İLİ
: SAMSUN
TARİH : 03.10.2014
َ‫ب ا ْلعَالَ ِّمين‬
َ َّ‫قُ ْل ِّإن‬
ُ ُ‫صالَتِّي َون‬
ِّ ِّ ‫اي َو َم َماتِّي‬
ِّ ‫ِل َر‬
َ َ‫س ِّكي َو َمحْ ي‬
‫سلَّم‬
َ ُ‫اِل صَلى هللا‬
َّ ‫سو ُل‬
َ ‫علَ ْي ِّه و‬
ُ ‫قال ر‬
َ
ْ
ْ
ُ
َ
َ
َ
َ
َ‫راك‬
َ‫ك‬
ُ‫سان‬
. َ‫ فإن ل ْم تكُن تراهُ فإنه ي‬،ُ‫اَ ْ ِّْلحْ أن ت ْعبُدَ اِلَ كَأن تراه‬
İBADETTE ŞEKİL VE MANA BÜTÜNLÜĞÜ
Değerli kardeşlerim!
Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle
buyuruyor: “Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim
namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da,
ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”1
Okuduğum hadis-i şerifte de Efendimiz (s.a.s)
şöyle buyuruyor: "İhsan; O’nu görüyormuşsun gibi
Allah'a kulluk etmendir. Sen, O'nu görmesen de O,
seni görüyor."2
Muhterem Mü’minler!
İnsan, ruhu ve bedeniyle insandır. Ve her iki
varlığının da beslenmeye ihtiyacı vardır. Bedenin
gelişimi çeşitli gıdalarla sağlanırken ruhun gıdası da
Rabbine ibadettir. Diğer taraftan, bedenen sağlıklı ve
helal bir beslenme için yediğimiz yiyeceklerin
muhtevasını bilmemiz gerektiği gibi ruhumuzun gıdası
ibadetlerin de muhtevalarını yani manalarını bilmek
sağlıklı bir ruhi hayat için gereklidir. Bunu yaptığımız
takdirde borç olarak telakki ettiğimiz ibadetlerden haz
duyduğumuzu, manevi bir tat aldığımızı göreceğiz.
Örneğin kul namaz kılarken kıyam halinde,
imamın arkasında bir şey okumaksızın dursa bile bu,
onun için ayakta dikilmek değil, kemal-i ubudiyetle
Rabbin huzurunda el pençe divan durmaktır.
Kıraat, sadece peygamberlere ve meleklere nasip
olan bir şeref ile müşerref olmak, Rabbin kelimeleri ile
Rab ile konuşabilmektir.
Rüku; Rabbin önünde sözde değil, azameti ve
uluhiyeti karşısında O’nun önünde gerçekten
eğilmektir.
Allah, Rab olandır, insan kul olan. Allah Kadir-i
mutlaktır, insan acîz-i mutlak. Allah, kulunun haddini
bilmesini ister. İnsan, haddini bildikçe Allah’ın
sevgisini kazanır. Secde anındaki duruşu insanın
Rabbine saygısını ifade eder. Onun için secde hâli,
kulun Allah’a en yakın ve en sevimli olduğu haldir ve
kul artık Rabbiyle baş başadır. Diliyle “sübhane
Rabbiye’l-A’la” derken kalbi ve zihniyle ilk secdesinde
“Rabbim benden razı ol” diyerek en çok istediği şeyi,
O’nun rızasını isteyecek ve ikinci secdesinde de
“Rabbim son nefesimde imanımı muhafaza et” diye en
çok endişe duyduğu şeyden Rabbine sığınacaktır.
Ve nihayet mü’min, ka’dede iken tahiyyat
duasında “es-Selamü aleyke eyyüh’n-nebiyyü”
cümlesiyle Efendimize selam gönderecektir.
Değerli Mü’minler!
İnsanın tek düşmanı şeytan, onun nefsanî arzu ve
isteklerini kullanarak insanı Rabbine karşı isyan ettirir.
İnsan da orucuyla nefsanî arzu ve isteklerini bilinçli bir
şekilde işlevsiz hale getirerek bu isyandan kurtulur.
İnsan lisan-ı haliyle Rabbine adeta; “ Rabbim sana
isyan etmemek ve senin rızan kazanmak için aç ve
susuz durdum, Rabbim ne olur benden razı ol” der.
Hiçbir mü’min kendisine bırakılan emanete
bilerek ihanet etmek istemez. Bildiğiniz gibi bu, bir
münafıklık emaresidir. Hangi zengin mü’min Allah’ın
kendisine, fakirlere teslim etmesi için bıraktığı zekât
emanetini teslim etmeyerek Allah’ın emanetine ihanet
etmek ister ki?
