Ortopedik Cerrahi Sonrasında
Erken Ambulasyon: Anestezik /
Analjezik Yaklaşımlar
Dr Volkan Hancı
Ambulasyon
• Ambulasyon
• genel anlamı ile bir ameliyat veya hastalıktan sonra ayağa kalkma,
• Erken ambulasyon
• bir ameliyat veya hastalıktan sonra mümkün olan en kısa sürede ayağa kalkma
• Erken ambulasyon modern tıp pratiğinde her geçen gün gelişmektedir.
• İronik bir şekilde erken ambulasyonla ilgili bilinen ilk bilimsel yazı
• 1899 yılında Emil Reis tarafından yayınlanmıştır
• Erken ambulasyon kavramı ile ilgili pubmedde yer alan ilk literatür
• 1945 yılına aittir ve Colwell cerrahi sonrası olgularda güncel literatür eşliğinde
erken ambulasyonu tartışmıştır
Erken Ambulasyon
• Erken ambulasyon,
• uzun süre yatışın neden olduğu pulmoner komplikasyonlar ve tromboembolik olaylar
gibi istenmeyen sonuçların azaltılması yanında hastane maliyetlerinin de azalmasına
katkıda bulunması ile devamlı güncel bir konu olarak kalmaktadır.
• Erken ambulasyon;
•
•
•
•
•
•
derin venöz tromboz,
pulmoner emboli,
pulmoner komplikasyon riski,
postop tromboemboli riski,
bası yaralarının, kardiovasküler komplikasyonların azalması yanında,
özellikle geriatrik ortopedik olgularda postoperatif deliryumun ve postoperatif
kognitif disfonksiyon önlenmesinde de etkin olduğu bildirilmektedir.
Erken Ambulasyon
• Ortopedik cerrahi girişimlerden sonra erken ambulasyon
• ek olarak eklem fonksyonlarının korunması gibi avantajlar da içermektedir.
• Erken ambulasyon hastane yatış süresini de azaltmaktadır.
• Kalça fraktürleri sonrasında ambulasyon zamanının postoperatif
komplikasyon sıklığı ve hastane yatışı üzerine etkilerinin
değerlendirildiği retrospektif bir çalışmada
• gecikmiş ambulasyonun deliryum ve pnömoni sıklığını ve buna paralel olarak
hastane yatış süresini arttırdığı belirlenmiştir.
Erken Ambulasyon ve ERAS
• Erken ambulasyon özellikle son yıllarda giderek populer olan
• cerrahi sonrası hızlandırılmış derlenme (ERAS) protokollerinde önemli bir yer
tutmaktadır.
• Ortopedik cerrahi için de ERAS protokolleri hazırlanmış olup, genel
hatlarıyla,
• preoperatif olarak olguların optimal hazırlığı ve nutrisyon durumunun optimalize
edilmesi,
• cerrahi sırasında rejyonel anestezi tekniklerinin kullanılmasını,
• bulantı ve kusmanın etkin tedavisini,
• opioidlerin kullanımının sınırlandırıldığı,
• lokal infiltrasyon tekniklerini de içeren multimodal analjezi tekniklerinden
faydalanılmasını,
• erken postop nutrisyonu ve erken ambulasyonu içermektedir
Ambulasyon
• Ambulasyon mesafesi genellikle fizyoterapisler tarafından ölçülür
• Hastaneden çıkış kriterleri arasında yer alır.
• Her ne kadar erken ambulasyon pek çok komplikasyonun
engellenmesinde önemliyse de ambulasyonu düşünülen olgularda en
çok tartışılan ve çekinilen konu potansiyel olarak artmış düşme riski
olarak bildirilmektedir
• Hastane içi düşmeler
• hastane yatışının uzamasına,
• hastane maliyetlerinin artmasına ve
• ciddi organ disfonksiyonu ve ölüme dek gidebilen geniş bir yelpaze içerisinde
postoperatif komplikasyonların artışına neden olmaktadır
• Bu nedenle ambulasyonu planlanan olgularda ambulasyonda görevli
kuadriseps kası gibi kasların güçsüzlüğü, ambulasyon öncesi yeterli
şeklide belirlenmelidir
Ambulasyonu etkileyen faktörler
• Ortopedik cerrahi sonrası ambulasyonu etkileyen pek çok faktör
bulunmaktadır.
