤ َنا َل ْن َي ِص ُلوا ِإ َل ْي َنا ب‬
1. “Allah, sana indirdiğini kendi bilgisi ile
indirmiş olduğuna
şâhitlik eder. Melekler de (buna) şâhitlik
ederler.
Esâsen,
şâhit olarak Allah
yeter.”
ٍ ‫ِإ َلي َنا ب َِح‬
ِ ‫ال ِم َن الأْ َ ْح َو‬
‫ال‬
ْ
2. “Dost olarak Allah
yeter, yardımcı olarak da Allah yeter”.
‫ات َر ّب۪ي َو َل ْو ِج ْئ َنا‬
َ ‫���ر َق ْب َل َأ ْن َت ْن َف‬
ُ ‫���د َك ِل َم‬
ُ ‫ا ْل َب ْح‬
4
‫ب ِِم ْث ِل ۪ه َم َد ًدا‬
ِ ‫بِا ْلو‬
ِ ‫ِيص‬
‫السو ِء‬
َ ‫اس َط ِة لاَ ُق ْد َر َة َل ُه ْم َع َلى إ‬
ُّ ‫ال‬
َ
5
ِ ‫ف َن‬
‫اص ًرا َو َأ َقلُّ َع َد ًدا‬
ُ ‫ون َم ْن َأ ْض َع‬
َ ‫َف َس َي ْع َل ُم‬
3. “Allah, her şeyi
gözetip
karşılığını
verir.”
4. “De ki: Rabbimin kelimelerini yazmak için denizler mürekkep olsa
ve yardım için bir o kadarını daha getirmiş de olsaydık yine de
Rabbimin kelimeleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.”
Düşmanlarımız bize ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir.
Onların hiçbir durumda bize kötülük yapmaya güçleri yoktur.
5. “Kimin yardımcı bakımından daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bilecekler.”
315
‫ف‬
ُ ‫���ر َم َكا ًن���ا َو َأ ْض َع‬
َ ‫َف َس َ���ي ْع َل ُم‬
ْ ‫ون َم‬
ٌّ ‫���ن ُه َو َش‬
1. “Kimin makamının daha kötü ve
askerinin
daha
zayıf olduğunu bileceklerdir.”
2. “Onların helâki
için bir zaman belirlemiştik.”
‫ َو َل ْن‬2 ‫ َو َج َع ْل َنا ِل َم ْه ِل ِكهِ ْم َم ْو ِع ًدا‬1 ‫ُج ْن ًدا‬
‫ َو َألْ���قِ َم���ا ۪ف���ي َي ۪مي ِن َك‬3 ‫���دا‬
ً ‫ُت ْف ِل ُح���وٓا ِإ ًذا َأ َب‬
ِ ‫���ف َما َص َن ُع���واۘ ِإ َّنما َص َن ُعوا َكي ُد س‬
ۘ ٍ‫���احر‬
ْ ‫َت ْل َق‬
َ ْ
َ
ِ
ِ
َ
4
‫���ب ُه ْم‬
ُ ‫الس���اح ُر َح ْي ُث أ ٰتى َت ْح َس‬
َّ ‫َولاَ ُي ْفل ُح‬
‫ إ َِّن ٰۤه ُۨؤلٓ ِء ُم َت َّب ٌر َما‬5 ۘ‫وب ُه ْم َش ّٰتى‬
ُ ‫َج ۪م ًيعا َو ُق ُل‬
ِ ‫ُهم ۪في ِه َو َب‬
‫ َو َخ ِس َر‬6 ‫ون‬
َ ‫اط ٌل َما َكا ُنوا َي ْع َم ُل‬
ْ
‫ َأ ْم َت ْح َس ُب َأ َّن َأ ْك َث َر ُه ْم‬7 ‫ون‬
َ ‫ُه َنا ِل َك ا ْل ُم ْب ِط ُل‬
3. “O zaman ebediyen iflâh olamazsınız.”
‫ام َب ْل‬
ۘ َ ‫ون َأ ْو َي ْع ِق ُل‬
َ ‫َي ْس َم ُع‬
ِ ‫ون إ ِْن ُه ْم ِإلاَّ َكالأْ َ ْن َع‬
4. “Sağ elindeki
(asa)nı at da on8 ۟‫ضلُّ سب۪يل‬
َ َ ‫ُه ْم َأ‬
ların yaptıklarını
yutsun. Yaptıkları,
sadece bir büyücü
hilesidir. Büyücü ise nereye varsa (ne yapsa) iflâh olmaz.”
5. “Sen onları toplu sanırsın, ama onların kalbleri dağınıktır.”
6. “Şüphesiz içinde bulundukları (din) yıkılmıştır, yapmakta oldukları da bâtıldır.”
7. “İşte o zaman, bâtıl işleyip duranlar hüsrana uğrayacaklardır.”
8. “Yoksa Sen onların çoğunun dinleyeceğini yahut düşüneceğini
mi sanıyorsun? Hayır! Onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca
daha da sapıktırlar.”
316
‫ام َب ْل ُه ْم َأ َض���لُّ ۘ ُأ ۨول ٰۤ ِئ َك ُه ُم‬
َ ‫ُأ ۨول ٰۤ ِئ‬
ِ ‫���ك َكالأْ َ ْن َع‬
‫وب‬
ِ ‫هلل َع ٰلى ُق ُل‬
َ ‫ا ْل َغا ِف ُل‬
ُ ‫���ع ا‬
ُ ‫ َك ٰذ ِل َك َي ْط َب‬1 ‫���ون‬
2 ‫ون‬
َ ‫ين لاَ َي ْع َل ُم‬
َ ‫ا َّل ۪ذ‬
َ‫س َولا‬
ِ ‫ِالن ْف‬
َّ ‫َأ ْع َد ُاؤ َنا َل ْن َي ِص ُلوا ِإ َل ْي َنا ب‬
ِ ‫بِا ْلو‬
ِ ‫ِيص‬
‫السو ِء‬
َ ‫اس َط ِة لاَ ُق ْد َر َة َل ُه ْم َع َلى إ‬
ُّ ‫ال‬
َ
ٍ ‫ِإ َلي َنا ب َِح‬
ِ ‫ال ِم َن الأْ َ ْح َو‬
‫ال‬
ْ
َ‫���ع ا ْل َق ْو ُل َع َل ْيهِ ْم ب َِم���ا َظ َل ُموا َف ُه ْم لا‬
َ ‫َو َو َق‬
4
ۘ‫���بوا‬
ُ ‫َواهللُ َأ ْر َك َس‬
ُ ‫���ه ْم ب َِما َك َس‬
‫ــدكَ ب َِن ْص ِـر ۪ه‬
َ ‫ُه َـو ا َّل ۪ ٓذي َأ َّي‬
5
3
‫���ون‬
َ ‫َي ْن ِط ُق‬
‫ون‬
َ ‫َف ُه ْم لاَ َي ْن ِط ُق‬
6 ۙ‫وبِا ْلمؤ ِم ۪نين‬
َ ْ ُ َ
1.“İşte onlar hayvanlar gibidir, hatta
daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller
onlardır.”
2.“İşte Allah, bilmeyenlerin kalblerini
böyle mühürler.”
Düşmanlarımız bize ne bizzat ne de bilvasıta asla ilişemeyeceklerdir.
Onların hiçbir durumda bize kötülük yapmaya güçleri yoktur.
3. “Yaptıkları haksızlıktan ötürü, o söz (azap) gerçekleşmiştir; artık
onlar konuşamazlar.”
4. “Yaptıkları işlerden dolayı Allah onları başaşağı getirmiştir.”
5. “Artık konuşamazlar.”
6. “O ki, yardımıyla ve mü’minlerle seni destekledi.”
317
۪
۪ ُ ‫ُق ْل َن���ا َيا َن‬
ۙ‫يم‬
َ ‫ـار ُكوني َب ْر ًدا َو َس�َل�اَ ًما َع ٰٓلى إ ِْب ٰره‬
۪ ‫۝ َو َأ َر ُادوا ب‬
ۚ‫ين‬
۪ ‫اه ُم الأْ َ ْخ َس‬
ً ‫ِ���ه َك ْي‬
ُ ‫���دا َف َج َع ْل َن‬
َ ‫���ر‬
ٍ ‫ إ َِّن ر ّب۪���ي َع َل���ى ِصر‬1
‫يم‬
ٍ ‫اط ُم ْس َ���ت ۪ق‬
َ
َ
ۚ ٌ ‫���ن َو َرآ ِئهِ ���م ُم ۪ح‬
ۙ‫يد‬
ٌ ‫���ر ٰا ٌن َم ۪ج‬
ْ ‫ِم‬
ْ
ْ ‫ي���ط ۝ َب ْل ُه َو ُق‬
ٍ ‫۝ ۪ف���ي َل���و ٍح َم ْح ُف‬
‫ َو َص َّل���ى اهللُ ع َلى‬3 ‫���وظ‬
ْ
‫هلل‬
ُ ‫َوا‬
2
‫ِين‬
َّ ‫النب ِِّي الأْ ُ ِّم ِّي َو َع َلى ٰأ ِل ِه‬
َّ ‫َس ِّي ِد َنا ُم َح َّم ٍد‬
َ ‫الط ِّيب‬
ِ ِ
ِ ‫الط‬
‫ين‬
َّ
َ ‫���ر َر ِة َأ ْج َم ِع‬
َ ‫اه ِر‬
َ ‫ي���ن َو َص ْح ِبه ا ْلك َر ِام ا ْل َب‬
ِ ِ‫ َوا ْل َحم ُد لهل‬4 ‫ي���ن‬
ِ ‫الد‬
ِّ ‫َو َس��� َّل َم َك ِث ًيرا ِإ َلى َي ْو ِم‬
ْ
5
‫ين‬
َ ‫َر ِّب ا ْل َعا َل ِم‬
1. “Biz de “ey ateş,
İbrahim’e serin ve
esenlik ol” dedik. Ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onları,
daha çok hüsrana uğrayanlar durumuna soktuk.”
2. “Gerçekten Rabbim, doğru bir yol üzerinedir.”
3. “Allah ise onları arkalarından kuşatmıştır. Hayır! (Hakikatte) o,
şerefli bir Kur’ân’dır. Levh-i Mahfûz’da bulunan.”
4. Nebî-i ümmî olan Efendimiz Hz. Muhammed’e, Onun âline ve
ashâbına, din gününe kadar çok çok salât ve selâm olsun.
5. Ve Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun.
318
ِ ‫بِس ِم ا‬
‫يم‬
‫هلل الرحمن‬
ِ ‫الر ۪ح‬
ْ
َّ ِ ٰ ْ َّ
ِ ‫���ت ب ُِنورِ َو ْج��� ِه ا‬
‫يم ا ْل َكا ِم ِل‬
ِ ‫هلل ا ْل َق ۪د‬
ُ ‫ِا ْح َت َج ْب‬
ِ ‫���ن ا‬
2 ‫ل‬
ِ ‫���ت ب ِِح ْص‬
ِ ‫الش���ا ِم‬
َّ ‫هلل‬
ُ ‫ َو َت َح َّص ْن‬1
ِ ‫���ه ِم ا‬
‫هلل َو َس ْ���ي ِف ۪ه‬
ُ ‫َو َر َم ْي‬
ْ ‫���ت َم‬
ْ ‫���ن َب َغى َع َل َّي ب َِس‬
3 ِ ‫ا ْل َقا ِت‬
‫���ر ۪ه َو َيا‬
ِ ‫���م َي���ا َغا ِلب���اً َعلٰۤى َأ ْم‬
ََّ ‫���ل َال َّل ُه‬
‫ال َب ْي َن ا ْل َم ْر ِء َو َق ْلب ِ۪ه‬
ً ‫ق َٓا ِئم ًا َف ْو َق َخ ْل ِق ۪ه َو َيا ح َٓا ِئ‬
۪
ِ ‫الش���ي َط‬
َ‫ان َو َن ْز ِغ ۪ه َو َب ْي َن َما ال‬
ْ َّ ‫ُح ْل َب ْيني َو َب ْي َن‬
‫ف‬
َّ ‫ُك‬
4
َ‫���ن َأ َح ٍد ِم ْن ِع َب���ا ِدك‬
ْ ‫َطا َق��� َة ۪لي ب ِ۪ه ِم‬
ِ
‫���ل َأ ْي ِد َي ُه ْم‬
‫عل‬
ْ ‫ار ُه ْم َو ْاغ ُل‬
َ ‫���ي َأ ْلس َ���ن َت ُه ْم َو َأ ْب َص‬
َّ َ َ
5 ‫و َأرج َلهم‬
ْ ُ ُ ْ َ
Rahmân ve Rahîm
Allah’ın adıyla.
