ZÂKÝR HÜSEYÝN
TTK Belleten, XXVII/107 [1963], s. 477-483).
10. “Die karaimische Literatur” (Ph.TF, Wiesbaden 1964, II, 793-801). 11. Slownik
karaimsko-rosyjsko-polski (Moskova
1974, Baskakov ile birlikte). Karaimce eski ve dinî terimlerle ilgili bir sözlüktür.
C) Osmanlý Türkçesi. 1. Studia nad
jezykiem staroosman´ skim I: Wybrane
ustepy z anatolijsko-tureckiego przekladu Kalili i Dimny (Krakow 1934). Müellifin Eski Osmanlýca (Eski Anadolu Türkçesi) adýný verdiði dönemle ilgili araþtýrmalarýnýn ilki olan bu eser Kelîle ve Dimne’den bazý bölümler içerir. 2. “La plus
ancienne version turque du recueil persan de conte intitulé Marzubån-nåme”
(Bulletin Intern. de l’acad polonaise des
sciences et des lettres, I-II/7-10 [Kraków
1936], s. 186-192). Bu makalede Berlin ve
Varþova nüshalarýndan hareketle Merzübânnâme’nin Eski Anadolu Türkçesi’ne
XIV. yüzyýlda çevrildiði ileri sürülmektedir.
3. “List turecki Sulejmana I do Zygmunta
Augusta: W ówczesnej transkrypcji i tlumaczeniu polskim z roku 1551” (Kanûnî
Sultan Süleyman’ýn Kral Zsigismund
August’a gönderdiði 1551 tarihli mektup,
RO, XII [1936], s. 91-118). 4. Etudes sur
la langue viellie-osmanlie II: Chapitres
choisis de la traduction turque-anatolienne du Qurßån (Krakow 1937). Kur’ân-ý
Kerîm’den seçilmiþ sûrelerin Eski Anadolu Türkçesi’yle yapýlmýþ çevirilerinden oluþan eserin metin ve sözlüðündeki yanlýþlarla ilgili Ahmet Topaloðlu’nun bir makalesi bulunmaktadýr (bk. bibl.). 5. Poemat
Iran´ ski Husräv-u-}¢r¢n w wersji osman´ sko-tureckiej }eyh¢ (Warszawa 1963). 6.
Poezje stroficzne A{ýk-pa{a (Warszawa
1967). 7. Zarys dyplomatyki osman´ skotureckiej (Osmanlý-Türk diplomatiði tarihi, Warszawa 1955, Jan Reychman ile
birlikte). Eser Andrew S. Ehrenkreutz tarafýndan yeniden gözden geçirilerek Ýngilizce’ye çevrilmiþtir (Handbook of Ottoman-Turkish Diplomatics, The Hague-Paris 1968). 8. “Traktat Arystotelesa o sztuce
wojennej Adab-ý harb w wersji osmanskotureckiej” (Savaþ sanatýna ait Osmanlý dilinde yazýlan Âdâb-ý Harb adlý Aristoteles’in risâlesi, RO, XXXI/2 [1968], s. 23105; XXXIII/11 [1969], s. 7-76).
BÝBLÝYOGRAFYA :
W. Zajaczkowski, “Polonya’da Türkoloji”, I.
Milletlerarasý Türkoloji Kongresi (Ýstanbul, 1520 Ekim 1973): Tebliðler, Ýstanbul 1979, II, 553561; Hasan Eren, Türklük Bilimi Sözlüðü I: Yabancý Türkologlar, Ankara 1998, s. 338-340;
a.mlf., “Ananiasz Zajaczkowski ve Kýpçakça
Sözlükler Alanýndaki Çalýþmalarý”, TDl., sy. 582
(2000), s. 564-573; J. Reychlman, “1945’ten Beri
Polonya’da Türkiye Tarihiyle Ýlgili Çalýþmalar”,
TTK Belleten, XXVIII/109-112 (1964), s. 153-159;
O. Pritsak, “Ananiasz Zajaczkowski Sexagenarius”, UAJ, XXXVI (1965), s. 229-233; A. F. Karamanlýoðlu, “Ananiasz Zajaczkowski (12.XI.19036.IV.1970)”, TM, XVI (1971), s. 184-186; a.mlf.,
“Ananiasz Zajaczkowski (12.XI.1903-6.IV.1970)”,
TDED, XIX (1971), s. 1-34; E. Tryjarski, “Glówne
prace turkologiczne Prof. Ananiasza Jajaczkowskiego”, Prz.Or., III/79 (1971), s. 271-276; Stanislaw Katuzynski, “Dzialalnosç organizacyjna Prof.