• Bu faktörler
• preoperatif faktörler,
• anestezik faktörler ve
• analjezik faktörler başlıkları altında incelenebilmektedir.
Ambulasyon - Preoperatif Faktörler
• Preoperatif dönemde olguların
• fizik aktiviteleri,
• kondüsyon durumları ve
• fraktür öncesi ambulatuvar durumları, erken ambulasyonda önemli faktörler arasında
yer almaktadır.
•
•
•
•
•
Obez, osteoartriti bulunan,
preoperatif dönemde düşük aktivite düzeyine sahip,
ileri yaşta, kardiovasküler fitnes kapasitesi düşük ya da
preoperatif dönemde malnütre olan olgularda,
yüksek ASA skoruna sahip olgularda genel olarak cerrahi sonrası
ambulasyon süresinin uzun olduğu bildirilmektedir.
Ambulasyon - Preoperatif Faktörler
• Fraktür öncesi ambulatuvar durum, fraktür sonrası ilk ambulasyon zamanı
ve fonksiyonel sonuçlar üzerinde en önemli faktörler arasında yer
almaktadır.
• Fraktür öncesi kısıtlanmış fiziksel aktivitesi olan veya bakım hastası olarak
adlandırılabilecek olgularda fonksiyonel sonuçlar kötüdür.
• Benzer şekilde, Yüksek ASA risk skorları geç ambulasyon ve kötü fonksiyonel
sonuçlarla ilişkilidir.
• Genç yaş, fraktür öncesi bağımsız olarak ambulasyon, evinde günlük
yaşamsal aktiviteleri yapabilme kapasitesi iyi fonksiyonel sonuçla ilişkili
faktörler olarak sıralanmaktadır.
• 85 yaş altı olgular, ASA I, II olgular, bir yıl sonunda kırık öncesi ambulatuvar
fonksiyonları sağlayabilecek olgular olarak bildirilmektedir
Ambulasyonu etkileyen Faktörler
• Erken ambulasyonda rol oynayan intraoperatif anestezik faktörlerle ilgili pek çok
çalışma vardır.
• Kullanılan anestezi şeklinin erken ambulasyon ve erken taburculuğa etkisi oldukça
pek çok çalışmada değinilen bir konudur.
• Olguların intraoperatif yönetiminde rejyonel anestezi yöntemlerinin
kullanılmasının erken ambulasyonda önemli olduğu pek çok yayında
bildirilmektedir.
• İntraoperatif dönemde intravenöz opioidler kullanılan olgular ile
karşılaştırıldığında, epidural anestezi ile operasyonu yapılan ve postoperatif
dönemde epidural analjezi uygulanan olgularda diz ekstansiyonun ortalama 4
derece, fleksiyonunun ise ortalama 7 derece daha fazla olduğu bildirilmiştir.
• Eğer genel anestezi yöntemi uygulanacaksa olgularda hızlı derlenmeye olanak
tanıyan desfluran, remifentanil gibi ajanların kullanılması da özellikle
vurgulanmaktadır
Ambulasyonu etkileyen Faktörler
• Özellikle ortopedik cerrahi sonrası fiziksel aktivite postoperatif yönetimin
en önemli komponentlerinden birini oluşturmaktadır.
• Ortopedik operasyonların ardından yeterli ortopedik stabilizasyonun
sağlanması sonrası olgular ambulasyon açısından yüreklendirilmelidir.
• Hemiartroplasti, total artroplasti gibi operasyonlardan sonra olgular walker
gibi ağırlık dağılımı ve yürümeyi kolaylaştırıcı ekipmanlar kullanarak
ambulasyonu sağlanmalıdır.
