İL
: SAMSUN
TARİH : 07.03.2014
ً ‫س ْو ٰاتِ ُك ْم َو ٖري‬
‫اس‬
ً ‫علَ ْي ُك ْم ِلبَا‬
ُ َ‫شا َو ِلب‬
َ ‫يَا بَ ٖنى ٰادَ َم قَ ْد ا َ ْنزَ ْلنَا‬
َ ‫سا ي َُو ٖارى‬
‫ت ه‬
َ‫اّٰللِ لَعَلَّ ُه ْم يَذَّ َّك ُرون‬
ِ ‫الت َّ ْق ٰوى ٰذلِكَ َخي ٌْر ٰذلِكَ ِم ْن ٰايَا‬
َّ ‫سو ُل‬
‫سلَّم‬
ُ ‫قال ر‬
َ ُ‫صلّى هللا‬
َ ‫علَ ْي ِه و‬
َ ‫اّٰلل‬
ٌ
ُ ‫ْال َحيَا ُء‬
‫ان‬
ِ ‫اإلي َم‬
ِ َ‫ش ْعبَة ِمن‬
İSLÂM'DA HAYA
Değerli Kardeşlerim!
Peygamber efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki:
“Her dinin bir ahlâkı vardır. İslâm'ın ahlâkı da
hayadır.” 1 İnsanın ahlâkını belirlemede en temel ölçü
olan haya; kalbin tesettürü, gönlün titremesi, gözün
perdesi ve dilin mührüdür. Allah tarafından ikram
edilen fıtrî bir duygudur. “Nefsin çirkin davranışlardan
rahatsız olup onları terketmesdir.”2 İslâm Alimlerinden
Mâverdi, hayayı üç kısma ayırmaktadır: Allah'a karşı
haya, insanlara karşı haya ve kişinin kendine karşı
hayası. Allah'a karşı haya; O'nun emir ve yasaklarına
uymaktır. İnsanlara karşı haya; onlara eziyet etmemek,
yanlarında çirkin işler yapmamak ve çirkin sözler
söylememektir. Kişinin kendine karşı hayası ise; edep
sahibi olmasıdır.3
Kıymetli Kardeşlerim!
Kur'ân-ı Kerim, Hz. Meryem4 ve Hz. Yusuf 5
gibi iffetle bezenmiş şahsiyetlerin haya ve edeple ilgili
davranışlarını anlatmaktadır. Ve Rabbim, bekâr bir
kızdan daha hayâlı olduğu rivayet edilen6 iffet
abidesi Peygamber Efendimiz (s.a.s)'in hayasına
Ahzab Sûresi'nde7 mührünü vurmaktadır. Meleklerin
bile kendisinden haya ettiği Hz. Osman (r.a)'ın hayası
dillere nâm salmıştır.8
Kardeşlerim!
Gizli açık herşeyi bilen, nerede olursak olalım
her an bizimle beraber olan Allah,9 haya edilip
utanılmaya en lâyık olandır.10 Rasûlullah (s.a.v)
“İman, yetmiş küsur parçadır. Haya da imandan
bir parçadır.”11 buyuruyor. Haya; mü'minin ziyneti,
imanın tezahürüdür. Kaynağı ise, iman ve islâm
ahlâkıdır. İman, haya ile beslendiği takdirde kişi,
sınırsız isteklerine set çekecektir. Haddi aşmayacaktır.
Zulmetmeyecektir. Muhatabına saygı duyacaktır,
değer verecektir. Özünde, sözünde, eyleminde
dosdoğru insan olacaktır.
Değerli Kardeşlerim!
Haya, ar ve namus perdesinden tüm güzelliği
hayata yansıyan bir utanma duygusudur. “Şayet
utanmıyorsan,
dilediğini
yap.”12
hadisinde
buyurulduğu gibi haya insanı terk edince, kişi
söylediği ve yaptığı her şeyi meşru görür artık. Bu
durumda, kötülüğün yapılmasına mani olacak hiç bir
engel de kalmayacaktır. Haya ile bezenmiş insan,
Eşref-i mahlûkattır, ahsen-i takvimdir. Hayadan
soyutlanmış insan ise, insanlıktan çıkmaktadır.
Haya duygusu tamamen hayırdan ibaret olup13
asla korkaklık, çekingenlik ve acizlik de değildir.