Kıymetli Mü’minler!
Allah’ın, bize verdiği ömrü harcayarak
kazandığımız şeyleri ona kurban olarak sunmakla
esasında, hayatımızı da mülkün asıl sahibine
verebileceğimizi tavrımızla, davranışımızla ifade
ederiz.
Hac ibadetinde ise ihram kefenimizdir, Arafat
mahşerimiz. Şeytan taşlarken, onun bizi yoldan
çıkarmak için kullandığı kibri, hasedi, riyayı, ameline
güvenmeyi, mal ve makam sevgisini vs. ona geri iade
ederiz. Sa’yimiz ile Hacer annemizin oğlu Hz. İsmail
için Allah’ın lütfundan bir yudum su araması gibi biz
de kendimiz ve neslimiz için Allah’ın lütfundan bir
yudum rahmet ve mağfiret ararız.
Kardeşlerim!
İşte bütün bunlar Efendimizin, Hadis-i şerifte
ifade buyurduğu gibi ihsan anlayışıyla Allah’ı
görüyormuşçasına O’na kulluk etmektir. Rabbim
cümlemize ihsan şuuruyla O’nu görüyormuşuz gibi ve
O’nun da bizi gördüğünün bilinciyle kulluk etmeyi
nasip eylesin. Âmin.
__________________________________________________
1
. En’am 6/162.
. Müslim, İman 1, (8) 1, 37; Nesâî, İman 6, (Hd. 4988); Ebu Dâvud,
Sünnet 17, (Hd.4695) 5, 69-70.
2
Hazırlayan : Abdullah TUZCU Samsun / Tekkeköy İlçe Vaizi
Redaksiyon : İl İrşat Kurulu
İLİ
: SAMSUN
TARİH : 04.10.2014
َّ ‫س ًكا ِل َي ْذ ُك ُروا اس َْم‬
‫علَى َما َرزَ قَ ُهم ِمن َب ِهي َم ِة ْاْل َ ْن َع ِام‬
َ ِ‫اَّلل‬
َ ‫َو ِل ُك ِل أ ُ َّم ٍة َج َع ْلنَا َمن‬
َ‫احدٌ فَلَهُ أَ ْس ِل ُموا َوبَش ِِر ْال ُم ْخبِتِين‬
ِ ‫فَإِلَ ُه ُك ْم إِلَهٌ َو‬
َّ ‫سو ُل‬
‫س َّلم‬
ُ ‫قال ر‬
َ ُ‫صلى هللا‬
َ ‫علَ ْي ِه و‬
َ ‫اَّلل‬
َّ
‫إلى اَّللِ ت َعالى‬. ‫ى يَ ْو َم النحْ ِر أ َحب‬
ٌّ ‫َما َع ِم َل آدَ ِم‬
‫ق‬
ِ ‫ِم ْن إ ْه َرا‬
KURBAN VE SOSYAL DAYANIŞMA
Değerli Kardeşlerim!
Dini ve milli hayatımızda önemli bir yeri olan
bayramlar, kardeşlik ruhunu canlı tutup, birlik ve
beraberliğe katkı sağlar. Kurban bayramıyla
toplumumuzda sosyal dayanışma, yardımlaşma ve
kaynaşma sağlanmış olur. Kurban etlerinin dağıtılması
da bizleri cimrilik hastalığından, aşırı mal tutkusundan
kurtarır.
Zengin
ve
fakirlerin
birbirleriyle
kaynaşmalarına, fakir ve yetimlerin sevinmelerine
vesile olur.
Okuduğum hadisi şerifte de Peygamberimiz
(S.A.V) şöyle buyuruyor. “Âdemoğlu, kurban bayramı
günü, Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir iş
yapmış olamaz”.2
Değerli Mü’minler!
İhlasla
kesilen
kurbanın
etlerinden,
komşularımıza, yoksul ve yetimlerimize yardım ettikçe,
onların ellerinden tuttukça ihlâs, sadakat ve teslimiyet
anlayışımız daha da artar. Kurban; görünüşü itibariyle
kan akıtmak olsa da, ruhu takva ve fedakârlık olan
ibadettir. “Onların etleri ve kanları asla Allah'a
ulaşmaz.
Fakat O'na takvanız (Allah’a karşı
gelmekten sakınmanız) ulaşır”.3 ayeti kerimesi de
bunu açıkça ifade etmektedir. Kurban, et ihtiyacı
nedeniyle hayvan kesimi değildir, bilakis amaç, kesilen
hayvanların ne etleri ne kanlarıdır.
Kıymetli Mü’minler!