• Diğer taraftan internal fiksasyon yapılan olgular gibi olgularda mobilizasyon
genel itibariyla bir süre kısıtlı olmaktadır.
• Bu nedenle olguların ortopedik açıdan geçirdikleri operasyonlar ve
ortopedik stabilizasyon da ambulasyonun zamanı konusunda kritik bir
önem taşımaktadır
Ambulasyonu etkileyen Faktörler
• Cerrahi sonrası postoperatif dönemde pek çok faktör ambulasyonun
önünde engel olarak durmaktadır.
• Bunlar
• ağrı, halsizlik, yorgunluk, aşırı sedasyon, bulantı, kusma,
• uygulanan anestezik yönteme bağlı olarak kas motor aktivite güçsüzlüğü,
duysal blok, propioseptif blok ve
• ortostatik instabilite olarak sayılabilmektedir.
• Bu faktörler başta olmak üzere pek çok faktör kalça veya diz
replasman cerrahisi geçiren ortopedik hastata grubunda ambulasyonu
etkilemektedir.
Ambulasyonu Etkileyen Faktörler
• Bu faktörler arasında postoperatif dönemde anestezi yönetimi açısından
postoperatif ağrı ve analjezi üzerinde en çok çalışılan faktörler arasında yer
almaktadır.
• Artroplastileri de içeren alt ekstremite ortopedik cerrahi girişimleri sıklıkla orta ve
ciddi derecede ağrıyla ilişkilidir
• Postoperatif ağrı elektif ortopedik cerrahi sonrasında hastaların en önemli
yakınmasını oluşturmakta ve olguların erken postoperatif dönemde fonksiyonel
yeterliliği ile erken ambulasyonunu geciktirebilmektedir
• Postoperatif dönemdeki kötü fiziksel durum ve yüksek VAS skorları ile ilişkili
kontrol edilmeyen postoperatif ağrı erken ambulasyonu engelleyen en önemli
faktörler olarak göze çarpmaktadır.
• Ortopedik cerrahi sonrasında perioperatif ağrının etkili tedavisi erken ambulasyon
ve rehabilitasyonun yanında uzun dönemde fonksiyonel sonuçlar üzerine de etkili
olmaktadır
Ambulasyonu etkileyen faktörler
• Ortopedik cerrahi girişimlerde etkin perioperatif ağrı tedavisi
protokollerinde nöroaksiyel ve periferal sinir bloklarını içeren, rejyonel
anestezik teknikler, lokal anestezik enjeksiyonları ve infüzyonları
önemli yer tutmaktadır
• Geçmiş çalışmalar ortopedik cerrahide rejyonel anestezi tekniklerinin
erken ambulasyon ile ilişkili olduğu güçlü kanıtlarla vurgulanmaktadır
• Etkin ağrı tedavisi sadece erken ambulasyonda değil, uzun dönem
fonksiyonel sonuçlar üzerinde de oldukça etkilidir.
Ambulasyonu etkileyen faktörler
• Yapılan geçmiş bir çalışmada, diz artroplastisi sonrası, sadece opioid ajanlar ile
postoperatif ağrı tedavisi uygulanan olgular ile rejyonel analjezi uygulanan olgular
karşılaştırılmıştır.
• Bu çalışmada, 6 haftalık takip boyunca rejyonel analjezi uygulanan olgularda diz
fleksiyonu sağlanmasının, sadece opioid kullanan olgular ile kıyaslandığında daha
kolay olduğu belirtirmiştir.
• Çalışmada rejyonel anestezi grubunda belirlenen bu avantajın 3 aya kadar devam
ettiği vurgulanmaktadır.
• Çalışma perioperatif periyotta etkin ağrı tedavisinin erken ambulasyon, erken
rehabilitasyon ve uzun dönem fonksyonel iyileşme üzerine etkin olduğunu
bildirmektedir.