Ananiasza Jajaczkowskiego”, a.e., s. 276-279;
Aleksander Dubinski, “Prace kavaimoznawcze
Prof. Ananiasza Zajaczkowskiego”, a.e., s. 282286; Zygmunt Abrahamowicz, “Polonya’da Türkoloji: Baþarýlarý ve Gelecekteki Geliþimi ile Ýlgili
Bazý Sorunlarý” (trc. Tüten Özkaya), TTK Belleten,
LI/200 (1987), s. 1003-1026; Ahmet Topaloðlu,
“Cevâhirü’l-asdâf Üzerinde Yapýlan Çalýþmalar
ve Zajaczkowski’nin Eseri”, MÜTAD, sy. 2 (1987),
s. 161-183; Zeynep Korkmaz, “Ölümünün 30.
Yýlýnda Deðerli Bir Türkoloðu Anma Toplantýsý
Dolayýsýyla”, TDl., sy. 582 (2000), s. 557-563;
Tadeusz Majda, “Prof. Dr. Ananiasz Zajaczkowski’nin Karaim ve Osmanlý Araþtýrmalarý”, a.e., s.
574-580; Osman Fikri Sertkaya, “Prof. Dr. Ananiasz Zajaczkowski ve Kutb’un Husrev ü Þirin
Adlý Yayýný”, a.e., s. 581-588; E. ZajaczkowskaLopato, “Türkolog Prof. Dr. Ananiasz Zajaczkowski”, a.e., s. 589-592.
ÿA. Azmi Bilgin
–
—
ZÂKÝR
(bk. ZÝKÝR).
˜
™
–
—
ZÂKÝR HÜSEYÝN
( !"‫א‬# )
(1897-1969)
˜
Hindistan devlet baþkaný
(1967-1969).
™
8 Þubat 1897’de Haydarâbâd Dekken’de doðdu. Afgan (Peþtun) asýllý bir aileye
mensuptur. On yaþýnda iken hukukçu olan
babasý Fidâ Hüseyin Han’ý kaybetti. Ýlk eðitimini Etâve’deki (Etawah / Uttar Pradeþ)
Islamia High School’da aldý. Daha sonra Aligarh Koleji’nde hukuk alanýnda lisans ve
ekonomi alanýnda yüksek lisans (1920) öðrenimi gördü. Ayný yýl koleje öðretim görevlisi tayin edildi. O yýllarda Çiþtiyye tarikatý þeyhi Hasan Þah’a intisap etti, ondan
ders aldý. Hindistan Hilâfet Hareketi’nin faaliyetlerine katýldý ve bu hareketin baþlattýðý Non-Cooperation (Ýngiliz yönetimiyle iliþkileri kesme) Hareketi’nin Aligarh’taki en
aktif üyeleri arasýna girdi. Ayný yýl öðretim görevliliðinden ayrýldý ve Hilâfet Hareketi liderleriyle görüþerek onlara Aligarh
Koleji yerine millî bir üniversite kurulmasýný teklif etti. Bu görüþ o zamanýn þartla-
Zâkir
Hüseyin
rýnda en mâkul çözüm olduðundan büyük
kabul gördü. Aligarh Koleji yönetiminin Hilâfet Hareketi üyelerinin iþ birliði taleplerine olumlu cevap vermemesi üzerine de
Malta’dan yeni dönen Mahmûd Hasan Diyûbendî 29 Ekim 1920 tarihinde Câmia
Milliyye Ýslâmiyye adýyla millî üniversitenin
kuruluþunu gerçekleþtirdi, Zâkir Hüseyin
1921’de bu üniversitede öðretim görevlisi
oldu.
