‹slâmî ‹limler Dergisi, Y›l 1, Say› 2, Güz 2006 (131-149)
GAZAL‹’YE GÖRE KIYASIN KUR’AN’A UYGULANMASI*
Dr. ‹brahim ÇAPAK**
Ghazali’s Application of Syllogism to the Qu’ran
Abstract
This paper examines Ghazali’s application of syllogism to the Qu’ran. Ghazali gives a greet importance to establishing the proof through syllogism
which consists of two propositions or premisses and conclusion. Ghazali
investigates simple and conditional syllogism. Simple syllogism can be
summarised in three forms. Conditional syllogism can be dealt with in two
categories. According to Ghazali, syllogism is originated from the Qu’ran.
He provides an examples for every type of syllogisms from the Qu’ran.
Keyword: Ghazali, logic, syllogism, Qu’ran
Girifl
Gazâlî’nin mant›k ile ilgili eserlerine bak›ld›¤›nda onun en çok önemsedi¤i ve üzerinde durdu¤u konunun k›yas oldu¤u görülür. Bunun nedeni, k›yas
konusunun mant›¤›n as›l konusu olmas›d›r. Kavram, tan›m ve önerme konular› k›yas konusuna haz›rl›k konumundad›r. Çünkü kavramlar önermeleri,
önermeler de k›yas› meydana getirir. Gazâlî, k›yas› Kur’an kaynakl› olarak
görmekte ve bu anlay›fl›n› desteklemek için k›yas›n her flekline Kur’an’dan örnekler vermektedir.
Gazâlî, k›yas konusuna k›yas›n tan›m› ile bafllar. Ona göre k›yas, “önermelerden meydana getirilmifl ve bunlar›n kabulü ile zorunlu olarak di¤er bir
önermeyi sonuç veren sözdür.”1 Bir baflka ifade ile k›yas (burhan), araflt›rma
ve inceleme yoluyla elde edilmek istenen tasdiki bilgilere ulaflt›rmay› sa¤layan bir ak›l yürütme fleklidir.2 Do¤ru bir k›yas›n oluflabilmesi için do¤rula-
*
**
1
2
Bu çal›flma, 8-9 Kas›m 2002’de Ankara’da düzenlenen “‹slâm Felsefesinin Sorunlar›” isimli
sempozyumda “Gazali’ye Göre K›yas fiekilleri ve K›yas›n Kur’an’a Uygulanmas›” ad› ile sunulan
tebli¤in gelifltirilmifl fleklidir.
Sakarya Üniversitesi ‹lahiyat Fakültesi, Mant›k Anabilim Dal›, [email protected]
Gazâlî, Mihakkü’n-Nazar, (tahk. Refik Acem), Beyrut 1994, 69, 90; Gazâlî, Mi’yaru’l-‹im, (nflr.
Süleyman Dünya), Kahire 1961, 131; Mekas›du’l-Felasife, (tahk. S. Dünya), M›s›r 1961, 67; elKatibi, Necmeddin, Risaletü’fl fiemsiyye, Islamic Philosophy içinde, Frankfurt 2000, 89, 265.
Gazâlî, el-Mustasfa ,M›s›r, h. 1322, 29.
132
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
mas› ve yanl›fllamas› yap›labilen en az iki öncülün olmas› gerekir. Bir öncülün oluflabilmesi için de en az iki “bilgiye” (marifet) ihtiyaç vard›r, bu bilgilerden biri “konu” (kendisinden haber verilen), di¤eri de “yüklem” (haber) olur.
Böylece k›yas, iki öncülden ve her öncül de biri di¤erine nispet edilebilen iki
bilgiden oluflmaktad›r.3
Burhan olarak da isimlendirdi¤i k›yas›n Kur’an kaynakl› oldu¤unu ifade
eden Gazâlî, k›yas flekillerini Kur’an’dan ö¤rendi¤ini flu sözlerle dile getirmektedir: “Ben bu ölçüleri Kur’an’dan ö¤rendim. Sonra onlarla bütün ilâhi bilgileri hatta k›yamet günü dirilifl ahvalini, kabir azab›n›, ehli fücurun maruz kalaca¤› azab›, taat ehlinin görece¤i mükafat› o ölçülerle ölçtüm. Bunlar›n hepsini Kur’an’a ve hadislere uygun buldum ve kesin olarak inand›m ki Muhammed (a.s) sad›kt›r ve Kur’an hakt›r.”4
Gazâlî, Kur’an ölçülerinin isimlendirmelerini, ilk defa kendisinin yapt›¤›n›, bu ölçüleri de Kur’an’dan ç›kard›¤›n›, bu ölçüleri Kur’an’dan kendisinden
önce kimsenin ç›kar›p ç›karmad›¤›n› bilmedi¤ini, fakat ölçülerin esas›n› ilk
ç›karan›n kendisi oldu¤unu ifade etmektedir. Ona göre müteahhirin alimlerinden baz›lar› da bu ölçüleri ç›karm›fllard›r. Fakat onlar›n kulland›¤› isimlerle kendisinin kulland›¤› isimler birbirlerinden farkl›d›r. Yine Hz. ‹sa ve Hz.
Muhammed’den önce yaflam›fl baz› bilginler de bu ölçüleri kullanm›fllard›r.
Bu bilginler ise söz konusu ölçüleri ‹brahim ve Musa (a.s)’›n suhuflar›ndan
ö¤renmifllerdir.5 Buna göre Gazâlî, k›yas flekillerini Kur’an’dan ilk defa kendisinin ç›kard›¤›n› ifade etmekle beraber, bunlar›n Kur’an nazil olmadan önce de peygamberler yoluyla baz› toplumlar taraf›ndan farkl› isimlerle kullan›ld›klar›na dikkat çekmektedir.
Gazâlî’ye göre do¤ru ile yanl›fl› ortaya ç›karan ölçülerin en do¤rusu ve en
adili olan “K›stas-› Müstakim” Allah’›n Kur’an’da zikretti¤i ve Cebrail arac›l›¤›yla peygamberlerine ö¤retti¤i befl ölçüdür.6 Gazâlî’nin K›stasu’l-Mustakim
adl› eserinde, Kur’an ölçüleri olarak da isimlendirdi¤i7 ve Miyaru’l-‹lm adl›
eserinde de k›yas çeflitleri ve flekilleri8 dedi¤i bu ölçüler flunlard›r:
1. Mizan-› Teadül (Yüklemli/‹ktirani K›yas): Buna Adalet-Müsavat Ölçüsü
de denir. Gazâlî, mizan-› teadülü klasik mant›ktaki yüklemli k›yas›n karfl›l›¤›, mizan-› teadülün üç fleklini de yüklemli k›yas›n üç fleklinin karfl›l›¤› olarak ele almaktad›r. fiöyle ki, mizan-› teadülün üç flekli olan;
3
4
5
6
7
8
Gazâlî, el-Mustasfa,29, Mihakkü’n-Nazar,.70; Miyaru’l-‹lm, s. 70.
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, M›s›r 1900, s. 82-83.
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 59.
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 20.
Bkz. Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 26.
Bkz. Gazâlî, Miyaru’l-‹lm, 131, 134.
Gazali’ye Göre K›yas›n Kur’an’a Uygulanmas›
133
a- Mizan-› Ekber; yüklemli k›yas›n birinci fleklinin,
b- Mizan-› Evsat; yüklemli k›yas›n ikinci fleklinin,
c- Mizan-› Asgar; yüklemli k›yas›n üçüncü fleklinin karfl›l›¤›d›r.
2. Mizan-› Telazüm: Bu isimlendirme klasik mant›kta bitiflik flartl› k›yasa
karfl›l›k gelmektedir. Bu k›yas fleklinin öncüllerinden biri bitiflik flartl› di¤eri
ise yüklemli önermeden oluflur.
