Mine G. Kırıkkanat
Er Mektubu Görülmüştür
Not : Sağ elimi kullanamadığım için yazım şimdi çok kötü. Özür
dilerim. »
***
« Allah’ım, bana bir ayak ve bir güç ver de,
Bir cezaevi bulup bir kahramanla yüzleşeyim…
Benim gözlerimdeki sabır ve azmi,
Onun gözlerine akıtayım,
Önünde selam durayım,
Yanında omuz olayım !
Sahte kalabalıklardan olmayan, beyin sapı felçli bir vatandaş. »
***
« Sene 1957…
Kuleli Askeri Lisesi’nde, ilk yılımın sonunda, Tuzla yaz
kampındayız. Başımızda ‘Köpek Sabri’, Sabri Demirbağ var : Sınıf
subayımız.
Bir yağmurlu gün. 28 kişilik çadırın öğrenci çavuşuyum. İki
arkadaşımla, sabah kahvaltısını almak için sahra mutfağına
gidiyoruz. Mutfağın yanında, her zaman olduğu gibi sınıf
subayımız var. Dağıtıma nezaret ediyor. Çorba, peynir ve zeytin
var. Ellerimizde karavanamız, çadıra dönüyoruz. Bu arada gün
ağarıyor. Elinde karavana olan arkadaşım : -Çavuşum
yemeklerimiz kurtlanmış !
Eğiliyorum, kahvaltımızın üzeri kurtla kaplanmış. Geriye
dönüyoruz. Komutanımıza vaziyeti gösteriyoruz. Derhal
karavanaya bakıyor. Elini en kurtlu bölüme daldırıyor. Ağzına
atıyor. Çiğniyor, zeytin çekirdeklerini dışarı atarken :
-Bu vatan bize bunu yedirebiliyor.
Anlıyoruz. O günkü kahvaltımızı olduğu gibi yiyoruz. İşte biz
böyle yetiştirildik.
Sonra kaderin sillesini 20-21 Mayıs gecesi yiyip, subay
çıkmamıza üç gün kala, 1460 Harbiyeli, okulumuzdan atılıyoruz.
« 7.Sınıfa gidiyorum. 13 yaşındayım. Sizleri çok seviyorum,
seviyoruz. Biz var olduğumuz sürece, başınızı yere
eğdirmeyeceğiz. Cumhuriyet çocukları olarak ayaktayız. Kalbim
hep sizinle. Ne mutlu Türküm diyene! »
***
« Ben 16 yaşındayım. 11.sınıfa gidiyorum. Bugün 10 Kasım… Bu
satırlarımı size, bu anlamlı ve özel günde yazmak istedim.
Atamızın 75. Ölüm yıldönümünde Ankara’da olduğum için
kendimi şanslı hissediyorum. Bu özel günde insan ve sevgi seli
ile Anıtkabir’i ziyaret ettik. Cumhuriyet çocukları olarak dimdik
ayaktaydık. Onurlu mücadelenizde bütün kalbimle sizin
yanınızdayım.
Bu acı veren yılları unutmayacağım. Çevremdeki hiç kimseye de
unutturmayacağım. Geçmişini unutan toplumlar geleceğini
kuramaz.
Aydınlığa bir gün kavuşacağız. Sizleri çok seviyorum. »
***
« Ben çene cerrahıyım. Hiç ücret almadan cerrahi yönden
elimden geleni yapmak isterim. Bir tek şart öne süreceğim:
çocuklar bu hizmeti aileleri ödedi zannedecekler. Benim
tarafımdan yapıldığını bilmeyecekler. »
***
Edebiyat Öğretmeni olarak eğitim ordusuna 33 yıl hizmet ettim.
Şu an beyin kanaması geçirmiş, emekli bir öğretmenim.
Sizleri, Demirbağların yetiştirdiği subaylar olarak ANLIYORUM.
Bu hale nasıl getirildiğimizi, hazmedemiyorum. Üzülmeyin siz
gene Demirbağ’ın şerefli Türk subaylarısınız. Onun evlatlarısınız,
onurlusunuz. Gözlerinizden gururla öperim.
25.10.2013
http://www.mgkmedya.com
« Ben Levent’ten simitçi H. 20 yıldır simitçilik yapıyorum. Sizlere
simit getirmek istiyorum. Kalbimdesiniz. »
***
« Ben Yunanlıyım. Özbeöz Yunan asıllıyım. Türk oldum. Bu
askerler ve Atatürk’ün askerleri Yunan bayrağını yıkmadılar,
yakmadılar, yerden kaldırdılar. Benim adresimi de yazın. »
Çarşamba, Şubat 19, 2014 - Sayfa 1 / 2
Mine G. Kırıkkanat
Er Mektubu Görülmüştür
***
« Yazdığınız mektubu fotokopi ile çoğalttım. Kadıköy-Beşiktaş
vapurunun en kalabalık olduğu sabah ve akşam mesai saati
gidiş ve dönüşünde birer kez hem okudum, hem de dağıttım.
Şimdi bir de belediye otobüsünde ve metroda yapacağım
aynısını. »*
*Balyoz Mağduru Türk subaylarına gönderilen destek
mektupları seçkisinden oluşan Er Mektubu Görülmüştür
(Kırmızı Kedi Yayınevi, 2014) kitabından alıntıdır.
Zulüm ve işkenceye kıllarını kıpırdatmadan seyirci kalan
eğitimli kişiler ; körlükleriyle mi aşağılıktır, yoksa
vicdanlarıyla mı, bilinmez…
George Orwell
«G» NOKTASI
Hava Kurmay Albay İsmet Çınkı, Deniz Kurmay Albay’ları Ender
Kahya, Cem Okyay, Yavuz Uras ve Erdinç Altıner ;
Balyoz Davası’nın haksız esas ve hukuksuz usullerle tutsak ettiği
Türk subayları adına Türk milletine gerçekleri
anlatan bir mektup yazmayı düşündüler. Ama Türk milletinin
adresi neydi ? Kime yazacaklardı ?
Devreye, Yılmaz Özdil girdi. Hürriyet’teki köşesinde yayınlanan
çok güzel bir çağrıyla, duyarlı insanlardan tutsak subayların
yazacağı mektuba adres istedi. Sonuç, ne girişimi başlatanların,
ne de aracı olanların tahmin edebileceği görkemdeydi : Bir
milyondan fazla insan, salt adreslerini yazmakla kalmadılar
cezaevlerine. Kanayan vicdanlarını anlattılar, fedakar yüreklerini
koydular, kimisinin zorlukla kaleme aldığı satırlara.
Bu milletin ölmediğini, yurt ve Atatürk ordusu sevgisinin
söndürülemediğini kanıtladılar. Ve milletin tutsak askerlerine
yazdığı mektup seçkisinden oluşan « Er Mektubu Görülmüştür »
kitabının tüm geliri, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne
bağışlandı.
Çünkü cumhur bu, cumhuriyet meşalesi de kuşaktan kuşağa
aktarılan insanlık vicdanı, uygarlık bilgisidir. Başka hiç bir şey
değil.
Yani inayetle geçinip iaşeyle yetinenlerin, asla erişemeyeceği bir
yücelik !
http://www.mgkmedya.com
Çarşamba, Şubat 19, 2014 - Sayfa 2 / 2
Download

Er Mektubu Görülmüştür