1923’te Almanya’ya gitti. Berlin’deki Frederick William Üniversitesi’nde ekonomi
alanýnda doktora yaptý. Hakîm Ecmel Han
ile Muhtâr Ahmed Ensârî onu 1925’te Viyana’da ziyaret etti ve tezini tamamlayýnca Hindistan’a dönmesi konusunda ondan
söz aldý. 1926’da tezini bitirince ülkesine
döndü ve ayný yýlýn Þubat ayýnda Câmia
Milliyye Ýslâmiyye’de öðretim üyesi sýfatýyla göreve baþladý, ardýndan “þeyhü’l-câmia” (rektör) oldu. Bu görevini 1948 yýlýna
kadar sürdürdü. 1963-1969 yýllarý arasýnda “emîrü’l-câmia” (sembolik olarak üniversitenin en yetkili ismi, baþkan) görevini üstlendi. Buradaki tecrübeleri ve eðitim felsefesi alanýndaki çalýþmalarý neticesinde 1938-1948 yýllarýnda Hindistan Eðitim Komisyonu baþkanlýðý yaptý. 1948’de
Aligarh Muslim University’nin fiilen rektörü oldu ve Hindistan Üniversiteler Komisyonu üyeliðine seçildi. 1954’te Dünya Üniversiteler Birliði'nin baþkanlýðýna getirildi.
1956-1958 arasýnda Birleþmiþ Milletler Eðitim, Bilim ve Kültür Teþkilâtý (UNESCO) Yönetim Kurulu’nda Hindistan temsilcisi sýfatýyla görev yaptý. 1957’de Bihâr eyaleti
valisi oldu. 1962’de Hindistan devlet baþkan yardýmcýlýðýna getirildi. Hindistan Ulusal Kongresi’nin adayý olarak katýldýðý seçimlerde Hindistan’ýn ilk müslüman devlet baþkaný seçildi (13 Mayýs 1967). Onun
devlet baþkaný seçilmesi dünyada Hindu
egemen Hindistan demokrasisi için iyi bir
sýnav olarak algýlandý (Indian Muslims in
Freedom Struggle, s. 162). Bu görevde iken
3 Mayýs 1969 tarihinde geçirdiði kalp krizi
107
ZÂKÝR HÜSEYÝN
sonucu öldü ve Câmia Milliyye Ýslâmiyye
Kampüsü’ne defnedildi.
Zâkir Hüseyin 1954’te Padma Vibhushan, 1963’te Bharat Ratna niþanlarýna lâyýk görülmüþ; Delhi, Kalküta, Aligarh, Allahâbâd ve Kahire üniversiteleri tarafýndan kendisine fahrî doktorluk unvaný verilmiþtir. Kuruluþuna katkýda bulunduðu
Câmia Milliyye Ýslâmiyye’nin merkez kütüphanesine ve ayný kurum bünyesinde
1970 yýlýnda kurulan Ýslâm Araþtýrmalarý
Enstitüsü’ne Zâkir Hüseyin’in adý verilmiþtir. XX. yüzyýlda Hindistan’ýn eðitim anlayýþýnýn þekillenmesinde önemli rol oynayan Zâkir Hüseyin, Hindistan’ýn baðýmsýzlýðý için Gandi ve Nehru ile birlikte çalýþmýþ, Hint alt kýtasýnýn Hindistan ve Pakistan þeklinde ikiye bölünmesi sürecinde müslümanlarýn Hindistan’dan vazgeçemeyeceðini savunduðu için Hindistan tarafýnda kalmýþtýr. Zâkir Hüseyin, Alfred Ehrentreich ile birlikte Die Botschaft des
Mahatma Gandhi adlý eseri telif etmiþ
(Berlin 1926), farklý tarihlerde verdiði konferanslarý ve makalelerinin bir bölümü The
Dynamic University adýyla yayýmlanmýþtýr (Delhi 1965). Edwin Cannan’ýn Elementary Political Economy adlý kitabýný Mebâdî-Ma£âþiyyât, Eflâtun’un Devlet’ini
Riyâset (1932), Alman iktisatçýsý Friedrich
List’in Das Nationale System der Politischen Ökonomi kitabýný Ma£âþiyyât-ý
Æavmî adlarýyla Urduca’ya çevirmiþtir.
Eðitim ve kültür üzerine bazý düþüncelerini içeren makaleleri Câmia Milliyye Ýslâmiyye’nin Urduca neþredilen Câmi£a (The
Monthly Jamia) adlý dergisinde neþredilmiþtir. Almanya’da bulunduðu sýrada Urduca’nýn büyük þairi Galib Mirza Esedullah’ýn Dîvân-ý Urdu adlý eserinin yayýmlanmasýna da öncülük etmiþtir.