1. Kâmil ve Kadîm
Allah’ın vechinin nurunu siper edindim.
2. Allah’ın her şeyi kuşatan kalesine sığındım.
3. Üzerime saldırana Allah’ın öldürücü oku ve kılıcını attım.
4. Ey emrinde gâlip, mahlûkatı üzerinde kâim ve kişi ile kalbi arasına giren Allahım; benimle şeytanın, onların dürtüklemesinin ve
kullarından benim kendisine güç yetiremeyeceğim kişilerin arasına gir.
5. Onların dillerini ve gözlerini bana karşı tut, ellerine ve ayaklarına
pranga vur.
319
۪ ْ ‫اج َع‬
ِ‫���ن ُن���ور‬
ًّ ‫���م َس‬
ْ ‫���دا ِم‬
ْ ‫َو‬
ْ ‫���ل َب ْين���ي َو َب ْي َن ُه‬
ِ
ِ ْ ‫���ك َو ِح َجاباً ِم‬
‫���رزاً ِم ْن‬
َ ‫َع َظ َم ِت‬
ْ ‫���ن ُق َّوت َك َوح‬
ِ
1
‫ش‬
َ ‫ُس��� ْل َطا ِن َك ِإ َّن‬
ِّ ‫���م َغ‬
ٌّ ‫���ك َح‬
ََّ ‫���ي َقاد ٌر َال َّل ُه‬
1. Benimle onlar arasına azamet nurundan bir set, kuvvetinden bir perde,
saltanatından bir
kale koy. Şüphesiz
ki Sen, Hayy’sın,
Kâdir’sin.
ِ ‫الن‬
،‫���ن َأ َر ِّد ا ْل َم َوارِ ِد‬
َّ ِ‫َعلٰۤ���ى َأ ْب َص���ار‬
ْ ‫ي���ن َع‬
َ ‫اظ ۪ر‬
‫الظ َل َم ِة َح َّت���ى الَٓ ُأ َبا ِلي‬
َّ ِ‫���ش َعلٰۤ���ى َأ ْب َصار‬
ِّ ‫َو َغ‬
َ
ِ
َ ْ ‫َع‬
‫ َي َك ُاد َس َ���نا َب ْر ِق��� ِه َي ْذ َه ُب‬2 ‫���م‬
ْ ‫���ن أ ْب َصارِ ه‬
‫ار إ َِّن ۪في‬
ُ ‫ِبالأْ َ ْب َص���ارِ ۝ ُي َق ِّل ُب ا‬
َّ ‫هلل ا َّل ْي َل َو‬
َ ‫الن َه‬
ِ َ ‫ٰذ ِل‬
ِ ‫���م ا‬
‫هلل‬
ِ ‫ ب ِْس‬3 ِ‫���ر ًة لأِ ُ و ِل���ي الأْ َ ْب َصار‬
َ ‫���ك َلع ْب‬
ِ ‫بِس � ِ�م ا‬
‫هلل‬
ْ
‫ص‬
‫الرحم���ن‬
ِ ‫الر ۪ح‬
ٓ ٓ‫ كٓ ٰه ٰيع‬4 ‫يم‬
َّ ِ ٰ ْ َّ
6 ‫حيم‬
‫ـم ۝ ٓع ٓس ٓق‬
‫الرحمن‬
ِ ۪ ‫الر‬
ٓ ‫ٰح‬
َّ ِ ٰ ْ َّ
5
2. Allahım, tehlikeli
7
yerlerin en aşağısında
onların
gözlerini kör et,
zalimlerin gözlerini de perdele de onların bakışlarına hiç aldırmayayım.
3. “Şimşeğin parıltısı, neredeyse gözlerini alır. * Allah gece ile gündüzü birbiri ardına çevirip duruyor. Şüphesiz bunda basiret sahipleri için mutlak bir ibret vardır.”
4. “Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.”
5. “Kâf hâ yâ ayn sâd”
6. “Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla.”
7. “Hâ mîm. Ayn sîn kaf”
320
ِ ُ � ‫َكم� �آَ ٍء َأ ْن َز ْل َن‬
‫ات‬
ْ ‫الس ��مآَ ِء َف‬
ُ ‫اخ َت َل � َ�ط ِب ِه َن َب‬
َّ ‫�اه م َن‬
1 ‫الرياح‬
ِ ‫الأْ َ ْر‬
ُ ‫ض َف َأ ْص َب � َ�ح َه ۪ش ��يماً َت � ْ�ذ ُر‬
ُ َ ِّ ‫وه‬
َٓ ‫ُه ��و اهللُ ا َّل � ۪�ذي‬
‫ال ُه � َ�و َعا ِل � ُ�م ا ْل َغ ْي ِب‬
َّ ‫ال ِإ ٰل � َ�ه ِإ‬
َ
۪ ‫الش � َ�ه َاد ِة ُهو الر ْحم ُن‬
‫ َو َأ ْن ِذ ْر ُه ْم‬2 ‫يم‬
َّ ‫َو‬
ٰ َّ َ
ُ ‫الرح‬
َّ
‫�وب َل � َ�دى ا ْل َح َناجِ � ِ�ر‬
ُ � ‫َي � ْ�و َم الاْ ٰ زِ َف� � ِة ِإ ِذ ا ْل ُق ُل‬
ِ ‫َك‬
‫يع‬
َّ ‫اظ ۪مي � َ�ن َما ِل‬
ٍ ‫ين ِم ْن َح ۪م‬
ٍ ‫يم َولاَ َش � ۪�ف‬
َ ‫لظا ِل ۪م‬
ٓ‫ال‬
َ ‫س م� � َٓا َأ ْح َض َر ْت ۝ َف‬
ْ � ‫ َع ِل َم‬3 ‫�اع‬
ُ � ‫ُي َط‬
ٌ ‫�ت َن ْف‬
‫س ۝ َوا َّل ْي ِل‬
ِ ‫س ۝ َا ْل َج � َ�وارِ ا ْل ُك َّن‬
ِ ‫ُأ ْق ِس � ُ�م بِا ْل ُخ َّن‬
‫ص‬
ُّ ‫س ۝ َو‬
ٓ 4 ‫�س‬
َ � ‫الص ْب � ِ�ح ِإ َذا َت َن َّف‬
َ ‫ِإ َذا َع ْس � َ�ع‬
‫ين َك َف ُروا ۪في‬
ِّ ‫َوا ْل ُق � ْ�ر ٰا ِن ِذي‬
َ ‫الذ ْك � ِ�ر ۝ َب � ِ�ل ا َّل ۪ذ‬
5
ٍ ‫ِع َّز ٍة َو ِش َق‬
‫اق‬
1. “(Dünya hayatı)
gökten
indirdiğimiz bir su gibidir
ki, bu su sayesinde
yeryüzünün bitkisi
birbirine karışmış,
arkasından rüzgarın
savurduğu çer çöp
haline gelmiştir.”
2. “O, öyle Allah’tır
ki, Ondan başka ilâh
yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, Rahmân’dır,
Rahîm’dir.”
3. ”Yaklaşan gün hususunda onları uyar. Çünki o zaman dehşet içinde yutkunurken, yürekleri ağızlarına gelmiştir. O zalim kâfirlerin
ne dostları ne de itibar edilir şefaatçileri vardır.”
4. “Herkes neler getirdiğini anlamıştır. Hayır! Yemin ederim akıp giden, Bazen kaybolup bazen de etrafı aydınlatan yıldızlara; Kararmaya yüz tuttuğunda geceye; Ağarmaya başladığında sabaha.”
5. “Sâd. Öğüt veren Kur’ân’a yemin ederim ki, İnkâr edenler (iddia
ettiklerinin) aksine, bir gurur ve tefrika içindedirler.”
321
‫ار َو َك َّل ِت‬
َ ‫َش‬
ُ ‫اه ِت ا ْل ُو ُج‬
ُ ‫وه َو َع ِم َي ِت الأْ َ ْب َص‬
‫���م‬
ُ ‫ َج َع ْل‬،‫���ن‬
َ ‫���م َب ْي‬
ُ ‫الأْ َ ْل ُس‬
ْ ِ‫���ن َع ْي َن ْيه‬
ْ ‫���ت َخ ْي َر ُه‬
‫ان‬
‫وش‬
َ ‫ َو َخا َت ُم ُس��� َل ْي َم‬،‫���ت َق َد َم ْيهِ ْم‬
َ ‫���ر ُه ْم َت ْح‬
َّ َ َ
ِ َ َ ‫َبي‬
‫���م‬
ْ ِ‫���ن أ ْك َتافه‬
ْ
۪
۪
2 ‫���ميع ا ْلعليم‬
ُ َ ُ ‫الس‬
َّ
ِ ‫الط‬
‫ين ۝‬
َّ ‫۪ين‬
َّ ‫ين‬
َ ‫اه ۪ر‬
َ ‫الط ِّيب‬
َ ‫ُم َح َّم ٍد َو ٰا ِل ۪ ٓه َأ ْج َم ۪ع‬
‫���و‬
َ ‫َف َس َ���ي ْك ۪ف‬
َ ‫يك ُه ُم اهللُ َو ُه‬
‫���ي ِِد َنا‬
ّ ‫َو َص َّلى اهللُ َع ٰلى َس‬
3
1
‫ين‬
َ ‫َوا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َر ِّب ا ْل َعا َل ۪م‬
1. Yüzleri çirkinleşsin, gözleri kör olsun, dilleri de yorulsun, hayırlarını gözlerinin arasına, şerlerini ayaklarının altına, Hz. Süleyman’ın
mührünü de omuzlarının arasına koydum.
2. “Onlara karşı Allah Sana yeter. O Semî’dir, Alîm’dir.”