Kulluğumuzun inşasında, âhiretimizin imarında
ve dünya hayatının huzura kavuşmasında bütün
ibadetler birer vasıtadır, amaca ulaştıran araçtır. Kurban
ibadeti de bunlardan biridir. Kurban ibadeti, Allah’a
yaklaşmayı, ibadet amacıyla belli vakitte, belirli cinsten
hayvanları kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade
etmektedir.
Kıymetli Mü’minler!
Kurban, İbrahimȋ bir sadakatin, İsmailȋ bir
teslimiyetin, Muhammedȋ bir muhabbetin ortaya
konmasıdır.
Bu sebeple kurbanın bireylerin ve
toplumun yardımlaşma ve dayanışmasında çok önemli
yeri vardır.
Yeter ki bizler, menfaat beklentisi
olmadan, yaptığımız bütün ibadetleri Allah rızası için
yapalım.
Değerli Kardeşlerim!
Okuduğum ayeti kerimede Rabbimiz şöyle
buyuruyor. “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine
rızık olarak verdiği hayvanların üzerine Allah’ın
adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte
sizin ilahınız tek bir ilahtır. Şu halde yalnız O’na
teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele”.1
Aziz Mü’minler!
Allah için kurban kesmek, mali bir ibadet
olduğu gibi, sosyal hayat açısından da önemli bir
yardımlaşma ve dayanışma vesilesidir. Hakka
yaklaşmanın, hak yolunda fedakârlıkta bulunmanın
belirtilerinden biri olan kurban ibadetinin sosyal açıdan
önemi kuşkusuz çok büyüktür. Fert ve toplum yararını
ön planda tutan, malî bir ibadet olan kurban her şeyden
önce insani ve sosyal bir fedakârlıktır.
İslam dini, fertler arasında kardeşlik bağının
korunmasından ve bunun güçlü bir şekilde devam
ettirilmesinden, bizleri sorumlu tutmuştur. Bu
bakımdan kurban kesmek, Cenab-ı Hakk’ın rızasına
ermenin, halkın gönlünde yer tutmanın ve sosyal
dayanışmayı sağlamanın önemli bir yoludur. Çünkü
kesilen kurbanın etinden; akrabalar, komşular, fakirler
ve muhtaçlar da faydalanırlar. Böylece kurban,
kesenlerle kesmeyenler arasında bir yakınlaşmaya,
karşılıklı sevgi, saygı ve güven duygusunun
gelişmesine sebep olur.
Hutbemi bir ayeti kerimenin mealiyle
bitiriyorum. “Ey Muhammed! De ki: Şüphesiz benim
namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da,
ölümüm de âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”4
Bayramlarımızın paylaşmalara vesile olması
dileklerimle, bayramınızı tebrik eder, nice güzel
bayramlara kavuşmanızı rabbimden niyaz ederim.
___________________________________________
1. Hac -22/ 34
2. Cem’ul Fevaid,2/191
3. Hac-22/ 37
4. Enam- 6/162
Hazırlayan : Mehmet UÇAN Merkez Yavaşbey Mah.C.İ.H
Salıpazarı / SAMSUN
Redaksiyon : İl İrşat Kurulu
İLİ
: SAMSUN
TARİH : 10.10.2014
‫صدِيقًا نَّبِيًّا‬
ِ ‫َوا ْذ ُك ْر فِي ْال ِكت َا‬
ِ َ‫ِيم إِنَّهُ َكان‬
َ ‫ب إِب َْراه‬
‫سلهم‬
‫قال رسُو ُل ه‬
َ ُ‫صلّى هللا‬
َ ‫علَ ْي ِه و‬
َ ‫اَّلل‬
ْ
ً
ُ
َ
‫ قال‬: ‫اَّلل‬
‫ بلى يا رسو َل ه‬: ‫أ َال أُنَ ِبّئُك ْم ِبأ ْكبَ ِر الكَبا ِئ ِر ؟ » ثالثا قلنا‬
،‫اَّلل‬
ِ ‫اإل ْشراكُ ِب ه‬
ِ «:
İBRAHİMİ DURUŞ VE HZ. İBRAHİM
Değerli Kardeşlerim!
Okuduğum ayeti kerimede Rabbimiz şöyle
buyuruyor; ”Kitapta İbrahim’i de an. Gerçekten O,
son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.1
Okuduğum hadisi şerifte de Peygamberimiz
(S.A.V) şöyle buyuruyor: "Size büyük günahların en
büyüğünü haber vereyim mi?" buyurmuş ve bunu üç
kere tekrar etmişlerdi. "Evet!" deyince: "Allah'a şirk
koşmak”2 buyurdu.
Değerli Kardeşlerim!