• Rejyonel analjezi teknikleri ortopedik cerrahi sonrasında, non steroidal anti
enflamatuar ilaçlar, asetaminofen, düşük doz opioidler gibi ajanları da içeren
bütüncül bir multimodal analjezi rejiminin parçaları arasında yer almaktadır
Ambulasyon Üzerine etkili faktörler – Rejyonel
Anestezi Teknikleri – Epidural Analjezi
• Geçmiş çalışmalarda devamlı epidural analjezinin, parenteral opioidlerle
karşılaştırıldığında erken ambulasyon ve fonksiyonel iyileşme üzerine
olumlu etkileri rapor edilmiştir.
• İntraoperatif dönemde intravenöz opioidler kullanılan olgular ile
karşılaştırıldığında, epidural anestezi ile operasyonu yapılan ve postoperatif
dönemde epidural analjezi uygulanan olgularda diz ekstansiyonun ortalama
4 derece, fleksiyonunun ise ortalama 7 derece daha fazla olduğu
bildirilmiştir
• Devamlı epidural analjezinin multimodal analjezi protokolünün bir parçası
olduğu protokollerde çok düşük doz lokal anestezik (0.06% bupivakain) ile
opioid kombinasyonunun motor bloğu çok aza indirirken etkili
postoperative analjezi ve erken ambulasyona izin verdiği vurgulanmaktadır
Ambulasyon Üzerine etkili faktörler – Rejyonel
Anestezi Teknikleri – Epidural Analjezi
• İntraoperatif anestezik yaklaşımda kullanılan rejyonel anestezi yöntemleri
arasında da
•
•
•
•
gerek tek doz uygulamalar, gerek devamlı kateterizasyon teknikleri,
gerekse spinal anestezi ile kombine şekilde önemli bir yer alan epidural anestezi;
özellikle postoperatif dönemde oldukça ağrılı olan artroplasti operasyonlarında
hem anestezik yönetim, hem postoperatif ağrının etkin kontrolü, hem de
mobilizasyonun hızlandırılması için periferik sinir blokları ile birlikte önemli bir yer
tutmaktadır.
• Bu tip olgularda özellikle epidural anestezi ve epidural kateterizasyon ve
periferik sinir bloklarının erken ambulasyon ve etkili postoperatif
rehabilitasyonun en önemli anahtar faktörü olduğunu vurgulanmaktadır.
Ambulasyon Üzerine etkili faktörler – Rejyonel
Anestezi Teknikleri – Epidural Analjezi
• Epidural uygulamaların, cerrahi operasyonun tedavi edici etkinliği ve hasta
memnuniyeti üzerine de etkili olduğunu da belirtilmiştir
• Kalça ve diz artroplastisi sonrasında epidural analjezinin ağrı tedavisinde
etkinliğinin değerlendirildiği ve diğer postoperatif analjezi yöntemleri ile
karşılaştırıldığı bir metaanalizde,
• epidural analjezinin major alt ekstremite eklem replasmanlarında etkili ve kullanışlı bir
postoperative analjezi yöntemi olduğu,
• yararlı etkilerinin özellikle postoperatif ilk 4-6 saati içeren erken dönemde daha belirgin
olduğu bildirilmiştir.
• Aynı metaanalizde lokal anestezik veya lokal anestezik narkotik karışımının sadece
epidural narkotik kullanılan rejimlerden daha etkili olduğu vurgulanmıştır
• Epidural anestezi sadece ile birlikte erken ambulasyon, total diz artroplastisi
sonrasında derin ven trombozunun önlenmesinde etkili yöntemler arasında da
yer almaktadır
Lumbal Pleksus Bloğu
• Lumbal pleksus bloğu da postoperatif ağrının giderilmesi ve erken
ambulasyon için değerlendirilen rejyonel anestezi uygulamaları
arasında yer almaktadır.
• Major kalça cerrahisinde lumbal pleksus bloğunun opioidlerle ilgili yan
etkileri ve postoperatif ağrıyı azalttığını, olguların erken
ambulasyonuna olanak verdiğini vurgulamaktadır.
