ARALIK 2015 Sayı:218
Yumurta, Evlere En Taze Haliyle Girecek:
Tüketici Artık Yumurtanın Üretim Tarihini De Bilecek
GÜNÜMÜZDE SOSYAL MEDYA
Alışkanlıklarımızın değiştiği ve teknolojinin
hızla geliştiği günümüzde en çok konuşulan
konulardan biri de sosyal medyadır. Sosyal
medya hayatımızı kolaylaştıran, hızlandıran,
içeriğini kişilerin oluşturduğu ve kişilerin birbirleriyle iletişim halinde bulunmak için kullandıkları online alanlar olarak tanımlanmaktadır. Son yıllarda bu mecraların ülkemizde de
kullanımı giderek artmıştır.
Dünyada sosyal medyanın çok büyük kitlelere hitap etmesiyle birlikte, Keskinoğlu olarak
bizlerde pazarlama faaliyetlerimizi oluştururken, müşterilere en hızlı şekilde ulaşabileceğimiz sosyal iletişim kanallarını kullanarak
daha fazla kişiye ulaşmayı hedefledik. Ayrıca
sosyal medya tüketici ile direk temas kurulan
ve tüketici nabzını ölçen de bir platformdur.
Bu kapsamda sosyal medya iletişimine 3 yıl
önce aktif olarak başlayan şirketimiz, faaliyet
gösterdiği her alanda olduğu gibi bu alanda
da hızla ilerlemeye devam ediyor. 2012 yılının
Mart ayında 657 kişinin aktif olarak kullanmaya başladığı kurumsal Facebook sayfamız,
Keskinoglu.TV internet sitesinin de devreye
girmesiyle takipçi sayısını bugün 240 binlere
çıkarttı. Ayrıca ülkemizde yoğun olarak kullanılan bir diğer sosyal medya platformu olan
Twitter sayfamızdan da takipçilerimize ulaşıp, şirketimiz ve sektörümüzdeki yenilikler
hakkındaki bilgileri hiç zaman kaybetmeden
paylaşmaya devam ediyoruz. Piyasaya yeni
çıkardığımız ve var olan ürünlerimizin geliştirilmesinde yayınladığımız bir iletiye saniyeler
içinde cevap alarak tüketicilerimizin ürünümüz hakkında ne düşündüğü hızlı bir şekilde
öğrenip satış planlamalarımızı yapabiliyoruz.
Müşterilerimizin sosyal medya platformları üzerinden dilek, öneri ve ihtiyaçlarını kısa
sürede değerlendirip, hızlı dönüş yaparak
müşteri memnuniyetini sağlıyoruz. İnsanların
haber almada kolaylık yaşamasında, tükettikleri ürünlerin akıbetleri hakkında en net
bilgiye kolayca ulaşabilmesinde, düzenlenen
yarışma ve organizasyonlarla eğlenceli vakit
geçirmesinde etkin bir yer alan sosyal medya
sayfalarımızı her geçen gün zenginleştirmeye
devam ediyoruz. Sayfalarımızdan tüketicilerimize özel kampanyalar ve onlara yönelik
yarışmalar yaparak, sektörümüzde kurumsal
sosyal medya hesaplarını en etkin kullanan
firma olma özelliğini taşıyoruz.
Gündelik yaşamın vazgeçilmezi olan sosyal
medya kişilerin birbirleri ile etkileşiminde
önemli rol oynamaya başlamasıyla birlikte,
şirket olarak bu güçlü mecrayı aktif bir şekilde
kullanıyor, her geçen gün takipçi sayımızı arttırıyoruz. Bu bağlamda tüketicilerimizle hızlı
bir etkileşim kurarak iletişimimizi güçlendiriyor, ürün ve hizmetlerimizi takipçilerimiz ile
birlikte geliştirerek, markamızın bilinirliğini
arttırıyoruz. Amacımız müşterimiz ile daha
sağlıklı, sıcak ve direk iletişim kurarak, tüketicisiyle birlikte gelişen, büyüyen bir marka
olmak.
Türkiye’de üretilen hayvansal proteinler arasında, geriye dönük
üretim incelenebilirliği ve gıda güvenlik zincirinin korunması açısından tüketiciye en geniş denetim
hakkını sunan tavukçuluk sektöründe, tüketici sağlığını gözeten
bir uygulama daha hayata geçiyor.
Aralık ayında yürürlüğe giren yeni
yönetmelikle birlikte, tüketiciye
sunulan yumurtalar A sınıfı, gıda
sanayisine sunulan yumurtalar ise
B sınıfı olarak ayrıştırılacak. Her
yumurtanın üzerine yumurtlama
(üretim) tarihi, işletme ve kümes
numarası yazılması da zorunlu
olacak.
Bu gelişmenin hem sektördeki üretim kalitesini artıracağını hem de
tüketiciye ulaşan ürünlerdeki gıda
güvenliğini yükselteceğini belirten
Keskin Keskinoğlu, “Mevcut uygulamada sadece ambalajın üzerine
son tüketim tarihi yazılması zorunluydu artık üretim tarihi de her bir
yumurtanın üzerine tek tek yazılacak. Yeni uygulama sayesinde üretim tarihi 21 günü geçen yumurtalar market raflarından toplanacak.
Tüketici, A sınıfı yumurtalar için
28 gün olan tüketim süresini dikkate alarak, ambalajını atmış olsa
dahi buzdolabındaki yumurtanın
son tüketim tarihini kolaylıkla hesaplayabilecek. Tüm bu yenilikler
sayesinde tüketicilere ulaşan her
firmanın yumurtasındaki kalite
maksimum seviyeye çıkacak ve
‘merdiven altı’ olarak tabir ettiğimiz, sağlıksız koşullarda üretilen
yumurtaların tüketicilere ulaşması
engellenmiş olacak” dedi.
Yeni tebliğ, üreticilere, yumurtanın ambalajlanma ve sunumuyla
ilgili de zorunlu standartlar getiriyor. Yumurta kabuğu temiz,
sağlam yapılı, çatlaksız ve kırıksız
olacak ve son tüketiciye satılacak
yumurtalar mutlak suretle ambalajlı sunulacak. Yumurtalar, saman,
yaprak gibi malzemeler içinde sa-
tılmayacak. Yumurtalar yıkama ya
da başka bir yöntemle temizlenerek piyasaya sunulmayacak. Yeni
ambalajlarda bir de tüketiciler için
uyarı yazısı bulunacak; yumurtayı
satın aldıktan sonra, buzdolabında
muhafaza etmeleri tavsiye edilecek.
