PS‹K‹YATR DR. NES‹P MUSTAFA MERTER
1947 y›l›nda ‹stanbul’da do¤du, ilkokulu Cihangir’de okudu. Ortaokula Avusturya Lisesi’nde devam etti. Orta 3’ten
sonra tahsiline devam etmesi için ailesi taraf›ndan ‹sviçre’ye
gönderildi.
St. Moritz’de Montalya Lisesi’ne ve daha sonra Lozan Lemania Lisesi’ne devam ederek 1969 y›l›nda ‹sviçre Federal Lise
Diplomas›’n› ald›. Lozan T›p Fakültesi’nde t›p tahsilini tamamlay›p 1975 y›l›nda mezun oldu.
1976-77 y›llar›nda Ankara’da 18 ayl›k askerî hizmetini tamamlad›.
1977 y›l›nda ‹sviçre’de tan›flt›¤› Teresa Spescha ile evlendi ve
bu evlilikten 1979 y›l›nda o¤lu Tahsin Can ve 1986 y›l›nda
da k›z› Selma dünyaya geldi.
Almanya Wesel’de iki sene dâhiliye asistan› olarak çal›flt›ktan sonra, ‹sviçre’ye geri dönerek psikiyatri uzmanl›k e¤itimine bafllad›. E¤itimini Zürih Üniversitesi Hastanesi’ne ba¤l› Burghölzli Psikiyatri Hastanesi’nde ve psikiyatri poliklini¤inde, doktoras›n› biyolojik psikiyatri alan›nda “Flufenazin
Dekanoat” nöroleptik çal›flmas› ile tamamlad›.
1987 tarihinden itibaren Türkiye’ye yerleflti. Bodrum’da serbest psikiyatrist olarak mesle¤ini icra etti. Almanca, ‹ngilizce ve Frans›zca bilmektedir.
Psikoterapi alan›nda Zürih’te Jung’cu ve Varolufl Analizi
ekollerinden etkilendi, daha sonra I. Yalom grup terapisi
metodunu benimsedi. Son on senedir, var olan tecrübesini
Benötesi/transpersonal psikoterapisi alan›na aktard›. Özellikle tasavvufi aç›dan benötesi psikolojisini anlamaya gayret
etti. Bu alanda uluslararas› araflt›rmalardan feyz alarak bir
sentez oluflturmaya çal›flt›. 2005 y›l›nda ‹stanbul Üsküdar’da
Türkiye Benötesi Psikolojisi Derne¤i’ni kurdu.
kaknüs yay›nlar›: 310
psikoloji: 13
›sbn: 978-975-256-096-3
yay›nc› sertifika no: 11216
1. bas›m; 2007, istanbul
10. bas›m; 2012, istanbul
kitab›n ad›: dokuz yüz katl› insan
tasavvuf ve benötesi psikolojisi/transpersonal psikoloji
yazar›: psikiyatr dr. n. mustafa merter
yay›na haz›rlayan: seda darcan çiftçi
redaksiyon: ayda çay›r
teknik haz›rl›k: yusuf ya¤
kapak resmi: afet kasarc›
kapak düzeni: hatice dursun
iç bask›: alemdar ofset
kapak bask›: milsan
cilt: dilek mücellit
kaknüs yay›nlar›
k›zkulesi yay›nc›l›k, tan›t›m, hiz., san. ve tic., ltd., flti.
merkez: mimar sinan mah., selami ali efendi cad., no: 5, üsküdar, istanbul
tel: (0 216) 492 59 74/75 faks: 334 61 48
www.kaknus.com.tr e–posta: [email protected]
da¤›t›m: çatalçeflme sk., defne han, no: 27/3, ca¤alo¤lu, istanbul
tel: (0 212) 520 49 27 faks: 520 49 28
www.kaknus.com.tr e–posta: [email protected]
DOKUZ YÜZ
KATLI ‹NSAN
Tasavvuf ve Benötesi Psikolojisi
(Transpersonal Psikoloji)
Psikiyatr Dr. N. Mustafa MERTER
Rüzgâr esmezse yaprak k›m›ldamaz.
Bu çal›flmay› “hikmet sahibine” ithaf ediyorum.
‹çindekiler
Teflekkür ...................................................................................... 9
Önsöz ........................................................................................ 11
1. Girifl: Bilinçd›fl›n›n Keflfinin K›sa Tarihçesi .......................... 15
Freud ve Öncüleri: G. T. Fechner, J. Gassner, A. Messmer ........ 20
F. Nietzsche .................................................................................. 27
Freud’a ‹tiraz: C. G. Jung.............................................................. 33
Freud ve Jung Sonras› .................................................................. 43
Hâl Psikolojisine Do¤ru: William James ...................................... 49
Karen Horney................................................................................ 54
Abraham Maslow .......................................................................... 56
H. Hartmann ve H. Kohut ............................................................ 64
Yeni Aray›fllar ................................................................................ 68
Olumlu Geliflmeler........................................................................ 75
Ifl›k ‹nsana Do¤ru.......................................................................... 78
2. C. Tart ve Bilincin Hâlleri .................................................... 83
Fark›ndal›k/Müflahede Alt Sistemi................................................ 86
Hipnoz Farkl› Bilinç Durumu ...................................................... 92
Sarhoflluk Farkl› Bilinç Durumu .................................................. 94
Meditasyon Farkl› Bilinç Durumu ................................................ 97
Zikir, Tefekkür, Rab›ta, Murakabe ve
Sema Farkl› Bilinç Durumlar› ............................................................ 102
Uyku Farkl› Bilinç Durumu ........................................................ 106
De¤iflik Bilinç Hâlleri .................................................................. 108
3. Ken Wilber Ve Bilinç Yelpazesi .......................................... 113
4. Muhyiddin ‹bn Arabi .......................................................... 141
Dipsiz Karanl›k ve Â’yan-› Sâbite ................................................ 143
‹lahî Tecellinin Odak Noktas› Can ............................................ 157
‹lahî ‹simler ................................................................................ 165
5. ‹ki Kutuplu ‹nsan›n ‹ç Diyalo¤u: Nefs-Can ‹liflkisi.............. 185
Lâtif Duygular ve Hâller .............................................................. 210
Müflahede .................................................................................... 212
Nazar, Basiret, Müflahede ve Ru’yet ...................................... 212
Müflahede ve Hayret .............................................................. 221
Müflahede, Keflf ve Hikmet .................................................... 227
Müflahede ve Her An Yeniden Yarat›l›fl (Halk-› Cedîd) ........ 231
Müflahede, Zaman, Ölüm ve Gerçek Hayat Âlemi ................ 246
Ru’yet .................................................................................... 256
6. ‹slami De¤iflik Bilinç Hâlleri ................................................ 259
Namaz DBH (De¤iflik Bilinç Hâlleri) .......................................... 262
Ramazan ve Üç Aylarda Yaflanan De¤iflik Bilinç Hâlleri ............ 272
Hac ve De¤iflik Bilinç Hâlleri ...................................................... 276
7. Yeni Ça¤ Manevi Aray›fllar› ................................................ 281
8. Benötesi Psikolojisi ve Psikoterapi ...................................... 299
Benötesi Psikolojisinin Araflt›rma ve Tedavi Yöntemleri ............ 311
