‹slâmî ‹limler Dergisi, Y›l 1, Say› 1, Bahar 2006 (203-212)
KUTLU DO⁄UM HAFTASI KUTLAMALARINA
DA‹R MÜLAHAZALAR
Salim Ö⁄ÜT*
1989 y›l›ndan beri kutlanan “Kutlu Do¤um Haftas›” münasebetiyle kaleme almay› düflündü¤ümüz bu de¤erlendirme yaz›s›na, bu haftan›n ihdas›na
vesile olan, düflünce safhas›ndan uygulama merhalesine kadar herhangi bir
kademesinde görev alan bütün gönül dostlar›m›, minnet ve flükranla anarak
bafllamak istiyorum.
Bu girifli sadece bir kadirflinasl›k ifadesi olarak de¤il, ayn› zamanda kutlu do¤umunu anmakla fleref duydu¤umuz Efendimiz (s)’in müstesna tavsiyelerinden “‹nsanlara teflekkür etmeyen Allah’a flükretmifl olmaz.”1 ifadesinin
gere¤i olarak da dile getirmek mecburiyetinde oldu¤umuzu belirtmek durumunday›m.
Evet, bu haftan›n ihdas edilmifl olmas›, tam da düflünüldü¤ü gibi hay›rl›
ve olumlu sonuçlar›n do¤mas›na vesile olmufl ve hakikaten, cami cemaati olmayan insanlar›m›z›n da bu müstesna “kaynak”tan haberdar olmas›n› sa¤lam›flt›r.
Bu husus öyle bir ç›rp›da geçiliverecek, güncel ve politik meselelerden de¤ildir. Tam tersine, özellikle ülkemiz ve insan›m›z için, son derece önem arz
eden ve kangren hükmünü alm›fl birçok çözümsüz meselemizin halline yard›mc› olabilecek önemi ve de¤eri haiz meselelerdendir. Çünkü -herkesin bildi¤i ve her vesile ile ifade etti¤i üzere- bu ülke, hem nüfusunun büyük ço¤unlu¤u Müslüman oldu¤u için, hem de Do¤u-Bat› aras›nda bir geçifl noktas›n*
1
Prof. Dr. Hitit Üniversitesi ‹lahiyat Fakültesi ö¤retim üyesi.
Tirmizi, Birr, 35; Müsned, II, 258, 295, III, 32, LV, 278, V, 211
204
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
da bulundu¤u için, ayr›ca, yak›n geçmiflinde çok etkili birtak›m ink›lâplara
muhatap oldu¤u için, hâlihaz›rda baz› kültürel ve toplumsal s›k›nt›lar› yaflamaya devam etmektedir. Bu s›k›nt›lar›n temelinde ise, özellikle kendisine yol
göstermesi ve rehberlik yapmas› beklenen ayd›n kesiminin flaflk›n tavr› yatmaktad›r. Gerçekten de Türk ayd›n›, Mümtaz Turhan’›n da belirtti¤i gibi,
kendi tarihi, kendi kültürel de¤erleri, kendi inanç ilkeleri karfl›s›nda gösterdi¤i tepkileriyle de¤erlendirildi¤inde, nev-i flahs›na münhas›r bir görüntü arz
etmektedir. San›yorum ki dünyan›n hiçbir ülkesinde flu sözleri fliir ad› alt›nda piyasaya sürecek bir flair bulamazs›n›z:
Ne örümcek, ne yosun
Ne mucize, ne füsun
Kâbe Arab’›n olsun
Bize Çankaya yeter.2
Tabiî böyle bir flairi alk›fllay›p destekleyecek bir entelijansiya da bulamazs›n›z. Siz bakmay›n bizim burada “tarih, kültürel de¤er” gibi zenginlefltirici
malzemeler kulland›¤›m›za… Asl›nda onlar da, bizler de, öbürleri de, di¤erleri de biliyorlar ki, burada as›l belirleyici olan, “inanç ilkeleri-dini de¤erler”dir.
Tarihimizi yapanlar ve yazanlar “dindar” olmasalard›, kültürümüzü oluflturan ve tafl›yan kifliler dindar, dolay›s›yla kültürel geçmiflimiz de “dini de¤erler”in etkisi ve katk›s›yla oluflmufl olmasayd›, bu tav›r al›fla ihtiyaç duyulmayacak, dolay›s›yla ayd›nlar›m›z da bu s›k›nt›y› gö¤üslemek zorunda kalmayacakt›.
Ama ne yapal›m ki, kaderin bir cilvesi olarak bu böyle tecelli etmifltir. “Ça¤
aç›p ça¤ kapayan büyük devlet adam›m›z” diye bütün dünyaya karfl› gurur
ve iftihar tablosu olarak sundu¤umuz Fatih Sultan Mehmed:
‹mtisâlü câhidû fillâh oluptur niyetim,
Din-i ‹slâm’›n mücerred gayretidür gayretim.
derken, Unesco’da ülkemizin ve toplumumuzun flerefini yücelten Mevlânâ:
Ben, can›m tenimde oldu¤u sürece Kur’ân’›n hizmetkâr›,
(Peygamber olarak) Seçilmifl Muhammed’in aya¤›n›n tozuyum.
derken bir di¤er kültür elçimiz Koca Yunus:
Can›m kurban olsun senin yoluna,
Ad› güzel Kendi güzel Muhammed
demektedir. Büyük gönül adam› ve tasavvuf büyü¤ü Aziz Mahmud hüdâî:
Kudûmun rahmet-i zevku safâd›r yâ Rasûlallah!
Zuhûrun, derd-i uflflâka devâd›r yâ Rasûlallah!
2
Kemalettin Kamu
Kutlu Do¤um Haftas› Kutlamalar›na Dair Mülahazalar
205
Hüdâî’ye flefâat k›l, eger zâhir, eger bât›n,
Kapûna intisâp etmifl gedâd›r, yâ Rasûlallah!
derken, Peygamber afl›klar›n›n yüre¤i yan›k son örneklerinden Yamandede3:
Gönül hûn oldu flevk›nden boyand›m yâ Rasûlallah!
Nas›l bilmem bu hicrâna dayand›m yâ Rasûlallah!
Ezel bezminde dinmez bir figand›m yâ Rasûlallah!
Cemâlinle ferahnâk et ki yand›m yâ Rasûlallah!
demektedir. K›saca; fliirimiz, edebiyat›m›z, musikîmiz, hat ve tezhip gibi bütün sanat dallar›m›z, tekke ve zaviye mahreçlidir; yani oralarda neflvünemâ
bulmufllard›r. Bir di¤er ifade ile bu topluma dair ne ararsak, alt›nda veya arkas›nda “bir dini de¤er”le veya “bir dinî kurum”la karfl›laflmaktay›z. Askerî
zaferlerden tutunuz, ilim, sanat ve siyaset alanlar›n›n tamam›na hâkim olan,
hem topra¤a, hem tarihe sinmifl bir ruhtur bu…
Hâl böyle olunca bu ruhun biricik mücessem kayna¤›n› tan›mak ve tan›tmak, her fleyden önce bu ülkenin tarihi kadar, hâlini ve istikbalini de ilgilendiren önemli bir keyfiyettir. Ne yap›p yap›p, bu ülkenin insan›yla, bu ülkenin
ruh kökünü buluflturmak mecburiyeti vard›r. Zira, ancak bu suretle Müslüman toplum ile ayd›n kesim aras›ndaki mevcut baz› uçurumlar izale edilebilir. Maalesef bunun temini için bu insanlar›n camiye gelmelerini ummak gibi bir flans›m›z da yoktur.
Ayr›ca modern din telakkisinin telkin etti¤i üzere art›k din “reklâm ve propagandayla pazarlanmas› gereken bir meta” gibi görülmeli, geçmiflte oldu¤u
gibi, tabiî otoritesinin teminat› alt›nda farz edilmemelidir.