Şirketler Grubumuz Kosova ile 500 Bin Dolarlık Anlaşma İmzaladı
“1963 yılında kurulan,
1986 yılından beri ihracat
yapan ve cirosunun yüzde
20’sini ihracat faaliyetlerinden elde eden şirketler
grubumuz, yılın son çeyreğinde de çalışmalarına hız
kesmeden devam ediyor.”
1963 yılında kurulan, 1986 yılından beri ihracat yapan ve
cirosunun yüzde 20’sini ihracat faaliyetlerinden elde eden
şirketler grubumuz, yılın son
çeyreğinde de çalışmalarına hız
kesmeden devam ediyor. 75
ülkeye yaptığı ihracatla sektörün gönüllü öncülüğünü üstlenen şirketimiz Kosova’ya 2016
yılının ilk çeyreğinde 500 bin
dolarlık piliç eti ihracatı gerçekleştirmek için bir anlaşma
imzaladı.
Şu anda şirketimizin ürünlerinin Kosova’nın 300 noktasında satışa sunulduğu belirten
Keskin Keskinoğlu, “Kosova’ya
yaklaşık 5 yıldır ihracat yapıyoruz. Türkiye olarak geçtiğimiz
yıl 1.5 milyon dolar civarında
piliç eti ihracatı gerçekleştiril-
di. Keskinoğlu olarak bizler ise
yapılan ihracatın yüzde 55’ine
denk gelen 800 bin dolarlık
kısmını yaptık. Kosova bildiğimiz bir pazar. Tüketici isteklerini göz önünde bulundurarak
ürünlerimizi çeşitlendiriyoruz.
Ülkede TV ve outdoor alanlarında reklam çalışmaları yapıyoruz. Amacımız Kosova’da
bilinirliğimizi artırarak, satış
nokta sayımızı 500 adetlere çıkarmak. Bu kapsamda
2016’da bölgedeki reklam
faaliyetlerini arttıracağız. TV,
radyo, gazete ve outdoor gibi
mecralarda daha çok yer alıp,
promosyonlar ve market içi
tadım aktivitelerine de hız kazandıracağız. Hedefimiz önümüzdeki iki yıl içerisinde ülkeye yaptığımız ihracatı yüzde
100 arttırmak” dedi.
Şirketimizin ürünleri, Kosova’da Viva Fresh Store, ETC,
Abi marketler, maxi market,
City Hipermerket, ve Interex
ve Super Viva gibi zincir marketlerde satışa sunuluyor.
Kıbrıs Türk Klasik Otomobil Derneği’nden Gelen Misafirlerimizi Ağırladık
“Şirketler grubumuz,
Kıbrıs Türk Klasik Otomobil Derneği’nden gelen
misafirlerini tesislerinde
ağırladı.”
Şirketler grubumuz, Kıbrıs Türk
Klasik Otomobil Derneği’nden
gelen misafirlerini tesislerinde
ağırladı. İlk olarak grubumuzun
kurucusu ve ebedi başkanı merhum İsmail Keskinoğlu’nun anısını
yaşatmak amacıyla 2005 yılında
yapımına başlanan, Ege ve Balkan
mimarisinin özelliklerini taşıyan
Ravika Köyü gezdirildi.
Köyde bulunan yağhaneyi, kahveyi, bakkalı, berberi, camiyi, okulu
ve müzeyi gezen misafirlerimize,
2
şirket yetkililerimiz tarafından
Merhum İsmail Keskinoğlu’nun
hayatı, köyün tarihçesi ve mimarisi anlatılırken, şirketimiz hakkında da kısa bilgiler verildi.
Ravika Köyü’nün gezilmesinin
ardından ise Kıbrıs’tan gelen
misafirlerimize klasik araç müzemiz gezdirildi. Yıllar önce ailenin
bizzat kullanmış olduğu otomobillerin de içinde yer aldığı ve giderek büyüyen, bugün 200 adet
araca ulaşan müzemiz gelen
misafirler tarafından yoğun ilgi
gördü. Gezi sırasında her aracın
hikayesini, yapım aşamalarını
dikkatle dinleyen Kıbrıslı misafirler, merak ettikleri konularla ilgili
şirket yetkililerinden bilgi aldılar.
Gezi hakkında değerlendirme
yapan yönetim kurulu başkanımız Fevzi Keskinoğlu “Sizlerle
geçtiğimiz günlerde Kıbrıs’ta
düzenlenen Klasik Otomobil
Rallisi’nde tanışma fırsatı buldum. Bizler bugün burada sizleri
ağırlamaktan son derece mutluyuz. Bilindiği gibi klasik otomobiller birer tutkudur. Bizden
sonraki nesillerin de bu tutkuyu
yaşatmasını ve devam ettirmesini umuyoruz. Araç müzemizde
eski Cumhurbaşkanlarımızdan
merhum İsmet İnönü’nün 1936
model makam aracından, birçok
tanınmış Türk siyaset ve sanat
çevresindeki isimlerin araçları ile
birbirinden farklı marka ve modellerdeki araçları bir arada görmek mümkün. Umarız müzemizi
gezerken, size geçmişteki küçük
bir anınıza götürebiliriz” dedi.
Et ve Süt Sektörü ile Buluşma Paneli’nde Üniversite Öğrencileri ile Buluştuk
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Burdur Meslek Yüksek
Okulu’nun sektörlerle buluşma etkinlikleri kapsamında
bu yıl birincisi düzenlenen
“Et ve Süt Sektörü ile Buluşma” konulu panel, özel sektör temsilcileri ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleşti.
Öğrencilerin kariyerlerinde
ilerlemelerine katkı sağla-
mak ve kişisel gelişimlerini arttırmak adına düzenlenen panele Ekiciler Süt Ürünleri Yönetim
Kurulu Üyesi Mansur Ekici, EKC
Tarım Hayvancılık Ltd. Şti. İşletme Müdürü Ercan Atalay, Keskinoğlu A.Ş. Kalite Kontrol Yetkilisi Selahattin Kavas, Burdur
Güçbirliği Gıda Sanayi Ticaret
A.Ş. İşletme Yetkilisi Şevket Aksöz, Duranlar Süt Sanayi Ticaret
A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Duran ve Demir Tavukçuluk İşletme Yetkilisi Hamdi
Demir konuşmacı olarak katıldı.
