Suriye Sorunu ve Türk Dış Politikasına Toplumsal Bakış
SURİYE SORUNU VE TÜRK DIŞ POLİTİKASINA
TOPLUMSAL BAKIŞ*
Salih AKYÜREK**
Cengiz YILMAZ***
Türkiye-Suriye ilişkileri Cumhuriyet döneminde ve özellikle son 30 yılda iniş
çıkışları ve gerginlikleri çok olan bir seyir izlemektedir. Suriye’nin uzun yıllar
PKK terör örgütüne ev sahipliği yapmış olması, sonrasında yaşanan geçici
bahar dönemi ve son üç yıldır bu ülkede yaşanan çatışmalar ve Türkiye’ye
sığınan yüzbinlerce insan Suriye’yi Türk dış politikasında önemli bir yere
oturtmuştur. Yaşanan şiddet olayları ve katliamlar nedeniyle gösterilen tepki
nedeniyle diplomatik ilişkilerin kesilmiş olması, Türkiye’yi Suriye sorununda doğrudan taraf haline getirmiş ve denklemin dışında bırakmıştır. Türkiye,
Suriye halkı ile bağları ve yaşanan yoğun göç nedeniyle, şiddet olaylarından
ve sorunun genel seyrinden en çok etkilenen ülkelerden birisi durumundadır.
2012 yılında Suriye sorunu ve genelde bölgeye dönük Türk dış politikası konusundaki toplumsal algıları ortaya koymayı amaçlayan bir anket çalışması BİLGESAM tarafından yapılmış ve bulgular rapor olarak yayınlanmıştır.
Bu bölümde “Suriye Sorunu ve Türk Dış Politikasına Toplumsal Bakış” adlı
BİLGESAM raporunun bugüne de ışık tutan temel bulgularının paylaşılması
amaçlanmıştır.
Çalışma Metodolojisi ve Örneklem
Suriye sorununun ana başlıkları ve bölgeye dönük Türk dış politikası ve bu
konudaki temel tartışma alanları tespit edilerek hazırlanan 23 soruluk anket
formu, internet üzerinden anket uygulaması yapan bir firma tarafından 33 bin
kişiye e-posta yoluyla link gönderilmek suretiyle Temmuz 2012 ayı içinde
uygulanmış ve katılımın 1547 kişiye ulaşması ile anket sonlandırılmıştır.
* Bu makale BİLGESAM tarafından Temmuz 2012 yılında aynı başlıkla yayımlanan anket
raporunun gözden geçirilmiş şeklidir., http://www.bilgesam.org/Images/Dokumanlar/0-1272014031828rapor50.pdf
** Dr., BİLGESAM Sosyo-Kültürel Araştırmalar Uzmanı
*** Prof. Dr., Orta Doğu Teknik Üniversitesi.
257
Orta Doğu’da Değişim ve Türkiye
1547 kişilik örneklem içinden Türkiye profilinin özelliklerini daha iyi yansıtmak üzere siyasi parti oy verme davranışları temelinde tabakalı rassal elimininasyon yöntemiyle 1033 kişilik bir örneklem seçilerek analizler yapılmış,
grafik ve tablolar bu veri üzerinden oluşturulmuştur. Görüş ve algılardaki
ana kırılmanın özellikle siyasi eğilimler temelinde olması nedeniyle, Türkiye
profilinin oluşturulmasında öncelikle çalışmaya katılanların oy verdiği siyasi
parti ve 2011 genel seçimlerindeki oy dağılımı dikkate alınmıştır. Bu uygulamaya rağmen 1033 kişilik örneklemin interneti daha aktif kullanan ve sosyal
sorumluluğu daha yüksek bir kitlenin görüşlerini daha fazla ortaya koyduğu
ifade edilebilir.
Anket formlarından elde edilen veriler SPSS istatistik programı marifetiyle
değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Analiz ve raporlamada cevapların frekans
dağılımları yanında, öğrenim durumu, etnisite, mezhep, oy verilen siyasi parti
ve ikamet edilen bölge temelindeki farklılaşmalar da çalışmaya yansıtılmıştır.
