SAYFA 05
SİYAH
MAVİ
KIRMIZI
SARI
25 HAZİRAN 2014 • ÇARŞAMBA
ARTI HABER
DÖRT YILDA ÖDÜLE UZANDI
The Global Trade
Leaders Club
Ödülü'nü, KESB
Mühendislik aldı
Fatih
Şahin
SEREN GÖKÇE / ANKARA
Dünya çapında 95 ülkede 7 bin
500’den fazla üyesi bulunan 'The
Global Trade Leaders Club' tarafından verilen 2014 yılı Uluslararası Yapı Ödülü'nü, KESB Proje Mühendislik kazandı. KESB
Proje Mühendislik Şirket Müdürü Fatih Şahin, "Hem ödül aldığımız, hem de Küresel Ticaretin
Liderleri Kulübü üyeliğine kabul
edildiğimiz için çok mutlu ve gururluyuz” dedi. Enerjiyi verimli kullanmanın önemine işaret
eden Şahin, enerjisini kendi üreten ve verimli kullanan yeşil bina
uygulamalarında öncü kuruluşlar arasında yer aldıklarını, sürdürülebilir yaşama özen gösteren
eko sistem dostu bir firma olduklarını bildirdi. Isıtma, soğutma,
havalandırma sektöründe faaliyet göstermek üzere 2010 yılında
kurulmalarına rağmen, kısa sürede dünya çapında bir ödül almalarının kendileri için çok önemli olduğunun altını çizen Şahin,
önümüzdeki döneme yönelik hedeflerini şöyle anlattı: “Hiçbir zaman kısa vadeli planlar yapmayan şirketimiz, önümüzdeki 10
yıl süresince, içerisinde yaşadığımız dünyayı çocuklarımıza ve
gelecek nesillerimize daha yeşil
ve yaşanabilen bir yer olarak bırakabilmek için elinden gelen her
türlü çabayı sarf edecektir. Bunun için öncelikli olarak, sorumluluğunu almış olduğumuz projelerde kullandığımız ürünlerin
çevreye dost, enerji verimliliği
yüksek, rüzgâr ve güneş gibi doğal
enerji kaynaklarını da kullanan,
gürültü miktarı en az seviyeye düşürülmüş cihazlar olmasına dikkat ediyoruz” Şahin, planları doğrultusunda yurtiçinde olduğu kadar yurtdışında da şubeleşmeye
gitmeyi düşündüklerini belirtti.
Son faz kararı ve Hndstan’dak poltk güçlükler
D
ün Merkez Bankası
Para Politikası Kurulu’nun aylık toplantısı
vardı. Faiz koridorunun üst sınırı yüzde 12’de, alt sınırı ise yüzde 8’de sabit tutuldu. Buna karşılık, 2011 başlarından itibaren politika faizi olma özelliğini
yitiren ama bu yılın ocak sonundan itibaren tekrar bu özelliğine
kavuşan haftalık repo faizi 0.75
puan düşürülerek yüzde 8.75’e indirildi.
Geçen haftaki yazımda hem
mevcut koşullar altında hem de
yakın geleceğe ilişkin olası gelişmeler dikkate alındığında, gerçekten enflasyonla mücadele
edilmek isteniyorsa, politika faizinin düşürülmemesi gerektiğini nedenleriyle anlatmıştım. Daha önceki yazılarımda da benzer
uyarılarda bulundum. Buna karşın, Merkez Bankası’nın benim gibi düşünmediğini ve bu toplantıda
faiz indirimine gideceğini tahmin
ettiğimi de belirttim.
Enflasyon açısından mevcut
durum şöyle: 2012’den bu yana
her ay gerçekleşen yıllık enflasyonların ortalaması yüzde 8.3 düzeyinde. Şu anda enflasyon yüzde
9.7’de. Oysa 2012’den bu yana hem
hedeflenen enflasyon bu düzeylerin oldukça altında: Yüzde 5.
Bu tabloya karşın Merkez Bankası’nın politika faizini indirmesinin görünürde iki nedeni var.
EKONOMİDE UFUK TURU
Fath Özatay
[email protected]
Görünmeyen nedenler (siyasi
baskı gibi) olduğu da sıkça yazılıyor, çiziliyor ve söyleniyor. Ama
sonuçta bu suçlamaya uğrayan bir
kurumun kendisini savunamayacağı bir şeyi ileri sürmek istemem. “Valla baskı yok” mu diyecek? Başbakan be bazı bakanların
demeçleri sonucunda artan bu tür
suçlamalar yerine görünür –elle
tutulur- ve dolayısıyla hem eleştirilebilir hem de savunulabilir nedenlere bakmak istiyorum.