Panel esnasında öğrencilere şirketimiz hakkında bilgiler veren
kalite kontrol yetkilimiz Selahattin Kavas “Bu tarz programlar çerçevesinden öğrenciler
firmaları yakından tanıma, çalışma ortamı ile ilgili sorularına
doğrudan muhatap bulma fırsatını yakalarken, bir yandan da
mezun olduktan sonra karşılaşabilecekleri iş olanakları ve çalışmak isteyebilecekleri şirketler
ve sektörlerle ilgili bilgi sahibi
olabiliyorlar. Öğrencilerin kariyerlerinde ilerlemelerine katkı
sağlayacağı ve kişisel gelişimlerini arttıracağı düşüncesine inanan şirketimiz üniversitelere bu
kapsamda destek veriyor. Burada olmaktan son derece mutlu
ve onurluyuz” dedi.
Düzenlenen panelin sonunda
ise katılan firmalara teşekkür
plaketi verildi.
“Mehmet Akif Ersoy
Üniversitesi Burdur
Meslek Yüksek Okulu’nun
sektörlerle buluşma etkinlikleri kapsamında bu yıl
birincisi düzenlenen “Et ve
Süt Sektörü ile Buluşma”
konulu panel, özel sektör
temsilcileri ve öğrencilerin
katılımıyla gerçekleşti.”
Migros Çalışanları Şirketler Grubumuzu Ziyaret Etti
Geçtiğimiz günlerde Migros
çalışanları şirketler grubumuzun Manisa Akhisar’da
bulunan üretim tesislerini
ziyaret ettiler. Piliç işleme
tesisi ve ileri işlem tesislerini ziyaret eden katılımcılar;
tavuk ürünlerinin hangi aşamalardan geçerek tüketiciye
sunulduğunu ve yerinde inceleme fırsatı bulurken, şirket yetkililerimiz tarafından
da ürünler ve üretim süreçleri
ile ilgili detaylı bilgiler aldılar.
Tesis gezisi ve yenilen öğlen
yemeğinin ardından söz alan
şirket yetkililerimiz “Biz şuna
inanıyoruz; ne kadar iyi hammadde olursa olsun, ruhunuzu
ve sevginizi kattığınız zaman
daha lezzetli ürünler sunabilirsiniz. Bizim tüm ürünlerimizde, üretim ekibimizin sevgisi
ve ruhu var. Ayrıca, kendi ço-
cuklarımıza yediremeyeceğimiz
hiçbir ürünü, Keskinoğlu üretim
tesislerinde üretmiyor ve piyasaya sunmuyoruz. Kurucumuz
İsmail Keskinoğlu’nun bundan
yaklaşık 52 yıl önce çocuklarına
taze yumurta yedirme isteği ile
başlayan sevda, bugün dev bir
tesise dönüşmüştür. Biz de bu
mirası Keskinoğlu Şirketler Grubu olarak devam ettirip, tüketicilerimize en iyiyi ve en kaliteliyi sunmak için var gücümüzle
çalışıyoruz” dedi.
Son olarak merkez tesislerimizde yer alan klasik otomobil müzemizi ve kurucumuz
İsmail Keskinoğlu’nun anısını
yaşatmak için kurulan Ravika
Köyü’nü ziyaret eden misafirlerimiz kendilerine özel olarak
hazırlanan geziden son derece
memnun ayrılırken misafirperverliklerinden dolayı şirketler
grubumuza teşekkürlerini ilettiler.
“Geçtiğimiz günlerde
Migros çalışanları şirketler
grubumuzun Manisa
Akhisar’da bulunan üretim
tesislerini ziyaret ettiler.”
3
İYİ BİR BAŞLANGIÇ CİVCİVLERİ KURTARIYOR
Körpe civcivlerin arzusu kusursuz ve sabit çevre sıcaklığında kendilerini huzurlu hissettirmektir. Sadece iyi bir başlangıç onları iyi yem
yeme ve su içmeye hazırlar ve sürekli sağlıklı
kalabilmelerini sağlar.
Civcivler diğer sıcak kanlı hayvanlar gibi vücut
sıcaklıklarını sabit tutmaya çalışırlar. Yetişkin
civcivlere göre körpe civcivler bunu çok iyi başaramaz ve sonuç olarak onların vücut sıcaklığı kümes sıcaklığı tarafından etkilenir. Aslında
civciv kendi vücut sıcaklığını ancak 14. günde
tam olarak gelişmiş olan (beyindeki) ısı düzenleme sistemi sayesinde düzenleyebilir.
Bu nedenle yetiştiricinin sunacağı kusursuz
kümes sıcaklığına çok fazla muhtaçtır. Eğer bir
kümes gereğinden fazla soğuk ise bir civcivin
vücut sıcaklığı düşecek ve büyüme potansiyelini gösteremeyip hastalıklara daha hassas
hale gelebilecektir. Eğer bir kümes gereğinden
fazla sıcak ise civcivlerin vücut sıcaklığı yükselerek su kaybı problemine yol açacaktır. Körpe
civcivlerin (beyindeki) ısı düzenleme sistemi
daha az gelişmiştir. Bir günlük civcivler düşük
kümes sıcaklığında umduğunuzdan daha çok
hassastır. Çalışmalar bir günlük civcivlerin kısa
sürede olsa düşük sıcaklığa maruz kalmaları
halinde uzun dönemde özellikle canlı ağırlık
hacminin azaldığı, yem dönüşüm oranının
yükseldiği ve hastalıklara daha hassas hale
geldiklerini göstermektedir.
Zemin sıcaklığı önemli: Verimliliği arttırmak
için civcivler geldiğinde altlık sıcaklığı 30°C
olmalıdır. Hava sıcaklığı değil altlık sıcaklığı
önemlidir. Bir günlük civcivlerin boyu yaklaşık
5 santimetredir. Altlığın sıcaklığı sayesinde 5
cm yüksekliğe kadar olan alandaki hava sıcaklığı dengeli tutulabilir. Kümeslerin önceden
ısıtılması gerekir ama bu pek yaygın olmadığından zemin sıcaklığı 10°C veya daha fazla
düşüktür. En iyi kümeslerde bile altlık sıcaklığı
genellikle hava sıcaklığının 2-3 derece altındadır. Daha da kötüsü civcivler vücut sıcaklıklarını ayaklarından kaybederler. Kümesin sıcak
olduğu sanılırken civcivler altlık sıcaklığından
etkilenerek üşüyor olabilirler çünkü bakıcı
ve termostatlar sıcaklığı 1 metre yukarıdaki
halini ölçmektedirler. Altlıktaki nem seviyesi
civcivlerin rahatını etkileyen diğer bir faktördür. Islak altlık kuru altlıktan daha soğuktur.