Analizlerde, bulguların istatistiki okuması ve kısa yorumları ile yetinilmiş ve
analizlere ait istatistiki anlamlılık değerleri verilmemiştir.
Türkiye’nin Suriye sınırında yer alan illerde ve Suriye’nin kuzeyinde önemli sayıda bir Kürt nüfusun yaşıyor olması nedenleriyle analizlerde Kürtlerin
farklılaşan görüşleri ayrıca incelenmiştir. Suriye halkının ağırlıklı olarak Sünni ve Esad yönetiminin Nusayri ağırlıklı olması nedeniyle Türkiye’deki Alevi
ve Sünnilerin olaylara bakışındaki farklılaşma analizlere yansıtılmıştır. Görüş
ve algıların Suriye’ye komşu illerde ikamet edilen bölge temelinde diğer illerden farklılaşabileceği değerlendirilerek; sınırda veya ikinci kuşak bölgede yer
alan Adıyaman, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Batman, Hatay, Mardin, Şırnak,
Siirt, Hakkari, Diyarbakır illeri ayrı bir grup yapılarak diğer illerle kıyaslamaya tabi tutulmuştur.
Çalışmaya ait ayrıntılı rapor Temmuz 2012 ayında “Suriye Sorunu ve Türk
Dış Politikasına Toplumsal Bakış” adıyla BİLGESAM raporu olarak yayınlanmıştır.
258
Suriye Sorunu ve Türk Dış Politikasına Toplumsal Bakış
Hükümetin Suriye Politikasına Bakış
Bulgulara göre, Türkiye’nin Suriye politikasını doğru bulanların oranı %45
düzeyindedir. Suriye politikalarına bakış demografik profile göre farklılık
göstermektedir. Bu farklılaşma şu şekilde özetlenebilir:
• Kürtlerin Hükümetin Suriye politikasına bakışı (%48,8) Türklere
göre (%44,9) daha olumludur.
• Suriye’ye sınır ve yakın illerde ikamet edenlerin Suriye politikasına
bakışı (%46,2) ile diğer illerde ikamet edenlerin bakışı (%44,9) benzerdir.
• Sünnilerin Hükümetin Suriye politikasına bakışı (%49,4) Alevilere
göre (%14,5) çok daha olumludur.
• Lise mezunları diğer öğrenim düzeylerine göre Suriye politikasını
%55,1 ile daha olumlu algılamaktadır.
• Suriye politikalarına en olumlu bakış %70 ile AKP seçmeninde iken
en olumsuz bakış %7,7 ile BDP seçmeni arasındadır. CHP seçmeninin bakışı
%14,4 ile ve MHP seçmeninin bakışı %22,1 ile yine oldukça olumsuzdur.
259
Orta Doğu’da Değişim ve Türkiye
Örneklemin sadece 40,9’u Türkiye’nin Suriye’deki muhalif gruplara destek
olması gerektiği görüşündedir. Suriye’deki muhalif gruplara destek konusundaki görüşler demografik profile göre farklılık göstermektedir:
• Türkiye’nin Suriye’deki muhalif gruplara destek olması görüşü Kürtler arasında (%53,7) Türklere göre (%40,5) daha fazla destek bulmaktadır.
• Suriye’ye sınır ve yakın illerde ikamet edenlerin muhalif gruplara
desteğe bakışı (40,4) diğer illerde ikamet edenlerle (%40,9) aynı düzeydedir.
• Sünniler muhalif gruplara desteğe (%44,3) Alevilere göre (%17,7)
çok daha olumlu bakmaktadır.
• Muhalif gruplara destek konusundaki görüşler öğrenim durumuna
göre anlamlı farklılaşmamaktadır.
• Suriye’deki muhalif gruplara destek olunması görüşü %60,2 ile AKP
seçmeni arasında en yüksek desteği bulurken CHP-BDP ve MHP seçmeni arasında %17-31 aralığında çok daha düşük bir destek bulmaktadır.
