VELİLER İÇİN TEOG: PEKİ SİZ SINAVA HAZIR
MISINIZ?
8. Sınıf öğrencilerinin gireceği Merkezi Sistem Ortak Sınavlarının birincisi bilindiği gibi 27- 28
Kasım’da yapılacaktır.
Dönem başından beri işlenen tüm konulardan sorumlu olacak olan öğrencilerimiz artık
eksiklerini tamamladılar.
Değerli Veliler;
Büyük özverilerle yetiştirdiğiniz çocuğunuzun, başarılı olması, iyi bir liseye yerleşebilmesi için
sene başından beri başta çocuklarımız olmak üzere hep birlikte mücadale veriyoruz, özveriyle
çalışıyoruz.
Bu zorlu dönemde, Cumhuriyet Koleji öğretmenleri olarak çocuklarımızı 2014 TEOG sınavına en
iyi şekilde hazırladık. Konuların işlenmesi, öğrencilere yeterli sayıda ve uygun nitelikte soru
çözdürülüp pratik yaptırılması, anlamakta güçlük çektikleri konuların tekrarı yanında tabii ki
çocuklarımızın sınava psikolojik yönden hazırlanmalarına da büyük önem verdik. Yaptığımız,
TEOG Deneme Sınavları ile de tecrübelerini artırdık, bilgilerini doğru aktarmalarını öğrettik.
Yaklaşan TEOG sınavının getirdiği stres ve kaygı, çocukları olduğu kadar velileri de etkiliyor.
Sınavlarda başarılı olmak öğrencinin olduğu kadar anne babaların da isteğidir. Çünkü sınav
başarısında siz anne babaların da rolü tartışılmaz bir gerçektir. Bu nedenle sizlerin doğru tutum
ve davranışlarınız onların sınavda kendi potansiyellerini daha iyi kullanmalarını sağlayacaktır.
Bu dönemin dengeli ve sağlıklı aşılabilmesi önemlidir. Bizler de siz değerli anne babalara TEOG’
a bir adım kala, ebeveyn olarak ne yapılması gerekiyor, hatırlatmak istedik.
Öncelikle öğrencilerimizde olduğu kadar sizlerde de yoğun olarak görülen “kaygı” problemine
değinmek istiyoruz.
PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ
KAYGI NEDİR?
İnsanoğlunun yaşadığı en doğal ve varoluşundaki en temel duygulardan biridir. Kaygı, insanın
kaynağı belirsiz bir uyaranla karşılaştığında yaşadığı (üzüntü, endişe ve sıkıntı gibi) bedensel,
zihinsel ve duygusal değişimlere neden olan uyarılmışlık haline denir.
SINAV KAYGISI NEDİR?
Kaygının özel bir türüdür. Öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına
engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun gerilime denir. Yüksek kaygı verimli
çalışmayı, öğrenmeyi, hatırlamayı ve problem çözmeyi güçleştirdiğinden öğrenme hızını
düşürür. Aslında kaygı tamamen de kötü bir psikolojik durum değildir. Belli düzeyde kaygı
öğrenmeyi olumlu etkiler. Aşırı olmadığı sürece kaygı olumlu yönde güdüleyip başarıyı
yükseltir.
SINAV KAYGISININ BELİRTİLERİ
FİZYOLOJİK BELİRTİLER:




Kalp atışlarında hızlanma, çarpıntı, nefes darlığı,
Gerginlik ve sinirlilik hali, terleme, mide şikayetleri,
Telaş, şaşkınlık, baş ağrısı, huzursuz uyku, kabus görme,
Adale kasılmaları, yorgunluk hissetme gibi şikayetler.
PSİKOLOJİK BELİRTİLER:



Endişe, huzursuzluk, öfke ve kızgınlık, korku, umutsuzluk,
Utanma, tedirginlik, mutsuzluk, Çaresizlik
Güvensizlik, düş kırıklığı, hiçbir işe dikkatini verememek ve bir işini bitirmeden diğerine
başlamak.
ZİHİNSEL BELİRTİLER:



Unutkanlık,
Felaket yorumları içeren tüm inanç ve düşünceler,
Sınav sorularını okuyup anlamada, düşünceleri organize etmede, anahtar kelimeleri ve
konuları hatırlamada güçlük çekmek.