Rüya Yorumu ........................................................................ 311
Freud ve Rüya Analizi ...................................................... 312
C. G. Jung ve Rüya Analizi .............................................. 313
Benötesi Psikolojisi Aç›s›ndan Rüya Yorumu .................. 315
Mesnevî-i fierif’ten Rüya ile ‹rtibatl› Beyitler .................. 320
‹bn Arabi Hazretlerinin Görüflleri .................................... 322
‹mam Gazzali Hazretlerinin Görüflleri ............................ 323
Fahreddin Razi Hazretlerinin Görüflleri .......................... 323
‹bn Haldun Hazretlerinin Görüflleri ................................ 323
Yaflayan Hakk Dostlar›n›n Rüya
Konusundaki Görüflleri .................................................... 324
Rüya Analizine Girifl .............................................................. 327
Rüya Örne¤i I .................................................................. 331
Rüya Örne¤i II .................................................................. 336
Birinci Perde .............................................................. 336
‹kinci Perde................................................................ 337
Üçüncü Perde ............................................................ 338
Rüya Örne¤i III (Alt Bilinçd›fl›)........................................ 339
Rüya Örne¤i IV (Alt Bilinçd›fl›)........................................ 342
Rüya Örne¤i V .................................................................. 345
Rüya Örne¤i VI ................................................................ 348
Rüya Örne¤i VII .............................................................. 351
C. G. Jung’un Rüyas› ................................................ 354
Rüya Örne¤i VIII .............................................................. 363
Rüya Örne¤i IX ................................................................ 365
Di¤er Psikoterapi ve Sosyoterapi Yaklafl›mlar›............................ 366
Rüya Güçlendirme ve Aktif Hayal Kurma ............................ 366
Aktif Hayal Kurma Örne¤i I .................................................. 370
Aktif Hayal Kurma Örne¤i II ................................................ 375
Aktif Hayal Kurma Örne¤i III................................................ 377
Yeni Sosyoterapi Aray›fllar› ........................................................ 381
Hay›r Terapisi .................................................................. 383
Birinci Aflama: Duyarl›l›k Kazand›rma Çal›flmalar› .. 383
‹kinci Aflama: Somut Uygulama Çal›flmalar› ............ 383
9. Son De¤erlendirmeler .......................................................... 387
Kayg› Çukuru .............................................................................. 389
Yeni Patolojiler .......................................................................... 390
1. Manevi Aidiyetsizlik Depresyonu
(Spritual No-mans Land Depression) .................................... 390
2. Sanal Ba¤›ml›l›k................................................................ 391
3. Cinsellik .......................................................................... 391
4. Sadist, Psikopat ve Sosyopat Davran›fllar ........................ 392
5. ‹ntihar ve Otomutilasyon (Kendi Bedenine
Zarar Verme) Davran›fllar›na Yeni Bir Yaklafl›m.............. 393
Hâl Psikolojisi.............................................................................. 395
Lâtif Duyu ve Duygular ........................................................ 395
EKLER: Yay›mlanm›fl Makaleler ve ‹leriye Yönelik
Araflt›rma Alanlar› ............................................................ 397
EK 1: Psikospritüel Kriz (PSK) .................................................. 397
PSK ile Nefs Hastal›klar› Aras›nda Ay›r›c› Teflhisin Önemi .. 402
PSK’lara Tedavi Aç›s›ndan Yaklafl›m...................................... 405
PSK’lar› Tetikleyen Süreçler .................................................. 407
Kültürler aras› PSK Farkl›l›¤› ................................................ 408
EK 2: Din-Maneviyat-Psikoloji ve Psikiyatri .............................. 411
Psikoloji ve Psikiyatride Din ve Maneviyata
Yaklafl›m Sorunlar› ................................................................ 411
EK 3: Kaliforniya Sendromu ...................................................... 425
Kaliforniya Sendromu Üzerine Gözlem ve Tespitler............ 427
Kaliforniya Sendromu Kapsam›nda Sosyometrik
Parametre Alanlar› ................................................................ 437
Özet ...................................................................................... 437
Parametreler.......................................................................... 439
EK 4: Mektuplar ........................................................................ 443
Robert Frager ve Charles Tart’a Mektup
(‹ngilizce Orijinali ve Türkçe Tercümesi) ............................ 443
Charles Tart’›n Cevap Mektubu
(‹ngilizce Orijinali ve Türkçe Tercümesi) ............................ 449
KAYNAKÇA ................................................................................ 453
Teflekkür
Bu kitab›n on sene kadar süren haz›rl›k döneminde birçok
yaflayan ve Hakk’a yürümüfl muhterem insanlardan feyz ald›m.
Karanl›k gecede insan› anlamaya çal›fl›rken hiç beklemedi¤im bir
anda, elinde “fenerle” baz›lar› karfl›ma ç›kt› ve bana yol gösterdi.
Rabbim hepsinden raz› olsun. Kitap son hâlini ald›ktan sonra öncelikle Psikolog Yusuf Karabulut, uzun saatlerini vererek ilk tashihleri yapt›. Ayr›ca birçok dostum kitab› okuma lütfunda bulunarak önemli düzeltmelere vesile oldular. Sonra muhterem Ayda
Çay›r ve Seda Darcan Çiftçi han›mefendiler büyük bir sab›rla redaksiyon çal›flmalar›n› yapt›lar. Gösterdikleri teveccüh için ne
kadar teflekkür etsem azd›r. Eflim Teresa, o¤lum Tahsin Can ve
k›z›m Selma, kitap çal›flmas› nedeniyle onlara ay›ramad›¤›m zaman›m› hep hoflgörü ile karfl›lad›lar ve bana destek verdiler, onlara da medyunuflükran›m. Kitaptaki kapak resmi Afet Kasarc›
han›mefendinin eseridir. ‹lginç bir flekilde, kendisi bu kitab›n
içeri¤inden habersiz bir hâlde “çok katl› insan tasviri” üzerine çal›fl›yordu. Kapak resmi ve kitab›n içerisindeki kara kalem çizim9
MUSTAFA MERTER
ler onun kaleminden ç›km›flt›r. fiükran duygular›m› belirtmek isterim. Son olarak, Rabbim “Hikmet Sahibi”nden raz› olsun, Hz.