260
Suriye Sorunu ve Türk Dış Politikasına Toplumsal Bakış
Türk Uçağının Düşürülmesi
Türk uçağının düşürülmesi olayına tepki olarak Türkiye’nin tavrı sorgulandığında; örneklemin %46,4’ü Türkiye’nin sergilediği mevcut tavrı doğru bulurken, toplamda %38,7’lik bir kesim farklı şekillerdeki askeri müdahaleyi
savunmuştur. Bu konuda fikri olmayan %14,9’luk kesim dikkate alınmadığında çoğunluğun (yaklaşık %53) Türkiye’nin mevcut tavrını desteklediği
görülmektedir. Bu noktada bir askeri müdahale seçeneğini destekleyenlerin
oranının da %45 ile hiç de küçümsenmeyecek düzeyde olduğunun vurgulanması gerekmektedir.
Genel olarak bakıldığında tüm farklı gruplarda, Suriye’ye karşı bir askeri
müdahale seçeneği içinde; “Türkiye’nin Suriye’ye savaş ilan etmesi” %1-8
aralığında bir destek bulurken, “Türkiye’nin Suriye’nin hava savunma sistemlerini vurması” ve “Türkiye’nin NATO desteğini de alarak askeri müdahalede bulunması” görüşlerinden her biri genel olarak %15-26 aralığında destek
görmüştür.
Bu konudaki görüşler de örneklemin demografik profiline göre farklılık göstermektedir:
261
Orta Doğu’da Değişim ve Türkiye
• Uçak düşürülmesi olayında Türkiye’nin mevcut tavrını destekleme oranı Türkler ve Kürtler arasında %46 ile aynı düzeyde olmakla birlikte,
Türklerin %39,2 ile bir askeri müdahaleye Kürtlere göre (%29,3) daha sıcak
baktığı söylenebilir.
• Suriye’ye sınır ve yakın illerde ikamet edenler, Türkiye’nin mevcut
tavrını %53,8 ile diğer illerde ikamet edenlere göre (%46) daha doğru bulmaktadır.
• Sünniler Türkiye’nin mevcut tavrını %49 ile Alevilere göre (%24,2)
daha olumlu bulmaktadır.
• Uçak düşürülmesi olayında Türkiye’nin mevcut tavrı %58 ile AKP
seçmeni arasında en yüksek desteği bulurken CHP-BDP ve MHP seçmeni
arasında bu destek %33-38 aralığındadır. CHP ve MHP seçmeni arasında; askeri müdahale seçeneğinin -fikri olmayanlar dikkate alınmadığında- %60’lar
düzeyinde ve çok daha fazla destek bulduğu ve bu iki partinin bu noktada
benzeştiği görülmektedir.
Türk uçağının düşürülmesi olayının Türkiye’nin uluslararası imajına etkisi
sorgulandığında; her üç kişiden ikisi (%65,1) bu olayın Türkiye’nin imajını
olumsuz etkilediğine inanmaktadır.
262
Suriye Sorunu ve Türk Dış Politikasına Toplumsal Bakış
Bu konudaki görüşler örneklemin demografik profiline göre çok fazla bir farklılık göstermemektedir. “Türk uçağının düşürülmesi olayı Türkiye’nin uluslararası imajını olumsuz etkilemiştir” görüşü en yüksek oranda desteği %70-73
düzeyi ile CHP ve MHP seçmeninden almıştır. AKP’ye Suriye politikalarında
en yüksek desteği veren seçmeni bile %60 oranında bu olayın Türkiye’nin
imajını olumsuz etkilediğini düşünmektedir.
Şiddet Olayları ve Suriye’ye Müdahale
Suriye’deki şiddet olaylarına karşı Türkiye’nin tavrı sorgulandığında; %43,4
ile en büyük kitlenin sorunun görüşmeler yoluyla çözülmesi, örneklemin
%32,7’si bu konunun Suriye’nin iç sorunu olduğu ve Türkiye’yi ilgilendirmediği görüşünü ve 21,8’lik bir kesim ise uluslararası askeri müdahale görüşünü
desteklemiştir.
Bu konudaki görüşler de örneklemin demografik profiline göre farklılık göstermektedir:
• Genelde %32,7’lik bir destek bulan “Suriye’deki şiddet olaylarının
ülkenin iç sorunu olduğu ve Türkiye’yi ilgilendirmediği” görüşü en büyük
desteği %51,6 ile Alevilerden, %49,6 ile CHP seçmeninden ve %45 ile MHP
seçmeninden almaktadır. En az destek ise %17,1 ile Kürtlerden gelmektedir.
263
Orta Doğu’da Değişim ve Türkiye
• “Türkiye’nin sorunun görüşmeler yoluyla çözümünü desteklemesi”
görüşü ise en büyük desteği %61,5 ile BDP seçmeninden ve %56,1 ile Kürtlerden bulmaktadır.
• “Türkiye’nin Suriye’ye uluslararası bir askeri müdahaleyi desteklemesi” görüşü ise en büyük desteği %31 ile AKP seçmeninden alırken bu konudaki en düşük destek %7,7 ile BDP seçmeni arasındadır.
Suriye’ye karşı bir askeri müdahalede Türkiye’nin rolü sorgulandığında; insanların %36,8’lik bir kesimi “Türkiye’nin hiçbir askeri operasyona katılmaması ve bu operasyonları desteklememesi” görüşünü savunurken, %38’lik bir
kesim “Türkiye’nin BM veya NATO şemsiyesi altında düzenlenecek operasyonlara sadece destek vermesi” görüşünü desteklemektedir. Bu durum, insanların yaklaşık %75’lik bir kesiminin Türkiye’nin Suriye’ye karşı bir askeri
müdahalenin içinde fiili olarak yer almaması düşüncesinde olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin Suriye’ye tek başına bir askeri müdahalede bulunması
görüşü ise ancak %3,3 gibi çok düşük bir düzeyde destek bulmaktadır.
264
Suriye Sorunu ve Türk Dış Politikasına Toplumsal Bakış
Bu konudaki görüşler örneklemin demografik profiline göre farklılık göstermektedir:
• “Türkiye’nin hiçbir askeri operasyona katılmaması ve bu operasyonları desteklememesi” görüşü en büyük desteği %76,9 ile BDP seçmeninden,
%61,3 ile Alevilerden ve %50,7 ile CHP seçmeninden görmektedir.
• Türkiye’nin Suriye’ye karşı bir askeri müdahalenin içinde fiili olarak
yer alması görüşü ise en büyük desteği %28,8 ile AKP seçmeninden bulurken
en düşük desteği %7,7 ile BDP seçmeninden bulmaktadır.
Suriye’deki mevcut çatışma ortamının en çok hangi ülkenin işine yaradığı sorgulandığında: %38,3 ile ABD, %38,1 ile İsrail ve %14,1 ile Rusya bu çatıma
ortamından en çok yararlanan ilk üç ülke olarak öne çıkmaktadır. Bu üç ülkeyi
işaret edenlerin toplam oranı yaklaşık %90’dır.
Bu konudaki görüşlerin demografik profile göre farklılaşması incelendiğinde: mevcut çatışma ortamının en çok hangi ülkenin işine yaradığı sorusunda,
265
Orta Doğu’da Değişim ve Türkiye
CHP, BDP ve MHP seçmeni %50-60 aralığında öncelikle ABD’yi işaret ederken, AKP seçmeni %45,9 ile öncelikle İsrail’i işaret etmektedir.
Suriye’ye yönelik bir askeri müdahalenin en çok hangi ülkenin çıkarına hizmet edeceği, aynı soru içinde dört şıklı olarak ve birden fazla cevap işaretlenebilecek şekilde sorgulanmıştır.
Bulgulara göre; insanların %72’si bu soruya cevap olarak batılı emperyal
güçleri işaret etmektedir. Bir uluslararası askeri müdahalenin Suriye halkının
menfaatlerine hizmet edeceğine inananlar %27,5’te kalırken aynı soruda Orta
Doğu barışı ve Türkiye’nin menfaatleri son iki sırada gelmektedir.
Bu konudaki görüşlerin demografik profile göre farklılaşması incelendiğinde:
“müdahalenin batılı emperyal devletlerin menfaatlerine hizmet edeceği” görüşü en yüksek desteği %80-88 aralığında Alevilerden ve sırasıyla CHP, BDP
ve MHP seçmeninden almaktadır. Aynı görüş AKP seçmeninden ise %63,2
oranında destek bulmaktadır.
266
Suriye Sorunu ve Türk Dış Politikasına Toplumsal Bakış
Suriye’nin Parçalanması ve Muhtemel Sonuçları
Esed yönetiminin/rejiminin düşmesinin muhtemel sonuçları bu bölümde üç
soru ile ölçülmüştür. Esed’ın düşmesi durumunda Suriye’nin parçalanacağına
inananların oranı %44,6’dır.
Bu konudaki görüşlerin demografik profile göre farklılaşması incelendiğinde:
Esed’ın düşmesi durumunda Suriye’nin parçalanacağına inananlar BDP seçmeni içinde %69,2 gibi yüksek bir orana çıkarken aynı oran CHP ve MHP seçmeni içinde %56’dır. Aynı oran AKP seçmeni içinde %34,4 ile tüm alt gruplar
içinde en alt düzeydedir.
267
Orta Doğu’da Değişim ve Türkiye
Suriye’nin parçalanması durumunda kuzeyinde bir Kürt devletinin kurulacağına inananların oranı %58,1’dir.
Bu konudaki görüşlerin demografik profile göre farklılaşması incelendiğinde;
Suriye’nin parçalanması durumunda kuzeyinde bir Kürt devletinin kurulacağına inananların oranı:
• Kürtler arasında Türklere göre daha yüksektir (%61 ve %57,4).
• Alevilerde Sünnilere göre çok daha yüksektir (%75,8-%55,3).
• Suriye’ye sınır illerde yaşayanlarda diğer illere göre daha yüksektir
(%65,4-%57,7).
• BDP seçmeni içinde %92,3 ile en yüksek düzeyde iken, bu oran CHP
seçmeni içinde %73,6, MHP seçmeni içinde ise %65,7’dir. En düşük oran ise
%46,8 ile AKP seçmenindedir.
268
Suriye Sorunu ve Türk Dış Politikasına Toplumsal Bakış
Suriye’de kurulacak bir Kürt devletinin Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile birleşeceğine inananların oranı %61,8’dir.
Bu konudaki görüşlerin demografik profile göre farklılaşması incelendiğinde;
Suriye’de kurulacak bir Kürt devletinin Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile birleşeceğine inananların oranı:
• Kürtler ve Türklerde %61 ile aynı düzeydedir.
• Alevilerde Sünnilere göre çok daha yüksektir (%66,1 ve %60,4).
• Suriye’ye sınır illerde yaşayanlar ile diğer illerdeyaşayanlarda aynı
düzeydedir (%61,9 ve %59,6).
• BDP seçmeni içinde %76,9 ile en yüksek düzeyde iken, bu oran CHP
seçmeni içinde %72,1 ve MHP seçmeni içinde ise %68,6’dır. En düşük oran
ise %53,7 ile AKP seçmenindedir.
269
Orta Doğu’da Değişim ve Türkiye
Orta Doğu’da Barış ve İran’ın Nükleer Teknolojisi
Bu bölümde Orta Doğu barışı ve İran’ın nükleer teknolojisi üç farklı soru ile
ölçülmüştür.
Orta Doğu’da barışı en çok tehdit eden ülke sorgulandığında: %66,3 ile İsrail
ve %19,6 ile ABD en çok öne çıkan iki ülke konumundadır. İran’ı barış için
tehdit olarak görenlerin oranı ise %3,5’te kalmaktadır.
Bu konudaki görüşlerin demografik profile göre farklılaşması incelendiğinde:
• Orta Doğu barışı için İsrail’i öncelikli tehdit olarak görenlerin oranı
%78,4 ile AKP seçmeni ve %69,7 ile Sünni inanca sahip kişiler arasında en
yüksek düzeydedir. Bu konudaki en düşük oran ise %30,8 ile BDP seçmeni
arasındadır.
• Orta Doğu barışı için ABD’yi tehdit olarak görenler en yüksek oranda
%38,5 ile BDP seçmeni, %34,8 ile CHP seçmeni ve %35,5 ile Aleviler arasındadır.
• İlginç bir bulgu ise, BDP seçmeninin Orta Doğu barışı için %15,4
oranında Türkiye’yi tehdit olarak görmesidir.
