DENİZ TİCARETİ
Eylül 2014 | Yıl 22 | Sayı 268
Türkiye’nin İtibarını Kurtaran Düzenleme
Denizler Çöp Kutusu Değildir
MDTO Ertuğrul Projesine Destek Veriyor
Yrd. Doç. Dr. Halil Rahman Başaran ile Tahkim Üzerine Söyleşi
Mersin ve Valilerimiz!...
Rüzgar türbinleri rotor kanatları yüklü
konteyner gemisi Berum, Kiel Kanalı’nda
(Almanya, Scleswing-Holstein)
MDTO’nın Aylık Yayın Organı
Eylül 2014 Yıl: 22 Sayı: 268
MDTD Basın Meslek İlkelerine Uyar.
İÇİNDEKİLER
5-6
Türkiye’nin İtibarını
Kurtaran Düzenleme
8-9
Denizciler Buluşması
10-13
MDTO’dan Haberler
15-20
Kısa Kent Haberleri
22-26
Denizcilik Haberleri
28-29
Hatıra Kent Mersin
31
Deniz Feneri
32-33
Denizcilik Gündeminden
Kısa Kısa
34-37
Mersin Lojistik Tarihinden…
38-41
Mavi Yüzgeçli Orkinos
Filosunun Denetlenmesi,
İzlenmesi ve Kontrolü
43-45
Dünden Bugüne Petrol
ve Petrol Taşımacılığı
47-49
“Elitler marka yaratır. Türkiye
ne yazık ki elit bir uluslararası
tahkim uzmanı grubu
yaratamamıştır”
50
İstatistik
ABD’de eyalet valisi, Türkiye’de il valisi vardır.
ABD’de Başkanlık, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı vardır...
Valiler bir ilde devletin ün üst düzey temsilcisidir!
Bu nedenle de sık sık gündeme gelir “devletin valisi” sözleri...
Devletin valisi olabilmek çok mu çok önemlidir!
Çünkü, önemli olan devlet ve devleti oluşturan bireydir...
Yoksa, bir partinin siyasi temsilcisi gibi görev yapmak, o kente yarardan çok zarar verir.
Devletin valisi olanlar çalıştıkları ilde “iz bırakmışlardır”.
Eylül ayı içinde çıkan kararname ile Mersin Valisi değişti.
Mersin’de yaklaşık dört buçuk yıldır görev yapan Hasan Basri Güzeloğlu’nun yerine Özdemir Çakacak atandı…
Özdemir Çakacak Mersin’in 42. Valisi.
Meslek yaşamımda 40. yıla girmeme çok az bir süre kaldı.
Bu süre içinde tam tamına on yedi valimizi yakından tanıma olanağı buldum.
Kimi valiler “rüzgar gibi gelip geçerken” kimileri de “iz bıraktı!”...
Yıllarca Mersin’in siyasi yönden sahipsizliğini yazmaktan yoruldum…
Bu nedenle valilere çok iş düştüğünü biliyorum.
Geçmişe dönüp şöyle bir baktığımızda, 1940’lı yıllarda görev yapan TEVFİK SIRRI GÜR’ ün o günlerin zor koşullarında yaptıkları halen konuşuluyor ve yaşıyor…
Benim yakından tanıma ve gazeteci olarak birlikte çalışma olanağı bulduğum valiler arasında Necmettin
Karaduman, Sabahattin Çakmakoğlu, Teoman Ünüsan, Gökhan Aydıner ve de Hüseyin Aksoy’ u unutmak
mümkün değil.
Çünkü, hepsi Mersin’de iz bıraktı…
Şüphesiz tüm valilerimiz en iyisini yapma uğraşı içinde olmuştur.
Ama önemli olan o kentin geleceğine katkı koymayı başarmak ve kent insanıyla bütünleşerek sorunları çözebilmektir.
Bunun için vatandaş ile devlet arasında köprü olmak gerekir.
Mersin’in sorunları belli.
Sayın Hüseyin Aksoy zamanında kurulan Lojistik, Tarım ve Turizm Platformları tüm uğraşlara karşın bugüne
kadar işlevsel hale gelmedi.
Özellikle lojistik konusunda Mersin’in yeri ve önemine karşın, bu konuda sürekli “patinaj” yapmak kent ekonomisine zarar vermiştir.
Göreve başlayan Mersin Valisi Sayın Özdemir Çakacak’ı tempolu bir çalışma dönemi beklemektedir.
Mersin, limanı ile Türkiye’nin Akdeniz’den dünyaya açılan kapısıdır!
Türkiye dünyanın en güzel ülkelerinden biri, Mersin de Türkiye’nin en güzel kentlerindendir.
Türkiye’nin her yerinde görev yapmak önemlidir ama Mersin’de görev yapmak bir ayrıcalıktır diye düşünüyorum.
Kısa süre sohbet etme olanağı bulduğum Vali Sayın Özdemir Çakacak’ın Mersin’de önemli işlere imza atacağını
umuyorum.
Mersin Deniz Ticaret Odası da her zaman olduğu gibi kentin sorunlarının çözümünde görevinin bilincinde üzerine düşeni yapmaya hazırdır.
Dilerim, Özdemir Çakacak da gelecekte “iz bırakanlar” arasında yerini alır.
Saygıyla
Ali ADALIOĞLU
Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü (MDTO adına): M. Cihat LOKMANOĞLU
Genel Koordinatör: Ali ADALIOĞLU
Yayın Kurulu: M. Cihat LOKMANOĞLU, Jozef ATAT, Atahan ÇUKUROVA, Mişel ŞAŞATİ, İskender BOTROS,
Bedii CANATAN, Özcan BARUT, Korer ÖZBENLİ
Yayın Planlama Yönetimi: Tetis Medya Ajansı
Basım Yeri: Alev Dikici Basım & Ambalaj Ltd. Şti Tel : 0322 435 13 13 Fax : 0 322 436 34 81
Adres: Döşeme Mahallesi Cumhuriyet Cad. No:133 01130 Adana Basım Tarihi: Eylül 2014
Yönetim Yeri: Pirireis Mah. İsmet İnönü Bulvarı No: 45 33110 Pk: 45 Mersin/Türkiye
Tel: 0324 327 70 00 (pbx) Faks: 0324 329 52 30 E-posta: [email protected]
[email protected] www.mdto.org.tr
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
Türkiye’nin İtibarını
Kurtaran Düzenleme
2005 yılından beri süre gelen ve Türkiye’nin itibarını zedeleyen
uygulama nihayet çözüme kavuştu. Gemilerin makine, seyir yardımcıları ve güvenlik ekipmanlarının bakım ve onarımları Dahilde
İşleme Rejimi (DIR) kapsamından çıkarıldı.
19 Eylül 2014 Cuma günü yayınlanan
2014/20 sayılı ve Dahilde İşleme Sözlü
Beyan konulu genelge ile, DIR uygulamalarında karşılaşılan sorunlar çözüme kavuşuyor. Yapılan düzenlemeye göre, bundan sonra sözlü beyan formları mükellef
tarafından doldurularak nöbetçi memura
4
bırakılacak ve Deniz Ticaret Odaları global teminat verecek. Genelgenin en büyük özelliği ise Gümrük İdaresinde ilk defa
nöbetçi muhafaza memurunun muayene
memuru yetkisi ile yetkilendirilmiş olması.
Dünya piyasalarından ham madde temin
5
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
etmek suretiyle ihracatı arttırmak,
ihraç ürünlerine uluslararası piyasalarda rekabet gücü kazandırmak,
ihraç pazarlarını geliştirmek ve ihraç
ürünlerini çeşitlendirmek amacıyla
uygulamaya konulan Dahilde İşleme Rejimi (DIR) Kararı, 2005 yılında
8391 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
ile alınmış, karara istinaden çıkarılan uygulama tebliğine göre, bir
eşyanın tamir edilmesi, boyanması,
ayarlarının yapılması gibi sebeplerle
gemiden çıkarılması Dahilde İşleme
Rejimi kapsamına alınmıştı. Ancak
uygulamada birçok sorunla karşılaşıldı.
Bilindiği gibi DİR uygulamasında,
gemi limanda iken gemiye ait bir cihazın ya da parçanın tamir edilmesi,
boyanması, ayarının yapılması amacıyla gemiden çıkarılabilmesi için cihazın/parçanın önce ithal edilmesi,
tamir-bakımı yapıldıktan sonra ihraç
işlemi yapılarak gemiye verilmesi
gerekiyordu. Bu işlemlerin yapılabilmesi için 2 günlük süre gerektiği
gibi, maliyeti de kat kat artırıyordu.
Günümüz deniz taşımacılığında
konteyner gemilerinin limanda kalış
sürelerinin 4-12 saat olduğu düşünüldüğünde, limanlarımıza gelen bir
konteyner gemisinin yangın tüpünün doldurulması, can sallarının test
edilmesi işlemlerinin mevcut prosedürle limanda kalış süreleri içerisinde yetiştirilmesi mümkün olamıyor,
bu nedenle limanda kalış süresi yeterli olan gemiler işlerini yaptırabilirken, kalış süresi bu işlem için yeterli
olmayan gemiler bir sonraki limanda
yaptırmak zorunda kalıyordu. Bu da,
ülkemizin döviz kaybına uğramasına
sebep olduğu gibi, ülke itibarı açısından kötü bir tablonun ortaya çıkmasına yol açıyordu.
2005 yılından beri süre gelen ve
Türkiye’nin itibarını zedeleyen bu uygulamaya 19 Eylül 2014 Cuma günü
yayınlanan 2014/20 sayılı Dahilde İşleme Sözlü Beyan konulu genelge ile
son verildi.
Konu ile ilgili görüşlerini aktaran
Mersin Deniz Ticaret Odası Genel
6
Sekreter Yardımcısı Kpt. Mesut Öztürk, bugüne kadar gerek Mersin
DTO’nun gerekse İMEAK DTO’nun
Gümrük İdaresi ile bu konuda yazışma yaptıklarını, ancak Gümrük İdaresinin getirmiş olduğu çözüm alternatiflerinin yeterli olmadığını belirtti.
Konu hakkında Gümrük İdaresinin
sahada tutumunun gittikçe sıkılaşması nedeniyle limanlarda gemilere
hizmet verilemez duruma gelindiğine dikkat çeken Öztürk, gemilerde
can ve mal güvenliğini doğrudan
ilgilendiren malzemelerin bakım ve
test işlemlerinin yapılamayıp başka
limanlara gönderilmesinin ülkemiz
adına utanç verici bir durum olduğunu söyledi. Öztürk şöyle devam etti:
“Bir taraftan limanları özelleştireceksiniz, büyük yatırımlar yapacaksınız
ve büyük hatları limanlarınıza getirmek için çaba harcayacaksınız,
diğer taraftan bürokratik engellerle
gemilerin en elzem ihtiyaçlarını gideremeyeceksiniz. Bu deniz ticaretinde
kabul edilebilir bir şey değildir, hatta
denizci bir ülke adına utanç verici bir
durumdur.
Bu sorunun çözüm yoluna girmesi, konunun Dahilde İşleme Rejimi
Değerlendirme Kurulu gündemine
taşınması ile başlamıştır. Bizim böyle bir kurulun varlığından haberimiz
yoktu. Yılda iki defa toplanan bu
kurulun gündemi ile ilgili Ekonomi
Bakanlığı’nın Odamızdan görüş istemesi ile kurulun varlığından haberdar olundu. Sorunun Dahilde İşleme
Rejimi Değerlendirme Kurulu gündemine alınmasını ve konu hakkında yaşanan sıkıntıları kurula birebir
anlatmayı talep ettik. Talebimiz önce
reddedildi fakat toplantı öncesi alelacele çağırılarak kurulu bilgilendirmemiz istendi.
Mersin Deniz Ticaret Odası olarak
Dahilde İşleme Rejimi Değerlendirme Kuruluna, gemilerin yangın tüplerinin çıkarılıp doldurulması, can
sallarının test edilip tekrar gemiye
verilmesinin DIR kapsamına girmediğini örneklerle izah ederek, bu
işlemlerin rejim kapsamından çıkarılmasını talep ettik. Toplantı sonunda
DIR Değerlendirme Kurulu, taleplerimizi yerinde buldu ancak başka bir
rejim içerisinde değerlendirilemediği
için bu tür konuların zorunluluktan
DIR içerisinde yer aldığı ifade edildi ve çözüme kavuşturulması için
Gümrük İdaresine görev verildi. “
DIR Değerlendirme Kurulu toplantısından çıkıp, dönüş yolunda iken
Gümrük İdaresinin 2 gün sonra
Mersin’e uzman bir heyet göndererek sahada uygulamayı görüp,
konunun ilgilileri ile bir çalışma
toplantısı yapacağını haber aldıklarını ifade eden Kpt. Mesut Öztürk,
burada Mersin Deniz Ticaret Odası
olarak, mesai saati dışında gelip,
mesai saati dışında gidecek bir geminin sorununu çözecek şekilde bir
düzenleme yapılması gerektiğini ve
Gümrük İdaresinin konunun çözümü
için hangi uygulamayı getirirse getirsin, beyanname açmadan ve mesai saati dışında nöbetçi muhafaza
memurunu muayene memuru yetkisi
ile yetkilendirilmeden sorunun çözülemeyeceğini ifade ettiklerini belirtti.
19 Eylül 2014 Cuma günü yayınlanan 2014/20 sayılı ve Dahilde İşleme
Sözlü Beyan konulu genelgenin toplantıda talep edilen bütün maddeleri
içerdiğini vurgulayan Mersin DTO
Genel Sekreter Yardımcısı Öztürk, “
Konunun DIR değerlendirme Kurulu
gündemine alınması için büyük gayret sarf eden TOBB Dış Ticaret Birimi
yetkililerine ve konunun çözümü için
hassasiyet gösteren Gümrük Bakanlığı bürokratlarına teşekkür ediyoruz”
diye konuştu.
Yapılan düzenleme ile bundan sonra; gemiden tamir bakım için çıkarılacak eşyaya önce ithalat işlemi
gemiye verilirken de ihracat işlemi
uygulanmayacak, sözlü beyan formu mükellef tarafından doldurularak
nöbetçi memura bırakılacak. Deniz
Ticaret Odaları global teminat verecek. Genelgenin en önemli özelliği
ise Gümrük İdaresinde ilk defa nöbetçi muhafaza memurunun muayene memuru yetkisi ile yetkilendirilmesidir.
7
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
Denizciler Buluşması
Mersin Deniz Ticaret Odası 25. yılında, Türk Denizcilik Gününde üyeleri ve denize
gönül veren dostları ile bir araya geldi.
Yenişehir Kültür Merkezi’nde, ‘Denizciler Buluşması’ adıyla gerçekleştirilen etkinliğin açılışında konuşan MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, bu yıl Mersin Deniz
Ticaret Odası’nın 25.kuruluş yıl dönümünü
kutladıklarını ve özellikle de denizcilik gününde denizcilerle bir araya gelmekten duyduğu
memnuniyeti dile getirdi. Etkinliğe katılan
davetlilere teşekkürlerini ileten Lokmanoğlu konuşmasının ardından sahneyi sanatçı
Burçin Büke, Kürşat Başar, Ayşen ve İlhan
Şeşen’den oluşan müzik grubuna bıraktı.
Sanatçı Burçin Büke, Chopin’den eserler seslendirdi.
Kürşat Başar, muhteşem saksafon solosuyla İlhan Şeşen ve
Ayşen’e eşlik etti.
İlhan Şeşen sevilen eserlerini davetlilerle birlikte seslendirdi.
Ayşen, seslendirdiği Türkçe ve Fransızca parçalarla davetlilere keyifli dakikalar yaşattı.
Sahneye ilk olarak gelen Burçin Büke piyanosu ile Chopin’den klasik eserler seslendirdi.
Daha sonra Kürşat Başar’ın saksafon ile eşlik
ettiği orkestra sahneye geldi. Beğeniyle karşılanan Başar’ın saksafon şovu geceye ayrı
bir renk kattı. Ayşen ise seslendirdiği Türkçe
ve Fransızca şarkılarla davetlilere keyifli anlar yaşattı. Ayşen’in mini konserinin ardından
sahne alan İlhan Şeşen, sevilen eserlerini davetlilerle birlikte seslendirdi.
Şeşen sahne aldığı sırada şiddetini artıran
yağmurla birlikte salonda elektrik kesintisi
yaşandı. Kesintiye rağmen bir süre sahnede
kalan Şeşen yaptığı davul solo ile davetlileri
coşturdu. Yenişehir Kültür Merkezi’nin jeneratörü teknik arıza nedeniyle devreye girmeyince İlhan Şeşen’in programı tamamlanamadı.
8
9
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
MDTO’DAN HABERLER
Güzeloğlu’nun Veda Ziyareti
16 Eylül 2014 tarihinde yayımlanan Valiler Kararnamesi ile Kocaeli Valiliği’ne
atanan Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu Mersin Deniz Ticaret Odası’nı
(MDTO) ziyaret ederek Oda yönetimi ile vedalaştı.
Vali Güzeloğlu MDTO’da Meclis Başkanı Jan Taşçı, Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu,
Yönetim Kurulu Üyesi Mişel Şaşati, MDTO Genel
Sekreteri Korer Özbenli ve Genel Sekreter Yardımcıları Kpt. Halil Delibaş ve Kpt Mesut Öztürk tarafından karşılandı.
Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, Vali
Hasan Basri Güzeloğlu ile birlikte çalışmaktan
büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti. Vali
Güzeloğlu’nun Mersin’in sorunlarına dikkatle eğildiğini söyleyen Lokmanoğlu, kentin birtakım sorunlarının çözüldüğünü bazılarının çözümünün ise
yarım kaldığını belirtti. Kocaeli Valiliği’ne atanmasının Vali Güzeloğlu’nun başarısı ortaya koyduğunu
söyleyen Lokmanoğlu gerek MDTO’ya gerekse
kente katkılarından ötürü Güzeloğlu’na teşekkürlerini iletti.
Vali Hasan Basri Güzeloğlu da 4 buçuk yıllık görev
süresinde Mersin’in sorunlarını içtenlikle çözme-
10
ye gayret ettiğini belirtti. Hizmet etmenin önemli
olduğunu ancak hizmet ederken kimsenin gönlünü kırmamanın da önemli olduğunu vurgulayan
Güzeloğlu, kimseyi ötekileştirmeden, ayırmadan
görev yaptıklarını söyledi. “Bu süreçte en önemli
ortağımız İstanbul’dan sonra Türkiye’nin tek Deniz Ticaret Odası olan Mersin Deniz Ticaret Odası
oldu” ifadelerini kullanan Güzeloğlu, bir deniz ve
liman kenti olan Mersin’in problemlerinin çözümünde MDTO’nun katkı ve desteklerini her zaman
hissettiklerini kaydetti.
Konuşmasında MDTO’nun işi bilen denizcilerden
oluştuğuna ve kurumun Mersin için önemine de
değinen Vali Güzeloğlu, sözlerini “Görev sürem
boyunca verdiğiniz desteğe teşekkür ediyor, sizleri
Allah’a emanet ediyorum” şeklinde tamamladı.
Görüşmenin sonunda Başkan Lokmanoğlu ziyaretin anısına Güzeloğlu’na üzerinde Barbaros Hayrettin Paşa silueti bulunan bir şilt takdim etti.
MDTO’DAN HABERLER
“Denizler Çöp Kutusu Değildir”
TURMEPA Deniz Temiz Derneği Uluslararası Kıyı Temizleme Etkinliği (International Coastal Cleanup)
dünya ile eşzamanlı olarak ülkemiz sahillerinde de 20 Eylül 2014 tarihinde gerçekleştirildi.
TURMEPA/Deniz Temiz Derneği’nin
Bölge Koordinatörlüğünü yürüten Mersin Deniz Ticaret Odası’nın (MDTO) da
destek verdiği kıyı ve deniz dibi etkinliği,
Mersin’de 2 ayrı noktada gerçekleştirildi. Çevre ve deniz temizliği konusunda
farkındalık yaratmak ve kirlilikle mücadeleyi özendirmek amacıyla düzenlenen etkinlik, MDTO koordinatörlüğünde
Mersin Tenis ve Yelken İhtisas Kulübü
sahilinde ve Gençlik Hizmetleri ve Spor
İl Müdürlüğü Koordinasyonunda Taşucu-Boğsak bölgesinde eş zamanlı
olarak başladı. Mersin Tenis ve Yelken
İhtisas Kulübü sahilinde kıyı temizliği
yapılırken, Taşucu-Boğsak’ta dalgıçlar
deniz dibi temizliği yaptılar.
“Denizler Çöp Kutusu Değildir” sloganıyla, Mersin Tenis ve Yelken İhtisas
Kulübü sahilinde gerçekleştirilen kıyı
temizliğine MDTO yetkilileri, MDTO
Denizcilik Anadolu Meslek Lisesi öğrencileri ile gönüllüler katıldı. Etkinlikle
ilgili açıklama yapan MDTO Genel Sekreteri Halil Delibaş, 100’den fazla ülkede eş zamanlı uygulanan Uluslararası
Kıyı ve Deniz Temizliği Kampanyası’nın
Türkiye’de de, TURMEPA Deniz Temiz
Derneği tarafından yürütüldüğünü belirtti. TURMEPA Bölge Koordinatörü
olarak MDTO’nun iki ayrı etkinlik plan-
ladığını anlatan Delibaş, “Birini şu an
Mersin Tenis ve Yelken İhtisas Kulübü
sahilinde, diğerini de Taşucu Boğsak
bölgesinde hem sahilde hem de dalgıçlar marifetiyle denizde deniz temizlik yapıyoruz. Amacımız, ülkemizde
ve dünyada sahillerimizin denizimizin
kirliliğini ortaya dökmek, kamuoyuyla
paylaşarak onların dikkatini çekmek ve
kirlikle ilgili bazı istatistiki değerler tespit ederek Deniz Temiz Derneği ve tüm
dünyayla paylaşmak” şeklinde konuştu.
Delibaş “Haziran ayında ulusal anlamda Çevre Haftası etkinliği kapsamında
yaptığımız bu faaliyetleri, bugün de
uluslararası bir program dahilinde yine
Mersin’de uyguluyoruz. Tüm katılımcılara teşekkür ediyorum” dedi.