Mevlânâ’m›z›n belirtti¤i gibi: “Rüzgâr olmazsa, dal oynamaz.”
E¤er bu kitapta hikmet varsa hepsi O’nun eseridir.
10
Önsöz
Uzun süre ertelememe ra¤men art›k zaman›n›n geldi¤i ümidiyle bu kitab› yazmaya karar verdim. Senelerce susuz kalm›fl biri gibi hem kendimi hem de insan›n dram›n› anlamak için sürekli okudum. Ö¤rendiklerimi iyi kötü yaflant›ma aktarmaya çal›flt›m ama ço¤u kez baflar›l› olamad›m. Senelerin psikiyatristi olmama ra¤men, s›k s›k depresyonlara girip ç›kt›m. Maneviyattan medet umdum. Uzun y›llar Uzak Do¤u bilgeli¤ini araflt›rd›m,
anlat›lanlar› yaflamaya çabalad›m. On sene önce tasavvufla
tan›flt›m. Tasavvuf bana ac›lar›ma d›flar›dan bakmay› biraz olsun
ö¤retti. Psikolojik çöküntülerimin s›kl›¤› ve yo¤unlu¤u azald›,
artan bir güvenle hayat yürüyüflümü sürdürdüm. Her karanl›k
dönemin ard›ndan yeni bir ümit günefli do¤du.
Fili tarif eden körlerin hikâyesinde oldu¤u gibi, ulaflt›¤›m
kaynaklarda, insan denilen o muazzam varl›k hep de¤iflik aç›lardan tan›mlan›yordu. Tüm bunlar merak›m› kamç›l›yor, beni daha fazla aray›fla itiyordu. Çok darald›¤›m zamanlar inzivaya çekildim. Tabiatla yak›nl›k kurarak, içimdeki ümit ve coflku dolu,
muzip çocu¤u arad›m.
11
MUSTAFA MERTER
Ufac›k odam,
a¤r›yan dizlerim,
afla¤›da ailem...
D›flar›s› so¤uk,
ya¤mur çiseliyor.
Garip kufl,
ya¤mura ra¤men,
flark›s›n› söylüyor.
Sanki akraba,
kader yoldafl›m,
ötesinde bir fley...
‹kimiz de da¤da,
paylafl›yoruz bilmeden,
yaflad›¤›m›z ân›.
Sessizli¤e geri çekilmek, zihin flehrimin u¤ultusundan uzaklaflmak, kas›rgan›n merkezinden dünyay› izlemek, geçici de olsa
nefsime teselli verdi. Bu manevi aray›fl içerisinde birdenbire tasavvufla tan›flmak, önümde yepyeni ufuklar açt›. Tek bafl›ma
uzaklara uçamayaca¤›m› gösterdi.
Da¤larda, ma¤aralarda, ormanlarda buldu¤umu sand›¤›m
dinginli¤i, rahat›, sessizli¤in sesini içim burkularak terk ettim.
Bu kez gürültüler dünyas›nda “gürültünün” s›rr›n› çözmeye çal›flt›m. Erenlerin himmeti ile hâlâ bu u¤urda çaba sarf ediyorum.
En zor anlar›mda hep birileri elimden tuttu, bat›yor zannetti¤im
gemim tekrar yüzebildi. Allah (cc) hepsinden raz› olsun, göçenlerin mekân› cennet olsun. Geriye dönüp yaflant›ma bakt›¤›mda
sanki her renge boyanm›fl gibiyim. Benzer hatalar›n baflkalar› taraf›ndan tekrarlanmamas› için, edindi¤im tecrübeleri sizlerle
paylaflmak istiyorum.
‹nsana bak›fl›m derinlik kazand›kça terapi tarz›m da de¤iflime
u¤rad›. Bafllarda pek fark›nda olmasam da, giderek maneviyat ve
12
DOKUZ YÜZ KATLI ‹NSAN
psikolojinin sentezine do¤ru yöneldim. Karl Rogers, bana hoflgörü ve karfl›l›ks›z sevgi ile insanlar› dinlemeyi ö¤retti. K›sa bir
zaman için bile olsa Engin Geçtan, gerek bireysel gerekse grup
terapilerinde Rogers’›n empati üzerine söylediklerini gerçekte de
yaflamam› sa¤lad›. Geçtan’›n terapisi hayat›ma yeni bir anlam
kazand›rd› ve psikiyatrist olma karar›n› vermeme vesile oldu. Roberto Assagioli, bilinçd›fl›n›n topografisini anlamam› sa¤lad›. Irving Yalom’dan, fleffaf ve dürüst olmadan insan olunamayaca¤›n›
ö¤rendim. C. G. Jung bilinçd›fl›nda var olan, atalar›ma ait izlere
ve içimdeki “Ben”e iflaret etti; tasavvufla modern psikoloji aras›nda köprü kurmama vesile oldu.
Manevi yaflant›m d›fl›nda hayat›m›n en anlaml›, en yo¤un
anlar›n› grup terapilerinde yaflad›m. Bodrum’daki mandalina
bahçesinde, rüzgâr güllerinin sedas› eflli¤inde, cesaretle kendilerini ortaya koyan o güzel insanlarla hem ac›lar› hem de mutluluklar› paylaflt›m. Onlardan insan gibi insan olmay› ö¤rendim.
Gruptan bir hastam terapinin bitmesine az bir zaman kala, “Peki ya flimdi ne olacak?” diye sormufltu. Bu soru daha derinlere
do¤ru bir aray›fl›n, insan olman›n kaç›n›lmaz bir boyutu oldu¤una iflaret ediyordu. Bu sayede maneviyat psikolojisi aray›fllar›m
biraz daha ivme kazand›.
Kitapta, üzerinde çal›flt›¤›m bilim dal› için transpersonal
psychology’nin Türkçe karfl›l›¤› olan “benötesi psikolojisi” tâbirini kullansam da bunun yerine “maneviyat” kelimesini tercih
etti¤im de oldu. Bu alandaki literatürü araflt›rd›kça nas›l bir derya ile karfl› karfl›ya oldu¤umun fark›na vard›m ve rastgele okumaya bafllad›m. Zaman içerisinde tasavvufun Bat›l› psikologlar
taraf›ndan yeterince incelenmedi¤ini ve bu a盤›n telafi edilmesi gerekti¤ini düflündüm.
