SAKARYA ÜNİVERSİTESİ
MANTIK
Hafta 14
Doç.Dr. İbrahim ÇAPAK
Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi’ne aittir. "Uzaktan Öğretim" tekniğine uygun olarak
hazırlanan bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan izin almadan ders içeriğinin tümü ya da bölümleri
mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz.
Her hakkı saklıdır © 2011 Sakarya Üniversitesi
14
ÜN TE
BE SANAT
NDEK LER
14.1. Be Sanat ve Tarifleri
14.1.1. Be Sanat n Tarifi
14.1.2. Be Sanatta Kullan lan Öncüller
14.2. Yakini ve Yakini Olmayan Öncüller
14.2.1. Yakini Öncüller
14.2.2. Yakini Olmayan Öncüller
14.3. Akliyyât ve F khiyyât Ayr
14.3.1. F khiyyâtta Kullan lan Öncüller
14.3.2. F khiyyâta Uygun Olmayan Öncüller
HEDEFLER
Bu üniteyi çal
ktan sonra;
Kesin bilgiyi tan mlayabilecek,
yasta netice vermeyen yanl öncülleri gösterebilecek,
Do ru ve yanl bilgi ayr
yapabilecek,
Bilgi ve teorilerdeki tutars zl
aç klayabilecek,
Do ru ak l yürütmeyi sa layan öncülleri seçebilecek,
fade ve dü ünmede tutarl olmay sa layabileceksiniz.
ÖNER LER
Bu üniteyi daha iyi kavrayabilmek için okumaya ba lamadan önce;
• bilginin ne oldu unu sorgulay n
• “do ru” ve “yanl ” kavramlar
• ak l yürütme yollar
• bilginin kaynaklar
analiz edin
inceleyin
belirlemeye çal n
BE SANAT
14.1. Be Sanat ve Tarifleri
Bu ba k alt nda k saca be
çe itlerine de inilecektir.
sanat n tarifleri ve kendisinde kullan lan öncül
14.1.1. Be Sanat n Tarifi
Be Sanatta kullan lan öncüllere geçmeden önce be sanat ve tan mlar na yer vermek
faydal olacakt r. K yas n maddesini olu turan be sanat klasik mant k kitaplar nda Burhan,
Cedel, Hitabet, iir ve Mu alata eklinde s ralan r. Bunlar k saca tan mlamak gerekirse;
Burhan, kesin sonuç elde etmek için kesinlik ta yan öncüllerden olu turulmu k yast r.1 Di er
bir ifade ile burhan, öncülün eksiz, üphesiz do ru (sad k) ve kesin (yakin) olmas r. Bu tür
öncüllerden kurulan k yasa “Burhani k yas” denir.2 Cedel, me hurattan olan öncüllerden
olu ur.3 Dikkatli bir gözün fark edebilece i derecede kendisinde hata bulunabilen öncüllerden
meydana gelen k yasa “cedeli k yas” denir. 4 Mu alata, do ru olmayan fakat do ru oldu u
kolayl kla dü ünülebilen öncüllerden hareketle yap r. Amac ise muhatab aldatmak haks z
bir ekilde ona kar üstün gelmeye çal makt r. Ebheri’ye göre mu alata, “do ruya benzeyen
veya me hurattan olan yanl öncüllerden yahut da yanl olan vehmi öncüllerden kurulan
yast r.”5 Hitabet, kendisine güvenilen bir ki iden al p kabullenilmi yahut tahmine dayal
(makbulat ve maznunat) öncüllerden olu an k yast r. 6 Akl n, çeli inin fark na vararak
ondaki hatay rahatl kla tespit edebildi i zanni öncüllerden meydana gelen k yasa hitabi k yas
denir.7 iir ise “ruhun rahatlamas na veya s lmas na yol açan öncüllerden olu an k yast r”8
Bir ba ka ifade ile iir “muhayyelat türü öncüllerden kurulmu k yast r.”9
Be sanatta kullan lan öncül türleri; evveliyat, mahsusat, mütevatirat, vehmiyyat,
musellemat, maznunat, mucerrebat, tecrübiyyat, me hurat, mu ebbihat, muheyyelat,
makbulat, görünürde me hur, f triyyat (k yas kendisinde bulunan önermeler) eklinde
ralamak mümkündür.10 Önemli slam mant kç lar ndan biri olan Katibi (ö.675/1276)
Risaletu’ emsiye adl eserinde be sanatta kullan lan öncül türlerini 12 olarak kabul etmekte
1
Ebheri, saguci, Vezirhani Matbaas , 1287 s. 6; Ömer, Fevzi, Tercümeli Mi’yaru’l-Ulum, 1309, s. 63; Halis,
Mehmed, Mizanu’l-Ezhan, Mant k Metinleri 1’in içinde, stanbul Tarihsiz, s. 169.
2
Gazali, Makas du’l-Felasife, (tahk. S. Dünya), M r 1961, s. 101; el-Mustasfa min lmi’l-Usul, M r h. 1322,
C.I, s. 38.
3
Ebheri, age, s. 6.; Ömer, Fevzi, age, s. 66.
4
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 101; Miyaru’l- lm, (n r. S. Dünya) Kahire 1961, s.184; el-Mustasfa I, s. 38.
5
Ebheri, age, s. 7.
6
Ebheri, age, s. 6; Farabi, Fusulu’l-Medeni, (çev. Hanefi Özcan), zmir 1987, s. 48; Ahmed Cevdet (Pa a),
Mi’yar- Sedat, (hzl. Kudret Büyükço kun) Mant k Metinleri 2 içinde, stanbul 1988, s. 104; Ömer, Fevzi, age, s.
67.
7
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 101; Miyaru’l- lm, s. 184.
8
Ebheri, age, s. 6.
9
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 101.
