qwertyuiowww.aofdersozetleri.compgüasdf
ghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfg
hjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfgh
jklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghj
SOSYAL PSİKOLOJİ I
klsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjk
5-8. ÜNİTE ÖZETİ
lsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjkls
izxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsi
www.aofdersozetleri.com
zxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsiz
xcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizx
cvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxc
vbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcv
bnmöçqwwww.aofdersozetleri.comertyuiop
güasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopg
üasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgü
asdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüs
dfghjklsi Lütfen destek için reklamları tıklayınız.
zxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsiz
xcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizx
cvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxc
vbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcv
[Tarihi seçin]
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 1
5.ÜNĠTE
TUTUM VE TUTUM DEĞĠġĠMĠ
GĠRĠġ Günlük hayatta çok sık kullandığımız kaynaklardan biri de
tutumlarımızdır. Tutumlarımızı birkaç örnekle açıklamak mümkündür.
Örneğin AyĢe, matematik dersini severken, ablası resim dersini niye
sever? Ali, hiç kaza geçirmemiĢken, niçin araba kullanmaktan korkar?
Hep aynı Ģampuanı kullanırken, gördüğümüz reklamların etkisiyle neden
yıllardır var olan alıĢkanlığımızı bırakıp, yeni bir malı satın almaya
yöneliriz? Bu örneklerin hepsinde tutumlardan söz edilmekte; çoğunda
tutum, davranıĢa dönüĢmekte, bazılarında da tutum değiĢimi
görülmektedir. Birey, içinde bulunduğu ortamda sürekli olarak bazı kiĢi,
olay, kurum veya objelerle karĢı karĢıya kalmaktadır. KarĢılaĢtığı bu
uyarıcılarla karĢılıklı etkileĢim içine girmekte, böylece bir inanç veya
düĢünce sistemi oluĢturmaktadır. Tutumlarımız da bizi diğer insanlardan
ayıran özelliklerimiz arasında yer alırlar. Bireysel tutumlarımız, yaĢam
boyu geçirdiğimiz tecrübeler ve yetiĢme tarzımız sonucu oluĢurlar. Tıpkı
kiĢilik konusunda olduğu gibi anne ve babalar, arkadaĢlar, içinde
bulunduğumuz çeĢitli gruplar, fikirlerine önem verdiğimiz, saygı
duyduğumuz kimseler tutumlarımızın oluĢumunda etkindirler. Bireyin
çevresi ve çevresinde yer alan kiĢiler değiĢtikçe, birey onlara karĢı da
belirli bir tutum gösterir. Bireyin tutumlarını veya değerlerini gözle
görmemizin imkânı yoktur. Onları ancak baĢkalarına karĢı gösterdikleri
düzenli davranıĢlarıyla gözlemleyebilir veya yorumlayabiliriz.
Tutum Kavramı ve Önemi Tutum, en geniĢ anlamda bir bireyin belirli bir
objeye veya bir kimseye karĢı zihinsel açıdan hazır oluĢ durumu veya
belirli bir biçimdeki vaziyet alıĢıdır. (Allport, 1935, s.798-844.) Diğer bir
deyimle, bireylerin belirli objelere karĢı, geçirdiği çeĢitli deneyimler
sonucu düzenli birtavır alıĢları, davranıĢ biçimleridir. Birçok nedenden
dolayı bir kimse bir sanatçıyı, bir politikacıyı, bir Ģarkıcıyı, bir oteli veya
bir restoranın yemeklerini beğenmeyebilir. Bu kimsenin böyle
birtutumunun devamlılık göstermesi beklenir. Örneğin, o sanatçıyı
izlememek, Ģarkıyı dinlememekya da beğenmediği politikacının partisine
oy vermemek gibi. Farklı düĢünürler de tutumları farklı Ģekillerde
tanımlamıĢlardır. Bunları tek tek tanımlamak yerine birçok sosyal
psikologun kullandığı ortak birtanım verilebilir: "Tutum, bir bireye
atfedilen ve onun bir psikolojik obje ile ilgili düĢünce, duygu ve
davranıĢlarını düzenli bir biçimde oluĢturan bir eğilimdir." (KağıtçıbaĢı,
1998, s.84.) Tutum konusuna niçin önem verilmektedir? Tutumların
bireylerin çevrelerine uyumlarını kolaylaĢtıran bir sistem oluĢturmalarının
yanında, bireylerin davranıĢlarını da yönlendirici "gizli bir güce" sahip
oldukları düĢünülmektedir. Konuya bu açıdan bakıldığında tutumların
incelenmesine neden önem verilmesi gerektiği açıklık kazanmaktadır.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 2
Tutumlar, davranıĢların arkasındaki gizli yönlendirici güçler olduğu için
tutum dinamiğinin incelenmesi gerekecektir. Böylece, (Baysal, 1996,
s.254.) - Bir yandan tutumların iĢleyiĢ Ģekli ortaya çıkarılabilecek ve
davranıĢların önceden tahmin olanağı doğacaktır; - Diğer yandan tutum
değiĢimi süreçleri öğrenilerek, bireylerin davranıĢları, tutumlarının
etkilenmesi yolu ile denetim altına alınabilecektir. Günümüzde özellikle
toplumları ve toplumların belirli kesimlerini yönetme durumunda olanlar
için konunun önemi açıktır.
Tutum Ġle Ġlgili Kavramlar Tutumun kendisi olmamakla beraber, tutum ile
çok yakından ilgili kavramlar; inançlar, değerler ve normlardır.
Ġnançlar Ġnsanlar, bazı yaĢam olayları karĢısında tutumlarını bazı
inançlarına göre Ģekillendirirler. Ġnançlar, bireylerin kendi duygularının (iç
alemlerinin) bir yönü ile ilgili algıların ve tanımların meydana getirdiği
sürekli duygular ağıdır.(Eren, 1998, s.119.) Ġnsanlarda ilk inançlar, doğa
olaylarının iyi veya kötü Ģekilde cereyan etmesinin algılanıp, zihinlerde
yer etmesinden doğmuĢtur. Ġnsanlar, sırrına eremedikleri baskı, korku,
dehĢet olaylarından ya da aksine onlara iyi Ģeyler sağlayan hareket ve
olaylardan etkilenerek tutumlarına yön vermiĢlerdir. Ancak, tutumların
oluĢmasında çevresel olaylardan etkilenmeyi belirleyen, doğuĢtan
kazanılan yeteneklerin de rolü vardır. Ġnançlar, bilgi, kanaat ve imanı
kapsayan psikolojik bir olaydır. Ġnançlar, çoğu hallerde bireysel ilkelerin
kaynağı haline gelirler. Bizler bilgi, kanaat ve inançlarımızı açığa vurmak
istediğimiz zaman, bunu davranıĢ ve tutumlarımızla belli etmeye çalıĢırız.
O halde, tutumlar belirli değer yargılarının ve inançların arkasında
gizlidirler. Ġnançlar ve tutumlar, insan için birçok önemli hizmetlerde
bulunur. Bunların belli baĢlıları, insan kiĢiliğine ve kararlarına devamlılık
kazandırma, günlük çeĢitli olayları ve faaliyetleri yorumlamak yoluyla
anlama kavuĢturma ve kiĢisel amaçlara ulaĢmak için mevcut alternatif
yolları karĢılaĢtırma ve bu yolların seçimine yardımcı olma olarak
belirlenebilir.