3. Salât ü selâm Efendimiz Hz. Muhammed’e ve Onun tertemiz, pâk
bütün âline olsun. Hamd Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
322
‫اب بَ ْد ٍر‬
‫أَ ْص َح ُ‬
‫ان ا ِ‬
‫ين‬
‫رِ ْض َو ُ‬
‫هلل َع َل ْيهِ ْم َأ ْج َم ِع َ‬
‫‪ASHAB-I BEDİR‬‬
‫اب بَ ْد ٍر‬
‫أَ ْص َح ُ‬
‫ان ا ِ‬
‫ين‬
‫رِ ْض َو ُ‬
‫هلل َع َل ْيهِ ْم َأ ْج َم ِع َ‬
‫السلاَ ُم َع َلى َس ِّي ِد َنا ُم َح َّم ٍد‬
‫َا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َر ِّب ا ْل َعا َل ِم َ‬
‫ين ۝ َو َّ‬
‫الصلاَ ُة َو َّ‬
‫َص َّلى ا ُ‬
‫ين ۝‬
‫هلل َع َل ْي ِه َو َس َّل َم َو َع َلى ٰأ ِل ِه َو َص ْح ِب ِه َأ ْج َم ِع َ‬
‫ول ا ِ‬
‫َالل ُّٰهم ِإ ِّني َأ ْس َأ ُل َك بِس ِي ِد َنا ُم َحم ٍد َر ُس ِ‬
‫هلل ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي َص َّل ا ُ‬
‫هلل َع َل ْي ِه َو َس َّل َم‬
‫َّ‬
‫َّ‬
‫َّ‬
‫الص ِديقِ ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )1‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي َب ْكرٍ ِّ‬
‫اب ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )2‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َم َر ْب ِن ا ْل َخ َّط ِ‬
‫ان ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ان ْب ِن َع َّف َ‬
‫‪َ )3‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع ْث َم َ‬
‫‪َ )4‬وب َِس ِي ِد َنا َع ِل ِي ْب ِن َأبِي َطا ِل ٍب ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )5‬وبِس ِي ِد َنا َط ْل َح َة ْب ِن ُعبي ِد ا ِ‬
‫هلل ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫َْ‬
‫َّ‬
‫ِ‬
‫‪َ )6‬وب َِس ِيد َنا ال ُّز َبي ِر ْب ِن ا ْل َع َّو ِام ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ْ‬
‫ّ‬
‫‪َ )7‬وب َِس ِي ِد َنا َعب ِد الر ْح ٰم ِن ْب ِن َع ْو ٍف ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫ْ َّ‬
‫اص ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )8‬وب َِس ِّي ِد َنا َس ْع ِد ْب ِن َأبِي َو َّق ٍ‬
‫‪325‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )9‬وبِس ِي ِد َنا س ِع ِ‬
‫يد ْب ِن َز ْي ٍد ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫اح ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )10‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي ُع َب ْي َد َة ْب ِن ا ْل َج َّر ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )11‬وب َِس ِّي ِد َنا ُأ َب ِي ْب ِن َك ْع ٍب ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )12‬وب َِس ِي ِد َنا الأْ َ ْر َق ِم ْب ِن َأبِي الأْ َ ْر َق ِم ا ْل ُم َه ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫َ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫َ‬
‫ِ‬
‫ُ‬
‫َرضي اهلل َع ْن ُه‬
‫يد ا ْل َخ ْز َرج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )13‬وب َِس ِّيد َنا أ ْس َع َد ْب ِن َي ِز َ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫س ْب ِن ُم َعا ٍذ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )14‬وب َِس ِّي ِد َنا َأ َن ِ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ِ ِ‬
‫ِ َ‬
‫هلل َع َلي ِه َو َس َّل َم ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )15‬وب َِس ِّيد َنا أ َن َس َة َم ْو َلى َر ُسول اهلل َص َّل ا ُ ْ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫س ْب ِن َق َت َاد َة الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫‪َ )16‬وب َِس ِّي ِد َنا ُأ َن ْي ِ‬
‫ّ‬
‫س ْب ِن َثاب ٍ‬
‫ِت ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )17‬وب َِس ِّي ِد َنا َأ ْو ِ‬
‫ّ‬
‫س ْب ِن َخ ْو ِل ٍي ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )18‬وب َِس ِّي ِد َنا َأ ْو ِ‬
‫ّ‬
‫ّ‬
‫الصا ِم ِت ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )19‬وب َِس ِّي ِد َنا َأ ْو ِ‬
‫س ْب ِن َّ‬
‫ّ‬
‫اس ْب ِن ا ْلب َكي ِر ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )20‬وب َِس ِّي ِد َنا إ َِي ِ‬
‫ُ ْ‬
‫‪َ )21‬وب َِس ِّي ِد َنا ُب َج ْي ِر ْب ِن َأبِي ُب َج ْيرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )22‬وبِس ِي ِد َنا َب َّح ِ‬
‫اث ْب ِن َث ْع َل َب َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )23‬وب َِس ِّي ِد َنا َب ْس َب َس َة ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )24‬وب َِس ِّي ِد َنا ب ِْش ِر ْب ِن ا ْل َب َرا ِء ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪326‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )25‬وب َِس ِّي ِد َنا َب ِش ِير ْب ِن َس ْع ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫اح ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )26‬وب َِس ِّي ِد َنا ِبلاَ ِل ْب ِن َر َب ٍ‬
‫اش ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫يم َم ْو َلى ِخ َر ٍ‬
‫‪َ )27‬وب َِس ِّي ِد َنا َت ِم ٍ‬
‫ّ‬
‫يم َم ْو َلى َب ِني َغ ْن ٍم الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ـي‬
‫‪َ )28‬وب َِس ِّي ِد َنا َت ِم ٍ‬
‫ّ‬
‫ار ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )29‬وب َِس ِّي ِد َنا َت ِم ِ‬
‫يم ْب ِن َي َع َ‬
‫ّ‬
‫‪َ )30‬وبِس ِي ِد َنا َثاب ِ‬
‫ِت ْب ِن َأ ْق َر َم الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )31‬وبِس ِي ِد َنا َثاب ِ‬
‫ِت ْب ِن َث ْع َل َب َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ٍ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫‪َ )32‬وب َِس ِّيد َنا َثابِت ْب ِن َخالد ا ْل َخ ْز َرج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )33‬وبِس ِي ِد َنا َثاب ِ‬
‫ِت ْب ِن َخ ْن َس َاء ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )34‬وبِس ِي ِد َنا َثاب ِ‬
‫ِت ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )35‬وبِس ِي ِد َنا َثاب ِ‬
‫ِت ْب ِن َه َّز ٍ‬
‫ال ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )36‬وبِس ِي ِد َنا َث ْع َلب َة ْب ِن َح ِ‬
‫اط ٍب الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )37‬وب َِس ِّي ِد َنا َث ْع َل َب َة ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )38‬وب َِس ِّي ِد َنا َث ْع َل َب َة ْب ِن َع َن َم َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )39‬وبِس ِي ِد َنا َث ْق ِ‬
‫ف ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫َّ‬
‫‪َ )40‬وب َِس ِّي ِد َنا َجاب ِِر ْب ِن َخا ِل ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )41‬وبِس ِي ِد َنا َجاب ِِر ْب ِن َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪327‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )42‬وبِس ِي ِد َنا َجاب ِِر ْب ِن َع ِت ٍ‬
‫يك الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )43‬وب َِس ِّي ِد َنا َج َّبارِ ْب ِن َص ْخرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫اس ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )44‬وب َِس ِّي ِد َنا ُج َب ْي ِر ْب ِن إ َِي ٍ‬
‫ّ‬
‫س الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )45‬وب َِس ِّي ِد َنا ا ْل َحارِ ِث ْب ِن َأ َن ٍ‬
‫ّ‬
‫س الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )46‬وب َِس ِّي ِد َنا ا ْل َحارِ ِث ْب ِن َأ ْو ٍ‬
‫ّ‬
‫‪َ )47‬وبِس ِي ِد َنا ا ْل َحارِ ِث ْب ِن َح ِ‬
‫اط ٍب الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )48‬وب َِس ِّي ِد َنا ا ْل َحارِ ِث ْب ِن َخ َز َم َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫الص َّم ِة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )49‬وب َِس ِّي ِد َنا ا ْل َحارِ ِث ْب ِن ِّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )50‬وب َِس ِّي ِد َنا ا ْل َحارِ ِث ْب ِن َع ْر َف َج َة الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )51‬وبِس ِي ِد َنا ا ْل َحارِ ِث ْب ِن ال ُّن ْع َم ِ‬
‫ان الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫الشهِ يد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )52‬وب َِس ِّيد َنا َحارِ َث َة ْب ِن ُس َرا َق َة َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )53‬وبِس ِي ِد َنا َحارِ َث َة ْب ِن ال ُّن ْع َم ِ‬
‫ان ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )54‬وبِس ِي ِد َنا َح ِ‬
‫اط ِب ْب ِن َأبِي َب ْل َت َع َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫َّ‬
‫‪َ )55‬وبِس ِي ِد َنا َح ِ‬
‫اط ِب ْب ِن َع ْمرٍ و الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )56‬وبِس ِي ِد َنا َح ِ‬
‫اط ِب ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫َّ‬
‫اب ْب ِن ا ْل ُم ْن ِذرِ ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )57‬وب َِس ِّي ِد َنا ا ْل ُح َب ِ‬
‫ّ‬
‫ِيب ْب ِن َأ ْس َو َد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )58‬وب َِس ِّي ِد َنا َحب ِ‬
‫ّ‬
‫‪328‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫ان ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )59‬وب َِس ِّي ِد َنا َح َر ِام ْب ِن ِم ْل َح َ‬
‫ّ‬
‫‪َ )60‬وب َِس ِّي ِد َنا ُح َر ْي ِث ْب ِن َز ْي ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )61‬وب َِس ِي ِد َنا ُح َصي ِن ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ْ‬
‫ّ‬
‫‪َ )62‬وب َِس ِي ِد َنا َح ْم َز َة ْب ِن َعب ِد ا ْل ُم َّط ِل ِب ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ْ‬
‫ّ‬
‫‪َ )63‬وب َِس ِّي ِد َنا َخارِ َج َة ْب ِن ُح َم ِّيرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )64‬وب َِس ِّي ِد َنا َخارِ َج َة ْب ِن َز ْي ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )65‬وب َِس ِي ِد َنا َخا ِل ِد ْب ِن ُب َكيرٍ ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ْ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫س ا ْل َخ ْز َرج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )66‬وب َِس ِّيد َنا َخالد ْب ِن َق ْي ٍ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫اب ْب ِن الأْ َ َر ِّت ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )67‬وب َِس ِّي ِد َنا َخ َّب ِ‬
‫ان ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )68‬وب َِس ِّي ِد َنا َخ َّب ٍ‬
‫اب َم ْو َلى ُع ْت َب َة ْب ِن َغ ْز َو َ‬
‫َ‬
‫‪َ )69‬وبِس ِي ِد َنا ُخبي ِب ْب ِن إِس ٍ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اف ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫َْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫الص َّـم ِة ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )70‬وب َِس ِّي ِد َنا ِخ َر ِ‬
‫اش ْب ِن ِّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )71‬وب َِس ِّي ِد َنا َخلاَّ ِد ْب ِن َرا ِف ٍع ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )72‬وب َِس ِّي ِد َنا َخلاَّ ِد ْب ِن ُس َو ْي ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )73‬وب َِس ِّي ِد َنا َخلاَّ ِد ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫س ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )74‬وب َِس ِّي ِد َنا ُخ َل ْي َد َة ْب ِن َق ْي ٍ‬
‫ّ‬
‫‪َ )75‬وب َِس ِّي ِد َنا ُخ َل ْي َف َة ْب ِن َع ِد ٍّي ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪329‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫س ْب ِن ُح َذا َف َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )76‬وب َِس ِّي ِد َنا ُخ َن ْي ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )77‬وبِس ِي ِد َنا َخو ِ‬
‫ات ْب ِن ُج َب ْيرٍ الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫َّ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫‪َ )78‬وب َِس ِيد َنا َخ ْول ِي ْب ِن َأبِي َخ ْول ٍي ا ْل ُم َه ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫س ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ان ْب ِن َع ْب ِد َق ْي ٍ‬
‫‪َ )79‬وب َِس ِّي ِد َنا َذ ْك َو َ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫الشهِ ِ‬
‫يد ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )80‬وب َِس ِّي ِد َنا ِذي ِّ‬
‫الش َما َل ْي ِن ُع َم ْي ِر ْب ِن َع ْب ِد َع ْمرٍ و َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )81‬وب َِس ِّي ِد َنا َرا ِف ِع ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )82‬وب َِس ِّي ِد َنا َرا ِف ِـع ْب ِن ُع ْن َج َد َة الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫الشهِ ِ‬
