KURUM KÜLTÜRÜ
H. Ömer Gülseren > [email protected]
Son yıllarda kültürle ilgili yeni kavramlar üzerinde durulmaktadır. 1970’li yıllardan sonra
tartışılan kavramlardan biri de “kurum kültürü”dür. Kurum kültürü üzerinde durmadan önce
kültür ve kurum gibi kavramların üzerinde kısa da olsa durulması yararlı olacaktır.
Kültür
Kültür, tüm bireyler tarafından paylaşılan değer ve bir yaşam biçimidir. Kültürü en basit
ve toplu olarak “toplumların tarihlerinden devraldıkları maddi ve manevi mirasların
toplamı” olarak da tanımlanmaktadır. Kısa ve sembolik tanımları yanında kültürün bazı
özellik ve ilkeleri aşağıda sıralanmıştır (Güvenç, 1991):
• Kültür, her bireyin doğduktan sonraki yaşantısı içinde kazandığı alışkanlıklar olması
nedeniyle öğrenilebilir.
• Kültür, bir arada yaşayan insanlarca oluşturulup ve ortaklaşa paylaşılması özelliğiyle
toplumsaldır.
• Kültür, zamana bağlı olarak değişir ve değişimi uyum yoluyla gerçekleşir.
• Kültür, uyum sürecinin bir ürünü olarak bütünleştiricidir. Kültürün bütünleşme süreci,
sosyal ve kültürel değişmenin açtığı uçurumları, çatışmaları uzlaştırıp kapatmaya çalışır.
Yukarıda ifade edilen tanımlar, özellik ve ilkelere bakıldığında kültür sözcüğünün ne
kadar geniş kapsamlı ve geniş anlam yüklü bir kavram olduğu anlaşılmaktadır.
Kurum
Bireyleri bir takım amaçlar etrafında bir araya getiren kurumlar, içinde yaşadıkları
toplumların birer alt kültürel alanını oluştururlar. Kurumların sahip olduğu kültür, bir üst
evren olarak millî kültürden öğeler taşır ve onunla etkileşim halindedir. Ancak kurumlar
kendine özgü bir değerler ve semboller sistemine de sahiptir.
Kurum kavramı; sosyoloji, antropoloji, psikoloji, sosyal psikoloji, kamu yönetimi, siyaset
bilimi gibi değişik bilim dallarının ilgi alanına girmesi nedeniyle bu bilim dallarının kendi
bakış açılarına göre anlam kazanarak farklı tanımlanmış bir kavramdır (Alıç, 1995). Kurumu
tanımlamak için çeşitli araştırmalar yapan yönetim bilimcileri ise kurumu çeşitli şekillerde ele
almışlardır. Yönetim bilimcilere göre kurum bir yapıdır, bu yapının iyi kurulabilmesi, iyi bir
modele dayanmasıyla mümkündür ve kurum, üyeleri arasındaki ilişkilerin bir örgüsüdür
(Bursalıoğlu, 2000). Kurumları içinde yaşadıkları toplumdan ayrı düşünmekte mümkün
değildir.
Kurumu tanımlamaya yönelik yapılan çalışmaların gelişim çizgisinde klâsik, neo-klâsik
ve modern yaklaşımlar karşımıza çıkmaktadır. Klâsik yaklaşımcılar kurumun yapısını; iş
bölümü, yetki hiyerarşisi, komuta birliği, komuta zinciri, denetim alanı, yasal yetki gibi
öğelerden oluştururlar (Alıç, 1995). Klâsik yaklaşımdaki bu öğelere bakıldığında kurumun
genellikle bürokrasinin özellikleri ile tanımlandığı, bürokrasinin iki temel özelliğinin ise,
işbölümü ve hiyerarşik otorite olduğu bilinmektedir. Genel anlamda klâsik yaklaşımın temel
felsefesi “kurum için iyi olan çalışanlar için de iyidir” anlayışıdır.
Neo-klâsik (insan ilişkileri) yaklaşımda kurumun insan davranışları ile değiştiği ve
informal bir yapının meydana geldiği savunulur. İnformal yapı içindeki bir kurumun sosyal
kontrol aracı olarak etkisinden söz edilir. Ayrıca informal yapılara sahip kurumlarda;
• Kendine özgü statü ve iletişim sistemleri,
• Değişime karşı direnç,
• Kurum içindeki ilişkilerin anlaşılabilmesi için yapılacak çalışmaların değişik teknikleri
gerektirmesi ve
• İnformal bir lider etrafında toplanarak işleri yürütme
gibi bir takım özelliklerin olduğu ifade edilmektedir (Bursalıoğlu, 2000). Neoklâsik
yaklaşımın temel felsefesi ise “çalışanlar için iyi olan kurum için de iyidir” anlayışıdır.