BÝBLÝYOGRAFYA :
A. Chishti, President Zakir Husain: A Study,
New Delhi 1967; Abdüllatîf Azmî, Dr. ¬âkir ¥üseyin: Sîret ü ÞaÅsiyyât, New Delhi 1967; A. G.
Noorani, President Zakir Husain, Bombay 1967;
P. N. Chopra, Zakir Hussain, New Delhi 1979; D.
Sing, Zakir Hussain, New Delhi 1987; ¬âkir Øâ¼ib Apney Âßîne-yi Laf¾ u Ma£nâ meyn (haz. Ziyâülhasan Fârûký), New Delhi 1987; Indian Muslims in Freedom Struggle (ed. P. N. Chopra), New
Delhi 1988, s. 162, 187-191; Ziyâülhasan Fârûký,
Þehîd-i Cüstücû: Dr. ¬âkir ¥üseyin, New Delhi
1988; a.mlf., Dr. Zakir Hussain: Quest for Truth,
New Delhi 1999; ¬âkir Øâ¼ib ¬âtî Yadeyn (ed.
Âbid Rýzâ Bîdâr), Patna 1993; Dr. ¬âkir ¥üseyin:
¥ayât, Fikr aôr A£mâl (ed. Abdülgaffâr Þekîl –
H. Encüm), Bangalore 1999; Zakir Husain: Teacher Who Became President (ed. Syeda Saiyidain Hameed), New Delhi 2000; M. Asad, Dr. Zakir Hussain, New Delhi 2006; M. Mujeeb, Dr. Zakir Husain: A Biography, New Delhi, ts. (National Book Trust); a.mlf., “Çôtey Emîr-i Câmi.a
108
Dr. Câkir Hüseyin”, Câmi £a, LXII/5, New Delhi
1977, s. 145-160; “Câkir Hüseyin”, a.e., LXII/5
(1977), s. 53-71; “Zakir Husain, Dr. (1897-1969)”,
Encyclopaedia of Muslim Biography: India, Pakistan, Bangladesh, New Delhi 2001, V, 513-514.
ÿAzmi Özcan
–
—
ZÂKÝRE
( "‫א‬$‫) א‬
Ýç algý güçlerinden
hatýrlama yeteneði için kullanýlan
psikoloji terimi
˜
(bk. DUYU).
–
™
—
ZÂKÝRÎ HASAN EFENDÝ
˜
(bk. HASAN EFENDÝ, Zâkirî).
–
™
—
ZAKKUM
( %&‫) א‬
˜
Kur’an’a göre bir cehennem aðacý.
™
Sözlükte “bir yiyeceði lokma haline getirip yutmak” anlamýndaki zakm kökünden türeyen zakkum Câhiliye döneminden itibaren bilinen, hurma ile kaymaðýn
karýþýmýndan oluþan bir yemeðin, ayrýca
Türkçe’de de kullanýlan bir aðacýn adýdýr.
Kelime Türkçe’de olumsuz anlamda zýkkým þeklini almýþtýr. Kur’ân-ý Kerîm’de zakkumun cehennemde kâfir ve müþriklerin
yiyeceði olduðunu bildiren âyetlerin nüzûlünden sonra kelime bu mânanýn yaný sýra öldürücü etki yapan bütün yiyecekler ve
tâun hastalýðý için de kullanýlmýþtýr (Lisânü’l-£Arab, “zkm” md.; Kåmus Tercümesi,
IV, 325-326). Âhirette inananlara verilecek
nimetler dünyadaki isimleriyle anýldýðý gibi (meselâ bk. el-Bakara 2/25; Sâd 38/51;
er-Rahmân 55/11-12, 52, 68; el-Vâkýa 56/
20-22) inanmayanlara uygulanacak azap
ve yedirilecek þeyler de dünya hayatýnda
sevilmeyen þeylerin isimleri ve nitelikleriyle zikredilmiþtir (meselâ bk. el-Hac 22/1921; ed-Duhân 44/43-46; el-Hâkka 69/3537). Aslýnda zakkum makbul bir yemeðin
adý iken kötülerin cezalandýrýlacaðý cehennem hayatýnda zakkum aðacý onlarýn gýdasýný belirten bir kavrama dönüþtürülmüþtür. Kur’an’da zakkum ismi üç yerde
