YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
Esas Numarası: 2012/10024
Karar Numarası: 2012/14855
Karar Tarihi: 03.05.2012
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı
tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava
dosyası için Tetkik Hakimi İrfan Sıvakcıgil tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya
içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip
başlatılmış, 10 örnek ödeme emri tebliği üzerine, borçlu vekili takip dayanağı senetteki imzanın
borçluya ait olmadığını belirterek imzaya itiraz etmiş, takibin iptalini istemiştir.
Ayrıca takip dayanağı bono hakkında dava dışı lehtar ile alacaklı hakkında İzmir 7.Ağır Ceza
Mahkemesi'nin 2010/162 sayılı dosyasında sahtecilik suçu kapsamında kamu davası bulunduğu
da görülmektedir. Bu durumda 6100 Sayılı HMK 209/1 maddesi uyarınca, anılan konuda bir
karar verilinceye kadar, senet herhangi bir işleme esas alınamaz. İcra takibinin yukarıda yer
verilen madde doğrultusunda durdurulması gerekirken, imza incelemesi yapılarak İİK.nun 170/3.
maddesi gereğince sonuca gidilmesi doğru değil ise de, sonuçta takibin durdurulması kararı
verildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda
yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK.'nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 18,40 TL
onama harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 03/05/2012 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
1-7
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/12741
K. 2014/14937
T. 26.5.2014
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki
alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup,
dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki
tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Somut olayda alacaklı tarafından borçlu aleyhine bir adet bonoya dayalı olarak
kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından bononun
vadesinde tahrifat yapıldığı ve Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca takibe konulan senetle ilgili
olarak" bedelsiz kalmış teminat senedini tahsile koymak suretiyle dolandırıcılık" suçundan
soruşturma yürütüldüğünün belirtildiği, mahkemece ceza davası ile ilgili soruşturma
sonuçlanıncaya
ve
sahtelik
davasında
karar
verilinceye
kadar
6100
Sayılı
HMK.nun 209/1.maddesi gereğince borçlu yönünden takibin durmasına karar verildiği
anlaşılmıştır.
İcra ve iflas hukuku, icra ve iflas takiplerinin usul hukuku niteliğindedir. Bu hukuk dalının
amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin
çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötüniyetli takiplere karşı takip
borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukuki çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen
üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve
hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. İcra iflas hukukunun en önemli kaynağı İcra ve İflas
Kanunu olup, bu Kanun, icra ve iflas takibinden, tahsile kadar uygulanması gereken usul
hükümlerini düzenlemektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra ve İflas Kanunu'nda bir hüküm olmayan
hallerde, ancak İcra ve İflas Kanunu'nda açıkça gönderme olması ( İİK 50, 68/a-4 gibi ) veya bu
kanunun özel veya genel hükümlerine aykırı olmaması ( zorunlu dava arkadaşlığı ) hallerinde
uygulanabilir. Bu ilkeler ışığında HMK'nun 209/1. maddesinin ilamsız icra takiplerine etkisi
değerlendirilmelidir. Bu maddeye göre "adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu
konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz." Bu maddenin icra
takiplerinde uygulanması gerektiğine ilişkin olarak İcra ve İflas Kanununda bir hüküm
bulunmamaktadır.
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte, takibe konu kambiyo senedi
altındaki imzaya itiraz, İİK'nun 170. maddesinde özel olarak düzenlendiğinden, imza inkarı
nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında, sonraki genel kanun olan HUMK'nun 209. maddesi
uygulanamaz. İmza itirazı, İİK'nun 170/1. maddesi uyarınca satıştan başka icra takip
muamelelerini durdurmaz. Ancak icra mahkemesi itirazla ilgili kararına kadar takibin geçici olarak
durdurulmasına karar verebilir ( İİK 170/2 ).