3. Mizan-› Teanüd: Gazâlî, bu ifadeyi ayr›k flartl› k›yaslar için kullanmaktad›r. Bu k›yas, büyük öncülü ayr›k flartl› önermeden oluflan k›yast›r.9
Bu ölçüleri “mevazinü’l-akliyat” olarak da isimlendiren10 Gazâlî, bunlar›n
Allah taraf›ndan kondu¤unu, Cebrail (a.s) taraf›ndan ö¤retildi¤ini, Hz. ‹brahim, Hz. Muhammed ve di¤er peygamberler taraf›ndan da uyguland›¤›n› ifade etmektedir.11 O, bu ölçülerin nerelerde kullan›labilece¤ini ise flu ifadelerle
zikreder: “Ben bu ölçülerle sadece dini bilgileri de¤il, riyazi (matematik/aritmetik), hendesi (geometri), tabii, f›khi, kelami... has›l› vaz’i olmayan her hakiki ilmi ölçerim. Bu ölçülerle o ilimlerin hak olanlar›n› bat›l olanlar›ndan
ay›rt ederim. Bu ölçüler K›stas-› Müstakim’dir; Kur’an’›n refikidir.”12 Gazâlî,
bu ölçülerin K›stas-› Müstakim oldu¤unu ispatlamak için de mizan kelimesinin geçti¤i flu ayetlere yer vermektedir:
“Andolsun, biz peygamberlerimizi apaç›k olan ayetlerle gönderdik ve insanlar adaleti ayakta tutsunlar diye, onlarla birlikte kitab› ve mizan› da indirdik. Bir de kendisinde çetin bir sertlik ve insanlar için çeflitli yararlar bulunan demiri indirdik.”13 “Rahman olan Allah, Kur’an’› ö¤retti. ‹nsan› yaratt›.
Ona beyan› ö¤retti. Günefl ve ay belli bir hesaba tabidir. Bitki ve a¤aç O’na
secde etmektedirler. Gök ise, onu da yükseltti ve mizan› koydu. Sak›n mizanda haks›zl›k ve taflk›nl›k yapmay›n.”14 Birinci ayette zikredilen “kitap” avam,
“mizan” havas (seçkinler), “demir” ise fitne yapmak ve te’viline kaçmak için
kitab›n müteflabih ayetlerine uyanlar içindir.15 Yani kitap ile avam, mizan ile
havas, demir ile de düflüncesizler yola gelir.16 Buna göre k›yas flekilleri ile ilgilenmesi gerekenler havastan olmal›d›r. Gazâlî, zikredilen ayetlerdeki mizan
9
10
11
12
13
14
15
16
Gazâlî, K›stasu’-l-Mustakim, 26; Refik Acem, el-Mant›k ‹nde’l Gazali, Beyrut 1989, 159-160.
Gazâlî, Esasu’l-K›yas, (nflr. Fahd Muhammed es Sudhan), Riyad 1993, 26.
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 26.
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 105.
57 Hadid, 25. Ayr›ca bkz. age., ayn› yer.
55 Rahman, 1-8.
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 95.
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim,, 86.
134
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
kelimesinin anlam›n›n arpa, bu¤day ölçe¤i veya alt›n, gümüfl terazisi anlam›nda olmad›¤›n›, böyle anlayanlar›n yanl›fl anlad›klar›n› ifade etmektedir.17
Ona göre bu ayetlerdeki mizan “Allah’›, meleklerini, kitaplar›n›, peygamberlerini mülkünü, melekutunu bilme ölçüsüdür. Bu ölçü ile ölçmenin keyfiyeti
peygamberlerden ö¤renilir. Nitekim peygamberler de Cebrail’den ö¤renmifllerdir. Çünkü Allah birinci, Cebrail ikinci, Resul (a.s)’da üçüncü ö¤reticidir.18
Gazâlî’nin bu ayette geçen mizan kelimesini k›yas flekilleri karfl›l›¤› olarak kabul etti¤i ve böylece bütün k›yas çeflitlerinin Kur’an kaynakl› oldu¤unu ortaya koymaya çal›flt›¤› anlafl›lmaktad›r. Gazâlî’nin k›yasla ilgili genel görüfllerine yer verdikten sonra ona göre k›yas flekilleri ve bu k›yas flekillerine verdi¤i
baz› örnekleri incelemeye geçebiliriz.
1. Yüklemli K›yas (Mizan-I Teadül)
‹ki öncülün birlefltirilmesine “iktiran”, iki öncülün birlefltirilmesi biçimine
yani orta terimin öncüllerdeki yerine göre oluflan duruma “flekil” denir. ‹ki
öncülün birlefltirilmesi üç flekilde gerçekleflir:
Orta terim, iki öncülden birinde yüklem di¤erinde konu ise, birinci flekil,
Orta terim, her iki öncülde de yüklem ise, ikinci flekil,
Orta terim, her iki öncülde de konu olarak bulunuyorsa, üçüncü flekil meydana gelir.19
Birinci flekil, aç›k oldu¤u için ikinci ve üçüncü flekiller birinci flekle irca
edilerek aç›k hale getirilir.20 K›yas›n her üç fleklinde de; iki olumsuz, iki tikel,
küçük öncülü (önerme) olumsuz ve büyük öncülü (önerme) tikel olan k›yaslar sonuç vermez.21 Bir k›yas›n gerçekleflebilmesi için orta terimin her iki öncülde de bulunmas› zorunludur, e¤er iki öncül aras›nda orta terim olmazsa
k›yas gerçekleflmez. Nitekim,
Her sarhoflluk veren haramd›r.
Her gasp edilenin ödenmesi gerekir.
önermelerinden hiçbir sonuç ç›kmaz.22 Çünkü bu önermeler aras›nda birleflmeyi sa¤layacak bir ortak terim yoktur.
17 Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 21.
18 Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 22.
19 Gazâlî, Mekas›du’l-Felasife, 68-69; Miyaru’l-‹lm, 134; el-Mustasfa, 39; Mihakkü’n-Nazar, 92.
Bkz. ‹bn Sina, Necat, (tahk. el-Kurdi Muhyiddin Sabri) M›s›r, h.1331, 49.
20 Gazâlî , el-Mustasfa, 39; Mihakkü’n-Nazar, 92.
21 Gazâlî, Mekas›du’l-Felasife, 69.
22 Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim,.62-63.
Gazali’ye Göre K›yas›n Kur’an’a Uygulanmas›
135
Yüklemli k›yas, içinde bulunan önermelerin nitelik ve niceli¤ine göre
“mod” (darb)lara; orta terimin bulundu¤u yere göre de flekillere ayr›l›r. Gazâlî, Aristoteles’te oldu¤u gibi yüklemli k›yas›n üç fleklini ele almaktad›r. Kendisinden önce baz› mant›kç›lar›n dile getirmekle beraber gereksiz buldu¤u ve
kendisinden sonra baz› mant›kç›lar›n detayl› olarak ele ald›¤› k›yas›n dördüncü flekline23 ise hiç de¤inmemektedir.
a. K›yas›n Birinci fiekli (Büyük Ölçü)
K›yas›n birinci flekline geçmeden önce, kurallar›n› zikretmekte fayda vard›r. K›yas›n birinci fleklinde, orta terim ilk öncülde yüklem, ikinci öncülde konu olmal›d›r. Küçük öncülün olumlu, büyük öncülün tümel olmas› gerekir.
Son olarak da bu flekilde, k›yas›n öncüllerinden hiçbirinin tikel olumsuz olmamas› gerekir.24 Gazâlî, bu fleklin üstünlü¤ünü Mekas›d el-felasife adl› eserinde iki esasa dayand›rmaktad›r: Birincisi; bu fleklin baflka flekillere irca
edilmemesi, ikincisi de bu fleklin tümel olumlu, tümel olumsuz, tikel olumlu,
tikel olumsuz olmak üzere dört ayr› flekilde sonuç verebilmesidir.25
Gazâlî, k›yas›n birinci fleklini K›stas’ta adalet-müsavat ölçüsünün (yüklemli k›yas) büyük ölçüsü (mizan-› ekber) olarak isimlendirmekte bütün örneklerini Kur’an’dan seçerek k›yas›n bu flekline uygulamakta ve bir tak›m sonuçlar elde etmektedir. Gazâlî’ye göre bu ölçü, Hz. ‹brahim’in ölçüsüdür ve
Hz ‹brahim bu ölçüyü Nemrut’a karfl› kullanm›flt›r. Biz de bu büyük ölçüyü
(mizan) Kur’an vas›tas›yla ondan ö¤reniyoruz. fiöyle ki; Nemrut yaflad›¤› dönemde uluhiyyet iddias›nda bulunmufltur. Ona göre uluhiyyet, her fleye kadir olan demek idi. ‹brahim (a.s), ona karfl› bu k›yas fleklini Bakara suresinin
258. ayetinde geçen flu ifadelerle kurmufltur:
‹lâh, benim ilâh›md›r.
