T.C
Ege Üniversitesi
Diş Hekimliği Fakültesi
Ortodonti Anabilim Dalı
DİASTEMA TANI VE TEDAVİLERİ
Bitirme Tezi
Stj. Diş Hekimi Tuğçe YUCA
Danışman Öğretim Üyesi: Prof. Dr. Münire Ece SABAH
İZMİR-2014
ÖNSÖZ
‘DİASTEMA TANI VE TEDAVİLERİ’ isimli bu tez çalışmamı hazırlarken hiçbir
zaman desteğini esirgemeyen bilgi ve tecrübelerini benimle paylaşan sayın hocam
Prof. Dr. Münire Ece SABAH’a ve hayatımın her alanında her konuda en büyük
destekçim olan değerli aileme teşekkürü bir borç bilirim. Saygılarımla.
İZMİR-2014
Stj. Diş Hekimi Tuğçe Yuca
İÇİNDEKİLER
1.
GİRİŞ ................................................................................................................
2.
DİASTEMALAR ........................................................................................... 2
3.
4.
2.1
Süt Dişlenmede Diastemalar ............................................................................... 2
2.2
Daimi dişlenmedeki diastemalar......................................................................... 2
DİASTEMA ÇEŞİTLERİ ............................................................................. 4
3.1
Ortahat Diasteması ............................................................................................ 4
3.2
Polidiastema........................................................................................................ 5
DİASTEMA ETİYOLOJİSİ ......................................................................... 6
4.1
Diş Boyutu - Çene Boyutu Arasındaki Tutarsızlık ................................................ 6
4.2
Konjenital ............................................................................................................ 7
4.3
Makroglossi ......................................................................................................... 7
4.4
Supernumerer Dişler ........................................................................................... 8
4.5
Küçük Dişler Ve Şekil Anomalileri........................................................................ 8
4.6
Zararlı Ağız Alışkanlıkları ..................................................................................... 8
4.7
Daimi Dişlerin Kaybı ............................................................................................ 9
4.9
Agresif Periodontitis.......................................................................................... 10
5.
DİASTEMA EPİDEMİYOLOJİSİ ............................................................ 10
6.
DİASTEMA TEDAVİLERİNDE AMAÇ VE YAKLAŞIMLAR ............ 13
7.
6.1
Dişhekimliğinde Estetiğin Önemi ...................................................................... 15
6.2
Tedavi Yaklaşımları............................................................................................ 17
6.2.1
Tedavi Uygulanmaması ............................................................................. 17
6.2.2
Ortodontik Tedavi ..................................................................................... 17
6.2.3
Ortodontik Tedavinin Protetik Tedaviyle Desteklenmesi ......................... 20
6.2.4
Kompozit Bonding Yöntemi İle Diastema Kapatma ................................. 22
6.2.5
Seramik Restorasyonlar ............................................................................ 24
STABİLİTE VE RETANSİYON................................................................ 26
7.1
Tedavi Sonrası Stabiliteyi Etkileyen Faktörler ................................................... 26
7.2
Periodontal ve Gingival Durum ......................................................................... 26
7.3
Tedavi Sonrası Pozisyonlandırma ve Fonksiyonel Okluzyonun Oluşması ......... 27
7.4
Büyümenin Devam Etmesi Hususu ................................................................... 28
7.5
Tedavi Sonrası Retansiyonun Sağlanması ......................................................... 29
8.
SONUÇ ......................................................................................................... 30
9.
KAYNAKÇA ................................................................................................ 31
TABLO LİSTESİ ................................................................................................ 36
10.
ÖZGEÇMİŞ .............................................................................................. 37
1. GİRİŞ
Diastema, dişler arası boşluk ve dişler arası bağlantı noktaları noksanlığıyla
karakterize olmuş bir dental anomalidir. Diastemalar yalnızca posteriorda ya da
anteriorda bulunabileceği gibi lokalize yada tüm arkı kapsayacak şekilde generalize
de olabilir. (Şekil 1)
Şekil 1 : Lokalize diastema
Diastema nedenleri kalıtsal, kazanılmış ya da işlevsel(fonksiyonel) olabilir. En
önemlilerinden biri diş -alveolar ark boyut farklılıkları, büyük diş, yanlış dil
pozisyonu ve fonksiyonu konjenital diş eksiklikleri sayılabilir. Lokalize aralık
genelde birkaç lokal faktöre bağlıdır, örnek olarak küçük dişler, geç düşen süt
dişleri, emme alışkanlıkları, periodontal hastalık ve hipertrofik üst dudak frenulumu
verilebilir.
Ortodontistler diastema tedavisinde önemli bir rol oynarlar ve diğer disiplinlerle
işbirliği içindedirler. Tedavi için en uygun zaman daimi dentisyon periodudur.
Tedavi bireyselleştirilmiştir ve etiyolojisiyle doğrudan ilişkilidir. Tedavi genellikle
estetik ve psikolojik amaçlar doğrultusunda uygulanmalıdır. Bu çalışmanın amacı,
süt ve kalıcı maksillofasiyellerdeki boşlukları tanımlamak, bu duruma yol açan
etiyolojik faktörleri sunmak ve bunun nedenlerine bağlı olan mümkün terapötik
yaklaşımları ve özel tedavi yollarını yapılan literatür çalışmalarıyla sunmaktır.
2. DİASTEMALAR
2.1 Süt Dişlenmede Diastemalar
Diastema, süt diş dizilerinin ortak özelliğidir ve süt dişlenmede önemli bir yer
teşkil etmektedir. Aynı zamanda daimi dişlerin ilerki zamanlardaki diziliminin
olumlu bir göstergesidir. Diastemanın olmayışı daimi dişlenmede şiddetli
çapraşıklık olabileceği riskini göz önüne sermektedir. Süt dişlenmedeki
aralanmaların insidansı %98 ile 42.9% arasında değişmektedir. [1] Bazı yazarlar ise
indidansı %90 olarak rapor etmişlerdir. Diastemaların mandibulada maxillaya
oranla daha fazla olduğu ortaya konmuş ve erkek çocuklarda kız çocuklara nazaran
daha fazla olduğu gösterilmiştir. [2] (Şekil 2)
Şekil 2 : Süt dişlenmede diastemalar
2.2 Daimi dişlenmedeki diastemalar
Daimi dişlenmede diatemalar nüfusun üçte birinde normal bir okluzyonun ögesi
kabul edilmektedir. Yapılan bir epidemiyolojik çalışmaya göre genel popülasyonun
21.4% ünde her iki çene arkında da aralanmalar olduğu sunulmuştur. [3] Oysa ki
daha sonra yapılan çalışmalara göre insanların yaklaşık %50 sinde her iki arkta da
2
diastemalar olduğu ortaya konulmuştur. Tek bir arkta diastemalara sahip bireylerde
ise bu diastemaların sıklıkla maxillada bulunduğu gözlenmiştir. Yine yapılan bir
çalışmaya göre maxilladaki aralanmalar daha çok anterior bölgede saptanmştır.