Genç civcivler genellikle soğutucu padlerin
Songül Eksik
4
olduğu geniş bir alanda rutubetli altlık üzerinde
otururlar. Su altlıktan buharlaşırken altlıktaki ısıyı
da alarak sıcaklığı düşürür. Altlık serildiğinde rutubetli ise ön ısıtma süresi iki katına çıkarılmalıdır.
Radyanlar güneş gibidir: Radyanlar altlığı ısıtmada sıcak hava üfleyen ısıtıcılara göre daha iyi iş yapar. Çünkü yüzey ısıtma yöntemi özellikle radyan
ısıtıcıların formundandır. Radyan tıpkı güneş ışığı
mantığıyla ısıtır. Güneş kümesin dışındaki havayı
bir kümesinin içinden fazla ısıtır. Radyanlar da
alttaki bölümü ortam sıcaklığında 4°C fazla ısıtır.
Genelde radyanların yerden ne kadar yükseğe konulduğuna bağlı olarak ısıttığı söylenir. Radyanın
altında ve bir metre uzağında kalan alan da kümes içi sıcaklığına 4°C ‘ye göre daha fazla ısınır. Isı
dağılımı kullanılan radyanın tipine bağlıdır.
Eski tarz radyanlar altından 1 metre uzak alanı ısıtabilirken yeni model radyanlar 2 metre öteye kadar zemini ısıtabirler. Bu farklılık civcivlerin hareketlerini sınırlayak vücut sıcaklığını dengelemek
yerine radyan altından uzaklaşabilme yönünde
olumlu bir etki yapar. Sıcak hava üfleyen ısıtıcılar
kullanılıyorsa altlığı ısıtmak daha zor olacaktır. Isıtılan hava soğuk havadan daha hafif olduğu için
kümesin tavanına daha çabuk yükselir. Sıcak hava
üfleyen ısıtıcıların üreticileri altlığa yeterince sıcak hava gelmesi için ısıtıcı alçağa altlığa yakın bir
yere koyarlar. Altlık 30°C olması için 10 santimetre üzerinde havanın 32 derece veya daha fazla olmasını önerebilirler. Radyanla ısıtılan kümeslerde
genelde istenen altlık sıcaklığı civcivler kümese
gelmeden önce ön ısıtma yapılarak sağlanır. 24
saat önce başlayan ön ısıtma altlık sıcaklığını
30°C’ ye çıkarılabilir. Sıcak hava üfleyen ısıtıcılarla
ancak 48 saat ön ısıtma yapıldığında altlık 32°C
sıcaklığa ulaşır. Ön ısıtma süreci içeride fan kullanılarak azaltılabilir. Kümes içi fanlar ve termostat
kontrol edilebilir.
Bu fanların termostatı tavanın en yüksek noktasına asılarak 35°C’ye ayarlanmalı ki yeterli hava
tavanda toplandığında garantili çalışsınlar.
Civcivlerin rahatını izleyin: Civcivler kümeste
iken iç fanların kullanımına özen göstermek zorundayız. Körpe civcivler hava cereyanına çok
fazla duyarlıdır. Fanın üflediği hava hızı dakikada 3 metreden daha az olmalı ki rüzgarı üşüten
etki yapmasın. Eğer iç fanlar kullanılacaksa doğrudan tavana doğru üflemeli civcivlerin üşüme
olasılığını en aza indirilmelidir. Civcivler kümese
Turgutlu’da bulunan 16500 kapasiteli çiftliğinde yaptığı üretimle
bu ayın başarılı üreticileri arasında
yer aldı. Kendilerini tebrik eder,
başarılarının devamını dileriz.
geldiğinde altlık yeterince ısınmamış olsa
bile çabucak bütün radyan boyunca civcivleri topluca boşaltmaya dikkat etmelidir. Bir-iki
saat sonra sıcaklık uygun hale geldiğinde yayılacaklardır. Kümes sıcak ve konforlu halde
ise içgüdüsel olarak bir grup halinde duran
civcivler dağıtılacak ve rastgele yeni gruplar
oluşturacaklardır. Eğer altlık soğuk ve nemli
ise üşüyen civcivler aynı grupta birbirine sokularak dağılmayacaktır. Belki daha sıcak bölgeleri araştıracaklar ancak bulunca da yeme
ve suya gitmeye cesaret edemeyeceklerdir.
Bu açlık çekmelerine ve su kaybına neden olacaktır. Grubun sıcaklığından ayrılıp görünen
yeme gitmeye cesaret edemeyecekler sıcak
ve rahatlarını koruyacaklardır. Kümesin uygun
şekilde ısıtıldığının diğer bir göstergesi de civcivlerin ayaklarıdır. İnsanın boyun derisi daha
ince olduğundan ellere göre daha hassas bir
şekilde civcivlerin ayak sıcaklığını ölçebilir. Genelde başlangıçta daha soğuktur. Civcivlerin
dağılımı ve hareketliliği ile ayaklarının sıcaklığı
arasındaki alakayı görünce hayret edeceksiniz. Isınarak rahatlamışlarsa etrafta koşturacaklar, üşümüşlerse bir araya toplaşacaklardır.
Hava kalitesine de dikkat edin: Hava sıcaklığına ilave olarak uygun hava kalitesi de civcivlerin sağlığı açısından çok önemlidir. Büyük piliçler orta düzeyde amonyak seviyesini tolere
edebilirler. Örneğin yumurta tavuklarının randımanları 60 ppm amonyak seviyesinde bile
etkilenmez. Etlik piliçlerde ise 25 ppm altında
olmadıkça verimli sonuç alınmaz öte yandan
da fiziksel olgunluğa ulaşamazlar. Minik civcivler için sadece uygun sıcaklıkta kaliteli hava en
büyük etkendir. Kısa süreli yüksek amonyağa
maruz kalan etlik piliçlerin canlı ağırlık artışı
azalır, yem dönüşüm oranı yükselir, solunum
yolu hastalıklarının arttığı gözlenir. Amonyak
seviyesi sürekli 30 ppm’in altında tulması gerekirken ideal oran 20 ppm altıdır. Kümesleri,
civcivler geldiğinde bile havalandırılmak ve
büyürken oluşan amonyak, nem ve gazların
miktarını en aza indirmelidir. En az havalandırma oranı için bir kilo canlı ağırlık için bir saatte
0,5 m3 hava sağlanması önerilir. Havalandırma miktarı kümes içindeki amonyak ve toz
oranına göre ayrıca kümes dışındaki sıcaklık
ve nem oranına da bağlı olarak arttırılıp uygun
hale getirilmelidir.
