İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
FRANKFURT OKULU VE ELEŞTİREL KURAM
• Marxizme ve mevcut sosyoloji kuramlarına
geleneksel bilim felesefesi anlayışsına bir tepki
olarak doğar.
• Bazılarının resmi üyeliği olmasa da Thedor Adorno,
Herbert Marcuse, Max Horkheimer, Jurgen
Habermas ve Walter Benjamin kurucuları ve
temsilcilerindendir.
• Freud ve Weber gibi düşünürlerin düşünce ve
kuramlaından faydalanarak Marxist toplum
kuramını varoluşçuluk ve psikanalizle yeniden
kurma çabasına girmişlerdir.
• Hegel’in diyalektiği ve Marxın idealistliğinden
esinlenmişler, genel olarak Marxist bir çerçeve
içinde kalmışlardır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
FRANKFURT OKULU VE ELEŞTİREL KURAM
• Marxın yaptığı eleştirilerden çok onun eleştiri
yöntemini benimsemişlerdir.
• Marxın ekonomi politiğe yaptığı katkıyı
önemsemekle birlikte bu katkının günümüz
toplumlarını anlamada yetersiz kaldığını iddia
etmişlerdir.
• Marxın eleştiri yöntemini temel alan bir “eleştirel
kuram” geliştirmişlerdir.
• Okul üyeleri Marxın insanı dışarıda bırakan
görüşünü eleştirir.
• Okulun düşünürleri objektif bilginin varoluşu
açıkladığını kabul etmezler. Kendi yorumlarının
daha gerçekçi ve varoluşa daha yakın olduğunu
kabul ederler.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
FRANKFURT OKULU VE ELEŞTİREL KURAM
• Hiçbir kavram gerçeğin tam kendisini açıklayamaz
görüşündedirler.
• Bireyin özgür gelişimi nesnel aklın, yani toplumun aklının
gelişimine bağlıdır.
• Frankfurt Okulu kendini materyalist olarak niteler.
• Üst yapıya odaklanırlar. Bu da kişilik, kültür ve akıl
anlamındadır.
• Toplumsal kültürün ekonomiden kaynaklandığını söyleseler
de ekonomi, siyaset ve ideolojinin toplumda birbirinden
bağımsız olduğunu söylerler.
• Okula göre kişilik, toplumun sosyo-ekonomik alt yapısı ve
psikolojik süreçlerin karışımı ile olur.
• Modern ekonomik sistemin insanın kişiliğini nasıl
değiştirdiğini ortaya koymaya çalışırlar.
• Popüler kültürü, halkı yönetenlerin halkı bilinçlendirme aracı
olarak tanımlarlar.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
ELEŞTİREL KURAM
- Frankfurt Okulu’nun eleştirel kuramının temelinde
iki fikir yatmaktadır.
- Mutlak, soyut, evrensel ve genel geçer bilgiden
bahsedilemez.
– İnsanların fikirleri içinde bulundukları toplum
tarafından belirlenir.
– Bu da bilginin sosyal temelli olduğu
manasındadır.
- Aydınlar objektif olmak yerine yaşadıkları topluma
eleştirel bir gözle bakmalıdırlar.
– Bu düşüncenin amacı da toplumsal değişimin
dinamolarının aydınlar olması görüşünden
kaynaklanarak gelişir.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
- Büyük endüstriyel tekellerin kitle iletişim araçlarıyla
şekillenen, tekelcilikle kendi sınıfsal çıkarları için
yönlendirilen, doğal olmayan, ezilen sınıfların ve
kitlelerin aleyhine olan antidemokratik bir kültür.
- Düşünmeyi engelleyen, insani özellikleri
bulunmayan, despotizme vurgu yapan ticari ve
yapay bir kültür yaratma projesinin adı.
- Kültür Endüstrisi kavramı ilk olarak Adorno ve
Horkeimer’ın 1947 yılında yayınlanan
Aydınlanmanın Diyalektiği adlı kitabında dile
getirilir. Kitle kültürü, kültür sanayi ya da kültürel
endüstriler olarak da ifade edilir.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
- Kültür Endüstrisi Eleştirisine Zemin Hazırlayan Faktörler
•
•
•
•
Tekelci kapitalizm ve faşizmin her alanda yarattığı tahribat.
Alman kültüründeki bozulma ve yozlaşma.
Avrupa komünizmi ve sosyalizminin çöküşü.
Ailenin toplumsal bir kurum olarak işlevini yerine getiremez
duruma gelmesi, işlevini kültür endüstrisine devretmesi.
• Okul Üyelerinin Amerika deneyimi.
Okul üyeleri Amerika’da bir kültür şoku yaşamışlardır.
Tüketim toplumunun doğuşuna, kitle kültürünün ve
iletişiminin doğuşuna, Roselvelt’in politik iknalar için radyoyu
kullanışına tanık olmuşlar, gazete ve dergi gibi kitle kültürü
ürünlerinin genişleyen popülaritesini gözlemleme olanağı
bulmuşlardır.
• Kitle iletişim araçlarının iş ve iktidar seçkinlerinin elinde oluşu,
dolayısıyla kitle iletişim araçları yoluyla topluma sunulan
ürünlerin bu seçkinler tarafından oluşturulması.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
- Kültür Endüstrisi Eleştirisine Zemin Hazırlayan Faktörler
• Kitle iletişim araçlarının bir eğlence endüstrisi olarak
kullanılmaya başlaması.
– “kültür sanayi, eğlence kurumu olarak kalmaktadır.
Eğlence çelik banyosudur, eğlence sanayi insanları bu
banyoya mecbur tutar. Gülüş, mutluluk yalanın aletidir.”
(Aydınlanmanın Diyalektiği)
• Adorno’nun sanata ve müziğe olan ilgisi.
• Benjamin ve Lowenthal’in çalışmaları
– Benjamin kitle iletişim araçlarına yönelik eleştirileri;
radyonun propaganda amaçlı, sinemanın ise faşist kötüye
kullanımı ile ilgilidir.
– Lowenthal edebiyat eleştirisi ve edebiyat sosyolojisi
alanında kültür endüstrisi eleştirisi çalışmıştır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
- Kültür Endüstrisi Eleştirisine Zemin Hazırlayan
Faktörler
• Office of War Information ve Unidet States
Intelligence projeleri/çalışmaları esnasında
hükümetin kitle iletişim araçlarını siyasal
propaganda aracı olarak kullanmalarına tanıklık
etmişlerdir. (Lowenthal ve Marcuse)
• Marcuse’un kültür endüstrisinin birey üzerindeki
etki çalışmaları.