Çünkü O, dirilten ve öldürendir.
O, ona kadirdir, sen kadir de¤ilsin.
Nemrut: “Ben de diriltir, öldürürüm”26 demiflti.
Nemrut bu sözüyle normal do¤um yoluyla insan›n hayat bulmas›n›, bir
cellada katlettirmek suretiyle de onu öldürmeyi kastediyordu. ‹brahim (a.s)
onun cevab› üzerine bu yolla kendisini ikna etmenin güçlü¤ünü anlayarak
23 K›yas›n dördüncü flekli için bkz. Atay, Hüseyin. “Mant›ktaki K›yas›n Dördüncü fiekline Dair”,
A.Ü.‹.F Dergisi, c. XVI, s. 35. vd.
24 Gazâlî, Miyaru’l-‹lm, 147; Mihakkü’n-Nazar, 93; el-Mustasfa, 40. Daha genifl bilgi için bk. Çapak, ‹brahim, Gazali’nin Mant›k Anlay›fl›, Ankara 2005, 153 vd.
25 Gazâlî, Mekas›du’l-Felasife, 70; Refik Acem, el-Mant›k ‹nde’l Gazali, 120.
26 Bakara, 2/258.
136
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
baflka bir ikna yolunu seçmifltir, bu da yine Bakara süresinin 258. ayetinde
zikredilmektedir:
“Allah, Günefli do¤udan getirir, haydi sen de onu bat›dan getir!” deyince Allah’› inkar eden Nemrut flafl›r›p kald›.”27
Zikredilen ayetin tam k›yas flekli ise flöyledir:
Günefli do¤urmaya kadir olan her zat ‹lâht›r.
Benim ‹lah›m günefli do¤urmaya kadirdir.
O halde benim ‹lah›m ‹lâht›r.28
Gazâlî’ye göre “‹lah, günefli do¤urmaya kadir oland›r” öncülünden flüphe
edilemez. Çünkü münazara yapmakta olan ‹brahim (a.s) ile Nemrut ve herkese göre ‹lah, her fleye kadir oland›r. Günefli do¤urmak ise bu her fley cümlesindendir. Bu, ittifakla kabul edilen bir öncüldür. “Günefli do¤urmaya kadir olan Allah’t›r” öncülü ise müflahede ile bilinmektedir. Çünkü Nemrut’un
da, Allah’›n haricindeki di¤er bütün varl›klar›n da günefli do¤urmaktan ve
hareket ettirmekten aciz olduklar› hissen müflahede edilmektedir. O halde ittifakla kabul edilen birinci öncül ile müflahedeyle bilinen ikinci öncülün bilinmesinden Nemrut’un, günefli do¤urma¤a muktedir olamad›¤› sonucu ç›kmaktad›r.29
Allah, ‹brahim (a.s)’›n kulland›¤› bu delilleri ise flu ayette övmektedir: “‹flte
bunlar, kavmine karfl› ‹brahim’e verip ö¤retti¤imiz delillerdir. Biz, diledi¤imizi
derece derece yükseltiriz. fiüphesiz Rabbin tam hikmet sahibidir, hakk›yla bilendir.”30 Gazâlî, bu ayetlerden hareketle flöyle demektedir: “‹flte bundan dolay› bildim ki, hüccet ve burhan, ‹brahim (a.s)’›n sözünde ve ölçüsündedir. ‹brahim (a.s)’›n ölçüsüne bakt›m, gördüm ki bu hüccette, birbiriyle imtizaç etmifl ve ikisinden bir sonuç ç›km›fl iki öncül var. Bu sonuç Marifet’tir. Çünkü
Kur’an’›n temeli, az söz ile çok fley ifade etmek esas›na dayanmaktad›r.”31
Gazâlî, bu ölçünün sadece Nemrut’un ilâhl›¤›n› reddetmek için de¤il, bütün konularda kullan›labilece¤ini ifade ederek flöyle demektedir: “Bir terazi
ile alt›n› tartabilen birisi, ayn› terazi ile gümüflü ve di¤er eflyalar› da tartabilir. Çünkü alt›n, alt›n oldu¤u için de¤il, bir miktar ifade etti¤i için tart›labilirdir. Gümüfl ve di¤er fleyler de birer miktar ifade etmektedir. O halde bunlar
27 2 Bakara, 258.
28 Bu k›yas formunun verdi¤i sonuç kesinlikle do¤ru olur. Bu k›yastaki form BARBARA formuna
uymaktad›r. BARBARA formu flöyledir. Bütün B’ler A’dir. Bütün C’ler B’dir. O halde bütün C’ler
A’dir. Bkz. Dumitriu, Anton, History of Logic, vol, 1, Kent, 1977, 177.
29 Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 31.
30 6 En’am, 83.
31 Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 30; Refik Acem, age., 163.
Gazali’ye Göre K›yas›n Kur’an’a Uygulanmas›
137
da ayn› terazi ile tart›labilir.”32 Ona göre, burhandan bu sonucun elde edilmesinin sebebi s›fat için geçerli olan hükmün, mevsuf için de geçerli olmas›d›r. Bu zaruri bir fleydir ve ‹brahim (a.s)’›n Nemrut’a karfl› kulland›¤› delilde
aç›kça görülmektedir. fiöyle ki;
Benim Rabbim Günefli do¤urand›r.
Günefli do¤uran ise ‹lâht›r.
O halde benim Rabbim ‹laht›r.
k›yas›nda do¤uran kelimesi Rabb’›n s›fat›d›r. “Günefli do¤uran ‹lâht›r” denmekle Rabb’›n s›fat› olan do¤urana ilâhl›k hükmü verilmifl olur. O halde bunda do¤uran›n mevsufu olan Rabb’a ilâhl›k hükmünün verilmesi gerekir. ‹flte
bir fleyin s›fat› ve s›fat›na ait bir hükmün sübutu bilinirse, bu iki bilgiden
üçüncü bir bilgi meydana gelir ki, o da s›fat için sabit olan ayn› hükmün
mevsuf için de zaruri olarak sabit olmas›d›r.33
Gazâlî, k›yas›n bu flekliyle bilinen fleylerin evveli bilgi oldu¤unu ifade etmektedir. Ona göre bunlar ya his ile ya tecrübe ile veya tabii ak›l ile bilinirler. Evveli öncüllerde s›fat için sabit olan bir hüküm mutlaka mevsuf için de
sabit olur. Gazâlî, bu durumu izah etmek için flu hayali diyalog örne¤ine yer
vermektedir: Mesela önünden karn› fliflkin bir kat›r›n geçti¤ini gören bir kimse flöyle diyebilir:
- Bu kat›r hamiledir.
Gazâlî- Bilmiyor musun, kat›r k›s›rd›r, do¤urmaz.
Öteki- Evet, bunu tecrübe ile biliyorum.
Gazâlî- Bu geçenin kat›r oldu¤undan emin misin?
Öteki- Hayvana tekrar bakarak evet o, kat›rd›r. Bunu his ve müflahede ile biliyorum.
Gazâlî- fiimdi onun hamile olmad›¤›n› biliyor musun?34
Gazâlî, yukar›daki hayali diyalogu zikrettikten sonra biri tecrübeye di¤eri
de hisse dayanan iki öncül bilindikten sonra söz konusu olan kimsenin, kat›r›n hamile olmad›¤› hususunda flüpheye düflmesinin mümkün olmad›¤›n›,
çünkü bu flah›sta önceden bulunan tecrübi ve hissi bilgilerden dolay› kat›r›n
hamile olmad›¤›na dair zaruri bir bilginin var oldu¤unu ifade eder.
S›fat için sabit olan bir hükmün mevsuf için de sabit olmas›n›n sebebini
Gazâlî, flöyle aç›klar: “Mesela, “Bu bir kat›rd›r” dense bu bir s›fatland›rmad›r.
