AİLE İÇİ ŞİDDET SORUNU İLE
MÜCADELEDE
ADLİ TIBBIN ROLÜ
Dr. Hasan Onur Yavuz
İstanbul Üniversitesi
İstanbul Tıp Fakültesi
Adli Tıp Anabilim Dalı
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre
ŞİDDET:

Gücün ya da fiziksel kuvvetin, tehdit
yoluyla ya da gerçekte; kendine, bir
başkasına ya da bir topluluğa karşı
kasıtlı biçimde kullanılması.
Aile içi şiddet:
 Kadına
 Çocuğa
 Yaşlıya
Dünya Sağlık Örgütü verilerine
göre kadınların eşleri ya da
partnerleri tarafından şiddete
uğrama oranı: % 10-69


Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'nun
1994 yılında yaptığı araştırma sonuçlarına
göre;
Fiziksel şiddete ailelerin %34’ünde,
Sözlü şiddete %53’ünde rastlanmaktadır.
Çocuklara yönelik fiziksel şiddete
rastlanma oranı: % 46

İzmir’de İnönü Sağlık Ocağı
bölgesinde 2004 yılında yapılan
araştırma sonuçlarına göre: 65 yaş
ve üzeri yaşlılarda fiziksel örselenme:
%1.5

%3.5’inde kesin ihmal bulgusu

%28.9’unda olası ihmal bulgusu
TIBBİ BULGULAR



Çocukta; Uyku düzensizlikleri, gece
işemeleri, içe kapanma, saldırgan
davranışlar,çevre ile uyumsuzluk,
okulda başarısızlık,
Kadınlarda; Uyku düzensizlikleri,
çeşitli psikiyatrik
hastalıklar(posttravmatik stres
bozukluğu, major depresyon vb),
sosyal anlamda geri kalma,
Yaşlılarda, sağlıklarının daha kötüye
gitmesi.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu:
Kronik başağrısı,
kas iskelet sistemi ağrıları,
atipik göğüs ağrısı,
uyku bozuklukları,
yorgunluk,
cinsel fonksiyon bozuklukları,
yeme bozuklukları,
çarpıntı,
kırıklık duygusu
“Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Önlenmesi Sözleşmesi” (CEDAW)

Birleşmiş Milletlerce 1979’da kabul edilen
ve Türkiye’nin 1985 yılından bu yana taraf
olduğu Birleşmiş Milletler bünyesinde yer
alan temel insan hakları sözleşmelerinden
biridir.

Kadınlara Karşı Her Türlü
Ayırımcılığın Önlenmesi
Sözleşmesi’nin (CEDAW) İhtiyari
Protokolü 30 Temmuz 2002
tarihinde TBMM tarafından
onaylanmış ve 29 Ocak 2003’te
yürürlüğe girmiştir. Türk Hükümeti,
İhtiyari Protokolü onaylayarak,
Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Önlenmesi Sözleşmesi’ne tam uyumu
sağlamayı taahhüt etmiştir.
Madde 1: İşbu Sözleşme’ye göre Kadınlara
karşı ayrım deyimi kadınların medeni
durumlarına bakılmaksızın ve kadın ile erkek
eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik,
sosyal, kültürel, medeni ve diğer alanlardaki
insan hakları ve temel özgürlüklerinin
tanınmasını, kullanılmasını ve bunlardan
yararlanılmasını engelleyen veya ortadan
kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsivete
bağlı olarak yapılan herhangi bir ayrım,
mahrumiyet veya kısıtlama anlamına
gelecektir.

Madde 5: Taraf Devletler aşağıdaki
önlemleri alacaklardır:
a) Her iki cinsten birinin aşağılığı veya
üstünlüğü fikrine veya kadın ile erkeğin
kalıplaşmış rollerine dayalı ön yargıların,
geleneksel ve diğer bütün uygulamaların
ortadan kaldırılmasını sağlamak amacıyla
kadın ve erkeklerin sosyal ve kültürel
davranış kalıplarını değiştirmek;

EZİYET:
Türk Ceza Kanunun 96. Maddesinde;
(1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak
davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki
yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur
(2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin;
(a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından
kendisini savunamayacak durumda bulunan
kişiye ya da gebe kadına karşı,
(b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya
da eşe karşı işlenmesi hâlinde, kişi hakkında üç
yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına
hükmolunur.

Cinsel Dokunulmazlığa karşı suçları
işleyen TCK 102. maddesinde:
“Bu fiilin eşe karşı işlenmesi
hâlinde, soruşturma ve
kovuşturmanın yapılması
mağdurun şikâyetine bağlıdır.“
ifadesi yer almaktadır.
ADLİ TIBBIN ROLÜ:




Şiddetin belgelenmesi
Mağdurun daha sonra hakkını
koruyabilmesi
Mağdurun tedavi ve rehabilitasyonu
Bu yaygın insan hakları ihlalinin
önlenmesi
ADLİ RAPOR





Olayın öyküsü,
Özgeçmiş ve Soygeçmiş,
Muayene bulguları,
Konsültasyonlar ( Psikiyatri biriminden
gelecek olan konsültasyon raporu, kişide
hiçbir fiziksel travma bulgusu saptanmasa
bile kişinin şiddet gördüğünün delili
olabilir.),
SONUÇ: Maruz kalınan şiddetin mağdur
üzerindeki fiziksel ve ruhsal etkileri ve
bunların kişinin anlattığı öykü ile uyumlu
olup olmadığı
YENİ TCK’NIN
ADLİ TIP’TA UYGULANMASI:

Maruz kalınanan travmanın;
1- Yaşamsal tehlikeye neden olup
olmadığı,
2- Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek
nitelikte olup olmadığı,
3- Duyularından ya da organlarından
birinin işlevinin sürekli zayıflaması /
yitirilmesine neden olup olmadığı,
4- Yüzde sabit ize – yüzünün sürekli
değişikliğine neden olup olmadığı
5- Konuşmada sürekli zorluk /
konuşma yeteneğinin kaybına neden
olup olmadığı
6- Gebe bir kadında çocuğunun
vaktinden önce doğmasına / çocuğun
düşmesine neden olup olmadığı
7- Kişinin iyileşmesi olanağı
bulunmayan bir hastalığa / bitkisel
hayata girmesine neden olup
olmadığı
8- Çocuk yapma yeteneğinin
kaybolmasına neden olup olmadığı
9- Yaralanmanın vücutta kemik
kırılmasına neden olup olmadığı

ÖRNEK: (ESKİ) …….Cumhuriyet
Başsavcılığının …… tarih ve ….. sayılı
yazısı ile …..’ nun darp nedeniyle
hayati tehlike geçirip geçirmediği,
kaç gün iş ve güçten kalacak şekilde
yaralandığına dair kesin raporu
istenmektedir.

(YENİ) Şahsın maruz kaldığı
yaralanmanın; Kişinin yaşamını
tehlikeye sokup sokmadığı, basit bir
tıbbi müdahaleyle giderilebilecek
nitelikte olup olmadığı sorulmaktadır.

Şahıs hakkında düzenlenmiş,
a) …..
b) …..
c) ….. İncelenmesinde;
……… saptandığı anlaşıldığına,
Kafada kırık ya da kafa içi travmatik
değişim, büyük damar – iç organ
lezyonu tarif ve tespit edilmediğine
göre,

SONUÇ: (ESKİ)
Şahsın travmaya bağlı arızasının;
a) Şahsın hayatını tehlikeye maruz
kılmadığı,
b) 5 (beş) gün mutad işgaline engel
teşkil eder nitelikte olduğu kanaatini
bildirir rapordur.

SONUÇ: (YENİ)
Şahsın travmaya bağlı oluşan
yumuşak doku lezyonlarının;
a) Kişinin yaşamını tehlikeye
sokmadığı
b) Basit bir tıbbi müdahale ile
giderilebilecek nitelikte olduğu
kanaatini bildirir rapordur.
VÜCUTTA KEMİK KIRILMASININ
DEĞERLENDİRİLMESİ




Vücuttaki kemik kırıkları, kırığın
hayat fonksiyonlarına etkisine göre;
HAFİF (1)
ORTA (2-3)
AĞIR (4-5-6)
olarak sınıflandırılmıştır.
Vücutta birden fazla kemik kırığı
bulunması halinde;
1- Kırılan her bir kemiğin derecesi
bulunacak,
2- Bunların kareleri alınarak
toplanacak
ve çıkan toplamın karekökü alınacaktır.

Örneğin; kişide bir tarafta kapalı radius
kırığı ve diğer tarafta açık radius kırığı
olduğunda;

Radius kırığının derecesi: 2

Açık radius kırığının derecesi: 3

İkisinin birlikte skorlanmış derecesi: (2x2
+ 3x3)’ ün karekökü = 3.6
=
4
olacaktır.

Bu yaralanmada kırıkların toplamının
hayat fonksiyonlarına etkisi AĞIR(4)
olarak değerlendirilecektir.
SONUÇ:
Aile içi şiddet kişilerin beden ve
ruh sağlığını önemli ölçüde etkileyen
bir sorundur.
Adli Tıp yeni Türk Ceza
Kanunu’ndaki değişiklikleri de
kullanarak kişinin şiddetten gördüğü
zararı tespit ederek adli mercilere
sunmakta, mağdurun tedavi ve
rehabilitasyonu için gerekli önlemleri
almaktadır.
ÖRNEK RAPOR


Adli Tıp Anabilim Dalı Polikliniği’ ne
Başvuran ……………., ../../.. tarihinde
zorla kaçırıldığını, bir hafta sonra resmi
muamelelerine başlandığını ve ../../..
tarihinde evlendiğini, eşinin şiddetine
maruz kaldığını iddia ederek, muayenesini
talep etmektedir.
ÖYKÜ: Sürekli olarak sözel tehdit ve
şiddete maruz kaldığını, ortak karar
alamadıklarını, dışarı çıkamama,
arkadaşlarını misafir edememe gibi
özgürlüklerinin kısıtlandığını
belirtmektedir.
TIBBİ MUAYENE:

Yapılan fizik muayenesinde herhangi bir
travmatik bulguya rastlanmadığı, sistem
muayenelerinin normal olduğu
saptanmıştır.
PSİKİYATRİK MUAYENE

insanlardan uzaklaştığını,
yabancılaştığını, bir yıldır uykusuzluk,
aşırı uyarılmışlık halinin mevcut
olduğu, tehditlerin sürekli aklına
geldiği, uzaklaştırmak istediği halde
bu tür düşüncelerden kurtulamadığı,
bunları hatırladığında sıcak basması,
tansiyon düşmesi, titreme, çarpıntı
yakınmalarının olduğu; isteksizlik ve
enerji azlığı mevcut olduğu

Tanı:
- Major depresyon
- Travma Sonrası Stres
Bozukluğu düşünüldüğü,
Psikonevroz birimince takibinin
sürmekte olduğu belirtilmektedir.
SONUÇ

Adli Tıp Polikliniğine zorla kaçırılma
ve aile içi şiddet yakınması ile
başvuran …………….. ‘nın yapılan
muayenesi, görüşmede alınan
öyküsü ve psikiyatri konsültasyonu
değerlendirildiğinde;


Major depresyon ve travma sonrası
stres bozukluğu tanılarının görüşmede
aktardığı zorla kaçırılma ve aile içi şiddete
maruz kalma öyküsü ile uyumlu
bulunduğu;
Ruhsal örselenmenin delillerinin
saptanması ve maruz kaldığını belirttiği
olaylarla ilişkisinin gösterilmesi nedeniyle
aile içi şiddet sonucu ortaya çıktığı
anlaşılan ruhsal örselenmenin ;



1- Yaşamını tehlikeye sokacak nitelikte
olmadığı,
2- Sağlığını ve algılama yeteneğini basit
bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek
düzeyde bozduğu,
3- Halen tedavisine devam eden kişinin
ayrıca 1(bir) yıl sonra kalıcı bozukluk
yönünden değerlendirilmesinin yerinde
olacağı kanaatine varılmıştır.
ÖRNEK RAPOR 2


Babası tarafından dövüldüğü iddiasıyla
polikliniğimize başvuran 21 yaşındaki
…………..’ nın aydınlatılmış onamı alınarak
muayenesi yapıldı.
ÖYKÜ: Eve döndüğünde kardeşinin
ağladığını gördüğünü, buna babasının
sebep olduğunu düşünüp niye ağlattığını
sorduğunu, babası tarafından aniden
yumruklandığını, yere düştüğünü, yerde
iken babasının tekrar yumruk attığını,
……………. belirtmiştir.


FİZİK MUAYENE: Vücudun çeşitli
bölgelerinde ödem ve hassasiyet,
ekimoz ve ağız içerisinde mukoza
yaralanmaları tespit edildi.
İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi’ne ait
………. tarihli nasal grafide nasal
kemik korpusunda lineer kırık
saptandı.

Babası tarafından fiziksel travmaya
maruz kaldığı iddiası ile ………….
tarihinde polikliniğimize başvuran
………… ‘nın yapılan muayenesi ile
yukarıda kaydedilen bulgulara göre
vücudunda tespit edilen travmatik
değişimlerin;




1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı,
2- Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek
nitelikte bulunduğu,
3- Vücuttaki kemik kırıklarının hayat
fonksiyonlarına etkisi hafif(1), orta(2-3) ve
ağır(4-5-6) olarak sınıflandırıldığında;
kişide saptanan kırığın, hayat
fonsiyonlarını HAFİF (1) derecede
etkileyecek nitelikte olduğu,
4- Elde edilen bulguların kişinin aktarmış
olduğu öykü ile uyumlu olduğu kanaatini
bildirir rapordur.
TARTIŞMA
Dr. Hasan Onur Yavuz
[email protected]
Download

aile içi şiddet sorunu ile mücadelede adli tıbbın rolü