Elveda Rumeli Merhaba Rumeli
İsmail Arslan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, 134 Sayfa.
Hamdi Fırat BÜYÜK*
Balkan Savaşları’nın 100. yılı anısına Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan “Elveda Rumeli Merhaba Rumeli” ismini taşıyan kitap tarihçi-akademisyen İsmail
Arslan’ın imzasını taşıyor. Hâlâ Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Tarih Eğitimi Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak akademik çalışmalarını sürdüren Arslan’ın, Selanik’in Gölgesinde Bir Sancak: Drama (1864-1913)
isimli bir kitabı da bulunuyor. Balkan Savaşları’nın 100. yılına atfedilen kitap
yurt içinde ve yurt dışında Balkan Savaşları konulu panel ve konferansların
yazıya dökülmesi ihtiyacına binaen kaleme alınmıştır. Balkanların ve Balkan
Savaşları’nın gerek bölge ülkeleri gerekse Türkiye üzerindeki hatırı sayılır bir
etkisi ve önemi var. Bu kapsamda yazıya dökülen kitap, 2009 yılından bu yana
uluslararası ölçekte düzenlenen bilgi şölenlerinde sunulan 5 bildiri, daha önce
yayınlanmış olan bir makale ve bir gazete yazısının tekrar gözden geçirilerek
yayına hazırlanmasından ibarettir.
Kitap, Mirası Yeniden Düşünmek, Yerel Basından Yansımalar, Mübadele
Yazıları ve Mütekabiliyetten İşbirliğine olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır. Mirası Yeniden Düşünmek adlı ilk bölümde, “Balkanlar’da Osmanlı Mirasını Yeniden Düşünmek: Yunanistan Örneği” makalesinde Osmanlı
İmparatorluğu’nun genelde Balkanlar’da özelde ise Yunanistan’da hâkimiyeti
süresince bıraktığı miras konu edilmiştir. Yazar, bu bölümükullandığı örneklerle başarılı bir biçimde açıklayarak, Osmanlı’nın Balkanlara bıraktığı en
önemli mirasın “farklı kültürlerin birarada yaşama tecrübesi” olduğunu söyle*
USAK. E-Posta: [email protected]
133
Kitap Tahlilleri / H. F. Büyük
mektedir. Bu bölümde yazar ayrıca Osmanlı mirası üzerine genel bir değerlendirme yapmış ve ardından şuan farklı amaçlar için kullanılmakta olsa da halen
hayatta olan camiler, hanlar, hamamlar, su kemerleri ve yollar üzerinde durmuştur. Böylece maddi kültürel mirası da gözler önüne sermeye çalışmıştır.
Yazar tüm bunları anlatırken birçok örnek ile anlatımı zenginleştirmektedir;
Osmanlı mirasının bakiyesi üzerinde kurulan Yunanistan ve Türkiye’nin ulus
devletler olarak ortaya çıkmasına ve bu uğurda homojen toplumlara kavuşmak için mübadele yapılmasına değinen yazar, bu mübadelede Osmanlı millet
sisteminin etkileri üzerinde durmaktadır. Zira Osmanlı’da milletler dinlerine
göre ayrılmıştır. Mübadele ile ilgili anlaşmalara bakıldığında ise, mübadil olarak halkların Türkler veya Rumlar değil Müslüman ve Hristiyan tebaa olduğu
görülür. Mübadele sırasında mübadil olarak bu tanımların yer alması neticesinde, Yunanistan’dan Türkiye’ye,Türklerin yanında çok sayıda Torbeş, Pomak,
Arnavut gibi Balkan milletlerinden insanlar göç ettirilmiştir.Anadolu’da yıllardır yerleşik olarak yaşayan, Türkçe konuşan ancak Ortodoks Hristiyan olan
Karamanlı Türklerde aynı şekilde Yunanistan’a göç ettirilmiştir. Bu bölümde
son olarak, esasında tüm kitapta anlatıldığı gibi, Osmanlı hâkimiyetinde geçen
dönemin (akademide bu dönem “Türkotratya” olarak geçmektedir) Balkan
halklarının hafızasında olumsuz ve kara bir dönem olarak kaldığı vurgulanmaktadır. Yazar, bunun yerine Osmanlı döneminin canın, malın ve namusun
korunduğu güçlü bir siyasi yapı içerisinde dinsel ve kültürel özerkliğin sağlandığı bir dönem olarak değerlendirilmesi gerektiği fikrini savunmaktadır.