zikredilmekte, bir yerde geçen “lânetlenmiþ aðac”ýn da (el-Ýsrâ 17/60) zakkum aðacý olduðu anlaþýlmaktadýr (Buhârî, “Tefsîr”,
17/9; Ýbn Kesîr, IV, 324). Bu aðacýn meyvelerinin âhirette günahkârlarýn gýdasýný
teþkil edeceði, günahkârlarýn bunu yedikten sonra karýnlarýnda erimiþ madenin ya-
hut kaynar suyun kaynamasý gibi ýstýrap
çekecekleri (ed-Duhân 44/43-46), yoldan
sapmýþ ve gerçekleri yalan saymýþ kimselerin zakkum aðacýndan yiyecekleri, karýnlarýný onunla dolduracaklarý, ardýndan suya kanmayan develerin su içiþi gibi kaynar
sular içecekleri (el-Vâkýa 56/51-55) belirtilir. Böylece ihlâs sahibi müminlerin cennette aðýrlanmasýnýn mý yoksa cehennemin öldürücü zakkum aðacýnýn meyvesinden yemenin mi daha iyi olacaðý sorulup
kâfir ve müþriklerin bu hususta düþünmesi istenir. Zakkum aðacýnýn zalimler için
bir imtihan aracý yapýldýðýný belirten baþka âyetlerde bu aðacýn yakýcý ateþin ortasýnda veya cehennemin derinliklerinde geliþip büyüdüðü, meyve yahut tomurcuklarýnýn þeytanlarýn baþlarýna benzediði, zalimlerin onu yemeye ve onunla karýnlarýný doldurmaya mahkûm edildiði, ardýndan
kaynar su karýþtýrýlmýþ bir sývý içecekleri
ifade edilmektedir (es-Sâffât 37/62-67).
Zakkumun lânetli nitelemesiyle anýlmasý,
ondan yiyecek cehennemliklerin lânet edilmeye müstahak olmalarý veya Araplar’ýn
hoþlanmadýklarý yiyeceklere “mel‘un” demeleri sebebiyledir. Ýbn Abbas’tan rivayet
edilen bir hadiste Hz. Peygamber þöyle buyurmuþtur: “Ey iman edenler! Allah’tan
O’na yaraþýr þekilde korkun ve ancak müslüman olarak can verin. Zakkum aðacýndan yeryüzüne bir damla düþürülse dünya
halký acýlara gömülürdü; ondan baþka yiyeceði olmayanlarýn halini düþünün!” (Müsned, I, 301, 338; Ýbn Mâce, “Zühd”, 38).
BÝBLÝYOGRAFYA :
Râgýb el-Ýsfahânî, el-Müfredât, “zkm” md.; Kåmus Tercümesi, IV, 325-326; Müsned, I, 301,
338; III, 25, 26; Ýbn Kuteybe, Tefsîru ³arîbi’lÆurßân (nþr. Seyyid Ahmed Sakr), Kahire 1378/
1958, s. 258; Taberî, Câmi £u’l-beyân (Bulak), XV,
78-79; XXIII, 40-41; Muhammed b. Ebû Bekir erRâzî, Tefsîrü ³arîbi’l-Æurßâni’l-£a¾îm (nþr. Hüseyin Elmalý), Ankara 1997, s. 449-450; Ebü’l-Fidâ
Ýbn Kesîr, Tefsîrü’l-Æurßâni’l-£a¾îm, Beyrut 1966,
IV, 324; VI, 17-18; Bekir Topaloðlu, “Zekkûm”, ÝA,
XIII, 506; C. E. Bosworth, “Zakkum”, EI 2 (Ýng.),
XI, 425-426; Bahâüddin Hürremþâhî, “Zekkum”,
DMT, VIII, 473-474; Salwa M. S. el-Awa, “Zaqqûm”,
Encyclopaedia of the Qurßån, Leiden 2006, V,
571-572.
ÿMustafa Öz
–
—
ZÂL
( '‫א‬$‫) א‬
˜
Arap alfabesinin
dokuzuncu harfi.
™
Osmanlý alfabesinin on birinci harfidir ve
ebced sisteminin yirmi beþinci harfi olarak sayý deðeri 700’dür. Biçim bakýmýndan
benzediði dâl harfinden bir nokta ile ayýrt
Download

– — ˜ ™ – — ˜ ™