Ahlaken çöken toplumlarda ilk önce terk edilen haya
duygusu olmuştur. Böylece hayat; kuralsız, sınırsız bir
hale gelirken, özgürüm diyen insan nefsinin kölesi,
bütün varlığın esiri durumuna düşmüştür. Öyle bir hale
geldik ki, yalancı yalanından utanmıyor, hırsız da
hırsızlığından. Medya, çocukların ve gençlerin
zihinlerini hayâsızca şekillendiriyor. Edeb ve haya
sahibi bir neslin yetişmesinde, başta aileler olmak
üzere, hepimize büyük sorumluluk düştüğünü
unutmamalıyız.
Kardeşlerim!
“Öyle bir zaman gelecek ki, imanı muhafaza
etmek elde kor tutmak gibi olacak.”14 buyuran
efendimizin bahsettiği zamanlardan geçiyoruz.
Rabbimizin huzurunda kurulacak olan o büyük
mahkeme'de utanmamak için, bu fani hayatta hayayı
kuşananlardan olmalı insan. Bir günahı düşünmek bile
kalbimizi titretmeli. Her gün biraz daha yaklaşan o
hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmeliyiz.
Yüce Allah buyuruyor ki; “Ey Âdemoğulları! Size
avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise
verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)
elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler),
Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt
alırlar (diye onları insanlara verdik).” 15 Rabbim,
takva elbisesine bürünenlerden, Kur'an-ın ahlakıyla
ahlâklananlardan, peygamber efendimiz (s.a.v)'in
hayasını kuşananlardan eylesin.
________________________________________________________________
l
.Muvatta', “Hüsnü'l-hulk”, 9.
2.
T.D.V. İslâm Ans, Haya Mad. s. 554.
3.
Şamil İslâm Ans., Haya Mad. s. 221.
4.
Enbiya, 21/91. Meryem, 19/23.
5.
Yusuf, 12/23-33.
6.
Buhari Edeb, 73.
7.
Ahzâb, 33/33-53.
8.
Müslım,Fezâ'ilü's-sahâbe,26.
9
.Hadid,57 /4.
10
.Buhari, Gusül, 20.
11
.Müslim, İman, 57.
12.
Buhari, "Edeb", 78.
13
.Müslim, "Iman",61
14.
İbn-i Mâce, 2/1306.
15.
A'raf, 7/26.
Hazırlayan : Suzan DEBEROĞLU İl Vaizizi
Redaksiyon : İl İrşat Kurulu
İL
: SAMSUN
TARİH : 14.03.2014
‫َو ََل تَقُولُوا ِل َم ْن يُ ْقت َ ُل ٖفى َس ٖبي ِل ه‬
َ‫اّٰللِ ا َ ْم َواتٌ َب ْل اَحْ َيا ٌء َو ٰل ِك ْن ََل تَ ْشعُ ُرون‬
‫سو ُل ه‬
‫سلهم‬
ُ ‫قال ر‬
َ ‫صلّى هللاُ َعلَ ْي ِه و‬
َ ‫اّٰلل‬
ْ
‫ه‬
ْ
ٌ
ٌ
‫ عيْن بكَت ِمن َخشي ِة ه‬: ‫ار‬
‫ وعيْن باتَت‬، ِ‫اّٰلل‬
ُّ ‫َان َل ت َم‬
ُ ‫س ُه َما الن‬
ِ ‫ع ْين‬
‫س في س ِبي ِل ِه‬
‫اّٰلل‬
ُ ‫تحْ ُر‬
ŞEHİTLİK
Değerli Kardeşlerdim!
İnsan, Allah’ın en güzel yarattığı, özellikli donattığı,
nimetlerini ikram ettiği,
yeryüzünde halife kıldığı onurlu
varlıktır.
İnsan değerleri ile yaşar. Bizi ayakta tutan milli ve
manevi değerlerimizdir. Bunlar; Din, İnanç, Kur’an, Ezan,
Bayrak, Vatan, Millet ve kültürümüzdür.
Merhum Necip Fazıl ne güzel ifade ediyor;
“Denildi mi bir yerin adına Türk beldesi,
Gözüm al bayrak arar, kulağım ezan sesi.”
Bu değerler bize Allah’ın en kutsal emanetleridir. Tarih
boyunca, varlığımıza yönelik tehditlerden, bütünlüğümüze
yönelik tehlikelerden, hep milli ve manevi değerlerimize sahip
çıkmak ve baş tacı ederek sadık kalmakla kurtulmuş ve
korunmuşuz.
İnsanın yuvası fert olarak ev, milletin yuvası da toplum
olarak vatandır. Vatan bizim her şeyimizdir. Büyüklerimiz, vatan
sevgisini imandan saymışlardır.
Nasıl sevmeyelim ki; sıcak aile ocağımız, minareleri
tevhidi simgeleyen camilerimiz, ilim irfan yuvası okullarımız,
şehirlerimiz, köylerimiz, kültürümüz, ecdat yadigarı milli-manevi
değerlerimiz, gönül mimarlarımız ve şehitlerimiz vatan
topraklarındadır.
Mehmet Akif ERSOY bize sesleniyor; Dinle,…
“Enbiya yurdu bu toprak, şüheda burcu bu yer,
Bir yıkık türbesinin üstüne Mevla titrer.” …
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme yazıktır atanı,
Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı!...
Kardeşlerim!
İnsan doğar, yaşar, ölür. Ölümün en şereflisi ise, Allah
için, dini, devleti, vatanı, milleti, namusu, için can feda
etmektir. Bu uğurda Şehid olmaktır.
Yüce Allah (c.c), Şehitlere ebedi mutluluk vaad ediyor.
“Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar
diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.” 1
“Şüphesiz Allah, Mü’minlerden canlarını ve mallarını
cennet karşılığında satın almıştır…..
“O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı
sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.”…2
Peygamber efendimiz (s.a.v) şu müjdeleri veriyor;
“Cennet’e giren hiçbir kimse, yeryüzünde olan her şey orada
varken, dünyaya dönmeyi istemez. Ancak şehid,
gördüğü
aşırı itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi, on defa
şehid olmayı ister.” 3
“Biri Allah korkusundan ağlayan, diğeri de Allah rızası
için gece nöbet bekleyen iki gözü cehennem ateşi yakmaz.” 4
“Allah yolunda ayağı tozlanan kimseye cehennem ateşi
dokunmaz.” 5
Kıymetli Kardeşlerim;
Bir milletin istikbali; milli ve manevi değerlerine,
vatanına,
milletine,
bayrağına,
dinine,
devletine,
mukaddesatına, istiklal ve hürriyetine, birlik ve beraberliğine
bağlılığı ve bu idealler için gönlünde taşıdığı hedeflerle
gerçekleşir.
Tarihin akışı içinde asil milletimiz inandığı
değerlere hizmetin peşinden koşmuş, hakettiği yeri canı pahasına
korumuştur.
Çanakkale’de hayatının baharında 253.000 genç şehit
verilmiş, Anadolu'da Lise son sınıflarına kayıt düşülmüştü:
“Bütün sınıf cephede vatan savunmasında şehid oldu...Mezun
verilemedi... Ruhları şad olsun... Vatan sağolsun...” ... Ecdad;
“Çanakkale geçilmez” diye tarihe not düştü... Başkumandan Gazi
Atatürk’ün ifadesiyle; “Milletin geleceğini, milletin azim ve
kararlılığı belirledi.
Hasta adam teşhisi konulan, ülkesi parsellenen, milli ve
manevi değerleri çiğnenmek istenen, tarihe gömülme planları
yapılan necip Türk milleti düşmanlarına unutulmaz bir ders daha
vermiş, tarih sahnesinde yerini ve rolünü yeniden almıştır.
Mehmetçiklerimizin çelik yürekleri, şehitlerimizin
mübarek kanları, ecdadımızın mukaddes emekleri, dedelerimizin
alın terleri, ninelerimizin duaları ve yetimlerimizin gözyaşları ile
yoğrularak bize emanet edilen cennet vatanımızı, rengini
şehitlerimizin kanından alan ay yıldızlı bayrağımızı, gönlünü ve
gayretini yüksek ideallere adamış asil milletimizi canımızdan
aziz bilip sevmeli ve korumalıyız. Şehitlerimizle koyun koyuna
milli ve mukaddes emanetlerin bekçiliğini yapmalıyız. Ben, Sen,
yok! ..Biz varız...Nesillerimizi Vatan, millet, bayrak, din ve devlet
sevgisiyle, Milli ve manevi değerleri ile, herkesin inancına,
dinine, kültürüne ve yaşam tarzına saygılı, birlik ve beraberlik
içinde, barış ve kardeşlik duygularıyla
yetiştirmeli ve
yaşatmalıyız.
Şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
“Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana aguşunu açmış
duruyor peygamber.” (M. Akif)
____________________________________________
1
.Bakara, 2/154.
2
.Tevbe, 9/111.
3
.Buhari Cihad, 21.
4
.Riyazüs salihin, C.2/542.
5
.Buhari, Cihad, 16.
Hazirlayan : Nihat KAZEL, Baş Vaiz,
Redaksiyon : İl İrşat Kurulu
İL
: SAMSUN
TARİH : 21.03.2014
‫اْ ملَُْ مْ دِ م خ‬
‫وَْا‬
‫َا‬
َ ُ‫الل دِ دِاُ َْل‬
َ ًُ‫لاَ دَُِاََ مْ اً اُْم د‬
‫َْاِد ه د‬
َ ‫ّٰل‬
...‫اْ َِسَْْها‬
َ ‫َّالّٰل‬
َ ‫ًَ مَا َح ُ ه‬
:‫قا َل رسو ُل هللا صلى هللا عليه وسلم‬
‫ض في ه‬
‫ض ُل آل ْع َمال الحُبُّ في ه‬
ُ ‫ َو ْالبُ ْغ‬،ِ‫اّلل‬
ِ‫اّلل‬
َ ‫أ ْف‬
ALLAH İÇİN SEVMEK VE ALLAH İÇİN BUĞZETMEK
Değirli Kardeşlerim!
Müslüman Allaha teslim olmuş kişidir. O
Allah’ı şiddetli bir sevgiyle sevdiği 1 içindir ki,
sevdiklerinde de onun sevgisini, rızasını arar.
Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerimde: “Allah’a ve
ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun,
babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy
sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine
düşman
olan
kimselere
sevgi
beslediğini
göremezsin…” 2 buyuruyor.
Allah Rasülü de: “İmanın tadını almanın
yolu, olgunluk alameti” 4 ve “amellerin en
faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için
buğzetmektir.”5 buyuruyor.
3
Allah için sevmek, Allah'a kulluk edeni ve
böylece Allah'ın sevdiğini, dünyevî ve şahsî bir
beklenti olmaksızın sevmek demektir. Allah için
buğzetmek ise Allaha isyan edeni ve sonuçta Allahın
sevmediğini hiç bir şahsî dava olmaksızın sevmemek
demektir.
Bir kişiyi Allah için seviyorum diyen kişi ben
sende Allah'ın sevdiği özellikler gördüğüm için
seviyorum demektedir. O halde kişi Allahı şahit
tuttuğu bu iddiasında son derece dikkatli olmak
zorundadır. Sevgi ve nefret, kalbin amelidir. O halde
biz sevdiklerimizden de sorumluyuz.
Kardeşlerim!
Buyuruyor ki Allah Rasûlü “Kişi sevdiği ile
beraberdir.” Bir başka hadîsinde “Kişi dostunun dini
üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk
kuracağına dikkat etsin.” 6 buyurarak bizlere sevme
ölçüleri vermektedir, insanoğlu tabiatının icabı olarak
sevdiğini ya sahip olduğu malı için sever, ya zatından
ileri gelen bir özellik sebebiyle sever, ya da asalet vb.
dünyevî özellikleri için sever. Halbuki bunların bir
kısmı geçicidir. Bir kısmı kişinin kendi kazanımı
değildir.
Öyle ise seveceğimiz kişide kalıcı olan
dindarlık 7 ve Allah rızası ön planda olmalıdır.
Peygamber efendimiz: (s.a.v) ahiret için çok fazla
amelinin olmadığını fakat Allah ve Rasûlünü sevdiğini
söyleyen birine “sen sevdiklerinle beraber
olacaksın.”8 diyerek sevginin nelere kadir olduğunu
beyan buyurmaktadır. Sahabeden Enes der ki: “İslâm'a
girmekten başka hiçbir şey bizi, Rasûlullah'ın bu sözü
kadar sevindirmemişti.”
Kıymetli Kardeşlerim!
Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek
öyle faziletli bir ameldir ki: Cenâb-ı Allah'ın hiçbir
gölgenin olmadığı kıyamet gününde kendi gölgesinde
gölgelendireceği yedi sınıf insandan biri de aralarında
kan ve mal bağı olmaksızın 9 sırf Allah için birbirlerini
seven, Allah rızası için bir araya gelip ve Allah rızası
için ayrılan iki kişidir. 10
Kardeşlerimizdeki Allahın sevdiği hasletleri
söylemek 11 güzel amellerin devamını teşvik etmektir.
Nitekim Allah Rasûlü bir sahabiye “Sende Allah ve
Resulünün sevdiği iki haslet var; hilm ve teenni.” 12
buyurarak hem bu hasletlerin dindeki yerini belirtmiş
ve hem bu sahabi'yi överek teşvik etmiştir.
Müslüman'ın bir kişiyi sevmesi veya
sevmemesi kişinin ameli, yapıp ettikleri yönüyledir.
Müslüman, doktor misali “Hastaya dosttur ama
hastalığa düşmandır.”
Müslüman isterki herkes Allah'ın sevgisini kazansın ve
böylece onun rızasını ve cennetini kazanacak bir şeyler
yapsın.
_____________________________________________
1
Bakara, 2/165.
Mücadele, 58/22; Mümtehine 1.
3.
Buhârî, İman 9, 14, Müslim, İman 67; Nesâî, İman 3.
4
.Ebu Davud, Sünnet 16.
5
Ebû Dâvud, Sünnet 3
6
Ebû Dâvud, Edeb 19; Tirmizî, Zühd 45.
7
Buharı, Nikah 15; Müslim, Rada 53; Nesâî, Nikah 13.
8
Müslim, Bin-, 50. Ebû Dâvud, Büyü 78.
10.
Buhârî, Ezan 36, Rikâk24, Hudûd 19; Müslim 91.
11
.Ebû Dâvud, Edeb 122, Tirmizî, Zühd 54.
12
.Tirmizî, Birr 66; Müslim, İman 25.
2
Hazırlayan : Salim ZENGİN Kılıçdede Camii İ-H
Redaksiyon : İl İrşat Kurulu
İL
: SAMSUN
TARİH : 28.03.2014
‫ون ِم ْنه ُ فَ ِانَّه ُ ُم ََل ٖقيكُ ْم ث ُ َّم‬
َ ‫ت الَّ ٖذى ت َ ِف ُّر‬
َ ‫قُ ْل ا َِّن ْال َم ْو‬
َّ ‫ب َوال‬
‫ش َهادَ ِة فَيُن َِبئُكُ ْم ِب َما كُ ْنت ُ ْم‬
َ ‫ت ُ َرد‬
ِ ‫ُّون ا ِٰلى َعا ِل ِم ْالغَ ْي‬
‫ون‬
َ ُ‫ت َ ْع َمل‬
:‫قا َل رسو ُل هللا صلى هللا عليه وسلم‬
َ‫ت يَ ْعنِي ا ْل َم ْوت‬
ِ ‫أ َ ْكثِ ُروا ِذ ْك َر َهاذ ِِم اللَّذَّا‬
ÖLÜME HAZIR OLMAK
Değerli Kardeşlerim!
Sınırlı dünya hayatında ömrümüz her geçen gün
kısalmaktadır. Attığımız her adımla ölüme doğru yol
almaktayız. Aldığımız her nefes, almamız mukadder olan
nefes sayısını eksilterek an be an yaklaştırmakta bizi ölüme.
Ve gün gelecek yakalayacak bizi ölüm. Hareketsiz bir
şekilde, etrafımızda olup bitenleri anlamayıp öylece yatıp
kalacağız. Beyaz kefenle bizi saracaklar, tahta tabuta
koyacaklar. Musalladaki bir anlık saltanatımız sona erip
mezara koyacaklar bizi ölüm hakikatiyle.
Kardeşlerim!
Dünya hayatına bütünüyle dalıp ahiret yurdunu
unutanlar veya ahirete inanmayanlar için ölüm, en
istenmeyen şeydir. Ama o ölüm ki; nice hırslara son verir,
nice zalimlerin belini kırar ve nice zorbaları yere serer. Nice
zevkleri yerle bir eder o ölüm. Saraylardan, villalardan, her
türlü konforu terkedip kabre konmak ne ağır gelir ona.
Pahalı avizelerin aydınlığından yer altının karanlığına
girmek kolay olmasa gerek. Ama ölüm öyle bir gerçek ki,
ona ne en muhkem kalelerin surları engel olabilir, ne de en
sağlam sığınak ve korunaklar mani olabilir. Kimi üzülerek,
kimi ağlayarak, kimi gülümseyerek, kimi sevinerek son
nefesini verir ölümle. Can verirken kiminin üzerinde galib
olan hal Cehennem korkusu, kimininki Cennete girme
ümidi, kimininki sevgi, kimininki özlemdir.
Aziz Kardeşlerim!
Ölüme hergün biraz daha yaklaştığımızın farkında
mıyız? Ölümün an be an bizi kuşattığının bilincinde miyiz?
Ölüme hazır mıyız? Fani dediğimiz yalan dünya için nice
mal mülk edindik de acaba ölüm ötesi için ne biriktirdik?
Yol üstünde yola devam ederken her şeyi düşündük te
acaba o çetin yolculuğa neler hazırladık? Önemli olan, bu
sınırlı hayatın sonuyla sınırsız ahiret hayatının başlangıcı
olan çizgiye varıp, ebedi yolculuğa çıkarken azıksız
olmamaktır. Peygamberimizin; “Lezzetleri yok eden
ölümü çok anın.” 1 düsturu doğrultusunda, ölümü çokça
hatırlayıp hazırlığımızı iyi yapmalıyız.
Efendimizin; “Akıllı kimse bu dünyada kendisi
sorgulayan ve ölüm sonrası için çalışandır...” 2 sözü de
bize, hayat için sarf edilen çabaların dünyanın geçici
zevk ve çıkarları uğruna mı, yoksa Ahiretin son bulmayan
zevkleri uğruna mı harcandığı konusunda ışık tutmaya
yetmez mi?
Kardeşlerim!
Müminler ölümü ayrılık vakti değil, kavuşma vakti
bilirler. Sılaya kavuşanlar gibi. Aşıkın ma'şukuna,
sevenin sevgilisine kavuşması gibi. Sen de Mevlana gibi
ölümü düğün gecesi olarak görebildinse hazırsın ölüme.
Yunus Emre gibi;
Surat kıldan ince kılıçtan keskin.
Varıp üzerine yatasım gelir.
diyebildinse hazırsın ölüme. Dost dosta gider. Müminlerin
dostudur Allah. Müminler de Allah'ın dostlarıdır. Ölümle
dost dosta kavuşur diyebiliyorsan hazırsın ölüme.
Cennet bizimdir ve Allah bizim dostumuzdur diyen
kimsenin ölümden korkmaması lazımdır. Çünkü ölüm
demek Cennetin kapısının açılması ve dostun dosta
kavuşması demektir. Cenneti ve İlahi cemali temaşa etmek
isteyen ölümü temenni eder. Evliyanın ölümü dört gözle
beklemelerinin sebebi budur.
Ölüme hazır olmak için ölümü çokça anmak gerek,
akıldan çıkarmamak gerek. Yozlaşmış, bozulmuş dünya
yaşantımızın dini mübine uygun olabilmesi için bugün buna
ne kadarda ihtiyacımız var. Ölüm haktır, hesap haktır,
mizan haktır, düşüncesiyle hareket eden insanların kemal-i
edepten uzak olmaları ne mümkündür.
Değerli Kardeşlerim!
Dünya hayatında yaşamak ne kadar anlamlı ise ölün
de o kadar anlamlıdır. İnsanoğlu için ölüm kaçınılmaz
olduğuna göre bize de gelecek olan ölüme hazır olmalıyız.
Zira korkunç olan ölüm değildir. Asıl korkunç olan, ölüme
hazırlıksız yakalanmaktır.
Hutbemi başlangıçta okuduğum ayeti kerimenin
meali ile bitiriyorum.:De ki: “Sizin kendisinden kaçıp
durduğunuz ölüm var ya, o mutlaka size
ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen âlemi de bilen
Allah’a döndürüleceksiniz de, O size yapmakta
olduklarınızı haber verecektir.” 3
______________________________________
Sünen, Zühd, 34/4 (IV;553).
.Tirmizi. Kıyame, 25 Hadis No 2459.
1.Tirmizî,
2
3.Cuma, 62/8.
Hazırlayan : Veysel YILMAZ Şube Müdürü
Redaksiyon : İl İrşat Kurulu
Download

2014 Yılı Mart Ayı Hutbeleri