10
Age., s. 102; bk. Acem, Refik, el-Mant k nde’l Gazali, Beyrut 1989, s. 129, Mohd Zaidi b. smail, “Logic in
al-Ghazali’s Theory of Certitude” Al-Shajarah Journal of The International Institute of Islamic Thought and
Civilazation (ISTAC), 1996, v.1. Nos.1-2, s. 108-123.
ve bunlar n alt tanesinin yakini, alt tanesinin de yakini olmad
vurgulamaktad r. 11 Yakini
olan öncüllere apaç k (bedihi-yi-celi), di erlerine apaç k olmayan (bedihi-yi-gayr-i celi) da
denmektedir.12
Be sanatta kullan lan öncülleri temelde yakini olan ve yakini olmayan öncüller olmak
üzere ikiye ayr r:
14.1.2. Be Sanatta Kullan lan Öncüller
Yukar da da ifade edildi i gibi be sanatta kullan lan öncül türleri; evveliyat,
mahsusat, mütevatirat, vehmiyyat, musellemat, maznunat, mucerrebat, tecrübiyyat, me hurat,
mu ebbihat, muheyyelat, makbulat, görünürde me hur, f triyyat (k yas kendisinde bulunan
önermeler) eklinde s ralamak mümkündür. Bunlara a
da ayr nt
bir ekilde
de inilecektir.
14.2. Yakini ve Yakini Olmayan Öncüller
Öncelikle yakini bilgi olu turan öncül çe itlerine k saca bakal m.
14.2.1. Yakini Öncüller
Yakini öncül, yakini do ruluk ifade eden bilgilerden meydana gelir.13 Yakin, bir eyi
tereddütsüz olarak bilmek ve onun hakk nda kesin bir görü e sahip olmakt r. Yakini bilginin
do rulu una kesin olarak inan ld gibi, onda herhangi bir unutma, yan lma ve kar rman n
olmad da kesin olarak bilinir. Dolay yla yakinde hatadan emin olma ve mutmainlik söz
konusudur.14
Her tasdik yarg ifade eden önermelerden olu ur. Ancak her yarg yakin ifade etmez.
Çünkü üphe ve zan ifade eden yarg lar da vard r. Bu da her öncülden, geçerli sonuç veren bir
yas n kurulamayaca
göstermektedir. Sonuç veren k yas, e er amaç (matlub) yakini ise
yakini öncüllerden, e er amaç f khi ise zanni öncüllerden meydana gelir. 15 Yakin ifade eden
öncül türlerini öyle s ralayabiliriz: Evveliyat, mahsusat (mü ehedat), mucerrebat, hadsiyat,
triyyat (k yas kendisinde bulunan önermeler) ve mutevatirat.
a. Evveliyyat: Evveliyat, s rf akli olan yani akl n, his ve tahayyülden yard m almaks n
vard ve tasdik etti i öncüllerdir. Mesela, “ ki birden daha çoktur”, “Üç ile üçün toplam alt
eder”, “Bir ey ayn anda hem olumlu hem olumsuz olamaz”, “Bütün parças ndan büyüktür”
vb. önermeler evveliyattan yani do tan olan öncüllerdir. Zihin bu tür önermelerdeki
tasdikin nereden geldi ini dü ünmeksizin onlar zorunlu olarak onaylar. 16
11
bk. Necmeddin el-Katibi, Risaletü’ emsiye, Islamic Philosophy içinde C. 89, Frankfurt 2000, s. 257-258. erRazi, Kutbuddin Muhammed b Muhammed, Thariru-Kavaidi’l-Mant k, erhu’r-Risaleti’s- emsiye, Kum,
Tarihsiz, s. 168. Ebheri, age., s. 6; Ömer, Fevzi, age., s. 64-65.
12
bk. Halis, Mehmed, age., s. 169.
13
Gazali, Miyaru’l- lm, s. 130.
14
Gazali, el-Munk zu Mina’d-Dalal, Resail’in içinde, Beyrut Lübnan, Tarihsiz, s. 26; el-Mustasfa I, s. 43;
Mihakku’n-Nazar, s. 99-100; Taylan, N., Gazzali’nin Dü ünce Sisteminin Temelleri, stanbul, 1989, s. 53.
15
Gazali, el-Mustasfa I, s. 43; Mihakku’n-Nazar, s. 99.
16
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 102; el-Mustasfa I, s. 43-44; Mihakku’n-Nazar, s. 99-100,102; Miyaru’l- lm, s.
187; Miracu’s-Salikin, Resail’in içinde, Beyrut, Tarihsiz, s. 112; el-Munk z, s. 28. Bk. bn Sina, en-Necat, M r
1938, s. 64-65; Mohd Zaidi b. smail, agm., s. 110. Emiro lu ., Klasik Mant a Giri , Ankara 2004, s. 209-210.
Ak ll olan, do tan getirdi i bilgilerin d nda e itim ve ö retim görmemi bir
kimseye bu tür önermeler soruldu unda, bunlar zihinde tasavvur etmesi halinde yani; bütün
(küll), parça (cüz), daha büyük (ekber) terimlerinin anlamlar
dü ündü ünde mutlaka
17
bütünün, parçadan daha büyük oldu unu ifade eder. Buna göre do tan bilgi, varl ndan
itibaren ak lda düzenlenmi olarak bulunan bilgidir. Bu bilginin meydana gelmesi, akl n
varl
d nda ba ka herhangi bir eye ba
de ildir. Çünkü “var”, “kadim”, “hadis”
kavramlar ak lda birer tekil olarak bulunmaktad r. Müfekkire kuvveti bu tekilleri bir araya
getirip bir k sm di er k sm na nisbet eder. Mesela, “Kadim hadistir” dedi inde ak l bunu
yalanlar; “Kadim hadis de ildir” dedi inde ise ak l bunu tasdik eder. Öyleyse do tan bilgi,
sadece tekillerin ekillendi i bir zihne ve bunlar birbirine nisbet eden bir müfekkir kuvvete
muhtaçt r.18 Buna göre evveliyat, tamamen akli olan eylerle alakal r. Do tan bilgilerden
olu an öncüller bir araya getirildiklerinde onlardan herkesin zorunlu olarak kabul edece i
sonuçlar ç kar.
b. Mahsusat: Mahsusat; renkleri, tatlar , kokular , sesleri, sertlikleri, yumu akl klar ...
ay rt etmek gibi be duyu ile bilinen eydir.19 Bu tan m, d duyulurlar tan mlayan bir
tan md r. E er ak l, duyu organlar kullanmazsa mahsusattan olan bilgilerle ilgili hüküm
veremez.20 Mesela, “Kar beyazd r”, “Ay yuvarlakt r”, “Kömür siyaht r”, “Ate yak
r”,
21
“Buz so uktur” önermeleri mahsusatla bilinir ve bunlar n bilinmesini de duyu organlar
sa lar. D duyu ile alg lanan nesnelerin bilgisine “d duyulurlar”, iç gözlemlerle elde edilen
bilgilere de “iç gözlemler” denir.22 Bunlardan birincisine “hissiyat”, ikincisine “vicdaniyat”
da denmektedir.23
ç gözlemlere insan n açl k, susuzluk, korku ve sevgi, k saca be duyuya sahip
olmayanlar n da idrak etti i iç hallerin tümü örnek verilebilir. ç gözlemler ak l ile elde
edilmez. Çünkü ak l olmaks n hayvanlar, bu tür duyulurlar kendi nefislerinde idrak
edebilmektedirler.24
duyulurlarla ilgili bilgiler aç kt r ancak uzakl k, yak nl k veya gözün zay fl gibi
geçici sebepler yüzünden, görme için yan lg söz konusu olabilir.25 Mesela, gölge hareketsiz
olarak görünür, ancak ak l onun hareketli oldu una hükmeder; Y ld z hareketsiz olarak
görünür, fakat gerçekte hareketlidir. Ayn ekilde göz y ld za bakar, onu bir alt n
büyüklü ünde görür. Hâlbuki matematiksel hesaplar, onun üzerinde bulundu umuz dünyadan
daha büyük oldu unu göstermektedir. Geli mekte olan çocuk ve bitki, tedrici olarak bir
büyüme ve geli me içinde oldu u halde duruyor gibi görünür.26 Bu gibi baz ar zi durumlar
17
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 102.
18
Gazali, el-Mustasfa I, s. 44; Mihakku’n-Nazar, s. 102; Miyaru’l- lm, s. 186-187.
19
Gazali, Miracu’s-Salikin, s. 112.
20
Gazali, Miyaru’l- lm, s. 187.
21
Gazali, el-Mustasfa I, s. 45; Mihakku’n-Nazar, s. 103; Miyaru’l- lm, s. 187; Makas du’l-Felasife, s. 103.
22
Gazali, Mihakku’n-Nazar, s. 102-103; el-Mustasfa I, s. 45
23
Öner, N., Klasik Mant k, Ankara 1996, s. 186. bk. irvani, Ahmed Hamdi, Muhtasar Mant k, (hzl. Kudret
Büyükço kun) Mant k Metinleri 1’in içinde, stanbul, s. 58.
24
Gazali, el-Mustasfa I, s. 45; Mihakku’n-Nazar, s. 103.
25
Gazali, Miracu’s-Salikin, s. 113; el-Munk z, s. 27; el-Mustasfa I, s. 45.
26
Gazali, el-Mustasfa I, s. 45; Mihakku’n-Nazar, s. 103; Miyaru’l- lm, s. 188; el-Munk z, s. 27.
istisna ettikten sonra mahsusatla bilinen eylerin do rulu undan üphe etmemek gerekir.27
er bunlar üphe edilebilecek durumda olurlarsa kendilerinden yakini öncüller
olu turulamayaca gibi kesin bilgi de ifade etmezler.
c. Mucerrebat: Mucerrebat, insan n defalarca ayn
eylerle kar la p bu
kar la klar ndan elde etti i bilgilerdir. Mucerrebatla ilgili öncüller, duyu ve ak l ile elde
edilir.28 Ate in yak , ekme in doyurucu, arab n sarho edici oldu unu mucerrebat ile
biliriz.
Tecrübi öncüller, onu tecrübe eden aç ndan kesinlik ifade eder. Ancak insanlar,
tecrübe bak ndan farkl farkl durumda olduklar için, tecrübeye ba yarg ve öncüller
bak ndan da farkl farkl bilgi ve yarg lara sahip olurlar. Oysa bir doktorun Sakmonya’n n
müshil oldu unu bilmesi ne ise, s radan bir kimsenin suyun susuzlu u giderici oldu unu veya
ekme in doyurucu oldu unu bilmesi tecrübe aç ndan ayn r. 29 Bilen aç ndan, m knat n
demiri çekti ine hükmetmek yakin ifade eder. M knat n çekici olmas , duyulurlardan
de ildir. Çünkü duyulur alg “Bu ta yere dü tü” eklinde eylerin alg olur ve belli bir eyi
gösterir. “Her ta yere dü er” diye hükmetmek ise belli bir ta n de il, bütün ta lar n
dü ece ini ifade eder; bu da tikel de il, tümel bir yarg r. Ayn ekilde, iç gözleme dayal
duyu, bir s
n sarho edici oldu unu alg lad nda, onun sarho edici bir s oldu una
hükmeder. ç gözleme dayal duyu sadece belli bir içme ve sarho luk halini idrak eder. Tümel
bir hükme varmak ise ak l ile mümkündür. Bu da ancak duyulular arac
yla ya da
duyulurlar n yinelenmesiyle mümkündür. Mesela, bir yeri a yan kimse, a yan yerine bir
dökse ve a
geçse, a
giderenin bu s oldu u bilgisi bu ki ide olu maz. Çünkü bu
n tesadüfen geçmi olmas mümkündür. Ancak bu i farkl durumlarda birkaç defa
tekrarlan rsa, nefiste bir yakin olu ur ve iyile meyi sa layan eyin o s oldu u kabul edilir.30
Yukar da ifade edildi i gibi mucerrebat n olu abilmesi için hakk nda hüküm verilecek
eyin defalarca ayn ekilde tekrar etmesi gerekir. Çünkü mucerrebat ile ilgili bilgi tesadüfi
olarak gerçekle mez. Mesela, iç gözlem, pe pe e arab n içilmesinin ard ndan sarho lu u
alg lar, ak l da pe pe e arap içmenin sarho luk verdi ini kavrar. Çünkü sarho luk rastlant sal
olsayd , ço unlukla arap ayn ekilde sarho luk verici olmazd . Böylece zihinde buna dair
güvenilir bir bilgi olu ur.31
Mucerrebat, gizli bir k yasla gerçekle ir. Çünkü mucerrebat n olu mas özel bir çabayla
de il, ki inin bile fark etmedi i tecrübenin tekrar yla kendili inden olu ur.32 Mesela, “Ekmek
doyurucudur”, “Su susuzlu u gidericidir”, “Ate yak
r” “Boyun kesmek öldürücüdür”
33
önermeleri böyledir.
27
Gazali, Miyaru’l- lm, s. 188.
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 103. bk. bn Sina, age., s. 61; Emiro lu, ., age., s. 211.
29
Gazali, el-Mustasfa I, s. 45; Mihakku’n-Nazar, s. 103; Makas du’l-Felasife, s. 103
30
Gazali, el-Mustasfa I, s. 45; Mihakku’n-Nazar, s. 104.
31
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 103. bk. Miyaru’l- lm, s. 189
32
Gazali, el-Mustasfa I, s. 46; Mihakku’n-Nazar, s. 104; Miyaru’l- lm, s. 188.
33
Gazali, Miyaru’l- lm, s. 188, Beyrut 1990, s. 179.
28
d. Hadsiyat: Hads zihnin bir eyi ani kavramas (sür’at- intikal) demektir. Hadsi bilgi,
zihinde çok h zl gizli bir k yas vas tas yla meydana gelir. 34 Ak l, kendisinden üphe
edemedi i için onu tasdik etmek zorunda kal r. Ancak hadsi bilgiyi inkâr eden birine, bunu
izah etmek zordur. Çünkü hadsi bilgi ki isel tecrübeye dayan r. Mesela, “Ay
güne ten
al r” önermesi hadse dayan r. Bu önerme bir ba kas na, aynaya benzetilerek anlat labilir.
Güne in nlar n âleme yans mas ,
n aynan n kar nda bulunan cisimlere yans mas
gibidir. Fakat güne
n âleme yans mas ile ayna
n e yaya yans mas , onlar n
35
yaya olan yak nl k ve uzakl klar na göre farkl k arz eder.
Gazali’ye göre ilimlerle u ra an bir kimse tecrübe ve hads yoluyla birçok bilgiyi elde
edebilir. Ancak hadsi, ki isel tecrübeye dayand ve herkes ayn tecrübeyi ya amad için
burhana dayand rmak zordur. Fakat hadsten üphe etmek de mümkün de ildir. 36 Buna göre
Her ne kadar hads mucerrebattan say rsa da mucerrebat derecesinde de ildir. Mucerrebat
genel tecrübelere dayan rken, hads ak n makulleri do rudan alg lamas r.
e. F triyat: Orta terimi zihinde meydana gelen bilgilerdir. Fakat orta terim, zihinden
silindi inde ki i onun vas tas z ve evveliyattan bir bilgi ile elde edildi ini zanneder. Ancak
ara rma sonucunda bu tür bilgilerin orta terimle bilindi inin fark na var r. Bu tür bilgilerde
ak l orta terim vas tas yla konu ile yüklem aras nda bir ba kurar. Mesela, aç k bir ekilde
ikinin, dördün yar oldu u bilinir. Asl nda ikinin, dördün yar oldu u orta bir terimle
bilinmektedir; dördün yar
n her biri di erine e it, bütünün iki parças ndan biridir; iki de
dördün birbirine e it iki parças ndan biridir ve o da dördün yar
r. 37 Ayn ekilde ki
alt n üçte biridir” önermesi de bir orta terim ile bilinir, öyle ki; üç k sma e it olarak
bölünen her say n bölümleri bir birine e ittir, her k m bölündü ü say n üçte biridir. Alt
üçe bölündü ünde üç e it k m ortaya ç kar. O halde iki alt n üçte biridir.38
Küçük say lar hemen zihinde dü ünüp bölerek bir sonuca varmak kolayd r. Fakat say
büyüdükçe bölme i lemine ba vurmadan bir sonuca varmak zorla r. Mesela, otuz dörtte, kaç
tane on yedi vard r? diye sorulursa, otuz dördü ikiye bölüp, her parçan n on yedi oldu unu
görmeden; on yedinin, otuz dördün yar oldu una hemen karar vermek kolay de ildir.
Bunun bölme i lemine ba vurulmadan bilindi ini varsaysak bile, bu say lar n yerine daha
büyük say lar ya da yar yerine, alt da bir, onda bir gibi oranlar koyarsak bunlar aç k bir
ekilde bilmek mümkün olmayacakt r.39
saca ifade etmek gerekirse, bir eyin orta terim ile bilinmesi mümkündür. Fakat bu
ey bir vas ta ve k yasla bilindi i halde zihin bunun fark nda de ildir. Ara rma sonucunda
bu tür bilgilerin orta terim ile elde edildi i anla r. nsan n, bir vas ta ile varl
n fark na
40
vard
ey ile, bizatihi zihinde sabit olan ey ayn de ildir. Buna göre bu tür bilgiler
34
Ahmed Cevdet (Pa a), Mi’yar- Sedat, s. 92; bk. zmirli smail Hakk , Felsefe Dersleri, 1330, s. 264; Öner, N.,
age., s. 186; Taylan, N., Mant k Tarihçesi Problemleri, stanbul 1996, s. 135.
35
Gazali, Miyaru’l- lm, s. 191; Beyrut 1990, s. 182.
36
Gazali, age., s. 192.
37
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 103-104
38
Gazali, Miyaru’l- lm, s. 192. Beyrut, s. 183.
39
bk. Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 104; Miyaru’l- lm, s. 192-193; bn Sina, age., s. 61.
40
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 103-104.
kendiliklerinden de il, bir vas ta ile bilinen önermelerden olu ur. Bu yönüyle de evveli
bilgilerden ayr rlar. Çünkü evveli bilgiler vas tas z olarak bilinen bilgilerdir.
f. Mütevatirat: Bir toplulu un haber vermesi ile elde edilen bilgilerdir. 41 Görülmedi i
halde mesela, M r, Mekke, Malezya, Güney Afrika, Türkiye ve be vakit namaz n say ,
mütevatir olarak kabul edilen bilgilerdir. Mütevatir bilgi, duyu ile alg lanan bilgiden farkl r.
Çünkü duyuya ait olan sadece mesela, zikredilen ülkeleri gören birinin a ndan oralar n var
oldu unu ö renmedir. Bilginin do rulu una ise ak l karar verir. Ak l, haberin do rulu una
karar verirken mücerret duymaya de il, haberin defalarca tekrar etmesine dayan r. 42 Bilginin
olu mas belli say da insanlar n bir haberi rivayet etmesine ba de ildir. Az say da insan
taraf ndan rivayet edilen haberin de bilgi de eri vard r. Ancak böyle bir bilgi mütevatir bilgi
olmaz. Çünkü mütevatir bilgi, tecrübede oldu u gibi defalarca tekrarlanan bilgidir. Bir
bilginin ayn ki i taraf ndan defalarca tekrar de il, bir çok ki inin ayn bilgiyi defalarca
tekrar ya da aktarmas , onu güvenilir bilgi haline getirir.
14.2.2. Yakini Olmayan Öncüller
Yakini olmayan öncül çe itleri vehmiyyat, musellemat, maznunat, me hurat,
mu ebbihat, muheyyelat, makbulat, görünürde me hur eklinde s ralanabilir. Gazali, yakini
olmayan öncül çe itlerini f khiyat için uygun olan ve f khiyat için uygun olmayanlar eklinde
ikiye ay rmaktad r. Fikhiyat için uygun olanlar me hurat, makbulat ve maznunat; f khiyat için
uygun olmayanlar ise mu ebbihat, vehmiyyat ve muheyyelat’t r. Bunlara, verilen bilginin
do rulu u göz önünde bulundurularak musellemat da eklenebilir. 43
14.3. Akliyyât ve F khiyyât Ayr
14.3.1. F khiyyâtta Kullan lan Öncüller
Gazali’ye göre öncülleri olu turan bilgi, bilinen eylerden olursa k yas (burhan) “kesin”,
zanni eylerden olursa “f khi” olarak isimlendirilir.44 “Kesin k yas” tam k yas , “f khi k yas”
ise eksik k yas kar lamaktad r. F hta verilen hükümlerin ço u akli kesinli e de il, zanna
dayanmaktad r. Gazali’ye göre prensip itibariyle akliyat için gerekli olan derinli ine
ara rmadan, f khiyatta ba tan vazgeçmek gerekir, aksi taktirde yakini bilgiyi isteyen ki inin
yolu ile, zanni bilgiyi isteyen ki inin yolu birbirine kar abilir. F khiyatta zan, iki durum
aras nda tereddüt edildi i zaman öne almakta ve reddetmekte kolay olarak tercih edilen
eydir. Mesela, insan tecrübe yoluyla ticaret e yas elinde bulundurmakta veya fiyat n
dü ece i korkusuyla onu elinde tutarak sat
geciktirmektedir. nsan, kendisinde tereddüt
etti i iki yönü olan her eyde zanna dayan r. Ak ll bir kimse, iki ey aras nda tereddüt
etti inde, ikisi de gayesine uygun ise ya bir delile ya da zihninde do ru bildi i eye göre
ikisinden birini tercih etmeksizin seçimde bulunamaz. ki eyden birini seçmek ise onun için
zand r.45 F khiyat için uygun olan bilgi türlerini s rayla öyle incelemek mümkündür:
41
Gazali, age., s. 103.
Gazali, el-Mustasfa I, s. 46; Mihakku’n-Nazar, s. 105.
43
bk. Gazali, Miyaru’l- lm, s. 202, Beyrut, 184.
44
Gazali, el-Mustasfa I, s. 39.
45
bk. Gazali, Miyaru’l- lm, s. 176-177.
42
a. Me hurat: Me hurat, “ öhretleri ve genelin görü ü dolay yla kendilerine güvenilen
bilgilerdir”46 di er bir ifade ile “Me hurat, do rulanmalar ya herkesin veya ço unlu un
tan kl
ya da halk kitlelerinin veya seçkin insanlar n tan kl
gerektiren derlenmi
47
görü lerdir.” Mesela, “Yalan söylemek çirkindir”, “Haks zl k etmek kötüdür”, “Adalet
gereklidir”, “Zülüm çirkindir” gibi önermeler me hurattand r. Me hurattan olan bilgiler bazen
do ru, bazen yanl olabilir. Bu tür bilgiler yakin ifade etmedi i için burhanda de il, sadece
khiyyat ve cedeli k yaslarda kullan labilir. Bu bilgiler ne evveli ne de vehmidir. Me hurattan
olan bilgiler, daha çocuklu un ba lang ndan itibaren bir tak m nedenlerden dolay nefise
yerle ir. Bu bilgiler çocukta defalarca tekrarland
için çocuk, bunlara inanmaya ba lar.
Bazen bar içinde olma ve iyi geçinme dü üncesi, bazen de nezaket, korkakl k ve haya gibi
davran lar me hurattan olan bilgilerin kabul edilmesini sa lar. 48 Bunlar n, efkat ve yarat
inceli inden kaynaklanmas da mümkündür. Nitekim baz insanlar n hayvan bo azlaman n
çirkinli ini onaylay p, onun etini yemekten kaç nmalar bundand r.49 Me hurat milletler,
ehirler ve ah slar n içinde bulunduklar duruma göre de iklik arz eder. Mesela, bir kavmin
di erlerinden farkl olan me hurat olabildi i gibi, t pç lar n yan nda me hur olmayan bir bilgi
marangozlar n yan nda me hur, marangozlar n yan nda me hur olmayan bir bilgi de t pç lar n
yan nda me hur olabilir.50
Gazali’ye göre kelamc lar n ve fakihlerin pek ço unun k yaslar mücerret öhretlerinden
dolay kabul ettikleri “me hur öncüllere” dayanmaktad r. Bu nedenle, onlar n k yaslar çeli ik
sonuçlar do urmu tur.51 Ara rma veya bir delil art na ba olarak bazen me hurattan olan
öncüller do ru olur fakat, bunlar n mutlak do ru olduklar zannedilir. Mesela, “Allah’ n gücü
her eye yeter” önermesi me hur oldu u için do ru oldu u zannedilir. Oysa bu önerme do ru
de ildir. Çünkü Allah, kendisi gibi birini yaratmaya kadir de ildir. Öyleyse; “Allah, yap lmas
mümkün olan eyleri yapmaya kadirdir” denilmesi gerekir.52 Yine “Allah her eyi bilir”
denilir. Oysa Allah, kendisi gibi birinin var oldu unu bilmez.53 Zikredilen me hur
önermelerden, mant ken muhal olan ortaya koyman n bir kudret i i olmad
anl yoruz.
Çünkü Allah kendi adaleti, merhameti ve hikmetiyle ba da mayan eyleri yaratmaz.54
Me hurattan olan öncülleri destekleyen ve sabit k lan ar zi sebepler olmad kça, zihin mücerret
ak l ve be duyu ile onlar hakk nda hüküm veremez.55
Me hurattan olan öncüllerle evveliyattan olan öncüller zaman zaman birbiriyle
kar
labilir; ancak bunlar aras ndaki fark öyle aç klamak mümkündür: Ak ll fakat e itim
görmemi , herhangi bir fikre do ru yönlendirilmemi ve kendi haline b rak lm bir insan
varsay larak ona, “ nsan öldürmek kötüdür”, “ nsan kötülükten kurtarmak güzeldir” gibi
46
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 106; Miracu’s-Salikin, s. 112; Türker-Küyel, Mübahat, “ slam Dü üncesinde
Ak l ve Vahiy” Uluslar Aras slam Dü üncesi Konferans 2 (25-27 Nisan 1997), s. 82.