Öte yandan sahtelik iddiasının imza itirazı dışındaki bir nedene ( yazıda sahtelik ) dayanması
halinde Dairemiz, İcra ve İflas Kanunu'nda bir düzenleme bulunmadığından HMK'nun 209.
maddesinin uygulanması gerektiği görüşünde iken, daha sonra içtihat değişikliğine gidilerek,
senet üzerinde bulunan yazıdaki sahtelik iddiasının borca itiraz niteliğinde olup, bu konunun da
İİK'nun 169/a maddesinde düzenlenmiş olması nedeniyle, HMK'nun 209. maddesinin bu yönden
de uygulama yerinin olmadığı görüşü benimsenmiştir. İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve
şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku
2-7
bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi
anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. Bu nedenle borca veya imzaya itirazın incelenmesi
sırasında sahtelik iddiasına dayalı olarak genel mahkemelerde açılan davaları bekletici mesele
yapamayacağı gibi takibin durdurulmasına da karar veremez. Sadece İİK.nun 169/a-2. maddesi
uyarınca itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar
verebilir.İcra mahkemesince takibe konu alacakla ilgili bir karar verilmiş olması, aynı alacak
hakkında genel mahkemelerde dava açılmasına engel oluşturmaz.
Borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit davası, İİK'nun 72. maddesi
kapsamında bir dava olup, anılan maddedeki usule göre mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir
kararı ile icra takibi durdurulabilir. Sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, cumhuriyet
savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden
icra takibini durdurmaz ve bekletici mesele yapılamaz. Ancak cumhuriyet savcılığı veya ceza
mahkemesince tedbir kararı verilirse icra takibi durdurulabilir.
Yukarıda açıklanan ilke ve kurallar ışığında, takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında
takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi, HMK'nun 209. maddesi uyarınca takibin
durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili
olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak
kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi yoktur.
Borçlunun tahrifat nedeniyle sahtecilik iddiası borca itiraz niteliğinde olup, icra mahkemesi bu
itiraz incelemekle görevlidir. Borçlunun borcunun olmadığına ilişkin ileri sürdüğü sebep, icra
mahkemesinin görevini tayinde belirleyici bir unsur değildir. Mahkemece, İİK'nun 169/a ve 170/a
maddeleri kapsamında borçlunun itirazının esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi
gerekirken, Samsun Cumhuriyet Basavcılığının 2014/2501 soruşturma sayılı dosyasında
yürütülen "bedelsiz kalan teminat senedini tahsile koymak suretiyle dolandırıcılık" suçuna ilişkin
soruşturma gerekçe gösterilerek, HMK'nun 209. maddesi uyarınca anılan soruşturma
sonuçlanıncaya kadar icra takibinin durdurulması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı
nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan
harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık
olmak üzere, 26.05.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.12.1982 günlü 1982/4 Es. ve 1982/4
Ka. sayılı kararına göre; ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 142. maddesi hükmüne göre,
mahkemelerin görevleri kanunla düzenlenir. Öte yandan, 5 Aralık 1977 tarihli, 4/4 sayılı Yargıtay
İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere, mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili
olup kıyas veya yorum ile genişletilmesi yahut değiştirilmeleri mümkün bulunmamaktadır. Şayet
kanunda açıklık yoksa görev genel mahkemelere aittir.''
Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2014 tarihli 2013/12-1310 E. ve 2014/532 K. sayılı ilamına
göre icra mahkemesinin yetkisi sınırlıdır.
T.C. Anayasası'nın 6. maddesine göre; ''Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan
almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.'', 36.maddesine göre; ''Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil
yargılanma hakkına sahiptir.'', 37.maddesine göre; ''Hiç kimse Kanunen tabi olduğu mahkemeden
başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir
merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler
kurulamaA.'',142.madesine göre; ''Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama
usulleri kanunla düzenlenir.''
3-7
Hükümlerinin mahiyeti itibariyle herkese veya her olaya uygulanması mümkün olan
kanunlara genel kanun, belli kişilere veya belli olaylara uygulanan kanunlara ise özel kanun
denilmektedir. İcra ve İflas Kanunu özel, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise genel kanundur.
Kambiyo senetlerinde İİK.'nun 169/a maddesi gereğince dar yetkili icra mahkemesi imza
inkarı dışındaki sahtecilik iddiasını inceleyemez. Çünkü bu maddede incelenebilecek itiraz
sebepleri; a )İtfa, b )İmhal, c )Zamanaşımı ve d )İmzaya itiraz olmak üzere sınırlı olarak
sayılmıştır. Senette sahtecilik iddiasını inceleme görevi genel yetkili mahkemelere aittir. İmza
itirazı da borca itirazdır. Yasa koyucu imza itirazının inceleme şeklini ayrıntılı
olarak İİK.'nun 170.maddesinde düzenlediği halde sahtecilik itirazının incelenme şeklini İİK.'nda
düzenlememiştir. Yasa koyucunun böyle bir iradesi olsa idi sahtecilik itirazının incelenme şeklini
de belirlerdi. Takip hukukunda düzenlenmeyen bir konuda yorum yolu ile görevli olunduğunu
söylemek Anayasa'ya, İİK.'nuna ve İçtihadı birleştirme kararına açıkça aykırılık oluşturmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre özel
kanun olup, takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin,
bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise anılan kanuna aykırılık teşkil etmemek koşuluyla
genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Sahtelik
iddiasının imza inkarı dışında bir nedene dayanması durumunda İcra ve İflas Kanunu'nda özel bir
düzenleme bulunmadığından sorunun çözümü için 6100 Sayılı HMK. nun 209.maddesinin
uygulanması gerekeceğinden bu maddenin amir hükmü gereğince icra takibi olduğu yerde durur.
