YAŞAR TAŞKIN KOÇ:Sayın Bakanım hoş geldiniz.
BEKİR BOZDAĞ: Hoş bulduk.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ:Çok başlık var Adalet Bakanlığı’yla ilgili. Gazeteleri açıyoruz ve bir
sürü sizi ilgilendiren başlıklar var ama bunlardan en çok tartışılanı şu sıra Anayasa
Mahkemesi’ndeki seçim barajlarının düşüp düşmeyeceğine dair bir karar çıkıp çıkmayacağı
tartışması, önce ondan başlayalım isterseniz. Daha önce Eylül ayında verdiğiniz öneride zaten
bir seçim barajlarıyla ilgili hükümet olarak geçtiğimiz yıl bir öneriniz vardı ama bu kaldı ve
bugün geldiğimiz noktada seçim barajları toptan kaldırılabilir mi? Böyle bir hukuk
tartışmanın içindeyiz. Anayasa Mahkemesi böyle bir şey yapabilir mi? Yaparsa ne olacak? Bu
konudaki görüşünüz nedir?
BEKİR BOZDAĞ: Seçim barajlarının kaldırılması konusu bir hukuki konu değil bir defa bu
siyasi bir konudur. Parlamentonun meselesidir, siyasetin meselesidir. Siyasi zeminde
parlamentoda bu konuda karar verilebilir. Anayasa Mahkemesi diğer, diğer mahkemeler
kendilerine başvurular konularla ilgili ve sınırlı olmak üzere hukuki kararlar verilir. Yoksa
siyaseti dizayn eden veyahut da toplumun taleplerine, beklentilerine cevap veren toplumsal
sorunları çözen mahkemeler değil bunlar kendi önlerindeki talepler veya hukuksal ihtilaflarla
sınırlı kararlar verilir. Baraj konusu parlamentonun, siyasetin konusudur. AK Parti 2013
yılında demokratikleşme paketini Türkiye kamuoyuna açıklarken Sayın Cumhurbaşkanımız o
zaman Başbakanımız olarak bu konuda kamuoyunun önüne üç teklif getirdi. Sıfır baraj, dar
bölgeye varız. Daraltılmış bölge, indirilmiş baraj üçlü olur, beşli olur buna da varız. Buna
yoksanız mevcut sistem ona da varız. Sonuçta kamuoyunun tartışmasına konu açıldı fakat ana
muhalefet partisi dahil diğer muhalefet partileri bu konuyu tartışmaktan imtina ettiler. Adeta
soru sorulmasını arzu etmediler sorular sorulara da geçiştirici cevaplar vermek suretiyle
konunun gündemden düşmesini sağladılar. Biz bunları Türkiye’nin gündemine getirdik,
tartıştık. Bu siyasetin konusu olduğu için gündeme getirdik. Parlamentonun çözmesi için
gündeme getirdik ve tartıştık. Şu anda Anayasa Mahkemesi’nin önünde olan konu siyasetin
çözeceği bir konudur, parlamentonun çözeceği bir konudur. Anayasa Mahkemesi bu konunun
esasına ilişkin ne karar verir onu bilemeyiz. Ama benim Anayasa ve Anayasa Mahkemesi’nin
kuruluş ve yargılama usulleri hakkında kanun ve diğer düzenlemelerden anladığım kadarıyla
Anayasa Mahkemesi bu işin esası hakkında bir karar verme hak ve yetkisine sahip değil. Çok
açık bizim yasalarımız. Ama konu Anayasa Mahkemesi’nin önündedir şu andadır başvuru
olarak. Bizi yasalarımız çok açık, Anayasada çok açık. Anayasa diyor ki; yasal işlemlerle
idarenin düzenleyici işlemleri aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamaz diyor. Baraj bir
yasal düzenlemedir. Yasal düzenleme olduğu için herhangi bir kişi doğrudan doğruya barajı
düzenleyen kanun normunun iptali için Anayasa Mahkemesi’ne dava açma hakkı ve yetkisine
haiz değildir. Daha önce Anayasa Mahkemesi’ne benzer şekilde davalar açılmış. Açılan
davalarda Anayasa Mahkemesi kararlar veriyor. Diyor ki; kararlarda bunlar yasal işlemdir.
Biz bunlara ilişkin karar veremeyiz. Konu bakımından yetkisiziz diye ret ediyor. Ben sadece
bir tanesi okuyacağım. Bir karar Anayasa Mahkemesi’ne gelen, işte tarihini de buradan
vereyim. 5.3.2013 tarihinde bir karar. Sayın Alparslan Altan’ın başkan olduğu ikinci bölüm
tarafından veriliyor ve orada deniyor ki; 6216 sayılı kanun 45. maddesinin 3 numaralı
fıkrasında ise yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemlerin doğrudan bireysel başvuru
konusu yapılamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Bireysel başvuru yolu bu güvence kapsamında
bireylere doğrudan yasama işleminin iptal iteme yetkisi tanımamıştır. Bu nedenle Anayasa
Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu kamusal bir düzenlemenin soyut bir biçimde anayasaya
aykırılığını ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarak kabul edilemez diyor ve başka bir takım
gerekçelerle beraber bölümün konu bakımından yetkisizliğine karar veriyor. Kabul edilemez
olduğuna da başvurunun karar vererek dosyayı kapatıyor. Bununla ilgili onlarca hem birinci
bölümün hem ikinci bölümün verdiği kararlar var.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ:Peki Sayın Bakanım o zaman şu anda neyi tartışıyoruz? Bundan
önceki icraatlara bakılırsa, anayasaya bakılırsa, kanuna bakılırsa bu zaten hiç seçim
barajlarının böyle komple kaldırılmasına yönelik bir yolu açacak bir şey değil. Ama bugün
bakıyoruz ki yorumlar, tartışmalar Antalya’daki Sayın Başkanın yaptığı açıklamalar,
gazetecilerin yorumları sanki Anayasa Mahkemesi’nin birkaç hafta içinde Türkiye’de böyle
bir karar alacakmış gibi bir hava oluştu.