Kitab›mda öncelikle modern psikolojinin tarihsel geliflimine
yer verdim. Özellikle bilinçd›fl› kavram›n›n nas›l olufltu¤una ve insan›n gölgesi gibi ayr›lmaz bir parças› olan bilinçd›fl› kategorileri13
MUSTAFA MERTER
ne aç›kl›k getirmeye çal›flt›m. Bu konuda K. Wilber ve C. Tart’›n
bilinç üzerine yazd›klar› bana ›fl›k tuttu.
Çal›flmam boyunca Bat› ve Do¤u düflüncesini karfl›laflt›r›p
modern psikoloji ile Sûfî psikolojisi aras›ndaki benzerlikleri ve
farkl› yönleri irdelemeye gayret ettim. Kitab› yazmaktaki birinci amac›m insan kavray›fl› aç›s›ndan Do¤u ve Bat› düflüncesini
asgari müfltereklerde buluflturmakt›. Bu buluflmadan daha sa¤l›kl› bir psikoloji bilimi anlay›fl› ç›kaca¤›n› umuyorum. Ego psikolojisi, nefs psikolojisi olarak tamamlan›rsa ça¤›m›za özgü
birçok davran›fl tarz›n›n alt›nda yatan nedenlere nüfuz edilebilece¤i kan›s›nday›m.
‹nsani de¤erlerin güneflin alt›ndaki buz gibi eridi¤i yüzy›l›m›zda, insan›n kim oldu¤unu ve s›k›fl›p kald›¤› ontolojik dar
alanlardan nas›l ç›kabilece¤ini anlamak ve anlatmak öncelikli bir
gaye hâline geldi. Kendi kendini yok etme sürecine girmifl insanl›¤›n kurtulmas› için zamana karfl› bir yar›fl içerisindeyiz. Belki de
Do¤u’dan gelen günefl ›fl›nlar›, insanl›k a¤ac›n›n Bat› yakas›ndaki
donmufl dallara tekrardan can verir de gelecek ilkbaharda çiçekler açar. ‹flte bu kitab›, bu umutla kaleme ald›m.
14
1. Girifl:
Bilinçd›fl›n›n Keflfinin K›sa Tarihçesi
Azîz dost! Sen, tek bir kifli de¤ilsin; sen, bir âlemsin!
Sen derin ve çok büyük bir denizsin. Ey insan-› kâmil!
O senin muazzam varl›¤›n, belki dokuz yüz katt›r; dibi, k›y›s› olmayan bir denizdir. Yüzlerce âlem, o denizde gark olup gitmifltir!
(Hz. Mevlânâ, Mesnevî, cilt 3-4, s. 94, çev. fi. C.)
Yeni Ça¤da, Bat› dünyas›nda, insan konusunda yap›lm›fl en
çarp›c› keflif nedir diye sorarsan›z benim buna cevab›m “bilinçd›fl›” olur. Oturdu¤u kat›n alt›nda baflka katlar›n olmad›¤›n› varsayan insan, günlerden bir gün odalardan birinde gizli bir kap› keflfediyor. Cesaretle merdivenleri inerek Yerebatan Saray›’n›n mahzenlerine giriyor! Asl›nda insanl›k bu mahzenlerin varl›¤›n› bir
flekilde biliyor ama her nedense, tarih boyunca bu alacakaranl›k
âlemin modern dünyada oldu¤u kadar sistematik bir analizini
yapam›yor. Nas›l oluyor da Yeni Ça¤ Bat› medeniyeti bu mahzenleri keflfediyor sorusuna cevap verebilmek için, öncelikle Rönesans sonras› Bat› medeniyetinin gidiflat›n› irdelememiz gerekti¤ine inan›yorum. Ancak bu çerçevede modern psikolojinin tarihsel
do¤um sürecine anlam verebiliriz. H. F. Ellenberger’in Bilinçd›fl›n›n Keflfi kitab›ndan esinlenerek sizlere bu analizi sunuyorum:1
1
Modern psikolojinin do¤uflu konusunda H. F. Ellenberger’in The Discovery Of The Unconscious: The History and Evolution of Dynamic Psychiatry kitab›ndan büyük ölçüde yararland›m. Afla¤›da eserin baz› bölümlerinin çevirisine yer verdim. Psikoloji ile ilgilenen herkese bu de¤erli
eseri okumalar›n› tavsiye ederim.
15
MUSTAFA MERTER
17. yüzy›l›n bafllar›nda Avrupa k›tas›nda, dünyan›n gelece¤ini belirleyecek, sessiz ama güçlü bir devrim gerçekleflti. Bat› medeniyetinin ritmini belirleyen ve hâkim dinî otorite olan Orta
Ça¤ Katolik Kilisesinin, insanl›¤›n müflterek miras› olan tevhid
inanc›ndan kopmas›yla birlikte; dogmatik, dar görüfllü, hurafe
a¤›rl›kl› bir insan ve dünya kavray›fl› oluflmufltu.2
Luther ve Calvin’in bafl›n› çekti¤i Protestanl›k hareketini, temelleri çat›rdamaya bafllayan Hristiyan dinine yönelik bir “kurtarma operasyonu” olarak düflünebiliriz. Sonraki yüzy›llarda gerçekleflecek olan Hristiyanl›¤›n çöküflü, bu sayede bir süre daha
geciktirilmifl oldu.
Kilise içerisinde bu iç çat›flmalar sürerken, bir yandan da Avrupa medeniyetinde baflka dinamikler beliriyordu. Bunlar s›ras›yla
Rönesans, Barok, Ayd›nlanma ve romantizm hareketleriydi. Bu toplumsal hareketler bir yandan özgün edebiyat, sanat ve bilimsel yaklafl›m alanlar› olufltururken bir yandan da yeni “hayat tarzlar›”na
yol aç›yor; bu görüfller do¤rultusunda ideal bir insan tipi “yarat›lmak” isteniyordu. Söz gelimi ‹talya’da ortaya ç›kan Rönesans, Antik Yunan ve Roma medeniyetlerinden feyz alarak sanatta kusursuz
esteti¤i, insani erdem olarak da antik ça¤ asaletini amaçl›yordu.