Önümüzdeki dönem için Merkez Bankası dün yayınladığı faiz
indirimi kararında belirttikleri ilk
nedenle ilgili. Şunları belirtiyor:
1) Bu aydan itibaren enflasyonda bir düşüş bekliyor. İlk nedeni ‘baz’ etkisi. 2013’te haziran ve
temmuz aylarında ‘normalden’
yüksekti aylık enflasyon. Normalinde bu aylarda bir ay öncesine
göre düşerdi fiyatlar. Oysa 2013’te
düşmedi; arttı ve üstelik artış da
az olmadı. Yıllık enflasyonlar üzerinden konuşuyoruz enflasyonu.
Son bir yılın enflasyonu ölçülürken son 12 ay ele alınıyor. Bu yılın haziran ayı rakamları açıklandığında haziran ayı, temmuz
ayı enflasyonu açıklandığında ise
2013’ün temmuz değeri ölçümden
çıkacak. Yerlerine her zamanki
makul haziran ve temmuz değerlerinin geleceğini ve sırf bu teknik
nedenle yıllık enflasyonun azalacağını düşünüyor Merkez Bankası.
2) Elbette sadece bu teknik nedene dayanmıyor faiz indirimi.
Hem ocak ayında aldığı faiz artırımı kararının hem de BDDK’nın
tüketici kredilerini ve kredi kartı kullanımını sınırlayıcı önlemlerinin kredi artış oranını makul
bir düzeye çektiğini düşünüyor.
İhracat pazarlarımızda gelir artışının devam etmesi –özellikle Avrupa’nın ılımlı da olsa büyümesi- ihracatımızı yükseltiyor.
Türkiye’nin bu yıl yüzde 4 civarında büyümesini bekliyor. Dahası bu büyümenin dengeli olacağını, dış talebin de büyümeye önemli bir katkı vereceğini düşünüyor.
Dolayısıyla, enflasyonist bir iç talep baskısı olmayacağını öngörüyor.
3) Hem iç siyasi gerginliklerin
azalması hem de nisan ayından bu
yana yurtdışı finansal piyasaların
yatışması döviz kuruna yansıdı.
Döviz kuru ocak sonunda ulaştığı rekor düzeyin çok altında seyrediyor şu sıralarda. Enflasyonda
öngördüğü düşüşe bu gelişmenin
önemli bir katkı vereceğini düşünüyor. Ayrıca yakın gelecekte de
kurdaki sakinliğin süreceğini ima
ediyor. Nisan ayında yüklü miktarda net sermaye girişi oldu Türkiye’ye. Bu olguyu bu bekleyişine
bir kanıt olarak gösteriyor.
Faiz indirmesinin arkasındaki
ikinci neden ise dünkü duyuruda
açık biçimde yer almıyor; örtük
biçimde ise var. Şu: Dikkat ederseniz faiz koridorunun genişliğine dokunmadı Merkez Bankası.
Bankalara gecelik borç verme faizi hala yüzde 12 düzeyinde. Dolayısıyla, istediği günlerde, bankaların kendi aralarında yaptıkları
işlemlerde ortaya çıkacak gecelik
faizin, dün açıkladığı yüzde 8.75
oranındaki repo faizi yerine yüzde 12’ye yakın bir yerde oluşmasını sağlayabilir. Bu politikayı yakın
geçmişte sıkça uyguladı. Farklı bir
ifadeyle, işler beklediği ölçüde iyi
gitmezse, 8.75 olan politika faizinin gerçek ‘politika faizi’ olmaktan çıkıp ‘kağıt üstündeki faiz’ olması ve yerine çok daha yüksek
bir faizin gerçek politika faizi ihtimali artık var.
Şimdi Türkiye’yi ve 2014 ortasını bir tarafa bırakıp Hindistan’a ve
K AY S O B A Ş K A N I M U S TA FA B OY DA K Ç A Ğ R I DA B U L U N D U
‘Kâr dağıtımında stopaj br seferlk yarıya nsn’
HATİCE KEVEN / KAYSERİ
Ödenmemiş vergi borçlarıyla ilgili Torba Yasa’nın Meclis’te olduğunu dile getiren Kayseri Sanayi
Odası (KAYSO) Başkanı Mustafa
Boydak, şirketler tarafından ciddi
bir problem olan kâr dağıtımındaki gelir vergisi stopajının bir sefere mahsus yarıya düşürülmesi için
çağrıda bulundu.