47
Gazali, el-Mustasfa I, s. 48; Mihakku’n-Nazar, s. 107.
48
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 106; el-Mustasfa I, s. 48,49; Mihakku’n-Nazar, s. 107,108; bk. Miracu’sSalikin, s. 112; Miyaru’l- lm, s. 193.
49
Gazali, el-Mustasfa I, s. 48; Mihakku’n-Nazar, s. 107-108.
50
Gazali, Miracu’s-Salikin, s. 113; Makas du’l-Felasife, s. 107.
51
Gazali, el-Mustasfa I, s. 48; Mihakku’n-Nazar, s. 108.
52
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 106.
53
Gazali, age., s. 107.
54
bk. Ayd n, M., Din Felsefesi, Ankara 1992, s. 143.
55
bk. Gazali, Miyaru’l- lm, s. 193-196.
önermelerin do rulu u soruldu unda bunlar reddetmesi mümkündür. Fakat “Ayn anda bir
ey hem olumlu hem de olumsuz olamaz”, “ ki birden daha çoktur” gibi önermelerde
tereddüde dü mesi veya reddetmesi mümkün de ildir. Çünkü bu önermeler evveliyattand r.56
Buna göre evveliyattan olan öncüllerin üzerinde görü birli i varken, me hurattan olan
öncüller üzerinde görü birli i yoktur.
b. Makbulat: Makbulât, iyi ve seçkin insanlardan, ileri gelen bilginlerden ve önceki
usta bilginlerden al nm öncüllerdir.57 Di er bir ifade ile makbulat, say lar tevatür say ndan
az olan bir topluluk veya adaleti yahut bol bilgisiyle ba kalar ndan ay rt edilen bir ki inin
söylediklerini tasdik ederek inand
z öncüllerdir.58 Buna göre makbulat bir otoriteden
al nan öncüllerdir, onun do rulu u da haber veren otoritenin güvenilirli ine ba
r.
Makbulat, adil ve sa lam bir kaynak taraf ndan verilen haberlerin kabul edilmesi ile
olu ur. Ancak me huratta oldu u gibi makbulat da milletler, ehirler ve ah slar n içinde
bulunduklar duruma göre de iklik arz eder. Bu nedenle her milletin veya her kavmin
di erlerinden farkl olan birer makbulat olabilir.59 Nitekim, birer otorite olarak kabul
edilebilecek atalar z, imamlar z, ve hocalar zdan ald
z ve inanmaya devam
60
etti imiz öncüller böyledir.
c. Maznunat: “Tersi de olabilir” diye dü ünülmekle beraber zann galip veren
öncüllerdir. Mesela, gece d ar ç kan ki iye; “O haindir, e er hain olmasayd gece d ar
kmazd ” veya “Falanca dü man ça yor, öyleyse o da ça rd
dü man gibidir”
61
önermeleri zanna dayand klar için maznunattand r. Bu önermelerin hükmü yakini de il
zannidir. Çünkü bu önermelerde ifade edilen eyin çeli inin gerçekle me imkan vard r.
Nitekim, dü man ça rmas n nedeni, arkada lehine dü man aldatmak veya dü mana
tuzak kurmak olabilir.
Gazali’ye göre baz hallerde çeli iklerini dü ünme imkan oldu una bak nca, me hurat
ve makbulata zanniyat denebilir. Çünkü ortak duyuda inanç do uran bir çok me hur öncül
vard r. Onlar ara
p ve pe ine dü üldü ünde, onlar kabul etme yönündeki inanc zanna
veya yalanlamaya döner. Örne in “Haks z da hakl da olsa karde ine yard m etmelisin”
önermesi me hurdur. Zihin bu önermeyi hemen kabul eder sonra dü ünür ve bu önermenin
tersi ortaya ç kar: “Haks za yard m edilmez, tersine onun haks zl k yapmas na engel olmak,
ve hakl ya yard m etmek gerekir.” “Haks zl k yapana nas l yard m edilir?” sorusuna Hz.
Peygamber “Ona yard m etmek, onun haks zl k yapmas na engel olmakla olur” demi tir.62
Maznunattan olan önermelerinin çeli i her zaman mümkün oldu u için, bu tür önermeler
burhanda de il, sadece f hta kullan labilirler.
56
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 106; Miyaru’l- lm, s. 197.
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 107. bk. Farabi, Mant k Sanat na Ba lamak steyen Bir Kimsenin Bilgi
Edinmek Zorunda Bulundu u Bütün Hususlara Dair Olan Bölümler, Farabi’nin Baz Mant k Eserleri içinde
(tahk. Mübahat Türker-Küyel) Ankara 1990, s. 34; zmirli smail Hakk , age., s. 260.
58
Gazali, Miyaru’l- lm, s. 197, Beyrut, s. 188; bk. Türker-Küyel, Mübahat, agm., s. 82.
59
Gazali, Miracu’s-Salikin, s. 113.
60
bk. Gazali, Miyaru’l- lm, s. 197.
61
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 109; Miyaru’l- lm, s. 198. bk. el-Muzaffer, M. R za, el-Mant k, Beyrut 1980, s.
292.
62
Gazali, Miyaru’l- lm, s. 198, Beyrut, s. 189.
57
14.3.2. F khiyyâta Uygun Olmayan Öncüller
hiyatta da Zanniyatta da uygun olmayan öncüller, hatta yaln z telbis ve mu alataya
uygun dü en öncüller unlard r: muhayyelat, vehmiyyat ve musellemat. Ancak Gazali, elMustasfa ve Mihakku’n-Nazar adl eserlerinde bunlardan sadece vehmiyyat ele al rken,
Miyaru’l- lm’de, f khiyata uygun olmayan öncülleri mu ebbihat ba
alt nda ele almaktad r.
a. Mu ebbihat: Mu ebbihat, zahiren makbulat, me hurat ve maznunata benzeyen fakat
onlardan olmayan öncüllerdir. Bunlar üç k md r. 63
1 Salt vehmi olan öncüller.
2. Maznunata benzeyen öncüller: Bunlar maznunata benzerler ancak ara
ld nda
bunlar n zanna dayanmad klar görülür. Fakat ilk bak ta onlar n zanna dayanmad klar
anlamak zordur.