(Şekil 3)
Genç popülasyon üzerinde yapılan çalışmalar göstermiştir ki; her iki çenedeki
diastemalar erkek çocuklarda kız çocuklara göre daha sıktır. [2] Ancak daha sonra
yapılan kapsamlı çalışmalarda cinsiyet farkı sadece 16-18 yaşından büyük
bireylerde anlamlı bulunmuş, daha küçük yaştaki erkek ve kız çocuklarda diastema
sıklığı eşit gözlenmiştir. [3] .Steigman ve Weissberg’in 1985 te yaptığı araştırmada
oratahat diastemasının insidansı %36.8 bulunmuştur. Çalışmaya göre tek bir boşluk
olarak sadece median diastemanın bulunduğu olgular bireylerin 1.6% sını kapsadığı
gösterilmiş, bu bilgi Sanin ve ark. (1969) ve Popovich & Thompson (1979) isimli
araştırmacıların yaptıkları çalışmalarla desteklenmiştir. [1] Santraller ve lateraller
arası diastemaları takiben kanin dişlerin mezyal ve diastallerinde de geniş boşluklar
bulunur. [3]
Yine bu çalışmalara göre, kanin dişlerin mezyal ve distallerinde bulunan geniş
boşluklar santral dişlerin arasında konumlanan diastemaları takip etmektedir.
Çalışmalara göre aralanmaların yaş arttıkça azalma eğiliminde olduğu
görülmüştür. [4] Rapor edilen bir çalışmada görülmüştür ki dental maturasyon
süresince kanin dişlerin distallerinde yer alan diastemalar zamanla azalma
eğiliminde olup,bu süre içinde bu dişlerin mezyallerinde genellikle yeni
aralanmalar meydana gelmektedir. Bunun sebepleri arasında 3.molar diş
erüpsiyonu, molar dişlerin mesial migrasyona premolar ve kaninlerin ise distal
migrasyona yatkınlığı sayılabilir. [5]
3
Maxiller median diastema ağızda en stabil boşluk olarak görülürken,1.premolar
dişlerin mezyallerinde bulunan boşlukların stabilitesi distaldekilere göre daha
fazladır. [3]
Şekil 3 : Polidiastema
3. DİASTEMA ÇEŞİTLERİ
3.1 Ortahat Diasteması
Çalışmalara göre diastemanın en sık gözlenen türü maksiller santraller arası
görülen diastemadır. İki santral diş arasında bulunan boşluk 2 mm den fazla olarak
skorlanırsa bu durum midline diastema olarak adlandırılır. [6] Tedaviye ihtiyaç
duyulması olgunu derecesine ve estetik ihtiyacına göre hastadan hastaya
değişmektedir. (Şekil 4,5)
Anormal labial frenulum ataşmanı midline diastemanın en önde gelen sebebidir.
Belirgin ve proximallere doğru nonelastik fibrilleri uzanan frenulum, sıklıkla
maxiller santrallerin tam olarak doğru konumda sürmelerini engeller ve post erüptif
dönemde kas aktif oldukça açılma düzeyi artabilir. Tedavi sürecinde diastemanın
4
kapatılmaya çalışılmasından önce etiyolojik faktör olan frenulum faktörü tedavi
edilmelidir. [7]
Şekil 4 : Ortahat diasteması
Şekil 5 : Ortahat diasteması
3.2 Polidiastema
Polidiastema çenede yaygın olarak bulunan birden fazla diastemayı
tanımlamaktadır. Özellikle anterior bölgede her diş arasında bulunan diastema
olguları polidiastema olarak adlandırılabilir. [8] Polidiastema nedenleri arasında
genetik, kötü alışkanlıklar ve sistemik durumlar gibi etkenler sayılabilir. Genetik
başlığı altında çapraz kalıtım denen neden sebebiyle bireyde çoklu diastemalar
oluşabilir. Bu durum anneden küçük diş, babadan ise büyük çene özelliğinin
kalıtılmasıyla oluşur. Parmak emme , dil emme, yanlış solunum gibi kötü alışkanlık
etkenleri de polidiastemalara neden olabilmektedir.[9] Bazı durumlarda
polidiastemalar bazı sistemik durumlara işaret edebilmektedir. Bu durumlar
arasında bazı hormonal bozukluklar ve bazı sendromlar sayılabilir.(Cushing
sendromu, Trizomy 21vb.)
5
4. DİASTEMA ETİYOLOJİSİ
Aralanma nedenleri kalıtsal, edinsel veya fonksiyonel olabilir. Kalıtsal nedenler
arasında diş boyutu -ark boyutu tutarsızlıkları, doğumsal olarak eksik dişler,
makroglossi, süpernümerer dişler, küçük dişleri ve hipertrofik üst dudak frenulumu
sayılabilir. Fonksiyonel nedenle zararlı oral alışkanlıkları, edinilen patolojik
nedenler arasında; artan dil boyutu, eksik dişler, diş sürmesinde gecikme ve diş eti
hastalıkları bulunmaktadır.[1]
4.1 Diş Boyutu - Çene Boyutu Arasındaki Tutarsızlık
Aralıklı dentisyon gözlenen vakalarda diş boyutu ve çene boyutu arasındaki
tutarsızlık etiyolojik faktörlerden birini oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalarda
bulunmuştur ki diastemalı olgularda kişiler genelde büyük bir yüz ve geniş bir çene
yapısına sahiptir. [8] Yapılan bir çalışmada;
a) Diastemalara sahip erkek hastalarda, intercanine ve interpremolar mesafeler
sadece maxillada olmak üzere artmıştır.
b) Ortalama diş genişliği diastema olanlarda ve olmayanlarda belirgin bir fark
göstermemiştir.
c) Buna karşılık aralıklı dişlenmeye sahip bayan hastalarda santral, kanin ve
posterior dişlerin genişliğinde bir azalma olduğu görülmüştür.
d) Kadınlarda çene boyutu aralanmaya çok fazla sebep olmamaktadır.
Buna göre denebilir ki aralanmaya geniş ark boyutları ve dar diş boyutları neden
olabilir. [3]
6
4.2 Konjenital Diş Eksikliği
Doğumsal olarak eksik olan dişler diastemanın etiyopatojenitesinde önemli bir
rol oynamaktır. Doğumsal olarak eksik dişlerin etiyolojisinde, çeşitli genetik ve
çevresel faktörler sorumlu tutulmuştur. [10]
Aralıklı dişlenme bulunan olgularda, aralıklar sadece eksik dişler bölgesinde
değil, komşu dişlerde sık sık göçe neden olacağından genel olarak da görülebilir.
[8] Eğer mevcut dişler küçük, konik şekilli estetik olmayan bir yapıya sahipse
durumu daha da kötüleştirebilir. [10] Konjenital diş eksikliği bazı durumlarda bize
klinik bir işaret verebilir ya da bir sendromun habercisi olabilir. Özellikle 6’dan
fazla eksik diş görülen ve buna bağlı geniş boşluklar bulunan olgularda altında bir
neden aranmalıdır.[11] İkinci mandibular premolar dişler en fazla konjenital eksik
olan dişlerdir. Bunu maksiller lateral, üçüncü molarlar, alt birinci santral dişler
izlemektedir.
4.3 Makroglossi
Gerçek macroglossia dilin gerekenden daha büyük olduğu bir durumdur.
Macroglossi, her iki çenede de diastema için bir etiyolojik faktör oluşturmaktadır.