Burada “kat›r” s›fatt›r. Tekrar “Her kat›r k›s›rd›r” dense, bu da bir önceki önermede “s›fat” olan “kat›r” kelimesini k›s›rl›k hükmüyle hükümlemektir. Bundan “kat›r” s›fat› ile s›fatlanan hayvana “k›s›rl›k” hükmünün yüklenmesi gere32 Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 32.
33 Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 33. Ayr›ca bkz. Miyaru’l-‹lm, 134-136.
34 Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 33.
138
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
kir. Bu, zaruri bir durumdur. Kendisinden hiçbir flekilde flüphe edilmez. Bu
k›yaslaman›n flart›, s›fat›n mevsufa eflit veya ondan daha genel olmas›d›r.”35
b. K›yas›n ‹kinci fiekli (Orta Ölçü)
Yüklemli k›yas›n ikinci fleklinde orta terim her iki öncülde de yüklem olmal›d›r. Keyfiyetleri bak›m›ndan öncüllerin birbirlerinden farkl› olmas›, yani
öncülün bir tanesinin olumlu, di¤erinin olumsuz olmas› gerekir.36 Keyfiyet
bak›m›ndan öncüller birbirlerinden farkl› olduklar› için sonuç daima olumsuz olmal›d›r.37 K›yas›n birinci fleklinde oldu¤u gibi büyük öncülün tümel olmas› gerekir.38
Gazâlî, k›yas›n ikinci flekline “ikinci naz›m” dedi¤i gibi “orta ölçü” de demektedir. K›stasu’l- Mustakim adl› eserinde k›yas›n di¤er flekillerinde oldu¤u
gibi bu flekli de di¤er mant›k eserlerinden daha farkl› ele alan Gazâlî, bu eserde, k›yas›n modlar›na de¤inmeksizin ana hatlar›yla k›yas›n ikinci flekli üzerinde durmakta ve örneklerini Kur’an’dan seçmektedir. Ona göre orta ölçü
yani k›yas›n ikinci flekli de ‹brahim (a.s)’a aittir. Nitekim; ‹brahim (a.s) “...Ben
böyle sönüp batanlar› Tanr› diye sevmem”39 demifltir.
Bu ayetin k›yas formu ile ifadesi flöyledir:
Ay batar, de¤iflir.
‹lâh batmaz, de¤iflmez.
O halde Ay ‹lâh de¤ildir.
Gazâlî’ye göre Kur’an, az sözle çok fley ifade etme esas›na dayand›¤›ndan
bu flekil k›saca ifade edilmifltir. Ay’›n ‹lâh olmad›¤›n› kesinlikle ifade etmek
ancak birinci ve ikinci öncüllerin bilinmesiyle mümkündür.
Ay batar, de¤iflir.
(Birinci öncül)
‹lah batmaz, de¤iflmez. (‹kinci öncül)
Bu iki öncül bilindikten sonra, Ay’›n ‹lâh olmad›¤› sonucu kesinlikle ortaya ç›kar. Bu iki öncülden birincisi olan “Ay’›n batmas› ve de¤iflmesi” his ile
bilinirken ikinci öncül, ‹brahim (a.s)’da has›l olan bilgidir. Çünkü her ne kadar onun için bu bilgi evveli olmasa da o, “‹lah’›n de¤iflmeyece¤ini” biliyordu.
Gazâlî’ye göre bu bilgi “‹lah de¤iflmez”, “Her de¤iflen hadistir” öncüllerinden
faydalan›larak elde edilmifltir.40
35
36
37
38
39
40
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 34.
Gazâlî, Miyaru’l-‹lm,141, 148; Mekas›du’l-Felasife, 77; Refik Acem, el-Mant›k ‹nde’l Gazali, 121.
Gazâlî, Mihakkü’n-Nazar, 93; Miyaru’l-‹lm, 138,148; el-Mustasfa, 40; Mekas›du’l-Felasife, 70.
Gazâlî, Miyaru’l-‹lm, 141; Mekas›du’l-Felasife, 77; Refik Acem, age., 121.
En’am, 6/76.
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 41.
Gazali’ye Göre K›yas›n Kur’an’a Uygulanmas›
139
K›yas›n ikinci flekli (orta ölçü) hakk›nda Gazâlî flöyle demektedir: “Birbirinin misli olan iki fleyden birinde bulunan bir nitelik di¤erinde bulunmazsa,
bu iki fley birbirine z›tt›r. Yani bu iki fleyden biri, kendi niteli¤ini di¤erinden
selbeder. O, bu nitelikle nitelenmez. Adalet-müsavat ölçülerinden büyük ölçünün yani yüklemli k›yas›n birinci fleklinin tarifine göre, “tümel ile yap›lan
bir hüküm, tikel için geçerli” iken, orta ölçünün (ikinci fleklin) tarifinde ise,
iki fleyden birinde yoklu¤u söylenen bir nitelik di¤erinde sabit olursa, kendisinde bu nitelik bulunmayan fley di¤erine z›tt›r. Mesela, “‹lâh de¤iflmez, halden hale dönmez”, “Ay ise de¤iflir halden hale döner” önermeleri, ‹lah ile Ay
aras›nda bir z›ddiyeti gerektirir ki; bu, Ay’›n ilâh olmamas›, ‹lah›n da Ay olmamas› demektir.”41
Gazâlî, Allah’›n ‹brahim (a.s)’a uymas› için, Muhammed (a.s)’a Kur’an’›n
bir çok yerinde bu ölçü ile ölçmeyi ö¤retti¤ini ifade ederek flu iki örnek üzerinde durmaktad›r:
Birincisi, Allah’›n, Nebisine flu sözüdür: “Yahudi ve H›ristiyanlar, “Biz Allah’›n o¤ullar› ve sevgilileriyiz” dediler. De ki: Öyleyse niçin Allah sizi günahlar›n›z yüzünden
azapland›r›yor? Hay›r, siz O’nun yaratt›¤›ndan birer beflersiniz. O, diledi¤ini ba¤›fllar, diledi¤ine azap eder. Göklerin, yer’in ve bunlar aras›ndakilerin mülkü Allah’›nd›r. Son dönüfl de Onad›r.”42
Zikredilen ayetin, k›yas›n bu flekline uygulanmas› flöyledir:
O¤ullar azap olunmazlar.
Siz ise azap olunuyorsunuz.
O halde siz, o¤ullar de¤ilsiniz.
Burada iki öncül vard›r:
1. O¤ullar›n azap olunmay›fl›. Bu öncül tecrübe ile bilinir.
2. Onlar›n azap olunmakta oluflu. Bu da müflahede ile bilinir.
Bu iki öncülden de zorunlu olarak, “onlar›n Allah’›n o¤ullar› olmad›klar›”
sonucu ç›kar.
‹kinci örne¤imiz de Allah’›n flu kelam›d›r: De ki: “Ey Yahudiler, e¤er insanlar aras›nda yaln›zca kendinizi Allah’›n dostu zannediyorsan›z, haydi ölümü
temenni edin, samimi iseniz. Ama onlar, yapt›klar› ifller yüzünden ölümü asla temenni etmezler. Allah zalimleri bilir.”43 Bu ayete göre Yahudiler, Allah’›n
dostu olduklar›n› iddia etmektedirler. Oysa bilinmektedir ki dost dosta ka41 Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 42.
42 Maide, 5/18.
43 Cuma, 62/6-7.
140
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
vuflmay› arzular. Yine bilinmektedir ki Yahudiler, Allah’a kavuflmaya vesile
olan ölümü istememektedirler. Bundan, zorunlu olarak “Yahudiler Allah’›n
dostu de¤illerdir” sonucu ç›kar. Bunun k›yasla ifadesi flöyledir:
Her dost, dostuna kavuflmay› arzular.
Yahudiler, Allah’a kavuflmay› arzulamamaktad›rlar.
O halde Yahudiler Allah’›n dostu de¤ildirler.
Temenni (arzulama) dostun niteli¤idir. Yani Allah’›n dostu ona kavuflmay› temenni eder, arzular. Bu nitelik, Yahudilerde yoktur. Buna göre Allah’›n
dost olma ile Yahudi birbirine z›tt›r. Çünkü birinde bulunan bir nitelik, di¤erinde bulunmamaktad›r. O halde Allah’›n dost, Yahudi; Yahudi de Allah’›n
dostu olamaz.44
Gazâlî’ye göre, k›yas›n ikinci fleklinin (orta ölçü) kullan›ld›¤› pek çok ilmi
konu vard›r. Allah’› bilmenin yollar›ndan birisi de, Onun flan›na lay›k olmayan niteliklerden münezzeh oldu¤unu bilmektir. Allah’›, flan›na lay›k olmayan fleylerden tenzih etmenin bütün yollar› k›yas›n bu fleklinden geçer. Nitekim ‹brahim (a.s), flan›na lay›k olmayan niteliklerden Allah’› tenzih hususunda bu ölçüyü kullanm›flt›r. Ayn› zamanda onunla ölçmeyi bize de ö¤retmifltir.
Çünkü bu ölçü ile Allah’›n cisim olmad›¤› esas› bilinir, Ondan cisimlik nefyedilir.45 Mesela,
Araz diri de¤ildir, alim de¤ildir.
‹lah ise diridir, alimdir.
O halde ‹lâh araz de¤ildir.
Allah’›, flan›na lay›k olmayan di¤er niteliklerden takdis ve tenzih etmek de
ayn› flekilde iki öncülün bir araya getirilmesi ile bilinir. Bu iki öncülden birinin özelli¤i, niteli¤i selbedici olmas› yani o niteli¤in Allah’ta bulunmad›¤›n›
ifade etmesi, di¤eri de niteli¤in ispat edici olmas› yani o niteli¤in Allah’ta var
oldu¤unu ifade etmesidir.46
c. K›yas›n Üçüncü fiekli (Küçük Ölçü)
Bu fleklinde, orta terim, her iki öncülde de konu olmal›d›r. Küçük öncül
olumlu veya onun hükmünde olmal›d›r.47 Sonuç daima tikeldir.48 Öncüllerden
birinin tümel olmas› gerekir. Çünkü bir k›yasta iki tikel öncül sonuç vermez.49
44
45
46
47
48
49
Gazâlî,
Gazâlî,
Gazâlî,
Gazâlî,
Gazâlî,
Gazâlî,
K›stasu’l-Mustakim, 43-44; Miracussalikin, Resail’in içinde, Beyrut, trhz., 110.
K›stasu’l-Mustakim, 44.
K›stasu’l-Mustakim, 45.
Mihakkü’n-Nazar, 94; Mekas›du’l-Felasife, 80. Ayr›ca bkz. Miyaru’l-‹lm, 141-142, 146.
Miyaru’l-‹lm, 148.
Mekas›du’l-Felasife, 80; Miyaru’l-‹lm, 146.
141
Gazali’ye Göre K›yas›n Kur’an’a Uygulanmas›
Gazâlî, k›yas›n üçüncü fleklini “küçük ölçü” olarak tan›mlar. Ona göre, biz bu
flekli Allah’tan ö¤reniyoruz, çünkü Allah bunu, Kur’an yoluyla Muhammed
(a.s)’a ö¤retmifltir.
K›stas’ta, k›yas›n bu flekline flu ayet örnek olarak verilmektedir: “Yahudiler: Allah, beflere hiçbir fleyi indirmemifltir demekle Allah’› kadrinin hakk›n›
vererek takdir etmediler. De ki: Musa’n›n insanlara bir nur ve hidayet olarak
getirdi¤i ve sizin de parça parça ka¤›tlar haline koyup iflinize geleni göstererek
aç›klad›¤›n›z, fakat ço¤unu gizledi¤iniz o kitab› kim indirdi?”50 Gazâlî’ye göre
onlar›n, “Allah hiçbir insana vahiy indirmemifltir” iddias› bat›l bir sözdür. Bunun böyle oldu¤u flu iki öncülün bir araya getirilmesi ile ortaya ç›kmaktad›r:
Musa (a.s) bir insand›r.
(Birinci öncül)
Musa (a.s)’a Allah’tan kitap gelmifltir.51
(‹kinci öncül)
Bu iki öncülün bir araya getirilmesinden, zorunlu olarak “Baz› insanlara
kitap indirilmifl, vahiy gelmifltir” sonucu ç›kar. ‹flte bu k›yasla “Allah hiçbir
insana asla kitap göndermemifltir” fleklindeki iddia çürütülmüfl olur. Bu iki
öncülden birincisinin do¤rulu¤u his ile, ikincisinin do¤rulu¤u ise onlar›n itiraflar›yla sabittir. Çünkü onlar, Musa (a.s)’a indirilen kitab›n esaslar›ndan
baz›lar›n› gizlemifl, baz›lar›n› a盤a vurmufllard›r. Nitekim Allah “‹flinize geleni gösterip aç›klad›¤›n›z, fakat ço¤unu gizledi¤iniz o kitab› kim indirdi?”52
fleklinde buyurmaktad›r.53 Gazâlî’ye göre bu ayet, inkarc›larla en iyi flekilde
mücadele edebilmek için zikredilmifltir. Mücadelenin en önemli özeliklerinden biri muar›z taraf›ndan, iki öncülün kabul edilmesinin, meselenin ispat›
için yeterli olmas›d›r.54 Yukar›daki iki öncülün do¤rulu¤u muar›z taraf›ndan
kabul edilmekte, yani Yahudiler bunlar›n do¤rulu¤unu itiraf etmektedir. O
halde onlar›n, sonucunu da kabul etmeleri gerekir. Kur’an’›n bir çok delilinin
iflleyifl tarz› bu flekildedir.55
Gazâlî’ye göre yüklemli k›yas›n bu fleklinin kullan›ld›¤› yerler de çoktur.
Mesela, bir peygamber veya veliyi öldürmek için arayan bir zalime, yerlerini
bilen birisinin onlar›n nerede olduklar›n› bilmedi¤ini söylemesi yaland›r. Fakat onun burada yalan söylemesi kötü ve çirkin de¤ildir. Çünkü kötü ve çirkin olan peygamber veya velinin yerini söyleyip onlar›n öldürülmesine sebep
olan do¤ru sözdür. Buradan hareketle Gazâlî flöyle bir k›yas kurmaktad›r:
50
51
52
53
54
55
En’am, 6/91.
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim,
En’am, 6/91.
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim,
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim,
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim,
45; Esasu’l-K›yas, 30.
46; Refik Acem, el-Mant›k ‹nde’l Gazali, 164.
46.
47.
142
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
O kimsenin, peygamberi veya veliyi gördü¤ü halde zalimin sorusuna “görmedim”
diye cevap vermesi yaland›r.
(Birinci öncül).
Fakat bu söz yalan olmakla beraber kötü ve çirkin de¤ildir. (‹kinci öncül).
O halde her yalan, kötü ve çirkin de¤ildir.
(Sonuç)56
K›saca ifade etmek gerekirse, orta terim (illet) “yüklemden (hüküm)” ve sonuç hususunda “konudan (mahkumun aleyh)” daha özel oldu¤u sürece bundan sadece tikel sonuç ç›kar. Zaten k›yas›n üçüncü fleklinin anlam› da budur. Orta terim, konudan genel ve yüklemden özel veya ona eflit ise bu k›yas›n birinci fleklinden olur. Daha önce ifade edildi¤i gibi bu flekil, tümel olumlu, tikel olumlu, tümel olumsuz ve tikel olumsuz olarak sonuç verir. Orta terim, hem yüklemden hem de konudan genel oldu¤u sürece, k›yas›n ikinci
fleklinden olur ve bundan olumlu de¤il, olumsuz sonuç elde edilir.57
Gazâlî, k›yas›n birinci fleklini büyük ölçü olarak isimlendirmede onun sonucunu göz önünde bulundurmufltur. Çünkü birinci fleklin sonucu aç›kt›r.
Bunun d›fl›ndaki k›yas flekillerinden sonuç ç›karmak ya iftirad (varsay›msal)
ya da döndürme ile bu flekle irca edilmek suretiyle ortaya ç›kar›l›r.58 Ayr›ca
birinci flekil (büyük ölçü), bir çok fleyi kapsarken, üçüncü flekil (küçük ölçü)
bunun aksine çok az fley kapsamaktad›r.59 Çünkü üçüncü flekilde sonuç tikeldir. Tümel, tikelden daha üstündür. Tümelin üstün olmas›n›n sebebi, insani üstülükleri sa¤layan, insan› kurtulufla ve mutlulu¤a götüren ilim yollar›n›n tümel hükümler olmas›d›r. Tikel hükümler ilim ifade etse de ar›zidir.60 ‹kinci flekil (orta ölçü) ise bu ikisinin aras›nda kalmaktad›r. Birinci flekil (büyük ölçü), kendisinden tümel olumlu, tikel olumlu, tümel olumsuz ve
tikel olumsuz yollar›yla bilgi elde edilmesi mümkün oldu¤u için ölçülerin en
geniflidir. Buna göre, k›yas›n birinci flekliyle dört tür bilginin ölçülmesi
mümkündür. ‹kinci flekil ile tümel olumsuz ve tikel olumsuz sonuç elde etmek mümkün iken, üçüncü flekil ile, sadece tikel olumlu sonuç elde edilebilir. Gazâlî’ye göre, üçüncü flekil ile tümel hükümleri ölçmek fleytan›n ifllerindendir. Bat›niler de baz› bilgileri onunla ölçmüfller ve onu ‹brahim (a.s)’›n
“Ben böyle sönüp batanlar› Tanr› diye sevmem”61 sözündeki do¤rulu¤una
tercih etmifllerdir.62
56
57
58
59
60
61
62
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 47-48.
Gazâlî, el-Mustasfa, 50; Mihakkü’n-Nazar, 111.
Gazâlî, Miyaru’l-‹lm, 148.
Gazâlî, K›stasu’l-Mustakim, 49.
Gazâlî, Miyaru’l-‹lm, 148.
En’am, 6/76.
Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 49.
143
Gazali’ye Göre K›yas›n Kur’an’a Uygulanmas›
2. Bitiflik fiartl› K›yaslar (Telazüm Metodu)
Bitiflik flartl› k›yaslar iki öncülden meydana gelir. Birinci öncül (mukadime) iki önermeden (kaziye) oluflurken, ikinci öncül birinci öncüldeki iki
önermeden birinin olumlu veya olumsuz halidir. Böylece birinci öncüldeki
iki önermeden biri veya çelifli¤i (nakiz) sonuç olarak ortaya ç›kar.63 Fukuha
bitiflik flartl› k›yaslar› bazen “delâlet” bazen de “k›yasu’d delâlet” olarak
isimlendirirken64 Gazâlî, bitiflik flartl› k›yaslar› “telazüm metodu” olarak
isimlendirmekte65 ve bunu “ikinci nemat” bafll›¤› alt›nda ele almaktad›r.
Ona göre birinci nemat, yüklemli (teadül metodu) ikinci nemat, bitiflik flartl› (telazüm metodu) üçüncü nemat ise ayr›k flartl› (teanüd metodu) k›yaslar› içermektedir.
Gazâlî’ye göre bu k›yas flekli flu ayetlerden elde edilir:
“E¤er yerde ve gökte Allah’›n d›fl›nda ilâhlar olsayd›, hiç tart›flmas›z, ikisi de bozulup gitmiflti. Arfl›n Rabbi olan Allah onlar›n nitelendirdikleri fleylerden yücedir.”66
“De ki: E¤er söyledikleri gibi Allah’la beraber baflka ilâhlar olsayd›, onlar arfl›n sahibine karfl› (onu arfl›ndan indirmek için) mutlaka bir yol ararlard›.”67
Birinci ayetin k›yas formu flöyledir:
E¤er alemde iki ilâh olsayd›, mutlaka fesatl›k ç›kar,
Yer ve Gök harap olurdu.
Bilinmektedir ki alemde fesatl›k ç›kmam›flt›r.
(Birinci öncül).
(‹kinci öncül).
O halde alemde iki ilâh de¤il bir ilâh bulunmaktad›r.68
(Sonuç)
‹kinci ayetin k›yas formu ise flöyledir:
E¤er Arfl’›n sahibi (Allah) ile beraber baflka ilâhlar bulunmufl olsayd›, mutlaka arfl
sahibinden arzular› olur, O’na karfl› ç›karlard›.
(Birinci öncül).
Ayn› zamanda var olduklar› tasavvur edilen bu ilâhlar›n bir talepte bulunmad›klar› bilinmektedir.
(‹kinci öncül).
O halde Arfl sahibinden baflka ilâh mevcut de¤ildir.
(Sonuç)
Gazâlî, K›stasu’l Mustakim adl› eserinde bitiflik flartl› k›yaslara yukar›daki ayetlerin d›fl›nda örnekler de vermektedir. Mesela,
63 Gazâlî, Miyaru’l-‹lm, 151; el-Mustasfa, 40; Mihakkü’n-Nazar, 95; Fârâbî, K. K›yasu’l Sa¤ir,
(nflr. Mübahat Türker-Küyel) Fârâbî’nin Baz› Mant›k Eserleri içinde, Ankara 1990, 66.
64 Gazâlî, Esasu’l-K›yas, 31. bkz. Çapak, ‹brahim, age., 172.
65 Gazâlî, el-Mustasfa, 40; Mihakkü’n-Nazar, 95; K›stas’ul-Mustakim, 52.
66 Enbiya, 21/22.
67 ‹sra, 17/42.
68 Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 52; Esasu’l-K›yas, 32.
144
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
E¤er günefl do¤arsa y›ld›zlar görünmez. Bu öncül, tecrübe ile bilinir.
Günefl’in do¤du¤u bilinmektedir. Bu öncül de his ile bilinir.
O halde y›ld›zlar görünmez.
(Sonuç).69
Bu k›yas fleklinde öncülleri birbirine ba¤layan flart “e¤er.... ise” ifadesidir.
Bitiflik flartl› k›yaslarda, dört mod (teslim) bulunur. Bunlar›n ikisi sonuç
verir, ikisi de sonuç vermez.
Sonuç veren modlar flunlard›r:
a- Talinin (laz›m) çelifli¤i (nakiz) ikinci öncül olarak kabul edildi¤inde, mukaddemin çelifli¤i sonuç olur.70 Yani taliyi istisna etmek (nefy) , zorunlu olarak mukaddemin (melzum) istisna edilmesini gerektirir.71 Mesela;
E¤er bu namaz sahih ise namaz k›lan temizdir.
Namaz k›lan temiz de¤ildir.
O halde bu namaz sahih de¤ildir.72
Görüldü¤ü gibi tali (laz›m) bulunmay›nca, mukaddem (melzum) de bulunmamaktad›r. Tali olan “namaz k›lan” temiz olmay›nca, mukaddem olan “namaz” da sahih olmamaktad›r.73
b- Mukaddemin ayn›s› ikinci öncül olarak al›n›rsa, sonuç talinin ayn›s›
olur.74 Yani mukaddemin varl›¤›, zorunlu olarak talinin varl›¤›n› gerektirir.75
Mesela;
E¤er bu namaz sahih ise namaz k›lan temizdir.
Bu namaz›n sahih oldu¤u bilinmektedir.
O halde namaz k›lan temizdir.76
Görüldü¤ü gibi mukaddem bulununca zorunlu olarak tali de bulunmaktad›r.
Sonuç vermeyen modlar ise flunlard›r:
a- Talinin ayn›s› al›nd›¤›nda sonuç vermez.77 Yani talinin varl›¤›, mukaddemin varl›¤›na delâlet etmez.78 Mesela;
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
Gazâlî,
Gazâlî,
Gazâlî,
Gazâlî,
Gazâlî,
Gazâlî,
Gazâlî,
Gazâlî,
Gazâlî,
Gazâlî,
K›stas’ul-Mustakim, 53.
el-Mustasfa, 41; Mekas›du’l-Felasife, 85.
K›stas’ul-Mustakim, 55.
el-Mustasfa, 41; K›stas’ul-Mustakim, 55.
K›stas’ul-Mustakim, 55.
el-Mustasfa, 41.
K›stas’ul-Mustakim, 55.
el-Mustasfa, 41; K›stas’ul-Mustakim, 55; Esasu’l-K›yas, 32.
el-Mustasfa,, 41; Mekas›du’l-Felasife, 85.
