ÖZÜRLÜ AİLELERİNE
VERİLECEK EVDE BAKIM
YARDIMI YALAN OLDU!
Ahmet OZANSOY*
I- GİRİŞ
zürlü vatandaşlara sağlanan haklar konusunda çağdaş batı standartlarına ulaşabilmek bakımından ülkemizde son yıllarda önemli adımlar
atılmış idi. Ancak yasalarla verilen hakların, bürokrasinin hazırladığı
yönetmeliklerle geri alındığı durumlar da oluyordu. Buna verilebilecek
en güzel örnek, 2828 sayılı Kanun’un Ek-7. maddesiyle özürlülere tanınan bakım yardımı hakkının “yasaya rağmen” yönetmelikle kısıtlanmasıydı. Bu konudan daha önce yayımlanan “Yasa Destek, Yönetmelik Köstek: Özürlü Ailelerinin Bakım Yardımı Çilesi” başlıklı makalemizde(1) bahsetmiştik. Biz,
makalelerimizle uyararak Yasa’ya aykırı olarak çıkarılan yönetmeliğin düzeltilmesini beklerken; Yasayla verilen hak, yönetmeliğe paralel şekilde başka bir
yasayla geri alındı. İşbu makalede; öncesi ve sonrasıyla bakım yardımı hakkının
durumu tartışılacaktır.
II- KONUNUN KRONOLOJİK GELİŞİMİ
Özürlülere yönelik düzenlemeler esasında, Devletin Anayasal görevlerindendir.
Anayasa’nın 61. maddesi Devlete sakatların korunmalarını ve toplum hayatına
intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alma görevini yüklemiştir. Ülkemizde uzun yıllar engelliler konusunda hemen hiçbir adım atılmamış ve engelli vatandaşlar ve
aileleri kendi çaresizlikleri ile baş başa bırakılmışlardır. Nihayet son yıllarda,
Avrupa Birliği uyum sürecinin de etkisiyle henüz son derece yetersiz olmakla
birlikte ciddi adımlar atılmaya başlanmıştır. Fakat bürokrasinin direnci, yasayla
atılan kimi adımların önce ve mümkünse idari düzenlemelerle, yeterli gelmezse
de yeni yasal düzenlemelerle geri alınması veya önemli ölçüde kısıtlanması sonucunu doğurmaktadır. Bu konudaki en çarpıcı örnek 2828 sayılı Yasa’nın Ek7. maddesinde yapılan düzenlemedir.
A- 5378 SAYILI YASA İLE 2828 SAYILI YASA’YA EKLENEN EK MADDE
2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’na(2), 5378
Ö
*
Dr.
(1)
Ahmet OZANSOY, “Yasa Destek, Yönetmelik Köstek: Özürlü Ailelerinin Bakım Yardımı Çilesi”,
Yaklaşım, Mayıs 2010, Sayı: 209, s.154-158
27.05.1983 tarih ve 18059 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(2)
164
YAKLAŞIM  YIL 22  SAYI 256  NİSAN 2014
sayılı Kanun’un(3) 30. maddesi ile eklenen Ek-7. madde ile bakıma muhtaç
özürlülere resmi veya özel bakım
merkezlerinde ya da ikametgâhlarında
bakım hizmeti verilmesi hakkı tanınmıştır. Bahse konu maddenin ilk fıkrası aynen şöyle idi: “Sosyal güvenlik
kurumlarına tâbi olmayan, bakıma
muhtaç özürlülerden ailesini kaybetmiş olanlar ile ailesi ekonomik
veya sosyal yoksunluk içerisinde bulunanlara bakım hizmetinin resmî
veya özel bakım kurumlarında ya da
ikametlerinde verilmesi sağlanır.”
Bu maddede bakım ücreti alma 2 koşula bağlanmıştı:
1- Özürlünün kendisinin sosyal güvenliğinin olmaması,
2- Özürlünün ailesinin olmaması veya
ailesinin ekonomik ve sosyal yoksunluk içerisinde olması.
Bu ifadede geçen “aile” teriminden
ne anlaşılması gerektiği de açık değildi. Uygulamada; özürlüyle aynı evde
oturan herkes, özürlünün ailesi sayılıyor idi. Bu durum pek çok haksızlık
doğurmaktaydı. Zira kendilerinden
fedakârlık yaparak özürlüye bakan akrabaları cezalandırılmış oluyordu. İşte
yasa koyucu bu durumu fark ederek
bahse konu Yasa’yı değiştirdi.