Dilin büyük olması, ortodontik tedavinin stabilitesi , çiğneme, yutkunma, solunum
problemleri ortaya çıkarabilir. [12]
Macroglossinin gerçek nedenleri kalıtsal ya da edinsel olabilir .[13] Dilin
boyutları oral kaviteye göre büyük olduğunda özellikle mandibular dişlerin lingual
yüzeylerine baskı uyguladığı durumlarda makroglossi tanısı ampirik olarak
konabilir. Belirli sefalometrik
ölçümler de
macroglossi tanısında yardımcı
olabilir. [14] Ancak yöntemlerin pratik eksikliği nedeniyle dil boyutunun
maloklüzyonun derecesinde ne kadar etkili olduğu ölçülememektedir. [15]
7
Pseudomakroglossi de diastema açısından etiyolojik bir faktördür. Bu durumda
dilin boyutları normal, fakat diğer anatomik yapılar daha minimaldir. Böylece
özellikle anterior bölgede aralanmalara neden olabilir. [16]
4.4 Supernumerer Dişler
Supernumerer dişler, dişler arası lokal aralanmalarda bir neden olarak karşımıza
çıkmaktadır .Mekanizması ise sürdüğü esnada, komşu dişi arkın dışına doğru
itmesiyle meydana gelir.
İnsidansı daimi dişlenme dönemindeki aralanmalarda 0,5% 3.8% arasında, süt
dişlenme döneminde ise 0.35-0.6% olarak bildirilmiştir. Supernumerer dişlerin
yaklaşık %75i üst çenede görülmektedir. En yaygın supernumerer dişin maksiller
mesiodens (% 46,9'unun) olduğu, bunu küçük azının izlediği (24.1%) ve azı dişleri
(18%) ile devam ettiği ortaya konmuştur. [17]
4.5 Küçük Dişler Ve Şekil Anomalileri
Küçük dişler genellikle yaygın diastemanın nedenidir. [8] Küçük dişler aynı
zamanda lokalize aralanmaya da neden olabilirler.[5] Populasyonun yaklaşık % 5i
diş boyutları konusunda tutarsızlık gösterir .[18]
Tüm daimi dişler içinde şekil anomalisi bulunma sıklığı verilere göre şöyle
sıralanmıştır. Üçüncü büyük azı dişleri, maksiller lateral kesici ve mandibular ikinci
küçük azı dişlerdir. [5]
4.6 Zararlı Ağız Alışkanlıkları
Zararlı oral alışkanlıklar, interdental alanlarda yaygın veya lokalize
aralanmaların başka bir nedeni olarak gösterilebilir. Sonuçlarını genellikle anterior
bölgede görmek mümkündür. [5]
8
4.7 Daimi Dişlerin Kaybı
Bilinen bir gerçektir ki dental hikayede kalıcı diş kayıplarının bulunması
dişlerin dizilimini anlamlı derecede etkilemektedir. Thilander and Skagius (1970)
çalışmalarında 1.molar dişlerin çekiminin ardından kalan boşlukların her iki çenede
de özellikle posterior dişler arasında kısmen de olsa anteriorda dağıtıldığını
göstermişlerdir. Diğer yandan Laine and Hausen (1985) 1.daimi molar diş çekimi
ardından kalan boşluğun özellikle kanin ve 2.molar diş arasında dağıtıldığını
söylemiştir.
4.8 Kronik Periodontitis
Arklardaki aralanmaların nedenlerinden biri de kronik periodontitistir.
Periodontitis dişlerin migrasyonuna ve yer değiştirmesine sebep olarak
diastemaların oluşmasına sebep olmaktadır. [19] Patolojik migrasyonlara bağlı
aralanmaların prevelansı hastalığın şiddetine göre değişmekte olup %30 ile %55
arasındadır.(Şekil 6)
Şekil 6 : Periodontitise bağlı diastemalar
9
4.9 Agresif Periodontitis
Agresiv periodontitis klinik olarak hızlı epitelyal ataşman ve kemik kaybı ile
karakterize bir periodontal hastalıktır. Hızlı doku yıkımı sebebiyle agresif
periodontitis de diastema sebepleri arasına girmektedir. [1] Lokalize agresif
periodontitis öncelikle molar ve kesici dişleri etkilemektedir ve genellikle genç
bireylerde görülmektedir. Periodontal tedaviye cevap verdiği halde bazen bir yada
birden fazla diş kaybedilebilir veya migrasyondan kaynaklı aralanmalar meydana
gelebilmektedir.
Generalize agresif periodontitis ise genelde 30 yaş altı kişilerde görülmektedir.
Ataşman kaybı molarlarla birlikte üç yada daha fazla dişte görülür ve hastalığın
seyri daha şiddetlidir. Diş kayıpları ve aralanmalar daha fazla göze çarpar. [1]
5. DİASTEMA EPİDEMİYOLOJİSİ
Diastema yapılan çalışmalara göre bireylerin %50 sinden fazlaca görülen bir
dental anomalidir. Yaşları 12-18 arasında değişen 1279 öğrenci üzerinde yapılan
bir çalışmada yaş ve cinsiyet grupları eşit olarak bölünmüş ve çalışmada boşluklu
dişlenmenin frekansı hayli yüksek bulunmuştur. Bu değerler erkeklerde 51.8 iken
bayanlarda 45.5 tir. Prevelans yaş grubu büyüdükçe azalım göstermiştir ve sexuel
dimorfizm 14-16 yaş grubunda değişiklik gösterirken 16-18 yaş grubunda anlamlı
bulunmamıştır. [3]
10
Tablo 1 : Diastemaların yaşa ve cinsiyete göre dağılımı
(Steigman S, Weissberg Y. The Angle Orthodontist, April 1985,Sf 171)
YAŞ
N
12-14
14-16
16-18
TOTAL
205
206
233
644
BAYAN
Boşluk yüzdesi
53.2
41.3
42.5
45.5
N
202
233
200
635
ERKEK
Boşluk yüzdesi
53.0
58.0
43.0
51.8
N
407
439
433
1279
TOTAL
Boşluk yüzdesi
53.1
50.3
42.7
48.6
Boşluklu dişlenmelerde diastemalar her iki arkta yaklaşık %49.8, sadece
maxiller arkta 34.3 bulunmuştur. Boşlukların sadece mandibuler arktaki insidansı
ise % 12.6 olarak saptanmıştır. Yapılan çoğu çalışmada boşlukların her iki arkta da,
iki yarım çeneye de eşit olarak dağıtıldığı ortaya konmuştur. Başka bir çalışmada
ise yaşlara göre diastema dağılımı şu şekilde gösterilmiştir.
Tablo 2 : Diastemaların yaşa göre dağılımı
(Susanne M. Krämer,International Journal of Clinical Pediatric Dentistry MayAgust 2012, 98-100)
11
Tablo 3 : Diastemanın çenelere göre dağılımı
Female
Yarım çene lokalizasyonu
N
Maxiller tek taraflı
Mandibuler tek taraflı
Maxiller çift taraflı
Mandibuler çift taraflı
Karşıt
Diagonal
Tüm yarım çeneler
Male
%
N
Total
%
N
%
48
16.8
35
10.7
83
13.6
23
8.0
25
7.7
48
7.8
43
15
72
7.1
115
18.8
41
14.3
28
7.3
68
11.1
7
2.4
6
1.8
13
2.1
5
1.7
2
0.6
7
1.1
81
28.3
115
35.3
196
32.0
(Steigman S, Weissberg Y. Spaced dentition. An epidemiologic study. Angle
Orthod. 1985)
Diastemaların çenelerde dağılımını gösteren bir çalışmaya göre;
Tablo 4 : Diastemanın cinsiyet,yaş ve lokalizasyona göre insidansı
(Steigman S, Weissberg Y. Spaced dentition. An epidemiologic study. Angle Ortho.
1985)
12
Ortahat diastemasıyla ilgili yapılan epidemiyolojik çalışmalar sonuç ortaya
çıkan bilgiler ise aşağıdaki tablodaki gibidir.