BEKİR BOZDAĞ: Bugün tartıştığımız şey böyle bir havayı doğuracak veya böyle bir sonucu
doğuracak adımlar atılma ihtimalini üzerine yoğunlaşıyor. Çünkü tartışma yasanın, anayasaya
aykırılığı, iptali, başvurusu üzerinde yürümüyor. Şimdi ikinci bölüm konuyu genel kurula
taşıyor. Niçin taşıdığına dair kamuoyu bilgilendirilmiş değil. Usul sorunları var o sorunları
çözmek için taşındığı söyleniyor. Öyleyse işin esası ne? İşin esasına baktığımızda benim
gördüğüm şu var. Anayasa Mahkemesi sadece siyasi parti mahkemesinin genel kurulu sadece
siyasi partilere ilişkin başvuruları efendim ve davaları karara bağlar. Çünkü anayasanın 149.
maddesinin 2. fıkrası siyasi partilere ilişkin dava ve başvurulara iptal ve itiraz davaları ile
Yüce Divan sıfatıyla yürütülecek yargılamalara genel kurulca bakılır. Genel Kurul’un neye
bakacağı çok net bir şekilde anayasayı saymış. Arkasından diyor ki; virgülden sonra bireysel
başvurular ise bölümlerce karara bağlanıyor. Bir defa Anayasa Mahkemesi’nin genel
kurulunun bireysel başvuruları karara bağlama hak ve yetkisi bu anayasaya göre yok.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ:Ama bunu yapan Anayasa Mahkemesi
BEKİR BOZDAĞ: Oradaki baktığınızda Anayasa Mahkemesi iç tüzüğünde bazı değişiklikler
yapıyor.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ:Mart ayında yapılan değişiklikler.
BEKİR BOZDAĞ: Tabi bu Mart ayında o da çok ilginçtir. 10 civarında değişiklik yapılıyor
arkasından Twitter kararı çıkıyor başka kararlar çıkıyor. Şimdi o değişikliklerle anayasaya bir
kısmı bir kısmı da Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş ve yargılama usulleri hakkındaki kanun
hükümlerine aykırı düzenlemeler o tüzükte yer alıyor. Şimdi burada ön sorun, usul sorunu
denen şey şu, tartışılan konu. Antalya’daki toplantıda esasında gündem başka olmasına
rağmen birdenbire Anayasa Mahkemesi bireyse başvuruyu inceleyen bölümlerinin önünde
gördükleri bir konuyla alakalı Anayasa Mahkemesi Genel Kuruluna anayasaya aykırılık itirazı
iletip iletemeyecekleri sorununun tartışıldığı bir mekanizmaya dönülmüş. Orada sorular
sorulara baktığınızda farklı farklı konuşmacılara.. Eviriyorlar çeviriyorlar bu soruyu
soruyorlar. Yani bölümler somut norm denetimi yoluyla bir kanunu düzenlemenin anayasaya
aykırı olduğunu iddia edip bunu genel kurula taşıyabilir mi? Anayasaya aykırılık itirazında
bulunabilir mi? Türkiye’nin önde gelen anayasa hukukçularına orada söz sahibi olan kişilere
bunlar soruluyor. Bunlara cevaplar oluşturulmaya çalışılıyor. Bütün bu şeye baktığınızda esas
şey Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları karara bağlayan birinci ve ikinci bölümlerini
somut norm denetimi yoluyla yani itiraz yoluyla anayasaya aykırılık iddiasında
bulunabileceklerine ilişkin bir algının, bir kanaatin ortaya çıkarılmasıdır. Şimdi Anayasa
Mahkemesi Genel Kurulu’nun sorun dediği görüşeceği şey benim tahminim ne olduğunu
bilmiyorum ama bu tartışmalardan çıkardığımı söylüyorum. Bölümler anayasaya aykırılık
itirazında bulunabilir mi, bulunamaz mı bunu bir ön sorun olarak tartışacak diye
düşünüyorum, tahmin ediyorum. Onun üzerine bir karar verecek. Peki ne karar verecek onu
bilemeyiz. Ama benim anayasadan demin ifade ettim. 149. maddenin 2. fıkrası bireysel
başvurulara ilişkin hiçbir karar genel kurul tarafından alınamaz, verilemez.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ:Anayasa hükmü açık.