Etkinlikte, yaklaşık 200 metrelik sahil boyunca atılmış şişeler, poşetler,
kâğıtlar ve cam, bez ve plastik parçalar
toplandı. Bu arada eşi ve çocuklarıyla
birlikte sahilde bulunan bir Suriyeli kadının da kıyı temizliğine katıldığı görüldü.
Adının Abiyır Tırmanini olduğu öğrenilen
kadın, Suriye’deki savaştan çok önce
Mersin’e yerleştiğini, sahile yakın oturduklarını, sahiller ortak kullanım alanı
olduğu için temizliğe kendisinin de katıldığını söyledi.
Uluslararası Kıyı Temizleme
Etkinliği (ICC)
Uluslararası Kıyı Temizleme Kampanyası,
ilk olarak “The Ocean Conservancy” adlı sivil toplum kuruluşu tarafından 1986 yılında,
ABD’nin Texas eyaletinde düzenlendi. Gördüğü yoğun ilgi sonrası önce ABD eyaletlerine ve daha sonra tüm dünyaya yayılarak bir
dünya kıyı temizleme gününe dönüşen kampanya, daha sonra uluslararası bir nitelik
kazanarak Internatiaonal Coastal Cleanup
(ICC) adını aldı. Türkiye’de 2002 yılından bu
yana TURMEPA himayesinde gerçekleştirilen ve deniz ve kıyı temizliği alanında bilinen
en eski ve en büyük gönüllü katılımı olan etkinlik, ülkemizde Uluslararası Kıyı Temizliği
Kampanyası olarak anılıyor.
Uluslararası Kıyı Temizliği Kampanyasında
toplanan katı atıkların kayıtları incelenerek
atıkların cins ve kaynağının istatistiği yapılıyor ve kampanyaya katılan tüm ülkelere bir
rapor halinde sunuluyor. Bu rapor sonucunda tüm dünya genelinde denizlerdeki
kirliliğin kaynakları ve atıkların yıllara göre
gösterdiği değişiklikler saptanıyor. Tüm dünyadan gelen bilgilerden elde edilen sonuçlar
doğrultusunda da alınması gereken önlemler tespit ediliyor ve denizlerdeki kirliliğin önlenmesi yönünde çalışmalar yapılıyor.
11
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
Lokmanoğlu: “Hedefimiz Kushimoto ve Mersin
arasında güçlü bir dostluk köprüsü kurmaktır”
Ertuğrul Firkateyni şehitleri, kazanın 125.
yıl dönümü olan 2015 yılında yapılacak bir
dizi etkinlikle anılacak. Yapılacak çalışmalar çerçevesinde, aralarında Kushimoto
Belediye Başkanı Katsuma Tashima ve
Kent Meclisi Başkanı Mitsuji Umeno’nun
da bulunduğu Japon heyet, Mersin’e geldi. Refah Şehitleri Anıtı’nda düzenlenen
törene katılan heyet, Ertuğrul şehitleri
anısına denize karanfil bıraktı. Programları kapsamında Mersin Deniz Ticaret
Odası’nı (MDTO) da ziyaret eden Japon
heyet, burada MDTO’nun destek vereceği Ertuğrul Projesi ile ilgili görüş alışverişinde bulundu.
2015 yılındaki 125. anma etkinlikleri kapsamında yapılacak çalışmaları değerlendirmek üzere Mersin’e gelen Japon
heyet, temasları öncesinde Atatürk Parkı
içerisindeki Refah Şehitleri Anıtı’nda düzenlenen törene katıldı. Törene Mersin
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri
Haluk Tunçsu, Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) Yönetim Kurulu Başkanı Cihat
Lokmanoğlu, MDTO Genel Sekreteri ve
yardımcıları da katıldı.
Belediye Başkanı Tashima ve Genel Sekreter Tunçsu’nun, Refah Şehitleri Anıtı’na
çelenk sunmalarıyla başlayan törende,
saygı duruşunun ardından Japonya ve
12
MDTO’DAN HABERLER
MDTO’DAN HABERLER
Türkiye milli marşları okundu.
Şehitler Anısına Denize
Karanfil Bırakıldı
Törende konuşan Kushimoto Belediye
Başkanı Katsuma Tashima, 124 yıl önce
batan Ertuğrul Firkateyni faciasında hayatını kaybeden 587 denizciyi saygıyla
andıklarını söyledi.
Genel Sekreter Tunçsu ise, 1890 yılında
Ertuğrul Firkateyni’nin dönemin Osmanlı
Sultanı 2. Abdülhamit Han’ın hediyelerini Japon hükümetine götürmek üzere
görevlendirildiğini belirterek, firkateynin
görevi yerine getirdikten sonra dönüş
yolunda Kushimoto açıklarında battığını,
Ertuğrul kazasının iki ulusun birlikteliği ve
kardeşliğine vesile olduğunu ve bu dostluğun 1972 yılında bu anıtın yapılmasıyla
perçinlendiğini söyledi. Tunçsu şöyle devam etti:
“1973 yılında Mersin Belediyesi’nin, Kushimoto Belediyesi ile aralarında oluşturduğu kardeşlik ilişkisi süregelen bir
dostluk ilişkisidir. Türk ulusu olarak Japon
ulusuna karşı beslediğimiz iyi duyguların
ve Ertuğrul Firkateyni’nde görev yapan
denizcilerimizin aziz ruhlarına atfen yapılan bu anıt ve kardeşlik ilişkileri bundan
sonra da daha büyük, daha ciddi bir ilişki
ve daha kuvvetli bir çalışmayla artırılacaktır. Ertuğrul Firkateyni faciasıyla ortaya
çıkan bu hazin tablonun dostluğa, kardeşliğe, beraberliğe dönüşmüş olması
da sevindirici bir tablodur. 125. yıl anması
Kushimoto’da olacak ve Mersin Büyükşehir Belediyesi de bu anmalara en aktif
şekilde katılacak. Biz Türk ve Japon ulusları arasındaki dostluğun Mersin ve Kushimoto belediyeleri arasında da gelişerek
devamından mutluyuz. Dostluğumuz artarak devam edecektir”
Konuşmaların ardından deniz kenarına
giden Tashima ve Tunçsu, Ertuğrul Şehitleri anısına denize karanfil bıraktılar.
Ertuğrul Firkateyni: Japonya’da Bir Osmanlı
Gemisi
Kushimoto Belediye Başkanı Katsuma Tashima, Kent Meclisi
Başkanı Mitsuji Umeno, Meclis Başkan Yardımcıları ve Bodrum
ve Karya Kültür Sanat ve Tanıtım Vakfı (BOSAV) Başkanı Tufan
Turanlı’dan oluşan heyet daha sonra programları kapsamında
Mersin Deniz Ticaret Odasını da ziyaret ederek, MDTO yönetimi ile görüştü. Ziyarette “Ertuğrul Firkateyni: Japonya’da Bir
Osmanlı Gemisi” adıyla hayata geçirilecek projeye ilişkin görüş
alışverişinde bulunuldu.
dönemde Türk-Japon işbirliği ile çok büyük bütçeli bir Ertuğrul filminin çekileceğini, yeniden başlayacak kazı faaliyetleri ile
İstanbul’da iki büyük sergi açılacağını, Kushimoto kenti tarafından Ertuğrul Projesi kullanımına tahsis edilen 'Ertuğrul Araştırma
Merkezi'nin hizmete gireceğini ve kazı alanının sualtı parkı/müzesi olarak devreye sokulacağını anlattı.
Toplantının sonunda, Kushimoto Belediye Başkanı Katsuma
Tashima ve Kent Meclisi Başkanı Mitsuji Umeno, günün anısına
Başkan Lokmanoğlu’na hediyelerini takdim etti.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Lokmanoğlu, Ertuğrul projesinin ülkemiz ve denizcilik tarihimiz adına
önemli olduğunu vurgulayarak, Ertuğrul kazasının 125.yıl dönümü olan 2015 yılında Mersin’in kardeş kenti Kushimato’da gerçekleşecek sualtı kazısına ve projeye ilişkin diğer çalışmalara
destek vermekten büyük mutluluk duyduklarını belirtti. Mersin’in
kardeş kenti Kushimoto için her türlü desteğe hazır olduklarını
söyleyen Lokmanoğlu, “Hedefimiz sadece Ertuğrul Firkateyni
kazısını gerçekleştirmek değil, Kushimoto ve Mersin arasında
güçlü bir dostluk köprüsü kurmaktır. Projeye maddi destek vermenin dışında bizzat Kushimoto’ya gelerek derin sulardan Ertuğrul Fırkateyni’nin tarihini çıkarabilmek için sabırsızlanıyorum
” dedi.
Dalışı Ertuğrul Fırkateyni’nde öğrendiğini belirten Kushimoto Belediye Başkanı Katsuma Tashima ise Lokmanoğlu’na,
“Kushimoto’ya geldiğinizde sizinle birlikte Ertuğrul’un tarihine
dalmak, benim için büyük mutluluk olacaktır” ifadelerini kullandı.
Proje ekibinin geçmiş yıllarda yaptığı çalışmalar hakkında bilgi
veren, BOSAV Başkanı Tufan Turanlı ise, bugüne kadar sualtı
kazılarından Ertuğrul şehitlerine ait 7600 eser çıkarıldığını, Türkiye ve Japonya’da sergiler açıldığını kaydetti. Bu etkinliklerin
Japonya'da büyük ilgi gördüğünün altını çizen Turanlı, gelecek
13
MERSİN DENİZ TİCARETİ
TEMMUZ 2014
KISA KENT HABERLERİ
DENİZCİLİK HABERLERİ
Mersin Valiliğine
Özdemir Çakacak Atandı
Vali atamaları hakkında karar Resmi Gazete’de yayınlandı. 9 Vali merkeze çekilirken 22
Valinin de çeşitli yerlere atanması yapıldı. Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu Kocaeli
Valiliğine atanırken, Kırşehir Valisi Özdemir Çakacak Mersin Valiliğine getirildi.
Resmi Gazete’de yayınlanan Valiler Kararnamesinde
31 İli kapsayan kararla 9 ilin valisi merkeze çekildi.
Buna göre, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Balıkesir
Valisi Ahmet Turhan, Osmaniye Valisi Mehmet Oduncu,
Çorum Valisi Sabri Başköy, Denizli Valisi Abdülkadir
Demir, Erzincan Valisi Abdurrahman Akdemir, Diyarbakır Valisi Mustafa Cahit Kıraç, Bayburt Valisi Mükerrem
Ünlüer ve Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Mehmet Ulvi Saran Merkez Valiliği’ne getirildi.
Valisi Değişen İller
Emniyet Genel Müdürlüğü görevini yürüten Mehmet
Kılıçlar Ankara Valiliğine, Malatya Valisi Vasip Şahin
İstanbul Valiliğine, Kırklareli Valisi Mustafa Yaman Balıkesir Valiliğine, Merkez Valisi Yusuf Odabaş Bayburt
Valiliğine, Merkez Valisi Ahmet Kara Çorum Valiliğine,
Kahramanmaraş Valisi Şükrü Kocatepe Denizli Valiliği-
14
ne, Samsun Valisi Hüseyin Aksoy Diyarbakır Valiliğine,
Merkez Valisi Süleyman Kahraman Erzincan Valiliğine,
Kocaeli Valisi Ercan Topaca Hatay Valiliğine, Muğla
Valisi Mustafa Hakan Güvençer Kahramanmaraş Valiliğine, Yalova Valisi Esengül Civelek Kırklareli Valiliğine,
Merkez Valisi Necati Şentürk Kırşehir Valiliğine, Mersin
Valisi Hasan Basri Güzeloğlu Kocaeli Valiliğine, Merkez Valisi Süleyman Kamçı Malatya Valiliğine, Kırşehir
Valisi Özdemir Çakacak Mersin Valiliğine, Merkez Valisi Amir Çiçek Muğla Valiliğine, Merkez Valisi Kerem Al
Osmaniye Valiliğine,Türkiye Radyo Televizyon Kurumu
Genel Müdürü İbrahim Şahin Samsun Valiliğine, Merkez Valisi Selim Cebiroğlu Yalova Valiliğine, Antalya Valisi Sebahattin Öztürk İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığına,
Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz Emniyet Genel
Müdürlüğüne, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri
Muammer Türker Antalya Valiliğine atandı. (İHA)
15
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
Gümrük ve Ticaret Bakanı Canikli Mersin’de
Gümrük ve Ticaret Bakanı Canikli, bir dizi incelemede bulunmak üzere Mersin’e geldi. Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı Orta Akdeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret eden Canikli, akaryakıt platformu, Mersin Serbest Bölge rıhtımı ile ATAŞ akaryakıt antrepolarında inceleme yaptı.
Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’nun
eşlik ettiği Bakan Canikli’nin kentteki ilk
durağı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Orta
Akdeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü oldu. Canikli’nin Bölge Müdürlüğü ziyaretine kent protokolünün yanı sıra odaların
başkanları da katıldı. Orta Akdeniz Gümrük
ve Ticaret Bölge Müdürü Murat Kahraman
ve gümrük personeli tarafından karşılanan
Canikli, Bölge Müdürü Kahraman’ın makamında gazetecilere açıklama yaptı. Bakanlığına ait birimlerin işleyişini yerinde görmek,
sorunları ilk ağızdan dinlemek, buradaki iş
akışını tespit etmek ve değerlendirmek üzere Mersin’e geldiğini belirten Canikli, Mersin
gümrük bölgesi ve idaresinin Türkiye’nin
en yoğun ve işlem hacmi en büyük bölgelerinden biri olduğunu söyledi. Mersin’in,
özellikle akaryakıt girişi başta olmak üzere
hemen hemen tüm alanlarda çok önemli bir
durak olduğunun altını çizen Canikli, “Ağırlıklı olarak akaryakıt girişiyle ilgili tüm sistemin işleyişini yerinde ve en detaylı şekilde
görmek, değerlendirmek ve bu noktada
sağlıklı bir akışı temin etmek maksadıyla
alınması gereken bir tedbir varsa onları ortaya koymak üzere bu ziyaretimizi yapıyoruz” diye konuştu.
Canikli, Bakanlığını ilgilendiren bütün gümrük işlemlerinde, giriş ve çıkışlarda ve özel-
16
KISA KENT HABERLERİ
KISA KENT HABERLERİ
likle üzerinde ciddi anlamda vergi yükü
olan, kaşıt dışılığı olması halinde devletin
ciddi gelir kaybına yol açan işlemler başta
olmak üzere, akaryakıt ve uyuşturucu kaçakçılığı, sigara kaçakçılığı, kıymetli mallarla ilgili kaçakçılığa göz açtırmamak için
24 saat hiç kesintisiz, özellikle teknolojideki
gelişmeleri de sürekli sisteme dahil ederek
kararlı bir çalışma içinde olduklarını dile getirdi.
“Türkiye Uzakdoğu Orijinli
Uyuşturucuların Batıya
Ulaştırılmasında Doğal Bir
Güzergah”
Bir gazetecinin, Türkiye’nin özellikle uyuşturucu kaçakçılığında transit geçiş ülkesi
olması nedeniyle şu anda bulunduğu noktayı sorması üzerine de Bakan Canikli, kayıt dışılığın rakamlarının, kayıt dışı olduğu
için ortaya konamayacağına dikkat çekti.
“Kaçak, legal olmayan bütün bu çalışmaları detaya dökmeniz mümkün değil. Bunun
kaydı olmaz, kaydı olmadığı için datası da
olmaz zaten” diyen Canikli, Türkiye’nin stratejik olarak son derece eşsiz bir konumda
olduğuna işaret ederek, bu konumun bazı
riskler de içerdiğini, bazı uyuşturucuların
özellikle Uzakdoğu’dan batıya ulaştırılma-
izlememiz mümkün değil, izlediğimiz anda
yakalarız zaten” ifadelerini kullandı.
Canikli, hem akaryakıt kaçakçılığı için, hem
transit ticaret için, hem de uyuşturucu kaçakçılığı için geliştirilen etkili projeleri önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacaklarını belirtti.
sında Türkiye’nin doğal bir güzergah olarak
görüldüğünü kaydetti.
Cezalarla ilgili de bilgi veren Bakan Canikli,
şunları söyledi:
“Son Yıllarda Caydırıcı Etkisi
Olan Olumlu Sonuçlar Alındı”
“Cezalarla ilgili bir önceki yasada da düzenlemeler yapıldı, alt limit 2 yıldan 3 yıla
çıkarıldı. Özellikle silah, akaryakıt ve alkol
kaçakçılığında daha önce 2 yıldı ve 2 yıl
ertelenebilir, paraya çevrilebilir bir limitti, 3
yıla çıkarınca bu da artık ertelenemez hale
geldi. Dolayısıyla bu tür kaçakçılığın önlenmesinde ciddi bir yasal altyapı oluşturacak,
uygulaması yeni başladı henüz. Onun da
olumlu sonuçlarını önümüzdeki günlerde
göreceğiz inşallah.”
Türkiye üzerinden akan, akıtılmaya çalışılan
uyuşturucu ticaretinin önlenmesi noktasında son yıllarda çok büyük olumlu ve caydırıcı etkisi olan sonuçlar alındığını belirten
Canikli, gümrüklerin teknolojik olarak daha
yakından izlenmesi, daha önceki yıllarda
gümrük idarelerinde bu alanda çok fazla
kullanılan araçlardan birisi olmayan istihbaratın devreye sokulması ve gümrük idarelerine bu isimle bir daire başkanlığı oluşturulmasının, bu sonuçların elde edilmesinde
önemli etkenler olduğunu vurguladı. İstihbaratı daha geniş şekilde kullanacaklarını
dile getiren Canikli, “Modern yönetim tarzı
anlamında işe yarayacak olan tüm araçlar devreye sokuluyor, teknolojik imkanlar
daha yoğun bir şekilde kullanılıyor. Son yıllarda ele geçirilen, yakalanan uyuşturuculara baktığımız zaman önceki yıllarla kıyaslanamayacak kadar büyük boyutlardadır
ve daha da devam edecek bu. Dolayısıyla
ne kadar kaçak geçiyor gibi bir soruyu bilmemiz mümkün değil, böyle bir soruya hiç
kimse cevap veremez. Çünkü adı üzerinde
kaçak, yani gayri resmi zaten, kayıtlarda
Canikli Akaryakıt Platformunu
İnceledi
Bakan Canikli daha sonra, Mersin'de Gümrük Muhafaza botu ile denizin içerisine
kurulan ve gemilerden akaryakıt naklinin
yapıldığı akaryakıt platformunda incelemelerde bulundu.
Vali Hasan Basri Güzeloğlu ve bazı bürokratların da eşlik ettiği incelemeler sırasında
Mersin Limanı 1. No’lu rıhtımdan botla denize açılan Bakan Canikli, denizin içerisinde kurulu bulunan ve gemilerden akaryakıt
naklinin yapıldığı akaryakıt platformundaki
çalışmaları yerinde tespit etti. Canikli daha
sonra yine botla Mersin Serbest Bölge rıhtımını gezdi ardından ATAŞ akaryakıt antrepolarında inceleme yaptı.
Burada konuşan Canikli, akaryakıtın,
Türkiye'ye girişi, millileşmesi ve vergilendirilmesi, sonra tekrar eğer çıkması gereken
varsa transit ticaret çerçevesinde gemilerle
gönderilmesi işlemlerini yerinde tespit ettiklerini söyledi. Özellikle denizdeki platform
ve diğer araçlarla petrolün pompalanması,
daha sonra depolara dağıtılması oradan
tankerler yoluyla kullanıma gönderilmesi
gibi kritik noktaların, akaryakıtın akışı ile ilgili tüm sürecin ayrıntılı bir şekilde tespit
edilmesi gerektiğini vurgulayan Canikli,
"Böylelikle herhangi bir kayıtdışılık söz konusu olursa buna nasıl müdahale edilebilir,
nasıl engellenebilir ve nasıl tespit edilebilir,
bu aşamaları yerinde gördüğümüz taktirde
bu tespitleri daha kolay yapabiliriz, daha
sağlıklı yapabiliriz. Teorik olarak bunları kağıt üzerinde biliyoruz ama yerinde görmek
elbette çok farklı" diye konuştu. Özellikle
akaryakıtın platformdan aktarılması kısmının son derece önemli olduğunu ifade eden
Canikli, şöyle devam etti:
"Çünkü işin ilk anı, ilk noktası. Dolayısıyla orada bütün imkanlar kullanılarak giriş
yapılırken bire bir tespitin, gerçek reel bir
tespitin yapılabilmesi gerekiyor. Başka bir
ifade ile o noktadan itibaren hiçbir şekilde
sızıntı olmaması gerekiyor. Kayıtdışı imkanı oralardan eğer başlarsa bu çok büyük
hacimli akaryakıtın vergisiz olarak Türkiye topraklarına girmesi, ciddi anlamda bir
gelir kaybı anlamına geliyor. Nitekim, daha
önce yapılan çalışmalarda o platformlardan
plastik boru hatları ile kaçak akaryakıt nakli
yapıldığı ortaya çıkarılmıştır. O nedenle çok
rahatlıkla benzer yöntemlere başvurulabilir.
Tabii bu şekilde art niyetli bir adım atacak
olan varsa teknoloji çok hızlı gelişiyor, teknolojinin son imkanlarını da kullanıyorlar.
Bu durum her illegal oluşum ve çaba için
geçerli. Onlar en yeni teknolojiyi kullanabiliyorlar. Bizim de onları bertaraf edebilmemiz
için onlardan daha ileri bir şekilde hem o
teknolojiyi kullanmamız hem de o metotları
ortaya çıkaracak mekanizmaları kurmamız
lazım."
"Gemiler 24 Saat İzlenecek"
Yaptıkları incelemelerde ilk tespitlerinin,
denizdeki platformdan şamandıralara yanaşacak olan petrol transferi yapacak olan
tüm gemilerin 24 saat izlenmesine imkan
sağlayacak bir mekanizmanın kurulması
şeklinde olduğunu aktaran Canikli, "Tabi bu
merkezden de izlenebilecek şekilde olacak.
