MARDİN MÜFTÜLÜĞÜ
2013 YAZ KUR’AN KURSU HADİS YARIŞMASI
HADİS VE TERCEMELERİ
ِ ُ ‫ال رس‬
:‫صلَّى اهللُ َعلَْي ِه َو َسلَّ َم‬
َ ‫ول اهلل‬
ُ َ َ َ‫ق‬
Resûlullah (S.A.V) Buyurdular ki:
ِ َّ‫ال بِالنِّ ي‬
‫ َوَم ْن‬،‫ت ِه ْج َرتُهُ إِلَى اللَّ ِه َوَر ُسولِ ِه فَ ِه ْج َرتُهُ إِلَى اللَّ ِه َوَر ُسولِ ِه‬
ُ ‫ «إِنَّ َما ْاْلَ ْع َم‬10
ْ َ‫ فَ َم ْن َكان‬،‫ َوإِنَّ َما لِ ُك ِّل ْام ِر ٍئ َما نَ َوى‬،‫ات‬
ٍ
ِ
ِ ْ َ‫َكان‬
ِ
»‫اج َر إِل َْي ِه‬
َ ‫ فَ ِه ْج َرتُهُ إِلَى َما َه‬،‫ أَ ِو ْام َرأَة يَتَ َزَّو ُج َها‬،‫ت ه ْج َرتُهُ ل ُدنْ يَا يُصيبُ َها‬
01. “ Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah’a ve Resulüne ise, onun
hicreti Allah’a ve Rasulünedir. Kimin hicreti de elde etmeyi umduğu bir dünyalık veya nikahlamak istediği
bir kadın için ise onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir. ” Buhârî, Bed’ü’l–vahy 1; Müslim, İmâret 155. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Talâk
11; Tirmizî, Fezâilü’l–cihâd 16; Nesâî, Tahâret 60; İbni Mâce, Zühd 26
ِ ‫ ول‬،‫ «إِ َّن اهلل ََل ي ْنظُر إِلَى صوِرُكم وأَموالِ ُكم‬10
»‫َك ْن يَنْظُُر إِلَى قُلُوبِ ُك ْم َوأَ ْع َمالِ ُك ْم‬
َ ْ َ ْ َ ْ َُ
ُ َ َ
02. Allah, sizin dış görünüşlerinize ve mallarınıza bakmaz. Ancak sizin kalplerinize ve amellerinize bakar.
Müslim 1 ibni Mace Zühd 9 Ahmet Bin Hanbel 2/285
ِ ِ
ِِ ِ
‫س ْي َف ْي ِه َما فَال َقاتِ ُل‬
َ َ‫صلَّى اهللُ َعلَْي ِه َو َسلَّ َم ق‬
ْ ‫ َع ْن أَبِي بَ ْك َرةَ نُ َف ْي ٍع ب ِن‬10
َ ‫الحاَ ِرث الثَّ َقف ِّي أَ َّن النَّبِ َّي‬
ُ ‫ «إِذَا التَ َقى‬:‫ال‬
َ ‫الم ْسل َمان ب‬
ِ ‫ «إِنَّه َكا َن ح ِريصا علَى قَ ْت ِل ص‬:‫ال‬
ِ َ ‫ يا رس‬:‫ْت‬
ِ ُ ُ‫والم ْقت‬
ِ
ِ ُ‫ال الم ْقت‬
»‫احبِ ِه‬
َ َ‫ول؟ ق‬
َ ً َ
ُ
َ
ُ َ َ ُ ‫ول في النَّا ِر» قُل‬
َ ُ َ‫ فَ َما ب‬،‫ َه َذا ال َقات ُل‬،‫ول اللَّه‬
َ َ
03. “Ebu Bekre Nufey’ ibn Haris- Essekafi Radiyallahu Anhden rivayetle: Resul-i Ekrem (SAV) buyurdular
ki: İki müslüman birbirine kılıç çektiği zaman, öldüren de, ölen de cehennemdedir”.
Bunun üzerine ben:
– Yâ Resûlallah! Öldürenin durumu belli, ama ölen niçin cehennemdedir? diye sordum.
Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Çünkü o da, arkadaşını öldürmeye kararlıydı (hırslıydı)” buyurdu.
Buhârî, Îmân 22; Müslim, Kasâme 33, 15. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Fiten 5; Nesâî, Tahrîm 29, Kasâme 7; İbni Mâce, Fiten 11
ِ ِِ ِ
ِ ‫ضلَّهُ فِي أ َْر‬
»ٍ‫ض فَالَة‬
َ ‫ َس َق‬،‫َح ِد ُك ْم‬
َ َ‫ َوقَ ْد أ‬،ِ‫ط َعلَى بَ ِعي ِره‬
َ ‫ح بِتَ ْوبَة َع ْبده م ْن أ‬
ُ ‫ «اللَّهُ أَفْ َر‬40
04. Allah’ın, kulunun tövbe etmesinden dolayı sevinmesi, herhangi birinizin ıssız çölde kaybettiği devesini
bulduğu zamanki sevincinden daha büyüktür. ” (Nitekim Allah şöyle buyurmuştur):
Buhârî, Tevhîd 15, 35, 55; Müslim, Tevbe 1, Zikir 2, 19. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 51, Daavât 131; İbni Mâce, Edeb 58
" ‫ " إِ َّن اهللَ َع َّز َو َج َّل يَ ْقبَ ُل تَ ْوبَةَ الْ َع ْب ِد َما لَ ْم يُغَ ْر ِغ ُر‬40
05. “Bir kulun vadesi dolup can çekişmeye başlamadığı sürece, Allah Teâlâ onun tövbesini kabul eder. ”
Daavât 98. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 30
1
Tirmizî,
ِ ِ
ِ
ٍ‫ص‬
ٍ‫ص‬
َّ ‫ َحتَّى‬،‫ َوََل غَ ٍّم‬،‫ َوََل أَذًى‬،‫ َوََل َح َز ٍن‬،‫ َوََّل َه ٍّم‬،‫ب‬
َ ُ‫الش ْوَكةُ ي‬
ُ‫ إََِّل َك َّف َر اللَّه‬،‫شا ُك َها‬
َ ‫ َوََل َو‬،‫ب‬
َ َ‫يب ال ُْم ْسل َم م ْن ن‬
ُ ‫ « َما يُص‬46
»ُ‫بِ َها ِم ْن َخطَايَاه‬
06. “Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar
müslümanın başına gelen her şeyi, Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar. ” Buhârî, Merdâ1, 3; Müslim, Birr
49
ِ‫ض‬
َّ ‫ إِنَّ َما‬،‫الص َر َع ِة‬
َّ ‫س‬
»‫ب‬
ُّ ِ‫الش ِدي ُد ب‬
َ َ‫سهُ ِع ْن َد الغ‬
ُ ِ‫الش ِدي ُد الَّ ِذي يَ ْمل‬
َ ‫ك نَ ْف‬
َ ‫ «ل َْي‬40
07. “Gerçek pehlivan, güreşte rakibini yenen kimse değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olandır. ” Buhârî, Edeb
76; Müslim, Birr 107, 108
ِ ‫ات َعلَى فِر‬
ِ ِ‫ادةَ ب‬
ُّ ‫ بَلَّغَهُ اهللُ َمنَا ِز َل‬،‫ص ْد ٍق‬
َّ َ‫ « َم ْن َسأ ََل اهلل‬48
»‫اش ِه‬
َ ‫ َوإِ ْن َم‬،‫الش َه َد ِاء‬
َ ‫الش َه‬
َ
08. "Kim Allah’tan bütün kalbiyle şehitlik dilerse, yatağında ölse bile, Allah onu şehitlik mertebesine ulaştırır.
" Müslim, İmâre 157. Ayrıca bk. Nesâî, Cihâd 36; İbni Mâce, Cihâd 15
ِ ‫ و َخالِ ِق الن‬،‫ْحسنَةَ تَ ْم ُح َها‬
»‫س ٍن‬
َّ ‫ َوأَتْبِ ِع‬،‫ت‬
ُ ‫ «اتَّ ِق اللَّهَ َح ْي‬49
َ ‫ث َما ُك ْن‬
َ
َ
َ ‫َّاس ب ُخلُ ٍق َح‬
َ َ ‫السيِّئَةَ ال‬
09. “Nerede olursan ol Allah’tan kork. Yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki onu silsin. İnsanlara
güzel ahlakın ile muamele et.” Tirmizi Birr 55
ِ ‫ وأ‬،‫َدوا َزَكا َة أَموالِ ُكم‬
ُّ َ ‫ َو‬،‫ «اتَّ ُقوا اللَّهَ َربَّ ُك ْم‬04
ُّ ‫ َوأ‬،‫وموا َش ْه َرُك ْم‬
»‫َطيعُوا َذا أ َْم ِرُك ْم تَ ْد ُخلُوا َجنَّةَ َربِّ ُك ْم‬
ُ ‫ َو‬،‫س ُك ْم‬
ُ‫ص‬
َ ْ َْ
َ ‫صلوا َخ ْم‬
10. “Allah’tan korkunuz. Beş vakit namazınızı kılınız. Ramazan orucunuzu tutunuz. Mallarınızın zekâtını
veriniz. Yöneticilerinize itaat ediniz! (bunları yaptığınız takdirde) Rabbinizin cennetine girersiniz. ” Tirmizî,
Cum’a 80
»‫ « ِم ْن ُح ْس ِن إِ ْس َالِم ال َْم ْرِء تَ ْرُكهُ َما ََل يَ ْعنِ ِيه‬00
11. “Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin iyi müslüman oluşundandır. ”
Tirmizî, Zühd 11.
Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 12
ِ ُ ‫ وإِذَا تَ َق َّرب ِمنِّي ِذراعا تَ َق َّرب‬،‫ت إِلَي ِه ِذراعا‬
ِ َّ ‫ «إِذَا تَ َق َّرب العب ُد إِل‬02
»ً‫ َوإِذَا أَتَانِي يَ ْم ِشي أَتَ ْيتُهُ َه ْرَولَة‬،‫اعا‬
ً َ‫ت م ْنهُ ب‬
َْ َ
ْ ًَ
َ
َ ً َ ْ ُ ْ‫َي ش ْب ًرا تَ َق َّرب‬
12. Allah Teala buyurdu ki; Kim bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım; kim bana bir arşın
yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım. Kim bana
hiçbir şeyi ortak koşmamak şartıyla dünya dolusu günahla gelirse, ben kendisini o kadar mağfiretle
karşılarım. ” Müslim, Zikir 22
ِ َ‫ " نِ ْعمت‬01
ِ ‫ان َمغْبُو ٌن فِي ِه َما َكثِ ٌير ِم َن الن‬
" ُ‫الص َّحةُ َوال َف َراغ‬
ِّ :‫َّاس‬
َ
13. “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmışlardır: Sıhhat ve boş vakit. ” Buhârî,
Rikak 1. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 1; İbni Mâce, Zühd 15
ِ ‫ان وي ب َقى و‬
ِ
ِ
" ُ‫ َويَ ْب َقى َع َملُه‬, ُ‫ يَ ْرِج ُع أ َْهلُهُ َوَمالُه‬, ‫اح ٌد‬
َ ِّ‫ " يَ ْتبَ ُع ال َْمي‬00
َ ْ َ َ َ‫ فَ يَ ْرج ُع اثْ ن‬, ُ‫ أ َْهلُهُ َوَمالُهُ َوعَ َملُه‬:ٌ‫ت ثََالثَة‬
2
14. “Ölüyü (kabre kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi döner, biri kalır. Ailesi ve
malı döner, ameli (kendisiyle) kalır. ” Buhârî, Rikak 42; Müslim, Zühd 5. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 46; Nesâî, Cenâiz 52
»‫ات َعلَْي ِه‬
ُ ‫ «يُ ْب َع‬00
َ ‫ث ُك ُّل َع ْب ٍد َعلَى َما َم‬
15. “Her kul öldüğü hal (amel) üzere diriltilir. ” Müslim, Cennet 83
ِ َ‫ «من َد َّل علَى َخي ٍر فَلَه ِمثْل أَج ِر ف‬06
»‫اعلِ ِه‬
ْ ُ ُ ْ َ
َْ
16. “Bir iyiliğe öncülük eden kimseye o iyiliği yapanın ecri gibi sevap vardır. ”
Müslim, İmâre 133. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 115; Tirmizî, İlim 14
ِِ ِ‫ فَِإ ْن لَم يستَ ِطع فَبِل‬،ِ‫ «من رأَى ِم ْن ُكم م ْن َكرا فَ لْي غَيِّ رهُ بِي ِده‬00
ِ ‫اْليم‬
»‫ان‬
ُ ‫ض َع‬
ْ َ‫ك أ‬
َ ِ‫ َوذَل‬،‫َم يَ ْستَ ِط ْع فَبِ َق ْلبِ ِه‬
َ ْ ُ ً ُْ
َ ِْ ‫ف‬
ْ ‫ فَِإ ْن ل‬،‫سانه‬
َ َْ
َ ْ َْْ
17. “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle düzeltsin. Şayet eliyle düzeltmeğe gücü yetmezse, diliyle düzeltsin.
Diliyle düzeltmeğe de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin (kalbiyle buğzetsin), bu imanın en
zayıf derecesidir. ”
Müslim, Îmân 78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17
ِ ِ َ ْ‫ «أَف‬08
ٍ َ‫اد َكلِمةُ َع ْد ٍل ِع ْن َد س ْلط‬
»‫ان َجائِ ٍر‬
ُ
َ ‫ضلُ الْج َه‬
18. “Cihadın en faziletlisi, zâlim sultanın karşısında hakkı ve adaleti söylemektir. ”
Ebû Dâvûd, Melâhim 17; Tirmizî, Fiten 13. Ayrıca bk. Nesâî, Bey’at 37; İbni Mâce, Fiten 20
" ‫ َوإِ َذا ْاؤتُ ِم َن َخا َن‬،‫ف‬
ٌ َ‫المنَافِ ِق ثَال‬
َ ‫ إِ َذا َح َّد‬:‫ث‬
َ َ‫ َوإِ َذا َو َع َد أَ ْخل‬،‫ب‬
َ ‫ث َك َذ‬
ُ ُ‫ " آيَة‬09
19. “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, kendisine bir şey
emanet edildiğinde hıyanet eder. ”
Buhârî, Îmân 24; Müslim, Îmân 107–108. Ayrıca bk. Buhârî, Şehâdât 28, Vesâyâ 8, Mezâlim 17, Cizye 17, Edeb 69; Tirmizî, Îmân 14
20. “İnsanlara merhamet etmeyen kimseye Allah da merhamet etmez. ”
»ُ‫ ََل يَ ْر َح ْمهُ اهلل‬،‫َّاس‬
َ ‫ « َم ْن ََل يَ ْر َح ِم الن‬24
Buhârî, Edeb 18, Tevhîd 2; Müslim, Fezâil 66. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 16, Zühd 48
ِ
»‫صغيرنَا ويُوقِر َكبيرنَا‬
َ ‫ «لَيس منا َمن لَم يَرحم‬20
21. “Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı duymayan bizden değildir. ”
Ebû Dâvûd, Edeb 58; Tirmizî, Birr 15
ِ ‫ من َكا َن فِي حاج ِة أ‬،‫ ََل يظْلِمه وََل يسلِمه‬،‫ «الْمسلِم أَ ُخو الْمسلِ ِم‬22
ِ ِ ‫َخ ِيه َكا َن اهلل فِي ح‬
‫َ َع ْن ُم ْسلِ ٍم‬
َ َ ُ
َ َ
ْ َ ُُ ْ ُ َ ُُ َ
َ ‫ َوَم ْن فَ َّر‬،‫اجته‬
ُْ
ُ ُْ
ِ ‫ فَ َّر ََ اهللُ َع ْنهُ بِ َها ُك ْربَةً ِم ْن ُكر‬،ً‫ُك ْربَة‬
»‫ َوَم ْن َستَ َر ُم ْسلِ ًما َستَ َرهُ اهللُ يَ ْوَم ال ِْقيَ َام ِة‬،‫ب يَ ْوِم ال ِْقيَ َام ِة‬
َ
22. “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Kim din kardeşinin
ihtiyacını giderirse, Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanın bir sıkıntısını giderirse Allah’ta onun
3
kiyamet günü sıkıntılarından birisini giderir. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse Allah’ta onun kiyamet
günü ayıbını örter.” Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58. Ayırca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 38; Tirmizî, Hudûd 3, Birr 19; İbn Mâce, Mukaddime 17
ِ ‫ب ِْل‬
ِ
»‫ب لِنَ ْف ِس ِه‬
ُّ ‫َخ ِيه َما يُ ِح‬
َّ ‫ َحتَّى يُ ِح‬،‫َح ُد ُك ْم‬
َ ‫ «َلَ يُ ْؤم ُن أ‬21
23. “Sizden biriniz, kendisi için sevip istediği şeyi, din kardeşi için de sevip istemedikçe, gerçek anlamda iman
etmiş olmaz. ”
Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71–72. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 59; Nesâî, Îmân 19, 33; İbn Mâce, Mukaddime 9
ِ ‫يت الع‬
ِ َّ ُ‫ وإِجابة‬،‫ واتِّباعُ الجنَائِ ِز‬،‫يض‬
ِ
ِ
ِ ‫اط‬
‫س‬
َّ ‫ َر ُّد‬:‫س‬
َ َ‫ َو ِعي‬،‫السالَِم‬
َ ُ ‫ َوتَ ْش ِم‬،‫الد ْع َوة‬
َ َ َ ِ ‫الم ِر‬
ََ َ
َ ُ‫ادة‬
ُ ‫الم ْسل ِم َعلَى‬
ُ ‫ " َح ُّق‬20
ٌ ‫الم ْسل ِم َخ ْم‬
"
24. “Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâmı almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeye iştirak
etmek, dâvete icabet etmek, aksırana “yerhamukellah” demek. ” Buhârî, Cenâiz 2; Müslim, Selâm 4.
ِِ ‫ و ِخيارُكم ِخي‬, ‫ «أَ ْكمل الْم ْؤِمنِين إِيمانًا أَحسنُ ُهم ُخلُ ًقا‬20
»‫سائِ ِه ْم‬
ْ َْ َ َ ُ َُ
َ ‫ارُك ْم لن‬
َُ ْ َُ َ
25. “Mü’minlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlakı en iyi olanıdır. Sizin hayırlınız da, hanımlarına
karşı hayırlı olanlardır. ”
Tirmizî, Radâ’ 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünne, 15; İbni Mâce, Nikâh 50
ِ
ِِ
ِ ‫اعيةٌ َعلَى ب ْي‬
ٌ ُ‫ « ُكلُّ ُك ْم َر ٍاع َوُكلُّ ُك ْم َم ْسئ‬26
‫ت َزْو ِج َها‬
َّ ‫ َو‬،‫ َواْل َِم ُير َر ٍاع‬،‫ول َع ْن َر ِعيَّتِ ِه‬
َ ‫الم ْرأَةُ َر‬
َ
َ ‫ َو‬،‫الر ُج ُل َر ٍاع َعلَى أ َْه ِل بَ ْيته‬
ِ ‫وول‬
ٌ ُ‫ فَ ُكلُّ ُك ْم َر ٍاع َوُكلُّ ُك ْم َم ْسئ‬،ِ‫َده‬
»‫ول َع ْن َر ِعيَّتِ ِه‬
ََ
26. “Hepiniz çobansınız; eliniz altındakilerden sorumlusunuz. Amir memurlarının, erkek hane halkının, kadın
da eşinin evinin ve çocuklarının çobanıdır. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve eliniz altındakilerden
sorumlusunuz. ”
Buhârî, Cum’a 11, Nikâh 81, 90, Ahkâm 1; Müslim, İmâret 20. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, İmâret 1, 13; Tirmizî, Cihâd 27
27. "Her duyduğunu söylemesi kişiye yalan olarak yeter. "
»‫ِّث بِ ُك ِّل َما َس ِم َع‬
َ ‫ « َك َفى بِال َْم ْرِء َك ِذبًا أَ ْن يُ َحد‬20
Müslim, Mukaddime 5
ِ
ِ
ِ ِ‫ ومن َكا َن ي ْؤِمن ب‬،ِ‫اهلل والْي وِم ْاْل ِخ ِر فَ لْي ْح ِسن إِلَى جا ِره‬
ِ
‫ َوَم ْن َكا َن‬،ُ‫ض ْي َفه‬
َ ‫اهلل َوالْيَ ْوم ْاْل ِخ ِر فَ لْيُ ْك ِر ْم‬
ْ ََ َ
ْ ُ
ْ َ َ ِ‫ « َم ْن َكا َن يُ ْؤم ُن ب‬28
ُ ُ
ِ
ِ ِ‫ي ْؤِمن ب‬
»‫ت‬
ْ ‫اهلل َوالْيَ ْوم ْاْل ِخ ِر فَ لْيَ ُق ْل َخ ْي ًرا أ َْو لِيَ ْس ُك‬
ُ ُ
28. “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden
kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya
sussun!”
Müslim, Îmân 77
ٍ
ِ ‫ود ر‬
ِ ِ
:‫ال‬
َ َ‫ب إِلَى اللَّ ِه تَ َعالَى؟ ق‬
َ َ‫ض َي اهللُ َع ْنهُ ق‬
ُّ ‫َح‬
ُّ ‫صلَّى اهللُ َعلَْي ِه َو َسلَّ َم أ‬
ُ ‫ال َسأَل‬
َ ‫ْت النَّبِ َّي‬
َ ‫َي ال َْع َم ِل أ‬
َ ُ‫ َع ْن َع ْبد اهلل بْ ِن َم ْسع‬29
ِ ‫ال (ثُ َّم ال‬
ِ ِ‫ْج َها ُد فِي َسب‬
)‫يل اللَّ ِه‬
َ َ‫َي؟ ق‬
َ َ‫َي؟ ق‬
َّ
ٌّ ‫ْت ثُ َّم أ‬
ٌّ ‫ْت ثُ َّم أ‬
ُ ‫ال (ثُ َّم بُِّر ال َْوالِ َديْ ِن) قُل‬
ُ ‫(الص َالةُ َعلَى َوقْتِ َها) قُل‬
4
29. Ebû Abdurrahman Abdullah İbni Mes`ûd radıyallahu anh şöyle dedi:Peygamber aleyhisselâm’a:
Allah’a en sevimli gelen amel hangisidir? diye sordum. “Vaktinde kılınan namazdır” diye cevap verdi.
Sonra hangi ibadet gelir? dedim. “Ana ve babaya iyilik ve itaat etmek” buyurdu.
Daha sonra hangisi gelir? diye sordum. “Allah yolunda cihâd etmek” buyurdu.
Buhârî, Mevâkît 5; Müslim, Îmân 137
ِ
ِ ِ ‫ال جاء رجل إِلَى رس‬
ِ ‫َح ُّق الن‬
"‫ك‬
َ َ‫ص ْحبَتِي ق‬
َ ‫ال "أ ُُّم‬
ُ ‫َّاس بِ ُح ْس ِن‬
َ ‫ول اللَّه‬
َ ‫صلَّى اللَّهُ َعلَْيه َو َسلَّ َم فقال َم ْن أ‬
ُ َ ٌ ُ َ َ َ َ َ‫ َع ْن أَبِي ُه َريْ َرةَ ق‬14
30. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:
"‫ال "أبوك‬
َ َ‫ال ثُ َّم َم ْن ق‬
َ َ‫ك" ق‬
َ َ‫ال ثُ َّم َم ْن ق‬
َ َ‫ك" ق‬
َ َ‫ال ثُ َّم َم ْن ق‬
َ ‫ف َق‬
َ ‫ال "أ ُُّم‬
َ ‫ال "أ ُُّم‬
Bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek: Kendisine en iyi davranmam gereken kimdir? diye sordu.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Annendir!” buyurdu.
Adam: Ondan sonra kimdir? diye sordu.“Annendir!” buyurdu.
Adam tekrar: Ondan sonra kim gelir? diye sordu. “Annendir!” dedi.
Adam tekrar: Sonra kim gelir? diye sordu. Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: “Babandır!” cevabını verdi.
Buhârî, Edeb 2; Müslim, Birr 1. Ayrıca bk. İbni Mâce, Vesâyâ 4; Ebû Dâvûd, Edeb 120; Tirmizî, Birr 1
ِِ ِ ِ
»‫َح ُد ُك ْم َم ْن يُ َخالِ ُل‬
َّ « 10
َ ‫ فَ لْيَ ْنظُْر أ‬،‫الر ُج ُل َعلَى دي ِن َخليله‬
31. “İnsan, dostunun dini üzerinedir. O halde sizden her biriniz dost edineceği kişiye dikkat etsin!”
Ebû Dâvûd, Edeb 16; Tirmizî, Zühd 45
ٍ
ِ
ِ
ِِ ِ
ِ
ُ ‫ أ ََوََل أ‬،‫ َوََل تُ ْؤمنُوا َحتَّى تَ َحابُّوا‬،‫ْجنَّةَ َحتَّى تُ ْؤمنُوا‬
ُ‫َدلُّ ُك ْم َعلَى َش ْيء إِ َذا فَ َعلْتُ ُموه‬
َ ‫ ََل تَ ْد ُخلُوا ال‬،‫ « َوالَّذي نَ ْفسي بِيَده‬12
»‫الس َال َم بَ ْي نَ ُك ْم‬
َّ ‫شوا‬
ُ ْ‫تَ َحابَ ْبتُ ْم؟ أَف‬
32. “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi
sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi?
Aranızda selâmı yayınız!”
Müslim, Îmân 93–94. Ayrıca bk. Tirmizî, Et’ime 45, Kıyamet 56; İbni Mâce, Mukaddime 9, Edeb 11
33. “Din kardeşini seven kişi, ona sevdiğini bildirsin!”
»ُ‫الر ُج ُل أَ َخاهُ فَ لْيُ ْخبِ ْرهُ أَنَّهُ يُ ِحبُّه‬
َّ ‫َح‬
َّ ‫ب‬
َ ‫ «إِذَا أ‬11
Ebû Dâvûd, Edeb 113 ; Tirmizî, Zühd 54
ِ ‫ فَ ُهو ي ْق‬،ً‫ ورج ٍل آتَاهُ اللَّهُ ِح ْكمة‬،ِّ‫ فَسلَّطَهُ َعلَى َهلَ َكتِ ِه فِي الحق‬،‫ رج ٍل آتَاهُ اللَّهُ م ًاَل‬:‫ " َلَ حس َد إََِّل فِي اثْ نَتَ ْي ِن‬04
‫ضي‬
َ َ
ُ ََ َ
َ
َُ
َ
َ
ََ
" ‫بِ َها َويُ َعلِّ ُم َها‬
34. “Ancak iki kişiye gıbta edilir: Allah’ın verdiği malı hak yolunda harcayan kimse. Yine Allah’ın kendisine
verdiği ilim ve hikmet ile yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse. ”
5
Buhârî, İlim 15, Zekât 5, Ahkâm 3, Temennî 5, İ’tisâm 13, Tevhîd 45; Müslim, Müsâfirîn 268
َِّ
ِ
ِ َ ‫اْلثْم ما ح‬
»‫َّاس‬
َ ‫ َوَك ِر ْه‬،‫ص ْد ِر َك‬
َ ‫اك في‬
َ َ ُ ِْ ‫ َو‬،‫ «الْبِ ُّر ُح ْس ُن الْ ُخلُ ِق‬10
ُ ‫ت أَ ْن يَطل َع َعلَْيه الن‬
35. “İyilik güzel ahlâktan ibarettir. Günah ise kalbini daralttığı halde insanların bilmesini istemediğin şeydir. ”
Müslim, Birr 14, 15. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 52
ِ ‫ فَِإ ْن نَ ِسي أَ ْن ي ْذ ُكر اسم اللَّ ِه تَعالَى فِي أ ََّولِ ِه فَ لْي ُقل بِس ِم اللَّ ِه أ ََّولَه و‬،‫ «إِذَا أَ َكل أَح ُد ُكم فَ لْي ْذ ُك ِر اسم اللَّ ِه تَعالَى‬06
»ُ‫آخ َره‬
َ
َ
َ ْ َ َ
َُ
ْ ْ َ
َْ َ َ َ
َْ
36. “Biriniz yemek yerken besmele çeksin. Şayet yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutursa, hatırladığı
anda ‘(yemeğin)başında bismillah sonunda bismillah’ desin. ”
Ebû Dâvûd, Et`ime 15; Tirmizî, Et`ime 47
ِ ِِ
ِ
‫ غُ ِف َر لَهُ َما تَ َق َّد َم‬،ٍ‫ َوَرَزقَنِ ِيه ِم ْن غَْي ِر َح ْو ٍل ِمنِّي َوََل قُ َّوة‬،‫ام‬
َ ‫ َم ْن أَ َك َل طَ َع ًاما فَ َق‬07
َ ‫ْح ْم ُد للَّه الَّذي أَط َْع َمني َه َذا الطَّ َع‬
َ ‫ «ال‬:‫ال‬
»‫ِم ْن ذَنْبِ ِه‬
37. “Her kim yemek yedikten sonra ‘bu yemeği bana yediren ve benden bir güç ve kuvvet olmaksızın onu bana
rızık olarak ihsan eden Allah’a hamd olsun’ derse geçmiş günahları affolunur. ”
Ebû Dâvûd, Libâs 1; Tirmizî, Daavât 56. Ayrıca bk. İbni Mâce, Et`ime 16
ِ ‫ فَ يتَصافَح‬،‫ان‬
ِ ‫ «ما ِمن مسلِم ْي ِن ي لْتَ ِقي‬18
»‫ان إََِّل غُ ِف َر ل َُه َما قَ ْب َل أَ ْن يَ ْفتَ ِرقَا‬
َ َ َ
َ َ َ ُْ ْ َ
38. “İki müslüman karşılaştıklarında musafaha yaparlarsa (tokalaşıp ve birbirlerine hayır duada
bulunurlasa), daha birbirlerinden ayrılmadan günahları bağışlanır. ” Ebû Dâvûd, Edeb 143. Ayrıca bk. Tirmizî, İsti’zân 31;
İbni Mâce, Edeb 15
ِ
ِ ‫ و َد ْعوةُ الْوالِ ِد َعلَى ول‬،‫ و َد ْعوةُ الْمسافِ ِر‬،‫وم‬
ِ َّ ‫ات ََل َش‬
ٍ ‫ث َد َعو‬
" ِ‫َده‬
ٌ َ‫ات ُم ْستَ َجاب‬
َ
َ َ َ َ ُ َ َ ُ‫ َد ْع َوةُ ال َْمظْل‬:‫ك في ِه َّن‬
َ ُ ‫ " ثََال‬19
39. “Kabul olmasında şüphe bulunmayan üç dua vardır: Mazlumun duası; misafirin duası; babanın çocuğuna
duası. ” Ebû Dâvûd, Vitr 29; Tirmizî, Birr 7, Daavât 47. Ayrıca bk. İbni Mâce, Dua 11
40. “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir. ”
»ُ‫ « َخ ْي ُرُك ْم َم ْن تَ َعلَّ َم ال ُق ْرآ َن َو َعلَّ َمه‬04
Buhârî, Fezâilü’l–Kur’ân 21. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Salât
349
ِ ‫ «إِ َّن الَّ ِذي لَيس فِي جوفِ ِه ِمن الْ ُقر‬00
ِ ‫آن َشيء َكالْب ْي‬
ِ ‫ت الْ َخ ِر‬
»‫ب‬
َ ٌْ
ْ َ َْ
َ ْ
41. “Kalbinde Kur’an’dan bir miktar (ezber) bulunmayan kimse harap ev gibidir. ”
Tirmizî, Fazâilü’l–Kur’ân 18. Ayrıca bk. Dârimî, Fezâilü’l–Kur’ân 1; Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 223
6
ِ َ ‫ت رس‬
ِ َ ‫َن رس‬
ِ َ َ‫ ق‬،‫صلَّى اهللُ َعلَْي ِه وسلَّم‬
‫ «أ ََرأَيْ تُ ْم‬:‫ول‬
ُ ‫ يَ ُق‬،‫صلَّى اهللُ َعلَْي ِه َو َسلَّ َم‬
َ ‫ول اهلل‬
َ ‫ول اهلل‬
ُ َ ُ ‫ َسم ْع‬:‫ال‬
ُ َ َّ ‫ أ‬،َ‫ َع ْن أَبِي ُه َريْ َرة‬02
َ ََ
ٍ ‫اب أَح ِد ُكم ي غْتَ ِسل ِم ْنهُ ُك َّل ي وٍم َخمس م َّر‬
ِ َ‫َن نَ ْهرا بِب‬
،ٌ‫ ََل يَ ْب َقى ِم ْن َد َرنِِه َش ْيء‬:‫ َه ْل يَ ْب َقى ِم ْن َد َرنِِه َش ْيءٌ؟» قَالُوا‬،‫ات‬
َ َ ْ َْ
ً َّ ‫ل َْو أ‬
ُ َْ َ
ِ ‫الصلَو‬
ِ ‫ات الْ َخ ْم‬
»‫ يَ ْم ُحو اهللُ بِ ِه َّن الْ َخطَايَا‬،‫س‬
َ َ‫ق‬
َ ِ‫ «فَ َذل‬:‫ال‬
َ َّ ‫ك َمثَ ُل‬
42. – “Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir
şey kalır mı? Ne dersiniz?” Sahâbîler:
– O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz, dediler. Resûl–i Ekrem:
– “Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder” buyurdular.
Buhârî, Mevâkît 6; Müslim, Mesâcid 283. Ayrıca bk. Tirmizî, Emsâl 5; Nesâî, Salât 7; İbni Mâce, İkâmet 193
ِ
ِ ‫ضل ِمن‬
ِ َ ‫ «ص َالةُ الْجم‬01
ِ
»ً‫ين َد َر َجة‬
َ ْ ُ َ ْ‫اعة أَف‬
َ
ََ
َ ‫س ْب ٍع َوع ْش ِر‬
َ ‫ص َالة الْ َف ِّذ ب‬
43. “Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir. ”
Buhârî, Ezân 30; Müslim, Mesâcid 249. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 42; İbni Mâce, Mesâcid 16
ٍ َ ‫الصبح فِي جم‬
ٍ َ ‫شاء فِي جم‬
ِ
»ُ‫صلَّى اللَّْي َل ُكلَّه‬
َ ‫ص‬
ْ ِ‫ام ن‬
َ ‫اعة فَ َكأَنَّ َما‬
َ ‫ َوَم ْن‬،‫ف اللَّْي ِل‬
َ َ‫اعة فَ َكأَنَّ َما ق‬
َ ‫ « َم ْن‬00
َ ْ ُّ ‫صلَّى‬
ََ
َ َ َ َ ‫صلَّى الْع‬
44. “Her kim Yatsı namazını cemaatle kılarsa gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Her kimde Sabah namazını
cemaatle kılarsa bütün geceyi namaz kılarak geçirmiş gibi olur”. Müslim, Mesâcid 260
ِ
ِ
ِ ٌ ‫ضا َن م َك ِّفر‬
ِ ‫اجتُنِب‬
»‫ت الْ َكبَائُِر‬
َّ ‫ «ال‬00
َ ‫ َوَرَم‬،‫ْج ُم َع ِة‬
ُ ‫صلَ َو‬
َ ْ ‫ ا َذا‬،‫ات ل َما بَ ْي نَ ُه َّن‬
ُ ‫ْج ُم َعةُ إِلَى ال‬
ُ ‫ َوال‬،‫س‬
َ ُ َ ‫ضا ُن الَى َرَم‬
َ ‫ات الْ َخ ْم‬
45. “Büyük günahlardan kaçınıldığı taktirde beş vakit namazdan her biri bir sonraki vakte kadar, her Cuma
bir sonraki cumaya kadar, her ramazan bir sonraki ramazana kadar aralarında geçen günahlara kefaret
olur. ”
Müslim, Tahâret 16. Ayrıca bk. Müslim, Tahâret 14, 15
ِ ِ ِّ ِ‫ «لَوَل أَ ُش ُّق علَى أ َُّمتِي ْلَمرتُهم ب‬06
»ٍ‫ص َالة‬
َ
َ ‫الس َواك ع ْن َد ُك ِّل‬
ْ
ْ ُ َْ
46. "Ümmetimi zora sokmaktan endişe etmeseydim, onlara her namaz vaktinde misvakla dişlerini
temizlemelerini emrederdim. "Buhârî, Cum'a 8,; Müslim, Tahâret 42.. Ebû Dâvûd, Tahâret 25; Tirmizî; Nesâî, Tahâret 6; İbni Mâce, Tahâret 7
َّ ‫ َوإِيتَا ِء‬،ِ‫الص َالة‬
ِْ ‫ «بُنِي‬00
َّ ‫ َوأ‬،ُ‫ادةِ أَ ْن ََل إِلَهَ إََِّل اهلل‬
ٍ ‫اْل ْس َال ُم َعلَى َخ ْم‬
‫ َو َح ِّج‬،ِ‫الزَكاة‬
َّ ‫ َوإِقَ ِام‬،ُ‫َن ُم َح َّم ًدا َع ْب ُدهُ َوَر ُسولُه‬
َ ‫ َش َه‬،‫س‬
َ
ِ
ِ ‫الْب ْي‬
»‫ضا َن‬
َ ‫ص ْوم َرَم‬
َ ‫ َو‬،‫ت‬
َ
47. “İslâm beş temel üzerine bina edilmiştir: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın
Resulü olduğuna şahitlik etmek. Namazı dosdoğru kılmak, zekâtı hakkıyla vermek, Allah’ın evi Kâbe’yi
haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak. ” Buhârî, Îmân 1, 2, Tefsîru sûre(2) 30; Müslim, Îmân 19–22. Ayrıca bk. Tirmizî, Îmân 3;
Nesâî, Îmân 13
ِ ْ ‫ضا َن إِيمانًا و‬
»‫ غُ ِف َر لَهُ َما تَ َق َّد َم ِم ْن َذنْبِ ِه‬،‫سابًا‬
َ‫ص‬
َ ‫ « َم ْن‬08
َ َ َ ‫ام َرَم‬
َ ‫احت‬
48. "Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları
bağışlanır. " Buhârî, Îmân 28; Müslim, Sıyâm 203. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Ramazan 1; Tirmizî, Savm 1; Nesâî, Sıyâm 39; İbni Mâce, İkâmet 173,
7
ِ َ‫ " َعي ن‬09
ِ ِ‫س فِي َسب‬
" ‫يل اللَّ ِه‬
ُّ ‫ان ََل تَ َم‬
ْ َ‫ َو َع ْي ٌن بَات‬،‫ت ِم ْن َخ ْشيَ ِة اللَّ ِه‬
ْ ‫ َع ْي ٌن بَ َك‬:‫َّار‬
ْ
ُ ‫س ُه َما الن‬
ُ ‫ت تَ ْح ُر‬
49. "İki göze cehennem ateşi dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz ve Allah yolunda nöbet bekleyerek
geceleyen göz. "
Tirmizî, Fezâilü'l–cihâd 12
»‫ « َم ْن يُ ِرِد اللَّهُ بِ ِه َخ ْي ًرا يُ َف ِّق ْههُ فِي الدِّي ِن‬04
50. “Allah, hayrını dilediği kişiyi dinde fakih kılar. (dinde büyük bir anlayış verir)” Buhârî, ilim 10; Müslim İmâre 175
ِ ‫ك رج ًال و‬
ِ
ِ
ِ ِ ِ َ َ‫ أَ َّن النَّبِ َّي صلَّى اهلل َعلَي ِه وسلَّم ق‬00
ِ
‫َك ِم ْن ُح ْم ِر‬
َ ‫اح ًدا َخ ْي ٌر ل‬
َ
َ ُ َ َ ‫ي اللَّهُ ب‬
َ ‫ال ل َعل ٍّي َرض َي اهللُ َع ْنهُ «فَ َواللَّه َْلَ ْن يَ ْهد‬
َ ََ ْ ُ
»‫َّع ِم‬
َ ‫الن‬
51. Ey Ali! Allah’a yemin ederim ki, senin vasıtanla Allah’ın bir tek kişiye hidâyet vermesi, senin için kırmızı
develere sahip olmakdan daha hayırlıdır” buyurdu. Buhârî, Fezâilü’s–sahâbe 9; Müslim, Fezâliü’s–sahâbe 34
ِ ِ ِ ‫ك طَ ِري ًقا ي لْت ِم‬
" ‫ْجن َِّة‬
َ َ‫" َم ْن َسل‬02
َ ‫َّل اهللُ لَهُ طَ ِري ًقا إِلَى ال‬
َ ‫س فيه عل ًْما َسه‬
ُ ََ
52. "Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. "
Müslim, Zikr 39. Ayrıca bk. Buhârî, İlim 10; Ebû Dâvûd, İlim 1; Tirmizî, Kur'ân 10, İlim 19; İbni Mâce, Mukaddime 17
ِ َ‫ حبِيبت‬،‫ان‬
ِ ِ ِ ِ ِ ِ ِّ‫ان َعلَى الل‬
ِ َ‫ان َخ ِفي َفت‬
ِ َ‫ « َكلِمت‬01
‫ ُس ْب َحا َن اللَّ ِه‬،ِ‫ ُس ْب َحا َن اللَّ ِه َوبِ َح ْم ِده‬،‫الر ْح َم ِن‬
َّ ‫ان إِلَى‬
َ َ ‫ ثَقيلَتَان في الم َيز‬،‫سان‬
َ
َ
ِ ‫الع ِظ‬
»‫يم‬
َ
53. “Dile hafif, mîzana konduğunda ağır gelen ve Rahmân olan Allah’ı hoşnut eden iki cümle vardır:
Sübhânallahi ve bi–hamdihî sübhânallahi’l–azîm: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan
tenzih eder ve O’na hamdederim. Ben Yüce Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih
ederim”
Buhârî, Daavât 65, Eymân 19, Tevhîd 58; Müslim, Zikir 31. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 60; İbni Mâce, Edeb 56
54. “Mü’min bir delikten iki defa ısırılmaz. ”
ِ ‫ «َلَ ي لْ َدغُ الم ْؤِمن ِمن جح ٍر و‬00
»‫اح ٍد َم َّرتَ ْي ِن‬
ُ
َ ُْ ْ ُ ُ
Buhârî, Edeb 83; Müslim Zühd 63. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 29; İbni Mâce, Fiten 13
ِ ‫ " إِ َّن ِم َّما أَ ْدر َك الن‬00
ِ
"‫ت‬
َ ‫اصنَ ْع َما ِش ْئ‬
ْ َ‫َم تَ ْستَ ْح ِي ف‬
ْ ‫ إِذَا ل‬:‫َّاس م ْن َكالَِم النُّبُ َّوة اْلُولَى‬
َ
ُ
55. “İlk peygamberlerden itibaren halkın hatırında kalan bir söz vardır: Utanmadıktan sonra dilediğini yap!”
Buhârî, Enbiyâ 54, Edeb 78. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 6; İbni Mâce, Zühd 17
Not: Hadis-i Şerifler, İmam-ı Nevevi’nin Riyazussalihin adlı eserinden seçilmiştir.
8
Download

ِMardin Müftülüğü