Modern yaklaşımlar ise kurumu bir sistem olarak incelemektedir. Burada ifade edilen
sistem birbirini etkileyen belirli bir amacı gerçekleştirmeye çalışan ve ayrı parçalardan (alt
sistemlerden) oluşan bir sistem olarak anlaşılmalıdır. Ayrıca kurumlar birer bağımlı
değişkenler sistemi olarak ele alınıp birleştirici ve bütünleştirici bir özellik taşıdığı ifade
edilmektedir. Modern yaklaşımın diğer yaklaşımlara göre farkı bünyesinde taşıdığı
yeniliklerdir. Bu yenilikler;
• Kurum çalışanlarının görevlerinden çok birer birey olarak görülmesi,
• Kurumun amacı olduğu gibi bireyin de bir amacının olduğunun bilinmesi,
• Bireylerin gruplara bağlı bulunduğunun kabul edilmesi,
• Kurumdaki değer sistemine ve metodolojiye önem vermesi
olarak ifade edilmektedir. Modern yaklaşımda hem kurumun hem de bireyin amacının
gerçekleştirildiği bir kurum üzerinde durulmaktadır.
Kurumları tanımamızda yardımcı olan bu yaklaşımlara yenileri de (post-modern kurum)
eklenmektedir. Yaklaşımlar incelendiğinde kurumların açık bir sistem olduğu ve
değişimlerden etkilendiği görülmektedir. Kurumları çevresiyle sürekli etkileşim içinde
olduğunu, birbiriyle bağımlı birçok alt sistemlerden oluştuğunu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca,
kurumdaki bir alt sistemde meydana gelen değişikliğin diğer alt sistemleri ve bütünün
davranışlarını etkilediğini düşünmek gerekmektedir. Kurumlarda meydana gelebilecek iç
değişkenlerden birinin de kurum kültürü olduğu unutulmamalıdır (Gülseren, 2003).
Kurumla Kültür İlişkisi
Toplumların temel yapısını oluşturan önemli öğelerden biri olan kültür kavramı aynı
zamanda kurumlar için de çok önemlidir. Nasıl ki, toplumun üyeleri o topluma ait olan
kültürü ve ona ait olan değerleri, davranışları ve normları kabul edip onlara göre yaşıyorsa, bir
kurumda çalışan kişiler de kurumun kültürünü anlayıp işlerini ve iş dışındaki ilişkilerini de bu
kültüre göre şekillendirebilirler.
Zamanla insanların ihtiyaçlarının artması, yeni ihtiyaçları karşılayacak kurumların
işlevlerine uygun olarak değişime uğramaları toplumsal gelişmişliğin bir göstergesi olarak
kabul edilebilir. Kurumlar, yalnız içindeki süreçlerle sınırlı kapalı bir sistem değildir. Çevre
ile sürekli etkileşimde bulunan açık bir sistemdir, çünkü kurumlar, çevresiyle sürekli
etkileşimde bulunmaktadır (Ertekin, 1978). Çevresinden ham madde, insan, enerji ve bilgi
alıp bunları, çevreye yararlı mal ve hizmete dönüştürmektedir. Çevresiyle etkileşim içinde ve
çok yönlü bağlantıları olan kurumların işlevsel bütünlüğünün anlaşılması ve açıklanması,
kurumu çevresinden ayıran sınırların çizilmesi pek kolay olmayacaktır. Bir kurum kültürünü
irdeleyerek elde edilecek bulgularla kurumu tanıma, anlama ve ilişkilerinde yargıda bulunma
imkanının oluştuğu düşünülmektedir. Bu nedenlerle kurum kültürünün iyi analiz edilmesi
önem kazanmaktadır.
Kurum kültürü
Her kurumun kendine has ve farklı bir kültürünün olduğu yönetim bilimciler tarafından
söylenmektedir. Ancak, kurumların kültürlerindeki bu farklılıkların neler olduğunun
tanımlanması istenildiğinde bunları sıralamak hemen mümkün olmamaktadır. Aynı değerleri
ve misyonu sahiplenen kurumların bile kültürlerinin farklılığı görülebilmektedir. Bu durumu
kurum kültürünün, sahip olduğu kuruma göre özellik göstermesi ve bir dizi sembollerden
oluşarak başka kurumların kültürlerinden kendini ayırtedebilme özelliğine sahip olması olarak
açıklamak mümkündür. Bu ayırdetme yaşam biçimi, tören ve mitleri ile kendini
göstermektedir. Çelik’e (2000) göre ise, "kurum kültürü, anlaşılması mümkün olmayan ve
sembollerden oluşan, yazılı kurallar dizisi değildir. Kurum kültürü, planlanabilir,
eşgüdümlenebilir, denetlenebilir ve değiştirilebilir bir özellik taşımaktadır.” Farklı bir
yaklaşımda da kurum kültürü, bir kurumdaki çalışanlar ve yöneticiler tarafından
kabullenilmiş, anlaşılmış, bütünleştirici özelliği olan bir yapıdır.