Böyle bir kaçak söz konusu olduğunda bunun hacmi de büyük oluyor. Öncelikle yanaşan gemilerin kontrol altına alınması ve
daha sonra da o gemilerden aktarılacak
petrolün milimetrik olarak doğru bir şekilde tespit edilmesi ve kayıt altına alınması
gerekiyor. Bu bakımdan bu ziyaretimiz çok
olumlu oldu" ifadelerini kullandı. (İHA)
17
MERSİN DENİZ TİCARETİ
KISA KENT HABERLERİ
EYLÜL 2014
Mersin’in Ulaşım Sorununa Çözüm Aranıyor
Mersin Büyükşehir Belediyesi, kentin ulaşım sorununa çözüm arıyor. Mersin Üniversitesi
(MEÜ) ile birlikte düzenlenen ‘Ulaşım Çalıştayı’nda, uzmanların görüşleri doğrultusunda hazırlanacak raporla kent içi ulaşımda tramvay, hafif raylı sistem ya da monoraydan hangisinin
Mersin için daha uygun olduğuna karar verilecek.
Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Mersin
Üniversitesi işbirliği ile Kongre ve Sergi
Sarayı’nda ‘Ulaşım Çalıştayı’ düzenlendi. Çalıştaya, Mersin Büyükşehir Belediye
Başkanı Burhanettin Kocamaz, Mersin Vali
Yardımcısı Cezmi Türk Göçer, Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Suha Aydın ile
Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi,
Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Çukurova
Üniversitesi, Mersin Üniversitesi ve Toros
Üniversitesi’nden uzman akademisyenler,
odalar ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Başkan
Kocamaz, Ulaşımın Mersin’in en önemli sorunu olduğunu ve çözümü için çok yönlü
çalışmalar başlattıklarını belirterek, kavşak
düzenlemelerinden raylı sistem projesine
kadar pek çok çalışmada önemli mesafeler
de aldıklarını söyledi. Türkiye’nin, özellikle
1960’lı yıllardan itibaren hızlanan köyden
şehre göç olgusunu iyi yönetemediği için
şehircilik faciaları yaşamış bir ülke olduğunu dile getiren Kocamaz, “Bugün ülkemizin
pek çok metropolü, maalesef bir çeşit nekrepoldür, yani ölü şehirdir. Ruhu, felsefesi,
estetiği olmayan, çirkin bina yığınlarından
oluşan bu yerleşim yerlerine şehir demek,
bu kelimenin asıl anlamına
ihanettir. Çünkü şehir dediğimiz yerler medeniyet tasavvurunun ortaya çıktığı ve geliştiği mekanlardır. Maalesef
Türkiye’nin pek çok şehri gibi
Mersin’imiz de zaman zaman
bedii idraki bulunmayan yerel yöneticiler ve onları doğru
şekilde yönlendirmeyen akademisyenler,
mühendisler,
mimarlar eliyle adeta tarumar
edilmiştir, şehrin katline göz
yumulmuştur. Türkçemizde
çok güzel bir söz var, ‘Zararın
neresinden dönersen kardır’.
Bizim geçmişten iyi bir miras
devralmamış olmamız, çocuklarımıza, torunlarımıza, daha çağdaş, daha ileri, hatta
daha muhteşem bir Mersin bırakmamıza
asla engel değildir, olmamalıdır” dedi.
“Şehir, İnsan İçin Vardır ve
İnsanla Anlamlıdır”
“Batı’da pek çok örneğine rastladığımız
şekilde, insanı adeta ezen, yok sayan, hiçliğe mahkum eden yerleşim yerleri değil,
insanın yaşadığı yere nüfuz ettiği, yaşadığı
yerle ahenkli bir şekilde bütünleştiği şehirler inşa etmek zorundayız. Çünkü şehir,
insan için vardır ve insanla anlamlıdır” diyen Kocamaz, bu nedenle Mersin’le ilgili
gelecek planlarında yer alacak konuttan
işyerine, ulaşımdan çevreye kadar her bir
unsuru çok iyi tartmak ve çok iyi planlamak
zorunda olduklarını vurguladı. Mersin’in geleceğini bu anlayışla planlayarak projeler
geliştirdiklerini, ilgili tüm kesimlerle istişare
içinde çalışmalar yürüttüklerini kaydeden
Kocamaz, “En önemli projemiz 13,1 kilometre uzunluğundaki Raylı Sistem Projesi.
Buradan çıkacak sonuç, tramvay mı, hafif
raylı mı yoksa monoray mı sorularının da
aydınlığa çıkmasını sağlayacaktır. Yap-İşletDevret sistemi ile hayata geçirmeyi planladığımız bu proje, inşallah Büyükşehir Belediyemize çok büyük bir yük getirmeyecektir.
Biz, bugün buradaki tartışmalarla açığa
çıkacak projeyi sadece Mersin’le sınırlı olarak düşünmüyoruz. Etap etap genişletilebilecek bu projeler, tüm Çukurova’nın ulaşım
sorununa köklü ve hesaplı çözüm getirebilecek potansiyele de sahip olacaktır” diye
konuştu.
KISA KENT HABERLERİ
bir safhaya getirdik. Bu otobüslerin devreye girmesiyle ulaşımda ciddi bir rahatlama yaşanacağını düşünüyoruz. Ulaşım
Çalıştayı’nın, Mersin’in gerek kısa ve orta
vadeli, gerekse uzun vadeli ulaşım sorununun çözümü konusunda bize ışık tutacağına ve bizlere rehberlik edeceğine yürekten
inanıyorum” şeklinde konuştu.
ilin diğer coğrafyalarla da entegre bir ulaşım planıyla kentte yaşayan insanlar mutlu
ve rahat olacaklar. Mersin, yaşayan, canlı
bir kent, ekonomisi diğer yerleşim yerlerine
göre daha canlı. Ulaşımı da gerek karayolu gerek havayolu gerek denizyolu olmak
üzere her yönüyle planlanması gereken bir
kent” ifadelerini kullandı.
Mersin Vali Yardımcısı Göçer de ulaşım sektörünün, kentlerin olmazsa olmaz yaşam
standartlarından birisi olduğunu vurguladı.
Ulaşım sektörünün, kentte yaşayan insanların ekonomik hayatından sağlıklı yaşamasına, hatta stres atmalarına kadar günün
her saatinden etkilendiğini belirten Göçer,
“Ulaşım sektörü, içinde bulunduğumuz dönem itibariyle Mersin’de de önemini hissettirmeye başlamıştır. Aslında buradaki 3-4
bulvar yapılırken düşünülmesi gereken belki buydu. Ama yine de bu bulvarların önemli
sorunu giderdiklerini de düşünüyorum. Ulaşımda, büyük kentlerde ortak akıl üretmek
gerekiyor, bütün paydaşlar bir araya gelecek, bilimsel bir rapor hazırlanacak, ulaşım
tekniklerine, mühendisliğine, ekonomik hesabına, sosyal yaşantıya katkılarına kadar
her şey ayrıntılı şekilde hesaplanacak, hatta
“Çalıştay, Mersin’in Ulaşımı
İçin Yol Haritası Oluşturacak”
MEÜ Rektörü Prof. Aydın ise düzenlenen
çalıştayın, Mersin’de ulaşım yatırımları ve
hizmetleri için bir yol haritası oluşturacağını
söyledi. Ulaşımın, çözümü kolay olmayan sorunlar barındırdığının altını çizen Aydın, şunları
söyledi: “Mersin, ekonomik ve sosyal yönden kendisine rakip olarak gördüğü kentlerle
karşılaştırıldığında, kentsel altyapı, ulaşım ve
hizmetler yönünden geride kalmıştır. Pek çok
yönden Türkiye ve Akdeniz ülkelerinde öncü
olan, tarım, sanayi ve lojistik sektörlerinde büyük atılımlar yapan kentimizin fiziksel yönden
iyileştirilmesi beklenmektedir. Ulaşım sadece
bir fiziki altyapı, bir ekonomik sektör değil, bir
yaşam kalitesi göstergesidir. Mersin’in kentsel yaşam kalitesi yönünden çok daha iyi bir
düzeye ulaşması için önümüzdeki yıllarda
önemli kamu yatırımlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yatırımların ise bilimsel ve teknik temellere dayanması ve toplumun ihtiyaçlarına
uygun olması beklenir. Ulaşım ve trafik konusunda kalıcı ve etkili çözümler geliştirilebilmesi için mühendislik standartları, planlama
ilkeleri, ekonomik verim, toplumsal fayda ve
çevre duyarlılığının bir arada değerlendirilmesi gerekmektedir.”
Aydın, çalıştayda, Mersin ulaşımının 12 başlık
altında irdeleneceğini ve elde edilecek bilgilerin Bilim Kurulu tarafından değerlendirilerek,
Büyükşehir Belediyesi’ne strateji ve faaliyet
planı önerisi olarak kapsamlı bir rapor halinde
sunulacağını da sözlerine ekledi.
Çalıştayda daha sonra ulaşım sorunlarına
yaklaşım ve çözümler konusunda, dünyada
benimsenen yaklaşımların Mersin için uygulanabilirliği kapsamında ilk sunumu, “Türkiye’de
kentsel ulaşıma yönelik politikalar, BM ve AB
Kentsel Ulaşım Politikası, Sürdürülebilir Ulaşım” başlığı altında Gazi Üniversitesi Şehir ve
Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Hulagü Kaplan yaptı. Çalıştay, gün boyu
devam etti.(İHA)
60 Yeni Otobüs Alınıyor
Ayrıca, mevcut kavşakların ve otobüs hatlarının yeniden düzenlenmesi, yeni otobüslerin devreye alınması gibi kısa vadeli çalışmaları da süratle hayata geçirdiklerini dile
getiren Kocamaz, “Mersin’de toplu taşıma
hizmetlerinde kullanılmak üzere 60 yeni
otobüs alımına ilişkin çalışmaları önemli
18
19
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
KISA KENT HABERLERİ
DENİZCİLİK HABERLERİ
Ertuğrul Fırkateyninde Şehit Olan Denizciler
Mersin’de Anıldı
Mersin Türk Japon Dostluk Derneği, 1890 yılında Japonya’nın Kushimato şehri Oshima adası açıklarında batan Ertuğrul fırkateyninde şehit olan 587 denizci için anma töreni düzenledi.
Atatürk Parkı içinde bulunan Refah Şehitliği Anıtı'nda gerçekleştirilen anma törenine, Japonya'nın Wakayama eyaletinden gelen
resmi görevliler ve iş adamlarından oluşan heyet de katıldı. Anma
töreni, Mersin Büyükşehir Belediyesi Bando Takımı'nın eşliğinde
Japonya Milli Marşı ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başladı. Ardından konuşan Mersin Türk Japon Dostluk Derneği Başkanı Süleyman Cengiz, Japonya ile Türkiye'nin dostluğunun çok eskilere dayandığını ifade ederek, "Bundan tam 124 yıl önce 1890 yılında yine
böyle bir Eylül ayında dostluk için gittikleri Japonya'da maalesef
dönüş yolunda büyük bir tayfuna yakalanan Ertuğrul fırkateyni Kushimato açıklarında batmıştır. Bu kazada 587 şehidimiz olmuştur.
Şehit olan askerlerimizin boşuna şehit olmadığı, 124 yıl sonra halen
bu dostluğun güçlenerek devam ettiği bugün burada görünmektedir. Yıllardır bu konuda emek sarf eden herkese teşekkür ediyorum.
Şehitlerimizin ruhu şad olsun. Bu dostluk sonsuza kadar devam
edecektir" diye konuştu.
"Ertuğrul Faciası Film Projesi Oldu"
Japon heyeti adına konuşan Yutaka Nagayama ise, bugün
Mersin'de bu anma töreninde bulunmaktan büyük bir şeref duyduğunu belirterek, "Bu ziyaret benim Türkiye'ye 3. ziyaretimdir. Dünyaya gururla gösterebileceği tarih ve kültürlere sahip olan Türkiye
ve Japonya'nın özellikle Wakayama ile olan dostluğun 100 yılı aşkın
süre devam etmesinden derinden etkileniyorum. Son zamanlarda
geçmişte yaşanan Ertuğrul faciası film projesi oldu. Türkiye ile Japonya arasında hummalı çalışmalar sürüyor. Her iki ülke arasında
da büyük beklenti içinde olduğundan bu projenin gerçekleşmesinden büyük mutluluk duyuyorum. Film projesini yürüten arkadaşımız 2 Eylül'de Liberal Demokrat Partisi yani şu an Japonya'da
iktidar olan partide genel sekreter seçilmiştir. Gelecekte Türkiye'nin
Japonya'nın özellikle Wakayama'nın liderliğinde gerek iş gerek turizm açısından daha da gelişeceğini temenni ediyorum. Ne tesadüftür ki bugün Tokyo'da Japon hükümetinin desteği ile Türk ve
Japon dostluk konseri verilecek. Bundan çok büyük mutluluk duydum" şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Refah Şehitliği Anıtı'nda Türk ve Japon heyeti dualar etti. (İHA)
20
21
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
DENİZCİLİK HABERLERİ
Boat Show’da 5 Günde 200 Megayat Satıldı
23 Eylül’de başlayıp 28 Eylül pazar günü sona eren ve Türkiye’nin
deniz üzerinde yapılan tek fuarı olan Boat Show’da 5 gün içinde
yaklaşık 200 teknenin satıldığı açıklandı.
Boat Show 2014’te el değiştiren ya da siparişi alınan teknelerin toplam değeri 100 milyon euro’yu buldu. Fiyatları 1 milyon euro ile 3
milyon euro arasında satılan megayat sayısı ise 25 oldu. Lüks megayatların yanı sıra fiyatları 200 bin euro ile 600 bin euro arasında
değişen 12 metrenin üzerinde 82 tekne de alıcı buldu.
Trio Yatçılık’ın getirdiği güneş enerjisini elektriğe çeviren Greenline
48 ise 7 adet sattı. En çok alıcının Türk olduğu öğrenilirken, yaşanan gerginlik ve iç savaşa rağmen 3 Suriyeli işadamının süperyat ve katamaran satın alması dikkat çekti. İran, Rusya, Ürdün ve
Azerbaycan’dan gelenlerin de tekne satın aldığı öğrenilirken, boyları 30 metrenin üstünde 6 megayatın satışı gerçekleşti.
1 Milyar TL’lik Tekne
Pendik Marinturk İstanbul City Port’ta UBM Fuarcılık tarafından düzenlenen fuarda toplam 1 milyar TL’yi bulan 380 adet yat, mega
yat, süper yat, motor yat, yelkenli, katamaran ve sürat teknesi sergilendi.
Hem süper yat konforu hem sürat teknesi havası veren ve dünyada
ilk kez bu tasarımı birleştiren Mazu Yacht’ın kamaralı sürat teknesi
de büyük ilgi gördü. Yerli üretim olan yelkenli tekne NOTOS 62 ise
sempatik görünüşüyle beğenilirken 500 bin euro’dan satışa sunuldu. (www.denizhaber.com.tr)
Costa Cruise Line, İstanbul’u
Ana Liman İlan Etti
Carnival Cruise Line Group bünyesinde hizmet veren ve 35 bin 366
yolcu kapasiteli 15 gemisi bulunan Costa Cruise Line, Akdeniz çanağında yapacağı bazı turları İstanbul merkezli gerçekleştireceğini
ilan etti.
Dünyanın en büyük kruvaziyer şirketi Carnival Cruise Line markası
İtalya merkezli Costa Cruise Line şirketi, İstanbul’u ana liman ilan
etti. Şirket İsrail’in Hayfa kentinden düzenlediği turları durdurdu, firmaya ait 4 Cruise gemisi, Hayfa yerine turlarına İstanbul’dan başlayacak.
Bir gemisinin ana limanı olarak İstanbul’u ilan eden Costa şirketinin Türkiye Genel Müdürü Saltuk Kocabaş, “Bugüne kadar cruise şirketleri Türk limanlarını sadece durak olarak kullanıyordu. İlk
defa cruise seyahati Türkiye’den başlamış olacak, binlerce zengin
cruise yolcularının İstanbul’da buluşması, Türk turizmine inanılmaz
bir katkı sağlayacak. Gemilerin İstanbul’da 1 gece 2 gün kalacak
olması yolcuların İstanbul’da geçireceği zaman ve döviz anlamına
geliyor” dedi.
Türkiye’de yapılan hesaplamalara göre yılda 60-65 bin yolcunun
cruise seyahatine çıktığını söyleyen Saltuk Kocabaş, “Hedefimiz bu
rakamı 80-100 bin kişiye çıkarmak. Cruise seyahatleri sanıldığı kadar pahalı değil. 5 yıldızlı bir tatil köyünde bir haftada harcayacağınız parayla hem tatil yapıp hem de 3-4 ülke görülebilir. 3 gün ile 121
gün arasında değişen sürelerde yapılan Cruise seyahatlerinden
biri seçilebilir” şeklinde konuştu. Cruise seyahatlerinde kullanılan
gemilerin ortalama 300 metre olduğunu söyleyen Saltuk Kocabaş,
“Buradaki en büyük problem gemilerin çok büyük olması. Bu nedenle şu anda kullanılan Salıpazarı limanı yetersiz kalıyor. Yolcuların İstanbul’a geldiklerinde gemiden inerken karşılaştıkları liman yetersizliği Türkiye’nin imajına yakışmıyor. Türkiye’nin her geçen gün
artan Turizm potansiyeli karşısında bu liman artık ihtiyaca cevap
vermiyor. Hazırlanan projeler var ancak yapım aşamasına geçmiş
bir proje şu an bulunmuyor” dedi. (www.denizhaber.com.tr)
22
Çin’in Gemi Yapımı Yılın İlk
Sekiz Ayında %18,1 Azaldı
Çin Ulusal Gemi inşa Endüstrisi Birliği (CANSI) tarafından
açıklanan verilere göre, 2014 yılının ocak-ağustos döneminde
Çin'de inşası tamamlanan gemi tonajı bir önceki yılın aynı dönemine göre %18,1 düşüşle 22,08 milyon dwt oldu.
Çin Ulusal Gemi inşa Endüstrisi Birliği (CANSI) tarafından
açıklanan verilere göre, 2014 yılının ocak-ağustos döneminde
Çin'de inşası tamamlanan gemi tonajı bir önceki yılın aynı dönemine göre %18,1 düşüşle 22,08 milyon dwt oldu.
Yılın ilk sekiz ayında Çin gemi inşa sektörünün aldığı toplam
sipariş hacmi, bir önceki yılın aynı dönemine göre %35,8 artışla
47,40 milyon dwt olarak kaydedildi. Ağustos ayı sonu itibarıyla
Çin'de toplam gemi siparişleri, yıllık %34,1 ve 2013 yılı sonuna
göre ise %17,3 artışla 153,70 milyon dwt seviyesine yükseldi.
DENİZCİLİK HABERLERİ
IŞİD Terörü, Bölge Turizmini de Vurdu
Mersin Turizm Platformu Başkanı Numan Olcar, Suriye ve Irak’ta
IŞİD terör örgütünün oluşturduğu savaş ortamının bölge turizmini
çok kötü etkilediğini belirtti.
Mersin Turizm Platformu Başkanı Numan
Olcar, Suriye ve Irak’ta IŞİD terör örgütünün oluşturduğu savaş ortamının bölge
turizmini çok kötü etkilediğini belirterek,
“Savaş ve turizm birbirine çok tezat iki
konudur. Ancak turizm, ‘şu anda bölgede
bir takım sıkıntılar var, hele bir bekleyelim’
deme lüksüne sahip olmayan bir olgudur.
Savaş bir günde başladığı gibi bir günde
bitebilir. Onun için daima hazır olmalıyız”
dedi.
Turizm Platformu Başkanı Olcar, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, 2014 yılı
turizm sezonunu ve bölgede yaşanan
karışıklıklarla IŞİD faktörünün turizme etkilerini değerlendirdi. Türkiye’nin, 38 milyona yaklaşan turist sayısıyla dünyada 6.,
Avrupa’da ise 4. destinasyon olduğunu
ifade eden Olcar, bu açıdan Türkiye’nin
çok önemli bir noktada ve daha da gelişmekte olduğunu söyledi. Ancak, özellikle
son yıl içerisinde dünyada son derece
değişken bir dönem yaşandığını ve yaşananların ekonomik etkenler de dahil bir
takım konuları olumsuz etkilediğini dile
getiren Olcar, Türkiye’nin buna rağmen
turizmdeki pazar payını koruyabildiğini,
özellikle Antalya ve İstanbul bölgelerinin
geçen yıllara oranla turizmde yüzde 6-7
artış sağladığını kaydetti.
Mersin’in ise bulunduğu coğrafya itibariyle sıcak konjonktüre ve Ortadoğu ülkelerinde yaşanan kargaşaya çok yakın
olması sebebiyle turizmde arzu ettikleri
şekildeki bir büyümeyi kaydetmediğinin
altını çizen Olcar, “Ancak, bu büyümeyi
kaydetmemesi bununla ilgili altyapıdaki
deneyimlerinin olmadığı anlamına gelmiyor. Bilakis Mersin bu konudaki her türlü
tanıtım ve çabalarını, faaliyetlerini sürdürüyor ve bu konudaki iş olanaklarının çok
ciddi anlamda networkünü yapıyor. Etraftaki konjonktürün düzelmesiyle de Mersin
birdenbire sadece bölge için değil, ülke
turizmine de katkı koyabilecek durumdadır” diye konuştu.
“Mersinde Bu Yılki
Hedefimiz 600 Bin Turist”
Bu yaz itibariyle turizmde Mersin’de
önemli bir artış kaydedildiğini söyleyemeyeceğini vurgulayan Olcar, Mersin’de
2007’de 80 bin olan ziyaretçi sayısının
2013 itibariyle 536 bin kişiye ulaştığını,
2014’teki hedeflerinin ise 600 bin kişi
olduğunu belirtti. Bu sayıya ulaşıp ulaşmadıklarının yıl sonunda belli olacağına
işaret eden Olcar, şu andaki verilere göre
500 binli sayılardan geriye gitmediklerini
ifade etti. Mersin’de 2007’de 8 milyon
avro olan turizm gelirinin 2013 yılı itiba-
riyle 53 milyon avroya ulaştığına da vurgu yapan Olcar, “2014’ün bu verilerden
daha ileriye gitmesini ümit etmekteyiz
ama bunlar da bölgenin turizm açısından
ilerlediğini göstermektedir. Ama ne 600
bin kişi sayısı ne de 53 milyon Euro gelir
bölgemizin mevcut potansiyeli içerisindeki değerini yansıtmamaktadır. Ama hiç
yoktan da iyidir. Eskiden sadece bir takım
sokak olaylarıyla gündeme gelen Mersin
ismi artık turizmle çok ciddi anlamda bir
imaj değişikliğine geçmiştir” şeklinde konuştu.