B- 5579 SAYILI YASA İLE DEĞİŞTİRİLEN 2828 SAYILI YASA’NIN
EK 7. MADDESİ
2828 sayılı Kanun’un Ek-7. maddesinin bakım hizmetinin şartlarını anlatan ilk fıkrası, 2007 yılında 5579 sayılı Kanun(4) ile aşağıdaki şekilde de(3)
(4)
ğiştirilmiştir:
“Her ne ad altında olursa olsun her
türlü gelirleri toplamı esas alınmak
suretiyle; kendilerine ait veya bakmakla yükümlü olduğu birey sayısına göre kendilerine düşen ortalama
aylık gelir tutarı bir aylık net asgarî
ücret tutarının 2/3’ünden daha az
olan bakıma muhtaç özürlülere,
resmî veya özel bakım merkezlerinde
ya da ikametgâhlarında bakım hizmeti verilmesi sağlanır.”
Bu yeni halde bakım ücreti alma koşulları değiştirilerek teke indirilmiştir:
1- Özürlünün kendisinin ve özürlünün
bakmakla yükümlü olduğu kişilerin
(eşi ve çocukları ile geliri olmayan
anne babası) gelirleri toplamının aylık
kişi başı net asgari ücretin 2/3’ünden
az olması.
Ek-7. maddenin ilk şeklinde, yukarıda
zikredilen yönde değişiklik yapılmasının nedeni, madde gerekçesinde
hiçbir yanlış anlamaya meydan vermeyecek netlikte açıklanmıştır. Gerekçede; “5378 sayılı Kanun’un 30.
maddesi ile 2828 sayılı Kanun’a eklenen Ek-7. madde ile bakıma muhtaç özürlülerin, bakım hizmetinden
faydalanabilmesi için herhangi bir
sosyal güvenlik kurumuna tâbi olmama şartı getirilmiştir. Oysaki bakıma muhtaç özürlünün ailesinin
herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tâbi olması, özürlünün temelde
alma hakkına sahip olduğu hizmetten faydalanmasına engel teşkil etmemelidir. Özellikle ailesinin sosyal
07.07.2005 tarih ve 25868 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
10.02.2007 tarih ve 26430 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
YAKLAŞIM  YIL 22  SAYI 256  NİSAN 2014
güvencesinden faydalanan, başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde ağır özürlü olan bireylere ve ailelerine herhangi bir sosyal hak tanınmamaktadır. Kanun’un bu maddesi sosyal güvence kısıtlaması getirmiştir. Bu kısıtlama ile özürlüler arasında ayrımcılık yapılmakta ve Anayasa’nın eşitlik ilkesi ihlal edilmektedir. Bakıma
muhtaç özürlü birey, kendisinin ya
da ailesinin sosyal güvencesinin olması nedeniyle bakım hizmetinden
yararlanamamaktadır. … Uygulamada sosyal güvenlik sistemi içerisinde yer alan özürlü ailelerinin yarısından fazlasının bir asgari ücret
aldığı, geri kalan kesimin de iki asgari ücret ile yaşamını idame ettirdiği bilinmektedir. 5378 sayılı Kanun’un bir ya da iki asgari ücreti
öngördüğü bakım hizmetinden, sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olan
özürlü ailelerinin belirlenen bakım
ücretlerini, aldıkları maaşla karşılayamamaları ve bu hizmetten yararlanamamaları sonucunu doğuracaktır.
… Özürlülükte, bakım sorumluluğunun aile yanında toplum tarafından
da üstlenilmesi gerekmektedir. Bakıma gereksinim duyan özürlü bireylerin psikolojik ve sosyo-ekonomik
gereksinimlerinin çağın gereklerine
uygun bir şekilde herhangi bir ayrım
yapılmaksızın karşılanması zorunludur.” denilmektedir.
