EDİTÖR ve KÜNYE.indd 1
25.06.2014 01:36:54
KONTROL DÜNYASI / EDİTÖR
EDİTÖR
KONTROL DÜNYASI DERGİSİ
Sayı: 10 Haziran 2014 / 06
Üretiminin geleceği Türkiye’nin geleceğidir
Her zaman vurguladık yine vurguluyoruz. Türkiye üretmek ve ürettiğini
yeni pazarlara ulaştırmak zorunda olan bir ülke. Gelişmemizin hayalden
gerçeğe dönüşmesi bu cümlenin hayata geçirilmesine bağlı. Türkiye’nin
yoğunlaşması gereken konuların başında; üretimi yönlendiren araçların
üretimi geliyor. Ayrıca bu üretimin süreç otomasyonu da son derece
önemli bir hal alıyor.
Konuya bu pencereden bakan ve vizyonunu geniş tutan firmalar
önümüzdeki dönemde daha sağlıklı bir sürece girmiş olacak. Tabi ki;
bahsettiğimiz bu olguların hayata geçirilmesi için öncelikle siyasa
çalkantılardan bağımsız, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenen proses
otomasyon sektörünün daha da gelişmesi için çalışmalarını yoğunlaştırması
kaçınılmaz. Ağırlıklı olarak ithalata dayanan sektörün ürün kalitesinden
ziyade hizmette sınırları zorlaması gerekiyor.
Proses otomasyon sektöründe yayıncılık yapmak diğer sektörlerden
bağımsız olarak genel ekonomik kavramlara son derece hakim olmayı
beraberinde getiriyor. Yani sektör yayıncılığından ziyade genel ekonomik
yayıncılık yapıyoruz. Süreç otomasyonu tüm sektörlerin temel üretim
süreçlerinden biri olarak tüm sektörlerde faaliyeti zorunlu kılıyor. Kimya,
İlaç, Enerji, Çimento, Demir Çelik, İş Güvenliği, İnşaat, Otomotiv,
Otomasyon, Makine vs…Bu sektörlerin tümünde var olmamız gerekiyor.
Bizde her yerde oluyoruz. Bir gün ilaç sektöründe bir yatırımda; diğer gün
enerji üzerine bir seminerde; başka bir gün de çimento sektöründe bir
davette yer alıyoruz. Özetle ‘Büyük’ yayıncılarımız gibi masa başında basın
bülteni derlemiyoruz. Hayatın içinde haber yapıyoruz.
Sektörel yayıncılığın ezberini bozuyoruz
Sektörel yayıncılıkta ana eğilim reklam ve haber dengesinin sağlanması
üzerine kuruludur. Ancak bu denge uzun süredir oldukça darbe aldı. Biz
Kontrol Dünyası Dergisi olarak bu güne kadar gerçekleştirmeye çalıştığımız
olguları biraz daha derinleştirerek netleştiriyoruz. Gerçek anlamda sektörel
ve ekonomi yayıncılığı yapmak amacıyla yola çıkan dergimiz artık daha da
yoğun bir şekilde bu amaca hizmet edecek. Firmalarımızla birlikte
kazanmak için içeriğimizde dolu dolu konularımızı size sunmaya devam
ediyoruz. Bizi izlemeye devam edin…
İmtiyaz Sahibi
Dilek Yıldırım
Perpa Ticaret Merkezi A Blok Kat 13 No: 2143
Şişli - İSTANBUL
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Dilek Yıldırım
Perpa Ticaret Merkezi A Blok Kat 13 No: 2143
Şişli - İSTANBUL
Genel Koordinatör
Eşref Yıldırım
[email protected]
Editör
İlker Kaplan
Reklam Departmanı
Cansel Aslan
Yıldırım Oguzalp
Grafik Tasarım
Murat Ünal
Yönetim Yeri
Perpa Ticaret Merkezi A Blok
Kat 13 No: 2143
Şişli / İSTANBUL
Tel : 0212 220 87 12
[email protected]
www.kontroldunyasi.com
Baskı
Doğa Basım
İleri Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti
Tel: 0212 407 0 900
ISSN: 1306-3197
Yayın Türü
Yerel, Süreli, Ayda Bir Yayımlanır
Baskı Tarihi
Haziran 2014
İlanların sorumluluğu firmalara, yazıların
sorumluluğu sahiplerine aittir.
Gelecek ay görüşmek üzere…
İlker Kaplan
2
EDİTÖR ve KÜNYE.indd 2
/ Haziran 2014
25.06.2014 01:36:55
EDİTÖR ve KÜNYE.indd 3
25.06.2014 01:36:55
BU SAYIDA
İÇİNDEKİLER
kontrol dünyası
06 Avrupa’ya Berdan Cıvata Üretimi
HABERLER
kontrol
dünyası
DEMİR ÇELİK
13 Çelik
İhracatçıları Birliği
Çelik Zihinler İle Buluşuyor
PROSES ENSTRÜMANTASYON
19 ABB:
“Otomasyonsuz Ortam
Bozuk Ürün Ortaya Çıkarabiliyor”
PROSES ENSTRÜMANTASYON
22 Schneider
Electric, PAC’i Ethernet
Omurgasıyla Birleştiren İlk ePAC’i geliştirdi
ENERJİ
26 Enerjideki
Çözüm Ortağınız: Promis Enerji
TESİSİ
36 ÜRETİM
Brezilyalı Çimento Devi
36
Votorantim
– KOZMETİK
42 İLAÇ
Yeni Deva Fabrikası, Astım ve
Koah Hastalarına Çare Olacak
06
19
42
44
kontrol dünyası
YATIRIM
44 Sektöre
Büyük Yatırım Yine
Ford Otosan’dan
kontrol
dünyası
GÜVENLİĞİ
54 İŞİş Güvenliği
Her Sektörün Sorunu
62 ÇİMENTO
Actioncem ile Dayanıklı ve
Sürdürülebilir Yapılar
VE ATIKSU
66 SU
Ceram Protected,
Eşsiz Kaplama Teknolojisi
KİMYA
70 Kimya
İhracatçıları Yeni Fikirleri
‘Kuluçka’ya Yatıracak!
REKLAM İNDEKSİ
AFRISO
AKTİF
ALTIGEN
ATIKSU
BEST A.Ş.
CEMSAN
EP SANEL
GENTEK
İDEAL MAKİNE
İLERİ KONTROL
JUMO
KARBON ZİRVESİ
KOBOLD
KONTROL DÜNYASI REKLAMI
KROHNE
LONCA
OTKONSAŞ
ÖNDER AKADEMİ
PEPPERL+FUCHS
ROCKWELL
SAFMAK
TESLA
TURCK OTOMASYON
VEGA
VEOLIA
Arka Kapak içi
17
37
69
1
11-80
45
53
57
Ön Kapak İçi
9
65
Arka Kapak
74
21
49
25
59
29
33
63
15
41
3
7
KİMYA
72 Kayalar
Kimya’dan
İhracat Başarısı
ÜRÜN TANITIMI
75 Esnek
Yerleşimli Akış Sensörleri
62
70
HABERLER
Avrupa’ya Berdan Cıvata Üretimi
Avrupa’nın en uzun ikinci Asma Köprüsünün 10,1 metre boydaki cıvataları
Tarsus’ta üretildi.
H
asan Şemsi’nin kurucu ortağı
olduğu Berdan Cıvata Sanayi
4,5km uzunluktaki İzmit Körfezi Geçiş Köprüsününayaklarını taşıyacak her biri 780 kg ağırlıktaki 336 adet
Ankeraj Cıvatalarının üretimini tamamlayarak İzmit’e Şantiye Sahasına gönderdi. Geçtiğimiz haftalarda üretimin
son safhalarını kontrol için gelen Japon
IHI Köprü firmasının Kalite Yetkilileri
sevk öncesi son kontrollerini yaparak,
Ankerajlara sevk iznini verdiler.
sının teklif bile vermediği bu Ankeraj cıvatalarında Kalite Belgeleri, zengin donanımlı laboratuvarı çok çeşitli tezgah,
teçhizat ve donanımlı teknik eleman
kapasitesi nedeniyle Japon IHI firması
tarafından tercih edilen Berdan Cıvata Sanayi A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı
Hasan Şemsi Japon yetkililerin övgü
dolu sözleri karşısında,“bilhassa bundan sonraki büyük köprü ihalelerinde
Berdan Cıvata’yı güvenilir bir partner
olarak göreceklerini belirtmiş olmaları
bizleri gururlandırmış ve mutlu etmiştir” diye belirtti.
1980’lerde Tarsus’ta 150m2’de 5 çalışanla Berdan Makine adıyla kurulmuş olan
Berdan Cıvata Sanayi A.Ş bugün Mersin Tarsus Organize Sanayi Bölgesinde
33.000m2alan üzerinde 9000m2’sikapalı
tesislerde 18’i mühendis 200’ü aşkın çalışanı ile Türkiye Cıvata somun sektörünün
öncü firmalarından birisi haline gelmiştir.
Türkiye’de cıvata somun sektörünün ilk
CE ve Tucsa MARK Belgelerini ve basınçlı
kaplarla ilgili ilk AD 2000W kalite belgesini alan firma olup Türkiye’de sektörün
en zengin test laboratuvarına da aldığı
ISO EN 17025 Akreditasyon Belgesi ile
cıvata somun sektöründe önemli bir ilki
daha gerçekleştiren Berdan Cıvata Sanayi bu sektörünün ilkleri ve sahip oldukları 44 yıllık bilgi birikimi ile yurtiçinde ve
yurtdışındaki önemli projelerden aldığı
üretimi zor Bağlantı Elemanları siparişleri ile ülkemizin istihdamına, ihracatına
ve cari açığını azaltmaya olumlu katkılar
koymaya devam etmektedir.
İzmir İstanbul arasını 3,5 saate düşüren otoyolun İzmit Körfezi geçişini
sağlayan Çelik Köprü’nün denizdeki 2
ayağını taşıyacak 10,1 metre boyda 11
cm çapta Ankeraj Cıvatalarının her biri
850 ton yük taşıma kapasitesine sahip
yüksek mukavemetli, çatlak kontrollü
sertleştirilmiş malzemeden üretilmiştir.
Boğaz’daki Fatih Sultan Mehmet
Köprüsü’nü de STFA ile birlikte inşa
etmiş olan Japon IHI firması bu köprüde de STFA İnşaat ile birlikte çalışarak
Avrupa’nın en uzun ikinci Asma köprüsünde de işbirliğine gitmiş oldular.
Berdan Cıvata dışında Türkiye’den ve
Avrupa’dan başka hiçbir cıvata fabrika-
6
HABERLER.indd 6
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:42:31
HABERLER.indd 7
26.06.2014 21:42:32
HABERLER
Servo Teknolojisinde
Nesilsel Bir Değişim:
‘iTRAK’
iTRAK, Servo Teknolojisinde nesilsel bir değişim ve global makinacıların
piyasasına uygun ambalajlama, malzeme kullanımı ve diğer uygulamalarda
performansı geliştirmeye yardımcı oluyor.
i
TRAK teknolojisi, düz ve eğimli yollarda birçok manyetik taşıyıcının
bağımsız kontrolünü sağlamaya yarayan bir sistem. Bu sistem, özellikle son
kullanıcıların optimizasyonunu daha iyi
geliştirilmiş güvenilirlik ve daha hızlı bir
sistemi standart hale getirilmesini sağlarken, makina ve ekipman üreticilerine
ise maliyet ve karışıklığı azaltmasına olanak sağlıyor.
iTRAK teknolojisinin Entegre Mimarimizle kombinasyonu, makina üreticileri
için bir oyun değiştiricisi. Aynı zamanda
müşterilere, değişen piyasa taleplerini
8
HABERLER.indd 8
hızlı bir şekilde karşılamak için yeni
teknolojilerle performans ve esnekliğin gelişmesini sağlamakta.
iTRAK, makina üreticileri için daha fazla hız ve daha iyi esneklik sağlayan ve
kendinden önceki teknolojilerin yerini
hızlı bir şekilde alan teknolojidir. Bu
entegre çözüm; verimliliğin artmasına,
enerji tüketiminin azalmasına yardımcı olacak ve işlemler sırasında makina
hızını ve geometrisini ayarlayarak daha
hızlı değişim sağlayacak. Rockwell
Automation; kendisini yeni bir sanayi
standardı haline getirmek için kaynak
ve global OEM’lere sahiptir.
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:42:33
HABERLER.indd 9
26.06.2014 21:42:34
HABERLER
Bredel ve Metrans’tan
Hortum Pompaları
Bakım Eğitimi
Konusunda dünyanın önemli firmalarından birisi olan
hortum (peristaltik) pompa üreticisi Watson - Marlow
Bredel firması ile Türkiye distribütörü METRANS, “Hortum
Pompaların Bakımı” konulu eğitim semineri düzenlediler.
Seminer, 6 Haziran 2014 tarihinde METRANS’ın Dilovası
İMES OSB içindeki yeni binasında gerçekleştirildi.
W
atson – Marlow BREDEL
firmasının “Uluslararası Eğitim ve Uygulama Müdürü”
Edovan der MEULEN, seminere ana konuşmacı olarak katıldı. Kocaeli ve Trakya
bölgesindeki kimya, boya ve betonsektörlerinin önde gelen firmalarının katılım
sağladığı seminere, firmaların teknik ve
bakım ekipleri konuk oldu.
Yarım gün süren seminerüç bölümden
oluştu. İlk bölümdeBREDEL hortum pompalarıyla ilgili teknik bilgi verildi, bakım ve
işletimiyle ilgili incelikler anlatıldı. İkinci
bölümde ise hortumun yapısı, nasıl hasar
göreceği ve hortum ömrünü etkileyen
faktörler ele alındı. Üçüncü bölümde de
BREDEL hortum pompalarıyla birlikte kullanılabilecek aksesuarlarla ilgili bilgi verildi. Ayrıca katılımcılara METRANS ServisBakım Merkezi’nde uygulama örnekleri
gösterilerek pompalarla önemli yedek
parçaları yakından görme ve inceleme
fırsatı tanındı.
Seminerlerle ilgili olarak METRANS Genel Müdürü Vedat KİRİŞÇİ, “Bu semineri
bugün burada yapabiliyor olmamız, yeni
binamızın sağladığı avantaj ve yeniliklerin
müşterilerimize yansımasıdır. Hem müşterilerimize lojistik açıdan daha yakınız,
hem de gelişen Servis-Bakım hizmetleri-
10
HABERLER.indd 10
miz için daha büyük alan ve teknik olanağa sahibiz. Satış sonrası hizmetler kapsamında merkezde bakım, yerinde bakım,
kestirimci bakım, lazerli ileri teknoloji cihazlarla kaplin ayarı, vibrasyon kontrolü,
devreye alma, kullanım ve bakım eğitimi
gibi hizmetleri sunabiliyoruz.” dedi.
Kolay, düşük maliyetli ve kısa süren bakımıyla ön plana çıkan BREDEL marka hortum (peristaltik) pompalar atık bertaraf,
baskı ve paketleme, bira, üretimi, boya
ve pigmentler, cam, çimento,elektro kaplama, elektro kaplama, gemi, gıda, gıda
makinaları imalatı, güç santralleri, hijyenik
kâğıt, içecek, ilaç, inşaat, kâğıt hamuru ve
kâğıt, kimya, madencilik, makina imalatı,
petrokimya, rafineri, seramik,su ve çevre,
tekstil, yangın söndürme ve daha bir çok
sektörde kullanılmaktadır.
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:42:37
HABERLER.indd 11
26.06.2014 21:42:38
HABERLER
TURCK Bölgesel Ana Bayi Ağı Kuruldu
2014 yılı ilk çeyreği itibari ile 2 yıllık yoğun bir kuruluş ve yönetimsel çalışmaların
ardından Türk Endüstriyel Otomasyon Pazarının tamamını kapsayan TURCK
bölgesel ana bayi ağı, sağlam temeller üzerinde kuruldu.
Şubat 2014 tarihinde İstanbul Bölgesi Ana
Bayiliği için Hidropar Hareket Kontrol Teknolojileri Merkezi firması ile anlaşan Turck, Türk
Endüstriyel Otomasyon Pazarını 5 ayrı bölgedeki ana bayileri ile kapsadı. Bu bölgeler İstanbul, Bursa, İzmir, Ankara ve Adana bölgeleri olup, bu şehirlerdeki merkezler ile çevre
illerini de kapsayan ve birbirinden net sınırlar
ile ayrılmış 5 ana coğrafi alanı gösteriyor. Bu
şekilde; Türk sanayicileri kendi bölgelerinde,
kendilerine yakın firmalardan Turck ürün ve
hizmetlerini merkez ile aynı seviyedeki hizmet kalitesi ile alma imkanına sahip oldular.
Turck ana bayileri bölgelerinde Turck ürün
yelpazesinin tamamı dahil olmak üzere, satış, pazarlama, servis ve eğitim konularında
Turck’u yüzde yüz temsil ediyor. Bu görev için
her ana bayi bu alanda gerekli mühendisleri
kadrosunda istihdam etmeyi ve gerekli eğitimleri almış olmalarını garanti ediyor. Turck
da bu kadronun eğitimini ve ana bayilerinin
görevi en iyi şekilde yerine getirebilmesi için
ihtiyaç duyacağı tüm bilgi birikimi, pazarlama materyali ve diğer araçları sağlamayı garanti altına almakta.
Faaliyete başladığı 2012 yılından bu yana
Turck sırası ile Bursa, İzmir, Ankara ve Adana
bölgelerinde ana bayileri ile anlaşmalarını
gerçekleştirmişti. Bu bölgelerde görevi sırasıyla Befaş Elektrik, Hidropar İzmir, Metsim
Mühendislik ve Güney Hidropar firmaları almış ve bu görevlerini başarı ile yürütüyorlar.
2012 yılı öncesi Turck’un Türkiye distribütörlüğünü yürüten, 2012 başından 2013 Eylül
ayına kadar da İstanbul Bölgesi ana bayisi
olarak görev yapan Gökhan Elektrik firması
ile partnerlik ilişkisi de yeniden yapılanma
kapsamında son buldu. Bu konuda firma,
mevcut Turck müşterilerine 2013 Eylül ayın-
12
HABERLER.indd 12
da birer yazı ile bilgi verdi. Bu tarihten beri
gelen arayışları Şubat 2014 ayında son bulmuş ve İstanbul Bölgesi ana bayi olarak Hidropar Hareket Kontrol Teknolojileri Merkezi
firması ile anlaşıldı.
HKTM; Elektrikli Tahrik ve Kontrolü, Hidrolik,
Doğrusal Hareket ve Montaj Teknolojileri,
Pnömatik ve Algılama Teknolojileri konularında Proje, Satış ve Satış Sonrası Etkin Servis,
Devreye Alma, Anlaşmalı Bakım ve Eğitim
hizmetleri ile müşterilerinin gereksinimlerini
tümüyle karşılamaya yönelik, 25’i mühendis,
65 kişilik bir ekiple çalışmalarını sürdürmekte. “En büyük değerimiz İNSAN” felsefesiyle
hareket eden, dinlemeye özen gösteren,
bilgiyi paylaşan, müşterilerinin mühendislik
bölümü ve yatırım danışmanı olarak çalışan
HKTM, sonuç odaklı yaklaşımıyla anahtar
teslim otomasyon projelerine de imza atarak, yurt dışından ithal edilen yüksek maliyetli mühendislik hizmetlerine alternatif bir
merkez olma yolunda ilerliyor.
TURCK endüstriyel otomasyon alanında
lider önemli bir üretici
28 ayrı ülkede 3250 çalışanı ve 60 farklı ülkede temsilcileri ile bir aile şirketi olan Turck;
2013 yılında yaklaşık 450 milyon Euro ciro gerçekleştirdi. 15.000’den fazla sensör çeşidinin,
endüstriyel haberleşme modüllerinin, arayüz
ekipmanlarının, bağlantı ve RFID sistemlerinin
yer aldığı geniş ve çok yönlü ürün yelpazesi ile
TURCK, fabrika ve proses otomasyonu için
yüksek verimli sistem çözümleri sunmakta.
Firma RFID sistem çözümü BLident, kayıp faktörü olmayan yenilikçi uprox®+ endüktif sensörler ve patlama riski olan alanlarda da kullanılabilen kompakt veya modüler fieldbus ve
uzak I/O modüller gibi üstün özellikli ürünleri
ile standartları belirlemeye devam etmekte.
TURCK üretim teknolojileri ve küreselleşme
konularında standartları çok önceden belirlemiş. Problemlere anında çözüm önerme ve servis verebilme fikri doğrultusunda
uluslararası faaliyet, henüz 1975 yılında Minneapolis, A.B.D.’de TURCK Inc. firmasının kuruluşu ile başlamış. Almanya, İsviçre, A.B.D.,
Meksika ve Çin’de bulunan üretim merkezleri ile Turck bugün yerel marketlerin koşullarına uyumu başarılı şekilde hayata geçiriyor.
Uluslararası faaliyetine rağmen şirketin çekirdek yetenekleri ve son teknoloji makineleri
ile donatılmış ana üretim üsleri gelecekte de
Almanya’da kalacak.
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:42:38
DEMİR ÇELİK SANAYİ
Çelik sektörünün 5 aylık ihracatı
5,9 milyar dolar oldu
Türkiye’nin en fazla ihracat
gerçekleştiren sektörlerden
biri olan çelik sektörü,yılın ilk
beş ayında değerde 5,9 milyar
dolar, miktarda ise 7,9 milyon
ton ihracata ulaştı. Mayıs
ayında ise değerde yüzde 1,5
artış yakalayan çelik sektörü
ihracatı, 1 milyar282 milyon
dolar olarak gerçekleşti. 2014
yılının ilk beş ayında en fazla
ihracat Ortadoğu bölgesine
gerçekleştirilirken, bu bölgeyi
Avrupa Birliği ve Kuzey Afrika
izledi. Türk çelik ihracatı, 2014
yılının ilk beş aylık verilerine
göre toparlanma sinyalleri
veriyor.
Ç
elik İhracatçıları Birliği tarafından
açıklanan 2014 yılı Ocak-Mayıs
dönemi verilerine göre; Türkiye’nin
çelik ihracatı değer bazında geçen yılın aynı
dönemine göre yüzde 5,4azalış ile 5,9 milyar dolar, miktar bazında ise yüzde 6,9düşüş
ile 7,9 milyon ton olarak gerçekleşti.
Çelik sektörünün ihracatına, diğer birliklerin
faaliyet alanına giren demir çelik ürünleri
de eklendiğinde Türkiye’nin ilk beş aydaki
toplam çelik ihracatı; miktar bazında 8,2
milyon ton; değer bazında ise 7 milyar dolara ulaştı.
Namık Ekinci
Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı
932 bin ton ile Irak, 678 bin ton ile ABD ve
573 bin ton ile Birleşik Arap Emirlikleri olarak sıralandı. Bu dönemde en fazla miktar
artışı yaşanan ülkeler ABD, İngiltere, İsrail,
Fas ve Hollanda olurken; en fazla azalış Suudi Arabistan, İtalya, Irak, Umman ve Libya’da
gözlendi.
İlk beş aylık dönemde ürün grupları incelendiğinde, 3 milyon 450 bin ton ile inşaat
demiri ilk sırada yer alırken; inşaat demirini
832 bin tonla boru, 800 bin tonla profil ve
702 bin tonla yassı sıcak takip etti.
Çelik İhracatçıları Birliği verilerine göre; 2014
yılı Mayıs ayı ihracatı geçen yılın aynı ayı ile
kıyaslandığında değerde yüzde 1,5artış yakalayarak 1 milyar 282 milyon dolar, miktarda ise 1,6 milyon ton olarak gerçekleşti.
Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu
Başkanı Namık Ekinci, ilk beş aylık çelik
ihracatı verilerini değerlendirirken; “Türk
çelik sektörü olarak 2014 yılında temkinli adımlarla ilerliyoruz. 2013 yılının zorlu
koşulları neticesindeki kayıplarımızı telafi
etmeye başladık. Bu gelişmeler ışığında,
yılsonu itibariyle de ihracatımızı geçen yıla
göre artı ile kapatacağımızı düşünüyoruz.
Bu doğrultuda belirlediğimiz 18,5 milyon
ton hedefine ulaşacağımızı söyleyebilirim.” dedi.
Söz konusu dönem ihracatıbölgeler bazında incelendiğinde ise; miktarda 2 milyon
876 bin ton ile Ortadoğu’nunliderliği üstlendiği, bu bölgeyi 1 milyon 474 bin tonla
AB ülkeleri, 907 bin tonla Kuzey Afrika ve
810 bin tonla Kuzey Amerika’nın izlediği
görülüyor.
Çelik sektörünün 2014 yılının Ocak-Mayıs
döneminde en çok ihracat yaptığı üç ülke
/ Haziran 2014
DEMİR ÇELİK SANAYİ.indd 13
13
25.06.2014 01:28:38
DEMİR ÇELİK SANAYİ
Çelik boru üreticileri
hammadde çıkmazında
Türk çelik boru sektörü; Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise beşinci büyük dikişli çelik boru
üreticisi konumunda. Ancak sektör hammadde konusunda büyük sorunlar yaşıyor. Üretim için
ihtiyaç duyduğu hammaddenin yüzde 60’dan fazlasını iç pazardan karşılayan çelik boru
üreticileri, son dönemde yassı çelik üreticilerinin talepleri zamanında karşılayamaması
sebebiyle çıkmaza girdi. Bu soruna ithalatla çözüm arayan sektör temsilcileri bu seferde
gümrük vergisi engeliyle karşı karşıya kalıyor.
T
ürk çelik boru sektörü,7 milyon ton
yıllık kapasitesi ve 4,5 milyon tona
yakın üretimi ile Avrupa liderliğini
sürdürüyor. Üretim yapmak için ihtiyaç
duyduğu hammaddenin yüzde 60’dan
fazlasını iseiç pazardan tedarik eden çelik
boru sektörü, yüzde 65’in üzerinde katma
değer yaratıyor. Çelik boru sektörü; 2013
yılında 1,76 milyon ton ihracat karşılığında
1,51 milyar dolar döviz girdisi sağlayarak
ihracatta ülkemizin dünya sıralamasındaki
beşincilik konumunu korudu.
Ancak sektör, son dönemlerde hammaddesini temin eden yerli yassı çelik
üreticilerinin talepleri ancak üç ay sonra
karşılayabiliyor olması nedeniyle üretimde
aksaklıklar yaşıyor ve siparişlerinizamanında karşılamakta zorlanıyor.İç pazardan
sağlayamadığı hammadde ihtiyacı için
yurtdışına yönelen çelik boru üreticileri,
ithalatta uygulanan gümrük vergileri nedeniyle yurtdışından da uygun maliyetle
hammadde temin etmekte zorlanıyor.
Yassı çelik üreticilerinin talepleri karşılayamıyor olması nedeniyle, çelik boru sektöründe bazı üreticilerin üretimi durdurma
kararı alabileceği konuşuluyor.