2007’den 2014’e 80 binden 500-550 binlere çıkan turist sayısının bir başarı olarak
gözükse dahi turizm imkanları ve potansiyeline bakıldığında Mersin için hak ettiği bir sayı olmadığının altını çizen Olcar,
Mersin’in bugün en azından 3-4 milyon
ziyaretçi sayısını telaffuz edecek potansiyele ziyadesiyle sahip olduğunu, bu sayıya ulaşmak için çalışmalarının da devam
ettiğini bildirdi.
Ocak-ağustos döneminde, Çin'in ihracata yönelik gemi üretimi
yıllık %7,3 azalarak 19,07 milyon dwt ile toplam gemi üretiminin
%86,4'üne karşılık geldi. Aynı dönemde, yıllık %50 artışla 44,65
milyon dwt olan yeni gemi ihracat siparişleri Çin'in yeni gemi
siparişlerin %94,2'sini oluşturdu. Ağustos ayı sonu itibarıyla
Çin'in toplam gemi ihracat siparişleri yıllık %57,2 artışla 146,16
milyon dwt olarak, toplam gemi siparişlerinin %95,1'ini oluşturdu. (Vira Haber)
23
MERSİN DENİZ TİCARETİ
DENİZCİLİK HABERLERİ
EYLÜL 2014
“ISİD, Sadece Turizme Değil
İnsanlığa Bir Tehdit”
Özellikle Suriye ve Irak’ta IŞİD terör örgütünün oluşturduğu savaş ortamını da
turizm açısından değerlendiren Olcar, savaş ve turizmin birbirine çok tezat iki konu
olduğuna dikkat çekti. “Turizm kargaşayı,
terörü, savaşı sevmez, huzurlu ve rahat
ortamlara gider” diyen Olcar, Ortadoğu
ve komşu ülkelerde yaşanan kargaşa
ve savaş ortamının turizmi de olumsuz
etkilediğini söyledi. IŞİD’in, sadece turizme değil, insanlığa bir tehdit olduğunu
belirten Olcar, şunları söyledi: “Turizm
yönünden ele aldığımızda ise geçmiş tarihimizde yaşanan, örneğin Antalya’da,
Alanya’da ufacık bir çöp kutusunda patlayan bir bombanın bir sezona mal olduğunu, Ege’de turizm bölgesinde çıkan bir
silahlı çatışmanın bile o bölgenin turizmine menfi etki ettiğini ve bunun da düzeltilmesinin çok zaman aldığını hafızalarımız
gösterir. Bu tür olaylar ekonomik değer
açısından da olumsuzlukları beraberinde
getirir, turist sayısı artsa bile ekonomik
anlamda gelir düşüklüğü olabilir. Bu anlamda, çevremizde yaşananlardan bölgemiz çok kötü etkilenmiştir. Bu konu maalesef bölgemizi olumsuz yönde etkileyen
önemli unsurların başındadır ne yazık ki
ve turizm anlayışıyla tamamen tezattır.”
Mersin’de son yıllarda Ortadoğu’dan
ciddi bir turist potansiyeli oluşmuşken,
son dönemde yaşananların bunu da geri
çektiğini aktaran Olcar, şöyle devam etti:
“Geçmişte bizlerin çözebileceği küçük
sorunlarda alternatif çözümler devamlı üretilmişti. Lübnan ile Mersin arasında
başlattığımız feribot seferleriyle Ortadoğu
ziyaretçilerini bölgemize taşıdık, BeyrutAdana arasında kurduğumuz hava trafiği ile Beyrut’tan Adana’ya direk olarak
haftanın 5 günü seferler başlattık. Bunlar
çok olumlu gelişmelerdi. Ama şu anda
geldiğimiz boyut, tüm bu alternatif olarak
üreteceğimiz şeylerin de çok üstünde.
Bugün bu gemiler artık turistten ziyade
göç dalgasına hizmet eder durumda,
uçaklarda ise artık işadamlarının zorunlu
ziyareti söz konusu. Artık oluşan boyutta
turizm açısından Ticaret ve Sanayi Odası,
Deniz Ticaret Odası, Valilik, Büyükşehir
Belediyesi gibi unsurların da artık altından kalkamadığı bir takım sorunlar var.
Şu anda bizim üreteceğimiz pek fazla alternatifimiz de kalmadı.”
Turizmin iyi niyet duygusuyla yapılan ve
huzurla rahatlığın olduğu bir noktaya
akan bir olgu olduğuna işaret eden Olcar,
“Turizm açısından bölgemizde yaşanan
savaş ve terör olayları olmasa 2007’de
başlayan Doğu Akdeniz kruvaziyer turizmi Mersin’de yeniden başlayacak, kruvaziyer gemiler artık haftada birkaç kez
görebileceğimiz bir noktaya gelecek.
Devletin bölgemizle ilgili verdiği sözler ve
yatırımların da biran önce hayata geçiril-
mesi bizim beklentilerimizi artıracaktır. O
zaman belki 600 bin değil milyon üzerinde turisti, 53 milyon Euro değil 100-200
milyon Euro’lu rakamları konuşuyor olacağız. Bunlar hep ortamın düzelmesiyle
birdenbire gelişecek noktadır” dedi.
“Savaş Var Diye Turizm
Çalışmaları Durmamalı”
“Savaş bir günde başladığı gibi bir günde de bitebiliyor” diyen Olcar, bu noktada
Mersin’in altyapısı ve üstyapısıyla hazır
olması gerektiğine vurgu yaparak, şu değerlendirmede bulundu: “Turizm alanında
yapılan çalışmalar kesinlikle devam ettirilmelidir. Turizm, ‘şu anda bölgede bir takım sıkıntılar var ya da ekonomide, politik
yapıda şöyle bir şey var, onun için hele bir
bekleyelim’ deme lüksüne sahip olmayan
bir olgudur. Bu tıpkı ısınan bir dizel motoru gibidir, çok yavaş ısınır ama siz bunu
soğutursanız, tekrar sıfırdan ısıtabilmenin
maliyeti ne zaman olarak ne de ekonomik
olarak altından kalkılmayacak bir yüktedir.
Dolayısıyla bu kazan her zaman sıcak tutulmalıdır ve her türlü çalışma yarın bu iş
patlayacakmış gibi sürdürülmelidir. Mersin şu ana kadar bu konudaki kararlılığını
koruyor, hatta bu suyu sıcak tutuyor. Biz
sadece devlet tarafından verilmiş olan
desteklerin de realize edilmesini istiyoruz.” (İHA)
Selah Tersanesi ‘Ievolı Ivory’i Denizle Buluşturdu
Tuzla’da, Selah Tersanesi’nde inşa edilen 90
metre uzunluğundaki platform destek gemisi
İtalya’ya gönderilmek üzere denize indirildi.
130 işçinin bir yılda hazır hale getirdiği gemi, petrol platformlarına malzeme taşıyacak.
Selah Tersanesi Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Selah, İtalyanlar için ‘Levory Ivory’ isimli gemiyi sahiplerine teslim etti. Gemi
hakkında bilgi veren Selah, “90 metre boyundaki bu platform
destek gemimiz, petrol platformlarına hizmet veren oldukça
teknik bir yapıya sahip, ortasında havuzu bulunuyor ve içinden denize ekipman indirilebiliyor. Her türlü deniz dibi taraması yapıyor. Dalgıç indiriyor ve bulunduğu bölgede kendini
sabit kılabiliyor” dedi.
Selah “Çözüm ortaklarımız dediğimiz yıllardır birlikte çalıştığımız arkadaş ve tedarikçilerimizin bize sağladığı desteklerle
ancak bu rekabetçi pazarda pay almaya sahip olabiliyoruz.
Zamanından önce gemiyi bize teslim eden mühendis ve işçi
arkadaşlara da teşekkür ediyorum. Askeri gemilerde de iddiamızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. (www.denizhaber.
com.tr)
24
DENİZCİLİK HABERLERİ
Türkiye Turizmde Rekor Kırdı
Kültür ve Turizm Bakanı Çelik, “Ağustos ayında turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7’nin
üzerinde artış gösterdi. Bu çok iyi bir rekor” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Çelik, Türkiye’nin
bulunduğu coğrafyadaki tüm olumsuzluklara rağmen istikrarlı duruşuyla turizmdeki
yükselişini sürdürdüğünü belirtti. Başarıda
önemli payı olan turizm sektörüne teşekkür
ettiğini belirten Çelik, sektörle her konuda
istişarede bulunduklarını söyledi.
“Dünyaya çok açık, özgüven sahibi, şikayet
etmekten çok iş üretmeye odaklanmış bir
turizm sektörümüz var” diyen Çelik, sektörle
yıl başında ve sene içinde sık sık toplantılar
yaptıklarını, turizm stratejisine birlikte karar
verdiklerini belirtti.
Çelik, turizm sektörünün bu stratejilere uyma
noktasında çok disiplinli davrandığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Etrafımızda bu kadar istikrarsızlık var ama
Türkiye bu sene de turizmde rekorlar kırmaya devam ediyor. İnsani diploması açısından
önemli bir sektör turizm, Türkiye’yi yabancı
ülkelere tanıtmak açısından, Türkiye’nin hikayesini insanlara anlatmak bakımından bir
de ekonomik bakımdan tabii çok önemli.
2014 Ağustos ayında ziyaretçi sayısı, geçen
yılın aynı dönemine göre yüzde 7’nin üzerinde artış gösterdi. Bu çok iyi bir rekor çünkü
Dünya Turizm Örgütü dünyadaki turizm artışını yüzde 4-5 oranında bir artış olarak öngörüyor. Bizimki ise yüzde 7’yi bile aşıyor. Yılın
ilk 8 ayının bir değerlendirmesini yaparsak;
ülkemize gelen yabancı ziyaretçi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 7 artışla 25 milyon 749 bin 63 kişi oldu.
2013’te aynı dönemde ziyaretçi sayısı yaklaşık 23 milyon 789 bindi.”
Bakan Çelik, ağustosta ilk sırada 809 bin
981 ziyaretçi rakamıyla Almanya’nın geldiğini, onu da 776 bin 642 ziyaretçiyle Rusya’nın
takip ettiğini, üçüncü sırada ise 435 bin 302
turistle İngiltere’nin yer aldığını bildirdi.
Söz konusu verilerin pazarlarla ilişkilerde istikrarın da korunduğunu ortaya koyduğuna
dikkat çeken Çelik, “En fazla ziyaret edilen
iller sıralamasında Antalya zirveyi koruyor.
İkinci İstanbul, üçüncü ise Muğla” diye konuştu.
Türkiye’nin en çok ziyaret edilen ülkeler sıralamasında dünya altıncısı, Avrupa dördüncüsü olduğunu hatırlatan Çelik, “Kısa vadede ilk hedefimiz dünyada beşinci olabilmek”
ifadesini kullandı.
Rakamların, Türkiye’nin turizmde 2023 hedeflerine hiçbir değişiklik yapmadan ulaşabileceğini gösterdiğinin altını çizen Çelik,
şöyle devam etti:
“Etrafımızda 8-9 ülke yönetilemez durumda.
Hemen sınırlarımızın ötesinde bu kadar bü-
yük istikrarsızlık var, sınırımıza yakın bir kaç
ülkede, o ülkelerin milli orduları güvenlikle
ilgili hakimiyetlerini kaybetmiş durumdalar
ama Türkiye’nin bu başarısı, üstelik sınır
bölgesindeki ülkelerle uzun sınırları olan bir
ülke olmasına rağmen, Türkiye’deki istikrarın ne kadar doğru bir şekilde algılandığını
gösteriyor, nizim Bakanlığımız başta olmak
üzere, diğer bakanlıkların da bunu algılatma
konusunda ne kadar yüksek bir performans
gösterdiğini ortaya koyuyor.” diye konuştu.
Turizmde dünyada en önemli kriterlerinden
sayılan mavi bayrak sayısına da değinen
Çelik, Türkiye’nin bu konuda da başarılı olduğunu söyledi.
Çelik, mavi bayrak sayılarını çok önemsediklerini dile getirerek, Türkiye’nin sahip olduğu
mavi bayrakla dünya üçüncülüğüne yükseldiğini ifade etti.
Mavi bayraklı plaj sayısının 397’ye ulaştığının
altını çizen Bakan Ömer Çelik, Karadeniz ve
Marmara’da da çalışma yapılması yönünde
talimat verdiğini, o bölgeyi de turizm için cazip hale getireceklerini anlattı. Mavi bayrak
sayısını 19 yılda 44 kat arttırdıklarını açıklayan Çelik, bu sonucun, turizm sektörünün
hem ekonomik hem de kültürel ve doğaya
saygı bakımından da hassas bir sektör olduğunu gösterdiğine dikkat çekti. (Vira Haber)
Bedensel Engelliler Tüplü Dalış Gerçekleştirdi
Engelsiz Nefesler Projesi’ kapsamında engelliler önce kıyı temizliği yaptı, sonra mavi sulara tüplü dalış gerçekleştirdi.
Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Dalış Merkezi Spor Kulübü, Mezitli Lions Kulübü, Mersin Deniz Ticaret Odası işbirliği
ile gerçekleşen organizasyonda evlerinden alınan engelliler özel
araçlarla Silifke İlçesi’ne bağlı Boğsak Mahallesi’ne götürüldü.
Araçlardan inen engelliler ve aileleri önce sahilde kıyı temizliğine
dikkat çekmek için temizlik yaptı. Daha sonra tekneye binerek
Tisan Koyu yakınlarına kadar açıldı. Mersin Deniz Ticaret Odası sponsorluğunda Internenational Disabled Divers Association
(IDDA) eğitmenleri tarafından 6 saatlik dalış eğitimi alan 9 bedensel engelli, sırasıyla özel dalış kıyafetlerini giyip, tüplü dalış
yaparak su altı dünyasını keşfetti.
Belediyesi ve Gençlik Spor İl Müdürlüğü bize büyük bir destek
verdi. Bu destekle bugün 9 engellimizi ‘Engelsiz Nefesler’ projesi kapsamında su altına indirdik. Büyük bir mutluluk yaşadılar,
bizler de bu mutluluğa ortak olduk” diye konuştu.
Mersin Dalış Merkezi Spor Kulübü Dalış Eğitmeni Mehmet Ersan, projenin haziran ayından bu yana sürdüğünü belirterek,
“Bugün dalışlarını gerçekleştirdiğimiz arkadaşların eğitimlerini
3 ayda tamamladık. Bu eğitimler süresince Mersin Büyükşehir
25
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
DENİZCİLİK HABERLERİ
DENİZCİLİK HABERLERİ
Türkiye’de En Az 10 Yattan Oluşacak Yeni Bir Filo Kuruluyor
Öncülüğünü merkezi İstanbul’da olan “YAT
KULÜP” ve A & Z Marina Yönetim Kurulu
Başkanı Atilla Kesler ve ARK YAT Tersanelerinin sahibi Gemi Müh. Ayberk Apaydın’ın
başlattığı projenin pazarlama ve yönetim çalışmalarına start verildi.
Bugüne kadar 6 yat ile ön protokol yapıldı.
Bunların içinde Az Marina’nın Manavgat’taki
kendi tersanesinde ürettiği, çelik alüminyum,
36m Smyrna ve 15m Cyssus isimli motor
yatlar , ARK YAT ‘ın mülkiyetinde olup revize
ettiği 19 m Motoryat ve 17 m Gulet de bulunmakta. 4ö m yelkenli yat ise kızakta, 2015 yılına yetiştirilmeye çalışılıyor. Düşünülen filoda
farklı kategorilerde yer alan yatlara sahip olan
yatırımcılar birleşerek güç birliği oluşturuyor.
Sadece yönetim ve pazarlama faaliyetlerinin
bir elden yürütüleceği bu yapılanmada, yat
sahipleri yönetim şirketine tek taraflı istenilen
zamanda fesih etme hakları mahfuz olmak
üzere sözleşmede yazılı olan masrafları ödemeyi taahhüt edecekler. (Personel maaşları
ile SSK ödemeleri, üniforma ve yemek giderleri, temizlik ve bakım masrafları, kışlama ve
liman masrafları vs )Pazarlama ve yönetim
anlaşmaları belirli müşterek prensipler doğrultusunda münferiden yapılacaktır. Yüksek
kalitede hizmetin ön planda tutulacağı bu
filoda personel, yönetim firması tarafından
seçilerek eğitilecek ve 2015 sezonuna hazır-
lanacaktır. Yatlar yat sahiplerinin mülkiyetinde
olacak, masraflar kendileri tarafından yönetim
firmasına götürü olarak ödenecek, gelirler ise
kendilerine ödenecektir. Yat sahipleri kiralamanın olmadığı boş zamanlarda teknelerini
diledikleri şekilde kullanacaklardır. Yönetim
ve pazarlama firmalarının koordinasyon ve
denetimi yat sahiplerinin kurmuş olduğu ‘’YAT
KULUP ’’ yönetim kurulu tarafından yapılacak
veya yaptırılacaktır.
Yönetim firması aynı zamanda pazarlama firması tarafından da yönlendirecek ve denetlenecek.
Bu yapılanmanın amaçları;
- Yat sahiplerinin üzerinden personel , periyodik bakım ve onarım yük ve problemlerini
tekne sahiplerinin üzerinden almak
- Yat masraflarının kiralama gelirlerinden karşılanması
- Pazarlamada yurt içi ve yurt dışı fuarlara topluca katılarak katılım giderlerini paylaşmak
- Otel ve acentelerle profesyonel bir pazarlama şirketi aracılığı ile tek bir elden temas
kurmak
- Katalog basım giderlerini paylaşmak
- Sanal pazarlama olanaklarından profesyonel bir pazarlama şirketi aracılığı ile maksimum şekilde faydalanmak
- Toplu fiyat alarak; sigorta, kışlama, liman kullanımı, onarım, bakım ve yenilemenin uygun
maliyetle, kaliteli ve güvenli olarak yapılması
- Yat sahiplerinin tanışma ve kaynaşmalarını
sağlamak
Filoda yer alan yatlar 21 yıldır dünyanın her
yerinde yat kaptanlığı yapmış olan Warren
East ile ödüllü bir şef olan Elizabeth Lee’nin
sahibi olduğu, Turkish Charters Management
şirketi tarafından yönetilecek. Warren’ın sahibi olduğu Turkish Delight isimli 24 metrelik 4
kabinli delüks gulet de bu filoda yer alacak
olan yüksek standartlara sahip teknelerden
bir tanesi. Warren, kaptanlık tecrübesinin yanı
sıra üç yıllık mega katamaran yapımlarındaki
proje yöneticiliği tecrübesini de beraberinde
getiriyor. Warren’ın yatçılık sektöründeki engin iş tecrübesi ve bilgi birikimi yatlarını filoya
emanet edecek olan yat sahiplerine farklı bir
güven veriyor.
Filoya katılması planlanan yatlardan bir diğeri
ise Türkiye yat turizminde bir ilk teşkil edecek
olan 76 feet büyüklüğündeki mega katamaran, King’s Ransom. Her türlü lüks ve comfora
sahip olan bu son jenerasyon mega catamaran daha önce Karayip Adaları ve Akdeniz’de
hizmet verirken 2015 sezonundan itibaren
Türkiye’deki bu yeni filo içerisinde misafirlerini
ağırlamaya hazırlanıyor.(Vira Haber)
Türk Armatörleri, 2014’Ün İlk 8 Ayında Filosunda
Bulunan 26 Gemiyi Sattı
Türk armatörleri ve gemi işletmecileri 2014 yılının ilk 8 ayında, 439 bin
226 DWT taşıma kapasitesine sahip 26 adet gemiyi filosundan ayırırken, sattıkları gemilerden 276 milyon 100 bin dolar gelir elde etti.
Deniz Haber Ajansı’nın yayınladığı dünya gemi piyasa raporlarından
derlediği bilgilere göre, armatörler ve gemi işletmecileri 2014 yılının
ilk 8 ayında 69 milyon 517 bin 222 DWT taşıma kapasitesine sahip
1016 gemiyi filosuna katarken, satın aldıkları gemilere 21 milyar 69
milyon 840 bin dolar ödedi.
Bununla beraber, aynı gemi piyasa raporlarına göre, Türk armatörleri
ve gemi işletmecileri 2014 yılının ilk 8 ayında 439 bin 226 DWT taşıma kapasitesine sahip 26 adet gemi satarken, sattıkları gemilerden
276 milyon 100 bin dolar gelir elde etti.
Japonlar Gemi Satışında Liderliği Elinde
Tutuyor
İkinci el gemi alımlarında Yunanlılar açık ara önde iken, ikinci el gemi
satış rakamlarında Japonlar az bir farkla Yunanlıların önünde bulunuyor. 2014 yılının ilk 8 ayında satılan 1016 gemiden, 94’ünü satan
Japon armatörleri, sattıkları gemilerden 1 milyar 923 milyon 280 bin
26
dolar gelir elde ederken, Yunanlı gemi işletmecileri, sattıkları 91 adet
gemiden 1 milyar 899 milyon 900 bin dolar kazanç sağladılar.
Alman kökenli armatörler ve gemi işletmecileri, 2014’ün ilk 8 ayında
91 gemiyi filolarından ayırırken, sattıkları gemilerden 944 milyon 440
bin dolar satış geliri sağladılar.
İkinci El Gemi Satış Piyasası (Ağustos - 2014)
Japonya: 94 gemi - 1 milyar 923 milyon 280 bin DOLAR
Yunanistan: 91 gemi - 1 milyar 899 milyon 900 bin DOLAR
Almanya: 91 gemi - 944 milyon 440 bin DOLAR
Singapur: 65 gemi - 1 milyar 692 milyon DOLAR
Çin / Hong Kong: 33 gemi - 179 milyon 90 bin DOLAR
Norveç: 32 gemi - 691 milyon 230 bin DOLAR
Çin / Taipei: 29 gemi - 1 milyar 121 milyon 150 bin DOLAR
Danimarka: 29 gemi - 1 milyar 363 milyon 920 bin DOLAR
Türkiye: 26 gemi - 276 milyon 100 bin DOLAR
İtalya: 26 gemi - 434 milyon 500 bin DOLAR
Bilinmeyen: 146 gemi - 1 milyar 816 milyon 460 bin DOLAR
Diğer ülkeler: 354 gemi - 8 milyar 187 milyon 760 bin DOLAR (www.
denizhaber.com.tr)
27
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
Hatıra Kent Mersin
Kentlerin Kardeşliği
Sıkı ilişki kurulup
geliştirilmesinde
önceliği olan iki
kardeş kentten
özellikle söz
edeceğiz.