• Lumbal pleksus bloğunun en önemli komplikasyonları, lokal
anesteziklerin istenmeyen epidural yayılımı, retroperitoneal hematom
oluşumu olarak sıralanmaktadır
Periferik Sinir Blokları
• Periferal sinir blokları ortopedik cerrahi sonrasında hem ağrının etkin
kontrolü hem de erken ambulasyon için oldukça geniş bir yelpazede
farklı bir alternatif oluşturmaktadır.
• Kalça ve diz innervasyonu komplekstir.
• Örneğin diz inervasyonu hem lumbal hem de sakral pleksustan
duyusal lifleri içermektedir.
• Epidural analjezi etkin olmasına karşın, opere olmayan bacakta duysal
blok gibi klinik olarak önemli yan etkileri yanında taşımaktadır.
• Bu ambulasyona engel olabilecek motor blok oluşturabilmektedir
Periferik Sinir Blokları
• Epidural anestezi gibi santral nöroaksiyel bloklara aynı zamanda
farmakolojik tromboprofilaksi uygulanan olgularda nöroaksiyel
hematom gibi potansiyel yen etkileri taşımaktadır
• Periferal sinir blokları tek enjeksiyon ya da kataterli uygulamalarla
postoperatif ağrı tedavisinde önemli alternatif uygulamalar
arasındadır.
• Erken ambulasyon için periferik sinir blokları tek başlarına
kullanılabildiği gibi, santral nöroaksiyel bloklar ve sinir blokları, ek
olarak lokal infiltrasyon analjezisi, lokal yara blokları kateterli yada
katetersiz uygulamalarla kullanılabilmektedir.
Periferik Sinir Blokları
• Geçmiş çalışmalar femoral sinir bloğu epidural analjezi ile
karşılaştırıldığında,
• femoral sinir bloğunda daha az yan etkiye karşın,
• epidural analjezi ile karşılaştırılabilir postoperatif analjezi, erken ambulasyon, fizik
tedavi sonuçlarına sahip olduğunu vurgulamaktadır
• Her iki çalışma da rejyonel anestezi uygulanan olgularla, postoperatif
analjezi rejiminde sadece opioid uygulanan olguları karşılaştırdıklarında,
• femoral sinir bloğu ve epidural analjezi gibi rejyonel analjezi uygulanan olgularda
ambulasyon ve hastanede yatış süresinin daha kısa olduğuna vurgu yapmaktadır
• Yine geçmiş çalışmalarda, total kalça artroplastisi ve total diz artroplastisi
sonrasında devamlı periferal sinir bloğu uygulanan olgularda ambulasyon
ve taburculuk sürelerinin kısa olduğu bildirilmiştir
Femoral Sinir Bloğu
• Devamlı femoral sinir bloğu total diz artroplastisi sonrasında analjezi,
rehabilitasyon ve erken ambulasyonda oldukça etkilidir.
• Artroskopik ve açık diz cerrahisinde devamlı femoral sinir bloğu dışında 40
ml %0.25 bupivakain kullanılarak tek doz olarak yapılan femoral sinir
bloğunun salin, intraartriküler veya intravenöz opioidlerle kıyaslandığında,
• etkili analjezi sağladığı, erken postoperatif ağrının etkin tedavisi ile erken ambulasyon
ve fizyoterapinin erken başlaması ile hasta memnuniyetinin artışına katkıda
bulunduğu, aynı zamanda olguların hospitalizasyon sürelerinin azaldığı ayrıca maliyetetkin bir uygulama olarak göze çarptığı bildirilmektedir.
• Bununla birlikte bazı çalışmalarda intraartiküler opioidlerin artroskopik
anterior çapraz bağ tamirinde benzer etkinliğe sahip olduğunu
vurgulamaktadır.
• Femoral sinir bloğunun komplikasyonları sinir hasarı, intravasküler
enjeksiyonu içermektedir
Femoral Sinir Bloğu
• Son 2 dekatta sistemik analjezikler ve rejyonel anestezi/analjezi yaklaşımların
birlikte içeren multimodal analjezik rejimler total diz artroplastisi sonrası analjezik
yönetimde önemli bir yer tutmaktadır.
• Devamlı femoral sinir bloğu, rejyonel teknikler arasında giderek daha fazla oranda
uygulanmaktadır.
• Devamlı femoral sinir bloğunda iyi bir postoperatif analjezi sağlanabilmesine
karşın bazı tartışmalı noktalar halen varlığını sürdürmektedir.
• Örneğin fermoral blok sonrası anlamlı kuadriseps kas zayıflığı olabilmesi erken
ambulasyonu ve erken postoperatif dönemde rehabilitasyonu etkileyebilmektedir.
• Femoral sinir bloğu sonrasında oluşabilen motor bloğun erken ambulasyonu
engelleme sıklığının oldukça yüksek olduğunu belirten çalışmalar da mevcuttur.
Femoral Sinir Bloğu
• Alt ekstremite eklem artroplastisi cerrahisi uygulanan ve ambulasyonu
düşünülen olgularda femoral sinir bloğuna bağlı en çok tartışılan ve
çekinilen konu, yapılan geniş katılımlı çalışmalarda farklı sonuçlar olsa
da, potansiyel olarak artmış düşme riski olarak bildirilmektedir
• Hastane içi düşmeler hastane yatışının uzamasına, hastane
maliyetlerinin artmasına ve ciddi organ disfonksiyonu ve ölüme dek
gidebilen geniş bir yelpaze içerisinde postoperatif komplikasyonların
artışına neden olmaktadır
Ambulasyon için alternatif uygulamalar
• Güncel olarak mevcut lokal anestezik ajanlar ve tipik kullanılan dozlarının
femoral sinir veya lumbal pleksus yakınına perinöral infüzyonu, klinik olarak
anlamlı kuadriseps kası güçsüzlüğüne neden olmaktadır.
• Lokal anesteziklerin, sensoriyal blok yanında motor blok da yapabilmesi
nedeniyle motor blok riskinin azaltılıp erken ambulasyon ve hasta
rehabilitasyonunun kolaylaştırtılması için, daha distal uygulamaların, daha
az kuadriseps kas zayıflığı oluşturacak alternatif blok lokalizasyonları da
güncel araştırmaların esas ilgi alanlarını oluşturmaktadır.
• Özellikle eklem içerisine Lokal infiltrasyon bloğu, yara içerisine lokal
infiltrasyon bloğu, adduktör kanal bloğu gibi bloklar femoral ve siatik sinir
bloğunun yerini alabilecek rejyonel teknikler olarak göze çarpmaktadır
Adduktor Kanal Bloğu
• Total diz artroplastisi operasyonlarında adduktor kanal içerisinde, daha distal bir
yaklaşım ile yapılan blokaj postoperatif dönemde etkili bir analjezi sağlarken,
femoral sinir bloğu ile karşılaştırıldığında hem gönüllülerde, hem de hastalarda
kuadriseps kas kuvvetinde daha iyi bir koruma sağlamaktadır
• Adduktor kanal bloğu primer olarak duysal blok sağladığı için, devamlı femoral
sinir bloğuna iyi bir alternatif olarak göze çarpmaktadır.
• Adduktor kanal bloğu, plesebo ile karşılaştırıldığında ağrı skorlarının yanında
ambulasyon süresi açısından da avantaj sağlamaktadır
• Giderek artan sayıda kanıtlar adduktor kanal bloğu gibi, etkili analjezi sağlanırken
motor fonksiyonların daha fazla korunduğu rejyonel analjezi tekniklerini,
postoperatif erken ambulasyon sağlanması için gerekli analjezik teknikler içerisine
yerleştirmektedir
• Total diz artroplasti operasyonlarından sonra devamlı adduktör kanal bloğu,
devamlı femoral sinir bloğundan daha erken ambulasyon şartları sağlamaktadır
Lokal infiltrasyonlar
• Lokal infiltrasyon analjezisi özellikle son dekatta giderek daha da
populer hale gelmiştir.
• Lokal infiltrasyon cerrahın intraoperatif dönemde direkt vizual gözlem
altında ekleme lokal anestezik, nonsteroid analjezik ve diğer
adjuvanlar uygulamasını içerebilmektedir.