‹flte bütün bu duygu ve düflüncelerle bir grup “münevver” insan, vahyi Allah’tan al›p O’nun kullar›na ileten “ilk kayna¤›” bu ülkenin, özellikle bu kayna¤a daha uzak duran kesimlere sa¤l›kl› bir atmosferde anlatabilmenin yollar› üzerinde düflünürken, modern dünyan›n her geçen gün daha s›k baflvurdu¤u yöntemlerden birinden istifade etmeyi kararlaflt›rm›fllard›r: “Hafta ihdâs etmek”
ÖNCE B‹R UYARI
Son zamanlarda gayret-i diniye sahibi baz› dostlar›n da iflaret etti¤i üzere,
böyle bir hafta ihdas etmenin baz› yan tesirleri de olabilir. O da, modern dü-
3
As›l ad› Diyamandi olup, Kayserili bir Ermeni vatandafl›m›z iken, Mevlânâ’y› tan›d›ktan sonra
‹slâm ile müflerref olmufl ve Hz. Rasûlullah (s) için yaz›lan naat-› fleriflerin en güzellerinden birini terennüm etmek mazhariyetine nail olmufltur. Ad› “Dahîlek Yâ Rasûlalallh!” olan bu na’t›n
ilk dörtlü¤ünü yukar›da kaydettim.
206
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
flüncenin, böylesi günler ve haftalar icad etmek suretiyle vermek istedi¤i flu
mesaj›n, bu haftaya da sinme ve sirayet etme endiflesidir: “Ey insanlar! Siz
bu günü böyle anarsan›z, bu konudaki y›ll›k görevinizi ifa etmifl say›l›rs›n›z.
Dolay›s›yla bu günden sonra sene boyunca, serbestsiniz; gönlünüzce ve kafan›zca tak›labilirsiniz.”
Gerçekten de, “anneler gününde” annesine kart at›p çiçek gönderen bir
evlad›n, senenin di¤er günlerinde annesine karfl› kay›ts›z, ilgisiz, hatta sayg›s›z davranmakta bir beis görmemesi, bu zihniyetin tabiî bir sonucu olsa gerektir. Sakatlar gününde sakatlar için a¤›tlar yak›p da, ertesi gün yolun öbür
taraf›na geçmek için yard›m bekleyen bir âmây› (görme özürlüyü) görmezden
gelmek, ona el uzatmamay› baflarabilmek, yine böyle bir zihniyetin yan tesiri olsa gerektir.
Bazen öyle endifleleniyorum ki, bu haftalar da sonunda böyle bir zihniyetin flekillenmesi gibi bir sonuç do¤urur mu acaba, diye? Kanaatime göre kendi haline b›rak›lmas› durumunda böylesi bir sonuç do¤urabilir. Ancak, bu
haftan›n ad›na yarafl›r bir ihtiflam ve ihtimam içinde kutlanmas›n› sa¤layan
kurumlar ve kifliler gerekli tedbiri al›rlarsa, bu ihtimal zay›flar. Tedbirden
kast›m fludur: Bu hafta dolay›s›yla düzenlenen her programda görev alan
herkes, böylesine bir tehlikeye dikkat çekmeli ve insanlar› bu konuda uyarmal›d›r. Dinleyicilere bu haftay› hiçbir bak›mdan di¤er gün ve haftalarla k›yaslamamalar› gerekti¤ini anlatmal›, aradaki fark›n ne oldu¤unu ve nereden
kaynakland›¤›n› belirtmelidir.
GELEL‹M ASIL MESELEYE
Allah’›n son elçisi Hz. Muhammed (s) hakk›nda toplumu bilgilendirmek
için fevkalade bir f›rsat ve mükemmel bir imkân olarak gördü¤üm bu haftan›n, daha verimli geçmesi için baz› hususlara dikkat çekmek ve baz› mütevaz› tekliflerde bulunmak istiyorum.
Her zaman her konuda en önemli unsur “insan”d›r dersek, yeni bir fley
söylemifl olmay›z; ama söyleyeceklerimize bir mukaddime yapm›fl oluruz.