Yasa ve gerekçesi bu kadar açık olmasına rağmen, bakım hizmetinin uygulanmasına yönelik detayların belirlendiği, “Bakıma Muhtaç Özürlüle(5)
165
rin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik”(5)in “Tanımlar” başlıklı 4.
maddesinin (h) bendinde; “Bakmakla
Yükümlü Olunan Bireyler”in, üveyler de dâhil olmak üzere bakıma muhtaç özürlünün kendisi ve kendisi ile
birlikte aynı evde yaşayan; eşi, çocukları ile ana ve babası, çocuklarının eşleri, evli olmayan torunları, ana ve
babasının ana ve babası, evli olmayan
kardeşleri, eşinin ana ve babası, eşinin
evli olmayan kardeşleri; başka bir adreste bulunsa dahi evli olmayan ve
eğitimini devam ettiren 25 yaşını tamamlamamış çocukları ile aynı durumdaki kardeşleri ve eşinin kardeşleri ile aynı evde yaşamakta iken er veya erbaş olarak askere gitmiş olan
babası, çocuğu ve kardeşi; ayrı adreslerde ikamet etse dahi özürlü üzerinde
velayeti devam eden anne ve babayı
ifade edeceği tanımlaması yapılmıştır.
Yönetmelikle yapılan bu “Bakmakla
Yükümlü Olunan Birey” tanımı ile
yasa koyucunun amacına taban tabana
zıt şekilde, özürlüye bakmakla yükümlü olmayan kişilerin gelirleri de
özürlüye bakım hizmeti sağlanıp sağlanmayacağı belirlenirken hesaba katılmaya başlanmıştır. Oysa bahse konu tanım “özürlüye bakmakla yükümlü olanlar” değil, “özürlünün
bakmakla yükümlü olduğu bireyler” tanımıdır. Bir kimsenin bakmakla
mükellef olduğu kişiler eşi, öğrenim
durumlarına göre belirli yaşları aşmamış çocukları ile herhangi bir gelirleri olmayan anne ve babasıdır. Eğer
tanım yazılırken “özürlü tarafından
30.07.2006 tarih ve 26244 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
166
YAKLAŞIM  YIL 22  SAYI 256  NİSAN 2014
bakmakla yükümlü olunan” değil
de, “özürlüye bakmakla yükümlü
olanlar” kastedilmişse, bu durumda
da özürlüye bakmakla yükümlü olanlar sadece ve sadece özürlünün 18 yaşını doldurmamış olması koşuluyla
anne ve babadır. Özürlü 18 yaşını
doldurduktan sonra “bakmakla yükümlü olma” fiili onlar için de kalkar
(Bkz. Medeni Kanun md. 328).
İşte bu Yönetmelik maddesiyle, yasa
tarafından özürlülere sağlanan hak
alenen ve açıkça yok edilmiştir. Bu
konunun dava konusu olmaya başlaması sonucunda bu defa 5579 sayılı
Yasa ile tanınan hakkın yine yasa ile
geri alınması gündeme gelmiştir.
C- 6518 SAYILI YASA İLE DEĞİŞTİRİLEN 2828 SAYILI YASA’NIN
EK 7. MADDESİ
Yukarıda açıklandığı üzere 5579 sayılı Yasa ile tanınan ancak Yönetmelikle gasp edilmeye çalışılan hak, bu defa 6518 sayılı Yasa’nın(6) 21. maddesiyle 2828 sayılı Yasa’nın Ek-7. maddesinin tekrar değiştirilmesi suretiyle
geri alınmıştır. Yapılan değişiklikle
Ek-7. maddenin ilk fıkrası aşağıdaki
hali almıştır:
“Her ne ad altında olursa olsun her
türlü gelirler toplamı esas alınmak
suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, asgarî
ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden
daha az olan bakıma ihtiyacı olan
engellilere, resmî veya özel bakım
merkezlerinde bakım hizmeti ya da
sosyal yardım yapılmak suretiyle evde bakımına destek verilmesi sağla(6)
(7)
nır. Hanede birden fazla bakıma ihtiyacı olan engelli bulunması hâlinde, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarının hesaplanmasında birinci bakıma ihtiyacı
olan engelliden sonraki her bakıma
ihtiyacı olan engelli iki kişi sayılır.”
Bu son halde evde bakıma destek
ödemesinde, “özürlülerin kendilerinin ve bakmakla yükümlü oldukları
bireylerin” gelirleri değil, “hane
içinde yaşayan herkesin” gelirleri
dikkate alınmaya başlanmıştır. Yani
bir şekliyle Yasa’nın ilk şeklindeki
“aile” terimine geri dönülmüştür.