Değerler Değerler ile tutumlar arasında bir ayrım vardır. Genellikle tutum
ve değerler arasında ayrılmalarını zorlaĢtıran yakın bir iliĢki var ise de;
değerler, davranıĢın ardında yatan tutumları yansıtmaktadır. Birtanıma
göre değer, "Bir sosyal grubun veya toplumun kendi varlık, birlik, iĢleyiĢ
ve devamını sağlamakve sürdürmek için üyelerinin çoğu tarafından doğru
ve gerekli oldukları kabul edilen, onların ortak duygu, düĢünce, amaç ve
menfaatini yansıtan, genelleĢtirilmiĢ temel ahlaki ilke ve inançlar
olmaktadır". (ġimĢek, Akgemci, Çelik, 1998, s.155.) Her bireyin herhangi
bir konuya veya kiĢilere karĢı belirgin değerleri vardır. Her bir birey, bir
kuruma girerken nelerin olması veya nelerin olmaması hakkında belirgin
düĢüncelere sahiptir. Bu düĢüncelerin temelinde değerler yatar. Değerler,
çevremizde oluĢan insanlarla kurmuĢ olduğumuz iliĢkilerle öğrenilir.
Bunun dıĢında, içinde yaĢadığımız toplumun kültürel yapısı da bizim belirli
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 3
değerlerle donatılmamızı sağlar. EĢitlik, demokrasi, adalet, baĢarı, barıĢ
gibi değerler, kültür içersinde belirli pekiĢtirmelerle sahip olduğumuz
değerler bütünüdür. Ġnsanların sahip olduğu değerler nispeten tekrarlı ve
tutarlıdırlar. Yani kolay kolay değiĢmezler.
Normlar Normlar, birtoplumda davranıĢların uygun olup olmadığını
gösteren standartlar veya kurallar sistemidir. Diğer bir deyimle, normlar
belirli durumlarda beklenilen davranıĢ ve davranıĢ kalıplarıdır. Bireylerin
sık sık baĢkalarının davranıĢlarına iliĢkin beklentileri vardır. Normlar, bu
davranıĢların istenilirveya istenmedik olduğunu belirlerler.
Tutum ve DavranıĢ Tutum kavramında da belirtildiği gibi, tutumun
davranıĢa yol açtığını ve davranıĢın gözlemi sonucu tutumun var olduğu
söylenebilir. Burada kafamızda Ģu sorular oluĢabilir: Tutum ve davranıĢ
arasında tutarlılıklar var mıdır? Tutum, tek baĢına davranıĢı meydana
getirebilir mi? Ya da bir kimsenin bir konuda tutumu biliniyorsa o
konudaki davranıĢı önceden tahmin edilebilir mi? Bu soruların hem
kuramsal hem de uygulamalı önemi büyüktür. Çünkü eğer cevabımız
olumlu ise, o zaman tutum hakkında bilgi sahibi olmakla bireylerin
davranıĢlarını önceden tahmin etme olasılığı ortaya çıkıyor demektir ki bu
da sosyal bilimlerin uygulama alanındaki önemini çok arttırır. Aynı
zamanda tutumların ölçülmesinin değeri ortaya çıkmıĢ olur. Bugüne kadar
yapılan tutum araĢtırmalarında, tutumların davranıĢla iliĢkili ve tutarlı
olduğu ispatlanmaya çalıĢılmıĢtır. Ancak, bunlardan elde edilen sonuçlar
çeliĢkilidir. Tutumlarla gerçek davranıĢlar arasındaki iliĢkiyi inceleyen
klasik bir araĢtırma, La Piere tarafından yapılmıĢtır. (BaysalTekarslan,
s.259.) La Piere, Çinli bir çiftle, 66 otel ve motele, 184 lokantaya gitmiĢ
ve üçüncü sınıf bir motel dıĢında heryerde kabul görmüĢlerdir. Hatta 72
lokantada normalin üzerinde iyi kabul gördükleri izlenimini edinmiĢlerdir.
Bu iki yıllık deneyden sonra La Piere, gittikleri bütün bu kuruluĢlara posta
ile bir soru formu yollayarak Çinli müĢteri kabul edip etmeyeceklerini
sormuĢtur. Soru formlarının ancakyarısına cevap gelmiĢ ve bunların %
92'si Çinli müĢteri kabul etmeyeceklerini bildirmiĢtir. Geri kalanlar ise
kararsız yanıtlar vermiĢlerdir. Önceki olumlu davranıĢ ile mektupta
belirtilen tutum açıkça birbirine uymamaktadır. Bu araĢtırmalarda elde
edilen sonuçların tutarsızlık göstermesinin çeĢitli nedenleri olabilir. Bu
nedenlerden en önemlisi, tutum ölçme yöntemlerinin yeterli olmayıp,
tutumları doğru ölçmemiĢ olma olasılığıdır. Tutumlarla davranıĢlar
arasındaki iliĢkileri kısıtlayan etkenler Ģöyle sıralanabilir: (Baysal,
Tekarslan, s.260.)
Çevresel Etkenler: Açık bir tepki hem tutumun hem de çevrenin etkisi
altındadır. Eğer çevrenin etkisi güçlü ise, tutumun tepkiye katkısı azalır;
dolayısıyla tutum ve davranıĢ arasındaki eĢ yönlü iliĢki de azalır.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 4
Tutum DıĢı Etkenler: Tutum ölçme yöntemleri tutumsal tepkiyi
etkileyebilir. Ölçme yöntemleri öyle bir ortamda uygulanmalıdır ki,
bireyde "Toplumca arzulanır" tepkilere yol açmasın; yalnız kiĢisel
tutumunu yansıtsın. Bilimsel araĢtırmalarda test ortamının katkısını
bütünüyle ortadan kaldırmak güç, hatta olanaksızdır.
Ölçüm Hatası: Tutumla davranıĢ arasındaki iliĢkiyi azaltan bir etken de
ölçmede teknik sorunlardır. (Örneğin, ölçme hatası ya da soruların
anlaĢılma güçlüğü gibi) Ölçme yöntemlerinde güvenirliliğin düĢük olması
(anlaĢılmaz sorular, dikkatsiz yanıtlayıcılar, yeterli bilgiye sahip olmayan
bilgi iĢlem uygulayıcıları) tutum ve davranıĢ arasındaki iliĢkinin yanlıĢ
saptanmasına neden olur. Sonuç olarak, tutumların davranıĢlar üzerinde
doğrudan etkili olduğu, ancak bunun nedenlerinin saptanmasının oldukça
güç olduğu söylenebilir. Çünkü tutumların davranıĢları etkilemesi
sürecinde normlar, değerler, alıĢkanlıklar, kiĢilik, öğrenme süreçleri ve
çevresel faktörler rol oynamaktadırlar. Bu nedenlerle, araĢtırmalarda
değiĢik ölçüm tekniklerinin farklı aralıklarla uygulanması, insanların
değiĢken varlıklar olduklarının unutulmaması gerektiği söylenebilir.