‫يد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )83‬وب َِس ِّي ِد َنا َرا ِف ِـع ْب ِن ا ْل ُم َع َّلى َّ‬
‫ّ‬
‫يد الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )84‬وب َِس ِّي ِد َنا َرا ِف ِـع ْب ِن َي ِز َ‬
‫ّ‬
‫‪َ )85‬وب َِس ِّي ِد َنا رِ ْب ِع ِي ْب ِن َرا ِف ٍـع الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫ّ‬
‫اس ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ِيع ْب ِن إ َِي ٍ‬
‫‪َ )86‬وب َِس ِّي ِد َنا َرب ِ‬
‫ّ‬
‫ِيع َة ْب ِن َأ ْك َث َم ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )87‬وب َِس ِّي ِد َنا َرب َ‬
‫‪َ )88‬وب َِس ِّي ِد َنا ُر َخ ْي َل َة ْب ِن َث ْع َل َب َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫اع َة ْب ِن َرا ِف ٍـع ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )89‬وب َِس ِّي ِد َنا رِ َف َ‬
‫ّ‬
‫اع َة ْب ِن َع ْب ِد ا ْل ُم ْن ِذرِ الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫‪َ )90‬وب َِس ِّي ِد َنا رِ َف َ‬
‫ّ‬
‫اع َة ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )91‬وب َِس ِّي ِد َنا رِ َف َ‬
‫ّ‬
‫‪330‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )92‬وب َِس ِّي ِد َنا زِ َيا ِد ْب ِن ب ِْشرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )93‬وبِس ِي ِد َنا زِ َيا ِد ْب ِن َلب ٍ‬
‫ِيد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )94‬وب َِس ِّي ِد َنا َز ْي ِد ْب ِن َأ ْس َل َم الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )95‬وب َِس ِي ِد َنا َز ْي ِد ْب ِن َحارِ َث َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫اب ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )96‬وب َِس ِّي ِد َنا َز ْي ِد ْب ِن ا ْل َخ َّط ِ‬
‫‪َ )97‬وب َِس ِّي ِد َنا َز ْي ِد ْب ِن ا ْل ُم َز َّي ِن ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )98‬وب َِس ِّي ِد َنا َز ْي ِد ْب ِن َو ِد َيع َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ان ا ْل ُم َهاج ِر ِّي‬
‫السا ِئ ِب ْب ِن ُع ْث َم َ‬
‫‪َ )99‬وب َِس ِّيد َنا َّ‬
‫‪َ )100‬وب َِس ِي ِد َنا َسا ِل ٍم َم ْو َلى َأبِي ُح َذ ْي َف َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫‪َ )101‬وب َِس ِّي ِد َنا َسا ِل ِم ْب ِن ُع َم ْيرٍ الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫س ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )102‬وب َِس ِّي ِد َنا ُس َب ْي ِع ْب ِن َق ْي ٍ‬
‫ّ‬
‫‪َ )103‬وب َِس ِّي ِد َنا ُس َرا َق َة ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )104‬وب َِس ِّي ِد َنا ُس َرا َق َة ْب ِن َك ْع ٍب ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )105‬وب َِس ِي ِد َنا َس ْع ِد ْب ِن َخ ْو َل َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫‪َ )106‬وب َِس ِّي ِد َنا َس ْع ِد ْب ِن َخ ْي َث َم َة الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫ِيع ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )107‬وب َِس ِّي ِد َنا َس ْع ِد ْب ِن َرب ٍ‬
‫ّ‬
‫‪َ )108‬وب َِس ِّي ِد َنا َس ْع ِد ْب ِن َز ْي ٍد الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪331‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )109‬وب َِس ِّي ِد َنا َس ْع ِد ْب ِن ُس َه ْي ٍل ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )110‬وب َِس ِّي ِد َنا َس ْع ِد ْب ِن ُع َب ْي ٍد الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫‪َ )111‬وب َِس ِي ِد َنا َس ْع ٍد ا ْل َك ْلب ِِي َم ْو َلى َحاط ٍب ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )112‬وب َِس ِّي ِد َنا َس ْع ِد ْب ِن ُم َعا ٍذ الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫ان ْب ِن ب ِْشرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )113‬وب َِس ِّي ِد َنا ُس ْف َي َ‬
‫ّ‬
‫‪َ )114‬وب َِس ِّي ِد َنا َس َل َم َة ْب ِن َأ ْس َل َم الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )115‬وبِس ِي ِد َنا َس َلم َة ْب ِن َثاب ٍ‬
‫ِت الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫َ‬
‫لأْ‬
‫‪َ )116‬وب َِس ِّيد َنا َس َل َم َة ْب ِن َسلاَ َم َة ا ْوس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )117‬وبِس ِي ِد َنا س ِل ِ‬
‫س ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫يط ْب ِن َق ْي ٍ‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )118‬وب َِس ِّي ِد َنا ُس َل ْي ِم ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )119‬وب َِس ِّي ِد َنا ُس َل ْي ِم ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫س ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )120‬وب َِس ِّي ِد َنا ُس َل ْي ِم ْب ِن َق ْي ٍ‬
‫ّ‬
‫ان ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )121‬وب َِس ِّي ِد َنا ُس َل ْي ِم ْب ِن ِم ْل َح َ‬
‫ّ‬
‫‪َ )122‬وبِس ِي ِد َنا ِسم ِ‬
‫اك ْب ِن َس ْع ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ان ْب ِن َأبِي ِس َن ٍ‬
‫‪َ )123‬وبِس ِي ِد َنا ِس َن ِ‬
‫ان ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫َّ‬
‫‪َ )124‬وبِس ِي ِد َنا س ْه ِل ْب ِن ُح َني ٍ‬
‫ف الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ٍ‬
‫‪َ )125‬وب َِس ِّيد َنا َس ْه ِل ْب ِن َعتيك ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪332‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫س ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )126‬وب َِس ِّي ِد َنا َس ْه ِل ْب ِن َق ْي ٍ‬
‫ّ‬
‫‪َ )127‬وب َِس ِّي ِد َنا ُس َه ْي ِل ْب ِن َرا ِف ٍع ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )128‬وب َِس ِي ِد َنا ُس َهي ِل ْب ِن َو ْه ٍب ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ْ‬
‫ّ‬
‫‪َ )129‬وب َِس ِّي ِد َنا َس َوا ِد ْب ِن ُز َر ْيقٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )130‬وب َِس ِّي ِد َنا َس َوا ِد ْب ِن َغ ِز َّي َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )131‬وب َِس ِي ِد َنا ُس َو ْيب ِِط ْب ِن َس ْع ٍد ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫اع ْب ِن َو ْه ٍب ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )132‬وب َِس ِّي ِد َنا ُش َج ِ‬
‫ان ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )133‬وب َِس ِّي ِد َنا َش َّم ِ‬
‫اس ْب ِن ُع ْث َم َ‬
‫اص ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )134‬وب َِس ِّي ِد َنا ُص َب ْي ٍح َم ْو َلى َأبِي ا ْل َع ِ‬
‫الشهِ ِ‬
‫يد ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )135‬وب َِس ِّي ِد َنا َص ْف َو َ‬
‫ان ْب ِن َو ْه ٍب َّ‬
‫‪َ )136‬وبِس ِي ِد َنا ُص َهي ِب ْب ِن ِس َن ٍ‬
‫ان ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫الض َّح ِ‬
‫اك ْب ِن َحارِ َث َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )137‬وب َِس ِّي ِد َنا َّ‬
‫ّ‬
‫الض َّح ِ‬
‫اك ْب ِن َع ْب ِد َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )138‬وب َِس ِّي ِد َنا َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )139‬وب َِس ِّي ِد َنا َض ْم َر َة ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )140‬وب َِس ِي ِد َنا الطُّ َفي ِل ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ْ‬
‫ّ‬
‫‪َ )141‬وب َِس ِّي ِد َنا الطُّ َف ْي ِل ْب ِن َما ِل ٍك ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )142‬وبِس ِي ِد َنا الطُّ َفي ِل ْب ِن ال ُّن ْع َم ِ‬
‫ان ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪333‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )143‬وبِس ِي ِد َنا َعا ِئ ِذ ْب ِن َم ِ‬
‫ص ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫اع ٍ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫اص ِم ْب ِن َثاب ٍ‬
‫‪َ )144‬وبِس ِي ِد َنا َع ِ‬
‫ِت الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )145‬وبِس ِي ِد َنا َع ِ‬
‫اص ِم ْب ِن َع ِد ٍّي الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )146‬وبِس ِي ِد َنا َع ِ‬
‫س الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫اص ِم ْب ِن َق ْي ٍ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫الشهِ يد ا ْل ُم َهاج ِر ِّي‬
‫‪َ )147‬وب َِس ِّيد َنا َعاق ِل ْب ِن ا ْل ُب َك ْي ِر َّ‬
‫‪َ )148‬وب َِس ِّي ِد َنا َعا ِم ِر ْب ِن ُأ َم َّي َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )149‬وب َِس ِي ِد َنا َعا ِم ِر ْب ِن ا ْلب َكي ِر ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ُ ْ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِيع َة ا ْل ُم َهاج ِر ِّي‬
‫‪َ )150‬وب َِس ِّيد َنا َعام ِر ْب ِن َرب َ‬
‫‪َ )151‬وب َِس ِّي ِد َنا َعا ِم ِر ْب ِن َس َل َم َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )152‬وب َِس ِّي ِد َنا َعا ِم ِر ْب ِن ا ْل ُع َك ْي ِر ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )153‬وب َِس ِي ِد َنا َعا ِم ِر ْب ِن ُف َهير َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫َْ‬
‫‪َ )154‬وب َِس ِّي ِد َنا َعا ِم ِر ْب ِن ُم َخ َّل ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )155‬وب َِس ِّي ِد َنا َع ْب ِد َر ّب ِه ْب ِن َح ٍّق ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )156‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن َث ْع َل َب َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )157‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن ُج َب ْيرٍ الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )158‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫ش ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫هلل ْب ِن َج ْح ٍ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫‪َ )159‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن ا ْل َج ِّد ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪334‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )160‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن ُح َم ِّيرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ي‬
‫ِيع ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ب‬
‫ر‬
‫ن‬
‫ب‬
‫هلل‬
‫ا‬
‫د‬
‫ب‬
‫ع‬
‫ا‬
‫ن‬
‫د‬
‫ْ ِ َ ٍ‬
‫‪َ )161‬وب َِس ِّ َ َ ْ‬
‫ّ‬
‫‪َ )162‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫اح َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫هلل ْب ِن َر َو َ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )163‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن َز ْي ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫‪َ )164‬وب َِس ِّيد َنا َع ْبد اهلل ْب ِن ُس َرا َق َة ا ْل ُم َهاج ِر ِّي‬
‫‪َ )165‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن َس َل َم َة الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )166‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن َس ْه ٍل الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫‪َ )167‬وب َِس ِّيد َنا َع ْبد اهلل ْب ِن ُس َه ْي ٍل ا ْل ُم َهاج ِر ِّي‬
‫‪َ )168‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن َطارِ ٍق الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )169‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن َعا ِمرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫هلل ْب ِن َعب ِد ا ِ‬
‫‪َ )170‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن ُأ َب ٍي ا ْل َخ ْز َر ِج ِي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫ْ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )171‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن َعب ِد َم َن ٍ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اف ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ْ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫‪َ )172‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫س ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫هلل ْب ِن َع ْب ٍ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫َرضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )173‬وب َِس ِّيد َنا َع ْبد اهلل ْب ِن ُع ْر ُف َط َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫‪َ )174‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫هلل ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫‪َ )175‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫هلل ْب ِن ُع َم ْيرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ٍ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫س ْب ِن َخالد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫‪َ )176‬وب َِس ِّيد َنا َع ْبد اهلل ْب ِن َق ْي ِ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫‪335‬‬