Tablo 5 : Orta hat diastemanın insidansı
(Steigman S, Weissberg Y. The Angle Orthodontist,April 1985,Sf 171)
Ortahat diastemanın yaşlara göre dağılımı
12-14
14-16
16-18
% Yaş
-Üst midline diastema
(Diğer diastemalarla birlikte)
24.3
30.1
20.9
25.8
-Alt midline diastema
(Diğer diastemalarla birlikte)
1.9
5.1
2.3
3.3
-Alt ve üst midline diastema
(Diğer diastemalarla birlikte)
11.2
5.9
4.7
7.3
-Tek başına üst midline diastema
-
0.7
2.3
0.9
-Tek başına alt midline diastema
-
-
-
58.1
69.8
-Midline diastema (Diastema gözlenmeyen
vakalarda)
62.6
Total
62.9
6. DİASTEMA TEDAVİLERİNDE AMAÇ VE YAKLAŞIMLAR
Güzel görünmek ve güzellik insanlar için her zaman önem arz eden bir konu
olmuştur. Vücutta en çabuk algılanan ve ilk dikkat çeken bölge yüzdür. Yüz
estetiği de bu nedenle çok önemlidir .Yüz estetiği ile birlikte gülüş estetiği de çok
önemlidir. Güzel bir gülümseme karşıdaki kişide güzel duygular uyandırır, güven
duygusu aşılar. Yüz estetiğinin önemli olduğu yerde de dentofasiyal estetik de
vazgeçilmez bir biçimde önem arz eder. Ön grup dişler özellikle estetik açıdan
çok önemlidir. Bu bölgede görülen sorunlar estetik açıdan büyük problem
13
oluşturmaktadır. Bu sorunlar renk, konum, şekil ve yapısal bozukluklar olarak
sıralanabilir. (Şekil 7) [20]
Estetik, güzeli ve güzel sanatların doğasını inceleyen, sanatın ve güzellik
anlayışının genel ilkelerini belirleyen bir felsefi kavramdır. Yunanca “ aisthesis ”
veya “ aisthenastai ” kelimelerinden türemiştir. ” Güzellik duyusu, algılama biçimi,
algılayış ” gibi anlamlar taşır. Genel anlamda estetik ise, ” Sanatın kural ve
prensiplerine uyan güzellik ve tat ” şeklinde tanımlanmaktadır.
Şekil 7 : Altın Oran
Tarih boyunca estetiğin farklı kişiler tarafından yapılmış farklı yorumları
olmuştur. Örneğin, Pilkington estetiği “ Yapılan işte doğayı taklit etme ya da
yapılan işin doğa ile uyumlu olmasını sağlama ve eseri göze çarpmayan duruma
getirme sanatı ” şeklinde tanımlamıştır. Estetiği bağımsız bir bilim dalı olarak gören
ilk bilim adamı olan Alexander Baumgarten ise estetiği duyusal bilginin bilimi
olarak görmüş ve konusunu duyusal yetkinlik olarak yorumlamıştır. Kant ise
estetiği felsefi bir kol haline dönüşmesini sağlayan kişidir. Bununla birlikte ilk çağ
filozoflarından olan Heraclitos, Platon, Aristoteles ve modern çağ filozoflarından
olan Leibniz, Kant ve Leonardo Da Vinci'nin de estetik konusunda farklı yorumları
14
ve estetik anlayışına katkıları olmuştur. Leonardo Da Vinci, altın oranlar ve
simetriden bahsetmiştir. (Şekil 8) [20]
Şekil 8 : Mona Lisa
6.1 Dişhekimliğinde Estetiğin Önemi
Estetik anlayışı tarihsel süreçte gelişime ve değişime uğramıştır. Modern diş
hekimliği de bu anlayışa paralel bir gelişim ve değişim göstermektedir. Diş
hekimlerinin de bu gelişim ve değişime paralel bir şekilde kendini geliştirmesi
gerekmektedir. Bir tedavide hastanın estetik açıdan tatmin olabilmesi için hekimin
de gerekli estetik bilgiye, beceriye ve deneyime sahip olması kaçınılmazdır. [21]
15
Diastema varlığı bulunan olgularda da başlıca şikayet estetik olmakla birlikte
hastaların kliniğe başvurmalarındaki ana sebep olmaktadır. Bu nedenle yapılacak
tedavilerde hastanın sorununu çözebilmek için kimi zaman tek disiplinle kimi
zamanda multidisipliner bir çalışmanın izleri sürülmektedir.
Yapılan tedavilerde dikkat edilmesi gereken başlıca faktörler içinde kapsamlı
yapılan bir analiz ve planlama; diastemanın altında yatan asıl nedenin araştırılması
yer alır. Hastanın yaşı,sosyoekonomik durumu, diastemanın yeri ve kapsamı,
mevcut diş ve dişeti dokusunun durumu, intermaxiller aralık, mevcut okluzyon ve
en önemlisi de hasta
beklentisi göz önünde bulundurulması gereken
faktörlerdir.[22]
Tanısal
mumlama
yöntemi
ile
hastayı
yapılacak
tedavi
hakkında
bilgilendirmek, hastanın tedaviye bakışını somutlaştırdığı gibi planlamaya da katkı
sağlamaktadır. Aynı zamanda hastanın tedavi öncesi konuşurken, gülerken ve
istirahat pozisyonundaki fotoğraflarının alınması da planlama konusunda yarar
sağlayacaktır.[23]
16
6.2 Tedavi Yaklaşımları
Diastema için alternatif terapötik yaklaşımlar;
6.2.1
Tedavi Uygulanmaması
Birkaç bölgede küçük çaplı diastemalara sahip bireyler dental görünümlerini
tatminkar bulabilir ve tedaviye gerek duymayabilir. Bu durum genellikle kaninin
distal tarafında yer alan, konuşma ve gülme estetiğini etkilemeyen durumda
karşımıza
çıkar.Bu
olguların
tedavi
edilmemesi
hastanın
okluzyonunu
bozmadığı,diş migrasyonlarına neden olup malokluzyon gelişimini tetiklemediği
sürece kabul edilebilirdir.[24]
6.2.2
Ortodontik Tedavi
Ortodonti, diestemaları kapatma yöntemi olarak ideal bir tedavi yoludur. Tedavi
kapsamı geniş kapsamlı veya sınırlı olabilir. Geniş kapsamlı ortodondik tedavi alan
yonetimi ve diestema kapamasının da dahil olduğu, Class I ilişkisi, düzgün arka
oklüzyon ve ön overbite/ overjet ilişkisi
kurmayı amaçlar. [1] Çocuklarda,
interseptif (durdurucu) ortodontik tedavi kemik büyüme fazında, diestema
formlarını minimize etmek amacıyla, dişlere kılavuzluk eden cihazlarla
gerçekleştirilir. [24] Kas ekleri ve dental pataloji gibi engellerin kaldırılması
gerekli olabilir. Ortodontik tedavi tamamlandığında, uygun tutunma (ortodontik
tutucu ile) gereklidir. Bu tutunma diş üzerindeki dil ve dudak kuvvetlerinin (öğütme
kuvvetleri ) üstesinden gelmelidir aksi takdirde diestemalar oluşur. [25]
Bireyler
yaşlandıkça
dental
aşınmalar
posterior
dişlerin
okluzal
yüzeylerinde anterior kontak alanlarından daha fazla olduğu gözlenmiştir. Bu
durumda eğer dikey boyutta azalma olursa maxiller dişlerde açılmalar oluşacak ve
17
diastema meydana gelecektir. Posterior dişler kaybedildiğinde de tüm çiğneme
kuvveti anterior dişlere yüklenecek bu nedenle açılma daha hızlı seyredecektir.
