T.C.
DÖRTLER TEMEL LİSESİ
HOŞGELDİNİZ
EĞİTİM İLKEMİZ
Bireysel farklılıkları dikkate almak,
Sosyal sorumluluk ve sosyal ilgi kavramlarını göz ardı
etmemek,
Kaliteli eğitim vermek,kaliteyi yükseltmek ve öğrencinin
bireysel gelişimine katkıda bulunarak yaratıcılık yeteneklerini
sürekli kılmak.
Öğrencileri ve velilerini yönlendirmek,
Bire bir öğrenci başarı takibini eksiksiz ve sürekli yapmak,
Branşlarında uzman akademik öğretmen kadrosu ile
çalışmayı ilke edinmek,
Formasyonsuz öğretmen çalıştırmamak,
Öğrenci başarısını artıracak öğretim teknolojileri,
yayınları,öğretmen kadrosu ve programı ile güçlü olmak,
Öğrenciyi her an ölçme değerlendirmeye girecekmiş gibi hazır
bulundurmak,
VİZYONUMUZ
Türk Milli Eğitiminin temel amaçları ve hedefleri
doğrultusunda, geleceği ellerinde tutan gençlerimize
desteği sürdürmek.
Hayatlarının en zorlu döneminde aldıkları eğitimi;
müfredata uygun planlamak,
Konusunda uzman, akademik öğretmen kadrosuyla
EĞİTİM VE ÖĞRETİMİ İlkeli uygulamak ve
öğrenciye eğitimi sevdirmek,
Anne,Baba ve Öğretmen ikazı olmadan ders
çalışan öğrenciler yetiştirmek.
Bu süreçte eksiği olmayan Öğretmen, program ve
yayınla eğitim ve öğretimi kesintisiz uygulamak.
MİSYONUMUZ
Öğrencilerimizin,
Ortaöğretim sürecinde, başarılarını sürekli kılmak,
Okul ve YGS – LYS sınavlarına esas bilgilerini güncelleştirmek,
Karşılarına çıkan her tür soruyu birikimindeki bilgi ile bir dakikada
doğru çözüp, cevap kağıdına işaretleme yetisini kazandırmak,
Öğrencilere okul eğitimi sürecinde, okul ders konularına yönelik
önceden konu anlatımlı ve çözümlü eğitim vererek okul başarı
puanını üst düzeye çıkartmak, okul eğitiminde derse katılımını
sağlamak.
Gelecekleri ile ilgili kararlarındaki belirsizlikleri ortadan
kaldırmak,önlerinde yeni ufuklar açmak.
Tüm sınavlarda tercih yapabilecekleri düzeyde puanlar edinmelerini
sağlamak. Sınavlarla örtüşen deneme sınavları yaparak
heyecanlarını gidermek.Hazır olduklarını hissettirmek.
Öğrencilerimizi edinmek istedikleri mesleğe yönelebilecek donanıma
kavuşturmak.
ÖĞRETİM KADROMUZ
MÜDÜR
MÜDÜR YARDIMCISI
EĞİTİM DANIŞMANI
REHBERLİK KOORDİNATÖRÜ
4 TÜRKÇE ÖĞRETMENİ
4 MATEMATİK VE GEOMETRİ ÖĞRETMENİ
4 FİZİK-KİMYA - BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ
2 TARİH ÖĞRETMENİ
1 COĞRAFYA ÖĞRETMENİ
2 İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ
1 FELSEFE GRUBU ÖĞRETMENİ
ÖĞRETİM
SÜRESİNCE...
TÜM DERSLERDE;
KONU ANLATILIR
ÖRNEK ÇÖZÜLÜR
TEST UYGULANIR
DÜZENLİ
ARALIKLARLA
DERS BAŞARI
SINAVLARI
DENEME SINAVLARI
UYGULANIR.
EV ÖDEVLERİ
VERİLİR
ÇALIŞMALARIMIZ SORU ÇÖZÜMLERİ
VE DERS DIŞI ÇALIŞMALAR İLE
PEKİŞTİRİLİR. DEVAM ZORUNLUDUR.
EĞİTİM VE ÖĞRETİMDE
DİSİPLİN
Derslere ve özel çalışmalara katılım zorunludur.
Devamsız öğrenciler aynı gün içinde aranır.
Ders sonunda verilen konu testlerinin evde çözümü ve
tekrarı zorunludur.Hafta içi etüt saatlerinde aksatılmadan
kontrol edilir.
Ödev takip çizelgeleri ile verilen ev ödevleri ile tekrar
çalışmaları ile konular pekiştirilir. Bu uygulamanın hedefi
bilgiyi sürekli kılmaktır.
Ödev takip çizelgelerindeki ödevler bir sonraki hafta içi
ders dışı çalışma saatlerinde öğretmenler tarafından
kontrol edilir. Çözümü yapılamayan sorular çözümlenir,
Ödevini yapmayanlar tekrar ödevlendirilerek rehberlik
birimine yönlendirilir.
DERSLER
SORU
ÇÖZÜMLERİ
SINIF
ETÜTLERİ
ÖLÇME
REHBERLİK
VELİ
TOPLANTISI
REHBERLİK-PSİKOLOJİK
DANIŞMANLIK NEDİR
DÖRTLER TEMEL LİSESİ Rehberlik
servisinin amacı;
 Öğrenciyi tanımak,
Öğrenciye ,
 Kendisini tanıtmak,
 Problemlerini çözmesi, gerçekçi kararları
alması yönünde rehberlik yapmak.
 Öğrencinin çevresine dengeli ve sağlıklı
bir biçimde uyum sağlaması ve böylece
kendini her süreçte güçlü ve bilgili
hissetmesi için sistemli destek sunmak.

REHBERLİK-PSİKOLOJİK
DANIŞMANLIK





DERSHANEMİZ Rehberlik hizmeti olarak,
Öğrenci-Öğretmen-Veli-Dershane işbirliği
iletişimi ile öğrencilerimizi desteklemek için
yoğun çalışmaktadır.
Rehberlik hizmeti sorun çözüm hizmeti olarak
görülmemelidir.
Öğrenci ve Veliler rahatlıkla rehberlik
merkezimize uğrayarak düşüncelerindeki
projelerini aktararak rehber öğretmenin desteğini
alabilirler.
HER GÜZELLİK PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALIR.
HER SORUN PAYLAŞTIKÇA AZALIR.
GENÇLERLE İLETİŞİM
Onların lise dönemi özelliklerini bilmeliyiz.
Sabırlı olmalı, sözlerini kesmeden dinlemeliyiz.
Onlarla konuşurken küçümseyen bir tutum ve
yargılayıcı bir ses tonu kullanmamalıyız.
Duyguları açıkça ifade etmek konusunda onlara
model olmalıyız.
Onların duygularını asla hafife almamalıyız.
Başarılarını önemsemeli ve onlara onaylayıcı,
övgü sözcükleri söylemeliyiz.
Onların iyi özelliklerini öne çıkarmalı,
vurgulamalıyız.
Kendi hatalarımızı kabul ederek, onlara bu
konuda da model olmalıyız.
Konuşurken verdiğimiz mesajların açık ve net
olmasına özen göstermeliyiz.
Onların bizi anlamasını beklemek yerine, biz
onları anlamaya çalışmalıyız.
Onlara nitelikli zaman ayırmalıyız.
Sabrımızın taştığını hissettiğimizde çatışmaya
meydan vermeden ortamdan bir süreliğine
uzaklaşmalıyız.
Onların yerine karar vermek yerine, onları
kararları konusunda cesaretlendirmeliyiz.
Sakince “hayır” diyebilmeliyiz.
Biz onlara işbirliği önerirsek, onlar da bizimle
işbirliği yapmak isteyeceklerdir.