KAYSO Başkanı Boydak, stopajla ilgili alınacak kararın ülke ekonomisine de katkı sağlayacağını belirterek, “Ödenmemiş vergi
borçlarıyla ilgili taslak Meclis’te.
Daha önce şirketlerin bilançolarında geçmiş yıl kârları var, bekleyen kârların dağıtılması için ‘2010
yılı sonu baz alınarak kâr payları
ödensin’ demiştik. Bu ödeme yapılırken de gelir vergisi stopajında indirim yapılsın. Bu yıl da diyoruz ki ‘2011 baz alınsın’ fark etmez.
Bu yıllara kadar olan kâr payları
ödensin, şirketler ortaklarına temettü ödemesi yapsın” dedi. Temettü ödemelerinin yüzde 15’lik
gelir vergisi stopajı bulunduğunu
ifade eden Boydak, “Bazı şirketlerin hissedarları bu oran çok diye
kârlarını şirkette bekletiyor. Bilançoda bekleyen para yine şirkete özkaynak olarak dönüyor. Ama
neticede devlet gelirden mahrum
kalıyor. Yüzde 15’lik stopajın bir
defaya mahsus yüzde 50’si alınmasın. Hatta kâr dağıtımındaki
stopajlar bir seferlik yüzde 5’e düşürülsün” diye konuştu.
‘Kaynak akışında sıkıntı yok’
Türkiye’nin ilk çeyrekteki yüzde 4.3’lük büyüme rakamı ile Avrupa’da ilk sıralara geldiğini aktaran Boydak, bu performansta
özel sektörün lokomotif olduğunu vurguladı. Reyting kurumlarının ülke notunda her ne kadar
iniş çıkış olsa da esas olanın piyasa görüşü olduğunu dile getiren Boydak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa’daki ekonominin
hâlâ düzelmediğini, özel sektörde ciddi problemlerin olduğu görüyoruz. Avrupa Merkez Bankası
en düşük faize dayandı. Hatta be-
T Ü M E C Z AC I İ Ş V E R E N L E R S E N D İ K A S I G E N E L B A Ş K A N I N U R T E N S AY DA N Ö N E R İ L E R İ N İ AÇ I K L A D I
‘Kamu skontolarında eczacı aradan
çıksın, SGK le üretc mahsuplaşsın’
Nurten Saydan, fyatlara
yönelk üretc
ve eczacı arasındak
sstemde sıkıntıların
devam ettğn, kamu
skontosu uygulanan
laçların bazılarında
se frmaların ndrm
uygulamadıklarını söyled.
MEHMET KAYA / ANKARA
Tüm Eczacı İşverenleri Sendikası Genel Başkanı Nurden Saydan,
SGK’nın MEDULA sisteminin her
bir ilaç bazında takibe imkan verdiğini belirterek, ilaç tedarikçisi-üreticisi ile SGK’nın arasında
bir ödeme-mahsup sisteminin kurulmasının önünde hiçbir engel bulunmadığını savundu. Saydan, “İlaç
bazında muhasebeleştirme ve takip imkanı olduğu için indirim farkını şirketlerin doğrudan SGK’ya
yatırmasını öneriyoruz” dedi. Nurten Saydan, ilaç fiyatlarına yönelik
üretici ve eczacı arasındaki sistemde sıkıntıların devam ettiğini ve kamu iskontosu uygulanan ilaçların bazılarında firmaların indirimi uygulamadıklarını söyledi. Saydan, ilacı
eczacının teslim etmek zorunda kaldığını ve aradaki zararın da üstlenildiğini belirtti. Saydan, bu kapsamda
şimdiye kadar tespit ettikleri üç ilaca
ilişkin resmi başvuru yaptıklarını da
belirtti. Saydan, sorunun eczacı tarafından ilaç satış işlemi sırasında fark
05
edildiğini, kamu iskontosunun üretici dağıtıcı tarafından girilmemiş olmasına rağmen, eczacının MEDULA’ya (SGK online ilaç takip sistemi)
girdiğinde ise kamu iskontosu uygulandığını gördüğünü belirtti. Hasta mağduriyeti olmaması için ilacın
verilmesi yoluna gidildiğini belirten
Saydan, bu durumun genişlemesi halinde eczacıların üstlenmek zorunda
kalacağı zararın büyümesinin söz konusu olabileceğini kaydetti.