Madde gerekçesinde(7); “Söz konusu
yardımdan faydalanmaya ilişkin gelir kriteri, Bakanlığın tüm yardım
uygulamaları için belirlediği hane
halkı yaklaşımı çerçevesinde yeniden
belirlenmiştir. Hanedeki bireylerin
gelir ve ortak harcamaları hane içerisindeki ortak yoksulluk durumunu
ve bu durumun başvuruda bulunan
kişinin muhtaçlık haline yansımasını
etkilemektedir. Refah hanede paylaşılan bir durumdur. 3294 sayılı Kanun kapsamında yapılan yardımlarda ve 2022 sayılı Kanun uyarınca
bağlanan yaşlı ve engelli aylıklarında
uygulanan bu yaklaşımın bu yardım
türünde de uygulanması sosyal yardımlar için geçerli ekonomik muhtaçlık kriterinde farklılıkları ve yanlış
anlamaları ortadan kaldıracaktır.
Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmetleri
Bilgi Sistemi ile birlikte hane ölçeğinde kişinin tüm gelirleri elektronik
ortamda temin edilebildiği için, gelir
19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem24/yil01/ss524.pdf, Erişim: 22.02.2014
167
YAKLAŞIM  YIL 22  SAYI 256  NİSAN 2014
kriteri, tüm sosyal yardımlarda uygulanabilir ve genel bir kriter olan hane halkı yaklaşımı ile ilişkilendirilmiştir.” denilmiştir.
III- 6518 SAYILI YASA SONRASI
EVDE BAKIMA DESTEK SOSYAL YARDIMI
6518 sayılı Yasa ile evde bakıma destek sosyal yardımı alınabilmesi için
dikkate alınacak gelir sınırında kullanılan “hane halkı” teriminden ne anlaşılması gerektiği Yasa’da açıklanmamıştır. Genel hukuk sistemimiz
içerisinde de böyle bir tanım bulunmamaktadır(8). Bu ifade yalnızca
TÜİK tarafından yapılan istatistiksel
hesaplamalarda dikkate alınan bir kavramdır.
Yasalarda açıkça tanımı bulunan
“bakmakla yükümlü olunan birey”
tanımında dahi bu kadar çok tartışma
ve uyuşmazlık çıkmışken, ne ifade ettiği belli olmayan “hane halkı” kavramının Yasa’da tanımlanmadan kullanılması son derece hatalı olmuştur.
Hane halkı kavramından, adres kayıt sistemine göre aynı adreste ikamet edenler anlaşılabilir mi? Böyle
anlaşılması durumunda, yasal olarak
gelirini özürlüyle paylaşmak zorunda
olmayan, sadece toplumsal ve sosyal
nedenlerle özürlüyü evinde ikamet ettirip bakımını üstlenenler cezalandırılmaktadır. Bu kişiler özürlünün anne
babası dahi olsalar, neticede yasal olarak özürlüye bakmakla yükümlü değillerdir. 5579 sayılı Yasa’nın gerekçesinde açıkça ifade edildiği üzere
özürlülere bakım sorumluluğu, aile
(8)
yanında toplum tarafından üstlenilmesi gereken bir yüktür. Bu anlamda 6518 sayılı Yasa ile bir geriye
gidiş olmuş ve özürlüye bakım sorumluluğu toplumdan alınıp tekrar
özürlünün ailesine yüklenmiştir.
Örnekler üzerinden konuyu inceleyelim.
Örnek-1: Zihinsel özürlü 40 yaşında
bir kimsenin 2022 sayılı Kanun’dan
aylık 400 TL maaş aldığını, anne ve
babasıyla yaşayan bu özürlünün annesinin gelirinin bulunmadığını, babasının da aylık 1.301 TL emekli maaşı
aldığını varsayalım.
2014 yılının ilk 6 ayı için asgari ücret
net 846 TL’dir. Bu tutarın üçte ikisi
564 TL’dir. Hane halkı, aynı evde yaşayanlar şeklinde dikkate alındığında;
(Tablo:1)
Özürlü
Baba
Anne
Gelir
(TL)
400
1.301
0
Toplam
Gelir (TL)
1.701
Kişi Başı
Gelir (TL)
567
Bu özürlü ailesi kişi başı geliri, 2014
yılının ilk 6 ayı için belirlenen net asgari ücretin üçte ikisi olan 564 TL’den
daha fazla (567 TL) kişi başı geliri olduğundan evde bakıma destek sosyal
yardımı alamayacaktır. Özürlünün anne ve babası, yasal olarak bakmaya zorunlu olmadıkları özürlü çocuklarına
baktıkları için normalde 650 TL’lik bir
refahları varken, 567 TL’lik refaha
katlanmaktadırlar.