Tutum. Ortam. AlıĢkanlık. Beklenti, DavranıĢ iliĢkisi. Tutum Ortam
AlıĢkanlık DavranıĢ Beklenti ġekil 5.1 de görüldüğü gibi davranıĢ, dört
etkenin karmaĢık etkileĢimi sonucu ortaya çıkmaktadır. Öyleyse, bu dört
etkenin hepsi de aynı doğrultudaysa ya da birbirleriyle tutarlı bir halde ise
davranıĢ tahminimiz geçerli olacaktır. Buna karĢılık bu etkenler
birbirleriyle tutarsızlık gösteriyorsa, davranıĢ tahminimiz daha az geçerli
olacaktır. (KağıtçıbaĢı, s.85.)
Tutumu OluĢturan Faktörler Tutumu bireylerin belirli objelere, olgulara,
kiĢilere karĢı tavır alıĢları ya da davranıĢ biçimleri olarak
değerlendirebiliriz. Birtutumu oluĢturan faktörleri üç ana baĢlık altında
toplayabiliriz. Bu faktörlerden birincisi zihinsel veya bilgisel faktörler,
ikincisi duygusal-hissi faktörler, üçüncüsü de davranıĢsal faktörler olarak
belirlenebilir.(Erdoğan, 1997, s.365-366.)
Tutumu OluĢturan Zihinsel ve Bilgisel Faktörler Bir tutumun zihinsel
yönü bireyin tutum konusu olan objeye olan inançlarıdır. KiĢi, bazı
kaynaklardan tutuma konu olan olgu konusunda bilgiler alır, bilgilerini
kendi zihinsel yapısı doğrultusunda diğer bilgileri ile birleĢtirir ve bir inanç
sistemine ulaĢır. Bu inanç sistemi doğru veya yanlıĢ olabilir, ancak kiĢiye
özgüdür. Örneğin, bir amiryanında çalıĢtırdığı kiĢilere fazla mesai için
para ödenmemesi gerektiği inancını taĢır. Fazla mesainin çalıĢanların
gündüz iĢ yapmayarak, geceye iĢ bırakmalara neden olduğunu
deneyimlerine göre düĢünmektedir. ÇalıĢanlar da bu durumun tam tersini
paylaĢmaktadırlar. Amirin tutumu, doğru veya yanlıĢ, kendisine aittir.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 5
Tutumu OluĢturan Duygusal-Hissi Faktörler Tutumu oluĢturan duygusalhissi faktörler ile kiĢinin tutuma konu olan heyecanları anlatılmaktadır.
Tutuma konu olan obje hoĢa gidebilir veya gitmeyebilir, sevilir veya
sevilmez; bu tür yargılar da tutumun his-duygu olan yönünü ortaya
koyar. Örneğin, bir sanatçıyı çok severseniz, onun filmlerini, televizyon
programlarını hiç kaçırmazsınız. Ya da belirli birtemizlik ürününü marka
olarak seversiniz, onun yeni çıkan yan ürünlerini denemek gibi olumlu
tutumlar içersine girersiniz.
Tutumu OluĢturan DavranıĢsal Faktörler Tutumun davranıĢ faktörü,
kiĢinin bir harekete eğiliminin olması halidir. KiĢinin inanç ve bilgileri
sonucunda ortaya çıkan yargısı onu bir objeye karĢı olumlu veya olumsuz
harekete eğimli hale getirecektir. ĠĢte bu son oluĢum, tutumun davranıĢ
faktörüdür. Eğer bir birey, herhangi bir objeye karĢı olumlu birtutuma
sahip ise, o objenin gereği doğrultusunda davranmaya hazır olacaktır.
Örneğin, hoĢlandığı bir hocanın dersini seçen bir öğrenci, ertesi yıl aynı
hocanın değiĢik bir dersini seçecektir.
Tutumların DeğiĢme Biçimi Tutumlar, bireylerin yaĢam süreçleri içersinde
elde etmiĢ oldukları tecrübelerin süreklilik özelliği taĢıyan birikimleridir.
Bu özellikleri nedeni ile tutumlar, bireyin dıĢ dünya ile iliĢkisini kurarlar,
davranıĢlarına süreklilikve anlam verirler. Ġnsanlar, bulundukları sosyal
ortamda yalnız değildirler. KiĢi, etrafındaki değiĢikliği izler, bu
değiĢimlerden yeni bilgi elde eder, elde ettiği bilgi ve oluĢturduğu inanç
ve değer sistemi doğrultusunda dıĢ dünyaya uyum sağlamaya çalıĢır. ĠĢte
bu uyum isteği zamanla tutumların değiĢmesine yol açar. (Erdoğan,1997,
s.366.) Ġnsanlar, tutum değiĢtirmeyi sağlayabilecek birçok uyarıcı ile karĢı
karĢıyadırlar. Örneğin eğitimciler, politikacılar, reklamcılar hep bizim
tutumlarımızı oluĢturmak için çaba harcarlar. Bilim adamları neden
tutumlarımızın değiĢtiğini, nelerin etkili olduğunu belirlemek için değiĢik
araĢtırmalar yapmıĢlardır. Bu araĢtırma sonuçlarını da değiĢik kurallara
bağlayarak tutum değiĢimini açıklamaya çalıĢmıĢlardır. Burada her biri
çok geniĢ kapsamlı olan tutum değiĢim kuramlarına kısaca değinilmeye
çalıĢılacaktır. (Baysal, Tekarslan,1996, s.270-276.) Bu kuramları beĢ
grupta toplayabiliriz: - Öğrenme kuramları, - ĠĢlevsel kuramlar, - BiliĢsel
tutarsızlık kuramları, -Algısal yaklaĢımlar, - Ġkna edici iletiĢim.
Öğrenme Kuramları Bu kuramlar, tutumların koĢullandırma yolu ile
değiĢtirilebileceğine iĢaret etmektedir. Öğrenme, bireyin tutum konusunu
birtakım iyi veya kötü deneyimlerle iliĢkilendirmesi sonucu oluĢur.
Deneyim hoĢa gitmiĢ ise, o tutum konusuna karĢı tutum olumludurve
daha sonraki karĢılaĢmalarda bu olumlu tutum devam eder. Örneğin
ödüller, ek prim, terfi, sınavdan yüksek not almak, övgüler olumlu tutum
kazanılmasına iliĢkin pekiĢtiricilerdir.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 6
ĠĢlevsel Kuramlar Bu kuramlarda, tutumların bireyin bir takım
amaçlanna hizmet ettikleri, diğer bir anlatımla bireyin gereksinimlerim
karĢılamada araçsal oldukları belirtilmektedir Bu kuramcılar, tutum
iĢlevlerini dort grupta incelemektedirler: -Araçsal ĠĢlev, - Benlik koı jyuc u
iĢlev, - Değer ifade edici iĢlev, - Bilgi iĢlevi. Araçsal iĢlev, bireyin en fazla
ödül ve en az cezayı isteyeceği varsayımına dayanır. Buna göre birey,
ödüllendirici ya da ödül vadeden konulara karĢı olumlu, cezalandırıcı ya
da cezaya götürücü konulara karĢı olumsuz tutum sahibi olur. Benlik
koruyucu iĢlev, bireyin bilmek istemediği öz-algılamalarından kendini
koruma isteği ile ilgilidir; birey belirli konulara karĢı tutumlar geliĢtirerek,
bu tür tutumlar sayesinde öz-saygısını zedeleyici duygulardan kurtulur.