3. Mu alata yapan n ya sözünden ya da sözün anlam ndan do an öncüller.64
Mekas du’l-Felasife’de Gazali, mu ebbihat, musellemat, vehmiyyat ve muhayyelat ayr
ayr ba klar alt nda ele al p, bunlar n kesin k yaslar için uygun olmad
ifade etmekle
beraber, f khiyat için uygun olup olmad klar konusuna de inmemektedir. Yukar da da ifade
edildi i gibi, bu tür öncüllerin hem kesin k yaslar hem de f khi k yaslar için uygun
olmad klar
Gazali’nin Miyaru’l- lm adl eserinden ö reniyoruz. Mu ebbihat k saca
tan mlad ktan sonra di er üçünü s rayla inceleyebiliriz:
b. Musellemat: el-Mustasfa, Mihakku’n-Nazar ve Miyaru’l- lm’de musellemat ayr bir
ba k halinde ele al nmamakla beraber Makas du’l-Felasife’de be sanatta kullan lan
öncüllerin önerme çe itlerinden biri olarak incelenmektedir. Musellemat, has n kabul etti i
veya sadece iki has m aras nda me hur olan öncüllerdir. Bu tür öncüller sadece iki has m
aras nda kullan r ve bunlar, me hur öncüllerden sadece genel ve özel olma bak ndan
ayr rlar. Me hur öncülü herkes, musellemat ise sadece has m kabul eder.65
Münazaralarda iki hasm n üzerinde anla
me hurat veya maznunata benzeyen
musellemât ya konulma yoluyla veya inanma yoluyla meydana gelir. Fakat bu bilgiler tekrar
edildikçe muhatab n zihni bunlar yalanlamaktan daha çok kabul etmeye meyleder.66
Musellematta, iki ki inin kar kl olarak kulland öncüllerin do ru olma ihtimali vard r. Bu
bak mdan e er musellematta kullan lan öncüller do ru bilgilerden olu uyorsa, bu öncüller
hta kullan labilir.
c. Vehmiyyat: Bunlar geçersiz öncüllerdir. Fakat ku kuya yer vermeyecek ekilde
zihine yerle mi lerdir. Bunlar, vehim yetisinin, duyulurlar d nda kalan konularda hüküm
vermesidir.67 Çünkü vehim yetisi, bir eyi ancak duyulurlarla gelen veya duyulur duyulurlara
uygun olarak kabul eder. Mesela, “Yönüne i aret etmeden bir varl n var oldu una
hükmetmek imkans zd r”, “Evren bo lu a veya dolulu a var p durur, yani evrenin gerisinde
63
Gazali, Miyaru’l- lm, s. 198; Makas du’l-Felasife, s. 107. bk. el-Muzaffer, M. R za, age., s. 305.
bk. Gazali, Miyaru’l- lm, s. 200-202.
65
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 107. bk. Taylan, N., age., s. 135.
66
Gazali, Miyaru’l- lm, s. 199.
67
Gazali, age., s. 198; Makas du’l-Felasife, s. 105. bk. bn Sina, age., s. 62.
64
ya bo luk ya da doluluk vard r”; “Cisim kendili inden artmaz, ancak d ardan kendisine bir
ilave eklemek suretiyle ço al r.” Ancak vehmin bu ekilde yanl kararlar vermesinin nedeni,
bu tür hususlar n duyuya uygun olmamas ve vehmin alan na girmemesidir.68 Buna göre
duyular n alan na girmeyen konularla ilgili, vehmin verdi i hükümler yanl olur. Çünkü
vehim, duyularla ilgilenir, duyulara dayanmayan eyler hakk nda duyulara dayanarak hüküm
verir. lmin kudretin ve be duyunun idrak etmedi i hiçbir vasf vehim idrak edemez. Vehmin
yan lg
bu tür belirli konulardad r. Çünkü bu konular evveliyattan olu mu k yaslar n
ayr lmaz parçalar r.69
Gazali’ye göre duyulara dayanan vehmi önermeler, me hurattan olan “adalet güzeldir
ve zülüm kötüdür” önermelerinden daha kuvvetlidir. Vehim, akli bilgilere dayanarak hüküm
verdi i gibi yanl bilgilere dayanarak da hüküm verebilir. Bu bak mdan e er vehmiyyat,
mahsusatla ilgiliyse do ru ve kesin olabilir.70 Mesela, vehmiyyat “Bir ahs n ayn anda iki
mekanda bulunmas imkans zd r” önermesinde akla e lik eder; geometrik, matematiksel ve
his ile idrak edilen öncülleri tart maz. Sadece, duyulurlar ötesi öncüleri tart ma konusu
yapar. Ak l, duyulur olmayan eyleri ara rd nda, vehmin yanl
ndan ve önermelerinden
emin olmak için, vehmin dayand kesin öncülleri al r ve onlar belirtti imiz k yas kal plar na
döker.71
Vehmiyyattan olan öncüller, her ne kadar duyulurlarla ilgili bir tak m konularda akla
uysalar da, ço u zaman akla uygun dü mezler. Bu bak mdan vehmiyyattan olan öncüller
kesin k yaslar olu turmada kullan lmad
gibi, f khi k yaslar olu turmada da
kullan lamazlar.
d. Muhayyelat: Yalan oldu u bilinen öncüllerdir. Fakat bu öncüller, sevdirmek veya
nefret ettirmek suretiyle nefsi etkilerler.72 Muhayyelat, niteliklerinin ortak olmas ndan dolay
bir eyi iyi veya kötü bir eye benzetmektir. Niteli in ortak olu u iyilik ve kötülük sebebi
de ildir, ancak nefis bu ortak niteli e dayanarak bir eyi iyi ya da kötü kabul eder. Bu
benzetme, öncül türleri aras nda derece bak ndan en a
da olmakla beraber, insanlar bir
çok fiili yapmaya sevk eder. Ba latma veya durdurma tarz nda pek çok ahlaki eylem
benzetmeye dayal yarg ve öncülerden do ar.