Bunlar Santa
Fe Springs ve
Kushimoto’dur.
Bugün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de dünyanın başka bir kenti ile kardeş olma konusunda adeta
yarış var. Bugün ülkelerin büyük kentleri değil, ilçeleri arasında da kardeş şehir ilişkileri kuruluyor.
Kardeşlik -keşke uyulabilse- İslam’da da var. Kardeşliğin önemi hususunda Hz. Ali öğüt veriyor;
“Kendinize Allah yolunda kardeşler edinin. Çünkü
dünya için de ahiret için de lazımdır” diyor.
Dünyada ilk kent kardeşliği, Birleşik Krallığın “Keighley” ve Fransa’nın “Port de Nord” kentleri arasında
1920 yılında varılan anlaşma ile gerçekleşmiştir.
Türkiye kentleri, ilçelere kadar dünyanın dört bir tarafından kardeşlik ilişkileri tesis etmişlerdir.
Gayesi; coğrafi olarak uzakta olan yerleşim yerlerinin kültürel ve ticari ilişkilerinin gerçekleşmesinin
teminidir. Kentlerin kardeşliği ile, her konuda işbirliği
yapma yolu açılıyor. Bu işbirliğinin sonucu, meydana gelen karşılıklı ziyaretlerle, kent insanları arasında
yakın bir ilişkinin kurulması sağlanıyor. Yapılan ziyaretlerle insanlar birbirlerini tanıyor, kültürel ekonomik
ve bilimsel bağlantılar kuruluyor. Kentler birbirilerinin
deneyimlerinden yararlanma imkanını da buluyorlar.
Mersin’in Kardeşleri
Kardeşlik ilişkileri kurulmasında diplomatik yol uygulanıyor.
Merkezi Amerika’da bulunan “Dünya Kardeş Şehirler Birliği Teşkilatı” her ülkeden ancak bir belediye
ile kardeş ilişkisi kurulmasına izin verebiliyor. Fakat
uygulamada buna uyulmadığı da oluyor. Örneğin,
Antalya’nın Rusya’da iki ayrı kentle kardeşliği var.
Roston ve Çeboksan. Keza Akhisar da Belçika’nın
hem Brüksel hem Antwerb kentleri ile kardeşliği tesis etmiş.
Türkiye’nin dünya ülkelerinden 715 kardeş kenti bulunmaktadır. Türkiye kentlerinin kardeş adedi
yönünden birinciliği 130 kardeş kentle İzmir’e aittir.
İstanbul’un kardeş kenti 38’dir.
Resmi kayıtlarda Mersin’in kardeşleri şöyle:
Santa Fe Springs (California- ABD.), Nanking (Çin),
Kushimato (Japonya), Sıncan (Türkistan), Kerkük
(Irak), Tahran (İran), Latakia (Suriye), West Palm
Beach (Florida-ABD), Oberhausen (Almanya), Vaparaiso (Şili), Nizhnekamsk (Tataristan)
Bunların bazıları sadece resmi kayıtlarda kalmış
olup, halen karşılıklı ilişkileri mevcut değildir.
Santa Fe Springs
Mersin Belediye Meclisi 13.2.1964 tarihli ve 28 sayılı
kararı ile, Amerika’nın California Eyaleti kentlerinden
Santa Fe Springs ile kardeşlik tesisine karar vererek oraya bildirmiştir. 10.6.1965 tarihinde Santa
Fe Springs Belediyesinin aldığı
karar Belediye Başkanı Grace Wilson imzası ile Mersin Belediyesine
ulaşmış, Mersin’in ilk kardeş şehir
belediyesi doğmuştur.
Mersin Belediye Meclisi, 5.11.1965
tarihli meclis kararı ile kentin anahtarının Santa Fe Springs’e verilmesine karar vermiş ve karar gereği
anahtarımız “kardeş”e gönderilmiştir.
Mersin Belediye Başkanı Muhittin
Uyar, oraya davet edilmiş, gidilmek
üzere iken, Mersin’deki 1968 sel
felaketi nedeniyle seyahat gerçekleşmemiştir.
Santa Fe Springs Belediyesi Mersin için kentin en güzel semtine bir
dostluk parkı inşa ederek, parkın
giriş meydanına konulmak üzere, Mersin’in amblemini istemiştir.
Mersin Belediyesi hazırlattığı mermer üzerine “Altın Palmiye” motifi
işlenmiş bir levhayı Amerika’ya
göndermiştir. “Altın Palmiye” plaketi parka konulduğu gibi, oradaki bir
yarışmada ödül almıştır.
Santa Fe Springs başkanlarının
Mersin’e gelmeleri eksik olmuyordu
Santa Fe Springs Belediye Başkanının 1976 yılında yaptığı Mersin
ziyaretinde, başkanlığa vekaletim
nedeniyle karşılama ve ağırlama
tarafımdan yapılmıştı.
Santa Fe Springs Belediye Başkanı Bayan Betty Wilson, Reader’s Digest kurumundan Bay Willard F. Hamilton tarafından en büyük ödülü kazanan “Altın Palmiye” plaketi ve abidesi başında tebrik edilirken.
28
Bugün Santa Fe Springs ile Mersin
kardeşliğinin devam ettiğini sanmıyorum.
Kushimoto
İkinci Abdülhamit tarafından, Japon İmparatoru Meiji’ye hediye götüren Ertuğrul Fırkateyni, dönüşte
Kushimoto yakınlarında batmıştı.
İkinci Dünya Harbi’nde Mersin’den
hareket eden ve birçok değerli subayımızı taşıyan Refah gemisi de
batırılmıştı. Mersin Refah’ın acısını,
Ertuğrul’un acısı ile birlikte anmak
için Japonya’nın Kushimoto kenti
ile kardeş oldu.
Filipinler Büyük Elçisi Rowena Mendoza Sanches ve Konsolos Erika T.,
Valimiz H. Basri Güzeloğlu ile
İki kent belediye başkanlarının hemen her yıl karşılıklı ziyaretleriyle
bu kardeşlik ilişkileri devam ettirilmektedir.
Kardeşliğin
anısına
Mersin
Yenişehir’de 102 numaralı sokağa
Kushimoto ismi verilmiştir.
Yeni Kardeş Şehirler
Tatristan’dan
Cumhurbaşkanı
Rustam Minnihanov Mersin’e gelmiş ve bu ziyaretinde Tataristan’ın
Nizhnekamsk kenti ile Mersin’in
kardeşliği karşılıklı imzalarla tesis
edilmiştir. Haziran 2014 tarihinden
itibaren, iki kent kardeş olmuşlardır.
Diğer taraftan Mersin’de bulunan
Filipinler Büyükelçisi Maria Rowena Mendoza Sanches ve Konsolos Erica Anna T., Filipinler’in
Davo kenti ile Mersin’in kardeş
kent olmaları hususundaki dileklerini Mersin Valisi Hasan Basri
Güzeloğlu’na ve Büyükşehir Belediyesine iletmişlerdir. Muhtemel
kısa süre sonra bu kardeşlik de
teessüs edecektir.
Kushimoto’daki Türk Müzesi’nden bir sergi odası
An exhibition hall of the Turkish Museum in Kushimoto
06.05.1978 Kushimoto Belediye Başkanı Mersin’de belediye adına
tarafımdan ağırlanmışlardı.
Santa Fe Springs Belediye Başkanının 1976 da Mersin ziyareti. Belediye
Başkanlığına vekaletim nedeniyle tarafımca ağırlanmıştır.
29
MERSİN DENİZ TİCARETİ
DENİZ FENERİ
EYLÜL 2014
izi kandırmaBoşuna kendin
ptığınız şey
ya
yın; sürekli
uz.
neyse siz osun
güler. Ağlarsanız,
Gülerseniz, dünya da
yalnız ağlarsınız.
Ella Wheeler Wilcox
Aristoteles
MDTO Uluslararası Fotoğraf Yarışması Katılımcısı
Engelli olmamak bir kazanç değil sizden
her an alınabilecek bir hediyedir.
Richard v. Weizsäcker
Yaratıcılık insanın içindeki fazla
enerjiyi kullanabilmesidir.
Arthur Koestler
Nereye gittiğini bilen kişiye yol vermek için
dünya bir yana çekilir.
Davis Starr Jordan
şkalarınınkini bölüşKendi acımız, bize ba
meyi öğretir.
Goethe
Kalbimin kapısına “buradan geçmek
yasaktır” diye yazdım. Fakat aşk, gülerek geldi ve “ben her yere girebilirim”
diye fısıldadı.
örneğin
Öğüdün yolu uzun,
yolu kısa ve etkilidir.
ca
Lucius Annaeus Sene
içinde
Çoğu zaman şüphe
kten
me
işit
bırakılmak, gerçeği
.
daha zalimdir
Moliere
William Herbert Shipman
İdeal denen şey bir yıldıza benzer, ona
hiçbir zaman yetişemezsiniz ama tıpkı denizcilere olduğu gibi, bize de yolumuzu
gösteren odur.
Carl Schurz
Güzel geleceği bekleyerek görkemli
gençliklerimizi eskitiyorduk, işte burada
hata yapıyorduk.
Andre Gide
30
m denilen
Ne zaman olsa yaparı
ılmayayap
şeyler, hiçbir zaman
cak demektir.
Birazcık tuz et
kisi yaratmalı
insan birinin
hayatında. H
ani yaraya ba
sıp acı vereninden değil,
yemeğe katılıp
tat vereninden...
İskoç Atasözü
Ece Ayhan
31
MERSİN DENİZ TİCARETİ
DENİZCİLİK GÜNDEMİNDEN KISA KISA
EYLÜL 2014
Çin İle Rusya, Asya’nın
En Büyük Limanını İnşa
Edecek
Çin ile Rusya Japon Denizi'nde
Asya'nın en büyük limanını yapmak için anlaştı. Limanda yılda 60
milyon ton yük elleçlenecek. Çin’in
People’s Daily Online devlet internet yayın grubuna göre, bu liman
üzerinden yılda 60 milyon ton yük
geçecek ve hacim olarak en yoğun
limanlardan olan İngiltere’deki Immingham ve Fransa’daki Le Havre
limanları ile kıyaslanabilecek. (Deniz Haber)
Ortadoğu’nun En Büyük
Doğalgaz Depolama
Tesisi Açıldı
İran, Horasan Rezervi eyaleti sınırları içinde Ortadoğu'nun en büyük
sıvılaştırılmış doğalgaz depolama
tesisini açtı. tesiste 4,8 milyar metreküp doğalgaz depolanabiliyor.
İran'ın resmi haber ajansı IRNA'nın
haberine göre, tesisinin 4,8 milyar
metreküp doğalgaz depolama kapasitesi olduğu ve hizmete açılmasıyla ülkenin Türkmenistan'dan
doğalgaz ithalatının azalabileceği
kaydedildi. (Deniz Haber)
Gemi Teçhizatı Test
Merkezi, Hizmete Girdi
Türkiye’de Denizcilik Sektörüne hizmet verecek Gemi Teçhizatı Test
Merkezi, İTÜ Denizcilik Fakültesi
bünyesinde kurularak hizmete girdi.
Sektörün yurtdışına olan bağımlılığının azaltılması ve gemi inşa yan sanayisinin üretim odaklı gelişmesine
katkı sağlamak üzere hizmet verecek İTÜ Denizcilik Fakültesi (İTÜDF)
Gemi Teçhizatı Test Merkezinin
(GTTM) kurulumu İstanbul Kalkınma
Ajansı (İSTKA) Projesi olarak hayata
geçirildi. GTTM’nin temel faaliyetlerinin, gemilerde kullanılan teçhizatın
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO),
Uluslararası Denizde Güvenlik Sözleşmesi (SOLAS), Can Kurtarma
Araçları Yönetmeliği (LSA Code) ve
Türk Gemi Teçhizatı Yönetmeliği gereği ürünlerin kullanımında zorunlu
olan belgeler için yapılması gereken
test hizmetlerini içereceği belirtildi.
(denizhaber.com.tr).
32
Güney Avrupa
Limanlarındaki Sorun
Türkiye’ye Yeni Fırsatlar
Sunuyor
Türkiye Kruvaziyer Platformu (Cruise Türkiye) Başkanı ve İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş,
Güney Avrupa'daki limanlarda yaşanan sorunların kruvaziyer şirketlerini
yeni arayışlara zorladığını, bunun da
Türkiye'ye yeni fırsatlar sunduğunu
belirtti. Demirtaş, yaptığı açıklamada,
İspanya'nın Berselona Kenti'nde düzenlenen "Kruvaziyer Hatları Uluslararası Birliği 2014 Zirvesi" ve "Seatrade
Med Barcelona Fuarı"na, katıldıklarını, fuarda, sadece İzmir'i değil tüm
Türkiye'yi temsil etmeye çalıştıklarını
vurguladı. Demirtaş, açtıkları stantta
Çeşme Limanı başta olmak üzere
Türkiye'deki 17 liman ve 7 iskeleyi
harita ve görselleriyle tanıttıklarını belirtti. Yaptıkları görüşmelerde birçok
şirketin Güney Avrupa'daki limanlarda yaşanan sorunlar nedeniyle, yeni
arayışlar içinde olduğunu gördüklerini aktaran Demirtaş, "Güney Avrupa
limanlarındaki sorun Türkiye'ye yeni
fırsatlar sunuyor" dedi. Fuara İzmir
dışında Türkiye'den sadece Mersin
ve Marmaris Limanları yetkililerinin
katıldığını anlatan Demirtaş, Trabzon
ve Mersin Kalkınma Ajansları'nın da
tanıtım çalışmaları yaptığını vurguladı. (Vira haber)
Kuzey Avrupa Mega
Limanı
Rockefeller Vakfı Temiz
Yatırıma Yöneliyor
Servetleri petrole dayalı olan
ABD’nin sayılı zengin ailelerinden
Rockefellerlar fosil yakıtlarına yaptıkları yatırımları elden çıkartıp tamamen temiz enerjiye yönelme
kararı aldı. Rockefeller Kardeşler
Vakfı (Rockefeller Brothers Fund),
iklim değişikliğine karşı oluşturulan
bir hayırseverler grubuna katılma
kararı aldı. Söz konusu hayırsever
grup, fosil yakıtları ile ilişkili toplam
50 milyar dolarlık yatırımı, çevreye
duyarlı alanlara kaydırmayı hedefliyor. (http://www.bbc.co.uk/turkce/
ekonomi/?page=002)
Tersaneler Ve Kıyı Yapıları
Genel Müdürlüğü Yapılan
Haberler Sonrasında
Türkiye Tersaneler Master
Planı Raporunu Yayınladı
4 Ağustos 2014 tarihinde ulusal basın organlarından bazılarıyla beraber aktüeldeniz.com haber sitesinde yayınlanan “Tersanecilikte Dünya
Beşinciliğinden İflasa” başlıklı haber
sonrasında Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğü web sitesinde Türk Loydu’na yaptırmış olduğu
Türkiye Tersaneler Master Planı’nı
(TÜRKTERMAP) yayınlamak zorunda kaldı.
Avrupa’ya bir süredir yapılması
planlanan mega- gemi limanı projesine gerek olmadığına karar verildi.
Kuzey Avrupa’da Ultra büyük konteynerlerin uğrayabildiği sayılı liman
var ve bu limanlara uğrayan konteyner gemilerinin sayısının son on yılda sabit kaldığı belirtiliyor. Aşağıdaki listede bu rakam görülebilir.
http://www.hellenicshippingnews.
com/single-north-european-megahub/
BTC’den İlk 8 Ayda 19
Milyon 570 Bin Ton Petrol
Dünyaya Pazarlandı
2014 yılı ilk 8 ayında Bakü Tiflis
Ceyhan Petrol Boru Hattı’yla 19,57
milyon ton petrol taşındı. Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi’nin (SOCAR) açıkladığı verilere göre, geçen ay, BTC ile 2 milyon 475 bin
365 ton petrol Ceyhan Limanı’na
indirildi. Böylece, ocak-ağustos
döneminde BTC’den geçen ham
petrol miktarı 19 milyon 570 bin
ton oldu.
http://www.denizhaber.com.tr/btcden-ilk-8-ayda-19-milyon-570-binton-petrol-dunyaya-pazarlandihaber-57511.htm
Ambargo En Çok
Türkiye’ye Yarayacak
Bilindiği gibi, ABD ve Avrupa
Birliği’nin, Ukrayna krizi bağlamında
oynadığı rol nedeniyle Rusya’ya karşı devreye soktuğu ekonomik yaptırımlara bu ülke “gıda ambargosu”
kararıyla karşılık vermiş, Rusya da 7
Ağustos’tan bu yana AB, ABD, Norveç, Kanada ve Avustralya’dan meyve, sebze, et, balık ve süt ürünleri alımını bir yıllığına durdurmuştu.
Rusya
Federasyonu
Büyükelçisi
Andrey Karlov, ambargo sonucu en
avantajlı hale gelen ülkenin Türkiye
olduğunu belirterek, geçen sene,
Türkiye’den tarım sektöründe 1.7 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiğini söyledi. Karlov ayrıca, Avrupa ülkelerinin
İsveç üzerinden Rusya ambargosunu
delmek istediklerini ve bazı ülkelerin
kendi ürettiği malları Türk malı olarak Rusya’ya ihraç etmeye çalıştığını belirtti. http://www.bloomberght.
com/haberler/haber/1617499-rusyapazari-cukurova-icin-onemli-bir-firsat,
Dünyanın İlk LNG’li
Römorkörü Türkiye’de
Üretildi
2014 Norveç Denizde temiz havaya geçti, İlk LNG’li römorkörü
Türkiye’ye yaptırdı.
IMO
deniz araçlarının havayı
daha az kirletmesine dönük yeni
emisyon oranlarını belirledikten
sonra Norveç Bukser og Berging,
Norveç hükümetinin LNG’li deniz
araçlarına desteğini dikkate alarak
SANMAR’a sipariş verdi. Römorkör
tamamlandığında, LNG 60 metreküplük depoya 1,5 günde dolduruldu. Römorkörün Norveç yolculuğu
sırasında ise, (İtalya’da yakıt ikmali
yapılması gerekirken) İtalya’da
, yakıt ikmali yapacak istasyon
bulunmaması sebebiyle, Römorkörün rotası değiştirildi ve yakıt
ikmali İspanya’da yapıldı. Böylece
SANMAR’ın dünyada ilk kez ürettiği LNG’li römorkör İspanya’da yakıt ikmaliyle Norveç’e ulaştı.
(Hürriyet,
Vahap
Munyar’ın
15.09.2014 tarihli köşe yazısından)
33
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
Nihat Taner
Michael Harrison Mersin Lojistik Tarihinden…
The Morning Post gazetesinin 27 Mayıs, 1886 Perşembe günkü sayısında Çukurova’nın lojistik tarihinde önemli bir açılış töreninin haberi vardı. MDTO Dergisi okuyucuları ile paylaşıyoruz.
Küçük Asya’da Bir Demiryolunun Açılışı (6 Mayıs 1886)
Muhabirimizden
İngiliz demiryolu firmaları Türkiye’de yeni
bir atılım yaptı. Bugün Mersin-Tarsus-Adana demiryolunun Mersin’den Tarsus’a olan
ilk bölümü Tarsus’ta resmen açıldı. Açılışa
Adana Vilayeti Valisi ve eski Nafıa Vekili
Ekselansları Raif Paşa, Tarsus Kadısı ve
Müftüsü, Mersin Mutasarrıfı, Armeno-Katolik ve Marunî dini temsilcileri, Demiryolu
Şirketi Başkan Yardımcısı John Collinson,
Mühendis Ross Taylor, yüklenici firmanın
sahibi Sir Thomas Tancred, Genel Müdürü
Mr. Weighell, İngiltere Konsolos Yardımcısı
Mr. Likiadopoulo, Amerika Konsolos Yardımcısı W. Dawson, Fransa Konsolos Yardımcısı M. Geofroy, Avusturya Konsolos
Yardımcısı M. Darras, Rusya Konsolos Yardımcısı M. Sidericondeo ve yaklaşık 300
seçkin konuk katıldı. Özel trenlerle Mersin
ve Adana civarından Tarsus’a taşınan izleyicileri mersin dalları ve Türk bayrakları ile
süslenmiş bir platformda oturan Raif Paşa
karşıladı. Tarsus müftüsünün okuduğu kısa
bir duanın ardından Valinin oturduğu platformun karşısındaki alanda 12 koyun kurban edildi. Armeno-Katolik başpiskopos
ve Marunî papaz yaptıkları dualarla ülkenin
yenilenmesine katkısı olacağına inandıkları projeyi kutsadılar. Ardından Ekselansları Raif Paşa topluluğa Türkçe seslendi.
Majesteleri Sultan sayesinde yapılan bu
demiryolunun açılışını yapmakla duyduğu
memnuniyeti belirtti; demiryolunun ülke,
hükümet ve yapımcı firma için hayırlı olmasını diledi. Hattın Karamanya veya Antep
istikametinde uzatılması halinde sağlanacak faydanın çok daha fazla olacağını söyledi. Sultan namına ve kendi adına, bu işi
üstlenen firma yöneticilerine teşekkür etti.
Şimdiye kadar yetkililerin firma tarafından
34
istenen her türlü kolaylığı sağladıklarını,
hattın uzatılması halinde de ellerinden gelen her türlü desteği vereceklerini belirtti.
Bu bereketli ülkede demiryolunun gelmesiyle elde edilecek faydaların takdir edildiğini belirten konuşma kozmopolit topluluk
tarafından alkışlarla karşılandı.