Yerel Basından Yansımalar adlı ikinci bölümde, “20. Yüzyıl Başlarında Balkanlardan Bir Ses: Kainat Gazetesi” ve “19. Yüzyılın Son Çeyreğinde Selanik’in
Toplumsal Yapısında Değişim” başlıklı iki makale bulunmaktadır. İlk makalede Drama’da 1909-1910 tarihleri arasında yayınlanan “Kainat” gazetesinin
genel bir tanıtımı yapılmıştır. Osmanlı’nın basın ve matbaa alanındaki gelişmesi ve yaşadığı değişim Kainat gazetesi üzerinden anlatılmaya çalışılmıştır.
İkinci makalede ise Osmanlı Devleti ve Balkanlardaki değişimi göstermek
adına Selanik’te Türkçe olarak yayınlanan Asır, Rumeli, Zaman, Selanik gibi
gazetelerdeki makale, haber, ilan ve edebi değeri olan yazılar ayrıntılı olarak
incelenmektedir. Şehre gelen tramvay, birbiriyle iç içe geçmiş ibadethaneler
ve sayıları, Selanik’in mahalleleri ve milletlere göre dağılımı, su dağıtım şebekesinin kurulumu, belediyenin faaliyetleri, yayınlanan ilan ve şikâyetler, şehrin surlar dışına çıkarak yayılması ve Osmanlı’nın en önemli limanlarından
olan Selanik Limanı’nın geçirdiği değişim ve gelişim gibi birçok örnek ikinci
makalede gazeteler kaynak gösterilerek ayrıntılı olarak anlatılmıştır.Bu sayede
şehrin toplumsal, kültürel ve ekonomik alanda geçirdiği değişim yerel basın
üzerinden incelenmeye çalışılmıştır.
134
Kitap Tahlilleri / H. F. Büyük
Mübadele Yazıları adlı üçüncü bölüm ise iki makaleden oluşmaktadır. Bu
makalelerden ilki “1923 Türk-Yunan Zorunlu Nüfus Göçü ‘Mübadele’ Üzerine Bir Değerlendirme” adını taşımaktadır. Bu makalede yazar 30 Ocak 1923
tarihinde Türkiye-Yunanistan arasında imzalanan mübadele anlaşmasının,
Türkiye’de ders alınacak bir örnek ve başarı hikâyesi olarak anlatıldığını, ancak
bunların ötesinde mübadele üzerine sosyal ve ekonomik yönden daha fazla
araştırma yapılması gerektiğini savunmuştur. Ayrıca yazar makale boyunca,
Türk tarihyazımında mübadele üzerine olan tezleri eleştirel bir bakış açısıyla
ele almıştır. Son olarak makalede mübadelenin uzun vadede yarattığı etkilerin
Rumeli göçmenlerinin hafızasında az yer etmesinin nedenlerini sorgulamış
ve bunu İslam’ın kabullenme ve “yapılan kötülüğü hemen unut, iyiliği ise bir
ömür unutma” anlayışı içerisinde açıklamaya çalışmıştır. “Zorunlu Bir Göç
Hikâyesi Olarak ‘Mübadele’ Üzerine Bazı Düşünceler” isimli ikinci makalede
ise mübadeleyi hazırlayan tarihsel süreç ve arka plan ‘zorunlu bir göç hikâyesi’
perspektifiyle değerlendirilmiştir. Ek olarak, bu bölümde yazar zorunlu göç ile
gelen mübadillerin iki ülkede de yaşadıkları uyum sorunlarını çeşitli örnekler
üzerinden kapsamlı ve açıklayıcı bir dil ile anlatmaktadır.
Son bölümde ise, son iki bölümde olduğu gibi iki makale yer almaktadır. “Türk Yunan İlişkilerinde Mütekabiliyetten Karşılıklı İşbirliğine Geçişte
Mübadele ve Mübadillerin Rolü” isimli ilk makalede yazar, bu zamana kadar
mütekabiliyet üzerinden yürüyen Türk-Yunan ilişkilerinde bundan sonra mübadele ve mübadillerin olumlu katkılarının olabileceği üzerinde durmaktadır.
İki devletinde ulus devlet olma adına nüfusunu homojenleştirmek için mübadeleye rıza gösterdiğini belirten yazar, mübadillerin ilişkilerdeki yerini irdelemiş ve çeşitli değerlendirmelerde bulunmuştur. “Rumeli Muhacirlerinin
Kendine Yapılanları Unutmasının Nedeni Ne Olabilir?” başlıklı son bölümün
ikinci makalesinde yazar,EtyenMahçupyan ve Şener Aktürk arasında gazete
yazıları üzerinden uzun süre devam eden bir tartışmayı kitaba taşımış ve iki
yazarın düşüncelerini değerlendirerek Rumeli muhacirlerinin göç nedeniyle
yaşadıklarını unutma sebeplerinin neler olabileceğini sorgulamıştır.