‫‪َ )177‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫س ْب ِن َص ْخرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫هلل ْب ِن َق ْي ِ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ٍ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫ي‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‬
‫ي‬
‫ج‬
‫ر‬
‫ز‬
‫خ‬
‫ل‬
‫ا‬
‫د‬
‫ي‬
‫ز‬
‫ن‬
‫ب‬
‫ب‬
‫ع‬
‫ك‬
‫ن‬
‫ب‬
‫هلل‬
‫ا‬
‫د‬
‫ب‬
‫ع‬
‫ا‬
‫ن‬
‫د‬
‫‪َ )178‬وب َِس ِّ َ َ ْ‬
‫َ‬
‫ْ ِ َ ْ ِ ْ ِ َ ْ ْ َ ْ َ ِّ‬
‫‪َ )179‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫هلل ْب ِن َك ْع ِب ْب ِن َع ْمرٍو ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫‪َ )180‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن َم ْخر َم َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫َ‬
‫ٍ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ُ‬
‫َرضي اهلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )181‬وب َِس ِّيد َنا َع ْبد اهلل ْب ِن َم ْس ُعود ا ْل ُم َهاج ِر ِّي‬
‫َ‬
‫‪َ )182‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن َم ْظ ُع ٍ‬
‫ون ا ْل ُم َه ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫‪َ )183‬وبِس ِي ِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن ال ُّن ْع َم ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫ان ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫َ‬
‫لأْ‬
‫ِ‬
‫ُ‬
‫َرضي اهلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )184‬وب َِس ِّيد َنا َع َّباد ْب ِن ب ِْشرٍ ا ْوس ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫س ْب ِن َعا ِمرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )185‬وب َِس ِّي ِد َنا َع َّبا ِد ْب ِن َق ْي ِ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫س ْب ِن َع ْي َش َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )186‬وب َِس ِّي ِد َنا َع َّبا ِد ْب ِن َق ْي ِ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اش ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )187‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َب َاد َة ْب ِن ا ْل َخ ْش َخ ِ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫الصا ِم ِت ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )188‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َب َاد َة ْب ِن َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫س ْب ِن َعا ِمرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )189‬وب َِس ِّي ِد َنا َع ْب ِ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )190‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َب ْي ِد ْب ِن َأبِي ُع َب ْي ٍد الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫س الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )191‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َب ْي ِد ْب ِن َأ ْو ٍ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫الت ِي َه ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫ان الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )192‬وب َِس ِّيد َنا ُع َب ْيد ْب ِن َّ ّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )193‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َب ْي ِد ْب ِن َز ْي ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫‪336‬‬
‫الشهِ ِ‬
‫يد ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّ‬
‫ي‬
‫‪َ )194‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َب ْي َد َة ْب ِن ا ْل َحارِ ِث َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )196‬وبِس ِي ِد َنا ُع ْتب َة ْب ِن َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ْ‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ان ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )197‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع ْت َب َة ْب ِن َغ ْز َو َ‬
‫ان ْب ِن َم ْظ ُع ٍ‬
‫ون ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )198‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع ْث َم َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫ِيع َة َح ِل ِ‬
‫س‬
‫يف الأْ َ ْو ِ‬
‫‪َ )195‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع ْت َب َة ْب ِن َرب َ‬
‫الز ْغ َبا ِء ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )199‬وب َِس ِّي ِد َنا َع ِد ِّي ْب ِن َأبِي َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )200‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َص ْي َم َة الأْ َ َس ِد ِّي الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )201‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َص ْي َم َة الأْ َ ْش َج ِع ِي الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )202‬وب َِس ِّي ِد َنا َع ِط َّي َة ْب ِن ُن َو ْي َر َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )203‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع ْق َب َة ْب ِن َعا ِمرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫ان ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )204‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع ْق َب َة ْب ِن ُع ْث َم َ‬
‫ّ‬
‫ِيع َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )205‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع ْق َب َة ْب ِن َو ْه ِب ْب ِن َرب َ‬
‫‪َ )206‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع ْق َب َة ْب ِن َو ْه ِب ْب ِن َك َل َد َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫اش َة ْب ِن ِم ْح َص ٍن ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )207‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َّك َ‬
‫ِ‬
‫ار َة ْب ِن َح ْز ٍم ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )208‬وب َِس ِّيد َنا ُع َم َ‬
‫ّ‬
‫‪َ )209‬وب َِس ِي ِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن َأبِي َسر ٍح ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫ْ‬
‫اس ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )210‬وب َِس ِّي ِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن إ َِي ٍ‬
‫ّ‬
‫‪337‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )211‬وب َِس ِّي ِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن َث ْع َل َب َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )212‬وب َِس ِي ِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫‪َ )213‬وب َِس ِي ِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن ُسرا َق َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫َ‬
‫‪َ )214‬وب َِس ِّي ِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن َط ْلقٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )215‬وب َِس ِّي ِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن ُم َعا ٍذ الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )216‬وب َِس ِّي ِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن َم ْع َب ٍد الأْ َ ْز َع ِر الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )217‬وبِس ِي ِد َنا َعمارِ ْب ِن َي ِ‬
‫اسرٍ ا ْل َع ْن ِس ِي ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫َّ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫الشهِ ِ‬
‫يد ا ْل ُم َه ِ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اج ِر ِّ‬
‫‪َ )218‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َم ْي ِر ْب ِن َأبِي َو َّق ٍ‬
‫اص َّ‬
‫َ‬
‫‪َ )219‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َم ْي ِر ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫الشهِ ِ‬
‫يد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )220‬وب َِس ِّي ِد َنا ُع َم ْي ِر ْب ِن ا ْل ُح َم ِ‬
‫ام َّ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )221‬وب َِس ِي ِد َنا ُع َمي ِر ْب ِن َع ْو ٍف َم ْو َلى ُس َهي ٍل ا ْل ُم َه ِ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اج ِر ِّ‬
‫ْ‬
‫ْ‬
‫ّ‬
‫َ‬
‫ي‬
‫‪َ )222‬وب َِس ِّي ِد َنا َع ْن َت َر َة َم ْو َلى ُس َل ْي ِم ْب ِن َع ْمرٍو ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )223‬وب َِس ِّي ِد َنا َع ْو ِف ْب ِن ا ْل َحارِ ِث الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )224‬وبِس ِي ِد َنا ُعو ْي ِم ْب ِن س ِ‬
‫اع َد َة الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫َ‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫اض ْب ِن ُز َهيرٍ ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )225‬وب َِس ِّي ِد َنا ِع َي ِ‬
‫ْ‬
‫‪َ )226‬وبِس ِي ِد َنا ا ْل َف ِ‬
‫اك ِه ْب ِن ب ِْشرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫‪َ )227‬وب َِس ِّيد َنا َف ْر َو َة ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪338‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )228‬وبِس ِي ِد َنا َق َتاد َة ْب ِن ال ُّن ْع َم ِ‬
‫ان الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )229‬وبِس ِي ِد َنا ُق َد َام َة ْب ِن َم ْظ ُع ٍ‬
‫ون ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫َّ‬
‫‪َ )230‬وب َِس ِّي ِد َنا ُق ْط َب َة ْب ِن َعا ِمرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫س ْب ِن َأبِي َص ْع َص َع َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )231‬وب َِس ِّي ِد َنا َق ْي ِ‬
‫ّ‬
‫س ْب ِن ِم ْح َص ٍن ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )232‬وب َِس ِّي ِد َنا َق ْي ِ‬
‫ّ‬
‫س ْب ِن ُم َخ َّل ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )233‬وب َِس ِّي ِد َنا َق ْي ِ‬
‫ّ‬
‫‪َ )234‬وب َِس ِّي ِد َنا َك ْع ِب ْب ِن َج َّمازٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )235‬وب َِس ِّي ِد َنا َك ْع ِب ْب ِن َز ْي ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )236‬وب َِس ِي ِد َنا َما ِل ِك ْب ِن َأبِي َخ ْو ِل ٍي ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )237‬وب َِس ِّي ِد َنا َما ِل ِك ْب ِن ُد ْخ ُش ٍم ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )238‬وب َِس ِي ِد َنا َما ِل ِك ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫‪َ )239‬وب َِس ِّي ِد َنا َما ِل ِك ْب ِن ُق َد َام َة الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )240‬وب َِس ِّي ِد َنا َما ِل ِك ْب ِن َم ْس ُعو ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )241‬وب َِس ِّي ِد َنا َما ِل ِك ْب ِن ُن َم ْي َل َة الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫ّ‬
‫الشهِ ِ‬
‫ي‬
‫يد الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫‪َ )242‬وب َِس ِّي ِد َنا ُم َب ِّش ِر ْب ِن َع ْب ِد ا ْل ُم ْن ِذرِ َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )243‬وب َِس ِّي ِد َنا ا ْل ُم َج َّذرِ ْب ِن ِذ َيا ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )244‬وب َِس ِّي ِد َنا ُم ْح ِرزِ ْب ِن َعا ِمرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪339‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )245‬وب َِس ِي ِد َنا ُم ْح ِرزِ ْب ِن َن ْض َل َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫‪َ )246‬وب َِس ِّي ِد َنا ُم َح َّم ِد ْب ِن َم ْس َل َم َة الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )247‬وب َِس ِي ِد َنا ُم ْد ِل ِج ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫‪َ )248‬وب َِس ِي ِد َنا َمر َث ِد ْب ِن َأبِي َمر َث ٍد ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫ْ‬
‫ْ‬
‫‪َ )249‬وب َِس ِي ِد َنا ِم ْس َط ٍح َع ْو ِف ْب ِن ُأ َثا َث َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫س ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫‪َ )250‬وب َِس ِّي ِد َنا َم ْس ُعو ِد ْب ِن َأ ْو ٍ‬
‫ّ‬
‫‪َ )251‬وب َِس ِّي ِد َنا َم ْس ُعو ِد ْب ِن َخ ْل َد َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫ِيع َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )252‬وب َِس ِّي ِد َنا َم ْس ُعو ِد ْب ِن َرب َ‬
