LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ!
2014
Zürafanın Öpücüğü ve Vicdani Akıl !
Prof. Dr. Hasan Şimşek
İstanbul Kültür Üniversitesi
(www.hasansimsek.net)
30 Mart 2014
21 Mart 2014 günlü gazetelerin ve internet haber sitelerinin çoğunda bir haber yer aldı.
“Zürafadan bakıcısına duygusal veda” başlıklı haberin pek çok insanın kalbinin ve
ruhunun derinliklerinde bir yerlerde bir titremeye neden olduğuna eminim. Haberin
başlığı, içeriği ve haberin aşağıdaki fotoğrafı yan yana geldiğinde içinde bulunduğumuz,
bir yönüyle acımasız ve vahşi dünyada hala ümitli olmamız gerektiği konusunda bizi
cesaretlendiren iç ısıtıcı bir durum söz konusu.
Kaynak: http://www.radikal.com.tr/hayat/zurafadan_bakicisina_duygusal_veda-1182542
Haberin içeriği şöyle:
“Rotterdam'daki Diergaarde Blijdorp hayvanat bahçesinde kanser hastası olan hayvanat
bahçesi çalışanına zürafanın vedası duygusal anlara sahne oldu… Rotterdam’daki
Diergaarde Blijdorp hayvanat bahçesinde kanser hastası olan hayvanat bahçesi
Page 1 of 4
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ!
2014
çalışanına zürafanın vedası duygusal anlara sahne oldu. Hayatının büyük kısmını
zürafanın yaşadığı yeri temizleyerek geçiren bakım işçisi Mario, hastalığı ölümcül hale
gelmiş bir kanser hastasıydı. Mario’nun Diergaarde Blijdorp hayvanat bahçesindeki
zürafanın yanına götürülmek istemesiyle, 54 yaşındaki adam yatağıyla birlikte zürafanın
yaşadığı yere götürüldü. Birkaç dakika içinde zürafa ona yaklaştı ve yaşlı adamın yüzüne
burnunu sürtüp öpmeye başladı. AWF isimli kuruluş tarafından hayvanat bahçesine
götürülen Mario güçlükle hareket ediyor ve zar zor konuşuyordu. Oradakilere göre
‘yüzündeki ifade binlerce kelimeye bedeldi’. AWF’nin kurucusu Kees
Veldboer, Hollanda gazetesi Algemeen Dagblad’a, “Hayvanlar onu tanıdılar ve bir
şeylerin yolunda olmadığını sezdiler. Çok özel bir andı. Yüzü adeta ışıldıyordu” dedi.
Zihinsel engelli olan Mario’ya, neredeyse 25 yıl çalıştığı hayvanat bahçesindeki iş
arkadaşlarına da veda etti.”
Haberde ismi geçen AWF isimli kuruluş yaşamının son anlarını yaşayan hastaların son
isteklerini yerine getirmek için kurulmuş kar amaçsız bir örgüt. Mario’nun son isteği de
25 yıl bakımlarını yaptığı ve barındıkları yerleri temizlediği zürafalarını son kez görmek
olmuş.
Bu haberde zürafanın iç parçalayan öpücüğünden daha önemlisi, bir insan evladının
yaşamı sona ererken son istek olarak bakımlarını yaptığı hayvanlarını görmeyi tercih
etmesi. Mario’nun zihinsel engelli olduğu da haberde yer alıyor. Bu “insani dokunuşu”
akıl edebilmek için acaba zihinsel engelli mi olmak gerekiyor?
Yüzyıllar boyunca haddi hesabı bilinmeyen eşitsizliklere, zulümlere, kıyımlara, yıkım ve
savaşlara sahne olmuş dünyamızda insana özgü “yıkıcılık” azalacağına her geçen gün
daha da çoğalmakta. Dünyanın her ırktan en parlak beyinlerine, örgütlü yıkım makineleri
olan dünyanın en gelişmiş laboratuvarlarında silahların öldürme kapasitesini artırmaları
için yüksek maaşlar ödeniyor. İnsanın bile esamesinin okunmadığı bu yıkım
imparatorluğunda Mario’nun yüzüne öpücük konduran zürafanın, diğer hayvanların,
bitkilerin, ağaçların hele hiç şansı yok.
Page 2 of 4
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ!
2014
İnsanoğlunun materyal refahını artıran, bizlere yüzlerce katlı süper konforlu gökdelenler
diken, süper hızlı ulaşım araçları sağlayan, yeni tanı ve tedavi yöntemleriyle insan
ömrünü uzatan ve yaşam kalitesini artıran “insan aklı” “vicdan” dediğimiz acıma,
merhamet, hak ve adalet terazisini baskılama konusunda da ne yazık ki epey başarılı
oldu. Materyal gelişmişlikte günümüz itibariyle insanoğlunun ulaşabileceği en yüksek
düzeyi sağlayan “akıl”lı insan, “vicdani gelişmişlikte” yüzyıllar öncesinin standartlarının
bile gerisine düştü. Üstelik bu durum modern toplumun üzerine bina edildiği, vicdana
gerek kalmadan pozitif/akılcı kurallarla insan davranışını denetlemesi beklenen “çağdaş
hukuk normlarına” rağmen gerçekleşti.