BEKİR BOZDAĞ: Bir defa çok açık, anayasa hükmü ortada. Öte yandan Anayasa
Mahkemesi’nin kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülürken tasarıda bir kural
vardı. O kuralda şu; tartışıldı bugün başka yerlerde yazıldı. 49. maddesi tasarının 6. fıkrası
şöyle. Bölümler bireysel başvuru incelemesi sırasında temel hak ihlalinin kanun veya kanun
hükmünde kararname hükmüne kaynaklandı kanaatine varırlarsa iptali istemiyle genel kurula
başvururlar hükmü vardır. Fakat komisyon tartışmaları sırasında bunun açıkça anayasaya
aykırı olduğu çünkü anayasada kimlerin Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açacakları,
itirazda bulunacakları açık açık yazıldı. Anayasada yazılmayan bir imkanın burada
verilemeyeceği bunun açıkça anayasaya aykırı olacağı öte yandan bir yandan anayasaya
aykırılığı görüşülecek. Mahkemenin öte yandan anayasaya aykırılık iddiasında bulunmasının
büyük bir çelişki olduğu genel kurulda bu işin anayasaya aykırılığı görüşülürken onun
anayasaya aykırılığını ileri süren üyelerin genel kurul müzakerelerine katılıp karar vermesinin
hukuk devletiyle ve anayasayla bağdaşmaz olduğu bunun bir nevi anayasada sayılan
anayasaya aykırılık iddiasında bulunması gereken kişiler arasında başkaca bir yeri de ilave
ettiğini ifade ediyorlar ve diyorlar ki; biz Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvurularını
inceleyen bölümlerine anayasaya aykırılık itirazında bulunma yetkisini vermiyoruz diyorlar
ve bilinçli bir tercih yaparak yasa tasarısından maddenin bu fıkrasını çıkarıyorlar. Bu ne
demektir? Yasa koyucu Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuruları inceleyen, karara
bağlayan bölümlerine anayasaya, anayasanın 152. maddesine göre anayasaya aykırılık
itirazında bulunma yetkisini vermediğini, vermek istemediğini tasarıda verdiği yetkiyi geri
aldığını açıkça ortaya koymaktadır. Yasanın vermediği bir yetkiyi, anayasanın vermediği bir
yetkiyi Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu eğer anayasa buysa yasalarda buysa Anayasa
Mahkemesi’de bu anayasaya uymak ve bunu doğru uygulamakta mükellefse o zaman bunu ret
etmesi gerekir. Şimdi buradan diyecekler ki ya Bakan konuştu da şey yapıyor, görüşünü ifade
ediyor. Ama şimdi anayasa o kadar açık ki.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ:Hayır söylediğiniz başlık çok nette ama dediğiniz gibi anayasanın
uygulanması kontrolle yükümlü Anayasa Mahkemesi’nin anlamı bu zaten, adı üzerinde. Buna
rağmen anayasada kendisine ait olmayan ve hatta engellenmiş bir yetkiyi kullanırsa ne
olacak? Yani bu nasıl çözülecek? Çünkü bunun anladığım kadarıyla bunun temyizi bunun
itirazı da yok. Büyük de bir kaos geliyor anladığım kadarıyla. Çünkü seçimlere çok az vakit
kaldı. Diyorsunuz ki parlamentonun yetkisindedir seçimlerin, barajın kalkıp kalkmayacağı.
Yani Anayasa Mahkemesi bir kere bu kararı alırsa anladığımız kadarıyla evet anayasaya
aykırı bir karar alacak. İki; alırsa ne olacak?
BEKİR BOZDAĞ: Burada ben bir iki hususu öncelikle buna cevap vermeden ifade etmek
istiyorum. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru hakkında kendine tanınan yetki ve görev
alanını sürekli genişletmektedir. Bir defa anayasa çok açık. Olan kanun yolları tüketilmeden
Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılamaz.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ:Twitter’da gördük ama bunu
BEKİR BOZDAĞ: Twitter’da gördük. Olağan kanun yolları tüketilmeden Anayasa
Mahkemesi’ne müracaat hakkını Anayasa Mahkemesi verdiği kararla tanımış oldu. Bir defa
anayasa ve yasanın çizdiği sınırı aştı. İkinci; bunun yanında yasal işlemlere ve idarenin
düzenleyici işlemlerine karşı da doğrudan Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru da
bulunamaz. Şimdi bu olayda dolaylı bir şekilde eğer bölümlere anayasaya aykırılık itirazında
bulunma yetkisinin olduğuna dair genel kurul karar verirse Anayasa Mahkemesi artık yasal
düzenleme ve idarenin düzenleyici işlemlerini de herhangi bir iş hukuk yoluna gitmeden
doğrudan müracaat suretiyle bölümlerin itirazı halinde anayasaya aykırı gördüğü takdirde
iptal etme gibi yeni ve daha güçlü bir yetki devşiriyor. Bunun anlamı şu; artık Meclis’te ana
muhalefet partisi anayasaya aykırılık iddiasında bulunacağım diye çalışmasına gerek yok.
Cumhurbaşkanının uğraşmasına da gerek yok. Belli sayıda milletvekilinin imza toplayıp
vermesine de gerek yok. Herhangi bir vatandaş böyle bir dava açar ondan sonra da bölümde
buna karar verir ve arkasından Anayasa Mahkemesi’de iptal eder.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ:Bunun sınırı da yok o zaman.
BEKİR BOZDAĞ: Bunun hiçbir sınırı yok. Anayasa Mahkemesi sınırsız ve sınırsız bir
yetkiyle yetkilendirememiştir. Anayasada sayılan görevlerle yetkilendirmiştir. Onları ancak
yapabilir. Onun dışındakini yetkisini genişletmek suretiyle yapa… Bu ne demektir? Bu şu
demektir; parlamento ne yaparsa yapsın Anayasa Mahkemesi, ana muhalefet partisi,
Cumhurbaşkanı ilk derece mahkemeleri iptal yoluna itiraz yoluyla iptal talebini mahkemeye
taşımasa bile mahkeme bireysel başvuru yoluyla ben iptal yolunu açabilirim. Bu bir nevi
anayasal şikayet yolunun dolaylı bir biçimde anayasaya ve yasalara aykırılı bir biçimde
açılması anlamına da gelecektir. Anayasa Mahkemesini yeni bir güçlü yasamanın da çok çok
üzerinde her şeyi kontrol eden bir vesayet yapısına dönüştürecektir. Yani buna kimsenin hakkı
yok. Anayasa Mahkemesi anayasayla bağlı anayasayla sınırlıdır. Öte yandan tabi kamuoyu
tartışıyor. Şimdi bu seçim sürecine girildiği bir dönemi yaşıyoruz. 2015’in 7 Haziran’ında
seçimler var. Dava tarihlerine bakıyorum. Haziran 2014, iç tüzüğün değişme tarihine
bakıyorum, Mart 2014. Dava tarihlerine bakıyorum 2014. Ondan sonra Antalya’daki
toplantıya bakıyorum Kasım 2014. Şimdi bu konunun dava ta ne zaman açılmış dikkat
buyurun, Haziran’da. Konunun Türkiye gündemine gelmesi ne zaman oluyor?
YAŞAR TAŞKIN KOÇ:Aralık, kasım sonu
BEKİR BOZDAĞ: Kasım sonu, Aralığın başı. Öyle geliyor. Şimdi baktığınız zaman diğer
davanın biri de Kasım’da açılıyor. Öbürünün tarihini öğrenemedim Kasım’da açılıyor. Şimdi
bütün bunları ben yan yana koyduğumda seçime de şurada kalmış altı ay. Altı aylık süre
içerisinde seçimleri Türkiye’de tartıştırmanın kime ne faydası var? Bütün başvuruları
gündeme almak Anayasa Mahkemesi Başkanının ya da bölüm başkanının bireysel başvuru
olduğu zaman bölüm başkanının yetkisinde. Şimdi anayasa diyor ki seçimlerle ilgili
düzenlemeler yapılırsa bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz. Niye bu koymuş?
İktidarla seçimi etkileyecek düzenlemeler yapıp seçimde kendine avantaj sağlamasın diye.
Mahkemelerde buna bağlıdır. Şimdi mahkemeler diyelim karar verdi efendim kanun var
uygulanmaz ama mahkeme karar verirse
YAŞAR TAŞKIN KOÇ:Benimki uygulanır.
BEKİR BOZDAĞ: Benimki uygulanır. Meclis seçimi etkileyecek düzenleme yapamaz ama
Anayasa Mahkemesi seçimi etkileyecek bir karar verirse bu bal gibi uygulanır çünkü anayasa
kanun düzenleme diyor.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ:Böyle giderse YSK’yı da By-Pass eder.
BEKİR BOZDAĞ: Ama işin ruhu nedir? Seçime dönük mahkeme kararı başka bir karar ne
olursa olsun oyun başladıktan sonra, süreç başladıktan sonra bu alanda adım atılmaması.
Şimdi ben buradan kendi adıma düşünüyorum. Bütün Türkiye kamuoyu gibi düşünüyorum.
Acaba 2015 seçimlerine dönük bir mühendislik var mı? Mahkemeler seçimlere dönük
mühendislik yapamaz. Siyasete ayar veremez, vermemesi lazım. Eğer bir demokratik hukuk
devletiysek vermemesi lazım. Geçmişte Anayasa Mahkemesi biliyorsunuz 367 kararını verdi.
Bu karar Anayasa Mahkemesi’nin itibarını yükseltti mi? O karara imza atanlar hala milletin
yüzüne bakamıyorlar. Şimdi 2015 seçimlerine giderken Anayasa Mahkemesi Türkiye’de
parlamentonun oluşumunu, insanların tercihini etkileyecek bir adım attığı zaman bu siyasi bir
mühendisliğin mahkeme eliyle devreye konulması anlamını taşır. Yani mahkemenin böylesi
bir mühendisliğe alet olmaması hukuk devletine, demokrasiye sahip çıkması doğru olandır.
Şimdi Türkiye’nin seçim süreci geliyor, bu seçim süreci içerisinde millet tercihlerde
bulunacak, kaldı ki bu konu daha önce de Anayasa Mahkemesi’ne gitmiş Anayasa
Mahkemesi 95’te temsilde adalet ve istikrar vurgularının ikisinin dengesine vurgu yapmış,
bunu anayasaya aykırı bulmamış. Daha 2008’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmiş,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bununla ilgili değerlendirmeler yapmış ve sonunda bir hak
ihlali olmadığını düşünmüş ve bu konuda düzenleme yapma yetkisinin parlamentoya ait
olduğunu söylemiş. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bile Türkiye’nin egemenlik hakkına
saygı gösteriyor, parlamentoya saygı gösteriyor, diyor ki bu konuda düzenleme yapacaksa
parlamento yapması lazım ama biz burada bir hak ihlali görmüyoruz. Şimdi Anayasa
Mahkemesi bireysel başvuru hakkında ne karar verebilir? Eğer bir hak ihlali varsa o hak
ihlalinin tespitine ve giderilmesine karar verir, bunun giderilmesine ilişkin, önlenmesine
ilişkin tedbirleri alma görevi parlamentoya ya da niteliğine göre yürütmeye aittir. Anayasa
Mahkemesi parlamentonun, yürütmenin yerine geçerek bunu da ben alıyorum dediği zaman
tabi o ayrı bir yetki aşımı olur, alan genişletmesi olur. Bu fevkalade demokrasimiz için de
hukuk devletimiz için de kabul edilemez bir yaklaşımdır. Bunu herkes değerlendirecektir.
Mahkeme ne karar verecek onu bilemiyorum ama şu andaki tartışmalara baktığınızda
tartışmaların Sayın Başkan’ın açıklamaları sonradan böyle demedim diye bir açıklaması oldu
ama onu referans gösterilerek ortaya çıkışına baktığımızda tabi bu Türkiye için pek hukuk
devletiyle, anayasayla bağdaşır bir tartışma değil. Umarız ki mahkeme bu konuda anayasa ve
yasalarla uyumlu bir karar tesis eder.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: İnşallah öyle olur çünkü dediğiniz gibi vakit az ama sonuçta her
şeye rağmen kendisinin bağlı olduğu kanuna, anayasa hükmüne, bundan önce verdiği
kararlara bazı örnekleri verdiniz hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği karara
rağmen bir mühendislik çalışması anlamına gelecek şekilde siyasete bu şekilde müdahale edip
böyle bir karar çıkarsa bu durumdaki kaos nasıl çözülür? Yani burada şimdi tekrar top
parlamentoya mı geçiyor, madem yeniden bir kanun ihtiyacı mı doğacak sizce? Yüksek Seçim
Kurulu mu devrede olması gerekiyor? Ve hangisi uygulanırsa uygulansın bu kaostan nasıl
çıkabiliriz?
BEKİR BOZDAĞ: Benim şahsi kanaatim mahkeme ne karar verir bilemem, ben bir defa
mahkemenin, genel kurulun bu konuda bu ön sorun meselesinde bölümlerin itiraz hakkı
olmadığı yönünde karar vermesini.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: Kanunun da anayasaya uygun olamsı.
BEKİR BOZDAĞ: Bir defa anayasa gereği olduğu olduğunu, yasa gereği olduğuna ben
inanıyorum. Ne karar çıkar bilmem, öte yandan bölümün bir defa başvuru hakkı yok. İç hukuk
yolları tüketilmemiş, ikincisi bir yasal düzenleme o yüzden bir defa oradan da kabul edilme
kararı verilmesi lazım ama bütün bunlar göz ardı edildi. 95 kararı göz ardı edildi, 2008 AİHM
içtihadı göz ardı edildi, biz AİHM’den de daha ileride bir karar tesis edeceğiz şöyle yapacağız
denildi bir karar verebilir mi yani anayasa ve hukuku çiğnerse verebilir.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: Evet.
BEKİR BOZDAĞ: Yok ben anayasa ve hukukla bağlıyım derse bana göre böyle bir karar
tesis edemez. Verdiği zaman böyle bir karar ne olur? Tabi bu açık bir şekilde 2015
seçimlerine Anayasa Mahkemesi’nin müdahalesi olur. Açık bir şekilde Türkiye’nin siyasetine
ben balans ayarı verme yetkisini kendimde görüyorum demek olur çok net söylüyorum. Dün
başkaları balans ayarından bahsediyordu bugün eğer öyle bir karar çıkarsa onun bir balans
ayarı anlamı taşıdığı da çok açıktır. 367 kararını verdiler ne oldu? Vatandaş sandıkta kararı
temyiz etti ve yırtıp çöpe attı, sandığı AK Parti’yle doldurdu. Mahkeme bu yönde bir karar
verdiği takdirde ben sandıkta AK Parti oylarının daha da artacağına, bu seçime müdahalenin
AK Parti’nin oylarını azaltma ve seçimden seçim sonrasında koalisyona zorlanma veya
başkalarının iktidara gelmesini taşıma gibi pek çok şeyler tartışılıyor, konuşuluyor burada.
Bütün bu niyet okumaları millet herkesten daha iyi yapıyor, her şeyi daha net görüyor. Onun
için de ben bunun 367 gibi kararı verenlerin aleyhine olacağını ama öte yandan sandığa
baktığınız zaman da AK Parti’nin lehine sonuç doğuracağını bizim daha fazla seçimden
güçlenerek çıkacağımıza ben inanıyorum. Çünkü millet hiçbir zaman demokrasiye, milli
iradeye, siyasete müdahaleye kim tarafından hangi saikle yapılırsa yapılsın bugüne kadar hoş
bakmamıştır. Bunun örnekleri doludur, bu da onun gibi eğer öyle bir şey olursa kötü bir örnek
olarak anılacak ama millet tarafından hiçbir kıymeti olmayacaktır. Peki ne olur öyle bir şey
olursa? Ya o takdirde tabi kanunu.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: Parlamento ne diyecek örneğin?
BEKİR BOZDAĞ: Hayır kanunu iptal etmediği takdirde zaten bu konuda düzenleme yapma
yetkisi parlamentoya aittir, parlamento düzenleme yaptığı takdirde ona göre hareket edilir.
Kanun iptal ederse benim şahsi görüşüm bu kanun uygulanmaz. Sayın Başkan tekzip ettiği
açıklamada bu mahkeme kararıdır kanuni düzenleme değildir derhal uygulanır diye bir
değerlendirme Sayın Sarıkaya yazdı doğru mu bilmem ama ben Sarıkaya’nın yazdığı
üzerinden gidiyorum şimdi anayasa 67’deki kural nedir, seçimi etkilemeye dönük çalışmaları
kim yapabilir yasama gücünü elinde bulunduran yapabilir. Çünkü kanunla düzenleniyor, onun
için seçimi etkilemeye dönük seçim kurullarını değiştirmeye dönük adımları yasaklamış. Bir
yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanamaz demiş, işin ruhu budur, özü budur. Sadece
kanunla mı olur bu? Hayır mahkeme kararıyla da siz seçimleri etkileyecek bir şey ortaya
çıkarırsanız bunun uygulanmaması lazım. Ama bunun kararını kim verecek? Yüksek Seçim
Kurulu verecektir. Yüksek Seçim Kurulu bunu uygulama kararı verirse o zaman Yüksek
Seçim Kurulu bunu uygular. Hayır ben bunu uygulamam, seçim takvimi işlerken seçimi
etkileyecek böylesi büyük bir netice doğuran adımın atılmış olması anayasa 67’yle ben
uyumlu görmüyorum der uygulamayabilir. Uygulamadığı zaman da uygulanmaz çünkü
Yüksek Seçim Kurulu kararları kesin kararlar, o yüzden seçim süreci içerisi ve seçim süreci
pek çok belirsizliklerin içerisine girer ve Türkiye hak etmediği tartışmalarla zaman kaybeder.
Biz barajla ilgili konuda biz direnen bir parti değiliz, biz şeyimizi ortaya koymuşuz, yani sıfır
baraj demişiz, daraltılmış bölge, düşürülmüş baraj demişiz, mevcut demişiz. Yani biz bu
konuda açığız ve siyaset kurumuna çağrımızı yapmışız, herkesle konuşuyoruz herkesle
tartışıyoruz. Ama siyaset mühendisliğiyle Türkiye’nin rotasının değiştirilmesine de bizim rıza
göstermemiz mümkün değil. Türkiye’de çok oyun oynandı, işte Gezi oldu, Kobani oldu, 17
Aralık, 25 Aralık oldu, pek çok olaylar oldu. Yani insanlar bunlar hakkında değişik fikirlere
sahip olabilir bu olayları nitelendirme hakkında ama hepimiz biliyoruz ki bu olayların ortak
bir özelliği var Türkiye’nin siyasal istikrarını ve güçlü iktidarını ortadan kaldırmak, ülkede
kaosun, belirsizliğin egemen olmasını sağlamaktır. Güçlü Türkiye’den herkes rahatsız, şimdi
istikrarın bozulması için çok uğraşlar var, şimdi buna yeni bir halkayı buradan eklemenin ve
Anayasa Mahkemesi gibi herkesin saygı duyduğu yüksek bir mahkemenin böyle bir
tartışmanın içine sokularak yıpratılmasının kimseye bir faydası yoktur. Ben umarım ki
mahkeme bu konuda anayasa ve yasaya uygun bir karar tesis eder.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: İnşallah öyle olur da çünkü bundan sonra dediğiniz gibi daha fazla
tartışma, daha fazla hukuki anlamda da olsa kaos gelecek gibi eğer böyle bir karar alırlarsa.
Sayın Bakan iki başlığımız daha vardı, bir tanesi yargı paketi bir tanesi Alevilerle ilgili iki
ayrı karar hem Yargıtay genel kurulundan çıkan hem de AİHM’den. İsterseniz önce ondan
başlayalım bu Alevilikle ilgili iki karara baktığınız zaman bunun nasıl yorumlanması
gerektiğini düşünüyorsunuz?
BEKİR BOZDAĞ: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin din dersiyle ilgili verdiği kararı biz
tercüme ettik şu anda ama cem evleriyle ilgili verdiği karar yeni bir karar. Henüz daha
tercümesi tamamlanmış değil, onun da tercümesi yapılıyor, tercümesi tamamlandıktan sonra
biz bu kararları değerlendireceğiz. Hükümet olarak Alevi vatandaşlarımızın sorunlarına
baştan beri samimi yaklaştık, çözüm iradesi eksenli yaklaştık. Bizim hükümetlerimiz
döneminde Sayın Çelik zamanında Alevi çalıştayları yapıldı ve ilk defa Alevi vatandaşlarımız
devletle bir masanın etrafına oturup sorunlarını konuşma fırsatı buldu, büyük bir hafıza
oluştu. Tabi Dersim olaylarıyla ilgili ilk defa ülkenin başbakanı devlet adına özür diledi.
Bunlar önemli adımlar, okul kitaplarına Alevilikle ilgili bölümler ilave edildi ve onlar yazdı
ve bu konuda pek çok değerli çalışmalar yapıldı, adımlar yapıldı, 62. hükümet kurulduktan
sonra da Sayın Başbakanımız Davutoğlu bu konuya bizzat kendisi eğilerek, bizzat kendi
başkanlık ederek önemli katkılar verdi ve çözüm eksenli iradeler de ortaya koydu. Örneğin
Hacı Bektaşi Veli türbesinden alınan ücretler Sayın Başbakanımızın oraya gittiği ziyaretinde
de bunu tamamen kaldırdı. Daha başka adımlar da atıldı, Tunceli ziyareti oldu, işte toplantılar
yapıldı, geçen akşam da Alevilerin önde gelen isimleriyle ayrıca bir toplantı daha yapıldı.
Esasında biz AİHM’in bu kararlarından önce de bu konuya vaziyet eden bir adımı attık ve
bunu da kararlı bir biçimde sürdürüyoruz. Alevi vatandaşlarımızın sorunu hepimizin
sorunudur ve bu sorunları çözmekte birinci derece hükümetimizin görevidir, hükümetimiz bu
konu üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Yaptıklarımızı anlatmakla vakit almak istemiyorum
ama yapacaklarımızın son derece önemli olduğuna ben de inanıyorum, önümüzdeki süreç
içerisinde başkaca somut adımlar elbette atılacaktır. Bu adımlar üzerinde çalışmalar devam
ediyor ve Sayın Başbakanımızın riyasetinde devam ediyor, bu açıdan da son derece önemli.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: Yargıtay’ın kararını da bu anlamda değerlendirmek erken mi olur
yoksa biz kendi çalışmalarımızı yapmaya devam edeceğiz, işte arada alınan kararlar ya da
eleştiriler de yönlendirici olu diye mi bakıyorsunuz?
BEKİR BOZDAĞ: Yargıtay kararı tabi dün çıktı karar, bunlarla ilgili dernek kurma konusu.
Zaten fiili durum kararın, karar daha doğrusu fiili durumla uyumla hale gelmiş oldu. Şu anda
pek çok cem evini yapan dernekler var, yaptıran dernekler var, bunun için uğraşan insanlar
var. Türkiye’de bu bir gerçeklik, Yargıtay’ın kararı bu gerçeklikle bir uyum sağlamış oldu
yeni bur durum ortaya koymadı.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: Sayın Bakanım yargı paketiyle ilgili de çok az vaktimiz kaldı ama
birkaç başlık var. Bir tanesi makul şüphe meselesi. Bunun öncekilerden farkı ne? Çünkü
makul şüphe en çok hani eleştirdiğimiz, tedirgin olduğumuz konulardan bir tanesi. Yani
polise çok fazla yetki veren her böyle işte ne diyelim tipine, yürüyüşüne o anda bakıp da
beğenmediğine müdahale edebileceği bir şey mi yoksa somut olaylardan dolayı böyle bir
zorunluluk doğduğunu mu düşünüyorsunuz?
BEKİR BOZDAĞ: Burada büyük bir çarpıtmayla karşı karşıyayız, öyle bir iklim oluşturuldu
ki Türk hukukunda makul şüphe sanki hiç yoktu ilk defa son yargı paketiyle getirildi.
Hükümet herkesi makul şüpheli görüp onlarla ilgili adli süreçler başlatmak istiyor gibi takdim
yapıldı. Sayın Koç makul şüphe 2014’ün Şubat’ına kadar arama maddesinde vardı, 2014’ün
Şubat’ında değiştirdik biz somut delillere dayanan kuvvetli şüphe olarak. Ama aradan geçen
zaman içerisinde suçla ilgili aranan kişilerin yakalanması, delillerin toplanması konusunda
ciddi sorunlar yaşandı. Bazı savcılar şüpheyi gösteren somut delili adeta faili ve suçu ispat
eden somut delil gibi failin kim olduğunu ve suçu ispat eden somut delil gibi anlayınca
normalde verilmesi gereken delilleri bulmak, failleri yakalamak için arama kararlarını
vermediler. Vermeyince ciddi sorunlar yaşandı, bizim derdimiz bir suç işlendiği zaman
delilleri sağlıklı toplamak, suçun faillerini en kısa sürede ulaşıp onun hak ettiği cezayı yargıda
alması için gereken yasal altyapıyı sağlamak. Biz onu yapıyoruz, arama kararını kim veriyor?
Hakim veriyor, çok acil durumlarda savcı veriyor, onun dışında arama kararını polis almıyor
polis vermiyor. Bir defa makul şüphe sadece aramayla ilgili, şimdi öyle anlatılıyor ki el
koyma da makul şüphe olacak, tutuklama da makul şüphe olacak, dinleme de makul şüphe
olacak, her şey makul şüphe izleme de makul şüphe. Hayır bunların hepsinde somut delile
dayalı kuvvetli şüphe, sadece aramada makul şüphe. Şimdi dün bir karar bugün gazetelerde
vardı, Denizli’de daha önce Adana’da bir karar vardı makul şüphe uygulaması tutuklamada
makul şüphe üzerine tutuklama kim veriyorsa görevi kötüye kullanıyor demektir. Gerekçesini
kim yazıyorsa aramada, teknik takipte, el koymada, makul şüphe var diye gerekçesini yazan
bir hakim, bir savcı varsa ya kanunu ya işini bilmiyor ya da işini görevini kötüye kullanıyor
demektir. Çünkü kanunlarımız çok açık, makul şüpheyle el koyma, tutuklama, dinleme,
teknik takip kararlarına izin vermiyor. Bakıyorsunuz böyle böyle haberler çıkıyor, bu
haberlerin bir kısmı çarpıtma haberler bir kısmı da demin dediğim gibi onlar üzerinde biz de
incelemeler yapıyoruz, bize de ihbarlar şikayetler geliyor. Yani siz tutuklamayı makul şüphe
üzerine birisi tutuklama kararı veriyorsa elbette biz niye bunu makul şüpheyle tutuklama
olmayacağı kesin. Kanun açık yazıyor, itirazı tabi bir konu o itiraz edilir ama öte yandan bu
yargısal faaliyeti yaparken bunu neden böyle konusunu da elbette araştırılması gereken bir
konu. Gazetelerde yazan haberler HSYK tarafından elbette değerlendiriliyor, onlar onla ilgili
yapmaları gereken yasal bir işlem varsa yapacaktır ama kesinlikle makul şüphe bunlarla ilgili
değil sadece aramayla ilgilidir ve ilk defa olan bir şey değil. Şimdi düşünün sizin önünüzden
bir araç geçiyor içi uyuşturucu dolu, siz aramak istiyorsunuz savcıyı arıyorsunuz izin
vermiyor. Neyse tırı bir yerde tutuyorsunuz hakime gidiyorsunuz izin alayım diyorsunuz sulh
ceza hakimi ona da izin vermiyor. Somut delile dayalı kuvvetli şüphe, söylüyorsunuz işte tır
plakası şoförü biz bunun içinde uyuşturucu olduğunu söylüyoruz alamıyorsunuz. Bunun pek
çok örneği oldu.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: Evet.
BEKİR BOZDAĞ: Bize İçişleri Bakanlığı iletti baktık hakikaten bir yerde alınamamış karar
başka yerde alınmış karar ve polisin iddia ettiği şeyler o aramada ele geçirilmiş. En acı olayı
biz Bingöl’de yaşadık, Bingöl hadisesi hepimizin hafızasındadır. Arama kararları Bingöl’de
de maalesef alınamadı, şimdi biz makul şüphe diyip, makul şüpheyi daha doğrusu amacına
uygun bir şekilde somut delile af edersin kuvvetli şüpheyi amacına uygun bir şekilde
kullanılmıyorsa uygulamada aksamalara, tereddütlere yol açıyorsa bizim bunu değiştirmemiz
son derece normaldir. Bu sadece arama el koymayla ilgili onun özellikle altını çizmek
istiyorum.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: Sayın Bakanım süremiz bitti ama son bir soru daha var bu konuyla
ilgili. Hükümet bu düzenlemeyle yine paketle ilgili muhalif herkesin mal varlığına el koyacak
endişesi ya da işte eleştirileri de oluyor, bunun gerekçesi nereden çıkıyor?
BEKİR BOZDAĞ: Bu hükümeti yıpratma kampanyasının farklı bir versiyonu, bir çarpıtma,
bir karalama kampanyası. Bakın el koyma maddesi 128’de yer alıyor CMK’nın.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: Evet.
BEKİR BOZDAĞ: Biz ne yaptık? Bir kişinin mal varlığına el koymak için bazı değişiklikler
yaptık. Bir, somut delile dayalı kuvvetli şüphe olacak dedik ilk defa getirdik, iki MASAK gibi
bazı kurumlar saydık kanunda bunlardan rapor alınacak dedik, el konulacak malın suçtan elde
edildiğine ilişkin bir takım değerlendirmeler için rapor alınacak. İki, eskiden suç ceza
hakimleri alıyordu kararı şimdi ağır ceza verecek dedik.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: Aslında zorlaştırdığınızı söylüyorsunuz.
BEKİR BOZDAĞ: Dördüncüsü de karar oy birliğiyle verilecek dedik, herkesin mal varlığına
el koymayı kafasına koymuş bir iktidar tamam mı oradaki şüpheyi, kuvvetli şüpheyi somut
delile dayanan kuvvetli şüpheye çevirir mi? Suç ceza hakiminin verdiği kararı ağır cezaya bir
de tek oyla alınacak kararı oy birliğine çevirir mi? O konuda rapor şartını kor mu? Koymaz,
biz el koymayı adeta imkansızlaştırdık neredeyse, o kadar zorlaştırdık. Peki son yaptığımız
düzenleme nedir? Son yaptığımız düzenleme şu, biz eskiden el koymada örgüt maddesi vardı,
örgüt maddesi olunca 220, onunla irtibatlı olan konularda el koyma kararı verilebiliyordu.
Şimdi onu kaldırdığımızdan bir takım boşluklar çıktı, işte ülkenin bölünmez bütünlüğü
aleyhine suçlar, işte darbe teşebbüsü suçu, efendim silahlı örgüt, işte suç için anlaşma,
anayasal düzene karşı suçlar, bunlarla ilgili bir boşluk ortaya çıktı. Onun üzerine biz bu
boşluğu gidermek için koyduk, eğer hükümet olarak el koymayı kolaylaştıran el koyma
karşısında vatandaşın mal varlığını güvence altına alan bu düzenlemelerden biz hepsinden
sarfı nazar etmiş olsaydık ha belki böylesi bir komplodan bahsedilebilir, böylesi bir iddia ileri
sürebilirsiniz. Hükümetin niyeti olmasa bile bunu diyebilirsiniz ama böyle hiçbir şey yok,
bütün güvenceler korunuyor bu güvenceleri getiren de AK Parti iktidarıdır, biz getirdik.
Herkesin mal varlığını teminat altına alan adımı biz attık ama maalesef herkesin mal varlığına
el koymaya karar verdi diye karalanan, kirletilen, iftiraya muhatap edilen iktidar da biz olduk.
Bütün bunlar bir algı operasyonu çerçevesinde yapılıyor, bunları kimlerin yaptığını herkes
çok iyi biliyor, bazı kalemler de onlara kılıçlık yapıyor. Millet herkesi görüyor zaten, bizi de
görüyor onları da görüyor.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: Adalet Bakanı Bekir Bozdağ çok teşekkür ediyorum efendim,
özellikle tartışmaları konuları konuşmaya çalıştık ama belli ki özellikle Anayasa
Mahkemesi’nin kararından sonra tekrar konuşmamız gerekecek. İnşallah o zaman da konuk
etmek isterim, tekrar teşekkürler.
BEKİR BOZDAĞ: Ben teşekkür ediyorum, iyi yayınlar diliyorum.
YAŞAR TAŞKIN KOÇ: Evet 24 canlı yayında Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’la gündemdeki
temel hukuk konularını konuştuk, kısa bir aranın ardından 24 canlı yayınına devam edecek.
Download

Programın Deşifresi İçin Tıklayınız