‫‪َ )253‬وب َِس ِّي ِد َنا َم ْس ُعو ِد ْب ِن َس ْع ٍد الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )254‬وب َِس ِّي ِد َنا َم ْس ُعو ِد ْب ِن َس ْع ٍد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )255‬وب َِس ِي ِد َنا ُم ْص َع ِب ْب ِن ُع َميرٍ ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ْ‬
‫ّ‬
‫‪َ )256‬وب َِس ِّي ِد َنا ُم َعا ِذ ْب ِن َج َب ٍل ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )257‬وب َِس ِّي ِد َنا ُم َعا ِذ ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )258‬وب َِس ِّي ِد َنا ُم َعا ِذ ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )259‬وبِس ِي ِد َنا ُم َعا ِذ ْب ِن َم ِ‬
‫ص ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫اع ٍ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫س ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )260‬وب َِس ِّي ِد َنا َم ْع َب ِد ْب ِن َق ْي ٍ‬
‫ّ‬
‫ـب ْب ِن ُع َب ْي ٍد الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )261‬وب َِس ِّي ِد َنا ُم َع ِّت ِ‬
‫ّ‬
‫‪340‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )262‬وب َِس ِي ِد َنا ُم َع ِّت ِب ْب ِن َع ْو ٍف ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫‪َ )263‬وب َِس ِّي ِد َنا ُم َع ِّت ِب ْب ِن ُق َش ْيرٍ الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )264‬وب َِس ِّي ِد َنا َم ْع ِق ِل ْب ِن ا ْل ُم ْن ِذرِ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )265‬وب َِس ِي ِد َنا َم ْع َم ِر ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫‪َ )266‬وب َِس ِّي ِد َنا َم ْع ِن ْب ِن َع ِد ٍّي الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫ّ‬
‫الشهِ ِ‬
‫يد ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )267‬وب َِس ِّي ِد َنا ُم َع ِّو ِذ ْب ِن ا ْل َحارِ ِث َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )268‬وب َِس ِّي ِد َنا ُم َع ِّو ِذ ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪َ )269‬وب َِس ِي ِد َنا ِم ْق َدا ِد ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )270‬وب َِس ِّي ِد َنا ا ْل ُم ْن ِذرِ ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )271‬وب َِس ِّي ِد َنا ا ْل ُم ْن ِذرِ ْب ِن ُق َد َام َة الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫َرضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )272‬وب َِس ِّي ِد َنا ا ْل ُم ْن ِذرِ ْب ِن ُم َح َّم ٍد الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫الشهِ ِ‬
‫يد ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫‪َ )273‬وب َِس ِّي ِد َنا ِم ْه َج ٍع َم ْو َلى ُع َم َر ْب ِن ا ْل َخ َّط ِ‬
‫اب َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )274‬وب َِس ِّي ِد َنا َن ْص ِر ْب ِن ا ْل َحارِ ِث الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫ّ‬
‫ان ْب ِن ِس َن ٍ‬
‫‪َ )275‬وبِس ِي ِد َنا ال ُّن ْع َم ِ‬
‫ان ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )276‬وبِس ِي ِد َنا ال ُّن ْع َم ِ‬
‫ان ْب ِن َع ْب ِد َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫َ‬
‫لأْ‬
‫‪َ )277‬وب َِس ِّيد َنا ال ُّن ْع َمان ْب ِن َع َصرٍ ا ْوس ِ‬
‫ي‬
‫ّ‬
‫‪341‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )278‬وبِس ِي ِد َنا ال ُّن ْع َم ِ‬
‫ان ْب ِن َما ِل ٍك ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )279‬وبِس ِي ِد َنا َنو َف ِل ْب ِن َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫ْ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )280‬وب َِس ِّي ِد َنا َها ِن ٍئ َأبِي ُب ْر َد َة ْب ِن ِن َيارٍ الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫ّ‬
‫‪َ )281‬وبِس ِي ِد َنا َوا ِق ِد ْب ِن َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫‪َ )282‬وب َِس ِّي ِد َنا َو ِد َيع َة ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫اس ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )283‬وب َِس ِّي ِد َنا َو َر َق َة ْب ِن إ َِي ٍ‬
‫ّ‬
‫‪َ )284‬وب َِس ِي ِد َنا َو ْه ِب ْب ِن َس ْع ٍد ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫الشهِ يد ا ْل َخ ْز َرج ِ‬
‫ي‬
‫يد ْب ِن ا ْل َحارِ ث َّ‬
‫‪َ )285‬وب َِس ِّيد َنا َي ِز َ‬
‫ّ‬
‫ش ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي‬
‫يد ْب ِن ُر َق ْي ٍ‬
‫‪َ )286‬وب َِس ِّي ِد َنا َي ِز َ‬
‫يد ْب ِن ا ْل ُم ْن ِذرِ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )287‬وب َِس ِّي ِد َنا َي ِز َ‬
‫ّ‬
‫ِيع َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )288‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي ُأ َس ْي ٍد َما ِل ِك ْب ِن َرب َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )289‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي الأْ َ ْع َورِ ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ا ْل َخ ْز َر ِج ِي‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‬
‫ي‬
‫وب َخا ِل ِد بن زي ٍد الخزر ِج‬
‫‪َ )290‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي َأ ُّي َ‬
‫َ‬
‫ْ ِ َ ْ ْ َ ْ َ ِّ‬
‫‪َ )291‬وب َِس ِي ِد َنا َأبِي ُح َذ ْي َف َة ْب ِن ُع ْتب َة ا ْل ُم َه ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اج ِر ِّي‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َ‬
‫اع َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )292‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي ا ْل َح ْم َرا ِء َم ْو َلى ا ْل َحارِ ِث ْب ِن رِ َف َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )293‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي ُح َم ْي َض َة َم ْع َب ِد ْب ِن َع َّبا ٍد الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫ّ‬
‫‪342‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )294‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي َح َّن َة َما ِل ِك ْب ِن َع ْمرٍ و الأْ َ ْو ِس ِي‬
‫ّ‬
‫ي‬
‫س ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ارِج َة َع ْم ِرو ْب ِن َق ْي ٍ‬
‫‪َ )295‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي َخ َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )296‬وبِس ِي ِد َنا َأبِي َخا ِل ٍد ا ْل َح ِ‬
‫ي‬
‫س ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ارِث ْب ِن َق ْي ٍ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫س ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )297‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي ُخ َز ْي َم َة ْب ِن َأ ْو ٍ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫ود ُع َم ْي ِر ْب ِن َعا ِمرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )298‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي َد ُاو َ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )299‬وبِس ِي ِد َنا َأبِي ُد َجا َن َة ِسم ِ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اك ْب ِن َخ َر َش َة ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫الس َك ِن ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )300‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي َز ْي ٍد َق ْي ِ‬
‫َ‬
‫س ْب ِن َّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )301‬وب َِس ِي ِد َنا َأبِي َسبر َة ْب ِن َأبِي ُر ْه ٍم ا ْل ُم َه ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اج ِر ِّي‬
‫ّ‬
‫َْ‬
‫َ‬
‫‪َ )302‬وب َِس ِي ِد َنا َأبِي َس َل َم َة ْب ِن َعب ِد الأْ َ َس ِد ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫ْ‬
‫ّ‬
‫َ‬
‫‪َ )303‬وبِس ِي ِد َنا َأبِي س ِل ٍ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫يط ُأ َس ْي َر َة ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫َ‬
‫َرضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )304‬وب َِس ِّيد َنا أبِي س َنان ْب ِن َص ْيف ٍي ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ّ‬
‫‪َ )305‬وبِس ِي ِد َنا َأبِي ِس َن ٍ‬
‫ان َو ْه ِب ْب ِن ِم ْح َص ِن ا ْل ُم َه ِ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اج ِر ِّ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫‪َ )306‬وبِس ِي ِد َنا َأبِي َشي ِخ ْب ِن ُأ َب ِي ْب ِن َثاب ٍ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫ِت ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫ٍ‬
‫ِ‬
‫َ‬
‫لأْ‬
‫ِ‬
‫َ‬
‫ي َرضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫اح ال ُّن ْع َمان ْب ِن َثابِت ا ْوس ِ‬
‫‪َ )307‬وب َِس ِّيد َنا أبِي َض َّي ٍ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )308‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي َط ْل َح َة َز ْي ِد ْب ِن َس ْه ٍل الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫ي‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ِ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‬
‫ج‬
‫ر‬
‫‪َ )309‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي عبادة سع ِد بن عثمان الخز‬
‫َ‬
‫ُ َ َ َ َ ْ ْ ِ ُ ْ َ َ ْ َ ْ َ ِّ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫س َع ْب ِد الر ْح ٰم ِن ْب ِن َج ْبرٍ الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫‪َ )310‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي َع ْب ٍ‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫‪343‬‬
‫ِ‬
‫يل َعب ِد الر ْحم ِن ْب ِن َعب ِد ا ِ‬
‫ِ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫هلل الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫‪َ )311‬وب َِس ِّيد َنا َأبِي َعق ٍ ْ َّ ٰ‬
‫ْ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫���ول ا ِ‬
‫‪َ )312‬وبِس��� ِي ِد َنا َأبِ���ي َكب َش��� َة َم ْو َل���ى َر ُس ِ‬
‫���ل ا ُ‬
‫هلل َع َل ْي ِه َو َس��� َّل َم‬
‫هلل َص َّ‬
‫ْ‬
‫َ ّ‬
‫ِ‬
‫ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي َرضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫ير ْب ِن َعب ِد ا ْل ُم ْن ِذرِ الأْ َ ْو ِس ِي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )313‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي ُل َب َاب َة َب ِش ِ‬
‫ْ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫الطا ِئ ِي ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )314‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي مخ ِشي سوي ٍد‬
‫َ‬
‫َ ْ ٍّ ُ َ ْ َّ ّ‬
‫‪َ )315‬وب َِس ِي ِد َنا َأبِي َمر َث ٍد َك َّنازِ ْب ِن ُح َصي ٍن ا ْل ُم َه ِ‬
‫اج ِر ِّي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫ْ‬
‫ّ‬
‫ْ‬
‫َ‬
‫ٍ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫َ‬
‫لأْ‬
‫َ‬
‫لأْ‬
‫ِ‬
‫َ‬
‫ي َرضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )316‬وب َِس ِّيد َنا أبِي ُم َل ْي ِل ْب ِن ا ْز َع ِر ْب ِن َز ْيد ا ْوس ِ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫يد ْب ِن َعا ِمرٍ ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫ي‬
‫‪َ )317‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي ا ْل ُم ْن ِذرِ َي ِز َ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ِ ِ‬
‫الت ِي َه ِ‬
‫ِ َ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫ان الأْ َ ْو ِس ِ‬
‫‪َ )318‬وب َِس ِّيد َنا أبِي ا ْل َه ْي َث ِم َمالك ْب ِن َّ ّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫ي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫‪َ )319‬وب َِس ِّي ِد َنا َأبِي ا ْل َي َس ِر َك ْع ِب ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل َخ ْز َر ِج ِ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫‪344‬‬
‫ُش َه َدا ُء أُ ُح ٍد‬
‫ان ا ِ‬
‫هلل َع َل ْيهِ ْم‬
‫رِ ْض َو ُ‬
‫‪َ )١‬وب َِسي ِِد َنا َح ْم َز َة ْب ِن َعب ِد ا ْل ُم َّط ِل ِب ا ْل ُم َه ِ‬
‫ي‬
‫اج ِر ِّ‬
‫ْ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٣‬وبِسي ِِد َنا َأب۪ي َح َّن َة ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٢‬وبِسي ِِد َنا َأب۪ي َأ ْي َم َن َم ْو ٰلى َع ْمرٍ و ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫ان ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٤‬وب َِس ّي ِِد َنا َأب۪ي ُس ْف َي َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫س ْب ِن َن ْضرٍ ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٦‬وب َِس ّي ِِد َنا َأ َن ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٥‬وبِسي ِِد َنا َأب۪ي ُهبير َة ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫َْ َ‬
‫س ْب ِن َق َت َاد َة ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٧‬وب َِس ّي ِِد َنا ُأ َن ْي ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫أل ْر َق ِم ْا َ‬
‫س ْب ِن ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٨‬وب َِس ّي ِِد َنا َأ ْو ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫س ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫اس ْب ِن َأ ْو ٍ‬
‫‪َ )١٠‬وب َِس ّي ِِد َنا إ َِي ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫س ْب ِن َثاب ٍ‬
‫ِت ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٩‬وب َِس ّي ِِد َنا َأ ْو ِ‬
‫اس ْب ِن َع ِد ٍّي ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )١١‬وب َِس ّي ِِد َنا إ َِي ِ‬
‫‪َ )١٢‬وبِسي ِِد َنا َثاب ِ‬
‫ِت ْب ِن َع ْمرٍ و ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫‪345‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )١٣‬وبِسي ِِد َنا َثاب ِ‬
‫ش ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫ِت ْب ِن َو ْق ٍ‬
‫َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )١٥‬وبِسي ِِد َنا َث ْق ِ‬
‫ف ْب ِن َفر َو َة ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫ْ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )١٤‬وبِسي ِِد َنا َث ْع َلب َة ْب ِن َس ْع ٍد ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫س ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )١٦‬وب َِس ّي ِِد َنا ا ْل َحارِ ِث ْب ِن َأ َن ٍ‬
‫س ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )١٧‬وب َِس ّي ِِد َنا ا ْل َحارِ ِث ْب ِن َأ ْو ٍ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )١٨‬وبِسي ِِد َنا ا ْل َحارِ ِث ْب ِن َع ِد ٍّي ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫يد ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٢٠‬وب َِس ّي ِِد َنا َحب ِ‬
‫۪يب ْب ِن َي ۪ز َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫اب ْب ِن َقي ِظ ٍي ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )١٩‬وب َِس ّي ِِد َنا ا ْل ُح َب ِ‬
‫ْ ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٢١‬وبِسي ِِد َنا ُحسي ِل ْب ِن َجابِرٍ ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َْ‬
‫َّ‬
‫الملٰۤ ِئكَ ِة) ْا َ‬
‫ارِي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫أل ْن َص ِّ‬
‫(غ ۪س ِ‬
‫‪َ )٢٢‬وب َِس ّيـ ِ ِد َنا َح ْن َظ َل َة ْب ِن َأب۪ي َعا ِمرٍ َ‬
‫يل َ‬
‫َ‬
‫‪َ )٢٣‬وبِسي ِِد َنا َخارِ َج َة ْب ِن َز ْي ٍد ْا َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫ي‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫وح ْا َ‬
‫ارِي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫أل ْن َص ِّ‬
‫‪َ )٢٤‬وب َِس ّي ِِد َنا َخالَّ ِد ْب ِن َع ْم ِرو ْب ِن ا ْل َج ُم ِ‬
‫َ‬
‫‪َ )٢٥‬وبِسي ِِد َنا َخي َث َم َة ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫س ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫ان ْب ِن َع ْب ِد َق ْي ٍ‬
‫‪َ )٢٦‬وب َِس ّي ِِد َنا َذ ْك َو َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫ش ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫اع َة ْب ِن َو ْق ٍ‬
‫‪َ )٢٨‬وب َِس ّي ِِد َنا رِ َف َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫اع َة ْب ِن َع ْمرٍ و ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٢٧‬وب َِس ّي ِِد َنا رِ َف َ‬
‫‪346‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٢٩‬وبِسي ِِد َنا سبي ِع ْب ِن َح ِ‬
‫اط ٍب ْا َ‬
‫أل ْن َصارِ ِّي‬
‫ُ َْ‬
‫َّ‬
‫۪يع ْا َ‬
‫ي‬
‫‪ )٣٠‬وبِسي ِِدنا سع ِد بن‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫الرب ِ‬
‫َ َ ّ َ َ ْ ْ ِ َّ‬
‫‪َ )٣١‬وبِسي ِِد َنا س ۪ع ِ‬
‫يد ْب ِن ُس َو ْي ٍد ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫‪َ )٣٢‬وبِسي ِِد َنا َس َلم َة ْب ِن َثاب ٍ‬
‫ِت ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٣٣‬وبِسي ِِد َنا ُس َلي ِم ْب ِن ا ْل َحارِ ِث ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫س ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٣٥‬وب َِس ّي ِِد َنا َس ْه ِل ْب ِن َق ْي ٍ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٣٤‬وبِسي ِِد َنا ُس َلي ِم ْب ِن َع ْمرٍ و ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫ان ا ْل ُم َه ِ‬
‫ي‬
‫اج ِر ِّ‬
‫‪َ )٣٦‬وب َِس ّي ِِد َنا َش َّم ِ‬
‫اس ْب ِن ُع ْث َم َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٣٨‬وبِسي ِِد َنا َض ْمر َة ْب ِن َع ْمرٍ و ا ْل ُج َه ِن ِي ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫اش ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٤٠‬وب َِس ّي ِِد َنا ُع َب َاد َة ْب ِن ا ْل َخ ْش َخ ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫اس ْب ِن ُعب َاد َة ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٤٢‬وب َِس ّي ِِد َنا َع َّب ِ‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٣٧‬وبِسي ِِد َنا َصي ِف ِي ْب ِن َقي ِظ ٍي ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫ْ ّ‬
‫ْ ّ‬
‫‪َ )٣٩‬وبِسي ِِد َنا َعا ِم ِر ْب ِن ُم َخ َّل ٍد ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫‪َ )٤١‬وبِسي ِِد َنا َعبا ِد ْب ِن َس ْه ٍل ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫َّ‬
‫‪َ )٤٣‬وبِسي ِِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن ُجبيرٍ ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َْ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫‪َ )٤٤‬وبِسي ِِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫ش ا ْل ُم َه ِ‬
‫ي‬
‫اج ِر ِّ‬
‫هلل ْب ِن َج ْح ٍ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫‪347‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٤٥‬وبِسي ِِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن َس ِل َم َة ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٤٦‬وبِسي ِِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن َع ْم ِرو ْب ِن َحر ٍام ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫ِ‬
‫ِ‬
‫التي َِـه ِ‬
‫ان ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٤٨‬وب َِس ّيِد َنا ُع َب ْيد ْب ِن َّ ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٤٧‬وبِسي ِِد َنا َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْب ِن َع ْم ِرو ْب ِن َو ْه ٍب ْا َ‬
‫أل ْن َصارِ ّي َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫‪َ )٤٩‬وبِسي ِِد َنا ُعبي ِد ْب ِن ا ْل ُم َع َّلى ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َْ‬
‫َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫ِ‬
‫ار َة ْب ِن زِ َيا ٍد ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٥١‬وب َِس ّيِد َنا ُع َم َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫۪يع ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٥٠‬وب َِس ّي ِِد َنا ُع ْت َب َة ْب ِن َرب ٍ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫اس ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٥٢‬وب َِس ّي ِِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن إ َِي ٍ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫وح ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٥٤‬وب َِس ّي ِِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن ا ْل َج ُم ِ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٥٦‬وبِسي ِِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن ُم َط ِر ٍف ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٥٨‬وبِسي ِِد َنا َع ْن َتر َة َم ْو ٰلى ُس َلي ٍم ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٥٣‬وبِسي ِِد َنا َعم ِرو ْب ِن َثاب ٍ‬
‫ِت ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫س ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٥٥‬وب َِس ّي ِِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن َق ْي ٍ‬
‫‪َ )٥٧‬وبِسي ِِد َنا َع ْم ِرو ْب ِن ُم َعا ٍذ ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫س ْب ِن َع ْمرٍ و ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٥٩‬وب َِس ّي ِِد َنا َق ْي ِ‬
‫س ْب ِن ُم َخ َّل ٍد ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٦٠‬وب َِس ّي ِِد َنا َق ْي ِ‬
‫‪348‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫۪ين ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٦١‬وب َِس ّي ِِد َنا َك ْي َس َ‬
‫ان َم ْو َلى ا ْل َمازِ ِن ّي َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٦٣‬وبِسي ِِد َنا َما ِل ِك ْب ِن ِس َن ٍ‬
‫ان ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫اس ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٦٢‬وب َِس ّي ِِد َنا َما ِل ِك ْب ِن إ َِي ٍ‬
‫‪َ )٦٤‬وبِسي ِِد َنا َما ِل ِك ْب ِن ُن َمي َل َة ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫ْ‬
‫َّ‬
‫‪َ )٦٥‬وبِسي ِِد َنا ا ْل ُم َج َّذرِ ْب ِن ِذ َيا ٍد ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫َّ‬
‫ِ‬
‫‪َ )٦٦‬وب َِسيِد َنا ُم ْص َع ِب ْب ِن ُع َميرٍ ا ْل ُم َه ِ‬
‫ي‬
‫اج ِر ِّ‬
‫ْ‬
‫ّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫ان ْب ِن َعب ِد َع ْمرٍ و ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٦٧‬وب َِس ّي ِِد َنا ال ُّن ْع َم َ‬
‫ْ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫‪َ )٦٩‬وبِسي ِِد َنا َنو َف ِل ْب ِن َث ْع َلب َة ْب ِن َعب ِد ا ِ‬
‫هلل ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫ْ‬
‫ْ‬
‫َ‬
‫َّ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫ان ْب ِن َما ِل ٍك ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٦٨‬وب َِس ّي ِِد َنا ال ُّن ْع َم َ‬
‫يد ْب ِن َح ِ‬
‫اط ٍب ْا َ‬
‫ي‬
‫أل ْن َصارِ ِّ‬
‫‪َ )٧٠‬وب َِس ّي ِِد َنا َي ۪ز َ‬
‫‪349‬‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
‫َر ِضي ا ُ‬
‫هلل َع ْن ُه‬
‫َ‬
ِ ‫َأ ْن َت ْج َع َل ِن���ي ِف���ي ِحم���اكَ ا َّل‬
Rahmân, Rahîm ،‫���ذي لاَ يرام‬
ُ َُ
َ
Allah’ın adıyla.
ِ
َ ‫ َووِ َق َايت‬،‫َو ِج َوارِ كَ ا َّل ِذي لاَ ُي ْخ َف ُر َولاَ ُي َض ُام‬
Hamd
alemle- ‫ك‬
rin Rabbi Allah’a
‫الضا ِف���ي‬
َّ َ‫ َو َس ْ���ترِك‬، ُ‫���د َرك‬
ْ ‫ا ْل َكا ِف َي��� ِة ا َّل ِت���ي لاَ ُت‬
mahsustur. Efendimiz Hz. Mu- ،‫الشـا ِمـخ ا ْلمـ ِنـيـع‬
ِ َ ِ َّ ‫ َو ِح ْص ِن َك‬،‫ا َّل ِذي لاَ ُي ْه َت ُك‬
hammed ve Onun
َ ‫َو َو َدا ِئ ِع‬
bütün âl ve asha- ‫ي���ع؛ َو َأ ْن‬
ُ ‫���ك ا ْل َم ُصو َن��� ِة ا َّل ِت���ي لاَ َت ِض‬
bına salât ü selâm
ِ ‫َت ْض ِر َب َع َلي ُس���ـرا ِد َق‬
،‫ـاي ِت َك‬
olsun.
َ ‫ات ِح ْف ِظ َك َو ِع َن‬
َ
َّ
Allahım,
Sen- ‫ك؛ و َأن‬
ِ
ِ
ِ
ِ
‫ت‬
‫اي‬
‫رِع‬
‫و‬
‫ك‬
‫ت‬
‫ء‬
‫ك‬
‫و‬
‫���ك‬
‫ف‬
‫ن‬
ْ َ َ َ َ َ َ َ َ‫َو ُت َر ِّد َي ِني ب َِك َ َ َ لا‬
den
Muhacir,
ِ‫ َو َت ْح ُج َب ِني ب ُِنور‬،ِ‫ِـس َعـ ِّني َش���ر الأْ َ ْش َـرار‬
Resûlullah, Efenَ ‫َت ْحب‬
َّ
dimiz Hz. Muِ ِ
َّ ‫َع َظ َم ِت َك ِم َن‬
hammed (s.a.s.) ‫جارِ؛ َو َأ ْن َت ْعق َد َع ّني‬
َّ ‫الظ َل َم ِة َوا ْل ُف‬
hürmetine ve bu
ِ ٍ ِ
‫ َو َت ُر َّد َع ِّني ُك َّل َس ْه ٍم‬،ٍ‫���ر‬
ّ ‫ُك َّل ل َس���ان َناطقٍ ب َِش‬
zevât-ı
kirâmın
hürmetlerine, beni ‫���د‬
ِ ‫ر ٍام ب َِضرٍ؛ َو َأ ْن ُت ْع ِمي ُك َّل َب َصرٍ ِإ َلي بِا ْل َحس‬
َ
َ
ّ
َ
َّ
daimi himayende
‫ َو ُك َّل َق ْل ٍب ِلي بِا ْل َع َد َاو ِة َخا ِفقٍ ؛‬، ٍ‫َرا ِمق‬
tutmanı, bozulmayan ve zelil edilmeyen emanınla,
idrak edilemeyen kâfi koruman içine almanı, her şeyi kuşatmış,
parçalanamayan hıfzına, yüksek ve aşılamayan kalene, korunmuş,
zayi olmayan emanetlerin arasına katmanı Senden diliyorum.
İnayet ve hıfz çadırını üzerime kurmanı; koruman, gözetmen ve
setretmen ile beni bürümeni, kötülerin şerrini bana ulaştırmamanı,
nur-u azametinle beni zalimler ve facirlerden gizlemeni, şer konuşan bütün dilleri bana karşı bağlamanı, zarar niyetiyle atılan bütün
okları geri çevirmeni, bana hasetle bakan bütün gözleri, bana düşmanlıkla atan bütün kalbleri kör etmeni,..