Uygun retansiyon açılmaları minize eder ya da ortadan kaldırır. Kapsamlı
ortodontik tedavi yetişkinlerde küçük ark uzunluklarında dişlere yanal ve linguale
doğru hareketler yaptırarak diastemaların etkili biçimde kapatılmasını sağlar. Bu
durumda kemik boyu ölçümü aynı kalır fakat ölçülen diş yüzeyi boyutları azalır.
[26] Restorasyon genellikle ortodontik tedavi sonrası doğal renklerde dişler elde
etmek ve kayıp diş yapılarını elde etmek için kullanılır. Çünkü ortodontik tedavi
dişlerin sadece pozisyonlarını değiştirir. Eğer arktaki diş genişliği doldurmak için
yetersizse restoratif tedavi ortodontik tedaviye ek olarak yapılabilir. [27]
Sınırlı ortodontik tedavi, ideal posterior kapanışa sahip çenelerde anterior
diş pozisyonlarını düzeltmek için kullanılır. Diastema kapatma ark genişliği ile diş
genişliğinin karşılaştırılıp kombine edilmesi gibi bir boşluk yönetimi gerektirir.
Geniş arklardaki küçük boyutlu dişler arklarda aşırı boşluklar oluşmasına yol açar.
Toplam ark genişliği totaldeki diş genişliğine karşın çok fazla olduğunda, diastema
kapatma diğer dişlerin arasında diastemayla sonuçlanır. Örneğin anterior bölgedeki
6 diş arasında bulunan aşırı boşlukların kapatılması, posteriordaki dişler arasında
diastema oluşmasıyla sonuçlanabilir. Oluşan bu boşluklar eğer yeterli genişlikteyse
implant tedavisi veya kron-köprü protezler endike olabilir. Eğer boşluk restore
edilemeyecek boyutta ise o zaman karşımıza tehlikeli bir boyut çıkar. [28]
Diastemalar dişlerin linguale getirilerek arkta ölçülen diş boyutlarının
miktarının azaltılmasıyla kapatılabilir. Arkta bulunan diş boyutları sağ üst molar
dişin distalinden sol üst molar dişin distaline kadar ölçülür.bu durumda toplam ark
18
uzunluğu diastemalarla, dişlerin tek tek ölçülen mezyodistal boyutlarına eşit
bulunur. Tedaviyle dişler linguale repoze edildiğinde ve diastemalar kapatıldığında
ark genişliği azaltıldığı için ark genişliği; sadece diş boyutlarına eşit olacaktır.[1]
Ortodonti dişlerin yalnızca pozisyonlarını düzelttiği için; dişlerin renk
rehabilitasyonuna ya da kaybedilen yapıların geri kazandırılmasına ihtiyacı varsa
halihazırda restoratif tedavi kullanılacağı için diastema kapatmanın restoratif olarak
çözülmesi gerekir. [18]
Ortodontik tedavi zaman, finansal, psikolojik ve fiziksel bazı faktörler içerir.
Hastalar psikolojik olarak braketleri, ark tellerini kabullenemeyebilir. Bu durum
görünümleriyle, yemek yemedeki kısıtlamayla ya da tedavinin dil dudak ve
yanaklardaki etkisiyle ilgili olabilir. Açık matris sistemleri bu psikolojik faktörlerin
üstesinden gelmek için birçok yenilik getirmektedir fakat ortodontik tedaviyi
kabullenemeyen birçok hasta restoratif seçenekleri tercih etmektedir. Fiziksel
sınırlamalar ise diş şekil ve boyutları, karşıt diş temasları, ark formları, arklar
arasındaki ilişki, tümör gibi herhangi bir dental hastalık ve çürüklerdir. Dişlerin
yerleştirildiği ideal pozisyonda toplam çene arkı genişliğin, total diş genişliğine eşit
olmalıdır,aksi takdirde boşluklar oluşacaktır. [29]
Finansal sınırlamalar da, tedavinin türü miktarı ve zamanı hakkında bir çerçeve
oluşturur. Diastema; şiddetli periodontal hastalıkla seyreden bir durumda
olmadığı,aşırı aşınmaya ve yanlış kapanmaya sebep olmadığı sürece kozmetik
sınırları içine girer. Çoğunlukla çürük kontrolü, endodontik ve peridontal tedaviler,
diş çekimi için para harcamak kozmetik diş hekimliğine harcanacak bütçeden daha
önceliklidir. Uygun vakalarda diastemaların ortodontik tedaviyle kapatılmasının
19
pahalı bulunduğu durumda
kompozitle
yapılan
restoratif
tedaviler tercih
edilebilir. [30]
Dikkate alınacak diğer bir faktör de zamandır. Ortodontik tedavinin
tamamlanması için aylar hatta yıllar gerekir. Acele çözüm bekleyen hastalar uzun
süreçten sonra gelecek sonuç nedeniyle tedaviyi kabul etmeyecektir. [29]
6.2.3
Ortodontik Tedavinin Protetik Tedaviyle Desteklenmesi
Konjenital olarak var olmayan veya çürük, travma gibi nedenlerle kaybedilmiş
dişler ortodontistler ve prostodontistler için daima bir sorun olmuştur. Bazı
araştırmacılar eksik olan dişlerin yerlerinin estetik ve fonksiyonel olarak
doldurulması için ortodontik olarak yer açılmasını önerirken, bazıları da boşlukların
ortodontik olarak kapatılmasını önerirler. [32] Sıklıkla bu tür vakalarda
multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir çünkü sorun fonksiyon ve fonasyonun
olduğu kadar estetiğin de restorasyonunun sağlanmasıdır. Eksik dişlerin protetik bir
restorasyon ile giderileceği vakalarda eğer bireyin büyüme ve gelişimi
tamamlanmamışsa ortodontik olarak tedavi edildikten sonra uygulanacak prosedür,
bireyin büyümesi tamamlanana kadar eksik olan diş veya dişlerin yerinin sabit ve
veya hareketli bir apareyle korunmasıdır. [33] Bununla birlikte geçici hareketli
pekiştirme apareylerinin kırılabilme ve kaybedilebilme riskinin olması, yumuşak
dokularda irritasyon yapabilmesi, estetiğin mükemmel bir şekilde sağlanamaması
ve takılması konusunda hasta kooperasyonunun yeterince sağlanamaması gibi
birçok dezavantajlarının bulunması sebebiyle klinisyenler, sabit pekiştirme
apareylerini tercih etmektedir. Bir sonraki aşama da sabit daimi bir restorasyon
olacaktır. [34]
20
Bir protetik restorasyon için destek alınan dişler her zaman istenilen yer ve
konumda olmayabilir. Protez öncesinde, gerekli olduğu durumlarda ortodontik diş
hareketleriyle restorasyonun
yapımını
kolaylaştıracak destek diş
düzeni
sağlanabilir. Bununla birlikte bu dişlere gelen uygun kuvvet dağılımı ile fizyolojik
olmayan çiğneme kuvvetlerinin neden olduğu marjinal ve apikal kemik
rezorbsiyonları elimine edilebilir. [35]
Şekil 9 :Tedavi öncesi durum
Şekil 10 :Ortodontik tedavi
Şekil 11 :Protetik restorasyon
21
6.2.4
Kompozit Bonding Yöntemi İle Diastema Kapatma
Kompozit bonding yöntemi ile dişler arası boşluklar doldurulup restorasyon
sağlanabilir ve görünüm iyileştirilebilir. Kapsamlı bir tedavi planının ve estetik diş
tedavisi stratejisinin bir parçası olarak genel gülüş tasarımının hedeflerini yerine
getirebilmek için büyük çaptaki diastemaların kapatılması gerekir. Gülüş tasarımı
diş rengi şekli ve pozisyonu da dahil olmak üzere otuz farklı dental defektten
herhangi birini onarmayı içerir. [31]
Beyazlatma tedavisi tamamlandıktan sonra kompozit restorasyonlar iiçin en
az 10-14 gün beklenmelidir. Bunun sebebi oksidizasyonun tamamlanmasını
beklemeden yapıldığında bond kuvvetlerinin güçsüz olmasıdır. Beyazlatma
periodundan sonra diastema bulunan bölgeler kompozitle restore edilip boşlukların
kapatılması sağlanabilir. [32] Diastema kapatmanın ideal gülümseme şartlarına
uyması gerekir. Çünkü diş boyutları değiştiği anda dişlerin proporsiyonu ve
simetrisi de değişmektedir. Simetri ve harmoninin sağlanması çoklu diastema
kapatmalarında daha kolaylıkla sağlansa da bu her zaman mümkün olmamaktadır.