Örnek-2: Örnekteki babanın geliri
1.289 TL olsaydı kişi başı gelir 564
TL’den aşağıda kalacağından bu özür-
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda da “aile” ve “aile kütüğü” tanımları olmasına rağmen “hane halkı” tanımı mevcut değildir.
168
YAKLAŞIM  YIL 22  SAYI 256  NİSAN 2014
lü ailesi, 2014 yılı ilk 6 ayı için
(10.000. x 0,076998=) 769,98 TL aylık evde bakıma destek sosyal yardımı
alabilecekti.
(Tablo:2)
Özürlü
Baba
Anne
Gelir
(TL)
400
1.289
0
Toplam
Gelir (TL)
1.690
Kişi Başı
Gelir (TL)
563
Örnek 3- Yukarıda Örnek 2’ye göre
evde bakıma destek sosyal yardımı
alan ailenin yanına, özürlünün annesinin kardeşinin öğretmen olan çocuğunun o şehre tayini çıkması sebebiyle
geldiğini ve 1 yıl süreyle özürlünün ailesi ile birlikte ikamet ettiğini, bu süre
zarfında da adres kayıt sistemine (yasalara uygun şekilde) bildirimde bulunduğunu varsayalım.
(Tablo:3)
Özürlü
Baba
Anne
Kuzen
Gelir
(TL)
400
1.289
0
2.299
Toplam
Gelir (TL)
3.988
Kişi Başı
Gelir (TL)
997
Görüldüğü üzere, kuzenin hane halkına dâhil olmasıyla birlikte özürlü ailesi evde bakıma destek sosyal yardım
hakkını kaybetmiş ve 769 TL gelirden
olmuştur. Durumun çarpıklığı ortadadır.
IV- SONUÇ
2828 sayılı Kanun’un Ek-7. maddesinde 2007 yılında yapılan değişiklikle; gelirleri ve sosyal güvenceleri olan
özürlü ailelerinin de, özürlüye bakma
karşılığında bakım hizmeti ücreti alabilmeleri amaçlanmış idi. Değişikliğin
gerekçesi, özürlüye bakma yükümlülüğünün temelde Devletin görevi ol-
ması ve özürlüye bakan ailelerin kendi refah seviyelerini düşürmelerinin
beklenemeyeceği anlayışıydı. Ancak
yasa koyucunun bu iradesi, çıkarılan
Yönetmelikte yapılan “bakmakla
yükümlü olunan birey” tanımı ile
açıkça yürürlüğe sokulmamıştır. Konunun yargıya taşınması ve mızrağın
çuvala sığmayacak hale gelmesiyle
birlikte bu defa 6518 sayılı Yasa ile
2828 sayılı Yasa’nın Ek-7. maddesi
tekrar değiştirilmiş ve kişi başı gelirin
hesabında dikkate alınacak gelirler
için daha önce geçerli olan “bakmakla yükümlü olunan bireyler” hukuki
teriminden vazgeçilerek ucu açık
“hane halkı” kriterine geçilmiştir.
Böylece, 5579 sayılı Yasa’nın gerekçesinde açıkça ifade edilen özürlülere
bakım sorumluluğunun toplumca üstlenilmesi gereken bir yük olduğu anlayışından geriye gidiş olmuş ve özürlüye bakım sorumluluğu toplumdan
alınıp tekrar özürlünün ailesine yüklenmiştir. Dünyadaki gelişimlere tamamen ters yönde atılan bu adım, değil birkaç yüz lira, çok daha yüksek
paralar ödense dahi zaten “bir özürlüye bakmak” gibi dünyanın en ağır
yüklerinden birini üstlenen özürlü ailelerine, yüklerini biraz olsun hafifletmek şansı tanımamıştır. Üstelik bu
yükün hiç değilse bir kısmının toplumca üstlenileceği önce yasa koyucu
tarafından ilan edilerek özürlü aileleri
sevindirilmiş, bu iradeye yönetmelikle
uyulmayarak bu sevinç kursakta bırakılmış, nihayet yönetmeliğin Yasa’ya
uydurulması beklenirken, neredeyse
Yasa yönetmeliğe uygun hale getirilerek özürlü ailelerinin umutları da ellerinden alınmıştır.
Download

özürlü ailelerine verilecek evde bakım yardımı yalan oldu!