Ahmetli’de bulunan 36 bin kapasiteli çiftliğinde yaptığı üretimle
bu ayın başarılı üreticileri arasında
yer aldı. Kendilerini kutlar, başarılı
çalışmalarının devamını dileriz.
Mehmet Ali Çay
İç Pilav ile Doldurulmuş
Bütün Tavuk
Hazırlanışı:
Soğanı julyen doğrayın ve zeytinyağında soteleyin.
Çam fıstıklarını ve yıkanmış pirinci ekleyip, kavurun.
Tüm baharatları, kuru meyveleri, tuz ve karabiberi ilave edin. Tavuk suyunu ekleyip pişirmeye devam edin.
Pişen pilavı tavuğun içini doldurmak üzere kenara
alın. Paprika, limon suyu, portakal suyu, tuz ve karabiberi bir kasenin içinde karıştırın. Tavuğun üzerine
sürün. Önceden ısıtılmış 250 derece fırında ilk 10 dk
mühürleyin. Daha sonra üzerini alüminyum folyo ile
kapatarak 180 derece fırında bir saat pişirin ve servis
edin.
Malzemeler:
200 ml Keskinoğlu tavuk suyu
4 yemek kaşığı Ravika zeytinyağı
150 g pirinç
40 g kuş üzümü
2 adet kurusu kayısı
2 g toz tarçın
2 g toz karanfil
2 g toz yenibahar
1 adet kuru soğan
3 dal dereotu
3 dal taze nane
20 g çam fıstığı
Tuz, karabiber
3 g paprika
½ adet limon suyu
½ adet portakal suyu
Vişneli Çikolatalı Pasta
Hazırlanışı:
Malzemeler:
Kek İçin Malzemeler;
150 g tereyağı
1,5 bardak toz şeker
1,5 bardak un
3 adet Keskinoğlu yumurta
2 yemek kaşığı kakao
¾ su bardağı su
2 çay kaşığı kabartma tozu
1 su bardağı süt
Çikolatalı Krema Malzemeleri;
500 g süt
5 adet Keskinoğlu yumurta
sarısı
½ su bardağı toz şeker
¾ su bardağı un
1 paket vanilya
80 g tereyağı
2 paket bitter çikolata
Kekin Hazırlanışı;
Bir tencerenin içerisine önce suyu, daha sonra sütü ilave edip, kaynatın. Kaynayan karışıma kakaoyu dökün
ve eritin. Tereyağı ve toz şekeri ayrı bir yerde mikserle kabarana kadar çırpın. Çırpmaya devam ederken
yumurtaları tek tek ekleyin. Unu ve kabartma tozunu
da malzemenin içerisine ilave edip iyice karıştırdıktan
sonra kakaolu karışıma ekleyin. Hazırlamış olduğunuz
malzemeyi yuvarlak kek kalıbına dökün ve 180°C fırında
25-30 dakika pişirin.
Çikolatalı Kremanın Hazırlanışı;
Süt ve vanilyayı ocağa koyun, sütün kaynamasını beklerken içerisine yumurta sarısını ve toz şekeri ilave edin.
Karışımı mikser ile yoğun krema kıvamına gelene kadar
çırpın. Karışıma unu da ilave edip ocaktan alın. Son
olarak çikolata ve tereyağını ekleyip soğumaya bırakın.
Hazırladığınız pandispanyaları ikiye bölün ve arasına
kremayı koyup servis edin.
5
UMUT
ABDÜL
SÜSLER
“Dizi ve filmlerimiz dünya
pazarında kabul görüp satın
alınmaya başladı. Oyuncularımız dünya sinemasında
yer bulmaya kabul görmeye
başladı ama birçok şeyin
daha başında.”
6
Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1981 İstanbul doğumluyum. Beykoz’da büyüdüm eğitim-öğretim hayatıma yine Beykoz’da devam ettim, ardından Kocaeli Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun oldum.
Daha sonra Haliç Üniversitesi Konservatuvarı
Tiyatro Bölümü’nü ve aynı üniversitenin yüksek lisansını tamamladım, 2015 yılı kasım ayına kadar Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde Öğretim Görevlisi, Tiyatro
Bölüm Başkan Yardımcısı ve Konservatuvar
Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundum.
Birçok tiyatro oyununda, sinema filminde,
dizide ve seslendirme projesinde yer aldım.
Tiyatro ile olan bağınız tam olarak ne zaman
başladı? Bu süreç nasıl devam etti?
Okul yıllarında uğraştığım bir hobiydi, ardından Beykoz’da 1998 yılında şehir tiyatrolarından gelen çok değerli hocaların eğitim
verdiği Beykoz Vakfı Tiyatrosu kuruldu, çok
iyi işler yapıldı amatörce. Ardından Kocaeli
Üniversitesi Tiyatro Topluluğu ile çalıştım.
Profesyonel yaşantıya Tiyatro Kedi ile geçiş
yaptım, çok değerli ustalarla sahnede çalışma fırsatım oldu, ardında birçok özel tiyatro
ile sahne hayatına devam ettim.
Birçok usta isimle çalışma fırsatı buldunuz.
Hangi isimler sizin için öne çıkıyor, kimlerle
çalışmaktan keyif aldınız?