Bütün bunlar bana göre “rasyonel akıl” ile “vicdani akıl” arasındaki eşitsiz gelişimden
kaynaklanıyor. Dikkat edilirse, genellikle “vicdan” olarak bildiğimiz insan niteliğini bir tür
“akıl” olarak tanımlıyorum. Rasyonel akıl hesapçı, mantıklı, yalın akıldır. Hesapçı genç
kızımızın ya da genç oğlumuzun “mantık evliliğinden”ten kastı ne ise, rasyonel akıl da
dünyaya maliyet-fayda, girdi-çıktı, kar-zarar, verimlilik-verimsizlik,
matematiksel/istatistiki hesap olarak bakar. Bu nedenle yüzü ve tavrı soğuktur; insani
olmaktan çok makinemsidir, mekaniktir. “Vicdanı” da bir akıl türü olarak etiketlememin
özel bir anlamı var. Nasıl ki “rasyonel akıl” eğitilerek eğilip bükülebilen ve geliştirilebilen
sonsuz bir kaynak ise “vicdan” da aslında büyütülebilir ve geliştirilebilir bir kaynaktır.
Ancak, “rasyonel aklın” eğitiminde işimizi son derece iyi gören modern eğitim sistemleri
“vicdani aklın” eğitiminde aynı derecede etkili değil. Hatta “vicdani aklın” eğitimi modern
eğitim sistemlerinin ilgi alanında bile değil. Doğan Cüceloğlu bir seminerinde çocukken
bir kuşa taş atması üzerine köy kadını olan anneannesinin kendisine şunu söylediğini dile
getirmişti: “Yavrum, niye o kuşu korkutuyorsun, onun da canı var!” İşte vicdani akıl
budur! Her şeye ve her yere neredeyse kutsallık derecesinde bir değer atfederek bakan,
bütün evreni ve içindeki her şeyi karmaşık bir örüntü ağı ile birbirine bağlı olarak
algılayan bir dünya görüşü. “Vicdani aklın” hası bu topraklarda Mevlana, Hacı Bektaşı
Veli, Yunus Emre, Karacoğlan gibi Anadolu aydınlanmasının erenleri tarafından
yaşanarak anlatıldı. Kuşa, ota, böceğe, ağaca, suya kutsallık atfederek, insanı çevreleyen
her şeyin Allah’ın bir parçası ve yansıması olduğunu ifade eden bu tasavvuf inancı
Page 3 of 4
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ!
2014
yüzyılımızda Cüceloğlu’nun anneannesinin bilincinde ve eylemlerinde hala kendini
gösteriyor.
Şurası çok önemli: Büyük olasılıkla okuma yazma dahi bilmeyen bu yaşlı köy kadınının
“vicdani aklı” dünyanın en parlak üniversitelerinden mezun pek çok “rasyonel akıl”
ilahlarının yetişemeyeceği bir mertebede. Bütün dünyanın da sorunu bu zaten. Rasyonel
aklın savaşkan ve yıkıcı motiflerine karşı eşitlik, adalet ve kardeşlik temelinde küresel bir
karşı duruşun temelinde de bütün toplumların ve insanlığın bilinç altında gömülü duran
bu “vicdani akıl” var.
İlk etapta, bütün din öğretilerinde de “vicdani aklın” önemli bir yer kapladığı gibi bir
izlenim ediniyoruz. Oysa, başta üç tek tanrılı din olmak üzere bütün modern din
öğretilerinin başlangıçtaki “vicdani akıl” temeli, modernleşmenin etkisiyle “rasyonel aklın”
tuzağına düşmüş gibi görünüyor. En güçlü küresel emperyal gücün başkanlık koltuğuna
kadar yükselen Evangelist din öğretisi dünyanın en kanlı savaşlarına engel olacak bir
“vicdani akıl” duruşunu gerçekleştiremedi. Genç çocuklarımız kedi gibi çaresiz ve insan
bağımlısı bir evcil hayvana işkence yapabiliyor. Kadınlar, genç kızlar eski kocaları veya
sevgilileri tarafından sokak ortasında bıçaklanarak delik deşik edilebiliyor. İnançlı
olduğunu iddia eden bir insana “günah işleme özgürlüğü” zırvasını söyleten şey de olsa
olsa “vicdani bir akıl” kıtlığının göstergesi olabilir. Çünkü bunu söyleyen akıl “vicdani akıl”
olmadığı gibi şu ya da bu şekilde modern eğitimin tezgahından geçmiş hesapçı, yararcı,
fırsatçı, fayda-maliyetçi, işi kılıfına uyduran “rasyonel akıldır.”
Bir eğitimci olarak şunu söyleyebilirim: Mario’nun yanağına öpücük konduran zürafa
fotoğrafını gördüğünde içi ısınan insanlar yetiştirebilecek eğitim sistemleri üzerinde
düşünme zamanı gelmiştir. Rasyonel aklın pençesine düşmüş hukuk, ahlak ve din
değerleri de artık insanlığı koruyamaz hale geldi. Günümüzün materyal refahını sağlayan
“rasyonel akıl,” “vicdani akılla” dengelenmediği sürece gelecek insanlık için çok parlak
görünmüyor.
Page 4 of 4
Download

Zürafanın Öpücüğü ve Vicdani Akıl