Muhayyelattan olan öncüller, be sanattan biri olan iirde kullan r. Bu nedenle
insanlar n muhayyelat n etkisinden uzak durmalar kolay de ildir. Öyle ki bir kimseye
hacamatç n kab ndan bal sunulsa, onu yemekten sak r. Bunun sebebi, hayalinde o kab n
hacamat için kullan ld
dü ünmesidir. Oysa temiz olan her kaptaki bal yenebilir. 73 Yine
hiçbir ekole göre kendisinde olumluluk ve olumsuzluk bak ndan herhangi bir itiraz
olmayan mant k ve matematik ilimleri hakk nda “Bunlar mulhid filozoflar n ilimlerindendir”
denilse dindar bir kimse bu ilimlere ön yarg yla yakla r. 74
68
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 105; el-Mustasfa I, s. 47; Mihakku’n-Nazar, s. 106. bk. Miyaru’l- lm, s. 199.
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 105
70
bk. Gazali, Mihakku’n-Nazar, s. 106-107; Miyaru’l- lm, s. 199.
71
Gazali, el-Mustasfa I, s. 47-48; Mihakku’n-Nazar, s. 106-107.
72
Gazali, Makas du’l-Felasife, s. 109. bk. bn Sina, age., s. 64; el-Muzaffer, M. R za, age., s. 306.
73
Gazali, el-K stasu’l-Mustakim, M r 1900, s. 61.
74
Gazali, Miyaru’l- lm, s. 200.
69
Zikredilen örneklerde oldu u gibi bu meyil ve nefret, ilim ve zan de ildir. zann ve
bilgiyi ara ran eyi kesin k yaslarda, zanni k yaslarda ve f khi k yaslarda öncül yapmak
do ru olmaz.75 Vehmi öncüller, öncülü ortaya koyan n vehmine dayan rken, muhayyelattan
olan öncüller de onlar ortaya koyan n hayaline dayan r. Bu tür öncüllerden tümel bilgi elde
edilemedi i gibi, ortaya konan öncülün kendisi de do ru olmaz. Bu nedenle böyle bilgiler ne
yakini ne de f khi k yaslarda kullan labilirler.
ÖZET
Be sanat, içeri i bak ndan k yas türlerini ele al r. Bu ise k yas olu turan öncüllerin
do ruluk de erine göre incelenmesi demektir. Be sanat; burhan, cedel, safsata, hatabe ve
iirden olu maktad r ve bu be sanat n her birisi do ruluk de eri birbirinden farkl
derecelerde olma üzere k yas n öncüllerini olu turmaktad r.
14.4. DE ERLEND RME SORULARI
1.
dakilerden hangisi be sanattan birisidir?
a) Analoji
b) Dedüksiyon
c) Tümdengelim
d) Safsata
e) Tümevar m
2.
dakilerden hangisi yakini öncüllerden birisi de ildir?
a) Me hurat
b) Mahsusat
c) F triyyat
d) Mütevatirat
e) Hadsiyyat
3. “Kendisine güvenilen bir ki iden al p kabullenilmi yahut tahmine dayal
öncüllerden (makbulat ve maznunat) olu an k yas” olarak tan mlanan be
sanat türü hangisidir?
a)
Vehmiyyat
b) Zanniyyat
c) iir
d) Safsata
75
Gazali, age., a.y.
e) Hitabet
4. Hangisi iir sanat nda kullan lan öncüldür?
a) Zanniyyat
b) Yakiniyyat
c) Muhayyelat
d) Hadsiyyat
e) Vezin
5.
dakilerden hangisi burhani bir k yas n öncüllerinden birisi olabilir?
a) Evveliyat
b) Temsil
c) Tam tümevar m
d) Me hurat
e) Maznunat
Cevaplar: 1. D, 2. A, 3. E, 4. C, 5. A.
14.5. KAYNAKLAR
Acem, Refik, el-Mant k nde’l Gazali, Beyrut 1989
Ahmed Cevdet (Pa a), Mi’yar- Sedat, (hzl. Kudret Büyükço kun) Mant k Metinleri 2 içinde,
stanbul 1988
Ayd n, M., Din Felsefesi, Ankara 1992
Ebheri, saguci, Vezirhani Matbaas , 1287
Emiro lu ., Klasik Mant a Giri , Ankara 2004
Farabi, Fusulu’l-Medeni, (çev. Hanefi Özcan), zmir 1987
-------, Farabi, Mant k Sanat na Ba lamak steyen Bir Kimsenin Bilgi Edinmek Zorunda
Bulundu u Bütün Hususlara Dair Olan Bölümler, Farabi’nin Baz Mant k Eserleri içinde
(tahk. Mübahat Türker-Küyel) Ankara 1990
Fevzi, Ömer, Tercümeli Mi’yaru’l-Ulum, 1309.
Gazali, Makas du’l-Felasife, (tahk. S. Dünya), M r 1961
--------, Mihakku’n-Nazar
--------, Miracu’s-Salikin, Resail içinde, Beyrut, Tarihsiz
--------, Miyaru’l- lm, (n r. S. Dünya) Kahire 1961
--------, el-Munk zu Mina’d-Dalal, Resail içinde, Beyrut Lübnan, Tarihsiz
--------, el-Mustasfa min lmi’l-Usul,
r h. 1322
Halis, Mehmed, Mizanu’l-Ezhan, Mant k Metinleri 1’in içinde, stanbul, tarihsiz.
bn Sina, en-Necat,
r 1938
smail Hakk , zmirli, Felsefe Dersleri, 1330
el-Katibi, Necmeddin, Risaletü’ emsiye, Islamic Philosophy içinde C. 89, Frankfurt 2000
Mohd Zaidi b. smail, “Logic in al-Ghazali’s Theory of Certitude” Al-Shajarah Journal of
The International Institute of Islamic Thought and Civilazation (ISTAC), 1996, v.1. Nos.1-2
el-Muzaffer, M. R za, el-Mant k, Beyrut 1980
er-Razi, Kutbuddin Muhammed b Muhammed, Tahriru-Kavaidi’l-Mant k, erhu’r-Risaleti’semsiye, Kum, Tarihsiz
irvani, Ahmed Hamdi, Muhtasar Mant k, (hzl. Kudret Büyükço kun) Mant k Metinleri 1’in içinde, stanbul
Taylan, N., Gazzali’nin Dü ünce Sisteminin Temelleri, stanbul, 1989
Türker-Küyel, Mübahat, “ slam Dü üncesinde Ak l ve Vahiy” Uluslar Aras slam Dü üncesi
Konferans 2 (25-27 Nisan 1997),
Download

Mantık 14. Hafta - herodevyapilir.com