Kurum kültürünün anlaşılmasının mümkün olduğunu söylemek mümkündür. Özellikle bir
kurumun kültürü irdelenirken araştırmalarla belirlenmiş faktörlerin dikkate alınması
gerekmektedir. Bir kurum kültürünü belirleyen faktörler;
• Paylaşılan değerler, inançlar,
• Gözlenebilir davranış şekilleri,
• Uygulanan kurallar,
• Kurum çalışanlarını birbirine bağlayan normlar, tutumlar, sayıltılar, beklentiler,
• Paylaşılan anlamlı semboller
olarak sıralanmaktadır (Şişman, 2002).
Kurumların kültürlerini belirleyen faktörlerdeki çeşitlilik, kurumların iş yapış
biçimlerindeki farlılığın nedeni olarak görülmektedir. Bu nedenle genel anlamda kurum
kültürü, “bir kurumda yapılan her şeyin yapılış biçimi” olarak tanımlanmaktadır. Çünkü,
kurum kültürünü belirleyen faktörler kurumdan kuruma farklılık göstermektedir. Ayrıca
yukarıda ifade edilenlerin bir etkileşim ağı içinde kalan unsurlarını kurum kültürü olarak
tanımlamak mümkündür.
Sonuç
Bir kurumda ilkelerden, ortak amaçlardan, değerlerden, kaliteden ve başarıdan söz
edildiğinde kurum kültürünün önemi ortaya çıkacaktır. Sosyal açıdan bakıldığında bireyler
arasındaki ilişkilerin farklı olduğu görülür. Yönetici bu farklılıkları kurumuna en uygun bir
kültür haline getirebilmelidir. Dostluk ilişkilerinin ağır bastığı kurumlar olduğu gibi
dayanışma ilişkilerinin önde geldiği kurumlar da olabilir. Aynı hedefe yönelmeyi gerektiren
bir kurum kültüründe dayanışma ilişkileri ön plandadır. Kurumlarını ayakta tutmak isteyen
vizyon sahibi, lider yöneticiler işe öncelikle kurum kültürlerinde hangi alışkanlıkların ağır
bastığını belirleyerek başlamalıdır. Sonrada kurumlarını ayakta tutacak dinamik bir kurum
kültürü oluşturmalıdırlar.
Gelişen ve değişen günümüz şartlarında başarılı olma arzusundaki bir kurumda oluşan
kültürün içinde katı kurallar yerine katılımcılık, paylaşma, dayanışma, kişisel ve meslekî
gelişim için fırsatlar sunma, karşılıklı anlayış ve saygı ile başarıyı birlikte yakalama çabası
olmalıdır. Özellikle yenileşmeye ve gelişmeye ihtiyaç duyan kurumlar, bünyelerindeki kültürü
geliştirmeye muhtaçtırlar. Bir kurum içinde kökleşmiş ve alışkanlık haline gelmiş ilkeler,
değerler, temel görüşlerin değişime uğraması mümkün olmakla birlikte uzun bir süreç olduğu
da bilinmelidir.
Kaynakça
ALIÇ, M. (1995), Örgütler, Ankara: Eğitim Yönetimi Dergisi Yıl:1, Sayı:1. PEGEM
Yayınları.
BURSALIOĞLU, Z. (2000), Okul Yönetiminde Yeni Yapı ve Davranış, Ankara:
PEGEM Yayınları, (11. Baskı).
ÇELİK, V. (2000), Okul Kültürü ve Yönetimi, Ankara: PEGEM Yayınları, (2. Baskı).
ERTEKİN, Y. (1978), Örgüt İklimi, Ankara: Amme İdaresi Dergisi, Cilt II, Sayı: 2.
GÜLSEREN, H.Ö. (2003), MEB’de Toplam Kalite Yönetimi Uygulamalarının Örgüt
Kültürüne Etkileri (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara: Ankara Üniversitesi,
Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Teftişi Programı.
GÜVENÇ, B. (1991), İnsan ve Kültür, İstanbul: Remzi Kitabevi, (5. Basım).
ŞİŞMAN, M. (2002), Örgütler ve Kültürler, Ankara: PEGEM-A Yayıncılık Tic. Ltd.
Şti.
Download

KURUM KÜLTÜRÜ