Hemen ardından Vali özel bir vagona yerleşti ve katar rahat bir şekilde Mersin’e vardı. Ekspres hıza alışkın kişiler için saatte
sadece 18 mil (29 km) olan sürat yavaş
gelebilir, ancak yerli yolcuların çoğu için
bunun bile fazla olduğu sinirli yüz ifadelerinden okunuyordu. Bazı seçkin Arap
konuklar kesinlikle canlarını trene emanet
etmeyeceklerini ve trenin nasıl çalıştığını
görmeden binmeyeceklerini söylediler.
Oysa Mersin-Tarsus arasındaki mesafe
servis treni ile 30 mil (48 km) süratle alınıyor.
Mersin’e geldiklerinde Vali Bey ve yaklaşık 250 konuk, istasyonun yanındaki ferah
eşya sundurmasında hazırlanan mükellef
sofraya davet edildiler. Valinin tam karşısında “Padişahım Çok Yaşa” yazısı yer
alıyordu. Yapının zeminindeki mersin dalları bir halıyı andırıyordu. Cepheler mersin
bitkisinden çelenkler ve çok sayıda Türk
bayrağı ile süslenmişti. Raif Paşa MersinAdana Demiryolu Şirketi yönetimine, mühendise ve yüklenicilere teşekkür ederken
genelde Tarsus’taki sözlerini tekrarladı ve
herkesi ayni hedefte birleştiren demiryolu
sayesinde herkesin çok büyük bir ailenin
fertleri olduklarını belirtti. Konuşması yoğun alkışlar ve “Padişahım Çok Yaşa” haykırışlarıyla karşılık buldu.
Söz alan Şirketin Başkan Yardımcısı Mr.
Collinson, törene katılarak kendilerini
onurlandırması nedeniyle Ekselanslarına
teşekkür etti. Hattın Adana bölümünün
gecikmesinde yerel donanım yetersizliği,
işgücünün eğitimsizliği, yedeklerin askere
alınması nedeniyle eleman bulmada yaşanan sıkıntılar ve son kış mevsimindeki aşırı
yağışların etkisi olduğunu belirtti. Bütün bu
nedenler yüklenicinin gecikmesini kısmen
mazur gösterse de, Hükümet hakkaniyet
ve liberal bir bakışla açılış töreninin geciktirilmemesini ve daha önce planlandığı
şekilde yapılmasını istemişti. Her şeye rağmen 67 kilometrelik hattın 56 kilometrelik
bölümünde rayların döşendiğini, istasyon
binaları ve diğer imalat dâhil olmak üzere
kalan işlerin 2 ayda tamamlanacağı konusunda kendisine güvence verildiğini memnuniyetle belirtti. Bölgeye yaptığı bu ikinci
gezisinde demiryolunun sağlayacağı olanaklar sayesinde ülke üretiminin demiryolu
yatırımını rahatlıkla geri ödeyeceğine ve
devlet hazinesine önemli katkıda bulunacağına her zamankinden daha fazla inandığını söyledi. Raif Paşa’dan önceki Vali
Abidin Paşa’nın transit ulaşımın ve tarımsal
yeniliklerin tanınmış bir hamisi (koruyucusu) olduğunu ve açılışını yaptığı yolların o
bölgedeki hizmetlerinin ölümsüz bir anıtı
olarak kalacağını belirtti. Mr. Collinson devletin, halkın ve yatırımcı şirketin menfaatini
gözetirken yüklenicilerin hakları konusunda da anlayışla yaklaştığı için Ekselanslarına şükranlarını sundu ve sözlerini “Adana
Vilayeti Valisi Ekselansları Raif Paşa’ya
sağlık, refah ve uzun ömür” dileyerek tamamladı. Bu sözler coşkuyla karşılandı ve
bazı yerliler sandalyelerinin üzerinde ayağa kalkarak teşcide bulundular.
Şirketin mühendisi Ross Taylor, beş yıldır
devam eden çalışmaların sonucunu, Adana ve Mersin’in demiryolu ile bağlandığını
görmekle hayatının en mutlu gününü yaşadığını söyledi. Görevini iyi niyet ve gayretle
yapan Devlet Komisyoneri (Kontrol Teşkilatı Başkanı) Rasim Beyin işleri nedeniyle törende bulunmamasından duyduğu üzüntüyü belirtti. Ayrıca projelerini uygulamaya
dönüştürürken kendisine yardımcı olan
çeşitli kişilere teşekkür etti.
Müteahhitlerden Sir Thomas Tancred, Ekselanslarına teşekkür etti; İngiltere, Fransa
ve ABD konsolos yardımcılarına sağlık ve
esenlikler diledi. Mr. Likiadopoulo ülkenin
doğal zenginliğine katkıda bulunacak bu
projede liderliğin İngilizlere ait olmasından duyduğu kıvancı belirtti. Mühendis
Ross Taylor’ı çabaları için tebrik etti. Mr.
Dawson, Amerika gibi zengin demiryolları
ağına sahip bir ülkeyi temsil ederken, yeni
yapılan hattın Adana Vilayeti tarihinde yeni
bir dönemin başlangıcı olacağına inandığını söyledi. Hattın başarısının kesin olduğunu, uzatılması halinde Hükümet ve halk
için yararlarının kesinlikle artacağını belirtti.
35
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
M. Geofroy, hattın faydaları konusunda söylenenleri tekrarladı
ve her ne kadar proje İngiliz sermayesi ile gerçekleştirildiyse de,
Fransızların sempatisini taşıdığını ve Fransız tacirlerin tüm desteğini alacağını ifade etti.
Daha sonra Mr. A. Artemis ve Mr. Savas Apostolides topluluğa
Yunanca hitap ederek, demiryolunun sağlayacağı yararlar için
çeşitli ticari firmalar adına Şirkete teşekkür ettiler. İngiliz mektebinde profesör olan Kevork Ouzoundjian (Uzunciyan – Üzümcüyan ?) Efendi akıcı bir Türkçe ile demiryolunun avantajlarını ve
çağdaşlaşmaya katkısını anlattı. Ardından Mr. Collinson, yoğun
alkışlar arasında, yüklenicilerin temsilcisi M. Dartout’a tükenmeyen enerjisi ve hattın yapımındaki titizliği için, Genel Müdür
Mr. Weighell’e de işin yapımındaki düzgün çalışması, tüccar ve
halkın dileklerini yerine getirmek için gayretleri için teşekkür etti
Daha sonra Vali kalktı, tören Padişah, Vali ve Şirket için alkışlar
ve bağırışlar ile sona erdi. Mersin tam bir bayram günü yaşadı.
Eğlenceler gece Şirket ve yüklenicilerin tertiplediği balo ile tamamlandı.
Sivas (1884), Ankara (1885) ve Cezayir-i Bahr-i Sefid (1894)
Valiliklerinde bulundu. 1906 yılında İstanbul'da vefat etti. Yazar
olarak en önemli eseri Mevlana'nın Mesnevi'sinin Osmanlıca
tercümesi olan Tercüme ve Şerh-i Mesnevî-i Şerif ’tir. Ressam/
karikatürcü Abidin Dino, ressam/şair Arif Dino, gazeteci/siyasetçi Celal Nuri İleri ve gazeteci/karikatürcü Sedat Nuri İleri'nin
dedesidir.
4. The Morning Post (Sabah Postası) gazetesi Londra’da
1772’de yayın hayatına başladı. Muhafazakâr bir gazeteydi.
Özellikle güçlü ve zenginlere ait haberler, dış ülkelere ait gelişmeler, edebi ve sanatsal konulara eğilmesiyle tanınırdı. 1881’de
ilk kadın savaş muhabirini (Lady Florence Dixie) 1. Boer Savaşı
için Güney Afrika’ya göndermesiyle dikkat çekmişti. 1900’den
itibaren Avustralya’lı politikacı Alfred Deakin ülkesinin politikasıyla ilgili adsız yorumlar yazıyordu. Bu uğraşını başbakan olduktan sonra da sürdürdü. Gazete 1937’de The Daily Telegraph
tarafından satın alındı ve kapandı.
Adana ve Mersin arasındaki arazi Nil Deltası’nı andırıyor. Verimli
ve ekili ovaların içinde Fellah köyleri ve arada palmiye ağaçları yer alıyor. Adana’nın çevresinde 6 kilometre genişliğinde
üzüm bağlarından oluşan bir kuşak var. Buranın kuru üzümü
Fransa’dan müşteri buluyor. Verimli arazinin geri kalanı, başı
karlı ulu Toros dağlarından İskenderun körfezine ve Mersin’e kadar buğday, arpa, pamuk, susam ve keten tohumu tarımına ayrılmış. Bütün bu arazi yeni demiryolu hattının çevresinde yer alıyor. Bölgenin tarihi önemine gelince: Tarsus St. Paul’un doğum
yeri. Rip Van Winkle öyküsünün kaynağı; Kuran’da bahsi geçen
Yedi Uyuyanlar tepesi inanmış kişilerce iyi korunuyor ve burada
bir cami var. Mersin yakınındaki Pompeiopolis’in muazzam harabeleri kent için yapı malzemesi sağlamaya devam ediyor.
NOTLAR:
1. Araştırmacı Michael Harrison Toronto, Kanada’da yaşıyor.
2. Köse Mehmet Raif Paşa (1836-1911) Girit meclis reisi İbrahim
Ethem Efendinin oğludur. Küçük yaşta İstanbul’a geldi. Seraskerlik dairesine kâtip oldu. Mithat Paşa Tuna Valiliğine giderken
onu Evrak Müdürü olarak götürdü. Mithat Paşa Bağdat Valiliğine
getirilince Raif Efendi de Vali Muavini oldu. Mithat Paşa’nın sadrazamlığında Babıâli Evrak Müdürlüğüne getirildi. Rodos, Kıbrıs
ve Beyrut’ta mutasarrıflık yaptı. Ticaret Nazırı (12 Eylül 1880 25 Kasım 1882), Nafia ve Ziraat Nazırı (Nisan 1884-Eylül 1885)
olarak görev yaptı. Ekim 1885-Temmuz 1887 tarihleri arasında
Adana Valisiydi. 10 Mayıs 1890 - 3 Eylül 1891 tarihleri arasında
Ticaret ve Ziraat Nazırı, Ocak 1896-Temmuz 1900 tarihleri arasında Halep Valisi oldu. II. Meşrutiyet'in ilanı üzerine 1908 Aralık
ayında Meclis-i Ayan üyesi oldu. Son görevi Şura-yı Devlet Reisliği (Mayıs 1909-Ocak 1910) olmuştur. Raif Paşa 1890 yılında
İstanbul'un Nişantaşı semtinde adıyla anılan bir taş konak yaptırdı. 1910’da emekli olan Raif Paşa 1911 yılında, günümüzde
Şişli Kaymakamlığı olarak kullanılan bu konakta vefat etti. Şair
İhsan Raif Hanım’ın babasıdır.
3. Abidin Paşa1843 yılında Preveze'de doğdu. Arnavut Ahmet
Dino Beyin oğludur. Devlet hizmetine girdikten sonra doğduğu
Preveze'nin Mutasarrıflığına getirildi. Tekfurdağı, Varna, Sofya,
Mamüret'ül Aziz ve Diyarbakır'da görev yaptı. Rumeli Beylerbeyi
oldu. Sivas Valisi ve ardından Selanik Valisi oldu. 1880 yılında
kısa bir süre Hariciye Nazırlığı yaptı. Daha sonra Adana (1880),
36
Kaynak: The National Archives, İngiltere – Gelişen Ticaret Değişen
Kent Mersin 1850-1950 Tolga Ünlü-Tülin Selvi Ünlü, Mersin Ticaret
ve Sanayi Odası Mersin Kitapları Dizisi-2, Nisan 2012, sayfa 64.
“Sabah Postası” gazetesi, 27 Mayıs 1886.
37
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
komisyon bütçesinin yönetimi, araştırma programlarının koordinasyonu, bilgi bankalarının yönetimi, yayımların hazırlanması ve
komisyon ve alt kuruluşlarının toplantılarının organize edilmesini
de kapsar. Sekretarya, komisyon tarafından atanan genel sekreter tarafından yönetilir.
Yrd.Doç.Dr. Esin YALÇIN
Mersin Üniversitesi
Denizcilik Meslek Yüksekokulu
Mavi Yüzgeçli Orkinos-Bölgesel Gözlemci
Programı (Bluefin Tuna; BFT-Regional
Observer Program; ROP)
Mavi Yüzgeçli Orkinos Filosunun
Denetlenmesi, İzlenmesi ve Kontrolü
Balıkçı filosunun ulusal ve uluslararası seviyede denetlenmesi, izlenmesi ve
kontrolü ile ilgili faaliyetler (Monitoring,
Control and Surveillance; MCS), ulusal
bir kavram olmakla birlikte özellikle ülkelerin karasuları sınırları arasında ve uluslararası sularda göç yapan geniş yayılım
alanına sahip balık stoklarının yönetilmesi
ve düzenlemelerin getirilmesi kapsamında anahtar faaliyetlerden biridir.
Mavi yüzgeçli orkinos (Thunnus thynnus)
balıkları,Atlantik Ton Balıklarının Korunması Uluslararası Komisyonu (The International Commission for the Conservation of
Atlantic Tunas; ICCAT) kota sınırlaması
kapsamında belirlenen zamanda avlanarak çiftlik kafeslerinde besiye alınmakta
ve yeterli büyüklüğe ulaştığında Japonya
pazarına ihraç edilmektedir.
Uluslararası Atlantik Ton
Balıklarını Koruma Komisyonu
(ICCAT)
Atlantik Ton Balıklarını korumak için balıkçılık yönetiminde ulusal ve uluslararası
seviyede denetlenme, izlenme ve kontrol (MSC) faaliyetleri için ICCAT oluşturulmuştur. Komisyon ilk olarak Rio de
Janerio 14 Mayıs 1966 oluşturulmuş ve
21 Mart 1969 da resmen kuruluşunu tamamlamıştır, üye ülkeler ve üye olmayan
ancak işbirliği yapan ülkeler, kuruluşlar,
balıkçılık kuruluşları ve alt kuruluşlardan
oluşan bir komisyondur. Üye olmayan ancak işbirliği yapan ülkeler, kuruluşlar, balıkçılık kuruluşları ve alt kuruluşlar da üye
ülkeler gibi birçok sorumluluklara ve bazı
ayrıcalıklara sahiptirler.
şimi pazarındaki talep kar seviyelerini
tarihte olmadığı kadar yüksek seviyelere arttırmıştır (Fromentin and Ravier,
2005; Porch, 2005). Bunun sonucunda
1980-1990’larda mevcut balıkçılık verimliliği ve kapasitesi özellikle gırgırlarda, derin dondurma /saklama teknolojilerinde
ve taşıma gemilerinde keskin bir biçimde
artmıştır. Buna bağlı olarak çiftlik ve kafes
sistemleri de gelişmiş, doğal stok üzerinde de önemli etkileri olmuştur. Özellikle
Japon saşimi pazarı için mavi yüzgeçli
orkinosa (Thunnus thynnus) olan talep ve
yüksek fiyat çiftliklerde balığın yağ oranının süratle arttırılabilme imkanı Akdeniz
ve Doğu Atlantik’te orkinos yakalama
talebini bir hayli arttırmıştır. Orkinos kaynağı ve balıkçılığı üzerinde oluşan ciddi
endişeler ICCAT Sekreteryası’nın bir dizi
yönetim ve koruma tedbirleri alması sonucunu doğurmuştur.
ICCAT komisyonu kapsamındaki önemli
türler; Atlantic Northern Bluefin (Thunnus
thynnus), Yellowfin (Thunnus albacares),
Albacore (Thunnus alalunga), Bigeye
search and Statistics; SCRS), balıkçılık istatistikleri için gerekli
bilgi toplama, kayıt etme, değerlendirme ve yayınlama yöntem
ve politikalarını komisyona önerir. Komisyona her zaman sorumluluk sahasındaki balıkçılık faaliyetleri ve avlanan cinslere ait
stok bilgilerini en güncel ve kapsamlı istatistiklerinin sunulması
sorumluluğu SCRS’in görevidir.
Tuna (Thunnus obesus), Swordfish (Xiphias gladius), White Marlin (Tetrapturus
albidus), Blue Marlin (Makaira nigricans).
Birleşmiş Milletler üyesi herhangi bir devlet, herhangi bir Uzman Birleşmiş Milletler
(United Nations; UN) Ajansı veya ülkeler
arası ekonomik birlik organizasyonları
ICCAT anlaşması kapsamındaki konuları kapsamak maksadıyla komisyona
katılabilir. Komisyonu esas karar verici
yapıyı oluşturan üye ülkeler teşkil etmektedir. Komisyon değişik tipteki bilgilerin
analiz edilmesi maksadıyla alt kuruluşlar
oluşturmaktadır. Bu komisyona bağlı kuruluşlar, özel fonksiyonları olan ve nihai
kararları verebilmesi için bulgularını ve
önerilerini komisyona sunmakla yükümlü
bulunan unsurlarıdır.
Mali İşler ve Yönetim Komitesi (The Standing Committee on Finance and Administration; STACFAD), tüm mali ve yönetimsel
konuları gözden geçirir ve bütçeyi hazırlar.
Koruma ve Yönetim Tedbirleri Uyum Komitesi (The Conservation and Management Measures Compliance Committee; COC),
uyum konuları ve üye ülkelerle ilgili hususları inceler.
İstatistik ve Koruma Tedbirleri Daimi Çalışma Grubu (Permanent
Working Group on ICCAT Statistics and Conservation Measures; PWG), uyum konuları ve üye olmayan ülkelerle ilgili hususları inceler.
Araştırma ve İstatistik Komitesi (The Standing Committee on Re-
Mavi Yüzgeçli Orkinos-Bölgesel Orkinos Gözlemci Programı,
2008 yılında kabul edilen ICCAT kararı ile ilk olarak 2009 yılında
uygulamaya girmiştir. Karar bir dizi tedbirler getirmiştir. BFT-ROP
kapsamında 24 metreden büyük tüm gırgır gemilerinde boyuna
bakmaksızın tüm müşterek av operasyonlarında tüm balıkçılık
sezonu boyunca ve çiftliklerde tüm transferler ve hasat operasyonları süresince bölgesel gözlemci bulundurulmasını öngörmektedir. Nisan 2010 balıkçılık sezonu başına kadar BFT-ROP
sadece çiftliklerde uygulanmıştır. Bu sürede gırgır teknelerinin
gözlemci bulundurması milli programlar ile sağlanmıştır. 2010
balıkçılık döneminin başından itibaren BFT-ROP tüm kapsamıyla
uygulanmaya başlanmış, her bir gırgır av gemisinde bölgesel
gözlemcinin görev yapması uygulamasına geçilmiştir.
Orkinos Milli Gözlemci Programı (MGP)
2010 yılında kabul edilen ICCAT kararı ile 2011 yılı av sezonu
için yürürlüğe girmiştir. Bu karar gereğince 2011 balıkçılık sezonunun başlangıcından itibaren canlı orkinos naklinde kullanılan tüm kafes çekici gemilerinin tüm operasyon süresince milli
gözlemci bulundurulmasını öngörmektedir. 2010 balıkçılık döneminin başından itibaren MGP tüm kapsamıyla uygulanmaya
başlanmış, tüm kafes çekici gemilerinde bölgesel gözlemcinin
görev yapması uygulamasına geçilmiştir.
ICCAT Alt Kuruluşları
Sekretarya Komisyonun görevlerini yapmasında yardımcı olur ve koordine eder.
Sekretaryanın görev ve sorumlulukları
1980’li yılların başında Japon suşi-sa-
38
39
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
Mavi Yüzgeçli Orkinos-Bölgesel Gözlemci Programı (BFT- ROP)
ve Orkinos Milli Gözlemci Programı (MGP) ülkemizde işlevseldir
ve ihtiyaç olması durumunda ilgili Bakanlık tarafından ilana çıkılarak başvuru koşullarını sağlayan kişilerden gözlemci ihtiyacı
karşılanmaktadır.
Ülkemiz Mavi Yüzgeçli Orkinos (Thunnus
thynnus) Filosu
Balıkçılık yönetiminde ulusal ve uluslararası seviyede MSC için
anahtar öneme sahip olan filonun izlenmesinde Uydu Tabanlı Balıkçı Gemisi İzleme Sistemi (Vessel Monitoring Systems;
VMS) önemli bir araçtır. ICCAT kuralları çerçevesinde; orkinos
filosu VMS ile uydu aracılığıyla takip edilmekte ve veri kaydı yapılmaktadır. Av, taşıma, destek ve yardımcı gemilerinin sahip/
donatanları, uydu aracılığıyla açık denizden dahi güvenli ve
sürekli veri göndermeye yarayan cihazlarını gemilerinde çalışır
vaziyette bulundurmak zorundadır. Her gemide olması gereken
VMS Sinyalizasyon Garanti Belgesinin sözleşme süresi, gemilerce alınan izin süresinin 15 gün öncesi ve 15 gün sonrasını
kapsayacak şekilde düzenlenmelidir, cihaza ait sinyaller istenilen aralıklarla T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ve
ICCAT’a kesintisiz olarak iletilecektir (Genelge 48). Genelge 48,
Ek- 1/1’de cihaza ait genel özellikler, teknik özellikleri ve işlevsel
özellikler detaylı olarak verilmiştir.