Bunun için sahtelik iddiasının ileri sürüldüğü mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmesi gerekmez.
Borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce anılan madde uyarınca
sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması gerekir. İcra müdürünün kararının
taraflarca İİK. nun 16/2.maddesi uyarınca süresiz şikâyet konusu yapılabileceği tabidir. Öte
yandan borçlu tarafından doğrudan icra mahkemesine başvurulmasına da yasal engel olmadığı
gibi, hakim, 6100 Sayılı HMK.nun 209/1.maddesini re'sen nazara almalıdır. ESAS NO:
2014/12741 KARAR NO: 2014/14937
Pek tabidir ki mahkemece sahtelik iddiasının imza inkârı dışındaki bir nedene dayandığının
belirlenmesi halinde takip hukukunun özelliği ve acele karar verilmesi gerekliliğinin bir sonucu
olarak, sahtelik davası bekletici mesele yapılmadan, sahtelik davasında karar verilinceye kadar
icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi gerekir.
HMK.'nun 209 maddesinin
takip
hukukunda
uygulanmaması
halinde
borçlu
ancak İİK.'nun 72/3.maddesi gereğince icra kasasına yüklü miktarda para yatırarak icra
veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu uygulama da 2011 yılında yürürlüğe
giren yasanın borçluya tanıdığı hakların ortadan kaldırılması sonucunu doğurur. Borçlunun
ekonomik durumu zayıf ise tamamen korunaksız olduğu için takip işlemleri sonuna kadar gidecek,
haczi kabil malları, hak ve alacakları elinden çıkacak, ceza mahkemesinin senedin iptali kararı
kesinleştiğinde kötü niyetli takip alacaklısına zararını telafi ettiremeyecektir. Çünkü kötü niyetli
alacaklının haczi kabil hak ve alacağına ulaşılamayacaktır. Bu husus göz göre göre borçlunun
haksızlığa uğramasına sebep olacağı için hukuka aykırı olacaktır. Senette sahtecilikten dolayı
dava açıldığında HMK.'nun 209.maddesi gereğince takibin olduğu yerde durdurulması halinde ise
bu aşamaya kadar borcu karşılayacak miktarda hak ve alacak haczedileceği, alacak tahsil
edilene kadar faiz işletileceği için alacaklının alacağına geç kavuşmaktan başka zararı
olmayacaktır.
Somut olayda; borçlu vekilinin takibe konulan senedin bedel kısmında tahrifat yapıldığını,
müvekkilinin borçlu olmadığını iddia ederek takibin teminatsız olarak durdurulmasına karar
verilmesini talep ettiği, mahkemece; C.savcılığı tarafından bedelsiz kalmış senedi tahsile koymak
suretiyle takip başlatıldığı gerekçesiyle HMK.'nun 209/1 .maddesi gereğince takibin
durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
4-7
Borçlu senetteki imzaya itiraz etmemiş senet bedelinde tahrifat yapıldığını ve borcunun
bulunmadığını iddia etmiştir. Dairemizin istikrar kazanmış uygulamalarına göre takibe konulan
senetteki
rakam
ve
yazıların
tahrif
edilerek
borç
miktarının
yükseltildiği
iddiası İİK.'nun 169.maddesi kapsamında borca itirazdır ve İcra Mahkemesi tarafından aynı
kanunun 169/a kapsamında inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekir. Yani usulünce yapılan
inceleme sonunda tahrifatın varlığı ispatlanırsa tahrifattan önceki miktar için takibin devamına,
tahrifatla arttırılan miktar yönünden ise takibin iptaline karar verilir.