K›stas’ul-Mustakim, 55.
Gazali’ye Göre K›yas›n Kur’an’a Uygulanmas›
145
Namaz sahih ise namaz k›lan temizdir.
Namaz k›lan›n temiz oldu¤u bilinmektedir.
Bu öncüllerden namaz›n geçerli veya bozulmufl oldu¤u sonucu ç›kmaz,
çünkü namaz baflka bir nedenden dolay› da bozulabilir.79
b- Mukaddemin çelifli¤ini ikinci öncül olarak kabul etmek, talinin ayn›n›
veya çelifli¤ini sonuç vermez.80 Yani mukaddemin istisna edilmesi, talinin istisna edilmesine delâlet etmez.81
Namaz sahih ise namaz k›lan temizdir.
Namaz›n sahih olmad›¤› bilinmektedir
Bu k›yas da sonuç vermez, çünkü namaz›n›n sahih olmay›fl› temizli¤in d›fl›nda baflka bir sebepten olabilir.82 “E¤er bu namaz geçerli ise, namaz k›lan
temizdir” önermemiz temiz olman›n namaz›n geçerli olmas› için ayr›lmaz bir
özellik oldu¤unun aç›klanmas›d›r. Namaz k›lan kiflinin temiz olmas›n›n ne
namaz ve ne de geçerlilik için bir özellik yap›lmas› mümkün de¤ildir.83 Gazâlî, sonuç vermeyen bu iki modu fleytan›n ölçüsü olarak kabul etmekte ve baz› ehli talimin, bilgilerini bu ölçülerle ölçtü¤ünü ifade etmektedir.84
Yukar›da da ifade edildi¤i gibi Gazâlî, bitiflik flartl› k›yaslar› Kur’an kaynakl› olarak görmekte, bu k›yaslara Kur’an’dan, f›k›htan, kelamdan ve di¤er
baz› ilimlerden örnekler vermektedir. Ona göre bitiflik flartl› k›yaslar son derece önemlidir, çünkü bu k›yaslar pek çok ilmi alanda kullan›labilmektedir.85
Gazâlî, bu k›yaslar›n özellikle de sonuç vermeyen modlar›n›n, Bat›niler taraf›ndan kötü niyetli olarak kullan›lmas›na da dikkat çekmekte ve bu k›yaslar› kullanan kimseleri bu anlamda uyarmaktad›r.
3. Ayr›k fiartl› K›yaslar (Teanüd Ölçüsü)
Büyük öncülü ayr›k flartl› önermelerden oluflan k›yaslara ayr›k flartl› k›yas denir.86 Gazâlî, ayr›k flartl› k›yaslar› “teanüd metodu” olarak isimlendirmektedir. Ona göre bu k›yas flekli “telazüm metodu” (bitiflik flartl›) denen k›yas fleklinin tersidir.87 Gazâlî, kelamc›lar›n bu k›yas flekline “sebr ve tak79
80
81
82
83
84
85
86
87
Gazâlî, el-Mustasfa, 41; Mekas›du’l-Felasife, 85; K›stas’ul-Mustakim, 55,56; Mihakkü’n-Nazar, 96.
Gazâlî, el-Mustasfa, 41; Mekas›du’l-Felasife, 85; Mihakkü’n-Nazar, 96; Miyaru’l-‹lm, 153.
Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 56.
Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 56, el-Mustasfa, 41; Mihakkü’n-Nazar, 96.
Gazâlî, Mihakkü’n-Nazar, 97.
Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 55.
Bkz. Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 53.
Emiro¤lu, ‹. Ana Hatlar›yla Klasik Mant›k, Bursa 1999, 192.
Gazâlî, el-Mustasfa, 42; Mihakkü’n-Nazar, 98; K›stas’ul-Mustakim, 57.
146
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
sim”,88 mant›kç› ve f›k›hç›lar›n ise “ayr›k flartl›”, telazüm metoduna da “bitiflik flartl›” ad›n› verdiklerini ifade etmektedir.89 Bu ölçüde, birinci öncülde bulunan iki k›s›mdan biri onayland›¤›nda di¤erinin onaylanmamas› gerekir. Yani birinci önermenin mukaddemi olumlu olarak al›n›rsa talisi olumsuz; tali
olumlu olarak al›n›rsa mukaddemin olumsuz olmas› gerekir. Böylece mukaddem ile tali aras›nda bir teanüd, bir tezat oluflur.90
Gazâlî, ayr›k flartl› k›yaslara Kur’an’da, Hz. Muhammed’e hitapla bafllayan flu ayeti örnek vermektedir: “De ki: Size gökten ve yerden kim r›zk› veriyor? De ki: Allah. O halde ya biz veya siz, do¤ru yol üzerinde veya apaç›k bir
sap›kl›k içindeyiz.”91 Bu ayetin ayr›k flartl› k›yas flekline dönüfltürülmesi ise
flöyledir:
Ya biz aç›k bir dalâletteyiz veya siz aç›k bir dalâlettesiniz.
Bizim dalâlette olmad›¤›m›z ise bilinmektedir.
(Birinci öncül).
(‹kinci öncül).
O halde siz dalâlettesiniz.92
(Sonuç)
Gazâlî, bu k›yastaki ikinci öncülün do¤rulu¤unu ayette geçen “Allah sizi
gökten ve yerden r›z›kland›r›r” ifadesiyle ispat etmeye çal›maktad›r. Ona göre inananlar, Allah’›n kendilerini ya¤mur ya¤d›rmak suretiyle gökten, nebat
bitirmek suretiyle de yerden r›z›kland›rd›klar›na inanmakla dalâletten kurtulmufllard›r. ‹mans›zlar da bu gerçe¤i inkar ettikleri için dalâlete düflmüfllerdir.
Gazâlî, bu k›yas fleklinin daha iyi anlafl›lmas› için flöyle bir örnek vermektedir: Mesela, birisi yaln›z iki odas› bulunan bir eve girse, peflinden de bu eve
biz de girsek ve odalardan birine baksak, fakat bu odada bizden önce giren
kimseyi görmesek, böyle bir durumda zaruri olarak onun di¤er odada oldu¤unu biliriz. Bu örnek iki öncülden meydana gelmifltir.
O, mutlaka iki odadan birindedir.
O, birinci odada de¤ildir.
O halde o, ikinci odadad›r.
(Birinci öncül).
(‹kinci öncül).
(Sonuç)
“O halde o, ikinci odadad›r” sonucu iki flekilde ortaya ç›kar.
1. Onun ikinci odada bulundu¤unu bizzat görmekle,
2. Birinci odada bulunmay›fl›n› göz önüne getirmekle.
88 Gazâlî, el-Mustasfa, 42; Mihakkü’n-Nazar, 98; Miyaru’l-‹lm,156. Ayr›ca bkz. Esasu’l-K›yas,
20,32 ve ayn› eser, sayfa 20 deki 6. dip not.
89 Gazâlî, el-Mustasfa, 42; Mihakkü’n-Nazar, 98; Miyaru’l-‹lm, 156.
90 Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 57,59.
91 Sebe’, 34/24.
92 Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 57; Refik Acem, el-Mant›k inde’l Gazali, 165.