DAVRANIŞSAL BELİRTİLERİ:


Kaçma (Ders çalışmayı bırakma, sınavı yarıda bırakma)
Kaçınma (Ders çalışmayı erteleme, sınava girmeme)
SINAV KAYGISININ NEDENLERİ:






Programlı çalışmama, tekrar yapmama,
Akılcı ve gerçekçi olmayan olumsuz düşünceler ve duygular,
Başaramama korkusu,
Zamanı verimli kullanamama,
Mükemmeliyetçi yaklaşım,
Aile ve sosyal çevrenin yüksek beklenti düzeyi,
PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ


Fizyolojik ihtiyaçların karşılanmaması (uykusuzluk yorgunluk, beslenme)
Görev ve sorumlulukları ertelemek.
SINAV KAYGISINI KÖRÜKLEYEN ANNE BABA
TUTUMLARI
 Çocuklarını başkalarıyla veya kendileriyle kıyaslama,
 Evde olağanüstü hal uygulaması,
 Sınav sonuçlarıyla aşırı ilgilenmek ve yanlışları irdelemek,
 ‘Kapasitesini kullanmıyor’ diyerek daha fazla çalışmasına zorlamak,
 Sosyal faaliyetlerini, ilgi alanlarını kısıtlamak,
 Ailecek-törenle, bazen gözyaşlarıyla sınava uğurlamak gibi tutumlar
Çocuklarımızın başarısızlıktan korkmasına ve sınav kaygısına yol
açmaktadır.
ÇOCUĞUN KAYGISINI AZALTMAYA YÖNELİK AİLELERE
ÖNERİLER
1)Kaygı bulaşıcı bir duygudur. Çocuğunuzun geleceği konusundaki endişeleriniz
çocuğunuza yansır. Çevresindeki kaygılı insanların varlığı çocuğunuzun da kaygısını artıracaktır.
Bu nedenle öncelikle aileler kaygılarını azaltmaya çalışmalıdırlar. Yoğun kaygı yaşayan kişiler
geleceği düşünmekten, bugünü kullanamazlar. Kaygı gelecekle ilgili seyredilen olumsuz bir filmi
andırır. Ve bu filmin sonu her zaman için kötü biter. Sizin sınav sonucu ile aşırı meşgul
olmanız, çocuğunuzun da bu yönde meşguliyetini artıracaktır. Çocuğunuza yardımcı olmak için
çocuğunuzun bugünkü yaptıkları ile ilgilenebilirsiniz. Sizlerden öncelikle istediğimiz, kendi
gerginliğinizi, stresinizi ve paniğinizi çocuğunuza yansıtmayınız. Siz ne kadar sakin ve serinkanlı
olursanız çocuğunuz da o düzeyde iyi sonuçlar alacaktır.
2)Sınav kaygısı değil, KAYGI problemi. Sınav, kaygı probleminin tetikleyici unsurudur.
Çocuğunuzun gerçek performansını göstermesinin önündeki en büyük engel sınav algısının
yarattığı kaygı sürecidir. Çünkü kaygı, bilişsel olarak belleği olumsuz etkiler ve var olan bilginin
kullanılmasını engeller. Dolayısıyla sınavın önemli olduğunu ancak bütün hayatının bu sınava
bağlı olmadığını dile getirin. Çocuğunuza başka başarı alanlarının ve başka güçlü yönlerinin
olduğunu, hayatta başarılı olmak için başka seçenekleri de olabileceğini söyleyin.
3)Sınav günü yaklaştıkça çocuğunuzla kurduğunuz iletişim her zamankinden daha
önemli. Sınav öncesi hazırlık dönemi, çocuklar için olduğu kadar veliler içinde yıpratıcı bir
süreç. Tamamen başarı odaklı eğitim sisteminin yol açtığı sınav kaygısı, hem çocuğun
başarısını hem de ebeveyn-çocuk ilişkisini olumsuz etkiliyor. Özellikle sınav günü yaklaştıkça,
yaşadığınız stres ve kaygı nedeniyle çocuğunuzla iletişim kurmakta zorlanabilirsiniz. Ancak bu
dönemdeki iletişim hem çocuğunuzun başarısını hem de çocuğunuz ile ileriki zamandaki
ilişkinizi de etkileyecektir. Bu nedenle bu stresli günleri sağlıklı geçirmeniz çok önemli.
4) Çocuğunuzun ergenlik döneminde olduğunu unutmayın. Bu dönem çalkantılı ve
ikilemli bir dönemdir. Çocuğunuzun yerine sorun çözmek istediğinizde ya da ona önerilerde
bulunmak istediğinizde onun sizinle aynı şeyleri göremeyeceğini bilin. Çünkü aynı pencereden
bakmıyorsunuz!! Çocuklarımız ayrıca, ergenliği de yoğun biçimde yaşıyor ve bu durumun
getirdiği bir takım sıkıntılarla da mücadele ediyorlar. Vücutlarında ve metabolizmalarında
oldukça hızlı değişimler oluyor. Vücutlarındaki hızlı değişimlerden dolayı, keyifsiz ve kırılgan
olabiliyorlar. Önümüzdeki bu süreçte, çocuğunuzu özellikle bu konuda da takip edip onunla
ilgilenin.
PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ
Özellikle, varsa, aile içi çekişmelerinizi ve problemlerinizi bu dönemde onlara kesinlikle
hissettirmeyin. Ev ortamının mümkün olduğunca sakin olmasına dikkat edin.
5)Bu zor dönemde çocuklarınıza anlayışlı ve destekleyici davranın… Çocuklarınızın
bir çoğunun bu günlerde her zamankinden daha hassas, daha alıngan ve daha kırılgan
olduklarını gözlemliyor olabilirsiniz. Kaygının yoğunlaşması ile birlikte çocuklarınız kendilerini
daha çaresiz ve çözümsüz hissedebilirler. Bu nedenle daha tepkili olabilirler. Daha önceden
kızmadıkları şeylere şimdilerde daha sert tepkiler gösterebilirler. Bu durumun geçici olduğunu
düşünerek çocuğunuza karşı anlayışlı olmaya çalışın.
6)Olumsuz motivasyon cümlelerini bırakın… Onun için en iyisini araştırdınız,
beslenmesinden uykusuna her şeyine özen gösterdiniz, bazen tartıştınız, öğretmenlerinden geri
bildirim alıp neler yapması veya yapmaması gerektiğini sürekli hatırlattınız, hedef belirlediniz ve
hedefe ulaşması için her yolu denediniz ama artık durun! Özellikle “Arkadaşların son günlerde
de hala test çözüyor, sen yeterince önemsemiyorsun, istediğin okulu bu şekilde
kazanamazsın,” gibi olumsuz motivasyon cümlelerini artık bırakın. Çocuğunuzun neleri
yapmadığına değil neleri yaptığına odaklanın ve olumlu motivasyon cümleleri kurmaya
başlayın. Sınava günler kala, eleştiri içerikli cümlelerden mümkün olduğunca kaçınmamız
gerekmektedir. Bu ifadelerimiz, olumlu yönde hiçbir sonuca ulaşmayacağı gibi, çocuğunuzun
kendine güvenini ve başaracağına olan inancını da zedeleyeceğinden, yapabileceğinin de
altında bir sonuç almasına sebep olabilir. Sınava hazırlanırken çocuğunuzun yeterli çabayı
göstermediğini düşünüyorsanız, bu süreç içerisinde gerekli değişikliği sağlayamadıysanız,
durumla ilgili eleştirilerinizi artık sınav sonrasına ertelemeniz gerekir.
7) Bize ve sizlere düşen görev, bu hassas süreçte çok dengeli olmaktır. Çocuklara
gereğinden fazla hoşgörülü ve yumuşak davranmaktan kaçınmak gerekir. Bu davranış biçimi,
onların, “evet gerçekten çok kötü bir durumla karşı karşıyayım ki bana bu derece hoşgörülü
davranılıyor” diye düşünmesine neden oluyor. Olabildiğince normal, her zamanki
davranışlarımızı sürdürmeliyiz. Çünkü, çocuklarımızın ihtiyacı olan şey, mümkün olduğunca
normal bir iş yaptıklarına inanmalarıdır. Sınavı gözünüzde büyütmeyin ki onların da
büyütmesine engel olabilesiniz. Aynı biçimde sınavı hiç önemsemiyormuş gibi de
davranmayınız. Onun her zaman yanında olduğunuzu, onunla ilgilendiğinizi ona
hissettirmelisiniz.
8) Tek iletişiminizin sınav olmamasına özen gösterin
“Biz anne babaların çocuklarının yetenek ve ilgilerini, başarı düzeylerini, kapasitelerini bilmeleri
çok önemlidir. Ona kapasitesi ölçüsünde hedefler koyduğumuzda hem kaygısı azalacak hem de
ilerde daha sağlıklı ve mutlu bir birey olacaktır. Yapamadıklarını değil, yapabildiklerini görmeye
ve onun da kendisinin olumlu yönlerini görmesine fırsat verin. Başarıya yönelik çabası
desteklendiğinde başarısı daha çok artacaktır. Sınav, hedeflere ulaşmak için bir araçtır, amaç
haline gelmesi kaygıyı artırır. Aynı zamanda tek iletişiminizin sınav olmamasına özen gösterin,
böylece onun kaygısının artmasını engelleyebilirsiniz.”
9)Olabildiğinizce sınav hakkında konuşmayın… Çocuğunuz bu konuyu açarsa, sınavının
çok rahat geçeceğini, sınava iyi hazırlandığını, başarılı olacağına inandığınızı söyleyin.
10) Her anne baba, çocuğu için en güzel şeyleri ister. Ama bazen bunu ifade ederken
yanlış yöntemler kullanabilir. Güvenimizi ifade etmeye çalışırken, beklentimizin çok yüksek
olduğu duygusunu yaratabiliriz. Kazanamasa da önemli olmadığını, ifade etmek isterken de,
‘Benden ümidi kestiler, kazanamayacağımı düşünüyorlar’ hissi yaratabiliriz. Sınava yakın
günlerde çocuklarımızın kaygı düzeyi ister istemez yükseleceğinden, algıları da bu durumdan
PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ
etkilenecektir. Bu zaman diliminde mümkün olduğunca sınavdan konuşmamak en doğrusu
olacaktır. Onlara verebileceğiniz en büyük destek, sınava olduğundan daha fazla anlam
yüklememek, olumsuz ifadelerden kaçınmak, sakin tavırlarla onları rahatlatmaya çalışmak
olacaktır.
11)“AN” da kalın. Sınav tarihi yaklaştıkça günlük aktivitelerinizde özel bir değişiklik
yapmamaya çalışın. Sadece sınav konuşulan bir çevre yaratmamaya özen gösterin.
Çocuğunuzla birlikte keyif aldığınız aktivitelere daha çok zaman ayırın. Medya ve diğer
kaynaklardan gelebilecek olumsuz uyarılardan çocuğunuzu koruyun.
12) Beden dili ve ses tonu ile verdiğiniz mesajlara dikkat edin. Anne babalar bazen
çocuklarına; “sınav bizim için önemli değil, kazanamazsan da olur. Canını sıkma, kafana takma”
gibi önerilerde bulunmaktadırlar. Ancak eğer anne-baba çocuklarına bunları söylerken, beden
dili ve ses tonları desteklemiyorsa yani ağızlarından çıkan ile bedenlerinin söylediği çelişiyorsa
öğrenci daha çok beden diline dikkat edecektir. Ebeveynlerin kaygılı, üzüntülü halleri çabucak
algılanır.
13) Zorunluluk ifade eden cümleler öğrencinin kaygısının artmasına neden
olmaktadır. Meli-malı kelimelerini dikkatle kullanınız... “En az şu kadar net yapmalısın.
Türkçe ve matematikten tam yapmalısın. Başarılı olmalısın. Dikkatli olmalısın. Kendini dersine
vermelisin. Bu yıl mutlaka kazanmalısın” türünden zorunluluk ifade eden cümleler öğrencinin
kaygısının artmasına neden olmaktadır. Bu tür zorunluluk ifade eden sözleri mümkün
olduğunca az kullanmaya çalışın.
14) Çocuklarınıza tekrar tekrar ders çalış demeyin. Sorumluluğunu bilen ve sınavlara
hazırlanan öğrenciler için ailelerin uyarılarına ihtiyaç yoktur. Öğrenci ne kadar ders çalışacağına
ve ne zaman ders çalışacağına kendisi karar verebilir. Anne babaların iyi niyetli olarak verdikleri
ders çalış mesajları öğrencinin kaygısını artırabilir. Bazı öğrenciler bu nedenle kendisi için değil
ailesi için ders çalışması gerektiği düşüncesine kapılıp, daha yoğun kaygı hissedebilir. Ya da
ailesine tepki göstererek ders çalışmayı aksatabilir.
15) Neşeli olun. Ve onunda neşeli olmasını sağlayıcı tavırlar içerisine girin fakat aşırıya
kaçmayın.
16) Gereğinden fazla fedakarlıktan kaçının ve bunları hatırlatmayın. Öğrenci bu
durumu ailemin bu fedakarlıklarına yanıt vermek zorundayım biçiminde düşünerek daha fazla
kaygılanabilir. Bu fedakarlıkların sürekli hatırlatılması öğrenciyi ders çalışamaz hale getirir.
Çocuğunuzun başarısı için maddi-manevi fedakarlık yaptığınız doğrudur. Karşılık beklemek de
en doğal hakkınızdır. Çocuğunuz, gayret sarf ettiği halde eğer sonuç istediğiniz gibi değilse,
elinden gelenin o kadar olduğunu kabullenin.
17) Kendi hayatınızı unutmayın.(çocuğunu işi haline getiren ebeveynler var) Çocuğu
sınavlara hazırlanan bazı aileler kendi yaşamlarını bir kenara bırakarak çocukları
için
uğraşmaya başlamaktadırlar. Örneğin, çocuğuna daha fazla yardımcı olmak için annenin
işinden ayrılması. Kendi hayatınızı unutmayın.
PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ
18) Çocuğunuzdan beklentilerinizde gerçekçi olmaya çalışın. Her anne baba
çocuğunun özel olduğunu düşünür. Objektif bakıldığında belli alanlarda kuvvetli yönleri
olabileceği gibi belli alanlarda da zayıf özellikleri olabilir. Beklentileriniz ile çocuğunuzun
yapabilecekleri birbiriyle uyumlu olursa çocuğunuz daha az kaygı yaşayabilir.
19)Çocuğunuzun biricik olduğunu unutmayın. Sadece
sınav
süreçlerinde
değil
çocuğunuzun tüm eğitim hayatı boyunca unutmamanız gereken bir nokta. Çocuğunuzun biricik
ve tek olduğunu unutmayın ve onu kimseyle kıyaslamayın. Kimse çocuğunuz olmaz ve
çocuğunuz da başka biri olmak zorunda değil “amcanın kızı, komşunun oğlu Fen Lisesi’ne
girdi, sen de oraya girmelisin” türünden yaklaşımlar çocuğunuza zarar verebilir. Her birey ayrı
bir kişiliktir. Çocuğunuzu ancak gereken durumlarda sadece kendisiyle kıyaslayabilirsiniz. Yani
önceki davranış biçimleriyle, şimdiki davranış biçimlerini karşılaştırarak aradaki gözlenmiş olan
değişimleri ortaya koyabilirsiniz.
20) İyinin düşmanı mükemmeldir. Sizin beklentileriniz; çocuğunuzun mükemmel olması
olabilir. Ancak bu, iyiye sevinip mutlu olmanıza engel olmamalıdır. Öğrenci bir dönem okulda
takdirname almamış olabilir ama bu onu aldığı teşekkür belgesinden dolayı tebrik etmeniz için
bir engel değildir. Bu onu daha başarılı olma konusunda motive eder.
Çocuğunuzu takdir edin. Çocuğunuzun, sürekli olumsuz yanlarını, yapamadıklarını vurgulamak
yerine, olumlu yanlarını görmek onun kendisine olumlu bakmasını kolaylaştırır. Sık sık
eleştirmek yerine, geçmişteki başarılarını onaylayın. Olumlu yanlarını ve çabalarını tespit
ederek övün.
21)Çocuk, söylediği veya hissettiği
şeyler için sorgulanmamalı “Bu
şekilde
hissetmemelisin” diyerek duyguları düzeltilmeye çalışılmamalıdır. ‘’Anne kazanamayacağım diye
endişeleniyorum.’’ ‘’Kızım öyle düşünmemelisin, boşver ne var endişelenecek’’ gibi. Bunun
yerine “evet endişeli olduğunun farkındayım fakat elinden geleni yaptığını gördüm ve
çalışmalarının karşılığını mutlaka alacağını düşünüyorum” diyebilirsiniz.
22)Birbirinize bağlılığın amaç, sınavın araç olduğunu unutmayın. Çocuğunuzun ders
çalışması ve sınavda başarılı olması uğruna onunla ilişkilerinizi tehlikeye atmayın.(önümüzde
nice sınavlar var kurduğunuz iletişim size ileride de lazım olacak bunu unutmayın) Çocuk,
ailesinin ve başkalarının gözünde kendisinin değil, sınavdaki başarısının önemli olduğunu
düşünür ve sınava gerçek dışı bir anlam yükler. “Sen bizim evladımızsın. Seni seviyoruz ve hep
seveceğiz.” şeklinde açıklamalar yaparak öğrenci rahatlatılmalıdır.
23) Sınavlar sadece birer fırsattır. Bu fırsatların bir şekilde telafisi vardır. Aile, öğrenciye
sınavın bir ölüm-kalım meselesi olmadığını, yararlanılması gereken bir fırsat olduğunu, bu fırsat
kaçırılsa bile hayatta başka fırsatların onu beklediğini, bir kapı kapanırsa başka bir kapının
açılacağını, bu sınavı kazanmanın hayatta başarılı ve mutlu olmak için tek yol olmadığı
anlatılmalıdır.
Çocuğa, sınavların onun kişiliğini değerlendiren bir ölçü olmadığı, kazanmak kadar
kaybetmenin de hayatın bir parçası olduğu, hayatın sonu olmadığı anlatılmalıdır.
Sonuca değil ‘emeğe’ değer verin…
PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ
TEOG’ a bir gün kala;
-
Olabildiğinizce sınav hakkında konuşmayın. Çocuğunuz bu konuyu açarsa, sınavının çok
rahat geçeceğini, sınava iyi hazırlandığını, başarılı olacağına inandığınızı söyleyin.
SINAV GÜNÜNÜ SIRADANLAŞTIRIN.
Yakınlardan gelen başarı telefonları kaygıyı artırabilir.
Sınav yerine çok kalabalık gitmeyin ( Anneanne, Babaanne, Teyze vs..) Sınava kaygılı
olmayan bir yakını ile gitmesi uygun olacaktır.
Neşeli olun ve onunda neşeli olmasını sağlayıcı tavırlar içerisine girin fakat aşırıya
kaçmayın.
Sınav öncesi onu mutlu edici küçük bir hediye alabilirsiniz, o çocuğunuzu mutlu edip
rahatlatabilir.
Sınav sabahı çocuğunuzun zamanında uyanmasını sağlayın.
Her günkü gibi kahvaltı yaptırın. Alışık olmadığı besinlerden uzak tutun.
Telaşa sebep olabilecek davranışlardan sözlerden kaçının.
Rahat ve sevdiği kıyafetler giymesine dikkat edin.
Okula ne erken ne de geç gelin.
Anne baba olarak heyecanlı olmanız normal ama bunu çocuğunuza göstermeyin.
Tüm bunlar onları desteklemek yüreklendirmek için, onlar çok çalıştılar ve emek verdiler.
Bırakalım da kendi hayatlarının mimarı olsunlar…
Bunu yaparken de sizler onların güvendikleri sığınakları olun…
Sınav heyecanını yüreğinde yaşayan tüm öğrenci, öğretmen ve velilerimize BAŞARI
DİLEKLERİMİZLE…
CUMHURİYET KOLEJİ
REHBERLİK BİRİMİ
PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ
Download

VELİLER İÇİN TEOG: PEKİ SİZ SINAVA HAZIR