Gazetemiz;
Anadolu Yakasý
Gazeteciler Derneði
Üyesidir
Bölgenin En Ýstikrarlý Gazetesi
Gerçek Medya Her Hafta
Baský ve abonelerine PDF mail
daðýtýmýyla 18.000 adet tiraja
ulaþýyor onbinlerce kiþi
tarafýndan okunuyor!
Haftalýk
Bölge Gazeteniz
02 HAZIRAN 2014
• YIL: 11 • SAYI: 319
0216. 398 88 83 - 0542. 524 65 64
www.gercekmedya.com
[email protected]
Arama kurtarma timi SAKUT geliyor
Sultanbeyli Belediyesi’nin İstanbul Kalkınma Ajansı’na (İSTKA) sunduğu Sultanbeyli’de “Afetlere Hazırlık ve
Farkındalık” projesi ile “Hayatı Seviyorum” projesi hibe almaya hak kazandı. Afetlere hazırlık projesi kapsamında ilçede arama kurtarma timi (SAKUT) kurulacak.
Sultanbeyli Belediyesi
gerçekleştirdiği projelerle adından söz ettirmeye
devam ediyor. Her alanda
vatandaşın huzur ve mutluluk içerisinde yaşayabileceği bir ilçe oluşturmak için
çalışmalarını sürdüren
Sultanbeyli Belediyesi, titizlikle yürüttüğü başarılı projelerle de her kesimin takdirini
kazanıyor. Belediyenin hazırladığı Sultanbeyli’ de
Afetlere Hazırlık ve
Farkındalık projesi ile Hayatı
Seviyorum projesi, İstanbul
Kalkınma Ajansı’ ndan
(İSTKA) 2 milyon değerinde
hibe almaya hak kazandı.
Sultanbeyli’ de Afetlere
Hazırlık ve Farkındalık
Projesi
Proje kapsamında
Sultanbeyli Belediyesi’ nin
afetlere yönelik kurumsal
kapasitesinin geliştirilmesi
ve toplumun afetlere hazır
hale gelmesiiçin çalışmalar
yapılacak. Bunun yanı sıra
proje ile vatandaşlar afetlere
karşı bilinçlendirilecek.
Afetlere hazırlık projesi, 591
proje arasından 1 milyon TL
hibe almaya hak kazandı.
Proje Neler Getirecek?
Proje Sultanbeyli
Belediyesi’ nin afetlere
yönelik kurumsal kapasitesinin gelişmesine, ilçe halkının afetlere yönelik bilinçlenmesine katkı sunacak.
Bunun yanında belediye
arama kurtarma konusunda
faaliyet gösterecek, 20 kişilik Sultanbeyli Arama
Kurtarma Timi’ ni (SAKUT)
kuracak. S AYFA 05’ te
Sultanbeyli’nin minik madalya
avcıları
Sultanbeyli Akça
Spor Kulübünün
minik Wushu
Kung Fu’cuları
Sultanbeyli’ye
altın madalyalarla
döndü.
Ümraniye spor oyunlarında
dereceye girenler ödüllerini aldı
Ümraniye Belediyesi tarafından düzenlenen, 6. Geleneksel Spor Oyunları’nda
dereceye giren takım ve sporculara
kupaları verildi. Bu yıl kapsamı genişletilen etkinliklere ilgi oldukça yoğundu.
Ümraniye Belediyesi ile Ümraniye
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ortaklaşa düzenlediği ‘6. Geleneksel Spor
Oyunları’nın kapanışı, düzenlenen bir
törenle yapıldı. Ümraniye Geleneksel
Spor Oyunları,
Futbol, Futsal,
Voleybol, Basketbol, Hentbol, Masa
Tenisi, Halk Oyunları, Taekwando,
Karate, Güreş, Atletizm, Badminton,
Satranç olmak üzere toplam 13 branşta gerçekleştirildi. İlköğretim, Ortaokul
ve Lise dengi 80 okuldan toplam 7750
sporcunun mücadele ettiği müsabakaların ödül töreni, Ümraniye Hekimbaşı
Spor Tesislerinde yapıldı. 04’TE
23-25 Mayıs 2014
Tarihinde Minikler ve
Yıldızlar bay bayan
Wushu kung fu
İstanbul şampiyonası
İstanbul Büyükşehir
belediyesi Esenler
Hakkı Başar kapalı
spor kompleksinde
toplam 370
sporcunun katılımı ile
gerçekleşti. 04’ TE
Güreş’te Sancaktepe’ye
Bir kupa daha
Bu yıl 2. kez düzenlenen Başbakanlık Kupası büyükler
güreş şampiyonası’nda Sancaktepe Belediyespor güreş
takımı toplamda kazandığı 4 madalya ve 41 puan ile
takım halinde üçüncü oldu. 23-25 tarihleri arasında
Ankara Aski spor salonu’nda bu sene ikinci kez düzenlenen Büyükler Başbakanlık kupası güreş müsabakalarında takımımız Sancaktepe Belediyespor Güreş
Takımı elde ettiği 4 madalya ve 41 puan ile Ankara
ASKİ spor ve İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un
ardından takım halinde üçüncülük kupasını kazandı.
2
güncel
TARiH ve iNSAN
METİN HASIRCI
[email protected]
Kemalettin Erbakan Beyefendi’den
Kadim dostum,kardeşim Alaaddin Akyel Hocamın Nizamajans.com adlı sitesinde, Merhum liderimiz, Hocamız
Prof. Dr. Necmeddin Erbakan’ın küçük kardeşi Diş Hekimi Kemalettin Erbakan Beyefendi’nin anı’ların dan bir
tutam değerli anekdotlarla tezyin edilmiş,nefis bir üslupla kaleme alınmış müstakbel bir kitabın habercisi sayılabilecek alıntı 28 Şubat 2013’den bu yana, 27 Mayıs
2014’e kadar 11.494 defa okunmuş ve köşesinde okunduğu elyevm temadi etmekte. Site okurlarımıza o
Anı’ları, bu yazıyı okuduktan sonra yeniden okumanızı
tav siye etmekten kendimi alamıyorum.