Çelik boru sektöründe hammadde tedarikinin zamanında yapılmasının büyük
önem taşıdığını vurgulayan Çelik Boru
İmalatçıları Derneği Genel Sekreteri Mehmet Zeren,üretimlerini tamamlayamayarak siparişleri zamanında teslim edemeyen
çelik boru üreticilerinin müşteri ve Pazar
kaybı ile karşı karşıya olduğunubelirtti.
14
DEMİR ÇELİK SANAYİ.indd 14
Mehmet Zeren
Çelik Boru İmalatçıları Derneği Genel Sekreteri
Mehmet Zeren,“Türk çelik boru sektörü
performansını her yıl artırsa da bazı sorunları aşmak için mücadele vermeye devam
ediyor. Bunların en başında da hammadde temininde yaşanan sıkıntılar geliyor.
Türkiye’de şu anda hammaddemiz olan
yassı çelik üretimi yaklaşık 9 milyon ton.
Türkiye’nin yassı çelik tüketim miktarı ise
14 milyon ton civarında. Yassı çelik üreticisi firmaların ürettikleri ürünlerin bir kısmını
ihraç ettikleri de düşünülürse Türkiye’nin
önemli miktarda yassı çelik ihtiyacı olduğu ve bunun bir kısmını ithalat yoluyla
karşılama gerekliliği ortaya çıkıyor. Ancak
hammadde ithalatında da yüksek vergiler
söz konusu.” dedi.
Zeren sözlerini “Birçok sektörde hammadde ithalatında düşük vergi ve mamul itha-
latında ise yüksek vergi uygulanırken çelik
boru sektöründe tam tersi bir uygulama var.
Avrupa Birliği ile aramızda Gümrük Birliği
olmasına ve Ortak Gümrük Tarifesi uygulanmasına rağmen; Avrupa Birliği ülkelerinde
yassı çelik ithalatına yüzde 0 gümrük vergisi
uygulanırken, Türkiye’deyüzde 9-10 oranlarında vergi söz konusu. Türk çelik boru
üreticileri olarak hammaddeyi dünyadaki
rakiplerimize göre daha yüksek fiyatlarla temin ediyoruz. Bu da sektörümüzün rekabet
gücünü azaltıyor. Bu nedenle, hammaddemizin dünya piyasa fiyatlarından sağlanmasına yönelik düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Ülkemizin artık gümrük vergileri ile
koruma yerine, gelişmiş ülkelerde olduğu
gibi anti damping ve telafi edici vergi gibi
ticaret politikası önlemlerini tercih etmesi
gerekmektedir.” dedi.
/ Haziran 2014
25.06.2014 01:28:39
DEMİR ÇELİK SANAYİ.indd 15
25.06.2014 01:28:40
DEMİR ÇELİK SANAYİ
Çelik ihracatçıları Birliği
ÇELik ZiHiNLER ile buluşuyor
Çelik ihracatçıları Birliği,
eğitim misyonu çerçevesinde
başlattığı ‘Çelik Zihinler’
projesinde yeni adımlarla
ilerliyor. Çelik sektörünün
yüksek standartlara
kavuşmasında eğitimin
önemli bir yeri olduğuna
inanan çelik ihracatçıları,
üniversite-sanayi işbirliği
çerçevesinde ‘Üniversite
Seminerleri’ne başlayarak
çalışmalarına bir yenisini
daha ekledi. Daha önce
iskenderun, Gebze ve
Çanakkale’de Endüstri
meslek Liseleri hayata
geçiren Çelik ihracatçıları
Birliği, Türkiye’nin çeşitli
üniversitelerinde
mühendislik ve sosyal
bilimler alanında okuyan
öğrencilere ‘Çelik Zihinler’
projesi kapsamında burs
desteği de veriyor.
hendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Recep
Artır’ın ev sahipliğini üstlendiği ilk seminer, Matil A.Ş. Genel Müdürü Doç. Dr.
Hüseyin Soykan tarafından verildi.
DOÇ. DR. HÜSEYiN SOYkaN
Matil A.Ş. Genel Müdürü
Ç
elik sektörünün gelişimi açısından
mesleki eğitimi desteklemek ve
donanımlı elemanlar yetiştirmek
çerçevesinde eğitim çalışmaları başlatan
Çelik İhracatçıları Birliği yeni bir projeye daha
imza attı. Bu kapsamda birliğin mesleki/
teknik eğitim programlarını gerçekleştiren
Matil Malzeme Test ve Analiz Laboratuvarları A.Ş. tarafından ‘Üniversite Seminerleri’
başlatıldı. İlki Marmara Üniversitesi’nin Göz-
16
DEMİR ÇELİK SANAYİ.indd 16
tepe Kampüsü’nde gerçekleştirilen seminer,
sırasıyla İstanbul’daki tüm üniversiteler ile
çelik üretilen bölgelerdeki üniversitelerde
sürdürülecek. Böylece geleceğin sektör temsilcilerine çelik sektöründeki tüm gelişmeler
sürekli ve detaylı olarak aktarılacak.
Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ayhan
Mergen ile Metalurji ve Malzeme Mü-
Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü üçüncü ve dördüncü
sınıf öğrencilerinin yoğun ilgi ve katılımı
ile gerçekleştirilen seminer; ‘Türk Çelik
Sektörü’ ve ‘Ar-Ge/İnovasyon Çalışmaları’ olarak iki ayrı başlık altında gerçekleştirildi. Program çerçevesinde; çelik
sektörü hakkında farkındalık yaratmak
amacıyla sektörün üretim, ihracat ve ithalat değerleriyle ilgili bilgilendirmelerde bulunuldu. Ayrıca Çelik İhracatçıları
Birliği tarafından kurulacak ‘Çelik Ar-Ge
ve İnovasyon Merkezi’ ile web portal çalışmalarının da tanıtımı yapıldı.
/ Haziran 2014
25.06.2014 01:28:44
DEMİR ÇELİK SANAYİ.indd 17
25.06.2014 01:28:45
HABERLER
Bosch, Türkiye’ye yatırıma
devam ediyor
Dünyanın önde gelen teknoloji ve hizmet sağlayıcısı Bosch, düzenlediği
basın toplantısında, 2013 yılı değerlendirmesinin yanı sıra, Bosch
teknolojilerinin gelecekte tüketicilerin hayatlarına getireceği kolaylık ve
konforu da gözler önüne serdi. Otomotiv, dayanıklı tüketim malları, sanayi
teknolojileri, enerji ve bina teknolojileri olmak üzere dört ana sektörde
faaliyet gösteren Bosch, bu iş kollarıyla hayatın her alanına dokunuyor.
B
osch’un Global cirosu 46.1 milyar
avro’ya yükseldi
“Yaşam için teknoloji” sloganıyla
yola çıkan Bosch Grubu, 2013 yılında global satışlarını yüzde 3.1 artırarak cirosunu
46.1 milyar avro’ya yükseltti. 2013 yılı cirosunun yüzde 10’unu, yani yaklaşık 4.5 milyar avro’sunu AR-GE’ye ayıran Bosch Grubu,
günde 20, haftada 95 ve yılda 5 bin adet
patent başvurusunda bulunarak, 42 bin 800
kişilik AR-GE kadrosuyla teknolojiye liderlik
ediyor.
Bosch, 2013’te Türkiye’ye 155 milyon avro
yatırım yaptı
Bu yıl cirosunda yüzde 11 oranında artış
bekleyen Bosch’un 2013 cirosu 1,53 milyar avro oldu. 2013 yılında gerçekleştirdiği
yatırımları 155 milyon avro’yu bulan Bosch
Türkiye’nin 8.200’ün üzerinde çalışanı bulunuyor. 2013 ihracat rakamı 1,10 milyar olan
Bosch, ihracatta bu yıl yüzde 11 oranında
artış öngörüyor.
Türkiye’ye 135 Milyon avro yatırım daha
Türkiye’de ilk Bosch Fabrikası’nın hizmete girmesinden bu yana 42 yıl geçtiğini belirten
Bosch Türkiye Temsilcisi Steven Young “2014
yılında, şu ana kadar yaptığımız 2 milyar
Avro’luk yatırımın üzerine 135 milyon avro
daha ilave edeceğiz. Bu yıl yatırımlarımızın
18
KAPAK.indd 18
tığını belirten Steven Young “Türkiye’de
bulunan 8 fabrikamızdan 5 kıtada, 40’tan
fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Ülkemizin
yıllık ihracatının yüzde 1’i Bosch’tan geliyor”
şeklinde konuştu.
Steven Young
Bosch Türkiye Temsilcisi
aslan payı Bursa’daki otomotiv fabrikalarımıza ait. Gerçekleştirdiğimiz tüm yatırımlar sonucunda Türkiye, Bosch’un en önemli üretim
merkezlerinden biri haline geldi” dedi.
Türkiye’nin yıllık ihracatının yüzde 1’i
Bosch’tan
Bosch’un Türkiye’den 5 kıtaya ihracat yap-
Bosch üretimde rekorlara koşuyor
Young sözlerine “Bosch olarak ciromuzun
yüzde 60’ı otomotivden geliyor. Dünyada
30’dan fazla araç markası Bursa Fabrikalarımızda ürettiğimiz dizel ve benzinli enjeksiyon sistemlerini kullanıyor. Dünyada üretilen her beş dizel motorlu araçtan birinin
enjektörünü Bursa’da üretiyoruz” dedi.
Geleceğin ısı ve soğutma teknolojisi olan
ısı pompaları da dahil 24 cihaz ailesi için,
800’den fazla tipte üretim yapılan Bosch
Termoteknik Manisa Fabrikası, 2013 yılında
600 bin kombi üretti.
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:38:32
KAPAK
ABB İş Geliştirme Müdürü Cengiz Aydın:
“Otomasyonsuz ortam bozuk ürün
ortaya çıkarabiliyor”
ABB İş Geliştirme
Müdürü Cengiz Aydın ile
Proses enstrümantasyon
sektörü üzerine bir
sohbet gerçekleştirdik.
Aydın konu ile ilgili:
“Otomasyonsuz ortamda
üretilen ürünlerde önemli
bozukluklar ortaya
çıkabiliyor. Sonra bunları
gidermek için önemli
maliyetler harcanmak
zorunda kalınıyor”
Ö
ncelikle sizi tanıyalım. Sektöre
girişiniz nasıl oldu?
YTÜ Makine Mühendisliği
Bölümü’nden Mezun oldum. Mezuniyet sonrası sektör liderlerinden olan
bir demir çelik fabrikasının haddehane
yatırımının tüm satın alma sürecini yönettim. Akabinde aynı firma da haddehaneler mekanik bakım şefli olarak
yaklaşık iki yıl çalıştıktan sonra kimya
sektöründe yaklaşık altı yıl mühendislik yöneticiliği görevinde bulundum.
Tüm bu çalışmalar sırasında Enstürman
sektörü hakkında kullanıcı olarak bir
hayli bilgi sahibi oldum. On yıllık iş deneyiminin ardından; ABB’de Proses Otomasyon Ölçüm Ürünleri bölümünde İş
Geliştirme Müdürü olarak göreve başladım. ABB ölçüm ürünleri bölümüne
benim iş deneyimlerime sahip birisi ilk
kez alınıyor. Ağırlıklı olarak satış geçmişi
olan kişiler tercih edilirken bu pozisyon
Cengiz Aydın
ABB İş Geliştirme Müdürü
için benden beklenen katkılardan en
önemlilerinden biri de; satıştaki arkadaşlarıma altyapı oluşturmak ve onların
satışına destek olmak. Satış ile birlikte,
teknik destek vererek müşterilerimizin
sorunlarını daha iyi anlayarak satış sonrası hizmetleri geliştirmek.
Kimya sektöründen gelmeniz proses
enstürmantasyon sektörü açısından size
artı kattı mı?
Aslında bizim işimizde yalnızca proses
değişiyor. Örneğin basınç ölçülecek bir
noktada akışkan değişse de o hattan
geçen basıncı ölçüyorsunuz. Prosesiniz
değişse de, seçim kriterleriniz değişmiyor, sadece ilgili parametreler doğrultusunda uygun seçim yapmak gerekiyor.
Kimya sektöründen geliyor olmam,
prosese hakimiyet ve uygulamalardaki
tecrübe ile müşterilerimize destek anlamında önemli bir avantaj sağlıyor.
ABB proses enstürmantasyon sektöründe
kendini nerede konumlandırıyor?
ABB ismi globalde çok çok iyi bir yerde.
Biz de ABB Proses Otomasyon Ölçüm
Ürünleri Bölümü olarak, sektöre yön veren sayılı firmalar arasındayız. Bununla
birlikte; siz dünyanın en iyi markasıyla
da çalışsanız, eğer firma ürününün arkasında durup teknik hizmet /destek vermiyorsa, müşteri için o firmanın büyük
firma olması çok da önemli değil günümüzde. ABB Proses Otomasyon Ölçüm
Ürürnleri Bölümü olarak bu farkındalık
/ Haziran 2014
KAPAK.indd 19
19
26.06.2014 21:38:35
KAPAK
ile hareket ederek, yetkin servis ekibi ve
bayileri ile sadece ürünü satarken değil
, satış sonrasında da verdiği destek ile
müşterilerine her anlamda yardımcı olmaya çalışıyor.
Ürünlerine kattığı bir çok özellik ile sadece proses için gerekli parametreleri
sağlamanın yanında, işletmecinin ve
bakım ünitelerinin de ilgili enstrümanın kullanımı esnasında, zamandan,
,iş gücünden , enerji sarfiyatından tasarruf yapmasına olanak sağlıyor. Bizler
bu faydaları müşterilerimizle birebir
yaptığımız ziyaretlerimizde, verdiğimiz
seminerlerde, sizler gibi değerli yayın
kuruluşlarınca yapılan ropörtajlarda ve
yayınlanan makalelerimizde paylaşmaya çalışıyoruz.
ABB olarak sektörün hangi alanlarına
ağırlıklı çalışıyorsunuz?
Hedef sektrölerimiz Petrol & Gas, Kimya,
Petrokimya, Maden, Su ve Atık Su, Ener-
20
KAPAK.indd 20
ji, Demir Çelik, Kağıt olarak belirtebiliriz,
bunun yanında diğer sektörlerde de
aktif olarak satış ve servis hizmeti sağlıyoruz.
Türkiye ve dünyadaki sektörü
karşılaştırdığınızda nasıl bir tablo
görüyorsunuz?
Türkiye ve dünyayı karşılaştırdığımızda
Türkiye’nin daha çok yol alması gerektiğini görüyoruz. Bir çok fabrika üretim
yaparken; manuel üretim yapıyor. Otomasyon ve inovasyona öncelik veren
kurumsal firmalar olduğu gibi, henüz bu
konuda yatırım yapmamış bir çok işletme
de mevcut. Bu iki ayrı yapının maliyetleri
aynı olmadığı için sıkıntı ortaya çıkıyor.
İş güvenliğini göz önüne alarak, operatör hatalarını azaltmak için otomasyona
yönelen firmaların ürettiği ürünlerle diğerlerinin ürettiği ürünler arasında da
önemli kalite farkları ortaya çıkıyor. Sonrasında ise bunları gidermek için firmalar
yüksek maliyetlerle yüzleşiyor.
Sektörün yaşadığı en büyük sıkıntı sizce ne?
En büyük sıkıntı yanlış parametrelerde
ortaya çıkıyor. Yanlış bilgiler veya yanlış
ürün seçimi büyük sorun. Bu sorunun
aşılması için doğru parametreler oluşturulması gerekir. Müşterilerde tam ve
doğru bilgiler alınmalı ve ürün tedariği bu şekilde sağlanmalı. Ayrıca satış
sonrası servis desteği çok önemli bir
durum. Ben bu durumla ilgili olarak;
Mühendislik Birim Yöneticiliği yaptığım dönemde, servis desteği sağlayan
firmamı değiştirdim. Garanti kapsamındaki ürünümle ilgili satış sonrası servis
desteği istediğimde, servis desteği için
ayrıca ücret ödemiz gerektiği dile getirildi. Bunun için ben de bu hizmeti başkasından almaya karar verdim. Özetle
söylemek istediğim, hizmet ve ürün
aldığınız markanın büyük ve ya küçük
olmasından çok sizin yanınızda ne kadar olduğu önemli. Maalesef bir çok kez
firmanın büyüklüğü ile verdiği hizmetin
doğru orantılı olmadığını tecrübe ettiğim durumlar olmuştur.
Son olarak söylemek istediklerinizi
alalım?
Türkiye otomasyon ve enerji konusunda son derece kritik bir coğrafyada ve
yapıda. Yabancı ülkeler için de, Türkiye
bu alanlarda önemli bir yere sahip. ABB
olarak; genç dinamik ve bilgi birikimi
yüksek bir ekibe sahibiz. Bunun için
ABB Proses Otomasyon Ölçüm Ürünleri
Bölümü’nün ekibiyle birlikte önümüzdeki dönemde daha da başarılı çalışmalara imza atacağını söyleyebilirim.
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:38:38
KAPAK.indd 21
26.06.2014 21:38:41
KAPAK
Schneider Electric, PAC’i Ethernet
Omurgasıyla Birleştiren İlk ePAC’i geliştirdi
Tolga Büyükbaş
Schneider Endüstri İş Birimi Son Kullanıcı Segment Sorumlusu
Su ve atık su, gıda ve içecek, metaller ve madencilik, hidroelektrik ve
çimento ve cam gibi sektörlerde; proseslerin kontrolü için birçok farklı
işlem gerekir. Ancak tek bir ürün gereken fonksiyonların büyük bir
kısmını sağlayabilirse birlikte çalışabilirlik daha az önemli hale
gelmektedir. Bu, programmable automation controller
(programlanabilir otomasyon kontrol cihazı – PAC) olarak adlandırdığı
çok disiplinli kontrol cihazının geliştirilmesine yol açmıştır.
tedarik zinciri yönetimi (Supply Chain Management - SCM) gibi özellikle tesiste veya
bulut tabanlı kurumsal uygulamalara bağlantı için dahili Ethernet omurgalı ePAC’ların
daha yaygın bir şekilde kullanılmasına yol
açmaktadır.
P
AC, genelde tek bir programlama
ve mühendislik aracı ve tek bir
programlama dili kullanarak tüm
otomasyon, gerçek zamanlı bilgi işleme ve
hareket kontrol fonksiyonları sağlayabilmektedir. Bu cihazlar, tüm parametre ve fonksiyonlarda şeffaf erişimi ve ayrıca Internet ve
BT standartlarının kullanılmasıyla sisteme
kolay entegrasyonu mümkün kılar.
Üretimlerin yaşam döngüleri kısalırken ve
tüketici talepleri sürekli olarak değişirken
günümüzdeki tesislerin süreçlerini durdurmadan otomasyon konfigürasyonlarını ve
mimarilerini değiştirebilmek çok önemlidir.
Hem gerçek zamanlı kontrol hem de çok
fazla miktarda ve hızlı bilgi alış-verişi PAC’lar
için bir gereksinim haline gelmiştir. Cihazları
arası bağlantı ve iletişimi optimize etmek,
bant genişlini artırmak ve yüksek bir güvenlik düzeyi sağlamak için açık bir Ethernet
omurgasından faydalanılabilir. Bu, PAC’ın bir
22
KAPAK.indd 22
sonraki evrimine yani ePAC gibi bir konseptini doğurmuştur.
En Yeni Trendler ve Pazarı Belirleyen
Unsurlar
Giderek artan dağıtılmış zeka, iletişim ağını
çok önemli hale getirmektedir. Pazarı belirleyen bu unsur, kurumsal kaynak planlama
(Enterprise Resource Panning - ERP), üretim
yürütme sistemleri (Manufacturing Execution System - MES), kurumsal varlık yönetimi
(Enteprise Asset Management - EAM) ve
Dahili bir Ethernet omurgasına sahip otomasyon platformları, hiyerarşiden bağımsız
olarak anında erişim destekleyebildiği ve
özel yazılım arayüz ve protokol kısıtlamalarını ortadan kaldırabildiği için bu gereksinimleri yüksek düzeyde esnek bir şekilde
karşılamaya yardımcı olur.
Ağ merkezli ePAC’lar son kullanıcılara kurulum, başlatma ve devreye almada önemli maliyet avantajı sağlayarak, dağıtılmış
G/Ç’lara doğru trendi hızlandırmaktadır.
Son kullanıcılar, kontrol düzeyinde daha esnek, genişletilebilir, birbiriyle değiştirilebilir ve
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:38:42
KAPAK
güvenilir bir kontrol platformu istemektedir. Bunun yanında da en az
yer kaplayan otomasyon platformları olmalarını beklerler.
Öte yandan, sistem modernizasyonları hiç olmadığı kadar önemli
hale gelmektedir. Son kullanıcılar da, çalışmama süresini ve riski
minimize eden çözümler aramaktadırlar. ePAC’lar güvenilir, maliyet
açısından kolaylıkla hakkını verecek bir modernizasyon çözümünü
temsil etmektedir.
PAC’tan ePAC’a doğru modernizasyon sırasında son kullanıcılar, eski
serilerle uyumluluk sağlamak için mikro işlemcisinde tüm eski teknolojiyi içeren bir ePAC’ı seçmenin avantajlarını düşünmelidir.
Schneider Electric’in PLC/PAC Yeniliklerinin Tarihi
Birçok tedarikçi otomasyon sektörünün gereksinimlerini karşılayan
çözümleri kısmen sağlıyor olsa da bunların sadece birkaçı bu çözümleri global olarak ve tek bir kaynaktan sunabilmektedir. Global,
tek kaynaklı bir tedarikçi olan Schneider Electric 45 yılı aşkın bir süredir üretim ve süreç sektörlerine çözümler sağlamaktadır. Şirketin
kilometre taşları arasında 1968 yılında dünyanın ilk PLC’si olan 084’ü
pazara getiren Modicon bulunmaktadır. Modicon 1979 yılında
Modbus endüstriyel ağ protokolünü çıkardı. 1996 yılında Schneider
Electric, şirketin Modicon serisine dayanan ilk PAC ürününü çıkardı.
Bu, dahili web sunucusu özellikleri ve dahili veri kaydıyla ayrık kontrol, proses ve hareket kontrolü için çoklu disiplinli bir platformdu.
Schneider Electric’in global işlem hacminin yüzde 30’u endüstri
sektöründeki müşterileri için enerji verimliliği çözümlerinden gelmektedir. Dolayısıyla şirketin Endüstri İş Birimi, enerji yönetiminde
önemli bir rol oynamaktadır. Bu sanayi alanında imalat tesisleri en
büyük enerji tüketicisidir. Bunun farkına olan Schneider Electric endüstri ve altyapı sektöründeki müşterileri için şirketin entegre otomasyon mimarisi olan “PlantStruxure” çözüm paketini sunmaktadır.
PlantStuxure Telemetri, PAC, HMI/SCADA ve DCS’yi bir araya getirmekte ve operasyonları daha verimli hale getirmek için bunları
komple yaşam döngüsüyle birleştirmektedir. Şirkete göre ilk tasarımdan modernleştirmeye kadar PlantStruxure, bir sürecin ve son
kullanıcının işinin kontrol, operasyon ve kurum düzeylerini şeffaf bir
şekilde birbirine bağlamaktadır.
Sanayi tesislerinde çoklu proseslerin kontrol ve izlenmesine olanak
vererek PlantStruxure, tamamında optimize edilmiş bir tesis sağlamak amacıyla enerji ve süreç verilerinin ölçülmesine, analiz edilmesine ve kullanılmasına olanak verir.
Schneider Electric’in SCADA, HMI ve MES çözümleri, özellikleri ve
ayrıca Schneider Electric’in güç ve enerji yönetimi ürün ve yazılımları, dünyanın ilk ePAC konseptini yaratmak ve pazara sunmak için
sağlam bir temel sağlamaktadır.
Schneider Electric’in Platformları
100’den fazla ülkede faaliyet gösteren ve enerji yönetiminde global bir uzman olan Schneider Electric çeşitli pazar segmentlerinde
enerjiyi daha güvenli, güvenilir, verimli, üretken ve yeşil hale getirmek için tasarlanmış entegre çözümler sunmaktadır.
Schneider Electric, faaliyet gösterdiği Enerji, Güç dağıtım, Veri Merkezleri, Bina ve Endüstri sektörlerine özel kontrol çözümü mimarileri sunar ve bu mimarileri EcoStruxure şemsiyesi altında birleştirir.
EcoStruxure Web Services (EWS) olarak adlandırdığı web servisleri
üzerinden tüm bu mimarileri tamamen entegre çalışmaktadırlar.
EcoStruxure’ın Endüstri ayağını ise MashineStruxure (makina çözüm
mimarileri) ve PlantStruxure (tesis ve proses, otomasyon çözüm mimarileri) oluşturur.
Schneider Electric’in Yeni ModiconTM M580TM ePAC*
Schneider Electric, dahili bir Ethernet omurgasına sahip yeni bir
programlanabilir otomasyon kontrol cihazı platformu geliştirdi.
Modicon M580; ePAC (Ethernet PAC) olarak adlandırılan bu yeni
konsept, evrensel bir Ethernet omurgası, DCS ve PAC arasındaki
boşluğu doldurmak üzere tasarlandı. ePAC konseptiyle tüm iletişim
(kontrol cihazının devre kartı barası dahil) uzaktan veya dağıtılmış
G/Ç üzerinden kontrol ağından (SCADA, DCS, vb.) saha ağına kadar
açık bir Ethernet omurgasında yönetilir. Ethernet işlemleri, çekirdeğinde dahili olarak Ethernet işlemci bulunan kontrol cihazı tarafından doğrudan yönetilir. Merkezine Ethernet’i koyan bu yeni konsept
standart, kendini kanıtlamış ve açık Ethernet mimarileri üzerinden
kararlı çözümler sunar. Bu sayede, otomasyon çözümleri için daha
fazla şeffaflık ve yüksek hızlı iletişime dayanan yeni değerler katar.
Schneider Electric; tesislerdeki yetkili kullanıcıların uygulama, konfigürasyon ve mimari değişikliklerini üretim sürecini kesintiye uğramadan yapmasına olanak vererek M580 ePAC’i tam bir mimari
/ Haziran 2014
KAPAK.indd 23
23
26.06.2014 21:38:42
KAPAK
esneklik sağlamak üzere tasarladı. Ayrıca Ethernet yönlendirme
özelliklerini kullanarak ağ şeffaflığını etkileyen kısıtlamaları kaldırmaktadır. Böylece; her türlü eski Ethernet özellikli cihaz veya sistemi,
uyumlu bir kontrol sistemi sağlamak üzere M580 ePAC ile entegre
etmeyi kolaylaştırır.
M580 ePAC’in sunduğu yenilikler
Tesis veya fabrikada kullanılmak için tasarlanmış her çözüm güvenli, kesintisiz çalışma sağlamak üzere genel sistem güvenilirliği,
sağlamlık ve sürdürülebilirlik sunmalıdır. Birçok uygulama için yeni
ürünler sonraki 15 - 25 yılda sorunsuz çalışabiliyor olması beklenir.
Bu genelde her türlü işleme uygulaması için en yüksek önceliktir.
