FARMAKOLOJİ
MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ
İLAÇLARI (bölüm 1)
•
•
•
•
•
•
•
•
Bu sisteme etkiyen ilaçlar;
* Ağrı-kesici, ateş düşürücü,
* Ruhi rahatlama ve sakinleşme
* Uyku veya canlanmaya
* İştah kesmeye,
* Kusmaya veya kusmayı kesmeye
* Öksürük kesmeye
* Halusinasyonlara neden olurlar
Sinaps
Effektör hücre
Hücre gövdesi
Dendrit
Akson
Nöro-effektör kavşak
(Motor sinirle çizgili kasta nöromuskuler kavşak)
Şekil: Nöronun yapısı ve bağlantı yerleri
MSS’de İletişim Araçları
MSS’nin kendi nöronları, sinir uçları ve effektör
yapılar ve MSS ile hormonal sistem arsındaki iletişim,
haberci diye bilinen maddelerle sağlanır. Bunlara
nöro-regulatör adı verilir ve 3’e ayrılırlar;
nöromediyatörler, nöromodulatörler ve nörohormonlar
Bunların dışında kalan ve mide-bağırsak-pankreas
bölgesinde bulunan bir de parakrin iletişim sistemi
vardır. Burada parakrin hücreler tarafından salgılanan
çeşitli yerel hormonlar yaygın bir etkiye yol açmazlar,
sadece çevredeki yapı veya hücreleri etkilerler.
Nöromediyatörler; sinaps ve kavşaklarda bir nöronun
ucundan salıverilen ve diğer hücre veya nöro-effektör
yapının zarında bulunan reseptörlere etkiyerek uyarının geçişini sağlayan maddelerdir: NA, Ak, serotonin,
dopamin, histamin, glutamik asit, glisin, GABA gibi
Nöromodulatörler; ana sinaps veya kavşakta uyarının
geçişini sağlamayan ama bunu ayarlayan maddelerdir.
Bunlar sinaps öncesi uç veya sinaps sonrası zarın
uyarılabilirliğini değiştirerek etkili olurlar (P maddesi)
Nörohormonlar; hipotalamustaki bazı nöronlarda
hazırlanıp, hipotalamo-hipofizel portal sistem
vasıtasıyle ön hipofize gelen ve burada bazı
hormonların salıverilmesine veya salıverilmesinin
engellenmesine yol açan hormonlardır.
Sinir uçları ve sinapslar
Aksonlar sinaps öncesi uçta genellikle bir şişkinlik yaparlar; buna düğme şeklinde uç adı verilir.Aksonlar üzerinde
tesbih tanesi şeklinde şişkinlikler (varikozit) vardır. Peptiderjik sinir uçları dışında varikozitler ve düğme şeklindeki
sinir uçları NM’lerin sentezlendiği ve depolandığı yerlerdir. Peptid yapılı NM’ler ise hücre gövdesinde hazırlanır
ve aksoplazmik akımla sinir ucuna gelerek burada depolanır. NM’ler siniruçlarında bir zarla sitoplazmadan ayrılmış olan veziküller içinde depolanır; bir sinir ucunda binlerce NM molekülü bulunan yine binlerce vezikül mevcuttur. Veziküllerde depolanan bazı NM’ler (NA gibi) bazı
yerlerde kümeleşir; buraya havuz (hareketli ve yedek)adı
verilir. Ayrıca sitoplazma içinde de bazı yerlerde NM
madde kümelenir (hareketli havuz).
Uyarının İletimi
Sinir ucuna uyarı geldiğinde burası depolarize olur; bunu
takiben çok kısa bir sürede NM sinaptik aralığa salıverilir.
Salıverilme, NM’ü içeren veziküllerin sinir ucu zarına geçici olarak yapışması, yapışma yerinin erimesi ve veziküllerdeki NM moleküllerinin sinaps aralığına dökülmesi
şeklinde oluşur; içi boşalan vezikül sitoplazmaya geri döner ve sentezlenen NM molekülleriyle yeniden dolar. Serbest kalan binlerce NM molekülü sinaptik aralığı geçerek
sinaps sonrası zarda bulunan reseptörleri bombardımana
tutar; akson boyunca yayılarak sinir ucuna gelmiş olan uyarı böylece sinaps sonrası zara aktarılır. Sinaps öncesi sinir ucunun depolarizasyonu ve NM’ün salıverilmesi arasındaki keneti, depolarizasyon sırasında sinir ucuna giren
Ca sağlar. Ca yoksa salıverilme de olmaz.
Sinaptik İletimin Sona Ermesi
1. Sinir ucuna geri alınma; salıverilen NM’ün sinir
ucu zarında bulunan amin pompası (Na, K-ATPaz)
vasıtasıyle sinir ucuna geri alınmasıdır. (NA, dopamin,
serotonin..). Kokain ve trisiklik antidepresanlar bunu
engeller.
2. Çevre dokulara sızma: Tüm N^’ler basit difüzyonla
belli ölçülerde sinaps çevresindeki doku kesimleri ve
damarlara sızarak sinaptik aralıktan uzaklaştırılır.
3. Enzimatik parçalanma: Sinir ucu sitoplazması,
sinaptik aralık ve sinaps sonrası zarda NM’leri
parçalayan enzimler bulunur. Bu olay Ak için önem
taşır. Sinaptik aralık ve sinaps sonrası zarda AkE, Ak’i
kolin ve asetik asite ayrıştırır; ortaya çıkan kolin amin
pompası aracılığında sinir ucuna geri alınarak Ak
sentezinde tekrar kullanılır.
Sinir ucu sitoplazmasında MAO ve sinaptik aralık ve
efffektör hücrelerde COMT enzimleri de
katekolaminleri parçalarlar.
Sinaps ve kavşaklarda ilaçların etki yerleri
1. NM madde sentezinin engellenmesi
2. Sinaps öncesi uçtan NM salıverilmesinin arttırılması
3. Amin pompası etkinliğinin engellenmesi
4. Sentez sırasında substrat yerine geçme
5. NM’ü parçalayan enzim etkinliğinin engellenmesi
6. Reseptörlerin bloke edilmesi ve NM benzeri etki
oluşturulması
7. Oto reseptörlerin etkilenmesi
8. Reseptör sayısının artması veya azalması
9. Sinir ucundan NM salıverilmesinin önlenmesi
Nöroregulatörler
1. Amin yapılı olanlar: NA, adrenalin, Ak, serotonin,
dopamin, histamin
2. Amino asit yapılı olanlar: GABA, glisin, glutamik
asit, aspartik asit
3. Peptid veya gliko-peptid yapılı olanlar: P maddesi,
endorfin ve enkefalinler, ADH, oksitosin, anjiotensin,
VIP, nörotensin, kolesistokinin, karnosin, bombesin,
KTH-SH, GnSH
MSS İlaçlarının Sınıflandırılması
1. MSS’ni Baskı Altına Alanlar
a. Genel Anestezikler
b. Yatıştırıcı ve Uyku doğurucu ilaçlar
c. Çırpınma önleyici maddeler
d. Psikotrop ilaçlar
e. Yerel Anestezikler
f. Merkezi etkili kas gevşeticiler
g. Narkotik ağrı kesiciler
h. Antidepresanlar
i. Antiparkinson ilaçlar
2. MSS’ni uyaranlar
GENEL ANESTEZİKLER
Anestezi; duyuların kaybolması
Genel Anestezi; ağrı yanında diğer duyu çeşitlerini de
içine alacak şekilde ve bilincin kaybıyla oluşan genel
bir MSS baskısıdır. Amaç;
1. Ağrı duyusunun kaldırılması (Analjezi)
2. Uyku doğurulması (Narkoz)
3. Reflekslerin azaltılması (hiporefleksi)
4. Çizgili kas gevşemesi
Anestezik seçimi
1. Ameliyatın tabiatı, süresi ve yeri
2. Hayvanın türü ve yaşı
3. Tür duyarlılığı
4. Ortam ısısı
5. İlaç etkileşmeleri
6. Hastanın durumu
Hastanın anesteziye hazırlanması
Genel anestezi uygulanacak büyük baş hayvanlar 1224 saat ve küçük baş hayvanlar da 8-12 saat süreyle aç
bırakılır. Hatta sığırlara ameliyattan 24 saat önce su ve
24-48 saat önce de yem verilmesinin durdurulması
tavsiye edilir. Yeni doğmuş ve çok genç hayvanlarda
aç bırakma süresi genellikle 6 saattir.
İdeal bir genel anestezik
• İrkiltici ve hoşa gitmeyen bir kokuda olmamalı
• Güçlü olmalı ve hoş, hızlı ve düzgün bir şekilde
anesteziye giriş yapabilmelidir.
• Anesteziden uyanma aynı şekilde hızlı ve olaysız olmalı
• Anesteziye yol açan miktarı ile medullar merkezleri felç
eden miktarı arasındaki fark (sağaltım güvenliği) geniş
olmalı
• Cerrahi müdahale için yeterli kas gevşemesi sağlamalı
• MSS ve diğer yapılara olan etkileri dönüşümlü olmalı
• Besin değeri olan hayvanlarda kalıntı bırakmamalı
• Diğer ilaçlarla etkileşme yapmamalıdır.
Genel Anestezinin Dönemleri
MSS’ne ulaşan ilaç yoğunluğuna bağlı olarak gelişen etkinin yer ve derecesine göre klinik olarak görülen belirtilere
bakarak genel anestezi bazı dönemlere ayrılabilir. Bu dönemler MSS’nin değişik yerlerinde bir sıra dahilinde
oluşan baskının derecesi olarak kabul edilir.
Geleneksel anestezikler MSS’ni beyin kabuğu, orta beyin,
omurilik ve medulla sırasını izleyerek baskı altına alır.
Bazı ilaçlar (ketamin, fensiklidin, azot protoksit, enfluran,
alfakloraloz, trikloretilen) anestezinin sadece .1 ve 2. ;
bazıları ise (barbitüratlar, halotan ve metoksifluran) 1., 3.
ve 4. döneme yol açabilirler
1. Dönem (analjezi veya istemli hareket dönemi); beyin
kabuğunun baskılanmasıyla ilgili belirtiler ortaya çıkar.
Ağrı kesilir (diş çekimi yapılabilir), bilinç tam kaybolmaz,
ama bulanıklaşır. Refleksler mevcuttur, görme ve işitme
bozulmamıştır. Pupilla genişler, işeme ve dışkılama
oluşabilir.
2. Dönem (Delirium veya istemsiz hareket dönemi); bilinç
ve istemli hareketlerin kaybolmasıyla başlar, deri ve pedal
refleksin kaybolmasına kadar devam eder. Düzensiz ve
amaçsız hareketler görülür.
Halotan, metoksifluran ve barbitüratlar gibi anestezikler
bu dönemi oluşturmaksızın doğrudan 3. Döneme yol
açarlar. Ketamin, fensiklidin, enfluran, alfakloraloz, azot
protoksid ve trikloretilen anesteziyi sadece bu döneme
kadar oluşturur.
3. Dönem (Cerrahi anestezi dönemi); Bilinç, ağrı
duyusu ve birçok nöro-muskuler refleks kaybolmuştur.
Kas gevşemesi oluşur ve düzenli hareketler
kaybolmuştur. Tüm ameliyatlar bu dönemde
gerçekleşir. Anestezinin derinliğine göre ikisi hafif
ikisi de derin cerrahi dönemi denilen 4 basamağa
ayrılır.
Hafif cerrahi anestezi; bu safhada göz küresinin
hareketleri devam eder; ama hızı 2.döneminkinden
biraz yavaştır. Bu hareketlerin kaybolması 2.
basamağa girildiğini gösterir. 1. basamakta solunum
biraz yavaş ve pupiller iyice büzülür. Kusma ve
öksürük merkezleri baskı altına alınır; ama, mide
içeriğinin regurgitasyonla soluk borusuna kaçma
tehlikesi her zaman vardır. Yutkunma ve göz kapağı
refleksi bu basmağın sonuna doğru kaybolur.
Derin cerrahi anestezi; 3. basamak alt interkostal
kasların felciyle başlar ve bu kasların tümünün felç
olmasıyla sona erer. 4. basamak ise interkostal kasların
tümüyle felç olmasıyla başlar ve diyafragmanın felç
olmasıyla sona erer.
4. Dönem (meduller felç dönemi); bu dönem
medulladaki solunum ve kalp-damar merkezleri gibi
hayati öneme sahip yerlerin felciyle belirginleşir ve
uygun şekilde müdahale edilmezse hızla ölüm
kaçınılmazdır.
Anesteziden uyanma
Anesteziyi takiben uyanma esnasında en son
kaybolan duyu veya refleksler en önce ve en
önce kaybolanlar ise en sonra kazanılır. Uyanma
sırasında 2. Dönem uzun sürdüğünden hayvan
olabildiğince rahatsız edilmemelidir.
UÇUCU GENEL ANESTEZİKLER
*Koklatılarak uygulanırlar
*Alveollerin zarını basit difüzyonla geçerek kan
dolaşımına girerler.
*MSS vücudun diğer herhangi bir doku veya organına
göre daha fazla yağ içermesi ve ayrıca yüksek damarlaşma göstermesi hem kanla buraya daha fazla miktarda anestezik maddenin gelmesine ve hem de burasının
daha çok anestezik madde tutmasına sebep olur. Bu
nedenle herhangi bir anestezik maddenin etkisine MSS
diğer yapılardan daha duyarlıdır.
*Etki güçleri en küçük alveolar yoğunluklarına
bakılarak değerlendirilir.
Halotan
* Güçlü bir anesteziktir; büyük baş hayvanlarda da
rahatlıkla kullanılabilir.
* Anestezinin derinliği kolayca değiştirilip kontrol
edilebilir.
* Anesteziden uyanma hızlıdır.
* Solunum ve dolaşımı baskı altına alabilir.
* Anestezi sırasında merkezi venöz ve sağ kalp basıncını
arttırdığından, kronik kalp yetmezliği vb kalp rahatsızlığı
olanlarda dikkatle kullanılmalıdır.
* Gebeler ile önceden aminoglikozid antibiyotik veya
enzim etkinliğini arttıran madde verilmiş olanlarda
kullanılmamalı.
* Kalbi katekolaminlere duyarlı kıldığı unutulmamalıdır.
Enfluran
* Hızlı ve genellikle olaysız bir anesteziye yol açar
* Solunum ve nabzı çok az değiştirir.
* Halotan ve metoksiflurana göre ameliyat sonrası
üşüme, bulantı ve kusma, kalpte atım düzensizlikleri
daha azdır. Ama anestezi derinleştikçe solunum ve
dolaşıma olan baskı artar.
* Yüksek alveoler yoğunlukta koklatıldığında
çırpınmalar sebep olur.
* Kanama eğilimini arttırdığı için doğumla ilgili
ameliyatlarda kullanılmamalıdır.
Metoksifluran
* Etkisi son derece güçlü bir maddedir.
* İyi bir kas gevşetici ve ağrı kesicidir.
* Uterusun hareketlerini önlemez.
* Ameliyat sırasında bulantı ve kusmaya yol açmaz.
* Böbrekler üzerine olan etkisi hariç, sağaltım
güvenliği iyidir.
* Anesteziye giriş ve çıkış uzun sürer
* Oda ısısında yeterli bir buhar basıncı sağlayamaz
* Tüm hayvanlarda preanesteziklerle birlikte anestezi
için kullanılabilir.
Eter
* Hastaya olduğu kadar ameliyat ekibi için de zararlı
etkisi yoktur.
* Ucuz ve kolay bulunur.
* Açık ve yarı kapalı sistemlerde kullanılabilir.
* Kaynama noktası düşük olduğundan sıcak yerlerde
kullanılması zordur.
* Patlayıcı ve yanıcıdır.
* Küçük deney hayvanları dışında anesteziye girişin
hızlı ve olaysız olması için mutlaka bir preanestezikle
birlikte kullanılması gerekir.
Azot protoksit (güldürücü gaz)
* Uçucu genel anesteziklerin en güvenli olanıdır.
* Etkisi zayıftır.
* Kandan akciğerlere geçişi ve dolayısıyla anesteziden
uyanma hızlıdır.
* Kusma ve mukus salgısını arttırmaz.
* Kalp ve solunum sistemini etkilemez
* Kalp kasını katekolaminlere duyarlı kılmaz
* Böbrek ve karaciğerin görevlerini bozmaz.
* Veteriner hekimlikte preanestezik veya
anesteziklerle birleştirilerek köpek, kedi, at, gevişenler
ve tavşanda anestezinin sürdürülmesinde kullanılır.
* %70’e kadar varan yoğunluklarda ve oksijenle
karıştırılarak kullanılır.
Etil klorür
* Güçlü ve hızlı etkilidir.
* Vücudun çeşitli doku ve organlarına yönelik
istenmeyen etkileri olduğu için uzun süreli anestezide
kullanılması tehlikelidir.
* Kullanımı kısa süreli anestezi için kedi ve
kanatlılarla sınırlıdır.
* Kaynama noktası düşük olduğu ve deriden hızla
buharlaştığı için uygulandığı doku ve organların ısısını
yerel olarak düşürür; böylece uygulandığı yerin kısa
sürede soğumasına ve ağrı duyusunun kaybolmasına
yol açar.
KATI GENEL ANESTEZİKLER
* Bu maddelerle yol açılan anestezinin dönemleri uçucu
anesteziklerinkine çok benzer; ama bunlarla anesteziye
giriş çok hızlı olduğundan anestezinin ilk bölümleri dikkat
çekmeyebilir.
* Hastayı önce gevşetir, sonra uyku basmasına ve en
sonunda da şuursuzluğa sebep olurlar
* Anesteziye girişin hızlı kolay ve olaysız olması en
önemli özellikleridir.
* Hastaya uygulanmak için pahalı cihazları
gerektirmezler.
* Anestezinin derinliği kolay kontrol edilememekte ve
dikkatli olunmadıkça doz aşımı her zaman söz konusudur.
KATI GENEL ANESTEZİKLER
* Çok kısa etki süreli barbitüratlar (tiyopental,
thiamilal, heksobarbital, tiyobarbital, metoheksital)
* Dissosiyatif anestezikler (ketamin, fensiklidin)
* Steroid anestezikler (altesin, minaksolon)
* Çeşitli anestezikler (kloral hidrat, metomidat,
etomidat, alfakloraloz, propanidid, trikain)
Barbitüratlar
Oluşturdukları uykunun süresine göre;
1. Uzun (> 6 saat)
2. Orta (3-6 saat)
3. Kısa (<3 saat)
4. Çok kısa etki süreli (20 dk’ya kadar)
Bunlardan son gruptakiler sakinleştirici-uyku doğurucu
olarak değil, anesteziye giriş için kullanılırlar.
Normal dozlarda yeterli kas gevşemesi yapamazlar. Karın
kaslarını yeterince gevşetmemeleri, uterusta yavrunun
solunumunu baskı altına almaları ve böylece ölümüne yol
açmaları nedeniyle sazeryanda kullanılmazlar.
Karaciğerde BT’a uğramaları ve böbreklerden atılmaları
nedeniyle bu organların hastalıklarında kullanılmamalıdır.
Tiyopental sodyum (Pentotal sodum)
* İlacın ağrı kesici etkisi zayıftır, hatta küçük dozlarda
uygulandığında ağrı eşiğini düşürerek ağrının
algılanmasını arttırır.
* En önemli dezavantajı solunumu baskı altına
almasıdır.
* Dİ yolla uygulanır. DA ve Kİ yolla verildiğinde
irkilti ve doku hasarı yapar.
* Evcil ve laboratuvar hayvanlarında genellikle
preanesteziklerle birlikte kısa süreli ameliyatlarda
başarıyla kullanılır.
Pentobarbital sodyum (Nembutal)
* Uyanma esnasında uyarılar görülmesi sebebiyle atlarda
tek başına kullanılmamalıdır. Etkisi ergin sığırlarda
şüpheli ve danalar ile vahşi etçillerde (kedigillerde)
kullanılmamalıdır. Bunlar ilacı metabolize
edemediklerinden oluşan anestezi 6-7 gün sürer.
* Yetişkin atlar hariç, başta köpek olmak üzere diğer
hayvan türlerinde çırpınma önleyici, sakinleştiriciyatıştırıcı ve anestezik olarak kullanılabilir.
* Dİ ve Pİ de dahil, tüm parenteral yollarla ve ağızdan
verilebilir. Dİ yolla uygulanırken damar dışına
kaçırılmamalıdır.
* Striknin ve diğer çırpınma yapıcı maddelerden ileri
gelen nöbetlerin önlenmesi ve yatıştırlmöasında kullanılır.
Dissosiyatif anestezikler
Bu grupta bulunan maddeler hayvanlarda kopma
(kataleptoid) anestezi diye bilinen ve hastanın
çevreden kopmasıyla belirginleşen bir anesteziye yol
açarlar. Hasta uyanık gibi gözükür ama çevreden gelen
uyarılara cevap veremez. Ağrı kesilmesi ve şuursuzluk
belirgindir. Anestezinin sadece 1. ve 2. dönemlerini
oluştururlar. Uyarılara karşı kornea, pupilla ve diğer
refleksler cevap verirler ama hasta şuursuz ve yapılan
işin farkında değildir. Bu ilaçlar MSS’i baskı altına
alırlar veya uyarırlar ya da her ikisine birden yol
açarlar. Özellikle uyanma sırasında olmak üzere
hastada halusinasyonlar görülür.
Ketamin
* MSS’nde başta dopamin olmak üzere, serotonin ve NA
gibi NM’lerin aracılık ettiği nöron veya sinapslarda
uyarının geçişini değiştirir.
* MSS’nin uyarılması ve kataleptoid bir duruma yol açılmasıyla ortaya çıkan şuursuzluk ve anesteziye sebep olur.
* Sağaltım indeksi geniştir.
* Küçük cerrahi girişimlerde uygun bir premedikasyondan
sonra (ksilazin, atropin, nöroleptikler) genel anestezik
olarak tek başına kullanılabilir.
*Bulantı ve kusma yapmadığından tok karna ameliyatların
yapılmasının gerektiği durumlarda özellikle tercih edilir.
* Evcil ve laboratuvar hayvanları ile kanatlılar, balıklar ve
vahşi hayvanlarda tercih edilir. Kasaplık hayvanlarda
kullanılmamalıdır.
Fensiklidin
* Etkisi yönünden ketamine benzer
* Halusinojenik etkisi de vardır.
* Bir çok maddeyle birleştirilerek (diazepam,
klorpromazin, tiyopental) genellikle vahşi hayvanların
yakalanması için kullanılır.
Kloralhidrat
* Alyuvarların parçalanmasına yol açtığı için,
çözeltilerine %1 oranında sodyum sitrat katılmalıdır
* İyi bir uyku ilacı ama sağaltım güvenliği dardır.
Saatlerce süren anestezi oluşturur.
* Sezeryanda kullanılmamalıdır.
* Kas gevşetici etkisi yoktur.
%12 kloralhidrat + %6 magnezyum sülfat
* Magnezyum iyonları nöromuskuler kavşak üzerine
etkiyerek iyi bir kas gevşemesi sağlar.
%3 kloralhidrat + %1.5 magnezyum sülfat+ %0.66
pentobarbital
* Önce kloralhidratla mağnezyum sülfat hazırlanır.
Anesteziye 1 saat kala pentobarbital eklenir. Çünkü
pentobarbital kloralhidratla çökelti oluşturur. Bu
olumsuzluğu yenmek için pentobarbital yerine
pentobarbitürik asit kullanılarak dayanıklı
müstahzarları hazırlanmıştır.
* Sağaltım güvenliği iyidir. Uyarılara yol açmaz.
* Karışım yatıştırıcı, kas gevşetici ve anestezik olarak
kullanılır.
* İstenen etkinin derecesine göre 0.66-1.5 ml/kg dozda
Dİ yolla uygulanır. Süt hayvanlarında
kullanılmamalıdır.
Dengeli Anestezi
Genel anesteziklerle premedikasyon amcıyla
kullanılan ağrı kesiciler, uyku ilaçları, parasempatolitikler, sempatomimetikler, nöroleptikler, trankilizanlar, kas gevşeticiler gibi ilaçların birlikte kullanılmasıyla gerçekleştirilen genel anestezi şekline dengeli
anestezi adı verilir. Bunun amacı genel anestezinin
kısımları olan duyusal, motor, refleks ve mental blok
yapmaktır. Dengeli anestezinin diğer şekli de nörolept
anestezidir. Bu durum aslında bir opioid ve nöroleptik
ilaç karışımıyla oluşturulan nörolept ağrı kesilmesinin
uçucu veya katı bir genel anestezikle birleştirilmesiyle
oluşan genel anestezi şeklidir.
Preanestezik medikasyon
Hastanın genel anesteziye hazırlanması için anesteziden
belli bir süre önce (genellikle 10-30 dk) ona bazı ilaçların
uygulanmasını ifade eder. Esas amacı hastanın anesteziye
giriş ve çıkışını düzgün ve güvenli kılarak dengeli bir
anestezi sağlamaktır. Genel amaçları;
* Anesteziye girişi kolaylaştırıp hızlandırmak
* Genel anesteziklerin istenmeyen etkilerini azaltmak
* Bulantı ve kusmayı önlemek
* Analjezi ve kas gevşemesi sağlamak
* Gerekli genel anestezik miktarını azaltmak
* Hastanın ameliyat korkusunu azaltmak
* Anesteziden uyanmanın normal ve olaysız olmasını
sağlamak ve hayvanın tutulmasını kolaylaştırmak
Preanestezide kullanılan ilaçlar
* Parasempatolitikler (atropin, skopalamin,
glikopirrolat)
* Sempatolitikler (Fentolamin)
* Nöroleptikler (asepromazin, promazin,
klorpromazin, propiopromazin)
* Trankilizanlar (diazepam, meprobamat)
* Opioidler (morfin, meperidin, etorfin)
* Yatıştırıcı-uyku ilaçları ( kloralhidrat, barbitüratlar)
* Narkotik olmayan ağrı kesiciler (ksilazin)
* Nörolept ağrı kesiciler (fentanil-droperidol,
asepromazin-meperidin)
Anestezide ilk yardım
* Doksapram; solunum uyarıcısı
* İsoproteranol; solunum yollarını gevşetir, solunumu
kolaylaştırır.
* Efedrin; Kan basıncı düşmesinin sağaltımında
* Adrenalin; Deri, mukoza ve böbrek kan damarlarını
daraltır, çizgili kaslardaki damar düz kaslarını genişletir.
Kalp hızı, gücü, debisi ve koroner kan akımını arttırır.
* Kalsiyum klorür veya kalsiyum boroglukonat; Kalp
kasının kasılma gücünü artırmak ve kan basıncını
yükseltmek için
* Glukokortikoidler; Şok durumu ile ısı artışına karşı
* Lidokain; kalp atımındaki düzensizliklerin sağaltımı ve
önlenmesi için
YATIŞTIRICI (SEDATİF) VE UYKU (HİPNOTİK)
İLAÇLARI
Bu grupta bulunan ilaçlar MSS’ni ılımlı veya orta
derecede baskı altına alarak hayvanlarda yatışma ve
uykuya sebep olurlar. Doza bağlı olarak gelişen bu
etkileri sonucu canlıda ruhi gerginlik, endişe, korku ve
huzursuzluk gibi durumları hafiflettikleri için
yatıştırıcı-uyku doğurucu ilaçlar diye bilinirler.
Uykuya yol açan miktarlarının üzerindeki dozlarda
verildiklerinde, bir çoğu canlıda bilinç kaybına yol
açarak genel anestezi yaparlar.
Bu grupta bulunan ilaçlar uykuya yol açan
miktarlarının 1/3-1/6’sı dozlarda yatıştırıcı etki
yaparlar
YATIŞTIRICI (SEDATİF) VE UYKU (HİPNOTİK)
İLAÇLARI
•* Uyku ilaçlarının nöroleptik (belirgin bir yatışma ve
uykuya yol açmaksızın hareketlerde yavaşlama, çevre
ve uyarılara ilgisizlik, isteksizlik, heyecansızlık,
merakta azalma, kayıtsızlık, sakinleşme gibi) etkileri
yoktur. Ama trankilizan (endişe, korku, kuruntu ve
heyecanda yatışma, uyuşukluk, uyku ve motor
bozukluklar gibi) etkileri vardır ve trankilizan ilaçlar
gibi bağımlılık yaparlar.
•* Yatışma ve uyku yapıcı dozlarda ağrı kesici etkileri
yoktur; bu etkileri genel anesteziye yol açan dozlarda
belirginleşir. Bunun için ağrılı hallerde tek başlarına
kullanılmamalıdır.
Bağımlılık
Tüm yatıştırıcı ve uyku ilaçları psişik ve fiziki
bağımlılık yapabilir. Kullanılmaları sırasında
etkilerine karşı az veya çok biyokimyasal veya
farmakodinamik nitelikte tolerans gelişir.
İdeal yatıştırıcı (sedatif) ilacın özellikleri
* Uyuşukluk ve uyuklama yapmamalı
* Çevreye ilgiyi ve çevreden gelen uyarılara cevap
verme yeteneğini azaltmamalı
* Kişinin zindeliğini, günlük işlerinde verimlilik ve
güvenliğini bozabilecek ölçüde düşürmemeli
* Bağımlılık yapmamalı
İdeal Uyku (hipnotik) İlacının Özellikleri
* Etkisi çabuk başlamalı ve latent uyku dönemini
kısaltmalı,
* Normal uyku kalıbının sırası ve sürelerinde belirgin
bir değişiklik yapmamalı
* Etkisi kişiyi yeterli bir süre uyutacak kadar uzun
ama artık etki bırakmayacak kadar kısa sürmeli
* Sağaltım güvenliği (uykuya ve ölüme yol açan
miktarları arasındaki mesafe) büyük olmalı
Bağımlılık yapmamalı ve böylece kötü amaçla
kullanılmaya elverişli olmamalı
YATIŞTIRICI VE UYKU İLAÇLARI
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
Barbitüratlar (fenobarbital, barbital, amobarbital)
Aldehidler (Kloralhidrat, paraldehid)
Benzodiazepinler (diazepam, nitrazepam)
Kinazolinler (metakualon, meklokalon)
Piperidindionlar (glutetimid, metiprilon)
Alkoller (etil alkol, etklorvinol, klorobutanol)
Karbamatlar
Diğerleri (antihistaminikler, parasempatolitikler,
etomidat, ksilazin)
BARBİTÜRATLAR
Etki şekilleri; GABA-GABA reseptörü-klor iyonoforu
sisteminde klor kanallarını doğrudan etkileyip açılmalarına yol açarak, klor iyonlarının hücreye serbestçe
girmesine sebep olup hücre içi ve dışı arasındaki gerilim farkını arttırırlar. Böylece nöronların uyarılabilirlikleri zorlaşır. Bu etkiyi barbitüratların yalnızca Lizomerleri oluşturur. D-izomerlerinin etkisi öncelikle
uyarıcı niteliktedir.
Etkiledikleri nöronlar beyin sapındaki retiküler
etkinleştirici sistemle ilgili ara nöronlardır. Ayrıca
beyin kabuğundaki GABAerjik etkinlik de
güçlendirilir.
BARBİTÜRATLAR
Etkileri; Küçük dozlarda yatışma, orta dozlarda uyku
ve büyük dozlarda anestezi yaparlar. Yatıştırıcı
dozlarının 3-6 katı miktarlarda verildiklerinde uykuya
yol açarlar; oluşan uyku normale çok benzer. İlaç alıp
uyuyan kimseler artık etkiden dolayı, sabahleyin
normal uykudaki gibi zinde olarak uyanmazlar.
Gerçek anlamda ağrı kesici değildirler. Bu sebeple
genel anestezide mutlaka ağrı kesicilerle birlikte
kullanılmalıdır.
Bunlardan fenobarbital yatıştırıcı, uyku doğurucu ve
özellikle çırpınma önleyici olarak kullanılır.
BENZODİAZEPİNLER
Bunlar trankilizan ilaçlardır ama bazıları uyku ilacı
olarak da kullanılırlar. Diazepam veteriner hekimlikte
en çok uygulama alanı bulan (yatıştırıcı ve uyku ilacı
olarak) BZ türevidir.
Sağaltım indeksleri büyüktür ve uyku dozlarının 40-80
katı miktarlarda ancak ölüm yapabilirler. Bunların da
barbitüratlar gibi artık etkileri vardır.
ÇIRPINMA ÖNLEYİCİ İLAÇLAR
Küçük hayvanlarda karşılaşılan epilepsi benzeri bozuklukların
sağaltımında kullanılırlar. Antiepileptik etkiye yol açan nöron
düzeyindeki etkilerin başlıcaları;
•Uyarı eşiğini yükseltmeleri sinaps öncesi ve sonrası baskıyı
güçlendirmeleri
•Post tetanik gerilimi azaltmaları
• Mono ve polisinaptik kavşaklarda kışkırtılmış cevapları
zayıflatmaları
•Na ve Ca gibi iyonların akımını azaltmaları
•Refraktör dönemi uzatmaları
Söz konusu etki yerlerinin GABA, GABA-klor iyonoforu, BZGABA-klor iyonoforu olduğu sanılmaktadır.
ÇIRPINMA ÖNLEYİCİ İLAÇLAR
Sınıflandırma;
1. Barbitüratlar (fenobarbital, primidon, mefobarbital
ve metarbital)
2. Hidantoinler (fenitoin, mefenitoin)
3. Benzodiazepinler (diazepam, klonezepam)
4. Süksinimidler (etosüksimid, metsüksimid
5. Oksazolidindionlar (trimetadion, parametadion)
6. İminostilbenler (karbamazepin)
7. Diğerleri (valproik asit)
Primidon; Kedi ve tavşanlarda kullanılmayacak
kadar zehirli bir barbitürattır. Başlıca köpeklerde
antiepileptik amaçla kullanılır.
Fenitoin; MSS’nde genel bir baskı
doğurmaksızın çırpınmayı engeller. Nöron
zarlarının dayanıklılığını azaltır; uyarı eşini
biraz yükseltir, sinapslarda uyarının geçişini
engeller, posttetanik gerilimi önler ve refraktör
dönemi uzatır. Kedilerde vücutta biriktiği için
tehlikelidir.
PSİKOTROP İLAÇLAR
Bunlar kişilerde davranış ve psişik bozukluklarda
etkilidir. Psikofarmakolojik ilaçlar olarak da bilinirler.
1. Nöroleptik ilaçlar; İnsan ve hayvanlarda genellikle belirgin bir yatışma-uyku meydana getirmeksizin hareketlerde yavaşlama, çevreden gelen uyarılara cevap vermede
isteksizlik, çevreye ilgisizlik, fikirlerde bulanıklık, heyecansızlık ve inisiyatifte azalma yaparlar. Buna karşılık
motor faaliyet, bellek, hatırlama, akıldan hesap yapma,
dikkat etme gibi yeteneklerde genellikle bir değişiklik
veya azalma olmaz. Normal davranışları gereği saldırgan
bir mizacı olan maymunlar da dahil tüm hayvanlar ve
insanlarda genel bir uysallaşmaya sebep olurlar.
Nöroleptikler, insanlarda şizofreni gibi sinirsel veya
sinirsel olmayan hastalıklarda geniş kullanım alanı
bulurlar (Hastanın tutulup zaptedilmesi, beyindeki
organik bozukluklar, ilaçların neden olduğu
saldırganlık hali, endişe ve gerilimin azaltılması,
preanestezi, nörolept ağrı kesilmesi ve anestezi,
bulantı ve kusmada kullanılırlar)
Etki şekilleri; Dopamin reseptörlerini bloke ederek
etki gösterirler.
Sınıflandırma;
1. Fenotiazinler (klorpromazin, asepromazin,
promazin, propiopromazin, klorprotiksen)
2. Butirofenonlar (droperidol, haloperiol, azaperon)
3. Diğerleri (Pimozid, klozapin, sulpirid)
Klorpromazin
* Başlıca Dİ ve Kİ yolla uygulanır.
* Nöroleptik ve yatıştırıcı etkisi vardır, ağrı kesici etkisi
yoktur.Preanestezik olarak kullanıldığında barbitüratların
anesteziye yol açan miktarları 1/2 oranında azaltılmalıdır.
* Kusma merkezini baskılar, bu etkisi sonucu zehirler,
üremi, lösemi, radyasyon ve anestezi sırasında oluşacak
kusmaları önler. Ancak mideden gelen uyarıların yol
açtığı kusmalarda pek etkili değildir.
* Alfa adrenerjik reseptörlerde uyarı geçişini önler. Beta
adrenerjik reseptörler üzerinde etkisi yoktur.
* Hipofizden gonadotropinlerin salıverilmesini azaltarak
dişilerde kızgınlık ve yumurtlamayı engelleyebilir.
Klorpromazin
* Kortikotropin, BH, ADH, MUH ve oksitosinin
salıverilmesini azaltır, prolaktinin salıverilmesini arttırır.
* Isı düzenleme merkezini baskı altına alır.
* Fenotiazinlerin kullanıldığı durumlarda adrenalin
kesinlikle kullanılmamalıdır.
* Ataksi ve şiddetli uyarılara yol açması nedeniyle atlarda
kullanılmamalıdır.
* Veteriner hekimlikte premedikasyon, hayvanların
tutulması ve yeni bir çevreye (sağım yerine, köpeklerin
kulübeye alıştırılması) alıştırılması, deri hastalıkları,
merkezi kusma ve tetanozun sağaltımında kullanılırlar.
BUTİROFENONLAR
* Droperidol, haloperidol, benzperidol, trifluperidol,
azaperon
* MSS’nde dopaminerjik reseptörlerde uyarı geçişini
güçlü biçimde, adrenerjik reseptörlerde ise zayıf
şekilde engellerler, o nedenle kan basıncını da daha az
düşürürler.
* Güçlü nöroleptik etkileri vardır.
* Merkezi kusmalarda çok etkilidirler.
* Yatıştırıcı ve antihistaminik etkileri de vardır.
TRANKİLİZAN İLAÇLAR
* Trankilizan terimi kişide korku, heyecan ve endişe gibi
duyuları yatıştırarak sakinleşme yapan ilaçları ifade etmek
için kullanılır. Bunlar hastada genellikle kişilik ve uyum
bozukluğuna yol açmayan hafif nöroz belirtilerinin
sağaltımında kullanılırlar.
* Bu grupta buluna ilaçlar uygulanan miktarlarına göre
hastada yatışma, uyuşukluk, uyumaya eğilimin artması ve
motor faaliyette bozulmaya yol açarlar; bu yönden
yatıştırıcı-uyku ilaçlarıyla aralarında pek fark yok gibidir.
* Omurilikteki ara nöronları etkileyerek, doza bağlı
şekilde, değişik derecede çizgili kaslarda gevşemeye de
yol açarlar.
TRANKİLİZAN İLAÇLAR
* Uyku ilaçları gibi kişilerde entelektüel ve
psikomotor yeteneklerde azalma, kendine gereğinden
fazla güvenme ve kendini iyi hissetmeye de neden
olurlar. Bundan dolayı bu ilaçları alan kişilerin dikkat
isteyen günlük işlerde çalışmamaları gerekir.
* Trankilizanlar, uyku ilaçlarında daha güvenli
maddelerdir.
TRANKİLİZAN İLAÇLAR
Etki şekilleri: Endişe giderici etkileri MSS’ndeki
limbik sisteme olan etkileriyle ilgilidir. Omurilikteki
ara nöronları etkileyerek çok sinapslı refleksleri seçkin
biçimde önlerler. Bu etkileri GABA ve GABA
reseptörü-klor iyonoforu düzeyinde klor kanallarının
açılmasına yol açmaları ve böylece GABA ile aracılık
edilen etkiyi (baskıyı) güçlendirmeleri sonucudur.
TRANKİLİZAN İLAÇLAR
Nöron zarlarındaki BZ reseptörleri ile GABA
reseptörü ve klor iyonoforu üçlü bir yapıdır. BZ’ler
GABA reseptörlerinin GABA moleküllerine, GABA
da BZ reseptörlerinin BZ’lere ilgisini arttırırlar. Ayrıca
bu üçlüde GABA-modulin isimli protein yapılı bir
madde daha vardır. Bu madde GABA reseptörünün
GABA’ya ilgisini azaltır. Burada BZ’ler kendi
reseptörlerini etkileyerek GABA-modulini etkisiz
kılar; böylece GABA reseptörü üzerindeki baskı
ortadan kalkar (disinhibisyon)
TRANKİLİZAN İLAÇLAR
Kullanım yerleri: Bu grupta bulunan ilaçlar veteriner
hekimlikte daha çok yatıştırıcı-uyku doğurucu,
çırpınma önleyici ve merkezi etkili kas gevşetici
olarak kullanılır.
Sınıflandırma:
1. Benzodiazepinler (diazepam, oksazepam)
2. Propandiol türevleri (meprobamat, fenaglikodol)
3. Difenilmetan türevleri (hidroksizin, azasiklinol)
4. Rauwolfia alkaloidleri (rezerpin, metoserpat)
BENZODİAZEPİNLER
* Etki sürelerine göre uzun (diazepam, klordiazepoksid,
nitrazepam, flurazepam, medazepam, prazepam) ve kısa
(oksazepam, lorazepam, temazepam, trazolom) etkili
olanlar diye iki gruba ayrılır.
* On hafta ve daha uzun süreyle BZ kullananlarda bu
ilaçlara karşı genellikle bağımlılık gelişir. Böylece
ilaçların birden bire kesilmesi hastalarda yoksunluk
belirtilerinin ortaya çıkmasına yol açar.
* Diazepam veteriner hekimlikte preanestezik, kas
gevşetici, çırpınma önleyici, davranışları değiştirici, iştah
arttırıcı ve nörolept ağrı kesilmesi için kullanılır. Ancak
uyarıya yol açtığından kedilerde kullanılmaz.
MERKEZİ ETKİLİ KAS GEVŞETİCİ İLAÇLAR
Bunlar MSS’ni etkileyerek iskelet spazmı ve tonusunu
çözerler.
Etki şekli: Merkezi etkiyle kasların gevşemesine yol
açan ilaçlardan BZ, baklofen ve dantrolen dışındakiler
omurilikteki ara nöronları etkileyerek çok sinapslı reflekslerde uyarının geçişini engellerler. Bu sebeple, anılan maddeler uyarıların sinirlerden iletimini, nöro
muskuler kavşaklardan geçişini ve kasların uyarılabilirliğini etkilemezler. BZ ve baklofen 1. duyusal nöronların uçlarında GABA’nın etkinliğini arttırmak ve
baklofen ayrıca glutamik asidin salıverilmesini engellemek suretiyle kaslarda gevşemeye yol açarlar.
MERKEZİ ETKİLİ KAS GEVŞETİCİ İLAÇLAR
BZ’ler ve baklofen bu etkileriyle hem tek hem de çok
sinapslı refleksleri önlerler. Dantrolen ise çizgili kas
hücrelerinde tubul zarından yayılan depolarizasyon
dalgasının sarkoplazmik retikulumu etkilemesini
önleyerek buradan Ca’un salıverilmesini engeller.
Bu ilaçların çoğu MSS’nde çıkıcı retiküler
etkinleştirici sistemi de baskı altına alırlar; böylece,
limbik sistemi etkileyerek uyuşukluk ve yatışma
haline (trankilizan etki) yol açarlar.
MERKEZİ ETKİLİ KAS GEVŞETİCİ İLAÇLAR
Kullanım yerleri
* Kas, eklem, kemik ve bursa kesesinde çarpma, iltihap,
kireçlenme, beslenme bozukluğu gibi olaylarda oluşan
spazmlarda,
* Çevre sinirlerin baskı ve irkiltiye maruz kalmaları
sonucu oluşan iskelet kası spazmında
* Omuriliğin çeşitli tipteki bozukluklarına bağlı sinir
hastalıklarında ortaya çıkan kas spazmının çözülmesinde
* Spazmın çözülmesiyle analjezi oluşturulurken kırıkçıkıkların yerine konulması kolaylaşır.
* Striknin, kurşun, metaldehid vb maddelerle zehirlenmeler veya tetanozda görülen çırpınmaların önlenmesinde
MERKEZİ ETKİLİ KAS GEVŞETİCİ İLAÇLAR
Sınıflandırma
1. Propandiol türevleri (mefenezin, mefenezin
karbamat, klorfenezin, metokarbamol, meprobamat)
2. Benzoksazol türevleri (zoksazolamin, klorzoksazon)
3. BZ’ler
4. Diğerleri (baklofen, orfenadrin, metaksalon,
guaifenesin, dantrolen)
YEREL ANESTEZİKLER
Etki şekli: Sinir lifleri ve diğer uyarılabilir hücrelerde uyarılabilirliği azaltarak, uyarı eşiğini yükselterek, uyarıların
iletilme hızını yavaşlatarak ve sonuçta iletimi tümüyle
durdurarak etkili olurlar. Hücre zarları polarize haldedir.
Zar, K ve Cl iyonu için serbestçe ve Na için kısmen geçirgen iken, hücre içi sıvıda bulunan büyük organik fosfat ve
protein anyonlarına karşı geçirgen değildir; zarın bu özelliği iki tarafındaki iyon yoğunluğunun aynı olmamasına
yol açar. Ayrıca zarda bulunan sodyum pompası (Na,KATPaz) depolarizasyonu takiben Na iyonlarını hücre içinden dışarıya ve dışarıdaki K iyonlarını da içeriye doğru
taşıyarak, hücre zarının polarize halde kalmasında önemli
görev yapar.
YEREL ANESTEZİKLER
Sinir hücrelerini diğer hücrelerden ayıran iki önemli
özelliği depolarize olabilmeleri ve bir noktadan doğan
uyarı dalgasını (AP dalgası) kendi boyunca belli bir
hızda iletebilmelidir. Her iki olay da sinir lifi zarıyla
ilgilidir; bunda sitoplazmanın katkısı yoktur.
Depolarizasyon veya AP dalgasının doğmasından
birinci derece sorumlu olan iyon sodyumdur. Uyarının
gelmesini takiben açılan Na kanallarından Na iyonu,
hücre dışından içine doğru basit difüzyonla girer.
İşte yerel anestezikler akson zarında depolarizasyona
yol açan Na kanallarının geçici olarak açılmasını
engelleyerek etkili olurlar.
YEREL ANESTEZİ ŞEKİLLERİ
1. Yüzeysel veya topikal anestezi; deri veya mukoz
zarlara uygulanan yerel anestezik ilaçlarla duyusal
sinir uçlarının felci sonucu duyuların kaybolmasıyla
yol açılan bir anestezi şeklidir. Göz muayenesi ve
ameliyatları, bronş, yemek borusu ve midenin
incelenmesi sırasında refleksleri ve ağrıyı hafifletmek
için uygulanır ve burada en sık kullanılan madde
lidokain’dir.
Download

anestezi - Uzman Veteriner