Evet, çok değerli ustalarla çalışma fırsatım
oldu, hem öğrencileri olarak hem de sahne üstünde çok şey öğrendim onlardan. Sevgili Haldun Dormen, Zekai Müftüoğlu, Kadriye Kenter,
Sönmez Atasoy, Zafer Ergin, Ayda Aksel, Arsen
Gürzap, Ayda Aksel ama biri vardı ki Hocaların
Hocası Müşfik Kenter, o benim için -aslında tüm
öğrencileri için- büyük bir şanstı. Benim şansım
öğrencisi olmanın yanı sıra üniversitede asistanlığı yapmış olmaktı, bir baba gibiydi benim
için çok değerliydi. Mesleğimizi öğretmenin
yanı sıra hayatı öğretirdi, sanırım en önemlisi de
buydu. Yaşamla bağınız iyi olunca oyunculuğunuza katkısı çok fazla oluyor. Sanırım her şeyden
öteye her yaştaki öğrencisiyle arkadaş olmayı iyi
bilirdi. Benim hayatımda ki en önemli insanların
başında gelir.
Oyunculukta örnek aldığınız kişiler, üstatlar
var mı?
Mesleğimde de tabi ki biraz öncede belirttiğim
gibi Müşfik Bey örnek aldığım insanların başında gelir. Her röportajımda belirtiyorum, hocalarımızdan sevgili Murat Karasu, Müşfik Bey için
mesleğimizin kutup yıldızıdır derdi. Her dara
düştüğümde Müşfik Bey’in anlattıklarını düşünürüm, her zaman yol gösterici olur.
Sizce kendinizi en iyi ifade edebildiğiniz proje
hangisiydi?
Bu zor bir soru, oyuncu olarak yaptığım her işten, oynadığım her rolden keyif almışımdır. Hiçbir işimde keşke yapmasaydım dememişimdir.
Mutlaka zaman zaman olumsuz düşüncelere kapılmışımdır. Daha çok sevdiklerim
olmuştur, mesela Galata Perform’da oynadığım sevgili Yeşim Özsoy Gülan’ın yazıp
yönettiği “Aksak İstanbul Hikayeleri” adlı
oyunu asla unutamamışımdır ve mezuniyet oyunum “3 Kuruşluk Opera” bunlar
çok keyif aldığım projelerdi.
Son dönemde neler yapıyorsunuz? Yeni
projeleriniz hakkında bize bilgi verir misiniz?
Şu an “Kösem Sultan” dizisine konuk oldum birkaç bölüm. Bir sinema filmi projem var. 2016 yılı içinde yayınlanacak filmin ismi “Kanat”, Vecihi Hürkuş’un hayatı
üzerinden çalışılan bir proje. Tabi ki başka
projeler için görüşmeler devam ediyor,
çünkü her yıl yeniden sıfırdan başlamak
zorundasınız.
Bildiğimiz kadarıyla şu anda bir Amerikan
dizisinde rol alıyorsunuz? Gerek çalışma
şartları olsun gerekse de imkânları olsun
yerli ve yabancı yapımları karşılaştırmak
gerekirse nasıl bir yorum yapabilirsiniz?
Evet bu yaz bir Amerikan dizisinde rol aldım; adı İnsomnia. Oldukça güçlü bir senaryo, iyi bir oyuncu kadrosu ve teknik
takıma sahip. Projenin görüntü yönetmenliğinde unutulmaz Lost dizisinin yönetmeni John Bartley var. İlk sezonunun
çekimleri bu yaz Moskova’da tamamlandı.
2016 Mart-Nisan gibi Amerika’da yayınlanacak. Baktığımız zaman oyunculuk ya da
yönetsel oldukça yakın olduğumuz noktalar var, ancak onlarda güçlü bir sistem ve
bu sistemin ürünü olan müthiş bir endüst-
ri var. Bizde her hafta 90 dakikalık dizi yetiştirmeniz gerekiyor çok uzun sürekli bir
zamanla yarış hali var. Şöyle söyleyeyim,
düşünün İnsomnia projesi ilk sezonu sadece 8 bölüm her bölüm 40 dakika, çekimler başlamadan önce her şeyiniz hazır ve
sadece çekime giriyorsunuz. Çekimler bittikten sonra işin montajı başlıyor müzikleri
hazırlanıyor ve 8 ay sonra yayına giriyor.
Her şeyin başında ekonomik kaygılar geliyor aslında…
Türk tiyatrosunun ve sinemasının Dünya’daki yerini nasıl buluyorsunuz?
Gelişiyor diyebiliriz. Dizi ve filmlerimiz
dünya pazarında kabul görüp satın alınmaya başladı. Oyuncularımız dünya sinemasında yer bulmaya kabul görmeye başladı
ama birçok şeyin daha başında. Daha öncede söylediğim gibi bir sistem ve endüstri
var, bizde yetersiz durumda daha.
İş hayatınızdan başka neler yapmaktan
hoşlanırsınız?
Ailemle vakit geçirmeyi seviyorum. Profesyonel olarak Aikido ve Binicilikle uğraşıyorum ve ikisinden de çok keyif alıyorum.
Seyahat etmek en büyük zevkim, farklı ülkeler ve kültürler görmeyi çok seviyorum.
Peki, mutfağa girmekten ve yemek yapmaktan hoşlanır mısınız?
Eskiden severdim ama şimdi destek olmam gerekirse giriyorum ama kahvaltı büyük zevkim ve vazgeçilmezim. Kahvaltı için
girerim yani.
Zeytinyağlı ve tavuklu yemeklerle aranız
nasıl? Favori yemekleriniz nelerdir?
Zeytinyağlı yemekler aile kültürümüzün
“Yaşamla bağınız iyi olunca
oyunculuğunuza katkısı çok fazla
oluyor.”
bir parçasıdır ve vazgeçilmezimizdir.
Özellikle hafif şekerli olursa tadından
yenmez. Favori zeytinyağlılarım pırasa
ve fasulye. Tavuklu yemekleri de severim; schnitzel çok severim ama galeta
unlu olacak. Favori yemeğim ise mercimektir.
Son olarak Keskinoğlu ürünlerini nasıl
buluyorsunuz?
Keskinoğlu sürekli kendini geliştiren bir
firma bunu görüyorum senelerdir. Piliç
etini zaman zaman kullanıyorum ama
yumurtada sürekli aldığım marka Keskinoğlu.