O halde mahkemece; itiraza konu senette tahrifat iddiası, ve diğer itirazlarla ilgili olarak
inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mevcut olayda uygulama yeri
bulunmayan HMK.nun 209.maddesi uyarınca icra takibinin durdurulması yönünde hüküm tesisi
isabetsiz olup kararın sadece bu gerekçe ile bozulması gerekirken çoğunluğun ilave
gerekçelerine katılmıyorum.
5-7
T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/4155
K. 2012/9081
T. 29.5.2012
DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit (ihtiyati tedbir) davasının yapılan yargılaması
sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi
içinde ihtiyati tedbir isteyen vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup
düşünüldü:
KARAR : İhtiyati tedbir talep eden vekili, davalının başlattığı icra takiplerine konu bonoların
müvekkili şirketle ilgisi olmadığını, sonradan yapılan ilavelerle şirketin borçlu duruma sokulmaya
çalışıldığını, bonolarda müvekkili şirketin kaşesi olmadığı gibi sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık
eylemleri bulunduğunu ileri sürerek dava sonuçlanana kadar dört adet icra takibinin İİK.'nun 172.
maddesi gereğince geçici olarak durdurulmasını talep etmiştir.
Mahkemece dosya kapsamına göre İİK.'nun 170/2 maddesinin İcra Hukuk Mahkemelerince
uygulanacağını, HMK 209. maddesi gereği talebin yapılmadığını, ceza yargılamasında senedin
anlaşmaya aykırı doldurulduğuna dair taleplerin kesin delillerle ispatlanmasının gerekli olduğu ve
takipten sonra ancak icra safhasının beşinci bölümüne hasren işlem yapılabileceği gerekçesiyle
davacının icra takiplerinin geçici olarak tedbiren durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir talebinin reddi kararı ihtiyati tedbir isteyen vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK 33. maddesi (eski HUMK 76. maddesi) uyarınca olayların açıklanması
taraflara, hukuki nitelendirilmesi hakime ait bir görevdir. Hakim Türk Hukukunu resen
uygulamakla yükümlüdür.
Somut olayda; ihtiyati tedbir talebinde bulunan şirket vekili, dava konusu senedin “ödeyecek”
bölümündeki M. Ş. isminin yanına “(şirket müdürü)” sözcüklerinin ve adres kısmındaki şirket
isminin sonradan eklendiğini, böylece müvekkili şirketin bu senetten dolayı borçlu duruma
sokulmak istendiğini ileri sürerek ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. İhtiyati tedbir isteyen
vekilinin bu yöndeki iddialarının HMK'nun 209. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda senet üzerinde değişiklik yapıldığı iddia edildiğine göre, anılan yasa hükmü
uyarınca bir karar verilinceye kadar uyuşmazlık konusu senedin herhangi bir işleme esas
alınmayacağının kabulü gerekir.
Mahkemece bu yöndeki değerlendirmede yanılgıya düşülmesi doğru görülmemiş ve kararın
bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile
yerel mahkemenin 05.01.2012 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararının
BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.05.2012 gününde oybirliğiyle karar
verildi.
6-7
T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 2012/3644
K. 2012/8311
T. 17.5.2012
DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sırasında mahkemece
verilen ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz
edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Dava, davacının keşidecisi olduğu davalı emrine düzenlenen 31.08.2011 keşide tarihli
30.09.2011 vadeli 800.00 TL.lık bononun tahrif edilerek 80.000 TL. haline getirildiği, bu nedenle
79.200 TL.lık kısım için borçlu olunmadığının tespiti ile dava keşinleninceye kadar 6100 sayılı
HMK gereğince teminatsız tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece tensiple birlikte HMK.nun 209 ve devamı maddelerindeki koşullar oluşmadığından
davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, İİK.nun72/3.maddesi uyarınca %15 teminat karşılığında
icra veznesine girecek paranın alacaklısına ödenmemesi şeklinde tedbir kararı verilmiş, bu ara
karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bonoda tahrifat iddiası bulunduğundan HMK.nun 209.maddesindeki hüküm uyarınca tedbir kararı
verilmesi gerekirken bu yön gözardı edilerek İİK.nun72/3.maddesine dayanılarak tedbir kararı
verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle 18.11.2011 tarihli yerel mahkemenin takibin teminatsız
olarak durdurulması talebinin reddine ilişkin kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde
iadesine, 17.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
7-7
Download

medeni yargılama hukuku ıı yargıtay kararları (12. hd