Kitapta yer alan makale ve bildiriler yazıldıkları alanda yetkin ve kapsayıcı
olmakla beraber, kitabın isminden hareketle seçilen yazıların ve kitap içeriğinin eksik olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Zira Balkan Savaşları’nın
100. yılı anısına hazırlanan kitaptaki yazılarda, yukarıda da anlatıldığı üzere, genel olarak Selanik ve Yunanistan örneklerine odaklanılmıştır. Hâlbuki
Balkan Savaşları’na Yunanistan’la beraber başka birçok devlet girmiş ve bu
devletlere kitap içerisinde yeterince yer verilmemiştir. Her ne kadar Balkanlar denince akla ilk gelen manzaralardan biri olan Bosna-Hersek’teki Mostar
135
Kitap Tahlilleri / H. F. Büyük
Köprüsü’nün Rumeli ve Balkanlar üzerine yazılan bir kitabın kapağı olması
anlaşılır olsa da, kitapta diğer Balkan ülkelerine pek değinilmediği gibi, Bosna
ve Mostar’dan hiç söz edilmemiştir. Bu nedenle, kitap bölümlerinde ağırlıklı
olarak konu edinilen Yunanistan Mübadilleri veya Selanik şehri ile ilgili bir
resmin kitap kapağı olarak seçilmesi gerektiğini söylemek yanlış bir kanaat
olmasa gerek.
Kitap içerisinde bir diğer eleştirilmesi gereken husus ise tarihsel olarak
çok büyük öneme sahip ve yıllardır sorun halinde bulunan konulara çok basit yaklaşımlar getirilerek açıklama yapılması olabilir. Örneğin, Rumeli göçmenlerinin kendilerine yapılan zulümleri neden unutmak istediklerine dair
yapılan bir değerlendirmede, İslam dininde bulunan kabullenme ve tevekkül
inancının etkili olduğu savı,bu sorunu açıklamadatek başına yeterli olmayabilir. Bu konuda sosyal, kültürel, ekonomik ve tarihsel birçok araştırma yapmak ve ardından tüm etkenleri bir arada kullanarak bir açıklamaya girişmek
daha tutarlı olabilir. Ayrıca kitap içerisinde kendisine geniş yer verilen “Rumeli
muhacirlerinin toplumsal unutmaları mevcutken ve bu insanlar yine kitapta
anlatıldığı gibi geldikleri yerleri ve geliş şekillerini kendilerinden sonraki nesillere aktarmıyorken,Türk-Yunan ilişkilerin gelişmesinde nasıl önemli bir yer
edinecektir?” sorusu zihinlerde yer etmektedir.
Son olarak kitap içerisinde Rumeli-Balkan göçmenleri ile ilgili bölümlerde,
tıpkı kitabın genelinde olduğu gibi, Yunanistan göçmenleri üzerinde durulması ve diğer ülkelerden göç edenlerin konuyadâhil edilmemiş olması, alanda bilgi sahibi olmayanların Rumeli-Balkan göçmenlerinin sadece Yunanistan’dan
gelenlerden ibaret olduğu şeklinde algılanmasına neden olabilir. Hâlbuki Kosova, Makedonya, Bulgaristan, Sancak, Arnavutluk, Bosna ve diğer Balkan
ülke ve bölgelerinden Müslüman halklar (Türk, Boşnak, Arnavut, Torbeş, Pomak, Makedon vd.) Türkiye’ye göç etmişlerdir ve tamamına Rumeli-Balkan
göçmeni denmektedir.
Kitap, Balkan Savaşlarının 100. yılı münasebetiyle gerçekleşen onlarca
konferans, bilgi şöleni ve panellerin düzenlenmesine rağmen yazılı eser olmaması nedeniyle oluşan boşluğu doldurmakta büyük önem taşımaktadır. Kitap
içerisinde bulunan bölümler ve makaleler alanında yetkin ve ayrıntılı eserlerdir. Kitapta 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında Osmanlı Devleti’nin geçirdiği
dönüşümü başta Selanik olmak üzere diğer Yunanistan şehirleri üzerinden
ayrıntılı olarak görmek ve çok sayıda faydalı değerlendirmeye ulaşmak mümkündür. Ek olarak kitap, Lozan Antlaşması sonucu gerçekleşen mübadele ve
ardından mübadillerin her iki ülkede yaşadıkları uyum sorunlarını kapsamlı
136
Kitap Tahlilleri / H. F. Büyük
olarak ele almıştır ve bu alandaki az sayıdaki kitap arasında hayli önemli bir
noktada yer almaktadır. Ancak daha önce de belirtildiği gibi, Rumeli coğrafyasını Yunanistan merkezli olarak düşünmek ve değerlendirmek, doğru algının
oluşmasında sorunlara yol açabilir.
137
Download

Elveda Rumeli Merhaba Rumeli İsmail Arslan, Kitap