7
Bademcik ve Geniz Eti
Çocuk ve Elma Ağacı
Bademcik ve geniz eti olarak isimlendirilen dokular vücudun savunma sisteminin önemli öğeleridir ve bağışıklık sistemi hücrelerinden oluşmuşlardır. Bağışıklık sisteminin çalışması için gerekli
salgıların ve hücrelerin yapımında rolleri vardır. Küçük bebeklik
döneminde anneden geçen bağışıklık salgıları sayesinde bağışıklık
sisteminin fazla çalışmasına gerek yoktur, bu nedenle geniz eti ve
bademcikler küçüktürler. 2 yaşından itibaren çocuklarda anneden
geçen bağışıklık salgılarının görevi biter ve çocuğun kendi bağışıklık sistemi görev yapmaya başlar. Çocuğun kendi bağışıklık sisteminin vücuda giren bakteri, virüs gibi mikroplarla, alerjenlerle,
kimyasal ve diğer yabancı maddelerle tanışması ve bunlara karşı
bir bağışıklık cevabını oluşturması nedeniyle, çocuklar erişkinlere
göre daha sık hasta olurlar. Aynı zamanda bağışıklık sisteminin çok
çalışması nedeniyle bu yaşlarda bademcik ve geniz eti büyümeleri
de daha sık görülür. Enfeksiyonların ve geniz eti – bademcik büyümelerinin en sık gözlendiği yaş aralığı 3 – 9 yaş arasıdır. 9 yaşından
sonra geniz eti ve bademciklerin boyutları küçülmeye başlar ve 12
yaş civarında erişkin yaş boyutuna ulaştığı kabul edilir. Geniz etinin
büyük olması burundan solunuma engel oluşturur. Ayrıca kulak
ve sinüslerin boşalımını bozarak değişik boyutta problemlere yol
açarlar. Bu çocuklarda işitme kayıpları, horlama, ağızdan soluma,
gece öksürükleri, burun akıntıları gözlenmektedir. Kronik geniz
eti iltihapları veya büyümeleri ortodontik bozukluklar, yüz gelişiminde bozukluklar ve konuşma bozukluğuna yol açabilmektedir.
Bademcik ve geniz eti büyümeleri üst solunum yolunu daraltacak
boyuta ulaştığında horlama ve apne dediğimiz uykuda nefessiz
kalma gibi ciddi sorunlar başlar. Bu durumlarda bir KBB uzmanı ile
görüşülmesinde yarar vardır.
BADEMCİKLER VE GENİZ ETİ HANGİ DURUMLARDA
ALINMALIDIR?
Bademcik ve geniz eti ameliyatları KBB kliniklerinde sık uygulanmaktadır. İlaç tedavisinden fayda görülmediğinde cerrahi olarak
bunların çıkartılmasına baş vurulmaktadır. Bu ameliyata karar vermek için kullanılan iki kriter vardır.
Kesin ameliyatı gerektiren durumlar:
- Üst solunum yolunun bademcik ve geniz eti büyüklüğüne bağlı
olarak tıkanması
- Bademcik etrafında apse (Peritonsiller apse)
- Kötü huylu tümör şüphesi
- Çene yapısını bozan geniz eti ve bademcik büyümeleri.
Göreceli kriterlerin en başında sık tekrar eden bademcik enfeksiyonları gelmektedir. Bademcik ameliyatlarının %40’ı bu nedenle
yapılmaktadır.
- Son bir yılda 7 defa veya son iki yılda yıl başına 5’er defa veya
son üç yılda yıl başına 3’er defa yada daha sık ateşli bademcik iltihaplanması geçirilmesi
- Difteri (Kuş palazı) mikrobu taşıyıcıları
- Kalp kapak bozukluğu olan kişiler.
- Bademcik ve geniz eti iltihaplanmasına bağlı olarak sık orta kulak iltihabı geçirilmesi.
Bu gibi durumlar kronik bademcik iltihaplanması olarak adlandırılır. Çözümünde cerrahi tedavisi önerilir, planlanır.
BU AMELİYATLAR HANGİ YAŞTA YAPILIR?
Bademcik ve geniz eti hastalıkları çocuk yaş grubu sorunu olarak
bilinmekle birlikte erişkinler için de aynı kurallar geçerlidir. Ameliyata engel oluşturacak herhangi bir ciddi sağlık problemi olmayan
erişkinlerde de bademcik ameliyat uygulanmaktadır. Solunumu
engelleyen geniz et ve bademcikler yaş sınırı olmaksızın alınmaktadır. Sık tekrarlayan enfeksiyonlar nedeniyle planlanan ameliyatların 4 yaşından sonra yapılması tercih edilir. Üst yaş sınırı yoktur
ancak genel olarak ileri yaşlarda bu hastalıkların görülme oranı
düşüktür ve çoğu zaman basit çözümler tercih edilmektedir.
Uzun zaman önce, küçük bir erkek çocuğunun çok sevdiği ve çevresinde her gün oyunlar oynadığı büyük bir elma ağacı vardı. Çocuk ağacın tepesine tırmanır, elmalar koparıp yer ve ağacın gölgesinde uzanıp kestirirdi. Çocuk ağacı sever, ağaç da küçük çocukla
vakit geçirmekten çok hoşlanırdı.
Günler aylar birbirini kovaladı ve çocuk büyüdü. Artık her gün ağacın çevresinde oynamaya gitmiyordu. Ve bir gün, tekrar çıkageldi.
Ancak bu kez üzgün görünüyordu ağacın eski dostu. Ağaç, “Hadi
gel ve yine oyunlar oyna çevremde” dedi. “Artık çocuk değilim
ve ağaçların çevresinde oynamayı bırakalı çok oldu.” diye yanıtladı arkadaşı ve iç geçirerek devam etti: “Oyuncak istiyorum ama
oyuncak almak için param yok.” Ağaç hemen bir çözüm önerdi:
“Maalesef benim de param yok” dedi. “Ama tüm elmalarımı alabilir ve onları satabilirsin. Böylece oyuncak için gerekli olan parayı
çıkarmış olursun.” Çocuk heyecanla kabul etti bu öneriyi. Hızlıca
tırmandı ağaca ve tüm elmaları tek tek toplayarak, gülümseyerek
ayrıldı oradan. Ağaç, onun elmaları topladıktan sonra dönmemesine çok üzüldü.
Ve bir gün genç bir delikanlı olarak döndü çocuk. Ağaç heyecanla,
“Hadi gel ve yine oyunlar oyna çevremde” diye seslendi. Delikanlı
yanıtladı: “Oyuna harcayacak zamanım yok” dedi. “Ailem için çalışmam gerekiyor. Ve barınacak için bir eve ihtiyacımız var. Yardım
edebilir misin?” Ağaç, “Hiç evim yok ki” dedi. “Ama eğer istersen,
dallarımı kesebilir ve bir ev yapabilirsin.” Genç adam, elma ağacının tüm dallarını kesti ve gülümseyerek ayrıldı yanından. Ağaç,
onu mutlu görmekten hoşnuttu ama... Genç adam yine dönmedi.