Otomasyon sürecinin plansız bir nedenle durması durumunda finansal ve güvenlik ile ilgili sonuçları büyük olacağı için birçok sanayi
uygulaması sıfır çalışmama süresi gerektirir.
Proseste ve üretimde sıfır duruş ilkesi; Schneider Electric’in 1968 yılında ilk PLC’yi çıkarttığından bu yana olduğu gibi, M580 ePAC’ın
tasarımın da ayrılmaz bir parçasıdır. M580’nin tasarımı çok yüksek
sıcaklıklar, yoğun nem veya aşındırıcı ortamlar, sarsıntı gibi en zor
ortamlarda test edilmiş ve ayrıca tüm elektronik parçaları montaj
öncesinde kontrol edilmiş ve onaylanmıştır. Bellek arızasının olmamasını sağlamak için birçok oto-kontrol gerçekleştirilir ve bir bit değişimi tespit edildiğinde kendi kendini düzeltir. Sistem bir sapma
tespit ettiği anda otomatik olarak güvenli duruş moduna geçer,
mikro işlemci tarafından işlenen son komutlar, bellek durumu ve
görev planlama gibi sistemdeki dahili tüm son olayları kaydeder ve
hata modundaki tüm çıktıları etkinleştirir.
Arıza Tahmini
Bir sorun oluşturmadan önce hatayı yakalamak için tüm sistemde önleyici bakım gerçekleştirmek amacıyla diagnostik bulunuyor. Bu yaklaşım plansız çalışmama sürelerini engellemeye ve arıza oluşmadan
ve üretimi etkilemeden önce cihaz değişimini yönetmeye yardımcı
olur. M580 ePAC sistemiyle hem yerel hem uzaktan konfigürasyonlarda dahili bir diagnostik özelliği bulunmaktadır ve bu da sistemin arızaları öngörmesine ve kullanıcıların düzeltici önlemler almasına olanak
verir. Diagnostik Schneider Electric HMI’lar veya SCADA’da yerel olarak
bulunan bir “diagnostik ara bellek” özelliği üzerinden veya akıllı telefonlar veya tablet bilgisayarlarla web sayfalarında uzaktan izlenebilir.
24
KAPAK.indd 24
Yatırımların Ömrü
Üretim tesislerindeki yöneticiler teknoloji yatırımını korumaya yardımcı olmak için her zaman uzun servis ömrüne sahip olması muhtemel çözümleri seçmek isterler. Sistem güvenilirliği önemi kadar
otomasyon çözümlerine entegre edilmiş teknolojileri düşünmek de
çok önemlidir. Günümüzde teknolojideki hızlı gelişmeler sayesinde
25 yıl sonra da hala kullanılabilir olan bir teknolojiyi bugünden seçmek çok zor olabilir.
Yeni M580 ePAC ile Schneider Electric kullanıcıları, Modicon
M340’daki mevcut X80 lokal, uzaktan ve dağıtılmış G/Ç’yi kullanmaya devam edebilirler. Bu özellik ile tesisler; satın alma, mühendislik,
kurulum, kablo bağlantısı, bakım ve eğitim gibi birçok farklı alanda
tasarruf sağlayabilirler. Bu yaklaşım ile ayrıca tesisler, sistemlerinde
bulunan G/Ç’yi sökme ve değiştirme gereksinimini ortadan kaldırarak maliyetli çalışmama sürelerini de minimuma indirebilir.
M580 ePAC, eğitim ve yedek parça gereksinimlerini azaltmak ve
böylelikle serileri birbiriyle daha kolay değiştirmeyi sağlamak amacıyla mevcut X80 G/Ç’ı kullanacak şekilde tasarlanmıştır. Sonuç
olarak tesisler, mevcut varlıklarını ve kurulu sistemlerini sorunsuz
kullanmaya devam edebilirler.
Enerji Verimliliği ve
Operasyonel Zeka
Schneider Electric’in Ethernet
omurgalı PlantStruxure çözümleri,
tesislerin operasyonel verimliliğini
geliştirmek için birarada çalışır ve
aynı zamanda standart bir “enerji
açısından bilinçli” bir mimari ortaya
çıkartır. Kullanıcılar enerji tüketimini
optimize ederken; üretim kontrolünü geliştirmek için süreç, gösterge
ve güç verilerini gerçek zamanlı olarak yönetebilir. Operasyonel zeka ve
analitikler, temel performans geliştiren diğer özellikleridir.
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:38:43
KAPAK.indd 25
26.06.2014 21:38:44
ENERJİ
Akın Tayanç
ProMIS Enerji’de Elektirik Mühendisi
Enerjideki çözüm ortağınız:
ProMIS Enerji
A
kın Bey, ProMIS Enerji’ji sizden
dinleyebilir miyiz? Kaç yıldır
faaliyet gösteriyorsunuz?
ProMIS, 1999 yılından beri enerji sektöründe faaliyet gösteren bir firmadır.
ProMIS’in enerji alanında sürdürdüğü
faaliyetleri, anahtar teslimi Hidro elektrik enerji santrallerinin (HES) kuruluşu
üzerine yoğunlaşmış olup değişik kapasitelerde birçok proje başarıyla devreye alınmıştır. Özellikle son yıllarda çok
popüler hale gelen HES projelerinin
başarım faktörlerini dikkatle inceleyen
ProMIS, çizgisini sadece anahtar teslimi
projeler tasarlamak ve devreye almak
olarak belirlemiştir. Yıllar içinde endüstriyel otomasyon alanındaki engin bilgi
birikimini hidro elektrik enerji santralleri ile ilgili geliştirdiği becerileriyle pekiştiren ProMIS, kalite ve performanstan
ödün vermemek için, deneyimli ve kalifiye mühendislik ekibinin kapasitesini
26
ENERJİ SEKTÖRÜ.indd 26
1999 yılından beri faaliyet gösteren, HES projelerinde
önemli çalışmalara imza atan ProMIS Enerji, enerji
sektöründe çözüm ortaklığı sloganıyla hizmet veriyor.
ProMIS Enerji’de Elektirik Mühendisliği görevini
üstlenen Akın Tayanç ile görüşerek, ProMIS Enerji’nin
faaliyet ve hizmet alanlarını, yurt dışı çalışmalarını ve
Türkiye’deki enerji sektörünün durumunu konuştuk.
yılda 5-6 civarında HES projesi olarak
belirlemiştir.
“Petrol ve doğal
gaz otomasyonunda
kendimizi geliştirdik”
boyunca endüstriyel otomasyon alanında edindiği deneyimleri ile özellikle petrol ve doğal gaz tesislerinin otomasyonu
konularında becerilerini geliştirmiştir.
ProMIS Petrol ve Doğal Gaz Grubu halen
faaliyetlerini 3 ana konu üzerinde sürdürmektedir:
Çalışma alanlarınız nelerdir?
Çalışma alanımız, Hidro elektrik santralleridir. Bunun yanında ProMIS, uzun yıllar
Doğal Gaz Basınç Düşürme İstasyonları
(RMS), Doğal Gaz Kokulandırma Sistem-
/ Haziran 2014
25.06.2014 01:13:41
ENERJİ
leri, Petrol Dolum Tesisleri. 2003 yılından itibaren doğal gaz basınç düşürme
istasyonlarının otomasyonu ve kokusuz
doğal gazın kokulandırılması konularına odaklanan ProMIS, yurt çapında
100’ün üzerinde projeyi başarıyla teslim etmiştir.
Müşterilerinizle çalışma sisteminiz
hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?
Bu enerjinin ortaya çıkması, projelendirilmesi, lisansın sona erdirilip enerjinin yönetilmesi safhasına kadar birçok
aşamaları olan bir konu. Dolayısıyla en
başından sonuna kadar müşterilerimizin yanındayız. Anahtar teslim çalışan
bir firmayız. Bunun yanında teknik işler
yapıyoruz. Lisanslanmış bir projeyi uygulama haline getiriyoruz.
Türkiye’deki enerji sektörünün analizini
yapabilir misiniz?
Türkiye, enerji sektöründe genç bir ülke.
Avrupa’ya göre enerji potansiyelinin
üçte ikisini kullanmış bir ülke. Dolayısıyla
bakir bir ülke. Bildiğiniz gibi bir taraftan
da enerji açlığı olan bir ülke ve minimum etkiyle doğaya zarar vermeden bu
işi yapmak zorunda.
Enerji ve doğa arasındaki bağlantı ve
düzenlemeler hakkında neler söylemek
istersiniz?
Türkiye’de eğer HES’ler doğaya zarar veriyorsa projeyi doğru uygulayarak ve zararı
minimize ederek bir şeyler yapmak lazım.
Rüzgârın dış göç yollarına zarar verdiği
söyleniyor. Ama biliyorsunuz ki kırmadan
omlet olmuyor. Öncelikle toplum olarak
ne yaptığımıza, ne yapacağımıza hem de
nasıl yapacağımıza karar vermemiz lazım.
Ondan sonra optimize olacağız. Biliyorsunuz son zamanlarda nükleer tesis projeleri var. Maalesef Türkiye’nin bu projelere
mecbur kaldığını düşünüyorum. Endüstriyel bir ülkesiniz ve daha fazla endüstriyelleşmeye mecbursunuz. Her zaman
daha yeni teknolojileri uygulamak zorundayız. Bu tip yapılanmalar Avrupa’da ve
Dünya’da var, bizde de olacak.
“Sektörde her firma
birbirini yükseltmeli”
Yurt dışı bağlantılarınız için neler
söyleyebilirsiniz?
Bizler tribün ve jeneratörde yurt dışındaki
firmalarla çalışıyoruz. Avrupa’da Almanya ve Avusturya’da bilinen birçok firma
ile çalıştık. Bunun yanında Çinli firmalar
ile de çalıştık. Yurt dışındaki firmalarla
çalışmak müşteri ve bizim aramızdaki
koordinasyona bağlı olarak gelişiyor. Bu
anlamda Türkiye’de 2 trend var. Biri Batı
ile çalışmak diğeri Doğu ile çalışmak. Batı
ile teknolojiyi daha yukarıdan ve kaliteli
yakalamak adına yapılan bağlantılardır.
Bunlar, Doğu ile de uygun fiyat yakalama
açısından yapılan uygulamalardır.
Ülkemizde enerji sektöründeki eksiklikler
nelerdir?
Türkiye’nin enerji konusunda nerdeyse
40 yıllık bir geçmişi var ama entegre olamadı, dizayn edemedi, gereklerini yerine getiremedi. Şuan ise özelleşmelerle
birlikte bu konuya çok hızlı girildi. Teknolojik alt yapının enerjide büyümede
tek başına yardımcı bir unsur olmadığı
anlaşıldı ve şimdi bunları hazır alıp kullanmaya çalışıyor.
ProMIS Enerji sektörün büyümesi için nasıl
bir yol izlenilmesini tavsiye eder?
Mağazaların olduğu yerde bir kuyumcu
olmayı mahalledeki tek kuyumcu olmaya
tercih ederim. Bizler sektörde her firma
birbirini yükseltmeli. Batı’nın başarısı da
bundan kaynaklanır.
/ Haziran 2014
ENERJİ SEKTÖRÜ.indd 27
27
25.06.2014 01:13:42
ENERJİ
Karaman Doğal Gazda
Enerya Dönemi Başlıyor
Karaman doğal gaz dağıtım markası Karamangaz, daha da büyüyen
operasyonunu bağlı olduğu Enerya Grubu’nun adı ile devam ettirecek. 2014
yılında yatırımlarına hız veren Enerya Karaman, yılsonuna kadar yaklaşık 2
bin 380 yeni aboneye doğal gaz ulaştıracak.
sonunda yaklaşık 37 bin 500 kişiye ulaştıracağız. Bu yıl Karaman’da; Gevher Hatun,
Tabduk Emre ve Zembilli Ali Efendi mahallelerine yatırımlarımız tüm hızıyla devam
edecek.” diye konuştu.
Kılıç, “Bugün önemli bir ihtiyaç haline gelen doğal gazı daha çok kişinin kullanımına
sunmak üzere yeni bir kampanya başlattık.
“6+3 taksit” kampanyamız ile 20 Mayıs – 30
Haziran arasında doğal gaz abonesi olan Karamanlılar, abone bağlantı bedelini 6 taksit,
güvence bedelini ise 3 taksit ile ödeyebilecekler. Bu mahallelerde abone olmak isteyen
vatandaşlarımız, hemen abone merkezlerimize başvuruda bulunup kampanyadan
yararlanabilirler.” diye bilgi verdi.
Abdulkadir Kılıç
Enerya Karaman İşletme Müdürü
T
ürkiye’nin en büyük holdinglerinden STFA’nın enerji şirketi Enerya
Karaman’da daha önce Karamangaz adıyla sürdürdüğü doğal gaz dağıtım
hizmetlerini artık Enerya markasıyla devam
ettirecek. Karamangaz’ın 1 Haziran 2014 tarihinden itibaren doğal gaz yatırım ve dağıtım
hizmetlerinin Enerya markası ile sürdürülecek olması nedeniyle düzenlenen yeni marka
lansman yemeği 29 Mayıs Perşembe günü
Karaman Kale Restaurant ‘ta gerçekleşti.
Enerya Karaman İşletme Müdürü Abdulkadir Kılıç, “7 yıldır Karaman’da Karamangaz
markası ile hizmet veriyorduk, bundan böyle
Türkiye’nin 11 ilinde olduğu gibi burada da
28
ENERJİ SEKTÖRÜ.indd 28
Enerya markası ile bulunacağız” dedi. Kılıç,
2003 yılında kurulan ve doğal gaz dağıtım
lisanslarına sahip Enerya’nın bünyesinde,
Antalya, Denizli, Karaman, Konya Ereğlisi, Erzincan, Konya, Aydın, Aksaray, Çorum, Niğde
ve Nevşehir illerinin doğal gaz dağıtım şirketlerinin bulunduğunu söyledi.
2014 yılsonuna kadar 37500 aboneye
ulaşmayı hedefliyor
Kılıç, Karaman’da 7 yılda yaklaşık 29 milyon 500 TL yatırım yaptıklarını belirterek,
“Karaman’da toplam 444 kilometreyi aşan
doğal gaz hattı yatırımı yaptık. Bu yıl yapacağımız yatırımla birlikte 2013 sonu itibari
ile 35 bin 117 olan abone sayımızı, 2014
Enerya doğal gaz, elektrik ve yenilenebilir
enerjide büyüyecek
Kılıç, “Enerya ile doğal gazın yanı sıra, elektrik
ticaretine de girmeyi planlıyoruz. Dağıtım
çalışmalarımızın yanı sıra elektrik üretiminde
de yer alacağız. Elektrik üretiminde öncelikli
yatırım alanımız yenilenebilir enerji projeleri
olacak. Enerya markamız altında ‘daha temiz,
daha akılcı ve daha kolay’ felsefesi ile hizmet
kalitemizi iyileştirerek daha müşteri odaklı bir
şirket olacağız“ diye konuştu.
Enerya’nın 2014 yılı doğal gaz altyapı ve diğer çalışmaları için 10 ilde toplam 70 milyon
TL Kılıç, “Enerya olarak 2014 sonuna kadar 10
kentte 100 bin yeni aboneye ulaşmayı ve 2,6
milyar metreküp gaz satışı gerçekleştirmeyi
hedefliyoruz.” dedi.
/ Haziran 2014
25.06.2014 01:13:42
ENERJİ SEKTÖRÜ.indd 29
25.06.2014 01:13:43
ENERJİ
Çalık Enerji’ye
“En İyi Global Proje” Ödülü
Müteahhitlik ve mühendislik alanında dünyanın en saygın kurumlarından biri
olarak kabul edilen New York merkezli “Engeneering News Record” Dergisi,
Çalık Enerji’nin, Irak’taki Al Khairat Elektrik Santralı projesini endüstriyel alanda
dünyanın en iyi projesi seçti. New York’ta düzenlenen törende büyük ödülü,
Çalık Enerji Genel Müdürü Osman Saim Dinç aldı.
Ç
alık Holding şirketlerinden Çalık Enerji, Irak’ta gerçekleştirdiği projesiyle müteahhitlik ve
mühendislik dünyasının ‘oscar’ı olarak
kabul edilen birincilik ödülü kazandı.
Kerbela Bölgesi’nde gerçekleştirdiği Al
Khairat Elektrik Santralı projesi ‘Endüstriyel’ kategoride “Best Global Project”
ödülüne layık görüldü. New York’ta
düzenlenen ödül töreninde Çalık Enerji
adına ödülü, ENR Global Summit kapsamında düzenlenen ‘Gala Gecesi’nde
Çalık Enerji Genel Müdürü Osman Saim
Dinç’e takdim edildi.
30
ENERJİ SEKTÖRÜ.indd 30
Çalık Enerji, kredi derecelendirme kuruluşu
Standart and Poors’un (S&P) da grup şirketleri içinde yer aldığı McGraw-Hill Grubu
bünyesinde bulunan ENR’ın Dünya’nın en
büyük taahhüt ve mühendislik şirketi sıralamasında 15 yıl üst üste birinci sıradaki
yerini korumayı başaran ve halen dünyanın
en büyüğü sıralamasında zirvedeki yerini
koruyan Amerikan Bechtel şirketini geride
bırakarak bu ödüle uzandı. Çalık Enerji adına
ödülü alan Genel Müdür Osman Saim Dinç,
Globalleşen dünyada barış ve refahın tesisinde sadece devletlere görev düşmediğini
ifade ederek, “Kurduğumuz enerji ağlarıyla
şehirler aydınlanıyor, bu sayede barış ve huzurun tesisi sağlanıyorsa bunda bizlerin de
bir katkısı olduğu için kendimizi çok mutlu
hissediyoruz” diye konuştu.
FIRAT BÖLGESİ ELEKTRİĞE
KAVUŞTU
Al-Khairat Santrali’nin Irak’ın yeniden inşasında en önemli altyapı projelerinden biri
olduğunun altını çizen Çalık Enerji Genel
Müdürü Osman Saim Dinç, şöyle devam
etti;” Al-Khairat Santrali, Irak’ın elektriğinin
dörtte birini karşılayacak olan ve ülkenin
hali hazırda en büyük santrali durumunda.
/ Haziran 2014
25.06.2014 01:13:44
ENERJİ
Ekim ayından bu yana tam kapasite çalışan
santral ile Irak’ın Kerbela, Babil, Necef ve Kazimiye Bölgeleri’nde toplam 5 milyon kişiye,
24 saat kesintisiz elektrik veriliyor. Santralde
enerjiyi üreten 10 adet GE 9E modeli türbin yer alıyor. Bunun yanısıra Kuzey Irak’ta
Musul’da ikinci bir elektrik santralini yapmaya başladık. Yapımını da büyük ölçüde
tamamlandık. Yakında hizmete alacağız.”
ÇALIK ENERJİ DÜNYANIN
DOKUZUNCU BÜYÜĞÜ
Çalık Enerji Genel Müdürü Osman Saim
Dinç, Türkiye coğrafi konum olarak, dünyadaki petrol ve doğalgaz rezervlerinin
yaklaşık dörtte üçüne sahip Ortadoğu ve
Hazar Denizi kıyısı ülkeleri ile Avrupa’daki
en büyük tüketici ülkelerin arasında bulunduğuna dikkat çekerek, Çalık Enerji’nin
esas odaklandığı faaliyet alanının bu bölge
olduğunu vurguladı. Dinç,”Faaliyet sahamızı
Balkanlar, Doğu Avrupa, BDT ülkeleri ile Orta
Doğu ve Afrika ülkeleri olarak belirledik. Halen Türkiye’de, Gürcistan’da, Özbekistan’da,
Türkmenistan’da, Libya’da ve Irak’ta başladığımız veya tamamladığımız hidroelektrik,
doğalgaz, fosil yakıtlı enerji üretim tesisleri
var. Yine Engineering News Record tarafından her yıl yayınlanan “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde
129.’luktan 111. sıraya yükselen, fosil yakıtlı
elektrik santrali sektöründe dünyanın en
büyük 9. şirketi olan Çalık Enerji şirketimizin
aldığı bu ödül, uluslararası kalitesini gösteren güçlü kanıtlardan biridir.”
Ödülde dünya devleri yarıştı
Best Global Project ödülleri, her yıl dünyanın
en büyük 225 taahhüt şirketlerini belirleyip
açıklayan Amerika merkezli McGraw-Hill
Grubu bünyesinde bulunan Engeneering
News Record Dergisi tarafından geleneksel olarak veriliyor. Çalık Enerji’nin Irak’ın
Kerbela Şehri’nde inşa ederek hizmete
sunduğu ve ülkenin en büyük enerji Santralı olan 1250 MW lık Al-Khairat
Elektrik Santralı projesi ile layık görüldüğü ödül, mühendislik ve müteahhitliğin dünyadaki ‘oscar’ı niteliğinde. Çalık
Enerji’nin birincilik kazandığı “Endüstriyel
Tesis” kategorisinde, Amerikan taahhütlük şirketi Bechtel ise Suudi Arabistan’da
gerçekleştirdiği döküm fabrikası ile ikincilik ödülü olarak değerlendirilen “Award
of Merit” ödülünü kazandı.
İzmir OSB ve Aken’den
“Güneşten Enerjiye” Bir İlk Daha!
Aken Solar’ın İzmir Organize Sanayi Bölgesi’nde İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) ile
gerçekleştirdiği fotovoltaik güneş panel uygulamasının açılışı 11 Haziranda
2014’de gerçekleştirilecek tören ile yapılacak.
A
ken Solar’ın İZKA ile beraber
gerçekleştirdiği ilk çalışma olma
özelliğini de taşıyan proje ile yılda
92949,88 kWh/yıl elektrik üretilmesi hedefleniyor. Bu 56 ton karbondioksitin çevreye salınımının da engellenmesi anlamına geliyor.
İzmir Kalkınma Ajansı tarafından Mart ayında ihalesi yapılarak çalışmalarına başlanan
proje 3 aylık bir sürede tamamlanarak aktif
hale getirildi. Proje ile ilgili konuşan Aken
Solar Yönetici Ortağı Frederik Van Ruijven, “
Organize sanayi bölgeleri en çok elektriğe
ihtiyaç duyulan ve en çokelektrik tüketen
bölgeler. Bu tarz kurulum alanlarında fotovoltaik sistemlerin göstereceği performans, solar
enerji uygulamaları ile ilgili akıllarda kalan sorulara yanıt olacaktır. Organize Sanayi Bölgesi
için elektrik üretimi sağlayabilen bir sistemin,
evler ve alternatif tüm alanlar içinde yeterli
olacağının göstergesi olacaktır “ dedi.
Ayrıca Bay Ruijven, Türkiye’nin güneş enerjisi
kullanımı için en uygun ülkelerden birisi olduğuna dikkat çekerek, bu alanda ki uygulamalar ve çalışmalar ile sektörün gelişiminin daha
da ivme kazanacağını belirtti.
/ Haziran 2014
ENERJİ SEKTÖRÜ.indd 31
31
25.06.2014 01:13:45
ENERJİ
Enerji verimliliği için en ‘akıllı’ yol
Enerji yönetiminde dünya çapında uzman Schneider Electric, ofis, mağaza ve otel
gibi küçük ve orta ölçekli binalarda sürdürülebilir enerji verimliliği sağlamak için
tasarladığı Akıllı Pano sistemini müşterilerinin kullanımına sunuyor. Akıllı Pano, ‘Ölç’,
‘Değerlendir’ ve ‘Tasarruf et’ adımlarıyla sürdürülebilir enerji verimliliği sağlıyor.
Akıllı Pano’nun topladığı verileri görsel
hale getirerek yapılan kolay analizler sonucunda enerji verimliliği sağladığını belirten
xxxxxxxxxx, kısa sürede gerçekleşecek maliyet tasarrufuyla yatırımın geri dönüşünün
hızlıca sağlanacağını vurguladı.
E
nerji yönetiminde dünya çapında uzman Schneider Electric’in
‘Ölç, Değerlendir ve Tasarruf et’
enerji yönetimi ilkesini temel alan Akıllı
Pano sistemi enerji maliyetlerini kısmak
ve çevre dostu binalarda düzenlemeler
yapmak isteyen kullanıcılara kolaylık
sağlıyor.
Daha az güç kullanımı ve aynı performans
seviyesiyle enerji verimliliği artışı sağlayan
Akıllı Pano, günümüzde CO2 emisyonlarını azaltmak için en hızlı ve ekonomik
yöntem olarak değerlendiriliyor.
Günümüzde bina sahipleri, operatörler
ve bina sakinleri; binalarıunda yapılabilecek enerji maliyet kesintilerini dikkatle
gözden geçiriyorlar.
30 ülkede 1.000 pano üreticisi tarafından güvenle seçilen ve enerji verimliliği sağlayan Akıllı Pano hakkında bilgi
veren Schneider Electric Alçak Gerilim
Ürünleri Pazarlama Müdürü İsmail Gök-
32
ENERJİ SEKTÖRÜ.indd 32
yar “Bir binanın enerji kullanımının detaylı bir şekilde analiz edilmesine imkan
sunan Akıllı Pano çözümümüz, Avrupa
Birliği’nin enerji performansıyla ilgili
yönergelerine verilen basit ve etkin bir
yanıttır” dedi.
İsmail Gökyar “Enerji yönetimi çözümlerine yapacağınız çok az bir yatırımla
binanızın işletme maliyetlerini azaltabilirsiniz. Enerji yönetimi sistemleri olmayan tesisler, enerji verimli binalara göre
sekiz kat daha fazla enerji kullanırlar.
Avrupa Birliği düzenlemelerine göre
baktığımızda, enerji izleme sistemleri
olmayan binaları işletmek çok daha pahalıya mal olurken bu binaların değer
kaybına uğrama riski de oldukça yüksektir. Verimli enerji kullanımı için eksiksiz çözümler sunan küresel bir sağlayıcı
olarak Schneider Electric’in portföyünde
bulunan enerji yönetimi çözümleri hem
yeni hem de mevcut yapılar için tasarlanmıştır ve her iki durumda da maliyet
tasarrufu sağlar” şeklinde konuştu.
3 aşamalı enerji yönetimi
‘Ölç’ enerji tüketimi ölçümünün otomatize edildiği ilk adım olarak karşımıza
çıkıyor. Son 10 yıldır ölçüm, kontrol ve
haberleşme yeteneklerini Akıllı Pano’yu
üretmek için kullanan Schneider Electric, alçak gerilim pano teknolojisinde
köklü değişikliklere imza attı. Geliştirilen
teknoloji sayesinde günlük operasyonlar
kolaylaşırken, aynı zamanda hataya açık
manuel veri toplama sürecinin de ortadan kaldırılması sağlandı.
İkinci adım olan ‘Değerlendir’, enerji verisine doğru zamanda güvenli erişim imkanı veren veri kaydedicisi Energy Server
Com’X 200 tarafından sağlanıyor.
‘Tasarruf et’ üçüncü adımını uygulamak
üzere enerji analizlerine ihtiyaç duyan tesis yöneticileri için StruxureWare Energy
Operation hizmetleri, enerji tasarrufu
sağlayan ve sürekli enerji verimliliği için
gerekli alanları tespit eden kullanıcı dostu
bir çözüm sunuyor.
Bulut tabanlı bir hizmet çözümü olan
Energy Operation, hem oldukça uygun
maliyetli hem de kullanıcılara kendilerine
özel hazırlanmış raporlara enerji hedeflerini gerçekleştirebilmek için bilinçli aksiyonlar almak üzere istedikleri zaman istedikleri yerden ulaşabilme imkanı veriyor.
/ Haziran 2014
25.06.2014 01:13:47
ENERJİ SEKTÖRÜ.indd 33
25.06.2014 01:13:48
ENERJİ
Ethem Kutucularıse
EY Türkiye Enerji ve Altyapı Sektörü Lideri
İngiltere’de kaya gazına 33 milyar
Uluslararası denetim ve danışmanlık firması EY’nin İngiltere Kıyı Operatörleri
Grubu’na (UKOOG)özel hazırladığı rapora göre, İngiltere’deki kaya gazı üretimine
yönelik yatırımların boyutu 33 milyar avroya ulaşacak ve bu gelişmeler sonucunda 64
bin kişiye iş imkanı sağlanacak. Bölgede 2032’e kadar 4 bin kuyunun açılacağı tahmin
ediliyor. Türkiye’nin sahip olduğu kaya gazı rezervine ilişkin yapılan çalışmalara göre
ise,Türkiye 10 ila 40 yıllık doğalgaz ihtiyacını karşılayacak ölçüde rezerve sahip.
D
enetim ve danışmanlık firması
EY’nin İngiltere Kıyı Operatörleri Grubu’na özel hazırladığı
rapor, İngiltere’deki kaya gazı üretimine
yönelik yatırımların boyutunun 33 milyar avroya ulaşacağını ve bu gelişmenin
sonucunda ise 64 bin kişiye iş imkanı yaratılacağına vurgu yapıyor. 2032’e kadar
4 bin kuyunun açılacağı tahmin edilen
bölgede, kaya gazı araştırmalarının sondaj kuyuları ve atık su sektörüne yönelik
talebi de arttıracağı düşünülüyor.
Türkiye’nin kaya gazı ile ilgili potansiyeli üzerine değerlendirmede bulunan
EY Türkiye Enerji ve Altyapı Sektörü
Lideri Ethem Kutucularise, “Türkiye’de
yürütülen kaya gazı arama çalışmalarına göre, ülkemizin yıllık 40 milyar
34
ENERJİ SEKTÖRÜ.indd 34
gazı rezervine sahip olduğu tahmin
edilirken, bu miktarın İngiltere’nin yarım yüz yıllık doğalgaz talebini karşılayacağı öngörülüyor.
metreküp doğal gaz ihtiyacını 10 ila 40
yıl arasında karşılayacak kadar önemli
bir rezerv potansiyeli var. Çalışmaların
hızlandırılarak rezervler hakkında net
tespitlerin yapılması ve enerji politikamızın bu doğrultuda gözden geçirilmesi ülkemiz için çok önemli” dedi.
Yapılan araştırmalara göre İngiltere’nin
Mancester, Liverpool ve Shiefield bölgelerinde 1.3 trilyon kübik feet kaya
Rapora göre, özel ekipman ve hidrolik
çatlatmaya yönelik faaliyetlerin toplamı 17 milyar avroyu bulacak. Kaya gazı
araştırmaları sonucunda 4.1 milyar avro
atık, depolama ve taşıma gereksinimlerine, 2.3 milyar dolar avro ise çelik ihtiyaçlarına harcanacak.
Çalışma aynı zamanda, kaya gazına
ulaşmak için gerekli altyapı ve tedarik
zincirlerinin oluşturulması açısından
hükümetin ve sektörün şimdiden adım
atması gerektiği konusunda uyarıda
bulunuyor.
/ Haziran 2014
25.06.2014 01:13:48
ENERJİ
IICEC, dünya enerji sektörüne
yön verenleri İstanbul’da buluşturdu
K
üresel Enerji Yatırımları: Zorluklar
ve Fırsatlar’ başlığıyla yapılacak forum, bu yıl bir kez daha hükümetleri ve enerji sektörünün tüm paydaşlarını
İstanbul’da buluşturarak, Avrupa, Türkiye ve
Ortadoğu’daki petrol, doğalgaz ve elektrik
yatırımlarının şu andaki durumunun en üst
düzeyde konuşulduğu bir platform oldu.
Foruma, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Polonya Çevre Bakanı Maciej H.
Grabowski, Japonya Başbakanı Baş Danışmanı Eiichi Hasegawa, Amerika Birleşik Devletleri Enerji Bakanı Baş Danışmanı Melanie
Kenderdine, Siemens AG CEO’su Joe Kaeser,
GDF SUEZ CEO’su Gérard Mestrallet, E.ON SE
CEO’su Dr. Johannes Teyssen, AREVA CEO’su
Luc Oursel, BP Başkan Yardımcısı Dev Sanyal,
Shell Başkan Yardımcısı Brian Davis ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başekonomisti Dr. Fatih Birol’un yanı sıra çok sayıda bürokrat, önde
gelen üniversitelerin, politika merkezlerinin ve
düşünce kuruluşlarının temsilcilerinin katıldı.
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen IICEC Uluslararası
Enerji Forumu’nun beşincisi, Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı ve
IICEC Yönlendirme Kurulu Fahri Başkanı Dr. Fa-
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim
Merkezi (IICEC) tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen
IICEC Uluslararası Enerji Forumu, 13 Haziran Cuma
günü Conrad Hotel İstanbul’da gerçekleştirildi.
tih Birol’un ev sahipliğinde 13 Haziran Cuma
günü Conrad Hotel İstanbul’da yapıldı.
IICEC’in, Türkiye’nin küresel enerji ortamındaki rolü ve artan öneminden hareketle 2010
yılından bu yana geleneksel olarak düzenlediği konferansta, dünyanın ve Türkiye’nin
önde gelen petrol, doğalgaz ve elektrik şirketleri ve fikir önderleri bir kez daha buluşarak, yatırımların önündeki engelleri tartışacak
ve politika önerilerini masaya yatırdı.
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası
Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) hakkında:
Küresel enerjinin buluşma noktası ve enerji
politikalarına yön veren “Kutup Yıldızı” olarak
tanımlanan Sabancı Üniversitesi İstanbul
Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC),
enerji ve iklim konularında nesnel ve gele-
ceğe dönük nitelikli ekonomi-politik çalışmalar yapmak üzere kurulmuş, bağımsız bir
araştırma ve politika merkezidir. IICEC, çalışmalarıyla, enerji alanında bölge ve dünya için
sürdürülebilir bir geleceğe yönelik çözümlerin geliştirilmesine yardımcı olmayı hedeflemektedir.
Bölgedeki ve dünyadaki hükümetlerle, sanayi
ortaklarıyla, uluslararası örgütlerle, üniversitelerle, düşünce kuruluşlarıyla ve diğer araştırma
kurumlarıyla işbirliği yapan IICEC’in faaliyetleri
arasında, karar verici mercileri, sektörü, akademisyenleri ve kanaat önderlerini önemli enerji sorunları konusunda bilgilendirmek ve bu
paydaşlara doğru ve nesnel analizler sunmak
yer almaktadır.
Eşbaşkanlığı EnerjiSA ve Alstom tarafından
üstlenilen IICEC, Akenerji, Ciner, Eren Holding,
GE, Genel Energy, Siemens, Shell ve Zorlu
Enerji Grubu tarafından desteklenmektedir.
/ Haziran 2014
ENERJİ SEKTÖRÜ.indd 35
35
25.06.2014 01:13:49
ÜRETİM TESİSLERİMİZ
Brezilyalı Çimento Devi
VOtORaNtIM
tÜRkiYe’De iDDiaLI!
5 kıtada, 20 den fazla ülkede faaliyet gösteren Brezilyalı Votorantim, 2012
yılı sonunda girdiği Türkiye pazarında, çimento sektöründeki yüzde 5’lik
pazar payını yeni yatırımlarla artırmayı hedefliyor.
36
/ Haziran 2013
ÜRETİM TESİSLERİMİZ-VOTORANTİM.indd 36
25.06.2014 00:50:50
ÜRETİM TESİSLERİMİZ-VOTORANTİM.indd 37
25.06.2014 00:50:51
ÜRETİM TESİSLERİMİZ
2
1 Aralık 2012’de Cimpor ile
yaptığı anlaşmayla Türkiye
pazarına giren Votorantim Çimento, bir yılda sadece çimento satışında yüzde 7; toplam çimento ve
klinker satışlarında ise yüzde 10’luk
bir artış kaydetti. Votorantim Grup,
Türkiye çimento sektöründe etkili bir
oyuncu olarak konumunu daha da
güçlendirmeyi hedefliyor.
6 ilde üretiliyor, 17 ilde satılıyor
Votorantim, 2012 yılından bu yana
Türkiye’de, çimento, beton ve agrega
sektörlerinde; Votorantim Sanayi ve
Tic. A.Ş. Yibitaş Yozgat İşçi Birliği İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
ve Votarantim Nakliyecilik Ticaret ve
Sanayi A.Ş. olarak faaliyet göstermektedir. Ankara-Hasanoğlan, Yozgat,
Çorum ve Sivas’ta 4 entegre çimento
fabrikası, Nevşehir ve Samsun’da 2
çimento öğütme paketleme tesisi ile
yıllık toplam 2.6 milyon ton klinker
ve 3.8 milyon ton çimento; 13 tesiste
yıllık 3.7 milyon metreküp hazır beton
üretim kapasitesine sahiptir. Şirketin
Ankara Lalahan ve Kayseri Bünyan’daki
iki ocağında ise yıllık 2,9 milyon tonluk agrega üretim kapasitesi bulunmaktadır. 800’e yakın personeli ile
tüm tesislerinde tam kapasite çalışan
Votorantim Türkiye, 2013 yılında 469
milyon TL’lik satış geliri elde etti.
Votorantim büyümesini emin adımlarla sürdürürken, iş sağlığı ve güvenliği alanında mükemmelliğe ulaşmaya
birinci derecede öncelik verdi, çalışanlarının kişisel ve profesyonel gelişim
fırsatlarını desteklemeye devam etti.
Kayıp zamanlı kaza sıklık oranı 2002
yılında 13,98 iken, 2013 yılında bu
rakam 2,77’ye düştü. Kayıp zamanlı
38
kaza sıklık oranında sektör ortalamasının 9 olduğu göz önünde bulundurulduğunda, iş sağlığı ve güvenliğinin
Votorantim için bir öncelik olduğu bir
kez daha kanıtlanmış oldu.
Şirketin bu konuda gösterdiği özen,
Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS), tarafından da takdir edildi.
Üye fabrikaların iş sağlığı ve güvenliği
performanslarının
değerlendirildiği yarışmada Yozgat Fabrikası, 2008,
2009, 2010 ve 2011 yıllarında ilk üçte
yer aldı. Sivas Fabrikası ise 2008 yılında 47 üye fabrika arasından en iyi performans gösteren fabrika seçildi.
“Türkiye’nin potansiyeline ve insan
gücüne güveniyoruz”
Votorantim Çimento Sanayi ve Ticaret
A.Ş. CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Şefik Tüzün,
Türkiye’deki inşaat sektörünün sahip
olduğu büyük potansiyele dikkat
çekerek, “Votorantim Türkiye olarak
Anadolu’daki yatırımlarımıza kısa süreli değil, uzun vadeli bir yatırım gözüyle bakıyoruz” dedi. Tüzün şöyle konuştu: “Votorantim Grubu’nun Türkiye
çimento sektörüne olan ilgisi daha
önceki yıllara dayanmaktadır. Türkiye pazarına girmek ve burada güçlenmek konusundaki kararlılığında,
Türkiye’nin ekonomisine, dinamizmine ve geleceğine duyduğu güvenin
yanısıra Türkiye’deki kaliteli ve yetkin
insan kaynağının da önemli bir rolü
olduğunu belirtmek isterim.”
Ülkesinde lider, dünyada ilk 10’da!
Votorantim, merkezi Brezilya’da bulunan ve 5 kıtada, 20’den fazla ülkede
faaliyet gösteren uluslararası bir firmadır. 1918 yılında sanayi yatırımlarına bir tekstil fabrikasıyla başlayan Votorantim, 96 yıllık süre içinde faaliyetlerini, başta yapı malzemeleri olmak
üzere, madencilik, finans, metalürji,
konsantre portakal suyu sektörlerine
kadar genişletti ve sektöründe hem
Brezilya’nın hem de dünyanın en büyük şirketlerinden biri haline geldi.
Votorantim Grubu içinde yer alan,
operasyonel ve yönetim mükemmelliği ile öne çıkan Votorantim Çimento ise 1936 yılında Brezilya’da kuruldu. Şirket, yüzde 40 pazar payıyla
Brezilya’da lider; dünyada ise en büyük 8 kuruluştan biri konumundadır.
Şirket, Votoran, Itaú, Poty, Tocantins,
/ Haziran 2013
ÜRETİM TESİSLERİMİZ-VOTORANTİM.indd 38
25.06.2014 00:50:52
ÜRETİM TESİSLERİMİZ
Aratu, Votomassa, ve Engemix markaları başta olmak üzere 40 çeşit ürün
satmaktadır. Votorantim Grubu’nun
2013 yılı toplam cirosu 11,0 milyar
dolar; Votorantim Çimento’nun ise 5,3
milyar dolar oldu. Dünyada 15 binden fazla çalışanı bulunan Votorantim
Çimento, ülkenin önemli iş dünyası
dergilerinden biri olan Guia Você S.A./
Exame tarafından “Brezilya’da Çalışılabilecek En iyi 150 Firmadan Biri” olarak
seçildi.
Çevre projelerine 261 milyon dolar
Votorantim operasyonel mükemmeliyet prensibi öncülüğünde en iyi
maliyet konumlamasına sahip olmayı
hedeflemektedir. Bu önceliğe paralel
olarak faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde çevreye duyarlılığı ve yaşadığı
çevreye karşı sorumluluk bilinciyle
öne çıkmaktadır. 2013 yılında çevre
projelerine 261 milyon dolar; yaklaşık
450.000 kişiyi etkileyen 248 sosyal sorumluluk projesine ise 26 milyon dolar yatırım yaptı. Votorantim Çimento,
endüstriyel atıkların çimento üretim
sürecinde kullanılacak şekilde dönüştürülmesine öncelik verdi, bu kapsamda 2005 yılından bu yana şirket,
kullanılmış lastikler, kimyasal çözücüler, yağlar ve kullanılamaz durumdaki
maddeler başta olmak üzere 3 milyon
tondan fazla atığı yakıt kaynağı olarak
bertaraf etti.
Türkiye’de Votorantım
Votorantim, 2012 yılından bu yana
Türkiye’de, çimento, beton ve agrega
sektörlerinde; Votorantim Sanayi ve
Tic. A.Ş. Yibitaş Yozgat İşçi Birliği İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
ve Votarantim Nakliyecilik Ticaret ve
Sanayi A.Ş. olarak faaliyet göstermektedir. 800’e yakın çalışanıyla Votorantim, Türkiye çimento pazarında yüzde
5’lik paya sahiptir.
Votorantim Türkiye, VCEAA’nın toplam 16,3 milyon tonluk yıllık çimento
üretim kapasitesinde yüzde 18,5’luk,
2013 yılında gerçekleşen 9,9 milyon
tonluk çimento satışında ise yüzde
30’luk paya sahiptir. VCEAA’nın 2013
yılındaki toplam operasyonel karının
yüzde 33’ü Türkiye’ye aittir.
Votorantim,
Türkiye’de
AnkaraHasanoğlan, Yozgat, Çorum ve Sivas’ta
4 entegre çimento fabrikası, Nevşehir ve
Samsun’da 2 çimento öğütme paketleme tesisi ile yıllık toplam 2.6 milyon ton
klinker ve 3.8 milyon ton çimento; 13 tesiste yıllık 3.7 milyon metreküp hazır beton üretim kapasitesine sahiptir. Şirketin
Ankara Lalahan ve Kayseri Bünyan’daki
iki ocakta ise yıllık 2,9 milyonluk agrega
üretim kapasitesi bulunmaktadır. 800’e
yakın personeli ile tüm tesislerinde tam
kapasite çalışan Votorantim Türkiye,
2013 yılında 469 milyon TL’lik satış geliri
elde etmiştir.
Votorantim, Türkiye çimento piyasasında
markalı ürün pazarlayan ve satış yaptığı
müşterilere destek vermek üzere teknik
hizmetler ekibi kuran ilk üreticidir.
Votorantim Türkiye, bilgi birikimi ve
eğitim seviyesi yüksek yapısı ile diğer
VCEAA ülkelerindeki çalışanları geliştirebilecek ve destekleyebilecek nitelikli insan kaynağına sahip bulunmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği şartlarına
uyulması konusundaki hassasiyeti,
şirketin öncelikli değeridir. Bu alandaki performansını ve bilincini, yıllık
denetimler, fotoğraf yarışması, tiyatro, anket, iş sağlığı ve güvenliği günü
gibi etkinliklerle desteklemekte, her
zaman izlemekte ve ölçmektedir.
Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS)’nın, 2007 yılından beri
düzenlemekte olduğu, iş sağlığı ve
güvenliği performanslarının ölçüldüğü yarışmada, Çorum Fabrikası 2007
yılında birinci olmuş; Yozgat Fabrikası
ise 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında ilk üçte yer almıştır. Sivas Fabrikası
ise 2008 yılında 47 üye fabrika arasından en iyi performans gösteren fabrika seçilmiştir.
Türkiye’de çimento sektörünün kayıp zamanlı kaza sıklık oranı ortalaması 9 iken, 2013 yılında Votorantim
Türkiye’de bu rakam 2,77 olarak gerçekleşmiştir.
Müşterilerin ihtiyaç ve beklentileri ile
şirketin ürün ve hizmet performans
değerlendirmesi, 2003 yılından bu
yana kesintisiz olarak Müşteri Hizmet
Hattı ve Müşteri Memnuniyet Anketi
ile izlenmekte ve ölçülmektedir.
Votorantim, Türkiye’nin ve Türk inşaat sektörünün sahip olduğu büyük
potansiyel nedeniyle, Türkiye’deki
varlığını kısa süreli değil, uzun vadeli bir yatırım olarak görmektedir. Bu
kapsamda şirket, mevcut operasyonlarının verimliliğini artırma hedefiyle
çalışmalarını hızlandırırken, Türkiye
çimento pazarındaki stratejik konumunu güçlendirecek yeni yatırım alternatiflerini de değerlendirmektedir.
/ Haziran 2013
ÜRETİM TESİSLERİMİZ-VOTORANTİM.indd 39
39
25.06.2014 00:50:52
ÜRETİM TESİSLERİMİZ
Mustafa Şefik TÜZÜN
CEO, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Votorantim Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.
1955 yılında Ankara’da doğan Mustafa Şefik TÜZÜN, ODTÜ
Makine Mühendisliği’nde, 1978 yılında lisansını ve 1981 yılında yüksek lisansını tamamladı. Çalışma hayatına 1978 yılında
Etibank’ta Proje Mühendisi olarak başladı. 1979 yılında Danimarka Üniversitesi’nde Araştırma Mühendisi, 1980 - 1982 yılları arasında ODTÜ’de Araştırma Görevlisi olarak görev yaptı.
1982 - 1992 yılları arasında GAMA Endüstri’de çeşitli kademelerde görev aldıktan sonra, 1992 - 1995 yılları arasında Set
Çimento Grup’ta çalıştı. 1995 yılından itibaren Lafarge Grup’ta
çalışmaya başlayan Tüzün ilk iki yıl Fransa’da görev yaptı,
1997’den 2003 yılına kadar Genel Koordinatör Yardımcısı görevi de olmak üzere Yibitaş Lafarge Grubu’nda çeşitli görevlerde
bulundu. 2001 - 2004 yılları arasında Lafarge Türkiye Çimento
Grubu Endüstri Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten TÜZÜN, 2004 - 2007 yılları arasında ise Lafarge Kuzey Amerika
Alçı Grubu Üretim Başkan Yardımcılığı yaptı. Yibitaş Lafarge
Grubu’nun Cimpor Grubu’na devrinin ardından, 2013 yılına kadar Cimpor Yibitaş Çimento San. Ticaret A.Ş.’de Çimento Grup
Başkanlığı, CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı.
Tüzün, 2013 yılından bu yana Votorantim Çimento San. Ticaret
A.Ş. ve bağlı kuruluşlarda CEO ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı görevlerini yürütmektedir. Evli ve 1 çocuk babasıdır.
Çağan ALPAS
Ticaret Direktörü, Yönetim Kurulu Üyesi
Votorantim Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.
1969 yılında Ankara’da doğan Çağan ALPAS, 1992 yılında
ODTÜ Metalurji Mühendisliği’nden mezun oldu. 1994 yılında
Bilkent Üniversitesi İşletme yüksek lisansını tamamlayan Alpas, 1994-1996 yılları arasında Özkaşıkçı Bulkon Gıda San. ve
Tic. A.Ş.’de İthalat&İhracat Müdürü olarak görev yaptı.
1997 yılında Yibitaş-Lafarge Hasanoğlan Çimento Fabrikasında Satış Şefi olarak göreve başlayan Çağan Alpas, 1998-2000
yılları arasında aynı şirkette Merkez Ofis Satış Planlama Müdürü, 2000-2007 yılları arasında Operasyonel Pazarlama Müdürü
görevlerini yürüttü. 2007-2012 yılları arasında Cimpor Yibitaş
Çimento San. Ticaret A.Ş.’de Ticaret Direktörü olarak görev yapan Alpas, 2013 yılından bu yana Votorantim Çimento San.
Ticaret A.Ş.’de Ticaret Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak
görev yapmaktadır. Evli ve 2 çocuk babasıdır.
40
/ Haziran 2013
ÜRETİM TESİSLERİMİZ-VOTORANTİM.indd 40
25.06.2014 00:50:53
ÜRETİM TESİSLERİMİZ-VOTORANTİM.indd 41
25.06.2014 00:50:54
İLAÇ VE KOZMETİK SANAYİ
Yeni DEVA Fabrikası,
Astım ve Koah hastalarına çare olacak
Türkiye’nin en büyük ilaç üreticilerinden biri olan
DEVA’nın yeni inhaler ilaç üretim tesisi, Çerkezköy’de
açıldı. 1700 metrekare büyüklüğündeki dev tesis, 14
Haziran 2014 Cumartesi günü saat 14:00’da Tekirdağ
Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Milletvekili AK Parti Genel
Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Şentop, AK Parti
İstanbul Milletvekili Ecz. Mehmet Domaç, ve DEVA
Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Philipp Haas
tarafından hizmete açıldı.
Y
ılda yaklaşık 500 milyon kutu ilaç
üretim kapasitesine sahip DEVA,
yeni tamamlanan İnhaler İlaç
Üretim Tesisleri’nde üreteceği ilaçlarla
devletin sağlık bütçesine büyük katkı
sağlamayı hedefliyor. DEVA’ nın yeni tesisi, Türk ilaç sektörünün yabancı ilaçlara
bağımlılığından kurtulması noktasında
dev bir adım olacak.
15 milyon TL’lik yatırım
Toplam maliyeti yaklaşık 15 milyon TL
olan, Astım ve KOAH hastalıklarının tedavisinde kullanılacak ürünlerin üretileceği tesis, 4 ay gibi Türk ilaç sektörü için
42
İLAÇ SANAYİ.indd 42
rekor sayılacak bir sürede hazır hale getirildi. Böylece Türkiye’de üretim yapılmadığından ithal edilmek zorunda kalınan
inhaler ilaçları için devletin kasasından
döviz çıkması önlenecek.
Yeni tesis, Türkiye’deki yaklaşık 5 milyon
astım ve 4 milyon KOAH hastası için çare
olacak. Sağlık Bakanlığı verilerine göre
KOAH’ın Türkiye’de üst sıralarda yer alan
ölüm sebeplerinden biri olduğu göz
önünde tutulursa, böyle tehlikeli bir hastalık için Türkiye’de ilaç üretilmesi, ilaçlara daha kolay ulaşma imkânı yaratarak
hastalar için hayati bir rol oynayacak.
1700 metrekarelik kapalı alan
1700 metrekare kapalı alana sahip ve en
son teknolojiyle tasarlanan tesis, hem
kendi başına tam bir uzmanlık alanı olan
inhalasyon preparatlarının üretilmesine
imkân sağlayacak hem de gelecek yıllarda ülkemizin bu alandaki ihtiyaçlarını
yerli üretimle karşılayacak. İnhaler İlaç
Üretim Tesisi’nin hizmete girmesiyle
DEVA’nın “Çerkezköy -1 Yerleşkesi” olarak adlandırdığı 52 bin metrekare arazi
üzerine kurulu mevcut 32 bin metrekarelik kapalı alandaki tesislerine 1700
metrekare daha kapalı alan eklenmiş
olacak.
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:07:19
İLAÇ VE KOZMETİK SANAYİ
Yılda 2 milyon vial, 180 milyon toz kapsül
Yeni tesiste tek vardiyada yılda 2 milyon
aerosol vial, 180 milyon kuru toz kapsül
ve 23 milyon BFS vial üretilebilecek.
Böylece söz konusu kapasitesiyle DEVA
Çerkezköy İnhaler İlaç Üretim Tesisi
Türkiye’de tüm inhale ürün çeşitlerini
barındıran en büyük tesis konumuna
yükselecek. DEVA; İnhaler İlaç Üretim
Tesisleri’nin hizmete girmesiyle, ülkemizdeki jenerik ürünlerin kapasitesinin
artmasını ve jenerik ürünlerin uluslararası pazarlara açılmasını sağlayarak yerel
üretimin artmasına katkı sağlayacak. Geçen yıl 10 yeni ilaç pazara sunarak Türk
ilaç sektöründeki güçlü konumunu koruyan DEVA, AR-GE yatırımları için yaklaşık 30 milyon TL.; üretim tesisleri için
ise yaklaşık 35 milyon TL. olmak üzere
toplam 65 milyon TL. yatırım yaptı.
38 ülkeyle ruhsatlandırma ç
alışmaları başladı
DEVA, inhaler ürünlerde başta Afrika
olmak üzere, Uzak Doğu, Balkanlar ve
Orta Doğu ülkelerini kapsayan yaklaşık
15 ülkeyle; solid onkolitik ürünler içinse
ABD, Yeni Zelanda ve Avrupa, Afrika ve
Balkan ülkeleri yoğunlukta olmak üzere
20 ülkeyle ruhsatlandırma çalışmaları başlattı. İnhaler ürünlerin Avrupa ve
ABD pazarına başvuruları için çalışmalar
halen devam ediyor. DEVA’nın Avrupa
Birliği GMP belgeli tesislerinde üretilen
ilaçlar bugün dünyanın 18 ülkesine ihraç
ediliyor ve 40’ın üzerinde ülkede ruhsatlandırma faaliyetleri devam ediyor.
“Cari açığın dengelemesinde
rol oynayacağız”
Açılış töreninde konuşan DEVA Holding
PhIlIpp Haas
DEVA Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı
A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su
Philipp Haas, “Türkiye’de üretilemediği
için ithal edilmek zorunda kalınan ilaçlar
için devletin kasasından her yıl milyonlarca dolar döviz çıkıyor. DEVA olarak
faaliyete geçecek yeni tesisimizde astım
ve KOAH hastalıklarının tedavisinde kullanılacak ürünler üreteceğiz. Böylece ilaç
sektörü olarak ithalatın azalmasına katkı
sağlayarak cari açığın dengelenmesinde
rol oynamış olacağız” ifadelerini kullandı.
İhracat hedefi
DEVA Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Philipp Haas “Yeni tesis,
öncelikli olarak Türkiye pazarı için üretim yapacak olmasının yanında, dünya
pazarına ihraç edilecek ürün imalatına
imkân veren mükemmeliyete de sahiptir. Bu tesisten önemli ürünler ihraç
etmeyi planlıyoruz ve bu tesisin, hükümetin 2023 ihracat hedeflerine ulaşmasına aktif şekilde katkıda bulunacağına
inanıyoruz.”
100 kişiye yeni istihdam imkânı sağlandı
DEVA Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Philipp Haas, yapılan tahminlere
göre dünya ilaç sektöründe İnhaler pazarının 2018 yılında yaklaşık/ 60 milyar
dolara ulaşacağını ve yüzde 40’la en büyük talebin yine ABD’den geleceğinin altını çizerek asıl ihracat hedeflerinin ABD
ve Avrupa pazarları olduğunu vurguladı.
DEVA’nın dünya standartlarındaki Çerkezköy İnhaler Tesislerinde 21 üretim
personeli ve Inhaler ürün geliştirmelerinde 10 Ar-Ge personeli görev alacak.
2013 yılında ihracatını yüzde 38 artıran
DEVA, özellikle İnhaler gibi fark yaratan
ürünlerin ihracatına başlamasıyla birlikte bu yıl daha da büyük bir ihracat artışı
gerçekleştirmeyi hedefliyor.
/ Haziran 2014
İLAÇ SANAYİ.indd 43
43
26.06.2014 21:07:21
YATIRIM
Sektöre en büyük yatırım yine
Ford Otosan’dan
Yarım milyar dolarlık
yatırımla hayata geçirilen
Ford Otosan Yeniköy
Fabrikası’nın açılışı ve dünya
pazarları için yalnızca
Türkiye’de üretilecek olan
Ford’un yeni hafif ticari aracı
Tourneo Courier ve Transit
Courier’nin hattan iniş
töreni; devletin, Ford’un ve
Koç Holding’in zirvesini bir
araya getirdi. Çevreci, engelli
dostu, teknolojik ve kompakt
bir tesis olarak inşa edilen
Yeniköy Fabrikası’nda
üretilen Tourneo Courier ve
Transit Courier yatırımının
prototipten üretime kadar
tüm aşamaları Ford Otosan
mühendisleri tarafından
gerçekleştirildi. Yeni Transit
ile toplam 106 ülkeye ihracat
hedefleyen Ford Otosan’ın
yeni hafif ticari aracı Courier
46 ülkeye ihraç edilerek,
Türkiye ekonomisine katkıda
bulunacak.
44
YATIRIM.indd 44
F
ord Otosan’ın İnönü ve Kocaeli’nden
sonra dünya pazarları için üretim yapacak olan ve yarım milyar dolarlık
yatırımla hayata geçirilen Yeniköy Fabrikası’nın
açılışı; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bilim
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Ekonomi
Bakanı Nihat Zeybekçi, Kocaeli Valisi Ercan Topaca ve Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Ford Motor Company Başkanı William
Clay Ford, Jr, Koç Holding Onursal Başkanı
Rahmi M. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu
Başkanı Mustafa V. Koç, Koç Holding Yönetim
Kurulu Üyesi ve Ford Otosan Yönetim Kurulu
Başkanı Ali Y. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu
Üyesi ve Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel, Koç Holding CEO’su Turgay Durak ile Koç Holding, Ford Motor Company ve Ford Otosan üst düzey yöneticileri ile
çalışanlarının ve çok sayıda davetlinin katıldığı
bir törenle gerçekleşti. Ford Otosan mühendisleri tarafından geliştirilen ve tüm dünya için
Yeniköy Fabrikası’nda üretilecek olan Tourneo
Courier ve Transit Courier modellerinin de hattan indirildiği törende, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan Tourneo Courier’i yakından inceledi.
da; “Doksan yıla yakın bir süredir Ford ile Koç
arasındaki ilişki hız kesmeden güçlenmeye
devam etti. Bu iki şirket arasında ortaklıktan
öte bir şey var, o da; her ikisi de en baştan
güçlü bir gelecek vizyonuna sahip iki büyük
aile işletmesinin bir araya gelmesi. Bu, otomotiv endüstrisinde duymaya alışık olmadığımız uzun soluklu ve başarılı bir ortaklık.
Bu başarı ancak güven ve saygı ile elde edilebilecek bir birliktelik. Türkiye’de yatırımlar
yaptık ancak bunun da ötesinde sağlam bir
dostluğa yatırım yaptık ve bundan hepimiz;
Ford, Koç ve Türkiye, kazançlı çıktık” dedi.
Ford markasının global vizyonundan bahseden Ford ayrıca şunları söyledi: “Bugün Ford
Otosan’ın hikayesinin bir sonraki bölümünü,
yepyeni Yeniköy Fabrikası’nın açılışını kutlamak için buradayız. Yeniköy Fabrikası’nda,
dünyanın her yerindeki Ford tesislerinde kullanılan, en ileri ve çevre dostu üretim teknolojileri kullanılıyor. Aynı zamanda iki yepyeni
Ford modelinin, Ford Tourneo Courier ve Ford
Transit Courier’in de hattan inişini kutluyoruz.
Her iki model de sadece burada, yeni Yeniköy
Fabrikası’nda üretilecek. Kocaeli Fabrikası’nda
Bill Ford: Türkiye’de yaptığımız
üretilen Transit, Transit Custom ve Tourneo
yatırımlardan hepimiz; Ford, Koç ve Türkiye, Custom modelleri gibi, Courier modelleri de
birçok farklı ülkede müşterilerin beğenisini
kazançlı çıktık
Ford Motor Company Yönetim Kurulu Başkanı toplayacak. Ford Motor Company’de, global
William Clay Ford, Jr törende yaptığı konuşma- One Ford stratejimiz ile, dünyanın her yerin-
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:08:22
YATIRIM.indd 45
26.06.2014 21:08:23
YATIRIM
deki ürün lansmanlarımızın hızını arttırıyoruz. Dünyanın her yerinde, aynı planı izleyen
ve aynı hedefe ulaşmaya çalışan tek vücut
bir takım olarak, müşterilerimize arzu ettikleri
araçları sunabilir ve bütün paydaşlarımız için
karlı büyüme sağlayabiliriz.”
Ali Y. Koç: “Tarihimizin en büyük yatırım
döneminden geçiyor ve ülkemizin
geleceğine yatırım yapmaya devam
ediyoruz”
Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Ford
Otosan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Y. Koç
konuşmasına Soma’da yaşanan maden felaketinde yaşamını yitiren madencilerimize
Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralanan vatandaşlarımıza da acil şifalar
dileyerek başladı.
“Koç Topluluğu olarak bugünümüzü ve
geleceğimizi inşa ederken, bize ışık tutan,
yol gösteren, en temel ilkelerimizden biri,
kurucumuz merhum Vehbi Koç’un ‘Ülkem
varsa ben de varım’ sözüdür” diyen Ali Y. Koç,
konuşmasına şöyle devam etti: “Kurucumuzdan miras kalan bu felsefe ile ilk günden bu
yana ülkemiz için çok çalışmak, yatırım yapmak, üretmek, istihdam sağlamak ve vergi
vermek ana düsturumuz oldu. Her zaman
uzun vadeli bir bakış açısı ve Türkiye’nin
geleceğine duyduğumuz güven ve inançla, yarattığımız katma değeri geliştirmeye
odaklandık. Ülkemizin kalkınması, üretimi,
ihracatı, Ar-Ge faaliyetleri ve vergi sıralaması
içinde aldığımız payı ve öncü rolümüzü hep
daha da ileri taşımak için çalışıyoruz. Şirketlerimizin, sürekli olarak bu alanlarda listelerin
ön sıralarında yer almaları ve aldıkları ödüller
bizi hem gururlandırıyor hem de motive ediyor. Koç Topluluğu olarak daima ‘geçmişimiz
de yarınımız da Türkiye’de’ dedik. Her zaman
kısa vadeli dalgalanmalar yerine, uzun dönemli hedeflere odaklanmaya özen gösterdik. Tarihimizin en büyük yatırım dönemini
yaşarken, ülkemizin geleceğine yatırım
yapmaya devam ettik ve ediyoruz. Bu doğrultuda, Koç Topluluğu olarak 2012 yılında
4,9 ve 2013 yılında 6,4 olmak üzere iki yılda
toplam 11,3 milyar TL yatırım gerçekleştirdik.
Aynı dönemde gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge
yatırımlarımız 1,25 milyar TL seviyesindedir.
46
YATIRIM.indd 46
Tüm otomotiv şirketlerimize yaptığımız yatırımlar ise, 2010 yılından bu yana, 10 milyar
TL’yi bulmuştur. Bu rakamlar, Türkiye otomotiv sektöründe yapılan en büyük yatırımlardır.
Gelecek yıllarda da, halihazırda onaylanmış
projelerimiz ile, yatırımlarımızı aynı hızda sürdürmeyi hedefliyoruz.”
Ali Y. Koç: “Teşvikler yatırım yolunda
sanayi kuruluşlarının önünü açıyor”
Katma değeri artıracak Ar-Ge çalışmaları ve
büyük ölçekli stratejik yatırımlar için hükümetin desteğiyle sağlanan teşviklerin yatırım
yolunda sanayi kuruluşlarının önünü açtığını
vurgulayan Ali Y. Koç, açılışını gerçekleştirdikleri Ford Otosan Yeniköy Fabrikası ve bu
fabrikada üretilip 46 ülkeye ihraç edilecek
Ford Courier hafif ticari aracın, bu desteklerin
en canlı örneği olduğunu sözlerine eklerken
şöyle devam etti: “Bu vesileyle ifade etmek
isterim ki, hükümetimizin çizdiği 2023 vizyonunu sahipleniyor, iş dünyamızı ortak bir
hedefte birleştiren çok önemli bir unsur olduğuna inanıyoruz. Bu vizyon uzun bir yol
gibi görünse de, hükümetimizin desteği ve
Türk iş dünyasının çabası ile omuz omuza
yürüyerek kısalacak, özel sektörümüzün sahip olduğu inanç, memleket sevgisi ve azim
ile başarılabilecek bir hedeftir. Bu doğrultuda,
iş dünyasının desteklenmesi, teşvik edilmesi
ve cesaretlendirilmesi devletimizin önceliği
olmalıdır.”
Ali Y. Koç: “Ford Otosan her zaman Ford’un
en başarılı fabrikalarından biri olmuş ve
global arenada Türkiye’yi güçlü bir şekilde
temsil etmiştir”
Ford ile 86 yıldır tüm dünyaya örnek olan bir
ortaklık sürdürdüklerine de dikkat çeken Ali Y.
Koç, Ford Motor Company ve Ford Ailesi’nin,
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:08:25
YATIRIM
dünya otomotiv sektörünün kurucusu ve en
önemli üreticilerinden biri olduklarını belirtti. Ford Otosan’ın ise her zaman Ford’un en
başarılı fabrikalarından biri olduğunu belirten Ali Y. Koç, şöyle devam etti: “Şirketimiz,
Türkiye’de otomotiv pazarının 12 yıldır pazar
lideridir. Ford Otosan ayrıca ihracat liderliğiyle yetinmeyerek, dünya otomotiv sanayinin
beşiği olan Amerika’ya Transit Connect ile ihracat yapan ilk Türk otomotiv şirketi olmuştur.
Bugün Ford Otosan, üretimde tescillenmiş
mükemmelliğine ilave olarak, üstün mühendislik faaliyetleri ile dünya şirketlerine lisans
vererek ihracat yapan bir Ar-Ge üssü haline
gelmiştir. Yılsonuna kadar, Türk otomotiv sektörünün en büyük Ar-Ge merkezini açarak, bu
alandaki gücümüzü daha da perçinliyor olacağız. Ford Otosan’ın ilk üretime geçtiği 1960
yılında, günde 4 otomobil montaj kapasitesi
vardı. Kocaeli fabrikamız 2001’de açıldığında
toplam kapasitemiz yılda 140 bin araç idi.
Bugün ise kapasitemizi toplam 415 bin araca
çıkarıyoruz, yani dakikada 1,5 araç üretiyoruz.
İhraç ettiğimiz araç sayısı ise 5.800 adet iken
geçen sene 230 bin seviyesinde gerçekleşti.
Bu yeni proje ile ihracatta 300 bin seviyelerini
hedefliyoruz. Bu başarı, Türk insanın, ülkemizin başarısıdır ve Topluluğumuz adına büyük
bir övünç kaynağıdır.”
Haydar Yenigün: Geleceğe doğru yolda
ilerliyoruz
Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün
toplantıda yaptığı konuşmada, “Türkiye otomotiv sanayi için yarattığımız ve geleceğe bir
iz daha bırakacağına inandığımız eserimizi
hizmete açmaktan gurur duyuyoruz”dedi
ve şöyle devam etti: “Ford Otosan bugün
11,5 milyar TL ciro yapan, 3,8 milyar dolar
ihracat yapan, 10 bin kişiye ulaşan çalışan
sayısıyla Türkiye’nin en büyük otomotiv
firması, ihracat lideri ve Türkiye’nin en
büyük ikinci büyük sanayi şirketi haline
gelmiştir. Ford Otosan son 5 yılda toplam 1.9 milyar dolar net ihracat fazlası ile
Türkiye’nin cari açığını kapatma konusunda önemli bir katma değer yaratmaktadır”
dedi. Yenigün, “Kocaeli fabrikamız ve İnönü fabrikamızın ardından Türkiye’nin bir
numaralı otomotiv şirketi olarak şimdi de
Yeniköy Fabrikası ve yeni hafif ticari aracımız Courier’in üretimi ile yatırımlarımıza
devam ediyoruz.
2011 ve 2014 yılları arasını kapsayan 4
yıllık süreçte, toplam 1.6 milyar dolar yatırım ile geleceğe sağlam adımlarla ilerliyoruz. Bugün resmi açılışını yaptığımız
Yeniköy fabrika yatırımımız ile yeni hafif
ticari aracımız Courier için yarım milyar
dolar yatırım gerçekleştirdik. Ford Otosan olarak bu yatırımı gerçekleştirirken,
hayata geçirdiğimiz her yeni projede yan
sanayide büyük yatırımlar yapılmasını da
sağlıyoruz. Son 4 yıllık süreçte yan sanayimizin 500 milyon dolar yatırım yapmasını
sağladık. Yarattığımız bu önemli sinerji sonucunda Courier’in daha ilk günde yerlilik
oranını yüzde 60’a getirdik. Önümüzdeki
kısa dönemde bu oranı yüzde 70’in de
üzerine çıkararak global anlamda daha da
rekabetçi noktaya gelmiş olacağız.”
Türk Mühendislerinin Eseri; Tourneo
Courier ve Transit Couirer
Courier modelinin geliştirilmesi ve Yeniköy
Fabrikası’nın kurulumunun Ford Otosan
mühendisliğinin bir eseri olduğunun altını
çizen Yenigün, Ford Otosan’ın mühendislik
gücüne de dikkat çektiği konuşmasında;
“Temellerini 1961 yılında attığımız Ar-Ge faaliyetlerinde bugün itibarıyla Türkiye’de marka
haline geldik. O tarihte 10 mühendisle başlayan Ar-Ge yolculuğumuz 2007 yılında 365’e,
bugün ise 1.300 Ar-Ge mühendisine ulaştı.
436 patent başvurusu yaparak Türkiye’nin
Ar-Ge devleri arasındaki yerimizi aldık ve bu
sayede otomotivdeki liderliğimizi sürdürüyoruz. Otomobil, orta ve hafif ticari, ağır ticari
ve dizel motorlarının mühendislik merkezi
olarak Ford’un dünyadaki 3. en büyük Ar-Ge
merkezi olduk” dedi ve bu başarılarının hayata geçirme aşamasında verdikleri destekten
ötürü başta Sayın Başbakanımız olmak üzere Bilim Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı’na ve
TÜBİTAK’a teşekkürlerini iletti.
Haydar Yenigün: Biz her konuda 2023’e
hazırız
Konuşmasında, Courier projesinin 40 ayda,
Yeniköy Fabrikası’nın da eş zamanlı olarak
sadece 16 ayda tamamlanmasının, Ford
Otosan’ın başarısı olduğunu vurgulayan Yenigün, Yeniköy Fabrikası’nın Courier araçlarının dünyadaki tek üretim merkezi olacağını
ve fabrikanın içinde yer alan limandan 46
ülkeye ihraç edileceğini de belirtti. Yenigün,
sözlerini şöyle tamamladı: “1959 yılından Kocaeli Fabrikası’nı kurduğumuz 2001 yılına kadar geçen sürede bizlere ev sahipliği yapan
İstanbul fabrikamızda yılda ortalama 25-30
bin araç üretirdik. Kocaeli’ne taşınmadan önceki son yılda ise 40 bin civarında araç üretmiştik. Kocaeli fabrikamızın kuruluşundan
bugüne kadar geçen 13 yılda üretim kapasitesini yılda 415 bin araca çıkartarak 10 kattan fazla bir büyüme gerçekleştirdik. Yeniköy
Fabrikası istihdam ve ekonomiye katkısı ile
Türkiye’nin 2023 hedefine tam olarak hizmet
veren bir yatırımdır.”
/ Haziran 2014
YATIRIM.indd 47
47
26.06.2014 21:08:26
YATIRIM
Henkel, Technomelt ile Türkiye’de
inovasyona yatırım yapıyor
Marka ve teknolojilerde bir lider olarak Henkel, tüm iş birimlerinde piyasaya
inovasyonlar sunarak, Türkiye’ye yatırım yapmaya devam ediyor. Henkel
Yapıştırıcı Teknolojileri, son olarak iki ek tipte hotmelt üretimini gerçekleştirmek
için şirketin Technomelt markasına yaklaşık 1 milyon Euro yatırım yaptı.
H
enkel, global güçlü bir ekip kurarak, rekabette üstün performans
göstererek, işini globalleştirerek ve
süreçlerini sadeleştirerek iddialı hedeflerini
2016 yılının sonuna kadar gerçekleştirme
amacında. Söz konusu hedefler; 10 milyar
Euro’su Türkiye’nin de içinde bulunduğu
yükselen pazarlarda olmak üzere toplam 20
milyar Euro satış elde etmek şeklinde belirtiliyor. Ayrıca, hisse başı gelirlerde %10 yıllık
ortalama büyüme de Henkel’in hedefleri
arasında yer alıyor. Henkel, rekabette üstün
performans gösterebilmek için ön koşul olarak yıldız markalarına odaklanmayı, inovasyonları öne çıkarmayı ve müşterileriyle daha
yakın bir bağ kurmayı belirlemiş bulunuyor.
Henkel’in şirketin markalarından biri olan
Technomelt markasına Türkiye’de yaptığı
son yatırım, bu doğrultuda atılan bir diğer
adım. Şirket, son olarak özel hotmelt yapıştırıcılarının iki ek tipinin Türkiye’de üretimi
için yatırımda bulundu. Bu yatırım Henkel’in
Gebze’de bulunan fabrikasında hijyenik ürünler, çocuk ve yetişkin bezleri gibi non-woven
(dokumasız ürünler) sektörü ve aynı zamanda mobilya endüstrisi için Technomelt yapıştırıcılarının üretimini ve portföy yelpazesinin
genişletilmesini kapsıyor. Henkel’in Yapıştırıcı
Teknolojileri sektöründe bulunan endüstriyel markalarından biri olarak Technomelt,
endüstriyel müşterilerin uygulamada ve
üretim süreçlerinde en iyi sonuçları almasına
yardımcı olmak için hazırlanan hotmelt yapıştırıcılarını sağlıyor.
Non-woven ürün ve mobilya endüstrisinde
kullanılan hotmeltler, Henkel’in Yapıştırıcı
48
YATIRIM.indd 48
bilirliğe katkıda bulunuyor. Aynı zamanda Henkel, mobilya sektöründe kullanılan hotmeltler
ile hem Türkiye’de hem de dünyada teknoloji
lideri olmanın gururunu yaşıyor.
RuedIger SchmItz
Türk Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri Başkanı
Teknolojileri faaliyetlerinde Endüstriyel Yapıştırıcılar bölümünün önemli bir kısmını temsil
ediyor. Henkel; hijyen ürünleri, bebek bezleri
ve yetişkin bezlerini içeren non-woven ürünler kategorisinde dünya lideri konumunda
bulunuyor. Non-woven ürünlerin en önemli
avantajı ise düşük tüketim oranı. Bu ürünler,
tüketimi en az %10, en fazla %35 oranında
azaltıp atık oluşumunu düşürerek sürdürüle-
Türk Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri Başkanı
Ruediger Schmitz konuyla ilgili olarak şunları
söylüyor; “Yapıştırıcı, sızdırmazlık ürünleri ve
fonksiyonel kaplama sektöründe global bir
lider olarak, marka ve teknolojilerimizle müşterilerimize daha kolay ve hızlı çözümler geliştirmeyi amaçlıyoruz. Türkiye nüfusunda çocukların yüksek bir orana sahip olması ve çocuk
bezi yerine halen pamuk bez kullanan ailelerin
sayısının fazlalığı, pazarın yatırımlar için önemli
bir potansiyel taşıdığını gösteriyor. Technomelt
markamıza yaptığımız yatırım ile bugüne kadar
yurt dışından ithal edilen non-woven ürünler
ve mobilya sektörü hotmeltlerinin bundan
böyle Türkiye’de üretilecek olması, müşterilerin
ihtiyaçlarına daha hızlı ve esnek yanıt vermemizi ve aynı zamanda Henkel’in pazar payını
büyütmesine katkıda bulunacaktır.”
Henkel dünya çapında Çamaşır ve Ev Bakımı,
Beauty&Care ve Yapıştırıcı Teknolojileri olmak
üzere üç iş biriminde lider markalar ve teknolojilerle faaliyet göstermektedir. 1876 yılında
kurulan Henkel; Persil, Schwarzkopf ve Loctite
gibi tanınmış markaları ile faaliyet göstermekte
ve hem tüketici ürünleri hem de endüstriyel
alanda, global olarak pek çok pazarda lider konumdadır. Tüm dünyada yaklaşık 47.000 çalışanı bulunan Henkel, 2013 mali yılında 16 milyar
400 milyon Euro’luk satış ve 2,5 milyar Euro’luk
faaliyet karı gerçekleştirmiştir. Henkel imtiyazlı
hisse senetleri, Almanya DAX borsa endeksine
kayıtlıdır.
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:08:27
YATIRIM.indd 49
26.06.2014 21:08:28
YATIRIM
GE varlığını genişletiyor ve
inovasyonu destekliyor
GE, Türkiye’deki 900 milyon dolarlık yatırım taahhüdü kapsamında ülkeye
olan bağlılığının göstergesi olarak Türkiye Teknoloji Merkezi’ni büyütüyor.
Türkiye Teknoloji Merkezi’nin genişlemesi kapsamında, Gebze’de Ar-Ge ve yerel
inovasyona odaklanacak yeni bir binanın
açılışı yapıldı. Bu genişleme, ülkede altyapı geliştirme, bilgi paylaşımı ve yerel araştırmaları teşvik etmeye odaklanan GE’nin
900 milyon dolarlık yatırım taahhüdünün
bir parçasıdır.
GE Havacılık’ın global olarak yalnızca TTC’de
bulunan Kaplama Merkez Laboratuvarı,
kaplama uygulanan uçak motoru parçalarının, uçuş ömrünün uzun süreli olması için
yeni kaplama test metodlarının geliştirildiği Ar-Ge çalışmalarına odaklanacak.
G
eneral Electric (GE), Türkiye’nin
havacılık sektörüne önemli bir
destek olarak, havacılık mühendisliği ekibi için yeni bina açılışını duyurdu. GE’nin dünyadaki 9 mühendislik
merkezinden biri olan ve yeni yatırımlarla
büyüyen Türkiye Teknoloji Merkezi (TTC),
havacılıkla ilgili araştırma, geliştirme ve
inovasyon çalışmalarını desteklemeye
odaklanıyor.
Son beş yılda yüzde 300 oranında etkileyici bir büyüme elde etmiş olan Türkiye Teknoloji Merkezi bugün, GE ve ortak girişim
şirketi CFM International tarafından üretilen motorlarla uçan dünyanın her tarafındaki uçaklarda kullanılan yeni tasarımlara
ve teknolojilere katkıda bulunuyor.
Laboratuvarda geliştirilen teknolojilerin
ve yöntemlerin, Avrupa ve Uzak Doğu’da
20’yi aşkın ülkeye ve ABD’ye ihraç edilmesi
planlanıyor. GE Havacılık’ın dünya çapında tek kaplama, test ve karakterizasyon
merkezi olan labotaruvar, GE’nin havacılık
tedarik zinciri içinde Türkiye’yi çok önemli
bir konuma yerleştiriyor.
GE, Türkiye’nin mühendislik gücüne on
yılı aşkın bir süredir yatırım yapıyor. Türkiye Teknoloji Merkezi, GE’nin Tusas Motor
Sanayii (TEI) ile Ar-Ge, yeni teknolojilerin
tasarım ve geliştirilmesi, üretim ve servis
teknolojileri ve uçak motorları için yazılım alanındaki ortaklığıdır. TTC’de görev
yapan 300’e yakın Türk mühendisi, GE
Havacılık’ın ticari ve askeri uçak, gemi ve
endüstriyel motorlarının tasarım ve teknolojisini geliştiriyor.
50
YATIRIM.indd 50
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:08:28
YATIRIM
Canan Özsoy
GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve
Genel Müdürü
GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve
Genel Müdürü Canan Özsoy yaptığı
konuşmada şunları söyledi:
“Türkiye Teknoloji Merkezi’nin genişlemesi ve Kaplama Merkez Laboratuvarı’nın
açılması, Türkiye’nin havacılık sektörü için
önemli kilometre taşlarıdır. Destekleri ve
katkıları için TEI ve ortaklarımıza teşekkür
ediyoruz. 900 milyon dolarlık yatırım taahhüdümüz kapsamındaki bu büyüme,
Türkiye’nin havacılık sektöründe ilerlemesini ve ülkede sahip olduğumuz mühendislik yeteneğini yansıtmaktadır.
Bu gelişme ile havacılıkta Türk profesyoneller tarafından yönetilen, yerel katma değer yaratan Ar-Ge çalışmalarına
odaklanıyoruz. Aynı zamanda, ihracatın
artırılması ve tedarik zincirinin güçlendirilmesinin yanı sıra, Türkiye’nin pazardaki
rekabet gücünü de artırma konusunda
da etkili olacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde TTC’nin odaklanacağı alanlardan biri de, GE’nin teknoloji, işgücü ve
analitiği entegre ederek verimlilikte büyük
artışlara ulaşma girişimi olan Endüstriyel
İnternet’tir.”
Türkiye Teknoloji Merkezi Genel Müdürü
Dr. Aybike Molbay ise şunları söyledi:
“Türk uzmanları tarafından, havacılıkta küresel olarak kullanılan tasarım ve teknolojilerin geliştirildiği TTC’nin bugün GE’nin havacılık alanındaki faaliyetlerinde kilit bir rol
oynamasından gurur duyuyoruz. TTC’de
Türkiye’nin havacılık sektörü için büyük bir
başarı olan 2,5 milyon mühendislik saatinin üzerinde bilgi paylaşımı yarattık. Bu
çalışma, yerel bilgi ve birikimi oluşturmak
ve insan sermayesini geliştirmek konusundaki kararlılığımızı yansıtmaktadır.
Dr. Aybike Molbay
Türkiye Teknoloji Merkezi
Genel Müdürü
GE, TTC’ye sürdürülebilir bir yetenek
kaynağı sağlamak üzere Türk hükümeti, araştırma ve geliştirme kurumları ve
üniversiteler ile çalışmaktadır. GE’nin
girişimi ile üretim süreci, denetleme ve
yazılım teknolojileri geliştirmek üzere
havacılık mühendisliği merkezi Marmara
Teknoloji Merkezi 2000 yılında kuruldu.
GE, 2013’de TEI ile yaptığı tarihi ortaklık
ile CFM International’ın LEAP motorları
için hayati bir bileşen olan diskleri, TEI’nin
Yeni açılan merkezdeki ekip; otoinşa teko- Eskişehir’deki tesisinde üreterek yerel
nolojileri, dijital üretim, malzeme uygula- üretime olan bağlılığını bir kez daha da
maları ve tahribatsız muayene gibi ileri gösteriyor.
üretim teknolojilerinin yanı sıra endüstriyel internet, termal sistemler, onarım ge- GE Havacılık, Türkiye’deki havacılık şirketleri
liştirme gibi yazılım ve ürün mühendisliği ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile ortaklıklar yapteknolojilerine odaklanacaktır. TTC’de çalı- maktadır ve bugün Türkiye’deki uçakların
şanların yaş ortalaması 33’dür, çalışanların yüzde 60’ı GE/CFM motorları ile çalışıyor.
yüzde 26’dan fazlası kadındır.
GE, bugün 4 şehirdeki tesisleri ve 800’ü
aşkın çalışanı ile Türkiye’de doğal gazdan
üretilen elektriğin yüzde 50’den fazlasına
güç sağlıyor. Ülkedeki uçakların yüzde
60’ı GE/CFM motorlarıyla uçuyor. GE’nin
yaklaşık 15.000 sağlık teknolojisi ürünü
birçok hastanede her gün kullanılıyor.
GE’nin devam eden yatırımları bu kilit
büyüme alanlardaki ortaklıklarını da daha
güçlendirecek ve bu da Türkiye için yeni
fırsatların yaratılmasına katkı sağlayacak.
/ Haziran 2014
YATIRIM.indd 51
51
26.06.2014 21:08:29
YATIRIM
Selami Ulusoy
VerdaTelyaz
Nejat Çalışkan
Tetra pak®’tan Yeni Yatırım
Tetra pak®’ın Ocak 2015 itibarıyla, ihracat ve yenilikçi çözümler talebini karşılamak
üzere üretim kapasitesi iki katına çıkacak
D
ünyanın gıda işleme ve paketleme çözümlerinin önemli
firması Tetra Pak®, İzmir’de yer
alan paketleme malzemesi fabrikası için
36 milyon € tutarında yeni bir yatırımı
gerçekleştirdi. Bu yatırım sonucunda,
2012 yılında başlatılan 60 milyon €’luk
teknolojik iyileştirme projesi tamamlanmış olacak.
Üç yılın sonunda, fabrikanın kapasitesi
iki katın üzerinde artarak yıllık 10 milyar paketlik üretim seviyesine ulaştı ve
üretim yelpazesi de genişledi. Bundan
sonra üretilebilecek olan 15 farklı ölçü
ve formdaki paket arasında Tetra Brik®
Aseptic 1000 Edge, Tetra Gemina Aseptic® 1000 Crystal ve Tetra Top® 500 Midi
ve Tetra Top® 1000 Carton Bottle çeşitleri de yer alıyor.
1 Temmuz itibarıyla Tetra Pak bünyesinde Büyük Orta Doğu ve Afrika Bölgesi
Başkan Yardımcılığı görevini üstlene-
52
YATIRIM.indd 52
cek olan Amar Zahid şöyle konuştu:
“Bu bölgede var olan müşteriler sadece
büyümekle kalmıyor aynı zamanda onları rakiplerinden ayrıştıracak yenilikler
talep ediyor. Müşterilerimiz son üç yıl
içinde 100’den fazla ürünü yeni paketlerde piyasaya sürdü. Ocak 2015’de Izmir fabrikamızda devreye girecek olan
yeni makinelerle müşterilerimize daha
hızlı teslimat süresi gibi yerel tedarik
avantajlarının yanı sıra, rakiplerinden
ayrışma ve üst düzey işlevsellik olanağı
sağlayacak daha geniş bir paketleme
malzemesi yelpazesi sunabileceğiz.”
Amar Zahid sözlerine şöyle devam etti:
“Tetra Pak Büyük Orta Doğu bölgesinde 40 yılı aşan süredir faaliyetlerini sürdürüyor ve 200’ün üzerinde lider markaya senede 25 milyar ambalaj temin
ediyor. Bu yatırım bölgede müşterilerimizle beraber büyümek konusunda
sahip olduğumuz kararlılığın net bir
göstergesidir.”
Tetra Pak Türkiye ve Kafkaslar Genel
Müdür Nejat Çalışkan: “Tetra Pak giderek rekabetçi hale gelen bir dünyada
müşterilerine en iyi ürün, teknoloji ve
hizmeti sunma gerekliliğinin farkında.
Bu yatırım müşterilerimize daha hızlı
teslimat süresi, yenilikçi paketler ve yerel tedarik ve desteğin tüm avantajlarını
sunarak, sürekli büyüyen ve dinamik bir
pazar ortamında onların ihtiyaçlarını
karşılamamızı sağlayacak.”
Tetra Pak İzmir Fabrikası Direktörü Selami
Ulusoy: “İzmir fabrikamız Grubumuz içinde yer alan en sofistike üretim tesislerinden biri. İzmir fabrikası coğrafi konumu,
sahip olduğu vasıflı iş gücü ve bunların
yanı sıra düşük atık oranları ve yüksek
hizmet düzeyi açısından kanıtlanmış başarısıyla Tetra Pak için bir ihracat merkezi
haline gelmiştir. Bu yatırım Avrupa’dan
Çin’e kadar 19 farklı ülkeye ihracat yapmamızı ve 15 farklı ölçü ve formda yenilikçi paket üretmemizi sağlayacak.”
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:08:30
YATIRIM.indd 53
26.06.2014 21:08:31
İŞ GÜVENLİĞİ
İş güvenliği her sektörün sorunu
Manisa’nın Soma ilçesinde yaşanan maden faciasının ardından iş güvenliği
yeniden gündeme geldi. İş kazalarının en sık göründüğü inşaat sektöründe marka
firmalar, işçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik aldıkları önlemlerle kaza riskini
minimuma indiriyor.
Özkan Özçelik
İTO Yatırım’ın ortaklarından
kazalarının en çok yaşandığı inşaat
sektöründe nasıl yankı buldu? Sektörün Ankaralı temsilcileri kazaların
önüne geçebilmek için ne gibi önlemler alıyor?
Tamamlandığında Ankara’nın en yüksek
konut kulesi olacak 185 metrelik OneTower Kule Konut ve AVM projesini hayata geçiren İTO Yatırım’ın ortaklarından
Özkan Özçelik, faciada yaşamını yitiren
T
ürkiye’de sık sık gündeme gelen ve büyük acıların yaşandığı
iş kazaları akıllara “alınan önlemler yetersiz mi kalıyor” sorusunu
getiriyor.
İş kazalarının yüzde 10’unun, ölümlü
iş kazalarının ise yüzde 31’inin inşaatta meydana gelmesi inşaat sektörünün iş sağlığı ve güvenliği alanında
taşıdığı riski gözler önüne seriyor. İşçi
Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre 2014 yılının ilk 4 ayında
toplam 396 işçi yaşamını yitirirken,
108 ölümlü kazayla inşaat ve yol yapımı ilk sırada yer aldı. Peki, Türkiye
gündemine düşen maden faciası iş
54
İŞ GÜVENLİĞİ.indd 54
Mert Yıldızhan
Elit Yapı’nın Yönetim Kurulu Üyesi
/ Haziran 2014
25.06.2014 00:35:16
İŞ GÜVENLİĞİ
madencilere rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
Yaşanan kazalardan ders alınmasının
önemine değinen Özçelik, “Soma’da
yaşananlar iş güvenliğinin ne kadar
önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Sektörlerimiz farklı belki ama
yaşanabilecek her türlü ihtimal akıllara getirilerek önlemlerin alınması
gerekmekte. OneTower çok yüksek
bir inşaat projesi olduğu için normal
inşaatlardan çok daha fazla önlem aldığımızı söyleyebilirim. Konuyla ilgili
danışmanlık hizmeti aldığımız uzman
mühendislerimiz var. Leed (yeşil bina)
Gold sertifikasına aday projemizde, bu
belge alınırken işçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik ciddi detaylar var. İnşaat
ilerledikçe önemli noktalara bariyerler
koyarak olası kazaların önüne geçiyoruz. Her duruma karşı tedbir aldığımız
gibi, inşaatta çalışan personelimize de
işe başlamadan önce güvenliğe dair
eğitimler veriyoruz” dedi.
“İş güvenliği için de kalite ve konfor”
Ankara’da lüks ve konforun yeni adresi
olarak öne çıkan Elit RoyalResidence
projesini hayata geçiren Elit Yapı’nın
Yönetim Kurulu Üyesi Mert Yıldızhan,
Soma faciasının son yıllarda yaşanan
en büyük acılardan biri olduğunu vurguladı.
Yüzlerce maden işçisinin yaşamını yitirdiği olayın iş güvenliği sorununu yeniden gündeme getirdiğini anımsatan
Yıldızhan, “İş güvenliği her sektörde
sorun haline gelen bir durum. Bu so-
Efe Bezci
Besa Grup’un Yönetim Kurulu Üyesi
runun çözümü de elbette tedbirden
geçiyor. Yüksek kalite ve konfor prensibiyle yola çıktığımız Elit RoyalResidence projemizde iş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili de aynı kaliteyi yansıtmaya
çalışıyoruz” diye konuştu.
“Şantiyelerimizin düzenli denetimleri
yapılarak raporlandırılıyor”
Ankara iş dünyasına yeni soluk getirecek Besa Kule İş Merkezi projesini inşa
eden Besa Grup’un Yönetim Kurulu
Üyesi Efe Bezci de Soma’da yaşananların tüm Türkiye’yi olduğu gibi kendilerini de derinden üzdüğünü kaydetti.
Yetkililerin her ihtimali araştırması
gerektiğinin altını çizen Bezci, şunları
söyledi:
“Soma’da yaşanan acı umarız ki son
olur. İş kazalarının en çok yaşandığı
inşaat sektöründe de faaliyet gösteren
bir firma olarak iş güvenliği konusunda ciddi önlemler alıyoruz. Şantiyelerimizin düzenli denetimleri yapılarak
raporlandırılıyor. İnsan hayatının ne
kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bu
Emre Katırcı
LEMA Grup’un ortaklarından
nedenle iş güvenliği konusunda asla
tedbiri elden bırakmadan yolumuzda
ilerliyoruz.”
“Önce tedbir”
Mogan gölü ve ODTÜ ormanı manzarasına hakim, Başkent’in en alternatifli
konutprojesi Uptownİncek’i hayata
geçiren LEMA Grup’un ortaklarından
Emre Katırcı da Soma’daki maden faciasının tüm Türkiye’yi yasa boğduğunu
vurguladı.
Soma’da yaşananların iş güvenliğinin
önemini bir kez daha gözler önüne
serdiğini bildiren Katırcı, “Maden sektörü gibi ne yazık ki inşaat sektörü de oldukça tehlikeli olarak bilinir. Ancak her
ihtimal düşünülürse ve ona göre tedbir
alınırsa tehlikeler ortadan kalkar. Bu tür
kazaların önüne geçilmesinin en önemli
detayı tedbir. LEMA Grup olarak inşa ettiğimiz Uptownİncek’te tedbiri her şeyden önde tutuyoruz. Çalışan her personelimiz bizim için çok önemli” ifadelerini
kullandı.
/ Haziran 2014
İŞ GÜVENLİĞİ.indd 55
55
25.06.2014 00:35:16
İŞ GÜVENLİĞİ
Türkiye İMSAD Başkanı Dündar Yetişener:
“Soma maden faciası, insan yaşamını tüm değerlerin üstünde tutan yasal,
sosyal ve toplumsal düzenlemeleri tekrar gözden geçirmemiz ve işlerlik
kazandırmamızın gerekliliğini bir kez daha bizlere, ağır bir bedelle ve açık
olarak ifade etmektedir.”
T
ürkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Dündar Yetişener,
Soma’da,özel bir maden ocağında yaşanan kaza ile ilgili
olarak bir açıklama yaptı. Dündar Yetişener’in açıklaması şöyle:
“Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri olarak, Manisa’nın Soma
ilçesindeözel bir maden ocağında meydana gelen patlama nedeniyle çok sayıda maden işçimizin yaşamını yitirdiği elim kazanın
derin üzüntüsünü yaşıyoruz.Bugün, kazanın üçüncü günü itibariyle açıklanan 282 vatandaşımızın hayatını yitirdiği maden ocağında halen çok sayıda işçimize ulaşılmaya çalışılmaktadır. Ülke
olarak yasa boğulduğumuz bu büyük faciada yaşamını yitiren
tüm maden işçilerimizeAllah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm milletimize başsağlığı dilerim. Yaralı olarak kurtulan vatandaşlarımızın
en kısa zamanda sağlıklarına kavuşmasını ve halen devam eden
kurtarma çalışmalarından iyi haberler gelmesini büyük bir umutla
bekliyor ve temenni ediyorum.
Bu yaşanan elim kaza ile dünya madencilik tarihinde, bir maden
ocağında gerçekleşen en büyük can kaybını yaşıyoruz. Benzer
faciaların bir daha yaşanmaması elbette ki en büyük dileğimizdir.
Ancak belirtmek gerekir ki, dünyanın geldiği bugünkü noktada,
artık sadece iş kazaları değil, deprem, sel gibi doğa felaketlerin sonuçları, toplumun yazgısı olarak görülmemektedir. Önceden alınan tedbirler ve yapılan düzenlemelerletüm süreçler yönetilmekte, bütüncül sistemler kurulmakta ve disipliner yaklaşımlarla olası
kayıpların en aza indirmesi esasına göre çalışmalar yapılmaktadır.
Tüm bu yaşadıklarımız, ülke olarak insan yaşamını tüm değerlerin
üstünde tutan yasal, sosyal ve toplumsal düzenlemeleri bugünden itibaren tekrar gözden geçirmemiz ve işlerlik kazandırmamızın gerekliliğini bir kez daha bizlere,ağır bir bedelle ve açık olarak
ifade etmektedir. İş güvenliği, sadece madencilik sektöründe değil, inşaat sektörü ve diğer sektörler için de çok önemlidir.
Toplumla açık ve şeffaf bir iletişim içinde; eksik kaldığımız, ihmal
ettiğimiz konuları kapsayan yasalar, yönetmelikler vemevzuatların güncellenmesi, ihtiyaç duyulan noktalarda uluslararası kabul
görmüş standartlarda düzenlemelerin ve özellikle denetimlerin
yapılması, hukukun üstünlüğü esas alınarak sorumlulukların gözden geçirilmesi şarttır. Bu doğrultuda üniversiteler, sivil toplum
kuruluşları ve ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları, ortak bir sinerji
ve işbirliği içinde birleşerek, geleceğimizi bugünden kazanmamız
için, toplum olarak bir seferberlik ilan etmemiz, atılması beklenen
ileri bir adım olacaktır.
Dündar Yetişener
Türkiye İMSAD Başkanı
56
İŞ GÜVENLİĞİ.indd 56
Vurgulamak isterim ki, insan yaşamını ve sağlığını önceliğe alaniş
güvenliği konusunda yüksek bir sahiplenme birlikteliği içinde,
sürdürülebilir süreçlerin oluşturulması, bu süreçlerin hayata geçirilmesi ve uygulanmasıülke olarak öncelikli girişimlerimiz olmak
durumundadır.”
/ Haziran 2014
25.06.2014 00:35:17
İŞ GÜVENLİĞİ.indd 57
25.06.2014 00:35:18
İŞ GÜVENLİĞİ
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
Çerçevesinde Risk Değerlendirmesi
Yükümlülüğü
Özlem ÖZKILIÇ
ÇŞGB- Emekli İş Başmüfettişi / A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
[email protected]
E
n önemli AB direktiflerinden birisi olan çerçeve direktif, “Çalışanların Sağlık ve Güvenliğinin İyileştirilmesi ve Koruyucu
Önlemler Alınmasının Teşvikine İlişkin 12 Haziran 1989 tarih ve 89/391/EEC sayılı Konsey Direktifi” 2003 yılında mevzuatımıza İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği olarak uyumlaştırılmış ancak
daha sonra danıştay kararı ile iptal edilmiştir. Uzun bir aradan sonra 20.06.2012 tarihinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
içerisinde söz konusu çerçeve direktifin ana unsurları mevzuatımıza uyumlaştırılmıştır. 6331 sayılı kanunla daha önce 4857 sayılı İş
Kanunu’nda yer alan iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin düzenlemeler
de 4857 sayılı kanun kapsamından çıkartılmıştır. Yapılan düzenleme
ile işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık
ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev,
yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülükleri düzenlenmiştir.
6331 sayılı İş sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre işletmelerin yapması gereken en önemli yükümlülüklerden birisi “Risk Değerlendirmesi yapma veya yaptırma yükümlülüğü”dür. Yeni kanunumuzun
yayınlanmasını takiben İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi
Yönetmeliği, 29.12.2012 tarih ve 28512 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik ile tüm işyerlerinde risk
değerlendirmesinin yapılması veya yaptırılması ile ilgili ayrıntılar belirlenmiştir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre artık büyük-küçük
tüm işyerlerinin risk değerlendirmeleri yapmaları veya yaptırmaları
zorunlu hale getirilmiştir. Yeni yayınlanan yönetmeliğimize göre; işyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi,
bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden
kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol
tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmalar
risk değerlendirmesi olarak kabul edilmektedir. Risk değerlendirmesi;
tüm işyerleri için tasarım veya kuruluş aşamasından başlamak üzere
tehlikeleri tanımlama, riskleri belirleme ve analiz etme, risk kontrol
tedbirlerinin kararlaştırılması, dokümantasyon, yapılan çalışmaların
güncellenmesi ve gerektiğinde yenileme aşamaları izlenerek gerçekleştirilecektir.
58
İŞ GÜVENLİĞİ.indd 58
Yeni yayınlanan yönetmeliğimize göre; toplanan bilgiler ışığında; iş
sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuatta yer alan hükümler de dikkate
alınarak, çalışma ortamında bulunan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal, ergonomik ve benzeri tehlike kaynaklarından oluşan veya
bunların etkileşimi sonucu ortaya çıkabilecek tehlikeler belirlenecek
ve kayda alınacaktır. Tespit edilmiş olan tehlikelerin her biri ayrı ayrı
dikkate alınacak bu tehlikelerden kaynaklanabilecek risklerin hangi
sıklıkta oluşabileceği ile bu risklerden kimlerin, nelerin, ne şekilde ve
hangi şiddette zarar görebileceği belirlenecektir. Bu belirleme yapılırken mevcut kontrol tedbirlerinin etkisi de göz önünde bulundurulmak zorundadır.
Yapılmış olan risk değerlendirmesi; tehlike sınıfına göre çok tehlikeli,
tehlikeli ve az tehlikeli işyerlerinde sırasıyla en geç iki, dört ve altı yılda
bir yenilenmek zorundadır. Büyük kaza önleme politika belgesi veya
güvenlik raporu hazırlanan işyerlerinde; bu belge ve raporlarda değerlendirilmiş riskler, yapılacak risk değerlendirmesinde dikkate alınarak
kullanılacaktır. Aynı çalışma alanını birden fazla işverenin paylaşması
durumunda ise, yürütülen işler için diğer işverenlerin yürüttüğü işler
de göz önünde bulundurularak ayrı ayrı risk değerlendirmesi gerçekleştirilmek zorundadır. İşverenler, risk değerlendirmesi çalışmalarını,
koordinasyon içinde yürütmek, birbirlerini ve çalışan temsilcilerini tespit edilen riskler konusunda bilgilendirmekle yükümlü kılınmışlardır.
Şekil -1 Risk Yönetim Döngüsü
/ Haziran 2014
25.06.2014 00:35:19
İŞ GÜVENLİĞİ
Risk Değerlendirmesi Kavramı
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği
Kanunu’nda tehlike; işyerinde var olan ya
da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme
potansiyeli olarak, risk ise tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka
zararlı sonuç meydana gelme ihtimali
olarak tarif edilmiştir. Risk değerlendirmesi ise, işyerinde var olan ya da dışarıdan
gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu
tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan
faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve
kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmalar olarak
tanımlanmıştır.
Risk, sözlük anlamı olarak zarara uğrama
tehlikesidir ve öngörülebilir tehlikeleri ifade
etmektedir. Risk değerlendirmesi kavramının muhtelif kaynaklarda çok fazla tanımı
bulunmaktadır. Risk Değerlendirmesi kısaca, riskin büyüklüğünün tahmin edilmesini ve riskin kabul edilebilir seviyede olup
olmadığının tanımlanmasını kapsayan
süreçtir. Yani risk değerlendirme herhangi
bir tehlike ortaya çıkmadan önce bu tehlikenin ortaya çıkarabileceği şiddetin büyüklüğünü ve ortaya çıkma olasılığını tahmin
etme işlemidir.
Risk değerlendirmesinin genel amacı,
sistemin olduğu gibi kabul edilebilir olup
olmadığının, değişiklik gerekip gerekmediğinin tespiti için temel oluşturmaktır. İlave
bir amaç da önemli ve daha önemsiz riskler arasında ayrım yapabilmektir.
IEC ISO 31010:2009 standardına göre, çeşitli sektör ve büyüklükteki işyerleri, hedeflerinin gerçekleştirilmesini etkileyebilecek
bir takım risklerle karşı karşıyadırlar. Organizasyonların tüm faaliyetleri, baş edilmesi
gereken bazı riskler içermektedir. Risk yönetim süreci, belirsizlikler ile gelecekte yaşanabilecek olay ve durumları (planlanmış
veya planlanmamış), bunların belirlenen
hedefler üzerindeki etkilerini göz önünde
bulundurarak karar verme sürecine yardımcı olmaktadır.
Risk değerlendirmesi, hedeflerin olası
riskten nasıl etkilenebileceğinin saptanması ve daha fazla müdahalenin gerekip
gerekmediğine karar vermeden önce sonuç ve olasılıklar bakımından riskin analiz
edilmesine olanak tanıyan yapılandırılmış
bir risk yönetim sürecidir.
Risk değerlendirmesi, aşağıdaki temel
sorulara yanıt bulma eğilimindedir:
Hangi hususlar hangi sebeplerden
ötürü meydana gelebilir?
Olası sonuçlar neler olabilir?
Riskin gelecekte meydana gelme veya
tekrarlanma olasılığı nedir?
Riskin sonuçlarını hafifletebilecek veya
risk olasılığını düşürebilecek herhangi bir
tedbir var mıdır?
Riskin düzeyi kabul edilebilir bir nitelikte midir veya daha fazla müdahale
gerektirir mi?
Yeni yönetmeliğimize baktığımızda “Risk
Değerlendirmesi” çalışmalarının yapılmasında bir ekibin görevlendirilmesi gereklidir. Risk değerlendirme çalışmalarına katkı sağlayacak kişilerin başta işveren veya
işveren vekili olmak üzere iş güvenliği
uzmanı, işyeri hekimi, çalışan temsilcileri,
destek elemanlar ile bölümlerden seçilecek çalışanlar olduğunu görmekteyiz.
KOBİ’ler düşünüldüğünde risk değerlendirme çalışmaları; yalnızca işletmedeki
bir kişinin/analistin tek başına yapabileceği bir işlem değildir, bu nedenle
yönetmelikteki söz konusu düzenleme
son derece yerinde olmuştur. İşletmede bu işle ilgilenen bir tek iş güvenliği
uzmanı olsa dahi, işletmedeki üst yönetim kadrosundan, tüm çalışanlara kadar
herkesin bir fiil çalışmasını gerektiren bir
çalışmadır. Unutulmamalıdır ki; işletmedeki bu konuya bakış açısı sadece yasal
bir zorunluluğu yerine getirmek ise yapılan çalışmalar, o işletmedeki iş kazası ve
meslek hastalıkları sonucu oluşan kayıpları önlenemeyecektir.
Bir diğer problem de yönetmeliğe göre
işyerlerinde risk değerlendirme çalışma-
/ Haziran 2014
İŞ GÜVENLİĞİ.indd 59
59
25.06.2014 00:35:19
İŞ GÜVENLİĞİ
larını yapmakla görevli olan birçok işveren/işveren vekili, iş güvenliği
uzmanı, işyeri hekimi veya destek elemanının bu konuda yeterli bilgiye ve tecrübeye sahip olmamalarıdır. Her işyerinin kendine özel farklı
farklı tehditleri bulunmaktadır, risk değerlendirmesi çalışması aşamasında bu konuda uzmanlaşmış teknik bir ekip tarafından işyerinde, ne
tip risk değerlendirme metotlarının uygulanması gerektiğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Yeni risk değerlendirme yönetmeliğinin 9 uncu maddesinde; “toplanan bilgi ve veriler ışığında belirlenen riskler; işletmenin faaliyetine
ilişkin özellikleri, işyerindeki tehlike veya risklerin nitelikleri ve işyerinin
kısıtları gibi faktörler ya da ulusal veya uluslararası standartlar esas
alınarak seçilen yöntemlerden biri veya birkaçı bir arada kullanılarak
analiz edilir.” demektedir.
Ancak işyerlerindeki risk değerlendirme çalışmaları incelendiğinde bu
konuda çalışma yapan kişilerin neredeyse tamamının 5x5 matris yönteminde yoğunlaştıkları gözlemlenmektedir. Oysaki risk değerlendirme yöntemlerindeki çeşitliliğin nedeni değişik sektörlerdeki tehditleri
değişik bakış açılarından yöntemlerle tespit edebilmektir. Şekil 2’de
risk değerlendirme metodolojilerinin sınıflandırması verilmiştir. Örneğin; risk değerlendirme çalışmasına Ön Tehlike Analizi (PHA) ile başlayan bir firma, eğer kazaya ramak kalma sıklık hızı fazla ise Hata Ağacı
Analizi (FTA), arkasından Olası Hata Türü ve Etkileri Analizi (FMEA) uygulamalı ya da makine ağırlıklı kazalar çoğunlukta ise sistem güvenirliliğini tespit etmek amacıyla çalışmaya devam etmelidir.
dartlar bulunmaktadır. Avrupa’da, önemli kazaya neden olabilecek
kimyasal tesisler için hazırlanmış olan Seveso II Direktifi kantitatif değerlendirme ve kabul edilebilirlik kriterleri gerektirmektedir.
Risk değerlendirme çalışmaları esnasında tehlikenin meydana gelme olasılığı ile meydana gelmesi durumunda şiddetinin derecesinin
tayin edilmesi gerekmektedir. İşyerinde yapılan risk değerlendirme
çalışmaları sonucunda; tespit edilen tehlikelerin olasılığı ve şiddeti
göz önüne alınarak bir öncelik belirlemesi yapılır ve değerlendirmeyi
yapan teknik ekip tarafından önerilen önlemlerle riskin kabul edilebilir
bir seviyeye indirilmesi sağlanır.
Kabul edilebilir risk yeni yönetmeliğimizde, yasal yükümlülüklere ve
işyerinin önleme politikasına uygun, kayıp veya yaralanma oluşturmayacak risk seviyesi olarak tanımlanmıştır. Yani işveren, işletmede
görev yapan işveren vekilleri ve iş güvenliği uzman, işyeri hekimi veya
risk değerlendirme ekibi tarafından, tespiti yapılan alandaki tehlikenin
gerçekleşme ihtimalinin çok düşük görülmesi ve ola ki gerçekleşmesi
durumunda da hukuki ve cezai sorumluluğun kabul edilmesidir.
Ne yazık ki işyerlerinin çoğunda risk değerlendirme çalışmalarında
çoğunlukla risk matrisinin 5x5 matris formu tercih edilmektedir ve
bu matris ile kabul edilebilir risk düzeyini yönetmeliğin istediği yükümlülükte belirlemek mümkün değildir. Kabul edilebilir risk tanımında yönetmeliğimizde “kayıp veya yaralanma oluşturmayacak risk
seviyesi”nden bahsedilmektedir.
Tablo-1 5x5 Risk Değerlendirme Matrisi
Şekil 2- Risk Değerlendirme Metodolojilerinin Sınıflandırılması
Kabul Edilebilirlik Seviyesi (As Low as Reasonably Practicable- ALARP)
Risk değerlendirme çalışmalarının birçok uygulamasında kalitatif değerlendirmeler kullanılmaktadır. Kantitatif risk değerlendirme çalışmalarında ise; belli bir kazanın meydana gelme olasılığı ve sonuçlarının büyüklüğü hesaplanır veya tahmin edilir. Daha sonra riskin kalitatif
veya kantitatif değeri tehlikenin kabul edilip edilmeyeceği noktasında
verilecek kararda kullanılır. Risk değerlendirmesi (belli bir risk için) birtakım kriterler ve kabul edilme limitleri gerektirir.
Kantitatif değerlendirmeler, özellikle risklerin sonuçlarının ağır olduğu
birçok kişinin ölümüne neden olabilecek kazaların olma ihtimalinde
kullanılır. Bu alanda oldukça geniş literatür bilgisi ve uluslararası stan-
60
İŞ GÜVENLİĞİ.indd 60
Oysa 5x5 matrisinde olasılığı “Çok Küçük” yani 1 olan ve şiddeti 5 olan
yani “Çok Ciddi” olan alan 5 yani “Düşük” olarak bulunmaktadır. Bunu
tam tersi durumunda ise olasılığı “Çok Yüksek” yani 5 olan ve şiddeti 1
olan yani “Çok Hafif” olan alan için de 5 yani “Düşük” bulunmaktadır.
Oysa bu iki noktanın aynı olduğunu söylemek ve şiddeti 5, olasılığı
1 olan alan için tedbir önermemek o durumun gerçekleşmesi durumunda hukuki ve cezai sonucu da kabul etmek anlamına gelmektedir ki bu durum düşündürücüdür. Amerikan Savunma Bakanlığı’na
(United States Department of Defense -DoD) ait askeri bir standart
olan risk matrisinin son standardında bu problem nedeni ile kalitatif
risk matrisi için “Ön Tehlike Matrisi” önerilmektedir. Şekil 2 ve Tablo 2 incelendiğinde Ön Tehlike Analizi matrisinde kabul edilebilirlik kriterleri
(ALARP seviyesi) her bir alan için ayrı ayrı belirlenebilmektedir.
/ Haziran 2014
25.06.2014 00:35:20
İŞ GÜVENLİĞİ
Sanayi tarafından çok fazla tercih edilen 5x5 matrisini ön tehlike analizi formatında düzenlediğimizde aşağıdaki formata dönüşmektedir.
Bir kez daha vurgulamak isterim ki matris içerisindeki kırmızı, sarı ve
yeşil alanlar kabul edilebilirlik kriteridir ve hangi noktaların sarı, yeşil
veya kırmızı olarak belirleneceğine üst yönetim karar vermelidir. Unutulmamalıdır ki bu karar aynı zamanda işyerinde bir kaza veya meslek
hastalığı meydana geldiğinde üst yöneticilere risk yaratmayacak şekilde tanımlanmış olmalıdır.
Tablo-2 Ön Tehlike Analizi Risk Değerlendirme Matrisi
Kalitatif ön tehlike risk değerlendirme matrisi şiddet ve olasılık aralıkları, fabrika veya organizasyon onayı ile, riskin kalitatif değerlendirilmesinde kullanılmak üzere derecelendirilir. Standartta olasılık ve şiddet
için sübjektif terimlerin tespit edilmesine yol göstermek için çeşitli
ibareler verilmektedir. Şiddet seviyeleri Önemsiz’den (A) Katastofik’e
(E) kadar aşamalandırılmış ve olasılık skalası da benzer şekilde düşünülerek, İhmal Dışı-Olanaksız’dan (1), Sık Sık Tekrarlanan’a (5) kadar
derecelendirilmiştir.
Şekil -3 ALARP Seviyesi
Tablo -3 Kabul Edilebilirlik Kriteri
DoD Standartı olan MIL-STD-882E standartı “Matris Metodolojisi”nde
“ALARP seviyesi” için üst yönetim taahhüdü ile “SORUMLULUĞU”nu
istemektedir. Standart riskin kabulünden önce, organizasyondaki
Tablo -4 Kabul Edilebilirlik Kriteri
üst yönetime danışılmasını istemiştir. Tablo 4’de, düşük, orta,
ciddi ve yüksek risk alanlarına göre işletme içerisindeki uygun
karar otoritelerine örnek olarak verilmiştir.
Sonuç Olarak;
Risk değerlendirmesinin gerçekleştirilmiş olması; işverenin,
işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Buna göre, işverenlerin çalışma
ortamının ve çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlama, sürdürme ve geliştirme amacı ile iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapması veya yaptırması gerekmektedir.
Risk değerlendirme çalışmaları işyerlerinde bu güne kadar
genellikle işyerlerine gelebilecek müfettişlere gösterilerek yükümlülükten kurtulmak amacıyla hazırlanmış dokümanlardan
ibaret kalmaktadır. Oysa ki etkin bir “İş Sağlığı ve Güvenliği
Risk Yönetim Kültürü” için herkesin buna gerçekten inanması
gerekir. İş emniyeti önceliği hakkında yönetimden gelen istikrar sinyalleri, tehlikelerin ve risklerin kontrol edilmesi ve tanınması için önemlidir. Uygun bir “İş Emniyeti Kültürü” nü başarmak için, bir organizasyonun risklere karşı sahip olacağı genel
davranış biçiminin büyük önemi vardır. Etkin bir risk yönetimi
kültürüne sahip olmak demek, insanların içinde birlikte çalışabilecekleri ve herhangi bir kayıp olmadan önce potansiyel
problemleri tanıyabilecekleri ve bunları ortadan kaldırabilecekleri proaktif bir yaklaşıma sahip olmaları demektir.
KAYNAKÇA
1. www.calisma.gov.tr
2. www.rega.basbakanlik.gov.tr
3. MIL-STD-882-D Standard Practice For System Safety, 2000
4. ÖZKILIÇ, Ö., İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri ve Risk
Değerlendirme Metodolojileri, TISK, Ankara, Mart, 2005
5. ÖZKILIÇ, Ö., Risk Değerlendirmesi Kavramı ve İnsan Hatalarını
Önleme Metodlarına Genel Bakış, İş Müfettişleri Dergisi, Ankara,
Haziran, 2005
6. ÖZKILIÇ, Ö., Risk Değerlendirmesi Kavramı, TİSK, İşveren Dergisi,
Ankara, Haziran, 2005
7. Özkılıç, Ö., İş Sağlığı, Güvenliği ve Çevresel Etki Risk Değerlendirmesi; MESS, İstanbul, 2007
/ Haziran 2014
İŞ GÜVENLİĞİ.indd 61
61
25.06.2014 00:35:20
ÇİMENTO SANAYİ
ActionCem ile dayanıklı ve
sürdürülebilir yapılar
Türkiye çimento sektörünün önemli firması Akçansa, bu yıl 6-10 Mayıs tarihlerinde
37’incisi gerçekleşen Uluslararası Yapı Fuarı İstanbul’a katılarak, pazar odaklı yaklaşımının
en yeni ürünü olan ActionCem’i ilk kez sektör profesyonellerine tanıttı. Yeni ürün
tanıtımının yanı sıra Yapı Club Kart’ı da ziyaretçileriyle buluşturdu.
A
kçansa çevreci, sürdürülebilir, dayanıklı ve güçlü yapılar üretmek için
tasarladığı ActionCem ürününü
Yapı Fuarı İstanbul’da sektör profesyonellerine tanıttı.
Akçansa’nın pazar dinamiklerini, müşterilerini
ve müşterilerinin ihtiyaçlarını sistematik bir
şekilde takip ederek yeni ürün ve hizmetler
yarattığını belirten Akçansa Genel Müdürü
Hakan Gürdal, “Pazar odaklı ve çözüm yaratan
bir yaklaşımın ürünü olan pazarlama stratejilerimiz ve ürün portföyümüzle sektörde öncü
olmaya devam ediyoruz ve çalışmalarımızı
sürdürüyoruz. Bu doğrultuda aralıksız devam
eden çalışmalarımızın sonucunda en yeni
ürünümüz olan ve ilk kez Yapı Fuarı’nda tanıttığımız ActionCem’i sektör profesyonelleriyle
buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi.
Düşük karbon emisyonlu ActionCem, hem
dinamik, hem dayanıklı!
Genel Müdür Gürdal, ActionCem hakkında
şu bilgileri verdi: “Betonsa markamızla müşterilerimize en uygun çözümü sunma hedefiyle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu ça-
62
ÇİMENTO.indd 62
Hakan Gürdal
Akçansa Genel Müdürü
lışmalarımız sonucunda hayata geçirdiğimiz
ActionCem ürünü, %36-55 oranında mineral
katkı içeriyor. Daha az sera gazı emisyonuna
neden olduğu için de çevre dostu bir ürün.
Başta sülfatları ortamlar olmak üzere zararlı
çevresel etkilere karşı yüksek dirence sahip.
Kolay işlenebilirlik, uzun süreli dayanım gelişimi gibi üstün özellikleri ile uygulayıcılara
kolaylık sağlıyor. Düşük hidratasyon ısısı değeri ile özellikle kütle beton uygulamalarında
yüksek performans sergiliyor. “
Akçansa’dan kazandıran kart: Yapı Club
İş ortaklarının hem verimliliğine hem de karlılığına olumlu katkıda bulunmayı amaçlayarak hayata geçirilen Yapı Club Kart hakkında
Gürdal, “Kurulduğumuz günden bu yana şirketimiz ve iş ortaklarımız arasında iki tarafın
da kazandığı bir ilişki kurduk. Şimdi bu ilişkiyi
daha da geliştirdik ve Yapı Club Kart projesini
hayata geçirdik. Sektörde bir ilk olan Yapı Club
Kart, sadece Akçansa’nın değil farklı markaların
ürünlerinin de tek kanaldan hızlı bir şekilde tedarik edilmesine yardımcı oluyor. Böylece iş ortaklarımızın verimliliğine de karlılığına da doğrudan katkı sağlıyor Yapı Club Kart’ın en önemli
özelliği ise farklı markaları ve onların bayilerini,
iş ortaklarını da bir araya getirerek geniş bir ağ
oluşturması” diye konuştu.
100+ Beton ile Akçansa Kıtaları Birleştiriyor!
Akçansa, Yapı Fuarı boyunca İstanbul’un 3.
Boğaz köprüsü projesinde tercih edilen yüz yıl
ve üzeri servis ömürlü 100+ Beton’u da tanıttı.
Gürdal, “Akçansa, lider yapı malzemeleri şirketi
olarak genişleyen yenilikçi ürün portföyüyle
sektörde fark yaratıyor. 100+Beton, 100 yıldan
fazla proje ömrü ile önemli betonarme projelerini geleceğe taşıyan bir üründür. Akçansa bu
ürünle, 3. Köprü ve Avrupa yakasındaki bağlantı
yollarının beton tedarikçisi olmuştur. Müşteri
odaklı projelerimize artan oranda ağırlık vermeyi sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
/ Haziran 2014
25.06.2014 04:26:36
ÇİMENTO.indd 63
25.06.2014 04:26:37
ÇİMENTO SANAYİ
Akçansa Samsun’da
“Beton Sempozyumu” Düzenledi
Akçansa, Samsun Devlet Su İşleri (DSİ) 7.Bölge Müdürlüğü işbirliğiyle
düzenlediği yeni bir beton sempozyumuyla kamu çalışanlarını ve
profesyonelleri bir araya getirdi. Katılımcılara, çimento ve hazır beton
hakkında genel bilgiler aktarıldı.
Ülkemizin deprem kuşağında yer aldığı
göz önünde bulundurulduğunda; sağlam
bir yapı için zorunlu olan aşamalardan tasarım, doğru malzeme seçimi, malzemelerin denetimi, montaj ve işçiliğe maksimum
özenin gösterilmesi hayati önem taşımaktadır. Bu bakımdan hazır beton, sağlıklı ve
güvenilir binaların ‘temel yapı taşıdır’. Dolayısıyla hazır beton kullanımı sürekli tartışılması ve geliştirilmesi gereken bir konudur.
Türk çimento ve beton sektörünün öncü
firması Akçansa da bu bilinçle çeşitli illerde
sempozyumlar düzenleyerek sektöre ışık
tutmayı amaçlıyor.
Ç
imento ve hazır beton sektörüne ışık tutan Beton Sempozyumu, çimentoda son teknolojiler,
betonun nasıl üretilmesi gerektiği ve
uygulamada dikkat edilecek unsurlar
gibi kritik konularda bilgi alışverişiyle
sektörün gelişimine katkıda bulundu.
Akçansa’nın çeşitli illerde düzenlediği
Beton Sempozyumu bu kez Samsun’da
DSİ 7. Bölge Müdürlüğü işbirliğiyle düzenlendi.
kında genel bilgilerin yanı sıra, çimento
teknolojisi, yeni trendler ve sürdürülebilirlik hakkında bilgiler aktarıldı.
Akçansa’nın Samsun DSİ 7. Bölge müdürlüğü işbirliğiyle düzenlediği Beton Sempozyumu 11 Haziran Çarşamba günü 13:3017:00 saatleri arasında gerçekleşti.
11 Haziran’da gerçekleşen sempozyumda Akçansa Hazır Beton ve Agrega
Kalite ve Optimizasyon Müdürü Muhittin Tarhan, Çimento Satış Teknik Destek
Uzmanı Yasin Engin ve İTÜ’den Prof. Dr.
Mehmet Ali Taşdemir konuşmacılar arasındaydı. Katılımcılara hazır beton hak-
64
ÇİMENTO.indd 64
/ Haziran 2014
25.06.2014 04:26:40
ÇİMENTO.indd 65
25.06.2014 04:26:41
SU ve ATIK SU
Ceram Protected, Eşsiz Kaplama Teknolojisi ile
Agresif Akışkanlar Karşısında
Üstün Koruma Sağlıyor
WILO patentli “Ceram Protected” kaplama teknolojisi, alt tapı
uygulamalarında kullanılan pompaların işletme sürelerini dört
katına kadar uzatan güçlü yapısıyla fark yaratıyor. Pompalara,
korozyona ve darbelere karşı benzersiz bir dayanıklılık katan
“Ceram Protected”, bununla birlikte yüksek verimlilik ve düşük
enerji maliyetleri de sağlıyor. WILO, agresif atık suların
bulunduğu tüm uygulamalarda, yatırımlara değer katmak,
aşınma ve korozyonun önüne geçmek için “Ceram Protected”
kaplama teknolojisini tavsiye ediyor.
G
ünümüzde su kaynakları giderek azalmakta ancak insan
kullanımı sonucunda sulara
karışan kirletici miktarları aynı kalmaktadır. Bunun sonucunda da, geçmişe
göre çok daha kirli ve agresif atık sular
ortaya çıkmaktadır. Agresif olan atık su
ile temas halinde bulunan tüm ekip-
man yüzeylerinde ve malzemelerinde
aşınma ve korozyon oluşmakta, bu da
ekipmanların performanslarının düşmesine ya da ekipmanların tamamen
kullanılamaz hale gelmesine neden
olmaktadır. Özellikle pompalarda oluşan pas ve aşınma, hidrolik verimliliği
büyük bir oranda etkilemektedir. Hid-
4 kat Epoxy Kaplama
66
SU VE ATIKSU.indd 66
rolik verimin azalması, pompaların çok
daha fazla enerji tüketmesine neden
olmaktadır. Bunun yanında, pompalar
optimum çalışma noktalarında çalışamamakta, rulmanlarda ve mekanik
salmastralarda zorlama ortaya çıkmakta ve bunun sonucunda pompanın
işletme süresi kısalmaktadır.
Tek Kat Ceram Protected C0 Kaplama
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:43:21
SU ve ATIK SU
Bu durumdaki gibi yüksek stresler altında, döküm malzeme kullanıldığında, ekipman parçalarının 500 saatlik
işletme sonrasında değişmesi ihtiyacı
ortaya çıkar.
“Ceram Protected” teknolojisi ile SS 304
paslanmaz çelik malzemeye göre dayanımı çok daha yüksek ve SS 316 dubleks paslanmaz çelik malzemeye göre
maliyet açısından çok daha avantajlı
ekipmanlara sahip olmak mümkün.
“Ceram Protected” kaplama, 400 mikron kalınlığında tek kat olarak pompa
yüzeyine püskürtme şeklinde uygulanmakta ve sonrasında pompa fırınlanarak kaplama işlemi tamamlanmakta. “Ceram Protected”a alternatif
olarak uygulanan epoksi kaplama ile
4 kat kaplama yapılsa dahi ancak 5 N/
mm2 yapışma gücüne ulaşılabilmekte.
“Ceram Protected” ile tek kat kaplama
yapılarak 15 N/mm2 yapışma gücüne
sahip olunabilmektedir. Bu sayede,
pompaların hem korozyona hem de
darbelere karşı daha dayanıklı hale
gelmesi sağlanmakta.
“Ceram Protected” kaplama C0, C1,
C2 ve C3 olarak isimlendirilen değişik tür ve dayanımlarına sahip olarak,
müşterilerimizin ihtiyaçlarına göre
ekipmanlara uygulanmaktadır. “Ceram
Protected” kaplama pompanın, iç, dış,
çark ve motor kısımlarına uygulanarak,
pompanın agresif sulara karşı, korozyon ve aşınma etkilerinden tamamen
korunmasını ve darbelere karşı daha
da dayanıklı olmasını sağlar.
– WILO “Ceram Protected” kaplama
teknolojisini agresif suların bulunduğu
tüm uygulamalarda tav siye ediyor.
/ Haziran 2014
SU VE ATIKSU.indd 67
67
26.06.2014 21:43:21
HABERLER
Enerji verimliliği ile geleceğe
sahip çıkalım”
Siemens Ev Aletleri, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde, sürdürülebilir bir teknoloji ve dünyanın
geleceğini tehdit eden küresel ısınmanın etkilerinin azalması için üretim ve tüketimde uyulması
gerekli en önemli ilkelerin başında enerji verimliliğinin geldiği mesajını verdi.
G
lobal olarak çevre alanındaki çalışmalarını 1975’ten beri toplam kalite altında, üç aşamada kapsamlı bir
şekilde hayata geçiren Siemens, ilk aşamada
ürünlerini geri dönüşümlü olarak tasarladı,
ikinci aşamada kullanılan kaynakların en aza
indirilmesini sağladı, üçüncü aşamada ise
üretilen cihazların su ve elektrik verimliliğini
en üst seviyeye çıkardı.
”Ne kadar ihtiyaç o kadar tüketim” fikrinden
yola çıkan ecoPlus felsefesiyle enerji tasarrufu konusunda örnek olabilecek çevre dostu
ürünler geliştiren Siemens Ev Aletleri, sürdürülebilir bir teknoloji ve dünyanın geleceğini
tehdit eden küresel ısınmanın etkilerinin
azalması için üretim ve tüketimde uyulması gerekli en önemli ilkelerin başında enerji
verimliliğinin geldiği mesajını verdi. Karbondioksit salımıyla küresel ısınmaya yol açan
faktörlerin başında enerji tüketimi geliyor. O
nedenle enerji verimliliği doğanın sürdürülebilirliği ve dünyanın geleceği için yaşamsal
bir önem taşıyor.
Toplumda çevre koruma bilincinin gelişmesine katkıda bulunmayı da hedefleyen Sie-
68
SU VE ATIKSU.indd 68
mens Ev Aletleri, doğal kaynakların korunmasına ve sürdürülebilirliğe katkıda bulunmak
için sosyal sorumluluk projeleri geliştiriyor.
WWF- Türkiye ile işbirliği içinde geliştirilen
ve 2008 yılında Eğirdir Gölü’nün geleceği için
hayata geçirilen Yedi Renkli Göle Yedi Renkli
Hayat projesi bunlardan biri.
Siemens’in ecoPlus felsefesi ile enerji
verimliliği sağlıyor
Siemens Ev Aletleri’nin ecoPlus yaklaşımı ile
geliştirdiği ve daha fazla enerji tasarrufu sağlayan ürün ve çözümleri, ev aletlerinin doğal
kaynakların korunmasında üstlenebileceği
rol için güzel birer örnek sunuyor. Siemens
ecoPlus yaklaşımı ile soğutma, yıkama, durulama ve pişirme alanlarının tümünde tüketim değerlerini mümkün olan en az seviyeye
çekiyor. Yenilikçi ürünlerle su tüketiminde
elde edilen tasarruf oranı bulaşık makinelerinde yüzde 60’a,elektrik tüketiminde yüzde
50’ye çamaşır makinelerinde suda yüzde
31’e, elektrikte yüzde 63’e,buzdolaplarında
yüzde 79’a, fırınlarda yüzde 43’e varıyor.
Siemens, enerji ve su verimliliği konusunda
farkındalık yaratmak ve evlerde daha çok
enerji verimli ürünlerin yer almasını sağ-
lamak amacıyla etkin çalışmalar yürütüyor.
Enerji verimli ürünler Siemens’in tüm ürün gamına yayılıyor. Siemens, patentli bir buluş ve
dünyada bir ilk olan Zeolit kurutma teknolojili,
sadece 7 lt su kullanarak, A+++ enerji sınıfından yüzde 10 daha fazla tasarruf sağlayan
jetMaticEco bulaşık makineleri su tüketimini
yılda 7.062 litre kadar azaltıyor. A+++ enerji sınıfıyla doğal kaynakların etkin kullanımı
konusunda örnek bir performans sergileyen
i-Dos akıllı dozaj sistemine sahip Siemens İQ
800 serisi çamaşır makineleri Siemens’in, su ve
enerji verimliliğinde en yüksek değerlere ulaşmasını sağlıyor.
Siemens Eğirdir Gölü’ne hayat veriyor
Siemens Ev Aletleri en üst düzeyde enerji ve
su tasarrufu sunan ürünlerinin yanı sıra, doğal
kaynakların korunmasını sağlamak için gerçekleştirdiği projelerle de sürdürülebilirliğe hizmet
ediyor. 2008 yılında WWF-Türkiye işbirliği ile
Eğirdir Gölü’nün geleceği için Yedi Renkli Göle
Yedi Renkli Hayat projesini hayata geçiren Siemens Ev Aletleri, proje ile Türkiye’nin en önemli
su kaynaklarından biri ve bölge halkının geçim
kaynağı olan, binlerce canlıya ev sahipliği yapan gölün korunmasını, gelecek nesillere en
canlı haliyle bırakılmasını amaçlıyor.
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:43:22
SU VE ATIKSU.indd 69
26.06.2014 21:43:23
KİMYA SANAYİ
Kimya ihracatçıları
yeni fikirleri ‘kuluçka’ya yatıracak!
Yüksek katma değerli üretimde AR-GE ve inovasyonun önemine inanan kimya
ihracatçıları, inovatif yönü güçlü ve uygulanabilir fikirleri ticarileştirmek amacıyla
önemli bir ilke imza attı. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM)
koordinatörlüğündeİstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği
(İKMİB), Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AKMİB)
ortaklığı ve TÜBİTAK desteğiylebu yıl dördüncüsü yapılacak Kimya AR-GE Proje
Pazarı’nda ilk 10’a giren projeler Teknoparklara (Kuluçka Merkezleri)yerleştirilecek.
İ
stanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri
İhracatçıları Birliği (İKMİB)Başkanı Murat
Akyüz, İKMİB Başkan Yardımcısı Ahmet
Faik Bitlis, Ar-Ge Proje Pazarı Yürütme Kurulu
Başkanı Necmi Sadıkoğlu veTeknopark Yetkililerinin katılımıyla Dış Ticaret Kompleksinde
gerçekleştirilen imza töreninde Kimya AR-GE
Proje Pazarı için önemli bir adım atıldı. Yapılan
işbirliği kapsamında önceki yıllardan farklı olarak en iyi 10 projenin Teknoparklar ile hayata
geçmesi için gerekli koşulların sağlanması hedefleniyor.Böylece mevcut mekanizmalar değerlendirilecek ve kaynak israfı da önlenecek.
Törende konuşan Ar-GeProje Pazarı Yürütme
Kurulu Başkanı Necmi Sadıkoğlu, sürdürülebilir ihracata katkı sağlamak ve üniversite
- sanayi işbirliğinin güçlendirilmesi amacıyla
kimya sektöründe bu yıl dördüncü kez ARGE Proje Pazarı etkinliğini düzenlediklerini
belirterek şunları söyledi: “Öncelikli hedefimiz
70
KİMYA SANAYİ.indd 70
AR-GE Proje Pazarı’nda başarılı olan projelerin
ticarileştirilmesi.Bu amaçla Türkiye’nin dört
bir yanındaki üniversitelerin teknoparklarıyla
yapacağımız işbirliği sektörümüzün geleceği
açısından oldukça önemli.Kimya sektörü ArGe’nin önemine inanarak, Ar-Ge Proje Pazarı
Projelerine ilk destek olan sektörlerden biri
olmuştur. Yeni fikirlerin geliştirilmesi kadar sanayiye ve ülke ekonomisine de kazandırılması
gerekiyor. Bizim bundan sonra en büyük hedefimiz ve odaklanacağınız konu bu olacak.
Ar-Ge Proje Pazarlarında bir ilk olan Teknoparklarla işbirliğinin kimya ihracatına katma
değer getirecek projeleri hayata geçireceğine
inanıyoruz”
1 Kasım 2014 tarihinde yapılması planlanan
Kimya AR-GE Proje Pazarı’nda teknopark işbirliğine ağırlık verilecek ve bu yıl kategori ayrımı
yapılmayacak. En başarılı bulunan projeye ise
15.000 TL ödül verilecek.
MEHMET ALTINOK
Unilever Türkiye CEO’su
Projelerin ticarileşmesini
sağlayacak teknoparklar
Erzurum Atatürk Üniversitesi
ATA Teknokent A.Ş
Namık Kemal Üniversitesi
Teknopark
İstanbulÜniversitesi Teknokent
Kahramanmaraş Teknokent
Sakarya Teknokent
İstanbul Teknik Üniversitesi
ArıTeknokent
Düzce Üniversitesi Teknokent
Yıldız Teknik Üniversitesi
Teknokent
İstanbul Teknokent
Samsun Üniversitesi Teknopark
/ Haziran 2014
24.06.2014 22:35:19
KİMYA SANAYİ
Primo Ambalaj ve Kimya Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı
Salvo Bahar:
“Üreten güçlüdür”
Primo Ambalaj ve Kimya Sanayi, bugün 100’ü aşkın iş kolunda anahtar
teslimi fason ürün üretimi gerçekleştiriyor. Firmanın Yönetim Kurulu
Başkanı Salvo Bahar, Türkiye’nin dış ticaret açığının ancak üretime
odaklanılarak azaltılabileceğini söyledi. Bahar, “Türkiye bunu yapabilecek
potansiyele sahip” diye konuştu.
Salvo Bahar
Primo Ambalaj ve Kimya Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı
S
unduğu hizmet biçimiyle perakende sektörünü makro bir bakış
açısı ile değerlendirebilen Primo
Ambalaj ve Kimya Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Salvo Bahar, ekonominin
gelişimini sürdürebilmesi adına üretime
odaklanması gerektiğini söyledi. İthal
edilen birçok ürünün aslında iyi bir planlama ile Türkiye’de üretilebileceğini dile
getiren Bahar, Türkiye’deki üretim gücünün daha iyi değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.
Üretim gücü çok önemli
Dış ticaret açığının üretimle azaltılabileceğine işaret eden Salvo Bahar, ülke
ekonomileri için üretim gücünün her za-
mankinden daha önemli olduğunu dile
getirdi. “Üreten güçlüdür” diyen Bahar,
Türkiye’nin nitelikli iş gücü ve dinamik
nüfusunun sadece tüketim potansiyeli
olarak görülmemesi gerektiğinin altını
çizdi. Bahar, kendi iç pazarının yanı sıra
TALAT SAM
LTS Teknoloji Grup Başkanı
Avrupa, Kafkasya ve Ortadoğu’daki yeni tüketim pazarlarına yakınlık ve hızlı servis gibi
özellikler nedeniyle Türkiye’nin potansiyelinin yükseldiğini söyleyerek, Türkiye’nin
uluslararası pek çok dev firmaya hizmet sunabilme yetkinliğinin iyi değerlendirilmesi
gerektiğini belirtti.
“Yabancıları da üretim için çağırıyorum”
Türkiye’nin üretim potansiyelini geliştirmek üzere Primo olarak üzerlerine düşeni
yapmaya çalıştıklarını aktaran Salvo Bahar,
“Kısa bir süre önce, ülkemizde üretim yatırımı yapmayı değerlendiren ancak cesaret
edemeyen veya karar veremeyen yatırımcılara seslenmiştim. Çağırımı tekrar ediyorum: Primo’nun çok yönlü tesisleri, hızlı
tüketim ürünleriyle ilgili Türkiye’de girişimde bulunmak isteyen yatırımcıların kullanımına açık. Üretimi ve pazarı bizde deneyin,
verim alırsanız, kendi fabrikanızı kurarak
tam üretime geçin”.
Bahar, böyle bir imkanın, özellikle üretim
odaklı yabancı yatırımın gelmesine katkı
sağlayacağına inandığını dile getirdi.
/ Haziran 2014
KİMYA SANAYİ.indd 71
71
24.06.2014 22:35:20
KİMYA SANAYİ
Kayalar Kimya’dan İhracat Başarısı
Endüstriyel mobilya boya ve vernik sektörünün lider üreticilerinden Kayalar
Kimya, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) “2013 yılında ihracat yapan ilk
1.000 firma” araştırmasına göre 60 bin ihracatçı üye arasından ilk 1000
şirket arasında yer alma başarısı gösterdi. Sektörün öncülerinden olan
Kayalar Kimya, 38 yıldır sürdürdüğü yenilikçi anlayışı, kaliteye ve yeni
teknolojilere önem veren vizyonuyla iç piyasada olduğu kadar dış piyasada
da Türk ekonomisine katkısının büyüklüğünü kanıtlamış oldu.
T
ürkiye ihracatının çatı örgütü olan Türkiye İhracatçılar
Meclisi tarafından 2002 yılından itibaren belirlenen
Türkiye’nin ihracat performansı açısından en başarılı
şirketleri açıklandı. Türkiye’nin 2013 yılında gerçekleştirdiği ihracatta büyük pay sahibi olan Kayalar Kimya, 60 bin ihracatçı
firma arasından en fazla ihracat yapan ilk 1000 firma arasında
yer aldı.
Tolga Kayalar
Kayalar Kimya Genel Müdür Yardımcısı
72
KİMYA SANAYİ.indd 72
Tüm mobilya boya ve verniklerinde %22’lik pay ile Türkiye’de
pazar lideri olduklarının altını çizen Kayalar Kimya Genel Müdür Yardımcısı Tolga Kayalar, ülke içindeki başarılarını ihracatta
da sürdürdüklerine dikkat çekti. Kayalar Kimya olarak ihracatta
son 7 yıldır lider olduklarını söyleyen Tolga Kayalar, Rusya, Azerbaycan ve Cezayir başta olmak üzere 57 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini belirtti. Mobilya endüstrisine ürettiği ahşap boyalardan, inşaat sektörünün vazgeçilmezi dekoratif boyalara
ve birçok sektörün ihtiyacı hammadde dağıtımına kadar geniş
ürün grubu ile sektörde büyük paya sahip olduklarını söyleyen
Kayalar, bu başarılarının arkasında güçlü Ar-Ge merkezlerinin
her ülkenin ihtiyacına özel olarak ürün geliştirme becerisinin
yattığını ifade etti. Dünya liginde global oyuncularla başarıyla
rekabet edebilmekten dolayı mutlu olduklarını söyleyen Tolga
Kayalar, büyük pazarlardaki yeni yatırımları ile bir Türk markası
olarak büyümeyi emin adımlarla sürdüreceklerinin altını çizdi.
/ Haziran 2014
24.06.2014 22:35:21
KİMYA SANAYİ
BASF Top 50 Çeşitlilik Raporu’nda
26.sırada yer aldı
BASF, DiversityInc araştırma şirketi tarafından hazırlanan “Diversity Top 50”
Çeşitlilik Raporu’nda, 26.sırada yer aldı. Ayrıca BASF beş sıralık bir artışla iki yıl üst
üste listeye girme başarısı sağladı.
H
er sene yayınlanan ve bu sene
kamu ve özel sektörden 1,215
şirketin değerlendirildiği Top 50
Çeşitlilik Raporu 14. kez açıklandı. BASF
Kuzey Amerika Çeşitlilik Konseyi (North
American Diversity + Inclusion Council)
tarafından yürütülen çeşitlilik yönetimi
girişimleri, başarının değerlendirilmesine yönelik kriterler ve hesap verebilirlik
ölçütlerini derinleştirmeye ilişkin devam
eden çalışmalar sayesinde ödüle layık
görüldü. Florham Park, ABD’de bulunan
BASF Kurul Başkanı ve CEO’su Hans En-
yüme elde ediyor, yeni fikirler ve farklı
bakış açıları elde ediyoruz.” dedi.
gel, “BASF olarak sürdürülebilir bir gelecek için kimya yaratıyoruz. Bunu yapmanın en önemli parçalarından biri, yenilik
ve büyüme sağlamada çalışan çeşitliliğin
gücünü kullanmaktır. Farklı profillerden
oluşan çalışanlarımız sayesinde karlı bü-
BASF Çeşitlilik Genel Müdür Yardımcısı
Patricia Rossman ise, “İş hedeflerimize
farklı profillerden oluşan ekipler kurarak ulaşabileceğimize inanıyoruz. Bu
sayede BASF olarak, farklı yeteneklere
sahip çalışanlarımızla, müşterilerimizi
daha iyi anlayarak rekabet üstünlüğü
sağlıyoruz. Bu sayede çalışanlarımızın
kişisel avantajlar elde etmesine de imkan tanıyoruz.” dedi.
Best A.Ş. Yokogawa Emisyon
Fuar’ında Yerini Aldı
Best A.Ş.- Yokogawa olarak
çözümlerini sunmak üzere;
11. Uluslararası Emisyon
İzleme Fuarı ve
Konferansı’nda yerini aldı.
Doğa ile barışık tesisler için Yokogawa’nın
90 yıllık tecrübesi ve Best A.Ş’nin 38 yıllık
mühendislik deneyimiyle bu analiz sistemlerinin kurulumu, yetkilendirilmesi
ve bakımı konusunda gerekli hizmeti
veriyor.
Konuyla ilgili detaylı bilgi için www.
best-as.com.tr adresine girebilirsiniz.
/ Haziran 2014
KİMYA SANAYİ.indd 73
73
24.06.2014 22:35:21
KİMYA SANAYİ.indd 74
24.06.2014 22:35:23
ÜRÜN TANITIM
Esnek Yerleşimli Akış Sensörleri
Yeni montaj komsepti proses bağlantısıyla algılama birimini birbirinden
ayırır ve bu durum tesisatınızın ayarlanmasını kolaylaştırır.
F
CST serisin akış sensörlerindeki yeni soket tip bağlantı
konsepti proses bağlantısının nasıl olduğuna bakmaksızın algılama biriminin tesisat içinde iyi konumlanmasına olanak sağlar..Bu durum iyi yerleşimli bir tesisat yapısını
yanında getirir ve gerçekçi , kesin bir görüntülemeyi sağlar.
Standart endüstriyel diş
boyutlarındaki çevirmeli
bağlantı adaptörleri kullanıcıya akış sensörünü
farklı boru çaplarında
montaj olanağı sağlar.
Çevirmeli tipn hızlı olması
ve montaj kolaylığına
ragmen,100 bara kadar proses basıncına karşı koyabilmektedir. FCST montaj konseptinin başka bir getirisi de entegre
edilmiş sinyal işleyicidir. Esnek yönlü sensor birimi sayesinde
bu kompakt ürün üzerindeki ledler kolayca okunabilmektedir ve anahtarlama yada analog sinyal ayarına üzerindeki
potansiyometre ile kolayca ulaşılabilmektedir.
Paslanmaz çelik ve plastik gövde çeşitleri olan IP67 bu sensörler 300cm/s hıza kadar görüntüleme yapabilmektedir.
Pörtföyde ek olarak sıcaklık görüntülemek için harici probla
kullanılabilen tipte ürünlerde bulunmaktadır.(FTCST) Bu
harici problar FM serisi akıllı modüllerle uyumludur ve bu
sayede akış sensörü I/O link le de kullanılabilir.
SMART Tip Basınç Transmitteri
SMS-TORK, 30 yıllık tecrübesi ile ürün gamını genişletmeye devam ediyor.
A
UTROL
firmasının üretimi olan
SMART
Basınç
Transmitteri (APT3200-G)
hassas basınç ölçümlerinde
en büyük yardımcınızdır.
Span değerinin % ±0.075
doğruluğa sahip SMART
Basınç Transmitteri yüksek
çözünürlük ve doğruluk
gerektiren uygulamalarda
ekonomik ve ergonomik
çözümler sunmaktadır.
-100kPa .. +75000 kPa çalışma basınç aralığı, -100kPa ..
+60000kPa ayar aralığına sahip ürünü -40 °C .. +120 °C arası sıcaklıklarda kullanabilirsiniz.
Ürün üzerinden 4-20mA analog çıkış ve HART bağlantı ile
verileri PLC, SCADA ve diğer dijital göstergelere taşıyabilirsiniz.
SS316L gövde ve diyafram, alüminyum kafaya sahip ürünü
en zorlu şartlarda güvenle kullanabilirsiniz.
Opsiyonel olarak dijital gösterge ve paslanmaz çelik kafa
eklenebilen ürünü ATEX Flameproof / Intrinsic Safety olarak da temin edebilirsiniz.
/ Haziran 2014
ÜRÜN TANITIM.indd 75
75
26.06.2014 21:03:05
ÜRÜN TANITIM
ABB PoSıTıonMASTEr
EDP300
Hassas mühendislik çalışmaları
sonucu ortaya çıkan ve markette
kısa sürede iyi bir satış grafiği
yakalayan yüksek performanslı ABB
EDP 300 pozisyonerler, pozisyon
alma hassasiyeti , kolay kurulum ve
emsalsiz işletme maliyetleri ile her
tür endüstriyel control vanası
uygulamaları için mükemmel bir
üründür.
Gelişmiş Dijital Vana Konumlandırması : Emsalsiz
hassasiyet ve hız.
Basınca Dayalı Performans Diyagnostiği : Opsiyonel
basınç sensörleri sayesinde vana /aktuatör performansını
algılar ve aktuatör durumunun gerçek zamanlı monitor
edilmesine olanak sağlar.
Zorlu Proseslerde Yüksek Performans : Yüksek hava
kapasitesi ve hava besleme basıncı ile eşsiz aktuatör performansı sağlamaktadır. EDP 300 pnomatik çıkış
kontrolaşamasında,vananın hızlı hareket etmesi için 50 kg
/saat hava kapasitesine sahiptir. Böylelikle, ilave enstrüman
ihtiyacını elimine eder ve 10 bara kadar sağlayacağı basınç
ile optimum vana yatak yükü sağlamaktadır.
Kullanıcı Dostu Lokal Operator Arayüzü : Kolay
kurulum ve programlanabilme özelliği ile zamandan tasarruf yapmanızı sağlar.
Tüm Uygulamalar İçin Üniversal Dizayn : Her türlü
çözüm için tek ürün seçeneği, lineer ve rotari aktuatör
uygulamaları için uygundur.
Zorlu Proses Uygulamalarında Güvenili Performans : Ağır mekanik yüklü uygulamalar için temassız
pozisyon sensörü bulunur ve böylelikle bakım gerektirmez.
Kısmi Strok Test Fonksiyonu : İşletmede, çalışır du-
76
ÜRÜN TANITIM.indd 76
rumda olan vanalar için entegre edilmiş PST fonksiyonu ile
doğrulama yapar. Ayrıca PST ve pozisyon kontrolünün tek bir
cihazda birleştirmesi, kullanıclar açısından büyük kolaylık sağlamaktadır.
Entegre Edilmiş Valf İmza Fonksiyonu : Herhangi bir
harici donanım gerektirmeden aktuatör doğruluğu ve pozisyonerin montaj bazlı performans testlerine olanak sağlar.
Paslanmaz Çelik Gövde : Zorlu proses şartları için uygundur.
Fail – Safe veya Fail – In –Place Fonksiyonu : Kontrol
güvenliği seçeneği. Kontrol sinyalinin kaybolduğu durumlarda
veya enerji kesintisinde prosesin gerekliliğine göre, aktatörü
güvenli pozisyona getirir veya bulunduğu pozisyonu korur.
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:03:06
ÜRÜN TANITIM
Emerson Network Power’dan
Santral Tesisleri için Yeni
NetSure™ DC Güç Sistemleri
Emerson Network Power ağ santral tesisleri için tasarlanmış
yeni NetSure™ DC güç sistemlerini piyasaya sundu.
Emerson’un sektörde öncü yeni nesil NetSure™ DC güç
platformunun son ürünleri; NetSure™ 7100 ve NetSure 8100
çoklu kabinleri ve NetSure 7100 bağımsız ve birleştirilmiş AC ve
DC güç sistemleri olarak yerini alıyor.
E
merson (NYSE:EMR) şirketinin bir
işletmesi ve iletişim ağlarının güvenilirliğinin, dağıtım hızının ve çalışma
verimliliğinin artırılmasında dünya lideri olan
Emerson Network Power, bugün ağ santral
tesisleri için tasarlanmış yeni NetSure™ DC
güç sistemlerini piyasaya sundu. Emerson’un
sektöründe öncü yeni nesil NetSure™ DC güç
platformunun son ürünleri; NetSure™ 7100
ve NetSure 8100 çoklu kabinleri ve NetSure
7100 bağımsız ve birleştirilmiş AC ve DC güç
sistemleri olarak yerini aldı.
Bu yeni sistemler, olası aşırı yük durumları
için önceden uyarı vererek “Intelligent Load
Management” sağlayan yeni bir kontrolörle
santral tesislerinde güvenilirliği artırıyor. Ayrıca, yeni kontrolör toplam soğutma masraflarından tasarruf edilmesine yardımcı olacak
bir araç olarak site enerji tüketimi haritası
sağlayabiliyor. Emerson Network Power’ın
Enerji Sistemleri İşletmesi Ürün Yönetimi Başkan Yardımcısı Thomas Bennett, “Intelligent
Load Management santral tesislerinde güç
sistemi güvenilirliği hakkındaki düşüncelerimizi değiştiriyor. Güvenilirlik, bu tesislerde
her zaman birinci öncelik olmuş ve bu nedenle de uzun yıllardır telekom sağlayıcıları
gizli yüklerini karşılamak için fazladan kaynak
ayırmak durumunda kalmıştır. Intelligent
Load Management ile sitedeki her bir yükle
ilgili bilgilere göre izleme yapabiliyor ve gerekli eylemi gerçekleştirebiliyoruz. Böylece
yük değişiklikleri anında algılanarak arızalar
önleniyor.” diyor.
Son olarak piyasaya sunulan dört sistem:
NetSure 7100 ve NetSure 8100 çoklu kabinleri sistem genişletilebilirliğine ihtiyaç duyan orta ve büyük ölçekli merkezi ofisler için
uygunluğu ile ön plana çıkıyor. Bu sistemler,
sık yapılan yük değişikliklerinin yüke yakın
olan birden fazla dağıtım ünitesine ve yedek
sistemlere erişim gerektirdiği yerlerde kullanılabiliyor.
NetSure 7100 bağımsız DC güç sistemi, küçük bir alanlarda sistem verimliliği, güvenilirlik
ve güç kullanılabilirliği gerektiren küçük merkezi ofisler için tasarlanmıştır. Sistem, tek bir
kabinde yerleşik akü yedeği ve ölçeklenebilir A
+ B konfigürasyonuyla konfigüre edilebiliyor.
NetSure 7100 birleştirilmiş sistemi, hem
redresörleri hem de inverterleri içeriyor ve
AC ve DC yüklerini çalıştıran küçük telekom
merkezi ofisi ve veri merkezi tesisleri için tasarlanmıştır. Hem AC hem de DC yüklerini
barındırma özelliği, telekom ve BT etki alanları birleştikçe giderek daha önemli hale geliyor.
Yeni NetSure 7100 ve NetSure 8100 sistemleri, kontrolördeki yeni kurulum sihirbazı
sayesinde hızlı dağıtım ve sistem kurulumu
sağlıyor. Sistemlerin ölçeklenebilir ve modüler tasarımı, çalışan sistemlerde güvenli ve
kolay çalışma sağlayarak, yükseltme ve genişletme sırasında arıza riskini önemli ölçüde
azaltıyor. NetSure sistemleri, sektörünün en
iyisi yük akım görünürlüğü ve sistem güvenilirliği sağlamasının yanı sıra, redresör çıkışından dağıtım kesici çıkışına yüzde 99,7’yi aşan
kabin verimliliği sunuyor ve yüzde 96,2’lik
maksimum sistem gücü verimliliği sağlıyor.
Sistemler ayrıca yüksek sistem verimliliği ve
yük tüketiminden elde edilen verimlilik kazançları ile genel enerji maliyetlerini önemli
ölçüde azaltıyor.
Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarlarında eş
zamanlı olarak piyasaya sürülen dört sistem,
DC güç sistemlerini, redresörleri ve konvertörleri içeren yeni DC Güç platformunun
parçası olarak piyasaya sunuluyor. DC Güç
platformuna ilişkili bileşenler ise 2014’ten
sonra piyasaya sunulacak.
/ Haziran 2014
ÜRÜN TANITIM.indd 77
77
26.06.2014 21:03:07
ÜRÜN TANITIM
VıSUnET XT HMı
rakipsiz
Performans
P
epperl + Fuchs Visu Net XT Operator Workstation
tanıtıyor. Parlak ışıklı LED –Arkadan ışıklanmalı, Eldivenle kullanıma uygun, Güneş ışığında okunulabilir
yüksek çözünürlük leve15 in. (38.1 cm) veya 19 in. (48.3 cm)
ölçülere sahip global sertifikalara sahip sağlam HMI’dır… An
Intel® Core™ i7 işlemci , modern yazılımları desteklemektedir.
40°C … 65°C arasında çalışma
Sıcaklığına sahip zorlu koşullarda çalışmaya uygun. Verimliliği maksimiz eden güçlü ve sağlam operatör iş istasyonudur.
Ürün Pazarlama Müdürü, Kristen Barbour. “VisuNet XT Kuzey
Amerika Class I Division 2, Class I Zone 2, ATEX and IEC-Ex
Zone 2 sertifikasyona sahiptir” Yer altı uygulamalarından marine uygulamalarına kadar bir çok uygulamaya uygundur.”
Polyester kaplı, hafif, döküm alüminyum gövde IP66 korumasını uygun Visu Net XT, mobil PC ve sağlam konseptleyeni
bir anlam getirmektedir. Kulanıcının konfigüre edilebilir
anahtar özeliğine sahip ön panel. Parlaklık kontrolü ve gerektiğinde kullanılacak olan dokunmatik ekran özelliğini devre
dışı bırakabilecek sistem bu paneller de standart olarak bulunmaktadır. Tanı LED’leri ile Sıcaklık, İzleme ve Dokunmatik
78
ÜRÜN TANITIM.indd 78
Pepperl - Fuchs tarafından tasarlanan
dayanıklı Visunet XT HMI, rakipsiz
performans ve güvenlikle zorlu koşullarda
çalışan prosesleri izlemek için kullanılmakta.
Bu ürünler, global sertifikasyona sahip uzun
ömürlü ve açık deniz - sontaj uygulamaları
dahil olmak üzere tüm zorlu koşullara
uygun, dayanıklı operatör iş istasyonları
özelliği taşıyor. Pepperl – Fuchs Visu Net
XT’in pazarda ne için en sağlam ve yenilikçi
olduğunu aşağıda bulabilirsiniz.
Ekran durumu hakkında operatöre bilgi verir. Yedeklemeli
LAN portları , Fiber- optik LAN bağlantısı ve Kablosuz internet bağlantısını içeren esnek ağ opsiyonları mevcuttur.
Zor koşullara dayanıklı HMI gelişmiş ısı kaybına uygun yapı
scile havalandırması zor ortamlarda güvenle kullanılabilir.
Değiştirilebilir LCD panel, güç ünitesi ve sağlam sabit sürücüsü ile ürün sürdürülebilir sahalar için idealdir. Değişi ölçülerde ve türlerde gövde sistemine sahip HMI’lar basit I/O
bağlantıları için uygundur.
Pepperl + Fuchs
Pepperl + Fuchs iç dizayn, üretim, uygulama ve geniş çapta
destek ile müşterilerine, proses otomasyon alanında gelişmiş
bir hizmet sunmaktadır. Kendinden güvenli ekipmanlar ve
basınçlandırma sistemi, ile dizayn ödülü almıştır. En iyi 50
Global Otomasyon Firması arasındadır.
/ Haziran 2014
26.06.2014 21:03:07
SEMİNER
kroHnE Academy seminerlerine
büyük ilgi…
Endüstride proses ve otomasyon son kullanıcılarının, uygulama mühendis ve
teknik personelinin, akademisyenlerin sabırsızlıkla beklediği “KROHNE
Academy Proses ve Otomasyon Kontrol Etkinlikleri” seminerleri Mayıs ve
Haziran aylarında Bursa, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir şehirlerinde gerçekleştirildi.
A
lanında uzman Krohne, Pilz, Samson, Wago ve Wonderware(Bimsa)
firmalarının ortaklaşa düzenledikleri etkinliklerde proses ve otomasyon kontrolünde son gelişmeler, ürün ve sistemler, yeni
standart ve uygulama çözümleri, seminerler
süresince tüm katılımcılarla paylaşıldı. Dünyada çeşitli ülkelerde düzenli gerçekleştirilen
KROHNE Academy seminerleri, bu sene ülkemizde üçüncü kez organize edildi.
Etkinlikler çerçevesinde, endüstri uzmanları, son kullanıcılar, uygulama mühendis ve
teknisyenleri, akademisyenler bir araya geldi.
Dört ayrı salonda paralel olarak gerçekleştirilen ve bir günde 24 ayrı seminerin verildiği
etkinliklerde, ürünlerin çalışma prensip ve
teknolojileri, proses ve otomasyon uygulamaları, ulusal ve uluslararası standart ve prosedürlerinin anlatıldığı konular katılımcılarla
paylaşıldı.
Yaklaşık 800 kişinin katıldığı tüm gün süren seminerlere ilgi çok büyüktü. Katılımcılar, seminer
aralarında çay ve kahvelerini içerken organizatör firmaların sergi alanındaki ürün ve uygulamalarını görme ve işin uzmanları ile konuşma
fırsatı da yakaladılar. Bu sayede karşılıklı bilgi ve
tecrübe paylaşımının da yaratılmasına olanak
sağlandı.
/ Haziran 2014
ÜRÜN TANITIM.indd 79
79
26.06.2014 21:03:10
ÜRÜN TANITIM.indd 80
26.06.2014 21:03:11
Download

Türkiye - Kontrol Dünyası