‘Eczacı aracılık yapmak stemyor’
Nurten Saydan, Genel Sağlık Sigortası kapsamında kamu ilaç alım indirimlerinin eczaneler üzerinden
gerçekleşmesinden rahatsızlıklarını uzun süredir gündeme getirdiklerini ifade ederek, bu durumun eczacıların hastalarla karşı karşıya geldiği olumsuz durumların da ortaya
çıkmasına yol açtığını anlattı. Ecza-
cıların bu ödeme sistemine aracılık
etmek istemediğini belirten Saydan,
özellikle ilaçtaki kamu indirimlerinin SGK ve üretici-dağıtıcı arasında bir mahsuplaşma sistemiyle çözülmesi gerektiğini savundu. Kamu
indirimleri nedeniyle Türkiye’de bir
ilacın iki ayrı fiyatı olduğunu belirten Saydan, eczacıların sürekli olarak sistemin yönetilmesinde bir aracı kurum gibi olmasının yarattığı
sorunların görüldüğünü vurguladı.
Nurden Saydan, SGK’nın MEDULA
sisteminin her bir ilaç bazında takibe
imkan verdiğini belirterek, ilaç tedarikçisi-üreticisi ile SGK’nın arasında bir ödeme-mahsup sisteminin kurulmasının önünde hiçbir engel bulunmadığını savundu. Saydan, “İlaç
bazında muhasebeleştirme ve takip
imkanı olduğu için indirim farkını
şirketlerin doğrudan SGK’ya yatırmasını öneriyoruz” dedi.
lirli bir vadede eksi faiz verilmeye başlandı. Bu da oralardaki durgunluğun ve ekonomide işlerin
iyi gitmediğinin göstergesi. Böyle bir durumda Türkiye’de seçim
dönemi var. Yanımızda yangın var
diyebileceğimiz Suriye, Irak gibi bölgelerde problemler var. Ukrayna yine problemli. Buna karşın
Türkiye’nin böyle bir performans
göstermesi özellikle çok önemli.
Bugün bu noktada Türkiye’nin itibarının son derece yerinde olduğunu görüyoruz. Biz Türkiye’ye
kaynak akışı noktasında acaba diyorduk,sorunlarımız olur mu diye
bir endişemiz vardı. Son gelişmeler gösterdi ki Türkiye’ye kaynak
akışında fazla bir problem yok.”
2013 ortasına dönüyorum. ABD
Merkez Bankası’nın o dönemde
bizim gibi ülkelerde hızlı bir şekilde faiz ve kur artışına yol açan
açıklamaları Hindistan’da da benzer etkiler yarattı. Hindistan Merkez Bankası, 2013 ortasında yüzde 7.25 düzeyinde olan repo faizini (politika faizini) değiştirmedi.
Ama faiz koridorunun üst sınırını
yüzde 8.25’ten yüzde 10.25’e yükseltti.
Bilenler bilir; IMF’nin üye ülkeler için yıllık kapsamlı inceleme raporları var (Article IV raporları). 2014 Hindistan raporunun
‘para politikası’ bölümünde bakın
Hindistan Merkez Bankası’nın bu
uygulaması (politika faizi yerine,
koridorun üst sınırının yükseltilerek, likidite politikası yoluyla
bankaların kendi aralarında yaptıkları işlemlerde ortaya çıkacak
gecelik faizin artırılmasının) nedeni hakkında neler yazıyor:
“… gerektiğinde kolaylıkla bu faiz yükseltilmesinin geriye alınabilir olması, çok yüksek bir politika faiz artırımının daha önce hiç
gerçekleşmemesi ve çok yüksek
bir artışın politik olarak kabul edilebilir olmaması.” Kısaltarak ve
mealen tercüme ettim.
Politikacı her yerde aynı… Her
neyse… Bu arada, Hindistan ile
Türkiye’nin G-20 ülkeleri içinde
en yüksek enflasyona sahip ilk iki
ülke olduklarını belirteyim.
Download

Dünya - Ana Sayfa - Kesb Mühendislik Proje