Dişlere gelen aşırı kuvvetler kompozitler üzerinde olumsuz etki yaparak
kırılmalarına sebep olabilir. Özellikle restore edilen bölgeler kuvvetin direk geldiği
bölgeler ise kırılmanın yaşanma olasılığı artmaktadır. Kompozitin başka bir
dezavantajı ise zamanla renklenmesi ve rütuş yapılmaya ihtiyaç duymasıdır.
Kompozit restorasyonların 7-10 yıl içerisinde tekrar işlemden geçirilmesi
gerekmektedir.[22]
Diastema kapatmanın sonuçları hakkında endişeye sahip olan hastalarda
kompozitin avantajlarından biri açığa çıkmaktadır ki bu özellik kompozit
restorasyonun isteğe göre tedavi bittikten sonra dahi değiştirilebilmesidir. ,
22
Kompozit eklenmesi ya da çıkarılması doğrultusunda hedef hekimin ve
hastanın istekleridir.
Kompozit restorasyonlarda esneklik çok arzu edilen bir özelliktir. Fiziksel
sınırlamalar diş pozisyonlarını ve komşu dişlerle ilişkilerini içerir. Dişlerin
gingivadan çıktığı bölge ortodontik tedavi olmadan değiştirilemez. Kompozit
restorasyonlar diş köklerinin pozisyonlarını değiştiremez ancak konturlama
sağlayabilir. Materyalin subgingival yerleştirilmesi pozisyona bir miktar etki etse
de istenilen hedefe ulaşılamamaktadır. Sonuç olarak diş genişliği ve pozisyon
sınırlanmaktadır. Dişlerin yükseklik ve genişlik oranı altın orana göre
tanımlanmaktadır. Bu oranların gözün en razı olacağı değeri 1 e karşılık 1.1614
tür.]Bu orandan fazlaca sapan restorasyonlar estetik gözükmeyecektir. [31]
Kompozit
restorasyonların
finansal
sınırlamaları
anomalinin
boyutu,kullanılacak malzemeye göre değişiklik göstermektedir.
Bir çok hasta için zaman problemi de önemli olmaktadır. Kompozit
restorasyonlar kısa süreli hatta kimi zaman tek bir randevuyla bitirilebildiği için
zaman yönünden avantajlı sayılmaktadır. [32] (Şekil 12,13)
Şekil 12 :Tedavi öncesi durum
Şekil 13 :Kompozit restorasyonlar
23
6.2.5
Seramik Restorasyonlar
Seramik restorasyonlar bünyesinde seramik laminalar, 3\4 seramik
kronlar,ve full kronları barındırır. Seramik restorasyonlar olgunun ihtiyacına göre
bir miktar redüksiyon gerektirmektedir. Redüksiyon yapılmadığı takdirde,
karşımıza uygunsuz dişeti profilleri ve overkonturlu dişler çıkacaktır ki durum
sağlıksız bir periodontal duruma sebep olacaktır. Aynı zamanda diastema kapatma
olgularında interproksimal bölgelerde redüksiyon sağlamak dilin alanına müdahele
etmemizi de önleyecektir.[36]
Porselen materyali, kompozite göre daha güçlü bir yapıya sahiptir ve
renklenme özelliği yoktur. Fakat buna rağmen yüksek çiğneme kuvvetleri ve
parafonksiyonel kuvvetler altında kırılma riskine sahiptir. Özellikle bruksist
hastalarda gece koruma plağı yapılması gerekir.[36]
Porselenin estetik sonuçları ,hekim ve seramistin bilgi ve becerisi sonucu
şekillenir.
Porselen de fiziksel ve finansal bazı kısıtlamalara sahiptir. Kompozitte daha
kuvvetli olmasına ve renklenme yapmamasının yanında maliyetinin yüksek olması
seramiğe bir dezavantaj getirir. Fakat iyi bir laboratuarla çalışıldığında karşımıza
çok estetik sonuçlar çıkar. [37]
Diastema kapatma olgularında seramik restorasyonlardan seramik laminate
veneer kullanılır. Bu yöntem redüksiyonunun eser miktarda ya da hiç yapılmadığı
koruyucu bir yöntemdir. [38] (Şekil 14,15,16)
24
Şekil 14:Tedavi öncesi durum
Şekil 15:Seramik lamina restorasyonları
Şekil 16 :Seramik laminaların silanlanması
25
7. STABİLİTE VE RETANSİYON
Ortodontistlerce uzun dönem tedavi sonrası stabilite her zaman önemli bir husus
olmuştur.Ortodontik
tedavi
sonrası
retansiyon
Moyers
tarafından
şöyle
tanımlanmıştır; ’Stabilite dişlerin ortodontik tedavi sonrası ana sonuç için gereken
süre boyunca tedavi edildiği pozisyonda tutulmasıdır. Riedel tarafından yapılan
tanımlama ise şöyledir; ’Dişlerin ideal estetik ve pozisyonda tutulmasıdır. [39]
Dişlerin tedavi edildiği pozisyonda tutulmasının temelinde ;dişlerin
periodontal ve gingival yeniden yapılanmasına olanak vermek,büyümedeki
değişiklikleri en aza indirgemek,dişlerin doğru pozisyonundaki nöromuskuler
adaptasyona izin vermek ve uzlaşma ve estetikin nedenleri bunu gerektiriyorsa
dişlerin olduğu pozisyonda korunması yer alır. [40]
7.1 Tedavi Sonrası Stabiliteyi Etkileyen Faktörler
Tedavi sonrası stabilitenin nedenlerine ilişkin her ne kadar çok sayıda çalışma
rapor edilmiş olsa da ulaşılan bu faktörler kesin sonuçlar elde etmediği göreceli
katkı sağladığı görülmüştür.