• Amerikan düşün adamlarının etkisi.
– Poul Lazersfeld ve arkadaşları, Robert E. Park,
Herbert Blumer, Clement Greenberg, Dwight
Mcdonald, David Raisman, C Wright Mills
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları
Büyük Kültür Acenteleri
Standartlaşma
Taklit
Günlük Yaşamın Yüceltilmesi
Bütüncüllük
Sanatın ve Kültürün Metalaşması
İnsanın Şeyleşmesi
Eğlence Sanayi
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları
Büyük Kültür Acenteleri
- Kültür Endüstrisinde Kültür Acenteleri egemen sınıf
ve güç odaklarının tekelinde olup kapitalist üretim
tarzını sürdürme noktasında işlevde bulunan büyük
sanayi fabrikaları gibidir.
- En temel vurgusu tüketim toplumunda her şeyi
tüketici olarak kavramaktır.
– Tüketici aldatılmaktadır.
– Tüketici pasifleşmektedir.
– Tüketici özne değil nesnedir.
– Tüketici edilgendir.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları
Standartlaşma
- Kültür endüstrisi eleştirisinin dayandığı en temel
süreçlerden biridir.
- Bireylerin aynı ihtiyaçları standart ürünlerle
karşılanmaktadır.
- Toplum tarafından herhangi bir dirençle
karşılaşamadan kabul görürler.
- Sunulan ürünler arasındaki kalite ya da fiyat gibi
ayırıcı nitelikler ortadan kalkar.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları
OKULU
Taklit
- Mutlak olan taklittir.
- Yeni olan dışlanmış, denenmemiş olan riziko
olarak kabul görür.
Günlük Yaşamın Yüceltilmesi
- “Kültür sanayi insanlara cennet diye yine aynı
günlük yaşamı sunmaktadır” (aydınlanmanın
Diyalektiği)
- Sanatsal, estetik ve kültürel birikimler göz ardı
edilmektedir.
- Geçmişi reddetmek bağımsızlık ve özerklik
duygusunu besler.
- Geçmişten kopuş/koparılış bilinçsiz de olsa bir
özgürlük vaadini ima eder.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları
Bütüncüllük
- Kültürün endüstrileştiği toplumsal yapı içerisinde
teknolojiyi, siyaseti ya da kültürü birbirinden
bağımsız ele almak mümkün değildir. Kültür
teknolojidir, teknoloji siyasettir, siyasette kültürdür.
Sanatın ve Kültürün Metalaşması
- Sanat ve kültür estetik ve haz için, yani sanat için
üretilirken kültü endüstrisinde pazara yönelik olarak
üretilmektedir.
- Amaç, en fazla satışı yakalamak, en çabuk yoldan
en çok kara ulaşmaktır.
- Kullanım değerinin yerini değişim değeri almıştır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları
OKULU
İnsanın Şeyleşmesi
-
-
İnsan özne konumundan nesne durumuna geçmiştir.
İnsan sürekli olarak tüketim kültürünün ve kitle iletişim
araçlarının ürünlerine maruz kalır.
Kültür endüstrisi tüketicisi olan modern bireyi yine kendisi
üretir.
Modern birey kendi ürettiklerinin kölesi haline dönüşür.
Birey dijital özneye dönüşmüştür.
İnsanın değeri; onun bir başka insanın yerine geçebilmesi,
ikame edilebilme özelliğiyle ölçülmektedir.
Kültür endüstrisinde insanlar aynileşmiş, tek tipleşmiştir.
Reklamlar insanın şeyleşmesi sürecinde başat rol oynar.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
FRANKFURT
OKULU
KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ
Kültür Endüstrisi Eleştirisinin Temel Dayanakları
Eğlence Sanayi
- Kitle İletişim araçlarınca her şey eğlenceye
dönüştürülmüştür.
- Eğlence kurumu vasıtasıyla bireylerin bilinçleri
parçalanarak tüketici olmaları sağlanır.
- Eğlence işten, eşten, kendinden ve toplumdan
kaçıştır.
- Modern özne çalışırken olmasa da eğlenirken
teslim olur.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
- İletişim araçlarını kültürel ve ideolojik aygıtlar
olarak gören düşünürler Medyanın simgeler
yaratma, bilgi/anlam üretme ve durumları
tanımlama gücünde tarafsız bir güç olmadığını
söylemektedirler.
- Düşünürlere göre kitle İletişim araçları karmaşık
söylemler içinde ayarlanmış, iletilerin, işaretlerin
üretimi için toplumsal, ekonomik ve teknik
bakımlardan örgütlenmiş aygıtlardır.
- Kitle iletişim araçları kapitalist toplumlarda egemen
ideolojilerin söylemleri içinde “dünyayı tasnif etme”
ideolojik çalışmasını sürekli olarak gündeme getirir.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
JURGEN HABERMAS
- Habermas, Frankfurt Okulu’nun ikinci kuşak
temsilcisi olarak kabul edilir.
- Habermas, içinde yaşanılan modern toplumun
teknik ve biliminin ideolojik olarak işleyişinin
eleştirisini yapar.
- Ona göre, modern toplumun temel özelliği
özgürlüğün olmayışıdır.
- Habermas, toplum eleştirisinde Marksist
düşünceden ayrılır. Ona göre Marx, kapitalist
toplumlarda insan unsuruna gereken önemi
vermemiştir.
- Marx’ın, toplumsal evrimi, sadece ekonomik
belirlemeyle açıklaması dar ve indirgemeci bir
bakış açısıdır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
JURGEN HABERMAS
Habermas İletişimsel Eylem Kuramı
- Habermasa göre modern toplumlar kriz
sistemleridir.
- Söz konusu krizin kaynağında da insanın özgürlük
ihtiyaçlarını karşılayamaması vardır.
- İnsanlar bu krize cevap vermek için etkileşimde
bulunurlar ki, Habermas buna iletişimsel eylem
(communicative action) adını verir.
- İletişimsel eylem, bütün insanların birbirlerini
anlamasını ve geleceğe yönelik genel eylem
planları yapmasını sağlar.
- Bir araya gelme ve anlaşma, bir değişim biçimi
olarak, devrimin yerini alır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
JURGEN HABERMAS
- Habermas’a göre, iletişimsel eylemin 3 temel işlevi
vardır:
1 Kültürel bilginin kuşaktan kuşağa aktarılarak
yenilenmesi
2 Sosyal entegrasyon ve grup dayanışması
3 Kişisel özdeşleşme.
- Habermas, “İletişimsel Eylem Kuramı” başlıklı
çalışmasında, toplumsal olarak eylemde bulunan
insanların iletişimsel akıl aracılığıyla geleceğe
yönelik kolektif planlar yapabileceğini ileri sürer.
- Sermayenin yabancılaştırıcı etkisinden kurtulmak
için, dayanışma ve çarpıtılmamış iletişimin
önemine vurgu yapar.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
JURGEN HABERMAS
Habermas’a göre, ideoloji, sistemli olarak
çarpıtılmış iletişimdir.
- Aynı şekilde, sermaye, dayanışmacı iletişimin
rasyonalitesine egemen olur. Kapitalist kitle
medyası, kamusal alanı yok eder. Pasif izleyiciler
yaratır.
- Medya ve siyasetin kurumsal olarak
örgütlenmesi, kamusal alanın yok olmasıyla
sonuçlanmıştır. Böylece, insanlar toplumsal
sorunlara ve siyasete etkin katılımcılar olmaktan
ziyade, pasif izleyicilere dönüşmüşlerdir.
-
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
JURGEN HABERMAS
- Habermas’a göre, “kitle iletişim araçlarının, sınırsız
sayıda enformasyonu, anlık olarak, birbirlerini daha
önce hiç görmemiş olan insanlara aktarabilme
olanağına sahip olması ve bunun da demokrasiyi
güçlendirip güçlendirmediği sorusu, önemli bir
sorudur. Aynı zamanda önemli bir sorundur da.
- Tüm modern devletler esas olarak, teknolojik
gelişmeye bağlı olan yeni bir olguyla
yüzleşmişlerdir.
- Belli bir süre sonra insanlar, tüm bu haberler ve
enformasyonlar arasından, kişisel olarak tercihlerini
yapmaya başlamakla, iktidarı da üretmeye
başlarlar.
- Ama problem, insanları kendi enformasyon kaynağını
seçmeye zorlayan iletişim araçlarının büyüyen
karmaşasından ve çoğulluğundan daha karmaşıktır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
JURGEN HABERMAS
Habermas, toplumun başlıca sorunu olarak
çarpıtılmış iletişimi görür.
- Akılcılık ve doğru iletişimle sorunların üstesinden
gelinebileceğine inanan Habermas, “araçsal akıl”la
“iletişimsel akıl” arasında bir ayrım yapar:
- Araçsal akıl, bilim ve teknoloji yoluyla doğaya
egemenliği,
- İletişimsel akıl ise, ahlak ve estetiği temsil eder.
- Habermas’a göre modernizmin sorunu, araçsalcı
aklın iletişimsel aklı dışlamasıdır.
-
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
LOUIS ALTHUSSER ve DEVLETİN İDEOLOJİK AYGITLARI
- Louis Althusser’in iletişim araştırmaları alanına kazandırdığı
en önemli kavram, Devletin İdeolojik Aygıtları kavramıdır.
- Althusser, devletin baskı aygıtları ile devletin ideolojik
aygıtlarını birbirinden ayırır ve toplumsal bir denetim biçimi
olarak, devletin ideolojik aygıtları (DİA) olarak adlandırdığı
“ayrı ve özgülleştirilmiş” birçok kurumdan söz eder.
- iletişim araçlarını da devletin ideolojik aygıtları arasında
sayar.
- Althusser’e göre, devlet, yönetileni önce ikna, sonra da fiziki
baskı ile belirli bir alan içinde tutar.
- Bu konuda devlete yardımcı olan bazı araç ve uygulamalar
vardır.
- Devletin baskı aygıtları polis, ordu, hukuk kuralları,
mahkemeler ve hapishaneler; devletin ideolojik aygıtları ise,
aile, toplumsal çevre, gelenek ve görenekler, din kuralları,
eğitim kurumları, sendikalar, üniversiteler ve kitle iletişim
araçlarıdır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
LOUIS ALTHUSSER ve DEVLETİN İDEOLOJİK AYGITLARI
- Althusser, DİA’lar arasında da spesifik bazı ayrımlar yapar.
- Örneğin, basın, radyo, televizyon ve benzerlerinin
oluşturduğu DİA’ları “haberleşme DİA’sı” olarak; edebiyat,
güzel sanatlar, spor ve benzerlerinin oluşturduğunu ifade
ettiği araçları “kültürel DİA” olarak adlandırır.
Althusser’e Göre İdeoloji
- İdeoloji, öncelikle, “fikirlerle” ilgili bir mesele değildir;
kendisini bize zorla kabul ettiren bir yapıdır.
- İdeoloji, bir doktrinler sistemi olmaktan çok, bilinçdışı
düzeyde yaşadığımız bir imgeler, simgeler ve kavramlar
kümesidir.
- İdeoloji, her zaman maddi kurumlara gömülü olan bir dizi
maddi pratik ve ritüelden ibarettir: oy verme, selamlama,
diz çökme, v.s.
- İdeoloji, bilinçli düşünceden çok, alışkanlığa dayalı
davranıştır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
LOUIS ALTHUSSER ve DEVLETİN İDEOLOJİK AYGITLARI
Althusser’e Göre İdeoloji
- İdeoloji, insanları sınıflı toplum içinde, onlara tahsis
edilen yerde tutmak için vardır. Bu anlamıyla
ideoloji, sınıflar ortadan kaldırıldığında varlığını
sürdüremez.
- İdeoloji, temelde, dünya ile aramızdaki bilinçdışı,
duygulanımsal ilişkilere; toplumsal gerçekliğe
düşünce öncesi bağlanma yollarımıza anıştırmada
bulunur.
- İdeoloji, sahip olageldiğimiz bakış açıları kümesidir.
- Son olarak, Althusser’e göre ideoloji, bireylerin
kendi varlık koşullarıyla olan hayali ilişkileridir.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
LOUIS ALTHUSSER ve DEVLETİN İDEOLOJİK AYGITLARI
- Althusser’in devletin ideolojik aygıtları olarak nitelediği şeyler,
çatışmaların yaşandığı ve toplumsal sınıflar arası
hesaplaşmaya sahne olan mekânlardır.
- Ne var ki, Althusser, bu aygıtların rolünü biraz abartmaktadır.
- Zira okulun, kilisenin, ailelerin ve medyanın, egemen iktidarı
desteklemekten başka amacı olmayan saf ideolojik yapılar
olduğunu düşünmek gerçekten çok zordur.
- Örneğin okul, vatandaşlık sorumluluğunu ve bayrağa
selam durmayı öğretiyor olabilir; ama çocuklara okuma
yazmayı ve yeri geldiğinde ayakkabı bağlamayı da
öğretmektedir.
- Televizyonun, burjuvaziye özgü değerleri aşıladığı
doğrudur, ama aynı televizyon, bize Hint pilavını nasıl
pişireceğimizi veya yarın kar yağıp yağmayacağını da
söylemekte ve ayrıca zaman zaman hükümetlerin bir hayli
canını sıkan programlar da yayımlamaktadır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
ANTONIO GRAMSCI, HEGEMONYA VE RIZA
- Gramsci’nin yazılarında kilit konumdaki kategori ideoloji değil,
hegemonyadır.
- Gramsci, hegemonya sözcüğünü, genelde, “bir yönetici
gücün kendi hâkimiyeti için, hükmettiği insanların rızasını
alma biçimi” anlamında kullanır.
- Hegemonya kavramının ideoloji kavramından ilk bakışta göze
çarpan bir farkı vardır; ideoloji zorla dayatılan bir şeyken;
hegemonya rızaya dayalı bir şeydir.
- Aynı zamanda hegemonya, ideolojiden daha geniş kapsamlı
bir kategoridir; hegemonya ideolojiyi kapsar, ama ona
indirgenemez.
- Gramsci, hegemonyayı, devlet ile ekonomi arasındaki bütün
aracı kurumları kastettiği “sivil toplum” alanı ile ilişkilendirir.
- Özel TV kanalları, aile, erkek izci hareketi, Katolik Kilisesi,
ana okullar, İtalyan ordusu, Sun Gazetesi; tüm bunlar,
bireyleri egemen iktidara baskıdan çok, rıza ile bağlayan
hegemonik aygıtlar olarak görülür.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
ANTONIO GRAMSCI, HEGEMONYA VE RIZA
- Gramsci’nin ideolojik hegemonya kuramına göre, kitle iletişim
araçlarını yönetici seçkinlerin, zenginliklerini, güçlerini ve
konumlarını (kendi felsefelerini, kültürlerini ve etik değerlerini
yayarak) sürdürmekte kullandıkları araçlardır.
- Bu araçlar gerekli öğeleri bireylerin bilincine, başka türlü
orada asla yer alamayacak şekilde öylesine yerleştirirler ki
bilinç, onları asla ret edemez.
- Çünkü bu öğeler söz konusu toplumsal kültürde
olabildiğince derin bir paylaşım alanına sahiptirler.
- Hehgemonya kavramı, medyanın ideolojik bir aygıt olarak
kavranmasından çok, iktidar sahiplerinin ideolojilerinin
kültürel pratiklerin dolayımı ile toplumsal rızaya
dönüştürüldüğü bir araç olarak ele alınmasına
dayanmaktadır.
- Hegemonya kavramı, basit bir ifadeyle, “topluma yön
veren sınıfın dünya görüşü” olarak tanımlanabilir.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
ANTONIO GRAMSCI, HEGEMONYA VE RIZA
• Gramsci’ye göre rıza ise; egemen sınıfın kendi
dünya görüşü ve düşünme biçiminin toplumun
üyelerine kabul ettirilmesidir.
• Okul, kilise, medya gibi kurumlar insanların
düşüncelerini üreten ve yeniden-üreten
kurumlardır.
• İnsanlar herhangi bir toplumsal sorunla karşı
karşıya kaldıklarında, kendilerine öğretildiği gibi,
yani egemen sınıfın bakış açısıyla olayları
değerlendirirler.
• Olayları sınıfsal çıkarlarla ilişkilendiren kişiler ise
sapkın (deviant) kişiler olarak damgalanırlar.
Çünkü bu insanlar “sağduyuyla”
düşünmemektedirler.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
ANTONIO GRAMSCI, HEGEMONYA VE RIZA
- Medya genel olarak egemen yapıya ve egemen değerlere
karşı olan ve bunları tehlikeye atan her türlü olaya karşıdır.
- Bunlar arasında işçi sınıfına ve onun ideolojisine yakın olma
ihtimali bulunan sendikalar ve bunların egemen düzen için bir
tehdit oluşturan eylemlerine (grevler), toplumsal düzeni tehdit
eden protestoculara ve gösteri yürüyüşü yapanlara,
Marksizm’e, solculara, çevrecilere ve farklı cinsel kimliklere
karşıdır.
- Kısaca, medyada haber değeri olacak olay ve olgular hep
egemen sınıfın bakış açısıyla sunulur.
- Bireycilik yüceltilir. Yoksullukta ve toplumsal sorunların
çözümünde yaşanan başarısızlıkta düzenin egemen değerleri
ve işleyişi sorgulanmaz, buna karşılık, yalnızca kişiler
suçlanır.
- Sonuç olarak, medya, egemen değerleri aktararak
hegemonyayı yeniden-üretir
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
HABERMAS
ALTHUSSER
GRAMSCI
Van DIJK”
TEUN A. VAN DIJK
- Van Dijk, “Söylemin ve İktidarın Yapıları” adlı makalesinde,
birçok iktidar sahibinin (ve konuşmalarının) haber
medyasında yeknesak bir şekilde yer aldığını ve böylece
iktidarlarının daha da onaylanabileceğini ve
meşrulaştırılabileceğini vurgular.
- Seçmeci kaynak kullanımı, tekdüze haber temposu ve haber
başlığının seçimi yoluyla haber medyası hangi haber
aktörlerinin kamuya yeniden sunulacağına, onlar hakkında
neler söyleneceğine karar verir.
- Gazeteciler başkalarının iktidarlarının nasıl tasvir edileceğini
ve aynı zamanda sözgelişi kendi örgütlerini öbürlerinden
bağımsız kılarak kendi örgütlerinin iktidarına nasıl katkıda
bulunacaklarını öğrenirler.
- Van Dijk, haber çalışanlarının hâkim siyaset karşısında
eleştirel olduklarını söyleyenleri şöyle yanıtlar:
- “Başat haber medyasında temel normlara, değerlere ve
iktidar düzenlemelerine karşı açık bir meydan okuma çok
nadiren gelişir.”
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-HABERMAS
TEUN A. VAN DIJK
-ALTHUSSER
• Van Dijk farklı toplumsal grupların (azınlıklar,
-GRAMSCI
göçmenler, 3.Dünya Ülkesi insanları, v.s.)
-Van DIJK”
haberlerde nasıl temsil edildikleri üzerine
söylemsel analiz çalışmaları yapmış, temsil ediliş
biçimlerinin, güçlü grupların-ulusların temsil ediliş
biçiminden tamamen farklı olduğu sonucuna
ulaşmıştır.
• Bu çalışmaların sonucunda; bu gruplara, başat kitle
medyasında çok az yer verildikleri, “sorunlu”,
“yetersiz”, “geri”, “yardıma muhtaç” ve “Batının
mekân, konut, iş, eğitim gibi değerli kaynaklarını
tehdit eden” insanlar olarak sunulduklarına dair
saptamalar yapılmıştır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER
- D. SMYTHE
-N.CHOMSKY
- E.HERMAN
- P. GOLDİNG
-G. MURDOC
N.GRANHAM
A.MATELART
EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
- En genel anlamda ekonomi politik, insanların maddi
varlıklarını sürdürebilmek için gereken araçların üretim ve
değişimini inceleyen bilimdir.
- Toplumdaki güç dengelerinin nasıl oluştuğu, ekonomik ve
siyasal yapının iletişim alanını nasıl belirlediği ve etkilediği,
ekonomi politiğin temel konusudur
- Bütüncül bir yaklaşım olarak ekonomi politik, medyanın
gelişmesi, büyümesi, emtialaşması, küreselleşme, iletişim
politikalarının saptanması, devlet ve hükümet politikaları ile
reklâm verenlerin rolünü bütünsel olarak ele almaya imkân
sağlar.
- Ekonomi politik, iletişim endüstrilerinde 1990’lı yıllardan
itibaren dört temel yaklaşım olduğunu ortaya koymuştur:
– Küreselleşme,
– Deregülasyon,
– Birleşme,
– Sayısallaşma.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER
- D. SMYTHE
-N.CHOMSKY
- E.HERMAN
- P. GOLDİNG
-G. MURDOC
N.GRANHAM
A.MATELART
EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
Medyanın ekonomi politiği yaklaşımı
iki farklı yönelim BULUNUR
• Araçsalcı Yaklaşım,
• Yapısalcı Yaklaşım
Araçsalcı (Instrümentalist) Yaklaşım
- Medyayı kapitalist sınıfın bir aracı olarak görür. Bu yaklaşım,
iletişim endüstrilerinde üretim sürecini ve kurumsal politikaları
belirleyen şeyin mülkiyet yapısı olduğunu belirtir.
Yapısalcı Yaklaşım
- Medya sahiplerinin niyetlerinden ve eylemlerinden öte,
kapitalist ekonomik sistemin altında yatan temel dinamiklere
dikkati çeker.
- Bu yaklaşıma göre, kapitalist ekonominin yapısı ve
dinamikleri, medyanın örgütsel yapısını ve işleyişini belirler
- Bu işleyiş biçiminde medya kapitalist sınıfın emrinde değil,
onun yerine ve onun adına hareket eder.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
- D. SMYTHE
HERBERT SCHİLLER: “Amerikan İmparatorluğu’nun
-N.CHOMSKY
Hegemonyası”
- E.HERMAN - Herbert Schiller’in çalışmaları, kitle iletişim siyasalarının ve
- P. GOLDİNG
kitle iletişim endüstrilerinin ekonomi politiğinin en önemli
-G. MURDOC
analizleridir.
N.GRANHAM - Daha çok iletişimin uluslararası boyutları üzerinde çalışan
A.MATELART
Schiller, iletişimin kapitalist Amerikan İmparatorluğu’nun
-
-
(emperyalizminin) yayılması için nasıl hizmet ettiğini ortaya
koymuştur.
Schiller’in tezine göre, ABD’nin televizyon alanında ihraç
ettiği programlar, dünyayı kontrolü altına almak isteyen
Amerikan askeri-endüstriyel kompleksinin çıkarına hizmet
eder.
Herbert Schiller’e göre medya, kesinlikle ekonomik
işlevlerinin yanında ideolojik bir araçtır ve toplumu manipüle
ederek zihinleri yönlendirmekte ve topluma paketlenmiş bilinç
sunmaktadır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER
- D. SMYTHE
-N.CHOMSKY
- E.HERMAN
- P. GOLDİNG
-G. MURDOC
N.GRANHAM
A.MATELART
EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
HERBERT SCHİLLER: “Amerikan İmparatorluğu’nun Hegemonyası”
Medya, manipülasyon ve paketlenmiş bilinç içeriği
oluşturabilmek için 5 temel mite başvurur.
1 Bireycilik ve Kişisel Tercih Miti,
2 Yansızlık Miti,
3 Değişmeyen İnsan Tabiatı Miti,
4 Sosyal Çatışmanın Mevcut Olmadığı Miti,
5 Medya Plüralizmi Miti.
Bireycilik ve Kişisel Tercih Miti
- Schiller’e göre de kapitalist toplumlarda toplumsal olgular ve
olaylar bireysel eylemlerin bir sonucu olarak görülür ve
toplumsal eylemler bireyin seçim ve kararının sonucu olarak
açıklanır.
- Oysa bazı bireysel tercihler bile, örneğin bir kimsenin belli bir
yiyeceği veya başka bir şeyi tercih etmesi medyada her an
yapılan reklâmların o bireyin bilinçaltına etkisi sonucu
oluşabilir.
-
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
- D. SMYTHE
HERBERT SCHİLLER: “Amerikan
-N.CHOMSKY
İmparatorluğu’nun Hegemonyası”
- E.HERMAN
- P. GOLDİNG Yansızlık Miti
-G. MURDOC - Toplum, hükümetin, medyanın, eğitimin ve bilimin,
N.GRANHAM
toplumsal çıkar kavgalarının dışında olduğuna
A.MATELART
inandırılır.
- Oysa bu toplumlarda medya, tamamen ticari bir
yapı arz eder.
- Mevcut ekonomik sisteme bağlı ve bağımlıdır. Aynı
şekilde, insanların bilimin yansızlığına inanmaları
istenir.
Değişmeyen İnsan Tabiatı Miti
- Zihin yönlendirenlere göre, ne insanın tabiatı, ne
de dünya değişmez bir yapıdadır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER
- D. SMYTHE
-N.CHOMSKY
- E.HERMAN
- P. GOLDİNG
-G. MURDOC
N.GRANHAM
A.MATELART
EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
HERBERT SCHİLLER: “Amerikan İmparatorluğu’nun
Hegemonyası”
Sosyal Çatışmanın Mevcut Olmadığı Miti
- Her türlü toplumsal mesaj üretim merkezleri, toplumda
meydana gelen her türlü çatışmayı, gerek oluşumu, gerekse
kökeni itibarıyla bireysel bir sorun olarak sunarlar.
- Enformasyon yöneticileri için, çatışmaların toplumsal (sınıfsal)
kökeni yoktur. Her türlü filmde olduğu gibi, sadece “iyi” ve
“kötü” çocuklar vardır.
Medya Plüralizmi Miti
- Buna göre, toplumda enformasyon çeşitliliği vardır. Böyle bir
ortamda kişisel tercihler ön plana geçmektedir.
- Özetle; kapitalist toplumlar çoğulcu toplumlardır ve bu
toplumda herkesin seçme özgürlüğü vardır. Oysa kapitalist
toplumlarda her türlü ekonomik faaliyetlerde tekeller hâkimdir.
Bunlar etkin oldukları her alanda enformasyon seçimine
birtakım kısıtlamalar getirirler.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER
- D. SMYTHE
-N.CHOMSKY
- E.HERMAN
- P. GOLDİNG
-G. MURDOC
N.GRANHAM
A.MATELART
EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
DALLAS SMYTHE: Reklâmlar “İzleyici Emtiasının Üretimi”
- 1970’lerde eleştirel medya çalışmalarının gelişmesiyle,
çağdaş kapitalist toplumlarda kitle iletişiminin ve reklâmcılığın
rolü sorgulanmaya başlanmıştır.
- Reklâmcılık toplumsal bir iletişim biçimidir. Reklâmlar, siyasal
ve toplumsal olarak kullanılırlar.
- Reklamcılar anlamlar sistemi, kimlik ve prestij yaratırlar.
Reklâmcılar, mallar hakkında topluma bilgi vererek toplumsal
ilişkileri yönlendirirler. Onlar bireylere moda olanı gösterirler,
popüler ve başarılı olmak için ne yapmaları gerektiğini
söylerler.
- Reklâmlar insanlara sadece malları satmazlar, mallarla
birlikte bir kimlik de satarlar.
- Reklâmlarla sadece maddi mallar değil, ideolojiler de satılır.
Öncelikle sistemin kendi ideolojisi, “ideolojilerin sonu”
ideolojisiyle nesnellik kılıfına sarılarak satılır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
- D. SMYTHE
DALLAS SMYTHE: Reklâmlar “İzleyici Emtiasının Üretimi”
-N.CHOMSKY - Dallas Smythe’a göre, medya ve genel olarak kapitalist
- E.HERMAN
sistemin kendisi, bireyleri “izleyici emtiasına” dönüştüren
- P. GOLDİNG
bütünleşik bir süreç olarak görülür.
-G. MURDOC - Bu görüşe göre, medya tarafından sadece tüketiciler
N.GRANHAM
üretilmez, izleyicinin kendisi emtiaya dönüştürülerek
A.MATELART
reklâmcılara satılır
-
-
Bu yaklaşımda tüketim, demokrasi ve özgürlük ile eşitlenir ve
toplumsal beklentilerin, emtiaların tüketimi aracılığıyla
gerçekleşeceği yönündeki kültürel etkiler ticari medya
sistemine olan bağımlılığı artırmaktadır.
Smythe’e göre, medyanın ideolojik işlevinin ötesinde
ekonomik bir işlevi vardır. Bu nedenle kitle iletişimi, ekonomi
politik bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER
- D. SMYTHE
-N.CHOMSKY
- E.HERMAN
- P. GOLDİNG
-G. MURDOC
N.GRANHAM
A.MATELART
EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
NOAM CHOMSKY VE EDWARD S. HERMAN
- Noam Chomsky, Amerikan kamuoyu tarafından sol-liberal bir
aydın olarak tanınmaktadır. Amerika’nın iç ve dış politik
meselelerine ilişkin bir düzineye yakın kitabı vardır.
- Edward Herman ise, Pennsylvania Üniversitesi’nde ekonomi
profesörüdür. Tekelleşme konusunda uzmandır. Medyada
sermaye yoğunlaşması konusunda çalışmalar yapmıştır.
- Tıpkı diğer radikal medya kuramcıları gibi, onlar da
“medyanın egemen seçkinlere hizmet ettiği” varsayımı ile işe
başlarlar. Bu varsayım, hem devletin doğrudan kontrolü
altındaki medyayı, hem de özel mülkiyet medyasını içerir.
- Chomsky’e göre, medyayı anlamak için, önce medyanın
toplumsal yapı içerisindeki yerine bakmak gerekir. Medyanın
güç yapılarıyla ve siyasi otoriteyle ilişkileri incelenebilir
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER
- D. SMYTHE
-N.CHOMSKY
- E.HERMAN
- P. GOLDİNG
-G. MURDOC
N.GRANHAM
A.MATELART
EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
NOAM CHOMSKY VE EDWARD S. HERMAN
- Chomsky’e göre, popüler eğlence içerikleri üreten popüler
medyanın yanı sıra, bir de elit medya vardır.
- Bu medya toplumun gündemini kurar.
- New York Times ve CBS bu tip medyalardandır. Bunların
izleyicileri çoğunlukla ayrıcalıklı insanlardır. New York Times’ı
okuyanlar zengin ve politika alanında önemli roller oynayan
insanlardır. Bunların bir kısmı da temel olarak menejerlerdir.
- Chomsky’e göre bu şirketler birer tiranlıktır, çünkü hiyerarşik
bir yapıları vardır ve üstten kontrol edilirler.
- Kısaca, her iki düşünüre göre de, bugün tekelci kapitalizm
dönemindeki bütün faaliyet alanları sermayenin tekelindedir.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
- D. SMYTHE NOAM CHOMSKY VE EDWARD S. HERMAN
-N.CHOMSKY - Chomsky’e göre, kapitalist toplumlarda medyanın birincil
- E.HERMAN
amacı, 24 saat propaganda yaparak egemen değerleri
- P. GOLDİNG
topluma aşılamaktır.
-G. MURDOC
- Çünkü var olan düzenin kendini yeniden-üretmesinde ve
N.GRANHAM
sürdürmesinde medyanın amacı geniş kitlelerin rızasını
A.MATELART
üretmektir. “Totaliter bir rejim için sopa neyse, demokrasi
-
için de propaganda odur.”
Herman ve Chomsky, Amerikan haber medyasının
“propaganda modeli” adını verdikleri bir model geliştirirler.
- Buna göre, güçlülerin “söylemin öncüllerini saptama,
halkın neyi göreceğine, duyacağına ve düşüneceğine
karar verme ve düzenli propaganda kampanyalarıyla
kamuoyunu yönetme yetkisine sahip olduklarını”
savunurlar.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER
- D. SMYTHE
-N.CHOMSKY
- E.HERMAN
- P. GOLDİNG
-G. MURDOC
N.GRANHAM
A.MATELART
EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
PETER GOLDİNG VE GRAHAM MURDOCK
-
-
-
-
Murdock ve Golding, 1970’li yıllarda ekonomi politik yaklaşımı
medya ve kitle iletişim çalışmalarına uygulamışlardır.
Onlara göre medya ve kültür üreten kuruluşlar birer endüstri
düzeyinde örgütlenmişlerdir ve ürettikleri ürünleri emtia
formunda üretmekte ve satmaktadırlar.
Her iki düşünür de devletin düzenleyici etkinlikleri ile medya
kuruluşları arasındaki ilişkinin incelenmesi gerektiğini
vurgulamışlardır.
Murdock ve Golding (1997), yaklaşımlarında medyanın
gücünü ekonomik süreçlere ve medyanın üretim yapısına
yerleştirerek sunarlar.
Sahiplik ve medyanın ekonomik kontrolünü, medya
mesajlarının kontrolünü belirleyen ana faktör olarak görürler.
Bu yaklaşım, izleyicilerin sınıfsal ve alt-kültürel özelliklerini
medya mesajlarının alımlanması, yorumlanması ve davranışa
dönüştürme sürecinde devreye girerek dolayımlayıcı etki
yapan faktörler olarak dikkate alır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER
- D. SMYTHE
-N.CHOMSKY
- E.HERMAN
- P. GOLDİNG
-G. MURDOC
N.GRANHAM
A.MATELART
EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
NİCOLAS GARNHAM
-
-
Garnham’a göre, kitle iletişimi de dâhil olmak üzere, her türlü
iletişim faaliyeti kapitalist üretim tarzı tarafından şartlandırılır.
Bu sistemin temel özelliği, sermayelerini maksimize etmeye
çalışan kapitalistlerin rekabetine dayanır
Garnham’a göre, kitle iletişimi, ekonomi politik olarak analiz
edilmesi gereken tarihsel ve toplumsal bir olgudur.
İletişim giderek kitle iletişim teknolojileriyle bütünleşmiş,
emtialaşmış ve ideolojik olarak egemen yapıyı yeniden
üretecek bir tarzda örgütlenmiştir.
Medya ve kültür endüstrilerindeki neo-liberal gelişmeler,
kapitalizmin küresel olarak yayılmasına ekonomik ve ideolojik
olarak hizmet etmiştir.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
- D. SMYTHE ARMAND MATTELART
-N.CHOMSKY
- Armand Mattelart ve arkadaşları (1984), kitle
- E.HERMAN
iletişiminin küresel boyutuyla daha çok
- P. GOLDİNG
ilgilenmişlerdir.
-G. MURDOC
N.GRANHAM - Mattelart, emperyalizm, kültür emperyalizmi,
A.MATELART
bağımlılık ve azgelişmişlik bağlamında Üçüncü
Dünya ülkelerinin dünya sistemi içerisindeki
konumlarını incelemiştir.
- Mevcut küresel eşitsizlik sisteminin
sürdürülmesinde medyanın ideolojik etkisine dikkat
çekmiştir.
- Mevcut dünya sistemini ekonomik emperyalizmin
yanında “elektronik kolonyalizm”, “iletişim
emperyalizmi” ve “ideolojik emperyalizm”
kavramlarıyla tanımlamıştır.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
-H. SCHİLER EKONOMİ POLİTİKÇİ YAKLAŞIMLAR
- D. SMYTHE ARMAND MATTELART
-N.CHOMSKY
• Walt Disney’in bütün dünyaya ihraç ettiği Donald
- E.HERMAN
Duck’ın ideolojik içerik analizini yapmıştır.
- P. GOLDİNG
-G. MURDOC • Burada ekonominin önemsiz ve görünmez hale
getirildiğini, insanların bütün faaliyetlerini boş
N.GRANHAM
A.MATELART
zaman ve eğlenceye göre düzenlediklerini, özellikle
Üçüncü Dünya ülkelerinde geçen hikâyelerde
burada yaşayanların aptal ve geri insanlar olarak
resmedildiklerini ve ayrıca bu insanların modern
insanlar için birer tehlike arz ettiklerini ve maddi
beklentilerin toplumun itici gücü olarak
sunulduğunu göstermiştir.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
DİLBİLİMSEL
YAKLAŞIMR
DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMLAR
-
-
Yapısalcılık, 1950’li yıllarda Roand Barthes ve LèviStrauss’un çalışmalarıyla popüler olmaya başlamıştır.
Bu yaklaşımda, görünen olay ve olguları anlamak için onların
altındaki yapıya bakmak gerektiği düşüncesi egemendir.
Toplumsal yapılar “örgütlü ilişkiler”dir.
Yapısalcılık, dilin ve kültürün yapısal sistemler olarak nasıl
açıklanabileceği ile ilgilenir.
Her türlü dilsel süreci bir şifreleme olarak değerlendirir. Bu
şifrelerin çözümü için de dilin yapısı açığa çıkarılmalıdır.
Medya alanında yapısalcı çalışmaların önemi, bu
yaklaşımların, medya içeriklerini egemen ideolojinin topluma
aktarıldığı ürünler olarak görmeleridir.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
DİLBİLİMSEL
YAKLAŞIMR
DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMLAR
Kitle İletişimine Dilbilimci Yaklaşımın Öncü İsimleri
FERDİNAND DE SAUSSURE
- Dilbilim alanında yapısalcı yaklaşımların temelini İsviçreli
dilbilimci Ferdinand de Saussure atmıştır
- Saussure’e göre dil, kavramlar ve düşünceler ile bunları ifade
etmeye yarayan seslerden oluşur.
- Saussure’e göre dil, düşüncelerin aktarılmasını sağlayan bir
göstergeler sistemidir.
- Bu göstergeler de, “gösteren” ve “gösterilen”lerden oluşur.
- Gösteren, işaret ya da seslerden oluşurken; gösterilen,
düşünce ve kavramlardan oluşur.
- Saussure, işaret ve sembollerin incelendiği bilime semiyoloji
ya da göstergebilim adını verir.
- Bu sembollerin doğasını ve yapısını araştıran bilim de
dilbilimdir.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
DİLBİLİMSEL
YAKLAŞIMR
DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMLAR
FERDİNAND DE SAUSSURE
Göstergebilim (Semiology)
- Göstergebilim, gerek sözlü, gerekse sözsüz gösterge
sistemlerini ve bu sistemlerin, anlamın kurulmasında ve
yeniden kurulmasındaki rollerini konu alan bilim dalıdır
- Bu bilim dalı, iletişimi bir süreç olarak değil, anlamın
oluşturulması olarak ele almaktadır. İlgilendiği temel, adından
da anlaşılacağı üzere, göstergelerdir.
- Göstergebilim, alıcının, yani okuyucunun iletişim etkinliğinde
etkin bir rol oynadığını kabul eder.
- Okur kendi deneyimlerini, tutumlarını ve duygularını metne
taşıyarak metnin anlamlandırılması için doğrudan katkıda
bulunur.
- Genel olarak anlatmak gerekirse, kâğıt üzerindeki işaretleri ya
da havadaki sesleri ileti haline getirenin ne olduğu üzerinde
dururlar.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
DİLBİLİMSEL
YAKLAŞIMR
DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMLAR
FERDİNAND DE SAUSSURE
Gösterge Çeşitleri
Görüntüsel Gösterge (İkon):
-
Görüntüsel gösterge, nesnesiyle benzerlik taşır. Doğal
seslerin taklit edilmesi görüntüsel gösterge olarak nitelenir.
Örnek olarak fotoğrafları verebiliriz. Ya da haritalar ve trafik
işaretleri.
Belirtisel Gösterge (İndex):
-
Belirtisel gösterge, nesnesi ile doğrusal bağlantısı olan
göstergedir. İlk akla gelecek örnekler duman ve ateştir.
Duman, ateşin belirtisel göstergesidir.
Simgesel Gösterge (Sembol):
-
Simgelerin nesne ile bağlantısı uzlaşma, anlaşma ya da kural
sonucu olmuştur. Saussure, simgeleri nedensiz ilişkiler olarak
tanımlar. Simgeleri konu alan ilişkilerde gösteren ile
gösterilen arasındaki ilişkiyi belirleyen şey, kullanıcılar
arasındaki uzlaşımdır.
-
Örneğin terazi, adaletin; beyaz güvercin barışın simgesel göstergesidir.
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
DİLBİLİMSEL
YAKLAŞIMR
DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMLAR
ROLAND BARTHES
-
-
-
-
-
Çağdaş mitler üzerinde çalışan, yapısalcı düşünür olan
Roland Barthes, kapitalist toplumlardaki çağdaş mitlerin
analizini yapar
Barthes’a göre mit, bir dil biçimidir, dil ise sınıf temellidir.
Barthes, Çağdaş Söylenler (Mythologies) (1990) adlı
çalışmasında, yeme, giyinme, tatile gitme, reklam gibi
gösterge sistemlerinin, "mit" olarak adlandırdığı başka bir
anlamlandırma sistemi tarafından yönlendirildiğini öne sürer.
Roland Barthes, özellikle popüler kültürün ideolojik yönünü ön
plana çıkarmaya çalışır. 1970’lerde özellikle medya
içeriklerini oluşturan haber, reklâm ve her türlü popüler kültür
incelemelerini etkilemiştir.
Barthes’a göre, mit sınıf temellidir. Mitlerin anlamları,
toplumsal olarak egemen olanlar tarafından ve onlar için inşa
edilmiştir.
Ancak alt sınıflarca –bu mitler kendi çıkarlarına karşıt olsalar
da- kabul edilirler, çünkü doğallaştırılmışlardır
İLETİŞİM ARAÇLARINI KÜLTÜREL VE İDEOLOJİK AYGITLAR
OLARAK GÖREN YAKLAŞIMLAR
DİLBİLİMSEL
YAKLAŞIMR
DİLBİLİMSEL YAKLAŞIMLAR
CLAUDE LÈVİ-STRAUSS
- Levi-Strauss’un çalışmaları yapısalcı antropolojik yaklaşımın
temellerini oluşturmuştur.
- Lèvi-Strauss çalışmalarında arkaik toplumların hepsinde aynı
evrensel düşünce biçiminin egemen olduğu görüşünü
geliştirmiştir.
- Lèvi-Strauss’a göre, toplumsal gerçeğin yapısı, doğrudan
doğruya gözlenebilen somut bir yapı değildir; toplumsal
gerçeğin yapısı, daha çok gizli (latente)’dir; keşfedilmeyi
bekler.
- Lèvi-Strauss, analizlerinde iktidar nosyonuna yer vermez.
- Yaklaşımı işlevselcidir.
- Toplumsal çatışmaları görmez.
- Kültürü insan pratiğinden soyutlar.
- Kültüre belirleyicilik atfederek idealist bir konuma düşer.
Download

iletişim kur 5 - Estetik İzler