270
Suriye Sorunu ve Türk Dış Politikasına Toplumsal Bakış
•
•
•
İran’ın nükleer teknolojisi sorgulandığında; İran’ın sahip olduğu nükleer
enerjiyi gelecekte silaha dönüştüreceğine inananlar %78,8 gibi yüksek bir
orandır.
Bu konudaki görüşlerin demografik profile göre farklılaşması incelendiğinde;
bu konuda farklı demografik gruplar arasında önemli bir farklılaşma ve kırılmanın olmadığı görülmektedir.
271
Orta Doğu’da Değişim ve Türkiye
Nükleer silahlara sahip bir İran sorgulandığında; örneklemin %59,4’ü nükleer
silahlara sahip bir İran’ı Türkiye için tehdit olarak görmektedir. Bu konudaki
tehdit algısı en yüksek grup ise %68,9 ile CHP seçmenidir.
Türkiye’nin Etki Sahası ve Muhtemel Çatışma Alanları
Bu bölümde Türkiye’nin etki ve ilgi alanları ile muhtemel çatışma alanları iki
farklı soru ile ölçülmüştür.
Türkiye için en muhtemel çatışma/savaş tehlikesi sorgulandığında: %41,9 ile
Türk-Kürt iç savaşı, %14,5 ile Türkiye-Suriye çatışması, %9,6 ile Türkiyeİsrail çatışması ve %9 ile Türkiye-Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi çatışması
öne çıkmaktadır.
Bu konudaki görüşlerin demografik profile göre farklılaşması incelendiğinde:
• Türk–Kürt iç savaşı Alevilerle birlikte, CHP-MHP ve BDP seçmenince %46-56 aralığında daha fazla öne çıkarılırken, bu çatışmaya en az ihtimal
veren parti seçmeni %34,1 ile AKP’lilerdir.
272
Suriye Sorunu ve Türk Dış Politikasına Toplumsal Bakış
• Türkiye-Suriye çatışması ise Suriye’ye sınır illerde yaşayanlar ve
BDP seçmenince diğer gruplara göre daha fazla öne çıkarılmaktadır (%30,8
ve %26,9).
Bu soru ile Türkiye’nin algılanan muhtemel etki ve ilgi alanları ortaya
konulmaya çalışılmıştır. Kişiler tarafından,Kıbrıs ve müteakiben Kuzey Irak
Türkiye’nin müdahil olması gereken en önemli etki alanı içinde tanımlanmaktadır. Ege Adaları ve Suriye bu iki alanı takiben gelmektedir. Bunun yanında
Balkanlar, Gürcistan ve Afganistan Türkiye’nin müdahil olması gereken ülke
ve bölgeler arasında en gerilerde kalmaktadır.
Bulguların Özeti ve Sonuç Yerine
Çalışma bulgularına göre, toplumun büyük kısmı Türkiye’nin Suriye politikasını doğru bulmamakta ve muhalif gruplara destek olunmaması gerektiğini düşünmektedir. Sünnilerin Hükümetin Suriye politikasına bakışı Alevilere
273
Orta Doğu’da Değişim ve Türkiye
göre çok daha olumludur. Suriye politikalarına en olumlu bakış AKP seçmeninde iken en olumsuz bakış BDP seçmeni arasındadır.
Suriye’deki şiddet olaylarına karşı Türkiye’nin tavrı sorgulandığında baskın
görüş olarak, sorunun görüşmeler yoluyla çözülmesinin desteklendiği görülmektedir. Bu konunun Suriye’nin iç sorunu olduğu ve Türkiye’yi ilgilendirmediği görüşü ile uluslararası askeri müdahalenin gerekliliği görüşü çok daha
az destek bulmaktadır. “Suriye’deki şiddet olaylarının ülkenin iç sorunu olduğu ve Türkiye’yi ilgilendirmediği” görüşü en büyük desteği Alevilerden ve
CHP-MHP seçmeninden almaktadır. “Türkiye’nin sorunun görüşmeler yoluyla çözümünü desteklemesi” görüşü ise en büyük desteği BDP seçmeninden ve
Kürtlerden alırken, “Türkiye’nin Suriye’ye uluslararası bir askeri müdahaleyi
desteklemesi” görüşü en büyük desteği AKP seçmeninden almaktadır.
Suriye’ye karşı bir askeri müdahalede Türkiye’nin rolü sorgulandığında; insanların %37’lik bir kesimi “Türkiye’nin hiçbir askeri operasyona katılmaması ve bu operasyonları desteklememesi” görüşünü savunurken, %38’lik
bir kesim “Türkiye’nin BM veya NATO şemsiyesi altında düzenlenecek operasyonlara sadece destek vermesi” görüşünü desteklemektedir. Bu durum,
insanların yaklaşık %75’lik bir kesiminin Türkiye’nin Suriye’ye karşı bir askeri müdahalenin içinde fiili olarak yer almasını istemediğini göstermektedir.
Türkiye’nin Suriye’ye tek başına bir askeri müdahalede bulunması görüşü ise
ancak %3 gibi çok düşük bir düzeyde destek bulmaktadır.
Suriye’deki mevcut çatışma ortamının en çok hangi ülkenin işine yaradığı sorgulandığında: %38 ile ABD, %38 ile İsrail ve %14 ile Rusya bu çatışma ortamından en çok yararlanan ilk üç ülke olarak öne çıkmaktadır. Mevcut çatışma
ortamının en çok hangi ülkenin işine yaradığı sorusunda, CHP, BDP ve MHP
seçmeni öncelikle ABD’yi işaret ederken, AKP seçmeni öncelikle İsrail’i işaret etmektedir. Suriye’ye yönelik bir askeri müdahalenin en çok hangi ülkenin
çıkarına hizmet edeceği, sorulduğunda; insanların %72’si cevap olarak batılı
emperyal güçleri işaret etmektedir.
Suriye’nin parçalanması durumunda kuzeyde bir Kürt devletinin kurulacağına
inananların oranı %58’dir. Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt devletinin kurulacağına inananlar BDP seçmeni içinde %92 ile en yüksek düzeyde iken, bu oran
274
Suriye Sorunu ve Türk Dış Politikasına Toplumsal Bakış
CHP seçmeni içinde %74, MHP seçmeni içinde ise %66’dır. En düşük oran ise
%47 ile AKP seçmenindedir. Bu çalışmanın alan uygulamasının 21-23 Temmuz 2012 tarihlerinde, Suriye güçleri ülkenin kuzeyinden henüz çekilmeden
ve Kürt gruplar bazı yerleşim yerlerini henüz ele geçirmeden önce gerçekleştirildiğini belirtmekte de fayda var. Suriye’de kurulacak bir Kürt devletinin
Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile birleşeceğine inananların oranı ise %62’dir.
Çalışma temelinde, Ortadoğu’da barışı en çok tehdit eden ülke sorgulandığında; %66 ile İsrail ve %20 ile ABD en çok öne çıkan iki ülke konumundadır.
İran’ı barış için tehdit olarak görenlerin oranı ise %4’te kalmaktadır. Ortadoğu
barışı için İsrail’i öncelikli tehdit olarak görenlerin oranı, AKP seçmeninde
ve Sünni inanca sahip kişiler arasında çok daha yüksek düzeydedir. İran’ın
nükleer teknolojisi sorgulandığında ise; İran’ın sahip olduğu nükleer enerjiyi
gelecekte silaha dönüştüreceğine inananlar %79 gibi yüksek bir orandadır.
Toplumun %59’u ise nükleer silahlara sahip bir İran’ı Türkiye için tehdit olarak görmektedir. Bu konuda tehdit algısı en yüksek grup ise CHP seçmenidir.
Suriye’nin bugünkü durumu ve bölgedeki gelişmeler değerlendirildiğinde,
yukarıda bulguları aktarılan 2012 yılı çalışmasındaki toplumsal algıların ve
endişelerin geçerliliği ortaya çıkmaktadır. Bu durum, uluslararası ilişkilerde
ve önemli stratejik kararlarda toplumun görüşlerinin göz önünde bulundurulmasının gerekliliğini de ortaya koymaktadır.
275
Download

indirmek için tıklayınız