Kemalettin Bey diyor ki; “1978 senesiydi. Benim Yargı
tay’da Cemal Dirik isimli liseden bir arkadaşım vardı.
Bir gün telefon etti bana, dedi ki; Kemalettin seninle acilen görüşmem gerekiyor, arkadaşlarına söyle bana bir
tayyare bileti ayarlasınlar, öğle tayyaresiyle İstanbul’a
geleyim ama ilk tayyareyle de geri döneyim Ankara’ya,
konuşacağım önemli bir konu var, dedi. Dediği şekilde
bileti ayarladım, hava alanına gittim, kendisini aldım.
Bakırköy ’deki Gelik Lokantası’nda oturduk, yemeğimizi
yedik ve ilk tayyareyle geri gönderdim. Söylediği şey şu;
“Ben Yargıtay Başkanının yanındaydım. Necmettin Cevheri geldi, ben ayrılmak için müsaade isteyince Yargıtay
Başkanı, Necmettin Cevheri’ye dedi ki, bu arkadaşlar
benim bura da sık sık istişare ettiğim arkadaşlarımdır
şayet bir mahsuru yoksa kalsın, sonra nasıl olsa ben
bunlarla istişare edeceğim. Necmettin Cevheri’de peki
demiş. Cevheri’nin söylediği şey şu; biz Hoca’dan kurtulmak istiyoruz. Bunu da adli yolla çözmek istiyoruz,
bize nasıl bir yol tavsiye edersiniz, dedi. Yargıtay Başkanı’nın verdiği cevap; biz kanunlara bağlıyız, siz kanunlarda değişiklik yaparak bu yolu açarsınız biz de tatbik
ederiz.”
İşte bunun üzerine gelmiş arkadaşım bana diyor ki, Hoca’ya söyle dikkatli olsun, bu adamların niyeti kötü. Hac
dönüşüydü Necmettin Ağabeyim Ankara’ya indi. Ben de
Ankara’ya gittim ve kendisine durumdan bahsettim.
“Ben meclis kürsüsünde ne söylüyorsam meydanlarda
da onu söylüyorum. Meclis kürsüsünde söylediklerim
de suç değildir. Bundan bir şey çıkmaması lazım ama
yine de ben tedbirli olmaya çalışayım” dedi. Ben de İstanbul’a döndüm.
Sonra Mehmet Zahid Kotku Hazretleri hacdan döndü.
Kendisini hac tebrikine ziyarete gittiğimiz zaman bu konudan bahsettim, şöyle durdu, hiç cevap vermedi Hoca
efendi. Aradan bir iki ay geçti tahmin ediyorum, Aralık
ayının ilk haftalarıydı. Hürriyet gazetesinde bir manşet;
“Hoca’ya Urfa konuşmasından dolayı dava açıldı, ya
Hoca partiden ayrılacak ya da parti kapatılacak” diye bir
haber. O gün Necmettin ağabeyim telefon etti, acele Ankara’ya gel, dedi. Hemen gittim Ankara’ya, yanına vardım. Oğuz han Bey’de vardı yanında, Oğuzhan Bey parti
genel sekreteri olarak baş savcılıktan çağırılmış, ifadesi
alınacakmış. Ağabeyim, işte senin bu söylediğin oldu
dedi. Şimdi sen bu arkadaşınla bir görüş de, nasıl bir
prosedür takip edelim bize bir bilgi versin, dedi. Ben de
arkadaşıma telefon ettim, omuzu çıktığı için evinde istirahat ediyormuş, ailece görüştüğüm bir arkadaşım olduğu için evine gittim. O zamanlar partilere anayasa
mahkemesi bakmıyor partiler arası denetim diye Yargıtay
daire başkanlarından bir heyet bakıyor. Arkadaşım orada,
Demir Dai diye biri var 1. Daire Başkanı, temyizdekiler
onun ağzına bakar, dedi. Demir Dai, Ecevit’in bir dediğini iki etmez, bu meseleyi Ecevit ile konuşmanız lazım,
dedi. Ben de geldim hem Ağabeyime hem de Oğuzhan
Bey’e naklettim, döndüm İstanbul’a geldim. Aradan seneler geçti, arkadaşım emekli oldu. Nişantaşı’nda bir
yazıhane açtı, bizim bir takım davalarımıza da bakıyordu.
Bir gün, bir konu için yine yazıhanesine gittim. O ara birisi geldi, biz meselemizi konuştuğumuz için, o gelince
ben müsaade istedim. Müsaade etmedi, beni o gelen
kişiyle tanıştırdı. Demir Dai Bey, dedi, ama bıyık altından
da gülüyor Cemal Bey. Beni de sadece liseden arkadaşım Kemalettin diye tanıttı. Demir Dai şöyle bir baktı,
sizin simanız yabancı gelmiyor ben sizi birine benzetiyorum, falan dedi. İnsan insana benzer dedim, müsaade
aldım çıktım. O zaman Demir Dai Bey, Cemal’e, beni
Ecevit çağırdı, Ecevit’le görüşmeye gittiğimde beklerken
odasın dan Oğuzhan Bey çıktı, ondan sonra Ecevit beni
kabul etti ve bana Erbakan Hoca’nın Urfa konuşmasını
söyledi, şeklinde anlatmış. İşte, o davanın karar mahkemesi 2 ya da 3 Mart’tı. Annem vefat ettiği için Necmettin
Ağabeyim duruşmaya gidemiyoruz, dedi. Duruşmayı bir
ay sonrasına bıraktılar, bu bir ay içerisinde de, Ecevit
kanunu değiştirdiği için Necmettin Ağabeyim bundan
kurtuldu. Takvim Haber/Erkan İlyas”
Fakir; Necmettin Cevheri’nin görüştüğü Yargıtay başkanının, Cevdet Menteş olduğunu, 1915 Bitlis doğumlu
olup, Liseyi İstanbul Erkek lisesinde okuduğu, 1938’de
Torbalı Savcı yardımcılığıyla mesleğe başlamış olduğunu, 1980’de yaş haddinden emekli olduktan sonra
C.Başkanı kontenjanından senatör atanır ve 44. Cumhuriyet hükümetinde Adalet Bakanlığı yaptı.
Demir Dai Bey hakkında bir malumat edinemedik, 4.
ceza kurulu başkanlığını altı sene sürdürdüğü cetvelde
gösterilmektedir. Demirel ve arkadaşlarının başvurduğu
hazin yolları anlayalım, o yıllarda Adalet Partisini destekleyenler ile Trilyonluk dava’nın yeniden görülmesine
bir türlü imza atmayan eski milli görüşçü Adalet bakanlarının aynı pencereden görülmeleri gerekmez mi?
1980 öncesinde Hocamızdan kurtulmak yolunu arayanlarla, CHP’yi aynı tutmanın bir mahzuru olup, olmadığını
düşünelim, Sayın Gevheri’nin ise, şark şeyhlerinden bir
aileye mensubiyetini de hatırlatmış olalım. Fiemanillah.
03 Haziran 2014
Darülaceze sakinleri,
Başsavcı'ya resim hediye etti
Darülaceze sakinlerinden 11 sanatseverin yaptığı resimler, İstanbul Adalet Sarayı'nın girişinde sergilendi. Darülaceze sakini Ressam Fikret Karabulut, Darülaceze'nin, 'Şefkat kapısı' anlamına da gelen kapısının resmini İstanbul Cumhuriyet
Başsavcısı Hadi Salihoğlu'na hediye etti. Karabulut, "Böyle bir şefkat yuvasının
olduğunu her zaman hatırlayabilmesi için bu resmi kendisine hediye ettim." dedi.
D
arülaceze'de kalan ve resim yeteneği
olan 11 sanatseverin yaptığı resimler,
Çağlayan'da bulunan Adalet Sarayı'nda C
Blok girişinde sergilendi. Sergiye İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu, Darülaceze Başkanı Prof. Dr.
Nevzat Bayhan, Adalet Komisyonu Başkanı Ayhan Ayan, Başsavcı Vekilleri ve
resimleri sergilenen Darülaceze sakini
sanatseverler katıldı. Serginin açılışı da
Salihoğlu, Bayhan ve ressamlar tarafından yapıldı.
Açılışın hemen ardından sergiyi gezen
Başsavcı Salihoğlu, serginin ilk bölümünden üç resmi satın aldı. Ardından
bazı ressamlar da yaptıkları resimlerden
Başsavcı Salihoğlu'na hediyeler verdi. Bu
resimler arasında en önemlisi ise Fikret
Karabulut'un resmettiği Darülaceze'nin
kapısıydı. Sultan Abdulhamit döneminde
yaptırılan ve 'Şefkat yuvası' anlamına
gelen Darülaceze'nin kapısının resmini
Başsavcı Salihoğlu'na hediye etti.
Bayhan, Darülaceze'nin şefkat sahipleri
ile şefkate muhtaç olanların buluştuğu
yer anlamına geldiğini söyledi. Yapısı
gibi Darülaceze'nin kapısının da 'Şefkat
kapısı' anlamına geldiğini belirten Nevzat
Bayhan bunu adaletin ellerine emanet ettiklerini söyledi. Başsavcı Salihoğlu da
şerefle bu eseri kabul ettiğini ve odasında sergileyeceğini söyledi. Ressam
Karabulut ise böyle bir şefkat yuvasının
olduğunu her zaman hatırlayabilmesi
için bu resmi Başsavcı Salihoğlu'na hediye ettiğini belirtti.
Başsavcı Salihoğlu, Darülaceze'nin uzun
zamandan beri yaşlılara hizmet eden bir
yer olduğunu belirterek, "Burada kalan
insanların boş vakitlerinde böyle güzel
emekleri sonucu bir resim sergisi doğmuş. Biz de adliye olarak Türkiye'nin en
büyük ve en hareketli adliyesinde darülacezede yapılan bu eserlerin halkımız
tarafından görülmesini istedik. Bize
gelen talebi değerlendirdik. Görüyorsunuz çok da iyi yapmışız. Bu kadar güzel
eserleri hep birlikte inceledik. Bunların
halkımız tarafından alınması da yerine
gelir ve oradaki insanlara bir katkı olur."
ifadelerini kullandı.
Darülaceze Başkanı Nevzat Bayhan da tarihi bir an yaşadıklarının altını çizerek,
Türkiye'nin en büyük adliye sarayında
Darülaceze sakini ressamlara ait resimlerinin sergilenmesinin gurur ve mutluluk verici olduğunu kaydetti.
02 HAZİRAN 2014
HABER
HER ZAMAN DOÐRUNUN YANINDA
03
04
HER ZAMAN DOÐRUNUN YANINDA
HABER
02 HAZİRAN 2014
02 HAZİRAN 2014
GÜNDEM
HER ZAMAN DOÐRUNUN YANINDA
05
Arama kurtarma timi SAKUT geliyor
Sultanbeyli Belediyesi
gerçekleştirdiği projelerle adından söz ettirmeye devam ediyor.
Her alanda vatandaşın
huzur ve mutluluk içerisinde yaşayabileceği
bir ilçe oluşturmak için
çalışmalarını sürdüren
Sultanbeyli Belediyesi,
titizlikle yürüttüğü
başarılı projelerle de
her kesimin takdirini
kazanıyor. Belediyenin
hazırladığı
Sultanbeyli’ de
Afetlere Hazırlık ve
Farkındalık projesi ile
Hayatı Seviyorum projesi, İstanbul Kalkınma
Ajansı’ ndan (İSTKA) 2
milyon değerinde hibe
almaya hak kazandı.
Sultanbeyli’ de
Afetlere Hazırlık ve
Farkındalık Projesi
Proje kapsamında
Sultanbeyli
Belediyesi’ nin afetlere
yönelik kurumsal kapasitesinin geliştirilmesi
ve toplumun afetlere
hazır hale gelmesiiçin
çalışmalar yapılacak.
Bunun yanı sıra proje
ile vatandaşlar afetlere
karşı bilinçlendirilecek.
Afetlere hazırlık projesi, 591 proje arasından
1 milyon TL hibe almaya hak kazandı.
Proje Neler Getirecek?
Proje Sultanbeyli
Belediyesi’ nin afetlere
yönelik kurumsal kapasitesinin gelişmesine,
ilçe halkının afetlere
yönelik bilinçlenmesine
katkı sunacak. Bunun
yanında belediye
arama kurtarma konusunda faaliyet gösterecek, 20 kişilik
Sultanbeyli Arama
Kurtarma Timi’ ni
(SAKUT) kuracak.Proje
ile vatandaşlara yönelik olarak bilgilendirme
seminerleri düzenlenecek ve afet yönetimi ve
kentsel risk yönetimleri
gibi konularda belediyenin teknik personeline eğitimler verilecek.
İlçe genelinde tatbikat-
lar düzenlenecek.
Hayatı Seviyorum
Projesi
Sultanbeyli’ de yaşayan ortaokul öğrencilerine yönelik olan
“ Hayatı Seviyorum”
projesinde ise ortaokula devamsızlık sorunları olan öğrencilerin
okuldan kopmalarını
önlemek hedefleniyor.
Proje kapsamında okul
devamsızlıklarını alışkanlık haline getiren
öğrencilerin eğitimli,
özgüven sahibi ve
hayata bağlı bireyler
olarak var olabilmeleri
için çalışmalar yapılacak. Bu proje de yine
İSTKA tarafından 1 milyon lira değerinde hibe
almaya hak kazandı.
Sultanbeyli Belediyesi’nin İstanbul Kalkınma Ajansı’na (İSTKA) sunduğu
Sultanbeyli’de “Afetlere Hazırlık ve Farkındalık” projesi ile “Hayatı Seviyorum” projesi hibe almaya hak kazandı. Afetlere hazırlık projesi kapsamında ilçede arama kurtarma timi (SAKUT) kurulacak.
Y›l : 11 Say›: 319
‹mtiyaz Sahibi ve Yaz› ‹þleri Müdürü
ÖMER FARUK GERÇEK
Genel Yay›n ve Reklam Koordinatörü
HAKAN ERDEM
F. Kurumsal Tanýtým ve Müþteri Temsilcisi
ÞÜKRÜ KAYA
F. Reklam ve Tanýtým Sorumlularý
HARUN ÇETÝN
HASAN TAÞKIN - MEHMET SOLMAZ
Genel Yay›n ve Hukuk Dan›þmanlar›
AV. MEHMET TOPKAYA - AV. OKTAY TOPKAYA
Tasarým
GERÇEK MEDYA
Ulaþým
EKREM ERDEM
Dað›t›m Sorumlusu
HASAN TAÞKIN
A.Gazi Mah. Ferah Cad. Ipekyolu Sk. 9/1 Sultanbeyli / ‹STANBUL
(0216) 398 88 83 - (0542) 524 65 64
www.gercekmedya.com
[email protected]
Bask›: GERÇEK VÝZYON GAZETESÝ BASKI TESÝSLERÝ
A. Gazi Mah. Ferah Cad. Ýpekyolu Sk. No: 9 Sultanbeyli / ‹STANBUL
Yay›n Türü: Yerel Süreli - Bask› Tarihi: 0 2.06.2014
Gazetemiz bas›n ahlak kurallar›na uymaya söz vermiþtir.
Köþe yaz›lar›ndan doðan hukuki sorumluluk yazarlara aittir.
*Tanýtým amacýyla ücretsizdir
06
HER ZAMAN DOÐRUNUN YANINDA
Bizim için lider demek kaderimiz demektir!
Her şey düzelecek sandım
Değerli Dostlar,
Her hadisenden siyaset
üretmeye çalışan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Israrla
Erdoğan üzerine oynamaya,
yakasından, paçasından
yakalayıp aşağı çekmeye
çalışıyorlar.
Üstelik
bunu alenen uluslararası
medya ile
beraber
yapıyorlar.
Hadi
ÝSA
dışarıdaDOÐAN
kileri
anladık,
onlar Erdoğan’ ın vizyonunun
kendi çıkarlarına olmadığını
görüp, ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar.
Peki ya içeridekilere ne oluyor?
Nedir bu birilerinin insanlıklarını dahi bir kenara bıraktıran
nefretin kaynağı?
Türkiye devlet olarak doğal
afetlere ve her türlü tehdide
karşı son yıllarda oldukça
başarılı bir eşgüdümle organize olmayı başardı. Van,
Elazığ, Simav depremlerinde
devletin şefkat elini ve gücünü gördük. Soma’ da da
aynı şekilde devlet oradaydı.
Arkadaşlar,
Devleti yönetenlerin vizyonu,
zihniyeti değişse de bunun
halka yansıması öyle kolay
olmuyor. Türkiye bir çok konuda sınıf atladı ama hala halkın
zihniyetinde aynı dönüşümü
sağlayamadı. Zaten sağlanması da mucize olur. Çünkü
toplumların değişmesi için on
yıllar dahi yeterli değildir.
Türkiye sınıf atlarken
Erzincan’ daki tarım işçisi,
Soma’ daki maden işçisi sınıf
atlamadı. Çünkü yukarıdaki
değişim ve dönüşüm henüz
daha aşağılara damlamadı
veya da yeterli derecede
damlayamadı.
Soma’ da tezgahlanmak
istenen oyunu tekrar gördük.
Çok şükür halk Gezi olaylarından beri akan süreçte neler
olduğunu çok iyi gördü. Bu
nedenle de halk desteğini
sahneye koymak istedikleri
oyunlarda bulamıyorlar.
MHP tarihi bir karar vermelidir: Ya bu oyunu tezgahlayanların yanında veya yakınında
durmayı bırakacak, ya da
kısa vadeli siyasi hesabını
bırakıp onların karşısında
duracak!
Tarafsız olmak yok!
Çünkü tarafsızlık da bu oyunu
oynayanların işine geliyor.
Artık MHP’ nin söylem olarak
[email protected]
[email protected]
İnsan hayalleriyle yaşar. Özellikle kendisiyle alakalı ise hep güzeli ve iyiyi hayal
eder. Kötülüklerin kendisiyle temas etmeyeceğini hayal ettiğinden dolayı da; başına
gelenlere çok zaman,
ben ne yaptım da beni
buldu diye serzenişte
bulunur. Herkesin kendine göre hayalleri ve
hedefleri vardır. Bunlar
anlık olsun istedikleri,
gelecekte olsun istedikleri ve her daim olsun
KAYA
istedikleri olarak ayrılır.
KILIÇ
Anlık olarak istedikleri: O an başına gelebilecekleri sezip, bu olayın şöyle değişmesini
isterdim deyip; bazı zamanlar gözlerini
kapatıp açtığında değiştiğini ister. Hatta
değişmediğini gördüğünde ise bir rüya
olsa da uyansam diye dilekte bulunur.
Gelecekte olsun istedikleri: Hayatının
bundan sonraki bölümlerini nasıl yaşamayı
hayal ediyorsa onlara göre kuracağı hayaller ve kurguları vardır. Çocuklukta kurmuş
olduğu hayallerle başlar, biraz büyüyünce
daha başka, gençlik, olgunluk, yaşlılık vs.
vs. devam eder. İnsan çocuklukta çok
temiz ve safiyane hayaller peşindedir.
Babasının, annesinin bir sıkıntısını duyduysa veya hissettiyse, onların kendi eliyle
çarçabuk giderilmesini ve onların gözünde
en iyi olmasını ister. Biraz daha yaşın ilerlemesiyle hedef çıtası ve hayallerde değişir.
Okul, iş ve gelecekte yapacakları sorulur
ve hedefinin belirlenmesi şekillendirilir.
Okul dönemlerinin sonlarında hedefe bir
hedef daha eklenir ebeveynler veya yaşadığı ortam tarafından. Artık birde yuva
kurma ve onun içinde yaşama alanları
oluşturma gibi. Artık hayata yeni bir müdahale daha olacaktır ve müdahalenin artısıeksisi hesaplanır, yeni bir hayal daha
eklenmiş olur hayata. Artık tek başına
hayal kurmak ve uygulamak öyle yalnızken
olduğu kadar kolay değildir. Pembe hayallerle süslediğin yenidünyan belki de bir
anda karanlığın tam ortasında; hayatında
yapamayacağın işleri yapıyor olarak bulursun kendini. Şiddetin ortasında fırtınalı bir
denizin içerisindesindir artık. Çocukken
yaptığın duaya geri dönersin ve gözlerini
katıp açtığında bir rüyaydı ve kaybolup gittiler istersin. Hayır diye bir nida bulunduğun ortamı sarmış ve yeni bir hayalle karşı
karşıyasındır. Bir türlü bunu da atlatıp,
hayatın yeni bir tecrübesini daha kesene
koymuşsundur.
Daima olsun istediklerin: İşlerinin hep
yolunda gitmesini istemen ve anlık hayallerini hemen gerçekleşmesini istersin. Bu
çok zaman olumsuz olsa da; olumlu
geçenlerle avunur, tecrübenin de verdiği
olgunlukla, inancına göre kişisel tavırlar
geliştirişin. Olasılıkların daha fazla değerlendirildiği zamanlardır ve daha tedbirli
olduğundan
dolayı,
kısa
süreli
hüzün/sevinçle atlatır devam edersin.
Üzgünüm ama sözler hiç yerini bulmuyor. İşin sahibi olduğunu sananlar, zan üzerine hareket ettiklerinden olsa gerek; her
şeyin sahibi (hatta yönettikleri insanların
dahi sahibi gibi davranıyorlar, insanları alınıp satılan bir mal, düşünme yeteneği
olmayan köleler sanıyorlar) bulundukları
konum, mevki, makamla güçlerine güç
katıp; halkları katlediyor, insanların hakları
umurlarında dahi olmuyor. Birçoğu yetki,
güç zehirlenmesi yaşadığından, yaptıklarının hepsinin haklı olduğunu kati bir şekilde
onaylıyorlar. Vicdanın bitip, aklın para ve
diğer güçlerde olduğunu sananlar; ömürlerini sonlarında (varsa/ kalmışsa) vicdan
azabıyla karanlıklara gömülüyorlar. Ne
yazık, ne yazık, ne yazık, insanların haklarından korkmadan, bir hesap vereceğini
bildiği halde bana bir şey olmaz diyenlere.
Ne mutlu, ne mutlu, ne mutlu, hesap var
olduğunu ve hiçbir ayrıntının unutulmadığı
o günü hayalinden hiç çıkarmadan yaşayanlara. İki cihanını mutlu olabilmesi için,
insanca yaşayan ve yaşatanlar, onlarda ne
mutlu. Müjdeyi yanında götürenlerden oluruz, dilek ve temennisiyle, kalın iyi ve
doğru olan hayallerinizle. Ne utlu kul hakkına sonsuz dikkat edenlere ve ne mutlu
doğruluk üzere yaşayanlara.
02 HAZİRAN 2014
HABER
on yıllardır dillendirdiklerini fiiliyata dökmeye ve bu ülkenin
üzerinde oynanan oyunlara
açık ve net tavır alma zamanı
gelmiştir.
Aksi halde siyaseten eriyip
tükenmeye mahkumdur.
MHP’ nin halka tepeden
bakanların, halkı küçümseyenlerin ve aşağılayanların
durduğu yerde durması
öncelikle kendi seçmen tabanına ihanettir.
MHP’ nin artık seçmenine
uzak olan mecralardan uzak
durması ve birilerine ümit vermemesi gerekiyor. Bunun için
daha fazla mesaj verilmelidir.
Arada bir kesintili olarak verilen mesajlar MHP’ nin yönünün görülmesine engel oluyor.
---------O tek başına inandığı davanın tüm yükünü sırtlanmış bir
lider. En yakınındakiler dahi
onun kadar kararlı ve inançlı
değil davasına.
Kaç lider vardır onun kadar
ardı ardına bu kadar çok saldırıya uğramış ve dimdik
ayakta kalan?
Gezi olaylarında, 17 Aralık
operasyonları sırasında eğer
biraz alttan alsaydı, inanın
kellesini alacaklardı.
Kim ne derse desin!
Bu ülkenin ayağı kalkması
için kefeni giymeyi göze alan
bir lider gerekliydi. O da bunu
fazlasıyla yapıyor.
Türkiye bir Almanya, Fransa,
İsviçre, Hollanda gibi iç
sorunlarını halletmiş, tarihsel
dönüşümünü tamamlamış
değil!
Bu nedenle de bizim için lider
demek kaderimiz demektir.
Ama bir Almanya veya
Fransa için lider demek,
sadece virgül, ünlem derecesinde ülkesinde etkin olabiliyor. Yani bu tür devletler
kurumsallaşmalarını tamamlamışlar ve bu nedenle ön
planda olan her zaman devletin kendisidir.
Türkiye derken, 2 asırlık aşağılanmaya maruz kalmış,
sürekli kafasını eğmesi için
oyunlar oynanan bir ülkeden
bahsediyoruz.
Böyle bir ülkeye sadece
Başbakanlık yapacak bir
lider değil çok daha fazlası
gerekliydi.
Tarihi bir lider!
Çıkıp tarihi döngüyü değiştirecek bir lider!
Kaç lider gördünüz,
Somali’ den Bosna’ ya,
Kosava’ ya, Suriye’ den
Azerbaycan’ a, Filistin’ e
kendisine dua edilen?
Ben de istememem, ülkemin
kaderinin bir adamın varlığı-
na bağlı olmasını. Ama bizim
tarihsel cendereden çıkmamız için böyle olağanüstü
liderlere her zaman ihtiyacımız olmuştur.
Nasıl ki, Gazi Mustafa Kemal
bu milleti esaretin pençesinden çekip almış, Erdoğan da
bu millete kurulan tuzakları bir
bir bozup, gelecek adına vizyon çizip, can vermiştir.
Ulusların yapısına göre yönetilme şekilleri farklılaşır. Biz
ulus olarak Başbuğluğu, tek
adamlığı benimsemiş bir milletiz. Biz Batı gibi feodal yapılardan Cumhuriyete uzanan
bir süreç yaşamadık ki, onlar
ile aynı noktada buluşalım.
---------DER SPİEGEL'DEN BÜYÜK
KÜSTAHLIK!
Arkadaşlar, Dostlar lütfen
gözünüzü iyi açın!
Alman, İngiliz medyası neden
acaba bu kadar bizimle ilgileniyorlar diye bir düşünün!
Bakın Der Spiegel ne yazmış:
Cehenneme git Erdoğan
Yahu sen nesin, kimsin ki,
benim ülkemin Başbakanına
bunu söylüyorsun?
Peki, nerede bizim o milliyetçi
geçinenler?
Erdoğan karşıtlığından dolayı
ulusal ve milli hislerinizi askıya
mı aldınız?
Soma'daki kazayı bile kirli
siyasal hevesleri uğruna kullanıyorlar.
Daha dün seçim olmuş,
bugün hala Erdoğan'ın arkasındaki halk desteği tartışmaya açılıyor.
Ağzımı bozacağım yine kusura bakmayın: Ulan 3 ay
sonra yine seçim var, çenenizi kapatın ve sandıkta alacağınız dersi bekleyin!
Yetmez mi?
Bir sene sonra yine seçim var,
orada da dersinizi alırsınız!
Ama onların derdi başka!
Seçimle, sandıkla Erdoğan ve
vizyonunu alt edemeyeceklerini biliyorlar. Bu nedenle her
türlü algı operasyonunu
dünya çapında sahneye
koyuyorlar.
Bir yerde değişim ve dönüşüm talebi ilk önce toplumun
en alt ve orta tabakasından
gelirse anlamlı ve meşru olur.
Bizde ise tam tersine toplumun elit kesiminden eskiye
doğru şiddetli bir dönüşüm
talebi var.
Eğer bir Alman, İngiliz,
Amerikan gazetesi bu kadar
çok ve sık Türkiye'yi gündeme alıyorsa bizi sevdiklerinden değildir.
Balkanların doğusunda, orta
Asya’ nın batısında,
Ortadoğu’ nun göbeğinde,
Kafkasya’ nın güneyinde,
Akdeniz’ e, Karadeniz’ e ve
boğazlara hakim pozisyonda
olan bir ülkenin kontrol edilemez derecede büyüme ve
gelişme trendine girmesi birilerinin uykularını kaçırıyor.
Geçmişte terör ile uyuttular
bizi, olmadı darbeler, ekonomik operasyonlarla başımızın
eğik kalmasını sağladılar.
Şimdi ise, o bildikleri eski
yöntemler işe yaramadığı gibi
yeni yöntemleri de
Ukrayna'daki gibi işe yaramaması onları çıldırtıyor.
İçten operasyon yapılamayınca dışarıdan deniyorlar.
Çok uyanık olun!
Mesele ekmek, özgürlük
falan değil!
Mesele bizim tarihsel hafızamızın yeniden hortlatılmamasını sağlamak!
Ülkenize ve liderinize sahip
çıkın!
Onlar değil biz seçeriz, biz
indiririz!
Dalavereyle değil, sandıkla!
Çok ama çok uyanık olun!
-------Eğer 2008 global krizi olmasaydı, petrolün fiyatı 35
Dolar’ dan 150,- Dolara fırlamasaydı ve bugün hala
35–40 Dolar civarında kalsaydı, acaba bugün neleri
konuşurduk?
Enerji giderlerinin bugüne
göre 3 kat az olması
Türkiye’ yi daha da uçurmaz
mıydı?
Finansal piyasalara hakim
olan en büyük silaha da
hakimdir.
Birileri 2008 krizi ile Rusya’ yı
ve petrol üreten Arap ülkelerini hızla yukarı doğru itti. Bu
Uluslar arası güçlerin bir kurgusuydu. ABD’ nin karşısına
yeni bir denge yaratılma çalışılıyor. Çünkü iki veya daha
çok kutupluluk birileri için
daha karlı gözüküyor.
Petrol ve Gaz ile güçlenen
Rusya’ nın yanında maliyetleri artan ve saldırganlaşan bir
Çin görüyoruz. Öyle ki, enerji
açlığını Afrika’ ya açılarak
gidermeye çalışıyor.
Bu noktada şunu söylemek
akıllıca olur: Hesapların içinde
hesap var iken tesadüfe ne
kadar yer vardır?
Ama görünen şu: Avrupa
kıtası hesaplara göre sıkıştırılan bir konumdadır.
Acaba yeni bir savaşın ayak
seslerini mi duyuyoruz?
Çünkü Avrupalılar sorunlarını
genelde dışa vurarak çözmeyi severler. Kâğıtlar yeniden
dağıtılsın diye, düzen yeniden
kurgulansın diye son çare
olarak bunu isteyebilirler.
Bunun en son örneğini ikinci
Dünya savaşında gördük.
Diyanet-Sen İstanbul
4 No’lu Şube’den
Soma’ya ziyaret
Diyanet-Sen İstanbul 4 No’lu Şube
yöneticileri Soma'ya giderek acıyı,
hüznü, kardeşliği ve paylaşımı yaşadı.
Diyanet-Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı Mehmet Kumaş önderliğinde Yönetim Kurulu üyeleri Yusuf Kırmızıyüz, Yusuf Erdoğdu, Eyüp
Bal ve Mustafa Ayvacı Soma'da yaşanan sıkıntıyı en güzeliyle görebilme adına yerinde görmek için 28 Mayıs 2014 Çarşamba günü Manisa'nın Soma ilçesine bir ziyaret düzenledi.
Ziyaret ilçe mezarlığında buluna şehitliğin ziyareti, şehitlikte Kur'an
tilaveti ve dua ile başladı. Akabinde ilçede bulunan şehit aileleri, aile
yakınları ziyaret edilerek gönüller kazanıldı. Görüşmelerde tek amacın
kardeşlik ruhunun diri tutulması olduğu belirtilerek çekilen acıya ortak
olunduğu dile getirildi. Mü'minlerin, bir vücudun organları gibi olduğu, bir bölgedeki ağrının tüm vücudu rahatsız ettiği hatırlatıldı.
Ayrıca ilçede bazı Din Görevlileriyle de görüşmek suretiyle ilçedeki
sıkıntılar konuşuldu. İstanbul ekibine ziyaret boyunca Diyanet-Sen
Soma temsilcisi Şaban Köymen hoca eşlik etti.
Pendik üç park
daha kazandı
Kente onlarca park kazandıran Pendik Belediyesi; Sülüntepe TOKİ, Orhangazi Aytaşı Sokak ve Şeyhli Patika Sokak parklarını tamamlayarak
hizmete sundu. Çocuklara yönelik farklı oyun gruplarıyla dikkat çeken
parklar, zengin donanımlarıyla da göz dolduruyor.
Oyun grupları, fitness aletleri, dinlenme alanları, koşu parkurları… Pendik Belediyesi, günün her saatinde 7’den 70’e herkesin faydalandığı
parkların yapımına aralıksız devam ediyor. Sülüntepe TOKİ, Şeyhli Patika
(Aydın) Sokak ve Orhangazi Aytaşı (Dere) Sokak’ta tamamlanan parklar,
vatandaşların hizmetine sunuldu.
Şehir hayatının stresinden biraz olsun uzaklaştıran parkların yapımları
için kentin farklı noktalarında planlanmasının sürdüğünü belirten yetkililer, mümkün olduğu kadar fazla park inşa edeceklerini bildirdi. Yapımı
tamamlanan parkların fonksiyonları ise şöyle:
SÜLÜNTEPE TOKİ PARK
6 bin metrekare alana sahip parkta futbol ve basketbol sahaları, çocuk
oyun alanı, bisiklet ve koşu parkurları, dinlenme ve yeşil alanlar ile otopark yer alıyor. Ayrıca parkın hemen yanına bir de Semt Merkezi inşa
edilecek. Proje aşaması tamamlanan Semt Merkezi inşasına ihale sürecinin ardından başlanacak.
ORHANGAZİ AYTAŞI SOKAK PARKI
Eski Dere Sokak, yeni adıyla Aytaşı Sokak kenarına inşa edilen park,
mahallelinin yeni cazibe merkezi olmaya aday mekânlarından birisi haline geldi. Derenin hemen kenarına yapılan parkta oyun grubu, yürüyüş
parkuru, fitness ve dinlenme alanları yer alıyor.
ŞEYHLİ PATİKA SOKAK PARKI
Şeyhli Mahallesi’nde de parklara bir yenisi daha eklendi. Patika Sokak’ta
yapımı tamamlanan parkta oyun grubu, fitness ve dinlenme alanları bulunuyor.
7
güncel
03 Haziran 2014
Ümraniye’de meslek edindirme
kursları yerel sergisi açıldı
Ümraniye Belediyesi’nin Kültür Merkezlerinde açtığı ve ücretsiz olarak eğitim verdiği Meslek Edindirme Kursları, Ümraniye’deki kadınlara yönelik olarak faaliyetlerine aralıksız devam ediyor. Belediyenin her yıl düzenli
olarak gerçekleştirdiği kurslarda, kursiyerlere birçok branşta eğitim imkânı sunuluyor. Uzman hocalar tarafından
verilen kursların ardından, kursları başarıyla tamamlayan kursiyerlere sezon sonunda sertifika veriliyor.
B
u yıl Kütüphane Müdürlüğü bünyesinde
faaliyet gösteren Meslek Edindirme Kursları, Belediye’ye ait 14 kültür merkezinde
sergilenmek üzere eserlerini sanatseverlerin ilgisine sundu. Mehmet Akif Kültür
ve Eğitim Merkezi’ndeki yerel serginin
açılışına Ümraniye Belediye Başkanı
Hasan Can, Başkan Yardımcıları Mesut
Özdemir, Mustafa Küçükkapdan, Türkan
Öztürk, Ak Parti Kadın Kolları Başkanı Mukaddes Tosun, Halk Eğitim Müdür Yardımcısı Melek Keleş, Birim Müdürleri ve
Meslek Edindirme Kursları öğretmen ve
öğrencileri katıldı.
CAN; SERGİDE YER ALAN HER BİR ESER
EL EMEĞİ VE GÖZ NURU’DUR
Sergi açılışında kısa bir konuşma yapan
Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can,
“Ümraniye’mizin dört bir yanındaki Meslek Edindirme Kursları’nda eğitim alan
bayanların her geçen gün kendilerine yeni
beceriler kazandırarak, daha donanımlı bireyler haline geldiklerini görüyoruz. Sergide yer alan her bir eserin el emeği, göz
nuru olduğunu ifade eden Başkan Hasan
Can, hizmet vermek amacıyla çıktığımız
bu yolda, her gün bir adım daha atmanın
huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Belediyemiz bünyesinde faaliyet gösteren Meslek Edindirme Kursları, bunun en güzel
örneklerinden biridir. Kimi bu vesile ile
boş zamanlarını değerlendiriyor, kimi de
aile bütçesine katkıda bulunuyor. Hanım
kardeşlerimize böyle bir imkân sunmaktan
büyük mutluluk duyduğunu dile getiren
Başkan Hasan Can, bugün’den itibaren, el
emeği göz nuru eserlerimizi Ümraniyelilerin ilgi ve beğenisine sunuyoruz” dedi.
Daha sonra açılış kurdelesinin kesilmesi-
nin ardından Başkan Hasan Can, incelediği eserlerle ilgili olarak kursiyerlerden
bilgi aldı. 2013-2014 öğretim yılı Meslek
Edindirme yıl sonu yerel sergilerinde
giyim, mefruşat, makine nakışı, el nakışı,
kurdela nakışı, abiye giyim, ahşap boyama, cam yaldızlama, resim, kumaş boyama, iğne oyası, ahşap rölyef, çocuk
gelişimi, Hasta ve yaşlı bakım, yabancı
dil, ebru, modelistlik, feretiko, kalem işi,
desinatörlük, tezhip, minyatür, cam-varak,
bilgisayar ve okuma-yazma branşlarında
eserler sergileniyor.
Tuzla’da Sinop zirvesi
Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı, Kocaeli ve Çevresi Sinop Dernekleri Federasyonu (KOSİDEF) organizasyonuyla bölgede bulunan Sinop’un üst düzey yöneticileri ve dernek temsilcilerini ağırladı.
T
BMM İçişleri Komisyonu Başkanı, AK
Parti Sinop Milletvekili Mehmet Ersoy,
Sinop Ayancık Belediye Başkanı Ayhan
Ergün, Ayancık Belediye Başkan Yardımcısı Arif Adil Akın, KOSİDEF’in davetlisi
olarak bölgemizde bir dizi ziyaretler gerçekleştirdi. KOSİDEF Başkanı Bahattin
Demircan, KOSİDEF Kurucu Başkanı,
Darıca İlçe Tarım Müdürü İbrahim
Irmak’la birlikte temaslarda bulunan Sinoplu heyet, akşam yemeğinde Tuzla
Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı’nın misafiri oldu. Yemekte Soma’daki maden
kazasında yaşamını yitirenler anıldı.
Biz zaten kardeşiz
Sinoplu Tuzla Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Turgut Özcan ile birlikte misafirlerini ağırlayan Başkan Yazıcı, Sinop’u
bir Sinoplu gibi anlattı. Başkan Yazıcı,
Tuzla Belediyesi ile Ayancık Belediyesi’nin kardeş şehir olması yönündeki
teklifi de “Biz zaten kardeşiz” mesajıyla
yanıtladı.
Soma dönüşü Sinoplu misafirlerini ağırlayan Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi
Yazıcı, yemeğin ardından Ayancık Belediye Başkanı Ayhan Ergün’ü Soma’ya
uğurladı.
Download

Arama kurtarma timi SAKUT geliyor