Onlarla ilgili varsayımlarda bulunmamalı, onlarla
ilgili merak ettiklerimizi doğrudan onlara
sormalıyız.
Onlara olan sevgimizi somut olarak
göstermeliyiz.
AİLELERE DÜŞEN
GÖREVLER
Geleceğe hazırlanan bir öğrencinin anne ve babasına önemli görevler
düşmektedir. Anne ve babaya düşen önemli görevler,ailenin bütçesinin
sınırlarını zorlayarak çocuğuna en iyi eğitim imkanlarını sunmak ve ona uygun
çalışma şartlarını hazırlamakla sınırlı değildir.
Geleceğe hazırlanan bir öğrencinin yaşadığı kaygının iki sebebi vardır.
Birinci sebep tümüyle gerçek ve akılcı bir temele dayanır. Sonuçları hayatın
akışını etkileyecek büyük bir yarışta yer alacak olmaktan kaygı duymak,doğal
ve yerinde bir durumdur. Ancak ikinci sebep,birinci gibi gerçek ve akılcı bir
temele dayanmaz. 'Anneme -babama ne diyeceğim?",”akrabalarımın önüne
nasıl çıkacağım?', "Tanıdıklarıma karşı mahcup olacağım...” gibi düşünceler
geleceğe hazırlanan öğrencinin kaygısını yükseltir.
Her konuda olduğu gibi eğitim ve öğretimde başarı için de belirli bir
düzeyde kaygıya gerek vardır. Gelecekte YGS – LYS hazırlanan bir genç çok
ender rastlanabilecek çok az sayıda kişi hariç öğrenme ve başarı için gerekli
olan düzeyde kaygıya sahiptir. öğrenmeyi,akil yürütmeyi ve sınav başarısını
olumsuz yönde etkileyen,temelinde öğrencinin kendine güvensizliği yatan
yüksek kaygıdır. Gencin kendisine güvensizliği ise önemli ölçüde anne ve
babasının bilerek veya bilmeyerek uyguladığı eğitim ve yaklaşımların
sonucudur.
Anne-babanın çok küçük yaştan başlayan yüksek başarı beklentisi,
çocuğun hatalarını düzeltmek için onu eleştirmek, çocuğun dayak, hırpalama
gibi cezalarla eğitilmesi, yargı ifadesi taşıyan olumsuz sıfatlarla nitelenerek
(haylaz, tembel, sorumsuz, dağınık, pısırık, yavaş v.b...) çocuğun kendine olan
gevenini zayıflatır. Bunun sonucu ortaya çıkan kaygı, başarıya olumlu katkısı
olmayan kaygıdır ve bununla başa çıkmak çok zordur.
ÖĞRENCİNİN KAYGISINI ARTTIRMAYIN
Öğrencilerin eğitim ve öğretme devamı sürecinde anne-babalara düşen en
önemli görev, çocuklarının çalışma isteğini arttırmak ve onu çalışmaya teşvik etmek
için kaygı yükseltici yaklaşım ve tutumlardan kaçınmaktır. "Bu kadar çalışmayla
başaramazsın. “Bu kafayla gidersen zor başarırsın. .", "Amcanın oğlu falanca yeri
kazandı bakalım sen ne yapacaksın...", "Teyzenin kızı tıbbı kazandı
çalımından,havasından yanına varılmıyor, aman bizi mahcup etme..." türünden
yaklaşımlar genci çalışmaya teşvik etmez tam tersine,yükselen kaygı sebebiyle onu
adeta "kıpırdayamaz" duruma getirir.
ÖĞRENCİNİN SINIRLARINI ZORLAMAYIN
Kendi özlemlerinizle çocuğunuzun sınırları arasında gerçekçi bir denge kurun.
Çocuğunuz girebilse BOĞAZİÇİNDE – ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİNDE
okuyabilir veya kazanabilse TIP FAKÜLTESİNİ bitirerek iyi bir doktor olabilir. Ancak
çocuğunuzun kapasitesi binlerce kişi arasından sıyrılarak bu yerlere ulaşmaya yeterli
olmayabilir. Bu iki durumu birbirinden ayırın ve içinizden veya yüksek sesle
çocuğunuzun "beceriksiz" olduğunu düşünmeyin. Çünkü bu düşüncenizi nasıl olsa
hisseder veya duyar.
Çocuğunuzun sınırlarını anlayabilmek için bir uzmanın görüşüne
başvurabileceğiniz gibi, bu konuda kendiniz de gerçeğe çok yakın tahminde bulunabilirsiniz. Bunun için kullanacağınız ölçüt, çocuğunuzun okul hayatında ve okul dışı
faaliyetlerinde göstermiş olduğu başarı seviyesidir.
Çocuğunuz sınıfında ders başarısı açısından ön sıralarda yer alan, sosyal
faaliyetlerinde girişken ve liderlik özelliği olan,belirli bir ders veya alandaki başarısı
öğretmenlerinin veya çevresindekilerin takdirini kazanan biriyse ne mutlu size. Bu
takdirde çocuğunuzla ilgili beklentilerinizi yüksek tutmakta gerçekçi sebepleriniz var
demektir.
Eğer çocuğunuz sınıflarını "ancak" geçebildiyse, sınıfını geçerken çeşitli
yardımlara ihtiyaç duyduysa, öğretmenleri kendisini, "biliyor ama bildiğini ortaya
koyamıyor", veya "Çalışsa yapar,ancak çalışmıyor" diye değerlendirdilerse okul dışı
hayatında dikkat çekecek hiçbir özel başarı göstermediyse, çocuğunuzun uyumlu bir
insan olması ve meslek hayatında başarı göstermesi yine de mümkündür. Ancak okul
veya üniversite seçiminde beklentilerinizi çok yüksek tutmamanızda yarar vardır.
Bir cümleyle özetlemek gerekirse, çocuğunuzla ilgili beklentilerinizi kontrol edin
EĞİTİM VE ÖĞRETİMDE BAŞARILI OLAMAZSA YAŞAYACAĞINI BİR
CEZA GİBİ GÖSTERMEYİN
Bir düşünür "Hayat büyük olayları beklerken arada geçen zamandır" demiş.
Bu sözden bir pişmanlık payı çıkarmak da mümkündür. Hayatı bir süreç gibi değil
de , bir durum gibi görürseniz, önünüzdeki olayların önemini abartırsınız.
Çocuğunuz istediğiniz veya kendi istediği üniversitenin sınavlarında başarılı
olamazsa, gideceği okulu bir ceza gibi göstermeyin. Çünkü gerçekten
kazanamadığı takdirde alacağı eğitim, hayatı açısından -yine de- büyük önem taşır.
Bu eğitimi alabilmesi ve yararlanması ancak okulunu ve eğitimini sevmesiyle
mümkündür. "...eğer kazanamazsan, falan üniversiteye gidersin" veya "...Eğer...
fakültesine giremezsen, filan fakülteye girer ancak filan olursun" gibi sözler onun
gideceği alanı, yapacağı işi sevmesine imkan bırakmaz. Bu tür yaklaşımlar çocuğun
hayatı ve kendisini sevmesini de engeller ve kendisine olan güvenini temelden
sarsar.
KENDİNİZE "HAYATIN AMACININ NE OLDUĞUNU” SORUN
Hayatin amacı kendine yeten bir insan olarak yaşadığından memnun olmak
ve bu memnuniyeti yakın çevredeki insanlarla da paylaşabilmektir. Sınavda başarılı
olmak,diploma sahibi olmak bu temel amaca yönelik araçlardır."Okumak","Yüksek
öğrenim görmek" hayatın seçeneklerinden biridir. Neyse ki, hayatın seçenekleri bu
kadar sınırlı değildir. Eğer amaç para kazanmaksa mutlaka falan okula gitmeden
veya filan üniversiteyi bitirmeden de bunu sağlamak mümkündür. Eğer amaç
hayattan alınan zevki arttırmaksa, müzik ve sanat bu zevki ve coşkuyu insanlara dolu
dolu yaşatabilir. Bütün bu sebeplerden ötürü hayatı bir tek seçeneğe "falan okulun
giriş sınavını kazanmaya" indirgemek konuyu bir "ölüm-kalım' olayı durumuna getirir.
Bu da hem ailenin, hem de çocuğun kaygısını yükseltir, başarısını tehdit eder.
Anne-baba olarak görevinizin çocuğunuza iyi bir eğitim vermek olduğu kadar,
ona hayatı sevdirmek ve yaşama sevincini aşılamak olduğunu göz ardı etmeyin.
BİRBİRİNİZE BAĞLILIĞIN AMAÇ, SINAVLARIN ARAÇ OLDUĞUNU
UNUTMAYIN
Ders çalışmak ve sınav kazanmak uğruna çocuğunuzla olan yakınlığınızı
tehlikeye atmayın. Önündeki sınavda başarılı olsa da, olmasa da önemli olan
çocuğunuzla aranızdaki sıcaklığın tehdit edilmemesidir. Çocuğun sınavda başarılı
olması Uğruna yapılan mücadele bazen aileyle çocuk arasına soğukluk girmesine ve
duygusal açıdan uzaklaşmaya sebep olmaktadır.
Eğer çocuğunuzla ilişkiniz genel olarak iyi ve yumuşak ise, belirli miktarda
"çalış" uyarısı ve çalışma şartlarının hazır edilmesi biraz sıkıcı gelse de, çocuğunuza
sorumluluğunu hatırlatacaktır. Kaç yaşında olursa olsun birçok kişinin çalışmaya
başlamak için bu tür bir uyarıya ihtiyaç duyduğu bilinir.
Ancak çocuğunuzla ilişkiniz iyi gibi gözükse de sık sık sertleşiyorsa o zaman
"çalış" uyarıları aranızdaki gerginliğin dozunu arttırmaktan başka bir işe
yaramayacaktır. Böy1ece birbirinize kızmak için özel bir sebebe ihtiyacınız
kalmayacak, eğitim ve diplomadan daha önemli bir şey çocuğunuzla aranızdaki
sıcaklık bütünüyle kaybolacaktır.
SONUÇ OLARAK ÖZETLERSEK
* Eğitim Öğretimde başarılı olmak için belirli düzeyde kaygıya gerek vardır.
Gelecekte sınava hazırlanan bir öğrenci gerekli düzeyde bir kaygıya mutlaka sahiptir.
Anne-babanın çocuğunu teşvik için kaygısını arttırması, beklenenin tam aksine sonuç
verir.
* Ailenin küçük yaştan başlayarak çocuktan yüksek başarı beklemesi,
eleştirmesi, yargı ifadesi taşıyan sıfatlarla nitelemesi ve cezalandırması çocuğun
kendine olan güvenini sarsar ve kaygı düzeyini yükseltir. Kaygı düzeyi yüksek
çocukların geçmişinde mutlaka bu özellikler vardır.
* Anne-babanın kendi özlemleriyle çocuklarının sınırları arasında gerçekçi bir
denge kurmalarında yarar vardır.
* Çocuğun geçmiş okul hayatında ve okul dışı faaliyetlerinde göstermiş olduğu
aşarı onun sınırlarını ve gelecek performansını tahmin etmek için genel bir ölçü olarak
kullanılabilir.
* Çocuğunuz sınavda başarılı olamazsa, gideceği üniversiteyi ona bir ceza gibi
göstermeyin. Çünkü istediğiniz üniversiteyi kazanamazsa, böyle bir durumda gideceği
bölümü sevmesine ve başarılı olmasına imkan kalmaz.
EMEKLERİNİZ
ASLA
BOŞA
GİTMEYECEK!
Download

Genel Sunum - Dörtler Temel Lisesi