• Pek çok geçmiş çalışmada intraartriküler lokal analjezik uygulamasının
faydalı etkileri olduğu vurgulanmaktadır.
• Bunun yanında eklem çevresine cerrahi sırasında yerleştirilen
kateterler ile postoperatif dönemde lokal analjezik infüzyonu da
populerliği giderek artan metodlar arasındadır
Lokal infiltrasyonlar
• Ropivakain gibi uzun etkili lokal anestezik ajanlar, ketorolak gibi
nonsteroidal anti enflamatuar ajanlar ve epinefrin gibi adjuvanlar ile
intraoperatif lokal infiltrasyon analjezisi uygulanabilmekte ve diz eklemine
yerleştirilen kateterlerle postoperatif analjezi sağlanabilmektedir
• Yapılan çalışmalarda lokal anestezik infiltrasyon tekniğinin intratekal morfin
ile karşılaştırıldığında daha iyi ağrı kontrolü ve erken mobilizasyona olanak
verdiği belirlenmiştir
• 298 olguda yapılan retrospektif bir çalışmada total diz artroplastisi sonrası
eklem içi lokal anestezik infiltrasyonunun, devamlı femoral sinir bloğu ile
karşılaştırıldığında, daha etkin analjezi ve daha erken ambulasyon sağladığı
bildirilmiştir.
• Aynı çalışmada lokal anestezik infiltrasyonuna abduktor kanal bloğunun
eklenmesinin de erken ambulasyon oranlarını arttırdığı vurgulanmaktadır
Lokal infiltrasyonlar
• Diz artroplastileri sonrasında epidural analjezi ile lokal infiltrasyon
analjezisinin etkinliğinin karşılaştırıldığı bir çalışmada iki teknikle de
benzer ağrı kontrolü sağlanmasına karşın, lokal infiltrasyon
analjezisinin daha az yan etki profiline sahip olması ve erken
ambulasyona olanak tanıması açısında epidural anesteziden üstün
olduğu bildirilmiştir
• Diz artroplasti olgularında olumlu çalışma sonuçlarına rağmen, kalça
artroplastileri sonrasında periartriküler lokal anestezinin etkilerinin
değerlendirildiği bir başka çalışmada, bu yöntem postoperatif ağrı ve
erken ambulasyon açısından olumlu olarak bulunamamıştır
Motor koruyucu Bloklar
• Total diz artroplastileri sonrasında ambulasyonun daha erken
olabilmesi amacıyla motor koruyucu diz bloğu olarak ultrason
yardımıyla duysal sinir dallarının blokajı ile özel blok türleri de
tanımlanmaktadır
• Yine femoral sinir bloğunun sadece duysal dallarının blokajı ile yapılan
modifiye femoral sinir bloğu ile erken ambulasyona olanak
tanınabileceğini vurgulayan yayınlar da bulunmaktadır
Sonuç
• Ortopedik cerrahi sonrasında erken ambulasyon, postoperatif
komplikasyonların azaltılması için oldukça önemlidir.
• Cerrahi öncesinde, yandaş medikal sorunları ve beslenme durumu
açısından cerrahiye optimal şekilde hazırlanmış olgularda
• intraoperatif dönemde rejyonel anestezi yöntemlerinin kullanılması,
• postoperatif dönemde motor bloktan koruyucu periferik sinir bloklarını
içeren rejyonel anestezi yöntemleri ile birlikte
• multimodal analjezi metodlarının kullanılması ile erken ambulasyon için
önemli adımlar atılmaktadır.
• Ortopedik cerrahi sonrasında erken ambulasyon, ultrasonun rejyonel
anestezi pratiğinde yaygın kullanılması ile birlikte giderek daha çok
uygulama alanı bulmakta olan, ancak bir o kadar da daha çok literatür
bilgisine ihtiyaç duyulan güncel bir alan olarak göze çarpmaktadır.
Download

Ortopedik Cerrahi Sonrasında Erken Ambulasyon: Anestezik