Örneğin, kendini çirkin bulan birinin, yaĢamını bir ideolojiye adayarak bu
Ģekilde toplumda saygınlık kazanmaya çalıĢması gibi. Değer ifade edici
iĢlev, bireyin merkezi değerleri ile tutarlı tutumları gösterme isteğine
dayanır. Bu iĢlevi yerine getiren tutumlar, bireyin öz kimliğini koruma,
olumlu bir öz-görüntü yaratma isteğinden kaynaklanır. Eski değerleri
bireyin kimliğine temel olacak öz-görüntüsünü yansıtmadığı durumda,
birey tutum değiĢtirir. Tutumların bilgi iĢlevi, insanın bilgi edinme ve bu
bilgiyi esasta kargaĢa halindeki çevreye anlam verecek Ģekilde örgütleme
gereksinimine dayanmaktadır. Basite indirgeme özellikleri ve son derece
karmaĢık birtoplumsal ortam karĢısında, oldukça benzertepki gösterme
kolaylığı sağlamaları açısından bu tutumlar bireye bugünkü ve gelecekteki
deneyimlerinde becerili olacağı duygusunu verir. Yeni bilgiler edindikçe
veya bilgi değiĢtikçe bu türtutumlarda da değiĢme olur.
BiliĢsel Tutarlılık Kuramları Bu kuramlar, genel olarak bireyin biliĢsel
sisteminde tutarsızlıklar olduğu ve bireyin bunu gidermek için tutum
değiĢtireceği varsayımına dayanarak, bu tutarsızlıkların nasıl giderildiğini
incelemiĢlerdir. Gerçekte insanların kiĢisel sistemlerinde çeĢitli nedenlerle
tutarsızlıklar olmaktadırve bunlar sürüp gitmektedir. Bu tutarsızlık
nedenlerinden bazılarını Ģöyle sıralayabiliriz: - Ġçinde yaĢadığımız
toplumda farklı gerekleri olan çeliĢkili roller söz konusudur. (Evde anne,
dıĢarıda yönetici rolü gibi) - Toplum yaĢamı sürekli değiĢim içindedir, bu
da bireyin biliĢlerini olayların gerisinde bırakmaktadır. - Bireyin kendi
ideallerine ters düĢen dıĢ baskılar olabilmektedir. (Patronun verdiği emir
etik dıĢı olsa bile yapmak zorunda kalması gibi) - KiĢilerarası etkileĢim ya
da tutum konusu ile doğrudan iliĢki sonucu birey, daha önce edindiği
bilgilere ters düĢen bilgiler edinebilmektedir.
Algısal YaklaĢımlar Bu yaklaĢımlar, tutum değiĢimi sürecini, inanç ya
da kanılarda bir değiĢim değil de tutum konusunun algılanmasında bir
değiĢim olarak ele almaktadırlar. Algısal yaklaĢımlar çokyeni ortaya
atılmıĢ olup, henüz tutum değiĢimi olgusuna açıklık getirmiĢ değildirler.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 7
Ġkna Edici ĠletiĢim Tutum değiĢimi konusunda önemli rol oynayan
diğer bir kuramsal yaklaĢım ikna edici iletiĢim modelidir. Bu modele göre
bir iletiĢimin etkili olması beĢ bağımsız değiĢkene bağlıdır: Kaynak,
mesaj, araç, alıcı, erek. Bu değiĢkenler, bireyin dikkat, kavrama, kabul,
saklama ve sözlü ya da davranıĢsal eylem gibi özelliklerini değiĢik
ölçülerde etkilemektedirler. Ġkna edici iletiĢimle tutum değiĢtirme
konusunda yapılan araĢtırmaların önemli sayılabilecek bazı bulgularını
Ģöyle sıralayabiliriz: - Tutum değiĢiminde yüz yüze iliĢkiler bile iletiĢimden
daha etkili olmaktadır. - Ġnanırlılığı yüksek olan kaynaktan gelen bilgiler,
daha çoktutum değiĢimi yaratmaktadır. - Alıcıya katılma olanağı tanıyan
iletiĢim, tutum değiĢimine yol açmaktadır. - Tutum değiĢiminde grup
önemli bir etkendir. - Gerçeklere dayanan bilgi sonucu elde edilen tutum,
bu bilginin değiĢmesi ile kolayca değiĢmektedir.
Tutumlar ve ĠĢ Tatmini Örgütsel davranıĢta tutumlar, bireyin iĢe iliĢkin
duygu, düĢünce veya iĢi sevme ve sevmeme derecelerini belirttiğinde, bu
konu iĢ tatmini olarak incelenmektedir. Genel anlamla iĢ tatmini, bireyin
iĢe verdiği değerve iĢ tecrübelerinin çıkardıkları sonuca göre pozitif
duygusal durumları veya memnuniyetleri olarak
adlandırılmaktadır.(Hellriegel, Slocum, VVoodman, 1986, s.78.) ĠĢ,
bireylerin değerveya ihtiyaçlarını karĢıladığında pozitif duygular ve
düĢünceler ortaya çıkar. Bu durum da bireyin iĢe iliĢkin olumlu tutumlar
sergilemesine, yani iĢ tatminine neden olur.
ĠĢ tatmini ölçeklerinde kiĢinin, iĢinin belirli yönlerini belirleyen beĢ tatmin
unsuru yer almaktadır. Bunlar, ücretler, ödüller, yöneticiler, iĢin kendisi
ve çalıĢma arkadaĢlarıdır. Bu unsurlar olumlu beklentiler doğrultusunda
gerçekleĢtiğinde bireyler tatmin olacaklar; gerçekleĢmediğinde de iĢ
tatminsizliği yaĢayacaklardır. ĠĢ tatmini veya tatminsizliği kiĢiden kiĢiye
değiĢebilir. Çünkü iĢ hayatında bireyin önem verdikleri konular ayrıdır. ĠĢ
tatmini, bireyin kendi algılamalarına göre önemli olan birtakım faktörlerin
birey tarafından değerlendirilmesinin bir sonucudur. ĠĢ tatmininin üç
önemli boyutu vardır: (Özkalp, Kırel, 2001, s.129.)
Birincisi, bireyin iĢine karĢı olan duygusal bir tutumudur. Bu nedenle,
doğrudan gözlemlenemez ancak iĢyerine yansıyan davranıĢlarından
anlaĢılır. Ġkincisi, iĢ ile ilgili sonuçlar tarafından tayin edilir. Yani bireyin
önem verdiği Ģeyler ne derece olumlu veya olumsuz biçimde
karĢılanıyorsa, iĢ tatminini tayin eden Ģey bu sonuçlardan
kaynaklanmaktadır. Eğer örgüt içinde bir grup, diğer bir gruptan daha
fazla çalıĢtığını, ancak bunun karĢılığında daha az ödüllendirildiklerini
düĢünüyorlarsa, bu gruptaki insanların iĢlerine veya yöneticilerine ve
arkadaĢlarına olumsuz tutumları olacaktır. Çünkü bu kiĢiler
tatminsizdirler. Eğer bunun karĢıtı bir durum söz konusu ise, o zaman da
tatmin duyguları içinde, iĢyerlerine ve patronlarına olumlu tutumlar
sergileyeceklerdir. Üçüncü olarak da iĢ tatmini birbirleriyle ilgili
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 8
tutumlardan oluĢur. ĠĢ tatmini ile ilgili altı önemli iĢ unsurundan söz
edilmektedir. Bunlar: - ĠĢin kendisi, - Ücret, - Terfi sistemi, DanıĢmanlık, - ĠĢ arkadaĢları, - ÇalıĢma koĢullarıdır.