‹spanya, Fransa ve Avusturya’da ortaya ç›kan Barok hareketinin insan ideali ise baflta hükümdar olmak üzere aristokrasinin
en seçkin kiflilerinden olufluyordu. Estetik, yerini devasa yap›tlara b›rakm›fl; bu flahane dekor içerisinde, XIV. Lui örne¤inde oldu¤u gibi hükümdar, burjuvazi ve aristokrasiyi mutlak otoritesi
etraf›nda toplamaya çal›flm›flt›r.
2
Tevhid kelimesi, Allah’›n isimlerinden “Vahid” isminin kökünden gelmektedir ve “Allah’›n (cc) birli¤i” anlam›n› tafl›maktad›r. Var olan dinlerin hepsi, bafllang›çta bu tek Allah (cc) inanc›n› temel ald›¤› hâlde, zaman içerisinde, ilahî mesaj tahrife u¤rad›¤› için “çok tanr›l›” hâle dönüflmüfltür. Hz. ‹brahim (as) Arap Yar›madas›’nda tek Allah’a (cc) inanan
Hanif dininin peygamberi olarak kabul edilmektedir.
16
DOKUZ YÜZ KATLI ‹NSAN
Avrupa k›tas›nda göze çarpan üçüncü önemli medeniyet hareketi ise 1730’larda bafllayan Ayd›nlanma hareketiydi. Kant’›n
deyimiyle insan›n art›k kendi “vesayetini” kazanma zaman›n›n
geldi¤ine inan›l›yordu.3
Bu hareketleri psikanalitik aç›dan de¤erlendirirsek, Orta Ça¤
karanl›¤›ndan uyanan Avrupa insan›, bafllang›çta köklerini antik
medeniyet befli¤inde, yani eski Yunan ve Roma’da arayarak bir
anlamda “ana rahmine” geri dönmek istemiflti diyebiliriz. Daha
sonra ise ideal babaya yönelmifl, yani hükümdarlar› afl›r› yücelterek yetiflkinli¤e ulaflt›¤›n› varsaym›flt›.
Bütün bu süreçler s›ras›nda din giderek önemini yitiriyordu. 1760’larda ‹ngiltere’de yaflanan Endüstri Devrimi’nin yol
açt›¤› kefliflerle, Bat› insan› tabiat güçleri ve madde üzerinde
sonsuza dek hükmedece¤ini sanarak bir tür “güçlülük sarhofllu¤u” yafl›yordu. Orta Ça¤da yaflad›¤› varolufl kayg›s› azalm›fl,
kendine olan güveni artm›fl ve mecazi anlamda ana babas›ndan
koptuktan sonra art›k “göklerdeki babaya”, yani Yarat›c›’ya da
ihtiyaç duymayaca¤›n› sanm›flt›. Hayat felsefesi “sapere aude/kendi bilgeli¤ine kulak ver”e dönüflmüfl ve insan kendi akl›na tapar hâle gelmiflti.
Sekülarizm, rasyonalizm, pozitivizm, filozofik fizikalizm
kavramlar› zihinlere yerleflince matematiksel analiz sayesinde
her fleyin, hatta insan nefsinin bile ölçülüp biçilerek anlafl›labilece¤i varsay›ld›. Rönesans hareketine ontoloji/varl›kbilim aç›s›ndan, dar bilinç alan›n›n terk edilifli ve yeni imkânlar sunan
kapsaml› bir bilinç alan›na geçifl olarak da bakabiliriz. ‹lk bafllarda bu hareket Orta Ça¤›n hurafelerle dolu, dar görüfllü, skolastik bak›fl›n› sorgulad›¤› ve alternatif de¤erler araflt›rd›¤› için yeniden do¤uflu temsil etmiflti.
3 H. F. Ellenberger, Die Entdeckung des Unbewussten, Verlag Huber, 1973,
s. 275.
17
MUSTAFA MERTER
Tevhid inanc›ndan uzaklaflan kilise taraf›ndan as›rlar boyu
aldat›l›p istismar edilen Avrupa insan›, bunun ay›rd›na vararak
uluhiyyet ile ilgili bilgilere karfl› direnç gelifltirmifl, dolay›s›yla
Tanr›’s›ndan yüz çevirmiflti. Bu hâletiruhiye içerisinde, tanr›sal
rehberli¤i yads›yarak kendi derinliklerine do¤ru, yaln›z bafl›na,
dramatik bir Odise bafllatmak istiyordu.
Tarih boyunca daha çok dinsel ö¤retilerin tekelinde olan psikoloji bilimi, böylece dine alternatif bir kurum hâline dönüfltü.
Bu yolun önderleri ise ileride görece¤imiz üzere, aç›k veya üstü
kapal› bir tarzda, âdeta peygamberlik misyonu üstlenmifllerdi.
Modern psikoloji biliminin ç›k›fl noktas› olan Ayd›nlanma
hareketi, akl› öne ç›karan Bat›l› düflünce sisteminin bel kemi¤ini
oluflturur. Bu ba¤lamda, 1789 Frans›z ve Amerikan ihtilalleri
sonras›nda din ve düflünce hürriyeti, insanlar aras› eflitlik, sosyal
devlet, e¤itim reformu gibi Bat› medeniyetinin temel erdemlerinin ortaya ç›k›fl›na tan›k olmaktay›z.
Bununla birlikte Ayd›nlanma hareketinin olumsuz olan yönü, psikoloji alan›nda da gözlemlenen, spekülatif nitelikler tafl›mas›yd›. Ellenberger’in iflaret etti¤i gibi, çok garip bir flekilde,
ak›lc›l›¤› öne ç›karan bu hareket, inan›lmaz derecede ak›ld›fl›
spekülasyonlar da içerebiliyordu.
Mesela Newton’un yerçekimi gücünü keflfetmesinin ard›ndan, tüm tabiat güçlerini ihtiva eden bir evrensel güç aray›fl›na
gidildi. Medeniyetin befli¤i ve asli vatan› Atlantis kavram› ortaya
at›ld›. ‹nsanl›¤›n “ilk dili” araflt›r›ld›. Mesmer, psikolojik yönden
insanda “hayvani, m›knat›s bir güç” olabilece¤ini varsayd› ve tedavilerini bu yönde odaklaflt›rd›!4
Böyle spekülatif bir rasyonalite, tabii ki tepkisiz kalamazd›.
1800’lerde Almanya’da ortaya ç›kan romantizm hareketi, Ayd›nlanman›n “ak›l putunu” bir süre için gölgede b›rakt›. ‹nsan›n sezgisel boyutu ön plana ç›kar›ld›. Ne var ki, bu sezgisel uyan›fl›n
4 a.g.e., s. 280.