Orkinos Akdeniz’de avcılığı yapılan ticari değeri en yüksek türdür ve bu sebeple avcılığının hukuksal zemine oturtulması zorunlu hale gelmiştir. 1997 yılından beri ICCAT tedbirleri altında
olan ilgili uluslararası hukuk hükümleri uyarınca ve Avrupa Birliği
kanunları dikkate alındığında; Avrupa Birliği yasal olarak bilimsel kanıtlar ile birlikte orkinosu korumak için tedbir yaklaşımlarını
sunmak ve önleyici eylemler yapmakla yükümlüdür. ICCAT 2002
yılında stoklarının aşırı avlanmasına bağlı olarak azalma göstermesi üzerine, 2022 yılına kadar yönetim planı oluşturmuş, paydaş ülkelere av kotası uygulanmasına karar vermiş, kontrolü altında avcılık ve kafes besiciliği faaliyetlerini başlatmıştır (ICCAT,
2013). Av kotası uygulaması, kota kapsamındaki tür için av miktarı, avlanma alanı, veri toplama ve izleme bileşenlerinden oluşmaktadır. Kota uygulaması; gemi izleme sistemi, seyir defteri, av
sertifikası, avlanma ruhsatı gibi sistem ve belgelerin kullanıldığı
bir balıkçılık yönetim aracıdır. Avlanacak toplam av miktarı, kota
uygulanmaya başlamadan önce ülkede yakalanan toplam orkinos av miktarı üzerinden belirlenmiş ve ülkelere dağıtılan kota
miktarı, ülkelerin daha önce rapor ettikleri av miktarı oranında
yansıtılmıştır. Özellikle Japon pazarındaki ekonomik değerinin
yüksek olması sebebiyle, 1980'lerin sonlarında 1990'ların başına
kadar toplam brüt tonaj ve orkinos balıkçılığı yapan Türk gırgır
filosunun motor gücü iki katına çıkmış, aynı zamanda, balıkçılık
güç ve veriminde de artış gözlenmiştir (Mert et al., 2000). Ancak
ülkemizde stok ve filo izleme kayıtlarımızın olmaması sebebiyle
gerçek değerler bilinmediğinden, komisyona 2003’te üye olmamız ile birlikte farklı kaygılarla balıkçılarımız tarafından yıllık karaya çıkartılan av miktarı da düşük gösterildiğinden, toplam kotadan ülkemize verilen kota payı yıllardır süregelen av miktarına ve
filo gücüne karşın düşük miktarda belirlenmiştir. Ülkemiz 8333
km'lik toplam kıyı hattı ile üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımada
ülkesidir ve Anadolu’da orkinos balıkçılığı antik çağlara kadar
uzanır. Balıkçılık potansiyeli, filo gücü, tarihsel gerçekler göz
önüne alındığında; ICCAT’ın Türk orkinos balıkçılığı için makul
bir kota belirlemesi gereklidir (Karakulak, 2007). 2007 yılından
40
itibaren her yıl belirlenen kotaya göre; ancak ICCAT kontrolünde
av yapılabilen ülkemizin bu önemli kaynaktan hak ettiği payı alamıyor olması büyük bir ekonomik kayıptır. Ülkemiz balıkçılığının
hak ettiği değeri kazanması için kaynaklarımızın verimli kullanımı, bunun için de ivedilikle yeterli ve güvenilir balıkçılık verilerine
dayalı çok yönlü bilimsel çalışmalara başlanmasının gerekliliği
anlaşılmaktadır. Çalışma ile elde edilecek olan sonuçlar ulusal
ve uluslararası balıkçılık düzenlemelerinde ve yönetim yapısında
katma değeri yüksek yaklaşımlar sunulmasını mümkün kılacaktır.
Av kotası uygulaması, kota kapsamındaki tür için av miktarı, avlanma alanı, veri toplama ve izleme bileşenlerinden oluşmaktadır. Kota uygulaması; gemi izleme sistemi, seyir defteri, av sertifikası, avlanma ruhsatı gibi sistem ve belgelerin kullanıldığı bir
balıkçılık yönetim aracıdır.
Kota sınırlamasının yanısıra, ICCAT kuralları çerçevesinde boy
ve ağırlık sınırlaması da mevcuttur. Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını düzenleyen 3/1 numaralı tebliğ (TEBLİĞ NO: 2013/24)’de
17 Mayıs 2013 tarihinde yapılan düzenleme kapsamında; 30
kg'dan daha az ağırlığa sahip veya çatal boy olarak 115 cm’den
küçük orkinosun avlanması, gemide bulundurulması, gemiden
gemiye aktarılması, karaya çıkarılması, nakliyesi, depolanması,
satılması ya da satış için teşhir edilmesi yasaktır.
ICCAT tarafından oluşturulan Doğu Atlantik ve Akdeniz’de orkinos için çok yıllık kurtarma planı oluşturulmasında değişiklik yapılmasına dair önerileri içeren, yine ICCAT tarafından hazırlanan
tavsiye kararlarında 2013 yılında komisyona üye ülkelere tahsis
edilen kota miktarları Tablo 1’de en yüksek değerden itibaren
sıralanmıştır.
Tablo 1. 2013 yılında üye ülkelere tahsis edilen kota miktarları
(ICCAT, 2012).
ICCAT kuralları çerçevesinde 2003 yılından itibaren o yıla ait
kura sonuçları, gemi başına düşen orkinos av kota miktarı ile
birlikte T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Balıkçılık ve Su
Ürünleri Genel Müdürlüğü web sayfasında duyurulmaktadır. Kura ile belirlenen
gemilere verilen ICCAT kayıt numarası ile
birlikte gemilerin boyu, gros tonajı, denizde geçirdiği gün sayısı ve toplam balıkçılık gün sayısı gibi gemilere ait teknik
bilgiler Bakanlık tarafından kayıtlanmaktadır. 2013 yılında ülkemize 556,66 ton
kota (%2 hedef dışı ve arızi kota dahil)
verilmiş, filodan ancak kura ile seçilen 10
tekne avcılık lisansı almıştır. 2014 yılında
ise 525,523 ton kota verilmiş, 13 tekne
avcılık lisansı almıştır.
Genel Değerlendirme
Özellikle ekonomik öneme sahip olan ve
azalmakta olan balık stoklarının yok olmasını engellemek için stok paylaşımında
uluslararası seviyede çabalar ve kararlar
mevcuttur. Bu kapsamda uluslararası
kararların alınmasında ülkelerin güvenilir veri arşivlerine ve bilimsel çalışmalara
dayalı analiz sonuçlarından elde edilmiş
rakamsal değerlere olan ihtiyacı ortaya
çıkmaktadır. Konu ile ilgili bilimsel çalış-
Uğur KAPLAMA (Su Ürünleri Mühendisi)
Mavi Yüzgeçli Orkinos Bölgesel Gözlemci (2009-halen devam
etmekte)
Yüksek ticari değere sahip olan mavi
yüzgeçli orkinos balığı Akdeniz’de
yasal veya yasal olmayan avcılığın
her yıl katlanarak artması ve bu sebeple türün yok olma tehlikesi ile
karşı karşıya kalması gerçeğinden
yola çıkarak, ICCAT tarafından sürdürülebilir bir avcılık metodu oluşturmak amacı ile Avrupa Birliği üye
ülkelerin mutabakatı ile kota uygulaması yöntemini hayata geçirilmiştir
Bölgesel gözlemci uygulamasının
2009 yılında ilk kez Türkiye’de pilot
uygulaması yapılmış olup, her bir
şirket için çalışan gırgır balıkçı gemisi grubuna bir gözlemci tahsis
edilmiştir. Ancak, kuralların yeteri
kadar açık ve net olmaması, gemi
sahibinin veya şirket sahiplerinin
gözlemciye olumsuz yaklaşımları
gibi birçok sorunla karşılaşılmıştır.
Bu sorunlar gözlemcilerin raporlarına yansımış ve gerekli düzeltmeler
ve uyarılar gözlemciler tarafından
rapor edilmiştir.
2010 yılında Türkiye’de ve diğer ülkelerde özellikle Akdeniz’de yapılan
tüm orkinos avcılığı, transferi, besiciliği ve hasatında Mavi Yüzgeçli Orkinos Bölgesel Gözlemci Programı
(BFT-ROP) uygulanmaya başlanmıştır. Bu kapsamda her bir gırgır av gemisinde bir adet bölgesel gözlemci
yer alması uygulamasına başlanmıştır. ICCAT, BFT-ROP çerçevesinde
orkinos gözlemciliği işini ihaleye çıkararak bu konuda uzmanlığı bulu-
nan İngiliz-Fransız konsorsiyumu ile
oluşan bir şirkete ihale etmiştir. Çok
yeni bir uygulama olan yöntemin her
yıl eksikliklerin giderilmesi ile her yıl
bir önceki yıldan daha iyi uygulamalar hayata geçirilmektedir, lakin bu
sistemin iyileşme süreci tamamlanmış değildir, her sezon sonunda yeni
açıklar da ortaya çıkarmaktadır. Sezon sonunda gözlemciler tarafından
hazırlanan raporlar doğrultusunda
bir sonraki av sezonuna kadar kurallar geliştirilerek yenilenmektedir.
2010 yılı ile birlikte her teknede bulunan ICCAT bölgesel gözlemcisinin en kritik görev yeri av gemisinde yaptığı görevdir. İlk sorumluluğu
canlı olarak tutulup kafeslere canlı
transfer edilen orkinosların video
kayıtlarını izleyip tutulan miktarı tahmini olarak raporlayıp geminin kotasına uygun şekilde avcılığın usullere
uygun olarak yapılıp yapılmadığını
gözlemlemektir. Bölgesel gözlemcinin orkinos çiftliklerinde aldığı görevler ise; teslimat ve hasat dönemidir.
Burada gözlemcinin asli görevi kafeslerle gelen orkinosların çiftlik kafeslerine girişinde, tutulan miktarla
kafeslerde geçen yıllardan büyütülmeye bırakılmış orkinos balıklarının
miktarını hesaplayarak o çiftliğe ait
balık miktarını raporlamaktır. Hasat
döneminde Japon işleme gemisine yapılan balık satışındaki adet ve
ağırlıkları gözlemleyerek raporlarına
işlemek yine kota kontrolü dahilinde
yapılan gözlemcinin görevidir.
malardan yoksun olan ülkelerde balık stok
paylaşımı konusunda, özellikle uluslararası düzenlemelerde sorunlar yaşanması
kaçınılmazdır. Balık stoklarının izlenmesi
konusunda ülkemizdeki eksiklik özellikle
Avrupa Birliği uyum süreci içinde açıkça
ortaya çıkmış, Türkiye’nin balıkçılığını güvenilir verilere dayalı stok değerlendirme
çalışmaları ile düzenleyememesinden
kaynaklanan sorunların giderilmesi amacıyla, ivedilikle stok değerlendirme çalışmalarına başlaması gerektiği, mevcut
çalışmaların desteklenmesi gereklidir.
Kaynaklar
Fromentin J.-M., and C. Ravier. 2005.
“The East Atlantic and Mediterranean
Bluefin Tuna Stock: Looking for Sustainability in a Context of Large Uncertainties
andStrong Political Pressures”, Bulletin
of Marine Science. 76(2): 353-361.
GENELGE 48, 2014. “Mavi yüzgeçli orkinos balıklarının avcılığı, taşımacılığı, besiciliği, ihracat ve ithalatına
ilişkin uygulama genelgesi” (Son erişim tarihi: 15 Nisan 2014) http://www.
t a r i m . g o v. t r / B S G M / S a y f a l a r / D e t a y.
aspx?OgeId=24&Liste=Duyuru
ICCAT, 2012. “Annual Meeting, Recommendation 12-03; Recommendation by
ICCAT amending the recommendation
by ICCAT to establish a multi-annual recovery plan for bluefin tuna in the Eastern
Atlantic and Mediterranean”, 31pp.
ICCAT, 2013. “Annual Meeting, Recommendation 13-07; Recommendation by
ICCAT Amending the Recommendation
12-03 by ICCAT to Establish a Multi-Annual Recovery Plan For Bluefın Tuna in
the Eastern Atlantic And Mediterranean”,
31pp.
Karakulak, F.S. 2007. “Catch And Effort
Data of the Turkish Bluefın Tuna Fishery
(2002-2005)”, Collective Volume of Scientific Papers ICCAT. 60(3): 906-912.
Mert, I., Oray, I.K., Patrona, K., Karakulak, F.S., Kayabaşı, Y., Gündoğdu, K. and
Miyake, P.M., 2000. “Historical Review of
Turkish Bluefin Tuna Fisheries and their
Development”, Collective Volume of Scientific Papers ICCAT. 51(3): 813-826.
Porch, C.E. 2005. “The Sustainability of
Western Atlantic Bluefin Tuna: A WarmBlooded Fish in a Hot-Blooded Fishery”,
Bulletin of Marine Science.76(2): 363-84.
41
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
Meryem Boğa
MDTO Proje Finans Uzmanı
Dünden Bugüne Petrol
ve Petrol Taşımacılığı
Petrol, kelime anlamı olarak “Petra oleum=Taş Yağı” anlamına gelen bir kelimedir. Petrolün oluşumuyla ve orijinalliğiyle ilgili
birçok değişik teori vardır. Genel kabul gören teoriye ve tanıma
göre ise petrol değişik canlıların (bitki ve hayvanların) çürüdükten sonraki kalıntılarından oluşan bakteriyolojik bozulma ürünüdür. Petrol ya da yer yağı doğal yanıcı mineralle barındıran,
yoğunluğu olan ve kendine has kokusu olan bir maddedir. Halk
arasında benzin, motorin, dizel, gaz yağı, motor yağı vs gibi adlandırılsa da aslında işlenmemiş olarak doğada bulunan ham
petrol, petrol kelimesinin tam karşılığıdır.
Petrol dünyanın çeşitli yerlerinde bulundukları yere ve çıkartıldıkları derinliğe göre çeşitli kimyevi bileşim özellikleri gösteren doğal bir akaryakıttır. Yani petrolün formülü, yoğunluğu her bölgede aynı değildir, farklılık gösterebilir. Aşağıdaki haritada dünya
üzerinde petrol rezervlerinin ülkelere göre yaygınlığı görülebilir.
Kaynak: Viki Pedie Özgür Ansiklopedi
Eski çağlardan beri insanların bir şekilde günlük hayatlarında
kullandıkları petrol son yüz elli yılda, gelişen ve değişen yaşam
koşulları, sanayileşme, üretim yöntemi ve şehirleşme nedeniyle
modern hayatı sürdürmek için gerekli olan en önemli kaynaklardan biri haline dönüşmüştür.
4000 yıl öncesinde Babylon kulelerinin duvarları örülürken bir
42
43
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
petrol ürünü olan asfalt kullanıldığı bilinmektedir. Pers tabletlerinde aydınlatmak için petrol kullanıldığı yazılırken, bamboo kamışlarıyla kazılmış petrol kuyuları milattan önce 350’li yıllarda
Çin’de yer almaktaydı. Bu örnekler çoğaltılabilir elbette ancak
antik çağlardaki üretim yöntemlerinden farklı olarak petrol modern üretim yöntemlerine benzer şekilde ilk olarak 1847 yılında
kerosen şeklinde James Young tarafından üretilmiştir. Young’un
amacı petrolü damıtarak lamba için aydınlatıcı yağ olarak kullanmaktı. Sonrasında kalan daha kalın yağı, aletleri yağlamak
amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Bu tür denemeler yapılırken
parafin yağı ve benzeri petrol ürünleri de bulunmuştur. Bilinen ilk
ticari petrol ürünleri üretiminin 1851 yılında Young ve arkadaşlarının Glasgow’da kurdukları şirket tarafından yapılmıştır.
Bu gelişmelerin yaşanmasından birkaç yıl sonra 1859 yılında Edwin Drake tarafından Pennsylvania’da 23 metre derinlikte petrol
bulunmuştur. İlk modern petrol kuyusunun Edwin Drake tarafından yapıldığı bilinmektedir. Aslında daha önce de petrol kuyularının kazılması ve petrol çıkartılması ile ilgili çalışmalar yapılmıştır
ancak Edwin Drake modern anlamda buhar motoru kullanarak
kuyu kazdığı ve çıkardığı petrolü kendine ait bir şirket tarafından
satabildiği için bilinen ilk örnek olarak kabul edilmektedir. 19.
yüzyılın başından itibaren dünyada petrol arama ve bulmayla
ilgili bir çok çalışma yapıldığı bilinmektedir. Örneğin 1848 yılında
Bakü’de maden mühendislerinin petrol kuyusu kazma ve petrol
çıkarma çalışmaları yaptığı bilinmektedir. Edwin Drake’den önce
Polonya’da ve Romanya’da yine buharlı makinalar kullanılarak
petrol çıkarma çalışmalarının yapıldığı bilinmektedir. Romanya
yıllık ham petrol üretimini 1857 yılında 275 ton olarak kayıt altına almış ve dünyada bir ilke imza atmıştır. 1860’lardan sonra
çalışmalar tüm dünyaya yayılmış ve petrol üretimi hızla artmıştır.
Türkiye’de ise European Petroleum Company tarafından Şarköy Hoşdere’de 1897’de ilk petrol kuyusu açılmıştır ve ilk zamanlarda günde 2 varil petrol elde edilmiştir. 1916-1917 tarihleri
arasında Hasankale, Katranlı ve Kursat’ta petrol üretimi yapılmıştır. Bu tarihten sonra ise 1947’ye kadar ekonomik bir üretim
yapılamamıştır ancak 1947’de Raman’da ekonomik üretim başlamıştır ve o zaman Türkiye’nin petrol rezervi 1 milyar ton olarak
hesaplanmıştır.
Petrol insanlık tarihine göre çok kısa bir süre önce bulunmuş
olsa da güncel hayatın her alanında kullanılmaya başlaması son
derece yaygın bir şekilde gerçekleşmiş ve buna bağlı olarak da
üretimi inanılmaz bir hızla artmıştır. Petrol üretimi dünyada 30
milyar varile ulaşmış durumdadır. En çok petrol tüketen ülkeler
en gelişmiş ülkelerdir. Amerika Birleşik Devletleri dünya üzerinde üretilen petrolün yaklaşık olarak ¼’ünü tüketmektedir.
Günümüzde birçok ülkede yaşanan siyasi kargaşa, savaş ve
ekonomik sorunu tetikleyen sebeplerden biri de petrolün varlığı,
yokluğu ya da paylaşılma durumudur.
az enerji tüketen bir yöntemdir ancak transfer konusunda çoklu
taşıma sistemi kullanılması gerekliliği maliyeti arttırmaktadır dolayısıyla az tercih edilen yöntemlerden biri olmuştur.
Petrol Taşımacılığı
Petrol taşımacılığında yaşanabilecek kirlilik tüm ekosistemi zararlı yönde etkileyebilir. Ekosistemi korumak ve doğanın kirlenmesini engellemek için milletlerarası birliktelikler oluşturularak
ülkelerin bir dizi önlem alması ve denetimler yaparak kirliliği önlemek için uyması gereken zorunlu kurallar vardır.
Petrol ticari üretim anlamında ilk çıkartılmaya başladığında 23
metreden çıkmasına rağmen günümüzde 3000 metre derinlikten bile petrol çıkartılmaktadır, 1886 yılında petrol taşıyan tankerlerin kapasitesi 2.500 ton iken günümüzde 300.000 tonu
aşan kapasiteli petrol tankerleri bulunmaktadır.
Ham petrol ve işlenmiş petrol ürünleri 5 şekilde taşınmaktadır:
1-boru hattı taşımacılığı
2-karayolu taşımacılığı
3-denizyolu taşımacılığı
4-demiryolu taşımacılığı
5-havayolu taşımacılığı
Boru hattı taşımacılığı kurulana kadar oldukça pahalı bir taşıma
yöntemidir çünkü kurulumu çok teknik bilgi gerektirir ve maliyetlidir bununla birlikte değişen taleplere kolay adapte olamaz.
Transfer edilen petrol miktarını değiştirmek için bile yeniden yapılandırma ve detaylı mühendislik projeleri gerekir. Ancak kurulduktan sonra en ucuz taşıma yöntemine dönüşür çünkü karayolu yada deniz yolu ile taşınan miktarın çok daha fazlası hava
koşulları ve dış etkenlerden etkilenmeden güvenle taşınabilir.
Türkiye’deki petrol taşımalarından dolayı oluşabilecek kirliliği
engelleme ile ilgili yasal zemin; 2013 yılı Temmuz ayının 27’sinde yayınlanan Resmi Gazete’ de Türkiye’nin Milletlerarası Anlaşmayı imzalayarak, “2001 Gemi Yakıtlarından Kaynaklanan
Petrol Kirliliği Zararının Hukuki Sorumluluğu Hakkında Uluslararası Sözleşme” ye taraf olduğu ilan edilerek düzenlenmiştir.
Bu sözleşmeye taraf olunması 26/2/2013 tarihli ve 6439 sayılı
Kanun ve Dışişleri Bakanlığının 24/6/2013 tarihli ve 291397 sayılı
yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü
maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 8/7/2013 tarihinde kararlaştırılmıştır. Bu kararla ilintili olarak daha öncesinde 2009 yılında Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü bir mevzuat yayınlanmasına
öncülük etmiştir. Bu tür stratejik planlar ve uygulamalar yapılmasını dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan petrol kirlenmesinin
önüne geçilmesi için oldukça önemli ve gerekli adımlardır.
Sonuç olarak petrol rezervleri bitene kadar dünya üzerinde petrol çıkartılmaya ve taşınmaya devam edecektir. Dev bir endüstriye dönüşen bu oluşum gerekli kontroller ve denetimlerle iyi bir
şekilde yönetilmesi tüm insanlık için zorunludur.
Karayolu taşımacılığında ise masraflı bir alt yapıya gereksinim
duyulmaz. Kapıdan kapıya taşıma yöntemi için en uygun yöntemdir çünkü karayolu bağlantısı olan her yere taşınabilir. Terminal gerektirmez ancak dış etkenlerden, trafik ve yol durumundan
çok etkilenir. Bununla birlikte araçlara sınırlı miktarda yüklendiği
için enerji tüketimi çok yüksektir ve maliyetli bir taşıma yöntemine dönüşür.
Dünya üzerinde taşınan petrolün %55’inin deniz yolu ile taşındığı bilinmektedir. Petrolü deniz yolu ile taşımak genellikle çok büyük tankerlerle yapılmaktadır. Dünya denizlerinde taşıma yapan
tankerlerin yarısından fazlası petrol taşımaktadır. Deniz tankerlerinin dolumu ile kara tankerlerinin dolumu arasında tehlike açısından bir fark yoktur. Dolayısıyla dolum ve boşaltım sırasında
birçok tedbir alınarak çok dikkatli olunmalıdır.
Denizyolu taşımacılığı dünya taşımacılığının %80’inden fazlasının yapıldığı bir taşımacılık türüdür. Mevcut yöntemler arasında
en ekonomik yöntemlerden biridir. Çok miktarda yükü az enerji
kullanarak güvenli olarak taşıdığı için yüklü taşımalarda bu yöntem seçilmektedir. Karayolu ve demiryoluna göre deniz yolu çok
daha ucuzdur. Dezavantajı ise liman ve iskele pahalı gibi alt yapı
yatırımı gerektiren tesislere ihtiyaç duyar ve karayolu taşımacılığına göre daha yavaştır.