ĠĢin Kendisi: ĠĢin birey için taĢıdığı anlam, öğrenme fırsatları ve
sorumluluklardır. Bireyin kendi kendine karar verebilmesi, iĢin yaratıcılık
yeteneğini kullanabilmesine imkan vermesi, yapılan iĢin zevkli olması
motivasyonu arttırır.
Ücret: Bireyin yaptığı iĢ karĢılığında elde ettiği maddi ödül anlamındadır.
Bunun miktarı ve diğer çalıĢanlarla karĢılaĢtırıldığında eĢitliği önem
kazanır. Yaptığı iĢin karĢılığını aldığına inanmak motivasyonu arttırır.
Çünkü çalıĢanlar aldıkları ücrete bakarak yönetimin kendileri hakkında ne
düĢündüğünü tahmin ederler. Ġyi bir ücret, bireyin iĢe iliĢkin olumlu
tutum geliĢtirmesine yardımcı olur.
Terfi Sistemi: Bireyin iĢte ilerleme olanağının olup olmamasıdır. Terfi ya
da kariyer geliĢim fırsatlarının adaletli ve istenilen zamanda
değerlendirilmesi iĢ tatmini yaratır. Terfi sistemlerin örgütte açık, net bir
Ģekilde belirlenmesi, baĢarı, kıdem ve süreyle iliĢkili olarak yürütülmesi iĢ
tatminini arttırır. DanıĢmanlık: DanıĢmanın bireye vereceği teknik bilgi ve
davranıĢsal destek anlamındadır. ÇalıĢanların baĢındaki danıĢmanlarıyla
olan iliĢkileri de orta düzeyde birtatmin kaynağıdır. Tavsiyeler,
problemlerin çözümü, bireyin diğer kiĢilerle olan iliĢkilerini düzenleme
danıĢmanın görevleri arasındadır. Katılımcı bir ortamın yaratıldığı bir
danıĢmanlık biçimi etkili birtatmin ortamı yaratabilir.
ĠĢ ArkadaĢları: Ġnsanlar sosyal bir varlık olduklarından sürekli baĢkaları
ile beraber olma ihtiyacı duyarlar. Özellikle iĢ yerinde arkadaĢ grupları,
bireyleri iĢe bağlama ve tatmin açısından çok önemlidir. Çoğu zaman
yaptığınız iĢi sevmeseniz bile, arkadaĢ grubunuzla olan iyi iliĢkileriniz,
yardımlaĢmanız sizi iĢe bağlayan, memnuniyet duymanızı sağlayan
unsurlardır. ÇalıĢma ġartları: ÇalıĢma Ģartları veya iĢ ortamının koĢulları
da iĢ tatmini üzerinde etkili olan faktörlerden biridir. Özellikle çoğu birey
için iĢe gidiĢ geliĢ saatleri, yapılan iĢin tehlikeli olup olmaması, iĢyerinin
temizlik, ıĢıklandırma, nem ve gürültü açısından sağlık koĢullarına uygun
olması, iĢtatminini etkileyen unsurlardır.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 9
ÜNĠTE 6
KĠġĠLER ARASI ÇEKĠÇĠLĠK VE YAKIN ĠLĠġKĠLER
KiĢiler arası çekiciliğinin genel ilkeleri: Psikolojik çekicilik tutum
benzerliği ve yakınlık faktörleri
Yalnızlık: Bu eksiklik niceliksel olabilir: Hiç arkadaĢımız olmayabilir, ya
da istediğimizden daha az arkadaĢımız olabilir. Eksiklik nitelikselde
olabilir. ĠliĢkilerimizin, istediğimizden daha yüzeysel olduğu bizi tatmin
etmediği duygusuna kapılabiliriz. Tek baĢımıza mutlu yada topluluk içinde
yalnız olabiliriz. Fakat insanlar tek baĢlarına kaldıklarında, baĢkalarıyla
birlikte olduklarından daha fazla yalnızlık duygusu yaĢarlar
KiĢiler arası çekicilik: Bir kiĢinin baĢka bir kiĢiye yaklaĢma isteğidir
Sosyal karĢılaĢtırma kuramı: Bizim, düĢünce ve davranıĢlarımızı
baĢkalarınınkiyle kıyaslarsak değerlendirdiğimizi ileri süren kuramdır.
Özetlersek, insanlar tehlikeli bir durumla karĢılaĢtıklarında, kendilerine
yaĢadıklarını yorumlayacak, doğru düĢünebilmelerine yardımcı olacak
kiĢilerle birlikte olmak isterler.
Çocuklukta bağlanma: Mary Ainsworth ve arkadaĢları, küçük çocuklar
ve anne – babaları arasında üç bağlanma türü tanımlamıĢlardır.
1. Güvenli bağlanma
2. Kaçınan bağlanma
3. Kaygılı – kararsız bağlanma
Güvenli bağlanma: Ebeveyn genelde çocukla birlikte iken ve çocuğun
ihtiyaçlarını karĢılamada hevesli ise ortaya çıkar.
Kaçınan bağlanma: Ebeveyn genelde çocuğun ihtiyaçlarını karĢılamada
hevesli – içten değilse, hatta ret edici ise ortaya çıkar. Bebekler
baĢlangıçta bu ilgi eksikliğini protesto ederler, ama sonuçta bu
bağlanmalarını yitirirler.
Kaygılı / kararsız bağlanma: Bakımdan sorumlu olan kiĢi kaygılı,
çocuğun ihtiyaçlarına karĢılık veremediğinde ortaya çıkar. Bakıcı bazen
vardır ve karĢılık vermiyor olabilir, ama diğer zamanlarda yoktur ya da
ilgisiz olabilir.
Çocuğun bağlanması, hem doğuĢtan gelen BĠYOLOJĠK etkenler, hem de
ÖĞRENME ile açıklanabilir. Biyolojik görüĢ bağlanmanın çocuk için hayatta
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 10
kalma değeri üzerinde durur. Çocuk ve ebeveynin birbirine olan belli
davranıĢları GENETĠK olarak programlandığı için bağlanma olmaktadır.
Çocukla ebeveyn arasında kurulan bu karĢılıklı bağlanma, bebeklik
çağlarında ortaya çıkar ve tüm hayat boyunca devam eder.
Sosyal iliĢkilerin yararları: Robert Weiss, aĢağıda açıklanan 6 kavram
için, sosyal iliĢkilerin bireylere sağladığı ödüllerdir diyor.<p> </p>
1. Bağlanma: En yakın iliĢkilerimizin bize sağladığı güvenlik, rahatlık
hissidir.
2. Sosyal BütünleĢme: Ortak ilgi ve tutumlara sahip olma duygusudur.
Genellikle dostlarımız, iĢ ve ekip arkadaĢlarımız, aynı dini duyguları
paylaĢtığımız insanlar, komĢularımız vs. tarafından sağlanır.
3. Değerin teslimi: BaĢkaları, sahip olduğumuz yetenekleri takdir edip bizi
değerli bir insan olarak gördüğü zaman sağlanır.
4. Destek duygusu: Ġhtiyaç duyduğumuzda bize yardım edecek insanların
olduğunu bilmektir. Acil durumlar ortaya çıktığında yardım için ailemize
koĢarız.
5. Yol gösterme: DanıĢmanlar, öğretmenler, doktorlar, dostlar ve yardım
için gittiğimiz diğer insanlar tarafından sağlanır.
6. Bakım fırsatı: Biz baĢka birinin sorumluluğunu üstlendiğimizde söz
konusudur.
AraĢtırmacılar, sosyal desteğin birçok önemli türünü belirlemiĢlerdir.
Örneğin araçsal destek; parasal yardım ya da diğer malzeme ve hizmet
çeĢitleri anlamına gelirken; bilgi desteği; öneri, rehberlik ya da yararlı
bilgi sağlama anlamına gelir.
Yalnızlık yaĢantısı: Ağır yalnızlık duygusu gençlerde; bunalım, alkol ve
ilaç kullanımı, okulda düĢük notlar alma, fiziksel hastalık; yaĢlılarda ise
bakım evine düĢme yada ölüm korkusu gibi çeĢitli nedenlerle bağlantılıdır.
Yalnızlık 2 gruba ayrılır:
1. Duygusal yalnızlık; Çocuklar içi anne baba, yetiĢkinler için ise bir eĢ
yada yakın arkadaĢ gibi bir bağlanılabilecek bir figür yada imge
yokluğundan kaynaklanır.
2. Sosyal yalnızlık; ĠĢ ya da diğer arkadaĢlardan oluĢan bir gruba dahil
olma duygusunun eksikliğinde ortaya çıkar.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 11
Kimler yalnız kalma riski altındadır: BoĢanmıĢ insanların çocukları,
normal ailelerin çocuklarından daha fazla yalnızlık riski altındadırlar. Evli
olmadan birlikte yaĢayanlara kıyasla daha fazladır. Yalnızlık varlıklı
insanlardan ziyade yoksullar arasında, daha yaygındır.
Sosyal değiĢ – tokuĢ kuramı: Bizim, getirisi ötürüsünden fazla olan
iliĢkiler arama ve bu tür iliĢkileri sürdürme peĢinde olduğumuzu ileri
süren kuramdır. Bu kurama göre karĢılıklı etkileĢimin bize sağlayacağı
doyumun, maliyetinden fazla olacağına inandığımız insanlardan
hoĢlanırız.
HoĢlanmayı etkileyen 4 temel unsur: Yakınlık, tanıĢıklık, benzerlik ve
diğer bireylerin kiĢisel özellikleridir.
BiliĢsel uyumsuzluk: Bir kimsenin tutumlarıyla tutarsız davranıĢta
bulunmadan kaynaklanan rahatsızlık duygusudur. Buna göre insanlar,
tutumlarındaki hoĢlanma ve hoĢnutsuzluklarını düzenli olarak dengede
tutabilmek için uğraĢ verirler
Benzerlik: Tutum, davranıĢ, ilgi alanları, değer yargıları öz geçmiĢ ve
kiĢilik konusunda bize benzer insanlara daha bir yakınlıkduyarız. Bu
benzerlik etkisi, arkadaĢlık, flört ve evlenme içinde geçerlidir. Ġnsanlar
arasındaki çekiciliğin diğer bir etkeni benzerliktir.
Yeterlilik: Genel olarak yetenekli, zeki ve yeterli insanlardan hoĢlanırız.
HoĢ sohbet arkadaĢlardan, iyi araba tamir eden ustalardan, iyi
konuĢabilen bilgili profesörlerden
Fiziksel Çekicilik: Daha iyi görünümlü insanlar, genelde, daha az çekici
insanlara kıyasla, toplumsal olarak daha yetenekli daha arkadaĢ canlısı
olarak görülür. Gerçekte çekici insanların, daha az çekici insanlara kıyasla
sosyal ortamlarda daha rahat olduğu ve daha zarif sosyal yeteneklerin
olduğuna dair kanıtlar vardır.
AĢk davranıĢları : DeğiĢik yaĢtan insanlara; romantik bir sevginin ya da
eĢin; aĢkı en iyi ifade eden davranıĢların neler olabileceğini sordu, yedi
kategoride topladığı yanıtlar Ģunlardır.
1. Seni Seviyorum demek veya diğer sözel sevgi ifadeleri.
2. Sarılmak ve öpmek gibi sevginin fiziksel ifadeleri.
3. Sözel olarak kendini ortaya koyma.
4. Sevgilinin yanında iken mutluluk, rahatlama gibi duyguların sözsüz
iletiĢimi.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 12
5. Hediye verme, yada sevgiliye yardım için bir Ģeyler yapma gibi aĢkın
materyal iĢaretleri
6. Sevgiliye gösterilen torelasta isteklilik ve iliĢkiyi sürdürmek için
fedakarlık uzmanlar, iliĢkilerin evliliğe doğru nasıl ilerlediğini gösteren
spesifik gözlemlerde yapmıĢlardır.
AĢk ve sevgi : AĢk, tutkunun, cinsel duyguların, acı ve hazsın, hırs ve
güvenin, baĢkalarını da düĢünme ve kıskançlığın aynı anda var olduğu bir
duygusal ruh halidir. Sevgi ise bir insana sıkı sıkıya bağla olma duygusu
olarak tanımlanır.
AĢkı ateĢleyen psikolojik olguların çeĢitli kaynakları : Cinsel
arzular, Ret edilme korkusu, Birisini tanımanın heyecanı ve çevreden olası
müdahalelerin yarattığı gerginlik, ve benzeri bunları tümü aĢktaki güçlü
duyguların etkenleri olabilmektedir.
YetiĢkinlerin romantik bağlanması: YetiĢkin sevenlerin bağlılığı da
bebeklerde olduğu gibi karĢılıklıdır. AyrılıĢta sıkıntı, yakınlığı sürdürmek
içi caba ve birlikte zaman geçirme. Yine bebek bağlanması gibi, yetiĢkin
romantik bağlanmasının da biyolojik bir kökün olduğuna inanmaktadırlar.
YetiĢkin romantik bağlanması çocuklukta bağlanmanın daha önce
açıkladığımız 3 Ģekline benzemektedir:
1. Güvenli,
2. Çekinen
3. EndiĢeli – kararsız bağlanma
Çocuktaki bağlanmanın özellikleri :
1. Bağlanma çocukla bakıcı arasında çift yönlüdür.
2. Bağlanma çevre hakkında çocuğa bilgi verir.
3. Bağlanmanın genetik kökleri vardır.
4. Bağlanma öğrenme ile ilgilidir.
Sosyal iliĢkilerin insana sağladığı yararlar: Değerin teslimi, yol
gösterme, destek duygusu, bakım, fırsat
Strobe : Evlilikte fiziksel çekiciliğin flört dönemindeki çekicilikten daha az
önem taĢıdığını ortaya koymuĢtur.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 13
ÜNĠTE 7
ÖZGECĠ DAVRANIġ
* Hiçbir karĢılık beklemeden baĢkalarına yardın etme ya da
kötülüklerden korumaya özgecilik denilmektedir.
*Özgecilik, birisine yarar sağlama yada onu zarardan-kötülükten koruma
dıĢında herhangi beklentisi olmayan yardın davranıĢıdır.
Özgeci DavranıĢ : Herhangi bir ödül beklentisi olmadan, birisine
isteyerek yardım etmedir.
*Bir davranıĢın özgeci olup olmadığını ölçüsü , yardım edenin
niyetidir.Yardımda bulunanın kafasında,Ģimdi ya da gelecekte
sağlayabileceğini düĢündüğü bir yarar varsa ; yapılan iyilik özgeci
olamaz.
*KarĢılıksız olmak koĢuluyla yapılan her yardım ve iyilik , hatta bir
telefon etmek bile özgeci davranıĢa girer.
Gruplar halinde yaĢayan diğer türlerde özgeci davranıĢlar
göstermektedir. KuĢlar,köpekler,yunuslar ve Ģempazelerden; karınca, bal
ve eĢĢek arılarına kadar birçok canlı özgeci davranıĢlarda
bulunmaktadırlar.
ÖZGECĠ DAVRANIġ KURAMLARI
-Evrimsel YaklaĢım
-Kültürel YaklaĢım
-Öğrenme YaklaĢımı
Evrimsel YaklaĢım : Hayvanlar ve insanda görülen bu yardım etme ,
gerektiğinde -baĢkalarının hayatta kalması için- kendini tehlikeye atma
davranıĢı; evrimsel psikolojiyle ilgilenenler tarafında , bir kuĢaktan
diğerine aktarılan genetik bir özellik olduğunu ileri sürmüĢlerdir.
Toplumsal Norm ; Bir gruba mensup üyelerin nasıl düĢünmesi ve
davranması gerektiğine iliĢkin kural ve beklentilerdir.
* Üç toplumsal norm yardım etme davranıĢıyla ilgilidir: Toplumsal
sorumluluk karĢılıklılık ve toplumsal adalet.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 14
Toplumsal Sorumluluk : Yardımımıza muhtaç olan insanlara yardım
etmemizi söyleyen bir normdur.
KarĢılıklılık: Yardım aldığımız insanlara bizimde yardım etmemizi söyler.
Toplumsal Adalet : EĢit iĢe eĢit ödül ilkesini öne çıkarmaktadır EĢitlik
duygusu bir baĢkasına iyilik yapma sonucunda da görülebilir.
Öğrenme YaklaĢımı (Ödül-Ceza-PekiĢtirme-Gözlem-KoĢullu
Öğrenme)
Yardım etme kararını verilme süreci
-Birinci basamak
-Ġkinci basamak
-Üçüncü basamak
-Dördüncü basamak
* Birinci basamak yardım etmeyi gerektiren bir sorunun algılanması
basamağıdır.Bu algılamanın sonunda , yardımın gerekli olup olmadıgı
kararı verilir ikinci basamak , kiĢisel sorumluluk almadır.Üçüncü basamak
üstlenilecek sorumulugun getiri ve götürüsünün ne olacağını
düĢünmektir. Elde edilecek sonuç göze alınanlara değmelidir.Yardım
etmenin getiri ve götürüsüyle birlikte sonuçları da hesaba katılmaktadır .
Yardım etme kararı sürecinin son basamagı , yardımın biçimine karar
verme ve harekete geçmektir.
*Taylor,Peplau ve Sears'ın, Shotland ve Huston'dan aktardığına göre
(1979),Bir olayın yardım gerektirip gerektirmediğine karar verirken beĢ
göstergenin varlıgına bakılmaktadır.
-Olayın aniden ve beklenmedik olması
-Kurbana zarar verecek açık bir tehdit durumunu olması
- Müdahele edilmediği takdirde kurbanın göreceği zararın dahada artacak
olması
-Kurbanın çaresizliği ve yardıma ihtiyacının belirgin olması
-Sonuç verecek bir müdahalenin mümkün olaması
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 15
* Ġnsanın kendisini keyifli mutlu, neĢeli hissetiğinde baĢkalara yardım
etmeye daha istekli olduğunu insanın kendisini kötü hissetmesi,
baĢkalarına yardım davranıĢının azaltabilmektedir.
Kötü Hissetme; BaĢkalarının yaĢadıgı olumsuzluklara verilen duygusal
bir tepkidir.
Empati:Bireyin kendisini bir baĢkasının yerine koyarak onu duygularını
anlama ve bunu karĢıdakine hissetirmedir.Empati özgeci bir davranıĢtır.
Yardım Etme Biçimleri
-BaĢkalarının varlığı
-Çevresel koĢullar
-Zaman baskısı
Sorumluluk dağılması , zor durumdaki bireye çevrede yardım edebilecek
baĢka kimse yoksa ; yardım etme sorumlulugu bütünüyle ona ait olacak ,
dahası yardım yapmassa suçlanacaktır ama birçok insan olaya tanık
olmuĢsa ozaman sorumluluk paylaĢılacak demektir.
Değerlendiriliyor Olma Kaygısı, birileri bizi seyrediyorsa , yanlıĢ yapma
yada baĢaramama korkusu bir harekete geçmeden alıkoyabilir.
Çevresel KoĢullar (Kent büyüdükçe yardım etme davranıĢı azalmaktadır)
Zaman Baskısı ( Ġnsanlar geç kalmamak,bir toplantıya,bir randevuya
yetiĢmek gibi zaman baskısı altında olduklarında yardım etme davraĢını
azalmaktadır
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 16
ÜNĠTE 8
SALDIRGANLIK
Saldırganlık: Diğer kiĢiye fiziksel ve psikolojik olarak zarar vermeyi
yada incitmeyi amaçlayan davranıĢtır.
ġiddet : Diğer kiĢiye fiziksel olarak zarar vermeyi amaçlayan
davranıĢıtır.(Kasıtlı yapılan)
Pasif saldırganlık:Diğer kiĢiye zarar vermeyi ya da onu incitmeyi
amaçlayan faaliyetsizlik halidir. Araçsal saldırganlık:KiĢi tarafından değerli
görülen bir amaca ulaĢmak için gösterilen saldırganlıktır.
DüĢmanca Saldırganlık : Amacı diğer kiĢiye zarar verme yada onu
incitmek olan saldırganlıktır.
*Büyük bir mirasa konmak için kiĢinin akrabasını öldürmesi ,
profesyonel bir boksörün rakibine vurması , bir hırsızın girdigi evin
sahibine vurması yada futbolda rakip oyuncunun gol atmasını engelleme
araçsal saldırganlık örnekleridir
* DüĢmanca saldırganlık öfke yada kızgınlık duygusuyla birlikte ortaya
çıkmaktadır.Adamın tartıĢma esnasında öfkelenip eĢine bağırması yada
vurması yada bir kahvehanede veya bir kumarhanede hileli kart yada
zardan dolayı patlak veren bir kavga düĢmanca saldırganlık örnekleridir
Özgeci saldırganlık : Toplumsal normlara uygun olarak görülen ve
toplum tarafından onaylanan saldırganlıktır (Polisin kamu güvenligini
koruma görevinde , bir suçluyu vurması nedeniyle alkıĢlanması)
Antisosyal Saldırganlık : Toplumsal normları çiğneyen ve toplumca
onaylanmayan saldırganlıktır (suikast , dövme , cinayet ,saldırı)
Ġzin verilmiĢ saldırganlık :Toplum kurallarının sınırları içinde olan ve
açık bir onay verilmesede toplum tarafından meĢru olarak algılanan
saldırganlıktır.
Ġçgüdüsel YaklaĢımlar : Saldırganlıkla ilgili ilk kuramsal geliĢme ,
saldırgan davranıĢı, insan ve hayvan doğasının doğuĢtan gelen, genetik
kökenli bir iç güdünün dıĢavurumu olarak gören anlayıĢtır.
* Freud'un psikanaliz çerçevesinde geliĢtirdiği bu kuram insanlarla ikili
bir içgüdü oldugunu savunur.Buna göre bireyin davranıĢı iki temel güç
tarafından yönetilir:YaĢam içgüdüsü (eros) ve ölüm içgüdüsü (thanatos)
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 17
Eros : KiĢileri haz aramaya ve isteklerini gerçekleĢtirmeye yönlendirirken
thanatos benlik-yıkımına yöneltir bu kurama göre , saldırganlık insan
doğasının kaçınılmaz bir parçasıdır ve birey kontrolü dıĢındadır.
*Saldırganlığı hayvan davranıĢlarını gözlemleyerek inceleyen etologlar
(hayvan davranıĢlarını doğal ortamlarında gözleyen araĢtırmacılar) ,
saldırganlıgın evrim süreci içinde önemli bir iĢlemi oldugunu ileri
sürmüĢlerdir bu yaklasıma göre saldırgan davranıĢ türün en güçlü ve
genetik olarak en uygunlarının hayatta kalmasını sağlayarak türlerin
evrimsel geliĢiminde uyumsal bir iĢlev görmektedir
* Hem psikanalizciler hem de etologlar saldırganlıgı insan doğasının
kaçınılmaz bir özeliği olarak görmüĢlerdir ancak etologlar saldırganlıgın
uyum sağlayacagı bir davranıs olarak görürken psikanalizciler
saldırganlıgı yıkıcı dürtülerin temsilcisi olarak görmektedirler Buna bağlı
olarak saldırganlıgın nasıl azaltılacagı yada bertaraf edileceği sorusuna
verdikleri yanıtlar farklıdır.
* Etologların ketleme anlayıĢından farklı olarak psikanalizde ketlemeler
çevreyle etkileĢim içinde geliĢtirilir ; bunlar bireyin ilk yaĢlardaki aile
iliĢkileri ve daha sonra süperegonun geliĢimi ve toplumsal olarak
kültürleĢme sürecinin sonucu olarak kazanılırlar.
Sosyal Öğrenme YaklaĢımı
Sosyal öğrenme kuramı : Sosyal davranıĢların direkt pekiĢtirme ve model
alma yoluyla öğrenildigini öne süren kuramsal yaklaĢımdır bu görüĢe göre
saldırgan davranıĢı öğrenmenin en temel yolu bireyin bu tür davranıĢların
direkt olarak pekiĢtirilmesidir.
PekiĢtirme :DavranıĢı izleyen ve organizma üzerinde hoĢa gidici bir etki
yaratarak davranıĢın tekrar olma olasılığını artıran uyarıcıların
verilmesidir.
Model olarak öğrenme : Değer verilen kiĢilerin davranıĢlarını
gözlemleyerek öğrenmedir
Model: DavranıĢının taklit edildiği ve uygun davranıĢ için rehber olarak
alınan kiĢidir.
SALDIRGANLIGIN SOSYAL, DURUMSAL VE KĠġĠSEL
BELĠRLEYĠCĠLERĠ
Sosyal Belirleyiciler
-Engellenme
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 18
-Tahrik
-Medyadaki Ģiddet
Durumsal Belirleyiciler
-Alkol
-Yüksel sıcaklık
KiĢilik Belirleyiciler
-KiĢilik
-Cinsiyet farklılıkları
Engellenme : Engellenme kiĢinin amaca yönelik davranıĢının dıĢsal
olarak bloke edilmesidir saldırganlıgın en önemli nedeni engellenmedir
Engellenme - Saldırganlık modeli : Engellenmenin saldırganlıgın
güçlü bir belirleyicisi oldugunu öne süren kuramsal yaklaĢımdır
*Medyadaki Ģiddetin etkisini gösteren kanıtlar üç farklı yöntemle
yapılan araĢtırmalardan elde edilmiĢtir ; laboratuvar deneyleri ,
korelasyonel surveyler ve alan deneyleri. laboratuvar çalıĢmaları çok
kesin olmasada medyada gözlenen Ģiddetin saldırgan davranıĢı artırma
eğiliminde oldugunu göstermiĢtir korelasyonel çalıĢmalarının büyük bir
çoğunlugu çocukların Ģiddet içeren televizyon programlarından
hoĢlamlaları ile sergilediği saldırgan davranıĢlar arasında orta derecede
olumulu bir iliĢki elde etmiĢlerdir.Alan deneyleri genel olarak medyadaki
Ģiddetin kiĢisel arasındaki saldırganlık üzerinde sadece orta derecede bir
etkisi oldugunu göstermektedir.
DuyarsızlaĢtırma etkisi : Uzun süre Ģiddeti izleme sonucunda bireyin
acı çeken insanlara karĢı duyarsızlaĢması ve eskiye oranla daha az
duygusal tepkiler vermesidir .
* Fiziksel çevrenin sıcaklıgı kadar kalabalık ve hava kirliligi gibi diğer
durumsal etmenlerde saldırganlıgın ortaya çıkıĢnı etkilemektedir
A tipi kiĢilik : Yüksek düzeyde rekabetçilik zamanla yarıĢmave
düĢmanlık içeren bir kiĢilik örüntüsüdür
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 19
* A tipi kiĢiliği olanların aĢırı rekabetci sürekli acelesi olan zamana karĢı
yarıĢan ve çok aktif kiĢiler oldukları ve kalp hastalığına yatkın oldukları
ifade edilmektedir
Bunların tam tersi özelikler ise B tipi kiĢilik adı verilen davranıĢ tarzını
iĢaret etmektedir
Direkt Saldırganlıgı : Fiziksel saldırı itme hedefe biĢeler atma
vb.(Kadınlara göre erkeklerde daha fazladır)
Dolaylı Saldırganlık : Hedef kiĢi hakkında çevreye söylentiler yayma
hedefin arkasında dedikodu yapma hedef kiĢiyi zor durumda bırakacak
hikayeler uydurma vb
(Erkeklere göre kadınlarda daha fazladır.)
Saldırganlıgı Azaltma
-Arınma (katarsis)
-Cezalandırma
-Saldırgan olmayan davranıĢların model alınması
-Sosyal beceri eğitimi
Arınma : UyarılmıĢ (Harekete geçmiĢ) psiĢik enerjinin harcanması ve
sistemin tekrar psikolojik denge durumuna dönmesidir.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 20
Download

ghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfg