BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
Bu haftanın konu başlıkları;
















BEYSAD SB (Strateji Belgesi) İzleme ve Yönlendirme Komitesi Toplantısı
Motor çıkışı sadece 1200w olan Miele süpürge, en iyi temizleyen ürün olarak seçildi
Çelik sektörü cüruf atıklarının değerlendirilmesini tartışıyor
Haber-röportaj: Sarıgözoğlu, Türk sanayisinin en hızlı büyüyen 100 şirketi arasında
Haber-röportaj: Kabel Gebze işletmesi, günde 15.000 adet kablo grubu üretiyor
Haksan Makine yatırımlarına devam edecek
Tekno Kauçuk’un yılsonu satış hedefi bin 200 ton
NBR, Rusya'ya fabrika kurdu
Henkel'in global cirosunda aslan payı Türkiye satışlarından geldi
Ar-Ge yapana da patentini kiralayana da yüzde 50 vergi indirimi
Ar-Ge merkezlerine prim desteği 2023’e uzatıldı
OSB’ler kamulaştırma için 4 kurumdan birinin kapısını çalacak
Philips'ten "inovasyonun gücünün farkına varmak" raporu
Manisa, Çin’den 1 milyar dolarlık ithalat yapıyor (Dünya Gaz.) / Güven Sak / Dünya İşleri)
Çalışabilecek her 4 kadından sadece 1’i işgücünde
Duyuru : Wire 2014 –join the best
BEYSAD SB (STRATEJİ BELGESİ) İZLEME VE YÖNLENDİRME KOMİTESİ TOPLANTISI
Bildiğiniz üzere BEYSAD Strateji Belgesi çalışmaları kapsamında Aralık ayında Bolu’da bir Arama
Konferansı yapmış ve sonrasında orada da alınan ortak kararlar çerçevesinde yeni bir revize
hazırlayacağımızı sizlere duyurmuştuk. Bu Arama Konferansımız sonrasında komite
toplantılarımıza bu revizeyi tamamlayabilmek üzere ara verdik ve bu çalışmaya yoğunlaştık.
Paydaşımız Tria tarafından titizlikle hazırlanmış olan taslak revize dosyaları üzerine 5 komitemizin
de tüm üyeleri titizlikle çalıştılar ve 12 Mart 2014 Çarşamba günü ana sanayi yetkililerimizin de
aramızda olduğu tüm komite üyelerimizle birlikte bir kez daha İzleme ve Yönlendirme Komitesi
toplantısı yaptık ve hazırlanan taslak metin üzerinden fikirlerimizi paylaşıp nihai kararı vermeye
çalıştık.
Konuşulanlar kayıt altına alındı ve Tria Proje Müdürü Özra Gökçe tarafından titizlikle notları alındı.
Bir sonraki süreçte konuşulanlar yeni bir metin haline getirilip, yeni bir kılavuz yol haritası olarak
bizlerin çalışma yöntemi olacaktır. 5 hedeften 3 hedefe indirilen yeni çalışma sonrası, yeniden
komiteler oluşturulacak ve çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam edilecektir.
Bu süreçlerde çeşitli etkinlikler yaptık, anket çalışmaları yaptık, bazı konularda fikirlerinize
başvurduk. Bu süreçte desteklerinizi bizlerden esirgemediğiniz için hepinize teşekkür ediyor,
işbirliğimizin bu verimli ortamda, aynı şekilde keyifle ve heyecanla sürmesini temenni ediyoruz.
MOTOR ÇIKIŞI SADECE 1200W OLAN MİELE SÜPÜRGE, EN İYİ TEMİZLEYEN ÜRÜN
OLARAK SEÇİLDİ
Miele’nin S 8340 EcoLine silindir model süpürgesi, Almanya’nın Stiftung Warentest (StiWa)
kuruluşu tarafından yakın zaman önce düzenlenen tüketici ürünleri testinde 2,0 alarak en yüksek
puanı elde etmiş oldu.
Süpürgeyi geliştiren Miele, şuanda Almanya, Bielefeld tesisinde süpürgenin üretimini yapıyor. Bu
süreçte, 1600W’den daha düşük çıkışa sahip on beş model test edildi ve Miele’nin süpürgesinin
kazanan olarak yer aldığı “Test 2/2014” kapsamında sonuçlar açıklandı. Testi yapan kişiler, motor
BEYSAD
1
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
çıkışının sadece 1200W olmasına karşın, Miele’nin modelinin gösterdiği yüksek emiş
performansının altını çizdi.
Miele, motor güç çıkışının, süpürgeyi yüksek seviyede enerji verimli hale getirdiğini ve Eylül
2014’ten itibaren Avrupa’da kullanımına izin verilen en yüksek Watt seviyesi olacak 1600 Watt’ın
oldukça altında tuttuğunu belirtti. Test sonuçları, Miele EcoLine’ın test edilen ürünler içinde en iyi
emiş performansını sergilediğini gösterdi. Bu performans, testteki en yüksek ağırlığa göre
belirlendi.
Miele’de Uluslararası Ev Tipi Beyaz Eşya Yer Bakımı Birimi Başkanı olarak görev alan Matthias
Sander şu şekilde konuştu: “Yarışan ürünümüzün emiş performansı için verilen bu iyi puan, her
açıdan uygun bir marjla yeni AB kurallarını karşıladığımızı gösteriyor.”
2012 yılında lansmanı yapılan S 8340 EcoLine, silindir süpürge S8 serisinin bir parçasını
oluşturuyor.
ÇELİK SEKTÖRÜ CÜRUF ATIKLARININ DEĞERLENDİRİLMESİNİ TARTIŞIYOR
Çelik ihracatçıları üretimde maliyet kontrolüne yönelik teknolojik gelişmeleri takibe aldı.
Çelik İhracatçıları Birliği için mevcut ihracat pazarlarını korumak ve geliştirmek, yeni ihracat
pazarlarına yönelmek en önemli hedefler arasında yer alıyor. Uluslararası pazarlardaki rekabet
şartlarının da zorlaştığı dikkate alındığında üretimde maliyet kontrolüne yönelik teknolojik
gelişmeleri takip etmenin getireceği avantajlar da artıyor. Bu doğrultuda hayata geçirilen “Çelik
Teknoloji Seminerleri”nin üçüncüsünde üretim maliyetlerini düşürme metotları sektör temsilcileri
ile paylaşılacak.
Çelik İhracatçıları Birliği bünyesinde faaliyet gösteren Matil Malzeme Test ve İnovasyon
Laboratuvarları A.Ş.’nin eğitim misyonu kapsamında başlattığı “Çelik Teknoloji Seminerleri”nin
üçüncüsü 20 Mart 2014 Perşembe günü Dış Ticaret Kompleksi'nde düzenlenecek. “Çelik
Üretiminde Maliyet Kontrolüne Yönelik Teknolojik Gelişmeler” konusunda
gerçekleştirilecek olan seminerde; ağırlıklı olarak, çelik üretiminin yaklaşık yüzde 15’ini oluşturan
cürufların değerlendirilmesi ve bu kapsamda cürufların atık olmaktan çıkarılarak hammadde olarak
kullanımı konusuna yer verilecek.
“Çelik Üretiminde Maliyet Kontrolüne Yönelik Teknolojik Gelişmeler” semineri; Çelik İhracatçıları
Birliği Başkanı Namık Ekinci ve seminer ortağı Harsco Metal ve Minareller Firması Genel Müdürü
Franco Bruno’nun açılış konuşmaları ile başlayacak. Seminer süresince; cürufun sıvı olarak
ocaktan alınması, soğutulması ve agrega olarak kullanıma hazırlanması, cürufun asfalt, beton ve
diğer uygulamalarda değerlendirilmesi, çelik üretiminde maliyet tasarrufu sağlayan metalurjik
katkı malzemeleri ve hurda sahası yönetimi konuları ele alınacak.
Bugüne kadar çelik üretiminde atık olarak kabul edilen ve düzenli depolama alanlarında tutulan
çelikhane ve pota ocağı cürufları, artık teknolojik yöntemlerin uygulanması ile çeşitli sektörlerde
hammadde olarak değerlendirilebiliyor. Böylece söz konusu cüruflar başta karayolları olmak
üzere, depolar, park sahaları gibi alanlarda asfalt içinde, beton bloklar ve parke taşı olarak çeşitli
uygulamalarda sentetik agrega olarak kullanılabiliyor.
Seminerin ana konularından bir diğerini de metalurjik katkı maddeleri oluşturuyor. Üretilen çeliğin
kalite normlarına uygun olması ve nihai ürünün hedeflenen teknik özelliklere sahip olması için
metalurjik katkı malzemeleri kullanılıyor. Bu malzemelerin geliştirilen yeni teknolojilerle etkin
kullanılması ise maliyet düşüşünü sağlıyor.
BEYSAD
2
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
Maliyet kontrolü açısından dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta ise; hurdanın hammadde
olarak kullanımı. Çelik üreticileri, teknolojik gelişmelerin uygulanması ile hurdayı doğru bir şekilde
hazırlayıp ergiterek önemli miktarlarda maliyet indirimi sağlanabileceğini belirtiyor.
Çelik İhracatçıları Birliği’nin sektörün gelişimine yönelik çalışmaları kapsamında organize edilen
seminer için kayıtlar devam ederken, ilgilenenlerin [email protected] adresine kayıt
yaptırmaları gerekiyor.
HABER-RÖPORTAJ
SARIGÖZOĞLU, TÜRK SANAYİSİNİN EN HIZLI BÜYÜYEN 100 ŞİRKETİ ARASINDA
Sarıgözoğlu bir BEYSAD üyesidir.
SubconTurkey dergisinden alınmıştır.
Bursa’ya yaptıkları 30 milyon Euro yatırımla, 2014 yılından itibaren müşterilerden gelen
talepler doğrultusunda Bursa fabrikasının ciro ve kapasite kullanım oranının %100 artacağını
umduğunu belirten Sarıgözoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sarıgözoğlu, Türkiye’nin en
hızlı büyüyen 100 şirketinin arasında olmanın haklı gururunu yaşadıklarını söyledi.
Sargözoğlu’nun kurumsal kimliği hakkında bilgi verir misiniz?
Sarıgözoğlu, 1957 yılında babam İsmail Sarıgözoğlu tarafından kuruldu. Babamız tarafından
kurulup, bir aile şirketi olarak bugünlere gelen Sarıgözoğlu, ben ve kardeşim Levent
Sarıgözoğlu tarafından yönetiliyor. Firmamız farklı sektörlere yönelik üretim yapmakla birlikte,
kalıpçılık geleneğinden kaynaklanan motivasyon ile kalıp üretimini en öncelikli sektör olarak
kabul ediyor. Başta otomotiv sektörü olmakla beraber beyaz eşya alanında da presli
şekillendirme ve firmamızın kökeni olan sac kalıpları konusunda sektörün önde gelen
OEM’lerine hizmet vermekteyiz. Üretimlerimizi Manisa Kalıp Fabrikası, Manisa Pres Metal
Fabrikası, Bursa Pres Metal Fabrikası ve Aksaray Pres Metal Fabrikası olmak üzere 3 şehir, 4
ayrı fabrikada 700 kişilik istihdam ile gerçekleştiriyoruz.
Müşterilerinize hangi ürünleri ve hizmetleri, hangi sektörler için sunuyorsunuz?
Otomotiv sektörünün gelişmiş yan sanayilerinden biri olarak araçların kozmetik olarak
adlandırılan büyük dış panel parçalarından, robotlu kaynak sistemleriyle bu parçaların
montajından, kalın şasi parçalarına kadar geniş bir yelpazede üretim gerçekleştiriyoruz.
Uluslararası alandaki hizmetlerimizin en büyük sebeplerinden biri olan büyük kozmetik ve
alüminyum gibi yetkinlik gerektiren kapsamlı sac kalıpları üretimimizin başında geliyor. Bu
çerçeve dahilinde şu anda Ford Otosan’ın sekiz yan sanayisinden biri olarak Ford ile birlikte
dört proje (Global Kargo Kamyon, V362, V363, B460) yürütüyoruz. Bu projeler kapsamında
Ford Amerika’ya da kalıp ve prototip parça sevkiyatımız mevcut. Yakın zamanda projelerin
devreye alınması ile birlikte seri parça gönderimine de başlayacağız.
Otomotiv sektörü asli sektörümüz olsa da, beyaz eşya sektöründe de Türkiye, Fransa,
Almanya ve İngiltere’de bulunan Bosch firmalarına kombi üretiminde kullanılan iç ve dış sac
aksamları için yıllardır kalıp ve seri üretim konularında hizmet veriyoruz.
Ürünlerinizin imalat sürecinden bahseder misiniz?
Öncelikle müşteri talebinin doğru algılanmasıyla tüm süreçlerde yüksek teknoloji kullanılarak,
fizibilite çalışmaları, simülasyonlar doğrultusunda müşteriyle iletişim halinde kalarak kalıp
tasarımlarımızı gerçekleştiriyoruz. Deneyimli ekiplerimiz sayesinde üretimi planlayıp,
esnekliğimizi yitirmeden planlarımıza sadık kalarak üretimimizi model de dahil olmak üzere
pres altı çalışmalarımızla sonuçlandıracak biçimde tesisimizde gerçekleştiriyoruz. Seri üretim
için kalıpları devreye alma sürecini de ayrıntılı bir şekilde planlayıp kalite kapsamları dahilinde
gerek firmamızda, gerekse müşterilerimizin pres hatlarında tamamlıyoruz.
BEYSAD
3
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi arasında yer aldınız. Bununla ilgili neler
söylemek istersiniz?
Kalkınma Bakanlığı tarafından düzenlenen 5’inci İktisat Kongresi’nde All World Network ile
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği-TOBB ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nınTEPAV desteğiyle belirlenen Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketlerine ödülleri verildi. Manisa
OSB’nin köklü firmalarından ve Türk kalıp sektörünün önde gelen firmalarından biri olan
Sarıgözoğlu da bu listede yer almanın gururunu yaşadı. Sarıgözoğlu, Türkiye’nin en hızlı
büyüyen 100 şirketi arasında yer aldı.
Bu başarının sırrı nedir?
Sektörde ürünlerin hızlı, kaliteli ve ekonomik üretilmesi önemli; Sarıgözoğlu’nun uzun yıllardır
edindiği tecrübe, gelişime açık yapısı, deneyimli ve işine hakim ekiplerimiz sayesinde müşteri
talebinin karşılanmasına karşı hassasiyetimiz ve yüksek teknolojiye sahip makina parklarımız,
üretim esnasında bu üç parametrenin karşılanmasındaki en büyük etkenlerdir. Bunların yanı
sıra firmamız “Yalın Üretim” felsefesini benimseyerek, Manisa, Aksaray ve Bursa fabrikalarımız
eş zamanlı olarak yalın dönüşüm sürecine girdi.
Bu bilgi birikimi ve donanımımızdan güç olarak yatırım trendine girdik, Bursa fabrikamızın
gelecek bir sene içerisinde ciro, istihdam ve kapasite kullanım açısından bugünki ile
kıyaslandığında %100 artış göstereceğini söyleyebilirim. Bursa’yı gerçekleştirmek için kendi öz
kaynaklarımızı aşan ciddi manada dış kaynak kullandık. Hem onun geri ödemesini
hızlandırmak, hem de o kapasiteyi kullanmak için 2014 yılından itibaren müşterilerden gelen
talepler doğrultusunda Bursa fabrikamızın ciro ve kapasite kullanım oranının %100 artacağını
umuyoruz. 2012 yılında 25 bin ton hammadde kullandık, 2013 yılı sonunda 30 bin tona çıkmış
olacağız, 2014 yılında ise 50 bin ton hammadde kullanmış olacağız. Bursa için yaptığımız
toplam yatırım 30 milyon Euro oldu. G1 robot otomasyonu pres caddesinden sonra G2 robot
otomasyonu yatırımımızı da yaptık. Bu günlerde ise G3 dediğimiz robot otomasyonunun
montajı tamamlanmak üzere. Siparişi verilmiş olan bir transfer yatırımı daha yapmış olacağız.
Kaynak robotlarımızın sayısının 1 yıl içerisinde 4 katı arttığı bir dönem yaşıyoruz.
Bu atılımları desteklemek için öncelikle sürdürülebilir, uzun vadeli bir başarı hedeflenmiştir.
Müşteri odaklı ve esnek yapımız sayesinde müşteri talepleri doğrultusunda etkinliklerimizi
sürekli geliştiriyoruz. Sarıgözoğlu bir okul niteliğinde verdiği eğitim ile yetiştirdiği ve sahip
olduğu ekiplere verilen önemle de bu hedefe gidişi perçinlemiştir. Bu vizyonun en büyük
örneği olan kendi bünyemizde açtığımız çıraklık okulunda bu sene 80 öğrencimiz ile birlikte
eğitime başladık. Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan kalifiye iş gücü eksiğini kendi
bünyemizde, kendi kültür ve iş disiplinimiz içerisinde yetiştirdiğimiz gelecek nesille
tamamlamayı hedefliyoruz.
Bursa’daki yatırımınızdan bahseder misiniz?
Otomotiv yan sanayi sektörü açısından en önemli eksikliğimiz Bursa ve kuzeyi için olan
uzaklığımızdı. Bu bakımdan Bursa tesisimizi tam kriz zamanında, 2008 yılında inşa etmeye ve
makinalarımızı sipariş vermeye başladık. Tabii Bursa’nın faaliyete geçişi zamanında krizin en
derin hissedildiği bir dönemdi. Buna rağmen Bursa fabrikamız da kısa zamanda kendi ayakları
üzerinde durur hale geldi. Sadece müşteriye yakınlık anlamında değil, rekabet platformunu
farklı boyuta taşımayı amaçlayan bir yatırımdı. O bina kendi içinde çok modern bir fabrika olup
kapalı alanı 30 bin metrekaredir. Bu kapalı alana ilaveten yapılan makina yatırımları da yine
Türkiye’de ilk defa bir yan sanayide robot otomasyonun G1 pres caddesinin kurulduğu bir
tesistir. Bu pres caddesi ile otomotivin ihtiyacı olan en büyük ebatlı dış yüzey parçalarının
baskısını yapıyoruz. Kaporta gibi parçaları el değmeden robot otomasyonu ile üretiyoruz.
Bunlar 2 bin tonluk baş presle başlayan bin tonluk hat presleri ile devam eden 1+4 toplam beş
presten oluşan bir pres caddesidir. Bunların örnekleri ancak OEM’ler dediğimiz ana sanayilerde
mevcutken Türkiye’de ilk defa bir yan sanayi olarak biz bu yatırımı gerçekleştirdik. Şu anda bu
BEYSAD
4
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
makinalarımız ile Ford’un, Fiat’ın ve Renault’un dış panel parçalarının imalatını yapıyoruz.
Sektörün büyümesi için tavsiye ve önerileriniz nelerdir?
Sektörümüzün kendi iç dinamikleri diğer sektörlere göre farklıdır. Bu dinamiklere hakim olup
ileri görüşlülükle kısa ve uzun vadeli değişkenliklere hazırlıklı olunmalı ve sürdürülebilir olmak
için eğitimi ve gelişimi ilke edinmek sürekli ve hızla değişen sadece sektörün değil, içinde
bulunduğumuz çağın da en büyük gerekliliği.
Kalıp sanayinin ekonomiye olan katkısı hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Dünyada kapasite fazlası üretim düşüşü olduğu dönemlerde bile Türkiye, artan ihracat ve üretim
sayılarıyla ön plana çıktı. Artık üretimin doğuya kayması düşüncesi, konsept olarak yerini
tasarımın da doğuya kayması sonucunu getiriyor. Hedeflenen 2023 yılı için strateji belgesinde
vurgulandığı gibi 4 milyon adetlik bir üretimin ülkemizde gerçekleşmesidir. Ayrıca, bunun yüzde
75’inin ihracatı hedefleniyor. Otomotiv yan sanayi burada çok önemli bir yer işgal ediyor.
HABER-RÖPORTAJ
KABEL GEBZE İŞLETMESİ, GÜNDE 15.000 ADET KABLO GRUBU ÜRETİYOR
Kabel, Endel Şirketler Grubu üyesi olup, Endel bir BEYSAD üyesidir.
SubconTurkey dergisinden alınmıştır.
Bugün grubumuzda yer alan 12 adet IDC full otomatik makinenin 8 tanesi Gebze lokasyonumuzda
çalışmaktadır ve Avrupa’nın en gelişmiş makine parkına sahip olmuş durumdayız diyen Kabel Kablo
Elemanları A.Ş. Gebze İşletme Müdürü Ufuk Akdoğan, Endel Şirketler Grubu’nun lokasyonları ve
üretimleri hakkında bilgiler verdi.
Endel’in kurumsal kimliği hakkında bilgi verir misiniz?
Endel Şirketler Grubu, yapı malzemeleri, beyaz eşya ve otomotiv yardımcı sanayi sektörlerinde
faaliyet gösteren şirketlerden oluşmuş bir gruptur. Yapı malzemeleri, Destek ve Beyaz gruptan
oluşmaktadır.
Yapı malzemeleri grubu adını verdiğimiz grup, inşaat sektöründe faaliyet göstermektedir ve Kılıçoğlu
markası ile 85 yılı aşkın süredir yurtiçi ve yurtdışında sektörde lider bir kuruluş olarak hizmet
vermektedir.
Destek Grup bünyesinde Ar-Ge, tasarım, bilişim, insan kaynakları konularında uzman kadrosu ile
grup şirketlerimize hizmet vermektedir. Ayrıca Makel şirketimiz ise grubun özel tasarım test
sistemleri ve makine ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir.
Beyaz Grup ise beyaz eşya yardımcı sanayi ve otomotiv yardımcı sanayi sektöründe faaliyet
gösteren şirketleri bünyesinde bulundurmaktadır. 1978 yılından beri bu sektörde faaliyet
göstermektedir. Beyaz Grup bünyesinde 4 farklı lokasyonda 5 işletmemiz bulunur. Bu işletmelerin iki
tanesi Bekel A.Ş. adı altında Eskişehir, Kabel A.Ş. adı altında Ankara ve Gebze’de, Endel Manisa
işletmesi adı altında Manisa da faaliyet göstermektedir. Kablo Gruplama, tel & boru şekillendirme ve
plastik enjeksiyon temel faaliyet konularımızdır. Endel Beyaz Grup, müşteri memnuniyetini öne
çıkaran yaklaşımı ile müşterilerine çabuk, esnek ve teknolojiyle çözümler sunmaktadır. Başlıca
müşterilerimiz beyaz eşyanın lider firmaları olan Arçelik Grup, B/S/H/ Grup, Candy Grup, Baymak ve
Vestel’dir.
Otomotiv sektöründe çalışmanın temel gerekliliği olan TS 16949 belgesine bütün işletmelerimiz
sahiptir.
Avrupa’daki farklı noktalardaki müşterilerimize sevkiyat, depolama ve geri dönüşümlü ambalajlama
ile lojistik çözümler sunmaktayız. Böylelikle Avrupa’daki müşterilerimize günlük ihtiyaçları kadar
BEYSAD
5
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
sevkiyat yapabilmekteyiz.
Bütün ürünlerimizi, ürüne özel kendi geliştirdiğimiz test sistemleri ile %100 test ederek kalite
garantisi vermemizin yanısıra düşük işlik süresi ile maliyet avantajı sağlamaktayız.
Gebze lokasyonunuz hakkında bilgi verir misiniz? Hangi ürünleri üretiyorsunuz?
Gebze İşletmemiz 1989 yılında Arçelik Çamaşır Makinesi İşletmesine kablo grubu üretmek amacıyla
kurulmuş. Bugün 4.500 metrekare kapalı alanda 400 uzman çalışanı ile çamaşır makinesi, çamaşır
kurutma makinesi, bulaşık makinesi, buzdolabı kablo grupları üretmektedir. Kurulduğu yıllarda
günde 150 adet kablo grubu üretirken bugün 15.000 adet kablo grubu üretir hale gelmiştir. Gebze
işletmemizde; Arçelik’in Çamaşır Makinesi, Çamaşır Kurutma Makinesi, Motor işletmesi, Elektronik
İşletmesi, Klima İşletmesi, B/S/H/’ın Almanya, İspanya ve Çerkezköy Bulaşık Makinesi İşletmeleri,
Çerkezköy Buzdolabı İşletmesi, Çerkezköy Fırın İşletmesi, Vestel Çamaşır Makinesi işletmesi,
Baymak için kablo grubu üretilmektedir.
Kablo gruplarında IDC konnektörlerin kullanımı yönünde teknolojik trendlere paralel olarak 2006
yılında ilk IDC kablo kesme ve konnektör basma makinesi yatırımını yaptık. Müşterilerimize %100
kontrollü ürün üretip kalite ve maliyet avantajı sağlamaktayız. Bugün grubumuzda yer alan 12 adet
IDC full otomatik makinenin 8 tanesi Gebze lokasyonumuzda çalışmaktadır. Avrupa’nın en gelişmiş
makine parkına sahip olmuş durumdayız. IDC deki uzmanlığımızı otomotiv sektörüne taşıma amacı
içerisindeyiz.
2013 yılı nasıl geçti? 2014 yılından beklentileriniz nelerdir?
2013 yılını hedeflediğimiz %10 büyümenin de üzerinde bir büyüme ile kapattık. Bu büyümede
beyaz eşya sektörünün özellikle ikinci altı aydaki yoğun satışları ve devreye aldığımız yeni
müşterilerimizin etkisi olmuştur.
2014 yılına yönelik Türkiye için seçim, dövizdeki dalgalanmalar sektör için belirsizlik yaratsa da,
Avrupa’daki toparlanmanın olumlu etkisi mevcut durumu çok kötüye götüreceğini düşünmüyorum.
Türkiye de üretilen beyaz eşyanın %70’inin ihraç edildiğini düşünürsek çok kötümser değilim.
Otomotiv sektöründe bulacağımız yeni müşterilerimizin büyümemizin devamlılığı için olumlu etki
yaratacağını düşünüyorum.
Gebze’de bulunmanızın ne tür avantajlarını yaşıyorsunuz?
Bildiğiniz gibi Gebze ülkemizin başta gelen sanayi bölgelerinden birisidir. Tecrübeli ve bilinçli
personel istihdam etme avantajı ve diğer sanayi bölgelerimiz olan Bursa, İstanbul, Çerkezköy’e
lokasyon olarak yakınlığı ciddi avantaj sağlamaktadır. Ancak bölgede sanayideki büyüme personel
istihdamı konusunda bizi sıkıntıya sokabilir.
Gebze fabrikanızın ihracatı hakkında bilgi verir misiniz?
2013 yılında Gebze işletmemizden B/S/H’ın Almanya, İspanya- FagorBrandt’ın Fransa’daki farklı
lokasyonlarına bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve çamaşır kurutma makinesi kablo gruplarının
sevkiyatını gerçekleştirdik. Ciromuzun yaklaşık %30’unu ihracat oluşturmuştur. Kalitedeki çok iyi
ppm oranlarımız, zamanında teslimatlarımız 2014 yılında da bu oranın artmasında ciddi fayda
sağlamaya devam edecektir.
HAKSAN MAKİNE YATIRIMLARINA DEVAM EDECEK
Haksan Otomotiv bir BEYSAD üyesidir.
Dünya Gazetesi Focus Kauçuk Eki’nden alınmıştır.
Bursa OSB’nin yanı sıra Bursa-Karacabey, Manisa ve Rusya olmak üzere dört ayrı lokasyonda
toplam 26 bin 200 metrekarelik alanda üretim yaptıklarını açıklayan Haksan Otomotiv Mamulleri
Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Gülmez, 1988’de Bursa’da faaliyete başladıklarını
BEYSAD
6
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
hatırlattı. 1993’ten bu yana beyaz eşya sektörüne de ürün verdiklerini anlatan Gülmez, “Bugün
yüzde 55 beyaz eşya ve yüzde 45 otomotiv sektörüne yönelik üretim yapıyoruz. Yatırımlarımız
sonucunda ürün gamını geliştirdik ve kauçuk enjeksiyonun yanında plastik enjeksiyon parçası da
üretmeye başladık. 2013’ü yüzde 5 büyümeyle kapattık, bu yıl da aynı oranda büyüme
öngörüyoruz. 2013’te Bursa’daki imalat sahamızı 4 bin metrekareden 10 bin 500’e çıkardık.
Manisa’da 2 milyon euro tutarında 5 bin 500 metrekarelik fabrika yatırımı yaptık ve üretime
başladık. Kalıphanemiz yeni aldığımız projelerle bu yılın altıncı ayına kadar dolu. Biz her yıl makine
yatırımı yapan bir firmayız. Bu sene de hem plastik hem de kauçuk alanında makine yatırım
planlarımız var” dedi. Manisa’daki yeni üretim tesislerinde ağırlıklı olarak beyaz eşya üreticilerine
hizmet verdiklerini açıklayan Gülmez, burada otomotive sektörüne yönelik üretim de yapmak
istediklerini söyledi. Ayrıca Bursa’da 255 kişi istihdam ettiklerini belirten Gülmez, grup
şirketlerinde toplam çalışan sayılarının ise 410 olduğunu kaydetti.
“Hedef pazarımız, Kuzey Afrika”
İmalatını yaptıkları ürünlerin yüzde 40’ını doğrudan ihraç ettiklerini söyleyen İbrahim Gülmez,
yüzde 60’lık kısmı ise ürün verdikleri Vestel ve Bosch gibi firmalar aracılığıyla dolaylı olarak
ihracata aktardıklarını kaydetti. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere ağırlıklı olarak Hindistan, Mısır,
Brezilya, Meksika’ya doğrudan ihracat yaptıklarını açıklayan Gülmez, ayrıca Rusya’daki tesislerinde
üretime devam ederek Rusya pazarındaki etkinliklerini de artırmaya çalıştıklarını aktardı. Kuzey
Afrika’yı hedef pazarları arasına aldıklarını belirten Gülmez, “Ayrıca bu yıl Almanya’da hem
mühendislik hem de depo niteliğinde faaliyet gösterecek bir şube açma hazırlığı içindeyiz. Temel
hedefimiz Avrupa’daki ana üreticilere yakın olmak, teslimat sürelerini kısaltmak. Bu yolla
Avrupa’daki pazar payımızı artırmayı planlıyoruz” şeklinde konuştu.
TEKNO KAUÇUK’UN YILSONU SATIŞ HEDEFİ BİN 200 TON
Tekno Kauçuk bir BEYSAD üyesidir.
Dünya Gazetesi Focus Kauçuk Eki’nden alınmıştır.
Gebze Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (GOSB) kauçuk karışım tesisinde imalatını yaptığı ürünleri
Teknomix markasıyla pazarlayan Tekno Kauçuk, 2013’te satışlarını 2012’ye göre yüzde 50 artırdı.
Bu yılsonu için bin 200 ton karışım satışı hedefleyen Tekno Kauçuk yapacağı satışlarla kauçuk
karışım maddeleri ithalatını azaltmayı planlıyor. Geçen yıl satışlarda yakaladıkları yüzde 50’lik
artışın yüzde 10’unun yurtdışı satışlardan oluştuğu bilgisini veren Tekno Kauçuk Sanayi Karışım
Ürün Grubu Yönetmeni Dr. Haluk Konyalı, “Almanya ve İtalya başta olmak üzere birçok ülkeden
yılda 250 milyon doların üzerinde kauçuk karışım ithalatı yapılıyor. Strateji ağacı metodolojisiyle
Tkenomix markamızın önümüzdeki 10 yıllık süreçteki ilk projesi ve hedefi, karışım ithalatının
önünün kesilmesi olacak. Amacımız; Türkiye’deki kauçuk imalatçılarının karışım tedariki anlamında
yurtdışına olan bağımlılığını ortadan kaldırarak ülke ekonomisine katkıda bulunmak” dedi.
Türkiye’deki pek çok imalatçının yerel alternatifsizlikten dolayı ihtiyacı olan teknik karışımları
yurtdışından aldığını söyleyen Konyalı, markaları Teknomix ile sektöre yeni bir yapı kazandırma
amacında olduklarını kaydetti. Teknomix’in bu anlamda firmaların ihtiyaçlarını kaliteli ve uygun
maliyetlerde çözebilecek potansiyele ve tecrübeye sahip olduğunu belirten Konyalı, firma olarak
kendilerini iş ortaklarının sadece tedarikçisi değil bir iç üretim merkezi olarak gördüklerini ifade
etti. Tam otomasyonlu tüm süreçlerde barkod uygulamalı ve insan hatalarının minimuma indirilen
kapalı karıştırıcılı hatlarında günlük 20 ton siyah ve 15 ton renkli karışım kapasitesiyle faaliyet
gösterdiklerini anlatan Konyalı, firma olarak özellikle sektörün teknik karışım ihtiyacını
karşıladıklarını vurguladı. Türkiye’deki elastomer bazlı imalat yapan firmaların üzerinden reçete
geliştirme, karışım hazırlama ve laboratuvar kontrolleri gibi işleri alıp bu firmaların günümüz
koşullarında daha rekabetçi olmalarını sağlamanın öncelikleri hedefi olduğunu söyleyen Konyalı,
“Karışım tesisinin işletilmesi, reçetelerin geliştirilmesi, karışım ve hammadde laboratuvar
kontrolleri, hammaddelerin temini firmalara hesapladıklarından veya tahmin ettiklerinden daha
pahalıya mal oluyor. Bu düşünce ile Teknomix müşterilerinin beklentilerini karşılayacak reçeteleri
verilen şartnameler veya uygulama alanlarına göre reçeteleri geliştirip karışımları sattığı gibi,
BEYSAD
7
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
müşteri reçetelerini, imzalanacak gizlilik sözleşmelerine sadık kalarak karıştırma hizmeti de
veriyor. Ürün yelpazesi sadece NR, SBR, NBR, EPDM gibi komodite kauçuklarla sınırlı olmayıp özel
elastomer diye tabir edilen HNBR, CR, AEM, FKM gibi elastomer tiplerini de kapsıyor” açıklamasını
yaptı.
“Ürünlerimizi son teknolojik cihazlarla test ediyoruz”
Karışım geliştirme faaliyetlerini polimer fiziği, polimer kimyası, rheoloji gibi teknikleri kullanarak
yaptıklarını kaydeden Dr. Haluk Konyalı, karışım geliştirme faaliyetleri, maliyet, proses ve
performans anlamında daha iyiye ulaşmak için gerekli Ar-Ge çalışmalarının Teknomix için standart
faaliyetler arasında yer aldığını söyledi. Personel kadrolarının polimer konusunda doktora ve
yüksek lisans yapmış kişilerden oluştuğunu açıklayan Konyalı, “Karışımları sadece sertlik ve
rheometre gibi artık neredeyse her firmada bulunan standart test cihazlarıyla değil RPA, Goodrich
Flexometer, DeMattia, TR tester, DSC, TGA, FTIR, Dispergrader gibi Avrupa’da bile sayılı kauçuk
firmalarında bulunan test cihazlarıyla test ediyoruz. Çıkan sonuçlar yorumlanarak reçetelerin
modifikasyonları uzman mühendislerimiz tarafından yapılıyor” dedi.
NBR, RUSYA'YA FABRİKA KURDU
NBR Makina bir BEYSAD üyesidir.
Son 5 yılda 12 milyon euroluk yatırım gerçekleştiren NBR Makina, bu yıl Rusya'da yaklaşık 2
milyon dolarlık maliyetle yeni bir fabrika kurdu. Fabrikayı nisan ayında devreye alacak olan firma,
ilk etapta soğutma sistemlerinin alüminyum borularına, ikinci çeyrek itibariyle de evaparatör
imalatına da başlayacak.
Aile firması olarak 1987 yılında kurulan NBR Makina; beyaz eşya yan sanayisi olarak hizmet
verdiği sektörde ısıtma, soğutma ve kurutucu alanlarında dünya devlerine doğrudan ürün
gönderiyor. Komponentler üreten NBR Makina'nın ürünleri Avrupa, Ortadoğu ve Rusya pazarlarına
ulaşıyor. Bursa, Manisa ve Eskişehir'de dört farklı lokasyonda 450 çalışanıyla faaliyet gösteren
NBR Makina, 2014'ü kurutma alanında genişlemeye gitme yılı olarak belirledi. NBR Makina
Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Konuk, otomasyonla kapasiteyi yüzde 20 artıracaklarını kaydetti.
Konuk, "2013 yılında 50 milyon TL ciroya ulaştık. Siyasi çalkantılara rağmen Mısır'daki ofisimiz ile
1 milyon dolar ihracat yaparak, o pazarda da tutunmayı başardık. Rusya'da alanında tek olan
fabrikamızın, 15 milyon dolarlık üretim hacmine ulaşmasını hedefliyoruz" diye konuştu.
HENKEL'İN GLOBAL CİROSUNDA ASLAN PAYI TÜRKİYE SATIŞLARINDAN GELDİ
Türk Henkel bir BEYSAD üyesidir.
Alman Henkel’in 2013 cirosuna 400 milyon euroluk katkı yapan Türk Henkel, 3 yıl üst üste çift
haneli büyümeye imza attı. Türkiye, global çapta şirkete en büyük katkıyı sağlayan ülkelerden biri
oldu.
Avrupa’nın krizin etkilerini üzerinden atamadığı 2013 yılında Alman dev şirketi Henkel’in cirosuna
en büyük katkı Türkiye pazarından geldi. Kuruluşunun üzerinden 50 yıl geçen Türk Henkel,
2013’te 400 milyon euro ciroya ulaştı. Türk Henkel Yürütme Kurulu Başkanı Hasan Alemdar, aynı
yıl 16.4 milyar euroya ulaşan Almanya merkezli Henkel’in satışlarına en fazla katkı sağlayan
ülkelerden biri olan Türkiye’nin üst üste 3 yıl çift haneli büyüdüğünü dile getirdi. Şirketin 2013
performansı ve önümüzdeki döneme dair hedeflerinin paylaşıldığı toplantıda konuşan Hasan
Alemdar, Türkiye’nin büyük pazar potansiyeli ile Henkel’in stratejisinde önemli bir rol oynadığını
vurguladı. Şirketin cirosunda yükselen pazarların payı yüzde 44’e ulaşmış. Hasan Alemdar,
Türkiye’deki istihdam sayısının bin 500’e çıktığını belirtti. Henkel’in yönetiminde bulunan kadın
oranı da oldukça yüksek. Bu oranın dünyada yüzde 32 olduğunu dile getiren Alemdar, Türkiye’de
ise yüzde 37’ye ulaştığı bilgisini verdi. Çalışanların yaş ortalaması ise 36.1.
BEYSAD
8
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
Kâr marjında tarihi rekor kırıldı
Tüm dünyada 2013’te faaliyette olduğu kategorilerde karlı büyüme elde ettiklerine dikkat çeken
Alemdar, şöyle devam etti: “Geride bıraktığımız yıl kâr marjında yüzde 15.4’e çıkarak tarihi rekor
kırdık. Bu dönemde kurdaki dalgalanma, AB krizi, Kuzey ABD ve Japonya’da yaşanan sıkıntılar
işlerimizi zorlaştırsa da yüzde 14 olarak belirlenen kâr marjı hedefini aştık. 2.5 milyar euro kâr
elde ettik ve bunun yüzde 30’unu temettü olarak dağıttık.” Alemdar, Türkiye’de satışta en büyük
payın temizlik ürünlerinden elde edildiğini belirtti. Türk Henkel’in 2013 yılında elde ettiği gelirin
dörtte biri, son üç yılda piyasaya sunulan ürünlerden oluştu.
Kur zammı %5-8 seviyesinde
2013’te kurdaki dalgalanma nedeni ile maliyetlerinde önemli artışlar olduğunu dile getiren Hasan
Alemdar, gelişmelerin ürünlerinde yüzde 5 ile 8 arasında zamma neden olduğunu belirtti.
En büyük ikinci fabrika Türkiye’de
Hasan Alemdar, Henkel’in globalleşme faaliyetleri kapsamında son yıllarda Türkiye’de yaptığı
yatırımları açıkladı. Alemdar, daha önce Avrupa’dan getirilen Persil Jel’in 2014 başından itibaren
Türkiye’de üretilmeye başlandığını, Henkel’in Ankara’da bulunan çamaşır ve ev bakım fabrikasının
alanında dünyanın en büyük ikinci fabrikası olduğunu belirti. Persil Jel’in üretimi için fabrikaya
yeni bir üretim hattı eklendi. Hasan Alemdar, Technomelt markasına yatırımla, iki tip hotmelt
yapıştırıcısının daha üretimini Türkiye’de gerçekleştirmeye başlandığını ifade etti.
AR-GE YAPANA DA PATENTİNİ KİRALAYANA DA YÜZDE 50 VERGİ İNDİRİMİ
Kanun’daki yeni düzenlemeye göre patentli üretim yapan şirketlerin yararlanacağı yüzde 50 vergi
indiriminden, Ar-Ge çalışması yapmayan, ama patentini kiralayan firmalar da yararlanmaya
başlayacak.
Kanunda yapılan patentli buluşların ticarileştirilmesi ve üretimi için önemli vergi teşvikleri getiren
düzenlemenin 19 Şubat 2014 tarihinde yürürlüğe girmesiyle Türkiye’deki Ar-Ge ve yenilik
faaliyetlerinin ülke ekonomisine katkı yapması yolunda büyük bir adım atıldı. Yeni düzenlemeye
göre patent hakkının kiralanması (lisanslanması), devri veya satışı sonucunda elde edilen
kazançlar ile patentli buluşun üretime konu olacak şekilde pazarlanması sonucunda elde edilen
kazançların yüzde 50’si için kurumlar vergisi veya gelir vergisi alınmayacak.
Bu düzenlemenin getirdiği vergi avantajının, sadece Ar-Ge yapan şirketler için geçerli olmadığını
belirten Destek Patent Patent Bölüm Yöneticisi Hakan Özcan, kendisine ait patenti
olmayan ancak başkasından patent kiralayarak üretim yapmak isteyenlerin de vergi teşvikinden
yararlanabileceğinin altını çiziyor.
Patent kiralamasına yeni düzenleme
Hakan Özcan patent kiralaması hakkında: “Lisans olarak adlandırılan patent kiralamasında, patent
sahibi geliştirdiği teknolojiyi kullanmak isteyen herkese, koruma süresi boyunca kullanım izni
verebilir. Bu da teknoloji üretimi yapmayan bir şirketin, üretilmiş bir teknolojiyi ticari olarak
değerlendirme imkânına sahip olmasını sağlar. Yani, yeni düzenlemeye göre kendisi Ar-Ge
çalışması yürütmemiş olan bir firma, lisans alarak yaptığı üretim sonucunda da yüzde 50 vergi
indiriminden yararlanacak.” dedi.
Şimdiye kadar özellikle “patent mülkiyeti elde edilmesi” ile ilgili bazı kanunların kabul edildiğini
söyleyen Hakan Özcan, yürürlüğe giren düzenlemenin ilk kez “patent kiralaması” için uygulamaya
girecek olmasıyla büyük öneme haiz olduğunu belirtti.
Hakan Özcan düzenlemenin getireceği faydalar konusunda: “Uygulama ile patenti alınmış çok
sayıda yeni teknolojinin üretilme imkânı da yakalanmış olmaktadır. Ayrıca bu süreç, Ar-Ge
BEYSAD
9
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
çalışmaları sonucunda firmaları patent almaya özendirerek yerli patent sayılarının artmasına da
destek olacaktır.” dedi.
AR-GE MERKEZLERİNE PRİM DESTEĞİ 2023’E UZATILDI
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Ar-Ge merkezlerinde işveren payının yüzde 50’sini
2023 yılına kadar devlet olarak karşılamaya devam edeceklerini açıkladı.
Bakan Işık, Kocaeli de düzenlenen Ar-Ge Merkezleri Performans Değerlendirmesi ve Teknoloji
Transfer Ofisleri ile İşbirliği Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada, Ar-Ge bilinci ve yaygınlığı konusunda
Türkiye’de sevindirici gelişmeler yaşandığını anlattı. 2012 yılında Ar-Ge harcamalarının 13.5 milyar
dolara ulaştığını belirten Işık, “Bu rakamın da 3.5 milyarlık kısmını özel sektör gerçekleştiriyor.
2023 yılında, Ar-Ge harcamasının 60 milyar dolar olmasını bekliyoruz. Ancak bu yeterli değil.
Bununda en az 40 milyarlık dolarlık kısmını da özel sektörün yapmasını arzu ediyoruz” diye
konuştu.
Önemli bir müjdeyi katılımcılarla paylaşmak istediğini belirten Işık, şunları kaydetti: “Daha önce
Ar-Ge merkezlerinde çalışan personelin gelir vergisi stopajı 2023’e kadar uzatılmıştı. Ar-Ge
merkezlerimizde çalışanlarımızın sigorta primlerini işveren payının yüzde 50’sini biz 5 yıl süreyle
2008’de çıkardığımız kanunla destekleme kararı almıştık. Bildiğimiz kadarıyla 16 firma bugün
itibariyle bu 5 yıllık süreyi doldurdu ve bu yüzde 50’lilik dilimden faydalanmamaya başladı. Ar-Ge
merkezlerinde çalışan personel sayımızın zaten kendi açısından oluşan sigorta priminin tamamı
2023’e kadar devlet olarak biz karşılıyoruz. İşveren payının yüzde 50’sini yaptığımız görüşmelerle
2023 yılına kadar devlet olarak biz karşılamaya devam edeceğiz”
Bakan Işık, Ar-Ge merkezlerinin performansı açısından ilk üç sıradaki firmanın isimlerini de ilk
sırada Aselsan, ikinci sırada Kordsa Global ve üçüncü sırada da Roketsan olduğunu açıklandı.
OSB’LER KAMULAŞTIRMA İÇİN 4 KURUMDAN BİRİNİN KAPISINI ÇALACAK
Türkiye’de tam 273 organize sanayi bölgesi (OSB) var. Eylül 2012’den bu yana devrede olan Yeni
Teşvik Yasası ile birlikte OSB’lerde yatırım daha cazip hale getirildi. Hatırlayacağımız gibi Türkiye
yatırım teşvikleri açısından bölgelerarası gelişmişlik farklarına göre 6 bölgeye ayrılmıştı. OSB’lere
yatırım yapanlar hangi bölgede yer alıyorlarsa, kendilerinden sonra gelen ve daha fazla teşvik
alan bölgenin imkanlarından yararlanabiliyorlardı. Örneğin 3. Bölge’de OSB’ye yatırım yapan bir
sanayici 4. Bölge teşviklerinden faydalanıyordu. Böylece uzun süredir, şikayet konusu olan plansız
sanayileşmeye ‘dur’ demek için bir adım atılmış oldu.
En çok teşviki alan 6. Bölge’de OSB’ler adeta yatırımcı akınına uğradı. Geçen 2 yıllık süreçte
bölgenin OSB’lerine yatırımcı talebi 6 kat arttı. Bölgenin yatırım şampiyonu Şanlıurfa’daki 2. OSB
Türkiye’nin büyük holdinglerini çekti. Diyarbakır, boş parseli kalmayan OSB’sine genişleterek, 100
işletmeye daha yer açtı. Batman 2. OSB için kollarını sıvarken, Bingöl de genişleme alanı için
çalışma başlattı.
Ancak 4 ay önce Anayasa Mahkemesi’ne kadar ulaşan bir yasal düzenleme OSB’ler üzerinde
soğuk duş etkisi yaptı. OSB’lerin doğrudan kendilerinin kamulaştırma yapma yetkisi Anayasa
Mahkemesi kararıyla iptal edilmişti. Karar sonrası Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK)
Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Nakıboğlu, yönetimi olağanüstü toplantıya çağırmış ve ortak bir
görüş kaleme alınmıştı. “İptal kararı sonrası 4562 Sayılı Kanun’un 5/1 maddesine bakıldığında
OSB’lerin kamulaştırma yetkisi kaldırılmış, ancak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın vereceği
kamu yararı kararı çerçevesinde yaptırma yetkisi saklı tutulmuştur. Bu durum; kamulaştırma
yapacak OSB’lerin, kamu yararı kararı sonrası, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 5’nci
maddesinde belirtilen kurum ve kuruluşlara başvurarak kamulaştırmamızı yapabilir misiniz
BEYSAD
10
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
ricasında bulunmalarını gerektirmektedir” şeklinde açıklama yapılmıştı. OSB’ler tabir yerindeyse
yatırımda “tek durak ofis” durumunda. Sanayici bu durumun çeşitli kurumların araya girmesiyle
zedeleneceği endişesi yaşıyordu.
YİKOB ismini daha çok duyacağız
Geçtiğimiz hafta torba kanun olarak anılan kanun değişikliklerinin içinde 4562 sayılı OSB Kanunu
da vardı. Kanunda yapılan ‘finansal kiralama’ leasing işi dikkat çektiği için yasanın içinde kalan
‘kamulaştırma’ ile ilgili gelişme biraz gölgede kaldı. Yeni değişikliğe göre “il özel idaresi
bulunmayan kentlerde Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB), belediyeler ve Valilik”
kamulaştırmayı OSB adına yapabilecek. Bir de yasaya geçici bir madde eklenmiş durumda. Bu
maddeye göre özetle “12 Kasım 2012 tarihli değişiklikle büyükşehirlerde 6330 sayılı 14 ilde
Büyükşehir Belediyesi ve 27 İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 1. maddesinin 5. fıkrası uyarınca tüzel kişiliği kaldırılan il özel
idarelerinin OSB’lerinde sahip olduğu hak ve mükellefiyetler, Yİ- KOB başkanlıklarına devredilir”
ibaresi yer alıyor.
Özetle, OSB’ler kamulaştırma için başka kurumlara başvurmak zorunda kalacaklar. Bir de bundan
sonra iş dünyası YİKOB ismini daha fazla duyacak.
PHİLİPS'TEN "İNOVASYONUN GÜCÜNÜN FARKINA VARMAK" RAPORU
Philips Araştırma tarafından hazırlanan "İnovasyonun gücünün farkına varmak" başlıklı rapor,
eğitim, sağlık ve finansal hizmetler alanlarında insanların hayatını değiştiren inovasyonları
incelerken şirketlere de inovasyonda başarı için yol gösteriyor.
Philips Araştırma, 100. yılını The Wall Street Journal Custom Content Studios ile birlikte hazırladığı
özel bir rapor ile kutluyor. “İnovasyonun gücünün farkına varmak” başlıklı rapor eğitim, sağlık ve
finansal hizmetler alanlarında insanların hayatını değiştiren inovasyonları incelerken şirketlere de
inovasyonda başarı için yol gösteriyor.
Raporla inovasyon kavramı başarılı örneklerle detaylı bir şekilde inceleniyor. Philips, inovasyonda
başarıyı kendi çalışmalarından örneklerle de gün yüzüne çıkartıyor.
Işık ve ses gibi çevresel faktörlerin insan sağlığını etkilediğine dair bilimsel kanıtların sayısı giderek
artıyor. Herkes güneş ışığının kendisini daha mutlu ettiğini ve bazı seslerin rahatlatıcı veya
rahatsız edici olduğunu içgüdüsel olarak bilmesine karşın, araştırmalar çevresel faktörlerin
biyolojik saatlerin ve stres seviyelerini düzenlemesine de yardımcı olabileceğini gösteriyor.
Çevresel faktörlerin ayrıca hastalıktan kurtulmaya ve yaralarının iyileşmesine de büyük etkisi
olabiliyor.
MANİSA, ÇİN’DEN 1 MİLYAR DOLARLIK İTHALAT YAPIYOR
Dünya Gazetesi / Güven SAK / Dünya İşleri
Bugün yine Çin’e karşı artan dış ticaret açığımıza bir değineyim. Hatırlayın en çok dış ticaret açığı
verdiğimiz ülkeler listesinde Çin 2000’li yılların başında 12’nci sıradaydı. Şimdi enerji hariç
bakarsanız, birinci sırada. Son on yılın parlak bilançosunu tutanlara duyurmuş olayım.
İthalatımızın yüzde 2’sini Çin’den yapıyorduk. Artık oldu yüzde 10. Aradaki mesafeye rağmen
onlar bize kilosu 167 dolardan laptop satıyor, biz onlara kilosu 19 cent’ten ancak mermer
satabiliyoruz. Onlar bize yüksek teknolojili ürün satıyor, biz onlara bildiğiniz maden satıyoruz. Ben
ortada bir bozukluk olduğunu düşünüyorum. Bir rakam daha vereyim isterseniz: 2002 yılında
Manisa’ya Çin’den ithalat 5 milyon dolar düzeyinde bile değilmiş. 2012 yılı itibariyle Manisa’nın
Çin’den ithalatı 1 milyar dolara çıkmış. 2002-2012 arasında Çin’den ithalatı en hızlı artan ilimiz
Manisa olmuş. Rakamlar öyle diyor. Çin’den toplam ithalatımız 21 milyar dolar kadar, bunun 20’de
BEYSAD
11
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
birini Manisa yapıyor. Merak edenler için not edeyim: Çin’den radyo-televizyon yayını için gereken
verici cihazlar satın alıyoruz. Manisa’da monte ediyoruz. Yukarıdaki rakamlar, İrem Kızılca’nın yeni
TEPAV değerlendirme notundan alınma. İsterseniz bakabilirsiniz. Ben bugün müsaadenizle bu
rakamların bana ne düşündürdüğünü anlatayım.
Dış ticaret rakamlarından üç sonuç çıkarayım isterseniz. Birincisi, Türkiye, Çin’e yani o kadar
uzağa satabilecek, pahada ağır, kiloda hafif mallar üretemiyor. Anadolu’dan istisnalar dışında
uçakla mal da gönderemiyoruz zaten. Hep aynı nedenden: Türkiye’nin ürettiği mallar genellikle
daha havaleli ve de daha ağır oluyor. Fiyatı ise pek yüksek olmuyor. Biz, bu pahada hafif, kiloda
ağır malları ancak yakın piyasalara gönderebiliyoruz. O vakit, ne oluyor? Türkiye, kendisine yakın
olan piyasalara daha bir bağımlı oluyor. Avrupa ve Ortadoğu hapşırsa, Türkiye nezle oluyor.
Avrupa düzelmezse, Türkiye toparlanamıyor. Türkiye’de ihracatın menzili güdük kalıyor.
Rakamlara bakın anlarsınız. Neden böyle oluyor? Kentsel rant bu kadar büyük olup, vergi dışında
kalınca, memleketin Manisa’da mukim sanayi işletmeleri bile İstanbul’da inşaat yapmayı tercih
edince işte böyle oluyor. Ne yapalım, kamu politikası ile ne ekersen, sonunda onu biçersin. Yanlış
politika, memleketin ufkunu kısaltıyor.
Geleyim ikinci noktaya: Yakınımızdaki Avrupa Birliği pazarı dışında, yakın gelecekte, Türkiye’nin
makus talihini yenmesine yardımcı olacak bir başka pazar görünmüyor. Bir türlü canlanmıyor. Bu
ara ise orada fiyatlar düşüyor. Bu maliyetler ve bu ulaştırma altyapısı ile Türkiye’nin Uzak Doğu
pazarına ulaşabilmesi, ihracat menzilini uzatabilmesi ise pek zor duruyor. Biz burada yolcu
taşımak için hızlı tren projelerine kaynak akıtırken, konteynırları nasıl ucuza gönderebileceğimizle
ilgilensek elbette böyle olmazdı. Ama konteynırlar oy kullanamıyor, hızlı tren ile taşınan yolcular
oy kullanabiliyor. Türkiye, uzun vadeli stratejik kararları, bir süreden beri, yanlış öncüllere bakarak
veriyor. İhracat menzilimizi uzatacaksak, öncelikle gelecek seçime odaklı bu bakış açısından
kurtulmamız gerekiyor.
Üçüncü nokta da bu mesele ile alakalı. Yanı başımızda dünyanın en zengin ve de yüksek
teknolojili mal talebi en yüksek pazarı var ama bu talep, Türkiye’nin yüksek teknolojili ürünler
üretmeye yönelmesine bir türlü neden olmuyor. Türkiye yanı başındaki bu imkandan neden
yararlanmıyor? Niye ta Çin’den yüksek teknolojili ürün alıyor ve de Çin’e yalnızca Allah’ın bize
kaalü beladan beri bahşettiklerinin üzerine hiçbir şey eklemeden satıyor? Türkiye’nin Avrupa Birliği
ile ilişkilerini süratle derinleştirmesi ve de Gümrük Birliği’ni genişletmesi gerekiyor, bana kalırsa.
Bu Şangay beşlisi muhabbetini derhal kesip, Avrupa Birliği’nin gerektirdiği kural hakimiyetine
yönelik adımları hemen atması gerekiyor. Ben Avrupa ile ilişkilerimizi askıya alacak bir sürecin,
Türkiye için son derece kötü sonuçları olacağı kanaatindeyim. Kaçınmakta fayda var. Şakayı
bırakıp, ciddileşelim artık.
Ben bu aralar gelecekle ilgili olarak kafalarımızda yalnızca soru işaretleri olduğunu düşünüyorum.
Neden bugün geleceğimizle ilgili olarak kafalarımızda yalnızca soru işaretleri var? Türkiye iyi
yönetilse, kafalarımızda soru işaretleri değil, hedefler olurdu. Bakın şimdi halimize: 2023 hedefleri
bile kadük oldu. Politika tasarlayanını geçtim, artık anlatanı bile kalmadı.
ÇALIŞABİLECEK HER 4 KADINDAN SADECE 1’İ İŞGÜCÜNDE
Türkiye’de gerek siyasette gerekse iş dünyasında kadın sayısının arttırılmasına yönelik her
kesimden talep gelirken, her iki alanda da kadınların oransal durumu endişe verici bir tablo ortaya
koyuyor. 30 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde siyasi partiler her ne kadar daha fazla kadın aday
gösterme arayışına girseler de listelerin YSK’ya verildiği gün, ortaya çıkan sonuç kadınların hiç de
telaffuz edildiği gibi olmadığı gözlendi. 81 ilde aday gösterilen kadınların sayısı bir elin
parmaklarını geçmedi. Siyasetteki bu tablonun bir benzeri de Türkiye İstatistik Kurumu’nun
İstatistiklerle Kadın 2013 araştırmasında da ortaya çıktı. Türkiye’de yıllardır değişmeyen bir
BEYSAD
12
BEYAZ EŞYA YAN SANAYİCİLER DERNEĞİ
HABER BÜLTENİ/192
17 MART 2014
şekilde kadın ve erkek nüfusu neredeyse birbirine eşit oranda ancak bu eşitlik, işgücüne katılımda
tamamen farklı bir göstergeye dönüşüyor.
TÜİK’in 2011 yılı verilerine göre 15 ve yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılım oranı yüzde 47.5
düzeyinde. Bu oran erkeklerde yüzde 69.2 iken kadınlarda sadece yüzde 25.9’da kaldı. Başka bir
ifade ile Türkiye’de çalışabilir durumdaki her 4 kadından sadece 1 tanesi işgücüne katılma şansına
sahip olmuş. Avrupa Birliği üyesi ve aday ülkeler arasında kadınların işgücüne katılım oranı en
düşük ülkenin de Türkiye olduğu açıklandı. Cinsiyet ve yaş gruplarına göre yapılan
değerlendirmede de benzer sonuçlara rastlanıyor. Kadınların işgücüne katılım oranının en yüksek
olduğu yaş grubu yüzde 38.3 ile 25-29 yaş grubu olurken, bu oran bile Türkiye ortalaması yüzde
47.5’in yaklaşık 10 puan altında.
Patron kadınların oranı %9.9
İşveren veya doğrudan kendi işinin patronu olan kadınların oranı da sadece yüzde 9.9 düzeyinde.
Erkeklerde ise bu oran yüzde 24 olarak hesaplanıyor. İşveren ve kendi hesabına çalışan kadın
oranının en yüksek olduğu il yüzde 25.5 ile Artvin olurken, en düşük il yüzde 3.9 ile Bingöl oldu.
Ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadın oranı 2011 yılında yüzde 31.8, erkek oranı ise yüzde 3.8
olarak açıklandı. Kamusal alanda üst düzey kadın yönetici oranı yüzde 9.3 olarak hesaplanırken,
kadın hakim oranı yüzde 36.3 olarak hesaplandı. Akademik personel içinde kadın profesörlerin
oranı 2012-2013 öğretim yılı için yüzde 28.1, kadın polis oranı da yüzde 5.5 olarak açıklandı.
DUYURU : WIRE 2014 –JOIN THE BEST
1.200’den fazla uluslararası firma, yaklaşık 58.000 m2 büyüklüğündeki fuar alanında tel, kablo, tel
donanımı, bağlantı elemanları ile yay üretimi ve işlenmesi konularında en son yenilikleri 7 – 11
Nisan 2014 tarihleri arasında Düsseldorf’ta sergileyecek.
Wire 2014 kapsamında ağırlıklı olarak tel üretimi ve tel işleme alanında kullanılan en yeni makine
ve tesisler, üretim tekinlerinde kullanılan aletler, hammaddeler, özel kablo ve teller, yay üretim
yöntemleri ve bağlantı teknikleri sergilenecek. www.wire.de internet sitesinden güncel bilgi
alabilirsiniz.
www.beysad.org.tr
BEYSAD
13
Download

BEYSAD SB (Strateji Belgesi) İzleme ve Y