18
DOKUZ YÜZ KATLI ‹NSAN
duygusal planda insandaki yans›mas›, kayna¤› belli olmayan bir
tür hasretti! Schlegel’in romanlar›nda, ne arad›¤›n› bilmeden hedefsizce oraya buraya koflturan insan betimlemeleri yer ald›. Bu
ac›ya “romantizm hastal›¤›” dendi!5
Romantikler arad›klar›n› tabiatta bulacaklar›n› sand›lar.
Schelling taraf›ndan bir tür tabiat felsefesi oluflturuldu. Allah’la
(cc) irtibat›n› koparm›fl Bat›l› insan, alacakaranl›k bir dünyada el
yordam›yla ilahî hikmeti ar›yordu. Ama ak›l yetmeyince dara düflen insanl›¤›n, çeyiz sand›¤›ndan ç›karmaya al›fl›k oldu¤u çok
de¤erli bir hazinesi vard›: sezgi.
Sezgi ve ilham, romantizm hareketi ile ön plana ç›kt›. fiafl›rt›c› biçimde insan›n, görünmeyen bilinçd›fl› bir denizde yüzdü¤ü keflfolundu. Sanki, as›rlard›r deniz kenar›nda yaflam›fl
olan insan, ilk kez bir denizalt› âlemi oldu¤unu idrak ediyordu! Sanki diyorum, çünkü orijinal mesajlar› sonradan insanlar
taraf›ndan tahrif edilmemifl ilahî kaynakl› bütün dinler, asl›nda sistematik bir flekilde insanl›¤› bu “denizalt› âlemi”, yani bilinçd›fl› ile temas ettirmek istemifllerdi. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda
dinin bir tan›m› da “bilincin bilinçd›fl› alanlar› entegre edecek
flekilde genifllemesidir” diyebiliriz. E. Fromm Zen ve Psikanaliz
adl› kitab›nda “Psikanaliz de ayn› amac› güder, ancak metotlar› de¤ifliktir” der.6
Aradaki fark, insanl›¤›n bu aray›fl senfonisini, orkestra flefi
(mecazi anlamda Yarat›c›) eflli¤inde veya flefsiz icra etmesinde
gizliydi. “fiefe küskün” Avrupa insan›, kendi bildi¤i gibi çalmak
isterken, her müzisyen emprovizasyon yapmak niyetindeydi. K›sacas› her müzisyen kendi bafl›na bir flefti!
Freud’dan çok önceleri, bilinçd›fl› ile temas anlam›nda psikanaliz; dininden kopmufl, Yarat›c›’ya darg›n, metafizik gerilim
yaflayan Bat› insan› için bir umut kap›s› olmufltu. Mesela, res5 a.g.e., s. 285.
6 E. Fromm, Psikoanaliz ve Zen, Yol Yay›nlar›.
19
MUSTAFA MERTER
sam ve t›p doktoru C. G. Carus (1789-1869), ‹nsan Nefsinin Tekâmül Tarihçesi adl› kitab›nda bilinçd›fl›na dair objektif ve oldukça kapsaml› bir izahat yapm›flt›. Ellenberger’e göre bu, Bat›
dünyas›nda bir ilkti.7,8
Tarihsel analiz aç›s›ndan bilinçd›fl›n›n keflfinin nedenleri ve
zamanlamas›na göz att›ktan sonra, flimdi Freud ile doruk noktas›na ç›kacak bu keflif sürecinin baz› öncülerine bakal›m.
Freud ve Öncüleri: G. T. Fechner, J. Gassner, A. Messmer
Yukar›da de¤indi¤imiz spekülatif insan telakkisinin en önemli isimlerinden birisi; Freud’un “Büyük Fechner” diye sözünü
etti¤i, ak›l babas› G. T. Fechner’dir. Protestan bir papaz›n o¤lu olan Fechner, manik depresif rahats›zl›ktan mustarip bir t›p
doktoruydu. 3 y›l süren a¤›r bir depresyonun ard›ndan düzelmifl, daha sonra ise yeniden manik bir döneme girmiflti. Yarat›c› taraf›ndan dünyay› kurtarmak üzere görevlendirildi¤ini
iddia ediyordu. Asl›nda sa¤l›kl› dönemlerinde Fechner, baflar›l› bir bilim adam›yd›. Deneysel metodolojiyi psikolojiye
uyarlayarak bir ilke imza atm›flt›. Tutkulu bir flekilde, maddi
ve manevi dünyalar aras›ndaki iliflkinin s›rr›n› çözmek istiyordu. Eski ‹ran dini Mazdeizmden ve Yunan filozofu Plotinus’dan esinlenerek Zend-Avesta adl› kitab›nda insan nefsi
üzerine kendince yorumlar yapm›flt›.
Fechner, Karfl›laflt›rmal› Melekler Anatomisi adl› kitab›nda,
dünya gezegenini canl› olarak vas›fland›r›yor ve varolufl hiye7
H. F. Ellenberger, Die Entdeckung des Unbewussten, Verlag Huber, 1973,
s. 292.
8
C. G. Jung da Leibniz, Kant ve Schelling’in felsefi aç›dan nefsin karanl›k yönlerine iflaret ettiklerini fakat bir t›p doktoru olan Carus’un do¤a
ve t›p ilimlerinden yola ç›karak bilinçd›fl› kavram›na vard›¤›n› teyit ediyor, bkz. C. G. Jung, die Archetypen und das Unbewusste, Walter Verlag,
1989, cilt 9/I, s. 166.
20
DOKUZ YÜZ KATLI ‹NSAN
rarflisinde dünyay› insandan daha yüksek bir yere, yani melekler âlemine oturtuyordu. Ona göre, dünyada yaflayan tüm canl›lar bu yüksek varl›ktan türemiflti! Bununla birlikte Fechner’in
Freud’cu psikanalize miras b›rakt›¤› en uç spekülasyon, yok etme sürecinin, meydana getirme sürecinden daha asli bir prensip oldu¤u görüflüydü.9 “Her fleyin bafl› kaos ve yok etmedir;
yok etme kendisini yok etti¤inde varl›k meydana ç›kar” felsefesi savunuluyordu! Freud’un libido kuram›n›n yan› s›ra, ikinci
temel içgüdü kuram› olan tanatos (ölüm ve yok etme dürtüsü),
a priori bir kabul olarak Fechner’in bu ispats›z spekülasyonuna
dayand›r›lmaktad›r. Bir baflka deyiflle, modern psikoloji biliminin öncüleri olan bu kifliler, “insan asl›nda kötüdür, ç›k›fl noktas› kaostur” iddias›n› tafl›yorlard›.