Gazali’ye Göre K›yas›n Kur’an’a Uygulanmas›
147
E¤er ikinci odada oldu¤unu bizzat görerek bilirsek bu, “aynel yakin” bir
bilgi olur. E¤er ikinci odada oldu¤unu gözlerimizle görmeyip, sadece birinci
odada bulunmay›fl›ndan ak›l yürüterek bilirsek, bu da k›yas ile bilinen bir
bilgi olur. Fakat k›yas ile bilinen bu bilgi, aynel yakin olarak bilinen bilgi gibi kesindir.93
Gazâlî’ye göre, ayr›k flartl› k›yaslar›n ilmi derinliklerde kullan›ld›¤› yerler
çoktur. Nazari delillerin ço¤u bu tür k›yaslara dayanmaktad›r.94
Sonuç
Gazâlî, k›yas ile ilgili kavramlardaki farkl› isimlendirmelere Mustasfa’n›n
Mukaddimesinde ve Mihakku’n Nazar’da yer vermekle beraber as›l farkl›l›¤›
Batinilere karfl› yazd›¤› K›stasu’l Mustakim’de ortaya koymaktad›r. Çünkü
Gazâlî K›stasta, k›yas yerine ölçü, öncül yerine esas/as›l, önerme yerine kefe, orta terim yerine mizanul ‘umud, tali yerine laz›m veya hüküm ve mukkadem yerine de melzüm veya mahkumun aleyh demeyi tercih etmektedir.95 Ayr›ca daha önce de zikretti¤imiz gibi yüklemli k›yaslara birinci nemat, bitiflik
flartl› k›yaslara ikinci nemat ve ayr›k flartl› k›yaslar da üçüncü nemat demekte ve bitiflik flartl› k›yaslar› telazüm ölçüsü, ayr›k flartl› k›yaslar› da teanüd
ölçüsü olarak isimlendirmektedir.96
Gazâlî, birinci nemat› adalet-müsavat, ikinci nemat›, telazüm ve üçüncü
nemat› da teanüd olarak isimlendirmektedir. Onun birinci nemat›, adalet-müsavat ölçüsü (iktirani k›yaslar) olarak isimlendirmesinin sebebi ondaki dengeli iki öncülün varl›¤›d›r. Ona göre sanki bu iki öncül, birbirine eflit iki kefe gibidir. Onun ikinciye nemata telazüm ölçüsü (bitiflik flartl›) ad›n› vermesinin
sebebi ise iki öncülden birinin, iki cüz’e flamil olmas›d›r. Bunlardan biri tali
(laz›m) di¤eri ise mukaddem (melzum)dir. Gazâlî, bunu aç›klamak için bitiflik
flartl› k›yaslarda zikretti¤i Enbiya süresinin 22. ayetini örnek vermektedir.97
Üçüncü nemata, teanüd ölçüsü (ayr›k flartl›) ad›n› vermesinin sebebi ise,
bu ölçünün birinci öncülündeki önermelerden birinin ayn›n›n seçilmesi durumunda ötekinin çelifli¤ini, birinci öncüldeki önermelerden birinin çelifli¤inin seçilmesi durumunda da ötekinin ayn›n› sonuç vermesidir.98 Gazâlî, k›-
93
94
95
96
97
98
Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 57.
Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 58.
Bkz. Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 52,58,61-63.
Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 30 vd.; el-Mustasfa, 38-43; Mihakkü’n-Nazar, 90-97.
Bkz. Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 52, 59.
Gazâlî, el-Mustasfa, 42; Mekas›du’l-Felasife, 86; Mihakkü’n-Nazar, 98; Miyaru’l-‹lm, 157; K›stas’ul-Mustakim, 58,59.
148
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
yas öncüllerinin kendisinden önce de bilindi¤ini fakat bu isimleri ilk defa
kendisinin kulland›¤›n› ifade etmektedir.99 Onu mant›ki terimleri yeniden bir
tak›m isimlerle isimlendirmeye sevk eden fley baz› kimselerin mant›ki terimleri kullananlara, onlar›n kulland›klar› isimlerden dolay› aldan›p inanmalar›d›r. Gazâlî, bununla ilgili olarak K›stasu’l Mustakim adl› eserinde karfl›l›kl›
sohbet etti¤i bir talimiye flöyle demektedir: “Beni buna sevk eden husus fludur: Senin karakterin zay›ft›r. Nefsin vehimlere tabi olmaktad›r. Zahirlere aldanmaktas›n. Öyle ki sana hacamatc› (kan al›c›)n›n kab›nda bir miktar halis
bal sunulsa, kendinde buna uzanma¤a takat bulamayacaks›n. Çünkü bir defa senin tabiat›n hacamatç› kab›ndan tiksinmifltir. Akl›n da temiz olan her
kaptaki bal›n temiz olaca¤› hususunu idrak edemeyecek kadar zay›ft›r.”100
Gazâlî, baz› insanlar›n zahire bakarak nas›l yan›ld›klar›n› aç›klamak için bir
de flu örne¤i vermektedir: “Fakih ve sofi olmad›klar› halde baz› Türklerin kaftan giydiklerini görürsün, onlar›n fakih veya sofi olduklar›na hükmedersin.
Buna karfl›l›k e¤er bir sofi aba giyse ve bafl›na külah koysa, senin vehmin
onun da Türk oldu¤una hükmeder. Sözün k›sas›, vehmin seni ebedi olarak
böyle k›l›¤a, k›yafete ve görünüfle ba¤lar, iflin özüne nüfuz edemezsin.”101
K›saca ifade etmek gerekirse, Gazâlî’ye göre k›yas›n flekilleri Kur’an kaynakl›d›r. Bunlar do¤ruyu yanl›fltan ay›ran ölçülerin en do¤rusu ve en adili
olan K›stas-› Mustakimdir. K›stas-› Mustakim, Allah’›n Kur’an’da indirdi¤i ve
kendisiyle Hz. Muhammed’e ölçmeyi ö¤retti¤i befl flekildir. Bu befl flekil de
klasik mant›¤›n temel konular›ndan olan k›yas›n birinci, ikinci, üçüncü flekilleri, bitiflik ve ayr›k flartl› k›yaslard›r. Bu flekiller ortaya koyan Allah, ö¤reten Cebrail, ilk defa kullananlar da peygamberlerdir. Bunlar› daha çok Hz.
‹sa ve Hz. Muhammed kullanm›fl olmakla beraber onlardan önce de baz› kavimlerin alimleri bunlar› farkl› isimler alt›nda kullanm›fllard›r. Fakat onlar da
sonuçta ölçüleri ‹brahim ve Musa (a.s)’›n suhuflar›ndan ö¤renmifllerdir. Görüldü¤ü gibi Gazâlî’nin k›yas› ele al›fl tarz›, özellikle de K›stasu’l Mustakim
adl› eserindeki ifade flekli, içerik olarak tamamen Aristoteles mant›¤›ndan
farkl›d›r. Gazâlî’nin söz konusu eserde mant›¤› Kur’an kaynakl› görmesi ve
k›yas› konusunu ifllerken referans›n›n Kur’an olmas›, mant›¤›n ‹slam dünyas›nda meflrulaflmas›n› sa¤lam›flt›r.
99 Bkz. Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 59.
100 Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 61; Miracussalikin, 109.
101 Gazâlî, K›stas’ul-Mustakim, 61.
Gazali’ye Göre K›yas›n Kur’an’a Uygulanmas›
149
KAYNAKÇA
Acem, Refik, el-Mant›k ‹nde’l Gazâlî, Beyrut 1989.
el-Katibi, Necmeddin, Risaletü’fl fiemsiyye, Islamic Philosophy içinde, Frankfurt 2000,
c. 89.
Atay, Hüseyin, “Mant›ktaki K›yas›n Dördüncü fiekline Dair”, A.Ü.‹.F Dergisi, c. XVI.
Çapak, ‹brahim, Gazali’nin Mant›k Anlay›fl›, Ankara 2005.
Dumitriu, Anton, History of Logic, vol, 1, Kent 1977.
Emiro¤lu, ‹brahim, Ana Hatlar›yla Klasik Mant›k, Bursa 1999.
Fârâbî, Kitabu K›yasi’s Sa¤ir, (nflr. Mübahat Türker-Küyel) Fârâbî’nin Baz› Mant›k
Eserleri içinde, Ankara 1990.
Gazâlî, el-Mustasfa, M›s›r, h.1322.,
Esasu’l K›yas, (nflr. Fahd Muhammed es Sudhan), Riyad 1993.
K›stasu’l Mustakim, M›s›r 1900.
Mekas›du’l Felasife, (tahk. S. Dünya), M›s›r 1961.
Mi’yaru’l ‹im, (nflr. Süleyman Dünya), Kahire 1961.
Mihakkü’n-Nazar, (tahk. Refik Acem), Beyrut 1994.
Miracussalikin, Resail’in içinde, Beyrut, trhz.
‹bn Sina, Necat, (tahk. el-Kurdi Muhyiddin Sabri) M›s›r, h.1331.
Download

Gazali`ye Göre Kıyasın Kur`an`a Uygulanması