Demir yolu ve hava yolu taşımaları petrol taşımaları için pek tercih edilen yöntemler değildir. Bunun sebebi demir yolu ağının
her bölgeye ulaşamıyor oluşu ve hava yolunun çok pahalı olmasıdır. Demir yolu taşımacılığı kara yoluna göre çok daha ucuz ve
44
45
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
RÖPORTAJ
“Elitler marka yaratır. Türkiye ne yazık
ki elit bir uluslararası tahkim uzmanı
grubu yaratamamıştır”
Mersin Deniz Ticareti Dergisinin eylül ayı konuğu İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç.Dr.Halil Rahman Başaran, uluslararası tahkimle ilgili sorularımızı yanıtladı. Türk yargısının genel olarak uluslararası
tahkime pek sıcak bakmaması ve Türkiye’de yeterince uluslararası tahkim uzmanı yetiştirilememesi nedeniyle ülkemizde tahkim müessesesinin yeterince gelişemediğini söyledi.
Mersin Deniz Ticareti dergimizin farklı sektörlerden okuyucuları var. Bu nedenle, öncelikle
konu hakkında bilgi sahibi olmayanlar için
tahkim, tahkim kurulları ve tahkim süreci hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Tahkimin
avantaj ve dezavantajları nelerdir?
Tahkim özel bir yargılama usulüdür. İhtilafa
düşmüş iki tarafın anlaşarak bu ihtilafın çözümünü özel kişilere yani hakemlere bırakmalarıdır. Devlet mahkemeleri veya uluslararası
sürekli mahkemeler haricinde tarafların rızasıyla sırf belli bir uyuşmazlık için kurulmuş geçici mahkemeye tahkim mahkemesi diyoruz.
Tahkimi genel olarak ikiye ayırabiliriz: Milli tahkim ve milletlerarası tahkim. Milli tahkim, milli
kanunlarımızla düzenlenmiş olup İstanbul
Ticaret Odası ve Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği gibi kurumlarımızca gerçekleştirilmektedir.
Milletlerarası tahkimi milli tahkimden ayıran
unsur ise tahkime gidilmesine sebep olan
esas sözleşmedeki yabancılık unsurudur.
Bu yabancılık unsuru Milletlerarası Tahkim
Kanunu’nda da belirtildiği gibi tarafların yerleşim yeri, oturma yeri veya işyerlerinin farklı
devletlerde olması veya uyuşmazlık konusu
mal veya sermaye akışının ülke sınırını aşan
nitelikte olmasından kaynaklanır.
Buna göre tahkim tarafların rızasıyla kurulan
ve yine tarafların kontrolü altında olan bir
uyuşmazlık çözme yoludur. Tahkim kurullarını
(hakemleri) taraflar seçerler. Tahkim süreci tarafların kontrolü altındadır. Örneğin tahkimin
ne kadar süreceği, tahkim yeri, tahkim dili,
tahkimin esasına ve usulüne uygulanacak
hukuk ve tahkimde ileri sürülebilecek deliller
gibi konuların hepsi tarafların üzerinde anlaşmasıyla belirlenen konulardır. Oysa bildiğimiz
gibi devlet mahkemeleri ve uluslararası daimi
mahkemelerde bu hususların önemli bir kısmı mahkemenin kendisi tarafından belirlenir.
46
Bu bakımdan tahkimin hem avantajları hem
de dezavantajları vardır. Tahkimin en büyük
avantajı tarafsızlığına ve bağımsızlığına güvenilen bir merci olmasıdır. Özellikle yabancı
yatırımcıların yatırım yaptıkları devletin mahkemelerine güven duymamaları uluslararası
tahkime olan ilgiyi artırmıştır. Tarafların tamamen rıza gösterdikleri ve kontrol altında
tuttukları bir kurum olması nedeniyle tahkim
kararlarına taraflar uyarlar. Öte yandan, tahkim mahkemesinin hızlı karar vermesi devlet
mahkemelerine göre bir avantaj teşkil eder.
Tahkim duruşması ve verilen tahkim kararı
kural olarak kamuya kapalıdır. Bu gizlilik şirketlerin tercih ettiği bir durumdur. Şirketler
bilançolarının, mali durumlarının, alacak-vereceklerinin ve zayıf noktalarının kamuya ifşa
edilmesini ve rakiplerinin öğrenmesini istemezler.
Tahkimin dezavantajı ise aslında avantajlarını kullanamamaktan ileri gelir. Türkiye gibi
gelişmekte olan ülkeler tahkime ve özellikle
tahkim ile uğraşacak uzman kadrolara yeterince yatırım yapmadıkları için rekabette geri
kalmaktadırlar. Oysa bu alanda uzmanlığın
geliştirilmesi ve yerel kalmayıp milletlerarası
tahkimi işletebilecek donanımda kadroların
yetiştirilmesi gerekmektedir.
Ticaret hayatı ve işadamları açısından önemli
bir müessese olmasına rağmen, tahkimin ülkemizde yeterince gelişememesinin sebepleri nelerdir?
Bunun iki sebebi var: Birincisi Türk mahkemelerinin genel olarak tahkime takındıkları
tavırdır. Tahkim, devletin ve devlet mahkemelerinin desteği olmadan gelişmez. Milli
mahkemeler ve özellikle Yargıtay bir çok kararında tahkim kararını esastan incelemiştir.
Oysa tahkim kararlarının milli mahkemeler
tarafından sadece kamu düzenini yakında
ilgilendiren sebeplerden dolayı (örneğin tarafların tahkime rızalarının olup olmaması,
HALİL RAHMAN BAŞARAN
Halil Rahman Başaran Tarsus Amerikan Lisesi mezunudur. 1995-2001
yılları arasında Galatasaray üniversitesinde hukuk alanında lisans eğitimi
alan Başaran, 2002-2003 döneminde
Belçika’da Avrupa Koleji’nde (College of Eurofe) Avrupa Birliği Hukuku
Yüksek Lisans programını, 20052006 döneminde London School of
Economics and Political Science’da
Hukuk yüksek lisans programını tamamlamıştır. 2007-2010 yılları arasında Viyana Üniversitesi’nde Uluslararası Hukuk, Avrupa Birliği Hukuku
alanında doktora eğitimini tamamlayan Başaran, 2011-2012 yılları arasında Özyeğin Üniversitesi Hukuk
Fakültesi’nde görev almıştır. 2012’den
beri İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk
Fakültesi’nde görev yapan Yrd.Doç.
Dr. Halil Rahman Başaran’ın uzmanlık
alanları Uluslararası Hukuk, Uluslararası Tahkim, Avrupa Birliği Hukuku ve
İnsan Hakları Hukukudur. Uluslararası
Hukuk dergilerinde yayınları bulunan
Başaran çok iyi derecede İngilizce
ve Fransızca, iyi derecede Almanca
bilmektedir. Başaran’ın Uluslararası
Tahkim adlı kitabı yayımlanma aşamasındadır.
47
MERSİN DENİZ TİCARETİ
RÖPORTAJ
EYLÜL 2014
tarafların eşitliği, savunma hakkının tanınıp
tanınmamış olması gibi sebeplerden dolayı)
yani sadece usul bakımından denetime tabi
tutulması gerekir. Türk yargısı genel olarak
uluslararası tahkime peek sıcak bakmamıştır.
İkincisi sebep ise bence birinci sebep kadar
önemli. Türkiye yeterince uluslararası tahkim
uzmanı yetiştirememektedir. Uluslararası
tahkim davalarına bakan az sayıda Türk hukukçular ise genelde Türkiye veya bir Türk
şirketinin taraf olduğu tahkim davalarında
görev almaktadırlar. Tabi bunda Türkiye’nin
ekonomisiyle, siyasetiyle ve kurumlarıyla
hala gelişmekte olan bir ülke olmasının da
payı vardır. Türkiye uluslararası tahkim camiası tarafından bir çevre ülke, bir ikinci sınıf
ülke olarak görülmektedir. Örneğin bir Alman
şirketi ile bir Fransız şirketi arasında çıkan bir
uyuşmazlığa ya da örneğin Çin’de yatırım
yapmış olan bir İngiliz şirketinin davasına bir
Türk tahkimcinin çağrılma şansı çok azdır.
Bu bakımdan, üniversitelerimize önemli görev düşmektedir. Uluslararası tahkim kadrolarının güçlendirilmesi yoluna gidilebilir.
Bakın, uluslararası ihtilafları çözmenin bir
çok yolu vardır – doğrudan görüşme, arabuluculuk, uluslararası mahkemeye gitme gibi.
Ancak, bunlar arasında en revaçta olan ve
popülaritesi gittikçe daha da artacak olan
yol tahkim yoludur. Hem devletler hem de
şirketler aralarındaki meseleleri gittikçe artan bir oranda hakemlere havale etmektedirler. Türkiye siyaseten ve ekonomik olarak
büyüdükçe Türk devleti ve Türk şirketlerinin
başka devletlerle ve şirketlerle sorunları artacaktır. İşte bu bakımdan “akil adam” olarak
tanımlanabilecek hukukçuların ve hakemlerin yetiştirilmesi gerekmektedir.
ICC’nin (Milletlerarası Ticaret Odası) tahkim
organı olan ICC Tahkim Divanında ve Tahkim
Komisyonunda ülkemizin rolü/etkinliği nedir? ICC Tahkim Davalarına atanan Türk hakem sayısında artış olduğu belirtiliyor. Bu konudaki değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı
Sayın Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun ICC’nin Yönetim Kurulu’nda bulunması Türkiye için
büyük bir şanstır. Bu kurulda dünya çapında önemli şirketlerin temsilcileri bulunmaktadır. ICC özel sektör ile uluslararası ticaret
uzmanlarının bir araya getirildiği ve yoğun
bir bilgi aktarımının yaşandığı tarihi Birinci
Dünya Savaşı’nın hemen ertesine kadar
giden bir uluslararası yapılanmadır. Sayın
Hisarcıklıoğlu’nun Türkiye’nin ICC faaliyetleri ve ICC tahkimi konusundaki fikirlerini ICC
Yönetim Kurulunda seslendireceği açıktır.
Aynı şekilde, Sayın Hisarcıklıoğlu ICC uygu-
48
RÖPORTAJ
bile bu merkezin kurulmasında büyük fayda
bulunmaktadır. Böyle bir merkezin başarıya ulaşması için kanımca iki unsur çok
önemlidir: Birincisi mahkemelerimizin tahkim kararlarını esasen incelememeleri ve
sadece kamu düzeni açısından bazı şekli
unsurlara bakmakla yetinmeleridir. Tahkimin Türk mahkemelerine bir rakip değil de
bir destekleyici unsur olarak görülmesinde
büyük fayda vardır. Yerel mahkemeleri tahkime karşı çıkan bir ülkenin tahkim merkezinin yabancı şirketler ve tahkim camiası
tarafından kabul göreceğini düşünmüyorum.
lamalarını ve gelişmelerini Türk iş dünyasına
ve Türk kamuoyuna aktarmak bakımından
önemli bir köprü vazifesi görmektedir. Türkiye gibi global kapitalizmin çevre ülkesi
konumunda olan bir ülkenin temsilcisinin
uluslararası ticari tahkim alanında en başarılı
olan bir kurumun yönetim kurulunda bulunması büyük bir şanstır.
ICC’de daha önce de Türk hakemler rol
almıştı. O trend devam ediyor. Ancak Türk
hakemlerin dava sayısının fazla olduğunu
düşünmüyorum. Asıl önemli olan Türk hakemlerin taraflardan birinin Türk şirketi veya
Türk devleti olmadığı davalarda hakem olarak seçilmeleri ve global birer oyuncu olmaları. Ancak o halde Türk tahkim camiasının
hakikaten rekabetçi ve aranan hakemlerden
oluştuğunu iddia edebileceğiz.
İsviçre, İngiltere gibi uluslararası tahkim uygulamasında ön plana çıkan hatta marka
olan ülkeler var. Örneğin Londra birçok sektör açısından olduğu gibi, deniz tahkiminde
de tercih edilen bir merkez. Tahkim merkezlerinin başarısı hangi koşullara bağlıdır?
Neden bazı merkezler çok tercih edilirken,
diğerleri aynı başarıyı yakalamıyor? Bu konuda neler söylersiniz?
Bunun bir kaç sebebi bulunmaktadır. Öncelikle, bu bahsettiğiniz ülkeler yola daha
erken çıkmışlardır. Uzman kadrolarını daha
önce yetiştirmeye başlamışlardır. Diğer bir
ifadeyle bu milletler bilgiye bizden önce yatırım yapmışlardır.
Örneğin Londra’nın deniz tahkimin merkezi
olmasının tarihi sebepleri vardır. Denizcilikte
çok ileri gitmiş olan İngiltere bu konuda ihtilafların en yoğun yaşandığı ülke olmuştur.
Nitekim İngiliz hukuku buna göre şekillenmiş
ve uluslararası deniz ticaret hukuku büyük
ölçüde İngiliz hukukunun ve kavramlarının
etkisi altında kalmıştır. Deniz ticaret tahkiminde deniz ticareti ile uğraşan kişilerin hakemliği hukukçulardan daha bile önemlidir
denilebilir. Nitekim, deniz ticaret camiası sırf
hukukçulardan oluşmuş bir tahkim kurulunu uygun görmemekte, tahkim kurulunun
üyeleri arasında muhakkak bir deniz ticareti
deneyimi olan bir uzmanı görmek istemektedirler.
İkincisi, kapitalist sistemin kendisine ilişkindir. Bu bahsettiğiniz ülkeler ileri derecede kapitalistleşmişlerdir. Mal ve hizmet üretiminde
ve sermayenin dolaşımında en ileri noktadadırlar. Bu bakımdan bir çok uyuşmazlıkla
bizden daha önce tanışmakta ve bu konuda
bizden önce tecrübe edinmektedirler. Yani
ekonomik gelişmeyle tahkim kurumunun
gelişmesi arasında bir paralellik mevcuttur.
İkincisi, İstanbul’da uluslararası tahkim ile
uğraşan ve uluslararası kariyeri ve saygınlığı olan bir tahkim uzmanları kitlesinin oluşması gerekir. Uluslararası tahkim
konusunda isim yapmış akademisyenler,
hukukçular ve diğer uzmanlar İstanbul’un
tahkim merkezi olması bakımından cazibesini artıracaktır.
Üçüncüsü ise, İstanbul Tahkim Merkezi’nin
yargılamayı basit ve hızlı bir şekilde yapması gereğidir. Mevcut diğer Tahkim
Merkezleri’nde daha hızlı bir şekilde karara
varan bir Tahkim Merkezi eminim yabancı
şirketlerin ve uluslararası hukukçuların ilgisini çekecektir.
Türkiye’deki büyük çaplı özelleştirmelerde
ya da yap-işlet-devret modeli projelerde
uyuşmazlık durumlarında tahkime gidilebiliyor mu?
Özelleştirmelerde ve yap-işlet-devret modeli projelerde uluslararası tahkime gitmek
mümkündür. Yap-işlet-devret modeli bildiğimiz gibi bir finans modelidir. Türkiye
sermaye sıkıntısı çektiği için bu modeli
devreye sokmuştur. Ancak bu model ilk
başta pek başarılı olmamıştır. Bunun sebebi uluslararası tahkimin bu model için
tanınmaması olmuştur. Bu eksikliğin fark
edilmesi üzerine Anayasamızın 47., 125.
ve 155. Maddelerinde değişikliklere gidilmiş ve yap-işlet-devret modelinde uluslararası tahkime gidilebilme yolu açılmıştır.
Ülkemiz adına çarpıcı bir örnek oluşturabilecek (olumlu/olumsuz) tahkim kararı
var mı?
Uluslararası ticari tahkim kararları, örneğin
ICC (Milletlerarası Ticaret Odası) ve LCIA
(Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi)
tahkim kararları, kural olarak gizlidir. Ancak uluslararası yatırım tahkiminin (ICSID)
kararları büyük oranda kamuya açılmıştır.
Nitekim bu kararlar ICSID internet sitesinden takip edilebilir.
Bu bakımdan ben özellikle iki tane ICSID
kararının Türkiye’nin tahkim performansı
ve tahkimin bilinirliği bakımından önemli
olduğunu düşünüyorum. Bunlardan birisi
Bayındır İnşaat Firması ile Pakistan Devleti
arasındaki dava ile diğeri Cem Uzan’ın (Libananco firması adı altında) Türk devletine
karşı açtığı davadır. Hem Bayındır firması
hem de Cem Uzan davalarını kaybetmişlerdir. Bu iki dava uluslararası tahkim literatüründe önemli yer tutmaktadırlar.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Hem ulusal hem de uluslararası tahkimin
öneminin çok daha artacağına inanıyorum. Milli mahkemelerin yavaş işlemesi
ve tarafsızlık ve bağımsızlık konularında
özellikle yabancı şirketlerin ve yatırımcıların kaygıları uluslararası tahkim açısından
Türkiye’yi hareketli günler beklediğinin
kanıtıdır. Artık uluslararası ticari ve yatırım
sözleşmelerinin çok büyük bir bölümünde
tahkim maddesi (klozu) bulunmaktadır.
Bu trende Türk şirketlerinin yaptıkları sözleşmeler de dahildir. Uluslararası tahkim
dünyaya daha fazla entegre olmak isteyen
Türk şirketlerinin faaliyetlerinin daha da
önemli bir parçası olacaktır.
Üçüncüsü ise ikinci sebep ile yine yakından bağlantılıdır. İngiltere, Fransa ve ABD
gibi ülkeler tahkim kurumlarıyla birer marka
olmuşlardır. Marka yaratmak ise ayrı bir yetenek ve bilgi birikimi ister. O bakımdan elit
bir tahkim grubunun Türkiye’de yetişmesine
ihtiyaç bulunmaktadır. Elitler marka yaratır.
Türkiye ne yazık ki elit bir uluslararası tahkim
uzmanı grubu yaratamamıştır. Böyle bir elit
grubu yaratmak için ne bir yatırım ne de motivasyon henüz ufukta gözükmektedir.
İstanbul Tahkim Merkezi Kanun Tasarısı ile,
İstanbul’da bağımsız ve özerk bir yapıya sahip, uluslararası alanda rekabet edebilecek
düzeyde kurumsal bir tahkim merkezi kurulması hedefleniyor. Gerek ülkemizde gerekse bölgemizdeki ekonomik gelişmeleri göz
önünde bulundurarak, kurulacak merkezin
başarıya ulaşması için neler yapılması gerekir? Bu konuda görüşlerinizi alabilir miyiz?
Böyle bir merkezi kurmakta çok geç kaldığımızı düşünüyorum. Ancak yine de geç olsa
49
MERSİN DENİZ TİCARETİ
EYLÜL 2014
MERSİN CHAMBER OF SHIPPING
PORT OF
MONTH OF
PORT STATISTICS
CARGO MOVEMENT - INWARDS/ OUTWARDS
LOADED (IN TONS)
COMMODITIES
DOMESTIC
EXPORT
: MERSİN
: JULY-2014
DISCHARGED (IN TONS)
TRANSIT
TRSHPMNT TOTAL
COMMODITIES
DOMESTIC
IMPORT
TRANSIT
TRSHPMNT TOTAL
CEMENT5.934 5.934 5.934 131.747 CEMENT7979
CEREALS
11.185 10.756 613 258 22.811 CEREALS
152.605
634
7
153.246
CHEMICALS77.160
238 1.005 78.402 CHEMICALS166.162
1.838
1.088
169.088
CITRUS280 280 CITRUS56
46102
CNTR32.446 32.446 CNTR23.60023.600
CONST. MACHINERY
660 16 23 699 CONST. MACHINERY
3.004
975
21
4.001
COTTON4.471 1.599 6.070 COTTON14.67514.675
FERTILIZERS1.644 24 1.669 FERTILIZERS 3.680
102.729
1.126107.536
FOOD STUFF
115.955 3.865 245 FROZEN MEAT
42 10
120.064 FOOD STUFF
57.275
5.802
409
52 FROZEN MEAT
1.454
2.763
63.486
4.217
FRUITS
1.470 551 67 1.088 FRUITS
9.051
35.821
67
44.940
GENERAL CARGO
212.687 12.392 3.419 228.498 GENERAL CARGO
225.728
30.841
2.633
262.008
GLASS
11.663 6
586 12.255 GLASS
5.991
274
338
6.603
2.806
LEGUMES16.507 2.769 19.276 LEGUMES126.576
619127.195
MACHINERY6.806
165 41 7.011 MACHINERY9.796
860
75
10.732
MINERALS4.125 200.304 141 204.570 MINERALS25.958
6826.026
PETR.PRODUCTS
120.052 50 120.102 PETR.PRODUCTS
39.096
265.847
10.179
315.121
RICE13.814 1.769 47 15.629 RICE18.582
1.47320.054
SODIUM CARB.39.98939.989 SUGAR4.1164.116
SUGAR55 55 TEXTILE64.134
3.977
1.502
69.614
TEXTILE
30.531 1.254 954 32.739 TIMBER
4.495
509
228
5.231
TIMBER
465 139 20 625 VEGETABLE OIL
65.044
217
110
65.371
VEGETABLE OIL
14.069 83 110 14.262 VEHICLES
8.008
7.244
7
15.259
VEHICLES1.810 287 2.097
TOTAL
21.244 1.000.102 65.317 6.774 1.093.438 TOTAL
45.582
1.331.364
128.867
6.486
TOTAL (LOADED & DISCHARGED)= 2.605.736 TONS
LOADED
num.
D+E+T TRSHPMNT TOTAL
DISCHARGED
D+I+T
num.
TRSHPMNT TOTAL
G. TOTAL
num.
16.694202 16.89610.531163 10.69427.590
543 0
543 7.0030
7.0037.546
13.741164 13.90517.986160 18.14632.051
8.0960
8.0962.0510
2.05110.147
30.435366 308.801
28.517323 28.84059.641
8.6390
8.6399.0540
9.05417.693
44.176530 44.70646.503483 46.98691.692
16.7350
16.73511.1050
11.10527.840
39.074366 39.44037.571323 37.89477.334
60.911530 61.44157.608483 58.091119.532
50
1.512.298
25
Download

Deniz Ticareti Dergisi Eylül 2014 Sayısı