Freud, “büyük” Fechner’den, insan›n “sefaleti”nin yan› s›ra,
nefs enerjisi, haz/ac›, devaml›l›k ve tekrarlama kuramlar›n› devrald›. Ona göre nefsle ilgili her süreçte hem eros hem de tanatos
vard›. Eros (sevgi dürtüsü) daha büyük birimler oluflturmak isterken, tanatos (ölüm ve yok etme dürtüsü) tam tersini amaçl›yordu. Burada önemle üzerinde durulmas› gereken nokta, bu düflünürlere göre tanatos’un eros’a göre daha temel bir ilke oldu¤uydu. Böylece ölüm, yok olma ve yok etme dürtüsü; “finis-son” olman›n ötesinde “telos”, yani “nihai hedef” hâline dönüflüyordu!
K. Marx ve C. Darwin’in yan› s›ra, S. Freud’un modern ça¤›n
dünya görüflüne flekil veren, “ça¤›n ruh yap›s›”n› belirleyen, “psikanaliz medeniyetini” oluflturan bir bilim adam› oldu¤unu düflünürsek bu karamsar, insan› afla¤›lay›c›, sözde bilimsel ve spekülatif hezeyanlar›n ne kadar tahrip edici oldu¤unu tahmin edebiliriz.
E¤er bugün kendi kendini yok etmeye yönelmifl “ça¤dafl tüketim”
toplumunun dinamiklerini anlamak ve çareler üretmek istiyorsak, bu düflünürlerin geçmiflte ektikleri tohumlar› görmeliyiz.
9 H. F. Ellenberger, Die Entdeckung des Unbewussten, Verlag Huber, 1973,
s. 307.
21
MUSTAFA MERTER
Bu sat›rlar› okurken “aman can›m bana ne Freud’dan”
demek ne yaz›k ki pek mümkün de¤il. Freud ve psikanaliz,
Freud’cu olsun veya olmas›n, Bat› dünyas›n›n düflünce yap›s›n›, hayata ve insana bak›fl tarz›n› derinden etkilemifltir.
Bu etki sadece Bat› medeniyeti ile s›n›rl› kalmam›flt›r. Özellikle Hollywood film endüstrisi ve televizyon vas›tas›yla
bütün dünyaya yay›lmas› söz konusudur.
Mesela “modern, ça¤dafl, özgür” kad›n konusunda, kad›n›n bu sözde yetersizli¤i ile ilgili birkaç örnek verelim.
Freud’un öne sürdü¤ü gibi do¤ufltan f›trî yetersizlik tafl›d›¤›na (penis k›skançl›¤›!) inanm›fl veya inand›r›lm›fl zavall›
bir kad›n, bilmeden bir ömür boyu bu yetersizli¤i aflmaya çabalayacakt›r. Bunu iki flekilde yapabilir.
F›trî (ilk yarat›l›fl) yap›s›na uymayacak bir flekilde, maddi
güç, etkinlik, mevki ve iktidar peflinde afl›r› derecede koflarsa kad›n, fark›na varmaks›z›n “erkekleflmeye”, bir tür erkek
karikatürü olmaya bafllar. Asli güzelliklerini, yani bilgeli¤ini,
yarat›c›l›¤›n›, sezgiselli¤ini ve merhametini bu erkeksi varolufl tarz›yla yitirdi¤i için, asli yap›s›ndan giderek uzaklafl›r ve
bilmeden asl›na ihanet etmifl olur. (Ne dedi¤imi kendi gözlerinizle görmek için yabanc› bir televizyon haber kanal›n›
aç›p han›m sunucular› tefekkürle izleyebilirsiniz.)
Böylece Bat› dünyas›nda ve ABD’de gittikçe artan oranlarda izledi¤imiz, “emansipe” olmufl “erkek kad›nlar” meydana
ç›kar. Bu “erkek kad›n” her alanda erke¤i aflmaya çal›flarak
“penis”siz olma kompleksini, erkek dünyas›ndaki erkeksi
baflar›lar›yla telafi etme aray›fl›ndad›r.
Bu kad›nlar için kad›n-erkek iliflkisi zoraki bir “dürtü tatmini” sürecine dönüflmüfltür. Kad›n, kendi özüne ihanet etti¤i
için hem kendinden hem de erkeklerden nefret etmektedir.
Baz›lar› da zaten biseksüel (erkek kad›n fark› gözetmeyen) bir
cinsel hayat› seçerler. Anonim cinsellik, gecelik iliflkiler, sada22
DOKUZ YÜZ KATLI ‹NSAN
katsiz geçici aflklar, kompulsif /dürtüsel bir refleksle, “boflalmak” için yap›l›r. Uzun ve istikrarl› iliflkiler s›k›c›, k›s›tlay›c›,
bunalt›c› gelir. Normal cinsellik bir süre sonra tatmin etmedi¤i için, sap›k (perversiv) iliflkilere baflvurulur. Sadizm, mazoflizm, fetiflizm, grup seks ve uyar›c› madde kullan›m›, bu monotonlu¤a çeflni getirme aray›fllar›d›r. Lâtif, yani asli duygular
yaflayamad›¤›ndan, varoldu¤u katta hapsolmufl kad›n için
bütün bu sayd›klar›m, trajik kendini kurtarma çabalar›d›r. ‹lle
de “çocuk” isteniyorsa bir bara gidilip kuvvetli bir “ayg›r erkek” seçilir, hamile kal›n›r ve do¤acak çocu¤a babas›n›n kim
oldu¤u kas›tl› bir flekilde söylenmez. Söylenmez çünkü iliflkinin sorumlulu¤u tafl›nmak istenmez. Kaliforniya’dan bafllayarak bütün dünyaya yay›lan bu son derece bencil tutum (çocu¤unu bile bile babas›z b›rakmak, bilmem hangi ahlâk kodeksine uyar) art›k belirli bir kesimin istisnai hayat tarz› de¤il, giderek yayg›nlaflan sap›k bir davran›fl biçimidir. Ne yaz›k ki içinde yaflad›¤›m›z “psikanaliz medeniyeti”, kad›n› asli de¤erlerinden kopartarak bir anlamda “had›m” etmifltir.