Evet, her meselede insan unsuru son derece önemlidir; ancak bu hizmette
çok daha önemlidir. Çünkü bu haftay› ihdas edenlerin temel amac›, Allah’›n
Rasûlü’nü (s) ve O’nun Kutlu mesaj›n›, bugüne kadar O’nunla ve getirdi¤i
mesajla buluflamayan kiflilere ve kesimlere ulaflt›rmakt›r. Hâl böyle olunca,
bu haftada görev verilen kifliler çok büyük bir önem arz etmektedirler. Daha
do¤ru bir ifade ile, bu haftan›n günah› ve sevab› birinci derecede bu kifliler
üzerindedir. Çünkü bu hafta, onlar›n heyecan, bilgi ve baflar›s› oran›nda baflar›l› ve verimli olmakta veya olamamaktad›r. Dolay›s›yla bu hafta içinde gö-
Kutlu Do¤um Haftas› Kutlamalar›na Dair Mülahazalar
207
rev yapacak kiflilerin, her aç›dan bu haftan›n manas›na ve ruhuna uygun bir
donan›ma sahip olmalar› gerekmektedir. O hâlde bu hafta dolay›s›yla görevlendirmeler yap›l›rken gereken titizlik ve ciddiyet gösterilmeli, akademik unvan, kariyer vs gibi zahiri kriterlere itibar etmekten ziyade, y›llard›r bu haftan›n hem heyecan›n› ve coflkusunu yüre¤inde hissetmifl, hem de maddî-manevî külfetini gö¤üslemifl Diyanet personelinin4 y›llard›r edindikleri birikimlerden yararlan›lmas› gerekmektedir.
Baz› akademisyen meslektafllar›m›z›n davet edildikleri programlarda kendilerine özgü mülahazalarla bu haftan›n ruhuna uzak bir dil ve söylem kulland›klar› bilinmektedir.5 Normal flartlarda ve zamanlarda herkesin ilmî, ahlakî ve dinî kanaatine sadece sayg› ve anlay›fl gösterilmesi gerekti¤ini tavsiye
ederken, bu haftan›n normal bir zaman dilimi olmay›p, ola¤anüstü bir f›rsat
oldu¤unu gördü¤üm için, böyle bir süreçte görev yapacak meslektafllar›m›z›n
büyük bir özenle seçilmeleri gerekti¤ini düflünüyorum.
Uzun y›llar bu hizmeti verdikten ve bu münasebetle kendileriyle tan›flma
f›rsat› buldu¤um Diyanet personeli meslektafllar›mla yapt›¤›m görüflmelerden
sonra flu konuda güçlü bir kanaate sahip oldum:
Cami kürsüsünde tecrübe kazanmam›fl, yani zaman zaman camilerde
halka vaaz etmemifl meslektafllar›m›z, bu hafta dolay›s›yla düzenlenen programlarda son derece zorlanmaktad›rlar. Söz konusu program ister konferans,
4
5
Büyük ço¤unlu¤un bu özelliklere sahip oldu¤unu biliyorum ve “‹tibar galibedir.” kural›na binaen de onlar› ölçü al›yorum.
Büyük ço¤unlu¤unun ya bilimsellik kayg›s› veya ellerindeki haz›r malzemeyi de¤erlendirme düflüncesi ya da yeni bir haz›rl›k yapma f›rsat› bulamama endiflesi gibi mülahazalarla yüksek lisans veya doktora tezlerinden ç›kard›klar› birkaç sayfa ile bu programlara geldikleri ve oradaki toplulu¤a bu evraklarda yazanlar› okumakla yetindikleri gibi hususlar, en çok flikâyet edilen konulardand›r.
Ayr›ca baz› idareci meslektafllar›n, haz›r bir kalabal›k bulmuflken fakültelerindeki hizmetlerini
anlatt›klar›, mesela inflaat faaliyetlerinden, hatta ihata duvar›ndan ve buralarda kullan›lan
malzemeden söz ettikleri de zaman zaman dinlemek zorunda kald›¤›m›z flikâyet konular›ndand›r.
Bir üçüncü s›n›f da, kendilerine göre belirledikleri do¤rular› mutlak hakikat olarak görüp onlar›n ikâmesi, onun d›fl›ndakilerin iptali için bu haftalar› vesile olarak görmektedirler. Mesela
misvak kullan›m›ndan rahats›zl›k duyan bir meslektafl›m›z›n bu hafta dolay›s›yla kat›ld›¤›
programlarda bu konuyu çok itici bir dille anlatmas›, misvaka “kaz›k” demesi, kullananlar hakk›nda a¤›r ifadeler sarfetmesi ve dinleyenler nezdinde misvak›n kullan›m›ndaki görgüsüzlükten
ziyade, onun kullan›lmas›na itiraz ediyormufl gibi bir üslup tutturmas›, ciddi rahats›zl›klara yol
açm›flt›r. Nitekim kat›ld›¤›m baz› programlarda aç›fl konuflmas› yapan baz› meslektafllar›m›z›n:
“Biz bu kürsülerde ne profesörler dinledik” diye söze bafllad›klar›na ve bu örne¤i dile getirdiklerine flahit oldum. Bu vesile ile belirteyim ki bu kadarc›k bir hat›rlatma bile salonda menfî bir
u¤ultuya sebep olmufltur.
208
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
ister panel, isterse sempozyum olsun, sonuç de¤iflmemektedir. Yani salonlar› dolduran insanlar, hep ayn› insanlard›r ve hep ayn› beklenti içinde oralara koflmaktad›rlar. Do¤rusu bu durumun garipsenecek bir yan› da yoktur.
Çünkü, bu programlar›n dinleyici kitlesinin büyük bir ço¤unlu¤unu, hele hele heyecan ve coflku unsurunu göz önüne alarak söyleyecek olursak, neredeyse tamam›n›, camiye ve cemaate devam eden insanlar oluflturmaktad›rlar.6
Ayr›ca bu hafta, ad› ve sunumu nas›l olursa olsun, nihaî tahlilde bir
“iman” haftas›d›r. Yani görmedi¤imiz, elini tutmad›¤›m›z, dizinin dibinde
oturmad›¤›m›z, vahiy al›fl›na flahit olmad›¤›m›z bir insana “peygamber-rasulelçi” olarak iman etmifliz, O’na karfl› duydu¤umuz hasret, muhabbet, hürmet
ve heyecan›m›z› en coflkulu bir biçimde ifade etmekteyiz. Dolay›s›yla haftaya
katk› sa¤layan bütün kat›l›mc›lar bu “ruh”u göz önünde bulundurarak, gere¤ine uygun bir dil ve üslup benimsemek zorundad›r. Tabiî konu seçimi de en
az kullan›lacak dil ve üslup kadar önemlidir.
GÖZ ÖNÜNDE TUTULMASI GEREKEN ‹NCE B‹R NOKTA
O’na ifltiyak duyarak salonlar› dolduran ve O’na karfl› besledi¤i hisleri en
zirve noktada yaflayan insanlar› birinci s›rada hesaba katmak, hem aklî, hem
de ahlakî bir görev olarak telakki edilmeli ve düzenlenecek programlarda bu
hassasiyet her zaman göz önünde bulundurulmal›d›r.7
6
7
Buras› belki tam yeri de¤il; ama yine de söz buraya kadar gelmiflken flu hususa da iflaret etmeden geçmek istemiyorum: Kur’an-› Kerim’in üslubu bir “vaaz üslubu” iken, tebli¤ ve irflad
üslubu da bir “vaaz üslubu” iken, baz› akademisyenler bu gerçe¤i bilmemekte veya görmezden
gelmektedirler. Kendilerince hakl› gerekçeleri olsa bile, problemin çözümüne hiçbir katk› sa¤lamayacak bir inat ve ›srarla, “bilimsel dil” ve “akademik üslup” gerekçesine s›¤›narak, vaaz üslubundan uzak durmaya çal›flmaktad›rlar. Tabiî bu tavr›n ne kadar›n›n söz konusu üslubu
baflarma konusundaki yetersizlikten, ne kadar›n›n bilimsel ve zihinsel tav›rdan kaynakland›¤›n› da tesbit etmek mümkün de¤ildir. Ancak önemli olan husus, bu haftan›n dinleyici kitlesinin vaaz ve irflad üslubundan anlad›¤›n› ve hoflland›¤›n›, hatta baflka türlüsünden hem istifade edemedi¤ini, hem de haz duymad›¤›n› kesin bir biçimde ortaya koymufltur.
Üzülerek görüyor ve duyuyoruz ki, baz› akademisyenler, bu programlarda bile, ön koltuklardaki protokolü, salonu h›nca h›nç dolduran, hatta bir k›sm› d›flar›da, bir k›sm› ayakta program
sonuna kadar pür dikkat bekleyen o mütevaz›; ama haftan›n anlam ve önemini yüre¤inin en
ücra köflesinde hisseden topluluklara tercih etmekte ve konuflmalar›n›, ön koltuktaki zevat›n
arzular›n› ve beklentilerini tatmin etmeyi hedefleyerek yapmaktad›rlar. Tabiî olarak bu durum,
o büyük topluluklar› bazen konuya bigâne k›lmakta hatta bazen de rencide etmektedir. Böyle
bir sonucun dinî vebali bir tarafa, kurumsal sorumlulu¤u da çok büyüktür. Korkar›m ki, bu
tür örnekler ço¤al›rsa, halk›n bu kurum hakk›ndaki kanaatinde baz› afl›nmalara yol açabilir.
Kutlu Do¤um Haftas› Kutlamalar›na Dair Mülahazalar
209
‹flte bu çerçevede belirtmek istiyoruz ki, halka yönelik programlarda, ne
fazla bilimsellik öne ç›kar›lmal›, ne de halk›n samimi itikad›n› sarsacak akademik tart›flmalara girilmelidir.8 fiayet bu hafta münasebetiyle böyle bir faaliyetin, yani bilimsel tart›flmalar›n da hizmet vesilesi olaca¤› düflünülüyorsa,
Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›’n›n baz› dinî meseleleri tart›flmak için takip etti¤i
yöntem izlenmeli ve bu tür programlar, özel mekânlarda ve sadece konunun
uzmanlar›n›n kat›l›m›yla gerçeklefltirilmelidir.9
ORGAN‹ZATÖRLER‹N D‹KKAT‹NE
Di¤er taraftan ev sahipli¤ini üstlenen kurumlarda görev yapan arkadafllar›m›z›n da dikkat etmeleri gereken baz› noktalar bulunmaktad›r ki bunlar
içinde en önemlisi fludur: Bir program konferans veya panel olarak düzenlenmiflse, baflka programlara yer verilmemelidir. Aç›l›fl konuflmas› ve Kur’an-›
Kerim tilavetinden sonra hemen as›l programa geçilmelidir. Zira insan dikkatinin çok uzun süre uyan›k kalamad›¤› gerçe¤i hat›rdan ç›kar›lmamal›d›r. Yo¤un kat›l›m ve namüsait salon flartlar› zaten dinleyicileri ve konuflmac›y› zorlamaktad›r. Bir de dinleyici kitlesi zengin bir program içeri¤iyle konferans öncesi yorulursa, art›k konuflmadan yeterince istifade edecek gücü kalmamaktad›r. Bu durumu gözleyen konuflmac›lar da bazen konuflmalar›n› programlanandan daha k›sa kesme ihtiyac› hissetmektedirler. Söz konusu programlara son flekli verilirken, bu gerçek her an göz önünde tutulmal›d›r.
Evet, baz› dostlar›m›z bu programlar› birçok hayr›n ve güzelli¤in bir arada sergilenmesi için tam bir f›rsat olarak de¤erlendirebilirler. Bu düflünce ile
çok say›da faaliyeti bir araya s›k›flt›rmay› tasarlayabilirler. Bilgi yar›flmalar›,
ödül törenleri, dinî musiki ziyafetleri bunlardan baz›lar›d›r. Zaman zaman
8
9
Özellikle bu ikinci nokta son derece önemlidir. Esasen, itikad sars›c› söylemler hiçbir zaman
hay›r getirmez; ama böyle bir haftada dillendirilmeleri daha büyük bir gaf olur. Zira bu haftalarda dinleyici kitlesi O’ndan bahsedilmesini, O’nun tazim edilmesini, O’nun muhabbetinin
dillendirilmesini, O’nun Sünnet’inin tebcil ve tekrim edilmesini, O’nun önderli¤i, rehberli¤i ve
örnekli¤inin anlat›lmas›n› arzu etmektedirler ki, zaten do¤ru olan da bu konular›n öne ç›kar›lmas›d›r. Aksi takdirde istenmeyen sonuçlar do¤abilir. Mesela O’nun “insan oldu¤u”nu söyleyerek bafllay›p, “bizden bir fark› yoktu” noktas›na varacak bir üslup ile konuflmak, O’na sevgisini ve ba¤l›l›¤›n› ifade edenleri afl›r›l›kla hatta ilmî ve dinî hakikatlere ters düflmekle suçlamak, k›saca bilimsellik ad› alt›nda bu haftan›n ruh ve heyecan›n› görmezden gelici tav›rlar ve
ifadeler gelifltirmek, hiç kimseye hay›r ve yarar getirmez.
Kat›lan meslektafllar›m›z›n naklettiklerinden ö¤reniyoruz ki, ‹zmir ve Adana gibi büyük flehirlerimizde yap›lan “Büyük Organizasyon”larda iflaret etmeye çal›flt›¤›m›z bu nezakete riayet edilmemifl, bu çerçevede baz› yanl›fll›klar yap›lm›fl ve bazen davetli bilim adamlar›n›n, bazen de
halk›n tepki göstermesine yol açm›flt›r.
210
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
aç›fl konuflmas› yapan ev sahibi görevlilerin “korsan konferans” say›labilecek
uzunluktaki konuflmalar› da bu fas›ldan say›labilir. Bazen yerel yöneticilere
verilen teflekkür konuflmas› f›rsat›n›n da bu flekilde de¤erlendirildi¤ine flahit
olanlarla karfl›laflmaktay›z.
Dinleyicinin, mevcut programdan azami ölçüde yararlanabilmesi, oradan
ald›¤› mesaj› evine veya iflyerine kadar götürebilmesi, dolay›s›yla belli bir süre için o bölgede gündemi de¤ifltirecek farkl› bir ahengin do¤mas›na sebep
olabilmesi için bu noktalarda hassasiyet gösterilmelidir.
ÇOCUKLAR ÖNEML‹D‹R
Bu hafta içinde düzenlenecek faaliyetler tesbit edilirken, hedef kitlelerden
biri de çocuklar olmal›d›r. Onlar›n ruhuna hitap edecek bir tak›m etkinlikler
yap›lmal›, hat›ralar›nda ve haf›zalar›nda iz b›rakacak programlar düzenlenmelidir. Bu cümleden olmak üzere en az bir hafta süren bu programlar çerçevesinde, haftan›n bir günü, bütün unsurlar›yla sadece çocuklara ait olacak
ve onlara hitap edecek flekilde bir program düzenlenebilir.
Ayr›ca Milli E¤itim Müdürlüklerimizle iflbirli¤i hâlinde ve bu konuya yatk›n ve duyarl› ö¤retmenlerimizin rehberli¤inde, her karesi çocuklar taraf›ndan düzenlenen bir program›n, gerek kat›l›mc› çocuklar, gerek dinleyici çocuklar, gerekse dinleyici büyükler üzerinde fevkalade olumlu tesirleri olacakt›r. Olabildi¤ince çok say›da çocu¤un görev alaca¤› bu tür programlar, çocuklar›m›z›n bu haftay› anmalar› ve anlamland›rmalar› için son derece elzem gözükmektedir.
Di¤er taraftan bu programlara katk› sa¤layamayacak kadar küçük çocuklar da unutulmamal›d›r. Nas›l ki bu çocuklar dini bayramlar›m›zda çeflitli hediyelerle sevindiriliyorlarsa, bu programlarda da onlara has hediyeler haz›rlanmal›d›r. Mesela toplant›lara kat›lan büyüklere gül, karanfil veya kitap ikram edilirken, belli yafl›n alt›ndaki küçüklere de meyve suyu, gofret, bisküvi
veya çikolata ikram edilebilir.10
S‹V‹L TOPLUM ÖRGÜT KUTLAMALARINA D‹YANET REHBERL‹⁄‹
Son y›llarda Kutlu Do¤um Haftas› kutlamalar›, büyük bir yayg›nl›k kazanm›fl ve müftülüklerimizin d›fl›ndaki kurumlar ve topluluklar taraf›ndan da
10 Bir ilçemizin savc›s›ndan dinlemifltim. Onun ilçesinde pamuk fleker imalatç›s› bir vatandafl bir
hafta boyunca “Kutlu Do¤um Pamukflekercisi” olarak çocuklara bedava pamukfleker da¤›t›rm›fl. Savc› beyin ifadesine göre, s›rf bu sayede flehir çocuk c›v›lt›lar›yla dolar ve bir hafta
süresince o yörede bayram havas› esermifl. Gerçekten de, çocuk ruhuna ne kadar uygun bir
hediye ve ikram…
Kutlu Do¤um Haftas› Kutlamalar›na Dair Mülahazalar
211
kutlanmaya bafllanm›flt›r. Bu haftadan ve bu kutlamalardan azami verimin
sa¤lanmas› için, müftülüklerimiz organizatör rolü üstlenmeli ve bu hafta ile
ilgili kutlama haz›rl›klar› bafllad›¤›nda, potansiyel olarak bu kutlamalara kat›lmay› düflünen kurumlar› da davet etmelidir.
Herhangi bir yanl›fl anlamaya meydan vermemek için azami gayret gösterilmeli, o kimselerle görüflmeler itina ve hassasiyet içinde yap›lmal›11 ve bu
haftan›n feyzinin ve bereketinin tezyîdi için istiflarelerde bulunulmal›d›r.
Özellikle konferans ve panel gibi bilgilendirici programlar›n ayn› günlere ve
saatlere denk gelmemesine, arzu eden herkesin bu tür programlar›n tamam›na kat›lmas›na imkân verecek bir düzenleme yap›lmas›na özen gösterilmelidir.
Müftülüklerimizin resmi kurumlar olmas›, söz konusu teflkilatlar›n ise sivil olmalar›, ilk bak›flta bir denge problemine yol açacak gibi görünse de, bahse mevzu olan kutlama göz önüne al›nd›¤›nda, dünyevî olaylardaki denge s›k›nt›s›n›n yaflanmayaca¤›n› ümid ederim. Tabi bu konunun böyle anlafl›lmas› için bütün taraflara hem iyi niyet, hem samimiyet hem de hikmete uygun
hareket etme mecburiyeti düflmektedir.
BU HAFTA O’NUN HAFTASIDIR
Bu hafta münasebetiyle düzenlenen programlara kat›lan herkesin her an
hat›r›nda tutmas› gereken en önemli nokta, bu haftan›n, O’nun ve getirdi¤i
Mesaj›n haftas› oldu¤u hakikatidir. Dolay›s›yla, O’na ve Mesaj›’na dair duygular coflturulmal›, fluurlar uyar›lmal›, bilgiler tazelenmeli ve takviye edilmelidir.
Düzenlenen her program O’ndan bir iz tafl›mal›, O’nu hat›rlatmal›, O’nu
duyurmal›, O’nu düflündürmeli, O’nu dillendirmelidir. Ne bu çerçevede bir
boflluk b›rak›lmal›, ne de bu çerçevenin d›fl›na tafl›lmal›d›r.
Bu temenninin gerçekleflmesi için bafl tarafta iflaret etti¤imiz noktaya dikkat edilmeli, yani sadece dili ve beyniyle de¤il, kalbi, yüre¤i ve dima¤›yla da
bu haftan›n mana ve önemini idrak eden gönüllüler aran›p bulunmal›d›r.
11 Bundan kast›m fludur: Müftülüklerimizin davetine icabet eden kurumlar ve topluluklar, bu tür
görüflmelerle ve toplant›larla sanki bask› alt›na al›nmak, denetlenmek veya bir tak›m k›s›tlamalara tabi tutulmak isteniyorlarm›fl kanaatine sevkedilmemelidirler.
212
SON SÖZ
Dünya neye sahipse O’nun vergisidir hep,
Medyûn O’na cemiyeti, medyûn O’na ferdi,
Medyûndur O mâsûma, bütün bir befleriyet,
Yâ Râb! Bizi mahflerde bu ikrâr ile haflret.12
12 Mehmet Akif Ersoy.
‹SLÂMÎ ‹L‹MLER DERG‹S‹
Download

KUTLU DO⁄UM HAFTASI KUTLAMALARINA DA‹R MÜLAHAZALAR