Yüce Allah, Kur’an kıssaları üzerinden her
çağın insanına örnekler verir. İbrahim (a.s.) üzerinden
de insanlığa imanda sadakati öğretir. Sarsılmaz tevhidi
duruşun sembolüdür Hz. İbrahim (a.s.). Şirke karşı
direnişin, Rabbe teslimiyetin, kulluğu Allah’a has
kılmanın örneğidir. Sevgili peygamberimize ve
müslümanlara tevhidi duruşun örneği olarak
gösterilmiştir. Kur’an’ı Kerimde buyruluyor ki:
”İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin
için güzel bir örnek vardır…3”Zira Rabbi ona:
”Teslim ol” dediğinde, “Âlemlerin Rabbine teslim
oldum” demişti.”4 Şüphesiz İbrahim, Allah’a itaat
eden, hakka yönelen bir önderdi. Allah’a ortak
koşanlardan değildi. O’nun nimetlerine şükreden bir
önderdi. Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.
Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o ahirette de
salihlerdendir.”5
Kıymetli Kardeşlerim!
İbrahim (a.s.) üzerinden öğreniyoruz ki: Rabbin
rızasına aykırı her türlü kabulü reddetmeliyiz. Biliyoruz
ki biz hesabımızı Kur’an üzerinden vereceğiz.
İbrahim’î duruş vahyin/Kur’an’ın safında yer almaktır.
Her ne pahasına olursa olsun imandan taviz
vermemektir. Babasının ve kavminin şirk düzenine
başkaldıran İbrahim a.s. gibi:” Şüphesiz ben sizin
taptıklarınızdan uzağım. “Ben ancak O, beni yaratana
taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir.”6
diyebilmektir. Yaratılanın hatırını değil, yaratanın
üzerimizdeki hakkını, hakkıyla bilmektir.
“Ben
rabbime (O’nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana
yol gösterecektir.”7 diyerek rabbimize güvenebilmektir.
Dini Allah’a has kılmaktan uzaklaştıran ne varsa
hepsini terk edebilmektir. Bu da ancak hak olarak inen
Kur’an’a, hakkıyla tabi olmakla mümkündür.
İmanlı Kardeşlerim!
İbrahim (a.s.)’ın dik duruşuna itiraz eden büyük
kalabalıklar, Allah’tan daha güçlü olduklarını
zannedenler, İbrahim( a.s.)’ı ateşe atmakla tehdit edip
korkuttular. Bilmiyorlardı ki, Allah emrine uyanları
herhalde koruyandır. Ateş yakıp İbrahim (a.s.)’ı içine
attılar. Ateşin de Rabbi olan Allah emretti: “Ey ateş!
İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol dedik. 8 ve
Rabbimiz insanlığa bir daha öğretti, hiçbir ateş, imanı
yakamazdı. Yeter ki kul Allah’a verdiği iman sözünde
sadık olsun. Yeter ki kul Allah’tan razı olsun.
Değerli Mü’minler!
“Gevşemeyin,
hüzünlenmeyin.
Eğer
(gerecekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan
sizlersiniz,”9 müjdesiyle mü’min kullarını sevindiren
Rabbimiz buyuruyor ki:” Bana verdiğiniz sözü yerine
getirin ki, ben de size verdiğim sözü yerine
getireyim.”10 Muhakkak ki Allah vadinden dönmez.
Elinden geleni yaptıktan sonra ellerini Allah’a açanları,
Allah asla rahmetten mahrum etmez. Biliyoruz ki
Rahman ve Rahim olan Rabbimiz, her çağın İbrahim’i
duruşlarını galip kılmıştır. Yeter ki kalbimiz, ateşe
atılsak bile imandan vazgeçmeyecek hal üzere hazır
olsun. Her şeyin sahibi Allah’tır. Sahibimiz O’dur.
Tevhidin safında, muvahhid olmak isteyen her mümin,
etrafımda kim var diye bakmaz. Ben varım diyecek
gücü hisseder iman dolu kalbinde. İbrahim (a.s.) gibi
tek başına da olsa, dimdik vahyin safında durmanın
izzet ve şerefini yaşar. Gelin! çağımın İbrahimi ben
olacağım kararını alalım. Gelin! hep birlikte şu ilahi
davete icabet edelim:” Hep birlikte Allah'ın ipine
(Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin.”11
1.
Meryem Suresi 19/41
2.
İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 15/36-37.
3.
Mümtehine Suresi 60/4
4.
Bakara Suresi 2/131
5.
Nahl Suresi 16/120-122
6.
Zuhruf Suresi 43/26-27
7.
Saffat Suresi 37/99
8.
Enbiya Suresi 21/69
9.
Ali İmran Suresi 3/139
10.
Bakara Suresi 2/40
11.