Ağaç yine üzgün ve yalnız başına kalakalmıştı.
Derken... Sıcak bir yaz günü, adam ağacın yanına gitti. Ağaç onu
görürgörmez mutlu olmuştu, “Hadi gel ve yine oyunlar oyna çevremde” dedi. “Yaşlanıyorum artık” diyerek yanıt verdi adam. “Denize açılıp biraz rahatlamak istiyorum. Bana bir tekne verebilir
misin?” “Tekne yapmak için gövdemi kullanabilirsin” dedi ağaç.
“Böylece denize açılıp biraz nefes alır, rahatlarsın.” Adam ağacın
gövdesini kesti ve bir tekne yapıp denize açılmak üzere yola koyuldu. Uzun bir süre ortalarda görünmedi. Ve yıllar sonra yeniden
geri geldi. Ağaç, “Kusura bakma çocuğum.” dedi. “Ama sana verebilecek bir şeyim kalmadı. Artık elmalar da yok.”, “Sorun yok”
dedi adam. “Zaten bende de onları ısırabilecek dişler kalmadı.”
Ağaç devam etti: “Tırmanabileceğin dallarım da yok.” Adam, “Tırmanabilmek için oldukça yaşlıyım” diye yanıt verdi. “Gerçekten.”
dedi ağaç gözyaşlarıyla. “Gerçekten sana verebileceğim hiçbir şeyim yok. Geriye yalnızca çürüyen köklerim kaldı.”
Adam, artık benim de hiçbir şeye ihtiyacım yok, hiçbir şey istemiyorum” dedi. “Yalnızca oturup dinlenecek bir yer istiyorum.
Geçip giden yıllar, beni öylesine yordu ki.” “Tamam” diye yanıtladı ağaç. “Yaşlı ağaç kökleri, uzanıp dinlenilebilecek en iyi yerdir.
Hadi gel, gel de otur ve dinlen.” Adam toprağın üzerine oturdu,
ağacın yüzeyde kalan küçük gövde kalıntısına yaslandı. Ağaç, yine
de mutluydu. Gözyaşlarına aldırmaksızın, mutluluktan gülümsüyordu bile.
Aslında bu, herkesin, hepimizin öyküsüdür. Ağaç, aynen aile gibidir. Çocukken anne ve babamızla oynamaya, vakit geçirmeye
bayılıyoruz. Ne zaman ki büyüyoruz, o zaman terk ediyoruz onları. Ancak bir şeye gereksinim duyduğumuzda gidiyoruz yanlarına.
Ya da dara düştüğümüz, işin içinden çıkamadığımız anlarımızda
arıyoruz onları. Ne olursa olsun, biliyoruz ki ailemiz her anımızda
orada, elimizi uzatsak tutacağımız kadar yakınımızdadır. Ve bizi
mutlu etmek için her şeyi yapmaya hazırdır. Çocuğun ağaca merhametsizce davrandığını düşünmüş olabilirsiniz. Biz de ailemize
karşı çok zaman böyle davranmıyor muyuz?
İtiraf edelim. Onların bizim için yaptıklarının değerini görebiliyor,
bizim için bulundukları özverilerin ayırdına varabiliyor muyuz, çok
geç olana dek?
Kaynak: İnternet
8
Kaynak: İnternet
Hediye Ayakkabı
Doktor, akıl hastasının iyileştiğine karar verip akıl
hastasını taburcu etmiş. Buna çok sevinen hasta
gelip doktoruna şöyle demiş:
-“Doktor Bey, size hediye ayakkabı yapacağım ama
sorayım dedim, topuğu önde mı olsun arkada mı?
Sen Benim Hayatımsın
Yazar:
Ferzan Özpetek
Sayfa Sayısı:
240
Basım Yeri:
İstanbul
Yayım Yılı:
2015
Düğün Dernek 2: Sünnet
Yönetmen:
Selçuk Aydemir
Oyuncular:
Rasim Öztekin,
Ahmet Kural,
Murat Cemcir,
Barış Yıldız,
Devrim Yakut,
İnan Ulaş Torun,
Şinasi Yurtsever
Tür:
Aile, Komedi
Süre: 1 saat 52 Dakika
Yapım: 2015
İlk filmde oğlunun düğününü yapan İsmail bu kez
torununun sünnet düğünü için kolları sıvarken ekip
tekrar bir araya gelir ve işler iyice karışır! Eski takım
bir araya geliyor, başını olmadık belalara sokuyor,
sünnet düğünü şehir çapında bir hadise halini alıyor.
İşler karışacak, acele düğüne aşk bile karışacak ve o
sünnet illa ki yapılacak! İlki 2013’te seyirciyle buluşan ve gişe rekorları kıran Düğün Dernek’in devam
filmi olan yapımın yönetmenliği yine Selçuk Aydemir’e ait. Filmin başrollerini ilkinde de olduğu gibi
Murat Cemcir ve Ahmet Kural paylaşırken kadroda
kendilerine eşlik eden diğer isimlerse Rasim Öztekin, İnan Ulaş Torun, Devrim Yakut, Barış Yıldız ve
Şinasi Yurtsever.
Hayatın tüm renklerine tutkuyla bağlı, hepsi bir
diğerinin öyküsüyle beslenen ilginç karakterler:
aktör olmak isteyen bir santral operatörü, narsist
bir trans, yıldızların ihanetine uğramış bir kasiyer, kleptoman bir prens… Aşkı ve dostluğu tüm
benlikleriyle olumlayan bu kahramanların sevgisiyle sarmalanmış ünlü bir yönetmen… Her engelle daha büyüyen, çılgınca bir aşk… ve Roma…
Ferzan Özpetek’ten gerçek sevginin gücüne dair,
sahici bir kadere başkaldırı romanı. Çünkü sadece çılgıncasına âşık olanlar, bir insanı sevmenin
ne demek olduğunu bilir.
9
Keskinoğlu, Sosyal Medyada Kampanyalarına ve Etkinliklerine Devam Ediyor
17
218
10
Yanlış Bilinen Doğrular
11
Agız tadıyla
geçireceginiz
bir yıl
dileriz.
www.keskinoglu.com.tr
Download

Aralık - Keskinoğlu