Giderek erkekleflen bu “de¤ersiz kad›n”, de¤erli olma
çabalar›n› bir baflka yönde sürdürerek kendini teflhir etmeye bafllar. Do¤ufltan gelen (Freud’a göre) “yetersizli¤i” ile
kad›n, de¤er kazanabilmek için, diflili¤ini afl›r› derecede
sergilemeli, erkeklerin dünyas›nda bedeninin mahrem yerlerini görüntü olarak sunarak “flerefini” kurtarmaya çal›flmal›d›r. Esasen burada da insani de¤erler aç›s›ndan trajik
bir süreç yaflan›r. Bat› dünyas›n›n sözde özgür, “ça¤dafl”
kad›n›; fark›na varmadan, de¤erli olay›m derken cinsel nesne hâline dönüflür; kendi bedenini erkek dünyas›nda “pazarlar” hâle gelir. Belki de en kötüsü, nefsini karartma pahas›na, “Can”›ndan uzaklafl›p kendine yabanc›lafl›r.
Reklam endüstrisinin panolar›nda ve televizyonda gördü¤ümüz ç›plak genç k›zlar, gözlerimizin önündeki trajik örnekler23
MUSTAFA MERTER
dir. Genelde biz bu resimlere bakt›¤›m›zda basit bir savunma
mekanizmas›n› kullan›p “bu nas›l olsa benim k›z›m, bac›m,
anam, yak›n›m de¤il” diyerek olay›n vahametini örtbas ederiz.
Fakat bu tutumumuzda devasa bir yan›lg› ve haks›zl›k yatar.
Gelin bu anlatt›klar›m› kan›tlayacak bir deney yapal›m:
Günlük gazetemizin arka sayfas›ndaki veya hafta sonu ekindeki yar› ç›plak bir manken k›z›m›z› seçip resimdeki bafl k›sm›n› bir makasla keselim. Ve yine bir yak›n›m›z›n, ki k›z›m›z,
bac›m›z, anam›z olabilir, ayn› boydaki bir resmini bularak ac›madan o resmin de bafl k›sm›n› kesip birinci resmin üstüne
yap›flt›ral›m. Bu uygulamay› gerçeklefltirirseniz ilk aflamada
akl›n›z duracak ama kar›n k›sm›n›zda baz› “his”ler oluflacak.
‹flte oluflacak bu hislere güvenin çünkü akl›n durdu¤u
yerde yüce Rabbimiz bizlere baflka organlar›m›z vas›tas›yla
mesaj verir. Biz Do¤u’nun bilge insanlar›, tabii ki o hayas›zca bedeni sergilenen k›z›n, asl›nda bizim de k›z›m›z, bac›m›z, can›m›z oldu¤unu biliriz ama sadece bildiklerimizi bir
süre için unutmufluzdur, o kadar!
Bu sat›rlar› okuyan baz› okuyucular, “ama o k›z yetiflkin
bir insan, bunu da bilerek yap›yor” derlerse yine sizlere küçük ve çok basit bir uygulama önerece¤im. Lütfen bir büyüteç al›n ve o k›zlar›m›z›n gözlerindeki ifadeye, yine tefekkür
durumu içinde, derinli¤ine bir bak›n. Bir mucizeyle karfl›laflacaks›n›z. K›z›m›z sizinle konuflacak ve siz de o mesaj›, akl›n›zda de¤il, gönlünüzde hissedeceksiniz.
Nesneye indirgenmifl, papa¤an gibi her taraf› boyanm›fl, estetik ameliyatlarla asl›ndan kopmufl, bedeninin en kutsal
yerleri kasap dükkân›ndaki etler gibi sergilenen, cüretkâr
mini ete¤iyle mahremiyetinin son s›n›rlar›na kadar aç›l›p
saç›lan, seks objesi, “modern/ça¤dafl” kad›n, asl›nda bir insanl›k trajedisidir. “Onlar” bilmese de veya bildiklerini
unutmufl olsalar da Hz. Mevlânâ’m›z›n afla¤›daki beyitle24
DOKUZ YÜZ KATLI ‹NSAN
rinde ifade edildi¤i gibi, bizler asl›nda kad›n›n kim oldu¤unu gayet iyi biliriz!
“Kad›n, Hak nurudur, sevgili de¤il. Sanki yarat›c›d›r, yarat›lm›fl de¤il!”
(Hz. Mevlânâ, Mesnevî, cilt 1, s.195, MEB Yay›nlar›)
Yukar›daki örnekleri vermemin nedeni, psikanaliz ve rüyalar›n yorumlanmas› gibi insan nefsine yönelik yaklafl›mlar›n,
toplumlar›n nefs sa¤l›¤› aç›s›ndan hayati bir öneme sahip oldu¤unu göstermek içindi. ‹nsan nefsinin tahlil edilmesi, palyatif-yüzeysel, spekülatif yöntemlerle analiz edilemeyecek kadar hassas bir konudur. Yanl›fl bir yaklafl›mda bulunuldu¤u
takdirde, toplumsal temeller sars›l›r, nihayetinde bina çöker.
Kitab›n sonunda temas edece¤imiz “Kaliforniya Sendromu”,
yani ça¤›n vebas› bütün dünyaya sessizce yay›l›r.
Asl›nda Freud’un kuramlar› ve uygulamas› “dinamik psikiyatri” ad› alt›nda 19. yüzy›ldan beri geliflen bir ak›m›n devam›
niteli¤indeydi. 1923’te yay›mlanan Ben ve ‹d (Das Ich und Das Es)
adl› kitab›nda Freud, önce insan nefsini bilinç, bilinç öncesi ve
bilinçd›fl› diye üç k›sma ay›rm›fl, daha sonra bu ayr›m› anlat›m
aç›s›ndan yetersiz buldu¤u için bir sonraki aflamada “ben-id-üst
benlik” kavramlar›n› gelifltirmifltir. Ben, kiflinin nefsiyle iliflkili
süreçlerin anlaml›/ba¤lant›l› organizasyonunu; id, bilinçd›fl›nda
potansiyel olarak var olan içgüdüleri; üst benlik/süperego da toplum ve ana babadan aktar›lan de¤erleri ifade ediyordu.
1885’lerde tüm Avrupa’da romantizm ve natüralizme tepki
olarak geliflen, yeni bir kültürel ak›m ortaya ç›kt›. ‹flte “dinamik
psikiyatri”nin geliflimini, neo-romantizm olarak adland›r›lan bu
ak›m çerçevesinde yorumlamak mümkün.10
10 H. F. Ellenberger, Die Entdeckung des Unbewussten, Verlag Huber, 1973,
s. 382.
25
Download

~ T.c. _ HATAY vALîLiĞi - Mustafa Kemal Üniversitesi