350
‫اح َة‬
‫و َأن تقهر مـن يريد قهري قهرا يمنعه‬
َ ‫الر‬
َّ ُ ُ َ ْ َ ً ْ َ ِ ْ َ ُ ِ ُ ْ َ َ َ ْ َ ْ َ
ِ ‫ض َو َو‬
‫اس َع‬
ِ ‫ـيح الأْ َ ْر‬
َ ‫ َو ُي َض ِّي ُق َع َل ْي ِه َف ِس‬،‫َوا ْل َق َـر َار‬
‫���ر َج ُك َّل ُمو ٍذ ِلي َع ْن َدا ِئ َر ِة‬
ِ ‫الأْ َ ْق َط���ارِ؛ َو َأ ْن ُت ْخ‬
ِ ‫ا ْل ِح ْل ِم َوالل ُّْط‬
،‫ َو َت ُغ َّل َأ ْي ِد َي َأ ْع َدا ِئي‬،‫ف َوا ْل َم ْه ِل‬
‫َو َت ْرب َِط َع َلى ُق ُلوبِهِ ْم َولاَ ُت َب ِّل ْغ ُه ُم الأْ َ َم َل؛ َو َأ ْن‬
‫ون ِلي ِع َو ًضا‬
َ ‫ َو َت ُك‬،‫اغ َو َشا ِم ٍت‬
ٍ ‫َت ْك ِف َي ِني ُك َّل َب‬
ٍ ‫���ن ُك ِّل َها ِل‬
ٍ ‫���ك َو َفا ِئ‬
‫���ت؛ َو َأ ْن َت ْع ِص َم ِني ِم ْن‬
ْ ‫َع‬
‫ َو ُت َن ِّقي َق ْلبِي‬،‫ُش ُرورِ ا ْل ِف َت ِن َوالأْ َ ْن َكا ِد َوا ْل ِم َح ِن‬
َ
ِ
ِ ‫ِم َن ا ْل َحس‬
‫���د َوالأْ َ ْح َقا ِد َوالإْ ِ َح ِن؛ َو َأ ْن ُت ْذه َب‬
َ
ِ
‫ َو ُت َب ِّل َغ ِني ِفي‬،‫الس���و ِء َما َخ ْل ِفي َو َأ َما ِم���ي‬
ُّ ‫م َن‬
‫الد َار ْي ِن َأ ْق َصى َم َرا ِمي؛‬
َّ
...Benim kahrolmamı isteyenleri, rahat
ve istikrardan edecek
ve bütün buudlarıyla yerin genişliğini
onlara dar getirecek
şekilde kahretmeni,
bana eziyet eden herkesi hilim, lütuf ve mühlet dairesinden çıkarmanı, maksatlarına ulaştırmayacağın derecede düşmanlarımın
ellerini kelepçeleyip kalblerini bağlamanı, onları emellerine ulaştırmamanı; azgın ve kötülük kollayan herkese karşı bana yetmeni,
helâk olan ve elden giden şeylere karşı bana bedel olmanı, beni
her türlü fitne, hayırsızlık ve sıkıntıların şerrinden korumanı, kalbimi haset ve kinden korumanı, arkamı ve önümü kötülükten arındırmanı, her iki cihanda beni gaye-i hayalime ulaştırmanı,..
351
ِ ‫���ك ا ْل َخ ِفي��� ِة ِفي َقو‬
‫���ر‬
ِ ‫اس‬
َ ‫َو َأ ْن َت ُح َّف ِن���ي ِب َأ ْل َطا ِف‬
َ
َّ
ِ
ِ ‫���و‬
‫ و َت ْص َح َب ِن���ي‬،ِ‫���دار‬
َ ‫ازِل الأْ َ ْق‬
َ ‫الأْ َ ْق ِض َي���ة َو َن‬
ِ
ِ ِ ِ
ِ ِ
ِ ‫الت َقلُّب‬
،ِ‫ات َوالأْ َ ْط َوار‬
َ َّ ‫ب َِمع َّيت َك ا ْل َخف َّية في َسائ ِر‬
،‫ َو َظ ْع ِن���ي َو َأ ْس��� َفارِي‬،‫ِف���ي َل ْي ِل���ي َو َن َه���ارِي‬
ِ ِ
ِ
‫���رارِي ۝‬
َ ‫ َو َعلاَ ن َيتي َوإ ِْس‬،‫���رارِي‬
َ ‫َو َن ْوم���ي َو َق‬
‫َالل ُّٰه َّم َو َأ ْس��� َأ ُل َك بِهِ ���م َأن تج‬
َ‫ود َع َلي ب َِع ْف ِوك‬
َّ َ ُ َ ْ ْ
ٍ ‫الشا ِم ِل ِل ُك ِّل َج‬
ٍ ‫ان َو َع ُق‬
...Kazânın zorlama- ‫ َوب ِِركَ ا ْل ُم َـت َـنـاوِ ِل‬،‫وق‬
َّ
ّ
ları ve kaderin
ٍ ‫ـ���ق َع َلي َك ِل َم ْخ ُل‬
ِ
‫وق؛‬
belalarına
karşı
ْ َّ ‫ َولاَ َح‬،ٍ‫ـ���ر َو َفاجر‬
ٍّ ‫ُك َّل َب‬
beni gizli lütuflaِ ِ
ِ
،‫ َو َت ُم َّد َع ْي ِشي َم ًّدا‬، َ‫���واك‬
َ ‫َو َأ ْن ُت ْغن َيني َع َّم ْن س‬
rınla bürümeni,
gecemde ve gün- ‫وب ِعبا ِدكَ ا ْلمؤ ِم ِنين ودا؛‬
ِ ِ َ ِّ‫َو ُتمه‬
ًّ ُ َ ْ ُ
َ
َ ِ ‫���د لي في ُق ُل‬
düzümde, ikame،‫الد ْي َـن‬
َ ‫َو َأ ْن َت ْق ِض َي َع ِّني ا ْل ُح ُق‬
timde ve yolcuَّ ‫وق َو‬
ğumda, uykumda
ve uyanıklığımda,
açığımda ve gizlimde, bütün diğer hal ve tavırlarımda gizli maiyyetinle benimle beraber olmanı diliyorum.
Allahım, yine bu büyük zatlar hürmetine Senden, cânî ve serkeşe
şâmil affınla ve her iyiye ve kötüye ulaşan ihsanınla bana bol bol
ikramda bulunmanı, hiçbir mahlûkun Senden alacağı bir hakkı
yoksa da, beni Senden başkasından müstağnî kılmanı; ömrümü
uzatmanı, mü’min kullarının kalblerine sevgimi yerleştirmeni,
üzerimdeki hakları ve borçları ödemeni,..
352
‫���ن؛ َو َأ ْن‬
ٍ ‫َولاَ َت ِك َل ِن���ي ِإ َل���ى َن ْف ِس���ـــي َط ْر َف َة َع ْي‬
ِ
‫ َو َأ ْن‬،‫ َو ُت َط ِّي َب ِلــي َك ْس���بِي‬،‫���ر ِل���ي َذ ْنبِ���ي‬
َ ‫َت ْغف‬
‫ َو َت َت َق َّب َل َأ ْع َما ِلي َو َح َس َ���نا ِتي؛‬،‫ي���ل َعـ َث َـرا ِتي‬
َ ‫ُت ِق‬
‫ين‬
َ ‫ي���ع ا ْل ُم ْؤ ِم ِن‬
َ ‫َو َأ ْن ُت ْخ ِر َج ِن���ي َو ُذرِّ َّي ِت���ي َو َج ِم‬
ِ ‫���ن الظُّ ُلم‬
ِ ‫َوا ْلم ْؤ ِم َن‬
،ِ‫���ات ِإ َل���ى ال ُّن���ور‬
َ ‫���ات ِم‬
َ
ُ
ِ ‫���ول َبي ِني َو َبي َن ا ْل َم َع‬
‫اص���ي ِب َأ ْع َظ ِم ُج َّن ٍة‬
ْ
ْ َ ‫َو َت ُح‬
‫َو َأ ْح َص ِن ُســورٍ؛ َو َأ ْن َت ْج َع َل الإْ ِ ْســلاَ َم ُم ْن َت َهى‬
‫ َو ُت ْحي َِي ِني َح َيا ًة َط ِّي َب ًة ُم َعا ًفى ِفي ِدي ِني‬،‫اي‬
َ
َ ‫رِض‬
...Göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsimle baş başa bırakmamanı; günahımı
bağışlamanı, helâl
،ِ‫ازِج ُك ْل َي ِتي ِم َن الظُّ ْل ِم َوالأْ َ ْغ َـيـار‬
‫م‬
‫ي‬
‫ا‬
‫م‬
ُ َ ُ َ kazanç lütfetmeni,
sürçmelerimi affetmeni, amellerimi ve iyiliklerimi kabul etmeni; beni, zürriyetimi,
üstadımı ve kadın-erkek bütün mü’minleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmanı, benimle günahlar arasına en büyük kalkan ve en
sağlam bir sur ile girmeni ve İslâm’ı razı olacağım gaye-i hayalim
eylemeni, lütuf ve rahmetinden ümit kesmeden, af ve şefkatinden
ümit yitirmeden dinî ve dünyevî işlerimde afiyet içinde, tertemiz
bir hayat yaşatmanı, demime damarıma karışacak zulümden ve
Senden başka her şeyden beni uzaklaştırmanı,..
َ‫ َولا‬،‫ لاَ ٰأي ًِسا ِم ْـن َف ْض ِل َك َو َر ْح َم ِت َك‬،‫ـاي‬
َ ‫َو ُد ْن َـي‬
‫ُم َق َّن ًطا ِم ْـن َع ْف ِوكَ َو َر ْأ َف ِت َك؛ َو َأ ْن َت ْص ِر َف َع ِّني‬
353
ِ
‫ِالظ َف ِر َوالاْ ِ ْن ِت َصارِ؛ َو َأ ْن‬
َّ ‫ـير ب‬
َ ‫َو َت ْج ُب َر َق ْلب َِي ا ْل َكس‬
‫الد ْن َيا‬
ِ ‫َت ْر ُز َق ِني الإْ ِ َن َاب َة َو ُح ْس َن ا ْل َي ِق‬
ُّ ‫ َو ُت ِر َي ِني‬،‫ين‬
ِ ‫ي���ن؛ َو َأ ْن ُت‬
‫وص َل‬
َ ‫الصا ِل ِح‬
َّ َ‫َك َم���ا َأ َر ْي َت َها ِع َب َادك‬
ِ ‫���ل ا ْن ِق َط‬
‫ي���ل ب َِط ْو ِل َك‬
َ ‫ِب َف ْض ِل‬
َ ‫ َو ُت ِط‬،‫اعي‬
َ ‫���ك َح ْب‬
ِ ‫يـل َخو َد ِطب‬
ِ
ِ
‫اعي؛ َو َأ ْن ُتو ِق َظ‬
َ ْ َ ‫ َو ُت ِـز‬،‫ق َص َر َباعي‬
‫���ـل ِفي َخ ْش َـي ِت َك ِم ْن‬
َ ‫ َو ُت ْر ِس‬،‫ِم ِّني َف َوا ِت َر ا ْلهِ َم ِم‬
ِ
‫يل‬
َ ‫ِيح ِلي َج ِل‬
ِّ ‫���ــوا ِف َـح‬
َ ‫الد َي ِم؛ َو َأ ْن ُتب‬
َ ‫َع َب َراتي َس‬
،‫ َو ُت ْح ِس َن ِلي ا ْل َخ َوا ِت َم َوا ْل َع َوا ِق َب‬،‫ا ْل َم َطا ِل ِب‬
َ
‫ين ۝‬
َ ‫ين ۝ َوا ْل َح ْم ُد لهلِ ِ َر ِّب ا ْل َعا َل ِم‬
َ ‫ٰأ ِم‬
...Kırık kalbimi zafer
ve öç alma ile sarmanı, bana inâbe ve hüsn-ü yakîn lütfetmeni,
dünyayı bana sâlih kullarına gösterdiğin gibi göstermeni; kopmuş
ipimi lütfunla birleştirmeni, âcizliğimi kudretinle desteklemeni, tabiatımdaki serâzatlığı izale etmeni, gevşeyen himmetimi harekete
geçirmeni, Sana olan haşyetimden ötürü gözyaşlarımı sürekli yağan yağmurlar gibi salıvermeni, en büyük matlub ve maksûdlarımı
bana bağışlamanı, güzel âkıbetler ve sonuçlar lütfetmeni diliyorum. Âmîn. Hamd Âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.
354
Download

Dua Mecmuası