Ali İmran Suresi 3/103
Hazırlayan : Mustafa KOLCU Karadeniz Bakır İşletmeleri C. İ.H.
Redaksiyon : İl İrşat Kurulu
İLİ
: SAMSUN
TARİH: 17.10.2014
َّ َ‫ت أَذِن‬
ٍ ‫فِي بُيُو‬
‫سبِ ُح لَهُ فِي َها بِ ْالغُد ُِو‬
َ ُ‫اَّللُ أَن ت ُ ْرفَ َع َويُ ْذ َك َر فِي َها ا ْس ُمهُ ي‬
‫صا ِل‬
َ ‫َو ْاْل‬
َّ ‫سو ُل‬
‫سلَّم‬
ُ ‫قال ر‬
َ ُ‫صلى هللا‬
َ ‫علَ ْي ِه و‬
َ ‫اَّلل‬
َ
‫اإلي َمان‬
َّ ‫إِذا َرأ َ ْيت ُ ُم‬
َ ‫الر ُج َل يَ ْعت َادُ ال َم‬
ِ ‫س‬
ِ ِ‫اجد فا ْشهدُوا لهُ ب‬
SOSYAL HAYATIN MERKEZİ
“YAŞAYAN CAMİLER”
Aziz Müslümanlar!
Okuduğum ayet-i kerimede ve devamında
Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah’ın, yüceltilmesine
ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde
hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini,
Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı
vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda
sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve
gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.”1
Okuduğum hadis-i şerifte de Peygamber
Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor: “ Mescitlere devam
etmeyi alışkanlık haline getiren bir adamı
gördüğünüz zaman, onun gerçek mü’min olduğuna
şahitlik ediniz.”2
Aziz Cematim!
Camiiler, sevgili peygamberimizin yaşadığı
dönemden bugüne kadar İslam tarihi boyunca yediden
yetmişe, her yaştan kadın ve erkek müslüman’ın bir
araya geldikleri, ibadetin yanı sıra ilim öğrendikleri,
toplumun meselelerine çözüme ürettikleri yerler
olmuştur. Bu sebeple camilerin sosyal hayatın
merkezinde yer aldığını, hayatın kalbinin camilerde
attığını söyleyebiliriz.
İnancımızdan ibadetimize, ahlakımıza kadar sahip
olduğumuz tüm değerlerimiz ve bu değerler
çerçevesindeki yaşam biçimimizin temelini oluşturan
Kur’an ve Sünnet, en köklü müesselerimiz olan camiler
vasıtasıyla günümüze ulaşmıştır. Cami, mü’min ve
müslüman kalplerin birbirine kaynaşmasından doğan
kutlu bir bütündür. Camiler, halk ruhunun sağlığını
koruyan ilahi kuruluşlardır. Cami, mihrabıyla bir
mabed, minberiyle bir toplum, kürsüsüyle bir okuldur.
Cami, halkın hayatına kök salmış ulu bir çınardır.
Cami, İslam toplumunun yaşayışında bütün hayat
faaliyetlerinin açıldığı temel bir müessesedir. Yani
camiler herkesi çatısı altında toplamanın ötesinde tüm
hayırlı hizmetleri bünyesinde toplayan en etkin ve
yaygın sosyal hizmet kurumlarıdır.
Bu sebeple ecdadımız, camiyi merkeze alarak, sıbyan
mektebinden kütüphaneye, kervansaraydan hamama,
aşevinden hastaneye kadar, hayatın bütün ihtiyaçlarını
cami etrafına serpiştirmiş ve bunun adına da külliye
demiştir.
Aziz Mü’minler!
Camilerimizde sohbet edilecek, kitap okunacak
bir kütüphane, çay içilecek bir salon gibi sosyal ve
kültürel mekânların olması çok önemli. Çünkü
camilerimiz namaz sonrası hemen çıkılıp terkedilecek
mekânlar değildir böyle de olmamalıdır. Yine
camiilerimizi
hanım
kardeşlerimizin
rahatça
ibadetlerini
yerine
getirebilecekleri,
abdest
alabilecekleri, toplantı yapabilecekleri mekanlar haline
getirmeliyiz.
Ayrıca
engelli
kardeşlerimize
yönelik
düzenlemeleri
camilerimizde
yaparak
onların
camilerimizden yeterince istifade etmeleri noktasında
ki gayretlerimizi sürdürmeliyiz. Bizler bunları
başarırsak; ibadetlerimizi yerine getirdiğimiz, sosyal ve
kültürel faaliyetlerimizi yaptığımız camilerimizi, âdeta
“yaşayan camiler” haline getirmiş oluruz.