7.2 Periodontal ve Gingival Durum
Ortodontik hareket için gereken rotasyonel hareketler gergin kollajen liflerden
köken alır. Bu gergin liflerin dişleri tedavi öncesi konumuna geri döndüren etken
olarak rotasyonel nükse sebep olduğu ortaya konmuştur.[41]
Yapılan bir çalışmada köpeklerde dişlerin yerleşimi sonrası yapışık dişetin markerla
işaret konmuş ve rotasyonel relapsın nedeni olarak gergin kollajen fibril teorisi
Redlich ve arkadaşları tarafından sorgulanmıştır. Aynı zamanda 5 aylık
postretansiyon periodunda dişeti dokularının reorganizasyonunun bunda etkili
26
olduğu görüşü ortaya konmuştur. Bu düşünce ile cerrahi forseps ile immediat
torsiyon,kortikal kemik ve yapışık gingivanın kaldırılması gibi çeşitli deneysel
yaklaşımlarda bulunulmuştur. Edward ve Brain ortodontik rotasyonel hareketlerden
sonra yumuşak doku gerginliğinin azaltılması ve liflerin pasivize edilmesi edilmesi
amacıyla fiber cerrahisi operasyonunu (Circumferential Supracrestal Fiberotomy)
önermiştir. 1971 yılında yaşları 14 ten büyük 160 hastanın tedavi sonrası sürecini
izlemek amaçlı prospektif bir çalışma başlatılmıştır. Sonuçlar 1988 yılında
yayınlanmıştır ve tüm yaş gruplarında tedavi ve kontrol gruplarında dizilim
düzensizliğinde
anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ataşman kaybı ve diğer
periodontal dokularda yıkım rapor edilmemiştir ve bu diğer çalışmalarla teyit
edilmiştir.[41]
Gergin kollajen fiberler teorisinin neden rotasyonel relapsa sebep olduğu Redlich
ve arkadaşları tarafından sorgulanmıştır. Bu çalışmada köpeklerdeki kesici dişlere
rotasyon yaptırılmış ve alınan gingival dokular analiz edilmiştir. Rotasyonel
kuvvetlerin bütünlükte ve düzenlemede anlamlı değişikliklere yol açmasının
sebebinin tutarsız germe kuvvetleri olduğu bulunmuştur. Fiberotomy sonrası
gözlenen, fiberlerin reorganizasyonu ise kontrol grubundakilerle benzerlik
göstermiştir. Bu sonuç göstermiştir ki nüks; kollajen fibrillerin esneklik ve germe
kuvvetlerinden kaynaklanmaktadır.[41]
7.3 Tedavi Sonrası Pozisyonlandırma ve Fonksiyonel Okluzyonun
Oluşması
Tedavi sonrası fonsiyonel ve stabil okluzyonun önemi literatürda tekrar tekrar
vurgulanmıştır. Yeterli interinsizal temas açısı overbite nüksünü, iyi bir posterior
27
okluzyon ise cross bite ve ap nüksünü engelleyebilir. Okluzal stres yokluğunda
mezyodistal harekete neden olan relaps daha az görülür. Maksiller kesici hizalaması
yapılan 226 tedavi sonrası olguda mükemmel bir molar kapanışının önemli bir yeri
olduğu
sonucuna
varılmıştır.
(22)RCP-ICP
istatiksel
olarak
anlamlı
bulunmuştur.Fakat bu çalışmada sadece klinik inceleme yapılmış ve mandibular ark
göz önüne alınmamıştır.[40]
7.4 Büyümenin Devam Etmesi Hususu
Büyümenin devam etmesinin tedavi sonrası retansiyonla ilişkisi tartışmalıdır.
Riedel, büyüme ve gelişmenin ortodontik tedaviye çok yarar sağlayabileceği gibi
tedavi sonrası relapslar açısından da dezavantaj oluşturduğunu belirtmiştir.Nanda
ise bunu kabul etmiş ve iskeletsel herhangi bir değişimin retansiyonu
zayıflatabileceği tezini eklemiştir. Böylece dentoskeletal yapıyla retansiyon
arasında bir korelasyon olduğunu ileri sürmüştür. Yüz büyüme yönü ve miktarı
postretansiyon periyotta dentisyon maturasyonunda görülen değişikliklerden
kısmen sorumlu olabileceği öne sürülmüştür. [40] Yüz gelişimi ikincil bozulmaya
sebep olabilir özellikle aşırı büyüme patternine sahip mandibula gibi durumlarda
daha da belirginlik kazanmaktadır. Fakat
bu bulgular üniversal olarak kabul
edilmiş değildir.bazı araştırmacılar büyüme gelişmenin retansiyon açısından majör
bir sebep sayılamayacağını savunmaktadır. Nanda pübertal büyüme atağında olan
hastalarda open bite a sahip hastalarda 1.5-2 yıl içinde deep bite gelişebildiğini
ortaya koymuştur. Bu nedenle iskeletsel deep bite hastalarında uzun dönemli
retansiyon
açısından
tedaviye
başlamak
tamamlanmasını beklemek gerekmektedir. [41]
28
için
büyüme
ve
gelişmenin
7.5 Tedavi Sonrası Retansiyonun Sağlanması
Kalıcı retansiyon birçok araştırmacı tarafından tedavi sonrası uzun süreli stabilite
sağlamanın tek yolu olarak görülmektedir. Tüm bu bilgilerin ışığında tedavi sonrası
retansiyonun ideal biçimde sağlanması için şu temel ilkelere uyulmalıdır;
-Hastanın tedavi öncesi alt çene kavsi tedavi süresince mümkün olduğunca
korunmalıdır.
-Orijinal interkanin aralığı korunmalıdır.
-Mandibuler ark uzunluğu zamnla azalacaktır.
-Alt kesicilerin en stabil pozisyonu tedavi öncesi pozisyonudur.
-Rotasyonel relapsta fiberotominin etkisi olduğu ortaya konmuştur.
-Uzun dönem geliştirmelerde alt kesici dişler reproksimasyon göstermektedir. [40]
Şekil 17: Ortodontik tedavi sonrası retainer uygulaması
29
8. SONUÇ
Ortodontistler diastema tedavisinde önemli bir rol oynarlar ve diğer
disiplinlerle işbirliği içindedirler. Tedavi için en uygun zaman daimi dentisyon
periodudur. Tedavi bireyselleştirilmiştir ve etiyolojisiyle doğrudan ilişkilidir.
Tedavi genellikle estetik ve psikolojik amaçlar doğrultusunda uygulanmalıdır.
Yapılan bu çalışmada diastemaların tanımı , etiyolojisi, görülme sıklığı, tedavi
şekilleri ve tedavi sonrası stabilite, derlenen literatür çalışmalarıyla ortaya
konmuştur. Diastema tedavisinin yapılmasının gerekliliği, estetik kurallarla
açıklanmış ve günümüzde uygulanan tedaviler, vaka fotoğrafları eşliğinde
sunulmuştur.
30
9. KAYNAKÇA
1. Gkantidis N, Psomiadis S, Topouzelis N. Teeth spacing: Etiology and
treatment. Hel Orth Rev. 2007, 10, 75–92.
2. Magnusson TE. An epidemiologic study of dental space anomalies in Icelandic
school children. Community Dent Oral Epidemiol. 1977,5, 292–300.
3. Steigman S, Weissberg Y. Spaced dentition. An epidemiologic study. Angle
Orthod. 1985
4. Kerosuo H, Hausen H, Laine T, Shaw WC. The influence of incisal malocclusion
on the social attractiveness of young adults in Finland. Eur J Orthod. 1995,17,505–
512.
5.Bishara SE, Andreasen G. Third molars: a review. Am J Orthod 1983,83,131-148
6. Gardiner JH. Midline spaces. Dent Pract Dent Rec. 1967,17,S:287–298.
7. Oesterle LJ, Shellart WC. Maxillary midline diastemas: a look at the causes. J
Am Dent Assoc. 1999,130,85–94.