Camiler ve din görevlileri haftasının insanlarımız,
camilerimiz ve din görevlilerimiz için, hayırlara vesile
olmasını diliyor ve bu haftanın; amacına uygun olarak
güzel hizmetlerle dolu dolu geçmesini Cenab-ı Hak’tan
niyaz ediyorum.
__________________________________________________
1
. Nur, 24/36-37
. Riyasüs Salihin 5. Cilt 1062
2
Hazırlayan : Dursun CAN Toprakkale C. İ.H.
Redaksiyon : İl İrşat Kurulu
İLİ
: SAMSUN
TARİH : 24.10.2014
‫ص ِل ُحوا بَيْنَ اَخ ََو ْي ُك ْم َواتَّقُوا ه‬
‫اَّللَ لَعَلَّ ُك ْم‬
ْ َ ‫اِنَّ َما ْال ُمؤْ ِمنُونَ ا ِْخ َوة ٌ فَا‬
َ‫ت ُ ْر َح ُمون‬
َّ ‫سو ُل‬
‫سلَّم‬
ُ ‫قال ر‬
َ ُ‫صلى هللا‬
َ ‫علَ ْي ِه و‬
َ ‫اَّلل‬
ْ َ‫ال ُم ْس ِل ُم أ ُخو ال ُم ْس ِل ِم الَ ي‬
َ‫أخي ِه َكان‬
ِ ‫ َو َم ْن َكانَ في َحا َج ِة‬،ُ‫ظ ِل ُمهُ َوالَ يُ ْس ِل ُمه‬
‫ب‬
ِ ‫ َو َم ْن فَ َّر َج َع ْن ُم ْس ِل ٍم ُك ْر َبةً فَ َّر َج اَّللُ َع ْنهُ ِب َها ُك ْر َبةً ِم ْن ُك َر‬،‫اَّللُ في َحا َج ِت ِه‬
.‫ست ََرهُ اَّللُ يَ ْو َم ْال ِقيَا َم ِة‬
َ ً ‫ست ََر ُم ْس ِلما‬
َ ‫ َو َم ْن‬،‫يَ ْو ِم ْال ِقيَا َم ِة‬
HİCRET VE KARDEŞLİK ŞUURU
Kıymetli Kardeşlerim!
Okuduğum âyet-i kerimede Rabbimiz şöyle
buyuruyor: ‘’Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse
kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı
gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.’’1
Okuduğum hadis-i şerifte de Efendimiz (s.a.v)
şöyle
buyuruyor:
"Müslüman
müslüman’ın
kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız
bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da
onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümanı bir
sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da onu Kıyamet gününün
sıkıntısından kurtarır. Kim bir müslümanı örterse,
Allah da onu kıyamet günü örter."2
Değerli Kardeşlerim!
Dinimiz İslâm; iman bağıyla bir araya gelenleri
kardeş kabul etmektedir.
Hz.
Peygamber
(s.a.v.);
‘’Müslüman
müslümanın kardeşidir. Ona yardımını kesmez, ona
yalan söylemez, ona zulmetmez. Her biriniz,
kardeşinin aynasıdır, onda bir rahatsızlık görürse
bunu ondan izale etsin"3 buyurmaktadır.
Müslümanlar hangi ırktan, hangi renkten, hangi
bölgeden, hangi kavimden ve hangi dilden olurlarsa
olsunlar, iman kardeşidirler. Onlar Rabb olarak Allah`a,
din olarak İslâma ve önder olarak Resulullah (s.a.v)'e
iman etmişlerdir. Bundan dolayı kardeş olmuşlar ve
İslam medeniyetinin mensupları haline gelmişlerdir.
Değerli Kardeşlerim!
İslam tarihinde gerçekleşen hicret hadisesi
tarihe kardeşlik destanı olarak geçmiştir. Hicret; imanın
küfre, adaletin zulme, ilmin cehâlete karşı üstün
gelmesidir.
Hicret;
Ensar
ve
Muhacirlerin
sergiledikleri dostluk ve kardeşliğin, birlik ve
bütünlüğün en güzel örneğidir. Hicret; ilk
Müslümanların
inançları
uğruna
gösterdikleri
fedakârlığın, özverinin, dostluğun ve dayanışmanın
doruk noktasıdır. Hicret; her şeylerini Allah için, göz
kırpmadan terk eden Mekkeli Muhacirler ile onları
bağırlarına basan, muhtaç oldukları halde onları
kendilerine tercih eden Medineli müslümanların,
destanıdır. Bu hadiseyi destanlaştıran temel esaslar,
fedakârlık, kardeşlik, ahde vefa, birlik ve beraberlik,
değerlerin paylaşımı, özgürlük aşkı, adalet, saygı ve
hoşgörüdür.
Hicret, bu değerlerin insanlığa yeniden kazandırılması
yolunda verilen mücadelenin en önemli aşamasıdır.
Allah (c.c.) bu fedakâr insanları şöyle övmektedir.
“İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad
edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım
edenler var ya; işte onlar gerçek Müminlerdir. Onlar
için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.”4
Rasulullah (s.a.v) de; “Mü’minler birbirlerini
sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini
korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu
hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple
uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar”5 buyurarak
kardeşliğin ölçülerini ortaya koymaktadır.
Kardeşlerim!
Müslüman, müslüman kardeşini Allah için
sever, güler yüzle karşılar, dualarında unutmaz,
hastalığında ve sağlığında ziyaret eder. Kardeşi onun
elinden ve dilinden zarar görmez. Müslüman,
kardeşine karşı alçak gönüllüdür, merhametlidir,
affedicidir. Müslüman, kardeşiyle çekişmez, hor ve
hakir görmez, ona ihanet etmez, kardeşine sırtını
dönemez, onun hakkında kötü zanda bulunamaz ve
kardeşiyle üç günden fazla dargın duramaz.
Müslüman, kardeşine yardım ettiği sürece Allah’ın da
kendisine yardım edeceğini bilir.
Kardeşlerim!
Kardeşlik, iyi olabilmek, biz diyebilmek,
kötülüğü işlemekten ve günaha düşmekten kardeşini
engelleyebilmektir. Yaratan'ın bakışıyla sevmek,
menfaat
beklemeden
sevmektir.
Kardeşlik,
atalarımızın dediği gibi “Bir elin nesi var iki elin sesi
var” şuuruyla "bir” yerine, "bin”ler olmaktır.
Yetimlerin Gözyaşlarını silmek, kimsesiz ve bakıma
muhtaç olanlara yardım etmektir. Kardeşlik, muhtacın
gönlüne sıcak bir muhabbet salıvermek, mâteme teselli
olmak, vereceğin bir şeyin olmasa dahi tebessüm
edebilmektir. Kısacası kardeşlik bir ve beraber
olabilmektir.
Kardeşlerim
“Sevgi varken nefret niye, / Barış varken savaş
niye/ Kardeşlik varken didişmek niye / Dostluk varken
düşmanlık niye / Hoşgörü varken bağnazlık niye,/
Özgürlük varken tutsaklık niye, / Adalet varken,
haksızlık niye?”6
_________________________________________
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Hucurat 49/10
Ebû Dâvud, Edeb 46
Müslim, İman 95
Enfal, 8/74
Buhârî, Edeb 27
Hacı Bektaş Veli
Hazırlayan : Hacı Mehmet AKDOĞAN Uzm. Vaiz
Redaksiyon : İl İrşat Kurulu
Kıymetli Müminler!
İLİ
: SAMSUN
TARİH : 31.10.2014
َ ‫عش ََر‬
َ ‫ور ِّعندَ اِلِّ اثْ َنا‬
ُّ ‫ِّإنَّ ِّعدَّةَ ال‬
َ‫ب اِلِّ َي ْو َم َخ َلق‬
ِّ ‫شه ًْرا فِّي ِّكتَا‬
ِّ ‫ش ُه‬
ٌ
َ
َ
َ
ْ
َ
ْ
‫الدينُ القيِّ ُم‬
ِّ َ‫ض ِّمنهَا أ ْربَعَة ُح ُر ٌم ذ ِّلك‬
َ ‫اوات َواأل ْر‬
َّ ‫ال‬
َ ‫س َم‬
‫سلَّم‬
َ ُ‫اِل صَلى هللا‬
َّ ‫سو ُل‬
َ ‫علَ ْي ِّه و‬
ُ ‫قال ر‬
َ
ُ
ْ
ْ‫ َوأَ ِّحبُّوا أَه َل‬، ِّ‫اِل‬
ْ
َّ ‫ب‬
َّ ‫أَ ِّحبُّوا‬
ِّ ‫ َوأ ِّحبُّونِّي ِّل ُح‬، ‫اِلَ ِّل َما يَغذو ُك ْم بِّ ِّه ِّمن نِّعَ ِّم ِّه‬
‫بَ ْيتِّي ِّل ُح ِّبي‬
MUHARREM AYI VE AŞURE
Değerli kardeşlerim
Okuduğum âyet-i kerimede Rabbimiz şöyle
buyuruyor: “Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı
günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on
ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu
Allah’ın dosdoğru kanunudur…”1
Okuduğum hadis-i şerifte de Efendimiz (s.a.v)
şöyle buyuruyor: “Size nimetler verdiği için Allah’ı
sevin. Allah’ı sevdiğiniz için de beni sevin. Beni
sevdiğiniz için de Ehli Beytimi sevin.”2
Kıymetli Müminler!
Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem ayı, Rahmet
Peygamberi
Hz.
Muhammed’in
yeryüzünü
şereflendirdiği, İslam’ı yaymaya ve yüce kitabımız
Kuran’ı anlatmaya başladığı, Mekke’den Medine’ye
hicretinin başlangıç sayıldığı, hem cahiliye toplumunda
hem de müslümanlar tarafından savaşmanın,
öldürmenin ve bozgunculuk yapmanın yasaklandığı,
saygı duyulması, hürmet gösterilmesi ve değer
verilmesi istenen dört aydan biridir. Muharrem ayı
peygamberimizin ifadesiyle şehrullahtır. Yani Allah’ın
ayıdır. Bundan dolayı Ramazan orucundan sonra en
faziletli orucun Muharrem ayında tutulan oruç olduğu
bildirilmiştir.’³
Değerli Kardeşlerim!
Zaman ve mekânlar tüm kıymet ve önemini
Allah’ın dilemesinden alırlar. Bunda da tüm canlılar
için birden çok hikmet ve fayda vardır. Bazı vakitlere
ve bazı yerlere daha fazla hürmet ve saygı
gösterilmesinin emredilmiş olması, ola ki insanoğlunun
bunlar sebebiyle Allah’ın hoşnutluğu kazanır da
olumsuz davranışlardan yüz çevirerek, günahlardan
uzaklaşmış olur. Muharrem ayı da ramazan ayında
olduğu gibi ilahi bereket ve feyzin Rabbani ihsan ve
keremin coştuğu ve bollaştığı mübarek bir zaman
dilimidir.
Aziz Müminler!
Muharrem ayı, içerisinde müstesna günlerden
biri olan Aşure gününü de barındırmaktadır. Çoklukta
birliğin sembolü olan Aşure, Muharrem ayının onuncu
günüdür. Aşure gününde Müslümanlar birlik ve
beraberliğin, hoşgörü ve sevginin, yardımlaşma ve
dayanışmanın sağlanması amacıyla çeşitli ürünlerden
oluşan aşure tatlısı yaparak komşulara, yoksullara ve
muhtaçlara ikram ederler. Bununla da Allah’ın rızasını
umarak on peygambere verilen on ayrı ihsanın, lütfun
kendilerine ulaşmasını isterler.
Bu mübarek günde, acısı Müslümanların
gönlünden çıkmayan elem verici bir olay yaşanmıştır.
Peygamberimizin benim dünyadaki çiçeğim, reyhanım
dediği cennet gençlerinin efendisi, ismini bizzat
kendisinin koyduğu güzide torunu Hz. Hüseyin ve Ehli
Beyt’ten yetmiş kişinin Kerbela’da şehit edilmesidir.
Ehl-i Beyt Peygamberimizin aile fertleri olarak O’ndan
aldıkları feyz sebebiyle takvada zirve olan
şahsiyetlerdir.
Aziz Kardeşlerim!
Kerbela’ nın acısını hissetmek, hüznünü yaşamak
önemlidir. Kerbela şehitleri için gözyaşı dökmek
takdire şayandır. Ancak Kerbela’nın acısını, kederini
yüreklerimizde hisseden müslümanlar olarak bugün
bize düşen görev Kerbela’yı doğru okumak ve
anlayarak “İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten
sakınma) üzere yardımlaşın ama günah ve düşmanlık
üzere yardımlaşmayın. Allah’a karşı gelmekten
sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.”4
ayetini dikkate alarak kardeşi kardeşe düşüren her türlü
fitneden ve bozgunculuktan olumsuz tutum ve
davranışlardır uzak durmaktır.
Kıymetli Müminler!
Bu duygu ve düşüncelerle Hicri yılbaşınızı tebrik
eder başta şehitlerin efendisi Hz. Hüseyin ve Kerbela
şehitleri olmak üzere bütün şehitlerimizi rahmetle anar,
Hz. Peygamber, Sahabe ve Ehli Beyit sevgisi etrafında
kenetlenen milletimizin barış, huzur, güven, sevgi,
hoşgörü ve birlik-beraberlik içerisinde yaşamasını,
Rabbi Rahim ve Maliki Kerim olan Yüce Mevla’dan
niyaz ederim.
__________________________________________________
1
. Tevbe, 9/36
. Tirmizî, Menakıb,32
3.
Müslim, Siyam, 202
4.
Maide,5/2.
2
Hazırlayan : Korkmaz ÇAKIR / Cezaevi Vaizi
Redaksiyon : İl İrşat Kurulu
Download

ekim ayı hutbeleri