8. Moyers R. Handbook of Orthodontics. 4th ed. Chicago, USA: Year Book
Medical Publishers,1988.
9. Haskell BS, Mink JR. An aid to stop thumb sucking: the “Bluegrass”
appliance. Pediatr Dent. 1991,13, 83–85.
10. Thind BS, Stirrups DR, Forgie AH, Larmour CJ, Mossey PA. Management of
hypodontia: orthodontic considerations (II) Quintessence Int. 2005,36,S:345–353.
31
11. Nordquist GG, McNeill RW. Orthodontic vs. restorative treatment of the
congenitally absent lateral incisor: long term periodontal and occlusal evaluation. J
Periodontol. 1975,46, 139–143.
12.Shapira Y, Lubit E, Kuftinec MM. Hypodontia in children with various types of
clefts. Angle Orthod 2000,70,16-21.
13.Klaiman P, Witzel MA, Margal-Bacal F, Munro IR. Changes in aesthetic
appearence and intelligibility of speech after partial glossectomy in patients wih
Down syndrome. Plast Reconstr Surg 1988,82,403-412.
14.Rakosi T, Jonas I, Graber TM. Orthodontic Diagnosis. Stuttgart-NewYork:
Theme medical Publishers, 1993, 116-65.
15.Schwenzer N, Voy ED, Niemczyk HM. Effect of tongue reduction on the
orthodontic and surgical treatment of dysgnathia. J MaxillofacSurg 1977,5,15-20.
16.Wolford LM, Cottrell DA. Diagnosis of macroglossia and indications for
reduction glossectomy. Am J Orthod Dentofacial Orthop 1996,110,170-177.
17.Fernandez Montenegro P, Valmaseda Castellon E, Berini Aytes L, Gay Escoda
C. Retrospective study of 145 supernumerary teeth. Med Oral Patol Oral Cir Bucal.
2006;11:E339-44.
18. Proffit W, Fields H. Contemporary Orthodontics. 3rd ed. St. Louis: CV Mosby,
2000, S:170-661.
19. Zachrisson BU. Important aspects of long-term stability. J Clin
Orthod. 1997,31, 562–583.
32
20.Dr.Can Altuğ Kaya, Neden Estetik Diş Hekimliği,Ataturk Universitesi
Dişhek.Fak.Dergisi,1996, 1
21. M.C Goldman ,Cosmetic Dentistry/Aesthetic Dentistry Taking the Bite Out of
a Smile 2001, 12, 32-34.
22. Gribble AR. Multiple diastema management: an interdisciplinary approach. J
Esthet Dent 1994,6, 97-102.
23. Carlyle LW, 3rd, Richardson JT. The diagnostic wax-up: an aid in the treatment
planning. Tex Dent J.1985,102, S:10–12.
24. Jepson NJ, Nohl FS, Carter NE, Gillgrass TJ, Meechan JG, Hobson RS, Nunn
JH. The interdisciplinary management of hypodontia: restorative dentistry. Br Dent
J 2003,194, 299-304.
25. Chalifoux PR. Perception esthetics: Factors that affect smile design. J Esthet
Rest Dent. 2007,8(4),189-192.
26. Tuncay OC. Orthodontics: Current Principles and Techniques. 4th ed. St.
Louis, Mo,Mosby,2005.
27. Sinha PK, Nanda RS. Esthetic orthodontic appliances and bonding concerns for
adults. Dent Clin North Am. 1997,41(1), 89-109.
28. Chalifoux PR, Noxon S. Changing tooth position with orthodontics or
restorative dentistry: both perspectives. Inside Dentistry. 20051(1),52-55.
29. Curtis DA, Lacy A, Chu R, et al. Treatment planning in the 21st century: What’s
new? J Calif Dent Assoc. 200,10,780-790.
33
30. Estafan D, Klodnitskaya L, Wolff MS. Treatment planning in esthetic dentistry
requires careful listening to the patient. Gen Dent. 2008,56(3),290-292.
31. Chalifoux PR. Perception aesthetics and light-cured composites. Pract
Periodontics Aesthet Dent. 1992,4(5),51-56.
32. Chalifoux PR. Comprehensive composite restoration. Inside Dentistry. 2000
(Chan KC, Andreasen GF. Conservative retention for spaced maxillary central
incisors. Am J Orthod 67(3),324-329, 1975
33. Zuccati G. Implant Therapy in Cases of Agenesis. J Clin Orthod, 27, 369-374,
1993 6,2(4),56-59.
34. Moskovvitz E., Lew l.,Greene B.D., Maresca J.M. An Atraumatic Single Tooth
Replacement for Postorthodontic Patients. J Clin Orthod, 11,835-838, 1977
35. Erhan Y, Güngör A. Erişkinlerde ortodontik tedaviyi takiben uygulanan protetik
restorasyonlar.S. Ü Diş Hek.Fak.Yayınları 1992, 150-153 Konya.
36. Chalifoux PR. Porcelain veneers: Concept, preparation, temporization,
laboratory, and placement. Pract Periodontics and Aesthet Dent. 1993,5(4),11-17.
37. Chalifoux PR. Anterior porcelain veneers, three-quarter crowns, and full
crowns. Contemporary Esthetics and Restorative Practice. 1998,2(1):52-61.
38. Nakamura T, Nakamura T, Ohyama T, Wakabayashi K. Ceramic restorations
of anterior teeth without proximal reduction: a case report. Quintessence Int.
2003,34(10),752-755.
39. Steigman S, Gershkovitz E, Harari D. Characteristics and stability of spaced
dentition. Angle Orthod.1985, 55, 321–328.
34
40. Taner TU, Haydar B, Kavuklu I, Korkmaz A. Short-term effects of fiberotomy
on relapse of anterior crowding. Am J Orthod Dentofac Orthop. 2000,118, 617623.
41. Kozlovsky A, Lieberman M. Forced eruption combined with gingival
fiberotomy.
A
technique
for
clinical
Periodontol. 1988,15, 534–538.
35
crown
lengthening.
J
Clin
TABLO LİSTESİ
Tablo 1 : Diastemaların yaşa ve cinsiyete göre dağılımı ..................................... 11
Steigman S, Weissberg Y. The Angle Orthodontist, April 1985,Sf 171
Tablo 2 : Diastemaların yaşa göre dağılımı ......................................................... 11
Susanne M. Krämer, International Journal of Clinical Pediatric Dentistry MayAgust 2012, 98-100
Tablo 3 : Diastemanın çenelere göre dağılımı ..................................................... 12
Steigman S, Weissberg Y. Spaced dentition. An epidemiologic study. Angle
Orthod. 1985
Tablo 4 : Diastemanın cinsiyet,yaş ve lokalizasyona göre insidansı ................... 12
Steigman S, Weissberg Y. Spaced dentition. An epidemiologic study. Angle
Orthod. 1985
Tablo 5 : Orta hat diastemanın insidansı .............................................................. 13
Steigman S, Weissberg Y. The Angle Orthodontist,April 1985,Sf 171
36
10. ÖZGEÇMİŞ
1991 yılında İstanbul’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Bakırköy Aybars Ak
İlköğretim Okulu’nda tamamladım. Lise öğrenimi ise Tekirdağ Fen Lisesi ve
Kültür Kolejinde tamamladım. 2009 yılında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği
Fakültesini kazandım.
37
Download

1218 - Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi